
1,694
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çok yönlü personellerin değerlendirilmesi ve üretim hattı personel atama problemi için bir optimizasyon modeli
Personel atama, emek yoğun üretim sistemlerinde verimliliği, dolayısıyla karlılığı etkileyen önemli kararlardan birisidir. Emek yoğun üretim sistemleri genellikle küçük, basit ve ucuz makine ve ekipmanlar gerektirir. Bu sistemlerde üretim personeli, makine yoğun üretim sistemlere göre sayıca daha fazladır ve personel ataması hattın hızını direkt olarak etkilemektedir. Pratik uygulamalarda üretim faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere personelin performansı, kabiliyeti önemli bir kısıt iken; literatürde personel atama problemlerinde bu kısıt göz ardı edilmektedir. Personel atama kararlarının niteliği ve doğruluğu büyük ölçüde atanan personelin deneyimine, yetkinliğine, işe uyumuna, performansına ve kişisel özelliğine bağlıdır. Personel atama problemi için önerilen yaklaşım 3 aşamadan oluşmaktadır: Birinci aşama; personel performanslarının değerlendirilmesinde kullanılacak kriter/alt kriter önceliklerinin bulanık AHP yöntemi kullanılarak belirlenmesi. İkinci aşama; nitel ve nicel alt kriterler temelinde personellerin performansını değerlendirirerek alfa kesme yöntemi ile personel performans değerlerinin elde edilmesi ve performansa dayalı personel kategorilerinin oluşturulması. Üçüncü aşama; karışık tamsayılı doğrusallaştırılmış programlama modeli kurarak aylık ürün talebini karşılamak üzere üretim hatlarına optimum personel ve ürün atamasının gerçekleştirilmesi. Personel atama optimizasyonunda amaç, yetenek seviyesi ile atanan personel miktarı çarpımını minimize etmek olarak belirlenmiştir. Böylece yetkin personel ataması minimize edilecek ve daha sonraki atamalarda esneklik sağlanacaktır. Metodolojinin, gerçek yaşamda uygulanabilirliğine perspektif oluşturmak için bir elektronik firmasında uygulaması yapılmıştır. Yapılan tezde, tüm üretim zamanları ve talepler deterministiktir, bir üretim hattına sadece bir çeşit ürün atanabilirken, talep bölünebilmektedir.Anahtar Kelimeler :Personel Değerlendirme, Personel Atama, Çok Ölçütlü Karar Verme, Bulanık AHP, Alfa Kesme Yöntemi, Karı?ık Tamsayılı Programlama
Çok ürünlü tersine lojistik ağ tasarımı: Matematiksel model ve tavlama benzetimi temelli çözüm yaklaşımı
Tersine lojistik, kullanım ömrünü tamamlamış ürünlerin müşterilerden geri alınması ve uygun geri kazanım seçenekleri ile faydalı hale getirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu tanımıyla tersine lojistik, işletmelere sunduğu maliyet avantajları ve bu konuda hükümetler tarafından getirilen yasal zorunluluklar nedeniyle, uygulamada ve literatürde gittikçe daha fazla ilgi görmektedir. Bu tezde, çok ürünlü bir tersine lojistik sistemi için farklı geri kazanım seçeneklerinin birlikte ele alındığı bir ağ tasarım problemi incelenmiştir. Ortaya konulan ağ tasarım probleminde, yeniden üretim, geri dönüşüm ve zararlı atıkların işlenmesi seçenekleri aynı anda dikkate alınmıştır. Problemin genel amacı, sistemin toplam maliyetlerini en küçüklemektir. Bunun yanı sıra, problemin bir diğer amacı da aday toplam tesisleri içinde hangilerinin ve hangi boyutta açılması gerektiği kararının alınmasıdır. Problemde, ürünler için birden fazla parçalama yönteminin yer alması, çok sayıda geri dönüşüme uygun malzeme tipinin bulunabilmesi, her ürünün yeniden üretime uygun birden fazla parçasının belirlenebilmesi özellikleri ile literatürdeki diğer ağ tasarım problemlerinden ayrılan özgün bir çalışmadır. Çalışmada tanımlanan problemin çözümü için bir karma tamsayılı matematiksel model geliştirilmiştir. Problemin büyük boyutlu örneklerinin çözümünü gerçekleştirmek amacıyla tavlama benzetimi temelli bir çözüm yaklaşımı önerilmiştir. Bu çerçevede, önerilen yöntemlerin etkinliğini analiz etmek amacıyla farklı ağ yapıları ve problem parametrelerinin farklı büyüklükleri için toplam 1350 örnek problemden oluşan deneysel bir çalışma yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar yorumlandığında, önerilen yöntemlerin dikkate alınan ağ tasarım problemlerinde etkin olduğu tespit edilmiştir.
Devlet hava meydanları için etkinlik ve performans değerlendirme çalışması
İlk olarak askeri alanda gelişme gösteren havacılık sektörü, günümüzde ağırlıklı olarak sivil havacılık alanında gelişme kaydetmektedir. Dünya hava taşımacılığında sürekli artan global yolcu talebi, sivil hava taşımacılığı sektörü ile hava meydanları işletmeciliği sektörünü doğrudan etkilemektedir. Türkiye 2002 yılından itibaren hava taşımacılığı alanındaki tekelin kaldırılmasına müteakip bu alanda çok hızlı bir büyüme yakalamıştır. Bu büyümeden Türk hava meydanları işletmeciliği sektörü de etkilenmektedir. Hâlihazırda Türk hava meydanlarının %91'i Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) tarafından işletilmektedir.27.09.2009-01.11.2009 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleştirilen, ulusal ve uluslararası katılımcılara ev sahipliği yapan 10. Ulaştırma Şurasında DHMİ'nin yeniden yapılandırılması kararı alınmıştır. Yapılan çalışmanın amacı, olası özelleştirme/yeniden yapılandırma uygulamaları için özel sektöre ve DHMİ üst yönetimine ışık tutacak bir etkinlik ve performans değerlendirme çalışması ortaya koymaktır. Çalışmanın hedefleri; hızla gelişen hava işletmeciliği sektöründe yer alan hava meydanlarının performansının çok ölçütlü karar verme metodolojisi kullanılarak belirlenmesi , etkinliklerinin ise veri zarflama analizi kullanılarak tespit edilmesidir. Değerlendirme aşamaları sonucunda etkinsizlik kaynaklarının belirlenmesiyle, ileride yapılacak yatırım programlarında kullanılacak mali kaynağın daha verimli yatırımlar için harcanmasına vesile olacağı düşünülmektedir.Çalışma kapsamında çok ölçütlü karar verme metodolojisi, mevcut hava meydanlarının değerlendirilmesinde tek ölçütlü değerlendirmelerin yetersiz kalacağı ve daha gerçekçi değerlendirmelerin çok ölçütlü yapı kullanılarak elde edilebileceği görüldüğü için tercih edilmiştir. Aynı işletici tarafından işletilen hava meydanlarının birbirlerine göre etkinliklerinin hesaplanmasının veri zarflama analizi yöntemi kullanılarak mümkün olacağı saptandığı için etkinlik hesaplamalarında veri zarflama analizi (VZA) yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada DHMİ Genel Müdürlüğünün portföyünde bulunan 33 hava meydanının TOPSIS ve Veri Zarflama Analizi Metodlarıyla etkinlikleri ve performansları 2007-2009 periyodunda çok boyutlu değerlendirilmiştir. TOPSIS yöntemi için gerekli kriter ağırlıkları Analitik Şebeke Prosesi (AŞP) ile belirlenmiştir. TOPSIS sonuçlarına göre hava meydanları performansına göre sıralanmıştır. VZA'dan elde edilen sonuçlar dikkate alınarak iyileştirme önerileri yapılmıştır.
Promethee sıralama yöntemi ile yatırım projesi değerlendirme ve üretim sektöründe uygulanması
Günümüz koşullarında firmaların mevcut durumlarını devam ettirebilmesi veya büyüyerek pazarda daha geniş pay alabilmesi için yatırım yapması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çalışmada, çimento sektöründe yatırım yapma kararı veren bir yatırımcının dört ayrı ilde bulunan çimento fabrikaları arasında öncelikli yatırımı belirlemek için, literatürde çok kriterli karar verme metotları arasında tanımlanan PROMETHEE sıralama yöntemi uygulanmıştır. Proje değerlendirme kriterleri olarak dikkate alınan iç karlılık oranı, fayda maliyet oranı, geri ödeme süresi, ortalama karlılık oranı, başa baş noktası, mevcut kapasite kullanım oranı ve nitelikli istihdam oranına ait kriter ağırlıkları yapılan anket çalışması ile belirlenmiştir. Kriterlerin AHP yöntemi ile ağırlıklandırılması ve eşit ağırlık verilmesi durumu dikkate alınmıştır. Her iki durum için PROMETHEE I ile kısmi sıralama, PROMETHEE II ile tam sıralama yapılarak alternatifler önceliklendirilmiştir. Ardından kriter ağırlık analizi, durağan aralık analizi ve GAIA analizi yapılmıştır. Böylece karar vericiye alternatif yatırımlar arasında en uygun projeyi belirlemesinde yardımcı olunması sağlanmıştır.
Tahmin yöntemlerinde yargısal faktörler için analitik ağ sürecinin kullanılabilirliği ve bir uygulama
Tahmin yöntemlerinde çoklu kriterlerin ve yargısal ifadelerin dikkate alınması daha gerçekçi tahminlerin yapılabilmesini sağlayacaktır. Döviz kurları tahmini üzerine yapılan ve sayısal yöntemleri kullanan çalışmalarda ele alınan karar problemine etki eden sayısal olarak ölçülemeyen kriterlerin bulunmasından dolayı bu kriterlerin de karar problemine entegre edilmesi gerekir. Bu tez çalışmasında çoklu kriterlerin ve yargısal kararların tahmin yöntemlerinde uygulanabilirliği için Analitik Ağ Süreci (AAS) yöntemi kullanılarak çeşitli para birimlerinin pariteleri için uygulaması yapılmıştır. Böylece, literatürde sıklıkla çalışılan döviz kurları tahmini çalışmalarına yeni bir boyut getirilerek karar probleminin daha doğru sonuç vermesi sağlanmıştır.
Ürün geri kazanımı için çok amaçlı lojistik şebeke modeli ve bir uygulama
Özellikle son 10 yıl içinde, Tedarik Zinciri Yönetimi (TZY), Lojistik Yönetimi (LY) ve Ürün Geri Kazanımı (ÜGK) için Lojistik Şebeke Tasarımı (LŞT), artan bir ilgi kazanmıştır. ÜGK için LŞT, stratejik seviyede bir planlama konusu olup, sistemin performansı ve dolayısıyla işletmenin kârlılığı ve sürdürülebilirliği ile çok yakından ilgilidir.Literatürde, ÜGK için, bulanık ortamda çok amaçlı ve gerçek uygulama temelli LŞT'da eksiklik görülmüştür. Bu eksikliği gidermek ve ÜGK için LŞT'da, değer katan, ekonomik bir faydaya dönüşecek ve insan hayatını kolaylaştıracak bir çalışma yapmak, bu tezin özgünlüğü, temel katkıları ve amaçlarıdır. Türkiye'de Atık Elektrikli ve Elektronik Ekipman (AEEE) LŞT için henüz olmayan bir sistem önerilmiş ve sistemin matematiksel formülasyonu, deterministik/bulanık, doğrusal, kapasiteli, çok ürünlü, çok amaçlı, karışık tamsayılı, yer seçimi-atama/LŞT modeli olarak kurulmuştur. Ankara'nın bütün ilçeleri hem müşteri bölgesi, hem de toplama ve işleme tesisleri için aday yerleşim yerleri olarak alınmıştır. Toplama ve işleme tesislerinin nereye, hangi kapasite seviyelerinde ve sayıda kurulacağının belirlenmesi ile müşteriler-toplama tesisleri, toplama tesisleri?işleme tesisleri, işleme tesisleri-imha/rafineri tesisleri arasındaki akış değerleri atamaları, karar değişkenleri olarak dikkate alınmıştır. Stratejik planlama amacıyla geliştirilen Model, gerçek bir uygulama ile, GAMS 22.1 ticari yazılımı ve CPLEX 8.1 çözücüsü kullanılarak çözülmüştür. Modelin hassasiyetini test etmek ve çözüm sonuçlarını karşılaştırmak amacıyla, farklı parametre değerleriyle, deterministik ve bulanık ortamda çok amaçlı karar verme yaklaşımları kullanılarak 700'den fazla çözüm yapılmış, etkin ve esnek karar verme için stratejik öneriler sunulmuştur. Modeldeki değişkenlerin etkisi ve ilişkisini araştırmak için, SPSS 17.0 for Windows'da, bağımsız; tek yönlü ANOVA, iki yönlü MANOVA ve Regresyon Analizleri yapılmıştır. Son olarak, potansiyel / yeni araştırma fırsatları vurgulanmıştır.
Yapay sinir ağları ile İran elektrik tüketim tahmini
Sanayi ve teknolojinin gelişmesi ile elektrik enerjisine olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Artan enerji ihtiyacını karşılamak için enerji üretim, dağıtım ve iletim tesislerinin geleceğe dönük olarak planlanması gerekmektedir. Elektrik enerjisinin sağlıklı bir şekilde kullanılabilmesi için ihtiyaç olan miktarda üretilmesi gerekmektedir. Bunun için elektrik enerjisinde planlamaya gidilmektedir. Yapılacak tahminler ne kadar doğru olursa, yapılan planlama çalışmalarının da o kadar geçerli olacağı açıktır. Bu kapsamda, tez çalışmasında yapay sinir ağları (YSA) ile İran elektrik enerjisinin tüketim tahmini 1978-2014 yılları arasındaki veriler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan parametreleri; büyüme oranı, elektrik satış fiyatı, ithalat, ihracat, GSYH ve nüfus oluşturmaktadır. Kurulan YSA modellerinin başarısını ve tahmin performansını değerlendirmek için çoklu regresyon modelleri kurulmuş ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, YSA sebep sonuç, zaman serisi ve regresyon modellerinin MAPE oranı sırasıyla %1.76, %1.54 ve %2.07 olarak elde edilmiştir. Geliştirilen modellerle 2021 yılına kadar İran elektrik enerjisi tüketimi tahmin edilmiştir. Tahmin modellerinin sonuçları İran Enerji Bakanlığı'nın gelecek yıllardaki net elektrik tüketim tahmin değerleri ile de karşılaştırılmıştır.
İş sağlığı ve güvenliğinde karar destek sistemi geliştirilmesi
Küçük ve orta ölçekli işletmelerde meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıklarındaki artış dikkat çekmektedir. Bununla birlikte mevzuatta yer alan ceza miktarlarındaki artışlar iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına önem vermeyi zorunlu hale getirmiştir. Ancak bu işletmeler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin yerine getirilmesini sağlayacak nitelikli işgücüne sahip olmadıklarından dolayı, bu hizmeti dışarıdan almak zorunda kalmaktadırlar. Bu da işin yürütümü ve takibi açısından bazı sorunlar ve karışıklıklar meydana getirebilmektedir. Bu yüzden özellikle iş yükünü kolaylaştırmak ve oluşabilecek karışıklıkları engellemek amacıyla bir karar destek sistemi geliştirilmiştir. Bu karar destek sistemi ile temel olarak; kontrollerin daha sağlıklı yapılması, hizmetlerin daha verimli olması, takibin kolaylaştırılması ve ayrıntıların gözden kaçırılmaması amaçlanmıştır. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliği alanında SQL veri tabanlı C# ara yüzlü bir karar destek sistemi tasarlanmış, modüller tek tek ele alınarak anlatılmıştır. Gerekli uyarılar ve hatırlatmalarda yapabilen bu program sayesinde daha kaliteli bir iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilebilecek, böylece alınması gereken önlemler ya da yenilenmesi gereken yasal değerlendirmelerin gözden kaçırılması minimuma indirgenmiş olacaktır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, KOBİ, Karar Destek Sistemi, Sql, Veritabanı, Csharp Programlama Dili.
Bütünleşik bir kalite fonksiyon yayılımı yaklaşımıyla yonga levha üretiminde ürün ve süreç kalitesinin iyileştirilmesi
Kalite Fonksiyon Yayılımı (KFY) tekniği müşteri isteklerini ürüne ve üretim sürecine yansıtan bir kalite geliştirme aracıdır. Geleneksel KFY'de teknik karakteristiklerin (TK) önem dereceleri, teknik tarafı ilgilendiren maliyet, çevreye etkileri, uygulama kolaylığı, çalışana etkisi gibi faktörleri dikkate almadan sadece müşteri beklentisine (MB) göre belirlenmektedir. Bu çalışmada ise literatürden farklı olarak teknik karakteristiklerin önem dereceleri hem müşteri tatmin düzeyini karşılaması hem de firma çıkarlarına uyması esasına göre belirlenmiş ve önerilen çok yönlü model ağaç bazlı panel endüstri sektöründe faaliyet gösteren bir firmada uygulanmıştır. Kalite Evi'nde müşteri yapısına göre farklı tipte anketler oluşturularak Hedef Programlamayla müşteri beklentilerinin önem dereceleri hesaplanmıştır. Teknik karakteristiklerin firma açısından etkin olup olmadıklarının ve etkinlik derecelerinin belirlenmesinde KFY, Veri Zarflama Analizi (VZA) ile bütünleşik kullanılmaktadır. Kalite Evi'nde ilişkilerin oluşturulmasında uzmanların dilsel ifadeleri bulanık sayılara dönüştürülerek modele esneklik sağlanmış ve belirsizlik giderilmiştir. Önerilen modelde Hedef Programlama'nın, VZA'nın ve bulanık mantığın bir arada kullanılması KFY'nin disiplinler arası bir yöntem olduğunu ve sonuçlarının sayısal bir temelden gelmesi nedeniyle de güvenilir ve gerçekçi olduğunu göstermektedir.
Farklı yapılardaki en kısa yol şebeke engelleme problemleri için matematiksel model önerileri
Firmalar rekabet ortamında hayatlarını devam ettirebilmek için her türlü temel süreçlerinde en hızlı çözümlere ulaşmak durumundadırlar. Aynı şekilde acil durumlarda yardımın en hızlı şekilde en kısa yoldan ulaşması hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda günümüz dünyasında ekonomi, işletme, mühendislik, askeri, acil durum lojistiği gibi pek çok alanda en kısa yol problemlerinin uygulamalarıyla karşılaşılmaktadır. Kimi taraflar ise rakiplerinin süreçlerini uzatmak amacındadırlar. Bu süreçler ticari etkinlikler olabileceği gibi yardımın olabildiğince hızlı olması gereken acil durum içeren terörist aksiyonları da olabilmektedir. Bu bağlamda şebeke üzerindeki önemli bağlantıların tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu tez kapsamında, en kısa yolu kullanmak amacıyla şebekeyi işleten taraf ve bu tarafın en kısa yolunu engellemeler yaparak uzatmayı deneyen engelleyici taraf olmak üzere iki tarafın bulunduğu farklı başlangıç ve bitiş düğümü sayısı içeren en kısa yol şebeke engelleme problemleri ele alınmıştır. Problemler, lider ve takipçi olarak adlandırılan rakip iki tarafın bulunduğu iki kişilik oyun şeklinde düşünülerek, hızlı bir şekilde optimum çözüm veren matematiksel modeller hazırlanmıştır. Çalışmada, hazırlanan matematiksel modeller örnek şebekelerde uygulanarak nümerik sonuçlar elde edilmiştir.
Zaman serisine dayalı tahmin yöntemlerinin rassallık ve trend içeren veri setlerindeki tahmin performanslarının karşılaştırılması
Tahmin, geleceği planlamak, yönlendirmek ve gelecekte gerçekleşebilecek durumlara karşı önceden önlemler alabilmek açısından oldukça önemli bir değere sahiptir. Geleceğe yönelik tahmin yapabilmek kadar önemli olan bir konuda yapılan öngörülerin başarısıdır. Günümüze kadar çok sayıda tahmin yöntemi başarılı yani performansı yüksek sonuçlar elde edebilmek amacıyla geliştirilmiştir. Tahmin yöntemleri temel olarak sebep-sonuç ilişkisine ve zaman serisine dayalı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Çalışma kapsamında zaman serisine dayalı olan Otoregresif Entegreli Hareketli Ortalamalar (ARIMA), Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Gri Tahmin yöntemlerinin rassal dağılan ve trend içeren verilerin bulunduğu zaman serilerindeki tahmin performasları incelenmiştir. Bahsi geçen yöntemlerin tahmin başarısını ölçmek amacıyla 64 farklı zaman serisi ele alınmış olup Mean Absolute Percentage Error (MAPE) ve Root Mean Square Error (RMSE) ölçütleri ile performansları mukayese edilmiştir. Sonuç olarak YSA'nın verilere daha uygun modeller ortaya koymasına rağmen Gri Tahmin yönteminin hem rassallık hem de trend içeren veri setlerinde diğer yöntemlere göre daha başarılı tahminler yaptığı kanısına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Zaman Serileri, Tahmin Yöntemleri, ARIMA, YSA, Gri Tahmin
Zaman serilerine dayalı tahmin yöntemleri ile Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynakları talebinin tahmini
Fosil yakıt kullanımının çevreye verdiği zararlar, bu yakıtların sınırlı rezervleri ve ithal edilme zorunluluğu nedeniyle yenilenebilir enerjiye yönelim gereklilik halini almış ve talep artmıştır. Enerjiye olan bu talebin doğru tahmin edilebilmesi yapılacak planlama çalışmalarının da geçerliliğini arttıracaktır. Bu çalışmada yenilenemeyen enerji kaynaklarının çevreye verdiği zararlı etkilerden kaçınmak ve ekonomik açıdan avantaj sağlamak amacıyla yönelebileceğimiz alternatif bir enerji olan yenilenebilir enerji kaynakları (güneş, rüzgar, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle) tanıtılmış, Türkiye ve Dünya'daki potansiyelleri ve maliyetleri analiz edilmiş, avantaj ve dezavantajları belirtilmiştir. Enerjiye olan talep doğru tahmin edildiğinde yatırım kararlarına, ithalat ve ihracat oranlarına katkı sağlanmış olmaktadır. Yapılan çalışmayla Türkiye için her bir enerji kaynağının YSA ve ARIMA modelleri ile gelecek 14 yıllık talebi Gri Tahmin modeliyle gelecek 12 yıllık talebi 1990–2014 yılları arasındaki tüketim verilerinden faydalanılarak tahmin edilmiştir. YSA modellerini değerlendirmek için ARIMA ve GRİ TAHMİN modelleri kurulmuş, karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu yöntemlerin sonuçları incelendiğinde YSA yönteminin diğer iki yönteme göre çok daha başarılı olduğu görülmüştür.
Ders çizelgeleme probleminin 0-1 tamsayılı programlama tabanlı uygulaması
Eğitim öğretim kurumlarında karşılaşılan zaman çizelgeleme problemleri; dersler, derslikler, öğretim elemanları ve sınavlar gibi kaynakların haftalık çizelge içerisindeki uygun zaman dilimlerine önceden belirlenmiş kısıtlarla uygun bir şekilde atanmasını içerir. Günümüz teknoloji çağının getirdiği büyük kolaylıklara rağmen halen birçok eğitim kurumunda bu çizelgeler eski düzen ve sisteme dayalı olarak elle oluşturulmaktadır. Bu şekilde oluşturulan çizelgeler idarecilere çok zaman kaybettirmekte ve istenilen verimi sağlayamamaktadır. Bu çalışma kapsamında üniversitelerde ders çizelgeleme problemi ele alınmış ve gerçek bir durum için haftalık çizelge içerisindeki uygun zaman dilimlerine derslerin atanmasını sağlayan 0-1 tamsayılı programlama modeli geliştirilmiştir. Model öncelikle gerçek durumun verileri kullanılarak oluşturulmuş ve farklı boyutlarda çözümü gerçekleştirilmiştir. Farklı boyutlarda yapılan problem çözümlerinde kabul edilebilir süreler içinde uygun çözümlere ulaşılmıştır. Son aşamada, geliştirilen farklı bir senaryo için modele yeni kısıtlar eklenmiş ve amaç fonksiyonu değiştirilmiştir. Sonuçta kabul edilebilir süreler içinde uygun çözüme ulaşılmıştır.Farklı senaryo için geliştirilen modelin çözümleri ile gerçek durum modelinin çözümleri karşılaştırılmış ve oluşturulan senaryo için geliştirilen model ile daha iyi ve esnek ders çizelgeleri elde edildiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ders, çizelgeleme, tamsayılı programlama
Adaptif sinirsel bulanık çıkarım sistemi (ANFIS) ile Türkiye' de orta dönemli elektrik enerjisi talep tahmini
Elektrik talebinin kendine özgü yapısı, talebin her an karşılanabildiği bir sistemin tasarlanmasını gerekli kılmaktadır. Elektrik enerjisinin en önemli karakteristik özelliği ise depolanamaz olmasıdır. Üretildiği anda tüketilmesi zorunluluğu, doğru ve tutarlı elektrik enerjisi talep tahmininin, optimal enerji sistemi modellenmesinde en önemli adım olmasını açıklar. Bu konu üzerine literatürde birçok çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de orta dönemli brüt elektrik enerjisi talep tahmininde bulunulmuş ve bu amaçla da yapay sinir ağları ve bulanık mantık yöntemlerinin birleşiminden oluşan ANFIS (Adaptif Sinirsel Bulanık Çıkarım Sistemi) kullanılmıştır. Oluşturulan modelin performansını karşılaştırmak amacıyla da ayrıca bir regresyon analizi modeli oluşturulmuş ve elde edilen tahmin sonuçları ortalama mutlak yüzde hata kriteri üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç olarak ANFIS ile oluşturulan modelin başarılı ve tatmin edici bir tahmin performansı gösterdiği kanısına varılmıştır.
Veri madenciliğinin tıpta kullanımı ve bir uygulama: Hemodiyaliz hastaları için risk seviyelerine göre risk faktörlerinin etkileşimlerinin incelenmesi
Veri madenciliği, verilerden keşfedilecek desenler yardımıyla yeni bilgiler elde etme amacıyla çok farklı disiplinlerde kullanılan çeşitli metotlardan oluşmaktadır. Tıp alanındaki verinin büyüklüğü ve hayati önem taşıması, Veri madenciliğinin bu alanda da uygulanmasını gerekli kılmıştır. Bu tezde Veri Madenciliğinin Tıp alanında kullanımı incelenmiştir. Uygulama çalışması için özel bir diyaliz merkezinde 12 ay ve daha uzun süre hemodiyaliz tedavisi görmüş hastalara ait veriler bir araya getirilerek bir veri kümesi oluşturulmuştur. Bu veri kümesi üzerinde ESTARD ve WEKA yazılımları kullanılarak sınıflama, kümeleme ve karar ağacı algoritmaları çalıştırılmış, elde edilen karar kuralları uzman desteğiyle incelenerek risk seviyelerine göre risk faktörlerinin etkileşimlerinden yararlı desenlere ulaşılmaya çalışılmıştır.
Açık uçlu araç rotalama problemi: M.T.A. servis güzergahlarının belirlenmesi
Araç Rotalama Problemi (ARP), belli bir müşteri kümesine hizmet sunmak için bir veya birden fazla depodan, bir araç filosu için optimal rotaların bulunması problemidir.ARP bir türü olan açık uçlu araç rotalama probleminde (AUARP), araçlar rotanın sonundaki son müşteriyi ziyaret ettikten sonra depo noktasına dönmezler.Bu tezde, MTA'nın ( Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü ) kiraladığı personel servis araçlarının sayısı ve toplam güzergah mesafesi minimize edilmeye çalışılmıştır. AUARP' nin çözümünde, tamsayılı doğrusal programlama modeli rotaları belirlemek için kullanılmıştır. Problem, GAMS programı ile çözülmüş ve sonuçlar tartışılmıştır.
Tedarikçi seçiminde analitik şebeke prosesi ve amaç programlama bütünleşik yaklaşımı: Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş.'de bir uygulama
Tedarikçi seçimi, ölçülebilen ve ölçülemeyen faktörleri içeren bir çok kriterli karar verme problemidir. Günümüz rekabet ortamında, fiyat ve kalite şartlarının yanı sıra, belirlenen zaman ve miktarda yapılmayan dağıtımlar, satın alma işlemlerindeki en büyük başarısızlıktır. Bu çalışmada, çok ölçütlü ve çok amaçlı bir karar problemi olarak ele alınan tedarikçi seçimi için, Analitik Şebeke Prosesi (AŞP) ve Karışık Tamsayılı Doğrusal Amaç Programlama (KTDAP) modelini kullanan bir bütünleşik yaklaşım sunulmaktadır. Uygulamanın ilk aşamasında, tedarikçi seçiminde etkili olan kriterler, uzman görüşleri alınarak değerlendirilmiş; Super Decisions 1.6.0 programı ile kriter ve tedarikçi ağırlıkları elde edilmiştir. İkinci aşamasında ise, ANP sonuçları, KTDAP modelinde bir amaç fonksiyonu katsayıları olarak yer almış; model, amaçların önceliklerine göre ordinal sıralama ve sıralı çözüm yöntemi ile GAMS programı kullanılarak çözülmüştür. Sonuç olarak, karar vericiye ihtiyaçları doğrultusunda, en uygun tedarikçi kombinasyonları sunulmaya çalışılmıştır.
Tersine lojistik ağ tasarımı ve ağdaki malzeme akışının web tabanlı yönetimi
Tersine lojistik, kullanılmış ürünleri geri almanın ve ürün geri kazanımının sistematik bir şeklidir. Tüketim noktasından orijin noktasına doğru olan tüm ürün ve bilgi akışının yönetimi süreci olarak da tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, kavramlar ve sistemin işleyişi ele alınmış, karışık tamsayılı deterministik bir model kullanılarak tersine lojistik ağ tasarımı yapılmıştır. Ağ yapısına göre oluşturulan toplama merkezleri kanalıyla gerçekleştirilecek malzeme akışının daha etkin yönetilmesini sağlamak amacıyla web tabanlı bir yazılım geliştirilmiştir. Söz konusu yazılım ile son kullanıcılardan tersine lojistik ağ ve toplama merkezleri yolu ile geri dönüş yapacak malzemelerin bir veritabanına kaydı yapılmakta ve malzemelerin hangi toplama merkezleri yoluyla ve mevcut araç filosundan hangi araç ile taşınacağı merkezi olarak planlanmaktadır. Hem ağ yöneticileri hem son kullanıcılar için geliştirilen bu yazılım sayesinde toplama merkezlerinin yönetimi kolaylaştırılmış; ayrıca malzemeleri geri dönüşte taşıyacak araçların doluluk oranları artırılmıştır. Bu çalışma ile sadece tersine lojistik ağ tasarımı yanında ağın etkin yönetimi için bir yazılımın gerekli olduğu ortaya konmuştur.
Otomatik malzeme taşıma sistemi tasarımı için hibrit yaklaşım
Otomatik yönlendirmeli araç (AGV) sistemlerinin, malzeme taşıma ekipmanı olarak kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bu sistemlerin büyük avantajlarının karşısında yüksek ilk yatırım maliyetleri söz konusudur. AGV sistemi yatırımlarında araç maliyeti toplam yatırım maliyetinin en büyük kısmını oluşturmaktadır. Bundan dolayı araç sayısının minimizasyonu önemli problemlerdendir.Literatürde, araç sayısını tahmin etmek için kullanılan analitik yöntemlerin tamamında tecrübeye dayalı olarak belirlenen etkinlik faktörü katsayıları kullanılmaktadır. Bu katsayılara, incelenen sistemden bağımsız olarak verilen değerler problemin sonucunu oldukça etkilemektedir. Bunun yanında, bu dezavantaja sahip olmayan simülasyon modellerini oluşturmak oldukça pahalı ve zaman alıcıdır. Ayrıca bu modeller ile sonuca ulaşmak için çok sayıda deneme yapılması gerekmektedir. Bazı durumlarda ise deneme sayıları problemin çözümünü imkansız hale getirecek kadar artmaktadır.Bu çalışmada AGV sistemlerinde gerekli minimum araç sayısını ve ara stokları minimize edecek yeniden sipariş noktalarını belirlemek amacıyla, simülasyon modeli ve bir sezgisel algoritmanın entegre bir şekilde birlikte çalıştığı hibrit bir yaklaşım öne sürülmüştür. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde, öne sürülen teknik, gerçek bir üretim tesisi için tasarlanan bir AGV sistemi üzerinde uygulanmıştır. Tekniğin uygulamasında kullanılan simülasyon modeli Flexsim simülasyon yazılımı ile oluşturulmuştur. Daha sonra, alınan sonuçlar, araç sayısının tahmini için Egbelu (1987) tarafından geliştirilen bir analitik model ile karşılaştırılarak her iki yöntemin verdiği sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak kullanılan hibrit yöntemin, çok az sayıda deneme ile kesin sonuca ulaşmayı mümkün hale getirebildiği görülmüştür.
Döküm sanayinde harmanlama problemleri için olabilirlik ve olasılık teorisi tabanlı modelleme ve çözüm yaklaşımları
Bu çalışmada, pirinç döküm sürecinde karşılaşılan harmanlama problemi, operasyonel seviyede kullanılan tekli ve taktiksel seviyede kullanılan çoklu-harmanlama olarak iki ayrı model kapsamında incelenmiştir. Süreç içerisinde kullanılan hammadde ve malzemeler, her iki model için de modellerin kullanım amaçları dikkate alınarak bileşenlerindeki element oranlarının belirli ve belirsiz olmasına göre bir sınıflandırmaya tabii tutulmuştur. Tekli-harmanlama modelindeki hammadde ve malzeme bileşenlerinin belirsizlikleri olasılık ve olabilirlik dağılımları ile modellenmiştir. Hem olasılıksal hemde olabilirliksel belirsizlik içeren tekli-harmanlama modelinin çözümü için olasılıksal belirsizliklerin olabilirliksel, olabilirliksel belirsizliklerin olasılıksallara dönüşümünü yapan ve herhangi bir dönüşüme ihtiyaç duymayan üç yaklaşım geliştirilmiştir. Çoklu-harmanlama modelinde hem hammadde ve malzeme bileşen belirsizlikleri hem ürün talep parametreleri hem de birim satın alma maliyetleri olabilirlik dağılımları ile modellenmiştir. Çoklu-harmanlama problemi bir bütünleşik üretim planı olarak değerlendirilmiş ve Lai ve Hwang [78, 79]'ın yaklaşımına dayalı olarak modellenip çözülmek istenmiştir. Ancak bu modelleme ve çözüm yaklaşımının ele alınan problemi modellemekte ve çözmekte yetersiz kaldığı gösterilmiştir. Bu nedenle ?ya, ya da? kısıtlarını kullanan daha kapsamlı bir matematiksel model ve bu yeni modelin çözümü için yeni bir algoritma geliştirilmiştir.
Sanal imalat hücrelerinde iş çizelgelenmesi için yeni çözüm yaklaşımları
Günümüz rekabetçi pazar koşullarında, ürün hayat çevriminin giderek kısalması ve talep yapısının değişkenlik göstermesi oldukça dinamik bir ortam yaratmıştır. Firmalar bu dinamik ortamda ayakta kalabilmek ve üretim maliyetlerini düşürebilmek için yenilikçi üretim sistemlerini incelemek ve bu sistemleri benimsemek zorundadırlar. Özellikle küçük ve orta boyutlu parti tipi üretim yapan firmalar için önerilmiş ve kurulum maliyeti çok düşük olan Sanal İmalat Hücreleri (SİH) bu yenilikçi üretim sistemleri arasında öne çıkmaktadır. SİH; Esnek İmalat Sistemlerinin (EİS) esneklik özelliğiyle, Hücresel İmalat Sistemlerinin (HİS) basit akış tipi süreç özelliklerini bünyesinde toplayan melez bir sistemdir. Bu tez çalışmasında literatürdeki mevcut çalışmalardan farklı olarak SİH'nin performansını gerçekçi bir şekilde yansıtmak için işlerin nasıl daha etkin çizelgelenebileceği incelenmiştir. Önerilen SİH çizelgeleme probleminde, işler partiler halinde üretilmekte ve bu parti büyüklükleri daha etkin bir Cmax elde edebilmek amacıyla, alt partilere bölünebilmektedir. Her bir iş kendine özgü operasyon sırasına sahiptir ve bu operasyonlar için alternatif makineler seti mevcuttur. Talep dalgalanmalarına hızlı bir şekilde cevap verebilmek amacıyla makineler tesis içerisinde farklı noktalara yerleştirilmiştir. Bu durum makineler arası taşıma zamanlarının da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Yukarıda tanımlanan problem için bir Karışık Tam Sayılı Programlama (KTSP) modeli geliştirilmiştir. Ancak problemin karmaşıklığının yüksek olmasından dolayı büyük boyutlu problemlerde KTSP kabul edilebilir bir zaman içerisinde iyi sonuçlar verememiştir. Bu nedenle probleme kısa zamanda etkin sonuçlar veren dört vektörlü bir Genetik Algoritma (GA) sezgiseli önerilmiştir. 720 problemden oluşan, geniş bir problem seti üzerinde elde edilen sonuçlar, GA'nın oldukça iyi bir performans sergilediğini ve özellikle alt parti sayısının 1 olduğu durumda en iyi sonuçları bulduğunu göstermiştir.
Türkiye'nin elektrik enerjisi üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarının anp ile modellenmesi ve analizi
Günümüzde endüstrileşmenin getirdiği hızla artan enerji ihtiyacı ve fosil yakıtlara sahip konvansiyonel enerji kaynaklarının çevreye olan olumsuz etkileri dolayısıyla, `Yenilenebilir Enerji Kaynakları'na olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Ancak bu tür enerji kaynaklarının mevcut elektrik enerji sistemine entegrasyonu ve güç kalitesine olan etkileri, teknik yapılabilirlik ve maliyetleri dolayısıyla ülkelerin mevcut kaynakları ve öncelikleri düşünüldüğünde konvansiyonel enerji kaynaklarına göre ne kadar tercih edilebilir oldukları birçok kriterli karar problemidir. Bu tez çalışması kapsamında bu karar probleminin çözümü için yenilenebilir ve konvansiyonel enerji kaynakları karşılaştırılarak özellikle Türkiye elektrik enerjisi üretiminde kullanılacak birincil enerji kaynağı açısından bir tercih sırası oluşturulmuş ve bu konuda ülke enerji politikaları açısından bir kaynak olması hedeflenmiştir. Bu amaçla Türkiye'deki yenilenebilir enerji kaynakları potansiyeli göz önünde bulundurularak, son yıllarda enerji politikaları ve yönetimi konusunda kullanımı her geçen gün artan `Çok Kriterli Karar Verme Modelleri'nden ANP (Analitik Ağ Prosesi) kullanılmıştır. Çalışma sonucunda geliştirilen karar modelinde elektrik enerjisi üretiminde birincil enerji kaynağı olarak küçük hidroelektrik ve jeotermal santraller ön plana çıkmıştır. Rüzgar ve güneş enerjisi gibi diğer yenilenebilir kaynaklar ise elektrik sistemine bağlantı problemleri nedeniyle tercih sıralamasında öncelik elde edememişlerdir.
Gezgin satıcı probleminin çözümüne yönelik algoritmik yaklaşımlar
Günlük hayatımızda da karşılaşabileceğimiz bir problem olan gezgin satıcı probleminin çözülmesi amacı ile birçok yöntem denenebilmektedir. Bu yöntemlerin çözüm süresi ve bulunan değerin yeterliliği önemli noktalar olarak karşımıza çıkmaktadır.Farklı türdeki GSP'ler için çok sayıda ve farklı çözüm yöntemleri vardır. Gezgin satıcı problemi alanında kullanılan önemli yöntemlerden biri de genetik algoritmalardır (GA). Kombinatöryel eniyileme ve global sezgisel arama alanlarında yoğun bir şekilde araştırılan ve çalışılan bir problem olan Gezgin Satıcı Problemi (GSP) için de halen araştırılmakta olan genetik algoritmaların kullanılması oldukça yenidir.Bu çalışmada genetik algoritmanın nasıl çalıştığı ve yöneylem araştırması problemleri arasında yer alan gezgin satıcı probleminin genetik algoritma ile çözümü üzerinde durulmuştur. Gezgin Satıcı Problemi için bir genetik algoritma geliştirilmiş, geliştirilen yöntemin avantajları ve dezavantajları var olan yöntemler temel alınarak anlatılmıştır. Amaç ise işlem süresi kısa ancak en iyi değeri garanti etmeyen bir çözüm yöntemi olan genetik algoritma ile gezgin satıcı problemin çözülmesidir.
Üç aşamalı tersine dağıtım sistemleri için bir model ve ayrıştırmalı çözümü
Kaynakların verimli ve sürdürülebilir olarak kullanılması amacı ve resmi yaptırımlar nedeniyle tersine lojistik sistemleri giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Kaynakların döngüye girerek etkili kullanılması amacıyla genel modellere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tezde, akümülatör dağıtım sisteminden yola çıkılarak geliştirilen, ileriye ve tersine dağıtımı bir yenileme şebekesinde birleştiren yeni ve genel bir tersine lojistik modeli ve çözümü sunulmuştur. Sunulan model tesis açmalı, stok taşımalı, ürünlerin üretim, taşıma, toplama, atma ve işlem maliyetlerini içeren üç aşamalı, kapasite kısıtlı bir şebeke modelidir. Modelin birinci seviyesi üretim/yenileme/atık tesislerini, ikinci seviyesi dağıtım/toplama tesislerini, üçüncü seviyesi alt dağıtım/toplama tesislerini ve dördüncü seviyesi ise müşterileri içermektedir. Literatürde ilk defa maliyet minimizasyonu amaçlı üç aşamalı, kapasite kısıtlı ve stok taşımalı genel bir yenileme şebeke modeli geliştirilmiştir. Üretim tesisinden müşteriye ve müşteriden yenileme tesisine her yol üzerinde tüm aşamalarda yer alan maliyetler birleştirilerek basitleştirilmiştir. Modelin aşamaları ve değişkenlerinin artması sonucu elde edilen problemler için kesin çözüm teknikleri yetersiz kalmıştır. Sezgiseller ise kesin çözüm verememektedir. Kısıtların ayrıştırma yöntemi gruplamasına uygun olduğu gösterilmiş ve kesin çözüm için Dantzig-Wolfe ayrıştırma yöntemi ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Ayrıştırma algoritması ve akış şeması diyagramı oluşturulmuştur. Ayrıştırma yöntemi ile ileriye akış ve bu akışta yer alan tesislerin bir alt problem, tersine akış ve bu akışta yer alan tesislerin başka bir alt problem olduğu ve model denge kısıtının iki alt problemi birleştirdiği gösterilmiştir.
OECD ülkelerinin AR-GE etkinliklerinin VZA/AHP sıralı metodu ile belirlenmesi
Teknolojik yenilikler, üretimde verimliliği artırmak amacıyla ekonomik büyümeye önemli katkı sağlamaktadır. Teknolojik yeniliğin en önemli göstergelerinden birisi ise Ar-Ge (Araştırma Geliştirme) faaliyetleridir. Bu çalışmada; Ar-Ge harcamaları, araştırmacı sayıları, üçlü patent sayıları ve bilimsel yayın sayıları bakımından, Türkiye'nin diğer OECD ülkeleri arasındaki yeri VZA (Veri Zarflama Analizi)/AHP (Analitik Hiyerarşi Prosesi) sıralı metoduyla belirlenmiştir. İki aşamalı olan bu metod ile; önce veri zarflama analizi modelleri oluşturulmuş ve bu modellerin çözümleri LINDO programında yapılmış, ikinci aşamada ise AHP tekniği ile etkinlik sıralaması bulunmuştur. Veri zarflama analizinde kullanılan girdiler ve çıktılar arasındaki matematiksel ilişki, SPSS 13.0 paket programı kullanılarak, yapılan regresyon analiziyle belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'nin Ar-Ge etkinliğindeki konumu tespit edilmiş, Türkiye'yi daha etkin hale getirebilmek için gereken öneriler sunulmuştur.
Kurumsal performans karnesi ve havacılık sektöründe bir uygulama
Son yıllarda organizasyonlar, fiziksel varlıkların yanında maddi olmayan değerlerinin de farkına varmaya ve temelinde bilgi olan bu değerleri ölçmek için yeni teknikler geliştirmeye başlamışlardır. Organizasyonların stratejik düşünmek ve rekabette kalıcı üstünlük sağlamak amacıyla uyguladığı performans ölçüm tekniklerinden birisi de Kurumsal Performans Karnesidir. Kurumsal Performans Karnesi, şirketlerin bilgi akışını düzenlediği gibi, yönetimde aksayan yönleri ortaya çıkarak kısa süre içinde telafi edilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, havacılık ve uzay sanayinde faaliyet gösteren TUSAŞ' da stratejik planların değerlendirilmesinde Kurumsal Performans Karnesi uygulaması yapılmıştır. Mevcut durum analiz edilerek, gelecek altı ay için model kullanılmış ve altı ayın sonucunda değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, hedeflenen değerlere göre gerçekleşmelere bakıldığında kurumun karne notunun % 88 olduğu görülmüştür.
Karar verme sürecinde bulanık mantık bazlı oyun teorisi uygulamaları
Karar süreci karmaşıklık ve belirsizlik içeren bir süreçtir. Rekabet ortamında bulunan organizasyonların varlığını devam ettirmesi bu sürecin etkin kullanımına bağlıdır. Tezin amacı, karar verme sürecinde bulanık mantık ve oyun teorisi gibi yapay zeka (YZ) yöntemlerini kullanan bir yaklaşım oluşturmaktır. Çalışmada, çok amaçlı karar verme (ÇAKV) ve çok kriterli karar verme (ÇKKV) süreçleri birleştirilerek çok amaçlı ve kriterli karar verme (ÇAKKV) süreci oluşturulmuş ve bu süreç iki kişili sabit toplamlı olmayan bir oyun kapsamında ele alınmıştır. Konu ile ilgili literatürdeki mevcut uygulamaların incelenmesinin ardından birçok karar verme metodunu içeren melez bir karar verme metodolojisi önerilmiştir. Önerilen metodolojinin her aşaması oyun teorisi kapsamında oyuncuların karşılıklı stratejileri dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Hedefler, kritik faktörler (kriterler) ve bunların ağırlıkları bulanık matematiksel işlemler ile hesaplanmaktadır. Müteakiben, oyuncuların stratejileri hedefler ve kriterlere göre değerlendirilmektedir. Bu süreçte, kesin matematiksel sayılar yerine sübjektif faktörler (yargı, tecrübe, tercih gibi) bulanık dilsel değişkenlerle ile ifade edilmekte ve sayısal değerlere dönüştürülmektedir. Önerilen metodolojinin rekabetçi ortamlarda yer alan hiyerarşik organizasyonlarda uygulanabilirliğinin ve matematiksel geçerliliğinin gösterilmesi amacıyla belirsizliklerin önemli rol oynadığı uluslar arası bir anlaşmazlık durumunda uygulanacak karar verme süreci örnek uygulama olarak incelenmiştir.
Kalite fonksiyon yayılım sürecinin eniyilenmesi: Çok amaçlı programlama yaklaşımına dayalı bir karar destek sistemi
Bu tez çalışmasının amacı yeni ürün tasarımı veya var olan ürünün geliştirilmesinde teknik gereksinimlerin (TG) kesikli değerleri için Kalite Fonksiyon Yayılım (KFY) sürecinin eniyilenmesidir. KFY literatüründe ürün geliştirme sürecinin eniyilenmesi için sürekli bir aralıkta değer alan TG'lerin hedef değerlerinin belirlenmesi son derece önemli bir konudur. Buna ek olarak, pratikte, TG'ler genellikle kesikli değerler almaktadır. Bu nedenle, literatürdeki çalışmalardan farklı olarak TG'lerin kesikli değerler aldığı düşünülerek KFY sürecini eniyilenmesi için yeni bir Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama-1 (KTDP-1) modeli önerilmiştir. Bu modelde, müşteri tatmin boyutlarının da eniyileme sürecinde dikkate alınması için Kano model kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, KTDP-1 modelinde KFY literatürüne benzer şekilde TG'lerin başarılma düzeyleri ile maliyetleri arasındaki ilişkinin doğrusal olduğu varsayımı yapılmıştır. Fakat gerçek hayat uygulamalarında teknolojik ve üretim kısıtlarından dolayı böyle bir ilişki nadiren ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, KFY süreci daha gerçekçi sonuçların elde edilmesi için birden fazla birbiriyle çelişen amacın eşzamanlı olarak eniyilenmesini gerektirebilir. Belirsiz bir ortamda ele alınan bu amaçların hedef değerlerinin belirlenmesi ise karar vericiler için son derece zor bir durumdur. Bu nedenlerden dolayı önerilen KTDP-1 modeli genişletilerek sırasıyla Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama-2 (KTDP-2), Karma Tamsayılı Hedef Programlama (KTHP) ve Bulanık Karma Tamsayılı Hedef Programlama (BKTHP) modelleri geliştirilmiştir. Son olarak, önerilen modellerin tasarımcılar tarafından daha etkin bir şekilde kullanılması ve daha kolay ve hızlı bir şekilde ürün tasarımının yapılması için bir Karar Destek Sistemi (KDS) geliştirilmiştir. KFY Analizci adı verilen bu KDS'nin uygulanabilirliği gerçek bir hayat problemi üzerinde gösterilmiştir.
İlaç sektöründe atık yönetimi ve geri dönüşüm için tersine lojistik ağı tasarım modeli
Rekabet unsurlarının artması, tüm kuruluşları maliyetleri düşürüp daha fazla kar elde edebilmek için farklı yöntemler araştırmaya yöneltmiştir. Kaynakların etkin kullanılması belki de tüm alanlarda en önemli faktör olarak kendini göstermektedir. Kıt kaynakların dikkatli kullanılmasının öneminin yanı sıra zaman ilerledikçe kullanılmış ürünlerin geri dönüşümüne ilişkin gereklilik ve paralel olarak ilgi de artmaktadır. Bu ilgi ve gereklilikler gösteriyor ki tersine lojistik sistemlerde iyi bir planlama çok önemli bir çalışma alanı haline gelmektedir. Özellikle bazı sistemler için tersine lojistik, sadece kıt kaynakların gündeme gelmesi sorunu için değil, bazı sosyal sorumluluklar ve çevre sağlığı için de gerekli olabilmektedir. Tersine lojistik sistemlerle atık yönetim sistemlerinin bütünleşmiş bir şekilde incelendiği çalışmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada çevre için tehdit oluşturan zararlı atık yönetim sistemleri ve tersine lojistik sistemler ele alınmış ve ilaç endüstrisinde hem zararlı atık yönetimi için hem de ilaç kutularının kağıtta geri dönüşüm sürecine alınmasıyla ülke ekonomisine önemli bir katkı olacağı gösterilmiştir. İlaçta geri dönüşümle ilgili anket çalışması yapılmış ve geliştirilen model çözülmüş, sonuçlar değerlendirilmiştir. İnsan sağlığı gibi parayla alınamayan bir değer konusunda tersine lojistik ağ tasarım modelinin daha geniş bölgelerde uygulanmasının önemli sonuçlar doğuracağı ile ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
Eşzamanlı topla-dağıt araç rotalama problemi için sezgisel yaklaşımlar: Genetik algoritma ve kuş sürüsü eniyileme
Günümüz rekabet ortamında işletmelerin, tedarik zincirindeki süreçlerinieniyilemek ve etkin bir şekilde yönetmek amacıyla çeşitli stratejik veoperasyonel kararlar alması gerekmektedir. En önemli operasyonelkararlardan birisi araç rotalarının belirlenmesi ile ilgilidir. Klasik araçrotalama problemi, bir depodan müşterilerin dağıtım ya da toplama taleplerinikarşılayacak en uygun rotaların belirlenmesi olarak tanımlanabilir. Pratiktekarşılaşılan kısıtlamalara dayalı olarak literatürde farklı araç rotalamaproblemleri önerilmiştir. Bu problemlerden birisi Eşzamanlı Topla-Dağıt AraçRotalama Problemidir (ETD_ARP). ETD_ARP depodan müşterilere üründağıtımının yanı sıra müşterilerden de depoya geri dönecek ürünlerintoplanması operasyonlarının eşzamanlı gerçekleştirildiği bir araç rotalamaproblemidir. ETD_ARP bir NP-zor problemdir. Bu nedenle problemin çözümüiçin literatürde çeşitli sezgisel algoritmalar geliştirilmiştir. Bu tez kapsamındaETD_ARP'nin çözümü için Genetik Algoritma (GA), Kuş Sürüsü Eniyileme(KSE) ve Değişken Komşu İniş (DKİ) algoritmasına dayalı iki melez algoritma(GA_DKİ ve KSE_DKİ) geliştirilmiştir. Melez algoritmalarda GA ve KSEçözüm uzayında araştırma yapmak, DKİ ise arama sırasında bulunan bir ya dabirkaç çözüm etrafında derinlemesine aramayı gerçekleştirmek amacıylakullanılmıştır. GA_DKİ ve KSE_DKİ'nin performansını araştırmak amacıyladeneysel çalışma yapılmıştır. 76 test problemi ile yapılan deneysel çalışmada,GA_DKİ ve KSE_DKİ'nin çözüm kalitesi açısından literatürdeki diğeralgoritmalar ile rekabet edebildiği ve bazı problemler için bilinen eniyi çözümüiyileştirdiği görülmüştür.Bilim Kodu : 906.1.141Anahtar Kelimeler : Eşzamanlı topla-dağıt araç rotalama problemi, genetik: algoritma, kuş sürüsü eniyileme, değişken komşu iniş
Devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim probleminin bulanık yaklaşımla ele alınması
Devletler, teknolojik ilerleme kaydetmek ve sanayinin rekabetçi gücünü artırmak için özel sektörün Ar-Ge projelerine finansal destek sağlarlar. Buna bağlı olarak kamu otoriteleri, kamu kaynakları ile desteklenmeye uygun Ar-Ge projelerini seçerken bir karar verme problemi ile karşı karşıya kalırlar. Kamu kaynaklarını etkin bir şekilde kullanmak ve bu fon mekanizmalarını bilim ve teknoloji politikaları doğrultusunda yönetmek için kamu kuruluşlarının, Ar-Ge projeleri seçim sürecini en iyi şekilde yürütmeleri gerekir. Bu tez çalışması, devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim probleminin değerlendirme ölçütlerini incelemek, bu değerlendirme ölçütleri arasındaki ilişkileri tanımlayan bir ağ inşa etmek ve bu ölçütlerin değerlendirme sürecinde ne ölçüde önemli olduklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Kurumu Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı tarafından yürütülen 1501 kodlu Sanayi Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı Ar-Ge projeleri seçim süreci incelenmiştir. Mevcut çalışmalar, Ar-Ge projeleri seçim problemi değerlendirme ölçütleri arasındaki etkileşimlerin incelenmesini önermekte ve geleceğe dönük çalışmalar için bulanık AAS yöntemini tavsiye etmektedir. Ar-Ge projeleri seçim sürecinde soyut ölçütleri değerlendirmek üzere sözel değişkenlerin kullanılması nedeniyle bu çalışmada ele alınan devlet destekli özel sektör Ar-Ge projeleri seçim problemi, çok nitelikli bir karar verme yöntemi olan, bulanık analitik ağ süreci yöntemi ile modellenmiş ve bu modelle değerlendirme ölçütlerinin yerel ve genel ağırlıkları elde edilmiştir.
Sınıflamalar değiştiğinde zaman serilerinin oluşturulması için öneri
Ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarını incelemek, gelişmelerini izlemek, yeni yatırım kararları alabilmek gibi nedenlerle istatistiklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu istatistiklerin standart ve karşılaştırılabilir olmasının temel unsurlarından biri veri derlenmesinde ve yayınlanmasında standart sınıflamaların kullanılmasıdır. Bu şekilde elde edilen istatistikler hem uluslararası düzeyde hem de yıllar arasında karşılaştırılabilir olacak, böylece gelişmeleri izlemek, ekonomik değişimleri yorumlamak için ihtiyaç duyulan uzun zaman serileri elde edilebilecektir. Ancak zaman içinde kullanılan sınıflamaların ekonomideki, teknolojideki ve diğer alanlardaki değişimleri yansıtacak şekilde güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu güncellemeler sonucunda, zaman serisini devam ettirmek çoğu zaman zorlaşmakta ve güncellemenin yapıldığı yıldan sonraki istatistikler ile daha önceki dönemdeki zaman serisi arasında tutarsızlıklar meydana gelmektedir.Bu çalışmada, 2003-2007 yıllık sanayi ve hizmet istatistikleri analiz veri kütüğünün 20 ve üzeri çalışana sahip girişim düzeyindeki 2007 yılı verileri çerçeve kabul edilerek örnek çekilmiş ve örneklem birimlerinden faydalanarak ciro, çalışanlar sayısı, üretim değeri ve faktör maliyeti ile katma değer değişkenleri için mikro düzeyde doğrudan tahmin, sonradan tabakalama ve EBLUB; makro düzeyde ise girişim sayıları, çalışan sayısı ve ciro temelli dönüşüm katsayıları kullanılarak NACE Rev.2 sınıflamasının dörtlü seviyesinde tahminler hesaplanmış ve veri seti için bulunan en iyi yöntem kullanılarak 2003-2007 yılları için zaman serileri yeniden oluşturulmuştur.
Bankacılık sektöründe personel seçimi ve performans değerlendirilmesine ilişkin veri madenciliği uygulaması
İletişim teknolojilerindeki gelişme ile birlikte ?mevcut bilgi?ye ulaşmanın çok kolaylaştığı günümüzde, ?bilginin çıkarımı? kavramı giderek önem kazanmaktadır. Çok büyük miktarlardaki verinin yararlı bilgilere dönüştürülmesine duyulan ihtiyaç veri madenciliğinin önemini ortaya koymaktadır. Diğer taraftan personel kalitesi ise günümüzde firmaların rekabet avantajı sağlaması acısından oldukça önemli bir noktaya gelmektedir. Bu çalışmada, veri madenciliği yöntemlerinden sınıflandırma ve kümeleme ile etkili bir personel seçim mekanizması geliştirilerek özellikle personel seçimi sürecinde fayda sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada veri madenciliği yazılımı olarak WEKA kullanılmış ve banka şubelerinde satışa yönelik çalışan personeller için bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
Stokastik paralel montaj hattı dengeleme problemi için yeni modeller
Bu tezde, özdeş ya da birbirine benzer birden fazla hattın bulunduğu Stokastik Paralel MHD problemi, iki farklı amaç göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Bu amaçlardan ilki (Tip I), verilen bir çevrim zamanı ve görevlerin tamamlanmama olasılığı için istasyon sayısının en küçüklenmesidir. Bu problemin çözümü için şans kısıtlı bir matematiksel model geliştirilmiş, değişken sayısının azaltılması yoluyla modelin çözüm etkinliğinin artırılması amacıyla Stokastik Paralel Montaj Hatları için bazı tanımlamalar (Kmin, Ei, Li) yapılmıştır. Bunun yanısıra, orta ve büyük boyutlu problemlerin çözümünde kullanılabilecek bir sezgisel metot da çalışma kapsamında geliştirilmiştir. İncelenen ikinci amaç (Tip II), görevlerin tamamlanmama maliyetinin en küçüklenmesidir. Bu problem için de yeni bir sezgisel metot geliştirilmiş, sezgiselin etkinliği test problemleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada Şans Kısıtlı Matematiksel modellerin çözümünde GAMS paket programı, sezgisellerin kodlanmasında ise Borland C++ Builder 6.0 programlama dili kullanılmıştır.
Kaynak kökenli ayrıştırma yöntemiyle enerji sistemlerinin optimizasyonu
Bu tezde, Türkiye enerji sisteminin çevresel kısıtları da içeren optimal kaynak dağıtım modeli geliştirilmiş ve farklı senaryolar altında 2030 yılına kadar alternatif projeksiyonlar sunulmuştur. Bu amaçla ulusal enerji-çevre sistemi analiz edilmiş, doğrusal optimizasyon esaslı teknolojik yapısının şebeke modeli oluşturularak gelecek yıllar için tahmin edilen talepleri karşılayacak olan üretim ve teknolojik alternatifler gelişim yolları belirlenmiştir. Modüler modelleme esaslı olarak, birincil enerji biçimleri olan kömür, petrol, doğalgaz, nükleer ve yenilenebilir enerji kaynakları, doğrusal programlama akış modeline dâhil edilip, ikincil enerji yada dönüşüm sektöründen geçirilerek nihai kullanım kesimi olan sanayi, ulaştırma, konut ve tarım sektörlerinin enerji taleplerinin karşılanmasına yönelik bir teknik-ekonomik model geliştirilmiştir. Model, çevresel kısıtlayıcılar altında da çalıştırılmış ve CO2, SO2 ve NOx emisyon değerlerinin aynı periyot içerisindeki değişimi yine sektörel olarak incelenmiştir. Çalışmada, Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamına yakın kısmına da uygulanan, bir enerji-çevre optimizasyon modeli, EFOM-ENV, temel alınmış ve bu model üzerinde kaynak kökenli ayrıştırma metodu geliştirilmiştir. Modelde, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (ETKB) tarafından yayınlanan referans senaryo ve Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yayınlanan FEC1 ve FEC2 senaryoları göz önünde bulundurulmuş ve bu üç senaryoya göre karşılaştırmalı sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma kapsamında geliştirilen optimizasyon modelinde çevresel kirleticilerin etkilerin minimizasyonu ve sektörel enerji talebinin farklı birincil enerji kaynakları ile karşılanması amaçlanmıştır.
Bulanık kaba küme yöntemi ile nitelik indirgemede yeni bir algoritma
Günümüzde bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ile yüksek boyutlu veritabanları ile karşılaşılmaktadır. Veritabanlarından gereksiz verilerin atılması, veri içerisindeki örüntülerin bulunması ve elde edilen bilginin kullanılması sürecine veri tabanlarında bilgi keşfi denilmektedir. Nitelik indirgeme, kısaca nitelik uzayının boyutunun belirli ölçütlere göre azaltılması olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda literatürde birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların içerisinde en ilginç olanlarından biri ise bulanık ve kaba kümelerin melezlenmesi ile yapılan nitelik indirgeme çalışmalarıdır.Bu tezde, tip-2 bulanık kümeler kullanılarak bulanık-kaba kümeler için ayırtedilebilirlik matrisi tabanlı nitelik indirgemede yeni bir yaklaşım önerilmektedir. Önerilen algoritma, UCI makine öğrenimi veri setinden alınan veri kümeleri kullanılarak, literatürdeki nitelik indirgeme algoritmaları ile karşılaştırılmış olup, etkinliğini test etmek için sınıflandırma algoritmalarından faydalanılmıştır.
Deterministik yoksatmalı / yoksatmasız üretim-sipariş modeline bulanık küme uygulaması
Bu çalışmada üç farklı bulanık stok modeli geliştirilmiştir. Birincisi; bulanık üretim modelidir. Bu modelde üretim hızı ve talep hızı Pi üyelik fonksiyonuna sahip iki parametre olarak tanımlanmıştır. Bulanık toplam maliyet ağırlık merkezi metoduna göre durulaştırılmış, bulanık optimal üretim miktarı ifade edilmiş ve yeni bir yöntem uygulanmaya çalışılmıştır. İkincisi; bulanık stok maliyetleri ile bulanık yoksatmalı üretim modelidir. Üçüncü ve son oluşturulan bulanık model ise bulanık üretim miktarı ve bulanık yoksatma miktarı ile bulanık yoksatmalı üretim modelidir. Geliştirilen son iki modelde de bulanık optimal sipariş miktarı ve bulanık optimal yoksatma miktarı elde edilmiş ve konuyla ilgili sayısal örneklere yer verilmiştir. Sonuç olarak; çeşitli bulanık stok modelleri geliştirilerek tezin esas amacı olan bulanık küme teorisinin stok modelleri üzerinde uygulanmasına çalışılmış ve literatüre katkı sağlamak hedeflenmiştir.
Hücresel imalat sistemine göre mobilya endüstrisinde ergonomik hücre tasarimi ve modellenmesi
Günümüzde tüketicilerin ekonomik, coğrafi ve kültürel farklılıkları nedeniyle ürünlere olan talepleri çeşitlilik göstermektedir. Aynı zamanda bu çeşitlilik ürün yaşam döngülerini de kısaltmıştır. Hücresel imalat (Hİ) sistemi tüketici beklentilerindeki bu çeşitlilik ve kısa ürün yaşam döngüsüne üretim sistemlerinin hızlı bir şekilde adaptasyonunu sağlayan önemli bir uygulamadır.Hİ sistem tasarımında iki önemli problem vardır. Bunlardan ilk ve en önemli olanı hücre formasyonlarının (parça aileleri, makine hücreleri) oluşturulmasıdır. İkinci problem ise Hİ sistemindeki harici elemanların (harici parça, darboğaz makine) eliminasyonudur.Hİ sistem tasarımı ile ilgili daha önce yapılan çalışmalar değerlendirildiğinde iki önemli eksiklik belirlenmiştir. Görülen ilk eksiklik harici eleman eliminasyonu için kullanılan mevcut yöntemlerde (fason imalat, hücreler arası taşıma, darboğaz makine satın alma) fazla mesaili üretim ile harici parçaların eliminasyonu alternatifinin göz önünde bulundurulmamasıdır. İkinci önemli eksiklik ise hücre formasyonunda ergonomik faktörlerin göz önünde bulundurulmamasıdır.Bu çalışmada literatürde görülen bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla gürültü faktörlü ergonomik hücre tasarımı modeli önerilmiştir. Önerilen model harici eleman eliminasyonu maliyetlerinin minimizasyonunu amaçlayan ve harici eleman eliminasyonu ile hücre formasyonu problemlerini birlikte ele alan 0-1 karışık tamsayılı programlama modelidir.Geliştirilen modelin uygulamaya esas üretim sistemi (panel mobilya üretimi) gereksinimleri göz önünde bulundurularak genişletilmesiyle üç farklı model geliştirilmiştir. Geliştirilen modeller ve gerçek üretim sistemi verileri kullanılarak oluşturulan problemler GAMS/CPLEX 10.2 paket programı aracılığıyla çözülmüştür.Elde edilen çözüm sonuçları yorumlanmış ve uygulamaya esas sistem için uygun talep miktarları ve hücre formasyonları önerilmiştir.Önerilen modellerin, gerçek yaşamda karşılaşılabilecek bir Hİ sistem tasarımı problemi için hücre formasyonu ve harici eleman eliminasyonu problemlerinin yanı sıra ergonomik faktörleri de ele alması nedeniyle gerek mobilya endüstrisi gerekse diğer endüstri dalları için etkin ve faydalı bir araç olmaya aday olduğu gözlenmiştir.
Sivas ili ortaöğretim kurumlarının eğitim etkinliklerinin veri zarflama analizi ile ölçülmesi
Eğitim, bir ulusun kalkınma ve gelişmesindeki en temel itici güçlerden birisidir. Bu yüzden, eğitim kurumlarının etkinliğini arttırmak amacıyla yapılan tüm çalışmalar eğitim sistemimize destek vermektedir. Bu çalışma, Sivas ili Ortaöğretim kurumlarının etkinliklerini hesaplamak amacıyla, bu anlayışla yapılmış bir çalışmadır. Etkinlik ölçüm yöntemi olarak işletmelerin birbirleri arasında göreli kıyaslama yapabilmelerini sağlayan, çok girdi ve çok çıktıyı aynı anda analiz edebilen bir teknik etkinlik analizi olan Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Bu çalışma, ildeki tüm okul türlerini (meslek, anadolu, fen, özel, çok programlı, öğretmen, ticaret, imam hatip, iletişim) ele alması nedeniyle yapılan diğer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Her bir okul için yapılan detaylı analizler sonucunda okul yönetimine, milli eğitim müdürlüğüne veya ilgili diğer makamlara okulların eğitim kalitesinin yükseltilebilmesi için olması gereken derslik ve öğretmen sayılarının belirlenmesine yardımcı olabilecek bilgiler ortaya konulmuştur.
Lojistik yönetiminde nakliye planlaması için bir uygulama
Günümüzde ortaya çıkan ve giderek artan bilgi ihtiyacı firmaları tedarikçi ve müşterileriyle entegre olarak bir bütün halinde hareket etmeye zorlamıştır. Bu ihtiyaçla birlikte lojistik yönetimi kavramı gelişim göstermiş ve lojistik faaliyetlerin etkinleştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmada, lojistik faaliyetlerin içerisinde önemli bir yere sahip olan, taşıma ile, önemli bir maliyet kalemini oluşturan taşıma maliyetleri ele alınmış ve nakliye planlaması yapılarak taşıma maliyetlerinin minimize edilebilmesi için sistemin öncelikle matematiksel modeli hazırlanmıştır. Sistem karmaşıklığı arttığında, doğrusal optimizasyonun yeterli sonuç veremeyeceği düşünülerek kurulan matematiksel model, sezgisel tekniklerden tavlama benzetimi kullanılarak çözülmüştür.
Sezgisel bulanık tercih ilişkisi ve tedarikçi seçimine uygulanması
Doğru fiyat, doğru zaman ve doğru miktarda istenilen kalite düzeyindeki ürünleri ve/veya hizmetleri alıcılara sağlayabilen doğru tedarikçileri bulma süreci olan tedarikçi seçimi etkin bir tedarik zinciri oluşturmada kritik aktivitelerden biridir. Öte yandan, tedarikçi seçimi, karar vericinin hakkındaki bilgisinin genellikle belirsiz olduğu birbiriyle çelişen birçok kriteri içeren çok kriterli bir grup karar verme problemi olduğundan dolayı zor bir problemdir. Çok kriterli grup karar verme sürecinde, sezgisel bulanık tercih ilişkisi (sezgisel tercih ilişkisi, sezgisel ikili karşılaştırma matrisi, sezgisel muhakeme matrisi) karar vericinin belirsiz bilgisini dikkate aldığından dolayı karar vericinin problem hakkındaki bilgisini yansıtmakta güçlü bir araçtır. Fakat sezgisel bulanık tercih ilişkilerinde bir sezgisel bulanık tercih ilişkisinin tutarlı olup olmadığının test edilmesi, tutarlı sezgisel bulanık tercih ilişkisinin öncelik vektörünün türetilmesi, bir eksik sezgisel bulanık tercih ilişkisinin kayıp değerlerinin tahmin edilmesi gibi bazı sorunlar vardır. Bu tezin ana amacı bu sorunları çözmektir. Bunu başarmak için ilk önce sezgisel bulanık tercih ilişkisi için çarpımsal geçişlilik kavramı geliştirilmiştir. Daha sonra, bu kavrama dayanarak yukarıdaki sorunları çözmek için bazı yaklaşımlar önerilmiştir. Son olarak, sezgisel bulanık tercih ilişkisinin tedarikçi seçim sürecinde uygun tedarikçinin seçilmesi için kullanılabileceği gösterilmiştir.
Personel seçimi probleminde sezgisel bulanık küme uygulaması
Personel seçim süreci, genellikli birden çok alternatifin birden çok kritere göre birden çok karar verici tarafından değerlendirildiğinden dolayı bir çok kriterli grup karar verme problemidir. Personel seçimi probleminde karar vericilerin adayların kriterleri ne derecede sağladığı hakkındaki bilgilerini kolayca yansıtması oldukça zordur. Sezgisel bulanık küme, üye olma, üye olmama fonksiyonları ve tereddütlük indeksi ile gösterildiğinden dolayı karar vericilerin tercihlerini yansıtmakta etkin bir yaklaşımdır. Bu çalışmada, alternatifler arasından uygun olan personel secimi için, çok kriterli grup karar verme literatüründe son zamanlarda popüler bir metot olan TOPSIS metodunun sezgisel bulanık ortama genişletilmesi önerilmiş ve bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir işletme için satış uzmanı seçim problemine uygulanmıştır.
Bulanık aksiyomatik tasarım yönteminin personel seçim problemine uygulanması
Bu çalışmada, uluslararası bir firmanın Türkiye şubesi için üst düzey yönetici seçimi, personel seçimi problemi olarak ele alınmış ve problemin çözümü için Analitik Ağ Süreci (AAS, ANP) ve Aksiyomatik Tasarım (AT, Axiomatic Design) yaklaşımı önerilmiştir. Çok ölçütlü karar verme (ÇÖKV) yöntemlerinden biri olan AT, karar verme sürecinde nitel ve nicel kriterlerin dikkate alınması gereken problemlerin çözümünde kullanılan yöntemlerden birisidir. Çalışmada AAS ile seçim yapıldıktan sonra, AT'nin Bilgi aksiyomuna dayanarak karar verici açısından önemli kriterler temelinde tasarlanan personel seçim modeli ile alternatif adaylar arasından minimum bilgi içeriğine sahip olan adayın seçimine yönelik uygulama yapılmıştır. Personel seçim sürecini etkileyen kriterlerin bazıları sayısal verilerle ifade edilemeyen değerlendirmeler için üçgensel bulanık sayılar kullanılmıştır. Kriterlerin kendi aralarında önceliklerinin olduğu durum ve üçgensel bulanık sayılarla bulunan sonuçların değerlendirilmesinde Ağırlıklı Bulanık AT kullanılmış ve her üç yöntemin sonuçları karşılaştırılmıştır.
Mevsimsel ayrıştırma temelli gri tahmin yöntemi ile aylık elektrik yük tahmini
Bu çalışmada öncelikle yük tahmini ve yük tahmininin önemi anlatılmış, yük tahmini metotlarından bahsedilmiştir. Literatürde yapılmış olan çalışmalar incelenerek tez çalışmasının literatürdeki konumu belirlenmiştir. Uygulamada kullanılan veriler 2004-2007 yılları için Ankara merkez metropol alanı aylık puant elektrik yük değerleridir. Puant yük değerleri zaman serisi olarak ele alınmış, bu yüklerin mevsimsel dalgalanmaya sahip olduğu belirlenmiş ve mevsimsel ayrıştırma yöntemi tercih edilmiş, bu yöntemin içerdiği toplamsal ayrıştırma ve çarpımsal ayrıştırma yaklaşımları ayrı ayrı uygulanarak doğrusal regresyon ve gri tahmin yöntemi ile mevsimsellikten arındırılan trend serisinin tahmini yapılmıştır. Ardından tahmin edilen trend serisine mevsimsel etki ilave edilmiş ve yük tahmin değerleri elde edilmiştir. Elde edilen tahmin serilerinin hata terimleri analiz edilerek dört ayrı tahmin modelinin geçerliliği irdelenmiş, hata terimleri ile çeşitli ölçütler hesaplanarak en iyi tahmin modeli seçilmiştir. Seçilen bu model ile 2008 yılı için aylık puant yük tahminleri hesaplanmıştır.
Şehir içi ulaşımda zaman bağımlı rota belirleme
En kısa yol problemleri, yöneylem araştırması, yapay zekâ ve bilgisayar bilimlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Çalışmada, literatürde yer alan en kısa yol problemleri incelenmiş ve zaman bağımlı en kısa yol problemi üzerinde durulmuştur. Zaman bağımlı en kısa yolu belirlemedeki amaç, kullanıcıyı en kısa zamanda istenilen noktaya ulaştırmada alternatifler sunmaktır. Çalışmanın uygulama kısmında, Java yazılım dili ile bir web uygulaması geliştirilmiştir ve Ankara ili için uygulanmıştır. Uygulama, şehir içi taşımacılıkta kullanılan kaynaklar arasında aktarmalar yaparak zaman bağımlı en kısa yolu belirlemeye çalışmaktadır. Zaman bağımlı rota belirleme uygulaması, benzer uygulamalar ile karşılaştırılmış ve uygulamanın avantajları üzerinde durulmuştur. Uygulamada bulunan çözümler, Google Maps API yardımıyla görselleştirilmiştir.
Kan bankası iş gücü planlamasında benzetim yaklaşımı
Kan ve kan ürünlerine olan talep ve bu talebi karşılamakta yetersiz kalan bağışlar, kan bankalarının iyi yönetilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Dünyada, kan bağışlarının artırılmasına yönelik birçok araştırma yapılmış olup, kan bankalarının etkin ve verimli yönetilmesi için yapılan çalışmalar son yıllarda hız kazanmıştır. Bu çalışma ile Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Kan Merkezi'ne kan vermek için gelen donörlerin merkezde geçirdikleri toplam zamanın azaltılması ve çalışanların iş yükü dengesinin sağlanması amacıyla bir benzetim modeli oluşturulmuştur. Oluşturulan benzetim modeli kullanılarak alternatif sistemlerin bilgisayar ortamında test edilebilmesine olanak sağlanmaya çalışılmış ve kaynakların daha etkin kullanımı ile donörlerin sistemde geçirdikleri zamanının azaltılması amacıyla alternatifler oluşturulmuştur. Performans ölçütlerini en iyi sağlayan alternatif ile sistemde donörlerin bekleme zamanında %70'lik bir azalma sağlanmış ve çalışanların iş yükleri de dengelenmiştir. Yapılan bu çalışma ile sağlık sisteminde kritik bir rolü olan kan bankalarının önemi vurgulanmış ve ülkemizde benzer yöndeki çalışmalar için bir zemin oluşturulmaya çalışılmıştır.
Akü geri dönüşüm sistemi için tersine lojistik ağ tasarımı ve karma tamsayılı programlama modeli
Günümüzde çevresel düzenlemelerin ve yasaların entegrasyonu sayesinde adından sıkça bahsedilmeye başlanan tersine lojistik kavramı, müşteriden kullanım ömrü tamamlanmış olarak geri dönen malların toplanması, depolanması ve üreticiye ulaştırılarak yeniden üretimlerinin sağlanması sonucu değerli hale getirilmesi çabasıdır. Tersine lojistik yeniden üretim, yeniden kullanım, ürün yamyamlaştırma, geri dönüşüm vs. faaliyetleri içermektedir. Bu faaliyetler içinde günümüzde en çok ilgilenilen konulardan birisi olan geri dönüşüm bir ürünün özelliklerini tamamen kaybederek bambaşka bir özelliğe dönüşmesidir. Geri dönüşüm faaliyetlerinin günümüzdeki önemi düşünülerek bu çalışmada geri dönüşüm ağ tasarımı konusu ele alınmıştır. Akü geri dönüşüm sistemi için maliyet minimizasyonunu amaçlayan çok ürünlü karmaşık tamsayılı bir programlama modeli geliştirilerek gerçek sistem modellenmeye çalışılmıştır. Sistem geri dönüşüm ve araç tiplerini ele alacak şekilde iki farklı modelle ifade edilmek istenmiş, her iki modelin çözülmesi ile elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş ve bu özellikleri taşıyan ağ tasarımı önerileri yapılmıştır.
Çift taraflı montaj hattı dengeleme problemleri için yeni çözüm önerileri
Bu tezde, çift taraflı montaj hattı dengeleme problemlerine yeni çözüm önerileri sunulmuştur. İlk olarak, belirli bir çevrim zamanı için hattın uzunluğunu birincil amaç ve operatör sayısını ikincil amaç olarak en küçükleyen yeni bir karma tamsayılı matematiksel programlama modeli ve tabu araması algoritması önerilmiştir. İkinci olarak, çift taraflı montaj hatlarında çok kriterli karar verme ele alınmıştır. Bu doğrultuda, kesin ve belirli amaçlar için yeni bir karma tamsayılı amaç programlama modeli ve kesin olmayan ve belirsiz amaçlar için yeni bir karma tamsayılı bulanık amaç programlama modeli önerilmiştir. Üçüncü olarak, hazırlık zamanlı çift taraflı montaj hattı dengeleme problemi için yeni bir karma tamsayılı matematiksel programlama modeli ve bir sezgisel algoritma önerilmiştir. Önerilen matematiksel modeller ve sezgisel algoritmaların sonuçlarının etkinliği test problemleri üzerinde incelenmiştir. Bu tez çalışmasındaki matematiksel modeller GAMS matematiksel programlama paket programı ile modellenerek çözülmüş, sezgisel algoritmaların yazılımının kodlanmasında ise MS Visual Basic 6.0 kullanılmıştır.
Dağıtım ağları tasarımında yer seçimi ve eşzamanlı topla-dağıt araç rotalama problemleri
Günümüz rekabet ortamında işletmeler, tedarik zincirindeki süreçlerini eniyilemek ve etkin bir şekilde yönetmek amacıyla çeşitli stratejik ve operasyonel kararlar alması gerekmektedir. En önemli stratejik kararlardan birisi dağıtım ağlarının tasarımı (DAT) ile ilgilidir. DAT'daki temel kararlar tesislerin yer seçimi ve rotalama karalarıdır. Çoğu DAT'da bu kararlar birbirine bağlı olduğundan dolayı, yer seçimi kararları alınırken rotalama kararlarının göz ardı edilmesi dağıtım maliyetinin artmasına sebep olmaktadır. Yer seçimi ve rotalama problemi (YSARP), dağıtım maliyetinin enazlanması amacıyla her iki kararı aynı anda dikkate almaktadır. Bu tezde, YSARP'ın daha genel bir hali olan ve hem depodan müşterilere hem de müşterilerden depolara taşımacılığın söz konusu olduğu Yer Seçimi ve Eş Zamanlı Topla-Dağıt Araç Rotalama Problemi (YS_ETDARP) dikkate alınmıştır. YS_ETDARP, dağıtım maliyetini enazlamak amacıyla tesislerin yerinin seçimi ve bu tesislerden müşterilerin toplama ve dağıtım talebinin aynı araçla gerçekleştirildiği araç rotalarının belirmesi problemi olarak tanımlanabilir. Politik, çevresel ve ekonomik nedenlerden dolayı sağlık, otomotive, gıda vb. sektörlerde uygulama alanı olan bu problem, literatürde ilk kez bu tez ile ele alınmıştır. Problemin çözümü için iki matematiksel model, bir alt sınır elde etme yaklaşımı ve bu yaklaşıma dayalı olarak eniyi çözümü veren iki kesin algoritma önerilmiştir. Literatürden türetilen test problemleri kullanılarak yapılan deneysel çalışmalar sonucunda geliştirilen algoritmalar ile küçük ve orta boyutlu problemler için eniyi çözümlere makul çözüm sürelerinde ulaşılırken büyük boyutlu problemlerde eniyi çözüme oldukça yakın çözümlerin elde edildiği görülmüştür.
Hata türleri ve etkileri analizi (HTEA) ve Taguchi metodu'nun Bonfiglioli A.Ş.' de ortak uygulaması
Firmalar, rekabetin daha fazla hissedilir olduğu son yarım yüzyıl içerisinde müşterilerin talep ve isteklerini belirlemek ve zamanında karşılamak amacıyla bir dizi kalite kontrol metotları geliştirmişlerdir. Bu doğrultuda geliştirilen metotlardan ikisi ise; Hata Türleri Ve Etkileri Analizi (HTEA) ve Taguchi Yöntemidir. HTEA firma bünyesinde meydana gelen hatanın müşteriye ulaşmadan hata kaynağının tespit edilerek ortadan kaldırılmasına yönelik bir analiz aracıdır. Taguchi Yöntemi ise tespit edilen hata kaynağının deney tasarımı metodu kullanılarak çözümlenmesini amaçlayan bir yaklaşımdır.Bu çalışmada redüktör imalatı yapan İtalyan bir firmada HTEA ile müşteri memnuniyetini bozucu faktörler belirlenerek bu faktörlerin etkileri Taguchi Yöntemi ile minimize edilmeye çalışılmıştır.