Gümüşhane University
Anabilim Dalı

İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı

Gümüşhane University

2.229

Arşivlenen Tez

21

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eksenel doğrultuda ivmelenen kirişlerin serbest titreşim analizinin diferensiyel transformasyon yöntemi kullanılarak incelenmesi

Gelişen teknoloji ile birlikte hareketli kirişlerin dinamik analizi mühendislik sistemleri açısından büyük önem kazanmıştır. Mühendislik yapılarının maruz kalabileceği dış yükler nedeniyle oluşan titreşimler çok sayıda araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bu çalışmalarda, bir sistemin dinamik analizinin temel parametrelerinden olan kütle, titreşim analizleri gerçekleştirilirken belirli noktalarda topaklanarak ya da yayılı olarak dikkate alınmaktadır. Topaklanmış kütleli sistemlerin çözümü daha pratik olsa da, özellikle topaklanmış kütle sayısı azaltıldığında gerçek davranıştan uzaklaşıldığı bir gerçektir. Buna karşın, kütlenin yayılı olarak dikkate alındığı hesap modelleri, analizi gerçekleştirilen sistemlerin gerçek davranışını çok daha iyi yansıtmaktadır. Bu nedenle, tezde yayılı kütleli hesap modeli dikkate alınarak Timoshenko kiriş teorisi ve yüksek mertebeden kesme deformasyon teorilerinden olan Reddy-Bickford kiriş teorisi kullanılmıştır. Bu tezde, hareketli kiriş probleminin özel bir hali olarak nitelendirilebilecek ivmelenen kirişlerin serbest titreşim analizi incelenmiştir. Öncelikle ivmelenen Timoshenko ve Reddy-Bickford kirişlerinin serbest titreşimine ait hareket denklemleri Hamilton prensibi kullanılarak elde edilmiştir. İvmenin etkisini sisteme yansıtabilmek için, kirişlere etkiyen eksenel hız ve eksenel çekme kuvvetinin; sabit bir hız ve sabit bir eksenel çekme kuvveti etrafında harmonik olarak değiştiği varsayılmıştır. Sistemin doğal açısal frekansları üzerindeki etkilerini görebilmek adına, eksenel hız ve eksenel çekme kuvveti için boyutsuz çarpım faktörleri kullanılmıştır. Her iki kiriş teorisi için diferansiyel hareket denklemlerinin analitik çözümleri yapılarak açısal frekans değerleri hesaplanmıştır. Analitik çözümün ardından, her iki kiriş teorisine ait diferansiyel hareket denklemleri, temeli sonlu Taylor serisine dayanan Diferansiyel Transformasyon Metodu (DTM) uygulanarak çözülmüştür. Farklı sınır koşullarına sahip kirişler için DTM kullanılarak hesaplanan ilk üç moda ait açısal frekans değerleri, analitik metot ile hesaplanan açısal frekans değerleri ile karşılaştırmalı olarak tablolar halinde sunulmuştur. Ayrıca tez kapsamında, farklı sınır koşulları ve farklı parametreler kullanılarak her iki kiriş teorisi için elde edilen ilk üç moda ait mod şekilleri ile Reddy-Bickford kiriş teorisi için elde edilen normalleştirilmiş eğilme momenti diyagramlarına yer verilmiştir. Sayısal analizlerin tamamı Matlab ortamında geliştirilen bilgisayar programları kullanılarak yapılmıştır.

Baran Bozyiğit
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafen tabakaların membran ve plak ile modellenmesi

Bu tez çalışmasında grafen tabakaların iki farklı mekanik model ile titreşim hesabı yapılmıştır. Kullanılan mekanik modeller membran ve elastik plaktır. Her iki sistem için hareket denklemleri elde edilmiş ve analitik olarak çözülmüştür. Tek katmanlı grafen tabakaların serbest titreşim hesabı her iki model için yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır.

Sedat Çakırtaş
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Elastik zemine oturan grafen tabakaların mekanik özelliklerinin hesabı

Elastik bir ortam ile temas halinde olan grafenler uygulamada sıklıkla kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, yüksek mertebeden elastisite yöntemleri kullanılarak nano ya da mikro boyutlu grafen tabakaların frekansları hesaplanmıştır. Çift gerilme ve lokal olmayan elastisite yöntemleri boyut etkisini dikkate almak için kullanılmıştır. Boyut etkisinin diğer parametrelere bağlı olarak titreşim üzerindeki etkisi incelenmiştir.

Mehmet Cihad Erdinç
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nano ve mikro yapıların yerel olmayan elastisite teorisi ile eğilme ve titreşim hesabı

Bu tez çalışması kapsamında, yerel olmayan elastisite teorisi kullanılarak nano ve mikro boyuttaki yapıların eğilme ve titreşim analizleri yapılmıştır. Yapı model tipi olarak kiriş seçilmiştir. Kiriş teorisi olarak Euler-Bernoulli ve Timoshenko kiriş teorileri kullanılmıştır. Euler-Bernoulli ve Timoshenko kiriş teorilerinin hareket denklemleri Eringen tarafından önerilen yerel olmayan elastisite teorisi kullanılarak ifade edilmiştir. Mikro/nano yapıların çeşitli sınır koşullarına göre eğilme ve titreşim denklemleri oluşturulmuştur. Daha sonra yerel olmayan davranışın etkisini gözlemleyebilmek için karbon nanotüp ve mikrotüpçüklerin üzerinde analizler yapılarak klasik teori ile karşılaştırılması sağlanmıştır. Sonuçlara bakıldığı zaman yerel olmayan elastisite teorisi ile çıkarılan denklemler malzeme iç karakteristik uzunluk ifadesine bağlı olmasından dolayı sonuçların klasik elastisite teorisinden farklı olduğu görülmüştür.

Yerel olmayan elastisite
Çiğdem Işık
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulanık mantık metodu ile inşaat sektöründe strateji belirleme

İnşaat sektörü, ülke ekonomisi ve gelişiminde son derece önemli bir yere sahip olmasına rağmen, belirsizliklerin ve riskin çok yoğun olduğu bir sektördür. Bu çalışmada; belirsizlik durumlarındaki başarısı literatürde farklı konularda kanıtlanmış olan bulanık mantık metodu kullanılarak; inşaat sektöründe strateji belirlemek için yeni bir yöntem denenmiş ve böylece şirket yöneticilerine karar alma aşamasında kolaylık sağlanmıştır. Çalışmada Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası veya Türkiye Müteahhitler Birliği üyesi inşaat firmalarına anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın, kuramsal bilgiler ve kaynak taraması kısmında, strateji kavramı, stratejik yönetim ve süreçleri, stratejik yönetimin inşaat sektörü ile uyumu irdelenmiştir. Daha sonra ise strateji belirlemede kullanılacak olan bulanık mantık metodu açıklanmıştır. Materyal ve metot bölümünde ise çalışmanın amacı ve yöntemi açıklanmıştır. Çalışmada uygulanan anketle ilgili bilgiler, anketin değerlendirilmesinde kullanılan yöntemler ve istatistiksel analizler bu bölümde ele alınmıştır. Bulgular bölümünde katılımcı firmaların genel durumları değerlendirilmiştir. Firmaların anket sorularına verdikleri yanıtlar göz önünde bulundurularak, Fuzzytech programı için parametre aralıkları ve kural tabanı oluşturulmuştur. Daha sonra belirlenen parametre aralıklarının ve oluşturulan kural tabanının geçerliliği, uygulanan anket sonuçları programa girilerek denetlenmiştir. Tartışma ve sonuç bölümünde ise anket sonuçları ve program çıktıları değerlendirilmiş, sektöre yeni giriş yapacak veya sektörde çalışmalarına devam eden fakat stratejik açıdan bilinçsiz olan firmalara, başarılı olabilmeleri için önerilerde bulunulmuştur.

Bulanık mantıkFaktör analiziSWOT analizi+2
Burcu Ezgi Özdemir
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tasarım kalite yönetim süreçlerinin uygulanması

Tasarımda Kalite Yönetim Süreçleri (KYS), bir projenin önceden belirlen kapsam,bütçe ve programa göre başarılı bir biçimde hatasız olarak tamamlanmasını sağlayacakyöntemler bütünüdür. Doğası gereği inşaat projelerinden farklı olan tasarım projelerininhatasız, zamanında ve istenen hizmetin tamamını karşılayarak tamlanabilmesi içinbirbirinden farklı tasarımların benzer ihtiyaçlarını karşılayacak bir yol haritasına ihtiyaçduyulur. KYS, bu ihtiyacı giderecek bir çerçeve sunar ve tasarım projesinde teklifaşamasındaki karar matrisleri ile başlar.Çalışmanın amacı, KYS'yi ortaya çıkaran parçaları tanımlamak, bu konuda yetersizolan literatüre katkıda bulunmak ve KYS'nin tasarım sektöründe uygulanabilirliğiniaraştırmaktır. Bu amaçla; çalışmanın kuramsal bilgiler ve kaynak taramaları kısmında;kalitenin önemi ve toplam kalite yönetimi kavramları anlatılmış ve toplam kaliteyönetimi içinde KYS' nin öneminden bahsedilmiş, KYS aşamaları detaylı bir şekildeincelenmiştir. Süreçler bölümünde çalışmanın ana hatları ve izlenecek yollar detaylı birşekilde anlatılmıştır. Süreçler arasındaki ilişkiler bölümünde, süreçlerin hangi anagruplar olarak toplanabileceğini ve aralarındaki ilişkilerin nasıl haritalandırılabileceğideğişik projelerde süreçlerin uygulanmasını kolaylaştırmak amacıyla anlatılmıştır.Sonuç bölümünde Kalite Süreçleri yorumlanmış ve elde edilen sonuçlardeğerlendirilmiştir.

KaliteToplam kalite yönetimiİnşaat sektörü
Kerim Kıvanç Öncü
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme perde konumlarının bina deprem performansına olan etkisinin bilgisayar destekli irdelenmesi

Deprem performansında yetersizlik saptanan bir binanın, ekonomik olması halinde uygun bir teknikle güçlendirilmesi gerekir. Binaların davranışını düzeltmek amacıyla taşıyıcı sisteme ilave deprem perdelerinin eklenmesi, bir sistem iyileştirme yöntemidir. Perde tipi elemanlar yüksek rijitlikleri nedeniyle yapı sisteminin davranışını önemli ölçüde etkilemektedir. Deprem etkilerine maruz perde duvarların etkin bir biçimde çalışabilmeleri, kat planı içinde nasıl yerleştirildiklerine bağlıdır. Bu tez çalışmasında, deprem performansında yetersizlik görülen mevcut binalarda yapılacak olan herhangi bir sistem güçlendirme çalışması kapsamında binaya ilave edilecek olan betonarme perde duvarların konumu hakkındaki temel tasarım ilkeleri, bilgisayar uygulamalı olarak irdelenmiştir. Buna göre, örnek bir betonarme binanın perdeli ve perdesiz 12 durumunun Probina Orion bilgisayar programı ile DBYBHY 2007 uyarınca Can Güvenliği Performans Düzeyi'ne göre analizi yapılmış ve binanın davranışındaki değişim incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara bakılarak örnek bina için uygun perde takviyeli durumlar belirlenmeye çalışılmıştır.ANAHTAR KELİMELER: bina deprem performansı, güçlendirme, betonarme perde, doğrusal elastik analiz, Türk Deprem Yönetmeliği

Deprem davranışıDeprem mühendisliğiPerde duvar+1
Eren Aracı
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lara Yamansaz kıyı alanındaki (Antalya) zeminlerin mühendislik özelliklerinin araştırılması

Bu çalışmada Lara-Yamansaz kıyı alanının hakim zeminleri olan kum, silt, kil ve organik kökenli (turba) zeminlerin indeks, dayanım ve sıkışabilirlik özellikleri laboratuvar ve arazi deneyleri ile araştırılmıştır. Bu amaçla, 10 adet 20 metre derinliğinde sondaj kuyusu açılarak her 1.5 m'de bir alınan numuneler laboratuvar ortamında incelenmiş; zeminin fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Buna ek olarak arazide SPT (Standart Penetrasyon Deneyi) ve CPT (Koni Penetrasyon Deneyi) gerçekleştirilmiştir. Çalışmalar sonucunda; bölgede hakim zemin cinsinin sıkı kum olduğu, bazı bölümlerde ise gevşek kum, kil ve turba bulunduğu belirlenmiştir. Zemin profillerindeki gevşek kum katmanlarının sıvılaşma potansiyelinin araştırılması amacıyla olasılıksal sıvılaşma potansiyeli analizi gerçekleştirilmiştir. Bir inceleme noktasındaki tüm katmanlar için belirlenen olasılıksal sıvılaşma potansiyeli değerleri (PL) kullanılarak sıvılaşma şiddeti indeksi (LSI) değerleri elde edilmiştir. Elde edilen tüm veriler ışığında Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak sıvılaşma potansiyeli (PL) ve zemin sıvılaşma şiddeti indeksi (LSI) haritaları ile farklı derinliklerdeki SPT, CPT değeri haritaları ve zemin sınıflandırma haritaları oluşturulmuştur.ANAHTAR KELİMELER: SPT, CPT, CBS, Lara-Yamansaz, Sıvılaşma

Antalya-LaraCoğrafi bilgi sistemleriKonik penetrasyon testi+2
Murat Karataş
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya-Kundu bölgesindeki zeminlerin mühendislik özelliklerinin araştırılması

Bu çalışmada Antalya İli Kundu bölgesindeki gevşek kum, kil ve organik kökenli zeminlerin geoteknik özellikleri, arazi ve laboratuvar deneyleri ile araştırılmıştır. Aksu Fay Hattı'na yakın bir mesafede bulunan bölge, hızlı yapılaşma süreci içerisine girmiş ve zemin etüt çalışmaları birçok sebepten ötürü yetersiz kalmış ya da yanlış sonuçlar elde edilmiştir. Çalışma kapsamında 10 adet 20 metre derinliğinde sondaj kuyusu açılarak yaklaşık 1.50 m'de bir alınan numuneler laboratuvar ortamında incelenmiştir. Buna ek olarak arazide Standart Penetrasyon Deneyi (SPT) ve Konik Penetrasyon Deneyi (CPTU) gerçekleştirilmiştir. Arazi ve laboratuvar deney sonuçlarından zeminin indeks, mukavemet ve sıkışabilirlik özellikleri belirlenmiştir. Toplam 487 SPT verisi üzerinde olasılıksal sıvılaşma analizi yapılmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri tekniği ile bir veri tabanı oluşturularak araştırma sonucunda belirlenen sıvılaşma şiddet indeksi, belirli derinliklerdeki SPT-N değerleri ve zemin cinslerini gösteren tematik haritalar hazırlanmıştır. Bulunan sonuçların kent planlaması, depremsellik araştırmaları, altyapı projelendirilmesi, zemin iyileştirmesi gibi birçok konuda Antalya kentine fayda sağlaması amaçlanmıştır.ANAHTAR KELİMELER: Antalya, SPT, Kum, CPT, Kundu, CBS, Sıvılaşma

Zemin etüdüZemin iyileştirmeZemin mekaniği+2
Servet Pelin Özsoy
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat aile şirketlerinin kurumsallaşma süreci

Bu çalışmada aile şirketlerinin özellikleri, kültür ve yönetim yapıları, gelişim evreleri, ülke ve dünya ekonomilerindeki yerleri incelenmiş; aile şirketlerinin kurumsallaşmasının önemi, yararları, zorlukları, boyutları açıklanmış; inşaat şirketlerini diğer şirketlerden ayıran özellikler saptanmış; proje yönetim sisteminin unsurları ve oluşturulması detaylandırılmış; inşaat aile şirketleri için örnek olabilecek bir kurumsallaşma yol haritası çizilmiş; kurumsallaşma sürecini geçirmiş inşaat aile şirketleriyle yapılan görüşmeler aktarılmıştır. Çalışma sonucunda kurumsallaşmanın ulaşılmaz bir süreç olmadığı sonucuna varılmıştır. Zamanlaması ve yöntemleri doğru seçildiği takdirde bir inşaat aile şirketinin kurumsallaşması hem ailenin geleceği, hem şirketin geleceği açısından büyük yararlar sağlayacaktır. Kurumsallaşma sayesinde sağlıklı büyüyecek ve ömrü uzayacak olan inşaat aile şirketlerinin ülke ekonomisine ve istihdama katkıları artacaktır.

Aile şirketleriKurumsallaşmaİnşaat+4
Burak Doğu
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rekabet avantajı olarak inşaat sektöründe tedarik zinciri

Tedarik zinciri inşaat sektörünün vazgeçilmezi olan süre-kalite-maliyet üçlüsünün uyumlu, bütünleşmiş ve yüksek performanslı olmasını sağlamaktadır. Şirketlerin rekabet üstünlüklerini sağlamak için müşteriye daha ucuz ve daha kaliteli ürün sunarak müşteri hizmet seviyelerini en üstlere çıkarma çabalarından dolayı tedarik zinciri yönetimi önemli bir yere sahiptir. Şirketlerin tedarik zinciri ne kadar etkin ise, rekabet gücü de o kadar artmaktadır. Bu rekabet gücü de şirketlerin artan müşteri beklentilerinin karşılanabilmesini sağlayacaktır. Yapılan bu çalışmada; tedarik zincirinin yapısı, üretim ve inşaat sektöründe nasıl kullanıldığı irdelenmiştir. Tedarik zincirin inşaat sektöründe uygulandığını gösteren bir model oluşturularak iyi bir proje yönetiminin sağlanması hedeflenmiştir. Bu çalışma ile tedarik zinciri ve yönetimi inşaat şirketlerine rekabet üstünlüğü sağlayacak ve sektördeki firmalara yardımcı olacaktır.

LojistikPlanlamaProje yönetimi+7
İhsan Şenyaşar
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
DoktoraAçık ErişimTR

Myra ve limanı Andriake'de kullanılan özgün malzeme özelliklerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, Antalya İli içerisinde yer alan Myra ve limanı Andriake'de; Roma, Bizans, Selçuklu Dönemi'nde inşa edilmiş sekiz yapıda kullanılan taş, tuğla ve harç gibi yapı malzemeleri, deneysel olarak incelenmiş ve böylece karakteristik özellikleri belirlenmiştir. Bu yapılardan alınan numuneler üzerinde fiziksel ve mekanik deneyler ile kimyasal analizler ve mikro yapı çalışmaları gerçekleştirilerek özgün malzeme özellikleri tespit edilmiştir. Bu yapı malzemeleri arasında en fazla değişkenlik gösteren malzeme harç olduğundan onarım çalışmalarında kullanılabilecek özgün malzemeye uygun özelliklerde yeni bir harç önerisi geliştirilmiştir.ANAHTAR KELİMELER: Harç, Tuğla, SEM/EDX, Karakterizasyon, Tarihi Yapı

HarçKarakterizasyonTarihi yapılar+1
Cem Oğuz
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründe iş kazalarının sebep ve sonuçları üzerine bir araştırma

İş Sağlığı ve Güvenliği, günümüzde oldukça önem taşıyan ve giderek önem kazanmaya devam eden bir kavramdır. Bu durum tüm sektörler için geçerlidir. Birçok kurumun iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak adına iş kazaları ve olası meslek hastalıklarına oldukça dikkat etmesi gerekmektedir. İş kazaları nedeniyle her yıl birçok kişi hayatını kaybetmekte veya sakat kalmaktadır. Bu sebeple iş kazalarını önlemek ve iş güvenliğine özellikle dikkat etmek hem iş gücü kaybını engellemek açısından ekonomik hayata katkı sağlamakta hem de özellikle insan hayatını korumaktadır. Yapı işleri sektöründe gerçekleşen iş kazalarının önlenmesine yardımcı olabilecek bir çalışma elde etmek amacı ile yürütülen bu tez çalışmasına literatür araştırması ile başlanmış ve bu araştırma sonucunda iş güvenliği bilinci ve risk değerlendirmesi konusunda sektörde eksiklik olduğu görülmüştür. Yapılan araştırmalardan yola çıkarak mevcut tehlikeler belirlenmiş ve yapı firmalarında kullanılabilen risk değerlendirme çalışmaları incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında yapı sektöründe inşaatı devam etmekte olan büyük bir şantiyede risk değerlendirme analizi yapılmış ve buradan yola çıkılarak iş güvenliği konusundaki eksikliklerin vurgulanması hedeflenmiştir. Risk analizinin yapıldığı proje, İstanbul Ataşehir bölgesinde bulunan, toplam 450.000 m2 inşaat alanına sahip, 67 dönüm arazi üzerine kurulmuş 20 katlı bir 5 yıldızlı Otel, 16 katlı bir 4 yıldızlı Otel, 4 adet 33 katlı Rezidans, 4 katlı Alışveriş Merkezi ve çevre düzenlemeleri, peyzaj çalışmaları ile birlikte yatırım değeri 500 Milyon Doları bulan BRANDIUM isimli projedir. Çalışma sonucunda çok ciddi bir yatırım yapılan büyük ölçekli bir projede bile birçok risk faktörü ortaya çıkmış ve bu konuya yeteri kadar önem verilmediği görülmüştür. Mevzuat çalışmalarının halen güncellenmekte olduğu göz önünde bulundurulsa işveren veya işveren temsilcisinin ve çalışanların sorumluluklarını benimseyip uygulaması ile devlet denetiminin ortak çalışması sayesinde iş kazalarının azalıp, insan hayatlarının güvende olması sağlanıp, ekonomiye katkı sağlayacağı öngörülmüştür.

Hamdi Cem Çilek
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ondört katlı bir yapı temelinin yüksek binalar için İzmir yerel teknik önermesine göre analizi

The goal of this study is to investigate use of İzmir Local Technical Advisory for Tall Buildings by means of analyses of the foundation system of a sample building. The building is considered to be situated on the east coast of İzmir Bay Area and its inertial soil-structure interaction analyses were made. Computations were performed obeying the procedure as defined by NEHRP. The dynamic stiffness of the pile group was obtained according to Makris-Gazetas approach. A software was developed for this purpose and achieved results were compared with those from the DYNAN software. The flexible behavior of the foundation was taken into consideration by distributing the computed group stiffness within the foundation zones. Influence of this zonation approach on the building period required application of an iterative procedure. Iterations continued until computed dynamic group stiffness values with respect to the building period converged. The D1, D2 and D3 level response spectra produced according to the DLH Technical Standard were utilized as the target spectra while performing dynamic analyses of the buildings being designed in the area. The acceleration-time records that were necessary in this respect were selected from the PEER Ground Motion Database. The ground motions at the foundation level of the building were computed through one-dimensional site response analyses. Variation of shear wave velocity with depth was deduced using geophysical field tests whereas other conventional soil mechanics data were acquired based on the soil mechanics laboratory test results. Such data obtained at various locations and depth levels were used while establishing the idealized soil profile. Two different rock levels were assumed in the idealized soil profile during dynamic analyses. These were the engineering bedrock and the seismic rock levels yielding two sets of ground motion records at the foundation level. The results of time-domain structural analyses were then compared. It was found that the analyses that were made using engineering bedrock level ground motion set yielded results that stay on the unsafe side.

Mustafa Şahin
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dairesel köprü ayakları etrafında meydana gelen yerel oyulma çukuru şeklinin deneysel olarak incelenmesi

Gerçekleştirilen bu tez çalışmasında, dairesel köprü ayakları etrafında meydana gelen yerel oyulmaların şekli incelenmektedir. Deneyler, 80 cm genişliğinde, 18,6 m uzunluğunda ve 75 cm derilniğinde bir kanalda , Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Hidrolik Laboratuarı'nda gerçekleştirilmiştir. Deneyler sırasında su derinliği ve debi ölçümleri ultrasonik seviye sensörleri ve elektromanyetik debimetre kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Deneylerde kulllanılan malzemenin ortalama medyan çapı 1,633 mm olup, geometrik standart sapması ise 1,303'tür. Deneyler sonunda meydana gelen oyulma çukurunun şekli belirlenmiş olup bu ölçümler kullanılarak yeni ampirik bir bağıntı önerilmiştir. Önerilen bağıntı mevcut literatürdeki bilgiler ışığında yorumlanmıştır.

Ömer Yavuz Eski
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tahtalı barajının yıkılması durumunda oluşacak taşkın dalgalarının modellenmesi

Barajlar en başta içme suyu temin etmek için, ziraat ve sanayi için su temin etmek, taşkınlardan korunmak ve elektrik enerjisi üretmek için yapılan önemli su yapılarıdır. Her ne kadar barajlar oldukça güvenli yapılar olsa da, Baraj üzerinden su aşmasına, uygun olmayan dolu savak tasarımı, kütük veya baraj tepesinin oturması gibi nedenler baraj yıkılmasına neden olabilmektedir. Baraj yıkılması sonucu oluşabilecek taşkınların modellenmesiyle oluşabilecek zararların en aza indirilmesine yönelik önlemler alınabilir. Eskiden yapılan baraj yıkılma çalışmalarında barajın aniden yıkıldığı farz edilirdi. Bunun nedeni matematiksel olarak bu yaklaşımın basit olmasıydı ve bu yaklaşım betonarme kemer barajlar için doğru bir yaklaşımdı. Ancak son yapılan çalışmalarda kısmi ve tedrici yıkılmaların farz etmesi öne geçmiştir. Tahtalı Barajının yıkılma analizinde kullanılan program FLOW-3D'dır. FLOW 3D sıvı ve gazların dinamik davranışları iki ve üç boyutlu olarak modelleyen ve inceleyen bir akışkanlar mekaniği yazılımdır. Serbest yüzey akım problemlerinin çözümünde sonlu hacimler yöntemi kullanan ideal bir programdır. Hidrolik problemleri tasarım sorunlarını geniş bir açıda ele alır. Hidroelektrik santrallerinin modellenmesi, balık geçitleri dizaynı, oyulma ve birikim analizi, hava sürüklenme değerleri gibi geniş bir açıyla ilgilenir. Proje kapsamında Dalga hareketlerinin Flow 3D' nin kendi çizim katı modeli oluşturulmuş, ve problemin çözümüne uygun hale getirilmiştir Model üzerinde akım sınırları belirlenmiş, akışkan tanımlanmış sınır koşulları uygun fiziksel özellikler girildikten sonra program simülasyonu çalıştırılarak, elde edilen sonuçlar incelenmiştir.

Hadi Pakniyat
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Betonarme bir binanın probina orion bilgisayar programıyla deprem performansının belirlenmesi ve sonuçların dbybhy-2007 bakımından değerlendirilmesi

Tasarım güvenliği açısından binaların deprem yükleri altındaki davranışının belirlenmesi ve buna bağlı oluşan kesit tesirlerinin tespiti oldukça önemlidir. Bu nedenle, binaların deprem performansını belirleyen analiz yöntemleri geliştirilmiş ve son şekliyle 2007 yılından itibaren Türkiye Deprem Yönetmeliği?nde yerini almıştır. Bu çalışmada, betonarme binaların deprem performans seviyesini belirleyen Probina Orion hazır bilgisayar programı kullanılarak örnek bir binanın performans analizi gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik 2007 (DBYBHY-2007) bakımından değerlendirilmiştir. Performans yetersizliği görülen binaya perde ilavesi yapılarak güçlendirme yapılmış ve sonuçlar yorumlanmıştır. Performans analizleri ve kontroller, yönetmelikte yer alan doğrusal elastik hesap yöntemleri esaslarına göre gerçekleştirilmiştir. Kontrol ve kıyaslama işlemleri SAP2000 yapı analiz programı yardımı ile gerçekleştirilmiştir.

Şerafettin Sağlam
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapı-zemin etkileşiminin Antalya il ölçeğinde araştırılması

Türkiye, yerel zemin koşulları ve denetimsiz yapılaşma olgusu nedeniyle, olması muhtemel depremlerden olumsuz bir biçimde etkilenebilecek bir konumdadır. Bu çalışmada, kum ve kil zeminler için Van deprem kayıtları, zemin koşulları ile kayma dalgası hızları kullanılarak (Vs) zemin yüzeyindeki ivme-periyot, hız-periyot, deplasman-periyot ilişkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada üç farklı anakaya kayma dalgası hızları kullanılmıştır. Bir boyutlu eşdeğer lineer analize dayalı analiz yapan EERA programı kullanılarak, kayma dalgası hızlarından zemin hakim periyot değerleri bulunmuştur. Spektral ivme-periyot, hız-periyot, deplasman-periyot değişimi karşılaştırmalarını yapabilmek için iki boyutlu dinamik sonlu elemanlar analizleri PLAXIS bilgisayar programı ile yapılmıştır. Çözümü yapılan zemin modellerinin spektral ivme-periyot grafiğinden hakim periyotları bulunmuştur. Bu aşamadan sonra bir boyutlu ve iki boyutlu analiz sonuçları karşılaştırılarak risk tahminleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise iki boyutlu analizlerin bir boyutlu analizlerden farklı sonuçlar verdiği ve gerçeğe yakın sonuçlar elde etmek için yerinde yapılacak deneysel çalışmalara gereksinim duyulduğu anlaşılmıştır.

Plaxis
Elif Firuze Erdil
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründe adam-saat değerlerinin hesaplanmasında verimliliği etkileyen faktörlerin çalışanlar açısından değerlendirilmesi

Teknolojinin ve bilgi sistemlerinin hızlı ve sürekli olarak geliştiği dünyamızda birçok üretim sektörü insan emek gücünü arka plana almaya çalışmakta, normal şartlar altında insanların yaptığı üretim faaliyetlerini makinalara yaptırmaya başlamaktadır. Yeterli sermaye sahibi olan üreticiler aynı makineleri bütün şirketler gibi temin edebilmekte ve aralarındaki rekabet savaşını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda, üreticiler arasındaki rekabette fark yaratacak unsurlar daha çok önem kazanmakta ve maliyetleri düşürmede ana faktör rolü oynamaktadır. Bu faktörler arasında şüphesiz ilk sırayı insan emeği ve işgücü almaktadır. Henüz makinaların yapamadığı, insani yetenek ve muhakeme yapma zorunluluğu gerektiren işlerde insan, üretimin önemli bir parçası olarak sistemde yerini almaktadır. Bilindiği gibi inşaat sektörü, her projede farklı uygulamalar gerektiren, yeni çözümler keşfedilmesini zorunlu kılan, sabit ve aynı seri üretimden uzak bir sektördür. Diğer sektörlerin aksine, inşaat sektöründe insan işgücü üretim sürecinde başrolü oynar. Bu nedenle insan işgücünün maksimum verimle değerlendirilmesi önemli olmaktadır. Bu çalışmada İşgücü verimliliğinin arttırılması amacıyla işgücü verimliliğine etki eden etmenler inşaat sektöründe yönetici konumunda çalışanlardan (Mühendis, formen, müdür v.b…) ziyade sahada fiziki olarak çalışan insanlardan yararlanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla DSİ Bünyesindeki 5 adet Sulama Barajı ve İletim Hattı Projesinde çalışan 126 kişi ile (Usta, yardımcıları ve normal işçiler) mülakatlar yapılmış ve sonuçlar çeşitli istatistikler metotlar vasıtasıyla değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında uygulanan araştırma yöntemlerinin, sahada beden gücü ile çalışan şantiye çalışanlarına uygulandığı unutulmamalıdır. Çalışmanın ilk bölümünde, inşaat sektöründeki işgücü verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, tanımlanması ve ayrıntılı olarak irdelenip anket sonuçları doğrultusunda önerilerde bulunulması amaçlanmış, sonuç olarak Türk inşaat sektöründe çalışan işgücünün verimliliğe etki eden 4 faktör arasında iş görenlerin verimlilikleri üzerinde en büyük etkiye sahip olanı örgütsel faktörler olarak belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla ekonomik faktörler, fiziksel faktörler ve sosyo-psikolojik faktörler gelmektedir. Bu sıralama daha önce Ulubeyli ve Kazaz (2004) tarafından yapılmış olan ve aynı anketin inşaat sektöründe yönetici konumunda çalışan personele uygulandığı çalışmada da aynı bulunmuştur. Yukarıda belirtilen ve 4 faktör grubu başlığı altında ayrıntılı bir biçimde üzerinde durulan 37 etmen ele alındığında ise, saha çalışanlarının işgücü verimliliği üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu saptanan ilk 10 etmen; Sigortalı olma, ücretlerin zamanında ödenmesi, işçilere ödenen ücret miktarları, şantiyedeki yemekhane ve yatakhane şartları, şantiyedeki güvenlik ve sağlık şartları, şantiye yönetimi, düzenli iş akışı (planlama), şantiyedeki iş disiplini, çalışırken dinlenme araları verilmesi ve işini kaybetme endişesi şeklinde sıralanmaktadır. Daha önce Ulubeyli ve Kazaz (2004) tarafından yapılan ve bu tez çalışmasından farklı olarak anketlerin inşaat sektöründeki teknik ve idari yönetici konumundaki çalışanlara uygulandığı çalışmada elde edilen sonuçlar, bu tez çalışmasında elde edilen sonuçlar ile beraber değerlendirildiğinde, işgücü verimliliğine etki eden en önemli ilk 10 etmen arasından kesişen etmenler; Şantiye yönetimi, ücretlerin zamanında ödenmesi, düzenli iş akışı (planlama), şantiyedeki iş disiplini ve işçilere ödenen ücret miktarı olarak bulunmuştur. Çalışmanın diğer bölümünde inşaat sektöründe planlama ve projelendirme aşamalarında yoğun bir biçimde ihtiyaç duyulan adam-saat değerlerinin bazı iş kalemleri için güncellenmesi ve bazı iş kalemleri için ise ilk olarak oluşturulması hedeflenmiştir. Analiz sonuçlarından da anlaşılacağı gibi B.F.A. değerleri sektörün ihtiyaç duyduğu güncel değerleri yansıtmamaktadır. Söz konusu değerler, sadece sektör yöneticilerinin görüşleri değil, işi direkt olarak kendi el emeğiyle yapan saha çalışanlarının da görüşleri alınarak oluşturulmalıdır. Çalışmanın temel amaçları arasında, insan emeğinin başrol oynadığı inşaat sektöründe, işgücü verimliliğinden maksimum düzeyde yararlanılması için gereken tedbirlerin alınabilmesi için sektör profesyonellerine yardımcı olmak, sektöre öncü olacak yeni ve değişik projelerin planlanmasında güncellenmiş adam-saat değerleri ile kesin takvimlendirme yapılabilmesini sağlamak ve maliyetlerin minimum düzeyde tutulabilmesi yer almaktadır. Ayrıca bu çalışmanın inşaat sektörü üzerinde yapılacak muhtemel akademik çalışmalar için bir basamak özelliği göstermesi temenni edilmektedir.

Tolgahan Yılmaz
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı Akdeniz bölgesindeki akarsuların çeşitli olasılık seviyelerindeki depolama ihtiyaçlarının hesabı

Hüsnü Demirpençe
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1987
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ponza betonda fiziksel ve mekanik özellikler arasındaki ilişkiler

Cem Oğuz
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1989
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni nesil mikro - bilgisayarlar yardımı ile betonarme döşemelerin TS 500`e göre projelendirilmesi için bir fortran yazılımı

Latife Konyalı
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1989
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Düzlem kafes sistemlerin optimum tasarımı

Mehmet Köse
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1989
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Antalya Ferrokrom İşletmesi'nin elektrik-ark fırını cüruflarının ve baca tozu atıklarının asfalt betonunda kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada,Antalya Ferrokrom İşletmesi'nin (Diğer adıyla ETÎ Elektro- metalurji îşletmesinin) elektrik-ark fırını cüruflarının ve baca tozlarının asfalt betonunda filler malzemesi olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu malzemelerin esnek yol üstyapısı bünyesinde klasik filler malzeme olan taş tozuna alternatif olarak kullanım imkanının olup olmadığı incelenmiştir. Çalışmada öncelikle, her bir filler cinsi için ayrı ayrı olmak üzere, %7 oranında filler ve %3,5-4,0-4,5-5,0-5,5-6,0 ve 6,5 oranında asfalt çimentosu kullanılarak Marshall Karışım Tasarımı yöntemine göre numuneler hazırlanmıştır. Bu numuneler üzerinde Marshall stabilite ve akma deneyi uygulanmış ve her filler cinsi için optimum bitüm yüzdesi belirlenmiştir. Sonra belirlenen bu optimum yüzde kullanılarak ve toplam agreganın yüzdesi olarak, %0-2,5-5,0-7,0 ve 10 oranlarında farklı filler malzemeler; taş tozu, ferrokrom cürufu ve baca tozu olarak silis dumanı, kullanılarak numuneler hazırlanmıştır. Bu numuneler üzerinde de akma ve stabilite deneyi uygulanmıştır. Deneyler sonucunda elde edilen tasarım parametrelerine göre incelenen malzemelerin, taş tozu fîller'e kıyasla bitümlü karışımlarda kullanılabilirliği belirlenmiştir. Sonuç olarak, Antalya Ferrokrom îşletmesi'nin Ferrokrom cüruflarının bitümlü sıcak karışımlarda filler olarak kullanılması durumunda klasik filler malzeme olan taş tozuna benzer sonuçlar verdiği ve hatta dayanıklılık açısından daha üstün olduğu dolayısıyla filler olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Aynı işletmenin baca tozu olandumanlarının ise bitümlü sıcak karışımlarda klasik filler malzemesi olarak kullanılmasının uygun olmayacağı ancak, düşük oranlarda yoğunluğu ve geçirimsizliği artırmak için katkı malzemesi olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER : Cüruf, Filler, Taş tozu, Silis dumanı, Ferrokrom cürufu, Marshall deney yöntemi, Marshall stabilitesi, Bitümlü sıcak karışım, Asfalt betonu, Baca tozu. JÜRİ : Prof. Dr. İlhan SÜTAŞ Prof Dr. Fikret TÜRKER Prof. Dr. Mustafâ KARAŞAHÎN ıı

Asfalt betonuBaca tozuBitümlü sıcak karışım+5
Altan Yılmaz
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründe risk yönetimi ve kaliteye etkisi

Bu çalışmada, inşaat sektöründe faaliyet gösteren inşaat firmalarının riskler karşısında davranışlarını, eğilimlerini, firmaların risklerden ne şekilde etkilendiklerini ve inşaat sektöründe en sık karşılaşılan riskler belirlenmeye çalışılmıştır. Risk ve belirsizlik değişkelerinin en yoğun olduğu böyle bir sabada firmaların varlıklarım devam ettirebilmeleri ve yüklendikleri işleri en az zararla tamamlayabilmeleri için nelerin yapılabileceği ve yapılması gerektiği araştırılmıştır. Çalışma çerçevesinde, inşaat sektöründe en sık karşılaşılan riskler ve önem seviyeleri belirlenip, elde edilen bu veriler örnek bir yapı projesinin süre ve maliyet analizi içerisinde değerlendirilerek, sonuçları istatistiksel ifadelerle açıklanmıştır. Sonuç olarak; inşaat firmalarının sistematik risk yönetimi anlayışına sahip olmadıkları, hatta risk analizi teknikleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları, risk kavramının sadece uygulamada karşılaşılabilecek problemler olarak algılandığı ve bu problemlere karşı ilave sûre ve maliyet değerleri ekleyerek teklif dosyaları hazırladıkları ve inşaat sektöründe karşılaşılan risklerin süre, maliyet, verimlilik ve kalite üzerinde önemli etkisi olduğu belirlenmiştir. Günümüzde inşaat sektörü için uygulanması gerekli olan risk yönetiminin inşaat firmaları tarafından hemen hemen hiç uygulanmadığı, hatta firmaların risk yönetimi konusuna oldukça uzak oldukları ve risk olarak gördükleri problemler karşısında uyguladıkları yaklaşımların bilimsellikten uzak olduğu sonucuna varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Risk Yönetimi, Risk Analizi, Monte-Carlo Simulasyonu, İnşaat Sektörü, Risk Faktörleri, Üçgen Dağılım, Kalite

Monte Carlo benzetimiRisk analiziRisk faktörleri+2
Fatih İncir
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2003
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründeki iş gücü verimliliğinin proje süresine etkisi ve maliyet analizi

ÖZET İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİNİN PROJE SÜRESİNE ETKİSİ VE MALİYET ANALİZİ Serdar ULUBEYLİ Yüksek Lisans Tezi, İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Aynur KAZAZ Haziran 2004, 104 Sayfa Üretimde kullanılan girdiler içinde; değişkenliği, zor kontrol edilmesi ve üretim kaynaklarını talebe uygun olarak birleştiren faktör olması nedeniyle en önemlisi olan insan kaynağı, herhangi bir organizasyondaki verimliliğin artırılmasında önemli bir rol üstlenmekte, ve bundan dolayı, günümüzde rekabette üstünlüğün sırrı olarak kabul edilmektedir. Onun etkin ve optimum kullanılması ile, genel anlamda verimlilik artışının sağlayacağı bütün faydalardan yararlanılabilmektedir. Optimum fayda ise ancak, işgücünü etkileyen her türlü faktör için hem sözel hem de sayısal anlamda daha belirgin ve anlaşılabilir kriterlerin yaratılması ile mümkün olabilmektedir. Bu amaçla gerçekleştirilen ve iki kısımdan oluşan çalışmaya gerekli olan verileri elde etmek için, Türkiye genelindeki belli başlı.82 şirkete 16 sorudan oluşan bir anket uygulanmış ve sonuçlar çeşitli istatistiksel metotlar vasıtasıyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, inşaat sektöründeki işgücü verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, tanımlanması ve ayrıntılı olarak irdelenip anket sonuçları doğrultusunda önerilerde bulunulması amaçlanmış; sonuç olarak, Türk inşaat sektöründe çalışan işgücünün verimliliğine etki eden dört faktör arasında iş görenlerin verimlilikleri üzerinde en büyük etkiye sahip olanı, örgütsel faktörler olarak belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla ekonomik faktörler, işle ilgili fiziksel faktörler ve sosyo-psikolojik faktörler gelmektedir. Yukarıda belirtilen ve dört grup başlığı altoda ayrıntılı bir biçimde üzerinde durulan 37 etmen ele alındığında ise, işgücü verimliliğiüzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu saptanan ilk 10 faktör: şantiye yönetimi, malzemenin aksamadan temin edilmesi, işçi ücretlerinin zamanında ödenmesi, düzenli iş akışı, işçilerin çalışırken denetlenmesi, şantiye düzeni, şantiyedeki iş disiplini, işçilere ödenen ücret miktarı, işçilere uygulamalı mesleki eğitim verilmesi, ve benzer işlerde çalışma şeklinde sıralanmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, inşaat üretiminin planlanması ve uygulanması aşamalarında yoğun bir şekilde ihtiyaç duyulan adam-gün değerlerinin elde edilmesi ve değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Sonuçta, İnşaat Birim Fiyat Analizleri'nin birçok alanda olduğu gibi işgücü verimliliği çerçevesinde de artık gerçekçi bir çözüm sağlayamadığı belirlenmiş, B.F.A.'nın bu konuda güncelliğini ve geçerliliğini kaybettiği tezi doğrulanmıştır. Ayrıca, firmaların kullandıkları adam-gün değerleri arasında büyük farklılıklar olduğu gösterilmiştir. Çalışmanın hareket noktasını oluşturan her iki aşama, Türk inşaat sektöründeki işgücü verimliliğinin bugün için hangi seviyede yer aldığım ortaya çıkarmakta, ve bu bağlamda, hem sektör profesyonellerine yardımcı olma, hem de ileride konuyla ilgili yapılacak olan muhtemel akademik çalışmalar için bir basamak niteliği taşıma özelliklerim göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: İnşaat sektörü, işgücü verimliliği, motivasyon, adam-gün, proje süresi, proje maliyeti. JÜRİ: Yrd. Doç. Dr. Aynur KAZAZ Prof. Dr. Fikret TÜRKER Prof. Dr. Orhan YÜKSEL III

Serdar Ulubeyli
Akdeniz University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2004
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapıların enerji esaslı performans analizi

Bu çalışmanın amacı, yapılardaki enerji dengesini kullanarak yeni yapılacak olan yapıların hedeflenen performans seviyesini sağlayacak şekilde tasarlanmasına yönelik bir hesap yöntemi sunmaktır.Tez çalışması kapsamında sunulan yapı tasarımı yönteminde, yapı elemanlarının elastik ötesi davranışı ve hedef yer değiştirme kavramı esas alınarak yapı sistemlerindeki enerji dengesi incelenmiştir. Tasarım yönteminde, güçlü kolon zayıf kiriş mekanizmasının hakim olması durumu dikkate alınmıştır. Seçilen ideal göçme mekanizmasındaki amaç; deprem esnasında kirişler mafsallaşsa bile kolonların ayakta kalarak yapının toptan göçmesini engellemesidir. Hedeflenen ideal göçme mekanizmasında enerji dengesinden yola çıkılarak, yapı sistemleri için toplam tasarım taban kesme kuvveti belirlenmiştir. Enerji denklemlerinden elde edilen ve elastik ötesi davranışın göz önüne alınması ile belirlenen deprem kuvvetlerine göre yapı taşıyıcı sistemi boyutlandırılmıştır. Tasarımın başlangıcında bir hedef yer değiştirmenin belirlenmesi ile birlikte, yapının performans seviyesine önceden karar verilmiştir.Tez çalışması kapsamındaki hesap yönteminde yapıları doğrusal olmayan yöntemlerle analiz etmeden, sadece enerji esaslı yöntem ile tasarlayarak hedeflenen yer değiştirmenin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Bu nedenle, enerji esaslı yöntem ile tasarlanmış olan yapılara doğrusal olmayan statik artımsal itme analizleri uygulanmış ve yapılara ait kapasite eğrileri elde edilmiştir. Yapı performansının belirlenmesinde kullanılan çeşitli yöntemler ile yapıların hedef yer değiştirmelerinin belirlenmesinin ardından, yapılar bu hedef yer değiştirme değerlerine kadar itilmiştir. Yapılara ait göreli kat ötelenmelerinin elde edilmesi ile, enerji esaslı tasarım yönteminin başlangıcında hedeflenen yer değiştirme değerleri kontrol edilmiştir.

Enerji dengesiGöçme mekanizması
Onur Merter
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapısal olmayan (ikincil) sistemlerin dinamik analizi

YAPISAL OLMAYAN (İKİNCİL) SİSTEMLERİN DİNAMİK ANALİZİÖZYapısal olmayan elemanlar ya da ikincil sistemler, yapı taşıyıcı sistemine bağlı eleman ve ekipmanların oluşturduğu bileşenlerdir. Çalışma kapsamında, ikincil sistemlerin deprem etkisi sırasında meydana gelen hasarlardan dolayı sismik tasarımının önemi açıklanarak, ikincil sistemlerin dinamik analizine yönelik çalışmalar ve çalışmalarda etkili olan ikincil sistem dinamik ve fiziksel karakteristikleri incelenmiştir. İkincil sistemlerin dinamik analizinde uygulanan yöntemlerden Kat Tepki Spektrumu ve Tasarım Bazlı Yöntem incelenmiştir.Kat Tepki Spektrumu yönteminde, ikincil sistem ve yapı arasındaki dinamik etkileşime bağlı olarak bulunduğu kattaki birleşik sistemin maksimum deplasman, hız ve ivme tepki spektrumlarının belirli deprem kaydına ait zemin tepki spektrumuna bağlı elde edilmiştir. Tasarım Bazlı Yöntemde ise taşıyıcı ve ikincil sistemden oluşan birleşik sistemin modal analizi ile ikincil sistemin maksimum deplasmanlarına bağlı olarak ikincil sisteme etki eden eşdeğer deprem yükü elde edilmiştir. Ayrıca, yapı şartname ve yönetmeliklerinde tanımlanan ekipmana etkiyen eşdeğer deprem yükleri incelenmiştir.Uygulamalar bölümünde ise, ekipman hasarlarının kritik olduğu bir hastane yapısındaki ekipman için kat ivme tepki spektrumları stokastik yaklaşımla elde edilmiş, tasarım bazlı yöntemle ekipmana etkiyen eşdeğer deprem yükü bulunmuştur. Ayrıca, tek serbestlik dereceli taşıyıcı sisteme bağlı ikincil sistemden oluşan birleşik sistem tepkileri kütle oranlarına bağlı olarak elde edilmiştir.Son olarak da, kat ivme tepki spektrumunun, eşdeğer deprem yükü esasına dayalı yöntemlerle uygulama alanı yönünden karşılaştırması yapılmıştır.

Kat tepki spektrumları
Sadık Can Girgin
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A geotechnical earthquake engineering investigation for soils of south eastern coast of Izmir Bay

In this study it is aimed to investigate the soils of southeastern coast of Izmir Bay in terms of geotechnical earthquake engineering. Through this aim the seismicity of the region and critical earthquake source were determined. Izmir Fault has been accepted as ?critical earthquake source? in the frame of RADIUS (1999) Project. The 1977 Izmir Earthquake (M=5.3) has been treated as ?critical earthquake?. Epicenter of this earthquake was quite near to Izmir Fault. Moreover, the 2005 Urla Earthquake (M=5.9) which was close to the Güzelbahçe Fault, has been added to the analysis as the ?critical long distance earthquake?.The idealized soil profiles have been prepared by using the data gained from the site tests and laboratory tests which were made by various firms in the frame of applied researches in the region.One dimensional dynamic soil behaviour analyses for the critical earthquake (Izmir Earthquake, M=5.3) and scenario earthquake (produced from Izmir Earthquake with M=6.5) have been performed by the equivalent linear method via using EERA software.Peak ground acceleration and average shear strength values obtained from the site response analyses for the controlling earthquakes have been used in the evaluation of liquefaction potential of the region. These data were evaluated in the frame of national earthquake regulation.

Liquefactionİzmir-Konak
İbrahim Alper Yalçın
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimEN

Development and use of digital image analysis techniques for analyzing sectional characteristics of some geomaterials

Certain characteristics of geomaterials can be effectively quantified by means of digital image analysis methods. This thesis study targeted development of a suite of digital image processing algorithms directly applicable to geotechnical engineering field. Image processing methods have been applied to the investigation and classification of materials of varying geological origin. The volume measurement technique using digital image processing methods is original to this study. The improvement made to skeleton based segmentation method has been more successful and robust on separating touching soil grains. The digital signature technique was greatly enhanced in order to obtain better results while characterizing grain shapes. Combined application of grayscale and color segmentation techniques was made for the identification of grains and voids adhered together by a cohesive matrix. It was demonstrated that the digital imaging technique and digital data processing algorithms developed herein could be utilized as a powerful nondestructive testing and evaluation method when used with statistical data analysis tools

Digital image processing
Okan Önal
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

İzmir körfezi kuzey kıyı zeminleri için pekleşen zemin modellerinin kalibrasyonu

Research for new models for expressing the real soil behaviour has been considered by scientists, because of the lack of accuracy of elastic or elasto-plastic models. The majority of these new models tend to define hyperbolical curve behaviour, which is also called ?hardening soil model?.In this study, the hardening characteristics of the sedimentary soils in Northern İzmir Bay area are investigated. The experimental data belong to the site investigation studies that were made for the site fill of the coastal road along Karşıyaka-Alaybey-Bostanlı route. The soil mechanics laboratory data was back analyzed using single hardening model of the Plaxis software so that model parameters are calibrated or classified to give the best fit with the odeometer test results.Although effort has been spend on obtaining analysis results that were in good match with the test data, there were still some scattering in the results. The Janbu method within Plaxis yields a smooth parabolic curve from odeometer results while the data of Northern İzmir bay area resembles more like a detached parabola with two different slopes. Comments are made about the good match and scattering of the finite element analysis results, recommendations are made for future work.

PlaxisFinite element methodOedometer
Nihal Benli
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Piled raft applications

The choice of the foundation type depends on some factors such as intended use of the structure, structural loads, geotechnical and environmental circumstances of the construction site and some other factors. In most case shallow or raft foundations may provide enough safety factors under service loads. Piles are used when design criteria?s of shallow or raft foundations are over passed. The conventional design of piled foundations neglects the contribution of the raft, although the raft contributes more or less to the bearing capacity and the settlement. The foundation system of assuming that piles and the raft both carrying the structural loads together is called Piled Raft Foundations.In this study it is aimed to give a general knowledge about piled raft foundations, and their design criteria?s. The hand calculation method and a worked example given by Poulos (2000) are studied here. The same foundation model was analyzed with a finite element program (PLAXIS 3D 1.1) and the results were compared. In the second part of the thesis, the idea of using piled raft foundations in İzmir is assessed. Through this aim, a well known area in Mavişehir region for a 16 stories building model is handled. The raft foundation, the conventional piled foundation and piled raft foundation analyses are performed and results are compared.

PilesRaft foundationsStiffness
Kubilay Öztürk
Dokuz Eylül University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeşil bina sertifikası almayı hedefleyen yapılar için yapı malzemesi seçiminde çevresel performans odaklı bir yaklaşım önerisi

İnşaat sektöründe sürdürülebilir yapım stratejilerinin benimsenmesiyle birlikte sürdürülebilir yapı malzemesi seçimi yeni bir karar problemi yaratmıştır. Bu çalışma kapsamında çevresel açıdan sürdürülebilir yapı malzemesi seçiminde yaşam döngüsü değerlendirme (YDD) temelli bir seçim yaklaşımı önerilmektedir. Önerilen yaklaşım iki modülden oluşmaktadır. Birinci modülde, seçim problemine dahil edilen yapı malzemeleri çevresel performansları bakımından kendi aralarında değerlendirilmekte ve değerlendirme puanlarına göre sıralanmaktadır. İkinci modülde, karar vericinin seçtiği malzemenin LEED (Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik) yeşil bina derecelendirme sistemine uygunluğu kontrol edilmekte ve puan kazanımının ön değerlendirmesi yapılmaktadır. YDD, uluslararası ölçekte kabul görmüş bir metodolojiye göre uygulanmaktadır. YDD çalışmalarının yürütüldüğü zaman ve mekana bağlı olarak uygulama sonuçları farklılık göstermektedir. Bu nedenle YDD uygulamalarında bölgesel adaptasyonların yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çalışmada, yapı malzemelerinin sürdürülebilirlik değerlendirmelerinde literatürde kabul görmüş on iki adet çevresel etki kategorisi dikkate alınmıştır. Çevresel etki kategorilerinin göreceli önemlerinin belirlenmesinde Türkiye'deki yeşil bina sektör paydaşlarının görüşlerine başvurulmuştur. Görüşmelere bağlı olarak çevresel etki kategorilerinin ağırlıklarının atanmasında analitik hiyerarşi sürecinden (AHP) yararlanılmıştır. Seçim sürecine dahil edilen yapı malzemelerinin yaşam döngüleri içindeki envanter verileri BEES (Yapılar için Çevresel ve Ekonomik Sürdürülebilirlik) Online veri tabanından alınmıştır. Çevresel etki kategorilerinin normalleştirme değerleri hesaplanırken Türkiye'de yürürlükte olan standartlar, mevzuat, bakanlıkların çalışmaları, emisyon ölçüm verileri ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri dikkate alınmıştır. Önerilen yaklaşımla seçilen malzemenin yapıda kullanılmasıyla, LEED yeşil bina derecelendirme sisteminden puan kazanım potansiyelleri, kredi başarı oranlarının hesaplanmasıyla belirlenmektedir. Kredi başarı oranlarının kıyaslanmasında referans bilgi olarak Türkiye'deki LEED yeşil bina sertifikasına sahip kırk yedi adet binanın puan kartları dikkate alınmıştır. Karşılaştırma malzemelerinin YDD süreçlerine ilişkin referans bilgiler literatür taramasından elde edilmiştir. Önerilen yaklaşım çerçevesi örnek bir senaryo üzerinde test edilmiştir. Önerilen yaklaşım kapsamında yapı malzemesi seçimi gerçekleştirildiğinde, çalışmada değerlendirilen altı adet LEED kredisinin üç tanesinin kredi başarı oranlarında iyileştirme sağlandığı görülmüştür. Çalışmada sunulan yaklaşım, sürdürülebilir yapı malzemelerinin seçimine rehberlik ederken aynı zamanda LEED yeşil bina sertifikası alma hedefi bulunan yapılar için uygun malzeme seçiminde etkili olacaktır. Ayrıca pek çok yeşil malzeme alternatifinin varlığında karar vericilerin karar verme süreçlerini kolaylaştıracaktır.

SürdürülebilirlikYapı malzemeleriYaşam döngüsü+4
Şerife Ak
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kenevir lifinin köpük beton üretiminde kullanılabilirliği

Günümüzde enerji etkin yapı malzemelerinin üretimi ve kullanımı önem taşımaktadır. Çünkü enerji fiyatları giderek artmaktadır. Bu sebeple yapıların inşası ve hizmet ömrü boyunca enerji verimliliğinin yüksek olması istenir. Enerji verimliliğini arttırmak için yapılan uygulamaların başında yalıtım uygulaması gelir. Yapılarda duvar malzemesi olarak tuğla yerine gazbeton, köpük beton ve benzeri blokların kullanımı yapının yalıtım performansını arttırmaktadır. Köpük beton mekanik, akustik, termal ve fiziksel özellikleri sebebiyle inşaat sektöründe potansiyel kullanım avantajlarına sahiptir. Köpük beton üretiminde bağlayıcı olarak çimento, dolgu malzemesi olarak ince taneli mineral malzemeler kullanılır. Köpük harici malzemeler karıştırılarak akıcı kıvamda harç elde edildikten sonra köpük ilave edilerek homojen olan hafif bir harç elde edilir. Oluşabilecek rötre çatlaklarını önlemek amacı ile karışıma belli oranlarda lif katılır. Genellikle polipropilen, polietilen, cam elyaf ve benzeri lifler kullanılır. Bu çalışmada köpük beton üretiminde organik kökenli doğal bir lif olan kenevir lifi kullanılmıştır. Kenevir bitkisinden elde edilen kenevir lifinin kullanılması ile üretilen hafif beton malzemenin fonksiyonel, ekonomik ve çevreci olması hedeflenmiştir. Kenevir lifi farklı oranlarda ve farklı karışım reçetelerinde köpük betona eklenmiştir. Deneysel çalışmada 7 seri numune üretilmiştir. CEM I 42,5 R tipi portland çimentosu, öğütülerek suda bekletilmiş kenevir, sentetik esaslı köpük ajanı ve akışkanlaştırıcı katkı belli oranlarda kullanılmıştır. Çalışmada uçucu kül ve mermer tozu mineral dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Numunelerin üretim aşamasında; köpük yoğunluğu, taze haldeki harcın litre ağırlığı, yayılma çapı, akış süreleri ve çökme durumları gözlemlenmiştir. Deney örnekleri laboratuvar koşullarında kür edilmiştir. Köpük beton numunelerinin fiziksel ve mekanik özellikleri test edilerek belirlenmiştir. Kenevir lifinin köpük beton üretiminde kullanımı sürdürülebilir üretim için önem taşımaktadır.

İrem Akdere
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Analitik Hiyerarşi Süreciyle Taşkın Risk Analizi: Şuhut Alt Havzası Örneği

Bu araştırmada, Afyonkarahisar 'ın Şuhut bölgesindeki AHP çoklu karar verme yöntemi ile potansiyel sel tehlikesi alanlarını tanımlar. Çalışmada yedi farklı katmanının ağırlıkları ve etkileri analitik hiyerarşi süreci ile elde edilmiştir. Bu kriterler; yağış, eğim, bakı, toprak, arazi kullanımı, jeoloji ve akarsuya yakınlık parametreleridir. (AHP) yöntemi, birden çok kriter içeren, karmaşık problemlerin çözümünde kullanılan bir karar verme yöntemidir. (AHP) yöntemi, meydana gelen sellerde göreceli öneme dayanmaktadır. AHP yönteminde kriterlerin ağırlıklar ikili karşılaştırma ile belirlenmiştir. En sonunda, parametre derecelendirmeleri birleştirilerek bir sel tehlike indeksi (FHI) oluşturulmuştur ve ilgili ağırlıklar mevcut meteoroloji haritalarıyla test edilmiştir. Sonuçlar, Coğrafi Bilgi Sistemleri (ArcGIS 10.4) ortamında ağırlık dereceleri değerlendirilerek birbirleri ile karşılaştırışmış ve çalışma yapılan bölgede taşkının etkileyeceği riskli alanlar bulunmuştur. Analiz, su altında kalan tehlike bölgelerinin %44,44'ünün yüksek ila çok yüksek sel ile ilişkili olduğunu bulunmuştur.

Analitik hiyerarşi süreci
Zehra Damla Akyıldız
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Demiryolu üstyapı tasarımlarında geogrid kullanımı ve etkisi

Geoteknik problemlerin çözümünde, hızlı ve ekonomik bir seçenek olması sebebiyle geosentetik malzemelerin kullanımı dünyada ve ülkemizde son yıllarda oldukça yaygınlaşmıştır. Bir geosentetik malzeme türü olan geogridlerin ise ulaştırma altyapı ve üstyapı projelerinde zayıf zeminlerin güçlendirilmesi, tabaka kalınlıklarının azaltılması, yapı hizmet ömrünün uzatılması ve bakım sıklıkları ile maliyetlerinin azaltılmasında etkili olduğu öne sürülmektedir. Bir demiryolu üstyapısında; uygulanan yükler altında demiryolu hattı ve bu demiryolunu oluşturan tabakalarda meydana gelen gerilme ve deformasyonların tespiti, laboratuvar koşulları veya saha uygulamaları yardımıyla uzun uğraşlar neticesinde elde edilmektedir. Tasarım için gerekli olan gerilme ve deformasyonların belirlenmesinde, sonlu elemanlar yönteminin kullanımı son dönemlerde önemli ölçüde artmaktadır. Bu çalışmada; demiryolu üstyapısında altbalast tabakası ile taban zemini arasına yerleştirilen tek sıra geogridin yapıya olan muhtemel etkileri araştırılmıştır. Bu araştırma boyunca analizlerin tamamı sonlu elemanlar yazılımı olan ANSYS 2020 R2 programı ile yapılmıştır. Farklı dingil yükleri, farklı özelliklere sahip geogridler, farklı altbalast tabaka kalınlıkları ve farklı özelliklere sahip taban zeminleri için hem geogrid kullanılmadan hem de geogrid kullanılarak 96 adet farklı analiz gerçekleştirilmiştir. Bu analizler sonucunda taban zemini üst sınırında oluşturulan yatay hat üzerinde meydana gelen gerilme ve deformasyon değerleri ölçülmüştür. Elde edilen bulgular; altbalast tabakası ile taban zemini arasında geogrid malzeme kullanımının, meydana gelen deformasyonların azaltılmasına ve altbalast tabaka kalınlığının azaltılmasına önemli ölçüde katkı sağlayabileceğini göstermiştir. Taban zemini özelliklerinin zayıf olduğu tasarımlarda geogrid malzemesi daha etkili olurken, taban zemini özellikleri iyileştikçe geogridin etkisi de azalmaktadır. Altyapı iyileştirme yöntemlerinin maliyetli olması nedeniyle, zayıf zeminlerde geogrid kullanımının kümülatif anlamda avantaj sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca yapılan maliyet analizleri neticesinde geogrid kullanımı ile elde edilen inşaat yapım süresinde meydana gelecek kısalma, yapı hizmet ömrünün uzaması, uygulama kolaylığı ve bakım sıklıklarının azaltılması gibi kazanımlar kullanılabilirliği desteklemektedir. Sonuç olarak tasarımı yapılacak bir üstyapı için, uygulanan bu yöntem ve elde edilen verilerin; gelen yükleri güvenli bir şekilde taşıması, atmosfer koşullarına direnebilmesi ve ekonomik olarak daha avantajlı tasarım parametrelerinin oluşturulması konusunda yol gösterici olarak kullanılabileceği görülmektedir.

ANSYSDemiryolu taşımacılığıJeogrid+2
Buğra Canpolat
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ultraviyole yaşlandırma etkisi altında bitümlü bağlayıcıların reolojik özelliklerinin araştırılması

Bitümlü sıcak karışım kaplama tabakalarıyla oluşturulan esnek üstyapılar; sürüş konforu ve rahatlığı, trafik yükü altında kolay bakım ve onarımının yapılabilmesi, kısa sürede trafiğe açılabilmesi ve geri dönüştürülebilir olmasından dolayı günümüzde en çok tercih edilen yol kaplamaları haline gelmiştir. Viskoelastik ve termoplastik özelliğe sahip olarak tanımlanan bitümün; viskoelastik özelliği nedeniyle yüksek yükleme hızlarında elastik davranış gösterirken, termoplastik özelliğinden dolayı ile de sıcaklık etkisiyle kıvamı değişebilmekte, yüksek sıcaklıklarda dayanıklılığı az, düşük sıcaklıklarda ise dayanıklılığı fazla fakat rijit davranış sergileyerek çatlak oluşumuna eğilimli hale gelmektedir. Geleneksel bitüm içeren asfalt kaplamalar dış çevre etkileri ve içerisindeki malzemelerin zamanla bozulması neticesiyle her zaman beklenildiği gibi performans gösterememektedirler. Bitümlü bağlayıcı kaplamaların performansını doğrudan etkileyen en önemli özelliği dayanıklılığı yani durabilitesidir. Bağlayıcının dayanıklılığı sertleşmeye karşı gösterdiği direnç olarak ifade edilmektedir. Bitümün çeşitli nedenlerden dolayı sertleşmesi ve kırılgan hale gelmesi ise "yaşlanma" veya "zamana bağlı yaşlanma" olarak ifade edilmektedir. Bu yüksek lisans tez çalışmasında bitümlü bağlayıcıların gerçek yaşlanma koşullarını laboratuvarda benzeştiren ve muadili oldukça pahalı olan bir AKÜ Ultraviyole Yaşlanma cihazı (AKÜ UV) test edilmesi amaçlanmış ve yapılan bu cihaz üzerinde, bitüm numuneleri tepsiye 3 mm kalınlığında serilerek, UV yaşlanma etkisine tabi tutulmuş ve reolojik özelliklerde meydana gelen değişiklikler; Yumuşama Noktası, Penetrasyon, Düktilite, Dönel Viskozite, Dinamik Kesme Reometre (DSR), Dönen İnce Film Halinde Yaşlandırma (RTFOT), Basınçlı Yaşlandırma (PAV) gibi bitüm deneyleri ile değerlendirilmiştir. Deneysel çalışma sonuçları AKÜ UV yaşlandırma cihazının özellikle kısa dönem bitüm yaşlanmasını iyi bir şekilde benzeştirdiğini ve laboratuvar koşullarında yaşlanma etkilerinin incelenmesine olanak sağladığı görülmüştür. Bundan sonraki çalışmalarda RTFOT sonrası numuneler üzerinde AKÜ UV cihazının etkisi test edilerek uzun dönem yaşlanma sonuçlarının da benzeştirilebileceği düşünülmektedir.

BitümTermoplastikUltraviyole tedavisi+3
Tuba Yılmaz
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eklemeli imalat teknolojilerinden faydalanılarak geopolimer esaslı lifli kompozit malzeme üretiminin araştırılması

Depremler yapısal ve yapısal olmayan elemanlara ciddi hasarlar vermektedir. Yapısal elemanların bütünlüğü şiddetli depremlerde önem arz ederken, orta ve küçük şiddetli depremlerde yapısal olmayan elemanların hasar görmemesi de can ve mal kaybının önüne geçilmesi için gereklidir. Yapısal olmayan elemanlardaki hasarların önüne geçebilmek için lifli kompozit malzemelerden faydalanılabilir. Bu çalışmada, uçucu kül esaslı geopolimer harç üreterek, üretilen harç içerisinde eklemeli imalat teknolojilerinden faydalanılarak elde edilen ızgara modelleri kullanmak suretiyle geopolimer esaslı lifli kompozit malzeme üretimini gerçekleştirilmesi, fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Geopolimer harç içerisinde, 5 farklı filament malzemesi, 5 farklı ızgara modeli ve 2 farklı ızgara kalınlığı kullanılmıştır. Üretilen numuneler üzerinde; Su emme, görünen porozite, birim hacim ağırlık, görünür yoğunluk, kopma enerjisinin tayini, eğilme dayanımı ve basınç dayanımı deneyleri yapılmıştır. Numunelerde değişen parametrelere bağlı olarak incelemeler yapılmış en yüksek kopma enerjisini veren örneklerin kalın mesh modelli TPU filament ile oluşturulan numune olduğu tespit edilmiştir. Yapısal olmayan elemanlarda TPU filament ile oluşturulan kompozit malzemelerin kullanılabilir olduğu kanaatine varılmıştır.

GeopolimerlerLifli kompozitlerUçucu kül
İsmet Kaan Geyik
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri verileriyle Akarçay Havzasının standart yağış indeksi(SPI) değerlerinin belirlenmesi

Bu araştırmada, Afyon ili sınırlarında bulunan Akarçay Havzasının, coğrafi bilgi sistemleri verileriyle kuraklık İndekslerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda Drinc yazılımına yüklediğimiz 512 noktanın Standart Yağış İndeksi olan SPI değerlerine dayanarak havzanın kuraklık durumu incelenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen değerlerin tarım, sulama ve bölgenin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Abdullah Altın
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saz (kamış) bitkisinin elyaf takviyeli çimento levha üretiminde katkı olarak kullanılmasının araştırılması.

Elyaf takviyeli çimento levhalar (ETÇL) yapılarda iç cephe, dış cephe ve çatı kaplama malzemesi olarak kullanılan, otoklavda sertleştirilmiş, lifli çimento esaslı levhalardır. Elyaf takviyeli çimentolu malzemelerin sağladığı temel mühendislik özellikleri uzun ve sorunsuz hizmet ömrü sağlayan özellikleri ile yaşam kalitesini artırmaya yönelik yapılar için kullanılmaya devam etmektedir. ETÇL üretiminde bazı fiziksel ve mekanik özelliklerine katkısı nedeniyle selüloz kullanılmakta olup üretim maliyetinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Kullanılan selüloz yerli kaynaklarla üretilmeyip ithal edilmekte ve döviz kaybına yol açmaktadır. Bu çalışmada ETÇL üretiminde ithal ürün olan ham selüloz yerine Eber (Afyon) ve Akşehir (Konya) göllerinde yıllık olarak yetişen saz kamışı lifleri selüloz kaynağı olarak ETÇL üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Elyaf takviyeli çimento levhaların üretimi için ana hammadde olarak çimento, silis kumu, keten ve kamış lifi kullanılmıştır. Doğal bir kaynak olan ve yapısında selüloz içeren saz kamışı tatlı su göllerinden temin edilerek kırma ve öğütme işlemlerden sonra kullanıma hazır hale getirilmiştir. Böylece selüloz kaynağının yerel ve doğal kaynaklardan sağlanması ile çevreci ve daha ekonomik şartlarda EÇTL üretilmesi sağlanmıştır. Öğütülen saz kamışı, kuru karışıma (çimento, silis kumu, keten) ilave edilerek çimento hamuru elde edilmiştir. Üretilen numuneler üzerinde fiziksel, mekanik testler ve mikro yapı incelemeleri yürütülerek sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada selüloz kaynağı saz kamışı kullanılarak yeterli mekanik özellikleri sağlayan ve daha ekonomik olan elyaf takviyeli çimento levhaların üretilebileceği belirlenmiştir.

Eren Filizfidan
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnce daneli zeminin iyileştirilmesinde magnezyum cürufunun kullanılabilirliği

Hızlı kentleşme, uygun yerleşme alanlarının hızla azalması ve yapı boyutlarının fazlaca artması gibi sebeplerden dolayı inşaat sektöründe zemin iyileştirme işlemine duyulan ihtiyaç oldukça artmıştır. Bu durumlarda uygulanacak çözümlerden biri olan katkı maddeleri ile zemin iyileştirme çalışmaları yapılırken daha çok atık malzemeler ile çalışılmaktadır. Atık malzemelerin kullanımı ile bu malzemelerin doğaya sağlık, doğal çevre kirliliği vb. zararlı yönlerinden bir nebze arındırılması sağlanmış olur. Bu çalışmada zemin iyileştirilmesinde kullanılabilecek birden çok katkı maddesi olmasına rağmen, saf magnezyum üretiminden elde edilen ve endüstriyel atık kabul edilen magnezyum cürufunun, zemin iyileştirilmesinde belirli oranlarda (%5-10-15-20-25) zemine karıştırılıp laboratuar şartlarında dayanımlarının ölçülmesiyle elde edilecek sonuca göre zemin iyileştirilmesinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Numuneler eksenel basınç deneyi, kompaksiyon deneyi, kıvam limitleri deneylerine tabi tutulmuştur. Deney sonuçlarına göre artan katkı oranlarına bağlı dayanım artışları meydana gelmiş ve uzun vadede dayanımın daha da artabileceği öngörülmüştür. Dayanım açısından en uygun katkı oranlarının minimum %15 oranında olduğu gözlemlenmiştir.

DayanımHidrometreMagnezyum+2
Murat Yeşilçay
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Magnezyum cürufunun iri daneli zeminlerin iyileştirilmesinde kullanılabilirliği

Dünya genelinde nüfus artışı beraberinde barınma ihtiyacının artışına neden olmaktadır. İnşaat yapılacak sağlam zeminler azalmakla beraber, sağlam olmayan zeminlerin ıslahı konusunda araştırmalar bir hayli fazladır. Endüstriyel gelişmeler sonucu açığa çıkan atıkların, zemin iyileştirmede kullanımı konusu dünya gündemi için önemlidir. Bu atıkların doğaya ve canlılara verdiği zararlar çok fazladır. Bu çalışmada endüstriyel bir atık olan magnezyum cürufunun zemin iyileştirmesinde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Standart Proctor deneyi eşliğinde bulunan maksimum kuru birim hacim ağırlık ve optimum su muhtevalarına göre zemine %5, %10, %15, %20, %25 ve %30 magnezyum cürufu ilave edilerek numuneler hazırlanmıştır. Hazırlanan numuneler, 1, 7, 28, 56, 112 günlük kür sürelerinde bekletildikten sonra tek eksenli basınç ve permeabilite deneylerine tabi tutulmuştur. Deney sonuçlarına göre kullanılan katkı arttıkça basınç dayanımı artmakta olup geçirimliliği azalmaktadır. Dolayısıyla magnezyum cürufunun kullanımı zemin iyileştirmesinde olumlu sonuçlar vermektedir. Atık malzeme kullanılarak hem ekonomiye katkıda sağlanacaktır hem de çevreye verdiği zararlar azaltılacaktır.

Basınç dayanımıGeçirimli zeminMagnezyum+1
Ali Yaman
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karbon tozu katkılı bitüm ile üretilen iletken asfalt betonunun iletkenlik ve mekanik özelliklerinin araştırılması

Elektriksel iletken asfalt betonu, (İAB) asfalt kaplamalar karayolu ve havaalanı kaplamalarda buzlanma önlemek için kullanılır. Bu çalışmada elektriksel olarak iletken asfalt betonu elde etmek için iletken bileşen olarak karbon lifi eklenmiştir. Ayrıca benzer çalışmalardan farklı olarak, kaba agrega olarak bazalt, ince agrega olarak kireç taşı hibrit olarak kullanılmıştır. Seri 1 numunelerde katkısız bitüm kullanılmıştır. Elektriksel iletkenlik özelliğini artırmak için kullanılan bitüm %14 karbon tozu (KT) ile modifiye edilerek ikinci tip numunelerde kullanılmıştır (Seri 2). İAB numunelerin elektriksel iletkenlik özelliklerini incelemek için özdirenç ölçümü, ısıl dağılım ölçümü, buz eritme performansı ve donma-elektriksel iletkenlikle çözdürme çevrim deneyleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra İAB numunelerin mekanik özelliklerin incelenmesi için Marshall stabilite-akma, dolaylı çekme ve Cantabro deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda üretilen İAB numunelerin buzlanma önlemede kullanılabileceği bununla birlikte İAB elektriksel özelliklerin mineral agreganın cinsine büyük ölçüde bağlı olduğu anlaşılmıştır.

Asfalt betonuBuzlanmaElektriksel iletkenlik+2
Hakkı Arda Düzgün
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Katkılı malzeme ile inşa edilen dolgu baraj şevlerinin sayısal modellemesi

Artan nüfus ve sanayi faaliyetleri, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini ve çevresel etkilerini önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda, dolgu barajlar, su depolama ve yönetimi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Su kaynaklarının verimli kullanımı ve korunması, çevresel sürdürülebilirlik için büyük önem taşımaktadır. Ancak, dolgu barajların inşasında karşılaşılan stabilite sorunları, baraj güvenliğini tehlikeye atabilir ve ciddi çevresel problemlere yol açabilir. Bu nedenle, baraj stabilitesinin artırılması ve güvenliğinin sağlanması, mühendislik açısından öncelikli bir konudur. Bu çalışma, iyileştirilmiş zemin koşullarında şev stabilitesinin bilgisayarla analiz edilmesini amaçlamaktadır. Katkılı dolgu malzemeleri kullanılarak inşa edilen dolgu barajların stabilitesi, Slide ve Plaxis yazılımları ile incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, katkılı malzemelerin dolgu barajların güvenlik katsayısı üzerindeki etkilerini belirlemek ve en uygun katkı malzemesi ve karışım oranını tespit etmektir. Analizler, memba ve mansap şev stabiliteleri üzerinde gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Güncel çevre sorunları ve iklim değişikliği göz önünde bulundurulduğunda, baraj güvenliği ve stabilitesi daha da önem kazanmaktadır. Bu nedenle, dolguda kullanılan malzemelerin şev stabilitesine etkilerinin detaylı incelenmesi gereklidir. Araştırma, farklı katkı malzemelerinin dolgu baraj güvenliğine olan etkilerini ortaya koyarak daha güvenli ve sürdürülebilir baraj tasarımlarının yapılabilmesini hedeflemektedir. Bu çalışma sonucunda, iyileştirilmiş zemin koşullarının toprak dolgulu barajların stabilitesini önemli ölçüde artırdığı ve bu tekniklerin güvenli baraj tasarımı için kritik öneme sahip olduğu görülmüştür.

Veli Burak Sezen
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı geometrik boyutlara sahip kazık grubunun deprem anındaki davranışı

Mühendislik yapılarının tasarımında dikkate alınması gereken en önemli yıkıcı etkenlerden biri deprem kuvvetidir. Depremler, yer kabuğundaki ani enerji boşalmalarının sonucu olarak meydana gelen doğal afetlerdir ve bu enerji boşalması, yüzeyde ciddi yıkıcı etkilere yol açabilir. Deprem dalgalarının yapılar üzerindeki etkileri, yapıların güvenliği ve dayanıklılığı açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, özellikle yüksek riskli bölgelerde yapıların sağlam temeller üzerine inşa edilmesi hayati bir önem taşır. Yapıların bu doğal afetlere karşı direncini artırmak, yapıların uzun vadeli sağlamlığını güvence altına almak için kazıklı temellerin kullanımı kaçınılmaz hale gelmektedir. Özellikle zayıf zemin koşullarında, yapıların stabilitesini artırmak için kazıklı temeller kritik bir öneme sahiptir. Kazıklı temeller, yüklerin derin zemin tabakalarına aktarılmasını sağlayarak yapının stabilitesini ve dayanıklılığını artırır. Kazıkların tasarımı ve yerleştirilmesi, zemin özelliklerine, yük şartlarına ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Deprem bölgelerinde kazıklı temeller, sismik dalgaların yapı üzerindeki yıkıcı etkilerini azaltmada etkin bir rol oynar. Deprem anında, yüzeydeki zemin tabakaları hareket ederken, derin zemin tabakaları daha sabit kalır. Kazıklar, bu derin tabakalara bağlı olduğu için, yapının stabilitesini korur ve zemin hareketlerinin yapı üzerindeki olumsuz etkilerini minimize eder. Bu araştırmada, yük altındaki farklı geometrik özelliklere sahip kazık gruplarının deprem etkisi altında analizi gerçekleştirilmiştir. Analizlerde Kazık gruplarının deprem altındaki performansını değerlendirmek için Plaxis 2D yazılım programı kullanılarak sonlu elemanlar metodu uygulanmıştır. Araştırma kapsamında tabakalı zeminde kazık gruplarının deprem etkisi altında göstermiş olduğu deformasyonlar karşılaştırılmıştır.

Deprem yükü
Ömer Sınan
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Uçucu kül katkılı köpük beton özelliklerinin incelenmesi ve taşıyıcı olmayan duvar panelleri üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması

Köpük betonlar yapı inşasında gün geçtikçe artan bir paya sahip olmaktadır. Köpük betonların uygulanabilirliğindeki pratiklik ve düşük birim ağırlığa sahip olmaları tercih edilmelerindeki en önemli etkenlerdendir. Atık bir malzeme olan uçucu külün köpük beton üretimlerinde değerlendirilmesi ile daha ekonomik ve çevre dostu ürünler elde edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında ülkemizdeki termik santrallerden atık olarak elde edilen ve milyonlarca tona ulaşan miktarıyla depolanmasında da sorun teşkil eden uçucu kül katkılı köpük betonların özellikleri incelenmiştir. Ayrıca bu köpük betonların taşıyıcı olmayan duvar panelleri üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında köpük beton üretimi için 8 farklı karışım oluşturulmuş ve bu karışımlardan elde edilen köpük betonların taze özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada 800 ve 1000 kg/m3 yoğunluğa sahip köpük beton numuneleri üretilmiştir. Köpük beton numunelerine öncelikle 8 saat boyunca buhar kürü ve sonrasında 7, 28 ve 90 günlük standart kür uygulanmıştır. Kür süresi dolan numunelere fiziksel, mekanik, fonksiyonel ve durabilite testleri yapılmıştır. Ayrıca köpük beton numunelerinin makro ve mikro yapı özellikleri de incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda uçucu kül katkılı köpük betonların mekanik, fiziksel, fonksiyonel ve durabilite özelliklerinin olumlu yönde geliştiği belirlenmiştir.

Köpük beton
Erhan Kahraman
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Faz değiştiren malzeme katkılı çimento esaslı 3D baskı harçlarının mühendislik özelliklerinin araştırılması

İnşaat mühendisliği uygulamalarında son zamanlarda kullanım alanı oldukça hızlı yayılan üç boyutlu (3D) yazıcı ile eklemeli imalat yöntemi yapıların inşası ve enerji verimliliği açısından oldukça büyük faydalar sağlamaktadır. Kalıpsız olarak üst üste katmanlar halinde yapılan uygulama sırasında karşılaşılan en büyük sorunlardan birisi, 3D baskı harcının kontrolünün oldukça zor olmasıdır. Harcın nozzle denilen çıkış hortumundan fazla enerji gerektirmeden kolaylıkla akabilmesi gerekirken, baskı yapıldığı yerde bu akıcılığını hızla kaybederek harcın dağılmaması, üst üste gelen tabakalar altındaki harçların deforme olmaması istenir. Ancak baskı harcının reolojik özelikleri iyi dizayn edilmediğinde belirli bir katmandan sonra yazdırılan duvar elemanlar göçmeyle sonuçlanmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda, eşik gerilmesi yüksek olan harçların tasarımı denenmiş ve kısmen başarılı olmuşlardır. Aynı zamanda taze harcın tiksotropisi de reolojik açıdan etkili olmaktadır. Beton teknolojisinde 1 mm altında agregalarla üretilen çimentolu kompozitlere harç deyimi yanında mikro-beton terimi de kullanılmaktadır. Baskı elemanlarıyla çimento esaslı olan kompozit karışımlarla bir yapı teşkil edilmeye çalışıldığından üretilecek taze karışıma mikro-beton terimi kullanılması tercih edilmektedir. Baskı yapılan çimento esaslı harçların en önemli sorunlarından birisi de enerji tasarrufudur. Sıradan yapılar enerji tasarrfurunu ara bölmelerde kullanılan delikli tuğla veya gözenekli yapı malzemeleriyle sağlamaktadırlar. Oysaki, 3D baskı yapılan yapılarda duvar elemanlar da tamamıyla çimento esaslı ve termal iletkenlik katsayısı gözenekli yapı malzemelerine kıyasla yüksek olan harçlarla inşaa edilmektedirler. Yapıların teşkili sırasında duvarların iç kısımları boşluklu bırakılmaktadır. Ancak bu durum, enerji verimliliği açısından yeterli olmamaktadır. Bu nedenle, enerji verimliliği amacıyla yapı malzemelerinde son zamanlarda kullanımı gerçekleşen faz değiştiren malzemelerin 3D baskı harçlarında da kullanılabilmesi ve böylece üretilen harçların reloji, fiziksel-mekanik özelikleri gibi mühendislik özelikleri tezin konusunu oluşturmaktadır.

Sevcan Barlas Özgüven
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnsansız hava aracı (İHA) ile yol üstyapı bozulmalarının tespiti

Üstyapı durumunun değerlendirilmesi, gelecekteki ekonomik kayıpları azaltmak ve yapısal güvenilirliği ve dayanıklılığı artırmak için her türlü girişimde son derece önem arz etmektedir. Kaplamanın mevcut durumunun değerlendirmesinden elde edilen veriler, üstyapı performansının bir fonksiyonu ve bunların işlevselliğini ve güvenilirliğini değerlendirmek için önemli bir bileşen olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, özellikle bozulmalardan sonra, değerlendirme ile ilgili maliyet, güvenlik sorunları ve erişilebilirlik kısıtlamaları nedeniyle kaplama durumu değerlendirmesi zorlaşmaktadır. Bu araştırma, kaplamada meydana gelen enine çatlak, boyuna çatlak, timsah sırtı çatlak ve yama bozulmaları olmak üzere 4 önemli bozulmayı hızla sınıflandırmak için otomatik bir sınıflandırma modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Afyon Kocatepe Üniversitesi Ahmet Necdet Sezer kampüsü içerisinde İnsansız Hava Aracı (İHA) kullanılarak esnek kaplamalar için enine çatlak, boyuna çatlak, timsah sırtı çatlak ve yama bozulmalarını temsil eden yüksek çözünürlüklü görüntüler toplanmıştır. Görüntü sınıflandırma modeli, nesne algılama görevleri için geliştirilen ve bir görüntüyü aynı anda birçok bölgeye bölerek nesneleri algılamak ve sınıflandırmak için tasarlanan Evrişimli Sinir Ağları (Convolutional Neural Network (CNN)) mimarisi olan YOLOv5 kullanılarak geliştirilmiştir. Kullanılan YOLOv5m modelinin de 70 epok ve 16 parti boyutu için yapılan eğitim sonucu karmaşıklık matrisi incelendiğinde 88,25 oranında bir başarı yakalandığı görülmüştür. Tüm bu sonuçlar doğrultusunda YOLOv5 modelinin, test sonuçları ve tespit süreleri incelendiğinde en optimum sonuç veren model olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen modelin arkasındaki metodoloji, yerinde bulunma ihtiyacını azaltmaya, güvenliği artırmaya ve meteorolojik olaylardan sonra alınacak en güvenli rotaya karar vermede acil müdahale etme konusunda karar verici kurum ve kuruluşlara yardımcı olacaktır. Ek olarak, modelin uygulanması, ulaştırma mühendislerinin kaplama bozulmalarını hızlı bir şekilde değerlendirmelerine, yol onarımı ve geri kazanımı ve uygun bakım-onarım yöntemini belirlemeleri için hızlı kararlar vermeleri amacıyla yol gösterici olacaktır.

Kadir Kurt
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi bilgi sistemleri uygulamaları kullanılarak Akdeğirmen Barajı'nın 2-D baraj yıkılma analizlerinin yapılması

Bu araştırmada, Akdeğirmen Barajı'nın yıkılması halinde oluşabilecek taşkın dalgasının incelemesi yapılmıştır. Çalışma ile zonlu dolgu barajların yıkılma senaryoları üzerinde durulmuş ve gerçekleşmesi halinde taşkının yayılımı incelenerek verebileceği zararların neler olabileceği hususunda fikir sahibi olmak amaçlanmıştır. Araştırmamızda Hidrodinamik yöntemleri kullanarak taşkın modellemesi yapabilen bir bilgisayar yazılımı olan HEC-RAS kullanılmış ve hassas sayısal yükseklik modellerinden faydalanılarak (2D) analiz işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu işlem sayesinde Akdeğirmen Barajı mansabında yer alan meskun mahallerin hangilerinin sular altında kalacağının tespiti, zamana bağlı olarak su derinliği, su hızı ve su kotu değerlerini ortaya koyan haritalar yardımıyla yapılmıştır. Pürüzlülük değerleri her cins mahal için ayrı ayrı ele alınarak elde edilen sonuçların güvenilirliği artırılmıştır. Bu araştırma sonucu; bu tarz bir felaketin Afyonkarahisar ili ve çevresinde ciddi zararlara yol açacağıdır.

Akdeğirmen Barajı
Ahmet Kart
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Puzolanik malzemelerin reaktif pudra betonunun davranışına etkisi

Reaktif pudra betonu (RPB) normal betona göre yoğun homojen mikro yapısı ile gelişmiş fiziksel ve mekanik özelliklere sahip bir betondur. Bu çalışmada RPB'de iki farklı lif katkısının ve çeşitli mineral katkıların kullanımının, betonun fiziksel ve mekanik özelliklerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada lif katkısı olarak polipropilen ve çelik lif kullanılmıştır. Mineral katkı olarak ise uçucu kül, yüksek fırın cürufu ve metakaolin kullanılarak serilerin karışım reçetesi oluşturulmuştur. Karışımlar 40x40x160 mm kalıplara dökülmüş ve 24 saat sonra kalıptan çıkarılarak kür ortamına alınmıştır. Numunelere standart ve buhar kürü olmak üzere iki farklı kür uygulanmıştır. Buhar kürü için seçilen numuneler 24 saat 80oC buhar kürü ardından 28 gün 20±2 oC'de standart kür havuzunda bekletilmiştir. Standart kür için seçilen numuneler ise 28 gün 20±2 oC'de kirece doygun standart kür havuzunda bekletilmiştir. Kür işlemi biten numunelerde ağırlıkça su emme, porozite, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı, eğilme dayanımı ve elektriksel özdirenç deneyleri uygulanmıştır. Deneyler sonucunda farklı kür uygulamalarının, farklı mineral katkı ve lif kullanılmasının reaktif pudra betonunun özelliklerinin iyileştirilebileceği görülmüştür.

Aysemin Yörenç
Afyon Kocatepe University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00