Ege University
Institute

Institute of Health Sciences

Ege University

562

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tüketilen bazı baharatların kimyasal bileşenlerinin ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi

Serbest radikaller yaşam için gerekli olduğu halde, kanser, damar tıkanıklığı, Alzheimer, Parkinson ve diğer pek çok hastalık ile bağlantılıdır. Antioksidanlar, serbest radikallerin elektron kapmasını ve hasara neden olmasını önleyen moleküllerdir. Meyveler ve sebzeler doğal antioksidan kaynağı olarak tanımlanmışlardır. Son yıllarda baharatların sadece aroma ve lezzet verici olduğundan üstün, antioksidan özelliğe sahip oldukları tespit edilmiştir. Karabiber, pul biber ve kekik gibi çeşitli baharatların antioksidan aktivitesi bulunduğu yapılan çalışmalarda rapor edilmiştir.Bu çalışmadaki amaç, Türkiye deki bazı baharatların antioksidan aktiviteleri ve bu baharatların kimyasal yapılarının belirlenmesidir. Yapılan çalışmada, 5 çeşit baharat, Aspir, Kakule, Karabiber, Sumak ve Tarhun antioksidan aktivite tayin için tercih edilmiştir. Bu baharatların etanol, su ve metanol gibi farklı çözücüler ve farklı oranlardaki ekstrelerin antioksidan kapasiteleri, 3 yöntemle belirlenmiştir. Bu yöntemler 2,2'-difenil pikrilhidrazil (DPPH) serbest radikalini yakalama kapasitesi, troloks eşdeğer antioksidan tayini (TEAC) yöntemi ve bakır (II) iyonu indirgeme esaslı antioksidan kapasite (CUPRAC) yöntemdir. Elde edilen sonuçlara göre, DPPH yönteminde, α-tokoferol standardına göre,tarhunun metanol ekstratı dışında, tüm baharatların etanol ve metanol ekstratlarını düşük antioksidan kapasiteye sahip olduğu, etanol/su (1:1, 1:4) ve su ekstratlarının daha yüksek yüzde azalma gösterdiği tespit edilmiştir. TEAC yöntemine göre sonuçlar değerlendirildiğinde baharatlar için en uygun çözücünün etanol olduğu, kakule ve sumağın tüm ekstratlarının diğer baharatlara göre daha yüksek antioksidan kapasiteye sahip olduğu gözlenmiştir.CUPRAC yöntemine göre, tarhun en yüksek antioksidan kapasiteye sahip baharattır ama CUPRAC yönteminde Kakule ve Aspir gösterilmiştir. CUPRAC yönteminde en iyi sonuç veren çözücü metanol ve TEAC yönteminde etanol ve DPPH yönteminde etanol ve etanol ile su karışımı her baharat için iyi bir sonuç verdiği gösterilmiştir.Bu çalışmada aspirin etanol/su (1:1) ekstresinde, benzoik asit ve tarhunun bütün ekstrelerinde, kafeik asit 2,5-dihidroksibenzoik asit, vanilin ve ferrulik asit standartlari farklı miktarlarla, mevcut olduğu, UPLC yardımıyla kanıtlanmıştır.Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat) Anahtar kelimeler: (DPPH; TEAC; CUPRAC; UPLC; Baharat)

Analitik kimyaAntioksidanlarAspir+7
Fereshteh Eskandarı
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma Rempel & Rempel (2011) tarafından geliştirilen "Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin" (The Partner Breastfeeding Influence Scale) Türkçeye uyarlamasının geçerlik ve güvenirliğini değerlendirmek amacıyla metadolojik olarak planlanmıstır. Yöntem: Bu çalışmanın evrenini 01 Temmuz- 31 Aralık 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Yenidoğan Polikliniğine başvuran bebeklerin babaları, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden, araştırma dahil edilme kriterlerine uyan ve ölçekleri tam olarak dolduran 301 bebeğin babası oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Birey Tanılama Formu ve Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayı/yüzde, korelasyon analizi, Cronbach  güvenirlik katsayısı ve faktör analizi yöntemleri uygulanmıştır. Bulgular: Ölçeğin geçerlik çalışmasında dil geçerliği için ölçeğin İngilizceden Türkçeye çevirisi ve daha sonra İngilizceye çevirisi yapılmıştır. Dil geçerliği sağlandıktan sonra içerik geçerliği için ölçek farklı sağlık alanlarında uzman 10 kişinin görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri Davis tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerine göre tüm maddelerin kapsam geçerlik indeksi "0.99" olarak bulunmuştur. Kendall W Katsayısı sonucuna göre uzmanlar arasında istatistiksel olarak görüş birliği olduğu belirlenmiştir (Kendall's W değeri 0.163; p<0.05). Babaların emzirmeye etkisi ölçeğinin Cronbach α güvenirlik değeri .95; beş alt boyutun Cronbach α güvenirlik değerleri .82, .83, .83, .83, .75 olarak belirlenmiştir. Madde-toplam puan korelasyonları ise .240 ile .721 arasında (p <.001) dağılım göstermiştir. Açıklayıcı faktör analizi ölçeğin toplam varyansının %59.09'unu açıkladığını göstermektedir ve ölçek maddelerinin faktör yükleri .40 ile .70 arasında olduğu belirlenmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde ise ölçeğin faktör yükleri .28 ile .82 arasında, GFI, NNFI, NFI, CFI'nın > .90, RMSA'nın > .080 olduğu saptanmıştır. Ölçeğin yapı geçerliği ile ilgili faktör analizi sonuçları verilerin modelle uyumlu olduğunu, beş faktörlü yapıyı doğruladığını, ölçeğin madde ve alt boyutlarının ölçekle ilişkili olduğunu, her bir alt boyuttaki maddelerin kendi faktörünü yeterli olarak tanımladığını göstermiştir. Sonuç: Yapılan tüm analiz ve değerlendirmeler sonucunda Babaların Emzirmeye Etkisi Ölçeğinin Türkçe formunun Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda ölçek Türkiye'de yapılacak araştırmalar için kullanılabilir. Anahtar kelimeler: Anne sütü; emzirme; bebek; baba; geçerlik; güvenirlik.

Anne sütüBabalarBebekler+3
Emel Buldur
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bebeklerde komplike olmayan bez dermatiti şiddet değerlendirme ölçeğinin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi

Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirliğinin İncelenmesi Amaç: Araştırma Buckley ve arkadaşları tarafından 2016 tarihinde geliştirilen "Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeği"nin Türkçe uyarlamasının geçerlik ve güvenirliğini değerlendirilmesi amacıyla metadolojik olarak planlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmanın evrenini Temmuz 2018-Aralık 2018 tarihleri arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yenidoğan Polikliniğine getirilen bebekler, örneklemini ise belirtilen tarihlerde dahil edilme kriterlerine uyan 150 bebek oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Bebek Tanıtıcı Bilgi Formu ve Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel değerlendirilmesinde sayı/yüzde, t testi, Cronbach alfa güvenirlik katsayısı, bağımsız gözlemciler arası uyum testi için sınıf içi korelasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Ölçeğin geçerlik çalışmasında dil geçerliği için ölçeğin İngilizceden Türkçeye çevirisi ve daha sonra Türkçeden İngilizceye çevirisi yapılmıştır. Dil geçerliği sağlandıktan sonra içerik geçerliği için ölçek farklı sağlık alanlarında uzman 10 öğretim üyesi görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri Davis tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Uzman görüşlerine göre tüm maddelerinin kapsam geçerlik oranı "0.90", kapsam geçerlik indeksi "0.98" olarak bulunmuştur. Yapı geçerliği için yapılan bilinen grupların karşılaştırılması analizinde, gestasyon haftalarına göre 3 grubun karşılaştırılması yapılmış ve gruplar arasında anlamlı fark görülmüştür. (x2:27.597,p<0.005) Bu sonuçlara göre, Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeğinin geçerli bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeğinin güvenirlik çalışması için, madde toplam puan korelasyonları incelenmiştir. Ölçek maddelerinin ölçek toplam puanıyla olan korelasyon katsayılarının 0.725-0.898 arasında dağılım yaptığı görülmüştür. Tüm maddelerin madde-toplam ölçek puan korelasyonu için hesaplanan p değerinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu ve böylece ölçekten madde çıkarılmayacağı da saptanmıştır (p<0.001). Ölçeğin Cronbach α güvenirlik değerinin 0.81; maddelerinin güvenirlik değerlerinin ise sırasıyla 0.73, 0.80, 0.78 ve 0.79 olarak belirlenmiştir. İki gözlemci arasındaki uyum katsayısı (ICC: 0.999) ve her bir madde için uyum katsayısı (ICC: 0.997) 0.80'den büyük bulunmuştur. İki gözlemci arasında yüksek düzeyde uyum olduğu saptanmıştır. Ölçeğin her iki ölçüm arasındaki sınıf içi korelasyon katsayısı hemşire ölçümünde 0.987, araştırmacı ölçümünde 0.995 bulunmuştur. Analiz sonucu her iki gözlemcide de ölçeğin tüm maddelerinin her iki ölçüm arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlara göre, Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeğinin Türk toplumu için güvenilir bir ölçme aracı olduğu da belirlenmiştir. Sonuç: Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucu Bebeklerde Komplike Olmayan Bez Dermatiti Şiddet Değerlendirme Ölçeği Türk toplumu için geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Bu sonuçlar doğrultusunda geliştirilen ölçek Türkiye'de yapılacak araştırmalar için başarıyla kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Bebek; Bez Dermatiti; Değerlendirme; Geçerlik; Güvenirlik

Bebek bezleriBebeklerDermatit+3
Esin Keskin
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

IRE1-JNK yolağı protein-protein ve protein-ligand etkileşimlerinin moleküler dinamik simülasyon yöntemiyle araştırılması

IRE1-JNK yolağı Endoplazmik Retikulum (ER) stresine karşı hücrenin yanıt verdiği en güçlü sinyal yolağıdır. Hipoksi gibi koşullarda aşırı ER stresine bağlı olarak bu yolak üzerinden apoptotik mekanizma tetiklenerek hücre ölümü meydana gelmektedir. Kardiyovasküler hastalıklarda hücreler aşırı ER stresine maruz kalabilmekte ve apoptoza bağlı hücre ve doku kaybı meydana gelebilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklarda etkili Statin, ACE İnhibitörleri, Anti-Aritmik İlaçlar ve Flavonoid'lerin IRE1-JNK yolağı üzerindeki IRE1, ASK1 ve JNK1 ile etkileşimi tam olarak bilinmemektedir. Ayrıca IRE1-JNK yolağının en önemli başlatıcı ya da durdurucu faktörü olan BİP-IRE1LD bağlanması bilinmesine karşın bağlanmanın moleküler mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır. Çalışmamızda kardiyovasküler hastalıklarda etkili etken maddeler ve Flavonoid'lerin kendi etkileri dışında IRE1-JNK yolağının inhibisyonunda rol oynayıp oynamadıklarını belirlemek amacıyla IRE1, ASK1 ve JNK1 ile etkileşimleri moleküler kenetleme, moleküler dinamik simülasyon ve serbest enerji hesaplamalarıyla araştırıldı. Ayrıca BİP'in konformasyonel dinamiği ve BİP-IRE1LD etkileşiminin moleküler mekanizmasını aydınlatmak hedefiyle moleküler dinamik simülasyon ve serbest enerji hesaplamaları yapıldı. Olası BİP-IRE1LD bağlanma paternlerini belirlemek amacıyla iri taneli model ve kübik oryantasyonda moleküler dinamik simülasyonlar gerçekleştirildi. Yaptığımız çalışmada BİP'in yüksek esneklikteki SBDα alt domaininin kısa süreli burkulması ve tekrar eski durumuna dönmesi sonucu serbest enerji yüzeyinde minima meydana geldiği gözlendi. Bağlanma konformasyonu bilinen farklı büyüklük ve esneklikte olan Ddi1 ubikuitin benzeri (UBL) domaini-ubikuitin kompleksi (2MWS), ubikuitin-USP2 kompleksi (2HD5), kimerik SDZ CHI621'in fab fragmenti (1MIM) ve Sil1-BİP komplekslerinin (3QML) bağlanma paternini iri taneli kübik oryantasyon yaklaşımı ile doğru tahmin etmek için istatistiksel olarak ROC eğrisi ile hesaplandığında F-değeri ve doğruluğu (ACC) 0,88 olarak ölçüldü. AUROC değeri ise 0,94 olarak belirlendi. BİP-IRELD etkileşiminin olası bağlanma paternleri taneli kübik oryantasyon yaklaşımı ile araştırıldığında, IRE1LD'in 4. bölgesi içinde yer alan düzensiz domainin BİP-NBDIIβ açık formunun kapalı forma göre daha yüksek afinite ile bağlandığı ayrıca BİP-SBDα alt domainin bağlanmada direkt rol oynadığı gözlendi. IRE1, ASK1 ve JNK1 ile kardiyovasküler hastalıklarda kullanılan etken maddeler ile Flavonoid'lerin etkileşimlerinin araştırıldığı bu çalışamada proteinlerin fosforilasyonunun inhibisyonunda Statinler'in en etkili moleküller olabileceği gözlendi. Ayrıca yaptığımız Umbrella Örnekleme Serbest Enerji Hesaplamlarında Statin'lerden Atorvastatin ve Pitavastatin ile Flavonoid'lerden Norizalpin, Chrysin ve Luteolin'in yüksek ortalama kuvvet potansiyelleri ile IRE1-JNK yolağının inhibisyonunda güçlü aday moleküller olabileceği gösterildi. Yaptığımız bu çalışmalar ile belirlenen BİP-IRE1LD bağlanma paterninin BİP ve IRE1LD hedefli ileri teröpatik çalışmalara ışık tutacağı, İri taneli kübik oryantasyon yaklaşımının hızlı ve kolay kullanımı için algoritmalar yazılarak yüksek esneklikteki protein-protein etkileşimlerinin belirlenmesinde kullanımının faydalı olabileceği ve IRE1-JNK yolağı etken madde etkileşimleri sonucu elde edilen veriler ışığında Statinler üzerinden geliştirilerek etken türev maddelerin ER stresi kaynaklı apoptozun önlenmesinde etkili olabileceğine inanmaktayız. Bu araştırmada yer alan kısmi nümerik hesaplamalar TÜBİTAK ULAKBİM, Yüksek Başarım ve Grid Hesaplama Merkezi'nde (TRUBA kaynaklarında) gerçekleştirilmiştir.

Antikolesteremik ajanlarBenzetimBenzetim tekniği+5
Zekeriya Düzgün
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Web tabanlı video model yöntemine dayalı eğitim yönteminin kadın sağlığı ve hastalıkları hemşireliği beceri uygulamalarına etkisi

Bu araştırma, web tabanlı video model yöntemine dayalı eğitim yönteminin Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği beceri uygulamalarına, öğrencilerin memnuniyet düzeylerine ve öğrencilerin beceri uygulaması öncesinde ve sonrasında anksiyete düzeylerine etkisini incelemek amacıyla planlanmış yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 öğretim yılında Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ikinci sınıfta öğrenim gören, Sağlıklı Yaşam ve Hemşirelik II Dersi "Hasta ve Hastane Ortamı-I" modülü dersini alan öğrencilerden çalışmaya katılmayı kabul eden basit rastgele örneklem tekniği ile belirlenen toplam 80 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmaya alınacak örneklem büyüklüğünü belirlemek amacıyla Power analiz yapılmıştır. İki grup arasındaki farkı ortaya koymak amacıyla d=0.3 (etki büyüklüğü orta) ɑ=0.05, 1-β=0.80 olarak alınmıştır. Örneklem hesaplamada 32 öğrenci alınmasının yeterli olacağı belirlenmiş ve olası örneklem kayıpları düşünülerek girişim ve kontrol gruplarına 40'ar öğrenci alınmasına karar verilmiştir. Araştırma, web tabanlı video model yöntemine dayalı eğitim grubu (girişim) ve demonstrasyon grubu (kontrol) olmak üzere iki grup üzerinden tasarlanmıştır. Öğrenciler, cinsiyet, yaş ve başarı düzeyi eşleştirmesi yapılarak gruplara ayrılmıştır. Her iki gruptaki öğrencilerin e-posta adresleri alınmış ve öğrencilere konuya ilişkin ders notları, gebe ve lohusa muayenesi klinik becerileri değerlendirme rehberleri e-posta ile gönderilmiş demonstrasyona çalışarak gelmeleri istenmiştir. Girişim grubundaki öğrencilerin hazırlanan web sitesindeki videoları izleyebilmeleri için her öğrenciye kullanıcı adı ve şifre verilmiştir. Böylelikle öğrencinin sınıf dışında, internet ve bilgisayarını kullanarak, gebe ve lohusa muayenesi klinik becerilerine yönelik web sitesindeki eğitim videolarını izlemesi sağlanmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilere beceri laboratuarında araştırmacı tarafından demonstrasyon yöntemi kullanılarak eğitim verilmiştir. Öğrencilerin psikomotor beceri düzeyi, gebe ve lohusa muayenesi klinik becerileri değerlendirme rehberlerine uygun olarak yapılan puanlamadan aldığı puanla belirlenmiştir. Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin ödem muayenesi uygulama beceri puanı ve emzirme tekniği eğitimi uygulama beceri puanı dışında diğer uygulama beceri puanı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Web tabanlı video model yöntemine dayalı eğitim yöntemi ile eğitim alan girişim grubundaki öğrencilerin uygulama beceri puanlarının anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur. Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin eğitim yöntemlerinden memnuniyet anketi puan ortalaması açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Girişim ve kontrol grubundaki öğrencilerin beceri öncesi ve sonrası durumluk-sürekli kaygı puanı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Girişim grubundaki öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrası Durumluk Kaygı Envanteri puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Kontrol grubundaki öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrası Durumluk Kaygı Envanteri puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, web tabanlı video model yöntemine dayalı eğitim yöntemi hemşirelik öğrencilerinin gebe ve lohusa muayenesi klinik becerileri öğrenme ve uygulamalarını olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar kelimeler; Web tabanlı eğitim; video model yöntemi; gebe muayenesi; postpartum muayene; anksiyete

AnksiyeteFizik muayeneGebelik+5
Fadime Kirlek
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Postpartum döneme uyumun kadınların cinsel yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi

Amaç: Araştırma; kadınların postpartum döneme uyum sağlarken cinsel yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin incelenmesi amacıyla kesitsel olarak planlanmıştır. Metod: Araştırma kapsamını İzmir Bornova Naldöken Aile Sağlığı Merkezi' ne bağlı bölgede yaşayan, postpartum 3-12 aylık dönemde doğum sonu cinsel yaşamı başlamış ve devam eden, bebeği yaşayan, araştırmaya katılmaya gönüllü olan 108 kadın oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen kadınların sosyo-demografik ve obstetrik özelliklerini tanımlayan Kadınların Bireysel Özelliklerini Tanıtan Soru Formu, Postpartum Kendini Değerlendirme Ölçeği (PKDÖ) ve Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği (CYKÖ) - Kadın Formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler değerlendirilirken istatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler p<0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalamaları 29,2±5,6 (min: 19 max: 40)'dir. Kadınların %30,6'sı üniversite mezunu iken, %74.1'i gelir getiren bir işte çalışmamaktadır. İlk gebelik yaşı ortalamaları 24,31±4,76 (min:16 max:37), gebelik sayısı ortalaması 2,16±1,18 (min:1 max:8)'dir. Son gebeliğin %77,8'i planlı iken, %61.1'i sezaryen ile gerçekleşmiştir. Kadınların bulundukları postpartum ay ortalaması 5,63±2,67 (min:3 max:12)'dır ve %89,8'i bebeğini emzirmektedir. Kadınların postpartum dönemde cinsel ilişkiye başladıkları ay ortalaması 2.28±0,80 (min:0 max:6)'dır ve %17,6'sı doğumdan sonra cinsel ilişkiye başladığında sorun yaşadığını belirtmiştir. Araştırmaya katılan kadınların CYKÖ puan ortalaması 77,18±21,48 ortancası 84,44 [5,56-100]'dür. PKDÖ puan ortalaması ise 147,28±36,62 ortancası 140 [91-283]olarak saptanmıştır. PKDÖ boyutlarında kadınların aldıkları puan ortalamaları değerlendirildiğinde; eşler arasındaki ilişkinin kalitesi ortalaması 21,93±7,32, partnerlerin bebek bakımına katılıma bakışları alt boyutu ortalaması 20,7±8,15, doğum deneyiminden memnuniyet alt boyutu ortalaması 17,07±5,32, hayatın devamından hoşnut olma alt boyutu ortalaması 22,16±7,02, annelik görevleriyle başa çıkmada güce güvenme alt boyutu ortalaması 25,3±6,45, annelik ve yeni doğan bakımından memnunluk alt boyutu puan ortalaması 20,01±6,56 ve aile ve arkadaşların annelik için desteği puan ortalaması 20,11±5,57 olarak elde edilmiştir. Kadınların PKDÖ toplam puanı, alt ölçek 1-2-4-7 ile sürekli değişkenlerden ilk gebelik yaşı arasında negatif zayıf bir korelasyon olduğu bulgusu elde edilmiştir (p<0,05). Kadınların ilk gebelik yaşı arttıkça PKDÖ puanı anlamlı olarak azalmakta, CYKÖ puanı ise artmaktadır. Ayrıca şehirde yaşayan, eğitim seviyesi üniversite+yüksek lisans olan, gelir düzeyi yüksek, akraba evliliği yapmamış kadınların PKDÖ puanı anlamlı şekilde düşük iken eğitim seviyesi yüksek, sosyal güvencesi olan, çekirdek tipte ailesi olan, emzirme sürecinde ve doğum sonrasında cinsel ilişkiye başlamada sorun yaşamayan kadınların CYKÖ puanı anlamlı şekilde yüksektir. Bu sonuç, bu kadınların postpartum döneme uyumlarının ve cinsel yaşam kalitelerinin daha iyi olduğunu göstermektedir. İki ölçek toplam puanları arasındaki ilişki korelasyon ile değerlendirildiğinde r=-0,608 (p<0,001) negatif anlamlı bir korelasyon elde edilmiştir. Kadınların PKDÖ puanı düştükçe (postpartum döneme uyumları arttıkça), CYKÖ puanları artmaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda postpartum döneme uyumun kadınların cinsel yaşam kalitesini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Bu sonuç doğrultusunda postpartum süreçte gerek lohusa gerekse yenidoğan izlemlerini gerçekleştirerek kadınlara en yakın sağlık meslek üyesi olan ebelerin postpartum döneme uyumu ve cinsel yaşamı değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Ebelerin postpartum döneme özgü cinsel danışmanlık verebilmeleri için gerekli hizmet içi eğitimler düzenlenerek bu konudaki bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi yanı sıra lohusalara ve eşlerine/partnerlerine verilecek eğitimlerin broşürler ile desteklenmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Postpartum dönem; kendini değerlendirme; cinsellik; yaşam kalitesi

Cinsel birleşmeCinsel ilişkiCinsellik+3
Aynur Turhan
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağimliliğinin belirlenmesine yönelik biyoanaliz sistemleri i̇çin uygun aptamer ve antikorlarin stabilizasyonu: kokain ve metamfetamin sensörlerinin eldesi

Antikor ve aptamer temelli sensörler tanılayıcı protein işaretleyicilerin,nükleik asitlerin ve ilaçların analizinde oldukça popülerdir.Bundan dolayı bu sistemler madde analizinde kullanıma çok uygundur.Tez çalışmam kapsamında bu sistemler oluşturularak oldukça yaygın kullanıma sahip olan metamfetamin (MET) ve kokain analizi yapılmıştır.İlk olarak ;çift tabakalı polipeptid olan (EDOT-BTDA-Pala) polimeri MET antikorunu immobilize etmek için camımsı karbon elektroda konakçı olarak kullanıldı.MET analizi öncesinde GCE/EDOT-BTDA-Pala/Antikor yüzeyi ,elektrokimyasal dönüşümlü voltametri ve impedans spektroskopisi kullanılarak karakterize edildi.Sistemin analitik parametrelerinden LOD değeri 13,07 µg/mL; doğrusal aralığı ise y = 0,0429x-0,2347, (R2=0,996) denklemi ile 10 - 100 µg/mL bulunmuştur. Kokain analizi için ise EDOT-BTDA-PPhe iletken polimeri kullanılarak antikor ve aptamer temelli biyosensör tasarlanmıştır.GCE/ EDOT-BTDA-PPhe /Antikor –Aptamer yüzeyi elektrokimyasal tekniklerle karakterize edilmiştir.Tasarlanan aptamer temelli biyosensör sisteminde kokain ve onun metabolite benzoilekgonin (BE)'nin doğrusal tayin aralıkları sırasıyla 0,5µM-0,5 µM ve 25µM-50 µM'dır.Antikor temelli biyosensör sisteminde ise iki analit için de tayin aralığı 0,5-25 µM olarak bulunmuştur.Son olarak tasarlanan üç sistemin de sentetik olarak hazırlanan biyolojik sıvılardaki madde analizi için başarılı bir şekilde kullanıldığı kanıtlanmıştır. Anahtar kelimeler: Madde bağımlılığı; metamfetamin; kokain;anikor temelli biyosensör;aptamer temelli biyosensör

AntikorlarBağımlılıkBiyosensörler+4
Tülay Yılmaz Şengel
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da ev işinde çalışan Filipinli kadın işçilerin yaşam kalitesi ve iş koşullarının belirlenmesi

Amaç: İstanbul'da ev işlerinde çalışan Filipinli kadınların yaşam kalitesini ve çalışma yaşamına ilişkin sorunlarının yaşam kalitesine etkisini belirlemek. Gereç ve yöntem: Kesitsel bir araştırma planlanıp yürütülmüştür. Türkiye'de bulunan Filipinlilerin "Filipino Community Turkey" isimli örgütün kayıtlarına göre İstanbul'da Filipinli ev işlerinde çalışan kadınlar, yaklaşık 1200 civarındadır. İstanbul'da yaşayan 1200 Filipinli ev işlerinde çalışan kadın evren kabul edilerek, bilinmeyen prevalans (%50) ve desen etkisi 1, %5 hata payı ile minumum görüşülmesi gereken kişi sayısı EPI Info ile 292 olarak hesaplanmıştır. Bu kadınların izin günlerinde toplantılarında bir araya geldiklerinde yüz yüze görüşülerek 2 bölümden oluşan anket formu doldurulmuştur. Bağımlı değişken yaşam kalitesini belirlemek üzere SF36 yaşam kalitesi ölçeği kullanılmıştır. Bağımsız değişkenleri belirlemek (sosyodemografik özellikler, çalışma koşulları, istismar maruziyetini ve gelecek planları) için literatürden faydalanılarak 20 soruluk bir anket oluşturulmuştur. Filipinli kadınların yaşam kalitesi puanı ile demografik özellikleri ve çalışma koşulları ilişkisi t- testi ve ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Kadınların SF36 alt ölçeklerden aldıkları puanlar; fiziksel sağlık; 60.19±27.65, fiziksel rol kısıtlılıkları: 54.71±38.00, ağrı: 68.85±20.54, genel sağlık:65.70±17.00, canlılık:56.11±15.36, sosyal fonksiyonlar: 62.24±17.97, emosyonel rol kısıtlama: 57.76±40.94, mental sağlığı:58.60±20.50, canlılık: 56.11±15.36 olarak hesaplanmıştır. Yaş grubu, eğitim durumu, medeni hal, çalışma süresi, ev işçisi olarak çalışma sebebi gibi değişkenler fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygusal sorunlara bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve genel sağlık durumu gibi SF-36 alt ölçek puanlarını etkilediği anlaşılmıştır. Çalışma koşulları ve işlerinin doğası, verilen işin miktarı, işverenle yaşamak, özel oda, maaş miktarı fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, ruh sağlığı, genel sağlık durumu ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Beslenme, sağlık sigortası, giyim, eğitim ve kişisel hijyen malzemeleri gibi ihtiyaçların karşılanmaması fiziksel rol kısıtlılığı, canlılık, duygu durumu ve ruh sağlığı, fiziksel durum ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir. Uzun çalışma saatleri, tatil yapamama, iş kontratlarının sözlü yapılması ve işverenlerin tutumu duygusal sorunlar bağlı rol kısıtlılığı, ruh sağlığı ve ağrı durumu alanlarında farklılıklara sebep olmaktadır. Maaş kısıtlanması, hastayken çalıştırılma ve maaşın geç ödenmesi gibi ekonomik sömürülere uğrama ve yaşanan sömürüleri paylaşmama hali fiziksel rol kısıtlılığı, ruh sağlığı, beden sağlığı ve ağrı durumu alanlarını etkilemektedir Sonuç: İstanbul'da yaşayan Filipinli ev işçisi kadınların yaşam kalitesini, sosyodemografik özelliklerinin ve çalışma koşullarının, istismar maruziyetlerinin yaşam kalitelerini etkilediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Filipinli Kadinlar, İstanbul, SF-26, Yaşam Kalitesi, Ev İşinde Çalişan Kadın, SF36.

Kadın işçilerKadınlarSF-36 Sağlık Taraması+6
Datu Abdulshattar Iı Zaılon
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durumun düşme korkusuna katkısı

Amaç: Çalışmamızın amacı, huzurevinde kalan yaşlı bireylerde düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve emosyonel durum arasındaki ilişkiyi belirlemek, hangisinin düşme korkusunda daha etkili olduğunu araştırmaktır. Yöntem: Çalışma Aydın Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde kalan 63 yaşlı birey üzerinde yapıldı. Çalışmaya 65 yaş ve üzerinde olan, akut sağlık problemi olmayan, yatağa veya tekerlekli sandalyeye bağlı olmayan, yönergeleri takip edebilen gönüllü 51 erkek ve 12 kadın olmak üzere toplam 63 kişi dahil edildi. Bireylerin demografik özellikleri, kullandığı ilaçlar ve düşme öyküsü kaydedildi. Düşme korkusu Uluslararası Düşme Etkinliği Skalası (FES-I) ile, fiziksel performansa dayalı düşme riski Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile, emosyonel durum Hamilton Anksiyete Değerlendirme Ölçeği (HAM-A) ile değerlendirildi. Bulgular: Düşme korkusu, fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete kadınlarda erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla bulundu (p<0.05). Düşme hikayesi olanlarda olmayanlara göre düşme korkusu ve düşme riski anlamlı olarak daha fazlaydı (p<0.05). Anksiyete de düşme korkusu olanlarda daha fazla olmakla birlikte istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Düşme riskiyle yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,324), Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ile arasında negatif korelasyon (r=-0,276) saptandı (p<0.05). Emosyonel durumla yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,266) bulundu (p<0.05). Fakat emosyonel durumla VKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ile emosyonel durum arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Düşme korkusu ile yaş arasında pozitif korelasyon (r=0,259) bulundu (p<0.05). Fakat düşme korkusu ile VKİ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadı (p>0.05). Düşme korkusu ile fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyete arasında pozitif ve orta derecede korelasyon (r=0,589) bulundu (p<0.05). Fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin, düşme korkusunda etkili olduğu ve bu etkinin eşit seviyede olduğu tespit edildi (p<0.05). Sonuç: Yaşlı bireylerde fiziksel performansa dayalı düşme riski ve anksiyetenin düşme korkusuyla ilişkili olduğu ve her ikisinin de düşme korkusuna katkısı bakımından eşit seviyede etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Yaşlı; Düşme Korkusu; Düşme Riski; Emosyonel Stres

Düşme kazalarıFiziksel performansGeriatri+5
Betül Akca
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kanser kök hücre lizatı ile yüklenmiş dendritik hücrelerin antitümör immün yanıtlarının incelenmesi

Kanserin kökü olarak ifade edilen "kanser kök hücre"lerini ortadan kaldırmaya yönelik vücudun kendi savunma hücrelerinin kullanılması, kanser immünterapisinin en önemli devrimlerin birisidir. Kanser kök hücreleri (KKH), kendini yenileme ve tümörü başlatma kapasitelerine sahip eşsiz bir küçük alt popülasyonu temsil etmektedir. Kanser immünoterapisinin temel amacı, KKH'lere karşı güçlü bir bağışıklık tepkisinin uyarılmasıdır. Güçlü ve aynı zamanda karmaşık olan bağışıklık sistemi hücre, doku ve organların birlikteliğini yansıtan bir ordudan oluşmaktadır. Ordunun en önemli üyelerinden biri olan dendritik hücreler (DH), doğal ve adaptif bağışıklık arasında önemli bir köprü gören profesyonel hücrelerdir. Matürasyon sürecini takiben, DH'ler anti-tümör yanıtlarının indüksiyonu ve sürdürülmesinde merkezi rol oynamaktadır. Bununla birlikte, kanser hastalarında DH-bazlı tedavinin terapötik etkinliği yeterince tatmin edici değildir ve yeni stratejilerin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. DH'lerin yüzeyinde bulunan sialik asitler antijenlerin alınması, işlenmesi, T-hücrelerine sunulması ve immünolojik sinapsların oluşturulmasında oldukça kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, i)sialik asitleri uzaklaştırıldıktan sonra KKH antijenleri ile muamele edilerek matüre edilen DH'lerdeki değişikliklerin çeşitli yönlerle incelenmesi, ii) KKH'lerine karşı immün yanıtın değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Meme kanser kök hücreleri (CD44+/ CD24-/low) floresanla aktive hücre ayırma (FACS) cihazı ile izole edildikten sonra KKH antijenleri içeren lizat elde edilmiştir. Kemik-iliğinden izole edilen DH'ler CD11c kullanılarak karakterize edilmiştir. DH'lerin yüzeyindeki sialik asitler nöraminidaz yardımıyla uzaklaştırıldıktan sonra KKH lizatı ile muamele edilmiştir. KKH lizatının dendritik hücreler üzerine olan etkileri canlılık, apoptoz ve hücre döngüsü analizleri yapılarak değerlendirilmiştir. İmmatür (imDH) ve matür (mDH) hücrelerdeki CD40, CD80 ve CD86 gibi kostimülatör moleküllerdeki değişimler akım sitometrisi kullanılarak analiz edilmiştir. Çeşitli sinyal yolakları ile ilişkili genler PCR ile incelenmiştir. Dendritik hücrelerde meydana gelen biyokimyasal değişimler (glikojen, lipid, protein, nükleik asit) ATR-FTIR yardımıyla analiz edilmiştir. Hücrelerde meydana gelen morfolojik değişimler SPM ve histokimyasal boyamalar ile incelenmiştir. Hücrelerdeki IL-12 üretimindeki değişimler ELISA yöntemi ile analiz edilmiştir. In vivo çalışmalarında, meme kanser modeli oluşturularak imDH ve mDH'lerin immün yanıt etkileri çeşitli parametreler ile değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler, imDH'lere ile kıyaslandığında mDH'lerin daha etkili immün yanıt oluşturduğunu göstermiştir. KKH antijenleri ile muamele edilen DH'lerin podozom yapılar oluşturduğu ve aktin, gelsolin, talin, Arp/2, WASp gibi hücre iskelet elemanlarının antijen alınımında etkin rollerinin olduğu gösterilmiştir. Matürasyon aşamasından sonra, CD86, CD80 ve CD40 kostimülatör moleküllerde artış tespit edilmiştir. DH'lerin farklılaşma ve fonksiyonu ile ilişkili Notch, MAPK ve interlökin sinyalizasyonunda önemli değişimler meydana gelmiştir. Nükleik asit, lipid, karbonhidrat ve protein yapılarında önemli farklılıkların olduğu ve matürasyonda lipit dropletlerinde azalış glikojen miktarında artışın olduğu tespit edilmiştir. Morfolojik analizler hücre büyüklüğü, yüzey alanı, pürüzlülük özelliklerin değiştiğini göstermiştir. Matürasyondan sonra, IL-12 üretiminde artış meydana gelmiştir. Anti-tümör immün yanıtlarının incelenmesi için yapılan kanser modelinde, mDH ile aşılanan farelerde tümör hacmi ve ağırlığında önemli bir azalmanın olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, proliferasyon ile ilişkili belirteçlerde azalma, apoptotik indekste ise artış belirlenmiştir. imDH ile kıyaslandığında, mDH'lerde CD4 ve CD8 oranlarında önemli artışların olduğu belirlenmiştir. mDH ile aşılamanın metastazı engellediği gösterilmiştir. Epitelial mezenkimal geçişle ilişkili Snail, Slug ve Twist gibi belirteçlerin ifadelerinde azalma tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler, sialik asit uzaklaştırma ve KKH antijenleri ile etkileşimin DH'lerde önemli moleküler, biyokimyasal, morfolojik ve fonksiyonel değişimler yarattığını göstermiştir. Bu değişimler, DH'lerin anti-kanser immün yanıtlarının artırılmasına katkı sağlamıştır. Anahtar Kelimeler; kanser kök hücre; dendritik hücre aşısı; immünterapi; sialik asit; matürasyon; immün yanıt

Antineoplastik ajanlarAşılamaAşılar+6
Eda Açıkgöz
Ege University · Institute of Health Sciences
2019
00