Gümüşhane University
Discipline

Economics

Gümüşhane University

114

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0

Researcher

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektörü spesifik değişkenlerinin mali baskınlığa etkileri: Türkiye uygulaması (1980-2012)

Türkiye'de 1980'den itibaren bankacılık sektörü gelişmesini hızlandırarak finansal sistem içerisinde önemli bir yer edinmiştir. Finansal sistem içerisinde yer alan bankacılık kesimi işletmelerin fon ihtiyacını karşılayarak ekonomik hayatı olumlu yönde etkilerken mali baskınlık üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Bankacılık sektörünün mali baskınlık üzerindeki etkileri ile ilgili literatürde çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, bankacılık sektörünün mali baskınlık üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. 1980-2012 yılları arasını kapsayan 32 yıllık veriler kullanılarak üç bağımlı değişken için üç ayrı model kurulmuş ve bunlarla on üç bağımsız değişken arasında regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda; tüketici fiyatları enflasyonu ve bankaların gelir-gider yapısı değişkenlerinin özel sektör mali baskınlığına; sermaye yeterliliğinin kamu sektörü mali baskınlığına ve GSYH deflatörü değişkeninin Türkiye'nin toplam mali baskınlığına herhangi bir etkisi bulunmamıştır. Sermaye yeterliliğinin özel sektör mali baskınlığına; döviz kuru ve mevduat faiz oranının kamu sektörü mali baskınlığına ve bankanın aktif kalitesi ve bazı karlılık değişkenlerinin Türkiye'nin toplam mali baskınlığa etkilerinin anlamlı ve negatif yönde olduğu saptanmıştır. Döviz kuru, mevduat faiz oranı ve kredi değişkenlerinin özel sektör mali baskınlığına; tüketici fiyatları enflasyonu, kredi, bankanın aktif kalitesi, likidite ve gelir-gider yapısının kamu sektörü mali baskınlığına ve döviz kuru, bankanın aktif kalitesi ve bazı karlılık değişkenlerinin Türkiye'nin toplam mali baskınlığına etkileri ise anlamlı ve pozitif yönlü olmuştur.

BankacılıkBankacılık sektörüFinansal baskınlık+3
Ayşegül Fidan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Cds spreadlarına etki eden makroekonomik değişkenlerin incelenmesi

Ülke riskinin önemli bir göstergesi olarak CDS'lerin son yıllarda ön plana çıkması, bu araçların birçok yatırımcı, para otoritesi ve saygın kuruluş tarafından ülkelerin kredibilitesinin saygın bir ölçütü olarak değerlendirilip, yakından takip edilmesini sağlamıştır. Bu durum akademik alanda da karşılığını bulmuş ve ülkelere ait CDS spreadlarının incelenmesi ve bu spreadlara etki eden makroekonomik değişkenlerin neler olduğunun belirlenmesi konusu önemli hale gelmiştir. Dolaysıyla son yıllarda dünyada ve Türkiye'de bu konuda birçok araştırmanın yapıldığı gözlemlenmektedir. Bu araştırmada Türkiye ile birlikte seçilen ülkelerin CDS spreadlarına etki eden makroekonomik değişkenlerin neler olduğu incelenmeye çalışılmış olup, seçilen makroekonomik değişkenlerin CDS spreadları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırmada analiz yöntemi olarak dinamik panel veri yöntemlerinden Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM) tahminci yöntemi ile Kalıntısal Doğrusal Regresyon Modeli yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen analizler sonucunda, seçilen değişkenler içerisinden, cari işlemler dengesindeki artışlar, reel faiz oranları, GSYH büyüme oranları, enflasyon oranları ve S&P Küresel Sermaye Endekslerindeki yıllık olarak gerçekleşen pozitif değişimlerin CDS spreadları üzerinde önemli düzeyde etkileri olduğu tespit edilmiştir.

Hikmet Akyol
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik risklilik ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Bu çalışmanın temel amacı, ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arası ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu amaç bağlamında ekonometrik analizlerle incelenmeler yapılmıştır. Tanım olarak, yatırılabilir kaynakların kişi ve kuruluşlar tarafından bir başka ülkeye taşınması anlamına karşılık gelen yabancı sermaye içerisinde yer alan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının diğer bir yabancı yatırım türü olan portföy yatırımlarından ayrılan kesin sınırları vardır. Geldiği ülkeye aynı zaman üretim, teknoloji, işletme bilgisini ve teknik sırları da getiren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bunların yanında dezavantajları da bulunmaktadır. Ülkede riskli bir durumla karşılaşılması halinde ülkeden ayrılması zor olan bu yatırımların zararlı atıkların yatırım yapılan ülkede kalması sonucu oluşan hayat kalitesindeki düşüşte bir başka zararıdır. Böylelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımları geniş bir perspektifte kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının girişini etkileyen enflasyon, reel döviz kuru ve cari açık kavramları ele alınmış ve bu değişkenlere ait veriler tablolaştırılmıştır. Ekonomik altyapının gücünü gösteren ekonomik risk kavramı diğer bir bölümde ele alınmıştır. Politik, ekonomik ve siyasi olmak üzere genel olarak üç gruba ayrılan ülke riski uluslararası arenada büyük önem arz etmektedir. Ekonomik riski etkileyen unsurlar ile aradaki ilişki açıklanmıştır. Ülkeler için bu denli önemli olan ülke riski ölçümü yapan kurumlara değinilmiş ve puanlamaları ile ilgili açıklamalar verilmiştir. Ülke riskini ölçen kurumların başında kredi derecelendirme kuruluşları ve ICRG-PRS gelmekte; ülke notları doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yönünü belirlemektedir. Bu çalışmada, ülke risk bileşeni olan ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile makro ekonomik değişkenler arasındaki ilişki Stata 11 paket programı aracılığıyla zaman serisi analizi ile test edilmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları, ülke riskinin bir alt bileşeni olan ekonomik risk değişkeni ile reel döviz kuru, enflasyon ve cari açık verileri kullanılmıştır. Bu değişkenler 2003:1 - 2014:4 arası çeyreklik veriler şeklinde ele alınmıştır. Yapılan model tahmin sonuçlarına göre; ekonomik risk, cari açık ve enflasyon, DYSY'yi pozitif yönde; reel döviz kuru ise negatif yönde etkilemektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre; ekonomik risk ile doğrudan yabancı sermaye yatırımı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Çalışmada aynı zamanda DYSY'den enflasyona ve enflasyondan cari açığa doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi belirlenmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomiEkonomik etki+6
Özlem Sakine Gül
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma ajanslarının bölge ekonomisi üzerine etkisi: Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı örneği

Bölgesel kalkınmanın sağlanmasında önemli bir araç olan bölgesel kalkınma ajansları (BKA), bulundukları bölgedeki gelişmişlik farklarının azaltılması ve bölgedeki yerel aktörlerin harekete geçirilmesiyle bölgenin sosyo-ekonomik gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada kalkınma ajanslarının bölge ekonomisine etkisi incelenmiştir. 1950'lı yıllardan itibaren bölgesel kalkınma politikalarının gelişimi ve BKA'ların incelenmesinin ardından, Türkiye'deki Kalkınma Ajansları'nın uygulamaları irdelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren BKA'ların bölge ekonomisi üzerinde olan etkilerini TR90 Bölgesi'nde faaliyet gösteren Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) özelinde ele almaktır. DOKA'nın faaliyetleri ve bölgeye sağladığı destekler incelenerek bölge ekonomisine olan etkisi analiz edilmiştir. Sonuç olarak, ajansın yürüttüğü proje ve faaliyetlerin bölge kalkınmasına görece katkı sağladığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Kalkınma, Bölgesel Kalkınma Ajansları, Bölgesel Politikalar, Türkiye, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA).

Bölge ekonomisiBölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajansları+3
Merve Kullukçu
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Human capital and economic growth relation: Case of Turkey

This study examines the relationship between human capital and economic growth for Turkey. Human capital is described with two different variables as schooling rate and ratio of bachelors to total population. Therefore, within the scope of two different models the impact of human capital on economic growth is analyzed long/short termed. Relationships are analyzed with cointegration and causation analysis. According to analysis results schooling rate and ratio of bachelors to total population in Turkey do not have positive correlation in long term. This result is suprising in terms of expectations. However, under production of high tech product export is taken into consideration when comparing with developing countries, it's an expected result. In short term the ratio of bachelors to total population is found as Granger causation of economic growth. These results are expected to provide insight to those who decide educational policy.

Human capitalEconomic growthCointegration+2
Fikret Onur Elma
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiyede çevre sorunları ve ekonomik etkileri

Çevre sorunları temelde hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşme ve düzensiz kentleşme sonucu ortaya çıkmaktadır. Belli bir bölgede ortaya çıkan bu sorunlar zamanla tüm dünyayı etkileyen global bir sorun haline gelmektedir. Çevre ekonomiye doğal kaynak sağlayan temel faktör olduğundan ve çevresel sorunlar her geçen gün arttığından günümüzde çevreyi dikkate almayan bir ekonomi politikası sürdürülemez olarak nitelendirilmektedir. Bu gerçeğin farkında olan gelişmiş ülkeler ekonomik faaliyetlerinde çevresel kaygıları da dikkate alan bir yaklaşım içerisine girmişlerdir. Çevre baskısının önemli ölçüde taban bulması gelişmiş ülkelerin politikalarına yansırken, gelişmekte olan ülkelerde gerek ekonomik öncelikler gerekse yeterli bilincin oluşmamış olması çevresel politikaların çevre kirliliğini önlemekte yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de çevre sorunları ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada söz konusu ilişkiyi incelemek üzere; 1980-2014 dönemine ait veriler kullanılarak çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi zaman serisi analiz yöntemi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar iki değişken arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Yani Türkiye'de ekonomik büyümeyle birlikte çevre kirliliği artmaktadır. Elde edilen bu bulgu Türkiye'nin büyüme sürecinde çevresel politikalarının önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Sorunları, Ekonomik Büyüme, Zaman Serisi Analizi

EkonomiEkonomik etkiÇevre+1
Vahide Çelenkli
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık seviyesinin belirlenmesi üzerine bir araştırma: Doğu Karadeniz örneği

Küreselleşme ile finansal piyasaların giderek karmaşık bir hal olması, bilgi iletişim teknolojilerinin gelişmesi, yeni finansal türev araçların piyasaya çıkması ve ekonomik dalgalanmalar sonucunda bireyler ekonomik anlamda sorunlar yaşamaktadır. Bu noktada hanehalkı ve yatırımcıların korunması ihtiyacı doğmaktadır. Hanehalkı ve yatırımcıların finansal piyasaların risklerinden korunması finansal okuryazar olmaktan geçmektedir. Finansal okuryazarlık, bireylerin finansal konularda yeterli bilgiye sahip olması ve bu bilgiye uygun finansal tutum ve davranışlar sergilemesini ifade etmektedir. Bu çalışma ile Doğu Karadeniz'de devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerin demografik özellikleri ile finansal okuryazarlık seviyesi arasındaki ilişkileri, ayrıca aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananların ve düzenli tasarruf yapanların finansal okuryazarlık seviyesinin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 1240 öğrenci ile anket yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet bakımından erkeklerin, medeni durum bakımından evlilerin, okuduğu fakülte bakımından iktisadi ve idari bilimler fakültesinde okuyanların, yaş grubu bakımından ileri yaş grubunda olanların ve son sınıfta okuyanların finansal okuryazarlık seviyeleri daha yüksektir. Ayrıca, eğitim seviyesi ve gelir arttıkça finansal okuryazarlık seviyesi artmaktadır. Aylık bir bütçe yapıp buna uygun davrananlar ve düzenli tasarruf yapanlar finansal okuryazarlık seviyesi bakımından avantajlıdır. Ancak genel olarak katılımcıların finansal okuryazarlık seviyesi düşüktür.

Demografik özelliklerDoğu Karadeniz bölgesiFinansal okuryazarlık+1
Eren Kütük
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Piyasa yoğunlaşma endeksleri ve Gümüşhane ilinde pestil-köme sektörü üzerine bir inceleme

Piyasa yoğunlaşması ile firma performansı arasındaki ilişki endüstri iktisadının önemli tartışma konuları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada Gümüşhane ilinin en önemli üretim piyasası haline gelen Pestil-Köme sektörünün 2002-2017 dönemi üretim verilerinden yola çıkarak yoğunlaşma endeksleri hesaplanmış ve ARDL modeli çerçevesinde söz konusu piyasanın yoğunlaşmasını belirleyen faktörler analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulguların başında, sektörde 2002-2007 döneminde yüksek yoğunluk, 2007-2012 döneminde rekabetçi ve 2012-2017 döneminde ise tekrar yoğunlaşmanın arttığı gözlemlenmiştir. Hesaplanan Rosenbulth Endeksinin söz konusu piyasa için yapılan analize en uygun yoğunlaşma endeksi olduğu, bu endekse bağlı olarak yapılan analiz çerçevesinde uzun dönemde yerel nüfusun ve fiyatların, kısa dönemde ise şehre gelen turist sayısının yoğunlaşmayı arttırdığı yönünde bulgulara ulaşılmıştır.

Firma performansıPerformansPiyasa yoğunlaşma endeksleri
Irmak Esmek
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliği: Türkiye ve AB karşılaştırmalı analiz

Günümüz ekonomilerinde işsizlik, gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkelerin en temel sorunlarından birisi konumundadır. 2000 yılından itibaren artma eğiliminde olan işsizlik oranları içinde genç işsizliğinin, genel işsizlik oranlarının iki katından daha fazla arttığı görülmüştür. Dünyanın en büyük yirmi ekonomisinden biri olan Türkiye de bu sorunla karşı karşıya olan ülkelerdendir. Benzer şekilde yakın coğrafyada bulunan ve Türkiye'nin ticaret ortağı olan Avrupa için de genç işsizliği önemli bir problemdir. Bu ülkelerde genç işsizliğinin boyutu, nedenleri ve çözümüne yönelik politika önerilerinin ortaya konması önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve AB ülkelerinde genç işsizliğinin boyutunu ortaya koymak ve bu sorunun çözümüne yönelik uygulanabilecek politikalara ışık tutmaktır. Bu doğrultuda işgücü piyasası ve genç işsizliğine ilişkin Türkiye ve AB ülkeleri verileri karşılaştırmalı olarak irdelenmiştir. Çalışmada AB ülkeleri ve Türkiye'de genç işsizliğe yönelik farklılıklara; ekonomik yapı, işgücü piyasasının katılığı, eğitim sistemi, esnek çalışma koşulları ve kadınların istihdama katılımı düzeyleri gibi faktörlerin önemli düzeyde etkili olduğu görülmüştür.

Avrupa BirliğiEkonomik yapıGençler+6
Muhammet Sandıkçı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşme sürecinde özel sektörün durumu (1880-1939)

15. yüzyılın ortalarından 17. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Devleti, Lehistan Krallığı ile birlikte Baltık Denizi'ne kadar uzanarak Dünya genelinde hâkimiyet kurmuştur. 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı'nı sona erdiren Küçük Kaynarca Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti'nde önemli toprak kayıpları meydana gelerek 18. yüzyıldan itibaren İmparatorluk Avrupa ülkelerine nisbeten gerileme sürecine girmiştir. Bu gelişmeler büyük ölçüde Sanayi Devrimi'ne bağlıdır ve Osmanlı Devleti Avrupa ile rekabet edebilecek bir sanayileşme gerçekleştirememiştir. Ancak, Osmanlı Devleti sanayi toplumu haline gelmemiş olsa dahi, devletin klasik çağlarından beri, geleneksel teknolojilerle özellikle silah, askeri gereç ve giyim eşyaları üretilen tesisleri vardır. Devlet tarafından özel teşebbüs, imtiyazlar aracılığı ile yatırımlara yönlendirilmiştir. Kurulan sanayi teşebbüslerinin birçoğu Cumhuriyet Dönemi'ne devredilerek devlet öncülüğünde yatırımlara girişilmiştir. Sermaye birikimi, kalifiye eleman ve hammaddenin yetersizliği, devlet ve özel girişim fabrikalarının başarı düzeyini düşürmüş olsa da, önemli sanayi kuruluşları ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Osmanlı'dan Cumhuriyet'e sanayileşmenin, özel girişimciliğin ve yabancı sermayenin durumu ile imtiyaz sisteminin işleyişi Osmanlı arşiv belgelerindeki örnekleriyle birlikte anlatılmıştır. Bu kapsamda neler yapıldığı, dönemler halinde özel teşebbüsün ne durumda olduğu, nasıl bir gelişme gösterdiği ve hangi aşamalardan geçtiği incelenmiştir. II. Abdülhamid-II. Dünya Savaşı (1876-1939) arası dönemde verilen imtiyazlar, sağlanan teşvikler ve uygulamaya konulan sanayi planlarına rağmen sanayileşme ve kalkınma hamleleri yoluyla arzu edilen milli bir burjuvazinin oluşturulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Cumhuriyet DönemiDevletçilikEkonomi+5
Ahmet Fırat
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayi harcamaları ve makro ekonomik değişkeler arasındaki ilişki; Kırılgan ülkeler örneği

Savunma sanayi ve savunma harcamaları ile ilgili geçmişten günümüze birçok çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaları incelediğimizde daha çok savunma harcamalarının büyüme ve kalkınma ile olan ilişkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Genelde ülke grupları değişkenlik gösterdiği için ülke bazında farklı sonuçlar elde edilmiştir. Bu çalışmada savunma yapılan harcamaların kırılgan ülkelerin makro ekonomik değişkenler üzerinde ilişki ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Bu ilişkiyi ortaya koymak için ekonometrik yöntemler kullanılarak ilişkinin yönü derecesi belirlenecektir. Sonuç olarak çalışılacak kırılgan ülkelerin savunmaya yaptıkları harcamaların bu değişkeler deki olumlu olumsuz yönleri ortaya çıkarılarak çözüm yolları üretilmeye çalışılacaktır.

Askeri harcamalarCari işlemler dengesiDinamik panel teknikleri+5
Ömer Çakır
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında performans esaslı bütçeleme; Gümüşhane Üniversitesi örneği

Çalışmanın konusu, kamu kuruluşlarında performans esaslı bütçelemenin uygulanabilirliğini esas almaktadır. Bu bakımdan kamu yönetiminde özellikle 1980'li yıllardan sonra etkili olmaya başlayan yeni kamu yönetiminin bir yansıması olan performans esaslı bütçeleme sistemi önem kazanmıştır. Türkiye'de 2000'li yıllardan sonra daha fazla önem kazanan bu anlayış, kamu yönetimi reform dalgasının önemli bir ayağını oluşturmuştur. Bu tez çalışmasında da Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sisteminin uygulanabilirliği ve elde edilen sonuçlar, bir kamu kuruluşu olan Gümüşhane Üniversitesi örneğiyle analiz edilmiştir. Bu bağlamda çalışmada öncelikle performans esaslı bütçelemeye ilişkin genel düzeyde kavramsal bilgiler verilmiş, daha sonrasında performans esaslı bütçeleme ile ilgili olduğu savunulan kamu yönetimi reformları Türkiye özelinde ele alınmıştır. Çalışmada Türk kamu yönetiminin örneklemesi amacıyla Gümüşhane Üniversitesinde görüşmeye dayalı bir alan araştırması yapılmıştır. Bu alan araştırmasından elde edilen veriler analiz edilerek, performans esaslı bütçeleme sisteminin, Türk kamu yönetimindeki uygulanabilirliği, faydalı ve aksayan yönleri ve sistemin geleceğine ilişkin öneriler yapılmıştır. Ayrıca çalışma, Türkiye'de performans esaslı bütçeleme sistemi ve kamu yönetim reformları arasında bir ilişki kurması dolayısıyla da önem taşımaktadır.

BütçelemeBütçeleme sistemleriGümüşhane+4
Gürsel Karakuş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalklarına yapılan sosyal yardımların belirleyicileri

Sosyal yardımlar ayni ve nakdi yardımlar yoluyla bireyler veya haneler arasındaki eşitsizlikleri önlemede kullanılan en önemli sosyal politika araçlarından biridir. Sosyal yardımların kimlere ve hangi kriterlere göre verileceği ve sosyal yardım alıcılarının sosyo ekonomik profillerinin incelenmesi, uygulanan sosyal yardımların ne derece verimli olduğunu ölçmek açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'in yapmış olduğu Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) mikro veri setinden yararlanarak kantil regresyon yöntemiyle sosyal yardımların, haneye ait; yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim gibi hanehalkı sosyo ekonomik faktörlerinin etkisini araştırmaktır. Ekonometrik analiz neticesinde elde edilen önemli bulgular; kadınların erkeklerden, bekar bireylerin evlilerden daha fazla sosyal yardım aldığı sonucudur. Anahtar Kelimeler: Sosyal Yardımlar, Hanehalkı, Kantil Regresyon

Ekonometrik analizHanehalkıKantil regresyon+1
Behice Canatan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ar-Ge ve inovasyonun yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi: Yükselen piyasa ekonomileri örneği

Son yıllarda küreselleşmenin etkisiyle dünya ekonomilerinde değişen rekabet anlayışında yüksek teknoloji ürün ihracatı önemli bir konumdadır. Ülkelerin değişen rekabet şartlarında yer edinebilmek adına yaptıkları Ar-ge faaliyetlerine olan eğilim artış göstermektedir. Ar-ge faaliyetleriyle ortaya çıkan inovasyonların da ticari başarılara dönüştürülmesiyle iktisadi büyümeye etki etmektedir. Ar-ge ve inovasyon faaliyetleri teknolojik gelişmeler ve ihracat performanslarında artış sağlamaktadır. Ar-ge ve inovasyon faaliyetlerinin yüksek teknoloji ürün ihracatı ve ekonomik büyümeye ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada verisine ulaşılabilen yükselen piyasa ekonomilerinden 7 ülkenin (Arjantin, Bulgaristan, Çin, Polonya, Romanya, Rusya ve Türkiye) 2007-2017 dönemine ait verileriyle yüksek teknoloji ürün ihracatı üzerindeki etkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkinin analiz edilebilmesinde yöntem olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit ve tesadüfi etkiler modellerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Ar-ge ve inovasyon ile yüksek teknoloji ürün ihracatı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Araştırma-geliştirmeGelişmekte olan piyasalarPanel veri modelleri+6
Sema Hilal Durmuş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon hedeflemesine geçişte TCMB ve para politikası uygulamaları

Bu çalışmada; para politikasının genel çerçevesi, para politikası stratejileri ve bunların avantaj ve dezavantajları, parasal aktarım mekanizmaları, para politikası araçları ve amaçları incelenmiştir. Bununla birlikte, Türkiye'de tarihsel bir süreç içerisinde tercih edilen para politikası amaçları, stratejileri ve bu amaç ve stratejilere ulaşabilmek için kullanılan para politikası araçlarının gelişimi ve değişiminin nasıl ve neden gerçekleştiği ele alınacaktır. Türkiye'de 2000 yılı sonrasında uygulanan para politikalarının makro ekonomik değişkenler üzerindeki etkileri, uygulamadaki başarısı ve 2008 küresel kriz sonrasında uygulanan para politikaları üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak Türkiye'de Şubat 2001'de yaşanan krizin ardından Merkez Bankası'nın yetkileri nezdinde değişikliklere gidilmiş ve esas amacı fiyat istikrarı olarak belirlenmiştir. 2002 yılından sonra uygulanan para politikaları sonucunda fiyat istikrarı ve bankacılık sektörünün krizlere dayanıklılığı arttırılmıştır. Türkiye'nin 2008 krizine kadar para politikasında yaptığı değişiklikler üzerinde de ayrıca durulmuştur. 2008 küresel kriziyle birlikte geleneksel olmayan para politikaları önem kazanmaya başlamıştır. Ancak, son yıllarda TCMB'nin politik bağımsızlıkla ilgili yaşadığı sorunlardan kaynaklı olarak özellikle politika faizini etkin bir şekilde kullanamadığı görülmektedir. Bu çerçevede son yıllarda TL'nin aşırı değer kaybetmesi ve enflasyon hedefinin tutturulamaması da TCMB'nin para politikalarında istenilen düzeyde başarıya ulaşamadığını göstermektedir. Enflasyon hedeflemesinde her ne kadar belirli dönemlerde başarı sağlansa da bunu genel olarak söylemek mümkün değildir. Ülkenin kronik sorunlarından olan dış ticaret ve cari işlemler açığı ve işsizlik artışının da katkısıyla ekonomik büyümede istikrarlı bir yapıya ulaşılamamıştır. Bu nedenle çalışmada bu alandaki temel makro ekonomik göstergelere yer verilmiştir.

Ekonomik büyümeEnflasyonEnflasyon hedeflemesi+2
Emre Akyıldız
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yapının ekonomik performansa etkisi: Kırılgan beşli ülkeleri

Bu çalışmanın amacı kırılgan beşli kapsamına giren ülkelerin kurumsal faktörlerinin ekonomik büyümelerine etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'nin de içinde yer aldığı 9 ülke için 2002-2015 verileri Panel Veri Analizi kullanılarak ekonometrik açıdan test edilmektedir. Elde edilen sonuçlara göre kurumsal faktörler ve ekonomik büyüme arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki vardır. Kırılgan ülkelerin kurumsal yapılarında meydana gelen iyileşmeler ekonomik performanslarını olumlu yönde etkilemektedir sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yapı, Ekonomik Büyüme, Kırılgan Ülkeler

Ekonomik büyümeEkonomik performansKurumsal yapı+2
Şeyma Arslan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de hanehalkı sigara tüketiminin belirleyicileri

Bu çalışmada, hanehalkı sigara tüketimini etkileyen sosyo-ekonomik ve demografik faktörlerin 2014 TÜİK Hanehalkı Bütçe Anketi (HBA) verileri üzerinden Çift Eşik ve Tobit yöntemleri yardımıyla belirlenmesi amaçlanmıştır. Hanehalkı büyüklüğü, eğitim seviyesi, medeni durum, cinsiyet ve yaş çalışmada kullanılan sosyo-demografik değişkenlerdir. Hanelerin gelir seviyesi ise çalışmada kullanılan ekonomik değişken olarak belirlenmiştir. Hanehalkına ait demografik değişkenlerin sigara tüketim kararları üzerindeki etkilerine bakıldığında hanehalkı büyüklüğü ve eğitim seviyesi değişkenlerinin sigara tüketimine olan etkisi negatif yönde bulunmuştur. Anahtar Kavramlar: Çift Eşik Modeli, Tobit Modeli, Sigara Tüketimi

Hanehalkı tüketimiSigaraSigara içme+3
Miraç Ergin
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ulusal Varlık Fonu uygulamasının iktisadi büyüme üzerindeki etkisi

Son yıllarda mali pazarlarda ortaya çıkabilecek dalgalanmaların etkilerinin en aza indirilmesi gibi kamu yararına faaliyette bulunmayı hedefleyen ulusal varlık fonlarının sayıları giderek artış göstermektedir. Artan bu varlık fonlarının çoğunlukla emtia kaynaklı oluşturulduğu gözlemlenirken, herhangi bir doğal kaynak veya ihracat fazlası olmayan ülkeler de oluşturdukları ulusal varlık fonları ile dikkat çekmektedir. Kaynak bakımından çeşitlilik gösteren ulusal varlık fonlarının, ekonomik buhranlara karşı stabilizasyonu sağlayarak istikrarsızlığı azaltma hedefi doğrultusunda, ülkelerin iktisadi büyümelerine ilişkin etkileri merak konusu olmaktadır. Bu çalışmada belirlenen 6 ülkeye (Norveç, Singapur, Avustralya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Hong Kong) ait ulusal varlık fonunun 2007-2018 dönemi içerisinde ülkelerin iktisadi büyümeleri üzerindeki etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Bu ilişkiyi analiz edebilmek için ekonometrik yöntem olarak dinamik panel veri yönteminden (sistem GMM) yararlanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, ulusal varlık fonu ve ülkelerin iktisadi büyümeleri arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ulusal Varlık Fonu, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Şeffaflık, Dinamik Panel Veri Yöntemi, Yatırımlar

Ekonomik büyümeEkonomik etkiFonlar+6
Tuğba Albayrak
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın istihdamının sektörel ve bölgesel analizi

Bir ülkenin en önemli gelişmişlik göstergeleri arasında kadın istihdamı ve işgücü verileri yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde kadınların işgücüne katılım oranları yüksek olurken, az gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde bu oran daha düşük düzeylerdedir. Kadınlar geçmişten günümüze sürekli çalışma hayatında yer almışlardır. Ancak gerçek anlamda ücret karşılığında işgücü piyasasında yer almaları ilk kez Sanayi Devrimi ile gerçekleşmiştir. Küreselleşmeyle birlikte ekonomik gelişmelerde değişiklik yaşanması kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması beklentisini oluşturmuştur. Ancak toplumun değersel yargıları, annelik ve ev hanımlığı rolü, eğitim düzeyindeki düşük oranlar, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi birçok sorunla karşı karşıya kalan kadınlar ağırlıklı olarak enformel sektörlerde yer almışlardır ve beklentinin aksine bir durum gerçekleşmiştir. Kadın istihdamının Türkiye'deki durumunu belirlemek üzere yapılan bu çalışmada, kadın istihdamı öncelikli olarak tarihsel çerçevede incelenmiştir. Daha sonra Türkiye'deki on iki bölgede sektörel kadın istihdamına yer verilmiştir. Bölgesel erkek istihdamına karşılık kadın istihdamının hangi düzeyde olduğu incelenmiştir. Son olarak ise kadınların işgücü piyasasında yer almalarını etkileyen faktörlere, cinsiyete dayalı ayrımcılığa ve kadın istihdamını artırmaya yönelik düzenleme ve projelere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın İşgücü, Kadın İstihdamı, Cinsiyet Ayrımcılığı

Cinsel ayrımcılıkKadın iş gücüKadınlar+2
Şeyma Ataç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşsizlik ve üçüz açık

İşsizlik dünya genelinde birçok ülkenin karşı karşıya kaldığı makroekonomik sorunlardan biridir. Bu nedenle oldukça önem arz eden ciddi bir ekonomik sorundur. İşsizlik, gelişmişlik düzeylerine göre her ülkede farklı boyutlarda etkili olmakla beraber özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, zamanla yapısal bir problem haline gelmektedir. Ekonomide iç ve dış dengeyi temsil eden tasarruf- yatırım dengesi, bütçe dengesi ve cari dengedeki bozulmalar, farklı ekonomik sorunları beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla dünyada her geçen gün artan işsizliğin, üçüz açığı oluşturan bileşenlerle ilişkisi merak edilmektedir. Bu çalışmanın amacı makroekonomik istikrarsızlığın önemli göstergelerinden biri olan işsizliğin, üçüz açığı oluşturan tasarruf açığı, bütçe açığı ve cari açıkla olan ilişkisini incelemektir. Bu amaçla Türkiye'de işsizlik ve üçüz açık ilişkisi, 2000:1-2020:4 dönemini kapsayan veriler kullanılarak Yapısal VAR (SVAR) yöntemiyle tahmin edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, işsizliği en fazla etkileyen değişkenin cari açık en az etkileyen değişkenin ise bütçe açığı değişkeni olduğu görülmüştür. Ayrıca tasarruf açığı değişkeni ve modelde kontrol değişken olarak yer alan döviz kuru değişkeninin işsizliği azalttığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bütçe açıklarıCari açıkSVAR modeli+3
Mücella Koz
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde inovasyonun sürdürülebilir büyüme ve kalkınmaya etkisi

İnovasyon hem mikro hem de makro iktisatta tarihsel olarak oldukça önem arz eden bir kavramdır. Bu kavramın pek çok tanımı yapılmakla birlikte ortak bir payda olarak yeni ve/veya farklılaştırılmış anlamına gelmektedir. İnovasyonun en önemli göstergelerinden biri araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleridir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, daha yüksek bir gelir seviyesine ulaşabilmek ve küresel piyasalarda gelişmiş ülkelerle daha fazla rekabet edebilmek amacıyla Ar-Ge'ye önem vermektedir. Ancak gelişmekte olan ülkeler Ar-Ge faaliyetleri açısından yetersiz oldukları için gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin en önemli amaçlarından biri sürdürülebilir büyüme performansı yakalayabilmektir. Ülkeler bu amaçla gelişmiş ülkeleri takip ederek inovasyon yapmaktadır. Ancak gelişmekte olan ülkelerin inovasyon performanslarının ekonomik büyüme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusu halen tartışılmaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, inovasyonun sürdürülebilir büyüme ve kalkınma üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışma, üst orta ve alt orta gelir grubundaki 30 ülkeyi kapsamaktadır. Panel veri analizin yönteminin kullanıldığı çalışmada, 1995-2018 dönemi verileri kullanılmış olup veriler Dünya Bankasından elde edilmiştir. Ampirik analizde ekonomik büyümenin göstergesi olarak kişi başına GSYH, inovasyonun göstergesi olarak Ar-Ge harcamaları verisi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Ar-Ge harcamaları ekonomik büyümeyi olumlu etkilemektedir.

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıAçık inovasyon+7
Gülçin Adıyaman
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamaları ve dış ticaret açıkları arasındaki ilişki

Türkiye'de dış ticaret açıkları ekonominin bütünü için önemli bir sorun olarak görülmektedir. Dış ticaret açıklarının büyük boyutlara ulaşmasında çeşitli değişkenlerin farklı etkilerinin olduğu iddia edilmektedir. Çalışmalarda, dış ticaret açıklarının büyük boyutlara ulaşmasına neden olan değişkenlerden birinin kamu harcamaları olduğu savunulmaktadır. Bu çalışma kapsamında kamu harcamalarının dış ticaret açıklarının nedeni olup olmadığı ile ilgili Keynesyen Yaklaşım ve Ricardocu Denklik Hipotezi yaklaşımları çalışmanın teorik temelini oluşturacaktır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, Türkiye ekonomisinde kamu harcamaları ile dış ticaret arasındaki ilişkiyi BEC sınıflamasına göre sermaye malları, ara mallar ve tüketim malları özelinde değerlendirerek aralarında herhangi bir ilişki olup olmadığını ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Zaman serisi analizi yönteminin kullanıldığı çalışmada, 1994-2021 dönemi çeyreklik verileri kullanılmış olup, ele alınan değişkenler arasındaki ilişkiler, Hatemi-J ve Irandoust (2012) tarafından geliştirilen saklı eşbütünleşme yöntemi ve asimetrik nedensellik testleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen bulgular, değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi ve asimetrik nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Birim kök testleriDış açıkKamu harcamaları+3
Zarife Taş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi ve iletişim teknolojileri göstergelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Gelişmekte olan ülkeler örneği

Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri, yirminci yüzyılın sonlarını şekillendiren en etkili güçlerden biridir. Globalleşme ve serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci ile ülkeler kendi aralarında çoğu yönden entegrasyon hareketlerine dahil olmuşlardır. Özellikle internet kullanımının yaygınlaşması, ülkeler arasındaki fiziki sınırları ortadan kaldırmış ve insanlar arasındaki etkileşimin daha da artmasına yol açmıştır. Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), bilginin hızla yayılması ile birlikte tüm dünyada gelişmektedir. BİT sektöründeki gelişmeler; dış ticaret, büyüme, istihdam gibi pek çok makroekonomik göstergeyi de önemli ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada seçilen BİT göstergelerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 41 gelişmekte olan ülke üzerine yapılan bu çalışma 2004-2019 dönemini kapsamaktadır. Analizde BİT göstergesi olarak; sabit telefon kullanıcı sayısı (100 kişi başına), mobil hücresel abonelik kullanıcı sayısı (100 kişi başına) ve internet kullanıcı sayısı (nüfusun %'si) değişkenleri kullanılmıştır. İki aşamalı sistem genelleştirilmiş momentler metodu (GMM) kullanılarak yapılan analiz sonucuna göre BİT göstergelerinin kullanımı 41 gelişmekte olan ülkede ekonomik büyümeyi istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bilgi ekonomisiBilgi ve iletişim teknolojileriEkonomik büyüme+3
Nurhayat Altıkulaç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz Bölgesi'nde yer alan devlet hastanelerinin 2018 yılı sağlık hizmetleri etkinliğinin Veri Zarflama Analizi yöntemi ile değerlendirilmesi

Sağlık hizmeti yüksek teknoloji barındıran ve insan kaynağının yoğun olduğu alanların başında gelmektedir. Sağlık hizmeti sunumunda hastanelerin rolü bir hayli fazladır. Bu noktada hastane kaynaklarının etkin kullanımı ve etkin olmayanların belirlenerek kaynak israfını ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaların yapılması günümüzde son derece önemlidir. Bu çalışmada, Karadeniz Bölgesi'nde bulunan devlet hastanelerinin etkinlik analizleri yapılmıştır. Veri Zarflama Analizi yöntemi ile yapılan bu ölçümde 5 adet girdi ve 6 adet çıktıdan faydalanılmıştır. Belirlenen girdi ve çıktılar Win4Deap2 programına yüklenmiş ve çıkan sonuçlar değerlendirilerek hastanelerin etkinlikleri ölçülmüştür. 124 adet hastanenin yer aldığı hesaplamada toplamda 72 hastanenin etkin olduğu ve 52 hastanenin ise etkin olmadığı bulgusu elde edilmiştir.

Devlet hastaneleriEkonomik verimlilikEtkinlik analizi+5
Ufuk Yazıcı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de savunma sanayisinde Ar-Ge çalışmalarının tespiti

Ülkelerin bağımsız olmasının gereksinimlerinden biri de kendi ulusal savunma sanayileridir. Ülkeler, savunma sanayinde dışa bağımlılığı minimum seviyede almak ve savunma gereksinimlerini kendi savunma sanayi firmalarından yapmak isterler. Bu amaçla, savunma sanayi diğer sanayi kollarından farklı olarak ülkelerin kendilerine has prensipleri olan bir alandır. Yüksek teknolojiyi barındıran ürünler bütün ülkeler için ekonomik anlamda gelişmeleri, kalkınmaları ve büyümelerine katkı sağladığından büyük önem taşımaktadır. Türk savunma sanayi az zamanda oldukça büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Bugün, özgün ürünleri başarıyla geliştirme aşamasında olan savunma sanayimize engel olan yeni açılımlar ve sorunlar bulunmaktadır. Bunun için savunma sanayisine ar-ge perspektifinden bakılması ve savunma sanayinin bir ar-ge sistemi olarak ele alınması şarttır. İhtiyaçların belirlenmesinden başlayarak karşılanmasına kadar geçen süreçte farklı oyuncular başka roller ile savunma sanayisi için ar-ge sürecine dâhil olduğu görülmektedir. Öncü, özgün ve yenilikçi olmak, günümüzde küresel rekabetle savaşabilmek için ar-ge gereksinimlerinden biridir. Hangi sektör olursa olsun organizasyonların pazarlarında öncü, özgün ve yenilikçi olmalarını sağlayan en önemli unsur ar-ge'dir. Tehditlerin her yönden beklendiği ve savunma ihtiyaçlarının buna paralel olarak sürekli değişkenlik gösterdiği içinde bulunduğumuz ortamda savunma sanayi ar-ge gerek ticari gerek ulusal menfaatler üzerindeki yüksek etkisi açısından organizasyonların ve ülkelerin en çok önem verdikleri konulardan biridir.

Araştırma-geliştirmeAraştırma-geliştirme harcamalarıSavunma endüstrisi+3
Derya Yiğit
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma sanayi iş gücü talebinin niteliklerinin tespiti

Savunma sanayi, ülkelerin güvenlik ihtiyacından doğan, diğer ülkelere karşı korunma amacı güden bir yapıya sahiptir. Bir ülkenin gizlilik ve güvenliği savunma sanayide ulaştığı gelişim ile doğru orantılıdır. Savunma sanayinin güçlendirilmesi, yüksek ve yeni teknoloji, hassas üretim teknikleri, yüksek kalite standartları, yetişmiş insan gücü, Ar-Ge faaliyetleri gibi alanlara verilen önem ile devam edecektir. Savunma sanayi diğer sektörlerden farklı olup strateji gerektiren, dışa bağımlılığın olmadığı, milliliğin esas alındığı bir alandır. Bu bağlamda milli savunma sanayinin güçlendirilmesi, üretilen veya geliştirilen teknolojilerin milli hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Uygulanacak stratejide önemli olan nokta insandır. İnsan bilginin merkezinde, teknoloji üretiminin kaynağında yer alır. Dolayısıyla strateji belirleme ve uygulama da nitelikli iş gücü son derece büyük bir öneme sahiptir. Nitelikli iş gücünün sürekliliği ve gelişimi bakımından, kamu, özel sektör ve üniversiteler arasında sıkı bir bağ kurulmalıdır Gelişmekte olan ülkelerin çalışmalarına bakıldığında, iş gücüne yönelik yüksek eğitim talebi ve yönetim becerileri alanları fazlasıyla önem kaydetmektedir. Yapılan bazı çalışmalarda nitelikli iş gücünün yarı zamanlı çalışmasının verimliliği arttırırken, niteliksiz iş gücünün tam zamanlı çalışmasının verimliliği azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca beşeri sermaye potansiyeline sahip ülkeler eğitimli bir nüfusa da sahip olacağından ülkenin sosyal refahı olumlu yönde etkilenecektir. Yani, ülkenin eğitimi ile kalkınması arasında doğrudan bir bağlantı söz konusudur.

Nitelikli iş gücüSavunma endüstrisiTürk savunma endüstrisi+2
Büşra Kaplan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Liberalizmden korumacılığa yönelen Osmanlı iktisat düşüncesi: Namık Kemal-Sakızlı Ohannes Efendi-Akyiğitzade Musa

Bu tezde; ilk olarak Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa gibi düşünür ve devlet adamlarının yaklaşımlarından bahsedilmiştir. Sonrasında Osmanlı Sanayi, Ticaret ve Tarım Alanında Açılan Okullar, Avrupa'ya Öğrenci Gönderilmesi, Milli Bankalar, Milli Fabrikalar, II. Meşrutiyetten Sonra Sanayileşme Anlayışı, Köylüyü Topraklandırma Politikaları, Milli İktisat ve Milli Burjuvazi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Ticaret ve Sanayi Politikaları, Ulaşım ve Sermaye başlıklarına değinilmiştir. Akabinde liberalizm ve korumacılık kavramlarına değinilmiştir. Osmanlı Devleti ekonomisinin liberalizmden korumacılığa yöneliş sürecinden bahsedilmiştir. Korumacılığa yönelişin nedenleri anlatılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nı nasıl finanse ettiği ve karşılaştığı sorunları nasıl çözdüğü anlatılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son dönemindeki politikalarında dönemin düşünürlerinin etkisinin olup olmadığı incelenmek istenmiştir. Liberalizmin mi yoksa korumacılık mı daha faydalı sorusuna cevap aranmıştır. Ayrıca korumacılığın Osmanlı Devleti için daha faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Liberalizmin Osmanlı Devleti'ne uygun olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi gibi başlıklara değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liberalizm, Korumacılık, Namık Kemal, Sakızlı Ohannes Efendi ve Akyiğitzade Musa, Osmanlı İktisat Düşüncesi

Akyiğitzade MusaEkonomi tarihiKorumacılık+5
Ali Karadeniz
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal kalite ve gelir dağılımı ilişkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmada Türkiye'de kurumsal yapının gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin tespiti amaçlanmıştır. Bu amaçla 2009-2019 dönemine ait veriler Panel Veri Analizi yöntemi ile test edilmiştir. Çalışmada kullanılan bağımlı değişken bölgesel Gini katsayısıdır. Kurumsal kalite göstergesi olarak ise okuma yazma bilmeyen kişi sayısı, fakülte veya yüksekokul mezunu sayısı, hane içi internete erişim ve hükümlü sayısı gibi değişkenler analize dâhil edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre kurumsal faktörler ve gelir dağılımı arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki mevcuttur.

Gelir dağılımıGini katsayısıKurumsal faktörler+3
Ayça Karakuzu
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Para sevgisi ve girişimcilik niyeti ilişkisinin analizi: Gümüşhane Üniversitesi öğrencilerine yönelik bir uygulama

Günümüzde ekonomik sistem kişisel çıkarlar ve rasyonalite olmak üzere iki temel varsayım üzerine kuruludur ve mübadele işlemlerinin gerçekleştirilmesinde para önemli bir araç vazifesi görmektedir. Özel sektörün hakim olduğu bir ekonomide para kazanma güdüsü, ekonomik karar birimlerinin tercihlerinde etkin rol oynamaktadır. Dolayısıyla para kazanma arzusunun yüksek olduğu bir toplumda girişimcilik arzusunun da yüksek olması beklenmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmada anket kullanılarak, para sevgisinin girişimcilik niyeti üzerindeki etkisi ve başarısızlık korkusunun düzeylerine göre, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkisinin nasıl değiştiği analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Gümüşhane Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler kapsamına giren programlarda öğrenim gören 296 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar teorik beklentilerle tutarlıdır. Para sevgisi ile girişimcilik niyeti arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmaktadır. Yüksek başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi negatif etkilerken; düşük başarısızlık korkusu, para sevgisi ve girişimcilik niyeti arasındaki ilişkiyi pozitif etkilemektedir.

Başarı korkusuBaşarısızlıkGirişimcilik+4
Gulzada Özbek
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de savunma sanayi sorunlarının bütünleştirilmiş AHP-KFG yöntemiyle belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi

Çalışmada savunma sanayi sektörünün gelişim süreci açıklanarak Türk savunma sanayinin gelişmesine engel olan unsurlar tespit edilmektedir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de faaliyet gösteren savunma sanayi firmalarının sorunlarının tespit edilmesidir. Bu bağlamda ilk olarak bir literatür araştırması gerçekleştirilmekte ve ardından alınan uzman görüşleri doğrultusunda savunma sanayi sektörünün sorunlarının neler olduğu konusunda kriterler belirlenmektedir. Türk savunma sanayinin gelişimi ile ilgili sorunlar, ekonomik sorunlar, politik ve sosyal sorunlar başlıkları altında detaylı bir şekilde incelenmektedir. Birinci başlık altında özellikle istihdam, tedarik ve pazar sorunları incelenmektedir. İkinci başlık adı altında ise terör, kopya, gizlilik, ar-ge konularında yaşanan sorunlar ele alınmaktadır. Savunma sanayi sektöründe yaşanan sorunlar ve bu sorunlar için oluşturulan çözüm önerileri sektörde faaliyet gösteren firmalar ile yapılan yüz yüze görüşmeler neticesinde bütünleştirilmiş Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)- Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) yöntemleri uygulanarak açıklanmaktadır. Elde edilen bulgulara göre, en yüksek ağırlığa sahip olan kriter, Ar-Ge ve inovasyon (0,26), en düşük ağırlığa sahip kriterler ise kopya-gizlilik ve terör (0,03) kriterleri olarak belirlenmektedir. En güçlü çözüm önerisi, sektörel kümelenmenin sağlanması (0,11) en düşük öneme sahip çözüm önerisi ise devlet desteğine ilişkin sistematik bir mekanizmanın kurulmasıdır.

Analitik hiyerarşi süreciKalite fonksiyon yayılımıSavunma+3
İrem Doğan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Reel döviz kuru ve ihracat arasındaki ilişki

Ülkelerin gelişmişlik düzeylerini artırmalarının ve dış ticaret dengesini sağlamalarının en önemli yollarından biri ihracatı artırıcı politika uygulamalarıdır. İhracatın arzu edilen seviyelere ulaşmasında ülkelerin üretim kapasitesi, teknolojik altyapısı, verimlilik unsurlarının yanı sıra en etkili yöntem ülke ekonomisine uygun döviz kuru politikası uygulamaktan geçmektedir. Reel döviz kurunda meydana gelen dalgalanmalar ihracatı etkilemekte ve dolayısıyla dış ticaret dengesi de bu dalgalanmalardan etkilenmektedir. Bu çalışma kapsamında para biriminin değerinin düşürülmesi uygulamalarından hareketle, reel döviz kuru ve dış ticarete konu olan ihracat arasında bir ilişkinin olup olmadığı Marshall-Lerner Koşulu ve J-Eğrisi Hipotezi yaklaşımları çerçevesinde incelenecektir. Bu teorik temel çerçevesinde döviz kuru ayarlamalarının ihracat üzerindeki etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Çalışmada döviz kuru ayarlamalarının ihracat değişkeni üzerindeki etkisi sektörel bazda incelenmektedir. Tarım, madencilik, sanayi, savunma ve havacılık, otomotiv ve çelik sektörlerinin ihracatı ve reel döviz kuru arasındaki ilişki Türkiye'nin 2011:01-2021:03 dönemi aylık verileri kullanılarak Fourier eşbütünleşme testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre sabit model için uygulanan testte Türkiye'de reel döviz kuru ile ihracat arasında fourier fonksiyonuna bağlı bir ilişkinin varlığı saptanamamış; fakat sabit terimli ve trendli model için reel döviz kuru ve çelik sektörü arasında uzun dönemde bir eşbütünleşme ilişkisi olduğu saptanmıştır.

DövizDöviz kuruEşbütünleşme+3
Merve Aktaş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı sosyalist iktisat düşünürlerinden Parvus Efendi ile Rasim Haşmet Bey'in karşılaştırılması

Bu tez sosyalist yazarlardan Parvus Efendi ve Rasim Haşmet Bey hakkında bilgi vermeyi ve yazarların fikirlerinin ne ölçüde sosyalist düşünce kapsamına girdiğini incelemeyi aynı zamanda yaşanılan dönem üzerinden iktisadi meseleler ele alınarak yazarların Osmanlı iktisadi uygulamaları ile örtüşen veya ayrışan fikirler ileri sürüp sürmediğini tespit etmeyi amaçlamıştır. Bu amaçla öncelikle Parvus Efendi ve Rasim Haşmet Bey gibi düşünür ve devlet adamlarının yaklaşımlarından bahsedilmiştir. Daha sonrasında Sosyalizm, Sosyalizmden Komünizme Geçiş ve Osmanlı'da Sosyalist İktisat Düşüncesi başlıklarına değinilmiştir. İncelenen yazarların sosyalizmle etkileşimleri üzerinde durulmuştur. Akabinde 1910-1914 yılları arasında, Osmanlı Devleti'nin iktisadi modernleşme ve kalkınma sorunları ele alınarak Borçlanma, Düyun-u Umumiye İdaresi, Demiryolu, Kapitülasyonlar, Tarım ve Köylülük, Sanayileşme, Kaime, başlıklarına değinilmiştir. Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu iktisadi durum ele alınarak Parvus Efendi'nin konular üzerindeki iktisadi fikirlerinden bahsedilmiştir. Parvus Efendi'nin iktisadi düşüncesine zenginlik katmak adına Rasim Haşmet Bey'in görüşlerinden yararlanılması düşünülmüştür. Netice yazarların fikirlerinin ne ölçüde sosyalist düşünce kapsamına girdiği, Osmanlı Devleti'nin iktisat politikaları ile yazarların iktisadi fikirlerinin hangi noktalarda örtüştüğü veya ayrıştığı hususları değerlendirilmiştir.

Duyun-u Umumiye İdaresiEkonomi politikalarıEkonomi sosyolojisi+7
Gülşah Duru Doğan
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel emeklilik sistemi ve makroekonomik istikrar

Günümüz dünya ekonomisinde emeklilik sistemleri, ulusların ekonomik istikrarı sağlamalarında en önemli güvenceleri olmuştur. Nüfusun yaşlanması, aktif-pasif dengesinin bozulması, sağlık hizmetlerinin maliyetlerindeki artış, siyasi müdahaleler, ekonomik dalgalanmalar, enflasyon, işsizlik gibi nedenler, hemen her ülkede sosyal güvenlik sistemlerini sıkıntıya sokmuştur. Oluşan bu krizler neticesinde sosyal güvenliği tamamlayıcı bir unsur olan bireysel emeklilik sistemi, krizlerin çözümü için uygun bir araç olarak görülmüş ve uygulamaya konulmuştur. BES, bireylerin çalışırken yaşadığı refahın emeklilik döneminde de sürdürülmesini amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı bireysel emeklilik fon büyüklüğü ile makroekonomik istikrar arasındaki nedensellik ilişkisini Türkiye için analiz etmektir. Analiz iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada, GSYH (büyüme), enflasyon, işsizlik, bütçe açığı ve cari işlemler açığı değişkenleri kullanılarak, Temel Bileşenler Analizi ile Türkiye için bir makroekonomik istikrar endeksi oluşturulmuştur. İkinci aşamada Makroekonomik İstikrar Endeksi ile BES fon büyüklüğü arasındaki nedensellik ilişkileri Toda-Yamamoto ve Fourier Toda Yamamoto Nedensellik Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonuçları, bireysel emeklilik fon büyüklüğü ile makroekonomik göstergeler arasında nedensellik ilişkisi olmadığını göstermektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, geçmiş dönem bireysel emeklilik sistemi fon tutarlarının, makroekonomik istikrar öngörülerinde kullanılamayacağını göstermektedir. Kur oynaklığı ve enerji maliyetlerinde meydana gelen artışlar, COVID 19 nedeniyle küresel tedarik zincirinde meydana gelen bozulmalar, dünya genelinde enflasyon oranlarının artmasına neden olmuş, gelişmiş ülkelerde yüksek enflasyon nedeniyle alınan faiz artırım kararları, diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilemiştir. Finansman olanaklarının kısıtlı olması ve yükselen kurlar ülke genelinde kırılganlığı artırmaktadır. Bu bağlamda, makroekonomik istikrarın sağlanabilmesi için, finansal kırılganlıkların azaltılması ve istikrarlı bir büyümenin sağlanması önemlidir.

Bireysel emeklilikEmeklilik sistemiFinansal istikrar+6
Ayşe Koç
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada turizmin rolü: Erzurum ili örneği

Uygulanan birçok bölgesel kalkınma politikasının en temel amacı bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik farklılıkların ortadan kaldırılmasıdır. Bu politikaların yanı sıra son yıllarda turizm sektörü, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve tamamlamak açısından diğer sektörlerden ayrı bir konumda yer almaktadır. Bu bağlamda turizm, tarım ve sanayide yeterli gelişmeyi yakalayamamış ancak yüksek turizm potansiyeline sahip bölgelerin kalkınması için en önemli sektörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın amacı, genelde turizm sektörünün bölge ekonomileri üzerinde yarattığı etkileri ve bu etkilerin bölgesel kalkınma üzerindeki rolünü incelemek, özelde ise sektörel veriler yardımıyla Erzurum ilinin mevcut turizm potansiyelini ortaya koyarak bu potansiyelin ilin kalkınmasında yarattığı etkiyi teorik olarak incelemektir. Çalışma sonucunda, Erzurum ilinin bölgesel anlamda kalkınmasında turizm sektörünün tek başına yeterli olmadığı ancak bölge ekonomisine ciddi anlamda olumlu etkiler yarattığı ortaya konulmuştur.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaErzurum+3
Edanur Üstün
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Avrupa refah modelinde bakım ve kadın göçmenler

Artan yaşlı nüfus ve değişen toplumsal cinsiyet kalıpları ile birlikte refah sistemlerinin bakım konusuna yaklaşımı da değişmektedir. Türkiye, dâhil olduğu Güney Avrupa refah sistemi nedeniyle devlet-piyasa-aile içinde ele alınan bakım hizmetinde öncelikli olarak aileyi ön plana çıkarmaktadır. Bakım konusunda devletin üstlenmesi gereken sorumlulukları, değişen göç süreciyle birlikte daha ucuza bir şekilde kadın göçmenler sunmaktadır. Kadın göçmenler konusu; Türkiye, İspanya, İtalya ve Yunanistan Güney Avrupa refah rejimi içinde ele alınarak, toplumsal cinsiyetlendirilmiş bakım hizmeti özelinde değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, ülkelerin doğum ve doğurganlık oranları, nüfus artış hızları, yaşlı nüfus oranı ve ülkelerde bulunan göçmen stoğu verileri ele alınmaktadır. Devletlerin sosyal refahı sağlama konusunda maliyetleri en aza indirme arzusunun, göçmen kadınları sosyal refahın sağlayıcıları haline getirdiği gözlenmektedir.

Gülperi Aktaş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu bankalarının katılım bankacılığına geçişi ve sektöre etkileri

Dünyada İslami finans veya faizsiz bankacılık olarak bilinen katılım bankacılığı 1985 yılında Özel Finans Kurumları adıyla Türkiye'de faaliyet göstermeye başlamıştır. 2005 yılında banka statüsü kazanan Özel Finans Kurumları 2006 yılında Katılım Bankacılığı adı altında hizmetlerini sürdürmeye devam etmiştir. Türkiye'de 2015 yılına kadar sadece özel sektörde faaliyetlerini sürdüren katılım bankalarına kamu katılım bankaları eklenince sektörde büyüme yaşanmış ve katılım bankacılığı sektörü önem kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı kamu bankası olan Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Emlak Katılım bankalarının katılım bankacılığı sektörüne girişi ve sektörde meydana getirdikleri etkinin ortaya konulmasıdır. Kamu katılım bankalarının sektöre giriş amaçları arasında faize duyarlı bireylerin piyasaya kazandırılması ve sektörün piyasadaki payının arttırılmasıdır. Çalışmada kamu bankalarının sektöre dâhil olmadan önceki ve dâhil olduktan sonraki verileri incelenmiş ve veriler tablolarla gösterilmiştir. Veriler ışığında kamu bankalarının sektörde yer almalarının sonuçları incelenmiştir.

Bankacılık sektörüBankalarFaizsiz bankacılık+3
Songül Güner
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covıd-19 pandemi sürecinde Türkiye'nin sağlık sistemi ve sağlık harcamalarının seçili ülkeler ile karşılaştırılması

İnsanların hayatlarını daha iyi şekilde sürdürebilmesi için öncelikle sahip olması gereken en önemli unsur sağlıktır. İnsanların sağlıklı olması ülkelerin gelişmesine de yardımcı olmaktadır. Sağlığın olmadığı bir toplumda birçok sektörün olumsuz etkilendiği bundan dolayı da ülkelerin ekonomik yapılarının zarar gördüğü bilinmektedir. Bunun en güzel örneği yakın zamanda ortaya çıkan Covid-19 küresel salgınıdır. Sağlık krizi olarak kabul edilen Covid-19 salgını ülkelerin ekonomilerini olumsuz etkilerken aynı zamanda sağlık imkânlarını da oldukça zorlamıştır. Bu nedenle salgın sürecinde ülkelerin sağlık sistemleri, sağlık finansmanı ve sağlık harcamaları daha da önem arz eder hale gelmiştir. Bu doğrultuda, çalışmada Türkiye'nin ve salgında en fazla vaka sayısına sahip olma özelliği gösteren ülkelerin (ABD, Brezilya, Hindistan) var olan sağlık sistem yapıları ve sağlık harcamaları incelenerek pandemi sürecinin etkisi analiz edilmektedir. Değerlendirmeler sonucunda salgın ile mücadelede başarının ülkelerin sağlık personel sayısı, yatak sayısı gibi sağlık göstergeleri ile yakından ilişkili olduğu, bu süreçte toplumun sağlık düzeyini koruyabilmek amacıyla sağlık harcamalarında artışın yaşandığı ve devletin hizmet sunumunda önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür.

Burçin Buket Palancı
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19'un ekonomik etkilerinin analizi: OECD ülkelerine yönelik bir uygulama

Covid-19 salgını hemen hemen her ülkenin ekonomik büyüme oranlarının düşmesine, işsizlik ve enflasyon oranlarının artmasına, talep düzeyinin azalmasına, tedarik zincirlerinin bozulmasına, dış ticaret hacminin daralmasına, işgücü verimliliğinin azalmasına ve işgücü maliyetinin artmasına sebep olarak küresel ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiştir. Bu çalışma, Covid-19'un dolaylı ekonomik etkilerini bütüncül olarak hastalık maliyeti literatürü kapsamında ele alan ilk çalışmadır. Çalışmanın amacı, Covid-19 salgınının küresel ekonomik etkilerini analiz etmek, 2019 yılının son çeyreği itibariyle çeyreklik dönemler halinde kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, işsizlik oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğinde zaman içinde meydana gelen değişmeleri incelemek ve yıllık bazda veriler kullanılarak OECD ülkelerine ait söz konusu ekonomik değişkenlerde meydana gelen % değişimlerin bir önceki döneme kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratacak büyüklükte olup olmadığını analiz etmektir. Bu bağlamda çalışmada kullanılan istatistikler kişi başına düşen GSYİH, büyüme oranları, enflasyon oranları, işgücü maliyetleri ve işgücü verimliliğidir. İstatistikler OECD veri tabanından derlenmiştir. Çalışmada parametrik testler arasında yer alan Eşleştirilmiş Örneklem T testinden ve nonparametrik testler arasında yer alan Wilcoxon testinden yararlanılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen bulgulara göre kişi başına düşen GSYİH' de meydana gelen toplam değişmenin %21'inin, büyüme oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %78'inin, enflasyon oranlarında meydana gelen toplam değişmenin %50'sinin, işgücü maliyetlerinde meydana gelen toplam değişmenin %68'inin Covid-19'dan kaynaklandığı ve salgının OECD ülkelerinin bu istatistikler üzerinde anlamlı farklılık yaratacak büyüklükte olduğu, Covid-19 öncesi ile sonrası ortalama işgücü verimliliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu tespit edilmiştir.

COVID 19Ekonomi politikalarıEkonomik etki+2
Sevcan Gülen
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şer'iyye sicillerindeki tereke kayıtlarına göre Üsküdar'da iktisadi ve sosyal yaşam (1513-1793)

Şer'iyye sicilleri, Osmanlı Devleti'nin sosyal ve kültürel tarihinin en önemli kaynaklarındandır. Tereke defterleri genellikle bu sicillerin içerisinde yer alır. Vefat eden kişilerin miraslarının kaydedildiği tereke defterlerinde kişilerin unvanları, meslekleri, ikamet yerleri, giyim kuşam zevkleri, ev eşyaları, mutfak eşyaları, hayvanları, menkul ve gayri-menkul varlıkları gibi hayat tarzlarını ve maddi durumlarını yansıtacak pek çok bilgiler yer almaktadır. Bu bağlamda vefat eden kişilerin sahip olduğu tüm mal varlığını gösteren tereke kayıtları, dönemin sosyo-kültürel ve ekonomik tarihinin aydınlatılmasında önemli bir yere sahiptir. Tezde 1513-1793 yılları arasında Üsküdar şer'iyye sicillerindeki tereke kayıtları taranarak elli dokuz Müslüman kadın, yüz seksen sekiz Müslüman erkek, on iki gayri-Müslim kadın, elli üç gayri-Müslim erkek olmak üzere toplam üç yüz on iki tereke kaydı tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Bu bilgiler ışığında ortaya çıkan bulgular şekil ve tablolar haline getirilip dönemin çoğunluğunu Müslüman ve erkeklerin oluşturduğu anlaşılan, Müslüman, gayri-Müslim ve kadın-erkek arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik yapı ile gruplar arasındaki benzerlik ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Üsküdar'da sosyo-ekonomik hayat üzerine tespitler yapmak bu çalışmanın amaçlarından biri olmakla birlikte, farklı gelir grubundan olan kişilerin servetlerini analiz etmek de çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu kapsam dahilinde Üsküdar şer'iyye sicillerindeki tereke kayıtları incelenmiş ve Üsküdar'da kişilerin günlük hayatlarına, servet yapılarına ve refah seviyelerine dair incelemeler yapılmıştır.

Osmanlı DönemiOsmanlı tarihiSosyoekonomi+5
Şeyma Sümeyra Karakaya
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilebilir enerji kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma - BRICS-T ülkeleri için panel veri analizi

Dünyanın doğal döngüsü içerisinde kendiliğinden var olan yenilenebilir enerji kaynakları kendini yenileyebilme özelliğine sahip oldukları için sınırsızdırlar. Bu açıdan yenilenebilir enerji kaynakları sürdürülebilirliği dolayısıyla kalkınmayı da sağlayacak tek alternatif kaynaktır. Bu anlamda çalışmada BRICS-T ülkelerinin 1990-2020 yılları arasında yenilenebilir enerji kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma üzerinde ne yönde etkisi olduğu araştırılmıştır. Değişkenlerin birim kök analizleri için Pesaran (2007)'nin CIPS testi, yatay kesit bağımlılığı için Breusch-Pagan (1980)'nın LM testi, homojenlik analizi içinse Pesaran ve Yamagata (2008)'nın Delta testi kullanılmıştır. Değişkenlerin eşbütünleşik olup olmadığının araştırması ise Gergenbach, Urbain & Westerlund (2016) eşbütünleşme testi ile yapılmış ve uzun dönem katsayıları Genişletilmiş Ortalama Grup Tahmincisi (AMG) ile tahmin edilmiştir. Çalışmanın sonucuna göre, tüm ülkelerde kişi başı milli gelir artarken, bununla birlikte karbondioksit salınımı da artıyor. Ancak, yenilenebilir enerjinin payındaki artış, Rusya hariç diğer ülkelerde bir birim kişi başı milli gelir için gereken karbondioksit miktarını azaltıyor. Rusya'da ise bu ilişki istatistiksel olarak anlamsız.

Makroekonomik politikalar
Beyza Nur İmaç Akdaş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve Türkiye'de iktisadi kalkınma ve yenilenebilir enerji dinamikleri

İnsan, toplum ve ülkelerin kalkınma çabaları her dönem var olmuştur. İktisadi kalkınma, geçmişten bu yana iktisatçıların geniş ölçüde çalışmalar yaptığı ve on yıllar boyunca kazandığı anlam ve içerik bakımından sürekli değişime uğrayan bir kavram olarak karşımıza çıkmıştır. 1950'li yıllarda ekonomik büyüme olarak sınırlandırılan kalkınma, sonraki yıllarda sosyal ve çevresel faktörleri de kapsayacak şekilde tanımlanmıştır. Gelişmekte olan Türkiye'nin de 1980'li yıllardan sonra hızla gelişen sanayi ile enerjiye olan ihtiyacı artmıştır. Sahip olduğu fosil enerji kaynaklarının yetersiz olduğu Türkiye'nin doğal gaz ve pertolde neredeyse %99 dışa bağımlı olduğu görülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları kapasitesi güncel veriler kullanılarak incelendiğinde durumun çok daha pozitif olduğu, hidrolik enerjide kaynak kullanımının geliştiği ama diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından henüz daha yeterli seviyede olmadığı görülmektedir. Ayrıca ithal ettiği enerji kaynaklarının cari açık üzerinde baskısı devam etmektedir. Enerji ithalatının cari açık üzerindeki etkisinin yanı sıra üretim maliyetleri, enflasyon, faiz oranları, istihdam üzerinde de etkileri mevcuttur. Bu bilgiler ışığında Türkiye'nin enerji, fosil ve yenilenebilir enerji durumu güncel veriler kullanılarak detaylandırılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan Türkiye'nin bu kaynakları kullanmada henüz daha istenilen seviyede olmadığı, ayrıca enerji kaynak ithalatının dış ticaret açığında öenmli bir baskı yarattğı görülmektedir. Bu sorunların giderilmesi için devlet desteklerinin arttırılması önemlidir. Uygulanacak politikaların sürekliliği önemli olmakla birlikte kendi Emisyon Ticaret Sistemini geliştirmeli, teknolojiye ağırlık vermeli ve enerji depolama sistemlerini hızlıca geliştirmelidir. Böylece yenilenebilir enerji kaynakları kullanımında yeni istihdam alanları oluşturulup, fosil enerji kaynak ithalatı azaltılabilir, geliştirilen destekler ve teşviklerle yeni yatırımcılara güvenilir bir ekonomi sunulabilir.

Şiyar Alınbay
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin küreselleşme üzerindeki etkisi

Covid-19, dünya tarihindeki en büyük sağlık krizlerinden biridir. Yüksek morbidite ve mortalite oranları nedeniyle getirilen kısıtlamalar, küresel tedarik zincirinde bozulmalara neden olarak önemli üretim ve gelir kayıplarının yaşanmasına neden olmuştur. Nitekim, 2019 yılında küresel ekonomik büyüme hızı %2.6 iken, 2020 yılında dünya ekonomisi %3.1 daralma ile tarihindeki en büyük küçülmelerden birini yaşamıştır. Özellikle enerji piyasalarında meydana gelen arz ve talep şoklarının enerji maliyetlerinde meydana getirdiği değişmeler ve enerji piyasalarında yüksek dışa bağımlılığın varlığı nedeniyle, küresel ekonomide resesyon beklentileri devam etmektedir. Pandemi sürecinde meydana gelen ekonomik kayıpların büyüklüğünün belirlenmesi, gelecekte karşılaşılması muhtemel salgınların neden olabileceği ekonomik kayıpların azaltılması ve kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması bakımından önemlidir. Bu çerçevede, bu çalışmanın amacı, hastalıkların ekonomik maliyetleri literatüründen yola çıkarak, Covid-19'un küreselleşme üzerindeki etkilerini ampirik olarak analiz etmektir. Çalışmada 2019 ve 2020 yılı KOF küreselleşme endeksi verileri kullanılarak, Covid-19'un küreselleşme ve küreselleşme bileşenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığı, Paired t Testi ve Wilcoxon Testi ile analiz edilmiştir. Literatürde, Covid-19'un ekonomik ve sosyal yaşam üzerindeki etkilerini analiz eden ve Covid-19'un küreselleşme üzerindeki etkilerini teorik düzeyde ele alan çalışmalar yer almaktadır. Bu çalışma, Covid-19'un küreselleşme üzerindeki etkilerini ampirik olarak analiz eden ve etkilerin büyüklüğü ölçen ilk çalışma olması bakımından önemlidir. Çalışmanın özellikle beklenmedik bir dışsal şokun kısa dönemli etkilerini analiz etmek isteyen araştırmacılara da ışık tutması beklenmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, Covid-19'un, pandemi öncesi ve sonrası ortalama küreselleşme bileşenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık oluşturabilecek büyüklükte bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Mehmet Ali Münas
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Güney Afrika Kalkınma Topluluğu ülkelerinde (SADC) para politikası ile enflasyon arasındaki ilişki

Bu araştırma, Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) ülkelerinin çeşitli coğrafyalarında para politikası ile enflasyon arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırıyor. Kaynak zengini ülkelerden gelişmekte olan pazarlara kadar farklı ekonomik yapılara sahip 16 ülkeden oluşan SADC bölgesi, para politikası kararları ile enflasyonist baskılar arasındaki dinamiklerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesini gerektiren farklı zorluklar ve fırsatlarla karşı karşıyadır. SADC ülkelerinde merkez bankaları tarafından kullanılan parasal araçların etkinliğine odaklanan bu çalışma, bölgedeki çeşitli enflasyon eğilimlerine katkıda bulunan karmaşık faktörler ağını ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Araştırma, politika çerçevelerini, aktarım kanallarını ve parasal araçların genel etkinliğini inceleyerek bu ülkelerdeki enflasyon sonuçlarını şekillendiren mekanizmalara ilişkin değerli bilgiler sunmayı hedefliyor. Driscoll ve Kraay (1998) araştırmasına göre, para arzı ve döviz kuru enflasyon üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Özellikle para arzındaki her %1'lik artış, tüketici fiyat endeksinde %0.252'lik bir artışa yol açmaktadır. Ayrıca döviz kuru artışı, tüketici fiyat endeksini %1.008 artırırken, faiz oranları enflasyon üzerinde olumsuz bir etki göstermektedir: %1'lik faiz artışı, SADC ülkelerinde tüketici fiyat endeksinde %0.312'lik bir azalmaya neden olmaktadır Bu araştırmanın önemi, SADC bağlamında para politikası ile enflasyon arasındaki etkileşimin daha derin bir şekilde anlaşılmasını sağlayarak kanıta dayalı politika kararlarına bilgi sağlama potansiyelidir. Çeşitli ekonomik değişkenlerin ve politika araçlarının araştırılması yoluyla bulgular, SADC bölgesi genelinde sürdürülebilir ekonomik büyümeyi ve istikrarı teşvik eden stratejilerin geliştirilmesine katkıda bulunmayı gözetmektedir.

Prınce Peter Mawere
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sDOIOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji tüketimi ve çevre ilişkisi: Yeni sanayileşen ülkeler örneği

Son yıllarda çevresel sorunların artması ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı giderek önem kazanmıştır. Bu çalışma, yenilenebilir enerji tüketiminin çevresel ilişki boyutunu incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, 2000-2021 yılları arasında 10 yeni sanayileşmiş ülke örnek alınarak ekolojik ayak izi, yenilenebilir enerji tüketimi, doğrudan yabancı yatırımlar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışmada ekonometri yöntemlerinden panel veri analizi, özellikle Pesaran CADF, Breusch-Pagan LM testi, Homojenlik testi, Westerlund eşbütünleşme testi ve Rassal Katsayılar Modeli kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda bulgular olarak; yenilenebilir enerji tüketiminin ekolojik ayak izini azalttığı ancak ekonomik büyümenin ekolojik ayak izini artırdığını ortaya çıkmıştır. Bu sonuçlar, çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevresel sürdürülebilirlik, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Yenilenebilir enerji, Ekolojik ayak izi, Yeni sanayileşen ülkeler.

Yenilenebilir enerji kaynakları
Ebru Diktaş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2025
00
doi.org/10.71008/gumushane.thesis.2025.125
Master'sOpen AccessTR

Türk imalat sanayinde bilgi dışsallıkları

Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde Dünya'da mesafe kavramı ortadan kalkmaya başlamıştır. Üretilen bilgi ve yenilikler başka kişi veya kuruluşlara hızlı bir şekilde yayılmaktadır. İletişim ve ulaşım teknolojilerindeki hızlı gelişmeler ülkeleri yakınlaştırarak dünyayı adeta ''küresel bir köy''e dönüştürmüştür. Bu çalışmada, Türk imalat sanayisinde meydana gelen bilgi dışsallıkları üzerine sınırlı sayıda çalışmanın bulunması, bilgi dışsallıklarının öneminin daha iyi şekilde kavranması ve konu ile ilgili yapılacak olan araştırmalara kaynak oluşturmak hedeflenmiştir. Analiz aşamasında her sektör için otokorelasyon ve değişen varyans problemlerinin var olup olmadığını belirlemek amacıyla Breush-Godfrey Serial Correlation (LM) Testi ve Heteroskedasticity (White) Testi yapılmıştır. Otokorelasyon ve değişen varyans testlerinden sonra tahmin yöntemi olarak GMM (Genelleştirilmiş Momentler Modeli) ile değişkenler test edilmiştir. İmalat sanayi alt sektörleri için ayrı ayrı yapılan GMM tahmincisi test sonuçlarına göre, MAR, Jacobs ve Porter bilgi dışsallıkları ve YENYO değişkeni hem pozitif hem de negatif etkiye sahip olabilmektedirler. MAR bilgi dışsallıkları 9 sektör, Jacobs bilgi dışsallıkları 7 sektörde ve Porter bilgi dışsallıkları ise 6 imalat sanayi alt sektörü için anlamlı bulunmuştur. YENYO değişkeni ise 9 İmalat sanayi alt sektörü için anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bilgi Dışsallıkları, MAR, Jacobs ve Porter, Türkiye İmalat Sanayi, GMM

Hasan Güneş
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi mükelleflerinin vergi karşısındaki tutum ve davranışları (Erzurum alt bölgesi)

Geçmişten günümüze devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır. Vergi, devlet için en önemli gelir kaynağı iken mükellefler açısından çoğu zaman katlanılması güç bir yük olarak algılanmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin vergi uygulamaları karşısında sergiledikleri tutum ve davranışlar vergi gelirleri açısından önem arz etmektedir. Mükellefin vergiyi bir yük olarak algılaması vergi ödevini tam olarak yerine getirmemesine neden olacaktır. Gelir kaybına uğradığını düşünen mükellefler sosyal, siyasal, ekonomik ve mali durumlara bağlı olarak farklı tepkiler göstereceklerdir. Bu tepkiler, verginin sosyo-psikolojik açıdan incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu araştırma, mükelleflerin ödedikleri vergiyi psikolojik ve sosyal yönden nasıl algıladıklarını ve vergilendirme karşısında tutumlarının ne olduğunu tespit edebilmek amacıyla yapılmıştır. Toplumun vergiye gönüllü uyumunun arttırılması için örnek kitleyi teşkil eden Erzurum alt bölgesi (Erzurum, Erzincan ve Bayburt) için 943 mükellefe uygulanan anket çalışması ile vergi mükelleflerinin vergilemeye ilişkin düşünce ve davranışları tespit edilmiş ve vergiye gönüllü uyum konusunda olumlu düşüncelerinin olduğu görülmüştür. Yapılan ankete göre, mükelleflerin herhangi bir zorlama olmadan vergilerini ödedikleri düşüncesinin ağırlıkta olduğu söylenebilir. Ancak mükelleflerde özellikle vergi cezaları, denetimleri ve afları konusunda yapılacak düzenlemelerin vergi adaleti ile ilgili bakış açılarını olumsuz etkileyebileceği bu nedenle mevzuatta vergi aflarına mümkün olduğunca yer verilmemesi ve denetim ve cezaların etkin uygulanmasının vergiye uyumu arttıracağı ifade edilebilir

Vergi adaletiVergi ahlakıVergi kaçakçılığı+3
Abdulkadir Ateş
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri ve ekonomik büyümeye etkisi

Uluslararası sermaye hareketlerinin büyük bir kısmını oluşturan ve istihdam, teknoloji, işletme bilgisi, uluslararası piyasalara entegrasyon ve rekabet ortamının oluşturulması noktasında ekonomik büyümeye birçok fayda sağlamaktadır. DYSY'lerin ülke ekonomilerine sağladığı avantajlar ve bu yatırımların ülke ekonomileri açısından önemi göz önüne alındığı zaman, DYSY'lerin ülke ekonomilerini tercihini etkileyen ekonomik faktörlerin saptanması DYSY girişlerinin sürekliliğinin sağlanması açısından büyük önem arz etmektedir. DYSY'lerin belirleyicilerini tespit etmek amacıyla Türkiye ekonomisinden seçilmiş dışa açıklık oranı, döviz kuru, gayrisafi yurtiçi hâsıla, uluslararası net rezervler, faiz oranları, İstanbul menkul kıymetler borsası ve ülke riski değişkenlerinin; 2005Q1-2015Q3 dönemlerine ait zaman serisi verileri kullanılarak regresyon analizi yapılmıştır. Ayrıca DYSY'ler ile ekonomik büyümeyi temsilen gayrisafi yurtiçi hâsıla değişkeni arasında Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda DYSY'lerin belirleyicilerinin dışa açıklık oranı, döviz kuru, gayrisafi yurtiçi hâsıla ve uluslararası net rezervler değişkenleri olduğu ve DYSY ile gayrisafi yurtiçi hâsıla arasında çift yönlü nedenselliğin olduğu tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomik büyümeEkonomik etki+6
Yusuf Kahreman
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum'da kış turizmi talep tahmini

Bu çalışmanın amacı; Erzurum ilini kış turizminden yararlanmak amacıyla tercih eden kişilerin bölgeyi seçme nedenlerini etkileyen faktörleri ve bu nedenlerin Sosyo ekonomik ve demografik faktörlerle ilişkisini ortaya koymaktır. Üç bölüm olarak hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümünde, kış turizminin ekonomik ve toplumsal yararları, diğer turizm alanlarıyla ilişkisi, kış sporlarının turizm sektöründeki yeri ve önemi, dünyada kış turizmi merkezleri, Türkiye'de kış turizminin gelişimi ve bölgedeki kış turizm merkezlerinden bahsedilmiştir. Ayrıca bu bölümde kış turizminin Erzurum'daki yerine ve turizm ekonomi ilişkisine değinilmiştir. İkinci bölümde, tüketici tercihleri, talep, talep teorisi ve esnekliklerin yanında turizm talebine, önemine, turizm talebi yöntemlerine ve bu talebi etkileyen faktörlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın önemi, amacı ve kapsamı ilgili literatürün eklenmesi ve desteği ile belirtilmiş ve anketin hazırlanması ve uygulanması aşamaları anlatılarak, kullanılan veri setinin işlenmesi ve çözümlenmesine değinilerek ekonometrik model hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç olarak, 531 kişiye uygulanan anketlerden elde edilen verilerin analiz edilmesiyle yaş ilerledikçe, gelir düzeyi arttıkça daha çok bireyin kış turizmi için Erzurum ilini tercih edecekleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kış Turizmi, Talep, Erzurum'da Kış Turizmi İkinci bölümde, tüketici tercihleri, talep, talep teorisi ve esnekliklerin yanında turizm talebine, önemine, turizm talebi yöntemlerine ve bu talebi etkileyen faktörlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, araştırmanın önemi, amacı ve kapsamı ilgili literatürün eklenmesi ve desteği ile belirtilmiş ve anketin hazırlanması ve uygulanması aşamaları anlatılarak, kullanılan veri setinin işlenmesi ve çözümlenmesine değinilerek ekonometrik model hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç olarak, 531 kişiye uygulanan anketlerden elde edilen verilerin analiz edilmesiyle yaş ilerledikçe, gelir düzeyi arttıkça daha çok bireyin kış turizmi için Erzurum ilini tercih edecekleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kış Turizmi, Talep, Erzurum'da Kış Turizmi

ErzurumKış turizmiTalep+2
Nagahan Dudu
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın girişimciliği: Erzurum ilinde bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, Erzurum ilinde faaliyet gösteren kadın girişimcilerin profilini ortaya koymak, girişimcilik faaliyetlerini etkileyen faktörleri ve sorunlarını araştırmaktır. Bu amaçla çalışma; kadın girişimcilerin işletmelerini kurarken, yönetirken ve kurduktan sonra karşılaştıkları problemleri; iş kurma ve yönetme süreçlerinde ailelerinden, çevrelerinden ve çeşitli kuruluşlardan destek alma durumlarını; iş ve aile hayatı arasındaki karşılıklı etkileşimi, rol çatışması yaşama durumlarını ve bölgede kadın girişimciliğini destekleyen koşullar konusunda algı düzeylerini incelemektedir. Ayrıca kadınların girişimcilik faaliyetini etkileyen faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Saha araştırması kapsamında Erzurum il merkezinde çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren 200 kadın girişimciye anket uygulanmıştır. Saha araştırması kapsamında toplanan veriler öncelikle tanımlayıcı istatistikler, frekans tabloları, ortalama değerleri ile değerlendirilmiştir. Kadınların girişimcilik faaliyetini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla açımlayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen açımlayıcı faktör analizi için altı faktör önerilmektedir: işletme yönetiminde zorluk, rol çatışması, destekleyici çevresel koşullar, ataerkil toplumsal yapı, sosyo-ekonomik durum. Bu altı faktörün toplam varyansa yaptığı katkının %55,927 olduğu görülmektedir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik etkiErzurum+6
Duygu Tulan
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma ajansları ve yenilik faaliyetleri: Erzurum-alt bölgesinde bir uygulama

Çalışmanın amacı, bölgesel kalkınma ajansından mali destek alan işletmelerde yenilik faaliyetlerini araştırmaktır. Bu doğrultuda çalışma, 2013-2015 yılları arasında Kuzey Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı'nın mali destek programlarından faydalanan Erzurum alt-bölgesinde faaliyet gösteren işletmelere uygulanan bir saha araştırması üzerine inşa edilmiştir. Çalışma kapsamında işletmelerin yenilik faaliyetleri, bu faaliyetler için kullandıkları bilgi kaynakları, ajans desteğinin yenilik faaliyetlerine katkısı konuları araştırılmıştır. Ayrıca, işletmelerin neden ajans desteğine başvurdukları, ajans desteğinden sonra işletmede yaşanan değişimler ve proje sürecinde diğer kuruşlularla gerçekleştirilen işbirliği faaliyetleri incelenmiş, işletmelerin yaşadıkları sorunlar aşamalı olarak değerlendirilmiştir. Veri seti tanımlayıcı istatistikler, Tek Örneklem Kolmogorov-Smirnov testi ve Spearman korelasyon katsayısı ile analiz edilmiştir. Saha araştırması sonucunda işletmelerin; yeni pazarlara açıldığı (%86.9), üretim sürecinde değişiklik yaptığı (%81.5), yeni bir ürün/hizmet ürettiği (%71.1), organizasyonel yenilik yaptığı (%52.6) tespit edilmiştir. Ayrıca işletmeler, yenilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde kalkınma ajansı desteğinin önemli katkısı olduğunu (%89.5) ifade etmişlerdir.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıEkonomik kalkınma+5
Ahmet Kadiroğlu
Erzurum Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00