Harran University
Anabilim Dalı

Tarım Ekonomisi Anabilim Dalı

Harran University

399

Arşivlenen Tez

2

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kayısının Türkiye ekonomosindeki yeri ve önemi

Bu çalışmada Türkiye'nin kayısı üretimi ve ihracatı incelenerek mevcut durum kapsamlı bir şekilde ortaya konulmuştur. Ayrıca SWOT analizi kullanılarak Türkiye'nin kayısı üretimindeki güçlü ve zayıf yönleri belirlenmiş, fırsatlar ve tehditler değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'nin özellikle kuru kayısı olmak üzere kayısı ihracatında lider konumda olduğu ortaya konuşmuştur. Rusya, Almanya, İngiltere, ABD Fransa ve İtalya kayısı ihracatı yapılan önemli ülkelerdir. Swot analizinden elde edilen sonuçlara göre Türkiye'nin dünya lideri konumunda olması, coğrafi yapının uygun olması, kalitenin yüksek olması ve ihracat potansiyelinin yüksekliği gibi güçlü yönlerinin olduğu, diğer taraftan ise üretim maliyetlerinin yüksekliği, pazarlama eksiklikleri, iklimsel riskler, işletmelerin küçük olması ve aktif üretici birliklerinin olamaması gibi zayıf yönlerinin olduğu ortaya konulmuştur. Diğer taraftan, ihracat hacminin ve verimliliğin artırılabilir olması, organik üretim ve yan ürün geliştirme imkânları gibi fırsatlar sektörün gelişimi için önemli avantajlar sunarken, iklim değişikliği, hastalık ve zararlılar, ticaret engelleri, döviz kuru dalgalanmaları ve küresel rekabet gibi tehditlerin sektördeki sürdürülebilirliği zorlaştırdığı ortaya konulmuştur. Sahip olunan güçlü yönler Türkiye'nin dünya pazarındaki lider konumunu pekiştirmektedir. Ancak, bu liderliğin sürdürülebilmesi için zayıf yönlerin değerlendirilerek giderilmesi, fırsatların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve tehditlere karşı proaktif önlemlerin alınması ve bu doğrultuda politikaların uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SWOT analizi
Eda Kaynak
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde badem üretiminin sosyo-ekonomik analizi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde badem üretimi gerçekleştiren çiftçilerin sosyo-demografik ve ekonomik yapılarını incelemek, üretim sürecinde karşılaştıkları temel sorunları belirlemek ve üretici birliklerine yönelik tutumlarını analiz etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın temel materyalini, 2024 yılı içerisinde Şanlıurfa ilinde badem üretimi yapan 87 üreticiyle yüz yüze gerçekleştirilen anket çalışmasından elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Ayrıca, konuyla ilgili çeşitli akademik kaynaklar ve resmi istatistiklerden elde edilen ikincil verilerle analiz süreci desteklenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre, üreticilerin büyük çoğunluğunun lise ve üzeri eğitim seviyesine sahip olduğu, ortalama hane halkı büyüklüğünün 4.65 kişi, çiftçilik deneyim süresinin ise 24.41 yıl olduğu belirlenmiştir. Ortalama badem ekim alanı 123.46 dekar olarak tespit edilirken, ağaç başına verim 3.22 kg düzeyinde gerçekleşmiştir. Üreticilerin "badem üretiminden yeterli düzeyde kâr elde ettiklerine" ilişkin algıları görece düşük seviyedeyken, üretici birliklerinin kurulması durumunda başarılı olacağı yönündeki inançları görece yüksektir. Üreticilerin en çok karşılaştıkları sorunlar arasında yüksek girdi maliyetleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, teknik bilgi eksikliği, sulama problemleri ve pazarlama güçlükleri öne çıkmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, badem üretiminin sürdürülebilirliğini artırmak amacıyla; üreticilere yönelik teknik yayım hizmetlerinin güçlendirilmesi, sulama altyapısının geliştirilmesi, üretici birliklerinin kurulmasının desteklenmesi ve bölgeye özgü tarımsal destekleme politikalarının oluşturulması gerekliliği ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışmanın yalnızca Şanlıurfa iliyle sınırlı olması ve örneklem büyüklüğünün sınırlılığı gibi bazı kısıtlılıkları bulunduğundan, gelecekte farklı bölgelerde daha geniş örneklemlerle benzer araştırmaların yapılması önerilmektedir.

BademTarım ekonomisiTarım politikaları+1
Fatma Durap
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kahve tüketiminde kuşaklar arası tutum ve davranışlardaki farklılıklar: Sosyo-demografik, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla Şanlıurfa ili örneği

Kahve, tarihsel süreç içerisinde yalnızca bir içecek olmanın ötesinde, kültürel, sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir unsur haline gelmiştir. Özellikle geleneksel ve modern tüketim alışkanlıklarının bir arada sürdürüldüğü bölgelerde, kahve tüketimi hem bireysel tercihler hem de toplumsal normlar çerçevesinde şekillenmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen bu çalışma, Şanlıurfa ilinde yaşayan tüketicilerin kahve tüketimine yönelik tutum, davranış ve tercihlerinin çok boyutlu olarak incelenmesini amaçlamaktadır. Araştırma, nicel yaklaşım benimsenerek saha araştırması şeklinde yürütülmüş ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 384 katılımcıdan elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyo-demografik bilgiler, kahve tüketim sıklığı, tercih edilen kahve türleri, tüketim alışkanlıkları ve katılımcıların tutumlarını ölçen Likert tipi ölçeklerden oluşan anket formu aracılığıyla toplanmıştır. Analizlerde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra parametrik ve parametrik olmayan testler, ANOVA ve ki-kare testleri ile sınıflandırılmış regresyon modelleri (Logit ve Probit) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, kahve tüketiminin yalnızca bir içecek tercihinden öte, kültürel değerler ve sosyal yaşamla bağlantılı bir davranış biçimi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonuçlarına göre kuşaklar arasında belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Y ve Z kuşaklarının ambiyans ve sosyalleşme odaklı faktörleri daha fazla önemsedikleri, X kuşağının ise fiyat/performans unsurunu görece daha ön planda değerlendirdiği belirlenmiştir. Hijyen faktörü ise tüm kuşaklarda ortak bir öncelik olarak öne çıkmıştır. Ayrıca sosyo-demografik değişkenlerin (cinsiyet, gelir ve eğitim düzeyi gibi) kahve tüketim sıklığı ve tür tercihi üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışma, kahve tüketiminde hem geleneksel hem modern çeşitlerin tercih edildiğini, ancak kuşaklar arasında farklı tüketim motivasyonlarının öne çıktığını ortaya ymaktadır. Araştırma, bölgesel ve kültürel bağlamda tüketici davranışlarını anlamaya katkı sunmakta ve özellikle işletmelerin pazarlama stratejilerine, ürün çeşitlendirmesine ve tüketiciye yönelik uygulamalarına yol gösterici olabilecek bulgular üretmektedir.

Türk kahve kültürü
Ayşe Bozkurt
Harran University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üreticilerin dijital tarıma bakışı: Şanlıurfa ili örneği

İnsanlığın en temel ihtiyacı gıdadır. Gıda güvenliğini sağlamak kolay değildir. Bu sebeple tarımsal işletmelerin verimliliğini arttırmak için dijital tarım araçlarını kullanarak arazideki alandan yüksek verim almak ön plandadır. Bu çalışmanın esas materyalini Şanlıurfa ili ilçelerine bağlı köylerde yapılan anketlerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında 2023 yılı üretim dönemi için basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 200 çiftçi ile anket yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı; Şanlıurfa ilinde üreticilerin tarımsal üretim faaliyetinde dijitalleşme ile ilgili tutumları ve etkili faktörleri saptamaktır. Araştırmada işletmecilerin, ortalama 44.7 yaşında, olduğu, 7.41 yıl eğitim öğretim gördüğü ve 21.71 yıllık tarımsal deneyime sahip olduğu saptanmıştır. Ortalama hane halkının 6.51 kişi olduğu ve 2.79 kişinin işletmede çalıştığı belirlenmiştir. İşletmelerin önemli bir kısmının (%94) bitkisel üretim faaliyetinde bulunduğu, ortalama 179 da araziye sahip olduğu saptanmıştır. İşletmecilerin, tarımını önceden biliyor oldukları, alıcısının çok olduğu ve hızlı satıldığı üretim faaliyetini öncelikli olarak tercih ettikleri saptanmıştır. İşletmelerin önemli bir kısmında tarım alet makine varlığının yeterli olmadığı saptanmıştır. Üreticilerin tamamının akıllı cep telefonu kullandığı; interneti önemli derecede tarımsal haberleri, ürün fiyatlarını ve hava durumunu takip etmede kullandıkları saptanmıştır. Üreticilerin önemli bir kısmının tarımsal üretim faaliyeti ve dijital tarım ile ilgili eğitim faaliyetine katılmamış oldukları belirlenmiştir. Çalışmada üreticilerin dijital tarıma geçiş ve kullanımı üzerine etkili faktörlerle ilgili düşüncelerine dair 14 maddelik 10'lu likert tipi ölçeğin güvenilirliği Cronbach's Alpha değeri ile ölçülmüş olup, ölçeğin %88.7 ile güvenilir olduğu belirlenmiştir. Üreticilerin tarımda yeni teknolojilere karşı ilgili oldukları ve ülke tarımını geliştirebileceğine inandıkları belirlenmiştir. Söz konusu teknolojilerin kullanımı ile işgücü, girdi verimliliğinin, verimin ve dolayısıyla karlılığın artacağına inandıkları saptanmıştır. Ancak üreticiler, ilgili alt yapı ve alet makine temininin destekleme kapsamına alınması durumunda dijital tarıma geçebileceğini belirtmiştir. Araştırmada, dijital tarımın uygulamada yeri olmayacağı düşüncesine katılımın en düşük düzeyde olduğu ve üreticilerin başarısızlık ile ilgili korku yaşamadıkları belirlenmiş olup; üreticinin bilgi eksikliği giderildiğinde, eğitim çalışmalarına katıldığında, uygun koşullar geliştiğinde veya benimseme sürecini tamamladığında dijital tarımı uygulamaya açık olduğu ve dijital tarım ile ilgili yeni destekleme politika araçlarının oluşturulması gerektiği saptanmıştır.

Dijital teknolojilerTarım ekonomisiTarım uçakları+1
Fehime Nur Gürkan
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği: Mevcut durum ve üretim tahminleri

Hayvansal gıdalar sağlıklı beslenmede protein ihtiyacının karşılanması için büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda hayvancılık sektörü ülkeler açısından stratejik öneme sahiptir. Hayvancılık sektörü; su ürünleri, büyük ve küçükbaş hayvancılık ile kanatlı hayvan yetiştiriciliği olmak üzere 4 alt koldan oluşmaktadır. Kanatlı hayvan tüketimi, ticareti ve sanayileşmesiyle diğer hayvancılık kollarından daha hızlı gelişim göstermektedir. OECD ve FAO'nun yayınladığı 2023-2024 Tarım Raporu'na göre 2023 yılında Dünyada yaklaşık 356 milyon ton hayvan eti üretimi gerçekleşmiş olup 143 milyon ton ile bu üretimin %40'ını kanatlı hayvan yetiştiriciliği oluşturmuştur. Tavuk ürünlerinin (yumurta ve tavuk eti) üretim arzının kısa süre içerisinde gerçekleşmesi ve Dünya genelinde diğer kanatlı hayvan türlerine göre daha çok tercih edilmesi nedeniyle 2023 yılında dünya genelinde 20,1milyar adet canlı tavuk varlığı ile tavuk yetiştiriciliği söz konusu üretimde en büyük paya sahiptir. Tavuk yetiştiriciliği endüstriyel anlamda etlik piliç ve yumurta tavukçuluğu şeklinde iki kolda faaliyet yürütmektedir. Türkiye'de tavuk yetiştiriciliği 1980'li yıllarda entegre üretim tesisleri ile büyümeye başlamış,1990'lı yıllarda modern tesislerin kurulması ile yüksek kalitede üretim gerçekleştiren bir seviyeye ulaşmıştır. Bu süreçte gerek Dünyada gerekse ülkede yaşanan ekonomik krizler ve salgın hastalıklar üretimi olumsuz yönde etkilemiş olsa da söz konusu krizlerin kırmızı et sektörü üzerinde oluşturduğu baskı ile artan kırmızı et fiyatları, tüketiciyi ikame ürün olan kanatlı etine yönlendirmiş bu da tavuk yetiştiriciliğinde genel bir büyümenin yaşanmasına neden olmuştur. Bu çalışmada Türkiye'de mevcut tavuk sektörü dikkate alınarak 1980-2024 yılları üretim miktarının ne durumda olduğu, geleceğe yönelik tavuk ve tavuk ürünleri üretim tahminleri ile ülke hayvancılığının gerekli düzeye ulaşılmasında etkili olacak politikaların geliştirilmesine yardımcı olmak hedeflenmiştir. Çalışmada ikincil veri kaynaklarından yararlanılmış olup 1980-2024 yılları baz alınarak kullanılan veriler FAO, TÜİK ve UN Comtrade veri tabanından temin edilmiştir. Çalışmanın amacına uygun olarak gerçekleştirilen istatistiksel analizlerde ARIMA(p,d,q) modellemesi ve Regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Tavuk eti ve tavuk yumurtası verileri için yapılan sınamalar neticesinde en uygun yöntemin ARIMA(p,d,q) modellemesi olduğu, toplam hayvan varlığı ve tavuk yumurtası fiyatlarına ait veriler için en uygun yöntemin regresyon analizi olduğu saptanmış olup sırasıyla Quadratik Regresyon modeli ve Cubic Regresyon modeli kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel analizler sonucunda, Türkiye'de tavuk yetiştiriciliğinde toplam hayvan varlığı, tavuk eti üretimi ve tavuk yumurtası üretiminde yaşanan artışların gelecek beş yılda devam edeceği öngörülmektedir. Ülkede 2021 sonrası üretici fiyatlarında yaşanan yüksek artışların tavuk yumurtası fiyatlarında da etkisini sürdüreceği ve gelecek beş yılda fiyat artışlarının devam edeceği öngörülmektedir. Tarımsal üretim planlamasında zaman serisi analizleriyle bulunan gelecek tahminleri aktif olarak yer almalı ve veri odaklı planların oluşturulması gerektiği önerilmektedir.

ARIMA modelleriRegresyon analiziTavukçuluk
Gülsüm Ödemiş
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şanlıurfa ilinde tüketicilerin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi

Bu tez çalışması, Şanlıurfa ilinde yaşayan hane halkı bireylerinin zeytinyağı tüketim alışkanlıklarını ve bu alışkanlıkları etkileyen temel faktörleri belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma, tüketicilerin zeytinyağına ilişkin tercih ettikleri türler, satın alma sıklıkları, fiyat ve marka hassasiyetleri, sağlıkla ilgili algıları, duyusal değerlendirmeleri, kültürel eğilimleri, alışkanlık düzeyleri, algılanan kalite ve değer, ürüne ilişkin algılanan engeller ile bilgi kaynaklarını kapsamaktadır. Ayrıca demografik değişkenlerle zeytinyağı tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişkiler incelenerek farklı tüketici grupları arasında anlamlı farklılıkların ortaya konulması hedeflenmiştir. Araştırmanın temel veri kaynağı, Şanlıurfa ilinde 18 yaş ve üzeri 536 bireyden anket yoluyla toplanan birincil verilerdir. Verilerin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmış; ölçeklerin yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile güvenilirliği ise Cronbach Alfa katsayısı ile değerlendirilmiştir. Zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel bulgularına göre, Şanlıurfa ilinde zeytinyağı tüketim yoğunluğunu etkileyen faktörler arasında yaş, eğitim, kültür, alışkanlık ve algılanan değer değişkenlerinin pozitif yönlü anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, bireylerin zeytinyağını uzun süredir kullanmaları ve evde genel olarak zeytinyağı tüketilmesi gibi yerleşik alışkanlıkların, tüketim miktarını belirlemede en kritik rolü oynadığı görülmüştür. Kültürel bağlamın da zeytinyağı tüketimini artırıcı bir etkiye sahip olduğu, zeytinyağının aile geleneği veya kültürel bir unsur olarak algılanmasının tüketimi desteklediği belirlenmiştir. Ayrıca, tüketicilerin zeytinyağına ödedikleri paranın karşılığını aldıklarını düşünmeleri, yani algılanan değerin yüksek olması, tüketim yoğunluğunu artıran bir diğer önemli faktördür. Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, zeytinyağının sağlık yararları algısı, duyusal çekicilik ve algılanan kalitenin zeytinyağı tüketim yoğunluğu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermemesidir. Bu durum, zeytinyağı tüketenler arasında bu faktörlere yönelik zaten yüksek ve homojen bir olumlu algının bulunmasından kaynaklanmaktadır. Zeytinyağı tüketmeyen veya yeterince tüketmediğini düşünenler için fiyatın önemli bir engel olduğu, ayrıca zeytinyağını yemeklerde ağır bulma veya diğer yağlardan farkı olmadığını düşünme gibi algılanan engellerin de tüketimi kısıtladığı ortaya konulmuştur. Ürün nitelikleri açısından yapılan değerlendirmelerde, içsel niteliklerden kokunun tüketiciler için en önemli özellik olduğu, dışsal niteliklerde ise üretici ve satıcının güvenilirliğinin en belirleyici faktör olduğu saptanmıştır.

Regresyon analiziTüketim alışkanlıklarıTüketim davranışları+1
Cansu Tekin
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Van ili İpekyolu ilçesinde ikamet eden hane halklarının ekmek tüketim davranışları

Tezin başlıca amacı, Van İli İpekyolu İlçesinde ikamet eden hane halklarının ekmek tüketimi ile ilgili davranış biçimlerini belirlemektir. Çalışmanın verileri 2016 yılına ait olup, sonlu ana kitle örnek hacmi yöntemi ile belirlenen 269 hane halkından anketler aracılığıyla toplanmıştır. Ekmek satın alımında, tüketicilerin % 40.15'i tat ve lezzet faktörü; % 43.49'u kalite faktörünü; % 26.39'u yumuşaklık faktörünü ve % 19.70'i besin değeri faktörünü kesinlikle dikkate almaktadır. Ekmek satın alınan yerin belirlenmesi bakımından. temizlik, ikamet edilen eve yakınlık ve kalite faktörlerinin Likert ölçeği ortalamaları sırasıyla; 3.71, 3.40, 3.26 olup, tüketicilerin bu faktörleri fazlasıyla dikkate aldıkları anlaşılmaktadır. Kişi başına düşen günlük ekmek tüketim miktarı 382.80 gram olup, tüketicilerin % 29.37'si ekmeği beyaz somun ve % 21.56'sı ise tam buğday olarak tüketmeyi tercih etmektedir. Tüketicilerin yarısına yakını (% 47.58) hiç ekmek israfı yapmamaktadır. Bazen ve sürekli ekmek israfı yapan tüketicilerin oranı sırasıyla % 41.01 ve % 10.41 düzeyindedir. Tüketicilerin 2/3'ünden fazlası (% 66.17) ihtiyaç fazlası ekmek satın alınmasının ekmek israfına neden olduğunu düşünmektedir.

Ekmek tüketimi
Fatih Fuat Göksu
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Alternatif yöntemlerle üretilmiş tarım ürünlerine yönelik tüketici tercihlerinin belirlenmesi: İzmir ili örneği

Çalışmanın ana amacı, tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi tercihlerini belirlemektir. Çalışmada, konvansiyonel tarıma alternatif üretim yöntemleri olarak tüketicilerin organik, yerel ve iyi tarım uygulamaları tercihleri analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında üretim yönteminin, tüketicilerin gıda satın alma kararlarının temelinde yatan bileşenlerden olup olmadığını belirlemek için faktör analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, gıda satın alma kararlarını tanımlayan dört faktör belirlenmiştir: Pazarlama koşulları, ürünün niteliği, koku-dış görünüş ve tazelik-hijyen. İkinci aşamada, faktör analizinden elde edilen sonuçlar, kümeleme analizinde kullanılmış ve tüketiciler üç segmente ayrılmıştır: Hijyenik, hedonik ve tedbirli (duyusal olmayan) tüketiciler. Sonuçlar, gıda satın alma davranışlarında değişikliği amaçlayan politikalar için hedef kitlenin hedonik tüketiciler olduğunu göstermiştir. Son aşamada, tüketicilerin üretim yöntemi tercihleri, gelir düzeyi, ürünün fiyatı, bilgilendirme, bilgi kanalı ve satın alındığı yer dikkate alınarak konjoint analizi yardımıyla incelenmiştir. Tüketicilerin tarımsal üretim yöntemi olarak organik tarım ve iyi tarım uygulamalarını tercih ettikleri belirlenmiştir. Sonuçlar ayrıca, tüketicilerin tarım ürünleriyle ilgili bilgilendirmeleri tıp uzmanları tarafından yazılı medyada yapılırsa ve ürün markette satılırsa organik tarım yöntemi kullanılarak üretilen ürünleri satın alabileceklerini göstermiştir. Çalışma sonuçlarının üreticilere, tarım ürünleri pazarlama kanalında faaliyet gösteren firmalara ve politika yapıcılara ışık tutacağı düşünülmektedir.

Büşra Şimşek
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çevre amaçlı tarım arazilerini koruma (Çatak) programının üretici açısından analizi: İzmir ili örneği

Doğal kaynakların tarımsal üretimde kontrolsüz kullanımı sonucu kaynaklar tahrip olmakta ve tükenmeye yüz tutmaktadır. Endüstriyel sistemin yarattığı tahribatın onarılması ancak doğal kaynakların israf edilmeden kullanıldığı ve çevre, ekolojik denge ile doğanın korunmasının dikkate alındığı üretim sistemlerine geçiş yapılarak gerçekleştirilebilir. Tarımsal politikalar hazırlanırken geniş çerçeveden bakılarak ekosistem dengesi de göz önüne alınmalı ve tarımsal politikalar çevre ön plana alınarak düzenlenmelidir. Türkiye'de çevre göz önünde bulundurularak düzenlenmiş tarım politikalarından biri de ÇATAK'tır. Bu araştırmanın amacı da ÇATAK kapsamındaki üreticilerin destekten memnuniyet düzeylerini ve üreticiler açısından uygulamanın başarısını etkileyen faktörleri belirlemek ve gelecekte uygulanacak benzer politikalar için üretici tercihlerini ortaya koymaktır. Bu amaca dönük olarak çalışmada, İzmir iline bağlı beş ilçede ÇATAK desteğinden yararlanan 92 üretici ile yüz yüze anket çalışması yürütülmüştür. Verilerin analizinde, Yeni Ekolojik Paradigma, En iyi-En kötü Analizi, Analitik Hiyerarşi Süreci ve Sıralı Logit Model yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üreticilerin ÇATAK programı ile çevre dostu üretim tekniklerini benimsemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Üreticiler ÇATAK programını kesinlikle başarılı bulmuş (4.78) ve yine kesinlikle devam etmek istediklerini belirtmişlerdir (4.90). Sıralı Logit Model sonucunda, kendi arazisinde tarım yapan, çekirdek aileye sahip, genç ve çevreye duyarlı olan çiftçilerin ÇATAK desteğinden daha memnun oldukları belirlenmiştir. Anahtar sözcükler : ÇATAK, Tarım-Çevre Politikaları, Doğal Kaynaklar, Üretici memnuniyeti, İzmir.

Derya Nermin Dereli
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal amaçlı kooperatiflerde kooperatif–ortak ilişkilerini etkileyen faktörler üzerine bir araştırma: İzmir ili örneği

Kooperatifler hem üreticilere ve tüketicilere ekonomik anlamda, hem de topluma sosyal anlamda fayda sağlayan örgütsel yapıların başında gelmektedir. Kooperatiflerin sosyal boyutunu oluşturan ortakların kooperatif ile ilişkilerinin düzeyi kooperatif başarısını doğrudan etkileyen unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, farklı kooperatif türleri açısından kooperatif-ortak ilişkisi ortaya konmuştur. Kooperatif-ortak ilişkisi incelenirken, ortakların yönetime katılımı, ortakların yönetsel memnuniyeti, pazarlama ve teknik destek konularındaki beklentileri ele alınmıştır. Araştırma kapsamında İzmir ilinde faaliyet gösteren sulama, su ürünleri, tarım kredi, tarım satış ve tarımsal kalkınma kooperatiflerine ortak toplam 282 üretici ile yüz yüze görüşülmüştür. Kooperatif türlerine göre ortak özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı testler, ortakların başarıya ulaşmak için tercih ettikleri girişimin tespit edilmesinde AHS (Analitik Hiyerarşi Süreci), kooperatif-ortak ilişkisini ölçmek için etkili olan faktörlerin belirlenmesinde faktör analizi ve faktörler ile kooperatif türleri arasındaki ilişkinin ortaya koyulmasında korelasyon katsayısı tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, tarım satış kooperatifi ortaklarının yönetimden memnuniyeti ve kooperatiften finansal sorunlara katkı anlamındaki beklenti düzeyi ile tarım kredi kooperatifi ortaklarının yönetime katılım düzeyi diğer kooperatif ortaklarına göre düşük bulunmuştur. Hem yönetimden memnuniyet hem de yönetime katılım düzeyinin arttırılması için ortaklar ile kooperatif yönetimi arasındaki mesafenin giderilmesine yönelik eğitim ve toplantı faaliyetlerinin arttırılması, ortakların kooperatif yönetiminde daha fazla söz sahibi olmaları sağlanmalıdır. Tarım satış kooperatiflerinin pazarlama faaliyetleri kapsamında piyasada daha aktif rol alarak özellikle piyasa fiyatının oluşmasında söz sahibi olması ortaklarının finansal beklenti düzeyinin iyileştirilmesi yönünde olumlu etki yaratacaktır. Ortaklar en çok pazarlama kriterine önem vermekte ve pazarlama faaliyetlerini en çok kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirmeyi istemektedirler. Su ürünleri kooperatifi ortaklarının hem pazarlama hem de teknik destek anlamında beklentilerinin karşılanma düzeyinin oldukça yetersiz olduğu görülmüştür. Diğer yandan, tarımsal kalkınma kooperatifi, ortaklarına sağladığı pazarlama olanakları ile ortaklarının finansal beklentilerinin karşılanma düzeyi açısından diğerlerine göre en başarılı kooperatif bulunmuştur. Pazarlama konusunda yerel yönetimler ile kamu kurum kuruluşlarının ihtiyaçlarının karşılamasında kooperatif ürünlerinin tercih edilmesi önerilmekte ve bu konuda başarılı olan tarımsal kalkınma kooperatiflerinin diğer kooperatif türleri açısından örnek teşkil etmesi gerekmektedir. Elde edilen bulgular ile tarımsal kalkınma, su ürünleri ve sulama kooperatifleri gibi daha çok yerel seviyede faaliyet gösteren köy kooperatiflerinin incelenen diğer kooperatiflere göre daha demokratik ve kooperatifçilik ilkelerine daha uyumlu bir örgütsel yapılanma içinde oldukları tespit edilmiştir. Türkiye'de kooperatiflerin özellikle ortakların ürünlerinin pazarlanması ve üretim maliyetlerini düşürücü girdi tedarik programlarına yoğunlaşmaları gerektiği bir gerçektir. Bu faaliyetlerin ilgili bakanlıkların destekleme politikaları içinde yer alması ve desteklemelerin kooperatifler aracılığı ile yönlendirilmesi yönteminin tercih edilmesi tarım politikaları açısından üzerinde durulması gereken bir konudur.

Zübeyde Albayram Doğan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yağlık zeytin üretimine yönelik politikaların etki değerleme analizi-İzmir örneği

Zeytin ağacının yapısal özelliğinden kaynaklanan periyodisiteye bağlı olarak verimde yıldan yıla değişme meydana gelmekte ve bu durum üretici gelirlerini etkilemektedir. Bu nedenle zeytin yetiştiriciliği değişik politika araçları ile desteklenmektedir. Bu çalışma ile, zeytinyağı politikalarının üretici kararları üzerindeki etki derecesinin belirlenmesi ve zeytinyağında farklı destekleme yöntemlerinin etkisi de dikkate alınarak arz fonksiyonlarının tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma verileri, İzmir ilinde yağlık zeytin üretimi yapan 151 üretici ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilmiştir. Araştırma bölgesinde yağlık zeytin üretimi yapan üreticilerin, uygulanan ve alternatif destekleme politikaları içinde 'fark ödeme desteğini' birinci sırada tercih ettikleri saptanmıştır. Arz modelleri, çeşitli senaryolar çerçevesinde ürün fiyatlarına gösterilen potansiyel tepki dikkate alınarak Tobit model yardımıyla tahmin edilmiştir. Tüm veriler dikkate alınarak hesaplanan kısıtsız esneklikler dikkate alındığında, zeytinyağı fiyatı % 10 artırıldığında zeytinyağı arzında artış meydana gelmesi beklenirken, yağlık zeytin üretim alanının % 10 artırılması durumunda ise daha az artış meydana gelmesi beklenmektedir. Kısıtsız esneklikler dikkate alındığında girdi desteği uygulanmasının destek uygulanmama durumuna göre zeytinyağı arzını % 3.49, doğrudan gelir desteği uygulanmasının % 5.51 ve prim desteği uygulanmasının % 3.83 artırması beklenmektedir. Üreticilere yöneltilen tercihlerin sonuçlarına göre kabul etme istekliliklerine bakıldığında ise üreticilerin, organik tarım desteğinin 2.7 TL/kg, doğrudan gelir desteğinin 2.5 TL/kg, girdi desteğinin 1.13 TL/kg ve prim desteğinin 0.94 TL/kg olacak şekilde uygulanmasını tercih ettikleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Zeytinyağı, Destekleme Politikaları, Arz Analizi, Analitik Hiyerarşi Süreci, Tobit, Best-Worst.

Mine Yalçın
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim değişikliğine uyum politikalarına yönelik çiftçi algı ve davranışlarının analizi: Küçük Menderes Havzası örneği

İnsanın etkisiyle ortaya çıkan ve yirmi birinci yüzyılın üzerinde tartışılan en önemli ve büyük çevre sorunu iklim değişikliğidir. İklime olan bağımlılığıdan dolayı tarım, iklim değişikliğine karşı en savunmasız sektörlerden biridir. Tarım sektörünün değişen koşullara uyum sağlaması ve bu doğrultuda politikalar oluşturulması üretimin devamlılığı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; havza için iklim değişikliğine uyum politikalarını çiftçi algı ve davranışları doğrultusunda belirleyerek, üreticilerin bu politikalara maddi katkıda bulunma ve ödeme istekliliğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma; iklim değişikliği açısından risk altında bulunan Küçük Menderes Havzası'nda tarımın yoğun olarak yapıldığı Ödemiş, Bayındır, Tire ve Beydağ ilçelerinde gerçekleştirilmiş ve 171 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çalışmada üreticilerin algı ve davranışlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde faktör analizi; bu analiz sonuçlardan yararlanılarak üretici grupları elde edilmesinde kümeleme analizi; üreticilerin çevresel tutumunun belirlenmesinde, çevresel tutum envanterinden yararlanılmıştır. Ayrıca üreticilerin görüş ve tercihleri doğrultusunda iklim değişikliğine uyuma yönelik bir politika oluşturmak ve üreticilerin bu politikaya yönelik ödeme istekliliklerinin ortaya konması için seçim denemesi modelinden yararlanılmıştır. Model sonuçlarına göre; üreticiler iklim değişikliğine uyum perspektifinden; sulama yöntemi olarak damla sulama yönteminin uygulanması için yılda 439,13 TL, yerel tohum çeşitlerinin kullanılması için 119,69 TL, hayvansal ve/ve ya yeşil gübre kullanılması için 64,09 TL ödemeye istekli olduklarını belirtmişlerdir.

Yarkın Akyüz
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği; İzmir ili örneği

Bu tezde, İzmir ilinde koyunculuk işletmelerinin demografik yapısı, sosyo-ekonomik özellikleri ve koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği analiz edilmiştir. Çalışmanın verileri 2018 yılına ait olup bu veriler ana faaliyeti koyunculuk olan 126 adet işletmeden elde edilmiştir. Sürdürülebilirlik analizi için, sürdürülebilirliğin üç boyutunu (ekonomik, sosyal ve çevresel) kapsayan 8 gösterge (Ekonomik Etkinlik, Emek Kârlılığı, Hayvan Karlılığı, Hayvan Verimliliği, Tarım Dışı Gelir, İstihdam, Doğal Mera Alanı Varlığı ve Hayvan Yoğunluğu) seçilmiştir. Temel Bileşenler Analizi yöntemiyle göstergeler 3 boyuta indirgenmiş, Normalleştirme (Min-Max: 0-1 arası yeni değerler) yöntemiyle ölçek yanılgısı ortadan kaldırılmış, Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemiyle gösterge ağırlıkları hesaplanmış ve son olarak elde edilen temel bileşen değerleri bütünleştirilerek kompozit sürdürülebilirlik endeksi hesaplanmıştır. Çalışmada ayrıca, Türkiye genelinde koyunculuk faaliyetine yönelik SWOT analizi yapılmıştır. Sonuç olarak; koyunculuk faaliyetinin geleceğine ilişkin strateji ve politika önerileri geliştirilmiştir. Araştırma bölgesinde, faaliyette bulunan işletmelerin ortalama koyun varlığı 150,74 baştır. İşletmecilerin yaş ortalaması 49,59, eğitim düzeyleri 5,94 yıl ve koyunculuk faaliyeti deneyim süreleri 31,27 yıldır. İşletmecilerin %55,56'sı 50 ve üstü yaştadır. Aile işgücü kullanım oranı %88,43'tür. İşletmelerde yem bitkisi üretimi sınırlı, teknoloji kullanım düzeyi düşük, ağıl vd. binalar oldukça yıpranmıştır. İşletmenin değişken masrafları içerisinde en yüksek payı %60 ile yem maliyetleri; sabit masraflar içerisinde en yüksek payı %44 ile faiz giderleri oluşturmaktadır. İşletmelerin en önemli gelir unsuru kuzu ve toklu satışlarıdır. Araştırmada, sürdürülebilirlik kompozit endeksi %28,30 (ekonomik sürdürülebilirlik %14,13, sosyal sürdürülebilirlik %4,76 ve çevresel sürdürülebilirlik %9,42) olarak hesaplanmıştır. FAO sürdürülebilirlik düzeyi referansına göre, İzmir ilinde koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği sınırdadır. Çalışmada, ekonomik faktörlerin koyunculuk faaliyetinin sürdürülebilirliği açısından sosyal ve çevresel faktörlere göre daha etkili olduğu bulunmuştur. Aşırı otlatma ve bakımsız meralar çevresel sürdürülebilirliği olumsuz etkilemektedir. Tarım dışı gelirin ve yabancı işgücü kullanımının az olması sosyal sürdürülebilirliği olumsuz etkileyen temel faktörlerdir. Türkiye'de koyunculuk faaliyetinin öne çıkan güçlü yönleri; mera varlığı, koyun varlığı, tecrübe, aile işletme sayısı, geniş faaliyet alanı, yerli ırklar. Zayıf yönleri; üretim maliyeti ve rekabet, meraların ot kalitesi, meraların amaç dışı kullanımı, piyasa eksikliği, kırsal göç, desteklemeler. Fırsatlar; genç ve dinamik nüfus, ihracat potansiyeli, fiziki ve kültürel altyapı, bilimsel çalışmalar, kamu kurumları, üretim çiftlikleri ve enstitü. Tehditler; yaşlanan tarım nüfusu, isteksizlik, ilgisizlik, damızlık kesimleri, hijyen koşulları. Koyunculuk faaliyeti ekonomik, sosyal ve çevresel yönleriyle bir bütün halinde değerlendirilmelidir. Siyasi gelişmelerden etkilenmeyecek uzun vadeli politikalara ihtiyaç vardır. Uygulanabilir makro ölçekli projeler (Ör: mera ekosisteminin korunması, verim ve ıslah çalışmaları vb.) devreye sokulmalıdır. Özellikle küçük ölçekli aile işletmelerinin sürdürülebilirliği için koyunculuk faaliyetinde piyasa mekanizması işletilmelidir. Doğru fiyat için canlı hayvan, kırmızı et, yapağı ve yem borsası devreye girmelidir. Tanıtım faaliyetleriyle (fuar, yemek programları, yöresel ürünler vb.) koyun eti, sütü ve bunların türevlerinin insan sağlığındaki önemi anlatılmalıdır. Anahtar sözcükler: Koyunculuk Faaliyeti, Sosyo-Ekonomik Analiz, Ekonomik Sürdürülebilirlik, Sosyal Sürdürülebilirlik, Çevresel Sürdürülebilirlik.

Kenan Keskinkılıç
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi uygulamaları: izmir ve manisa örneği

Araştırmanın temel amacı süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi ilkelerine dayanan yöntemlerin uygulanmasıyla işletmelerin etkinliğinin artırılması olanaklarının incelenmesidir. Bu amaçla araştırmada süt sığırcılığı faaliyetini yürüten üreticilerin yem tedarikçi ve süt alıcı tercihleri belirlenmiş, üretimi planlanmış, işletme etkinlikleri belirlenmiş ve işletmelere ilişkin ideal tedarik zinciri ortaya konulmuştur. Araştırma kapsamında İzmir ilinin Ödemiş ilçesinde 117 üretici ve Manisa ilinin Salihli İlçesinde 30 üreticiyle yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin tedarikçi ve alıcı tercihlerinin belirlenmesinde Analitik Hiyerarşi Süreci, üretim planlamasında Doğrusal Programlama ve işletme etkinliklerinin belirlenmesinde Veri Zarflama Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde işletmeler inek sayılarına göre 5-15 baş, 16-25 baş, 26-40 baş ile 41 baş ve üzeri olmak üzere dört gruba ayrılmıştır. Buna göre 1. grupta 32, 2. grupta 46, 3. grupta 36 ve 4. Grupta 33 işletme yer almıştır. Araştırma sonuçları üreticilerin yem tedariğinde en fazla yem kalitesine önem verdiklerini göstermiştir. Bu açıdan değerlendirildiğinde mandıralar en uygun yem tedarikçisi konumundadırlar. Süt satışında ise süt alıcısının alım miktarının en önemli kriter olduğu ve sütün fiyat, ödeme süresi ve alım miktarı açısından en iyi alternatif olan kooperatife satılması gerektiği belirlenmiştir. Üretim planlaması sonucunda ise tam etkinliğe sahip olan işletme sayısının ve teknik etkinlik değerinin arttığı saptanmıştır. Ortaya konulan model süt sığırcılığı işletmelerinde tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının işletme etkinliğini artırılabileceğini göstermektedir. Ayrıca araştırmada süt sığırcılığı işletmelerinde yüksek girdi maliyetleri, düşük örgütlenme düzeyi, yetersiz sermaye, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri, yetersiz barınak koşulları, döl tutmamaya bağlı üreme sorunu, modern ekipman eksikliği, vasıflı işçi bulamama gibi çeşitli sorunların bulunduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar mevcut koşulların süt sığırcılığı faaliyetinin sürdürülebilirliği için yeterli olmadığını ve süt sığırcılığına yönelik yeniliklere ihtiyaç olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler: Süt sığırcılığı işletmeleri, tedarik zinciri yönetimi, analitik hiyerarşi süreci, doğrusal programlama, veri zarflama analizi.

Duran Güler
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yortanlı barajının işletmeye açılmasının yöredeki tarım arazisi piyasasına etkilerinin analizi üzerine bir araştırma

Bu araştırma, İzmir'in Bergama ilçesindeki Yortanlı barajının işletmeye açılmasının yöredeki tarım arazisi piyasasına etkilerini analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçla baraj sulamasından yararlanacak 9 yerleşim yeri kapsamına alınmıştır. Araştırmada oransal örneklemeyle 87 üreticiden veriler derlenmiştir. Verilerin analizinde öncelikle işletmelerin sosyo-ekonomik yapıları ve yıllık faaliyet sonuçları analiz edilmiştir. Daha sonra üreticilerin tarım arazisi piyasası ve barajın etkileri ile ilgili görüşleri saptanmıştır. Araştırmada üreticilerin sahip olduğu parsellerin değerinin saptanmasında pazar değeri ve gelir yöntemleri kullanılmıştır. Gelir yönteminde kullanılacak kapitalizasyon oranı %4.13 olarak hesaplanmıştır. Arazilerin değerini etkileyen faktörlerin ekonometrik analizinde faktör analizi ve hedonik fiyat analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; arazilerin dekara ortalama pazar değeri 23377.57 TL,gelir üzerinden hesaplanan dekara ortalama değeri ise 15424.21 TL'dır. Hedonik modeldedeğeri etkileyebilecek 6 bağımsız değişken esas alınmıştır. Model sonuçları, değeri pozitif olarak etkileyen değişkenlerinparsel alanı, parseldeki yapı durumu, toprağın verimliliği ve baraja olan mesafe olduğunu göstermektedir.

Betül Serez
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaz yetiştiriciliğinde üretim ve pazarlama etkinliğinin belirlenmesi üzerine bir araştırma: Kars ili örneği

Kaz yetiştiriciliği dünyada pek çok ülkede yapılan önemli bir ekonomik faaliyettir. Dünyada kaz eti yanında kazdan elde edilen karaciğer ve tüy gibi yan ürünlerin üretimi ve ticareti yaygın olarak yapılmaktadır. Diğer yandan, sahip olduğu üretim potansiyeline rağmen, Türkiye'de kaz yetiştiriciliğinin yeteri kadar gelişmediği görülmektedir. Girişimcilerin kaz yetiştiriciliğine yönlendirilmesi açısından bu üretim dalının nispi kârlılığı yanında, üretim ve pazarlama etkinliğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı kaz yetiştiriciliği yapan işletmelerin üretim ve pazarlama etkinliğini belirlemektir. Bu kapsamda, Kars ilinin Merkez, Arpaçay ve Susuz ilçelerinde kaz yetiştiriciliği yapan 90 üretici ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Kaz yetiştiriciliğinde üretim etkinliğinin hesaplanması amacıyla Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Pazarlama etkinliği hesaplanırken, Acharya'nın modifiye edilmiş pazarlama etkinliği formülü esas alınmıştır. Görüşülen üreticilerin ortalama yaşı yaklaşık 46 olup, ağırlıklı bir kısmını (%89) kadınlar oluşturmaktadır. Eğitim seviyesi düşük (%61'i ilkokul mezunu) olan kaz yetiştiricilerinin yaklaşık %97'si bitkisel üretim veya hayvancılık faaliyetinde bulunmakta ve %43'ü tarım dışı faaliyet göstermektedir. Üreticilerin kaz yetiştiriciliği yapma kararını verirken göz önüne aldığı en önemli faktörler sırasıyla yüksek gelir sağlamak ve aile içi et tüketimini karşılamaktır. Genel itibariyle kaz işletmeleri yetiştirdikleri kazın küçük bir kısmını tüketip büyük bir bölümünü pazarlamakta olup, aile içi tüketimin küçük işletmelerde daha fazla olduğu saptanmıştır. Nispi kâr yönünden işletmeler incelendiğinde, genel olarak kaz yetiştiricilerinin elde ettiği ortalama fiyatın maliyeti karşılamadığı ortaya çıkmaktadır. Genel olarak, elde edilen fiyat canlı kazda maliyetin %37'sini, taze ve kurutulmuş kazda %41'ini karşılamaktadır. İşletmelerin nispi kârlılığın düşük çıkması, kaz yetiştiriciliğinin ekonomik sürdürülebilirliği açısından riskli görülmektedir. Her üç üretim şeklinde de nispi kâr oranı en yüksek büyük işletmelerde tespit edilmiştir. Geleneksel pazarlama koşullarında kaz yetiştiricilerinin taze kazda pazarlama etkinliği indeksi ortalama 5,60 olarak hesaplanmıştır. En yüksek pazarlama etkinliği indeksinin büyük işletmelerde olduğu görülmektedir. Farklı işletme ölçeklerinde pazarlama etkinliği indeksinin 1'den büyük çıkması, kaz işletmelerinin pazarlamada etkin çalıştığını göstermektedir. İncelenen kaz işletmeleri için ortalama teknik etkinlik skoru çıktı yönelimlide %81,29 iken, girdi yönelimlide %84,91 hesaplanmıştır. Hem çıktı hem de girdi yönelimlide tam etkin olan işletmelerin oranı %25,56 bulunmuştur. İncelenen işletmelerin teknik etkinlik ortalaması yüksek çıkmasına rağmen tam etkin olarak çalışan işletmelerin oranı oldukça düşüktür. Potansiyel iyileştirme oranlarına göre, kaz yetiştiriciliği yapılan işletmelerin tam etkinliğe erişebilmesi için özellikle de yem, işgücü ile veteriner ve ilaç masraflarını kontrol altında tutması ve kaz yetiştiriciliğinden elde edilen çıktıyı artırmak için üretim tekniği ve pazarlama stratejilerini gözden geçirmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.

Gül Sultan Keleşoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'nin dünya pazarında pamuk ve pamuklu dokuma sektörü açısından rekabet gücünün analizi

Pamuk ve pamuk ürünlerinin uluslararası ticarete yoğun olarak konu olması, bu ürünlerde Türkiye'nin uluslararası rekabet düzeyini belirlemeyi gerekli kılmaktadır. Bundan dolayı bu çalışmada pamuk ve pamuklu dokuma sektöründe Türkiye'nin dünya pazarındaki rekabet gücünün seçilmiş alt gruplar itibariyle belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında Türkiye ile birlikte rakip ülkelerin Nispi İhracat Avantajı, Nispi İthalat Avantajı, Nispi Ticaret Avantajı, Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler, İhracatta Uzmanlaşma endeksi ile İthalat Avantajı Oranı ve Uluslararası Rekabete Maruz Kalma Oranı hesaplanmıştır. Bu endeksler sonucunda Türkiye'nin 5201 kodlu pamuk ürünü dışında alt gruplar itibariyle nispi ticaret avantajına sahip olduğu ama karşılaştırmalı üstünlüğün ise orta ya da zayıf olduğu görülmüştür. Sabit pazar payı analizi sonuçları da Türkiye'nin 18 yıllık dönemde talebi artan pamuk ürünlerine yoğunlaşmadığını göstermektedir. Dünya pazarındaki payının değişiminde en etkili olan faktör pazar hacmi etkisidir. Türkiye 2000'li yılların başında yakaladığı rekabet avantajını 2013-2017 döneminde kaybetmeye başlamıştır. Türkiye'nin dünya piyasasında rekabet avantajını tekrar yakalayabilmesi için pamuğun üretiminden, işlenmesi ve konfeksiyona dönüştürülmesine kadar her aşamasını kapsayan çok boyutlu ve bütüncül politikalarla yönlendirilmesi gerekmektedir.

PamukUluslararası rekabet
Çiğdem Kantur
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Balıkesir ve Manisa illerindeki çiftçilere yönelik targel elemanlarının çalışmalarının etkilerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi üzerine bir araştırma

Son yıllarda Türkiye'de ve dünya 'da tarımsal yayım ve danışmanlık konusunda üç farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bunlar tarımsal yayımın kamu eliyle yapılması, özel tarımsal yayım şirketleri ile yapılması ve iki kurumun ortak şekilde yapması şeklindedir. Türkiye'de ise Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan itibaren devlet eliyle sürdürülen tarımsal yayım 2000'li yıllardan itibaren hem devlet hem özel şirketler aracılığıyla sürdürülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı 2004 yılında bilgi ve teknolojinin üreticilere ulaştırılmasında 1000 Köye 1000 Ziraat Mühendisi" sloganı ile KÖY-MER Projesini, 2007 yılında da TARGEL (Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi) Projesini hayata geçirmiştir. Bu araştırmada; Türkiye'de 2007-2016 yılları arasında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından istihdam edilen tarım danışmanlarının bölge üreticileri üzerindeki etkilerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesini yapmak ve bu konular üzerine politikaları ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada, bölgede görev yapan 29 TARGEL elemanının, çalışmaları, eğitimleri, mesleki yeterlilikleri, üreticiler ve kurumları ile iletişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, seçilen bölgede domates üreticileri ile görüşülerek TARGEL elemanlarının onlara götürdüğü hizmetler ve memnuniyetleri belirlenmeye gayret edilmiştir. Çalışmanın sonunda görüşülen üreticilerin çoğunluğunun TARGEL elemanlarına güvendiği ve çalışmalarından memnun olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Mehmet Tuna Özdemir
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin gıda israfının önlenmesine yönelik tutum ve davranışlarının belirlenmesi: İzmir ili örneği

Bu çalışmanın amacı, İzmir ilinde yaşayan tüketicilerin gıda israfına ilişkin farkındalıkları ile gıda israfının önlenmesine yönelik tutum ve davranışlarını ortaya koymaktır. Bu amaçla oransal örnek hacmi formülünden yararlanarak Buca, Karabağlar, Bornova, Konak ve Karşıyaka ilçe merkezlerinde yaşayan 150 tüketici ile anket yöntemiyle veriler derlenmiştir. Toplanan verilerin analizinde, öncelikle tüketicilerin demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri ortaya konulmuş, daha sonra gıda israfını önleme ile ilgili tutum ve davranışları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda çeşitli farklı ifadeleri birleştirip; yeni bir ifade ortaya koymak amacıyla faktör analizi uygulanmıştır. Oluşan yeni faktörlerin gıda israf etme durumu üzerine etkili olup olmadığını araştırmak amacıyla Multinominal Lojistik Regresyon (MLR) analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin %70'i kadın, %30'u ise erkektir. Tüketicilerin ortalama aylık mutfak alışverişi harcamaları 908.33 TL olarak hesaplanmıştır. Tüketicilerin %4.7'si gıda israfı yaptıklarını, %63.3'ü ise bazen gıda israfı yaptıklarını belirtmişlerdir. Tüketicilerin %32'si gıda israfı yapmadıklarını belirtmişlerdir. Faktör Analizi ile oluşturulan yeni faktörler ile gıda israf etme durumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Gıda israfı konusu hem ekonomik hem de sosyo kültürel anlamda farkındalık oluşturulması aynı zamanda israfın azaltılması ve önlenmesi ile ilgili stratejilerin geliştirilmesi açısından önemli hale gelmektedir. Bu çalışma, tüketicilerin hanedeki gıda israfı ile ilgili farkındalıkları ile tutum ve davranışlarını ortaya koyması ve israfın azaltılması ve önlenmesi açısından öneriler geliştirmede kullanılacak verileri sağlayacak olması ile daha sonra yapılacak çalışmalara önemli katkılar sağlayabilecektir. Anahtar kelimeler: Gıda israfı, Faktör analizi, Planlanmış Davranış Teorisi, İzmir.

Harun Daysal
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fast food ürünlerine yönelik tüketici davranışları ile yaşam tarzı ilişkisi üzerine bir araştırma: İzmir ili örneği

Bu çalışmada, İzmir ilindeki tüketicilerin fast food tüketimleri ile yaşam tarzları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Ayrıca, tüketicilerin fast food tüketim desenleri, tüketim sıklıkları, tüketim nedenleri ve fast food ürünlerine olan tutumları incelenmiştir. Araştırmanın ana materyalini oransal örnekleme hacmi ile belirlenen 271 tüketici ile yüz yüze yapılan anketler oluşturmuştur. Çalışmanın ilk aşamasında tüketiciler faktör analizi ve kümeleme analizi uygulanarak yaşam tarzlarına göre segmentlere ayrılmıştır. Analiz sonucunda başarılılar, gayret edenler, yapıcılar ve hayatta kalanlar olmak üzere 4 farklı segmentte tüketici grubuna ayrılmıştır. Tüm gruplarda fast food tüketme nedeni olarak en etkili nedenler fast food ürünlerinin "lezzetli olması" ve "zamandan tasarruf sağlaması" olarak bulunmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında; cinsiyet, çalışma durumu, yaş, eğitim ve gelir gibi demografik kriterler dikkate alınarak tüketicilerin fast food tüketim davranışları ve tutumları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, tüketim nedenleri, tüketim sıklıkları ve fast food ürünlerine yönelik tutumlar için gruplar arasında farklılıklar olduğu ortaya konulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise tüketicilerin fast food tüketim kararını etkileyen kriterlerin öncelikleri bulanık eşli karşılaştırma (BEK) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, tüketicilerin fast food ürünlerini satın alma kararında en önemli kriterler sırası ile ekonomik olması, sağlıklı olması ve her yerde bulunabilir olması olarak bulunmuştur. Fast food tüketme kararını en az etkileyen değişkenler ise; lezzetli olması ve doyurucu olması olarak bulunmuştur. Fast food tüketim desenlerini ve nedenlerini ortaya koyarak bu konuya dikkat çekilmeye çalışılan bu çalışmanın tüketicilerin davranışlarını olumlu yönde etkilemek adına politikalara ve eğitim programlarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Ecem Tumay Bulut
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal kesimdeki kadın üreticilerin girişimcilik kararlarını etkileyen faktörlerin saptanması: İzmir'in Bayındır ilçesi örneği

Bu araştırmada İzmir ili Bayındır ilçesinde sulanabilir arazilerde bitkisel üretim yapan kadın üreticilerin girişimcilik kararlarını etkileyen faktörler analiz edilmiştir. Araştırma verileri 81 üreticiden anket yöntemiyle derlenmiştir. Verilerin analizinde; kadın üreticiler 10 dekar ve daha az arazisi olan ve 10 dekardan fazla arazisi olan üreticiler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Araştırma bulgularına göre; kadın üreticilerin yaşı 49.91, tarımsal deneyim süreleri ise 20.15 yıldır. Ortalama arazi miktarı 14.20 dekardır. Araştırmada kadın üreticilerin meyve yetiştiriciliği yapma olasılığını etkileyen faktörleri saptamak amacıyla lojistik regresyon (logit) modelinden yararlanılmış ve üreticilerin meyve yetiştiriciliği yapma olasılığı ile sahip oldukları arazi büyüklükleri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Araştırma kapsamına alınan kadın üreticilerin çoğu, öz sermayelerini kişisel tasarruf yolu ile temin etmiştir. Araştırmada kadınların girişimcilik kararı alırken önem verdikleri kriterleri değerlendirmek amacıyla Bulanık Eşli Karşılaştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; kadın üreticilerin en fazla önem verdiği kriterin aile yapısı ve sosyal çevre olduğu saptanmıştır.

Ece Yürük
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Seçilmiş bazı ülkelerde ve türkiye'de bankaların tarımsal finansman ygulamalarının analizi

Kırsal kesim tarafından kullanılan krediler kalkınmanın sağlanmasında önemli bir araç oldukları gibi, zaman zaman borçlanma nedeniyle üreticiler açısından olumsuz etkide de bulunabilmektedir. Buna karşılık birçok tarımsal faaliyetin finansmanı için kredi kullanımı kaçılmaz bir durum arz etmektedir. Bu çalışmada belirlenmiş ülkelerde ve ülkemizde tarımsal kredi piyasasının genel durumu, özel bankaların tarımsal kredi uygulamaları karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında belirlenmiş ülkelerde tarım sektörüne kısaca değinilmiş ve kredi piyasalarının genel durumu anlatılmaya çalışılmıştır. Ülkemizdeki özel banka uygulamaları da ayrıca detaylı olarak paylaşılmıştır. Ayrıca ülkemiz ile belirlenmiş ülkelerdeki tarımsal kredi uygulamaları karşılaştırılmış ve ülkemize dair eksiklik ve sorunlar belirlenmeye çalışılarak çeşitli öneriler sunulmuştur.

Banka kredileriKooperatif bankacılığıTarım kredi kooperatifleri+3
İpek Topuzoğlu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İzmir ve İstanbul'da organik pazarların mevcut durumu ve en fazla tercih edilebilir organik pazar tasarımının geliştirilmesi

Organik ürünler, işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, üretilmesi organik tarım metoduyla gerçekleştirilen, insan, fauna, flora ve toprağın sağlık ve güvenlik konularını gözlemleyerek gıda verimliliğini en üst düzeye çıkaran sertifikalı ürünler olması açısından oldukça önemlidir. Organik ürün tüketicisinin organik ürünlere doğrudan ulaşmasını sağlayan ve organik ürünün iç pazarda gelişmesine, organik ürün fiyatlarının makul seviyelerde tutulmasına katkı sağlayan organik ürün pazarlarının, tüketici ve üreticilerce daha fazla tercih edilebilir olması ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda araştırmanın ana amacı, en fazla tercih edilebilir organik pazar modelinin geliştirilebilmesi için, organik ürün pazarlarının aktörleri olarak nitelendirilen; tüketici, üretici, aracı, ilgili belediye ve sivil toplum kuruluşları yetkililerinin farklı bakış açılarının bir araya getirilerek nasıl bir organik pazar beklentisi içinde olduklarını ortaya koymaktır. Bu temel amaç kapsamında, İzmir ili Karşıyaka, Balçova ilçelerinde ve İstanbul ili Şişli, Kartal ilçelerinde faaliyet gösteren organik pazarlardaki 271 tüketici, 30 tezgâh sahibi (üretici, aracı) ve bu pazarlarda görevli olan ilgili belediye, sivil toplum kuruluşlarının yetkililerinden 4 kişi ile yüz yüze görüşme sağlanmıştır. Tüketicilerin ve tezgâh sahiplerinin organik pazara gelme nedenlerinin belirlenmesinde Bulanık Eşli Karşılaştırma yöntemi, tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarının belirlenmesinde Faktör Analizi, tüketicilerin ve tezgâh sahiplerinin nasıl bir organik pazar beklentisi içinde olduklarının belirlenmesinde ise Konjoint Analizi kullanılmıştır. Tüketicilerin organik ürün pazarlarına gelme nedenlerinin başında "sağlıklı ürünler bulmak" gelirken, tezgâh sahiplerinin ise gelme nedenlerinin başında "sağlıklı ürünler satmak" olduğu ortaya çıkmıştır. Tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarına ilişkin dört boyut (güvenlik, deneyim (karşılaştırma), araştırma (bilişsel) ve sağlık) belirlenmiştir. Tüketicilerin organik pazar tercihinde, pazarlardaki tezgâhlarda satılacak ürünlerin sadece organik ürünler olması ve bu ürünlerin sadece mevsiminde yetişen ürünlerden oluşması, ürünlerin Tarım ve Oarman Bakanlığı logosuna sahip olması, ürün fiyatlarının geleneksel ürünlere göre %10 fazla olması ve pazarın hafta sonu kurulması birincil öncüldür. Tezgâh sahiplerinin organik pazar tercihindeyse, pazarlardaki tezgâhlarda satılacak ürünlerin sadece organik ürünler olması, bu ürünlerin pazara ulaştırılmasını belediyelerin üstlenmesi, ürünlerin sertifikasyon şirketine ait sertifika ve logolara sahip olması, ürün fiyatlarının geleneksel ürünlere göre %30 fazla olması ve pazarın hafta içi kurulması öne çıkmıştır. Yetkililerin ise kuruluş alanı ve tezgâhları temiz, düzenli olan, denetimleri her hafta yapılan, otopark ve sosyal alanları bulunan bir pazar beklentisi içinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ayça Nur Şahin
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Kalkınma Ajansı tarafından yaptırılan toprak analiz laboratuvarlarının çiftçilerin toprak tahlili yaptırma ve gübre kullanımları üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada, İzmir Kalkınma Ajansı tarafından 2009 Yılı Tarım ve Kırsal Kalkınma Mali Destek Programları kapsamında Kiraz'da Kiraz Ziraat Odası bünyesinde, Bergama'da ise Bergama Ziraat Odası ortaklığında Ege Üniversitesi Bergama Meslek Yüksekokulu bünyesinde kurulan toprak analiz laboratuvarlarının faaliyete geçmesiyle, bölgede üreticilerin toprak analizi yaptırma davranışlarında bir değişiklik olup olmadığı, bunun nedenleri sorgulanmıştır. Araştırmanın ana materyalini İzmir ili Bergama ve Kiraz ilçelerindeki toprak analizi yaptıran 146 çiftçi oluşturmaktadır. Toprak analizi yaptırma davranışını etkileyen etkenlerin belirlenmesi amacıyla üreticilerin sosyolojik yapısının tespitine, üretim deseninin, üretimde kullandığı metotların ve genel olarak sosyo-ekonomik düzeyinin ortaya konulmasına yönelik sorular yönetilmiştir. Analiz kapsamında, her iki ilçedeki üreticilere, toprak analizi yaptırıp yaptırmadıkları ve laboratuvarlar kurulduktan sonra analiz davranışlarının değişip değişmediği ve bunu etkileyen faktörler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, ankete katılan 146 üreticinin %65'i İzmir Kalkınma Ajansı desteği ile kurulan iki laboratuvarın faaliyete geçmesiyle analiz hizmetlerinden faydalanmaya başladıklarını, %90'ı analiz sonuçlarına göre gübre kullanımlarında değişiklik olduğunu ve tamamına yakını analiz sonuçlarına güvendiğini ifade etmiş; ayrıca, devlet desteklerinin toprak analizi yaptırılması açısından etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışma, yapılan laboratuvar yatırımlarının bölgede analiz alışkanlarında anlamlı bir iyileşme ve değişme yaşattığı, bunun kalıcılığının başka uygulamalarla desteklenmesi gereğini ortaya koymaktadır.

Çağdaş Güneş
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin tarıma olası etkileri ve uyum için politika önerileri

İklim değişikliği son yıllarda insanlığın karşılaştığı en büyük çevre tehdididir. İklim değişikliği; sıcaklık artışları, kuraklık, sel, şiddetli kasırga gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan topluluklarının da önemli risk altında olduğu etkilere sahiptir. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin bu etkilerinden en fazla etkilenecek olan bölgelerin başında gelmektedir. Tarım sektörü de, tarımsal faaliyetlerin iklim koşullarına bağlı olması nedeniyle iklim değişikliğinin sonuçları karşısında en kırılgan sektörlerden birisidir. Bu sektörün iklim değişikliğinin etkilerinden korunması ve iklim değişikliğine olan etkilerinin de hafifletilmesi anlamında bir takım tedbirlere ihtiyaç vardır. Bunların başında da azaltım ve uyum olarak iki kavram öne çıkmaktadır. Tarım sektörünün iklim değişikliğine uyumu; iklim değişikliğinin bu sektör üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılarak, zararın en aza indirilmesini ifade etmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, Türkiye'de iklim değişikliğinin tarıma olası etkilerini incelemek ve Türkiye tarımının iklim değişikliğine uyum durumunu değerlendirerek çeşitli önerilerde bulunmaktır. Çalışmada, Türkiye tarımının iklim değişikliğine uyumunu değerlendirmede SWOT analizinden yararlanılmıştır. İklim değişikliğine uyumda Türkiye tarımının güçlü ve zayıf olduğu noktalar ile tehdit ve fırsatları değerlendirilerek, öneriler getirilmiştir.

Figen Özer Ayhan
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süt sığırcılığında hayvan refahı ekonomisinin analizi ve tarım politikaları açısından değerlendirilmesi: İzmir ili örneği

Bu araştırmanın ana amaçları; İzmir ilinde süt sığırcılığında, teknik ve ekonomik açıdan etkin işletmelerin belirlenmesi, etkinlik düzeyi belirlenen işletmelerle hayvan refahı arasındaki ilişkinin ortaya konması, işletmelere yönelik hayvan refahı endekslerinin oluşturulması ve ekonomik etkinlikle ilişkilendirilmesi, ayrıca, süt sığırcılığında yetiştiricilerin hayvan refahına yönelik farkındalıklarının ortaya koymaktır. Bu kapsamda, oransal örnekleme yöntemiyle belirlenmiş toplam yüz süt sığırı yetiştiricisi ile yüz yüze anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Veri Zarflama Analizi (VZA) ile işletmelerin teknik ve ekonomik etkinlikleri belirlenmiştir. Bu işletmelerin, hayvan refahı ile ilişkisi Tobit Modeli kullanılarak ortaya konmuştur. Hayvan İhtiyaç Endeksi (HİE), 100 işletme için ayrı ayrı oluşturularak, işletme etkinliği ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, Multinominal Lojistik Regresyon Modelinden yararlanılarak üreticilerin hayvan refahı hakkında farkındalık düzeyini etkileyen sosyo-ekonomik faktörler belirlenmiştir. VZA sonuçlarına gore, girdi odaklı modelde işletmlerin %25'inin, çıktı odaklı modelde %27'sinin etkin çalıştığı belirlenmiştir. Ayrıca, Tobit Analizi sonuçlarına gore, yetiştiricinin yaşı ve sağmal sayısı; hayvan refahı değişkenlerinden yemleme yapılış şekli, süt verimi, mastitis görülme sıklığı, döl tutma oranı, kötü hayvan refahı sebepleri konusunda bilgi sahibi olma durumu işletmelerin etkin olma olasılığını etkilemektedir. Mastitis görülme sıklığının uzaması ile işletmelerin ekonomik etkinlikleri %35 artmaktadır. Hayvan İhtiyaç Endeksi sonuçlarına gore, ölçek büyüklüğü yüksek olan işletmeler en yüksek endekse sahip olup, bu işletmelerin aynı zamanda etkinlik düzeyi de yüksektir. Multinominal Analiz sonuçlarına göre, hayvan refahı farkındalık (bilgi düzeyi) olasılığını eğitim, yaş ve deneyim etkilemektedir. Yetiştiricinin yaşının 40 yaş üzeri olması olmamasına gore, hayvan refahı farkındalık olasılığını düzeyini negatif yönde 0.83 etkilemektedir. Araştırma sonucunda, öncelikle genç ve iyileştirilmiş hayvan refahı koşullarına adastasyon sağlayabilen yetiştiricilerin desteklenmesi, hayvan refahına uyum ile ilgili yasal zorunlulukların getirilmesi, hayvan refahında bölgesel ve mikro düzeyde eş zamanlı araştırmaların yapılması önerilmektedir.

Hülya Sert
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kuraklık koşullarında uygun sulama ve tarım tekniklerinin üreticiler tarafından uygulanabilirliği: Ceyhan Havzası örneği

Nerede ve ne zaman meydana geleceği belli olmayan ve insan faaliyetleri sonucu, etkisi günden güne artan kuraklık, tarımda her yıl büyük miktarlarda kayba neden olmaktadır. İklim değişikliği nedeniyle, kapsadığı alan ve etkilediği insan sayısı artan kuraklığa karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi, hem ekonomik hem de ekolojik anlamda büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada tarımda yaşanan kuraklığın etkilerinin azaltılması açısından çiftçilerin düşünce ve davranışlarının belirlenmesi ve kuraklığa karşı alınacak önlemlerle ilgili ortaya konulacak politikalar için ödeme istekliliğinin hesaplanması amaçlanmıştır. Araştırma, Ceyhan Havzası'nda yürütülmüştür. Havzada tarımsal üretimin en yoğun olduğu ve yağış yetersizliğinin bulunduğu Afşin, Elbistan ve Ekinözü ilçelerinde 162 çiftçi ile yüz yüze anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Ceyhan Havzası için Standart Yağış İndeksi yöntemiyle yapılan kuraklık analizinde, seçilen ilçelerin kuraklık açısından risk altında olduğu belirlenmiştir. Anket yoluyla elde edilen verilerin analizinde; Faktör Analizi, Kümeleme Analizi, Sıralı Probit Model, Seçim Denemesi, Koşullu Logit Model yöntemleri kullanılmıştır. Faktör analizinden beş farklı boyut elde edildikten sonra çiftçiler üç ayrı segmente ayrılmış ve "karamsar grup" adlı segmentte bulunanlar, kuraklıkla ilgili politikalarda odaklanılması gereken çiftçiler olarak belirlenmiştir. Sıralı Probit Model sonuçlarına göre, çiftçilerin yaşı, eğitimi, toplam gelirin içinde tarımın payı ve susuz arazi miktarı arttıkça, kuraklıktan etkilenme derecesi de artmaktadır. Seçim Denemesi'nde kullanılan Koşullu Logit Model sonuçlarına göre, kuraklığın etkilerinin azaltılması açısından uygulanacak farklı politika alternatifleri arasından, çiftçilerin, kuraklığa dayanıklı bitki çeşitleri için tek seferlik 109,09 TL, basınçlı sulamaya geçişin sağlanması için için ise tek seferlik 98,03 TL ödemeye razı oldukları belirlenmiştir. Toprağın korunması ile ilgili uygulamalar modelde anlamlı olmamasına rağmen ödeme istekliliği 23,68 TL olarak hesaplanmıştır.

Muhammed Çuhadar
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin süt sığırcılığı işletmeleri üzerindeki etkilerinin ekonomi ve tarım politikaları açısından analizi; trakya bölgesi örneği

Bu araştırmanın dört temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, iklim değişikliğinin Trakya Bölgesi'nde süt sığırcılığı işletmeleri üzerindeki ekonomik etkilerinin maliyetler ve üretim değeri açısından analiz edilmesidir. İkincisi, çiftçilerin iklim değişikliğine yönelik bilinç düzeylerini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesidir. Üçüncüsü, çiftçilerin iklim değişikliği koşullarında mevcut adaptasyon uygulamalarının ve geleceğe yönelik adaptasyon stratejilerini ortaya koymaktır. Son olarak da tarım politikaları açısından öneriler getirmektir. Araştırmada Trakya Bölgesi'nde 140 çiftçi ile yüz yüze görüşülmüştür. İklim değişikliğinin süt sığırcılığı işletmeleri üzerindeki ekonomik etkilerinin belirlenmesinde Calil et al. (2012) tarafından geliştirilen model kullanılmıştır. Bu kapsamda, üç farklı senaryo hazırlanarak 2044'e yönelik gelecek projeksiyonları oluşturulmuştur. Çiftçilerin iklim değişikliği ile ilgili bilinç düzeylerini etkileyen sosyoekonomik faktörlerin belirlenmesinde ise lojistik regresyon modelinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, iklim değişikliğinin süt sığırcılığı işletmelerinde %10-50 oranında maliyet artışına neden olurken, süt üretici fiyatlarında beklenen artışın daha düşük olması ve süt verim kaybı nedeniyle üretici refahının azalacağı ortaya konmuştur. Ayrıca, çiftçilerin iklim değişikliği kavramını tam olarak bilmediği ve uyguladıkları adaptasyon yöntemlerinin ise yeterli olmadığı saptanmıştır. Lojistik regresyon modeli sonuçlarına göre, çiftçilerin iklim değişikliği ile ilgili bilgi düzeyini internet kullanımı, arazi varlığı, tarım dışı geliri olması ve karar alma sürecindeki rolü etkilemektedir. Bu kapsamda, tarım sektöründeki politika uygulayıcıları da dahil olmak üzere, tüm paydaşların iklim değişikliği farkındalığının arttırılması, özellikle çiftçilerin yayım faaliyetleri yoluyla bilgilendirilmesi, bölgede iklim değişikliğinin etkilerini inceleyen multidisipliner çalışmalar yapılması ve çiftçilerin iklim değişikliğine adaptasyon sağlayabilmeleri için desteklemelerin arttırılması ve adaptasyon koşullarına göre destekleme verilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: iklim değişikliği, süt sığırcılığı, süt maliyeti, sıcaklık stresi, Trakya Bölgesi.

Süt sığırcılığıSıcaklık stresiTrakya bölgesi
Gökçe Koç
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kocaeli-Kandıra gıda ihtisas organize sanayi bölgesinin ortaya çıkarabileceği sosyo-ekonomik etkilerin saptanması üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın ana amacı, Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde kurulacak olan Kandıra Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin (GİOSB) bölge tarımsal üretimine, üreticilerin üretim kararlarına ve istihdama oluşturabileceği olası sosyo-ekonomik etkileri analiz etmek, GİOSB'den arazileri etkilenen ve etkilenmeyen üreticiler ile bölgede faaliyet gösterecek firmalar açısından da değerlendirmek, sorunları tespit etmek ve çözüm önerileri getirmektir. Bu amaçla, Kandıra GİOSB'nin yer aldığı Kocakaymaz ve Goncaaydın köylerindeki üreticilerden doğrudan etkilenecek üreticiler (arazisi kamulaştırılan) ve dolaylı etkilenecek üreticiler (arazisi kamulaştırılmayan üreticiler) gruplandırılarak görüşmeyi kabul eden toplam 131 üretici ile tam sayım yöntemi kullanılarak yüz yüze anket yapılmıştır. İncelenen işletmelerin verilerinin analizinde farklılıkları ortaya koyabilmek için işletmeler Kandıra GİOSB'de arazisinin kamulaştırılıp-kamulaştırılmamasına göre iki grupta, üretici görüşlerinin arazi büyüklüğü ile ilişkisinin olup-olmadığını ortaya koyabilmek için üç grupta incelenmiştir. Araştırmanın diğer bölümünü oluşturan Kocaeli Kandıra GİOSB'ne kayıtlı 61 firma arasından bilgi vermeyi kabul eden 41 firma yetkilisi ile de yüz yüze görüşme ve elektronik posta ile anket yapılmıştır. Araştırmada elde edilen anket verilerinde Kandıra GİOSB'nin kurulmasıyla oluşturabileceği olumlu-olumsuz etkileri konusunda üreticilerin ve faaliyet gösterecek firmaların yetkilileri açısından görüşleri saptanarak, konuyla ilgili beklentileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma yöresinde anket yapılan üreticilerden elde edilen verilerin analizinde ayrıca Bulanık Eşli Karşılaştırma yöntemi de uygulanmıştır. Bu yöntemle üreticilerin üretimdeki kriterlerinin önem derecesinin GİOSB kurulmadan öncesi ve sonrasında değişip değişmediği belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca Kocaeli-Kandıra GİOSB kapsamındaki kamulaştırma uygulamaları incelenerek, karşılaşılan sorunlar tespit edilerek, çözüm önerileri getirilmiştir. İncelenen işletmelerdeki üreticiler, Kandıra GİOSB'de yer alacak 6 sektör grubu üzerinden sınıflandırılmış sektörlerin bölge için önemli olduğunu belirtmişlerdir. Buna göre Kandıra GİOSB'de yer alacak sektörler için üreticilerin süt ürünlerin de % 95.42'si, et ürünlerin de % 96.19'u, sebze-meyve de % 73.28'i, çikolata-şeker, unlu mamüller de % 51.15'i, kuruyemiş-bakliyat da % 45.04'ü, cips-hazır yemek de % 23.66'sı "önemli" ve "çok önemli" olduğunu ifade etmişlerdir. Bu durum, Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin kurulmasının oluşturabileceği olası etkilerinin incelenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anahtar kelimeler: Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, tarımsal istihdam, tarıma dayalı sanayi, sosyo-ekonomik analiz, bulanık eşli karşılaştırma.

Bahar Aydın Can
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gıda pazarlamasında sosyal medyanın kullanımı ve etkinliği üzerine bir araştırma

Sosyal medya pazarlamasının gittikçe yaygınlaşması ile birlikte gıda ürünlerinin sosyal medya üzerinden pazarlanması da gün geçtikçe artış göstermektedir. Gıda ürünlerinin sosyal medya üzerinden pazarlanmasında kullanılan stratejilerin sosyal medya pazarlaması kullanım amacına uygun olması pazarlamanın başarısı için önemlidir. Bu çalışmada seçilen 5 farklı gıda alt sektörünün sosyal medya pazarlamasını nasıl kullandığı, sosyal medya pazarlamasına yönelik görüşleri ve sosyal medya pazarlamasının firmalar için yararlı olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda sosyal medya pazarlamasını aktif olarak kullanan, şekerleme, süt ve süt ürünleri, zeytin ve zeytin ürünleri, kuru gıda ve bakliyat, çay ve kahve olmak üzere 5 farklı gıda grubundan seçilen 101 firma ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde sosyal medya kavramı, sosyal medyanın kullanım alanları, pazarlamada sosyal medyanın kullanımı ve bu konu ile ilgili yapılan araştırmalar ile sosyal medya pazarlamasının ölçümü ve gıda ürünlerinin sosyal medya üzerinden pazarlanma durumu ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, araştırma kapsamında görüşülen gıda firmalarından sosyal medya pazarlamasına yönelik elde edilen araştırma bulgularına yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre gıda firmalarının sosyal medya platformlarını kullanım sıklığı arttıkça platformlar üzerinden alınan siparişlerin ve sosyal medya pazarlaması ile elde edilen satışların arttığı tespit edilmiştir. Gıda firmalarının sosyal medya için yaptıkları masrafların sosyal medya üzerinden alınan siparişleri arttırdığı görülmüştür. Ayrıca, gıda firmalarının sosyal medya pazarlaması ile hedefledikleri satış artışının durumuna paralel olarak sosyal medya için yaptığı pazarlama masraflarının arttığı belirlenmiştir. Gıda firmalarının sosyal medya kullanım amacı incelendiğinde, marka bilinirliğinin arttırılması ve müşteri ilişkilerinin geliştirilmesi öne çıkmaktadır.

Seren Çelimli
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir'de kent tarımının yaygınlaştırılmasında etkili olan faktörler üzerine katılımcı eylem araştırması

Bu tezde kent tarımının ne olduğu, kentlerde oluşturulacak kent bahçelerinde tarımsal üretim yapılması durumunda, bu üretimin kente ve kentli hane halkına neler sağlayacağı ve olası riskleri, mevcut kentsel tarım örnekleri, kent tarımının kente başarılı bir şekilde eklemlenebilmesi için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği incelenmiştir. Katılımcı eylem araştırması yöntemi ile yürütülen bu çalışmada, İzmir'de yerel yönetimlerin bahçeler kurulması (özellikle dezavantajlı grupların üretici olacağı) yönünde önderlik yapmaları teşvik edilmiştir. Kent tarımının yaygınlaştırılması İzmir özelinde irdelense de Türkiye için görece yeni bir kavram olduğu için, İstanbul, Ankara ve Bursa'da da kent tarımı ile ilişkili kişi ve kurumlarla da çeşitli görüşme ve gözlemler yapılmıştır. Bu görüşme ve gözlemler sonucunda genel bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Belediyelerin genel yaklaşımı kentlerde kent tarımı yapılacak uygun alanların olmadığı yönündedir. Yine de kavrama olumlu yaklaşan belediyeler vardır. Çalışma kapsamında görüşülen Seferihisar Belediyesi ile Ulamış Mahallesinde bir kent bahçesi oluşturulmuştur. Bunun yanı sıra,ziraat fakültesi başta olmak üzere, üniversitelerde uygulama bahçelerinin yaygınlaştırılması yönünde çaba gösterilmiştir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencileri hedefleyen " Kampüsten Sofraya" isimli bir kent tarımı kulübü oluşturulmuştur. Dönemsel olarak öğrenciler ile birlikte tarımsal üretim yapılmıştır. Türkiye'de kent tarımı çoğunlukla sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin liderliğinde tanınmış, var olan kent bostanlarındaki üretim de bu sayede devam etmektedir. Kent bahçelerinin gelişiminin hızlandırılması ve sağlıklı bir şekilde yararlı olmalarının sağlanması yerel yönetimlerin desteği ve önderliği ile mümkün olabilir.

Esin Sağlam
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ege bölgesinde seçilmiş bir yörede önemli bazı meyvelerde üretim ve dış satım açısından GLOBALGAP (EUREPGAP) kriterlerine uyum üzerine bir araştırma

Bu araştırmada, kiraz, sofralık üzüm ve şeftali üreticilerinin sosyo-ekonomik özellikleri ile işletmelerin yapısal özellikleri ve bu ürünlerin dış satımını yapan firmaların genel özellikleri incelenmiştir. GLOBALGAP protokolünün uygulanabilirliği üreticiler ve dış satımcı firmalar düzeyinde ortaya konulmuştur. Ayrıca, üreticilerin GLOBALGAP sertifikalı üretim sistemini benimsemesinde etkili olan faktörler ile GLOBALGAP kriterlerini yerine getirme düzeyinde etkili olan faktörler incelenmiştir. Araştırmanın verileri, Ege bölgesinde kiraz, sofralık üzüm ve şeftali dış satımı yapan, tam sayım yöntemi ile belirlenmiş 38 firmadan ve tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 41'i sertifikalı, 81'i sertifikasız toplam 122 üreticiden yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, sertifikası olan işletmelerde dekara brüt kar; kiraz için 1311.59 TL, sofralık üzüm için 1726.84 TL, şeftali için 1751.39 TL belirlenirken, sertifikası olmayan işletmelerde dekara brüt kar; kiraz için 977.18 TL, sofralık üzüm için 1182.90 TL, şeftali için 708.70 TL olarak bulunmuştur. Üreticilerin sertifikalı üretim sistemini benimsemesini etkileyen faktörleri analiz etmek için logit model kullanılmıştır. Kiraz üreticilerinin sertifikalı üretim sistemini benimsemesinde, üreticinin yaşı ve hayvansal üretim yapma durumunun yanı sıra, girdi fiyatlarının yüksekliği, devlet desteğinin olmaması ve dış satımcı firmaların sözleşmeye uymaması gibi daha çok ekonomik nitelikli ve ürünün pazar yapısı ile ilgili faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Sofralık üzüm üreticilerinde ise, toplam işletme arazisi içinde sofralık üzüm arazisi oranı ile hayvansal üretim yapma durumunun etkili olduğu bulunurken, şeftali üreticilerinde üretici yaşının etkili olduğu anlaşılmıştır. Üreticilerin majör ve minör kriterleri yerine getirme düzeyinde etkili olan faktörleri belirleyebilmek için oluşturulan sıralı logit model sonuçlarına göre, üreticinin eğitim süresi, üretimde deneyim süresi, tarım dışında gelir durumu gibi sosyo-ekonomik özellikler ile ana ürün alanı, işletme alanı içinde ana ürün alanının payı, ana ürün parsel sayısı, değişken masraflar, traktör varlığı, hayvansal üretim yapma durumu gibi faktörlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Sertifikalı firmalar ile sertifikasız firmalar arasında gerek majör gerekse de minör kriterler açısından belirgin bir fark olduğu da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: GLOBALGAP (EUREPGAP), kiraz, sofralık üzüm, şeftali, logit ve sıralı logit model.

KirazLogit modeliSıralı logit+4
Gül Öner Aba
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bamya yetiştiriciliğinde girdi kullanımının ekonomik analizi: İzmir'in Urla ilçesi örneği

Bu araştırmada, İzmir'in Urla ilçesinde bamya üretimi yapan üreticilerin girdi (gübre, ilaç, işgücü, tohum vb.) kullanım düzeyleri teknik ve ekonomik yönden analiz edilmiş ve güvenli bamya üretiminin geliştirilmesi açısından öneriler getirilmiştir. Araştırmada birincil ve ikincil verilerden yararlanılmıştır. Araştırmanın ana materyalini oluşturan birincil veriler Urla ilçesindeki 80 üreticiden anket yöntemiyle derlenmiştir. Araştırmanın ikincil verileri ise, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe Tarım Müdürlükleri, Tarımsal Araştırma Enstitüleri, Üniversiteler, Ziraat Odaları ve Tarımsal Kooperatiflerden elde edilmiştir. Ayrıca konuyla ilgili olarak daha önce Türkiye'de ve diğer ülkelerde yapılan araştırmaların sonuçlarından da yararlanılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle üreticilerin sosyo-ekonomik özellikleri incelenmiştir. Daha sonra bamya üretiminin ekonomik analizi ve bamya üretiminde girdi kullanımının analizi yapılmıştır. Bu aşamada işletmeler iki gruba ayrılmıştır. Birinci grubu bamya üretim alanı 3 dekar ve daha küçük olan, ikinci grubu ise 3 dekardan büyük olan işletmeler oluşturmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; üreticilerin ortalama yaşı 50.31, ortalama eğitim süresi 5.79 yıldır. Ortalama bamya arazisi genişliği 3.59 da, ortalama bamya verimi 260.31 kg/da, ortalama bamya üretim maliyeti 3.93 TL/kg olarak saptanmıştır. Bamya yetiştiriciliğinde üreticiler tarafından ortalama 29.95 kg/da N, 13.99 kg/da P2O5, 24.73 kg/da K2O ve 96.56 gr/da fungisit, 29.38 gr/da insektisit olmak üzere toplam 125.94 gr/da ilaç kullanıldığı belirlenmiştir.

Özge Ulu
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık meslek mensuplarının kırmızı et tüketim davranışlarının belirlenmesi üzerine bir araştırma: İzmir ili örneği

Bu çalışmanın temel amacı; İzmir İli'nde, çeşitli meslek alt gruplarında görev yapan sağlık meslek mensuplarının kırmızı et tüketim davranışlarının belirlenmesidir. Araştırmanın ana materyalini oluşturan birincil veriler; İzmir ilinde yaşayan ve çalışan 149 sağlık meslek mensubu ile yüz yüze görüşülerek yapılan anketlerden elde edilmiştir. Sağlık meslek mensuplarının kırmızı et ile ilgili tutum ve davranışlarının ölçülmesinde en düşük bir, en yüksek beş olacak şekilde Beşli Likert Ölçeği kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıklar olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ya da Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Gruplar arası farklılığın anlamlı bulunduğu durumlarda, çoklu karşılaştırma testleri uygulanmıştır. Araştırma sonuçları kırmızı et tüketimi, işlenmiş kırmızı et ürünleri tüketimi ve kırmızı ete yönelik sağlık meslek mensuplarının görüşleri olmak üzere üç bölümde incelenmiştir. Ankete katılan sağlık meslek mensuplarının % 96'sı kırmızı et tüketmektedir. Kırmızı etin sık tüketilmesinin kalp-damar sağlığını olumsuz etkilediği ve kırmızı et tüketiminin kanserojen olduğu yönündeki görüşlere, sağlık meslek mensuplarının katılma oranları beklenenin aksine düşüktür. Sağlık eğitimi almış ve gelir seviyesi kırmızı eti ulaşılabilir bir gıda yapan bu kesimin kırmızı et tüketiminden ziyade işlenmiş kırmızı et ürünleri tüketiminde temkinli davrandığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Kırmızı et, tüketim, sağlık, sağlık meslek mensupları, İzmir.

Özge Saygın
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketicilerin organik gıda tercihi: Neden-sonuç zinciri yaklaşımı

Son yıllarda tarım kaynaklı sağlık ve çevre konularındaki olumsuzluklar artış göstermektedir. Bilinçsiz ve yoğun kimyasal kullanılarak gerçekleştirilen tarımsal üretim yöntemlerinin sağlıklı çevre ve sağlıklı ürün üzerindeki olumsuz etkilerine karşı, tüketicilerin organik tarım yöntemiyle yetiştirilen ürünlere yönelimi artmaktadır. Bu çalışma, organik ve konvansiyonel ürün tüketicilerinin organik ürünleri satın alma konusundaki tutum ve davranışlarını incelemeyi; tüketicilerin organik ürün tercihlerini etkileyen kişisel değerleri ve değerlerin oluşumuna katkıda bulunan neden-sonuç hiyerarşisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma materyali olarak, organik ve konvansiyonel ürün tüketen 120 tüketiciyle yüz yüze görüşme sonucu elde edilmiş verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada, neden-sonuç zinciri teorisi ve basamaklama yöntemi beraber uygulanarak, organik ve konvansiyonel tüketicilerin organik ürün tercihlerindeki kişisel değerler ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Basamaklama analizi için Ladder UX programından yararlanılmıştır. Tüketicilerin kişisel değerleri etkileşim matrisi ve hiyerarşik değer haritaları ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda, organik tüketicilerde özellik, sonuç ve değerler arasında daha güçlü bağlantılar olduğu halde, konvansiyonel tüketicilerde bu bağlar daha zayıftır. Organik ve konvansiyonel tüketicilerin, organik ürünlerin sağlıklı ve çevre dostu ürünler olduğu konusunda aynı görüşte birleştikleri belirlenmiştir.

Özlem Demir
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Research on organic import regulation regime shifts of some important countries (AB and ABD) in point of Turkey's organic foreign trade

In this thesis, the developments in the organic product import regimes of the EU countries, which constitute more than 50% of Turkey's export value of organic agricultural products, and the USA which constitutes about 20% are researched in terms of Turkey organic product export quantity, price, quality and market such as accessibility criteria. For this purpose, in the province of İzmir, which is an important share in the production and export of organic products in Turkey, a questionnaire study was conducted with companies which sells organic products (41%) in 2015 and also all 'foreign trade authorized' control and certification bodies. At the end of the work; the new EU Regulation No. 834/2007, abolishing the EU 2092/91 regulation, it has been determined that export of organic agricultural products of Turkey, which is the third country in terms of EU, has rapidly increased. This regulation has resulted in the positive effect of exporting organic agricultural products via the rapid commercialization, wide choice of suppliers and wide clients opportunities. In recent years, some countries such as the EU, USA and Japan have made important strides in the development of world organic commodity trade by making mutual recognition agreements that facilitate the trade of organic products. Mutual agreements made in developed countries facilitated and increased the trade of organic products among these countries. It is necessary for that Turkey's trade relations will increase, that the mutual recognition agreement with the US and EU countries, which are important for the export of organic products, is made or that Turkey has to enter the 'Third Country List'/the country's own standards are accepted as such country.

Dijle Hiçyılmaz
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel buğday çeşitlerinin, ürünlerinin üretim vebtüketiminin yaygınlaştırılmasında etkili olan faktörler üzerine katılımcı eylem araştırması

Son yıllarda gerek ülkemizde gerekse dünyada buğday ve ekmek konusunda üç farklı görüş ortaya çıkmıştır. Birinci olarak; 1960'lardan sonra yapılan buğday ıslah çalışmalarında, buğdayın veriminde sağlanan artışlara karşılık gerek besin içeriklerindeki değişikliklerin sağlık sorunları yaratması, gerekse de bu verim artışının ancak endüstriyel bir tarım sistemi ile gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkan ekolojik, ekonomik ve sosyal problemler ekmek ve ürünlerinin tamamen dışlanmasına yönelik bir görüş ortaya çıkmasına yol açmıştır. Buna karşı ana akım görüş ciddi bir problem olmadığı yönündedir. Üçüncü bir görüş olan yerel buğdayların agro ekolojik tarım yaklaşımı ile üretilmesi ve ekşi maya ile ekmek üretilmesi görüşü katılımcı eylem araştırması yaklaşımı ile yürütülen bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Yerel buğday ve ekmek üretimi konusunda çalışan üç üretici-tüketici grubu ile Ege Üniversitesindeki topluluk destekli tarım grupları araştırmanın verilerinin toplandığı, bilgi üretiminin gerçekleştiği alanlar olmuştur. Her üç grup ta ürünlerini endüstriyel buğdaylara göre daha iyi fiyatlarla satmaktadırlar. Lezzet ve besleyicilik açısından çiftçilerce aile içi tüketimde de tercih edilmektedir. Verim açısından ise sonuçlar karışıktır. Dağ köylerinde verimler daha iyi ve üretim daha risksiz ve tarım ilacı, kimyasal gübre kullanılmadığından daha masrafsızdır. Daha düşük yükseltideki köylerde ise verim daha düşük olsa da sayılan diğer nedenlerle tercih edilebilmektedir. Gıda gruplarında sağlanan ekmekler lezzet, sağlık, değerlerle uyum, daha az israf ve kolay erişim nedenleri ile tercih edilebilirken; fiyatının yüksekliği, sert oluşu, tadının bazıları için tercih edilmemesi nedenleri ile istenmeyebilmektedir. Üretici ve gıda grupları yerel buğday ve ürünlerin yayılması için etkili olabilmektedir. Yerel buğday ve ekmeklerin yayılması için belediyelerin ve kamunun bunları satın alarak kullanması, fiyat, vergi gibi yollarla fiyatlarını desteklemesi, araştırmaları desteklemesi, sürdürülebilirlik ve sağlık açısından yeni kriterlerle buğday ve ekmek üretiminde endüstriyel seçenekleri denetlemesi gerekecektir.

Mesut Yüce Yıldız
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal kooperatiflerde ortakların hizmet kalitesi algısı: İzmir ili sütçülük kooperatifleri örneği

Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda devletin teşvikleri ile kurulmuş bağımsız kuruluşlar niteliğindedirler. Çok amaçlı olmaları ve bünyelerinde önemli tarımsal faaliyetleri bulundurmaları nedeniyle çiftçi gelirine direkt etki eden kooperatiflerdir. Kooperatiflerin başarısında ve performansında, kooperatifin ortakları ile olan ilişkilerinin rolü oldukça önemlidir. Bu nedenle kooperatiflerin ortaklarına sunduğu hizmetin kalitesini ortaya koymak gerekmektedir. Bu çalışmanın ana amacı, tarımsal kalkınma kooperatiflerinde ortakların, üye oldukları kooperatiflerin hizmet kalitesinden memnuniyet düzeylerinin belirlenmesidir. Bu çerçevede; ele alınan kooperatifler itibariyle; Türkiye'deki Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin ortaklarına sunduğu hizmet kalitesi boyutlarının ortaya konulması, hizmet kalitesi boyutlarının algılanan kalite ve ortak memnuniyeti üzerine olan etkisinin incelenmesi ve ortakların kooperatiflere örgütsel bağlılık düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın kapsamını, İzmir ilinde aktif olarak süt işleme ve toplama faaliyeti gerçekleştiren Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri oluşturmaktadır. Araştırmada, ortakların hizmet kalitesini ölçmek için SERVQUAL hizmet kalitesi ölçeği kullanılmıştır. SERVQUAL yöntemine göre, algılanan hizmet ile beklenen hizmet arasındaki fark hesaplanarak, ortakların kooperatiflerden memnuniyet düzeyleri ortaya konulmuştur. Ortakların örgütsel bağlılıkları ise, örgütsel bağlılık ölçeği (OCQ) kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; süt işleme kooperatiflerinin, süt toplama kooperatiflerine göre ortaklarına sunduğu hizmet kalitesi daha iyidir. Hizmet kalitesi boyutları incelendiğinde ise; süt işleme kooperatifleri ortaklarının verdikleri en düşük puan "Empati" boyutudur. Bu da bu kooperatiflerin, ortakları ile yeterince ilgilenmediğini, onların özel ihtiyaçlarını karşılamada eksik kaldığını, kooperatif yöneticileri veya çalışanları ile ortaklar arasındaki iletişimin yetersiz olduğunu göstermektedir. Süt toplama kooperatifleri ortaklarının verdikleri en düşük hizmet kalitesi puanı ise "Fiziksel Unsurlar" boyutudur. Bu durum süt toplama kooperatiflerinin fiziki unsurlarının yetersiz olduğunu göstermiştir. Birçok kooperatifin kendine ait yönetim ofisinin dahi olmadığı gözlenmiştir. Araştırma kapsamındaki kooperatif ortaklarının örgütsel bağlılık düzeyleri incelenmiş ve süt toplama kooperatifi ortaklarının süt işleme kooperatifi ortaklarına göre bağlılıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Örgütsel bağlılık boyutlarına göre durum incelendiğinde ise; süt toplama kooperatifi ortaklarının duygusal bağlılık düzeyi yüksek iken, süt işleme kooperatifi ortaklarının devam bağlılığının yüksek olduğu belirlenmiştir.

Filiz Kınıklı
Ege University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Fikri mülkiyet haklarının Türkiye tohumculuk endüstrisine etkileri

Biyolojik materyal üzerinde bulunan patent haklarının kapsamındaki belirsizliğin yanı sıra, patent hakkının buluşun dahil edildiği her materyale genişletilebilmesi ve bitkide gömülü genetik bilginin işlevini sürdürdüğü sürece geçerli olması hem bitki çeşidi üzerindeki ıslahçı hakkı korumasını etkisiz hale getirmekte, hem de ıslahçının çalışmalarında kullanabileceği genetik materyal kaynağı havuzunu daraltabilmektedir. Bitki ilişkili yeniliklerle artan patent sayısı ve iki korumanın kapsamının örtüştüğü alanın genişlemesi ile patent koruma sistemlerinde ıslahçı istisnasının nasıl uygulanacağı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Türkiye'de ise mülga 551 sayılı KHK'da ve takiben Sınai Mülkiyet Kanununda (SMK) ıslahçı istisnası düzenlenmemiştir. Islahçı bakış açısından SMK'da patent hakkı korumasında ıslahçı istisnası tanınmasına gereksinim olup olmadığına ilişkin mevcut durumu ortaya koymak, var ise nasıl uygulanabileceğini inceleyerek öneriler geliştirmek bu tez çalışmasının amacını oluşturmaktadır. Bu amaç çerçevesinde yürütülen saha çalışmasında, araştırma yöntemi olarak nitel araştırma durum çalışması deseni tercih edilmiş, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ve ölçüt örnekleme kullanılmıştır. 93 özel, 16 kamu araştırma kuruluşu ve 296 araştırmacı çalışmaya dahil edilmiştir, Araştırmacı/ıslahçıların genetik materyale ve çeşit geliştirmeye yönelik kullanılan teknolojiye / teknik bilgiye erişim koşullarını nasıl tanımladıkları, fikri mülkiyet haklarının yönetimini, ıslah yöntem ve stratejilerini etkileyen unsurları nasıl açıkladıkları 2018-2019 dönemine ilişkin veriler ile betimsel ve içerik analizi kullanılarak ortaya konulmuştur. Ayrıca SMK'da öngörülen diğer istisnaların uygulanmasında TRIPS 30. maddesine dayanıldığı göz önünde bulundurularak istisnanın sınırları ve kapsamı, menfaatler dengesinin nasıl ele alınabileceği anılan anlaşma maddesinde öngörülen üç adım testi çerçevesinde incelenmiştir. İçinde bulunulan koşulların yanı sıra genetik materyale erişim kısıtının ıslah faaliyetleri için darboğaz oluşturabileceği, bu nedenle SMK'da ıslahçı istisnasına yönelik düzenleme yapılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır. Şubat 2023, 271 sayfa Anahtar Kelimeler: fikri mülkiyet, ıslahçı hakkı, patent hakkı, bitki çeşit hakkı, ıslahçı istisnası, üç adım testi

Patent hakkı
Makbule Bekcan
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi sürecinde tarımsal ürün ve gıdada tüketici davranışlarının incelenmesi: Ankara ili araştırması

Bu araştırmada, Çin'de 2019 yılında ortaya çıkan ve toplumları dramatik olarak etkileyen COVID-19 Pandemi sürecinde Türkiye'de Ankara İlindeki tüketicilerin tarımsal ürün-gıda satın alma davranışları, uygulanan politikalar/önlemlerle ilgili bilgi ve uyumu incelenmiştir. Basit Tesadüfi Olasılık Örnekleme Yöntemi ile örnek hacmi 384 olarak hesaplanmış, özel hazırlanan ve yüz yüze uygulanan anketten sağlanan birincil veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş, verilerin analizinde Likert ölçeği, Ki-kare testi ve CHAID regresyon analizi kullanılmıştır. Pandemide karantina ve tarımsal ürün-gıdaya erişim kaygısı nedeniyle, tüketicilerin yaklaşık %54'ünün gıda-alkolsüz içecek harcamalarının ve %44'ünün un-tahıl tüketimi ve alım sıklığının arttığı, %75'inin evine en yakın satış noktalarını ve %48'inin online satışı tercih ettiği, stoklama ile aylık gelir arasında da anlamlı bir bağıntı olmadığı saptanmıştır. Analizlerde gelir düzeyine, cinsiyetine ve medeni durumuna göre tarımsal ürün-gıda satın alımı ile ilgili ifadelerde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Pandemide ambalaj tercih nedenleri ile yaş ve medeni durum arasındaki regresyon analizlerinde, 30-59 yaş aralığındakilerin çoğunun evli olup plastik ve korumalı ürünleri dikkate aldıkları, çevre dostu ambalaj malzemesini tercih edenlerin başka amaçla kullandıkları ve bu kişilerin hemen hemen her hafta da un satın aldıkları belirlenmiştir. Tüketicilerin %63'den fazlasının alışverişte eldiven takmadığı, ürünleri deterjanla yıkamadığı, maske kullandığı, sosyal mesafe kurallarına dikkat ettiği, eğitim seviyesi yükseldikçe sosyal medya ve basındaki yazılara duyulan güvenin arttığı, tarım işçilerinin ve çiftçilerin faaliyetlerini arttırıcı-tarım arazilerini koruyucu politikaların sürdürülebilirliği konusunda net bilgiye sahip olmadıkları, meyve ve sebze, yüksek lif içerikli ürünleri, vitamin ve ek maddelerle takviye edilmiş meyve suları ve süt ürünlerini tercih ettikleri tespit edilmiştir.

Esra Doğanses
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 pandemi sürecinde tarım politikalarının üreticiler açısından değerlendirilmesi: Ankara ili Beypazarı ilçesi araştırması

Dünya, birçok ülkeyi ve neredeyse tüm sektörleri etkileyen COVID-19 salgını nedeniyle küresel bir krizle karşı karşıya kalmıştır. Bu çalışma, pandemi sürecinde Ankara'nın Beypazarı ilçesindeki tarım politikalarını değerlendirmeyi, sorunları tespit etmeyi ve üretime yönelik önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, üreticilerin sosyoekonomik özelliklerini, tarımsal üretimi etkileyen faktörleri, pazarlama yapılarındaki değişimi ve bilgi düzeylerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçlara ulaşmak için Beypazarı'nda yoğun üretim yapılan 10 köyden Tesadüfi Tabakalı Örnekleme Yöntemi ile 77 işletme seçilmiştir. Anketler yüz yüze görüşmelerle gerçekleştirilmiş, pandemi sürecinde tarım politikalarının değerlendirilmesine ilişkin veriler toplanmış ve verilerin değerlendirilmesinde Basit Aritmetik Ortalama yöntemi kullanılmıştır. Pandeminin Beypazarı'ndaki üreticiler üzerindeki etkisini ve karşılaşılan sorunları belirlemek için Likert Ölçeği kullanılmıştır. Sonuç olarak, işletmelerde ortalama arazi genişliğinin 158.66 dekar olduğu, üreticilerin %68.33'ünün pandemi döneminde tarımsal destek miktarını yeterli bulduğu, işletmelerin üretim sırasında karşılaştığı en önemli sorunun girdi maliyeti olduğu ve işletmelerin ihtiyaç duyduğu en önemli girdinin sermaye olduğu tespit edilmiştir. Bu dönemde üretimin sürdürülebilirliği için uygulanan sokağa çıkma yasağından muaf tutulma ve faizsiz kredi imkanlarından yararlanma gibi uygulamalar sayesinde tarımsal üretimin kesintiye uğramadan devam ettiği tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde elde edilen bilgilere göre, pazarlama zincirindeki aksaklıklara ve döviz kurlarındaki artışlara bağlı olarak artan maliyetlere karşı üreticiler korunmalıdır.

COVID 19Tarım politikalarıTarımsal üretim
Cansu Kadakoğlu
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sürü yönetim sistemi kullanan süt sığırcılığı işletmelerinin teknik etkinliğinin belirlenmesi

Sürü yönetim sistemleri adı verilen yazılımlar; süt sığırlarının fizyolojik, davranışsal ve üretim verilerini ölçerek kaydetme imkânı sunarken çeşitli veri akışlarını bir araya getirerek işletmenin durum analizini kolaylaştırmaktadır. Süt sığırcılığı işletmelerinde teknik etkinliğin belirlenmesi, işletmelerin performanslarını değerlendirmek için kullanılan önemli bir göstergedir. Bu çalışmada 2019-2020 üretim döneminde Konya ilinde süt sığırcılığında bilgisayar destekli sürü yönetim sistemleri ile veriyi yöneten işletmelerin teknik etkinliği (TE) stokastik sınır analizi yöntemi (SSA) ve yapay sinir ağları (YSA) ile değerlendirilmiştir. Çalışmada iki ayrı değişken veri seti kullanılmıştır. Birinci veri setinde sürü yönetim sisteminde kayıtlı veriler kullanılmıştır. İkinci veri setinde ise literatüre dayanarak, değişkenler belirlenmiştir. İki model ortalamalar arasında anlamlılı bir fark olup olmadığına bakmak için t testi yapılmıştır (t=-1,161, p<.255) düzeyinde ortalamalarında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, sürü yönetim sistemlerinden elde edilen veriler, işletmenin teknik etkinliğini değerlendirmek için bir araçtır. Sonuçlar hayvancılıkla ilgili eğitim alma ve hastalıktan ari işletme olmanın hem teknik hem ekonomik etkinsizliği azaltan parametreler olduğunu göstermiştir. Üreticinin eğitimine ve hastalıktan ari işletme desteklerine önem verilmesi etkinliği artırmada faydalı olacaktır. YSA işletme performansını etkileyen çeşitli faktörleri analiz ederek, işletmelerin teknik etkinlik düzeylerini hesaplamaya yardımcı olmasının yanı sıra işletmeye ve işletme sahiplerine ait etkinsizliğe neden olan faktörlerin analize katılamıyor olması bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. YSA ile belirlenen TE (maksimum) %89,30 olur iken, SSA ile hesaplanan TE değeri %92,04 olarak elde edilmiştir. TE (ortalama %10) etkinlik skoru %91,10 olarak belirlenmiş olup, SSA değeri ile belirlenen değere en yakın ölçümdür. YSA'lar işletmelerin teknik etkinlik düzeylerini hesaplamak için kullanılabilecek bir araçtır ve işletme performansının değerlendirilmesinde önemli bir rol oynayabilecektir.

Stokastik sınır analiziSüt sığırcılığı işletmeleriTeknik etkinlik+1
Hilal Ar
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımda dijital dönüşüme yönelik uygulamalar ve politikaların türkiye için değerlendirilmesi

Artan dünya nüfusunu besin ihtiyacının karşılanması, artan şehirleşme hızı, iklim değişikliğine bağlı doğal afetler, doğal kaynakların risk altına girmesi, gelişmiş ülkelerdeki gıda kaybı ve israfının artması ve değişen tüketici alışkanlıkları ayrıca eklenen Covid-19 salgını etkileri doğrultusundaki sorunların çözümünde dijital tarım devrimi büyük bir potansiyel olarak görülmektedir. Araştırma ile tarım sıfır noktasından günümüz dijital dönüşümüne kadarki süreçte gelişimi, dijital tarım kavramına yaklaşımı, dönüşümdeki mevcut durumu, kullanılan teknolojileri, dönüşümdeki hedefleri, teknoloji piyasası, dijitalleşmede engeller ve fırsatları, kırsal alanlara dair sorunlar ve çözümleri, tarımda veri mülkiyeti, ulusal ve uluslararası düzeyde mevcut uygulama ve politikaları ile çok yönlü bir şekilde incelenerek dijital dönüşümü genel bir çerçeve ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda dijital tarımın hızlı gelişimine nispeten hala olgunlaşma sürecinde olması ve bu nedenle tarıma etkileri konusunda henüz yeterli verinin elde edilemediği bir evrede olması dolayısıyla dijital teknolojilerin etkilerinin, sonuçlarının ve ilgili paydaşları (en başta çiftçiler olmak üzere) tam olarak nasıl etkileyeceğinin durum değerlendirmesinde henüz sınırlı bir kavrayışın mevcut olduğu ortaya koyulmuştur.

Işıl Akyol
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kırsal hanehalkı kompozisyonu ve işgücü piyasasında işgücü talebi: Mali Nijer sulama alanı örneği

Gelişmekte olan ülkelerdeki tarım sektörü, yetersiz pazarlara maruz kalan küçük ölçekli tarımın hakim olduğu; düşük üretkenlik, düşük sermaye ve yoğun tarımın sürekliliği ile karakterize edilir. Çalışmanın amacı, hanehalklarının sosyo-ekonomik faaliyetlerini incelerken hanehalkı üretim ve tüketim kararlarının ayrılmazlık hipotezini test etmektir. Kredi kısıtlamasının hanehalkının üretkenliği ve teknik etkinliği üzerindeki etkisi Mali Cumhuriyeti'nde yer alan Office du Niger bölgesinde analiz edilmiştir. Araştırmadaki örneklem büyüklüğü, tabakalı rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Kullanılan örnekleme yöntemine göre bulunan örneklem sayısı 400 üreticinin verileri ile hanehalkı düzeyinde anket yapılarak elde edilmiştir. Hanehalkının katılmayı seçtiği iş veya tayınlama rejimini belirlemek için multinomial model uygulanmış olup ardından ayrılmazlık hipotezini test etmek için en küçük kareler ve iki aşamalı en küçük kareler regresiyon analizi kullanılmıştır. Kısıtlanmış ve kısıtlanmamış hanelerin üretkenliği üzerinde kredi kısıtlamasının etkisini belirlemek için switching regresyonu kullanılmıştır. Ancak, kısıtlanmış ve kısıtlanmamış üreticilerin teknik etkinlik tahmin etmek için stokastik sınırlar yöntemi kullanılmıştır. İncelenen işletmelerde, işletme başına düşen ortalama nüfus varlığı 3,74 kişi olup, işletme ortalamasına göre toplam nüfusun %57,83'ü erkek ve %42,17'si kadınlardan oluşmaktadır. İşletmelerdeki aktif sermayenin %41,17'i arazi sermayesi ve %58,83'ü işletme sermayesidir. Aktif sermayenin sırayla %33,46'ı alet ve makine, %19,34'ü hayvan sermayesi, %30,28'i bina sermayesi, %1,84'ü arazi ıslahı sermayesi, %1,17'i bitki sermayesi, %7,88'i toprak sermayesi, %4,92'si para sermayesi, %1,11'i malzeme ve mühimmat sermayesidir. İşletmelerin ortalamasına göre pasif sermayenin %6,44'ü yabancı sermayeden, %93,56'ı ise öz sermayeden oluşmaktadır. İncelenen işletmelerin ortalamasına göre mali ve ekonomik rantabilite oranları sırasıyla %4,31 ve % 4,49 olarak hesaplanmıştır. En küçük kareler ve iki aşamalı en küçük kareler modeli kullanılması, hanehalkı işgücü talebini yalnızca demoğrafik değişkenlerin etkilediğini ve dolayısıyla ayrılmazlık hipotezinin geçerliliğini göstermiştir. Bu çalışma, hanehalkının kompozisyonu işgücü ile eşzamanlı olarak belirlendiğini ileri sürmektedir. Bu, üretim ve tüketim kararları arasında ayrılmazlık hipotezi göstermektedir. Ancak switching regresyon sonuçları, kredi kısıtlamalarının kaldırılması, kısıtlanmış hanelerin verimliliğini %12,72 oranında artıracağını göstermiştir. Stokastik sınırlar sonuçları, kısıtlanmış ve kısıtlanmamış haneler arasında %49,56'lık bir teknik etkinlik farkını ortaya çıkarmıştır. Karar alıcılar, kredi başvurusunda bulunan çiftçilerin kredi kısıtlamasını azaltmak ve üretim seviyesini artırmak için arazilerini teminat olarak kullanmalarına izin veren kadastro yasasını gözden geçirmelidirler.

Alou Dembele
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

E-tarım kapsamında çiftçilerin dijital teknoloji kullanım seviyesinin belirlenmesi ve politika önerilerinin geliştirilmesi (Konya ili örneği)

Bu çalışmanın temel amacı, dijital teknoloji kullanımının seviyesini çiftçi düzeyinde belirlemek ve politika önerileri geliştirmektir. Bu amaçla çiftçilerin dijitalleşme seviyelerini tespit etmek için araştırma verileri Konya ilinde bitkisel üretim yapan 147 işletme yöneticisi ile yüz yüze uygulanan anketler aracılığıyla toplanmıştır. Çiftçilerin dijitalleşme düzeyinin tespitinde amaca uygun olarak geliştirilmiş nominal ölçekten yararlanılmıştır. Çiftçilerin dijitalleşme düzeyini etkileyen faktörlerin ortaya konulmasında Çift Taraflı Tobit modeli (two limit tobit model) kullanılmıştır. Kategorik araştırma değişkenleri arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasında ki kare analizi ve incelenen değişkenler açısından gruplar arasındaki farklılıkların testinde ise tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları çiftçilerin ortalama dijitalleşme seviyelerinin 0-1 aralığında 0,4390 olduğunu ortaya koymuştur. Dijitalleşme ölçeğinin alt boyutları olan cep telefonu kullanımı (0,7493) görece yüksek seviyede iken akıllı tarım teknolojileri kullanımı (0,0680) ise oldukça düşük düzeyde tespit edilmiştir. Tobit modeli sonuçlarına göre; işletme yöneticisinin eğitim düzeyinin artması, erkek olması, evli olması, üretici örgütlerine üyeliği, sözleşmeli üretim yapması ve kayıt tutma durumu, traktör sayısı, sahip olduğu işletmenin bitkisel üretim değeri incelenen çiftçilerin dijitalleşme düzeyini pozitif yönde etkilerken yaşın artması ve sosyal güvencenin varlığı negatif yönde etkilemektedir. Araştırma kapsamında incelenen çiftçilerin internet kullanım oranı %88,44 olarak tespit edilmiş ve arazi büyüklüğü ile internet kullanımı arasında anlamlı ilişki söz konusudur. İnternet kullanan çiftçilerin %99'23'ü cep telefonu üzerinden internet kullanmaktadır. Çiftçilerin %85,72'sinin tarımsal amaçlı internet kullandığı tespit edilmiştir. İncelenen çiftçilerin tarımsal elektronik ticaret yapma oranı % 21,80, dijital olarak kayıt tutma oranı %14,97 olarak tespit edilmiştir. İncelenen çiftçilerin %23,81'inin dron, %16,33'ünün otomatik dümenlemeli traktör kullandığı ve sensörlü makine kullanımının da %10,88 oranıyla öne çıktığı görülmüştür.

Hakan Saçtı
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Nijer'de iklim değişikliği konusunda çiftçi tutum ve davranışlarının belirlenmesi ve uyuma yönelik politikaların geliştirilmesi: Ouallam ili örneği

Bu çalışmanın amacı, Nijer'de iklim değişikliği konusunda çiftçi tutum ve davranışlarını belirlemek ve iklim değişikliğine uyuma yönelik politika önerilerini geliştirmektir. Bu amaçla; veri toplama sırasında, anket hatalarını en aza indirmek ve verilerin kalitesini arttırmak adına KoBoCollect yazılımı yardımıyla programlanmış anket soruları tablete ve akıllı telefona yerleştirilmiş ve daha sonra iklim değişikliğinden daha çok etkilenen Ouallam ilinde tarımın yoğun olarak yapıldığı Tondikiwidi ve Simiri ilçelerine bağlı köylerde 130 çiftçi ile yüz yüze anket çalışmaları 2021 yılının son çeyreğinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada çiftçilerin iklim değişikliği hakkında bilgiye sahip olma durumunun, uyum ve mücadele konusunda uygulamalarının belirlenmesinde frekans, oran ve aritmetik ortalama gibi tanımlayıcı istatistikler ile Likert ölçeği kullanılmış ve istatistiki açıdan anlamlılık testi Khi-Kare testi ile ortaya konulmuştur. İklim değişikliği konusunda çiftçilerin tutum ve davranışlarını etkileyen etmenlerin belirlenmesinde ise kurulan lojistik regresyon modellerinden faydalanılmıştır. Çalışma bulguları ışığında; çiftçilerin büyük çoğunluğu (%64,1'i) eğitimsiz olup, eğitim görmüş olanların da eğitim süreleri 2,4 yıldır. Neredeyse tamamına yakını (%92,1'i) iklim değişikliği konusunda yeterli bilgiye sahip değildir. Geçimlik tarımla uğraşan çiftçiler, iklim değişikliğinin son on yılda hem işlenen tarımsal arazilerinde %25,53 oranında hem de yetiştirilen ana ürün olan darı verimlerinde %46,39 oranda bir azalışa neden olduğunu belirtmişlerdir. İklim değişikliğinin artan olumsuz etkileri ile çiftçiler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları mücadele faaliyetlerinde bulundukları tespit edilmiştir. Çiftçiler, iklim değişikliği ile mücadele için daha etkin uyum çalışmaları ile yaşadıkları sorunlarının ışığında daha doğru ve uygulanabilir stratejiler talep etmektedirler.

Nijerİklim değişikliği
Abdoul Azız Alı Sara
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal desteklemelerin hayvancılık işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliğine etkisi (Bolu ili Seben ilçesi örneği)

Bu çalışmanın amacı, hayvancılık işletmelerinin yararlandığı tarımsal desteklerin bu işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliğine olan etkilerinin ortaya konulmasıdır. Tarımsal desteklerin amaçlarından biri, işletmelerin ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üretime devam etmesidir. Araştırma bölgesinde tarımsal desteklerin işletmelerin sürdürülebilirliğine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada Bolu ili Seben ilçesinde 5 adet ve/veya daha fazla büyükbaş hayvan yetiştiriciliği ile küçükbaş hayvan yetiştiriciliği faaliyetlerini sürdüren 121 hayvancılık işletmesi araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmaya katılan işletmelerin belirlenmesinde tam sayım yönteminden ve araştırma verilerinin toplanmasında yüz yüze anket uygulamasından yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında işletmelerin sosyo- ekonomik özellikleri, geçimlilik ihtiyaçları, tarımsal desteklemelerin durumu, üretim faaliyet sonuçları ve işletmelerinden memnuniyet durumları değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programı kullanılmış ve ki kare, frekans dağılımı, çapraz tablolardan yararlanılarak veriler ortaya konulmuştur. İncelenen işletme gelirlerinin; işletmenin amortisman giderlerinin, işletmenin sermaye faizinin, işletmenin hane halkı harcamalarının ve üretim masraflarının (aile işgücü ücret karşılığı hariç) toplamına eşit veya fazla olması sonucunda işletmelerin ekonomik sürdürülebilirliklerinin olduğu kabul edilmiştir. Çalışmaya katılan işletmelerin üretim döneminde 79.004 TL tarımsal gelir elde ettikleri tespit edilmiştir. Tarımsal desteklemelerinin tarımsal gelir içerisinde ki payının % 22,3 olduğu, işletme masraflarının % 5,4'lük oranına denk geldiği hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre tarımsal desteklemeler olmadan hayvancılık işletmelerinin ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada tarımsal desteklemelerin artması ile işletmelerin tarımsal gelirlerinin artmasına bağlı olarak, tarımsal faaliyetlerin devam edebilmesi ve ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanmasına katkı yapacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Hayvancılık işletmeleriSürdürülebilir tarımTarım politikaları+2
Faruk Çetin
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal kalkınma kooperatiflerinin ortak ilişkilerinin ve yönetim yapılarının mevzuat açısından incelenmesi

Türkiye'de tarımsal amaçlı kooperatiflerden en yaygın şekilde örgütleneni ve en fazla sayıya sahip olanı tarımsal kalkınma kooperatifleridir. Tarımsal kalkınma kooperatiflerinin faaliyet alanları hayvancılık, bitkisel üretim, paketleme, depolama, nakliye gibi önemli tarımsal üretim bulundurmaları nedeniyle üretici gelirini doğrudan etkileyecek olan kooperatiflerdir. Bu çalışmanın temel amacı, tarımsal kalkınma kooperatifleri mevzuat açısından inceleyerek kooperatiflerin hizmetlerindeki sorunlarının çözümüne yönelik somut çözümler getirilerek daha etkin bir yapıda hizmetlerini vermeye katkı sağlamaktır. Bu araştırmada tarımsal kalkınma kooperatiflerinin başarılı veya başarırız oldukları yönleri ilgili mevzuat kuralları açısından ele alınacak ve mevzuattan kaynaklı eksikliklerin belirlenmesine çalışılacaktır. Bu temel amaç doğrultusunda; tarımsal kalkınma kooperatif yöneticilerinin sosyo-ekonomik özellikleri, kooperatiflerin faaliyet alanları, kooperatiflerin ortaklarına sağladığı hizmetler, yönetim ve yönetişim yapıları incelenmiştir. Oransal örnekleme yöntemi ile İzmir, Konya ve Ankara illerinde faaliyet gösteren 62 tarımsal kalkınma kooperatifi yöneticileri ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler çoklu uyum analizi, çapraz tablolar ve yüzde dağılımlar ile yorumlanmıştır. Mevzuat ve mevzuata bağlı olarak kooperatiflerin karşılaştıkları sorunlar; eğitim eksikliği, örgütlenme kapasitesi, sermaye yetersizliği, kurumsal yönetim, mevzuat ve tarım politikası konuları olarak belirlenmiştir. Kooperatiflerin faaliyet alanlarına göre ortaklarına sağladıkları ekonomik ve sosyal faydanın da farklılaştığı bu araştırmanın en önemli bulgularından biridir.

Tarım kooperatifleri
Müjgan Pınar Köksal
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Coğrafi işaretlerin yerel ürünlerin değerlendirilmesine ve ekonomik kalkınmaya katkıları: Ankara ili Kalecik ilçesi araştırması

Coğrafi işaretler, ürünün kaynağını, karakteristik özelliklerini ve ürünün söz konusu karakteristik özellikleri ile coğrafi alan arasındaki bağlantıyı gösteren ve garanti eden kalite işaretleridir. Cİ tescili ile kaynaklandığı yöreden elde ettiği yerel niteliklere bağlı olarak belli bir üne kavuşmuş ürünlerin korunması sağlanır. Türkiye'de Aralık 2023 itibarı ile 1505 tescilli coğrafi işaret bulunmakla birlikte, Kalecik Karası Üzümü, Kalecik Ekmeği ve Kalecik Çöreği, Kalecik ilçesine ait tescilli Cİ'lerdir. Kalecik Ayvasının ise tescil çalışmaları devam etmektedir. Kalecik ilçesine ait Cİ'lerin ve tescil çalışması yürütülen ürünlerin yerel ekonomik kalkınmaya etkilerinin ve Cİ kavramının yerel ürünlerin değerlendirmesine sunduğu mevcut ve potansiyel katkının incelendiği bu çalışmada; çiftçiler, üreticiler, firmalar ve Cİ kavramı ile ilgili diğer paydaşlar ile görüşülmüştür. Çalışmanın birincil verilerini bahsi geçen bu paydaşlar ile 2022 yılında yapılan anket çalışması verileri ve derinlemesine mülakat çalışmalarıyla elde edilen bilgiler oluşturmaktadır. Toplamda 45 üretici ve 3 diğer paydaş ile yapılan görüşmeler ve değerlendirmeler neticesinde üreticilerin birincil gelir kaynağının çoğunlukla ilgili oldukları Cİ/yerel ürün olmadığı görülmüştür. Üreticilerin genel anlamda Cİ bilgi ve farkındalık düzeylerinin düşük olduğu ve Cİ amblemi kullanımının olmadığı görülmektedir. Cİ'ler üreticiler tarafından daha çok, ürünün ve bölgenin tanıtımına katkı sağlayabilecek bir araç olarak değerlendirilmekte, ürünlerin üretici gelirine direkt olarak bir fayda sağladığı düşünülmemektedir. İlçe, üretici örgütlenmesi açısından zayıftır. Kalecik Karası Üzümü örneğinde, kooperatif gibi bir örgütlü yapı eksikliğinin, yıllar içerisinde üzüm fiyatının düşmesine neden olduğu görülmüştür. Tescilli ve diğer yerel ürünlerin de üretici örgütlenme faaliyetlerini olumlu yönde etkilemediği ve üreticiler ile bölgedeki diğer aktörler arasındaki iletişime bir katkı sunmadığı değerlendirilmektedir.

Coğrafi işaretlerEkonomiKalkınma+1
Şule Pehlivanoğlu
Ankara University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kuru incir ve kestanede değer zinciri analizi

Amaç: Değer zincirinde kuru incir ve kestanenin aktörleri olan üretici, aracı, işleyici ve ihracatçılar tarafından ortaya konulan ekonomik değerin incelenerek, Aydın iline yapacağı ekonomik katkının nasıl artırılabileceğinin ortaya konulmasıdır. Materyal ve Yöntem: Araştırmanın materyali, 2022 yılı Şubat-Temmuz aylarında Aydın'ın ilçeleri ve köylerinde değer zincirine katkıda bulunan incir ve kestane aktörlerinden toplanan verilerden oluşmaktadır. Çalışmada 90 adet kuru incir üreticisi, 81 adet kestane üreticisi (toplam 171 adet üretici), 20 adet kuru incir aracısı, 20 adet kestane aracısı (toplam 40 adet aracı), dört adet kuru incir işleyicisi, üç adet kestane işleyicisi (toplam yedi adet işleyici), 20 adet kuru incir ihracatçısı, üç adet kestane ihracatçısı (toplam 23 adet ihracatçı) ve Bursa'da faaliyet gösteren altı adet kestane işleyicisi olmak üzere toplam 241 adet anket verisi kullanılmıştır. Üreticilerin üretme/kabul etme isteklilikleri lojistik regresyon yardımı ile hesaplanmıştır. Değer zincirinde rol alan her bir aktör için gerekli kriterlerin en iyi en kötü ölçekleme metoduyla önem düzeyi belirlenmiştir. Kuru incir ve kestane üretiminin kârlılık ve rekabet edebilirlik yapısının ortaya konulması ise Politika Analiz Matrisi (PAM) ile ölçülmüştür. Bulgular: İncir ve kestanede değer zincirinde yer alan aktörlerden pazarlama marjı en yüksek olan aktör işleyicilerdir. Kuru incir üreticilerinin organik tarımı kabul etme istekliliği 74,26 TL/da bulunmuştur. Bu destek miktarı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın organik tarım desteğinin üzerinde kalmaktadır. Kuru incirin pazarlanmasında en önemli kriter kaliteli incir miktarı, kestanenin pazarlanmasında en önemli kriter ise kestanenin kalibresidir. Türkiye incir ve kestane üretiminde dünya üretimine göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Kuru incir fiyatı karşılaştırılabilir dünya fiyatlarından düşük, kestane fiyatı karşılaştırılabilir dünya fiyatlarından yüksektir. Sonuç: Değer zincirinde kâr marjı en yüksek olan aktör işleyiciler olmasına rağmen, işlenen incir ve kestanenin toplam ihracatı yapılan incir ve kestane içindeki payı çok azdır. Kuru incir ve kestane üretiminde rekabet edebilirliğin arttırılması için üreticilere pazarlama desteğinin sağlanması, aracıların depo koşullarının iyileştirilmesi, ihracatçıların ulusal rekabette fiyatı düşürmesinin önüne geçilmesi, işleyicilere Ar-Ge ve Ür-Ge desteklerinin sağlanması gerekmektedir.

Kabul edilebilirlikKestaneKuru incir+2
Sıdıka Bozkıran Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00