Haliç University
Enstitü

Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Haliç University

140

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Evaluation of low back pain, quality of life and functional limitation of drivers and nurses working in medical home

Evaluation of Low Back Pain, Quality of Life and Functional Limitation of Drivers and Nurses Working in Medical Home The aim of this study is to evaluate the low back pain, quality of life, and functional limitation of the drivers and nurses working in medical home. This study was carried out with 100 participants, who are 50 drivers and 50 nurses working at home health services of Istanbul Metropolitan Municipality at between January 2018 and April 2018. In order to evaluate the severity of pain at rest and activity, the Visual Anologue Scale (VAS), for the measurement of low back pain disability the Oswestry Scale, and to measure the quality of life the Short Form Quality of Life Scale (SF-36) were used. Intergroup comparisons were analyzed with Independent t-Test in this observational, descriptive and analytical study. p <0.05 was statistically significant value. The mean age ± standard deviation was 36.54 ± 7.93 years, and the height ± standard deviation was 169.00 ± 8.40 cm of the 100 participant included in study population. The resting VAS values of the participants were 2.01 ± 2.26, the activity VAS values were 3.80 ± 3.00, and the Oswestry Scale total score was 12.62 ± 13.67. There were significant differences between resting VAS and SF-36 values of drivers and nurses (p <0.05). These differences revealed that especially nurses having more severe pain problems both at rest and at activity in VAS and SF-36 values. According to the Oswestry scale, the values of the nurse group are higher and there is a significant difference. No significant difference was found between the two groups in terms of VAS values (p> 0.05). As a consequence, low back pain of the drivers and nurses working at medical home increases with the activity, it decreases the quality of life. In addition, disability related to low back pain didn't cause any problems in their daily lifes. Keywords: low back pain, disability, nurse, driver, quality of life

PainBack painDisabled persons+7
Ali Ergün
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemiplejik serebral palsili erişkinlerde ayna tedavisinin el fonksiyonları üzerine etkisi

Çalışmamızın amacı, hemiplejik serebral palsili bireylerde geleneksel tedaviye eklenen ayna tedavisinin kas tonusu, motor iyileşme ve fonksiyonel durum üzerine etkisini belirlemektir. Çalışmaya yaşları 16-40 yıl arası değişen 50 hasta alındı. Tüm hastalar bulundukları özel eğitim merkezinde haftada 2 gün her seans 40 dakika olmak üzere 8 hafta boyunca geleneksel tedaviye devam ettiler. Ayna grubundaki (n=25) hastaların 40 dakikalık seanslarının 20 dakikasında geleneksel tedavi, 20 dakikasında ayna tedavisi uygulandı. El bileği ve dirsek fleksör kaslarında kas tonusu Modifiye Ashworth Skalası (MAS) ile, el bileği ve dirsek eklem hareket açıklığı (EHA) gonyometre ile, üst ekstremite motor iyileşmesi Brunnstrom Evrelemesi ile, kaba el becerileri Tahta Kutu Blok Testi (TKBT) ile, fonksiyonel durum Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ile değerlendirildi. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve 8 haftalık tedavi sonrasında aynı fizyoterapist tarafından yapıldı. Grupların tedavi öncesi karşılaştırılmalarında ayna grubunun el bileği ekstansiyon EHA (p=0,001) ve önkol pronasyon EHA (p=0,017) kontrol grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Tedavi öncesi ve sonrası grup içi karşılaştırmalarda her iki grubun da TKBT, üst ekstremite Brunnstrom evresi ve FBÖ puanları anlamlı düzeyde artış gösterdi (p<0,05). El bileği fleksör kaslarında tonus azalması her iki grupta da anlamlıydı (p<0,05). El bileği ekstansiyon (p=0,006) ve önkol supinasyon (p=0,008) EHA artışı sadece ayna grubunda anlamlıydı. Gruplar değişim fark puanı açısından karşılaştırıldığında sadece paretik tarafın TKBT değişim puanı ayna grubunda anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p=0,034). Bu çalışmada, hemiplejik SP'li bireylerin geleneksel rehabilitasyon programlarına eklenen haftada 2 gün 20 dakikalık ayna tedavisinin el kaba motor becerilerini geliştirmede geleneksel tedaviden daha etkili olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Serebral Palsi, Spastisite, El Fonksiyonları, Ayna Tedavisi, Rehabilitasyon

ElFonksiyonel lateraliteHemipleji+7
Berna Calp
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Artvin Çoruh Üniversitesi öğrencilerinin ekmek tüketimi ile BKİ ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin ekmek çeşitlerine göre tüketimi ile BKİ ilişkisinin belirlenmesi amacı ile tanımlayıcı, karşılaştırmalı araştırma şeklinde planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, 4-18 Mart 2020 tarihlerinde Artvin ili Merkez ilçesi Artvin Çoruh Üniversitesi'nde okuyan Beslenme ve Diyetetik ile Hemşirelik bölümü öğrencileri olmak üzere toplam 254 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılarak yüzyüze görüşme metodu ile doldurulmuştur. Katılımcıların vücut ağırlıkları ve boy ölçümleri Artvin Çoruh Üniversitesi antropometri laboratuarında yapılmıştır. Bulguların tanımlayıcı istatistiklerinde ortalama, standart sapma, oran, frekans, T Testi, Ki Kare değerleri kullanılmıştır. Bulgular değerlendirildiğinde katılımcıların çoğunluğu beyaz ekmek tüketmekte (%86.6), onu sırasıyla tam tahıllı ekmek (%28.3), kepekli ekmek (%16.5), çavdar ekmeği (%11.4), mısır ekmeği (%7.1) ve glutensiz ekmek (%0.8) takip etmektedir. Katılımcıların büyük bir kısmı ekmek tüketimi ile kilo kontrolü arasında bir ilişki olmadığını düşünmektedir. Günlük olarak ekmek tüketim miktarı ile BKİ arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmamıştır ancak tüketilen ekmek çeşidi ile BKİ arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p=0.03). Beyaz ekmek tüketenler tüketmeyenlere göre daha yüksek BKİ'ye sahiptirler. Erkeklerin beyaz ekmek tüketim tercihleri ve BKİ'leri kadınlara göre daha fazladır. Ekmek tercihinde dikkat edilen unsurlar sırasıyla lezzetli olması, sağlıklı olması, fiyat ve bulunabilirlik şeklinde sıralanmaktadır. Kültürümüzde önemli bir yere sahip olan ekmeğin kilo üzerine etkileri ile ilgili daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı ve toplumsal bilgilendirmeler yapılmalıdır.

ArtvinEkmekEkmek tüketimi+2
Derya Çağlar Tiken
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aralıklı oruç uygulayan sağlıklı bireylerin vücut parametrelerinde görülen değişiklikler

Beslenme, sağlıklı bir hayatın temelini oluşturan en önemli ihtiyaçtır. Beslenme dengesizliği sonucu oluşan ve giderek artmakta olan aşırı kilo, bireylerin yaşam kalitelerini düşürmekte ve ilerleyen zamanlarda daha ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Günümüzde değişen beden algısıyla birlikte, daha az çabayla hızlı sonuç alma beklentisi bireyleri farklı beslenme arayışlarına yöneltmektedir. Bireyleri alışılmışın aksine besin seçimi konusunda sınırlamaktan çok, zaman kısıtlaması yaratarak uygulanan ve sağlığın iyileştirilmesi üzerine etkileri olduğu düşünülen aralıklı açlık bireylere yeni bir beslenme anlayışı oluşturmaktadır. Bu araştırma, aralıklı oruç uygulayan sağlıklı bireylerin vücut parametrelerinde görülen değişikleri saptamak amacıyla yapılmıştır. İstanbul'da bulunan özel bir diyetisyen kliniğine 2020 yılının şubat ve nisan ayları arasında, kilo kaybı sağlamak amacıyla gelen, 40'ı kadın, 12'si erkek, 52 birey araştırmaya katılmıştır. 4 hafta uygulanan ve her bireyin gereksinimine göre hazırlanan aralıklı açlık sonrası vücut parametrelerinde görülen değişiklikleri saptamak amacıyla ölçüm sonuçları alınmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS 22 programı ile değerlendirilmiştir. Kadın ve erkek bireyler ayrı ayrı incelendiği zaman her iki cinsiyette de aralık açlık sonrası vücut ağırlığında, vücut yağ kütlesinde, vücut yağ yüzdesinde azalmalar meydana gelmiştir. Kadın bireylerin vücut ağırlığı ortalama 5.58 kg, vücut yağ kütleleri 4.71 kg ve vücut yağ oranları %3.57 azalmıştır(p<0,05). Erkek bireylerin vücut ağırlığı ortalama 5.66 kg, vücut yağ kütleleri 3.76 kg azalmıştır(p<0,05). Vücut yağ oranlarında %2.30 azalma görülürken bu fark anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Kadın bireylerin iç yağlanmasında azalma görülürken erkek bireylerin iç yağlanması değişmemiştir (p<0,05). Bireyler için farklı bir diyet yaklaşımı yaratan aralıklı açlık, olumlu sonuçlar elde edilmesini sağladığı halde, üzerinde daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulan bir beslenme biçimidir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Sağlıklı Beslenme, Aralıklı Oruç, Aralıklı Açlık

AçlıkBeslenmeBeslenme durumu+3
Derin Kurşun
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diplejik serebral palsili çocuklarda duyu bütünlemenin postüral denge ve postüral reaksiyonlar üzerine etkisi

Serebral palsili (SP) olan çocuklar, motor aktivitelerini ve çevre ile etkileşimlerini engelleyebilecek postüral kontrol problemleri ile karşılaşabilirler. Çalışmamız kaba motor fonksiyon sınıflama sistemine göre seviye 2,3 ve 4 olan diplejik SP'li çocuklara uygulanan duyu bütünleme terapisinin postüral denge ve postüral reaksiyonlar üzerine etkisini incelemek amacı ile planlandı. Ocak 2020- Nisan 2020 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya diplejik SP tanısı konmuş, yaşları 4-17 yıl arasında değişen 20 hasta dahil edildi. Çalışmaya alınan hastalardan 10'una sadece nörogelişimsel tedavi (NGT) uygulanırken (kontrol grubu), 10'una NGT'ye ek olarak duyu bütünleme terapisi uygulandı. Rehabilitasyon programından önce ve sonra tüm hastaların, kaba motor fonksiyon ölçümü Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü-88 (GMFM-88) ,denge ölçümü Pediatrik Berg Denge Ölçeği (PBDÖ), gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası ile ve postüral reaksiyonlar manuel olarak değerlendirildi. GMFM-88 gruplar arası tedavi öncesi ve tedavi sonrası A bölümünde yatma ve dönme fonksiyonlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır (p>0,05). B bölümü oturma,C bölümü emekleme diz üstünde durma ,D bölümü ayakta durma ,E bölümü koşma-yürüme-zıplama fonksiyonlarında ve toplam skorlarda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Grup içi karşılaştırmada tedavi grubunda A,B,C ve toplam skorda; kontrol grubunda ise C,D ve toplam skorda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). PBDÖ her iki grupta gruplar arası ve grup içi karşılaştırmalarda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (TMCS) tüm alt ölçekleri gruplar arası anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Grup içi karşılatırmada ise tedavi grubunda statik alt ölçekte ve toplam skorda; kontrol grubunda ise toplam skorda anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Postüral reaksiyonlarda tedavi grubunda ayakta duruşta yana doğru hareket hariç tedavi sonrası reaksiyonların açığa çıkması artmıştır. TÖ-TS GMFM-88, TMCS ve PBDÖ delta fark değerleri gruplar arası karşılaştırmada TMCS koordinasyon ve GMFM-88 C alt ölçek anlamlı fark yaratan değişkenler olarak bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda; NGT ile birlikte uygulanan duyu bütünleme terapisinin postüral ve postüral reaksiyonlarda anlamlı kazanımlar sağladığı ve yalnızca NGT uygulaması ile kıyaslandığında ise TMCS koordinasyon GMFM-88 C alt ölçeklerinde ayrıca yararlılık sağladığı belirlendi. Anahtar Kelimeler: Serebral Palsi, Duyu Bütünleme Terapisi, Postüral Denge, Postüral Reaksiyon

DuruşDuyusal bütünleşmePostural denge+2
Ayşen Canan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnme sonrası hemiplejik hastalarda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetinin, gövde kontrolü, fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlık ile ilişkisinin belirlenmesi

İnme serebral damarların tıkanması, yırtılması ya da kopması sonucu motor kayıp, duygu ve denge bozukluğu, konuşma ve bilişsel fonksiyonların görüldüğü klinik bir tablodur. İnmeli hastaların % 10'u ilk bir ay içerisinde kendiliğinden iyileşmekte olup; diğer % 10'luk kısım tedaviye yanıt vermemektedir. Hastaların % 80'i ise rehabilitasyona ihtiyaç duymaktadır. İnme rehabilitasyonundaki amaç bireylere en kısa sürede ihtiyaç duyduğu fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlığı kazandırmaktır. Bu çalışma inme sonrası hemiplejik hastalarda solunum fonksiyonları ve solunum kas kuvvetinin, gövde kontrolü, fonksiyonel kapasite ve fonksiyonel bağımsızlık ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya inme sonrası hemipleji tanısı almış, dahil edilme kriterlerimize uyan 25 gönüllü hasta dahil edilmiştir. Bireylerin solunum fonksiyonlarının değerlendirilmesinde spirometrik ölçüm, solunum kas kuvvetinin değerlendirilmesi amacıyla ağız içi basınç ölçümü (MIP: maksimal inspiratuar basınç, MEP: maksimal ekspiratuar basınç), gövde kontrolünün değerlendirilmesinde Gövde Bozukluk Ölçeği (GBÖ), fonksiyonel kapasite değerlendirilmesinde zamanlı kalk-yürü testi (ZKYT) ve fonksiyonel bağımsızlıklarının değerlendirilmesinde Barthel İndeksi (Bİ) kullanılmıştır. İstatiksel analizler, Windows tabanlı SPSS 22 istatistik paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İstatiksel analizde yanılma olasılığı p<0.05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak PEF (%) ve FEV1/FVC değerleri dışında solunum fonksiyonları ile fonksiyonel kapasite arasında, FEV1 (%) ve FVC (%) ile gövde kontrolü arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Solunum kas kuvveti ile fonksiyonel kapasite, gövde kontrolü ve fonksiyonel bağımsızlık arasında bir ilişki olmadığı görülmüştür.

HemiplejiPostural dengeSolunum fonksiyon testleri+2
Kübra Boz
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Primer dismenoreli olgularda fiziksel aktivite düzeyinin ağrı ve yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma primer dismenore (PD) tanılı kadınlarda fiziksel aktivite düzeyinin ağrı ve yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya PD tanılı, yaş ortalamaları 21,83±2,9 yıl olan 42 kadın dahil edildi. Tüm olgulara demografik verilerin ve menstrual özelliklerin sorgulanması amacıyla tarafımızca hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'' doldurtuldu. Menstruasyon semptom şiddetini değerlendirmek için ''Menstruasyon Semptom Ölçeği'' (MSÖ), menstrual ağrı şiddetini değerlendirmek için ''Vizüel Analog Skala'' (VAS), fiziksel aktivite düzeyini belirlemek için ''Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form''(UFAA-KF), yaşam kalitesini değerlendirmek için ''Nottingham Sağlık Profili (NSP)'' kullanıldı. Katılımcılar fiziksel aktivite seviyelerine göre düşük (n=19) ve orta (n=23) şiddette olarak ikiye ayrıldı ve menstrual ağrı şiddeti, menstruasyon semptom şiddeti ve yaşam kalitesi puanları açısından karşılaştırıldı. Çalışmadan elde edilen verilere göre düşük fiziksel aktivite seviyesindeki grubun menstrual ağrı ve semptomlarının fiziksel aktivite seviyesi daha yüksek olan gruba kıyasla daha şiddetli olduğu (p<0,05); yaşam kalitesinin ise daha kötü olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Dismenore semptomlarının yaşam kalitesini olumsuz etkilediği, yüksek semptom şiddetinin düşük yaşam kalitesiyle korele olduğu bulunmuştur (p<0,05). PD tanılı kadınlarda fiziksel aktivite seviyesini arttırmaya yönelik eğitim ve egzersiz programlarının planlanması, menstrual semptomların azalmasını ve yaşam kalitesinin artmasını sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Primer dismenore, menstruasyon semptom şiddeti, fiziksel aktivite seviyesi, yaşam kalitesi

AğrıBelirti ve semptomlarDismenore+3
Nurgül Aksoy
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Emzirme eğitiminin annelerin bebeklerini besleme tutumuna, emzirme motivasyonu ve yeterliliğine etkisi

Bu çalışmanın amacı, annelere doğum sonrası verilen emzirme eğitiminin annenin bebeğini besleme tutumu, emzirme öz yeterliliği ve emzirme motivasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla tek gruplu örneklem olarak öntest ve sontest tasarımında deneysel ve karşılaştırmalı olarak yapıldı. Etik kurul ve kurum izinlerini takiben Ekim 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın örneklemini Nişanca Aile Sağlığı Merkezi'nde izlemi yapılan 80 loğusa dönemindeki anneler oluşturdu. Verilerin toplanmasında eğitim öncesi ve sonrasında Kişisel Bilgi Formu, Iowa Bebek Besleme Tutumu Ölçeği, Emzirme Öz-Yeterliliği Ölçeği ve Emzirme Motivasyonu Ölçeği kullanıldı. Çalışmadaki annelere bire bir emzirme eğitimi verildi. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 24 İstatistiksel Analiz Programında; tanımlayıcı istatistiksel analizler, karşılaştırmalarda Manwhitney U, Kruskal Wallis, Wilcoxon t testi kullanıldı. Çalışmaya katılan annelerin çoğunun 25-30 yaş (%33,8) arasında, ortaokul ve lise mezunu (%37,5), ev hanımı (%87,5), 2 yıllık evli (%38,8), eşinin lise mezunu (%55) ve işçi (%42,5) olduğu, gelirinin giderini karşılamadığı (%81,3) saptandı. Annelerin çoğunun gebeliğini istediği (%87,5), normal doğum yaptığı (%65), tamamının hastanede emzirme eğitimi aldığı, aldıkları bu eğitimin emzirmede yararlı olduğu (%62,5), doğumdan sonra ilk yarım saat içinde emzirmeye başladığı (%47,5), iki yıl süreyle emzirmeyi düşündükleri ve ASM'den aldıkları emzirme eğitiminin yararlı olduğunu (%92,5) belirttikleri saptandı. Emzirme eğitimi öncesi ve sonrası veriler arasındaki farklılığa ilişkin analiz sonuçlarına bakıldığında bebek beslenmesi tutumu, emzirme öz yeterlilik algısı ve emzirme motivasyonu alt boyutlarının eğitim sonrasında, eğitim öncesine göre istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde farklılıkları olduğu (p<0,05), araştırmanın hipotezlerini desteklediği ve bebek beslenmesi tutumunun, emzirme öz yeterlilik algısının ve emzirme motivasyonun arttırılmasında postpartum dönemin birinci haftasında verilen emzirme eğitiminin etkili olduğu saptanmıştır.

Anne eğitimiAnnelerBebek bakımı+5
Emine Durmuş
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşlının yaşadığı yerin depresyon, günlük yaşam aktivitesi ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu araştırma yaşlının yaşam ortamının depresyona, günlük yaşam aktivitesine ve yaşam kalitesine etkisini araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 65 yaş üzerinde farklı mekanlarda yaşayan (huzurevinde, evde yalnız ve evde aile ile yaşayanlar) toplam 180 yaşlı bireyden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan olgular demografik özellikleri yanında yaşlılıkla ilişkili hastalık ve özgeçmişleri yönüyle ilgili incelendi. Farklı ortamlarda yaşayan üç gruptaki geriatrik olgunun, sosyodemografik özellikleri, sağlık durumları kaydedildi. Her grubun depresyon durumu Geriatrik Depresyon Skalası ile, günlük yaşam aktiviteleri Lawton ve Brody'nin Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Skalası ve Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi ile, yaşam kalitesinin değerlendirilmesi Yaşlılar için Yaşam Kalitesi Ölçeği (WHOQOL-OLD) ile, boş zamanlarının değerlendirilmesi ise Boş Zaman Aktiviteleri Formu kullanılarak ölçüldü. Verilerin analizinde, Statistical Package for Social Science (SPSS) Windows version 23.0 kullanıldı. Gruplar kendi aralarında F Testi (ANOVA) ve Independent Samples T Testi ile karşılaştırılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre gruplar arası Geriatrik Depresyon düzeyi anlamlı bulunamamıştır (p=0,219). Günlük yaşam, boş zaman aktiviteleri ve yaşam kaliteleri düzeyi gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çalışmadan elde ettiğimiz sonuçlara göre yaşlıda yaşam yerinin Geriatrik Depresyon düzeyine etkisi bulunmazken, günlük yaşam, boş zaman aktivite seviyesine ve yaşam kalitesine etki ettiği bulunmuştur.

Boş zamanları değerlendirmeDepresyonEvler+6
Nafiz Koparan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzun süre ayakta çalışan kadınlar ile sedanter kadınların ayak-ayak bileği problemleri ile yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi

Sedanter yaşam tarzı; obezite, tansiyon problemleri, kaslarda zayıflık, postüral bozukluklar, kalp hastalıkları gibi birçok sağlık sorununa sebep olmaktadır. Uzun süre aynı postürde çalışmak da statik kas yüklenmesinden kaynaklı kaslarda gücün azalmasına ve yorgunluk gibi bazı problemlere yol açar. Bu çalışmada da uzun süre ayakta çalışan kadınlar ile sedanter yaşayan kadınlar arasındaki ayak-ayak bileği problemleri ile yaşam kalitelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ocak 2019- Mayıs 2019 tarihleri arasında yürütülen çalışmaya yaşları 18 ile 45 arasında olan 30 sedanter yaşayan kadın ve 30 uzun süre ayakta çalışan sağlıklı kadın dahil edildi. Katılımcılara bireylerin demografik özelliklerini, ağrı prevelansını ve ağrı bölgesini belirlemek amacıyla Değerlendirme Formu, Ayak Postür İndeksi, Ayak Fonksiyon İndeksi, AOFAS Ayak-Ayak Bileği Araştırması, New York Postür Analiz Yöntemi, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulandı. Grupların demografik ölçümleri karşılaştırıldığında, çalışan ve çalışmayan kadınlar arasında ağrının varlığı açısından istatisksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (p<0,05). Çalışan kadınların % 83,3'ü, çalışmayan kadınların ise %56'sının ağrı şikayetlerinin olduğu belirlenmiştir. Çalışan ve çalışmayan kadınlara ait ağrı yeri karşılaştırmaları yapılmıştır. Çalışan kadınlarda en çok ağrıyan kısmın topuk (%9,1), çalışmayan kadınlarda ise en çok ağrıyan kısmın ayak bileği (%9,1) olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışan ve çalışmayan kadınlar arasında Yaşam Kalitesi Ölçeği, Postür Değerlendirme, Ayak Fonksiyon İndeksi, Ayak Postür İndeksi ile AOFAS karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Anahtar Kelimeler: Kadınlar, Ayak-ayak bileği problemleri, Yaşam kalitesi

AyakAyak bileğiAyak bileği eklemi+4
Gökşin Özcanan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00