391
Arşivlenen Tez
1
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
İlköğretim öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları ile ders başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Kandıra ilçesi örneği
Türkiye'de, pek çok ülkede olduğu gibi dil eğitimi erken yaşta başlatılmakta ancak istenilen başarı elde edilememektedir. Bu durumun temelinde kalıtsal, çevresel veya sosyoekonomik etkenler yatabileceği gibi kaygı, dil öğrenmeye ilişkin tutumlar gibi psikolojik etkenler de bulunabilmektedir. Bu araştırmada, ders başarısı üzerinde etkili olduğu düşünülen İngilizce dersine yönelik tutumlar incelenmiştir.Bu araştırma Kandıra ilçesindeki ilköğretim okullarının 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflarından 895 öğrenciyi kapsamaktadır. Öğrencilerin derse yönelik tutumları ile ders başarıları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bu çalışmada, kesitsel araştırma deseni kullanılmış ve veriler anketler aracılığıyla elde edilmiştir.Araştırma bulguları, 8. sınıf öğrencilerinin derse yönelik tutumlarının, başarılarını; diğer sınıf düzeylerindeki öğrencilere göre daha fazla etkilediğini göstermektedir. Diğer sınıf düzeylerine göre 4. sınıf öğrencileri daha olumlu tutumlara sahip olmalarına rağmen, 4. sınıf öğrencilerinin tutumları ders başarılarını en az seviyede etkilediği görülmüştür. Cinsiyet bazında karşılaştırıldığında, kız öğrenciler daha olumlu tutumlara sahiptir ve ders başarısı açısından tutumlar kız öğrencilerde daha etkilidir.
Özel eğitimde bilgisayar destekli öğretim: Üç durum çalışması
Bu çalışmanın amacı; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği ve ortopedik yetersizliğe sahip üç bireyin derslerinde bilgisayar kullanım süreçlerini incelemektir. Araştırmada örneklem seçiminde; yetersizlik türlerinin belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Farklı yetersizlik türlerine sahip bireylerin belirlenmesinde ise kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Özel eğitim merkezlerinde en fazla karşılaşılan üç yetersizlik türüne sahip bireyler çalışmaya dâhil edilmiştir. Bireylerin farklı yetersizliklere sahip olmaları ve özel eğitim merkezlerine devam etmeleri şartı aranmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasına yer verilmiş ve araştırma amacına uygun olan durum çalışması desenlerinden ?bütüncül çoklu durum deseni? kullanılmıştır. Örneklemi içinde barındıran yetersizlikler kendi başına bütüncül olarak ele alınmış ve sonra birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırma verileri; gözlem, yarı - yapılandırılmış görüşme ve doküman analizi aracılığı ile toplanmıştır. Sonuç olarak, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alan öğretmenler, alıştırma ve tekrar yazılımları ile eğitsel oyun yazılımları kullanmayı tercih ettiği saptanmıştır. Ayrıca seçilen yazılımda kullanılan animasyon, metin ve sembollerinin aşırı oranda kullanılması durumunda zihinsel yetersizliği olan bireylerde bilişsel yüklenmeye neden olduğu saptanmıştır. Buna ek olarak işitme yetersizliği olan bireylerin bilgisayar destekli öğretimde kelimeleri klasik metotlara göre daha hızlı öğrendiği, ortopedik yetersizliği olan bireylerin eğitiminde amaçlanan kazanımların yanında bilgisayar destekli öğretim ile birlikte ince motor kasların çalışmasında olumlu gelişmeler görülmektedir. Özel eğitimde bilgisayar kullanımı katılımcı bireylerin temel bilgisayar becerilerini geliştirmelerine katkı sağlamaktadır.
Fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk düzeylerinin değerlendirilmesi
Öğretmenler pedagojik hoşnutsuzluklarının ne kadar farkında olurlarsa, kendilerini değişim ve gelişime daha iyi hazırlarlar. Dolayısıyla bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk düzeylerini çeşitli değişkenler açısından değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Araştırma betimsel tarama (survey) modeli kullanılarak, Zonguldak ili Alaplı ilçesindeki 6, Ereğli ilçesindeki 6 devlet okulunda görev yapan toplam 104 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Veriler için Southerland, Sowell, Kahveci, Granger ve Geade (2006) tarafından geliştirilen fen bilgisi öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk ölçeği kullanılmıştır. Ölçek önce Türkçe'ye çevrilmiş; 1 ? 5 arası sınıfları okutan, köy veya ilçe merkezinde çalışan, farklı kıdem ve mezuniyetlere sahip 152 sınıf öğretmenine uygulanmış ve ardından doğrulayıcı faktör analizi yapılarak 30 maddeden 19 maddeye düşürülmüştür. Ölçeğin bu Türkçe formu 2011 ? 2012 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında aynı değişkenlere sahip sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır.Bu uygulama sonrasında ölçeğin genelinin güvenirliğinin 0,94 olduğu görülürken; faktörler arası korelasyonlarının da anlamlı orta ve yüksek düzeylerde olduğu belirlenmiş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırma sonuçları, sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluklarının ?biraz hoşnutsuzluk? düzeyinde olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğretmenlerin pedagojik hoşnutsuzlukları ile cinsiyetleri, meslekî kıdemleri, çalıştıkları okulların bağlı bulunduğu yerleşim yerinin türü ve mezun oldukları okul türü arasında anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Buna ek olarak, öğretmenlerin pedagojik hoşnutsuzlukları ile okuttukları sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Zihinsel risk alma ve fen ve teknoloji dersine ilişkin tutumun bilişsel gelişim düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 4.- 8. sınıf düzeyi öğrencilerinin düşünme düzeylerini Piaget'in bilişsel gelişim basamaklarına uygun olarak geliştirilen etkinlikler yardımıyla belirlemek ve bilişsel gelişim düzeyleri ile öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarını ve bilişsel gelişim düzeyleri ile fen ve teknoloji dersi risk alma davranışlarını karşılaştırmalı olarak incelemektir.Araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde özel bir dershaneye devam etmekte olan İlköğretim 4-8. sınıf 50'si kız, 50'si erkek olmak üzere toplam 100 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada tarama ve klinik yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın genel amacına uygun olarak, öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek için Nuhoğlu (2008) tarafından geliştirilen ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği?, zihinsel risk alma davranışlarının belirlenmesi için zihinsel risk alma ölçeği, ayrıca öğrencilerin bilişsel gelişim düzeylerinin belirlemeye yönelik gözlem formu kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler; t-testi, ki-kare analizi, verilerin güvenirlik ve hata düzeyini azaltmak için iki yönlü varyans analizleri kullanılmıştır. Bütün analizlerde, örneklem büyüklüğünün 100 olmasından dolayı anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmanın sonucuna göre, çalışmaya katılan ilköğretim 4-8. sınıflarda öğrenim gören 100 öğrencinin %16'sının somut, %24'ünün soyut, %60'ının ise geçiş döneminde oldukları saptanmıştır. Öğrencilerinin bilişsel gelişim düzeylerine göre risk alma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin bilişsel gelişim düzeylerine göre fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilik ve üstün yeteneklilerin eğitimi ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
Üstün yetenekli bireyler toplumun % 2-3 gibi bir kısmını oluşturmalarına rağmen, toplumların gelişmesinde büyük öneme sahiptirler. Bu bireylerin eğitimlerinde fen ve teknoloji dersinin katkısı büyüktür. Dolayısıyla fen ve teknoloji dersi öğretmenlerinin de üstün yeteneklilerin eğitimine ilişkin tutumlarının incelenmesi gerekir. Bu çalışmada, fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine ilişkin tutumlarının ve uyguladıkları öğretim programı hakkında üstün yeteneklilerin eğitimi açısından görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma da nitel ve nicel araştırma modellerinin kullanıldığı karışık (mixed) desen kullanılmıştır. Bu açıdan çalışma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 öğretim yılında Isparta il merkezi ve ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan toplam 111 fen ve teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Bu katılımcılara veri toplama aracı olarak; ?Üstün Yeteneklilerin Eğitime İlişkin Öğretmen Tutum Ölçeği (ÜYETÖ)? uygulanmıştır. Nitel veriler için araştırmanın gerçekleştirildiği Isparta ili ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 4 fen ve teknoloji öğretmenlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Bu katılımcılara ?Öğretmen Görüşme Formu? uygulanmıştır.Fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine tutum puanları ortalaması =3.37 olarak bulunmuştur. Bu durum fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine genel olarak kararsız tutumun biraz üzerinde tutumlarının olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel bulguları ise üstün yetenekli öğrencilerin eğitimlerine olumlu bakılmasına rağmen, fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin okul dışında eğitim aldıkları BİLSEM'lerle iletişimlerinin neredeyse hiç olmadığı görülmüştür. Ayrıca, fen ve teknoloji dersi öğretmenleri örgün eğitim kurumlarında yürütülen fen ve teknoloji dersi programının üstün yetenekli öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamadığı görüşünde birleşmişlerdir. Bu bulgular ışığında üstün yetenekli öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarının da dikkate alındığı yeni bir fen ve teknoloji dersi programı, fen ve teknoloji öğretmenlerinin görüşleri alınarak hazırlanmalıdır.
Beşinci sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş düzeylerinin cinsiyet ve başarı değişkenleri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beşinci sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş düzeylerini cinsiyet ve başarı değişkenleri açısından inceleyip, aralarındaki ilişki düzeyini tespiti etmektir. Bu amaç doğrultusunda öğrenicilere ?Üstbilişsel Bilgi ve Beceri Ölçegi? (MSA-TR) ve ?Matematik Başarı Testi? uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, beşinci sınıf öğrencilerinin üstbilişsel bilgi ve becerilerinin yeterli düzeyde olduğu, üstbilişsel bilgi ile üstbilişsel kontrol arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Kız öğrencilerin üstbiliş toplam, yordam bilgisi, durum bilgisi ve planlama puanlarının anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür.
Fen ve teknoloji dersinde web tabanlı uzaktan eğitimin öğrencilerin akademik başarı ve tutumları üzerindeki etkisi
Araştırmanın genel amacı web tabanlı uzaktan eğitimin ilköğretim 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersi ?Işık? ünitesi üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Sakarya ili Kaynarca ilçesi Kulaklı İlköğretim Okulu'nda deneysel bir araştırma yapılmıştır.Araştırmada ön-test son-test deney gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya deney grubunda 16, kontrol grubunda 16 olmak üzere toplam 32 öğrenci katılmıştır. Araştırma sürecinde kontrol grubu öğrencileri ?Işık? ünitesi öğretmen merkezli yöntemlerle, deney grubu öğrencileri ise öğrencinin aktif olacağı web tabanlı uzaktan eğitim yöntemiyle işlemişlerdir. Çalışma haftada 4 ders saati süresince 6 hafta boyunca toplam 24 saat sürdürülmüştür.Öğrencilere ?Akademik Başarı Testi?, ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği? ve ?Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği? ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Ölçme araçlarının geçerlilik ve güvenirlik katsayılarının tespitine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, ?Akademik Başarı Testi? KR-20 güvenirlik katsayısı 0,79, ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği? Cronbach Alfa katsayısı 0,90 ve ?Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği? Cronbach Alfa katsayısı 0,70 olarak hesaplanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen verilen incelendiğinde deney grubunda yer alan ve web tabanlı uzaktan eğitim yöntemi ile dersleri işleyen öğrencilerin akademik başarı ve bilgisayara yönelik tutum son test ve ön test puanları arasında anlamlı farklılık olduğu, fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarında ise anlamlı bir değişiklik meydana gelmediği görülmüştür.
Öğrenme ve öğretme stilleri arasındaki uyumun akademik başarıya etkisi
Bu araştırmada, Bülent Ecevit Üniversitesi Zorunlu Hazırlık Programı?nda öğrenim görmekte olan öğrencilerin öğrenme stilleri ile öğretmenlerinin öğretme stilleri arasındaki uyumun akademik başarıya etkisi olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. 2010- 2011 Eğitim-Öğretim yılında Bülent Ecevit Üniversitesi Zorunlu Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan 227 öğrenciden elde edilen veriler bu araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin kişisel özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla ?Algısal Öğrenme Stilleri Ölçeği?, öğretmenlerin öğretme stillerini belirlemek amacıyla ?Öğretme Stilleri Ölçeği? uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik analizi ve bağımsız gruplar için t- testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 olarak kabul edilmiştir. Öğrencilerin en çok bedensel öğrenme stilini tercih ederken, en az sosyal öğrenme stilini tercih ettikleri görülmektedir. Öğrencilerin öğrenme stilleri ile kur, yaş ve cinsiyet değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Öğretme stilleri ile öğrenme stilleri arasındaki uyumun akademik başarı üzerinde etkili olmadığı görülmektedir.
İlköğretim İngilizce öğretmenlerinin öğretmenlik mesleği özel alan yeterliklerine ilişkin algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan İngilizce öğretmelerinin özel alan yeterliklerine yönelik algılarını belirlemek ve bu algılarının çeşitli değişkenlere göre değişip değişmediğini tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modelinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla geliştirilen İngilizce öğretmenliği özel alan yeterlikleri değerlendirme ölçeği, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından belirlenen İngilizce öğretmeni özel alan yeterlikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Hazırlanan anketin birinci bölümünde kişisel bilgileri belirlemeye yönelik beş madde, ikici bölümündeyse İngilizce öğretmeni özel alan yeterliklerine yönelik yirmi altı madde bulunmaktadır. Araştırmanın evrenini Zonguldak merkez ve ilçelerinde devlet ve özel okullarda kadrolu olarak görev yapan 437 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Toplam 235 öğretmene ulaşılmış ancak anketi geçerli sayılan 195 öğretmenin vermiş oldukları cevaplar değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t- testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre İngilizce öğretmenlerinin özel alan yeterliklerine ilişkin algılarının oldukça yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin özel alan yeterliklerine ilişkin yeterlik algılarında hizmet-içi eğitim alma ve kıdem yılı değişkenlerine göre yeterlik alanlarının hiçbirinde anlamlı bir fark bulunmazken; cinsiyet değişkenine göre Dil Becerilerini Geliştirme (DBG) ve Okul, Aile ve Toplumla İşbirliği Yapma (OATİY) yeterlik alanında bayan öğretmenler lehine; mezun olunan okul türü değişkenine göre Dil Gelişimini İzleme ve Değerlendirme (DGİD) yeterlik alanında eğitim fakültesinden mezun olanlar lehine ve görev yapılan okul türü değişkenine göre DBG yeterlik alanında özel okulda çalışan öğretmenler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuçlar dikkate alınarak öneriler sunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine karşı olan görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Zonguldak İli Alaplı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı üç ilkokulda görev yapmakta olan ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 10 sınıf öğretmeninin konu ile ilgili görüşlerini kapsamakta, bunun yanında Zonguldak İli Alaplı ve Ereğli İlçelerinde görev yapmakta olan 200 sınıf öğretmeni ile Bülent Ecevit Üniversitesinde halen eğitim görmekte olan 195 sınıf öğretmeni adayına uygulanan anket sonuçlarını içermektedir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yönteminin beraber kullanıldığı yöntem olan karma yöntem kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ise Antonak ve Larivee (1995) tarafından geliştirilen, Kırcaali-İftar tarafından Türkçeye uyarlanan "Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine karşı olan görüşleri arasında her hangi farka rastlanmamıştır. Nitel verilerin analizi sonucunda ise; sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimini gerekli gördüğü, bunun yanında kaynaştırma eğitiminin günümüzdeki uygulamalarına karşı olumsuz görüşleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma Eğitimi, Sınıf Öğretmenleri, Karma Yöntem, Sınıf Öğretmeni Adaylar.
Öğrenme amaçlı ''mektup yazma etkinliği''nin İngilizce dersinde akademik başarıya, derse karşı tutuma ve üstbiliş düzeyine etkisi
Araştırmanın amacı öğrenme amaçlı yazma etkinliklerinden mektup yazma etkinliğinin ortaöğretim 11. Sınıf İngilizce öğretim programında uygulanmasının öğrencilerin akademik başarı, tutum ve bilişötesi farkındalık seviyelerine etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 84 öğrenciyle (43 erkek, 51 kadın)gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel olan kısmında yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Simple Past Tense Başarı Testi (SPTBT); Akın, Abacı, Çetin (2007) tarafından geliştirilen Üstbiliş (Bilişötesi) Farkındalık Anketi (ÜFA) ve Erdem (2007) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Karşı Tutum Anketi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme soruları kullanılmıştır. Yapılandırılmış görüşme soruları deney grubunda maksimum çeşitlilik yoluyla seçilen örneklemin oluşturduğu dokuz öğrenciye sorulmuş, veriler analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrenme amaçlı yazma etkinliklerinin İngilizce dersinde kullanılmasının deney grupları ve kontrol grubu öğrencilerinin başarılarında deney grupları lehine anlamlı derecede farklılık meydana getirmede etkili olduğu; tutumu etkilemede deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu; bilişötesi farkındalık seviyelerinde ise incelenen sekiz alt boyuttan altısında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Birleştirilmiş sınıflı ilkokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumları
Bu araştırmanın temel amacı, birleştirilmiş sınıflı ilkokullarda öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarını belirlemektir. Amaç çerçevesinde var olan durumu tespit etmek amacıyla tarama modellerinden nedensel karşılaştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmada nicel bir araştırma yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama araçları "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği"dir. Araştırmada kullanılan tutum ölçeği, Ergin (2006) tarafından geliştirilmiştir. Öğrencilerin sosyal bilgiler dersine ait tutumlarını belirleme amacı taşıyan "Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği" üçlü Likert tipi ölçektir. Ölçekte yer alan her bir ifade için "Evet", "Hayır", "Bilmiyorum" şeklinde öğrencilerin düşüncelerini yansıtabilecekleri cevaplar bulunmaktadır. Ölçekte 12 tane olumlu, 10 tane olumsuz ifade içeren 22 madde bulunmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 2013–2014 öğretim yılında Zonguldak ili Kdz. Ereğli ilçesinde bulunan ve uygun örneklem yöntemi ile seçilen 30 birleştirilmiş sınıflı ilkokulda öğrenim görmekte olan 173 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Verilerin analizinde "SPSS 16 for Windows" programı kullanılmıştır. Araştırma ile elde edilen verilerin analizi sonucunda araştırma kapsamındaki öğrencilerin sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumlarının genellikle olumlu olduğu bulunmuştur. Anne babanın eğitim düzeyi, öğretmenlerin cinsiyeti, öğrencilerin cinsiyeti, öğrencilerin derse ilişkin tutumları üzerinde farklılık yaratmamaktadır. Ancak birinci dönem sonundaki karne notu değişkenleri ve ailelerin gelir düzeyi ile sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmış, araştırmaya ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Birleştirilmiş Sınıf, Tutum
8. sınıf öğrencilerinin dönüşüm geometrisi başarıları ve uzamsal yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin uzamsal becerilerinin, geometri anlama düzeylerinin ve matematiğe yönelik tutumlarının; dönüşüm geometrisi başarısıyla ilişkilerini ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada veri toplama araçları olarak Middle Grades Mathematics Project (MGMP) uzamsal yetenek testi, Van Hiele geometri düzeyleri anlama testi, matematik tutum ölçeği ve dönüşüm geometrisi başarı testi kullanıldı. 8. sınıf kazanımlarında yer alan yansıma, öteleme ve cisimleri döndürme ile ilgili 40 soruluk dönüşüm geometrisi başarı testi 198 öğrenciye pilot çalışma olarak uygulandı. Madde analizi yapılarak başarı testi 20 soru olarak son hali verildi. Veri toplama araçları 8. sınıfta öğrenim gören 401 öğrenciye uygulandı. Uygulama sonuçlarında elde edilen veriler nicel yöntemlerle analiz edilerek, birbirleri arasındaki korelasyon ortaya konulmaya çalışıldı. Veri analizinde Mann Whitney U testi, Kolmogorov- Smirnov testi ve Kruskal Wallis testi uygulandı. Çalışma sonucunda öğrencilerin dönüşüm geometrisi başarıları, uzamsal yetenekleri, geometri anlama düzeyleri ve tutumları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyetleri açısından incelendiğinde ise başarı durumları, uzamsal yetenekleri, geometri düzeyleri ve tutumları bakımından erkeklerin lehine olacak şekilde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmacı ve öğretmenlere öğrencilerin geometride başarılı olabilmeleri için; uzamsal yeteneklerini geliştirebilecekleri çalışmalara yer verilmeleri şeklinde önerilerde bulunulmuştur. Aynı zamanda; geometri anlama düzeylerine uygun etkinliklere önem verilip, olumlu tutum sergilemelerini sağlayacak öğrenme ortamları oluşturulabilir. Anahtar kelimeler:Dönüşüm geometrisi, Uzamsal yetenek, Geometri anlama düzeyi
Eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı fen öğretiminin öğrenme ürünlerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; Çalışmanın amacı; eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları, eleştirel düşünme ve eleştirel okuma becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Zonguldak'ta Merkez Gazi Ortaokulunda gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu, 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Deney grubundaki öğrencilerle, eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı etkinlikler çerçevesinde dersler işlenirken; kontrol grubundaki öğrencilerle müfredatın öngördüğü şekilde dersler işlenmiştir. Deneysel işlem toplam 10 hafta sürmüştür. Araştırma, yarı deneysel bir çalışma olup, ön test- son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için kullanılan nicel veriler; akademik başarı testi, eleştirel düşünme düzey X testi ve eleştirel okuma ölçeği ile elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, SPSS paket istatistik programı analizlerinden bağımlı ve bağımsız t testi ile değerlendirilerek bulgular ortaya konmuştur. Çalışmanın sonunda nicel verilere dayanılarak deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre; akademik başarı, eleştirel düşünme ve eleştirel okuma becerileri açısından anlamlı düzeyde daha başarılı olduğu belirlenmiştir.
Fen eğitimi alanında proje tabanlı öğretim ile ilgili tamamlanmış tezler üzerine bir içerik analizi: Türkiye örneği (2002-2014)
Ülkemizde 2000'li yılların başlarından itibaren, Proje Tabanlı Öğretim (PTÖ) hakkında yüksek lisans ve doktora tez çalışmaları tamamlanmaya başlamıştır. Günümüze kadar olan süreçte, çok sayıda araştırma yapılmış olması konu hakkında genel çerçevenin belirlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Araştırmada, Türkiye'de 2002 ve 2014 yılları arasında fen eğitimi alanındaki PTÖ konusuyla ilgili tamamlanmış yüksek lisans ve doktora tezleri üzerine bir içerik analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan 32 adet yüksek lisans ve 11 adet doktora tezi, "yayınlanma yılına, sayfa sayısına, danışmanların unvanına, tez yazarlarının cinsiyetine, araştırma türüne, araştırma modeline, araştırma konusuna, örneklem belirleme yöntemine, örneklem sayısına, örneklem düzeyine, veri toplama araçlarının türüne, veri analiz yöntemine, kaynaklarının türüne ve güncelliğine" göre incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları, yüksek lisans düzeyinde daha çok nicel araştırma türünün, doktora düzeyinde ise karma araştırma türünün tercih edildiğini göstermiştir. Hem yüksek lisans hem de doktora düzeyinde, daha çok deneysel araştırma modelinin tercih edildiği; araştırma konusu olarak PTÖ'nün öğrenci başarısı ve tutumu üzerine etkilerinin araştırıldığı; örneklem belirleme yöntemi olarak daha çok "basit seçkisiz" örneklem belirleme yöntemiyle "51-100 kişilik" örneklemler üzerinde çalışıldığı tespit edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, daha çok başarı ve tutum ölçeklerinin ve ortalamalar arasındaki farkın belirlendiği analiz yöntemlerinin tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Orta öğretim İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi yaklaşımları ile kişilik tipleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Zonguldak ili ve ilçelerinde çalışan Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi stratejilerini ve kişilik tiplerini belirleyerek arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modelinde gerçekleşen bu araştırmada, 2012 - 2013 eğitim-öğretim yılında Zonguldak Ortaöğretim kurumlarında görev yapan 208 İngilizce öğretmenine anketler gönderilmiştir. Öğretmenlerden 172 tanesi anketleri cevaplamışlardır. Anketlerin 153 tanesi geçerli sayılarak araştırmaya dahil edilmiştir. Anket; üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin kişisel özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır; ikinci bölümde Terzi (2001) tarafından hazırlanan 34 maddelik "Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi Anlayışları Anketi" ile öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışları belirlenmiş ve son bölümde Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin kişilik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, Bacanlı, İlhan ve Aslan tarafından (2009) geliştirilen ve 40 maddeden oluşan Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, parametrik testlerden bağımsız gruplar için t testi ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi yaklaşımlarından sırası ile demokratik, otokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarını benimsedikleri belirlenmiştir. İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşleri cinsiyete göre ilgisiz sınıf yönetimi anlayışında ve hizmet-içi eğitim alan öğretmenlerin demokratik sınıf anlayışında farklılık göstermekte, kıdeme, çalıştıkları okul türüne, sınav ile atanmaya ve aynı kurumda çalışma süresine göre farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin kişilik tipleri ile sınıf yönetimi stratejileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Dışa dönük, deneyime açık, yumuşak başlı ve sorumluluk duygusu gelişmiş öğretmenlerin daha fazla demokratik sınıf yönetimi anlayışını benimsedikleri, ilgisiz sınıf yönetimini benimsemedikleri ve duygusal tutarsızlık gösteren öğretmenlerin daha çok otokratik sınıf anlayışını benimsedikleri ve 11 yıl ve üstü kıdeme sahip öğretmenlerin daha dışa dönük oldukları ortaya çıkmıştır.
Ters-yüz sınıf modelinin İngilizce dersinde öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ters-yüz sınıf modelinin İngilizce öğretiminde öğrencilerin yeni bir dil bilgisi yapısını öğrenme becerileri ve İngilizce dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, araştırma 2015-2016 akademik yılı güz döneminde, Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nun beş farklı İngilizce hazırlık sınıfında öğrenim gören toplam 56 öğrenci üzerinde, İngilizce dil bilgisi dersi kapsamında, 6 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup belirlenmiş; dersler, deney grubundaki öğrencilerle "Ters-Yüz Sınıf" modeliyle işlenirken, kontrol grubunda geleneksel yöntemle işlenmiştir. Araştırmada, yarı deneysel araştırma modellerinden denk olmayan kontrol gruplu ön-test son-test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi ve İngilizce dersine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği çalışmanın başında ön-test, çalışma sonunda ise son-test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, "Ters-Yüz Sınıf" modelinin öğrencilerin başarıları ve tutumları üzerinde geleneksel yönteme göre anlamlı derecede olumlu yönde etkili olduğu saptanmıştır.
Evrensel tasarıma dayalı öğretimin öğrencilerin İngilizce dersindeki akademik başarısına ve öz düzenleme becerisine etkisi
Bu araştırmanın amacı, evrensel tasarıma dayalı öğretimin İngilizce öğretiminde öğrencilerin yeni bir dil bilgisi yapısını öğrenme becerileri ve öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışma 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde, Gülüç İbrahim İzmirli Anadolu Lisesi'nin iki farklı 10. sınıfında öğrenim gören toplam 64 öğrenci üzerinde 12 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup belirlenmiştir. Deney grubunda "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğretim" gerçekleştirilirken, kontrol grubunda geleneksel öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, yarı deneysel araştırma modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu ön-test son-test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi ve öz düzenleme beceri ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi ve öz düzenleme beceri ölçeği çalışmanın başında ön-test, çalışma sonunda ise son-test olarak deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğretim" modelinin öğrencilerin başarıları, öz düzenleme becerileri üzerinde geleneksel öğretime göre daha etkili olduğu saptanmıştır.
Öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık başarısı, bilgisayar öz yeterlik ve bilgi okuryazarlık öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki
Bilgi okuryazarı olma günümüz çalışanlarından beklenen temel beceriler arasındaki yerini almıştır. Bilgi okuryazarı birey yetiştirme konusunda ortaya çıkan bu gereksinim planlı eğitim faaliyetlerinde bilgi okuryazarlık becerilerini geliştirici etkinliklere yeterince yer verilmemesi nedeniyle karşılanamamaktadır. Öğretmen yetiştirme sistemi açısından bakıldığında ise öğretmenlerin iş yaşamları esnasında sürekli olarak bilgi edinmek durumunda olmaları nedeniyle ayrıca bir önem arz etmektedir. Bu araştırma da öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlığı başarısı, bilgisayar öz yeterliği ve bilgi okuryazarlığı öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır.İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırma Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 783 öğretmen adayı üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgi Okuryazarlığı Öz Yeterlik Ölçeği(BOÖY), Bilgisayar Öz Yeterlik Ölçeği(BÖY) ve Bilgi Okuryazarlığı Başarı Testi kullanılmıştır.Araştırma kapsamında ulaşılan bulgulardan birkaçı aşağıda verilmiştir.?Cinsiyet değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda BOÖY ölçeğinin tamamına yönelik görüşler arasında anlamlı farklılık bulunmuş, BÖY ölçeğine yönelik görüşler arasında anlamlı fark gözlenmemiş, Bilgi okuryazarlığı başarı testi açısından ise kadın öğretmen adayları lehine anlamlı fark bulunmuştur.?Sınıf değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda ise BOÖY ölçeğine yönelik görüşler arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Buna karşın BÖY ölçeğinin veri işleme ve işletme öz yeterliği alt boyutunda anlamlı fark gözlenmiştir. Bilgi okuryazarlığı başarı testine yönelik görüşlerde ise sınıf değişkeni açısından anlamlı fark bulunmuştur.?Öğrenim türü değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda BOÖY ölçeğinin sadece kütüphane okuryazarlığı öz yeterliği alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur.?Araştırmada kullanılan ölçme araçları arasındaki ilişkiyi görmek amacıyla korelasyon analizi yapılmış, yapılan analiz sonucunda ölme araçlarını oluşturan bütün boyutlar arasında yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir.Ayrıca bilgi okuryazarlığı öz-yeterliği, bilgisayar öz yeterliği ve bilgi okuryazarlığı başarısının birbirini ne yönde ve nasıl etkilediği regresyon analizi ile belirlenmiş, standardize edilmiş regresyon (beta) katsayılarına bakıldığında bilgisayar öz yeterliğinin bilgi okuryazarlığı öz yeterliği üzerinde pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda aşağıdaki öneriler geliştirebilir.?Öğretmen yetiştirme programlarında bilgi okuryazarlığı becerilerinin gelişmesine yardımcı olacak derslere yer verilebilir.?Öğretmen adaylarının hizmet öncesi eğitimleri esnasında bilgi okuryazarlık konusunda bilgilendirilmeleri onların mesleki başarılarını olumlu yönde etkileyebilir.?Yapılan pek çok araştırma bulgusu internetin bilgi edinmede en çok tercih edilen yol olduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının kütüphanelerden de yararlanmaları konusunda teşvik edilmelerine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Bilgi Okuryazarlık Başarısı, Bilgi Okuryazarlık Öz Yeterliği, Bilgisayar Öz yeterliği, Öğretmen Adayları, Öz Yeterlik.
Teknik eğitim fakültelerinin teknoloji fakültelerine dönüştürülmesi uygulamasının delphi tekniğine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı Teknik Eğitim Fakültelerinin Teknoloji Fakültesine dönüştürülmesi uygulamasının Delphi tekniğine göre değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda görüşlerine başvurulan öğretim üyelerinin ifade ettikleri görüşlerin analizinin yanında, fakülte, ünvan ve üniversite açısından karşılaştırmaları da yapılmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda; -Öğretim üyelerinin bu uygulama ile ilgili 10 boyuttaki görüşleri nelerdir? -Öğretim üyelerin bu görüşleri arasında fakülte, unvan ve üniversite değişkenlerine göre anlamlı fark var mıdır? Sorularına yanıt aranmıştır. Araştırma betimsel nitelikte olup, tarama modelindedir. Araştırmanın evreni Türkiye ölçeğindeki Teknik Eğitim ve Teknoloji fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri olarak ifade edilebilir. Örneklem olarak ise araştırmanın yapıldığı 2012 yılında öğrenci alımı yapmış ve eğitime başlamış olan yedi üniversitenin (Fırat, Marmara, Gazi, Afyon Kocatepe, Karabük, Süleyman Demirel ve Sakarya Üniversitesi) tamamındaki teknoloji fakültelerinde ve aynı üniversitelerin teknik eğitim fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri alınmıştır. Her akademisyenle yüz yüze yapılan görüşme sonucunda araştırmanın amacı, verilerin ne şekilde ve hangi amaçla toplandığı gibi bilgiler verilmiş, uzmanlara araştırmaya gönüllü olarak katılıp katılmayacakları sorulmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılan 122 akademisyene 10 açık uçlu soru bulunan görüşme formu verilerek I.tur bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın II. turunda I.turdaki görüşler incelenip, gruplanıp, sıralanmıştır. Delphi?nin II.turunu gerçekleştirmek için I.tura katılan bütün öğretim üyelerinin mail adreslerine, veri toplama aracı olarak I.turdaki görüşlerden derlenen ve aynı 10 boyuttan oluşan, I.tur verilerinin yüzdelerini de içeren 76 maddelik çevrimiçi anket formu gönderilmiş ve yanıtlar beklenmiştir. Bu turda akademisyenlerden I. turda ortaya çıkan görüşleri ne kadar savundukları veya reddettiklerini belirtmeleri istenmiştir. Ayrıca her boyutta ayrı bir bölüm verilerek görüşlerini yazmaları istenmiştir. I. Turdaki görüşlerden derlenen II.tur için 5?li likert kullanılmıştır. Araştırmanın III. turu I ve II. turdaki veriler analiz edilerek, oluşturulan nihai anket formu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bu turu nihai tur olacağı için yüz yüze görüşme yoluyla yapılmaya çalışılmıştır. Fırat ve Marmara üniversitelerinde gerekli izinlerin 1. Turda alınamamış olması sebebiyle aynı görüşme (anket) formu çevrimiçi olarak da hazırlanmış, bu üniversitelerden araştırmaya ikinci turda da katılan öğretim üyelerine mail yoluyla gönderilmiştir. Gazi, Afyon Kocatepe, Süleyman Demirel, Sakarya ve Karabük üniversitelerinde araştırmanın II. Turuna katılan öğretim elemanlarına yüz yüze görüşme sonrasında nihai anket formu verilmiş ve yeterli bir süre sonra toplanmıştır. Araştırmanın II.tura katılan, yalnız yapıldığı gün fakültede bulunamayan öğretim üyelerine mail aracılığıyla form gönderilmiştir. Veriler toplanmış ve verilerin çözümlenmesinde deplhi tekniğinde içerik analizi, görüş farklılıklarının bulunmasında bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi(ANOVA), Kruskall Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve LSD testleri kullanılmıştır. Verilerden elde edilen bulgulardan bazıları şu şekilde özetlenebilir:Öğretim üyeleri meslek liselerinin bu uygulamadan özellikle de öğretmen açısından olumsuz etkileneceğini düşünmektedirler. Ayrıca teknoloji fakültelerinin de başlarda sorun olsa da ileride iyi olacağını düşünen öğretim üyeleri teknik eğitim fakültelerinin eğitime devam etmesinin gerektiğini düşünmektedirler. Bu durumda en azından birkaç tanesinin eğitime devam etmesinin öğretim üyeleri tarafından doğru bulunduğunu söyleyebiliriz. Öğretim üyeleri bunun yanında teknoloji fakültelerine meslek liselerinden uygulama bilen kişilerin alınmasının doğru olacağını savunmaktadırlar. Ayrıca kadro aktarımındaki sıkıntıların öğretim üyeleri arasında soğukluk yarattığı konusunda da hemfikirlerdir. Öğretim üyelerine göre, teknoloji fakültelerinin başarılı olabilmesi için standartlar getirilerek uygulama boyutunun artırılması, bazı bölümlerden mezun olacaklar için piyasa ve devlet kuruluşlarındaki özlük hakları için çalışmalar yapılması ve statü yetki ve sınırlarının belirlenmiş ve açıklanmış olması gerekmektedir. Öğretim üyelerine göre yüksek lisans alımlarında koyulacak kriterler iyi seçilmeli, teknik eğitim fakültesi mezunları mağdur edilmemelidir. Bunun yanında bölüm adları mühendislik fakülteleri ile aynı olmaması gerekmektedir. Araştırma çoğunlukla yüz yüze görüşme yoluyla yapıldığı için teknoloji fakültelerinin amaç, vizyon, mezunların aldıkları statü, gibi konularda akademisyenlerde ve literatürde bilgi eksikliği nedeniyle karışıklık görülmektedir. Bu durumların da acilen giderilmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Teknoloji Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Delphi Tekniği, Mesleki Eğitim, Program Değerlendirme
Etkinlik temelli posterlerin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine ve derse ilişkin tutumlarına etkisi
Araştırmanın amacı etkinlik temelli posterlerin İngilizce dersinde 9. Sınıf öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine ve derse ilişkin tutumlarına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesinde bir devlet okulunda öğrenim gören 60 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalısma -''Celebrities" ünitesi öğretimi - hem deney grubunda hem de kontrol grubunda 6 hafta sürmüştür. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden "ön test-son-test kontrol gruplu model" e göre gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ''Celebrities'' Ünitesi Başarı Testi ve Aydoslu (2005) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu veri toplama araçları çalışmanın başında ve sonunda uygulanmıştır. Akademik başarı testi, öğrenilen bilgilerin kalıcılık düzeyini belirlemek amacıyla 21 gün sonra tekrar uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenciler tarafından yapılan etkinlik temelli posterlerin öğretiminin İngilizce dersinde kullanılmasının deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin başarılarında deney grubu lehine anlamlı derecede farklılık oluşturmada etkili olduğu ve tutumu etkilemede deney grubu lehine farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Türkiye'de Cumhuriyet öncesi bazı telif psikoloji kitapları üzerine bir inceleme
Batıda 19. yüzyıldan itibaren felsefeden koparak özerk bir bilim dalı olmaya başlayan psikoloji, Osmanlı aydınının da dikkatini çekmiş ve onların katkılarıyla sistematik bir bilim haline gelmiştir. Psikoloji ilgilendiği konular itibariyle, Osmanlı ilim ve kültür mirasına oldukça yakın olmasının sağladığı avantajla, gelişimini nispeten hızlı tamamlayarak, bilim sahasındaki yerini almıştır. Zamanla başta eğitim olmak üzere birçok disiplinin teori ve uygulamasını da derinden etkileyen psikoloji, bunu en çokta ders kitaplarıyla gerçekleştirmiştir. Bunun bir yansıması olarak da Osmanlıda sözü geçen dönemde azımsanmayacak sayıda psikoloji kitabının yazıldığı bilinmektedir. Bilinmeyen ise, bu kitaplardaki içeriğin salt Batı referanslı olmadığı, büyük ölçüde Osmanlı bilim ve düşünce dünyasını yansıttığı gerçeğidir. Bu araştırmada amaç; sözü geçen dönemde kaleme alınmış psikoloji kitaplarının, bugünkü modern psikoloji perspektifiyle analiz edilerek, okuyucuya psikoloji bilimi bağlamında döneme ilişkin bir resim sunmaktır. Türkiye?de psikolojinin özerk bir bilim olmasına katkı sunan olay, kişi ve kurumlar hakkında yapılan nitelikli araştırma sayısı ne yazık ki çok azdır. Bu araştırmada; Türkiye?de Cumhuriyet öncesinde yazılmış dört psikoloji kitabının biçim ve içerik açısından incelenmesi yapılmıştır. Bununla psikolojinin Türkiye?deki tarihsel gelişimine ışık tutacak özgün bir katkı sağlandığı düşünülmektedir. İncelenen eserler şunlardır; Ali İrfan [Eğriboz]?un İlm-i Ahval-i Ruh, Hoca Tahsin?in Psiholoji Yahud İlm-i Ahval-i Ruh, Yusuf Kemal Bey?in Gayet-ül Beyan fi Hakikat-i İnsan, Yahud İlm-i Ahval-i Ruh, Ahmed Nebil ile Baha Tevfik?in birlikte yazdıkları Psikoloji-İlm-i Ahval-i Ruh. Bu çalışmada Osmanlı?da Batılı anlamda bir psikolojinin ilk yansımaları incelenmektedir. Tanzimat?la başlayan bu anlayışın sonucu olarak, eserlerde yoğun biçimde Batılı literatür görülmekle birlikte kadim İslami bilimlerin izleri de vardır. Bu çalışmada ?Dokümanter Tarihi Metot? kullanılarak, 1878 ile 1912 yılları arasında yazılan dört kitap incelenmiştir. Araştırmada eserlerin ele aldıkları konu, kavram ve tespitlerinin bugünkü psikoloji kitaplarıyla karşılaştırılması, benzerlik ve farklılıklarının vurgulanması şeklinde bir yol takip edilmiştir. Araştırmada ilkin yazarların biyografileri verilmiş, ardından eserler biçim ve içerik açıdan incelenmiş, son olarak ta bugünkü psikoloji verilerine olan benzerlikleri vurgulanmıştır.Kitapların içeriğine bakıldığında bugün modern psikolojinin ele aldığı birçok kavram ve kuramın, dönemin aydınlarınca çalışıldığı görülmektedir. Bu durum Türkiye?de psikolojiye dair içeriğin, sanılanın aksine, bütünüyle Batı referanslı olmadığı, içinde yerli unsurları da barındırdığı ve aynı zamanda bu unsurların gelecek kuşaklara aktarılmasının zaruretini işaret eder. Çünkü kitapların bugün psikoloji çevrelerinin ilgilendiği birçok konuya değindiği hatta bazılarına Batılı bilim adamlarından çok daha önce dikkat çektikleri görülmüştür.Batı kaynaklı kavram ve konuların, kültürel ve teorik psikoloji bağlamında ele alınıp, sentezlendiği ve dolayısıyla bu bilimin gelişiminde Osmanlı?nın da izlerinin bulunduğu gerçeğinin açığa çıkarılması, Türkiye?de psikolojiye dair ilk çabaların daha doğru yerlerden başlatılması açısından önemlidir. Çalışma ayrıca, Türkiye?de psikolojinin tarihsel gelişimi hakkında bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesine de katkı sağlama bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahmed Nebil, Ali İrfan Eğriboz, Baha Tevfik, Hoca Tahsin, İlm-i Ahval-İ Ruh, Osmanlı?da Psikoloji, Türkiye?de İlk Psikoloji Kitapları, Yusuf Kemal Bey.
Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersine ve motivasyon düzeylerine ilişkin görüşleri
Çalışmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersine yönelik görüşlerini ve motivasyon düzeylerini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi?ne devam etmekte olan 4.5.6.7. sınıf öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada biri görüşme tekniği diğeri motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada bulunduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerde motivasyon ölçeği kullanılırken nitel verilerde görüşme tekniği kullanmıştır. Araştırmanın nicel verileri Gömleksiz ve Kan (2012) tarafından geliştirilen ?Sosyal Bilgiler Dersi Motivasyon Ölçeği? ile toplanmıştır. Beşli Likert tipindeki ölçek, 23 maddeden oluşturulmuştur. Üç faktörden oluşan ölçeğin KMO değeri 0,893, Bartlett testi 5,261 ve Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0,792?dir. Faktörler sırasıyla ?İçsel Motivasyon?, ?Önemseme?, ?Dışsal Motivasyon? oluşmaktadır. Ölçeğin seçenekleri; ?(5) Tamamen Katılıyorum?, ?(4) Katılıyorum?, ?(3) Kısmen Katılıyorum?, ?(2) Katılmıyorum?, ?(1) Hiç katılmıyorum? şeklinde olup ölçekteki cümleler ?Tamamen katılıyorum? seçeneğinden ?Hiç Katılmıyorum? seçeneğine doğru 5, 4, 3, 2, 1 seklinde puanlanmıştır. Anketler araştırmacı tarafından Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerine, merkezde derse giren Sosyal Bilgiler Öğretmeninin yardımı alınarak bir ders saati içerisinde uygulanmıştır. Anketler, araştırmacılar tarafından dağıtılmış, sorular cevaplandıktan sonra araştırmacılar tarafından toplanmıştır. Araştırmanın nitel kısmına ait veriler ise yarı yapılandırılmış açık uçlu altı sorudan oluşan bir görüşme formu ile toplanmıştır. Bu çerçevede konu ile ilgili olarak Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi?nde görev yapan araştırma görevlileri ile Elazığ Ortaokulu, Gönül İhsan Tangülü ortaokulu ve Bilim Sanat Merkezi?nde görev yapan Sosyal Bilgiler dersi öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin sonuçları ELBİLSEM?e devam eden erkek ve kız öğrencilerin içsel motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerin dışsal motivasyonu kız öğrencilerin dışsal motivasyon düzeyine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler dersini önemseme boyutuna ilişkin öğrenci görüşlerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı biçimde kızlar lehine farklılaşmıştır. Öğrencilerin içsel motivasyonlarının sınıf düzeyine göre 7. Sınıfların aleyhine farklılaşmıştır. Öğrencilerin dışsal motivasyona ilişkin görüşlerinin sınıf düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmamıştır. Öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersini önemseme boyutuna ilişkin görüşlerinin sınıf düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmamıştır. Nitel verilerin sonuçları Sosyal Bilgiler öğretmenin dersi görsel araçları kullanarak yürüttüğü, sınıf içi etkinliklerin öğrenci üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler dersinin günlük hayat uygulanabileceği, ödev ve performans görevlerini gerekli olduğu, tarih alanına ilişkin konularda zorluk çekildiği, sınav ve değerlendirme biçimlerinin uygun olduğu, öğrencilerin dersi materyallerle yürüteceği ve Bilim ve Sanat Merkezinin okuldaki Sosyal Bilgiler dersine olumlu katkıda bulunduğu görülmüştür. Sosyal bilgiler dersinde materyal kullanımın arttırılması ve sosyal bilgiler dersinde yapılan sınav ve değerlendirmelerin gözden geçirilmesi önerilmektedir. Ayrıca Sosyal Bilgiler dersi kapsamında öğrencilerin daha çok geziye götürülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Üstün zekâlı/ yetenekli, Yetenek, Bilim ve Sanat Merkezi, Zekâ
Bilgisayara Giriş Dersinin ekran okuma ve basılı materyale göre sunulmasının öğrenci başarısı ve kalıcılığa etkisi
Eğitimde kullanılan teknolojik araçlar dikkate alındığında eğitimi en çok bilgisayarların etkilediği söylenebilir. Gelişen bilgisayar teknolojisi yıllardır süre gelen, geleneksel olarak hazırlanan kâğıt üzerindeki metinleri bilgisayar ekranlarına taşımıştır. Buna bağlı olarak çeşitli kurumlarda, okullarda ve bilhassa günlük yaşamda ekrandan okuma tercihi basılı materyale oranla hızla artmaktadır. Okuma, bilgi edinmenin önemli bir süreci olduğuna göre ekrandan okuma olarak adlandırılan bu yeni durumun öğrenmeye, öğrenen başarısına etkisinin araştırılması gerekmektedir. Bu gereklilikten yola çıkılarak yürütülen bu araştırmanın amacı, Bilgisayara giriş dersinin ekran okuma ve basılı materyale göre sunulmasının, öğrenci başarısı ve kalıcılığa etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evreni Erzincan Üniversitesine bağlı Refahiye Meslek yüksekokulunun Posta Hizmetleri programına kayıtlı 50 birinci öğretim, 50 ikinci öğretim olmak üzere toplam 100 birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Rastgele yapılan bir seçimle bu öğrencilerden 38 öğrenci (İkinci öğretim öğrencileri) deney, 40 öğrenci (birinci öğretim öğrencileri) kontrol grubu olarak atanmıştır. Araştırma öntest-sontest ve deney-kontrol grubu desenine uygun olarak planlanmıştır. Deney grubu ?Bilgisayara Giriş? dersini ekran okumaya göre alırken, kontrol grubuna ise basılı materyalden okumaya göre öğretim yapılmıştır. Başarı testine dayalı olarak elde edilen verilerin analizi sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır; .Deney ve kontrol gruplarının öntestlere göre düzeltilmiş sontest puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir fark gözlenmemiştir .Deney ve kontrol gruplarının sontestlere göre düzeltilmiş kalıcılık testi puan ortalamaları arasında kontrol grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. .Uygulanan yöntemlerin (Basılı materyalden okuma ve Ekrandan okuma) ve cinsiyetin sontest başarı puanları üzerindeki ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. .Uygulanan yöntemlerin (Basılı materyalden okuma ve Ekrandan okuma) ve cinsiyetin kalıcılık testi başarı puanları üzerindeki ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında aşağıdaki önerilerde bulunulabilir: .Elektronik metinlerin mümkün olduğunca basılı materyale dönüştürülerek okunması daha yararlı olabilir. .Elektronik metinlerle yapılan öğretimlerde öğrenme ortamı, öğrenen sağlığı gibi faktörlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekran Okuma, Basılı Materyalden Okuma, Elektronik Metinler, Teknoloji Destekli Öğrenme, Öğrenme
İlköğretim okullarında örtük program ve ilköğretim öğrencilerinin örtük programdan kaynaklanan stres algıları
Yapılan bu araştırmanın amacı sosyoekonomik düzeylerine göre belirlenen okulların örtük programlarının olumlu ve olumsuz unsurlarını ortaya çıkarmak ve olumsuz unsurlarının öğrenciler üzerinde oluşturduğu stres düzeyini belirlemektir. Araştırmada, Kilis ili merkez ilköğretim okulları çalışma alanı olarak seçilmiş ve karma araştırma yönteminden keşfe yönelik desen kullanılmıştır. Milli Eğitim Müdürlüğü?nden gerekli bilgiler alınarak sosyoekonomik düzeyleri üst-orta ve alt olmak üzere üç okul tespit edilmiş ve araştırmanın nitel boyutunu oluşturan gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Örtük programın unsurlarının tespiti konusunda araştırmacı tarafından hazırlanan ?Sınıf içi gözlem formu?; ?Öğretmen görüşme formu? ve ?Öğrenci görüşme formu? kullanılmıştır. İlköğretim okullarında bulunan öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerini belirlemek amacıyla 5?li likert tipi ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarının nitel kısmını gözlem yapılan sınıflar; görüşme yapılan öğrenciler ve öğretmenler oluşturmuştur. Nicel kısmını ise ölçek geliştirme sürecinde pilot uygulamanın gerçekleştirildiği 510 öğrenci ile öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerini belirlemek için ölçeğin uygulandığı gözlem yapılan okullardaki altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda bulunan 469 öğrenci olmak üzere toplam 979 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizi aşamasında, nitel veriler NVivo 8 programı ile nicel veriler ise Spss 17.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda alt ve orta sosyoekonomik düzeydeki okullarda örtük programın olumsuz unsurlarının daha fazla olduğu ve öğrencilerden kaynaklı olumsuzlukların daha fazla gözlemlendiği, üst sosyoekonomik düzeydeki okulda ise örtük programın olumlu ve olumsuz unsurların frekans değerlerinin yakın olduğu ve bu okulda öğretmenlerden kaynaklanan örtük programın olumsuz unsurlarının öğrenci kaynaklı unsurlardan daha fazla olduğu saptanmıştır. Çalışma alanındaki okulların örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerine bakıldığında ise öğrencilerde en fazla ?Yönetici-okulun imkânları ? alt boyutunun orta düzeyde stres yarattığı; diğer alt boyutların ise sırasıyla ?Öğrenci ? alt boyutunda orta ve ?Öğretmen? alt boyutunda ise az düzeyde stres yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerinin okul, sınıf, cinsiyet, baba mesleği, kardeş sayısı, anne -baba eğitim durumu ve gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı şekilde değiştiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örtük Program, Stres, İlköğretim Okulları, Sosyoekonomik düzey
Sınıf öğretmenlerinin akademik iyimserlikleri ile yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin akademik iyimserlikleri ile Yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni Türkiye?deki resmi ve özel ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleridir. Bu evrene ulaşılması zor olduğundan, araştırmada ulaşılabilirliği esas alan elverişlilik örneği ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışma grubu oluşturulurken her coğrafi bölgeden bir il esas alınmıştır. Bu iller şunlardır: Tekirdağ, Kahramanmaraş, Muğla, Trabzon, Mardin, Malatya ve Konya. Böylece bu illerdeki ilkokullarda görev yapan toplam 630 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. İlişkisel araştırma modeli kullanılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak akademik iyimserlik (okul formu) ve yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeklerle elde edilen veriler, betimsel istatistiksel teknikler, açımlayıcı ve doğrulayıcı analizlerle oluşturulan modellerle çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular göre şu sonuçlara ulaşılmıştır: Akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0.619; R2=0.384; p ? .05]. Akademik iyimserlik ölçeği güven alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0. 863; R2= 0. 744; p?.05]. Akademik iyimserlik ölçeği akademik vurgu alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0. 869; R2= 0. 755 p?.05]. Akademik iyimserlik ölçeği ile alt boyutları arasındaki korelasyon incelendiğinde kolektif yeterlik alt boyutu ile .62, güven alt boyutu ile .86 ve akademik vurgu alt boyutu ile .87 ilişki saptanmıştır. Akademik iyimserlik ile yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği arasındaki ilişki ise, .38 ile orta düzeyde belirlenmiştir. Akademik iyimserlik ile yapılandırmacı öğrenme- öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılan yapısal eşitlik modellemesi sonucunda elde edilen sonuçlar ise şöyledir: ?²/sd oranı 3.168, RMSEA 0.059, CFI 0.97, RMR değeri 0.031, SRMR değeri 0.055, NFI değeri 0.95 ve NNFI değeri 0.97. Araştırmada elde edilen bulgular demografik değişkenlere göre incelendiğinde ise, akademik iyimserlik ölçeğinin güven ve akademik vurgu alt boyutunda cinsiyet değişkenine göre, erkek öğretmenler lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Bundan başka araştırmada, yeni eğitim-öğretim programındaki hâkimiyet durum düzeylerinin yüksek olduğunu ifade eden öğretmenlerin akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik boyutu ortalamaları da yüksek çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre akademik iyimserlik ölçeği alt boyutu bileşenleri arasında istatistiksel anlamda farklılık saptanmıştır (Wilks' Lambda = 0.983 ; F = 3.513; p ?.05). Kısmi eta kare değerinin cinsiyet değişkeninin akademik iyimserlik ölçeği alt boyutları olan; kolektif yeterlik (.002), güven (.015) ve akademik vurgu (.012) alt boyutları üzerinde etkisinin oldukça düşük olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre akademik iyimserlik ölçeği ve yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği bileşenleri arasında istatistiksel anlamda farklılık belirlenmiştir (Wilks' Lambda = 0.985; F = 4.777; p ?0.05). Öğretmenlerin görev yaptıkları bölge ve yeni program ile ilgili hizmet içi eğitim alma durumları akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik alt boyutu puanları üzerindeki ortak etkisinin de manidar olduğu [F(1. 626) = 6.848; p (.009) ? 0.05] belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademik iyimserlik, Yapılandırmacı öğrenme, İyimserlik, Sınıf öğretmeni, Öğrenme-öğretme etkinlikleri
İlkokul 4. sınıf insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, 2015-2016 öğretim yılından itibaren İlkokul 4. Sınıf düzeyinde uygulanmaya başlanan İlkokul 4. Sınıf İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi öğretim programının öğretmen görüşleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Araştırma genel tarama modeli içerisinde tasarlanmış betimsel bir çalışmadır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve program öğelerine dayalı hazırlanan ölçme aracı, İstanbul'un farklı ilçelerindeki 155 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Verilerin analizce frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t testi, Tek Yönlü Varyans analizi, Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin İlkokul 4. Sınıf İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi öğretim programına ilişkin görüşlerinin kazanım öğesi dışında olumlu olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin program öğelerine ilişkin görüşleri ile cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, kıdem, lisansüstü eğitim alıp almama durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Programda önerilen kazanımların öğrenme düzeyine uygun, ölçülebilir ve etkinliğe dönüştürülebilir olmadığı, kazanımları ölçecek ölçme aracı geliştirmede kendilerini yeterli görmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Program kazanımlarının program geliştirme ve ölçme değerlendirme uzmanları ve eğitim psikologları tarafından tekrar gözden geçirilmesi; programda örnek etkinlik, ölçme aracı ve açıklamaların yer alması ve yerel hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi gibi öneriler getirilmiştir.
Öğrencilerin İngilizce dersi öz yeterlik inancı kaynakları, derse katılım düzeyleri ve algılanan araçsallıklarının öz yeterlik inançları ve tutumları üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin öz yeterlik inancı kaynakları, algılanan araçsallıkları ve katılımlarının öz yeterlik inançları ve tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmaya 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Zonguldak ili Ereğli ilçesinde küme örnekleme yoluyla belirlenmiş beş anadolu lisesinde öğrenim gören toplam 1657 ortaöğretim öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Öz Yeterlik İnancı Kaynaklarını Belirleme Ölçeği", "Öğrenmeye İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", "İngilizce Dersine Ait Tutum Ölçeği", "İngilizce Dersine Katılım Ölçeği" ve "Algılanan Araçsallık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, MANOVA testleri, Pearson momentler çarpımı korelasyon yöntemi ve path analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin ilgili değişkenlere ilişkin görüşlerinin orta ve yüksek seviyede olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, okul türü ve sınıf seviyelerine ilişkin öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin İngilizce dersine yönelik öz yeterlik inancı kaynakları, algılanan araçsallıkları ve katılımları, öz yeterlik inançları ve tutumlarının anlamlı yordayıcısı olmuştur. Araştırma sonuçları öğrencilerin öz yeterlik inancı ve tutumlarının en güçlü yordayıcısının öz yeterlik inancı kaynaklarından doğrudan yaşantılar faktörü olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca algılanan araçsallıkları, öz yeterlik inançlarının ve duygusal katılımları ise tutumlarının en güçlü yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının öz yeterlik inancı kaynaklarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını artıran faktörleri (kaynakları) belirlemek ve bu kaynakların öğretmen adaylarının cinsiyetleri, öğrenim gördükleri program ve akademik başarı düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışma, 2015-2016 öğretim yılı itibariyle Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencisi olan 437 öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Adaylarının Öz Yeterlik İnancı Kaynaklarını Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilere çalışma amacına uygun olarak frekans, yüzde, ortalama ve çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) uygulanmıştır. Çalışmaya göre, öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını en çok artıran kaynağın psikolojik durum kaynağı olduğu ve bunu sırası ile performans başarıları, sözel ikna ve dolaylı yaşantılar kaynaklarının izlediği görülmektedir. Öz yeterlik inancını etkileyen kaynaklardan sözel ikna ve psikolojik durum kaynaklarının adayların öğrenim gördükleri bölümler bazında anlamlı farklılar oluşturduğu, performans başarıları ve dolaylı yaşantılar kaynaklarının ise anlamlı bir fark meydana getirmediği görülmüştür. Öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını artıran kaynakların cinsiyet ve bölüme göre farklılık oluşturmadığı da çalışmada ulaşılan bir diğer sonuçtur. Çalışma sonuçlarına göre; öğretmen yetiştirme programlarında var olan derslerin ve uygulamaların iyileştirilmesine yönelik düzenlemelerde öğretmen adaylarının öz yeterlik inançlarını artıran kaynakların da dikkate alınması önerilebilir.
Evrensel tasarıma dayalı öğrenmenin öğrencilerin matematik dersindeki akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, evrensel tasarıma dayalı öğrenmenin öğrencilerin matematik dersindeki akademik başarıları ve matematik dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışma, 2016-2017 öğretim yılında, Zonguldak ilindeki bir ilkokulun iki farklı 4. Sınıfında öğrenim gören 33 öğrenci üzerinde 18 haftalık bir süreyi kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup belirlenmiş olup deney grubunda evrensel tasarıma dayalı öğrenme modeli uygulanırken, kontrol grubunda ise matematik öğretim programına dayalı bir öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında, yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Bu modelde veriler, başarı testi ve matematik dersi tutum ölçeği ile toplanmıştır. Başarı testi ve matematik dersi tutum ölçeği deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulamanın başında ön test, sonunda ise son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise durum çalışması kullanılmış olup, veriler odak grup görüşmesi yoluyla toplamıştır. Görüşmeye katılan öğrenciler, maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Elde edilen verilerin yorumlanmasında betimsel analiz kullanılmıştır. Veriler dikkat, ilgi, çeşitlilik, iş birliği, bilginin kalıcılığı, etkin katılım, öz düzenleme kodları altında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonunda, evrensel tasarıma dayalı öğrenmenin öğrencilerin matematik dersi başarılarını artırmada ve matematik dersi ile ilgili tutumlarını artırmada büyük etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin evrensel tasarıma dayalı öğrenmenin matematik dersine yönelik dikkat, ilgi, işbirliği ve öz düzenleme becerilerini arttırdığı; bilginin kalıcılığı, çeşitlilik ve etkin katılımı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Alternatif ölçme ve değerlendirme araçları üzerine bir meta analiz çalışması
Bu çalışmada 2004 yılı sonrasında eğitimde ölçme ve değerlendirme alanında yapılan çalışmaların daha genel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. 2004-2005 öğretim yılından sonra uygulanan ilköğretim programları kapsamındaki ölçme ve değerlendirme faaliyetleri değişmiş, bu değişikliklerin durumunu belirlemeye çalışan çok sayıda makale, tez ve bildiri gibi bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Bu tezde söz konusu araştırma bulgularından yola çıkılarak yeni ölçme ve değerlendirme araçlarının etkililiği, gereksinimi karşılayıp karşılamadığı, ölçme ve değerlendirme araçlarının öğrenci başarısı üzerindeki etkileri, öğrenciyi derste daha aktif kılıp kılmadığı gibi bulgular bir sentez çatısı altında toplanmaya çalışılmıştır. Bu nedenle bu tezin yöntemi meta analiz çalışmasıdır. Meta analiz, araştırma bulgularının yeniden özetlenerek tek bir araştırma çatısı altında toplanmasıdır. Toplam 128 araştırma bu tez kapsamında meta analiz sürecine tabi tutulmuştur. Araştırmada kullanılan çalışmalar 140 erkek, 110 kadın araştırmacı tarafından yapılmıştır. Bunlardan 74?ü öğrenci, 2?si uzman-okutman, 1?i öğretmen, 3?ü öğretim görevlisi, 14?ü doktor, 37?si araştırma görevlisi, 77?si Yrd. Doç. Dr, 18?i Doç. Dr. ve 24?ü Prof. Dr.dur. Bu araştırmaların örneklemini 13207 öğrenci ve 9188 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma bulguları ortak görüşler, olumlu ve olumsuz başlıklar altında sınıflanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulardan birkaçı şunlardır; Alternatif ölçme ve değerlendirme araçlarının kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda daha olumlu sonuçlar verirken ilerleyen yıllarda etkililiği düşmüştür. Alternatif ölçme araçlarının daha işlevsel olduğuna yönelik araştırma sonuçları, öğretmen ve öğrencilerde görüş ayrılığı şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Özellikle yeni ölçme ve değerlendirme araçlarının kullanılmaya başlandığı ilk yıllarda zaman yetersizliği açısından daha büyük bir sıkıntı yaşandığı, ilerleyen yıllarda bu sıkıntının giderek azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.Sınıf mevcudu boyutuna yönelik olarak elde edilen bulgular, öğretmen ve öğrenci yaklaşımları açısından değerlendirildiğinde öğretmenler öğrencilere göre sınıfları daha kalabalık bulmuşlardır. Metawin programıyla elde edilen sonuçlar grubun heterojen olmadığını göstermektedir. Etki büyüklüğü ortalamaları da düşük düzeyde olduğunu görülmektedir.Araştırma kapsamında elde edilen bulgulardan yola çıkılarak aşağıdaki öneriler geliştirilebilir; Yeni program modelinin uygulayıcısı olan yönetici ve öğretmenlerin, alternatif ölçme ve değerlendirme araçlarının hazırlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi konusunda etkili ve sürekli bir hizmet içi eğitime tabi tutulması uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi için gereklidir. Hizmet içi eğitimleri sunacak kişilerin, yeni sisteme hakimiyeti, alınan eğitimlerin kalitesini ve verimliliğini arttıracaktır. Öğretmenlerin ve yöneticilerin soracakları sorulara alabilecekleri tatmin edici yanıtlar, öğretim sürecinin amaca hizmet etme düzeyini arttıracaktır. ?Sürecin uygulanılmasında rehber rolü üstlenen Kılavuz kitapların daha açık ve anlaşılır bir şekilde hazırlanması gerekmektedir. Kılavuz kitaplarda yer alan etkinliklerin çeşitlendirilmesi, öğretmenlerin alternatif ölçme ve değerlendirme araçları oluşturmada yaratıcı düşünmelerini destekleyecektir.Öğrencilere yaptırılacak etkinliklerin seçiminde ekonomiklik boyutu dikkate alınmalıdır. Kentsel ve kırsal kesimde yaşayan öğrenciler birlikte düşünülmelidir. Öğrencilerin, etkinlikleri yaparken karşılaştıkları sıkıntılar dikkate alınmalı ve gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Alternatif Ölçme ve Değerlendirme Araçları, Portfolyo, Rubrik, Meta analiz, Yapılandırmacılık, Geleneksel Ölçme Araçları
Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin fen bilimleri dersine ve motivasyon düzeylerine ilişkin görüşleri
Teknolojik gelişmelerin yaşamımızın her alanında belirgin bir şekilde görüldüğü, günümüz toplumunda fen ve teknoloji eğitiminin önemi ortadadır. Son zamanlarda fen bilgisi eğitimine verilen önemin artığını gözlemlemek mümkündür. Üstün yetenekli birey terimi farklı beceri ve yaratıcılığı kapsayan geniş bir terimdir. Üstün yetenekli bireyler sadece kendilerinin değil içinde bulundukları toplumlarında ilerlemesi için çok büyük önem arz etmektedirler. Üstün yetenekli bireylerin fen eğitimine gösterilecek önem hem bireyler hem de toplumların faydasına olacağını söylemek mümkündür. Çalışmanın amacı, Elazığ Bilim ve Sanat Merkez?ine devam etmekte olan 4. 5. 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin Fen Bilimleri Dersine yönelik görüşlerinin ve motivasyon düzeylerinin belirlenmesidir. Araştırma, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde Bilim ve Sanat Merkez?ine devam eden 4., 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada bulunduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerini motivasyon ölçeği nitel verilerini görüşme tekniği oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır. Öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine yönelik motivasyonlarını belirlemek için Dede ve Yaman (2001) tarafından geliştirilen `Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği?kullanılmıştır.Ölçek beşli Likert tipindedir ve 23 sorudan oluşmaktadır. Ölçeğin alt faktörlerin Cronbach Alpha güvenirlik katsayıları sırasıyla; Faktör-1 için 0,75; Faktör-2 için 0,68; Faktör-3 için 0,56; Faktör-4 için 0,55 ve Faktör-5 için 0,59 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel ve nitel verileri birbirini desteklemektedir. Nicel verilerin analizi sonucunda, kız öğrenciler ve erkek öğrencilerin Fen Bilimleri Dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olmadığı bununla birlikte kız öğrencilerin fen dersine yönelik motivasyon düzey ortalamalarının erkek öğrencilerin ortalamalarına oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizi sonucunda elde edilen bir diğer sonuç ise motivasyon düzey ortalamalarının sınıf bazında değiştiğidir. Buna göre öğrencilerin 4. ve 5. sınıf düzeyinde sahip oldukları motivasyon düzeyi ortalamalarının 6., 7. ve . 8. sınıf öğrencilerinin motivasyon düzeylerinden yüksek olduğu bununla birlikte sınıf düzeyi değişkeni açısından öğrencilerin motivasyon düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklığa rastlanmadığı belirlenmiştir. Nitel verilerin analizine bağlı olarak görüşler; Fen Bilimleri Dersi?nde öğretmenlerin derslerini farklı araç gereçler ile desteklemeleri gerektiği, etkinliklerin öğrenme üzerindeki olumlu etkisinden dolayı fen derslerinde etkinliklere daha sık ver verilmesi gerektiği, fen dersinin günlük hayata aktarılabilmesi için fen bilimleri öğretmenlerinin güncel örnek ve olayları sıkça kullanmaları gerektiği doğrultusundadır. Anahtar Kelimeler: Üstün yetenekli bireyler, Bilim Sanat Merkezi, Fen Bilimleri Dersi, motivasyon, zeka, yetenek.
Yansıtıcı düşünme etkinlikleri ile destekli tam öğrenme modelinin tıp fakültesi öğrencilerinin üstbiliş becerileri, öz-düzenleme stratejileri, öz-yansıtma becerileri, öz-yeterlik inançları, eleştirel düşünme becerileri ve akademik başarılarına etkisi
Benjamin Bloom tarafından geliştirilen ve hemen hemen tüm öğrencilerin okulların öğretme amacını güttüğü tüm yeni davranışları öğrenebileceği görüşü üzerine temellendirilmiş bir yaklaşım olan tam öğrenme modeli, öğrenciye ihtiyaç duyduğu zaman ve ek öğrenme olanakları verildiğinde tüm öğrencilerin belirlenen öğrenme seviyesine ulaşabilecekleri üzerine temellendirilmiş bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın amacı, yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modelinin Tıp Fakültesi öğrencilerinin akademik başarıları, üstbiliş becerileri, öz-düzenleme stratejileri, öz-yansıtma becerileri, öz-yeterlik inançları ve eleştirel düşünme eğilimlerine etkilerini belirlemektir. Aynı zamanda, yapılan uygulamalara dönük olarak sürece ilişkin algıları ortaya çıkarmak da hedeflenmiştir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi?nde öğrenim gören 5. sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırma, deney ve kontrol grubu olmak üzere iki grupta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; hem deney hem de kontrol grubunda 32 olmak üzere toplam 64 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda, yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modeli; kontrol grubunda ise geleneksel yöntem uygulanmıştır. Uygulamalar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji dersinde ?Stafilokokal Enfeksiyonlar?, ?Streptokokal Enfeksiyonlar?, ?Sıtma?, ?Ekstrapulmoner Tuberküloz?, ?Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi? ve ?Influenza? ders konularında gerçekleştirilmiştir. Nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı araştırmada, karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında başarı testi, Bilişötesi Farkındalık Envanteri, Tıp Öğrencilerin Yansıtıcı Öğrenme Anlayışı - Öğrenmede Yansıtma Ölçeği, Groningen Yansıtma Yeteneği Ölçeği, Genel Özyeterlik Ölçeği ve California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeğinden; nitel verilerin toplanmasında ise görüşme formlarından ve öğrenme günlüklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın deneysel bölümünde öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desenden yararlanılmıştır. Nitel boyutta ise araştırma deseni olarak olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmış; uygulama sonrasında, deney grubunda yer alan öğrencilerden altı tanesi ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı?nda görev yapan ve uygulamayı yürüten öğretim üyesi ile görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca her hafta öğrencilerden düzenli olarak öğrenme günlükleri de toplanmıştır. Nicel verilerin toplanmasında kullanılan ve araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi, 29 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .52, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .65 olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki öğrencilerin Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji dersine yönelik öz-düzenleme stratejilerini belirlemek için Sobral (2000) tarafından geliştirilen Tıp Öğrencilerin Yansıtıcı Öğrenme Anlayışı - Öğrenmede Yansıtma Ölçeği; öz-yansıtma becerilerini belirlemek için ise Aukes ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen Groningen Yansıtma Yeteneği Ölçeği?nin Türkçeye uyarlanma çalışması yapılmıştır. Her iki ölçeğin dil eşdeğerliğini test etmek için İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü?nde öğrenim gören 4. sınıf öğrencilerine karşılıklı olarak (İngilizce-Türkçe; Türkçe-İngilizce) çeviriler uygulanmış; İngilizce ve Türkçe formlardan elde edilen puanlar arasında pozitif ve anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliğini saptamak için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi uygulanmış ve tek boyutlu yapı gösterdikleri sonucuna varılmıştır. Toplam10 maddeden oluşan ve olumsuz madde bulunmayan yedili Likert tipine göre derecelendirilmiş Tıp Öğrencilerin Yansıtıcı Öğrenme Anlayışı Ölçeğinin KMO değeri .858; Barttlet testi sonucu 718,047; Cronbach Alpha katsayısı .831 olarak belirlenmiştir. Groningen Yansıtma Yeteneği Ölçeği ise 10 olumlu madde ve 1 olumsuz madde olmak üzere toplam 11 maddeden oluşmuş ve beşli Likert tipine göre derecelendirilmiştir. Ölçeğin KMO değeri .718; Barttlet testi sonucu 595.901 ve Cronbach Alpha katsayısı ise .706 olarak belirlenmiştir. Araştırmada nicel verilerin toplanmasında kullanılan veri toplama araçlarından birisi de Akın, Abacı ve Çetin (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan sekiz alt boyuttan ve 52 maddeden oluşan ve 5?li Likert tipi ile derecelendirilmiş Bilişötesi Farkındalık Envanteri?dir. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri .95?dir. Diğer bir veri toplama aracı ise Yeşilay (1996) tarafından Türkçeye uyarlanan 10 maddeden oluşan 4?lü Likert tipi Genel Özyeterlik Ölçeği?dir. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri .83?dür. California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği de yine nicel veri toplanmasında işe koşulan ölçeklerden biridir. Kökdemir (2003) tarafından Türkçeye uyarlanan 6?lı Likert tipi bu ölçek altı alt boyuttan ve toplam 51 maddeden oluşmuştur. Cronbach Alfa değeri ise .88? dir. Elde edilen nicel veriler, SPSS 16 paket programından ve istatistiksel yöntemlerden yararlanılarak analiz edilmiştir. Görüşmelerden ve öğrenci günlüklerinden elde edilen nitel veriler ise NVIVO 8 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, hem yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modelinin uygulandığı deney grubunun hem de geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubunun başarı düzeyleri artmıştır. Ancak yapılan karşılaştırmalar sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Her iki grubun başarı testinden aldıkları erişi puanları arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Başarı testinin bilgi ve kavrama alt boyutlarına ilişkin deney ve kontrol gruplarının erişi puanları arasında farklılık belirlenmemiş; ancak uygulama alt boyutu erişi puanları karşılaştırıldığında, deney grubu kontrol grubuna göre daha başarılı bulunmuştur. Üstbiliş becerilerine ilişkin genel sonuçlara bakıldığında, yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modelinin öğrencilerin üstbiliş becerilerine yönelik olumlu etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kontrol grubundaki öğrencilerin üstbiliş becerilerinde bir farklılık tespit edilememiştir. Uygulanan Bilişötesi Farkındalık Envanteri (BFE)?nin alt boyutları dikkate alındığında ise sadece planlama ve bilgi yönetme alt boyutlarında iki grup arasında bir farklılık belirlenmemiş; ancak diğer alt boyutlarda deney grubu lehine anlamlı farklılık belirlenmiştir. Özdüzenleme stratejilerine yönelik öğrencilerin puanları karşılaştırıldığında, deney grubu öğrencilerinin sontest özdüzenleme puanlarının kontrol grubu öğrencilerinin sontest öz-düzenleme puanlarından daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak gruplar arası anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ayrıca, öz-yansıtma becerileri, öz-yeterlik inançları ve eleştirel düşünme becerilerine yönelik yapılan uygulamalarda da gruplar arasında anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Araştırmanın nitel boyutunda, yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modelinin uygulamasına ilişkin beş tema belirlenmiştir. Bu temalar; uygulanan yöntemin içeriği, uygulanan modele yönelik öğrencilerde oluşan duyuşsal durum, uygulanan modelin beğenilen yönleri, uygulanan modelde problem yaşanan durumlar, uygulanan modelin faydalarıdır. Ortaya çıkan bu temalar ve oluşturulan kodlamalar, araştırmanın nicel ve nitel sonuçlarının birbiriyle paralel olduğunu göstermiştir. Ayrıca sonuçların tutarlılık gösterdiği ve birbirini desteklediği sonucuna da ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, yansıtıcı düşünme etkinlikleriyle destekli tam öğrenme modeline, tıp fakültesinde hem temel bilimler hem de klinik bilimlerin öğretilmesinde daha fazla yer verilmesi; öğrencilerinin deneyim kazanmaları ve beceride ustalaşmaları için pratik uygulamalara daha fazla ağırlık verilmesi önerilmiştir. Ayrıca, benzer çalışmaların, tıp fakültesi öğrencilerinin farklı sınıf düzeylerinde de gerçekleştirilmesinin ve sonuçlarının karşılaştırılmasının yararlı olacağı belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji dersi, tam öğrenme modeli, yansıtıcı düşünme etkinlikleri, üstbiliş, öz-düzenleme, öz-yansıtma, öz-yeterlik, eleştirel düşünme.
8. sınıf Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi Dersi kazanımlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin öğretmen-öğrenci görüşleri ile derse yönelik öğrenci tutumları
Bu çalışmanın amacı; İlköğretim 8. Sınıf Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersi kazanımlarının gerçekleşme düzeyine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri ile derse yönelik öğrenci tutumlarını belirlemektir. Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezindeki beş eğitim bölgesinden seçilen 30 ilköğretim okulunun 8. sınıfında öğrenim gören öğrenciler ile bu okullarda Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersine giren öğretmenler üzerinde yürütülmüştür. Nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı araştırmada, karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada; nicel verilerin toplanmasında, Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersi programında yer alan kazanımların gerçekleşme düzeyi ölçeği ve derse yönelik öğrenci tutum ölçeği, nitel verilerin toplanmasında ise görüşme formlarından yararlanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında kullanılan ve araştırmacı tarafından geliştirilen kazanımların gerçekleşme düzeyi ölçeğinin KMO değeri .94, Bartlett testi sonucu 11675.3820, Cronbach?s Alpha güvenirlik değeri de .98 olarak bulunmuştur. Beşli Likert tipinde geliştirilen ve 38 maddeden oluşan kazanımların gerçekleşme düzeyi ölçeği demokrasi bilinci, hak ve özgürlükler, görev ve sorumluluklar olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Bir diğer veri toplama aracı ise derse yönelik öğrenci tutum ölçeğidir. Tutum ölçeğinin KMO değeri .92, Bartlett testi sonucu 6724.421, Cronbach?s Alpha güvenirlik değeri de .98 olarak bulunmuştur. 14'ü olumlu, 7'si olumsuz olmak üzere 21 maddeden oluşan tutum ölçeği; dersi önemseme-ilgi duyma ve sevme olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. Elde edilen nicel veriler, SPSS 16 paket programından ve istatistiksel yöntemlerden yararlanılarak analiz edilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel veriler ise NVIVO 8 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda; Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersi kazanımlarının gerçekleşme düzeyinin öğrencilerde yeterli derecede gerçekleştiği, programda yer alan etkinliklerin kazanımları gerçekleştirmede yeterli olduğu ve öğrencilerin derse yönelik olumlu tutum içerisinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada kazanımların gerçekleşme düzeyinin; kız öğrenciler, üst sosyo-ekonomik düzey okullardaki öğrenciler, baba ve anne eğitim düzeyi yüksek olan, sınıf mevcudu az olan sınıflardaki öğrenciler ve ders kapsamında okul dışı etkinlik yapan öğrenciler üzerinde daha yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen ve öğrenciler ile yapılan görüşme sonuçlarına göre ise; Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi dersinin önemli ve gerekli bir ders olduğu ve öğrencilerin hak ve özgürlükler, görev ve sorumluluklar, ayrımcılık yapmama, sevgi-saygı, yardımlaşma, çevreye duyarlılık, hoşgörü, kurallara uyma, seçimlere katılma, hak arama, empati kurma, sorun çözme, düşünceleri paylaşma ve sivil toplum kuruluşlarının önemi gibi konularda kazanımlar edindikleri sonucuna ulaşılmıştır. Etkinliklerin kazanımları gerçekleştirmede yeterli olduğu ancak ders saatinin yetersiz olduğu ve çoğunlukla okul içi etkinliklerin yapıldığı öğretmen ve öğrenciler tarafından dile getirilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin; okul, aile ve çevrenin işbirliği içerisinde olması gerektiği, uygulamaya dönük etkinliklere daha fazla yer verilmesi ve konuların hayatla ilişkilendirilmesi gerektiği yönünde görüş belirttikleri tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen nicel ve nitel sonuçlar değerlendirildiğinde, sonuçların tutarlılık gösterdiği ve birbirini desteklediği sonuçlara ulaşılmıştır. Bu bağlamda; mevcut programın etkililiğini arttırmak için; etkinliklerin hayatla ilişkilendirilmesi, derste günlük yaşamdan örnekler verilmesi, uygulamaya dönük daha fazla etkinlik yapılması, okul dışı etkinliklere daha fazla yer verilmesi, öğrencilerin grup çalışmalarına yönlendirilmesi, aile ve çevreyle işbirliğine gidilmesi, okulların imkânlarının geliştirilmesi, haftalık ders saatinin artırılması ve bu dersin 8. sınıftan önce de programlarda yer alması gerektiği gibi önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Vatandaşlık, demokrasi, insan hakları, vatandaşlık eğitimi, demokrasi eğitimi, kazanım
Ortaokullarda değerler eğitimi ve istenmeyen öğrenci davranışlarına ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı, ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin kazandırılma düzeyinin belirlenmesi ile bu programın hedef kitlesini teşkil eden öğrencilerde istenmeyen davranışların görülme sıklığını tespit etmektir. Bu genel amaca bağlı olarak araştırmada aşağıdaki alt amaçlara cevap aranmıştır. 1. Ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin kazandırılma düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri hangi düzeydedir? 2. Ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin kazandırılma düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri arasında; a) Cinsiyet, b) Branş, c) Kıdem ve d) Görev yapılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı fark var mıdır? 3. Ortaokullarda istenmeyen öğrenci davranışlarına ilişkin öğretmen görüşleri nelerdir? 4. Okulda istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığına ilişkin öğretmen görüşleri arasında; a) Cinsiyet, b) Branş, c) Kıdem ve d) Görev yapılan okul türü değişkenlerine göre anlamlı fark var mıdır? 5. Ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin kazandırılma düzeyi ile istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığı arasındaki ilişki nasıldır? Betimsel araştırma modellerinden karma araştırma modelinde yürütülen bu araştırmanın evreni, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Batman ili merkez ilçede yer alan 56 okulda (51 resmi ve 5 özel okul) görev yapan 1450 öğretmenden oluşmaktadır. Örneklem ise bu evrenden basit seçkisiz örnekleme ile seçilen 34 (30 resmi ve 4 özel okul) okulda görev yapan 590 öğretmenden (545 resmi okul ve 45 özel okul) oluşturulmuştur. Araştırmanın nitel boyutunda ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmış veriler ise, 172 öğretmenden görüşme formu ile elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde ortalama, standart sapma, Bağımsız Gruplar t-testi, Mann-Whitney U-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Kruskal Wallis H-testinin anlamlı olduğu durumlarda Mann Whitney U testi uygulanmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizinden şu sonuçlar elde edilmiştir: Araştırmaya katılan öğretmen görüşlerine dayalı olarak, ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin ?Bireyler arası ilişkiler? ?Milli Değerler?,?Evrensel Değerler? ve ?Özerklik? boyutlarındaki değerler ?Kısmen Yeterli? düzeyinde kazanılmış olduğu belirlenmiştir. Ortaokul öğretim programlarında yer alan değerlerin kazandırılma düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri arasında okul türü değişkenine göre, özel okullarda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı fark olduğu, cinsiyet, kıdem ve branş değişkenlerine göre ise anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere göre, ortaokullarda istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığı, ?Bireyler Arası İlişkiler?, ?Sınıf Dışı Davranışlar ve ?Zarar Verici Davranışlar? boyutlarında ?Bazen? düzeyinde gerçekleşmektedir. Ortaokullarda istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığına ilişkin öğretmen görüşleri arasında okul türü değişkenine göre, özel okullarda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkenine göre, öğretmen görüşleri arasında anlamlı fark, erkek öğretmenlerin lehinedir. Kıdem süresine göre, ?Bireyler Arası İlişkiler? ve ?Zarar Verici Davranışlar? boyutunda istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığına ilişkin öğretmen görüşleri arasında 1-5 kıdem yılına sahip öğretmenler ile 11-15 kıdem yılına sahip öğretmenler arasında anlamlı farklılık vardır. Bu fark, 11-15 kıdem yılına sahip öğretmenlerin lehinedir. Ortaokullarda istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığına yönelik olarak, branş değişkenine göre, öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Sonuçlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ortaokullarda değerlerin kazandırılma düzeyi ile istenmeyen öğrenci davranışlarının görülme sıklığı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Değerler, Değerler Eğitimi, İstenmeyen Davranışlar, Ortaokul Programları, Okulda Değerler Eğitimi
Öğrenme-öğretme ortamlarında durumlu öğrenme yaklaşımının uygulanması ve değerlendirilmesi
Bilimin hızla ilerlediği çağımızda, bireye bilgiyi aktarmaktan ziyade bilgiyi nasıl elde edebileceğinin yolları öğretilmelidir. Kişinin bilgiyi elde edebilmesi, öğrenmeyi öğrenmesiyle gerçekleşir. Kendi öğrenme özelliklerini tanıyarak kendine uygun stratejiyi bilip uygulamasıyla kişi öğrenmeyi öğrenir. Öğrenme stratejileri, kişinin nasıl ve hangi yolla öğreneceği konusunda kullanılan araçlardır. Her geçen gün öğrenmeyi kolaylaştıracak ve aktif katılımı sağlayacak öğrenme modelleri yaşama dahil olmaktadır. Bu çalışma; öğretim elemanları ve öğrencilerin öğrenme-öğretme ortamlarında durumlu öğrenme modelini kullanma düzeylerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. Betimsel nitelikte olan bu çalışmada tarama (survey) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; öğretim elemanları ile öğrencilerin kişisel bilgileri ve öğrenme-öğretme ortamlarında durumlu öğrenme modelinin kullanma düzeyleriyle ilgili maddelerden oluşan, araştırmacı tarafından hazırlanarak geçerlik-güvenirlik çalışmaları yapılan ölçek kullanılmıştır. Ölçek, Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Tunceli Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksekokulundaki 86 öğretim elemanı ve eğitim-öğretime devam eden 581 ikinci sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 667 katılımcıya uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17.0 for Windws Evaluation Version paket programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre; araştırmaya katılan öğretim elemanları ve öğrencilerin durumlu öğrenme modelini öğrenme-öğretme ortamlarında kullanma düzeyleri açısından, genel olarak bazen kullandıkları tespit edilmiştir. Boyut bazında incelendiğinde ise; öğretim elemanları ve öğrencilerin "Bilişsel Çıraklık" boyutunu diğer boyutlara göre daha fazla kullandıkları tespit edilmiştir. Öğretim elemanları ve öğrenciler arasında durumlu öğrenme modelinin kullanılması açısından alt boyutlarında anlamlı farklılıklar çıkmıştır. Öğretim elemanları öğrencilere göre durumlu öğrenme modelini daha fazla kullandıklarını belirtmişlerdir. Öğrenme-öğretme ortamlarında uygulama alanları ve teknolojik araç-gereçler açısından eksiklikler olduğu öğretim elemanları ve öğrenciler tarafından belirtilen konular arasındadır. Sonuç olarak; elde edilen veriler neticesinde durumlu öğrenme modeli için gerekli şartların, araştırmanın yürütüldüğü üniversitelerde yeterli düzeyde olmadığı sonucuna varılmıştır. Teknolojik cihazların eksik olduğunu ve güncel derslerin yer almadığını belirten katılımcılar gerçek yaşamda kullanabilecekleri bilgilere ulaşamadıklarını belirtmişlerdir. Uygulama alanlarında teknolojik araç-gereçlerin arttırılması, alanında uzman kişilere ulaşımın kolaylaştırılması durumlu öğrenme modelinin kullanım düzeyini arttırabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel çıraklık, Durumlu öğrenme, Yapılandırmacı yaklaşım.
Güçlü yön temelli yaklaşımın yükseköğretimde ingilizce dersinde devam, akademik başarı ve motivasyon üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Güçlü Yön Temelli Yaklaşımın (GYTY) İngilizce dersinde devam, akademik başarı ve motivasyon üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla 2011- 2012 akademik yılı Bahar yarıyılında Bartın Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümlerinde öğrenim gören birinci sınıf öğrencilerinin katıldığı deneysel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışmanın örnekleminde, deney grubu olarak Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümünden 33 öğrenci ve kontrol grubu olarak da Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden 33 öğrenci olmak üzere toplam 66 öğrenci yer almıştır. Uygulama haftada iki saat olarak okutulan İngilizce dersinde yapılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Devam ve akademik başarı değişkenlerine ait öntest verileri aynı akademik yılın güz döneminde, motivasyona ait veriler ise uygulamanın yapıldığı bahar yarıyılı başında elde edilmiştir. Bütün bağımlı değişkenlere ait sontest verileri ise uygulamanın yapıldığı bahar yarıyılı sonunda elde edilmiştir. Çalışma kapsamında öğrencilerin yetenek temalarını belirlemek için Donald O. Clifton tarafından geliştirilen internet tabanlı Clifton güç bulucu ölçeğinden (Gallup, 1998) yararlanılmıştır. Öğrencilerin motivasyon düzeylerine ilişkin veriler ise Robert C. Gardner (1985b) tarafından geliştirilen Tutum / Motivasyon Test Havuzundan alınan motivasyon ölçeği ile elde edilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilerin İngilizce dersine devam oranlarını gösteren veriler ise araştırmacı tarafından hem güz döneminde hem de bahar döneminde haftalık olarak alınan ders yoklama belgelerinden alınmıştır. Öğrencilerin akademik başarı düzeyleri hakkında bilgi edinmek için araştırmacı tarafından güz ve bahar yarıyılında uygulanan yıl içi ve yıl sonu sınavlarından alınan puanlar esas alınmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin en baskın beş yetenek temasını belirlemek için kullanılan Clifton güç bulucu ölçeğinin ortalama güvenirlik katsayısı 0.79 olarak gerçekleşmiştir. Bir diğer veri toplama aracı olan motivasyon ölçeğinin öntest uygulamasındaki güvenirlik katsayısı 0.88, sontest uygulamasındaki güvenirlik katsayısı ise 0.91 olarak bulunmuştur. Araştırma sonucunda, öğrencilerin yetenek temaları içinde en sık rastlanan yetenek temalarının 16 öğrencinin sahip olduğu düzelten, 11 öğrencinin sahip olduğu sorumlu ve 9'ar öğrencinin sahip olduğu tedbirli, fikir ve öğrenici olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin motivasyon puanlarının öntest ve sontest ortalamalarının deney grubu için 100 puan üzerinden 69, kontrol grubu için 64 olduğu belirlenmiştir. GYTY'nin öğrencilerin derse devam oranını deney grubu lehine olmak üzere artırdığı, ancak akademik başarıları ve motivasyon düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı araştırmada ulaşılan diğer sonuçlardır. Hem dünya hem de ülkemiz için çok yeni bir çalışma alanı olan GYTY'nin farklı çalışmalara konu edilerek ayrıntılı olarak araştırılması, eğitim sürecinin daha verimli olmasını isteyen karar vericiler için yeni bir alternatif bulunması açısından önemli görülmektedir.
2000-2008 yılları arasındaki Talim ve Terbiye Kurulu kararlarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Talim ve Terbiye Kurulu (TTK)' nun 2000 - 2008 yıllarını kapsayan dönemde aldığı kararların nicel ve nitel incelemesini yapmaktır.Türk Milli Eğitim Sisteminin öğretim programlarını, ders kitaplarını ve bütün eğitim ? öğretim araçlarını belirleyen, yönlendiren ve Türk toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda gelecek kuşakların yetişmesi ve eğitilmesi için temel hedef ve kararları tespit eden Talim ve Terbiye Kurulu' nun 2000 - 2008 yılları arasındaki kararları, belgesel tarama tekniği ile ele alıp incelenmiş, elde edilen veriler bir sistem içinde bütünleştirilerek, genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca bu amaca bağlı olarak incelenen Talim ve Terbiye Kurulu Kararları' nın eğitim uygulamalarına yansımaları da incelenmiştir.Bu araştırma, Talim ve Terbiye Kurulunun ' nın 2000 - 2008 yılları arasındaki almış olduğu Yönetmelik, Eğitim Programları, Ders Kitapları, Ders Dağıtım Çizelgesi ve Şûra kararlarıyla sınırlı tutulmuştur.TTK' nın 2000 - 2008 yılları arasında alınan kararların büyük çoğunluğunu ders kitaplarıyla ilgili kararların oluşturduğu görülmektedir. 2000 - 2008 yılları arasındaki kararların %69' u Ders Kitabı, %13' ü Eğitim Programları, %8' i Yönetmelik, , %7.8' i Ders Dağıtım Çizelgesi, %2' si çeşitli konular, %0.2' si ise Eğitim Şûralarıyla ilgili düzenlemelerden oluşmaktadır.
Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın genel amacı; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, liselerde görev yapan öğretmenlerin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve epistemolojik inançlarla öğretme öğrenme anlayışları arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Araştırmanın genel amacına bağlı olarak aşağıdaki alt amaçlara cevap aranmıştır: 1. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançlarının düzeyi nedir? 2. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları; a) insiyet, b) kıdem, c) branş, d) öğrenim durumu, e) görev yapılan kurum türü ve f) görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 3. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları nedir? 4. Lise öğretmenlerinin öğretme- öğrenme anlayışları; a. cinsiyet, b. kıdem, c. branş, d. öğrenim durumu, e. görev yapılan kurum türü ve f. görev yaptığı okul türü değişkenlerine göre değişmekte midir? 5. Lise öğretmenlerinin epistemolojik inançları ile öğretme öğrenme anlayışları arasında bir ilişki var mıdır? Araştırma betimsel nitelikte ve tarama modelindedir. Araştırmanın evreni, 2012–2013 eğitim-öğretim yılında, Trabzon İl merkezi ve ilçelerde toplam 112 lisede çalışan, yaklaşık 2670 öğretmeni kapsamaktadır Örneklem ise, gönüllük ve yansızlık kuralına göre seçilen ve ölçeği doldurmayı kabul eden 1581 öğretmenden oluşturulmuştur. Veriler, beşli likert türü maddelerin yer aldığı iki farklı ölçekle elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, "t" testi ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova)"; Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Saptanan farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için de Bonferroni Testi uygulanmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançlar ile öğretme-öğrenme anlayışları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı (r) analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular şu şekilde özetlenebilir: 1. Araştırmaya katılan lise öğretmenlerinin, epistemolojik inançların "bilginin kaynağı uzmandır ve öğrenme yetenek işidir" boyutunda gelişmiş epistemolojik inanca sahip oldukları, "öğrenme çabaya bağlı değildir" boyutunda güçlü bir inanç taşımadıkları, "bilgi tek ve kesindir" boyutunda ise pozitivist nesnelci inanca daha yakın durdukları tespit edilmiştir. 2. Araştırmada, epistemolojik inançların bazı boyutlarında cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenlerin lehine bulgular ortaya çıkmıştır. Epistemolojik inançların bazı boyutlarında, öğretmenlerin düşük kıdemlerde gelişmiş(sofistike) olan inançlarının kıdemleri arttıkça gelişmemiş(naif) inançlara doğru evrildiği görülmüştür. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. 3. Araştırmada, lisans mezunu öğretmenlerle lisansüstü mezunu olan öğretmenlerin epistemolojik inançlarının, lisansüstü öğretmenlerin lehine, anlamlı düzeyde farklılaştığı anlaşılmıştır. Öğretmenlerin epistemolojik inançları arasında görev yaptığı kurum türüne göre ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. 4. Araştırmada, lise öğretmenlerinin yapılandırmacı öğrenme anlayışını benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışı konusunda ise kararsız olduklarıanlaşılmıştır. 5. Araştırmada, kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere kıyasla yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri anlaşılmıştır. Geleneksel anlayış boyutunda ise cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Öğretmenlerin öğretme-öğrenme anlayışlarının yapılandırmacı anlayış ve geleneksel anlayış boyutlarında kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Buna göre, 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin, yapısalcı öğrenme anlayışını yüksek kıdemdeki öğretmenlere göre daha çok benimsedikleri, geleneksel öğrenme anlayışını ise benimsemedikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yapılandırmacı ve geleneksel öğrenme anlayışları arasında branş değişkenine göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. 6. Araştırmada, lisansüstü öğrenim gören öğretmenlerin lisans mezunu öğretmenlere göre yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını daha çok benimsedikleri, öğretmenlerin öğrenme anlayışları arasında görev yaptıkları kurum türü ve okul türü değişkenlerine göre ise anlamlı bir farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. 7. Araştırmada, gelişmiş epistemolojik inanç ve öznel bilgi anlayışı ile yapılandırmacı yaklaşım arasında pozitif; geleneksel pedagojik anlayış arasında ise negatif bir korelasyon olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı'nın, liselerde görev yapan her branştaki öğretmenlerin gelişmiş epistemolojik inançlara sahip olmaları için çaba göstermesi, bu amaçla üniversitelerle işbirliği yaparak çalıştaylar, seminerler ve konferanslar düzenlemesi, eğitim fakültelerine epistemolojik tabanlı dersler eklenmesi, mevcut öğretmenlere hizmetiçi eğitimle epistemolojik inançlarının geliştirilmesi, üniversitelerin öğretmenlere yönelik lisansüstü kontenjanlarını artırmaları, alanda nitel, alan odaklı ve farklı bağlamdaki epistemolojik inançlar üzerine çalışmalar yapılması önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Epistemolojik inançlar, Öğretme-öğrenme anlayışı, Yapısalcı yaklaşım, Geleneksel yaklaşım, Lise öğretmenleri
Okul öncesi öğretmen adaylarının anne baba tutum algısı, eleştirel düşünme ve problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Bu araştırmadaki amaç: Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Anne Baba Tutumları, Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin incelenmesidir. Araştırma 2011-2012 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden birer üniversite belirlenerek ve bu üniversitelerin eğitim fakültelerinin okul öncesi öğretmenliği son sınıfında öğrenim gören 277 öğrenciden veri toplanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının kişisel özelliklerini belirlemek için "Kişisel Bilgi Formu", diğer değişkenler için "Problem Çözme Envanteri", "Eleştirel Düşünme Ölçeği" ve "Anne Baba Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. Niceliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi, ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında Tek yönlü (One way) Anova testi ve farklılığa neden olan grubun tespitinde Tukey Post Hoc testi kullanılmıştır Araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ve lineer regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmen adaylarının anne baba tutum algıları: Cinsiyet ve baba eğitim düzeyine göre farklılık göstermezken, annenin eğitim düzeyi, öğretmen adaylarının yaşı ve aylık gelir düzeylerine göre farklılaşmaktadır. Eleştirel düşünme, hiçbir demografik özelliğe göre farklılık göstermemektedir. Problem çözme becerileri: Cinsiyet ve baba eğitim düzeyine göre farklılık göstermezken; öğretmen adaylarının yaşı, anne eğitim düzeyi ve aylık gelir düzeylerine göre farklılaşmaktadır. Eleştirel düşünme, anne baba tutumları ve problem çözme becerileri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının eleştirel düşünme becerileri ile anne babanın demokratik tutum algıları arasında pozitif yönde, problem çözme becerilerinin geneli ve tüm alt boyutları ile anne babanın demokratik tutum algıları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yine problem çözme becerilerinin geneli ve aceleci yaklaşım, düşünen yaklaşım, kaçıngan yaklaşım, kendine güvenli yaklaşım ve planlı yaklaşım alt boyutları ile koruyucu ve otoriter anne baba tutum algıları arasında negatif yönde bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu bulgulara dayalı olarak uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültür anlayışı
Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyetimizin ikinci Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültürle ilgili görüş ve uygulamalarını tozlu raflarda kalmaktan kurtararak, Türk toplumunun kullanımına sunmaktır.Bu araştırmada, geçmiş zamanlarda meydana gelmiş olay ve olguların araştırılması, geçmişin eleştirel bir gözle incelenmesi ve analizi için gerekli verilerin yazılı kaynaklardan ve belgelerden elde edilmesi nedeniyle tarihi yöntem kullanılmıştır.Araştırmada; Hamdullah Suphi Tanrıöver'in öğretmenlik hayatı, Türk Ocakları Başkanlığı, Bükreş Büyükelçiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı dönemlerindeki görüş ve uygulamalarına genel olarak değinilmeye çalışılmıştır. Hamdullah Suphi Tanrıöver'in içinde yetiştiği dönemin genel özellikleri, bu dönemde etkili olan fikir akımları ve dönemin eğitim sisteminin genel durumu hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Özgeçmişi, öğretmenlik hayatı, evlenmesi, büyükelçiliği, hitabeti, şairliği ve edebi şahsiyeti, eserleri, vefatı ve hakkında yazılan yazılar üzerinde durulmuştur. Eğitim anlayışı, Milli Eğitim Bakanı oluş süreci, yapmış olduğu örgütleme çalışmaları, örgün öğretim kurumları üzerindeki çalışmaları, İstiklal Marşı'nın kabul edilmesindeki çalışmaları, karşılaştığı sorunlar ve bu sorunlara karşı ürettiği çözüm önerileri açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak; milliyet, medeniyet, milliyetçilik konularına ve Atatürk inkılâplarına bakışı, Türk Ocakları Başkanlığı dönemindeki faaliyetleri ve Gagauz Türkleri ile ilgili çalışmaları hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır.Bu bulgular ışığında Hamdullah Suphi Tanrıöver'in eğitim ve kültür hayatımızı etkileyen fikirleri ile uygulamaları hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Türk eğitim ve kültür hayatına yapmış olduğu katkılar, tarihi belgeler incelenerek tarafsız bir yaklaşımla ortaya konulmuştur.
Yansıtıcı düşünmeyi geliştirici etkinliklerin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersindeki akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma ile yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirici etkinliklerin ilköğretim beşinci sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersindeki akademik başarıları ve tutumlarına etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Türkiye Odalar ve Borsalar İlköğretim Okulu beşinci sınıftaki altı şubeden akademik başarı ve kişisel özellikler bakımından birbirine en yakın özellikler gösteren iki şube denkleştirilerek oluşturulmuştur. Bu gruplardan tesadüfi yöntemle 5A sınıfı (36 öğrenci) deney, 5D sınıfı (40 öğrenci) ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırma deneysel desende öntest-sontest kontrol gruplu modele göre tasarlanmıştır. Deneysel işlemler öncesinde ve sonrasında bilişsel alanın bilgi, kavrama, uygulama, analiz düzeylerine göre hazırlanan akademik başarı testi ve sosyal bilgiler tutum ölçeği kullanılmıştır.Araştırma kapsamında öğrencilerin yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirmek amacıyla işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımı, sorgulama, kendini sorgulama ve günlük tutma stratejileri kullanılmıştır. Bu doğrultuda ders planları, işbirlikli gruplar için sorgulama stratejisiyle donanık çalışma yaprakları, kendini sorgulama stratejileriyle donanık hem bireysel hem de grup günlükleri, çalışmalara ilişkin yönergeler hazırlanmıştır. Deneysel işlemin başında deney grubundaki öğretmen ve öğrencilere konu ile ilgili iki haftalık bir eğitim verilmiştir. Deneysel işlem dokuz hafta yürütülmüştür.Sonuç olarak deney grubundaki yansıtıcı düşünme becerileri geliştirilen öğrencilerin kontrol grubuna göre akademik başarı testinden bilgi düzeyinde bir farklılığa sahip olmadığı görülmüştür. Ancak deney grubunun kavrama, uygulama veıııanaliz düzeylerinde ve tüm başarı testinden aldıkları puanların kontrol grubundan anlamlı bir şekilde yüksek olduğu belirlenmiştir. Deney grubundaki öğrencilerin hem akademik başarılarının hem de derse yönelik tutumlarının kontrol grubundaki öğrencilerden anlamlı bir şekilde daha olumlu ve yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, yansıtıcı düşünme becerilerinin üst düzey düşünme becerileriyle olumlu ilişkisinin olduğu ve bu becerileri geliştirdiğinin bir kanıtıdır.Araştırma sonuçları ışığında, yansıtıcı düşünme becerilerinin eğitimin her kademesinde hayata geçirilmesi, yansıtıcı düşünme becerilerine ilişkin programlar ve ders kitapları hazırlanması, bu becerilerin öğretmen adaylarında da geliştirilmesi gibi öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı Düşünme, Üst Düzey Düşünme Becerileri, Günlük Tutma, Sorgulama Stratejisi, İşbirliğine Dayalı Öğrenme, Akademik Başarı, Sosyal Bilgiler, Öğrenci Tutumları.
Dizgeli öğretimin öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme ve demokratik tutumlarına etkisi
Araştırmanın amacı, `Dizgeli öğretimin öğretmen adaylarının yansıtıcı düşünme ve demokratik tutumlarına etkisi'ni belirlemektir. Araştırmanın çalışma alanını 2007-2008 öğretim yılı bahar dönemi içerisinde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünün birinci sınıfında eğitim gören ve Eğitim Psikolojisi dersini alan öğrenciler oluşturmuştur. Gruplar, kümeleme analizinden (Cluster analyses) elde edilen 31 deney ve 31 kontrol grubu öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma `ön test ? son test kontrol gruplu model' ile yürütülmüştür. Deney grubuna dizgeli öğretime dayalı bir ders programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise dersler geleneksel yöntemle işlenmiştir. Ayrıca, araştırma nitel çalışma ile desteklenmiştir. Bunun için deney grubu öğrencileri ile odak grup görüşmesi yapılmış ve yazılı olarak görüşleri alınmıştır. Araştırmanın verileri `Yansıtıcı Düşünme Eğilimi Ölçeği' (YANDE), Sınıf Ortamına İlişkin Demokratik Tutum Ölçeği', `Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği' (CCTDI), görüşme kayıtları ve dökümanlar aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bazı bulgular şöyledir:-Deney grubunun ön test ? son test yansıtıcı düşünme eğilimi puanları ve sınıf ortamına ilişkin demokratik tutum puanlarının bazı alt boyutlarında son test lehine anlamlı farklılık çıkmıştır.-Deney ve kontrol gruplarının son test yansıtıcı düşünme eğilimi puanlarının bazı alt boyutlarında deney grubu lehine anlamlı farklılık çıkmıştır.-Deney ve kontrol gruplarının son test sınıf ortamına ilişkin demokratik tutum puanları arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır.-Deney grubunun son test ? kalıcılık yansıtıcı düşünme eğilimi ve sınıf ortamına ilişkin demokratik tutum puanlarında anlamlı farklılık çıkmamıştır.-Deney ve kontrol grubu kalıcılık yansıtıcı düşünme eğilimi ve sınıf ortamına ilişkin demokratik tutum puanlarının bazı alt boyutlarında deney grubu lehine anlamlı farklılık çıkmıştır.-Deney grubuna yer alan öğretmen adaylarının kendilerini sorguladıkları, değerlendirdikleri ve farklı bakış açıları kazandıkları ortaya çıkmış; mesleki gelişim açısından da dizgeli öğretimin öğretmen adaylarına olumlu katkılar sağladığı tespit edilmiştir.Araştırma sonuçları; dizgeli öğretimin, öğretmen adaylarının gelişimlerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Ancak, uygulamalardan daha verimli sonuçların alınmasında öğretim süresinin uzatılması yararlı olacaktır.
İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğretmenlerinin çoklu zeka kuramı ve uygulanmasına yönelik görüşlerinin değerlendirilmesi (Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırma ilköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin Çoklu Zekâ Kuramı ve uygulamasına yönelik görüşlerini belirlemek için öğretmen görüşlerine dayalı olarak yapılmıştır.Araştırma Diyarbakır il merkezinde 2007- 2008 eğitim-öğretim yılında ilköğretim birinci kademede görev yapan 4. ve 5. sınıf toplam 514 sınıf öğretmenine anket uygulanması yolu ile yapılmış ve elde edilen veriler SPSS for Windows paket programıyla analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde, aritmetik ortalama, frekans, yüzde, ?t? testi, varyans analizi, Kruskal-Wallis testi, Man Whitney U testleri kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular aşağıdaki gibi özetlenebilir.Araştırmada öğretmenlerin, kendilerini ÇZK ile ilgili bilgi konusunda kısmen yeterli buldukları, ÇZK konusunda yapılan araştırmaları ve gelişmeleri kısmen takip ettikleri, öğretimi planlarken ÇZK' yı kısmen dikkate aldıklarını ve farklı zekâ alanlarını belirleyen araçlar konusunda da kısmen bilgi sahibi oldukları belirlenmiştir.Öğretmenler Çoklu Zekâ Kuramı uygulamalarının öğrenmede kalıcılık üzerinde daha etkili olduğunu, Çoklu Zekâ Kuramı'na göre ders işlemenin geleneksel yöntemlere göre ders işlemekten daha iyi sonuç verdiğini, öğrencilerinin Çoklu Zekâ Kuramı'na göre ders işlerken derse katılımlarının artığını ve öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerinin gelişme kaydettiklerini ifade etmişlerdir. Bunun yanında öğretmenler araç-gereç sıkıntısı yaşadıklarını, YİP çerçevesinde hazırlanan ders kitaplarının ve öğretmen kılavuz kitaplarının yeterli desteği sağlamadığını, sınıfların kalabalık olmasından rahatsızlık duyduklarını gerek kendilerinin, gerek yöneticilerin, eğitim alması gerektiğini dile getirmişlerdir. Sorunların giderilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı'ndan ve üniversitelerdeki akademisyenlerden beklentilerinin olduğu belirtilebilir.Anahtar Kelimeler: Yeni İlköğretim Programı, Çoklu Zekâ Kuramı, Çoklu Zekâ Kuramı Uygulamaları, Geleneksel Yöntem
Web tabanlı excel öğretiminin öğrencilerin akademik başarısı ve bilişötesi farkındalık düzeyine etkisi
Bu araştırmanın amacı, web tabanlı öğretimin öğrencilerin akademik başarısı ve bilişötesi farkındalık düzeyine etkisini belirlemektir. Araştırma, 2008-2009 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde Diyarbakır il merkezinde bulunan Vali Ahmet Cemil Serhadlı ilköğretim okulunda öğrenim gören toplam 86 (43 deney, 43 kontrol) öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Altı hafta süreyle uygulanan derslerde Excel programının tanıtımı, dosya, düzen, biçim menüleri, hücre kavramı, formül girme, toplam ve ortalama formülleri konuları anlatılmıştır.Deneysel yöntemle yürütülen bu çalışmada öntest ve sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları belirlenirken öğrencilerin dördüncü sınıf başarı ortalamaları, kişisel özellikleri ve öntest puanları dikkate alınarak deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Deney grubuna web tabanlı öğretim programı uygulanırken, kontrol grubuna ise dersler geleneksel yöntem (anlatıma, soru-cevap ve gösterip yaptırma) ile işlenmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre web tabanlı öğretimin öğrencilerin bilişsel başarılarını ve bilişötesi farkındalık düzeyini geliştirdiği tespit edilmiştir. Web tabanlı eğitim uygulanan deney grubunun bilişötesi farkındalık düzeyi ön-son test puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmuştur.Araştırmada elde edilen bulgular, web tabanlı öğretimin öğrencilerin bilişötesi farkındalık düzeyi üzerinde önemli etkileri olabileceğini göstermektedir.
Sosyal bilgiler dersi öğretim programının toplumsal ihtiyaçları karşılama düzeyine ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi (Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırmanın temel amacı, sosyal bilgiler dersi öğretim programının toplumsal ihtiyaçları ne düzede karşıladığına ilişkin olarak dört ve beşinci sınıfı okutan sınıf öğretmenleri ile sosyal bilgiler dersi öğretmenlerinin görüşlerini belirlemektir. Araştırma ile öğretmenlerin görüşleri arasında branş, kıdem ve okul düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olup olmadığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde şu soruya cevap aranmıştır: 2004 sosyal bilgiler öğretim programının toplumsal ihtiyaçları karşılama düzeyine ilişkin öğretmen görüşleri mesleki kıdemlerine, branşa ve görev yaptıkları okulun sosyo-ekonomik düzeyine göre değişmekte midir?Sosyal Bilgiler dersi öğretim programı ile karşılanabilecek toplumsal ihtiyaçlar araştırma içinde yedi bölüme ayrılmıştır. Bunlar; ?Öğrencilerin Toplumsal Varoluşlarını Gerçekleştirmesi, Öğrencilerde İyi Vatandaş Olma Bilinci Geliştirmesi, Öğrencilerin Öğrenme Sürecinde Edindiği Deneyimleri Çevreleriyle Etkileşimlerinde Kullanabilme Sağlaması, Öğrencilerin Ulusal ve Kültürel Değerler Çerçevesinde Yetişmeleri Sağlanması, Öğrencilerin Milli Kimliklerini Merkeze Alarak Evrensel Değerleri Benimsemeleri, Öğrencilerin Yaşadığı Yeri ve Dünya Coğrafyasını Tanımaları, Öğrencilerin Haklarını Bilen ve Sorumluluklarını Yerine Getiren Bireyler Olarak Yetiştirilmelerinin Sağlanması.Betimsel nitelikli bu araştırma 2007?2008 eğitim-öğretim yılında, Diyarbakır İl Merkezinde bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenleri ile 4?5. Sınıf Öğretmenleri olmak üzere 775 öğretmene uygulanmıştır. Öğretmenlerin branşa göre dağılımı şöyledir: Bu öğretmenlerin yüzde 41'i 4.Sınıf Öğretmeni (n=318), yüzde 40'ı 5.Sınıf Öğretmeni (n=313) ve yüzde 19'u de Sosyal Bilgiler öğretmeni (n=144). Bir başka ifade ile ulaşılan öğretmenlerin yüzde 81'i sınıf öğretmeni yüzde 19'da sosyal bilgiler öğretmenleridir. Öğretmenlerin çalıştıkları okulların sosyo-ekonomik düzeyine göre dağılımı şöyledir; öğretmenlerin yüzde 28'i iyi düzeyde (n=218), yüzde 40'ı orta düzeyde (n=306) ve yüzde 32'si düşük düzey (n=251) okullarda çalışmaktadır.Araştırma verileri Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı için geliştirilen ölçekle elde edilmiştir. SBDÖ programı ölçeği araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ölçeği 46 maddeden oluşmaktadır. Ölçekte yer alan maddeler Sosyal Bilgiler dersi Öğretim programı ile karşılanabilecek toplumsal ihtiyaçlara ilişkin olarak öğretmen görüşlerini yoklamaktadır.Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik analizleri için; grubun homojenliği de göz önüne alınarak; Diyarbakır ilinde random yöntemiyle 23 okula gidilerek 104 öğretmene uygulanmıştır. Bu öğretmenlerin yüzde 43'ü 4. sınıfı okutan sınıf öğretmeni (n=45), yüzde 39'u 5. sınıfı okutan sınıf öğretmeni (n=41) ve yüzde 17 si de sosyal bilgiler öğretmenleri (n=18) oluşturmaktadır. Ölçeğin güvenirlik katsayısı Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile hesaplanmış ve ölçek güvenilir bulunmuştur (Cronbach Alpha = .99). Faktör analizi sonucunda Sosyal Bilgiler Öğretim Programı Ölçeğinin KMO değeri .90; Bartletts testi 8305,258 bulunmuştur. Ölçeğin Barlett testi sonucu p<0,05 düzeyinde anlamlı bulunmuştur..Araştırma verileri branş, mesleki kıdem ve okul düzeyi değişkenleri açısından değerlendirilmiştir. Okul düzeyi ve mesleki kıdeme ilişkin yapılan karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi, branşa göre yapılan karşılaştırmalarda ise ilişkisiz örneklem ttesti kullanılmıştır. Varyans analizi ve t-testi için önce levene testi uygulanarak, varyansların homejenliği test edilmiştir. Levene testi sonucunda anlamlı farklılığın belirlendiği durumlarda varyans analizi yerine parametresiz bir test olan Kruskall Wallis-H (KWH), t-testinin yerine de Mann Whitney U (MWU) testi uygulanmıştır. KWH testi sonucunda anlamlı bir farklılık bulunması halinde ise grupların ikili kombinasyonları üzerinden MWU testi uygulanarak, farkın kaynağı incelenmiştir. Anlamlılık düzeyi 0,005 olarak alınmıştır. Farklılığın belirlendiği durumlarda da, farklılığın hangi gruplar arasında gerçekleştiğini ortaya koymak için Scheffe ve LSD testleri uygulanmıştır.Araştırmanın sonucunda Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ile toplumsal ihtiyaçları karşılama düzeyinin yeterli olduğu belirlenmiştir. Okul düzeyi ve kıdem değişkenlerine ilişkin olarak iyi düzeyde çalışan öğretmenler ile görevde daha yeni olanlar programı daha yeterli bulmaktadırlar. Ayrıca branş değişkenine göre ise Sosyal Bilgiler Dersi Öğretmenlerinin programı daha etkili buldukları görülmüştür. Elde edilen bu sonuçlar ışığında sosyal bilgiler dersi öğretim programının etkililiğini artırmak için okulların sahip olduğu imkanların iyileştirmesi, öğretmenlere programların uygulanması konusunda sosyal bilgiler öğretmenleri ile sınıf öğretmenlerine yönelik seminerler verilmesi gibi öneriler sunulmuştur.
Eğitim fakültesi öğrencilerinin demokratik tutumları (Fırat, Dicle,7 Aralık, Cumhuriyet ve Erzincan üniversiteleri eğitim fakülteleri örneği)
Demokrasi insan haklarına saygı göstermeyi, bireyin özgürlüğünü ve yönetime etkin biçimde katılımını esas alan bir yaşam tarzı ve yönetim biçimidir. Eğitim sistemlerinin en önemli işlevlerinden birisi demokratik bireyler yetiştirmektir. Demokrasi ancak demokrasiyi davranış biçimi olarak özümsemiş ve demokrasi ilkelerini yaşama uygulayabilmiş insanlardan oluşan toplumlarda yaşamakta ve gelişmektedir. Bu anlamda demokrasiyi yaşatma, demokratik değerleri benimsemiş bireyleri yetiştirmekle, başka bir ifadeyle demokrasi eğitimi ile mümkün olacaktır (Gömleksiz 1988). Bu araştırmanın temel amacı Eğitim Fakültesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının demokratik tutumlarını belirlemektir. Araştırmada Gözütok (1995) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Demokratik Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırma bulguları sonucunda öğrencilerin demokratik tutumları arasında cinsiyet, üniversite, bölüm, anne eğitim düzeyi, gelir düzeyi, kardeş sayısına göre istatistiksel olarak farklılaşmanın olduğu, baba eğitim düzeyi ve öğrenim şekline göre grupların demokratik tutumları arasında farklılaşmanın olmadığı tespit edilmiştir.
Yeni (2006) ilköğretim İngilizce programını uygulayan öğretmenlerin eleştirel ve yansıtıcı düşünmeleri
Araştırmanın amacı, `Yeni (2006) ilköğretim İngilizce programını uygulayan öğretmenlerin eleştirel ve yansıtıcı düşünmeleri'ni belirlemektir. Araştırmada survey yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2007- 2008 eğitim öğretim yılında Elazığ ili merkez ve ilçelerde ilköğretim okulları 4. ve 5. sınıflarda görev yapan 196 İngilizce Öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklem ise 120 İngilizce öğretmenidir. Araştırmanın verileri `Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği' (CCTDI) ve `Yansıtıcı Düşünme Eğilimi Ölçeği' (YANDE) ile toplanmıştır. Veriler, SPSS (Statistical Package For The Social Sciences) ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bazı bulgular şöyledir:-İngilizce öğretmenleri genel olarak eleştirel düşündüklerini, ancak ?doğruyu arama? ve ?sistematiklik? alt boyutlarında kısmen eleştirel düşündüklerini vurgulamışlardır.-İngilizce öğretmenleri genel olarak yansıtıcı düşündüklerini, ancak ?mesleğe bakış? ve ?sürekli ve amaçlı düşünme? alt boyutlarında kısmen yansıtıcı düşündükleri söylenebilir.Sonuçta bu tür araştırmaların ülke genelini kapsayacak şekilde yapılması gerektiği söylenebilir.
Bulanık mantık ile belirlenmiş öğrenme stillerine dayalı öğrenme ortamlarının öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, temel bilgisayar bilimleri (bilgisayar programlama) dersinde, bulanık mantık ile belirlenmiş öğrenme stillerine dayalı öğrenme ortamlarının öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisini belirlemektir.Bir eğitime tabi tutulan öğrenci gruplarında her öğrenci, kendini diğer bir öğrenciden farklı kılan bireysel özelliklere sahiptir. Öğrencilerdeki bu bireysel farklılıklar öğrenme ortamlarında kendisini farklı öğrenme özellikleri olarak göstermektedir. Geleneksel yöntemlerin aksine günümüz eğitim-öğretim programları hazırlanırken bu farklılıklar dikkate alınmaya başlanmıştır. Hazırlanan programlar doğrultusunda öğretmenler, öğrencilerinin bu farklılıklarını bilmeleri ve öğretim faaliyetlerini de bu farklılıkları dikkate alarak yürütmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu farklılıklardan biri olan öğrenme stillerinin belirlenmesi için literatürde birçok yöntem bulunmakla beraber bu yöntemlerin tümünde bireyin bir öğrenme stiline sahip olduğu sonucuna varılarak, diğer stiller göz ardı edilir. Bu noktada böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Böylece hızla gelişmekte olan yapay zeka teknolojilerinden biri olan bulanık mantık sayesinde bireyin öğrenme stili keskin çizgilerle belirlenmek yerine farklı stillere ait öğretim etkinliklerinden faydalanması sağlanacaktır. Bunun yanında yapay zeka teknolojilerinin insan aklını taklit etme özelliği nedeniyle öğrenme stillerini belirlemede duyulacak uzman gereksinimi ise en aza inecektir.Araştırmanın evrenini, Fırat Üniversitesinin sayısal puanla öğrenci alan bölümlerinin ikinci sınıf öğrencileri, örneklemi ise bilgisayar programlama dersini güz yarıyılında alan öğrenciler oluşturmaktadır. Geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubu, öğrenme stili belirleme çalışması yapılmadan bilgisayar destekli öğretimin uygulandığı ikinci deney grubu ve bulanık mantık ile öğrenme stillerinin belirlenerek bilgisayar destekli öğretimin uygulandığı birinci deney grubu oluşturulurken yansızlığın sağlanması için kümeleme analizi yapılmıştır.Literatür taraması ve uzman görüşleriyle elde edilen veriler değerlendirilerek kuramsal boyut oluşturulmuştur. Deney verileri, öğrenme stili ölçeği, başarı testi ve tutum ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Test ve ölçek öğrencilere uygulama öncesi ve sonrası verilmiştir. Kontrol ve deney grupları oluşturulduktan sonra kontrol grubuna geleneksel yöntem, deney gruplarına ise hazırlanan bilgisayar destekli öğretim materyalleri uygulanmıştır.Ölçme araçlarının geliştirilmesine yönelik yapılan güvenirlik ve geçerlilik analizlerinde, başarı testinin geçerliliği için madde analizi, öğrenme stili ölçeği ve tutum ölçeğinin güvenirliği için ise Cronbach's Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Ortalama ve standart sapmaları bulunan 56 soruluk öğrenme stili ölçeği 224 kişiye uygulanmış ve sonuçları Cronbach's Alpha yöntemi ile güvenirlik analizine tabi tutulmuştur. Alpha katsayısı 0,596 çıkmış güvenirliği düşürdüğü tespit edilen 47. madde çıkarıldıktan sonra ise 0,619 olarak düzelmiştir. Soru sayılarının eşlenmesi için işitsel sorulardan güvenirliği azaltan bir tanesi daha çıkarılmıştır. Öğrencilerin dersteki başarısını ölçen başarı testi, konu uzmanları ile birlikte yapılan bir çalışma ile geliştirilmiştir. Bu test, madde analizi için 224 kişiye uygulanmış KR-20 katsayısı 0,57 çıkmış, ayırt ediciliği 0,15'ten küçük olan maddeler testten çıkarılmıştır.Uygulamaya tabi tutulan öğrencilerin kişisel özellikleri ile ilgili analizleri için frekans, yüzde ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Ayrıca elde edilen verilerin çözümlenmesinde ön test ? son test puan karşılaştırmasında bağımlı ve bağımsız gruplar t-testi ve varyans analizi kullanılmıştır.Bilgisayar destekli öğretim materyalleri ve öğrenme stillerini belirleyen bulanık sistem geliştirilmiştir. Çalışmanın uygulandığı iki deney bir de kontrol grubu oluşturulmuştur. Bağımsız değişkenler olan bilgisayar destekli öğretim ve bulanık mantık kullanılan bilgisayar destekli öğretimin bağımlı değişken olan öğrenci başarısına etkisi araştırılmaya çalışılmıştır.Araştırmanın uygulanması ile elde edilen veriler istatistiksel veri analizi yöntemlerinden geçirilerek değişik bulgulara ulaşılmış ve bu bulgular yorumlanmıştır.Öğrencilerin öğrenme stillerinin tespiti amacıyla üç girişli ve bir çıkışlı Mamdani tipi bulanık mantık algoritması mekanizması kullanılmıştır. Giriş değerleri, öğrencilerin öğrenme stili ölçeğinden aldıkları görsel, işitsel ve dokunsal puanlardır. Öğrencilerin aldıkları puanların giriş üyelik fonksiyonlarındaki üyelik dereceleri hesaplanmıştır.Öğrencilerin öğrenme stillerinin tespiti amacıyla uygulanan öğrenme stili ölçeğinin sonuçlarına bakıldığında; birey bazında birbirine yakın sonuçların çıktığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda bireyin hangi öğrenme stilinin daha önde olduğuna karar vermek ve diğer stilleri göz ardı etmek hataya neden olacaktır. Bu yüzden öğrenme stilini tespit etme sürecinde bir yapay zekâ mekanizmasından yardım almak burada önemini hissettirmektedir. Elde edilen bu değerler, Matlab (Lisans no: 585775) bilgisayar ortamında bulanık mantık modülü kullanılarak değerlendirilmiştir.Her üç grubun puanları göz önüne alınarak yapılan tek yönlü varyans analizi sonuçlarına göre; üç grubun puanları ortalamaları arasında anlamlı bir fark çıkmıştır. Çoklu karşılaştırma seçeneği olarak seçilen scheffe testi sonucuna göre de bu fark; kontrol grubu ile bilgisayar destekli öğretimin yürütüldüğü ikinci deney grubu arasında gözlenmiştir.Karşılaştırma sonucunda her üç grupta da son test lehine ve anlamlı bir şekilde farklılık ortaya çıkmıştır. Bu durumun temel sebebi; araştırma yapılan dersin bilgisayar programlama alanındaki uzmanlığı amaçlayan bir ders olmasıdır. İçerik genel kültür düzeyinde değildir ve öğrencinin temel bilgisayar bilgileriyle edinilemeyecek beceriler içermektedir. Üniversite öğrenimine başlayan birçok öğrenci bilgisayar okuryazarlığında belirgin bir seviyeye gelmiştir. Çünkü bilgisayar ve bilişim teknolojileri hayatımızın her alanına girmiş durumdadır. Ancak bilgisayar programlama uzmanlık isteyen bir alan olduğu için öğrencilerin neredeyse tümü derse başlarken bilgisizdir. Dersin geleneksel veya belirli bir çağdaş yöntemle yürütülmesi bile öğrencilerde belirgin bir erişiye sebep olmaktadır.
Eğitim bilimleri alanında yürütülen lisansüstü eğitiminin öğrenci ve öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak durumunun değerlendirilmesi
Bilimin ve bilginin sürekli değiştiği dünyada, yaşam koşulları da hızla değişmektedir. Toplumsal beklentiler artık yerel olmaktan uzak, küresel şekillenmenin basıncı altındadır. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki; nitelikli sürdürülen eğitimsel faaliyetlerin her kademesi, o toplumun geleceğine konmuş birer tuğladır. Güncel yaşamın niteliğini ve sürdürülebilir bir kalkınmayı artılara taşımanın yolu, bilimsel verilerin aydınlığında gerçekleşecektir. Bu bilimsel süreç ise üniversitelerin projeksiyonundadır. İşte bu çalışmayla eğitim bilimleri alanındaki lisansüstü eğitiminin sürece ilişkin işleyişi gözden geçirilerek, katılımcıların bakış açısıyla sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirilmiştir.YöntemÖğretim üyeleri ve lisansüstü öğrencilerinin görüşlerini almak amacıyla nicel karakterli 40 adet soru formu oluşturularak farklı bölgelerdeki gelişmiş 12 Üniversitenin ilgili enstitülerine ulaşılmıştır. 135 kişilik öğretim üyesi ve 140 kişilik lisansüstü öğrencisinden dönüt sağlanmıştır.Bu bölümde; araştırmanın modeli, araştırmanın deseni, araştırmada kullanılacak veri toplama aracı ile verilerin analizinde kullanılacak istatistiksel teknikler, nicel boyutlar kapsamında ayrı ayrı ele alınarak incelenmiştir.Verilerin çözümlenmesinde; tez türü, cinsiyet, ABD, yaş, görev süresi ve çalışılan bölüm gibi bağımsız değişkenlerle beraber verilen çoklu seçenekli soru formu değerlendirilmiştir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler betimsel istatistik eşliğinde bağımsız değişkenler için t testi, tek yönlü ANOVA testi ve çapraz karşılaştırma yapmak için ki-kare istatistik teknikleri kullanılarak yorumlama yapılırken, kapalı uçlu çoktan seçmeli görüşlere ilişkin istatistik sonuçları üzerinde yorum yapılarak açıklanmıştır.ÖrneklemAraştırmanın örneklemi, kapsam geçerliliği ve güvenirliği artırmak amacıyla, araştırmanın ana kütlesini temsil edeceğini düşünülen Türkiye'de bulunan 7 Coğrafi bölge içerisinden her bölgeden en az bir üniversite olması koşulu sağlanarak örnekleme birimlerinin daha çok doktora eğitimi yaptığı bilinen üniversiteleri kapsaması planlanmıştır.Araştırmanın SonucuLisansüstü eğitime girişte yapılan öğrenci seçiminde, danışman ve öğrencilerin hazır bulunuşluluk düzeylerinde, öğrenme ortamlarının öğretimsel boyutunda, ders içerikleri ve yapılan tezlerin genel nitelikleri üzerinde bazı aksaklıkların olduğu tespit edilmiştir.Araştırma verilerine göre tezlerin bulguları, daha çok alandaki çalışmalara paralel ve yerel çalışmalar olduğu vurgulanırken, katılımcıların çoğunluğu tez araştırmasının önündeki engel olarak, en çok kurumsal kültür'ü görmüşlerdir. Öğretim üyelerinin iletişim becerisinin kadınlarda erkeklere oranla daha yüksek düzeyde yeterliliğe sahip olduğu göze çarpmaktadır.Eğitim bilimleri alanında lisansüstü eğitimde, örneklemin cinsiyet dağılımı kadın ve erkek oranları birbirine yakın olmakla beraber, lisansüstü eğitim yapanların % 65'ine yakın bir oranda özel hayatlarının olumsuz etkilendiği bulgulara yansımıştır.? Lisansüstü eğitimde yabancı dil gereklidir.? diyenlerin oranı öğrencilerde %76 gibi oldukça yüksek bir oranda seyrederken, lisansüstü çalışmaların dünyadaki çalışmaların gerisinde olduğuda ifade edilmiştir. Dünyadaki çalışmaların farkında olunmadan benzerlerinin yapıldığı dile getirilerek, lisansüstü eğitim çıktılarına Avrupa'daki gibi bir değerlendirme sisteminin getirilmesi gerektiği görüşleri vurgulanmıştır.Öneriler?Öğretim üyelerinin ders sayısının azaltılmalı, lisansüstü eğitimde öğretim üyelerine niteliği arttırıcı tedbirler alınmalıdır.?Öğretim üyelerinin özel hayatının olumsuz etkilenmemesi için çalışma koşulları gözden geçirilmelidir.?Eğitim bilimleri lisansüstü alanına, öğrenci olarak gelenlerin, lisans mezuniyet alanının, eğitim bilimleri alanına yakın alanlardan gelmeleri ve ilgili alan üzerine lisansüstü derecelerini yapması için önlemler alınmalıdır.?Lisansüstü eğitimin amacına ilişkin bilgilerin öğrencilere daha önceden kazandırılması sağlanmalıdır.?Lisansüstü eğitime giriş sınavı olan ALES' in içerik olarak yeniden yapılandırılarak, öğrencilerin kişisel özellikleriyle alana ilişkin özellikleri örtüştürerek ölçen bir sınav aracı haline getirilmelidir.?Lisansüstü eğitimin öğrenme ortamına dönük olumlu atmosferin sağlanması için önlemler alınmalıdır.?Tez süresince öğretim üyesi ve ilgili enstitü tarafından yapılan destekleme ve rehberlik faaliyetlerine önem verilerek bu yönde tüm iletişim kanallarının açık olması sağlanmalıdır.?Bu noktada tezlerin birbirini tekrar eder yönünün önüne geçinebilmesi için YÖK tarafından geliştirilecek hızlı bir erişim ağı ile çeşitli arşivleme ve fihrist çalışması yapılmalıdır.?Öğretim üyelerinin özel hayatının ve aile yaşamının ideal şartlara dönüşmesi için bir takım önlemler alınarak bu yönde yaşanabilecek sorunların önüne geçilmelidir.?Lisansüstü eğitiminde yabancı dil kullanımının gerekliliğinden hareketle özellikle konuşabilme ve yazabilme becerilerine dönük dil becerisini ölçebilecek ölçme aracı geliştirilmelidir.?Üniversitelerin kendi gelişimlerini tamamlayabilmeleri için lisansüstü eğitimin ortaya koymuş olduğu verilerden faydalanarak kendi ARGE sistemleri içerisinde dönüşüm ve gelişim kültürünü benimseyen üniversite kültürünü yerleştirmelidir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Program, Eğitim Bilimleri, Lisansüstü Eğitim. Üniversite, Nitelik, Nicelik.