Eskişehir Teknik Üniversitesi
Anabilim Dalı

Çevre Bilimleri Anabilim Dalı

Eskişehir Teknik Üniversitesi

121

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Altyapı sistemlerinin farklı bilgisayar destekli programlarla karşılaştırmalı analizi, dizaynı ve maliyet hesabı

İçme suyu dağıtım, kanalizasyon uzaklaştırma ve yağmur suyu toplama sistemleri gibi insan sağlığı açısından önem arz eden ve toplumların gelişmişlik göstergelerinden biri olan yapıların tasarımları hassas analizler ve yüksek maliyetlerle geçekleştirilmektedir. Bu analizlerin yapılması uzun süreler gerektirmektedir. Gelişen teknoloji ve bilgisayar sistemleriyle birlikte bu analizlerin daha optimum şartlarda ve çok kısa sürelerde yapılması amaçlanarak çeşitli modelleme programları üretilmiştir. Bu programların birbirlerine göre bir çok değişik hesap şekilleri olması dolayısıyla bazı programlar daha çok ön plana çıkmışlardır. Bu programların birbirleri ile karşılaştırılması ve hangi programın daha işlevsel olduğunun araştırılıp gözler önüne serilmesi ise bu şekilde büyük önem arz eden yapıların daha sağlıklı ve düzgün dizayn edilmesi ve uygun fiyatlarla inşaatını kolaylaştıracaktır.Daha önce bu konularla ilgili gerçekleştirilen tez çalışmalarında altyapı sistemlerinin paket olarak incelenmemesi bu alanda bir eksiklik teşkil etmektedir. Sadece kanalizasyon sistemi için kullanılan programlar karşılaştırılırken içme suyu sisteminin veya yağmur suyu sisteminin birbirinden ayrılması çok doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü altyapı sistemlerinin tamamı birbirine entegre bir şekilde çalışmakta ve dizayn edilmektedir. Aynı zamanda daha önceki çalışmalarda sistemlerin maliyet yönünden araştırılmaması da ayrı bir handikaptır.Bu sebeplerin tamamı göz önüne alındığında altyapı sistemleri için geliştirilen modelleme programlarının bir kaçı yerine, en çok kabul gören lisp ve yazılım tabanlı iki model sisteminin paket olarak incelenmesinin ve sistemleri birbirinden ayırmanın yanlış olacağı düşünülerek hem hesap kriterleri, hem malzeme farklılığı ve hem de maliyet açısından karşılaştırılmasının daha sağlıklı olacağı öngörülmüştür.İçme suyu sisteminde lisp programının yazılım programına göre daha uygun ve maliyet açısından daha düşük sonuçlar elde ettiği izlenmiştir. Kanalizasyon programında ise modelleme olarak bakıldığında yazılım programının daha uygun olduğu, maliyet açısından ise çok bir fark olmamasına rağmen yine daha düşük sonuçlar elde edildiği gözlenmiştir. Yağmursuyu sisteminde ise modelleme açısından herhangi bir fark görülmemesine rağmen maliyet açısından yazılım programının lisp programına göre üstün olduğu izlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Kanalizasyon, İçme Suyu, Yağmur Suyu, Hesap, Dizayn, Maliyet, Karşılaştırma

Bilgisayar destekli çözümHesap yöntemleriKanalizasyon sistemleri+3
Mehmet Turan Tetik
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gökçekaya Baraj Gölü dip sedimanının nütrient düzeylerinin belirlenmesi

Bu proje ile, Sakarya Nehri üzerinde bulunan Gökçekaya Baraj Gölü sedimanının kalite değerleri incelenerek kirlilik profili belirlenmiştir. Seçilen alan daha önce yapılmış olan çalışmalardan farklılık gösteren bir özelliğe sahiptir. Bu baraj gölü, Sakarya Nehri üzerindeki iki baraj gölü arasında yer almaktadır. Gölü besleyen ana akarsu Sarıyar Baraj Gölü'nden gelmektedir. Bu çalışmayla, diğer baraj göllerinden farklı bir giriş suyu özelliğine sahip olan Gökçekaya Baraj Gölü sedimanında doğal sistemlerdeki değişiminin nütrientler yönünden incelemesi yapılmıştır.Araştırma kapsamında 1 yıllık olarak planlanan arazi çalışmalarında mevsimlik olarak numuneler alınmıştır. Gökçekaya Baraj Gölü'nde ön fizibilite çalışmasıyla belirlenen 5 istasyondan numuneler alınmıştır.Bu içeriği ile proje, ülkemizde çeşitli göller için yapılmış birçok çalışmanın tek bir göl içinde ele alınarak bir arada yapılmasını sağlayacaktır.Uzun vadede bu çalışma, ülkemizde yapılan monitoring (izleme) çalışmalarında uygun bir sistematiğin geliştirilmesini ve Avrupa Birliği'ne girme sürecinde olduğumuz şu günlerde halen yapılandıramadığımız alıcı ortam standartlarının belirlenmesinde indikatör olabilecek parametrelerin tespitini sağlayacaktır.Bu proje ile Gökçekaya Baraj Gölü'nün su kalite değişiminin tam olarak yorumlanabilmesi ve mevcut durumun net olarak ortaya konulabilmesi için eksik kalan sediman kalitesinin belirlenmesi sağlanmıştır.Böylece Gökçekaya Baraj Gölü mevcut kalitesi tam anlamıyla incelenmiş ve metodolojisi bakımından ülkemizdeki benzer çalışmalara referans olacaktır.

Baraj gölleriBesleyici maddeler
Şenay Kumcu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapılarda rüzgar enerji sistemlerinin kullanımı

Elektrik tüketiminin her geçen yıl artması, kullanılan kaynakların ise ağırlıklı olarak fosil kaynaklar oluşu ve bu kaynakların rezervlerinin sınırlı olması, elde edilme zorluğu ve dışa bağımlık gibi etkenler, yenilenebilir enerji kaynaklarına verilen önemi artırmıştır. Ayrıca, fosil kaynakların kullanımı sonucu açığa çıkan sera gazlarının etkisi ile meydana gelen küresel ısınma ve hava kalitesinin bozulması gibi çevresel sorunlarda, yenilenebilir enerji kaynaklarını öne çıkaran diğer etkenlerdir.Enerji ihtiyacını karşılamak için yenilenebilir enerji kaynakları içerisinden rüzgar enerjisinin kullanımı son yıllarda yaygınlaşmıştır. Türkiye'de de son yıllarda rüzgar enerjisinden yararlanarak elde edilen enerji üretimi artmıştır ve artmaya da devam etmektedir.Bu çalışmanın ilk kısmında rüzgarın niteliği ve onu etkileyen faktörlerden bahsedilmiştir. Bunun yanısıra dünya ve Türkiyenin rüzgar potansiyeli ve rüzgar haritaları gözden geçirilmiştir. Sonrasında ise yükseklik, pürüzlülük ve türbülans gibi değerlerin rüzgardan elde edilen enerji üzerinde etkisi, Weibull ve rayleight gibi farklı yöntemler kullanarak rüzgarın dağılımı ve potansiyelinin hesaplanma yöntemi incelenmiştir. Bu kısmın sonunda ise, rüzgar türbinlerinin yapısı ve sınıflandırması ele alınmıştır.Çalışmanın uygulama bölümünde ise. Ankara kentinin güney batısında, İncek bölgesinde yer alan bir yapının enerji ihtiyacı hesaplanmıştır. Daha sonra bölgenin rüzgar karakteristiği ve saha topografisinin özellikleri de hesaba katılarak binanın enerji ihtiyacını karşılayabilecek en uygun rüzgar türbin tipi seçimi yapılmıştır. Sahanın rüzgar potansiyelinin belirlenmesi ve optimizasyon çalışmalarında, Danimarkalı EMD International Firması tarafından geliştirilmiş olan WindPRO 2.7 ve Danimarka Teknik Üniversitesi'ne bağlı Risø Ulusal Laboratuarı'nda geliştirilmiş olan WAsP 9.0 programları kullanılmıştır.

EnerjiRüzgar enerjisiRüzgar türbinleri
Sevil Tutunchian
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane laboratuvar atıksularındaki patojen mikroorganizma düzeylerinin belirlenmesi

HASTANE LABORATUVAR ATIKSULARINDAKİ PATOJEN MİKROORGANİZMA DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Gökçem ÇELEBİGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTemmuz 2012ÖZETBu çalışma, hastane laboratuvar atıksularındaki patojen mikroorganizmaların tür ve miktarlarının belirlenmesi ve organizmaların dezenfeksiyon- nötralizasyon sistemlerindeki giderim kapasitelerinin belirlenmesi için yapılmıştır. Pilot ölçek de yapılan bu çalışmada Ankara'da bulunan Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. Hastane laboratuvarında kurulu bulunan Tıbbi Atık Nötralizasyon ve Dezenfeksiyon Sisteminde 5 aylık bir periyotta aylık olarak giriş ve çıkış suyundaki patojen mikroorganizma düzeylerine bakılmıştır. Alınan örneklerde patojen özellikteki bakteri (Pseudomonas aeroginosa, E. coli, Acineto baumanii, KNS) ve virüs (Anti-HCV, Anti-HIV, HBsAg, HAV-IgM, Toxoplazma-IgM, Rubella-IgM ve CMV-IgM) teşhisleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda bazı örneklerin giriş sularında bakteriyolojik faaliyet ve hastalık yapıcı virüsler tespit edilirken, çıkış suyu analizleri neticesinde bakteriyolojik ve hastalık yapıcı virüslere rastlanmamıştır. Bu çalışmanın sonucunda kullanılan paket arıtım sisteminin patojen giderimi açısından verimli bir şekilde çalıştığı gözlemlenmiştir. Çalışma sonuçları özellikle ülkemizdeki deşarj yönetmeliklerinde patojen mikroorganizmalara ait herhangi bir standartın olmaması açısından oldukça dikkat çekicidir.Herhangi bir arıtma işleminin yapılmadığı hastane laboratuvar atıksularında ciddi anlamda patojen organizmaların mevcut olabileceğinin görülmesi de çevre ve halk sağlığı açısından dikkat çekici diğer bir noktadır.

Gökçem Çelebi
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane laboratuvar atıksularındaki ağır metal düzeylerinin belirlenmesi

HASTANE LABORATUVAR ATIKSULARINDAKİ AĞIR METAL DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Zeynep Berkim TÜFEKÇİGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTemmuz 2012ÖZETPilot ölçekli yapılan bu çalışma kapsamında; Ankara'daki bir hastanenin biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvar atıksularını nötralize ve dezenfekte eden sistemde ağır metal giderimi incelenmeye çalışılmıştır. Sadece patojen giderimi ve pH ayarlaması yapan bu sisteme bir aktif karbon filtresi eklenerek ağır metal giderim performansı izlenmiştir. Araştırmalar süresince tıbbi atık nötralizasyon ve dezenfeksiyon sisteminin giriş ve çıkış suyundan aylık periyotlarda alınan örneklerde ağır metal (Al, Cr, Mn, Co, Ni, Cu, Zn, Cd ve Pb) düzeyleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre genel olarak, tıbbi atık nötralizasyon ve dezenfeksiyon sisteminin giriş ve çıkış suyundan alınan numunelerde, ağır metal içeriklerinin literatürde verilen sınır değerlerin oldukça altında olduğu görülmüştür. Böylece mevcut sisteme eklenen aktif karbon filtresi, seçilen pilot ölçekli hastanede kanalizasyona deşarj edilen atıksuların ağır metal düzeylerini düşürmüştür. Sistemden çıkan hastane laboratuvar atıksularının ağır metal konsantrasyonları, ASKİ Atıksuların Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği'ndeki sınır değerlerin oldukça altında kalmaktadır. Bu çalışma sonucunda; sağlık kuruluşlarından kaynaklanan sıvı tıbbi atıkların kanalizasyona verilmeden önce dezenfeksiyon ve nötralizasyonunu yapan bu tür sistemlere basit bir fiziksel arıtım elemanının (karbon filtre) eklenmesiyle ciddi oranda ağır metal gideriminin de sağlanabildiği görülmüştür.

Zeynep Berkim Tüfekçi
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sulu çözeltilerden mangan oksit ve persülfat ile parasetamol gideriminin incelenmesi

Farmasotik olarak aktif bileşikler, yüzeysel sular, yeraltı suları ve toprak gibi farklı çevresel ortamlarda giderek artmaktadır. Parasetamol, ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak kullanılan farmasotik bir maddedir. Bu çalışmada, mangan oksit (OMS-2) ve persülfat kullanılarak parasetamol giderimi araştırılmıştır. Reaksiyon sıcaklığı, pH, OMS-2 ve persülfat miktarı ve başlangıç parasetamol konsantrasyonun etkisi, serbest radikal söndürme çalışmaları, OMS-2 katalizörünün kararlılığı, hümik asit ve inorganik anyonların etkisi ve sentezlenen OMS-2' nin karakterizasyonu incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında laboratuvar ortamında OMS-2 üretilmiş, daha sonra yalnızca OMS-2, yalnızca persülfat ve OMS-2/PS kombinasyonunda parasetamol giderimi araştırılmıştır. 5 mM persülfat ve 0.1 g/L OMS-2 kullanıldığında, parasetamol giderim verimi % 99.0'a yükselmiştir. Persülfat ile OMS-2 kullanımı, sadece OMS-2 ve sadece persülfat ile karşılaştırıldığında parasetamolün daha hızlı ve etkili şekilde giderimiyle sonuçlanmıştır. Çalışmanın bir diğer aşamasında reaksiyon sıcaklığı ve pH'ın etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla pH 2-8 aralığında değiştirilirken sıcaklık ise 20, 30 ve 40 °C' de incelenmiştir. Test edilen tüm pH ve sıcaklık değerlerinde yüksek oranda parasetamol giderimi gerçekleşmiştir. Farklı OMS-2 ve persülfat konsantrasyonlarında parasetamol giderimi incelenmiş, optimum OMS-2 miktarı 0.1 g/L ve optimum persülfat dozajı 20 mM olarak belirlenmiştir. OMS-2 katalizörünün kararlılığı araştırılmış ve parasetamol gideriminde zamanla uygulanan adımlarda düşüş gözlenmiştir. Çalışmanın sonraki aşamalarında ise serbest radikal söndürme çalışmaları, hümik asit ve inorganik anyonların etkisi ve sentezlenen OMS-2' nin karakterizasyonu araştırılmıştır.

Zeynep Tunç
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel yönetimlerde görev yapan çevre uzmanlarının çevreci tutum ve davranışlarının incelenmesi

Günümüzde, çevre sorunlarının yıkıcı etkileri ile karşı karşıya kaldığımız bir gerçektir. Artık doğa taşıma kapasitesini doldurmak üzeredir ve şimdiye kadar alınan önlemlerle çevre sorunlarının önüne geçilemediği, sorunların ivmelenerek arttığı ortadadır. Bugüne kadar uygulanan "tek bir dünya, tek bir doğa" sloganı ile başlayan uluslar arası toplantılar ve üretilen politikaların, sınır aşan çevre sorunlarının çözümü için gerekliliği tartışılmaz. Ancak bir bütün olarak hareket etmemizi gerektiren merkeziyetçi çözümlerin yanı sıra, sorunların kaynağında yer alanların, yani yerelin kararlılık, sorumluluk ve yetkilerinin de devreye girme zamanıdır. Fakat tam da burada, yerel yönetimlerin çevre sorunlarının önlenmesi hususundaki yeterliliğinin tartışılması gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak, bu çalışmada, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilçe belediyeleri'nde çalışan personelin, Çevre Problemleri Hakkında Farkındalıkları, Çevre Problemlerinin Çözümü İçin Yaşam Tarzını Değiştirmeye Yatkınlıkları, Türkiye'deki Çevre Sorunları Hakkındaki Bilgileri ve "Çevresel Tutumları" olmak üzere, çevre ile ilgili meselelere yaklaşımları dört farklı boyutta incelenmiştir. Boyut analizlerinin sonucunda çevre ile ilgili birimlerde çalışanlar ve diğer birimlerde çalışanlar arasındaki farkın ortaya konması hedeflenmiştir. Bu ölçümler dışında belediye çalışanlarına ilişkin yaş, eğitim düzeyi, cinsiyet gibi demografik parametrelerin etkisi de irdelenmiştir.Çalışmanın sonuçlarına göre; belediye çalışanlarının çevre sorunları hakkında bilgi sahibi oldukları ve çevre kirliliğinin önlenmesi için yaşam tarzlarını, tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye hazır oldukları gözlemlenmiştir. Yine yapılan çalışma neticesinde çevre ile ilgili birimlerde çalışan personel ile çevre dışı birimlerde çalışan personel arasında, her dört ölçek içinde anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Çevre bilincinin eğitim düzeyiyle orantılı olduğu ve kadınların erkeklere oranla daha çevreci davrandıkları tespit edilmiştir.

Hazel Feyza Katkat
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kömür kökenli metan gazının değerlendirelerek iklim değişikliğine etkisinin azaltılması

XX. Yüzyılın basından itibaren maddi refah düzeyinin yükselmesi ve tüketim alıskanlıklarının degismesi sonucu atmosfere atılan gazlardaki artısın sebep oldugu iklim degisikligi olgusu, çevrenin ve gelecek kusakların üzerinde beklenmedik dramatik etkiler gösterecek noktalara ulasmıstır. İklim degisikligi sorununun çözümünde mevcut enerji politikalarının atmosferdeki karbondioksit seviyesini asgari düzeye indirecek teknoloji ve yöntemler kullanılması kilit rol oynamaktadır. Bu çalısmada, sera gazlarını azaltma yönünde kömür madenlerinden salınan metan gazının salınıma katkısının çesitliyöntemler ile engellenmesi ve alternatif bir enerji kaynagı olarak tüketime arz edilerek ekonomiye kazandırılması temel yaklasımı ele alınarak ülke potansiyelinin degerlendirilmesi amaçlanmıstır. Tez kapsamında, örnek bir isletmenin metan gazı ölçüm sonuçları için gerekli hesaplamalar yapılmıs,metan drenajı projelerinin iklim degisikligi sorunu ve enerji kaynak çesitliligi bakımından tercih edilebilir ve uygulanabilir üstünlükleri irdelenmistir.Anahtar Kelimeler : Sera Gazı, Kömür Kökenli Metan, Enerji

EnerjiSera gazı
Hakan Öksüz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Plazma gazlaştırma teknolojisi ile katı atık bertarafı

Bu tez çalışmasında, oldukça yeni bir teknoloji olan plazma gazlaştırma teknolojisi ile katı atık bertarafının değerlendirilmesi üzerinde çalışılmıştır.Yine bu çalışma ile, atıkların bertarafı konusunda ülkemiz ve dünyadaki durum araştırılmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde ülkemizde atık bertarafı konusunda Avrupa Birliği ülkelerine nazaran yasal düzenlemeler ve bilinçlenme açısından geride olduğumuz, bununla birlikte Avrupa Birliği Uyum yasaları ile aradaki farkın kapatılmaya çalışıldığı gözlenmiştir.Çalışmanın ilk aşamasında, daha önce geliştirilmiş olunan analitik model ile içeriği bilinen bir arıtma çamuru örneğinin gazlaştırılması neticesinde açığa çıkan sentez gazının içerikleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte plazma torcunun gücü ve açığa çıkan ısı enerjisi hesaplanmıştır. Hesaplamalar yapılırken kazan içerisinde oluşan reaksiyonların tersinmez oldukları kabulü yapılmıştır. Daha sonra bu kabulün doğruluğunu kanıtlamak amacıyla kazan içerisinde oluşan beş adet gazlaşma reaksiyonunun oluşma entalpileri hesaplanıp çalışılması gereken sıcaklık aralıkları grafikler halinde sunulmuştur.Çalışmanın ikinci kısmında ise; birinci kısımda analitik model ile çözülen arıtma çamurunun modellemesi bir paket program yardımıyla yapılmış ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Analitik model ile hesaplanan sentez gazı içeriklerinde CH4, NH3, HCN gibi bileşikler, bilinmeyen sayısının azaltılması ve hesaplama kolaylığı açısından ihmal edilmiş olup, paket program ile adı geçen bileşiklerin miktarları hesaplanmıştır. Matematiksel hesaplamalar ile paket programın sonuçları incelendiğinde tutarlı olduğu saptanmıştır.Çalışmanın son kısmında ise bir paket program yardımıyla içerikleri ve ısıl kapasiteleri bilinen şehir çöpü atığı ve ithal kömür karışımları ile beş modelleme yapılmıştır. Bu modellerin amacı, çeşitli karışım miktarları ile oluşturulan beslemelerin gazlaştırılması ile açığa çıkan sentez gazlarının içeriklerinin incelenmesidir. Sentez gazının içeriğin, atıkların kütlesel konsantrasyonuna doğrudan bağlı olduğu gözlenmiştir.Yapılan çalışmanın neticesinde; çok yeni bir teknoloji olan Plazma Gazlaştırma Teknolojisi ile gazlaştırmanın analitik ve bilgisayar modellemeleri yapılmış olup elde edilen ürünlerin içerikleri ve ısıl değerleri karşılaştırılmıştır. Ülkemizde bu teknolojiyi kullanacak araştırmacılara ve sanayi kuruluşlarına birtakım matematiksel veriler sunarak ve yol göstermek istenilmiştir.

GazlaştırmaKatı atıklarPlazma
Caner Dereli
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin CO2 emisyonu toplam faktör verimliliği

Veri Zarflama Analizi, karar birimlerine ait, çeşitli girdi ve çıktı değerleri kullanılarak, göreli etkinliğin ölçüldüğü parametrik olmayan bir yöntemdir. Veri Zarflama Analizi yönteminin kullanılması ile hangi karar verme biriminin (KVB) etkin olduğu ve etkin olmayan karar verme birimlerinin girdilerini çıktıya dönüştürme başarısızlıklarında, girdilerindeki eksikliklerin belirlenmesini sağlar. Bu çalışmada VZA yöntemi kullanılarak, Türkiye'nin dahil olduğu 35 ülkenin enerji kaynakları kullanımından kaynaklanan sera gazına dönüşme performansları göreceli olarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca, sera gazı ve etkileri konusunda kaydedilen aşamalar, dünya üzerindeki etkileri, ülkeler bazında yapılan çalışmalar, alınan önlemler ve uygulanmaya çalışılan politikalar gibi konular irdelenmiş ve Türkiye'nin iklim değişikliği konusundaki konumu da ayrıntılı olarak incelenmiştir.Anahtar Kelimeler : Veri Zarflama Analizi, Sera Gazı, Etkinlik

EtkinlikSera gazıVeri zarflama analizi
Gülşah Ünal
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tatlısu istakozlarında (Astacus leptodactylus Esch. 1823) amonyağın toksik etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada ülkemizde yaşayan endemik türlerden olan tatlı su istakozuna (Astacus leptodactylus, Eschscholtz, 1823) amonyağın toksik etkileri araştırılmıştır. Dört farklı ölçüm zamanında (24, 48, 96 ve 168 saat) ve iki farklı subletal amonyak dozuna (12,3 mg/L ve 60,25 mg/L) maruz kalan tatlı su istakozlarının (Astacus leptodactylus) hemolemflerinde biyokimyasal parametrelerdeki değişimler, toplam hemosit sayıları ve solungaç ve hepatopankreas histolojisi incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda total protein haricinde tüm biyokimyasal parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) fark saptanmıştır. Özellikle sekonder stres parametrelerinden olan glikoz ve laktik asit parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmıştır (p<0.05).Yapılan histolojik incelemeler sonucunda solungaç dokusunda hiperemi benzeri yapı, hemolemf infiltrasyonu ve melanizasyon saptanmıştır. Hepatopankreas dokusunda ise lumen dejenerasyonu, lumenlerde genişleme ve ödem saptanmıştır. Toplam hemosit sayısı ve hemolemf glukozu crustaceaların sağlık durumunu belirlemede kullanılan parametrelerdendir. Tatlı su istakozlarından alınan hemolemf örneklerinde yapılan toplam hemosit sayımı sonuçları kontrol grubu ile karşılaştırıldığında toplam hemosit sayısında artış görülmüştür. Tatlı vsu istakozları (Astacus leptodactylus) OECD test yönergelerinde standart test organizmaları olmaları ve beslenme ağındaki kritik pozisyonlarından dolayı elde ettiğimiz bulgular literatüre katkıda bulunabilir niteliktedir.Bilim Kodu : 903.1.032Anahtar Kelimeler : Subletal amonyak, tatlı su istakozu (Astacus leptodactylus),hepatopankreas, solungaç, biyokimyasal hemolemf parametreleri, toplam hemosit sayısıSayfa Adedi : 70Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Aylin Sepici DİNÇEL

HepatopankreasSolungaçTatlı su istakozu
Fatih Daloğulları
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Termik santral soğutma sularının deniz suyu kalitesine etkisi

Bu çalışmada Termik Santrallerin denizden aldığı soğutma suyunu kullandıktan sonra, türbinlenen buhar ısısını soğutma suyuna aktarıp tekrar denize deşarj etmesi sonucu; deniz suyu kalitesinin, fizikokimyasal ve biyolojik parametreler bakımından kalite değişimi incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Zonguldak ili sınırları içerisinde kalan ve sahilde inşa edilmiş olan ZETES Termik Santrali pilot alan olarak belirlenmiştir. Bu termik santralin soğutma suyu tesislerinde 16 aylık bir dönemde, yaklaşık 2 aylık periyotlarla deniz suyundan iki farklı istasyondan su numuneleri alınmıştır. Numunelerin alındığı 1. İstasyon soğutma suyu alım noktası, 2. İstasyon ise soğutma suyu deşarj noktası olarak belirlenmiştir. Genel olarak soğutma sistemi suyu alım noktası ve deşarj noktası arasında mevsimsel dönemlerde Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY) Tablo 4'de belirtilen parametrelerde önemli bir değişkenlik gözlenmemiştir. Bu parametreler içerisinde tek farklılık su sıcaklıkları arasında gerçekleşmiş olmasına rağmen, bu sıcaklık farklılıkları SKKY'e göre sınır değerler içerisinde kalmaktadır. Elde edilen deneysel bulgular, termik santrallerde kullanılan soğutma sularının özellikle soğutma suyu olarak kullanılan kaynakta su sıcaklıklarını etkilediğini göstermektedir. Bu durum termik santrallerdeki soğutma suyu sistemlerinin dizaynında en önemli unsurun hidrotermal modelleme olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Egemen Özmen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızılırmak nehrinde azot ve fosfat düzeylerinin belirlenmesi; Kırıkkale havzası örneği

Bu çalışmada; Kırıkkale Kızılırmak havza suyunda nitrat ve fosfat seviyelerinin tespiti amacıyla nehir üzerinde belirlenen 8 adet istasyondan Kasım 2009 ile Ekim 2010 tarihleri arasında 12 ay boyunca su numuneleri alınmıştır. Özellikle tarımsal faaliyetlerin yapıldığı yerlere yakın istasyonlar belirlenmiştir. Her bir istasyonda aylık olarak 1 yıl boyunca sıcaklık, pH, çözünmüş oksijen, amonyak, nitrat ve ortofosfat analizleri yapılmıştır.Analiz sonuçlarına göre su kalitesi sınıflarının belirlenmesinde, Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY) Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterlerinde belirtilen sınır değerler kullanılmıştır. Bir yıl boyunca Kızılırmak suyunun sıcaklık değerlerinin 11-27,50 ºC ( = 17,13 ºC) arasında değiştiği görülmüştür. Ortalama sıcaklık değerleri SKKY'nde belirtilen I. sınıf su kalite kriterlerine uygundur. Çalışmamız süresince pH değerlerinin 6 - 8,20 ( = 7,19) arasında değiştiği belirlenmiştir. Ortalama pH değeri açısından Kızılırmak suyu I. sınıf su kalitesindedir. Suyun çözünmüş oksijen değerleri 3,45-8,40 mg/l ( = 5,28 mg/l) arasında değişmektedir. Kızılırmak çözünmüş oksijen açısından III. sınıf su için verilen kalite kriterlerine uymaktadır. Su numunelerinin amonyak değerleri 0,01-3,30 mg/l ( =0,83 mg/l) arasında değişmektedir. Ortalama amonyak değerine göre Kızılırmak II. sınıf su kalitesindedir. Su numunelerinin nitrat değerleri 0,13-3,44 mg/l ( = 1,40 mg/l) arasında değişmektedir. SKKY'ne göre I. sınıf su için verilen kalite kriterlerine uymaktadır. Su numunelerinin ortofosfat değerleri 0,05-0,40 mg/l ( = 0,24 mg/l) arasında değişmektedir. Bu değer açısından ise SKKY'ne göre III. sınıf su kalitesindedir.Araştırma bulguları değerlendirildiğinde; Kırıkkale Kızılırmak havza suyundaki azot ve ortofosfat seviyelerinin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğinde belirtilen sınır değerleri aşmadığı görülmüştür.

Lale Gündoğan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sazan balığı (Cyprinus carpio L., 1758) fingerlinglerine propoxurun histopatolojik, hematolojik ve biyokimyasal etkileri

Bu çalışmada karbamatlı bir pestisit olan propoxurun 96 saatlik LC50 (10 mg/L) değerinin yarısının (5 mg/L) sazan balığı (Cyprinus carpio L., 1758) fingerlinglerine histopatolojik, hematolojik ve biyokimyasal etkileri incelenmiştir.Histopatolojik incelemeler sonucunda, kontrol grubuna ait dokularda ve propoxura maruz kalan balıkların dalak, bağırsak, kas, deri dokularında histopatolojik bulguya rastlanmazken, deney grubuna ait balıkların solungaç dokularında hiperemi, telangiektazi, hiperplazi, branchitis, sekonder lamellalarda füzyon, epitelyum kalkması ve epitelde deskuamasyon; böbreklerde kanama, ödem, glomerulusta yıkım, pre-nefritis, tubul içinde yangı-deskuamasyon; karaciğerlerde pasif hiperemi, albumin ve hidropik dejenerasyon; beyin dokularında hiperemi, kromatoliz ve glial proliferasyon kaydedilmiştir.Hematolojik parametreler incelendiğinde deney grubunun hematokrit değerlerinin kontrol grubuna göre azaldığı saptanmıştır. Eritrosit sayısının deney grubunda kontrol grubuna göre arttığı tespit edilmiştir. Bu artış istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Deney grubundaki balıklarda kontrol grubuna göre lökosit sayısında artış gözlenmiştir. Bu artış istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). MCV değeri deney grubunda kontrol grubuna göre azalmıştır.Biyokimyasal analizlerde kontrol grubuna göre deney grubunda plazma glukoz, kolestrol, trigliserit ve fosfor değerinde artış saptanmıştır. Plazma total protein, klor ve AST değerinde kontrole göre artış gözlenmiştir. Bu artış istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,01). Plazma sodyum değerinde kontrole göre artış tespit edilmiştir. Bu artış istatistiki olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Plazma kalsiyum ve potasyum değerlerinde kontrole göre azalma gözlenmiştir.

BiyokimyaHematolojiHistopatoloji+2
Ayşen Ayhan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Chlorpyrıfos-ethyl'in subletal dozunun sazan balıkları (Cyprinus carpio L., 1758) histolojisi ve genotoksisitesi üzerine etkilerinin belirlenmesi

Bu çalışmada sazan (Cyprinus carpio L.) fingerlingleri organofosforlu insektisitlerden chlorpyrifos-ethyl'in subletal konsantrasyonu 16 µg/L'ye (96 saatlik LC50 değerinin 1/10'u) 24, 48, 96 saat ve 7 gün boyunca maruz bırakılmışlardır. Denemeler sonunda balıklardan elde edilen periferal eritrositlerde nükleus anomalileri ve mikronükleus farklı frekanslarda tespit edilmiştir. Nükleus anomalileri açısından chlorpyrifos-ethyl'e maruz kalan gruplar ile kontrol grupları arasındaki farklılıklar istatistiki yönden önemli bulunmazken (P>0,05), mikronükleus testi sonucunda chlorpyrifos-ethyl'e maruz kalan gruplar ile kontrol grubu arasındaki fark önemli bulunmuştur (P<0,05) ve pestisitin genotoksik etki gösterdiği tespit edilmiştir. Hepatopankreas dokularında albumin dejenerasyonu, hidropik dejenerasyon, hiperemi, solungaç dokularında hiperemi, telangiektazi, hiperplazi, branşitis, ödem, klorit hücre hiperplazisi ve füzyon ile böbrek dokularında kanama, hiperemi, melanizasyon, ödem, bowman kapsülünde genişleme, şişmiş glomerulus, tubullerde hidropik dejenerasyon ve tubulun etrafında melanizasyon, chlorpyrifos-ethyl'e maruz kalan sazan fingerlinglerinde en çok rastlanan histopatolojik bulgulardır. Kontrol gruplarında herhangi bir histopatolojik bulguya rastlanılmamıştır. Chlorpyrifos-ethyl'e daha uzun süre maruz kalma, dokularda elde edilen bulguların şiddetlenmesine ve/veya görülen histopatolojik bulguların daha yoğun ve daha fazla sayıda balıkta görülmesine sebebiyet vermemiştir.Sonuç olarak subletal konsantrasyonda bile chlorpyrifos-ethyl'e maruziyetin sazan fingerlinglerinde genotoksik etki gösterdiği ve doku hasarına yol açtığı saptanmıştır.

Cyprinus carpioGenotoksisiteHistoloji+4
Gül Çelik Çakıroğulları
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2,4-D (2,4-Diklorofenoksi) asetik asit ve türevleri ile Bisfenol-a (bis-a) ve Fosfinotrisin (PPT)'in su pireleri Daphnia magna (Straus, 1820) (Cladocera, Crustacea) üzerine akut toksik etkilerinin belirlenmesi

Bitkide büyüme düzenleyicilerden 2,4-Diklorofenoksiasetik asit (2,4-D) ve türevlerinden 2,4-D Isooktilester (2,4-D Ester) ve 2,4-D Dimetilamin (2,4-D Amin) iyi bilinen yapay oksinlerdendir. Bu maddeler seçici herbisit (yabancı ot öldürücü) etkisi göstermektedir.Fosfinotrisin (PPT) ise bakteri, bitki ve hayvan hücrelerinde glutamin sentaz enzimlerini inhibe ettiğinden herbisit olarak kullanılmaktadır. Bisfenol-A (BPA) plastik üretiminde kullanılan karsinojen bir maddedir.Bu çalışmada, 2,4-D ve türevleri ile Fosfinotrisin ve Bisfenol-A'nın akuatik ekosistemlere karıştığında Daphnia magna (Straus,1820) (Cladocera, Crustacea) üzerine nasıl etki edeceğini araştırmak için 24 saatlik EC50 değerlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ön denemeler sonunda her bir kaptaki hareketli D. magna bireyleri sayılmış, ortamın hafifçe karıştırılmasını takiben ölü bireyler dikkate alınarak, hareketsizlik yüzdesine; %0 - %100 karşılık gelen derişimler belirlenmiştir. Kontrol gruplarıda kullanılarak bu kimyasalların 24 saatlik EC50 değeri periyodik olarak belirlenmiştir.Kullanılan bu maddelerin 24 saatlik EC50 değerleri sırasıyla; D. magna bireylerinde probit analiz yöntemine göre 2,4-D için; 462,3 mg/l (346,36?636,42), 2,4-D Ester için; 2,4 mg/l (0,69?4,10), 2,4-D Amin için; 199,3 mg/l (146,94?266,095), BPA için; 6,682 mg/l (5,872?7,446), PPT için; 65,78 mg/l (33,872?444,371) bulunmuştur.Ayrıca Behrens-Karber yöntemi ile 24 saatlik EC50 değerleri 2,4-D 694,72 mg/l, 2,4-D Ester 7,7 mg/l, 2,4-D Amin 423,5 mg/l, BPA için; 7,7 mg/l, PPT için; 94,71 mg/l olarak saptanmıştır. Bu maddelerin konsantrasyondaki farklılıklara göre D. magna bireylerinin davranışlarında su yüzeyinde kalma, parçalanmalar ve ölüm gibi önemli değişiklikler gözlenmiştir.

2,4-diklorofenoksiasetik asit2,4-diklorofenoksiasetik asitAkuatik ekosistem+7
Güldane Çınar Pektaş
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seyfe Gölü su kalitesi ve dip çamuru ağır metal özelliklerinin belirlenmesi

Seyfe Gölü'nde 1 yıllık periyotta dönemsel (ilkbahar, yaz, sonbahar, kıs) olarakyapılan bu çalısma kapsamında göl suyu ve sedimentte ağır metal (Cd, Pb, Cr,Co, Ni, Zn, Cu, As) miktarları tespit edilmeye çalısılmıstır. Yine bu çalısmakapsamında, göl havzası içinde yoğun olarak yapılan tarımsal faaliyetlerdekullanılan sentetik gübre ağır metal miktarlarının su ve sediment kalitesiüzerindeki etkisi arastırılmıstır. Su analiz sonuçlarına göre Seyfe Gölü sukalitesi Pb, As ve Cd miktarlarıyla Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'ne göre IV.Sınıf su kalitesine girmektedir. Cu, Co ve Cr miktarına göre II. Sınıf su kalitesi,Ni ve Zn miktarlarına göre de I.sınıf su kalitesine sahip özellik göstermektedir.Mevsimsel dönemlere göre sediment örneklerinde yapılan analiz sonuçlarınagöre yaz döneminde Zn>Pb>As>Cr>Ni>Cu>Co>Cd; kıs döneminde iseZn>Pb>As>Cr>Ni>Cu>Cd>Co sıralamaları seklinde metalkonsantrasyonlarının değisimi hesaplanmıstır. Genel olarak Seyfe Gölü'ndemevsimsel dönemlerde değiskenlik göstermesine rağmen ağır metal birikimdensöz edilebilir.Özellikle arsenik yıllık ortalama değerleri yönetmelik sınırdeğerlerinin oldukça üstünde kalmaktadır ve buda tabanda ciddi bir arsenikbirikimini göstermektedir. Seyfe Gölü su ve sediment kalitesinin ağır metallerbakımından incelendiği bu çalısmada, gölün metal kirliliği ile karsı karsıyaolduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Göl havzasının bulunduğu alandaözellikle endüstriyel kaynaklı bir kirletici kaynağın bulunmaması ve bölgedeyoğun olarak tarımsal faaliyetlerin yapılması, tarımsal kaynaklı bir ağır metalkirliliği probleminin olduğunu düsündürmektedir. Bölgedeki tarım arazilerindekullanılan sentetik gübre komposizyonlarındaki yüksek metal miktarları da buteoriyi desteklemektedir.Anahtar Kelimeler : Seyfe Gölü, Ağır Metaller, Sediment, Sentetik Gübreler

Ağır metallerSentetik gübrelerSeyfe Gölü
Vildan Bölükbaşı Başaran
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinden Karadeniz'e taşınan çözünmüş besin elementleri düzeylerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, Samsun ili Bafra ve Çarşamba ilçelerinde Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinin Karadeniz'e döküldüğü noktalarda 2013-2017 yılları arasında mevsimsel periyotlarla 14 ölçüm ve örnekleme gerçekleştirilmiştir. İncelenen su kalite parametreleri pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik, çözünmüş oksijen, bulanıklık, toplam sertlik, askıda katı madde (AKM), sülfat, klorofil-a, nitrat azotu (NO3-–N), nitrit azotu (NO2-–N), amonyum azotu (NH4+–N), o-fosfat fosforu (o-PO43-–P) ve silikat (Si)'tır. Çalışma kapsamında Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirlerinde besin elementlerine ait karakteristik değerler hesaplanmış, ayrıca mevsimsel ortalama derişimler belirlenerek, sonuçlar mevzuatta ilgili yönetmeliklerin su kalite kriterleri tablolarındaki sınır değerlerle karşılaştırılmıştır. Kızılırmak nehrinde NO3-–N, NO2-–N, NH4+–N, o-PO43-–P ve Si için hesaplanan karakteristik değerler (µM) sırasıyla, 60,93; 3,06; 12,13; 1,03; 424 ve Yeşilırmak nehrinde ise 89,43; 1,79; 18,09; 7,00; 385 olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, mevsimsel debiler kullanılarak nehirler aracılığıyla Karadeniz'e taşınan besin elementi yükleri hesaplanmıştır. Kızılırmak nehrinden Karadeniz'e taşınan yıllık ortalama NO3-–N, NO2-–N, NH4+–N, o-PO43-–P, Si, ve AKM miktarları ton cinsinden sırasıyla 1430; 62; 329; 52; 24056; 34585 ve Yeşilırmak nehri için ise bu değerler, 4120; 62; 349; 243; 35048, 47445 olarak tespit edilmiştir.

Besleyici maddelerKızılırmakSu kirliliği+1
Muhammed Baran Kılıç
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hastane atıklarının yönetiminde geri kazanılabilir atık miktarlarının tespiti ve ekonomik değeri ankara örneği

Hastane atıklarının hem üretim miktarlarını hemde ekonomik maliyetini azaltmak, atıkların kaynağında ayrı toplanıp geri kazanım projelerini uygulamakla mümkündür. Bu çalışmada Ankara ili ve ilçelerindeki devlet, özel, üniversite ve eğitim ve araştırma hastanelerindeki atıkların bileşenleri, miktarları ve bu bileşenler içindeki geri kazanılabilir atık miktarları ve ekonomik değerleri hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda Ankara'daki hastanelerin % 33'üne ulaşılmıştır. Hastanelerdeki atık dağılımı % 10 geri kazanılabilir atık, % 33 tıbbi atık ve % 57 evsel atık olarak bulunmuştur. Geri kazanılabilir atıkların toplanma oranı % 88 dir. Toplamda hastane atıkları ise 4,31 kg/yatak/gün olarak tıbbi atık, 2,46 kg/yatak/gün evsel atık ve 0,43 kg/yatak/gün geri kazanılabilir atıklar oluşturmaktadır. Toplamdaki yıllık geri kazanılabilir atıkların ekonomik değeri ise 92.980 TL dir. Hastanelerde geri kazanım projelerinin geliştirilerek uygulanması; ülke ekonomisine sağlayacağı sınırlı katkının yanı sıra özellikle doğal kaynakların korunması ve çevre bilincinin geliştirilmesine yardımcı olacaktır.

Erva Dündar
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Malathion insektisitinin Poecilia reticulata (Peters, 1859) üzerindeki akut toksik etkisi

Bu çalışmada tarımsal faaliyetler sonucu sucul ekosisteme toksik kirletici olarak ulaşan malathion insektisitinin Poecilia reticulata (Peters, 1859) üzerinde 96 saatlik LC50 değerinin saptanması amaçlanmıştır. Denemelerde toplam 204 Poecilia reticulata bireyi kullanılmıştır. Bu çalışmada akut toksisite deneylerinden statik yöntem kullanılmıştır. Ayrıca malathion insektisitinin her bir konsantrasyonunda Poecilia reticulata bireylerindeki davranış değişiklikleri tespit edilmiştir. Malathion denemesinden elde edilen bulgular üç farklı yöntemle değerlendirilmiştir. 96 saatlik LC50 değeri EPA nın geliştirdiği Probit Analiz yöntemine göre 19,459 ppm; Trimmed-Spearman Karber metoduna göre 20,91 ppm ve Behrens-Karber metoduna göre ise 22,125 ppm olarak hesaplanmıştır.Anahtar Kelimeler: Malathion, Poecilia reticulata, LC50, akut toksisite

Nurtaç Hilal Bakal
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mogan gölünde su ve sedimentte ağır metal düzeylerinin tespiti; sazan (Cyprinus carpio) ve kadife (Tinca tinca) balık dokuları üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada, Ankara'nın 20 km güneyinde bulunan ötrofik statüdeki Mogan Gölü'nde su ve sedimentte ağır metal miktarları belirlenmiş(Al, As, Cd, Cu, Fe, Hg, Ni, Pb, Zn ), gölde yaşamını sürdüren türler arasında bulunan Sazan (Cyprinus carpio) ve Kadife (Tinca tinca) balıklarının solungaç ve karaciğer dokuları da histolojik olarak incelenmiştir. Bu bağlamda iki farklı peryotta ve iki paralel olarak seçilmiş olup sırasıyla ; Sukesen Deresi (1.), Atatürk Parkı (2.), Vilayet Evi (3.), Mogan Park (4.), İhracatçılar Birliği (5.) ve Milli Piyango Tesisleri (6.) olmak üzere 6 istasyondan su ve sediment örnekleri alınmıştır.Sediment analizlerinin sonuçları Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği'nin Toprak Kirlilik Parametreleri Sınır Değerlerine göre değerlendiğinde bakır (Cu), kadmiyum (Cd), kurşun (Pb), çinko (Zn) bu sınır değerlerin altında saptanmıştır. Şubat ayı ölçümlerinde civa (Hg) 1.,2.,3. istasyonda (2,62-5,965 mg/kg) ve arsenik (As) 2., 3., 6. istasyonda (20,395-52,45 mg/kg) sınır değerlerin üzerinde bulunmuştur. Sedimentteki ağır metal düzeyleri oransal olarak Al > Fe > Zn > Ni > Cu > Pb > As > Cd > Hg şeklinde saptanmıştır.Yapılan su analizlerinde Cu, Fe, Ni, Pb, Zn, Cd Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin Kıtaiçi Su Kaynaklarının Sınıflarına Göre Kalite Kriterleri tablosunda Sınıf- I su kalitesi, Hg değerleri ise Sınıf -III tedir. Al için Haziran ayı değerleri Şubat ayı değerlerinden oldukça yüksektir. Haziran ve Şubat ayları değerlendirmelerinde As değeri, ilk istasyon hariç diğer istasyonlarda I. Sınıf sınır değerlerinin üzerinde (Sınıf II ve III) bulunmuştur. Sudaki ağır metal düzeyleri oransal olarak Pb > Al > Fe > As > Ni > Hg > Cu ? Zn > Cd olarak saptanmıştır.Sazan ve Kadife balıklarının karaciğer dokularında önemli bir histopatolojik bulgu saptanmamıştır. İki türde solungaç dokularında ise gölün ötrofik statüsü nedeniyle nütrient zenginliği ve oksijen azlığının da neden olduğu düşünülen bazı patolojik bulgulara rastlanmıştır.

Mustafa Dostbil
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Çayı'nın tarımsal sulama amaçlı kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı; Ankara Çayı'nın su kalitesini belirleyerek; tarımsal sulama suyu olarak kullanımının uygunluğunu değerlendirmektir. Bu amaçla; Ankara Çayıından, 4 mevsim boyunca 6 istasyondan su örneği alınmış ve belirlenen sulama suyu parametrelerinin analizleri yaptırılmıştır. Analizlerin sonuçları Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği Teknik Usuller Tebliği kapsamında değerlendirilmiştir. Sulama suyu parametrelerinden elektriksel iletkenlik ve değişebilir sodyum yüzdesi değerleri standartların üzerinde çıkmıştır. Ankara Çayının sulama amaçlı kullanımın zaman içerisinde toprakta tuzluluk oluşturacağı tespit edilmiştir. Sulama suyu sınıfı açısından Ankara Çayından alınan tüm numunelerin C3S1 (Kullanılabilir) sulama suyu sınıfında olduğu, sodyum absorbsiyon oranı , sodyum karbonat kalıntısı , klorür, sülfat, toplam tuz konsantrasyonu , bor konsantrasyonu ve pH gibi ölçülen diğer sulama suyu kalite parametreleri çerçevesinde sınır değerler altında olduğu, ölçülen bu değerlerin istasyonlar arası ve mevsimlere göre değişiklik göstermediği istatistiksel olarak belirlenmiştir.Sonuç olarak Ankara Çayınnın sulama amaçlı olarak kullanılabilmesi için tüm sulama suyu kalite parametreleri açısından uygunluğunun sağlandıktan sonra kullanımının uygun olabileceği tespit edilmiştir.

Derya Çalışkan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oğulbey (Gölbaşı) akiferlerinin yer altı suyu kalitesinin incelenmesi

Bu çalışma, Oğulbey Gölbaşı'nda seçilen inceleme alanındaki akiferden alınan numunelerin kimyasal özellikleri ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri numune alımı sırasında ölçülmüş, laboratuarda ise pH, katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır.Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verilerinin değerlendirilmesi sonucu; yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin magnezyum ve bikarbonat olduğu tespit edilmiştir. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır.Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde söz konusu bölgeye ait yer altı sularının önemli bir kısmının magnezyum, sodyum ve potasyum değerleri itibari ile ancak sulama suyu olarak kullanılabileceği, bölgede tarımı yapılacak bitkilerin mineral hassasiyeti dikkate alınarak ve toprağın drenajının sağlanması koşulu ile kullanılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

Akiferler
Turgay Güngör
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gölbaşı (Ankara) ve çevresindeki yer altı sularında bor kirliliğinin incelenmesi

Bu çalışmada, Gölbaşı (Ankara) ve çevresindeki yeraltı sularında bor kirliliğinin incelenmiştir. İnceleme alanını oluşturan birimler içerisinde kireçtaşları, konglomera, bazalt, andezit, gölsel kireçtaşı ve alüvyon zeminlerden oluşumlar tespit edilmiştir. Çalışma alanındaki suların laboratuar analizlerinde indüktif eşleşmiş plazma cihazı kullanılmış, daha sonra sonuçların değerlendirilmesi yapılmıştır. Laboratuar analiz sonuçlarından elde edilen bor konsantrasyon değerlerine göre, inceleme alanındaki belli istasyonlarda yer altı suyundaki bor konsantrasyonunun arttığı gözlemlenmiştirİnceleme alanındaki yer altı sularının kalitesinin, Örencik ve Karaoğlan bölgelerinde bor konsantrasyonundaki artış nedeniyle olumsuz etkilendiği görülmüştür. Bor konsantrasyonun yüksek olduğu yerlerin litolojik özellikler ile göl gibi bor bileşiklerini çözen bir su kütlesinin bor kaynağı olarak özellikle andezit gibi magmatik kayaçlarla olan temasıyla ilişkili olarak yer altı sularının olumsuz yönde etkilendiği şeklinde düşünülmektedir.

Cengiz Çelebi
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aysantı Beli (Ayaş-Ankara) florasının tehdit altındaki türleri

Bu çalışma, araştırma alanı olan Aysantı Beli (Ayaş/Ankara) bölgesinde yayılış gösteren ve tehlike kategorisinde yer alan 6 türün (Aethionema dumanii, Aethionema turcicum, Astragalus densifolius subsp. ayashensis, Astragalus panduratus, Crepis purpurea ve Campanula damboldtiana) yerinde tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Bu sayede hedef türlerin alandaki son durumları ortaya konmuş; yaşam alanı genişliği, habitatlarının niteliği, populasyon büyüklükleri hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre hedef türlerin IUCN Kırmızı Liste Sınıfları ve Ölçütleri'ne göre değerlendirilmesi tekrarlanarak tehlike kategorileri yeniden belirlenmiştir. Türler üzerinde tehdit oluşturan unsurlar ve koruma önlemleriyle ilgili açıklamalar yapılmıştır.

KorumaTehdit
Gül Ayyıldız
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

PEM yakıt hücresi anodunda kullanılmak üzere platinin ikili alaşımlarının sentezi, karakterizasyonu ve CO kirliliğinin belirlenmesi

Yakıt hücreleri kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüşümünü sağlayan cihazlardır. Birçok farklı tipe sahip olan yakıt hücrelerinin en çok tercih edileni PEM (polimer elektrolit membran) yakıt hücresidir. Düşük sıcaklıklarda çalışması (genellikle 80-90 ºC), hareketli parça içermemesi ve sıfır emisyon sağlayarak çevreye karşı duyarlı olması gibi avantajları sayesinde ulaşım araçlarında enerji kaynağı olarak kullanılmak için en uygun adaydır. PEM yakıt hücresinin ticarileşmesinin önünde duran en büyük engellerden biri yakıtlardan gelen safsızlıklarla, özellikle de CO yüzünden katalizörlerin çok çabuk zehirlenmesiyle hücre performansında yaşanan büyük düşüşlerdir. PEM yakıt hücresinin anot yapısında gerçekleşen hidrojen yükseltgenme reaksiyonu fosil yakıtlardan elde edilmiş yakıttaki CO yüzünden sınırlanmakta bu da hücre performansını en başında düşürerek potansiyel kayıplarına neden olmaktadır. Yapılan çalışmalar anotta gerçekleşen hidrojen yükseltgenme reaksiyonu için (HOR) kullanılacak elektrokatalizörün geliştirilmesi üzerine yoğunlaşmaktadır.Bu çalışmada, PEM yakıt hücresi anodundaki HOR reaksiyonunun elektrokatalizinde kullanılabilecek ucuz ve etkin katalizörlerin sentezlenmesi amaçlanmıştır. Katalizörler, Pt'nin, Ag, Cu ve Fe geçiş metalleri ile oluşturduğu ikili katalizörlerin karbon destek üzerinde yaş emdirme indirgeme yöntemi ile biriktirilmesi ile hazırlanmış ve XRD, FT-IR, döngülü voltametri, CO-sıyırma ve karışım gazı gönderme yöntemleri ile karakterize edilmiştir. Karakterizasyon çalışmaları sonucunda katalizörlerin makro gözenekli yapıda olduğu ve döngülü voltagmetri analizi sonucunda elektrokimsayal aktif yüzey alanlarının 34,21 ile 800,88 m2/g arasında değiştiği görülmüştür. Platin tane boyutu 1,69 ile 5,22 nm arasında değişmektedir ve platin oranı fazla olan katalizörlerin daha küçük tane boyutuna sahip olduğu görülmüştür. PtAg/C-11 katalizörünün 800,88cm2/mg elektrokimyasal aktif yüzey alanı ile en yüksek elektrokimyasal aktif yüzey alanına sahip katalizör olmasına rağmen CO-sıyırma analizinde CO'e karşı dayanımı oldukça düşük çıkmıştır. En yüksek aktiviteyi yine PtAg/C katalizörlerinin verdiği ve kütle aktivitesinin platin oranı ile ters orantılı olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışmada sentezlenen katalizörlerden PtAg-31/C ve PtAg-11/C katalizörleri PEM yakıt hücresi anodunda alternatif katalizör olarak kullanılabileceğine karar verilmiştir.

Didehan Karçiçeği
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin kömür politikaları ve temiz kömür teknolojilerinin kullanılması durumunda ülke ekonomisine katkılarının ve çevresel etkilerinin değerlendirilmesi

Refah seviyesinin ve ekonomik büyümenin en önemli göstergesi olan enerji ülkelerin politik yapılara belirleyici bir etkiye sahip olmaya başlamıştır. Artık tüm dünya ekonomik istikrarın ve sürdürülebilir kalkınma için çevreye duyarlı ve etkin bir enerji politikasının gerekliliği konusunda fikir birliğine varmıştır. Ayrıca enerji politikalarının oluşturulması ve uygulanması sırasında sürdürülebilir olması kadar bunun bir öğesi olan enerji güvenliğinin de sağlanması önemlidir. Ancak enerji ihtiyacımızın giderek artan bir biçimde ithalat yolu ile karşılanması enerji güvenliğimizi azaltmaktadır. Bu kapsamda Türkiye gibi enerji ihtiyacı giderek artan, finans bağımlılığı olan ve enerji kaynaklı çevre sorunları yaşayan bir ülkede, enerji sektöründe ucuz, temiz ve güvenilir bir arz sağlanması için, yerli kaynaklara, verimliliği yükselten teknolojilere ve teknoloji değerlendirme-geliştirme çalışmalarına önem verilmesi gerekmektedir.Bu çalışmada Türkiye için ithalata bağımlı olmayan, ihracat kapasiteli, emek yoğun olduğu için istihdam yaratan, ülkemizin birçok yerinde bulunduğundan bölgesel ekonomik dengeye katkıda bulunan kömürün enerji üretiminde kullanımı, üretimi ve çevreye en az zarar verecek şekilde değerlendirilmesini sağlayacak teknolojiler araştırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Enerji, kömür, temiz kömür teknolojileri

Aylin Aksan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yarı Eberhart tipi kireç fırınlarının modifikasyonunun üretim enerjisi, yakıt ekonomisi ve hava kirliliği açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ülkemizde yaygın olarak kullanılan yarı Eberhart tipi (yamaç türü) kireç fırınlarında yapılacak çeşitli iyileştirmelerle, fırınların çevreye verdikleri zararı en aza indirmek, emisyon salınımını sınır değerler içinde tutmak ve aynı zamanda minimum yakıt tüketimiyle birlikte kullanılan enerjiyi maksimize etmektir. Bu amaçla; çalışma alanı olarak Eberhart türü kireç fırını kullanan bir firma seçilmiş ve deneysel olarak çalışılmıştır.Deneysel çalışma öncesinde firmaya ait kireç ocaklarında bazı yapısal değişiklikler yapılmıştır. Bu değişiklikler arasında yakma havası kontrolü ve özel kanallarla bir yanma bölgesinin oluşturulması ile otomatik kontrollu baca gazı rejenerasyonu yer almaktadır. Baca gazı sürekli şartlarda ölçülerek yakma havası fanlarının debilerinin ayarlanması sağlanmıştır. Yapılan deneylerdeki baca gazı ölçümleri ve emisyon ölçüm sonuçları, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmiştir. Baca gazı hızı, karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit (SO2), azotoksitler (NOX), toz konsantrasyonu ve islilik değerleri yönetmelikte verilen sınır değerleri sağlamıştır. Sonuç olarak tesiste emisyon salınımlarının iyileştirilmesi için yapılan tüm çalışmalarla birlikte, tesis emisyon sınır değerlerini sağlamıştır.Uygulanan modifikasyonlar sonucunda üretim hızında % 33 lük bir artış elde edilmiştir. Bu artışın nedeni, sürekli ve kontrollü olarak bir yakma havası fanı kullanılması sonucu daha hızlı biçimde yakıtın yakılmasıdır. Yakıtın hızlı yanması doğal hava akışı ile olan yanmaya kıyasla üretimin birim zamanda daha fazla yapılabilmesi sonucunu doğurmuştur.

Hava kirliliğiKireç
Evin Uğur Yıldırım
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emisyon ölçümleri ve sonuçların ulusal-uluslararası mevzuata göre değerlendirilmesi

Bu çalışma; hava kirliliği, hava kirleticileri ve kaynakları, kirleticilerin çevre ve insan sağlığı açısından etkileri bakımından örnek bir uygulamanın Yönetmelikler kapsamındaki değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, TÜRKAK tarafından akredite edilmiş bir çevre laboratuvarının imkanları kullanılarak; ülkemizde kozmetik üretimi yapan bir tesisin emisyon kaynakları tespit edilmiş, bu kaynaklarda Uluslararası Standartlar ve Metodlar kullanılarak emisyon ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen ölçüm sonuçları için gerekli hesaplamalar yapılarak, sonuçlar hava kirliliğinin kontrolü konusunda ülkemizde yürürlükte olan ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği?ne göre değerlendirilmiş ve yorumlar getirilmiştir. Bu kapsamda ?Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği? hakkında bilgiler verilmiş olup, Yönetmeliğin her bir maddesi ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Ayrıca hava kirliliği kapsamında AB Mevzuatı ve Direktifler genel olarak ele alınarak, ölçüm yapılan kozmetik sektörüne ait AB Mevzuatına ilişkin sınır değerlerin kıyaslanması yapılmıştır.

EmisyonHava kirliliğiYönetmelikler
Yasemin Alınaner
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Ayaş ilçesindeki içme ve sulama sularında organoklorlu pestisitlerin kromatografik tayini

Bu çalışmada, Ankara İli, Ayaş İlçesi, Asartepe Baraj Gölü ve baraj gölü çevresindeki çeşme sularından alınan örneklerde, bazı organoklorlu pestisitlerin kalıntı seviyeleri araştırılmıştır. Ayaş, Türkiye'nin önemli bir sebze ve meyve üretim merkezidir ve Asartepe Barajı, bölgedeki tek sulama suyu barajı olup, pestisit kirliliği açısından daha önce hiçbir araştırma yapılmamıştır. Su örnekleri, baraj gölü üzerinde belirlenen noktalardan, yağışlı ve kurak dönemi yansıtması için, Mayıs ve Ağustos aylarında alınmıştır. Su örneklerindeki organoklorlu pestisitlerin belirlenmesinde sıvı-sıvı özütlemesini takiben GC-ECD kullanılmıştır.Baraj sularında, her iki dönemde, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE, DDT, endosülfan-I, endosülfan-II, endrin aldehit pestisitleri belirlenmiştir. Çeşme sularında Mayıs ayında, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE ve Ağustos ayında, ?-BHC, ß-BHC, ?-BHC, ?-BHC, heptaklor, heptaklorperoksit, aldrin, dieldrin, DDD, DDE, DDT, endosülfan-I, endosülfan-II, endrin pestisitleri gözlenmiştir. Gerek baraj sularında gerekse içme sularında, organoklorlu pestisit miktarı, Avrupa Birliği 76/464/EEC 2006/11/EC `Tehlikeli maddelerin sucul çevreye deşarjı ile oluşan kirlilik' direktifi ve 80/778/EEC `İçme suyu' direktifinde belirtilen maksimum seviyeleri aşmıştır.

Asartepe Baraj GölüGaz kromatografisiSulama suyu+1
Özge Erdem
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yukarı akışlı havasız hibrit reaktörlerin tasarımını ve performansını etkileyen faktörler

Bu çalışmada, yukarı akışlı anaerobik hibrit reaktörlerin tasarımını belirleyen faktörlerden dolgu malzemesi cinsi, dolgu yüksekliği ile sistem performansını etkileyen organik yük, pH, sülfat ve NaCl konsantrasyonlarının biyolojik arıtım ve biyogaz verimine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla yukarı akışlı havasız hibrit reaktörler perlit, bazalt ve kuvars gibi doğal dolgu malzemeleri ile 3 farklı oranlarda doldurulmuştur. Sentetik atıksular kullanılarak yürütülen çalışmada, tüm reaktörler içerisinde ideal dolgu oranının 1/4 ve dolgu malzemesinin perlit olduğu tespit edilmiştir. Hidrolik bekleme süresinin 24 saat ve organik yükün 10 kg KOİ/m3.gün olduğu şartlarda perlit dolgulu anaerobik hibrit reaktörlerde KOİ veriminin % 95,63?96,47 ve TOK veriminin % 78,00?79,30 arasında gerçekleştiği ve bu şartlarda giderilen KOİ'nin metana dönüşüm oranının 0,36?0,44 L CH4/g KOİgid. olduğu belirlenmiştir. Tüm reaktörlerde % 16,16?28,95 arasında azot giderimi ve %22,62?25,13 arasında fosfor verimi sağlanmıştır. Atıksudaki pH'ın etkisini belirlemek için yapılan çalışmalarda uygun pH aralığının 6,30 ile 8,45 arasında olduğu bu değerlerin altında ve üstünde KOİ verimi ve gaz üretimi açısından önemli düşüşler meydana geldiği belirlenmiştir. Sistemde optimum pH 7,2 olarak tespit edilmiştir. Sülfat etkisi incelendiğinde ise KOİ/SO4= oranı 50'nin üzerindeyken optimum verim elde edilmiştir. Atıksudaki sülfat konsantrasyonunun 2130 mg/L olduğu ve KOİ/SO4= oranının 5'in altında olduğu şartlarda gaz üretimi durma noktasına gelmiştir. Şok yüklemeye karşı reaktör dirençleri incelendiğinde (organik yük 5 kg KOİ/m3. gün'den ani olarak 20 kg KOİ/m3. gün'e çıkarıldığında) KOİ verimi %30?35 azalmıştır. Bu çalışmada 1/4 oranında perlit dolgu malzemesiyle doldurulmuş anaerobik hibrit reaktör şok yüklemelere karşı en dirençli reaktör olarak tespit edilmiştir. Çalışma süresince tüm organik yükler için TUA/Alkalinite oranı 0,1'in altında kalmıştır. NaCl etkisi ile ilgili çalışmalar, 4 g/L NaCl konsantrasyonunun reaktör verimleri açısından oldukça önemli faydalar sağladığını ve gaz üretimini artırdığını ortaya koymuştur. Atıksuyun NaCl konsantrasyonunu 8 g/L iken inhibisyon etkisi görülmeye başlamış, 24 g/L'de toksik etki görülmüştür ve reaktör performansları düşmüştür.

Anaerobik arıtma
Yavuz Demirci
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Konya Yolu ? Çayyolu arasındaki (Ankara) akiferlerde yeraltı suyu kalitesinin incelenmesi

Bu çalışma, Çayyolu-Konya Yolu arasındaki (Ankara) akiferlerde, yeraltı sularının kalitesinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır.İnceleme alanına ait su kimyası verileri Piler, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuarı diyagramları çizilerek değerlendirmeleri yapılmış, yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin sodyum ve bikarbonat olduğu tespit edilmiştir.Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır.Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır.Bu çalışmada yapılan analizler su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.

HidrojeokimyaKirlilikYer altı suları
Göklen Ece Yıldız
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toprakta değişik uçucu organik bileşiklerin adsorpsiyonunun incelenmesi

20. yüzyılın son yıllarında hızla artan dünya nüfusu ve gelişen endüstri ile birlikte doğal kaynaklar, habitatlar büyük ölçüde tahrip edilmiş; kirletilmiş ve bunların sonucunda çevre sorunları konusu da önem kazanmıştır. Günümüzde böylesi önemli bir konu üzerinde, bir yandan toplumun bilinçlendirilmesi çalışmaları ve hukuki düzenlemeler bir yandan da bilimsel çalışmalar yapılarak hassasiyetle durulmaktadır. Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki kirleticilerin toprağı kirletmesi yanında diğer alıcı ortamları da tehdit etmektedir. Bunlar arasında yeraltı suları en önemlileridir. Uçucu organik bileşiklerin taşınım davranışlarını incelemek, anlamak bu anlamda çok önemlidir. Çünkü onların toprakta yetişen bitkilerin köklerine, temiz yeraltı sularına ve temiz bölgelere potansiyel göçü söz konusudur. Taşınım mekanizması çok özellikli bir yapıya sahip olan toprağın karakterizasyonuna, kirletici olan uçucu organik maddelerin fiziksel, kimyasal yapısına ve toprakta bulunan mevcut su miktarına göre değişmektedir. Bu çalışmada uçucu organik bileşik (izleyici) olarak seçilen etil bromür, diklorometan ve 1,1,1 trikloroetan kullanılarak Çanakkale Çan Bölgesi kaynaklı Maden Tetkik Arama Enstitüsü'nden (MTA) temin edilmiş killi toprak yüzeyinde sabit basınç ve sabit sıcaklık altında farklı taşıyıcı hızlarında taşınım incelenmiştir. Ayrıca deneylerin gerçek koşullar ışığında reel sonuçlar verebilmesi için toprağın özellikli yapısının sağlanabilmesi açısından %10 humik asit ilavesi yapılarak laboratuvar ortamında organik madde katkılı killi toprak elde edilmiş, yapısında organik madde bulunan toprakta oluşması düşünülen adsorpsiyon ve kirletici taşınım süreci de incelenmiştir. Seçilen kirleticilerin 2 ve 3 klorlu bileşik olması klor etkisinin ayrıntılı gözlenebilmesine de olanak sağlamıştır. Gazların topraktaki taşınım ve adsorpsiyon parametrelerinin incelenebilmesi için bir taraflı tek tablet moment tekniği kullanılmıştır. Her üç kirleticinin doğal kaolin kilinde adsorpsiyon denge sabitleri (?pKi) sırası ile etil bromür için 1,526; diklorometan için 1,485 ve 1,1,1 trikloroetan için 0,137 olarak bulunmuştur. Ağırlıkça %10 humik asit ilave edilmiş kaolin kilinde ise adsorpsiyon denge sabitleri (?pKi) sırası ile etil bromür için 2,027; diklorometan için 1,669 ve 1,1,1 trikloroetan için 0,491 olarak bulunmuştur. Kirleticilerin yapılarındaki klor sayısı arttıkça adsorpsiyon denge sabitlerinin düştüğü gözlenmiştir. Bunun sebebinin kirleticilerin dipol momentlerinin farklı olmasından ileri geldiği düşünülmektedir. Organik madde ilave edilmiş kilde aynı kirleticiler için kuru ortamda elde edilmiş adsorpsiyon denge sabitleri doğal kaolin kiline oranla yüksek bulunmuştur. Bu husus; topraktaki organik maddelerin içeriği ile bu maddelerin pek çok organik kimyasalı tutabilme kapasiteleri arasında çok iyi bir ilişki olduğunu düşündürmüştür.

Tuğba Ceren İstek
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kentsel yayılmanın çevreye etkilerinin uzaktan algılama yöntemiyle belirlenmesi Ölüdeniz (Fethiye) örneği

Son 20 yıldır yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinin çevrenin izlenmesi amacıyla kullanımı yaygınlaşmıştır. Arazi kullanımı ve arazi örtüsündeki değişimleri maliyetine oranla kısa sürede ve hassas bir ölçü düzeyinde tespit etmesi özelliğinden dolayı bir çok alanda uzaktan algılama yönteminin kullanıldığı görülmektedir. Bu alanların başında kentsel yayılmanın ve kentsel kullanımların çevre üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yönelik çalışmalar gelmektedir. Bu çalışmada uzaktan algılama tekniğini kullanarak ve Ikonos-2 uydu görüntülerinden faydalanılarak 2002 ve 2007 yılları arasında Fethiye Güney-Ölüdeniz-Kayaköy yerleşimlerindeki mekansal gelişme izlenmiştir. 2002 ve 2007 yılları arasındaki arazi değişimi belirlenmiş, kentsel yayılmanın çevre üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca iki tarih arasında meydana gelen arazi örtüsü ve arazi kullanım değişimlerini sınırlayan topoğrafya ve eğimin kentsel yayılmadaki rolü incelenmiştir. Çalışmanın en temel bulgusu, 5 yıl gibi kısa bir süre içinde orman ve tarım alanlarının hızla yapılaşmış çevreye dönüşmesidir. Orman alanlarında 3 km2, tarım alanlarında 2 km2 azalma olurken kentsel alanlar 10 km2 artmıştır.

Arazi kullanımıKentsel yayılmaUzaktan algılama+1
İbrahim Erim Sanver
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evsel atıksuların arıtılması ve havalandırma parametrelerinin incelenmesi

Bu çalışmada evsel atıksuyun mekanik yolla havalandırılması yöntemi incelenmiştir. Çalışmada mekanik karıştırıcı kullanılmıştır. Mekanik karıştırıcının hızı sabit tutularak farklı karıştırma zamanlarında ve farklı karıştırıcı yüksekliklerinde Biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ), kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ), pH, azot (N) ve çözünmüş oksijen (ÇO) parametrelerindeki değişimi karşılaştırılmıştır. Atıksuyun BOİ, KOİ parametreleri; düşük ÇO konsantrasyonlarında, havuz tabanında kısa süreli karıştırmalarda daha fazla düşüş görülmüştür. Atıksuyun ÇO konsantrasyonunun yüksek olduğu durumlarda karıştırma süresi ve karıştırıcı konumunu sistemin performansına önemli bir etkisi olmadığı düşünülmektedir.

Hatice Berivan Boduroğlu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atık sulardan ağır metallerin giderilmesinde doğal zeolitlerin kullanılması: Klinoptilolitin çinko, kurşun ve kadmiyum için iyon değişim kapasitesi

Günümüzün önemli çevre sorunlarından biri atık sulardaki ağır metallerin yarattığı kirliliktir. Bu çalışmada; atık sularda yer alan kurşun, çinko ve kadmiyum ağır metallerinin doğal zeolitlerden olan klinoptilolit kullanılarak iyon değişimi yöntemi ile uzaklaştırılması olanakları araştırılmıştır.Çalışmanın ilk basamağında orijinal numunenin kimyasal analizi yapılmış ve X-ışını kırınım desenleri çıkarılmıştır. Daha sonra, klinoptilolitin tek iyon formuna dönüştürülmesi işlemi sodyum iyonu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu işlem sonucunda sodyum formundaki klinoptilolitin ham klinoptilolite göre % 80 oranında sodyuma doyduğu belirlenmiştir.Çalışmanın ikinci basamağında sodyum formuna dönüştürülmüş klinoptilolit numuneleri 0,1 N derişimindeki Pb (NO3)2, Cd(NO3)24H2O, Zn(NO3)26H2O çözeltileri ile gram klinoptilolit/mililitre çözelti oranı 1/100 olacak şekilde muamele edilmiştir. Deneyler sonucunda yapılan sodyum, kalsiyum, magnezyum, potasyum, kurşun, kadmiyum, çinko kimyasal analizleri ve bu analiz neticesinde elde edilen ölçüm sonuçları kullanılarak çözeltide bulunan kurşun, çinko, kadmiyum katyonlarından klinoptilolit bünyesinde yer alan sodyum iyonlarının değişim miktarları belirlenmiştir. Çalışmamızda sodyum formundaki klinoptilolitlerde gerçek iyon değişim kapasitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Sodyum formundaki klinoptilolitin kimyasal analizine göre teorik iyon değişim kapasitesi sodyum iyonu için 1,6 milieşdeğergram sodyum / gram klinoptilolit olarak belirlenmiştir. Deneysel çalışmamızın sonucu gerçek kapasite ise; Çinko için; 0,785-1,224 meşg/ g klinoptilolit, Kurşun için; 0,97-1,288 meşg/ g klinoptilolit, Kadmiyum için; 0,83-1,2332 meşg/ g klinoptilolit aralığında belirlenmiştir.

Ağır metallerDoğal zeolitKadmiyum+3
Aslı Usta Dikmen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gıda sektöründe HACCP uygulaması ve çevreyle etkileşimi

GIDA SEKTÖRÜNDE HACCP UYGULAMASIVE ÇEVREYLE ETKİLEŞİMİ(Yüksek Lisans Tezi)Zeliha YASANGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜOcak 2007ÖZETGıda güvencesi kavramı, gıda kaynaklarının sürdürülebilir kullanımınısağlayarak artan besin talebine karşılık bu talebin yeterli şekilde karşılanmasıve gelecek kuşakların besin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi olaraktanımlanabilmektedir. Gıda güvenliği ise; tüketilecek olan gıdanın sağlıklı,hijyenik ve kontrollü olarak üretimini ifade etmektedir. Bu çalışmada gıdagüvenliğine erişimde, ilk basamak olan tarladan ve son basamak olan sofrayakadar bir izleme programı içerisinde sürdürüleceği ifade edilmektedir. Ayrıca,son aşamada işletmeler üzerindeki çevre baskısının da azaltılmasıhedeflenmektedir. Bu izleme programında gıda güvenliği yönetim sistemi içintemel olan HACCP yani Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol NoktalarınınKontrolü yöntemi esas alınmaktadır.HACCP hammadde temininden başlar; gıda hazırlama, işleme, üretim,ambalajlama, depolama ve nakliye gibi gıda zincirinin her aşamasında venoktasında tehlike analizleri yapar. Gerekli yerlerde kritik kontrol noktalarınıbelirler ve herhangi bir problemi henüz oluşmadan önler. Ayrıca, sisteminkorunmasını ve belirli standartlara uygun güvenilir gıdaların üretilmesinisağlar. HACCP her ölçekteki kuruluşa uygulanabilen bir gıda güvenliğisistemidir.Bu çalışmada, her gıda işletmesinin dikkate alması gereken ana dokümanlarave formlara yer verilerek örnek bir uygulama ile HACCP sistemi ifadeedilmiştir.Bilim Kodu : 903Anahtar Kelimeler : Gıda güvenliği, Gıda Güvencesi, HACCPSayfa Adedi : 147Tez Yöneticileri : Prof. Dr. Metin Gürü

Zeliha Yasan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzenli depolama sahaları sızıntı suları, kontrol ve bertaraf yöntemleri ve bir uygulama

DÜZENL DEPOLAMA SAHALARI SIZINTI SULARI, KONTROL VE BERTARAFYÖNTEMLER VE B R UYGULAMA(Yüksek Lisans Tezi)Seçil ÖZGÖÇMENGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜOcak 2007ÖZETKatı atık depolama sahalarında; çöpün içinde bulunan nem ve sahaya dışarıdan girensulardan kaynaklı olarak, yüksek oranda organik ve inorganik kirletici özelliğe sahipsızıntı suyu olarak adlandırılan sular oluşmaktadır. Depolama sahasında oluşan sızıntısularının miktarını ve karakteristiğini belirlemek oldukça zor olmaktadır. Sızıntı suyumiktarı atığın bileşimi, işletim şekli, mevsimsel değişim, atığın nem tutma kapasitesi vedepolama sahasının özelliklerine bağlıdır. Sızıntı suyu karakteristiği ise atığın bileşimi,işlenmesi, depo sahasının yaşı ve fiziksel-kimyasal reaksiyonlara bağlıdır.Yaptığımız çalışmada; düzenli depolama sahalarının genel yapısı ve bu sahalardameydana gelen olaylar anlatılmıştır. Sızıntı suyu miktarının tespiti ve buna etki edenfaktörlere değinilmiştir. Sızıntı suyu karakterizasyonu ortaya konmaya çalışılırken,bunun üzerine etki eden parametreler incelenmiştir. Depo sahasının sızıntı suyununkarakteristiğinin yaşıyla değişimi vurgulanmaya çalışılmış, uygulanabilir sızıntı suyubertaraf yöntemlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca 1995 yılında işletmeye alınmış olanOdayeri düzenli depolama sahası arıtma tesisine ait uygulama yapılmıştır. Buçalışmalarda tesise gelen sızıntı suyu miktarına, atık miktarı ve yağışın etkisiincelenmiştir. Sızıntı suyu miktarının kış aylarında arttığı gözlenmiştir. Ayrıca arıtmatesisinin amacı olan KO ve NH4-N giderim veriminin ne oranda yapıldığı belirlenmeyeçalışılmıştır. 2005 yılı giderim verimi olarak, KO için %62, NH4-N için %46 değerleribulunmuştur.Bilim Kodu : 903.1.074Anahtar Kelimeler : Düzenli depolama, sızıntı suyu, sızıntı suyu arıtımıSayfa Adedi : 82Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Erdoğan HASDEM R

Seçil Özgöçmen
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peyniraltı suyunun anaerobik arıtma çamuru reaktöründe arıtımında en uygun koşulların belirlenmesi

IVPEYNİRALTI SUYUNUN ANAEROBİK ARITMA ÇAMURUREAKTÖRÜNDE ARITIMINDA EN UYGUN KOŞULLARINBELİRLENMESİ(Yüksek Lisans Tezi)Esra ÖZTÜRKGAZİ ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜŞubat 2007ÖZETÇalışmada, peyniraltı suyunun kesikli sistemde, anaerobik özümleyiciden alınanarıtma çamuru karışımı ile anaerobik arıtımı incelenmiştir. Bu amaçla, 250 mLhacimli 20 adet cam reaktör kullanılmıştır. Anaerobik arıtım süresince,mikroorganizmaların etkinlikleri sonucu oluşan gazlar dereceli büretlerdetoplanmıştır. Reaktör karışımını; peyniraltı suyu ve aşı mikroorganizma içerenanaerobik özümleyicilerden alınan arıtma çamuru oluşturmaktadır. Buçalışmada, anaerobik arıtım üzerine sıcaklık (X1), pH (X2) ve arıtmaçamurunun hacımsal yüzdesinin (X3) etkisi incelenmiştir. Deneyler, Box-Wilsondeneysel tasarım yöntemine göre tasarlanmıştır. Deneysel sonuçlar ?DesignExpert 7.0.3 Trial? paket programı ile istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.Deneysel sonuçların değerlendirilmesi sonucunda, KOİ (Kimyasal oksijenihtiyacı)'ndaki azalma yüzdesi (Y1) yukarıdaki parametrelerin bir fonksiyonuolarak; Y1 = 37,13+ 2,80*X1 + 1,87*X3 + 1,17*X1X2 + 1,88*X1X3-1,51*X2X3-2,41*X12-3,49*X22-2,15*X32 model eşitliği ile ifade edilmiştir. R2 değeri ise;0,9596 olarak bulunmuştur.Kullanılan modelde KOİ'ndaki en yüksek azalma yüzdesi, 37.80C sıcaklık, 7.19pH ve 14.20 arıtma çamuru hacımsal yüzdesinde %39,17 olarak bulunmuştur..VKOİ'deki azalma yüzdesi üzerine en etkin parametrenin sıcaklık olduğu,sıcaklıktan sonra etkin olan parametrenin çamur hacim oranı olduğubelirlenmiştir. Bir diğer bağımsız değişken olan pH'ın ise KOİ'deki azalmayüzdesi üzerine birinci dereceden etkisinin ihmal edilebilir olduğu ancak; diğerparametrelerle ikili etkileşimlerinin önemli olduğu belirlenmiştir.Bilim Kodu : 903.1.066Anahtar Kelimeler : Anaerobik arıtım, peyniraltı suyu, arıtma çamuruistatistiksel analiz, KOİ giderimiSayfa Adedi : 113Tez Yöneticisi : Doç. Dr. İrfan ARYrd. Doç. Dr. S. Ferda MUTLU

Esra Öztürk
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gölünyazı Gölü'nün (Çorum) su kalitesinin fiziksel ve kimyasal yöntemlerle tespit edilmesi ve göl civarında yaşayan bazı hayvanların belirlenmesi

GÖLÜNYAZI GÖLÜ'NÜN (ÇORUM) SU KAL TES N N F Z KSEL VEK MYASAL YÖNTEMLERLE TESP T ED LMES VE GÖL C VARINDAYAŞAYAN BAZI HAYVANLARIN BEL RLENMES(Yüksek Lisans Tezi)Semanur ÖZAKKOYUNLUGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜOcak 2007ÖZETBu çalışma, Kasım 2005 ile Eylül 2006 tarihleri arasında Çorum ili sınırlarıiçerisinde yer alan Gölünyazı Gölü'nün su kalitesinin tespiti amacıyla yapılmıştır.Gölünyazı Gölü'nden periyodik olarak iki ayda bir alınan su örnekleri laboratuarortamında fiziksel ve kimyasal yöntemler kullanılarak incelenmiş ve yapılan analizsonuçlarına göre gölün su kalitesi belirlenmiştir. Ayrıca göl civarında yaşayan bazıhayvan örnekleri toplanarak, teşhis edilmiştir. Bu çalışma, Gölünyazı Gölü'nün sukalitesinin belirlenmesine yönelik olarak yapılan ilk çalışmadır.Bilim Kodu : 903.1.126Anahtar Kelimeler : Gölünyazı Gölü, Su Kalitesi, Fiziksel ve KimyasalYöntemlerSayfa Adedi : 53Tez Yöneticisi : Dr. Ali SALUR

Semanur Özakkoyunlu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağlıca (Etimesgut) yer altı sularının hidrojeokimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Bağlıca (Etimesgut)'da seçilen inceleme alanında yeraltı sularının hidrojeokimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verilerinin değerlendirilmesi sonucu; yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin sodyum ve bikarbonat olduğu, yalnız bir örneğin sodyum ve sülfat fasiyesinde olduğu tesbit edilmiştir. Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve fluorür analizleri de yapılmış ve yine içmesuyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır. Su örneklerinde aragonit, kalsit ve dolomit minerallerine doygunluk olduğu saptanmış; anhidrit, jips ve halite ise doygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Su örneklerinin ait olduğu fasiyes ile doygunluk hesaplamaları değerlendirilmiş ve uyumluluk karşılaştırılması yapılmıştır. Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde; su örneklerine ait hidrokimyasal fasiyeslerin, jeolojik birimlerde baskın olarak yer alan minerallerin çözünmesinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler :Hidrojeokimya, Yeraltı Suyu, Bağlıca, Kirlilik

Meltem Ünal
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çorum ilindeki tavuk çiftliklerinin atıklarının yeraltı suyu kirliliğine etkisi ve yapay sinir ağı modellemesi

Su insan ve diğer canlılar için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bugün ülkemizde özellikle büyük yerlesim birimlerinde temiz su sorunu yasanmaya baslamıstır. Mevcut su kaynakları kirleticilerin etkisinden kurtarılamamaktadır. Yapılan çalısmada Çorum ?l sınırları içerisinde bulunan 107 adet tavuk çiftliğinden özellikle Derinçay Deresine (Çorum Çayı) yakın bölgede faaliyet gösteren çiftliklerden temsil yeteneği olan 20 adet örnekleme istasyonu seçilmistir. Bölgedeki çiftlikler su ihtiyaçlarını kendi alanlarında açmıs oldukları kuyulardan sağlamaktadır. Bu kuyuların derinlikleri 15?90 m arasında değismektedir. Çiftlikler tavuk gübrelerini (%85 su içeren) düzenledikleri atık toplama depolarında biriktirip daha sonra depo alanına tasımaktadırlar. Çiftlik sahasında ön depolanan sulu atıklar tasıma, tasma, sızma gibi sebeplerden yüzey ve yeraltı suyuna karısmaktadır. Çalısmada temsil yetenekli 20 tavuk çiftliği öncelikle koordinat tespiti yapılmıstır. Bilinmesi gereken, nehre uzaklık, çiftlik tipi, tavuk sayısı, kuyu derinliği, atık depolama sekli, günlük atık miktarı verileri alınmıstır. Sonra mevsimsel değisimleri izleyebilmek için değisik tarihlerde her istasyondan 4'er adet kuyu suyu örneği alınarak bu sularda amonyak, nitrit, nitrat, fosfat, pH, iletkenlik, tuzluluk, toplam çözünmüs katı, bulanıklık, toplam sertlik, toplam koliform analizleri yapılmıstır. Tüm örneklerde kirlilik faktörü koliforma rastlanmıstır. Diğer bir kirlenme faktörü olan Amonyak ise 0?4,02 mg/L arasında değismektedir. 4,02 mg/L amonyak tarlaya sererek atık depolamada gözlenmistir. Bu durum atık depo seklinin sızma miktarını etkilediğini göstermektedir. Elde edilen sonuçlar yapay sinir ağları (YSA) ile modellenmis ve model test edilmistir. 60 örnekle yapılan modellere olan doğruluğu 20 örnek ile test edilmis ve %100'e varan oranda doğruluk bulunmustur. Bölgedeki analizi yapılmayan bir çiftlik için, kuyu derinliği, toprak yapısı, tavuk sayısı, çiftlik tipi, atık miktarı girdi olarak verilince YSA ile toplam koliform miktarı yüksek doğrulukla belirlenebilmektedir. Ayrıca Derinçay Deresi üzerinden belirlenen 12 ayrı örnekleme istasyonundan 19 örnek üzerinde alıcı ortam su analizi yapılmıstır. Yapılan çalısmada Derinçay Deresinde yüksek oranda kirlilik bulunması nedeniyle tavuk çiftliklerinin etkisi hakkında bir değerlendirme yapılamamıstır.

Yapay sinir ağları
Mustafa Çeşmeci
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya Nehri Çeltikçe Çayı'nda yaşayan Capoeta tinca (Heckel, 1843)'nın dokularında ağır metal birikiminin incelenmesi

Bu çalısmada, Sakarya Nehri' nin önemli bir kolu olan Çeltikçe Çayı'nda yasayan Capoeta tinca (Heckel, 1843) bireylerinin karaciger, kas ve solungaç dokularında çinko, kursun, bakır ve kadmiyum agır metallerinin birikim düzeyleri arastırılmıstır. Atomik absorbsiyon spektrometresi yöntemi kullanılarak elde edilen analiz sonuçları degerlendirildiginde agır metallerin balıgın farklı organlarında farklı düzeyde biriktigi ve metal birikimlerinin vücut agırlıgına baglı olarak degistigi saptanmıstır. Metal birikim degerleri karaciger, kas ve solungaçta Zn>Pb>Cu>Cd seklinde tespit edilmistir. Çinko, kursun, bakır ve kadmiyum agır metallerinin Çeltikçe Çayı'ndan yakalanan Capoeta tinca bireylerinin dokularındaki birikim düzeyinin kabul edilebilir limitlerin üzerinde oldugu saptanmıstır.

Ağır metaller
Özlem Ağcasulu
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırıkkale ilinin evsel katı atıklarının bertarafının çevresel ve ekonomik boyutuyla incelenmesi

Bu çalışmada katı atıkların çevreye en az zarar verecek şekilde bertarafını sağlayacak yöntemler incelenmiştir. Bu yöntemler Kırıkkale ilinde oluşan evsel katı atıklar için değerlendirilmiştir. Katı atıkların tanım ve tipleri, değerlendirme yolları sunulmuştur. Kırıkkale ilinde oluşan evsel katı atıkların termal teknolojiler kullanılarak bertaraf edilmesinin çevresel ve ekonomik olarak en uygun yöntem olacağı düşünülmüştür. Kırıkkale'de yapılan düzensiz depolama yerine modern bir yöntemle atıkların bertaraf edilebileceği öngörülmüştür. Kırıkkale iline yapılması planlanan düzenli depolama tesisinin, Kırıkkale ilindeki katı atık sorununun çevresel ve ekonomik açıdan çözümü için kesin sonuç olmayacağı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler : Katı atık, evsel katı atık, geri kazanım, düzenli depolama, yakma

Katı atıklarYeniden kazanma
Tuğrul Çağrı Kayalak
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

PET (polietilen tereftalat) atıkların endüstride değerlendirilmesi

Artan çevresel sorunlar ve ekonomik gereklilik atıkların geri kazanımını ve bununla ilgili teknolojilerin gelisimini zorunlu kılmaktadır. Degerlendirilebilir atıkların depolama alanlarına gömülmesi yerine bu atıklardan ikincil hammadde elde edilmesi; hem endüstrinin hammadde ihtiyacını azaltmakta hem de ekonomiye katkı saglamaktadır. Genelde termoplastik esaslı polimerler; tekrar kullanıma uygun malzemeler oldugundan sınırlı dogal kaynaklara bagımlılıgımızı azaltabilecek malzemeler arasında yer almaktadır. Bu çalısmada gittikçe artan kullanımı nedeniyle plastik atıklar arasında ilk sıralarda yer alan PET atıkların geri dönüsümü konusu tüm asamalarıyla ele alınmıstır. PET atıkların toplama sistemi, toplanıp ayrıldıktan sonraki geri dönüsüm asamaları ve PET geri dönüsümünü etkileyen temel faktörler detaylarıyla irdelenmistir. Ayrıca PET atıkların geri dönüsümünde prosesi olumsuz yönde etkileyen PVC (poli vinil klorür)'nin ayrılma teknikleri 5 ortaya konulmus, laboratuar sartlarında PET ve PVC karısım çapakları bazı kimyasal maddelerle etkilestirilerek ve elektrostatik yöntem kullanılarak ayrılmaya çalısılmıstır. Anahtar Kelimeler : PET, PVC, geri dönüsüm

Fatma Yıldız Anabal
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İkizce (Haymana-Ankara) ve çevresindeki yer altı sularının kimyası ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesi

Bu çalışma, İkizce (Haymana-Ankara)'de seçilen araştırma alanında yeraltı sularının kimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, Laboratuvarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verileri, Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramları çizilerek değerlendirmeleri yapılmış, bazı yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin mevsimsel etkilerle genelinin değişmediği, bazılarının ise değiştiği tespit edilmiştir. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır. v Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada yapılan analizler su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.

HidrojeokimyaKirlilikYer altı suları
Ali Arıkan
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de çevre koruma alanlarının yönetimi ve bu alanlarda tarımın sürdürülebilirliği: Göksu deltası örneği

Bu araştırmada çevre koruma alanlarının yönetimi genel olarak incelenmiş ve bu alanlarda tarımın sürdürülebilirliğine örnek olay (Göksu Deltası) çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırma alanı olarak Silifke İlçesi'ne bağlı Göksu Deltası içinde yer alan 9 köy seçilmiştir. Bu köylerden basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle 57 haneye, köylerin muhtarlıkları ve diğer paydaşlara anket uygulanmıştır. Tarım işletmelerinde yaygın üretim faaliyetlerinde fiziki girdi kullanımı, maliyetler ve gelirler analiz edilmiş, başlıca göstergelerle bireysel üreticiler ve diğer paydaşların koruma alanı ve yönetimine yaklaşımları incelenmiştir. Alanların yönetimine ÖÇK alanı içinde ve çevre yerleşim birimlerinde yaşayan halkın katılımı mümkün olmamaktadır. ÖÇK müdürlüğü hedefleri doğrultusunda tarım, turizm ve diğer alanlara yönelik getirilen kısıtlamalar gelir ve refah kaybına neden olabilmekte, ancak yasal ve kurumsal düzenlemeler çerçevesinde bunlar tazmin edilememektedir. İşletmelerde ortalama arazi varlığı 36,82 da olup, bunun % 96,03'ü sulu arazidir. Tarımda toprak genellikle aşırı işlenmekte ve yılda 2-3 ürün alınabilmektedir. İşletmelerde birden fazla ürün yetiştirilmesiyle birlikte belirli araziler sürekli aynı ürüne (çilek) ayrılmakta ve monokültür tarım daha belirgin hale gelmektedir. İşletmelerde bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetleri birbirlerine entegre edilememiş, anız yakma uygulanmakta, kimyasal mücadele ve aşırı sulama yaygın olarak tercih edilmektedir. Tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından öncelikle destekleme politikalarının yeniden düzenlenmesi, çevre kirliliğine neden olabilecek girdi sübvansiyonlarının azaltılması, organik ve düşük dış girdili tarım yöntemlerinin teşvik edilmesi ve üreticilerin bilinçlendirilmesi gerekli görülmektedir.

Gülhan Karagöz
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hava kirliliği ve Kastamonu şehir merkezi için değerlendirme

Bu tez çalışmasında, Kastamonu Şehir Merkezinin hava kirliliği açısındanmevcut durumu araştırılmıştır. Öncelikle genel bir hava kirliliği tanımlamasıyapılmış, kirliliğin nelerden kaynaklandığı, kirleticilerin neler olduğu, bunlarınne gibi etkileri olduğu anlatılmıştır. Daha sonra ise Kastamonu'daki havakirliliğinin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Bunun için 2002-2005 yıllarıarasında Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuarı tarafındanyapılan günlük hava kirliliği ölçümlerinin sonuçlarından faydalanılmıştır.Ayrıca Meteoroloji Müdürlüğü'nden alınan meteorolojik bilgiler de (sıcaklık,rüzgar, nem oranı) kullanılmıştır. Ayrıca araç sayıları ve nüfus ile ilgili geleceğeyönelik projeksiyonlar yapılarak 2020 yılına kadar olan değerler bulunmuş veson bölümde de kirliliğin önlenebilmesi için çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur.Anahtar Kelimeler : Kastamonu, Hava Kirliliği, Kirleticiler, SO2, PM

Fatih Taş
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Köprülü kavşakların çevresel trafik gürültü seviyelerine etkilerinin incelenmesi

Gürültü son yıllarda fazlaca rahatsızlığa neden olan çevreselproblemlerin başında gelmektedir. Gürültü kirliliğinin önemli birbölümü, karayolu ulaşımı kaynaklı gürültüdür. Bu çalışmada, köprülükavşak yapımı gibi trafik düzenlemelerinin trafik gürültüsüne olanetkileri incelenmiştir. Bunun için, Ankara'da köprülü kavşak yapılacakolan iki kavşak belirlenmiştir. Köprülü kavşak yapımından önce vesonra detaylı gürültü ölçümü ve bu kavşakların CNM 5.0 (CommunityNoise Model) bilgisayar yazılımı yardımıyla modellemesi yapılmıştır.Modellerin gerçek hayatla olan ilişkisinin ve bu modellerin doğruluğutespit edildikten sonra gelecekte oluşabilecek gürültü seviyesininbelirlenmesinde, trafikteki araç sayısının iki katına çıkacağı tahminedilerek teorik modellemeler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlarkarşılaştırılarak, köprülü kavşakların trafik gürültüsüne olan etkileriaraştırılmış ve sonuçlar değerlendirilmiştir.

Gülden Ener
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya Nehri Çeltikçi Çayı'ndaki tatlısu kefallerinin (Leuciscus cephalus L., 1758)dokularında ağır metal birikiminin incelenmesi

Bu çalışmada Sakarya nehri' nin önemli kollarından biri olan Çeltikçi çayındayaşayan Leuciscus cephalus (L., 1758) bireylerinin karaciğer, kas vesolungaçlarında Zn, Cd, Pb, Cu ağır metallerinin birikim düzeyleriaraştırılmıştır. Dokulardaki ağır metal birikiminin tespitinde anodik sıyırmavoltametrisi yöntemi kullanılmıştır. Örneklerin vücut ağırlığı ile dokulardakiağır metal düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek için korelasyon değerihesaplanmıştır. Dokularda tespit edilen ağır metallerin düzeyleri arasındakifarklılıkların önem derecesini belirlemek için t testi kullanılmıştır. Zn, Cd ve Pbnin en fazla karaciğerde (98,5000 ppm, 4,5354 ppm ve 38,9649 ppm), Cu'nun isekasta (6,0330) olduğu saptanmıştır. Vücut ağırlığı ile kastaki Zn, Cd, ve Cumiktarı arasında pozitif, Pb miktarı arasında negatif bir ilişki olduğusaptanmıştır. Vücut ağırlığı ile karaciğer ve solungaçtaki Zn, Cd ve Pb miktarıarasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir

Mustafa Akgün
Gazi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00