
15
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kapasitör deşarj tekniği ile seramiklerin kaynaklanması ve metal seramik arayüzey reaksiyonlarının belirlenmesi
Bu tez çalışması ile kapasitör deşarj tekniği kullanılarak seramik ve metallerin kaynaklanması ve aralarında gerçekleşen reaksiyonların ve reaksiyon ürünleri kompozisyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Seramik malzeme olarak Si3N4, TiCN kaplı Si3N4, SiAlON ve PZT malzemeler, aratabaka olarak ise, Ti, süperalaşım ve Ag kullanılmıştır. Kapasitör deşarj tekniği ile kaynaklama işleminden sonra, havada çeşitli sıcaklıklarda ısıl işleme tabi tutulan numuneler, taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve geçirimli elektron mikroskobu (TEM) incelemeleri için hazırlanmışlardır. Kaynaklanan ve ısıl işleme tabi tutulan numuneler sonradan, çeşitli SEM ve TEM teknikleri ile incelenmişlerdir. Analitik TEM teknikleri, N ve Si'un arayüzeye doğru şiddetli difüzyonunu ve Ti atomlarıyla etkileştiğini göstermektedir. Isıl işleme tabi tutulmayan Si3N4-Ti numunesinde, Ti3N2 reaksiyon tabakası ve Ti3N fazı, aratabakada oluşmuştur. Isıl işleme tabi tutulan numunede ise Ti3N2 reaksiyon tabakası ve Ti3N fazı yerine dentritik Ti2N fazının oluştuğu gözlenmiştir. Ayrıca ısıl işleme tabi tutulmayan ve ısıl işleme tabi tutulmuş numunelerin aratabakalarında sırasıyla, Ti3N ve Ti2N fazlarını çevreleyen Ti5Si3Nx fazı tespit edilmiştir. Si3N4-Süperalaşım numunesinde ise benzer şekilde, N ve Si'un arayüzeye difüzyonunun gerçekleştiği ve aratabakada özellikle Ni, Cr ve Fe atomları ile etkileştiği belirlenmiştir. Ayrıca MT-DATA programı ile bu sonuçlar desteklenmiştir.
Günümüz Kütahya'sında seramik-çini üretimi ve durum tespiti
Bu araştırmanın amacı; günümüz Kütahya'sı seramik ve çiniciliğinin durumunu tespit etmektir. Tez beş bölümden oluşmaktadır.Birinci Bölüm'de; Kütahya'nın tarihçesi ve coğrafi durumu açıklanmıştır.Kütahya seramik ve çiniciliğinin bugünkü durumunun gereğince kavranılabilmesi için, bugüne kadarki tarihsel gelişiminin öyküsünü göz önünde bulundurmak gereklidir. Bu nedenle tezin ikinci bölümünde;Kütahya seramik ve çiniciliğinin tarihsel süreç içerisindeki gelişimi ele alınmıştır.Üçüncü Bölüm'de; Kütahya çini ve seramiklerinde kullanılan hammaddeler, teknik ve teknolojik gelişmeler ile oluşum aşamaları incelenmiştir.Dördüncü Bölüm'de; Kütahya çiniciliğine emek vermiş bilim adamı, çini sanatçıları ile atölye ve ustalarından bahsedilmiştir.Tez, uygulama resimleri, sonuç ve öneriler bölümü ile son bulmaktadır.Bu çalışma her ne kadar 5 bölüm halinde düzenlenmişse de konusu, Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet dönemi olarak iki ana bölüm halinde değerlendirilebilir.
Çağdaş seramik sanatında performans sanatı
Çağdaş seramik sanatı ile Performans Sanatının kesişim noktası üzerine yapılan bu araştırmada, Performans Sanatının kökenleri, temel özellikleri, tarihsel gelişimi, malzemesi, teknikleri ve uygulamaları doğrultusunda ortaya çıkan seramik ve kil ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın kapsamı, ifade biçimi olan seramik malzemenin alternatif kullanımlarını, günümüz Performans Sanatındaki yerini gözlemleyerek örneklendirmektir. Performans Sanatının seramik sanatını nasıl dönüştürdüğü incelenmiş ve seramik malzemenin çağdaş seramik sanatında farklı biçimlerde kullanımının yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Performans Sanatı, 1920'lerde ortaya çıkan, sanatçının canlı olarak gerçekleştirdiği bir sanat formudur. Alternatif ve hazır malzeme kullanılarak yer, zaman sınırı olmayan bu sanat biçimi klasik sanat anlayışını yıkıp çağdaş sanatın başlamasına yol açmıştır. Performans sanatının kökenleri ve gelişimi, Fütürizm, Dadaizm, Pop Art, Fluxus, Happening, Avangard, Kavramsal Sanat, Video Sanatı, Arazi Sanatı, Beden Sanatı ve Feminist Sanat hareketleri bağlamında ele alınmaktadır. Bu sanatın etkileri, derin bir geçmişe sahip olan seramik sanatına da önemli ölçüde yansımıştır. Performans sanatçıları, seramik malzemeyi ifade aracı olarak seçerken, seramik sanatçıları da performanslarını seramik ve kil kullanarak sergilemişlerdir. Kil kullanımı, geleneksel seramik sanatının pişirme ve sırlama gibi temel süreçlerinden sıyrılmasına olanak tanımıştır. Ham, pişmemiş haliyle kil, seramiğin oluşum süreci olmasıyla çağdaş seramik sanatında yerini bularak, görsel sanatlarda alışılmadık bir ortam yaratmaktadır. Genellikle kaide üzerinde sergilenen seramik yapıtlar bu süreçte yer, kapı eşiği, tavan ve sanatçının bedeni gibi alışılmadık noktalarda kendini konumlandırmış ve performanslar gerçekleşmiştir. Ayrıca seramik yapıtların kırılması, deforme olması, pişmemiş kilin performanslarda yer alması ve plastik haldeyken performans gerçekleştirilmesi de çağdaş seramik sanatına seramik malzeme kullanımı ve sergilenmesi açısından yeni bir boyut kazandırmıştır.
Yumrulu bitki (havuç, kereviz, patates, sarımsak, soğan, şalgam, şeker pancarı, turp, yer elması, zencefil) küllerinin sır bünyesinde kullanımının araştırılması (1200oC)
Kapsamlı bir sürece sahip olan seramik üretimleri çoğu zaman rastlantısal oluşumlar sonrası sır çeşitlerine yön vermiştir. Bu tesadüfi gelişimlerin örneklerinden biri de kül sırlarıdır. Doğal kül Odun yakıtlı (Anagama) fırınlarında gerçekleştirilen ilkel pişirimler sırasında, uçuşan küllerin seramik yüzeylerine tutunarak erimesi ve artistik sır etkisi sonucu ortaya çıkmıştır. En eski seramik sırı olarak kabul edilmektedir doğal kül sırları, M.Ö. 1500'de Shang Hanedanlığı Dönemi'nde bulunmuş ve üretimi Zhou Dönemi'ne kadar devam etmiştir. Bu çalışmanın amacı toprak altında yetişen, alkalice zengin olan yumrulu bitkilerin artistik bir sır hammaddesi olarak kullanılması. Çalışmada saydam frit, üleksit, sodyum feldspat ve potasyum feldspatın tek tek kullanılarak oluşturulan reçetelere yumrulu bitki (patates, havuç, turp, yer elması, şeker pancarı, şalgam, sarımsak, soğan, zencefil, kereviz) külleri tek tek artan oranlarda ilave edilmiş ve demir oksit, bakır oksit, mangan oksit, kobalt oksit ve kalay oksit ile renklendirilmiştir. Daha sonra saydam frit, üleksit, sodyum ve potasyum feldspatın birlikte yer aldığı reçeteye yumrulu bitkilerin külleri tek tek eklenmiştir. Sır denemeleri vitrifiye çamuru üzerine uygulanmış bisküvi pişirimleri 1000oC sıcaklıkta, sırlı pişirimleri ise 1200oC sıcaklıkta, yapılmıştır. Denemeler sonucunda olumlu sonuç alınan reçeteler çoğaltılarak üç boyutlu formlara uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Artistik sırlar, Kül sırları, Yumrulu bitkiler
Türk kahvesi kültürü ve kahve sunumu için konsept fincan tasarımı
Toplumun her kesiminde yaygın olarak ilgi gören Türk kahvesi kültürü ele alınarak oluşturulan bu çalışma, seramik ve porselen Türk kahvesi fincan formlarının incelenmesi ve yeni sunum önerilerinin geliştirilmesi üzerine hazırlanmıştır. Modern, günümüz sanat anlayışına hitap eden, ergonomisi ön planda olan formlar ve bu formların sunumu ele alınarak çalışma sınırlandırılmıştır. Bu çalışmada Türk kahvesi kültürüne dair tarihsel bir araştırma yapılarak, geçmişten günümüze kadar olan süreçte Türk kahvesi kültürünün tüm boyutlarıyla ele alınması amaçlanmaktadır. Sunumlara ve içime dayalı alışkanlıklar ve fincan formları incelenerek mevcut kullanım sorunlarının tespit edilmesi, bu sorunlara çözüm bulan yeni tasarımlar yaratılması amaçlanmıştır. Ortaya konulacak bu formlarda ulaşılmak istenen hedef, fincan formunun ergonomik yapısı esas alınarak kulp, ağız, ayak, tabak vb. bölümlerinde fonksiyon ve estetiği barındıran yeni bir yaklaşımla tasarım önerileri ortaya koymaktır. Günümüzde birçok tasarımcı farklı ve yenilikçi yaklaşımlarla Türk kahvesine ve gelişmekte olan 3. nesil kahvecilikte kullanılan içim ve tüketime yönelik formlar tasarlamaktadır. Günümüz endüstri teknolojilerinden faydalanılarak hazırlanan bu çalışmanın ileride bu konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılara yardımcı olması hedeflenmektedir. Anahtar Sözcükler: Türk Kahvesi, Kahve Fincanı, Tasarım, Seramik, Konsept
Kâğıt katkılı seramik bünyelerin araştırılması ve seramik uygulamaları
''Kâğıt katkılı seramik bünyelerin araştırılması ve seramik uygulamaları'' başlığı altındaki bu tezde, çamur içerisine karıştırılan katkı maddeleriyle elde edilen, kâğıt katkılı seramik çamuru incelenmiştir. Yapılan uygulamalar eşliğinde malzemenin kullanılabilirliği ve geleneksel seramik çamurlarına göre sahip olduğu avantajlar ve dezavantajlar tespit edilmiştir.Seramiğin gelişim süreci incelendiğinde, tarih boyunca kil malzemeye, bitki lifi, kumaş parçaları, saman, ot gibi birçok organik malzeme ilave edilmiş böylelikle şekillendirilmesi zor olan tüm tasarımlar kolaylıkla üç boyutlu hale getirilmiş ve çamurun mukavemeti arttırılmaya çalışılmıştır. Sanatçılar şekillendirme sırasında kullandıkları malzemeyle karşılaştıkları sorunlara farklı çözümler aramışlardır. Günümüzde geleneksel seramik çamurlarına karıştırılan kâğıt ile oluşturulan, kâğıt katkılı seramik çamuru, kilin sahip olduğu plastik özelliği bozmadan kile ekstra olumlu özellikler kazandırmış ve kilin mukavemetini arttırmıştır.Kâğıt katkılı seramik çamurlarında, kile karıştırılan kâğıt, selüloz lifleri ile çamuru bir ağ gibi sarar. Seramik çamurunu çevreleyen selüloz lifleri çamurun mukavemetini artırıp, çatlama, esneme, yamulma, bükülme gibi deformasyonların minimum düzeyde olmasını sağlar. Kâğıt katkılı seramik bünyelerde yaş ya da kuru halde, bir yerden başka bir yere taşınmaları durumunda çatlama görülmez. İçi dolu olarak şekillendirilen heykel çalışmalarında selüloz liflerinin etkisinden dolayı pişirim sırasında patlama görülmez. Her durumda bünyelerin birbirine eklenebilmesini sağlamakta ve kâğıt katkılı olmayan bünyelerin bile tamir ve onarımında rahatlıkla kullanılabilmektedir. Sıra dışı incelikteki bünyelerin oluşturulmasında, büyük duvar panolarının oluşturulmasında, iç mekânlarda ince ve ışık geçirebilme özelliğine sahip aydınlatma elemanlarının yapılmasında kâğıt katkılı seramik çamuru normal çamura göre birçok avantaj sağlamaktadır.Tez kapsamı içerisinde yapılan araştırmalar sonucunda oluşturulan uygulamalar, şekillendirilen forma uygun yüzde oranlarıyla kâğıt lapası ve seramik çamurunun karıştırılması sonucu meydana getirilmiştir. Geleneksel seramik çamurları ile yapılması güç olan formlar rahatlıkla uygulanmıştır. Kâğıt katkılı seramik çamuru bir kâğıt kadar ince kullanılabilmiş, ancak kâğıtla yapılabilecek kadar ince olan formlar bile bu çamurla kolaylıkla uygulanabilmiştir. Şekillendirme sırasında çamurda yırtılma, kopma ve çatlama gibi olumsuzluklar gözlenmemiştir. Pişirim sonrası çamur içerisindeki kâğıtların yanması sonucu bünyenin olduğundan daha fazla hafiflediği görülmüştür. Kâğıt katkılı seramik çamuru kullanılarak çamur miktarından maksimum ölçüde tasarruf elde edilmiştir.Kâğıt katkılı seramik çamuru, sanatçıların özgün tasarımlarını sorunsuz bir şekilde oluşturmalarına olanak sağlayan bir malzeme olma özelliği ile günümüz seramik sanatçıları tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.
Mat makro kristal sırların araştırılması ve geliştirilmesi
Artistik sır çeşidi olan kristal sırlar, uygulandığı seramik yüzeyi kattığı görsel etkilerle çekici kılmaktadır. Elde edilmesi uzun süreçlere dayanmaktadır. Pişirim sıcaklığı, programı ve sırın uygulanma şekli oldukça önemlidir. Bu araştırmada mat makro kristal sırlar, uygulamalı olarak çalışılmış, olumlu özelliklerdeki sırların pişirim sıcaklığı ve programı, hammaddelerin sır bünyesinde artan ve azalan oranlarda kullanılmasını içeren araştırma programı ile denemeler gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde seramik sırları ve artistik sır çeşitleri tanımlanmış, ikinci bölümde kristal sırların tanımı, tarihçesi, çeşitleri ve çalışan sanatçılar ile ilgili bilgiler verilmiştir. Mat makro kristal sırların araştırmasında kullanılan hammadde ve oksitlerin tanımının yer aldığı, denemelerin yapıldığı ve farklı pişirim sıcaklıklarının uygulandığı araştırmalar üçüncü bölümü oluşturmaktadır. Son bölümde ise, yapılan denemelerden olumlu bulunan bünyeler çoğaltılarak kişisel uygulamalara geçilmiştir. Kişisel uygulamalarda kullanılan oksitler ve oranları değiştirilerek farklı görsel efektlere sahip sırlı ürünler elde edilmiştir.
Dünyada çay kültürü ve seramik çay kapları
Dünyada ve ülkemizde sudan sonra ikinci sırada yer alan ve en yaygın içecek olarak tüketilen çayın, M.Ö 2000'li yıllarda Çin'de ortaya çıktığı düşünülmektedir. M.S 800'lü yılların başında Japonya'ya geldikten sonra bir tören biçimine dönüşerek uzak doğu kültürün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Çay tüm dünyaya yayılarak en çok tüketilen içecek haline gelmesiyle birlikte İngiltere'de 'beş çayı saatini' doğurmuş, Rusya'da milli içki muamelesi görmüş, Japonya'da seremonilerin oluşmasına neden olmuş, Türkiye'de kahvaltıların vazgeçilmezi, gün boyunca tüketilen içecek, haline dönüşmüştür. Tang hanedanlığında başlayan ilk seramik çay kabı örnekleri Song ve Ming hanedanlıklarında üzerine yenilikler eklenerek devam etmiştir. Çaya yüklenen bu anlamlar ve seremoniler seramik sanatında da ifade yöntemlerinin, gerek biçimsel gerek düşünsel çeşitlenmesine sebep olmuştur. Önceleri gıdaları saklama amaçlı kullanılan seramik kaplar zaman içerisinde de değişerek, çeşitli biçim ve tarzlarda üretile gelmiştir. Seramik çay kapları, toplumların geçmişlerini, yaşam biçimlerini okuma açısından tarihsel bir belge niteliği taşımaktadır. Çay, çoğu kültüre hızla uyum sağlamış, bunun sonucunda insanlığa, üretilmesinden tüketilmesine değin birçok zenginlik katmıştır. 'Dünyada Çay Kültürü ve Seramik Çay Kapları' başlıklı bu tezde, çayın insan hayatına ve seramik sanatına katkısı değerlendirilmiştir. Bu araştırmayla çay demlemede ve tüketiminde kullanılan ürünler incelenerek sanatla olan etkisi irdelenmiştir. Araştırılan konu kapsamında, seramik çay kaplarının yüzeyleri üzerine sıraltı, sırüstü, serigrafi dekor uygulamaları altın yaldız uygulamaları vb. yapılarak özgün çay kapları tasarlanmış ve tez izleme jürisinde bir sergi ile izleyiciye sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çay, Seramik, Kap, Seremoni, Kültür.
Ayrılık konulu türkü hikayelerinin seramik yüzeylere yansıması
Türk kültürünün temel unsurlarından ve sözlü geleneğin vazgeçilmez icra ürünlerinden biri olan türküler, geçmişten günümüze Türklerin sosyal, kültürel ve dinî hayatının her aşamasında yer almıştır. Türk insanı çoğu zaman kendini ifade edemediği duygularını türkülerle anlatmıştır. Endişelerini türkü dizelerine aktarmış; sevincini, heyecanını, hüznünü, acısını türkülerle dile getirmiş ve söyleyemediği sırlarını türkülerle paylaşmıştır. Türküler bazen bir ölüm ya da ayrılığın acısıyla yoğrularak ağıta dönüşmüş, bazen kadere boyun eğmenin sessizliğini bazen de zulme, haksızlığa, vefasızlığa, soysuzluğa ve saygısızlığa başkaldırının güçlü bir sesi olmuştur. Türkülerde insana dair özelliklerden; yiğitlik, aşk, heyecan ve gizem yanında doğadan toprak, ateş, su ve hava da konu olarak işlenmiştir. Mitoloji, edebiyat, tarih, felsefe, gelenek, görenek, hukuk, töre, renk, desen, güç, enerji ve sayamadığımız birçok konular türkülerdeki dizelerde yerini almıştır. Bu açıdan bakıldığında bulunduğu coğrafik özelliklerden dolayı Anadolu, çok zengin ve köklü bir türkü geleneğine sahip olduğu görülür. Araştırmanın literatür taramasında seramik sanatında daha önce türkü hikayeleri ile ilgili bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle özgün sayılabilecek bu çalışma kapsamında türküleri seslendirilmek yerine, seramiğin plastik ve zengin anlatım dili ile yüzeylerde yorumlanması araştırılmıştır. Ayrılık konulu hikâyeli türkülerde geçen karakterler için söylenmiş türkülerin ezgileri dinlenmiş ve her türküye uygun tasarımlar o döneme göre düşünülmüş ve uygulanmıştır. Çalışmalarda ahşap, tel vb. materyaller, sır altı dekoru, renkli ve renksiz sırlar ve dokular birlikte kullanılarak ortak bir dil oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkü, Ayrılık, Müzik ve Seramik,
Günümüz seramik sanatında Malatya Arslantepe Höyük Orta Tunç Dönemi seramiklerinin kullanımı ve uygulamaları
İnsanlık tarihinin en eski taşınır kültür varlıkları arasında yer alan seramik, farklı dönemlerde, tarihlerde ve bölgelerde, yapılan araştırma ve kazı yöntemleriyle gün yüzüne çıkarılmaktadır. Dönemin ihtiyaçları, toplumun sosyal yapısı, inanç sistemi, kültür, sanat ve estetik anlayışı seramikte oluşan farklılığın temelini oluşturan etmenlerdir. Arslantepe Höyüğünde çıkan seramiklerin Orta Tunç Dönemine (M.Ö 2000-1750) kadar tamamen elde şekillendirme yöntemiyle üretildiği, ancak Orta Tunç Dönemine gelindiğinde çarkın kullanıldığı görülmektedir. Seramik üretiminde çömlekçi çarkının kullanılması üretilen seramiklere fiziksel, işlevsel, sanatsal ve estetik özellik katmakla birlikte seri üretime geçişi sağlamış ve çok sayıda seramik kap üretilmiştir. Seri üretim sonucu artan kap sayısı aynı dönemde yaşayan farklı insan guruplarının etkileşimi ile artan ticari hareketlilikte değişim aracı (değiş-tokuş) olarak kullanılmıştır. Arkeolojik kazılarda elde edilen veriler, insan topluluklarının geçmiş dönemlerini bölümlere ayırarak, gelişim aşamalarının nasıl olduğunu daha kolay anlaşılması ve kayıt altına alınması amacıyla arkeologlar tarafından yapılmıştır. Kalkolitik Çağ'dan (M.Ö 3350-3000) Demir Çağı'nın (M.Ö 1200-712) başına kadar olan zaman aralığı Tunç Çağı olarak adlandırılmıştır. Sürenin çok uzun olması nedeniyle bu çağ kendi içerisinde Erken, Orta ve Geç Tunç olarak üç alt bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın ilk bölümünde, Malatya Arslantepe Höyüğü'nün konumu, önemi ve Arslantepe Tunç Döneminin tabakalama sistemi ile ilgili kısa bilgiler verilmiştir. Bu bilgiler ışığında tabakalar arasındaki sosyal, ekonomik, kültürel ve sanatsal ilişkilere kısaca değinilmiştir. İkinci bölümde, tez konusu olan Malatya Arslantepe Orta Tunç dönemlerinde üretilen seramiklerin türü, rengi, kullanım amacı, yapımında kullanılan malzeme ve tekniklere kısaca değinilmiştir. Ayrıca Orta Tunç Döneminde üretilen seramiklerin yüzey süsleme elemanı olan geometrik motifler ve formlar teknik, estetik ve sanatsal açıdan irdelenmiştir. Seramik bünyeyi oluşturan hammaddelerin fiziksel ve kimyasal analizleri kaynaklara dayalı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde, araştırma kapsamında teorik ve görsel bilgiler ışığında, tezdeki seramik çalışmaların tasarım ve uygulama aşamalarına da yer verilmiştir. Arslantepe Höyüğü Orta Tunç Dönemi seramiklerinden esinlenerek yapılan bu çalışmalarda tasarım, üretim, dekor, sırlama ve pişirme yöntemleri ile ele alınış süreçleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Son bölümde ise, Arslantepe Höyüğü Orta Tunç Dönemi seramiklerinden esinlenerek çağdaş seramik anlayışıyla yüzeysel ve üç boyutlu çalışmalar kataloglama sistemiyle ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu çalışmalar o dönemi yansıtacak şekilde tasarlanmış ve ortak bir sanatsal anlatım dili oluşturulmuştur. Tez kapsamında üretimi yapılan tüm çalışmaların teknik ve plastik sanat analizleri görseller eşliğinde yapılmıştır. Araştırmanın sonuç bölümünde bulgular tartışılmış ve günümüz çağdaş seramik anlayışına yeni bir bakış açısı kazandırılmaya çalışılmıştır. Arslantepe Höyüğü Orta Tunç Dönemi incelenerek esin kaynağına dönüştürülen bu çalışma, araştırmacılara ve genç sanatçı adaylarına toplu bir kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Arslantepe, Höyük, Orta Tunç, Seramik, Çömlek
Çağdaş Türk seramik sanatındaki figüratif eğilimlerin plastik açıdan incelenmesi
Figür, insanın var oluşundan itibaren günümüze kadar gelen, resim ve heykel sanatının en önemli konularından biri olmuştur. Dolayısıyla figür, tarih öncesinden modern döneme kadar geçen süreçte birçok sanatsal alana konu olmuştur. Sanat tarihinde figür, anlatılan veya ortaya konan olayların çeşitliliği açısından son derece zengin bir durum arz etmektedir. Bu figürler, günlük gereksinmeleri karşılamak için kullanılan çanaklara, kendilerini kötü güçlerden korumak için her evin köşesine konulan bir korunma eşyasına ya da bereketi temsilen yapılmış heykelciklere dönüşmüştür. Figürü konu olarak ele alan sanat dallarından birisi de seramik sanatıdır. Seramik, teknik açıdan tanımlamak gerekirse, "çok yüksek sıcaklıkta pişirilmiş toprak" demektir. Uygarlık tarihi kadar bir uzun geçmişe sahip olan seramiklerin üzerine hayvan ve insan figürleri yoğun bir şekilde işlenmiştir. Bu figürlerin işlenmesi çağdaş seramik sanatında da devam etmiştir. Öyle ki, çağdaş seramik sanatının gelişmesinde bu figürlerin ifade biçimleri oldukça önemli rol oynamıştır. Türkiye'de çağdaş seramik sanatının gelişimi Cumhuriyet'in ilanından sonra hızlanmıştır. Bu gelişimde yurtdışına eğitim için gönderilen seramik sanatçılarının ve batılı tarzda açılan okulların önemli katkısı olmuştur. Bunların yanında, çeşitli sanat akımlarından etkilenerek eserler üreten çok sayıda seramik sanatçısının da çağdaş Türk seramik sanatına katkısı yadsınamaz. Yapılan bu çalışmada figürlerin seramik sanatında kullanımı tarihsel dönemler itibariyle kısaca anlatılmış ve Çağdaş Türk Seramik Sanatçılarının figürleri ele alış biçimleri ve üslupları değerlendirilmiştir.
Geleneksel Malezya Batik Sarong motiflerinden seramik sofra ürünlerinde kullanımı ve uygulamalar
Malaysian Batik is a treasure that needs to be preserved and continued especially in traditional batik sarong. The batik sarong has influences from the neighbouring country of Malaysia, which has subsequently developed and become one of the Malay's cultures and heritage. Malaysia's batik sarong has its own identity in which its motifs are processed and stylized so that it is suitable to be used as a pattern on textiles. However, in the modern era, batik sarong is getting less attention, especially by young people. An effort should be made to ensure that this treasure continues to be appreciated and always relevant to all group of people in accordance with the passage of time. This preservation should also be carried out with a new perspective and be given a fresh idea so that Malaysian batik sarong can be promoted in various ways. Therefore, this study aims to see the suitability of batik sarongs motif applied to ceramic tableware products as a decoration in order to continue this traditional heritage. Based on the findings of the study, it is hoped that more studies of traditional batik sarong motifs will be carried out and applied to other materials besides textiles.
Seramik sanatı'nda deniz dalgalarının stilizasyonu ve karakterlerin yansıtılması
Ceramic art form is a contemporary art that is gaining attention among art lovers. The effectiveness of an art form is closely related to the message that wants to be delivered by the artist and also the source of inspiration in generating the artwork. In this study, the stylization concept was chosen to ensure that the resulting ceramic art form has its own unique value plus reviving the use of stylization technique, especially in three-dimensional artwork. In addition, the production of art form is seen to have a more effective impact if the research subject or idea used is inspired by nature due to its attractive character whether implied or explicit that can be composed to produce an artwork. Therefore, in this research, sea waves will be used as a research subject and be applied onto ceramics to produce ceramic art form with stylization concept. Element diversity and characters reflection of sea waves will be fully utilised in conducting this research. The final result of this research will appear in production of three-dimensional ceramic art form influenced by sea waves.
Doğadaki jeolojik oluşumların dokusal özelliklerinin seramik form ve yüzeylerde yorumu
Bu çalışma, evrenin oluşmasıyla başlayan, bugüne kadar gelen süre içerisinde doğada var olan jeolojik yapılaşmalar ve bu yapılaşmalara ait dokuların seramik form ve yüzeylerdeki özgün yorumu konu edinmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde, doğada bilinçlenen insanın etrafında görüp sezdiklerini yansıtmaya başlamasıyla doğan sanat kavramı üzerine görüşler sunulmuştur. Ayrıca insan bilincinin dışında doğanın dinamik yapısıyla biçim kazanan yeryüzü şekilleri ve bu şekillenmelere sebep olan etkenler üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise, doğanın yüzyıllar içerisindeki değişimiyle birlikte canlı ve cansız varlık türlerindeki farklılaşmaları, doğada var olan dokuları tanıtan kaynaklar ele alınmış, bu alanda seramik, resim, heykel çalışan sanatçıların eserleri incelenmiştir. Çalışmanın son bölümde ise, evrenin oluşumuyla başlayan ve bugüne kadar gelen süre içinde doğada var olan jeolojik yapılaşmalar, bu yapılara ait dokuları konu edinen araştırmalar, gözleme ve düşünsel bir temele dayandırılarak ve plastik plastik bir kaygı da gözetilerek seramik form ve yüzeylerde sanatsal bir dille ifade edilmeye çalışılmıştır.
Türk motiflerinin ve minyatürlerinin dekal yöntemiyle ebrulu seramik yüzeylere uygulanması
"Türk Motiflerinin Ve Minyatürlerinin Dekal Yöntemiyle Ebrulu Seramik Yüzeylere Uygulanması" başlıklı bu tezde, farklı seramik yüzeylere Ebru Sanatı ve türleri uygulanarak Dekal Baskı Tekniğine zemin hazırlanmıştır. Daha sonra bu zeminler üzerine çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Tezin ilk bölümünde; ebru sanatının tarihsel gelişimi ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde seramikte mekanik baskı yöntemleri ve Dekal Baskı Tekniği detaylı olarak ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Dekal Baskı Tekniği uygulanacak ebrulu seramik yüzeylere uygun tasarlanan Türk motifleri ve minyatürleri bilgisayarda renkli ölçeklendirilerek çıktısı alınmış ve seramiklere uygulanmıştır. Daha sonra fırınlama işlemi yapılarak sonuçlandırılmıştır. Elde edilen seramiklerin plastik sanat analizleri tezin bu bölümünde ayrıntılı olarak görseller eşliğinde anlatılmıştır. Sonuç bölümünde ise tezde gerçekleştirilen ebru tekniğinin seramik yüzeylere aktarılmasında ve dekal baskı tekniğinin bu yüzeylere uygulanmasındaki bulgu ve veriler tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Seramik, Ebru, Minyatür, Türk Motifi ve Dekal Baskı.