
481
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Teknolojik pedagojik alan bilgisi modeline ilişkin bir meta sentez çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmen adayları ve öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) düzeylerini geliştirmeye yönelik programlar ve stratejileri, sınıf içi uygulamaları, TPAB'ın değerlendirilmesinde kullanılan ölçme araçlarını, öğretmenlerin tutum, inanç ve öz-yeterlilik algılarının teknoloji entegrasyonuna etkilerini ve farklı disiplinlerdeki uygulamalarını inceleyerek mevcut literatürü bütüncül bir çerçevede değerlendirmektir. Araştırma kapsamında Scopus ve Web of Science veri tabanlarında belirlenen anahtar kelimelerle kapsamlı bir tarama yapılmıştır. Ulaşılan 2015–2024 yılları arasındaki çalışmalardan ölçütlere uygun olan 101 makale araştırmaya dâhil edilmiştir. Çalışmanın yöntemi, belirli bir konudaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya koymayı amaçlayan meta-sentez yöntemidir. Elde edilen veriler yedi aşamalı içerik analizi süreciyle çözümlenmiş, bulgular kategoriler ve alt kategoriler altında gruplandırılarak derinlemesine incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre TPAB'ın geliştirilmesine yönelik çalışmalarda yaygın olarak uygulanan stratejiler atölye çalışmaları, öğretmen eğitimi programları, proje tabanlı öğrenme, mikro öğretim uygulamaları ve çevrimiçi öğrenme ortamlarıdır. TPAB'ın sınıf içi uygulamalarında öğretim stratejileri ve pedagojik yaklaşımlar ön plana çıkarken, teknoloji entegrasyonunun farklı düzeylerde gerçekleştiği görülmüştür. TPAB'ın değerlendirilmesinde en çok kullanılan ölçme araçlarının ölçekler ve anketler olduğu, bu araçlarda bilişsel, pedagojik ve teknolojik boyutların birlikte ele alındığı saptanmıştır. Öğretmenlerin TPAB'a yönelik tutum, inanç ve öz-yeterlilik algılarının teknoloji entegrasyonuna doğrudan etkide bulunduğu, bu etkilerin özellikle motivasyon, öz-yeterlik ve pedagojik esneklik üzerinden şekillendiği ortaya çıkmıştır. Disiplinler arası incelemelerde ise fen bilimleri ve matematikte daha yoğun uygulamalar olduğu, sosyal bilimlerde ise sınırlı sayıda çalışmaya rastlandığı görülmüştür. Araştırma sonuçları, TPAB'ın eğitimde teknoloji entegrasyonunu açıklayan güçlü bir kuramsal çerçeve sunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte ölçeklerin geçerlik-güvenirlik sorunları, çalışmaların büyük kısmında kısa süreli uygulamalara dayalı olması ve belirli disiplinlere yoğunlaşılması önemli sınırlılıklar olarak belirlenmiştir. Gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik olarak uzun vadeli uygulama araştırmalarının artırılması, farklı disiplinlerde daha kapsamlı çalışmalar yürütülmesi ve TPAB ölçme araçlarının daha sağlam psikometrik temellere dayandırılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Teknolojik pedagojik alan bilgisi, TPACK, TPAB, meta-sentez, öğretmen eğitimi, teknoloji entegrasyonu.
Harmanlanmış öğrenmenin bağlama enstrümanı eğitimindeki etkilerinin incelenmesi
Bu tezin amacı, bir Klasik Türk Halk Müziği Enstrümanı olan bağlamanın, harmanlanmış eğitim ile hazırlanan eğitim ortamında, öğrencilerin bilişsel ve psikomotor gelişimleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.Bu amaç doğrultusunda, harmanlanmış öğrenme ortamına göre hazırlanan eğitim programının öğrenciler üzerindeki gelişimlerini derinlemesine inceleyerek bu eğitimin faydalarını, sınırlılıklarını, uygulanışını ve internet üzerinden eş zamanlı olarak ve yüzyüze verilen derslerin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.Çalışmanın amacı doğrultusunda Ankara ilinde bulunan toplam 5 gönüllü öğrenci seçilmiştir. Tezin amacı doğrultusunda eğitim programının başında ve sonunda yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Hazırlanan görüşme soruları, alan uzmanınca incelenerek gerekli düzeltmeler yapılmıştır.Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kapsamında yürütülmüştür. Elde edilen verilerin yorumlanmasında içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Buna göre içerikler tek tek analiz edilerek verilen yanıtlar sınıflandırılmış ana ve alt katagorilere ayrılmıştır. Her bir katagorinin frekans ve yüzdelik dağılımları elde edilmiştir.Harmanlanmış öğrenme ortamında ders alan öğrencilerin demografik verileri ve başlangıç seviyeleri tespit edildikten sonra, eğitim boyutu olarak analiz sonucunda öğrencilerin bağlamanın bölümlerini öğrenme, akort ve düzen şekillerini öğrenme,nota değerlerini öğrenme, tezene kalıplarını öğrenme, çalma pozisyonlarını ve tekniklerini öğrenme boyutu olmak üzere toplam beş boyutta incelenmiştir. Ayrıca öğrenim ortamı boyutu olarak, hazırlanan harmanlanmış öğretim ortamının faydaları, sınırlılıkları ve öğreten-öğrenen iletişim boyutları olmak üzere toplam üç boyutta incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Harmanlanmış Öğrenme, Harmanlanmış Öğrenme Ortamı, Nota, Bağlama Çalmak
Meslek yüksek okulu öğrencilerinin programlama başarısını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı, meslek yüksek okulu öğrencilerinin programlama başarılarını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak ve öğrencilerin programlama başarıları ile demografik bilgileri (cinsiyet, mezun oldukları okul türü, programlamayla ilgili geçmiş deneyimleri, genel akademik not ortalamaları), problem çözme ve analitik düşünme becerisi, kişisel öz yeterlilik ve motivasyonları, öz düzenleyici öğrenme stratejileri (hedef belirleme, içsel hedef, dışsal hedef, öz yeterlilik, öz yansıma, değer verme, üst biliş) arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğrencilerin programlama dersindeki akademik başarısı; bağımsız değişkenleri ise demografik bilgiler, motivasyon, öz yeterlilik, öz düzenleyici öğrenme stratejileridir. Araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi anketi, problem çözme envanteri, öz düzenleyici öğrenme stratejileri ölçeği, genel öz yeterlilik ölçeği, güdülenme ve öğrenme stratejileri ölçeği, programlama başarı testi kullanılmıştır. Araştırma, Bozok Üniversitesi Akdağmadeni MYO, Adnan Menderes Üniversitesi Aydın MYO, Ahi Evran Üniversitesi Kaman MYO bilgisayar programcılığı programı 2. sınıf öğrencileri üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonunda, öğrencilerin programlama başarıları ile cinsiyet, okul türü, genel akademik not ortalamaları, motivasyon, öz düzenleyici öğrenme stratejilerinden öz yeterlilik arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Programlama başarısı toplam varyansının %23'ü demografik özellikler, problem çözme ve analitik düşünme becerisi, kişisel öz yeterlilik, motivasyon değişkenleriyle, %18'i öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile açıklanabilmektedir.
Soru ve geri bildirimle hikâye okumanın, anlamaya etkisi
Bu araştırmanın amacı, soru ve geri bildirimle hikâye okumanın anlamaya etkisini araştırmaktır. Araştırmanın durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışmada, nitel ve nicel verilerin bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri toplanırken, ön test-son test kontrol gruplu desen tercih edilmiştir. Nitel verilerin toplanmasında görüşme ve gözlem tekniklerinden yararlanılmıştır. Verilerin toplanması sürecinde, uygulamaya geçilmeden önce sürecin en başında ?Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği? ön testi deney ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Deney grubunda bilgisayar temelli eğitim ortamında sorularla hikâye okuma çalışması yapılmıştır, kontrol grubunda da geleneksel eğitimle hikâye okutulmuştur. Hikâye okuma çalışmaları, her hafta bir hikâye olmak üzere dört hafta boyunca yapılmıştır. Ders işleme süreci sonunda okuduğunu anlama ve tutum son testleri deney ve kontrol grubuna uygulanmıştır. Deneysel işlemler sonrasında uygulanan ?Okuduğunu Anlama Başarı Testi? ve ?Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği? ile elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, sorularla hikâye okuma uygulamasının yapıldığı deney grubu, kontrol grubuna göre anlamada daha başarılı olmuştur. Soru ve geri bildirimle hikâye okumanın okumaya yönelik tutum üzerinde etkileri incelendiğinde, deney grubunda okumaya yönelik tutumda olumlu bir gelişme bulunmuştur.
Öğretmenler için "üstün zekalı/yetenekli öğrencilerin belirlenmesi eğitim yazılımı"nın geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul 3.üncü sınıflarda görev yapan öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencinin özelliklerine ilişkin bilgi düzeylerinin tespit edilmesi ve üstün yetenekli öğrencilerin belirlenmesine yönelik alacakları eğitimin bilgi düzeyine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel ve deneysel model birlikte kullanılmıştır. Öğretmenlerin üstün yetenekli öğrenciler konusundaki bilgi düzeyini belirlemede betimsel model, eğitim yazılımı aracığı ile verilen eğitimin etkiliğini belirmede öntest-sontest kontrol gruplu deneysel kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni öğrenme ortamı bağımlı değişkeni ise öğretmenlerin üstün yetenekli öğrencileri belirleme becerileridir. Deneysel işlem sürecinde deney grubunda bulunan öğretmenlere geliştirilen eğitim yazılımı aracılığı ile öğrenme ortamı oluşturulurken kontrol grubunda bulunan öğretmenler için bir uygulama yapılmamıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 eğitim-öğretim yılı Samsun ili, İlkadım ilçesinde bulunan İlyasköy Türk-İş İlkokulunda görevli 3.sınıfta eğitim veren 8 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Sonuç olarak eğitim yazılımı aracılığı ile öğrenmenin gerçekleştiği öğrenme ortamı öğretmenlerin akademik başarılarında ve sınıflarında bulunan üstün yetenekli öğrencileri belirleyebilme becerilerinde anlamlı bir farklılık oluşturmuştur. Kontrol grubunda bulunan öğretmenlerin ise akademik başarılarında ve sınıflarında bulunan üstün yetenekli öğrencileri belirleyebilme becerilerinde anlamlı bir farklılık oluşmamıştır.
Ortaokul öğrencilerinin 21. yüzyıl öğrenme becerileri ve bilişim teknolojileri ile destekleme düzeylerinin cinsiyet ve sınıf seviyesine göre incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin sahip olduğu öngörülen 21. yüzyıl öğrenme becerilerini okul etkinliklerinde kullanma ve bu süreçte Bilişim Teknolojilerinden (BT) faydalanma seviyelerinin belirlenmesinde tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde üç farklı ilçede yer alan altı okulda öğrenim gören 612 ortaokul öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için çalışmanın amacına uygun olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme araçları kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik ve güvenirliğinin sağlanmasına yönelik uzman görüşü alınmış, odak grup görüşmesi ve pilot uygulama yapılarak analiz sonuçları değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre kız ve erkek öğrencilerin BT?e karşı motivasyonlarının oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin teknoloji kullanım yeterliklerinin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin teknoloji kulanım yeterlik düzeylerinin sınıf düzeyine ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Öğrencilerin araştırmada 21. yüzyıl öğrenme becerileri olarak ele alınan aktif öğrenme, problem çözme, öğrenmeyi öğrenme, işbirliği ve iletişim becerilerine iyi derecede sahip oldukları belirlenmiştir. Fakat öğrencilerin bu öğrenme becerilerini BT ile destekleme düzeylerinin orta derecede olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin 21. yüzyıl öğrenme becerilerine sahip olma düzeyleri ile bu öğrenme becerilerini BT ile destekleme düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı zamanda öğrencilerin sınıf düzeyi arttıkça teknoloji kullanım yeterlikleri de artmıştır. Fakat bu durumun 21. yüzyıl öğrenme becerilerinin BT ile desteklenme düzeyini olumlu yönde etkilemediği gözlenmiştir. Bu araştırmanın öğrencilerin 21. yüzyıl öğrenme becerilerine sahip olma düzeylerinin belirlenmesi bakımından yararlı olacağı düşünülmektedir. Böylece mevcut eğitim sisteminin, öğrencilerin bu becerileri kazanma ve sürekliliğinin sağlanmasında ne kadar etkili olduğu konusunda yol gösterici olacaktır.
Çoklu dokunmatik ekran için geliştirilen öğretim materyallerinin tasarım ve geliştirme süreci: Biçimlendirici araştırma örneği
Bu çalışmanın amacı öğrenci ve öğretmen deneyimlerini ve görüşlerini inceleyerek çoklu dokunmatik ekran için geliştirilen öğretimsel materyallerin tasarımında dikkat edilmesi gereken hususları belirlemektir. Biçimlendirici araştırma deseni kullanılan çalışmada Ankara ? Etimesgut bölgesinde bulunan bir ilkokulun altıncı sınıf öğrencilerinden ve bu okulda görev yapan beş öğretmenden veri toplanmış ve nitel bir çalışma yapılmıştır. Araştırma, biçimsel araştırma yöntemlerinin bir çeşidi olan uygulama esnasında veri toplama prosedürü takip edilerek yapılmıştır. Öğretmen ve öğrenci görüşmeleri, gözlemler ve uygulamalar esnasında katılımcılardan istenilen sesli düşünme temel veri kaynaklarını oluşturmaktadır. Veriler kağıt üzeri prototipler ve uygulamaların hazırlanmasından sonra üç uygulama döneminde toplanmıştır. Kağıt prototipler ve ilk uygulama sırasında öğretmenlerden veri toplanmıştır. Ayrıca birinci, ikinci ve üçüncü uygulamalarda ise öğrencilerden veriler toplanmıştır. Veriler genel olarak çoklu dokunmatik ekranlar için geliştirilen materyallerin içerik, görsel tasarım, çoklu dokunmatik ekranın kullanımı ve sağlanan etkileşim açısından hem öğretmenlerden hem de öğrencilerden görüşlerinin alınması ve davranışlarının izlenerek not edilmesi şeklinde varolan kodlara göre toplanmıştır. Uygulamalar esnasında katılımcıların memnuniyet ve memnuniyetsizlik duyduğu yerler not edilerek bir sonraki uygulamada katılımcı dönütleri analizine göre yeni prototipler hazırlanmıştır. Tekrarlamalı bir süreç izlenmiş olup çalışmada bir uygulamadan elde edilen çıktılar bir sonraki uygulama için girdi özelliği taşımaktadır. Üçüncü uygulamadan sonra genel olarak katılımcı memnuniyeti sağlanmış ve geliştirmeler son bulmuştur. Çalışma sonunda bulgulara göre düzenlenen ve çoklu dokunmatik ekran için geliştirilen öğretimsel materyallerin tasarımında dikkat edilmesi gereken önemli hususlar geliştiriciler ve öğretim teknologlarının geliştirmelerde dikkat etmesi gerekenler, öğretmenlerin sınıf içerisinde uygulama esnasında dikkat etmesi gerekenler ve araştırmacıların araştırma ajandasına alabileceği kriterler olarak sıralanmış ve belirlenen kriterlerin kişilere yol gösterici olması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Dokunmatik Ekran, Tasarım ?lkeleri, Biçimlendirici Ara?tırma, Teknoloji ile Desteklenmi? Öğrenme Ortamı, Uygulama Esnasında Veri Toplama
Problem temelli işbirlikli öğrenme ortamında dinamik web teknolojilerinin akademik başarı ile akademik uğraşıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, problem temelli işbirlikli öğrenme ortamında dinamik web teknolojilerinin akademik başarı ile akademik uğraşıya etkisinin belirlenmesidir. İşbirlikli öğrenme, problem temelli öğrenme, yapılandırmacı yaklaşımın öğrenme yöntemleri olması sebebiyle bu tür öğrenme yöntemlerinde Bilişim Teknolojileri (BT) araçlarının kullanılması; gerek uygulama sürecine gerekse değerlendirme yöntem ve tekniklerine entegrasyonunun sağlanması BT entegrasyon sürecine katkı sağlayacaktır. Bu araştırma 2012-2013 yılı bahar döneminde 8 hafta süren uygulama sürecinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu bir büyükşehirde kurulu olan bir devlet üniversitenin Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bölümü 3. Sınıf'ında eğitim gören birinci öğretim şubesindeki 51 ve ikinci öğretim şubesindeki 53 olmak üzere toplam 104 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma
6. sınıf sosyal bilgiler dersi için geliştirilen etkileşimli elektronik kitabın öğrenci başarısı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı alan yazına ve uzmanların görüşüne dayalı olarak etkileşimli elektronik kitap (e-kitap) tasarım ilkelerini belirlemek, bu ilkeleri esas alarak 6. sınıf sosyal bilgiler dersinin ?Ülkemiz ve Dünya? ünitesi için etkileşimli bir e-kitap geliştirmek, geliştirilen etkileşimli e-kitap ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayınlanan örnek e-kitabın öğrencilerin akademik başarısı ile bilgi ve kavrama düzeyi düşünme becerileri üzerindeki etkisini karşılaştırmak ve bu e-kitaplarla ilgili öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmada sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2012?2013 öğretim yılında Nevşehir il merkezinde bulunan Ülfet Başer İlkokulu?nda altıncı sınıfta öğrenim gören 55 öğrenci oluşturmaktadır. Mevcut sınıflar yansız olarak atanmıştır. Basılı ders kitabı yerine deney grubunda geliştirilen etkileşimli e-kitap, kontrol grubunda MEB?in örnek e-kitabı, üç hafta süreyle öğretimde kullanılmıştır. Üçüncü haftanın sonunda gruplara başarı testi uygulanmıştır. Ünitenin amaçları doğrultusunda bir başarı testi hazırlanmış, hazırlanan başarı testi uzman görüşüne sunulmuş, iki öğrenciye okutularak soruların anlaşılırlığı sağlanmıştır. Başarı testinin geçerliliğini belirlemek için aynı okulun yedinci sınıfında okuyan 78 öğrenciye uygulanmış, madde analizi yapılmış, ayırıcılık ve güçlük indeksleri belirlenmiştir. Uygun olmayan maddeler çıkartılmış, ünitenin bütün eğitim amaçlarını ölçen 27 soruluk bir test ortaya çıkmıştır. Testin güvenilirliği KR-20 ile test edilerek 0,94 bulunmuştur. E-kitabın geliştirme aşamasında alan yazın taranmış, ilgili alan uzmanlarıyla görüşmeler yapılarak içerik ve tasarım ölçütleri belirlenmiştir. Görüşme sonuçlarının dağılımı frekans (f) ve yüzde (%) olarak verilmiştir. Sonuçlar analiz edildikten sonra etkileşimli bir e-kitap geliştirilmiş, tekrar uzman görüşü alınmış ve ilgili düzeltmeler yapılarak materyale son hali verilmiştir. Deney ve kontrol grubunun başarı puanlarını test etmek için verilerin normal dağılıp dağılmadığına ve varyansların homojenliğine bakılarak parametrik bir test olan ilişkisiz ölçümler için t-testi uygulanmıştır. Her iki grubun başarı testi ortalaması ve başarı testi bilgi düzeyi puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark çıkmamıştır (p>,05). Başarı testi kavrama düzeyi puan ortalamaları arasında ise deney grubu lehine anlamlı bir fark çıktığı görülmektedir (p<,05). Genel başarı testi ve bilgi düzeyi puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olmamasının nedeni olarak, bu şekilde gerçekleştirilen bir çalışmanın ilgili gruplara ilk kez uygulanmış olması sebebiyle öğrencilerinin derse karşı ilgilerini arttırmış olabileceği ve sürenin kısa olması nedeniyle MEB tarafından geliştirilen örnek e-kitap ile geliştirilen etkileşimli e-kitabın öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisinin birbirine yakın olabileceği düşünülmektedir. Kavrama düzeyi puan ortalamaları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark çıkmasının nedeni olarak; geliştirilen etkileşimli e-kitabın, alan yazın ve alan uzmanlarının görüşleri göz önünde bulundurularak içeriğinin sunulması ve tasarlanması ile oluşturularak öğrencilerin aktarılan bilgiyi daha iyi kavramasına yardımcı olduğu düşünülmektedir.
İşbirlikçi öğrenmeyi destekleyen üç-boyutlu çevrimiçi öğrenme ortamı geliştirilmesi ve kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, işbirlikçi öğrenmeyi destekleyen üç-boyutlu çevrimiçi sanal öğrenme ortamları geliştirmek ve bu ortamların tasarlanması aşamasında kullanımı kolaylaştıran etkenleri ve kolay kullanımı engelleyen etkenleri belirleyerek olası engelleyici etkenleri ortadan kaldıracak çözümler bulmaktır.Araştırma yöntemi olarak biçimlendirici araştırma yöntemlerinden tasarım durumu modeli kullanılmıştır. Araştırma, Gazi Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü ?Proje Geliştirme ve Yönetimi - 2? dersi alan ve 4.sınıfa devam eden 56 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmanın uygulama aşaması 6 hafta boyunca devam etmiştir.Araştırmanın veri toplama işlemleri, içerisinde açık ve kapalı uçlu sorular yer alan kullanım anketi ve odak grup görüşmeleri ile gerçekleşmiştir. Verilerin analizleri aşamasında ise nicel veriler için betimsel istatistik kullanılarak gerçekleşirken, nitel veriler için içerik analizi gerçekleşmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre üç-boyutlu sanal öğrenme ortamlarının işbirliğine dayalı olarak kullanılmasının zaman ve mekan bağımsızlığı yaratacağı, kullanışlı öğrenme materyalleri olacağı, katılımcıların motivasyonunu arttıracağı, sosyal bulunuşluk algısını arttıracağı, yüz yüze ve çevrimiçi öğrenme ortamlarına alternatif bir öğrenme ortamı olarak kullanılabileceği gibi sonuçlarına ulaşılmıştır. Etkili ve verimli olarak geliştirilebilmesi için gerekli olan tasarım ilkeleri de öneriler bölümünde açıklamıştır. Anahtar Kelimeler: Biçimlendirici araştırma yöntemi, işbirliğine dayalı öğrenme, sosyal bulunuşluk, üç-boyutlu sanal öğrenme ortamları
Problem temelli öğrenme ortamında bilgisayar programlama çalışmalarının akademik başarı, eleştirel düşünme eğilimi ve bilgisayara yönelik tutuma etkileri
Bu araştırmanın amacı, problem temelli öğrenme ortamında bilgisayar programlama çalışmalarının ilköğretim öğrencilerinin akademik başarı, eleştirel düşünme eğilimi ve bilgisayara yönelik tutularına etkilerinin incelenmesidir. Araştırmada tek gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2012-2013 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Çorum İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı Hürriyet İlköğretim Okulunda 7. sınıfta öğrenim gören toplam 58 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilerin probleme dayalı öğrenmelerini gerçekleştirmek için web tabanlı hazırlanan bilgisayar programlama dersi kullanılmıştır. Öğrencilerin bu dersteki bilgisayar programlama akademik başarılarını, araştırmacı tarafından geliştirilen öntest-sontest başarı testleriyle, eğitim sırasındaki sunulan problemlere getirdikleri eleştirel düşünme eğilimleri ve bilgisayara yönelik tutumlarını ise başka araştırmacılar tarafından geliştirilmiş ve farklı araştırmalarda daha önce kullanılmış olan ölçeklerden elde edilen sonuçlarla belirlemeye çalışılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin bilgisayar programlama eğitimindeki akademik başarıları, öntest-sontest ölçümleri sonucu elde edilen verilerle yapılan t-testi analizine göre hesaplanmış ve akademik başarı puanlarında önteste göre (öntest ortalama puanı = 5,97; sontest ortalama puanı =11,05) daha yüksek ortalamaya sahip olan sontest lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür [t=18,48; p<0,05]. Öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerinde, eğilim ölçeğinin ön-son uygulama ortalama puanlarında anlamlı bir farkın olduğu görülmüştür [t=7,93; p<0,05]. Ölçeğin puan ortalamalarına bakıldığında ise ön uygulamaya ( =91,38) göre daha yüksek ortalamaya sahip olan son uygulama ( =113,21) lehine anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir. Ardından bilgisayara yönelik tutumlarında tutum ölçeği ön-son uygulama ortalama puanlarında da anlamlı bir farkın olduğu belirlenmiştir [t=14,23; p<0,05]. Ortalamalara bakıldığında ise bu farkın ön uygulamaya ( =106,29) göre daha yüksek ortalamaya sahip olan son uygulama ( =162,55) lehine oluştuğu görülmüştür. Sonuç olarak; problem temelli öğrenme ortamında ilkokul 7.sınıf öğrencilerine verilen bilgisayar programlama eğitiminin, onların programlama akademik başarılarına, eleştirel düşünme eğilimlerine ve bilgisayara yönelik tutumlarına olumlu etkiler yaptığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca bilgisayar programlama akademik başarısı ile eleştirel düşünme eğilimleri ve bilgisayara yönelik tutum faktörleri arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğu da belirlenmiştir.
Anlamsal web temelli öğretimde yönlendirmenin kazanıma ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırmanın amacı Anlamsal Web Temelli Öğretimde yönlendirmenin kazanıma ve kalıcılığa etkisini belirlemektir. Araştırmada öntest sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamıdır. Bağımsız değişkenin iki alt düzeyi bulunmaktadır: yönlendirmenin olduğu Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamı ve yönlendirmenin olmadığı Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamı. Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise kazanım ve kalıcılıktır. Araştırma, 2012-2013 güz döneminde, Muğla-Merkez Türdü 100. Yıl Ortaokulu 8.sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmaya 72 öğrenci ile başlanmış, fakat farklı nedenlerle derse devam etmeyen 3 (Anlamsal Web Temelli Öğrenme grubundan 1, Yönlendirilmiş Anlamsal Web Temelli Öğrenme grubundan 2) öğrenci araştırmadan çıkartılmış ve araştırma, deneysel sürecin tümüne katılan 69 öğrenci ile tamamlanmıştır. Öğrenciler yönlendirme olan ve olmayan Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamlarına yansız olarak atanmıştır. Yönlendirme olmayan Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamında öğrencilere aranan kazanım ile ilgili bilgiler, kazanımın 8. 7. ve 6. sınıf düzeyinde ön koşul kazanımları ile ilgili bilgiler ve bu kazanımlara yönelik olarak öğrenme nesnelerine erişim bağlantıları sunulmaktadır. Yönlendirme olan Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamında ise öğretim ön bilgilere göre bireyselleştirilmektedir. Aranılan kazanımın 8. 7. ve 6. sınıf düzeyinde ön koşul kazanımlarına yönelik olarak bir test uygulanıp öğrencilerin ön bilgi eksiklikleri tespit edilmekte ve ön öğrenme eksikliklerini tamamlamaları konusunda öğrenciler yönlendirilmektedir. Yine seçilen kazanım ve bu kazanımın ön koşul kazanımlarına ilişkin öğrenme nesnelerine erişim bağlantıları sunulmaktadır. Her iki ortamda da ayrıca seçilen kazanımın öğrenilememesi halinde ileride hangi kazanımların öğrenilmesinin zorlaşacağı ile bilgi verilmektedir. Kovaryans analiziyle (ANCOVA) elde edilen bulgulara göre, öntest puanları kontrol edildiğinde yönlendirme olan ve olmayan Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamında çalışan öğrencilerin sontest puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Bonferroni testi sonuçlarına göre, bu farkın yönlendirme olmayan ortamda çalışan öğrencilere göre daha yüksek ortalamaya sahip olan, yönlendirilmiş Anlamsal Web Temelli Öğrenme Ortamında çalışan öğrenciler lehine olduğu görülmüştür. Gruplar arasında sontest puanlarına göre düzeltilmiş kalıcılık testi puanları arasında ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin çalıştıkları ortamlara ilişkin görüşlerinin dağılımı, frekans ve yüzde olarak sunulmuştur. Öğrencilerin genel memnuniyet düzeylerinin, yönlendirme olan ortamda çalışan öğrencilerde yönlendirme olmayan ortamda çalışan öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Anlamsal web, web 3.0, ontoloji, anlamsal sorgulama, anlamsal web temelli öğretim, bireyselleştirilmiş öğretim, öğrenme nesneleri.
Geometri dersi için artırılmış gerçeklik materyallerinin geliştirilmesi, uygulanması ve etkisinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, geometri öğretiminde artırılmış gerçekliğin kullanımının, öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisini incelemektir. Bu amaçla 6. sınıf matematik ders kitabındaki geometrik cisimler ünitesinde yer alan üç boyutlu statik çizimlerin daha dinamik ve etkileşimli bir şekilde görüntülenebilmesi için artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanılarak ARGE3D yazılımı geliştirilmiştir. Araştırmada yarı deneysel karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2012-2013 Eğitim Öğretim Yılında Gazi Paşa Ortaokulu (n=54) ile Mustafa Yazıcı Ortaokulu'nda 6. sınıfta öğrenim gören öğrenciler (n=46) oluşturmaktadır. Araştırma her iki okulda da bir deney ve bir kontrol grubu olmak üzere toplam dört grupla yürütülmüştür. Her iki okuldaki deney gruplarına dört hafta boyunca ARGE3D ile, kontrol gruplarına ise sadece basılı ders kitabıyla öğretim yapılmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırmanın nicel aşamasında Geometri Başarı Testi (GBT), Geometrik Düşünme Testi (GDT), Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği (MYTA) ve öğrencilerin 2012-2013 I. dönemine ait matematik ders notları; nitel aşamasında ise öğretmen ve öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve uygulamalar esnasında çekilmiş video kayıtları kullanılmıştır. Araştırma süresince elde edilen nicel verilerin betimsel istatistikleri SPSS 20.0 paket programında yapılırken; nitel veriler, nicel verilerle karşılaştırılarak verilmiştir. Bulgularda ARGE3D ile yapılan geometri öğretiminin, Gazi Paşa Ortaokulu'ndaki deney ve kontrol gruplarının akademik başarılarında istatistiksel açıdan farklılık oluşturmamasına rağmen Mustafa Yazıcı Ortaokulu'ndaki deney ve kontrol gruplarında deney grubu lehine anlamlı farklılıklar oluşturduğu tespit edilmiştir. Nitel veriler dikkate alındığında Mustafa Yazıcı Ortaokulu'ndaki öğretmenin bilgisayar öz yeterlilik düzeyinin yüksek olmasının, ARGE3D yazımını etkili kullanmasının ve buradaki deney grubunda yer alan öğrencilerin bilgisayar destekli matematik eğitimine alışık olmalarının onların akademik başarılarına daha fazla katkı sağlamış olabileceği söylenebilir. ARGE3D ile yapılan geometri öğretiminin; öğrencilerin deney öncesinden deney sonrasına matematiğe yönelik olumsuz tutuma sahip olan öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları üzerinde daha etkili olduğu, korku ve endişelerin azaltılmasına destek sağladığı bulunmuştur. Ancak, matematiğe karşı olumlu yönde tutuma sahip olan öğrencilerin korku ve endişelerine bir etkisi olmadığı gözlemlenmiştir. İşaretleyici algılamasında kullanılan yazılım algoritmalarının ise benzer işaretleyicileri karıştırdığı ve kamera pozlaması sırasında oluşan parlaklık nedeniyle işaretleyici algılamasının zayıfladığı görülmüştür.
Karikatür animasyonuna dayalı çevrimiçi öğrenme ortamının öğrencilerin başarısına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonuna ve mizaha yönelik tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı karikatür animasyonuna dayalı çevrimiçi öğrenme ortamının öğrencilerin başarısına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonuna ve mizaha yönelik tutumuna etkisini incelemektir. Araştırmada öntest - sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni çevrimiçi öğrenme ortamıdır. Çevrimiçi öğrenme ortamında karikatür animasyonlarının bulunması veya bulunmaması durumuna göre iki alt düzeyi vardır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin başarıları, fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve mizaha yönelik tutumlarıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 öğretim yılı Güz döneminde Kırşehir Hüsnü M. Özyeğin İlköğretim Okulu'nda öğrenim gören; fen ve teknoloji dersini alan 7. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma, deney grubunda 23 ve kontrol grubunda 23 olmak üzere toplam 46 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verileri toplamak amacıyla başarı testleri, fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, mizaha yönelik tutum ölçeği, çevrimiçi tartışma ortamı ve öğrenci mülakat formu kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, karikatür animasyonlarının bulunduğu çevrimiçi öğrenme ortamında çalışan öğrencilerin başarıları, karikatür animasyonlarının bulunmadığı çevrimiçi öğrenme ortamında çalışan öğrencilerin başarılarına göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Her iki gruptaki öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve mizaha yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ayrıca, karikatür animasyonları bulunan ortamda çalışan öğrencilerin ortama yönelik görüşlerinin olumlu olduğu, eğlendikleri, memnun oldukları ve çalışmaktan zevk aldıkları görülmüştür.
Çevrimiçi öğrenme ortamlarında farklı geribildirim stratejilerinin öğrencilerin sosyal bilişsel ve öğretimsel bulunuşluk algıları ile akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı; araştırma topluluğu oluşturmada ve devamlılığını sağlamada işe koşulabilecek stratejiler dikkate alınarak tasarlanan çevrimiçi öğrenme ortamlarında farklı geribildirim stratejilerinin öğrencilerin sosyal, bilişsel ve öğretimsel bulunuşluk algıları ile akademik başarılarına etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda araştırma kapsamında açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırma 2012-2013 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde (16 hafta boyunca) Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ndeki üç farklı programdaki,
Uzaktan eğitim kalite standartlarının belirlenmesi ve Atatürk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Sisteminin incelenmesi
Bu araştırmada, detaylı bir alanyazın taraması ve belge incelemesi ile elde edilen veriler temel alınarak uzman görüşleri doğrultusunda Uzaktan Eğitim Kalite Standartlarının belirlenmesi, belirlenen standartların önemine ve kullanılabilirliğine yönelik uzaktan eğitim çalışanlarının görüşlerinin ortaya konulması ve belirlenen standartlar çerçevesinde Atatürk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nitel yöntemlerle başlayıp nicel yöntemlerle devam edilen keşfedici desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında, uluslararası uzaktan eğitim kurumlarının belirlediği uzaktan eğitim standartları üzerinde belge incelemesi yapılmıştır. Seçilen standart maddelerinin tamamı iki tur (N=9, N=14) uzman görüşü alma aşaması ile değerlendirilip, Uzaktan Eğitim Kalite Standartları olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel kısmında ise Uzaktan Eğitim Standartları Belirleme Envanteri ile, belirlenen standartların önemine ve kullanılabilirliğine ilişkin uzaktan eğitim çalışanlarının görüşleri alınmıştır. Uygulamaya en az dört yıllık uzaktan eğitim deneyimi olan üniversiteler arasından uygun örnekleme yöntemi ile seçilen Ankara Üniversitesinin, Gazi Üniversitesinin, İstanbul Üniversitesinin ve Sakarya Üniversitesinin uzaktan eğitim çalışanları (N=56) katılmıştır. Katılımcılar arasında yöneticiler, öğretim elemanları, teknik personel ve içerik geliştirme gibi farklı rollere sahip çalışanlar yer almaktadır. Çalışmada son olarak Uzaktan Eğitim Uygulamalarını Değerlendirme Envanteri kullanılarak ATAUZEM'in belirlenen standartları %79 oranında karşıladığı tespit edilmiştir.
Hareket tabanlı teknolojilerin öğrenci başarısı ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmada Kinect destekli matematik eğitimi uygulamalarının ilkokul 3. sınıf öğrencilerininmatematik dersindeki akademik başarılarına, matematiğe ve teknolojiye karşı tutumlarına etkisi incelenmiştir. Ön test – son test yarı deneysel modelin kullanıldığı çalışmada veriler, "Öğrencilerin Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçeği", "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Matematik Başarı Testi" ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılı Elazığ ili Yurtbaşı beldesinde yer alan bir devlet okulunda ilkokul 3.sınıfa devam eden toplam 47 (deney grubu 24, kontrol grubu 23) öğrenci oluşturmuştur. Deney grubunda hareket tabanlı teknolojileri destekleyen uygulama ve Kinect cihazı kullanılmış, kontrol grubunda ise sadece matematik öğretim programına dayalı öğretim yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 20 paket programı aracılığıyla, İlişkisiz Örneklemler için t-testi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Kinect tabanlı öğretim uygulamasının ilkokul 3.sınıf matematik dersindeki öğrencilerin başarısına, matematik dersine tutumlarına ve teknolojiye yönelik tutumlarına anlamlı düzeyde etkisinin olmadığı bulunmuştur. Çalışmanın yapıldığı pandemi döneminde öğrenciler haftada iki gruba ayrılarak parçalı bir şekilde pazartesi ve salı günleri 1.grup, perşembe ve cuma günleri 2.grup olmak üzere okula devam etmişlerdir. Pandemi döneminde okula devam zorunluluğu olmadığı için öğrencilerin düzenli bir şekilde okula gelmedikleri gözlemlenmiştir. Bu şartlar göz önünde bulundurulduğunda eğitim-öğretimin normal bir süreçte devam ettiği bir zamanda Kinect tabanlı öğretim uygulamasının öğrencilerin akademik başarıları ve tutumları açısından yeniden incelenmesinin yararlı olabileceği söylenebilir.
Bilişim etiği konusunda geliştirilen bilgisayar destekli öğretim materyalinin ortaöğretim öğrencilerinin etik olmayan bilgisayar kullanım düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada bilişim etiği konusunda geliştirilen bilgisayar destekli öğretim materyalinin ortaöğretim düzeyinde eğitim gören bilişim teknolojileri alanı öğrencilerinin etik olmayan bilgisayar kullanım davranışlarına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubu olarak Elazığ ilinde ortaöğretim düzeyinde eğitim gören 31 bilişim teknolojileri alanı öğrencisi belirlenmiştir. Öğrenciler seçkisiz örnekleme yöntemi ile I. deney grubu, II. deney grubu ve kontrol grubu olarak üç gruba ayrılmıştır. Tüm öğrenci gruplarına ön test yapıldıktan sonra I. ve II. deney grubu öğrencilere konu ile ilgili sunuş yoluyla öğretim tekniği ile eğitim verilmiştir. Geliştirilen bilgisayar destekli öğretim materyali, eğitimlerle eş zamanlı olarak II. deney grubu öğrencilerine 6 (altı) hafta süre ile uygulanmıştır. Kontrol grubu öğrencilere sadece ön test ve son test yapılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden deneysel model, verilerin toplanmasında örneklem ve kontrollü ön test son test modeli seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak Namlu ve Odabaşı (2007) tarafından geliştirilen Etik Olmayan Bilgisayar Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmalar neticesinde elde edilen verilerin yapılan test sonucuna göre dağılımının normallik gösterdiği ve varyansların homojen dağıldığı görülmüştür. Bulguların incelenmesi yönteminde örneklem gruplarının az sayıda olması nedeniyle sonuçlarda sapma olmaması için parametrik olmayan testlerden Kruskal - Wallis H ve Mann - Whitney U testleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda farklılığın hangi grup lehine olduğunun belirlenmesi amacıyla grupların ikili karşılaştırılması Mann - Whitney U testi ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında geliştirilen bilgisayar destekli öğretim materyalinin öğrencilerin etik olmayan bilgisayar kullanım düzeylerinde azalma sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi dönemde zihinsel yetersizliği bulunan öğrencilerin matematik eğitimi için etkileşimli öğretim materyalinin geliştirilmesi ve değerlendirilmesi
Günlük hayatın hemen her alanına hızlı bir şekilde dahil olan teknoloji, eğitim sistemine de farklı öğretim modelleri ile bütünleştirilerek entegre edilmiştir. Bu durumdan sadece normal gelişim gösteren öğrenciler etkilenmemiş aynı zamanda özel gereksinimli bireyler içerisinde bir grup olan zihinsel yetersizliği olan öğrenciler de etkilenmiştir. Zihinsel yetersizliği olan öğrenciler çoğu zaman sahip oldukları özellikler nedeniyle bir beceriyi veya kavramı normal akranlarının aksine daha geç öğrenmektedir. Özellikle matematik gibi soyut kavram ve semboller içeren becerileri öğrenme açısından çok daha yavaş ilerlenmektedir. Ancak alanyazında öğrenme sürecini hızlandırmak ve kolaylaştırmak adına bu öğrencilerin eğitim sürecinde pek çok öğretim modelinden ve materyalinden faydalanıldığı görülmektedir. Bu tez araştırmasının amacı zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin temel matematik becerilerini desteklemek amacıyla eş zamanlı ipucu yöntemi kullanılarak etkileşimli bir öğretim materyalini geliştirmek ve bu materyalin öğrencilerin temel matematik becerileri üzerindeki etkisini belirlemektir. İki aşamadan oluşan araştırmanın ilk aşamasında tasarım tabanlı araştırma yöntemi esas alınarak ZEYMATİKO isimli bir etkileşimli öğretim materyali tasarlanmıştır. İkinci aşamada tek denekli araştırma modellerinden ABA deseni işe koşularak, tasarlanan materyalin öğrencilerin üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını okul öncesi dönemde hafif zihinsel yetersizliği bulunan dört öğrenci, bu öğrencilerin üç öğretmeni ve beş özel eğitim uzmanı oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, eş zamanlı ipucu yöntemi ile hazırlanan ZEYMATİKO uygulamasının hafif zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin tamamının temel matematik becerilerini desteklediği görülmüştür. Ayrıca deneysel sürecin tamamlanmasından dört hafta sonra elde edilen veriler incelendiğinde öğrencilerin edinmiş oldukları bilgileri büyük oranda koruduğu sonucuna varılmıştır. Uygulama sonunda öğretmenler ile gerçekleştirilen görüşmelerde uygulamanın sosyal olarak geçerli bir uygulama olduğu sonucuna varılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Daha önceki yıllarda kurumlarından ve öğretmenlerinden coğrafi olarak ayrılmış öğrencilerin ders kaynaklarından yararlanmalarını sağlayan uzaktan eğitim, daha sonraki yıllarda özellikle yükseköğretimde, eğitim programlarına yoğun bir şekilde dâhil edilen öğrenme deneyimi olarak karşımıza çıkmaktadır. 2019 yılının sonlarında tüm dünyayı etkisi altına alan salgın süreci ise bu öğrenme ortamını eğitimin tüm kademelerinde öğrenim gören öğrenciler için adeta zorunluluk haline getirmiştir. Bu süreçte uzaktan eğitimi daha önce deneyimlememiş olan ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için bazı önemli noktalar gündeme gelmiştir. Öğrencilerin tutumları ve öz-düzenleme becerileri bu hususlardandır ve öğrencilerin akademik başarılarını etkiledikleri bilinmektedir. Bu nedenle uzaktan eğitimi ilk defa deneyimleyen öğrenciler için tutum ile öz-düzenleme becerisi arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan çalışmaların önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı da ortaokul öğrencilerinin uzaktan eğitime ilişkin tutumları ile öz-düzenleme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2020 – 2021 yılları arasında Türkiye'nin 63 ilinde toplam 144 şubesi olan bir özel okul ağındaki farklı sınıf seviyelerinde öğrenim gören ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmada demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarını ölçmek amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen "Ortaokul Öğrencileri için Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği", öz-değerlendirme becerilerini değerlendirmek için ise geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları Arslan ve Gelişli (2015) tarafından yapılmış olan "Algılanan Öz-Düzenleme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kız öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin tutumlarının erkek öğrencilere göre daha olumlu olduğu görülürken öğrencilerin öz-düzenleme beceri düzeyleri ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Sınıf seviyesi değişkenine göre hem uzaktan eğitime ilişkin tutumlarda hem de öğrencilerin öz-düzenleme becerileri arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile öz-düzenleme becerileri arasında ise pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmanın, ortaokul kademesinde uzaktan eğitim süreci ile ilgili yapılacak yeni çalışmalar için kaynak niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.
Ortaokul öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının COVID-19 pandemisiyle değişiminin ve eğitim teknolojisi standartları öz yeterliklerinin incelenmesi
2019 yılının Kasım ayında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemi süreci ile birlikte birçok ülke gibi Türkiye'de zorunlu olarak uzaktan eğitim sistemine geçmiştir. Bu yeni eğitim düzeni ile birlikte öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile eğitim teknolojilerini kullanma becerileri de ön plana çıkmıştır. Nitekim uzaktan eğitime yönelik tutumları da, eğitim teknolojileri kullanma becerileri de sürecin başarısını ve verimliliğini etkileyen faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada öğretmenlerin pandemi öncesi ve pandemi süresince uzaktan eğitime yönelik tutumlarını belirlemek ve uzaktan eğitime yönelik tutumları ile eğitim teknolojisi standartları öz yeterlikleri arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmaktadır. Ayrıca çalışmada öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları pandemi öncesi ve pandemi döenmi olmak üzere farklı değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini MEB'da çalışan ortaokul öğretmenleri, örneklemini ise Gaziantep İli Şahinbey merkez ilçesinde görev yapmakta olan 317 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama araçları olarak "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Eğitim Teknolojileri Standartları Öz Yeterlik Ölçeği" ile "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın verileri "Google Form" aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmenler "Google Form" üzerinden pandemi öncesi ve pandemi dönemi olmak üzere "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum" ölçeğini aynı anda iki kez değerlendirmişlerdir. Yapılan çalışmanın sonucunda pandemi öncesinde ve pandemi döneminde olmak üzere öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile eğitim teknolojisi standartları arasında anlamlı pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğretmenlerin pandemi öncesi tutumlarının, pandemi döneminden daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin tutumları pandemi döneminde "uzaktan eğitim yoluyla eğitim alma", "derslerinde Web 2.0 araçları kullanma", "mesleki becerilerini geliştirmek için kurslara (hizmet içi eğitim, özel kursa) katılma", "branşlarına", "mesleki kıdemleri" değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; pandemi öncesi dönemde "uzaktan eğitim yoluyla eğitim verme", "mesleki kıdem" değişkenlerine göre anlamlı farklılık oluşturmuştur.
Ortaokul ve lise düzeyinde etkileşimli tahta kullanımı deneyimlerinin incelenmesi
Etkileşimli tahta (ET) teknolojisi, günümüzde neredeyse tüm eğitim kurumlarında, bilişim teknolojilerini (BT) verimli kullanmak, öğrenme deneyimlerini üst seviyeye çıkarmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışma, eğitim kurumlarında yoğun şekilde kullanılan ET deneyimlerini, olumlu ve olumsuz yönlerini belirten görüşleri, mevcut sıkıntıları, ET eksikliğinde gözlemlenen sınıf içi faaliyetleri incelemek, eğitimde uzun süreli ET kullanımına ilişkin eğitsel yaşantıları ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında, Elazığ ilinde bulunan 170 ortaokul ve lise öğrencisinin ve 50 BT Rehber öğretmenin görüşlerine başvurulmuştur. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) deseni ile yürütülmüş, araştırma kapsamında veriler açık uçlu yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanarak, telefonla ve yüz yüze görüşme yöntemleri ile elde edilmiştir. Araştırma sürecinde toplanan ham veriler içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada sonuçları, ET kullanımının çoğunlukla olumlu deneyimler yaşattığını, bunun yanında çeşitli olumsuz yönlerinin de olabildiğini ortaya koymaktadır. Olumlu ET deneyimleriyle ilgili sonuçlar; ilgi, katılım ve motivasyonun yükseldiği, görsel ve medya olanaklarıyla öğrenmenin daha kolay ve kalıcı hale geldiği, öğretmeninin iş yükü hafiflerken ders yönetiminin ise kolaylaştığı, zamanın verimli kullanıldığı şeklindedir. Negatif deneyimler yönünden bakıldığında; teknik problemler ve çözüm noktasında yaşanan olumsuzluklar, zaman kayıpları, servis problemleri ve bakım maliyetleri, niteliksiz kullanımın yarattığı verimsizlik ve pedagojik sorunların varlığı söz konusudur. Benzer çalışmalardan farklı olarak, sürekli ET merkezli olarak yürütülen ders etkinlikleri sebebiyle öğretmenin mesleki kabiliyetlerine olumsuz etki, niteliksiz öğrenme aktiviteleri, olası teknik sorunlarda ders etkinliklerinin kısmen ya da tamamen olumsuz etkilenmesi veya ertelenmesi gibi deneyimler söz konusudur. Bu sebeplerle öğretmenler için sürekli nitelikli eğitim sağlanması, ET'lerin servis kolaylığı ve modüler çözüm odaklı geliştirilmesi, lisans eğitiminin öğretmenlerde paradigma değişimi sağlayacak bir anlayışla geliştirilmesi önerilmektedir. Bunlara ek olarak, yapılacak yeni ET araştırmalarına kaynak oluşturması, tespit edilen sorunlarla ilgili alınacak önlemlerin belirlenmesi ve öğretmen eğitimlerine katkılar sağlaması bakımından çalışmanın önemli olduğu söylenebilir.
Mimarlık eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamalarının öğrencilerin akademik başarı ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı mimarlık eğitiminde artırılmış gerçeklik uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına olan etkisini incelemektir. Bu amaçla Mimarlık Tarihi dersi için "İslam öncesi Asya'da Türk mimarlığı, Uygur, Karahanlı, Gazneli ve Büyük Selçuklu mimarlığıyla Anadolu Türk mimarisinin kaynakları" ders içeriklerine yönelik artırılmış gerçeklik uygulaması tasarlanmıştır. Tasarlanan artırılırmış gerçeklik uygulaması ile öğrencilerin akademik başarılarına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada hem nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntemlerden sıralı açıklayıcı tasarım tercih edilmiştir. Nicel kısımda zayıf deneysel desenlerden tek gruplu ön test son test modeli, nitel bölümünde ise yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Fırat Üniversitesi mimarlık öğrencileri (45 öğrenci) oluşturmaktadır. Çalışma grubuna 8 haftalık süreç içerisinde klasik öğrenim tekniklerinin yanında artırılmış gerçeklik uygulamaları kullanılmıştır. Süreç başında ve sonunda başarı testi ve tutum ölçeği ön test-son test şeklinde çalışma grubuna uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 26. istatistik programında çözümlenmiştir. Çalışmada elde edilen veriler normal dağılım gösterdiğinden bağımlı gruplar t-testi kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda öğrencilerin başarı testi ve tutum ölçeği ön test-son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlarla artırılmış gerçeklik uygulamalarının mimarlık eğitiminde akademik başarı ve öğrenci tutumlarını artırdığı belirlenmiştir.
Harmanlanmış öğrenme ortamının meslek yüksekokulu öğrencilerinin derse katılımlarına ve akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmada harmanlanmış öğrenme ortamının meslek yüksekokulu öğrencilerinin derse katılımlarına ve akademik başarılarına etkisi incelenmiştir. Bu incelemede, ön test - son test kontrol gruplu yarıdeneysel desen, derse katılımın akademik başarı üzerine etkisini incelerken de ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Uygulama meslek yüksekokullarının 2011-2012 öğretim yılı güz döneminde okutulan ?İnternet Programcılığı I? dersinde gerçekleşmiştir. Araştırmanın deney grubunu Çankırı Karatekin Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Bölümü 2. sınıfından 51 öğrenci oluşturmuştur. Kontrol grubunu ise Amasya Üniversitesi Amasya Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Bölümü 2. sınıfından 38 ve Amasya Üniversitesi Merzifon Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Bölümü 2. sınıfından 26 öğrenci olmak üzere toplam 64 öğrenci oluşturmuştur.Deney grubu öğrencileri açık kaynak kodlu bir öğretim yönetim sisteminin yer aldığı harmanlanmış öğrenme ortamında, kontrol grubu öğrencileri ise yüz yüze öğrenme ortamlarında yedi hafta eğitim görmüşlerdir. Grupların benzerliğini incelemek için deneysel işlem süreci başlangıcında ön test akademik başarı, motivasyon, teknolojik beceri ve derse karşı tutum ölçekleri uygulanmış ve gruplar arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Başlangıçta benzer olan gruplara deneysel işlem süreci sonrasında derse katılım ve son test akademik başarı testleri uygulanmıştır. Uygulanan t-testi analizleri sonucunda harmanlanmış öğrenme ortamında eğitim gören öğrencilerin derse katılımlarının daha yüksek olduğu ve akademik olarak daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır. Bu sonuç harmanlanmış eğitim alan öğrencilerin yüz yüze eğitim alan öğrencilere göre daha başarılı olduğunu göstermiştir. Harmanlanmış öğrenme ortamındaki derse katılımın akademik başarıya etkisini incelemek için uygulanan regresyon analizi sonuçlarına göre ise aktif ve iş birlikli öğrenme, öğrenci ? öğretim elemanı etkileşimi ve akademik zorlanma boyutlarındaki derse katılım değişkenleri, öğrencilerin son test akademik başarı puanları ile anlamlı bir ilişki vermemektedir. Bu çalışma harmanlanmış öğrenme ortamlarının meslek yüksekokulu öğrencilerinin derse katılımlarına ve başarılarına olumlu katkı yaptığını göstermektedir.
Öğretim tasarımı alanına yönelik bulanık küme tabanlı bir web ansiklopedisi uygulaması ve uygulamanın kullanılabilirliği
Öğretim tasarımı, genel olarak eğitim bilimleri için önemli bir alandır. Bu önem, öğretim tasarımı alanının ?nasıl daha iyi öğretilir?? sorusuna yanıt aramasından kaynaklanmaktadır. Çünkü öğretim tasarımı alanı, öğretimin daha etkili bir şekilde nasıl yapılabileceğini sistematik bir şekilde tasarlamayı amaçlamaktadır. Bu sistematikleştirme amaçları doğrultusunda öğretim yaklaşımları, kuramları, modelleri, stratejileri, yöntemleri ve teknikleri ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu kavramlar öğrenen özelliklerine göre kendi içerisinde farklıalt maddelere sahiptirler. Örneğin, davranışçı yaklaşım, bilişsel yaklaşım ve yapılandırmacı yaklaşım türleri yaklaşım kavramı altında toplanmaktadırlar.Çeşitli öğrenme ve öğretme kuramları da bu yaklaşımların altında sınıflandırılan birer alt kavram olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu kavramlar ve maddeler çoğu zaman birbirlerine karıştırılmakta veya birbirinin yerine kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra bazı maddelerin hangi kavram altında yer aldıkları ile ilgili kesin bir ayırım yapılamamaktadır. Bu durum, öğretim tasarımını öğrenmeye çalışan lisans ya dalisansüstü öğrencilerininkavramları ve maddeleri ayırt etme yeteneklerini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu çalışmanın amacı, yukarıda belirtilen kavramlar ve maddeler arasındaki karmaşıklığı en aza indirgemek amacıyla geliştirilecekbulanık küme tabanlı web ansiklopedisiuygulamasını geliştirmek ve geliştirilen bu uygulamanın kullanılabilirliğini test etmektir. Geliştirilen uygulama internet üzerinde www.otku.org adresi ile yayına başlamış ve kullanıcı denetimli olarak veri girişi başlatılmıştır. Gerçekleştirilen kullanılabilirlik çalışması, etkililik, verimlilik ve kullanıcı memnuniyeti bileşenlerini içermektedir ve sonuç olarak yüksek bir kullanılabilirlik durumu elde edilmiştir.
Eğitsel bilgisayar oyunu tasarlama yönteminin, ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi
Bu araştırmada, eğitsel bilgisayar oyunu tasarlama yönteminin, öğrenci başarısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında, Ankara ilinde bulunan Yenikent İlksan İlköğretim Okulu 4/E şubesi öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel modele göre yürütülen araştırmada, 34 öğrenci 17'si deney 17'si kontrol grubuna yansız olarak atanmıştır. Araştırmanın deneysel aşamasında kullanılmak üzere, kesirler ünitesinde yer alan konulara özgü, öğrencilerin web ortamında eğitsel oyun tasarlayabilmeleri ve oynayabilmeleri için ?Oyun Yap ve Oyna? isimli uygulama geliştirilmiştir. İki haftalık süre içerisindeBu araştırmada, eğitsel bilgisayar oyunu tasarlama yönteminin, öğrenci başarısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında, Ankara ilinde bulunan Yenikent İlksan İlköğretim Okulu 4/E şubesi öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Öntest-sontest kontrol gruplu deneysel modele göre yürütülen araştırmada, 34 öğrenci 17'si deney 17'si kontrol grubuna yansız olarak atanmıştır. Araştırmanın deneysel aşamasında kullanılmak üzere, kesirler ünitesinde yer alan konulara özgü, öğrencilerin web ortamında eğitsel oyun tasarlayabilmeleri ve oynayabilmeleri için ?Oyun Yap ve Oyna? isimli uygulama geliştirilmiştir. İki haftalık süre içerisinde deney grubu öğrencileri eğitsel oyun tasarlamış, kontrol grubu öğrencileri ise eğitsel oyun oynamışlardır. Uygulamalardan önce ve sonra öğrencilerden konu başarı testini cevaplamaları istenmiş, elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasındaki başarı testi sonuçlarına göre her iki grupta istatistiksel olarak anlamlı bir artış gerçekleşmiş, buna ek olarak öğrencilerin eğitsel oyun tasarladıkları deney grubu ile eğitsel oyunlar oynayarak öğretimin uygulandığı kontrol grubunun akademik başarıları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.Anahtar Kelimeler: Eğitsel Oyun Tasarımı, Yapılandırmacı Yaklaşım, Oyun Tabanlı Öğrenme Ortamları, Yaratıcı Düşünme Süreçleri.
EBA platformundaki kavram haritaları ve infografiklerin kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Eğitimde teknolojinin kullanılmasıyla beraber birçok ülke eğitime teknolojik yatırımlar yapmaya başlamıştır. Bu doğrultuda ülkemizde de eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla FATİH Projesi başlatılmıştır. FATİH Projesinin içerik ihtiyacını karşılamak için EBA (Eğitim Bilişim Ağı) sosyal eğitim platformu kurulmuştur. Öğretmenler ile öğrencilerin EBA platformunda bulunan kavram haritalarını ve infografikleri kullanımını incelemek amacıyla ilişkisel tarama modeline göre bu çalışma yapılmıştır. EBA platformundaki kavram haritaları ve infografiklerin tasnifi için doküman incelemesi yapılmıştır. Şanlıurfa ili Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçelerindeki öğretmen ve öğrenciler amaçlı örnekleme göre seçilmiştir. Araştırmaya 370 öğretmen ve 383 öğrenci katılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre hem öğretmenler hem de öğrenciler EBA ile derslerin daha zevkli ve akıcı geçtiğini ifade etmiştir. Kavram haritalarından ve infografiklerden elde edilen veriler birbirine benzerlik göstermiştir. Kavram haritaları ve infografikler kısmen kullanışlı bulunmuştur. Araştırma sonucunda EBA platformunda yeteri kadar kavram haritası ve infografiğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin platformda var olan kavram haritalarını ve infografikleri kullanım düzeylerinin düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlere içerik üretimi hususunda hizmetiçi eğitim verilmesi ve öğretim programındaki kazanımlara göre sistematik bir şekilde kavram haritası ve infografik hazırlanması ayrıca platformda mevcut bulunan kavram haritalarının ve infografiklerin sınıf seviyelerine, derslere ve konulara göre tasnif edilip kategorilere ayrılmaları önerilmiştir.
Mobil öğrenme araştırmaları ve uygulamalarına ilişkin bir meta analiz çalışması
Günümüzde hızlı bir şekilde gelişen mobil cihazlar yaşam şeklimizi etkilediği gibi öğrenme biçimlerimizi de etkilemektedir. Mobil öğrenme, bu yüzyılın ve geleceğin öğrenme ihtiyaçlarını karşılayacak öğrenme biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde bilgi çok hızlı bir şekilde üretilmekte ve bilgiye çok hızlı bir şekilde erişim sağlanabilmektedir. Bu da mobil cihazlar ve öğrenme arasındaki etkileşimi kaçınılmaz hale getirmektedir. Günümüzde karşılaştığımız yoğun teknolojiler eğitim alanını da etkileyerek mobil öğrenmeyi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarmıştır. Ayrıca eğitimin süreklilik arz eden yapısı hayat boyu öğrenme kavramının önemini her geçen gün arttırmaktadır. Bu noktada mobil öğrenme de hayat boyu öğrenme sürecinde bireylere büyük destek sağlamaktadır. Mobil öğrenme, bireyler için yer-zaman sınırlılığını ortadan kaldırarak bireysel ihtiyaçlara cevap veren, iletişim imkânı sağlayan, iş verimini arttıran ve mobil cihazlar aracılığıyla gerçekleşen öğrenme ortamıdır. Mobil öğrenme, hem öğrencinin akademik anlamda başarısını arttırmayı hem de gelişen teknoloji becerilerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu durumlar göz önüne alındığında gelişen dünyaya uyum sağlayabilmek için "teknolojiyi nasıl daha etkili/verimli kullanabiliriz?" sorusunun cevabını yanıtlamamız gerekmektedir. Bu çalışmada mobil öğrenme araştırmaları ve uygulamalarına ilişkin bir meta analiz çalışması yapılarak mobil öğrenme ile ilgili yapılmış birbirinden bağımsız, çalışmaların sonuçları birleştirilerek elde edilen sonuçların istatiksel analizinin yapılması amaçlanmıştır. 2008-2018 yılları arasında mobil öğrenme ile ilgili yayınlanmış çalışmalar ERIC, Science Direct, Yök Tez Merkezi ve Google Akademik veri tabanlarından "mobil öğrenme", "m-öğrenme", "eğitim teknolojisi", "mobil öğrenme ve uzaktan eğitim", "eğitimde teknoloji kullanımı" , "meta analiz" gibi anahtar kelimeler kullanılarak yapılmıştır. Son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmelere bağlı olarak son on yılda konu ile ilgili yapılan çalışmaların fazla olması dikkat çekmiştir. Bu nedenle 2008-2018 yılları arasındaki çalışmalarda akademik başarı ve tutum değişkenleri ele alınarak araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmaya toplam 30 çalışma dâhil edilmiş olup bunların 16'sı akademik başarı değişkeni açısından, 14'ü ise tutum değişkeni açısından incelenmiştir. İncelenen çalışmaların örneklem büyüklüğü, ortalama ve standart sapma değerleri ele alınarak etki büyüklük değerleri elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda akademik başarıya yönelik sabit etki büyüklüğü 0,581, rastgele etki büyüklüğü 0,607 ve tutuma yönelik sabit etki büyüklüğü 0,346, rastgele etki büyüklüğü ise 0,529 olarak bulunmuştur. Elde edilen değerler incelendiğinde mobil öğrenmenin akademik başarı ve tutum üzerinde olumlu yönde büyük ölçüde etkisi olduğu gözlemlenmiştir.
Hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmaların sosyal ağ analizi ile incelenmesi
Bir konu hakkında yapılan çalışmaların incelenmesi o konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasına yardımcı olmaktadır. Yapılan ilgili çalışmalar konu hakkındaki bilgi ağ yapısının oluşturulmasında önemli bir yer tutmaktadır. Hayat boyu öğrenme, kalkınma ve gelişmeyi sağlamanın en önemli aracı hâline gelirken bu konu ile ilgili yapılan çalışmaların incelenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu tez kapsamında hayat boyu öğrenmeye ilişkin araştırmalar sosyal ağ analizi ile incelenerek hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısı ortaya çıkarılmış ve yıllar içerisindeki değişimi incelenmiştir. Araştırmanın verilerini Yükseköğretim Kurumu Ulusal Tez Merkezi veri tabanında bulunan 47 adet yüksek lisans ve doktora tezi oluşturmuştur. Hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için çalışmanın verilerini oluşturan 2007-2017 yıllarını kapsayan tezler dört döneme ayrılarak incelenmiştir. Bu çalışmada hayat boyu öğrenme ile ilgili şimdiye kadar yapılmış olan çalışmalardan farklı olarak sosyal ağ analizi yöntemi kullanmıştır. Sosyal ağ analizi yöntemi birçok alanda yaygın olarak kullanılmakta ve yapılan ölçüm sonuçlarını görsellerle zenginleştirmektedir. Bu tez çalışmasında oldukça işlevsel yardım menüsüne sahip UCINET 6 sosyal ağ analizi programı kullanılmıştır. UCINET 6 sosyal ağ analizi programı ile merkezileşme, boylamsal ağ analizi ve ağ yoğunluğu ölçümleri yapılmış ve içerisinde bulunan Netdraw programı ile ilgili görseller oluşturulmuştur. Literatür incelemesi sonucunda hayat boyu öğrenme ile ilgili yapılmış olan tez ve makalelerin çoğunlukla yazılma amacını oluşturan 6 adet amaç kodlanarak matrisler oluşturulmuş ve sosyal ağ analizi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda düşünce, algı, tutum incelemesi amacıyla yazılan tezlerin, hayat boyu öğrenme bilgi ağ yapısını oluşturmada önemli bir yere sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Hayat boyu öğrenme bilgi ağının yıllar içerisindeki değişimini incelemek için ayrılan dört dönemde, hayat boyu öğrenme bilgi ağını oluşturan tez yazılış amaçlarının farklı olduğu bulunmuştur. Ayrıca bir dönem içerisinde tez sayısı arttıkça tez yazılma amacının çeşitleneceği düşünülürken tam tersi sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayat Boyu Öğrenme, Bilgi Ağı, Sosyal Ağ Analizi
Yabancı dil öğreniminde karekod destekli mobil öğrenme ortamının aktif sözcük öğrenimine etkisi ve öğrenci görüşleri: Mobil Sözlük örneği
Bu çalışmanın amacı, cep telefonu ve karekod kullanılarak sunulan mobil çevrimiçi bir sözlük yazılımının, öğrencilerin aktif sözcük öğrenmeleri üzerindeki etkisi ve görüşlerinin belirlenmesidir. Bu çalışmada hem yabancı dil eğitiminde mobil araçların hem de karekodun örnek bir kullanımı sunulmuş, tasarlanan öğrenme ortamının öğrenenlerin aktif sözcük öğrenimlerine etkisi nicel ve nitel yöntemlerle belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırma, nitel ve nicel verilerin birlikte toplanarak analiz edildiği karışık yöntem kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya, 2010?2011 akademik yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Modern Yabancı Diller Birimi Orta Seviye sınıfta öğrenim gören birinci grupta 25 ve ikinci grupta 25 olmak üzere toplam 50 öğrenci katılmıştır. Çalışmaya katılan her iki gruptaki öğrenciler, toplam 22 ders saati süresince ders kitabındaki sözcükleri Mobil Sözlük isimli çevrimiçi sözlük programı kullanarak öğrenmişlerdir.Araştırmanın nicel verileri, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan `aktif sözcük bilgisi akademik başarı testiyle' elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde bağımlı örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise öğrenci görüşleri veri toplama formu ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulguları araştırmanın alt amaçları doğrultusunda ele alınarak, açık uçlu soruların frekans ve yüzde değerleri tablolar halinde açıklanmış ve alanyazın bulgularıyla ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, nitel verilerin geçerliğini arttırmak amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca nitel verilerinin analizinde kategorilendirme yönteminden yararlanılmıştır.Öğrenenlerin mobil ortama ilişkin ayrıntılı görüş ve düşüncelerini barındıran nitel verilerden elde edilen sonuçlara göre; Mobil Sözlük öğrenme materyali yabancı dil öğrenen hazırlık sınıfı öğrencilerinin aktif sözcük bilgi seviyelerini arttırmada verimli ve etkili biçimde kullanılabilir. Mobil Sözlük içeriğinde sözcüğe ait farklı yönler bir arada sunulduğu için öğrenenler, sözcüğün farklı yönlerini aramakla vakit kaybetmemişler ve sınıf içindeki sözcük öğrenmeye ayırdıkları süreç kısalmıştır. İçerisindeki bilgileri yerinde ve yeterli bulan katılımcılara göre Mobil Sözlüğe erişimde mobil araçların kullanılması bireysel öğrenme hızının artmasına katkı sağlayarak istedikleri anda öğretmene bağımlı kalmadan sözcük öğrenebilmeyi sağlamıştır. Fakat mobil araçlarda yaşanan teknik aksaklıklardan ötürü zaman zaman katılımcıların olumsuz etkilendiği dikkat çekmektedir. Öğretim ortamında kullanılan karekod, öğrencilerin derse yönelik motivasyonlarını arttırırken, mobil araçların tuş takımı problemlerini ortadan kaldırarak sözcük açıklamalarına cep telefonu üzerinden daha pratik ve doğrudan ulaşım sağlamıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan karekod, basılı ders kitabı ve çevrimiçi öğrenme materyali (Mobil Sözlük) arasındaki uzamsal uzaklığı azaltarak mobil araçların ders içi aktivitelerde daha verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamıştır. Öğrenenler farklı derslerde de, karekod destekli öğrenme ortamlarını kullanmak istediklerini belirtmişlerdir.Araştırma bulgularına dayalı olarak, mobil destekli yabancı dil öğrenme ortamında eğitim alan her iki gruptaki öğrencilerin öntest ve sontest erişi ortalamaları arasında sontest lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Ders içi aktivitelerde kullanılan mobil destekli yabancı dil öğrenme ortamının, öğrenenlerin aktif sözcük bilgisi düzeylerinde artış sağladığı saptanmıştır. Öğrenci görüşleri de bu sonucu destekler niteliktedir.Anahtar Kelimeler: Aktif sözcük öğrenme, mobil öğrenme, Mobil Destekli Dil Öğrenme (MDDÖ), karekod
Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri ve siber zorbalığa ilişkin duyarlılıklarının incelenmesi
Bu çalışmada, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) Bölümü'nde öğrenim gören öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri ve siber zorbalığa ilişkin duyarlılıkları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Ayrıca adayların dijital okuryazarlık düzeyleri ile siber zorbalığa ilişkin duyarlılıkları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elâzığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi BÖTE Bölümü'nde 2017 – 2018 bahar yarıyılında eğitim görmekte olan 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin elde edilmesi amacıyla Kişisel Bilgi Formu, Siber Zorbalığa İlişkin Duyarlılık Ölçeği ile Dijital Okuryazarlık Ölçeği ve Siber Zorbalık ile Dijital Okuryazarlığa İlişkin Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler, SPSS 21.0 paket programıyla analiz edilmiş ve verilerinin analizinde değişkenlere bağlı olarak Kolmogorov-Smirnov Z Testi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Tukey, LSD, Kruskal Wallis, Mann Whitney U-Testi ve Pearson Korelasyon Analizi Testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Adayların dijital okuryazarlık seviyelerinin cinsiyet, yaş, kişisel bilgisayara sahip olup olmama, herhangi bir sosyal ağa üye olup olmama, İnternet'te harcanan günlük süre ve en sık ziyaret edilen site türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır. Adaylardan 3. sınıfta olanların 2. ve 4. sınıfta olanlara göre dijital okuryazarlık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca adayların bilgisayar kullanma deneyimleri arttıkça dijital okuryazarlık düzeylerinin arttığı görülmüştür. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının siber zorbalığa ilişkin duyarlılıklarının yüksek seviyede olduğu ortaya çıkmıştır. Adayların siber zorbalığa ilişkin duyarlılık düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf, bilgisayar kullanım süresi, herhangi bir sosyal ağa üye olup olmama, İnternet'te harcanan günlük süre ve en sık ziyaret edilen site türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna varılmıştır. Adaylardan kişisel bilgisayara sahip olanların diğerlerine kıyasla siber zorbalığa ilişkin daha yüksek duyarlılığa sahip olduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık düzeyleri ile siber zorbalığa ilişkin duyarlılıkları arasında orta düzeyde pozitif korelasyon bulunmuştur. Buna göre katılımcıların dijital okuryazarlık düzeyleri arttığında siber zorbalığa ilişkin duyarlılıkları da artmaktadır. Nitel veriler incelendiğinde öğretmen adaylarının dijital okuryazarlık ve siber zorbalığa karşı duyarlılık konularında bilinçli oldukları gözlemlenmiştir.
Ergenlerin medya ve teknoloji kullanımı ile akademik erteleme davranışı ve başarısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlik çağındaki öğrencilerin medya ve teknoloji kullanımlarının akademik erteleme davranışları ile akademik başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın amacı kapsamında ergenlerin medya ve teknoloji kullanımlarının akademik erteleme davranışları ile ilişkisi, akademik başarıları ile ilişkisi ve akademik başarıları üzerinde akademik erteleme davranışının aracı etkisi araştırılmıştır. Araştırma kuramsal olarak Zaman Yer-değiştirme Teorisi'ne (Time Displacement Theory) dayanmaktadır. Bu teoriye göre ergen bireylerin kısıtlı zamanı vardır ve bir alana ayırdıkları vakit arttıkça diğer alana harcadıkları zaman azalmaktadır. Buna göre ergenlerin medya ve teknoloji kullanım süreleri arttıkça, akademik görevlerine ayırdıkları zamanın azalması öngörülmektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli ile desenlenmiştir. Araştırma örneklemini, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı içerisinde Elazığ ve Tunceli illerinde bulunan ortaokul ve liselerden kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen 6'sı ortaokul, 5'i lise olmak üzere 11 farklı okulda, 7., 8. ve 9. sınıf seviyelerinde öğrenim gören 1278 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Medya ve Teknoloji Kullanımı Ölçeği" ve "Akademik Erteleme Ölçeği"nden elde edilen bilgiler ile öğrencilerin 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ilk dönemine ait ağırlıklı not ortalamaları veri olarak kullanılmıştır. Uygulamaların araştırmacının gözetiminde ve öğrencilerin öğrenim gördükleri okullarda sınıf ortamlarında yapılması sağlanmıştır. Uygulama yapılmadan önce araştırmacı tarafından araştırmayla ilgili gerekli açıklamalar yapılmış ve uygulama yaklaşık 30 dakika sürmüştür. Elde edilen veriler bilgisayarda "SPSS 25.0" programı ile analiz edilmiş olup anlamlılık 0.05 düzeyinde sınanmış, diğer anlamlılık düzeyleri ayrıca belirtilmiş ve elde edilen bulgular araştırmanın amaçlarına uygun olarak ilgili başlıklar altında tablolar halinde sunulmuştur. Sonuç olarak katılımcıların medya ve teknoloji kullanımları açısından cinsiyete ve sınıf seviyesine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların medya ve teknoloji kullanımları ile akademik erteleme davranışları arasında olumlu yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bununla birlikte medya ve teknoloji kullanımının akademik başarı ile olumsuz yönde ilişkili olduğu tespit edilirken, günlük ortalama internete bağlanma süresi arttıkça akademik başarıda düşüş gözlemlenmiştir. Son olarak medya ve teknoloji kullanımının akademik erteleme davranışına neden olarak akademik başarıya olumsuz yönde etki ettiği bulgusu elde edilmiştir.
ARCS motivasyon modeline göre harmanlanmış öğretimin, ilköğretim 6.sınıf bilişim teknolojileri dersinde öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ARCS Motivasyon Modeline göre harmanlanmış, ilköğretim 6.sınıf Bilişim Teknolojileri dersini alan öğrenciler ile ARCS motivasyon modeli kullanılmadan harmanlanmış, geleneksel ilköğretim 6.sınıf Bilişim Teknolojileri dersini alan öğrencilerin akademik başarıları arasında bir fark olup olmadığını belirlemektir. Araştırma Ankara ili Sincan ilçesi Gazneliler İlköğretim Okulu 6.sınıfta öğrenim gören 80 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Örneklemimiz her birinde 20'şer öğrenci bulunan dört şubeden oluşmaktadır. Şubelere uygulanan ön test puanlarının denk olduğu görülmüştür. Bu sebeple iki şube deney ve iki şube kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmada ön-test-son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 80 öğrenciden oluşan deney ve kontrol gruplarına 2 ders saati boyunca tasarlanan öğretim ortamının kullanımı konusunda eğitim verilmiştir. Uygulama dört hafta sürmüştür. Araştırmada nicel veriler öğrencilerin başarı düzeylerini belirlemek amacıyla hazırlanan ?Bilişim Teknolojileri Dersi Akademik Başarı Testi? ile toplanmıştır. Nitel veriler için 20 öğrenci ile görüşme yapılmıştır.Nicel veriler bağımsız gruplar t-testi ile çözümlenmiştir. Deney ve kontrol grubuna uygulanan akademik başarı testinden (ön test-son test) elde edilen bulgularda, ARCS Motivasyon Modeline göre harmanlanmış ilköğretim 6.sınıf Bilişim Teknolojileri dersini alan öğrencilerin akademik başarılarına yönelik anlamlı bir fark saptanmıştır, (t(78)=-2.54, p<.05). Deney grubu öğrencilerinin uygulama öncesi akademik başarı testi puanları ortalaması 4.13 iken, uygulama sonrası akademik başarı testi puanları ortalaması 65.43 bulunmuştur. Kontrol grubu öğrencilerinin uygulama öncesi akademik başarı testi puanları ortalaması 3.25 iken, uygulama sonrası akademik başarı testi ortalaması 60.18 bulunmuştur. Bu değerler incelendiğinde, deney grubunun akademik başarı ortalamasının daha fazla yükseldiği ve kontrol grubuna göre bu artışının anlamlı olduğu bulunmuştur (p<.05).
İlköğretim 7. sınıf sosyal bilgiler dersinde harmanlanmış öğrenme ortamlarının öğrencilerin derse katılımına, akademik başarısına, derse karşı tutumuna ve motivasyonuna etkisi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 7. sınıf Sosyal Bilgiler dersinde harmanlanmış öğrenme ortamlarının öğrencilerin derse katılımına, akademik başarısına, derse karşı tutumuna ve motivasyonuna etkisini ortaya koymaktır.Araştırmada öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2010-2011 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili, Ayaş ilçesi merkez ilköğretim okullarının 7. Sınıflarına devam eden 52 deney, 55 kontrol grubu olmak üzere 107 katılımcı ile yürütülmüştür. Çalışma evreninde yer alan okullardaki bütün 7. sınıf öğrencileri aynı zamanda çalışmanın örneklemini oluşturmuşlardır. Araştırmanın uygulama aşaması 6 hafta boyunca devam etmiştir.Araştırmada veri toplamak amacıyla likert tipi öntest ve sontest çoklu düzeyde değerlendirme anketi ile öntest ve sontest başarı testi kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında ise ilişkisiz örneklemler t-testi kullanılmıştır.Bu araştırmanın sonuçlarına göre harmanlanmış öğrenme ortamı ile yüz yüze öğrenme ortamı karşılaştırıldığında harmanlanmış öğrenmenin daha yüksek düzeyde akademik başarı sağladığı ve derse karşı tutumu daha olumlu düzeyde etkilediği ortaya konmuştur. Her iki ortamda öğrenim gören öğrencilerin derse katılım düzeyleri ve derse karşı motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir faklılık oluşmamıştır. Ancak harmanlanmış öğrenme yaklaşımı, yüz yüze öğrenme yaklaşımına göre öğrencilerin derse katılım ve derse karşı motivasyon erişi düzeylerini anlamlı derecede daha olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Fen ve teknoloji dersinde etkileşimli tahta kullanımının akademik başarı ve öğrenci motivasyonuna etkisi
Bu araştırmada etkileşimli tahta kullanımının, ilköğretim seviyesinde Fen ve Teknoloji dersinde başarıya ve motivasyona etkisi incelenmiştir. Akademik başarı değişkeninin ölçülmesi amacı ile 6. Sınıf Fen ve Teknoloji dersi müfredatında yer alan ?Destek ve Hareket Sistemi? konusu seçilmiştir. Araştırmada öntest ? sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır.Araştırma 2010 ? 2011 eğitim ? öğretim yılında Amasya ili Suluova ilçesi Şehit Fatih Mehmet Keleş İlköğretim Okulunda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir ( N = 34). 17 öğrencinin yer aldığı deney grubunda etkileşimli tahta kullanılarak, yine 17 öğrencinin yer aldığı kontrol grubunda ise teknoloji destekli geleneksel yöntemler kullanılarak ?Destek ve Hareket Sistemi? konusu anlatılmıştır. Uygulama süreci 4 hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yrd. Doç. Dr. Mehmet Arif ÖZERBAŞ tarafından geliştirilen, olumlu ve olumsuz maddelerden oluşan likert tipi motivasyon testi, Fen ve Teknoloji Öğretmeni Tuğba ŞİRİN tarafından geliştirilen başarı testi ve öğrenci bilgi formu kullanılmıştır. Başarı ve Motivasyon tesleri ile toplanan veriler İlişkili ve İlişkisiz Örneklem t ? test tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca öğrenci bilgi formuyla toplanan veriler ile başarı ve motivasyon testleriyle toplanan veriler arasındaki ilişkilerin tespiti için korelasyon uygulanmıştır.Araştırmanın sonuçları;?İlköğretim düzeyinde fen ve teknoloji dersinde etkileşimli tahta kullanımının, teknoloji destekli geleneksel yöntemlere göre akademik başarı açısından olumlu yönde anlamlı bir farklılık oluşturmadığını,?Öğrencilerin fen ve teknoloji dersine karşı motivasyonlarını ise artırdığınıortaya çıkarmıştır.
Robot programlama eğitiminin öğrencilerin matematik başarısına, matematik kaygısına, programlama özyeterliğine ve STEM tutumuna etkisi
Bu araştırmanın amacı robot programlama eğitiminin öğrencilerin matematik başarı, matematik kaygı, programlama özyeterlik ve STEM tutum değişkenleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma deneysel araştırma modellerinden ön-test son-test kontrol gruplu desen olarak yapılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde Elazığ ili merkezinde bulunan bir ortaokuldaki 117 6. sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışma kapsamında nicel veriler ölçek aracılığıyla toplanmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin süreçteki duyuşsal özelliklerinin belirlenmesi için etkinlik görüşme formu hazırlanmış ve uygulanmıştır. Çalışma kapsamında öncelikle matematik dersine yönelik başarı testi geliştirilmiş ve pilot olarak uygulanmıştır. Pilot çalışma sonunda geçerliği ve güvenirliği test edilen başarı testi veri toplama araçlarından biri olarak kullanılmıştır. Yapılan alan yazın taraması ile araştırma sorularına uygun ölçeklere ulaşılmıştır. Matematik kaygısı için beş alt boyutta 22 maddeden oluşan Matematik Kaygı Ölçeği (MKÖ) kullanılmıştır. Programlama özyeterlik için tek boyutta 31 maddeden oluşan Programlama Özyeterlik Ölçeği (PÖÖ) kullanılmıştır. STEM tutumu için dört alt boyutta 37 maddeden oluşan STEM Tutum Ölçeği (STÖ) kullanılmıştır. Çalışmada eğitsel robot seti olan 12 adet mBot Eğitsel STEM robotu kullanılmıştır. Deney grubu öğrencileriyle üçer ve dörder kişilik gruplar oluşturulmuştur. Çalışma, robot uygulamaları sekiz hafta, ön-test ve son-test veri toplama süreci iki hafta olmak üzere toplam 10 haftalık bir zamanda gerçekleşmiştir. Verilerin analizi sonucunda robot programlama eğitiminin öğrencilerin matematik kaygısı, programlama özyeterliği ve STEM tutumu üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Robot uygulamalarının öğrencilerin matematik başarıları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı bulunmuştur. Öğrencilerin matematik kaygısının beş alt boyutunda da deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. STEM tutumunun dört alt boyutunda da deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerinin cinsiyet açısından matematik kaygıları üzerinde kız öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyet açısından öğrencilerin matematik başarısı, programlama özyeterliği ve STEM tutumları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Programlama özyeterlik ile matematik başarısı arasında pozitif yönlü düşük düzeyde ilişki bulunmuştur. Programlama özyeterlik ile matematik kaygısı arasında pozitif yönlü orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Programlama özyeterlik ile STEM tutumu arasında pozitif yönlü çok yüksek bir ilişki bulunmuştur. Deney grubu öğrencilerine uygulanan etkinlik görüş formu ile nitel veriler alınmıştır. Yapılan analizde öğrenciler, robot uygulamalarını çok sevdiklerini belirtmişlerdir. Öğrenciler, matematik gibi zorlandıkları derslerde robotların faydalı olabileceğini ifade etmiştir. Bu çalışma ile robot uygulamalarının etkili bir yöntem olduğu ve derslerin verimini arttırabileceği düşünülmektedir. Öğrencilerin STEM disiplinlerine yönelik tutumlarının ve matematik kaygılarının olumlu yönde değişmesi için robot çalışmalarının yapılması önerilmektedir.
Eğitimde oyunlaştırma üzerine yapılan araştırmalara ilişkin bir meta analiz çalışması
Oyunlaştırma, oyun dışı ortamlara oyun elemanlarını ekleyerek ortamı oyuna dönüştürmektir. Bu araştırmada eğitimde oyunlaştırmanın öğrencilerin akademik başarısı, performansı, tutumu, katılımı ve motivasyonu üzerindeki etkisini belirlemek için bu beş tema ile ilgili bir meta analiz çalışma yapılmıştır. Google Scholar, ERIC, Science Direct ve YÖK Tez Arama veri tabanlarında Türkçe ve İngilizce olarak oyunlaştırma (gamification), eğitimde oyunlaştırma (gamification in education) ve oyunlaştırmanın etkisi (effect of gamification) anahtar kelimeleri ile yapılan literatür taraması sonucunda 2008-2018 yılları arasında yapılmış, içinde meta analize uygun istatistiksel veriler içeren, doktora tezi, yüksek lisans tezi ve makaleden oluşan, 41 nicel çalışma araştırmaya dahil edilmiştir. Dâhil edilen çalışmaların bazıları birden fazla tema bulundurduğundan 41 nicel çalışmadan alınan 65 veri kullanılmıştır. Bu 65 verinin 23'ü akademik başarı, 11'i performans, 8'i tutum, 8'i katılım ve 15'i de motivasyon ile ilgilidir. Eğitimde oyunlaştırmanın akademik başarı, performans, tutum ve katılım üzerine etkisi, rastgele etkiler modeline göre genel etki büyüklük değerleri sırasıyla .592, .813, .500, .315 olarak; motivasyon üzerine etkisi ise sabit etkiler modeline göre genel etki büyüklük değeri .317 olarak belirlenmiştir. Cohen, Manion ve Morrison'un (2007) etki büyüklüğü sınıflandırmasına göre oyunlaştırmanın öğrencilerin akademik başarı ve performans üzerine etkisi pozitif yönde ve orta düzeyde; tutum, katılım ve motivasyon üzerine etkisi ise pozitif yönde ve küçük düzeyde olduğu görülmüştür.
Kitlesel açık çevrimiçi ders katılımcılarının çevresel faktörler açısından değerlendirilmesi
Günümüzde Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders (KAÇD) ortamlarının giderek arttığı ve önem kazandığı görülmektedir. Ancak bu ortamlara yönelik yapılan araştırmaların yetersizliği dikkat çekmektedir. Araştırmanın amacı; KAÇD katılımcılarını çevresel faktörler ve özerk öğrenme potansiyelleri açısından değerlendirerek bu öğeleri katılımcı sayısı ve kursların tamamlanması açısından araştırmak ve özerk öğrenmenin KAÇD'lere etkisini tespit etmektir. Araştırmanın katılımcılarını 2018-2019 eğitim öğretim yılı çerçevesinde Fırat Üniversitesi öğrencileri ve öğretim elemanları ile Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çermik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görev yapmakta olan personel ve kursiyerler oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen katılımcı bilgi formu ve KAÇD ortamlarına ilişkin görüş anketi ile Arslan ve Yurdakul (2015) tarafından geliştirilen Özerk Öğrenme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş ve verilerin analizi için bağımsız gruplar t testi, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde analizleri ve varyans analizi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin yorumlanmasında p<0.05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçları incelediğinde KAÇD'lere katılımın ve dersleri tamamlama durumunun cinsiyet, yaş, mezuniyet durumuna göre değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Ayrıca özerk öğrenme ölçeğinden elde edilen veriler ışığında, özerk öğrenme düzeyinin de bu derslere katılmayı ve dersleri tamamlamayı olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır. Özerk öğrenme potansiyeli yüksek olan bireylerin yeni öğrenme deneyimlerine açık ve KAÇD ortamlarından yararlanmaya daha fazla eğilimli oldukları ortaya çıkmıştır.
Uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamaları
Her insan bir yaşam felsefesine sahip olduğu gibi eğitim hakkında da felsefi bir düşünceye sahiptir. Eğitim felsefesinde önemli olan, eğitim sürecinde yer alan kişilerin eğitime yükledikleri anlamlar, düşünceler ve uygulamalarıdır. Bu kapsamda uzaktan ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamalarının belirlenmesi giderek artan uzaktan eğitim uygulamaları için önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın amacı uzaktan eğitim ve örgün eğitim öğrencilerinin eğitsel düşünce ve uygulamalarının değerlendirilmesidir. Bu genel amaç çerçevesinde öğrencilerin cinsiyet, yaş, öğrenim durumları, kendine ait bilgisayar ve internet bağlantısı olma, internete erişim amaçlı internet kafe kullanma, internete okulda erişim sağlama, internete evlerinde erişim sağlama, internete iş yerinde erişim sağlama, internete cep telefonundan erişim sağlama, derslerine hazırlanırken interneti kullanma, uzaktan eğitim bilgilerinin olması, uzaktan eğitim ile ders almış olma, ders almak istedikleri ortam tercihleri durumlarına göre görüşlerinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Bu araştırmada tarama modellerinden biri olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni içinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 198 ve uzaktan eğitime kayıtlı 83 olmak üzere, toplam 281 öğrenci seçilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel veriler anketi yanı sıra 42 maddeden oluşan Eğitsel Düşünce ve Uygulamaları Ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek aracılığıyla elde edilen veriler SPSS 22.0 veri çözümleme programıyla çözümlenmiştir. Normallik testlerinden kolmogorov-smirnov değerine bakılmıştır. Buna göre veriler normal dağılım gösterdiğinden parametrik testler uygulanmıştır. Bu kapsamda verilerin analizinde frekans, yüzde, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Post Hoc Scheffe testleri uygulanmıştır. Analizler p<.05 anlamlılık derecesine göre yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda örgün eğitim ile uzaktan eğitim öğrencileri arasında öğrenim durumları baz alındığında anlamlı bir farklılık oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak öğrenim durumları değişkeninde eğitim fakültesi lisans öğrencilerinin özellikle geleneksel eğitim anlayışı boyutu ve ölçek toplam puanında olumsuz cevaplar vererek geleneksel eğitim anlayışıyla ilgili ölçek maddelerine katılmadıkları belirlenmiştir.
Mobil öğrenme ile ilgili araştırmaların eğilimleri: Bir içerik analizi
Teknolojinin hızlı gelişimi ve dünyanın değişimi hayatın her alanını olduğu gibi eğitim ortamlarını da etkilemiştir. Her teknolojik araç yenilikleriyle birlikte "Eğitim ortamlarında yararlanılabilir mi?" sorusunu da gündeme getirmiştir. Giderek küçülen cihazlar ve insanların yanlarından ayırmadığı teknolojik araçlar bugün mobil bir çağın yaşandığının göstergelerindendir. Hemen hemen her alanı etkisi altına alan mobil teknolojilerden eğitim ortamları da payını almıştır. Eğitimde mobil cihazların kullanımına ve etkililiğine yönelik çalışmalar bu bağlamda çeşitlenmiş ve gelişmiştir. Mobil öğrenme ile ilgili yapılan araştırmaların artmasıyla birlikte bu araştırmaları inceleyen çalışmaların yapılması ihtiyacı çerçevesinde şekillenen bu çalışma ile mobil öğrenme araştırmalarının yöntemsel boyutlarını, tanımlayıcı özelliklerini ve genel eğilimlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Toplamda 47 yüksek lisans ve doktora tezi ile 180 makalenin içerik analizi yöntemiyle incelendiği bu çalışmanın mevcut durumun genel hatlarıyla ortaya konulması sayesinde yapılacak yeni araştırmalara yol gösterici bir rehber olması hedeflenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde bu alanda yazılan tez ve makalelerin konu dağılımlarının, künye bilgilerinin, kullanılan metodolojik araçların eğilimlerinin ve geliştirilen önerilerin resmedilmesi sağlanmıştır. Araştırma sonucunda yıllara göre yapılan akademik çalışmaların artış gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Konu dağılımı olarak bakıldığında mobil oyunlaştırma ve tutum, algı ve görüş odaklı mobil öğrenme çalışmalarının diğer çalışmalara oranla daha ön planda olduğu söylenebilir. Alan bazlı değerlendirildiğinde ise dil eğitiminde ve tıp eğitiminde diğer alanlara oranla fazla çalışma üretildiği bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmaların yürütüldüğü ülkeler bağlamında Amerika ve İngiltere'nin diğer ülkelere oranla daha çok mobil öğrenme alanında akademik çalışma yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma yöntemi eğilimleri düşünüldüğünde nicel araştırmaların karma ve nitel araştırmalara oranla daha çok tercih edildiği bilgisine ulaşılmıştır. Araştırılan örneklem açısından elde edilen bulgular küçük örneklem gruplu araştırmaların daha çok yapıldığı ve en fazla incelenen grubun lisans öğrencileri olduğu bilgisini vermektedir. Eğilimlerin istatistiki boyutu bağlamında betimsel analizlerin daha fazla tercih edildiği, parametrik analizlerden t-testi'nin en çok kullanılan istatistiki analiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen önerilerin incelenmesiyle çalışmaların farklı boyutlarına odaklanarak çeşitlendirilmesine yönelik öneriler ile uygulama iyileştirme ve içerik iyileştirme önerilerinin en fazla sunulan öneriler olduğu görülmektedir. Sonuç olarak; mobil öğrenme alanında çalışma yapmak isteyen araştırmacılara öneriler geliştirilmiştir.
Bilgisayar programlama eğitiminin çocukların problem çözme becerileri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı çocuklar için bilgisayar programlama eğitiminin öğrencilerin problem çözme becerileri üzerine etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Aynı zamanda öğrencilerin ve velilerin konuyla ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmaya Ankara'da farklı okullarda 5.sınıfta öğrenim gören 17 öğrenci katılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmış ve hem nitel, hem de nicel veriler toplanmıştır. 8 hafta süren uygulama boyunca öğrencilerle bilgisayar programlama eğitimi gerçekleştirilmiş ve çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Uygulama sonunda da öğrenciler öğrendikleri bilgiler ışığında projeler hazırlamışlardır.Öğrencilerin uygulama esnasındaki problem çözme süreçlerine ait veriler katılımcı gözlem yöntemiyle, öğrencilerin yaptıkları projelere ait veriler problem çözme derecelendirme ölçeğiyle, öğrencilere ve velilere ait görüşler de yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiştir. Derecelendirme ölçeğiyle her bir basamağa ait puanlar elde edilmiş, nitel veriler ise içerik analizi yapılarak çözümlenmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır.Araştırmanın sonucunda çocuklar için bilgisayar programlama eğitiminin uygulanabilir olduğu, programlama eğitiminin çocukların problem çözme becerilerine olumlu yönde katkı sağladığı belirlenmiştir. Öğrenci görüşlerine bakıldığında bilgisayar programlama eğitiminden memnun kaldıkları, bilgisayarla neler yapabileceklerine ilişkin düşüncelerinde olumlu yönde değişiklikler olduğu ve bu tarz eğitimlere devam etmek istedikleri belirlenmiştir. Velilerin görüşlerine bakıldığında da bilgisayar programlama eğitiminin çocuklarının mesleki bilgi ve becerilerine katkıda bulunduğu, çocuklarının bilgisayar kullanımında olumlu yönde değişiklikler olduğu ve çocuklarının bu tarz eğitimlere ihtiyacı olduğu bilgileri elde edilmiştir.
Ölçme ve değerlendirme dersinde mobil destekli öğretim durumları modelinin öğretmen adaylarının akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, öğretim durumları modeli ilkelerine uygun olarak hazırlanmış mobil destekli bir öğrenme sürecinin öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisini incelemektir. Mobil cihazlar ile desteklenen öğrenme ortamı ile yapılandırılan Gagné'nin öğretim ilkeleri göz önünde bulundurularak eğitimde ölçme ve değerlendirme dersinde uygulanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu öğrenim gören 113 pedagojik formasyon öğrencisi oluşturmuştur. Buna göre deney grubu 58 ve kontrol grubu 55 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada çoktan seçmeli akademik başarı testi, ölçme değerlendirme dersine, m-öğrenmeye ve öğretmenlik mesleğine karşı tutum ölçekleri öntest-sontest olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, bağımsız gruplar t-testi, bağımlı gruplar t-testi, iki faktörlü kovaryans analizi (ANCOVA) ve iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, mobil destekli öğretim durumları modeli akademik başarı puanları, derse yönelik tutumları ve m-öğrenmeye yönelik tutumları arasında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Gagné'nin öğretim etkinlikleri modeline dayalı mobil destekli öğrenme ortamlarında deney grubunda öğretmenlik mesleğine yönelik tutum açısından anlamlı bir artış görülmektedir. Araştırmada; akıllı sınıflarda kullanılan mobil destekli öğretim durumları modelinin öğrencilerin akademik başarılarına, derse ve m-öğrenmeye yönelik tutumlarına etkisi bulunmamış olup öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarına etki ettiği görülmüştür.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi
Mobil teknolojilerin gelişmesiyle birlikte bireyler günlük yaşantılarında sıklıkla akıllı telefonları kullanmaktadır. Bu cihazların tercih edilme nedeni olarak internete erişme, uygulama yükleme gibi özelliklerinin yanı sıra kolay taşınabilir olması ve bir bilgisayarın yapabileceği işlemleri yapabilmesi gösterilebilir. Ancak bu cihazlar, bireylerin amaç dışı ve aşırı kullanması sonucunda akıllı telefon bağımlılığı gibi olumsuz bir etkiye neden olmaktadır. Akıllı telefon bağımlılığı, bireylerin mobil cihazına herhangi bir sebepten dolayı erişemediğinde veya mobil cihazı ile iletişimi gerçekleştiremediğinde yaşadığı stres, kaygı olarak tanımlanmaktadır. Literatür incelendiğinde akıllı telefon bağımlılığının davranışsal bir bağımlılık çeşidi olduğu görülmektedir. Bireylerin telefonlarına ulaşmadıklarında kaygı, stres yaşadıkları gibi günlük planları veya sorumlulukları erteleme gibi davranışlar sergilemesi nedeniyle söz konusu araştırma önemli görülmektedir. Bu araştırma ile üniversite öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılığı düzeyleri ve başa çıkma stratejilerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, araştırmanın örneklemi 2018-2019 eğitim-öğretim yılı içerisinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen bir devlet üniversitesindeki Eğitim Fakültesi öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma, 977 gönüllü öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiş olup 30 öğrencinin eksik ve hatalı bilgi girişinden dolayı 947 öğrenci üzerinden analizler yapılmıştır. Araştırmada, "Kişisel Bilgi Formu", "Akıllı Telefon Bağımlılık Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından geliştirilen "Akıllı Telefon ile Başa Çıkma Stratejilerini Belirleme Anketi"nden elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu veriler, bilgisayar ortamında "SPSS 22" programı ile analiz edilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, araştırmanın amaçlarına göre ilgili başlıklar altında sunulmuştur. Sonuç olarak araştırmada kullanılan ölçeğin kesme puanları dikkate alındığında, 701 kadın öğrenciden 306'sının (%43,65) ve 246 erkek öğrenciden 101'inin (%41.05) bağımlılık riskinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık düzeylerinde; cinsiyete, sınıf düzeyine, bölüme ve akıllı telefon kullanma yılına göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, yaş ve ortalama aylık internet kullanım kotasına göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Araştırmanın bir başka bulgusuna göre akıllı telefon ile günlük olarak ortalama; konuşma, mesajlaşma, eğlence amaçlı kullanma (video, oyun, sosyal medya vs.), eğitim amaçlı kullanma ve internet kullanma süreleriyle akıllı telefon bağımlılığı arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Bu cihazların eğitim amaçlı kullanımı dışında diğer kullanım amaçlarında sürenin artması akıllı telefon bağımlılığı düzeyini arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin akıllı telefon bağımlılığı ile başa çıkmada; hobilere vakit ayırma, akıllı telefonlarını göremeyecekleri bir yere bırakma (ör: dolaba kitleme), mobil paketler yüklememe ya da sınırlı paketler seçme, telefonu kapalı tutma, sosyal çevresiyle ya da aile fertleriyle vakit geçirme, sosyal medya hesaplarını silme gibi stratejileri sıklıkla tercih ettikleri görülmüştür.
Lego wedo 2.0 eğitiminin öğrenenlerin fen bilimlerine yönelik akademik başarı ve tutumları ile bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi
Günümüzde değişen ihtiyaçlar çerçevesinde bireylerde bulunması gereken beceriler ve özellikler de değişim göstermektedir. Bireylere bu becerilerin kazandırılması geleneksel öğretim ile yeterli gelmemekte ve çağa uyum sağlamakta zorluklar yaşanılmaktadır. 21.yy becerileri kazandırılırken disiplinler arası çalışmaların yapılması giderek önem kazanmakta ve verimliliği artırmaktadır. Bu araştırmada LEGO WeDo 2.0 robotik eğitiminin öğrenenlerin fen bilimleri dersine yönelik akademik başarı, tutum ve bilgi işlemsel düşünme becerilerine etkisi incelenmiştir. Araştırma 2017-2018 eğitim öğretim yılında Elazığ'da özel bir okulda 5.sınıf öğrencileri (N=36) ile yürütülmüştür. Araştırmanın modelini, deneysel yöntemin "ön test-son test kontrol gruplu deseni" oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Fen Dersi Akademik Başarı Testi", "Fen Dersi Tutum Ölçeği" ve "Bilgi İşlemsel Düşünme Ölçeği" kullanılmıştır. Deney grubundaki etkinlikler LEGO WeDo 2.0 Robotik Eğitim Seti ile yürütülürken, kontrol grubundaki aynı etkinlikler müfredattaki haliyle geleneksel düz anlatım tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Uygulama on bir hafta boyunca sürdürülmüş elde edilen nicel veriler SPSS paket programı ile 0,05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırma sonucunda robotik destekli fen eğitiminin verildiği deney grubu öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumlarının, akademik başarılarının ve bilgi işlemsel düşünme becerilerinin kontrol grubunda bulunan öğrencilere göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği görülmüştür.
Öğrencilerin fırst lego lig (FLL) turnuvalarına yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
First LEGO Lig Turnuvaları 1999 yılından günümüze kadar dünya çapında yapılan ve ülkemizin de 2004 yılından beri katılımcısı olduğu ve her sezon daha fazla katılımcı ve gönüllüyle hayata geçirilen bir bilimsel organizasyondur. Her yıl farklı ülkelerin değişik şehirlerinden binlerce öğrenciyi ve yüzlerce takımı buluşturan First LEGO Lig Turnuvalarının bu yıl 15.sezonu düzenlenmiştir. Küresel düzeyde her sezon farklı bir probleme özgün çözüm üretmeyi hedefleyen First LEGO Lig (FLL) Turnuvaları, bu doğrultuda genç neslin işbirliği halinde, bilimsel, sorgulayıcı, keşfeden, kendine güvenen, gerçek yaşam becerileri edinen ve küresel sorunlara farkındalığı olan bireyler olmasını amaçlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, FLL turnuvalarına katılan 9-16 yaş aralığındaki öğrencilerin tutumlarının çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Belirtilen amaç doğrultusunda, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Türkiye'de Adana, Manisa, Elazığ, Malatya, İzmir, İstanbul, Kütahya, Diyarbakır ve Bursa illerinde FLL turnuvalarına katılan 10 okuldan seçilen, 160 öğrenci ve 12 takım koçu ile çalışma yürütülmüştür. Araştırmada hem nitel hem de nicel yaklaşımlar birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bölümü araştırmanın tüm katılımcıları ile; nitel bölümü ise turnuvaya katılan 24 öğrenci ve 12 takım koçu ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel veri toplama aşamasında kullanılan First LEGO Lig Tutum Ölçeği Bilim Kahramanları Derneği (2013) tarafından oluşturulmuştur ve turnuva sonrasında katılımcı öğrencilere uygulanmıştır. Nitel verilerin toplanması aşamasında takım koçları ve öğrencilere yönelik olarak araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır.Verilerin analizi aşamasında, nicel verilerin analizi için bağımsız örneklem t-Testi, ANOVA ve Kruskal Wallis- H testi; nitel verilerin analizi için betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmada, genel anlamda FLL sürecinin öğrenciler üzerinde olumlu sonuçlar yarattığı görülmektedir. FLL tutum ölçeğinden elde edilen verilerin analizi sonucunda, turnuvaya katılan öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre STEM alanlarına olan ilgileri erkek öğrencilerin lehine; deneyim değişkenine göre yaratıcılık; yaş değişkenine göre kişilerarası ilişkiler; takım rolü değişkenine göre özgüven ve yetkinlik farkındalığı alt boyutlarında anlamlı farklılık görülmüştür. Öğrencilerin ve takım koçlarının görüşleri analiz edildiğinde ise turnuvaya katılan öğrencilerin problem çözme becerileri geliştiği; iletişim ve sunum becerileri geliştiği; gerçek dünya problemlerine karşı duyarlılıklarının arttığı, keşfetme ve yaratıcı düşünme becerilerine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fiziksel koşulların yetersiz olduğu; maddi koşulları elverişsiz öğrencilerin katılımının kısıtlandığı; devlet okullarına yeterli miktarda destek olunmadığı; turnuvada gerçekleştirilen projeleri değerlendiren jüri üyelerinin FLL süreci konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları sonuçları ortaya çıkmıştır.
Öğretmen adaylarının bilgi ve iletişim teknolojileri becerileri ile derste teknoloji kullanımına yönelik eğilimlerinin incelenmesi
Hayatın her alanına dâhil olan Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BIT) günümüzde eğitim kurumlarının da üzerinde durduğu bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğretmenlerin derslerine BİT' i entegre ederken problem yaşamamaları için hizmet öncesinde aldıkları eğitim ve deneyimler onların mesleki becerilerini etkilediği görülmektedir. Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının BİT becerileri ile derste teknoloji kullanılmasına yönelik eğilimlerini (DTKYE) belirlemektir. Çalışmada, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmıştır. BİT becerilerini belirlemek için Türel, Özdemir ve Varol (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Bilgi ve İletişim Teknolojileri Beceri Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca, öğretmen adaylarının derslerinde teknoloji kullanılmasına yönelik Günüç (2013) tarafından geliştirilen "Derste Teknoloji Kullanımına Yönelik Eğilim Ölçeği" kullanılmıştır. Bu çalışma 2019-2020 eğitim ve öğretim yılında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 467 kadın (%75,69), 150 erkek (%24,31) olmak üzere toplam 617 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde; öğretmen adaylarının BİT becerileri ölçeğine "kısmen katılıyorum" aralığına denk gelen cevaplar verdiği görülmüştür. Öğretmen adaylarının BİT becerileri ile bölüm, bilgisayara sahip olma durumu, mobil öğrenme deneyimi, FATİH projesi hakkında bilgi sahibi olma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgulanmıştır. Ancak cinsiyet, sınıf düzeyi, günlük internet ve sosyal medya kullanım sürelerine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgulanmıştır. Öğretmen adaylarının DTKYE ölçeğine "kısmen katılıyorum" aralığına denk gelen cevaplar vermişlerdir. Öğretmen adaylarının DTKYE ile bölüm, sınıf, bilgisayara sahip olma durumu, mobil öğrenme deneyimi, FATİH projesi hakkında bilgi sahibi olma durumu ve sosyal medya kullanım sürelerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgulanmıştır. Ancak cinsiyet ve günlük internet kullanım sürelerine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgulanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının BİT becerileri ile DTKYE arasında pozitif yönde düşük bir ilişkinin olduğu da belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilgi ve ĠletiĢim Teknolojileri, BĠT Becerisi, Teknoloji Eğilimi, Derste Teknoloji Kullanımı, Teknoloji Entegrasyonu
İlkokul ikinci sınıf öğrencilerinin yabancı dil öğreniminde mobil uygulama kullanımlarının incelenmesi
Yabancı dil öğretimi birçok ülkenin eğitim politikası içinde önemle üzerinde durulan ve küçük yaştan itibaren eğitim programlarına dâhil edilmesi gereken bir alan olarak görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, yabancı dil öğreniminde erken yaşta kullanılan mobil uygulamaların öğrencilerin İngilizce dersindeki akademik başarılarına ve tutumlarına etkisini incelemektir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemine dayalı olarak yarı deneysel çalışma deseni ve nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Malatya ilinde yer alan bir özel okulun ikinci sınıflarında öğrenim gören toplam 87 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubu seçilirken kolay ulaşılabilir/uygun örnekleme yöntemi esas alınmıştır. Çalışma kapsamında öğrenciler, Deney-1, Deney-2 ve Kontrol gruplarına ayrılmıştır. Buna göre, Deney-1 grubundaki öğrencilere yüz-yüze sınıf ortamında İngilizce dersleri anlatılmış ve ebeveynlerin gözetimi altında "Duolingo" mobil uygulaması; Deney-2 grubundakilere ise yüz-yüze sınıf ortamında İngilizce dersleri anlatılmış ve ebeveynlerin gözetimi altında "Memrise" mobil uygulaması kullandırılmıştır. Kontrol grubuna ise hiçbir müdahale yapılmaksızın İngilizce dersleri olağan şekilde işlenmiştir. Ayrıca çalışma sonunda kullanılan mobil uygulamalar ile ilgili Deney-1 ve Deney-2 grubunun öğrencilerinin ve velilerin görüşleri alınmıştır. Çalışmada her üç gruba Akademik Başarı Testi (ABT), öntest ve sontest olarak ayrı ayrı uygulanmıştır. Daha sonra her üç gruba da sontest olarak İlköğretim İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği (İDYTÖ) ayrı ayrı uygulanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen veriler düzenli olarak elektronik ortama aktarılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, Deney-1 ve Deney-2 grupları için hazırlanmış içeriklerin Kontrol grubuna göre öğrencilerin İngilizce başarısı ve tutum düzeyini arttığı tespit edilmiştir. Grupların birbirlerine göre kıyaslanması sonucu ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda Deney-2 grubunun Deney-1 ve Kontrol gruplarına göre dersin akademik başarısında, Deney-1 grubunun ise Deney-2 ve Kontrol gruplarına göre öğrencilerin tutumlarında daha yüksek puana sahip oldukların sonucuna varılmıştır. Özetle, hem test sonuçlarına hem de görüşme sonuçlarına göre "Memrise" mobil uygulamasının dört beceriyi de (dinleme, konuşma, okuma ve yazma) geliştirecek şekilde tasarlanmış yapısı ile akademik becerileri geliştirmede daha başarılı olduğu, "Duolingo" mobil uygulamasının ise ödüllendirme, kazandırma özellikleri sayesinde öğrencilerde olumlu tutum geliştirmede etkili olduğu ancak bu farkın öğrenci başarısına yeterince yansımadığı görülmüştür. Araştırma genel olarak mobil uygulamaların kullanılması ile erken yaşta yabancı dil öğreniminin daha verimli hale getireceğini ortaya koymuştur. Ayrıca yabancı dil öğreniminde mobil uygulama geliştiricileri için, erken yaşta yabancı dil öğrenecekler için bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir.
Okul yöneticilerinin teknopedagojik ve teknoloji liderliği yeterlikleri
Bilişim çağı olarak bilinen 21. yüzyılda, bilgi ve teknoloji her geçen gün hızla gelişip değişmektedir. Gelişen ve değişen teknoloji ile birlikte birçok alanda olduğu gibi eğitim alanı da bu değişimlerden etkilenmekte, bilgiye ulaşma, bilgiye erişim hızı ve bilginin yeterliliği de değişmektedir. Son yıllarda ülkemizde eğitim alanında teknolojik yatırımların arttığı, bu konuda eğitim ortamlarının düzenlendiği görülmektedir. Teknolojinin her geçen gün eğitim alanımıza girmesiyle öğrenci ve öğretmenlerimizden de eğitimin kalitesi anlamında beklentiler artmıştır. Yalnız bu beklentileri karşılayabilmek için sadece eğitim-öğretim ortamını teknolojik araç-gereç ve altyapıyla donatmak yeterli olmayabilir. Eğitim süreçleriyle teknoloji entegrasyonunu etkin bir şekilde yapabilmek, müfredat ve ders programlarına teknolojiyi entegre edebilmek ve okullarda teknoloji kullanım anlamında duruşuyla, davranışlarıyla diğer personele liderlik yapacak kişilerin olması bu beklentinin gerçekleşmesi için gereklidir. Bu anlamda lider olabilecek kişiler de okul yöneticileridir. Bu çalışmada, okullarda teknoloji liderliğini üstlenmesi gereken yöneticilerin hangi düzeyde bu beklentileri karşılayabildiği ve okul yöneticilerinin teknopedagojik ve teknoloji liderliği yeterlik düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim -öğretim yılında Batman ilinin devlet okullarında görev yapan okul yöneticileri (188) ve öğretmenleri (558) oluşturmuştur. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterliğine ilişkin algıları NETS -A standartlarını içeren "Okul yöneticilerinin teknoloji liderliği yeterlikleri ölçeği", teknopedagojik yeterlikleri ise "Teknopedagojik eğitim yeterlik (TPACK)" ölçeği ile ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre okul yöneticileri toplam ölçekte kendilerini teknoloji lideri ve teknopedagojik yeterlikler konusunda istekli ve yeterli görmüşlerdir. Öğretmenlerin de genel anlamda yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda yeterli gördükleri saptanmıştır. Okul yöneticilerinin yöneticilik görev süresi ve günlük bilgisayar kullanma süresi artıkça kendilerini teknopedagojik yeterlikler konusunda daha yeterli gördükleri; cinsiyet, yaş gibi demografik değişkenlerin ise bu konuda bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Öğretmenlerin görüşlerine göre ise hizmet yılı 1-5 yıl arası olan eğitimciler, yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda diğer öğretmenlere göre daha az yeterli görmüşlerdir. Ayrıca günlük bilgisayar kullanım süresi fazla olan öğretmenlerin yöneticilerini teknoloji liderliği konusunda daha yeterli gördükleri de belirtilmiştir.
Sanal dünya ve web temelli öğrenme ortamlarının öğrencilerin akademik başarıları, motivasyonları ve sosyal bulunuşlukları açısından karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı birinci olgunluk düzeyine göre tasarlanmış sanal dünya temelli e-öğrenme ortamı ile web temelli e-öğrenme ortamının öğrenen değişkenlerine (başarı, öğrenme stili, kişilik düzeyi, motivasyon, sosyal bulunuşluk algısı) göre karşılaştırılmasıdır. Araştırmada son test karşılaştırmalı yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılmıştır. Çalışmada nicel ve nitel veriler toplanmış, analiz edilmiş ve bulgular bir araya getirilmiştir. Araştırma evrenini 2011- 2012 Eğitim-Öğretim yılında Atatürk Üniversitesi Uzaktan Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde yürütülmekte olan Hemşirelik Lisans Tamamlama Programına kayıtlı yaklaşık 6000 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma örneklemini ise basit rastgelle seçim yolu ile belirlenmiş 600 öğrenci arasından araştırmaya katılıma gönüllü olan 116 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma, 2 haftalık ön hazırlık uygulaması ve 6 haftalık uygulama ile toplam 8 hafta yürütülmüştür. Eşzamanlı ve ayrı zamanlı öğrenme aktiviteleri ile yürütülen uygulamanın sonunda başarı testi uygulanmıştır. Uygulama sürecinde Kolb?un öğrenme stilleri envanteri III, Hacettepe kişilik envanteri, uzaktan eğitime yönelik motivasyon anketi, sosyal bulunuşluk anketi ve görüşme formu üzerinden veri toplanmıştır. Bulgular öğrencilerin web temelli ve sanal dünya temelli ortalamalarda başarıaçısından farklılaşmadığını; öğrenme stili ve kişilik düzeyinin başarı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca motivasyon ve sosyal bulunuşluk iv anlamında gruplar arasında anlamlı bir fark olmamasına rağmen Second Life ortamındaki katılımcıların bu iki değişken noktasında daha pozitif oldukları bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanal Dünyalar, Web Temelli Öğrenme Ortamları, E-Öğrenme, Uzaktan Eğitim, Öğrenen Değişkenleri, 3D Olgunluk Modeli, Second Life
Mobil öğrenme yönetim sisteminin öğrenenlerin akademik başarısı ve tutumları üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, "Bilgisayar-I" ders içeriğinin Moodle öğrenme yönetim sisteminin mobil arayüzü üzerinden öğrencilere sunulması ve öğrencilerin akademik başarısı ve tutumları üzerindeki etkililik düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Moodle tabanlı bir Mobil Öğrenme Yönetim Sistemi (MOYS) sayfası tasarlanmıştır. Bu çalışmayla mevcut öğrenme ortamlarına alternatif bir öğrenme ortamı geliştirilmemiş, aksine bu ortamlara destek olmak için bu ortamlardaki öğrenmenin etkililiğinin artırılması hedeflenmiştir. Hazırlanan MOYS sayfasının öğrencilerin akademik başarısı ve tutumları üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla Siirt Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileriyle 9 haftalık bir uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma için deneysel araştırma modelinde, öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Çalışmaya, deney ve kontrol gruplarının eşit sayıda tutulduğu toplam 90 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak akademik başarı testi ve mobil öğrenme tutum ölçeği kullanılmıştır. Araştırma analizleri sonucunda elde edilen akademik başarı öntest değerlerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark görülmezken, sontest değerlerinde ise anlamlı farklılık görülmüştür. Sadece deney grubuna uygulanan mobil öğrenme tutum ölçeğinde ise öntest ve sontest sonuçlarında olumlu yönde tutum belirmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğrenme Yönetim Sistemi, Mobil Öğrenme, Moodle