
26
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Fen eğitiminde kullanılan FETEMM eğitim yaklaşımının ulusal düzeydeki etkililiğinin incelenmesi: Bir metaanaliz çalışması
FETEMM kavramı; Fen bilimleri, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik kelimelerinin ingilizce karşılıklarının ilk harflerinin oluşturduğu bir kısaltmadır. Genel olarak matematik ve fen öğretiminde FETEMM, teknoloji ve mühendislik tasarım tabanlı olarak bu alanlarla ilgili bilgi ve becerilerin sentezlenmesi temeline dayanmaktadır. Bu araştırma 2013-2020 yılları arasında FETEMM eğitim yaklaşımı üzerine ulusal düzeyde yapılan çalışmaların çeşitli değişkenler açısından öğrenciler üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini 2013-2020 yılları arasında ulusal düzeyde Fen Eğitiminde FETEMM uygulamalarının etkililiğini üzerine yapılan farklı değişkenler üzerine inceleme yapan toplam 55 çalışma oluşturmaktadır. Araştırmada meta analiz yöntemi kullanılmıştır.Çalışmadan elde edilen veriler "https://www.psychometrica.de/effect_size.html" web adresi üzerinden online olarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde dilen sonuçlar ışığında FETEMM eğitim yaklaşımının öğrencilerin akademik başarı, bilimsel süreç becerileri, eleştirel düşünme becerileri, FETEMM algısı, kavramsal anlama becerileri, meslek ve kariyer ilgileri, motivasyonları, problem çözme becerileri, sorgulayıcı öğrenme becerileri, FETEMM'e yönelik tutum ve yaratıcılıkları üzerine olumlu yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra FETEMM eğitim yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin meslek ve kariyer ilgileri üzerinde ve ortaokul öğrencilerinin FETEMM algıları üzerinde olumsuz yönde anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Matematik öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi algılarının incelenmesi
Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı kurumlarda görev yapmakta olan matematik öğretmenlerinin eğitim-öğretimle teknolojiyi nasıl bütünleştireceklerine yönelik Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) modelini oluşturan bilgi türleri hakkındaki algılarını belirlemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, öğretmenlerin TPAB modelini oluşturan Teknolojik Bilgi (TB), Pedagojik Bilgi (PB), Alan Bilgisi (AB), Pedagojik Alan Bilgisi (PAB), Teknolojik Pedagojik Bilgi (TPB), Teknolojik Alan Bilgisi (TAB) ve Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) bilgi türlerine yönelik öz değerlendirme algıları betimlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca matematik öğretmenlerinin yaş, cinsiyet, meslekteki görev süresi, mezun oldukları fakülte, bilgisayar sahibi olma durumu, bilgisayar kullanma süresi, bilgisayar kullanma düzeyi, görev yaptıkları kurum türü (resmi, özel) ve kurum kademesi (ilköğretim, ortaöğretim) değişkenlerine göre TPAB bilgi türleri arasındaki durum incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kocaeli iline bağlı Darıca ilçesindeki 46 farklı kurumda görev yapan 151 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması sürecinde Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Öz Değerlendirme Ölçeği (TPAB-ÖDÖ) kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile değerlendirilmiştir. Nicel yöntemlerden tarama modeli kullanılarak ulaşılan sonuçlara göre, TPAB-ÖDÖ ölçeğinin alt boyutlarını oluşturan TP, PB, AB, PAB, TPB, TAB ve TPAB boyutlarının tamamında matematik öğretmenlerinin kendilerini yeterli seviyede gördükleri belirlenmiştir. Bunlardan en yüksek ortalamaya sahip PAB boyutunun en yüksek yeterlilikte algılanan maddesi "Alanımda birbiriyle ilişkili konular arasında bağlantı kurabileceğimi düşünüyorum." iken en düşük ortalamaya sahip TB boyutunun en düşük yeterlilikte algılanan maddesi, "Çevremdeki insanlara, kendi bilgisayarları ile ilgili yaşadıkları teknik sorunları çözmeleri noktasında yardımcı olabilirim." olmuştur. TPAB-ÖDÖ ölçeğinin en yüksek ortalama puanı ile matematik öğretmenleri tarafından en yüksek yeterlilikte algılanan maddesi ise "Öğrencilerle etkili iletişim kurabileceğimi düşünüyorum" olarak belirlenmiştir. Matematik öğretmenlerinin yaş, bilgisayar sahibi olma durumu, meslekteki görev süresi, mezun oldukları fakülte ve görev yaptıkları kurum kademesi değişkenlerine göre TPAB modelinin, PB, AB, TB, PAB, TAB, TPB ve TPAB bilgi türleri arasında farklılaşma görülmez iken cinsiyet, kurum türü, bilgisayar kullanma süresi ve düzeyine göre farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Bu değişkenlerden cinsiyete göre erkek öğretmenlerin TB algıları ortalamada çıkarken kadın öğretmenlerin düşük çıkmasının nedeni, kadınların teknolojiye daha temkinli yaklaşmaları ile açıklanmıştır. Kurum türüne göre özel kurumlarda görev yapan öğretmenlerin resmi kurumlara göre TB, TPB, PAB, ve TPAB bilgi türü algıları yüksek olması, özel kurumların rekabetçi oluşu ve maddi imkânlarından kaynaklanmasına bağlanmıştır. Öğretmenlerin bilgisayar kullanma sürelerine göre TB, TAB, TPB, PAB ve TPAB bilgi türlerinde süre arttıkça öz değerlendirme algıları yükseldiği, aynı zamanda öğretmenlerin bilgisayar kullanma düzeylerine göre TB, TAB, TPB, PAB ve TPAB bilgi türlerinde düzeyleri ilerledikçe (başlangıç, orta, iyi, ileri) öz değerlendirme algıları yükselerek farklılaşmaların olduğu görülmüştür. Teknolojiyi kullanım süresi ve düzeyi TPAB bilgisini doğrudan etkilediğinden matematik öğretmenlerinin yetiştirilmesi sürecinde onlara teknolojik imkânlar tanınması ve teknolojinin kullandırılması sayesinde TPAB algılarının arttırılmasının mümkün olacağı önerilmiştir. Pedagoji ve alan bilgisi gibi teknolojinin de öğretmenlik mesleğinin temel bir yeterliliği olarak eğitim-öğretim ortamında kullanılmasını öngören nitel araştırmaların yanı sıra günümüzün teknolojisi olan yapay zekâyı eğitim-öğretimle bütünleştiren çalışmaların yapılmasına da ihtiyaç olduğu görülmüştür.
10. sınıf kimya dersi "Asitler ve bazlar" konusunda tahmin-gözlem-açıklama (TGA) yönteminin öğrencilerin akademik başarı ve motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmada, 10. sınıf "Asitler ve Bazlar" konusunda Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA) yönteminin, akademik başarıya ve kimya dersine yönelik motivasyona etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Covid-19 pandemisinden dolayı uzaktan eğitim ile yapılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, İzmir ilinde, MEB'e bağlı bir Anadolu Lisesi'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya, 10. sınıfta öğrenim gören öğrenciler arasından gönüllü olan toplam 60 öğrenci katılmıştır. Bu öğrencilerden oluşturulan iki şubeden biri deney grubu (n=30), diğeri ise kontrol grubu (n=30) olarak rastgele belirlenmiştir. Deney grubunda TGA yöntemi, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi (öğretmen merkezli) uygulanmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Akademik başarı ile kimya dersine yönelik motivasyon nicel kısmı, TGA yöntemine ilişkin görüşler ise nitel kısmı oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi olarak "ön test - son test, kontrol gruplu yarı deneysel" araştırma yöntemi, nitel araştırma yöntemi olarak durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak "Asit ve Bazlar Akademik Başarı Testi" (ABABT) ile "Kimya Motivasyon Ölçeği" (KMÖ), nitel veri toplama aracı olarak TGA yöntemine ilişkin yapılandırılmış "Görüşme Formu" (GF) ile "Çalışma Yaprakları" (ÇY) kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde t-testi, yapılandırılmış GF'den elde edilen bulguların analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin asitler ve bazlar konusundaki akademik başarıları arasında, deney grubu lehine anlamlı farkın olduğu görülmüştür (p< .05). Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin kimya dersine yönelik motivasyonları arasında anlamlı bir farkın oluşmadığı görülmüştür (p> .05). Ancak grup içinde kimya dersine yönelik motivasyona bakıldığında, deney grubu lehine anlamlı bir farkın oluştuğu (p< .05); kontrol grubunda ise anlamlı bir farkın oluşmadığı (p> .05) belirlenmiştir. Bu nedenle, TGA yönteminin kimya dersine yönelik motivasyonu daha fazla arttırdığı söylenebilir. TGA yöntemiyle ilgili; öğrenmeyi kolaylaştırdığı, konunun akılda kalıcı ve zevkli olmasını sağladığı, ezberciliği engellediği, başarıyı arttırdığı, konuyu günlük hayatla ilişkilendirdiği, kimya dersini eğlenceli ve heyecanlı yaptığı, motivasyonu arttırdığı, pekiştirici, faydalı ve merak uyandırıcı olduğu, diğer derslerde de kullanılması gerektiği yönünde olumlu; ön bilgi eksikliğinden kaynaklı tahmin aşamasında zorlanıldığı şeklinde olumsuz görüşlerin olduğu görülmüştür.
Elektrik alan ve potansiyel konularının argümantasyon temelli öğretimin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, fizik öğretmen adaylarının elektrik alan ve elektriksel potansiyel konularında argümantasyon temelli öğretimin ve sunuş yoluyla öğretim yöntemlerinin bilgiyi içselleştirme düzeyleri üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada yarı deneysel modelin tek gruplu ön ölçüm- son ölçüm uygulamalı deseni kullanılmıştır. Nitel veri toplama yöntemi kullanıldığından örneklem grubu belirlenen 4 fizik öğretmen adayından oluşmaktadır. Uygulama öncesi elektrik alan ve potansiyel açık uçlu sorular ölçeği (EPSÖ) ön ölçüm olarak uygulanmış, uygulamadan sonra gruba aynı ölçme aracı son ölçüm olarak uygulanmıştır. Ölçeğin geçerliliği için 2 uzman görüşü alınmış, güvenirliği için ise 3 uzman görüşünden alınan değerlendirmeler SPSS 22.0 programında analiz edilerek Kendall's Coefficient of Concordance (Kendall's W): 0.95 olarak belirlenmiştir. Son ölçüm uygulandıktan sonra katılımcılar tarafından verilen cevaplar araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan Elektrik alan ve Potansiyel Açık Uçlu Sorular Rubriği ile detaylı olarak analiz edildikten sonra ön ölçüm ve son ölçüm puanları SPSS 22.0 programına aktarılmış, minimum, maksimum, ortalama değerler ve standart sapmalar analiz edilmiş ve öğrencilerin başarı artış oranları belirlenmiştir. Detaylı analiz sonrası yarı yapılandırılmış görüşmeler her bir katılımcı ile birebir görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Elektrik alan ve elektriksel potansiyel konularında sunuş yoluyla öğretim ve argümantasyon temelli öğretim yöntemleri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek için veriler SPSS 22.0 programına aktarılarak Mann Whitney-U testi ile analiz edilmiştir. Araştırma verileri, açık uçlu sorular (EPSÖ) ve yarı yapılandırılmış görüşmelerle desteklenerek betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Uygulama sonunda, EPSÖ ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen sonuçlar doğrultusunda, fizik öğretmen adaylarının elektrik alanlar konusunda argümantasyon temelli öğretim yönteminin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisinin, sunuş yoluyla öğretimden daha fazla olduğu ortaya çıkmış, Mann Whitney-U testi sonucu p <.021 ile anlamlı bir fark olduğu ortaya konmuştur. Elektriksel potansiyel konusunda argümantasyon temelli öğretim yöntemi ile sunuş yoluyla öğretim yöntemi arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir (p <.564). Elektriksel potansiyel konusunda sunuş yoluyla öğretimin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisi ile elektrik alanlar konusunda sunuş yoluyla öğretimin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisi karşılaştırıldığında, elektriksel potansiyel konusunun sunuş yoluyla öğretiminin başarı oranının daha yüksek çıktığı görülmüştür. Ayrıca, elektriksel potansiyel konusunda argümantasyon temelli öğretimin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisi ile elektrik alanlar konusunda argümantasyon temelli öğretimin bilgiyi içselleştirme üzerine etkisi karşılaştırıldığında, elektriksel potansiyel konusunun argümantasyon temelli öğretiminin başarı oranının daha yüksek çıktığı görülmüştür. Ancak hem elektrik alan hemde elektriksel potansiyel konularında argümantasyon temelli öğretim yönteminin başarı oranının sunuş yoluyla öğretim yönteminden daha yüksek çıktığı ortaya konmuştur. Bu sonuçlar nitel analiz sonucu elde edilen sonuçlar ile paralellik göstermektedir. Nitel analizler sonucunda, öğretmen adaylarının elektrik alanlar konusunda özellikle yalıtkan ve iletkenlerin yüklenmesi ile oluşan yük dağılımı üzerine kavram yanılgılarının olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca elektrik alan formülü, elektrik alan çizgileri ve elektrik alan şiddeti kavramlarını doğru şekilde ilişkilendiremedikleri, elektriksel potansiyel formüllerini hatırlamakta ve elektriksel potansiyel fark ile potansiyel enerji kavramlarını ayırt etmekte zorluk çektikleri görülmektedir. Elektriksel potansiyel konusunda, bütün fizik öğretmen adaylarının yüklü bir iletkenin potansiyeli üzerine oldukça fazla kavram yanılgısı olduğu tespit edilmiştir. Belirlenmiş olan bütün kavram yanılgıları yapılandırılmış görüşmeler sırasında irdelenmiştir ve düzeltilmiştir.
Sistematik yaratıcı problem çözme öğretiminin lise öğrencilerinin fizik başarısı ve problem çözme becerileri üzerindeki etkileri
Bu çalışmada, lise 9. Sınıf öğrencilerinin Isı ve Sıcaklık ünitesindeki fizik başarıları ve problem çözme becerileri üzerinde, sistematik yaratıcı problem çözme öğretiminin etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın problem ve alt problemlerine ön-test – son-test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desene uygun olarak yanıtlar aranmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılında, İzmir ili merkez ilçelerinden birinde bulunan özel bir Anadolu Lisesinde 9. Sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrenciler ile çevrimiçi olarak yürütülmüştür. Çalışma grubunu, sistematik yaratıcı problem çözme öğretiminin uygulandığı deney grubu (n=12) ve geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubu (n=12) olmak üzere toplamda 24 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada, ön ve son test veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılan çoktan seçmeli 18 sorudan oluşan "Isı ve Sıcaklık Başarı Testi" ve 4 açık uçlu sorudan oluşan "Sistematik Yaratıcı Problem Çözme Testi" kullanılmıştır. Ayrıca, deney grubu öğrencilerinin sistematik yaratıcı problem çözme öğretimi ile ilgili görüşleri 5 açık uçlu sorudan oluşan "Sistematik Yaratıcı Problem Çözme Görüşme Soruları" kullanılarak yapılandırılmış görüşme şeklinde toplanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler özel bir İstatistik Analiz Programı kullanılarak; görüşmeden elde edilen veriler ise betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, fizik başarısı üzerinde deney ve kontrol gruplarının her ikisinde de olumlu yönde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubu karşılaştırıldığında ise bu anlamlı fark deney grubu lehine çıkmıştır. Bu bulgu, fizik başarısını geliştirmede sistematik yaratıcı problem çözme öğretiminin olumlu etkisinin olduğunu göstermektedir. Problem çözme becerileri ile ilgili olarak her iki grubunda gelişim gösterdiği, ancak deney grubundaki öğrenciler üzerinde uygulanan sistematik yaratıcı problem çözme öğretiminin kontrol grubundaki öğrencilere uygulanan geleneksel yönteme göre problem çözmedeki becerilerini arttırmada daha etkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, problem çözme becerilerinin kazanımımda sistematik bir yol izlemenin faydalarını göstermesi ve fizik öğretimine uygulanabilirliği açısından önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Sistematik yaratıcı problem çözme, fizik, ısı ve sıcaklık, yaratıcı problemler, lise öğrencileri.
Fen Bilimleri öğretmen adaylarının sosyal duygusal zekâları ve fen öğretimi öz yeterlik inançları arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı fen bilimleri öğretmen adaylarının sosyal duygusal zekâları ile fen öğretimi öz yeterlik inançları arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Çalışma Dokuz Eylül Üniversitesi'nde öğrenim gören 174 kadın ve 49 erkek olmak üzere toplam 223 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak, öğretmen adaylarının sosyal duygusal zekalarını belirlemeye yönelik Austin ve diğ. (1998) tarafından geliştirilen Göçet ve Abacı (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Duygusal Zekâ Ölçeği ile Riggs ve Enochs (1990) tarafından geliştirilen, Bıkmaz (2002) tarafından Türkçeye uyarlanan Fen Öğretimi Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Duygusal Zekâ ve Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnanç Ölçeği'nden sınıf seviyesi açısından almış oldukları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Sınıf seviyesi arttıkça almış oldukları puanların daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca cinsiyete göre ölçeklerden alınan puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmemiştir. Öğretmen adaylarının Duygusal Zekâ Ölçeği'nin bir alt boyutu ve Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnanç Ölçeği'nin bir alt boyutunda ailelerinin gelir seviyesine göre almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Gelir düzeyi yüksek olan öğretmen adaylarının Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnanç Ölçeği öz yeterlik inancı alt boyutu ve Duygusal Zekâ Ölçeği duyguları ifade etme alt boyutundan almış oldukları puanlar, gelir düzeyi orta olan öğretmen adaylarına göre daha yüksektir. Genel not ortalamasına göre öğretmen adaylarının Duygusal Zekâ Ölçeği'nden almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Genel not ortalamasına göre, öğretmen adaylarının Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnancı Ölçeği öz yeterlik inancı alt boyutundan aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Akademik not ortalaması arttıkça öz yeterlik inancı puanları artmıştır. Öğretmen adaylarının Duygusal Zekâ Ölçeği ve Fen Öğretimi Öz Yeterlik İnanç Ölçeği'nden almış oldukları puanlar arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Bulgular, öğretmen adaylarının sosyal duygusal zekaları ile fen öğretimi öz yeterlik inancı arasındaki ilişki doğrultusunda değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal duygusal zeka, Fen öğretimi öz yeterlik inancı, Fen bilimleri öğretmen adayları.
Okul dışı öğrenme ortamları ile desteklenen 'Bitkilerde üreme, büyüme ve gelişme' konusunun 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma okul dışı öğrenme ortamlarında yapılan öğretim faaliyetlerinin öğrencilerin akademik başarılarına, kazanımların zihinde kalıcılık düzeyine ve fen bilimleri dersine karşı tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Antalya ili Manavgat ilçesi Gündoğdu Düriye Duran Ortaokulu 7.sınıflardan iki şube oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan bu iki şubeden random yöntemle deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Çalışmaya deney grubundan n=18, kontrol grubundan n=17 olmak üzere toplamda 35 öğrenci katılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemlerinden öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma desenine göre dizayn edilmiş olup, çalışmalar 7. sınıf fen bilimleri derside anlatılan,bitkilerde üreme, büyüme ve gelişme konusunun kazanımları üzerine planlanmış ve deney grubuna okulun bahçesinde oluşturulan ekim alanında kültür bitkilerinde ve yakınlarındaki arazide yabani bitkiler üzerinde konu anlatımları yapılırken, kontrol grubuna ise sadece sınıf içerisinde uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak ise Başarı Testi ve Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş olup, uygulama öncesi ve sonrası grupların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Grupların kendi içinde grup içi bağımlı ön-test ve son-test karşılaştırmalı analizinin yapılması için bağımlı örneklem t testi, gruplar arası bağımsız ön-test son-test karşılaştırmalı analizinin yapılması için bağımsız örneklem t testi, Sıralar Testi için de Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler okul dışı öğrenme ortamlarında gerçekleştirilen ilgili üniteye ait öğretim faaliyetlerinin sınıf içinde gerçekleştirilen öğretim faaliyetleriyle kıyaslandığında daha etkili olduğu sonucunu ortaya koymuş iki grupta da anlamlı fark oluşmasına rağmen deney grubundaki anlamlı farkın daha yüksek (t(17)= 16,431, p<,001) çıktığı görülmüştür. Fen öğrenmeye yönelik tutum ölçeğinden elde edilen toplam puanlarda da deney grubu lehine sonuçlar ( t(17)= -3,50, p=, 001) elde edilmiştir. Bundan dolayı okul bahçesinin ve yakın çevresinin de öğrenmeye katkı sağlayacağını hatta MEB'in mümkün olan okul bahçelerini bu tarz öğrenimler için sera veya hobi bahçeleri kurularak kullanmaları için teşvik etmesi ve bu tür okul dışı öğrenme ortamların kullanılmasının artırılması önerisinde bulunulmuştur.
Matematik öğretmenlerinin üst düzey düşünmeyi tetikleyici öğretim uygulamalarının ders imecesi modeli ile geliştirilmesi
Doktora tez çalışmasında, matematik öğretmenlerinin öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini destekleyen öğretim uygulamalarının ders imecesi modeli ile geliştirilmesi, ders imecesi boyunca öğretmenlerin öğrenci sorgulamasını destekleyen eylemlerinin gelişiminin incelenmesi ve söz konusu gelişimin öğrencilerin üst düzey düşünme becerileri üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Ders imecesi sürecinde öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerindeki değişimde etkisi olabileceği düşünülen öğretim uygulamalarının ve öğretmenlerin sınıf içi eylemlerinin ayrıntılı olarak ele alındığı bu çalışma, nitel araştırma paradigmasına dayalı durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları İzmir ilinde bulunan bir özel okulun matematik zümresindeki dört matematik öğretmeni, aynı okulda 6. sınıfta öğrenim gören 53 öğrenci ve bir dış uzman (alan eğitimcisi) olarak belirlenmiştir. Katılımcı öğretmenlere, dönem başlamadan önce yaz seminer döneminde iki gün boyunca toplam on saat süren bir eğitim verilmiştir. Bu eğitimde ders imecesi, mantıksal-matematiksel etkinlikler, etkili matematik derslerini planlamak için öncesi-sırası-sonrası modeli, üst düzey düşünme becerileri, soru sorma yaklaşımları, matematiksel etkinliklerin düzeyleri ve örnek bir ders planının incelenmesi gibi çalışmaya zemin oluşturacak bileşenler anlatılmıştır. Eğitimler tamamlandıktan sonra ders imecesi boyunca ele alınacak konular üzerine tartışılmış ve 6. sınıf öğrencilerinin öğrenmekte güçlük çektiği konular ve ilgili kazanımlar belirlenmiştir. Belirlenen kazanımlara ilişkin yıl içerisinde toplamda dört ders imecesi döngüsü uygulanmıştır. Her döngüde uygulanacak ders planlarını oluşturmak için ders imecesi modelinde olduğu gibi zümre öğretmenleri ve dış uzman birlikte çalışmışlardır. Hazırlanan ders planları uygulanmaya başlamadan iki hafta önce ve son ders döngüsü bittikten iki hafta sonra katılımcı öğrencilere Üst Düzey Düşünme Becerileri Testi uygulanmıştır. Dört ders döngüsü için hazırlanan ders planları 2017-2018 eğitim öğretim yılında 6. sınıflarda derse giren iki öğretmenden biri tarafından uygulanırken katılımcı diğer matematik öğretmenleri ve dış uzman bu dersleri gözlemlemişlerdir. Sınıfta yapılan tüm araştırma ve revizyon dersleri, sınıf içinde ön ve arkaya kurulan iki kamera ile kayıt altına alınmıştır. Ders planlarının uygulandığı araştırma derslerinden sonra alınan kayıtlar incelenmiş ve gözlem yapan öğretmenler, uygulayıcı öğretmenler ve dış uzman bir araya gelerek ders planında gerekli görülen bölümlerde revizyon yapılmıştır. Revize edilmiş ders planı şubelerden bir diğerinde derse giren diğer matematik öğretmeni tarafından uygulanmıştır. Revizyon-1 dersi adı verilen bu dersler kayıt altına alınmış ve ders planında gerekli görülen noktalar değiştirilerek ikinci bir revizyon yapılmıştır. Ek olarak araştırma ve revizyon derslerinin yansımalarını belirlemek amacıyla, derslerden sonra seçkisiz yöntem ile belirlenmiş bazı öğrenciler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Her ders döngüsünde öğretimleri gerçekleştirdikten sonra öğrencilere, üst düzey düşünme becerilerini destekleyecek problemler/çalışmalar bireysel olarak uygulanmıştır. Tez çalışması kapsamında veriler; öğrencilerin Üst Düzey Düşünme Becerileri Testindeki ve ara uygulamalardaki sorulara verdikleri yazılı yanıtlardan, planlama ve revizyon toplantılarında alınan video kayıtlarından, uygulama dersleri sırasında alınan video kayıtlardan ve alan notlarından, dersi uygulayan öğretmenlerin her bir döngüde uyguladıkları derslerin öncesinde ve sonrasında yazdıkları yansıtıcı günlüklerden, ders imecesi sonunda katılımcı öğretmenlerin yazmış olduğu yansıtıcı günlüklerden, araştırma ve revizyon dersleri sonrasında öğrencilerle yapılan görüşme kayıtlarından elde edilmiştir. Araştırma kapsamında toplanan verilerin analizinde üst düzey düşünmeyi tetikleyen öğretim uygulamalarının ders imecesi boyunca nasıl şekillendiğini ve öğrenci sorgulamasını destekleyen öğretmen eylemlerindeki gelişimi ortaya çıkarmak için betimsel analiz ve nitel verilerin sayısal analizi yöntemlerinden yararlanılmışken üst düzey düşünmeyi destekleyici öğretim uygulamalarının gerçekleştiği sınıflardaki öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerinin nasıl değişim gösterdiğini ortaya çıkarmak için hipotez testleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, öğrenci düşüncelerini odağa alarak geliştirilen ders planlarındaki gerçek yaşam temelli zengin içeriğin, üretken matematik söylemlerinin oluşması için önemli bir fırsat yarattığını ortaya çıkarmıştır. Öğrenci düşüncesine odaklanarak üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik hazırlanan ders planlarında tasarlanan etkinliklerin yanı sıra seçilen soruların sınıf ortamındaki tartışmaları şekillendiren en önemli etmenlerden birisi olduğu görülmüştür. Ders imecesi süresince öğretmenlerin uygulama derslerinde yaptığı öğrenci sorgulamasını destekleyen yüksek potansiyelli eylem oranlarının döngüler boyunca arttığı görülmüştür. Öğretmen eylemlerinin yüksek veya düşük potansiyelli olmasına göre tartışmaların yapısının farklılaştığı ve kısa cevaplı sorular sormak yerine öğrencilere düşüncelerinin nedenlerinin sorulduğu, açıklama yapmalarının beklendiği, kendisi gibi düşünmeyen arkadaşlarını ikna etmelerinin istendiği durumlar yaratıldığında öğrencilerin üst düzey gerektiren eylemler yaptığı ve tartışmalar içinde daha aktif olduğu görülmüştür. Buna ek olarak birinci ders döngüsünde öğretmenler tarafından en düşük oranda kullanılan öğrenci muhakemesini genişletme eylem kategorisinin süreç içerisinde en çok geliştirilen kategori olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda öğrencilerin üst düzey düşünme becerisi testinden aldıkları ders imecesi öncesi ve sonrası ortalama puanları arasında son test puanı lehinde anlamlı bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerinin geliştirilmesi için öğretim uygulamalarının tasarlanmasında ders imecesinin önemli bir katkısının olduğu düşünülmektedir. İlerleyen araştırmalarda öğrencilerin ders imecesi boyunca öğretmen-öğrenci diyaloglarındaki aktifliğinin daha sistematik bir şekilde incelenmesi ve ağırlıklı olarak yüksek potansiyelli eylemler ile düşük potansiyelli eylemlerin ortaya çıktığı tartışmaların karşılaştırmalı ele alınması önerilmektedir. Buna ek olarak ders imecesine katılacak öğretmenlere sürecin en başında Öğrenci Muhakemesini Destekleyen Öğretmen Eylemleri çerçevesinin tanıtılmasının ve bu farkındalıkla öğretim uygulamalarının tasarlanmasının etkileri araştırılabilir ve öğretmenlerin ders imecesi sonrasında tek başlarına planlayıp gerçekleştirecekleri derslerde de öğrenci muhakemesini destekleyen eylemlerinin yapısı incelenebilir.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının çalışma alışkanlıkları, akademik başarıları ve demografik özellikleri arasındaki ilişkinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının ders çalışma alışkanlıkları, demografik özellikleri ve akademik başarıları arasındaki ilişkileri araştırmaktır. Çalışma 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde, Dokuz Eylül Üniversitesi, Bartın Üniversitesi ve Siirt Üniversitesi'nde öğrenim gören 320 kadın ve 105 erkek olmak üzere toplam 425 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırma genel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Alanyazında günlük çalışma alışkanlıklarını değerlendirmek için okullarda kolayca kullanılabilen birkaç ölçme aracına rastlanmıştır. Bu çalışmanın amacına uygun olarak kullanılan ölçek, Brown ve Holtzman (1976) tarafından geliştirilen, The Survey of Study Habits and Attitudes (SSHA) adlı ölçeğin Atılgan (1998) tarafından "Ders Çalışma Alışkanlıklarını Belirleme Anketi" olarak Türkçeye uyarlanan şeklidir. Araştırmada fen bilgisi öğretmen adaylarının verimli ve etkili ders çalışmaya ilişkin alışkanlıkları, ölçek uygulaması sonucunda elde edilen verilere dayalı olarak betimlenmiştir. Veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Açımlayıcı istatistik bilgileri verilmiş, ANOVA ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf değişkenine göre ders çalışma alışkanlıkları puanları karşılaştırıldığında ölçeğin bir alt boyutunda, cinsiyet değişkenine göre ders çalışma alışkanlıkları karşılaştırıldığında ölçeğin toplamı ve dört alt boyutu arasında kadın öğrenciler lehine, genel akademik not ortalamasına göre ders çalışma alışkanlığı puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının ailelerinin aylık gelir seviyelerine göre ders çalışma alışkanlıkları karşılaştırıldığında ölçeğin toplamı ve bir alt boyutu arasında, kaldıkları yere göre ders çalışma alışkanlıkları karşılaştırıldığında ölçeğin toplamı ve üç alt boyutu arasında, günlük ders çalışma saatine göre ders çalışma alışkanlıkları karşılaştırıldığında ölçeğin toplamı ve bütün alt boyutları arasında, ders çalıştıkları yere göre ders çalışma alışkanlıkları karşılaştırıldığında ölçeğin bir alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Bulgular öğretmen adaylarının ders çalışma alışkanlığı ve çalışmada kullanılan değişkenler arasındaki ilişkiler göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.
Türkiye'de nanobilim ve nanoteknoloji eğitimi alanında yapılan makaleler ve tezler üzerine bir doküman incelemesi
Bu araştırmada Türkiye'de nanobilim ve nanoteknoloji eğitimi alanında gerçekleştirilen makaleler ve tezlerin tematik ve metodolojik durumlarının hangi noktada olduğunun tespit edilmesi ve bu araştırmalardaki eğilimlerin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'de nanobilim ve nanoteknoloji alanında gerçekleştirilen ilk çalışmadan başlayarak Aralık 2020' ye kadar yayınlanmış makaleler ve tezler oluşturmaktadır. Ulaşılan makale ve tezler Sözbilir, Kutu ve Yaşar, (2012) tarafından geliştirilen 'Makale Sınıflama Formu' ve 'Tez Sınıflama Formu' kullanılarak analiz edilmiştir. İncelemeye alınan makaleler ve tezler betimsel analize tabii tutularak bulgular frekans/yüzde tabloları şeklinde sunulmuştur. Araştırmada, nanobilim ve nanoteknoloji eğitimi alanında 28'i makale ve 26'sı tez çalışması olmak üzere toplamda 54 araştırmanın bulunduğu ortaya konmuştur. Türkiye'de nanobilim ve nanoteknoloji eğitimi üzerine yapılan ilk çalışmanın 2008 yılında gerçekleştirilen bir doktora tez çalışması olduğu görülmüştür. Tezlerin büyük çoğunluğunun yüksek lisans tezi olduğu, makalelerin çoğunluğunun ise uluslararası yayın yapan dergilerde yayınlandığı anlaşılmıştır. Makale ve tezlerin yoğunlukla farkındalık düzeyi belirleme üzerine olduğu ve nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseninin sıklıkla tercih edildiği görülmüştür. Makale ve tezlerde, nitel ve karma araştırma yöntemlerinin de kullanıldığı ancak bu tür çalışmaların azınlıkta kaldığı görülmüştür. İncelenen çalışmalardaki örneklem kitleleri incelendiğinde ise çoğunlukla öğretmen adaylarının tercih edildiği anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular ülkemizde NNT eğitimi üzerine yapılan tez ve makalelerdeki araştırma eğilimlerinin bir fotoğrafı ortaya koymuştur. Böylece hem ilgili alanda çalışan araştırmacılara hem de gelecekte bu alanda çalışmak isteyen kişilere yol gösterici bir takım bulgular sunulmuştur. Ayrıca, çalışmanın bulguları ışığında bazı önerilerde de bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Nanobilim, Nanoteknoloji, Nanobilim ve Nanoteknoloji Eğitimi, Doküman İncelemesi
8. sınıf asit ve baz konusuna yönelik teknoloji destekli rehber materyal geliştirilmesi ve etkililiğinin araştırılması
21. yy. ile birlikte bilim ve teknolojideki gelişimeler eğitimde yeni olanakları ortaya çıkarmaktadır. Bunlardan biri de Artırılmış Gerçeklik (AG) Teknolojisidir. Bu çalışmanın temel amacı ise, 8.sınıf Asitler ve Bazlar konusunda artırılmış gerçeklik teknolojisi ile hazırlanan rehber materyalin öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini belirleme ve gerçekleştirilen mülakatlar ile araştırma sürecinin etkinliğini incelemektir. Araştırmada tek gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri Asit ve Baz Başarı Testi (ABBT) ile nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ve AG destekli etkinlikler ile toplanmıştır. Çalışma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında İç Anadolu bölgesinde yer bir alan ortaokulun 8.sınıfında öğrenimine devam eden 17 (10 kız, 7 erkek) öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubuna tahmin et-gözle-açıkla (TGA) modeli ile hazırlanmış artırılmış gerçeklik destekli etkinlikler konuya ayrılan ders saatleri içerisinde uygulanmıştır. ABBT, araştırma grubuna ön-son test olarak uygulanarak, etkinliklerin etkisine bakılmıştır. Mülakatlar ile öğretmen ve öğrencilerin uygulamaya yönelik fikirleri alınmıştır ve alıntılar yapılarak AG etkinliklerine yönelik fikirleri belirlenmiştir. ABBT ile elde edilen veriler SPSS 23.0 (Statistical Package for the Social Science) ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda teknoloji destekli olarak hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin ders başarısı üzerinde olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir. Etkinliklere verilen cevaplar üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda ise hem alan yazında var olan hem de yeni kavram yanılgılarına rastlanmıştır. Beş öğrenci ile gerçekleştirilen mülakatlar sonucunda ise öğrencilerin ders sürecinde artırılmış gerçeklik uygulamalarını sıklıkla tercih edilmesini istediği ve öğrendiklerinin daha kalıcı hale geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Ders öğretmenin ise daha sonraki konularda artırılmış gerçeklik uygulamalarını dersinde kullanmayı planladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bundan sonra gelecek araştırmalar için araştırmacılara altyapı hizmetlerinden kaynaklanabilecek engellere karşı hazırlıklı olmaları şeklinde öneride bulunulmuştur.
Fen bilgisi öğretmenlerinin web tabanlı uzaktan eğitim sürecinde dijital materyal kullanımına ilişkin kullanım durumları ve görüşleri
This study aims to reveal science teachers' use of and views on digital materials during the web-based distance education period. While shaping their lessons, teachers use materials to draw student attention, increase motivation and enhance course success. The variety and use of these materials are directly related to the teacher's knowledge of the related material. Along with technological developments, materials have changed over time. Teachers are expected to keep up with this change to be more beneficial to their students. Effective and widely used materials in science lessons make the lesson easier to understand. Since materials such as models and shapes used in previous years became idle in this period, teachers are expected to find different methods to increase student motivation. Although digital materials have been used in lessons recently, the ongoing course understanding in the web-based distance education process had to change in a short time, which has become more significant over time. However, as with other materials, the use and effectiveness of digital materials are closely related to the teacher's knowledge of and interest in materials. Thus, the frequency of the use of digital materials in the course synchronizes with the teacher's technology literacy. This research examines the relationship between teachers' acceptance of technology literacy and the use of digital materials. For this purpose, an interview form and a questionnaire study were prepared. Since both quantitative and qualitative data are used together, the explanatory ordinal method, which is a mixed method, was preferred. The content obtained from the semi-structured questionnaire form was evaluated by making content analysis. The data obtained from the questionnaire form were analysed considering various factors and added to the study.
Altı şapkalı düşünme etkinliklerinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerine ve akademik başarılarına etkisi: Doğal kaynaklar
Bu çalışmada, altı şapkalı düşünme yönteminin eleştirel düşünme ve ders başarısına etkisinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Sakarya ilindeki bir lisede 10. Sınıf öğrencilerine yapılmıştır. Deney grubuna altı şapkalı düşünme tekniği, kontrol grubuna ise geleneksel eğitimde kullanılan düz anlatım yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya deney grubundan 7 kadın, 13 erkek öğrenci, kontrol grubundan 12 erkek, 8 kadın katılmıştır. Kontrol grubuna 2 hafta süreyle geleneksel eğitimle anlatım yapılmıştır. Deney grubuna ise 2 hafta süreyle altı şapkalı düşünme tekniği uygulamıştır. Veri toplama aracı olarak; başarı testi ve eleştirel düşünme becerisi ölçeği kullanılmıştır. Başarı testi; test ve boşluk doldurmadan oluşmaktadır. Güvenirlik katsayısı 0.63 olarak bulunmuştur. Eleştirel düşünme becerisi ölçeği 3'lü likert tipinden olan bir ölçme aracıdır. Güvenirlik katsayısı 0.78 olarak bulunmuştur. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu tam deneysel desen uygulanmıştır. Ön test ve son testten sonra elde edilen verilere t testi yapılarak sonuçlar incelenmiştir. Altı şapkalı düşünmenin eleştirel düşünme becerisi ve akademik başarısı üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlenmiştir
Biyoloji öğretmenlerinin biyoloji eğitimi lisans programı derslerine ilişkin görüşleri
Yükseköğretim programlarına bağlı olarak verilen lisans eğitimi öğretmenin meslek yaşantısında önemli bir faktördür. Eğitim fakültelerinde öğretmen adaylarına YÖK'ün belirlediği ortak programlar uygulanır. Bu çalışmanın amacı, programda yer alan derslerin biyoloji öğretmenlerine meslek hayatında sağladıkları katkıyı ölçmek ve elde edilen veriler ışığında yeni alternatifler üretmektir. Bu kapsamda "Meslek Bilgisi Dersleri", "Alan Eğitimi Dersleri", "Genel Kültür Dersleri" olmak üzere üç ayrı bölüm dersinden oluşan, içerisinde yaklaşık olarak 40 farklı ders barındıran likert tip anket uzman görüşü alınarak hazırlanmıştır. Katılımcılardan, derslere meslek hayatındaki katkı önemine göre puan vermeleri istenmiştir. Katılımcılar, meslek hayatında etkin olarak görev yapan Eğitim Fakültesi ve Fen Fakültesi mezunu biyoloji öğretmenlerinden oluşmaktadır. Katılımcılara dijital ortamdan ulaşılmış ve yaklaşık 160 kişiyle bu çalışma yapılmıştır. Çalışma verilerine göre Meslek Bilgisi Derslerinden, en faydalı bulunan ders "Öğretmenlik Uygulaması'' adlı derstir. Katılımcıların büyük bir bölümü bu dersin meslek hayatına olumlu bir katkı sağladığını düşünmektedir. Buna göre bu dersin ders saati arttırılabilir. Eğitim bilimleri dersleri genellikle bu ders haricinde fakültelerde teorik yürütülmektedir ama görüldüğü gibi uygulamalı derslerin de etkisi büyüktür. "Alan Eğitimi Dersleri" bölümünde en fazla katkı sağlayan derslere bakıldığında "Genel Biyoloji Laboratuvarı", "Zooloji Laboratuvarı" ve "Genel Biyoloji'' görülmüştür. Bununla beraber "Tohumsuz Bitkiler" ve diğer bitki derslerinde herbaryum çalışmaları yapılması önerilmiştir. Genellikle bölümlerde ders içerisindeki bir uygulama olarak kabul edilen "Arazi Çalışmalarının" ders olarak müfredata eklenmesi önerilmektedir. Son bölüm olan "Genel Kültür Dersleri" bölümünde en çok katkı sağlayan ders "Bilişim Teknolojileri Dersi" dir. Değişen ve gelişen dünyamızda, bilişim teknolojileri ile eğitimi ayrı ayrı düşünemediğimiz için bu sonuç öngörülebilir.
Kimyasal türler arası zayıf etkileşimler konusunda dört aşamalı kavram testi geliştirme
Kimyasal türler arası zayıf etkileşimler konusu lise öğrencilerinin öğrenmekte zorlandıkları kimya konularından biridir. Bu çalışma ile lise onuncu sınıfta okuyan öğrencilerin, kimyasal türler arası zayıf etkileşimler konusundaki kavram yanılgılarını belirlemek için, sonuçları güvenilir ve geçerli olan, dört aşamalı bir kavram testi geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla geliştirilen Kimyasal Türler Arası Zayıf Etkileşimler Kavram Testi (KTAZEKT) her biri dört aşama içeren 30 sorudan oluşmaktadır. Geliştirilen test 372 onuncu sınıf öğrencisine uygulanmıştır. KTAZEKT'den elde edilen verilerin güvenirliğini test etmek için doğru cevap puanlarının ve kavram yanılgısı puanlarının Cronbach alfa (α) güvenirlik katsayıları hesaplanmıştır. KTAZEKT'den elde edilen verilerin geçerliğini test etmek için ise doğru cevap puanları ile eminlik puanları arasındaki ilişki düzeyine bakılmış, yanlış sebepli doğru, doğru sebepli yanlış ve bilgi eksikliği frekans ve yüzdeleri hesaplanmış ve keşfedici faktör analizi yapılmıştır. Alan yazına "Aynı atomlardan oluşan bileşikler moleküler yapılı değildir." ve "Van der Waals kuvvetleri yalnızca moleküller arasında görülür." gibi kavram yanılgıları kazandırılmıştır
İşlemsel ve kavramsal bilginin gelişiminin cebirsel kesirleri içeren denklemler bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, cebirsel kesirlerde toplama ve çıkarma işlemini içeren denklemlerde işlemsel bilgi ve kavramsal bilgilerindeki gelişimi incelemektir. Araştırma 2015-2016 öğretim yılında Sinop ilinde iki farklı lisede öğrenim gören 4 dokuzuncu sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle Sinop merkezde bulunan liselerde ön uygulama soruları uygulanmış ardından 4 öğrenci belirlenmiştir. İlk klinik görüşmenin ardından haftada bir olmak üzere 7 öğretim seansı uygulanmış, son klinik görüşme ve 3 ay sonra kalıcılık klinik görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın modelini nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan "öğretim deneyi", bunu desteklemek için yapılan "klinik görüşmeler" ve "doküman incelemesi" oluşturmaktadır. Elde edilen veriler işlem esnekliği boyutunda çoklu çözüm stratejisi bilgisi göstermek, bu çözüm stratejileri arasında bilinçli tercihlerde bulunmak ve tercih edilen çözümü uygulayabilmek şeklinde üç başlık altında incelenmiştir. Çoklu strateji bilgisi bölümünde veriler kodlanarak puanlanmış ve dört düzey belirlenmiştir. Bilinçli tercihlerde bulunma ve tercih ettiği çözümü uygulayabilme durumları içerik analizi yöntemi kavramsal anlama boyutu ise betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların bu süreçte işlemsel ve kavramsal bilgileri gelişme göstermiştir. İşlemsel anlamda çoklu strateji bilgisi geliştikçe işlem esnekliğinin geliştiği, çözümlü örneklerin bunda önemli bir rol oynadığı, çoklu strateji bilgisi gelişiminin ve çözüm için etkili stratejiyi seçerek doğru stratejileri belirleme becerisinin karşılıklı olarak birbirini olumlu etkilediği görülmüştür. Çoklu strateji bilgisinin gelişimi tercih nedeninin matematiksel olmasını sağlamıştır. Verilen denklemlere yazılan sözel problemlerde kullanılan anlamların ve problem yazarken yapılan hataların kesrin türüne göre farklılaştığı belirlenmiştir. Denklemlerin çözümünde özellikle kesrin bölüm anlamının kullanılması iki bilgi türünün birbirini olumlu etkilediğini göstermiştir.
Katlı integralerde öğrenci hataları ve kavram imajları
Matematik, mühendislik ve fen bilimleri öğrencilerinin eğitimini aldıkları Analiz (Calculus) dersi 17. yüzyılda Newton ve Leibniz tarafından temelleri atılan matematiğin alt dallarından birisidir. Analiz, bir fonksiyon yardımıyla tanımlanan belirli bir bölgenin alanı veya cisimlerin hacminde meydana gelen değişim oranlarındaki sonsuz küçüklükteki çokluklarla ilgilenir. Analiz dersinde yapılan öğrenci hataları ile ilgili literatür tarandığında yapılan çalışmaların genelde tek değişkenli fonksiyonlar üzerinde yoğunlaştığı çok değişkenli fonksiyonlarla ilgili ise çalışmaların az olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, çok değişkenli fonksiyonlarda integral konusunun etkin bir şekilde öğretilebilmesi için geliştirilebilecek farklı öğretim tekniklerine ışık olabilmesi adına öğrencilerin düştükleri yanılgıları görmek ve onlardaki öğrenme güçlüklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışma integral kavramı ile ilgili öğrencilerdeki hataları görmek ve tanımlamak amacıyla yapıldığından, öğrencilerin davranışlarına müdahale edilemediği için bir durum çalışmasıdır. Araştırmada on sorudan oluşan açık uçlu test kullanılmıştır. Elde edilen veriler nicel ve nitel olarak analiz edilmiştir. Nicel kısımda her bir sorunun çözümü alt aşamalara ayrılmış, bu aşamalar başarıyla yapılmışsa 1, boş ya da yanlış yapılmışsa 0 olarak kodlanmıştır. Bu kodlara göre öğrenciler alt gruplara ayrılmıştır. Oluşan gruplar öğrenci frekansı ve yüzdelik gösterimleri ile tablo haline getirilmiştir. Nitel kısımda ise araştırdığımız kazanımlarla ilgili öğrenci hataları verilmiştir. Araştırma sonucunda; integral sınırlarında kutupsal koordinatları hatırlatan fonksiyonel yapılar verildiğinde öğrencilerin bölgeyi dairesel bir bölge olarak algıladıkları görülmüştür. Diğer taraftan öğrencilerin, iki katlı integral hesaplamalarında integral alınan bölgeyi yanlış kıstaslarla belirledikleri görülmüştür. Öğrencilerin çift katlı integralin alan ve hacim anlamlarını tam kavrayamadıkları da saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında katlı integral konusunda öğrencilerin kavramsal öğrenme bazında eksikliklerinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Farklı lise türlerindeki 12. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulama hakkındaki görüşlerinin incelenmesi
Bilgi kirliliğinin ve küresel sorunların tarih sahnesinde başrolde olduğu 21. yüzyılda, değişim ve gelişlimin etkisiyle birçok alandaki yarış günden güne içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Modern dünyanın çıkmazı olan bu yarış hayatın her alanına sirayet ederek değişimi hayatın bir parçası olarak görmeyi ve değişime uyum sağlamayı zorunlu hale getirmiştir. Özellikle teknoloji ve bilimde meydana gelen hızlı değişmeler, birçok alanda olduğu gibi eğitimi de fazlasıyla etkilemektedir. Bu sebeple bilimsel ve teknolojik değişim ve gelişmelere uyum sağlamak için fen eğitiminde reformlar yapılmaktadır. Reformların ana hedefi 'bilimsel okuryazar' bireyler yetiştirmektir. Bilimsel okuryazarlığın temelini ise 'bilimin doğası' ve bilimsel sorgulama' kavramları oluşturmaktadır. Bu nedenle yapılan bu araştırmada öğrencilerin lisede aldıkları eğitimin bilimsel sorgulama anlayışlarına etkisi araştırılmıştır. Bu amaç doğrultusunda İstanbul ilinde bulunan beş farklı lise türünde (Fen, Sosyal Bilimler, Anadolu, İmam Hatip ve Meslek lisesi) öğrenim gören 12. sınıf öğrencilerinin bilimsel sorgulama hakkındaki görüşleri araştırılmıştır. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 300 öğrenciye Bilimsel Sorgulama Hakkında Görüş Anketi (VASI) uygulanmıştır. Öğrencilerin bilimsel sorgulama anlayışlarını daha kapsamlı ortaya çıkarmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden biri olan betimleyici tarama yaklaşımı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda liseden mezun olacak öğrencilerin bilimsel sorgulama anlayışlarının çoğunlukla yetersiz olduğu görülmüştür. Okul türleri arasında çok büyük farklılıkların olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak Türkiye'deki çeşitli niteliklere sahip olan bu lise türleri fen eğitim programlarının mihenk taşı olan 'bilimsel okuryazar' hedefinin en önemli bileşenini (bilimsel sorgulama) kazandırmada yetersiz kaldığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: VASI, bilimsel okuryazarlık, bilimin doğası, bilimsel sorgulama
Mıknatıslar ve akımın manyetik etkisi konusunun öğrenilmesinde akran öğretimi yönteminin etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, manyetizma kavramlarının öğretiminde Akran Öğretim Yöntemi'nin öğrencilerin başarı ve tartışma istekliliklerine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada nitel ve nicel araştırma yaklaşımları birlikte (açımlayıcı sıralı desen) kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2015-2016 eğitim-öğretim döneminde Ordu Fen Lisesi 10. sınıfında öğrenim gören 60 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada rastgele olarak seçilen şubelerden biri deney diğeri ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verileri Kavram Başarı Testi ve Tartışmacı Anketi kullanılarak elde edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış mülakatlar, yönteme yönelik açık uçlu sorular ve gözlemlerden elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen nicel veriler SPSS programı yardımı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, Akran Öğretimi Yöntemi ile öğretim yapılan deney grubunun KBT puan ortalamasının, geleneksel yöntemle öğretim yapılan kontrol grubunun puan ortalamasından daha yüksek olduğunu ve puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğunu göstermektedir (t=-10.46, p=.000). Akran Öğretim Yöntemi uygulaması sonunda öğrencilerin tartışmacı anketi son test puanlarının (X=68.03) ön test puanlarına (X=67.06) göre arttığı bulunurken, bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (t=-.493; p>.05). Öğrencilerin konu ile ilgili görüşleri ve gözlemlerden elde edilen sonuçlar analiz edilip irdelendiğinde Akran Öğretimi Yöntemi ile yürütülen dersler sonunda öğrencilerin kendilerine güvenlerinin arttığı, yorum yapabilme yeteneklerinin geliştiği, öğrendikleri teorik bilgileri tartışmalarla derinleştirdikleri, birbirlerinin bilgilerinden istifade ettikleri, derslere aktif katılımlarının sağlandığı, ilgi ve meraklarının arttığı, öğrenmelerinde kalıcılık sağlandığı ve öğrenmenin eğlenceli hale geldiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu çalışma ile ulaşılan sonuçlara göre Akran Öğretimi Yöntemi'nin olumlu etkisi göz önünde bulundurularak fizikteki farklı konularda kullanımı adına araştırmacılara birtakım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Mıknatıslar ve akımın manyetik etkisi, Fizik eğitimi,Akran Öğretimi Yöntemi, Kavramsal anlama
Türkiye'de STEM eğitimini uygulayan fen bilimleri öğretmenlerinin kullandıkları yöntem, teknik ve materyaller ile karşılaştıkları sorunların incelenmesi
Fen Bilimleri dersinin hedeflerinden biri bilimsel okuryazar bireyler yetiştirmektir. 21.Yüzyılda Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarında sorgulayıcı, üretici ve yaratıcı bireylere olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bahsi geçen donanımlara sahip olan bireyleri yetiştirmenin temelinde eğitim sistemini, öğrenciyi, öğretmeni geliştirmek yatar. Ayrıca çağımızda karşılaşılan problemlerin birçok disiplin içermesi, bu problemler karşısında disiplinler arası yaklaşımları benimsetmeye yöneltmektedir. Bu doğrultuda bünyesinde birden fazla disiplini barındıran ve bugün dünyanın birçok ülkesinde tercih edilen, öğretme ve öğrenme alanları içinde yeni bir program olan FeTeMM/STEM eğitim programı eğitim sistemine entegre edilmelidir. FeTeMM İlk olarak 2001 yılında The National Science Foundation yöneticisi Judith A. Ramaley tarafından eğitim kavramı olarak türetilmiştir. FeTeMM; fen, teknoloji, mühendislik ve matematik kelimelerinin kısaltılmış halidir ve birden fazla eğitim disiplini olarak bilinmektedir. Gerçekleştirilen bu çalışmasının konusu Fen Bilimleri Öğretmenlerinin fen konuları ve bu konuları kapsayan konu alanlarında kullandıkları yöntem, teknik ve materyallerin belirlenmeye çalışılmasıdır. Bu çalışma kapsamında 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin farklı şehirlerinde bulunan STEM'i sınıflarında aktif olarak kullanan 145 Fen Bilimleri öğretmeninin STEM eğitimiyle alakalı fikirleri ve kullandıkları yöntem ve teknikler oluşturulan görüş formu ile ele alınmıştır. Bu çalışma Nitel araştırma metodlarından fenomoloji deseni kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma neticesinde ülkemizde görev yapan Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Stem farkındalıklarının yüksek olduğu lakin anlattıkları konu kapsamında ihrtiyaç bulunan materyale ulaşma konusunda önemli sıkıntılar çektikleri göze çarpmaktadır. Anahtar Kelimeler: Fetemm, Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik, Fen Eğitimi
Teknoloji ile zenginleştirilmiş ortamda geometri öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin açılar konusundaki başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı teknoloji ile zenginleştirilmiş ortamda geometri öğretiminin 6. Sınıf öğrencilerinin açılar konusundaki başarısına etkisini incelemektir. Araştırma yarı deneysel yöntem ile ön test-son test modeli kullanılarak yürütülmüştür. 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilen bu çalışma Samsun ili Asarcık ilçesinde öğrenim gören 6. Sınıf seviyesindeki üç şubede 47 öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmada teknoloji ile desteklenen deney grubu 1 (teknoloji grubu), materyal kullanımı ve çalışma yaprakları ile ders anlatılan deney grubu 2 (materyal grubu) ve klasik yöntemlerin kullanıldığı kontrol grubu olmak üzere 3 grup bulunmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen Açılar Başarı Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi istatistiksel analiz programı ile analiz edilip, sonuç olarak teknoloji ve materyal grubunun, kontrol grubuna göre başarıda anlamlı bir fark ortaya koyduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Teknoloji, materyal, açı, geometri öğretimi, geometri başarısı
STEM uygulamalarının öğrencilerin STEM farkındalıkları üzerine ve "Üçgenler" ünitesindeki başarılarının kalıcılık düzeyine etkisi
Bu çalışmada, lise 9. sınıf matematik dersi "Üçgenler" ünitesinde STEM etkinlikleri ile işlenen derslerin öğrencilerin STEM farkındalıklarına, başarılarının kalıcılığına etkisi ve öğrencilerin STEM yaklaşımı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmı, iki grup ön test-son test deney-kontrol grubu yarı deneysel desenden, nitel kısım ise durum çalışması deseninden oluşmaktadır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alan MEB'e bağlı bir lisede eğitim gören 33 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın başında deney ve kontrol gruplarına Üçgen Başarı Testi (ÜBT) ve deney grubuna FeTeMM Farkındalık Ölçeği(FFÖ) uygulanmıştır. Araştırmada deney grubu öğrencileri 5 hafta boyunca STEM etkinlikleri ile öğrenimini sürdürürken, dersler kontrol grubunda güncel matematik dersi müfredatına göre yürütülmüştür. Deney ve kontrol grubuna hem uygulama sonunda akademik başarılarını incelemek için, hem de uygulama bitiminden beş hafta sonra başarının kalıcılığını incelemek için ÜBT uygulanmıştır. Ayrıca deney grubuna STEM farkındalık durumundaki değişimi tespit etmek için FFÖ son testi uygulanmıştır. Deney grubundan gönüllü seçilen 6 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. ÜBT ve FFÖ'den alınan veriler istatistik programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; STEM etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı ve başarılarında kalıcılık sağladığı görülmüştür. Öğrencilerle yapılan görüşmelerin içerik analizi yapılmış ve STEM etkinliklerinin, öğrencilerin akademik başarılarına, başarılarının kalıcılığına olumlu etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fen eğitiminde eğitsel dijital oyun tasarımı ve oyun hakkında akademisyen, öğretmen ve aday öğretmenlerin görüşleri
Günümüzde dijital ortamların geliştirilmesi ve her geçen gün daha fazla yaygınlaşması eğitim ortamlarında da kullanılarak eğitimin daha anlamlı bir şekilde yürütülmesine olanak sağlamıştır. Özellikle eğitim ortamlarında kullanılan oyunların dijitalleşmesiyle dijital oyunlara yönelik yapılan çalışmalar artmıştır. Bu çalışmanın amacı Scratch programı ile fen eğitiminde kullanılabilecek eğitsel dijital oyun tasarlanarak bu oyun hakkında akademisyen, öğretmen ve aday öğretmenlerin görüşlerini incelemektir. Çalışma Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi'nde bulunan alanında uzman 5 fen eğitimcisi, 5 bilgisayar eğitimi alan uzmanı, 10 fen bilgisi öğretmeni ve 40 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmacı tarafından geliştirilen dijital biyoloji oyunu hakkında akademisyen, fen bilgisi öğretmeni ve aday öğretmenlerin görüşleri nicel ve nitel veri araçları ile toplanmıştır. Uygulama sonrasında tüm katılımcılara web tabanlı eğitim materyali (WTEM) değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca katılımcıların materyal hakkındaki görüşleri de ölçeğin bir bölümüne yerleştirilen yarı yapılandırılmış sorular ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenler, öğretmenler ve öğretmen adaylarının Scratch programı ile tasarlanan eğitsel dijital oyunun olumlu birçok özelliğini belirtmişlerdir. Ancak oyunun tam olarak derslerde kullanılabilmesi için geliştirilmesi gereken yönleri olduğunu belirtmişlerdir.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile problem çözmeye yönelik inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul matematik öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile problem çözmeye yönelik inançları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi ve aralarında bir ilişki olup olmadığını tespit edilmesidir. Araştırmanın evreni, Batman ili ortaokullarında görev yapan matematik öğretmenleri olarak kabul edilmiş olup, ulaşılabilir evren (örneklem) ise seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve 127 ortaokul matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Verileri elde etmek için "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği" ve "Matematiksel Problem Çözme İnanış Anketi" kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ortaokul matematik öğretmenlerinin problem çözme inançları ile TPAB arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Problem çözerken teknolojiden faydalanmanın alan bilgisi ile % 18,9; teknolojik alan bilgisi ile % 29,2 ve TPAB ile % 32,9 düzeyinde pozitif yönlü bir ilişkisinin olduğu görülmüştür. Bu bulgulara ek olarak ortaokul matematik öğretmenlerinin daha önceden problem çözme ile ilgilenme değişkeni ile teknolojiyle alakalı hizmet içi eğitim alma değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Hizmet süresi, akademik not ortalaması ve okulda teknolojiye erişim değişkenlerinin ortaokul matematik öğretmenlerinin problem çözmeye yönelik inançlarını etkilediği görülürken teknolojik pedagojik alan bilgilerini (TPAB) etkilemediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca ortaokul matematik öğretmenlerinin problem çözme inançları ile TPAB'larının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık bulunmuş olup bu durum erkekler öğrencilerin lehine olduğu görülmüştür. Sonuç olarak elde edilen veriler ışığında araştırmacılara, program yapıcılara ve öğretmen yetiştiricilere yönelik öneriler sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin matematik özyeterlik kaygı,tutum ve algılanan özdüzenlemeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematik öz yeterliklerinin, kaygılarının, tutumlarının ve algılanan öz düzenlemelerinin aralarındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç kapsamında öğrencilerin matematik öz yeterliklerinin, matematik kaygılarının, matematiğe karşı tutumlarının ve matematik algılanan öz düzenlemelerinin cinsiyete göre değişimine bakılmıştır. Ayrıca araştırmaya uygun olarak öğrencilerin matematik öz yeterliklerinin ve alt boyutlarının, matematik kaygılarının ve alt boyutlarının, matematiğe yönelik tutumlarının alt boyutlarının ve algılanan öz düzenlemelerinin ve alt boyutlarının birbirleri ile ilişkilerine bakılmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 yılında öğrenim gören Antalya'nın Alanya ilçesindeki ortaokul öğrencileri oluştururken, araştırma örneklemi Alanya ilçesindeki 1035 ortaokul öğrencisidir. Araştırmada veriler cinsiyet bilgisi ile, "Matematik Öz Yeterlik Kaynakları Ölçeği", "İki boyutlu Matematik Kaygısı Ölçeği", "Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği", "Algılanan Öz Düzenleme Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin Analizinde SPSS 26.0 programı kullanılmıştır. Verileri yorumlamak için betimsel analizler ve t testi ile korelasyon analizi için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre ortaokul öğrencilerinin matematik öz yeterlik kaynaklarının ve alt boyutları kişisel deneyimler, dolaylı yaşantılar, sosyal ikna ve fizyolojik durumların yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca erkek öğrencilerin öz yeterliklerinin kız öğrencilerden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Çalışmada erkek öğrencilerin kişisel deneyimleri, sosyal iknaları, fizyolojik durumları kız öğrencilerden yüksek çıkmıştır. Çalışmada öz yeterlik kaynakları dolaylı yaşantılar cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterilmemiştir. Çalışmada öğrencilerin matematik kaygıları düşük çıkmıştır. Çalışmaya göre kız öğrencilerin matematik kaygıları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiştir. Kız öğrencilerin matematik kaygıları erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin matematik kaygıları negatif boyutu cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Ortaokul öğrencilerinin matematik kaygıları pozitif boyut kız öğrencilerinin ortalamaları erkek öğrencilerden yüksek çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları çalışma ve kaygı boyutunda anlamlı farklılık göstermiştir. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları çalışma boyutunda kız öğrenciler lehine yüksek çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları kaygı boyutunda erkek öğrencilerin ortalamaları daha yüksek çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerinin algılanan öz düzenlemeleri açık olma boyutuna göre anlamlı farklılık göstermiştir. Kız öğrencilerin algılanan öz düzenlemeleri açık olma boyutuna göre erkek öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Ortaokul öğrencilerin matematiğe yönelik kaygıları ile matematiğe yönelik öz yeterlik algıları negatif yönlü yüksek bir ilişkiye sahiptir. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik kaygıları matematiğe yönelik tutumları ile negatif yönlü güçlü bir ilişkiye sahiptir. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik kaygıları matematiğe yönelik algılanan öz düzenlemeleri ile negatif yönlü güçlü bir ilişkiye sahiptir. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik öz yeterlik algıları ile matematiğe yönelik tutumları pozitif yönlü güçlü bir ilişkiye sahiptir. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik öz yeterlikleri matematiğe yönelik algılanan öz düzenlemeleri arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişki vardır. Ortaokul öğrencilerinin matematiğe yönelik tutumları ile matematiğe yönelik algılanan öz düzenlemeleri arasında pozitif yönlü yüksek düzeyde bir ilişki vardır. Yapılan çalışmaya göre öğrencilerin genel olarak öz yeterlikleri arttığı sürece matematiğe yönelik tutumlarında ve algılanan öz düzenlemelerinde artış olacaktır. Matematik kaygılarında da azalma olacaktır. Anahtar Kelimeler: Matematik öz yeterlik, Matematik kaygısı, Matematiğe yönelik tutum, Algılanan öz düzenleme, Matematik eğitimi
Öğretmen adaylarının çevre okuryazarlığı kavramına ilişkin tutum ve davranışlarının incelenmesi
Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının çevre okuryazarlığı ile ilgili tutum ve davranışlarının incelenmesidir. Çevre okuryazarlığı bilincinin oluşturulmasında, çevre eğitiminin önemi çok büyüktür. Özellikle erken yaşlardaki çevre eğitimine önem verilmelidir. İlköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğretim programlarında çevre eğitiminin ağırlıklı olarak Fen bilimleri dersi programlarında yer aldığı görülmektedir. Çevre okuryazarlığı bilincine ve duyarlılığına sahip bireyler yetiştirilmesine katkı sağlamak için bu programların, ekoloji ve çevre sorunları açısından incelenmesi, değerlendirilmesi ve hatta diğer branşların öğretim programlarına da eklenmesi çok önemlidir (Özata Yücel, Özkan,2014). Çevre okuryazarlığına yönelik farkındalık ve olumlu davranış geliştirilmesine katkı sağlayacak çalışmalar önem arz etmektedir. Bu amaç doğrultusunda yapılan bu çalışma, öğretmen adaylarının çevre okuryazarlığına yönelik tutumlarını ve davranışlarını ortaya koymada ve bir takım eksik ya da yanlış bilgilenme söz konusu ise bunların öğretmen adaylarının eğitimi sırasında giderilebilmesi için neler yapılabileceğini belirlemede katkı sağlayabilir.