Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Anabilim Dalı

Geleneksel Türk Sanatları Anasanat Dalı

Fatih Sultan Mehmet Foundation University

126

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

According to the documents in the Ottoman Archives of the Prime ministry, the carpet of Usak

Uşak carpet is the most known and most important part of Turkish carpet art. Turkish carpet art, which started in the Middle Asia with Pazırık carpets and improved in Turkistan came to the Anatolia with The Seljuk Empire. The most magnificent artifacts were produced in the subsequent Anatolian Seljuk Empire and Ottoman Empire periods in the 16th century. Uşak Carpet's reputation spread throughout the world and even depicted by famous painters. Uşak Carpet became one of the most important export products of the state upon increasing demand together with fabric and cloth weaving during the Ottoman Empire period. Usak carpets are divided into groups according to their motif and composition characteristics. Uşak carpets woven in very large sizes were made for mosques and palaces. As a result of our research, we have seen that Usak carpentry has been applied barely to the Ottoman archive records and studies have been done too few on this subject. In our thesis, the documents in the Department of Ottoman Archives are examined and Carpet weawing in Uşak, establishment of spinning mills for increased demand of carpet traders coming from abroad,increased employment opportunities, carpet exports, the reaction of the people against the mechanization titles was evaluated as a result of reading the documents.

Archive documentsDocumentsHandicrafts+4
Yasemin Polat
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Süleymaniye Kütüphânesi'nde bulunan kıt'a-hat levhaları ve tezhipleri

Bu araştırmada İstanbul Süleymaniye Kütüphânesi'nde bulanan 59 adet sülüs, nesih ve muhakkak hatla yazılan kıt'a-hat levhaları ve tezhipleri, Türk-İslam san'atları içerisinde mümtaz bir yere sahip olan hat ve tezhip san'atı yönünden incelenmektedir. Seçilen bu eserler, dönemlerinin tüm özelliklerini yansıtmalarından dolayı Türk kitap sanʻatları alanında büyük öneme sahiptirler. Üç bölümden oluşan bu araştırmanın birinci bölümünde, hat san'atının tarihi gelişimi, Türk-İslam Medeniyeti'nde hat san'atının önemi, ekol sahibi Türk-Hat üstadları, Aklâm-ı Sitte, hat san'atının kullanım alanlarıyla beraber, tezhib ve ebrû san'atı hakkında teferruatlı bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, konuyla doğrudan ilişikli olarak Türk-Hat san'atında kıt'a ve levha geleneği, levha ve kıt'a çeşitleriyle levhalarda kullanılan tekniklerle alakalı bilgiler verilmiştir. Üçümcü bölümde ise, katalogta yer alan eserlerin tahlilleri ve incelemeleri yapılmıştır. İncelenen eserler envanterleriyle birlikte dönem özellikleri, ekolleri, kâğıt, yazı, dil özellikleri, motif ve desen özellikleri bütün yönleriyle ele alınmış eserlerin karşılaştırma ve değerlendirilmesi yapılarak çalışma sonlanlandırılmıştır.

DesenEl sanatlarıKıt`a+7
Nurettin Hınıslıoğlu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kubadabad Sarayı çinilerinde antropomorfik motifler ve özgün yorumları

Anadolu Selçuklu Dönemi'ne ait Kubad-Abad Sarayı, 1235-1236 yılları arasında Alaaddin Keykubad tarafından Konya'ya inşa edilmiştir. Saray çinileri, sekiz köşeli yıldız ve haç şeklindeki geçme düzenlemeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüzey bezemelerinde insan ve hayvan figürleri, bitkisel ve geometrik motifler ve yazı kullanımının yanı sıra antropomorfik motifler de yer almaktadır. Figüratif motifler arasında ilk olarak ele alınan insan figürlü çiniler, Asya kökenli özellikler yansıtmaktadır. Farklı duruşları sergileyen bu çiniler, oturan ve ayakta insan figürleri, portreler ve diğer insan figürleri olarak dört kategoride incelenmiştir. Vahşi ve evcil hayvanlar, çeşitli kuşlar ve efsanevi yaratıklar, Kubad-Abad sarayında yerini alan bir diğer kategoridir. Bu doğrultuda saray bezemelerinde de görülen vahşi hayvanlar ve efsanevi yaratıklar birçok farklı anlam için kullanılmıştır. Çinilerde genellikle hayvan figürleri ile birlikte kullanılan bitkisel bezemeler arasında ise palmet, lotus, nar, haşhaş, rumi, hayat ağacı motifleri yer almaktadır. Sarayın çinilerinde gerek düzenlemelerde, gerekse bezeme olarak kendini gösteren geometrik motifler, rozetler ve madalyonların da anlamlarına dair teoriler bulunmaktadır. Bu bezelemelere ait örnekler genellikle, sonsuzluk ve astronomi ile ilişkilendirilmektedir. Selçuklu süsleme sanatında yer alan yazı öğesi de, saray çinilerinde ikincil bir motif olarak kullanılan bir bezeme öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kubad-Abad Sarayı'nı süsleyen en ilginç grubu ise antropomorfik motifler oluşturmaktadır. Yunanca biçim ve insan kelimelerinden türetilmiş antropomorfizme dair saray çinilerinde yer alan örnekler, Hüma Kuşu, Güneş motifi ve Sfenks başlıkları altında incelenmiştir. Farklı duruşlarıyla saray çinilerinde yerini alan kadın başlı, kuş gövdeli Hüma kuşu (Harpi Siren) figürünün tek başına ve çeşitli bezemelerle kullanıldığı örnekler incelenmiştir. Diğer bir antropomorfik motif olan güneş motifi ise, sahip olduğu çok çeşitli coğrafya ve kültür etkileşimleriyle ele alınmıştır. Kanatlı aslan gövdeli, insan başlı Sfenks figürü de sahip olduğu farklı inanışlarına dair araştırmalarla bu insansı motifler grubu içerisinde yer almıştır. İkonografik araştırma sonucunda, bu gizemli, insansı motifler, efsanevi pek çok hikâyenin kahramanları olmalıdır.

AntropomorfiKonyaKubad-Abad Sarayı+6
Aslı Canpolat
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fosforesans yeteneğine sahip çeşitli çini sırlarında sır bünye ilişkilerinin araştırılması

Belirli bir reçeteye göre hazırlanarak bir araya getirilen hammaddelerin şekillendirilmesi ve pişirilmesi ile üretilen bisküvilerin dekorlanıp sırlanarak yeniden ısıl işleme tabi tutulması sonucunda çini adı verilen sanatsal ürünler elde edilir. Sır altı dekoru günümüzde üretilen çinilerin büyük çoğunluğunda kullanılmakta olup bu dekoru ön plana çıkarmak amacıyla şeffaf firit ile hazırlanmış sırlar kullanılmaktadır. Fosfor ışıldamalı pigmentler birçok alanda kullanıldığı gibi son zamanlarda geleneksel çini sırlarında değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı fosforesans yeteneğine sahip çeşitli çini sırlarında sır-bünye ilişkilerinin araştırılmasıdır. Çalışmada kullanılan firitlerin yumuşama sıcaklıkları ısı mikroskobu analizi ile belirlenmiş ve analiz sonuçları dikkate alınarak dört farklı sır sistemi geliştirilmiştir. Hazırlanan sırlar bisküvi çini bünyeler üzerine uygulanarak 850 oC'de pişirilmiştir. Pişirim sonrası olumlu sonuç gösteren sır bileşimlerine % 9 oranında fosforesans pigment ilave edilerek sırlar yeniden üretilmiştir. Sır-bünye özellikleri açısından incelenen sırların yüzeyleri fotoğraflanmış ve bu numunelere ait yayınım dalga boyu aralığı ölçümleri floresans spektrofotometre ile yapılmıştır. Çalışma sonuçları incelendiğinde fosforesans pigment katkılı çini sırının bünye ile uyum gösterdiği gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Fosforesans pigment, Çini sırı, Sır-bünye etkileşimi, Firit

Borlu fritFosforesansSeramik sırları+4
Yalçın Gün
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zeugma (Belkıs) antik kenti mozaiklerinde kullanılan bordür motiflerinin çini sanatına uyarlanması

İnsanoğlunun ilk buğday tohumunu toprakla buluşturduğu yerdir Mezopotamya. Tarihe adını "Bereketli Hilal" olarak yazdıran bu hilalin en önemli parçası Fırat ve Dicle nehirlerini doğuran Anadolu topraklarıdır. Dünyanın kadîm bilgelik ve tekniği ile bütün medeniyetleri emziren, besleyen, ismi ile müsemma Anadolu'dur. Bu Hilal'in en önemli medeniyetlerinden biri olan Zeugma'lılar, her alanda olduğu gibi sanat alanında da çok başarılı olmuşlardır. Bu başarıyı mozaiklerindeki estetik kaygısı, kullanılan teknikler ve hikâyeler zenginleştirmiştir. Zeugma mozaiklerini diğer medeniyetlerin mozaiklerinden ayıran en önemli fark kullanılmış olan on üç renk armonisidir ki bunu başka mozaiklerde göremeyiz. Bu farkı Fırat nehrinin getirdiklerine borçludur. Zeugma'lılar kentlerini eşsiz mimari eserlerle donatırken bu eserleri ustalık isteyen mozaiklerle süslemişlerdir. Tıpkı İslam tezyinatlarında olduğu gibi Zeugmalı sanatçılar da mimari süslemede motiflerin diline hâkim tasarımlar yapmışlardır. Bu tasarımlarının neredeyse tamamının etrafını bordür (kenar suyu) adı verdiğimiz çerçeveler ile süslemişlerdir. Bu iki medeniyetin süsleme sanatında kullandığı ortak bir motif vardır, bu tez bu motifin sentezi niteliğindedir. Konumuz doğrultusunda öncelikle Gaziantep ve Zeugma mozaikleri araştırılmıştır. Bu eserlerin Anadolu Mimarisindeki önemi ve çini sanatlarındaki yeri incelenmiştir. Bu doğrultuda bu iki sanatın motifleri kullanılarak yeni tasarımlar yapıldı ve bu tasarımlar çini sanatına uygulanarak çini pano ve tabaklara uygulanmıştır. Sonuç olarak yeryüzünde hiçbir şey geçmişten bağımsız değildir. Türkler fethettikleri toprakların üzerine inşa ettikleri medeniyetleri; o coğrafyanın kültür, sanat anlayışını kendi sanat, kültür, estetik ve dini anlayışını birleştirerek kültürel bir bağ kurulmuştur. Türkler eşsiz bir bilgi birikimi ile geçmişten aldığı mirası daha da geliştirerek sanata kendine münhasır imzalarını atmışlardır. İstisnasız bu imza batı sanatlarında gıpta ile bakılan ve taklitleri yapılan eserler haline gelmiştir. Anahtar Kelime: Belkıs, Zeugma, Mozaik, Çini, Mimari, Süsleme

Antik şehirlerBordürMotifler+6
Serpil Ertem
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk hamam kültürü, hamamlarda kullanılan eşyalar ve çini sanatına uyarlanması

İnsanlık tarihi, bir sosyal evrim ve gelişimin tarihidir. Yüzyıllar öncesinden bu yana insanlar, bir yandan temel gereksinimlerini karşılama ve doğa şartları ile mücadele içindeyken; bir yandan da yaratıcı güdülerini hayata geçirme, hayal dünyasının tahayyüllerini dışa vurma eğilimi içerisinde olmuştur. Sanat dediğimiz olgu, bu bağlamda tezahür etmiştir. Yaşam biçimi, coğrafi şartlar, inanç ritüelleri, arzu ve istekler, toplumların sanatsal üretiminde belirleyici olmuştur. Bu bağlamda sanatı, toplumların estetik ve karakteristik izdüşümü noktasında değerlendirmek mümkündür. Bir toplumun sanat eserleri, o toplumun ruhunu ve sosyolojik arka planını yansıtır. Anadolu toprakları, günümüze kadar bırakmış olduğu sanat eserleri ile kadim bir bilgeliğin ve zarafetin meyvelerini sunmaktadır. Farklı kültürleri ve kavimleri bağrına basan bu kutsal topraklar, tüm renkleri ve çeşitliliğiyle bir sanat panayırına dönüşmüştür. Memleketin her karış toprağında, kültür ve sanatın gücünü ve direncini kaybetmeyen bütün zengin imgeleriyle karşılaşmamız mümkündür. Çalışmamızın temelini, topraklarımızın eşsiz sanatsal imgelerinden olan ve neredeyse bizimle özdeşleşmiş "Çini" sanatı oluşturmaktadır. Bizlere miras kalan bu topraklar, çini sanatının muazzam örnekleri ile doludur. Buradan hareketle; tarihimizin en önemli kültürel miraslarından olan eski Türk hamamları, çini sanatının yansımaları noktasında ele alınmıştır. Çini sanatı, Türk hamam kültüründe kullanılan hamam eşyalarına uygulanarak tasarlanmıştır.

HamamlarKültürSüsleme sanatı+3
Gül Tepe
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Kütahya çiniciliğinde kullanılan çini formlarının araştırılması ve kişisel uygulamalar

Günümüz çini sanatına bakıldığında; Kütahya 'da başlaması 14. yüzyılda "Milet İşi" olarak adlandırılan kırmızı çamurla başlayarak; İznik ile aynı paralellikte sürmüştür. Beyaz çamur ile üretime geçiş İznik ile aynı dönemde, 16. yüzyılın ilk çeyreğinde başlamış olup; 17.yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Kütahya'daki çini ve seramik üretimlerinin gelişiminin hem sanatsal hem de zanaat olarak anlaşılmasına imkân tanıyan zenginlikte olan eserler aracılığıyla dönemin çini desen ve form çeşitliliği, hamur ve sır kalitesindeki değişim takip edilebiliyor. Yüzyıllardır ayakta kalmayı başarmış bu sanat dalı her dönem farklı yaratıcılık ve üslup tarzı ile günümüzde bile bizlere ışık tutmaktadır. Kütahya'da hala birçok atölye tarafından çini üretimi devam etmektedir. Yapılan araştırmada, günümüz Kütahya'sında çini ve seramik üretim aşamaları incelenmiştir. Osmanlı döneminde ve günümüz Kütahya'sında üretilmiş olan formaların özellikleri incelenmiştir. Kütahya'da çini üretimi süreci boyunca kullanılan formlar, üsluplar, desenler ve dekor teknikleri incelenmiş. Bunların yanında Kütahya'daki atölyelerin kullandıkları teknikler ve teknolojik makineler temin edilerek üretim kapasitesini artıracak yöntemlere çağa uyum sağladıkları görülmekte. Kütahya'da günümüzde üretimini sürdüren atölyelerin üretim tekniklerine bakıldığında, çağın teknik koşullarından (sır, çamur, dekor teknikleri v.b.) yararlanıldığı görülmüştür. Günümüzde popüler olan formları üreten kişi ve işletmelerle görüşülüp isimleri listelenmiştir. Formların birçoğu dekoratif amaçlı üretilirken günümüzde ise üretilen formların işlevselliklerini kullanıma yönelik üretimler yapılarak yeni bir soluk getirilmiştir. Kütahya'da üretimini aktif sürdüren çini ve seramik atölyeleriyle görüşülerek görüşmeler sonucunda değerlendirmelere popüler ürünlerinden örneklere yer verilmiştir. Araştırmamın son bölümde ise; günümüzde çini formlarını yorumlayarak uygulayan sanatçılar ve üretim yapan atölyeler örnekler doğrultusunda incelenmiş görüş ve değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelime:Çini ,Seramik , Form , Dekor ,Kütahya

BiçimDekorEl sanatları+5
Nazan Balta
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı dönemi İznik çinilerinde (Yemek kapları) görülen bitkisel kompozisyonlar ve sıraltı fırça dekorlu porselen yemek takımı uygulamaları

Türk sanatında görülen motiflerin İslamiyet öncesi Asya'da yaşamış Türk kavimlerine kadar uzandığı bilinmektedir. Motiflerin İslamiyet sonrası çeşitlilik kazanarak farklı üsluplar ile birlikte geliştiği görülmektedir. Türk sanatı bu sayede dini, mimari yapılarda ve çeşitli kullanım eşyalarında, yemek sunum kaplarında kendine has üslubunu ortaya çıkartarak bir sanat çerçevesi oluşturmuştur. Çini sanatına Osmanlı imparatorluğu döneminde büyük önem verilerek saray atölyelerinde görkemli çalışmalar yapılmıştır. Bu sayede Türk çini sanatı en muazzam dönemine 16. yüzyılda ulaşmıştır. İznik bu dönemin en önemli üretim merkezi olmuştur. Yoğun olarak görülen bitkisel motiflerin yanında, yazı süsleme, geometrik motifler, sembolik motifler de Osmanlı imparatorluğunun bu sanatı icra ettiği her dönemde özellikle yemek sunum kaplarında görülmektedir. Motifler ve üsluplar ile ilgili bilgilere tez çalışmasının birinci bölümünde detaylı olarak yer verilmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde ise çini sanatında önemli bir yere sahip olan yemek sunum kaplarının işlevselliği, boyutları ve üzerine uygulanan kompozisyonlar ele alınmıştır. Bu bölümde yemek ve servis kapları sahanlar, tabaklar, tepsiler ve kâseler olarak incelenmiştir. Yemek ve servis kapları biçim ve motif açısından ele alınarak renk, desen ve kompozisyon özellikleri anlatılmaya çalışılmıştır. Yemek sunum kaplarının süsleme elemanları tasarım ilkelerine bağlı kalınarak ortaya çıkartılmıştır. Tüm bu biçim, motif ve renk gibi yardımcı elemanlar dönemin kültürel algısı ve sanat üslubuna göre oluşturulmuştur. Tez çalışmasının son bölümünde incelenen dönem örneklerinden yola çıkılarak yeni yorumlarla uygulamalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalarda İznik dönemi yemek sunum kaplarının bulunduğu kitaplar, müze ve koleksiyonlardaki örnekler incelenerek bu kaynaklardan faydalanılmıştır.

BitkilerEl sanatlarıKaplar+7
Muhammed Bahadır Can Eren
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seramikte serigrafi tekniği, günümüzde Kütahya çinilerinde kullanımı ve özgün uygulamalar

Serigrafi baskı tekniği, sanat ve endüstri alanında oldukça önemli bir yere sahip olan bir teknik niteliğindedir. Bu tekniğin, birçok alanda ve çok yönlü kullanılması nedeniyle, var olan diğer baskı sistemleri arasında öne çıkmıştır. Tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Seramikte serigrafi tekniğinin tanımı, genel olarak dünya tarihçesi ve günümüz serigrafi tekniği anlatılmıştır. Serigrafi tekniğinde kullanılan malzemeler saptanarak, bu malzemeler açıklanmaya çalışılmıştır İkinci bölümde ise; Kütahya çini tarihi hakkında bilgiler verilmiştir. Serigrafi tekniğinin; Kütahya çini ve seramik sanatındaki yeri, önemi, kullanımı ve gerekliliği hakkında araştırmalar yapılmıştır. Günümüz Kütahya çini ve seramiklerinin üzerinde önemli bir potansiyele sahip olan serigrafi tekniğinin üretimini ve uygulamasını yapan atölyeler belirlenerek açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü ve son bölümde; Kütahya çini desen ve motiflerinin yorumlanarak, serigrafi tekniği ile birlikte özgün uygulamalar yapılmıştır.

El sanatlarıKütahyaKütahya çinileri+7
Sakine Duran
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Milli Kütüphanede bulunan Nevşehirli Damad İbrahim Paşa koleksiyonuna ait Kur'an-ı Kerimlerin tezyinat bakımından incelenmesi

Bu çalışmada, Ankara Milli Kütüphanede bulunan Damad İbrahim Paşa koleksiyonundaki el yazması eserlerin arasından Kur'ân-ı Kerîm'ler seçilerek tezyînât bakımından incelemesi yapılmıştır. Tezin birinci bölümünde el yazması ve Kur'ân-ı Kerîm bezemeciliği hakkında bilgi verilmiş olup, ikinci bölümde tezhip sanatının tanımı ve tarihi hakkında bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde ise Ankara Millî Kütüphanede bulunan Nevşehirli Damad İbrahim Paşa koleksiyonundaki 50_Damad_1, 50_Damad_2, 50_Damad_3, 50_Damad_5, 50_Damad_7, 50_Damad_754, 50_Damad_815 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm'ler tezyînât bakımından incelenmiştir. Bu Kur'ân-ı Kerîm'lerin tezyînâtındaki renk anlayışı, motif özellikleri ve desen anlayışı hakkında değerlendirmeler yapılmıştır.

Damat İbrahim PaşaKur'an-ı KerimMilli kütüphaneler+3
Ömer Ali Toprak
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Beydağ'daki Osmanlı dönemi mezar taşları

Beydağ, İzmir iline bağlı, Ödemiş'in güney doğusunda, Ödemiş'e 30 km, İzmir'e 130 km. uzaklıkta, Aydın Dağlarının eteklerinde ve yukarı Küçük Menderes havzasında kurulu, eski bir yerleşim merkezidir. Türk tarihinin başlangıcından günümüze dek ölü ve mezar geleneğinin varlığı tarihsel süreç içinde bir takım değişim ve gelişimlerle devam etmiştir. Osmanlılarda özellikle 18. ve 19. Yüzyıllarda sanat eseri kimliği kazanmaya başlayan kitabe ve mezar taşları sonraki dönemlerde de diğer sanat dallarıyla birlikte inkişaf etmiştir. Tez çalışmamız kapsamında Beydağ ilçesinin 19 mahallesinde 228 adet Osmanlı devri mezar taşı tesbit edilmiştir. Bunlardan 157 tanesi erkek, 69 tanesi kadındır. 2 tanesinin de başı ve sonu konu kırık olduğundan cinsiyetleri bilinememiştir. 18. yy'ait 42, 19.yy'a ait 122, 20.yy'a ait 63 mezar taşı vardır. Başlık ve serlevhadan sonra mevtanın bazen kısa hayat öyküsü, bazen ölüm sebebi, kimlik ve kişiliği hakkında manzum veya mensur ifadeler yer alır. 228 mezar taşından 148'i celi sülüs, 64'ü rik'a ve 16'sı da ta'lik hatla yazılmıştır. Beydağ ve mahallelerinde bulunan mezar taşlarının tamamı dikey dikdörtgen formundadır.Silindirik tarzda mezar taşı yoktur. Erkek mezar taşlarının çoğu baş şahideleri başlıklı, ayak şahideleri ise baş şâhideleri gibi dikey dikdörtgen uç tarafı üçgen formundadır. Kadın mezarları da genel olarak dikey dikdörtgen uç tarafı üçgen formundadır.Bir kısmı bitkisel süslemeye göre şekil almış tepeliklere sahiptirler. Anahtar Kelimeler: Mezar taşı, Osmanlı Dönemi,İzmir, Beydağ, Kitabe, Hat

El sanatlarıGeleneksel Türk sanatıMezar taşları+5
Selim Kahya
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara Altındağ ilçesindeki 12-19.yy arası cami ve mescidlerdeki yazılar

Ankara, tarihte çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirdir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden iki yıl sonra 1073'te Selçukluların hâkimiyetine geçen şehir, mescit ve camilerle İslam şehrine dönüşmüştür. Eski dönemlerin izlerini taşıyan yapıların Ankara'da, özellikle Altındağ bölgesinde, kale ve çevresinde yoğun olduğu görülmektedir. Buralarda Roma dönemi yapıları, Anadolu Selçuklu Devleti ve Osmanlı Dönemi yapılarına sıkça rastlanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin başkenti olan ve ilkçağlardan bugüne farklı uygarlıkların yaşadığı Ankara kentinin Altındağ ilçesinde 12-19. yüzyıllarda inşa edilmiş cami ve mescitler ele alınmıştır. Dinî yapıların tezyinatında Hat Sanatı önemli bir yere sahiptir, bu durum göz önüne alınarak bu çalışmamızdaki cami ve mescitlerin hat sanatı açısından incelemesi yapılmıştır. Bu çalışmamızla söz konusu cami ve mescitlerin günümüzdeki durumları tespit edilerek, özellikle bu yapılarda yer alan mihrap, minber, kitabelerdeki yazıların detaylı olarak ele alınması amaçlanmıştır. Bu cami ve mescitlerin tezyinatında farklı alanlarda kullanılmış olan yazılar da inceleme kapsamındadır. Bu yazıların genel özelliklerinden bahsedilerek, fotoğraf ve çizimlerle desteklenerek yazıların içeriğine dair malumat verilmiştir. Bu çalışmada arşiv belgeleri, güncel kaynaklar, fotoğraf ve çizimler kullanılmıştır.

Ankara-AltındağCamilerDini yapılar+6
Sevban Esra Sarı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hattat Çırçırlı Ali Efendi'nin eserleri ve hat sanatına katkıları

Yaşadığı dönemin en seçkin hattatlarından biri olan Şefik Bey'in talebesi olan Hattat Çırçırlı (Haydarlı) Ali Efendi XIX. yüzyılda yaşamış ve bilhassa istifleriyle bu mecrada kilometre taşı olarak addedebileceğimiz mühim bir sanatçıdır. İsmi çokça zikredilmesine rağmen, hakkında müstakil bir eser yazılmamış ve eserleri bir araya getirilerek incelenmemiş olması sebebiyle bu konuyu ele almak istedik. Sanat eserinin kıymetini bilmek için sanatçıyı tanımak lazım gelir. Biyografi çalışmaları bu bakımdan önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu çalışmanın konusu Kazasker Mustafa İzzet Efendi ve Sâmi Efendi gibi üstâd-ı kâmil hattatların kendisinden övgüyle bahsettiği Çırçırlı Ali Efendi'nin hayatı ve sanatıdır. Ali Efendi'nin yazılarını çeşitli kaynaklardan toplayıp bir araya getirerek katolog biçiminde sunmaya çalıştık. Anahatar Kelimeler: Çırçırlı Ali Efendi, Hat Sanatı, Hattat, İstif.

19. yüzyılBiyografiHattatlar+3
Fatma Yıldız
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı Dönemi kâğıt paralarının tezyini açıdan incelenmesi ve yorumlanması

Geç dönem Osmanlı sanatı son asırlarda Batı sanatı etkisiyle büyük değişimler geçirmiştir. Bu değişimin miladı, 1720-1721 yıllarında Paris'te büyükelçilik yapan Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin yurda dönmesi olarak kabul edilmektedir. Osmanlı saray çevresi ve zenginleri, Batı'dan gelen bu farklı sanat ve tasarım anlayışıyla yapılmış eşyalara git gide daha fazla rağbet etmiştir. Sanatçılara Batı tarzında siparişler verilmeye başlanmıştır. 18. yüzyılın ortalarından itibaren etkisi net bir şekilde görülen Batı sanatı, Osmanlı sanat anlayışı içinde yorumlanmış ve uyarlanmıştır. Batı sanatında kronolojik olarak düzgün bir şekilde takip edebildiğimiz barok, rokoko ve neoklasik üsluplarının Osmanlı sanatına geç tarihlerde girmesi, Osmanlı sanatında bu kronolojinin sınırlarını şeffaflaştırmış ve takibini zorlaştırmıştır. Osmanlı sanatında barok daha çok mimariyi temsil ederken, rokoko kitap sanatlarını temsil etmiştir. Batı sanatında net bir şekilde birbirinden ayrılan barok ve rokoko üsluplarının Osmanlı sanatında bu şekilde kullanılması, geç dönem sanatındaki karmaşayı göstermektedir. Sultan 3. Selim dönemi(1789-1807) ile görmeye başladığımız neoklasik-ampir üslubuyla eklektik bir anlayış da başlamış, geç dönem üslupları birlikte kullanılmıştır. Mali sorunları ile birlikte farklı çözümlere başvuran Osmanlı Devleti ilk kâğıt parasını 19. yüzyılın ilk yarısında basmıştır. Sanatta yaşananın aksine kâğıt para sistemine zorunluluklardan ötürü geçilmiştir. Halka borçlanma mantığıyla çıkarılan kaimelerin hazinedeki açığı kapatacağı düşünülmüş ancak kısa sürede bu uygulama çok daha fazla soruna yol açmıştır. Borçlar artmış, halk mağdur olmuştur. Sanatta kültürel altyapısızlıktan kaynaklanan karmaşa, kağıt paralarda sistem altyapısızlığından yaşanmıştır. Derinleşen krize çözüm olarak bankalar kurulmuş, çıkarılan ilk kaimeler büyük çabalarla kaldırılabilmiştir. Kaimelerin kaldırılmasıyla 1863'te ilk banknot basılabilmiştir ancak, Devlet her sıkıştığında kaimelere geri dönmek zorunda kalmıştır. Bu süreçte çıkarılan kaime, banknot ve tahvillerin üzerlerinde rokoko ve neoklasik üsluplarda tezyinat bulunmaktadır. SALT Araştırma arşivindeki kağıt paralar ve Alpay Tarhan koleksiyonundaki tahvillerden seçilen örneklerin tezyinatı incelenmiş, dönemin tezyini üslupları ile karşılaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Rokoko, Neoklasik, Banknot, Kaime, Motif, Tasarım, Osmanlı

BanknotlarNeo-klasikOsmanlı Devleti+4
Selahattin Görkem Çağrı Dizdar
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu'nda bulunan on adet aynanın motif, desen ve dönem açısından incelenmesi

Topkapı Sarayı, içindeki hazinelerin ve arşivlerin zenginliğiyle, mimari yapısı ve dokusuyla, duruşundaki ihtişamıyla, İstanbul'un en güzel köşelerinden birine inşa edilmiş abidevi bir yapıttır. Yapımına Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra 1460 yılında başlanmış ve bazı eklemelerle genişletilmesi XIX. yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir. Topkapı Sarayı, padişahların ve saray halkının ikamet ettiği ve aynı zamanda dönemin siyasi ve sosyal gereklerinin yerine getirildiği bir idare merkezi olmasıyla beraber atölye ve nakkaşhânelerde çeşitli sanatların usta-çırak ilişkisi içerisinde öğretilip uygulandığı bir akademi olma özelliğini de taşımaktadır.*1* Bu çalışmamızın konusu olan, günlük yaşantımızda çok da farkında olamadığımız ve sıradan bir eşya gözüyle baktığımız aynaların da o dönemde bu ihtişamdan payını aldığını görüyoruz. İncelemesi yapılan aynaların her birindeki tasarım ve süslemelerin, yapıldığı dönemin kültür, sanat ve edebiyatını yansıtmasıyla birlikte bizlere o devirde yaşananları âdeta anlatıyor olması, geçmişte her bir eşyaya verilen ehemmiyeti göstermesi bakımından önemlidir. Tezimizde öncelikle aynalar hakkında genel bir bilgi verilip tarihçesi anlatılacaktır. Saray koleksiyonunda bulunan on adet ayna üzerindeki motif ve desenler tezyini açıdan incelenerek, kullanılan malzeme ve teknikler, yapıldıkları dönemler, medeniyet ve sanatla olan bağlantıları aktarılacaktır. Bu çalışma kapsamında yapmış olduğum iki adet tasarımdan 'Üslupların Dili' isimli çalışmamda on adet aynanın yapılmış olduğu dönemlerdeki tezhib üsluplarının yansımalarını aktarmaya çalıştım. 'Aynanın iki Yüzü' isimli diğer çalışmamda, aynayı kendi haliyle yalın ve içerdiği çeşitli sembollerden biri olan tasavvufla ilgili boyutuyla değerlendirip bir çalışma yapmaya çalıştım. ANAHTAR KELİMELER: Ayna, Topkapı Sarayı, Osmanlı, medeniyet, tezhip, tasarım, maden, eşya, değer, farkındalık. *1* Dr. Hilal KAZAN, XVI. Asırda Sarayın Sanatı Himayesi, Sf.21. İstanbul 2010

AynaDesenMotifler+3
Zehra Koblay
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Selçuklu çini ve seramiklerindeki fantastik figürlerden günümüze çağdaş uyarlamalar

Fantastik figürler, insanların doğaya karşı verdikleri mücadelelerden, düşmanlardan veya felaketlerden korunmak için hayal güçlerinin etkileriyle oluşturdukları doğaüstü tılsımlı yaratıklardır. Bu figürler, insanların hayal güçlerinin etkilerini taşıdığı gibi aynı zamanda doğada var olan vahşi hayvanların güçlü özelliklerini de barındırmaktadır. Fantastik figürlerin fiziksel özellikleri incelendiğinde ise insan başlı ve hayvan gövdeli veya farklı vahşi hayvanların uzuvlarından bir araya gelen melez bedenleri vardır. Farklı türlerin birleşiminden oluşan hibrit veya bileşik karakterli fantastik figürler, geçmişten günümüze pek çok kültüre ait sanat eserlerinde ve ikonografik sahnelerde karşımıza çıkmaktadır. Fantastik figürlerin gelişim süreci, Selçuklu coğrafyasındaki sanat eserlerinde de sıkça görülmektedir. Özellikle 11- 13.Yüzyıl Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Dönemi çini ve seramik eserlerde sfenks, grifon, siren (harpi) ve ejder figürlerinin tasvir edildiği bilinmektedir. Fantastik figürler taşıdıkları uğurlu anlamları bulundukları kompozisyonlar içerisine yansıtmıştır. Kompozisyonlar içerisinde fantastik figürler, eserlerde tek başına tasvir edildikleri gibi çeşitli ikonografilerde de yer alarak farklı sahnelerin oluşmasına katkıda bulunmuş ve bunun yanı sıra üç boyutlu figürinler olarak da karşımıza çıkmıştır. Tek başına fantastik yaratıkların tasvir edildiği kompozisyonlarda bu tılsımlı figürler, çoğunlukla formların merkezinde resmedilmiştir. Bunun yanı sıra fantastik figürler, ikonografik sahnelerdeki farklı kompozisyonlara da dâhil olup tılsımlı özelliklerini esere yansıtmıştır. İkonografik sahneler arasında hükümdar ve taht, avcı ve süvari, orman temalı av, müzisyen ve eğlence tasvirli kompozisyonlarda fantastik figürler boy göstermiştir. Ayrıca fantastik figürler, bazı kompozisyonlarda astroloji ve burçlar kuşağı gibi birçok temaya göndermeler yaparak çeşitli sembolik anlatımların oluşumunu sağlamıştır. Bugün dünya çapındaki önemli müzelerin ve özel koleksiyonların içerisinde yer alan eserlerde, fantastik figürlerin bulunduğu örneklere rastlanmaktadır. İncelenen çini ve seramik eserler ışığında oluşturulan katalog çalışmasında, fantastik figürlerin tasvir edildiği örnekler üzerinde birçok farklı teknikte ve formda üretim olduğu görülmektedir. Çeşitli çini ve seramik eserler üzerinde gözlemlenen fantastik figürlerin, stilizasyon, tema, kompozisyon ve sahneleme çalışmaları incelenip değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda fantastik figürler, özgün bir desen tasarımına dâhil edilip eser çalışması gerçekleştirilmiştir. Çini panoya ve seramik forma uygun bir şekilde hazırlanmış fantastik figürlü desenler, sır altı tekniğinde uygulanıp fırınlanmıştır. Böylece fantastik figürler üzerine odaklanan eser metni çalışması, katalog çalışması ve özgün bir eser tasarımı süreciyle beraber tamamlanmıştır.

Fantastik figürlerFigürSelçuklu sanatı+7
Dilan Atasayar
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

11-13. yüzyıl Selçuklu sanatındaki gezegen-burç tasvirlerinden çini panoya uyarlama

Antik çağlardan beri gökyüzünün gizemini çözmeye çalışan insanoğlu, gökte gördüğü cisimlere çeşitli anlamlar yüklemiştir. Özellikle geceyi ve gündüzü meydana getiren Güneş ve onun yokluğunda ortaya çıkan Ay ilahlaştırılmıştır. Dünya üzerindeki etkisini gözlemledikleri bu ilahi varlıkların yaşadıkları alem zamanla merak konusu olmuş ve gök, bilinçli olarak gözlenmeye başlanmıştır. İnançları gereği zamanı net bir şekilde hesaplaması gereken Müslümanlar, bunun için göğü bir takvim ve saat gibi kullanmışlardır. Hareket halinde olan gezegenleri ve sabit duran yıldızları dikkatle izlemiş ve gök biliminde kendilerini geliştirmişlerdir. Kendilerinden önce eski Yunanlılarca ortaya konmuş bilgi mirasına kendi bilgilerini gözlemlerini ekleyen İslam âlimleri, ilahlaştırdıkları göksel cisimler için fantastik bir evren tasarlamışlardır. Tasarlanan bu evrende gezegenlere insan vasıfları yüklenmiş ve yıldızlar çeşitli hayvan ve nesnelerle benzetilmiştir. Burçlar kuşağı da denilen hayali bir çember üzerinde sabit durduğuna inanılan on iki takım yıldızın ve yörüngeleri üzerinde hareket ederken bu yıldızlara uğrayan gezegenlerin insanoğluna mesaj verdiği düşünülmüştür. Gökten gelen bu mesajları okumak için astrolojiye ihtiyaç duyulmuştur. İslam coğrafyasında geniş topraklara yayılmış Selçuklu kültüründe astroloji, oldukça önemsenmiştir. Göğü gözleyip kehanetlerde bulunan müneccimler Selçuklu saray yaşamında ve savaşlarda danışman gibi görülmüştür. Kültürde bu kadar önemli bir yere sahip ilahi gezegenlerle, çeşitli şekillere benzetilmiş burç takımyıldızları, 11-13. yüzyıl Selçuklu sanatında da sıklıkla işlenen bir konu olmuştur. Selçuklu Devleti hâkim olduğu geniş coğrafyadaki sanatçıları tek bir otorite altında toplamıştır. Bu yetenekli sanatçılar da Selçuklu sanatı çatısı altında muhteşem eserler üretmişlerdir. Bu çalışmada Selçuklu sanatının maden, taş kabartma, minyatür, seramik, çini gibi sanat dallarında görülen gezegen-burç tasvirleri incelenmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda eserlerde tekrar eden motif, figür ve sahneler tespit edilmiştir. Eser metninde her gezegen ve burca ait tasvir detaylarına değinilmiş ve karakteristik özellikleri vurgulanmıştır. Özellikle maden sanatında sıklıkla görülen astrolojik tasvirler, incelenen eserlerin büyük çoğunluğunu oluşturmuştur. Asıl odak noktamız olan çini ve seramik eserler ise ayrı bir alt başlıkta ele alınmıştır. Selçuklu dönemi gezegen-burç tasvirleri üzerine yapılan incelemeden yola çıkarak çağdaş bir çini pano tasarımı yapılmıştır. Panoda kullanılan figür ve motiflerde, dönemin eserlerinde tekrarlanmış tasvir özellikleri ve kompozisyon biçimleri dikkate alınmıştır. Çıkış noktası bu karakteristik özellikler olan tasarımlar oluşturulmuş ve panoda uygulanmıştır. Çeşitli ebatlarda dairevi çinilerden meydana gelen panoda sır altı tekniği ile kazıma-kabartma teknikleri kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Selçuklu sanatı, gezegen-burç tasviri, çini.

BurçGezegenlerSelçuklu sanatı+4
Damla Moğulkoç
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hacı Selim Ağa Yazma Eser Kütüphanesi koleksiyonlarındaki katı' ciltlerin teknik ve desen analizi

Tarih boyunca toplumların ortaya koydukları geleneksel bezeme sanatları, o toplumun öz kültürünü oluşturan değerli belgelerdir. Geleneksel sanatlar dahilinde yer alan kitap sanatları kültürün tanıtılması ve yaşatılmasında büyük önem taşımaktadır. Bir yazma eser, cilt, katı', minyatür, tezhip, hat ve ebru, vb. sanatların bir bütünün parçaları olarak kullanılması sonucunda oluşturulur. Araştırma konusu Hacı Selim Ağa Yazma Eserler Kütüphanesinde bulunan yazma eserlerin ciltleri arasında dış ve iç kaplarında Katı' tekniği uygulanmış olan çeşitli/ farklı örneklerin desenlerinin belgelenmesini kapsamaktadır. Araştırmada Hacı Selim Ağa Yazma Eserler Kütüphanesi'nin Hacı Selim Ağa, Nurbanu Sultan, Yakup Ağa, Kemankeş Abdülkadir Emir Hoca ve Aziz Mahmut Hüdayi koleksiyonlarındaki bulunan ciltler incelenmiştir. Koleksiyonlar içinde, Hacı Selim Ağa yazmalarında on üç adet, Nurbanu Sultan yazmalarında iki adet olmak üzere toplam on beş adet katı'(müşebbek) cilt tespit edilmiş; eserlerin teknik ve desen analizi yapılmıştır. Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ndeki katı' ciltleri XV. ve XVI. yüzyıllara tarihlenmişlerdir. Dış kab tasarımında rûmi, bulut ve bitkisel motiflerin kullanıldığı, kab içinde ise, rûmi ve bitkisel motiflerin yer aldığı desenlerin dönemlerinin tezyinî üslup/karakteristiğine uygun şekilde tasarlandıkları görülmektedir. Tez kapsamında incelenmiş olan yazma eserler daha önce herhangi bir yayında yer almadığından, bu araştırma sonucunda sanat dünyasına kazandırılmaları mümkün olmuştur.

Cilt sanatıHacı Selim Ağa KütüphanesiKatı sanatı+2
Arzu Çebi
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi'ndeki Turhan Valide Sultan Koleksiyonu'na ait saz üslûbundaki ciltlerin teknik ve desen analizleri

Türk toplumunun sosyo-kültürel ve günlük yaşamında belirleyici bir öge olan sanat, toplumu bir arada tutan örf, âdet, gelenek, görenek ve kültürel yapı ile bir bütündür. Matbaanın icadından önce el yazması eserler hat, tezhip, ebru, minyatür, cilt, katı' sanat dallarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Cilt Sanatı, Geleneksel Türk Sanatları içinde hem kapsayıcı hem de tamamlayıcılığı açısından önem arz etmektedir. Kâğıdın icadından önce papirüs ve parşömen gibi malzemeler üzerine yazılmış ve korunması için de muhtelif çözümler üretilmiştir. Fakat kâğıdın icadıyla birlikte ciltçilik önemli bir ivme kazanmıştır. Klasik sanatların birçok dalında olduğu gibi cilt sanatında da en güzel örneklere XVI. yüzyılda rastlanmıştır. Tez kapsamında incelenen koleksiyondaki eserlerin ciltlerinin XVII. yüzyıl sonu ile XVIII. yüzyıl başına ait olduğu düşünülmektedir. Bu yüzyıl eserlerinde motif zenginliğinde ve işçilikte XVI. yüzyıldaki klasik anlayışın devam ettirildiği görülür. Motiflerdeki çeşitlilik dönemin sonlarına doğru azalmıştır. Klasik devirdeki işçilikle bu dönemdeki işçilik arasında farklılıklar gözlemlenmiştir. XVII. yüzyılın sonlarından XVIII. yüzyıl başlarına doğru bir taraftan klasik devrin geleneği devam ettirilirken diğer yandan batı sanatının etkileri kendini göstermeye başlamıştır. Bu tez kapsamında kütüphanede yer alan Turhan Valide Sultan Koleksiyonu'nda mevcut olan 352 cilt incelenmiş ve 15 adet saz üslûbu tezyînatlı ciltler araştırma tezine dahil edilip, analiz edilmiştir. İncelenen ciltlerin 14'ü Arapça, 1'i ise Türkçedir. Arapça olan ciltlerin içeriği Kur'an-ı Kerim, İslam Tarihi ve Hadis, Tefsir, Fıkıh gibi dini kitaplardır. Türkçe olan cilt ise İran edebiyatına aittir. Zahriye ve serlevha sayfalarında tezyinî unsur ihtiva eden bölümlerin görselleri de değerlendirme bölümünde sunulmuştur. Koleksiyondaki 15 adet saz üslûbu cildin çizimleri yapılmıştır. Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Turhan Valide Sultan Koleksiyonu'ndaki saz üslûbu ciltler, bezeme özellikleri açısından XVII. ve XVII. yüzyıla ait örnekler içermektedir. Tamamlanmış olan tez çalışması ile koleksiyondaki saz üslubu ciltler gün yüzüne çıkarılmış ve Türk Cilt Sanatı araştırmalarına katkı sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk İslam Sanatı, Türk Cilt Sanatı, Saz Üslubu, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, Turhan Valide Sultan Koleksiyonu.

Cilt sanatıHatice Turhan SultanKoleksiyon+4
Şükran Bayansar
Mimar Sinan Fine Arts University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı'ndaki su mimarisiyle ilgili yapıların taş tezyinatının desen ve sembolizm yönünden incelenmesi

Topkapı Sarayı; kapladığı yedi yüz bin metre kare alanda dört asır boyunca her padişah döneminde, ihtiyaca göre ilave edilen yeni yapılarla birlikte Osmanlı Devleti'nin yönetim merkezi ve Osmanlı padişahları ve saray mensuplarının ikametgâhı olmuştur. Bu alanda yer alan çeşme, şadırvan, selsebil, fıskiyeli havuz ve hamamlar saray için inşa edildiklerinden, bu eserler farklı form ve özenli tezyinatı ile öne çıkan gösterişli, Türk mimarisine has yapılardır. Bu eserlerin taş bezemeleri ise motif ve kompozisyon bakımından,inşa edildikleri, XV. yüzyılın ikinci yarısından XIX. yüzyıla kadar hakim olan beğeni ve üslup özelliklerini bir arada ortaya koyan bir belge niteliğindedir. Hazırlanan tezde; Topkapı Sarayı'nın birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü avluları ile bu avlularda yer alan binaların içindeki ve Harem Dairesi'ndeki su mimarisine ait yapıların; ayrıca Topkapı Sarayı'nın avluları dışında beşinci yer olarak tanımlanan Fatih Sultan Mehmed'in yaptırdığı ve Topkapı Sarayı'nın ilk yapısı Çinili Köşk'teki oda çeşmesi, Osmanlı padişahlarının hasbahçesi Gülhane Parkı'nın çeşmeleri, Darphane/Koz Bekçileri Kapısı önündeki çeşme aynalarının da fotoğrafları çekilerek, bu eserlerin çizimleri yapılmış, bezemeleri yapıldıkları dönemin beğeni ve üslup özellikleriyle birlikte değerlendirilerek, bu motiflerin su sembolizmiyle ilişkisi ortaya konulmuştur.

Su mimarisiSu yapılarıSüsleme sanatı+4
Lale Yıldır
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TSMK A. 5 VE TSMK E. H. 58 numaralı Mushaf-ı Şerîf'lerin tezhip sanatı açısından mukayeseli analizi

Osmanlı Devleti, XV. yüzyıl sonunda hem sanat eserlerinde hem de kültürel hareketlerde klâsik öncesi değişimin yoğunlaştığı dönem olmuş, XVI. yüzyılda ise altın çağını yaşamıştır. Padişahların sanata verdiği ehemmiyet ve sanatçı himâyesi neticesinde, kitap sanatlarında yüzyıllar boyunca varlıklarını sürdürecek nâdide eserler ortaya konulmuştur. Sultan II. Bayezid Dönemi'nde, Şeyh Hamdullah'ın hat sanatına getirdiği yenilik, kitap sanatlarında tezhipli sayfalara da yansımıştır. Padişahlara hediye edilen tezyînatlı Mushaf'lar, tezhip sanatı açısından en güzel örnekleri teşkil etmektedir. Bu eserlerden biri, Şeyh Hamdullah'ın Sultan Bayezid'in tilâveti için istinsah ettiği ve tezhibini Hasan b. Abdullah'ın yaptığı, TSMK A. 5 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bir diğeri ise, Abdullah b. İlyas'ın Kânunî Sultan Süleyman'ın tilâveti için istinsah ettiği ve Bayram b. Derviş Şîr'in tezhibini yaptığı TSMK E. H. 58 envanter numaralı Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bu Mushaf'lar ihtişamlı görünümleriyle, döneminin doruk noktasındaki sanat zevkini ortaya koymaktadır. Sanatkârlar ile alakalı bilgilerin yer aldığı kaynaklarda, Mushaf'ların hattat ve müzehhiplerinin, birbirlerinin çağdaşı ve geleneklerinin taşıyıcısı olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızda erken klâsik dönem ve klâsik dönemde, Osmanlı Devleti'nin siyasî, ilmî, kültürel ve sanatsal açıdan görünümü hakkında genel bilgi verilmiş, Mushaf'lar, hattat ve müzehhipler kısaca tanıtılmıştır. Mushaf'ların zahriye, serlevha, sûrebaşı, mushaf gülleri, duraklar ve ketebe sayfası tezhiplerinin mukayeseli analizi yapılmıştır. Bu araştırmalar ışığında hazırlanan tezde, Mushaf'ların bezemelerinin yapıldığı yıllarla ilgili olarak, sanat özelliklerinin farklılığı ve sanatkârların tasarımları üzerindeki etkileri, gelenek olarak birbirini takip eden iki müzehhibin tasarımlarında desen, kompozisyon, renk gibi üslûp benzerlik ya da farklılıklarının eserler üzerinden tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Abdullah b. İlyasBayram b. Derviş ŞirHasan bin Abdullah+7
Betül Ateşman
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslâm sanatlarında kullanılan tezyîni rûmînin analizi

İslâm sanatlarında birçok motif bulunmaktadır. Bu motiflerden en çok kullanılanları bitkisel ve hayvansal kökenli olanlardır. Rûmî motifi eski Türklerden bu yana bezemelerde yer alan figürler arasındadır. Rûmîlerin bir çeşidi olan tezyini rûmîler İslâm sanatlarının vazgeçilmez tezyinat öğesi olmuştur. Tezyini rûmînin en eski örnekleri Anadolu Selçukluları döneminden günümüze ulaşan taş eserlerde görülmüştür. Bu mimarî parçalar ve mezar taşlarının üzerindeki rûmî bezemelerinin iç bünyelerinde geometrik formlarda desenlere rastlanmıştır. Tezyini rûmî motifinin yolculuğu XVI. yüzyıl Osmanlı sanatında iç bünyelerinde bitkisel ve bulutlu desenlerin de eklenmesiyle en güzel şeklini almıştır. Araştırmamızda İslâm sanatlarının, tezhip, minyatür, çini, dokuma sanatları ile taş ve maden işçiliklerinde tezyini rûmîlerin seçili örnekleriyle beraber analizleri yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İslâm Sanatları, Tezhip, Motif, Rûmî, Tezyini

Dokuma sanatıMinyatürMotifler+7
Havva Baştürk
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi'ndeki ebrulu ciltler

XIII. yy.'de Uygur Türkleri'yle başlayan Türk ciltçiliği tarih boyunca farklı üslûp özellikleri benimseyerek gelişim göstermiştir. Türklerin İslâmiyet'i benimsemeleriyle birlikte sanat anlayışı da büyük bir ivme kazanmıştır. Kitaba verilen değer onun muhafaza ve tezyîn edilmesinde de kendisini göstermiş ve nihâyetinde bunu bir sanat dalı haline getirmiştir. XV. yy.'de sağlanan siyasî istikrarla birlikte Selçuklu sanat anlayışının temelleri üzerinde gelişen diğer sanat dalları gibi cilt sanatı da büyük bir gelişim göstermiş ve Osmanlı klasik üslûbunu meydana getirmiştir. XIX. yüzyıla gelindiğinde matbaanın yaygınlaşması ile birlikte el yazması kitaplar eskiye nazarân azalmış ve buna bağlı olarak tezyinî sanatlarda da bir gerileme görülmüştür. Bu dönemde el yazmaları devlet kütüphaneleri ve müzelerinde bulunmakla birlikte şahsî kütüphanelerde de yerini almıştır. Bu şahsî kütüphanelerden birisi de İbrahim Hakkı Konyalı Kütüphanesi'dir. Bu çalışmada mezkûr kütüphanedeki cilt örnekleri incelenerek ciltlerin teknikleri, kullanılan malzeme, kitabın kabında, kap içinde ve yan kağıdında kullanılan ebrular detaylıca çalışılmıştır. Türkiye kütüphane ve müzelerinde bulunan, tezyinât açısından çok zengin olan el yazmaları Türk-İslâm sanatları açısından incelenmeye muhtaç bir alandır. Bu çalışmayla yazma eserlerin kataloglanmasında bibliyografik özelliklerin yanında fiziksel tavsifin de önemine dikkat çekilmek istenmiştir. Anahtar kelimeler: Cilt, Ebru, Ebrulu Cilt, İbrahim Hakkı Konyalı

Cilt sanatıEbru sanatıEl sanatları+3
Zeynep Sönmez
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi Harem Dairesi III. Murad Has Odası çini tezyinatının incelenmesi

İstanbul'un fethinden sonra inşâ edilen Topkapı Sarayı, padişahların hem evi hem de devlet işlerini yürüttüğü yer olmuştur. Topkapı Sarayı Harem Dairesi'ne ilk defa kendine ait yatak odası yaptıran III. Murad'tır. III. Murad Has Odası mimarî planıyla beraber süslemeleri de dönemin sanat bakımından önemli örnekler arasında yer almaktadır. 16. yüzyılda Harem Dairesi'ne yeni bir soluk getiren III. Murad Has Odası'nın, tezyinât detayları, desen kurgusu, renk kullanımı, motif çeşitliliği, kullanılan tekniklerle hem yazlık hem de kışlık odası incelenmiştir. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde III. Murad Has Odası'nın içinde bulunduğu Topkapı Sarayı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde III. Murad'ın hayatı, saltanat yılları ve döneminin sanat ortamı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise III. Murad Has Odası'nın süslemeleri, kullanılan teknikler, motifler ve desen kurgusu bakımından ayrıntılı yapılmış çizimler aracılığıyla analiz edilmiştir.

Türk süsleme sanatıTürk çini sanatı
Zeynep Alp
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İstanbul Kılıç Ali Paşa Camii çinilerindeki hatlar

Klasik Osmanlı mimarîsinin mühim eserleri camilerimiz, iç mimarînin vazgeçilmez bir tezyînî unsuru durumundaki hat sanatının gelişim seyrinin takibi açısından önemli bir uygulama alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı Cihan Devletinin siyasi olduğu kadar, kültürel anlamda da başkenti olarak bilinen İstanbul, fetih sonrası asırlarında birbirinden güzel mimarî eserlerin beşiği olmuştur. Bir medeniyeti yansıtan kültür hazineleri camilerimiz, en parlak dönemini Sinan yapılarıyla gerçektirmiştir. Bu çerçevede "İstanbul Kılıç Ali Paşa Camii Çinilerindeki Hatlar" tezimizin araştırma konusudur. İznik ürünü, sır altı tekniği çini panolardaki hatlar pencere alınlıklarında ve mihrap üstünde yer almaktadır. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan (M.1580) söz konusu cami, Karahisâri üslûbunu benimseyen Hattat Yusuf Demircikulu'nun taşa ve çiniye aktarılan celî hatlarıyla bezenmiştir. Özellikle cami ana giriş kapısının üzerinde yer alan müsennâ kitâbe hat sanatının önemli istifleri arasına girmeyi başarmıştır. Araştırmada, özellikle çinilerdeki yazılar üzerinde durulmuştur. Mimarîde mekân ile metin ilişkisinin önemi ve yazıdaki motifler incelenmiştir. Caminin bânisi, mimarı ve hattatı hakkında ayrıca bilgiler verilmiş ve yazının mimarîdeki önemine ışık tutulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mimar Sinan, cami, hat, çini, mimarî

Selma Özpala
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuveyt Tareq Rajab Müzesinde bulunan Osmanlı hat eserleri

Bu çalışma Kuveyt'te bulunan Osmanlı hat koleksiyonu için bir kültür envanteri çıkarmayı ve mevcut eserlerin belgelenerek Türkçe literatüre kazandırılması yoluyla hat sanatı tarih yazımına katkı sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmanın konusu ve yöntemi, müzenin içeriği ve tarihsel arka planı hakkında literatürden ve tez kapsamında gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen bulgulara giriş kısmında yer verilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müze kurucuları ve tarihçesine ayrılmıştır. İkinci bölümde müze koleksiyonu, üçüncü bölümde hat sanatının Osmanlı seyri kullanılan yazı çeşitleri ekseninde ele alınmış, ekoller ve öne çıkan isimler üzerinden anlatılmıştır. Osmanlı hat ekollerinin öncü isimlerinin çok sayıda eserlerinin de bulunduğu müzenin hat koleksiyonu henüz yeterince belgelenmemiş ve çalışılmamış durumdadır. Bu çalışma ile müzedeki Osmanlı dönemi hat eserlerinin künyeleri oluşturulmuş ve bu incelenen eserler üçüncü bölümde katalog halinde sunulmuştur. Araştırma, sadece Osmanlı dönemine odaklanmış olup, bu sınırların ötesinde yazılmış eserler çalışmaya dahil edilmemiştir. Katalog bölümünde müzede bulunan el yazmaları, fermanlar ve hat sanatının kakma ve nakış gibi diğer zanaatlardaki uygulamaları hariç olmak üzere 147 adet hat eseri (kıt 'a, Hilye-i Şerif, levha ve murakkaa) yer almaktadır. Son bölümünde elde edilen sonuçların yanı sıra koleksiyonun geliştirilmesi ve ileride yapılabilecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Hat sanatıKataloglama ve sınıflamaKültür tarihi+7
Merve Nur Kayhan Hassan
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı etkisindeki Osmanlı camilerinde hat -İstanbul'daki 8 cami bağlamında-

Nuruosmaniye, Ayazma, Lâleli, Beylerbeyi, Nusretiye, Hırka-i Şerif, Ortaköy ve Yıldız Camileri geç dönem Osmanlı Batı etkisinde inşâ edilmiş mimarî eserlerdendir. Mimarî ve tezyînî açıdan oldukça ihtişamlı görünen bu camiler döneminin önde gelen mimarları tarafından yapılmışlardır. Ele alınan camilerin her biri dış ve iç mekân tezyînatıyla ve özellikle de hatlarıyla ayrı bir çalışma konusu olabilecek özellikte olup, seçilmiş sekiz cami bağlamında bu camilerdeki celî sülüs, celî ta'lik ve celî kûfî yazı örnekleri tezimizin konusunu oluşturmuştur. Mumcuzâde Mehmed b. Ahmed, Mustafa Râkım ve Kazasker Mustafa İzzet başta olmak üzere dönemin meşhur pek çok hattatının yazıları bu camileri süslemektedir. Çalışmada esas olarak camilerin iç ve dış mekânlarında bulunan yazıların hat sanatı bakımından tanıtılması amaçlanmıştır. Öncelikle Osmanlı mimarlık teşkilatı ve batı etkisinde eser veren Osmanlı mimarları ele alınmış, akabinde Osmanlı cami mimarîsinde mimarî ve hat ilişkisi üzerinde durularak batı etkisinde gelişen mimarînin cami mimarîsine olan etkileri mevzu edilmiş ve esas konuya geçiş yapılmıştır. Burada camiler kronolojik sırayla ele alınarak dış ve iç mekânlarında bulunan hatların görselleri sunulmuş, metin ve mekân alâkasına dikkat çekilerek yazıların teknik ve estetik özellikleri incelenmiştir. Son bölümde ise söz konusu camilerdeki hatlar birbirleriyle karşılaştırılarak değerlendirmeye tabi tutulmuş, bu arada restorasyonlarda karşılaşılan problemlere de değinilmiştir. Hat sanatı tarihi araştırmalarına katkı sağlayacağını umduğum bu çalışmanın sonunda vardığım bir sonuçtur ki, batı etkisinde inşâ edilmiş bu Osmanlı yapılarında, Türk geleneklerini yaşatan tek unsur celî hatlardır. Anahtar Kelimeler: Batı Etkisindeki İstanbul Camileri, Hat Sanatı, Mimarî, Celî Sülüs, Celî Ta'Lik, Kûfî.

Hümeyra Demircan
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki XV. ve XVI. yüzyıllara ait padişah kaftan desenlerinin tezyinat yönünden değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti'nin fetihlerle kazandığı toprakları hızla artıp askeri ve idari alanda da güçlendiği XV. ve XVI. yüzyıl, ilmi ve iktisadi alanda da kıymetli gelişmelerin yaşadığı bir dönem olmuştur. Bu gelişmeler sanata da olumlu olarak yansımış ve birçok alanda kıymetli eserlerin verildiği bir dönem olmuştur. Hat, tezhip, minyatür, çini, cilt, halı ve dokuma gibi birçok alanda sayısız eserler ortaya konmuştur. Çalışmanın esas araştırma konusu olan Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki XV. ve XVI. yy.'lara ait padişah kaftanları dönem sanatının yansıtıldığı en somut örneklerdendir. Kaftanlar bir statü unsuru olarak kullanılmalarının yanı sıra ihtişam ve zarafeti bir arada barındıran sanat eserleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bezeme sanatının her dönem kendini yenileyerek zenginleştiği ve birçok alanda uygulandığı görülmektedir. Dönemin eserlerinde rastlanan motifler dokuma sanatında da özel olarak üretilen padişah kaftan kumaşlarında uygunlanmıştır. Bu çalışma dönemin tezhip sanatı ve sanatkârları, padişah kaftanlarının özellikleri ve tezyini açıdan incelendiği üç ana bölümden oluşmaktadır. Değerlendirme bölümünde 7 farklı padişaha ait 18 kaftan incelenmiş, motif ve kompozisyon bakımından o dönem eserleriyle olan benzerlikleri araştırılmıştır. Araştırmalar sonucu kaftanlarda kullanılan desenlerin dönem sanatlarından çini, tezhip, kalem işi, minyatür ve halı-kilim sanatında kullanılan motifler ile oluşturulduğu sonucuna varılmıştır.

Hanife Altıner
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Freer Art Gallery 1946.12'ye kayıtlı Heft Evreng minyatürlerinin incelenmesi

Bu çalışmada incelenen yazma eser, Washington D.C.'deki Freer Sanat Galerisi'nde 1946.12 numaraya kayıtlıdır. XVI. yüzyılda Meşhed, Kazvin ve Herat'ta, Sultan İbrahim Mirza için hazırlandığı bilinen eser, ketebe kaydına göre h. 963 / m. 1556-65 yılları arasında terkip edilmiştir. İncelemesini yaptığımız Heft Evreng isimli yazma, toplamda 28 minyatürü içeren Silsiletü'z Zeheb, Yusuf ile Züleyha, Subhetu'l Ebrâr, Salâmân ve Absâl, Tuhfetü'l Ahrâr, Leyla ile Mecnun ve Hiradnâme-i İskenderî adlı yedi mesneviden oluşmaktadır. Tezimizin birinci bölümü, belirtilen yazma eserin ortaya çıktığı XVI. yüzyıl Safevî devrine ayrılarak, kültürel ve sanatsal ortamın yanı sıra Safevî sanatını etkileyen ekoller hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Molla Câmî'nin hayatı, şahsiyeti ve eserlerine kısaca değinerek, Heft Evreng ve içeriğindeki mesneviler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, incelemesini yaptığımız yazma eserin tanıtımı yapılmıştır. Akabinde katalog olarak adlandırdığımız kısımda, yazmanın içeriğindeki 28 minyatürün önce hikayeleri verilmiş, sonrasında ise tasvirde görülen kompozisyon kurguları ve renk kullanımları açısından incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise, yapılan analizler yorumlanmıştır. Yapılan bu çalışmada Safevî Döneminin ihtişamlı yazma eserlerinden sayılan bu eserin tasarım ilkeleri hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanmıştır.

Aişe Nalan Özdoğan
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken Osmanlı dönemi milet işi seramik tabakların incelenmesi

Yüzyıllar boyunca yapılan sanatlar bize miras olarak kalmış, geçmişten günümüze ışık tutmuştur. Eski medeniyetlerin sanatları onların kültürlerinin ifadesidir diyebiliriz. Bu sanatlar içinde, önemli bir yere sahip olan çini ve seramik sanatı, her alanda kullanılmış, günümüze kadar değerini yitirmemiştir. Yapılan arkeolojik kazılarda, Erken Osmanlı döneminde, günlük kullanım eşyası olarak yararlanılan kap kacakların, ilk olarak bulundukları kazı yeri olan "Milet" bölgesinde tespit edildiği bilinmektedir. Kırmızı çamurlu ve beyaz astarlı olan Milet işi seramiklerinde, kobalt mavi, turkuaz, mangan moru, yeşil ve siyah gibi renkler kullanılmış olup, desenleri geometrik çizgiler, bitkisel motifler ve hayvan figürlerinin kullanıldığı bir halk sanatıdır. 14. ve 15. yy. da yoğun olarak üretilen bu seramiklerin, mimarî yapılarda kullanılması dikkat çekici olmakla birlikte, özellikle daha çok İç Anadolu bölgesindeki dini yapılarda kullanıldıkları tespit edilmiştir. Ankara'da yedi, Karaman'da iki cami mihrabına uygulandığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmada, arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan ve mimarîde kullanılan seramik tabakların, renk, kompozisyon, altyapı, tasarım ve kullanım alanları açısından ele alınmış ve uygulamaları yapılmıştır. Birçok müzede, tarihi eser konumunda bulunan ve cami mihraplarında mimarî unsur olarak kullanılan, Milet işi seramik kâseler ve tabaklar, günümüze kadar gelmiş, bu bağlamda araştırma konusu olarak çalışılmıştır. Çeşitli alanlarda kullanılan, bu seramik kâse ve tabaklardan tespit edilenler tek tek incelenmiş ve analiz edilmiştir. 14. ve 15. yüzyılda ortaya çıkan bu seramikler gelecek devrin sanatına temel olduğunun göstergesidir.

Şeniz Peker
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Sanatta YeterlikAçık ErişimTR

Osmanlı matbaacılığında müteharrik hurufat ve günümüzde rik'a font tasarımı

Osmanlı Matbaacılığında Müteharrik Hurufat ve Günümüzde Rik'a Font Tasarımı başlıklı bu çalışmada Osmanlı topraklarında tekâmül gösteren yazı çeşitlerinin matbaacılık uygulamalarındaki kullanımı incelenmiş, hat sanatı ve tipografi alanındaki yeri ele alınmıştır. Ayrıca, hareketli hurufatın yerini alan bugünün dijital teknolojisi kullanılarak, Halim Özyazıcı'nın rik'a hattını temel alan bir rik'a font tasarlanmıştır. Teknoloji ile geleneksel sanatların kesişiminde, Arap harfli yazı sistemleri ile hat sanatı niteliğinde tasarlanan fontlar önem arz etmektedir. Ancak, mevcut dijital font tasarımları harf birleşimleri, ölçüleri, meyilleri ve satır düzeni bakımından hat sanatı estetik, kural ve özgün yapısını tam anlamıyla yansıtmamaktadır. Günümüzde yapılan çalışmalardaki eksiklik ve hatalar göz önüne alınarak, harflerin hat sanatındaki şekil ve kuralları çerçevesinde yeni bir yazı tipinin tasarlanması amaçlanmıştır. Osmanlı'da yaygın olarak kullanılan rik'a hattı pratikliği, sadeliği ve aynı zamanda estetik bir yapı barındırmasından dolayı bu çalışma kapsamında üretilen font tasarımında tercih edilmiştir. Tasarım sürecinde harflerin nispetleri, birleşimleri ve bağlantıları incelenmiş, ardından harf şekilleri, alternatifleri, ligatürler, ve bağlantı kodları oluşturularak hat sanatındaki kurallar çerçevesinde dijital ortama aktarılması sağlanmıştır. Unicode uyumluluğu ve OpenType teknolojisi ile Arapça ve Osmanlı Türkçesi dillerinde uygulanabilir bir font geliştirilmiştir. Bu font tasarımı, yalnızca kültürel bir değerimizi yaşatmakla kalmayıp, aynı zamanda dijital platformlarda grafik tasarım ve görsel iletişim gibi alanlarla bir köprü kurarak çağdaş tasarım süreçlerinde aktif bir rol üstleneceği ön görülmektedir. Anahtar kelimeler: Hat Sanatı, Rik'a, Tipografi, Hurufat, Font Tasarım.

TipografiTürk hat sanatıTürk matbaası+2
Betül Sayın
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hattat Hüseyin Mâcid Ayral ve eserleri

Türk hattatları içinde biyografileri yeterince araştırılmamış, eserleri akademik alanda gereğince ele alınmamış usta şahsiyetler bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorlu-ğu'nun son yıllarında doğan, yetişen ve Cumhuriyet döneminin ilk çeyreğinde hat sa-natının hemen her türünde birbirinden güzel eserler veren Hattat Mâcid Ayral da bunlardan biri olarak karşımızda durmaktadır. Yaşadığı dönemde Bağdad'la Osmanlı hat kültürü arasında köprü vazifesi görmüş olan hattat Mâcid Ayral'ın hayatı, hocaları, öğrencileri, kitâbe ve levha boyutundaki eserleri ile Bağdad'taki hocalık yılları araştırılmış, oradaki talebelerinin yakınları ile irtibata geçilmiş, eserleri değişik kaynaklardan toplanarak ilk kez bu tezde bir araya getirilmiştir.

Tekmil Kurtarıcı
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk çini sanatındaki tabaklarda hayvan figürleri (16.yy'dan günümüze)

İslamiyet öncesi devirlerde ve Orta İç Asya'da gelişen önemli bir sanat üslubu olarak hayvan üslubunu incelediğimizde, hayvan üslubunun doğuşu, özellikleri, inanç, tarih ve kültür boyutu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türk Çini Sanatı tarihinde çeşitli motiflerle birlikte hayvan figürlerinin de önemli bir rolü vardır. Bununla beraber Türk Çini Sanatındaki Tabaklarda Hayvan Figürleri (16.Yy'dan günümüze) yapılan bu çalışmada, geçmişten günümüze gelen bazı hayvan figürlü tabakların desen, renk ve kompozisyon açısından gruplara ayrılarak, dönemsel çeşitliği, türleri ve farklılıkları incelenerek değerlendirmelerde bulunulmuştur. Tabaklarda tespit ettiğimiz hayvanlar ağırlıklı olarak kuş türleridir. En az ise karada yaşayan maymun figürü yer almaktadır. 16. Yüzyıldan günümüze kadar, Türk Çini Sanatında her dönem her yüzyılda hayvan figürlü tabaklar karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak her biri kendine has ifadeleri barındırır.

Derya Kurt
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi ahşap oymacılığında hat

Bu tezde "Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi Ahşap Oymacılığında Hat" başlığı altında söz konusu dönemlerde ahşap üzerine oyma ve benzeri tekniklerle ortaya konan hat eserleri farklı özellikleri itibarıyla incelenerek tasnif ve değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Bu eserler coğrafi olarak Anadoluda yer alıp, dönem olarak 12.yy. sonundan 14.yy.ın ilk yarısına kadar olan üç asırlık sürece aittir. Beyşehir Eşrefoğlu Camii, Afyonkarahisar Ulu Camii, Sivrihisar Ulu Camii, Mahmud Bey Camii, Konya Alâeddin Camii, Ankara Arslanhane Camii gibi dönemini temsil eden önemli mimari yapılar ile Afyonkarahisar Müzesi, Ankara Etnografya Müzesi, İnce Minare Taş ve Ahşap Eserleri Müzesi, Kastamonu Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi, Sahib Ata Vakıf Müzesi gibi yerel müzelerde yer alan eserler incelenmiştir. Eserlerde hat çeşidi olarak ağırlıkta Selçuklu celî sülüsü olup, kûfi, mak'ılî kompozisyonlar da görülmektedir. Kitabelerde âyet, hadis, dua ve benzeri metinler tercih edilmiş, çoğu Arapça olmak üzere Türkçe ve Farsça dillerine de yer verilmiştir. Minber, kapı, pencere kanadı, sanduka, rahle, kürsî gibi ahşab unsurlarda düz veya yuvarlak satıhlı derin oyma, çift kat izlenimi veren oymalar, dantel gibi delikli ajur şeklinde oyma teknikleri kullanılmıştır. Selçuklu celî sülüsünde de harflerin en, boy, derinlik, yuvarlak ve keskin düz çizgiler gibi ana unsur oranlarında 1/3 ölçüsü öne çıkmaktadır. Çanaklı harflerin yuvarlak olması, dik harflerin kalın başlayıp ince bitmesi ve alt uçlarının sola doğru kıvrılması Selçuklu celî sülüsünün belirgin özelliklerindendir.

İffet Sümeyye Demirbaş
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunun Fazıl Ahmet Paşa 8 numaralı Mushafın tezhip sanatı açısından değerlendirilmesi

Kur'an-ı Kerimler, İslam dünyasında manevi bir rehberlik kaynağıdır ve asırlar boyunca özenle korunarak günümüze kadar değişmeden ulaşmıştır. Sanatçılar kutsal kitaba verdikleri değeri en iyi şekilde göstermek için Mushaflar'ı tezhiplerken bütün ustalıklarını sergilerler. Tezhip sanatı kitap sanatları açısından önemli bir yere sahiptir. İslam medeniyetinde tezhip sanatı, Kuran-ı Kerîmler'in tezyinatıyla başlamıştır. Farklı zamanlarda ve toplumlarda kitap sanatlarında değişik üsluplar ve teknikler geliştirilmiştir. Safevî devri de tezhip tarihine damga vurmuş eserlerin üretildiği bir dönem olmuştur. Araştırmamızda, kıymetli el yazması eserlerin bulunduğu Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan bir Mushaf incelenmiştir. Tarihte önemli bir yere sahip olan Fazıl Ahmet Paşa'nın koleksiyonunda bulunan 8 numaralı Kur'an-ı Kerim'i bezeme unsurlarındaki dikkat çekici güzellikteki ayrıntılar nedeniyle seçilmiştir. Mushaf'ın hazırlanma tarihi, hattatı ve müzehhibi bilinmemekle beraber, yapılan incelemelerde Safevî dönemi ait olduğu düşünülmüştür. Bu sebeple tezde Safevî döneminin tarihine, kültür-sanat özelliklerine ve Şiraz üslubunda hazırlanan el yazması eserlere kısaca yer verilmiştir. İncelenen eser çift sayfa zahriye ve serlevha sayfası, surebaşları, dua sayfası, tefe'ülname sayfası ve mushaf güllerinden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Süleymaniye Kütüphanesi, Fazıl Ahmed Paşa, Tezhip, El Yazması, Safevî, Mushaf

Emine Aydın
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fas İslâm mimarîsinde hat sanatı Merînîler dönemi (1196 –1465)

İslâm dünyasında el-Mağribü'l-Aksâ yani "Uzak Batı" olarak bilinen, Fenikeliler, Kartacalılar ve Romalılar'ın hakimiyetinden sonra 8. yüzyılda İslâm ile müşerref olan Fas coğrafî, tarihî ve siyasî açıdan önemli bir ülkedir. Türkiye'de İslâm coğrafyasının özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nunda hüküm sürdüğü Suriye, Mısır, Tunus, Cezayir gibi ülkelerindeki mimarî eserler hakkında yüksek lisans ve doktora düzeyinde çalışmalar mevcut olmasına rağmen Fas'taki İslâm sanatı ve mimarîsi konusu etrafında çok nadir çalışma bulunmaktadır. Bu tez, İslâm Sanatları Tarihi açısından önemli addedilen Merînîler Dönemi (1196-1465) Fas İslâm Mimarîsi'ndeki hat sanatını incelemek amacıyla Türkiye'de yapılmış ilk çalışmadır. Tezde, Fas'taki İslâm mimarî eserler dönem özellikleri, plan, malzeme, teknik ve tezyînî boyutlarıyla ele alanacak. Bu incelemeler, bölgeye özgü sanat üslubunun evrimi, etkilendiği medeniyetler ve bu özelliklerin tanımlanmasını yönelik bilgiler verilecektir. Ayrıca, Merînî dönemindeki hat sanatının yeri, rolü, kullanılan hat türleri ve mimarî eserlere katkısı da ayrıntılı olarak değerlendirilecektir.

Badr Essaihi
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TİEM nr. 1974 Envanterli Siyer-i Nebî'deki kadın figürlerinin analizi

XVI. yüzyılda III. Murad'ın emriyle Topkapı Sarayı Nakkâşhanesi'nde hazırlanan ve III. Mehmed döneminde tamamlanmış olan Siyer-i Nebî, Hz. Muhammed'in hayatını detaylı bir şekilde anlatan önemli bir el yazmasıdır. Altı ciltten oluşan eser, beşinci cilt hariç çeşitli kütüphanelerde bulunmaktadır. Bu çalışmada, minyatürlerin üslubu incelenirken, 1. bölümde dönemin siyasi ve kültürel gelişmeleri anlatılıp, ardından o dönemdeki sanat ortamına dair bilgiler sunulmaktadır. Dublin Chester Beatty Library'de bulunan orijinal dördüncü cildinin birebir kopyası olan 193 minyatürün resmedildiği, TİEM nr.1974 envanter numaralı eseri ele alınmıştır. Bu çalışmada incelediğimiz "Kadın Figürlerinin Analizi"ni konu alan 39 minyatür yer almaktadır. Bu ciltte kadın karakterlerinin hikayeleriyle ilgili tasvirlere bolca yer verilmiştir. Çalışmamızın, beşinci bölümün minyatürlerin tasarım, kompozisyon ve figür kurguları analiz edilmiştir. Analizler, nakkâşların tasarım esnasında uyguladıkları yollar üzerine bilgi edinmek amacı ile yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Hz. Muhammed, Hz. Fâtıma, 16. Yüzyıl, Siyer-i Nebî.

Hafsa Çelik
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Celî Divânî hattının tarihsel gelişimi ve kullanım alanları

Hat sanatının çeşitleri arasında bulunan Celî Divânî, aklâm-ı sitte 'den sonra çıkmış ve Divân-ı Hümâyun'da gelişme göstermiş bir yazıdır. Celî Divânî ilk başlarda sadece padişah divânında yazılmış resmî yazışmalar için kullanılmıştır. Başlarda sarayın dışında çok fazla yazılmayan Celî Divânî yazının sanat yazısı olarak sayılması çeşitli levhalarda kullanılmaya başlanmasından sonra olmuştur. Padişah buyruklarının yazıldığı bu yazının harflerinin kıvrımlı oluşu ve tezyîni niteliklere sahip süslemelerin harfler arasına yerleştirilmesiyle zamanla sanat için önemli gelişmeleri de beraberinde getirmiştir. Fermanlarda, beratlarda kullanılan bu yazı zamanla levhalarda, kağıt paralarda kullanılmaya başlanmıştır. Celî Divânî, daha önceden birkaç genel araştırma ile bazı harflerin belli özellikleri ile ele alınarak incelenmesi dışında detaylı olarak ele alınmamıştır. Bu tezde Celî Divânî'nin menşei, hat sanatı açısından mahiyeti ve hattatlarının ortaya koymuş oldukları gelişimleri anlatılarak yazının tanıtılması amaçlanmıştır.

Esra Er
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Takkeci İbrahim Ağa Camii çinilerinin renk, motif ve kompozisyon olarak incelenmesi

Takkeci İbrahim Ağa Camii'nin 1591-1592 yıllarında yapıldığı kabul edilmektedir. Bu sonuç, cümle kapısındaki ibareden çıkarılmaktadır. Caminin yapım tarihi çeşitli mimar ve sanat tarihçileri tarafından tartışılmıştır. Cami-tevhidhane niteliğinde olan yapının Mimar Sinan eseri olduğunu savunanlar da bulunmaktadır. Sebil ve sıbyan mektebi ile planlanan yapıda, ilk sebil 986 yılında yapılmıştır. Bu tarih, yapının planlanması ve ilk bölümlerinin inşası sırasında Mimar Sinan'ın hayatta olduğunu göstermektedir. Cami, Mimar Sinan'ın çini düzenleme programına uygun olarak tezyin edilmiştir. Caminin tezyinatında kalemişleri, malakâri süslemeler ve çini motifler arasında bütünlük görülmektedir. Takkeci İbrahim Ağa Camii'nde 16. yüzyıl sonu İznik çinileri bulunmaktadır. Caminin güneydoğu duvarı panolarının benzeri olan bir panonun parçaları, minber köşkü ve cami içinde muhtelif yerlere yerleştirilmiştir. Caminin çinilerinden 83 adet çini yerinde olmayıp, bu alanlar beyaza boyanmıştır. Vazolu panonun 32 adet karosu ve mihrap bordüründen 4 adet çini, Gülbenkyan Müzesi'nde sergilenmektedir. Güneybatı duvarında bulunan ulama çininin, Sotheby's Müzayedesi'nde "Avrupa tarzı İznik çinisi" olarak satışa sunulduğu tespit edilmiştir. Harimi kaplayan mahfil altında 321 adet taklit çini bulunmaktadır. Bu çinilerden 190 adedi müzayedede satışa çıkarılan ulama kompozisyon, 106 adedi hatâyî bordür, 25 adedi rûmîli bordür olarak tespit edilmiştir. Bunların dışında süpürgelik çinileri de vardır ve bunlar kaynaklarda Kütahya çinisi olarak adlandırılmıştır. Ayrıca dünya müzelerinde ve müzayedelerinde cami çinilerinin benzerleri görülmüştür. Bu çinilerden 40 adedinde Albert Sorlin Dorigny'nin ismi geçmektedir. Cami çinilerini fotoğraflayıp mevcut hallerini tespit eden, çalınan çinilerin izlerini araştıran, renk, motif ve kompozisyon olarak çinileri değerlendiren çalışmamız, geleneksel sanatları ve kültürel mirasımızı korumaya yöneliktir.

Türk çini sanatıİznik çinileri
Fazilet Özdemir
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eyüpsultan ilçesindeki çeşme kitabelerinin hat sanatı açısından değerlendirilmesi

Su ile hükm olmuş İstanbul şehri fetihten sonra gerek sur içi gerek sur dışı bölgelerde bir asır boyunca büyük bir şantiye alanına dönmüş ve şehir yeniden imar edilerek Osmanlı-İslam hüviyetine kavuşturulmuştur. Eyüpsultan bölgesi ise İstanbul'un en eski sur dışı yerleşkesi olması hasebiyle önemli bir dini, kültürel ve sosyal merkez olagelmiştir. Cami, mescid, tekke, medrese, mektep, namazgâh, kütüphane, imaret, hamam, türbe ve mezarlıkların yanı sıra bölgenin her köşesine inşa edilen çeşme ve sebiller bölgeye büyük bir canlılık katarak yeni bir yaşam merkezi oluşturmuştur. Bu yapılardan çeşmelerin en gözde bölümlerine yerleştirilen kitâbeler çeşme ve dönem hakkında tarihi bilgiler sunmasının yanı sıra hat sanatının zaman içindeki değişim ve dönüşüm sürecine şahitlik etmesi açısından da son derece önemli bir unsurdur. Bu noktadan hareketle Eyüpsultan ilçesinde yer alan ve günümüze Arap harfli kitâbeleriyle ulaşmış bütün çeşmeleri kronolojik sırayla ele alan çalışmada XVI ve XX. yüzyıllar arasındaki Osmanlı dönemi hat sanatı gelişimi incelenmeye çalışılacaktır. Ağırlıklı olarak sülüs ve ta'lik hattı kullanılan çeşme kitâbelerinin incelenmesi hat sanatının dönemsel olarak nasıl ve hangi kaygılarla tatbik edildiğinin somut bir örneği olması hasebiyle oldukça mühimdir. Anahtar Kelimeler: Eyüp Sultan, Hat Sanatı, Çeşme, Kitâbe, Teşkil.

Çeşmeler
Abdelrahman Mohammad Alı Alıjaber
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hattat Mehmed Şevket Pektaş hayatı, sanatı ve eserleri

Mehmed Şevket Pektaş 1880-1969 yılları arasında yaşamış, 20. asır Osmanlı ve Cumhuriyet devri Türk hattatlarındandır. Hayatı hakkındaki biyografik bilgi, kendi verdiği terceme-i hal kaynaklığında İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ın Son Hattatlar adlı meşhur tezkiresinde neşredilmiş, günümüze kadar tek kaynak olarak yer almıştır. Literatür kaydından iz sürülerek şifâhî nakille alınan bilgiler ve mevcut kayıtlardan alınan notlar birleştirilmiş, tedkik ve tahlil usûlü içinde, arşiv belgeleri, fotoğraflar ve eser örnekleriyle detaylandırılarak yazılmıştır. Mehmed Şevket Pektaş İstanbul'da Kocamustafapaşa semtinde doğup büyümüş, burada sıbyan mektebi ve rüşdiyede tahsil görmüş, hüsn-i hat meşk edip yetkin bir hattat olarak yetişmiş, Medresetü'l-Hattâtîn´in ilk mezunları arasında yer almıştır. Aynı zamanda Emtia Dahiliye gümrüğünde çalışmış, Matbaa-i Askeriye´de harita hattatlığı ve Devlet Matbaası hattatlığı vazifelerini uzun yıllar sürdürmüştür. Bir müddet hakkâk dükkânı işletmiş, Cumhuriyet Gazetesi'nde hattat olarak görev yapmıştır. Gençliğinde sporculuğa yönelmiş, Beşiktaş Jimnastik Kulübü´nün ilk kurucuları arasında yer almış, güreş müsabakalarına katılmış, mekteplerde jimnastik ve yazı hocalığı yapmış olan Mehmed Şevket Bey, Osmanlı İmparatorluğu´nun son devrinde yetişen güçlü hattatlardandır.

Nurullah Özdem
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dıoscorıdes'in De Materıa Medıca eserinin 11-14.yy İslâm geleneğindeki bitki tasvirlerinin analizi

Bu çalışma Dioscorides'in Latince ismiyle De Metaria Medica eserinin İslâm yazma geleneği içerisinde farklı yüzyıllarda yapılmış Arapça çevirilerindeki resimli 4 el yazması eserde tespit edilen ortak 7 bitki tasvirlerinin analizini yapmaktadır. Ortak bitkiler tespit edilirken De Materia Medica eserinin ilk resimli nüshası ve çevirilerin bu eser üzerinden yapılmış olmasından dolayı Anicia Juliana Kodeksi temel alınmıştır. Tezimizde Kodekste yer alan bitki çizimlerinin hangi yazmalarda mevcut olduğu, önceki ve sonraki dönemlerde nasıl takip edilip ne şekilde çizildiği sorularının cevapları bulunmaya çalışılmıştır. Böylelikle aynı bitkinin farklı yüzyıllardaki Arapça çevirilerinde nasıl çizilip yorumlandığı tespit edilmiştir. Tezin amacı, Dioscorides'in De Metaria Medica kitabının İslâm geleneği içerisinde yapılmış olan çeviri nüshalarında yer alan bitki çizimlerinin tarihi süreç içerisindeki kıyaslanmasıdır. Çalışmanın birinci bölümünde Dioscorides'in hayatı ve yazmış olduğu De Metaria Medica adlı eserinin İslâm literatürü tarafından alımlanışı hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde; 11-14.yy. arası inceleyeceğimiz De Metaria Medica'ya ait Arapça resimli el yazmalarına ve dönemin tasvir sanatına dair bilgiler verilmiş; üçüncü bölümde ise; 11-14.yy. arası incelenen yazma eserlerde ortak olarak tespit edilen 7 bitkinin kadrajlı çizimleri yapılmış ve bu çizimler, biçimsel özellikleri ile ve sanatsal değerleri açısından analiz edilmiştir. Dördüncü bölümde, tespit edilen yedi ortak bitkiye ait 11-14. yüzyıllar arasındaki yazma eserlerde yer alan tam sayfa görüntüleri ve çizimleri tablo haline getirilmiş; bitkilerin sayfadaki konumu, biçimsel ve sanatsal özellikleri yüzyıllar arasındaki farklılıklar açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar kelimeler: Botanik, Bitki Çizimi, Dioscorides, Peri Hiles İatrikes, De Materia Medica, Kitabül Haşâiş

Bilimsel illüstrasyonDioscoridesGüzel sanatlar+2
Yasemin Demir
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

16. yüzyıl Farsça edebî yazmaların minyatürlü lake ciltleri (TSMK)

Bu çalışmada, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndeki 16. yüzyıla ait Farsça yazmalar arasından lake tekniğiyle hazırlanmış örnekler incelenmiş; bu bağlamda A. 3559, B. 146, H. 684, H. 728, H. 738, H. 749, H. 751, H. 985, H. 986, H. 1475, H. 1492, H. 1493 ile R. 824, R. 884, R. 900, R. 910, R. 927, R. 957, R. 1029 ve R. 1037 numaralı eserler çalışma kapsamına alınmıştır. Söz konusu ciltlerin ön kapak, arka kapak ve miklep yüzeylerinde yer alan, siyah zemin üzerine işlenmiş canlı sahneler; kompozisyon düzeni, figür yerleşimi, renk kullanımı ve sahne kurgusu bakımından incelenmiş, böylece dönemin cilt sanatındaki estetik anlayışı ortaya konulmuştur. Yapılan bu çalışmada, çeşitli konuları içeren bu yazmalara ait minyatürlü lake ciltlerin tasarım ilkeleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gülşah Çetin
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TSMK H. 1703'e kayıtlı Falnâme eseri minyatürlerinin kompozisyon analizi

Bu çalışmada incelenen eser, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine 1703 numaraya kayıtlıdır. XVII. yüzyıl dönemine ait olan eser, Osmanlı Sarayı'nda önemli görevlerde bulunmuş Kalender Paşa tarafından bir araya getirilerek dönemin Sultanı I. Ahmed'e sunulmuştur. Resimli falnâme özelliği taşıyan bu eser, otuz beş minyatür içermektedir. 1614- 1616 yılları arasında derlendiği düşünülen eserin minyatürlerinin nerede ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Çalışmada, dönemin siyasi ve sanat ortamı hakkında bilgiler verildikten sonra fal ve resimli falnâmelere değinilmiş; ardından Kalender Paşa'nın hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Eserin fiziki özellikleri anlatıldıktan sonra, minyatürler ile metin arasında ilişki kurulmuş ve görsellerdeki hikayeler anlatılmıştır. Tasvirler, kurgulanan kompozisyon düzeni, figür yerleşimleri ve renk kullanımları açısından detaylı olarak incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, ustalıkla bir araya getirilmiş ve çeşitli konuları barındıran minyatürlerin tasarım ilkeleri hakkında bilgi sahibi olmaktır.

Öznur Yirmili
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulunan yaprak motiflerinin irdelenmesi

Bu tez, Klasik Dönem Osmanlı çini sanatının önde gelen örneklerinden biri olan Rüstem Paşa Camii'nde yer alan yaprak motiflerini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, cami süslemelerinde kullanılan yaprak motiflerinin tarihsel gelişimini, stilistik özelliklerini ve kompozisyon içindeki işlevlerini analiz ederek, bu motiflerin sanatsal değerini ortaya koymaktır. Yaprak motifleri, çini sanatında sıkça rastlanan ve doğadan esinlenen süsleme unsurlarıdır. Bu çalışmada özellikle "saz yolu" ve "hatayi" grubu yaprak motifleri üzerinde durulmuştur. Bu motifler, doğal bitki formlarının stilize edilmesiyle hem doğayı yansıtan hem de sanatsal ifade gücünü artıran özellikler taşımaktadır. Motiflerde kullanılan kobalt mavisi, turkuaz ve mercan kırmızısı gibi renkler, zengin bir görsel ahenk oluşturmaktadır. Motiflerin boyutları ve yerleşim alanları incelendiğinde, tasarım ve uygulama açısından büyük bir çeşitlilik olduğu görülmektedir. Caminin son cemaat yerinden başlayarak harim, kadınlar mahfili ve üçgen kısımlar tamamen çini ile kaplanmıştır. Bu durum, yaprak motiflerinin cami genelinde geniş bir alana yayıldığını ve estetik bir bütünlük sağladığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Osmanlı Çini Sanatı, Klasik Dönem, Saz Yolu, Yaprak Motifi. aha sonra doldurulacaktır

Sevda Soysal
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kitab fi ma'rifet'l-hiyeli'l hendesiyye, eserinin minyatürlerinin analizi (TSMK A.3472)

Bu çalışmada incelenen yazma eser, Topkapı Sarayı Müze Kütüphanesi'nde A. 3427 envanter numarası ile kayıtlıdır. Söz konusu eser, 1206 yılında yazılmış olup, ünlü bilgin Bedi'uz-Zaman Ebû'l-İzz İsmail ibn er-Rezzaz el-Cezerî tarafından kaleme alınmıştır. El-Cezerî bu eseri, 1 Diyarbakır Artuklu Hükümdarı Sukman bin Artuk'un hizmetinde bulunduğu dönemde hazırlamıştır. Cezerî, Sultan Sukman bin Artuk'un hizmetine 1181 yılında girmiş ve bu görevini yaklaşık yirmi beş yıl sürdürmüştür.. Cezerî, bu süreçten önce aynı hanedana mensup babası ve kardeşinin hizmetinde de bulunmuştur. Eser incelendikten sonra, yazmanın ortaya çıktığı dönemin siyasi ve sanatsal ortamına ilişkin kapsamlı bilgilere yer verilmiştir. Çalışmada, eserde yer alan minyatürler ve teknik çizimler ayrıntılı biçimde tek tek analiz edilmiş; görseller ile metin arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Ayrıca sanatçının vurgulamak istediği temalar, öne çıkardığı bölümler ve tercih ettiği renkler ile tasarım anlayışı irdelenmiş, tüm bu unsurlar sistematik bir şekilde açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı, eserde yer alan döneme ait minyatür uygulamalarını sanat tarihi ve teknik açıdan incelemek ve söz konusu dönemin sanatsal anlayışı ile kültürel ortamı hakkında kapsamlı bilgi edinmektir. Anahtar Kelimeler: Cezeri, Minyatür, Bilim

Leyla Tepecik
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüstem Paşa Camii çinilerinde dört çiçek üslubu (Lale, karanfil, gül, sümbül)

ÖZET Bu araştırmanın amacı Rüstem Paşa Camii çinilerinde yarı stilize çiçek motiflerinin incelenmesidir. Yapılan incelemede motiflerin analizi dört çiçek motifiyle sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda çalışmada lale, karanfil, gül ve sümbül çiçeği motifleri değerlendirilmiştir. Osmanlı sanatının en önemli örneklerinden birisi olan çini sanatı Osmanlı öncesinde ortaya çıkmış olsa da 16. Yüzyılda zirveye çıkmıştır. Rüstem Paşa camisi de çini sanatının en güzel örneklerinden birisi olarak öne çıkmaktadır. Çini süslemeleri açısından oldukça zengin süslemeler içeren Rüstem Paşa camisi dışarıdan sade bir görüntüye sahiptir. Banisi Rüstem Paşa olan caminin mimarı ise Mimar Sinan'dır. Rüstem Paşa camisinin çini sanatı özellikler son cemaat bölümünden başlayarak içeriye doğru büyük bir zenginlik içermektedir. Camideki lale, karanfil, gül ve sümbül motifleri birlikte incelendiğinde camide en çok bulunan çiçek motifinin lale motifi olduğu belirlenmiştir. Lale motifi caminin birçok bölümünde yer almaktadır. Özellikle camiyi bir bütün olarak çevreleyen bordürlerde öne çıkan lale motifi pano bölümlerinde de ayrı ayrı kompozisyonlar içinde bulunur. Karanfil, gül ve sümbül motifleri ise lale motifine nazaran daha azdır. Bordürlerin önemli bir bölümünde yer almayan bu motifler genellikle balkon altı bölümlerde öne çıkmaktadır. Çiçek motifleri incelemesinde öne çıkan iki pano ise sol cephe panodaki -bahar ya da cennet tablosu olarak da bilinen pano- çini karoları ve minberdeki panosudur. Bu panolarda birçok farklı çiçek motifi birlikte yer almaktadır. Caminin başka bölümlerinde görülmeyen bu zengin içerik çini sanatı açısından önemli örneklerindendir. Bu bağlamda vurgulanması gereken bir diğer bölümü ise fil payeler iv oluşturmaktadır. Fil payelerin hem köşegenlerindeki karolarda hem de üst bölümlerinde farklı motiflerin yer aldığı belirlenmiştir. Cami tek bir yerde görülen çiçek motifi örnekleri de bu payelere işlenmiştir. Cami de en çok kullanılan motifin lale olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak caminin çeşitli bölgelerinden elde edilen verilere göre toplam 14.295 lale, 3004 karanfil, 33 gül ve 2603 sümbül motifi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Çini Sanatı, Lale Motifi, Karanfil Motifi, Gül Motifi, Sümbül Motifi.

Songül Şimşek
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüstem Paşa Camii çinilerinde bulunan penç motifleri

Bu çalışma, klasik dönem Osmanlı çini sanatının en nitelikli uygulamalarından biri olan İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde yer alan penç motiflerinin biçimsel çeşitliliğini, yüzeysel dağılımını, ölçümsel verilerini ve desen içi işlevlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Caminin tüm çini kaplı yüzeylerinde gerçekleştirilen sistematik gözlem, desen çözümlemesi ve alan ölçüm çalışmaları sonucunda, yapı genelinde toplam 1.556 adet penç motifi tespit edilmiştir. Motifler yalnızca merkezî panolarda değil; çini yüzeyin neredeyse tamamına yayılmış biçimde, farklı desen gruplarının bünyesinde de yer almaktadır. Özellikle küçük boyutlu beş yapraklı pençler; kıvrık dal (rûmî) motiflerinin iç kısımlarında, saz yapraklarının damarlarında, hatâyî göbeklerinin merkezinde, bulut motiflerinin geçiş bölgelerinde ve natüralist üslupla işlenmiş çiçeklerin detaylarında sıklıkla kullanılmıştır. Bununla birlikte, penç motiflerinin yalnızca motif içlerinde değil, dal sistemlerinin üstünde de yer aldığı; böylelikle yalnızca süsleyici değil, desenin bütünlüğünü sağlayan bağlayıcı ve geçiş kurucu bir unsur olarak da işlev gördüğü tespit edilmiştir. Ayrıca camide yer alan bahar ağacı kompozisyonlarındaki çiçeklerin tamamı, biçimsel olarak stilize edilmiş penç formuna dayanmaktadır. Bu durum, motifin hem geleneksel hem natüralist desen anlayışında kendine yer bulduğunu göstermektedir. Pençlerin bu çok yönlü kullanımı, klasik Osmanlı çini süsleme anlayışında motiflerin yalnızca tekrarlayan formlar değil, aynı zamanda yüzeyin akışını yönlendiren kurucu unsurlar olduğunu ortaya koymaktadır. Biçimsel analizlerde dört, altı, sekiz ve on iki yapraklı penç türleri belirlenmiş, camide bahar ağaçları dahil toplamda 34 farklı penç tipi tipolojik olarak sınıflandırılmıştır. Bu türler arasında sade beş yapraklı klasik örnekler, kenar alanlara yerleştirilmiş yarım pençler, iri hatâyî merkezleriyle bütünleşmiş uygulamalar ve rûmî ya da saz yolu motifleriyle iç içe geçmiş örnekler yer almaktadır. Desen içerisinde yer yer merkezden çevreye açılan yapılar oluşturmuş, kimi zaman da arka arkaya dizilerek yüzey boyunca bütünlük sağlamıştır. Penç motifleri, klasik İznik çinilerinde karakteristik olan kobalt mavisi, turkuaz, mercan kırmızısı ve beyaz renklerle uygulanmıştır. Motiflerin boyutsal dağılımı oldukça geniştir. En küçük penç motifleri, geçiş bordürleri, sütun başlıkları ve kıvrımlı dal içlerinde yer almakta olup, yaklaşık 1–1,2 cm çapındadır. En büyük penç motifi ise yaklaşık pandantiflerde bulunan 32 cm diğer büyük penç ise 26 cm çapında olup, cami kubbe geçiş kuşağında yer alan Allah (c.c) ve Hz. Ali lafızlarının bulunduğu karşılıklı iki pandantifte konumlanmıştır. Bu iri motifler, görsel merkez tanımı yapan en belirgin örneklerdir. Yapının farklı bölümlerinde yapılan yüzey analizleri neticesinde pençlerin dağılımı aşağıdaki gibidir: Son Cemaat Yeri ve Kuşakları: 21,5 m² yüzeyde 130 adet Harim Duvarları ve Giriş Kuşağı: 36,5 m² yüzeyde 187 adet Pandantifler ve Geçiş Kuşakları: 14 m² yüzeyde 184 adet Kubbe Geçiş Kuşağı: 6 m² yüzeyde 78 adet Mihrabın Alt ve Üst Yüzeyleri: 7 m² yüzeyde 41 adet Kadınlar Mahfili ve Kuşakları: 9,5 m² yüzeyde 63 adet Sağ ve Sol Galeriler (Alt/Üst): 44 m² yüzeyde 524 adet Revaklar ve Kemer Yüzeyleri: 16 m² yüzeyde 174 adet Pencere Alınlıkları ve Kuşakları: 11 m² yüzeyde 96 adet Sütun Başlıkları, Gövdeleri ve Fil Ayakları: 11 m² yüzeyde 80 adet Kapı Üstü Kuşakları ve Kitabeler: 2 m² yüzeyde 20 adet Yarım Kemer Geçişleri: 2 m² yüzeyde 17 adet Ayrıca yapı genelinde 66 farklı çini kompozisyonu (karo) tespit edilmiştir. Her biri farklı sayıda, ölçüde ve tertipte penç motifi içeren bu düzenlemeler; camide uygulanan bezeme sisteminin yalnızca tekrara değil, çeşitliliğe ve yapısal bütünlüğe dayalı olarak oluşturulduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, Rüstem Paşa Camii'nde kullanılan penç motifleri; sayısal zenginliği, biçimsel çeşitliliği, desen içindeki çok yönlü konumlanışı ve mimari öğelerle kurduğu yapısal bütünlük üzerinden, klasik Osmanlı çini sanatının hem estetik hem teknik anlamda en üst düzey örneklerinden birini temsil etmektedir.

Aynur Koç
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rüstem Paşa Camii çinilerinde hat sanatı

Rüstem Paşa Camii, iç ve dış mekânında kullanılan üstün nitelikli İznik çinileriyle, cami mimarisinde çini kullanımının zirveye ulaştığı en seçkin örneklerden biri olarak kabul edilir. Yapının bezeme programının önemli bir parçası olan bu çiniler, 16. yüzyılda Türk Çini Sanatı'nın ulaştığı teknik ve sanatsal gelişimi de açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Cami, yalnızca çini sanatının değil hat sanatı açısından sunduğu zengin repertuarıyla da dönemin yazı estetiğinin önemli bir temsilcisi olarak değerlendirilmektedir. "Rüstem Paşa Camii Çinilerinde Hat Sanatı" başlıklı çalışmada, camideki hat panoları çini süslemeleriyle birlikte değerlendirilerek dönemin sanat anlayışı çerçevesinde kapsamlı bir biçimde incelenmektedir. Camii'nin çinilerindeki hatlar, Mimar Sinan'ın Klasik Dönem camilerindeki bezeme üslubuna paralel olarak özellikle pencere alınlıklarında konumlandırılmıştır. Son cemaat yeri revaklarında yuvarlak formda 8, dış cephe zemin pencereleri alınlıklarında 2 pano yer almaktadır. İç mekânda mihrap duvarında mihrap alınlığı ile 2 pencere alınlığı, üst kat kadınlar mahfili batı yönünde 7 ve doğu yönünde 5 pencere alınlığı, pandantiflerde ise yine yuvarlak formda 8 pano olmak üzere toplamda 33 hat panosu bulunmaktadır. Bu panolarda celî sülüs yazı türü hâkimdir. Bazı panolarda ise kısmen muhakkak yazıya da yer verildiği görülmektedir. Panolardaki hatlar gerek istif gerekse harf anatomileri bakımından döneminin yazı anlayışını yansıtmaktadır. Camideki hat panolarında ayet, hadis ve dua içerikli metinlere yer verilmiştir. Bu metinlerde vurgulanan mesajlar birkaç ana tema üzerinde yoğunlaşmaktadır. Son cemaat yeri ve mihrap cephesi pencere alınlıklarında dua mâhiyetindeki Kuran-ı Kerîm ayetleri, üst kat kadınlar mahfili pencere alınlıklarında ise Allah'ın rızasının talep edildiği, yüce yaratıcıya dünya ve ahiret saadeti için niyazda bulunulduğu, cennete layık bir kul olabilme arzusunun tekrarlandığı, Allah'ın sonsuz merhametinin ve affediliciğinin vurgulandığı âyet ve hadisler tercih edilmiştir. Revak kemerleri ve pandantiflerde ise, Allah (c.c.), Muhammed (s.a.v.), Çeharyâr-i Güzîn ve Hasaneyn isimlerine yer verilmiştir. Caminin çini panolarındaki hatlar mekânla estetik bir uyum oluştururken çini süslemeleriyle birlikte sanatsal bir ifade biçimi ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Rüstem Paşa Camii, Osmanlı cami mimarisinde hat ve çini sanatının karşılıklı etkileşimini ve uyumunu incelemek açısından oldukça önemli bir örnek teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Rüstem Paşa Camii, Mimar Sinan, Hat Sanatı, Türk Çini Sanatı, Osmanlı Cami Mimarisi.

Nuray Taşçeken
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cemāl ü Celāl mesnevîsi (Upp. O Nov. 2) minyatürlerinin tasarım analizi

Cemāl ü Celāl Mesnevîsi, Muhammed Emin Nezlâbâdî tarafından XV. yüzyılda Herat'ta yazılmış, tasavvufi sembollerle örülmüş bir aşk hikayesidir. Eserin bu çalışmada incelenen nüshası Uppsala Üniversitesi Kütüphanesinde, O Nov. 2 envanter numarasıyla kayıtlı olup Sultan Ali Kayinî tarafından XVI. yüzyıl başında Herat'ta yazılmış ve minyatürleri Safevî hakimiyetindeki farklı bir merkezde tamamlanmıştır. Cemāl ü Celāl Mesnevîsinin tek minyatürlü nüshası olan yazmada 34 minyatür bulunmaktadır. Çalışmada minyatürlerde görülen farklı üslup özellikleri incelenmiş, dönemin kültür merkezlerinde üretilen farklı eserlerin üsluplarıyla karşılaştırma yapılmıştır. Mesnevî metni hakkında bilgi verilerek metinle minyatürler arasındaki bağlantılar değerlendirilmiştir. Tasvirlerin kompozisyonlarındaki kurgu, figür dizilimleri ve renk özellikleri tasarım ilkeleri açısından ele alınmış, minyatürlerin tasarım süreçlerinde nakkaşların izledikleri yollara dair fikir sahibi olunması amaçlanmıştır.

Halime Karataş
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00