Gaziantep University
Anabilim Dalı

İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı

Gaziantep University

3.609

Arşivlenen Tez

21

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Prefabrik, ahşap ve betonarme konutların karşılaştırmalı yaşam döngüsü analizi

Bu çalışma hafif çelik prefabrik, ahşap ve betonarme olmak üzere üç konutun 50 yıl servis ömrü boyunca yaşam döngüsü analizini içermektedir. Çalışma kapsamında bu konutların çevresel performansları ve etkileri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çevresel Ürün Beyanı (EPD, Environmental Product Declarations) ve somut verilere dayalı bir yazılım kullanılarak gerçekleştirilen analizler, yapı malzemeleri ve operasyonlardan kaynaklanan emisyonları farklı çevresel etki kategorilerine göre göstermektedir. Analizlerin karşılaştırılması sonucunda metrekare başına düşen yıllık toplam karbondioksit eşdeğeri emisyonlar açısından en avantajlı konut tipinin ahşap konut olduğu görülmüştür. Gömülü karbon performansları karşılaştırıldığında ise, prefabrik konut en avantajlı konut tipi olarak öne çıkarken, betonarme konut tüm etki kategorilerinde çevresel performansı en dezavantajlı konut tipi olarak belirlenmiştir. Binaların yaşam döngüsü süreçlerinde ortaya çıkan emisyonların azaltılması için sürdürülebilir lokal yapı malzemelerinin seçilmesi, yeşil bina teknolojileri ve yalıtım sistemlerinin kullanılması tercih edilmelidir.

Sürdürülebilirlik
Çimen Seray Vural Grımoux
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek performanslı beton paspayı üretiminin araştırılması

Demir donatının beton içerisinde güvenli bölgede kalmasını sağlayarak donatıyı korozyondan korumak amacıyla paspayı kullanılmaktadır. Günümüzde genel olarak plastikten imal edilmiş paspaylarının kullanımına rastlanmaktadır. İlk kalıp maliyeti yüksek olmasına karşın plastik paspayları hızlı üretim, düşük birim ağırlık ve kolay elde edilebilirlikleriyle tercih sebebi olmaktadırlar. Ancak beton ile plastik malzeme arasındaki düşük aderans, durabilite açısından problemlere neden olmakta bu nedenle özellikle durabilitenin önemli olduğu yapılarda beton paspayı kullanımı yaygınlaşmaktadır. Günümüzde yüksek dayanım ve dayanıklılığa sahip beton karışımlarının tasarlandığı dikkate alınırsa kullanılan paspayının, geçirimsizliği etkileyecek bir rol oynamasının meydana getireceği durabilite sorununun çözülmesi önem arz etmektedir. Burada önemli olan betonarme elemanda kullanılan beton karışımı ile çok iyi aderans sağlayarak ve düşük geçirimliliğe sahip paspaylarının kullanımına gidilmesidir. Bu amaçla bu çalışmada, yüksek dayanım ve dayanıklılığa sahip çimento esaslı beton paspayı elemanların üretimi ve performans değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmada bağlayıcı olarak çimento, uçucu kül ve yüksek fırın cürufu tercih edilmiş ve biri referans olmak üzere katkı oranlarına göre farklılık gösteren toplam 7 farklı karışım hazırlanmıştır. Hazırlanan karışımlarda taze halde yayılma çapı ve yoğunluk, sertleşmiş halde ise birim ağırlık, su emme, basınç dayanımı, yükleme ve maksimum yük kapasitesi deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, üretilen beton paspayı elemanlarının tümü ilgili standartların gerektirdiği minimum koşulları sağlamış ve basınç dayanımı açısından en iyi performansı uçucu kül ile yüksek fırın cürufunun ikili kombinasyonundan elde ettiği görülmüştür.

Sait Aydın
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Donma-çözülme etkisi altındaki farklı katkılar ile iyileştirilen kil zeminlerin geoteknik açıdan değerlendirilmesi

nsanlıktan tarihinin başlangıcından bu yana artan nüfus ile birlikte barınma probelmi yaşamaktadır. Geoteknik bilimi ile artan nüfus için gerekli olan barınma ihtiyacını karşılayabilecek arazilerin azlığı ya da tarım arazilerinin yok edilmemesi için inşaa etmeye uygun olmayan zeminleri zemin iyileştirme adı verilen yöntemlerle iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada kiremit tozu atığı + biyopolimer kombinasyonunun zemin iyileştermeye etkisi ve donma-çözülme sonrası konsolidasyon ve mukavemet parametlerinin değişimi incelenmiştir. Bu amaç ile , optimum su muhtevasına sahip doğal kil numunesine %1 ,% 2 , %3 , %4 ve %5 oranlarında kiremit tozu (KT) ve %0.5, %0.75, %1, %2, %3, %4 ve %5 oranında biyopolimer olan akasya zamkı (AZ) eklenerek konsolidasyon ve serbest basınç deneyleri (SBD) yapılmıştır. Donma-çözülme davranışı için optimum oranlar ve doğal kil zemine 1,3,5,10 çevrim sayıları ile aynı seri deneyler uygulanmıştır. Elde edilen parametreler ve zeminin doğal haldeki parametreleri karşılaştırılmıştır. Serbest basınç deneyleri sonucunda %3 oranında KT ve %1 oranında AZ maksimum dayanımı sağlamıştır. İki katkı maddesinin birlikte karıştırılması ile edilen karışımın dayanımı ise her iki maddenin dayanımından fazla dayanıma sahip olduğu görülmüştür. Donma-çözülme için ise karışıma ve doğal kil zemine aynı deneyler uygulanmıştır.

İlkim Özbahçeci Gökdeniz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kazıklı temellerde uplift (çekme) dayanımının deneysel ve nümerik olarak analizi

Temel mühendisliği alanında son yıllarda teknolojideki yeni gelişmelere paralel olarak inşaat yapım tekniklerinde önemli mesafeler kat edilmiş olup, bu gelişmeler ile birlikte bazı yapı temellerinin farklı açıdan değerlendirilmesi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu durum özellikle yüksek gerilim hatları, radyo ve televizyon kuleleri, rüzgâr enerji türbinleri, GSM operatörleri baz istasyonları, uzun fabrika bacaları, deniz platformları, viyadük geçişleri ve boru hatları gibi özel yapıları yakından ilgilendirmektedir. Bu çalışmada, söz konusu yapı temellerinde de oluşan çekme kuvvetlerinin belirlenmesine yönelik olarak önceden ortaya konulmuş teoriler ve son yıllarda yapılan deneysel çalışmalarda göz önünde bulundurularak, farklı durumların belirlenmesi için laboratuvarda model deney düzeneği oluşturulmuştur. Deney düzeneği için şaft çapı 25 mm ve çan başı 75mm olan model kazık ile kumun sıkılığı, gömülme oranı ve çan başı dikkate alınarak çalışmalar yapılmış ve sonuçlandırılmıştır. Çalışmalarda, gevşek ve sıkı kum zemine gömülü çan başlı tekil kazıkların hem laboratuvar hem de PLAXIS 3D bilgisayar programı kullanılarak donatılı ve donatısız olarak üç boyutlu sonlu elemanlar yöntemi ile nümerik çözümü yapılmıştır. Deneysel ve nümerik çalışmalardan elde edilen sonuçların uyumlu olduğu görülmüştür. Çalışma sonunda çan başlı kazıkların düz kazıklara kıyasla, gömülme oranı arttıkça çekme kapasitesinin arttığı belirlenmiştir. Düz kazığa göre, çan başlı kazığın geometrik formunun zeminle etkileşimini optimize ederek yük transferini etkin biçimde artırdığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, geogrid donatı yerleşiminin kazık çekme kapasitesini önemli mertebede etkilediği belirlenmiştir. Donatı mesafesinin çan başından olan optimum uzaklığı 0.250 olarak önerilmiştir.

Ahmet Arslan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Meteorolojik kuraklık analizi yöntemlerinin karşılaştırılması: Asi havzası örneği

Bu çalışmada Türkiye'nin güneyinde yer alan ve Asi Havzası'nda bulunan 11 meteoroloji gözlem istasyonunun uzun yıllar yağış serileri kullanılarak aylık, mevsimlik ve yıllık bazda Standardize Yağış İndeksi (SYİ), Ondalıklar Kuraklık İndeksi (OKİ) ve Normalin Yüzdesi İndeksi (NYİ) yöntemleri ile havzada kuraklık değerlendirmesi yapılmıştır. Söz konusu yöntemlere göre; en uzun süre devam eden kurak periyot, kuraklık frekanslarının aylara, mevsimlere, aylara ve devam süresine göre dağılımı, aynı devam sürelerinde kuraklık görülme sayısı, kurak yıl oranı kıyaslanmıştır. Ayrıca en kurak yıllar ARCGIS programında haritalandırılmıştır. Aylık, mevsimlik ve yıllık sonuçlar grafiklendirilmiştir. Yöntemlerin aylık, mevsimlik, yıllık sonuçları arasında korelasyon katsayılarına bakılmıştır. İlkbahar, yaz, kış ve yıllık sonuçlar arasında en büyük korelasyon değerleri OKİ-NYİ yöntemleri arasında elde edilmiştir. Yöntemlerin temmuz ve ağustos haricindeki aylarda meydana gelen kuraklıkları tespit etmede benzer olduğu, mevsimlik kuraklıkları yıllık kuraklıklara göre tespit etmede daha yakın sonuçlar verdiği görülmüştür.

Mehmet Can Topboğazı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektörü şantiyelerinde bölgesel olarak insan kaynakları yönetiminin incelenmesi

Sanayi devrimi sonrasında insanlar toplu olarak çalıştırılmaya başlanmış ve insan gücünün üretimdeki önemi ve etkisi uygulamalı olarak anlaşılmıştır. İnsan gücünü doğru yönetme ile daha çok verim elde edebilme amacıyla girişimler başlamış olup ilk zamanlar çalışanlara sadece personel gözü ile bakıldığı için personel yönetimi olarak anılan kavram insanın insan gibi görülmeye başlaması ile insan kaynakları yönetimi İKY olarak güncellenmiştir. İnşaat sektörü gibi yüz binlerce insana iş istihdamı sağlayan ve böylece insan kaynağından fazlası ile yararlanan bir sektörde de İKY önem kazanmıştır. Bu tez çalışmasında literatür araştırması yapılarak İKY ile alakalı yazılmış tezler ve makaleler incelenmiş, İKY'nin işlevleri açık olarak açıklanmıştır. İnşaat sektörü şantiyelerinde İKY hakkında yeterli çalışmanın yapılmadığı fark edilmiş olup bu eksiği gidermek amacıyla bir anket çalışması hazırlanıp bu anket çalışması şantiyelerde çalışan teknik personel konumunda olan yaklaşık 120 kişiye uygulanmıştır. Anket çalışmasının bulguları açıklanarak şantiyelerde İKY ile alakalı yapılabilecekler hakkında görüş ve öneriler bildirilmiştir.

Gizem Tunç
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğütülmüş cam elyaf takviyeli beton (GRC) atıklarının tekrar kullanılabilirliğinin araştırılması

Cam elyaf takviyeli beton (GRC) günümüzde fiziksel, mekanik ve estetik özellikleri açısından çok tercih edilen kompozit bir yapı malzemesidir. Bununla birlikte ekonomik değeri yüksek olan bu malzemelerin geri dönüşümü ve tekrar kullanımı tabi kaynaklardan maksimum derecede faydalanabilmek amacıyla çok önemlidir. Bu çalışmada, öğütülmüş GRC atıklarının çimento ikame malzemesi olarak kullanılabilirliği deneysel olarak araştırılmıştır. Ağırlıkça %0 (Referans), %5, %10 ve %15 oranında öğütülmüş GRC atıkları ile hacimce %3 oranında cam elyaf eklenerek cam elyaf takviyeli beton (GRC) numuneleri üretilmiştir. Üretilen numuneler üzerinde, taze harç deneylerinden; standart kıvam tayini, priz süresi tayini, genleşme deneyi ve slamp deneyi, sertleşmiş harç deneylerinden; eğilme dayanımı, basınç dayanımı, su emme ve kuru yoğunluk deneyi, durabilite deneylerinden; ısıtma-yağmur etkisi ve donma-çözülme deneyi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda; her grup için öğütülmüş GRC atığının çimento ikamesi olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Böylece; üretim esnasında, uygulamadan kaynaklanan, kabul görmeyen, paketleme ve nakliye esnasında hasar görmüş, kalite kontrol aşamasında uygunsuz olarak belirlenen atık GRC malzemeler tekrar değerlendirilebilecektir. Anahtar sözcükler: Basınç dayanımı, Cam elyaf takviyeli beton (GRC) atığı, Çimento, Donma-çözülme

Kader Topaloğlu
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir altyapı projesindeki risklerin tespit edilmesi ve sözleşme tutarına etkilerinin incelenmesi

İnşaat sektörü, kendi içerisindeki projelerin karmaşıklığı ile sürekli olarak iç içe yaşamakta ve mücadele etmektedir. İnşaat projeleri, diğer projelere nazaran daha yüksek karmaşıklıkları içinde barındıran ve bu karmaşıklıkların ortaya çıkardığı çok sayıda belirsizlik nedeniyle her zaman yüksek risk nüfusuna sahiptir. Belirsizlik ve riskler nedeniyle birçok inşaat projesi, başlangıçta hedeflenen tamamlanma noktasından çok ötede tamamlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ülkemizde eksikliğinin tespit edildiği risk yönetimi algısının artırılması, risk yönetimi alanındaki literatüre katkıda bulunulması, bir altyapı projesi üzerinden ihaleye girip girmeme konusunda karar verecek olan bir yapım firmasının yapması gereken risk değerlendirmesinin bir modeli sunularak risklerin proje üzerindeki olumsuz etkisinin ne boyutlarda olduğunun ve bu olumsuz etkilerin nasıl azaltılabileceğinin gösterilmesi, ihaleye girip girmeme kararı verecek olan bir yapım firmasının risk konusunda dikkate alması gereken noktalar gösterilerek vereceği kararın doğruluk payını artırmaktır. Örnek bir altyapı projesine etki edebilecek riskler tespit edilmiş, tespit edilen risklerin Olasılık-Etki Matrisi ve Primavera Risk Analysis programı kullanılarak risk analizi yapılmış, risk analizi sonuçlarına göre risklere karşı uygun stratejiler seçilmiş ve bu stratejilerin sağladığı iyileştirmeler tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilecek sonuçlar sayesinde, literatürün eksik olduğu konular giderilmeye, risk ve risk yönetimi hakkında bilgiler verilerek okuyucuları bu konu üzerinde bilinçlendirmeye ve ihaleye girip girmeme kararı verecek olan yapım firmalarının bu kararı verirken riskler üzerinde dikkat etmesi gereken noktalar gösterilmeye çalışılacaktır.

Harun Kartal
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de yalın düşünce ve yalın inşaat uygulamalarının proje karlılığına etkisinin incelenmesi

İnşaat endüstrisi, gelişmelere açık ve farklı düşünce tiplerinin uygulanabilirliğinin bulunduğu bir sektördür. Çok yönlü ve kapsamlı bir çalışma ortamı olan inşaat alanlarında maliyet ve kalite önemli iki ölçüttür. Günümüzde maliyeti düşük kaliteli ürünler ortaya koymak artık şirketler için temel kurallar haline gelmiştir. Bunu gerçekleştirmek için israfların ortadan kaldırılması ve tamamen müşteri odaklı üretim düşüncesi etkinlik göstermektedir. Bu etkinliğin ihtiyaçlarını, israfların ortadan kaldırılmasını ya da israfın önlenmesini konu alan Yalın Düşünce karşılamaktadır. Bu düşünce yöntemi israfın nedeninin bulunup ortadan kaldırılmasına dayanmaktadır. Yalın Düşünce 1920'li yıllarda Japonya'da etkinlik gösteren Toyota şirketinde ortaya çıkmış, Berkeley Üniversitesi'nde Glenn Ballard öncülüğünde ise inşaat sektörüne uyarlanmış bir ideolojidir. Yalın düşünce tüm bu üretim ve yönetim hareketlerini, sahip olduğu ilke ve yöntemlerle gerçekleştirmektedir. Tamamen müşteri ihtiyaçlarına ve isteklerine odaklanan, fazla stoktan, gereksiz hareketten kaçınmayı savunan bu düşünce tarzı israfları azaltmada en önemli yöntemlerden biridir. Türkiye'de bulunan inşaat şirketlerinde çok da etkinliğini göremediğimiz bu düşünce tipi, bu düşünceyi benimsememiş şirketlerde de ne derece israfa neden olduğunu görmekteyiz. Bu çalışmada Türkiye'de bulunan ve Yalın İnşaat yöntemlerinin uygulanmadığı bir şantiyede ortaya çıkan israf maliyetleri incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucu şantiyedeki revize projelerden, imalatlara verilen zararlardan dolayı yapılan tadilatlardan ve yanlış imalatlardan kaynaklanan insan ve malzeme israfının olduğu görülmüştür. Bu israfların maliyetleri hesaplanarak şantiyede yapılan israfın para karşılığı bulunmuştur.

Yasemin Çelebi
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atık lastik katkılı farklı polimer içeren betonların özelliklerinin incelenmesi

Dünyada her yıl yüz milyonlarca araç lastiği servis süresini doldurması sebebiyle atık haline gelmektedir. Bu araç lastiği atıkları beton içerisinde kullanılarak sağlık ve çevre açısından küresel sorunlara neden olmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Çalışmada, beton içerisine atık lastikler ile birlikte, son yıllarda popüler hale gelmekte olan polimer katkılar kullanılarak atık lastik katkılı polimer betonlar üretilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada 0-4 mm elek aralığında olan atık lastik agregası beton karışımına farklı oranlarda (%0, %5, %10, %15 ve %20) ince agrega (0-4 mm) yerine hacimce ikame edilerek Lastik Agregalı Beton (LAB) elde edilmiştir. Ayrıca, elde edilen LAB karışımlarının içerisine çimento hacminin %1 ve %2 oranlarında polyester ve stiren-bütadien (SBR) polimerleri katılmıştır. Elde edilen karışımlardan Lastik Agregalı Polyester İçeren Beton (LPB) ve Lastik Agregalı Stiren Bütadien İçeren Beton (LSB) üretilmiştir. Üretilen beton numunelerinin taze betonunda; birim ağırlık, slump, hava ölçümü deneyleri, sertleşmiş beton numuneleri üzerinde; birim hacim ağırlık, su emme, donma çözülme, basınç dayanımı (3, 7, 28 ve 90 günlük), yarmada çekme dayanımı (7 ve 28 günlük) deneyleri ile iç yapı özelliklerini belirlemek için Taramalı Elektron Mikroskop (SEM) analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, %1 oranında SBR içeren lastik agregalı beton (LSB-A1) numunelerinin dayanımlarının diğer serilere oranla daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Atık lastik, Dayanım, Stiren bütadien, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM).

Semih Ramazan Aksoy
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Doğal liflerden geliştirilen geogridin yolun taşıma gücüne etkisinin araştırılması

Bu çalışmada yol zemininin taşıma gücünü arttırmak amacıyla farklı tip geogridlerin geliştirilebilirliği ve kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında doğal jüt liflerinden elde edilmiş tekstil ürünler geogrid formuna dönüştürülerek yol zemininde kullanılmıştır. Yapılan araştırmalar, genellikle doğal liflerin doğada kendi kendine yok olabileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle geogrid formuna dönüştürülen jüt tekstili bitüm kaplama malzemesi kullanılarak yüzey kaplama işlemine tabi tutulmuştur. Ayrıca çalışmada karşılaştırmalı analizler yapılabilmesi adına piyasada kullanılan bazalt liflerden elde edilmiş geogrid malzemeler de yol zemin güçlendirici olarak çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma etkin olarak kullanılan bir yol alt temel malzemesi üzerinden yürütülmüştür. Geliştirilen ve piyasadan temin edilen geogridler farklı numune grubu oluşturularak zemin deneylerine tabi tutulmuştur. İlk grupta yol alt temel malzemesi geogrid kullanmadan zemin deneyleri yapılmıştır. Böylece referans olarak kullanılacak zeminin temel fiziksel özellikleri ve taşıma gücü parametresi olan CBR değerleri belirlenmiştir. İkinci grupta ise aynı alt temel malzemesi bazalt geogrid ile test edilmiştir. Üçüncü olarak, geliştirilen geogrid herhangi bir kaplamaya işlemi yapılmadan, dördüncü grupta ise doğal jüt liflerinden geliştirilen geogridin yüzeyi bitüm kaplama yapıldıktan sonra aynı deneylere tabi tutulmuştur. Böylece şahitler dahil dört farklı numune grubu karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan deney sonuçları göstermiştir ki doğal liflerden geliştirilen geogridin, zeminin taşıma gücüne önemli derecede katkı sağlamaktadır.

Veysel Ekrem Gönül
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determination of conformity of urban transformation project in Gaziantep city with the new earthquake code by using SAP2000.

The structural characteristics of a seismic building in Gaziantep, Turkey with 2007 and 2018 Turkish Earthquake code by using SAP2000 v20.2 have been analyzed in this thesis. The city is located on the East Anatolian fault with several seismic activities. The geotechnical properties of the related area have been carried out by using 2007 and 2018 Turkish earthquake codes to obtain elastic spectrum acceleration values. DD-2 is selected as the main earthquake design data via using the new earthquake code 2018 in the analysis. The target spectrum having 10% probability of exceedence in 50 years for the bedrock level has been estimated using the attenuation relationships between the terms after a number of analyses. The response spectra has compared to the design spectra given in the Turkish Seismic Code (TSC-2007) and 2018 Turkish Earthquake code for the related seismic zone. The local earthquake site spectrum, TSC-2007 and 2018 Seismic Code spectra have been analyzed by using seven different real earthquake records. The time-history analyses of the Reinforced Concrete buildings according to the 2018 Earthquake codes have indicated that the earthquake records scaled by the local spectrum induced higher base shear force, overturning moment and top lateral displacement values in the 2007 Earthquake codes.

Earthquake regulations
Saturnın Florıs Kacka Sangola
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce Bolu ve Sakarya illerinde inşaat sektöründe yer alan müteahhit ve ortak sağlık ve güvenlik birimi bakış açısından bölgesel durumun belirlenmesi ve İSG siteminin 6331 sayılı yasa çerçevesinde incelenmesi

Tarih öncesinden bu zamana kadar insan hayatı değerli olmuş ve insan hayatını korumak için çaba harcanmıştır. Ancak zamanla insanlık gerek savaşlarla gerekse kişisel çıkarlar için birbirlerine zarar vermiştir. Bu durum insanların köleleştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Kölelik dünyadan kaldırılmaya çalışılırken diğer yandan ise insanlar bu sefer sanayileşme ile çalışanlara karşı benzer bir tutum sergilemiştir. İşverenler sadece kendi çıkarlarını düşünerek çalıştırdığı çalışanların hak ve sorumluluklarını düşünmemiş ve değer vermemiştir. Bu durum zamanla çalışanları korumak amacıyla önce iş sağlığı ve güvenliği kavramının oluşmasına, sonrasında iş sağlığı ve güvenliği üzerine çeşitli kanunlar oluşturulmasına sebep olmuştur. Bu kanunlar ise uzun zaman boyunca gelişerek günümüzdeki halini almıştır. Kanunların bugüne gelişlerinde izlediği yol ise bizlere hiçbir kanunun mükemmel olmayacağını bugün tamamlanmış ve mükemmel gözükseler bile zaman içinde eksikleri çıkacağını göstermiştir. Bu sebeple şu an Türkiye'de uygulanmakta olan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun uygulamaları incelenerek kanun geliştirilmesi gereken noktaları bulunmaya çalışılmıştır. Bu çalışma yapılırken ise Düzce, Bolu ve Sakarya bölgesi temel alınarak bu bölgede bulunan Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi şirketleri, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi çalışanlarına, Müteahhit şirketleri, şantiye çalışanları ve mühendisler olmak üzere 5 gruba anketler yapılmıştır. Bu sayede bölgenin durumu tespit edilerek kanunun çalışma düzeyindeki etkileri görülmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma ise bölgede şirketlerde 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun tam olarak uygulanmadığını göstermiştir. Özellikle kanuni denetimden kolayca kaçabilen işverenler cezai yaptırama maruz kalmadıkları için kanunun birçok maddesini görmezden gelmektedir. Durum böyle olduğunda ise kanunu geliştirmekten bahsetmek pek mümkün olamaz. Öncelikli olarak işverenler kanunu benimsemeli ve eksizsiz bir şekilde uygulamadır. Çünkü kanun uygulanmadığı sürece kanunun eksiksiz olması hiçbir şey ifade etmeyecektir.

Metehan Yasin Yıldırım
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce şantiyelerinde israfın nedenlerinin belirlenmesi ve yalın inşaat uygulamalarıyla çözüm yöntemleri

Tüm ülke ekonomilerinde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde inşaat sektörü söz sahibidir. İnşaat sektörü birçok farklı alana etki ettiğinden lokomotif sektör konumundadır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamakta, yaşamlarını sürdürmede önemli etkiye sahiptir. Bu çalışmada Türk yapım şantiyelerinde israfa neden olan, verimsizliği arttıran sebepler analiz edilmektedir. İsraf, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sorunlara yol açmaktadır. Maliyetin artması, kaliteden ödün verilmesi ve doğru müşteri hizmetinin sağlanamaması gibi olumsuzluklar göze çarpmaktadır. İsrafın giderilmesi için İnşaat sektöründe yeni sayılabilecek üretim modeli olan Yalın İnşaat'ın gerekliliği ve önemi artmaktadır. Yalın inşaatın amacı israfa neden olan sebeplerin tespiti, süreçte değer katmayan aktivitelerin giderilmesini kapsamaktadır. Yalın inşaatın ilke ve prensiplerinin gerekliliği ve önemi birçok çalışma ile kanıtlamıştır. Bu çalışmada Düzce şantiyelerinde meydana gelen israfların nedenlerinin tespiti ve ne derece etki ettiğinin analizi yapılmış ve diğer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Alanlarında aktif görev alan büyük çoğunlukla inşaat mühendisi, mimar görüşleri göz önüne alınmıştır. İsrafın nedenleriyle birlikte çözüm önerileri de sunulmuştur.

Yelda Nur Sönmezoğlu
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Zayıf kayaçlar üzerine oturan silindirle sıkıştırılmış beton barajların geçirimsizlik hattının analizi

Baraj temellerinde sızma kontrolü, hem güvenlik hem de işletme açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle fliş serisi gibi zayıf sedimanter kayaların oluşturduğu heterojen temel koşullarında geçirimsizlik yapılarının tasarımı daha karmaşık bir hal almaktadır. Bu nedenle, baraj mühendisliğinde temel koşullara uygun ve güvenilir sızma analizleri ile geçirimsizlik sistemlerinin performansını değerlendirmek büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında, fliş serisi sedimanter zayıf kaya üzerine oturan silindirle sıkıştırılmış beton barajlarda bulamaç hendeği yöntemiyle oluşturulacak geçirimsizlik hattı boylarının sonlu elemanlar analizleri aracılığıyla analizi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, sızma analizleri CAD tabanlı sonlu elemanlar yöntemine dayalı SEEP/W ve SLIDE paket programları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Farklı litolojik oranlar, tabaka kalınlıkları ve malzeme geçirimlilikleri dikkate alınarak geçirimsizlik perdesi boyu alternatifleri değerlendirilmiş; elde edilen sonuçlar her iki program özelinde karşılaştırılarak birbirine yakın sonuçlar elde edilmiştir. %10 silttaşı oranına sahip kesitlerde geçirimliliğin ve toplam sızma debisinin diğer oranlara göre daha yüksek, %50 ile %70 silttaşı oranına sahip kesitlerde ise hem teknik hem de ekonomik açıdan perdelerin büyük oranda yeterli olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Fliş formasyonu, sızma analizi, silindirle sıkıştrılmış beton ağırlık baraj, bulamaç hendeği, plastik beton.

Şerife Duygu Babacan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Comparison of microtremor measurements and 3-D soil structure interaction analysis for a historical masonry arch bridge under near-fault and far-fault earthquakes

The aim of this study is to compare the microtremor measurements with 3D soil-structure interaction model of historical masonry arch bridge structure which has an important historical and cultural value in our country that regards to near and far fault ground motions. For this purpose, it is evaluated the comparisons between 3D numerical earthquake model and experimental measurements. The historical Yakacik bridge which is thought to belong to the Ottoman period and masonry stone arch form in the town of Oğuzeli in the province of Gaziantep, is studied. As a source of earthquakes in which SSI interaction is evaluated, near-fault and far-fault ground motions are used. Microtremor measurements are made on the several locations of bridge, in situ natural period and spectral amplifications are determined. Spectral responses (resonance status) obtained by microtremor measurements were found to be potentially promising to support the results obtained from SSI modeling. It is observed that the far-fault motion due to SSI influences results in larger responses than near-fault motion. It is found that the experimentally finding of the possibility of resonance case by microtremor is valuable for the bridge.

Feyzullah Özel
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Experimental study for the characteristics of flow in semicircular channels with free overfall

In this study, the effects of flow characteristics and size of sediments at different channel slopes on the flow over the edge of the free fall in semicircular channels has been studied. For this purpose, four models of free over fall semicircular channels were constructed and tested in the laboratory channel. These models have a length of (2) m. The longitudinal slope of each model has been changed four times as follows. (S = 0, 1/200, 2/200 and 3/200) or (S = 0, 0.005, 0.01 and 0.015). The roughness was determined by three gradients of sand grains (2 mm, 4.75 mm and 6.33 mm) for each model slope. The laboratory program was divided into sixteen groups, including four groups for smooth surface and twelve groups for coarse surface. Ten different discharges were applied. The final depth relationship with the discharge had been calculated each time for the purpose of studying the hydraulic performance of all tested models. It was found that the Froude number of the experiment varies from (0.13) to (2.22). The discharge values vary in the range of (2 m3/hr) and (11 m3/hr). The discharge equation of the semicircular channel had been estimated by using statistical analysis program (SPSS 25).

Sınan Noorı Faıhan Al-doorı
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of thickness increment on the characteristics of water flow over semicircular weir

In this research, the hydraulic characteristics of the flow over the semi-circular weir with the semi-circular edge was investigated by laboratory experiments. For this purpose, 15 models were created. The models were tested in a laboratory flume 12 meters long, 0.80 meters wide and 0.90 meters deep. The results showed that the relationship between the discharge and the other variables is a direct relationship and for all the used models but with varying percentages. Twenty-seven additional experiments were conducted for the purpose of determining the critical thickness. It was observed that the discharge started to decrease between the two thicknesses 1.2 cm and 1.6 cm. Through the experiments, it was obtained that the value of the critical thickness is 1.21 cm. An empirical equation and simple application was developed in order to calculate the discharge (Q) over the semi-circular weir with semi-circular edge. This equation showed a very high correlation with the measured results. It was found that the best value of the discharge over the semi-circular weir with semi-circular edge was obtained when the thickness was 1.2 cm and the radius of the weir's aperture was 25 cm.

Alı Fayeq Saber Saber
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saha/kontrol mühendisi işe alımının analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve MOORA yöntemiyle hibrit olarak gerçekleştirilmesi

İnşaat projelerinde saha/kontrol mühendisi; şantiye şefi sorumluluğunda çalışan, iş programına göre yapılacak imalatların malzemelerinin, ekipmanlarının, işgüçlerinin önlerinin açılmasını sağlayan, sahada yapılan imalatları başında durarak kontrol eden, günlük üretim ve kontrol raporları hazırlayan, proje ile aplikasyon uygunluklarının kontrollerini yapan, ölçümler/metrajlar hazırlayan ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmasını sağlayan teknik elemanlara verilen unvandır. Bir inşaat firmasında istihdam etmek üzere farklı adaylar arasından doğru bir saha mühendisi seçimi yapmak; İmalat kalitesini, projenin yapım süresini ve proje maliyetini direk olarak etkileyecektir. Bu yüzden saha mühendisi seçimi yapılırken birçok kriterin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu tip problemlerde seçimlerin doğru olarak yapılması, kriterlerin iyi belirlenmesi ile başlar. Bu çalışmada Düzce ilinde konut yapımında ihtisaslaşmış yapım firmalarının, saha mühendisi seçimlerinde kullanabilecekleri bir hibrit Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımının uygulanabilirliği ve performansı araştırılmıştır. Bunun için, saha mühendisi seçiminde hangi kriterlere daha fazla önem verildiğinin belirlenmesi amacı ile bir anket çalışması yapılmış ve Düzce ilinde konut projeleri gerçekleştiren inşaat firmalarına uygulanmıştır. Bu şekilde belirlenen kriterler yardımı ile en uygun adayın seçilmesi için farklı ÇKKV yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve MOORA yöntemleri; hem ayrı ayrı hem de birlikte uygulanmıştır. AHP ile hem sıralama yapılmış hem de MOORA yönteminde sıralama yapmak için kriter ağırlıkları belirlenmiştir. Sonuçta bu uygulamaların performansları karşılaştırılmış; sektör profesyonellerine en uygun karar verme yaklaşımı ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Sonuçta hem AHP hem MOORA yönteminde Aday 5 en uygun aday olarak seçilmiştir. Ayrıca hem yapım firmalarının hem de kontrol mühendisi adaylarının; böyle bir işe alım tercihi prosesinde başlıca kriterlerin neler olduğu ve bu kriterlerin birbirlerine kıyasla göreceli önem farklılıklarının neler olduğu hakkında bilgi sahibi olmaları sağlanmaya çalışılmıştır.

AHPMOORA yöntemleriÇok kriterli karar verme
Derya Sena Kahveci
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Experimental investigation of impact behaviour of timber formwork beams strengthened with cfrp strips

The formwork systems used in the construction of buildings together with the developing construction technologies have also changed and improved significantly. Especially in the production of high-rise buildings, formwork systems which can be installed quickly, durable to external loads, used more than once, have become a necessity. In the formation of such formwork systems, timber and composite timber are preferred for reasons such as durability, ease of installation, lightness compared to steel systems and easy to use multiple times. The most commonly used structural component in forming such formwork systems are formwork beams and these beams may be damaged due to various reasons during their lifetime. Within the scope of this study, H20 top P type timber formwork beams with 1800 and 2450 mm length which is among the products of DOKA(c) company is damaged under the effect of static loading up to a high load level of 85% of the maximum carrying capacity and after being retrofitted using anchored CFRP strips, performance and behavior of the beams under the influence of various loading types such as static, fatigue and impact are investigated experimentally. Two different lengths of retrofitted timber formwork beams were tested by applying monotonic static, fatigue and impact loading and comments were made about the effects of the retrofit method on performance under different loading types.

Abdullah Türer
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Measurement of settlements for jet grouting columns

As a result of rapid increase in the density of population, people have been directed to areas that may be problematic in geotechnical terms. Although there may appear many problems in geotechnical terms, one of the problems is settlement that occurs more than expected in Structures due to increased load. Ground improvement methods have been developed in order to solve these problems, and jet grouting method has become the most preferred method since it is generally advantageous. In general, developments in geotechnical sense are obtained empirically. Considering the Earth and its structure, homogeneously mixed types of ground prevent the use of strict rules and formulas. The most important feature of the engineering phenomenon is the comparison of the applied and received values ​​with the formulas developed. In this study, jet grout ground columns application was applied in a residential project in the central district of Sivas province; and after the application, the group piles were analyzed while calculating settlements of pile group quantities with the Koerner and Partos (1974) Method and H. G. Poulos a E. H. Davis Method in the literature. Then, starting from the ground level, some points in the architectural plan were placed in the coordinate system, and the reading values ​​were taken in 3-month periods for the control of the settlements under load. In the data obtained, the values ​​in the literature were compared with the measured values ​​in the application area, and differences were found. As a result of this study that was conducted with the thought of control experiment, it was considered that there might be some deviation errors in the formulas. The aim of this study was to contribute to future studies and to improve the literature more comprehensively.

Batuhan Düz
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diatomit ve Bingöl andezitinin geopolimer kompozit üretiminde kullanılabilirliği

Bu çalışmada, silis kumunun (SK) kısmi veya tam ikamesi olarak atık andezit kumunun (AK) ve öğütülmüş yüksek fırın cürufunun (YFC) kısmi ikamesi olarak diatomit tozunun (DT) alkali ile aktive edilmiş hafif harçların özellikleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Bu amaçla 16 harç örneği oluşturulmuştur. Örneklerin termal iletkenliği, kuru birim hacim ağırlığı, basınç ve eğilme basıncı değerlendirilmiş, kuru büzülme, yüksek sıcaklık ve donma çözülme dayanıklılığı incelenmiştir. Sonuçlar, %100 AK içeren ancak DT içeriği olmayan karışım ile yaklaşık 60 MPa' lık bir basınç dayanımı elde edildiğini göstermiştir. YFC'nin DT ile değiştirilmesi ise AAH'lerın basınç dayanımını önemli ölçüde azaltmıştır. %20 ve %30 DT içeren AAH karışımları ise en düşük termal iletkenlik sonuçlarını göstermiştir. D20A50 karışımı yüksek sıcaklık etkisine karşı en iyi direnci sergilemiş olup, donma ve çözülme etkisine karşı en iyi direnci gösteren karışımların %10 DT içeren karışımlar olduğu gözlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER:Alkali ile aktive edilmiş harçlar, Yüksek fırın cürufu, Diatomit, Atık andezit, Mekanik özellikler

Alkali-aktif malzemelerDiatomitMekanik özellikler+1
Uğur Yakupoğlu
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geri dönüşüm agregalarının geopolimer SIFCON özelliklerine etkisi

En son oluşturulan inşaat malzemelerinden biri olan bulamaç sızdırılmış lif takviyeli beton veya kompozit (SIFCON), daha fazla lif içeriğine sahip benzersiz bir yüksek performanslı lif takviyeli beton türü olarak görülebilir. Bu çalışma, sürdürülebilir öğütülmüş yüksek fırın cürufu (YFC)/uçucu kül (UK) tek bileşenli alkali aktif bulamaç sızmış lif kompozitlerin (SIFCON) basınç dayanımı, kuru birim ağırlık, eğilme dayanımı, gözeneklilik, kapilerite ve su emme açısından çeşitli geri dönüştürülmüş agregalarla karıştırılmış ve yüksek sıcaklıklarda (200; 400; 600 ve 800℃) ve donma-çözülme 40; 80 ve 120 D-Ç döngüsü döngülerinde etkinliğini araştırmıştır. %5, %10 ve %15'lik çeşitli çelik lif oranları ile 80℃'de 6; 24 ve 48 saat ısıl kürlenir. Dokuzu %100 cüruf ve diğer dokuzu %50 cüruf ve %50 UK olmak üzere toplam on sekiz SIFCON karışımı üretilmiştir. SIFCON karışımlarının üretiminde silis kumu (SK), geri dönüşümlü beton kumu (ABK) geri dönüşümlü tuğla kumu (ATK) geri dönüşümlü seramik kumu (ASK) olmak üzere dört farklı agrega kullanılmıştır. Sonuçlar, 24 saat ısıl kürlenen B25L15 karışımının tüm karışımlar arasında sırasıyla 7; 28 ve 91 günde sırasıyla 68,49 MPa, 74,53 MPa ve 79,93 MPa ile en yüksek basınç dayanımlarına sahip olduğunu gösterdi. Sonuçlar ayrıca, %100 YFC ve %50 UK içeren karışımların 6 saat süreyle ısıyla sertleştirildiğini, yüksek sıcaklık ve D-Ç döngülerine karşı en iyi basınç dayanımı direncini gösterdiğini gösterdi. En yüksek eğilme tokluğu, 6 saat boyunca ısıyla kürlenen T50L15 karışımı için de değerlendirildi.

AgregaDurabiliteEğilme+2
Tevfik Hakan Bozkurt
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı C3S içeriğine sahip klinkerlerin hibrit alkalilerle aktive edilmiş çimento özelliklerine etkisi

Yeni bir bağlayıcı için adaylardan biri %70'ten fazla ek çimento malzemesi (EÇM) ve eser miktarda bir alkali aktivatör içeren fakat %30'dan az Portland çimentosu içeren alkali hibrit çimentodur (AHÇ). Bu çimentomsu malzeme alkali ile aktive edilen malzemelerin (AAM) ve Portland çimentosunun faydalarına ek olarak yüksek erken dayanım, daha kompakt bir mikro yapı ve klorür penetrasyonuna ve sülfat saldırısına karşı olağanüstü direnç sunar. Bu çalışma, çimento klinker tipi, kürleme türü ve aktivatör dozajının tek bileşenli alkali ile aktifleştirilmiş hibrit klinker kompozitlerinin (AAHÇ) taze hal, mekanik, dayanıklılık ve mikroyapı özellikleri üzerindeki etkisini netleştirmeyi amaçlayan deneysel bir araştırmanın bulgularını sunmaktadır. Yayılma çapı, priz süresi, basınç dayanımı, kuru birim ağırlık, eğilme dayanımı, kuruma büzülmesi, kapilarite, taşıma özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca yüksek sıcaklık, sülfata maruz kalma, alkali-silika reaksiyonu (ASR) ve donma-çözülme (D-Ç) döngülerinde etkinliğinin araştırılması amaçlandı. 70/30 ve 90/10'luk iki YFC/Klinker oranı ve %10 ve %20 tek parça alkali aktifleştirici ilavesiyle toplam on iki AAHÇ karışımı yapıldı. Üç farklı çimento klinker tipi ve etüv kürü, su kürü ve buhar kürü olmak üzere üç kür şartı uygulandı. Sonuçlar, YFC/K3 oranı 90/10 olan ve %20 MS ile aktive edilen su ile kürlenmiş karışımın yaklaşık 65 MPa değerinde en yüksek basınç dayanımına sahip olduğunu göstermiştir. YFC/K3 oranı 90/10 olan ve %10 MS ile aktive edilen buhar ve etüvde kürlenmiş karışımlar en iyi yüksek sıcaklık direncini göstermiştir. Buharda kürlenen aynı karışımlar ayrıca en iyi D-Ç direncine sahiptir.

AlkalilerKlinker kompozisyonuKürleme+2
Mesut Türkoğlu
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Endüstriyel yapılarda taşıyıcı sistemlerin analitik hiyerarşi prosesi (AHP), TOPSIS ve ELECTRE çok kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak kıyaslanması

Ülkeler, ekonomisini geliştirmek ve istihdam sağlamak amacıyla endüstriye çok önem vermektedir. Bu sebeple ülkemizde tüm şehirlerde kurulan ve kurulmaya devam edilen organize sanayi bölgeleri bulunmaktadır. Organize sanayi bölgelerinde yatırım yapacak kişinin endüstriyel yapının taşıyıcı sistemi konusunda seçim yapması gerekmektedir. Yapılacak seçimin birçok kriterden oluştuğu için karar verici yöneticinin seçimi zorlaşmaktadır. Seçim problemlerini kolaylaştırmak amacıyla çok kriterli karar verme teknikleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada sırasıyla AHP, TOPSIS ve ELECTRE yöntemleri kullanılmıştır. Endüstriyel yapıların yapısal sisteminin üç alternatif arasında seçimi ele alınmıştır. Yapılan analizlerde üç adet ana kriter ve ana kriterlere bağlı olan on iki alt kriter kullanılmıştır. Kullanılan tüm kriterler ve alternatifler uzman görüşleri ve müteahhit firmaların görüşleri alınarak oluşturulmuştur. Seçim probleminde süre ve maliyet, taşıyıcı sistem kısıtları ve şehir yapısı ana kriterleri kullanılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarında birinci sırayı kullanılan üç yöntemde de aynı alternatif almıştır. AHP ve TOPSIS yöntemlerinin sıralama sonuçları aynı çıkmıştır. ELECTRE yönteminde, diğer yöntemlerde göre ikinci ve üçüncü alternatif sıralaması değişmiştir. Günümüzde tüm sektörlerde kullanılan çok kriterli karar verme tekniklerinin, endüstriyel yapılarda taşıyıcı sistem kıyaslaması yapma probleminde de kullanılabileceği anlaşılmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciELECTRE yöntemiTOPSIS+2
Gökalp Karaçam
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yalın proje teslim sistemi ve sürdürülebilir inşaat ile ilişkisi

İnşaat sektöründe çalışan pek çok şirket için kaçırılan teslim tarihleri ve artan maliyetler büyük bir sorun teşkil etmektedir. İnşaat projelerinde maliyet, zaman ve kaliteyi optimize etmek çok önemlidir. Bunun için planlama, tasarım, inşaat hızının, bütçenin ayarlanması ve proje paydaşları arasındaki koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle mevcut proje teslim yöntemleri ile rekabet edebilecek yeni proje teslim yöntemlerinin kullanılmasına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada Yalın Proje Teslim Sistemi ve uygulanması için ihtiyaç duyulan Yalın Teknik ve Araçlar anlatılarak, Sürdürülebilir İnşaat ile ilişkisi ele alınmıştır. İnşaat projelerinde doğru proje teslim yöntemini seçmek büyük önem taşımaktadır. 2000 yılında Glenn Ballard tarafından tanıtılan Yalın Proje Teslim Sistemi geleneksel proje teslim sistemlerinin aksine birçok avantaj sağlamaktadır. İsrafı ortadan kaldırmak, bilgi akışışını sağlamak, maliyetleri düşürmek, tüm ekip üyelerinin ve müşterinin memnuniyetini arttırmak en önemli avantajlarından ve ana amaçlarındandır. Yalın Proje Teslim Sistemi'ne ek olarak inşaat projelerinde sürdürülebilirliği uygulayarak daha az çevresel zarar ve daha çok toplumsal fayda sağlamak mümkün olur. Toplum ve çevreyi projeye paydaş olarak dâhil ederek Yalın Proje Teslim Sistemi'nin başarısı attırılabilir. Bu çalışmada Türkiye şantiyelerinde çalışan inşaat mühendislerinin yalın ve sürdürülebilir davranışlara olan yatkınlıkları analiz edilmiş, çıkan sonuçlardan yola çıkarak Yalın Proje Teslim Sistemi ve Sürdürülebilir İnşaat uygulamalarının Türkiye inşaat sektöründe hayata geçirilebilmesi için öneriler sunulmuştur.

Proje teslim sistemleriSürdürülebilir mimariİnşaat
Nilden Kaylar
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yapım ihalelerinde analitik hiyerarşi prosesi (AHP) ve VIKOR yöntemiyle hibrit bir yüklenici seçimi yaklaşımı

İnşaat projelerinin ön görülen bütçe ve süre dahilinde ve istenen kalite spesifikasyonları kapsamında tamamlanabilmesi için yüklenici seçimi önemli bir etkendir. Türkiye'de kamu ihalelerinde belirli şartlar sağlandıktan sonra, yüklenici firmalar tarafından verilen teklifler sınır değer hesabına tabii tutulur. Bu hesap sonucunda ekonomik açıdan en düşük teklifi veren firma ihaleyi kazanmış sayılır. Fakat yüklenici seçiminde en düşük teklif kriterine bakılması zaman içerisinde sıkıntılar yaşanmasına neden olabilmektedir. Aslında bir yapım ihalesinin yüklenicisini belirlemek, pek çok kriterin ayrı ayrı optimizasyonunu gerektiren birçok kriterli karar verme problemi mahiyetindedir. Bu nedenle birden çok kriterin esas alındığı çözüm yaklaşımlarının kullanılması, yüklenici seçiminde daha nitelikli sonuçlar sağlayacaktır. Bu çalışmada mevcut kamu ihalelerinde uygulanan yaklaşıma alternatif bir yaklaşım önerilmiştir. Ön yeterlilik ya da yeterlilik şartlarından da bir kısmının içinde bulunduğu fakat buna ek olarak başka kriterlerinde eklendiği bir model önerilmiştir. Önerilen model kamu yapım ihalesine katılan adaylar arasından en uygun olanının seçilmesi için bir Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) hibrit yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda (ÇKVV) yöntemlerinden, Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) ve VIKOR yöntemi birlikte uygulanmıştır. Kriterlerin ağırlıklarının belirlenmesinde AHP yöntemi, birçok kriteri çözüme yansıtabilmek amacıyla da VIKOR yöntemi kullanılmıştır. Çalışma için geniş kapsamlı literatür taraması yapılarak ana ve alt kriterler belirlemiştir. Belirlenen kriterlerin puanlandırmaları, kamu yapım ihaleleri hakkında uzman kişilerle görüşülüp yapılmıştır. Öncelikle AHP yöntemi kullanılarak yüklenici seçimi yapılmıştır. Bundan sonra VIKOR yöntemiyle yüklenici seçimi gerçekleştirilmiştir. Her iki yöntemin tek tek kullanılarak yapılan sıralamaların daha sağlıklı bir yaklaşımla gerçekleştirilebilmesi için son olarak AHP yöntemiyle elde edilmiş kriterlerin ağırlıklarıyla AHP-VIKOR hibrit çözümü yapılmıştır. Bu şekilde minimize ve maksimize edilecek kriterlerin birbirleriyle çelişmesi halinde optimum çözüme ulaşılmasında başarılı bir yaklaşım olan VIKOR yöntemi AHP yöntemiyle hibrit edilerek amaca daha da uygun bir seçim yapılmıştır. Çalışma sonucunda her üç yaklaşımla elde edilecek sıralamalar karşılaştırılmıştır. Bu şekilde bir ihale sisteminde ihaleyi kazanacak firmaya bu alternatif yolla karar verilirse, mevcut halinden daha sağlıklı çözümlere ulaşılabileceği sonucuna varılmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciKamu ihalesiVIKOR yöntemi
Nebih Albayrak
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimEN

Improving the structural behavior of hollow core slabs using self-compacting geopolymer concrete with steel fiber

In recent times, concrete technology has been regarded as one of the most viable suggestions for recycling of industrial wastes such as Fly Ash (FA) and Ground Granulated Blast Furnaces Slag (GGBFS). One such development is the use of Self Compacting Geopolymer Concrete (SCGC) whereby the scientific researchers have used some types of solid wastes to improve the performance of concrete. This research involves the study of SCGC and hollow reinforced unit slabs. The thesis consisted of two stages. The first part reports the impact of GGBFS content on the fresh and hardening properties of primarily FA based SCGC. The SCGC mix was formulated with a constant binder content of 500 kg/m3 and at an alkaline-to-binder (a/b) ratio of 0.50. The FA were substituted with GGBFS with various replacement percentages by weight. The second stage includes testing and studying the structural performance of a number of steel fiber reinforced hollow core geopolymer concrete slabs. Twenty-one slabs, which have the same dimensions of 1000x350x125 mm, were cast. These slabs were divided into groups according to steel fiber contents, and each group there were three panels; Solid (SO), Rectangular Hollow (RH) and Circular Hollow (CH). These parameters had the effect of providing variable characteristics of this concrete in terms of the failure modes exhibited, crack strength, ultimate strength, deflection and ductility index.

Saad Abdulrazzak Mukhlıf Mukhlıf
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

In tunneling work assessment of risks to be encountered in occupational health and safety and hazard analysis

Tunnel construction stages have been identified primarily in this study which is one of the heaviest and most dangerous part of the construction works. Then the hazards and risks that could be encountered in terms of occupational health and safety were then determined for each of these identified stages. A description of the planned preventive actions to remove the risks has been made. For this purpose a questionnaire was prepared for 35 different fields of activity involved in tunnel constructions stages. These questionnaires were send to 5 different occupational health and safety expert to identify risk preventive actions and hazards using binary comparison according to their importance level. This study is carried out in Bahçe-Nurdağı high speed train project that has 2 tunnels each is 10 kilometers in length. With the studies done in the project, it is aimed to determine the order of precedence according to the importance level of the hazards, risk preventive actions detected in tunnel construction stages. Throughout the result of this study awareness about the type and level of risks and hazards in tunnel works has increased. Therefore, risk of death and injury may be minimized and thus tunnel works can be completed at desired time and conditions.

Musa Budak
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevcut yapı zemininde sıvılaşma analizi ve sonlu elemanlar yöntemiyle modelleme

Bu tez çalışmasında, mevcut durumdaki bir yapının zemini jeolojik ve geoteknik açıdan incelenmiştir. Zeminin fiziksel ve mekanik özellikleri belirlemek için zemin çalışmaları yapılmıştır. Yapılan zemin çalışmalarından elde edilen parametreler kullanılmıştır. Bu parametreler kullanılarak Türkiye Bina ve Deprem Yönetmeliği 2018 dikkate alınarak yerel zemin sınıfı ZD olarak belirlenmiştir. Ayrıca zeminin taşıma gücü, oturma ve sıvılaşma hesapları yapılmıştır. TBDY 2018'e zeminin emniyetli taşıma gücü 337 kPa olarak hesaplanmıştır, toplam oturma 4,576 cm olarak hesaplanmıştır, yapılan sıvılaşma hesapları sonucunda yapı zemini sıvılaşmaya karşı güvensiz durumdadır. Sıvılaşma riskinden dolayı zemin iyileştirme gerekli duyulup jet grout uygulaması yapılmıştır. Temel çevresinde 13 metre uzunluğunda eğimli ve düz kolonlar imal edilmiştir ve bina zemini çevresinde geçirimsiz perde oluşturacak 18 metrelik kolonlar imal edilmiştir. İmal edilen kolonların tasarım hesapları yapılmıştır. 13 metrelik kolonların taşıma kapasitesi 61,3 ton hesaplanmıştır. 18 metrelik kolonların taşıma kapasitesi 88,9 ton olarak hesaplanmıştır. Jet grout uygulamasından sonra sıvılaşma hesabı yapılarak riskin giderildiği görülmüştür. İdealize edilen zemin profili sonlu elemanlar programı kullanarak üç boyutlu ve iki boyutlu olarak modellenmiştir. Üç boyutlu modelde, zeminde oluşan deplasman ve jet grout kolonlarının davranışı incelenmiştir. İki boyutlu modelde, proje binası zeminin deprem durumundaki davranışı incelenmiştir. Sıvılaşma durumu için sonlu elemanlar programında yapılan dinamik analiz sonucu ile sayısal hesaplamalar zemindeki sıvılaşma riskini varlığını ortaya koymaktadır. İyileştirme sonrası sayısal hesaplamalardaki riskin yok olması ve sonlu elemanlar yazılımının boşluk suyu basıncındaki azalış zeminin sıvılaşma durumunun iyileştiğini göstermektedir.

Jet groutingSonlu elemanlar yöntemiZemin sıvılaşması+1
Ulvi Kayakeser
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Examining the qualification and values expected of project managers in the construction industry

Project Manager has shown an impeccable role in construction industry productions, whereby all main keys of construction are influenced by the methods and skills that the project manager and his/her team implement into the completion of the project at client satisfaction (cost, quality and time). Many project managers have been struggling to achieve a desirable level but the project management skills, appliances and implementations are limited. In construction, the project manager is the centre of activity, guiding the project to completion. However, many projects have struggled with the performance of various project managers due to a variety of factors, and some people do not have a clear understanding of what a project manager does. Many people believe that a project manager's job is limited to monitoring work, especially when the project is in progress, but a project manager's job is much broader and begins before construction begins. This study defines project manager values in the construction industry and how each project manager should strive to achieve them at a high level of competence. To learn more about the construction industry's ideas and opinions on this topic, A quantitative study was conducted from beginning to end, analysing construction project management methods and how they can be used in all stages of construction to ensure project success, as well as the advantages of hiring a project manager who understands the tasks and demonstrates his or her values. Several employees of construction and consultancy firms carried it out. A formula for predicting the number of individuals to be surveyed with a confidence level using the Likert scale for questionnaires. The study examines the responsibilities of a project manager, as well as the skills required of a competent construction project manager, as well as the benefits of his or her activities on a construction project.

Project managementManagersAgile project management+1
Hamza Patıence Muzamuzı
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Modeling the climate change impact on a river basins by using global climate change, heuristic methods, and watershed modeling system

Investigation of the hydrological impacts of climate change at the local scale hydropower potential requires the use of a statistical downscaling technique. Global Circulation Models (GCMs) are essential tools used for the future change of climate impact including precipitation and temperature using different scenarios. The GCMs outputs cannot be used directly due to the uncertainty in the spatial resolution between the GCMs and hydrological models. Statistical downscaling techniques involves the development of relationships between the large-scale climatic parameters and the local variables such as temperature and precipitation. In this study, statistical downscaling of monthly areal mean precipitation for Goksun River basin, which is delineated by using Watershed Modeling System (WMS) program, in Turkey was constructed using the Group Method of Data Handling (GMDH), Gene Expression Programming (GEP), and Support Vector Machine (SVM) techniques and compared results to Linear Regression model. The R-value for precipitation SVM model is 0.863, 0.788 for training and testing periods, respectively. The results showed that SVM has the best model performance than the other proposed downscaling models, however, AIC values showed the GEP model has the lowest AIC value. The SVM downscaling result of the GCM scale simulated under both GCM A1B and A2 emission scenarios for areal mean precipitation for study area has been explored and analyzed. The simulated results for both scenarios show a similarity in their average precipitation. Generally, both scenarios anticipate a decrease in the average monthly precipitation during the simulated periods. Therefore, the results of future projections show that the precipitation will decrease during the period of 2021-2100. Keywords: GCM, Statistical downscaling, GEP, GMDH, SVM, Precipitation, WMS

Abdulhadi Pala
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Taşkın koruma projelerindeki maliyet belirsizliklerinin yapay zekâ teknikleriyle tahmini

Yapılan bu tezde; kamu sektörünce ihale edilmiş taşkın koruma projelerinin ihale öncesi yaklaşık maliyetlerinin hızlı ve doğru tahminin edilebilmesine imkan sağlayacak yapay zeka teknikleriyle gerekli matematiksel modellerin oluşturulması hedeflenmiştir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında Türkiye'de 2012 ile 2018 yılları arasında ihalesi gerçekleştirilen 88 adet taşkın koruma projesi incelenerek yaklaşık maliyete etki eden tüm faktörleri tespit edilmiştir. Projelere ait hazırlanan yaklaşık maliyetlerin birbirleri ile olan ilişkileri değerlendirilerek normal dağılıma dönüştürülmüştür. Proje girdisi yaklaşık maliyeti (bağımlı değişken) oluşturan bağımsız değişken girdileri 9 farklı matematiksel tahmin modeliyle gösterilmiştir. Bu modeller literatürde yanıt yüzey (yüzey cevap) yöntemi olarak bilinen optimizasyon tekniğinden yararlanılarak geliştirilen doğrusal (lineer),power, üssel, quadratik ve semi quadratik tahmin modelleridir Matematiksel denklem modelleri eğitim veri seti kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon aşamasında Çiçek Tozlaşma Algoritması (ÇTA) kullanılmıştır. Optimizasyon aşamasında veri setinin %60'ı eğitim amacıyla kullanılırken kalan % 40'lık kısmı test amacıyla kullanılmıştır. Yapılan optimizasyon çalışmalarında başarım oranı en yüksek tahmin modelinin P8 modeli olduğu görülmüştür. P8 modelinin matematiksel optimizasyon modellerinin içerisinde ise en yüksek başarım oranı yaklaşık % 94,72 ile semi quadratik modelde yakalanmıştır Yapılan bu çalışma sonucunda; kamu veya özel sektör aracılığı ile yapılan özellikle taşkın koruma gibi altyapı projelerinde ihale öncesi yetersiz verilerin bulunduğu ve kısa sürede yaklaşık maliyetin tespit edilmesi gerektiği durumlarda; yapay zeka teknikleri kullanılarak yüksek doğruluk oranlarında tespit edilebileceği bulunmuştur. Anahtar sözcükler: Taşkın koruma projesi, Yaklaşık maliyet, Yanıt yüzey yöntemi, Çiçek tozlaşma algoritması, Yapay zeka teknikleri

Cevap yüzey yöntemiMaliyetTaşkın koruma yapıları+2
Deniz Yıldız
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaya ve toprak dolgu barajlar için inşaat projelerindeki maliyet belirsizliklerinin yapay zeka teknikleriyle tahmini

Bir baraj yapısının inşaatı için yaklaşık olarak otuz farklı iş kalemi bulunmaktadır. Projenin tipi, kullanılan dolgu malzemelerin miktarı, türü gibi değişkenlerden dolayı planlama ve uygulama sırasında çok fazla sayıda belirsizlik oluşmaktadır. Bu belirsizliklerden dolayı yaklaşık maliyetin hesaplanma süresi uzun bir çalışma gerektirmektedir. Yaklaşık maliyetteki belirsizlikler, işe teklif veren istekliler için de dezavantaj oluşturmakta, işi alan yüklenici firmalar verebilecekleri hatalı fiyat tekliflerinden dolayı zarara uğrayabilmekte ve işler yarıda kalabilmektedir. Yaklaşık maliyetin kısa sürede tahmini için yapay zeka ve matematiksel modeller ile yüksek doğruluk ile hesaplanabileceği yapılan literatür incelemesiyle görülmüştür. Bu çalışma kapsamında 2011 ve 2020 yılları arasında, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (KİK) kapsamında ihalesi yapılmış ve sonuç ilanı açıklanmış olan 114 adet baraj ve gölet projesi incelenmiş ve yaklaşık maliyet için önemli olan iş kalemleri tespit edilmiştir. Tüm projelerde yaklaşık maliyetleri birbirleri ile ilişkilendirmek için 2020 yılı Aralık ayına göre fiyatlar güncellenmiştir. Bu faktörler kullanılarak farklı yaklaşım modelleri oluşturulmuş ve oluşturulan yaklaşımlar matematiksel modellerle test edilmiştir. Oluşturulan matematiksel modellerdeki ağırlık oranları Gri Kurt Algoritması ile hesaplanmıştır. Bu çalışma sonucunda; KİK ile baraj yapılarında ihale öncesi az verinin bulunduğu ve hızlı bir şekilde yaklaşık maliyetin tespit edilmesi gerektiği durumlarda matematiksel modeller ile yüksek doğruluk oranlarında tespit edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Baraj gölleriBarajlarBirim maliyetleri+3
Ömer Genç
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karayolu kaplama türlerinin iyileştirilmesinin trafik kazalarına etkisinin araştırılması (Kastamonu örneği)

Bu tez çalışmasının amacı, trafik yükü, iklim ve zamanla üstyapıda meydana gelmesi kaçınılmaz olan bozulma türlerinin incelenmesi, bakım onarım yöntemlerinin açıklanması ve karayolu üstyapı kaplamasının iyileştirilmesinin trafik kazalarına etkisinin istatistiksel verilerle ortaya konmasıdır. Çalışma kapsamında kaza oluşumunu azaltmak ve trafik güvenliğinin artırılması için oluşan bozulma türlerine göre yol üstyapı kaplamalarında yapılan bakım onarım ve iyileştirme çalışmaları detaylı olarak açıklanmıştır. Trafik kazalarının önlenmesinde kaplamanın en önemli özelliği yol yüzeyinin kayma direncidir. Bu çalışma kapsamında üstyapı kaplama yüzeyinde kayma direncinde azalmaya neden olan tekerlek izinde oturma, cilalanma, kusma gibi farklı bozulmalar meydana gelen üç farklı yolda sürtünme direncinin arttırılmasına yönelik yapılan sathi kaplama çalışması, bitümlü sıcak karışım çalışması, yol yüzeyini pürüzlendirme çalışması Kastamonu örneği ile incelenmiş ve trafik kaza istatistikleri üzerine etkileri incelenmiştir. Yolun servis kabiliyeti arttırmaya yönelik ve trafik kazalarını önlemeye yönelik mevcut uygulanan yöntemlerin başarılı olduğu ancak bazı yönleriyle yolun olumsuz etkilendiği, bu sebeple yeni yöntemlere ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmış olup ülkemizde yeni denenmeye başlayan microsurfacing uygulaması açıklanmıştır.

E-5 karayoluKara yolu ulaşımıTrafik kazaları
Aysu Vapur
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme dolgu duvarlı çerçevelerde boşluk yeri ve oranının davranışa etkisinin deneysel olarak incelenmesi

Genel olarak iç mekânları alanları bölmek için kullanılan dolgu duvarlar, ayrıca ısı ve ses yalıtımı sağlamak için de betonarme yapılarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Dolgu duvarlar taşıma kapasitelerinin düşük olması sebebiyle, yapısal olmayan elemanlar olarak kabul edilerek sabit yük olarak dikkate alınırlar. Ancak yapılan çalışmalar, dolgu duvarların yapı davranışını önemli ölçüde etkilediği göstermiştir. Dolgu duvarlarda, havalandırma ve aydınlatma gereksinimleri için kapı ve pencere boşlukları bırakılmak zorundadır. Bu durumda, çerçeve davranışı da bununla birlikte değişiklik gösterecektir. Bu sebeple gerçekleştirilen bu çalışmada, boşluksuz ve farklı boyutlarda pencere boşluklarına sahip gaz beton dolgu duvarlı betonarme çerçevelerin, çevrimsel yükler altında yapısal davranışları deneysel olarak incelenmiştir. Bu amaçla 5 adet dolgu duvarlı betonarme çerçeve üretilmiştir. Üretilen dolgu duvarlı betonarme çerçevelere FEMA 461 de önerilen yükleme protokolü uygulanarak deneylerden elde edilen bulgularla dolgu duvarlı çerçevelerin taşıma kapasiteleri, enerji tüketme kapasiteleri ve kırılma biçimleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, dolgu duvar boşluklarının biçim ve konumlarının çerçeve davranışını önemli ölçüde değiştirdiğini ortaya koymuştur.

Betonarme çerçeveBoşluk oranıDeneysel inceleme+1
Anıl Şen
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Influence of pet waste on the properties of asphalt concrete

As a result of the rapid growth of the world and the rapid development of technology, plastic materials which are easy to manufacture have become widely used. As a result of the use of plastics, the amount of waste has been greatly increased and these materials have been recycled. Plastic wastes can be reused in various sectors. PET bottles cause environmental pollution and do not dissolve in nature for a long time. Most of the roads in our country and in the world consist of bituminous pavements (bituminous hot mixture). Maintenance costs of these deteriorated roads are quite high. Bituminous mixtures containing waste plastic can solve this problem by extending the life of the roads. In this study, waste PET bottles were used in asphalt and their effects on asphalt were investigated. In order to remove plastic wastes from nature and recycle them, these wastes were added to asphalt concrete and the coating was thought to have better physical and mechanical properties. In the experimental study, the ground pet bottle wastes have been added to the asphalt mixture in the ratios determined as 0.3%, 0.4%, 0.5%, and 0.6% of the total mixture weight. Marshall Design method was used to find the optimum bitumen ratio with and without additives. Marshall Samples were prepared according to the binder layer aggregate gradation as specified in the Highways Technical Specification (KTŞ). In experiments, 50/70 penetrated bitumen was used at a mixture temperature of 145 °C. According to the test results, it has been observed that the use of PET bottle waste in asphalt mixtures improved the mechanical properties of the asphalt considerably.

Marshall experiment methodMarshall stability
İbrahim Soybakış
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şantiyelerde sürdürülebilir yapım ve atık yönetiminin incelenmesi

Toplum ve çevre sağlığı için önemli bir konu olan sürdürülebilirlik inşaat sektörü ile de bağlantılıdır. Binaların yapım, kullanım ve yıkım aşamasında bir çok çevresel etki oluşmaktadır. Çevresel etkinin boyutu ise yapının büyüklüğüne göre değişkenlik göstermektedir. İnşaat sektörü çevremizde oluşan atıkların büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle inşaat yapım, kullanım ve yıkım aşamasında sürdürülebilir yapım uygulanması çevreye verilecek olan zararı azaltmaktadır. Sürdürülebilir yapımın en önemli faktörü atık yönetimidir. Tez kapsamında atık yönetimi uygulanan bir proje incelenmiştir. Atıklar atık yönetimi hiyerarşisi parametreleri uygulanarak çeşitli alanlara gönderilmiştir. Atık yönetimi uygulanan bir projenin gelir ve gider maliyetleri hesaplanmıştır. Atık yönetimi uygulanan bir projede gelir maliyetimizin gider maliyetimize göre oldukça az çıkacağı görülmüştür.

Atık yönetimiAtıklarSürdürülebilirlik+1
Feyza Erdem Huşut
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Rock-fall types and its simulation using blender software

Blender is a software used in the film and computer games industries to realistically animate a physical system and produce 2D or 3D animation films. In this paper it is shown that media can be faithfully modeled using a rigid body physics, Rock falling and soil sliding are issues confusing the designers in selecting the alternative roots of roads due to miss availability of exact predicts. The animation program is used to simulate a rock fall model and analyze it by statistical program to evaluate the results and finding the rate of confidence between them. Two types of materials (Wood and Steel) in Cubic shape and spherical shape were tested in the laboratory as two parameters on fixed side slope made of wood, which it has one stage in the mid-distance the motion of materials detected by Physic Tracker Software. Results showed that Blender as computer software is perfect for this purpose and there is a relation of (R2=0.999) between the parameters. This will help the designers and the geotechnical problems in predicting and considering the best solutions before and even during the construction process.

Ahmad Ganjeena Jalal Khoshnaw
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pirinç kabuğu külü ve orman endüstri atık külü ile üretilen sürdürülebilir geopolimer betonun performans özellikleri

Geopolimer beton, çevre dostu ve sürdürülebilir bir alternatif olarak tanımlanabilen bir malzemedir. Bu tanımlama endüstriyel yan ürünlerin kullanılarak üretilmesini ve geleneksel çimentolara kıyasla daha düşük karbondioksit salınımına sahip olmasına bağlıdır. Bu çalışma kapsamında, uçucu kül (UK), orman endüstrisi atık külü (FIWA), pirinç kabuğu külü (PK), sodyum hidroksit (SH) ve sodyum silikat (SS) gibi çeşitli malzemelerin değişik oranlarda kullanılmasıyla geopolimer beton numuneleri üretilmiştir. Geopolimer betonların kimyasal yapısı ve oluşum mekanizması detaylı bir şekilde incelenmiş, performans özellikleri ele alınmış ve çeşitli uygulama alanları üzerinde durulmuştur. Bu amaçla 6 grup hazırlanmış, UK yerine %0; %25 ve %50 oranlarında UK ile yer değiştirerek FIWA ve PK kullanılan gruplarda, 8 mol SS çözeltesi ile SS/SH %50 oranında karışımlarda aktivatör olarak kullanılmıştır. Üretilen geopolimer beton örnekleri öncelikle 30oC de buhar kürüne tabi tutulup 3, 7, 28, 56, 90 günlük dayanımları ölçülmüştür. Donma çözülme döngülerine tabi tutulan örnekler aynı zamanda su emme ve porozite gibi değerleri de saptanarak mikro yapıları hakkında fikir edinilmiştir. Ekolojik atık yönetiminin sürdürülebilirlik çerçevesinde ele alınan geopolimer betonların farklı özelliklerinin incelendiği bu çalışma sonucunda, kullanılan pirinç kabuğu külü (PK) ve orman endüstrisi atık külünün betonun porozitesine olumlu etkileri, mekanik basınç değerlerini yükselttiği, donma çözülme direnci gibi olumlu etkileri gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, geopolimerlerin daha geniş çapta endüstriyel kullanımının teşvik edilmesi ve optimizasyon süreçlerinin geliştirilmesi gerektiği görülmüştür.

Ahmet Yeşiloğlu
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güney Marmara Bölgesinde konkordato talep eden inşaat şirketlerinin ulusal ve uluslararası ekonomik konjektür çerçevesinde incelenmesi

2003 yılında uygulamaya konulan iflas erteleme, 2018 yılı Temmuz ayında yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun yerine, konkordatoya işlerlik kazandırılmak amacıyla İcra İflas Kanunu'nda değişiklikler yapılmıştır. "Anlaşmalı İflas" anlamına gelen konkordato; mali durumu kötüleşmiş olan firma veya şahısların, tarafların hakları gözetilerek borçların ödenebilmesi amacıyla, iyi niyetli olarak alacaklılarla anlaşmaya varılması için yürütülen ve mahkeme onayından geçen süreçlerin işletildiği bir müessesesidir. İnşaat sektörüne mensup işletmelerin konkordato talebinde ilk sırada oldukları anlaşılmaktadır. İlgili konkordato taleplerinin 1/3'lük kısmı Marmara Bölgesindedir. Yapılan çalışma ile, Güney Marmara Bölgesindeki (Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Bilecik İlleri) konkordato talebinde bulunmuş inşaat firmaları hakkında; ölçek, faaliyet alanı, gelir-gider durumları gibi bilgiler toplanmış, talebin oluşmasında rol oynayan nedenler, süreçler ile işletmenin konkordato ilanı sonrasındaki algıları hakkında detaylı veriler toplanmıştır. 2018-2022 yılları arasında; Güney Marmara illerinde, geçici kabul almış inşaat firması sayısı 79 adettir. Bunlardan 44'üne ulaşılmış, oransal olarak %43,04'üne denk gelen 34 firma anketi cevaplandırmıştır. Firmaların komiserleri, yetkilileri ve süreçte görevli olan sektör profesyonelleri anketin katılımcıları olup, anket yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Anket 5 bölümden, 1'i açık uçlu toplam 45 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen verilerin iç tutarlılık katsayısı α = 0,714'tür ve yüksek anlamlılığı ifade etmektedir. Firmaların %70'inden fazlasının konkordatoyu olumlu şekilde tamamladığı, ancak bankalar başta olmak üzere paydaşların sürece karşı tutumlarının genellikle negatif yönde olduğu, işletmelerin partnerlerinin birbirlerini ekonomik yönden olumsuz etkilediği sonuçlarına varılmıştır. Ayrıca, heyette sektörel işleyiş konusunda yetkin inşaat mühendisi komiserin bulunmamasının süreci aksattığı, kamu alacaklarının konkordatoya tabi olmayışının firmaları mali yönden zorladığı, devlet teşviklerinden faydalanılamaması ve kamu ihalelerine katılım sağlanamamasından dolayı kaynak yaratılamadığı anlaşılmıştır. Konkordato firmalarına gösterilecek ılımlı tutum, uygulamadaki iyileştirme, firmaların faaliyet süreçlerine haiz heyet oluşturulması ve diğer düzenlemeler neticesinde projelerin başarıya ulaşması sağlanabilecektir. Firmaların; konkordato talebi öncesi ve sonrası süreçlerini kapsayan, bulgular sonucu elde edilen önerilere uyulması halinde, ekonomik sürdürülebilirliğin gerçekleştirilebileceği, istihdam ve vergi kaybı gibi olumsuz durumların engellenebileceği düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: İnşaat sektörü, Konkordato, Ekonomik görünüm

Ekonomik konjonktürGüney Marmara bölgesiKonkordato+1
Kadir Penbe
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trafik kaza kara noktalarının tespiti ve incelenmesi (Kastamonu örneği)

Günümüzde, dünya çapında hızla artmakta olan taşıt yoğunluğuna paralel olarak trafik kazalarının sayılarında da artış gözlenmektedir. Bu durum çözüm gerektiren bir sorun halini almıştır. Trafik kaza sayılarının azaltılabilmesi ve önlenebilmesi açısından gözlenen trafik kazalarının incelenmesi son derece önem arz etmektedir. Bu incelemelerde trafik kazalarının sıkça gözlemlendiği kısımlar olarak tanımlanabilen 'trafik kaza kara noktalarının' araştırılması gerekir. Dünya çapında karayollarında ki kazaların önüne geçebilmek için kara noktalar bulunup bu noktalarda eksiklikler giderilmeye çalışılmaktadır. Bu noktaların tespitinde birden fazla yöntem mevcuttur. Ülkemizde kara noktaların tespiti yapılırken Oran Kalite Kontrol Yöntemi kullanılır. Bu tez çalışmasının amacı, Kastamonu ilçesinde bulunan bağlantı yolları üzerinde ki kara noktaları, kara noktaların tespitinde kullanılan çeşitli yöntemleri kullanarak tespit etmektir. Bunun için, 2018 ile 2022 yılları arasında Kastamonu ilçesi bağlantı yollarında gerçekleşmiş trafik kazalarına ait veriler toplanmış ve kaza kara noktalarının tespitinde kullanılmıştır. Trafik kaza kara noktalarının tespitinde dört farklı yöntem kullanılmakta olup bu yöntemler; Oran Kalite Kontrol, Kaza Sayısı, Kaza Tekrar Oranı ve Eşdeğer Ağırlık Yöntemleridir. Bu yöntemlerden Kaza Sayısı, Kaza Tekrar Oranı ve Eşdeğer Ağırlık Yöntemlerinden hepsi için ayrı ayrı bir kritik değer belirlenmiş ve ulaşılan sonuçlar kendi içerisinde değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma yapılan bölgedeki trafik kazaları, yapıldıkları saat, oluşma nedeni ve yolun geometrisine göre incelenip analiz edilmiştir. Varsa trafik kaza kara noktalarını / kritik kaza noktalarını kara nokta veya kritik nokta yapan nedenler sıralanarak iyileştirme önerileri üretilmiştir.

Yasemin Sağlık
Kastamonu University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzce il merkezi içme suyu sorunu ve çözüm önerileri

Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Düzce il merkezinin ilerleyen zamanlarda değişen nüfus tahminleri ve içme suyu ihtiyacına göre mevcut içme suyu kaynaklarının durum değerlendirilmesi yapılmıştır. Düzce il merkezinin içme suyu kaynaklarının mevcut durumu incelenerek ve içme suyundaki problemler ile alternatif çözüm yolları çalışmalar sonucunda belirtilmiştir. Düzce il merkezi içme suyu ihtiyaçlarını Uğur Suyu deresi, Kozluk Deresi, Oda Yeri Yaylası, Samandere Yaylası ve il merkezinin farklı noktalarında bulunan 16 adet sondaj kuyu sistemi ile sağlanmaktadır. 1989 yılında İller Bankasının içme suyu için yapmış olduğu 35 yıllık projelendirmesinde, 2025 yılı için yapılan hesaplamalarda öngörülen nüfus ve buna bağlı olarak ihtiyaç duyulacak temiz su, 2022 yılında mevcut verilerle su ihtiyacı hesaplamalarında maksimum değerlere ulaştığını ve içme suyu sistemi için yapılan hesaplamaların yetersiz kaldığı görülmektedir. Mevcut durumda il merkezinin nüfusu 197 557 kişi, içme suyu debisi 755 l/s ve 11000 m3 su deposu vardır. 2013 İller Bankası parametrelerine göre 2022 yılı için yapılan hesaplamalarda içme suyu debisi 771 l/s ve su deposu ihtiyacı 30000 m3 güncel veriler alınarak hesaplanmıştır. İçme suyu için 35 yıllık bir projelendirme çalışması yapılarak, kademeli olarak ilerlendiğinde 2055 yılında nüfus artış oranları ile ön görülen nüfus tespiti ve buna orantılı olarak içme suyu ihtiyacına çözüm önerileri sunulmaktadır. Başlangıçta acil olarak mevcut içme suyu kaynaklarının revize edilmesi ve isale hatlarını yenileme çalışmaları yapılmalıdır. Mevcut artıma tesisi revize edilerek ihtiyaca göre yeni su deposu yapılmalıdır. İl merkezine ait yeni ek terfi merkezleri ve su depoları yapılmalıdır. 35 yıllık içme suyu sistemi ile ilgili planlama çerçevesinde Gürcü Asar Köyü bölgesinde yapılacak yeni bir baraj ile uzun vadede Düzce il merkezine içme suyu kaynağı sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Düzce ili, İçme suyu, İçme suyu kaynakları, Debi hesabı, Su temini

Debi hesabıDüzceSu temini sistemleri+2
Ramis Öksüz
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir inşaat projesinde farklı tedarik zinciri yöntemlerinin karşılaştırılması ve bir inşaat projesi için uygunluğunun tespiti

Tedarik zinciri kavramı her sektörde kullanılabilir bir kavram olmakla beraber genellikle üretim endüstrisinde kullanılmaktadır. Rekabet ortamının arttığı bu zamanlarda ise rekabet içerisindeki firmalardan daha avantajlı duruma gelmek için farklı yöntemler ve sistemler kullanılmalıdır. Tedarik zinciri de bu avantajı sağlayacak kavramlardan bir tanesidir. Tedarik zinciri ürünün üretiminden son kullanıcıya ulaştırılmasına kadar geçen süreçte etkin olarak görülmektedir. İnşaat endüstrisinde de son zamanlarda öneminin anlaşıldığı tedarik zinciri kavramı, firmaların maliyet ve planlamalarında oldukça etkin rol oynamaktadır. Tedarik zincirinin iyi yönetildiği firmalarda Tedarik Zinciri Yönetimi maliyet ve süre açısında firmalara oldukça büyük avantaj sağlamaktadır. İyi bir Tedarik Zinciri Yönetimi inşaat yapım sürecinin iş programı ile koordine devam ettirilmesi için kullanılacak her türlü malzemenin kullanılacağı bölüme gecikme olmaksızın iletilmesini gerektirmektedir. İnşaat şirketlerinin kârlılıklarının ve proje veriminin yükseltilmesi başarılı bir Tedarik Zinciri Yönetimi için oldukça önemlidir. Bu çalışmada farklı Tedarik Zincirlerinin inşaat sürecini, inşaat maliyet ve sürelerini nasıl etkileyeceği konusu üzerinde durulmuştur. Bu çalışmadaki amaç projeye en uygun olan Tedarik Zinciri Yönetimi'nin seçilmesiyle inşaat sürecine nasıl ve ne şekilde etki ettiğini göstermektir.

Maliyet yönetimiProje yönetimiTedarik zinciri+2
Elif Genç
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Conceptual design methodology for foldable shelters

With the rapid changing in global climate and the resulting disasters, prefabricated and quick-to-install shelters can provide victims of disasters with the opportunity to survive harsh natural and man-made disasters. Seeking to cater for this need and to reflect the topic of the mobile sheltering system, this thesis focuses on the case study development of a prefabricated, modular mobile shelter, from emergency scenarios to the permanent phase. The purpose of this paper is to propose a lightweight foldable and modular shelter that can be considered for the post-disaster shelter response and can be replaced, upgraded in size and geometrical configuration, and stored in a very short period of time. Using the folding technique, the specific mobile shelter structure investigated in this study has the ability to transform from a compact closed-form to a large living space open form. The suggested structure of these shelters is incrementally expandable by adding more modular units to its ends and sides. Furthermore, this thesis examines the practicability of the proposed concept and structure systems through a literature review, design-based research and digital model development.

Jumana Alrahal
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
11
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Performance evaluation of double skin steel tube filled by concrete as composite beam

This study is presented in order to show how Concrete-Filled Double Skin Steel Tube (CFDSST) beams behave under pure bending. Laboratory investigations were made on thirteen test specimens that involved twelve units of the CFDST specimens and one unit of Concrete-Filled Steel Tube (CFST) beam as a control. Six of the CFDSST specimens were having a square and rectangular inner tube in the bottom side of the outer tubes, while the other six CFDSST specimens had a centric square and centric rectangular inner tubes. Two major and important parameters relied on this study, namely, the inner tube position and inner tube cross-section. Based on these parameters, bending moment against mid-span deflection, deflection curves, flexural stiffness, flexural capacity, ductility and self-weight differences were investigated. The results of laboratory work showed clear improvement in moment capacity and strength for the CFDSST beams with inner tubes in the bottom side compared to those with centric inner tubes, in addition to showing the advantages of CFDSST beams to CFST beams. Also, this study confirmed that the effect of inner tube cross-section (square to rectangular and vice versa) for the same section area was slight.

Abdulateef Saeed Abdulazeez Abdulazeez
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigation of flexural performance of double skin concrete filled steel tube beams

Concrete Double Skin Steel Tube (CFDSST) beams are consist of two skins of steel filled with concrete between them. CFDSST member is lighter than Concrete Filled Steel Tube (CFST) members, which has a solid cross-section. Therefore, by lessening seismic force against the structures during an earthquake, the CFDST members can be effectively applied to the seismic resistance structures such as the high-rise buildings, bridge piers, etc. This thesis deals with are an experimental investigation of the effect of cross-section and the position of the inner tube on the flexural performance of CFDST beams. A total 13 CFDST beams specimens filled with self-compacted concrete was tested. The parameters examined in the test: (a) inner tube cross-section (square and rectangular) (b) the position of inner tube (center and bottom). Comparisons are presented between the examined specimens according to the flexural strength, failure modes, ductility and flexural stiffness.

Okbah Ibrahım Khalıl Khalıl
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Silindirler etrafındaki akımın sayısal analizi

Dairesel, kare ve eliptik silindirler gibi kaba cisimler etrafındaki sıvı akımı, Akışkanlar Mekaniği'ndeki temel problemlerdendir ve son yıllarda büyük ilgi görmüştür. Sabit şekilli silindirlerin etrafindaki akım alanının çalışılması daha kopleks şekilli yapıların etrafindaki akım alanının anlaşşlması için yol gösterici olurlar. İnşaat mühendisleri, açık deniz yapıları, köprü iskeleleri, yüksek binalar gibi bazı yapıları silindir şeklinde modellerler. Bazı yapıların etrafındaki akım alanını anlamak için silindirlerin etrafındaki akımın analitik, sayısal ve deneysel yöntemler ile araştırılması yaygındır. Bu tezde, hesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD) kullanılarak silindirler etrafındaki akımın modellenmesi ve analizi tartışmaktadır. Sürüklenme katsayısını ve akım alanını belirlemek için analizlerde 2 ila 1*107 arasında değişen Reynolds sayıları kullanılmıştır. Dikey silindirlerin etrafındaki iki boyutlu akım simülasyonları, SST k-ω türbülans modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları literatürdeki deneysel sonuçlarla karşılaştırılmıştır.

Abdıgafar Osman Heıle
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ultimate strength prediction of elliptical hollow section columns in compression and bending

In composite structures, tubular sections are widely utilized as structural members due to their effective load carrying capacities and visual aspects. The well-known tubular members include rectangular, square and circular hollow sections. Elliptical hollow section (EHS) is a relatively new shape of high strength, hot milled steel sections. In the recent years, it has been used in constructional building applications thanks to its intrinsic aesthetics as well as its constructional opportunities of sections having minor and major axis features. In this study, the prediction models for ultimate load carrying capacity (Nu) of EHS steel tube columns under the effect of compression and bending through popular soft computing methods named gene expression programming (GEP) and artificial neural networks (NN) were aimed to be derived. For this, experimental data from the literature were collected for training and testing the models. The column specimens were tested for flexural buckling in their minor and major axes considering with and without eccentricity. The parameters were selected as axis of buckling, eccentricity in y and z axes, larger and smaller outer diameters, wall thickness of the section, yield and tensile strength of steel, and member length. Explicit formulation of the Nu through GEP and NN were compared to the actual values to analyze the robustness and the repeatability of the proposed models.

Mehmet Kurt
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme yüksek yapı/yapıların performans analizlerinin değerlendirilmesi

Deprem riskinin her zaman var olduğu Türkiye'de ve birçok dünya ülkesinde, nüfusun hızlı artışı ve şehirleşme türü, beraberinde farklı yaşam alanları ihtiyaçları doğurmuştur. Ve dolaylı olarak yüksek katlı yapı türlerinin inşa süreci hız kazanmıştır. Yüksek yapıların inşa edilmesinin cazip hale gelmesiyle birlikte, yapıların deprem etkisi altında değerlendirilmesi, deprem mühendisliği açısından çok önemli bir konu haline gelmiştir. Günümüzde sismik riski her daim bünyesinde barındıran ülkemizde ve birçok dünya ülkesinde, yüksek katlı yapıların deprem etkisi altındaki davranışları üzerine çalışmalar yapılmış, belli yönetmelikler yürürlüğe girmiştir. Özellikle TBDY2018 (Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018)'de belirtildiği üzere, yüksek katlı yapıların analiz sürecinde, performansa göre tasarım öne çıkmaktadır. Performansa göre tasarım olarak ifade edilen, aslında, belirli etkiler altında yapının kapasitesinin, bina kullanım sınıfı ve performans düzeyi dikkate alınarak boyutlandırılması veya değerlendirilmesidir. Performansa göre tasarım, lineer ve lineer olmayan analiz olmak üzere iki başlıkta incelenmektedir. Performansa göre tasarım dışında, ilgili deprem yönetmeliklerinde ifade edilen bir diğer tasarım şekli 'şekil değiştirmeye göre tasarımdır. Bu çalışmada, Türkiye'de yapılmış, +144.01 m yüksekliğinde 41 katlı betonarme yapının performansa göre tasarım ışığında lineer olmayan analizi yapılmış, analiz sürecinde karşılaşılan ve benzer çalışmalarda ifade edilen tanım tipleri tartışmaya açılmıştır. Perde elemanların kesme ve eğilme mafsalı üzerine yorumlarda bulunulmuş, yönetmelikte belirtilen şartlar ve kesit analiz sonuçları karşılaştırılmıştır. TBDY2018'e göre SAP2000 programında yapı modellenmiş, sonuçlar ifade edilmiş, şekil değiştirmeye göre tasarım için sağlanması gereken şartların uygulanma durumları açıkça ifade edilmiştir.

Muhammet Fatih Mutlu
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00