
2,147
Archived Theses
64
DOIs Assigned
3%
DOI Rate
Discipline
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının fiziksel aktivite içeren oyunlara yönelik tutumlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Eğitim bilimi açısından oyun önemli bir kavramdır. Birçok uzman oyun kavramını ele alırken bir öğrenme sanatı olarak değerlendirmiştir. Bu anlamda bireylerin gelişiminde oyunun etkililiği çok önemlidir. Bu manada oyunla öğretim metodunun en çok kullanacak olan beden eğitimi öğretmenlerinin oyuna yönelik tutumlarının önemli olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmada, beden eğitimi öğretmeni adaylarının oyuna yönelik tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışma evreni Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim gören beden eğitimi öğretmeni adayları olarak belirlenmiştir. Örneklem grubunda 424 (260 erkek, 164 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı yer almıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Hazar (2015) tarafından geliştirilen Oyunsallık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Independent Sample t testi, OneWay Anova analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, çalışma grubunun oyun tutkusu puanları yüksek bulunurken, sosyal uyum ve oyun isteği puanları düşük bulunmuş, risk alma ve keyif alma alt boyutlarında elde ettikleri puanlarında orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni açısından, oyun tutkusu ve keyif alma alt boyutlarında kadın öğretmen adaylarının daha yüksek puan elde ettikleri, sosyal uyum alt boyutunda ise erkeklerin daha yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Yaş değişkeni açısından risk alma ve keyif alma alt boyutlarında 25 yaş üzeri bireylerin diğer yaş gruplarından daha düşük puan elde ettikleri, sosyal uyum alt boyutunda ise 20-24 yaş grubunda olanların diğer gruplardan daha yüksek puan elde ettikleri saptanmıştır. Akademik başarı değişkeni açısından, not ortalaması düşük olan grupların oyuna yönelik tutumlarının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada ele alınan gelir düzeyi, mezun olunan lise türü ve sınıf düzeyi açısından oyuna yönelik tutumlarının farklılaşmadığı söylenebilir.
Spor yapan ve yapmayan ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma, spor yapan ve yapmayan orta öğretim öğrencilerinin problem çözme becerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışmada ayrıca, öğrencilerin demografik değişkenler açısından farklılıklar incelenmiştir. Çalışma 2019-2020 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde öğrenim gören spor yapan ve yapmayan ortaöğretim öğrencileri üzerinde gönüllülük esasına dayalı olarak uygulanmıştır. Çalışmaya 357 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Türkçe'ye uyarlaması Şahin, Şahin ve Heppner (1993) tarafından yapılan Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılmıştır. Verilerin i analizi için SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, araştırma grubunda yer alan ortaöğretim öğrencilerinin problem çözme becerileri yüksek çıkmıştır. Cinsiyet değişkeni açısından incelendiğinde erkek öğrencilerin kız öğrencilerden daha düşük puanlar elde ettikleri görülmüştür. Yaş, öğrenim düzeyi, aile gelir düzeyi değişkenleri açısından farklılık görülmemiştir. Spor yapan öğrencilerin, spor yapmayan öğrencilerden daha olumlu problem çözme becerileri görülmüş olup, spor yapanlar arasında yapılan karşılaştırmada, spor yapma yılı yüksek olanların problem çözme becerilerinin daha olumlu olduğu belirlenmiştir. Anne eğitim durumu açısından farklılık görülmezken, baba eğitim durumu yüksek olanların problem çözme becerilerinin daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla spor ile uğraşmanın gelişim çağında olan çocukların problem çözme becerilerinin gelişmesinde önemli bir etken olduğu söylenebilir. Anahtar sözcükler: Spor, Problem Çözme, Ortaöğretim
Farklı klasmandaki futbol hakemlerinin kan grupları ile beslenme alışkanlıklarının başarıları üzerine etkileri
Farklı klasmandaki futbol hakemlerinin kan grupları ile beslenme alışkanlıklarının başarıları üzerine etkilerini değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışma; Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri'nde görev alan farklı statülerde gönüllü toplam 247 futbol hakemi ile yapılmıştır. Araştırmaya katılan hakemlerin genel özellikleri, vücut kompozisyonları ve beslenme alışkanlıkları anket yöntemi ile saptanmıştır. Hakemlerin yaş ortalaması 30.1 , boy ortalaması 180.8 cm, ağırlık ortalaması ise 75.05 olarak saptanmıştır. Hakemlerin hakemlik yapma süre ortalaması 9.9 yıl, klasman hakemi olarak hakemlik süresi ise 5.8 yıl olarak saptanmıştır. Hakemlik süresi üç yıldan fazla olan hakemlerden 0 Rh+ ya da 0 Rh- kan grubunda olanların büyük bir kısmı üst klasman yardımcı hakemi olduğu saptanmıştır. İki yıllık hakemlik süresine sahip hakemlerden iştahım yok / alışkanlık diyenlerin büyük bir kısmı (%73.8) klasman hakemi iken, kilo vermek için diyenlerin büyük bir kısmının (%72.2) klasman yardımcı hakemi olduğu görülür. Yemek yememe / hazırlamaya zamanım yok diyenlerden günde 2 ya da 5 öğün yemek yiyenlerin yarısı (%50) klasman yardımcı hakemi iken günde 3 ya da 4 öğün yemek yiyenlerin yarıdan fazlası (%66.7) klasman hakemidir. Üç yıllık hakemlerden Müsabaka öncesinde Etli yemek-salata-tatlı ya da makarna besin grupları ile beslenenlerin yarıdan fazlası (%66.6) klasman ve klasman yardımcı hakemi iken, müsabaka öncesinde dikkat etmem ya da Sebze yemeği-yoğurt-meyve, haşlama tavuk/et/köfte-pilav-komposto gibi besin grupları ile beslenenlerin oldukça büyük bir kısmının (%73.5) üst klasman yardımcı hakemi oldukları görülmüştür. Bu çalışmada futbol hakemlerinde hakemlerin başarısını en fazla etkileyen faktörün hakemlik süresi olduğu ve bazı kan gruplarının çalışmaya katılan hakemlerde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yönelimlerinin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Araştırmada çalışma grubu olarak 200 beden eğitimi öğretmen adayları gönüllülük esasına dayalı olarak, rastgele yöntemle çalışmamıza dahil olmuştur. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Onay (2001) tarafından geliştirilen Dindarlık Ölçme Araçları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılarak istatistiksel analizler yapılmıştır. İstatistiki yöntem olarak yüzde frekans değerleri, betimsel istatistik, independent samples t testi ve One Way Anova analizleri kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, araştırma grubunun yaş değişkenleri dikkate alındığında; daha düşük yaşlarda dindarlık düzeylerinin, dini gruplara yönelimlerinin ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinin daha yüksek olduğu ortaya konulmaktadır. Sınıf değişkeni açısından birinci sınıf, öğretmen adaylarının dindarlık düzeyleri daha yüksek bulunurken, dini gruplara yönelimin üçüncü ve dördüncü sınıf, öğretmen adaylarında daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkeni dikkate alındığında her ne kadar anlamlı farklılık bulunmasa da dindarlık düzeylerinde, dini gruplara yönelmelerinde ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinde kadın öğretmen adaylarının daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmektedir. İlgilendikleri spor dallarının bireysel ve takım sporu olma durumu dikkate alındığında dindarlık düzeylerinde ve dini gruplara yönelim düzeylerinde takım sporcularının daha yüksek düzeyde olduğu söylenebilecekken, dindarlık düzeyi açısından bireysel sporcular daha yüksek puanlara sahiptir. Not ortalamaları dikkate alındığında dindarlık düzeyi açısından bir fark görülmezken, dini gruplara yöneliminde ve diyanet işleri başkanlığına yöneliminde not ortalaması arttıkça yönelimin azaldığı tespit edilmiştir. Aile gelir düzeyi azaldıkça, dindarlık düzeylerinin ve diyanet işleri başkanlığına yönelimlerinin de azaldığı söylenebilir. Mezun olduğu lise türüne bakıldığında; dindarlık düzeyi açısından imam hatip lisesi ve meslek lisesi mezunlarının daha yüksek puanlara sahip olduğu, diyanet işleri başkanlığına yöneliminde meslek lisesi mezunlarının açık bir şekilde daha belirgin olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca dini gruplara yönelimin istatistiksel anlamlılık olmasa da spor lisesi ve meslek lisesi mezunlarının daha yüksek puanlara sahip olduğu görülmüştür. Her alt boyut için genel lise mezunlarının daha düşük puana sahip olduğu ise diğer gözlemimizdir. Sonuç olarak, beden eğitimi öğretmeni adaylarının dindarlık düzeylerinin ve dini gruplara yöneliminin bazı alt değişkenlere göre farklılık gösterdiği söylenebilir.
Gaziantep Üniversitesi beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin egzersiz bağımlılığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Egzersiz bağımlılığı diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi kişinin sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler arasında egzersiz bağımlılık düzeylerinin bilinmesinin, egzersiz bağımlılığının yol açtığı olumsuzlukların önlenmesi ile gerekli tedbirlerin alınması konusunda farkındalık oluşturması açısından faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencileri arasında egzersiz bağımlılığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde aktif olarak öğrenim gören öğrencilerden en az 1 yıldır aktif olarak spor yapan 320 sporcu (138 kadın, 182 erkek) gönüllülük esasına göre dâhil edilmiştir. Veri toplama aracı olarak; katılımcıların demografik özelliklerinin sorgulandığı anket formuna ilaveten, Hausenblas ve Symons Downs (2002) tarafından geliştirilen Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21 kullanılmıştır. Anketin Türkçe uyarlaması, geçerlilik ve güvenirlik çalışması Yeltepe ve İkizler (2007) tarafından gerçekleştirilmiştir. Verilerin incelenmesinde SPSS22 paket programı kullanılmıştır. Çalışmaya katılan sporcuların bağımlılık düzeylerine bakıldığında; öğrencilerin % 28,8'inin asemptomatik, % 64,7'sinin semptomatik, % 6,6'sının ise egzersiz bağımlısı olduğu görülmektedir. Araştırmaya katılan gönüllülerin; yaş, boy, spor yaşı ve vücut ağırlıkları ile bağımlılık düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde; sadece yaş ile bağımlılık düzeyleri arasında negatif yönlü çok düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuşken diğer parametrelerde ise herhangi bir anlamlılığa rastlanmamıştır (p<0,05). Sonuç olarak Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinde egzersiz bağımlılığının yaygın olmadığı buna karşın büyük çoğunluğunun risk altında olduğu söylenebilir. Egzersiz bağımlılığı konusunda öğrencilerin bilgilendirilmesinin ve gerekli tedbirlerin alınmasının, egzersiz bağımlılığı riskini azaltması bakımından faydalı olacağı düşünülmektedir. Benzer çalışmaların farklı spor bilimleri fakültelerindeki öğrencilere de uygulanmasının genel tablonun anlaşılması açısından faydalı olacağı düşünülmektedir.
Eğitimde verimlilik: Öğretmenlerin iş hayatını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Araştırmanın amacı, öğretmenlerin yaşam kalitesi ve iş tatmini faktörlerinin birbirleriyle etkileşimlerini ortaya koymayı, değişkenlerle olan ilişkiyi incelemeyi ve öğretmenlerin iş ortamında daha verimli ve mutlu olmalarına katkı sağlayacak öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nicel araştırma yöntemi olan ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları ölçüt örneklemeyle seçilmiştir ve katılımcı sayısı 376 kişidir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen demografik bilgi formu, Koçyiğit vd. (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği, Çalışkan ve Köroğlu (2023) tarafından uyarlanmış İş Tatmini Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 programı kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım durumu Kolmogorov-Smirnov değerlerine bakılarak elde edilmiştir. Veri analizleri için non-parametrik testler kullanılmıştır. Güvenirlik, iç tutarlılığı değerlendiren Cronbach Alpha katsayısı kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, değişkenler açısından incelendiğinde yaşam kalitesi ve iş tatmini düzeylerinin alt boyutlarında anlamlı farklılıklar görülmüştür. İki ölçek arasındaki ilişkide anlamlı farklılık görülürken, pozitif ve düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin aile aidiyet düzeyleri, öznel iyi oluş düzeyleri ve kimlik statüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, spor bilimleri fakültesi öğrencileri aile aidiyet duygusu, kimlik statüleri ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek; bu değişkenlerin cinsiyet, sınıf, ekonomik durum, aktif lisans durumu, haftalık aktivite düzeyi, aile iletişim kalitesi, sosyal medya süresi değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar 20.80 yaş ortalamasına sahip olup, 96 kadın, 155 erkek olmak üzere toplam 251 öğrenciden oluşmaktadır. .Verilerin Analizi SPSS 20 programı ile yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizinde spor bilimleri öğrencileri öznel iyi oluş ile aile aidiyeti arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; öznel iyi oluş ile keşif alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; öznel iyi oluş ile içsel yatırım alt boyutu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Spor bilimleri öğrencileri aile aidiyeti ile keşif alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki görülmüştür. Son olarak yapılan hiyerarşik regresyon analizinde aile aidiyet duyusunun öznel iyi oluşu yordadığı (% 25,9) ve kimlik statülerinin de %8,7 katkı sağlayarak spor bilimleri öğrencileri öznel iyi oluş düzeylerindeki toplam varyansı %34,6 çıkardığı görülmüştür. Sonuç olarak spor bilimleri fakültesi öğrencileri öznel iyi oluş aile aidiyet ve kimlik statüleri arasında ilişki olduğunu ve öznel iyi oluşun diğer değişkenler tarafından yordandığını ortaya koymuştur.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik kimliklerini geliştirmelerinde etkili olan faktörlerin değerlendirilmesi
Eğitime yön veren, eğitimin kalitesini belirleyen en önemli öğe hiç şüphesiz öğretmendir. Öğretmenlerin bilinçli ve üretken bir kimliğe sahip olması yetiştirmiş oldukları öğrencilere de yansımaktadır. Ülkelerin kalkınması ve gelişmesi toplumdaki bireylerin etkili ve verimli bir biçimde eğitilmesiyle gerçekleşebilir. Bu anlamda, eğitim sisteminin en önemli öğesi olarak kabul ettiğimiz öğretmenler eğitimin niteliğini belirleyen en önemli unsur olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmeni adaylarının öğretmenlik kimliğini geliştirmelerinde etkili olan faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışma grubu Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim gören beden eğitimi öğretmeni adayları olarak belirlenmiştir. Çalışma grubunda 614 (362 erkek, 252 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı yer almıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Aykaç, Yıldırım, Altınkurt ve Marsh (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen adaylarının öğretmen kimliğinin oluşmasını etkileyen etmenler ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik hesaplamaları yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş ve parametrik testler uygulanmıştır. Bağımsız değişkenler arasındaki farklılığın tespitinde independent sample t-testi ve One Way Anova kullanılmıştır. Araştırma soncunda; beden eğitimi öğretmeni adaylarının kişisel özellikleri öğretmen kimliğinin gelişiminde en yüksek etki düzeyinde olduğu, bunun yanında medya etkisinin haricinde diğer tüm alt boyutların olumlu sonuçlara ulaşılmıştır. Kadın öğretmen adaylarının erkek öğretmen adaylarına göre meslek öncesi kimlik algılarının daha yüksek olduğu, Yaş değişkeni açısından 25 yaş ve üzeri grubun yükseköğretim öncesi okul yaşantısı ve mesleğin özellikleri alt boyutlarında daha yüksek puanlar elde ettikleri, bu sonuca paralel olarak 4.sınıfta öğrenim görenlerinde yükseköğretim öncesi okul yaşantısı alt boyutunda yüksek puan elde ettikleri belirlenmiştir. Öğrenim görülen bölüm açısından yakın sosyal çevre alt boyutunda öğretmenlik öğrencilerinin spor yöneticiliği öğrencilerinden daha yüksek puan elde ettikleri, kişisel özellikler alt boyutunda da öğretmenlik ve antrenörlük eğitimi öğrencilerinin spor yöneticiliği öğrencilerinden daha yüksek puan elde ettikleri tespit edilmiştir. Not ortalaması değişkeni açısından kişisel özellikler alt boyutunda not ortalaması 2.00-2.49 arasında olanların puan ortalaması 2.50-3.49 arasında olanlardan, 3.50-4.00 arasında olanların puan ortalaması 3.00-3.49 arasında olanlardan daha yüksek olduğu, mesleğin özellikleri alt boyutunda not ortalaması 2.50-2.99 arasında olanların puan ortalaması 2.00-2.49 ile 3.50-4.00 arasında olanlardan daha yüksek olduğu, medya etkisi alt boyutunda not ortalaması 2.50-3.49 arasında olanların puan ortalaması 2.00-2.49 ile 3.50-4.00 arasında olanlardan daha yüksek olduğu görülmüştür. Mesleğe yönelmede öncelikli olarak aile ve öğretmenleri daha etkili olduğu, Anne ve baba eğitim durumları açısından yapılan karşılaştırmalarda öğretmenlik deneyimi alt boyutunda ebeveynleri okuma yazma bilmeyenler ile üniversite mezunu olanların puan ortalamalarının lise ve ilköğretim olanlardan daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi ve Spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesi
Öğretmenler eğitim ve öğretimin hiç şüphesiz vazgeçilmez unsurlarından biridir. Günümüz şartları düşünüldüğünde öğretmenlerin eğitime büyük katkıları bulunmaktır. Eğitim-öğretim sürecinin etkili ve verimli olması kaliteli bir eğitimin verilmesi ile mümkündür. Eğitim-öğretim sürecinden, gerekli olan verimin alınabilmesi ise ancak öğretmenlerin mesleklerindeki memnuniyet durumları ve öğretme motivasyonlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin mesleki memnuniyet düzeylerinin ve öğretme motivasyonlarının bazı değişkenler açısından incelenmesinin mesleklerini icra etmeleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin bu çalışmadaki mesleki memnuniyetleri ile ilgili görüşlerini tespit etmek amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış görüşme formu, öğretme motivasyonları ile ilgili düşüncelerini tespit edilmesinde ise genel tarama modelinde nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Sonuç olarak cinsiyetin, medeni durumun, öğrenim durumunun, okul türünün ve katılım gösterilen faaliyet sayısının motivasyon boyutlarını etkilemediği; görev süresi ve ders yükü değişkenlerinin ise motivasyon boyutlarını etkilediği söylenebilir. Ayrıca mesleğe dair görüşler incelendiğinde ise öğretmenlik mesleğinin kutsal ve saygın bir meslek olduğu, değer verilmesi gereken ve topluma yön veren bir meslek olduğu ön plana çıkmıştır. Bunun yanında araştırma grubu beklenti olarak; toplumda beden eğitimi ve spor kültürünü yaygınlaştırmak, sporu seven bireyler yetiştirmek, beden eğitimi ve spor dersine karşı olan ön yargıyı ortadan kaldırmak gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma grubunun beden eğitimi ve spor öğretmenliğini tercih etme sebeplerine ilişkin olarak; beden eğitimi ve sporu sevmeleri, sporcu olmaları ve öğretmenlik mesleğini sevmeleri bu mesleği tercih etmelerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırma grubu; imkânların yetersiz olması, beden eğitimi ve spor dersine değer verilmemesi, derse karşı olumsuz önyargılar, okul idaresi ve veliler ile yaşanan sorunlardan dolayı kaygılı olduklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenler; fiziki çevre şartlarının yetersiz olması, araç-gerecin yetersiz olması, okul idaresi ile yaşanan sorunlar ve ders saatlerinin yetersiz olmasından dolayı sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Beden eğitimi öğretmeni adaylarının meslek öncesi öğretmen kimlik algılarının incelenmesi
Bilgi ve teknolojinin hızlı bir biçimde geliştiği bir dönemde eğitimin niteliği ve kalitesi oldukça önemlidir. Kaliteli bir eğitimin sağlanmasında öğretmenlere büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu anlamda öğretmenler sürekli öğrenci ile iletişim halinde oldukları için öğrenci üzerindeki etkilerinin yoğun olması ve öğretmenlerin eğitim sürecinde ortaya çıkan değişimlere karşı nasıl bir yol izleyeceği ön plana çıkmaktadır. Dolayısı ile öğretmenlerin mesleklerine olan bakış açısı ve öğretmen kimliği algısı oldukça önemlidir. Bu çalışmanın beden eğitimi öğretmeni adaylarının, meslek öncesi öğretmen kimlik algılarını belirlemek için yapılan betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evreni, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde öğrenim görmekte olan, beden eğitimi öğretmeni adaylarından oluşmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise gönüllülük esasına dayalı olarak toplam 435 (223 erkek, 212 kadın) beden eğitimi öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde kişisel bilgi formu ile öğretmen adaylarının meslek öncesi öğretmen kimliğini belirlemek için, Friesen ve Besley (2013) tarafından geliştirilen ve daha sonra Arpacı ve Bardakçı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Meslek Öncesi Öğretmen Kimlik Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler bilgisayar ortamına kodlanarak SPSS 22.00 istatistik programı ile çözümlenmiştir. İstatistiksel yöntem olarak, betimsel istatistikle birlikte gruplar arası karşılaştırmalarda İkili gruplar için İndependent Sample t testi, çoklu gruplar için OneWay ANOVA testleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, araştırma grubunun meslek öncesi öğretmen kimliklerine olan inançlarının oldukça yüksek olduğu, kadın öğretmen adaylarının yeterliliklerine ilişkin inançlarının erkek öğretmen adaylarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma grubunun, kendini öğretmen olarak görme ve nitelendirme alt boyutunda 4.sınıfların diğer sınıf düzeylerinden daha yüksek inanca sahip oldukları görülürken not ortalaması açısından da notları yüksek olanların kendini öğretmen olarak görme ve nitelendirme inançlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca anne eğitim durumu lisans ve lisansüstü olanların öğretmen olmaya yönelik özgüven anlamlı bir şekilde artış gösterdiği tespit edilirken, baba eğitim durumunun herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Spor tırmanışta rota zorluğunun zihinsel dayanıklılık ve kaygı üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, spor tırmanış sırasında rota zorluğunun zihinsel dayanıklılık ve durumluk kaygı düzeyi üzerine etkisinin incelenmesidir. Tezimiz, kontrol uygulaması içeren deneysel çalışma şeklinde tasarlanmıştır. Bu kapsamda çalışma grubu, orta seviyede spor tırmanış becerisine sahip 34 sporculardan meydana gelmiştir. Sporculardan kolay ve belirttikleri tırmanış yeteneklerinden zor olacak şekilde iki rotada tırmanmaları istenmiştir. Tırmanışlar öncesinde ve sonrasında durumluk kaygı envanteri ve zihinsel dayanıklılık ölçeği uygulanmıştır. Tırmanışlar 15 m yüksekliğinde negatif eğimleri olan tırmanış duvarında lider tırmanış stilinde yapılmıştır. Tırmanış rotalarının zorlukları ve standardizasyonu elit seviyede tırmanış yapan iki sporcu tarafından yapılmıştır. Verilerin analizinde bağımlı değişkenlerde Paired Samples T Test, bağımsız değişkenlerin analizinde, iki grup olanlarda Independent Samples T Test ve ikiden fazla olan gruplarda One Way Anova testi kullanılmıştır. İlişkilerin incelenmesinde ise korelasyon analizi yapılmıştır. İstatistiksel analiz sonucunda, her iki rotada tırmanış öncesi ve sonrası durumluk kaygı seviyelerinde anlamlı bir değişim tespit edilmiştir. Ayrıca, zor rotada tırmanış öncesi kaygı seviyesi ile kolay rota tırmanışı öncesi kaygı seviyesi arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Kolay ve zor rotada tırmanış sonrası zihinsel dayanıklılık puanları arasında da anlamlı fark olduğu görülmüştür. Medeni durum değişkenine göre, zor rota öncesi durumluk kaygı seviyesinde evliler lehine anlamlı farka rastlanmıştır. Zihinsel dayanıklılık ile medeni durum arasında bir fark bulunmamıştır. Cinsiyet, yaş, deneyim, öğrenim durumu, antrenman sıklığı ve tırmanış yeteneğine göre durumluk kaygı ve zihinsel dayanıklılıkta anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Sonuç olarak, rota zorluğunun orta seviye tırmanış yeteneğine sahip sporcularda durumluk kaygıyı etkilediği söylenebilir. Orta seviye tırmanış yeteneğine sahip sporcular için rota zorluğu zihinsel dayanıklılıkta fark yaratacak bir etken olarak gözükmemektedir. Spor tırmanışta, durumluk kaygı ile zihinsel dayanıklılığın hafif düzeyde ilişki içinde olduğu da söylenebilir.
Türkiye süper lig takımlarından Gaziantepspor'un müsabaka öncesi ve müsabaka sonrası kaygı düzeyi
TÜRKİYE SÜPER LİG TAKIMLARINDAN GAZİANTEPSPOR'UN MÜSABAKAÖNCESİ VE MÜSABAKA SONRASI KAYGI DÜZEYİYılmaz AYBEYYüksek Lisans TeziGaziantep Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü,Beden Eğitimi ve Spor Anabilim DalıTez Yöneticisi: Doç.Dr. Sadrettin PENÇEAralık 2005, 45 SayfaÖZETBu araştırma süper lig takımlarından Gaziantepspor futbol takımında oynayan futbolcularınmüsabaka öncesi ve müsabaka sonrasında kaygı düzeylerini incelemek amacıyla düzenlenmiştir.Ayrıca; kontrol grubundan oluşan 29 kişiye de durumluk ve sürekli kaygı testleri uygulanmıştır.Çalışmamız futbol federasyonunun süper lig müsabakalarından 28. haftaya denk gelenGaziantepspor-Ankaragücü maçında yapılmıştır. Araştırmaya Gaziantepspor-Ankaragücü maçıkadrosuna alınan Gaziantepspor'lu futbolcular katılmıştır.Araştırma sonucu 29'u sıradan 17'si futbolcu olmak üzere 46 kişiye durumluk ve sürekli kaygıtestleri yapıldı. Bu testler müsabakadan bir gün önce, müsabaka öncesi ve müsabaka sonrası olmaküzere üç aşamada uygulanmıştır. Futbolcuların kaygı puanları arasındaki farkları belirlemek amacıylaKruskal Wallis Testi uygulandı.Kontrol grubu durumluk kaygı düzeyi 37,03 + 6,32, müsabakadan 1 gün önce değişkendurumluluk kaygı düzeyi 39,17 + 9,88 müsabakadan önce durumluluk kaygı düzeyi 36,23 + 10,61;müsabakadan sonra durumluk kaygı düzeyi 28,05 + 3,91 olarak bulunmuştur. Durumluk kaygı düzeyiarasındaki ilişkilerde istatiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. ( P < 0,05 )Kontrol grubu sürekli kaygı düzeyi ise 36,37 + 6,88; müsabakadan bir gün önce sürekli kaygıdüzeyi 42,82 + 7,59 müsabaka öncesi sürekli kaygı düzeyi 41,64 + 6,31; müsabaka sonrası süreklikaygı düzeyi 38,05 + 7,63 olarak bulunmuştur. Sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerde müsabakaöncesi ve sonrasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. ( P < 0,05 )Sürekli kaygı düzeyleri ve durumluk kaygı düzeyleri karşılaştırıldığında sürekli kaygınınmüsabaka öncesi ve müsabaka sonrasındaki durumluk kaygı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. (P < 0,05)Sonuç olarak futbolcularda dış etmenler (müsabakanın önemi hava ve saha şartları, taraftarbaskısı, puan durumundaki yeri) kaygı düzeyini etkilemektedir. Müsabaka öncesi durumluk kaygıverileri yüksek değer olarak bulunmuştur. Müsabakayı kazanmak, hedefe ulaşmış olmak, takımbaşarısı daha sonra durumluk kaygı düzeyinin azalmasına neden olmuştur.Anahtar kelimeler; futbol, kaygı, maç öncesi, maç sonrası.I
Elit bayan voleybolcuların üst ekstremitelerindeki sinirlerin ileti hızlarında meydana gelen elektrofizyolojik değişiklikler.
Bu çalışmanın amacı; elit bayan voleybolcuların üst ekstremite sinirlerinin ileti hızlarında meydana gelen elektrofizyolojik değişiklikler üzerine, voleybol sporunun herhangi bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır.Bu çalışma, gönüllü olarak katılan ve elit düzeyde voleybol oynayan 20 bayan ile; herhangi bir spor aktivitesi yapmayan sağlıklı 20 bayan olmak üzere, toplam 40 denek üzerinde gerçekleştirildi. Kontrol ve deney gruplarında kullanılan deneklerin tümü sağ kolunu kullanan bireylerden seçildi.İstatistiki analizler SPSS for Windows 13.0 paket program kullanılarak (Mann-Whitney U testi) yapıldı. Bulgular p<0.05 anlamlılık seviyesi esas alınarak incelendi.Kontrol ve deney grubunun sağ kol median motor sinir ölçümü değerlerine bakıldığında, deney grubu ile kontrol grubu arasında; median motor sinir latansı, ileti hızı ve F yanıtları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptandı.Kontrol ve deney grubunun sağ kol ulnar motor sinir ölçümü değerlerine bakıldığında da, yine deney grubu ile kontrol grubu arasında; ulnar motor sinir latansı, dirsek segmenti ileti hızı ve F yanıtları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu.Kontrol ve deney grubunun sol kol median motor sinir ölçümü değerlerine bakıldığında, deney grubu ile kontrol grubu arasında; median motor sinir F yanıtları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptandı.Kontrol ve deney grubunun sol kol ulnar motor sinir ölçümü değerlerine bakıldığında da, yine deney grubu ile kontrol grubu arasında; ulnar motor sinir latans ve F yanıtları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu.Sonuç olarak elde edilen bulgular, deney ve kontrol grubu arasında; baskın ve baskın olmayan üst ekstremitelerin farklı bir şekilde etkilendiğini göstermektedir.Bu durum; voleybol oyuncularında, klinik bulgu vermeyen sinir harabiyetlerinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Bu sonuçlar aynı zamanda; voleybol oyuncularında klinik bulgu vermeyen, ulnar ve median motor sinir zedelenmesine bir eğilimin olabileceğinide ifade etmektedir.Anahtar Kelimeler: Voleybol, sinir ileti hızı, elektrofizyoloji
Halay ile Horon yöresi halk oyuncularının antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi ve karşılaştırılması.
Zengin olan kültürümüzün bir parçasını oluşturan Halkoyunları bölgenin karakteristik özelliklerine ve insanların yaşam şekillerine göre çeşitli yörelere ayrılmıştır. Bu çalışma; halay yöresi ve horon yöresi halk oyuncularının Antropometrik ölçümlerinin karşılaştırılması amacı ile yapıldı.Çalışmaya aktif olarak halay yöresini oynayan 10 erkek dansçı ile yine aktif olarak horon yöresini oynayan 10 erkek dansçı alındı. Deneklerin derialtı yağ ölçümü Skinfold Kaliper ile çevre ölçümleri Gullick şeridi ve çap ölçümleri ise Antropometrik set kullanılarak gerçekleştirildi.Halay ve horon gruplarının triceps, subscapular, abdomen değerlerinde halay grubu lehine anlamlı fark (p<0.01), (p<0.05) bulundu. Sağ taraf çevre ölçümlerinin sonuçları ise; boyun çevresi, ön kol, biceps, dirsek, göğüs, üst bacak, diz ölçümleri halay grubu lehine p<0.01 farklı idi. Sol tarafta ön kol, biceps, dirsek, üst bacak, diz, baldır ölçümleri halay grubunda daha yüksek idi.İstatiksel analizler için SPSS programı (11,5 versiyonu) kullanıldı. Elde edilen verilerin tanımlayıcı istatistikleri olan aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplandıktan sonra, gruplar arasındaki farkları hesaplamak için Mann-Whitney-U testi uygulandı.Spor dansçıları üzerine yapılan araştırmaların nitelik ve niceliklerine göre çıkan sonuçları, spor dansının yeni bir spor disiplini olmamasına rağmen yeterince incelenemediğigöstermektedir. Bu çalışmada; hareketlerin frekans ve şiddetine bağlı olarak Horon dansçılarında halay dansçılarına göre yağ yüzdesi ve çap ölçümleri daha düşük bulundu.Sonuç olarak; hareket özelliklerini fiziksel uygunluğun oluşmasında önemli bir kriter olduğunu söyleyebiliriz. Ancak halay ve horon dansçılarının hareketlerinin incelenerek, vücut kompozisyonlarının nitelik ve niceliklerinin değerlendirilmesine katkı sağlayacak detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğunu da düşünmekteyiz.Anahtar Kelimeler: Horon, Halay, Antropometrik ölçüm
10 - 12 yaş obez çocuklarda 12 haftalık düzenli egzersizin vücut kompozisyonu ve kan lipid düzeyleri üzerine etkisi
Obezite hipertansiyon, diabet vs. Önemli klinik tablolara sebep olmaktadır. Bu çalışmada, egzersizin obez çocuklarda kan lipid düzeyi ve vücut kompozisyonuna etkilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışmaya; beden kitle indeksleri 30 kg/m2 ve üzeri olan yaşları 10-12 arasında değişen 40 erkek obez çocuk alındı ve prospektif olarak iki eşit gruba ayrıldı. Grup 1 deki 20 obez çocuğa çalışma yükleri karvonen protokolüne göre belirlenerek, 12 haftalık aerobik egzersiz programı uygulandı. Grup 2 yi oluşturan kontrol grubu deneklerden 8:30 da bir kez, egzersiz programı uygulanan deneklerden ise; egzersiz öncesi ve 12 hafta sonunda toplam 2 kez kan örnekleri ve vücut kompozisyon değerleri alındı. Kan lipid düzeylerinin ölçüm değerlerinin alınmasında ROCHE Modüler system (Japan) Otoanalizörü ve ROCHE marka Kit kullanılarak Enzimatik Kolorimetrik yöntem ile belirlendi. Deri altı yağ ölçüm değerleri skinfold kaliper, çevre ölçüm değerlerinin alınmasında Gullick şeridi, çap ölçüm değerlerinin alınmasında ise antropometrik set kullanılmıştır. Yaptığımız çalışmada, egzersiz öncesi ve egzersiz sonrası alınan ölçüm değerlerinde, çevre ölçüm değerleri ve çap ölçüm değerleri arasında istatiksel olarak anlamlı azalmalar gözlendi. Deri kıvrım kalınlığı ölçümlerinde ise göğüs, subscapula, baldir, karin, suprailiac ve bacak deri kıvrım kalınlığı ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı azalmalar tespit edildi. Triceps ve Biceps deri kıvrım kalınlığı ölçüm değerlerinde ise istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı. Çalışmamızda egzersiz sonrası toplam kolestrol, trigliserid, LDL ve VLDL değerlerinde azalma, HDL değerinde ise artış meydana gelmiştir. Sonuç olarak; düzenli olarak devam ettirilen uzun süreli egzersizlerin obez çocuklarda, vücut ağırlığı ve kan lipid düzeylerini düşürdüğü, hastalıklardan korunma ve sağlıklı yaşam üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümü ve antrenörlük eğitimi bölümü öğrencilerinin atılganlık düzeylerinin karşılaştırılması
İnsanlar yaşam boyu iletişim kurarken çeşitli davranışlar sergilerler. Bu davranış tipleri; çekingen davranış, saldırgan davranış ve atılgan davranış olarak açıklanmıştır. Kişi pasif ve saldırgan davranıştan uzaklaştıkça olumlu davranış biçimi olan atılgan davranışa yaklaşmaktadır. Günümüz dünyasında hem yurt dışı hem de yurt içinde yapılan araştırmalar incelendiğinde atılganlık kavramı öne çıkmaktadır. Üniversite öğrencilerinin atılganlık düzeyleri her zaman önem arz etmektedir. Bu kapsamda planlanan çalışmada, Düzce ve Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinde Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü Öğrencileri ile Antrenörlük Eğitimi Bölümü Öğrencilerinin Atılganlık Düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında katılımcıların yaş, cinsiyet, spor yapma yılı, aylık geliri, okuduğu üniversite ve bölüm gibi özelliklerinin değerlendirilmesi amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile 30 soruluk Rathus tarafından geliştirilen Atılganlık Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 26 paket programı kullanılarak istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Rathlus Atılganlık Envanterine göre hazırlanan sorulara verilen cevaplar incelendiğinde; yaş, cinsiyet, spor yapma yılı, aylık geliri, okuduğu üniversite ve bölüm ile atılganlık arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Sonuç olarak, her iki bölümdeki öğrencilerinde benzer düzeyde (orta çekingen) atılganlık sergilediklerini göstermektedir
Okul yöneticilerinin okul sporlarına yönelik görüşlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi(Düzce ili örneği)
Bu çalışmada, okul idarecilerinin okul sporlarına bakış açılarını belirlemek ve bu alandaki rollerinin önemini vurgulamak amaçlanmıştır. Ayrıca, bu araştırmada, okul idarecilerinin bu görüşlerinin cinsiyet, yaş, kıdem yılı, spora dair ilgileri, görev yaptıkları yer ve okul kademesine göre nasıl değişebileceği belirlenmiştir. Veri toplama yöntemi olarak, amaçsal örnekleme yöntemi olarak da bilinen maksimum çeşitlilik örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada, tarama araştırması deseni kullanılarak nicel araştırma yöntemleri uygulanmıştır. Okul idarecilerinin okul sporlarına ilişkin görüşlerini toplamak için anlık tarama çalışması yapılmıştır. Araştırma grubumuzu Düzce'de görev yapan 407 okul yöneticisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplamak için okul yöneticilerinin okul sporlarının gelişimi, faydası ve değerlendirilmesine yönelik algılarını ölçen "Okul Sporları Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi SPSS programı aracılığıyla oluşturulmuştur. Çalışmada kullanılan sonuçların ilk olarak çarpıklık ve basıklık değerlerine bakılmıştır. Bu çalışma, okul sporlarının, okul idarecileri açısından taşıdığı önemi vurgulamaktadır. Okul idarecilerinin okul sporlarına yönelik olumlu bakış açıları, ilerleyen dönemlerde ortaöğretim kurumlarında ve Türkiye'de sporun gelişimine katkı sağlayacağı düşünüldüğünden okul sporlarına olan katılımın artacağı, katılımcıların kendi performanslarını değerlendirme fırsatı bulacağından eksik ve yanlış yönlerinin düzeltilerek performanslarının artmasına ve bunun sonucunda ülkemizde başarılı sporcuların yetiştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Anahtar Sözcükler: Okul Sporları, Okul Yöneticileri, Spor.
Süphan Dağı tırmanışında irtifanın kaygı düzeyi üzerine etkisi
Bu araştırma, dağcılık ve doğa sporlarını düzenli olarak yapan dağcılarda, yüksek irtifanın kaygı düzeyi üzerine nasıl bir etki oluşturduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmamız Dağcılık Federasyonu 2003 yılı faaliyet programında yer alan Süphan Dağı tırmanışı sırasında yapılmıştır. Araştırmaya Dağcılık Federasyonu'nun Süphan Dağı tırmanışına başvurusu kabul edilen lisanslı dağcılar ile aynı tarihte rastgele Süphan Dağına tırmanışa gelen değişik kulüplerden toplam 35 kişi katılmıştır. Araştırma sırasında 35 dağcıya durumluluk ve sürekli kaygı testleri uygulanmıştır. Bu testler tırmanış başlangıcı, l.kamp, zirve ve tırmanış sonu olmak üzere 4 aşamada ve kamplar kurulduktan sonra dinlenmeye geçildiğinde uygulanmıştır. Dağcıların tırmanış sırasındaki kaygı puanlan arasındaki farkları belirlemek amacıyla Paired Samples T-Test uygulandı. Tırmanış başlangıcı durumluluk kaygı düzeyi 36,65 ± 5,50, 1. kamptaki durumluluk kaygı düzeyi 45,82 ± 4,36, zirvedeki durumluluk kaygı düzeyi 38,00 ± 3,27, tırmanış sonu durumluluk kaygı düzeyi 36,77 ± 2,72 olarak bulunmuştur. Durumluluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (P<0,001). ITırmanış başlangıcı sürekli kaygı düzeyi 33,08 ± 7,26, 1. kamptaki sürekli kaygı düzeyi 30,65 ± 5,07, zirvedeki sürekli kaygı düzeyi 32,48 ± 7,03, tırmanış sonu sürekli kaygı düzeyi 32,60 ± 4,35 olarak bulunmuştur. Sürekli kaygı düzeyleri arasındaki ilişkilerde istatistiksel olarak anlamlı hiçbir fark bulunmamıştır (P>0,05). Sürekli kaygı düzeyleri ve durumluluk kaygı düzeyleri karşılaştırıldığında sürekli kaygının, tırmanış başlangıcında ve tırmanış sonundaki durumluluk kaygı ile ilişkili olduğu bulunmuştur (P<0,001) (r = 0,562) (r = 0,376). Durumluluk ve sürekli kaygı düzeyleri ile yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (P>0,05). Sonuç olarak, dağcılarda irtifa tırmanış sırasında durumluluk kaygı düzeyini etkilemektedir. 1. kampta durumluluk kaygı en yüksek değer olarak bulunmuştur. Zirve başarısı, hedefe ulaşmış olmak, grup başarısı daha sonra durumluluk kaygı düzeyinin azalmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Dağcılık, kaygı, irtifa, tırmanış II
Basketbolcularda dirsek bölgesindeki değişikliklerin incelenmesi
ÖZETYüksek Lisans TeziBASKETBOLCULARDA DİRSEK BÖLGESİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLERİNİNCELENMESİNizamettin DİNÇERGaziantep Üniversitesi-Sağlık Bilimleri EnstitüsüBeden Eğitimi ve Spor Anabilim DalıDanışman: Doç.Dr.Ayfer MAVİHaziran 2005-50 SayfaÇalışmanın amacı smaç, şut ve top sürme esnasındaki zorlanmaların humerus'unepicondylus medialis ve lateralis hacminde değişikliğe yol açıp açmadığını belirlemektir.Çalışmamızda, basketbol oyuncularında ve herhangi bir spor aktivitesindebulunmayan kontrol grubunda epicondylus medialis ve epicondylus lateralis hacimlerininhumerus distal uç hacmine oranlarını araştırdık.Basketbol oyuncuları grubu haftada ortalama 4 saat antrenman yapan ve yaşortalaması 21,33±2,5 olan 15 erkek basketbol oyuncusundan oluşturuldu. Kontrolgrubunda ise yaş ortalaması 23,73±3,5 olan ve herhangi bir spor aktivitesinde bulunmayan15 erkek vardı. Çalışmamızda Gaziantep Üniversitesi Basketbol Takımı araştırmagrubunda, üniversitemizde öğrenim gören ve aktif spor yapmayan kişiler ise kontrolgrubunda gönüllü olarak yer almıştır.Her iki grubun da antropometrik özellikleri belirlendi. Ayrıca her iki dirseğinanteroposterior yönde direkt radyografileri çekildi. Epicondylus medialis ve epicondyluslateralis hacimlerinin humerus distal ucu hacmine oranı Cavalieri prensibi ile belirlendi.İstatistiksel değerlendirmeler Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon W testi SSPSprogramı kullanılarak yapıldı.Çalışmamızda, basketbol oyuncularında epicondylus medialis hacminin arttığınısaptadık. Ama istatistiksel olarak anlamlı değildi. Gruplar arasında boy, ağırlık, kol ve önkol çevre ölçümleri yönünden anlamlı bir farklılık gözlendi. Sporcu grup kontrolgrubundan daha uzun boylu, üst ve alt ekstremiteleri daha uzun ve kol ile önkolları dahakalındı.!
Yıldızlar serbest güreş Türkiye şampiyonasına katılan sporcuların kuvvet ve vücut kompozisyonlarının performansa etkileri
ÖZETYüksek Lisans TeziYILDIZLAR SERBEST GÜRE TÜRK YE AMP YONASINA KATILANSPORCULARIN KUVVET VE VÜCUT KOMPOZ SYONLARININ PERFORMANSAETK LERMutlu UZUNGaziantep Üniversitesi-Sa k Bilimleri EnstitüsüBeden E itimi ve Spor Anabilim DalDan man: Prof.Dr. Cahit BA CIustos-2005, 44 SayfaBu çal mada güre çilerde kuvvet ve vücut kompozisyonunun ba ar ile ili kisiara lm r.Çal mam zda 2004 y Y ld zlar Serbest Güre Türkiye ampiyonas nakat lan güre çilerin müsabaka öncesi ölçümleri yap larak Türkiye Güre Federasyonutaraf ndan bildirilen klasman listesine giren ve giremeyen güre çilere ait boy, kilo,güre ya (GY), sa ve sol el pençe kuvveti, s rt ve bacak kuvveti, vücut kütleindeksi (VK ), bazal metabolizma h (BMH), kas direnci (IMP), ya , ya oran ,ya z kütle a rl , olmak üzere 13 parametre test edilerek de erlendirildi.42, 46, 50, 54, 58, 63, 69, 76, 85, ve 100 kg. olarak 10 s klettede erlendirdi imiz çal mam zda sadece 42 kg.l k s klette ya , ya orande erlerinde, 46 kg.l k s klette ya , ya oran , ya z kütle a rl , de erlerinde, 63kg.l k s klette bacak kuvveti de erinde, 76 kg.l k s klette s rt kuvveti de erinde, 85kg.l k s klette ya de erinde Student t-Testine göre istatistiki olarak p<0,05 düzeyindeanlaml k belirlenmi tir. Fakat çal mam zda s kletlerde klasman listesine giren vegiremeyen gruplarda homojen bir da m olmamas ndan dolay Mann-Whitney Utesti uygulanm r. Bu testin sonuçlar na göre ise ölçülen 13 parametrenin hiç birinderakamsal olarak farkl k olmas na ra men istatistiksel olarak bir farkl kbulunamam r.Güre le ilgili yap lan bir çok ara rmada ayn düzeyde yar an güre çileringenel olarak ayn fiziksel uygunluk ve vücut kompozisyonuna sahip oldu ubildirilmektedir. Ayn düzeyde yer alan güre çilerin teknik, taktik, genetik ve psikolojikfaktörlerin etkisine yönelik çal malara ihtiyaç duyulmaktad r.Anahtar Kelimeler: Kuvvet, Vücut Kompozisyonu, Ba ar
Düzenli olarak basketbol oynayan 8-12 yaş çocukların solunum fonksiyon testlerinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, düzenli olarak basketbol egzersizleri yapan 8-12 yaş grubu çocuklar veaynı yaş grubu spor yapmayan çocukların solunum fonksiyonlarının karşılaştırılmasıamaçlanmıştır.Çalışmamızda 30 basketbol sporuyla uğraşan ve 30 spor yapmayan 8-12 yaş erkekçocuğa solunum fonksiyon testleri uygulanmıştır.Çalışmaya katılan basketbol oynayan çocukların, yaşları 10,77±0,20 yıl, boyları149,43 ±1,48 cm ve vücut ağırlıkları 39,20±1,35 kg iken, spor yapmayan çocukların, yaşları10,10±0,20 yıl, boyları 136,27±1,02 cm ve vücut ağırlıkları 36,30±0,52 kg olarak belirlendi.Basketbol oynayan çocukların solunum fonksiyon test sonuçları FVC:2,48±0,49,FEV1:2,37±0,41, FEV%:36,53±4,41, PEF:4,55±0,99, FEF50:3,28±0,71, FEF75:1,98±0,43,FEF25-75:3,21±0,64, FEF25:4,23±0,86, VC:2,45±0,54, MVV: 87,26±26,26 ve Sedanterçocukların solunum fonksiyon test sonuçları FVC:1,71±0,24, FEV1:1,68±0,23,FEV%:98,41±1,96, PEF: 3,50±0,85, FEF50: 2,54±0,61, FEF75: 1,57±0,43, FEF25-75:2,51±0,60, FEF25: 3,21±0,89, VC: 1,70±0,20, MVV: 66,40±13,19 olarak ölçüldü.Bu çalışmada 8-12 yaş basketbolcu çocukların zorlu vital kapasite (FVC), zorluekspirasyon hacminin yüzde değeri (FEV%), vital kapasite (VC) ve maksimum istemliventilasyon (MVV) değeri sedanterlere göre p<0,05 anlamlı derecede yüksek bulundu. Eldeedilen veriler student t testinde bakılarak p<0,05 istatistiksel anlamlılık seviyesine göredeğerlendirildi.Sonuç olarak çalışma ile basketbol sporunun bazı solunum fonksiyonlarını önemliölçüde artırdığı görüldü. Bu durum yapılan antrenmanların etkisiyle solunum kaslarınıngelişimi ve kuvvetlenmesine bağlanabilir.Anahtar kelime:Basketbol, Solunum Fonksiyon Testleri, Çocuklar.
Futbol hakemlerinin duygusal zekâ ve iletişim beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma Türkiye'de görev yapan klasman ve amatör futbol hakemlerinin duygusal zekâ düzeyleri, iletişim beceri düzeyleri, demografik değişkenler ile ilişkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2010?2011 futbol sezonunda Türkcell Süper Lig, Bank Asya 1.Lig (Lig A), 2.Lig B, 3.Lig ve amatör futbol maçlarında görev yapan hakemler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini rastgele (random) yöntem ile seçilen 2010?2011 futbol sezonunda aktif olarak görev yapan hakemler oluşturmaktadır. Araştırmada Korkut (60), tarafından geliştirilen ve geçerlik ve güvenirliği yapılmış ?İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği? (İBDÖ) kullanılmıştır. Bar-On EQ-i Duygusal Zekâ Ölçeği, Dr. Reuven Bar-On tarafından 1997 yılında geliştirilmiş ve orijinali 88 maddelik bir ölçektir. Duygusal Zekâ ölçeğinin güvenilirliği % 93 olarak bulunmuştur. İletişim Becerisi Ölçme Değerlendirme ölçeğinin güvenilirliği % 89 olarak bulunmuştur. Toplanan veriler istatistiksel paket programı (SPSS.15,0) aracılığıyla analiz edilip sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen verilerin frekans, yüzde analizi, ikili gruplarda t-testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında ise One way anova (Post Hock Tukey) testi kullanılacaktır. İlişki incelenen durumlarda ise K,korelasyon (r istatistiği) testleri yapılacaktır. Stres yönetimi ve kişilerarası ilişkiler hakemlerin klasman durumlarına göre p<0,05 düzeyinde farklılık göstermektedir. Hakemlerin duygusal zekâ düzeyleri alt boyutlarından şartlara ve çevreye uyum düzeylerinin hakemlerin eğitim durumu değişkenine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir (p<0,05). Kişisel farkındalık, kişilerarası ilişkiler, şartlara ve çevreye uyum, genel ruh hali alt boyut düzeyi aylık kazanç değişkenine göre anlamlı fark göstermiştir(p<005).Çalışmaya katılan hakemlerin iletişim beceri düzeylerinin hakemlerin bulundukları klasman durumuna göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur(p<0.05). Çalışmaya katılan hakemlerin iletişim becerisi düzeyleri ile duygusal alt boyutu stres yönetimi düzeyleri arasında% 11 düzeyinde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmaktadır(p<0,05). Hakemlerin iletişim becerisi düzeyleri arttıkça stres yönetimi düzeyleri artmaktadır.Anahtar sözcükler: Futbol Hakemliği, Duygusal Zekâ, İletişim Becerisi
Puberte (Adolesan) çağı çocuklarda beslenme alışkanlığı ile fiziksel aktivite ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma; Adolesan dönem çocukların beslenme alışkanlıkları ile fiziksel aktivite ilişkisinin cinsiyetlere göre incelenmesi ve farklılıkların ortaya konulması amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmaya, 2010-2011 öğretim yılında Gaziantep Şahinbey ilçesi Durdu Yetkinşekerci İ.Ö. O. 8. sınıfları ile Mimar Sinan Lisesinin 9. sınıflarında okuyan, yaş ortalaması 14.93±0.06 yıl, boy ortalaması 163.11±0.58 cm, vücut ağırlığı ortalaması 53.30±0.74 kg ve BKİ ortalaması 19.93±0.22 olan 13-17 arasındaki 85 kız ve 115 erkek, toplam 200 çocuk dahil edilmiştir. Beslenme alışkanlıkları tespiti için uzman görüşüne dayalı olarak hazırlanan 18 soruluk anket uygulanmıştır. Fiziksel aktivite özelliklerini belirlemek için Godin Leisure-Time Exercise Questionnair anketi uygulanmıştır. Fiziksel aktivitelerle beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkilerin araştırılmasında Çok Boyutlu Ölçeklendirme Analizi tekniğinden, fiziksel aktiviteler bakımından cinsiyetlerin karşılaştırılmasında ise t-testi ve Ki-Kare analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin aritmetik ortalama ve standart hata değerleri hesaplanmıştır (P=0.001). Beslenme alışkanlıkları bakımından öğrencilerin kahvaltı yapma değerleri yüksek bulunmuştur. En çok atlanan öğünün öğlen öğünü olduğu görülmüş, neden olarak da isteksizlik ve zaman bulamamadan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Çocuklara verilen harçlıkların az olduğu, en az tüketilen içeceğin süt olduğu, beslenme ve kantin alışverişlerinin ise çok çeşitlilik gösterdiği, okullarda beslenme bilgilerinin yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Yüksek ve orta yoğunluktaki alıştırmalar bakımından cinsiyetler arasında istatistiksel olarak erkekler lehine farklılık görülmüştür. Düşük yoğunluktaki alıştırmalar bakımından ise erkek ve kızlar arasında istatistiksel olarak önemli olan bir farklılık bulunmamıştır. Haftanın 7 günü göz önünde bulundurularak yapılan sporların cinsiyetlere göre, erkeklerin lehine önemli farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir (P=0.001). Sonuç olarak; temel eğitimde istenilen kaliteye ulaşmada yeterli ve dengeli beslenmenin yanında fiziksel aktiviteye gereken önemin verilmesi fiziksel uygunluk özelliklerini anlamlı düzeyde geliştirebilecektir.Anahtar Kelimeler: Adolesan Dönem, Beslenme, Fiziksel Aktivite.
Çim hokeyi oyuncularında aerobik antrenman programının bazı dolaşım ve solunum parametrelerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, 8 haftalık aerobik antrenman programının hokey oyuncularının dolaşım ve solunum parametrelerine etkisini araştırmaktır. Çalışmaya, 12-14 yaş arasındaki sağlıklı ve düzenli antrenman yapan 11 erkek hokey oyuncusu ile sağlıklı 11 sedanter erkek birey gönüllü olarak katıldı. Her iki gruba 8 hafta ve haftada 3 gün aerobik antrenman programı uygulandı. Hokey grubu aerobik egzersizin yanı sıra haftada 3 gün hokey antrenmanlarına devam etti. Deneklere, dolaşım parametreleri olarak, istirahat kalp atım sayısı (İKAS), sistolik kan basıncı (SKB), diastolik kan basıncı (DKB) ölçümleri; solunum parametreleri olarak vital kapasite (VC), inspiratuar kapasite (IC), ekspiratuar rezerv volüm (ERV), tidal volüm (TV), zorlu vital kapasite (FVC), zorlu ekpirasyon volümü (FEV1), zorlu ekspirasyon oranı (FEV1%) ve maksimum istemli solunum (MVV) ölçümleri yapıldı. Elde edilen veriler SPSS for Windows 16.0 paket programında analiz edildi. Grupların kendi içindeki analizinde Paired Samples T testi, gruplar arasındaki analizde Independent Samples T testi kullanıldı. Hokey grubunda dolaşım parametrelerinde İKAS, SKB ve DKB değerlerinde p<0.05 düzeyinde; sedanter grupta dolaşım parametrelerinde İKAS, SKB ve DKB değerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu. Hokey grubunda solunum parametrelerinde VC, IC, ERV, TV, FVC, FEV1, FEV1% ve MVV değerlerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık; sedanter grupta solunum parametrelerinde VC, IC, ERV, TV, FVC, FEV1 ve MVV değerlerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu, FEV1% değerinde anlamlılık bulunmadı. Gruplar arasındaki dolaşım parametrelerinde İKAS değerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu, SKB ve DKB değerlerinde anlamlılık bulunmadı; solunum parametrelerinde; VC, IC, ERV, TV, FVC, FEV1, FEV1% ve MVVdeğerlerinde p<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu. Sonuç olarak; aerobik antrenmanın her iki grup için dolaşım ve solunum parametrelerine olumlu etkilerinin olduğu söylenebilir.
İlköğretim öğrencilerinin yaz spor okullarında yüzme sporuna yönelme nedenleri ve beklentileri (Gaziantep ili örneği)
İnsanlar hayatlarını toplumsal ilişkiler çerçevesinde sürdüren canlılardır. Kişiler zamanla toplumu terk edip toplum dışı kalsalar bile toplum yine de kendini devam ettirir ve sahip olduğu özellikleri sosyalleşme aracılığıyla yeni kişilere aktarır. Sosyalleşme ailede başlar okul ve arkadaş çevresiyle devam edip hayatın her aşamasında varlığını sürdürür. Buradan hareketle sosyalleşmelerinde etken olduğunu düşündüğümüz yaz spor okullarına katılan ilköğretim öğrencilerinin yüzme branşına yönelme, uğraşma ve beklentilerini belirlemek amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çalışma, 2011 yılı yaz sezonunda Gaziantep ilinde yaz spor okullarına iştirak eden 160 (106 erkek, 54 kız) ilköğretim öğrencisi üzerinde yapılmıştır. Araştırmada ?Anket Survey? tekniği kullanılmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşabilmek için konu ile ilgili literatür taraması yapılarak, benzer araştırma örneklerinde yararlanılarak anket formu oluşturulmuştur. Anketin güvenilirlik hesaplaması yapılmış ve güvenilirlik katsayısı ?= 0.851 bulunmuştur. Anketten elde edilen veriler öncelikle bilgisayar ortamına aktarılmış, daha sonra da SPSS 16,0 paket programından yararlanılarak hesaplamalar yapılmıştır. Verilerin analizinde yüzde frekans testi yapılmıştır. Sonuçta; öğrencileri yüzme branşına yönlendiren unsurların başında anne ve babanın etkisi birinci sırada yer alırken, yüzmeyi öğrenmedeki etkisi 2.sırada yer alarak ortalamalar çok yüksek çıkmıştır. Diğer etkenleri orta ve düşük düzeyde çıktığı tespit edilmiştir. Uğraşma nedenlerine ilişkin görüşlerine baktığımızda birinci sırada yüzme branşını sevmek etkeninin çıktığını, beklentilerine ilişkin görüşlerinde ise sağlıklı olmak ve sağlığını korumak maddesinin çok yüksek değerle birinci sırada yer aldığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Ferdi ve takım sporlarıyla uğraşan bireylerin strese karşı koyabilme düzeylerinin karşılaştırması
Bu çalışma, sporcu performansında etkileri olduğu düşünülen stres düzeylerinin ferdi ve takım sporcularında farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca çalışmada branş kategorisine göre yaş ve cinsiyet değişkenleri açısındanda farklılıklara bakılmıştır. Araştırmada belirlenen amaçlara ulaşabilmek için konu ile ilgili literatür taraması yapılmış, sporcuların ayırt edici özelliklerini belirlemek için bilgi toplama formu ve stresle başa çıkma düzeylerini tespit etmek amacıyla da ?Stresle Başa çıkma Stratejileri Ölçeği? kullanılmıştır. Çalışmanın materyalini, 2010-2011 sezonu içerisinde, Gaziantep ilindeki spor kulüplerinde bireysel ve takım sporlarında faaliyet gösteren toplam 360 sporcu oluşturmuştur. Verilerin analizinde SPSS 16.0 programı kullanılmış, İndependent t-testi ve One-Way Anova testi yapılmıştır. Değerlerin yorumlanması 0.05 anlamlılık seviyesine göre yapılmıştır. Çalışma sonucunda; takım sporlarıyla uğraşan bireylerin iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama yaklaşımında ferdi sporculara oranla daha yüksek puanlar elde ettikleri, ferdi sporlarla uğraşan bireylerin kendine güvensiz yaklaşım ve boyun eğici/çaresiz yaklaşım alt boyutunda takım sporcularından daha yüksek puanlar elde ettikleri tespit edilmiştir. Çalışma grubundaki tüm sporcuların kendine güvenli yaklaşım alt boyutunda yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Cinsiyet değişkeni açısından, erkeklerin kadınlara göre olaylara yaklaşım ve iyimser bakma, sorunları daha sakin ve gerçekçi bir biçimde değerlendirme eğilimi gösterdikleri, problemin önemi ve çözüm seçeneklerini değerlendirme, aktif ve mantıklı çaba gösterdikleri, strese karşı koyabilme stratejileri ve yaş değişkeni arasında bir ilişki görülmediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar sözcükler: Stres, Takım sporu, Ferdi spor.
Hentbolcularda dirsek bölgesindeki morfolojik değişikliklerin incelenmesi
Yaz spor okulları futbol programına katılan çocukların vücut kompozisyonu ve biyomotorik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışma; Gaziantep ilinde 8?13 yaş grubu yaz futbol okullarına katılan erkek futbolcular üzerinde uygulandı. Çalışmanın amacı, haftada 3 gün olmak üzere toplam 8 hafta süren futbol programına katılan deneklerin vücut kompozisyonu ve biyomotorik özelliklerinin incelenmesidir. Denek grubuna uygulanan çalışmada, 125 futbolcudan tesadüfi yöntemle ve gönüllü olarak 50 kişi seçildi. Denek grubunun ilk ölçümü 8 hafta süre ile yapılan futbol antrenmanlarından bir hafta önce, son ölçümü ise 8 haftalık antrenman programı bittikten bir hafta sonra yapıldı. Elde edilen veriler SPSS for Windows 16.0 paket programında analiz edildi. Denek grubunun antrenman öncesi ve sonrası yapılan fiziksel ve fizyolojik parametrelerin ölçümlerine göre denek grubu futbolcularının boy, vücut ağırlığı, VKİ, vücut yağ oranı, el uzunluğu, toplam kol uzunluğu, baş çevresi, omuz çevresi, bel çevresi, kalça çevresi, biceps çevresi, ön kol çevresi, calf çevresi, omuz genişliği, dirsek genişliği, kalça genişliği, diz genişliği, esneklik ölçümleri, pençe kuvveti (sağ ve sol el) ölçümleri, durarak uzun atlama ölçümleri, 1 dakika mekik testi ölçümleri, istirahat nabzı, VO2Max ve anaerobik güç değerlerinde P<0.05 düzeyinde anlamlılık bulundu. 30 metre sürat testi değerlerinde P<0.05 düzeyinde anlamlılık bulunamadı. Sonuç olarak; 8 hafta süre ile yaz futbol okuluna katılan deneklerin fiziksel, antropometrik ve fizyolojik değerlerinde gelişim gözlenmiştir
Uyarlanmış rekreasyonel fiziksel aktivitenin otizmli bireylerin yaşam kalitesine üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı; uyarlanmış rekreasyonel fiziksel aktivitenin otizmli bireylerin yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemektir. Araştırmaya 17 kadın (28,8 %) ve 42 ( %71,2) erkek olmak üzere toplam 59 otizmli birey katılmıştır. Araştırma kapsamında uygulanan ölçek ise, 31 (% 52,5) anne ve 28 (% 47,5) baba tarafından doldurulmuştur.Araştırmada, 2-18 yaşları arasındaki çocuk ve ergenlerin yaşam kalitelerini ölçmek için geliştirilen ?Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği?nin (ÇİYKÖ) ebeveyn formu kullanılmıştır. ÇİYKÖ; (a) fiziksel, (b) duygusal, (c) sosyal ve (d) okul ile ilgili işlevselliğin sorgulandığı dört alt bölümden oluşmaktadır. Fiziksel işlevsellik bölümünde 8, duygusal işlevsellik bölümünde 5, sosyal işlevsellik bölümünde 5 ve okul ile ilgili sorunlar bölümünde 5 olmak üzere toplam 23 maddeden oluşmaktadır. Ölçek genelinde beş seçenekli likert tipi yanıt skalası kullanılmıştır (0=hiçbir zaman, 1= nadiren, 2= bazen, 3= sıklıkla, 4= her zaman).Ölçeğin Türkçe geçerlilik ve güvenirlilik çalışması Çakın Memik ve arkadaşları (2007) tarafından yapılmıştır. Bu araştırma içinde ölçeğin güvenirlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla içsel tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Bu araştırma için ölçeğin iç tutarlık (Cronbach alfa katsayısı) (a) fiziksel (.76), (b) duygusal (.77), (c) sosyal (.70) ve (d) okul (.71) ve toplam ölçek için (.80) olarak saptanmıştır.Araştırmada kullanılan ölçeğin 4 alt boyut ve toplam puanında katılımcıların ön-test ve son-test puanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark oluşma durumunu test etmek için ilişkili örneklemler için t-testi analizi sonuçlarına göre; katılımcıların ?Uyarlanmış Rekreasyonel Fiziksel Aktivite Programı? sonrasında ÇİYKÖ' nin ?fiziksel işlevsellik? ve ?duygusal işlevsellik? alt boyutlarında anlamlı bir azalma olduğu bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların cinsiyetlerine, yaşlarına ve eğitim türlerine göre ilişkili örneklemler (tekrarlı ölçümler) için tek faktörlü ANOVA analizi sonuçlarına göre, tüm alt boyutlarda istatiksel olarak anlamlı bir farkın bulunmamasına karşın, ön test ve son-test puanlarında bir azalma olduğu tespit edilmiştir.Sonuç olarak; uyarlanmış rekreasyonel fiziksel aktivite programının otizmli bireylerin yaşam kalitesi üzerine olumlu bir etkisi olduğu söylenebilir.
Spor eğitimi veren liselerdeki öğrencilerin kişilik yapılarının incelenmesi ve diğer liselerdeki öğrenciler ile karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı spor liselerinde öğrenim gören öğrencilerin kişilik yapılarını inceleyerek ortaya çıkarmak ve diğer liselerdeki öğrenciler ile karşılaştırma yapmaktır. araştırma sonunda spor lisesinde öğrenim gören milli sporcuların milli olmayan sporculara göre dışadönük alt boyut puan ortalamaları anlamlı derecede yüksek çıkmıştır.Yine spor lisesindeki öğrencilerin spor branşı değişkenine göre tüm alt boyutlarla ayrı ayrı karşılaştırıldığında bireysel spor tapanların takım voleybol ve futbol ile uğraşanlara göre psikotisizm alt boyut puan ortalamalarının anlamlı derecede yüksek çıktığı görülmüştür. Spor lisesindeki öğrenciler spor yaşı değişkenine göre karşılaştırıldığında ise 7 yıl ve üzeri spor yapan öğrencilerin, 1-3 ve 4-6 yıl aralığında spor yapan öğrencilere göre yalan alt boyut puan ortalamalarının anlamlı derecede düşük olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca tüm alt boyutlar lise değişkenine göre karşılaştırıldığında spor lisesindeki öğrencilerin diğer lisedeki öğrencilere göre psikotisizm alt boyutu puan ortalamalarının anlamlılık derecesine yakın olduğu görülmüştür. Son olarak spor lisesi ve diğer lisedeki öğrenciler cinsiyet değişkenine göre karşılaştırıldığında, erkek öğrencilerde liselere göre anlamlı bir farklılık bulunamazken, spor lisesinde öğrenim gören kız öğrencilerin psikotisizm alt boyut puan ortalamalarının diğer lisedeki kız öğrencilere göre anlamlı derecede düşük çıktığı bulunmuştur.
Beden eğitimi ve spor yüksek okullarında küreselleşmenin, beklenen ve gözlenen etkileri
Son yılların en tartışılan konularından biri, küreselleşme mi yoksa ulusallaşma (bölgeselleşme) mı sorusudur. Diğer bir deyişle politika ve güçlü sermaye himayesindeki modernleşen teknolojinin, din ve milli kimlik, gelenek, kültür ve dil üzerinde oluşturduğu farklılıkların korunmasındaki karşı koyuşu! Küreselleşmenin etkilediği önemli alanlardan birisi de eğitim ve eğitim kurumlarıdır. Bu araştırma küreselleşmenin Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları (BESYO) üzerinde yönetim boyutundaki beklenen ve gözlenen etkilerini, öğretim elemanlarının görüşlerine dayanarak açıklamayı amaçlamaktadır. Bu amaçla araştırmada iki alt sorun belirlenmiştir: BESYO'nda görev yapan öğretim elemanlarının, küreselleşmenin BESYO üzerindeki yönetim, finansman, teknoloji, araştırma, öğrenme/öğretme süreci boyutlarında (beş boyutta) ?gözlenen? ve ?beklenen? etkilerine ilişkin görüşleri nelerdir? Gözlenen ve beklenen etkilerine ilişkin görüşleri arasında fark var mıdır? Araştırma, varolan durumu betimleyen tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini üniversitelerin BESYO'nda bulunan Profesör, Doçent, Yardımcı Doçent ve Araştırma Görevlileri oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Şentürk (2007)102 tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Araştırma aracının geçerlilik güvenirlik çalışmaları yapılmış, faktör analizi ile madde faktör yükleri hesaplanmıştır. Cronbach alfa güvenirlik katsayısı ise 0.05 anlamlılık düzeyinde 0.98 olarak bulunmuştur102.Araştırma sonuçlarına göre, BESYO'nda görevli öğretim elemanları, beş boyuttaki etkileri, küreselleşmenin beklenen etkileri olarak değerlendirmektedir. Küreselleşmenin sözü edilen boyutlardaki beklenen etkileri, BESYO'nda tam olarak gözlenmemektedir.Anahtar Sözcükler: Küreselleşme, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları, Yönetim, Teknoloji, Finansman, Araştırma, Öğretme/Öğrenme Süreci.
Futbolcuların fiziksel uygunluk düzeylerinin mevki ve yaş değişkenlerine göre incelenmesi
Çalışmaya A, A2 ve alt yapı takımlarında oynayan 14 - 20 yaş arasındaki 152 futbolcu katılmıştır. Futbolcuların yaş ortalamaları 17.48 ± 2.89 'dur. Sporcuların, boy, yaş, beden kitle indeksi, vücut yağ yüzdesi, esneklik, sürat, çeviklik, anaerobik güç, anaerobik kapasite, aerobik kapasite özellikleri mevkilerine göre kaleci, defans, orta saha ve forvet ve yaşlarına göre 16 yaş ve altı, 17 yaş ve üzeri olmak üzere gruplandırılarak analiz edilmiştir. Mevkiler arasındaki farklar tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) ile test edilmiş, anlamlı farklara ait grup içi ikili karşılaştırmalar Bonferroni testi ile yapılmıştır. Yaş grupları bağımsız örneklem t-testi(Independent Samples T-Test) ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiş, analizler SPSS 19 paket programında yapılmıştır. Kalecilerin boyu ve ağırlığı ileri uç, vücut yağ yüzdesi tüm mevkilerden yüksektir, 17 yaş ve üzeri grupta kalecilerin 30m sprint süresi diğer mevkilerden yavaştır. Orta saha oyuncularının maksimal dakika oksijen tüketimleri forvetlerden daha fazladır. Esneklik, çeviklik, anaerobik güç, anaerobik kapasite(tekrarlı sprint ve yorgunluk indeksi), toparlanma değerlerinde mevkiler arasında farklılık bulunamamıştır. Boy, ağırlık, BKİ, VYY, esneklik, anaerobik güç, sürat, çeviklik, aerobik kapasite, anaerobik kapasite değerlerinin hepsinde 17 yaş ve üzeri grup 16 yaş ve altı gruptan daha yüksek ve performans yönünden daha iyi değerler vermiştir. Yaş ile birlikte performans değerleri ve fiziksel bulguların tümünde artış söz konusudur. Tüm veriler bütün olarak düşünüldüğünde, mevkiler arasında çok belirleyici performans farklılıkları yoktur. Ortaya çıkan farklılıkların genelde kalecilerden kaynaklandığı, bu yüzden kalecilerin değerlendirilmesinin diğer mevkilerden ayrı yapılmasının faydalı olacağı düşünülebilir. Benzer antrenman geçmişlerinin ve futbolda mevkilere özgü belirli oyuncu yapısının bulunmayışı farksızlığın nedeni olarak düşünülmektedir.
Motivasyonel ve demografik faktörlerin rekreasyonel olanaklara dayalı yapılan destinasyon tercihleri üzerine etkisi
Motivasyonel ve Demografik Faktörlerin Rekreasyonel Olanaklara Dayalı Yapılan Destinasyon Tercihleri Üzerine EtkisiBu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin rekreasyonel olanaklara dayalı yaptıkları destinasyon tercihinde motivasyonel ve demografik faktörlerin etkisinin belirlenmesidir.Örneklem grubunu Ankara ilinde yer alan Bilkent Üniversitesi, Atılım Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversite'sinde öğrenim gören 435 kadın (%62.1) ve 265 erkek (%37.9) olmak üzere toplam 700 ( yaş = 20.85, SS= 1.61) öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada kullanılan veri toplama aracının birinci bölümünde öğrencilerin kişisel bilgilerine yönelik sorulara yer verilmiştir. İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde araştırmacı tarafından geliştirilen ve geçerlik güvenirliği yapılan, sırasıyla ?Destinasyon Tercihinde Rekreasyonel Aktiviteler Ölçeği? (DTRAÖ), ?İçsel Seyahat Motivasyonları Ölçeği? (İSMÖ) ve ?Dışsal Seyahat Motivasyonları Ölçeği? (DSMÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde ?Hiyerarşik Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi? ve ?Çok Değişkenli ANOVA? analizleri kullanılmıştır. İstatistiksel analizler, %95 güven aralığı ve ?= .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçları, destinasyon tercihi yaparken rekreasyonel aktivitelere önem verilmesinin içsel ve dışsal seyahat motivasyonları yoluyla açıklanabildiğini göstermektedir. Üniversite öğrencilerinin destinasyon tercihi yaparken rekreasyonel aktivitelere önem vermelerinde daha çok içsel seyahat motivasyonlarının etkili olduğu anlaşılmıştır. Manidarlık düzeyine göre sırasıyla ?hareket?, ?görgü-keşif?, ?ziyaret? ve ?uzaklaşma? motivasyonları yüksek olan öğrenciler destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem vermektedir. Dışsal seyahat motivasyonları, üniversite öğrencilerinin destinasyon tercihleri esnasında rekreasyonel aktivitelere önem vermelerinde ikincil önem arz etmektedir. Buna göre ?kültürel zenginlik?, ?doğal zenginlik? ve ?popülarite? motivasyonları manidar düzeyde önemlidir. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlara göre kadın öğrencilerin erkek öğrencilere oranla destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem verdiği, devlet üniversitesi öğrencilerinin vakıf üniversitesi öğrencilerine göre destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem verdiği, kendilerini orta refah düzeyinde olarak tanımlayan öğrencilerin iyi refah düzeyinde olarak tanımlayan öğrencilere göre destinasyon tercihinde rekreasyonel aktivitelere daha fazla önem verdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, Turizm, Motivasyon, Destinasyon Tercihi
7-14 yaş grubu ilköğretim öğrencilerin fiziksel uygunluklarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, 7-14 yaş grubu ilköğretim kız ve erkek Türk çocuklarının fiziksel uygunluk seviyelerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesidir. Çalışmaya 1955 kız ve 2044 erkek toplam 3999 gönüllü öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılanların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, büst uzunluğu, alt ekstremite uzunluğu, kol uzunluğu, istirahat nabzı, akciğer kapasite ve fonksiyonları ölçülerek, deneklere 20 m hız koşusu, dikey sıçrama, uzan eriş testi, 30 sn gövde mekik testi, 30 sn şınav testi ve 7-11 yaş grubuna 800 m, 12-14 yaş grubuna 1600 m yürü-koş testleri uygulanmıştır. Ayrıca dikey sıçrama test sonuçlarına göre anaerobik güçleri hesaplanmıştır.Deneklerden elde edilen veriler, öncelikle yaş grupları ve cinsiyetlere göre betimsel istatistikler ile çok düşük-çok iyi aralığında, yüzdelik (percentiles) değerleri hesaplanarak analiz edilmiştir. Ayrıca verilerin cinsiyet ve yaş gruplarını ayırdığını test etmek ve aynı yaş grubu farklı cinsiyet özelliklerini karşılaştırmak için iki yönlü varyans analizi (two-way ANOVA), aynı cinsiyette yaş grupları arasındaki farklılıkları ortaya koymak için tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) uygulanmıştır. Fiziksel özellikleri ve solunum parametrelerinin, performans testleriyle ilişkileri Pearson korelasyon yöntemiyle test edilmiştir. İstatistiksel işlemlerin yorumlanmasında anlamlılık düzeyi 0.05 kabul edilmiştir.Sonuç olarak, kız çocuklarında hızlı artışlar boy uzunluğunda 9. ve 12., V.K.İ'de 10-12. ve 14., 20m süratte 9 ve10., sıçramada 11. ve 13., esneklikte 10. ve 12., mekikte 9. ve 12. yaşlarda görülmüştür. Erkek çocuklarda ise boy uzunluğunda 9-10. ve 12-14., V.K.İ'de 10. ve 12., 20m süratte 11 ve 14., sıçramada 10-14., mekikte 9. ve 11., şınavda 10. ve 13. yaşlarda hızlı artış görülürken, esneklikte 9. ve 13. yaşlarda düşme tespit edilmiştir. Çalışmada cinsiyet ayrıştırmasına bağlı olarak yapılan analizlerde erkek ve kız öğrencilerin yaş faktörüne bağlı olarak vücut ağırlığı, 800-1600 m yürü-koş, 20 m sürat, dikey sıçrama, 30 sn mekik, anaerobik güç değerleri arasında erkekler lehine anlamlı farklılıklar olduğu görülmektedir(p<0,001).Fiziksel özellikleri ve solunum parametrelerinin, performans testleriyle ilişkilerine yönelik korelasyon analizi sonuçlarına göre ise kız öğrencilerde yaş gelişimine bağlı olarak, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, büst, kol uzunluğu, V.C. ve F.V.C. değerlerindeki artışların; sürat ve sıçrama performanslarını etkilediği gözlemlenmektedir (p<0.001). Erkeklerde ise yaş ilerlemesiyle birlikte, boy uzunluğu, büst, alt ekstremite, kol uzunluğu, V.C. ve F.V.C. değerlerindeki artışlar; sürat, sıçrama ve kassal dayanıklılık performanslarını etkilediği tespit edilmiştir (p<0.001).Araştırmanın tüm sonuçları değerlendirildiğinde, kızların performanslarında erkeklere göre daha erken yaşlarda hızlı artışlar görülmektedir. Erkeklerin ise dayanıklılık, sürat, dikey sıçrama, mekik ve anaerobik güç değerlerinin kızlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Fiziksel gelişime bağlı olarak; hem kızlarda hem de erkeklerde sürat ve sıçrama, ayrıca erkeklerde kassal dayanıklılıkta da artış gözlemlenmiştir.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Öğrencisi, Fiziksel Uygunluk
Yaz spor okullarının 10 – 12 yaş grubu çocukların fiziksel gelişimleri üzerine etkileri ve beslenme bilgi düzeyleri
Bu çalışma yaz spor okullarının 10-12 yaş grubu çocukların fiziksel gelişimleri üzerine etkileri ve beslenme bilgi düzeylerinin araştırılması ve incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada, 2013 yaz döneminde Şehitkâmil Belediye Spor Kulübü Gaziantep Atatürk Spor ve Kültür Merkezi yaz spor okullarına devam eden yaş ortalaması 11,12 yıl, boy ortalaması 145,25 cm, vücut ağırlığı ortalaması 44.57 kg, beden kitle endeksi 21 olan 10-12 yaş grubu 200 gönüllü çocuk dâhil edilmiştir. Fiziksel uygunluk ve antropometrik ölçümler; boy, vücut ağırlığı, dikey sıçrama, anaerobik güç, pençe kuvveti, sırt ve bacak kuvveti, çevre, 30 metre sürat testleri uygulanmıştır. Araştırmada öğrencilerinin beslenme alışkanlığı ve öğrencilerin sosyo-ekonomik durumlarının beslenme alışkanlıklarına etkisinin tespiti anketi uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi istatistik paket programında yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistik olarak, aritmetik ortalama, standart sapma ile frekans ve % kullanılmıştır. Deneklerin ön test ve son test ölçümlerinin karşılaştırılması paired-samples t test ile yapılmıştır. Yapılan istatistiksel bulgulara göre; sırt kuvveti, bacak kuvveti, sağ ve sol el kavrama kuvveti değerlerinde p<0,01 düzeyinde dikey sıçrama değerinde ise p<0,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. "kahvaltı yapıyor musunuz" 1,76±0,80, "kahvaltıyı ne sıklıkla atlarsınız" 3,31±0,74, "ailenizden harçlık alıyor musunuz" 1,70±0,89, "beslenme için ne kadar harcıyorsun" 2,95±0,88 ve "okul yemeklerinden memnun musunuz" 2,94±1,06 olarak bulunmuştur. Ayrıca, %78,5 inin yiyecekleri yanında getirdikleri, en çok sevilen yiyeceğin %31 ile hepsini severim olduğu, %63,5 inin okul ders programlarındaki beslenme ile ilgili bilgileri yeterli bulduğu, %69,5inin 3 öğün yemek yediği, %71 inin akşam yemeklerini ara sıra atladığı, % 54,5 u okulda yemekhanenin var olduğunu belirttiği sonucu çıkmıştır. Gelişim ve büyüme döneminde bulunan çocukların beslenme bilgi düzeylerinin arttırılması ile birlikte fiziksel aktiviteler ile desteklendiği zaman yetişecek olan nesillerin sağlıklı düşünen ve hareket eden yetişkinler olması kaçınılmaz olabilmektedir. Sonuç olarak, düzenli yapılan spor eğitimi programlarının 10-12 yaş çocuklarında fiziksel parametreler üzerinde olumlu etkileri olduğu söylene bilinir. Bu etki düzeyini bireylerin efor kapasiteleri ile çalışmaların süresi sıklığı ve şiddeti belirli hale getirmiş olabilir. Bu yüzden doğru antrenman norm uygulamaları ile bilinçli beslenme bilgileri verilmesi bireylerin gelişimleri açısından önerilebilir. Anahtar sözcükler: yaz spor okulu, fiziksel uygunluk, beslenme, çocuklar, gelişim.
8 haftalık kuvvet antrenman programının 11-12 yaş grubu kız mini voleybolcuların bazı motorik ve teknik özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, haftalık 8 kuvvet antrenman programının 11-12 yaş grubu kız mini voleybolcularının bazı motorik ve teknik özellikler üzerine etkisinin belirlenmesi ve varsa motorik ve teknik özellikler arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmaya 2011-2012 sezonunda kulüp ve okul müsabakalarında oynayan; toplam 36 ( Deney grubu (n=18) yaş 11.6±0.5 yıl , boy uzunluğu 163.5±9.6 cm, vücut ağırlığı 53.5±8.8 kg, spor yaşı 18.1±5.1 ay; kontrol grubu (n= 18) yaş 11.6±0.5, boy uzunluğu 163.8±6.8 cm, vücut ağırlığı 54.0± 5.07 kg, spor yaşı 18.0± 10.0 ay ) kız sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada, bazı motorik özellikleri belirlemek amacıyla; mekik, şınav, dikey sıçrama ve durarak uzun atlama testleri uygulanmış, temel teknik özellikleri belirlemek amacıyla; parmak pas, manşet pas ve servis test bataryaları hazırlanmıştır. İlk ölçümler alındıktan sonra, deney grubuna, haftada üç gün, bir saat on beş dakika süren sekiz haftalık kuvvet antrenman programı uygulanmıştır. Kontrol grubu sekiz hafta süresince teknik antrenmanlarına devam etmiştir. Sekiz haftalık antrenman programı sonrası iki grubun son ölçümleri alınmıştır. Elde edilen veriler, Sigma Plot 11.0 (Systat Software Inc, USA) istatistik programı kullanılarak değerlendirilmiştir. 8 haftalık kuvvet programı sonrası deney grubunun motorik ve teknik özelliklerinin tamamında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu görülürken (p<0.05), kontrol grubunun motorik ve teknik özelliklerinin tamamında istatistiksel olarak anlamlı farlılık bulunmamıştır (p<0.05). Diğer yandan deney ve kontrol grubunun ön test ve son test ayrı ayrı olmak üzere, teknik özellikleri ile motorik özellikleri arasında yürütülen istatistiksel çalışma sonucunda herhangi bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: Mini voleybol, motorik, teknik.
Beden eğitimi öğretmenlerinin kaygı düzeylerinin, sağlıklı yaşam durumları üzerine etkisi (Adana İli örneği)
Bu araştırmada, Beden Eğitimi ve Spor öğretmenlerinin kaygı düzeylerinin, sağlıklı yaşam davranışları üzerine etkisini incelemektir. Bu amaç ile Adana il merkezinde görev yapan 208 Beden Eğitimi ve Spor öğretmeni (Bay:104 – Bayan:104) araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada, Walker ve arkadaşları (1996) tarafından geliştirilen Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II ile Spielberg ve Gorsuch (1964) tarafından geliştirilen Sürekli-Durumluk kaygı envanterleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeğindeki 5, 6, 14, 38, 48 ve 52 numaralı soruların yanıtları incelendiğinde, bay ve bayanlar arasında anlamlı bir fark bulunurken, ölçeğin diğer sorularına verilen cevaplarda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sürekli-durumluk kaygı envanterindeki 3, 7, 9, 10, 13, 15, 16, 28, 31, 32, 33 ve 34 numaralı soruların yanıtları incelendiğinde, bay ve bayanlar arasında anlamlı bir fark bulunurken, ölçeğin sorularına verilen cevaplarda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca, yaş ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında (p<0.01), spor yapma sıklığı ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında (p<0.01), spor yapma sıklığı ile durumluk-sürekli kaygı arasında (p<0.05), sağlıklı yaşam biçimi davranışları ile durumluk-sürekli kaygı arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Sonuç olarak, yapmış olduğumuz çalışma ve literatür dikkate alındığında, herhangi bir kaygı bozukluğuna ve durumuna sahip olan bireylerin algılamış oldukları yaşam kaliteleri, normal bireylerden daima daha düşük seviyededir. Kaygı düzeyi ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasında pozitif bir ilişki olduğu, yani kaygının sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını etkilediği tespit edilmiştir. Beden Eğitimi Öğretmenlerine sunulan imkânların, koşulların iyileştirilmesinin, sürekli kaygı seviyelerini düşüreceği, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, sosyolojik ve psikolojik açıdan çok daha verimli ve başarılı bir yasam sürdürmelerinde önemli katkıları olacağı düşünülmektedir.
Türk üniversite takımlarında yer alan badmintoncuların bazı fiziksel parametrelerinin ve fizyolojik özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Üniversiteler Türkiye Badminton Süper Lig Şampiyonasına katılan erkek badminton oyuncularının bazı fiziksel ve performans parametrelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Deneklerin somatotip, vücut kompozisyonu ve bazı performans parametreleri (esneklik, dikey sıçrama, el-sırt-bacak kuvvetleri) alan ve laboratuar testleri ile tespit edilmiştir. Bu çalışmada denek grubunu yaşları 22,03±1,96 yıl, boyları 177±6,53 cm, vücut ağırlıkları 78,46±12,41 kg olan toplam 34 gönüllü sporcu oluşturmuştur. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler kullanılmıştır. Araştırmaya katılan badmintoncuların sol pençe kuvveti 44,87±7,56kg, sağ pençe kuvveti 49,44±8,95kg, sırt kuvveti 128±25,81kg, bacak kuvveti 176±58,29kg olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan badmintoncuların esneklik değerleri 25,11±8,52 cm. olarak, badmintoncuların dikey sıçrama değerleri ise 47,91±9,90 cm olarak tespit edilmiştir. Badmintoncuların endomorf değerleri 3,19±1,02, mezomorf değerleri 5,11±1,34, ektomorf değerleri 2,04±1,16, olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre badminton oyuncularını mezomorfik endomorfik özellikleri daha baskın çıkmaktadır. Sonuç olarak elde edilen bulgulara göre, literatür ile karşılaştırıldığında, pençe - bacak kuvveti ve dikey sıçrama parametreleri üniversite takımlarında oynayan badmintoncularda yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Badminton, Kuvvet, Esneklik, Somatotip
Dezavantajlı gruplar bağlamında lise çağı gençliğinin sosyalleşmesinde sporun etkisi
Lise çağı gençliği dediğimiz 14-18 yaş aralığındaki gençlerin sosyalleşmesinde kültürel, ekonomik, eğitim gibi sosyal etmenler göz ardı edilemeyecek bir öneme sahiptir. Gençler belirttiğimiz bu özellikler bağlamında, akranlarıyla benzer seviyelerde sosyal hayatta ve eğitim-öğretim kurumlarında yer almazlarsa dezavantajlı gruplar içerisinde değerlendirilmeleri gereklidir. Bu açıdan, çalışmada dezavantajlı diye tabir ettiğimiz (parçalanmış aile çocukları) lise çağı gençliğinin spora katılmalarında etkili olan unsurlar ve spor sayesinde dezavantajlarının ne oranda azaltılıp-azaltılmadığı sosyalleşme ekseninde analiz edilmektedir. Çok geniş bir yelpazesi olan "dezavantajlı gruplar" şemsiyesi altında yer alan her gruba hâkim olmak mümkün değildir. Böyle geniş çaplı bir çalışma ancak çok katılımlı bir işbirliğiyle gerçekleşebilir. Çünkü dezavantajlı grupların her birinin ayrı ayrı ele alınıp derinlemesine incelenmesi gerekir. Bu yüzden çalışmada dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan kesimler hakkında kısa bilgilere yer verilirken, parçalanmış aile yapılarıyla ilgili daha detaylı bir literatür araştırması yapılmıştır. Eserde teorik ve uygulama bölümleri yer almaktadır. Teorik bölümde genel bilgiler başlığı altında dezavantajlı gruplar, spor ve sosyalleşme başlıkları ile ilgili derinlemesine geniş bir literatür çalışması yapılmıştır. Uygulama kısmında ise çalışma tasarımına yer verilmiştir. Tasarım içerisinde; çalışmanın yeri ve katılımcı bireyler, araştırma soruları, veri toplama yöntemleri ve veri analizlerine yer verilmiştir. Temalar ekseninde spor ve sporun sosyalleşmeye etkisi başlığı altında 3 ayrı tema oluşturulmuştur. Her temanın ana başlıkları altında kategoriler ve o kategorileri oluşturan kavramlar alt başlıklar olarak sunulmuştur. İlgili temalara dair sonuçlar çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında yer verilmiştir. Araştırma sonucunda spor yapan bireylerin uğraştıkları spor dalları ve ilgili spor dallarına özgü aktivitelerinden hareketle bu bireylerin spor yapmayan bireylere göre toplum içinde daha hızlı sosyalleştikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dezavantajlı Gruplar, Gençlik, Parçalanmış Aile, Sosyalleşme, Spor
Çabuk kuvvet ve kuvvette devamlılık antrenman metodlarının erkek basketbolculardaki bazı teknik, motorik özelliklere ve kas hasarına etkisi
Bu araştırma, çabuk kuvvet ve kuvvette devamlılık antrenman metodlarının erkek basketbolculardaki bazı teknik, motorik özelliklere ve kas hasarına etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 32 erkek basketbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Denekler çabuk kuvvet antrenmanı yapan deney grubu (ÇKD, N=8, 15,12±1,25 yıl), çabuk kuvvet antrenmanı yapan grubunun kontrol grubu (ÇKK, N=8, 15,25±0,71 yıl), kuvvette devamlılık antrenmanı yapan deney grubu (KDD, N=8, 16,00±0,92 yıl) ve kuvvette devamlılık antrenmanı yapan grubun kontrol grubu (KDK, N=8, 16,25±0,89 yıl) olmak üzere rastgele yöntemle 4 gruba ayrılmıştır. Başlangıçta tüm gruplardan egzersiz öncesi 5 ml venöz kan örnekleri alınmış, ardından sırasıyla motorik ve teknik testler uygulanmıştır. ÇKD ve ÇKK gruplarına 3 set, 10 istasyondan oluşan çabuk kuvvet antrenman programı, KDD ve KDK gruplarına 3 set, 10 istasyondan oluşan kuvvette devamlılık antrenman programı uygulanmıştır. Kuvvet antrenmanlarının ardından tekrar tüm gruplardan venöz kan örnekleri alınmıştır. Alınan kan örneklerinden Kreatin Kinaz (CK) enzim aktivitesi değerlendirilmiştir. Çalışmanın istatistiksel analizinde Wilcoxon Testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılmış, 0.05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre antrenman sonrası ÇKD grubunun nabız, sistolik ve diastolik kan basıncı, vücut yağ yüzdesi, sol el ışığa karşı reaksiyon zamanı ve çeviklik değerlerinde, ÇKK grubunun sol el pençe kuvveti değerlerinde, KDD grubunun nabız, çeviklik, sistolik ve diastolik kan basıncı değerlerinde, KDK grubunun itme kuvveti değerlerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. ÇKD grubunun boy uzunluğu, durarak uzun atlama, mekik, sağ el pençe, bacak ve sırt kuvveti değerlerinde, ÇKK grubunun boy, vücut yağ yüzdesi, durarak uzun atlama, 5x10 m surat değerlerinde, KDD grubunun boy uzunluğu, anaerobik güç, durarak uzun atlama, 5x10 m sürat, sağ el pençe, bacak ve sırt kuvveti değerlerinde, KDK grubun boy uzunluğu, vücut ağırlığı, durarak uzun atlama, mekik, 10 m ve 5x10 m sürat değerlerinde anlamı artış olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma da çabuk kuvvet antrenmanının kas hasarını tolere ettiği, kuvvette devamlılık antrenmanının ise kas hasarını önleme de etki etmediği tespit edilmiştir.
Düzce ili sportif rekreasyon alanlarının haritasının çıkarılması ve örnek model oluşturulması
İki büyük metropol olan İstanbul ve Ankara illeri arasında konumlanan ve jeopolitik açıdan büyük öneme sahip olan Düzce ili, her mevsime hitap edebilecek birbirinden farklı doğal kaynaklara sahip olma özelliği ile hem kültür, hem doğa hem de spor turizmine cevap verebilecek potansiyeli olduğu düşünülen bir Batı Karadeniz ilidir. Düzce ilinin zengin doğal kaynaklarından yola çıkılarak kurgulanan tez çalışmasında, ilin sportif rekreasyon alanlarının tespit edilerek haritalandırılması ve ülkemize örnek oluşturabilecek bir doğal yaşam ve spor parkı projesi tasarlanması amaçlanmıştır. Tezin ortaya çıkarılmasında, literatür tarama, doküman analizi, saha analizi, alan araştırması ve projelendirme teknikleri kullanılmıştır.Yapılan tez çalışmasında iki aşamalı sonuç elde edilmiştir. Çalışma ilk aşamasında; ilde doğa, su ve hava sporlarının efektif olarak yapılabileceği varsayımından yola çıkılmış ve bu doğrultuda Düzce ilinde var olan sportif rekreasyon alanlarının tespitine çalışılmıştır. Bu amaçla yapılan alan araştırmaları sonucunda sportif rekreasyon alanlarının aktif kullanım potansiyeli belirlenmiş ve ortaya çıkan eksiklerin giderilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Yapılan alan araştırmalarındaki tespitlere dayanılarak doğa sporlarında; doğa yürüyüşü, off-road, avcılık, kuş gözlemciliği, kampçılık, dağcılık, su sporlarında; sportif balıkçılık, rafting, yelken, kano, scuba-diving, hava sporlarında; yamaç paraşütü ve yelken kanat sporlarının verimli şekilde yapılabileceği ortaya çıkmış ve haritalandırılmıştır. İkinci aşamasında ise; konum olarak kritik yere sahip olduğu düşünülen Düzce'nin örnek bir spor şehri olmasına katkı sağlayabilecek bir spor alanı projesi geliştirilmiştir. Efteni gölü üzeri ve çevresine konumlandırılması planlanan doğal yaşam ve spor parkı projesinin; ilin sportif rekreasyon eksiklerinin giderilmesine ve her yaşa hitap edebilecek doğal yaşam alanlarının oluşturulmasına olanak sağlayacağı ön görülmektedir. Sonuç olarak tez çalışması sonunda ortaya çıkan veriler ilgili birimler tarafından değerlendirildiği taktirde; Düzce ili sportif rekreasyon alanlarının ülke turizmine büyük katkı sağlayacağı ve tasarlanan sportif rekreasyon alanı projesi ile Düzce ilinin ülkemizde diğer illere örnek teşkil edebilecek bir spor havzası haline dönüşeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğa, Planlama, Rekreasyon, Spor, Sportif rekreasyon
Yüzme eğitiminin 11-13 yaş grubu öğrencilerin stres düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 8 haftalık yüzme eğitimi programının 11-13 yaş grubu öğrencilerin stres düzeylerine etkisini tespit etmektir. Bu amaçla, Sakarya şehrinde bulunan Özel Şahin Okulu'nda öğrenim gören 60 öğrenci gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler iki gruba ayrılmıştır ve her grup 30 öğrenciden oluşturulmuştur. Deney ve kontrol grubu öğrencilerine ön test ve son test olarak Leighton (1989) tarafından geliştirilen Stres Düzeyi Ölçeği II anketi uygulanmıştır. Ön test işlemlerinden sonra, deney grubu öğrencileri haftada iki gün ve 2'şer saat olmak üzere 8 hafta süren bir yüzme eğitimi programına tabi tutulmuştur. Son testler her iki grup için de yüzme eğitimi programının sonunda uygulanmıştır. Deneysel bir desen yöntemiyle yürütülmüş olan araştırmada elde edilen veriler SPSS programında istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Toplanan anketlerden elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak öncelikle sosyo-demografik özellikleri belirtmek için betimleyici istatistik uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test sonuçları ile son test sonuçlarının farklı gruplarda (Deney grubu Ön test x Kontrol Grubu Ön test / Deney grubu Son test x Kontrol grubu Son test) karşılaştırılması için bağımsız gruplarda t testi uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test sonuçları ile son test sonuçlarının aynı gruplarda karşılaştırılması için ise (Deney Ön test x Deney Son test / Kontrol Ön test x Kontrol Son test) eşleştirilmiş t testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubunun stres düzeyi ölçme öntest (39,03±9,21) ile sontest (31,20±4,06) sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kontrol grubunun stres düzeyi ölçme ön test (36,43±8,13 ) ile son test (40,56±9,21) sonuçları arasında ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır.Araştırma sonuçları, uygulanan yüzme eğitimi programının 11-13 yaş grubu öğrencilerin stres düzeylerinin azalmasını olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.
Sporcu ve sporcu olmayan bedensel engelli bireylerin özgüven ve sosyal istenirlik durumlarının karşılaştırılması
Araştırmanın temel amacı sporcu ve sporcu olmayan bedensel engellilerin sosyal istenirlik düzeyleri ile özgüven düzeylerinin incelenmesidir. Temel amaç kapsamında bedensel engellilerin sosyal istenirlik düzeyleri ve özgüven düzeylerinin ne olduğu, kişisel özelliklere göre anlamlı farklarının olup olmadığı test edilmiştir. Son olarak bedensel engellilerin özgüven ve sosyal istenirlikleri arasındaki ilişki durumu incelenmiştir. Araştırma nicel yöntemle desenlenmiş olup ilişkisel tarama modelindedir. Bedensel Engelliler Spor Federasyonu'na bağlı sporcu olan ve olmayan 199 katılımcı araştırmada yer almıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak Akın'ın (2010) "Sosyal İstenirlik Ölçeği" ile Akın'ın (2007) "Özgüven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın birinci alt amacı için aritmetik ortalama, standart sapmalardan; ikinci alt amacı için parametrik testlerden; üçüncü alt amacı için korelasyon ve basit regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların özgüven ve sosyal istenirlik düzeylerinin yüksek olduğu, sporcu olmayan erkek engellilerin kadın engellilere nispeten sosyal istenirliklerinin daha yüksek olduğu, sporcu olmayan engelli maaşı alanların maaş almayan engellilere nispeten sosyal istenirliklerinin daha yüksek olduğu, 15-19 yaş arasındaki bedensel engelli sporcuların daha ileriki yaş gruplarına nispeten sosyal istenirlik düzeyleri ve özgüven düzeyleri daha düşük olduğu görülmüştür.Yine büyükşehirde ve şehirde oturan sporcu olmayan bedensel engellilerin sosyal istenirlik düzeylerinin köyde oturanlara nispeten daha yüksek olduğu, sosyal faaliyetlere katılan sporcu olmayan bedensel engellilerin özgüven düzeylerinin sosyal faaliyetlere katılmayanlara nispeten daha yüksek olduğu sonuçları ortaya konmuştur. Araştırma sonucunda çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Bedensel Engelliler, Özgüven, Sosyal İstenirlik
Elit sporcularda fizyolojik ve farmakolojik doz çinko uygulamasının element metabolizması ve yorgunluk üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, elit sporcularda fizyolojik ve farmakolojik doz çinko uygulamasının element metabolizması ve yorgunluk üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma, Gazi Üniversitesi Spor Kulübü voleybol takımında oynayan sırasıyla yaş, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ortalamaları; 15.1±1.07 yıl (14-17), 59.9±6.4 kg (50.4-72.2), 175.3±6.5 cm (163-185), olan toplam 20 kız sporcu üzerinde yapılmıştır. Çalışma protokolü Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu Etik Kurulu tarafından onaylanmıştır. Çalışmaya alınan sporcular eşit sayıda 2 gruba ayrılmıştır: Grup 1 Fizyolojik doz çinko uygulanan grup: Çalışma süresince günlük rutin antrenman programlarına (6 gün/hafta) devam eden ve 4 hafta süreyle 220 mg/gün çinko sülfat uygulanan grup. Grup 2 Farmakolojik doz çinko uygulanan grup: Çalışma süresince günlük rutin antrenman programlarına (6 gün/hafta) devam eden ve 4 hafta süreyle 440 mg/gün çinko sülfat uygulanan grup. Çalışmaya katılan tüm sporculardan çinko uygulamalarına başlamadan önce istirahat ve egzersiz sonrası ile 4 haftalık çinko uygulamalarının başlamasından sonra birer haftalık dilimler içerisinde ve uygulamaların bitiminden sonra istirahat ve egzersiz sonrası olmak üzere toplam 7 defa kan ve idrar, sadece istirahatte olmak üzere toplam 5 defa gaita örnekleri alınmıştır. Sporcuların serum, idrar ve gaita örneklerinde çinko, magnezyum, fosfor, kalsiyum, demir, bakır ve selenyum seviyeleri ICP-MS cihazında, plazma laktat düzeyleri ise otoanalizör cihazında tayin edilmiştir. Hem egzersiz sonrası hem de çinko uygulamaları serumdaki magnezyum, kalsiyum, demir ve çinko seviyelerini birer haftalık dilimler içerisinde 4 hafta boyunca önemli şekilde artırmıştır. Egzersiz serum bakır ve selenyum düzeylerini artırırken, çinko uygulamaları aynı parametrelerin serum düzeylerini azaltmıştır. Fizyolojik doz çinko uygulamaları öncesi ve sonrasında egzersiz, magnezyum, kalsiyum ve fosforun; farmakolojik doz çinko uygulamaları öncesi ve sonrasında yaptırılan egzersiz ise kalsiyum, bakır, selenyum ve fosforun idrarla atılımını etkilememiş, buna karşın çinko uygulamalarından (fizyolojik ve farmakolojik doz) önce ve sonra egzersiz, idrar çinko düzeylerinde azalmaya yol açmıştır. Fizyolojik ve farmakolojik doz çinko uygulamaları, magnezyum, bakır ve fosforun gaitadan atılımını önemli ölçüde azaltırken, çinkonun sindirim sisteminden atılımını düzenli bir şekilde artırmıştır. Çalışmada çinko uygulamaları öncesinde egzersiz, plazma laktat seviyelerini önemli ölçüde artırmıştır. Hem fizyolojik hem de farmakolojik doz çinko uygulamaları ise plazma laktat seviyelerini azaltmıştır. Sonuç olarak, sporculara 4 hafta süreyle fizyolojik doz çinko desteğinin sportif performans üzerinde yararlı olabileceği kanaatine varılmıştır.
Gençlik hizmetleri ve spor il müdürlüklerindeki insan kaynaklarının etkin ve verimli kullanım düzeylerinin araştırılması (Sakarya ili örneği)
Bu çalışmada Sakarya ili Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerindeki 213 çalışanın kurumlarında insan kaynaklarını etkin ve verimli kullanım düzeyinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın ilk aşaması insan kaynakları yönetimi, etkinlik, verimlilik ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri ile ilgili literatür taramasından oluşmaktadır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise insan kaynaklarının ilkeleri ışığında oluşturulmuş ve güvenirliği literatürdeki farklı çalışmalarla test edilmiş ölçek uygulamasından meydana gelmektedir. Hazırlanan ankette personelin insan kaynakları yönetimi ilkeleri ışığında, mevcut durum ve önem dereceleri hakkındaki görüşleri ile ilgili bilgi sahibi olunması amaçlanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde istatistik programı kullanılmış, verilerin frekans tabloları çıkarılıp, Anova, T testi, ve Post Hoc testleri yapılmıştır. Test sonuçlarına göre, cinsiyet, çalışma yılı, yaş durumu, medeni durum, öğrenim durumu ve kurumdaki görevine göre çalışanların iş analizi ve iş tanımları, personel eğitimi ve geliştirme, performans değerleme, iş değerlemesi ve ücretleme, kariyer yönetimi, motivasyon yönetimi, sosyal yardım ve hizmetler, personel sağlığı ve güvenliğine ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı ve insan kaynaklarını etkin ve verimli kullanım düzeyleri incelenmiştir. İnceleme sonucunda öğrenim durumu ve kurumdaki görevine göre farklı boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Kurumdaki görevine göre iş analizi ve iş tanımları, eğitim ve geliştirme, performans değerlemesi, iş değerlemesi ve ücretleme, iş sağlığı ve güvenliği boyutlarında (p<0.05) anlamlı bir fark vardır. Öğrenim durumuna göre ise iş analizi ve iş tanımları ile iş sağlığı ve güvenliği boyutlarında (p<0.05) anlamlı bir fark vardır. Bu farklılıkların hangi gruplar arasında olduğu ve nedenleri hakkında insan kaynakları yönetiminin fonksiyonları göz önüne alınarak tespitlerde bulunulmuştur.
2011-2012 Turkcell Süper Ligi ile Bank Asya 1. Liginde oynanan maçlarda kullanılan köşe vuruşlarının maç analizi ile karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı 2011-2012 Turkcell Süper Ligi ile Bank Asya 1. Liginde oynanan maçlarda Kullanılan Köşe Vuruşlarında (sağ ve sol köşeden kullanılanlar, 1., 2., 3., 4., 5., 6. bölgeye atılan köşe vuruşları, müdafaa, kaleci, hücum oyuncusu) farkın karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmada Turkcell Süper Ligi takımlarından rastgele seçilmiş 6 takımın toplam 41 maçı ve Bank Asya1.Ligi takımlarından rastgele seçilmiş 6 takımın toplam 46 maçı kâğıt ve kalem metodu(çetele) ile maç analizi yapılmıştır. Çalışmada Turkcell Süper Lig ve Bank Asya 1.Ligi takımlarının kullandıkları köşe vuruşları; ceza alanı 6 bölgeye ayrılarak, tehlikeli bölgeyi bulmak amacıyla bölgelere atılan köşe vuruşları arasındaki farklara ve yüzdelere,sağdan?soldan kullanılan köşe vuruşlarının,maç içerisinde kullanılan köşe vuruşlarının ve kaleci,müdafaa ve hücum oyuncularının topla buluşma sayıları arasındaki farklarına bakılmıştır. Karşılaşmalar Kâğıt ve Kalem metodu ile Tablo çetele maç analizi programıyla analiz edilmiştir.Araştırma için gerekli veriler bilgisayara aktarılmıştır.Araştırmanın problemlerine cevap bulma sürecinde, SPSS 17,0 (Statistical Package for The Social Science) programından yararlanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda kullanılan köşe vuruşlarının bölgelere dağılımına baktığımızda; 1.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Ligi takımlarına ilişkin ortalama 2,91 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,56 olarak elde edilmiştir, 2.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Ligi takımlarına ilişkin ortalama 3,17 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,26 olarak elde edilmiştir, 3.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,82 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,95 olarak elde edilmiştir, 4.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,36 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,78 olarak elde edilmiştir, 5.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 1,50 iken Turkcell Süper Lig 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 2,24 olarak elde edilmiştir, 6.bölgeye atılan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 0,52 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 1,12 olarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamındaki Turkcell Süper Lig ve Bank Asya 1.Ligi takımlarının kullandıkları kornerlerde topla buluşan oyunculara ilişkin tanımlayıcı istatistiklerin sonucuna baktığımızda;kalecilerin tuttuğu kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,02 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,04,müdafaa oyuncularının uzaklaştırdığı kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,84 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,21,forvet oyuncularının topla buluştuğu kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,19 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 5,26 olarak elde edilmiştir. Kullanılan kornerler incelendiğinde gol ile sonuçlanan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 0,26 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 0,43,aut ile sonuçlanan kornerlerde Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 3,93 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,26,korner atışı ile sonuçlanan korner atışlarında Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 0,73 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama0,97;topun kaleci ile buluştuğu korner atışlarında Bank Asya 1.Lig takımlarına ilişkin ortalama 3,47 iken Turkcell Süper Lig takımlarına ilişkin ortalama 4,0 olarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamındaki Bank Asya 1.Lig ve Turkcell Süper Lig maçlarında kullanılan korner atışlarının köşelerine göre farklılaşmalara ilişkin T Testi sonuçlarına gore; Sol köşeden kullanılan korner vuruşlarına ilişkin T Testi sonuçları incelendiğinde Bank Asya 1.Lig ve Turkcell Süper Lig takımları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmamıştır(sig. 0,190>0,05). Sağ köşeden kullanılan korner vuruşlarına ilişkin T Testi sonuçları incelendiğinde Bank Asya 1.Lig ve Turkcell Süper Lig takımları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmamıştır (sig. 0,990>0,05). Anahtar kelimeler: Futbol,Maç Analizi,Köşe Vuruşu,Kale Sahası,Ceza Sahası Bölgleri
Beden eğitimi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri: Ordu ili uygulaması
Bu çalışma, beden eğitimi öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2012?2013 eğitim-öğretim yılında Ordu ili (merkez) ve ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı orta ve lise okullarında görev yapan 275 beden eğitimi öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemini ise, Ordu ili (merkez) ve ilçelerinde görev yapan rastgele yöntemle seçilen toplam 163 beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Kişisel Bilgi Formu ve Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, yapılan normallik sınamasına göre ikili küme karşılaştırmaları için bağımsız grup t testi, üç veya daha fazla küme karşılaştırmaları için tek yönlü varyans analizi; tek yönlü varyans analiz sonucu anlamlı bulunan farklılıkların kaynağını belirlemek üzere, varyansların homojen olmasından dolayı post hoc testlerinden, Scheffe ve LSD çoklu karşılaştırma testleri kullanılmıştır.Büyüklüğü 15?den küçük olan verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Kolmogorov-Smirnov testi ile incelenmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, beden eğitimi öğretmenlerinin cinsiyetlerinin tükenmişlik düzeylerinde bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. ?Kişisel başarı? 40 ve üstü yaş grubunda yüksektir. ?Duygusal tükenme? ve ?duyarsızlaşma? öğretmenlerin yaşlarından etkilenmemektedir. Meslek gelirlerinin yeterliliği değişkeninde ?duygusal tükenme? yaşadıkları belirlenmiştir. ?Kişisel başarı? ve ?duygusal tükenme? beden eğitimi öğretmenlerinin mobbinge maruz kalma durumundan etkilenmezken, ?duyarsızlaşma? düzeyi yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Beden eğitimi öğretmeni, tükenmişlik, mobbing.
Ergen sporcuların kaygı ve kendine güven düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi, sporcu eğitim merkezleri
Bu çalışmada, ergen sporcuların kaygı ve kendine güven düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada sporcu eğitim merkezlerindeki ergen sporcuların sahip oldukları kaygı ve kendine güven düzeylerinin cinsiyet, yaş, sporcu eğitim merkezi ve branş değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Bolu, Mersin ve Adana illerinde faaliyet gösteren sporcu eğitim merkezlerindeki atletizm, güreş ve jimnastik branşlarında spor yapan 119 ergen sporcu oluşturmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında, sporcu bilgi formu ve Durumluk Kaygı Envanteri (Competitive State Anxiety Inventory; C.S.A.I.-2) kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenlerin parametrik testlere uygunluğu, basıklık ve çarpıklık değerleri ile Shapiro-Wilk testine göre değerlendirilmiş, sürekli değişkenler ise hücrelerdeki sporcu sayılarının 50'den düşük olması sebebi ile Shapiro-Wilk testine göre değerlendirilmiştir. Demografik değişkenlerle kaygı düzeyleri ve özgüven arasındaki ilişki incelenirken Kruskal-Wallis, kaygı düzeyleri ile kendine güven puanları arasındaki ilişki incelenirken ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) istatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, yaş değişkeni göz önüne alındığında bilişsel kaygı düzeyleri açısından fark bulunmuştur. Bilişsel kaygı, bedensel kaygı ve kendine güven değişkenleri arasında yapılan analizlerde ise anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sporcuların bilişsel kaygı, bedensel kaygı ve kendine güven değişkenleri arasında yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Ergen sporcu, Performans, Bilişsel kaygı, Kendine Güven, Bedensel kaygı
Genç sporcuların dopinge yönelimine etken olarak doping hakkındaki bilgi düzeyleri ve diğer bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada, genç sporcuların dopinge yönelimine etken olabileceği öngörülen doping hakkındaki bilgi düzeyleri, tutumları ve düşüncelerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada sporcu eğitim merkezlerindeki genç sporcuların doping hakkında sahip oldukları bilgi düzeyleri, tutumları ve düşüncelerinin cinsiyet, yaş, sporcu eğitim merkezi ve branş değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Mersin, Konya, Erzurum ve Balıkesir illerinde faaliyet gösteren sporcu eğitim merkezlerinde atletizm ve güreş branşlarında spor yapan 14-17 yaşlarındaki 104 sporcu oluşturmaktadır. Verilerin toplanması aşamasında araştırmacı tarafından geliştirilen bilgi formu ve Şapçı (2010) tarafından geliştirilen "Doping Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenlerin parametrik testlere uygunluğu, basıklık ve çarpıklık değerlerine göre, sürekli değişkenler ise karşılaştırmalı analiz hücrelerindeki sporcu sayılarının 50 den düşük olması sebebi ile Shapiro-Wilk testine göre değerlendirilmiştir. Demografik değişkenlerle doping bilgi düzeyleri arasındaki ilişki incelenirken verilerin yapısına uygun olarak parametrik olmayan istatistiksel yöntemlerden bağımsız örneklemler arası Kruskal-Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, SEM, cinsiyet, branş, ulusal madalya alma durumu ve doping testi durumu değişkenleri göz önüne alındığında doping bilgi düzeyleri, tutumlar ve değerler açısından anlamlı farklar bulunmuştur. Yaş, uluslar arası tecrübe ve uluslar arası madalya durumlarına göre doping bilgi düzeylerinde farklılıklar bulunamamıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler: Doping, Dopingle Mücadele, Sporcu, Bilgi Düzeyi, Tutum
İlköğretim okulları 2.kademe öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumlarının belirlenmesi (Düzce örneği)
Bu araştırmanın amacı; Düzce ili İlköğretim Okulları 2. Kademe öğrencilerinin Beden Eğitimi ve Spor Dersine ilişkin tutumlarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Düzce ilindeki İlköğretim Okulları 2. Kademe öğrencileri oluştururken; örneklem grubunu ise aralarından rastgele yöntemle seçilmiş 10 İlköğretim Okulları 2. Kademedeki 5, 6, 7 ve 8. sınıfta öğrenim gören 204'ü erkek 190'ı kız olmak üzere toplam 394 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde bilgi formu, ikinci bölümünde ise Demirhan ve Altay (2001)'ın revize ettiği, Beden Eğitimi ve Spor Tutum Ölçeği (BESTÖ) yer almıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS (20) istatistik programı kullanılmış ve anlamlılık düzeyi (P < 0.05) alınmıştır. Araştırmada katılımcıların demografik özellikleri ile ankete verdikleri cevapların yüzdelik dağılımlarının belirlenmesinde frekans analizi; cinsiyetler ile Beden Eğitim Dersine ilişkin tutumlarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t-testi; yaşanılan yer, sınıf, yaş, gibi değişkenlere göre Beden Eğitimi Dersine ilişkin tutumlarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi ile farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için ise Scheffe ve Games-Howell testleri uygulanmıştır (P < 0.05). İlköğretim Okulları 2. Kademe öğrencilerinin okuduğu sınıfa ve ailelerinin aylık gelir durumları göz önüne alınarak tutumları incelendiğinde "tek yönlü varyans analizi" sonuçlarına göre anlamlı bir fark gözlenmiştir. Ailelerin öğrencilerin spor yapmalarına izin verip vermelerine ve öğrencilerin ailesinde spor yapan var mı ifadelerindeki tutumlarının T testi sonuçlarına göre anlamlı fark gözlenmiştir (P < 0.05). Anahtar Kelimeler: Beden Eğitimi, ilköğretim, Öğrenci, Spor ve Tutum