
16
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Seyahat temalı mobil uygulamaların kullanıcıların seyahat sürecindeki kararlarına etkisi ve kullanıcı beklentileri
Bu çalışmanın amacı, seyahat temalı mobil uygulamaların kullanıcıların seyahat süreçlerindeki kararlarına olan etkisini incelemektir. Çalışma, seyahat sürecinde mobil uygulamaların kullanıcı davranışlarına ve karar verme süreçlerine olan etkisini belirlemek amacıyla tasarlanmıştır. Araştırma, kullanıcıların seyahat öncesi, seyahat esnası ve seyahat sonrası mobil uygulama kullanım motivasyonlarını ve bu uygulamaların karar süreçlerine olan etkilerini anlamak için yapılmıştır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, seyahat ve turizm kavramları ve bu kavramların tarihsel gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde, seyahat ve turizm sektöründe dijital dönüşüm ve mobil teknolojilerin rolü incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, kullanıcıların seyahat süreçlerindeki mobil uygulama kullanımı üzerine yapılan anket sonuçları analiz edilmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı olarak demografik sorular ve 5'li Likert tipi sorulardan oluşan bir anket kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve veriler çevrim içi platformlar aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, T testi, ANOVA ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, kullanıcıların seyahat süreçlerinde en çok otel rezervasyonu, uçak bileti, araç kiralama ve navigasyon hizmetleri sunan mobil uygulamaları tercih ettikleri belirlenmiştir. Kullanıcılar bu uygulamaları seyahat öncesinde bilgi toplama, seyahat esnasında yön bulma ve planlama, seyahat sonrasında ise deneyimlerini paylaşma amacıyla kullanmaktadırlar. Mobil uygulamaların kullanıcıların seyahat kararlarında önemli bir rol oynadığı ve bu uygulamaların kişiselleştirme özelliklerinin kullanıcı tercihlerini etkilediği tespit edilmiştir. Teknolojik gelişmelerin seyahat süreçlerinde aktif olarak kullanılmaya başlanması, uçtan uca hizmet sağlayan yeni mobil uygulama girişimlerinin de önünü açacaktır. Bu çalışma, seyahat temalı mobil uygulamaların turizm sektöründeki dijital dönüşüme katkılarını ve kullanıcılar üzerindeki etkilerini ortaya koymakta, aynı zamanda bu alanda yapılacak gelecekteki araştırmalara ve uygulama geliştiricilerine önemli stratejik öneriler sunmaktadır.
Teknolojik yenilik yeteneklerinin işletme sürdürülebilirliğindeki rolünün en iyi-en kötü yöntemiyle değerlendirilmesi
Bu tez, işletmelerin sürdürülebilirlik stratejilerinde teknolojik yenilik yeteneklerinin rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda araştırma firmaların teknolojik yenilik yeteneklerinin, sürdürülebilirliklerini nasıl etkilediğini ve hangi yeteneklerin sürdürülebilirlik üzerinde daha büyük bir etkiye sahip olduğunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, teknolojik yenilik yeteneklerinin işletme sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerini belirlemek için sistematik bir yaklaşım olan Best-Worst Yöntemi (En İyi-En Kötü Yöntemi) kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle, literatür taraması yapılarak yenilik yetenekleri ve işletme sürdürülebilirliği kavramları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Ardından, işletme sürdürülebilirliğini etkileyen ana ve alt kriterler belirlenmiştir. Bu kriterler, çalışma evrenini oluşturan Bursa ilinde faaliyet gösteren otomotiv firmalarında çalışan müdür ve/veya kıdemli uzman seviyesi çalışan katılımcılar üzerinde uygulanarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın örnekleminin seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmanın verilerinin toplanmasında yararlanılan anket formu 10 katılımcıya uygulanmıştır. Best-Worst Yöntemi ile ilgili faktörler, katılımcılara göreceli önem derecelerine göre karşılaştırılmış ve sıralanmıştır. Katılımcılar, en önemli ve en az önemli kriterleri belirleyerek bu kriterleri diğerleriyle karşılaştırmışlardır. Bu sistematik karşılaştırmalar sonucunda, teknolojik yenilik yeteneklerinin her birinin işletme sürdürülebilirliği üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, teknolojik yenilik yeteneklerinin işletme sürdürülebilirliğini artırmada kritik bir rol oynadığını göstermiştir. Özellikle öğrenme yeteneği, stratejik planlama yeteneği ve AR-GE yeteneği gibi yenilik yeteneklerinin, işletmelerin uzun vadeli başarısı ve sürdürülebilirliği açısından önemli olduğu tespit edilmiştir. Bu tez, işletmelerin rekabet avantajı elde edebilmesi ve sürdürülebilirliklerini sağlayabilmesi için teknolojik yenilik yeteneklerine yatırım yapmaları gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, Best-Worst Yöntemi kullanılarak yapılan bu değerlendirme, işletmelere stratejik kararlarında rehberlik edebilecek değerli bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yenilik Yeteneği, Teknolojik Yenilik Yetenekleri, Sürdürülebilirlik, Best-Worst Yöntemi, Otomotiv Firmaları
Girişimcilik eğitiminin girişimcilik eğilimi üzerine etkisinin incelenmesi: Fırat Üniversitesi örneği
Günümüzde girişimcilik, teknolojinin hızla gelişmesiyle ve bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla ekonomik gelişmede rol oynayan önemli faktörlerden biri haline gelmiştir. Girişimcilik, toplumsal ve bireysel refahı sağlamada ve bireylerin yaşam standardını yükseltmede, sosyal ve ekonomik refahı sağlamada önemli bir ekonomik güç haline gelmiştir. Girişimciliğe verilen bu önem beraberinde girişimcilik eğitimine duyulan ilgiyi de arttırmaktadır. Girişimcilik eğitimi, gençlerin anlaşılmasında ve onların girişimsel tutumlarını arttırmada önemli faktörlerden biridir. Eğitimin genç insanların düşüncelerine ve amaçlarına etkisinden dolayı potansiyel girişimcilerin eğitimle beslenmesi ve geliştirilmesi gerekir. Bu çalışmanın amacı, girişimcilik eğitimi alan bireylerin aldıkları girişimcilik eğitimlerinin girişimcilik eğilimleri üzerindeki etkisini incelemektir.
Eğitim yönetimi alanında sosyal inovasyon algısı: Elazığ il örneği
Araştırmanın temel amacı, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin sosyal inovasyon kavramı hakkındaki bilgi, birikim ve yapılan uygulamalarının incelenmesi ile kavrama olan bakış açılarının ve yaklaşımlarının değerlendirilmesidir. Nitel nitelikte olan bu araştırmada olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ilinde bulunan ilk ve orta dereceli okul ve kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenler oluşturmaktadır. Her eğitim kurumundan 2 öğretmen ve 1 yönetici olmak üzere toplam 10 eğitim kurumundan gönüllülük esasına göre katılımcılar seçilmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden biri olan amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 10 adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu hazırlanırken kapsamlı bir literatür çalışması yapılmış ve sorular belirlenmiştir. Literatür çalışması sonrasında hazırlanan sorular üç alan uzmanı ve bir öğretmen tarafından kapsam, içerik ve anlaşılırlık bakımından incelenerek gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Araştırmada gönüllü olan yönetici ve öğretmenlere, hazırlanan görüşme formundaki sorular yönlendirilmiştir ve cevaplar ses kaydı aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada toplanan veriler, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yöneticilere ve öğretmenlere görüşme öncesinde sosyal inovasyon kavramı açıklanmasına rağmen vermiş oldukları cevaplara bakıldığında hazırbulunuşluk düzeylerinin yeterli olmadığı görülmüştür. Görüşmeye katılan yöneticilerin ve öğretmenlerin sosyal inovasyon kavramı ile girişimcilik, yenilikçilik ve inovasyon kavramlarını birbirine karıştırdıkları, genellikle sosyal inovasyonu okul içi veya okul dışı yeni bir proje yapmak, yeni bir ürün ortaya koymak veya herhangi bir sosyal faaliyette bulunmak olarak algıladıkları tespit edilmiştir.
Müşteri yolculuk haritası ve marka temas noktaları: Yetişkin bakım kategorisi incelemesi
Bu çalışmada, pazarlamada yeni bir kavram olan müşteri yolculuk haritası ve tüketici temas noktaları ilişkisi ele alınmıştır. Müşteri yolculuk haritası, günümüzde birçok bilim adamı tarafından tanımlanmaktadır. Genel olarak müşteri yolculuk haritası, bir tüketicinin marka ile ilk etkileşime geçtiği ilk aşamadan, markayı farketme, satın almaya karar verme, satın alma sonrası gibi tüm aşamalardan geçtiği sürecin görsel bir grafiğe dönüşütürülmüş halidir . Müşteri yolculuğu kavramı uzun yıllardır pazarlama yönetiminin bir parçası olsa da son dönemlerde müşteri odaklılığın yükseliş trendine girmesi nedeniyle daha fazla önem kazanmıştır. Müşteri yolculuk haritasının bahsinin geçtiği en eski bilgi kaynaklarından birisi, Hollanda'daki bir grup tasarımcı ve danışman tarafından yazılan "Hizmet Tasarımı: Evrimleşen Bir Alana Pratik Erişim" adlı 2003 yılında yayınlanmış bir kitaptır. Kitabın "müşteri yolculuk haritaları" adında bir bölümünde; bir hizmet veya ürününün tüketici ile ilk buluşmasından satış sonraki aşamalara kadar çeşitli temas noktalarını ve etkileşimlerini haritalandırma sürecini anlatıyordu. Tipik bir müşteri yolculuk haritasında farkındalık, değerlendirme, satın alma, satın alma sonrası gibi farklı aşamaları içerir. Bu yolculuğun her aşamasında, müşteri ile ürün veya hizmetler arasında etkileşim kurulan farklı temas noktaları ortaya çıkar. Televizyon reklamları, açıkhava reklam panoları, web siteleri, sosyal medya etkileşimleri ve satış sonrası destek hizmetleri gibi birçok farklı unsur, tüketici temas noktalarına örnek teşkil edebilir. Müşteri yolculuk haritasının ana hedefi, tüketicinin ürün veya hizmetlerle etkileşimde olduğu tüm süreç hakkında detaylı ve kapsamlı bir şekilde yol göstermektir. Müşteri yolculuk haritasında bulunan tüm temas noktaları detaylı bir analiz ile belirlenerek, tüketicilerin işletmelere ait ürün veya hizmetler ile nasıl bir etkileşime girdikleri tespit edilebilir. Haritalar yolculuğun her aşamasında tüketici deneyimine dair gelişim noktaları ve düzeltilmesi gereken adımlar hakkında işletmelere ışık tutabilir. Böylece müşterilerin marka ile uzun süre etkileşim halinde kalması, sadık bir tüketiciye dönüşmesi ve müşteri yaşam döngüsünün optimize edilerek sürdürülebilir bir ilişki oluşturulması sağlanabilir, bu optimizasyon çalışması da işletmenin stratejik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olabilir. (Müşteri Yolculuğu Haritası Nedir? Müşteri Yolculuk Haritası Örnekleri, 2023) Konu ile ilgili literatür Türkiye'de henüz yenidir bu sebeple araştırma yapabilmek için bir ölçek bulunmadığından mümkün görülmemektedir. Konu teorik olarak da az sayıda incelenmiştir. Konunun teorik olarak geniş bir şekilde ele alınıp incelendiği bir çalışma bulunmadığından çalışma teorik olarak bütün yönleriyle ele alınıp incelenecektir. Ayrıca yetişkin bakım kategorisi üzerine yapılacak bir inceleme ile müşterinin yolculuk haritası ve tüketici temas noktaları değerlendirilecek, bunlar arasındaki ilişkinin ve marka stratejisine etkisi araştırılacaktır. Anahtar Kelimeler: Tüketici Yolculuk Haritası, Marka Temas Noktaları, Pazarlama, Marka Yönetimi, Müşteri Deneyimi
Mavi ışık teknolojilerinin pazarlama inovasyonu açısından incelenmesi
Sanattan ısınmaya birçok alanda kullanılan ışık, insan gözünün algılayabildiğinin dışında birçok katmandan oluşmakta bu katmanların birleşimine ışık tayfı denilmektedir. Işık tayfında yer alan mavi ışığın ışınlarının cildi yaşlandırma, göz sağlığını bozma ve kanser oluşumu gibi canlı sağlığını tehdit eden etkileri bulunmaktadır. 415 ile 495 nanometre aralığını kapsayan mavi ışık, kaynağını güneşten almakla birlikte birçok yapay ışık kaynağı içerisinde de yer almaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte ışığın kullanım alanının ve sıklığının artması etkilerini görünür hale getirmiştir. Bu çalışmada ışığın oluşumuyla ilgili bilgilere yer verildikten sonra insan sağlığı üzerindeki etkilerine değinilmekte ve bu etkilerin önüne geçmek için geliştirilen inovasyonlardan bahsedilmektedir. Araştırmada tüketicilerin mavi ışık korumalı ürünlere yönelik satın alma davranışlarını ve farkındalık düzeylerini ölçmek amacıyla anket çalışması yapılmış ve ekran kullanımının uzun süreli sonuçları ile mavi ışığın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ilişkilendirilmiştir.
CVID-19'un e-ticarete etkileri: Elazığ'daki kadın girişimciler üzerine bir araştırma
Teknolojide yaşanan büyük gelişmeler girişimcilik ve internet alanlarında birçok önemli gelişmeye yer vermektedir. Bu gelişmeler doğrultusunda girişimcilik alanında yeni bir tür olarak, e-ticaret girişimciliği ortaya çıkmaktadır. Girişimcileri belirli zorluklardan kurtaran ve daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan e-ticaret hacminin, son zamanlarda ciddi artış gösterdiği gözlemlenmektedir. Ticareti internet ile birleştiren e-ticaret, işletmelere ve girişimcilere karlılık ve kolaylık sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 küresel salgını döneminde Elazığ ilinde faaliyet gösteren kadın e-ticaret girişimcilerinin e-ticarette yaşadığı etkilerin incelenmesidir. Kadın e-ticaret girişimcilerinin Covid-19 salgını döneminde yaşadığı farklılıkların ve işletmeleri üzerindeki etkilerinin yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışma 2 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, e-ticaret ve girişimcilik kavramları hakkında teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Covid-19 salgını ve e-ticarete etkileri hakkında bilgiler verilmiştir. Covid-19 pandemi sürecinin birçok alana ve sektöre etkilerinin olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışma, e-ticarete olan etkilerinin incelenmesi ve sonuçlandırılması üzerine yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, Covid-19 pandemi sürecinin e-ticarete etkilerinin olduğu gözlemlenmiş ve kadın girişimciler üzerinde etkilerinin olduğu belirtilmiştir.
Girişimcilerin banka kredilerine bakış açılarının incelenmesi: Elazığ ili örneği
Girişimcilerin Banka Kredilerine Bakış Açılarının İncelemesi: Elazığ İl Örneği" başlıklı çalışmamızda Elazığ il sınırları içerisinde faaliyet gösteren 320 işletmenin banka kredileri hakkında görüşleri alınmış, kredi kullanımlarının ne sıklıkta ve miktarda yapıldığı ve kredi kullanımına yaklaşımları incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmada katılımcılara 36 soru yöneltilmiş girişimcilerin banka kredilerine karşı beklenti ve tepkileri analiz edilmek istenmiştir. Örneklemden elde edilen veriler Tukey ve Game-Howell testleri ile analiz edilmiştir. Örneklemi oluşturan işletmelerin %23,8'i mikro ölçekli, %27,2'si küçük ölçekli, %40,9'u orta ölçekli ve %8,1'i büyük ölçekli işletmelerden oluşmaktadır. Hizmet, ticaret, üretim, inşaat-taahhüt alanlarında faaliyet gösteren işletmelerden oluşturulan örneklemin %20,3'ü kadın, %79,7'si erkek katılımcılardan oluşmuştur. Analizler sonucunda girişimcilerin finansman sorununun büyük bir bölümünün ticari, katılım, yatırım ve kalkınma bankaları tarafından karşılandığı görülmüştür. Ayrıca banka kredilerine ulaşma zorluklarının işletmelerin büyüklüklerine, faaliyet sürelerine, kuruluş türlerine, sermaye miktarlarına, cirolarına göre farklılık gösterdiği sonucuna da ulaşılmıştır. Girişimcilerin banka kredilerine ulaşma sürecinde kredinin teminatı, kredinin maliyeti, kredi limitlerinin düşük kalması gibi sorunlar yaşadıkları gözlemlenmiştir. Kamu ve Özel bankaların girişimcilerle olan kredi ilişkilerinde yaşanan zorluk ve kolaylıklar incelenmeye çalışıldı. Nicel bir çalışma yöntemiyle hazırlanan bu çalışma girişimcilerin ekonomik faaliyetlerde ihtiyaç duydukları kredi teminlerinin karşılanması, üretim, ticaret ve bankacılık ilişkisinin ne düzeyde olduğunu belirli bir örneklem üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır.
Uluslararası ilişkilerde yumuşak güç kavramı ve TİKA'nın girişimcilik faaliyetleri
Türkiye, Soğuk Savaş sonrası uluslararası konjonktürde meydana gelen değişiklikler neticesinde dış politikasında olduğu gibi dış yardım konseptinde de çok yönlü ve aktif bir politika izlemeye başlamıştır. Çalışmada öncelikle kısaca güç ve yumuşak güç kavramlarına ilişkin bilgilendirmeler yapılmaktadır. Dış yardım kavramının tanımı, kapsamı ve tarihsel süreç içerisindeki gelişimi ele alınırken aynı zamanda da dış yardımların hangi amaçlar ile yapıldığı, alıcı ülkeler tarafından nasıl karşılandığı gibi sorulara da cevap aranmaktadır. Ardından yumuşak güç ve dış yardımlar arasındaki ilişki değerlendirilerek açıklanmaktadır. Bir yumuşak güç aracı olan dış yardımlar kronolojik bir bütünlük içinde Osmanlı'dan günümüze değin çeşitli örnekler ışığında ele alınmaktadır. Son tahlilde dış yardımların etki ve önemini ortaya koymak adına Türk Dış Politikasında yaşanan gelişmeler ve Türkiye'nin yumuşak güç kaynağı olan kurum ve kuruluşlarına da değinilmektedir. Türkiye, dünya trendlerine paralel olarak bölgedeki nüfuzunu artırmak için yumuşak gücünü kullanmaya çalışıyor. Uluslararası ilişkiler disiplininde sıklıkla üzerinde durulan yumuşak güç konusu da bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışma, Türkiye'nin mevcut yumuşak güç unsurlarını ve dış politika potansiyelini, tarihsel ve kültürel bağlamını hangi koşullarda ve hangi bölgelerde değerlendirebileceğini araştırmaktadır. Bu çalışmada, Soğuk Savaş sonrası değişen ortam ve bölgesel gelişme ışığında, Türkiye'nin uluslararası düzeyde yumuşak gücünün bir unsuru haline gelen Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı'nın Balkanlar'daki faaliyetleri üzerinde durulmaktadır. Türkiye'nin Balkanlar'da barış ve istikrarın sağlanması ve sürdürülmesine yönelik politikasının önemli bir ayağını oluşturan ekonomik, ticari, teknolojik, sosyal, kültürel ve eğitim program ve projeleri TİKA tarafından Balkanlar'da ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Türk Dış Yardımları, TİKA
Okul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ile okul iklimi arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı öğretmen algılarına göre okul yöneticilerin girişimcilik özelliklerinin okul iklimine olan etkisini araştırmaktır. Çalışmada okul yönetimi, okul yöneticilerinin görev ve sorumlulukları, bir okul yöneticisinde olması gereken özellikler, okul iklimi, okul iklimi türleri, olumlu bir okul iklimi ve okul iklimine etki eden faktörlerin incelenmesinden sonra girişimcinin özellikleri, girişimcilik işlevleri, girişimcilik süreçleri ve girişimcilik eğitimi gibi başlıklar altında girişimcilik kavramı detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023 –2024 Eğitim- Öğretim yılında Diyarbakır ilinin Sur ve Çınar ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi okulların okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisedeki kademelerinde görev yapan 2230 öğretmen örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş olan 337 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada kişisel bilgiler formu, Yılmaz ve Sünbül (2009) tarafından geliştirilen "Girişimcilik Ölçeği" ve Canlı, Demirtaş ve Özer (2018) tarafından geliştirilen "Okul İklimi Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Çalışmada betimsel istatistik yöntemlerinden aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde işlemleri, bağımsız örneklem t testi, Pearson Moments çift yönlü korelasyon analizi, regresyon analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile güvenirlik testi için iç tutarlılık katsayılarını hesaplayan Croanbach Alpha güvenirlik katsayıları tekniklerinden yararlanılmıştır. Girişimcilik ölçeğinin güvenirlik analizleri sonucu Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,987, Okul iklimi ölçeğinin Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ise 0,862 bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre okul yöneticilerinin girişimcilik özellikleri ile okul iklimi arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Yönetimi, Okul Yöneticisi, Okul İklimi, Girişimcilik.
Esnek çalışma kavramının toplumsal cinsiyet bağlamında yansımaları
Esnek çalışma kavramı 20'nci yüzyıldan bu yana çalışma hayatında giderek daha fazla yer alan ve işverenlerle birlikte çalışanların da gündemine de girmeye başlayan insan odaklı bir çalışma türüdür. Yakın dönemde etkisi altında kaldığımız küresel salgınlarla beraber bu çalışma şekli artık birçok iş kulvarında kalıcı olarak yer etmeye başlamıştır. Kişilere ve şartlara göre çalışma standartlarının değiştirilebilmesi hem işveren hem de çalışanların iş tatminine etki edebilmektedir. Türkiye'de hem esnek çalışma kavramının hem de toplumsal cinsiyet bağlamında etkisinin birlikte değerlendirildiği araştırmalar oldukça kısıtlıdır. Bu araştırmaların taranmasının ve bulgularının değerlendirilmesinin Türkiye'de toplumsal cinsiyet çalışmaları açısından oldukça değerli olacağı düşünülmektedir. Bu konuya dair tespitlerin ortaya konulmasının gelecek çalışmalara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde esnek çalışma tarzına olan talebin giderek artmasıyla beraber bu kapsamda toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini derinleştirdiği düşünülmektedir. Bu bağlamda kadının özel alanla özdeşleştirilme yaklaşımının derinlik kazanması gibi tespitler, konunun toplumsal cinsiyet bağlamında ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Esnek çalışma kavramının toplumsal cinsiyet bağlamında irdelenmesiyle birlikte detaylı bir biçimde anlaşılmaya çalışılmasının, bu kapsamda alınacak kararların ve uygulanacak politikaların bilimsel verilere dayanması açısından önemli bir yeri olabilecektir. Kadının toplumsal konumu ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığı esnek çalışma süreci ile yan yana geldiğinde büyük oranda kadının geleneksel rollerini pekiştirici etkiler yaptığı düşünülmektedir. Tez çalışmamızda; esnek çalışma ve iş tatmini kavramlarının irdelenmesi, bu kavramların olumlu ve olumsuz yansımalarının toplumsal cinsiyet kavramı bağlamında araştırılması ve geniş bir perspektiften bakılarak analiz edilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda çalışmamız literatür taramasına dayalı nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Farkı veri tabanlarında esnek çalışma ve toplumsal cinsiyet alanında yayınlanmış olan akademik kitap, akademik makale, lisansüstü tez, kongre bildirisi, resmî veri ve istatistiklerin incelenmesi; bu kapsamda ulaşılan sonuçlara dikkat çekmek ve gelecekte yapılacak çalışmalar için araştırma önerilerin sunulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Esnek çalışma, Toplumsal cinsiyet, Kadın istihdamı
Dijital pazarlama ve kadın girişimciler
ÖZET DİJİTAL PAZARLAMA VE KADIN GİRİŞİMCİLER Başar ALTUNYUVA Yüksek Lisans Tezi FIRAT ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimleri Enstitüsü GİRİŞİMCİLİK VE YENİLİK YÖNETİMİ ANA BİLİM DALI Girişimcilik ve Yenilik Yönetimi Programı ŞUBAT 2025, Sayfa: X + 63 Bu çalışma, kadın girişimciler ve dijital pazarlamayı birlikte ele alarak bu iki unsura dair temel kavramları, bu kavramların işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde oynadığı roller nedir ve pazarlama stratejilerindeki etkileri nelerdir, kadın girişimcilerin dijital pazarlamaya olan bakış açıları nedir, dijital pazarlamayı başarıyla girişimlere uyarlamak mümkün mü gibi sorulara cevap aramaktadır. Ayı zamanda geleneksel ve dijital pazarlama arasındaki farkların kıyaslanmasını da içermektedir. Dijital pazarlama, internet ve dijital teknolojilerin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte işletmelerin hedef kitlelerine ulaşmada kullandığı en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Çalışma kapsamında kadın girişimcilerin karşılaştıkları sorunlar, ekonomiye katkıları ve kadın girişimciliğin tarihsel gelişimi, dijital pazarlamanın tarihsel gelişimi, temel unsurları ve işletmeler açısından sunduğu fırsatlar ele alınmaktadır. İçerik pazarlaması, sosyal medya yönetimi, arama motoru optimizasyonu, e-posta pazarlaması ve dijital reklamcılık gibi dijital pazarlama araçları, mevcut literatür üzerinden açıklanmakta ve bu araçların pazarlama süreçlerine olan katkıları değerlendirilmektedir. Tez konusu olan çalışmada dijital pazarlamayı kullanan kadın girişimciler kimlerdir, bunlar dijital pazarlama ile ilk ne zaman tanışmışlardır, hangi dijital pazarlama stratejilerini kullanmışlardır gibi sorulara cevap aramakla beraber her geçen gün dijitalleşen günümüz dünyasında ülkemizde dijital pazarlamayı kendini girişimlerine uygulayan kadınlar kimlerdir gibi diğer merak uyandıran durumların aydınlatılması amaçlanmıştır. Bu sorulara cevap olarak kadın girişimcilerden elde edilen verilerin tablolara dönüştürülmesi tekniğinde NVİVO uygulaması kullanılmıştır. Tablolardan elde edilen sonuçlarda detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Dijital pazarlamanın işletmelere müşteri ilişkilerini güçlendirme, marka bilinirliğini artırma ve rekabet avantajı sağlama gibi önemli faydalar sunduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca, dijital pazarlama süreçlerinde veri analitiği ve teknolojinin kullanımıyla, işletmelerin hedef kitlelerini daha iyi anlayarak daha etkili stratejiler geliştirebileceği ifade edilmektedir. Bu çalışma, dijital pazarlamanın işletmelerin gelecekteki başarıları üzerindeki kritik önemini kavramak ve bu alandaki mevcut bilgi birikimini genişletmek amacıyla hazırlanmıştır. Literatürde kadın girişimciliği kavramları farklı zamanlarda farklı konu başlıklarıyla ele alınmakla beraber bu çalışmada da kadın girişimcilik kavramı farklı konu başlıkları altında detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Özellikle Türk kadın girişimcilerin hem İslamiyet'le beraber hem de Anadolu'daki varlıklarıyla beraber ekonomiye yaptıkları katkılar ve girişimlerine yer verilmeye çalışıldı bunlara ek olarak kadın yoksulluğu ve cam tavan sendromu da kadın girişimcilerin karşılaştıkları sorunlar arasına eklenerek detaylı bir şekilde açıklanmaya çalışıldı. Bu nedenle hem kadın girişimcilerin hem de dijital pazarlama kavramının bir arada incelenerek çalışmaya dahil edilmesi, literatüre sağladığı katkı ile dijital pazarlamanın teorik altyapısını güçlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın girişimciler, Dijital pazarlama, Dijital dönüşüm, Girişimciler, Pazarlama,
Türkiye'ye geri dönüş sonrası balkan türklerinin girişimcilik faaliyetleri
Balkanlardan Anadolu'ya yapılan göçler, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde başlamış ve geçtiğimiz yüzyılın sonlarına kadar çeşitli aralıklarla devam etmiştir. 19. yüzyılın sonunda yaşanan siyasi olaylar, savaşlar ve etnik ayrışmaların bir sonucu olarak başlayan bu zorunlu göç hareketleri 20. Yüzyılın son yıllarına kadar devam etmek zorunda kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki topraklarını kaybetmesinin ardından kitlesel olarak yaşanan göç hareketleri Türkiye'nin kültürel, ekonomik ve demografik yapısının değişiminde önemli rol oynamıştır. Ülkeler üzerinde derin izler bırakan göç hareketleri hem Osmanlı Devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti için çoğu zaman baş edilmesi zor bir durum olmuştur. Yaşadıkları zulüm ve katliamdan kaçan Balkan göçmenleri bir anda Anadolu'ya akın etmiş ve bu kadar çok göçmenin ihtiyaçlarını karşılamak devletler için oldukça zor olmuştur. Yaşadıkları zorluklar ve yeni bir hayata başlama gerekliliği göçmenlerin ekonomik hayata atılmalarında ve Türk ekonomisine katkı sağlamalarında etkili olmuştur. Daha önce yaşadıkları bölgelerden getirdikleri bilgi birikimi, beceri ve tecrübelerini kullanan göçmenler özellikle çeşitli iş kollarında kendilerini göstermiş ve Türkiye'de önemli girişimcilik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu çalışma, Balkan göçmenlerinin Balkanlardan anayurda yaşanan geri göç hareketleri sonucunda Türkiye'deki ekonomik ortama ve girişimcilik ekosistemine uyum ve katkı sağlayıp sağlamadıklarını araştırmayı amaçlamıştır. 3 bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde göç kavramı ve Balkan göçlerinin tarihsel boyutu ele alınmıştır. 2. bölümde girişimcilik kavramı, bu kavramın günümüze kadar yaşadığı dönüşüm ve Osmanlı'dan başlayarak Türk girişimciliğinin yıllar içinde geçirdiği değişim incelenmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise 15 Balkan göçmeni girişimci ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak mülakatlar gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın neticesinde; Balkan göçmenlerinin Türkiye'ye geri göç hareketleri sonrasında Türkiye Türkleri ile uyum sağladığı ve Türkiye'deki ekonomik ortama ve girişimcilik ekosistemine uyum ve katkı sağladıkları görülmüştür.
Girişimcilik açısından metaverse incelemesi: Metaverse girişimcilik ve öngörüler
Metaverse kavramı ilk olarak 1992 yılında Neal STEPHENSON tarafından Snow Crash eserinde kullanılmıştır. Metaverse gittikçe popülerlik kazanan, kendini sürekli geliştiren ve teknolojinin gelişiminden güç almasının yanında girişimciler için ilgi çekici bir alan olmuştur. Yeni dünya düzeni ile sosyal, ekonomik, siyasi, bilimsel ve teknolojik gelişmeler hızla artmaktadır. Bu alanlardaki gelişimlerde girişimcilerin payı oldukça büyüktür. Günümüzde sıkça kullanılmaya başlayan Metaverse'e ise girişimciler açısından girişimcilik abidesi diyebiliriz. Bu çalışmada, Girişimcilik açısından Metaverse'ün incelemesi yapılmış, Girişimcilik ve Metaverse konularıyla ilişkili alt başlıklar derinlemesine ele alınıp bunun yanı sıra Metaverse 'ün olumlu ve olumsuz tarafları incelenmiştir. Bu inceleme mevcut literatür, uygulama ve yatırımları inceleyerek; Metaverse ve onu oluşturan teknolojilerin girişimcilik alanına etkisi ile ilgili kapsamlı bir yaklaşım sunmayı amaçlamaktadır. Girişimciliğin yeni boyutu olarak ortaya çıkan ve geleneksel girişimcilikten farklı özelliklere sahip olan Metaverse Girişimcilik, teknolojik gelişmelerin ilerlemesiyle ortaya çıkmıştır ve gelişim sürecini devam ettirmektedir. Girişimciliğin Metaverse açısından incelendiği bu çalışma ile görülmüştür ki, girişimcilik faaliyetleri yeni bir döneme doğru geçiş yapmaktadır. Girişimcilerin pazar koşulları değişmekte ve yeni ekonomik sistemler ortaya çıkmaktadır. Teknoloji yatırımlarına ağırlık veren girişimcilerin, Metaverse pazarında rekabeti şekillendireceği bir gerçektir. Bu sebeple Metaverse konusu çok disiplinli olarak ele alınması gereken bir konudur. Bu çalışma ile sosyal bilimler alanındaki Girişimcilik ve Metaverse ilişkisi konusunda bilgi birikime katkı vermeyi de hedeflemiştir.
Girişimcilik faaliyetlerinde kadınların karşılaştığı sosyoekonomik sorunlar (Elazığ ili örneği)
Ekonomik kalkınmanın temel bileşenlerinden biri olan işgücünde kadınların aktif rol alması kaçınılmazdır. Bu bağlamda, kadınların çalışma hayatına katılımı ve girişimcilik faaliyetlerinde daha etkin rol üstlenmeleri, sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda kadının statüsünün de gelişmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda artan kadın girişimcilik trendi, bu alandaki sosyoekonomik sorunların da araştırma konusu olmasına yol açmıştır. Bu araştırma, Elazığ'da girişimcilik faaliyetleri yürüten 20 kadının deneyimleri üzerinden, kadın girişimciliğinde karşılaşılan sosyoekonomik sorunları incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenolojik araştırma deseni ile tasarlanmıştır. Fenomenolojik araştırma, katılımcıların deneyimlerini ve bakış açılarını derinlemesine anlamaya odaklanan bir araştırma yöntemidir. Bu çalışmanın evrenini Türkiye'de bulunan kadın girişimciler, örneklem grubunu ise Elazığ'da çeşitli büyüklüklerde ve farklı sektörlerde hizmet vermeye devam eden işletmelerde girişimcilik faaliyetlerinde bulunan 20 kadın teşkil etmektedir. Gönüllülük esası ile çalışmaya görüşleri ile katkı sunan kadın girişimcilerin seçiminde yaş, medeni durum, eğitim durumu, hizmet verdiği sektör kriterleri göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca bu çalışmada, veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan yararlanılmıştır. Bu form, kadın girişimcilerin karar verme, işletme kurma ve işletme yönetimi süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları tespit etmek amacıyla on soru içermektedir. Araştırma sonucunda kadın girişimcilerin işlerini kurma ve büyütme süreçlerinde finansmana erişim, en kritik sorun olarak öne çıkmakta ve katılımcıların büyük çoğunluğu hibe ve kredi desteklerinin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, kadın girişimciler, mentörlük ve danışmanlık kaynaklarına erişimde ciddi engellerle karşılaşmakta ve iş dünyasında cinsiyet temelli önyargılarla mücadele etmektedir. İş bağlantıları kurarken yaşanan güven problemleri ve nitelikli eleman bulma zorlukları, kadınların iş geliştirme potansiyellerini sınırlamaktadır. Çocuk bakım desteği, girişimcilik eğitimleri, mentörlük programları ve vergi teşvikleri gibi yapısal destekler, kadınların iş ve aile yaşamlarını dengelemelerine yardımcı olabilecek önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Elazığ girişimci piyasasının büyük ölçüde erkek egemen olarak algılanması, cinsiyet eşitliği sağlanması yönündeki gereksinimi açıkça ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kadın girişimciliğini teşvik etmek ve sürdürülebilir kılmak için kapsamlı ve çok boyutlu destek stratejilerinin geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kadın girişimcilerin karşılaştıkları bu çok boyutlu engellerin aşılması, sadece kadınların değil, genel ekonomik kalkınmanın da önemli bir unsuru olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma ile COVID-19 Pandemi dönemi ve sonrasında meydana gelen 2020 ve 2023 depremlerinin ardından sahadaki güncel durumu ortaya koyarak ekonomiye katkı sunmak istenmiştir.
Sosyal girişimcilik ve sosyal sermayenin etkileri "Fırat Üniversitesi örneği"
Bu araştırma, sosyal girişimciliğin sosyal sermaye üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde inceleyerek toplumsal kalkınma bağlamında yarattığı değişimleri anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, sosyal girişimlerin yerel topluluklar üzerindeki uzun vadeli etkilerine dair literatüre derinlemesine bir bakış açısı kazandırmayı hedeflemektedir. Sosyal girişimcilik ve sosyal sermaye arasındaki ilişki, toplumsal kalkınma süreçlerinde önemli bir yer tutmasına rağmen, bu etkileşimin niteliği ve sosyal girişimlerin toplumsal etkilerinin sürdürülebilirliği konusunda yeterli sayıda araştırma bulunmamaktadır. Araştırma, sosyal girişimlerin sosyal sermayeyi nasıl dönüştürdüğünü ve yerel topluluklarda güven, işbirliği ve dayanışmayı nasıl güçlendirdiğini ortaya koymayı hedeflemektedir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılarak betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmış ayrıca sosyal girişimcilik ve sosyal sermayenin en etkili kullanıldığı iktisadi ve idari bilimler fakültesi öğrencileri örneklem olarak seçilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 25 programı ile analiz edilerek faktör analizi ve regresyon analizi gibi istatistiksel tekniklerle hipotezler test edilmiştir. Araştırmada, Soba ve Yıldız (2020) tarafından geliştirilen "Yükseköğretimde Sosyal Girişimcilik Yeterliliği Ölçeği" ile Uçar (2016) tarafından geliştirilen "Kurumsal Güven Ölçeği" ve "Grup Aidiyeti Ölçeği" kullanılmıştır. Bulgular, katılımcıların sosyal girişimcilik yeterlilik algılarının genel olarak orta-yüksek düzeyde olduğunu; özellikle sorumluluk, yardımlaşma ve ekip çalışması alanlarında güçlü tutumlar sergilediklerini göstermiştir. Yenilikçilik ve öğrenmeye açıklık boyutlarındaki yüksek algılar, sosyal girişimcilikte yenilikçi düşünceye ve öğrenmeye açıklığın önemini vurgulamaktadır. Sosyal girişimcilik eğitimi alanların yeterlilik algılarının daha yüksek olması, eğitimin bu alandaki gelişime olumlu katkısını ortaya koymaktadır. Ancak girişimcilik niyeti ve gönüllülük boyutlarında düşük algılar, bu alanlarda gelişme gerekliliğine işaret etmektedir. Ayrıca, sosyal girişimcilik algısının yaş ve gelir gibi demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Katılımcıların kurumsal güven algıları genel olarak orta-alt düzeyde olup, devlet kurumlarının işlevselliğine kısmi güven duydukları, ancak adalet ve eşitlik konularında eleştirel tutum sergiledikleri tespit edilmiştir. Kadınlar ile 24 yaş ve üzeri öğrencilerin kurumsal güven algısı daha yüksek bulunmuştur. Bölümler arasında farklılıklar gözlenirken, sosyal girişimcilik eğitimi ve ebeveyn eğitim düzeyinin kurumsal güven üzerinde anlamlı etkisi olmadığı, gelir durumu düşük olanların ise daha yüksek güven algısına sahip olduğu görülmüştür. Grup aidiyeti açısından katılımcılar, sosyal gruplarında ortak amaçlara ve karşılıklı güvene güçlü inanç göstermekte; sosyal destek ve dayanışmanın aidiyet duygusunu güçlendirdiği anlaşılmaktadır. Kadınların grup aidiyeti algısı erkeklere göre yüksek olurken, yaş, bölüm ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklar bulunmamıştır. Gelir durumu aidiyet algısında belirleyici olurken, sosyal girişimcilik eğitimi ve ebeveyn eğitim düzeyinin etkisi görülmemiştir. Ayrıca, kurumsal güveni yüksek bireylerin grup aidiyeti algılarının daha güçlü olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, sosyal girişimcilik yeterliliği ile kurumsal güven arasında anlamlı bir ilişki olmadığını, ancak sosyal girişimcilik yeterliliği ile grup aidiyeti arasında orta düzeyde; kurumsal güven ile grup aidiyeti arasında ise düşük-orta düzeyde anlamlı pozitif ilişkiler olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, sosyal girişimcilik becerilerinin bireylerin aidiyet duygusunu güçlendirdiğini, ancak kurumsal güven algısını doğrudan etkilemediğini ortaya koymaktadır. Genel olarak, sosyal girişimcilik yeterliliği ve kurumsal güvenin grup aidiyeti ile ilişkili fakat birbirinden bağımsız değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır.