Erzincan Binali Yıldırım University
Anabilim Dalı

Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı

Erzincan Binali Yıldırım University

948

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The importence of religion education in prevention of atheism and deism thoughts that become more between secondary education students

The idea of deism and atheism has become a system of thought that has become widespread in the modern world, especially with the Enlightenment. These trends of thought, which have become widespread in Western, have occasionally been found in Islamic world. The most important reason for finding supporters in the western world is medieval scholastic thinking before the Enlightenment period. The fact that rational thought is totally dismissed and church is regarded as absolute authority, besides the fact that the teaching of beliefs such as the trinity is difficult to explain reasonally, it has led to the distancing of individuals from the result of religious inquiry. On the other hand, the emphasis on the importance of mind in the Qur'an, especially in the mind of Islam, has prevented the spread of atheism and deism among Muslims. However, in recent years it has been argued that these trends of thought have become widespread, especially among secondary school students. We will study the reasons for this in this study. Such thoughts are more likely to emerge under the influence of the developmental period, so that there is no distancing as far as is claimed, but still we have to evaluate things that should be done in terms of both religious educators and students so that students do not distance themselves with religion.

AtheismDeismReligious education+2
Seher Şimşek
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Arabi'de dini çoğulculuk

Bu çalışmanın amacı, İslam tasavvufu düşüncesinde önemli bir yer edinen İbn Arabi'yi, dinlerin aşkın birliği konusundaki düşüncelerini ele alıp bu konuyla ilgili olarak düşünce tarihinde ortaya çıkan paradigmalar açısından değerlendirmektir. İbn Arabi'nin bu konu ile ilgili farklı yorumlanabilecek düşüncelere yer verdiği görülmüştür. Kanaatimizce bunun nedeni onun eserlerinde çoğu zaman sembolik ve mecazi anlatıma yer vermesinden kaynaklanmaktadır. Onun düşünceleri bütünsel açıdan ele alındığında görülecektir ki o, çoğulculuğun aksine kurtuluşun Hz. Peygamber ve getirdiği inanç esaslarını kabul etmekle mümkün olduğunu ileri sürmekte ve böylece dışlayıcılığı savunmaktadır. Onun çoğulculuğu savunduğu düşünceleri teolojik-epistemolojik bir yaklaşımdan ziyade kültürel olarak bir arada yaşama modeli, sosyolojik olarak sevgi ve aşk eksenli bir yaklaşımdır.

BirlikDini çoğulculukVahdet-i vücud+1
Recep Yitiz
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam filozoflarında mucize ve nedensellik

Tezimizde İslam filozoflarına göre mucize ve nedensellik konusunu inceledik. Konumuzu işlerken bütün İslam filozoflarının düşüncelerine başvurmak yerine çalışmamızın gayesine uygun olması bağlamında en önemli meşşai filozofları olan Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd ve onların düşüncelerini eleştirel bir şekilde ele alan Gazali'nin düşüncelerini incelemekle yetindik. Mucize ve nedensellik konusunun tarihi serüvenini, konuyla ilgili farklı bakış açılarını, değişik din ve kültürlerde nasıl anlaşıldığını değerlendirdik. İbn Rüşd'ün deyimiyle bilimsel çalışmaların anlam kazanması, burhandan söz edebilmemiz, insanın irade özgürlüğünü ve Tanrı'nın iradesi karşısında insanın konumunu doğru belirleyebilmemiz için bu konu büyük bir öneme haizdir. Ayrıca konumuz, peygamber olduğunu iddia eden kimselerin ortaya koydukları iddia edilen olağanüstülükleri nasıl anlamamız gerektiğinin anlaşılması açısından da katkı sağlayacaktır. Filozoflarımızın, mucize konusuyla yakından ilişkili olan determinizmi ve her şeye müdahil Tanrı tasavvurunu nasıl uzlaştırdıklarını inceledik. Mucizenin mahiyeti konusunda yaşanan kavram kargaşasının nasıl tahlil ettiklerini nedensellikle ilintili olarak irdeledik. Konumuzu araştırırken Gazali'nin, İbn Rüşd'ün ve diğer filozofların konu hakkındaki düşüncelerini karşılaştırmalı olarak ele aldık. Gazali'nin Tehafüt-ü Felasife ve İbn Rüşd'ün Tehafüt-ü Tehafüt eserlerini önceledik. Yer yer yerli ve yabancı filozofların mucize ve nedensellik konusunda serdettikleri görüşlere de değindik. Bunun yanı sıra mucizeyi, peygamberliğin delillerden biri olarak kabul eden kelamcıların görüşlerine ve nispeten mucizeyi farklı yorumlara tabi tutan kelamcıların görüşlerine de değindik. Anahtar Kelimeler: Mucize, Nedensellik, Kindî, Farabi, İbn Sina, Gazali, İbn Rüşd.

FarabiFelsefeFelsefeciler+5
İmdat Balkis
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güncellenen ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programına yönelik öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın amacı, 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında uygulamaya konulan güncellenen ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programı hakkında öğretmenlerin görüşlerini alarak din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının amaç, konu, eğitim-öğretim süreçleri ve değerlendirme kısımlarında görülen eksiklikleri ve problemleri meydana çıkarmak suretiyle öneriler geliştirerek program geliştirme çalışmalarına katkıda bulunmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda toplam 100 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni çalışmaya dahil edilmiştir. Mevcut çalışmaya ağırlıklı olarak %35' i Ağrı ili olmak üzere toplamda 30 ilden katılım sağlanmıştır. Araştırmada program, amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme kısımlarında tarama modeli kullanılarak değerlendirilmiştir. Ölçek ile elde edilen veriler analiz edilirken, her bir veri için frekans ve yüzdeler Google Formlar Uygulaması aracılığı ile otomatik olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucuna göre; ilköğretim din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin programında yapılan son değişiklikler, programın uygulayıcısı olan öğretmenlere göre, günümüzün değişen şartlarına ve eğitim alanında ortaya çıkan yeniliklere uyum sağlama konusunda oldukça başarılı görünmektedir.

Din kültürü ve ahlak bilgisi dersiGüncellikProgram geliştirme+2
Hasan Basri Çiçek
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocuğun din eğitiminde anne ve babanın rolü (Ağrı örneği)

Her toplum maddi ve manevi değerlerini gelecek nesillere aktarmak ister. Haliyle manevi değerlerden olan dini değerleri nesilden nesile aktarmak ve yaşatmak istemektedir. Bu aktarma görevinin ilk gerçekleştiği yer ailedir. Aile inanç ve davranışlarını çocuğa aktararak çocuğun dini kişilik ve ahlakının oluşmasında çok büyük rol oynamaktadır. Çocuğun dini kişiliği, ailenin dini ve ahlaki kişiliğine göre şekillenmektedir. Bu çalışmada çocuğun din eğitiminde dini inanç, tutum ve davranışlarının oluşumunda ve şekillenmesine anne-babasının nasıl bir etkisinin olduğu, anne-babanın dini davranışlarının çocuğunun dini davranışlarına nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Ağrı'daki 3. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Bu evreni temsil edebilmesi ve çocuğun din eğitiminde ailenin rolünün açıklanabilmesi için Ağrı'nın Merkez, Hamur ve Doğubayazıt ilçelerinde Cumhuriyet İ.Ö.O, Şehit Hikmet İ.Ö.O, Mustafa Kemal İ.Ö.O, Şeyh Edebali İ.Ö.O, Osman Gazi İ.Ö.O, Adımova İ.Ö.O, Çevre Mahallesi İ.Ö.O, 15 Temmuz İ.Ö.O, Karabulak İ.Ö.O, Cemile Yassıboğa İ.Ö.O, Ahmed-i Hani İ.Ö.O. olmak üzere toplam on bir ilköğretim okulunun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi almamış 3. Sınıf öğrencilerine araştırmacının gözetiminde sınıf öğretmenleriyle beraber anket uygulanmıştır. Yapılan bu çalışma, çocukların inanç ve davranışlarında anne babalarından nasıl etkilendiklerini, anne babaların dini değerlerini çocuklarına aktarırken eğitim düzeyinin, aile yapısının, ekonomik koşulların, çocukların sorularına cevap verme şeklinin ve sıklığının, ibadetlere ve çocuklarıyla dini törenlere katılma sıklığının çocuklarının dindar bir kişilik oluşturmasında ne derece bir etkiye sahip olduğunu Ağrı'nın ilgili okullardaki 3. sınıf öğrencilerini ve öğrencilerin dilinden ailelerini inceleme imkânının sağlanabilmesi bakımından düşünülmektedir. Aynı şekilde çocuğun din eğitiminde anne babasının tutum ve davranışlarının etkili olduğu, ailenin hoşgörü ve ilgi uyandırarak sorulara cevap verme, Kur'an okumayı bilme, öğüt verme ve Ramazan Ayı'nda oruç tutmayı isteme, dini bilgilerini aldığı kişi, ezberlediği sure veya dua sayısı, dini sorularına cevap alma şekli, dini etkinliklere götürülme, yemeklerden sonra dua okunma ve ailece dini filmler izlenme sıklığının çocuğun dini kişilik geliştirmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılması hedeflenmektedir.

Ana-babaAna-baba aracılığıAna-baba tutumu+3
Ayşe Koca
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Huzurevi sakinlerinin dini yaşamı ve din eğitimine bakışları (Ağrı örneği)

Din, ilk insanın dünyada görülmesi ile ortaya çıkmış bir olgudur. Tevhit inancına sahip tüm dinler, ilk insanı ilk peygamber olarak gördüklerinden dolayı eğitim faaliyetlerinin peygamberle başlamış olduğunu kabul etmektedir. Zamanla bu eğitim faaliyetleri teşkilatlanarak kurumsallaşmaya başlamıştır. Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra uzmanlık alanlarına sahip yeni yeni disiplinler doğmuştur. Bu disiplinlerden biri de din eğitimidir. Din eğitiminin bilimsel bir disiplin olarak üniversitelerde yer alışı, Batı' da 20. yüzyılın başlarında olmasına rağmen ülkemizde ise oldukça geç olmuştur. Bu gecikme, alanda yapılabilecek çalışmaları da geciktirmiştir. Özellikle Türkiye'de son yıllarda din eğitimi alanında yapılan çalışmalar bu alana karşı ilgiyi arttırmıştır. Geleneksel sınıflamaya göre insan yaşamı; bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık gibi dönemlerden oluşmaktadır. Her gelişim döneminin kendine has birtakım özellikleri bulunmaktadır. Din eğitimi, birbirinden farklı olan bu dönemleri incelerken dinin her bireye kavratılabileceğini; bunu ortaya koyarken neden, nasıl, hangi şekilde, hangi araçlarla kavratılabileceğini göstermeyi amaç edinen bir bilimdir. Gerek ülkemizde gerekse dünyada yaşlı nüfus oranı gittikçe artmaktadır. Buna bağlı olarak yaşlılık bireyin gerek fizyolojik gerek psikolojik gerekse de sosyolojik boyutlarını etkilemektedir. Özgüveni, üretkenliği, uyum yeteneği gittikçe azalan yaşlının artık statüsü de değişir. Yaşlının uyku düzeninin bozulmasıyla belleği gittikçe zayıflar. Bedeni artık gelen hastalıkları kolay kolay atlatamaz duruma gelir. Eş ve akranlarını kaybetmesi sonucunda yaşlı büyük bir karamsarlığa düşebilmektedir. Tüm bunların yanında adım adım yaklaşmakta olan ölüm fikrine sahip olması da onu bunalıma sokabilmektedir. Tam bu noktada yaşlı bireylerin problemlerine çözüm getirip, onların rahatlamasını sağlayacak olan unsurların başında şüphesiz din olgusu gelmektedir. Böylece din, yaşlının hem dününe hem bugününe hem de yarınına umutla bakmasına yardımcı olacaktır. ''Huzurevi Sakinlerinin Dini Yaşamı ve Din Eğitimine Bakışları'' adlı bu çalışmada; Ağrı Huzurevi'nde yaşayan yaşlı bireylerin inanç, ibadet, bilgi, duygu açısından dini yaşamları incelenmiştir. Bunun yanında huzurevinde kalan yaşlıların din eğitimine bakışları da ortaya konulmuştur. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu araştırma teori ve uygulama kısmı olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın teori kısmını oluştururken yaşlılık ve din eğitimi konusu ile ilgili araştırmalar incelenmiş, uygulama kısmında ise yaşlılık, dini hayat ve din eğitimi arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla anket ve mülakata dayalı bir çalışma yapılmıştır. Araştırmanın her aşamasında bana yardımlarını ve desteğini esirgemeyen değerli hocam ve danışmanım Dr. Öğr. Üyesi Hayati TETİK'e teşekkürü bir borç bilirim. Ayrıca anketin hazırlanması, uygulanması ve sonuçların değerlendirilmesinde yardımlarını esirgemeyen değerli eşim Özcan PELİT'e, Ağrı Huzurevi'nde her türlü imkânı sağlayarak bize yardımcı olan huzurevi psikoloğu Abdulvahap GÜNDOĞDU'ya, her zaman sevgi ve destekleri ile hayatım boyunca yanımda olan değerli aileme, arkadaşlarıma ve araştırmaya katılarak en büyük katkıyı yapmış olan huzurevi sakinlerine en içten saygılarımı sunar, sonsuz teşekkürler ederim.

AğrıDinDin eğitimi+4
Hatice Pelit
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ünver Günay'ın sosyolojisinde dini gruplar

Türk din sosyolojisinin oluşumuna yaptığı büyük katkılarıyla bilinen Prof. Dr. Ünver Günay, 1942 yılında Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde doğmuştur. İlk, orta ve lise eğitimini bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi'nde İlahiyat bölümünü okumuştur. Lisansüstü eğitimini yurt dışında alan Günay, ülkemizin çeşitli kurumlarında görev yapmıştır. Günay'ın gerek dini gerekse sosyal bilimler alanında bilgi sahibi olması ve sosyolojik yaklaşım çerçevesinde kendine has geliştirdiği metodolojik bakış açısı onu diğer sosyologlardan farklı kılmaktadır. Günay, sosyolojisinde diğer konularda olduğu gibi dini gruplar konusunu da incelerken çok titiz davranmıştır. Dini grupların doğuşu, gelişmesi ve çöküşünün dinler tarihçileri gibi din sosyologlarını da ilgilendirdiğini söylemektedir. Ona göre tarihçi, bir dinin tarihinin seyrini yatay bir şekilde incelerken; Sosyolog, gelişmenin dikey kesiti ile ilgilenir, dini grubun doğası ve türlerini, yapısı ve kuruluşunu, uğradığı değişmeleri ele almaktadır. Günay, dini grupları incelerken öncelikle sosyal grupların bilinmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu bağlamda dini grupların sosyal gruplarla ilişkili olduğunu söylemektedir. Dini grupları, "Tabii" ve "Sırf" dini gruplar adı altında inceleyen Günay, bunları da kendi içinde alt kategorilere ayırarak bu yönüyle konu hakkında daha fazla bilgilere yer vermektedir. Günay, sosyolojisinde batı ülkelerinin yetiştirdiği din sosyologlarının, dini grupların sistemi ile ilgili yaptıkları çalışmaları bağlamında, kendi inançları olan Hristiyan gelenek ve kültürünü toplumsal yapıları içerisinde dini grupların sistemi ile alakalı kavramsallaştırmaları genele yayılmış bir usul veya yol olarak görmenin yanlış olduğunu ifade etmiştir. Günay, ezberci bir yaklaşımı kabul etmemekle, Batı'da yetişen sosyologların düşüncelerinin peşinen kabullenmeyi ve onları doğru yöntemmiş gibi Türk toplumunun sorunlarına uygulayıp çözüm bulma çabasında olanları eleştirmektedir. O Türk toplumunun sorunlarına çözüm ararken, yabancıların izinden gitmenin yanlışlığını vurgularken, aynı zamanda kişilerin sahip olduğu din temelli sosyal olayları, tarihi bakış açısıyla inceleyip geçmişteki İslam topluluklarının parlak deneyimlerini günümüze uyarlamak ve bu şekilde sonuca ulaşmak isteyenlerin de yanlış yaptıklarını söylemektedir. Günay, günümüzün sosyal, ekonomik ve kültürel ihtiyaç ve değişimleri göz önünde bulundurarak ilmi klasik ve ezbere dayanan düşünce ve kalıplara karşı çıkıp durağan dini bir algı yerine toplumsal çevre ile etkileşim halinde dinamik bir dini algıya dikkat çekmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk, Ünver Günay, Din, Sosyoloji, Dini Gruplar, Sosyal, Grup, Tarihçi

Din sosyolojisiDini gruplarGünay, Ünver+1
İdris Akdemir
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arthur Schopenhauer'ın din anlayışı

Bu tezin amacı, Arthur Schopenhauer'ın din anlayışını ele almaktır. Çalışmada, Arthur Schopenhauer'ın tek ve çok tanrılı dinlere yönelik yaklaşımı irdelenmiştir. Çalışma kapsamında, Schopenhauer'ın dinin kaynağına ve dinin gerekli olup olmadığına dair düşüncelerinin yanı sıra din-sanat ve din-bilgi ilişkisi hakkındaki kanaatleri de ele alınmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümü, Schopenhauer'ın hayatını ve eserlerini konu edinmektedir. Yaşadığı dönemin genel nitelikleri Schopenhauer'ın düşüncesi üzerinde yarattığı etkiler göz önünde bulundurularak bu bölüm dâhilinde ayrıca tartışılmıştır. Schopenhauer'ın insan ve irade anlayışının tartışıldığı ikinci bölüm temel olarak onun din anlayışını ele almaktadır. Üçüncü bölümde ise filozofun ölüm ve ölümsüzlük düşüncesi ile Budizm ve buna bağlı olarak insanın kurtuluş yolları hakkındaki kanaatleri tartışılmaktadır. Schopenhauer'ın genel anlamda dinlere karşı olumsuz bir tavır sergilediği görülmektedir. Fakat bu olumsuz tavrın daha çok tek tanrılı dinlere karşı olduğu söylenebilir. Schopenhauer Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi dinleri hoşgörüsüz, gaddar ve hakikatten uzak olarak görürken eski Yunan dinî inanışlarını ise hoşgörüye dayalı ve daha ılımlı bulmaktadır. Tek tanrılı dinlerin vahiy, mucize ve dogmalar ile hakikatten uzaklaştığını dile getiren Schopenhauer, dinleri ahlakı olumlu yönde tetikleyen ve kötülüklerin azalmasını sağlayan birer faktör olarak kabul etmemektedir. O, hayatın bizatihi acı ve kötülükten ibaret olduğunu, insanın bu kötülükten 'istenç' olgusuna karşı çıkarak ve sanata önem vererek kurtulacağını ifade etmektedir. Anahtar Sözcükler: Schopenhauer, Din, Kötülük, İstenç, Budizm

BudizmDinDin anlayışı+4
Mesut Kaya
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

14-18 yaş arası lise öğrencilerinde tanrı tasavvuru (Ağrı örneği)

İnsanlar sahip olduğu akıl yetisi ve merak duygularına bağlı olarak, nasıl ve kim tarafından yaratıldıklarını, niçin var olduklarını, yaptıkları iyi veya kötü şeylerin karşılıklarının olup olmadığını düşünme gereği duyarlar. Bu düşünce insanı herhangi bir tanrının var olup olmadığı problemine, eğer var ise nasıl bir tanrıdan söz edilebileceğine götürmektedir. Bireyin "Nasıl bir tanrı?" sorusuna verdiği cevap ise tanrı tasavvurunu oluşturmaktadır. Bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte; problem, amaç, önem, ön kabuller, hipotezler, sınırlılıklar bulunmaktadır. Birinci bölümde kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Buna bağlı olarak bu bölümde ergenlik dönemi, Piaget' in Zihinsel İşlemler Kuramı ve Kohlberg' in ahlaki gelişim evrelerinden bahsedilip "tasavvur" kavramı açıklanmıştır. Daha sonra inanış biçimlerine göre tanrı tasavvurları incelenmiştir. İkinci bölüm ise araştırmaya ait yöntem, evren ve örneklem, veri toplama araçları, katılımcıların nitelikleri, bulgular ve yorumlar kısmını içermektedir. Elde edilen bulgular diğer inanışların tanrı tasavvurlarına (Panteizm, Panenteizm, Deizm Tanrı Tasavvurlarına) ve ergenlik çağına göre yorumlanarak sonuca gidilmiştir. Sonuçta ise, Allah inancına göre öğrencilerin tanrı tasavvurları pozitif yönden olup yetkin/aşkın ve merhametli boyutlarına ilişkin algılarının yüksek olduğu, cezalandıran yani negatif tanrı tasavvurunun boyutlarına ilişkin algılarının düşük olduğu tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerden; bireyin dini bilgi düzeyi, babanın imajı ve öznel dindarlık algısı, tanrının pozitif ve negatif boyutlarına ait tasavvur şekillerinde değişikliğe sebep olmuştur. Annenin imajı, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ise değişikliğe sebep olmayan demografik değişkenlerdir. Anahtar Sözcükler: Tanrı, Tasavvur, Deizm, Ateizm, Ergenlik.

AllahAğrıDeizm+7
Meryem Savrun
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medrese öğrencilerinin popüler dindarlık düzeyleri: Tillo örneği

Medrese öğrencilerinin popüler dindarlık düzeylerinin incelenmesini konu edinen bu çalışma anket yöntemiyle elde edilen veriler doğrultusunda yapılmıştır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, problem, hipotezler ve sınırları belirtilmiş, ilk bölümde kavramsal anlamda popüler din ve kurumsal din kavramı ve bunların oluşumundaki temel etkenler açıklanmış ve araştırmaya konu olan bölge hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. İkinci bölümde ise bulgular, yorumlar ve örneklem grubunun genel özellikleri belirtilmiştir. Sonuç bölümünde de çalışmadan elde ettiğimiz sonuçların genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Popüler Dindarlık, Kurumsal Din, Tillo, Tabakalaşma

Din eğitimiDindarlıkKurumsal din+4
Hamza Çakır
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meryem suresinin din eğitimi açısından değerlendirilmesi

Din eğitiminin amacı, dinin doğru anlaşılıp uygulanması, batıl anlayışlardan arındırılması ve bireysel farklılıkları avantaja dönüştürerek inanan her bireyin ortak paydada buluşabileceği doğru bir din anlayışına sahip olunmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirebilmenin yolu öncelikle dinin esas kaynaklarını çağın eğitimine uygun olarak aktif şekilde kullanmak ve dinin muhatabı olan bireyleri iyi bir biçimde tanımaktan geçer. İslam eğitim tarihinde öğretimin temeli Kur'an ve Sünnet'e dayalı olduğundan bizim için ikinci kısım üzerinde daha fazla durulması gereken bir esastır. Çünkü bireylerin farklı özellikleri dikkate alınarak yapılacak bir eğitim, bilgi ve öğrenmeler açısından daha etkili ve kalıcı sonuçları beraberinde getirecektir. Bireysel özelliklere ek olarak Kur'an'ın etkileyici özelliğe sahip olan dil ve üslubu da doğru ilke, metot ve teknikler ile bir araya getirildiğinde din eğitimine önemli katkılar sağlayacaktır. İşte bu noktada din eğitimcilerine önemli görevler düşmektedir. Bu görevlerin başında da Kur'an'ı doğru ve etkili yöntemlerle inceleyerek din eğitimi alanında aktif olarak yararlanılmasına katkı sağlamaktır. Bu alanda daha önce yapılan araştırmalar göz önünde bulundurularak hazırladığımız çalışmamızın konusu; Kur'an-ı Kerim'in önemli mesajlar barındıran surelerinden biri olan Meryem suresini din eğitimi ilke, yöntem ve teknikleri açısından ele alarak eğitime olan katkılarını saptamaktır. Araştırma konumuz olan Meryem suresi, büyük bir bölümünde kıssaların yer aldığı bir suredir. Bu nedenle hem din eğitimi biliminin ilke, metot ve teknikleri bakımından hem de Kur'an'ı anlama ve kavrama noktalarında önemli bilgiler içermektedir. Dolayısıyla çalışmamız Meryem Suresi özelinde muhataplara hitap ve ayetlerdeki mesajların din eğitimi ilke, metot ve teknikleri açısından değerlendirilmesini kapsamaktadır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın problemi, kapsamı, amacı, önemi, yöntemi, kavramsal çerçeve ve benzer çalışmalar yer alacaktır. İkinci bölümde Meryem suresinin nüzul sebebi, isim kökeni, muhtevası, surede geçen kavramlar ve kıssalar ile ilgili bilgiler verilecektir. Üçüncü bölümde ise Meryem suresinde geçen eğitim özelliklerine vurgu yapılarak, özelde din eğitimi unsurlarına değinilecek, ayrıca surede geçen din eğitimi ilke, yöntem ve tekniklerinin kullanımı üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Eğitim, Din, Din Eğitimi, İlke, Metot, Teknik

Din eğitimiKur'an-ı KerimMeryem suresi+1
Cemil Eroğlu
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Celâleddin Devvânî'nin Ahlâk-ı Celâlî adlı eserinde ahlak eğitimi

Ahlâk-ı Celâlî adlı eseriyle ün yapan Celâleddin Devvânî, ahlak eğitimini geniş bir çerçevede ele alan önemli ahlak yazarlarından biridir. Eserinde, geleneksel mirasa bağlı kalmakla birlikte ahlak eğitimi açısından kendi çağının ötesinde bir anlayış ortaya koymuştur. Ahlâk-ı Celâlî, sadece kendi çağına değil, günümüz ahlak eğitimi yaklaşımlarına da önemli bir referans olabilecek niteliktedir. Nitekim eser, güncel açıdan değerlendirilip geleneksel kültür içinde ahlak eğitimine farklı bir açıdan bakma imkanı sunmaktadır. Bu çalışmada, önemli ahlakçılardan sayılan Celâleddin Devvânî'nin Ahlâk-ı Celâlî adlı eserinde ortaya koymuş olduğu ahlak eğitimi hakkındaki görüşleri incelenmiş ve günümüz eğitim anlayışı bakımından bu eserin, eğitimin hedef, ilke ve metotları bakımından ne değer ifade ettiği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma, Devvânî'nin Ahlâk-ı Celâlî adlı eseriyle sınırlı olup, yazarın ahlak eğitimi çerçevesinde ortaya koyduğu görüşler günümüz eğitim dalları ve konuları itibariyle de tasnif edilmiş, değerlendirilmiştir. . Anahtar Kelimeler: Devvânî, Ahlâk-ı Celâlî, Ahlak, Ahlak Eğitimi

AhlakAhlak eğitimiAhlak-ı Celali+1
Emrah Karapolat
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eşref-i mahlûkât kavramı bağlamında din-çevre ilişkisi üzerine bir değerlendirme

İnanma gereksinimi duyan bir varlık olarak insanın yaşamında din önemli bir unsurdur. Yaşam içerisinde, insan, kendisi dışındaki varlıklara yönelme ihtiyacını, Yaratıcı bir varlığın sunduğu ödevler ve görevler hassasiyeti üzerinden sürdürür. Toplum ve onun temel kaynağı olan insanın yöneldiği ve beslendiği önemli bir alan, varoluşundan itibaren çevre olmuştur. Çevre, insanların içinde bulundukları alanların bütünüdür. İnsanoğlu, yaşamının bütün evrelerinde bu alanlardan bir şekilde irtibat halinde olmaktadır. İnsan, doğrudan veya dolaylı olarak buralardan yararlanmış, ihtiyaçlarını karşılamış, çevre üzerinde tasarrufta bulunmuş ve yeri geldiğinde belli çevreleri sahiplenmiştir. Fayda ve tasarruf ilişkisi kurulan bu çevre alanları ile ilgili olarak zamanla, insanoğlu farklı sorunlarla karşılaşmaya başlamıştır. Bu sorunların kökeni genel olarak insan ve onun faaliyetlerine dayanmaktadır. İnsan, kutsal metinler ile kendisine vaat edilen, üstünlük şemsiyesini sürekli kullanma ihtiyacı duymuştur. Tanrı'nın, doğa üzerinde egemen olması için insana yetki verdiğini benimsemiştir. İnsan, çevre ile ilişkilerinde, bu hakkını elinden geldiğince kullanmıştır. Bu durum doğanın tahrip edilmesinde, bazen insan için kuvvetli bir dayanak haline de gelmiştir. Bu çalışmamız, insanın eşref-i mahlukat olarak ortaya çıkması bağlamında onun çevre ile olan ilişkisinin mahiyetini üç büyük semavi dinin kutsal metinleri Tevrat, İncil ve bilhassa Kur'an ekseninde ele alınıp değerlendirilmeyi amaçlamaktadır.

DinKur'an-ı KerimÇevre+3
Dilan Atacan
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabı namaz ünitesinin Gagne'nin öğretim ilkeleri ve Kohlberg'in ahlaki gelişim evrelerine göre incelenmesi

Din ve ahlak eğitimi bireylerin kültürünü tanımaları, geliştirmeleri, toplumda daha verimli ve etkili yaşayabilmeleri açısından önem arz etmektedir. Ülkemizde dini ve ahlaki değerlerden uzak bir neslin yetişmesini önlemek amacıyla gerek yaygın din eğitimi aracılığıyla gerekse örgün eğitimin her kademesinde din eğitimine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyacı gidermek amacıyla örgün eğitimin her kademesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine yer verilmektedir. Bu bakımdan örgün din eğitiminde amaçlanan hedeflere ulaşabilmek için hazırlanan ders kitapları önem arz etmektedir. Zira eğitim sisteminin vazgeçilmez araçlardan biri olan ders kitapları, öğrenme–öğretme araçları olarak en çok kullanılan materyaldir. Ders kitapları eğitimin soyut amaçlarının somut bir yansımasını teşkil etmektedir. Özellikle dini literatürde önem arz eden "İbadet" öğrenme alanına örgün eğitimde ders kitaplarında yer verilmektedir. Bu araştırmada, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde kullanılan ders kitaplarının Gagne'nin öğretim ilkeleri ve Kohlberg'in ahlaki gelişim evreleri dikkate alınarak hazırlanıp hazırlanmadığı üzerinde durulmuştur. Dolayısıyla bu araştırmanın amacı, 6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabı 'Namaz' ünitesinin, öğretim ilkeleri ve ahlaki gelişim evrelerine uygunluğu açısından incelenmesidir. Çalışmada 'Namaz' ünitesi üzerinde tarama modelinde doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda 'Namaz' ünitesinin büyük ölçüde Gagne'nin öğretim ilkelerine uygun olarak hazırlanmış olduğu fakat ünitede Kohlberg'in ahlaki gelişim evrelerine uygun bir düzeylendirmenin olmadığı görülmüştür. Ancak, ünite içeriğinde öğrencilerin ahlaki gelişimine katkı sağlamak amacıyla bilgi ve kıssalara yer verildiği görülmüştür. Yapılan literatür taramasında çeşitli ders kitaplarının içerik açısından incelendiği, fakat bu çalışmaların her ders kitabı ve üniteler için yapılmadığı görülmüştür. Bundan ötürü bu araştırmanın bu alandaki boşluğa katkı sağlayacağı düşünülmektedir. 2022, 130 sayfa Anahtar Kelimeler: Ahlak, Din, Din Eğitimi, Gagne'nin Öğretim İlkeleri, İbadet, Kohlberg'in Ahlaki Gelişim Evreleri.

Ahlak gelişimiDers kitaplarıDin kültürü ve ahlak bilgisi dersi+5
Elif Aydın Aktaş
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zygmunt Bauman'da postmodernite ve din

Bu çalışma, postmodern dönemi bir realite olarak gören ve eserlerinde sıkça vurgulayan Zygmunt Bauman'ın postmodernlik ve din olguları ve bu olgular arasındaki ilişki ile ilgili düşüncelerini sosyolojik bir perspektifle incelemeyi amaçlamıştır. Bu çalışmada Bauman'ın postmodernite, din, tanrı, postmodernlik ve din olgularının birbiriyle ilişkisi, postmodern din anlayışı gibi konulara yönelik görüşleri incelendi. Bu araştırma, Bauman'ın fikirleri ışığında postmodern dönemin temel belirleyicilerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Bauman'a göre, postmodern dönemde yaşanan toplumsal değişim ekonomi, siyaset, ahlak gibi sosyal kurumları etkilediği gibi din kurumunu da etkilemiştir. Modernliğin dışladığı din, postmodernliğin çoğulcu ikliminde ön plana çıkmıştır. Postmodernlik her ne kadar dini ve dini hayatı öncelemiyor olsa da postmodern döneme özgü bir din anlayışından bahsedilebilir. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Modernite, Postmodernite, Din, Bireyselleşme, Belirsizlik, Kapitalizm.

Bauman, ZygmuntDinDin sosyolojisi+3
Nesim Tanrıverdi
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Niyazi Berkes'te din ve laiklik

Din ve laiklik, geçmişten günümüze siyaset kurumunun ve sosyal bilimlerin üzerinde tartıştığı bir konudur. Türkiye'nin gündeminden hiç düşmeyen bu konu hakkında birçok fikir insanı farklı araştırma ve yorumlarda bulunmuştur. Bu çalışmada ise döneminin önde gelen sosyologlarından biri olan Niyazi Berkes'in din ve laiklik hakkındaki görüşlerinin Din Sosyolojisi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Niyazi Berkes, cumhuriyet döneminin ilk sosyologları arasında yer alır. Fikirlerinin oluşmasında Osmanlı Devleti'nin son dönemi ile cumhuriyetin ilk yıllarına tanıklık etmesi etkili olmuştur. Türkiye'de saha araştırması yapan ilk sosyologlardan biri olmasına rağmen Berkes, daha çok memleketin sorunlarıyla ilgilenen çözüm önerileri sunan bir sosyal bilimci olarak karşımıza çıkmaktadır. Temel olarak Niyazi Berkes'in din ve laiklik ile alakalı görüşleri üzerine odaklanan bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde araştırmanın konusu, amacı, yöntem ve sınırlılıklarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise Niyazi Berkes'in çocukluğu, eğitim hayatı ve çalışma hayatı genel olarak ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde din ve laiklik kavramının kavramsal çerçevesi üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Niyazi Berkes'in din ve laiklik hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir. Beşinci bölümde ise sonuç kısmı yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Din, Laik, Laiklik, Niyazi Berkes, Sosyoloji, Toplum.

Berkes, NiyaziDinDin sosyolojisi+4
Emirhan Demir
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Hatip Liselerinde popüler dindarlık düzeyi (Şemdinli örneği)

Din ve dindarlık her zaman sosyal bilimlerin konusu, sosyal bilimcilerin ana çalışma alanlarından biri olmuştur. Çünkü din topluma seslenip ona bir biçim verir. Dindarlık da bireysel gibi görünmekle birlikte meydana getirdiği etkiler bakımından sosyal bir olgudur. Toplum ve din arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Din, toplumun bütün alanları üzerinde etkili olduğu gibi toplum da aynı şekilde dini her yönüyle etkisi altına alır. Popüler halk dindarlığının şekillenmesinde, başka birçok faktörle birlikte dini tutum, yorum ve davranışlar ağırlıklı bir role sahiptir. Toplumun değerlerini ve günlük hayatını etkileyen modernleşme süreçleri, dini otoritelerin zihniyetlerini ve neticesinde kitlelerin de zihniyetlerini değiştirmektedir. Dinler kendilerinden önceki dinlerin ve kültürlerin etkisinde kalırlar. Bireylerin sosyal, ekonomik, siyasi, ahlaki, hukuki yaşantıları yeni inanışları ortaya çıkarır. Bunlar zamanla gelenekselleşir ve din, geleneksel inanç, inanış, kültür gibi kavramlar birbirine girer. Bunlar zamanla adeta ayrılmaz bir bütün haline gelmiştir. Popüler dini inanç ve davranışlar, halk arasında meşhur hale gelmiş, yaygın inanış ve gelenekleri kapsayan uygulamalar olarak toplumda yer eder. Çalışmamız, toplumlarda yaygın ve etkili bir dindarlık tarzı olan popüler dindarlık, dindarlığın boyutları, popüler dindarlığın geleneksellikle ilişkisi, popüler dindarlığa etki eden faktörler açısından ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Din, Toplum, Popüler Dindarlık, Şemdinli.

Din sosyolojisiDin-toplum ilişkileriDindarlık+5
Kevser Sevmiş
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilgelik, bilinçli farkındalık ve dindarlık arasındaki ilişki

Çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde "bilgelik", "bilinçli farkındalık" ve "dindarlık" özellikleri arasındaki ilişki ve etkileşimi incelemektir. Araştırma -giriş ve sonuç haricinde- teorik çerçeve, yöntem, bulgu ve yorumlar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde nitel araştırma desenlerinden doküman analizi kullanılarak araştırma değişkenleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde araştırmanın modeli, yöntemi, kullanılan ölçme araçları, verilerin toplanması ve analizi süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde katılımcıların nitelikleri ve araştırma değişkenleri arasındaki ilişkileri gösteren bulgulara ve yorumlara yer verilmiştir. Çalışmanın saha boyutunda nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya, Sakarya Üniversite'sinden yaşları 18 ile 45 arasında değişen 187'si erkek ve 397'si kadın olmak üzere toplam 584 kişi katılmıştır. Katılımcılara dağıtılan ankette, demografik-psiko-sosyal nitelikleri içeren Kişisel Bilgi Formu, San Diego Bilgelik ölçeği, Bilinçli Farkındalık ölçeği ve Ok Dini Tutum ölçeği yer almaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların bilgelik düzeyleri ile bilinçli farkındalık nitelikleri arasında pozitif yönde, orta düzeyde anlamlı; bilgelik düzeyleri ile dindarlık nitelikleri arasında pozitif yönde, düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Dindarlığın bilgelikle en çok ilişkili olan boyutları ilişki ve davranış olurken duygu ve biliş boyutları daha az ilişkili bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyleri, bilgelik özelliklerinin %11,4'ünü; dindarlık düzeyleri ise bilgeliklerinin %1,1'ini açıklamaktadır. Buna karşın bilinçli farkındalık ile dindarlık arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Katılımcıların bilgelik düzeyleri ile psiko-demografik nitelikleri arasındaki ilişkiyi irdeleyen araştırma bulgularına göre, bilgeliğin alt boyutları cinsiyete göre anlamlı olarak farklılaşırken yaş, öğrenim görülen sınıf, geniş bir ailede büyüme gibi durumlar bilgelikle anlamlı bir ilişki arz etmemiştir. Meditasyon yaptıklarını ifade eden katılımcılar yapmayanlardan daha bilgedir, uygulama sıklığı arttıkça bilgelikten alınan ortalama puanlar da anlamlı olarak artmıştır.

BilgelikBilinçli farkındalıkDin psikolojisi+2
Üsame Balıkçı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin eğitim anlayışı

İbn Arabi, hayatının sonuna kadar ya öğretmen veya öğrenci olmuş, birçok alanda araştırma konusu olmuş olsa da eğitim ve öğretim disiplini açısından ihmal edilmiş bir düşünürdür. Amacımız bu alanda var olan boşluğu bir nebze de olsa doldurabilmektir. Kendisi, zor olmakla beraber insan dediğimiz canlının eğitilebileceğini dile getirmiş; bu eğitim sürecinde öne çıkan ilkelere de dikkatlerimizi çekmiştir. Ona göre sözde insan, amele bağlı bilginin rehberliğinde Allah, dünya, nefis ve şeytana dair bilgilerini güncelleyerek "Islah" ve "İrşad" ile "Kâmil" bir insana dönüşebilir. Onun nazarında, bilgi edinme sürecinde insan aklı bir değer ifade etse de Allah'a teslimiyet ve amel, o değere de anlam katan bir üst değerdir. Ona göre sınırlarını Kur'an ve Sünnetin belirlediği amellere sarılmak, insanı ilahi öğreti ile buluşturacak; her nefes ortaya çıkacak olan yeni tecelliler, yepyeni bilgilere kapı aralayacak; kemal, marifetullah ve ebedi mutluluk hedeflerine doğru ortaya çıkacak olan her yeni tecelli, akla veya keşfe dayalı sürekli hayret halinin beslediği bir merak ile, iradesi ile hareket etmeye çalışan bir varlık olarak insanı, bir yandan olgunlaştırırken diğer yandan sürekli diri ve öğrenime açık tutacaktır.

BilgiEğitimEğitim düşüncesi+6
Yunus Acar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde ahiret inancı öğretiminin öğretim programları, ders kitapları ve öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışma Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersi öğretim programları ve ders kitaplarında ahiret inancı öğretimini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle ahiret inancı konusunun teorik çerçevesi çizilmiş akabinde lise düzeyi öğretim programları ve din dersi kitaplarında ahiret inancı öğretimi çeşitli yönleriyle incelenmiştir. Son olarak ortaöğretimde görev yapan DKAB öğretmenlerinin mevcut öğretim programı ve ders kitabında ahiret inancı öğretimine dair görüşleri farklı boyutlarıyla ortaya konmuştur. Araştırmada yöntem olarak nitel yaklaşım ve durum çalışması deseni uygulanmıştır. Bu kapsamda Sakarya ilinde fen, anadolu ve meslek liselerinde görev yapan 14 DKAB dersi öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Çalışma grubunun seçilmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi tercih edilmiştir. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu; verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ahiret düşüncesi ilahi dinlerde önemli bir yere sahip olduğu ayrıca bunun yanında reenkarnasyon düşüncesinin de günümüz dünyasında geniş bir kitleye hitap ettiği tespit edilmiştir. Ahiret inancı öğretiminde ise 1967 yılından günümüze kadarki süreçte öğretim programları ve ders kitaplarında öğretmen merkezli doktriner anlayıştan; öğrenci merkezli, yapılandırmacı ve kapsayıcı anlayışa doğru bir geçiş yaşandığı görülmüştür. Araştırmaya bulgularına göre öğretmenler, günümüz ortaöğretim programı ve ders kitabını ahiret inancı öğretimi noktasında genel hatlarıyla yeterli bulmaktadırlar. Bununla birlikte kendilerini yeterli görme eğilimlerinin düşük olduğu, bazı konuların anlatımında zorluk yaşadıkları anlaşılmaktadır. Öğrencilerin ise ahiret konularına ilgilerinin ve merakının olduğu ancak bazı konuları anlamakta güçlük yaşadıkları da öğretmenler tarafından belirtilmiştir. Öğretmenler, İslam dışındaki diğer dinlerin ve İslam içi farklı yorumların ahiret inancına dair farklı yaklaşımlarını öğrenci soruları geldiğinde açıklamakta ancak bu konuların öğretim programları ve ders kitaplarına yansıtılmasına sıcak bakmamaktadır.

AhiretDers kitaplarıDin eğitimi+5
Abdulkadir Hira
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınlarda evlilik uyumunun aile işleyişi ve dini başa çıkma açısından incelenmesi

Bu araştırma kadınlarda evlilik uyumunu, dini başa çıkma yöntemleri, aile işlevleri, dini ve sosyo ekonomik değişkenler açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nicel yaklaşım benimsenmiştir. Bu amaçla farklı yaş gruplarında bulunan 415 evli kadın üzerinden google form aracılığı ile anket uygulaması yapılmıştır. Yapılan anket çalışmasında katılımcıların eğitim durumu, mesleği, gelir düzeyi vb. gibi demografik özellikleri göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel bilgi formu, Evlilikte Uyum Ölçeği, Dini Başa Çıkma Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan araştırmaya göre, evlilik uyumu ile dini başa çıkma ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik uyumu ile pozitif dini başa çıkma arasında pozitif, evlilik uyumunun negatif dini başa çıkma alt boyutu ile arasında negatif yönde ilişki gözlemlenmiştir. Aile değerlendirme ölçeği alt boyutlarından iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü, genel işlevler alt boyutlarının toplam puanları arasında da pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Evlilik uyumundan elde edilen toplam puan ile problem çözme alt boyutu toplam puanı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, evlilik uyumunun, gelir düzeyi, eğitim düzeyi, problem çözme algısı düzeyi gibi değişkenlerle ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Evlilik uyumu ile problem çözme algısı arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Dini inancın affedici olma özelliği ve evlilik uyumu arasında da pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Son olarak yaş, kırsal ya da kentsel alanda yaşıyor olmak, evli olunan süre gibi değişkenlerle evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir.

AileDini başa çıkmaEvlilik+3
Halime Karayel
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bebeklerinde doğumdan önce Down Sendromu tanısı alan anne/babalarda dini başa çıkma

Hamilelik sürecinde tespit edilebilen down sendromu, yapılan testler sonucunda(üçlü ve dörtlü test, CVS, Amniyosentez) risk faktörü ortaya konmaktadır. Risk oranın fazla çıkması ailelerde travma etkisi yaratmaktadır. Doğumdan önce bu haberle sarsılan anne ve babalar ne yapacaklarını bilemedikleri bir belirsizlikle karşı karşıya kalmaktadır. Bu belirsizlikle birlikte; travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete (kaygı) ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar yaşanmaktadır. Araştırmada, ortaya çıkan stres ve gerilim ile baş etmede dinin etkililiğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yönteminden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği uygulanmıştır. Bu teknikte derinlemesine inceleme fırsatı sunan anlaşılır, kolay ve açık uçlu sorular oluşturulmuştur. Araştırmada kartopu örneklem yöntemi kullanılarak 16 katılımcı anne ve babadan veri toplanmıştır. Ebeveynlerin sosyodemografik özellikleri içeren "Kişisel Bilgi Formu" ile bilgiler elde edilmiştir. Ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınan mülakat sorularının cevapları bilgisayar ortamına (Word) aktarılarak analize uygun hale getirilmiştir. Bu veriler, uygun temalar altında toparlanarak, betimsel ve içerik analizi yapılmıştır. Anne babaların tanıyı öğrendiklerinde verdikleri duygusal tepkiler için 5 farklı kod oluşturulmuştur. Bunlar; şok, üzüntü, korku-endişe, şaşkınlık ve inkâr etmedir. Bebeklerinde down sendromu tanısı alan ebeveynlerin dini anlamlandırma biçimleri kader, imtihan, özel seçilme, ceza-vebal, ödül-lütuf ve affedilme-cennete girme vesile gibi temalar altında değerlendirilmiştir. Aynı zamanda down sendromu tanısını öğrenen ebeveynlerde dini başa çıkma etkinlikleri; dua, ibadet, şükür, Allah'tan ümit kesmeme, adak adama ve türbe ziyaretleri gibi unsurlar adı altında analiz edilmiştir. Sonuç, bebeklerine down sendromu tanısı konulan vezor süreçten geçen anne ve babaların çocuklarını kabullenmelerinde, yaşadıkları gerilim ve stresin azalmasında dini anlamlandırma sistemleri ve dini başa çıkma unsurlarının fayda sağladığı görülmüştür.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiBebekler+7
Mahsen Bengi
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ'nın Mesnevi'sinde yer alan hikâyelerin kök değerlerin öğretiminde kullanımı

Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığının yenilenen müfredatla birlikte tüm derslerde yer vermeye başladığı on kök değerin öğretiminde Mesnevî hikâyelerinin kullanımının incelenmesi, Mesnevî hikâyelerine uygun öğretim yöntem ve teknikler kullanılarak örnek etkinlik planları geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öncelikle değer, değerler eğitimi, kök değerler, hikâye yöntemi, Mevlânâ'nın hayatı, eserleri ve eğitim anlayışı konuları ele alınmış, ardından Mevlânâ'nın Mesnevî'de kök değerleri nasıl ele aldığı incelenmiştir. Mesnevî'de yer alan hikâyelerin kök değer öğretiminde daha etkili kullanımını sağlayabilecek örnek etkinlik planları hazırlanmıştır. Örnek etkinlik planları oluşturulurken tek düzeliğin önüne geçmek, dersi daha etkili kılmak, öğrencilerin becerilerini geliştirmek adına farklı öğretim yöntem ve teknikleri dikkate alınmıştır. Son olarak yapılan görüşmeler neticesinde DKAB öğretmenlerinin kök değerler hakkındaki görüşleri, kullandıkları yöntem ve teknikler, kullandıkları kaynaklar ve süreç içerisinde karşılaştıkları güçlükler tespit edilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımı ve olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu kapsamda literatür incelemelerinin ardından Sakarya ilinde görev yapan 10 DKAB dersi öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu seçiminde ölçüt örnekleme ve kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Verileri toplamada yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılırken, yapılan görüşmelerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular katılımcıların kök değerler ve öğretimine ilişkin görüşleri, kök değer öğretiminde hikâye kullanımına ilişkin görüşleri, kök değerlerin işlevselliğine dair görüşleri ve değer öğretiminde karşılaşılan güçlüklere dair görüşleri başlıkları altında incelenmiştir. Katılımcılara göre değerlerin kazandırılmasında en önemli faktörler; öğretmenin rol model olması, öğrencilere yaparak yaşayarak öğrenebilecekleri öğrenme ortamların sunulması ve ailenin katkısıdır. Bu doğrultuda DKAB öğretmenleri öğrenciye örnek modeller sunulması, okul aile iş birliğinin sağlanması, değerler eğitiminde hikâye kullanımına yer verilmesi, öğretim yöntem tekniklerinden ve teknolojiden etkin bir şekilde faydalanılması önerilerini getirmektedirler.

DeğerlerDeğerler eğitimiHikaye+2
Cihan Ağca
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Manevi içerikli gelişim destek programının otizm spektrum bozukluğu olan çocuk sahibi ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı manevi içerikli gelişim destek programının otizmli çocuğu olan ebeveynlerin umutsuzluk, dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerine etkisinin nicel ve nitel yöntemler aracılığıyla incelenmesidir. Çalışma karma model araştırma desenlerinden olan açıklayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu deney ve kontrol gruplu ön test, son test ve izleme testi modelinde deneysel desene dayanmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda 30 ebeveyn (15 deney – 15 kontrol) yer almıştır. Araştırmanın verileri Beck Umutsuzluk Ölçeği, Kısa Dini Başa Çıkma Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik olmayan Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analizle çözümlenmiştir. Deneysel işlem sürecinde kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmazken deney grubuna 10 seanstan oluşan manevi içerikli gelişim destek programı uygulanmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre Manevi İçerikli Gelişim Destek Programına katılan ebeveynlerin program sonrasında kontrol grubundaki ebeveynlere göre umutsuzluk ve olumsuz dini başa çıkma düzeylerinde anlamlı bir azalış, olumlu dini başa çıkma ve psikolojik iyi oluş düzeylerinde ise anlamlı bir artış gerçekleşmiştir. Bununla birlikte ebeveynlerin izleme ölçümlerinde umutsuzluk düzeylerindeki azalış ve olumlu dini başa çıkma ile psikolojik iyi oluş düzeylerindeki artış kalıcılığını korurken olumsuz dini başa çıkma düzeylerindeki azalış ise devamlılık göstermemiştir. Araştırmanın nitel bulgularına göre deney grubunda yer alan ebeveynler yaşamlarıyla ilgili sevgi, sorumluluk ve öz kabul çerçevesinde bir anlam oluşturduklarını dile getirmişlerdir. Katılımcılar program sayesinde hem umutsuzlukla başa çıkabilecekleri psiko-sosyal ve manevi destek kaynaklarını öğrendiklerini hem bilişsel çarpıtmalarının yol açtığı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını fark ettiklerini hem de manevi çatışmalarını çözerek çocuklarıyla olan problemli ilişkilerini düzelttiklerini belirtmişlerdir.

Ana-çocuk etkileşimiBaba-çocuk etkileşimiDini başa çıkma+7
Mehmet Emrullah Duran
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Minimalizm, maneviyat ve İslam'da sadelik üzerine nitel bir araştırma

18. yüzyılın sonlarından itibaren sanayi devriminin başlangıcı ve teknolojik ilerlemenin hızlanması, küreselleşen dünyada hem olumlu hem de olumsuz etkileri beraberinde getirmiştir. İnsanlar, bu olumsuz etkilerden kurtulmak amacıyla alternatif düşüncelere ve yaşam biçimlerine yönelmiştir. Bu yaşam biçimlerinden biri olan minimalizm, tüketim karşıtı bir yaşam biçimi olarak popülerliğini sürdürmektedir. Temelinde sadeliği önemseyen minimalist yaşam, insanların anlam arayışlarını ve daha mutlu bir yaşam isteklerini karşılamaktadır. Bu araştırmanın amacı, minimalizmin maneviyat ve İslâm'ın sadelik anlayışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu araştırmada, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak nitel bir yöntem benimsenmiştir. Kartopu örnekleme yöntemi ile belirlenen 21 katılımcıdan veri toplanmıştır. Toplanan veriler, betimsel ve içerik analizi tekniklerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, elde edilen veriler "minimalizm", "maneviyat" ve "İslâm'da sadelik" olmak üzere üç tema altında incelenmiştir. Katılımcıların ana temalara dair kavram tanımları belirlenmiş, minimalist yaşam biçimlerinin etkileri ve yaşanan değişimler üzerinde durulmuştur. Maneviyat temasında, katılımcıların maneviyat tanımları ve maneviyat düzeyleri incelenmiş, ayrıca minimalizm ile maneviyat ilişkisine dair görüşler ele alınmıştır. İslâm'da sadelik teması kapsamında ise, katılımcıların dini yaşantılarına dair bulgular değerlendirilmiş ve İslâm'ın sadelik anlayışı ile minimalizmin ilişkisine dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak, minimalist yaşam biçiminin getirdiği değişimler ile maneviyat arasında olumlu bir ilişki olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, minimalist yaşam ilkeleri ile İslâm'ın sadelik anlayışı arasında benzerlikler tespit edilmiştir.

Dini hayatManeviyatMinimalizm+3
Betül Özcan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tanzimat'tan günümüze Türkiye'de dindarlığın bireyselleşmesi

Temelini Rönesans, Reform ve Aydınlanma düşüncesinden alan, sahip olduğu kendine özgü değerlerle yeni bir kültür ve bilincin oluşmasına katkı sağlayan modernleşme, geleneksel toplum yapısının çözülmesinde ve yeni bir toplum anlayışının inşa edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Toplumsal hayatta yaşanan bu değişim, gelenek ile yakın ilişki içerisinde olan dini de etkilemiş; bireylerin dini anlama ve yorumlama biçimlerinde farklılaşmalara yol açmıştır. Bireyselleşme olarak ifade edilen bu durum rasyonelleşme, laiklik, sekülerleşme, şehirleşme ve liberalleşme gibi bireyselliği kuvvetlendiren modernleşme araçlarıyla da farklı dindarlık tiplerinin ortaya çıkmasına imkân tanımıştır. Günümüzde Türkiye'de de modern değerleri benimseyen bireylerin, dini hayatlarında bağımsız hareket etmeyi önemsedikleri, geleneksel İslam anlayışının "yönlendirici" tutumunu reddettikleri ve İslam dinini modern değerler çerçevesinde yeniden anlama ve yorumlama çabasına girdikleri görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışma, modernleşme bağlamında din-birey ilişkisini ele almayı ve Tanzimat'tan günümüze değişen dindarlık algısını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu açıdan çalışmanın kapsamı, Türkiye'nin modernleşme tecrübesini dikkate alarak Tanzimat'tan günümüze siyaset, eğitim, hukuk, toplum ve ekonomi alanlarında gerçekleştirilen reformların, bireylerin İslam dinini anlama ve yorumlama biçimlerine etkileri ile sınırlandırılmaktadır. Ayrıca çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi metodu kullanılmaktadır. Modern kültürün bireyci anlayışının modernleşmeyi amaçlayan toplumlarda da yer edindiği söylenebilir. Bu durum devlet ya da elit sınıf aracılığıyla gerçekleştiğinde, dışsal bir etkiye sahip olduğu için, "bireyselleştirme"; bireylerin kendi istekleriyle gerçekleştiğinde, içsel bir etkiye sahip olduğu için, "bireyselleşme" olarak ifade edilmektedir. Sonuç olarak her iki durumun da bireylerin İslam dinini anlama ve yorumlama biçimine etki ettiği ve İslam dininin, geleneksel anlayışından farklı olarak, modern yorumunu arayan bireysel dindarlık tiplerini ortaya çıkardığı görülmektedir.

İbrahim Gümüşay
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlik döneminde sosyal medya bağımlılığı ve dindarlığın beden algısı üzerine etkisi

Araştırmanın amacı beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin sosyal medya kullanımı, beden algıları ve dindarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama yöntemine uygun olarak anket tekniği ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş aralığında 298'i kadın, 101'i erkek, toplamda 399 birey oluşturmaktadır. Katılımcılardan veri elde etmek için Google Forms üzerinden oluşturulan anket formu 2023 Mart ayında uygulanmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Vücut Algısı Ölçeği, Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Dindarlık Ölçeğiyle birlikte; öznel dindarlık algıları ve sosyal medya kullanım bilgileriyle ilgili sorular anket formuna eklenmiştir. Verilerin analizi SPSS 20.00 paket programı ile yapılmıştır. Elde edilen veriler, ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği durumlarda t-test, ANOVA, Pearson korelasyon analizi; normal dağılım göstermediği durumlarda ise Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; sosyal medya bağımlılığı ve dindarlık ile demografik değişkenler arasında (sosyal çevre hariç) bazı anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Sosyal medya bağımlılığı, dindarlık ve dindarlığın inanç etki alt boyutu ile cinsiyet ve yaş arasında; beden algısı ile gelir durumu arasında; dindarlık ve alt boyutları ile eğitim durumu ile dini/manevi eğilim arasında; dindarlık ile öznel dindarlık algısı arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre sosyal medya bağımlılığı ile beden algısı arasında negatif; dindarlık ile beden algısı arasında ise pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Dindarlık ve sosyal medya bağımlılığı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Beden algısıBeden imajıBeden imgesi
Müberra Öztürk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Milliyetçi Hareket Partisi'nin din politikaları (Alparslan Türkeş Dönemi)

Bu çalışmada Türk Milliyetçiliği fikrini benimseyen bir siyasal parti olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) tarihsel kültürel kodların izdüşümünde kullandığı devlet, millet, vatan, lider, teşkilat, doktrin kavramlarının kutsallık yüklü etkileşimlerinin beraberinde, modern Milliyetçilik - din sistemi içerisinde ürettiği din politikaları konu alınmıştır. MHP'nin doktriner açılımlarının analiz edilmesi ile din politikalarını teorik temellendirmeler yoluyla anlamlandırmak; böylece toplum ve din etkileşimi bakımından din sosyolojisine katkı sunmak amaçlanmıştır. Düşünsel arka planda Müslüman düşünür İbn Haldun, Osmanlı aydını Namık Kemal, Batılı siyaset teorisyenlerden Machiavelli ve Hegel'in fikirleri ile birlikte çağdaş Türkçü düşünürlerin, Türk Milliyetçiliği teorisinden çıkarımlar elde edilmiştir. Bu çıkarımlar çalışmanın odaklarından biri olan MHP'nin Dokuz Işık doktrini kapsamında Ahlakçılık ilkesinin ve Türk İslam Ülküsü formülasyonunun analizlerinde kullanılmıştır. Gökalp'ın çıkarımları ile Durkheim'ın totem teorisi incelenerek toplulukların dinî bağlamda ontolojik gerçekliğine yönelik tespitler kullanılarak çözümleyici bir şablon elde edilmeye çalışılmıştır. Bu şablon kullanılarak dinî tema ile bir araya gelen Milliyetçi topluluğun üyeleri ile topluluk arasındaki sosyal psikolojik ilişki ağı açıklanmıştır. Özellikle 1980 darbesi sonrası MHP teşkilatında yaşanan dinî - ideolojik meşrûiyet bunalımları odağında çözümlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın diğer odak noktasını Parti'de yaşanan iki önemli ideolojik kopuş ve buna karşın MHP'nin aldığı ideolojik ve politik konum oluşturmuştur. Kaynak taraması ile elde edilen veriler tezin bütününde Dilthey'ın ortaya koyduğu anlamacı yöntem kullanılarak, üç farklı döneme ayrılarak analiz edilmiştir. Buna göre MHP'nin kuruluşundan itibaren dinî unsuru da içeren bir kültür Milliyetçiliğine yöneldiği görülmektedir. 1970'ler boyunca Türk İslam anlayışını kurumsallaştırmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. 1980 darbesiyle kapatılıp, 1993 yılında yeniden kurulduktan sonra devletçi Milliyetçi politikalarını tahkim ettiği ve dinî unsuru görece teorik alana doğru baskıladığı söylenebilir.

DinMilliyetçi Hareket PartisiMilliyetçilik+1
Eda Balcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgün eğitimle birlikte hafızlık projesinin veli görüşlerine göre değerlendirilmesi

Bu çalışma Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesinin öğrenci velileri gözünden incelenmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle hafızlık eğitiminin kavramsal çerçevesi bağlamında; hafızlık eğitiminin ortaya çıkışı, başlangıcından bugüne tarihi seyri, günümüzde Türkiye'de ve dünyada uygulama biçimlerine değinilmiştir. Sonrasında; 2014 yılından itibaren eğitim vermeye başlayan Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesinin uygulama ve işleyişi aktarılarak klasik hafızlık eğitimi ile mukayese edilmiştir. Bulgular bölümünde ise öğrenci velileri ile yapılan görüşmelerden elde edilen bulgular ışığında Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi değerlendirilmiştir. Konu ile ilgili çalışmalara bakıldığında; müstakil olarak öğrenci velileri ile yapılan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle öğrenci velileri ile ilgili bir çalışma yapılmasına karar verilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini; Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesinde eğitim gören ya da mezun olan öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Çalışma grubunu ise kolay erişilebilir olması sebebiyle Sakarya ve Düzce'deki Hafız İmam Hatip Ortaokullarında (Hafız İHO) çocukları hafızlık yapan ya da yapmış olan 34 veli oluşturmaktadır. Velilerin belirlenmesinde amaçlı örneklem tekniklerinden maksimum çeşitlilik örneklemi kullanılmıştır. Verilerin toplanması için görüşme formu, verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen bulgular neticesinde, öğrencilerin Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesinde eğitim görmesinin tüm aile bireyleri üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Olumlu etkileri özetle; hafızlık yapmanın zihinsel gelişime katkısı, okul kalitesinin ve hafızlığın akademik başarıya etkileri, hafız olmanın aile ve öğrenciye kattığı manevi değerler şeklindedir. Olumsuz etkileri ise; sosyal hayatın kısıtlanması, ders-ödev yükünün öğrenci ve aile üzerindeki olumsuz etkileri şeklindedir. Bunun dışında çalışmada; ebeveynlerin bu süreçte yaşadığı zorluklara, nitelikli ders çalışma ortamının nasıl olması gerektiğine ve velilerin ideal hafızlık yaşı ve ideal hafızlık eğitimi modeli hakkındaki düşüncelerine yer verilmiştir.

Din eğitimiDiyanet İşleri BaşkanlığıHafızlık
Abdüssamet Cingöz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanrı tasavvurunun evli çiftlerde bağlanma stilleri ve evlilik doyumu ile ilişkisi

Tanrı inancının, psikolojik boyuttaki etkileri genel olarak Tanrı tasavvuru çerçevesinde incelenmektedir. Araştırmada Tanrı tasavvuru ve Tanrı'ya bağlanma ile evli çiftlerin bağlanma stilleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkinin incelemesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini 18 yaş ve üzeri 237 evli birey (162 kadın, 75 erkek) oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde Google Forms aracılığıyla hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Anket formunda demografik özellikleri tespit etmek için "Kişisel Bilgi Formu", Tanrı tasavvurunu ölçmek için "Tanrı Algısı Ölçeği", yetişkin bağlanma stillerini tespit etmek için "Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği", evlilikten alınan doyumu belirlemek için "Evlilik Yaşamı Ölçeği" ve Tanrı'ya bağlanma tarzını belirlemek için "Tanrı'ya Bağlanma Ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizi SPSS for Windows 25.0 paket programı ile yapılmıştır. Kişisel bilgilerin betimsel istatistik parametreleri için frekans ve yüzde kullanılmış, ölçeklerin güvenirliği için 'Güvenilirlik Analizi' yapılmıştır. Elde edilen veriler karşılaştırılmış, iki bağımsız grup arasındaki fark t testi ve Mann Whitney U testi, ikiden fazla bağımsız grup arasındaki fark varyans analizi ve Kruskal Wallis analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçekler ve alt boyutlar arasındaki ilişkiyi test etmek için Spearman katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre örneklem grubunun olumlu Tanrı tasavvuru ve evlilik doyumu puanlarının yüksek olduğu; demografik değişkenlerden cinsiyet, gelir, eğitim seviyesi, yaşamın geçirildiği yer ve ebeveyn tutumlarının Tanrı tasavvuruna etkisinin olmadığı; gelir, eğitim, yaşamın geçirildiği yer ve ebeveyn tutumlarına göre evlilik doyumu puanlarının değişmediği tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bir diğer sonuç cinsiyete göre evlilik doyumu puanlarının farklılaştığı yönünde olup, erkeklerin evlilik doyumu puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Güvenli bağlanma, Tanrı'ya güvenli bağlanma ve olumlu Tanrı tasavvuru arttıkça evlilik doyumunun da arttığı; güvensiz bağlanma, Tanrı'ya güvensiz bağlanma ve olumsuz Tanrı tasavvuru arttıkça evlilik doyumunun azaldığı; olumlu Tanrı tasavvuruna sahip bireylerin diğerlerine ve Tanrı'ya güvenli bağlandıkları, olumsuz Tanrı tasavvuruna sahip bireylerin diğerlerine ve Tanrı'ya güvensiz bağlandıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Kevser Fatime Karakulunç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde enneagram kişilik özelliklerinin dindarlık ve hayat memnuniyeti ile ilişkisi

Araştırmanın amacı bireylerin Enneagram kişilik özellikleriyle dindarlık ve hayat memnuniyeti düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama yöntemine uygun olarak tasarlanan araştırmada anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma örneklemini 18-75 yaş aralığında 324 yetişkin (229 kadın, 95 erkek) katılımcı oluşturmaktadır. Kişisel Bilgi Formu, Enneagram Kişilik Ölçeği, Dindarlık Ölçeği ve Hayat Memnuniyeti Ölçeği'ni içeren araştırma anketi; katılımcılara Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak ulaştırılmıştır. Veri analizi IBM SPSS 25.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler çözümlenirken Pearson Korelasyon Katsayısı, bağımsız gruplar t-testi, Anova ve Post Hoc testlerden LSD ile analizler yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yaş ile dindarlık arasında pozitif ilişki vardır, yaş arttıkça dindarlık seviyesi de artış göstermiştir. Yaş ile tip 4, 5, 6, 7 ve 9 arasında negatif ilişki vardır, yaş arttıkça bu tiplere ait özellikler azalmaktadır. Erkek katılımcılar, kadınlara göre daha fazla tip 3 ve 8'in özelliklerine sahip bulunmuştur. Ekonomik durum ile hayat memnuniyeti arasında pozitif ilişki vardır, katılımcıların varlıkları arttıkça hayat memnuniyeti düzeyleri de artış göstermiştir. Ekonomik durum ile dindarlığın bilgi-ibadet boyutu arasında pozitif ilişki vardır. Eğitim düzeyi ile tip 1, 2, 4, 6 ve 7 Enneagram tipleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca Enneagram kişilik tipleri, dindarlık ve hayat memnuniyeti düzeyleri arasında da bazı anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Buna göre bireylerin dindarlık seviyesi arttıkça, tip 1'e ait özellikleri artış göstermektedir. Tip 1 ile dindarlık arasında pozitif ilişki vardır. Katılımcıların dindarlık seviyesi artış gösterdikçe, hayat memnuniyeti düzeyleri de artış göstermektedir. Hayat memnuniyeti düzeyi ile tip 5 hariç tüm tiplerin de pozitif yönde anlamlı ilişkisi olduğu bulgulanmıştır. Elde edilen bulgular Enneagram kişilik tipleri, dindarlık, hayat memnuniyeti ve demografik değişkenler arasında bazı anlamlı ilişkilerin var olduğu sonucunu göstermiştir.

Bilişsel din bilimiDin psikolojisiDin-felsefe ilişkisi+5
Ayten Kesme
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlerde çevre bilinci ve maneviyat ilişkisi üzerine nicel bir araştırma

Bu araştırma çevre bilinci ile maneviyat arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çevre bilincinin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal boyutları bulunmaktadır. Bilişsel boyut, çevreye ilişkin problemler, çözüm yolları ve doğa hakkındaki bilgileri kapsar. Duyuşsal boyut, çevreye yönelik tutumları ve duygusal tepkileri içerirken, davranışsal boyut çevre dostu eylemleri ifade eder. Araştırmada 18 yaş üstü 231 kadın, 137 erkek olmak üzere toplamda 368 kişi üzerinde anket tekniği uygulanmıştır. Katılımcılara 2023 Aralık ayında Google Forms üzerinden ulaşılmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği (ÇYTÖ) ve Maneviyat Ölçeğinden elde edilen veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kişisel Bilgi Formunda demografik özelliklerin yanında çevre bilinci, öznel dindarlık algısı ve ibadetlerle ilgili sorular da yer almış, bunların analizinde parametrik testler kullanılmıştır. Sonuç olarak Çevreye Yönelik Tutum Ölçeğinin bilgi, duygu ve davranış alt boyutları ile Maneviyat Ölçeğinin, aşkınlık, manevi yaşantı, anlam arayışı, manevi başa çıkma ve bağlantı boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Bireylerin manevi yönelimleri arttıkça çevre bilincinin de arttığı tespit edilmiştir.

Elif Sarı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhtiyaç odaklı Kur'an Kursları öğretim programlarının (2019) eğitimde program geliştirme ilkeleri ve öğretici görüşleri açısından değerlendirilmesi

Eğitim; amaç, içerik, öğretim süreci ve ölçme-değerlendirme bileşenlerinin kendi içinde bütünleşmesi ile oluşan bir sistemdir. Sistemin kendi içinde tutarlı ve uyumlu şekilde işlemesini sağlamak için program geliştirme süreçlerine ihtiyaç duyulmaktadır. İlgili kaynaklar, program geliştirmenin bir süreç olduğu ve bu sürecin çeşitli aşamalardan meydana geldiği hususunda birleşmektedir. Bu sürecin en önemli bileşenlerinden birisi uygulama sürecinde programlar üzerine yapılan bilimsel değerlendirme çalışmalarıdır. Bu bağlamda çalışmamız 2019 İhtiyaç Odaklı Kur'an Kursu Öğretim Programının program geliştirme ilkeleri ve öğretici görüşlerine dayalı olarak incelemesini yaparak ilgili kursların eğitim kalitesinin geliştirilmesine katkı vermeye yönelik bir arayışın ürünüdür. Günümüzde bireylerin önemli bir kısmı, Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okumayı; itikat, ilmihal, Hz. Peygamber (sav)'in hayatını ve ahlak konularındaki temel bilgilerini önemli ölçüde Kur'an Kurslarından öğrenmektedir. Kur'an Kurslarının amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için, öğretim programlarının sürekli olarak değerlendirilmesi, geliştirilmesi, eksikliklerinin ve eskiyen yönlerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Kur'an Kursları öğretim programı temelde "Yaygın Din eğitimi" ve "Hafızlık Eğitim Programı" olarak ikiye ayrılmaktadır. Çalışmamızda bu iki programdan "Yaygın Din eğitimi" başlığı ele alınacaktır. Yaygın din eğitimi programında ise 14 öğretim programı bulunmaktadır. Araştırmamız, program inceleme ve geliştirme süreçlerine dair derinlikli analizler yapabilmek için bu 14 öğretim programından İhtiyaç Odaklı Öğretim Programları (2019) ile sınırlandırılacaktır. Bu araştırma nitel bir çalışmadır. Çalışmada nitel veri toplama yöntemlerinden doküman analizi ve görüşme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu, Ankara ilinde Etimesgut, Çankaya ve Yenimahalle Müftülüklerine bağlı olarak görev yapan 15 Kur'an Kursu öğreticisinden oluşmaktadır. Bu çalışmada: "İhtiyaç Odaklı Kur'an Kursları Öğretim Programlarının (2019) eğitimde program geliştirme sürecine uygunluğu ne durumdadır?" ve "Kur'an Kursu Öğreticilerinin İhtiyaç Odaklı Kur'an Kursları Öğretim Programlarına (2019) ve uygulanmasına ilişkin değerlendirmeleri nelerdir?" sorularına yanıt aranacaktır. Araştırma sonuçlarımızın daha etkin ve verimli öğretim programlarının hazırlanması için uzmanlara veri sağlayacağı umulmaktadır. Araştırma sonucunda program, eğitimde program geliştirme ilkeleri yönüyle değerlendirildiğinde; programın hazırlık aşaması ve program geliştirme modelinin daha açıklayıcı ve net olarak ifade edilmesi gerektiği, amaçların hedef yazma kriterlerine uyduğu, bilişsel alana yönelik hedeflerin ağırlıkta olduğu, özel amaç ve kazanımlara yer verilmediği, içerikle ilgili olarak örnek ders işlenişlerinin yer alması gerektiği, içerik belirleme ve içerik düzenleme kriterlerine genel olarak uygun olduğu, temel öğretim ve kısa süreli programların müfredatının kısmen yeterli olduğu fakat güncel ve toplumu ilgilendiren konulara daha fazla yer verilmesi gerektiği, öğrenme-öğretme süreci ile ilgili olarak pratiğe yönelik daha zengin örneklere, yöntemlerin öğreticileri yönlendirecek şekilde daha somut şekilde ifade edilmesine ihtiyaç duyulduğu, ölçme-değerlendirmeyle ilgili müstakil bir bölüm olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Öğretici görüşleri yönüyle değerlendirildiğinde İhtiyaç Odaklı Öğretim Programındaki amaçların pratikte gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu, öğretici ve öğrenci olarak sorumluluklarının yerine getirilmesiyle sahada gerçekleşeceği, öğreticilerin ifade ettiği amaçlar ile programın amaçlarının genel olarak uyumlu olduğu, içeriğin ve ders kitaplarının zenginleştirilmesi, farklı kısa süreli programlara da yer verilmesi, öğreticilerin kullandıkları ders anlatım yöntemlerinin geliştirilmesi, ölçme-değerlendirme ile ilgili olarak öğreticiler arasında uygulama bütünlüğü olmadığı, öğretim programının incelenmesiyle elde edilen ve öğreticilerden gelen veriler karşılaştırıldığında bulguların çoğunlukla örtüştüğü ve İhtiyaç Odaklı Öğretim Programında güncellenmeye ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır.

Zeynep Yazıcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastalar, hasta yakınları ve hastane çalışanlarında dini başa çıkma ile umut ve iyimserlik ilişkisi

Araştırmanın amacı, hastalar, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarının dini başa çıkma ile umut ve iyimserlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi bazı demografik özellikler (yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey) ile birlikte incelemek, dini başa çıkma tutumlarının, umut ve iyimserlik üzerinde ne yönde ve ne düzeyde bir etkisinin olduğunu belirlemektir. Araştırma, Van ili ve çevresinde yaşayan 18 yaşve üstü 94 kadın, 114 erkek olmak üzere 208 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel bir yaklaşım benimsenmiş, ilişkisel tarama yöntemi ve betimsel metot kullanılmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Sürekli Umut Ölçeği, İyimserlik-Kötümserlik Ölçeği, Dini Başa Çıkma Tarzları Ölçeği tercih edilmiştir. Kişisel Bilgi Formunda demografik özelliklerin yanı sıra öznel dindarlık algısı ve ibadetler ile ilgili sorulara da yer verilmiştir. Ulaşılan veriler ise IBM SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Demografik değişkenler ile umut, iyimserlik ve dini başa çıkma arasında anlamlı bulgulara rastlanmıştır. Erkek katılımcıların eyleyici düşünce puan ortalamaları kadın katılımcılara göre yüksek belirlenmiştir. Evli bireylerin olumlu dini başa çıkma düzeylerinin bekarlara göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Eğitim düzeyi lisansüstü olan katılımcıların iyimserlik düzeylerinin lise mezunu olan katılımcılardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. İlkokul, ortaokul ve lise mezunu bireylerin kötümserlik seviyeleri ise lisansüstü eğitim seviyesine sahip olanlardan daha yüksek bulgulanmıştır. Gelir düzeyi yüksek olanların eyleyici düşünce ortalama puanlarının, gelir düzeyi düşük ve orta olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcıların yaşları ile olumlu dini başa çıkma arasında olumlu bir ilişkiye rastlanmış; katılımcıların yaş puanları arttıkça olumlu dini başa çıkma düzeyleri de artış göstermiştir. Olumlu dini başa çıkma düzeyleri ile öznel dindarlık algıları, namaz kılma, dua etme sıklıkları arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Olumsuz dini başa çıkma ile iyimserlik ve alt boyutları arasında negatif yönde bir ilişki gözlenirken olumsuz dini başa çıkma ile kötümserlik arasında ise pozitif bir ilişki olduğu bulgulanmıştır. Katılımcıların olumlu dini başa çıkma düzeyi yükseldikçe sürekli umut ve alt boyutları ile iyimserlik düzeyleri artarken kötümserlik düzeyleri azalmaktadır. Bireylerin olumsuz dini başa çıkma seviyeleri yükseldikçe kötümserlik düzeyleri de artış göstermektedir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre olumsuz dini başa çıkmanın kötümserliği pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Olumlu dini başa çıkma ise iyimserlik ve sürekli umudu pozitif yönde, kötümserliği ise negatif yönde yordamaktadır.

Rabia Nur Yaşar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

john Locke ve Davıd Hume'da nedensellik ve mucize ilkeleri

Nedensellik ve mucize kavramları tarih boyunca hem din adamları ve teologlar hem de filozoflar tarafından tartışma konusu olmuştur. Nedensellik düşünürler tarafından iki olay arasında zorunlu bir bağıntı olup olmadığı çerçevesinde ele alınmıştır. Mucize kavramı da nedensellikle bağıntılı olması sebebiyle filozofların fikirlerini belirttiği konular arasına girmektedir. 17. Yüzyıl Aydınlanma filozoflarından John Locke (1632-1704) özellikle bilgi, siyaset, eğitim ve tarih gibi konularda ön plana çıkmıştır. Bu sebepten onun nedensellik anlayışı, mucize kavramı ve Tanrı anlayışı geri planda kalmıştır. Buna rağmen nedensellik anlayışında da kendisinden sonra gelen filozofların düşüncelerine rehber olmayı başarmıştır. Locke, nedensellik anlayışını, "nesnenin kendisinde bulunan başka bir özellik" olarak ele almaktadır. İngiliz görgücülüğünün Locke'dan sonra en önemli isimlerinden biri olan David Hume (1711-1776), onun düşüncesinden etkilenmiş ve bu düşünceleri ele alarak geliştirmiştir. O, nedenselliğin a priori bir bilgi olmadığı konusunda ona katılmaktadır. Mucizeleri Locke, tabiat kanunlarına aykırı olarak meydana gelen şeyler şeklinde düşünmektedir. Ona göre Tanrı, seçmiş olduğu elçilere vahiy göndermiştir. Bu vahyi kanıtlamak için de bir başkasının yapamayacağı şeyler ile yani mucizeler ile onu desteklemiştir. Hume ise, mucizenin var olduğunu iddia edenlerin tek delilinin tanıklık olduğunu belirtir. Tanıklık ilkesinin ne kadar güvenilir olup olmadığını tartışmıştır.

Hülya Karaburç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Beliren yetişkinlerde kaygı ve belirsizliğe tahammülsüzlük ile spiritüel iyi oluş arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı beliren yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinin spiritüel iyi oluş, kaygı ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenerek ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş aralığında bulunan 367'si kadın ve 179'u erkek, toplam 546 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde, Google Forms aracılığıyla oluşturulan anket formu Şubat 2024 tarihinde üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Ankette Kişisel Bilgi Formu, Sürekli Kaygı Ölçeği (SKÖ), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Üç Boyutlu Spiritüel İyi Oluş Ölçeği (SİOÖ) kullanılmış, anket formuna öznel dindarlık algısı ve ibadet etme sıklıklarıyla ilgili sorular da eklenmiştir. Verilerin analizi SPSS 25.0 programıyla yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre demografik değişkenler ile sürekli kaygı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve spiritüel iyi oluş arasındaki ilişkiye bakıldığında bazı anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Buna göre kadın katılımcıların erkek katılımcılara oranla spiritüel iyi oluş, sürekli kaygı ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri daha yüksek çıkmıştır. Gelir durumu düşük katılımcıların, gelir durumu yüksek katılımcılara oranla sürekli kaygı ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Katılımcıların spiritüel iyi oluş düzeyleri ile öznel dindarlık algısı ve ibadet etme sıklıkları arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda sosyal çevre, eğitim durumu, sınıf ve yaş değişkenleri ile sürekli kaygı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve spiritüel iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırmadan elde edilen bir diğer bulguya göre üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve spiritüel iyi oluş düzeyleri arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin spiritüel iyi oluş seviyesi arttıkça belirsizliğe tahammülsüzlük, ileriye yönelik kaygı, engelleyici kaygı ve sürekli kaygı düzeylerinin azaldığı görülmüştür. Ayrıca yapılan regresyon analizinde üniversite öğrencilerinin spiritüel iyi oluşlarının sürekli kaygılarını ve belirsizliğe tahammülsüzlüklerini negatif yönde, spiritüel iyi oluş alt boyutu olan anomi düzeylerinin ise belirsizliğe tahammülsüzlüğü ve alt boyutlarını (ileriye yönelik kaygı ve engelleyici kaygı) pozitif yönde yordadığı saptanmıştır.

Betül Akkaya
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Üniversite gençliğinde din anlayışı ile tüketim eğilimleri ilişkisi

Üniversite gençliğine yönelik araştırma yapmak ve onların düşünce, kanaat ve beklentileri ile farklı açılardan tutumlarını ve davranışlarını ortaya koymak büyük önem taşımaktadır. Yaşamın sürdürüldüğü toplumun hem günümüzdeki durumunun hem de gelecek perspektifinin tespit edilerek daha iyi anlaşılması da önem arz etmektedir. Bu çalışmada lisans düzeyinde Sakarya'da öğrenim gören üniversiteli öğrencilerin din anlayışlarıyla tüketim eğilimleri ilişkisi araştırılmıştır. Çalışma teorik aşama ve saha araştırması olmak üzere 2 kısımdan oluşmaktadır. Kavramsal çerçevenin ele alındığı teorik kısımda din, din anlayışı, dindarlık, tüketim, tüketim kültürü, gösteri toplumu, sürdürülebilir tüketim kavramlarıyla birlikte gençlik ve din ile din anlayışı ve sürdürülebilir tüketim davranışı kavramları çalışmayla ilgisi açısından incelenmiştir. Çalışmanın saha araştırması bölümünde din anlayışı, dinin anlaşılması ve yorumlanması amacıyla geliştirilmiş 23 soru ve 4 boyuttan oluşan 'Din Anlayışı Ölçeği' ile tüketim eğilimleri ise 17 sorulu ve 4 boyutlu bir ölçme aracı olan 'Sürdürülebilir Tüketim Davranışı Ölçeği' kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemi esas alınarak yapılmıştır. Araştırmanın verileri, örneklem grubuna çevrimiçi olarak hazırlanan anket soru formu linki paylaşılıp interaktif ortamda uygulanan anket sorularına verilen cevaplar yoluyla elde edilmiştir. Değişkenlerle ölçek boyutları arasındaki ilişki grafikleri ve fark testleri analiz edilerek, ölçek boyutları arasında korelasyon analizi yapılarak araştırma tamamlanmıştır. Bu çalışma Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nde lisans düzeyinde eğitim alan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği çalışmada, ankete katılarak araştırmaya katkı sunan toplam 1855 üniversite öğrencisinin cinsiyet, eğitim aldığı alan, okuduğu sınıf, aile birey sayısı, barındığı yer, anne-baba eğitim düzeyleri, yerleşim yeri büyüklüğü (kırsal-şehir merkezi) ve aile gelir durumu değişkenlerine göre elde edilen bilimsel bulgular sunulmuştur. Din bilimleri alanında yapılan literatür taramasında, dinin insan hayatındaki ve toplumsal yaşamdaki yerini tespit etmeyi hedefleyen birtakım çalışmaların bulunduğu ancak bu çalışmaların belli konuların incelenmesine yönelik olduğu ve sınırlı bazı konulara odaklandığı görülmüştür. Din sosyolojisi ile din psikolojisi bilim dallarındaki araştırmaların kahir ekseriyeti ise dindarlık düzeyi araştırmaları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Din anlayışını ortaya koyma çalışmalarına baktığımızda ise, daha az çalışılan bir alan karşımıza çıkmaktadır. Yine aynı literatürün incelediği örneklem farklı örneklem gruplarından oluşmaktadır. Bu çalışma sonuçları, üniversiteli gençlerde yaygın olan din anlayışı ve dini tutumları ile bunların sürdürülebilir tüketim davranışları ve tüketim eğilimleriyle ilişkisini ortaya koyması bakımından özgün veriler sunmaktadır. Çalışma bu haliyle alandaki mevcut ilmi birikime katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Orhan Yılmaz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaöğretim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretim programının beceri temelli ahlak eğitimi açısından değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, ahlak eğitiminde beceri temelli eğitimin imkânını, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretim programı ve ders kitaplarında, beceri temelli eğitim ile ahlaki becerilerin konumunu etkinlik, sorular ve öğretmen görüşleri açısından incelemektir. Çalışma nitel araştırma olarak yürütülmüş ve öğretim programı ile ders kitabının beceri temelli ahlak eğitimi ve ahlaki becerilere yönelik neler içerdiğini görebilmek adına doküman incelemesine, öğretmenlerin beceri temelli ahlak eğitimine dair görüşlerine ulaşabilmek adına da görüşme yöntemine başvurulmuştur. Doküman inceleme kısmında veriler 9, 10,11 ve 12. sınıf DKAB ders kitapları ve ortaöğretim DKAB öğretim programından elde edilmiştir. Her sınıf düzeyinde ahlaki beceriler ile ilişkili görülen bir ünite seçilerek ünitelerin hazırlık çalışmaları, etkinlikleri ve değerlendirme çalışmaları incelemeye tabi tutulmuştur. Doküman incelemesinin ardından sahada konu ile ilgili tecrübe edinme imkânı bulan DKAB öğretmenleri ile görülmeler gerçekleştirilmiştir ve katılımcıları ortaöğretim düzeyinde derse giren 11 DKAB öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler analiz edilirken betimsel analiz tekniğine başvurulmuştur. Doküman analizinde ahlaki beceriler açısından Meydan tarafından becerilere dayalı ahlak eğitim modeli referans alınarak oluşturulan tema ve kodlar kullanmıştır. Görüşmeler ise hazırlanan kategori ve temalara göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretim programında yer alan kazanımların ve ders kitaplarında yer alan etkinliklerin genelinin ahlaki becerilerden ahlaki yargı becerisi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Aynı zamanda öğretim programında beceri temelli yaklaşımın benimsediği ifade edilmiş ancak beceri temelli eğitim özelliklerinin kazanımlarda ve ders kitaplarında pek de yer almadığı görülmüştür. Öğretim programında beceri temelli eğitime yapılan vurgunun yanı sıra program ve ders kitaplarının beceri temelli eğitim açısından eksik kaldığı görülmektedir. Öğretmenlerin konu ile ilgili görüşleri incelendiğinde beceri temelli eğitim ile ilgili bilgilerinin yüzeysel olduğu ancak öğrencilere aktardıkları bilgilerin öğrenciler tarafından benimsenmesi ve davranışa dönüşmesini önemsedikleri görülmüştür.

Fatma Nur Kasap Kayış
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhvân-ı Safâ risâleleri bağlamında felsefe- matematik ilişkisi

İhvân-ı Safâ, 10. yy. Basra'sında kurmuş oldukları düşünce sistemini Resâilü İhvân-ı Safâ adıyla kaleme almışlardır. Risâlelerinde düşünce sistemini temellendirirken matematiği sabite kabul eden İhvân-ı Safâ, epistemolojik, ontolojik ve kozmolojik sistemini bu temel üzere inşa etmişlerdir. İhvân-ı Safâ; Antik Yunan filozoflarından ve Helenistik gelenekten ilham alarak, felsefi konuları anlamaya ve açıklamaya çalışmış, geleneğin birikimini değerlendirmiştir. İhvân-ı Safâ matematik ve geometride Pythagoras ve Öklid'in, coğrafyada da Batlamyus'un etkilerini kullanarak ilerlemişlerdir. Risâlelerinin dilimize yönelik çevirisi ile İhvân-ı Safâ düşüncesine dair çalışmaların artmasına imkân sağladığını söyleyebiliriz. Bu çalışmalar arasında İhvân-ı Safâ'nın felsefe-matematik ilişkisini ele alan çok az bir çalışmaya rastladık. Bu çalışmayla hedefimiz; İhvân-ı Safâ'nın oluşturmuş olduğu felsefe ve matematik ilişkisini, birlik-çokluk anlayışı ile temellendirdiği sistemini açıklamak amacıyla zihnin evrensel dil olarak kabul ettiği matematik dilinin İhvân-ı Safâ'nın düşünce sisteminde nasıl bir zemin oluşturduğunun izahı üzerinedir. Çalışmamızı kaleme alırken; topluluğun varlık felsefesinin temelini oluşturan sayı ilmini, ilk olarak birlik-çokluk meselesini Pythagoras, Platon, Aristoteles metinlerine yer yer atıflar yaparak ele almaktayım. Konu bağlamında felsefe-matematik ilişkisini belirli çerçevede ele alıp, İhvân-ı Safâ'nın matematik anlayışını; fizik-metafizik-ahlâk ilişkisini nasıl etkilediğini, temellerinin matematiğe nasıl dayandırıldığı hakkında bilgi verilecektir. Nihai noktada günümüzde de sıklıkla kullandığımız astronomi, altın oran ve ebced hesabı ile ilgili bilgilere ahlâk bağlamında yer verilecektir.

Sümeyra Yumak Kaya
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Değerler eğitimi açısından Yusufname çizgi filminin incelenmesi

Çizgi filmler çocukların hayatlarında önemli bir noktada yer almaktadır. Eğlendirirken eğitmenin yanında değer aktarımında da etkili olmaktadır. Değerler eğitiminde, ailede başlayan, okul ile devam eden süreçte çizgi filmler önemli bir rol oynamaktadır. Çizgi filmler çocukların hayal dünyası şekillenirken buna katkı sağlamaktadır. Üstlendikleri bu rol düşünüldüğünde faydalı içeriğe sahip çizgi filmler çocuklar için olumlu sonuçlar doğururken zararlı içeriğe sahip çizgi filmler bunun tersi etki yapmaktadır. Çocuklar izledikleri çizgi film kahramanları ile özdeşleşmekte onları örnek almaktadırlar. Bu sebeple çocukların izledikleri çizgi filmler çok dikkatli seçilmeli, ailelerin kontrolünde sunulmalıdırlar. Çizgi filmlerin değer aktarımına katkısı düşünüldüğünde yerli yapım çizgi filmlerin önemi ortaya çıkmaktadır. Çocuklara değerlerin benimsetilmesi ve aktarılmasını isteyen toplumlar çocuklarına izlettikleri programlar konusunda dikkatli olmalıdırlar. Özellikle ithal edilen yabancı çizgi filmler toplumsal değerlerimizi yansıtma açısından yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle de yerli yapımların sayılarının artması faydalı olacaktır. Bu düşünceden yola çıkarak ortaya çıkan bu çalışma nitel bir araştırmadır ve araştırmada içerik analizi kullanılmıştır. TRT Çocuk kanalında yayınlanan Yusufname çizgi filminin 13 bölümü incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda incelenen bölümlerde toplam 203 olumlu değer tespit edilirken 89 olumsuz söz veya davranışa ait örneklere rastlanmıştır. En çok tekrarlanan üç değerin yardımseverlik, sorumluluk ve öz denetim; en az tekrar edilen üç değerin ise dürüstlük, adalet ve vatanseverlik olduğu görülmüştür. En çok tekrarlanan üç olumsuz davranış; azarlama, öfkeli olma ve hile-aldatma; en az tekrar eden üç olumsuz davranış ise kibir, cimrilik ve tartışmadır. Yusufname çizgi filminin incelenen 13 bölümünde olumsuz söz ve davranışlara ilişkin örneklerle karşılaşılmasına rağmen çizgi filmin genel olarak olumlu bir yapıda olduğu görülmüştür.

Betül Tekir Öztürk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tanrı tasavvuru, psikolojik iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişki üzerine nicel bir araştırma

Çalışmanın amacı psikolojik iyi oluş, Tanrı tasavvuru ve benlik saygısı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılarak ilişkisel tarama modelinden faydalanılmıştır. Örneklemi 18 yaş üstü 341 yetişkin birey meydana getirmektedir. Veri toplama esnasında, Google Forms aracılığıyla oluşturulan anket formu, Ekim 2022 tarihinde katılımcılara uygulanmıştır. "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği", "Tanrı Algısı Ölçeği", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" kullanılmış, bunlara öznel dindarlık algısı, anne-baba tutumu ve anne-baba dini inanç ve tutumu soruları eklenmiştir. Verilerin analizi SPSS paket programı yoluyla yapılmıştır. Ulaşılan veriler t-test, ANOVA, Pearson Korelasyon Analiz teknikleri ile ayrıştırılmıştır. Ele edilen verilere göre psikolojik iyi oluş, Tanrı tasavvuru ve benlik saygısı ile demografik değişkenler arasında (gelir durumu, meslek hariç) anlamlı değişiklikler elde edilmiştir. Ulaşılan sonuçlara göre eğitim durumu, anne tutumu ile psikolojik iyi oluş arasında anlamlı farklılıklar bulgulanmıştır. Yaş, cinsiyet, medeni durum, anne tutumu, anne dini inanç tutumu ile Tanrı tasavvuru arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Yaş, anne tutumu ile benlik saygısı arasında ise anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Araştırmanın sonucu bağlamında psikolojik iyi oluş, Tanrı tasavvuru ve benlik saygısı arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler; Tanrı tasavvuru ve benlik saygısı arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönde ilişkiler bulgulanmıştır.

Benlik saygısıPsikolojik iyi oluş
Yasemin Çavdar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam Hatip Ortaokulu mezunlarının lise tercihlerini etkileyen faktörler (Sakarya örneği)

3 Mart 1924'te Tevhid-i Tedrisat kanunu ile kurulan İmam Hatip Okulları, 29 vilayette ortaokul kademesinde eğitim ve öğretime başlamıştır. 1930'da resmen, 1932'de ise fiilen İmam Hatip Okulları kapatılmış, 1951 yılında 4 yıllık ortaokul olarak tekrar açılmıştır. 1954'te lise kısımları da açılan İmam Hatip Okulları 1997/'98 eğitim yılında 8 yıllık kesintisiz eğitim sistemine geçilmesiyle orta kısımları tekrar kapatılmıştır. 2012 yılında 4+4+4 zorunlu eğitim sistemine geçilmesiyle İmam Hatip Ortaokulları tekrar açılmıştır. Ancak bu yeni sistem ile İmam Hatiplerin orta kısımları ile lise kısımları farklı kurumlar olarak açılabilmiştir. Bu yeni sistem ile İmam Hatip Ortaokullarında mezun olanların lise tercihlerinde İHL ile birlikte farklı liselere yöneldikleri görülmüştür. İşte bu tezin amacı İmam Hatip Ortaokulu mezunlarının lise tercihlerini etkileten faktörleri araştırmaktır. Bu araştırma 2022/'23 eğitim-öğretim yılında Sakarya İlinde 4 İHL, 10 lise, toplam 14 okulda eğitim gören 729 İHO mezunu ile yapılan anket ile sınırlıdır. Araştırma yöntemi olarak nicel ve nitel verilerin toplandığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel boyutta betimsel tarama, nitel boyutta ise durum çalışması yöntemi tercih edilmiştir. Nicel boyutta veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış, İHL çalışma grubu ile İHL dışındaki liseler çalışma grupları için farklı anketler hazırlanmış, nitel boyut içinde mülakat sorulara öğrencilere yöneltilmiştir. Nicel veriler betimleyici analiz ile yorumlanmış, değişkenlerle ilgili olarak da ki-kare analizi yapılmıştır. Nitel boyutta ise betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmamızda öğrencilerin ilkokuldan sonra İHO tercihlerinde aile yönlendirmesinin etkili olduğu görülmüştür. Öğrencilerin İHO'dan ve özellikle Arapça dersi hariç meslek derslerinden yüksek düzeyde memnun oldukları sonucuna ulaşılmış ancak bu memnuniyete rağmen tekrar İHO tercih etme konusunda aynı motivasyonda olmadıkları gözlenmiştir. İHL tercih eden öğrencilerin tercih sebeplerinde en çok katıldıkları sebebin İHO tercih sebeplerinde olduğu gibi aile yönlendirmesi ifadesi olmuştur. İHL tercih etmeyen öğrencilerin İHL tercih etmemeleri üzerinde meslek derslerine dair çekinceleri olduğu görülmüştür. İHL dışındaki liselerde öğrenim gören öğrencilerin çoğunluğunun okullarında İHO mezunu olarak zorluk/lar yaşadıklarını beyan etmişlerdir. Son olarak öğrencilerin çoğunluğu tekrar lise tercih etme şansı olsaydı İmam Hatip Lisesini tekrar tercih etme konusunda istekli görülmemiş ve bunun da öğrencilerin özellikle İHL'deki meslek derslerine karşı algılarından kaynaklandığı görülmüştür.

Fatih Man
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin din algıları, değer yönelimleri ve din eğitimine yönelik tutumları: Sakarya örneği

Günümüzde yaşanan hızlı değişim ve gelişimler, gençlerin dine, değerlere ve eğitime bakış açılarını da etkilemektedir. Geleceğin büyükleri olan gençlerin hızlı değişim ve gelişimlere ayak uyduracak şekilde; kültüründen, inançlarından ve değerlerinden kopmadan yetişmeleri ülkeler için daha önemli hale gelmiştir. Ülkelerin bunu gerçekleştirebilmesi için de öncelikle gençlerin ilgilerinin, algılarının, tutumlarının ve ihtiyaçlarının bilimsel araştırmalarla ortaya konulması gerekmektedir. Çalışma, bu hedefe yardımcı olmak amacıyla lise öğrencilerinin din algıları, değer yönelimleri ve din eğitimine yönelik tutumlarını belirlemeye ve aralarındaki ilişkileri ortaya koymaya yöneliktir. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Sakarya'da farklı lise türlerinde öğrenim gören toplam 489 öğrencinin katıldığı betimsel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin geleneksel ve kültürel din algısı ile modern din algısına orta düzeyde sahip oldukları görülmektedir. Ortalama puanlara bakıldığında ise öğrencilerin geleneksel ve kültürel din algısına daha yatkın oldukları söylenebilir. Öğrencilerin geleneksel ve kültürel din algısında kültürel boyuta; modern din algısında ise dini otoriteye karşıtlık/özerk boyutuna yüksek düzeyde katılım gösterdikleri görülmektedir. Öğrencilerin değer yönelimlerinin ise yüksek düzeyde olduğu en çokta saygı boyutunu önemsedikleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin din eğitimine yönelik tutumlarının ise yine orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğrencilerinin din eğitimine yönelik tutum boyutunu daha çok önemsedikleri görülürken, DKAB dersine yönelik tutum boyutuna ise en düşük puanı verdikleri görülmektedir. Geleneksel din algısı ile modern din algısı arasında orta düzeyde ters bir ilişki söz konusu iken geleneksel din algısı ile din eğitimine yönelik tutum arasında ise güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Modern din algısı ile din eğitimine yönelik tutum üzerinde ise orta düzeyde ters bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Değer yönelimiDinDin algısı+2
Recep Murat
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm düşüncesinde marifetullah: İhvân-ı Safâ örneği

Düşünce tarihinde evrenin varlığının keyfiyeti sorgulanmaktadır. Bu keyfiyeti maddi/tabii nedenlerle açıklayanların yanı sıra tabiatüstü nedenlerle açıklayanlar bulunmaktadır. Dinlerin genel anlamda tanrı olarak nitelediği bu tabiatüstü nedene dair elde edilen bilgilere İslâm düşünce terminolojisinde marifetullah denir. İslâm düşünce tarihinde marifetullaha ulaşmak için çeşitli metotlar kullanılmaktadır. Bu metotlar aklî, sezgisel ve sezgisel akıl metotlarıdır. Kelâm, tasavvuf ve felsefede marifetullaha ulaşmak için bu metotlar kullanılmıştır. İslâm düşüncesinde marifetullah gibi önemli bir konuyu eklektik bir tavırla sistemleştiren İhvân-ı Safâ, onuncu yüzyılda Basra'da ortaya çıkan kimliği gizli bir topluluktur. Bu topluluğun felsefe, din, ahlak, ontoloji ve siyaset gibi birçok konuda görüşlerinin bulunduğu risâleler mevcuttur. İhvân-ı Safâ'ya göre insanın Yüce Yaratıcı'ya ulaşması matematik, geometri, astronomi gibi ilimlerin tedrisatından geçmekle mümkün olmaktadır. Bu ilimlerin tedrisatından sonra marifetullah bilgisi Yüce Yaratıcı'nın lütfuyla insana bağışlanmaktadır. Bu bağlamda İhvân-ı Safâ'nın marifetullaha ulaşmak için kullanmış olduğu aklî metodun yanı sıra sezgisel metot hem kendisinden önceki düşünce geleneklerinden beslenerek oluşması hem de kendinden sonraki düşünce dünyasını etkilemesi bakımdan oldukça önemlidir. Eklektik tavra sahip olan İhvân-ı Safâ'nın kendisinden önce İslâm düşünce geleneklerinde marifetullaha nasıl ulaşıldığının ipuçları bulunmaktadır. Bundan dolayı çalışmamızda öncelikle kelâm, tasavvuf ve felsefe gibi İslâm düşünce geleneklerinde marifetullaha nasıl ulaşıldığını ele alıp daha sonra da İhvân-ı Safâ'nın marifetullaha nasıl ulaştığı araştırılacaktır.

Nisanur Duman
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İhvân-ı Safâ'da ahiret düşüncesi

En ilkel dinlerden günümüze kadar çoğu insan ölümden sonra hayatın olduğuna inanmaktadır. Ahirete iman olarak ifade edebileceğimiz bu hususta bir ayrılık söz konusu değildir. Fakat ahiret hayatının nasıl olacağına dair çeşitli fikirler sunulmuştur. Ahiretin henüz tecrübe edilmemesi nedeniyle ona dair bilgiler yeterince net değildir. Bu nedenle ahiret hayatı hakkında söylenen çoğu şeyin tevil ya da yorum olması kaçınılmazdır. İhvân-ı Safâ'ya göre insan, ruh ve bedenden oluşan bir varlıktır. Ruh, dünyaya ahlâkî yetkinliğini tamamlamak için gelmiştir ve burada bedeni bir vasıta olarak kullanır. İhvân-ı Safâ'ya göre ruh, ölümden sonra bedenden kurtularak cennet veya cehenneme intikal edecektir. Cennet ve cehennemin mahiyetini anlamak için öncelikle insanın, dünyadaki varoluş gayesini idrak etmek gerekmektedir. Çünkü ahiret hayatı, insanın bu dünyadaki yaptığı fiillere göre şekillenmektedir. Bu yüzden insan, ruhunu yetkinleştirmek ve cennete yükseltmek için ahlâkî bir çaba içerisinde olmalıdır. Bu çaba nefs eğitimini gerçekleştirmeyi, ibadetlere bağlılığı, ahlâkî erdemlere sahip olmayı ve bilgiyi/hikmeti elde etmeyi kapsamaktadır. Çalışmada öncelikle İhvân'ın etkilendiğini düşündüğümüz Yunan felsefesi ile Zerdüştlük, Hinduizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerinin ahiret inançlarına değinilecektir. Ardından insanın bu dünyadaki var oluş gayesi ve ruhun ölümden sonra izleyeceği yollar yani ahiret hayatı ele alınacaktır. Ölüm, berzah, kıyamet, ba's, haşr, mizan, cennet ve cehennem vb. konuları İhvân-ı Safâ Risâleleri bağlamında açıklanacaktır.

Beyza Nur Özmış
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş kur'an kurslarında elif-ba öğretimi

Çalışmanın amacı Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) 4-6 yaş Kur'an kurslarındaki elif-ba öğretimini öğretim programları, kullanılan elif-balar ve öğretici görüşleri bağlamında incelenmesidir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Hz. Muhammed (sav)'den günümüze kadar gerçekleştirilen Kur'an-ı Kerim öğretimi tarihçesine yer verilmiştir. İkinci bölümde elif-ba öğretimi açısından 4-6 yaş Kur'an Kursu Öğretim Programı ve günümüzde kullanılan okul öncesi elif-baları incelenmiştir. Üçüncü bölüm Tekirdağ Müftülüğü 4-6 yaş Kur'an kurslarında görev yapan 10 öğretici ve Sakarya Müftülüğü 4-6 yaş Kur'an kurslarında görev yapan 10 öğreticiden oluşan 20 kişilik çalışma grubuyla elif-ba öğretimi üzerine yapılan görüşmelerin bulgularından oluşmaktadır. Kayıt cihazı yardımıyla kaydedilen görüşmeler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre DİB 4-6 yaş Kur'an kurslarında eğitim-öğretim faaliyetleri ve öğretici profilleri çeşitlilik gösterdiği anlaşılmaktadır. Öğreticilerin elif-ba öğretirken kullanmış olduğu yöntem ve tekniklerdeki farklılıkların öğretici yeterlilikleri, öğrenci hazırbulunuşluğu, öğrencilerin öğrenme hızı ve öğrenme şekli ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Öğreticilerin hizmetiçi eğitim ile eğitim-öğretim süreçlerinin kalitesini geliştirme istedikleri görülmüştür. Öğreticilerin Kur'an-ı Kerim Öğretim Programı hakkında genel olarak benzer konulara değindiği anlaşılmaktadır. Yaş grubuna dikkat edilerek farklı programların düzenlenmesi, programın öğretim yöntem ve teknik noktasında detaylandırılarak öğreticiyi yönlendirmesi beklenmektedir. Güncellenen öğretim programları ile ilgili öğreticilerin bilgilendirilmesi sağlanarak eğitim-öğretim süreci ile ilgili endişeleri azaltılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Ayşenur Usta
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yükseköğretim kurumları sınavlarının İmam Hatip Lisesi meslek dersleri üzerindeki etkisi

Bu çalışma, Yükseköğretim Kurumları Sınavlarının (YKS) İmam Hatip Lisesi (İHL) meslek dersleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda öncelikle İHL, İHL meslek dersleri ve YKS üzerinde kavramsal çerçeve çizilmiş ardından YKS'nin İHL meslek dersleri üzerindeki etkisi öğretmen ve öğrenci görüşlerine dayalı olarak farklı boyutlarıyla ortaya konmuştur. Araştırmada yöntem olarak nitel yaklaşım benimsenmiş, desen olarak durum çalışması tercih edilmiştir. Bu kapsamda Sakarya ili Anadolu İmam Hatip Liselerinde (AİHL) görev yapan 13 AİHL meslek dersi öğretmeni ve yine bu okullarda öğrenim gören 14 öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışma grubunun seçilmesinde amaçlı örneklem tekniği tercih edilmiş ve katılımcı öğrencilerin 12. sınıflardan, katılımcı öğretmenlerin ise 12. sınıfa derse giren öğretmenler arasından belirlenmesi sağlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplanmış, toplanan veriler betimsel analiz metodu ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre YKS'nin meslek dersleri ders motivasyonunu olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Bu bağlamda YKS'nin ders sürecine olumsuz etkisinin öğrencilerde öğretmenlerden daha çok hissedildiği anlaşılmaktadır. Araştırmaya göre gerek öğretmenler gerekse öğrenciler YKS'nin eğitim sürecinde bir motivasyon kaynağı olmasında hemfikirdirler. Bu sebeple katılımcılara göre AİHL meslek derslerinin YKS'de soru temsilinin olması ders motivasyonunun artmasına önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Ayrıca YKS'de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) sorularının çözümünde genel olarak AİHL meslek dersleri müfredatının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında öğrencilerin bu sorularla ilgili çalışmalar yapmadığı, bazı öğretmenlerin de DKAB sorularının kazanımlarıyla ilgilenmediği gözlemlenmiştir. Öğrenci ve öğretmenler meslek derslerinin daha verimli işlenebilmesi için müfredatın sadeleştirilmesi gerektiğini, güncel konuların ve uygulamalı derslerin ağırlıkta olması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Din eğitimiÜniversite giriş sınavları
Muhammet Numan Tekin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Darıca'da yaşayan Caferilerde sosyal ve dini hayat

Bu çalışmanın amacı, Kocaeli'nin Darıca ilçesinde yaşayan, kendisini İmâmiyye/Caferi mezhebinin mensubu olarak niteleyen bireylerin dini ve sosyal hayatlarını cemaat sosyolojisi ışığında incelemektir. Toplum birçok grubun, farklılıklarıyla bir arada olması sonucunda, kültürel mozaiğini ortaya koyan, zenginliğini gün yüzüne çıkaran bir yapıdır. Bireylerin hayat anlayışlarını şekillendiren ve dünyalarını çevreleyen unsurlardan biri de dindir. Dini anlama ve uygulama şekilleri, kişinin günlük pratikleri üzerindeki etki düzeyleri, hayatı şekillendirmede kayda değer bir öneme sahiptir. İslam dininin Şiîlik esaslarına dayanan bir yorumu olarak Caferilik de bireylerin hayatında mezhepsel bağlamda ve kendilerini tarif etmelerinde bir aidiyet unsuru olarak yer tutmaktadır. Darıca, Kocaeli'nin en fazla Caferi nüfusa ev sahipliği yapan ilçesidir. Darıca, üç Caferi camisinin, bu camilerin derneklerinin, "Türkiye" ve "Caferi" isimlerinin kullanıldığı ilk vakıf olan Türkiye Caferileri Vakfı (TÜRCAV)'nın, bu vakıf bünyesinde yer alan, resmi statüdeki (Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı) Caferi Kur'an kursu olduğu ifade edilen İmam Muhammed Mehdî Kur'an Kursu'nun bulunduğu ilçedir. Yoğun Caferi popülasyonunun yaşadığı, sosyalleştiği, dini ritüellerini ve günlük rutinlerini gerçekleştirebildikleri tüm bu mekânlar; Caferilerin sosyal hayatlarının ve dini ritüellerinin gözlemlenebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu sebeple Darıca ilçesi, Caferiliğin anlaşılabilmesi ve incelenebilmesi için uygun zemine sahip bir mekândır. Çalışmamız nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama tekniği olarak on altı Caferi birey ile görüşme, mekânlarda ve ritüeller esnasında gözlemler yapılmış ve Caferilikle ilgili dokümanların incelenmesi suretiyle gerekli bilgilere ulaşılmıştır.

CaferilikDinDin sosyolojisi+1
İzzet Öztaş
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyanet İşleri Başkanlığı 4-6 yaş grubu Kur'an kursları öğretim programının (2022) program geliştirme ilkeleri ve öğretici görüşlerine göre değerlendirilmesi

Öğretim programları sürekli olarak değişen zamana uyum sağlayarak kendini yenileyen ve gelişen formatta olmalıdır. 4-6 yaş grubu Kur'an kursları öğretim programı 2014 yılından beri birçok yönden yenilenmiş ve geliştirilmiştir. 2014 yılı 4-6 yaş öğretim programı, programın ve uygulamanın yeni olmasından kaynaklı eksikleri mevcut olup 2018 yılında uygulanan öğretim programıyla eksiklikleri giderilmeye çalışılmıştır. 2022 yılında ise eğitimin yarım ve tam gün şeklinde uygulanmaya başlanmasıyla program, yarım ve tam gün uygulanacak şekilde, konu ve kazanımlar yeniden değerlendirilmiş, programa çocukları farklı gelişim alanlarında destekleyecek etkinlikler eklenerek program yeniden güncellenmiştir. Bu çalışma, 2022 yılında güncellenen 4-6 Yaş Kur'an kursu öğretim programının program geliştirme ilkeleri açısından ve öğretici görüşlerine göre incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması modelinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır. Çalışmada veri kaynağı olarak 4-6 yaş Kur'an kursu öğretim programı ve konuyla ilgili yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi ile gerçekleştirilen öğretici görüşleri kullanılmıştır. Görüşmeler araştırmanın amaçlarına uygun olarak nitel bulgu elde etmeye yeterli olacak sayıda öğretici ile yapılmıştır. Görüşmelerde maksimum çeşitlilik sağlayabilecek şekilde öğretici seçimine gidilmiştir. Mülakatlar, Kocaeli ili Gölcük, Başiskele ve Kartepe müftülüklerine bağlı 4-6 yaş Kur'an kurslarında görevli olan ve 2023-2024 eğitim-öğretim yılında görev yapan 13 öğreticiyle yüz yüze olarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yapılarak yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre; 2022 yılı 4-6 yaş öğretim programının program geliştirme yaklaşımlarından konu merkezli, öğrenci merkezli ve problem merkezli yaklaşımın sentezlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Program geliştirme modellerinden Taba-Tyler yaklaşımının benimsendiğini sonucuna ulaşılmıştır. Öğreticilerden elde edilen bulgulara göre; öğreticilerin büyük bir kısmı, programın din eğitimi ve değerler eğitimi açısından yeterli olduğunu düşünmekte ancak soyut kavramların somutlaştırılması ve öğretim materyallerinin yetersizliği gibi konularda geliştirilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Fiziki şartlar ve yardımcı personel eksikliği, öğreticilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Öğreticiler, derslerde drama, oyun ve tekrarlama gibi çeşitli yöntem ve teknikler kullanmakta ancak daha fazla dijital kaynak ve materyale ihtiyaç duymaktadır. Ölçme ve değerlendirme yöntemleri açısından öğreticiler, genellikle soru-cevap ve gösterip yaptırma yöntemlerini tercih etmektedir. Sonuç olarak öğreticiler, programın genel olarak yeterli olduğunu düşünmekte ancak daha fazla öğretim materyali ve kaynağın sağlanması, fiziki şartların iyileştirilmesi, yardımcı personel eksikliğinin giderilmesi gibi konularda iyileştirmeler yapılması gerektiğini belirtmektedirler. Öğreticiler, programın etkinliğinin arttırılması için programa veli katılım etkinliklerinin eklenmesi, programın yerel ihtiyaçlara göre uyarlanabilir olması, öğreticilere yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması, velilere yönelik tanıtım programları yapılması gibi önemli öneriler sunmaktadır.

Birsen Topsakal
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mekân ve din: Sakarya Orhan Gazi Camii örneği

"Mekân ve Din: Sakarya Orhan Gazi Camii Örneği" adlı tez çalışması genel anlamda dini bir mekânın çevresini nasıl etkilediğini, mekân/aidiyet ilişkisini anlamayı araştırmaktadır. Özelde ise Orhan Gazi Camii'sinin sosyolojik konumunu saptamayı ele almaktadır. Cami/mekân, mekân/cami ilişkisi bu tezin ana konuları arasında yer almaktadır. Bu tez çalışması, mekân-insan etkileşimini ve birbirleri üzerindeki etkilerinin var olup olmadığını araştırılması üzerine çalışılmış ve aktarılmıştır. Lefebvre, Soja, Foucault, Urry, Harvey gibi çeşitli kuramcıların mekân hakkında yapmış oldukları çalışmalardan çıkan sonuçlar değerlendirilmeye tabi tutularak anlaşılmaya çalışılmış ve çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu tez çerçevesinde, Sakarya Adapazarı ilçesindeki fiziksel (mekân) ve sosyal unsurların çevreyi nasıl etkilediği ve bu unsurların toplumsal yapıya karşı müdahaleci bir yapısının olup olmadığı nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirildi. Dini bir mekân olan Sakarya Orhan Gazi Camii'sinin toplumu manevi anlamda etkilediği görülmektedir. Caminin insanlar üzerinde bir kimlik ve aidiyet duygusu oluşturduğu söylenebilir. Bu tezle toplum ve dini mekân arasında karşılıklı etkileşimin kendisini sürekli bir şekilde yenilediği sonucuna varılmıştır.

Ümmügülsüm Kavak
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00