Düzce University
Discipline

Plant Protection

Düzce University

588

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Aphis gossypii Glover (Hemiptera: Aphididae)'nin doğu akdeni̇z bölgesi̇nde mevsi̇msel döngüsü

Aphis gossypii Glover (Hemiptera Aphididae) seasonal cycle in the Eastern Mediterranian region of Turkey was evaluated in this study and the result shows that A. gossypii nymph and adult population fluctuation in the autumn season was 5.267 nymph and adult per leaf, 1.400 nymphs, and adult per leaf in the squash plant and 0.056 nymphs and adult per leaf in the citrus plant. This result shows that the Citrus A. gossypii population was lower compared to the Cucumber and Squash plants. Aphis gossypii nymph and adult population fluctuation in the Spring season was 0.01 nymph and adult per leaf in the cucumber plant, 0.03 nymph, and adult per leaf in the Eggplant, and 0.01 nymph and adult per leaf in the squash plant, 0.24 nymph, and adult per leaf in the Pepper plant, and 2.833 nymphs and adult per leaf in the citrus plant. This result shows that citrus A. gossypii population was higher in spring compared to the Cucumber, Eggplant, Pepper, and Squash plants. Aphis gossypii nymph and adult population fluctuation in the Summer season 5.5 nymph and adult per leaf in the cucumber plant, 2.0 nymph, and adult per leaf in the Eggplant 2.5 nymph and adult per leaf in the Pepper plant and 0.02 nymph and adult per leaf in the citrus plant. This result shows that citrus A. Gossypii population was lower in summer compared to the Cucumber, Eggplant, and Pepper plants.

Mohamed Farah Nur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da önemli kültür bitkilerinde herbisit fitotoksisitelerinin belirlenmesi ve bunların klorofil oluşumuyla ilişkilerinin araştırılması

Yabancı otlarla mücadelede, uygulanabilirliğin kolay olması ve hızlı sonuç alınmasından dolayı herbisit uygulamaları en çok tercih edilen yabancı ot mücadele yöntemidir. Herbisitlerin doğru kullanımı için genel uygulama kurallarına, mutlak suretle uymak son derece önem arz etmektedir. Çiftçiler herbisit uygulaması yaptıktan sonra kültür bitkilerinde sararmalar, boy kısalmaları gibi etkiler görebilmekte ve buna da sarsılma adını vermektedirler. Yapılan bu çalışmada çiftçilerin sarsılma adını verdikleri istenmeyen bu durum incelenmiştir. Buna göre buğday ve mısır kültür bitkilerinde Çukurova Bölgesi'nde en çok tercih edilen farklı uygulama şekli ve mekanizmasına sahip herbisitler seçilerek denemeler yürütülmüştür. Denemelerde buğdayda çıkış sonrası kullanılan 500 g/l 2,4-D asite eşdeğer Dimethyl amin tuzu ve 240 g/l Clodinafop-propargyl herbisitleri kullanılırken, mısırda ise çıkış öncesi kullanılan 330 g/l Pendimethalin ve çıkış sonrası olarak kullanılan %25 Rimsulfuron formülasyonlu herbisitler kullanılmıştır. Denemeler saksı ve tarla çalışmaları olarak iki aşamada ve iki yıl tekrarlı olarak gerçekleştirilmiştir. Seçilen herbisitlerin ruhsatlı dozları (N doz), ruhsatlı dozun iki katı (2N doz), dört katı (4N doz) ve kontrol olarak 0 doz alınmıştır. Saksı denemeleri tesadüf parselleri deneme desenine göre beş tekerrürlü olarak kurulurken, tarla denemeleri tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak kurulmuştur. Kurulan denemelerde kültür bitkilerinin boyu, verimi, toprak üstü aksam ağırlığı ve klorofil miktarları ölçülerek karşılaştırılmıştır. Alınan bu verilerle herbisitlerin bitkilerde sararmaya neden olup olmadığı ve bunun klorofil oluşumuna etkisinin olup olmadığı ortaya konulmuştur. Ayrıca, uygulamalarla herbisitlerin kültür bitkilerinde herhangi bir zararlanmaya sebep olup olmadığı da incelenmiştir. Yapılan bu denemeler sonucunda, Clodinafop-propargyl aktif maddeli herbisitin N dozu buğdayı en çok negatif etkileyen herbisit olurken, Pendimethalin aktif maddeli herbisitin N dozu ve Rimsulfuron aktif maddeli herbisitin 4N dozu mısırda en çok etki gösteren fitotoksik herbisitler olmuştur.

Levent Hançerli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çakal kavunu (Cucumis melo var. agrestis Naudin) ve yıldız sarmaşıkları (Ipomoea Spp.)' nın gelişme biyolojileri ve kimyasal mücadeleleri üzerine araştırmalar

Çakal Kavunu (Cucumis melo var. agrestis Naudin) ve Kırmızı Çiçekli Yıldız Sarmaşığı (Ipomoea hederifolia L.) Çukurova Bölgesi için istilacı yabancı ot türleridir. Çukurova Bölgesi mısır ekim alanlarında yapılan survey çalışmalarında; 2015 yılında Çakal Kavunu'nun rastlama sıklığı %29,8, 2016 yılında %63,5, 2015 yılında Yıldız Sarmaşığı türlerinin rastlama sıklığı %1,7, 2016 yılında %6,8 olarak tespit edilmiştir. Çakal Kavunu için minimum, optimum ve maksimum sıcaklıkları sırasıyla 20 °C, 20-30 °C ve 35 °C, Kırmızı Çiçekli Yıldız Sarmaşığı için 15 °C, 15-35 °C ve 40 °C olarak saptanmış ve bu türlerde çok düşük oranda primer dormansi olduğu belirlenmiştir. Yabancı otların tohumları, optimum koşullarda maksimum çimlenmeye yedinci günde ulaşmıştır. Her iki türünde mısır ile aynı hafta çimlendiği ve mısır hasatından önce olgun tohumlar ürettiği saptanmıştır. Kullanılan herbisitler Çakal Kavunu'na %29-47, Kırmızı Çiçekli Yıldız Sarmaşığı'na %40-83 oranında etkili bulunmuştur. Herbisit uygulamaları mısır verimini %13-46 oranında arttırmış olup tüm herbisit uygulamaları net ve brüt karı yükseltmiştir. Mısır bitkisinde ve toprakta yapılan kalıntı belirleme çalışmalarında mısır hasadında alınan örneklerde kullanılan herbisitlerin kalıntılarına rastlanılmamıştır. Bu yabancı otların kontrolü uzun vadeli bir yönetim sorunu olup, mevcut teknoloji ile ekonomik olarak mücadele yapılamamakta, istilalar tarım alanları için uzun vadeli zararlı sonuçlar oluşturmaktadır. Çözüm, 5-10 bitki içeren ekim nöbeti uygulamaktır.

Muhammet Uğurcan Ayata
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antepfıstığı ağaçlarında dal kurumalarına ve geriye doğru ölümlere neden olan fungal hastalık etmenlerinin araştırılması

Bu çalışmada 2018 ve 2020 yılları arasında Gaziantep ili, Nizip ilçesinde ve Şanlıurfa ili Birecik ilçelerinde 10 farklı bahçede antepfıstıklarında solgunluk, dallarda kuruma ve geriye doğru ölüm gösteren ağaçlardaki fungal hastalık etmenleri araştırılmıştır. Gaziantep ili Nizip ilesindeki antepfıstığı ağaçlarında görülen geriye doğru ölümlere Fusarium oxysporum, F. equiseti ve F. solani, Şanlıurfa ili Birecik ilçesindeki antepfıstıklarında görülen solgunluk ve dal kurumalarına ise Neoscytalidium dimidiatum fungus türlerinin neden olduğu morfolojik özelliklerine ve ITS, kalmodulin ve uzama faktörü 1-α genlerin.moleküler analizlerine göre belirlenmiştir. Kesik dal ve fidan patojenisite çalışmaları ile de fungal türlerin hastalık etmeni olduğu kanıtlanmıştır. Patojenisite testlerinde en geniş ve uzun lezyon alanını (463,49 mm2) N. dimidiatum oluşturmuş, bunu ikinci sırada (142,3 mm2) F. equiseti fungusu izlemiştir. Diğer iki fungus türü (F. oxysporum ve F. solani) daha çok kök ve kök boğazında çürüklük etmeni olarak saptanmış ve diğer funguslara göre lezyon alanları daha az olmuştur.

Medine Mandollu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Adana (Balcalı)' da pamuk tarlasında çiğit emici böceği (Oxycarenus hyalinipennıs (Costa), Hemiptera, Lygaeidae)' nin popülasyon değişimi ve zararının araştırılması

Bu çalışma ile Adana ili Balcalı yöresinde bulunan bir pamuk tarlasında 2017 ve 2018 yıllarında Çiğit emici böceği, Oxycarenus hyalinipennis (Costa) (Hemiptera: Lygaeidae)'in popülasyon değişimi ve zarar durumu araştırılmıştır. Bunun yanında Çiğit emici böceği'nin, avcı böceklerle ve bitki fenolojisiyle olan ilişkisi de belirlenmiştir Tarla denemeleri, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanında yürütülmüştür. Oxycarenus hyalinipennis ergin popülasyon yoğunluğu, tarak, çiçek ve kozalarda temmuz ayı ortasından sonra artmış, ağustos'un ilk haftasından sonra azalmıştır. Nimf popülasyon yoğunluğu koza açımının yüksek olduğu eylül ayında nispeten daha yüksek olmuştur. Erginler çoğunlukla tarak (2017 ve 2018 yılında sırasıyla %30.37 ve %34.44) veya kozalarda (2017 ve 2018 yılında sırasıyla %35.19 ve %27.16) bulunurken, nimfler daha çok açılmış kozalarda (2017 ve 2018 yılında sırasıyla %65.03 ve %57.45) yüksek oranda kaydedilmişlerdir. Avcı arthropoda popülasyon yoğunluğu O. hyalinipennis'e göre daha düşük olup, aralarında zayıf ilişkiler saptanmıştır. Spesifik avcısı bulunamamıştır. Yapılan kafes denemeleriyle, ergin dişilerin tarak ve koza organlarında zararlı olmadığı belirlenmiştir. Erginlerin bu generatif organların iç kısımlarından salgılanan kimyasal kokulardan dolayı burada bulunduğunu fakat beslenseler bile (gerekli olan enerji ihtiyacını karşılamak için) tarak ve kozalarda dökülme ve lekelenmeye neden olmadığı sonucuna varılmıştır.

Abdullah Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mersin ilinde depolanmış buğday ve mısırlardaki zararlıların belirlenmesi

Bu çalışma Mersin ilinde Mayıs 2019-Şubat 2020 döneminde ticari silo ve adi depolarda bulunan buğday ve mısırda zararlı böcek türlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Depolanmış buğday ürününden 47 adet örnekleme yapılmış olup; Insecta sınıfından 3 takım ve 8 familyaya bağlı toplam 10 zararlı tür saptanmıştır. Böcek türlerinin Tribolium confusum Jaquelin du Val., Tribolium castaneum (Herb.), Sitophilus oryzae (L.), Sitophilus granarius (L.), Cryptolestes turcicus (Grouv.), Oryzaephilus surinamensis (L.), Rhyzopertha dominica (F.), Lasioderma serricorne (F.), Sitotroga cerealella (Oliver.), Liposcelis entomophila (Ender.) olduğu belirlenmiştir. Depolanmış mısır ürününden 28 adet örnekleme yapılmış olup; Insecta sınıfından 2 takım ve 6 familyaya bağlı toplam 7 zararlı tür saptanmıştır. Böcek türlerinin Tribolium castaneum (Herb.), Sitophilus oryzae (L.), Sitophilus granarius (L.), Cryptolestes turcicus (Grouv.), Oryzaephilus surinamensis (L.), Liposcelis entomophila (Ender.), Carpophilus sp. olduğu belirlenmiştir. Adi ve silo depolarda buğday ürününde böcek beslenmesi sonucu zarara uğramış danelerin en yüksek oranı, adi depolarda depolanmış mısır ürünündekine benzer olarak, %2 olmuştur.

BuğdayBöceklerDepolar+4
Mustafa Samet Yetkin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Marul iri damar hastalığı (Lettuce big vein disease, LBVD)'nın taşınması ve vektörü olan Olpidium türlerinin moleküler olarak saptanması

Bu çalışma 2017-2021 yılları sonbahar ve kış dönemlerinde Adana ve Mersin İlleri'nde yaygın olarak marul yetiştiriciliği yapılan alanlarda Marul iri damar hastalığı (Lettuce big-vein disease, LBVD)'nın saptanması ve bu hastalığa neden olan etmenler (Lettuce Big-Vein Associated Virus, LBVaV ve Mirafiori Lettuce Big-Vein Virus, MiLBVV)'in belirlenmesi ve bu etmenlerin taşınmasında rol alan vektörler (O. brassicae, O. bornovanus ve O. virulentus)'in moleküler olarak saptanması amacıyla yürütülmüştür. Arazi çıkışlarında simptomatolojik olarak LBVD (MiLBVV, LBVaV) ile infekteli olduğundan şüphelenilen ya da hiç bir belirti göstermeyen toplam 85 adet marul bitkisinden örnekleme yapılmış ve ELISA testleri sonucunda, MiLBVV, 18 bitkide saptanmıştır. RT-PCR çalışmalarında MiLBVV için MiLBVV(1) ve MiLBVV(2) primer çifti ile Seyhan, Tarsus ve Yumurtalık izolatlarından 233 bp; LBVaV'ye özgü VP-248 ve VP-249 primer çifti ile Seyhan, Tarsus, Yumurtalık ve Yüreğir izolatlarından 296 bp; O. brassicae'ya özgü OLPbraF ve OLPR primer çifti ile Tarsus izolatlarından 204 bp; O. bornovanus'a özgü OLPborF ve OLPR primer çifti ile Seyhan ve Tarsus izolatlarından 977 bp; O virulentus'a özgü OLPvirF ve OLPR primer çifti ile Seyhan, Tarsus, Yumurtalık ve Yüreğir'den toplanan marul izolatlarına ait 579 bp büyüklüğünde bandlar elde edilmiştir. PCR çalışmaları sonucunda, O. brassicae 5 bitkide, O. bornovanus 10 bitkide ve O virulentus 79 bitkide saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Marul, LBVD, Olpidium, DAS-ELISA, RT-PCR

Enzime bağlı immünosorbent testiGerçek zamanlı polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR)Mantarlar+1
Güler Tanlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Akdeniz bölgesi muz üretim alanlarında Fusarium solgunluğu hastalığı (Fusarium oxysporum f. sp. cubense)'nın durumu ve entegre mücadele olanaklarının araştırılması

Bu çalışmada, Akdeniz Bölgesi muz üretim alanlarında, fungal solgunluk hastalığına neden olan Fusarium oxysporum f. sp. cubense (Foc)'ye ait TR4 ırkının varlığı araştırılmıştır. Muz alanlarında 2018-2019 yılında toplam 117 üretim alanı incelenmiş ve bitki örnekleri toplanmıştır. Fusarium türleri ve diğer funguslar standart mikolojik prosedüre göre izole edilmiş, klasik ve moleküler tanı çalışmaları sonucu 8 üretim alanının Foc TR4 ile bulaşık olduğu saptanmıştır. Hastalığın ülkemizdeki yaygınlığının %6.8 olduğu bulunmuştur. Elde edilen Fusarium türlerine ait izolatlar ile patojenisite testleri yapılmış, en virülent izolatın%91.6'lık hastalık şiddetiyle 104 nolu izolat olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada 4 farklı muz çeşidinin en virülent izolata karşı duyarlılık seviyeleri incelenmiş, Paşa çeşidinin diğerlerine oranla daha dayanıklı olduğu belirlenmiştir. Kimyasal gübre kombinasyonlarının hastalık gelişimine etkileri incelendiğinde 15.15.15(25)+Üre uygulamasının %25'lik oran ile (inokule edilmiş kontrol:%75) en düşük hastalık şiddetinin hesaplandığı uygulama olmuştur. Mikoriza (ERS), Trichoderma harzianum (T-22), ERS+ T-22 kombinasyonu ve fungisit (hymexazol) uygulamalarının hastalık oluşumu üzerine etkileri araştırılmış, bu uygulamalar hastalığı sırasıyla %94.4, %93.3, %86.4, %30 oranında azaltmışlardır. Çalışma Foc TR4 ırklarının varlığını, yaygınlık durumunu ve patojenitesini ortaya koymuştur.

Akdeniz bölgesiFusarium oxysporumFusarium solgunluğu+2
Mümine Özarslandan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ilinde yerfıstığı yetiştiriciliğinde sorun olan fitofag akar türleri, zarar durumları ve yaygınlıklarının belirlenmesi

Bu çalışma 2019-2020 yıllarında Adana ilinde yerfıstığı yetiştiriciliği yapılan alanlarda olası fitofag akar türlerinin saptanması, zarar durumları ve yaygınlıklarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar periyodik ve periyodik olmayan arazi sörveyleri şeklinde yürütülmüştür. Periyodik olmayan sörveyler Ceyhan, Yumurtalık, Yüreğir ve Karataş ilçelerinde gerçekleştirilmiştir. Periyodik arazi çıkışları ise çalışmaların yürütüldüğü her iki yılda da üretici koşullarında yerfıstığı ekimlerinin en yoğun olarak yapıldığı Ceyhan ilçesi ile 2020 yılında Sarıçam ilçesinde ilaçlama yapılmayan arazi koşullarında yapılmıştır. Çalışmalar her iki yılda da 1. ürün yerfıstığı üretim sezonunu içeren Mayıs – Eylül ayları arasında yürütülmüştür. Çalışma sonucunda Adana ilinde yerfıstığı yetiştirilen alanlarda en yayfın fitofag akar türü olarak Tetranychus urticae Koch kırmızı form (Acari: Tetranychidae) belirlenmiştir. Sörvey yapılan arazilerin %18'inde T. urticae varlığı saptanmıştır. Genel olarak T. urticae yoğunluğunun 0.2 ile 2 adet/yaprakçık arasında değiştiği belirlenmiştir. Sörvey sonuçlarına bağlı olarak en fazla T. urticae ile bulaşık tarla yoğunluğu %33 ile Yumurtalık'ta yer alırken bunu %13 ile Ceyhan ilçesi izlemiştir. Örnekleme alanlarında en sık karşılaşılan avcı akar türü ise Neoseiulus sharonensis (Riwnay&Swirskii) (Acari: Phytoseiidae) olmuştur. Bulgulara bağlı olarak Adana ilinde yer fıstığı yetiştiriciliğinde saptanan T. urticae'nin yoğunluğunu düşük olması nedeni ile birlikte tür potansiyel zararlı olarak değerlendirilmiştir.

AdanaFitofag akarlarPopülasyon gelişimi+2
Bahar Özçelik
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pestisit karışımlarının laboratuvar koşullarında Tetranychus urticae Koch'ye karşı etkinliğinin belirlenmesi

Bu çalışmada Akdeniz Bölgesi'nde sebze yetiştiriciliğinde sorun olan hastalık, böcek ve akar türlerine karşı kimyasal savaşta kullanılan pestisit karışımları örnek alınarak, abamectin ve spiromesifenin ayrı ayrı ve diğer pestisitler ile ikili, üçlü, dörtlü ve beşli karışımlarının Tetranychus urticae Koch (Acari: Tetrancyhidae)'ye karşı etkileri belirlenmiştir. Abamectinin spinosad, acetamiprid ve mancozeb ile ikili karışımları sinerjist, emamectin benzoat ile karışımı additive, penconazole ile karışımı ise antagonist etki göstermiştir. Spiromesifenin, penconazole ile ikili karışımı additive etki gösterirken diğer tüm karışımlarda sinerjist etki göstermiştir. Abamectinin diğer pestisitler ile üçlü karışımlarında tüm uygulamalar T. urticae'ye % etki açısından aynı sonucu vermiş ve etki tipleri tamamında additive olarak değerlendirilmiştir. Spiromesifenin diğer pestisitler ile üçlü karışımlarında ise spiromesifen-emamectin benzoat-macozeb (antagonist) karışımı dışında diğer karışımlarda yine additive etki göstermişlerdir. Abamectin için pestisitlerin insektisit ağırlıklı dörtlü ve fungusit içeren beşli karşımlarından elde edilen % etki, abamectinin tek kullanımında elde edilen etkiden düşük bulunmuştur. Spiromesifen için ise dörtlü karışımlarda spiromesifen ve dörtlü karışım aynı etkiyi gösterirken, beşli pestisit karışımında karışımın etkisi spiromesifenin yalnız etkisinden daha yüksek bulunmuştur.

AntagonistikBitki-ilaç etkileşimiKimyasal bileşenler+2
Nazım Dönmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates rizosferindeki fungusların domatesteki solgunluk etmeni Fusarium oxysporum f.sp. lycopersici'ye karşı antagonistik etkilerinin araştırılması

Domateste FOL'ün hastalık oluşturmasını engellemeye yönelik olarak yürütülen bu çalışmada, domates rizosferinden 29 fungus türü izole edilmiştir. En yüksek popülasyonu Aspergillus türleri oluştururken (%52.0) bunu Mortierella (%14.3) ve Penicillium (%6.1) türleriyle takip etmiştir. Aspergillus ve Penicillium türlerinin hepsi in vitro'da FOL'ün miseliyal gelişmesini değişen oranlarda engellemişlerdir. Bu fungusların hepsi PDA besi yerinde inhibisyon zonu oluştururken bazıları miseliyal gelişme bazıları da uçucu ve uçucu olmayan antibiyotikleriyle ön plana çıkmıştır. Trichoderma türleri çok düşük oranda elde edilmiş olmasına rağmen in vitro'da miseliyal gelişme hızı, uçucu ve uçucu olmayan antibiyotik üretimleriyle FOL'ü baskılama özelliği göstermişlerdir. FOL'ün domates bitkilerinde hastalık oluşturmasını A. flavus, P. griseofulvum ve T. aggressivum sırasıyla %26.3, 31.6 ve 21.1 oranlarında engellemişlerdir. Hastalık oluşumunu en iyi engelleyen fungus %78.9 etki oranıyla T. brevicompactum olmuştur.

AntagonizmDomatesFusarium oxysporum+1
Esra Tunabaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili ayçiçeği alanlarında mildiyö etmeni Plasmopara halstedii ırklarının saptanması

Ayçiçeği ülkemizin her bölgesinde yetiştirilebilen ve tanelerinde yüksek oranda (%40-50) kaliteli yağ bulunduran, ekim alanı, üretim miktarı ve yağ üretimi bakımından ilk sırada yer alan önemli bir yağ bitkisidir. Etmeni Plasmopara halstedii (Farl.) Berl. & de Toni olan ayçiçeği mildiyösü ayçiçeğinin en önemli hastalığı olup önemli verim kayıplarına sebep olmaktadır. Yapılan son çalışmalarda etmenin 50 farklı ırkının olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Adana ilinin ayçiçeği alanlarında mildiyö etmeni Plasmopara halstedii ırklarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Adana ilinin 4 farklı ilçesinde (Ceyhan, İmamoğlu, Karaisalı ve Sarıçam) ürün çıkışından itibaren ayçiçeği tarlaları kontrol edilmiş ve mildiyö simptomu gösteren ayçiçeği bitkilerden 20 farklı Plasmopara halstedii izolatı elde edilmiştir. Çalışmada uluslararası ırk ayrım seti kullanılarak Plasmopara halstedii'nin Ceyhan'da 720, 730 ve 770 İmamoğlu'nda 715 ve 750 Karaisalı'da 715 Sarçam'da ise 770 ve 773 nolu ırkları tespit edilmiştir. Bu ırklardan bir kaçında ITS ve ribozomal RNA'ya ait büyük altbirim gen dizleri elde edilmiş ve MegaX ile filogenetik analizleri oluşturulmuştur.

Ayçiçeği tablasıPatojeniteİlaç takip sistemi
Hacer Burun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay ili zeytin alanlarındakı zeytin halkalı leke hastalığı (Spilocaea oleaginea)'nın yaygınlığı ve infeksiyonlardan sorumlu inokulum kaynaklarının belirlenmesi

Bu çalışmada Hatay ilinin farklı ilçelerindeki zeytin bahçelerinde Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'na neden olan Spilocaea oleaginea'nın yaygınlığı, mevsimsel değişimi ve Spilocaea oleaginea ile infekteli yaprakların spor oluşturma potansiyelleri incelenmiştir. Yapılan surveyler sonucunda bütün bahçelerde Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın yapraklarda oluşturduğu hastalık belirtileri gözlemlenmiştir. Mart ayında yapılan survey sonucunda elde edilen verilerde en yoğun hastalık şiddeti Defne ilçesinde görülmüştür. Aralık surveyi sonucunda elde edilen verilerde ise en yoğun hastalık şiddeti Samandağ ilçesinde görülmüştür. Ayrıca Mart ayında hastalık yoğunluğu Aralık ayındakinden çok daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastalığın mevsimsel değişimini incelediğimde ise en yoğun hastalık şiddeti oranları Haziran (%30.52) ve Ağustos (%35.64) aylarında tespit edilmiştir. Spilocaea oleaginea ile infekteli yaprakların spor oluşturma potansiyellerini incelendiğinde en yüksek spor oluşturma zamanının Mart ayında olduğu saptanmıştır. Temmuz ayında ise patojenin spor oluşturamadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak Zeytin Halkalı Leke Hastalığı'nın Hatay ilindeki zeytin üretim alanlarının hepsinde var olduğu tespit edilmiş ve hastalığın en aktif döneminin ilkbahar ayları olduğu anlaşılmıştır.

Halkalı leke hastalığıHatayYaprak lekesi+2
Ali Bozhaydar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi nar bahçelerinde hastalıklara sebep olan virüs ve fitoplazma etmenlerinin saptanması ve karakterizasyonu

Bu araştırma meyve türleri içerisinde önemli bir yeri olan ve Dünyada ve ülkemizde üretim alanları her geçen gün artan Nar (Punica granatum) bitkisinde hastalıklara neden olan virüs ve fitoplazma etmenlerinin saptanması ve karakterizasyonu amacıyla 2020-2021 yıllarında yürütülmüştür. Adana ve Mersin illeri ve ilçelerinde nar bahçelerinde yapılan surveyler sonucu bitkilerde geriye doğru ölümler, yapraklarda deformasyon, sararma, kızarmalar ve kloroz belirtileri gözlenmiştir. Söz konusu belirtilerin sebepleri virüsler ve fitoplazmalar açısından araştırılmıştır. Total Nükleik Asit (tNA) izolasyonu yapılan örneklerden elde edilen tNA' lerde nar çeşitlerinde infeksiyona neden olabileceği düşünülen muhtemel ApMV, PNRSV, SLRV, ArMV, ASGV, CLRV, RpRSV, ToRSV, CMV, GLRaV, AMV virüsleri ve fitoplazma etmenlerinin varlığı kontrol edilmiştir. Bu amaçla laboratuvar testleri sırasında şüpheli bitki materyallerine ait tNA' ler virüslere ve fitoplazmaya spesifik primer çiftleri kullanılarak RT-PCR, PCR yöntemleri ile testlenmiştir. Universal primer çifti kullanılarak önce direct PCR, daha sonra nested primer çifti kullanılarak nested PCR ile fitoplazma etmenlerine karşı testlenmiştir. Sonuç olarak örnekleme yapılan nar bahçelerinde testlemeler sonucunda örneklerin söz konusu virüsler ve fitoplazma açısından sağlıklı olduğu saptanmıştır. Buna sebep olarak vejatatif yöntemlerle klonal olarak üretim yapılan kaynakların testlenen etmenlerden ari olabilme ihtimalinin yanı sıra, yoğun olarak kullanılan pestisitlerin potansiyel vektörleri sınırlandırması, nar bitkisi bünyesinde bulunan fenolik yada antioksidan içerikteki bileşenler gibi nedenler sıralanabilmektedir.

FitoplazmaNarPolimeraz zincirleme reaksiyonu+2
İzzet Güveloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan güllerde virüs ve fitoplazma hastalıklarının saptanması ve karakterizasyonu

Bu araştırma Doğu Akdeniz Bölgesi Adana ve Mersin illerinde örtü altı ve açık daki peyzaj ve rekreasyon alanlarında yetiştirilen güllerde zarar yapan virüs ve fitoplazma hastalıklarının simptomolojik ve moleküler olarak varlığının belirlenmesi, ve karakterizasyonunun yapılması amacıyla 2020-2021 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Yürütülen surveyler sırasında gül bitkilerinin yapraklarında mozaik, kloroz, deformasyon, nekrotik lekeler ve bodurlaşma gibi belirtiler görülmüştür. Virus veya benzeri hastalık belirtileri gösteren gül örnekleri bölgeden toplanmış, bu örneklerin tamamı RT Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) ile ArMV, ApMV, PNRSV, SLRSV, RRV, RSDaV, RoLCV virüslerin kılıf protein genine spesifik farklı primerler ile testlenmiştir. Ancak yapılan test sonuçlarına göre testlenen bitkiler söz konusu virüsler açısından negatif bulunmuştur. Seyhan ile Çukurova ilçelerinde rekreasyoın alanlarından fitoplazma belirtileri gösteren şüpheli örnekler için yapılan direkt ve nested PCR sonucundan elde edilen PCR ürünlerinin EcoRI enzimi kullanılarakRFLP çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Alınan örneklerde fitoplazma kaynaklı bir hastalığın varlığı hem simptomolojik hem de molekuler olarak ortaya konmuştur. Nested PCR'da 1250bp bant veren patojenin EcoR1 enzimi ile kesimi sonucu 750 ve 500 bp' lik bantlar belirlenerek etmenin fitoplazma olduğu kesinleştirilmiştir.

FitoplazmaGülgillerGüller+4
Aysel Güveloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı ayçiçeği hatlarının canavar otu türlerine (Orobanche spp.) ve bazı herbisitlere karşı dayanıklılık reaksiyonlarının araştırılması

Ayçiçeği yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı otlar içerisinde özellikle tam parazit Canavar Otu türleri ana zararlıdır. Sürdürülebilir ayçiçeği yetiştiriciliğinde, Canavar Otu türlerine ve herbisitlere dayanıklı ayçiçeği çeşitlerinin yetiştirilmesi oldukça önemlidir. Hibrit ayçiçeği çeşitleri içerisinde, sadece imazamox ve tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklı çeşitler bulunmaktadır. Bu herbisitlerin hassas ayçiçeği çeşitlerinde kullanılması, bitkilerin ölümüne neden olmaktadır. Bu çalışma, 2019-2020 yılları arasında Canavar Otuna ve imazamox ile tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere genetik olarak dayanıklı restorer (baba) ayçiçeği hatlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü sera ve tarla deneme alanlarında yürütülmüştür. Sera koşullarında, ileri generasyon kademesine sahip 30 restorer ayçiçeği hattının Canavar Otuna, sera ve tarla koşullarında 1300 restorer ayçiçeği hattının Canavar Otuna ve imazamox ile tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklılık durumları belirlenmiştir. Yapılan çalışmada, ayçiçeği üretim alanlarından toplanan Canavar Otu tohumlarının bakla, mercimek ve domates bitkilerinde zarar yapmadığı, 30 restorer ayçiçeği hattı içerisinde 3 hattın Canavar Otuna dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sera ve tarla koşullarında denemeye alınan 1300 adet restorer ayçiçeği hattından, 261 hattın Canavar Otuna, 434 hattın imazamox, 269 hattın tribenuron methyl aktif maddeli herbisitlere dayanıklı olduğu ortaya konmuştur.

Canavar otuDayanıklılıkHerbisitler+1
Yılmaz Yaşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Domates bakteriyel benek hastalığının (Pseudomonas Syringae Pv. Tomato) biyolojik mücadelesinde bakteriyel antagonistlerin kullanım olanakları

Pseudomonas syringae pv. tomato adlı bakterinin neden olduğu Domateste Bakteriyel Benek Hastalığı verim kayıplarına neden olan önemli bir bakteriyel hastalıktır. Bu çalışmada hastalığın biyolojik mücadelesi araştırılmıştır. Mersin ili Erdemli ve Toroslar ilçesinde domates bitkisinin yetiştiği toprak ve kök örneklerinden 323 adet aday antagonist bakteri izolatı elde edilmiştir. Bu izolatların antimikrobiyal etkileri in vitro petri denemeleriyle araştırılmış ve 12 izolat 2.3-11.0 mm inhibisyon zonu oluşturarak patojenin gelişimini baskı altına almıştır. In vitro çalışmalarda başarılı bulunan 12 adet antagonistik bakteri izolatı tohuma uygulandığında hastalığın çıkışını %33-95 oranında azalttığı ve hastalık şiddetini %28-95 arasında baskıladığı saptanmıştır. Uygulamalar tohum çimlenmesinde olumsuz bir etki yaratmamıştır. En başarılı dört izolatla yapılan ikinci tohum denemesinde hastalık %81-100 oranında baskılanmıştır. MALDI-TOF MS ile yapılan tanı testlerine göre başarılı antagonistler Bacillus subtilis türleri, Bacillus pumilus ve Paenobacillus polymyxa olarak tanılanmıştır. Yapılan bu çalışmayla, antagonist özellikteki Bacillus türlerinin Domateste Bakteriyel Benek Hastalığına başarıyla kullanılabileceği gösterilmiştir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda bu izolatların yan etki denemeleri yapıldıktan sonra bu hastalığın entegre mücadele programına alınabileceği sonucuna varılmıştır.

AntagonistikBakteriyel benek hastalığıBiyolojik moleküller+1
Özgür Güldoğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Detection and molecular diversity of grapevine leaf roll- associated virus 2 and 4 in Palestine

Grapevine (Vitis vinifera), a member of the Vitaceae family, is the world's oldest crop, while it is Palestine's second most important crop after olives. Grapevine can be infected by up to 60 viruses because to the widespread use of vegetative propagation. The Grapevine leafroll virus, which belongs to the genus Ampelovirus and is mostly transferred to the vine by mealybugs, is the most serious. Due to a lack of current data on grapevine prevalence, the goal of this study was to investigate the hygienic state of grapevines in Palestine. To identify GLRV, field surveys were done in the principal vineyards of Palestine's West Bank. Samples were collected in the Hebron area from Al-Reheia (Al-Fawwar region), Farsh Al-Hawa north of Hebron, Namra in the city center, and Baqa'a in the east. The infection ratio was confirmed to be 16.90 %when the collected samples were examined with ELISA. Positives for GLRV-4 were coded. By employing RT-PCR, none of the examined samples (12) was able to amplify any of GLRV-4 using virus-specific primers, however, RT-PCR was able to identify four positive samples from various parts of Hebron using degenerated Ampelovirus primers. These findings show that Ampelovirus was discovered in Palestine grapevine areas, but GLRV-2 was not. The findings of this study can be used as a documented report on the health of grapevines. The discovery of Ampelovirus would pave the way for more investigation into their identification. Key Words: Grapevine, GLRV, ELISA, Survey, RT- PCR

Fıdaa S.k. Arafah
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da septorya yaprak lekesi etmeni [Zymoseptoria tritici (Desm.) Quaedvlieg&Crous]'nin biyolojisi, hastalığın epidemiyolojisi ve tahmin-erken uyarı sisteminin oluşturulmasına yönelik araştırmalar

Buğdayda Septorya Yaprak Leke Hastalığı etmeni Zymoseptoria tritici'nin biyolojisi ve epidemiyolojisine yönelik yürütülen bu çalışmada, in vitro'da en fazla miseliyal gelişme 20 ºC sıcaklıkta, MEA, MYA ve YMDA besi ortamlarında gerçekleşmiştir. Buna karşın spor oluşumu; PDA ortamında, 15 ºC sıcaklıkta en yüksek bulunmuştur. Ancak sıcaklık arttıkça spor oluşumu azalmıştır. Spor çimlenmesi ise 20 ºC sıcaklıkta, 36 saat sonra %92.9 düzeyine ulaşmıştır. Sürekli NUV ışık ve sürekli karanlık koşullar, miseliyal gelişmeyi arttırmıştır. Diğer taraftan, spor oluşumu 12s NUV+12s beyaz ışık koşullarında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Spor çimlenmesi ise aynı ışık kombinasyonu ve sürekli NUV ışıkta daha fazla teşvik edilmiştir. Z. tritici etmeninin buğday yapraklarına penetrasyonu, 15-30 ºC arasındaki inkübasyon sıcaklıklarında, 4-8 saat arasındaki yaprak ıslaklık sürelerinde bir farklılık oluşturmamıştır. Ancak penetrasyon ve semptom gelişimi, 15 ºC ve 20 ºC ortam sıcaklıklarında daha fazla gerçekleşmiş, sıcaklığın artması ise hastalık oluşumunu azaltmıştır. Tarla şartlarında yapılan hastalık kontrollerinde 2017-2018 üretim döneminde Hacıali lokasyonundaki hastalık çıkışı, Mercimek lokasyonuna göre çok daha geç bir tarihte olmasına karşın; Hacıali'de %60.5-75.0 gibi yüksek, Mercimek'de ise %25.9 gibi daha düşük hastalık şiddeti tespit edilmiştir. Her iki üretim alanında da iklimsel veriler arasında önemli bir fark görülmemiştir. Bir sonraki yıl ise her iki bölgede de hastalık şiddeti yakın değerler göstermiş ve %42.9-53.0 arasında değişmiştir.

BiyolojiBuğdayEpidemiyoloji+1
Gülsüm Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana'da pamukta erken dönemde yapılan ilaçlamaların zararlı ve faydalı böcek popülasyonları üzerine etkilerinin araştırılması

rlüğü Doğankent Araştırma Alanında yürütülmüştür. Çalışmada 6 adet bitki koruma ürünün ((% 20 acetamiprid SP), (210g/l imidacloprid+90 g/l betacyfluthrin OD), (% 50 pymetrozine WG), Movento SC 100 (100 g/l spitotetramat SC), (% 50 w/w sulfoxaflor WG) (yeşil aksam ilaçlaması) ve (600 g/l clothianidin FS) (tohum ilaçlaması)) Carizma pamuk çeşidi üzerinde erken dönemde ortaya çıkan bazı emici böceklere ve bunların doğal düşmanlarına etkisi incelenmiştir.. Ayrıca, farklı özelliklere sahip 5 pamuk çeşidinin (Dpsr4 (frego brakte yaprak), Gossypolsüz86, May505 (orta tüylü), Stn825 (nektarsız), Tya7/2 (tüysüz)) zararlı böcekler ve bunların parazitoit ve predetörlerinin popülasyonlarına olan etkileri de araştırılmıştır. En düşük zararlı popülasyon yoğunlukları sulfoxaflor uygulanmış parsellerde kaydedilmiştir. Spirotetramat, pymetrozine (yüzey) ve clothianidin (tohum) uygulamalarının yapıldığı parsellerde, sulfoxaflor uygulamasına göre, daha yüksek zararlı birey sayısı kaydedilmiştir. Gerek tohum gerekse yeşil aksam uygulaması şeklinde kullanılan tüm insektisitlerin faydalı böcekleri olumsuz etkiledikleri belirlenmiştir. Pamuğun erken döneminde ilaçlamaların yapıldığı parsellerde verim ve lif kalite özellikleri bakımından istatiksel olarak önemli farklılıklar saptanmamıştır (P>0.05). Emici böceklerin popülasyonları, Dpsr4 ve Stn825 en yüksek, May505 çeşidinde düşük, Gossypolsüz86 ve Tya7/2 çeşitlerinde en düşük düzeyde bulunmuştur. Faydalı böceklerin popülasyon yoğunlukları orta tüylü May505 çeşidinde en yüksek, Gossypolsüz86 çeşidinde ise en düşük olmuştur. May505 çeşidinde kütlü pamuk verimi ve pamuk lif kalite özellikleri, diğer çeşitlere göre, istatistiksel olarak yüksek ve önemli bulunmuştur (P<0.05).

BöceklerMikrobiyal insektisitlerPamuk+2
Yeşim Şahin Bulat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı phyllocoptruta oleivora (Ashmead) (Acari: Eriophyidae) popülasyonlarının bazı akarisitlere karşı direnç düzeylerinin belirlenmesi

Phyllocoptruta oleivora (Ashmead) (Acari: Eriophyidae) turunçgil yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı ülkemizin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde, turunçgillerde sezon içerisinde çok sayıda kimyasal mücadele uygulaması yapılmasına rağmen engellenemeyen ve ekonomik kayıplara neden olan bir zararlıdır. Bu çalışmada, Erdemli (Mersin), Karataş, Kozan ve Yüreğir (Adana)'den alınan Turunçgil pasböcüsü popülasyonlarının abamectin, kükürt, pyridaben ve spirodiclofene karşı direnç düzeyleri biyolojik etkinlik denemeleri ile belirlenmiştir. Denemelerde karşılaştırma olarak kullanılmak üzere pesitisit uygulaması yapılmayan alandan hassas (Balcalı/Sarıçam/Adana) popülasyon alınmıştır. Yapılan biyolojik etkinlik denemelerinin sonuçlarına göre bahçe popülasyonlarının LC50 değerinin hassas popülasyonun LC50 değerine bölünmesiyle, abamectine karşı en dirençli popülasyonun 25.31 kat ile Kozan'dan alınan popülasyonda olduğu, en düşük dirence sahip popülasyonun ise 8.13 kat ile Yüreğir'den alınan popülasyonda olduğu belirlenmiştir. Kükürte karşı popülasyonların düşük düzeyde direnç gösterdiği tespit edilmiş, en yüksek direnç oranının ise 2.53 ile Yüreğir'den alınan popülasyonlarda olduğu saptanmıştır. Spirodiclofene karşı 24.00 kat ile en yüksek direncin Erdemli popülasyonunda olduğu bunu sırasıyla 15.39, 14.05 ve 9.21 değerleriyle Karataş, Yüreğir ve Kozan popülasyonlarının takip ettiği tespit edilmiştir. Phyllocoptruta oleivora popülasyonlarının pyridabene karşı direnç oranlarına bakıldığında ise Erdemli, Kozan, Yüreğir ve Karataş için sırasıyla 30.30, 15.85, 10.10 ve 7.55 kat olarak belirlenmiştir. Bölgeden toplanan popülasyonların en az direnci kükürte karşı gösterdiği, abamectin, spirodiclofen ve pyridabene ise orta düzeyde dirençli olduğu belirlenmiş olup en yüksek direnç oranı pyridabene karşı Erdemli popülasyonunda saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akarisit, biyolojik etkinlik, dayanıklılık, Doğu Akdeniz Bölgesi, Türkiye

AcariBiyolojik etkiDayanıklılık+2
Çağlar Kalkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kök ur nematodları (Meloidogyne incognita, Meloidogyne javanica) ile soğan sak nematodu (Ditylenchus dipsaci)'nun bazı susam çeşitleri üzerinde gelişmelerinin araştırılması

Bu çalışmada, tarımda önemli kayıplara neden olan Kök-ur nematodu Meloidogyne incognita, Meloidogyne javanica ve Soğan Sak nematodu Ditylenchus dipsaci'nin 26 susam çeşit ve hatları üstünde gelişmeleri ve dayanıklılık parametreleri araştırılması yapılmıştır. M. incognita ve M. javanica ile bulaştırılmış susam çeşit ve hatları ur skalasında, tüm susam çeşitlerinde her iki nematod türünde de ikinin altında bulunmuştur; üreme değerleri (MR) incelendiğinde hepsinin birin altında bulunmuştur. M. incognita ve M. javanica susam bitkileriyle beslenmiş, köklerde urlu yapılar oluşturmuştur. Nematodlar yumurta kesesi oluşturmadığı için 2. dönem infektif larvalar meydana gelmemiştir. D. dipsaci ile bulaştırılmış susam çeşit ve hatları üreme değerleri (MR) incelendiğinde değerlerin hepsinin birin altında olduğu görülmüştür. D. dipsaci bireyleri köke kısmen giriş yapmış fakat üreme olmamıştır. Bu durumda elde edilen verilere göre, tüm susam çeşit ve hatları her üç nematod türüne karşı yüksek düzeyde dayanıklı olduğu saptanmıştır.

DayanıklılıkDitylenchus dipsaciMeloidogyne incognita+2
İlayda Ünsal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turunçgil pas akarı Phyllocoptruta oleivora Ashmead (Acarı: Eriophyidae)'nın Adana'da farklı turunçgil türlerinde popülasyon gelişmesi ve yaygınlığının belirlenmesi

Bu çalışmada 2019-2021 yılları arasında Adana ilinde turunçgil yetiştiriciliği yapılan alanlarda Turunçgil Pas Akarı Phyllocoptruta oleivora Ashmead (Acari: Eriophyidae) zarar durumları, yaygınlıkları ile farklı turunçgil türlerinde popülasyon gelişmelerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışmalar periyodik ve periyodik olmayan arazi sörveyleri şeklinde yürütülmüştür. Periyodik olmayan sörveyler Adana'da yoğun olarak turunçgil üretimi yapılan ilçelerde gerçekleştirilmiştir. Popülasyon gelişmesine yönelik çalışmalar ise 2019-2020 yılları arasında Yüreğir'de üretici koşullarında limon, portakal, mandarin ve greyfurt ile 2020-2021 yılları arasında sınırlı ilaçlama yapılan yine limon, portakal ve mandarin türlerinde yürütülmüştür. Adana'da turunçgil tür ayrımı yapılmaksızın 133 ayrı noktadan alınan tüm örneklerin %27'sinin farklı yoğunluklarda P. oleivora ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Zararlının popülasyon gelişmesinin izlendiği bahçelerde P. oleivora yoğunluğu ilk olarak mayıs sonu ile haziran ayı başı arasında gözlenmeye başlanmıştır. İlaçlama yapılması durumunda bu sürenin bir ay gecikerek zararlının temmuz - ağustos aylarında tepe noktasına ulaştığı belirlenmiştir. Phyllocoptruta oleivora yoğunluğu esas olarak konukçu bitki türünden etkilenmiş, iki farklı alanda yapılan çalışmada da limon (yaprak ve meyve) üzerinde belirlenen zararlı popülasyon yoğunluğu diğer türlere oranla daha yüksek olmuştur.

NarenciyePas akarıPopülasyon gelişimi+1
Safa Enes Erten
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bandırma yöresinde salçalık domates yetiştirilen alanlarda hıyar mozaik virüsü (Cucumber mosaic virus, CMV)' nün saptanması ve karakterizasyonu

Bu çalışma, 2018-2020 yılları arasında Bandırma ve yöresinde ticari olarak yetiştirilen sanayi domates üretim alanlarında Hıyar Mozaik Virüsü (Cucumbermosaicvirus, CMV)'nün saptanması ve karakterizasyonu amacıyla yürütülmüştür. Sanayi domatesi üretim alanlarında simptomatolojik olarak CMV ile enfekteli olduğundan şüphelenilen 22 farklı bahçeden toplam 106 adet domates bitkisinden yaprak örnekleri alınmış ve DAS-ELISA testleri sonucunda 16 bahçeden alınan örneklerde CMV infeksiyonu saptanmıştır. RT-PCR çalışmaları, CMV'ye spesifik RW8 (5'-GGTTCGAA (AG)(AG)(AT)ATAACCGGG–3') ve RV11 (5'-GTTTATTTACAAGAGCGTACGG–3') dejenere primer çifti kullanılarak, DAS-ELISA da pozitif olarak saptanan 16 örnek ile yürütülmüş ve 650 bp büyüklüğünde bant elde edilmiştir. Bunlar içinden survey alanlarını temsil edecek şekilde CMV13 ve CMV14 olmak üzere 2 izolat seçilmiş ve DNA dizileme çalışmalarında kullanılmıştır. Dizi analizleri sonucunda, dünyanın farklı ülkelerinden rapor edilen CMV izolatları kullanılarak oluşturulan filogenetik ağaç üzerinde; CMV14 izolatı aynı grupta yer alırken, CMV13 izolatı farklı bir gruba dahil olmuştur. Anahtar Kelimeler: Domates, CMV, RT-PCR, DAS-ELISA, Dizi Analizi

Dizi analiziDomatesEnzime bağlı immünosorbent testi+2
Asude Nur Papan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güneydoğu Anadolu bölgesi Antep fıstığı alanlarında toprak kökenli patojenlerin neden olduğu ağaç kurumalarının araştırılması

Bu tez çalışmasında, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan farklı Antep fıstığı üretim alanlarında, kurumalara neden olabilecek bazı toprak kökenli fungal patojenler araştırılmıştır. Gaziantep, Şanlıurfa ve Kilis illerinde bulunan 48 farklı Antep fıstığı bahçesinde 2021 yılı yetiştiricilik sezonu Haziran ve Eylül aylarında 1.900 ağaç incelenmiştir. Yapılan sörvey çalışmaları sonucunda en yüksek hastalık şiddeti ve hastalık yaygınlığı sırasıyla %11.4 ve %94.4 oranı ile Şanlıurfa ilinde, en yüksek hastalık oranı ise %23.1 ile Gaziantep ilinde belirlenmiştir. Çalışma kapsamında kuruma belirtisi gözlenen, ağaçların kök ve gövde kısımlarından örnekler alınıp, hastalık teşhisleri klasik ve moleküler yöntemler ile yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda 22 farklı fungus türü izole edilmiştir. Kök bölgesinde yapılan izolasyonlarda %73.3 oran ile en fazla Clonostachys rosae etmeni, gövdeden yapılan izolasyonlarda ise %44.2 oran ile en fazla Fusarium spp. türleri tespit edilmiştir. İzole edilen 22 fungus türünden seçilen 12 patojen türü ile yürütülen patojenisite çalışmaları kapsamında, UCB-1, Buttum, P. vera L. genotip anaçlarına inoküle edilmiştir. Yapılan patojenisite çalışması sonucu en geniş infeksiyon alanlarını; UCB-1 anacında Fusarium oxysporum, P. vera anacında Nectria sp., Buttum anacında Alternaria alternata etmenleri oluşturmuştur (sırasıyla 26 mm², 21 mm², 29 mm²). Sonuç olarak, izole edilen fungusların önemli bir kısmının zayıflık paraziti etmeni olması ve oluşturdukları infeksiyon alanlarının sınırlı olması nedeniyle ağaç kurumalarına izole edilen etmenlerin tek başına neden olamayabileceği, yapılan hatalı kültürel işlemler ve hatalı sulama sistemlerinin kullanımı ile birlikte zayıflık paraziti funguslarının zarar oluşturduğu ortaya konulmuştur.

Antep fıstığıAğaçlarGüneydoğu Anadolu bölgesi+1
Kander Koç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Nohutta fusarium solgunluğu (Fusarium oxysporum f. sp. ciceris)'na karşı trichoderma türlerinin biyolojik etkinliklerinin araştırılması

Türkiye'de baklagiller içerisinde ikinci sırada yer alan nohut'un en önemli iki fungal hastalığından birisi Fusarum solgunluğu (Fusarium oxysporum f.sp. ciceris) (Foc) hastalığıdır. Bu çalışmada Mersin ili, Tarsus ilçesine bağlı Pınaroluk, Ziftlik ve Emissili mahallelerinde yetiştirilen nohut tarlalarından 20 farklı Foc izolatı elde edilmiştir. Solgunluk ve sarılık nekrozu oluşturan toplam 10 izolatı (Foc5,Foc7, Foc8, Foc10, Foc11, Foc12, Foc14, Foc15, Foc19 ve Foc20) üç farklı Trichoderma türü (T. virens, T. atroviride ve T. harzianum) (T1, T2 ve T3) ile in vitro koşullarda ikili kültür çalışmaları yapılmıştır. In vitro ikili kültür testlerinde tüm Foc izolatlarına karşı en etkili antagonist tür yerli izolat T. harzianum olmuştur. Patojenisite testi ile en virulent 3 Foc izolatı (Foc8, Foc12 ve Foc14) seçilerek sera çalışmalarında Trichoderma türlerinin biyokütle artışına etkisi araştırılmıştır. Biyokütle artışında da en etkili antagonist T. harzianum olup, bunu T. atroviride izlemiş, en az etkili antagonist ise T. virens olarak saptanmıştır.

AntagonistlerBiyokütleFusarium oxysporum+1
Abdulkreem Alsalmo
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili örtüaltı domates üretim alanlarında domates güvesi Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerinin belirlenmesi

Bu çalışma, 2021 yılında Antalya ili sera üretiminin yapıldığı Aksu, Demre, Elmalı, Finike, Korkuteli, Kumluca ve Serik ilçelerinde zararlı Domates Güvesi, Tuta absoluta (Meyrick) (Lepidoptera: Gelechiidae)'nın parazitoitlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Örneklemeler, örtüaltı domates yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı alanlarda, mart ve ekim ayları arasında yapılmıştır. Antalya ilinde toplam 920 adet seradan örnek alınmış ve alınan örneklerin %10.43'ünden parazitoit elde edilmiştir. Örnekleme yapılan ilçelerin tamamında Hymenoptera takımı Braconidae familyasına ait Bracon (Habrobracon) didemie Beyarslan, saptanan tek larva parazitoiti türü olmuştur. Parazitoit elde edilen sera oranı en yüksek Elmalı (%15) ilçesinde saptanmış, bunu sırasıyla Korkuteli (%12.5), Finike (%12), Kumluca (%11.43), Serik (%9.73), Demre (%8.97) ve Aksu (%8.65) ilçeleri izlemiştir. İlk parazitoit bireyleri mayıs ayının 3. haftasında (Serik, Kumluca ve Finike) saptanmış, çıkışlar ekim ayına (Elmalı ve Korkuteli) kadar devam etmiştir.

AntalyaBiyolojik mücadeleDomates+2
Yusuf Yüksekyayla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beyazsinek Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodıdae)'nin parazitoiti Encarsia lutea (Ması) (Hymenoptera: Aphelinidae)'nın farklı kültür bitkilerinde etkinliğinin laboratuvar koşullarında araştırılması

Bu çalışmada, Pamuk beyazsineği, Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae)'nin parazitoiti Encarsia lutea (Masi) (Hymenoptera: Aphelinidae)'nın üç farklı kültür bitkisi üzerinde işlevsel tepki ve parazitleme kapasitesi belirlenmiştir. Denemeler, B. tabaci'nin 2. nimf dönemi bulunan fasulye, pamuk ve patlıcan bitkileri ile altı farklı konukçu yoğunluğunda (10, 20, 40, 60, 80 ve 100), 25±1 °C sıcaklık ve %70±5 neme sahip kabinlerde gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, En. lutea'nın sadece parazitleyerek değil ovipozitör batırarak ve beslenerek de ölümlere neden olduğu belirlenmiştir. Parazitli birey sayıları kültür bitkisine bağlı olarak farklılık gösterirken, tüm konukçu yoğunluklarında en yüksek parazitli birey sayıları patlıcan bitkisinde saptanmıştır. İşlevsel tepki tipi kültür bitkisine bağlı olarak değişmemiş, parazitleme kapasitesi ve toplam ölüm değerleri için yapılan Lojistik Regresyon Analizi sonucunda tüm bitkilerde Tip II olarak belirlenmiştir. Parazitoitin işlevsel tepki parametreleri, öldürme süresi (Th) (handling time) ve arama-bulma kapasitesi (α) (search (attack) rate) Holling'in Disk Eşitliği kullanılarak saptanmıştır. İşlevsel tepki parametreleri kültür bitkisi çeşidine bağlı olarak değişmiş, toplam ölümlerde en kısa öldürme süresi (Th=0.009) pamuk bitkisinde saptanırken, en yüksek arama-bulma değeri (α=2.170) patlıcan bitkisinde gerçekleşmiştir.

Bemisia tabaciBeyaz sinekKonukçu bitkiler+1
Behiye Arıkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Bölgesi'nde hayvan otlatılan alanlardaki zehirli yabancı ot türleri ve bu türlerin tohumlarının buğday ürününe karışma oranlarının saptanması

Genel olarak yabancı ot türlerinin farklı kültürlerdeki dağılışı ve yoğunlukları ile ilgili çalışmalar bulunmakla birlikte, bunlardan zehirli olan türlerin sistematik ve kimyasal özellikleri üzerine yapılmış yeterli çalışma bulunmamaktadır. Öte yandan zehirli yabancı ot türlerine ait tohumların, farklı kültür bitkileri tohumlarına karışmaları mümkün olduğundan hem insan sağlığı açısından hem de bu ürünlerin tohumlarının yurtdışına ihracı sırasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu nedenle yapılmış olan bu çalışmayla birlikte; Çukurova Bölgesi'nde bulunan zehirli yabancı ot türlerini belirlemek için, 2021 ve 2022 yıllarında hayvan otlatılan yol ve tarla kenarlarında zehirli yabancı ot sürveyi yapılmıştır. Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illerinde gerçekleştirilen zehirli yabancı ot sürveyinde toplam 26 bitki familyasına ait 58 zehirli yabancı ot türü ile karşılaşılmıştır. Sürvey sonuçları analiz edildiğinde her iki yılda da Köpek Dişi Ayrığı [Cynodon dactylon (L.) Pers.]'nın Çukurova Bölgesi'nde en yaygın tür olarak karşımıza çıkmıştır. Ayrıca bu çalışmada; Çukurova Bölgesi'nden 2019 ve 2021 yıllarında üreticilerden toplanmış olan 85 adet buğday ürünü içerisine karışmış olan 13 bitki familyasına ait 21 adet zehirli yabancı ot türü tohumu tespit edilmiştir. Buğday ürünü içerisine %7,99'luk karışma oranı ile en fazla bulunan tohumu zehirli yabancı ot türünün Sarı Taş Yoncası [Melilotus officinalis (L.) Pall.]'nın, ayrıca Rastlama Sıklıklarına göre en fazla bulunan tohumu zehirli yabancı ot türünün ise %52,94'lik bir oranla Yabani Hardal (Sinapis arvensis L.) olduğu tespit edilmiştir.

BuğdayHayvan beslemeYabancı otlar+1
Zeynep Sevinç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tohuma uygulanan bakteriyel antagonistlerin biberde bakteriyel leke hastalığına etkisi

Xanthomonas euvesicatoria'yanın neden olduğu Bakteriyel Leke Hastalığı domates ve biberde önemli verim kayıplarına neden olan bir bakteriyel hastalıktır. Bu çalışmada yerel bakteriyel antagonistler kullanılarak hastalığın biyolojik mücadelesinde tohum uygulamalarının etkisi araştırılmıştır. Biber yetiştirilen yedi farklı ilde topraktan, biber köklerinden, yeşil aksamından ve tohumdan yapılan aday antagonist bakteri izolasyonunda toplam 488 adet bakteri kolonisi saflaştırılmıştır. Bu aday antagonistlerin in vitro petri denemeleriyle antimikrobiyal etkileri araştırıldığında, 9 adetinin TSA besi yerinde 3-9 mm arasında engelleme zonu oluşturmuştur. Xanthomonas euvesicatoria ile bulaştırılmış biber tohumlarına, antimikrobiyal madde üretme yeteneğindeki 9 adet yerel antagonistle biyolojik tohum uygulamalarında, Adıyaman 6-1, Hsf 4-2, Suruç 4-2, AE 10-6, YL 4-3, Suruç 6-1 ve Sumbas 4-2 kodlu antagonist izolatlar fidelerdeki hastalığı %15-56 oranında baskılamıştır. Bu uygulamalar ayrıca hastalık şiddetini %29-84 oranında azaltmıştır. Uygulamaların tohum çimlenmesine olan etkisi de incelendiğinde, en başarılı biyolojik tohum uygulamasının % -4.2 oranıyla YL 4-3 ve % - 2.3 oranıyla Suruç 6-1 kodlu izolatlar olduğu belirlenmiştir. MALDI TOF MS ile yapılan tanı çalışmalarına göre YL 4-3 kodlu izolat Bacillus subtilis ve Suruç 6-1 kodlu izolat Bacillus amyloliquefaciens spp. plantarum olarak belirlenmiştir. Bakteriyel antagonistler kullanılarak yapılan biyolojik tohum uygulamaları, Xanthomanas euvesicatoria'nın neden olduğu Bakteriyel Leke Hastalığının entegre hastalık yönetimine ve biyolojik mücadelesine katkı sağlanmıştır.

AntagonistlerBiberTohumlar+1
İrem Buse Tümen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turunçgil pasböcüsü Phyllocoptruta oleivora (Ashmead, 1879) (Acarina: Eriophyidae)'nın farklı sıcaklık ve turunçgil türlerinde bazı biyolojik özelliklerinin saptanması

Çukurova Üniversitesi, Bitki koruma bölümü, turunçgil zararlıları laboratuvarında turunçgil pasböcüsü Phyllocoptruta oleivora (Ashmead) (Acari:Eriophyidae)'nın 2022 yılında farklı sıcaklıklardaki gelişme süreleri saptanarak, termal konstantı ve gelişme eşiği hakkında güncel bilgiler elde edilmiştir. Ayrıca, farklı turunçgil türlerinde P. oleivora'nın gelişme süreleri de belirlenmiştir. Farklı sıcaklıklardaki denemeler 20, 24, 28 ve 32°C'de kurulmuştur. P. oleivora'nın farklı turunçgil türlerindeki gelişme süresi W. Murcott mandarini, Kütdiken limonu, Valencia portakalı, Washington navel portakalı ve Star Ruby altıntop çeşitlerinde yürütülmüştür. Yapılan sıcaklık denemelerinde en kısa gelişme süresi 32°C saptanırken, en uzun gelişme süresi 20°C'de belirlenmiştir. En yüksek yumurta bırakma oranı 28°C'de belirlenirken, en düşük yumurta bırakma oranı 20°C'de gözlemlenmiştir. P. oleivora'nın Valencia portakalında gelişme eşiği (t) t= 6.7°C olarak bulunmuştur. Yumurta döneminden ergin oluncaya kadar gerekli olan etkili sıcaklık toplamı yani termal konstant (Th.C.) ise Th.C= 149.25 gün-derece olarak saptanmıştır. En uzun gelişme süresi Valencia portakalı çeşidinde saptanmış olup, en kısa gelişme süresi ise Washington navel portakal çeşidinde belirlenmiştir. En yüksek yumurta bırakma oranı Kütdiken çeşidinde saptanırken, en düşük yumurta bırakma oranı W. Murcott çeşidinde tespit edilmiştir.

AcarinaMeyve gelişimiSıcaklık+1
Elif Doylu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı susam genotipleri üzerinde kök lezyon nematodu, Pratylenchus thornei (Nemata: Tylenchida)'nin populasyon gelişmesinin araştırılması

Bu çalışmada Kök lezyon nematodu Pratylenchus thornei'nin 25 susam genotipi üzerinde populasyon gelişmeleri araştırılmıştır. P. thornei'nin denemeye alınan susam genotiplerinin tamamında gelişip çoğalmış ve üreme oranlarının 1'in üzerinde olduğu saptanmıştır. Bu denemede 21 ve 10 numaralı susam genotiplerinde nematodun üreme oranı 8.4-8.5, 24 numaralı genotipte ise 7.79 bulunmuş ve diğer çeşitlerden istatistiksel olarak daha fazla üreme gerçekleşmiştir. Bu sonuçlara göz önüne alınarak, P. thornei'nin en çok çoğaldığı, orta düzeyde çoğaldığı ve en az çoğaldığı 6 genotipi üzerinde popülasyon gelişmesi incelendiğinde, P. thornei'nin 9, 17, 19 ve 21 numaralı genotiplerde en yüksek popülasyon yoğunluğuna 21. günde, 5 ve 10 numaralı genotipte ise en yüksek popülasyon yoğunluğuna 28. günde ulaştığı belirlenmiştir. Kök lezyon Nematodu P. thornei'nin susam genotipleri üzerindeki üreme oranları dikkate alındığında, denemeye alınan susam genotipleri dikkate alındığında 21 numaralı genotipin en hassas olduğu ortaya belirlenmiştir.

Bitki parazitleriNematodlarPratylenchus thornei+1
İrem Erbil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ve civarında buğday yetiştirilen alanlarda arpa sarı cücelik hastalığıyla ilişkili virüslerin (Barley Yellow Dwarf Virus, BYDV)'nün saptanması ve karakterizasyonu

Buğday birçok bölgede insanoğlunun temel besin kaynağıdır. Son birkaç yılda ülkemiz buğdaylarında, özellikle Trakya Bölgesinde Arpa sarı cücelik virüs (Barley Yellow Dwarf Virus, BYDV) hastalığı ciddi epidemiler yapmış ve önemli oranlarda ürün kaybına neden olmuştur. Adana'da 2018 üretim yılında yürütülen bu çalışmada buğday tarımı yapılan ilçelerde BYDV hastalık etmeninin durumunu saptamak amacıyla survey çalışmaları yapılmıştır. Yapılan survey çalışmalarında, toplanan örnekler antiserumu mevcut olan, buğdaygillerde zararlı virüslere karşı, DAS-ELISA ve tüm örnekler moleküler yöntemlerden Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR; Polymerase Chain Reaction, PCR) ile testlenmiştir. Çalışmada biyolojik, serolojik ve moleküler yöntemler sonucunda toplanan örneklerde 16 BYDV-PAV ve 12 BYDV-MAV ve 4 örnekte karışık enfeksiyon, buğday (Triticum aestivum L.), arpa (Hordeum vulgare L.), yulaf (Avena sativa L.) ve kanyaş yabancı otlarında (Sorghum halepense) saptanmıştır. Çalışmada örneklere ait PZR ürünlerinin DNA dizileri elde edilmiş, DNA dizilerine dayalı olarak yapılan filogenetik analizler sonucunda, Türkiye'de saptanan BYDV hastalık etmeninin BYDV-PAV ve BYDV-MAV hastalıları dünyada bulunan diğer ırklar ile akrabalık dereceleri de ortaya konmuştur.

AdanaBuğdayEnzime bağlı immünosorbent testi+1
Nuri Çetiz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

The use of inter-specific complementation approach to understand the role of localised replication in plant virus cell-to-cell transport through plasmodesmata

The only way for plant viruses to spread through their hosts is transport of viral genomes through plasmodesmata (PD) with the aid of virus-encoded movement proteins (MPs), which can target and open PD and bind nucleic acids. This transport typically happens early during infection, when viral genomes are not yet abundant, in order to escape non-cell-autonomous defence signalling and mobile RNA silencing. However, none of the MPs characterised to date show any sequence specificity, raising the question whether transport is selective and how this occurs. The RNA virus, Potato virus X targets some of its replication sites to the entrances of plasmodesmata (PD), where it may insert newly synthesized viral RNA directly into the channels (co-replicational movement). Complementation of movement by ectopic MPs is widespread amongst plant viruses and provides a way to dissect the mechanism and significance of localised replication. In this study, PVX-based plasmid vector is constructed by modifying it to express the 30K MP of Tobacco mosaic virus, instead of its cognate triple gene block (TGB) proteins, which are responsible for cell to cell transport of PVX. Using a new, highly sensitive RNA imaging system based on the high-affinity RNA binding protein Csy4 which can track viral genomes within PD, it is shown that PVX with in cis movement complmentation, nonetheless, is still capable of forming PD-associated replication sites, suggesting that MPs may recruit viral replicases non-specifically through mutual interactions with the same RNA molecule(s) or host proteins. Key Words: PVX, Confocal microscopy, Complementation, Cell-to-cell movement

Plant virusesCell movementConfocal microscopy
Mohamed Husseın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Turunçgillerde gövde köpüklenmesinin viroid hastalıkları açısından araştırılması

Son yıllarda turunçgil yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Çukurova Bölgesi'nde farklı turunçgil anaçları kullanılmaya başlamıştır. Bu anaçların kullanıldığı bahçelerde sıklıkla ağaçların geriye doğru kuruduğu ve aşı birleşme noktalarında şiddetli köpüklenme simptomları gözlenmiştir. Yapılan bu çalışmada Çukurova Bölgesi'nde C35 [Poncirus trifoliata (L.) Raf. X Citrus sinensis Osb. 'Ruby'], Carrizo (C.sinensis Osb. x P.trifoliata Raf. var "Carrizo"), C22 (C.sunki × P.trifoliata) ve FA5 [C.reshni Tan. X P.trifoliate (L.) Raf ] gibi anaçlara aşılı turunçgil plantasyonlarında köpüklenme simptomu gösteren ağaçlarda Citrus exocortis viroid (CEVd) ve Citrus cachexia viroid (CCaVd)'inin varlığı ve enfeksiyon durumları araştırılmıştır. Köpüklenme belirtisi gösteren farklı turunçgil anaç ve çeşitlerinden örnekler alınarak CEVd ve CCaVd etmenleri RT-PCR yöntemiyle taranmıştır. İncelenen 49 izolattan 17 tanesinin CEVd ile bulaşık olduğu, 14 tanesinin de CCaVd ile bulaşık olduğu belirlenmiştir. Her iki viroid etmenin birlikte bulaşık bulunduğu ağaç sayısı ise 4'tür. Blast analizi ve NCBI gen bankasındaki CEVd ve CCaVd'nin referans genomları ile nükleotid dizilimlerinin %96-99 oranında benzerliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca köpük hastalığı simptomu gösteren bu ağaçların köpüklü kabuk dokusundan fungal ve bakteriyel etmenlerin durumunu araştırmak için izolasyonlar yapılmıştır. İzolasyonlar sonucunda; Lasiodiplodia theobromae, Ilyonectria liriodendri, Fusarium pseudonygamai, Alternaria alternata ve Streptomyces spp. tespit edilmiştir. Bu etmenlerden yapılan patojenite testi sonucu bitkilerde herhangi kuruma ve ölüm belirtisi görülmemiştir. Örnek alınan bahçelerde toprak yapısının kireçli ve pH'sının 7.5 ve üzeri olduğu toprak analizleri sonucunda belirlenmiştir. Özellikle Üç Yapraklı ve hibritlerinin yüksek pH'ya duyarlı olduğu ve bu nedenle turunçgil ağaçlarının stres sorunu yaşayabileceği ayrıca araştırılan iki hastalık etmeninin bir arada bulunma sayısının az olması nedeniyle sinerjistik reaksiyon olasılığının az olduğu belirlenmiştir.

HastalıkKöpükTurunçgiller+1
Merve Kazak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Domates bakteriyel solgunluk hastalığı'nın kimyasal ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması

Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis'in neden olduğu Bakteriyel Solgunluk Hastalığı ekonomik anlamda domates bitkilerinde önemli ürün kayıplarına neden olmaktadır. Bu yüksek lisans çalışmasında bu hastalıkla mücadelede çevre dostu mikrobiyal gübreler (SS-Stomafix, Bio-Ag ve SS-Süper Root), iki dezenfektan (klordioksit ve hidrojen peroksit) ve domateste ruhsatlı bir bakırlı preparatın Kocide (%35 Metalik bakıra eşdeğer bakır hidroksit) domates bitkilerinde baskılayıcı etkisi cam serada saksı denemesiyle araştırılmıştır. Ayrıca bu uygulamaların domates yeşil aksamındaki toplam bakteriyel floraya etkisi de ortaya konmuştur. Bu uygulamalar arasında, 14 farklı antagonist bakteri türünü içeren bir biyolojik mücadele ürünü olan Bio-Ag, Bakteriyel Solgunluk Hastalığı'nı %51.07 oranında baskılayarak en etkili ve en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir. Bunu takiben, SS-Süper Roots ve SS-Stomafix uygulamaları da etkili diğer uygulamalar olarak belirlenmiş ve hastalık sırasıyla %35.70 ve %35.17 oranında baskılanmıştır. Bakır hidroksit, klordioksit ve hidrojen peroksit uygulamaları ise pozitif kontrolle aynı grupta bulunduğundan etkisiz uygulamalar olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak mikrobiyal gübrelerin domates bitkilerinde Bakteriyel Solgunluk Hastalığı'nın biyolojik mücadelede kullanılma potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelime: Domates, Bakteriyel Solgunluk, Mikrobiyal Gübre, Dezenfektan, Biyolojik Mücadele

Bakteriyel solgunluğu hastalığıBiyolojik mücadeleDezenfeksiyon+3
Hatice Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Aphytis melinus'un DeBach örtücü bitki kullanılan turunçgil parselinde popülasyon gelişmesi

Bu çalışma turunçgil bahçesinde (Meyer limon) sıra aralarında örtücü bitki olarak (Örtücü Bitki Parseli-ÖBP) Vicia sativa (Adi fiğ) kullanılan ve standart bölge çiftçilerinin yapmış olduğu uygulama (Çiftçi Uygulama Parseli- ÇUP) bahçesinde turunçgillerin ana zararlısı olan Aonidiella aurantii Maskell (Hemiptera: Diaspididae) ile parazitoiti Aphytis melinus DeBach (Hymenoptera: Aphenelinidae)'un popülasyon takibi yapılarak, örtücü bitki kullanımının parazitoit ve zararlının popülasyon gelişimine katkıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda; A. aurantii' nin popülasyonunun örtücü bitki uygulama parselinde, çiftçi uygulama parseline göre daha düşük yoğunlukta olduğu, buna bağlı olarak Aphytis melinus 'un da yoğunluğunun düşük olduğu saptanmıştır. Örtücü bitki kullanılan limon parselinde Aphytis melinus 'un dışında, A. aurantii' nin diğer predatörlerinden Chilocorus bipustulatus L., Rhyzobius lophanthae Blaisdell (Coleoptera: Coccinellidae) ile parazitoitlerinden Comperiella bifasciata Howard (Hymenoptera; Encrytidae)'nın etkili olduğu gözlenmiştir. Bu doğal düşmanlar arasında C. bifasciata popülasyonunun oldukça dikkat çekici bir yoğunlukta olduğu ve zararlıyı baskı altına almada etkili olduğu kanısına varılmıştır. Bir yıllık veriler değerlendirildiğinde örtücü bitki kullanımının doğal düşman aktivitesini olumlu yönde etkilediği ve böcek biyo-çeşitliliğine katkılar sağladığı kanısına varılmıştır.

AdanaAonidiella aurantiiBitkiler+2
Melih Can Kaygısız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turunçgillerde zararlı Aonıdiella aurantii (Maskell) ile predatörü Chilocorus bipustulatus L. ve parazitoiti Comperiella bifasciata (Howard)'nın popülasyon takibi ile Chilocorus Bipustulatus'un bazı biyolojik özelliklerinin araştırılması

Çalışmada; Turunçgillerde önemli zarara sebep olan Turunçgil Kırmızı Kabuklubiti Aonidiella aurantii ve doğal düşmanlarından Chilocorus bipustulatus ve Parazitoiti Comperiella bifasciata Howard poülasyon takibi 50 dekarlık limon bahçesinin Yabancı ot biçme parseli ve Çitfçi uygulama parselinde 2020 Eylül- 2022 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Chilocorus bipustulatus'un Aspidiotus nerii üzerinde biyolojisi araştırılmıştır. Chilocorus bipustulatus'un preovipozisyon süresi 8.1 ±0.28 gün, ovipozisyon süresi 90.6 ± 3.51 gün ve postovipozisyon süreleri 11.2 ±0.50 gün olarak saptanmıştır. Toplam bırakılan yumurta sayısı 459.6 ±16.29 olarak kaydedilmiştir. Dişi bireyin yaşam süresi 109.9 ±3.41 ve erkek bireyin yaşam süresi 108.6 ±3.78 olarak belirlenmiştir.

Aonidiella aurantiiChilocorus bipustulatusTurunçgiller+1
Büşra Gökdal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Çukurova'da Chrysoperla (Neuroptera: Chrysopidae) cinsine bağlı türlerin belirlenmesi, önemli türün biyo-ekolojik özellikleri ile biyolojik mücadelede kullanma olanaklarının araştırılması

Bu tez çalışması 2018-2020 yılları arasında arazi ve laboratuvar koşullarında yürütülmüştür. Çukurova'daki Chrysoperla Steinmann, 1964 (Neuroptera: Chrysopidae)türlerini belirlemek amacıyla Adana, Mersin ve Osmaniye illerinde yapılan sörveylerde elde edilen bireyler morfolojik tanı karakterlerine göre gruplandırılmıştır. Her gruptan alınan bireyler kullanılarak yapılan moleküler analizler sonucunda Doğu Akdeniz Bölgesi'nde Chrysoperla carnea (Stephens, 1836) (Neuroptera: Chrysopidae) tür kompleksinin en az iki farklı genetik gruptan oluştuğu saptanmıştır. Pamuk unlubiti, Phenacoccus solenopsis Tinsley, 1898 (Hemiptera: Pseudococcidae)'in biyolojik mücadelesinde C. carnea 'nın kullanım olanakları, iklim odası ve sera koşullarında yapılan salım çalışmalarıyla ortaya konmuştur. Çalışmalarda iklim odasında bitki başına 6 ve 9, serada 10 ve 15 larva salım oranları kullanılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda C. carnea'nın zararlının biyolojik mücadelesinde başarıyla kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca 2018 ve 2019 yıllarında Adana'da seçilen patlıcan, pamuk ve soya parsellerinde C. carnea grup'un populasyon gelişimi ve parazitlenme durumu belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda bir yumurta hiperparazitoiti Telenomus spp. (Hymenoptera: Scelionidae) ve bir larva-pupa hiperparazitoiti Oomyzus sempronius (Erdos, 1954) (Hymenoptera: Eulophidae) tespit edilmiştir.

Sadık Emre Görür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Elma ve ceviz meyvelerindeki Lepidoptera türleri ile elma içkurdu Cydia pomonella (Lepidoptera: Tortricidae)'nın popülasyon dalgalanması ve bu popülasyondaki genetik varyasyonların araştırılması

Bu çalışmada, 13 ildeki 35 farklı yöredeki elma ve ceviz bahçelerinden toplanan vuruklu meyvelerden elde edilen Lepidoptera türlerinin belirlenmesi ve Adana, Niğde, Konya ve Mersin illerinde Cydia pomonella (Linnaeus, 1758) (Lepidoptera: Tortricidae)'nın feromon tuzaklarıyla popülasyon takibi yapılmıştır. Ayrıca elde edilen C. pomonella popülasyonlarının da 654 bp'lik COI bölgesi Lep F1 ve Lep R1 primerleri kullanılarak PCR testleri yapılmıştır. Elde edilen sekanslar ise moleküler olarak karşılaştırılmıştır. Farklı yörelerden toplanıp kültüre alınan vuruklu meyvelerden toplamda 210 adet ergin birey elde edilmiştir. Bu bireylerden 96'sı Cydia pomonella, 58'i Apomyelois ceratoniae (Zeller, 1839), 38'i Plodia interpunctella (Hübner, 1813), 11 'i Pyralis farinalis (Linnaeus, 1758), 7'si ise Euzophera pyriella (Yang) olarak teşhis edilmiştir. Bu çalışma sonucunda her iki yılda C. pomonella'nın Niğde'de 4, Konya'da 3, Adana'da ise 2 döl verdiği belirlenmiştir. Zararlının ilk çıkışı bölgeden bölgeye değişmekle beraber Nisan-Mayıs aylarında başlayıp Eylül -Ekim ayına kadar devam ettiği gözlemlenmiştir. Moleküler analizde 14 farklı haplotip tespit edilmiş olup, yapılan dentogramda ise haplotiplerin dünya popülasyonları ile karşılaştırılması sonucunda ülkemiz popülasyonlarının büyük bir kısmının Kanada ve Çin ile aynı grupta birliktelik gösterdiği belirlenmiştir.

Biyoteknik endüstrisiCevizCydia pomonella+4
Emine Küçüktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Bölgesi meyve bahçelerinde zararlı Drosophila suzukii Matsumara (Diptera: Drosophilidae) parazitoitlerinin belirlenmesi ve bunların mücadelede kullanım olanaklarının araştırılması

Drosophila suzukii (Matsumara, 1931) (Diptera: Drosophilidae) Asya kökenli, geniş konukçu tercihi olan istilacı ve karantinaya tabi bir meyve zararlısıdır. Ülkemizde 2014 yılında ilk kez Erzurum'da tespit edilmiştir. Bu çalışma 2020-2022 yıları arasında laboratuvar ve doğa koşullarında yürütülmüştür. Drosophila suzukii'nin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde yayla ve ova kesiminde parazitoitleri araştırılmış ve Pachycrepoideus vindemmiae (Rondani, 1875) (Hymenoptera: Pteromalidae) ile Leptopilina boulardi Förster (Hymenoptera: Figitidae)'in laboratuvar koşullarında konukçu-tercih denemeleri, farklı sıcaklıklarda gelişme süresi, sayısal-işlevsel tepkisi ve yaşam çizelgesi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, D. suzukii'nin kiraz, kayısı, incir, elma, böğürtlen, dut, çilek, turunçgil, erik, şeftali, nektarin ve hünnap meyvelerindeki bulunma oranları ile birlikte parazitoit türlerini ve bunların yaygınlığı belirlenmiştir. D.suzukii'nin Ganaspis bralisiensis (Ashmead, 1896), L. boulardi, Leptopilina heterotoma Förster (Hymenoptera: Figitidae) ve Asobara japonica Belokobylskij (Hymenoptera: Braconidae) olmak üzere 4 adet larva parazitoiti ile P vindemmiae, Spalangia erythromera Forster (Hymenoptera: Pteromalidae), ve Trichopria drosophilae (Perkins, 1910) (Hymenoptera: Diapriidae) olmak üzere3 adet pupa parazitoiti saptanmıştır. Bu türler arasında en yoğun olarak tespit edilen türler P. vindemmiae ve L. boulardi olmuştur. Bu sebepten dolayı laboratuvar çalışmaları bu parazitoit türleri üzerinden yürütülmüştür. Larva parazitoitlerinden A. japonica ve G. bralisiensis türlerinin Türkiye için yeni kayıt olduğu tespit edilmiştir. Pachycrepoideus vindemmiae'nin laboratuvar çalışmaları sonucunda, bu parazitoitin D. suzukii'nin en çok 48 saat yaşındaki pupa dönemini parazitlediği (%68.7) saptanmıştır. Ergin öncesi gelişimini 15 °C'de tamamlayamadığı ve erginlerin en iyi 27°C de geliştiği tespit edilmiştir. Leptopilina boulardi türünün ise D. suzukii'nin 2. dönem larvalarını tercih ettiği ve parazitlediği (% 45.3) tespit edilmiştir. Ergin öncesi döneminde 15 ve 18°C'de gelişme olmadığı 27°C'de geliştiği ancak erginlerin en iyi 24 °C'de olduğu saptanmıştır. Alınan meyve örneklerinden elde edilen sonuçlara göre D. suzukii ve parazitoitlerinin yoğunluğunun en fazla tespit edildiği zaman dilimi ova kesiminde mart-mayıs ile eylül-kasım aylarında; yayla kesiminde ise mayıs-temmuz ile ekim-kasım aylarıolarak saptanmıştır. Parazitoitlerin en çok tespit edildiği meyveler; şeftali, elma, çilek, hurma, incir ve kiraz olarak belirlenmiştir.

Biyolojik mücadeleDipteraDoğu Akdeniz bölgesi+3
Adnan Tusun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Şerbetçi otu ve turunçgil bitkilerinde bulunan viroidlerin araştırılması, biyolojik, moleküler karakterizasyonu ve bu bitki gruplarında viroid gen bankası oluşturulması

Bu çalışma; 2016-2018 yılları arasında Adana, Hatay, Mersin ve Osmaniye illerinde Turunçgil üretimi yapılan alanlarda ve Bilecik ili Pazaryeri ilçesi Şerbetçi otu üretimi yapılan alanlarda viroid hastalık etmenlerinin varlığını tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Güdümlü survey çalışmaları ile toplanan örneklerde moleküler karakterizasyon çalışmaları yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, turunçgil örneklerinin Citrus exocortis viroid (CEVd), Citrus bent leaf viroid (CBLVd), Hop stunt viroid (CVd II) (CCaVd: Cachexia ve HSVd: Non-Cachexia), Citrus dwarfing viroid (CDVd; CVd III), Citrus bark cracking viroid (CBCVd: CVd-IV), Citrus viroid V (CVd-V), Citrus viroid VI (CVd-VI) viroidleri ile ve Şerbetçi otu örneklerinin Hop latent viroid (HLVd) ve Hop stunt viroid (HSVd) viroidleri ile enfekteli olduğu her etmene ait spesifik primerler ile RT-PCR yöntemleri ile tanılanmiştir. Turunçgil viroidleri açısından incelenen örneklerin Adana'da %70, Mersin'de %78, Hatay'da %77,5 ve Osmaniye'de %80 oranında kontamine olduğu RT-PCR analizi ile belirlenmiştir. Şerbetçi otu bitkilerinde Bilecik'in Pazaryeri ilçesinden toplanan 214 örneğin %66'sı HLVd, %23,8'i HSVd ile enfekteli olduğu tespit edilmiştir. Moleküler olarak tanımlanmış ve nükleotid dizilimleri belirlenen izolatlar, NCBI kayıtlı izolatlarla %96-99 benzerlik göstermiştir. Bu çalışmada tanımlanan dizilimler, NCBI gen bankasına kaydedilmiştir. Bu çalışmada belirlenen HLVd ülkemiz için ilk kayıt olarak bildirilmiştir.

Gen bankasıMoleküler karakterizasyonTurunçgiller+2
Pakize Gök Güler
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ereğli (Konya) ilçesi elma bahçelerinde fungal sorunların belirlenmesi ve üreticilerin yaklaşımlarının değerlendirilmesi

Ereğli (Konya) ilçesi elma bahçelerinde ortaya çıkan fungal hastalıkları belirlemek amacıyla, yürütülen sörvey çalışmasında, Elma Küllemesi (Podosphaera leucotricha)'nin Haziran ayında %12,3 oranıyla en fazla rastlanılan hastalık olduğu görülmektedir. Bunu %5,8 ile Alternaria Yaprak Lekesi (Alternaria mali) ve %2.9 ile Elma Karalekesi (Venturia inaequalis) izlemiştir. Külleme en fazla Gala, Golden ve Grany Smith çeşitlerinde (%14,7-18,9) Karaleke ise Jeramine, Scarlet ve Super Chief çeşitlerinde (% 8,0-8,7) görülmüştür. İnfekteli fidan köklerinden yapılan izolasyonlarda, en fazla izole edilen fungal etmen Fusarium türleri olmuştur (%47.2 ve 41.8). Bunu Rhizoctonia (%23.6 ve 22.1) ve Botryosphaeria (%16,0 ve 16.7) türleri izlemiştir. Moleküler tanı, 8 cinse ait 14 fungus türü olduğunu göstermiştir. Elma fidanlarında yürütülen patojenite sonucunda, Neofusicoccum parvum %100 hastalık şiddeti oluşturmuş, bunu %88.9 ile Dactylonectria torresensis, Fusarium proliferatum ve Lasiodiplodia theobromae izlemiştir. Anaç ve kalem üzerinde infeksiyonu sonucu oluşturdukları nekroz alanları yine Neofusicoccum parvum'da en fazla olmuştur (sırasıyla 494 ve 468 mm2). Ereğli elma üreticileri anket sorularına verdikleri yanıtlarda; hastalıkların görüldüğü çeşitlerin sörveylerde elde edilenler ile benzer oluşu, üreticilerin hastalıklara yakınlığını göstermiştir. Ancak ilaç tüketimi konusunda dikkatsiz davrandıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Elma hastalıkları, Neofusicoccum parvum, Anket

AlternariaAnketlerElma+3
Yılmaz Kaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ve Osmaniye illerinde mısırda bakteriyel gövde çürüklüğü hastalığının saptanması ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması

Mısır bitkisinde Bakteriyel Gövde Çürüklüğü Hastalığına Dickeya sp. neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında Adana ve Osmaniye illerinde mısır Bakteriyel Gövde Çürüklüğü hastalığının saptanması ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması amaçlanmaktadır. Hastalığın yaygınlığı Ceyhan, Kozan ve Kadirli ilçelerinde incelenen tarlalarda sırasıyla ortalama %8, %9 ve % 40 olarak saptanmıştır. Hastalıkla bulaşık tarlalarda, hastalığın yaygınlık oranının %8-15 arasında olduğu belirlenmiştir. Dickeya sp. isimli bakteri, hasta bitkilerden izole edilmiş ve geleneksel yöntemler, MALDI-TOF MS ve PCR testleri kullanılarak tanılanmıştır. Patojenin toprakta varlığı tespit edilemezken sulama suyunda bulunduğu saptanmıştır. Hastalığın, patojen ile bulaşık sulama suyuyla mısır tarlalarına bulaşma riskinin olduğu bu çalışmayla ortaya konmuştur. Bu hastalığın biyolojik mücadelesiyle ilgili çalışma, 332 adet aday antagonist ile yapılmış ve in vivo koşullarda 84 adet antagonistin Dickeya sp.'ye antibakteriyel etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Patates dilimlerinde yapılan yarı in vivo denemelerde 84 antagonist izolatın altısı pozitif kontrolden daha az çürüme oluşturmuş ve iki antagonist izolat (X77 ve OG/1-12 kodlu izolatlar) çürüme gelişimini sırasıyla % 56 ve %27 oranında baskılamıştır. İki antagonist bakteri izolatının MALDI-TOF MS analizi ile Bacillus cinsine ait türler olduğu belirlenmiştir. Kimyasal mücadelesi olmayan bu hastalık ile mücadelede etkili bir bölgesel antagonistin saptanması biyolojik mücadele açısından ümitvar bir sonuçtur. Anahtar Kelimeler: Mısır, Bakteriyel Gövde Çürüklüğü, Dickeya sp., Biyolojik kontrol.

Mizgin Keser
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova bölgesi örtü altı muz yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı ot türlerinin belirlenmesi ve mücadele olanaklarının araştırılması

Muz, tropik bir iklim meyvesidir. Ancak bazı mikro-klimalarda subtropik iklim koşullarında da yetiştirilebilmektedir. Anavatanı Güney Çin, Hindistan ve Hindistan ile Avustralya arasında kalan adalardır. Türkiye'de ilk olarak, 1935 yılında Mısır'dan Alanya'ya, oradan da Anamur'a getirilerek açıkta üretim yapılmaya başlanmış ancak, oluşan düşük sıcaklıklardan dolayı zararlanmalar gözlenmiştir. Ülkemizde, muz yetiştiriciliği; Akdeniz Bölgesinde, Mersin-Antalya kıyı şeridinde, Toros Dağları tarafından korunmuş, mikro-klima olanaklarının daha uygun bulunduğu Anamur, Bozyazı, Alanya ve Gazipaşa'da yaygın olarak yapılmaktadır. Özellikle Anamur ve Bozyazı'da açık alanlar yerine, plastik ve cam seralarda yetiştirmeye başlamışlardır. Son yıllarda seralarda, Çukurova, İskenderun, Dörtyol, Erdemli ve Antalya'nın değişik bölgelerinde ekonomik olarak yetiştirilmeye başlanmıştır. Yapılan bu araştırmada Çukurova Bölgesi örtü altı muz yetiştiriciliğinde sorun olan yabancı ot türlerinin yaygınlıkları, yoğunlukları ve popülasyon dağılımları, ana zararlı yabancı ot türleri, muz seralarında sorun olan ana zararlı yabancı otların mücadele olanakları belirlenmiştir. Çukurova Bölges'inde survey çalışmalarından elde edilen verilere göre rastlama sıklığı dikkate alınarak ilk beş yabancı ot türü, Su teresi (Cardamine hirsuta L.),Semizotu ( Portulaca oleraceae L.),Benekli darıcan [ Echinochloa colona (L.) Link.], Kırmızı köklü tilki kuyruğu ( Amaranthus retreflexus L.) Benekli sütleğen (Euphorbia nutans Lag.) olarak belirlenmiştir. Çalışmada yabancı otlar ile mücadelede; organik herbisit (yağ asidi amonyum tuzları), bitkisel yağ (%45 karanfil yağı+%45 tarçın yağı), malç tekstili, muz yaprağı malçı ve glyphosate etkili maddeli herbisit çalışmaya alınmıştır. Uygulamalardan en etkili sonuç, malç tekstili ve muz yaprağı malçı olarak belirlenmiştir. Herbisitler arasında ise birbiriyle paralel olarak en iyi sonuç %97,84 ile bitkisel yağ uygulamasından alınmıştır. Bu çalışma ile anlaşılmaktadır ki yabancı otlar ile mücadelede herbisit kullanımı, diğer mücadele yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olmalıdır.

Hasan Anıl Tokyürek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkisel yağların ve ekstraktların yabancı otların çimlenmesine olan allelopatik etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, Tesbih Ağacı (Melia azedarach L.) meyve ekstraktı, limon kabuğu ekstraktı ile Karanfil (Syzygium aromaticum L.), Kekik (Origanum syriacum L.), Nane (Mentha spicata subsp. spicata L.), Okaliptus (Eucalyptus globulus Labill.) ve Lavanta (Lavandula angustifolia Mill.) uçucu yağlarının, önemli yabancı ot türlerinden Kırmızı Köklü Horoz İbiği (Amaranthus retroflexus L.) ve İtalyan Çimi (Lolium multiflorum L.) tohumlarının çimlenmesi üzerine olan biyoherbisidal etkileri araştırılmıştır. Tesbih ağacı meyveleri ve limon kabuğu ekstraktları kaynatılıp elde edilen ekstrakt kendi haline bırakılmış, oluşan 3 fraksiyon ayrı ayrı yabancı ot tohumları üzerine test edilmiştir. Ayrıca tesbih ağacı yağı, meyveleri öğütülerek soxhlet cihazı teknolojisiyle 2 fraksiyon halinde elde edilmiştir. Uçucu yağlarda ise Defne Firması yağları kullanılmıştır. Yağlar ve ekstraktlar petri kutularında 25±2°C sıcaklıkta çalışan iklimlendirme odalarında 7 ayrı dozda (%0-kontrol, %1, %5, %10, %25, %50 ve %100 µl/petri) test edilerek, denemeler 28 gün devam etmiştir. Sonuç olarak Kırmızı Köklü Horoz İbiği'ne uçucu yağlar her dozunda tam biyoherbisidal etki gösterirken, uçucu yağların %1'lik dozları karanfil yağında %71, kekik yağında %100, lavanta yağında %68, nane yağında %97 ve okaliptüs yağında ise %63 oranında İtalyan Çimi tohumlarının çimlenmesini engellemiştir. Elde edilen ekstraktların tohum çimlenmesi üzerine engelleyici etkileri iki yabancı ot türlerinde farklılık göstermiştir. Tesbih ağacı meyve ekstraktının, Kırmızı Köklü Horoz İbiği tohumlarının çimlenmesi üzerindeki engelleyici etkisinin en yüksek %100, %50 ve %25'lik dozlarında olduğu, %10'luk dozundan sonraki uygulamalarında etki oranının düştüğü tespit edilmiştir. İtalyan Çimi tohumlarında çimlenmeyi engelleyen en önemli dozun ise %100'lük doz olduğu gözlemlenmiştir. Limon kabuğu ekstraktı ise Kırmızı Köklü Horoz İbiği tohumlarının çimlenmesini en yüksek üst ve alt fraksiyon uygulamalarının %100 ve %50'lik dozları engellerken, İtalyan Çimi tohumları üzerinde çok fazla etkili olmadığı gözlemlenmiştir.

Esra Üzüm
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Disease management of two important bacterial diseases on tomato by using nanoparticles, some chemicals and plant activators

Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis, causal agent of Bacterial Canker and Wilt Disease and Xanthomonas perforans causal agent of Bacterial Spot Disease are the main pathogens on/in tomatoes. In this study, the effects of two nanomaterials (nano silver AgNps and nano copper CuNps), a plant activator (ISR2000), a commercial fungicide called KOCIDE, and two new chemical compounds named sodium pentaborate pentahydrate (SPP) and disodium octaborate tetrahydrate (DOT) were investigated on Bacterial Canker and Wilt diseases caused by Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis and Bacterial Spot disease caused by Xanthomonas perforans on/in tomatoes. While nanomaterials (AgNps and CuNps) and chemicals (SPP and DOT) showed promising results in vitro trials, they could not achieve the same effect in vivo trials. In particular, SPP and DOT exhibited phytotoxic effects on tomato leaves. Therefore, further research should be conducted on combining these chemicals as active ingredients in pesticides. In greenhouse and climate chamber trials, ISR2000 significantly reduced disease severity, emerging as the most successful application. This application has suppressed Bacterial Wilt Disease by 77.91%, Bacterial Spot Disease by 54.84% in tomato plants, and Seedborne Bacterial Spot Disease by 84.64%. KOCIDE, a copper-based preparation, was another successful application by effectively suppressing disease severity. This application has suppressed Bacterial Wilt Disease by 46.25%, Bacterial Spot Disease by 22.79% in tomato plants, and Seedborne Bacterial Spot Disease by 80,41%. These results demonstrate that plant resilience-enhancing preparations are the most successful treatments in suppressing infection, especially against chemical-resistant pathogens. These applications are of great importance as alternative environmentally friendly approaches, particularly against chemical-resistant pathogens. Keywords: Nanoparticular, bacterial spot, bacterial wilt, SPP, DOT

Omar Hatıf Abdulrazzaq Abdulrazzaq
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
10
DoctorateOpen AccessTR

Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) ve Encarsia lutea (Masi) (Hymenoptera: Aphelinidae) endosimbiyontları ve biyolojisi üzerine antibiyotik uygulamalarının etkileri

Bu çalışmada, Rifampisin ve Tetrasiklin olmak üzere iki farklı antibiyotik diyetinin Bemisia tabaci (Gennadius) (Hemiptera: Aleyrodidae) (B ve Q biyotipleri) ve Encarsia lutea (Masi) (Hymenoptera: Aphelinidae)'nın endosimbiyont yapısında neden olduğu değişimler ve bu değişimlere bağlı olarak B. tabaci ve parazitoti E. lutea'nın biyolojilerine etkileri belirlenmiştir. Rifampisin ve Tetrasiklin diyetleri iki biyotipin biyolojik özelliklerini olumsuz etkilemiştir. Rifampsin diyetinde B. tabaci B biyotipi F1 generasyonunun ergin öncesi gelişme süresi ile ergin öncesi ölüm oranları artmış, bırakılan yumurta sayısı düşmüştür. Buna ek olarak net üreme gücü (R0) ve kalıtsal üreme yeteneği (rm) gibi yaşam çizelgesi parametreleri de kontrol ve Tetrasiklin diyetlerine kıyasla çok düşük bulunmuştur. Yapılan moleküler çalışmalar sonucunda, antibiyotik diyetlerinin B. tabaci ergin öncesi dönemleri ve ergin ömrü boyunca endosimbiyontları tamamen elemine etmese de bulaşıklık oranlarını oldukça düşürdüğü belirlenmiştir. Antibiyotiklerin simbiyontlara etkileri B. tabaci biyotipine bağlı olarak değişmiş, Rifampisin, Porteira'yı elemine etmede B biyotipinde Q biyotipinden daha başarılı olmuştur. Tetrasiklin diyeti ise Rickettsia üzerinde Rifampisin'e kıyasla daha yüksek oranlarda etkili olmuştur. Bu çalışmada, antibiyotik diyetlerinin E. lutea ergin dişi ve erkek bireylerinde bulunan Wolbachia'yı tüm bireylerde elemine edemediği ancak önemli oranlarda azalttığı belirlenmiştir. Tetrasiklin diyeti sonucunda Wolbachia'nın elemine edildiği dişi bireylerin enfekteli erkek birey ile çiftleştikleri uygulamada sitoplazmik uyumsuzluğa bağlı olarak hiç parazitli birey elde edilememiştir. Rifampisin diyetinde ise parazitli birey sayısı oldukça düşük (1.41 adet) bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan antibiyotik diyetleri, endosimbiyont bulaşıklık oranlarında düşüşe neden olmuş ve bu düşüş B. tabaci ve parazitoiti E. lutea'nın biyolojik parametrelerini etkilemiştir.

Mahmut Mete Karaca
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Asma fidanlıklarında karabacak hastalığı'nın kimyasal ve biyolojik yöntemlerle mücadelesi üzerine araştırmalar

Karabacak Hastalığı Cylindrocarpon anamorflarının neden olduğu, dünya çapında asma fidanlıklarındaki en önemli fungal hastalıklardan biridir. Bu türler toprak kökenli patojenler olduğundan, hastalığın mücadelesi oldukça zordur ve ekonomik olarak makul ve pratik hiçbir yöntem bu patojenleri topraktan eradike edememektedir. Bu çalışmanın amacı, endofitik Penicillium fructuariae-cellae ve Aspergillus tubingensis izolatlarının asmalarda Karabacak Hastalığı'nı baskılamadaki etkisini araştırmak ve bu etkiyi fidanlar üzerindeki fungisit uygulamaları ile karşılaştırmaktır. Endofitik funguslar asma, turunçgil ve muz bitkilerinden izole edilmiş ve Karabacak patojenleri üzerindeki baskılayıcı etkileri ilk olarak laboratuvarda ikili kültür testleri ile taranmıştır. Bu test ile baskılayıcı etkiye sahip izolatlar asma fidanlarının rizosferine bulaştırılmış ve iki gün sonra bitkiler karabacak patojenleri (Cylindrocladiella peruviana, Cylindrodendrum alicantinum, Dactylonectria macrodidyma, D. novozelandica, D. torresensis ve Ilyonectria liriodendri) ile inokule edilmiştir. Ayrıca, P. fructuariae-cellae ve A. tubingensis'in biyokontrol performansıyla karşılaştırmak için, fungisitler (hymexazol, tebuconazole, cyprodinil + fludioxonil, azoxystrobin + difenoconazole, metalaxyl + fludioxonil), sera koşullarında (farklı bir denemede) patojen inokule edilen bitkilere uygulanmıştır. Odun nekrozu ve kök kuru ağırlığı, antagonistik izolatların ve fungisitlerin hastalığa karşı baskılayıcı performansı için değerlendirilmiştir. Sonuçlar, 1000 µg·ml-1 dozunda uygulanan fungisitlerin Karabacak Hastalığı'nı bir dereceye kadar baskıladığını ancak büyük ölçüde engelleyemediğini göstermiştir. Özellikle azoxystrobin + difenoconazole, hymexazole ve tebuconazole içerenler hastalık oluşumunu azaltmada daha yüksek performans sergilemiştir. Penicillium fructuariae-cellae, asma fidanlarında kök kütlesinin azalmasını ve iç odun nekrozunu sırasıyla %85.4 ve %25 engellemiş ancak her patojen için bu performans söz konusu olamamıştır. Fakat Aspergillus tubingensis hastalığı azaltmak yerine, şiddetini daha da arttırmıştır. Bu çalışma, Penicillium fructuariae-cellae'nin asma fidanlıklarında Karabacak Hastalığı'nın biyolojik kontrolü için potansiyel bir antagonistik endofit olabileceğini göstermektedir.

Asma
Abdullah Aşcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adana, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Diyarbakır illerinde yetiştirilen yerel biber popülasyon ve çeşitlerinin tomato spotted wilt virus (TSWV)'e karşı dayanıklılık durumunun biyolojik ve moleküler yöntemlerle ortaya konulması

Bu çalışma ile sebze türleri arasında biber (Capsicum annum L.) bitkisinde hastalığa neden olan Domates noktalı leke solgunluk virüsünün (TSWV veya Tomato spotted wilt virüs) neden olduğu artan infeksiyon sayısını ve ülkemizde ıslah edilen ve henüz ıslah edilmemiş yerel biber popülasyonlarının TSWV'e karşı dayanıklılıkları moleküler yöntemler ile araştırılmıştır. Bu amaçla, Karaisalı/Salbaş (salçalık), Kahramanmaraş (toz biber), Şanlıurfa (İsot), Diyarbakır dolmalık sarı biber ve Sena, Dila, Hayriye, 134, 124/1, 124/2, 171, CM334 çeşitlerinin genetik analizleri yapılmıştır. Bu çalışma, dayanıklı ve hassas biber çeşitlerini ko-dominant seviyede belirledi. Ek olarak, çeşitlerin durumları hem heterozigot hem de homozigot düzeyde (RR, Rr, rr) bulundu. Sonuç olarak elde edilen sonuçlar ve bilgiler yerli ıslahçı firmalar ile paylaşılarak ve ıslah çalışmalarında kullanılabilecektir.

Elifcan Sızar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00