
933
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ceylanpınar kuru koşullarında farklı ayçiçeği (Helianthusannus L.) çeşitlerinin/genotiplerinin verim ve verimunsurlarının belirlenmesi
Bu çalışma, 2024 yılı üretim sezonunda Şanlıurfa ili Ceylanpınar ilçesi kuru koşullarında farklı ayçiçeği (Helianthus annuus L.) çeşitlerinin verim ve verim performanslarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü, ana ürün olarak kurulmuş ve toplam 20 farklı ayçiçeği çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Denemede; bitki boyu, tabla çapı, tohum bağlama oranı, parselde tabla sayısı, tane verimi, bin tane ağırlığı, yağ ve protein oranları ile fenolojik gözlemler değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda, tüm incelenen parametrelerde çeşitler arasında verim alınmayan yedi farklı ayçiçek çeşidi (TTAE 13, 15, 63, 70, 72, 85, KİARA) haricinde %1 önem düzeyinde anlamlı farklar tespit edilmiştir. En uzun bitki boyu 80 cm ile P64 LP 146, en kısa ise 46 cm ile SY KIARA çeşidinde gözlenmiştir. Tabla çapı bakımından en geniş değer 11 cm ile SUN 2259 CL, en dar tabla çapı ise 3 cm ile SY KIARA çeşidinde kaydedilmiştir. Tane verimi en yüksek 28,96 g/bitki ve 84,67 kg/da ile SUN 2259 CL, en düşük ise 9,43 g/bitki ve 21,63 kg/da ile GRANİT çeşidinde belirlenmiştir. Bin tane ağırlığı 48,55 g ile SUN 2259 CL'de, 32,75 g ile SY CHELSEA'de ölçülmüştür. En yüksek yağ oranı %43,20 ile GRANİT, en düşük ise %39,88 ile TTAE 2022 84 çeşidinde tespit edilmiştir. Protein oranı bakımından en yüksek değer %22,50 ile TTAE 2022 84, en düşük değer ise %15,47 ile P64 LE 145'te gözlenmiştir. Elde edilen bulgular, SUN 2259 CL ve P64 LE 145 çeşitleri yüksek verim ve uyum yeteneği gösterirken, GRANİT çeşidi erken gelişim süreci ve yüksek yağ oranına (%43,2) sahip olup, tane verimi düşük kalmıştır.
Farklı ekim zamanlarının mısır bitkisinin (Zea mays L.) tane verimi ve verim unsurlarına etkisi
Bu çalışma ile mısır bitkisinde (Zea mays L.) farklı ekim zamanlarının verim ve bazı verim unsurlarına etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Çalışma Harran ovası koşullarında, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak 2024 yılında Şanlıurfa-Suruç koşullarında yürütülmüştür. Çalışmada materyal olarak SY Cadmium hibrit mısır çeşidi kullanılmıştır. Ekim zamanları olarak 1 Mart, 15 Mart, 1 Nisan, 15 Nisan, 1 Mayıs, 15 Mayıs, 1 Haziran, 15 Haziran, 1 Temmuz, 15 Temmuz tarihlerinde olmak üzere toplam 10 ekim zamanı test edilmiştir. Elde edilen verilere ANOVA uygulanırken, önemli çıkan mısır bitkisi verim ve verim parametreleri ortalamalarına yönelik olarakta çoklu karşılaştırma testi (LSD testi) uygulanmıştır. Ekim zamanlarının sap kalınlığı dışında incelenen diğer özellikler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkisinin olduğu belirlenmiştir (p<0,01). Farklı ekim zamanlarının mısır bitkisi boylarına etkisi dikkate alındığında. 1 Temmuz ekim zamanında, mısır yetiştiriciliğinde en yüksek tane verimi ortalama olarak 1455,80 kg/da olduğu belirlenmiştir. 1 Mart ekim zamanında yapılan mısır yetiştiriciliğinde ise en düşük tane verimi ortalama olarak 636,98 kg/da olarak saptanmıştır. Geç ekim dönemlerine ait mısır bitkisi boyları ve tane veriminin erken ve orta ekim dönemlerine nazaran daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bu bilgiler doğrultusunda Şanlıurfa Suruç ilçesi ve benzeri ekolojilerde mısır ekilişlerinin 15 Haziran ve 1 Temmuz arasında yapılması tavsiye edilmiştir.
Ölmez çiçek (helichrysum italicum)'te morfogenetik varyabilitenin belirlenmesi
Şanlıurfa ili kuru koşullarda yetiştirilen Ölmez çiçek (Helichrysum italicum)'te, morfogenetik varyabilitenin belirlenmesi amacıyla yapılan bu çalışma, 2024 yılında, Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Osmanbey Yerleşkesi Tarımsal Uygulama Alanında, Mayıs 2023 yılında araziye şaşırtılan ölmez çiçek plantasyonunda yürütülmüştür. Araştırmada; bitki boyu, kanopi çapı, taze herba verimi, kuru herba verimi, yaprak oranı, kuru yaprak verimi, sap oranı, kuru sap verimi, çiçek oranı, kuru çiçek verimi, çiçek uçucu yağ oranı, sap uçucu yağ oranı, yaprak uçucu yağ oranı ve uçucu yağ bileşenleri gibi özellikler incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu 30-112 cm, kanopi çapı 30-90 cm, taze herba verimi 25.90-430 g/bitki, kuru herba verimi 16.01-220.10 g/bitki, yaprak oranı %13.37- 49.65, kuru yaprak verimi 3.85-60.28 g/bitki, sap oranı %26.13- 54.14, kuru sap verimi 4.67-105.83 g/bitki, çiçek oranı %15.1252.64, kuru çiçek verimi 5.04-87.80 g/bitki, uçucu yağ oranı %0.04- 0.55 değerleri arasında değişim göstermiştir. Uçucu yağ ana bileşenleri Neryl aceate oranı %7.70- 14.79, β-Himacelene oranı %7.54-22.73, α-Curcumene oranı %6.39-7.76, α-Copaene %3.13-7.53, α-Pinene %2.71-4.73, β-Selinene %5.07-7.07, Bisabolane %3.13-5.20, Viridiflorol %0.37-8.87, Geranyl propionate %2.83-6.16, Selina-6-en-4-ol %1.5-4.76 değerleri arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, çiçek uçucu yağında ana bileşen olarak β-Himachalene, yaprak ve sap uçucu yağlarında ana bileşen olarak Neryl acetate belirlemiştir.
Harran ovası koşullarında renkli ve beyaz pamukta (G. hirsutum L.) farklı organik ve mineral gübre kullanımının; bitkisel özellikler ve lif kalite özelliklerine etkisi konusunda bir araştırma
Pamuk bitkisi tekstil ve yağ sanayisinin en önemli hammaddesidir. Günümüzde tekstil sektöründe verim ve kalite konusu son derece önemlidir. Tekstil sektöründe kullanılan liflerin boyanması çeşitlilik ve pazarlama yönünden avantajlar oluştursa da çevrenin kirlenmesi ve yönünden bazı dezavantajlar oluşturmaktadır. Bu nedenle günümüzde çevreye sağlığına duyarlı olduğunu düşündüğümüz doğal renkli pamuklar, beyaz pamuklara alternatif olarak üretilebilecek bir potansiyele sahip olup olmadığı araştırılmaya değer bir konudur. Bu amaçla Şanlıurfa bölgesinde yaygın olarak ekimi yapılan Fiona pamuk çeşidi ve doğal kahve renkli pamuk varyetesi değişik gübre formülleri ile denemeye alınmıştır. Araştırma; Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre, üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Bu çalışmada Beyaz ve renkli pamuk varyetelerinde mineral ve çiftlik gübresinin farklı dozlarının uygulanması sonucu, yetiştirilen bitkilerde, çeşitli bitkisel ve verim parametreleri incelenmiştir. Çalışmada Kütlü Pamuk Verimi (kg/da), Bitki Boyu (cm), Bitki Başına Odun Dalı Sayısı (adet/bitki), Bitki Başına Meyve Dalı Sayısı (adet/bitki), Bitki Başına Koza Sayısı (adet/bitki), Koza Ağırlığı (g), Koza Kütlü Ağırlığı (g), Çırçır Randımanı (%), 100 Tohum Ağırlığı (g), Lif İnceliği (micronaire), Lif Uzunluğu (mm) ve Lif Kopma Dayanıklılığı (Mukavemet) (g/tex) parametreleri ilgili yöntemler uyarınca incelenmiştir. Tezde renkli ve beyaz varyete ile uygulanan gübreler yönünden incelenen en önemli parametre Kütlü pamuk verim parametresidir. Buna göre Kullanılan pamuk çeşitleri yönünden standart beyaz olan Fiona pamuk çeşidinden en yüksek değer elde edilmiştir. Uygulanan gübreler yönünden en yüksek kütlü pamuk verimi (kg/da) 443.99 ile 6 ton/da çiftlik gübresi uygulamasından elde edilmiştir. Bu tezde amaç, beyaz ve renkli pamuklarda uygulanan farklı gübrelerin incelenen parametrelerine göre verim ve kaliteye etkisini saptamak ve bundan sonra bu konuda yapılacak çalışmalara yol gösterici olmaktır.
Ayçiçeğinde (Helianthus annuus L.) mikoriza ve fosfor uygulamalarının verim ve verim unsurlarına etkisi
Bu araştırma Şanlıurfa Ceylanpınar ilçesi sınırları içerisinde bulunan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü arazisinde 2024 yılında planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmada dört farklı dozda mikoriza, 3 farklı dozda fosfor uygulaması ayçiçeği çeşidine uygulanarak verim ve verim ögelerine etkileri araştırılmıştır Deneme tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede her bir parsel 12 m uzunluğundaki 6 sıradan oluşturulmuştur. Deneme alanında ayçiçeği bitkileri sıra arası mesafe 70 cm sıra üzeri mesafe 16 cm olacak şekilde ekim yapılmıştır. Denemede Bloklar arasında 3 m boşluk bırakılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; mikoriza ve fosfor uygulamaları her iki çeşitte de verim üzerine etki ederek, artışa neden olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte en yüksek bitki boyu (164 cm), sap çapı (1.81 mm), sap boğum sayısı (28.55-28.50 adet/bitki), Tabla çapı (26.85), kuru madde oranı (%67.25), dekara verim (294.80 kg/da), bin tane ağırlığı (83.8 g), yağ oranı (%27.30) ve oleik asit (%33.90), linoleik asit (%68) miktarı i tespit edilmiştir.
Bazı tahıl hasıllarında buğday kepeği ilavesinin silaj kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma, serin iklim tahıllarından buğday, arpa, kılçıksız arpa ve tritikale bitkilerine farklı oranlarda buğday kepeği ilavesinin silaj kalitesi ve fermantasyon özellikleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla, 2023–2025 yılları arasında Şanlıurfa-Koruklu'nun yarı kurak iklim koşullarında yürütülmüştür. Tahıl türlerinin ot verimlerini incelemek amacıyla bitki boyu, yeşil ot verimi ve kuru ot verimi belirlenmiş; deneme tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Silaj kalite özelliklerinde ise pH, kuru madde oranı, ham protein, ham kül, ADF ve NDF oranları, sindirilebilir kuru madde, kuru madde tüketimi, nispi yem değeri, Fleig puanı, laktik asit ile asetik, propiyonik ve bütirik asit düzeyleri incelenmiş; bu aşamada tesadüf parsellerinde bölünmüş parseller deneme deseni uygulanmış ve ana parselleri tahıl türleri, alt parselleri ise buğday kepeği düzeyleri (%0, %2.5 ve %5) oluşturmuştur. Araştırma sonucunda, tahıl türleri arasında ot verimi ve büyüme özellikleri bakımından önemli farklılıklar belirlenmiştir. Tritikale, bitki boyu, yeşil ot verimi ve kuru ot verimi bakımından en yüksek değerlere ulaşırken, buğday en düşük değerleri göstermiştir. Silaj kalite özelliklerinde ise buğday kepeği katkısının belirgin olumlu etkileri ortaya çıkmıştır. Kepek ilavesi, silajın pH değerini düşürmüş; buna karşılık kuru madde, ham protein ve sindirilebilir kuru madde oranlarını artırmıştır. ADF ve NDF değerleri kepek düzeyinin artışıyla birlikte azalmış, buna bağlı olarak yem tüketilebilirliği ve Fleig puanı yükselmiştir. Ayrıca kepek katkısı, laktik asit oranını artırırken istenmeyen asetik, propiyonik ve bütirik asit düzeylerini düşürerek fermantasyonun daha dengeli ve hijyenik ilerlemesini sağlamıştır. Genel olarak değerlendirildiğinde, %5 buğday kepeği uygulaması özellikle arpa ve kılçıksız arpa silajlarında en yüksek kalite kriterlerini sağlamış; tritikale ise hem yüksek verim potansiyeli hem de kepek katkısına olumlu yanıtı ile öne çıkmıştır. Bu sonuçlar, buğday kepeğinin serin iklim tahıllarında etkili bir katkı maddesi olduğunu ve yarı kurak bölgelerde kaliteli ve sürdürülebilir kaba yem üretimini destekleyen önemli bir uygulama potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
Farklı pamuk (gossypium hirsutum L.) çeşitlerinin meyvelenme noktalarından elde edilen kozaların verim dağılışları, lif özellikleri ve yağ içeriklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı pamuk çeşitlerinin meyvelenme noktalarından elde edilen kozaların verim dağılışları, lif özellikleri ve yağ içeriklerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bitki materyali olarak bölgede ekimi yapılan 11 pamuk (Gossypium hirsutum L.) (Candia, Fiona, Olivia, Bomba, Sümer, Kalina, Livzara, Sahra 09, Lazer, May 455, Seres) çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Çalışmada; çeşitlerin kütlü pamuk verimi, bitki boyu, odun ve meyve dalı sayıları, koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı, çırçır randımanı, 100 tohum ağırlığı, lif indeksi, lif uzunluğu, lif inceliği, lif mukavemeti ve yağ oranları incelenmiştir. Ayrıca pamuk bitkisi odun dalları, 1-5 meyve dalları (1.bölge), 6-10 meyve dalları (2.bölge) ve 11 ve üzeri meyve dalları (3.bölge) olmak üzere dört kısma ayrılarak bölgelere göre koza sayısı, koza kütlü pamuk ağırlığı ve çırçır randımanları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; Kütlü pamuk verimi yönünden Olivia, Lazer ve Livzara çeşitleri, bitki boyu, lif mukavemeti ve yağ oranı bakımından Livzara çeşidi, meyve dalı sayısı, koza sayısı ve koza kütlü pamuk ağırlığı bakımından Olivia çeşidi, çırçır randımanı bakımından May 455, Sahra 09 ve Kalina çeşitleri, lif uzunluğu bakımından Kalina çeşidi ve lif inceliği bakımından Bomba çeşidi en iyi sonucu vermişlerdir. Bölgelere göre koza sayısında 2. Bölge, kütlü pamuk veriminde ise 1.Bölge en yüksek sonuçları vermişlerdir. Harran ovası koşullarında kütlü pamuk verimi yönünden Olivia, Lazer ve Livzara çeşitlerinin çiftçilere önerilebileceği sonucuna varılmıştır.
Aşılı ve aşısız koşullarda topraktan demir uygulamalarının nohut'un (Cicer arietinum L.) verim ve verim değerlerine etkisi
Bu araştırmada kuru tarım koşullarında Rhizobium aşılaması yapılmış ve yapılmamış nohut bitkisine artan dozlarda uygulamalarının etkisini belirlemek için kurulmuştur. Deneme Mersin Tarsus ilçesinin Damlama köyünde tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Araştırmada Hasan Bey nohut çeşidi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu, yan dal sayısı, ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla sayısı, bitkide tane sayısı, metrekaredeki bitki sayısı, biyolojik verim, hasat indeksi, tane verimi, bitkideki nodül sayısı, toprak üstü aksam, kök kuru ağırlığı önemli derecede artığını belirlenmiştir. Aşılı ve aşısız koşullarda demir uygulamasının baklada tane sayısı ve yüz dane ağırlığında önemli bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Aşılı veya aşısız koşullarda demir uygulamalarının kök kuru ağırlığını, toprak üstü aksamı ve nodül sayısını artırmasına rağmen nohut bitkisinde azot ve protein oranında düşme olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonunda artan demirli gübre uygulamaları ile en fazla dekara tane verimi 10 kg/da FeSO4.7H2O uygulamasından 219.4 kg/da olarak elde edilmiştir. En az ise FeSO4.7H2O uygulanmayan (Kontrol) parselinde 117.3 kg/da olarak elde edilmiştir. Alınan sonuçlar ışığında nohutta tane verimin yüksek olmasının arzulandığı durumlarda Rhizobium aşılaması ve gübrelemenin aynı zamanda yapılması gerektiğini göstermektedir. Nohut bitkisinin tane veriminin fazla olması yüksek verim alınmasına olanak sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Bakteri aşılama, Demir, Gübreleme, Nohut
Arıtma tesisi atık suyunun bazı buğdaygil (Poaceae) ve baklagiller'in (Fabaceae) gelişimi ve besin elementleri içeriğine etkileri
Bu çalışma Van Yüzüncü Yıl Üniveristesi Zirrat Fakültesi Tarla Bitkileri iklim odasında yürütülmüştür. Denemede, İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi suyunun saf su ile farklı oranlarda karıştırılarak elde edilen dört farklı sulama seviyesi uygulanmıştır. Deneme tesadüf parsellerinde üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışmada, uygulamaların otlak ayrığı, domuz ayrığı ve yonca bitkilerinin gelişimi ve besin elementleri içeriğine etkisi incelemek amacıyla yürütülmüştür. Sulama seviyelerinin otlak ayrığının boyunda meydana getirdiği artış önemsiz bulunurken, domuz ayrığı ve yonca boyunda neden olduğu artış önemli bulunmuştur. Biçim dönemlerinin her üç bitkinin boyu üzerindeki etkisi önemli bulunmuştur. Sulama seviyesi ve biçim dönemlerinin Otlak ayrığı, domuz ayrığı ve yoncanın yaş ot ve kuru artışına etkileri önemli bulunmuştur. Dört sulama seviyesi her üç bitkide besin elementi ve metal artışına neden olurken, domuz ayrığı bitikisi dışında selenyum içeriğinde azalma ya neden olmuştur. Yoncanın kalsiyum içeriğindeki artış, Otlak ayrığının molibden içerğindeki artış ile Domuz ayrığının selenyum içeriğindeki artış ve azalış ise önemsiz bulunmuştur. Sulama seviyelerinin Ca ve Se dışındaki tüm besin elementleriyle ilişkisi pozitif ve önemli olmuştur. Sulmadaki atıksu oranının artmasıyla toprak pH'sında meydana gelen azalma besin elementi alımını kolaylaştırırıken, artan tuzluluk olumsuz bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre sulama suyu olarak kullanılacak suyun özelliklerine de bağlı olarak; sulama suyuna % 25'den fazla atık suyun karıştırılması tuzluluk riskini arttırabileceği belirlenmiştir. Tarla koşullarında yapılcak çalışma ile uygulanabilirliği yüksek sonuçlar eld etmek mümkün olabilecektir.
Van ilinde doğal yayılış gösteren Crambe orientalis L. türünün morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Van ili doğal florasından toplanılan Crambe orientalis var. orientalis türünün morfolojik, verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla 2018 yılında 3 farklı lokasyonda (Erciş, Van Merkez, Gevaş) yürütülmüştür. C. orientalis'in meyve ve tohumlarında yağ oranları ve yağ bileşenleri belirlenmiştir. Araştırmada bitki boyu (134.15-145.08 cm), ana dal sayısı (1.54-2.23 adet/bitki), ilk dal yüksekliği (9.62-12.00 cm), meyve çapı (3.35-3.42 mm) ve tohum çapı (2.60-2.71 mm) bakımından lokasyonlar arasındaki farklılıklar önemli bulunmamış, en yüksek bitki başına meyve ağırlığı(118.24 g/bitki ve 146.96 g/bitki) ve tohum ağırlığı (81.04 ve 100.17 g/bitki) sırasıyla Van Merkez ve Erciş lokasyonlarında, bitki başına tohum sayısı (12575.0 adet/bitki) Erciş'te, bin tohum ağırlığı (8.34 g) ve bin meyve ağırlığı (11.80 g) ise Van Merkez'de belirlenmiştir. Araştırmada C. orientalis'in en yüksek meyve ve tohum yağ oranı sırasıyla %18.13 ve%37.97 ile Van Merkez'de elde edilirken,endüstriyel olarak önemli olan erusik asit içeriği ise meyve ve tohum yağında sırasıyla %39.23 ve %41.21 ile Erciş lokasyonundan elde edilmiştir. Araştırma sonucunda Erciş ve Van Merkez lokasyonlarında bu bitkilerin verimlerinin, yağ ve erusik asit oranlarının arttırılmasına yönelik daha ileri araştırmalara ihtiyaç olduğu kanısınavarılmıştır. Anahtar kelimeler:Crambe orientalis, Erusik asit, Yağ oranı
Farklı gibberellik asit konsantrasyonları ve uygulama sürelerinin şeker otu (Stevia rebaudiana Bert.) bitkisinin çimlenme parametleri üzerine etkileri
Bu çalışmada, farklı gibberellik asit konsantrasyonlarının Stevia rebaudiana Bertoni (Şeker Otu) bitkisinin çimlenme parametreleri üzerine olan etkisi araştırılmıştır. Deneme, 2019 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölüm laboratuvarının çimlenme kabinlerinde tesadüf parselleri deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Dört farklı gibberellik asit konsantrasyonu (50, 100, 150, 200 ppm) 6, 12 ve 18 saatlik sürelerle Stevia bitkisine uygulanmış, 7. ve 14. günde incelenen parametrelere ait veriler Costat v 6.3 varyans analizi ve LSD çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda 200 ppm konsantrasyonda gibberellik asit uygulamasının Stevia tohumunun tüm çimlenme parametrelerini olumsuz etkilediği, 50-150 ppm'lik konsantrasyon gruplarında ise kontrol grubuna göre anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Ortalama çimlenme süresi, günlük çimlenme hızı değerlerinde 6 saatlik GA3 uygulaması 12 ve 18 saate göre daha iyi sonuçlar saptanmışken, çimlenme yüzdesi, çimlenme enerjisi, ortalama günlük çimlenme, çimlenme değeri ve fide sürme gücünde 6-12-18 saatlik gibberellik asit uygulamaları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Kontrol grubu ile kıyaslandığında uygulanan gibberellik asit konsantrasyonları ve uygulama süreleri kullandığımız Stevia bitkisinin çimlenme parametreleri üzerinde olumlu sonuç vermemiştir. Gibberellik asidin Stevia bitkisi üzerindeki etkisini araştıracak, daha düşük konsantrasyonların (0-50 ppm arası) ve daha uzun uygulama sürelerinin de incelendiği çalışmalar ile farklı sonuçlar elde edilebilir. Bu bağlamda daha geniş çalışmalara ihtiyaç vardır.
Gercüş (Batman) koşullarında bazı ekmeklik (triticum aestivum l.) ve makarnalık (triticum durum l.) buğday çeşitlerinin verim ve verim özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma; Batman ili ekolojik koşullarına uygun olan ekmeklik ve makarnalık buğday çeşitlerinin belirlenmesi amacı ile 2014–2015 yıllarında Batman İli, Gercüş ilçesi koşullarında yürütülmüştür. Tesadüf Blokları Deneme Deseninde 3 tekrarlamalı olarak yürütülen bu araştırma da 10 ekmeklik ve 6 makarnalık buğday çeşidi olmak üzere 16 buğday çeşidi (Ekmeklik buğdaylar; Adana-99, Cemre, Ceyhan-99, Karacadağ-98, Krasunia, Nurkent, Pandas, Pehlivan, Sagittario ve Syrena çeşitleri; Makarnalık buğdaylar; Artuklu, Ceylan-95, Diyarbakır-81, Fırat-93, Güneyyıldızı ve Zühre) kullanılmıştır. Araştırmada; bitki boyu, başak boyu, başaktaki tane sayısı, metrekarede başak sayısı, başaklanma-erme süresi, tane verimi, bin tane ağırlığı, toplam verim, hasat indeksi, hektolitre ağırlığı ve tanede protein oranı incelenmiştir. Bu araştırma sonucunda ise; en yüksek tane verimi ekmeklik buğdaylardan Nurkent çeşidi, makarnalık buğdaylardan ise Zühre çeşidinde elde edilirken, en yüksek protein oranı ekmeklik buğdaylardan Sagittario çeşidi ve makarnalık buğdaylardan Zühre çeşidinden elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre en yüksek tane verimine sahip olan Nurkent ve Zühre çeşitlerinin Batman İli şartlarında ümitvar oldukları sonucuna varılmıştır.
Farklı ekim zamanlarında fosforlu gübre dozlarının yabani hardal (Brassica: Sinapis arvensis L.)'ın tarımsal ve kalite özelliklerine etkisi
FARKLI EKİM ZAMANLARINDA FOSFORLU GÜBRE DOZLARININ YABANİ HARDAL (Brassica: Sinapis arvensis L.)' IN TARIMSAL VE KALİTE ÖZELLİKLERİNE ETKİSİ DENİZ, Fuat Yüksek Lisans Tezi, Tarla Bitkileri Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Prof. Dr. Rüveyde TUNÇTÜRK Ağustos 2019, 46 sayfa Bu araştırma, 2017 yılında Van Gürpınar ekolojik koşullarında farklı ekim zamanlarında fosforlu gübre dozlarının yabani hardalın tarımsal ve kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amacı ile yürütülmüştür. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre ekim zamanı ana parselde, fosfor dozları alt parsellerde olacak şekilde 3 tekrarlamalı olarak düzenlenmiştir. Araştırmada, üç farklı ekim zamanı (5 Nisan, 15 Nisan ve 25 Nisan) ile 3 farklı fosfor dozu (0, 5 ve 10 kg/da P2O5) kullanılmıştır. Denemede bitki boyu, ilk dal yüksekliği, yan dal sayısı, harnup sayısı, harnupta tohum sayısı, bin tane ağırlığı, tohum verimi, ham yağ oranı ve ham yağ verimi gibi özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda, en yüksek tohum verimi 156.26 kg/da ile 5 Nisan ekimi ve 5 kg/da fosfor uygulamasından elde edilirken, en yüksek ham yağ verimi ise 34.45 kg/da ile 5 Nisan ekimi ve 10 kg/da fosfor uygulamasından elde edilmiştir. Korelasyon analizi sonucuna göre; bitki boyu ile ilk dal yüksekliği, yan dal sayısı, harnup sayısı ve harnupta tane sayısı gibi parametreler ile arasında istatistiksel olarak önemli ve olumlu bir ilişkinin olduğu tespit edilirken, tohum verimi ve yağ oranı ile yağ verimi arasında da önemli ve olumlu bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Ekim zamanı, Fosfor dozları, Sinapis arvensis L., Verim
Diyarbakır ekolojik koşullarında tescilli bazı susam(Sesamum indicum L.) çeşitlerinin tarımsal ve kaliteözelliklerinin araştırılması
Bu araştırma, 2017 yılında ikinci ürün olarak, Diyarbakır-Kayapınar ekolojik koşullarında ve çiftçi arazisinde yürütülmüştür. Deneme, tesadüf blokları deneme deseni' ne göre üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Araştırmada 10 tescilli susam çeşidi (Arslanbey, Boydak, Hatipoğlu, Sarısu, Tanas, Orhangazi-99, Kepsut 99, Muganlı 57, Özberk 82 ve Cumhuriyet 99) kullanılmıştır. Çalışmada, bitki boyu (cm), ilk dal yüksekliği (cm), yan dal sayısı (adet/bitki), kapsül sayısı (adet/bitki), kapsülde tane sayısı (adet), kapsül uzunluğu (cm), 1000 tohum ağırlığı (g), tohum verimi (kg/da), yağ oranı (%) ve yağ verimi (kg/da) gibi farklı özellikler incelenmiştir. Araştırma sonucunda; en yüksek bitki boyu (174.65 cm) Özberk-82 çeşidinden, en fazla yan dal sayısı (7.90 adet/bitki) Hatipoğlu, en fazla kapsül sayısı (162.3 adet/bitki) Tanas çeşidinden elde edilirken, kapsülde en fazla tohum sayısı (81.66 adet) Cumhuriyet-99, en fazla kapsül uzunluğu (3.55 cm) Arslanbey, en fazla 1000 tohum ağırlığı (4.30 g) Hatipoğlu ve en fazla yağ oranı (% 38.10) ise Orhangazi-99 çeşidinden elde edilmiştir. Çalışmada, en fazla ilk dal yüksekliği (33.88 cm), tohum verimi (247.0 kg/da) ve yağ verimi (89.66 kg/da) Boydak susam çeşidinden elde edilmiştir. Korelasyon analizi sonucuna göre; ilk dal yüksekliği ile tohum ve yağ verimi arasında, kapsülde tohum sayısı ile kapsül uzunluğu arasında, tohum verimi ile yağ verimi arasında önemli ve pozitif ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çeşit, Sesamum indicum L., Susam, Verim
Humik asit uygulamalarinin tuz stresi koşullarinda yetiştirilen soya (Glycine max L.)' nin fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkisi
In this study, soybean (Glycine max L.), which has high economic value and importance, was used as plant material. This study was conducted to determine the tolerance level of the plant against salt stress by applying Humic acid to the soybean plant and to observe the physical and chemical changes in the plant. The study was carried out in the climate room of Van Yüzüncü Yıl University Faculty of Agriculture, Department of Field Crops in 2019. In the research, İlksoy soybean variety seeds was used as material. The experiment was carried out in 4 factorial orders according to the Factorial Completely Randomized Design. In the research, four different Humic acid doses (0, 500, 1000 and 2000 ppm) and 3 different NaCl salt doses (0, 125 and 250 mM) were used. In the study, root length, stem length, root fresh weight, stem fresh weight, root dry weight, stem dry weight, leaf area, chlorophyll content, ion leakage in leaf tissues, lipid peroxidation level (MDA), relative water content and membrane resistance in leaf tissues were determined. Properties such as index were also examined. As a result of the study, the longest root was 38 cm and plant height was 30.5 cm for the control plots that salt and humic acid didn't apply to the plants. The highest root fresh weight was 2.082 g and the stem fresh weight was 1.87 g of the plots where 500 ppm humic acid dose applied. In addition, the plants with the highest chlorophyll ratio was 51.05 under 250 mM salt applied without humic acid application. Keywords: Glycine max L., Humic acid, Salt stress, Soybean.
Ağrı Doğubayazıt iklim koşullarında farklı azot dozlarının aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinin verim ve verim unsurları üzerine etkisi
Bu çalışmada 2019 bitki yetiştirme sezonunda Ağrı Doğubayazıt iklim koşullarında Aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerine değişik dozlarda uygulanan azotun verim ve verim öğeleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme faktörü olarak üç aspir çeşidi (Dinçer, Balcı ve Ayaz) ve dört farklı azot dozunun (0, 10, 15, 20 kg/da) kullanıldığı çalışma, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre kurulup ve yürütülmüştür. Çeşitlerin ana parsellere ve gübre dozlarına alt parsellere yerleştirildiği çalışmada; bitki boyu, ana dal sayısı, ikincil dal sayısı, ana sap kalınlığı, tabla sayısı, tabla çapı, tablada tane sayısı, bin tane ağırlığı, tohum verimi, yağ oranı, ham yağ verimi ve ham protein oranı gibi özellikler incelenmiştir. İncelenen özelliklerde; azot miktarı bitki boyu, ana sap kalınlığı, ana dal sayısı, ilk dal yüksekliği, bin tane ağırlığı hariç incelenen diğer özellikler olan ikincil dal sayısı, bitki başına tabla sayısı, tabla çapı, ham yağ oranı, ham protein oranı, tohum verimi ve ham yağ verimine etkisi önemli bulunmuştur. Azot dozu artışına bağlı olarak bitki boyu, ana sap kalınlığı, ana dal sayısı, bitki başına tabla sayısı, tabla çapı, bin tane ağırlığı, ham protein oranı, tohum verimi ve ham yağ verimi değerlerinde azotun dekara 15 kg olduğu uygulamaya kadar düzenli artış görülmüştür. Azot dozlarındaki artışlar genel olarak tabla çapını, tohum verimi ve ham yağ verimi dekara 15 kg azot dozu uygulamasına kadar artırmış olup azot dozunun 20 kg/da'a çıkarıldığı uygulamada azalma eğilimi göstermiştir. Azot dozunun 0 kg/da'dan 20 kg/da'a çıkarılması ana dal sayısı, tabla çapı, ilk dal yüksekliği, ham yağ oranında önemsiz, bitki başına tabla sayısı değerlerinde önemli artışlar meydana getirmiştir. Tohum verimi, ilk dal yüksekliği ve tabla çapı değerlerinde dekara 15 kg azot dozuna kadar artmış, 20 kg azot dozunda önemli azalma saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Aspir (Carthamus tinctorius L.) verim, azot dozu
Kentsel biyolojik arıtma tesisi arıtılmış suyunun yonca (Medicago sativa L.)'nın nodül teşekkülü ile ağır metal ve bitki besin elementleri üzerine etkisi
Artılmış arıtma suyunun farklı oranlarının yoncanın (Medicago sativa L.) Bilensoy çeşidinin nodül gelişimi, agronomik verileri, bitki ve topraktaki bitki besin elementleri ve ağır metal içeriğine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma, saksı denemesi olarak tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütüldü. Kontrol parseline %100 saf su uygulandı. Arıtılmış arıtma suyu % 25 atıksu + % 75 saf su, % 50 atıksu + % 50 saf su ve %75 atıksu + %25 saf su oranlarında uygulandı. Uygulamalar ile aktif nodül sayısı önemli seviyede azalırken, bitki çıkış sayısı, deneme sonunda ortamdan çekilme sayısı, yaş ve kuru ağırlığı (g/bitki) ile kök yaş ve kuru ağırlığının (g/bitki) etkilenmediği belirlendi. Otun P, K, Mg, Ca, Cu, Zn, Fe, Na, Co, Mo içeriği etkilenmedi, yalnızca Mn içeriğini etkisi önemli oldu. Otun Al ve As içeriğinde meydana gelen azalış ile Cd içeriğinde meydana gelen artış önemli oldu. Otun Cr, Ni, Pb ve Se konsantrasyonu etkilenmedi. Arıtma suyu uygulamaları kökün K, Mg, Ca, Cu, Zn, Fe ve Co bitki besin elementleri konsantarsyonunu etkilemedi. Ancak kökün Mn konsantarsyondaki artışı ile Mo konsantrasyonundaki azalması önemli oldu. Arıtma suyu toprağın pH, organik madde, nitrat, sülfat ve kireç içeriğine etkisi olmazken, EC'ine etkisi önemli oldu. Na dışında toprağın incelenen makro, mikro ve ağır metal içerikleri etkilenmedi. Genel olarak toprağın makro ve mikro besin elelmentleri ile ağır metal konsantrasyonları sayısal olarak azaldı. Nodül olşumunu engellemesi ve Na konsantrasyonunu arttırması nedeniyle, kentsel arıtılmış suyun yonca bitkisi sulamasında kullanılması önerilmemektedir.
Salisilik asit uygulamalarının tuz stresi koşullarında yetiştirilen soya (Glycine max. L.)'nınfizyolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada günümüzde yüksek önemi olan soya (Glycine max L.) bitkisi materyal olarak kullanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, farklı dozlarda tuz stresi uygulanan soya bitkisine salisilik asit uygulanarak bitkinin tuz stresine karşı tolerans seviyesini belirlemek ve bitkide oluşan morfolojik ve biyokimyasal değişimleri gözlemlemektir. Çalışma, 2019 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü' ne ait iklim odasında yürütülmüştür. Araştırmada tohumluk materyali olarak İlksoy soya çeşidi kullanılmıştır. Deneme, Tesadüf Parselleri Deneme Deseni' ne göre faktöriyel düzende 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada, dört farklı Salisilik asit dozu (0, 0.5, 1.0, 1,5 mM) ve 3 farklı NaCl tuz dozu (0, 150 ve 300 mM) kullanılmıştır. Çalışmada Soyada kök uzunluğu, gövde uzunluğu, kök yaş ağırlığı, gövde yaş ağırlığı, kök kuru ağırlığı, gövde kuru ağırlığı, yaprak alanı, klorofil miktarı, yaprak dokularında iyon sızıntısı, lipid peroksidasyon düzeyi (MDA), yaprak dokularında bağıl su içeriği ve membran dayanıklılık indeksi gibi özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucunda tuz stresinin bitkinin kök, gövde yaş ve kuru ağırlıklarını, gövde ve kök uzunluklarını, yaprak alanını, RWC (%) membran dayanıklılık indeksi ve klorofil seviyelerini düşürdüğü, yaprak dokularında iyon sızıntısı, lipit peroksidasyon düzeyinde artışlara neden olduğu saptanmıştır. Tuz stresinin bitki üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler salisilik asit etkisiyle bitkide meydana gelen zararlanmalar indirgenmiştir.
Bazı organik gübrelerin silajlık mısır üretiminde kullanım olanaklarının belirlenmesi
Bu çalışma, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü araştırma arazisinde 2022 ve 2023 yıllarında yürütülmüştür. Bu çalışmanın temel hedefi, silajlık mısır bitkisinde farklı gübre uygulamalarının hasıl verim ve bazı kalite değerlerini belirlemektir. Çalışmada, Simpatico mısır çeşidi kullanılmış olup, gübre kaynağı olarak DAP, ÜRE, Organomineral taban (OMT), Organomineral üst (OMÜ), Deniz yosunu (DY), Vermikompost (VK) ve Humik asit (HA) gübrelerinin farklı kombinasyonları kullanılmıştır. Deneme Tesadüf Blokları Deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada 21 parametre incelenmiş ve gübre uygulamaların etkisi sadece koçan sayısı üzerinde istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Diğer parametreler üzerinde istatistiksel olarak %1 düzeyinde önemli olduğu tespit edilmiştir. Uygulamalardan yaprak gübrelerinin olmadığı (DAP-ÜRE, DAP-OMÜ ve OMT-OMÜ) ikili kombinasyonların ADF, NDF ve bitki/sap oranı hariç diğer tüm parametrelerde en düşük değeri gösterdiği kaydedilmiştir. En yüksek değerlerde ise taban gübresi değişkenlik gösterse de üst gübrenin OMÜ ve yaprak gübresinin vermikompost ve humik asit olduğu uygulamalardan sağlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; bitki boyu 208.00-229.36 cm, koçan sayısı 1-1.06 adet/bitki, koçan ağırlığı 130.50-196.17 g, koçan oranı %23.33-34.00, yaprak sayısı 10.15-12.11 adet/bitki, yaprak ağırlığı 103.33-128.83 g/bitki, yaprak oranı %18.50-22.45, sap çapı 18.43-21.10 mm, sap oranı %43.71-58.13, bitki ağırlığı 558.50-574.67 g/bitki, yeşil ot verimi 6610.83-6823.00 kg/da, kuru ot verimi 1514.00-2035.33 kg/da, kuru madde verimi 1513.83-2040.50 kg/da, kuru madde oranı %24.76-29.73, ham protein oranı %5.99-7.25, ham protein verimi 90.67-147.67 kg/da, ADF %19.02-26.59, NDF %38.08-44.03, sindirilebilir kuru madde oranı %68.18-74.07, kuru madde tüketimi %2.73-3.15, nispi yem değeri 144.10-180.97 arasında olduğu kaydedilmiştir. SPAD okuma değeri ise V4-V6: 28.98-32.88, V11-V13: 40.21-48.16, V14-V16: 40.71-49.86 ve VT: 38.26-46.65 arasında değişmiştir. Ayrıca yapılan ekonomik analiz sonuçlarına göre DAP ve ÜRE gübrelerinin bulunduğu uygulamalar maliyet açısından daha düşük oldukları için net kar oranları daha yüksek çıkmıştır. Ancak verim ve incelenen kalite parametreleri açısından OMT ve OMÜ gübreleri ile yaprak gübrelerinin bulunduğu uygulamaların daha iyi sonuç verdiği görülmüştür. Bu bağlamda bitki yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği önemseyerek, organomineral ve yaprak gübrelerinin bitki besleme sistemlerine eklenmesi, tarımsal verimliliği ve toprak sağlığını artırmak için önemli bir adımdır.
Vangölü havzasında yetiştiriciliği yapılan ekmeklik buğday popülâsyonlarının bazı verim ve verim özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma 2023-2024 yetiştirme sezonunda Bitlis İli Ahlat İlçesi kırsalında gerçekleştirilmiştir. Araştrımada iki ticari çeşit (Enola ve Syrena Odeska), dört yerel çeşit genotipi (Tir, Hevidik, Kirik ve Karakılçık) ve üç yerel çeşit karışımı (Karma-1, Karma-2 ve Karma-3) bitkisel material olarak kullanılmış ve deneme tesadüf bölünmüş parseller desenine göre üç tekerrürlü olarak kuru koşullarda kurulmuştur. Çalışmada kullanılan materyalin, metrekarede başak sayısı, bitki boyu, başak boyu, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, toplam verim, tane verimi, hasat indeksi, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı ve ham protein oranı gibi özellikleri incelenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre incelenen tüm özelliklerde çeşitlerin oluşan gruplar üzerindeki etkisi istatistiki açıdan önemli bulunmuştur (P˂0.05). Çalışmada metrekarede başak sayıları 421.67-523.33 adet (en yüksek Kirik, Enola, Karma-1, Karakılçık ve Tir), bitki boyları 71.43-112.40 cm (en yüksek Karma 1, 2, 3 grupları, Tir, Hevidik ve Karakılçık), başak boyları 6.18-8.16 cm (en yüksek Tir), başakta tane sayıları 26.87-35.90 adet (en yüksek Kirik), başakta tane ağırlıkları 1.26-1.48 g (en yüksek tir), toplam verim 712.24-1110.35 kg/da (en yüksek Tir), tane verimi 193.23-284.48 kg/da (en yüksek Syrena Odeska), bin tane ağırlığı 35.64-49.58 g (en yüksek Tir), ham protein oranı %9.64-%11.21 (en yüksek Enola) ve hektolitre ağırlığı 55.09-69.34 kg/hl (en yüksek Enola, Tir ve Kirik) arasında tespit edilmiştir. Araştırmada ticari çeşitler tane verimi, hasat indeksi, protein oranı ve hektolitre ağırlığı gibi özelliklerde yüksek değerlere sahip olmuşlardır. Yerel çeşit ve karışım materyali de bitki boyu, başak boyu ve toplam verimde yüksek değerlere ulaşmışlardır. Bu yönüyle yerel çeşitlerin saman yönünden daha yüksek performansa sahip oldukları anlaşılmıştır. Diğer taraftan hektolitre ve protein değeri gibi kalite özellikleri açısından tatminkâr sonuçlar veren yerel genotip ve karma materyalin gen kaynağı olarak ileri çalışmalarda kullanılması tavsiye edilmektedir. Anahtar kelimeler: Tane verimi, Vangölü havzası, Verim özellikleri, Yerel çeşitler
Şeker pancarı (beta vulgaris var. saccharifera L.) çeşitlerinde farklı söküm zamanlarının verim, verim unsurları ve teknolojik özellikler üzerine etkisinin belirlenmesi
Bu çalışma 2023 ve 2024 yıllarında şeker pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera L.) çeşitlerinde farklı söküm zamanlarının verim, verim unsurları ve teknolojik özellikler üzerine etkilerini belirlemek amacıyla Van ilinin Erciş ilçesinde "Tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Deseni" ne göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada ana parsellere çeşitler (Bernache, Kuzgun, Allanya, Terranova ve Tuna) alt parsellere hasat zamanları (25 Eylül, 10 Ekim, 25 Ekim, 10 Kasım, 25 Kasım) gelecek şekilde planlama yapılmıştır. Denemede, kök-gövde verimi, baş+yaprak verimi, gövde çapı, gövde boyu, çatallı gövde oranı, baş+yaprak ağırlığı, gövde ağırlığı, yaprak alan indeksi, şeker verimi, biyomas verimi, hasat indeksi, şeker oranı, α-amino azotu, kül yüzdesi, usare safiyeti, kuru madde oranı ve mark varlığı gibi parametreler incelenmiştir. Çalışma sonucunda, deneme yılları ile birleştirilmiş yıllar ortalama değerlerine ait varyans analizi incelendiğinde, 2024 yılına ait şeker oranı, usare safiyeti, kuru madde oranı ve 2023, 2024 ile birleştirilmiş yıllara ait mark varlığı oranı dışındaki tüm parametreler üzerinde çeşitler arasında istatistiksel olarak önemli farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, değişik dönemlerde yapılan hasatların tüm parametreler üzerindeki etkisi de istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. 2023 ve 2024 deneme yıllarında sırasıyla; en yüksek kök-gövde verimi 11470.42 kg/da ve 11207.74 kg/da olarak elde edilmiştir. Her iki deneme yılında da en yüksek kök gövde verimi değerleri sırasıyla; 13009.26 ve 12705.09 kg/da Terranova çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından elde edilmiştir. Şeker pancarında hasat zamanı geciktikçe kök gövde veriminde artışların olduğu tespit edilmiştir. Şeker verimi bakımından ise, 2023 deneme yılında en yüksek değer (2679.86 kg/da) Terranova çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından elde edilirken, 2024 deneme yılında ise (2578.37 kg/da) Tuna çeşidinin, 25 Kasım hasat dönemi uygulamalarından tespit edilmiştir. Ancak birleşik yıllar ortalama değerlerine göre, en yüksek şeker verimi değeri 2537.01 kg/da ile Terranova çeşidinin 25 Kasım söküm tarihinden elde edilmiştir. Kök-gövde verimi ve şeker veriminde, hasat zamanlarındaki gecikme ile artışların olduğu, erken sökümlerde kök-gövde ve şeker veriminde düşüşlerin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmada ele alınan karakterler arasındaki ikili ilişkiler (korelasyon analizi) incelendiğinde; kök gövde verimi ile gövde çapı, gövde boyu, çatallı gövde oranı, gövde ağırlığı, şeker verimi, biyomas verimi, hasat indeksi, şeker oranı ve kuru madde oranı gibi parametreler arasında istatistiksel olarak %1 seviyesinde, usare safiyeti ile arasında %5 seviyesinde önemli ve olumlu ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Beta vulgaris var. saccharifera L., Çeşit, Hasat zamanı, Kalite, Şeker pancarı, Verim
Şırnak İdil ekolojik koşullarında bazı nohut hat ve çeşitlerinin verim ve verim unsurlarının değerlendirilmesi
Bu çalışma, İdil/Şırnak ekolojik koşullarında bazı nohut hat ve çeşitlerinin tarımsal ve bitkisel özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, 11 hat (EN 1788, EN 1964, FLIP 03-104 C, FLIP 03-128 C, FLIP 03-131C, FLIP 97-677 C, FLIP06-122 C, FLIP06-39 C, FLIP 97-503 C, FLIP 97-504 C ve TB-2012/40) ve 4 kontrol çeşit (Arda, Azkan, Aksu ve İnci) olmak üzere toplam 15 nohut genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Çalışma, 2020/2021 yılı yetiştirme döneminde İdil/Şırnak çiftçi tarlasında, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışma sonucunda; nohut genotiplerine göre değişmekle birlikte çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı 115.7 ile 161.7 gün, bitki boyu ortalamaları 42.9 ile 53.5 cm, ilk bakla yüksekliğinin 15.2 ile 26.2 cm, bitkide dal sayısı değeri 2.0 ile 3.9 adet, bitkide bakla sayısı 23.0 ile 43.4 adet, bitkide tane sayısı 14.0 ile 44.0 adet, bitkide tane ağırlığı 9.2 ile 13.4 g, tane verimi 98.4 ile 160.7 kg/da, yüz tane ağırlığı 23.3 g ile 37.6 g ve hasat indeksi %34.5 ile 46.2 arasında değişmiştir. Sonuç olarak FLIP 03-104 C nohut genotipinin erken çiçeklenme ve bakla bağlama özelliğinden dolaylı kurak koşullarda daha iyi sonuçlar verebileceği; ARDA ve FLIP 97-503 C nohut genotiplerinin verim ve verimle ilgili özellikler bakımından incelenen diğer genotiplerden daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.
Şırnak-İdil koşullarında kışlık ve erken ilkbaharda yetiştirilen nohut çeşitlerinin verim ve verimle ilgili özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Şırnak-İdil koşullarında farklı ekim zamanlarda yetiştirilen bazı nohut çeşitleri ile bunların önemli bitkisel ve tarımsal özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, 2020/2021 yetiştirme sezonunda iki farklı yetiştirme döneminde (kışlık ve erken ilkbaharda) 10 adet nohut çeşidi (Azkan, Arda, Aksu, Botan, Hasanbey, Arslanbey, Caner, Onur, Seçkin ve Sezgin) ile tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak, ana parseller ekim zamanı ve alt parseller çeşitler olacak şekilde yürütülmüştür. Araştırmada sonucunda ele alınan nohut çeşitlerinin; farklı yetişme dönemlerinde (Kışlık ve Erken İlkbahar) çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı 77.83-147.03 gün, bitki boyu 30.52- 39.65 cm, ilk bakla yüksekliği 19.33-19.96 cm, dal sayısı 2.89- 3.01 adet/bitki, bakla sayısı 10.46-27.38 adet/bitki, yüz tane ortalamaları ağırlığı 33.28-37.75 g ve tane verimlerinin 78.34-112.41 kg/da arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırma sonucunda kışlık ekimlerin tane verimi ve verimle ilgili özellikler bakımından erken ilkbahar ekimlerine göre daha üstün olduğu saptanmıştır. Araştırmanın yürütüldüğü ve benzer ekolojilerde kışlık ekimler önerilebilir. Ayrıca araştırmada yer alan çeşitlerden Aksu, Hasanbey, Sezgin ve Onur çeşitlerinin tane verimi ve verimle ilişkili bazı özellikler bakımından, denemenin yürütüldüğü yılda diğer çeşitlere göre daha üstün olduğu görülmektedir. AnahtarKelimeler: Nohut, Çeşit, Verim, Verim Özellikleri, Ekim Zamanı
Şırnak-İdil koşullarında yetiştirilebilecek kışlık nohut genotiplerinin saptanması
Araştırma, Şırnak-İdil koşullarında yetiştirilebilecek nohut Cicer arietinum L.) genotiplerinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, 12 genotip (X 05 TH 21 C, EN 1846, FLIP 03-108 C, ENA 190-7, EN 1867, FLIP 03-7 C, FLIP 03-104 C, 33/2.SET, EN 1683, X 09 TH 71-2-1, Çağatay 100 Gray ve FLIP 06-39 C) ve 3 kontrol çeşit (Arda, Azkan, Hasanbey) olmak üzere toplam 15 nohut geotipi kullanılmıştır. Araştırma, 2020-2021 kışlık yetiştirme döneminde, tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Genotiplere göre değişmekle birlikte araştırma sonucunda çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı 156.7-118.7 gün, bakla bağlamaya kadar geçen gün sayısı 169.0-157.3 gün; bitki boyu 29.9 cm- 54.7 cm; ilk bakla yüksekliği 14.5-30.0 cm; bitkideki dal sayısı 2.3-4.3 adet; bitkide bakla sayısı 44.2-15.0 adet; bitkide dolu bakla sayısı 42.6-13.0 adet; bitkide tane sayısı 13.3-44.9 adet; bitkide tane ağırlığı 8.7- 14.0 g; tane verimi 166.8 -100.7 kg/da; yüz tane ağırlığı 27.7 -42.3 g ve hasat indeksi değeri % 33.9-42.1 arasında değişmiştir. Sonuç olarak Şırnak-İdil ekolojik koşullarında FLIP 03-108 C ve EN 1683 nohut genotiplerinin verim ve verimle ilgili özellikler bakımından öne çıktığı belirlenmiştir. Bu geotipler ile bölge koşullarında tescil çalışmalarının yürütülmesi uygun olabilir.
Bazı aspir (Carthamus tinctorius L.) çeşitlerinde farklı fosfor dozunun aspir verim ve yağ asitleri kompozisyonu üzerine etkisi
Bu araştırma, farklı fosfor dozlarının bazı aspir çeşitlerinde verim ve yağ kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Dinçer ve Remzibey genotipleri materyal olarak kullanılmıştır. Fosfor içerikli gübre kontrol dahil 5 farklı dozda (0, 8, 12, 16 ve 20 kg/da) uygulanmıştır. Tarla denemeleri, 2020-2021 üretim yılında Dicle Üniversitesi araştırma alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, üç tekerrürlü olacak şekilde kurularak yürütülmüştür. Farklı dozlarda uygulanan fosfor dozlarının genotiplere ait etkilerinin belirlenmesi amacıyla verim parametrelerinden bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tabla tohum sayısı, tabla çapı, tane verimi, bin tane ağırlığı, klorofil miktarı tespit edilerek, kalite hakkında önemli bilgiler veren protein, yağ ve yağ asitleri kompozisyonları saptanmıştır.Tarla koşullarında yürütülen deneme sonucunda; Araştırmada genotiplere göre değişmekle birlikte genotipler arasındaki farklılık ve fosfor doz uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli görülmüştür. Araştırma sonucunda fosfor dozu oranı etkili görülmüş olup; Bitki boyu 109,29-127,21 cm, dal sayısı 8,80-12,56 adet/bitki, tabla sayısı 12,20- 17,49 adet/bitki, tabla çapı 4,04-4,92 cm, tabla tane sayısı 24,43-36,60 adet/bitki, 1000 tane ağırlığı 37,13 - 42,20 g, tane verimi 246,60 – 387,24 kg/da, protein %12,27-15,42, klorofil 258,53 – 394,42 ve yağ oranı %28,01-33,13 değerleri arasında belirlenmiştir. Yağ asitleri kompozisyonu bakımından çeşitler ve fosfor dozlarının etkisi önemli görülmüştür. Oleik (%13,08-25,85), araşidik (%0,41-0,50), eikosenoik asit (%0,13-0,18), stearik asit oranı (%2,82-3,16), palmitik (%6,88-7,64), miristik (%0,11-0,14), linoleik (%62,47-74,84) ve linolenik asit (%0,78-0,98) arasında değiştiği saptanmıştır. Bu çalışmada fosfor uygulamalarının genotiplerin hem verim öğeleri hem de kalite özellikleri açısından ön plana çıktığı ve fosforun aspir üretimi için önemli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Farklı çinko doz uygulamalarının bazı aspir (CarthamusTinctorius L.) genotiplerinde verim ve yağ kalitesi üzerine ekilerinin belirlenmesi
Bu araştırma, farklı çinko dozlarının bazı aspir genotiplerinde verim ve yağ kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Dinçer ve Remzibey genotipleri materyal olarak kullanılmıştır. Çinko içerikli sıvı yaprak gübresi kontrol dahil 5 farklı dozda (0, 250ppm, 500ppm, 1000ppm, 2000ppm) yapraktan uygulanmıştır. Tarla denemeleri, 2020-2021 üretim yılında Dicle Üniversitesi araştırma alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, üç tekerrürlü olacak şekilde kurularak yürütülmüştür. Farklı dozlarda yapraktan uygulanan çinko dozlarının genotiplere ait etkilerinin belirlenmesi amacıyla verim parametrelerinden bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tabla tohum sayısı, tabla çapı, tane verimi, bin tane ağırlığı, klorofil miktarı tespit edilerek, kalite hakkında önemli bilgiler veren protein, yağ ve yağ asitleri kompozisyonları saptanmıştır. Tarla koşullarında yürütülen deneme sonucunda; Araştırmada genotiplere göre değişmekle birlikte genotipler arasındaki faklılık ve çinko doz uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli görülmüştür. Genel olarak Remzibey çeşidi (bitki boyu 125,87 cm, dal sayısı 12,33 adet/bitki, tabla sayısı 12,83 adet/bitki, verim 386,79 kg/da, protein %15,05, klorofil 350,66 değerleri açısından ) 2000 ppm uygulamasıyla ön plana çıkmıştır. Yağ asitleri kompozisyonu bakımından çeşitler ve çinko dozlarının etkisi önemli görülmüştür. Oleik (%28,36), araşidik (%0,52) ve eikosenoik asit (%0,19) oranları en yüksek Remzibey genotipinde ve 2000 ppm, fakat stearik asit oranı ise 1000 ppm çinko uygulamasında belirlenmiştir. Buna karşın en yüksek palmitik (%7,72- 500 ppm), miristik (%0,15- 2000 ppm), linoleik (%74,39 – 250 ppm) ve linolenik asit (%1,02- 500 ppm) oranları Dinçer çeşidinde ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada çinko uygulamalarının genotiplerin hem verim öğeleri hem de kalite özellikleri açısından ön plana çıktığı ve çinkonun aspir üretimi için önerilebileceği kanaatine ulaşılmıştır.
İkinci ürün soyada (Glycine max. Merill L.) farklı gelişim dönemlerinde yapılan insektisit uygulamalarının verim ve verim unsurları üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışma, ikinci ürün soyada (Glycine max. merill L.) farklı gelişim dönemlerinde yapılan insektisit uygulamalarının verim ve verim unsurları üzerine etkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırma, Diyarbakır ilinde 2020 yılında, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında tesadüf blokları deneme desenine göre, üç tekrarlamalı olarak kurulup yürütülmüştür. Araştırmada 4 farklı gelişme döneminde (1.Vejetatif dönem, 2. Generatif dönem, 3. Olgunlaşma dönemi, 4. Kontrol uygulaması) insektisit uygulaması yapıldı. Farklı gelişim dönemlerinde uygulanan insektisitlerin soya üzerinde etkilerinin belirlenmesi amacıyla verim parametrelerinden bitki boyu, boğum sayısı, bitki başına bakla sayısı, tohum sayısı, ilk bakla yüksekliği, bakla uzunluğu, yaprakta klorofil miktarı, 100 tohum ağırlığı, tohum verimi tespit edilerek, kalite hakkında önemli bilgiler veren protein, yağ ve yağ asitleri kompozisyonları saptanmıştır. Tarla koşullarında yürütülen deneme sonucunda; Bitki boyu, boğum sayısı, bitki başına bakla sayısı, bitki başına tohum sayısı, ilk bakla yüksekliği, bakla uzunluğu, verim, yağ oranı ve protein oranı üzerine etkileri önemli görülürken, yağ asitleri kompozisyonu üzerindeki etkisi önemsiz görülmüştür. Bitki boyu 62,30-73,73 cm, boğum sayısı 10-14,04 adet/bitki, bitki başına bakla sayısı 55,19-92,58 adet/bitki, tohum sayısı 171,17-276,61 adet/bitki, ilk bakla yüksekliği 10-10,80 cm, bakla uzunluğu 1,81-2,13 cm, 100 tane ağırlığı 9,97-11,10 g, tohum verimi 227,06-345,50 kg/da, protein %26,68-27,01, yağ oranı %17,77-20,06 değerleri arasında belirlenmiştir. Yağ asitleri kompozisyonu bakımından uygulamaların etkisi önemsiz görülmüştür. Oleik (%26,68-27,01), linoleik (%38,93-39,51), palmitik (%6,88-7,64), stearik asit oranı (%7,57-7,78), miristik (%0,13-0,15), araşidik (%0,87-0,95) arasında değiştiği saptanmıştır. Bu çalışmada ikinci ürün soya üretiminde hem verim bileşenleri hem de kalite özellikleri açısından insektisit uygulamalarının ön plana çıktığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Soya, insektisit, tohum, verim
Mardin ilinden toplanan yerel nohut genotiplerinin karakterizasyonu
Bu araştırma, Mardin ilinden toplanan yerel nohut genotiplerini verim potansiyellerinibelirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, bölgeden toplanan 10 yerel nohut genotipi ve 3 kontrol çeşit(Arda, Azkan ve Seçkin) olmak üzere 13 nohut genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma, 2021 yılı Şubat ayında, Mardin'de tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Genotiplere göre değişmekle birlikte; çıkış süresi 25.3-32.0 gün; çiçeklenmeye kadar geçen süre 57.4- 73.3 gün; bakla bağlamaya kadar geçen süre 68-78 gün; olgunlaşmaya kadar geçen süre 89.7-107.0 gün; bitki boyu 24.7-43 cm; ilk bakla yüksekliği12.5-18.8 cm; bitki dal sayısı 3.2-5.2 adet; bitkide bakla sayısı 19.7-95.7 adet; bitkide tane sayısı 6.3-30.2 adet; bitkide tane ağırlığı 6.4-30.2 gr; yüz tane ağırlığı 27.9-51.5 g ve tane verimi 52.4-214.5 kg/da arasında değişmiştir. Araştırma sonucunda Mardin İlinde toplanan yerel nohut populasyonları arasında verim ve verimle ilgili özellikler yönünden önemli varyasyon saptanmıştır.
Gap koşullarında bazı inci darı (Pennisetum glaucum (L.) R. Br.) populasyonlarının ot verimi ve kalitesinin belirlenmesi
Son yıllarda meydana gelen iklim değişiklikleri nedeniyle, kurağa ve yüksek sıcaklığa dayanıklı bitki tür ve çeşitlerinin geliştirilmesi önemlidir. İnci darı, yüksek sıcaklığa ve kurağa toleranslı, farklı amaçlarda kullanılan (tane, ot ve enerji) önemli türlerin başında gelmektedir. Araştırma, GAP koşullarında farklı inci darısı (Pennisetum glaucum (L.) R.Br.). populasyonlarının, ot verimi ve verimle ilişkili özelliklerin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Deneme alanında (Akçakale/Şanlıurfa) 2021 yılında, ikinci ürün koşullarında (Temmuz-Kasım) yürütülmüştür. 23 adet populasyon ile yürütülen bu araştırmada sıra arası 70 cm ve sıra üzeri 25 cm olacak şekilde, 4 m uzunluğunda birer sıra olarak, 2 tekrarlamalı olarak ekilmiştir. Biçimler, başaktaki tanelerin süt-hamur olum döneminde yapılmıştır. Her tekrarlama ve populasyonda, hasat sırasında alınan 5 bitkide verim ve verimle ilişkili özellikler incelenmiştir. Ot verimi ve verimle ilişkili özellikler populasyonlara göre değişmekle birlikte; çiçeklenme gün sayısının 68.0-84.0 gün, bitki boyunun 248.5-306.16 cm, ana saptaki yaprak sayısının 9.83-16.0 adet, toplam sap sayısının 3.5-7.16 adet/bitki, kuru ot oranının %17.66-45.17, yaş ot veriminin 798.16-2569.83 g/bitki ve kuru ot veriminin ise 272.12-1054.18 g/bitki arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca populasyonlara göre değişmekle birlikte önemli ot kalite özelliklerinde ham protein (HP) oranın %8.49-12.93, nötral deterjandan çözünmeyen lifin (NDF) %52.04-65.65, asit deterjanda çözünmeyen lifin (ADF) %37.84-45.75, sindirilebilir kuru madde (SKM) oranın %52.64-59.42, kuru madde tüketimin (KMT) %1.83-2.3, nispi yem değerinin (NYD) 70.71-104.9 ve net enerji (NE) laktasyon 1.23-1.36 Mkal/kg KM arasında değiştiğini; mineral elementlerden kalsiyum (Ca) %0.06-0.21, potasyum (K) %2.47-4.18, magnezyum (Mg) % 0.06-0.25 ve fosfor (P) ortalamalarının %0.33-0.42 arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırmada yer alan populasyonlardan 277, 1566, 2761, 2789, 3329, 3432 ve 3525 biyokütle verimi bakımından, 1625, 2083, 2167, 2322 ve 2704 populasyonların ise ot kalitesi bakımından araştırmada standart çeşit olarak yer alan white çeşidinden üstün oldukları saptanmıştır. Ayrıca ot verimi ve kalitesi bakımından öne çıkan bu populasyonların, ileride yapılacak ıslah çalışmalarında değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
GAP koşullarında yetiştirilen bazı atdişi mısır (Zea mays indentata Sturt.) çeşitlerinin tane verimi ve verim özelliklerinin belirlenmesi
GAP bölgesinde ikinci ürün koşullarında tane verimi bakımından uygun melez mısır çeşitlerinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışma, Mardin/Kızıltepe ekolojik koşullarında ikinci ürün olarak yaygın olarak tarımı yapılan bazı mısır çeşitlerinin, tane verimi ve teknolojik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu çalışmada, materyal olarak DKC6050, DKC5709, DKC6664, P0900, PR32T83, P1441 ve P0937 hibrid mısır (Zea mays L.) çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma, Temmuz-2021 tarihinde Mardin ili Kızıltepe ilçesi Katarlı mahallesinde çiftçi tarlasında yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlanmalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada incelenen özelliklerden koçan uzunluğu hariç, diğer tüm özellikler bakımından çeşitler arasında istatistiki olarak önemli farklar bulunmuştur. Çalışmada genotiplere göre değişmekle birlikte çiçeklenme süresinin 49.00-57.00 gün, bitki boyunun 217.38-236.80 cm, koçanın yerden yüksekliğinin 60.00-66.00 cm, koçan uzunluğunun 18.00-21.00 cm, kocandaki tane sayısının 558.75-760 adet, hektolitre değerinin 72.40-75.40 kg/hl arasında, hasatta tanedeki nem değerin %19.00-21.00 arasında, nişasta içeriğinin %72. 320-77.683 arasında, ham protein içeriğinin %5.195-5.780 arasında ve tane veriminin 1252.0-1452.0 kg/da arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırma sonucunda P0937 en yüksek tane verime sahip oldğu bu çeşidi DKC6664, P1441, PR32T83 çeşitlerinin izlediği, söz konuş çeşitlerin tamamının FAO 630-650 olum gün süresine sahip oldukları ve çeşit ortalamasının üzerinde verimlere sahip oldukları saptanmıştır. Kızltepe Mardin koşulların FAO 630-650 olum süresine sahip çeşitlerinin verim açısından uygun olabileceği sonucuna varılmıştır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde azot dozu uygulamasının Aspir'in (Carthamus tinctorius L.) verimi ve kalitesi üzerine etkileri
Aspir (Carthamus tinctorius, L.) insan beslenmesine uygun yağa ve yağ bileşenlerine sahip sıcağa ve kurağa dayanıklı bir yağ bitkisidir. Bu nedenle, Türkiye'nin yemeklik yağ açığının kapatılmasında potansiyele sahip olması, alternatif alanlarda yetiştirilebilmesi, münavebeye girebilmesi ve nadas alanlarını daraltması gibi nedenlerle üzerinde önemle durulması gerekir. Bu araştırma, farklı azot dozlarının bazı aspir çeşitlerinde verim ve yağ kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Dinçer ve Remzibey genotipleri materyal olarak kullanılmıştır. Azot içerikli gübre kontrol dahil 5 farklı dozda (0, 4, 8, 12 ve 20 kg/da) uygulanmıştır. Tarla denemeleri, 2020-2021 üretim yılında Dicle Üniversitesi araştırma alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, üç tekerrürlü olacak şekilde kurularak yürütülmüştür. Farklı dozlarda uygulanan azot dozlarının genotiplere ait etkilerinin belirlenmesi amacıyla verim parametrelerinden bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tabla tohum sayısı, tabla çapı, tane verimi, bin tane ağırlığı, klorofil miktarı tespit edilerek, kalite hakkında önemli bilgiler veren protein, yağ ve yağ asitleri kompozisyonları saptanmıştır. Tarla koşullarında yürütülen deneme sonucunda; Araştırmada genotiplere göre değişmekle birlikte genotipler arasındaki farklılık ve azot doz uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli görülmüştür. Araştırma sonucunda azot dozu oranı etkili görülmüş olup; Bitki boyu 76,99 - 120,03 cm, dal sayısı 6,90 - 13,13 adet/bitki, tabla sayısı 8,63 - 18,36 adet/bitki, tabla çapı 3,50 - 5,40 cm, tohum sayısı 24,80 - 44,45 adet/bitki, 1000 tane ağırlığı 34,63 - 42,23 g, tane verimi 225,56 - 400,50 kg/da, protein %14,37 - 18,90, klorofil 1 226,82 - 394,63 ve yağ oranı % 26,47 - 30,81 değerleri arasında belirlenmiştir. Yağ asitleri kompozisyonu bakımından çeşitler ve azot dozlarının etkisi önemli görülmüştür. Oleik (% 13,13 - 29,71), araşidik (% 0,41 - 0,52), eikosenoik asit (% 0,14 - 0,25), stearik asit oranı (% 2,70 - 3,03), palmitik (% 6,88 - 7,64), miristik (% 0,11 - 0,14), linoleik (% 62,47 - 74,84) ve linolenik asit (% 0,78 - 0,98) arasında değiştiği saptanmıştır. Bu çalışmada azot uygulamalarının genotiplerin hem verim öğeleri hem de kalite özellikleri açısından ön plana çıktığı ve azotun aspir üretimi için önemli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Fenolojik dönemlerine göre biberiyedeki (Rosmarinus officinalis) rosmarinik asit ve uçucu yağ içeriklerinin araştırılması
Lamiaceae familyasından olan Biberiye (Rosmarinus officinalis L.) aromatik ve önemli bir tıbbi bitkidir. Biberiye gıda sanayisinde, kozmetikte ve halk tıbbında kullanılmaktadır. Bu çalışmada Biberiye (Rosmarinus officinalis L.) bitkisi Diyarbakır ilinden farklı dönemlerde (çiçeklenme öncesi, çiçeklenme sonrası ve çiçeklenme döneminde) toplanmıştır. Toplanan bitkiler kurutulduktan sonra uçucu yağları clevenger metodu ile elde edilmiştir. GC-MS cihazı kullanılarak uçucu yağları analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Vejetatif ve Çiçeklenme döneminde 22 bileşen ve çiçeklenme sonrası dönemde 14 bileşen tespit edilmiştir. Bu dönemlere ait uçucu yağların temel bileşeni genel olarak camphor, alpha-pinene, 1,8 cineole ve borneol olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda, biberiyenin uçucu yağ bileşenleri miktarının mevsimlere göre önemli ölçüde değişiklik gösterdiği ve kemotipinin Camphor olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Rosmarinik asit tayini ise HPLC (Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografisi) cihazı kullanılarak belirlenmiştir ve en yüksek Rosmarinik asit miktarı Çiçeklenme sonrası dönemde 5 mg/100 g olarak belirlenmiştir.
Şırnak-Cizre koşullarında bazı kışlık nohut genotiplerinde verim unsurlarının belirlenmesi
Nohut (Cicer arietinum L.), yüksek düzeyde protein içeren ve hayvansal ürün tüketimi sınırlı olan insanlar için önemli bir protein kaynağıdır. Bu araştırma, Şırnak-Cizre koşullarında bazı nohut genotiplerinin verim unsurlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, 2022-2023 kışlık yetişme döneminde, 13 nohut genotipi ile Şırnak ili Cizre ilçesinde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırma sonucunda; verim ve verimle ilgili özellikler bakımından incelenen genotipler arasında istatistiki olarak önemli fark bulunmuştur. Genotiplere göre değişmekle birlikte; çiçeklenmeye kadar geçen gün sayısı değeri 105.0-118.5 gün; metrekaredeki bitki sayısı 5.50-20.50 adet; bitki boyu 43.93-52.40 cm; ilk bakla yüksekliği 24.60-36.20 cm; bitkide dal sayısı 6.13-11.40 adet; bitkide toplam bakla sayısı 10.67-26.73 adet; bitkide boş bakla sayısı 1.50-5.73 adet; bitkide dolu bakla sayısı 8.67-25.80 adet; bitkide tane sayısı 9.30-25.50 adet; bitkide tane ağırlığı 2.73-7.47 g; tane veriminin 26.76-131.32 kg/da; yüz tane ağırlığı 28.58-37.17 g ve hasat indeksinin % 22.11-29.55 değerleri arasında değiştiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda 6B17, 6B27 ve 6B110 nohut genotiplerinin verim ve verimle ilgili özellikler bakımından ileride yapılacak ıslah çalışmalarda ümitvar hatlar olarak değerlendirilebileceği belirlenmiştir.
İdil koşullarında yaygın fiğ (Vicia sativa L.)'in arpa ile farklı karışım oranlarının ot verimi ve kalitesine etkisi
Araştırma, İdil/Şırnak koşullarında, kışlık ara ürün yetiştirme döneminde, yaygın fiğin (Vicia sativa L) ile arpanın (Hordeum vulgare L.) saf ve farklı karışım oranlarının ot verimi ve kalitesine etkisinin belirlenmesi amacıyla sonbaharda yürütülmüştür. Araştırmada, fiğ (F) ve arpanın (A), saf (%100) ekimlerin yanı sıra, %75 F- %25 A, %50 F- %50 A ve %25 F-%A karışımları kullanılmıştır. Tarla denemesi, tesadüf blokları deneme deseninde 4 tekrarlamalı olarak İdil/Dirsekli köyü çiftçi koşullarında Kasım 2022 ve Nisan 2023 kışlık ara ürün döneminde yürütülmüştür. Ot verimi için hasat, arpanın süt-hamur olum dönemi denk gelen tarihlerde yapılmıştır. Hasatta bitki boyu, yaş ve kuru ot verimlerinin yanı sıra ot kalite özellikleri saptanmıştır. Araştırmada ot verimi ve verimle ilişkili özelliklerden; fiğin ana sap uzunluğunun 103.5-119.7 cm, arpanın bitki boyunun 92.6-99.8 cm, toplam yaş ot veriminin 1578.1-2994.7 kg/da, kuru ot veriminin 369.4-1131.7 kg/da arasında değiştiği saptanmıştır. Kuru ot kalitesi ile ilgi özelliklerden ham protein (HP) oranının %10.57-19.90, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %47.63-61.68, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) % 27.66-32.64, Kalsiyum (Ca) %0.052-0.915, Potasyum (K) %2.925-3.821, Magnezyum (Mg) %0.085-0.304, Fosfor (P) % 0.301-0338, sindirilebilir kuru madde (SKM) oranı %63.48-67.35, kuru madde tüketimi (KMT) %1.950-2.521, nispi yem değeri (NYD) 96.85-124.69, arasında değişiği belirlenmiştir. Araştırma sonucunda yaygın fiğin İdil/Şırnak koşullarının sahip olduğu kış soğuklarından etkilendiği ve bundan dolayı da söz konusu koşullarda ot verimlerinin düşük olduğu görülmektedir. Ancak arpanın saf ve %25-50 fiğ karışımı şeklinde yetiştirildiğinde ortalama dekara 1100 kg kuru ot elde edildiği saptanmıştır.
Şanlıurfa ikinci ürün koşullarında bazı inci darısı (Pennisetum glaucum (L.) R.Br.) popülasyonlarının ot verimi ve kalitesinin saptanması
Bu çalışmanın amacı, ülkemizin kurak ve yarı kurak ekolojik koşullarını temsil eden Şanlıurfa koşullarında bazı inci darı popülasyonlarının ot verimi ve ot kalite özelliklerini belirlemektir. Araştırmada 15 inci darısı (Pennisetum glaucum (L.) R. Br.) popülasyonu materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma, Akçakale/Şanlıurfa'da, 2023 yılı Temmuz-Kasım döneminde, ikinci ürün koşullarında yürtülmüştür. Ekim işlemleri, her biri dört sıra içeren, beş metre uzunluğunda ve sıra arası 70 cm, sıra üzeri 25 cm olacak şekilde, üç tekrarlı olarak yapılmıştır. Biçimler, salkımdaki tanelerin süt-hamur olum döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ot veriminin yanısıra ot kalite özellikleri saptanmıştır. Araştırmada popülasyonların çiçeklenme gün sayısı 55,0-59,7 gün, bitki boyu 302,7-323,3 cm, yaş ot verimi 847,4-9913,4 kg/da, kuru ot oranı %30,07-34,60 ve kuru ot verimi 2791,2-4200,5 kg/da arasında değişmiştir. Ayrıca, önemli ot kalite özellikleri arasında ham protein (HP) oranı %5.35-7.98, nötral deterjanda çözünmeyen lif (NDF) %60,00-69,25, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) %35,08-45,87, asit deterjan lignin (ADL) %3.728-5.919, kalsiyum (Ca) %0,1800-0,6132, potasyum (K) %2.9719-3.7367, magnezyum (Mg) %0,2067-0,3659, fosfor (P) %0,2357-0,3600, sindirilebilir kuru madde (SKM) oranı %53,17-61,57, kuru madde tüketimi (KMT) %1.733-2.000 ve nispi yem değeri (NYD) 71,49-95,48 arasında değişmiştir. Araştırmada, 18353 ve 14428 popülasyonlarının biyokütle verimi açısından; 16489, 15372 ve 16402 popülasyonlarının ise ot kalitesi bakımından standart çeşit olan Ashana çeşidinden üstün olduğu belirlenmiştir. Umut vadeden bu popülasyonlar, ileride yapılacak ıslah çalışmaları ile yeni hat ve çeşitlerin geliştirilmesi için temel genetik materyal sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: İnci darısı (Pennisetum glaucum), ot, kalite, popülasyon, verim
Ekim sıklığının ekmeklik buğdayın (triticum aestivum) bazı agro-morfolojik özelliklerine etkisi
Bu tez çalışması, 2023-2024 üretim sezonunda Mardin ili Derik ilçesinde, tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak yürütülmüş ve üç farklı ekmeklik buğday (Triticum aestivum) çeşidinin (Adana-99, Dinç ve Shiro) üç farklı ekim sıklığında (300, 500 ve 700 tohum/m²) sergilediği agro-morfolojik performans değerlendirilmiştir. Araştırmada bitki boyu, üst boğum arası uzunluğu, başak uzunluğu, başak ağırlığı, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı, başak verimi, bin dane ağırlığı ve parsel verimi gibi dokuz temel özellik incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; ekim sıklığı arttıkça başak ağırlığı, başakta başakçık sayısı, başakta dane sayısı ile başak veriminde azalma görülürken, bin dane ağırlığı ve parsel veriminde artış gözlemlenmiştir. Bitki boyu, üst boğum arası uzunluğu ve başak uzunluğu ise ekim sıklığı arttıkça belli bir artış göstermiş ve ardından azalma göstermiştir. Parsel verimi dışındaki tüm özelliklerde ekim sıklığının etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Çeşit faktörü ise pek çok özelliği anlamlı düzeyde etkilemiştir. En yüksek parsel verimi, 700 tohum/m² ekim sıklığında Adana-99 çeşidinden elde edilmiştir. Shiro çeşidi ise 300 adet tohum/m2 ile en düşük verim performansı göstermiştir. Bu çalışma, farklı ekim sıklıklarının buğdayın verim bileşenleri üzerindeki etkisinin çeşit bazında değişkenlik gösterdiğini ve optimum tohum miktarı ile doğru çeşit seçiminin, verim artışı açısından kritik rol oynadığını ortaya koymuştur. Sonuçlar, Güneydoğu Anadolu bölgesinde sürdürülebilir buğday üretimi için ekim sıklığı optimizasyonunun önemini vurgulamaktadır.
Bazı nohut genotiplerinin farklı ekim zamanında verim ve tarımsal özelliklerin belirlenmesi
Nohut (Cicer arietinum L.), yüksek düzeyde protein içeren ve hayvansal ürün tüketimi sınırlı olan insanlar için önemli bir besin kaynağıdır. Bu çalışma, farklı ekim zamanında bazı nohut genotiplerinin verim ve verimle ilgili özelliklerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışma, 4 farklı ekim zamanında (1 Ocak, 20 Ocak, 10 Şubat ve 1 Mart) ve 4 farklı nohut genotipi (6B17, 6B22, 6B110 ve FLIP 03-131C ) ile 2023-2024 kışlık yetişme döneminde, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak Şırnak ili, Cizre ilçesnde yürütülmüştür. Çalışmada; farklı ekim zamanlarında metrekaredeki bitki sayısı 20,71-21,77 adet, bitki boyu 46,63-55,25 cm, ilk bakla yüksekliği 24,70-24,13 cm, dal sayısı 9,49-11,98 adet, toplam bakla sayısı 17.20-31,13, boş bakla sayısı 2,93-4,04 adet, tane sayısı 19,93-25,50 adet, yüz tane ağırlığı 35.83-37,50 g ve tane verimi 179,43-303,91kg/da arasında değişmiştir. Sonuç olarak, erken ekimlerin, özellikle iyi yağış koşullarında, bitkilerin vejetatif gelişmini ve tane verimini arttırırken, geç ekimlerin azaltabileceği belirlenmiştir. Şırnak koşulları için, 6B22 ve FLIP 03-131C nohut genotiplerinin 20 Ocak tarihinde yapılacak ekimlerde daha iyi sonuçlar verdiği belirlenmiştir.
Tuz stresine maruz bırakılan amaranthus hypochondriacus genotipinin epigenetik bakımından incelenmesi
Tahıl amaranth (Amaranthus hypochondriacus), yüksek protein, karbonhidrat ve besin elementleri gibi özellikleri nedeniyle yalancı tahıl (pseudocereal) olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca çeşitli çevresel stres koşullarına karşı gösterdiği yüksek tolerans, onu sürdürülebilir tarımsal uygulamalar açısından önemli kılmaktadır. Bununla birlikte, A. hypochondriacus da dâhil olmak üzere tüm bitkiler, yaşamları boyunca tuz stresi gibi çeşitli abiyotik stres faktörlerine maruz kalmakta ve bu durum büyüme ve gelişmelerini olumsuz etkileyerek verim kayıplarına yol açmaktadır. Bu durum karşısında bitkiler, bu tür stres koşullarına karşı genomlarında çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmişlerdir. Bu mekanizmalardan epigenetik değişimler, transkripsiyon düzeyinde gen ekspresyonunu düzenleyerek, bitkilerde tolerans geliştirmektedir. Bu çalışmada ise, epigenetik çalışmaları kapsamında, tuz stresine maruz kalan A. hypochondriacus bitkisinde DNA metilasyon olaylarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, bitkiler in vitro koşullarında ve MS besin ortamında dört hafta boyunca yetiştirildikten sonra 200 mM NaCl içeren besi ortamlarında 3, 6 ve 9 gün süreyle tuz stresine maruz bırakılmıştır. Daha sonra kök ve yaprak dokularından DNA izolasyonları gerçekleştirilerek metilasyon kalıplarındaki değişimleri belirlemek amacıyla CRED-iPBS yöntemi uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre 3., 6. ve 9. günlerde yaprak dokusunda ortalama polimorfizm oranları sırasıyla %38,33, %44,42 ve %54,16; kök dokusunda ise %40,50, %53,85 ve %58,33 bulunmuştur. Sınıf dağılımlarının analizine göre, bant bazlı toplam metilasyon oranı (TMO) kökte strese bağlı olarak %68,4'ten %64,3'e gerilemiş (hafif hipometilasyon), yaprakta ise anlamlı bir azalma göstermemiş ve metilasyon korunumu sergilemiştir. Dolayısıyla kökte metilasyon kaybı, yaprakta ise nispi metilasyon korunumu gözlenmiştir. Bu bulgular, epigenetik yanıtların kök ve yaprak dokularında farklı profiller sergilediğini ayrıca stresin süresine bağlı olarak bu yanıtların derecesinde anlamlı değişimler ortaya çıktığını göstermiştir. Çalışmada, DNA metilasyonundaki farklılıkların tuz stresine verilen yanıtla ilişkili olduğu belirtilmiştir. Elde edilen verilerin, benzer çalışmalara ışık tutacağı ve ilgili epigenetik süreçlerin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Farklı bitki büyüme düzenleyiciler ve sodyum aljinatla kaplamanın cistus creticus kotiledon eksplantlarının in vitro rejenerasyonuna etkisi
Türkiye florasında doğal olarak bulunan Cistaceae (Ladengiller) familyasının bir üyesi olan Cistus creticus L. (pembe laden), içerdiği fenolik bileşikler ve uçucu yağlar nedeniyle tıbbi değeri yüksek olan bitkilerden birisidir. Bununla birlikte, bilimsel literatürde pembe ladenin in vitro rejenerasyonu konusundaki araştırmalar yetersizdir. Bu çalışma, alginatla kaplamanın ve bazı bitki büyüme düzenleyicilerin pembe ladende in vitro rejenerasyon üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. İn vitro koşullarda çimlendirilen laden tohumlardan elde edilen kotiledon boğum eksplantları, sodyum aljinatla kaplamalı ve kaplamasız olarak, bitki büyüme düzenleyicilerin (BA, NAA ve TDZ) farklı konsantrasyon ve kombinasyonlarını içeren MS ortamında kültüre alınmışlardır. Eksplantların farklı bitki büyüme düzenleyiciler ve sodyum alginata verdikleri morfolojik tepkiler kapsamında kallus ağırlığı, kök, sürgün, yaprak sayıları ve uzunlukları analiz edilmiştir. Çalışmada denenen bütün uygulamalarda kotiledon eksplantlarında kallus oluşmuş, kök, sürgün, boğum ve yaprak gelişmesi görülmüştür. Bitki büyüme düzenleyicileri bütün özelliklerde önemli farklılıklara yol açmış ancak alginatla kaplamanın etkisi sadece kallus ağırlığında önemli olmuştur. Eksplantların sodyum alginatla kaplanması, kök sayısı ve kök uzunluğu dışındaki özelliklerde, bitki büyüme düzenleyicilerin etkisini artırmıştır. Bu araştırma, C. creticus türünde sodyum alginatla kaplanmış kotiledon eksplantlarının farklı bitki büyüme düzenleyiciler içeren MS ortamında kültüre alınmasına ilişkin ilk çalışmadır.
Çeltikte (Oryza sativa L.) organomineral gübrelemenin verim ve verim öğelerine etkisi
Bu araştırma, koyun yünü gübresi dozlarının çeltikte verim ve verim öğelerine etkilerini belirlemek amacıyla 2022 yılında Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesine ait ısıtmasız yarı polikarbon-plastik araştırma serasında yürütülmüştür. Deneme tesadüf parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada materyal olarak Kocamaninci çeltik çeşidi kullanılmıştır. Koyun yünü gübresi dozları 0, 50, 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400 kg/da olarak uygulanmıştır. Yapılan çalışmada bitki boyu 62.13-73.48 cm, kardeşlenme sayısı 1.47-2.45 adet, gövde çapı 2.48-3.39 mm, saksı salkım sayısı 15.00-24.75 adet, salkım uzunluğu 8.49-13.85 cm, salkımda tane sayısı 35.36-90.83 adet, salkım tane ağırlığı 0.75-1.90 g, bin dane ağırlığı 29.39-31.46 g, saksı başına verim 10.67-34.41 g/saksı, bitki başına verim 0.60-2.14 g/bitki, pirinç tane uzunluğu 5.66-5.92 mm, pirinç tane genişliği 2.80-2.95 mm, pirinç randımanı %64.78-%71.15, kırıksız randıman %53.86-%60.78, hasat indeksi %41.57-%53.06 ve SPAD değeri 23.4-38.18 SPAD arasında bulunmuştur. Çalışmada koyun yünü gübresi uygulanmasında incelenen parametreler arasında bitki boyu, kardeşlenme sayısı, gövde çapı, saksı salkım sayısı, salkım uzunluğu, salkımda tane sayısı, salkım tane ağırlığı, bin dane ağırlığı, saksı başına verim, bitki başına verim, pirinç randımanı, kırıksız randıman, hasat indeksi ve SPAD değerinde çok önemli farklılıklara neden olduğu gözlemlenmiştir. Buna göre verim ve verim öğeleri bakımından en iyi sonucun 400 kg/da koyun yünü gübresi uygulamasından elde edildiği gözlemlenmiştir.
Fesleğende uçucu yağ oranı, toplam fenol içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitenin genotip, bitki büyüme dönemi ve günlük hasat zamanına göre değişimi
Çok sayıda biyoaktif bileşik içeren fesleğen (Ocimum basilicum L.), dünyada eski zamanlardan beri çeşitli amaçlar için kullanılan önemli tıbbi ve aromatik bitkilerinden birisidir. Tıbbi ve aromatik bitkilerde sentezlenen biyokimyasalların miktarı, içerikleri ve etkileri çeşitli faktörlere göre önemli ölçüde değişmektedir. Bu çalışma, fesleğende uçucu yağ oranı, toplam fenol içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktivitede genotip, bitki büyüme-gelişme dönemi ve günlük hasat saatine bağlı olarak ortaya çıkan değişimleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Üç yerel fesleğen genotipinin yer aldığı araştırmada, bitki biçimleri çiçeklenme başlangıcı ve tam çiçeklenme dönemlerinde ve aynı günün üç farklı saatinde (09:00, 13:00 ve 17:00) gerçekleştirilmiştir. Bitkilerin kurutulmuş yaprak örneklerinden hazırlanan ekstraktlarda uçucu yağ oranı, toplam fenol içeriği, antioksidan aktivite belirlenmiş ve ayrıca 7 bakteri ve 2 mantar ırkına karşı antimikrobiyal etkinlik testleri yapılmıştır. Uçucu yağ oranı, toplam fenol içeriği ve antioksidan aktivite fesleğen genotiplerine göre çok önemli ölçüde değişim göstermiştir. Bitki büyüme-gelişme döneminin etkisi (ontogenetik varyabilite) sadece uçucu yağ oranında, günlük hasat saatinin (diurnal varyabilite) etkisi ise toplam fenol içeriğinde önemli olmuştur. Toplam fenol içeriği ile antioksidan kapasite arasında olumlu yönde önemli korelasyon tespit edilmiştir. Araştırmada bütün fesleğen ekstraktları, Pseudomonas aeruginosa dışında denenen bütün bakteri ve fungus suşlarında karşı inhibisyon zonu oluşturarak, antimikrobiyal aktivite göstermişlerdir. Tam çiçeklenme döneminde hasat edilen fesleğenlerin antimikrobiyal etkinlikleri, çiçeklenme başlangıcında hasat edilenlere göre daha yüksektir. Bu çalışma sonuçlarına göre, fesleğende yüksek uçucu yağ oranı, toplam fenol içeriği, antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteye ulaşmak için bitki biçiminin tam çiçeklenme döneminde yapılması önerilebilir.
Trabzon yerel mısır popülasyonlarının bazı özellikler bakımından incelenmesi
Bu çalışma Trabzon ili Ortahisar ilçesi Bulak Mahallesinde gerçekleştirilmiştir. Trabzon iline ait 36 yerel genotip ve 4 hibrit çeşit olmak üzere toplam 40 mısır genotipi kullanılmıştır. Çalışmada 2022 yılında Trabzon'un 7 farklı ilçesinden yerel materyal toplanmış 2023 yılında arazi ekim işlemleri yapılmıştır. Mısır genotipleri üzerinde bitki boyu, ilk koçan yüksekliği, gövde çapı, tepe püskülü çıkış süresi, koçan püskülü çıkış süresi, bitkide yaprak sayısı, bitkide koçan sayısı, koçan boyu, koçan çapı, koçanda sıra sayısı, koçan sırasında dane sayısı, sömek çapı, koçanda tane ağırlığı, tek bitki verimi ve bin tane ağırlığı gibi agronomik özellikleri incelemiştir. Her bir genotipin bu özellikler açısından ortalamaları, en düşük ve en yüksek değerleri, varyasyon katsayıları ve özellikler aralarındaki korelasyonlar analiz edilmiştir. Bitki boyu 150.00-360.00 cm arasında değişmiş, ortalama 261.82 cm olarak belirlenmiştir. En düşük bitki boyu 150.00 cm ile G29 genotipinde, en yüksek bitki boyu 360.00 cm ile G18 genotipinde ölçülmüştür. İlk koçan yüksekliği en düşük 14.00 cm ile G2 genotipinde, en yüksek ise 200.00 cm ile G18 genotipinde ölçülmüştür. Ortalama ilk koçan yüksekliği 107.84 cm olarak hesaplanmıştır. Gövde çapı 11.10 mm ile 32.50 mm arasında değişmiş, ortalama 20.61 mm olarak belirlenmiştir. Tepe püskülü çıkış süresi 48-70 gün, koçan püskülü çıkış süresi ise 55-77 gün arasında değişim göstermiştir. Yaprak sayısı 6.00-16.00 arasında değişmiş, ortalama 10.8 olarak hesaplanmıştır. Koçan boyu 10.6 -30.00 cm arasında değişmiş, ortalama 16.36 cm olarak belirlenmiştir. Koçan çapı 11.05- 57.1 mm arasında değişmiş, ortalama 37.135 mm olarak hesaplanmıştır. Koçanda sıra sayısı 3-25 arasında değişmiş, ortalama 8,97 olarak belirlenmiştir. Koçan sırasındaki dane sayısı 2-53 arasında değişmiş, ortalama 27.35 olarak hesaplanmıştır. Sömek çapı 11.10 mm ile 37.95 mm arasında değişmiş, ortalama 22.78 mm olarak belirlenmiştir. Koçanda tane ağırlığı 1.62-214.02 gram arasında değişmiş, ortalama 72.68 gram olarak hesaplanmıştır. Tek bitki verimi 6-1344 gram arasında değişmiş, ortalama 31.66 gram olarak belirlenmiştir. Bin dane ağırlığı 273.50 gram ile 539.80 gram arasında değişmiş, ortalama 406.65 gram olarak hesaplanmıştır. Korelasyon analizinde, sıralar arası sap çapı (SDS) ile bitki boyu (BB) arasında pozitif ve %5 düzeyinde anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r = 0.698*). Ayrıca, SDS ile koçan sırasındaki tane ağırlığı (KTA) arasında pozitif ve %1 düzeyinde anlamlı bir ilişki (r = 0.800**), SDS ile tek bitki verimi (TBV) arasında pozitif ve %1 düzeyinde anlamlı bir ilişki (r = 0.807**) gözlenmiştir. KTA ile SPÇ arasında pozitif ve %5 düzeyinde anlamlı bir ilişki (r = 0.699*) ve KTA ile TBV arasında pozitif ve %5 düzeyinde anlamlı bir ilişki (r = 0.687*) belirlenmiştir. Ayrıca, KTA ile sap çapı (KSS) arasında da pozitif ve %1 düzeyinde anlamlı bir ilişki (r = 0.789**) bulunmuştur. Bu çalışma, mısır genotipleri arasındaki fenotipik özelliklerin ve bu özellikler arasındaki ilişkilerin genetik çeşitlilik ve çevresel faktörlerden nasıl etkilendiğini ortaya koymaktadır. Mısır popülasyonlarını hayvan beslenmesinde kullanımına göre sınıflandırmaktadır. Anahtar kelimeler: Mısır, Ortahisar, Yerel çeşit
Hasat sonrası salisilik asit ve maleik hidrazid uygulamalarının depolama süresince patatesin kimyasal yapısı ve sürgün gelişimi üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında Marabel ve Agria patates çeşitlerine depolama öncesinde salisilik asit (0, 500 ve 1000 ppm) ve Maleik Hidrazid (0, 1500 ppm ve 3000 ppm) uygulamaları ile depolama süresi boyunca yumruların fizyolojik ve kimyasal yapılarında meydana gelebilecek değişimleri en aza indirmek amaçlanmıştır. Depo çalışması, tesadüf parselleri deneme deseninde faktöriyel düzenlemeye göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Depolama öncesinde hazırlanan çözeltiler sprey yardımı ile yumrulara pülverize edilerek uygulanmış olup, 150. günün sonunda depolama süreci sonlandırılmıştır. Depolama boyuna incelenen çeşitlere ait ağırlık kaybı, kuru madde oranı, C vitamin miktarı, toplam şeker oranı, indirgen şeker oranı, sukroz, protein, toplam fenolik madde oranı toplam antioksidan kapasite (DPPH) ve toplam suda çözünür madde miktarlarında yapılan uygulamalar ile birlikte istatistiksel olarak önemli farklılar tespit edilmiştir. Yine depolama sonrasında incelenen sürgün veren yumru oranı, sürgün sayısı ve sürgün uzunluğu değerlerinde de istatistik olarak önemli farklılıklar bulunmuştur. Her iki çeşitte de kontrole göre en az ağırlık kaybı 1500 ppm MH uygulamasından elde edilmiştir. Uygulama yapılamayan yumrularda Marabel patates çeşidindeki kuru madde oranındaki artış başlangıca göre %26 iken Agria patates çeşidi daha kötü performans göstererek %41 oranına ulaşmıştır. Toplam şeker miktarları her iki patates çeşidinde de depolama sonunda artış göstermiştir. Marabel çeşidinde en yüksek artış miktarı %28.57 olarak 500 ppm SA x 1500 ppm MH uygulanan parsellerde meydana gelirken Agria çeşidinde ise meydana gelen artış miktarı %35.37 olarak 3000 ppm MH uygulanan parsellerde tespit edilmiştir. Uygulama yapılmayan yumrulara göre Agria çeşidinde 500 ppm SA ve 1500 ppm MH sürgün oluşumunu yaklaşık %30 oranında azaltmıştır. Marabel patates çeşidinde ise SA uygulamasının tek başına %25 oranında sürgün sayısındaki artışı engellediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak depolama süreci boyunca meydana gelen kayıpları azaltma konusunda SA ve MH uygulamalarının etkili olabileceği ancak bu etkinin çeşitlere göre farklılık gösterdiği, Marabel patates çeşidinin depo performansının incelenen parametreler doğrultusunda çoğunlukla daha iyi olduğu söylenebilir.
Laurus nobilis l'de farklı kurutma sıcaklıklarının kalite parametrelerine etkisi
Bu çalışmada Laurus nobilis L'nin uçucu yağ verimi ve kompozisyonuna farklı sıcaklıklarda kurutma (30 °C, 35 °C, 40 °C, 45 °C, 50 °C, 55 °C, 60 °C) işleminin etkisi değerlendirilmiştir. Artvin Merkez ilçeden hasat edilen defne yapraklarının kullanıldığı deneme, Tesadüf Parsellerinde üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Kontrol örneği olarak kullanılan taze yaprak ve kurutulmuş örneklerin uçucu yağ eldesi Clevenger cihazı, kalitatif ve kantitatif bileşen analizleri ise Gaz Kromatografisi-Kütle Spektrometrisi (GC-MS) kullanılarak yapılmıştır. Denemede uçucu yağ verimi ve uçucu yağın kalitesine etki eden α–pinene, β–pinene, sabinene, d-limonene, 1,8-cineole, terpinen-4-ol, caryophyllene, α-terpinyl acetate, caryophyllene oxide, methyleugenol, trans-cinnamyl acetate ve eugenol oranları incelenmiştir. Taze yapraklardan elde edilen veriler dikkate alındığında en yüksek uçucu yağ verimleri 30 °C, 45 °C ve 50 °C, α–pinene, β–pinene oranları 50 °C, 1,8-cineole oranı 55 °C, d-limonene oranları ise 45 °C ve 55 °C kurutma sıcaklıklarında belirlenmiştir. Eugenol oranı dikkate alındığında ise 35 °C öne çıkmıştır. Uygulanan kurutma sıcaklıklarının sabinene, terpinen-4-ol, caryophyllene, α-terpinyl acetate, caryophyllene oxide, trans-cinnamyl acetate oranları üzerinde taze yapraklara göre önemli bir fark ortaya çıkarmadığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları dikkate alındığında kurutma işleminin Laurus nobilis L.'nin uçucu yağ verimini, α-pinene, β-pinene, 1,8-cineole, d-limonene ve eugenol oranlarını artırdığı belirlenmiştir. Sonuç olarak; taze yapraklara göre en yüksek uçucu yağ verimleri 30 °C, 45 °C ve 50 °C kurutma sıcaklıklarında ortaya çıkmış olsa da α–pinene ve β–pinene oranları da dikkate alındığında 50 °C kurutma sıcaklığı bu üç incelenen karakterin en yüksek verimlerinin elde edildiği sıcaklık olmuştur. d-limonene bileşeni 45 °C ve 55 °C kurutma sıcaklığı sonucunda yüksek bir orana sahip olmuş ancak 1,8-cineole oranının 55 °C'de yüksek olması bu bileşenler için 55 °C'nin uygun bir sıcaklık olduğunu ortaya koymaktadır.
Farklı mikrobiyal ve kompoze gübre uygulamalarının mısır (Zea mays L.)' ın verimi ve diğer bazı karakterlerine etkisi
Bu araştırma, mısır (Zea mays L.) yetiştiriciliğinde farklı mikrobiyal ve kompoze gübre uygulamalarının verim ve verim unsurlarına etkisini belirlemek amacıyla 2018 yetiştirme döneminde, Denizli ili, Çal ilçesi sınırları içerisinde İsabey Mahallesindeki taban arazide tek faktörlü tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak kurulmuştur. Çalışmada Bacillus megaterium, Pantoea agglomerans ve Pseudomonas fluorescens içeren topraktan uygulanan ticari mikrobiyal gübre (BM-MegaFlu) ile Bacillus subtilis ve Paenibacillus azotofixans içeren yapraktan uygulanan farklı bir ticari mikrobiyal gübre (BM-Coton-Plus) ve NPK (azot, fosfor, potasyum) kompoze gübresi uygulanmıştır. Çalışmada tepe püskülü çıkış süresi (77-82 gün), bitki boyu (261.8-292.9 cm), koçan ağırlığı (277-309 g), ilk koçan yüksekliği (97.05-104.3 cm), koçan çapı (49.90-51.08 mm), koçan boyu (20.14-21.07 cm), koçanda tane sayısı (620-691 adet/koçan), sömek ağırlığı (36.02-42.05 g), bin tane ağırlığı (392.2-423,2 g) ve tane verimi (1036,2-1157,4) tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre en yüksek bitki boyu ve en uzun tepe püskülü çıkış süresi BM-MegaFlu+NPK uygulamasından, en yüksek koçan ağırlığı BM-Coton-Plus ve BM-Coton-Plus+NPK uygulamalarından, en yüksek ilk koçan yüksekliği NPK gübresinin uygulandığı parsellerden, en yüksek sömek ağırlığı ve bin tane ağırlığı BM-MegaFlu uygulanan parsellerden elde edilmiştir.
Tütün tohumunda çimlenme ve çıkış kalitesini iyileştiricibazı uygulamalar üzerinde araştırmalar
Tütün tohumlarında yaşanan çimlenme ve çıkış sorunlarının azaltılması amaçlı yürütülen bu çalışma, 2017-2018 yılları arasında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde yürütülmüştür. Çalışmada Birlik-125 tütün çeşidi kullanılmış ve tohumlara priming, KNO3, GA3, peletleme ve bu işlemlerin kombinasyonları uygulanmıştır. Araştırma sonucunda priming uygulamasının en iyi çimlenme oranını ve çıkış oranını verdiği, KNO3 ve GA3 uygulamalarının da priming'e benzer sonuçlar verdiği anlaşılmıştır. Çalışmamızda tek başına peletlemenin çimlenme üzerinde olumsuz etkisi görülmüş ancak priming+peletleme uygulaması % 88.50 çimlenme oranıyla kabul edilebilir bir sonuç vermiştir. KNO3, GA3, KNO3 + peletleme ve GA3 + peletleme uygulamaları da aynı istatistik guruba girmelerine rağmen sayısal olarak en iyi sonuç priming+peletleme uygulamasından elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: Tütün, priming, KNO3, GA3, peletleme
Inheritance of awn traits in bread wheat
This research was carried out in the greenhouse of Ege University, Faculty of Agriculture, Department of Field Crops in 2018-2019. This study aimed to investigate inheritance of awns and nine other agronomical features of three F2 combinatıons derived from crosses made among four parent lines (Gönen, Massagio, Line 31 and Ziyabey). The crosses between parents were carried out in late March to early April of 2018 at the experimental field of Ege University, Department of Field Crops. The crosses were made in this way Line 31 X Gönen, Gönen X Massagio, Gönen X Ziyabey and Ziyabey X Gönen. In October 2018 the F1 seeds were sown in the greenhouse into the pots along with their four parents in a completely randomized design. In maturity most of the F1 plants were left to self-pollinate to F2, however a few numbers of the plants were backcrossed to their parents, the backcrosses were carried out in this way (Gönen X Massagio) X Gönen, (Line 31 X Gönen) X Gönen, (Ziyabey X Gönen) X Gönen and (Ziyabey X Gönen) X Ziyabey. In February 2019 the F2 seeds along with the backcrosses were again sown on the greenhouse into the pots in a completely randomized design. Plant height, peduncle length, flag leaf length and width were measured before harvesting, while awn type, flag leaf area (calculated from the flag leaf length and width), spike length, spikelet number, spike weight, grain number, grain weight, and spike index were measured after harvesting. In the awn trait, the awnlessness trait were observed to be dominant over the awnedness. In plant height, spike length, spikelet number, spike weight and grain number Line 31 X Gönen had the highest values. In peduncle length and flag leaf area Ziyabey X Gönen combination had the highest value. In spike index Gönen X Massagio had the highest value. Finally, in grain weight, Ziyabey X Gönen and Line 31 X Gönen had the same values which were the highest value observed on the combinations.
Gediz Ovası mısır tarımında kışlık ikinci ürün seçeneklerinden yararlanma olanakları üzerine araştırmalar
Bu araştırma, 2012-2014 yıllarında Gediz ovası ekolojisinde yer alan bir çiftçi tarlasında kurulmuştur. Araştırmanın amacı; yetiştirilen farklı kışlık yem bitkilerinin ve bunların tahıllarla olan karışımlarının (Trifolium resupinatum, Vicia faba, Vicia sativa, Avena sativa, Hordeum vulgare, Lolium multiflorum) mısır tarımı yapılan alanlardaki performanslarını incelemek, ana ürün mısır tarımına etkilerini ve tarımsal işletmenin ekonomisine katkılarını belirlemektir. Bu amaçla, yeşil ot-kuru ot verimi, kuru madde oranı-verimi, ham kül oranı-verimi, ham protein oranı-verimi, ham selüloz oranı ile mısırda tane nemi, parsel verimi ve tane verimi miktarları gibi bazı özelliklerin arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; yeşil ot, kuru madde (Yulaf+Bakla: 1.940 kg/da) ve ham protein (Arpa+Bakla: 453 kg/da) verimlerinde bakla ile tahıl karışımları, kuru ot verimi, kuru madde oranı ve ham kül oranında acem üçgülü ile tahıl karışımları, ham selüloz oranında ise yalın ekilen tahıllar en yüksek değerlere sahip olmuşlardır. Aynı parsellerde yetiştirilen ana ürün dane mısırdaki değerler ise; tane neminde %10,5-21,9, parsel veriminde 12,2-22,6 kg/parsel ve dane veriminde 1189-2741 kg/da arasında değişmiştir.
Türkiye ve İran orijinli bazı Meryemana dikeni (Silybum marianum L. Gaertn) popülasyonlarında agronomik, fitokimyasal ve moleküler farklılıkların belirlenmesi üzerinde araştırmalar
Bu araştırma Türkiye ve İran orijinli 17 meryemana dikeni popülasyonu ile tescilli Budakalaszi çeşidinin agro-morfolojik, fitokimyasal ve moleküler (iPBS) markörler kullanarak popülasyonlar arasında olan genetik farklılıklarını belirlemek amacıyla; 2013-2014 ve 2014-2015 deneme yıllarında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Deneme Alanında, tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Çalışma sonuçlarına göre, popülasyonlar arasında incelenen tüm agro-morfolojik özellikler bakımından, istatistiki farklılıklar (Popülasyon, Yıl ve Popülasyon × Yıl)'ın olduğu belirlenmiştir. İncelenen parametreler bakımından yıllar ortalamasına bakıldığında, en düşük bitki boyu değeri Zanjan (118.6 cm) popülasyonu ve en yüksek bitki boyu değeri ise Ahvaz (173.6 cm) popülasyonundan elde edilmiştir. Araştırmada popülasyonların dane verimleri 75.45-190.58 kg/da, silymarin oranları %9.3-11.8 ve silymarin verimleri 7.46-20.08 kg/da değerleri arasında değişmiştir. İncelenen verim komponentlerinden en yüksek dane ve silymarin verimi Menemen popülasyonunda (sırasıyla 190.58 kg/da ve 20.08 kg/da) elde edilmiştir. En yüksek silymarin oranı ise Kermanshah popülasyonunda (%11.8) belirlenmiştir. Denemede kullanılan 13 iPBS primerinin sonucunda toplam 93 bant ve bunların arasından 35 Polimorfik bant (%37.63) üretilmiştir. En yüksek PIC değeri iPBS-2391 (0.72), en düşük PIC değeri ise iPBS-2415 (0.31) primerlerinden elde edilmiştir. Tüm primerleri temsil eden ortalama PIC değeri ise 0.50 olarak hesaplanmıştır. Meryemana dikeni bireylerinde, kümeleme analizden elde edilen dendrogramda popülasyonlar üç ana gruba, popülasyonun yapısını belirleme analizinde ise dört ana gruba ayrılmıştır. Bu sonuçlar ışığında, Türkiye ve İran orijinli meryemana dikeni bitkilerinin çeşitliliği bakımından, zengin bir genetik kaynağa sahip oldukları belirlenmiştir. Var olan bu varyasyonun meryemana bitkisinde istenen özellikler bakımından üstün tiplerin seçilmesi ve çeşit geliştirmek amacıyla ıslah programlarında kullanılabilir oldukları ortaya çıkmıştır. Ayrıca, yürütülen bu çalışmada meryemana dikeni popülasyonları üzerinde daha önce hiç incelenmemiş olan iPBS markörü, genetik farklılıkların belirlenmesinde başarılı ve yararlı olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Silybum marianum L., silymarin, iPBS, fitokimyasal, agro-morfolojik
Farklı fosfor dozlarının arıotu (Phacelia tanacetifolia Bentham)'nda tohum verimi ve diğer bazı özellikler üzerine etkileri
Bornova/İzmir Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme tarlalarında 2016-2017 yetiştirme döneminde yürütülen bu araştırmada, arı otu bitkisine ait MİRA çeşidinde farklı fosfor dozlarının tohum verimi ve diğer bazı özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde, artan fosfor dozlarını etkisi ile beraber tohum verimi gibi önemli karakterlerde artışlar görülmüştür.10 kg/da fosfor uygulamasında en yüksek değerlere ulaşılmıştır. Bu durum denemeye artan gübre dozlarıyla devam edilmesinin daha sağlıklı sonuçlara ulaşılmasında fayda sağlayacağını göstermektedir.