Hasan Kalyoncu University
Anabilim Dalı

Temel Eğitim Anabilim Dalı

Hasan Kalyoncu University

1.437

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

E-Okul üzerinden ilkokul 1. sınıf şubeleri ve sınıf öğretmenlerinin belirlenmesi uygulamasına ilişkin eğitim paydaşlarının görüşlerinin incelenmesi

Araştırmada, ilkokul 1. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin E-Okul sistemi üzerinden belirlenmesi uygulamasının öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşlerine yansıması incelenmiştir. Merkezi kura sistemine geçişin öğretmenlerin içsel motivasyonları, okul yöneticilerinin rol algıları ve beklentileri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, Erzincan il merkezindeki devlet ilkokullarıyla ilişkili 35 sınıf öğretmeni, 13 okul yöneticisi ve 43 veli olmak üzere toplam 91 katılımcıyla yürütülmüştür. Temel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Anayasa, kanun, yönetmelik, yönerge, resmi duyuru ve uygulama rehberleri doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve betimsel analizle değerlendirilmiştir. Doküman analizi bulguları hukuki dayanak ve yerleştirme süreci temaları altında düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, merkezi kura sisteminin eşit işlem, tarafsızlık, şeffaflık ve kişisel isnat riskinin azalması bakımından olumlu karşılandığını göstermiştir. Buna karşılık sistemin pedagojik uygunluk, öğretmen emeğinin görünürlüğü, sınıf iklimi, özel durumların dikkate alınması ve gerekçeli itiraz süreçleri bakımından geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yerel inisiyatifli uygulamanın okul bağlamını, öğretmen özelliklerini ve veli beklentilerini dikkate alma açısından esneklik sağladığı; ancak kayırmacılık, eşitsiz erişim, veli baskısı ve öğretmenler arası karşılaştırma algısı oluşturabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Doküman analizi, merkezi kura uygulamasının eğitim hakkı ve eşitlik ilkelerine dayandığını; yerleştirme sürecinin kura, E-Okul üzerinden otomatik belirleme, dengeli dağıtım ölçütleri, şube değişikliği ve yönetsel sorumluluk hükümleriyle düzenlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, sınıf ve öğretmen belirleme sürecinde eşitlik ile pedagojik uygunluk arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiği anlaşılmıştır.

Kura yöntemiyle sınıf belirleme=Class placement based on the lottery methodVeli Beklentileri=Parental expectationsÖğretmenlerin içsel motivastonları=Teachers’ intrinsic motivation
Ömer Faruk
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul ikinci sınıf matematik dersinde yapılandırılmış ve geleneksel ev ödevlerinin öğrencilerin akademik başarılarına ve ödeve yönelik tutumlarına etkisi

Bu araştırmada ilkokul 2.sınıf matematik dersinde yapılandırılmış ve geleneksel ev ödevlerinin öğrencilerin akademik başarılarına ve ödeve yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada yarı deneysel deneme modeli olan eşitlenmemiş gruplardan oluşan desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Aydın ilinde yer alan üç devlet ilkokulunda öğrenim gören 2.sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Yapılandırılmış ev ödevi verilip kontrolün sağlandığı deney 1 grubu (N=19), yapılandırılmış ev ödevinin verilerek geri bildirimin sağlandığı deney 2 grubu (N=17), geleneksel ev ödevlerinin verilerek kontrolün sağlandığı deney 3 grubu (N=19) ve geleneksel ev ödevlerinin verilerek geri bildirimin sağlandığı deney 4 grubu (N=19) olmak üzere 4 sınıf, 4 grup ve toplamda 74 öğrenci çalışmada yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematik Başarı Testi" ile Bora ve Kocabaş (2018) tarafından geliştirilen "Ödeve Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma gruplarına deney sürecinin başında ve sonunda matematik başarı testi ve ödeve yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 21 paket programından yararlanılmış, ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t- testi ve bağımlı örneklemler için t-testi analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre yapılandırılmış ev ödevleri verilerek geri bildirimin gerçekleştirildiği deney grubunun matematik başarılarının diğer deney gruplarından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Geleneksel ev ödevi verilip geri bildirim uygulaması yapılan grubun uygulama sonrası ödeve yönelik tutumlarında azalma görülmüştür.

Akademik başarıBaşarıMatematik+7
Arzu Elgit
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar

Bu araştırma, kırsal kesimde görev yapan ve fen bilimleri dersini yürütmekte olan sınıf öğretmenlerinin, fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi ve çalışma grubunu 2019-2021 eğitim-öğretim yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı kırsal kesimlerde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma desende bir araştırmadır. Araştırmanın birinci bölümü nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelindedir. Bu kapsamda araştırma örnekleminde yer alan 205 sınıf öğretmenine 41 madde ve 5 boyuttan oluşan anket uygulanmış ve dönüt alınan 136 adet anket analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak oluşturulan alt problemler için Anova ve t-testi analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel sonucunda, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar anketinde yer alan 5 alt boyuta göre "süreç öncesi hazırlıkta karşılaşılan sorunlar, süreçte karşılaşılan sorunlar, ölçme değerlendirme etkinliklerinde karşılaşılan sorunlar, fen bilimleri dersi ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve fen bilimleri dersi öğretim programı ile ilgili karşılaşılan sorunlar" boyutlarında cinsiyet, öğretim verilen sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu açısından anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ortalama değer analizine göre, fen bilimleri dersi veren sınıf öğretmenlerinin en fazla karşılaştıkları sorunun "fen bilimleri dersi ile ilgili sorunlar", en az karşılaştıkları sorunun ise "süreçte karşılaştıkları sorunlar" boyutlarında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılar çok aşamalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Birinci aşamada ölçüt örnekleme yöntemiyle katılımcıların çalıştığı okullar belirlenmiştir, ikinci aşamada ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile katılımcıların cinsiyeti, mesleki tecrübesi, eğitim verdikleri sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu temel alınarak 22'si kadın, 8'i erkek olmak üzere toplamda 30 öğretmen belirlenmiştir. Görüşmelerde katılımcılara yöneltilen sorular alanyazın taraması yapılarak sekiz boyut halinde belirlenmiştir. Belirlenen bu boyutlar; "öğrenci kaynaklı sorunlar, öğretim programı kaynaklı sorunlar, ders kitabı kaynaklı sorunlar, öğrenme ortamı kaynaklı sorunlar, idari kaynaklı sorunlar, veli kaynaklı sorunlar, çevresel faktörlerden kaynaklı sorunlar ve öğretmenden kaynaklı sorunlar" ilişkindir. Bu kapsamda elde edilen veriler, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. En yüksek frekansta yer alan sorunun "öğrenme ortamından kaynaklı sorunlar" olduğu, en düşük frekansta yer alan sorunun ise "ders kitabı kaynaklı sorunlar" ve "çevresel faktörlerden kaynaklanan sorunlar" olduğu tespit edilmiştir.

Fen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimiKırsal bölge+3
Rabia Seyfi
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersindeki okuduğunu anlama becerileri ile matematik dersindeki problem çözme becerileri arasındaki ilişki

Öğrenme yaşantılarımızın pek çok alanında, okuma ve okuduğunu anlama çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır. İlkokuldan başlayan ve öğrencilerin tüm öğrenim hayatları boyunca devam edecek olan okuduğunu anlama sürecine yönelik; çalışma ve tutumlar, bilgi ve hedef kazanımlara ulaşmada etkin rol oynamaktadır. Öğrencilere okuduğunu anlama becerisini kazandırmaya başladığımız ders Türkçe dersi olmakla birlikte zamanla tüm derslerde bu beceri kullanılmaya başlanmaktadır. Araştırmalar göstermiştir ki; yazılı kaynaklardan bilgiye ulaşmanın ön koşulu, okuduğunu anlama becerine sahip olmaktır. Öğrenim hayatları boyunca öğrencilerin sıklıkla zorlandıklarını ifade ettikleri Matematik dersinde de problem çözme basamaklarından biri problemi okuyup anlama basamağıdır. Bu durum okuduğunu anlama becerileri ile problem çözme becerileri arasında nasıl bir ilişki olabileceği sorusunu akla getirmektedir. Bu bağlamda; çalışmanın amacı, Türkçe dersinde okuduğunu anlama becerisi ile; matematik dersinde problem çözme becerisinin ilişkisini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Aydın ili Efeler ilçesinde devlet kurumu olan bir ilkokulda eğitim gören 4. Sınıf öğrencileriyle yapılan bu çalışmada, çalışılan öğrenciler sınıf öğretmenlerinin yaptığı standart sınavlar incelenerek ve sınıf öğretmeninin görüşleri ışığında belirlenmiştir. Çalışmada sınav sonuçları ve öğretmen görüşlerine göre sınıfının gerisinde olan öğrenciler seçilmiştir. Araştırmaya akademik olarak sınıfının gerisindeki öğrencilerin seçilmesindeki amaç; araştırma boyunca öğrencideki değişim süreçlerini daha kolay ve net gözlemleyebilme isteğidir. Hazırlanan eylem planı dahilinde hedef kazanımlara dönük 8 etkinlik uygulanmıştır. Etkinliklerde disiplinler arası geçişlerden yararlanılmıştır. Her etkinlikten sonra ara değerlendirme sınavları ile bireysel görüşmeler yapılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre eylem planı öğrencilerin ihtiyaçlarına ve eğitim ortamının şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. Öğrencilerle 16 hafta yürütülen etkinlik uygulamalarının değerlendirme sonuçlarına bakıldığında; Türkçe dersinde okuduğunu anlama becerisi ile matematik dersinde problem çözme becerisi arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okuduğunu anlama becerilerine yönelik yapılan düzenleme ve uygulamalar problem çözme becerisini geliştirmiş, öğrencilerin problemi anlamasına kolaylık sağlamış ve çalışmaya katılan tüm öğrencilerin başarısını arttırmıştır. Çalışmada okuma becerisinin kazandırıldığı ilkokul 1. sınıfta yaşanan bir takım yanlış öğrenmelerin ve teknik hataların kalıcı hale geldiği durumdaki sonuçlar da göze çarpmıştır. Öğrenme yaşantıları planlanırken; öğretmenlerin farklı yöntem ve teknikler kullanmalarının, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurmalarının, öğrencilerin aktif katılım göstermelerinin önemi fark edilmiştir. Çalışmada yapılandırmacı yaklaşım esaslarına uygun eğitim-öğretim yaşantılarının öğrenci üzerindeki etkilerini gözlemleme şansı olmuştur. Okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesine dönük hazırlanan eylem planı kapsamındaki etkinlikler matematik ve Türkçe derslerinin birlikte işlenmesini hedefleyerek, bu konuda alanda az rastlanan bir uygulamayı deneyimlemiştir. Bu uygulamanın olumlu ve olumsuz yönleri tartışmaya açılmıştır. Programda belli konuların derinlemesine işlenmesinin öğrenme üzerindeki etkileri, zaman ve program kapsamının ilişkisi okuyucuların değerlendirmesine sunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: , Problem çözme, okuduğunu anlama, fonksiyonel okur-yazarlık, eylem planı

Matematik dersiMatematik eğitimiOkuma-anlama+7
Naciye Güneş Kocadağ
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hayat bilgisi dersi öğretim programlarında beceriler, değerler ve kavramlar

Bu çalışmada Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında öğrencilere kazandırılması gereken beceriler, değerler ve kavramların yer alma durumlarının belirlenmesi ve kavramların, becerilerin ve değerlerin yer alma durumlarının karşılaştırmalı olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında yer alan hedef, davranış ve kazanımlar; beceriler, değerler ve kavramlar bakımından incelenmiş olup becerilerin, değerlerin ve kavramların ne düzeyde yer aldığı ve öğretim programları içerisinde nasıl bir dağılım gösterdiği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından doküman inceleme yöntemi kullanılmış ve 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programları birer doküman olarak kabul edilerek veriler toplanmış, analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında yer alan ve kazandırılması hedeflenen beceriler, değerler ve kavramlara ilişkin (1, 2 ve 3. sınıflar) doküman incelemesi sonuçlarına göre 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programının tamamında beceriler yer almıştır. 1998, 2005/2009 ve 2018 programları 26'şar beceriyi içermesi bakımından en çok beceriye sahip programlardır. Bu programları bir eksikle 2015 programı izlemiştir. 1948 programı 23 beceri, 1926, 1936 ve 1995 programları 20'şer beceri içerdiği tespit edilmiştir. 19 beceri ile 1968 programı en az beceri içeren program olmuştur. Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarının tamamında değerlerin yer aldığı görülmektedir. Programlar boyutu ile incelendiğinde 2018 programının 22 değer ile en çok değere sahip program olduğu görülmüştür. 2015 programı 18 değeri ile en çok değere sahip ikinci program olurken bu programları 16'şar değer ile 2005/2009 ve 1998 programı, 13 değer ile 1995, 11 değer ile 1948, 10 değer ile 1968 ve 8 değer ile 1936 programlarının izlediği belirlenmiştir. 1926 programı ise 5 değer ile en az değer içeren program olmuştur. Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarının tamamının kavramları içerdiği görülmektedir. 1. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 63 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu tespit edilmiştir. Bu programı 26 kavram ile 1998 programı, 22 kavram ile 1948 ve 1995 programları, 21 kavram ile 2015 programı, 19 kavram ile 2018, 1926 ve 1968 programları takip etmektedir. 14 kavram ile 1936 programının en az kavram içeren program olduğu anlaşılmaktadır. 2. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 55 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu tespit edilmiştir. Bu programı 31 kavram ile 1998 programı, 24 kavram ile 2015 programı, 23 kavram ile 2018 programı, 20 kavram ile 1948 programı, 16 kavram ile 1995 programı, 14 kavram ile 1968 ve 1936 programları takip etmektedir. 11 kavram ile 1926 programının en az kavram içeren program olduğu anlaşılmaktadır. 3. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 79 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu belirlenmiştir. Bu programı 40 kavram içeren 1948 programı takip etmektedir. 37 kavram içeren 2018 programını, 35 kavram ile 2015 programı, 34 kavram ile 1995 programı, 32 kavram ile 1926 programı, 30 kavram ile 1936 programı, 29 kavram ile 1998 programı takip etmektedir. 21 kavram ile 1968 programı en az kavram içeren programlar olduğu anlaşılmaktadır. Beceri, değer ve kavram boyutları birlikte ele alındığında Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarından en yoğun programın 2005/2009 programı olduğu, bu programı 2018, 1998, 2015, 1948, 1995, 1926, 1936 programlarının izlediği ve en az yoğunluğun 1968 programında olduğu tespit edilmiştir.

BeceriDeğerlerDeğerler eğitimi+4
Ayşe Aşkan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sesbilgisel farkındalık becerilerini destekleme müdahale programının okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerin sesbilgisel farkındalık becerilerine etkisi

Bu araştırma ile sesbilgisel farkındalık becerilerini destekleme müdahale programının (SESFAR) okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerin sesbilgisel farkındalık becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel desende ön-test-son-test tek grup modelinde planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırşehir il merkezinde bulunan bir ilkokulun 1, 2 ve 3. sınıflarında öğrenim gören, okumada sorun yaşayan her sınıf seviyesinden dörder öğrenci olmak üzere toplam 12 öğrenci ile bu öğrencilerin sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Öğrenciler amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Öğrencilerin herhangi bir zihinsel engelleri olmamasına rağmen okumada sorun yaşıyor olmaları ölçüt olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde öğrencilerin uygulama öncesi okuma performansları, "Yanlış Analizi Envanteri" ile değerlendirilmiş ve okuma düzeylerinin "endişe düzeyinde" olduğu tespit edilmiştir. Endişe düzeyindeki öğrencilere ön-test olarak "Ses Bilgisi Farkındalık Ölçeği" uygulanmıştır. Ön-test aşamasının ardından öğrencilere 8 hafta süresince 32 oturum olarak SESFAR müdahale programı uygulanmıştır. SESFAR müdahale programı içeriğinde "cümleyi sözcüklerine ayırma, sözcükleri hecelerine ayırma, uyak farkındalığı, heceleri birleştirme, sözcükleri ilk sese ve son sese göre eşleştirme, sözcüklerin ilk sesini ve son sesini atma becerileri" yer almaktadır. Uygulama sonrasında öğrencilere son-test olarak tekrar "Ses Bilgisi Farkındalık Ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama öncesi öğrencilerin ön-test puan ortalamalarına göre sesbilgisel farkındalık becerileri 1 ve 2. sınıflarda düşük düzeyde 3. sınıflarda ise orta düzeyde iken uygulamalar sonrasındaki son-test puan ortalamalarına göre sesbilgisel farkındalık beceri düzeylerinin tüm sınıflar için yüksek düzeye çıktığı belirlenmiştir. Wilcoxon Sıralı İşaretler Testi ile analiz edilen ön-test ve son-test verilerinden elde edilen karşılaştırmalara göre SESFAR müdahale programının uygulandığı okuma güçlüğü yaşayan 1, 2 ve 3. sınıf düzeyindeki öğrencilerin sesbilgisel farkındalık, kelime farkındalığı, hece farkındalığı, uyak farkındalığı ve sesbirim farkındalığı becerilerinin ön-test ve son-test puanları arasında son-test lehine bir fark oluştuğu ancak bu farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca uygulamaya dâhil edilen öğrencilerin sınıf öğretmenlerinden alınan görüşler (sosyal geçerlik) doğrultusunda bu programın sosyal geçerliliğinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dil eğitimiEğitim programlarıFarkındalık+4
Türkan Bozdağ
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi öğretmenlerinin proje yaklaşımına ilişkin görüşleri ile planlama ve uygulama becerilerinin belirlenmesi

Okul öncesi öğretmenlerinin proje yaklaşımına ilişkin görüşlerini öğrenebilmek ve proje çalışmalarını planlama becerileri ile uygulamalarını incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması bütüncül tekli durum deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Muğla ili Menteşe ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokulların anasınıflarında görev yapan dört okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler formu, öğretmen görüşme formu, proje planlama kriter formu ve öğretmen gözlem formu kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen en önemli bulgu, okul öncesi öğretmenlerinin proje çalışması olarak nitelendirdikleri çalışmaların, proje yaklaşımı felsefesi benimsenerek hazırlanan ve uygulanan çalışmalar olmadığıdır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin proje yaklaşımına ilişkin yeterli bilgi donanımına sahip olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Öğretmenlerin proje çalışması olarak nitelendirdikleri çalışmalarında öğretmen merkezli planlama yaptıkları ve konu seçiminde günlük eğitim akışını ve çocukların hazır bulunuşluklarını dikkate aldıkları, çalışmalarında yoğun olarak düz anlatım ve soru cevap tekniğini kullandıkları, etkinlik çeşidi olarak da daha çok sanat etkinliğine yer verdikleri ve sanat etkinliğinin sonucunda ortaya çıkan ürüne odaklandıkları görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin proje çalışması adı altında yürüttükleri çalışmalarında büyük grup, küçük grup ya da bireysel çalışmalardan sadece birine yer verdikleri, yaptıkları çalışmaların sürelerinin farklılık gösterdiği, öğretmenlerin çoğunun çalışmalarında aile katılımına yer verdiği, ailelerin materyal temini desteği sağlamak amacıyla sürece dahil edildiği belirlenmiştir. Çalışmaların değerlendirilmesi konusunda ortak görüşe sahip olmadıkları görülmüş, sınıf uygulamalarına bakıldığında değerlendirme aşamasında sadece soru cevap tekniğini kullandıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğu çalışmalarının çocukların sosyal-duygusal gelişimini desteklediğini, çalışmalarında öğretmenin koordinatör rolünde olduğunu belirtmişlerdir. Çocuklara grup halinde çalışma ve yaparak yaşayarak öğrenme fırsatı vermesi öğretmenler tarafından proje çalışmaların güçlü yanı olarak görülürken, çalışmalarının zayıf yönlerine ilişkin öğretmenler arası görüş birliğinin olmaması ön plana çıkmıştır. Öğretmenlerin çalışmalarını daha etkili hale getirmek için yardımcı personel ve materyal desteğine ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okul öncesi dönem, proje yaklaşımı, okul öncesi öğretmeni

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerPlanlama+3
Yurdanur Dörterler
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çocuk haklarına ilişkin görüş ve uygulamaları

Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çocuk haklarına ilişkin görüş ve uygulamalarının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ili Efeler ilçesindeki bağımsız anaokullarında görev yapan 6 okul öncesi yöneticisi, 11 okul öncesi öğretmeni ve bu kurumlarda çocuğu eğitim alan 14 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel olması nedeniyle çalışma grubunun oluşturulmasında nitel gelenek içinde ortaya çıkmış olan "maksimum çeşitlilik" ilkesi göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırma sürecinde ham veriler görüşme esnasında ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş, kaydedilen görüşmeler bilgisayar ortamında yazılı hale getirilmiştir. Söz konusu veriler üzerinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveynler çocuğun tanımına ilişkin çoğunlukla; çocuğu aile ile ilişkili olarak çocuk ve özgürlük olarak çocuk şeklinde tanımlarken, yöneticiler ve öğretmenler de çoğunlukla çocuğu sevgi ve saflık ile ilişkili olarak çocuk olarak tanımlamışlardır. Çocuk haklarına dair görüşleri incelendiğinde ise ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çoğunlukla çocuğun gelişim ve katılım hakkı üzerinde durduğu; yaşama ve korunma hakkına çok az değindikleri ancak bu haklar ile ilgili yüzeysel bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Çocuk haklarına ilişkin uygulamaların sınırlı kaldığı ve somut uygulamaların katılım ve gelişim hakkı üzerine olduğu ifade edilirken, korunma hakkına oldukça düşük oranda değindikleri görülmüştür. Çocukların var olan tüm haklarının korunmasına, en temel hak olan yaşamak hakkına hiç değinilmemiştir. Araştırmanın sonucunda çocuk hakları ile ilgili ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin görüşleri ve uygulamalarına dair önerilere yer verilmiştir.

EbeveynlerYöneticilerÇocuk hakları+3
Gamze Gür
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişki

Bu araştırmada, 48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın İli Efeler İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ve özel ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında eğitim görmekte olan 48-72 aylık 270 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Araştırma iki ya da daha çok değişken arasında değişim olup olmadığını ve varsa derecesini incelemeyi amaçladığından ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, Anneler için Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği , Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi ile araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği, Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi puanlarına ilişkin normallik testleri Kolmogorov-Smirnov testi ile gerçekleştirilmiştir. Puanların normal dağılmamasından dolayı ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek alt boyutlarından elde edilen puanlar arasındaki ilişkiye ise Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı ile bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Ölçeği alt boyut puanlarının annelerin eğitim durumuna göre oluşturulan gruplara göre karşılaştırmasında, cesaretlendirici beslenme ve toleranslı kontrollü beslenme puanlarının ortaokul ve lise gruplarında diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur (p< 0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği alt boyut puanlarının anne çalışma durumuna göre karşılaştırmasında; boş zaman yönetme, okul desteği, sağlık ve toplam yetkinlik puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanlarının, annelerin çalışma durumu gruplarına göre karşılaştırmasında; sıkı kontrollü beslenme puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanları, çocukların cinsiyet gruplarına göre karşılaştırıldığında; yardımcı beslenme puanlarının erkek çocuk annelerinde anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Ebeveyn Besleme Tarzı anketinin alt boyut puanları arasındaki korelasyon incelendiğinde, ölçeklerin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ANAHTAR KELİMELER; Okul Öncesi Dönem Çocuğu, Ebeveyn Yetkinliği, Ebeveyn Besleme Tarzı

BeslenmeBeslenme davranışıEbeveynlik becerileri+5
Sibel Güldalı Dereli
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler dersi kazanımları ile ders ve çalışma kitapları etkinliklerinin matematik dersi kazanımları açısından incelenmesi

Günümüzde çağın gereksinimleri karşısında eğitim kurumlarından toplumsal beklentinin oluşturduğu birey profili yaratıcı, üretken, öğrenmekten zevk alan, eleştirel düşünebilen, olaylar arasında bağ kurabilen şeklinde açıklanabilir. Nitekim farklı disiplinlerin bilgi ve becerilerini dikkate alan ve öğrencinin motivasyonunun artmasına katkı sağlayan disiplinler arası yaklaşım çağdaş eğitim sistemi içerisinde oldukça önemsenmektedir. İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersi kazanımlarının, sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının matematiksel yetkinlikler açısından incelenmesi amaçlanan bu çalışmada, 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programında bulunan kazanımlarının, 4. sınıf sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının ilkokul 1-4. sınıflar matematik dersi kazanımları ile ilişkili olup olmama durumları incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma paradigmalarından doküman incelemesi işe koşulmuştur. Araştırma verileri ise doküman analizi yoluyla elde edilmiş olup çalışma doküman analizi adımlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerini Millî Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanan 2018 yılı ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programı, 2018 yılı ilkokul matematik dersi öğretim programı, 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabı ve 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabı oluşturmuştur. Sosyal bilgiler dersi kazanımlarının öğretiminde öğrencilerin ihtiyaç duyduğu matematiksel yetkinlikler sosyal bilgiler dersi kazanımları ve öğrenme alanları boyutları ile ilişkilendirilerek incelenmiştir. Bu bağlamda 2018 sosyal bilgiler öğretim programındaki kazanımlar matematiksel yetkinlikler açısından incelendiğinde birey ve toplum öğrenme alanında 25, kültür ve miras öğrenme alanında 33, insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanında 84, bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanında 44, üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanında 113, etkin vatandaşlık öğrenme alanında 39, küresel bağlantılar öğrenme alanında ise 34 matematik dersi kazanımlarının ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programı öğrenme alanları incelendiğinde; en fazla matematik kazanımları ile ilişkili olan öğrenme alanının 113 kazanım ile üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanı, en az ilişkili olan öğrenme alanı ise 25 kazanım ile birey ve toplum öğrenme alanının olduğu tespit edilmiştir. 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında bulunan etkinliklerin en çok ilkokul 1. sınıf, en az ise 2. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabında bulunan etkinlikler en çok ilkokul 1. sınıf seviyesi, en az ise 4. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Disiplinler arası yaklaşım, matematik dersi, öğretim programı, sosyal bilgiler dersi.

DisiplinlerarasıMatematik dersiSosyal bilgiler dersi+2
İlker Karaman
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün ve şarkı kullanımına ilişkin değerlendirmeleri

Edebi ürünler ve şarkılar sosyal bilgiler dersinin öğretiminde kullanılan materyallerdendir. Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerin ve şarkıların kullanımına ilişkin değerlendirmelerini betimlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla dört aşamada veri toplanan araştırmanın ilk iki aşamasında sınıf öğretmenlerinin ilkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde edebi ürünleri kullanım durumları ve sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımına yönelik görüşlerinin neler olduğu betimlenmiştir. Üçüncü ve dördüncü aşamasında ise sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerden şarkı türünü kullanmayı tercih eden ve tercih etmeyen sınıf öğretmenlerinin değerlendirmelerinin neler olduğu araştırılmıştır. Hem nicel hem de nitel yöntemlerle veri toplanan bu çalışma, karma yöntem araştırmalarından paralel (eş zamanlı) desen ile açıklayıcı sıralı desenin kombinasyonuyla gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplanan birinci aşamada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme kullanılarak belirlenen 4. sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde kullandıkları ve en çok tercih ettikleri edebi ürünler ile ilgili veriler toplanarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizinde frekans, çoklu cevap (Multiple Response) frekans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İkinci aşamada ise aynı çalışma grubu üzerinde sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımı olgusuna yönelik bakış açılarını ve nasıl betimlediklerini araştırmak amacıyla olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu amaçla sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımları hakkındaki görüşleri yazılı olarak toplanmış, içerik analizine tabi tutularak yorumlanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde şarkı kullanımına yönelik görüşleri ve kullanım durumlarını betimlemek amacıyla şarkı kullanımını tercih eden öğretmenlerle gerçekleştirilen üçüncü aşamasında olgu bilim deseni, şarkı kullanımını tercih etmeyen öğretmenlerle yapılan dördüncü aşamasında ise durum çalışması kullanılmıştır. Bu aşamalardaki veriler, aykırı durum örneklemesi ile belirlenen "şarkı türünü tercih eden" ve "şarkı türünü tercih etmeyen" öğretmenler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerden faydalandıkları görülmektedir. Başta atasözleri olmak üzere, hikâyeler/öyküler, şarkılar/türküler ve belgesellerin en çok kullanılan edebi ürünler olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan 120 sınıf öğretmeninden 93'ünün sosyal bilgiler dersinde şarkı kullanmayı tercih ettiği, 27'sinin şarkı kullanmayı tercih etmediği görülmüştür. Şarkı kullanımını tercih eden öğretmenlerin, sosyal bilgiler dersinde şarkıları en çok sosyal bilim konularını desteklemek amacıyla kullandıkları ve şarkılara en çok dersin dikkat çekme aşamasında yer verdikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmenleri şarkıların tercih edilmesinde, toplumsal yapıya, dersin konu ve kazanımlarına uygun olmasına dikkat ettiklerini ve şarkıların kullanılmasının en önemli faydasının öğrencilerde kalıcı öğrenmeyi sağlaması, öğretmenler açısından ise öğretimi kolaylaştırması olduğunu belirtmişlerdir. Ancak sosyal bilgiler dersinin konularına uygun şarkı bulmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri hem sosyal bilgiler dersinde hem de diğer derslerde kullanılabilecek bir şarkı repertuarı/kılavuzu olmasını önermektedirler. Şarkı kullanmayı tercih etmeyen sınıf öğretmenleriyle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin şarkı kullanımını tercih etmeme sebepleri genel nedenler ve öğretmen yeterliklerine bağlı nedenler olarak iki başlık altında ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin, öğretmen merkezli öğretim yapmaları ve sınav odaklı anlayışın baskın olması dışsal nedenler; öğretmenlerin şarkıları sosyal bilgiler ders konularıyla ilişkilendirememesi ve müzik dağarcığı/repertuarına sahip olmaması ise içsel nedenler arasında sayılan sebepler olmuştur. Sınıf öğretmenlerinin şarkı kullanımını tercih etmemelerine yönelik ifadeleri, öğretmen yeterlikleri açısından değerlendirildiğinde; öğrenme ve öğretme sürecini yönetme ve eğitim öğretimi planlama konusundaki eksiklikleri olduğu tespit edilmiş ve bu açıdan öğretmenlerin mesleki beceri yeterliklerinde eksikliklerin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Edebi eserlerEdebi ürünlerMüzik destekli eğitim+5
Nazire Çiçek
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin tutumları ve görüşlerinin incelenmesi

Dünyada hızla yayılan pandemi ile tüm dünyada çeşitli kısıtlamalar yaşanmıştır. Yaşanan bu kısıtlamalar eğitim alanında da kendini göstermiş ve okullarda uzaktan eğitim sistemine geçilmiştir. Geçilen bu sistemde kuşkusuz çeşitli sorunlar yaşanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin tutumları ve pandemi döneminde uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada nicel ve nitel yöntemin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini sınıf öğretmenleri oluştururken, örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzurum ve Kırşehir illerinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Verilerin toplanması amacıyla 300 sınıf öğretmenine ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin demografik bilgilerine ulaşabilmek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında Ağır (2007) tarafından hazırlanan tutum ölçeği, nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan 12 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde kullanılan tutum ölçeğinin doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçek revize edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS 25 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmen görüşlerinin cinsiyete, kıdeme, sınıf mevcuduna, kurs alıp almama durumuna, görev yapılan ile ve yerleşim tipine göre farklılaşması incelenmiştir. İncelemeler için normallik testleri, t tesleri ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Normallik varsayımının sağlanmasının ardından LISREL 8.80 (Linear Structural Relations 8.80) paket programı kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin yarı yapılandırılmış anket formundaki sorulara verdikleri cevaplar başlıklar altında gruplanmış ve yüzdesel dağılımı incelenmiştir. Nicel verilerin analizi sonucunda katılımcı öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının cinsiyete göre ve görev yapılan ile göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılırken kıdeme göre, hizmet süresine göre, sınıf mevcuduna, kurs alıp almama durumuna göre ve yerleşim tipine göre anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin 1-5 yıl hizmet süresi olanların 26 yıl ve üstü hizmet süresi olan öğretmenlere göre tutum puanları daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucuna göre Erzurum'da görev yapan öğretmenlerin Kırşehir'de görev yapan öğretmenlere göre uzaktan eğitime olan tutumları daha yüksek bulunmuştur. Nitel verilerin sonucunda, öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı olumlu yaklaşımları olurken olumsuz yaklaşımları da olduğu, en çok yaşadıkları sorunun erişim ve donanımdan kaynaklı sorunlar olduğu, en çok zorlandıkları dersin ise matematik dersi olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerin uzaktan eğitime olan tutumlarının yüz yüze eğitime göre daha düşük olduğu görülmektedir. Gelecekte olası uzaktan eğitim sisteminin başarılıyla yönetilmesi için öğretmenlere uzaktan eğitim konusunda gerekli eğitimler verilmeli, eğitimde teknolojinin kullanımı artırılmalı ve uzatan eğitime olan erişim-donanım sorunu giderilmelidir.

Sınıf öğretmenleriTutum ölçekleriTutumlar+5
Melike Kozanhan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilim ve sanat merkezlerine devam eden ilkokul öğrencilerinin okuma tutumları ve tercihleri

Bu araştırma, özel yetenekli öğrencilerin okuma tutumlarının ve tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırşehir il merkezinde bulunan Yusuf Demir Bilim ve Sanat Merkezi ve Kaman ilçesinde bulunan Kaman Bilim ve Sanat Merkezinin 3 ve 4. sınıflarında öğrenim görmekte olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 58 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda veriler "Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği"; nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışma sonunda özel yetenekli öğrencilerin okuma alışkanlıklarına yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. BİLSEM'e devam eden özel yetenekli öğrencilerin okuma tutumlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve babaların eğitim düzeyi, evlerinde kitaplık olması, kitap okuma sıklığı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılık olmadığı; annelerinin ve babalarının kitap okuma durumlarında anne ve babaları her zaman kitap okuyanlar lehine, bilgisayar ve internette zaman geçirme durumlarında günde 1 saat ve daha az zaman geçirenler lehine anlamlı fark oluştuğu belirlenmiştir. Öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmalarında en çok öğretmenlerinin ve annelerinin etkili olduğu görülmüştür. Macera, komedi/mizah, bilim ve icat, bilimkurgu/fantastik türleri en çok tercih edilen kitap türleri iken; polisiye, şiir, aşk/romantik ve dini kitaplar en az tercih edilen kitap türleridir. Kitap okumalarına engel olan durumların ise ödevlerin çokluğu ve sesli ortam olduğu belirlenmiştir. Basılı kitapların en çok tercih edilen okuma aracı olduğu ve okuyacakları kitapları kendilerinin almayı tercih ettikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilim ve Sanat Merkezi, Okuma Tercihi, Okuma Tutumu, Özel Yetenekli Öğrenci.

Bilim ve sanat merkezleriOkuma alışkanlığıOkuma davranışları+7
Gülcan Gültekin
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Research on pre-school teachers' self-efficacy in nutrition education

The purpose of this study is to determine the self-efficacy of preschool teachers' regarding nutrition education. The research was carried out in the descriptive type scanning model which is one of the quantitative research methods. The working group, through the full census which expresses the entire population consists of 380 pre-school teachers who work in public and private kindergardens or elementary schools that are officially affiliated to the Directorate of National Education within the Center of Bitlis Province and Tatvan, Ahlat, Adilcevaz, Güroymak, Mutki, Hizan districts in the Academic Year of 2019-2020. In the research, as a data collection tool in the collection of quantitative data in order to determine the self-efficacy of preschool teachers' regarding nutrition education; "Preschool Teacher Nutrition Education Self-Efficacy Scale" which was developed by Angın (t.y) and "Personal Information Form" prepared by the researcher were used. In the statistical analyzes obtained, SPSS 21.0 program, t test for parametric test unrelated samples to determine whether there is a statistically significant difference between the averages of two different groups, there is a statistically significant difference between at least two of the averages of more than two independent groups. One-way analysis of variance (ANOVA) was used for parametric test unrelated samples. It was observed that the average of nutrition education self-efficacy points of preschool teachers who participated in the study was 122.48. It was determined that 62.1% of teachers had medium, 19.7% had high, and 18.2% had low self-efficacy. It was found that the nutritional education selfefficacy scores of preschool teachers who took part in the study showed a significant difference in favor of male teachers (p<0.05), those who got nutrition education (p<0.05) and the ones who had an adequate and balanced diet (p<0.05). In addition to this, there was a significant difference between the permanent teachers and contracted teachers in favor of permanent teachers (p<0.05). However, it was observed that there was no significant relationship between pre-school teachers' nutritional education self-efficacy and other variables (age, seniority, educational background, age group studied, class size, type of school) (p>0.05).

Nutrition educationPreschool educationPreschool children+3
Damla Kantarcı Çınar
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul düzeyi çevre tutum ölçeği geliştirme ve uygulama çalışması

Bu araştırmada, ilkokul öğrencilerinin çevreye yönelik tutum düzeylerini belirleyebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi ve geliştirilen ölçek kullanılarak öğrencilerin tutum düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma desenin benimsendiği araştırma tarama çalışması niteliğindedir. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kırşehir ilinde yer alan ilkokullarda 1548 öğrencinin katılımıyla yürütülmüştür. Araştırmada, likert tipi ölçek geliştirme modeli kullanılmıştır. Ölçme aracında yer alan maddelerin birbiriyle ilişkili olduğu düşünülerek açımlayıcı (explanatory) faktör analizinde promax eğik döndürme tekniği kullanılmıştır. Üç kez uygulanan döndürme tekniği sonucunda, 3 alt faktörden oluşan, 17 maddelik ölçek elde edilmiştir. Ölçeğin Kaiser-Mayer-Olkin [KMO] Testi sonucu .837 olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan Bartlett Testi sonucunun ise (p<.00) anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Geliştirilen veri toplama aracının geçerlik-güvenirlik analizleri sonucunda açımlayıcı faktör analizinde .76 olarak hesaplanan Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısının doğrulayıcı faktör analizinde .91 olarak artış gösterdiği görülmüştür. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin yapısının ki-kare uyum değerinin (x2= 262.93 sd=116, p=.00) anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Örneklem büyüklüğüne göre değişiklik gösteren x2 değerinin 262.93, serbestlik derecesinin (df) 116 olduğu belirlenmiştir. Model uyumuna ilişkin x2/df ise 2.26 olarak hesaplanmıştır. Geliştirilen ölçek ile ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye ilişkin tutum düzeyleri çeşitli demografik değişkenler açısından ele alınıp değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye ilişkin tutum düzeylerinde; cinsiyete göre anlamlı fark bulunamadığı, sosyo-ekonomik düzeye göre üst düzey grupların lehine anlamlı fark görüldüğü, anne ve baba meslek gruplarına göre yine eğitim düzeyi lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür.

Bilişsel tutumDavranışsal tutumDuyuşsal tutum+3
Cahide Karakaş Tan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocuklukta öz düzenleme ile bilişsel tempo arasındaki ilişki

Bu araştırma, çocukların öz düzenleme beceri düzeyi ile sahip oldukları bilişsel tempo boyutu arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemine, oransız kademeli örnekleme yöntemiyle belirlenen 2018-2019 eğitim öğretim yılında Uşak ili merkez ilçesine bağlı ilkokulların anasınıflarında eğitim alan 124, özel anaokulunda eğitim alan 91, resmi anaokullarında eğitim alan 137 okul öncesi dönem çocuğu olmak üzere toplam da 352 çocuk dahil edilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak Wright (1971) tarafından geliştirilen Kansas Okul öncesi Çocuklar İçin Düşünsellik-İçtepisellik Ölçeği A formu ve Smith Donalt vd. (2007) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen değerlere ait normallik analizleri yapıldıktan sonra iki gruplu karşılaştırmalarda İlişkisiz Örneklemler İçin t-Testi ve Mann Whitney U testi, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda ise Anova ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Öz düzenleme becerisi ve bilişsel tempo arasındaki ilişkiyi incelemek için İkili Lojistik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; öz düzenleme becerisi ile bilişsel tempo arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çocukların öz düzenleme beceri düzeylerindeki artışla birlikte reflektif olma olasılıkları artarken impulsif olma olasılıklarının azalmakta olduğu saptanmıştır.

AnasınıflarıBilişsel stilBilişsel tempo+3
Fadime Ezgi Yıldız
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tersyüz sınıf modeli ile desteklenmiş tam öğrenme yaklaşımının matematik dersindeki akademik başarıya ve öz düzenleme becerilerine etkisi

Çalışmada, öğrencilerin konunun teorik kısımlarını evde kendi hızlarında öğrenmelerine ve sınıfta daha fazla uygulamalı etkinlik yapmaya imkân tanıyan "Tersyüz Sınıf Modeli ile Tam Öğrenme Yaklaşımı" kombinasyonunun etkileri incelenmiştir. "Tam Öğrenme Yaklaşımı"nda yer alan öğrencilerin gerekli ön bilgilerini tamamlayarak bilişsel olarak derse hazırlanma, konunun teorik olarak kavranması ve ek öğretim uygulamaları aşamalarında, "Tersyüz Sınıf Modeli" kapsamında hazırlanan animasyona dayalı içerikler kullanılmıştır. Bu bağlamda "Tersyüz Sınıf Modeli ile desteklenmiş Tam Öğrenme Yaklaşımı"nın, klasik "Tam Öğrenme Yaklaşımı"na kıyasla, öğrenme üzerinde sağladığı akademik başarıya, modelin uygulanma süresine ve öğrencilerin öz düzenleme becerisine etkileri incelenmiştir. Çalışmanın araştırma yöntemi olarak ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak belirlenmiştir. Deney grubunda "Tersyüz Sınıf Modeli ile desteklenmiş Tam Öğrenme Yaklaşımı"yla öğretim yapılırken kontrol grubunda klasik "Tam Öğrenme Yaklaşımı" kullanılmıştır. Araştırmadaki bağımlı değişkenlerden "Akademik Başarı" ve "Öz Düzenleme Becerisi" verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "Çevre ve Alan Ölçmeye Yönelik Akademik Başarı Testi" ile Pintrich ve arkadaşları tarafından geliştirilen Karadeniz, Büyüköztürk, Akgün, Çakmak ve Demirel (2008) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Matematikteki "Ölçme" öğrenme alanıyla ilgili Tam Öğrenme Yaklaşımı'nın farklı aşamalarını içeren onar dakikalık altı video ve konulara yönelik kısa cevaplı sorular, çevrimiçi eğitim platformlarından biri olan Edmodo sitesi üzerinden öğrencilerle paylaşılmıştır. Öğrencilerin sorulara verdiği cevaplar incelendikten sonra öğrenci seviyelerine göre hazırlanan ders planı takip edilerek geometrik şekilleri içeren ders materyalleri ile sınıf içinde farklı öğrenci seviyelerine hitap eden uygulamalı etkinlikler yapılmıştır. Uygulama, Muş merkeze bağlı bir devlet okulunda 2018-2019 yıllarında öğrenim gören 47, 4.sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Çalışma grubu seçilirken uygun örneklem yöntemi kullanılmıştır. Deney (n=26) ve kontrol (n=25) grupları ise rastgele yöntemle belirlenmiştir. Toplanan veriler bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizleri sonucunda deney grubunda uygulanan "Tersyüz Sınıf Modeli ile desteklenmiş Tam Öğrenme Yaklaşımı" ve kontrol grubunda uygulanan klasik "Tam Öğrenme Yaklaşımı"nın, öğrencilerin matematik başarısına pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmış, uygulanan modellerin her iki modelin de öğrencilerin öz düzenleme becerileri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının bağımsız gruplardaki t testi sonuçlarında ise "Tersyüz Sınıf Modeli ile desteklenmiş Tam Öğrenme Yaklaşımı"nın, klasik "Tam Öğrenme Yaklaşımı"na göre akademik başarıyı arttırmada daha etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca deney grubundaki uygulamanın MEB'nın belirlediği sürede uygulanabildiği gözlenirken kontrol grubundaki uygulamanın "Tam Öğrenme Modeli"nin tüm aşamaları sınıf içindeki zamanda gerçekleştirildiği için istenilen süreyi aştığı gözlenmiştir.

Akademik başarıMatematik dersiMatematik eğitimi+7
Abdil Özler
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Waldorf yaklaşımına dayalı eğitim programının okul öncesi dönemdeki çocukların yaratıcılık ve bilişsel becerilerine etkisi

Araştırmanın amacı; Waldorf yaklaşımına dayalı eğitim programının okul öncesi dönemdeki çocukların yaratıcılık ve bilişsel becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada deneysel araştırma modellerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Waldorf yaklaşımına dayalı eğitim programının uygulandığı bir okulda eğitim gören 32 çocuk deney grubunu, Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programının uygulandığı Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet anaokulunda eğitim gören 45 çocuk kontrol1, özel anaokulunda eğitim gören 48 çocuk kontrol2 grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın bağımlı değişkenleri yaratıcılık becerileri ve bilişsel beceriler; bağımsız değişkeni ise Waldorf yaklaşımında uygulanan eğitim programıdır. Yaratıcılık becerilerinin ölçülmesi amacıyla veri toplama aracı olarak Hibrit Yaratıcılık Testi ve bilişsel becerilerin ölçülmesi amacıyla Renkli Progresif Matrisler Testi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise SPSS programı kullanılmıştır. Çocukların yaratıcılık ve bilişsel beceri düzeylerinin deneysel işlem öncesi karşılaştırmak amacıyla ön testler için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmış ve ön testler arasında fark bulunmaması üzerine sekiz aylık bir sürede uygulanan deneysel işlem sonrasında uygulanan son testler Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak yaratıcılığın, esneklik, akıcılık, özgünlük alt boyutlarında ve toplam yaratıcılık puanlarında Waldorf yaklaşımına dayalı eğitim programının uygulandığı grubun lehine anlamlı bir sonuç bulunmuştur. Bilişsel becerileriler son test karşılaştırılmasında ise gruplar arasında herhangi bir farklılık gözlemlenmemiştir.

Bilişsel becerilerEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+4
Senem Korkmaz
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaratıcı yazma uygulamalarının ilkokul öğrencilerinin yaratıcı yazma becerilerine etkisi

Bu araştırma, ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde uygulanacak yaratıcı yazma uygulamalarının öğrencilerin yaratıcı yazma becerilerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden deneme desenlerinden ön test- son test kontrol gruplu model kullanılmıştır. Çalışmanın evreni Kırşehir il merkezindeki 4. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise Kırşehir il merkezinde amaçsal örnekleme yöntemiyle belirlenen 2 deney ve 1 kontrol grubundaki toplam 76 öğrenciden oluşmaktadır. Bu gruplardan hangisinin deney 1, hangisinin deney 2 ve hangisinin kontrol grubu olacağı kura ile belirlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin yaratıcı yazma becerilerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "hikâye haritası" ve "hikâye tamamlama" teknikleri ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Veriler deney ve kontrol gruplarındaki öğrenciler tarafından ön test ve son test olarak yazılan hikâyelerin "Yaratıcı Yazma Ürünlerini Değerlendirme Ölçeği (YARYÜDO)" aracılığıyla değerlendirilmesi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde özel bir istatistik programı aracılığı ile mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, bağımlı (ilişkili) ve bağımsız (ilişkisiz) t testi ve tek yönlü ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda yaratıcı yazma tekniklerinden olan hikâye haritası ve hikâye tamamlama tekniğinin öğrencilerin yaratıcı yazmaları üzerinde anlamlı farklılık oluşturduğu ancak hikâye haritası tekniğinin uygulandığı deney 1 grubundaki öğrencilerin yazma puanları ile hikâye tamamlama tekniğinin uygulandığı deney 2 grubundaki öğrencilerin yazma puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yazma, Yaratıcı Yazma, Hikâye Tamamlama Tekniği, Hikâye Haritası Tekniği

Yağmur Dönmez
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kavram karikatürü destekli TGA tekniğinin öğrencilerin fen bilimleri dersi akademik başarı ve tutumlarına etkisi

Kavram karikatürleri, öğrencilerin kavram yanılgılarının belirlenmesi ve giderilmesinde kullanılabilirken, konu somutlaştırmak ve eğlenceli halle getirmek için bir öğretim tekniği olarak da kullanılabilir. TGA tekniğinde ise öğrencilerin yapılan deneylere yönelik tahmin etmeleri, tahminleri doğrulamaları, gözlemleri ile tahminleri ile karşılaştırmaları ve kendi cümleleri ile açıklama yaparak bir bütün olarak konuyu ele almaları hedeflenir. Bu çalışma özellikle yeni bir öğretim tasarımı olarak kavram karikatürlerinin ve TGA tekniğinin sentezlendiği bir öğretim tasarımının oluşturulması planlanmıştır. Yürütülen çalışmada kavram karikatürü destekli TGA tekniğiyle gerçekleştirilen fen öğretiminin, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutumve akademik başarılarına etkilerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel modelde tasarlanmıştır. Adana ilinde bulunan bir devlet ilkokulunda öğrenim gören 25'i deney grubunda ve 25'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 50 ilkokul 4. sınıf öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik tutum düzeylerini belirlemek amacıyla Uyanık (2014) tarafından geliştirilen 18 maddelik "Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği" ve öğrencilerin fen bilimleri akademik başarı düzeylerini tespit etmek amacıyla Şentürk (2021) tarafından oluşturulan 20 maddelik "Maddenin Özelikleri Bilgi Testi" işe koşularak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında işe koşulan kavram karikatürü destekli TGA tekniğiyle gerçekleştirilen fen öğretimi araştırmanın bağımsız değişkenini oluşturmaktadır.Normal dağılım ve varyans homojenliği varsayımlarını kontrol edilmiş ve verilerin analizinde bağımsız grupların ortalamaları arasındaki farkın incelenmesinde bağımsız gruplar t testi, eşli grupların ortalamaları arasındaki farkın incelenmesinde ise bağımlı gruplar t testi işe koşulmuştur. Araştırma sonuçları kavram karikatürü destekli TGA tekniğiyle gerçekleştirilen fen öğretiminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarılarını arttırmada etkili olduğunu göstermiştir. Bunun yanında karikatür destekli TGA tekniği, öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik tutumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucu elde edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin fen öğretiminde kavram karikatürlerinden faydalanmaları önerilmektedir.

Nehir Sıla Numanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bilimsel yaratıcılık açısından öğrencilerin epistemolojik inançları: Farklı eğitim kademelerinde karşılaştırmalı bir çalışma

Bu çalışmada farklı eğitim kademelerindeki öğrencilerin epistemolojik inanç düzeylerinin ve bilimsel yaratıcılık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenip bu iki durum arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel ve nicel araştırma modellerinin kullanıldığı eş zamanlı karma yöntem kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda çalışma grubunun oluşturulmasında 2022-2023 öğretim yılı içerisinde il, ilçe ve köyde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinden tabakalı örnekleme yöntemiyle seçilen 1296 öğrenci yer almaktadır. Nitel boyutta ise maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi ve ailenin eğitim durumu gibi farklı özelliklere sahip öğrenciler seçilmiştir. Veri toplama sürecinde üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre farklı kademelerdeki öğrencilerin epistemolojik inançlarının katılıyorum düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin epistemolojik inanç düzeyleri cinsiyet özelliklerine değiştiği saptanmışken, eğitim kademesi açısından lise düzeyindeki öğrencilerin en yüksek inanç düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. Okulun konumu açısından ilde öğrenim gören öğrencilerin epistemolojik inançları, ilçe ve köyde öğrenim gören öğrencilere kıyasla daha yüksek çıkmıştır. Ebeveyn eğitim durumuna göre ise eğitim düzeyinin epistemolojik inançlar üzerinde sınırlı bir etkisinin olduğunu sonucuna varılmıştır. Farklı eğitim kademlerindeki öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ise cinsiyet değişkeni açısından benzer düzeyde oluştuğu belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel veriler farklı eğitim kademelerindeki öğrencilerin sınıf düzeyi arttıkça bilimsel yaratıcılık düzeylerinin de arttığını göstermiştir. Öğrencilerin epistemolojik inanç düzeyleri ile bilimsel yaratıcılık düzeyleri arasında ise pozitif yönlü yüksek düzeyli ilişkiler saptanmıştır.

Esra Nur Toprak
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının matematik ile ilişkili çoklu temsil becerilerinin incelenmesi

Bu çalışmayla sınıf öğretmeni adaylarının matematik ile ilişkili çoklu temsil becerilerinde görülen hata ve eksikliklerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel yöntem araştırmalarından durum çalışması olarak planlanmıştır. Çalışma grubunu İç Anadolu Bölgesinde bir üniversitede öğrenim gören dört sınıf düzeyinde çalışmaya gönüllü katılım sağlayan 163 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veriler literatürden faydalanılarak oluşturulan 5 ana soru altında toplam 13 sorudan oluşan veri toplama aracıyla alınmıştır. Araştırmanın nitel kapsamında verilen yanıtlar dikkatlice incelenip, literatürden yararlanılarak kod kitapçığı oluşturulmuştur. Çoklu temsil becerileri incelendiğinde kategoriler olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırılmış, olumsuz sınıflandırma kapsamında temsillerde yapılan hata ve eksikliklerin; dikkatsizlik, okuma anlama, alan bilgisi eksikliği kaynaklı olduğu görülmüştür. Olumlu sınıflandırma kapsamında ise istenmediği halde soruda istenen temsil türüne ek ikinci bir temsil türü kullanıldığı; bu durumun çözümü kolaylaştırıldığı aynı zamanda çözüme anlaşılırlık ve açıklık kazandırıldığı tespit edilmiştir. Yanıtlar incelendiğinde sözel ve görsel temsil sorularının yanıtlanma oranının diğer temsil türlerine göre düşük olduğu, sözel temsil sorularının yanıtlanmaktan kaçınıldığı, görsel temsil sorularının ise yanlış yanıtlanma oranının yüksek olduğu görülmüştür. Manipülatif temsilde görülen hata ve eksikliklerin gerçek hayata transferle dolayısıyla gerçek hayat temsiliyle ilişkili olduğu düşünülmüştür. Sınıf öğretmeni adaylarının simgesel temsil becerilerinde diğer temsil becerilerine göre daha yetkin oldukları söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Çoklu temsil, matematik, sınıf öğretmeni adayları, temsil becerisi.

Matematiksel beceriMatematiksel temsilSınıf eğitimi+2
İrem Akçay Arıcan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin fen deneyimlerinin incelenmesi

Otobiyografi, bireylerin yaşanmışlıklarını dikkate alarak hayatın yeniden yorumlanması ve dolayısıyla benliğin araştırılması olarak ifade edilebilir. Bu araştırmada öğretmenlerin geçmiş yaşantılarındaki fen deneyimleri ve bu deneyimlerin onların mesleki ve akademik kariyerleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgu bilim deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubu, sınıf öğretmenlerinin fen ile ilgili otobiyografilerini belirlemeyi amaçladığı için amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile seçilmiştir. Çalışma grubunda sınıf öğretmenlerinin; cinsiyet, kıdem, sınıf düzeyi, okulun konumu (il merkezi, ilçe, kasaba/köy) gibi tabakalardan seçilen 13 öğretmen yer almaktadır. Veriler çalışmaya katılan öğretmenlerle yapılan yüz yüze ve online görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yoluyla elde edilen verilerin değerlendirilmesinde tümevarımsal bir yaklaşımla MAXQDA programı ile içerik analizi tekniklerinden kategori analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; sınıf öğretmenlerin büyük bir kısmı geçmişte yaşadıkları fen deneyimlerinin olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin büyük bir kısmı fen bilimine karşı olumlu bir tutum sergilemektedir. Bu öğretmenler, fen derslerini işlerken çeşitli yöntem ve stratejiler kullanarak özellikle deney yapma yoluna gitmektedirler. Öte yandan, fen konusunda olumsuz düşüncelere sahip olan öğretmenin, konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı nedeniyle bu tutumu geliştirdiği belirlenmiştir. Öğretmenlerin büyük bir kısmının bilim merkezlerine ve fuarlarına sık sık gitmediği ya da gidemediği belirlenmiştir. Ayrıca, öğretmenler öğrencilerini bilim fuarlarına, şenliklere veya bilim merkezlerine götürmek istediklerinde çeşitli prosedürlerle karşılaştıklarını ifade etmektedirler. Öğretmenlerin ilkokulda fen dersinde deney, yaparak-yaşayarak, uygulamaya dayalı etkinlikler yaparak, deneme- yanılma, proje temelli eğitim, model olarak öğretim, gezi-gözlem-inceleme, anlatım, okuma, drama gibi öğretim yöntem ve stratejileri kullandıklarını sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenleri, ilkokullarda fen laboratuvarlarının eksikliğinin ve materyal yetersizliğinin, fen dersini işlerken kendilerini zorladığını ifade etmişlerdir. Öğretim sürecinde, öğretmenlerin etkinlik paylaşımlarında birbirlerine destek oldukları ve üst sınıfı okutan öğretmenlerin deneyimlerinden faydalandıkları belirlenmiştir. Elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda öneriler oluşturulmuştu

Hatice Erdoğan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hayat bilgisi ve sosyal bilgiler öğretim programlarında afetler

Deprem, sel, heyelan vb. doğa olayları meydana gelirken can ve mal kaybına neden olarak afete dönüşebilmektedir. Afetten korunmak, afet bilinci oluşturmak için küçük yaşlarda eğitime ihtiyaç vardır. Sosyal Bilgiler ve Hayat Bilgisi dersi içeriklerinin yapısı gereği afet konusunu içinde barındıran ve çocukların küçük yaşta afetlerle tanışmasını sağlayan derslerdir. Bu çalışma, ilkokul düzeyinde Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler öğretim programlarında yer alan afet konuları, afet konularının değişimleri ve değişimin yaşanılan afetlerle ilişkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışma doküman inceleme deseni çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla ilkokul düzeyinde 1926-2024 yılları arası Hayat Bilgisi öğretim programları;1968-2024 yılları arasındaki Sosyal Bilgiler dersi öğretim programları çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Öğretim programlarında yer alan afet konuları tespit edilmiş ve sınıf düzeyleri kapsamında tablolaştırılmıştır. Elde edilen veriler, araştırmanın alt problemleri çerçevesinde analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre programlarda yer alan afetlerin ülkemizde görülen afet çeşitleri olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın yaşanılan afetlerden sonra oluşturulan programların yaşanılan afetlerle kısmen ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Bazı programlarda sadece bir afet çeşidine yoğunlaşıldığı diğer afet çeşitlerinin göz ardı edildiği, afet konularının bazı sınıf düzeylerinde yer alırken bazılarında yer almadığı genel olarak istikrar ve tutarlılık göstermediği sonuca ulaşılmıştır. Afet yönetimi süreçlerinin afet öncesi, sırası ve sonrasını kapsaması son programlarda önem kazanmıştır. Afet bilincinin daha küçük yaşlardan itibaren oluşturulması için Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler derslerinde kapsamlı ve sistematik bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, programların yalnızca bir afete odaklanmaktan çıkarılarak çeşitli afet türlerini kapsaması, afet eğitiminin uluslararası standartlara uygun olması, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı ve pratik çalışmaların programlarda daha fazla yer verilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Afet, hayat bilgisi, ilkokul, öğretim programı, sosyal bilgiler

Taner Okumuş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kaynaştırma uygulamalarında sınıf öğretmeni ve öğretmen adaylarının fen öğretimiyle ilgili yeterliklerinin ve öğrencilere yönelik görüşlerin incelenmesi

Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının kaynaştırma öğrencilerine yönelik fen bilimleri öğretiminde tutum, algı, deneyimleri ve uyguladıkları stratejilerin öğretmen yeterlikleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma kapsamında da ilkokul 3. ve 4. sınıflarda kaynaştırma yoluyla eğitim yapan sınıf öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının fen öğretimine yönelik yeterlilikleri ve bu öğrencilere karşı düşünce, görüş ve endişeleri birer olgu olarak ele alınmış ve bu olgular betimlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında da 328 sınıf öğretmenine ve 142 sınıf öğretmeni adayına ölçekler ulaştırılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak üç farklı ölçme aracı kullanılmıştır. Verilerin analizinde sınıf öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının kaynaştırma eğitimi ile ilgili düşünce, tutum, endişelerini ve yeterliklerini belirlemek için betimsel analizlerden yararlanılmıştır. KEDTE ve KÖY ölçeği ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutları ortalamalarını karşılaştırılmasında Pearson momentler çarpımı katsayısı tekniği ve kaynaştırma eğitimi ile ilgili düşünce, tutum ve endişenin, öğretmen ve öğretmen adaylarının fen bilimleri dersine karşı yeterlikleri bakımından yordanmasında doğrusal regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar hem sınıf öğretmenleri hem de öğretmen adayları kaynaştırma uygulamaları sürecinde sınıf yönetimine yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir. Ancak uygulamaya yönelik yeterlik düzeyleri öğretmenlerin daha yüksek iken, öğretmen adaylarında bu durum daha çok ailelere destek ve soru hazırlama noktasında oluşmuştur. Sınıf öğretmenlerinin ve adaylarının fen öğretiminde kaynaştırma uygulamaları yapmaya yönelik yeterlikleri, düşünce, tutum ve endişeleri demografik özelliklerine göre değişmektedir. Bunun yanında sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersine karşı yeterlikleri, kaynaştırma eğitimi ile ilgili düşünce, tutum ve endişeleri arasında pozitif yönlü düşük düzeyli ilişkiler oluşmuştur.

Ahmet Serdar Karlı
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin kaynaştırma eğitiminde karşılaştıkları sorunlar

Bu araştırmanın temel amacı, özel gereksinimli çocuğa sahip ailelerin tam zamanlı kaynaştırma eğitimi sürecinde karşılaştıkları zorlukları ve bu sürece ilişkin deneyimlerini derinlemesine incelemektir. Araştırmada, bireylerin yaşantılarını, anlamlandırma biçimlerini ve sürece dair öznel görüşlerini ortaya koymak amacıyla olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Çalışma, Kırşehir ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokulların çeşitli kademelerinde tam zamanlı kaynaştırma eğitimi alan özel gereksinimli çocuğu olan 22 aile ile 2024-2025 eğitim öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Bu form, araştırmanın amacına uygun olarak geliştirilen açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Sorular, ailelerin kaynaştırma eğitimi sürecinde karşılaştıkları yönetimsel, pedagojik, fiziksel ve sosyal sorunları, bu sorunlara yönelik başa çıkma stratejilerini ve sürece ilişkin genel değerlendirmelerini kapsamaktadır. Toplanan veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Süreç boyunca tümevarımsal bir yaklaşım benimsenmiş, katılımcı ifadeleri doğrudan alıntılarla desteklenerek yorumlanmıştır. Sonuç olarak, bu araştırmanın ortaya koyduğu bulgular, kaynaştırma eğitiminin etkililiğinin yalnızca bireysel aktörlerin çabalarıyla sınırlı olmadığını, aksine sistemin tüm paydaşlarının eşgüdümlü ve iş birliği içerisinde hareket etmesini zorunlu kıldığını açıkça göstermektedir. Kaynaştırma uygulamalarının başarısı; öğretmenlerin yeterliliklerinin artırılmasına, okul yöneticilerinin kapsayıcı liderlik anlayışı geliştirmesine, fiziksel çevre koşullarının evrensel tasarım ilkelerine göre düzenlenmesine ve ailelerin sürece aktif biçimde dâhil edilmesine bağlıdır.

İbrahim Ayan
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İki dilli ve tek dilli çocukların Türkçe okuma ve yazma yeterliliklerinin karşılaştırılması

İlkokul 4. sınıfta eğitim öğretim gören iki dilli ve tek dilli öğrencilerin okuma ve yazma becerilerini karşılaştırmayı amaçlayan bu çalışma betimsel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Aştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Şanlıurfa'da öğrenim gören dördüncü sınıf öğrencileri, örneklemi ise Şanlıurfa ili Viranşehir ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet ilkokulunun dördüncü sınıflarına devam 28 çift dilli ve 28 tek dilli olmak üzere 56 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler Yazılı Anlatım Değerlendirme Ölçeği, Okuma Başarı Testi, (Test 1- Test 2 ve Test 3) ve okuma hızı ölçümleri ile elde edilmiştir. Verilerin analizi için SPSS programından yararlanılmıştır. Öncelikle ölçümlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro–Wilk testi ile incelenmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermeme durumuna göre ölçümler için tanımlayıcı istatistikler (aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler) ve ilgili karşılaştırma testleri kullanılmıştır. Çalışma sonuçları okuduğunu anlama başarı testi için iki grup arasında farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Test 1 sonuçlarına göre tek dilli grubun lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Test 2 ve test 3 puan ortalamalarında ise iki dilli öğrencilerin okuduğunu anlama puan ortalaması daha yüksek çıkmış ancak bu fark anlamlı bulunmamıştır. Tek ve iki dilli öğrencilerin yazılı anlatım becerileri karşılaştırıldığında da tek dilli öğrencilerin yazma puanlarının daha yüksek olduğu ve bu farkın anlamlı düzeyde olmadığı saptanmıştır. Okuma hızlarının karşılaştırılmasında da iki grup arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir.

Fatma Şahpaz Yangın
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkileşimli okumanın ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, etkileşimli okuma yönteminin ilkokul 2. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklem grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında İç Anadolu Bölgesi'nde bir ilçe merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan iki farklı şubedeki toplam 48 ikinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem, uygun örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup, deney ve kontrol gruplarına atama işlemi tesadüfi olarak gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 26, kontrol grubunda ise 22 öğrenci yer almaktadır. Araştırmacı tarafından 8 hafta süresince haftada bir kitap deney grubundaki öğrencilere etkileşimli olarak, kontrol grubundaki öğrencilere ise etkileşimsiz olarak okunmuştur. Uygulamada kullanılan kitaplar sınıf seviyesine ve etkileşimli okumaya uygunluğu açısından uzman görüşleri doğrultusunda seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Okuduğunu Anlama Beceri Testi" kullanılmıştır. Bu test uygulama öncesinde ve uygulama sonrasında her iki gruba ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği Shapiro-Wilk testi ile değerlendirilmiş; normal dağılım özelliği göstermesi nedeniyle, grup içi karşılaştırmalarda bağımlı örneklemler t-testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda etkileşimli okuma tekniğinin ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerileri üzerinde anlamlı düzeyde fark oluşturduğu saptanmıştır.

Mine Berktaş
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin ilkokul hayat bilgisi ve sosyal bilgiler dersinde oyun temelli öğrenmeye ilişkin değerlendirmeleri

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ilkokul hayat bilgisi ve sosyal bilgiler derslerinde oyun temelli öğrenmeye ilişkin değerlendirmelerini belirlemektir. Bu doğrultuda araştırmada nitel yöntem fenomenoloji deseni seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Kırşehir ilinde maksimum çeşitlilik örneklemesi esas alınarak seçilen 38 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış MAXQDA 20 programı kullanılarak analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda oyun temelli öğrenmenin hayat bilgisi ve sosyal bilgiler derslerindeki uygulanma biçimleri, etkileri, öğretmen görüşleri ve deneyimleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bulgular, öğretmenlerin her iki derste de oyun temelli öğrenmeye olumlu yaklaştıklarını; ancak ders yapısı, kazanımlar ve sınıf düzeyine bağlı olarak yöntemin farklı işlevlerle benimsendiğini göstermektedir. Hayat bilgisi dersinde eğlence, günlük yaşam bağlantısı ve duyuşsal gelişim ön plana çıkarken; sosyal bilgiler dersinde beceri gelişimi, öğretim programı uyumu ve motivasyon vurgusu öne çıkmaktadır. Oyun temelli öğrenme her iki derste de kalıcı öğrenme, yüksek katılım ve özgüven gelişimi gibi olumlu çıktılar sağlamaktadır. Hayat bilgisi dersini yürüten sınıf öğretmenleri, yöntemi daha çok yaşantısal kazanımlar ve pratik becerilerle ilişkilendirirken; sosyal bilgiler dersini yürüten sınıf öğretmenleri, soyut kavramların somutlaştırılması ve kültürel farkındalık gibi üst düzey bilişsel becerilere odaklanmaktadır. Tercih sebepleri benzer olsa da uygulamada karşılaşılan güçlükler farklılaşmakta; hayat bilgisinde sınıf içi etmenler, sosyal bilgilerde ise müfredat ve altyapı gibi dışsal engeller öne çıkmaktadır. Öğretmenler bu güçlükleri iletişim, motivasyon ve grup etkinlikleri gibi öğrenci odaklı stratejilerle aşmaya çalışmaktadır. Oyun seçiminde, kazanım uyumu, öğrenci ilgisi ve doğaçlama yaklaşımları ön plana çıkarken; tasarımında ise hayat bilgisinde fiziki koşullar ve materyal hazırlığı, sosyal bilgilerde teknoloji kullanımı ve dış ortam etkinlikleri daha çok önemsenmektedir. Her iki derste de öğretmenlerin kendi yaratıcılıkları ve işbirlikçi yaklaşımları, yöntemin etkili şekilde uygulanmasına katkı sağlamaktadır. Öğretmenler oyun temelli öğrenme konusunda çoğunlukla resmi eğitim almadıklarını ifade etmekte; ancak gelecekte yöntemin daha sistematik ve destekli biçimde uygulanması için eğitim ihtiyacına vurgu yapmaktadır. Oyun temelli öğrenme her iki derste de öğrencilerin motivasyonunu, katılımını ve çok boyutlu gelişimini destekleyen etkili ve esnek bir öğretim yaklaşımı olarak değerlendirilmektedir. Öğretmenlere göre oyun temelli öğrenme etkinliklerinin hayat bilgisi/sosyal bilgiler derslerinde öğrenme, öğrenci motivasyonu ve katılımı üzerinde destekleyici bir etkisi bulunmaktadır. Hayat Bilgisi dersinde öğrencilerin motivasyonunun arttığı, eğlenceli ve özgür bir öğrenme ortamının oluştuğu vurgulanırken; sosyal bilgiler dersinde ise dersin sıkıcılığının azaldığı, yüksek motivasyon ve heyecan sağlandığı öne çıkmaktadır. Öğretmenlere göre oyun temelli öğrenme yöntemi, hayat bilgisi dersi için günlük yaşam becerilerinin kazandırılmasında eğlenceli bir yaklaşım sunarken; sosyal bilgiler dersi için de soyut kavramlara öğrencilerin ilgisini çekmekte etkili olmaktadır. Öğretmenler her iki ders için de kazanımlarla uyumlu oyunlar geliştirilmesini ve tüm öğrencilerin sürece aktif olarak dâhil edilmesini önerirken; sosyal bilgiler dersinde bireysel farklılıkları gözeten oyunlara daha fazla önem verilmesi gerektiği önerisi dikkat çekmektedir. Genel olarak oyun temelli öğrenme, bu iki derste hem motivasyonu hem de katılımı artıran ve öğrenme sürecini destekleyen etkili bir yöntem olarak değerlendirilmektedir.

OyunlarOyunlaştırma
Yasemin Tekin
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal bilgiler dersinde sanat temelli kültür ve kültürel miras öğretimi

Sosyal bilgiler, bireylerin toplumsallaşma ve vatandaşlık yeterliliklerini kazanma süreçlerinin formal yollarla desteklendiği bir derstir. Toplumsallaşmanın gerçekleşmesinde ve vatandaşlık yeterliliklerinin kazanılmasında kişinin ait olduğu toplumun kültürünü içselleştirmesi önemli bir yere sahiptir. Bu doğrultuda sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin anlam dünyalarına ve kavrayış düzeylerine uygun olarak oluşturulan içeriklerle kültür ve kültürel miras öğretimi gerçekleştirilmektedir. Öğrencilerin yaşadıkları toplumun kültürel mirasını tanımaları ve anlamlandırmaları, bu mirası benimseyerek koruma bilinci geliştirmeleri, ortak değerlerin kuşaktan kuşağa aktarımına katkı sunmaları ve kültürel sürekliliğin sağlanmasında aktif rol üstlenmelerinin amaçlandığı bu süreçte çeşitli öğrenme öğretme yaklaşım, strateji, yöntem ve tekniği işe koşulabilir. Bunlar içinde sanattan yararlanmak; sanatın kültürün bir ögesi, taşıyıcısı ve aktarıcısı olması sebebiyle özel bir yere sahip olabilir. Sanatın toplum ile ilişkisi, kültürü geliştirip aktarma konusundaki gücü ve sahip olduğu eğitim aracı rolü, onun sosyal bilgiler dersinde kullanılmasının önemini işaret etmektedir. Sanatın sosyal bilgiler dersinde kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde kullanılması sanat temelli eğitim ile mümkün olabilir. Araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf sosyal bilgiler dersi kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde kullanılmak üzere sanat temelli etkinliklerle ders planlarının geliştirilmesi ve sanat temelli etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarına, kültürel mirasa duyarlılıklarına, sosyal bilgiler dersine katılımlarına ve sosyal bilgiler dersine yönelik inançlarına etkisinin incelenmesi, aynı zamanda süreçte toplanacak nitel verilerle sanat temelli etkinliklerin niteliğinin değerlendirilmesidir. Bu amaçla çalışmada karma araştırma yöntemlerinden gömülü deneysel desen benimsenmiştir. Araştırmada nicel boyuta ağırlık verilmiş, nitel veriler nicel verilerin içine gömülmüş ve nicel verilerle elde edilen sonuçları açıklamak için kullanılmıştır. Araştırma nicel ve nitel verilerin toplandığı üç temel aşamada yürütülmüş, bu aşamalara ASSURE öğretim tasarım modelinin basamakları entegre edilmiştir. Birinci aşamada yarı deneysel müdahale sürecine hazırlık yapılması ve sanat temelli etkinliklerin geliştirilmesi amacıyla öğrenci, öğretmen, konu alanı ve güzel sanatlar eğitimi alan uzmanlarından oluşan çalışma gruplarından yarı yapılandırılmış görüşme formları aracılığıyla nitel veriler toplanmıştır. İkinci aşamada sanat temelli etkinliklerin etkililiğinin ve niteliğinin değerlendirilmesi amaçlanarak iki deney, iki kontrol grubu ve deney gruplarından birinin öğretmeni ile çalışılmıştır. Diğer deney grubunda uygulama araştırmacı tarafından yapılmıştır. İkinci aşamada ortak mirasımız akademik başarı testi, kültürel mirasa duyarlılık, sosyal bilgiler dersine katılım ve sosyal bilgiler dersi inanç ölçekleri ile öğrenci, öğretmen ve araştırmacı günlükleri veri toplama araçlarını oluşturmuştur. Üçüncü aşama, deneysel işlem sonrasında sanat temelli etkinliklerin etkililiği ve niteliği ile ilgili görüşlerin alındığı nitel boyutu içermektedir. Bu aşamanın verileri deney grubu öğrencileri, deney gruplarından birinde uygulama yapan sınıf öğretmeni ve diğerinde uygulama yapan araştırmacıdan elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak deney grubu öğrencileri odak grup görüşme formu ile deney grubu araştırmacı ve öğretmen görüşme formu kullanılmıştır. Birinci aşama nitel verileri betimsel analize tabi tutulmuştur. İkinci aşama nicel verilerinin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), eşleştirilmiş örneklemler t testi, bağımsız örneklemler t testi ve Pearson korelasyon analizinden yararlanılmıştır. İkinci ve üçüncü aşama nitel verileri hem betimsel hem de içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 29.0 ve nitel verilerinin analizinde MAXQDA 24 programlarından faydalanılmıştır. Araştırma neticesinde elde edilen nicel bulgular sanat temelli etkinliklerin öğrencilerin kültür ve kültürel miras konularındaki akademik başarıları, kültürel mirasa duyarlılıkları, sosyal bilgiler dersine katılımları ve sosyal bilgiler dersine yönelik inançları üzerinde anlamlı ve olumlu etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, ikinci ve üçüncü aşamada toplanan nitel sonuçlarla örtüşmüştür. Sanat temelli etkinliklerin niteliğine yönelik sonuçlar derslerin güzel, eğlenceli, öğretici ve heyecanlı geçtiğini; etkinliklerin güzel, eğlenceli, öğretici, heyecan verici, hayal gücünü geliştirici olduğunu; etkinliklerin sevilme nedenleri olarak eğlenceli, öğretici, aktif katılımlı olması, vatanla ilgili olması, geçmişi hissettirmesi ile öğrencilerin müziği, dramayı, kesip yapıştırmayı, resmi sevmelerinin gösterildiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte öğrencilerin sanat temelli etkinlikleri yaparken geçmişi ve nasıl yapacaklarını düşündükleri; kendilerini mutlu, iyi, heyecanlı, öğrenmiş, geçmişte gibi ve meraklı hissettikleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler dersi kültür ve kültürel miras konularının öğretiminde etkililiği ve niteliği ortaya konan sanat temelli eğitim etkinliklerinin sınıf öğretmenleri tarafından kullanılması önerilmektedir.

KültürKültürel mirasSanat temelli eğitim+1
Esra Nihlenur Şen
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk devletlerindeki hayat bilgisi dersi öğretim programlarının karşılaştırmalı incelenmesi

Eğitim, toplumların gelişiminde kritik bir rol oynar ve ülkelerin gelişmişlik seviyelerini gösteren önemli ölçütler içerisinde yer alır. Bu kapsamda eğitim sisteminin gelişmesi ve zenginleşmesi için ülkeler, farklı ulusların öğretim programlarını ve ders kitaplarını inceleyerek olumlu yönlerini kendi eğitim sistemlerine entegre etmektedirler. Eğitim kalitesinin artırılması, toplumun genel refahının yükseltilmesine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Eğitim ve öğretim programlarının, yetiştirilmek istenen insan profili üzerinde belirleyici bir etkisi olduğu açıktır. Bu nedenle ülkeler kendi eğitim sistemlerinde geliştirdikleri eğitim ve öğretim programları aracılığıyla istedikleri özelliklere ulaşmaya çalışmaktadır. Geliştirilen programlar öğrencilere etki etmektedir ve onların sonraki eğitim aşamalarına yön vermektedir. Bireylerin yaşamına yön veren programlar arasında ilkokulda geliştirilen programlar da yer almaktadır. İlkokul, öğrencilerin temel bilgi, beceri, ulusal ve evrensel değerleri edindikleri ilk basamaktır. Bu basamakta yer alan hayat bilgisi dersi söz konusu özelliklerin büyük bir çoğunluğunu kazandırma amacındadır. Hayat bilgisi dersi, doğa bilimleri ve sosyal bilimlerden oluşurken aynı zamanda değer, düşünce ve sanata da önem vermektedir. Ayrıca bireylerin kişisel nitelikleriyle birlikte temel beceriler kazanmasına yardımcı olmaktadır. Bu sayede birey yaşamın içindeki olayları anlamlandırabilmektedir. Araştırmanın amacı, Türk devletlerindeki hayat bilgisi dersi öğretim programlarında yer alan becerileri, eğilimleri, okuryazarlıkları, değerleri ve kavramları inceleyerek programlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirlemektir. Bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması benimsenmiş ve araştırma verileri doküman incelemesine tabi tutulmuştur. Araştırmanın veri kaynakları Türkiye, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti [KKTC] ülkelerinin resmî sitelerinde bulunan ve eğitim bakanlıkları tarafından sunulan hayat bilgisi ve eş değer derslerin öğretim programlarından oluşmaktadır. Bu araştırmada veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda incelenmiş ve problemler ile alt problemlerde yer alan sorulara yanıtlar aranmıştır. Doküman incelemesi sonucunda elde edilen bulgular tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmada ulaşılan bazı önemli sonuçlar şunlardır: Türkiye ve Kazakistan'daki hayat bilgisi dersi öğretim programlarında on sekizer, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kırgızistan'da on yedişer, Özbekistan'da 15 ve KKTC'de 19 becerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Hayat bilgisi dersi öğretim programlarının eğilim yaklaşımında büyük bir çeşitlilik gözlenmektedir. KKTC, eğilimlere yer verme açısından diğer ülkelerden belirgin şekilde ayrılmakta ve bu alanda lider konumda bulunmaktadır. Ayrıca KKTC, incelenen tüm eğilimlere toplam 504 kez yer vererek yedi ülkenin toplam 941 yer alma sayısının yarısından fazlasını (%53,5) tek başına karşılamaktadır. Türk devletleri hayat bilgisi dersi öğretim programları, öğrencilere kazandırılması hedeflenen okuryazarlık alanlarında bir dizi ortak ve farklı öncelik sergilemektedir. Bilgi okuryazarlığı (106) tüm programlar genelinde en yüksek yer alma oranı ile temel bilgi edinme, işleme ve kullanma gibi özelliklerin Türk devletlerinin programlarında ortak odak alanı olduğunu göstermektedir. Yedi ülkenin hayat bilgisi dersi öğretim programları arasında Kırgızistan programı (143), değerler boyutuna en yoğun şekilde yer veren ülke olarak belirlenmiştir. Bu programı sırasıyla Azerbaycan (136), Türkmenistan (135) ve Türkiye (132) programları takip etmektedir. KKTC (122), Kazakistan (101) ve Özbekistan (103) programları ise diğer ülkelere kıyasla en düşük toplam değer sayısına sahiptir. Tüm programlar ortak payda üzerinden incelendiğinde sorumluluk değerinin (138) diğer tüm değerlerin önüne geçerek daha ağırlıklı olduğu belirlenmiştir. Sorumluluğu, yüksek oranda vatanseverlik (101) ve sağlıklı yaşam (79) değerleri takip etmektedir. Yedi Türk devletinin hayat bilgisi dersi öğretim programlarında kavramlar boyutunda ülkeler arasında belirgin farklılıklar gözlenmektedir. Türkmenistan programı yoğun şekilde "sağlık" (58), Özbekistan programı ise "doğa" (28) kavramına odaklanmaktadır. Tüm ülkelerin öğretim programları birlikte değerlendirildiğinde programlarda en çok "sağlık" (100), "güvenlik" (84) ve "doğa" (76) kavramlarının yer aldığı tespit edilmiştir. İleriki çalışmalarda Türk devletlerinin hayat bilgisi dersi öğretim programları öğrenme alanları, öğrenme çıktıları, ölçme-değerlendirme yaklaşımları gibi programın diğer öğeleri açısından da karşılaştırmalı olarak ele alınabilir.

Hayat bilgisiKarşılaştırmalı eğitimTürk devletleri+1
Amina Ovlyakulyyeva
Kırşehir Ahi Evran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisi

Bu araştırmanın amacı, artırılmış gerçeklik destekli öğretim uygulamalarının, 60-72 aylık düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisine etkisini incelemektir. Araştırmada, öntest-sontest-kalıcılık ölçümlerini içeren 4x3 karışık ölçümler desenine sahip, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. 2024-2025 eğitim öğretim yılında Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bünyesinde anasınıfı olan ilkokullar ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Bu ilkokullarda yer alan anasınıfları arasından gönüllülük esasına dayalı olarak deney ve kontrol grupları uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini AR-EGOP'un araştırmacı tarafından uygulandığı deney1 (n=22), AR-EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney2 (n=13), EGOP'un öğretmen tarafından uygulandığı deney3 (n=13) ve kontrol grubu (n=14) oluşturmaktadır. Veriler, bu çalışmada geliştirilen Dijital Erken Geometri Testi (DEGT) aracılığıyla toplanmıştır. Kontrol grubuna AR-EGOP'un kazanımları, göstergeleri ve kavramları haftalık çizelge oluşturularak verilmiştir. AR-EGOP ve EGOP tüm deney gruplarına haftada üç gün dokuz hafta olmak üzere 27 oturumda uygulanmıştır. DEGT, uygulama öncesinde (öntest), uygulama sonrasında (sontest) ve uygulamadan iki hafta sonra (kalıcılık testi) olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Elde edilen fark puanları üzerinden gerçekleştirilen analizlerde, grup değişkeninin (deney1, deney2, deney3 ve kontrol) bağımlı değişken üzerindeki etkisini incelemek amacıyla tek faktörlü varyans analizi (One-Way ANOVA) uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çocukların DEGT fark puanı ortalamalarında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Bu artışın, kontrol grubuna kıyasla deney1, deney2 ve deney3 gruplarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Deney grupları arasında yapılan karşılaştırmalarda ise, deney1 ve deney3 grupları arasında deney 1 grubu lehine anlamlı bir fark bulunurken, deney2 ile deney3 grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, etki büyüklüğü değerleri incelendiğinde; AR-EGOP'un ve EGOP'un uygulandığı gruplarda etki büyüklüğü geniş düzeydedir. Kalıcılık testi fark puanlarına dayalı analiz sonuçları ise, programların etkisinin zaman içinde sürdüğünü ortaya koymuştur. Sonuç olarak hem AR-EGOP'un hem de EGOP'un düşük sosyoekonomik düzeydeki okul öncesi çocukların erken geometri becerisinin gelişiminde etkili olduğu; AR-EGOP ile EGOP arasında da AR-EGOP lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur.

Dijital teknolojilerEğitim teknolojisiGerçekçi matematik eğitimi+1
Büşra Bilir Çevik
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tasarım temelli bilgi işlemsel düşünme eğitim modelinin okul öncesi çocukların yürütücü işlev ve öz düzenleme becerilerine etkisi

Bu çalışma TÜBİTAK 1001 "Okul öncesinde tasarım yoluyla anlama yaklaşımı temelli bilgi işlemsel düşünme (BİD) ve kodlama beceri eğitim modelinin (TATBİK) geliştirilmesi" projesinin bir çıktısını sunmaktadır. Araştırma, proje kapsamında geliştirilen TATBİK Modeli'nin, okul öncesi dönem çocuklarının yürütücü işlev ve öz düzenleme becerileri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, tasarım temelli düşünmeye dayalı BİD ve kodlama temelli bir öğretim modelinin geliştirilmesi, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, kuramsal temellerle uygulama sürecini bütünleştirmeye olanak tanıyan, öğretim modelinin tasarlanması, uygulama sürecinde iyileştirilmesi ve işlevsel hâle getirilmesini sağlayan döngüsel ve esnek yapısıyla Tasarım Tabanlı Araştırma (TTA) yöntemi araştırmada temel yaklaşım olarak benimsenmiştir. Tasarlama-geliştirme-değerlendirme döngüsel süreçlerini içeren TTA yaklaşımına göre modelin geliştirme süreci dört aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada mevcut durum analiz edilerek modelin kavramsal ve kuramsal temelleri ortaya konmuştur. İkinci aşamada, araştırmacı, öğretmen, ebeveyn ve çocukların iş birliğiyle robot ile uygulanan 18 etkinlik, robotsuz uygulanan 18 etkinlik olmak üzere toplam 36 etkinlik geliştirilmiştir. Bu etkinlikler uygulayıcı öğretmenlerce uygulanarak döngüsel biçimde revize edilmiştir. Üçüncü aşamada, geliştirilen TATBİK Modeli proje kapsamında mühendislik tasarım, kodlama ve BİD becerileri üzerinde etkisi test edilirken, bu çalışma kapsamında yürütücü işlev ve öz düzenleme becerilerine etkisi test edilmiştir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak, "Kişisel Bilgi Formu", "EF Touch Yürütücü İşlev Bataryası" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma grubunu; Gaziantep ili merkezindeki Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokuluna devam eden 5-6 yaş Deney 1 grubunda 26, Deney 2 grubunda 25 ve kontrol grubunda 25 çocuk olmak üzere toplamda 76 çocuk oluşturmuştur. Deney 1 grubuna araştırmacı tarafından "Robot ile Uygulanan Etkinlikler" etkinlikler, Deney 2 grubuna ise sınıf öğretmeni tarafından "Robotsuz Uygulanan Etkinlikler" 6 hafta, haftada 3 gün ve ortalama 40-60 dakika uygulanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS.26 paket programı aracılığıyla parametrik testlerden karışık ölçümler 3x3 ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, uygulanan modelin yürütücü işlev ve öz düzenleme becerileri alt boyutlarında, Deney 1 ve Deney 2 gruplarında, kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde gelişim olduğunu ortaya koymuştur. Deney gruplarının öntest, sontest ve kalıcılık testi puanları karşılaştırıldığında her iki grupta da anlamlı fark saptanmıştır. Ayrıca, robot ile uygulanan etkinliklerin robotsuz uygulanan etkinliklere göre yürütücü işlev ve öz düzenleme becerilerinin tüm alt boyutlarında daha yüksek düzeyde gelişim sağladığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, uygulanan TATBİK Modeli'nin yürütücü işlev ve öz düzenleme becerilerine katkı sağladığı ortaya konmuştur.

Bilgi işlemsel düşünmeKodlamaTasarım odaklı düşünme+3
Zeliha Damla Kalyenci
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlere yönelik matematik kaygısı ölçeğinin geliştirilmesi ve psikometrik kanıtları

Matematik kaygısı, ebeveynlerin çocuklarının erken yaşlardaki akademik gelişimini etkileyen önemli bir psikolojik faktördür. Bu araştırma, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, psikometrik özellikleri incelemeye odaklanan bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kahramanmaraş ilinde farklı sosyo-ekonomik düzeylerdeki bölgelerde yer alan 17 okul öncesi eğitim kurumunda çocuğu öğrenim gören gönüllü ebeveynler oluşturmaktadır. Çalışmada toplamda 1825 ebeveyne ulaşılmış; Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için 883, Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için 549, ölçüt geçerliği için 223 ve test-tekrar test için 132 ebeveyn verisi kullanılmıştır. Test-tekrar test grubundaki katılımcılar dışındaki tüm gruplar, birbirinden farklı ebeveynlerden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Okul Öncesi Dönemde Çocuğu Olan Ebeveynlere Yönelik Matematik Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Bunun yanı sıra araştırmada üç geçerli ve güvenilir ölçekten de yararlanılmıştır: Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği (Mutlu vd., 2018), ebeveynlerin matematik kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş olup 16 madde ve üç alt boyuttan oluşmaktadır; Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği (Öz & Gürsoy, 2024), ebeveynlerin çocuklarının özerkliğini destekleyici tutumlarını ölçmeye yönelik 35 madde ve beş alt boyuttan oluşmaktadır; Erken Matematik Ölçeği (Karakuş, 2022) ise okul öncesi dönemde ebeveynlerin çocuklarıyla gerçekleştirdikleri matematik etkinliklerini ve matematik inançlarını değerlendirmek üzere yapılandırılmıştır. Tüm ölçekler, doğrulayıcı faktör analizi ve güvenirlik çalışmalarıyla yeterli psikometrik özellikler sergilemektedir. Ölçek geliştirme süreci kapsamında ilk olarak uzman görüşleri nitel olarak değerlendirilerek ölçek nihayi formuna ulaşmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini incelemek için gerçekleştirilen AFA sonucunda ölçeğin üç faktörlü bir yapıya sahip olduğu ve toplam varyansın %41,3'ünü açıkladığı görülmüştür. DFA sonuçlarına göre model uyum indeksleri CFI = 0,906, RMSEA = 0,069, GFI = 0,884, SRMR = 0,055 gibi kabul edilebilir değerler göstermiş ve modelin veriyle uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ölçüt geçerliğini test etmek amacıyla iki ayrı uygulama yapılmıştır. Geliştirilen ölçek birinci uygulamada Ebeveyn Matematik Kaygısı Ölçeği ile birlikte, ikinci uygulamada ise Özerklik Destekleyici Ebeveynlik Ölçeği ve Erken Matematik Ölçeği ile birlikte uygulanmış; sonuçlar genel olarak orta düzeyde anlamlı korelasyonlar ortaya koyarak ölçeğin ölçüt geçerliğini desteklemiştir. Güvenirlik analizlerinde ölçeğin iç tutarlılık katsayısı genel ölçek için α = 0,877, alt boyutlar için 0,840–0,888 aralığında bulunmuştur. Ayrıca test-tekrar test güvenirliği için iki hafta ara ile yapılan uygulamada r = 0,761-0,907 arasında korelasyon katsayısı elde edilerek zaman içindeki kararlılığı da ortaya konmuştur. Tüm bu bulgular doğrultusunda geliştirilen ölçeğin, okul öncesi dönemde çocuğu olan ebeveynlerin matematik kaygısını geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçebilecek bir araç olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ebeveyn matematik kaygısı, okul öncesi, geçerlik, güvenirlik, ölçek geliştirme

Gerçekçi matematik eğitimiPsikometriÇocuk-okul öncesi
Nesimi Şeker
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme eğilimleri ve çevre bilinci arasındaki ilişki: Bursa ili Nilüfer ilçesi örneği

Bu araştırmada 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Nilüfer ilçesine bağlı devlet okullarında çalışmakta olan sınıf öğretmenlerinin yansıtıcı düşünme düzeyleri ile çevre bilinçleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlamaktadır. Araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır. Tarama modelleri, "geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu biçimiyle ortaya koymayı amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır. Bu modelde önemli olan, var olanı değiştirmeye kalkmadan gözlemleyebilmektir''(Büyüköztürk, 2014). İlişkisel tarama modelleri "iki ya da daha çok sayıdaki değişken arasında birlikte değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan araştırma modelleridir" (Karasar, 2008). Yapılan araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Bursa ili Nilüfer ilçesine bağlı devlet okullarında çalışmakta olan 350 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmadaki örneklem sayısı tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışmada Erten (2000) tarafından geliştirilen "Çevre Bilinci Belirleme Ölçeği" ile Başol ve Evin Engel (2013) tarafından Türkçe 'ye uyarlanmış olan "Yansıtıcı Düşünme Düzeyi Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler Spss. 22 programıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.

Bursa-NilüferSınıf öğretmenleriYansıtıcı düşünme+3
Ayşe Nur Şener
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının kitap okuma tutumları ile eleştirel okumaözyeterlik algıları arasındaki ilişki (Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi örneği)

Bu araştırmada 2018-2019 eğitim öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği alanında eğitim görmekte olan öğretmen adaylarının kitap okuma tutumları ile eleştirel okuma öz yeterlik algıları arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama türünde bir araştırmadır. Tarama modelleri, "geçmişte ya da halen var olan bir durumu var olduğu biçimiyle ortaya koymayı amaçlayan araştırma yaklaşımlarıdır. Bu modelde önemli olan, var olanı değiştirmeye kalkmadan gözlemleyebilmektir''. İlişkisel tarama modelleri "iki ya da daha çok sayıdaki değişken arasında birlikte değişim varlığını ve/veya derecesini belirlemeyi amaçlayan araştırma modelleridir" (Karasar, 2008). Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Türkçe Öğretmenliği bölümlerinde eğitim görmekte olan 415 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Yapılan araştırmada Kuzu ve Doğan (2015) tarafından geliştirilen "Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği" ile Karabay (2013) tarafından geliştirilen "Eleştirel Okuma Öz yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. 38 maddelik Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği' nin tümü ve alt boyutları için Cronbach Alfa değerleri .65 ile .94 arasında değişmekte olup ölçeğin, kabul edilebilir düzeyde güvenirliğe sahip olduğu belirlenmiştir. 41 maddelik Eleştirel Okuma Öz yeterlik Algı Ölçeği' nin tümü ve alt boyutları için Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı .69 ile 91 arasında olup ölçeğin, güvenilir olduğu belirlenmiştir. Elde edilen veriler Spss. 22 programıyla analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının kitap okuma tutumları ile eleştirel okuma öz yeterlik algıları; yaş, cinsiyet, yaşanılan bölge, anne ve baba eğitim durumu, eğitim gördükleri bölüm, sınıf düzeyi, kütüphane üyeliği, e kitap üyeliği ve yıllık okunan kitap sayısı değişkenleri açısından incelenmiştir. Sınıf ve Türkçe öğretmen adaylarının kitap okuma ve eleştirel okuma öz yeterlik algı düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır.

Aday öğretmenlerEleştirel okumaEleştirel okuma+7
Vildan Ceylan Kösem
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi (Manisa- Demirci ilçesi örneği)

Bilgideki hızlı birikim, değişim ve paylaşım kanallarındaki çeşitlilik, öğretimin artık eğitim kurumlarıyla sınırlı olmadığını, yaşam boyu öğrenmenin zorunlu olduğunu ortaya çıkartmaktadır. Uzaktan eğitim, e-öğrenme, mobil öğrenme gibi farklı kavramların ortaya çıkması ile birlikte bireyler farklı coğrafyalardan bile bilgi kaynaklarına kolayca ulaşabilmekte ve yaşam boyu öğrenme yolunda ilerleyebilmektedirler. Bu bağlamda bireylerin iyi birer yaşam boyu öğrenen olmaları için yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin ortaya çıkarılması oldukça önem arz etmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, çalışma grubu hakkında genel bir yargıya varma imkânı sağlayan modellerden genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Manisa İli Demirci ilçesinde devlet okullarına bağlı ilköğretim kurumlarında görev yapan toplam 130 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, iki bölümden oluşan veri toplama aracı kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracının ilk bölümünde demografik değişkenler, ikinci bölümde ise "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" yer almaktadır. Toplanan verilerin analizi için istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerine ilişkin puanları bulmak amacıyla betimsel istatistikler; bu puanların demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için, gruplar normal dağılım göstermediğinden, bağımsız iki kategorilerde non-parametrik analizlerden Mann Whitney U ve bağımsız üç veya daha fazla kategorilerde non-parametrik analizlerden Kruskal Wallis H testti kullanılmıştır. Karşılaştırmalar incelendiğinde anlamlı bir farklılık çıkması durumunda Bonferroni düzeltilmesi yapılarak Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin iyi düzeyde olduğu şeklinde ve yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin cinsiyet, yaş, meslekte çalışma süresi, mezun olunan üniversite, hizmet içi eğitim durumu, kişisel ve mesleki gelişim ile ilgili faaliyetlere katılma ve sosyal paylaşım ağlarını kullanma değişkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı ancak meslekte çalışma süresi değişkeni için sebat ve motivasyon alt boyutlarında anlamlı farklılık belirlendiği yönünde olarak tespit edilmiştir.

Manisa-DemirciSınıf öğretmenleriYaşam boyu öğrenme+3
Gamze Gedik
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, işbirlikli dijital hikaye anlatımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada, yarı deneysel desenlerden, ön-test / son-test kontrol gruplu deney modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Manisa ili Alaşehir ilçesinde bulunan bir devlet ilkokulunun 4. sınıfında öğrenim gören, 30'u deney, 30'u kontrol grubu olmak üzere 60 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma 2017-2018 Eğitim–Öğretim yılında gerçekleştirilmiş, uygulama süreci 11 hafta sürmüştür. Uygulama aşamasında, deney grubundaki öğrenciler işbirlikli dijital hikaye hazırlamıştır. Öğrencilere ön-test ve son-test olarak Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin serbest yazı çalışmaları Yaratıcı Yazma Dereceli Puanlama Anahtarı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı gruplar için t-testi, bağımsız gruplar için t-testi ve tek faktörlü ANCOVA analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol gruplarının her ikisinde de yaratıcı yazma ve sosyal duygusal öğrenme becerilerine ilişkin ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir gelişme olduğu ortaya konulmuştur. Deney ve kontrol grupları arasında yaratıcı yazma becerilerine ilişkin ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında deney grubunun lehine anlamlı bir farklılık olduğu ve bu sonucun orta düzeyde bir etki gösterdiği görülmüştür. Sosyal duygusal öğrenme becerileri için deney ve kontrol grupları arasında, ön-test puanları kontrol altına alındığında son-test puanları arasında anlamlı bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, işbirlikli dijital hikaye hazırlamanın yaratıcı yazma becerilerini anlamlı bir şekilde arttırdığı, sosyal duygusal öğrenme becerilerini ise anlamlı bir şekilde arttırmadığı görülmüştür.

Duygusal öğrenmeSayısal hikayeSosyal öğrenme+6
Ali Uslu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin fen okur-yazarlığını geliştirmede grafik roman tarzı materyalin etkisi

Bilim, farklı amaçlar için çeşitli alt çalışma alanlarına ayrılmıştır. Bu alanlardan birisi de, fen bilimleridir. Fen eğitimi, bireyin gelecekteki yaşamı için önemli bir yere sahiptir. Birey, bilimin doğasını ve bilimsel gelişmeleri fen okuryazarlığı ile anlar.Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. Sınıf öğrencilerinin fen okuryazarlığını geliştirmede grafik roman tarzı materyalin etkisini incelemektir. Araştırma ön test- son test ve kalıcılık yarı deneysel desen kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri grafik roman tarzı materyal ve Fen Bilimleri ders kitabıdır. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise akademik başarıdır. Araştırmanın çalışma grubu,2017-2018 eğitim-öğretim yılında Manisa'nın Kula ilçesi merkezindeki Kula Tapduk Emre İlkokulu'nda öğrenim görmekte olan 4.sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışma deney grubunda 21, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 51 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak; kelime ilişkilendirme testi, grafik roman tarzı öğretim materyali kullanılmıştır. Çalışma sonucunda grafik roman tarzı geliştirilen materyalinin öğrenci fen okuryazarlığını etkilediği bilgisine ulaşılmıştır.

Akademik başarıEğitim araçlarıFen okuryazarlığı+2
Fatma Nihal Erkul
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin duygusal zekâ, psikolojik iyi olma ve okul iklimine yönelik algıları arasındaki ilişki: Manisa Sarıgöl ilçesi örneği

Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin duygusal zekâ, psikolojik iyi olma ve okul iklimine yönelik algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma genel tarama modelinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Manisa ili Sarıgöl ilçesinde görev yapan 87 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. İlçede görev yapan bütün öğretmenlere ulaşılmış ve 87 öğretmenden veriler toplanmıştır. Araştırma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Veriler "Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği", "Psikolojik İyi Olma Ölçeği" (PİOÖ) ve "Örgüt İklimi Betimleme Anketi" ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesi amacıyla SPSS 23.0 programı kullanılmıştır. Öncelikle normallik varsayımlarına bakılarak duygusal zekâ puanlarının normal dağılmadığı, psikolojik iyi olma ve okul iklimi puanlarının normal dağıldığı belirlenmiştir. Verilerin analizinde, parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi, ANOVA ile non-parametrik testlerden Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenmesinde korelasyon analizi yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, sınıf öğretmenlerinin demografik özellikleri açısından duygusal zekâ puanlarının yaşlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği, ancak cinsiyet, okuldaki çalışma yılı ve meslekteki kıdeme göre anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik iyi olma puanlarının cinsiyet, yaş, kıdem, okuldaki çalışma yılı açısından farklılık göstermediği ortaya konulmuştur. Okul iklimine yönelik algılarında ise demografik değişkenlere göre anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Araştırmanın sonucunda, psikolojik iyi olma ile duygusal zekâ arasında ilişki olduğu, okul iklimine yönelik algı ile diğer değişkenler arasında ilişki olmadığı görülmüştür.

Duygusal zekaOkul iklimiPsikolojik iyi oluş
Ayşe Çakır Uslu
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan eğitim yöntemiyle verilen bilişim teknolojileri dersinin öğretmen adaylarının BİT yeterliliklerine ve teknolojik pedagojik içerik bilgilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim yöntemiyle verilen bilişim teknolojileri dersinin öğretmen adaylarının BİT yeterliklerine ve teknolojik pedagojik içerik bilgilerine etkisini araştırmaktır. Bu amaçla Bilişim teknolojileri dersini uzaktan eğitim yöntemi ve yüz yüze eğitim yöntemiyle alan öğretmen adaylarının BİT yeterlik, teknolojik pedagojik içerik bilgi ve teknoloji entegrasyonuna yönelik öz-yeterlik düzeyleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmaya 10 üniversitenin eğitim fakültesinde öğrenim gören 413 öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmada nedensel karşılaştırma deseni kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında Tondeur vd. (2017) tarafından geliştirilen ve Mumcu, Uslu ve Geriş (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Bilgi ve İletişim Teknolojileri Yeterlilikleri Ölçeği", Kabakçı Yurdakul ve diğ. (2012) tarafından geliştirilen "Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Yeterlikleri Ölçeği" ile Wang, Ertmer ve Newby (2004) tarafından geliştirilen ve Ünal ve Teker (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan "Teknoloji Entegrasyonuna Yönelik Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde araştırmanın amacına uygun olarak betimsel istatistiklerin yanı sıra ortalamalar arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için bağımsız örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bilişim teknolojileri dersini uzaktan eğitim yöntemi ve yüz yüze eğitim yöntemiyle alan öğretmen adayları arasında BİT yeterlik, teknolojik pedagojik içerik bilgi ve teknoloji entegrasyonuna yönelik öz-yeterlik düzeyleri açısından, alt boyutlar dâhil olmak üzere, anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre BİT yeterlikleri, teknolojik pedagojik içerik bilgileri ve teknoloji entegrasyonuna yönelik öz-yeterlikleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmen adaylarının sınıf düzeylerine, eğitim hayatında kullandığı kendine ait bilgisayarı olma durumuna ve algıladığı teknolojiyi kullanma becerisine göre BİT yeterlikleri, teknolojik pedagojik içerik bilgileri ve teknoloji entegrasyonuna yönelik özyeterlikleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: BİT entegrasyonu, öğretmen adayları, BİT yeterlikleri, teknolojik pedagojik içerik bilgisi, BİT entegrasyonuna yönelik öz-yeterlikleri

Aday öğretmenlerBilgi ve iletişim teknolojileriBilişim teknolojileri dersi+4
Burak Demirtaş
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Manisa çocuk evlerinde koruma altında olan ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin sosyal becerilerinin incelenmesi ve okuldaki akranlarıyla karşılaştırılması

Bu çalışma ile Manisa Çocuk Evlerinde koruma altında olan ilkokul ve ortaokula devam eden çocukların sosyal beceri özelliklerinin betimlenmesi, cinsiyet değişkenine göre karşılaştırılması ve koruma altında olan çocukların sosyal beceri özellikleriyle koruma altında olmayan akranlarının sosyal becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu 2 gruptan oluşmaktadır. Birinci grup Manisa Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğüne bağlı Manisa ili Yunusemre ve Turgutlu ilçelerindeki 16 Çocuk Evinde Koruma ve Bakım altında kalan, ilkokula devam eden 12 çocuk ile Ortaokula devam eden 33 çocuk olmak üzere toplam 45 çocuktan oluşmaktadır. İkinci grup ise Manisa Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünde koruma altında olan çocuklarla aynı okullara devam eden ve aynı sınıf düzeyinden seçkisiz olarak belirlenen 45 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın deseni betimsel tarama desenidir. Araştırmada Çocuk Evinde kalan ilkokul ve ortaokul çağındaki öğrencilerin sosyal beceri özelliklerini belirlemek için Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (Akçamete, Avcıoğlu, 2004) ve Matson Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeğinin Türkçe Uyarlaması (Bacanlı, Erdoğan, 2003) kullanılarak toplanacaktır. Veri analizinde; SPSS paket 23 programı kullanılacaktır. Çalışma sonucunda Manisa Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi Müdürlüğünde koruma ve bakım altında olan ortaokuldaki çocukların sosyal beceri özellikleriyle koruma altında olmayan çocukların sosyal becerileri arasında anlamlı fark bulunmuştur.

Koruma altındaki çocuklarOrtaokul öğrencileriSosyal beceri+2
Mehmet Refik Gülgün
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmeni adaylarının matematik kaygıları ve problem çözmeye ilişkin inançlarının incelenmesi

Eğitim sisteminin amacı, içerisinde bulunduğu toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmektir. Bilim ve teknolojik alanlarda yaşanan hızlı değişimlere ayak uydurabilmek için farklı donanımlara sahip olmak gerekir. Dolayısıyla bilgiyi üreterek hayatta işlevsel olarak kullanabilen, yaşadığı topluma katkı sağlayarak onun ilerlemesine imkân tanıyan, vb. özelliklerindeki bireylerin yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Nitelikli bireylerin yetiştirilmesi ancak nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesine bağlıdır. Çünkü yeni kuşakların yetiştirilmesinde öğretmenlerin oldukça etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Öğretmenin eğitim süreci açısından önemi göz önünde bulundurulduğu için çalışma geleceğin öğretmenleriyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma sınıf öğretmeni adaylarının yaşadıkları matematik kaygısı ve problem çözmeye ilişkin inançları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yürütülmüş ve nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. İlişkisel tarama modelleri, iki ve daha çok değişken arasında birlikte değişimin varlığını ve derecesini belirlemeyi amaçlayan araştırma modelleridir. Bu araştırmanın evrenini eğitim fakültelerinde 3. ve 4. sınıfta öğrenim görmekte olan sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklem amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiş ve MCBÜ Eğitim Fakültesi 3. ve 4. sınıfta öğrenim görmekte olan sınıf öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırmada öncelikle sınıf öğretmeni adaylarının matematiğe yönelik kaygılarını belirlemek için Üldaş (2005) tarafından geliştirilen 'MKÖ-Ö', matematiksel problem çözmeye ilişkin inançlarını belirlemek için Hacıömeroğlu (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan 'M-PÇİÖ' uygulanmıştır. Öğrencilerin ölçeklere verdikleri cevaplar incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Ulaşılan bulgular sonucunda matematik kaygısı ile cinsiyet arasında bir ilişki bulunurken yaş ve sınıf değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki görülmemiş ve (MKÖ-Ö) ile (M-PÇİÖ) alt ölçekleri arasında anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında öğretmen adaylarının yaşadıkları matematik kaygısını azaltacak çalışmalara yer verilmesi önerilmektedir.

Aday öğretmenlerKaygıMatematik+6
Merve Çınar
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının bilgisayımsal düşünme becerileri ve öğretimine ilişkin öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu çalışmada, blok tabanlı bir programlama ortamında oyunların geliştirildiği ve bu oyunların kullanılarak ders planlarının hazırlandığı bir eğitim sürecine katılan öğretmen adaylarının, bilgisayımsal düşünme becerileri ve öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden çeşitleme deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2019 yılının güz döneminde öğretim teknolojileri dersini alan 37 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel bölümünde ön test son test yarı deneysel desen kullanılmış, uygulama süreci 12 hafta boyunca devam etmiştir. Uygulama süreci üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, öğretmen adayları, bilgisayımsal düşünme becerisinin bileşenleri hakkında farkındalık kazanmış, algoritma yazımı ve Scratch kullanımı ile uygulamalar yapmıştır. İkinci aşamada öğretmen adayları konu alanları ile ilgili Scratch tabanlı oyunlar geliştirmiştir. Üçüncü aşamada öğretmen adayları geliştirdikleri oyunların kullanılarak bilgisayımsal düşünme becerilerinin öğretilmesini amaçlayan ders planları hazırlamışlardır. Öğretmen adaylarına bilgisayımsal düşünme becerisi ve öğretimine yönelik öz yeterlik algıları ile ilgili ölçme araçları, ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri, yarı yapılandırılmış odak grup görüşmeleri ve öğretmen adaylarının işbirlikli gruplarında yanıtladıkları yansıma soruları aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımlı örneklem t-testi kullanılmıştır. Nitel veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Çalışmanın nicel bulguları, öğretmen adaylarının bilgisayımsal düşünme becerilerinin ve bilgisayımsal düşünme becerilerinin öğretimine yönelik öz yeterlik algılarının anlamlı düzeyde arttığını göstermiştir. Bu artışın bilgisayımsal düşünme becerisi için düşük; bu becerinin öğretimi ile ilgili öz yeterlik algısı için geniş etki düzeyinde olduğu saptanmıştır. Araştırmanın nitel bulgularının, nicel bulguları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adayları, bilgisayımsal düşünme becerilerinin ve öğretimi konusundaki yeterliklerinin arttığını, gelecekteki öğretmenlik uygulamalarına dahil etme niyetinde olduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca, uygulama sürecinin teknolojik ve pedagojik olmak üzere mesleki bilgilerine katkı sağladığına yönelik görüşlerini bildirmişlerdir. Öğretmen adaylarının bilgisayımsal düşünmenin öğrenilmesi ve öğretilmesi ile ilgili yarar algılarının, mesleki yarar, öğrenciye yarar ve kişisel yarar olmak üzere üç tema altında toplandığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Bilgisayımsal düşünme becerisi, bilgisayımsal düşünme becerisinin öğretimine ilişkin öz yeterlik, blok tabanlı programlama, ders planlama, öğretmen adayları, Scratch

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeBlok temelli programlama+5
Esra Tankız
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

STEM yaklaşımıyla hazırlanan etkinliklerin okul öncesi dönemdeki çocukların matematiksel kavram gelişimine etkisi

Bu araştırmanın amacı; STEM yaklaşımıyla hazırlanan etkinliklerin okul öncesi eğitimine devam eden çocukların matematiksel kavram gelişimine etkisinin incelenmesidir. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep' de bir devlet okulundaki beş yaş grubu çocuklarla yapılmıştır. Araştırmada yarı deneysel desenlerden ön test- son test ile eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 12'si kız 12'si erkek olmak üzere 24 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada çocuklara Taştepe ve Temel (2013) tarafından geliştirilen MİSÖ( Erken Çocukluk Dönemi Matematik Eğitimi İçerik Standartları Ölçeği) uygulanmıştır. Ayrıca çocuğun demografik bilgileri, araştırmacı tarafından hazırlanan Genel Bilgi Formu'yla toplanmıştır. Etkinlikler araştırmacı tarafından deney grubuna sekiz hafta boyunca haftada iki gün uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan araştırmanın analiz sonucuna göre; STEM yaklaşımıyla hazırlanan etkinliklerin uygulandığı okul öncesi eğitimine devam eden 5 yaş grubu çocukların matematiksel kavram gelişimlerinde, anlamlı bir fark oluştuğu bulunmuştur fakat cinsiyete bağlı bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: STEM, Okul Öncesi Eğitimi, Matematiksel Kavram Gelişimi

FeTeMMKavram gelişimiKavram öğretimi+5
Merve Doğan
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile öğretmen öz yeterlik inançlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile öğretmen öz yeterlik inançlarını incelemektedir. Araştırma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın evreni 2020- 2021 Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 432 resmî kurumda görev yapan 3656 sınıf öğretmeninden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş olup, 150 ilkokulda görev yapan 1127 sınıf öğretmeninden oluşturmaktadır. Araştırmada veriler online olarak, üç bölümden oluşan veri toplama araçları kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracının birinci bölümünde araştırmanın amaçları doğrultusunda hazırlanan ve geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Kaya ve Dağ (2013) tarafından geliştirilen "Sınıf Öğretmenlerine Yönelik Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Ölçeği", üçüncü bölümde ise Çolak ve diğerleri (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Öz Yeterlik İnancı Ölçeği" bulunmaktadır. Verilerin analizi için SPSS 26.0 programının kullanıldığı çalışmada, öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile öğretmen öz yeterlik inançları arasındaki ilişkiyi bulmak için Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmada sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile öğretmen öz yeterlik inançlarının demografik özelliklere farklılık gösterip göstermediğini bulmak için Levene's Testi, Bağımsız Gruplar için t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri ve öğretmen öz yeterlik inançlarının yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri; yaş, bilgisayar teknolojileri kullanım süresi ve mobil teknolojileri kullanım süresi değişkenlerine göre istatistiksel anlamlı farklılıklar gösterirken; cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, mezun olunan program ve görev yeri değişkenleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin öğretmen öz yeterlik inançları; mesleki kıdem, eğitim düzeyi, bilgisayar teknolojilerini kullanım süresi ve mobil teknolojileri kullanım süresi değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiş; cinsiyet, yaş, mezun olunan program ve görev yeri değişkenleri açısından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Son olarak yapılan Pearson Korelasyon Analizi ile sınıf öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgileri ile öğretmen öz yeterlik inançları arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi, Öğretmen Öz Yeterlik İnancı, Sınıf Öğretmenleri.

Teknolojik pedagojik alan bilgisiÖğretmenler
Tuğçe Kaşcı
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkileşimli kitap okuma programının 48-66 aylık Suriyeli çocukların alıcı dil gelişimine etkisi

Bu çalışmada etkileşimli kitap okuma programına dâhil edilen 48-66 aylık Suriyeli çocukların alıcı dil gelişimlerinin desteklenmesi amaçlanmış ve deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Nizip ilçesindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı anaokullarına devam eden 48-66 aylık Suriyeli çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu; ön test-son test deney ve kontrol gruplu seçkisiz desen kullanılarak oluşturulmuş; 16'sı deney 16'sı kontrol grubu olacak şekilde 32 Suriyeli çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Çocukların alıcı dil gelişim düzeyleri Peabody Resim Kelime Testi (PRKT) ile belirlenmiş, demografik özelliklerine ilişkin bilgilere ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak ulaşılmıştır. Deney grubundaki çocuklar 4 kişi olacak şeklinde gruplara ayrılıp her gruptaki çocuklara haftada 1 kez 1 saat olmak üzere 5 hafta boyunca etkileşimli kitap okuma programı uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS for Windows 22.0 istatistik programı kullanılmış, deney grubunda yer alan Suriyeli çocuklara uygulanan etkileşimli kitap okuma programına yönelik eğitiminin alıcı dil gelişimlerini desteklediği, buna karşın kontrol grubuna dâhil edilen Suriyeli çocuklara uygulanan geleneksel okul öncesi eğitim programının alıcı dil gelişimi için yeterli olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca yaş ve cinsiyet açısından Peabody Resim Kelime Testinin ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır.

Alıcı dil becerileriDil gelişimiEtkileşimli kitap okuma+5
Asude Akça
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken çocukluk döneminde kodlama becerilerinin değerlendirilmesi-test geliştirme

Bu araştırmanın amacı; erken çocukluk dönemindeki çocukların kodlama beceri düzeylerini belirlemeye yönelik geçerli ve güvenilir bir test geliştirmektir. Araştırma, erken çocukluk dönemindeki 5-7 yaş çocuklarının kodlama becerilerinin belirlenmesinde kullanılabilecek bir test geliştirmeyi amaçlayan tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Ağrı il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 6 bağımsız anaokulu, 8 ilkokul bünyesindeki anasınıfları, 1. Sınıflar ve 2. sınıflarda öğrenim gören 143 çocuk; Gaziantep il merkezindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 7 bağımsız anaokulu, 7 ilkokul bünyesindeki anasınıfları, 1. sınıf ve 2. sınıflarda öğrenim gören 165 çocuk her iki ilde de toplamda 308 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; çocuklar ve ebeveynlerine ilişkin kişisel bilgilerin yer aldığı ''Kişisel Bilgi Formu'' ve 5-7 yaş çocuklarının kodlama beceri düzeylerini değerlendirmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılan kodlama beceri düzeylerini değerlendiren ''Erken Çocukluk Döneminde Kodlama Becerileri Testi'' A Formu ile robotik kodlama beceri düzeylerini değerlendiren ''Erken Çocukluk Döneminde Kodlama Becerileri Testi'' B Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde testin geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemek için geçerlilik analizinde; kapsam-yapı geçerliliği, ölçüte dayalı geçerlik analizleri; güvenirlik analizinde; KR-20 güvenirlik analizi, madde güçlük ve madde ayırt edicilik indeksi analizleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda; geliştirilen ''Erken Çocukluk Dönemindeki Kodlama Becerileri Testi''nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, ''Erken Çocukluk Döneminde Kodlama Becerileri Testi''nin 5-7 yaş çocukların kodlama beceri düzeylerini belirlemede kullanılabilecek bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir.

Erken çocuk eğitimiKodlamaOkul öncesi eğitim+3
Zeliha Damla Kalyenci
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etkileşimli kitap okuma programının okul öncesi dönem çocuklarının problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı etkileşimli kitap okuma programının 60-72 aylık çocukların problem çözme becerilerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını İstanbul İli Esenler İlçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak hizmet veren Mareşal Fevzi Çakmak İlkokulu anasınıfına devam eden toplam 18 çocuk oluşturmuştur. Deney ve kontrol gruplarının her birinde 9'ar çocuk yer almıştır. Araştırma sürecinde deney grubuyla gerçekleştirilen ve 8 hafta süreyle uygulanan Etkileşimli Kitap Okuma Programında kullanılan kitaplar ve etkinlikler, uzman görüşlerine başvurularak ve çocukların gelişim özellikleri göz önüne alınarak seçilmiştir. Programda 8 adet kitaba yer verilmiş, her kitap ikişer kez okunacak şekilde toplam 16 oturum planlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Oğuz ve Köksal-Akyol (2015) tarafından geliştirilen 'Problem Çözme Becerisi Ölçeği' ile araştırmacı tarafından alan yazında yer alan benzer araştırmalar incelenerek oluşturulan 'Demografik Form' kullanılmıştır. Uygulamanın öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, etkileşimli kitap okuma programının deney grubuna dahil edilen çocukların problem çözme becerilerinin gelişiminde etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, problem çözme beceri puanlarının demografik değişkenler açısından istatistiksel anlamda farklılaşmadığı saptanmıştır. Bu sonuçlar ışığında, etkileşimli kitap okuma programının farklı sınıf düzeylerindeki öğrencilerin problem çözme becerilerine etkisinin incelendiği çalışmaların yapılması önerilebilir.

Etkileşimli kitap okumaOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+2
Enise Aktaş
Hasan Kalyoncu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlkokul fen bilimleri öğretim programındaki kazanımların TIMSS 2019 çerçevesine göre analizi

Bu tezin amacı 2018 yılında uygulamaya konan ilkokul Fen Bilimleri öğretim programı kazanımlarının TIMSS 2019 değerlendirme çerçevesindeki öğrenme alanları ve bilişsel alanlara göre analiz ve sınıflandırmasını yapmaktır. Bu amaç için Giriş bölümünde araştırmanın problemi "İlkokul Fen Bilimleri dersi öğretim programındaki kazanımların TIMSS 2019 değerlendirme çerçevesindeki bilişsel niteliklerinin öğrenme alanları ve sınıf düzeylerine göre dağılımları nasıldır?" şeklinde ifade edilmiştir. Kuramsal Altyapı bölümünde, araştırmaya konu olan Fen Bilimleri öğretim programı, uluslararası karşılaştırma araştırmaları, TIMSS değerlendirme çerçevesi, literatür taraması, araştırmanın amacı ve önemi açıklanmıştır. Yöntem bölümünde, araştırmanın amacına uygun olarak nitel araştırma desenlerinden durum çalışması seçilmiş olup veri toplama yaklaşımı olarak doküman analizi kullanılmış, oluşturulan kodlama şeması yardımıyla kazanımların bilişsel alanlara sınıflandırılmasında kodlayıcılar arası uyum oranı 0,81 bulunmuştur. Bulgulara göre, TIMSS'in üç öğrenme alanının soru yüzdeleri Canlı Bilimleri, Fiziksel Bilimler ve Yer Bilimi için sırayla %45, %35 ve %20 iken bunlara karşılık gelen Fen Bilimleri öğretim programındaki dört öğrenme alanının kazanım yüzdeleri sırasıyla Canlılar ve Yaşam (%24), Fiziksel Olaylar ile Madde ve Doğası (%63,3) ve Dünya ve Evren (%12,7) şeklinde olup Fen Bilimleri öğretim programı kazanımlarının TIMSS öğrenme alanı yüzdeliklerine göre daha dengeli dağıtılması önerilmektedir. Fen Bilimleri öğretim programındaki 79 kazanımın TIMSS bilişsel alanlarına göre sınıflandırılmasına bakıldığında, 8 tanesi bilme alanında, 51 tanesi uygulama alanında ve 20 tanesi akıl yürütme alanındadır. Sınıf düzeyleri bazında da kazanımların bilişsel düzeyleri buna oldukça benzer olup, bilme düzeyindeki kazanımların tüm kazanımlar içindeki payı en düşük bulunmuştur. Bu sonuç literatür ışığında tartışıldığında, bilme bilişsel düzeyindeki ilkokul kazanımlarının sayısının arttırılması önerilmektedir. Son olarak bir başka bulguya göre, TIMSS öğrenme alanlarındaki üç öğrenme alanından Canlı Bilimleri öğrenme alanındaki kazanımların %10,5'i bilme, %68,4'ü uygulama ve %21,1'i akıl yürütme düzeyindedir. Benzer olarak, Fiziksel Bilimler alanındaki kazanımların %10'u bilme, %58'i uygulama ve %32'si akıl yürütme düzeyindeyken, Yer Bilimi öğrenme alanındaki kazanımların %10'u bilme ve %90'ı uygulama düzeyinde olup, her öğrenme alanında büyük çoğunlukla uygulama düzeyinde kazanımlara yer verilmiş, bilme düzeyindeki kazanım oranları Yer Bilimi hariç, her öğrenme alanında görece en düşüktür. Fen Bilimleri öğretim programı hazırlayıcıları bilişsel düzeyi bilinçli olarak yüksek tuttuklarını belirtmiş olmakla birlikte, Yer Bilimi alanında hiç akıl yürütme düzeyinde kazanımın olmaması bu beyanla çelişmektedir. Buna göre, her öğrenme alanında bilme düzeyindeki kazanım sayısının arttırılması ve Yer Bilimi öğrenme alanında akıl yürütme düzeyinde kazanım eklenmesi önerilmektedir.

Fen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimi+3
Sinem Delil
Manisa Celal Bayar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00