400
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sosyal bilgiler dersinde bireysel ve grupla zihin haritası oluşturmanın öğrenci başarısına, kalıcılığa ve öğrenmedeki duyuşsal özelliklere etkisi
Bu çalışmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersinde bireysel ve grupla zihin haritası oluşturmanın öğrenci başarısına, kalıcılığa; derse ilişkin tutuma, motivasyona etkilerini belirlemektir. Aynı zamanda, yapılan uygulamalara dönük olarak, sürece ilişkin algıları ortaya çıkarmak da hedeflenmiştir. Araştırma, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde İstiklal İlköğretim Okulunda altıncı sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada iki deney biri de kontrol grubu olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Deney I grubunda bireysel zihin haritası, deney II grubunda ise grupla zihin haritası uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise geleneksel yöntem kullanılmıştır. Deney I grubunda 25, deney II grubunda 24 ve kontrol grubunda ise 25 öğrenci bulunmaktadır. Uygulamalar Sosyal Bilgiler dersinde ?Ülkemizin Kaynakları? ünitesinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmanın verileri başarı testi, tutum ve motivasyon ölçekleri, gözlem ve görüşme formlarıyla toplanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Nitel boyutta ise uygulama sonrasında deney gruplarının her birinden seçilen öğrencilerle ve uygulama öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca uygulama süresince gözlemler yapılmış ve her hafta öğrencilerden düzenli olarak öğrenme günlükleri toplanmıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 64 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü .57, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise .94 olarak belirlenmiştir. Beşli likert tipinde geliştirilen ve 29 maddeden oluşan tutum ölçeği sevme, fayda, ilgi, istek ve güven olmak üzere beş alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .95; Barttlet testi sonucu 8.152; Cronbach Alpha katsayısı .606 olarak belirlenmiştir. Motivasyon ölçeğinde toplam 23 madde bulunmaktadır. Ölçeğin KMO değeri .890; Barttlet testi sonucu 4.395 ve Cronbach Alpha katsayısı ise .792 olarak belirlenmiştir. Motivasyon ölçeği içsel motivasyon, dışsal motivasyon ve önemseme alt boyutlarından oluşmaktadır. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, grupla zihin haritası yönteminin kullanıldığı deney II grubu öğrencilerinin geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Her üç grubun kalıcılık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir. Grupların toplam tutum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Deney I ve deney II gruplarının tutum puanlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin ilgi alt boyutunda deney I grubunun tutum puanı kontrol grubunun tutum puanından daha yüksek çıkmıştır. Grupların motivasyon toplam puanlarının istatistiksel açıdan farklılaşmadığı; ancak içsel motivasyon alt boyutunda deney I ve deney II gruplarının lehine bir farkın ortaya çıktığı görülmüştür.Araştırmanın nitel boyutunda ise gerek bireysel gerekse grupla zihin haritası uygulamaları sonucunda yedi tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar, uygulamanın nasıl yapılması gerektiği, uygulama için nelerin gerektiği, uygulamanın beğenilen yönleri, uygulamada yaşanan problemler, uygulamanın yararları, uygulama sonucunda ortaya çıkan duyuşsal durum, uygulamanın tekrar yapılması biçimindedir. Ortaya çıkan bu temalar ve gerçekleştirilen kodlamalar araştırmanın nicel ve nitel sonuçlarının birbiriyle paralel olduğunu göstermiştir. Çünkü araştırmanın her iki boyutunda birbirini destekler sonuçlara ulaşılmıştır. Bu bağlamda gerek bireysel gerekse grupla zihin haritası uygulamalarının ilköğretimin birinci ve ikinci kademelerinde daha fazla kullanılması önerilmiştir. Böylece zihin haritası tekniğinin olumlu etkilerinden daha fazla yararlanmak söz konusudur. Daha çok katılımcının bulunduğu ve daha uzun uygulama süreli çalışmaların yapılması önerilmektedir. Yine, farklı ders ve konular kapsamında da benzer çalışmaların yürütülmesi ve yine benzer çalışmaların bilgisayar destekli biçimde de gerçekleştirilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Zihin haritalama, bireysel zihin haritası, grupla zihin haritası, duyuşsal özellikler, motivasyon, tutum, algı, Sosyal Bilgiler.
Proje Tabanlı Sanal Öğrenme Yeterlikleri (PTSÖY) ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi
Bu araştırmada proje tabanlı sanal öğrenme yeterlikleri (PTSÖY) ölçeği geliştirilerek bu ölçeğin psikometrik özellikleri incelenmiştir. PTSÖY ölçeğinin geliştirilmesinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda 22 maddelik PTSÖY ölçeğin beş faktörlü yapısının uygun olduğu, bu beş faktörlü yapının toplam varyansın % 55,153'ünü açıkladığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan madde yüklerinin ise ,614 ile ,784 arasında değiştiği görülmüştür.Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre oluşturulan ölçek yapısının durumunu test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizine başvurulmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucuna göre PTSÖY ölçeğinin SRMR değeri ,046, RMSEA değeri ,048, GFI değeri ,925 ve AGFI değeri ,904 bulunmuştur. Bu uyum indeks değerlerine göre ölçek geliştirme süreci başarılıdır. Ayrıca ölçeğin geneline yönelik Cronbach's Alpha katsayısı ,864 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular ışığında ölçeğin güvenilir ve geçerli olduğu söylenebilir.Geliştirilen PTSÖY ölçeğinin psikometrik özellikleri incelenmiş, bu boyut açısından elde edilen bazı bulgular şunlardır:?PTSÖY ölçeğinin geneline yönelik öğretmen adayı görüşleri arasında sınıf değişkenine göre anlamlı fark bulunmuş, bu farkın 2. Sınıf ve 4. Sınıf aday öğretmen görüşleri arasında 2. Sınıf öğretmen adayları lehine olduğu tespit edilmiştir.?Proje yürütme yeterlikleri boyutundaki öğretmen adayı görüşleri arasında bölüm değişkenine göre anlamlı fark bulunmuş, bu farkın Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü ile Sınıf Öğretmenliği bölümü öğretmen adayı görüşleri arasında Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi bölümü öğretmen adayları lehine olduğu görülmüştür.Bu bulgular ışığında aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:?Sanal öğrenmenin teknoloji temelli olması bu yaklaşımın en iyi seçenek olduğu yönünde bir yanlış anlamaya neden olabilir. Öğretmenlerin bu gibi önyargılardan arındırılmalı, sınıf içinde en iyi öğretim tasarımını yapılandırmaları konusunda teşvik edilmelidir.?Sanal öğrenme bilgi çokluğu ve değişkenliği, zaman sınırlılığı olmadan öğrenebilme, herkesin kendi hızında öğrenebilmesi ve istediği oranda tekrar yapabilmesi bakımlarından oldukça işlevseldir. Buna karşın sanal öğrenme uygulamalarının planlı ve ekip çalışmasının bir ürünü olmadığı görülmektedir. Bu gibi uygulamaların eğitimciler, alan uzmanları ve yazılımcılar gibi bir grup tarafından hazırlanması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Proje tabanlı öğrenme, Sanal öğrenme, Proje tabanlı sanal öğrenme, Ölçek geliştirme, Faktör analizi
Öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi derslerine yönelik direnç davranışları
Bu araştırma, öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine yönelik direnç davranışlarını ortaya koyarak dirence sebep olan durumların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Betimsel özellikte olan bu çalışmada karma araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, öğretmen adaylarının kişisel bilgileri, öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine yönelik direnç ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerinde karşılaşılan sorunların sıklıkları ile ilgili maddelerden oluşan anket ve öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine yönelik önerilerine ilişkin açık uçlu sorudan oluşan toplam 64 maddelik veri toplama aracı kullanılmıştır. Veri toplama aracı, fırat üniversitesi eğitim fakültesi ve teknik eğitim fakültelerinde dördüncü sınıfa devam eden 593 öğretmen adayına uygulanmıştır. Ancak yetersiz doldurma ve rastgele işaretlemeler nedeniyle 565 anket işleme konulmuştur. Elde edilen nicel veriler, SPSS 15.0 for Windows Evaluation Version paket programı ile nitel veriler ise Nvivo 8 programı ile analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonuçlarında, öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine ve öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerini yürüten öğretim elemanlarına yönelik olumsuz görüşlere sahip oldukları ve bu durumunda pasif direnç davranışlarına sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine yönelik direncin cinsiyet, fakülte, bölüm, ÖSS puan türü, ortaöğretim mezuniyet türü değişkenlerine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının Öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerinde kullanılan yöntem-teknikler, araç-gereç yetersizliği ve ölçme-değerlendirme ile ilgili sorunlarla daha sık karşılaştığı görülmüştür. Bu derslerde karşılaşılan sorunların fakülte, bölüm, ÖSS puan türü, ortaöğretim mezuniyet türü değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerinin geliştirilmesine yönelik önerilerinde ise dersin işlenişi ve öğretim elemanı özelliklerine ilişkin önerilerin ağırlıklı olduğu tespit edilmiştir.Elde edilen sonuçlar genel olarak analiz edildiğinde öğretmen adaylarının öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerine yönelik direnç gösterdikleri ve bu direncin öğretim elemanlarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Öğretim elemanlarının özellikle dersin işlenişi, öğrencilerle ilişkiler, akademik yeterlik konusunda sorunların olduğu ve öğretmen adaylarının bu sorunlara paralel olarak öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerinin geliştirilmesine yönelik öneriler sunduğu görülmektedir. Bu sonuçlara bakılarak öğretmenlik meslek bilgisi (ÖMB) derslerini yürüten öğretim elemanlarının niteliklerinin artırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Öğretmen Eğitimi, Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri, Direnç Davranışları, Öğretim Elemanı, Öğretmen adayı.
Ortaöğretim kurumlarında harmanlanmış öğrenme ortamının akademik başarıya ve öğrenci tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, harmanlanmış öğrenme yaklaşımının, ortaöğretim kurumu öğrencilerinin akademik başarısına ve öğrencilerin tutumlarına etkisini incelemektir. Harmanlanmış öğrenmenin etkisini incelemek için öğrencilere web destekli öğrenme ve yüz yüze eğitimin harmanlandığı bir ortam sağlanmıştır. Araştırma 2010-2011 eğitim öğretim yılı Diyarbakır Anadolu Lisesi birinci yarıyılı Biyoloji dersinde yürütülmüştür. Araştırmaya ortaöğretim sayısal bölümü son sınıf öğrencilerinin bulunduğu iki şube seçilmiş; şubelerden biri deney, diğeri kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubu 19 erkek,8 kız öğrenci; kontrol grubu ise 18 erkek 9 kız öğrenciden oluşmak üzere 54 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Oluşturulan gruplardan deney grubu harmanlanmış öğrenme ortamında eğitim görmüş, kontrol grubunu oluşturan öğrenciler geleneksel eğitim ortamında öğrenime devam etmişlerdir. Oluşturulan öğrenme ortamları Biyoloji dersinin kalıtım konusu üzerine kurulmuş ve 6 hafta sürmüştür. Araştırmada akademik başarı analizinde ön test ve son test kullanılmıştır. Literatür taraması ve uzman görüşleriyle elde edilen veriler değerlendirilerek kuramsal boyut oluşturulmuştur. Deney verileri başarı testi ve tutum ölçeği yardımıyla toplanmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği öğrencilere deney öncesi ve sonrası verilmiştir. Araştırma sonunda harmanlanmış öğrenme ortamında öğrenim gören öğrencilerin akademik başarı puanları ile geleneksel öğrenme ortamında öğrenim gören öğrencilerin akademik başarı puanları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma boyunca uygulanan her iki öğrenme ortamında cinsiyet rolünün etkisi de incelenmiştir. İnceleme sonucunda her iki öğrenme ortamında da yapılan ön test ve son test akademik başarı testlerinde kız öğrencilerin akademik başarı puan ortalamaları erkek öğrencilerin akademik başarı ortalamalarından yüksek çıkmıştır. Deney grubu öğrencilerinin cinsiyete bağlı akademik başarı puan ortalamaları incelendiğinde ön test ve son test kız-erkek öğrenci akademik başarı ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin cinsiyete bağlı akademik başarı ortalamaları incelendiğinde, öğrenme öncesi yapılan ön test akademik başarı puan ortalamalarına bakıldığında, kız öğrencilerin akademik başarı puan ortalamaları ile erkek öğrencilerin akademik başarı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Deney sonrası kontrol grubuna yapılan son test akademik başarı puan ortalamalarına bakıldığında ise kız öğrenciler ile erkek öğrenciler arasındaki akademik başarı puan ortalamaları arasında anlamlı görülen fark ortadan kalkmıştır. Araştırma sonucunda harmanlanmış öğrenme ortamının geleneksel öğrenme ortamına göre öğrenci akademik başarısı üzerinde daha etkili ve daha yararlı olduğu görülmüştür. Harmanlanmış öğrenme ortamının öğrenim gören öğrencilerin öğretim süresince Biyoloji dersine olan tutumlarına etkisini incelemek için öğrencilere dağıtılan ön test ve son test tutum ölçeği verilerine bakıldığında, deney grubu öğrencilerinin araştırma öncesi ve sonrası biyoloji dersi işleniş sürecine olan tutumları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Harmanlanmış öğrenme ortamında öğrenim gören öğrencilerin öğrenme sonunda biyoloji dersine olan ilgilerinin arttığı ve biyoloji dersinin işleniş şeklinden keyif aldıkları görülmüştür. Modern eğitim anlayışına uygun olan harmanlanmış öğrenme yaklaşımı etkinliğini ölçmek için eğitim kurumlarının çeşitli kademelerinde öğrenme ortamının içine farklı tasarımlar da katarak uygulanması önerilir.Anahtar Sözcükler: Harmanlanmış öğrenme, geleneksel öğretim, çevrimiçi öğrenme, yüz yüze öğrenme, öğretim modeli.
Birleştirilmiş sınıflı okullarda dizgeli eğitimin akademik başarıya ve tutuma etkisi
Araştırmanın amacı, birleştirilmiş sınıflarda dizgeli eğitimin akademik başarıya ve tutuma etkisini belirlemektir. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2010-2011 öğretim yılı Elazığ ili Karakoçan ilçesinde bulunan sosyo-ekonomik düzeyleri birbirine yakın olan Kalecik İlköğretim Okulu ile Kulundere İlköğretim Okulunda öğrenim gören toplam 48 öğrenci üzerinde, üç haftası hazırlık olmak üzere yedi hafta süreyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 5. sınıf sosyal bilgiler dersi ?Gerçekleşen Düşler? ünitesi kazanımlarına yönelik dizgeli eğitime göre hazırlanmış ders planı deney grubuna, mevcut öğretim programına göre hazırlanmış ders planı kontrol grubuna uygulanmıştır. Araştırmada, çalışma grubuna işlemler öncesinde ve sonrasında başarı testi ile tutum ölçeği uygulanmıştır. Ölçme aracı 25 çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Testin Cronbach's Alpha güvenirlik katsayısı 0,81 bulunmuştur. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, bağımlı ve bağımsız gruplar için t testi ile Ki-kare istatiksel tekniği kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına bakıldığında, dizgeli eğitimin uygulandığı deney grubunun öntest-sontest başarı puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmasına karşın, mevcut öğretim programının uygulandığı kontrol grubunda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Deney ve kontrol gruplarının öntest-sontest tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Bu durum, deney ve kontrol gruplarının derse yönelik tutumlarının denk olduğunu göstermektedir. Deney ve kontrol gruplarının sontest başarı puan ortalamaları incelendiğinde deney grubunun lehine anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Bu durum, dizgeli eğitimin mevcut öğretim programından daha etkili olduğunu göstermektedir. Her iki grubun sontest tutum puan ortalamaları incelendiğinde, aralarında anlamlı farkın olmadığı, ancak kontrol grubunun derse yönelik tutum puan ortalamasının deney grubuna göre daha yüksek olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Birleştirilmiş Sınıf, Dizgeli Eğitim, Akademik Başarı, Tutum.
Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken'in eğitim düşünceleri ve eğitim felsefeleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma
Eğitim, geçmişten bugüne farklı tanımlarla karşımıza çıksa da, çoğunlukla davranış değişikliği olarak adlandırılmış ve her dönemde kabul edilen ortak görüş, eğitimin insanı ve toplumu geliştirebileceği ve değiştirebileceği şeklinde olmuştur. Bununla birlikte son yıllarda eğitim, öğrenenin ne istediği gözetilerek yapılmaya başlanmıştır. Buradan hareketle eğitim, kendi kendini yetiştirme çabası ve sorumluluğudur şeklinde de tanımlanabilir. İnsanoğlu, ömrü boyunca yeteneklerini yeterliliklere dönüştürerek, başka bir deyişle bilgi, beceri ve tutumlar kazanarak kendini eğitmektedir. İnsanın kendi kendini eğitmesi gibi doğuştan getirdiği ve yaşamı boyunca süren öğrenme isteğinin ürünüdür. Böylece insanlar, hayatları boyunca eğitimle iç içe yaşamaktadır.Eğitime dair düşünürlerin temel amaçları, bilinecek şeyleri ve bunları öğretmeye dair yapılması gerekenlerin ne olduğunu öğrenmektir. Onlar, gerçeğin doğası, değerlerin kaynağı ve bunların eğitim için ifade ettiği anlamlarla ilgilenirler. Bu anlayışla eğitim felsefesini, formel okullaşma yoluyla öğrencilerde gelişmesi beklenen tutum ve davranışlarla ilgili amaçların araştırılması olarak yeniden tanımlanabilir. Ancak eğitim sürecinin konuları ya da amaçlarının kaynağını araştırmak kolay bir iş değildir. Bu iş, insanoğlunun biyolojik, psikolojik ve tarihsel doğasının araştırılması ile kültürü ve geleneklerinin odak problemlerinin ayrıntılı bir incelemesini içerir. Geçmişten günümüze düşünürlerin yaptıkları çalışmalar ve eleştiriler bu noktada toplanmıştır. Her toplum kendi öğretim kurumlarını ve `milli eğitim'lerini ciddiye almak, kendi gerçeklerine göre bunları planlamak, yapılandırmak ve işletmek zorundadır. Başka bir ifadeyle, eğitim üzerine kafa yoran herkes, öncelikle kendi toplumunun ilköğretiminin, ortaöğretiminin ve üniversite öğretiminin geleceği ile ilgilenmelidir. Türk eğitim tarihinin yakın dönemine bakılacak olursa bu konularla ilgilenen pek çok düşünür karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan, Mustafa Satı Bey, Emrullah Efendi, Münif Paşa, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, M. Şemseddin Günaltay, Ethem Nejdet, Mehmet Emin Erişirgil, Hilmi Ziya Ülken, Avni Başman, Mümtaz Turhan, Erol Güngör, Nurettin Topçu bu isimlerden ilk akla gelenlerdir. Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken, bu düşünürlerden Emrullah Efendi ile başlayıp Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör'le devam eden üniversiteden reform hareketlerine başlamak gerektiği düşüncesini savunmaktadırlar.Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken'in eğitim anlayışlarında pek çok noktada benzerliklerin yanında farklılıkların da olduğu görülmektedir. Cumhuriyet döneminde eğitim yaşantılarına yön veren Modernleşme dönemi eğitim düşüncesinin temel karakteristiği olan; eğitim etkinlikleri devlet ve millet içindir düşüncesi her iki düşünürde de etkili olmuştur.Adı geçen aydınların her ikisi de beden, fikir ve ahlak eğitimi üzerinde durmuşlardır. Topçu pedagojiden kaçınsa da eğitimi üç noktada incelemiştir: beden eğitimi, fikir eğitimi ve ahlak eğitimi. Ona göre insanın bedeni, zihni ve ahlaki kabiliyetleri ancak eğitimle gerçekleştirilebilir. Bu düşünce Ülken'in de temel felsefelerinden biridir. O eğitimin amacını, ferdin beden, fikir ve ahlak bakımından mükemmel olmasını sağlamak için bir takım fikir ve tecrübelerle donatmak olduğunu ifade etmiştir. Aynı zamanda Batı'nın sosyal pedagojik yaklaşımlarından da faydalanmak gerektiğini vurgulamıştır.Ayrıca ülkenin gelişmesi iki düşünür için de ilim yoluyla sağlanabilir. İlim, teknik ve eğitim sistemi kalkınmanın en temel unsurlarıdır. Toplumsal yapının kuvvetlenmesi ve ilim ve teknikte ilerleme sağlanabilmesi için ise öncelikle toplumsal sorunlar çok iyi tespit edilmelidir. Sorunu bilmek çözüm için gerekli ilk şarttır. Daha sonra bu problemleri çok iyi analiz edecek ve çözebilecek birinci sınıf ilim ve teknik adamlardan oluşturulmuş bir uzman kadro ile aynı tarzda ilim zihniyeti ile yetişmiş bir siyasî ve idari zümreye sahip olunmalıdır.Bu iki düşünürün ortak noktada buluştuğu diğer konular ise; din ve ahlak eğitiminin gerekliliği, eğitimin ailede başladığı düşüncesi, karma eğitimin ülkenin her yerinde uygulanması ve ideal öğretmenin vasıflarına dair düşünceleridir.Araştırma sonucunda Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken'in bazı konularda farklı düşündükleri de tespit edilmiştir. Hilmi Ziya Ülken kültürden kopmamak şartıyla Batı'nın biliminin ve bilim zihniyetinin alınabileceğini, öğretmenlerin yetiştirilmesi ve üniversite öğrencilerinin barınma problemlerinin çözümünde onların metot ve tecrübelerinden yararlanılabileceğini savunmuştur. Ancak Nurettin Topçu Batı ilim ve ilmî metodunun alınmasına karşı çıkmıştır. Ona göre yerli bir ilim metodu ve kavramsal yapı oluşturulmadan gerçek bir ilerlemenin yakalanması mümkün değildir.Nurettin Topçu ve Hilmi Ziya Ülken'in eğitime yönelik görüş ve önerilerinin özellikle 1970'lerden sonraki eğitim programlarında ve uygulamalarında kısmen etkili olduğu görülecektir. Nurettin Topçu'nun öğretmenliğin bir meslek haline getirilmesi ve öğretmen olacak kişilere lisanstan sonra bir sınav uygulanması gerektiği görüşleri ve Hilmi Ziya Ülken'in öğretmenlerin bir heyet tarafından sınava tabi tutulması gerektirdiği düşüncesi günümüz KPSS'nin sinyallerini vermektedir. Ülken'in ?öğretmen, geçmişte olduğu gibi gelişigüzel ve kırk beş günlük alelacele kurslarla yetiştirilemez. Bu sebeple ayrı bir öğretmen okulu, fakülte veya üniversite kurulup, öğretmenlerin ciddi bir eğitimden geçirilmesi sağlanmazsa bu problemler aşılamaz.? tezi bugünkü eğitim fakültelerinin varlığı ile temellendirilebilir.Ülken ve Topçu'nun günümüzde çağdaş eğitimin en önemli ilkeleri olan ve 2005'te uygulamaya konan; yeni eğitim programında ön plana çıkarılan, her yerde eğitim, yaşam boyu öğrenme, eğitim yaşamın kendisidir, hayata yakınlık ilkesi, genellik ve eşitlik gibi kavramları çok önceden tartıştığı söylenebilir.
Fen ve teknoloji dersinde bilgisayar destekli zihin haritası oluşturmanın öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisi
Çalışmanın amacı, Fen ve Teknoloji dersinde bilgisayar destekli zihin haritası kullanımının öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına ve kalıcılığa etkisini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde Mezre İlköğretim Okulu'nda yedinci sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Araştırma biri deney diğeri kontrol grubu olmak üzere iki şubede yapılmıştır. Deney grubu 36 öğrenciden, kontrol grubu ise 32 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubu öğrencilerine bilgisayar destekli zihin haritası tekniği, kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi uygulanmıştır. Bilgisayar destekli zihin haritası tekniği ?Vücudumuzda Sistemler? ünitesinde gerçekleştirilmiştir.Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada bulunduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerini öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen oluştururken, nitel verilerini görüşme ve gözlem tekniği oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır.Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 34 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü 0.54, KR-20 güvenirlik kat sayısı ise 0.73 olarak bulunmuştur. Fen ve Teknoloji başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine tutumlarını belirlemek için Akınoğlu (2001) tarafından geliştirilen Fen ve Teknoloji dersi tutum ölçeği kullanılmıştır. Ölçek beşli Likert tipindedir ve 20 sorudan oluşmaktadır. 10 olumlu ve 10 olumsuz maddeden oluşan tutum ölçeğinin güvenirliği 0.89 şeklindedir.Araştırmanın nicel ve nitel verileri birbirini desteklemektedir. Nicel verilerin analizi sonucunda, bilgisayar destekli zihin haritası tekniğinin kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre daha başarılı oldukları görülmüştür. Kalıcılık açısından deney grubu öğrencilerinin bilgilerinin kalıcılık düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersine yönelik olumlu yönde tutum geliştirdikleri görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumlarında artış olurken kontrol grubu öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumlarında düşüş olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda bilgisayar destekli zihin haritası kullanımına ilişkin görüşler ortaya çıkmıştır. Nitel verilerin analizine bağlı olarak görüşler; bilgisayar destekli zihin haritasının nasıl kullanıldığı, süreçteki ihtiyaçlar, olumlu yönler, yaşanılan problemler yararlar ve bilgisayar destekli zihin haritası kullanımının fen ve teknoloji dersine etkilerine ilişkindir. Ayrıca elde edilen sonuçlara göre bilgisayar destekli zihin haritasının fen ve teknoloji dersinin diğer ünitelerinde ve farklı derslerde kullanılma isteği de elde edilmiştir.
E-öğrenme ortamında kullanılan öğrenme stil ve stratejilerinin web kullanım madenciliği ile analizi
Öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre e-öğrenme ortamlarının düzenlenmesi eğitim teknolojileri alanının önemli bir çalışma konusudur. Öğrencilere öğrenme süreci başlangıcında uygulanacak testler ile öğrenme stillerinin veya öğrenme stratejilerinin tespit edilerek bireysel farklılıklarına uygun öğrenme ortamlarının hazırlanması yeterli bir yaklaşım değildir. Öğrenme süreci içerisinde bu testlerin tekrar edilmesi ise, öğrencilerde olumsuz yaklaşımlara sebep olabilir. Bu nedenlerle, öğrencilerin öğrenme süreci içerisinde e-öğrenme ortamlarındaki davranışlarından öğrenme stillerinin ve stratejilerinin yapay zeka sistemleri yardımı ile algılanması gereklidir. Böylece öğretim süreci içinde bireylere sunulan etkinliklerin bireysel farklılıklarına göre düzenlenmesi mümkün olacaktır. Bu özelliklerdeki e-öğrenme ortamlarının tasarlanmasında, öğrenme stillerinin ve stratejilerinin yapay zeka modelleri ile öğrencilerin web kullanım davranışları üzerinden tespit edilmesi önemli bir boyutu oluşturmaktadır.Bu araştırmada, e-öğrenme ortamında kullanılan öğrenme stil ve stratejilerinin web kullanım madenciliği ile analiz edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel araştırma modellerinden tek grup öntest-sontest desen'e göre tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında öğrencilere uygulanan öğrenme stilleri ve öğrenme stratejileri ölçeklerinden elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, öğrencilerin e-öğrenme ortamlarını kullandıkları süre içerisinde öğrenme stillerinde ve stratejilerinde değişimler meydana geldiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin kullandıkları öğrenme stillerinin öntest dağılımları ile sontest dağılımları arasında farklılıklar görülmüştür. Ayrıca öğrenme stillerini oluşturan soyut kavramsallaştırma boyutu ile somut yaşantı boyutu arasında anlamlı düzeyde (p<0,05), aktif yaşantı ile yansıtıcı gözlem boyutu arasında ise anlamlı düzeyde olmamakla birlikte ortalama puanlar açısından değişim olduğu görülmüştür. Güdülenme ve öğrenme stratejileri ölçeğinden elde edilen sonuçlara göre, öntest-sontest toplam ölçek puanlarında farklılık istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde çıkmamakla birlikte ölçeğin bazı alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğrenme stilleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla, öğrenme stillerini oluşturan boyutlar ile güdülenme ve öğrenme stratejileri boyutları arasında öntest-sontest puanları için ayrı ayrı korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğrenme stili boyutlarından aktif deneyim ve yansıtıcı gözlem ile güdülenme ve öğrenme stratejileri alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler çıkmış ancak determinasyon katsayısı en yüksek r2=%8 düzeyinde düşük bulunmuştur.Öğrencilerin web kullanım davranışlarından öğrenme stillerinin ve stratejilerinin belirlenmesine yönelik yapılan çalışmalarda: Yapay Sinir Ağları (YSA) ve Karar Ağacı modelleri SAS Enterprise Miner 7.1 programı ile uygulanmıştır. E-öğrenme ortamında öğrencilerin kullanımına sunulan 10 öğrenme etkinliğinin ziyaret süreleri ve sayıları veri madenciliği modellerinin girişlerini oluşturmuştur. Karar Ağacı ve YSA modellerinden elde edilen tüm sonuçlar değerlendirildiğinde, YSA modelinin Karar Ağacı modeline göre daha başarılı olduğu anlaşılmıştır. YSA modeli kendi içerisindeki algoritmalar açısından değerlendirildiğinde ise Levenberg-Marquardt algoritması %91,7 başarı ile öğrencilerin öğrenme stillerini tahmin etmiştir.Öğrenme stratejileri için veri madenciliği modelleri test edilmiş ancak hem güdülenme ve öğrenme stratejileri toplam ölçek puanları, hem de alt boyutlara ilişkin puanlar modelin çıkışı olarak kullanıldığında yapay zeka eğitimi başarıya ulaşmamıştır.Yapılan araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, elde edilen yapay zeka modeli ile web kullanım davranışlarından öğrencilerin öğrenme stilleri %91,7 başarı ile öngörülebilmektedir. Yapay zeka modelleri, web tabanlı akıllı öğrenme ortamlarının hazırlanmasında ve anlamsal web uygulamalarının altyapısında kullanılabilir. Araştırma ile ortaya konulan model, öğrencilerin süreç içerisinde öğrenme stillerinde meydana gelen değişimleri algılayan ve bireysel farklılıklarına uygun öğrenme ortamları sunabilen sistemlerin altyapısında kullanılabilir.
Türkçe dersinde birleştirilmiş işbirlikli okuma ve kompozisyon tekniği ile kullanılan hikâye haritası yönteminin öğrencilerde okuduğunu anlama becerisini geliştirmeye etkisi
Sistemdeki sorun nedeniyle sonra eklenecek
Fen lisesi öğrencilerinin öz-düzenlemeli öğrenme becerisine sahip olma durumlarının incelenmesi
Çağımızda bilgi hesaplanamaz bir oranda artmakta ve buna paralel olarak toplumsal gelişim ve değişimler meydana gelmektedir. Bu durum bireylerin yeni bilgi ve beceriler kazanmasını, var olan bilgilerini da sürekli güncellemesini bir ihtiyaç hatta bir zorunluluk kılmıştır. Bireylerin toplumsal gelişim ve değişime ayak uydurabilmeleri ve öğrendiği yeni bilgileri yaşamına aktarabilmeleri, öğrenme faaliyetinin sadece okulda olup biten bir yapıdan çıkıp, hayat boyu devam eden bir süreç haline gelmesiyle mümkün olacaktır.Öz-düzenleme ve bunun bir sonucu olan öz-düzenlemeli öğrenme becerisi, sınıf içinde veya diğer eğitim ortamlarında başarının önemli bir belirleyicisi olmakla birlikte; hayat boyu öğrenmenin temelini oluşturabilecek önemli bir unsurdur. Temel amacı, Fen lisesi öğrencilerini öz-düzenlemeli öğrenme becerisine sahip olma durumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemek olan bu çalışmada, bireylerin hayat boyu öğrenmelerine temel oluşturacak öz-düzenlemeli öğrenmeye (self-regulated learning) ve ilişkili olduğu yapı ve kavramlara yoğunlaşılmıştır. Yine bu çalışmada öz-düzenlemeli öğrenme becerisine sahip öğrencilerin özellikleri ve öz düzenlemeli öğrenme ortamının oluşturulmasına yönelik kuramsal bir bakış açısı sunulmaya çalışılmıştır.Tez çalışması dâhilinde öz-düzenleme, öz düzenlemeli öğrenme ve öz-düzenleme stratejileri tanımlanarak; öz düzenlemeli öğrenenlerin karakteristik özellikleri belirtilmeye çalışılmış, öz düzenlemeli öğrenmeyi etkileyen faktörlerin neler olduğu ele alınmıştır. Yine çalışma dâhilinde öz-düzenleme becerilerini geliştiren öğrenme ortamının oluşturulmasında temel alınması gereken ilkelerden bahsedilmiş, böyle bir öğrenme ortamı içerisinde öğrenci, öğretmen ve değerlendirme sürecinin özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca öğrencilerin öz-düzenleme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan çalışmalar üzerinde durulmuştur.Tez araştırması 2011?2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı Fen Liselerindeki öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Bu örneklemden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, frekans, yüzde, ?t? testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular şöyledir:Fen Lisesi öğrencilerinin öz-düzenlemeli öğrenme becerisi ile ilgili tüm alt boyutların ortalaması bakımından olumlu düzeyde görüş bildirmişlerdir. Tümel anlamda öz düzenlemeli öğrenme hakkındaki öğrenci görüşleri cinsiyet ve sınıf değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterirken; kardeş sayısı, alan, ekonomik düzey ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir.Öğrenciler alt boyutlara ilişkin genellikle olumlu aralıkta ancak düşük düzeyde görüş belirtmişlerdir. Fen lisesi öğrencileri araştırmanın alt boyutları olan hedef belirleme, öz değerlendirme, yardım alma, çalışma ortamı, öğrenme sorumluluğu, çalışma düzeni, motivasyon, zaman yönetimi, öğrenme stratejileri ve öğrenme kaynakları açısından olumlu görüş belirtirken, hafıza stratejileri ve başarı kaynakları faktörleri hakkında olumsuz görüş belirtmişlerdir. Fen lisesi öğrencileri birçok değişken açısından benzer özellikler göstermişlerdir. Yapılan analizler sonucunda öğrencilerin en yüksek çalışma düzeni faktörü, en düşük ise hafıza stratejileri hakkında görüş belirttikleri görülmüştür. Yine yapılan analizlere göre fen lisesi öğrencileri öğrenme kaynağı olarak en çok yazılı kaynakları en az da ders programını belirtmişlerdir. Ayrıca başarılarına en çok başarma isteklerinin en az ise çok çalışmanın etki ettiğini belirtmişlerdir.
Bilgisayar becerisi ile üst biliş düşünme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Fırat ve İstanbul Üniversiteleri örneği
Dünyadaki dijital ürünlerin kullanımının ve sayısının hızla arttığı bilinmektedir. Eğitimde de kullanılan bu dijital ürünlerin, üst biliş düşünme becerilerini nasıl etkilediği merak konusudur. Bu araştırmanın amacı, bilgisayar becerileri ve üst biliş düşünme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir.Bu araştırmada bilgisayar becerisi (BB) ve üst biliş düşünme becerisi (ÜBD) ölçekleri geliştirilmiş ve bazı değişkenlere göre incelenmiştir. BB ve ÜBD ölçeklerinin geliştirilmesinde açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda BB için 13 maddelik ölçeğin üç faktörlü yapısının uygun olduğu, bu üç faktörlü yapının toplam varyansın % 58,981'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan madde yüklerinin ise ,719 ile ,814 arasında değiştiği görülmüştür. ÜBD ölçeği için 18 maddelik ölçeğin dört faktörlü yapısının uygun olduğu, bu dört faktörlü yapının toplam varyansın % 56,579'unu açıkladığı tespit edilmiştir. Ölçeği oluşturan madde yüklerinin ise ,704 ile ,786 arasında değiştiği görülmüştür.Açımlayıcı faktör analizi sonuçlarına göre oluşturulan ölçek yapısının durumunu test etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizine başvurulmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucuna göre; BB ölçeğinin SRMR değeri ,056, RMSEA değeri ,076, GFI değeri ,925 ve AGFI değeri ,889 ve ÜBD ölçeğinin SRMR değeri ,051, RMSEA değeri ,056, GFI değeri ,918 ve AGFI değeri ,891 bulunmuştur. Bu uyum indeks değerlerine göre ölçek geliştirme süreçleri başarılıdır. Ayrıca BB ölçeğinin geneline yönelik Cronbach's Alpha katsayısı ,857 ve ÜBD ölçeğinin geneline yönelik Cronbach's Alpha katsayısı ,881 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular ışığında ölçeklerin güvenilir ve geçerli olduğu söylenebilir.Geliştirilen BB ve ÜBD ölçekleri incelenmiş, elde edilen bazı bulgular şunlardır:?BB ölçeğinin bütünü, temel bilgisayar becerisi faktörü ve sorun giderme becerisi faktörü açısından, fakülte değişkenine göre İÜ-Eğitim Fakültesi öğrencileri lehine anlamlı fark bulunmuştur.?BB ölçeğinin bütünü, temel bilgisayar becerisi, yazılım kullanabilme becerisi faktörü ve sorun giderme becerisi alt faktörü açısından cinsiyet değişkenine göre erkek öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bilgisayarı olma değişkenine göre bilgisayarı olan öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur. Öğrenim gördükleri bölüm değişkenine göre bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği öğrencileri lehine anlamlı fark bulunmuştur.?Üst biliş düşünme becerisi ölçeğinin tamamında, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi, alternatif değerlendirme becerisi, düşünme becerisi ve karar verme becerisi faktörlerinde öğretmen adayı görüşleri arasında bölüm değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur.?Üst biliş düşünme becerisi ölçeğinin Alternatif değerlendirme becerisi faktöründe yaş değişkenine, Düşünme becerisi faktöründe cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur.Bu bulgular ışığında aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:?Öğretmen adaylarının Bilgisayar becerileri ve öğretim amaçlı kullanma düzeylerini yeterli düzeyde olmasını sağlamak için; donanım ve yazılım eksikliğinin giderilmesi ve bu konularda öğretmen adaylarının yeterli eğitime sahip olmaları sağlanabilir.?Öğretmen adaylarının üst biliş düşünme becerilerinin artırımı için, bilgisayarlı veya web tabanlı uygulamalara ağırlık verilmesi sağlanabilir
Üstbilişe dayalı bir öğretim uygulamasının öğretmen adaylarının akademik başarı, üstbilişsel farkındalık, başarı motivasyonu ve eleştirel düşünmelerine etkisi
Araştırmanın amacı, `Üstbilişe Dayalı Bir Öğretim Uygulamasının Öğretmen Adaylarının Akademik Başarı, Üstbilişsel Farkındalık, Başarı Motivasyonu ve Eleştirel Düşünmelerine Etkisi?ni belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2010- 2011 öğretim yılı bahar döneminde Fırat Üniversitesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği (I. ve II. öğretim) ile Türkçe Eğitimi Bölümü Türkçe Öğretmenliği (I. ve II. Öğretim) üçüncü sınıflarında öğrenim gören öğretmen adayları içerisinden kümeleme analizi sonucu deney ve kontrol gruplarına alınan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Gruplar, kümeleme analizi (Cluster Analyses) sonucu Türkçe Öğretmenliği I. ve II. Öğretim?den 22?şer; Fen Bilgisi Öğretmenliği I. Öğretim?den 25, II. Öğretim?den ise 28 öğretmen adayından oluşmuştur. Araştırmada karma model kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu, deneysel desenlerden ?Ön Test ? Son Test Kontrol Gruplu Desen? ile yürütülmüştür. Deney gruplarına üstbilişe dayalı bir öğretim uygulaması yapılmıştır. Kontrol gruplarında ise dersler geleneksel öğretim ile işlenmiştir. Ayrıca, araştırma nitel çalışma ile desteklenmiştir. Bunun için deney grubu öğrencileri ile yapılan etkinlikler ve görüşme formundan elde edilen veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri ?Ölçme Değerlendirme Dersine İlişkin Akademik Başarı Testi?, ?Öğretmen Adayları için Üstbilişsel Farkındalık (ÜFAR) Ölçeği?, ?Başarı Odaklı Motivasyon (BOM) Ölçeği?, ?Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (CCTDI)?, görüşme ve etkinlik formları aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bazı bulgular şöyledir: - Deney grupları ön test ? son test akademik başarı, üstbilişsel farkındalık ve eleştirel düşünme puanlarının bazı alt boyutlarında son test lehine anlamlı farklılıklar çıkmıştır. -Deney grupları ön test ? son test başarı motivasyonu puanları arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. - Deney ve kontrol gruplarının son test akademik başarı, üstbilişsel farkındalık ve başarı motivasyonu puanlarının bazı alt boyutlarında deney grupları lehine anlamlı farklılıklar çıkmıştır. - Deney ve kontrol gruplarının son test eleştirel düşünme puanları arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. - Deney I ve Kontrol I Grubu?nun üstbilişsel farkındalık, başarı motivasyonu ve eleştirel düşünme erişi puanları arasında anlamlı bir farklılık çıkmamıştır. - Deney II ve Kontrol II Grubu?nun akademik başarı, üstbilişsel farkındalık ve başarı motivasyonu erişi puanlarının bazı alt boyutlarında deney grubu lehine anlamlı farklılıklar çıkmıştır.Araştırma sonuçları; üstbilişe dayalı bir öğretim uygulamasının, öğretmen adaylarının gelişimlerini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Ancak, uygulamalardan daha verimli sonuçlarının elde edilmesinde öğretim süresinin uzatılması yararlı olacaktır.Anahtar Kelimeler: Başarı Motivasyonu, Eleştirel Düşünme, Farkındalık, Üstbiliş
Yükseköğretimde bağıl ve mutlak değerlendirmeye ilişkin öğrencilerin ve öğretim elemanlarının görüşleri
Bu araştırmada yükseköğretim kurumlarında öğrencilerin ve öğretim elemanlarının bağıl ve mutlak değerlendirmeye ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Fırat Üniversitesinde bulunan 809 öğrenci ve 97 öğretim elemanı üzerinde anket tekniği kullanılarak yürütülmüştür. Uygulanan anket sonucunda öğrencilerin ve öğretim elemanlarının bağıl ve mutlak değerlendirmeye ilişkin görüşleri yüzde, frekans ve ki-kare istatistiksel işlemler kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda aşağıdaki bulgulara varılmıştır:1.Bilgi düzeyleri aynı olmasına rağmen, bağıl değerlendirme yapılan öğrencilerin notları mutlak değerlendirme yapılan öğrencilerin notlarından daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.2.Öğrenciler ve öğretim elemanları bağıl değerlendirmeyi ?at yarışı? na benzetirken, mutlak değerlendirmeyi ?oranlı-ölçekli metrelere? ve ?öğretmenin vicdan sistemine? benzettikleri ortaya çıkmıştır.3.Öğrenciler ve öğretim elemanları bağıl değerlendirmenin en olumlu yanının çalışkan öğrencilerin notunu arttırdığı görüşünü savunurken en olumsuz yanının ise işbirliğini bitirdiğini ve rekabeti arttırdığı görüşünü savunmuşlardır.4.Öğrenciler ve öğretim elemanları, mutlak değerlendirmenin en olumlu yanının öğrencilerin arasında işbirliğini sağladığını savunurken en olumsuz yanının ölçme ve değerlendirme bilgisi zayıf olan öğreticilere adaletsiz bir değerlendirme fırsatı sunduğu savundukları görülmüştür.Sonuç olarak her iki değerlendirme biçiminin de avantaj ve dezavantajları olduğu, üniversiteler değerlendirme biçimi seçerken bunlara dikkat etmesi gerektiği görülmüştür. Ayrıca üniversitelerin değerlendirme biçimlerinin farklı olmasından kaynaklı adaletsizliklerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Bağıl değerlendirme, mutlak değerlendirme, Yükseköğretim.
Elazığ yatılı bölge ortaokulların biyoharmolojik özelliklerinin incelenmesi
Bu doktora tezinin amacı, yatılı bölge ortaokulların biyoharmolojik özelliklerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Elazığ ilindeki beş Yatılı Bölge Ortaokulu (YBO) Biyoharmolojik Uygunluk Değerlendirmesi (BUD) kuramsal esasları ışığında; Planlama, Projelendirme ve Uygulama (PPU) kriterleri, Mekansal Niteliklerin Yansıma Düzeyi (MNYD) kriterleri, Yaşam Alanı Biyoharmolojik Uygunluk Değerleri (YABUD) ve kullanıcı memnuniyeti açısından incelenmiştir. Çalışma sonunda hiçbir YBO binası PPU ve MNYD kriterleri bakımından BUD sertifikasına değer bulunmamıştır. Okullardan YBO3 binası PPU kriterlerine göre "Uygun Değil", diğerleri ise "İyileştirilmeli" ve MNYD kriterleri bakımından ise YBO2 binası "İyileştirilmeli", diğerleri ise "Uygun Değil" şeklinde düşük nitelikli binalar olarak tespit edilmiştir. YABUD kriterleri bakımından da ortam sıcaklığı, çiğ noktası sıcaklığı, aydınlık, ses düzeyi, gürültü, manyetik alan, havadaki parçacık-partikül sayısı, hava hızı, duvar iç yüzey sıcaklığı, dersliklerin hacmi, dersliklerin alanı, derslik kullanıcı sayısı, kullanıcı başına düşen birim hacim ve kullanıcı sayısına düşen birim alan konularında eksiklikleri vardır. Sonuç olarak, Elazığ ili kapsamında incelenen yatılı bölge ortaokulların mevcut fiziksel özelliklerinin okulun kullanıcı kimliği ve kullanım amacına uygun olmadığı, eğitim ve öğretime olumsuz etkisinin yanı sıra öğrencilerin biyolojik, fizyolojik ve psikolojik gelişimine de olumsuz etkilerinin olabileceği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yatılı Bölge Ortaokulu, Eğitim Yapıları, Biyoharmoloji, Öğrenci, Konfor Şartları
İngilizce öğretiminde işbirlikli öğrenme destekli eğitsel eğlenceli etkinliklerin öğrencilerin öz-yeterlik becerileri, öz-düzenleme stratejileri, üstbiliş becerileri, motivasyonları ve akademik başarılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, İngilizce öğretiminde işbirlikli öğrenme destekli eğitsel eğlenceli etkinliklerin öğrencilerin öz-yeterlik becerileri, öz-düzenleme stratejileri, üstbiliş becerileri, motivasyonları ve akademik başarılarına etkisini belirlemektir. Ayrıca, uygulamaya ilişkin hem öğrenci gözlemleri hem de öğretmenlerin gözlemlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ-Merkez Namık Kemal İlköğretim Okulunda deney grubu olan ?5/D? ve ?5/E? sınıfları ile kontrol grubu olan ?5/F? ve ?5/B? sınıflarına uygulanmıştır. Araştırma, bir deney ve bir kontrol grubu olmak üzere iki grupla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; deney grubunda 34, kontrol grubunda da 34 öğrenci olmak üzere toplam 68 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda, işbirlikli öğrenme destekli eğitsel eğlenceli etkinliklere dayalı uygulama yapılmış; kontrol grubunda ise geleneksel yöntem uygulanmıştır. Uygulamalar, 5. sınıf İngilizce dersinde ?My Favorite Activities, Farm Life, Cartoon Characters, Personal Posessions, Health Problems, Fun at the Park ve Help? ünitelerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel desenler kullanılmıştır. Araştırmanın verileri başarı testi, dinleme becerisi değerlendirme testi, yazma becerisi değerlendirme testi, konuşma becerisi değerlendirme formu ile öz-yeterlik, öz-düzenleme, üstbiliş ve motivasyon ölçekleri, gözlem ve görüşme formlarıyla elde edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutu öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desene uygun olarak yürütülmüştür. Nitel boyutta ise uygulama sonrasında deney gruplarının her birinden seçilen öğrencilerle ve uygulama öğretmeniyle görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca uygulama süresince iki gözlemci ve uygulama öğretmeni olmak üzere üç gözlemcinin gözlemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 45 sorudan oluşmaktadır. İlgili analizlerin ?TAP: Test Analysis Program (version 2007a)? programıyla yapıldığı başarı testinin ortalama güçlüğü .57 ve KR-20 güvenirlik kat sayısı .88 olarak belirlenmiştir. Dinleme becerisi değerlendirme testinin genel KGİ değerinin ise %90.7 olduğu anlaşılmaktadır [KGİ > KGÖ (90.7>0.49)]. Yazma becerisinin değerlendirilmesine ilişkin Jacobs et al. (1981)?ın ?Content, Organization, Vocabulary, Language Use ve Mechanics? olmak üzere beş alt kategoriden oluşan değerlendirme kriterleri dikkate alınmıştır. Konuşma becerisi değerlendirme formunun ise KGİ değerinin %85 olduğu anlaşılmaktadır [(0.85>0.56) KGİ>KGÖ]. Beşli likert tipinde araştırmacı tarafından geliştirilen ve 30 maddeden oluşan ?İngilizce Öğretiminde Öz-Yeterlik İnancı Ölçeğinin (İÖÖ-YİÖ)? KMO değeri .943; Barttlet testi sonucu 6794.830; Cronbach Alpha katsayısı .921 olarak belirlenmiştir. Yine araştırmacı tarafından geliştirilen diğer bir nicel veri toplama aracı da ?İngilizce Öğretiminde Öz-Düzenleme Stratejileri Ölçeği (İÖÖ-DSÖ)?dir. Beşli Likert tipine göre hazırlanan ölçeğin KMO değeri .936; Bartlett testi sonucu 5545.861; Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı da .897 olarak bulunmuştur. Araştırmada kullanılan diğer nicel veri toplama araçları, Irak (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Üstbiliş Ölçeği Çocuk ve Ergen Formu (ÜBÖ-ÇE) ile Kara (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Eğitimde Motivasyon Ölçeği (EMÖ)?dir. Nicel verilerin analizinde SPSS-15 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, işbirlikli öğrenme destekli eğitsel eğlenceli etkinliklere dayalı uygulamaların yürütüldüğü deney grubundaki öğrencilerin ve geleneksel yöntemin uygulandığı kontrol grubundaki öğrencilerin başarı düzeylerinin arttığı görülmüştür. Fakat deney grubundaki öğrencilerin kontrol grubundaki öğrencilere göre daha başarılı oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Her iki grubun başarı testinden aldıkları erişi ve kalıcılık puanları arasında da anlamlı farklılık belirlenmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının sontest ve kalıcılık puanları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Grupların kalıcılık testi sonuçlarının karşılaştırılmasında, deney grubu öğrencilerinin kalıcılık testi puanlarının kontrol grubu öğrencilerinin kalıcılık testi puanlarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca grupların Dinleme becerisi değerlendirme testi, konuşma becerisi değerlendirme formu ve yazma becerisinin değerlendirilmesine ilişkin üç değerlendirmenin öntest-sontest toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Söz konusu farklılıkların her üç test sonucunda da deney grubu lehine olduğuna rastlanmıştır. Araştırmanın nitel boyutu iki ana başlık altında öğrenci görüşmeleri ve gözlemci gözlemlerinden oluşan temalardan oluşmaktadır. Şarkı ve Oyun ile İngilizce öğretimi uygulamasının faydaları, oluşturulan öğrenme ortamının beğenilen yönleri ile İngilizce dersinde şarkının ve oyunun kullanılmasının bilişsel boyuta etkisi ve bu uygulamanın olumsuz yönlerine ilişkin öğrenci görüşleri ve gözlemci gözlemleridir. Araştırma sonucunda elde edilen nicel ve nitel verilerin tutarlı ve birbirini desteklediği sonucu çıkarılmıştır. Araştırmanın her iki boyutunda da birbirini destekler sonuçlara ulaşılması bu durumu göstermektedir. Bu doğrultuda, ilgili uygulamanın ilköğretimde daha yaygın şekilde kullanılması ve benzer çalışmaların, diğer öğretim kademelerinde ve farklı sınıf düzeylerinde de yürütülerek çalışmalardan çıkan sonuçların karşılaştırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: İngilizce dersi, oyun, şarkı, öz-yeterlik, öz-düzenleme, üstbiliş, motivasyon, dil becerileri, işbirlikli öğrenme.
Montessori yönteminin okul öncesi dönemde öğrencilerin yaratıcı düşünmelerine etkisi
Bu araştırmada öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerinde Montessori yönteminin etkisi incelenmiştir. Araştırma deneysel bir çalışma olup ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmada deney grubunda Montessori yöntemi, kontrol grubunda Milli Eğitim Bakanlığı?nın halihazırdaki programı kullanılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Torrance yaratıcı düşünme anketi kullanılmıştır.
Öz düzenlemeli öğrenmenin okuduğunu anlamaya tutuma ve üst bilişsel düşünmeye etkisi
Bu çalışmanın amacı, öz düzenlemeli öğrenmenin; öğrencilerin okuduğunu anlama, Türkçe dersine yönelik tutum ve üst bilişsel düşünme becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla çalışma 2011-2012 eğitim öğretim yılı güz döneminde öğrenim gören Zonguldak Merkez Köksal Toptan İlköğretim Okulu 5. sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Çalışmada bir sınıf deney grubu, diğer sınıf kontrol grubu olarak belirlenmiş; dersler, deney grubundaki öğrencilerle öz düzenlemeli işlenirken, kontrol grubundaki öğrencilerle MEB öğretim programı kılavuzunda belirtildiği şekilde işlenmiştir. Çalışma toplam 8 hafta sürmüştür. Çalışmada yarı deneysel modellerden ?eşitlenmemiş kontrol gruplu ön test son test modeli? ile nitel araştırma yöntemlerinden ?odak grup görüşme yöntemi? kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi, Türkçe dersine yönelik tutum ölçeği, üst bilişsel düşünme becerileri ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın sonunda nicel verilere dayanılarak, öz düzenlemeli öğrenmenin, öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri üzerinde, MEB öğretim programında belirtildiği şekilde işlenişine kıyasla daha etkili olduğu; tutum ve üst bilişsel düşünme becerileri üzerinde ise etkili olmadığı; nitel verilere dayanılarak da deney grubu öğrencilerinin, öz düzenlemeli öğrenme sürecini (öngörü ? performans denetimi ? öz yansıtma) günlük hayatta kullanmalarına ilişkin, uygulama sonrasında farklılık olduğu belirlenmiştir.
İlköğretim öğrencilerinin İngilizce dersine yönelik tutumları ile ders başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Kandıra ilçesi örneği
Türkiye'de, pek çok ülkede olduğu gibi dil eğitimi erken yaşta başlatılmakta ancak istenilen başarı elde edilememektedir. Bu durumun temelinde kalıtsal, çevresel veya sosyoekonomik etkenler yatabileceği gibi kaygı, dil öğrenmeye ilişkin tutumlar gibi psikolojik etkenler de bulunabilmektedir. Bu araştırmada, ders başarısı üzerinde etkili olduğu düşünülen İngilizce dersine yönelik tutumlar incelenmiştir.Bu araştırma Kandıra ilçesindeki ilköğretim okullarının 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflarından 895 öğrenciyi kapsamaktadır. Öğrencilerin derse yönelik tutumları ile ders başarıları arasındaki ilişkiyi gözlemleyen bu çalışmada, kesitsel araştırma deseni kullanılmış ve veriler anketler aracılığıyla elde edilmiştir.Araştırma bulguları, 8. sınıf öğrencilerinin derse yönelik tutumlarının, başarılarını; diğer sınıf düzeylerindeki öğrencilere göre daha fazla etkilediğini göstermektedir. Diğer sınıf düzeylerine göre 4. sınıf öğrencileri daha olumlu tutumlara sahip olmalarına rağmen, 4. sınıf öğrencilerinin tutumları ders başarılarını en az seviyede etkilediği görülmüştür. Cinsiyet bazında karşılaştırıldığında, kız öğrenciler daha olumlu tutumlara sahiptir ve ders başarısı açısından tutumlar kız öğrencilerde daha etkilidir.
İlköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler programı kazanımlarının ulaşılma düzeyinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler dersi kazanımlarının ulaşılma düzeyini belirleyerek öğrencilerin cinsiyetlerine, ailelerinin gelir durumuna göre, çalışma odası olup olmadığına ve dershaneye gidip gitmediklerine göre karşılaştırmaktır. Çalışmada Tyler'ın Hedefe Dayalı Değerlendirme Modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2010-2011 öğretim yılında Zonguldak ili Ereğli ilçe merkezindeki 5 farklı okuldan 389 ilköğretim 5.sınıf öğrencisi katılmıştır.Çalışma deneysel bir çalışma olup, deneme öncesi modellerden tek grup ön test son test modeli ile uygulanmıştır. Örnekleme ulaşmak zor olduğu için olasılıklı örnekleme seçilmiştir. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin istatiksel çözümlenmesi SPSS 13.0 programı kullanılarak yapılmış ve araştırmada hata payı .05 olarak alınmıştır. Test, ünitenin başında ve sonunda olmak üzere iki kez uygulanmıştır.Araştırma sonunda öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyinin, çalışma odasının bulunma durumunun ve dershaneye gitme durumlarının İlköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler dersinin kazanımlarına ulaşmada etkili olduğu görülmüştür.
Özel eğitimde bilgisayar destekli öğretim: Üç durum çalışması
Bu çalışmanın amacı; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden zihinsel yetersizlik, işitme yetersizliği ve ortopedik yetersizliğe sahip üç bireyin derslerinde bilgisayar kullanım süreçlerini incelemektir. Araştırmada örneklem seçiminde; yetersizlik türlerinin belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Farklı yetersizlik türlerine sahip bireylerin belirlenmesinde ise kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Özel eğitim merkezlerinde en fazla karşılaşılan üç yetersizlik türüne sahip bireyler çalışmaya dâhil edilmiştir. Bireylerin farklı yetersizliklere sahip olmaları ve özel eğitim merkezlerine devam etmeleri şartı aranmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasına yer verilmiş ve araştırma amacına uygun olan durum çalışması desenlerinden ?bütüncül çoklu durum deseni? kullanılmıştır. Örneklemi içinde barındıran yetersizlikler kendi başına bütüncül olarak ele alınmış ve sonra birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırma verileri; gözlem, yarı - yapılandırılmış görüşme ve doküman analizi aracılığı ile toplanmıştır. Sonuç olarak, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde görev alan öğretmenler, alıştırma ve tekrar yazılımları ile eğitsel oyun yazılımları kullanmayı tercih ettiği saptanmıştır. Ayrıca seçilen yazılımda kullanılan animasyon, metin ve sembollerinin aşırı oranda kullanılması durumunda zihinsel yetersizliği olan bireylerde bilişsel yüklenmeye neden olduğu saptanmıştır. Buna ek olarak işitme yetersizliği olan bireylerin bilgisayar destekli öğretimde kelimeleri klasik metotlara göre daha hızlı öğrendiği, ortopedik yetersizliği olan bireylerin eğitiminde amaçlanan kazanımların yanında bilgisayar destekli öğretim ile birlikte ince motor kasların çalışmasında olumlu gelişmeler görülmektedir. Özel eğitimde bilgisayar kullanımı katılımcı bireylerin temel bilgisayar becerilerini geliştirmelerine katkı sağlamaktadır.
Fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk düzeylerinin değerlendirilmesi
Öğretmenler pedagojik hoşnutsuzluklarının ne kadar farkında olurlarsa, kendilerini değişim ve gelişime daha iyi hazırlarlar. Dolayısıyla bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk düzeylerini çeşitli değişkenler açısından değerlendirmek amacı ile yapılmıştır. Araştırma betimsel tarama (survey) modeli kullanılarak, Zonguldak ili Alaplı ilçesindeki 6, Ereğli ilçesindeki 6 devlet okulunda görev yapan toplam 104 sınıf öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Veriler için Southerland, Sowell, Kahveci, Granger ve Geade (2006) tarafından geliştirilen fen bilgisi öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluk ölçeği kullanılmıştır. Ölçek önce Türkçe'ye çevrilmiş; 1 ? 5 arası sınıfları okutan, köy veya ilçe merkezinde çalışan, farklı kıdem ve mezuniyetlere sahip 152 sınıf öğretmenine uygulanmış ve ardından doğrulayıcı faktör analizi yapılarak 30 maddeden 19 maddeye düşürülmüştür. Ölçeğin bu Türkçe formu 2011 ? 2012 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında aynı değişkenlere sahip sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır.Bu uygulama sonrasında ölçeğin genelinin güvenirliğinin 0,94 olduğu görülürken; faktörler arası korelasyonlarının da anlamlı orta ve yüksek düzeylerde olduğu belirlenmiş, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırma sonuçları, sınıf öğretmenlerinin fen ve teknoloji öğretimine yönelik pedagojik hoşnutsuzluklarının ?biraz hoşnutsuzluk? düzeyinde olduğunu göstermiştir. Ayrıca, öğretmenlerin pedagojik hoşnutsuzlukları ile cinsiyetleri, meslekî kıdemleri, çalıştıkları okulların bağlı bulunduğu yerleşim yerinin türü ve mezun oldukları okul türü arasında anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Buna ek olarak, öğretmenlerin pedagojik hoşnutsuzlukları ile okuttukları sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Zihinsel risk alma ve fen ve teknoloji dersine ilişkin tutumun bilişsel gelişim düzeylerine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim 4.- 8. sınıf düzeyi öğrencilerinin düşünme düzeylerini Piaget'in bilişsel gelişim basamaklarına uygun olarak geliştirilen etkinlikler yardımıyla belirlemek ve bilişsel gelişim düzeyleri ile öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarını ve bilişsel gelişim düzeyleri ile fen ve teknoloji dersi risk alma davranışlarını karşılaştırmalı olarak incelemektir.Araştırmanın çalışma grubunu Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde özel bir dershaneye devam etmekte olan İlköğretim 4-8. sınıf 50'si kız, 50'si erkek olmak üzere toplam 100 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada tarama ve klinik yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın genel amacına uygun olarak, öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek için Nuhoğlu (2008) tarafından geliştirilen ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği?, zihinsel risk alma davranışlarının belirlenmesi için zihinsel risk alma ölçeği, ayrıca öğrencilerin bilişsel gelişim düzeylerinin belirlemeye yönelik gözlem formu kullanılmıştır. Bu araştırmada veriler; t-testi, ki-kare analizi, verilerin güvenirlik ve hata düzeyini azaltmak için iki yönlü varyans analizleri kullanılmıştır. Bütün analizlerde, örneklem büyüklüğünün 100 olmasından dolayı anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmanın sonucuna göre, çalışmaya katılan ilköğretim 4-8. sınıflarda öğrenim gören 100 öğrencinin %16'sının somut, %24'ünün soyut, %60'ının ise geçiş döneminde oldukları saptanmıştır. Öğrencilerinin bilişsel gelişim düzeylerine göre risk alma düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin bilişsel gelişim düzeylerine göre fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının anlamlı düzeyde farklılaşmadığı tespit edilmiştir.
Fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilik ve üstün yeteneklilerin eğitimi ile ilgili görüşlerinin incelenmesi
Üstün yetenekli bireyler toplumun % 2-3 gibi bir kısmını oluşturmalarına rağmen, toplumların gelişmesinde büyük öneme sahiptirler. Bu bireylerin eğitimlerinde fen ve teknoloji dersinin katkısı büyüktür. Dolayısıyla fen ve teknoloji dersi öğretmenlerinin de üstün yeteneklilerin eğitimine ilişkin tutumlarının incelenmesi gerekir. Bu çalışmada, fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine ilişkin tutumlarının ve uyguladıkları öğretim programı hakkında üstün yeteneklilerin eğitimi açısından görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma da nitel ve nicel araştırma modellerinin kullanıldığı karışık (mixed) desen kullanılmıştır. Bu açıdan çalışma betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 öğretim yılında Isparta il merkezi ve ilçelerindeki ilköğretim okullarında görev yapan toplam 111 fen ve teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Bu katılımcılara veri toplama aracı olarak; ?Üstün Yeteneklilerin Eğitime İlişkin Öğretmen Tutum Ölçeği (ÜYETÖ)? uygulanmıştır. Nitel veriler için araştırmanın gerçekleştirildiği Isparta ili ilköğretim okullarında görev yapmakta olan 4 fen ve teknoloji öğretmenlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Bu katılımcılara ?Öğretmen Görüşme Formu? uygulanmıştır.Fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine tutum puanları ortalaması =3.37 olarak bulunmuştur. Bu durum fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yeteneklilerin eğitimine genel olarak kararsız tutumun biraz üzerinde tutumlarının olduğunu göstermektedir. Araştırmanın nitel bulguları ise üstün yetenekli öğrencilerin eğitimlerine olumlu bakılmasına rağmen, fen ve teknoloji öğretmenlerinin üstün yetenekli öğrencilerin okul dışında eğitim aldıkları BİLSEM'lerle iletişimlerinin neredeyse hiç olmadığı görülmüştür. Ayrıca, fen ve teknoloji dersi öğretmenleri örgün eğitim kurumlarında yürütülen fen ve teknoloji dersi programının üstün yetenekli öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamadığı görüşünde birleşmişlerdir. Bu bulgular ışığında üstün yetenekli öğrencilerin eğitim ihtiyaçlarının da dikkate alındığı yeni bir fen ve teknoloji dersi programı, fen ve teknoloji öğretmenlerinin görüşleri alınarak hazırlanmalıdır.
Beşinci sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş düzeylerinin cinsiyet ve başarı değişkenleri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beşinci sınıf öğrencilerinin matematiksel üstbiliş düzeylerini cinsiyet ve başarı değişkenleri açısından inceleyip, aralarındaki ilişki düzeyini tespiti etmektir. Bu amaç doğrultusunda öğrenicilere ?Üstbilişsel Bilgi ve Beceri Ölçegi? (MSA-TR) ve ?Matematik Başarı Testi? uygulanmıştır.Araştırma sonucunda, beşinci sınıf öğrencilerinin üstbilişsel bilgi ve becerilerinin yeterli düzeyde olduğu, üstbilişsel bilgi ile üstbilişsel kontrol arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır.Kız öğrencilerin üstbiliş toplam, yordam bilgisi, durum bilgisi ve planlama puanlarının anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür.
Fen ve teknoloji dersinde web tabanlı uzaktan eğitimin öğrencilerin akademik başarı ve tutumları üzerindeki etkisi
Araştırmanın genel amacı web tabanlı uzaktan eğitimin ilköğretim 7. sınıf Fen ve Teknoloji dersi ?Işık? ünitesi üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Sakarya ili Kaynarca ilçesi Kulaklı İlköğretim Okulu'nda deneysel bir araştırma yapılmıştır.Araştırmada ön-test son-test deney gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya deney grubunda 16, kontrol grubunda 16 olmak üzere toplam 32 öğrenci katılmıştır. Araştırma sürecinde kontrol grubu öğrencileri ?Işık? ünitesi öğretmen merkezli yöntemlerle, deney grubu öğrencileri ise öğrencinin aktif olacağı web tabanlı uzaktan eğitim yöntemiyle işlemişlerdir. Çalışma haftada 4 ders saati süresince 6 hafta boyunca toplam 24 saat sürdürülmüştür.Öğrencilere ?Akademik Başarı Testi?, ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği? ve ?Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği? ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Ölçme araçlarının geçerlilik ve güvenirlik katsayılarının tespitine yönelik yapılan çalışmalar sonucunda, ?Akademik Başarı Testi? KR-20 güvenirlik katsayısı 0,79, ?Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği? Cronbach Alfa katsayısı 0,90 ve ?Bilgisayara Yönelik Tutum Ölçeği? Cronbach Alfa katsayısı 0,70 olarak hesaplanmıştır.Araştırma sonunda elde edilen verilen incelendiğinde deney grubunda yer alan ve web tabanlı uzaktan eğitim yöntemi ile dersleri işleyen öğrencilerin akademik başarı ve bilgisayara yönelik tutum son test ve ön test puanları arasında anlamlı farklılık olduğu, fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarında ise anlamlı bir değişiklik meydana gelmediği görülmüştür.
Öğrenme ve öğretme stilleri arasındaki uyumun akademik başarıya etkisi
Bu araştırmada, Bülent Ecevit Üniversitesi Zorunlu Hazırlık Programı?nda öğrenim görmekte olan öğrencilerin öğrenme stilleri ile öğretmenlerinin öğretme stilleri arasındaki uyumun akademik başarıya etkisi olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. 2010- 2011 Eğitim-Öğretim yılında Bülent Ecevit Üniversitesi Zorunlu Hazırlık Programında öğrenim görmekte olan 227 öğrenciden elde edilen veriler bu araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin kişisel özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek amacıyla ?Algısal Öğrenme Stilleri Ölçeği?, öğretmenlerin öğretme stillerini belirlemek amacıyla ?Öğretme Stilleri Ölçeği? uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik analizi ve bağımsız gruplar için t- testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı 0.05 olarak kabul edilmiştir. Öğrencilerin en çok bedensel öğrenme stilini tercih ederken, en az sosyal öğrenme stilini tercih ettikleri görülmektedir. Öğrencilerin öğrenme stilleri ile kur, yaş ve cinsiyet değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Öğretme stilleri ile öğrenme stilleri arasındaki uyumun akademik başarı üzerinde etkili olmadığı görülmektedir.
9. sınıf rehberlik programının öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Eğitim sistemi içinde yer alan bireyin, kendini gerçekleştirme çabası psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri ile birlikte başarıya ulaşabilmektedir. Bunu sağlayabilmek için de okullarda uygulanan rehberlik programlarının sistemli, kapsamlı ve gelişimsel olması gerekmektedir. Bu araştırmada, 9. Sınıf rehberlik programının etkililik düzeyine ilişkin öğrenci görüşleri belirlenmeye çalışılmış ve bu görüşler 9. Sınıf öğrencilerinin cinsiyet, okul türü, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve okuldaki rehber öğretmen sayısına göre karşılaştırılmıştır. Çalışmada tarama modeli benimsenmiş olup, Zonguldak il merkezine bağlı ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 488 lise öğrencisine araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama aracı uygulanmıştır. Faktör analizi sonucunda beş alt boyuttan oluşan ölçeğin güvenirlik düzeyi 0,962 olarak bulunmuştur. Toplanan veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, 9. sınıf öğrencileri rehberlik programında yer alan eğitsel, mesleki ve kişisel rehberlik hizmetlerini kısmen etkili bulmaktadırlar. Anadolu öğretmen lisesi öğrencileri diğer lise öğrencilerine göre, uygulanan rehberlik programını daha yararlı bulmaktadırlar. Ayrıca anne-baba eğitim durumlarına göre de rehberlik programını etkili ve yararlı bulma durumları farklılık göstermektedir. Hizmetlerin yeterlilik düzeyinin yükseltilebilmesi için; okullardaki rehber öğretmen sayısı ile rehberlik etkinliklerine ayrılan süre arttırılabilir. Ayrıca okuldaki idareci ve öğretmenlere rehberlik bilinci kazandıracak hizmet içi eğitimler düzenlenerek, rehberlik programlarından üst düzeyde fayda sağlanabilir. Anahtar Sözcükler: Rehberlik Programı, Program Değerlendirme, Rehberlik Hizmetleri
Yabancı dil öğretiminde öz düzenlemeli Jigsaw IV tekniğinin üniversite öğrencilerinin başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, yabancı dil öğretiminde "Öz Düzenlemeli Öğrenme" yönteminin ve işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden biri olan "Jigsaw IV (Ayrılıp Birleşme IV)" tekniğinin, öğrencilerin yeni bir dil bilgisi (grammar) yapısını öğrenme becerileri ve İngilizce dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaçla, araştırma 2011-2012 akademik yılı bahar döneminde, Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nun iki farklı İngilizce hazırlık sınıfında öğrenim gören toplam 40 öğrenci üzerinde, İngilizce dil bilgisi dersi kapsamında, 5 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup atanmış; dersler, deney grubundaki öğrencilerle "Öz Düzenlemeli Jigsaw IV" tekniğiyle işlenirken, kontrol grubunda geleneksel yöntemle işlenmiştir. Araştırmada "denk olmayan kontrol gruplu öntest-sontest modeli" kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi, İngilizce dersine yönelik tutum ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği çalışmanın başında öntest, çalışma sonunda ise sontest olarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, "Öz Düzenlemeli Jigsaw IV" tekniğinin öğrencilerin başarıları üzerinde geleneksel yönteme göre anlamlı derecede olumlu yönde etkili olduğu, tutumları üzerinde ise anlamlı bir farka sahip olmadığı saptanmıştır. Deney grubu öğrencilerinin öz düzenleme becerilerini bağımsız çalışmalarında da kullandıkları belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Öz Düzenlemeli Öğrenme, ĠĢbirliğine Dayalı Öğrenme, Jigsaw IV, Akademik BaĢarı, Tutum
Lise öğrencilerinin zorbalık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada Zonguldak il merkezindeki 9 liseden toplanan verilerle lise öğrencilerinin, "Akran Zorbalığı Tanı Ölçeği" Zorba ve Kurban ölçümlerinin öğrenim gördükleri okula, cinsiyete, yaşa, anne ve babanın eğitim düzeyine, akademik başarılarına, aile içinde şiddet kullanımına ve anne babanın okula gelme sıklığına göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Zonguldak il merkezindeki 9 farklı lisede öğrenim görmekte olan 596 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma 2012-2013 öğretim yılı bahar döneminde yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin kişisel özelliklerini belirlemek üzere araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile Genç (2007) tarafından geliştirilen Akran Zorbalığı Tanı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde parametrik olmayan istatistiksel yöntemlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırmada hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Anahtar Kelimler: Zorbalık, Zorbalık Türü, Saldırganlık, Okul ġiddeti
İlköğretim İngilizce öğretmenlerinin öğretmenlik mesleği özel alan yeterliklerine ilişkin algılarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan İngilizce öğretmelerinin özel alan yeterliklerine yönelik algılarını belirlemek ve bu algılarının çeşitli değişkenlere göre değişip değişmediğini tespit etmektir. Araştırmada genel tarama modelinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla geliştirilen İngilizce öğretmenliği özel alan yeterlikleri değerlendirme ölçeği, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından belirlenen İngilizce öğretmeni özel alan yeterlikleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Hazırlanan anketin birinci bölümünde kişisel bilgileri belirlemeye yönelik beş madde, ikici bölümündeyse İngilizce öğretmeni özel alan yeterliklerine yönelik yirmi altı madde bulunmaktadır. Araştırmanın evrenini Zonguldak merkez ve ilçelerinde devlet ve özel okullarda kadrolu olarak görev yapan 437 İngilizce öğretmeni oluşturmuştur. Toplam 235 öğretmene ulaşılmış ancak anketi geçerli sayılan 195 öğretmenin vermiş oldukları cevaplar değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t- testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre İngilizce öğretmenlerinin özel alan yeterliklerine ilişkin algılarının oldukça yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin özel alan yeterliklerine ilişkin yeterlik algılarında hizmet-içi eğitim alma ve kıdem yılı değişkenlerine göre yeterlik alanlarının hiçbirinde anlamlı bir fark bulunmazken; cinsiyet değişkenine göre Dil Becerilerini Geliştirme (DBG) ve Okul, Aile ve Toplumla İşbirliği Yapma (OATİY) yeterlik alanında bayan öğretmenler lehine; mezun olunan okul türü değişkenine göre Dil Gelişimini İzleme ve Değerlendirme (DGİD) yeterlik alanında eğitim fakültesinden mezun olanlar lehine ve görev yapılan okul türü değişkenine göre DBG yeterlik alanında özel okulda çalışan öğretmenler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuçlar dikkate alınarak öneriler sunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine karşı olan görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Zonguldak İli Alaplı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı üç ilkokulda görev yapmakta olan ve sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan 10 sınıf öğretmeninin konu ile ilgili görüşlerini kapsamakta, bunun yanında Zonguldak İli Alaplı ve Ereğli İlçelerinde görev yapmakta olan 200 sınıf öğretmeni ile Bülent Ecevit Üniversitesinde halen eğitim görmekte olan 195 sınıf öğretmeni adayına uygulanan anket sonuçlarını içermektedir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yönteminin beraber kullanıldığı yöntem olan karma yöntem kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında ise Antonak ve Larivee (1995) tarafından geliştirilen, Kırcaali-İftar tarafından Türkçeye uyarlanan "Kaynaştırmaya İlişkin Görüşler Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizi sonucunda sınıf öğretmenleri ve sınıf öğretmeni adaylarının kaynaştırma eğitimine karşı olan görüşleri arasında her hangi farka rastlanmamıştır. Nitel verilerin analizi sonucunda ise; sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimini gerekli gördüğü, bunun yanında kaynaştırma eğitiminin günümüzdeki uygulamalarına karşı olumsuz görüşleri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kaynaştırma Eğitimi, Sınıf Öğretmenleri, Karma Yöntem, Sınıf Öğretmeni Adaylar.
Öğrenme amaçlı ''mektup yazma etkinliği''nin İngilizce dersinde akademik başarıya, derse karşı tutuma ve üstbiliş düzeyine etkisi
Araştırmanın amacı öğrenme amaçlı yazma etkinliklerinden mektup yazma etkinliğinin ortaöğretim 11. Sınıf İngilizce öğretim programında uygulanmasının öğrencilerin akademik başarı, tutum ve bilişötesi farkındalık seviyelerine etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Araştırma 2015-2016 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 84 öğrenciyle (43 erkek, 51 kadın)gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel olan kısmında yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Simple Past Tense Başarı Testi (SPTBT); Akın, Abacı, Çetin (2007) tarafından geliştirilen Üstbiliş (Bilişötesi) Farkındalık Anketi (ÜFA) ve Erdem (2007) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Karşı Tutum Anketi kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde ise uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme soruları kullanılmıştır. Yapılandırılmış görüşme soruları deney grubunda maksimum çeşitlilik yoluyla seçilen örneklemin oluşturduğu dokuz öğrenciye sorulmuş, veriler analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğrenme amaçlı yazma etkinliklerinin İngilizce dersinde kullanılmasının deney grupları ve kontrol grubu öğrencilerinin başarılarında deney grupları lehine anlamlı derecede farklılık meydana getirmede etkili olduğu; tutumu etkilemede deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu; bilişötesi farkındalık seviyelerinde ise incelenen sekiz alt boyuttan altısında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Birleştirilmiş sınıflı ilkokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumları
Bu araştırmanın temel amacı, birleştirilmiş sınıflı ilkokullarda öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik tutumlarını belirlemektir. Amaç çerçevesinde var olan durumu tespit etmek amacıyla tarama modellerinden nedensel karşılaştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmada nicel bir araştırma yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama araçları "Kişisel Bilgi Formu" ve "Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği"dir. Araştırmada kullanılan tutum ölçeği, Ergin (2006) tarafından geliştirilmiştir. Öğrencilerin sosyal bilgiler dersine ait tutumlarını belirleme amacı taşıyan "Sosyal Bilgiler Tutum Ölçeği" üçlü Likert tipi ölçektir. Ölçekte yer alan her bir ifade için "Evet", "Hayır", "Bilmiyorum" şeklinde öğrencilerin düşüncelerini yansıtabilecekleri cevaplar bulunmaktadır. Ölçekte 12 tane olumlu, 10 tane olumsuz ifade içeren 22 madde bulunmaktadır. Araştırmanın örneklemini, 2013–2014 öğretim yılında Zonguldak ili Kdz. Ereğli ilçesinde bulunan ve uygun örneklem yöntemi ile seçilen 30 birleştirilmiş sınıflı ilkokulda öğrenim görmekte olan 173 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır.Verilerin analizinde "SPSS 16 for Windows" programı kullanılmıştır. Araştırma ile elde edilen verilerin analizi sonucunda araştırma kapsamındaki öğrencilerin sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumlarının genellikle olumlu olduğu bulunmuştur. Anne babanın eğitim düzeyi, öğretmenlerin cinsiyeti, öğrencilerin cinsiyeti, öğrencilerin derse ilişkin tutumları üzerinde farklılık yaratmamaktadır. Ancak birinci dönem sonundaki karne notu değişkenleri ve ailelerin gelir düzeyi ile sosyal bilgiler dersine ilişkin tutumlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmış, araştırmaya ilişkin önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Birleştirilmiş Sınıf, Tutum
8. sınıf öğrencilerinin dönüşüm geometrisi başarıları ve uzamsal yetenekleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 8. sınıf öğrencilerinin uzamsal becerilerinin, geometri anlama düzeylerinin ve matematiğe yönelik tutumlarının; dönüşüm geometrisi başarısıyla ilişkilerini ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modeli ile yürütülen bu çalışmada veri toplama araçları olarak Middle Grades Mathematics Project (MGMP) uzamsal yetenek testi, Van Hiele geometri düzeyleri anlama testi, matematik tutum ölçeği ve dönüşüm geometrisi başarı testi kullanıldı. 8. sınıf kazanımlarında yer alan yansıma, öteleme ve cisimleri döndürme ile ilgili 40 soruluk dönüşüm geometrisi başarı testi 198 öğrenciye pilot çalışma olarak uygulandı. Madde analizi yapılarak başarı testi 20 soru olarak son hali verildi. Veri toplama araçları 8. sınıfta öğrenim gören 401 öğrenciye uygulandı. Uygulama sonuçlarında elde edilen veriler nicel yöntemlerle analiz edilerek, birbirleri arasındaki korelasyon ortaya konulmaya çalışıldı. Veri analizinde Mann Whitney U testi, Kolmogorov- Smirnov testi ve Kruskal Wallis testi uygulandı. Çalışma sonucunda öğrencilerin dönüşüm geometrisi başarıları, uzamsal yetenekleri, geometri anlama düzeyleri ve tutumları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyetleri açısından incelendiğinde ise başarı durumları, uzamsal yetenekleri, geometri düzeyleri ve tutumları bakımından erkeklerin lehine olacak şekilde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmacı ve öğretmenlere öğrencilerin geometride başarılı olabilmeleri için; uzamsal yeteneklerini geliştirebilecekleri çalışmalara yer verilmeleri şeklinde önerilerde bulunulmuştur. Aynı zamanda; geometri anlama düzeylerine uygun etkinliklere önem verilip, olumlu tutum sergilemelerini sağlayacak öğrenme ortamları oluşturulabilir. Anahtar kelimeler:Dönüşüm geometrisi, Uzamsal yetenek, Geometri anlama düzeyi
Eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı fen öğretiminin öğrenme ürünlerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; Çalışmanın amacı; eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları, eleştirel düşünme ve eleştirel okuma becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. 2011-2012 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Zonguldak'ta Merkez Gazi Ortaokulunda gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu, 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Deney grubundaki öğrencilerle, eleştirel okuma uygulamalarının kullanıldığı etkinlikler çerçevesinde dersler işlenirken; kontrol grubundaki öğrencilerle müfredatın öngördüğü şekilde dersler işlenmiştir. Deneysel işlem toplam 10 hafta sürmüştür. Araştırma, yarı deneysel bir çalışma olup, ön test- son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma hipotezlerini test etmek için kullanılan nicel veriler; akademik başarı testi, eleştirel düşünme düzey X testi ve eleştirel okuma ölçeği ile elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, SPSS paket istatistik programı analizlerinden bağımlı ve bağımsız t testi ile değerlendirilerek bulgular ortaya konmuştur. Çalışmanın sonunda nicel verilere dayanılarak deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre; akademik başarı, eleştirel düşünme ve eleştirel okuma becerileri açısından anlamlı düzeyde daha başarılı olduğu belirlenmiştir.
Fen eğitimi alanında proje tabanlı öğretim ile ilgili tamamlanmış tezler üzerine bir içerik analizi: Türkiye örneği (2002-2014)
Ülkemizde 2000'li yılların başlarından itibaren, Proje Tabanlı Öğretim (PTÖ) hakkında yüksek lisans ve doktora tez çalışmaları tamamlanmaya başlamıştır. Günümüze kadar olan süreçte, çok sayıda araştırma yapılmış olması konu hakkında genel çerçevenin belirlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Araştırmada, Türkiye'de 2002 ve 2014 yılları arasında fen eğitimi alanındaki PTÖ konusuyla ilgili tamamlanmış yüksek lisans ve doktora tezleri üzerine bir içerik analizi yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan 32 adet yüksek lisans ve 11 adet doktora tezi, "yayınlanma yılına, sayfa sayısına, danışmanların unvanına, tez yazarlarının cinsiyetine, araştırma türüne, araştırma modeline, araştırma konusuna, örneklem belirleme yöntemine, örneklem sayısına, örneklem düzeyine, veri toplama araçlarının türüne, veri analiz yöntemine, kaynaklarının türüne ve güncelliğine" göre incelenmiştir. Araştırmanın sonuçları, yüksek lisans düzeyinde daha çok nicel araştırma türünün, doktora düzeyinde ise karma araştırma türünün tercih edildiğini göstermiştir. Hem yüksek lisans hem de doktora düzeyinde, daha çok deneysel araştırma modelinin tercih edildiği; araştırma konusu olarak PTÖ'nün öğrenci başarısı ve tutumu üzerine etkilerinin araştırıldığı; örneklem belirleme yöntemi olarak daha çok "basit seçkisiz" örneklem belirleme yöntemiyle "51-100 kişilik" örneklemler üzerinde çalışıldığı tespit edilmiştir. Veri toplama aracı olarak, daha çok başarı ve tutum ölçeklerinin ve ortalamalar arasındaki farkın belirlendiği analiz yöntemlerinin tercih edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Orta öğretim İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi yaklaşımları ile kişilik tipleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Zonguldak ili ve ilçelerinde çalışan Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi stratejilerini ve kişilik tiplerini belirleyerek arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modelinde gerçekleşen bu araştırmada, 2012 - 2013 eğitim-öğretim yılında Zonguldak Ortaöğretim kurumlarında görev yapan 208 İngilizce öğretmenine anketler gönderilmiştir. Öğretmenlerden 172 tanesi anketleri cevaplamışlardır. Anketlerin 153 tanesi geçerli sayılarak araştırmaya dahil edilmiştir. Anket; üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmenlerin kişisel özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır; ikinci bölümde Terzi (2001) tarafından hazırlanan 34 maddelik "Öğretmenlerin Sınıf Yönetimi Anlayışları Anketi" ile öğretmenlerin sınıf yönetimi anlayışları belirlenmiş ve son bölümde Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin kişilik özelliklerinin belirlenmesi amacıyla, Bacanlı, İlhan ve Aslan tarafından (2009) geliştirilen ve 40 maddeden oluşan Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, parametrik testlerden bağımsız gruplar için t testi ve Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi yaklaşımlarından sırası ile demokratik, otokratik ve ilgisiz sınıf yönetimi anlayışlarını benimsedikleri belirlenmiştir. İngilizce öğretmenlerinin sınıf yönetimi anlayışlarına ilişkin görüşleri cinsiyete göre ilgisiz sınıf yönetimi anlayışında ve hizmet-içi eğitim alan öğretmenlerin demokratik sınıf anlayışında farklılık göstermekte, kıdeme, çalıştıkları okul türüne, sınav ile atanmaya ve aynı kurumda çalışma süresine göre farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin kişilik tipleri ile sınıf yönetimi stratejileri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu ortaya çıkmıştır. Dışa dönük, deneyime açık, yumuşak başlı ve sorumluluk duygusu gelişmiş öğretmenlerin daha fazla demokratik sınıf yönetimi anlayışını benimsedikleri, ilgisiz sınıf yönetimini benimsemedikleri ve duygusal tutarsızlık gösteren öğretmenlerin daha çok otokratik sınıf anlayışını benimsedikleri ve 11 yıl ve üstü kıdeme sahip öğretmenlerin daha dışa dönük oldukları ortaya çıkmıştır.
Ters-yüz sınıf modelinin İngilizce dersinde öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ters-yüz sınıf modelinin İngilizce öğretiminde öğrencilerin yeni bir dil bilgisi yapısını öğrenme becerileri ve İngilizce dersine yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, araştırma 2015-2016 akademik yılı güz döneminde, Bülent Ecevit Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nun beş farklı İngilizce hazırlık sınıfında öğrenim gören toplam 56 öğrenci üzerinde, İngilizce dil bilgisi dersi kapsamında, 6 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup belirlenmiş; dersler, deney grubundaki öğrencilerle "Ters-Yüz Sınıf" modeliyle işlenirken, kontrol grubunda geleneksel yöntemle işlenmiştir. Araştırmada, yarı deneysel araştırma modellerinden denk olmayan kontrol gruplu ön-test son-test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi ve İngilizce dersine yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği çalışmanın başında ön-test, çalışma sonunda ise son-test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, "Ters-Yüz Sınıf" modelinin öğrencilerin başarıları ve tutumları üzerinde geleneksel yönteme göre anlamlı derecede olumlu yönde etkili olduğu saptanmıştır.
Evrensel tasarıma dayalı öğretimin öğrencilerin İngilizce dersindeki akademik başarısına ve öz düzenleme becerisine etkisi
Bu araştırmanın amacı, evrensel tasarıma dayalı öğretimin İngilizce öğretiminde öğrencilerin yeni bir dil bilgisi yapısını öğrenme becerileri ve öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışma 2015-2016 öğretim yılı bahar döneminde, Gülüç İbrahim İzmirli Anadolu Lisesi'nin iki farklı 10. sınıfında öğrenim gören toplam 64 öğrenci üzerinde 12 haftayı kapsayacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki farklı grup belirlenmiştir. Deney grubunda "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğretim" gerçekleştirilirken, kontrol grubunda geleneksel öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, yarı deneysel araştırma modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu ön-test son-test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak başarı testi ve öz düzenleme beceri ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi ve öz düzenleme beceri ölçeği çalışmanın başında ön-test, çalışma sonunda ise son-test olarak deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda, "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğretim" modelinin öğrencilerin başarıları, öz düzenleme becerileri üzerinde geleneksel öğretime göre daha etkili olduğu saptanmıştır.
Öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlık başarısı, bilgisayar öz yeterlik ve bilgi okuryazarlık öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki
Bilgi okuryazarı olma günümüz çalışanlarından beklenen temel beceriler arasındaki yerini almıştır. Bilgi okuryazarı birey yetiştirme konusunda ortaya çıkan bu gereksinim planlı eğitim faaliyetlerinde bilgi okuryazarlık becerilerini geliştirici etkinliklere yeterince yer verilmemesi nedeniyle karşılanamamaktadır. Öğretmen yetiştirme sistemi açısından bakıldığında ise öğretmenlerin iş yaşamları esnasında sürekli olarak bilgi edinmek durumunda olmaları nedeniyle ayrıca bir önem arz etmektedir. Bu araştırma da öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlığı başarısı, bilgisayar öz yeterliği ve bilgi okuryazarlığı öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır.İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırma Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 783 öğretmen adayı üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgi Okuryazarlığı Öz Yeterlik Ölçeği(BOÖY), Bilgisayar Öz Yeterlik Ölçeği(BÖY) ve Bilgi Okuryazarlığı Başarı Testi kullanılmıştır.Araştırma kapsamında ulaşılan bulgulardan birkaçı aşağıda verilmiştir.?Cinsiyet değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda BOÖY ölçeğinin tamamına yönelik görüşler arasında anlamlı farklılık bulunmuş, BÖY ölçeğine yönelik görüşler arasında anlamlı fark gözlenmemiş, Bilgi okuryazarlığı başarı testi açısından ise kadın öğretmen adayları lehine anlamlı fark bulunmuştur.?Sınıf değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda ise BOÖY ölçeğine yönelik görüşler arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Buna karşın BÖY ölçeğinin veri işleme ve işletme öz yeterliği alt boyutunda anlamlı fark gözlenmiştir. Bilgi okuryazarlığı başarı testine yönelik görüşlerde ise sınıf değişkeni açısından anlamlı fark bulunmuştur.?Öğrenim türü değişkeni açısından yapılan karşılaştırmalarda BOÖY ölçeğinin sadece kütüphane okuryazarlığı öz yeterliği alt boyutunda anlamlı fark bulunmuştur.?Araştırmada kullanılan ölçme araçları arasındaki ilişkiyi görmek amacıyla korelasyon analizi yapılmış, yapılan analiz sonucunda ölme araçlarını oluşturan bütün boyutlar arasında yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir.Ayrıca bilgi okuryazarlığı öz-yeterliği, bilgisayar öz yeterliği ve bilgi okuryazarlığı başarısının birbirini ne yönde ve nasıl etkilediği regresyon analizi ile belirlenmiş, standardize edilmiş regresyon (beta) katsayılarına bakıldığında bilgisayar öz yeterliğinin bilgi okuryazarlığı öz yeterliği üzerinde pozitif yönde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda aşağıdaki öneriler geliştirebilir.?Öğretmen yetiştirme programlarında bilgi okuryazarlığı becerilerinin gelişmesine yardımcı olacak derslere yer verilebilir.?Öğretmen adaylarının hizmet öncesi eğitimleri esnasında bilgi okuryazarlık konusunda bilgilendirilmeleri onların mesleki başarılarını olumlu yönde etkileyebilir.?Yapılan pek çok araştırma bulgusu internetin bilgi edinmede en çok tercih edilen yol olduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının kütüphanelerden de yararlanmaları konusunda teşvik edilmelerine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Bilgi Okuryazarlık Başarısı, Bilgi Okuryazarlık Öz Yeterliği, Bilgisayar Öz yeterliği, Öğretmen Adayları, Öz Yeterlik.
Teknik eğitim fakültelerinin teknoloji fakültelerine dönüştürülmesi uygulamasının delphi tekniğine göre değerlendirilmesi
Bu araştırmanın genel amacı Teknik Eğitim Fakültelerinin Teknoloji Fakültesine dönüştürülmesi uygulamasının Delphi tekniğine göre değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda görüşlerine başvurulan öğretim üyelerinin ifade ettikleri görüşlerin analizinin yanında, fakülte, ünvan ve üniversite açısından karşılaştırmaları da yapılmıştır. Bu genel amaç doğrultusunda; -Öğretim üyelerinin bu uygulama ile ilgili 10 boyuttaki görüşleri nelerdir? -Öğretim üyelerin bu görüşleri arasında fakülte, unvan ve üniversite değişkenlerine göre anlamlı fark var mıdır? Sorularına yanıt aranmıştır. Araştırma betimsel nitelikte olup, tarama modelindedir. Araştırmanın evreni Türkiye ölçeğindeki Teknik Eğitim ve Teknoloji fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri olarak ifade edilebilir. Örneklem olarak ise araştırmanın yapıldığı 2012 yılında öğrenci alımı yapmış ve eğitime başlamış olan yedi üniversitenin (Fırat, Marmara, Gazi, Afyon Kocatepe, Karabük, Süleyman Demirel ve Sakarya Üniversitesi) tamamındaki teknoloji fakültelerinde ve aynı üniversitelerin teknik eğitim fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri alınmıştır. Her akademisyenle yüz yüze yapılan görüşme sonucunda araştırmanın amacı, verilerin ne şekilde ve hangi amaçla toplandığı gibi bilgiler verilmiş, uzmanlara araştırmaya gönüllü olarak katılıp katılmayacakları sorulmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılan 122 akademisyene 10 açık uçlu soru bulunan görüşme formu verilerek I.tur bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın II. turunda I.turdaki görüşler incelenip, gruplanıp, sıralanmıştır. Delphi?nin II.turunu gerçekleştirmek için I.tura katılan bütün öğretim üyelerinin mail adreslerine, veri toplama aracı olarak I.turdaki görüşlerden derlenen ve aynı 10 boyuttan oluşan, I.tur verilerinin yüzdelerini de içeren 76 maddelik çevrimiçi anket formu gönderilmiş ve yanıtlar beklenmiştir. Bu turda akademisyenlerden I. turda ortaya çıkan görüşleri ne kadar savundukları veya reddettiklerini belirtmeleri istenmiştir. Ayrıca her boyutta ayrı bir bölüm verilerek görüşlerini yazmaları istenmiştir. I. Turdaki görüşlerden derlenen II.tur için 5?li likert kullanılmıştır. Araştırmanın III. turu I ve II. turdaki veriler analiz edilerek, oluşturulan nihai anket formu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bu turu nihai tur olacağı için yüz yüze görüşme yoluyla yapılmaya çalışılmıştır. Fırat ve Marmara üniversitelerinde gerekli izinlerin 1. Turda alınamamış olması sebebiyle aynı görüşme (anket) formu çevrimiçi olarak da hazırlanmış, bu üniversitelerden araştırmaya ikinci turda da katılan öğretim üyelerine mail yoluyla gönderilmiştir. Gazi, Afyon Kocatepe, Süleyman Demirel, Sakarya ve Karabük üniversitelerinde araştırmanın II. Turuna katılan öğretim elemanlarına yüz yüze görüşme sonrasında nihai anket formu verilmiş ve yeterli bir süre sonra toplanmıştır. Araştırmanın II.tura katılan, yalnız yapıldığı gün fakültede bulunamayan öğretim üyelerine mail aracılığıyla form gönderilmiştir. Veriler toplanmış ve verilerin çözümlenmesinde deplhi tekniğinde içerik analizi, görüş farklılıklarının bulunmasında bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi(ANOVA), Kruskall Wallis H testi, Mann Whitney U testi ve LSD testleri kullanılmıştır. Verilerden elde edilen bulgulardan bazıları şu şekilde özetlenebilir:Öğretim üyeleri meslek liselerinin bu uygulamadan özellikle de öğretmen açısından olumsuz etkileneceğini düşünmektedirler. Ayrıca teknoloji fakültelerinin de başlarda sorun olsa da ileride iyi olacağını düşünen öğretim üyeleri teknik eğitim fakültelerinin eğitime devam etmesinin gerektiğini düşünmektedirler. Bu durumda en azından birkaç tanesinin eğitime devam etmesinin öğretim üyeleri tarafından doğru bulunduğunu söyleyebiliriz. Öğretim üyeleri bunun yanında teknoloji fakültelerine meslek liselerinden uygulama bilen kişilerin alınmasının doğru olacağını savunmaktadırlar. Ayrıca kadro aktarımındaki sıkıntıların öğretim üyeleri arasında soğukluk yarattığı konusunda da hemfikirlerdir. Öğretim üyelerine göre, teknoloji fakültelerinin başarılı olabilmesi için standartlar getirilerek uygulama boyutunun artırılması, bazı bölümlerden mezun olacaklar için piyasa ve devlet kuruluşlarındaki özlük hakları için çalışmalar yapılması ve statü yetki ve sınırlarının belirlenmiş ve açıklanmış olması gerekmektedir. Öğretim üyelerine göre yüksek lisans alımlarında koyulacak kriterler iyi seçilmeli, teknik eğitim fakültesi mezunları mağdur edilmemelidir. Bunun yanında bölüm adları mühendislik fakülteleri ile aynı olmaması gerekmektedir. Araştırma çoğunlukla yüz yüze görüşme yoluyla yapıldığı için teknoloji fakültelerinin amaç, vizyon, mezunların aldıkları statü, gibi konularda akademisyenlerde ve literatürde bilgi eksikliği nedeniyle karışıklık görülmektedir. Bu durumların da acilen giderilmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Teknoloji Fakültesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Delphi Tekniği, Mesleki Eğitim, Program Değerlendirme
Etkinlik temelli posterlerin öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine ve derse ilişkin tutumlarına etkisi
Araştırmanın amacı etkinlik temelli posterlerin İngilizce dersinde 9. Sınıf öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenmedeki kalıcılık düzeylerine ve derse ilişkin tutumlarına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Bu araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesinde bir devlet okulunda öğrenim gören 60 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalısma -''Celebrities" ünitesi öğretimi - hem deney grubunda hem de kontrol grubunda 6 hafta sürmüştür. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden "ön test-son-test kontrol gruplu model" e göre gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen ''Celebrities'' Ünitesi Başarı Testi ve Aydoslu (2005) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bu veri toplama araçları çalışmanın başında ve sonunda uygulanmıştır. Akademik başarı testi, öğrenilen bilgilerin kalıcılık düzeyini belirlemek amacıyla 21 gün sonra tekrar uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenciler tarafından yapılan etkinlik temelli posterlerin öğretiminin İngilizce dersinde kullanılmasının deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin başarılarında deney grubu lehine anlamlı derecede farklılık oluşturmada etkili olduğu ve tutumu etkilemede deney grubu lehine farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.
Türkiye'de Cumhuriyet öncesi bazı telif psikoloji kitapları üzerine bir inceleme
Batıda 19. yüzyıldan itibaren felsefeden koparak özerk bir bilim dalı olmaya başlayan psikoloji, Osmanlı aydınının da dikkatini çekmiş ve onların katkılarıyla sistematik bir bilim haline gelmiştir. Psikoloji ilgilendiği konular itibariyle, Osmanlı ilim ve kültür mirasına oldukça yakın olmasının sağladığı avantajla, gelişimini nispeten hızlı tamamlayarak, bilim sahasındaki yerini almıştır. Zamanla başta eğitim olmak üzere birçok disiplinin teori ve uygulamasını da derinden etkileyen psikoloji, bunu en çokta ders kitaplarıyla gerçekleştirmiştir. Bunun bir yansıması olarak da Osmanlıda sözü geçen dönemde azımsanmayacak sayıda psikoloji kitabının yazıldığı bilinmektedir. Bilinmeyen ise, bu kitaplardaki içeriğin salt Batı referanslı olmadığı, büyük ölçüde Osmanlı bilim ve düşünce dünyasını yansıttığı gerçeğidir. Bu araştırmada amaç; sözü geçen dönemde kaleme alınmış psikoloji kitaplarının, bugünkü modern psikoloji perspektifiyle analiz edilerek, okuyucuya psikoloji bilimi bağlamında döneme ilişkin bir resim sunmaktır. Türkiye?de psikolojinin özerk bir bilim olmasına katkı sunan olay, kişi ve kurumlar hakkında yapılan nitelikli araştırma sayısı ne yazık ki çok azdır. Bu araştırmada; Türkiye?de Cumhuriyet öncesinde yazılmış dört psikoloji kitabının biçim ve içerik açısından incelenmesi yapılmıştır. Bununla psikolojinin Türkiye?deki tarihsel gelişimine ışık tutacak özgün bir katkı sağlandığı düşünülmektedir. İncelenen eserler şunlardır; Ali İrfan [Eğriboz]?un İlm-i Ahval-i Ruh, Hoca Tahsin?in Psiholoji Yahud İlm-i Ahval-i Ruh, Yusuf Kemal Bey?in Gayet-ül Beyan fi Hakikat-i İnsan, Yahud İlm-i Ahval-i Ruh, Ahmed Nebil ile Baha Tevfik?in birlikte yazdıkları Psikoloji-İlm-i Ahval-i Ruh. Bu çalışmada Osmanlı?da Batılı anlamda bir psikolojinin ilk yansımaları incelenmektedir. Tanzimat?la başlayan bu anlayışın sonucu olarak, eserlerde yoğun biçimde Batılı literatür görülmekle birlikte kadim İslami bilimlerin izleri de vardır. Bu çalışmada ?Dokümanter Tarihi Metot? kullanılarak, 1878 ile 1912 yılları arasında yazılan dört kitap incelenmiştir. Araştırmada eserlerin ele aldıkları konu, kavram ve tespitlerinin bugünkü psikoloji kitaplarıyla karşılaştırılması, benzerlik ve farklılıklarının vurgulanması şeklinde bir yol takip edilmiştir. Araştırmada ilkin yazarların biyografileri verilmiş, ardından eserler biçim ve içerik açıdan incelenmiş, son olarak ta bugünkü psikoloji verilerine olan benzerlikleri vurgulanmıştır.Kitapların içeriğine bakıldığında bugün modern psikolojinin ele aldığı birçok kavram ve kuramın, dönemin aydınlarınca çalışıldığı görülmektedir. Bu durum Türkiye?de psikolojiye dair içeriğin, sanılanın aksine, bütünüyle Batı referanslı olmadığı, içinde yerli unsurları da barındırdığı ve aynı zamanda bu unsurların gelecek kuşaklara aktarılmasının zaruretini işaret eder. Çünkü kitapların bugün psikoloji çevrelerinin ilgilendiği birçok konuya değindiği hatta bazılarına Batılı bilim adamlarından çok daha önce dikkat çektikleri görülmüştür.Batı kaynaklı kavram ve konuların, kültürel ve teorik psikoloji bağlamında ele alınıp, sentezlendiği ve dolayısıyla bu bilimin gelişiminde Osmanlı?nın da izlerinin bulunduğu gerçeğinin açığa çıkarılması, Türkiye?de psikolojiye dair ilk çabaların daha doğru yerlerden başlatılması açısından önemlidir. Çalışma ayrıca, Türkiye?de psikolojinin tarihsel gelişimi hakkında bilinenlerin yeniden gözden geçirilmesine de katkı sağlama bakımından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ahmed Nebil, Ali İrfan Eğriboz, Baha Tevfik, Hoca Tahsin, İlm-i Ahval-İ Ruh, Osmanlı?da Psikoloji, Türkiye?de İlk Psikoloji Kitapları, Yusuf Kemal Bey.
Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersine ve motivasyon düzeylerine ilişkin görüşleri
Çalışmanın amacı, Sosyal Bilgiler dersine yönelik görüşlerini ve motivasyon düzeylerini belirlemektir. Araştırma, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Elazığ ilinde Elazığ Bilim ve Sanat Merkezi?ne devam etmekte olan 4.5.6.7. sınıf öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada biri görüşme tekniği diğeri motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada bulunduğu karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerde motivasyon ölçeği kullanılırken nitel verilerde görüşme tekniği kullanmıştır. Araştırmanın nicel verileri Gömleksiz ve Kan (2012) tarafından geliştirilen ?Sosyal Bilgiler Dersi Motivasyon Ölçeği? ile toplanmıştır. Beşli Likert tipindeki ölçek, 23 maddeden oluşturulmuştur. Üç faktörden oluşan ölçeğin KMO değeri 0,893, Bartlett testi 5,261 ve Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı 0,792?dir. Faktörler sırasıyla ?İçsel Motivasyon?, ?Önemseme?, ?Dışsal Motivasyon? oluşmaktadır. Ölçeğin seçenekleri; ?(5) Tamamen Katılıyorum?, ?(4) Katılıyorum?, ?(3) Kısmen Katılıyorum?, ?(2) Katılmıyorum?, ?(1) Hiç katılmıyorum? şeklinde olup ölçekteki cümleler ?Tamamen katılıyorum? seçeneğinden ?Hiç Katılmıyorum? seçeneğine doğru 5, 4, 3, 2, 1 seklinde puanlanmıştır. Anketler araştırmacı tarafından Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerine, merkezde derse giren Sosyal Bilgiler Öğretmeninin yardımı alınarak bir ders saati içerisinde uygulanmıştır. Anketler, araştırmacılar tarafından dağıtılmış, sorular cevaplandıktan sonra araştırmacılar tarafından toplanmıştır. Araştırmanın nitel kısmına ait veriler ise yarı yapılandırılmış açık uçlu altı sorudan oluşan bir görüşme formu ile toplanmıştır. Bu çerçevede konu ile ilgili olarak Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi?nde görev yapan araştırma görevlileri ile Elazığ Ortaokulu, Gönül İhsan Tangülü ortaokulu ve Bilim Sanat Merkezi?nde görev yapan Sosyal Bilgiler dersi öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Nicel verilerin analizinde SPSS-16 istatistik programı, nitel verilerin analizinde ise N-VIVO-8 programı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin sonuçları ELBİLSEM?e devam eden erkek ve kız öğrencilerin içsel motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Erkek öğrencilerin dışsal motivasyonu kız öğrencilerin dışsal motivasyon düzeyine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler dersini önemseme boyutuna ilişkin öğrenci görüşlerinin cinsiyet değişkeni açısından anlamlı biçimde kızlar lehine farklılaşmıştır. Öğrencilerin içsel motivasyonlarının sınıf düzeyine göre 7. Sınıfların aleyhine farklılaşmıştır. Öğrencilerin dışsal motivasyona ilişkin görüşlerinin sınıf düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmamıştır. Öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersini önemseme boyutuna ilişkin görüşlerinin sınıf düzeyi değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklılaşmamıştır. Nitel verilerin sonuçları Sosyal Bilgiler öğretmenin dersi görsel araçları kullanarak yürüttüğü, sınıf içi etkinliklerin öğrenci üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler dersinin günlük hayat uygulanabileceği, ödev ve performans görevlerini gerekli olduğu, tarih alanına ilişkin konularda zorluk çekildiği, sınav ve değerlendirme biçimlerinin uygun olduğu, öğrencilerin dersi materyallerle yürüteceği ve Bilim ve Sanat Merkezinin okuldaki Sosyal Bilgiler dersine olumlu katkıda bulunduğu görülmüştür. Sosyal bilgiler dersinde materyal kullanımın arttırılması ve sosyal bilgiler dersinde yapılan sınav ve değerlendirmelerin gözden geçirilmesi önerilmektedir. Ayrıca Sosyal Bilgiler dersi kapsamında öğrencilerin daha çok geziye götürülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bilgiler, Üstün zekâlı/ yetenekli, Yetenek, Bilim ve Sanat Merkezi, Zekâ
Bilgisayara Giriş Dersinin ekran okuma ve basılı materyale göre sunulmasının öğrenci başarısı ve kalıcılığa etkisi
Eğitimde kullanılan teknolojik araçlar dikkate alındığında eğitimi en çok bilgisayarların etkilediği söylenebilir. Gelişen bilgisayar teknolojisi yıllardır süre gelen, geleneksel olarak hazırlanan kâğıt üzerindeki metinleri bilgisayar ekranlarına taşımıştır. Buna bağlı olarak çeşitli kurumlarda, okullarda ve bilhassa günlük yaşamda ekrandan okuma tercihi basılı materyale oranla hızla artmaktadır. Okuma, bilgi edinmenin önemli bir süreci olduğuna göre ekrandan okuma olarak adlandırılan bu yeni durumun öğrenmeye, öğrenen başarısına etkisinin araştırılması gerekmektedir. Bu gereklilikten yola çıkılarak yürütülen bu araştırmanın amacı, Bilgisayara giriş dersinin ekran okuma ve basılı materyale göre sunulmasının, öğrenci başarısı ve kalıcılığa etkisinin araştırılmasıdır. Araştırmanın evreni Erzincan Üniversitesine bağlı Refahiye Meslek yüksekokulunun Posta Hizmetleri programına kayıtlı 50 birinci öğretim, 50 ikinci öğretim olmak üzere toplam 100 birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Rastgele yapılan bir seçimle bu öğrencilerden 38 öğrenci (İkinci öğretim öğrencileri) deney, 40 öğrenci (birinci öğretim öğrencileri) kontrol grubu olarak atanmıştır. Araştırma öntest-sontest ve deney-kontrol grubu desenine uygun olarak planlanmıştır. Deney grubu ?Bilgisayara Giriş? dersini ekran okumaya göre alırken, kontrol grubuna ise basılı materyalden okumaya göre öğretim yapılmıştır. Başarı testine dayalı olarak elde edilen verilerin analizi sonucunda aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır; .Deney ve kontrol gruplarının öntestlere göre düzeltilmiş sontest puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir fark gözlenmemiştir .Deney ve kontrol gruplarının sontestlere göre düzeltilmiş kalıcılık testi puan ortalamaları arasında kontrol grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. .Uygulanan yöntemlerin (Basılı materyalden okuma ve Ekrandan okuma) ve cinsiyetin sontest başarı puanları üzerindeki ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. .Uygulanan yöntemlerin (Basılı materyalden okuma ve Ekrandan okuma) ve cinsiyetin kalıcılık testi başarı puanları üzerindeki ortak etkisinin anlamlı düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular ışığında aşağıdaki önerilerde bulunulabilir: .Elektronik metinlerin mümkün olduğunca basılı materyale dönüştürülerek okunması daha yararlı olabilir. .Elektronik metinlerle yapılan öğretimlerde öğrenme ortamı, öğrenen sağlığı gibi faktörlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Ekran Okuma, Basılı Materyalden Okuma, Elektronik Metinler, Teknoloji Destekli Öğrenme, Öğrenme
İlköğretim okullarında örtük program ve ilköğretim öğrencilerinin örtük programdan kaynaklanan stres algıları
Yapılan bu araştırmanın amacı sosyoekonomik düzeylerine göre belirlenen okulların örtük programlarının olumlu ve olumsuz unsurlarını ortaya çıkarmak ve olumsuz unsurlarının öğrenciler üzerinde oluşturduğu stres düzeyini belirlemektir. Araştırmada, Kilis ili merkez ilköğretim okulları çalışma alanı olarak seçilmiş ve karma araştırma yönteminden keşfe yönelik desen kullanılmıştır. Milli Eğitim Müdürlüğü?nden gerekli bilgiler alınarak sosyoekonomik düzeyleri üst-orta ve alt olmak üzere üç okul tespit edilmiş ve araştırmanın nitel boyutunu oluşturan gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Örtük programın unsurlarının tespiti konusunda araştırmacı tarafından hazırlanan ?Sınıf içi gözlem formu?; ?Öğretmen görüşme formu? ve ?Öğrenci görüşme formu? kullanılmıştır. İlköğretim okullarında bulunan öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerini belirlemek amacıyla 5?li likert tipi ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. Araştırmanın veri kaynaklarının nitel kısmını gözlem yapılan sınıflar; görüşme yapılan öğrenciler ve öğretmenler oluşturmuştur. Nicel kısmını ise ölçek geliştirme sürecinde pilot uygulamanın gerçekleştirildiği 510 öğrenci ile öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerini belirlemek için ölçeğin uygulandığı gözlem yapılan okullardaki altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflarda bulunan 469 öğrenci olmak üzere toplam 979 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizi aşamasında, nitel veriler NVivo 8 programı ile nicel veriler ise Spss 17.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda alt ve orta sosyoekonomik düzeydeki okullarda örtük programın olumsuz unsurlarının daha fazla olduğu ve öğrencilerden kaynaklı olumsuzlukların daha fazla gözlemlendiği, üst sosyoekonomik düzeydeki okulda ise örtük programın olumlu ve olumsuz unsurların frekans değerlerinin yakın olduğu ve bu okulda öğretmenlerden kaynaklanan örtük programın olumsuz unsurlarının öğrenci kaynaklı unsurlardan daha fazla olduğu saptanmıştır. Çalışma alanındaki okulların örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerine bakıldığında ise öğrencilerde en fazla ?Yönetici-okulun imkânları ? alt boyutunun orta düzeyde stres yarattığı; diğer alt boyutların ise sırasıyla ?Öğrenci ? alt boyutunda orta ve ?Öğretmen? alt boyutunda ise az düzeyde stres yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin örtük programdan kaynaklanan stres düzeylerinin okul, sınıf, cinsiyet, baba mesleği, kardeş sayısı, anne -baba eğitim durumu ve gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı şekilde değiştiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örtük Program, Stres, İlköğretim Okulları, Sosyoekonomik düzey
Sınıf öğretmenlerinin akademik iyimserlikleri ile yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin akademik iyimserlikleri ile Yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın evreni Türkiye?deki resmi ve özel ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleridir. Bu evrene ulaşılması zor olduğundan, araştırmada ulaşılabilirliği esas alan elverişlilik örneği ile çalışma grubu oluşturulmuştur. Çalışma grubu oluşturulurken her coğrafi bölgeden bir il esas alınmıştır. Bu iller şunlardır: Tekirdağ, Kahramanmaraş, Muğla, Trabzon, Mardin, Malatya ve Konya. Böylece bu illerdeki ilkokullarda görev yapan toplam 630 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. İlişkisel araştırma modeli kullanılan bu araştırmada, veri toplama aracı olarak akademik iyimserlik (okul formu) ve yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçeklerle elde edilen veriler, betimsel istatistiksel teknikler, açımlayıcı ve doğrulayıcı analizlerle oluşturulan modellerle çözümlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular göre şu sonuçlara ulaşılmıştır: Akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0.619; R2=0.384; p ? .05]. Akademik iyimserlik ölçeği güven alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0. 863; R2= 0. 744; p?.05]. Akademik iyimserlik ölçeği akademik vurgu alt boyutu puanları ile akademik iyimserlik ölçeği yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki göstermektedir [R = 0. 869; R2= 0. 755 p?.05]. Akademik iyimserlik ölçeği ile alt boyutları arasındaki korelasyon incelendiğinde kolektif yeterlik alt boyutu ile .62, güven alt boyutu ile .86 ve akademik vurgu alt boyutu ile .87 ilişki saptanmıştır. Akademik iyimserlik ile yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği arasındaki ilişki ise, .38 ile orta düzeyde belirlenmiştir. Akademik iyimserlik ile yapılandırmacı öğrenme- öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılan yapısal eşitlik modellemesi sonucunda elde edilen sonuçlar ise şöyledir: ?²/sd oranı 3.168, RMSEA 0.059, CFI 0.97, RMR değeri 0.031, SRMR değeri 0.055, NFI değeri 0.95 ve NNFI değeri 0.97. Araştırmada elde edilen bulgular demografik değişkenlere göre incelendiğinde ise, akademik iyimserlik ölçeğinin güven ve akademik vurgu alt boyutunda cinsiyet değişkenine göre, erkek öğretmenler lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Bundan başka araştırmada, yeni eğitim-öğretim programındaki hâkimiyet durum düzeylerinin yüksek olduğunu ifade eden öğretmenlerin akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik boyutu ortalamaları da yüksek çıkmıştır. Cinsiyet değişkenine göre akademik iyimserlik ölçeği alt boyutu bileşenleri arasında istatistiksel anlamda farklılık saptanmıştır (Wilks' Lambda = 0.983 ; F = 3.513; p ?.05). Kısmi eta kare değerinin cinsiyet değişkeninin akademik iyimserlik ölçeği alt boyutları olan; kolektif yeterlik (.002), güven (.015) ve akademik vurgu (.012) alt boyutları üzerinde etkisinin oldukça düşük olduğu görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre akademik iyimserlik ölçeği ve yapılandırmacı öğrenme-öğretme etkinliklerini uygulama ölçeği bileşenleri arasında istatistiksel anlamda farklılık belirlenmiştir (Wilks' Lambda = 0.985; F = 4.777; p ?0.05). Öğretmenlerin görev yaptıkları bölge ve yeni program ile ilgili hizmet içi eğitim alma durumları akademik iyimserlik ölçeği kolektif yeterlik alt boyutu puanları üzerindeki ortak etkisinin de manidar olduğu [F(1. 626) = 6.848; p (.009) ? 0.05] belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademik iyimserlik, Yapılandırmacı öğrenme, İyimserlik, Sınıf öğretmeni, Öğrenme-öğretme etkinlikleri
İlkokul 4. sınıf insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersi öğretim programına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu araştırmanın amacı, 2015-2016 öğretim yılından itibaren İlkokul 4. Sınıf düzeyinde uygulanmaya başlanan İlkokul 4. Sınıf İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi Dersi öğretim programının öğretmen görüşleri çerçevesinde değerlendirilmesidir. Araştırma genel tarama modeli içerisinde tasarlanmış betimsel bir çalışmadır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve program öğelerine dayalı hazırlanan ölçme aracı, İstanbul'un farklı ilçelerindeki 155 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Verilerin analizce frekans, yüzde, aritmetik ortalama, bağımsız gruplar için t testi, Tek Yönlü Varyans analizi, Mann Whitney U testi ve Kruskall Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin İlkokul 4. Sınıf İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi öğretim programına ilişkin görüşlerinin kazanım öğesi dışında olumlu olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin program öğelerine ilişkin görüşleri ile cinsiyet, yaş, mezun olunan alan, kıdem, lisansüstü eğitim alıp almama durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Programda önerilen kazanımların öğrenme düzeyine uygun, ölçülebilir ve etkinliğe dönüştürülebilir olmadığı, kazanımları ölçecek ölçme aracı geliştirmede kendilerini yeterli görmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Program kazanımlarının program geliştirme ve ölçme değerlendirme uzmanları ve eğitim psikologları tarafından tekrar gözden geçirilmesi; programda örnek etkinlik, ölçme aracı ve açıklamaların yer alması ve yerel hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi gibi öneriler getirilmiştir.
Öğrencilerin İngilizce dersi öz yeterlik inancı kaynakları, derse katılım düzeyleri ve algılanan araçsallıklarının öz yeterlik inançları ve tutumları üzerindeki etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim öğrencilerinin öz yeterlik inancı kaynakları, algılanan araçsallıkları ve katılımlarının öz yeterlik inançları ve tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmaya 2015-2016 öğretim yılının bahar döneminde Zonguldak ili Ereğli ilçesinde küme örnekleme yoluyla belirlenmiş beş anadolu lisesinde öğrenim gören toplam 1657 ortaöğretim öğrencisi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Öz Yeterlik İnancı Kaynaklarını Belirleme Ölçeği", "Öğrenmeye İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği", "İngilizce Dersine Ait Tutum Ölçeği", "İngilizce Dersine Katılım Ölçeği" ve "Algılanan Araçsallık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, MANOVA testleri, Pearson momentler çarpımı korelasyon yöntemi ve path analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin ilgili değişkenlere ilişkin görüşlerinin orta ve yüksek seviyede olduğu bulunmuştur. Cinsiyet, okul türü ve sınıf seviyelerine ilişkin öğrenci görüşleri arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Öğrencilerin İngilizce dersine yönelik öz yeterlik inancı kaynakları, algılanan araçsallıkları ve katılımları, öz yeterlik inançları ve tutumlarının anlamlı yordayıcısı olmuştur. Araştırma sonuçları öğrencilerin öz yeterlik inancı ve tutumlarının en güçlü yordayıcısının öz yeterlik inancı kaynaklarından doğrudan yaşantılar faktörü olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca algılanan araçsallıkları, öz yeterlik inançlarının ve duygusal katılımları ise tutumlarının en güçlü yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının öz yeterlik inancı kaynaklarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını artıran faktörleri (kaynakları) belirlemek ve bu kaynakların öğretmen adaylarının cinsiyetleri, öğrenim gördükleri program ve akademik başarı düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Çalışma, 2015-2016 öğretim yılı itibariyle Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi 4.sınıf öğrencisi olan 437 öğretmen adayıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Adaylarının Öz Yeterlik İnancı Kaynaklarını Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilere çalışma amacına uygun olarak frekans, yüzde, ortalama ve çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) uygulanmıştır. Çalışmaya göre, öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını en çok artıran kaynağın psikolojik durum kaynağı olduğu ve bunu sırası ile performans başarıları, sözel ikna ve dolaylı yaşantılar kaynaklarının izlediği görülmektedir. Öz yeterlik inancını etkileyen kaynaklardan sözel ikna ve psikolojik durum kaynaklarının adayların öğrenim gördükleri bölümler bazında anlamlı farklılar oluşturduğu, performans başarıları ve dolaylı yaşantılar kaynaklarının ise anlamlı bir fark meydana getirmediği görülmüştür. Öğretmen adaylarının öz yeterlik inancını artıran kaynakların cinsiyet ve bölüme göre farklılık oluşturmadığı da çalışmada ulaşılan bir diğer sonuçtur. Çalışma sonuçlarına göre; öğretmen yetiştirme programlarında var olan derslerin ve uygulamaların iyileştirilmesine yönelik düzenlemelerde öğretmen adaylarının öz yeterlik inançlarını artıran kaynakların da dikkate alınması önerilebilir.