Gazi University
Discipline

Old Turkish Literature

Gazi University

14

Archived Theses

1

DOIs Assigned

7%

DOI Rate

Discipline

14 Theses
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl divân şâiri Hudâyi hayatı,eserleri,edebi kişiliği ve divânı'nın tenkitli metni

Hudâyî, XVI. yüzyıl dîvân sâiridir. Edebiyat tarihleri ve tezkirelerde dogum tarihi hakkında bilgi verilmemektedir. Ancak sâirin kendisinden bahseden kaynaklar onun Istanbul'da dogdugu konusunda birlesmektedirler. Kanuni Sultan Süleyman'a sundugu manzum arz-ı halde kul oglu kul oldugunu belirtmektedir. Acemi oglanlar ocagına alınmıs ve bu ocakta on bes yıl kalmıstır. Daha sonra Yeniçeri ocagına katılıp yirmi bir yıl asker olarak hizmet vermistir. Sâir Hudâyî'nin katıldıgı ilk seferin Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Alman seferi oldugu bilinmektedir. Almanya seferinin ardından on yıl Sekbân-ı Cedit ocagında görev yaptıgını belirtmistir. Yeniçeri ocagındaki birçok hizmetinden sonra yayabası olmustur. Askerligi sırasında mansıbı elinden alınmıs; bu durum kendisini ziyadesiyle üzmüstür. Mansıbını geri alabilmek amacıyla Kanuni Sultan Süleyman'a manzum bir arz-ı hal sunmustur. Bu arz-ı halden sonra mansıbı verilmis ve Budin'e Yeniçeri katibi olarak gönderilmistir. Hudâyî, döneminin tezkirelerinde ve edebiyat tarihlerinde adından zikredilmis, siirleri ve siir söylemedeki ustalıgı döneminin ileri gelen sâirleri tarafından çesitli sıfatlarla övülmüs, ikinci derecede bir sâirdir. Hudâyî'nin bilinen tek eseri, otuz sekiz varaktan olusan dîvânıdır. Tezkireler ve edebiyat tarihi kitaplarında sâir Hudâyî'nin bazı kaynaklara göre 1570, bazılarına göre ise 1571 yılında Mekke'de vefat ettigi belirtilmistir. Anahtar Kelimeler: Hudayi, dîvân sâiri, dîvân, tezkire, yeniçeri, edebiyat tarihi.

Hayriye Türkoğlu Köse
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Sehmi divanı inceleme, metin, dizin

Bu tez, 17. yüzyıl sairlerinden Sehmî'yi ve divanını konu edinmektedir. Çalısmamız üç bölümden olusmaktadır. Birinci bölümde, tezkirelerden ve diger tarihî kaynaklardan elde edilen bilgilerle sairin hayatı , sahsiyeti ve edebî kisiligi ortaya konulmustur. kinci bölümde, Sehmî Divanı'nın sekil ve muhteva özellikleri incelenmistir. Nazım sekilleri, kafiye ve redif özellikleri ile dil ve anlatım açısından dikkati çeken hususiyetler islenmistir. Sairin siirlerinde isledigi konu baslıkları, muhteva özellikleri olarak verilmistir. Üçüncü bölümde, divanın Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan tek nüshasının metni ortaya konmustur. Eserin imla özellikleri hakkında bilgi verilmistir. Ayrıca metin tespitinde göz önünde bulundurulan hususlara da yer verilmistir. Daha sonra divan metni verilmistir. Çalısmamız divandaki bütün kelimelerin yer aldıgı dizin ile son bulmaktadır. Sehmî'nin siirlerinde Arapça ve Farsça kelimeler fazlaca kullanılmıstır. Bu kelimeler zincirleme tamlamalar halinde birlestirilmistir. Zaman zaman arkaik kelimelere , deyimlere ve ikilemelere bas vurulmustur. Siirlerinde kendi hayatına ait bilgilerin yanında yasadıgı dönemin tarihine ait bilgilere de rastlanmaktadır. Sehmî Divanı'nda kasideler ve gazeller ön pladadır. ANAHTAR KELMELER 1. Sehmi Divanı 2. 17. yüzyıl 3. Süleymaniye Kütüphanesi 4. Metin 5. Dizin

Elif Dirican
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Fevzi Divanı inceleme-metin-indeks

Türk edebiyatının XVII. yüzyıldaki temsilcilerinden İstanbullu Mehmed Ağa'ya aitdivanı konu edinen çalışmada, şiirlerinde Fevzû mahlasını kullanan şair hakkındatezkirelerde verilen bilgilerdeki tutarsızlıklar üzerinde kanaatlerimizi ortayakonmuştur. Bu yapılırken tezkirelerin verdiği bilgilerin Fevzû'nin eserinde karşılığı olupolmadığını kontrol edilmiştir. Bu çalışmalar neticesinde XVII. Yüzyılda yaşamış ikiFevzû'nin mahlas benzerliği dolayısı ile birbiri ile karıştırıldığı ortaya çıkmıştır. BosnalıFevzû adındaki diğer şairin hakkında verilen bilgilerin büyük oranda İstanbulluMehmed Ağa'ya ait olduğu anlaşılmıştır.1638 yılında doğan İstanbullu Mehmed Ağa, divanında kendi doğum tarihinivermiştir. Ölüm tarihi ise Safâyû ve Beliğ tezkirelerinde 1679 olarak verilmiştir. Çeşitlidevlet işlerinde vazife alış olan Fevzû, seferlere de katılmıştır. Fazıl Ahmet Paşaövgüsü için yazdığı kasidesinde kâtiplik görevine getirilmeyi talep eden Fevzû'nin buarzusuna ulaştığına dair ipuçları tezkirelerde mevcuttur. Fevzû'nin Çehrin Seferi(1678) katılan şair, bu seferin dönüşünde ailesinin vebadan öldüğünü öğrenir.Fevzû'nin ölüm tarihi bu olaydan bir sene sonradır. Yaşadığı acı olay neticesindemanevi huzur arayışına girmiş olan Fevzû, Mekke'ye gitmiş ve orada vefat etmiştir.Her yüzyılın kendine özgü, genel edebû anlayışını ve beğenisini gösteren şairleribulunur. Klasik Türk edebiyatının bir temsilcisi olan Fevzû, XVII. yüzyıl klasik Türkedebiyatının genel özelliklerini şiirlerinde yansıtır. O, Nâilû ve Vecdû'ye nazireler;Fehim, Nef'û ve Şehrû'ye tahmisler yazmış, devrinin şiir atmosferini takip etmiştir. Türkedebiyatında XVII. yüzyılda etkileri görülen Sebk-i Hindû edebû akımının çeşitliözellikleri Fevzû'nin eserlerinde dikkati çeker. Ancak bu özellikler, onun Sebk-i Hindûakımının temsilcisi ilan etmek için yetersizdir.

Özer Şenödeyici
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Edirneli Faiz divanı inceleme-metin-dizin

Doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Edirneli Fâiz Edirne'dedoğmuştur. Hayatının büyük bir kısmını Edirne'de geçirdiği anlaşılan şairEdirne'deki çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır.Şairliği ve ilim adamlığıvasfının yanında hat sanatında da makbul bir kişi olarak tanındığıkaynaklarda vurgulanmaktadır.Tezkirelerde, ilim ve edepten nasiplenerek herkesin teveccühünükazanmış marifet ve kemal ehli olarak nitelendirilen Edirneli Fâiz, döneminüstadları sayılan Nef'i ve Şeyhülislam Yahya'nın yanında Nâbû ve Sırrû gibişairlerden de etkilenmiştir.Nâbû ve Sırrû'ye nazireler yazan Edirneli Fâiz,Edirne ve çevresindeki şairler tarafından tanınan bir şairdir.Dönemininşairlerinden Nazûm ve Râzû Edirneli Fâiz'e nazire yazmışlardır.Edirneli Fâiz kendisine güveni son derece iyi olan bir şair olarakkarşımıza çıkmaktadır. O, kendisini söze intizam veren bir şair olarak görür.Divan şiirinin geleneksel aşk anlayışının değişmeye başladığı, yenilikarayışlarının kendisini hissettirdiği bir dönemin şairi olan Edirneli Fâiz'deMahallileşme akımının etkileri görülmektedir.Şair divanında Türkçenin sadesöyleyişlerine, günlük dilde kullanılan orijinal ifadelere, atasözlerine vedeyimlere yer vererek halkın ağzındaki Türkçeyi yakalamıştır.Divan şiirinietkisi altına almaya başlayan Sebk-i Hindi akımından etkilenmediğinisöylemek mümkündür.Edirneli Fâiz, 18. yüzyılın başlarında en parlak dönemlerinden biriniyaşayan Edirne şehrinin önemli merkezlerini ve şahsiyetlerini şiirlerinde konuedinmiştir. Dolayısıyla divandan Edirne tarihine ve sosyolojisine yöneliktespitlere ulaşmak mümkündür.Şairin kullandığı benzetmeleri de tespit ettiğimiz bu çalışmada EdirneliFâiz'in şairlik yönünü ve divanının metnini ortaya çıkardık.

Tarık Demir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Daniş Divanı

Edebiyat tarihimizin önemli bir bölümünü Divan Edebiyatı olarak bilinen dönem oluşturmaktadır. Divan Edebiyatının gerçek anlamda aydınlatılabilmesi için o dönem yaşayan şair ve yazarlarla onların ortaya koyduğu eserlerin gün ışığına çıkarılması gerekmektedir. Bu amaçla biz çalışmamıza Dâniş'in hayatı ve edebî kişiliği ile Divanı'nın tenkitli ve transkripsiyonlu çevrisini konu aldık. Asıl adı Süleyman olan Dâniş, XVffl. yüzyılda yaşamış divan sahibi şairlerimizdendir. Bugüne kadar şair üzerinde ciddî bir çalışma yapılmamıştır. Kaynaklardaki bilgileri yorumlamak suretiyle doğum tarihinin 1715 olduğunu tahmin ediyoruz. Edebiyat kaynaklarına dayanarak ölüm tarihinin 1775 olduğunu tespit edebiliyoruz. İkisi İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde, birisi Millet Kütüphanesi Ali Emiri Manzum Eserler bölümünde, birisi Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesinde ve birisi de İzmir Millî Kütüphanesinde olmak üzere Dâniş Divam'nına ait beş yazma mevcuttur. Bu yazmalardan birinde 475 gazel bulunurken birisinin son tarafı, üçüncüsünün de baş tarafı eksiktir. Geri kalan iki nüsha ise tamam yazmalardır. Çalışmamızda İstanbul Üniversitesi nüshaları, Ali Emiri ve Sermet Çifter nüshaları esas alınmış ve farklılıklar dipnotta gösterilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Daniş, Divan.

18. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Hamdi Birgören
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik edebiyatta sevgilide göz, kirpik ve kaş üzerine benzetmeler

193 ÖZET "Klasik Edebiyat'ta Sevgilide Göz, Kirpik ve Kaş" başlıklı bu çalışmada, adı geçen güzellik unsurlarına yönelik sıfatlar, elli Divan taranarak belirlenmiştir. Elde edilen beyitler renk, şekil ve fonksiyonellik açısından gruplandırılmıştır. Buna göre gözü nergis, kaşı hilâl ve kirpiği de tir en fazla nitelendirmiştir. Adı geçen güzellik unsurlarından, şairler tarafından en fazla kullanılanı gözdür. Bunu gamze, kaş ve kirpik takip eder. Bu durum gözün ana unsur, diğerlerinin de yardımcı unsur olduklarına delil teşkil etmektedir. Çalışmada göz, kirpik ve kaşa yönelik benzetme unsurları toplu olarak ortaya konmuş bu unsurların yüzyıllara göre değişim süreci de "tablolar" kısmında incelenmiştir.

BenzetmeDivan edebiyatıDivan edebiyatı+1
Reyhan Çorak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi Ali Baba ve Divanı

ÖZET: Resmi Ali Baba Giritli olup XVIII. Asırda yaşamış bir Bektaşi şairidir. Girit'te yaşadığına dair kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır. Yunanistan ve Türkiye'de bulunduğunu bilmekteyiz. Mezar taşı İstanbul Davutpaşa'dadır. Vefat ettiği sene 1789'dur. Resmi Ali Baba Bektaşi tarikatına mensup bir şairdir. Divanından Yunanistan Dimetoka'daki ünlü Bektaşi dergahı, Seyyid Ali Sultan dergahından icazet aldığını anlıyoruz. Şair, Hz. Ali'ye, on iki imama, Hacı Bektaş-ı Veli'ye ve mürşidine derin bir muhabbet beslemektedir. Şiirlerinde onlara olan sevgisini ve bağlılığını sık sık dile getirmektedir. Divanda Resmi Ali Baba'nm Bektaşi inanışlarını, kültürünü ve sevgisini ifade eden şiirleri ağırlıktadır. Bu şiirlerin haricinde Klasik Divan şiiri tarzında da başarılı şiirleri vardır. Bilhassa gazel ve murabbaları döneminin Divan şiiri estetiğini çok güzel bir şekilde yansıtmaktadır. Resmi Ali Baba Divanı'nın Türkiye'de 5; Almanya'da 1 olmak üzere toplam 6 nüshası mevcuttur. Almanya'daki nüshanın varlığından geç haberimizin olması nedeniyle tenkitli metin diğer 4 nüshadan oluşturulmuştur. Bu nüshalardan biri, Resmî Ali Baba'nın müstensihi olduğu bir "Şiirler Mecmuası" dır. Şair bu mecmuaya kendi şiirlerini de dahil etmiştir. Diğer nüshaların bulunduğu kütüphaneler ise şunlardır: Süleymaniye Kütüphanesi, Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi, Atatürk Kitaplığı, Milli Kütüphane. Resmi Ali Baba'nın Divanı dışında iki eseri daha vardır: Uyûnü'l- Hidâye ve Bektaşilik Risalesi. Uyûnü'l- Hidâye mensur olup tasavvufı bir eserdir. Eserin tespit edebildiğimiz 20 nüshası vardır. Bektaşilikle ilgili inanışların anlatıldığı Bektaşilik Risalesi'nin ise 3 nüshası mevcuttur. Resmi Ali Baba ve Divanı, Girit'teki Türk edebiyatı ve Bektaşi kültürünün varlığını ortaya koyması açısından son derece mühim bir çalışmadır.

18. yüzyılAlevilikBektaşilik+7
Saime Arslan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Ferit Kam ve Asar-ı Edebiye Tedkikatı

ÖZET Ferit Kam ve Asâr-ı Edebiye Tedkikatı, Haz. Halil ÇELTİK, Danışman: Prof.Dr. Cemâl KURNAZ, Gazi Ün. Sosyal Bilimler Enstitüsü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 1997. Ömer Ferit Kam, 1864-1944 yıllan arasında yaşadı. Özel dersler alarak felsefe ve edebiyat alanında kendisini yetiştirdi. Tercüme Kalemi'nde memuriyet hayatına başladı. Darülfünun Edebiyat Fakültesi Edebiyat-ı Türkiyye müderrisliğine atandı. Burada Âsâr-ı Edebiye Tedkikatı ve Şerh-i Mütûn derslerini okuttu. Bu derslere ait notlarını Âsâr-e Edebiye Tedkikatı adıyla yayımladı. Ferit Kam eserine uzunca bir girişle başlar. Burada edebiyat, ahlâk; Arap ve İran edebiyatıyla tasavvuf! edebiyat hakkında bilgiler verir. Âsâr-ı Edebiye Tedkikatı'nın tanımını yapar. Eserinde divan şairlerinin kullandıktan kelimeleri ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğini belirtir. Ferit Kam, divan şairlerinin kullandıkları kelimeleri "bitkiler, hayvanlar, içkiler, süs eşyası, musikî âletleri, savaş araçları ve yıldızlarla ilgili efsaneler" olmak üzere yedi grupta değerlendirmiştir. Bitkiler grubunda 21 ağaç, 16 meyve ve 25 çiçek tanıtmıştır. Hayvanlar grubunda 40 adet hayvanla birlikte at, atın 22 değişik ismi, at takımıyla ilgili 26 adet eşya; 44 kuş, 3 1 böcek ve haşere incelemiştir. İçkiler grubunda 24 içki ve 19 kadeh çeşidine yer vermiştir. Süslenme bölümünde 16 kıymetli taş, 12 takı ve 13 kokuyu tanıtmıştır. Musikî bölümünde 23 adet çalgı çeşidini anlatmıştır. Savaş âletleri grubunda ise 26 tane silah ve savaş aracım eserine almıştır. Her gruba aldığı maddeleri alfabetik olarak sıralamıştır. I Divan şairlerinin kullandıkları kelimelerin pek çoğu, Ferit Kam tarafından ilk defa bu eserde toplanıp tasnif edilmiştir. Bu tasnif, daha sonra yapılan "sistematik divan tahlili" çalışmalarında bazı ilâvelerle birlikte kullanılmıştır. Ferit Kam'n bu eseri, divan şiirimizin ilk sözlüklerinden olması, sistematik divan tahlili yöntemini başlatması ve diğer benzeri eserlere kaynaklık etmesi sebebiyle önemlidir.

Asar-ı Edebiye TedkikatıDivan şiiriKam, Ömer Ferit+1
Halil Çeltik
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeyh Gâlib Divanı'nın tahlili

Şeyh Gâlib Divanı'nın tahlili adlı bu doktora tezinde 18. yüzyıl şairlerinden Şeyh Gâlib'in Divanı tahlil edilmiştir. Tam tahlil metodu ile hazırlanan çalışmada divanda bulunan tüm nazım biçimlerine ait beyitler ve bentler tahlile dahil edilmiş, herhangi bir nazım türü ayrımına gidilmemiştir. Tez; "Allah ve Yaratılmış Olanlar, Toplumsal Hayat, Din, İnanç ve İbadetler" adlı üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci ve en kapsamlı bölümünde yüceden aşağıya doğru bir sıralama takip edilmiş; şairin şiirlerinde özellikle verdiği vahdet-i vücut felsefesi ekseninde önce varlığın özü Allah ve O'na ait isim ve sıfatların kullanımı incelenmiş; ardından sırasıyla Kozmik Âlem, Zaman, Mekân, İnsan, Tipler ve Kavimler ile ilgili tüm unsurlar ana ve alt başlıklar halinde tahlil edilmiş, şairin tabiata ve insana bakış açısı ortaya konmaya çalışılmıştır. "Toplumsal Hayat" başlığı altında toplanan ikinci bölümde ise dönemini şiirine yansıtan şairin, toplumsal hayata ait unsurları nasıl ele aldığı, hangilerine ağırlık verdiği ve bu konudaki yaklaşımı sergilenmek üzere bezm, musiki, savaş, yemekler, oyunlar, tababet, yazı, ulaşım, giyim- kuşam, süslenme başlıkları altında tespit edilen unsur ve mefhumların tahlili yapılmıştır. Son bölüm ise dini inanç ve ibadetlerin ele alınış biçimlerinin incelendiği bölümdür. Tezde başlıklar altında söz konusu unsurla ilgili yapılan açıklamanın ardından bu unsurun şiir geleneğindeki kullanımı, şairin divanında bu unsuru nasıl kullandığı, söz konusu unsurun beyitte yer alan diğer kelime ve unsurlarla ilişkisi, hangi sanatlara tabi tutulduğu ve anlam katmanları incelenmiş ve yapılan incelemenin metni bir kompozisyon sağlayacak biçimde oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Divan şiirinin ustaları arasında gösterilen şairin yaşadığı döneme ait izler, beslendiği kaynaklar, etkilendiği şahsiyetler ve şiir estetiği ile üslubunun ortaya konması amaçlanmıştır.

18. yüzyılDivan şiiriDivanlar+3
Sevda Özden
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde su

Su, yaşamın özüdür. Bu tezde amaç yaşam kaynağı suyun klasik Türk şiirinde nasıl ve ne yönde ele alındığını ortaya çıkarmaktır. Söz konusu amaç dahilinde Kutadgu Bilig'den (11. yüzyıl) başlanarak Fuzûlî'nin Türkçe Dîvân'ına (16. yüzyılın ilk yarısı) kadar on dört eser (Risaletü'n-nushiyye, Nesîmî'nin Türkçe Dîvânı, Mantıku't-tayr, Süheyl ü Nevbahâr, İskendernâme, Kıssa-i Yûsuf, Ahmed-i Dâî Dîvânı, Cemşid ü Hurşid, Ahmed Paşa Dîvânı, Avnî Dîvânı, Vesîletü'n-necât, Hevesnâme) tarama yöntemiyle incelenmiştir. Tespit edilen suyla ilgili kavramlar yorumlanarak yakınlıklarına göre gruplandırılmış, suyun anlam çerçevesi bütün yönleriyle gösterilmek istenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde medeniyet ve kültür bağlamında su konusuna değinilmiş, ikinci bölümde suyun dinlerdeki yerine dair bilgi verilmiş ve su temelli inanışlar ile uygulamalar ele alınmış, üçüncü ve son bölümde de su ile ilgili şiirler yorumlanarak suyun klasik Türk şiirindeki önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.

Divan şiiriDivanlarEski Türk edebiyatı+7
Gülşen Sezen
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

III. Ahmed devri Osmanlı şiirinde sosyal ağlar ve edebî prestij

Bu tez, sosyal sermayenin Osmanlı şairlerinin edebî prestiji (kazanılması, korunması, birikimi, kaybı vb.) üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. İncelemenin temel amacı, Osmanlı şairlerinin edebî prestijini ve görünürlüğünü etkileyen temel edebî, sosyal, siyasi, kurumsal, kişisel ve tarihî dinamikleri anlamaktır. Bu amaç doğrultusunda tezde, XVIII. yüzyıldan seçilmiş birtakım edebî tür ve metinler (divan, vekaletname, tezkire, şiir ve nazire mecmuaları vb.) incelenmiş ve III. Ahmed döneminde aktif olarak şiir üreten bir grup şaire odaklanılmıştır. Örneklem kümesi olarak seçilen şairler şunlardır: Tırsî (öl. 1140/1727?), Nedîm (öl. 1143/1730), ve Vahîd/Mahtûmî (öl. 1145/1732-33), Arpaemînizâde Sâmî (öl. 1146/1734), Râşid (öl. 1147/1735), İzzet Ali Paşa (öl.1147/1735), Sâkıb Dede (öl. 1148/1736), Seyyîd Vehbî (öl. 1149/1737), Ârifzâde Asım (öl. 1150/1738), Nahîfî (öl. 1151/1739), Âtıf-ı Defterî (öl.1155/1742), Mirzâzâde Sâlim (öl. 1156/1743), Rıza Neccarzâde (öl. 1159/1746), Neylî (öl. 1161/1748) ve Eğrikapılı Râsim (öl. 1169/1756). Bu doğrultuda tez çalışması; saray, medreseler, benzeri kurumsal ve sosyal çevrelerde kurulan edebî ilişkilere ve bağlara (intisap ve himaye vb.) özel bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve XVIII. yüzyıl Osmanlı şiirinin alternatif bir resmini sunmaktadır. Bu resmi çerçevelemek ve anlamak için; "sosyal sermaye" ve "sosyal ilişki ağları", "edebî prestij" ve "edebiyat alanı" gibi belirli teorik yaklaşımlar ve kavramlardan yararlanılmıştır. Araştırmanın temel bulgularından biri şudur: Üçüncü taraf aktörler, yani aracılar, Osmanlı şiir alanında her daim etkin olmuş; şair ile hamisi veya övdüğü kişi/ler arasındaki ilişkilerde, birleştirici ve destekleyici bir rol oynamakla kalmamış şiirlerin sipariş edilmesini, dolaşımını, hatta geleceğini bile etkileyebilmiştir.

Ahmed IIIEski Türk edebiyatıPrestij+4
Ebru Onay
Bilkent University · Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Menâkıb-ı Hazret-i Hamza (Hamza-nâme 64. cild) (inceleme-metin-özel adlar dizini-tıpkıbasım)

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ MENÂKIB-I HAZRET-İ HAMZA (HAMZA-NÂME 64.CİLD) (İNCELEME-METİN-ÖZEL ADLAR DİZİNİ-TIPKIBASIM) Vasih ZÜLFİKAR Tez Danışmanı: Doç. Dr. Sedat KARDAŞ 2024, 215 sayfa Hz. Muhammed, amcası Hz. Hamza'nın şehit edilmesinden sonra Suheyb-i Rûmî'ye insanları cihada teşvik etmesi için Hz. Hamza'nın kahramanlıklarını anlatmasını ister. Araplar içinde yaygınlaşan bu anlatılar önce İran edebiyatına daha sonrasında ise Türk edebiyatına geçmiştir. Türk edebiyatında özellikle dinî motiflerle süslenen bu hikâyeler 14. yy'da ilk defa şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini yansıtan Hamza-nâme'ler içerik olarak zengin bir anlatıya sahiptir. Bu tez çalışması ile Eski Anadolu Türkçesiyle mensur olarak yazılmış, Ankara Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda H. 1191/ M. 1777 istinsah tarihli, 06 Mil Yz A 7599 demirbaş numaralı, 115 varaktan ibaret olan Hamza-nâme'nin 64. cildinin tamamı transkribe edilerek araştırmacıların istifadesine sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışma giriş ve üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hamzavî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verildikten sonra, ikinci bölüm olan inceleme kısmında Hamza-nâme'nin 64. cildinin tanıtımı yapıldı. Üçüncü bölümde eserin nüsha tavsifi yapılmış ve eserin metni transkribe edilmiştir. Çalışma, tez hakkında yapılan değerlendirmeleri içeren bir "Sonuç" bölümü, "Özel Adlar Dizini" ve "Tıpkıbasım" bölümleri ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Hamza, Hamza-nâme'ler, Hamzavî, Hamza-nâme 64.cilt.

Vasih Zülfikar
Muş Alparslan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

16. yüzyıl divan ve tezkirelerinde şairin yaradılışına (tab') dair yansımalar

Bu çalışmada, 16. yüzyılda kaleme alınmış şuara tezkirelerinde şairin karakteri, mizacı ve şairlik yeteneğini tanımlayan yaradılış kavramının nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Bu incelemeden hareketle, aynı yüzyılda yaşamış beş divan şairinin yaradılış kavramını divanlarında nasıl işledikleri ele alınmıştır. Tezin birincil kaynaklarını 16. yüzyılda yazılmış Heşt Behişt (t. 945/1538), Tezkiretü'ş-Şuʿarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (t. 953/1546), Meşâ'irü'ş-Şuʿarâ (t. 976/1568), Tezkiretü' ş-Şuʿarâ (t. 994/1586), Gülşen-i Şuʿarâ (t. 1002/1593), Tezkiretü'ş-Şuʿarâ (t. 1006/1597) ve Künhü'l- Ahbâr (t. 1007/1598)'ın tezkire kısmı oluşturmaktadır. Bu tezkirelerden yola çıkılarak "tab', tabîat, istidâd, mizâc, nihâd, nijâd, meşreb, hilkat/hulk, haslet/hasâil, hûy/hû, tînet/tıynet, fıtrat, sirişt, cibiliyet, mâye, hamîr, şân ve pîşe" kelimeleri Fuzûlî (ö. 1556), Hayâlî (ö. 1557), Muhibbî (ö. 1566, s. 1520-1566), Taşlıcalı Yahyâ (ö. 1582) ve Bâkî (ö. 1600)'nin divanlarında taranmıştır. Çalışmada ilk olarak tezkirelerde yaradılış kavramının neden mühim olduğu, kavramın müellifler tarafından nasıl ele alındığı ve tezin odağında olan beş şairden nasıl bahsedildiği aktarılmıştır. Ardından bu veriler kullanılarak divanlarda yaradılışın yansımasına bakılmıştır. Tezkireler ve divanlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, divanlarda poetika ve her bir şair için açılan başlıklar altında yaradılışın şairlerce nasıl ele alındığı da ortaya konulmuştur. Böylece 16. yüzyılda yaşamış bu beş divan şairinin yaradılışı ele alışlarındaki küçük ya da büyük farkların sebepleri tartışmaya açılmış ve bu farklar şairlerin şiire, şaire bakış açısı, bulundukları konum, meslekleri ve kendilerine bakışları gibi kritik noktalardan değerlendirilmiştir.

Bilge Çağlar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nekty03759 Numarada Kayıtlı Mecmû'a-i Nezâ'ir (İnceleme-MESTAP'a Göre Tasnif-Metin) Varak:56-126

Klasik Türk edebiyatında önemli bir yer tutan mecmualar, edebî metinlerin tespiti ve incelenmesinde önemli bir işlev üstlenmiştir. Her ne kadar çoğu mecmuanın derleyicisi ve derleme tarihi bilinmese de dönemin edebî zevkini yansıtmaları açısından büyük değer taşır. Mecmualar, yalnızca meşhur şairlerin eserlerini değil aynı zamanda tezkire ve edebiyat tarihlerinde adı geçmeyen şairlerin şiirlerini de içermektedir. Bu yönüyle, dîvânlar ve tezkirelerle birlikte Türk edebiyatı tarihinin temel kaynakları arasında önemli bir yer edinmiştir. Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle mecmua kavramı ele alınmış ardından şiir mecmualarının edebiyat tarihindeki yeri ve önemi hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, incelenen mecmua tanıtılmış; bu kapsamda mecmuanın genel ve fiziki özellikleri, içeriği, derleyicisi, derlendiği dönem hakkında bilgi, şair kadrosu, şiirlerin nazım şekilleri ve kullanılan aruz kalıpları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, mecmuada yer alan şiirler, MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) esas alınarak tablo hâlinde düzenlenmiştir. Yedi sütundan oluşan bu tablo; "yaprak numarası, şairin mahlası, matla beyti ya da bendi, makta beyti ya da bendi, nazım şekli/birimi, vezin ve açıklamalar" başlıklarını içermektedir. Dördüncü bölümde ise mecmuanın 56-126 (55b-124b) varakları arasında yer alan şiirlerin çeviri metnine yer verilmiştir. Bu şiirler, şairlerin dîvânları ile karşılaştırılmış, dîvânlarda bulunmayan şiirler ayrıca belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Nazîre mecmuası

Eski Türk edebiyatıTürk şiiri
Aylin Şahin
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
30
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2025.255