Dicle University
Discipline

Art Education

Dicle University

110

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hatay Arkeoloji Müzesi mozaiklerinin günümüze taşınmasına ilişkin gravür tekniğinde bir uygulama denemesi

ÖZET HATAY ARKEOLOJİ MÜZESİ MOZAİKLERİNİN GÜNÜMÜZE TAŞINMASINA İLİŞKİN GRAVÜR TEKNİĞİNDE BİR UYGULAMA DENEMESİ Kazım ARTÜT Yüksek Lisans Tezi, Resim Öğretmenliği Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Birnur ERALDEMİR Eylül 1998, 58 Sayfa Sanat tarihinin inceleme alanı içerisinde olan mimari yapılar ve özgün sanat ürünleri, insanlığın estetik gelişimini gösterir. Aynı zamanda kavram ve duygulan ileten bu ürünler uygarlıklar arası İletişimi de sağlar. Bu ürünler üretildikleri dönemin iş ve çalışma yaşamının örgütlenişi, inanışı, ekonomisi gibi toplumsal yapısı ile birlikte yapı, malzeme, yapının teknikleri gibi kendi fiziksel yapısı hakkında somut veriler sağlayan göstergeleri içerir. (Taşkıran, 1997,16). Değişik kültürlere ait (farklı zaman mekan sürecinde) sanat yapıtlarının günümüz ürün inceleme yöntemleri ile yeniden irdelenmesi, söz konusu ürünlerin estetik tavır ve biçimleme kaygılarının dönemin özelliklerini de ifade etmesi anlamında önemlidir. Özellikle, mimari yapıların bir elemanı olarak kullanılan duvar resimleri üretildikleri döneme ilişkin somut veriler taşıyan birer tarihsel belgedir. Duvar resimleri kapsamında incelenen mozaik ürünleri de yüzey üzerinde tasarlanan biçimlerin oluşturulmasında gerek uygulanan yöntem gerekse ifade ettikleri anlam bakımından çok farklı araştırma alanları içerisinde önemini sürdürmektedir. Antik çağın mozaik sanatçısı, yüzey üzerinde tasarladığı biçimlerin temel ilişkilerini inandırıcı bir şekilde dile getirebilmek kaygısının yanı sıra onları salt sanat yapıtları değil, belirli amaç ve görevleri olan semboller olarak görüyordu. İS. II. ve IV. Yüzyılda tanrısal kimliğe sahip bu sembollerin dünyada en önemli örneklerinin bulunduğu Hatay Mozaik Müzesi bu çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ne günümüz uygulama teknikleri ile yeniden mozaik örnekleri üretmek ne de sanat tarihsel araştırma yöntemleri ile bir dönemi incelemektir. Araştırmanın öncelikli amacı sanat ürününü uygarlıklar arası bir iletişim aracı olarak kabul edip bu iletiye aracılık etmektir. Bu nedenle sanatsal uygulama yöntemleri içerisinde çoğaltılabilir olma özelliği göz önünde bulundurularak gravür tekniği seçilmiştir. Söz konusu müzeden örnek alınan üç mozaik panonun alegorik anlam içerikleri belirlenmiş, günümüz toplumsal değerleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde konunun kuramsal gelişimine kaynaklık etmesi bakımından sanat yapıtı, sanatsal bilgi ve sanatsal düşünceye ilişkin ön bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde mozaik tanımlamaları, üçüncü bölümde ise araştırma konusuna kaynaklık eden mitoloji ve mitolojik kökenli ürünlerin tanımlamasıyapılmıştır. Dördüncü bölümde uygulama üzerine açıklamalar, beşinci bölümde ise araştırma kapsamında üretilen ürün analizlerine yer verilmiştir. Geçmişe ait bir kaynaktan yola çıkılarak oluşturulan bu çalışma, gerek döneminin özgün kimliği içinde ürettiği değerler bakımından, gerekse günümüz plastik ve estetik kaygı anlayışına uygunluğu açısından ele alınıp, sonuçlandırılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Metal Gravür, Mitoloji, Mozaik, Rölyef. Bu çalışma, Ç.Ü. Araştırma fonunun Sos. B.96.YL.29 No'lu projesi ile desteklenmiştir. E

GravürKabartma sanatıMetal gravür+1
Kazım Artut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Plastik sanatlarda ürün oluşturmada absürd kavramının olanakları

ÖZET Bir tarihsel dönemin sanatı dendiğinde, o dönemin toplumsal, siyasal, ekonomik vb. anlardaki yaklaşım farklılıklarına bağlı olarak özellikleri belirlenen ve çeşitlilik kazanan birbirine benzer ya da bir birinin karşıtı sanat anlayışlarından söz ediliyor demektir. Sanatın özelliklerinin, içinde bulunulan tarihsel anın özelliklerine bağlı olarak belirleniyor olması, belirleyicilerin nitel değişimine bağlı olan bir tür sürekli yenilenişi de ifade eder: Sanatın kullanım anı içine aldığı kavramlar da bozulur, yeniden kurulur, sorgulanır, dönüştürülür. Absürd kavramı da tarihsel birikimi zengin olmakla birlikte, çağın getirileriyle yeni özelliklerle donanmış üç sanatsal üretim olanaklarından biridir. "Plastik Sanatlarda Ürün Oluşturmada Absürd Kavramının Olanakları" adlı bu tez ılışmasında absürd kavramı, hem tiyatro,yazım gibi sanat alanlarındaki konumu, hem de plastik inatlardaki kullanım özellikleri bağlamında incelenmiştir. Böylece absürd, farklı sanat disiplinleri arasında verimli ilişkiler kurulmasını sağlayan bir kavram olarak, bu çalışma içinde ortaya konulan ürünlerin oluşturulmasında da yönlendirici olanaklarıyla belirleyici olmuştur.

Absürd tiyatroEdebiyatPlastik sanatlar+1
Meltem Gökmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Açık alan heykellerinin kent estetiğine katkısı

Kent, sosyolojik, ekono mik, kültürel, vb. et menleri bünyesindetaşıyan bir olgudur. Kentlerin mekanlarının düzenlenme sinde iseheykel, kente ve onu oluşturan tü m bu et menlere olumlu katkılarsağlayan ve bulunduğu mekanı görsel açıdan da farklı bir konumakavuşturan bir sanat öğesidir.Sanatçıların çevresel çabaları, me ka nları daha yaşanabilirkılma, yeni bir kimlik kazandır ma ve çevreyi estetize et mek gibietkinlikleri amaçlar. Yine bu çabalar sanatçıyı, dolayısıyla sanatıdaha geniş çevrelere seslenir duruma getirerek kent içerisinde,açık alanlarda varlığını hissettirir. Ve böylece, bir anlamda sanatınsınırları genişletilerek insanların sanatsal etkinliğe dahil edilmesihedeflenir.Toplumsal yaşa mda insanlarla doğrudan buluşan açık alanheykelleri öncelikle kamuya ait heykellerdir. Bu sebeple bir kentinmeydanlarına, yapıların önüne, açık alanlarına yerleştirilecek olanalan heykellerinin, sanat yapıtlarının asıl sahipleri de o mekanıpaylaşan insanlardır.Heykel sanatında 20. yüzyılın ilk yarısında belirli değişimlerve gelişmeler yaşan mıştır. Bu yüzy ılda heykel yalnızca belirlinesne ve konulan betimle mekle ya da bir toprak çamurun yoğrulupbiçimlendirilmesi ya da bir taş kütlesinin yontulmasıyla değil,mekan içinde parçaların bir araya getirilmesiyle de oluşankurgularla da meydana gel miştir. Açık alan heykellerinde kunt kitleya da oylumların içlerindeki ve aralarındaki boşluklardaöne msen meye başlan mıştır.Günü müzde de açı k alan heykelleri çeşitli form vetekniklerde ifade edilmekte olup, kent ve sanat birlikteliğindeöne mini kazanmaktadır.Anahtar Kelimeler : Kent, Heykel, Çevre, Mekan, For m

Mehmet Güç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarım ürünlerinde anlamın kurgulanışı olarak nesnenin dönüştürülmesi

Bir bilgi taşısın ya da sadece duygulara seslenmiş olsun, sanatsal üretimeninde sonunda tekil olanın (yaratıcı öznenin) çoğul olanla (toplumsal olanla)iletişimini sağlar. Bu nedenle özne etkinliği olarak sanatsal üretim, her zaman,topluma yönelik bir etkinlik olarak algılanmış, sosyal, siyasal, sosyo-psikolojik,ekonomik çıkarımların aracısı olmuştur. Kültürel üretim alanları diyeadlandırdığımız bir çok alan, sanatsal üretimin bu özelliğinden yararlanarak,ürünün iletmek istediği mesajın da ötesinde, varolan toplumsal anlamlandırmasistemini farklı biçimlerde harekete geçirecek yeni bir dil ve estetik yapıoluşturmuştur.Günümüzde, `Grafik tasarım sanat mıdır?' sorusunun en temel nedenibudur. Bu soru farklı biçimlerde yanıtlanabilir. Ancak araştırmanın amacı, busoruya bir yanıt bulmak değil; grafik tasarımda kullanılan ileti araçlarınınnesnelerle kurduğu ilişkileri genel olarak sanatın nesnel dünya ve yaşamlakurduğu ilişki bağlamında incelemektir.Bu çalışmada öznenin özel bir yaratımı olarak var olan ve sanatsalüretim diye adlandırdığımız varlıkların oluşum süreçleri ve özelliklerininbenzerlik gösterdiği öngörüsüyle kapsamlı olarak sanat ontolojik bir araştırmayapılmıştır. Bu bağlamda oluşturulan I.Bölümün kavramsal çerçevesinin metinkapsamı biraz daraltılarak, II. Bölümde, özne ile nesne arasındaki diyalektikilişkinin nesnenin dönüşümündeki rolü üzerinde durulmuştur. III. Bölümde, birbaşka ifadeyle yaratım süreci de denilebilecek olan nesnelleştirme ya dametindeki kullanımıyla anlamın kurgulanması yoluyla nesnenin dönüştürülmesisüreci (anlam oluşturmaya yapılan vurgu dikkate alınarak), ?değer, gerçeklik,anlam? kavramları üzerinden irdelenmiş, bu genel yaklaşımın ardından, IV.veV. Bölümlerde anlamın görselleşmesine yardımcı olan ve özelde grafik tasarımürünlerinin yaratımında da zorunluluk içeren temel elemanlar ürünlerdekigörünümleri ile açıklanmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Özne, Nesne, Öznellik, Nesnellik, Dönüşüm.

Özgür Aktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Vivaldi'nin mevsimler konçertosu afişlerinde ileti ve dinleti ilişkisi

ÖZET Tarihsel süreç içerisinde insanlar yaratıcı eylemlerini diğer insanlara duyurmak, paylaşmak istemişler; hatta tarih öncesi devirlerde duvarlara resmederek iletişimi sağlamak amacında olmuşlardır. Sanatçılar, müzik konusunu farklı biçimlerde ele alarak kendi yapıtlarında görselleştirmişlerdir. Ancak görüntüyle yaratılan bir anlamın, bir kitleye iletilmesi söz konusu olduğunda, önümüze kitle iletişim sürecinde varolan sorunlar çıkmıştır. Bu sorunların çözülmesinde, afişler sanatsal etkinliklerin kitlelere iletilmesi işlevini gerçekleştirirler. Grafik tasarım, görüntü üreten ve görsel yolla ileti ileten bir disiplin olarak, öncelikle görüntü ve bunun izleyicide çağrıştıracağı anlam arasındaki ilişkiyi doğru saptamak ve tasarladığı iletiyi bir kitleye ulaştırabilmek için, görüntüyü kurgulayabilmek zorunluluğunu taşımaktadır. Çalışmada müziksel öğeler görselleştirilirken, müziğin anlatı yapısı, dönemin ve bestecinin özellikleri incelenmiş, belirlenen nitelikler afişlerdeki iletiye yansıtılmıştır. İncelenen "Mevsimler" konçertosunun özellikleri, kendi içerisinde üç bölüme ayrılması dolayısıyla oniki adet afiş tasarlanılmıştır. Tasarlanan afişlerin hem herbiri, hem de bütünü bir afiş olarak düşünülmüştür. Bilgisayar desteğiyle gerçekleştirilen tasarımlara bakan izleyici, mevsimlerin değişim sürecini izlerken, bir yandan da müziğin simgeleşmiş yapısını görecektir.

AfişlerGrafik sanatlarKonser+3
Haşim Arif Bağcıvan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Yirminci yüzyılda avangard sanatın etkisinde dönüşüme uğrayan desen anlayışının joseph beuys örneğinde incelenmesi

iÖZETY RM NC YÜZYILDA AVANGARD SANATIN ETK S NDE DÖNÜŞÜMEUĞRAYAN DESEN ANLAYIŞININ JOSEPH BEUYS ÖRNEĞ NDENCELENMESÖzay ŞENYüksek Lisans Tezi, Resim- ş EğitimiDanışman: Yrd. Doç. Mustafa OKANEylül 2006, 108 sayfaYirminci Yüzyıl, geleneksel estetik değerlerin yerle bir edildiği bir dönem olmuştur.Geleneksel Estetiğe karşı ortaya konan çıkışlar içinde avangard sanatın tavrı özellikleilgi çekicidir. Pozitivizmin salt akla dayalı verimlerinin izlenmesi, bilim ve teknolojininkoşulsuz ilerleyişi I.Dünya Savaşı kabusunu doğurunca, insanlığın bu değerlerine karşıbir inançsızlık baş gösterdi.Dada ve onu izleyen süreçte gerçeküstücülük, sanatı toplumsal evrimin dışında tutanözerk estetiğe ve ona dayanak oluşturan toplumsal dizgelere sanat yoluyla bir karşı çıkışortaya koydu.Bugün dayanaklarını avangard sanatın söylemlerinde bulan arayışlar, yeni vealışılmadık sanat yapıtları ortaya koyarken `çizgi'ye de yeni bir karakter kazandırmıştır.Bu araştırma, `çizgi'nin bu yeni niteliğinin incelenmesinin, sanatın günümüzdekisorunlarının çözümlenmesine dönük açılımlar sağlayacağı düşüncesiyle biçimlenmiştir.Avangardın ortaya koyduğu kavramların deseni nasıl dönüştürdüğü, ağırlıklı olarakBeuys'un çalışmaları ekseninde ele alınmaktadır. Beuys avangard geleneğe yakın duranişleriyle tanınan bir sanatçıdır. Çeşitli hazır nesneleri anlam ilişkilerini ön plana çıkarançalışmalarda kullanan Beuys, aynı zamanda bir desen ustası olarak da önemkazanmıştır. Biçimci estetiğin ölçülerine karşı çıkarak, ?sosyal plastik sanat?kavramıyla farklı bir estetiğe yönelen sanatçının kuramında desenin yeri açımlanarak,çizginin üstlendiği rol çözümlenmeye çalışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Desen, Beuys, Modernizm, Avangard, Dada,

Özay Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Gerçeküstü resmin oluşumunun nesnenin dönüşümüne bağlı olarak incelenmesi

XX. Yüzyıla damgasını vuran iki dünya savaşı arasında yaşanan, sosyo -ekonomik, kültürel, politik, sanatsal gelişmeler tez konusu çevçevesindetoparlanmıştır.Gerçeküstücülüğün içinde bulunduğu tarihsel döneme dem vurularak,akımın özelliklerininde anlatıldığı tez çalışmasında nesnenin dönüşünü incelenmekistenmiştir. Dönüşüm kavramınından anlam zenginliği oluşturması açısından,düşünsel anlamdaki kullanım olanakları ve tarihsel süreçteki yeri belirlenerek, ürünoluşturmada yararlanılmıştır. Sanatsal üretim olanaklarından biri olan ?nesnenindönüştürülmesi?nin, alınan tarihsel dönem içerisindeki ve plastik sanatlarçerçevesindeki kullanımını Rene Magritte'in resimlerinde anlaşılmaya çalışılmıştır.?Gerçeküstü resmin oluşumunun nesnenin dönüşümüne bağlı olarakincelenmesi? konulu tez çalışmasında vurgulanmak istenen tema şöyledir; Nesnebir başka nesneye dönüşürken, tüm yaşamsal değererini de var etmeye çalışır.Evren'in bütünlüğü içerisinde devam eden bu döngüde nesne yok olmaz, ancak birbaşka nesneye dönüştüğü için yabancılaşabilir. Bu `töz' çerçevesinde ele alınan?Dönüşüm? kavramı, gerçeküstücü nesnenin oluşturulmasındaki olanaklar da gözönünde bulunarak hazırlanmıştır.Anahtar Kelimeler : Dönüşüm, Sanat, Üretim, Nesne, Gerçeküstü

Havva Küçükler Daldaban
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme olgusu çerçevesinde oluşturulan birey kimliğine sorgulayıcı afiş tasarımları

Bu ara tırma, küreselle me olgusu çerçevesinde olu turulan birey kimli ine yönelikkuramsal bir yakla ımla birlikte, bu durumun nasıl sorgulayıcı bir dille afi tasarımındade erlendirilebilece ine ili kin bir çalı mayı içermektedir.Postmodern doktrinlerle birlikte özne teriminin içi bo altılarak, yeni bir birey modelikurulmu tur. Bu birey modeli, modern özne tasarımının tersine, öznenin tarihsel süreciaçısından bir kırılma noktasıdır. Bu nedenle I. Bölümde, küreselle menin tüketim kültürüyleili kilenen bireyine yönelik temel nitelikleri olan postmodern birey incelenmeden önce,öznenin tarihsel süreçteki yeri ara tırılmı tır. Bu süreç ara tırılırken, özne ve kimlik ili kisinindü ünce tarihinde nasıl de erlendirildi i, bugünün kimlik tartı malarına da gönderme yaparakele alınmaktadır. Bu bölümde son olarak, postmodern dü ünürlerin ele tirdi i modern öznetasarımı ve kimlik olgusuna de inilerek, bu çerçevede ya anan kimlik sorunlarına yerverilmi tir.II. Bölüm, modern özneye yapılan postmodern ele tirilerle ba lamaktadır. Bununyanında, postmodernistlerin önerdi i birey modeli incelenerek, bu bireyin kimlik kavrayı ıde erlendirilmektedir. Buradan hareketle, postmodernli in öznesiz toplumu üzerinesaptamalar yapılmaktadır.III. Bölümle birlikte, küresel bir dil yakalamak için önerilen bireyin küresel kültür vekimlikle ili kisi konu edilmektedir. Böylece, küreselle me çerçevesinde olu turulan bireydenne beklendi i ve bunların bireyde ve toplumda nelere neden oldu u sorgulanmaktadır.Tezin uygulama a amasına geçmeden önce, kitle ileti im aracı olarak afi in 20.yüzyıldan beri geçirdi i de i ime ve bugünün medyasındaki yerine bakarken, afi tasarımıolu um sürecinin de hangi a amalardan geçti i de erlendirmeye alınmaktadır. Son olarak,afi te bir nitelik olarak sorgulayıcılı ın nasıl olması gerekti i belirtilmektedir.V. Bölümde, sorgulayıcı bir dil kullanarak tasarlanan afi ler ve analizleribulunmaktadır. Bu bölümde, sorgulayıcı bir dilin tasarımlarda nasıl kullanıldı ı ve afi lerinhangi teknik gereksinimler dü ünülerek uygulandı ı belirtilmektedir.Anahtar Kelimler: Özne, birey, kimlik, kültür, küreselle me.

Mehmet Sofi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Willem de Kooning resimlerinin sanatın gerçeklikle kurduğu ilişki bağlamında incelenmesi

Yirminci yüzyılda gelişim gösteren sanat akımları, sanatçıya özgür düşünme ve dilegetirme olanakları sağlamışlardır. Dışavurumculuk, Kübizm ve Soyut Sanat buözellikleriyle incelenen akımlardır.Dışavurumculuk'la toplumun genel özellikleri duyguların öncülüğünde verilmeyeçalışılmıştır. Bu, sanatçıların özgün yaratım olanakları geliştirmelerini sağlamış, sanatçıiçinde yaşadığı toplumun özelliklerini kendine özgü plastik dille ifade etmiştir.Kübizm'le figür parçalanarak, mekan belirsizleştirilerek, üç boyutlu olanı iki boyutludüzlemde gösterme yanılsamasının kırılması sağlanmış, yeni bir gerçeklik yaratılmış vesoyutlama yolunda önemli bir adım atılmıştır.Soyut Sanat geçirdiği evrelerle, sanatta nesnel gerçekliğin sunulması anlayışınınyıkılmasını sağlamıştır. Bu yaklaşımla oluşturulan sanat ürünleri kendi gerçekliği vevarlık yorumu içinde değerlendirilmeye başlamıştır.Willem De Kooning, bu akımların özelliklerinin görülebileceği ürünler verensanatçılardan biridir. Sanatçı, soyut ve figüratif sanatın ilişkilendirilmesini sağlayantipik bir örnektir. Sanatta soyutluk-somutluk olguları güncel sanatın tartışma konularıarasında yer aldığından sanatçının ürünleri ilgi çekici olmayı sürdürmektedir. Ürünleridaha çok bu niteliğiyle değerlendirilir.Anahtar Kelimeler:Willem De Kooning, Dışavurumculuk, Kübizm, Soyut Sanat,Gerçeklik

Petek Yağmur Tanyeli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Resimde çıplak gövdeyi algılama bağlamı olarak mekan

Çıplak insan gövdesi ilk çağlardan bugüne kadar sanat yapıtlarına kaynaklıketmiş, hayatın değişimine koşut bir konumda insanı anlama çabasının bir öğesiolarak sanatta ifadesini bulmuştur. Dinlerin ortaya çıkışıyla birlikte çıplaklık katıkurallar çerçevesinde sınırlandırılmış, belli bir dönem sanattan uzaklaştırılmıştır.Erkek ve kadın bedenlerine yüklenen anlamlar, sanatta çıplaklığın daha çok kadınbedeni yoluyla ifade edilmesine yol açmıştır.Çıplaklık bedenin doğal hali olmaktan çıkarılmış, kültürel unsurlarınbelirlediği mekânlar ve davranış kalıpları içerisinde yeniden tanımlanmıştır. Sanattaçıplaklık kavramı, dönem dönem yasaklamalara maruz kalsa da varlığını korumuştur.Resimde çıplak insan gövdesinin temsili sanatçının gerçeklikle kurduğu ilişkibakımından önem taşımaktadır. Sanatçı, çıplak insan gövdesinin temsili yoluylaçıplaklığa dönük bakış açısını gösterme ve toplumsal gerçeklere hangi mesafededurduğunu ortaya koyma olanağı kazanır.Toplumsal yasaklamalarla karşı karşıya olan gövdenin çıplaklığı sanattameşruluk kazanır. zleyicinin çıplaklığı algılayışını yönlendiren unsurlardan biriresimde çıplağın konumlandırıldığı mekândır. Mekânın karakteri izleyicinin çıplağınasıl algılayacağını belirlemektedir. zleyici resim yoluyla bir yandan sanatçınınçıplaklığa ilişkin tavrını görür diğer yandan, çıplaklık karşısında kendisi ileyüzleşmiş olur.Mekânın karakteri izleyicinin konumlandırılmasını da etkilemektedir. zleyiciçıplaklık karşısında temsil edilen mekânın niteliğine göre gözleyen de olabilir,seyreden de.Bu çalışma, resimde çıplak gövdenin algılanışını yönlendirebilecek bir öğeolarak figür-mekân ilişkisini tartışmayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Çıplak, Resimde Mekân, Çıplaklık, Resimde Çıplak, ÇıplaklıkAlgısı.

Funda Karasu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Fotoğraf ve resim ilişkisi bağlamında Francis Bacon ve fotoğrafın bir gerçeklik alanı olarak kullanılmasına dayalı uygulama çalısmaları

Bu yüksek lisans tez çalışması fotoğraf olgusunun resim sanatı açısından anlam,önem ve kapsamını figüratif resim eğilimleri bağlamında araştırma ve araştırmasonuçları ile uyumluluk amaçlayan uygulama çalışmalarını kapsamaktadır.Yapılan çalışmalar sonucunda, her çağın gerçekliği algılama ve yorumlamabiçimlerinin, endüstriyel ve kültürel anlamdaki gelişmelerin etkisiyle belirlendiğianlaşılmaktadır. Fotoğrafın icadından sonra gerçekliği algılama, onu yorumlama veresim sanatında kullanma biçimlerinin önemli değişimlere uğradığı görülmektedir.Bu tez çalışmasında Francis Bacon'ın kimi resimleri, fotoğrafın resme dönüketkisi bakımından, gerçekliğin algılanmasını yönlendirebilecek olanakların nelerolabileceğini saptamak için bir yaklaşım yeri olarak görülmektedir.Gerçekliği fotoğraf dolayımı ile ele alan düşünme biçimini Bacon'ın resminedönük etkisi bakımından çözümlemek ve elde edilen sonuçlardan kişisel ürünleroluşturmada faydalanılabilecek bir deneyim geliştirmek bu çalışmanın amacınıbelirlemektedir.Anahtar Kelimeler: Biçim bozma, Figüratif resim, Fotoğraf, Francis Bacon,Gerçeklik.

Metin Asiltürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bir ütopyacı olarak sanatçının yaşamsal deneyimi dönüştürme tutkusu

ÖZETB R ÜTOPYACI OLARAK SANATÇININ YA AMSAL DENEY MDÖNÜ TÜRME TUTKUSUBenya BAKIR ENYüksek Lisans Tezi, Resim- E itimiDanı man: Doç. Birnur ERALDEM RAralık 2006, 91 sayfaÜtopya, `olmayan hayal ürünü ülke anlamındadır'. Bu kavram, her ça ın toplumsalko ulları, siyasi sistemi, kültürel de erleri çerçevesinde farklı dönü ümlere vede i imlere öncülük etmi tir. Ancak tarihsel süreç incelendi inde, ütopya kavramınınbirbirinden farklı olu umların ve ütopya türlerin ortaya çıkmasını sa ladı ı görülür.Bu çalı mada ütopyanın, geni uzanımlara sahip tarihsel görünümleri incelenmeyeçalı ılmı tır. Ütopya, çokanlamlı bir yapıya sahiptir. Ya amın standartla ma tehlikesigösteren de erlerine ba kaldıran ele tirel bir duru tur, var olan düzene getirilen farklıaçılımlar ve alternatif toplum projeleri olarak ele alındı ında ise, gelece i biçimlendirenyeni bir ya am kurgusu sunmayı tasarlar. Dü lenen kusursuz ya am biçiminiolu turmaya çalı ırken, ütopya modelinin katı bir sisteme dönü mesi uyarısını yapanters ütopyalar da olmu tur.Çalı manın I. Bölümünde ütopya kavramı, genel kapsamlı bir inceleme ile açımlanmayaçalı ılmı tır: Devlet- birey ili kisi ba lamında ütopyanın i levi, kadının toplumsalkonumu ça ın ko ulları ile, form de i imine u rayan çokanlamlılı ıyla ütopyatoplumsal yapının ivmesini olu turmu tur. Ara tırmanın II. Bölümünde ütopya, sanatlave ya amla kurdu u ili ki ba lamında ele alınmı tır. Sanatın ve sanatçının ütopyasınıbelirleyen dü ünümler ve somut alternatif sanat projeleri üzerinde durulmu tur. Buba lamda ütopya, gerçeklik ve dü sel olanın yansıması olarak ya amı de i tirme,dönü türebilme etkinli i olarak algılanmalıdır.Anahtar Kelimeler: Ütopya, Ya am, Sanatçı, Deneyim, Do a,

Benya Bakır Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bir algılama ortamı olarak Haydar Ergülen şiirlerinin görsel kurgulamaya dönük etkilerinin uygulama çalışmaları içinde izlenmesi

Bu araştırma, bir algılama ortamı yaratmak ya da bir başka düşünüş biçimi geliştirmek amacıyla, şiirdeki imgenin görselleşebilme olanakları saptanmaya çalışılmış, oluşturulan çalışma bu yaklaşımlar ekseninde toplanmıştır. İmgeyle ilgili yapılan düşünsel araştırmalar ulaşıldığı kadarıyla taranmış, nar imgesi özelinde uygulama alanları saptanmış ve yapılan uygulamalar değerlendirilmeye sunulmuştur. Haydar Ergülen şiirleri bu kapsamda bir düşünce alanı olarak ele alınmış ve yazınsal imgenin görselleşebilme olanaklarıyla denemelere tabii tutulmuştur. Sanatsal alanda vazgeçilmez olarak görülen imge, olanaklar dahilinde araştırılarak, şiir ve resim sanatı arasındaki ilişkiler, tarihsel süreç içerisindeki yeriyle birlikte değerlendirilmiştir. İmgenin farklı iki alan tarafından nasıl algılandığı araştırılmış, incelenmiş, ortaya konan farklı görüşlere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yazınsal imge, görsel imge, şiir, resim, başkalaşım, algı, yaratım, alımlayıcı, Haydar Ergülen

Meltem Gül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Peter Weiss'in "Direnmenin Estetiği" romanı üzerine bir görsel okuma kılavuzu

Bu romanın algılanışı ile sanatın algılanışı, arasında okurun belleğini tarihsel bilgi bakımından düzene koyma zorunluluğu yönünde dolaysız bir ilişki vardır. Yazarın, okurunu ?sanatın ve toplumsal tarihin algılanışı? bakımından uzmanlşımı bir birey olarak görmediği Bu romanın algılanışı ile sanatın algılanışı, arasında okurun belleğini tarihsel bilgi bakımından düzene koyma zorunluluğu yönünde dolaysız bir ilişki vardır. Yazarın, okurunu ?sanatın ve toplumsal tarihin algılanışı? bakımından uzmanlaşmış bir birey olarak görmediği ortadadır. Romanın kahramanlarına bakıldığında bu kolaylıkla görülecektir. Romanın kahramanları Kızıl Orkestra'nın üyeleri genç komünist işçilerdir. Romanda geçen olaylar gerçek olaylara dayanmakta, Weiss'tan otobiyografik öğeler taşıyan Ben-anlatıcı roman boyunca isimsiz kalacak kahraman dışında, karakterlerinin hepsi de yaşamış kişilerdir. 1917 senesinde, Ekim Devriminin gerçekleştiği gün dünyaya gelen Ben?in babası 1919'da Bremen'deki işçi ayaklanmasında yer alan ve Alman Sosyal Demokrat Partisi'ne üye olan bir işçidir (Göbenli, 2006). Coppi ise; tornacılık diploması olması rağmen aldığı hapis cezasından sonra damgalanmış ve bir büfe önünde ayakkabı bağı, gazete satarken, illegal Komünist Parti'nin bir üyesi olması ile otoyol yapımında çalışmak zorunda kalır. Belirsizlikten hiç hoşlanmayan, kaynağı belirtilmemiş yorumlara hiç katlanamayan, ama edebiyatın gereği olarak algının arada sırada bilinçli olarak serbest bırakılmasını da gerekli gören, hem bilim adamı hem de kahin olmak isteyen, Anlatıcı ve Coppi' ye göre daha düzenli bir eğitim almış ve yirmi yaşına yeni girmiş olan Heilmannn gibi karakterle roman, gündelik siyasetin içinden vizyon içeren bir kültür-sanat tarihi ve edebiyat alanı yaratıyor (Tanyeri, Kurultay, 2005, 5). Hayatın anlaşılması ve dönüştürülmesi ile sanatın ve tarihin anlaşılması arsındaki ilişkinin merkeze konulduğu anlatım kurgusu, bu başlıklar altında bütünsel bir kavrayışın taşıyıcısı olan bir özneyi tarif etmektedir. Başka bir anlatımla, yazar, alternatif bir sanat tarihi algılayışı önerirken bunun yeni hayat tasarımının gerçekleşmesiyle anlam kazanacağını öne sürmektedir. Yüzyılın romanlarından biri olarak adlandırılan ?Direnmenin Estetiği?yle Weiss, estetik ve politika arasındaki sınırı aşma hedefini taşımaktadır. Romanıyla yaşadığı yüzyıla damgasını vuran Weiss'ın bunu başardığını söylemek yanlış olmaz. Bu romanın Türkiye'de de incelenip tartışılmasını, tarihsel deneyimlerin gözden geçirilip okurların sınıfsal algılama güçlerinin pekiştirilmesini ümit etmek pek de ütopik olmasa gerek (Göbenli, 2006). Yukarıda dile getirilen beklentiye katkıda bulunmak, bu çalışmanın amaçsal çerçevesini genel olarak ortaya koymaktadır. Kuşkusuz, bu genel çerçevenin içinde bulunduğumuz akademik alanla sınırlı tutulması kaçınılmazdır. Buna göre, romanda yer alan çerçeveyi esas alarak, okurun resim ve heykel gibi temel alanlar bağlamında plastik sanatlara ilişkin tarihsel bilgisindeki olası boşluklar ve zamansal karışıklıkların giderilmesi amaçlanmaktadır. Buna göre, bu çalışma yazınsal bir ürünün talep ettiği sanat tarihi bilgisini gerekli görsel dokümanlarla birlikte kronolojik olarak düzenleyerek okuma sırasında okura eşlik edecek bir kılavuz oluşturulması hedeflenmiştir. Ayrıca bu kılavuz, romanda adı geçen sanatçılara, sanat ürünlerine ilişkin öncelikle Türkçe kaynaklar içeren bir dizini de içermektedir. Bu çalışma araştırmacıya sağlayacağı katkılar bakımından düşünüldüğünde, öncelikle kişisel tarihsel bilgisi için bir sınama ve tartışma alanı açmış olmasıyla önemlidir. Bunun yanında, çalışma konusunun belirlenmeye çalışıldığı süreçte çokça üzerinde durulan tarihsel, toplumsal ve estetik, siyasi deneyimler, sanatçılar ve ürünleri, sanat kavramları gibi konuların bir bütünlük içinde ele alınmasına olanak tanıyacağı öngörülmektedir. Bu çalışmanın yapılmasını yönlendiren ?okurların sanat tarihi bilgisindeki eksiklikler ya da düzensizlikler? olacağı ve bu durumun metnin algılanmasına dönük sorunlar yaratacağı öngörüsü, tersinden bakıldığında araştırmacı içinde tarihsel bütünlüğün geriye kalan bağlamlarını işaret etmektedir.Bir başka deyişle, araştırmacı insanın toplumsal eylemliliği açısından yakın tarihe odaklanma ve oradan bütünsel bir görünüşü amaçlayan ilintileri görüş alanına katma, bu genel görünüşle sanatı algılayışı arasındaki ilişkiyi yeniden tartışma olanağını bulacağını düşünmektedir. Anahtar Kelimeler: Peter Weiss, Direnmenin Estetiği.

Bahar Büyükgenç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel kültür elemanı olarak 20. Yüzyıl'da afişin toplumsal süreçlere etkisi

Bu araştırma görsel kültür olgusu çerçevesinde üretilen afiş tasarımlarının toplumsal değişim süreçlerine olan etkisini incelemektedir. İncelenecek olan afişler günümüz kültürünü tanımlayan yaklaşımlar bağlamında ele alınacaktır.20. yy'da başlayan ve 21 yy'a doğru büyük ivme kazanan bir değişim olgusuyla birlikte entelektüel ve gündelik hayatımızda görsel düşünme olanaklarının hızla arttığı ve neredeyse yazınsal düşünmeyi gerekli kılan birçok yöntem ve koşulun çağdışı görülmeye başlandığına tanık olmaktayız. Bireyler artık daha hızlı algılamak ve daha çabuk çözümlemek istemekteler. Algılarımızı yönlendirmede artık görsel ortamlar ve olanaklar çok daha önemli hale geliyorsa bu yönlendirmelerin toplumsal süreçlere etkisi de daha güçlü oluyor diyebiliriz. ?Afiş?ler bu görsel ortamlara katkı sunan en önemli unsurlarından biri olarak bu toplumsal dönüşüm sürecinde nasıl bir işlev üstleniyorlar? Sorusu bu araştırmanının ana sorunsalını oluşturmaktadır. Bu sorunun cevabını afiş tasarımlarının geçmiş XX. yüzyıl afişleri ve toplumla etkileşimi incelenerek verilebilir. Bu sayede bizler afiş tasarımlarının ve grafik tasarımcıların gelecekte toplumları nasıl etkileyebileceğinin ve toplumların dönüşümündeki rolünün ne olduğunun bilgisine ulaşılabiliriz.Araştırmanın birinci bölümünde ?görsel ve ?görsel kültür? kavramları tanımlanmaya çalışılmış, farklı düşünürlerin bu kavramlara yaklaşımları incelenmiş, çeşitli söylem ve ideolojik yaklaşımlar bağlamında görsel kültürün toplumsal analizleri değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, görsel ortamların en önemli araçlarından biri olan afiş, bir tasarım nesnesi olarak ele alınarak gerek teknik ve artistik gerekse içerik ve söylem bakımından incelenmiştir.Üçüncü bölümde, 20. yüzyılda bireylerin ve toplumların algısal değişim süreçlerinin politik, ekonomik ve sosyolojik özellikleriyle afişlere nasıl yansıdığı araştırılmış, toplumsal hayatın ürettiği yeni değerlerin afiş tasarım ölçütlerine etkilerine bakılmıştır.Dördüncü bölümde ise afişlerin toplumsal süreçlerin değişimine doğrudan ya da dolaylı etki yapıp yapmayacağı sorgulamasına ışık tutacak örnekler incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Görsel kültür, toplumsal süreçler, kitle kültürü.

20. yüzyılAfiş sanatıAfişler+7
Erol Çitci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Nur Koçak'ın pop sanat, foto-gerçekçilik, feminist sanat ve posta sanatı içerisinde incelenmesi

Bu çalışmada Nur Koçak'ın resimleri, 1950'li yıllardan itibaren başlayan Pop Sanat ve bu akımın açtığı alanlardan biri olan Foto-Gerçekçilik, Feminizm'in etkisiyle ortaya çıkan Feminist sanat ve Posta Sanatı içerisinde, belli sınırlılıklar korunarak incelenmiştir.Koçak'ın, içerik olarak Pop Sanat akımında kullanılmaya başlanılan popüler kültür imgelerinden beslendiğini ve yöntemsel olarak da Foto-Gerçekçi anlayışa yakın durduğu söylenebilir. Koçak'ın sanat hayatının ilk evrelerinden bu yana ele aldığı konuların başında, tüketim kültürü ile özdeşleşen nesneler ve bu nesnelerin kadının toplumsal olarak algılanışına bağlı olarak biçimlenen kadın imgesi ile bütünleşme biçimleri yer almıştır. Yapıtlarının konusunu daima ?kadın?ın oluşturmasında Feminist Sanat'ın doğrusal bir etkisi olduğu söylenemez; öte yandan, ele aldığı problemin bu sanat hareketi içindeki birikimle iletişim kurmayı doğal hale getirdiği açıktır. Kadının sanat tarihinin bütünü içinde, şu ya da bu çerçevede sanatın konusu olduğu gerçeğine dikkat çeken Koçak, bir bakıma, bu sürece müdahale eden bir bakış açısıyla üretmiştir işlerini. Koçak'ın, sanatı daha geniş kitlelere yayma düşüncesini kendi sanat eyleminin önemli bir öğesi olarak gördüğü söylenebilir; hem Pop Sanat'a olan yakınlığı hem de sıra dışı bir iletişim biçimine denk düşen Posta Sanatı'nın içerisinde yer alması bu bağlamda ele alınabilir.Nur Koçak'ın bir sanatçı olarak tutumunu çeşitli yönleriyle incelemeyi amaçlayan bu çalışma, dönemin çeşitli düzlemlerdeki belirleyenleri göz önünde bulundurularak yürütülmüştür.

Feminist sanatFeminizmFoto-gerçekçilik+4
Özlem Muraz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sanatçı portresi olarak Burhan Kum

Bu araştırmada, Burhan Kum'un, bugünün Dünya ve Türkiye resim sanatı üzerine yaptığı değerlendirmeler, sanatçı kimliğine dönük olarak yürüttüğü tartışma ve buna bağlı olarak Türkiye'nin kültürel ortamındaki sanatçılarla ilgili görüşleri ve eleştirel saptamaları incelenmiştir. Bunun yanı sıra, bir birey olarak sanatçının yaşadığı zamana dönük duyarlılığının karakteri ve teorik birikim eksikliğinden doğan biçim ve üslûp hesaplaşmaları, Kum'un sorunsallaştırdığı çerçeveye bağlı kalınarak tartışılmıştır. Kum'un eleştirel değerlendirmeleri bağlamında Türkiye'deki plastik sanatların altyapı sorunları tartışma konusu yapılmış, örneğin, sanat ortamında uzun bir süreden beri tartışıla gelen küratörlük kurumuna/kimliğine ilişkin görüşlere özel olarak dikkat çekilmiştir.Burhan Kum'un resim serüveni bütünsel olarak ele alınmış, sanatçının resimleri bugüne dek açmış olduğu kişisel sergiler ve bu sergilerde ortaya koyduğu problemler üzerinden değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Burhan Kum, Teori, resim, Küratör, Türkiye Plastik Sanatlar Ortamı, Egemen Kültür, Sanatçı Kimliği, Eleştiri, Sanat Yazarlığı

EleştiriKum, BurhanResim sanatı+4
Sait Toprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Figüratif heykel sanatında insan bedeninin kurgusal dönüşümünün kişisel yaklaşımlar üzerinden değerlendirilmesi

İnsanın kendi bedenini bir imge olarak kullanması sanatın varolmasıyla başlar ve geniş tarihsel süreç içinde önemini koruyarak günümüze kadar gelir. Bir nesne olarak insan bedeni, sınırsız biçimleme olanak ve olasılıklarıyla heykel sanatçısının bedene ve bağlı olduğu sanat alanına ilişkin özgün görüş ve düşüncelerini dile getirebileceği bir alan haline gelmiştir.Heykel sanatçısı çağlar boyunca yaşama etkin müdahalesini gerçekleştirmek için nesnel gerçeklikteki çeşitli nesneler arasından yine kendi bedenini seçmiştir. Çünkü beden sınırsız biçimleme olanaklarının yanında insanın karmaşık düşünsel dünyasının da en önemli anlatım aracı olmuştur. İnsan bedeninin estetik varlık, inançsal simge ve üretildiği dönemin egemen kavramlarının temsil nesnesi olarak dönüşümü gibi nedenler figürü anlatımda ve biçimlemede heykel sanatçısı açısından vazgeçilemez kılmıştır.Heykel sanatında figür insanın evrimine paralel bir değişim geçirmiş ve bu süreçte, hayatı anlama, algılama, değiştirme yeni dengeler oluşturma çabası aracılığıyla yeni beden kavrayışlarında, yeni benlik tanımlamalarında çok çeşitli gerçeklik modellerinin benimsenmesini ve tartışılmasını sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Nesne, Nesnelleştirme, Beden, Figür, Üretim, Değişim.

Figüratif heykelHeykel sanatıİnsan bedeni
Özgür Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gelenekselleşmiş uygulamalı heykel sempozyumları

Bu çalışmada Türkiye'de Gelenekselleşmiş Uygulamalı Heykel Sempozyumları, başlangıcından bugüne kadar geçirdiği evreler ile bu sempozyumların toplum ve kent üzerinde ne gibi etkiler yarattığı incelenmiştir.1950'li yıllarda yurtdışında başlayan heykel sempozyumları, savaş sonrası toplumları kardeşçe birleştiren, bu toplumların sanatlarını uyguladıkları ve sanatın müzelerin ve galerilerin dışına çıktığı bir oluşumdur. Türkiye'de ise sempozyumların başlangıcı 1975'tir. Yurt dışındaki başlama tarihi ile Türkiye de başlama tarihi arasındaki oluşan fark o günlerde Türkiye'deki toplumun sanata ve heykele bakışın olumlu olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu düşünceye paralel olarak da sponsorların bulunamaması diğer bir etkendir.Heykel sanatçılarımız yurtdışı eğitimleri sırasında tanıdıkları sempozyumun taşıdığı değerleri ve ülkemizde uygulandığında getireceği olumlu etkilerini fark etmişler ve bunun için çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Sonuç olarak 1975 yılında Antalya'da ilk heykel sempozyumu yapılmıştır. İlk deneyimlerin istenilen şekilde olmaması, sempozyum olgusuna uymaması ve bu sempozyumun bazı sebeplerden dolayı durdurulması, ilerleyen yıllarda yeniden yapılmasına engel olamamıştır. 1993 yılında Değirmendere Zühtü Müridoğlu Ahşap Heykel Sempozyumuyla birlikte yeniden başlatılan sempozyumlar günden güne Türkiye'nin farklı kentlerine yayılmıştır. Başlangıçta ulusal olarak yapılan sempozyumlar zamanla uluslararası olarak yapılmaya devam etmiştir. Türkiye'nin büyük bir bölümünde yapılan bu sempozyumlar zaman içinde yapılmayan yerlerde de yer almaya başlamıştır. Üniversiteler önderliğinde başlayan sempozyumlar belediyelerin ve sponsorların destekleri sonucunda düzenlenmiştir.Düzenlenen bu sempozyumların olumlu yönlerinin olumsuz yönlerinden daha çok olduğu tespit edilmiştir. Bu oluşum kent, toplum sanatçı ve sanatçı adayları için birçok fayda sağlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Sempozyum, heykel, kent

HeykelHeykel sanatıSanat+2
Firdevs Sağlam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatta şiirsel anlatımın heykel örneklerinde incelenmesi

Heykel ve şiir insanın kendini ifade ettiği çeşitli sanatsal ifade biçimleri olarak bilinir. Günümüzde heykel ve şiir (yazı) iç içe geçmeye başlamış olmasına rağmen geleneksel olarak ele alındığında heykel forma bağlıyken şiir yazıya bağlı bir üretim biçimidir.Bu çalışmada heykel ve şiir sanatından hareketle (yola çıkarak) heykelde şiirsellik kavramı incelenmiştir. Bu süreçte heykel ve şiirin ortak yanları belirlenmiş ve bir heykelin şiirsel olabilmesi için gerekli unsurların neler olduğu üzerinde durulmuştur.Çalışma, öncelikle dil ve sanat dili kavramlarının tanımına ilişkin genel bilgilerle başlamaktadır.Birinci bölümde doğal dil, sanatın dili ve tasarım süreci başlığı altında; doğal dilin gerekliliği ve ortaya çıkış süreci, bazı sanat alanlarında dilin biçim ve teknikleri ile şiir ve heykelin oluşum sürecinde dilin kullanımı ele alınmıştır.İkinci bölümde kurgu başlığı altında Sergey Mihailoviç Eisenstein'ın Film Duyumu adlı kitabında kurgu türlerini çarpıcı kurgu, çağrışım kurgusu, ölçümlü kurgu, dizemsel kurgu olarak adlandırması üzerinden heykel ve şiirin kurgulanmasında ele alınan yöntemler incelenmiştir. Heykel ve şiirin kurgulanmasında önemli yere sahip olan bazı başlıklar üzerinde durulmuştur. Bu başlıklar: mekan, içsel müzik, soyut ve somut görsellik, konu ve izlektir.Üçüncü bölümde heykel ve şiirin anlatımı oluşturan dil olanakları incelenmiştir. Bir sanat ürününü şiirsel yapan temel dil olanakları olarak imge, simge, yineleme, anafor ve metafor üzerinde durulmuştur.Dördüncü bölümde heykelde şiirsel anlatım örnekleri incelenmiştir. Daha önceki bölümlerde ortaya konulan şiirin ne olduğu açılımından yola çıkarak şiirselliğin ne olduğu üzerinde durulmuştur. Şiirselliğin ne olduğu tartışmasından sonra şiirsel heykel örnekleri incelenmiştir. Bölüm sonunda heykel ve şiir arasında var olan etkileşim(ilişki) üzerinde durulmuştur.Şiir her şeyden önce bir dildir. Bu dil doğal dilin kırılması, yeniden kurgulanması yoluyla ulaşılan üstdildir.

HeykelHeykel sanatıŞiir+1
Türkan Barutçuoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Otto Dix, Pablo Picasso, Leon Golub ve Fernando Botero'nun savaş temalı resimlerinden seçilmiş örnekler üzerine bir inceleme çalışması

Bu çalışmada insanlık tarihinde kırılmalara sebep olan savaşlara odaklanmış olan resimler bir yandan sanat tarihi öte yandan da toplumsal tarih ile olan bağları esas alınarak incelenmiş, sanatçıların yakın tarihteki savaşlara dönük kişisel tutumları, kendi ürünleri ile tanıklık ettikleri tarihsel dönem arasında kurdukları ilişkiler ve söz konusu sanat ürünlerinin yarattığı tartışmalar saptanmaya çalışılmıştır.Sanat tarihi; pek çok sanatçının yaşanan toplumsal travmalara karşı kayıtsız kalmadığını, tersine onları üretici etkinliklerinin temel problemleri içine kattıklarını göstermektedir. Bu bağlamda çoğu sanatçı kendi döneminin de ötesine geçerek bu travmaları bir olgu olarak ortaya koymuştur. Otto Dix, Pablo Picasso, Leon Golub ve Fernando Botero gibi önde gelen sanatçılar, yakın tarih savaşları sırasında ve sonrasındaki tutumları ile sanat tarihinde yer edinmişlerdir. Savaş olgusu ile sanat üretimi arasındaki ilişki sanatçıların hem sanata hem de hayata ilişkin görüşlerinin belli bir netliğe kavuşması bakımından, `Savaş Dönemi Sanat' başlığı altında kavramsallaştırılmıştır. Bu çalışma, sanatın toplumsal algıda derin etkiler yaratma yeteneğini ortaya koymuş bir dizi sanat ürünü inceleme konusu yaparak, uygarlığın savaş ve şiddet sarmalını hâlâ aşamadığı bir tarihsel anda sanatın tarihsel birikiminden gelen olanaklarını yeniden ortaya konmuştur.Bu çalışma Otto Dix, Pablo Picasso, Leon Golub ve Fernando Botero'nun bütün ürünlerini kapsamamaktadır. Söz konusu sanatçıların savaş olgusunu ele alan çalışmalarına odaklanılmış ve bunlar arasından ise en çok tartışılan kimi ürünler ile çalışma sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Savaş, Sanat, Gerçeklik, Toplumsal Travma.

Botero, FernandoDix, OttoGolub, Leon+6
Engin Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Leon Golub'un resimlerinin gerçeklik alanı olarak savaş fotoğrafları

ÖZET LEON GOLUB?UN RESİMLERİNİN GERÇEKLİK ALANI OLARAK SAVAŞ FOTOĞRAFLARI İbrahim YILDIZ Yüksek Lisans Tezi, Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Suat KARAASLAN Haziran 2013, 100 Sayfa Bu çalışmada, Amerikalı sanatçı Leon Golub?un sanat yaşamı, sanatçının yaşadığı dönemdeki savaşlar ve dönem sanatı, sanatçının resimleri ve resim yaparken kullandığı fotoğraflar arasındaki ilişki incelenmiştir. Kırım savaşından bu yana ?görsel savaş belgeleri? tüm insanlığın belleğine kazınmaya başlamıştır. Bu savaşı takip eden Amerikan İç Savaşı, Birinci ve İkinci Dünya savaşı, Fransa?nın Cezayir?de, Amerika?nın ise Vietnam?da yaptığı yıkımlar, fotoğraf makinelerinin ve kameraların objektifinden geçerek günümüze kadar ulaşmıştır. Şüphesiz bütün bu dokümanlar izlendikçe, geçmişe yönelik kaynaklık etmekle kalmamış, toplumda da bir çeşit bellek oluşturmuştur. Bu bellek biçimi kimi zaman manipülasyonlarla kırılmalara uğrasa da toplumun düşünüş biçiminde ?savaş olgusunu? tanımlamak için büyük önem taşır. Görsel medya ve iletişim araçlarının çoğalması ile birlikte savaşların görsel dokümanlarına ulaşmak kolaylaşmıştır. Vietnam savaşı ile birlikte televizyonlardan savaşın görüntülerinin yayınlanması, dergilerde ve gazetelerde savaşa dair fotoğrafların yer alması toplumda bazı tepkilere sebep olmuş ve savaş karşıtı olan insanların sayılarını arttırmıştır. Bazı dönemler bu tepkiler sokaklara dökülen insanlar tarafından dile getirilmiş ya da sanatçıların eserlerinde yer verdiği savaş karşıtı söylemlerle ortaya konulmuştur. Bir ressamın resim yaparken fotoğrafa başvurması onun bir kaynağa ya da belgeye başvurmasıdır. Nitekim birçok ressamın resim yaparken kaynak olarak fotoğraftan yararlandığı gibi Leon Golub da resim yaparken fotoğraftan yararlanmış bir ressamdır. Savaşa dair görsel dokümanlar da Golub?un sanatsal üretim sürecinde ilgi alanına hemen girmiştir. Anahtar Kelimeler: Savaş, Sanat, Fotoğraf, Resim

İbrahim Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Picasso'nun sanat tarihi ile kurduğu ilişkinin sanat ürünü olarak somutlanan örnekler üzerinden incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Picasso'nun yaratım süreci içerisinde hangi kaynaklardan yararlandığını araştırmak, özellikle ustalardan yapılmış eserlerden yola çıkarak sanat tarihinin, onun üretim çeşitliliğine etkisini incelemektir. Picasso'nun kendinden önceki sanatı sorgulayışı ve yorumundaki eklektik özellikler, 20. yüzyıl sanatını yaratırken çağın politik ortam ve teknolojik yeniliklerin etkisi yanında, en büyük desteğini geçmişten almıştır.

Sevim Altınbağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların öğrenmelerini resim yoluyla etkinleştirme "Bir öğrenme yöntemi olarak Fred Sedgwick modeli"

Sanat, mağara resimleriyle başlamış ve bugünkü yapısını alarak hayatımızın bir parçası olmaya devam eden uzun bir serüvendir. Mağara duvarlarındaki resimler, bakan ve soru soran tüm insanların içinde hala gizemini korumaktadır. Bugün, sanatın kökeni olarak tanımlamaya çalıştığımız bu mağara resimleri ve tabii ilkel araç gereç ve heykeller, onları yapan kişiler tarafından bizim algıladığımız şekliyle ortaya çıkarılmamış olsalar da, bu başlangıç noktalarının hayatı öğrenmenin en saf hali olduğunu söyleyebiliriz. Sanatın ilkel dönemde karşımıza çıkan belki de en önemli işlevi, hayatı öğrenme ve hayatla ilgili bir şeyler paylaşma içgüdüsüdür. Öğrenmenin kaynağı olan bilginin, sanatla ilişki kuran insanlar tarafından taşınması mağara atmosferinden yüzyıllar boyunca durmadan ilerleyerek ve genişleyerek günümüze kadar süregelmiştir. Bu araştırmada, sıklıkla üzerinde durulan 'bilgi' ve 'öğrenme' ilişkisinin de sanat alanı içindeki varlığı yukarıda bahsedilen temellere dayanmaktadır. Sanatı betimleme ve bilgi yoluyla öğrenmenin ve öğretilmenin nasıl olduğunu incelemek ve bunun farklı yöntemlerle özellikle Görsel Sanatlar Eğitimi içerisinde nasıl kullanılacağını çözümlemek sanat eğitimiyle uğraşan birçok kişi için önemli bir sorunsaldır. Yaptığımız araştırmada da farklı bir yöntem kullanılmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, çocukların çizimleri yoluyla onları daha iyi anlamak ve onlarla daha iyi bir iletişim kurmak açısından önemli bir deneme çalışması olarak nitelendirilebilir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar eğitimi, çocuklarda öğrenme, bilgi, betimleme.

BilgiGörsel sanatlar eğitimiResimler+4
Ezgi Yüksel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültesi 3. sınıf öğrencilerinin görsel imgeleri algılama farklılıklarının metafor yoluyla incelenmesi

Bu çalışmayı gerçekleştirmede temel amaç, Eğitim Fakültesi lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin görsel imgeleri algılama farklılıklarını nitelik (özgünlük ve yaratıcılık düzeyi) açısından incelemek ve bu niteliğin sanat eğitimi alma durumlarına göre değişip değişmediğini göstermektir. Bu amaç doğrultusunda, öğrencilerin, görsel imgelere ilişkin kullandıkları metaforların, yaratıcı düşünme özelliklerine göre dağılımını ve bu dağılımın öğrenim gördükleri programa, sanat eğitimi alıp almama durumlarına ve cinsiyete göre değişimini incelemektir. Nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim deseni ile gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemini, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin farklı programlarında öğrenim gören 3.sınıf lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı "İmgeden Metaforik Kavrama Dönüştürme" ve "Kavramdan Metaforik İmgeye Dönüştürme" başlıklarıyla iki bölüm olarak hazırlanmıştır. Birinci bölümde içeriği ve konusu farklı olan görseller yer almaktadır. İkinci bölümde duygu, renk ve eylem içeren on iki kavram bulunmaktadır. Araştırmanın nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış ve nitel verilerden elde edilen bulgular sayısal verilere dönüştürülerek nicel analizin istatistik yöntemlerinden çapraz tablo kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizi sonucunda, katılımcıların kullandıkları metaforların çoğunun Yakınsak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı görülmüştür. Programlara göre dağılıma bakıldığında, Resim-İş Öğretmenliği öğrencilerinin kullandıkları metaforların yarıya yakınının, diğer program öğrencilerinin ise bir kısmının Iraksak Düşünme Kategorisi'nde yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma da, Resim-İş Öğretmenliği dışında Felsefe, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe gibi insanın duygularını, düşünce dünyasını inceleyen programlardan katılımcıların kullandıkları metaforların, Iraksak Düşünme Kategorisi'nde daha üst sıralarda yer alması dikkat çekici bulgular arasındadır. Anahtar Kelimeler: Görsel imge, metafor, algı, yaratıcılık

AlgıEğitim fakülteleriGörsel algılama+6
Handan Narin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin sanat eserini kavrayışında dramanın etkisi

Bu çalışmada, 6.sınıf öğrencilerinin sanat eserlerini kavrayışlarında drama yönteminin etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla uzman görüşü alınarak belli dönemleri de kapsayan toplam dört sanat eseri seçilmiştir. Çalışma, Adana'daki bir ortaokulun 11-12 yaş dönemini kapsayan 6. sınıfa devam eden toplam 32 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deseni yarı deneysel bir yöntem olup biri deney, diğeri kontrol grubu olmak üzere iki sınıf seçilmiştir. Çalışmada deney ve kontrol gruplarına ön-test uygulanmadan, her iki grubun sanat eleştirisi yaprağına verdikleri cevaplar arasında anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadıkları ortaya konmaya çalışılmıştır. Deney grubuna yedi, kontrol grubuna altı olmak üzere toplamda on üç oturum uygulanmıştır. Bu on üç oturumda konu başlıkları müfredattaki kazanımlara uygun olarak işlenmiştir. Konular deney grubuna drama yöntemi, kontrol grubuna ise geleneksel yöntemle verilmiştir. Araştırmanın veri toplama aracı "Sanat Eleştirisi Yaprağı" olup verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları her iki grubun son dört oturumda verilen sanat eleştirisi yaprağından elde edilen verilere dayanmıştır. Araştırma sonucunda; deney grubu kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, deney grubunun kontrol grubuna göre sanat eleştirisi betimleme, çözümleme, yorumlama ve yargı basamaklarındaki açık uçlu soru kategorilerine verdikleri cevaplar içerik zenginliği açısından daha detaylı olduğu saptanmıştır. Deney grubunun kapalı uçlu soru kategorilerini cevaplama oranlarında ise kontrol grubuna oranla anlamlı bir farklılaşmanın olduğu görülmüştür. Sanat eserlerini anlama ve kavramada sanat eğitimcilerine düşen en önemli görev, sanat eserine yaklaşma noktasında kullandıkları yöntemin etkili olmasıdır. Bu açıdan bakıldığında sanat eleştirisinde drama yöntemi kullanıldığında öğrencilerin sanat eserleri ile ilgili yaşantısı canlı kalır ve eserleri kavrayışları ise daha kalıcı olmaları sağlanır. Anahtar Kelimeler: Drama, sanat eğitimi, sanat eseri, sanat eleştirisi

DramaDramatizasyon yöntemiDuyuşsal kavramlar+7
Abdulgafar Terzi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada paylaşılan toplumsal olaylara ilişkin işlenmiş görüntülerin grafik tasarım ilkeleri açısından incelenmesi

İletişim teknolojilerinde yaşanan nicel ve nitel dönüşümler her türlü yaşantı, duygu, düşünce ve üretimin kolay ve hızlı biçimde toplumla paylaşılabileceği bir medya türünün oluşmasını sağlamıştır. Sosyal medya olarak adlandırılan bu sanal ortam kullanıcı tabanlı olması, insanlar arasındaki etkileşimi arttırması ve kitleleri biraraya getirmesi gibi özellikleri bakımından da önem taşımaktadır. Bugün her türlü görsel, metin, video ve ses içeriklerinin üretilmesi ve paylaşılabilir olmasıyla birlikte sosyal medya, etkileşimin üst düzeyde olduğu bir alan haline gelmiştir. İnternette paylaşım olanaklarının artması ve bireylerin içerik üreterek bu içerikleri sosyal medyada paylaşabilmesi, görseller başta olmak üzere pek çok multimedyanın üretilip paylaşılmasına sebep olmuş; görsel içeriklerin Photoshop, Illustrator, CorelDraw ve Paint gibi görüntü işleme yazılımlarıyla işlenerek üretilmeye başlanması sonucu yeni bir görüntü türü ortaya çıkmıştır. Bu görüntü türünün zamanla hem bir iletişim biçimi, hem de grafik ürün olarak değer görmeye başlaması ise, bu görüntülerin grafik tasarım ilkeleri açısından incelenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Yapılan bu araştırmada iletişim, sosyal medya ve grafik tasarım hakkında kavramsal çerçeveler oluşturulmuş ve ardından yazılımlar aracılığıyla işlenerek paylaşılan görüntülerden örnekler seçilerek bu örnekler grafik tasarım ilkeleri açısından incelenmiştir. Araştırmanın; sosyal medyada görülen bu yeni üretim biçiminin, geçmişten bugüne teknolojik gelişmeler ile toplumsal olaylar neticesinde dönüşüme uğramış ve uğramaya devam eden grafik tasarım alanının ilkelerine uygun biçimde üretilmesi konusunda faydalı olacağı öngörülmektedir. Anahtar kelimeler: Sosyal medya, grafik tasarım, işlenmiş görüntüler.

Bilgi paylaşımıGrafik tasarımıGörüntü işleme+7
Cihangir Eker
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin görsel sanatlar dersine yönelik tutumları ile şiddete yönelik tutumları arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışma ortaöğretim öğrencilerinin görsel sanatlar dersine yönelik tutumları ile şiddete yönelik tutumları arasında bir ilişki olup olmadığını; varsa düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulguların eğitimle ilgili planlama süreçlerine katkı sunacağı düşünülmektedir. Bu çalışma nicel araştırmaya dayanan betimsel bir çalışmadır. Ölçekler aracılığıyla var olan bir durum betimlenmeye çalışılmış, buna bağlı olarak değişkenlerin birbirleriyle ilişki düzeyi incelenmiştir. Araştırma evrenini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Adana il Merkezinde yer alan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim kurumlarının öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma Seyhan, Çukurova, Sarıçam ve Yüreğir ilçelerinde bulunan 12 ortaöğretim kurumundan 978 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmada Tan (2006) tarafından geliştirilen Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği ve Haskan (2009) tarafından geliştirilen Şiddet Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca bağımsız değişkenleri ölçmek için araştırmacı tarafından hazırlanmış 17 sorudan oluşan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler için SPSS Statistics 17.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin türüne göre, korelasyon (r), t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), yüzde (%) dökümleri yapılarak, F değerinin önemli olduğu durumlarda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak için Bonferroni, Post-Hoct Dunnett C Testi ve Post-Hoc Tamhane's T2 testi uygulanmıştır. Çalışma sonucunda Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlar ile şiddet eğilimleri arasında negatif yönde ilişkiye ulaşılmıştır. Çalışmada öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyet, kardeş sayısı, ebeveynlerinin aylık gelirleri ve çalıştıkları yerlerin öğrencilerin Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlarını veya şiddet eğilimlerini etkilediği belirlenmiştir. Okul dışı sanat aktivitelerinin de Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Bunların yanında öğrenim görülen sınıf, ders malzemelerinin temini, okulda atölyelerinin olup olmaması ve Görsel Sanatlar öğretmeninin cinsiyetine göre de Görsel Sanatlar dersine yönelik tutumlar ve şiddet eğilimlerine ilişkin anlamlı sonuçlara ulaşılmıştır.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiOrtaöğretim öğrencileri+6
Esra Pınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Sanat eğitimi öğrencilerinin zihinsel imgeleme kapasitesini belirlemeye yönelik bir ölçme aracı geliştirme çalışması

Bu araştırmanın amacı, sanat eğitimi veren kurumların (eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü resim-iş eğitimi ana bilim dalı ile güzel sanatlar fakülteleri resim, grafik ve heykel bölümleri) lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerinin, zihinsel imgeleme kapasitelerini belirleyecek çok boyutlu, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Araştırmanın örneklemini, beş farklı üniversitenin sanat eğitimi veren lisans programlarında öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden toplam 720 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın veri toplama aracı ise, bir test bataryasından oluşmaktadır. Zihinsel İmgeleme Kapasitesi Test Bataryası (ZİKT); Zihinsel İmgeleme Gücü Ölçeği (ZİGÖ), Metaforik Düşünme Gücü Testi (MT) ve Yaratıcı İmgelem Yeteneği Testi (YİT) olmak üzere biri ölçek, ikisi test toplam üç bileşenden oluşmaktadır. Araştırma bulgularında, öncelikle hem ZİKT bataryasının hem de test bataryasını oluşturan ölçme araçlarının psikometrik özellikleri incelenmiştir. Bulgularda özellikle ZİKT bataryasının üç bileşenli yapısının açımlayıcı faktör analizi ile yapısal olarak desteklenmesi ve doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanması önemlidir. Buna ek olarak, hem ZİKT bataryasının hem de test bataryası içerisinde yer alan veri toplama araçlarının ayırt edicilik geçerliği, uyum geçerliği ve iç tutarlılık güvenirliği yeterli düzeyde bulunmuş, puanlayıcılar arası güvenirliğinin yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmadan elde edilen verilerle, sanat eğitimi öğrencilerinin test bataryasında yer alan veri toplama araçlarındaki güç ve yetenek düzeyleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin zihinsel imgeleme gücü yüksek bulunurken, metaforik düşünme gücü ve yaratıcı imgelem yetenek düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Ancak bu iki teste ilişkin betimsel değerler incelendiğinde, metaforik düşünme gücü ile yaratıcı imgelem yeteneği testinin canlılık alt boyutundaki güç ve yetenek düzeylerinin öğrencilerin neredeyse yarıya yakında orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak araştırma kapsamında, ZİKT bataryası için indeks puanı elde edilmiş ve sanat eğitimi öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversiteye ve sınıf düzeyine göre ZİKT bataryası indeks puanlarında, istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülürken, öğrenim gördükleri fakülteye göre anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, sanatsal beceride gereksinim duyulan imgelem yeterliğinin ZİKT bataryası ile ölçülebileceği deneysel olarak kanıtlanmıştır. ZİKT bataryasının özel yetenekli bireylere yönelik tanılama süreçlerinde ve bu tür programlara öğrenci seçiminde uygulanabileceğine yönelik öneriler sunulmuştur.

Görsel imgeGüzel sanatlar fakülteleriSanat eğitimi+6
Handan Narin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlar öğretmen adaylarının görsel okuryazarlık becerilerinin incelenmesi

Görsel okuryazarlık, çağdaş insanın ihtiyacı olan, öğrenilmesi gereken bir beceridir. Çünkü, farkında olmadan her gün belli bir oranda görsel okuryazarlık gerektiren işaretlerle karşılaşırız. Karşılaştığımız trafik işaretlerinde, otobüs tabelalarında, mobil telefonlarımızda, bilgisayar ekranlarında hatta dışarıda içtiğimiz kahve, yediğimiz fast food gibi ambalajlı tüm ürünlerde görsel okuryazarlık gerektiren durumlarla karşılaşırız. Bunların bir kısmını, temel düzeyde olan görsel okuryazarlık becerilerimizle çözebiliriz. Yol bulma, kuralları anımsama, güvenlik, doğru ürünü seçme gibi birçok temel ihtiyaç için görsel okuryazarlık becerisi bir zorunluluk biçimine dönüşmüştür. Görsel okuryazarlığın hayatla bu kadar iç içe olduğunu anladığımızda bu becerinin ne kadar gerekli olduğunu ve özellikle teknolojiyle çevrelenmiş olduğumuz bir dönemde hayatımızı ne kadar kolaylaştırabildiğini fark etmiş oluruz. Bu beceri, eğitim ya da meslek alanının içinde olsun ya da olmasın herkes için bu kadar önemliyken, görsel sanatlar öğretmen adayları için ayrı bir öneme sahiptir. Görsel okuryazarlık belirli bir düzen içerisinde ve programlı olarak öğretilmesi gereken bir beceridir. Ülkemizde görsel sanatlara yönelik eğitim veren programlarda, öğrencilerin görsel okuryazarlık alanına ilişkin bilgileri, sanatın/tasarımın temel ilke ve elemanlarının öğretildiği dersler ve eleştiri becerisini desteklemeyi amaçlayan derslerden edindikleri bilgi ve yöntemlerle sınırlı kalmaktadır. Bu nedenle görsel sanatlar alanında eğitim veren bölümlerin, içeriği görsel okuryazarlık becerisi edindirmek üzere planlanmış olan müstakil bir dersle, öğrencilerin görsel okuryazarlık becerisinin desteklenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, görsel sanatlar öğretmeni yetiştiren Resim-İş Öğretmenliği lisans programında okuyan 1. ve 4. sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlık becerileri arasında bir fark olup olmadığının Görsel Okuryazarlık İndeksi'ne verdikleri cevaplar doğrultusunda incelenmesi ve yorumlanması amaçlanmıştır. Bu nedenle kolay ulaşılabilir bir çalışma grubundan 1. ve 4. sınıftaki öğrencilere Maria Avgerinou'nun geliştirmiş olduğu Görsel Okuryazarlık İndeksi uygulanmış ve elde edilen verilerle iki grubun görsel okuryazarlık becerilerinin incelenmesine ve karşılaştırılmasına yönelik bir betimleme çalışması yapılmıştır. Ölçme aracı olarak kullanılan indeksin geniş kapsamlı olması ve farklı stillerde sorular içermesinden dolayı oluşabilecek aksaklıkların daha kolay telafi edilebilmesi için araştırma tek bir üniversitenin Resim-İş Öğretmenliği programına uygulanmıştır. Çoklu oturumdan oluşan ölçme aracı, öğrencinin görsel okuryazarlık alanında düşünsel ve görsel yeterliliğini ölçmeyi amaçlamaktadır. Bu incelemeye göre aralarında aldıkları eğitimin süresi ve seviyesi açısından fark olduğu varsayılan iki grubun görsel okuryazarlık düzeylerinin birbirine yakın olduğu saptanmıştır.

Görsel okuryazarlıkGörsel sanatlarGörsel sanatlar eğitimi+3
Nida Bozdik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Montessori, Waldorf ve Reggio Emilia yaklaşımlarını benimseyen okul öncesi özel kuruluşlar örneğinde görsel sanatlar eğitimi durumunun betimlenmesi

Okul öncesi, merak ve heyecan dolu çocuğun dünyaya dair her şeyi öğrenmeye en hevesli ve bu öğrenmeyi gerçekleştirecek olağanüstü yeti ve güce sahip olduğu bir dönemdir. Bilimsel araştırmalar, insanın tüm yaşamındaki gelişimi ile kıyaslandığında en hızlı bilişsel gelişimin okul öncesi dönemde gerçekleştiğini göstermektedir. Okul öncesi dönemdeki öğrenimlerin daha kalıcı olduğu ve bu dönemde çocuğun kişiliğinin temelleri atıldığı düşünülürse, söz konusu dönemde verilecek eğitimin önemi de bir hayli önem kazanmaktadır. Çocuk eğitimine ilişkin düşünceler oldukça erken tarihe dayansa da örgün eğitimin öneminin anlaşılmasının ve bu yönde yapılan çalışmaların oldukça yeni olduğu söylenebilir. Friedrich Froebel'in 1837'de ilk anaokulu niteliğindeki Çocuk Bahçesi adlı okulu açmasından bu yana, okul öncesi eğitiminde önemli gelişmeler gerçekleşmiştir. Okul öncesi eğitime yönelik çeşitli metotlar ve yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlardan Montessori, Waldorf ve Reggio Emilia'nın uzun yıllar dünya çapında uygulanan, başarısı kanıtlanmış önemli yaklaşımlardan olduğu söylenebilir. Ayrıca bu üç yaklaşım, Montessori başta olmak üzere Türkiye'de en çok benimsenen yaklaşımlardır. Bu tezde, söz konusu üç yaklaşımı benimseyen Türkiye'deki özel okul öncesi eğitim kuruluşlarının görsel sanatlar eğitimini ne şekilde planladıkları, sanat etkinlikleri için tasarladıkları fiziki koşullar ve etkinliklerin içeriği incelenmiştir. Bunun sonucunda inceleme alanını oluşturan okulların sanatı ve sanat etkinlerini konumlandırma biçimlerinin, benimsemiş oldukları söz konusu yaklaşımlarla ne derece tutarlı olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemi, benimsediği yaklaşımı en iyi şekilde uyguladığı düşünülen, görüşme ve gözlem yapılmasını kabul etmiş okullardan oluşmaktadır. Bu okullar belirlenirken uzman görüşleri alınmış ve aynı zamanda okulların kendilerine ait sosyal medya adreslerinde ve internet sitelerinde benimsemiş oldukları yaklaşımı başarılı bir şekilde uyguladıklarını iddia eden okullar tercih edilmiştir. Bu inceleme sonucunda söz konusu okulların benimsedikleri yaklaşımlarla, gerek fiziksel özellikler bakımından gerekse felsefesinin içselleştirilmesi açısından, büyük oranda tutarlı oldukları ve sanat eğitimini de bu yaklaşıma uygun olarak biçimlendirdikleri söylenebilir. Waldorf Yaklaşımı'nı benimseyen iki okulda sanatın tinsel ve terapötik yönüne vurgu yapılmıştır. Montessori Yaklaşımı'nı benimseyen üç okulda da görsel sanatların çocuğu ilkokula hazırlama, çocuğun el becerilerini geliştirme yönündeki önemi vurgulanmıştır. Bu üç okulun ikisinde Montessori standartların dışında görsel sanatlar eğitimine yönelik branş derslerinin olduğu belirlenmiş, iki okulun birinde ise branş derslerine katılım zorunlu kılınmıştır. İncelenen Reggio Emilia ilhamlı iki okulda ise sanatın, çocuğun önemli bir ifade aracı olduğu ve bu nedenle de merakları doğrultusunda başlatılan projelerde çocuğun çeşitli sanat türlerini kullanarak kendisini ifade etmesini destekledikleri saptanmıştır.

Görsel sanatlar eğitimiMontessori, MariaOkul öncesi eğitim+3
Semiha Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mona Hatoum'un ürünlerine bilişsel dilbilimsel metaforik bir yaklaşım

Tarihte sanatçıya yüklenen ilahi rol, hem sanatçının bilgi üretme çabasını göz ardı etmiş hem de izleyiciyi bir sanat ürünü karşısında edilgen konumda bırakmıştır. Tarihsel süreç içerisinde değişen sanat üretim biçemleri ve sanat algısı, çağdaş sanat ile birlikte disiplinlerarası bir konuma kendini yerleştirmiştir. Sanatçılar ürünlerini düşünsel boyutu yüksek, karmaşık kavramsal ve metaforik içeriklerde üretmeye başlamışlardır. Bu noktada hem sanatçının deneyimleri ve edindiği problemler bağlamında ortaya koyduğu sanat ürünü artık bir bilgi nesnesi haline gelmiş hem de izleyici geçmişteki edilgen konumundan kurtularak sanat ürününü deneyimleyebileceği bir konuma yerleşmiştir. Bu araştırmada, Bilişsel Dilbilimsel yaklaşımlarda çoğunlukla içeriklerinin metaforik anlamda zengin oluşu dolayısıyla şiir ve atasözü incelemelerinde karşımıza çıkan yazınsal eserleri incelemede kullanılan bir yaklaşım biçimi olan Çağdaş, bir diğer adıyla Bilişsel Metafor Teorisi'nin, görsel sanatlar alanında sanat eserlerinin analizinde bir yöntem olarak uygulanabilirliği araştırılmıştır. Bu doğrultuda ulusal ve uluslararası literatür taranmış olup bilişsel bilimler, bilişsel dilbilim, eğitimbilimlerinde metafor kullanımı ve sanatta metafor kullanımı ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Ulaşılan ilgili araştırmalarda ülkemizde bilişsel metafor teorisinin sanat ürünlerini inceleme yöntemi olarak fazlaca kullanılmadığı ancak uluslararası literatürde sıklıkla başvurulan bir yöntem olduğu görülmüştür. Çalışmanın kavramsal açıklamaları içeren bölümünde biliş/üstbiliş, bilişsel dilbilim, metafor, imge metafor gibi kavramlar, literatür tarama yöntemi ile araştırılıp incelenmiştir. Bu veriler doğrultusunda, bilişsel dilbilimin alt araştırma alanlarından biri olan Çağdaş Metafor Teorisi, günümüzün önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Mona Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatımların incelenmesi amacıyla kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde sanatçının hayatı, eserleri, röportajları ve hakkında yazılan eleştiri yazılarına yer verilerek incelenmiştir. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın temel problemini George Lakoff ve Mark Johnson'ın Çağdaş/Bilişsel Metafor Teorisi'ni sanat ürünlerini incelemek, sanat ürününü oluşturan metaforları çözümlemek için olanaklı hale getirmek oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler ışığında sanat eğitiminin süreç ve yöntemlerine ilişkin yeni öneriler sunmak araştırmanın alt problemini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü'nden rastgele seçilen öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak bir uygulama gerçekleştirilmiş; öğrencilerin ürünleri alımlama biçimleri bilişsel dilbilimsel metaforik yaklaşımın olanaklarıyla incelenmiştir. Katılımcıların yorumları göz önünde bulundurularak Hatoum'un ürünlerindeki metaforik anlatılar Bilişsel Metafor Teorisi bağlamında açımlanmıştır. Bulgular, metaforun hedef ve kaynak alanları açısından incelenmiştir. Teori'nin de desteklediği üzere görüşmeler sonucunda ortak metaforik açılımlar elde edildiği gibi kültürel, çevresel ve bireysel farklılıklar da açığa çıkmıştır. Araştırmanın alt amaçları doğrultusunda görüşmeler incelendiğinde katılımcıların kavramsal okumalar yapmakta güçlük çektiği ve daha somut anlatılarla kendilerini ifade etmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Sanat eğitimi alan öğrencilerin eser analiz edilen, sanat ürünlerine yaklaşımlarda bulunulan derslerde aktif katılımcı rolü oynamasının öğrencilerin kavramsal düşünme yetisini geliştireceği; bu derslerde metaforun doğasına ve oluşumuna ilişkin bilgilere yer verilmesinin yaratıcı sanatsal düşünme etkinliğine katkıda bulup, sanatsal üretimlerini zenginleştireceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Dilbilim, Çağdaş Metafor Teorisi, Çağdaş Sanat, Mona Hatoum

Bilişsel dil bilimBilişsel erişiBilişsel yapı+6
Hande Naz Duyuler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de görsel sanatlar dersinin tarihsel gelişimi ve paydaşların görsel sanatlar eğitimine yönelik algı ve beklentileri

Bu araştırmada Cumhuriyetten günümüze görsel sanatlar dersi öğretim programlarında amaç, içerik, süreç ve değerlendirmenin nasıl bir değişim ve gelişim gösterdiği incelenmiş; görsel sanatlar eğitimi paydaşları olarak alınan görsel sanatlar öğretmenleri, öğrenciler, veliler, idareciler, rehber öğretmenler, öğretmen adayları, akademisyenler, sanatçılar, sanat eğitimi yazarları ile müze/galeri eğitimcilerinin alana yönelik algı ve beklentileri ortaya koyulmuştur. Çalışmada karma yöntem modeli kullanılmıştır. Araşırma, görsel sanatlar dersinin, Türkiye'de sadece resim/resim-iş olarak adlandırıldığı Cumhuriyet döneminden itibaren incelenmesinin yapıldığı betimsel bir araştırmadır. Nitel araştırma fenomonolojik desene dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden; her türlü basılı ve elektronik yayınların literatür taraması yapılarak, ilgili 63 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşmeler ve 4 görsel sanatlar öğretmeniyle yerinde gözlemler gerçekleştirilmiştir. Gözlemler ve görüşmeler içerik analizine tabi tutularak bulgular elde edilmiştir. Görsel sanatlar eğitimine yönelik orijinal birer algı ölçeği ve beklenti ölçeği hazırlanıp uygulanmıştır. Ölçeklerin puanlandırılmasından sonra SPSS 22.0 programında tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ile bulgular elde edilmiştir. Betimsel araştırma ile görsel sanatlar dersinin çağın yenilikleri paralelindeki değişimi anlatılmıştır. Analizler, paydaşların görsel sanatlar eğitimine yönelik genel algısının; el becerisini geliştirmek, hayal gücünü geliştirmek, duygu ve düşüncelerin aktarılmasını sağlamak yönünde olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Görsel sanatlar eğitimine yönelik beklentilerde ise paydaşların hem bu eğitimden hem de birbirlerinden ne bekledikleri ortaya konulmuştur. Hepsinin hemfikir olduğu tek husus, işini severek yapan bir görsel sanatlar öğretmenin bu eğitimi vermesi gerektiğidir. Bunun yanı sıra görsel sanatlar eğitiminin teknik beceri kazandırması, haftada 2 ders saati olması, malzeme ihtiyaçlarını kolayca giderebilecekleri, müzik eşliğinde çalışabilecekleri bir ortamda yapılması başlıca beklentiler arasındadır.

Görsel sanatlarGörsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimi+1
Sinem Alpaslan Asiltürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Güncel sanatta iğrenme kavramının varoluşçu felsefe bağlamında incelenmesi

Araştırmanın amacı, varoluşçu felsefe çerçevesinde güncel sanatta iğrenme içerikli çalışmalara yönelmenin nedenlerini sorgulamaktır. Bu amaç doğrultusunda iğrenme kavramının ne olduğu, neden sanata dâhil edildiği, estetik bir değer olarak anlamı, ilişkide olduğu diğer kavramların neler olduğu ve sanatta ne şekillerde görünür kılındığı gibi konulara açıklık getirilmeye çalışılır. Son yıllarda yaygınlaşan iğrenme içerikli sanat çalışmalarında bedenin ve bedensel atıkların malzeme olarak kullanımının büyük rol oynadığı gözlenir. Varoluşçu felsefenin de insan odaklı olması nedeniyle iğrenme kavramı çok geniş bir yelpazede inceleme imkânı sunar. Bu sebeple araştırma, beden kavramı etrafında şekillendirilir. Ancak bu sanat tarihsel bir şekillendirmeden ziyade iğrenme kavramının sanatsal algıda yarattığı değişimin incelenmesidir. Araştırma yöntemi psikoloji temelli bir kavramın aynı zamanda felsefi ve sanat tarihsel sorgulanmasını içerir. Betimsel bir çalışma olarak planlanıp disiplinlerarası araştırma modeli kullanılarak kavramın farklı disiplinlerce nasıl ele alındığı incelenir.

BedenGüncel sanatTiksinme+2
Kerem Atar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim II. kademe ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan sanat eğitimcilerinin sanatçı-öğretmen kavramı bağlamında incelenmesi

Bu araştırmada sanatçı-öğretmen kavramının detaylı analizi yapılmıştır. Kavramın tarihsel süreci, metinsel içeriği, eğitim uygulaması örneği olarak Sanatçı-Öğretmen Programı (ATS) incelenmiştir. Önemli sanatçı-öğretmenlerin biyografileri ve Türkiye'de bu mesleki kimlikle değerlendirilebilecek sanat eğitimcilerinin uygulama ve profil incelemeleri yapılmıştır. Türkiye'de sanat eğitiminde birçok olumlu değişime yol açabileceği düşünülen sanatçı-öğretmen kavramına dair Türkçe literatürde yeterli kaynak bulunmaması ve sanat eğitimcilerinin sanatçı benliğinin korunarak sanat eğitimine katkıda bulunulabileceğini göstermek için bu çalışmanın yapılması bir gereklilik olarak görülmüştür. Çalışmanın amacı sanatçı-öğretmen kavramını, zengin tarihine aşina olmayan 21. yüzyıl Türk sanat eğitimcilerine yeniden kazandırmak, ülkemiz koşullarına uyarlanabilir sanat eğitim modellerinin incelenmesine katkı sağlamak ve literatürdeki eksikliğin giderilmesi için gelecek çalışmalara temel oluşturmaktır. Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden; her türlü basılı ve elektronik yayınların literatür taraması yapılmış ve sanatçı-öğretmen kriterlerini karşılayan altı sanat eğitimcisi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler içerik analizine tabi tutularak bulgular elde edilmiştir. Görüşmeler sonucunda sanatsal üretimin öğretmenlik uygulamalarını geliştirdiği tespit edilmiştir. Sanatsal aktifliğin öğretmenlerin yaratıcılık, güncel sanata hâkimiyet, teknik beceri gibi konularda yenilenerek öğrencileriyle olan paylaşımlarında çağdaş bir yöntem kullanmalarını sağladığı görülmüştür. Bütün bunların ışığında, sanatçı-öğretmen kavramının sanat eğitiminin her basamağında gelişme vadeden, umut verici özelliklere sahip olduğu ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: sanat eğitimi, sanat eğitimcisi, sanatçı-öğretmen, ilköğretim II. kademe, ortaöğretim

EğitimcilerOrtaokullarOrtaöğretim okulları+2
Sinem Severbaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlar eğitiminde sanatçı odaklı etkinliklerin öğrenci performansına etkisi: Bedri Rahmi Eyüboğlu örneği

Bu araştırmada Türk sanatının 20. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biri olan, sanatın birden çok alanında üretim yapmış, bunları yaparken de içinde bulunduğu toplumun kültüründen etkilenen Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yaşamı ve sanatından yola çıkılarak ortaokul görsel sanatlar dersinde ne tür etkinliklerin yapılabileceği ve bu etkinliklerin öğrenci performansına etkisi incelenmiştir. Araştırma, sanatın birden çok türünde eser veren sanatçıların sayıca az olduğu düşünüldüğünde Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatını tüm yönleriyle tanıtması, öğrencilere salt bir sanatçı örneği sunmaktan öte dönemin özellikleri, sanatçının düşünce yapısı, edebi kişiliğiyle ve sanatıyla geçmiş ve gelecek arasında bir sanatçının nasıl köprü görevi üstlenebileceğini göstermesi nedeniyle önem arz etmektedir. Bu amaçla 7. sınıf görsel sanatlar dersi öğrencilerine Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun sanatıyla ilişkili olarak hazırlanan etkinlikler yaptırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden, gözlem ve görüşme tekniği ile nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları Adana'daki, bir ortaokulda 7. Sınıfa devam eden 40 öğrenciden oluşmuştur. Katılımcılara Bedri Rahmi'nin eserlerinden yola çıkılarak hazırlanan; İç İçe Geçmiş Figürler, Motif Tasarımı, 3 Boyutlu Nesneler üzerine Resim (Atık Malzeme Üzerine Çalışma) ve Mektup Zarfı Tasarlamadan oluşan 4 farklı etkinlik yaptırılmıştır. Araştırma sonucunda gözlem, görüşme ve ürün değerlendirme formundan elde edilen verilerden, öğrencilerin büyük çoğunluğunun İç İçe Geçmiş Figürler etkinliğinden keyif aldıkları görülmüştür. Resimlerin jüri tarafından değerlendirilmesi sonucunda Atık Materyal Üzerine Çalışma etkinliğinden en nitelikli sonuca ulaşıldığı görülmüştür. Böylelikle öğrencilerin farklı etkinliklerden daha çok keyif aldıkları, öğrenmeye istekli oldukları ve çok yönlü bir sanatçı tanıyarak örnek bir sanatçı benimsedikleri bu doğrultuda çalışmalarında daha özgür oldukları görülmüştür. Görsel sanatlar eğitiminde uygulanan sanatçı odaklı etkinliklerin irdelenmesi, ihtiyaçlara ve gelecekte yapılabileceklere dair fikir verebilecek güncel bir çalışma olmasının, alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Bedri Rahmi Eyüboğlu, sanat eğitimi, görsel sanatlar dersi, sanat

Eyüboğlu, Bedri RahmiEğitim etkinliğiGörsel sanatlar+5
Sinem Seğmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul görsel sanatlar dersinde sanat eserleriyle bağ kurmanın aracı olarak ekfrasis

Bu araştırma, sanatsal bir eleştiri türü olarak kabul edilen "ekfrasis"in ortaokul görsel sanatlar dersi kapsamında, öğrencilerin sanat eserleriyle bağ kurmasında bir araç işlevi görebileceği düşünülerek yürütülmüştür. Çalışma aynı zamanda, ekfrasis türünün ortaokul görsel sanatlar dersi kazanımlarına bir öneri niteliğinde tasarlanmıştır. Yapılan araştırmanın nihai bulgularının sanat eğitimi etkinliklerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Araştırma, deneysel bir çalışma olarak 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Adana ili Pozantı ilçesinde bulunan bir ortaokulun (Pozantı Atatürk Ortaokulu) 7. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya; 10 kişi deney grubunu, 10 kişi kontrol grubunu oluşturacak biçimde belirlenen iki şubeden toplamda 20 öğrenci katılmıştır. Veriler uzman görüşleriyle oluşturulan ön test ve son test formu aracılığıyla elde edilmiştir. Ön test ve son test formları; betimleme, çözümleme, yorumlama, yargı süreçlerine ait toplamda 13 açık uçlu soru içermektedir. Uygulama aşaması için planlanan süreç doğrultusunda deneysel çalışma için iki grup seçilmiş; bu grupların biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Kontrol grubuyla görsel sanatlar dersi müfredatında yer alan eleştiri yöntemi kullanılarak (betimleme, çözümleme, yorumlama ve yargı aşamalarından oluşan Feldman Eleştiri Modeli) eleştiri etkinlikleri yapılmış ve süreç boyunca mevcut kazanım yönergesi dışına çıkılmamıştır. Çalışmada esas işlemin uygulandığı ve etkisinin ölçülmeye çalışıldığı grup deney grubu olmuştur. Bu doğrultuda deney grubuyla "ekfrasis" eleştiri türü kapsamında eser incelemeleri yapılmış ve bu süreç toplamda 6 haftada tamamlanmıştır. Kontrol ve deney grubu öğrencilerinin yazdıkları metinlerde içerik analizi yapılmıştır. Aynı zamanda bulgular nicelleştirilerek de betimlenmiştir. Deney grubunun süreç içerisinde yaptığı ekfrasis türünün gereği olarak sanat eserine kendinden bir hikâye ekleme, ayrıntıları kurguyla bütünleştirme gibi yaklaşımlarda bulunduğu son testlerin analizleri ile kontrol grubunun Feldman'nın geliştirdiği eleştiri modeline dayalı gerçekleştirdikleri eleştiri metinleri arasında dikkate değer bir farklılık gözlenmiştir. Deney grubunun sanat eserlerinden bir öykü, şiir ya da hikâye türetme çalışmaları esere daha derinlemesine bakmalarını sağlamıştır. Esere daha derinlemesine bakma eylemiyle birlikte; sanatçıyla, eserdeki öznelerle empati kurma eğiliminin daha güçlü olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonucunda deney grubu daha önce karşılaşmadıkları ekfrasis türünü denemekten çok keyif aldıklarını belirtmiş ve yeni eser incelemeleri için gönüllü olmuşlardır. Süreçte elde edilen ekfrastik metinler söz konusu yaş grubundan beklenenin üzerinde olmuş, bu durum katılımcıların eser analizi konusunda cesaretini artırmıştır. Ekfrasis sayesinde öğrencilerin yeni eser incelemelerine sıcak bakması, eser ayrıntılarını merak etmeleri ve araştırmaya gönüllü olmaları deney grubunun bu tür aracılığıyla sanat eserleriyle bağ kurduğunun göstergesi olarak kabul edilmiştir. Ulaşılan sonuçlar doğrultusunda, çalışmanın yeni ve farklı açılarla ele alınabilecek araştırmalarına önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ekfrasis, görsel sanatlar dersi, sanat eğitimi.

EkfrasisGörsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimi+4
Nurdan Cenik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Güzel sanatlar eğitimi bölümü resim-iş öğretmenliği programlarına güzel sanatlar lisesinden gelen öğrencilerin motivasyon durumlarının incelenmesi

Motivasyon, özellikle eğitim psikolojisinde ana fenomenlerden biridir. Genel olarak motivasyon teorileri, bir insanı neyin harekete geçirdiğinin veya onu neyin hareketsiz kıldığının ve eylemi sürdürmede neyin etkili olduğunun cevabını arar. Karmaşık ve çok faktörlü bir süreç olan motivasyon, hem iç hem de dış koşullarla ilişkilidir. İçsel motivasyon bilgi, başarı ve kendini geliştirme gibi ihtiyaçların karşılanmasıyla ilgiliyken dışsal motivasyon saygı, kabul ve takdir görme gibi toplumsal faktörlerin etkisiyle oluşmaktadır. İnsan davranışlarında önemli yere sahip olan, öğrencilerin başarısından ve başarıya ulaşma arzusunu oluşturmasından dolayı motivasyonun akademik eğitim süreçteki önemi de yadsınamaz büyüklüktedir. Bu araştırmada, güzel sanatlar liselerinden mezun olup resim-iş öğretmenliği programlarında eğitim alan öğrencilerin motivasyon durumları incelenmiştir. Güzel sanatlar lisesi mezunu olup resim-iş öğretmenliği programlarına kayıtlı olan öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler dikte edildikten sonra içerik analizi yapılmıştır. Güzel sanatlar lisesi mezunu öğrencilerin yükseköğretime başlamadan önce beklentilerinin eğitim durumlarına göre şekillendiği tespit edilmiştir. Katılımcıların tamamı yükseköğretimden akademik, fiziki koşullar ve öğretim kadrosu vb. konularda beklentileri olduğunu; ancak çoğu beklentilerinin karşılanmadığını ifade etmiştir. Katılımcıların beklentilerinin yüksek olması ve bu beklentilerin karşılanmaması öğrencilerin motivasyonunun düşmesine neden olmaktadır. Bunun temel sebebi, güzel sanatlar lisesi ve resim-iş öğretmenliği programlarının fiziki altyapı ve alan derslerinin isimleri ve içerikleri bakımından benzer olmasıdır.

Aday öğretmenlerGüzel sanatlar liseleriMotivasyon+3
Melis Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, çağdaş sanatın 1960'dan günümüze kadar olan sürecini sanat, sanat akımları, sanatçı, eser ve sanat ortamı ilişkileri bağlamında ele alarak analiz etmek ve görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek amacındadır. Yaşadığımız dönem içerisinde çağdaş sanatın öğelerinin tanımlanamayacak kadar kapsamlı bir uygulama ve kuramsal alana yayıldığı görülmektedir. Bu doğrultuda çağdaş sanat pek çok disiplin alanını içerisinde barındırır. Günümüzde çağdaş sanatın karmaşık ve disiplinler arası yapısı felsefe, sosyoloji, estetik gibi farklı disiplin alanlarına ilişkin bilgi birikiminin varlığını gerektirmektedir. Bu yapı bileşenlerine bağlı sanatın bu dönüşümü, sanatın, sanatçının, sanat eserlerinin, sanat ortamı koşullarının ve düşünce yapılarının yeni estetik değerler kapsamında algılanması ve analiz edilmesi gibi sanat eğitimi süreçleri büyük önem teşkil etmektedir. Araştırma literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiş ve çağdaş sanatın görsel sanatlar dersindeki yerine ilişkin veriler ve görsel sanatlar öğretmenlerinin görüşlerine dayalı olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden literatür taraması kullanılarak çağdaş sanat ve görsel sanatlar eğitimi ile ilgili her türlü yazılı, basılı yayınlar ve web kaynakları incelenerek gerçekleştirilmiştir. Sonrasında ortaöğretim 11. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yönelik öğretmen görüşlerini belirlemek amacı ile 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. 28 görsel sanatlar öğretmeninin görüşlerine başvurularak görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmeler neticesinde katılımcıların çoğunluğu 11. sınıf görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına ders programında yer verdiğini belirtmiştir. Ancak görsel sanatlar dersinde çağdaş sanat uygulamalarına yeterli düzeyde yer verilmediği ve derse yönelik öğrenci motivasyonunun düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Görsel Sanatlar Eğitimi, Çağdaş Sanat, Küreselleşme, Ortaöğretim 11. sınıf.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiKüreselleşme+4
Songül Dündar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni bir plastik dilin biçimlendirme aracı olarak Richard Wagner, Gustav Mahler, Arnold Schöenberg ve Fazıl Say besteleri

Bu araştırmanın amacı resim ve müzik ilişkisi, müziği resmeden sanatçıların ele aldıkları yöntemlerin incelenmesi ve bu bağlamda uygulama çalışmaları yapmaktır. Sanat tarihi, resim ve müzik ilişkisinin temellerini Aristoteles'e kadar dayandırmakla birlikte en önemli kuramsal çalışmalar, Kandisnsky ve Klee tarafından gerçekleştirilir. Bu çalışmaların en önemli metni Kandinsky'nin Sanatta Tinsellik Üzerine adlı kitabıdır. Kandinsky, bu çalışmasında resim ve müzik ilşkisi üzerine çok önemli tartışmalar gerçekleştirir. Önemi tartışmalarından biri her notanın bir renge karşılık gelebileceğidir. Kandinsky kuramsal tartışmaları dışında müziği betimleme olarak tanımlayabileceğimiz resimleriyle de çalışmamız bakımından önemlidir. Kandinsky'nin çalışmalarından sonra resim ve müzik ilişkisi üzerine belirgin bir şekilde kuramsal tartışmalar artar ve müziği resmeden sanatçılar farklı teknik ve yöntemlerle uygulama çalışmaları gerçekleştirir. Çalışmanın II. Bölüm'ü; filozoflar, bilimciler tarafından gerçekleştirilmiş olan resim ve müzik ilişkisinin teorik tartışmaları; müzik ve resim ilişkisi bağlamındaki çalışmalarıyla öne çıkan sanatçılar ve ilgili eserlerinden örnekleri içermektedir. Çalışmanın III. Bölüm'ü için Richard Wagner, Gustav Mahler, Arnold Schöenberg ve Fazıl Say'ın bestelerinin plastik yorumlarına dayalı uygulama çalışmalarından oluşmaktadır. Bu bölüm, kişisel çalışmaların açıklanmasına dayalı olduğu için dilde de bir değişiklik gerçekleştirilmiş ve araştırmacı özne rolüne geçirilmiştir. Üçüncü şahıs zamiri kullanmanın bu çalışma bakımından nesnel ton yaratması, çalışmanın amacı bakımından bir sorun olacağından ve açıklamaları olumsuz etkileyeceğinden ilk şahıs zamiri kullanılmıştır.

Faruk Çelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

STEAM eğitiminin görsel sanatlar öğretmen adaylarının STEAM pedagojik alan bilgilerine ve tutumlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada sanat temelli STEAM eğitiminin görsel sanatlar öğretmen adaylarının STEAM'e ilişkin tutumlarını ve STEAM pedagojik alan bilgileri üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda STEAM teori ve uygulamalarının yer aldığı sanat temelli bir program hazırlanmış ve araştırma karma yöntem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Akdeniz bölgesinde bulunan bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi Resim - İş Eğitimi Programı 2021 - 2022 eğitim öğretim yılı birinci ve ikinci döneminde öğrenim gören üçüncü sınıf 20 görsel sanatlar öğretmen adayından oluşmuştur. Araştırmanın uygulama süreci, 60 ders saatini kapsayan sanat temelli STEAM eğitimi ile gerçekleşmiş, eğitimin her aşaması uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel verileri, STEAM Tutum Ölçeği ve STEM Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği ile toplanmış ve bu ölçme araçları uygulama öncesi, süreci ve sonunda olmak üzere üç kez uygulanmıştır. 20 öğretmen adayından elde edilen nicel verilerin analizi Friedman Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel veriler, amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilen 5 odak öğretmen adayından görüşme, gözlem ve doküman incelemesi yöntemleri ile elde edilmiştir. Nitel verilerin analizi içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, sanat temelli STEAM eğitimi ile gerçekleştirilen dersin, görsel sanatlar öğretmen adaylarının STEAM'e yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği, STEM PAB gelişiminde ise etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ders planı uygulamasının öğretmen adaylarının pedagoji bilgisi ve alan bilgilerinin gelişimine yardımcı olduğunu göstermiş ancak daha fazla uygulamaya ihtiyaç duyulduğu belirlenmiştir. 30 haftalık dersin değerlendirilmesine yönelik olarak; gözlem, görüşme ve doküman analizleriyle ulaşılan nitel bulgular ise sanat temelli STEAM eğitiminin sürece katılan tüm görsel sanatlar öğretmen adayları üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermiştir. Bu çerçevede görsel sanatlar eğitimi veren kurumlarda sanat temelli STEAM uygulamalarına ve kazanımlarına yönelik daha çok araştırma yapılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: STEAM eğitimi, STEAM'e yönelik tutum, STEAM pedagojik alan bilgisi, görsel sanatlar öğretmen eğitimi

Belgin Boran Şenocak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Görsel sanatlar öğretmen eğitiminde dijital oyun tabanlı öğrenme süreci: Minecraft örneği

Bu araştırmada görsel sanatlar öğretmen adaylarının Minecraft Eğitim Sürümü'nü (Minecraft ES) görsel sanatlar derslerine entegre etme süreçleri ve deneyimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırma, eylem araştırması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar, gönüllü ve amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma grubunu, 2023–2024 eğitim öğretim yılında Akdeniz Bölgesi'nde yer alan bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesi resim-iş eğitimi programı'nda öğrenim gören 26 görsel sanatlar öğretmen adayı oluşturmaktadır. Uygulama sürecinde, katılımcılar seçtikleri görsel sanatlar dersi kazanımları doğrultusunda Minecraft ES üzerinde özgün ders uygulamaları geliştirmiştir. Uygulama süreci; planlama, uygulama, gözlem ve yansıtma aşamalarını içeren döngüsel bir model üzerine kurulmuş, her döngü bir önceki uygulamadan elde edilen çıktılara göre yeniden şekillendirilmiştir. Bu yapısıyla araştırma, sürekli gelişen ve dönüşen bir öğrenme sürecine dayanmaktadır. Katılımcılar, zaman sınırlaması, yapılan değerlendirmeler sonrası yapılan yeni planlamalar ve bireysel Minecraft deneyimleri doğrultusunda farklı sayıda döngü tamamlayarak süreçlerini sonlandırmıştır. Araştırmanın nitel verileri; uygulama öncesinde, sürecin içerisinde ve sonrasında yapılan görüşmeler, gözlemler, yansıtıcı paylaşımlar ve dokümanlar aracılığıyla toplanmış; betimsel ve içerik analizi yöntemleriyle çözümlenmiştir. Bulgular, öğretmen adaylarının Dijital Oyun Tabanlı Öğrenme (DOTÖ) konusunda pedagojik farkındalık ve deneyim kazandıklarını; Minecraft ES'ye yönelik önyargılarında önemli ölçüde olumlu değişim yaşandığını ve bu platformun sanat eğitimi bağlamında kapsayıcı ve etkili bir araç olarak değerlendirildiğini ortaya koymuştur. Bu doğrultuda, görsel sanatlar eğitimi veren kurumlarda dijital oyun temelli öğrenme uygulamalarına ve bu uygulamaların öğretimsel kazanımlarına yönelik daha fazla araştırma yapılmasının yararlı olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Görsel sanatlar öğretmen eğitimi, Minecraft ES, dijital oyun tabanlı öğrenme, eylem araştırması

Semiha Allak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel eğitim okullarında görev yapan görsel sanatlar dersi öğretmenlerinin mesleki sorunları

Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından atanan ve özel eğitim okullarında görev yapan olan görsel sanatlar öğretmenlerinin yaşadıkları mesleki sorunlara ilişkin görüşlerinin belirlenmesi ve sorun alanlarına ilişkin önerilerin sunulmasıdır. Bu bağlamda, 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılı içinde Ankara İlinde ve merkez ilçelerinde bulunan Özel Eğitim Okullarında (Görme, İşitme, Ortopedik, Otistik, Eğitilebilir, Öğretilebilir Zihin Engelliler) görev yapan görsel sanatlar öğretmenlerinin mesleki sorunlarını belirlemek amacıyla bu okullarda görev yapan toplam 18 görsel sanatlar dersi öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın verileri nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmış, aynı zamanda diğer veri toplama tekniklerinden gözlem ve doküman analizi teknikleri ile de desteklenmiştir. Araştırmaya katılan görsel sanatlar öğretmenlerinin görüşlerini almak amacıyla araştırmacı ve alan uzmanı tarafından geliştirilen toplam 25 sorudan oluşan yarı-yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Bu araştırmada 6 tema, 30 alt tema belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde NVivo 8 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda görsel sanatlar öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar altı tema başlığında toplanmıştır. Araştırma bulguları görsel sanatlar öğretmenlerinin (a) okul ve meslekle ilgili özellikler, (b) sınıf yönetimi, (c) öğrenme ve öğretme süreci, (d) yarışmalara katılım ve yılsonu sergileri, (e) teftiş ve denetim, (f) aileler konularında çeşitli zorluklar yaşadıklarını göstermektedir. Bu sorunların çözümüne ilişkin öneriler; (a) MEB karar alıcı ve uygulayıcıları için öneriler, (b) okul yönetimi için öneriler, (c) öğretmenler için öneriler, (d) ailelere yönelik öneriler, (e) ileri araştırmalara yönelik öneriler başlıkları altında toplanmıştır. Araştırmanın araştırmacılar uygulayıcılar ve politikacılar için önemli bir veri kaynağı olacağı ve alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Özel Eğitim, Görsel Sanatlar Eğitimi, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları (BEP), Bireyselleştirilmiş Öğretim Planı (BÖP), Eğitilebilir Zihinsel Engelli, Öğretilebilir Zihin Engelli, Görme Engelli, Ortopedik Engelli, Otistik, İşitme Engelli.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiMesleki sorunlar+3
Seçil Kartopu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarım ilkelerinin öğretiminde etkileşimli CD'ye dayalı tasarım programının öğrencilerin başarısına etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, etkileşimli CD'ye dayalı tasarım programı öğrenme yönteminin öğrenci başarısına etkisinin incelenmesidir. Çoklu ortam eğitiminin içerisinde yer alan, etkileşimli öğrenme yöntemine uygun olarak Etkileşimli CD'ye dayalı tasarım programı hazırlanmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Bu araştırmada grafik tasarımı ilkelerinin etkileşimli CD yoluyla öğretimin yapıldığı grup deney grubu; bu öğretim sürecinin geleneksel yaklaşımla sürdürüldüğü grup ise kontrol grubu olarak ele alınmıştır.Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Geliştirilen öğretim aracı, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölüm'ünde Temel Sanat Eğitim'i dersini alan toplam 20 (yirmi) öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Bu öğrenciler iki ayrı gruba ayrılarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur.Araştırma sonunda etkileşimli (interaktif) CD yoluyla öğrenmenin gerçekleştiği deney grubu ile geleneksel öğretimin yapıldığı kontrol grubunun deneysel işlem sonrası başarıları arasında anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre deney grubunda uygulanan etkileşimli CD'ye dayalı öğrenmenin öğrencilerin grafik tasarımı ilkelerini öğrenme düzeyleri ve öğrenci başarısına etkisi üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Etkileşimli Öğrenme, Etkileşimli CD, Grafik Tasarım İlkeleri, Temel Sanat Eğitimi.

Akademik başarıCD teknolojileriEtkileşimli öğretim teknikleri+4
Seçil Ermiş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Güzel sanatlar ve spor liselerinin resim bölümleri ile genel liselerde verilen görsel sanatlar eğitiminin öğrencilerin şiddete yönelik davranışlarına etkileri üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü öğrencileri ile, Genel Liselerde resim dersi (seçmeli) alan ve almayan öğrencilerin şiddet eğilimleri, saldırganlıkları ve şiddet davranışı sıklıkları arasında anlamlı fark olup olmadığının belirlenmesidir. Bu çalışma öğrencilerin şiddete eğilim, saldırganlık ve şiddet davranışı sıklık puanları tespit edilerek bağımlı değişken olarak, okul türü ve görsel sanat eğitimini alma durumları bağımsız değişkenlerine göre test edildiği bir çalışmadır.Araştırmanın örneklemi, Türkiyenin mevcut yedi bölgesinden (Ankara, Antalya, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Trabzon) seçilen 7 Güzel Sanatlar ve Spor Lisesinin Resim Bölümleri ve 7 Genel Lisesinde öğrenim gören 1544 öğrenciden oluşmuştur. Örneklemin seçiminde seçkisiz (random) örnekleme tekniği kullanılmıştır.Araştırma verilerinin toplanmasında Saldırganlık Ölçeği (Tuzgöl, 1998), Şiddet Eğilimi Ölçeği (Göka, Bayat, Türkçapar, 1995) ve Şiddet Davranışı Ölçeği (Farrel, Meyer, 1997) ) Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi Gençlik Risk Tarama Programı veri tabanı sonuçlarından hazırlanan ölçekten yararlanarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş Şiddet Davranışı Sıklığı ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.00 programı kullanılmıştır. Araştırmada tek yönlü varyans analizi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu istatistik teknikleri kullanılmıştır. Ayrıca nonparametrik verilerin değerlendirilmesi için Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, öğrencilerin saldırganlık, şiddet eğilimi ve şiddet sıklıklarına ilişkin puanları arasında güçlü bir korelasyon olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Resim Bölümü ile Genel Liselere devam eden öğrencilerin hem saldırganlık hem de şiddet eğilimleri arasında anlamlı düzeyde farklılıkların olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu iki öğrenci grubunun şiddet davranışı sıklıkları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Görsel sanat eğitimi alma durumlarına göre yapılan analizde ise, Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Resim Bölümlerinde görsel sanatlar eğitimi alan öğrencilerin Genel Liselerde hiç görsel sanat eğitimi almayan ve resim dersi (seçmeli) olarak alan her iki grubun hem saldırganlık hem de şiddet eğilimi puanları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, şiddet davranışı sıklıkları puanları arasında ise anlamlı düzeyde farklılaşmanın olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Resim Bölümü öğrencilerinin sınıf düzeylerine göre saldırganlık puanları arasında anlamlı farklılaşma olduğu, şiddet eğilimi ve şiddet davranışı sıklığı puanlarında anlamlı bir farklılaşmanın bulunmadığı bulgusuna varılmıştır. Yine Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi Resim Bölümü öğrencilerinin cinsiyetlerine göre, şiddet eğilimi, saldırganlık ve şiddet davranışı sıklıkları arasında anlamlı bir farkın mevcut olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Görsel sanatlar eğitimiGüzel sanatlar ve spor liseleriLise öğrencileri+4
Orhan Taşkesen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim görsel sanatlar eğitimi dersi öğretmenlerinin materyal kullanımına ilişkin görüşleri

Bu araştırmada Görsel Sanatlar Eğitimi dersi öğretmenlerinin materyal kullanımına ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için, 2010-2011 yılları arasında öğretmenlik görevini sürdürmekte olan öğretmenlerin materyal kullanımına ilişkin görüşleri alınmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim kurumlarında görev yapan, Görsel Sanatlar eğitimi öğretmenleri oluşturmuştur. Örneklemi belirleme aşamasında, sosyo-ekonomik düzeylere göre seçilen ilçelerden toplam 60 öğretmen örnekleme alınmıştır. Veriler bu öğretmenler için hazırlanan anket ve görüşme formu ile toplanmıştır.Anket formunda öğretmenlere hizmet yılı ve görev yaptıkları okulun adı sorulmuştur. Ankette öğretmenlerin materyal kullanma düzeylerine ilişkin toplam 17 soru bulunmaktadır. Öğretmenlerin materyal kullanma düzeylerini ölçen sorularda 5 seçenekli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Görüşme sorularında öğretmenlerin materyal kullanımı ile ilgili görüşleri toplanmıştır. Görüşme soruları örneklemden random yolla seçilen öğretmenlere uygulanmıştır. Öğretmenlere, görüşme sorularında materyalleri tercih etme nedenleri, teknolojik materyaller, materyalleri temin etme yolları ve materyalleri kullanırken karşılaştıkları sorunlara ilişkin sorular sorulmuştur.Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve tek yönlü varyans analizi istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre;Öğretmenlerin büyük çoğunluğunun materyal çeşitlerini kullanma düzeyleri oldukça yüksektir. Araştırmaya katılan öğretmenler, materyal kullanımı ile ilgili görüşlerinde bu derste materyal kullanmanın çok önemli olduğunu belirtmişlerdir. Görsel Sanatlar Eğitimi dersinde öğretim materyallerinden en çok tercih edilenler gerçek eşya ve modeller, bilgisayar, internet, CD, radyo-teyp, slayt projektörü, grafikler, örnek resimler, afişler ve bülten tahtasıdır.Araştırmaya katılan öğretmenler öğretim materyali kullanımının akılda kalıcılığı sağlaması, görselliği zenginleştirmesi, zamandan tasarruf sağlaması, dersin içeriğini basitleştirmesi, öğrenme öğretme ortamını zenginleştirmesi, temin etmenin kolay olması ve yenilikleri aktarmada kolaylık sağladığını belirtmişlerdir.Öğretmenler, öğretim materyallerini büyük ölçüde kendileri satın aldıklarını ya da okul yönetimi tarafından karşılandığını belirtmişlerdir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin, Görsel Sanatlar dersinde materyal kullanımında karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinde, ders süresinin yetersiz olması, okulun ve sınıfın fiziki şartlarının yetersizliği, okuldaki materyal yetersizliği, materyal kullanımı konusunda bilgi eksikliği, ders kitabının olmaması gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır.Araştırmada öğretmenlerin hizmet yılı ve görev yaptıkları okulun bağlı bulunduğu çevre ile materyal kullanma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamakAraştırmanın sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; öğretmenler çağın gerektirdiği tüm yenilikleri bilmeli ve uygulamalı, bunun için tüm öğretmenleri kapsayan kurslar ve seminerler düzenlenmeli, teknolojik materyallerle ilgili gelişmeler göz önüne alınarak bu doğrultuda hizmet içi eğitim verilmelidir. Öğretmen yetiştiren okullarda materyal kullanımıyla ilgili dersler arttırılmalı, MEB bünyesindeki eğitim teknolojisiyle ilgili genel müdürlük ve ilgili birimler daha etkin hale getirilmeli, okul müdürleri ve okul-aile derneği, sınıf ortamlarını öğretim materyalleri ile zenginleştirmeye yönelik çalışmalarını arttırmalı gibi öneriler geliştirilmiştir.

Görsel sanatlar dersiGörsel sanatlar eğitimiMateryal kullanımı+2
Hayriye Hande Koç
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim 7. sınıflar görsel sanatlar dersinde perspektifin işbirliğine dayalı ve geleneksel öğretim yöntemiyle işlenmesinin öğrenci tutum ve başarılarına etkisi

Araştırmada ilköğretim 7. Sınıflar görsel sanatlar dersinde perspektifin işbirliğine dayalı öğrenme yöntemi ile uygulanması hedeflenmiştir. Bu araştırma, ?İşbirliğine Dayalı Öğrenme? yaklaşımı etkinliklerine göre uygulamanın, öğrencilerin başarısına , derse yönelik tutumlarına ve öğrenilenlerin kalıcılığına etkisi ile deney grubundaki öğrencilerin uygulanan öğretim hakkındaki görüşlerini belirlemektir.Araştırma, 2010-2011 öğretim yılının ikinci yarıyılında Sivas ili milli eğitim bakanlığına bağlı bir ilköğretim okulunda öğretim görmekte olan toplam 112 öğrencinin yer aldığı birbirine denk 4 sınıf üzerinde yürütülmüştür. Bu sınıflar; görsel sanatlar dersi uygulama sürecinde işbirliğine dayalı öğrenme yönteminin uygulandığı 2 deney grubu ve görsel sanatlar dersi kılavuz kaynak kitabın dikkate alınarak öğretimin yürütüldüğü 2 kontrol grubu olarak atanmıştır.Araştırmada hem nicel, hem nitel veri toplama yöntemlerinden öntest- sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmada veriler; başarı testi (öntest- sontest), tutum ölçeği ve deney grubunda uygulama sonrası öğrenci görüşleri tutum ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmaya katılan gruplara, başarı testi ve tutum ölçeği olarak deneysel işlem öncesi öntest ve işlem sonrası sontest, deney grubuna uygulama sonrası işbirliğine dayalı öğrenme tutum ölçeği ve 12 hafta sonunda kalıcılık testi uygulanmıştır.Araştırmada toplanan nicel verilerin istatiksel çözümleri için SPSS 15( The Statistical Packet for The Social Science) ve Excel programlarından yararlanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde ortalamalar arasındaki farkları saptamak amacıyla standart sapma ve ?t-testi? kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, işbirliğine dayalı öğretimin uygulandığı deney grubu ile görsel sanatlar dersi kılavuz kaynak kitabın dikkate alınarak öğretimin uygulandığı kontrol grubunda elde edilen verilerle yapılan istatiksel karşılaştırmalarda şu sonuçlara varılmıştır; İşbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımı etkinliklerine dayalı öğretiminuygulandığı deney grubu ile geleneksel öğretimin uygulandığı kontrol grubu arasında erişi, kalıcılık ve tutum ölçeği puanları açısından deney grubu lehine anlamlı bir fark vardır. Uygulanan işbirliğine dayalı öğrenme yönteminin, geleneksel yönteme göre öğrenmede öğrenciyi etkin kılarak öğrencilerin başarısını geliştirdiği görülmüştür. Ayrıca işbirliğine dayalı öğretimin uygulandığı deney grubunda öğrencilerin; birlikte grup içerisinde etkileşim halinde oldukları için yaptıkları resimlerin daha iyi olduğunu, uygulama sırasında gösterilen film, animasyonlardan ve arkadaşlarıyla birlikte görsel sanatlar dersine hazırlanmaktan çok hoşlandıklarını; görsel sanatlar dersinde farklı etkinlikleri uygulama ile dersin eğlenceli geçmesi bakımından farklı olduğu ve uygulanan öğretimin bundan sonraki görsel sanatlar derslerinde de uygulanmasını bekledikleri görüşündedirler.Bu araştırmada elde edilen bulgulara göre işbirliğine dayalı öğrenmenin geleneksel öğretime göre daha etkin bir öğrenme ortaya koyduğu görülmüş. İşbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımı etkinliklerine dayalı öğretimin uygulanmasına ve yapılacak yeni araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İşbirliğine Dayalı Öğrenme, Görsel Sanatlar Dersi, Perspektif, Geleneksel Öğretim.

BaşarıEğitimGörsel sanatlar+11
Mustafa Diğler
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İnteraktif eğitim cd uygulamasının anadolu güzel sanatlar lisesi (11. sınıf) grafik tasarım dersine katkısı

Bu araştırma; Görsel medya araçlarından biri olan eğitim CD'lerinin, örgencilerin kalıcı öğrenme süreçlerine katkısının artırılması, öğretmenlerin farklı ve etkili eğitim materyalleri kullanarak başarı seviyelerini üst sıralara taşıyabilmeleri, örgenci, öğretmen ve diğer kullanıcılara kolay ulaşılabilir, anlaşılır, ilgi ve merak uyandıran kaynak materyal tasarlamak amacıyla yürütülmüştür.Araştırma bölgesi olarak Ankara ili Çankaya Ankara Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi seçilmiştir. Bu lisede 11. Sınıf öğrencilerinden 8'şer kişilik 3 grup olacak şekilde 24 kişilik bir örneklem oluşturulmuş araştırma bu örneklem üzerinden yürütülmüştür. Oluşturulan bu 3 gruptan biri kontrol grubu seçilmiştir. Oluşturulan diğer iki grup ise deney grubudur. Kontrol grubuna anlatım yöntemi ile ders verilmiştir, diğer iki gruptan birinde öğrencilere daha önceden hazırlanmış olan ?Grafik Tasarımına Giriş? konulu İnteraktif Eğitim CD'si verilmiş, diğerin de ise İnteraktif Eğitim CD'si ve ders anlatımı birlikte uygulanmıştır. Her üç gruba da uygulama öncesi ve sonrası olmak üzere aynı başarı testi uygulanmıştır.Veri toplama aracı olarak Başarı Testi kullanılmıştır. Başarı testi 6 sorudan oluşmuştur. Uygulama başında ve sonunda olmak üzere aynı başarı testi tüm örneklem grubuna yaptırılmış ve uygulamanın test sonuçlarına olan etkisi saptanmıştır. Gruplar, yüzdesel başarı olarak değerlendirilerek kıyaslanmıştır. Tüm bu veriler tablolaştırılmıştır.Araştırma sonucunda Grafik Tasarım Dersinde konunun anlatım yöntemi ve İnteraktif Eğitim CD uygulamasının birlikte verilmesi ile öğrencilerin; derse katılımın arttığı, öğrenme sürecini hızlandırdığı, pekiştireçler sayesinde öğrenmelerini daha kalıcı kıldığı, ilgi ve merak uyandırarak öğrenme ve araştırma yapma isteklerini arttırdığı ve başarı seviyelerini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Anadolu güzel sanatlar liseleriCDEğitim araçları+5
Hakan Hasusta
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde etkinliklerle desteklenmiş sanat eğitiminin estetik beğeni düzeyine etkisi (Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu örneği)

Araştırma, okul öncesi dönemde etkinliklerle desteklenmiş sanat eğitiminin çocukların estetik beğeni düzeylerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çocukların estetik beğeni düzeylerine etki ettiği varsayılan cinsiyet düzey değişkenleri de incelenmiştir. Geliştirilen okul öncesi görsel sanat eğitimi etkinlikleri değerlendirilmiştir.Araştırmanın evrenini, 2007-2008 öğretim yılında Ankara il merkezinde Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Çocuk Yuvasına devam eden 60 -72 ay çocukları oluşturmaktadır. Bu evren içinden SHÇEK'na bağlı Çocuk Yuvasına devam eden öğrenciler arasından basit rasgele örnekleme yöntemi ile seçilen, 11 kız ve 18 erkek, toplam 29 öğrenci örneklemi oluşturmak üzere belirlenmiştir. SHÇEK A Çocuk Yuvası'nda ikamet eden 16 çocuk deney grubuna ve SHÇEK B Çocuk Yuvasında ikamet eden 13 çocuk ise kontrol grubuna dahil edilmiştir.Araştırma kapsamında, deney grubuna, haftada bir gün Görsel Sanat Eğitimi Etkinlikleri uygulamalı olarak verilmiş, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle ders işlenmiştir. Deney ve kontrol grubuna dahil çocukların estetik beğeni düzeylerini ölçmek için ön test, son test ve kalıcılık testinde, Taylor-Helmstadler Çift Karşılaştırmalı Estetik Yargı Ölçeği kullanılmıştır.Veriler; Mann Whitney U testi ve Wilcoxon işaretli-sıralar (eşleştirilmiş çiftler) testi ile analiz edilmiştir. Mann Whitney U testi, iki ilişkisiz örneklemden elde edilen puanların birbirlerinden anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini test etmek için; Wilcoxon işaretli-sıralar (eşleştirilmiş çiftler) testi ise ilişkili iki ölçüm setine ait puanlar arasındaki farkın anlamlılığını test etmek amacıyla kullanılmıştır.Araştırma sonucunda,1.Görsel Sanat Eğitimi alan deney grubuna dahil çocukların estetik yargılarında anlamlı bir farkın olduğu (p< 0.05) belirlenmiştir. Geliştirilen Okul Öncesi Görsel Sanat Eğitimi Etkinliklerini almış çocukların, geleneksel yöntemle öğretim yapılan çocuklara göre daha başarılı oldukları belirlenmiştir.2.Deney grubuna dahil çocukların cinsiyet düzey değişkeninin estetik yargılarında anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Son testten (U=14.500, p>0.05) aldıkları puanlar ile kalıcılık testinden (U=23.500, p>0.05) aldıkları puanlar arasındaki fark istatistiksel olarak manidar çıkmamıştır.3.Kontrol grubuna dahil çocukların son testten (U=12.500, p>0.05) aldıkları puanlar ile kalıcılık testinden (U=17.500, p>0.05) aldıkları puanlar arasındaki fark istatistiksel olarak manidar çıkmamıştır.Anahtar Sözcükler (kelimeler): Okul Öncesi Görsel Sanat Eğitimi Etkinlikleri, Okul Öncesi Dönemi, Estetik Beğeni.

Eğitim planlamasıOkul öncesi dönem
Banu Yıldız Davun
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitilebilir zihinsel engelli çocuklarda Frostig görsel algı eğitim programının etkisi

Araştırma Frostig Görsel Algı eğitim programının, Eğitilebilir Zihinsel Engelli Çocukların görsel algı gelişimlerine olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada GATA TSK Sağlık Vakfı Özel Eğitim ve İlköğretim Okulu Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören ve zeka bölümleri 50 ile 75 arasında olan, eğitilebilir düzeyde zihinsel engelli ve başka bir engeli bulunmayan 20 öğrenci ile çalışılmıştır. Öğrenciler random yolu ile 10 öğrenci deney, 10 öğrenci kontrol grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Araştırmaya katılan tüm öğrencilere Frostig Görsel Algı testi ön test olarak uygulanmış deney ve kontrol gruplarının görsel algı becerileri yönünden eşit olduğu belirlenmiştir.Araştırmacı tarafından deney grubuna resim dersinde sekiz hafta, haftada iki gün birer saat olmak üzere Frostig Görsel Algı Eğitim Programı uygulanmış kontrol grubundaki öğrenciler ise resim eğitimlerine devam etmişlerdir.Deney ve kontrol guruplarına Frostig Görsel Algı testi son test olarak tekrar uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlenmesi için Gruplar ve grup içi karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, eğitim öncesi ve sonrası karşılaştırmalarında ise Wilcoxon testi uygulanmış sonuçlar tablolarla ifade edilmiştir.Deney ve kontrol gruplarının görsel algılama becerileri boyutunda son test sonuçlarına göre: deney grubunun, göz-motor koordinasyonu, şekil zemin algılama, şekil sabitliğini algılama, mekan ile konumu algılama ve mekan ilişkilerini algılama boyutlarında 0.05 düzeyinde anlamlı bir gelişme gösterdiği görülmüştür. Deney grubunun ön test ve son testlerinin karşılaştırılmasında elde edilen sonuçlara göre; görsel algılamanın tüm boyutlarında 0.05 düzeyinde anlamlı bir gelişme görülmüştür.kontrol grubunda anlamlı bir gelişme olmadığı sonucu bulunmuştur.Bu araştırmada sonuç olarak, ?Frostig Görsel Algı Eğitim Programı?nın Eğitilebilir Zihinsel Engelli Çocukların görsel algı gelişimlerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.

Özlem Yüksel
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00