
178
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar: Gaziantep ili örneği
Günümüz zorlu rekabet ortamında firmaların varlıklarını devam ettirebilmeleri için yalnızca iç pazarlar yeterli olmamaktadır. Bu nedenle firmaların dış pazarlara açılması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Bunun için de en fazla kullanılan yöntem ihracattır. İhracat firmaların varlıklarını devam ettirmelerindeki en önemli örgütsel faaliyetler arasında yer almaktadır. Firmalar ihracat yaparken pek çok sorun ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlarla mücadele edebilen firmalar avantajlı hale gelmekte ve dolayısıyla da daha başarılı olmaktadır. Firmaların ihracatta yaşadıkları sorunların tespit edilmesine dair çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada firmaların ihracatta yaşadıkları sorunlara ilişkin algılarındaki farklılıklar incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda Gaziantep ilinde ihracatla uğraşan toplam 146 firma yetkilisiyle görüşülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde firmaların en fazla sorunu "yerli paranın devalüasyonu" ve "prosedürel karmaşıklık" konularında yaşadıkları görülmüştür. İstatistiksel analizler neticesinde küçük firmaların ihracat fiyatlandırma kısıtlamaları, dış kaynaklı lojistik sınırlılıklar, ulusal ihracat politikası konularında daha az sorun yaşadığı, büyük firmaların ise yerli paranın devalüasyonu konusunda daha az sorun yaşadığı görülmüştür. Çalışma neticesinde aynı zamanda ihracat konusunda daha deneyimli olan firmaların ihracatla ilgili bilgi/piyasayla iletişim ve yerli paranın devalüasyonu konularında daha az sorun yaşadıkları tespit edilmiştir.
Iraklı tüketicilerin Türk mallarına karşı olan etnosentrik eğilimlerinin belirlenmesi
Tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde pek çok faktör etkili olup bunlardan birisi de etnosentrizmdir. Kendi ülkesinin ürünlerini satın alma eğilimi yüksek olan tüketicilerin etnosentrizm eğilimleri de yüksektir. Küreselleşmenin etkisiyle günümüz dünyasında herhangi bir yerde üretilmekte olan ürünün üretildiği ve tüketildiği coğrafi bölgenin kültürel özellikleri ile bu özelliklerin pazara giriş ve pazarda tutunma süreçlerine etkisi önemlidir. Kültürel farklılıklar pek çok güçlüğü de beraberinde getirmekte olup bunlar içerisinde en önemlilerden birisi tüketici etnosentrizmidir. Rekabetin en üst boyutlarda yaşandığı günümüz iş dünyasında firmalar pazarlama stratejilerini belirlerken hedef tüketicilerin etnosentrizm eğilimlerini de göz önünde bulundurmak zorundadırlar. Bu çalışmada Irak'taki tüketicilerin etnosentrik eğilimleri üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi ve ayrıca etnosentrik eğilimlerin tüketim davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 250'si (%61) kadın, 160'ı (%39) erkek olmak üzere toplam 410 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Yapılan çalışma neticesinde etnosentrik eğilim ile Türkiye yapımı ürünlere ilişkin genel tutum arasında pozitif yönlü, çok zayıf ve anlamlı bir ilişki, Türkiye yapımı ürünleri satın alma eğilimi ile arasında pozitif yönlü, zayıf ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Tüketici Etnosentrizmi, Satın Alma, Irak
Katı atıklarda tersine lojistik üzerine toplumsal algı: Gaziantep'te bir uygulama
Katı atıkların tersine lojistik, birleştirilerek çevrenin korunması sadece Türkiye'de değil dünya çapında da önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle bu çalışma, katı atıkların ters lojistik bilincini ölçmek için, bir ölçek geliştirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu ölçeğin yüz-görünüş geçerliği ve yapı geçerliliği ispatlanmıştır. İç tutarlık güvenilirliği için Cronbach alfa katsayısı kullanılmıştır. Keşif faktörü analizi ve doğrulayıcı faktör analizi kullanılmıştır. Gaziantep'te 400 kişinin verdiği cevaplara göre bu anketin beş alt boyutu olan 36 maddesi vardı. Beş alt boyut toplam varyansın% 65.0'ini açıklamıştır. Elde edilen sonuçlara dayanarak kati atıklar için tersine lojistiğin farkındalığını ölçen geçerli ve güvenilir bir araç olduğuna karar verebiliriz. Bir farkındalık katı atık sürecinde ters lojistik entegrasyon seviyesinde anahtar bir yapı oluşturur.
Sürdürülebilir çorap endüstrisinde müşteri farkındalığını ölçme
Çorap endüstrisi dünya pazarında büyümenin tadını çıkarmaktadır. Son yıllarda, sanayileşme bağlamında ortaya çıkan birçok zorluktan payını almıştır. Günümüzde insanoğlunun en büyük zorluklarından biri sürdürülebilirlik sorunudur. Tüm dünyada bireyler, iş örgütleri, yargı ve hükümetler, çevresel ve sosyal sorunları önlemek veya azaltmak için sürdürülebilirlik ihtiyacını kabul etmiştir. Bu nedenle, bu çalışmada, çorap sanayi sektöründe müşterinin farkındalığını ölçmek için ölçek geliştirilmiştir. Türkiye'de bu çalışmaya toplam 360 kişi katılmıştır. Bu ölçeğin geçerliliği ve güvenilirliği analizler ile kanıtlanmıştır. Sonuçlar bu ölçeğin beş faktör olduğunu göstermiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre ölçeğin geliştirilmesi ve uygulanması için öneriler sunulmuştur.
Dijital tedarik zincirinden blok zincir teknolojisine paradigma sıçraması ve dijital paralar
Bu çalışmanın amacı, blok zinciri teknolojisinin teorik çerçevesini çizerek, lojistik ve dijital tedarik zincirinin uygulamalarına katkısının nasıl olduğunu, gelecekte bu teknolojinin gelişim potansiyelini ortaya koymaktır. Bu teknolojinin ortaya çıktığı 2008 yılından bu yana, neredeyse tüm endüstri alanlarıyla entegrasyon sağlayarak tam bir teknolojik devrime neden olmuştur. Bitcoin'in arka planında yatan blok zinciri, bloklar halinde şifrelenmiş dijital verilerin dağıtık kayıtlar yolu ve protokollerle birebir paylaşım sistemi olarak açıklanabilmektedir. Tez çalışmasında, blok zinciri teknolojisiyle tedarik zinciri yönetimi entegrasyonunun teknolojik dönüşüm süreci incelenmiş olup, 27 soru hazırlanarak,blok zinciri sistemini kullanan yöneticilerden oluşan 20 kişiyle görüşüldü. Birebir mülakat yapılarak açık uçlu ve likert ölçekli sorularla blok zinciri teknolojisi ve finans ilişkisi, tedarik zinciri üzerindeki etkileriyle ilgili veri toplanmıştır. MAXQDA 12 analiz programıyla elde edilen nitel veriler görselleştirilmiş, yapay sinir ağlarından da faydalanılarak ilişkiler ortaya çıkartılmıştır. Çalışma sonucunda mülakata katılan kişilerden elde edilen verilerin detaylı analizinde, hemen hemen tüm katılımcılar bu teknolojinin birçok alanda kullanılması, özellikle tedarik zinciri yönetiminde hızlı bir dönüşüme öncülük ettiğini söyledikleri ortaya çıkmıştır. Yine çalışmada teknoloji adaptasyonu ve kullanımı, sektörden sektöre, katılımcılarının çalışma alanlarına göre birbirinden farklılık gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır.
Gaziantep ayakkabı sektörünün uluslararası B2b e-pazarlama sorunlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmada Gaziantep ayakkabı sektörünün uluslararası B2B e-pazarlama stratejileri ve sorunlarını tespit etmeye yönelik Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliğine kayıtlı Gaziantep ayakkabı sektöründe faaliyet gösteren 17 firma ile yüz yüze görüşme yapılarak nitel bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada katılımcılarla yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilen verilerin MAXQDA R.18.1.1 veri analiz programı yardımıyla analiz edilmesi sonucunda firmaların içsel faktörlerinden uluslararası e-pazarlama stratejileri ve örgütsel e-hazırlık faktörleri ve dışsal faktörlerinden piyasa güçleri, destekleyen endüstriler ve hükümet faktörleri ile uluslararası B2B e-pazarlama yöntemini kullanmaları arasında ilişki olduğuna yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda Gaziantep ayakkabı sektöründeki firmaların uluslararası B2B e-pazarlama yöntemi hakkında çok fazla bir bilgiye sahip olmadıkları, piyasada uzman personel bulma sorunlarının olduğu, hükümet, meslek kuruluşları ve diğer endüstrilerin destekleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları ve destek almada sorun yaşadıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Geri dönüşüm lojistiğinde nihayi tüketicilerin planlı davranış teorisine göre incelenmesi: TRC1 bölgesinde bir araştırma
Ülkemizde geri dönüşüm faaliyetine yönelik önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde bu sektör ekonomik anlamda önemli bir paya sahiptir. Ülkemizde bu sektörün gelişmesi açısından ekonomik etkisini yükseltmek için kaynağından ayrıştırma önemli bir role sahiptir. Nihayi tüketicinin kaynağından ayrıştırma ile önemli bir maliyet unsurunu azaltması ekonomik etkisini yükseltmektedir. Bu yönü ile geri dönüşüm davranışının nihayi tüketicide nasıl şekillendiğini anlamak, davranışın geliştirilmesi için önemli bir role sahiptir. Bu çalışma, 110 gözlenen değişkenin oluşturduğu 17 örtük yapı içeren anket aracılığıyla tüketicinin geri dönüşüm davranışının öncüllerini araştırmayı amaçlamıştır. Araştırma örneklemi, Adıyaman, Gaziantep ve Kilis illerinden gönüllü katılan 478 kişidir. Geri dönüşüm davranışı, planlı davranış teorisi temelinde incelenmiştir. Geri dönüşüm niyeti ve davranışının nedenlerini açıklamak üzere bir yapısal eşitlik modeli oluşturulmuştur. Araştırma bulguları, geri dönüşüm niyeti ve davranışının aynı yapılar olarak algılandığına işaret etmektedir. Geri dönüşüme yönelik tutumlar, öznel normlar ve davranış kontrolü algısı, geri dönüşüm davranışının başlıca belirleyicileridir. Araştırma değişkenlerinin pek çoğunun yaş ve gelir seviyesine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Evli ve genç insanlar, geri dönüşüm davranışı üzerinde daha yüksek davranışsal kontrol algısına sahiptir. Kadınlar geri dönüşümün sosyal faydalarını daha yüksek algılamaktadır. Davranışsal kontrol algısı, kendine yeterlik ve medyanın katılımcıların geri dönüşüm davranışı üzerinde olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.
Tedarikçi entegrasyonu ve çevresel belirsizliğin ihracat performansına etkisi
Uluslararası pazarlarda rekabetin artması ve belirsiz çevrelerin oluşması sonucu işletmeler tedarikçileri ile yakın ilişkiler kurarak ihracat performanslarını arttırdıkları literatürde yer alan çalışmalarda ispatlanmıştır. Bu çalışmanın yapılmasındaki neden ise ticaretin yoğun bir şekilde gerçekleştiği Gaziantep'te, Gaziantep Sanayi Odası'na kayıtlı üretim yapan işletmelerin tedarikçi entegrasyonu ile ihracat performansları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve çevresel belirsizliğin bu iki değişken üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Gaziantep'te bulunan 153 üretim işletmesine anket uygulaması yapılmıştır. Anket yöntemi ile toplanan veriler, istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda tedarikçi entegrasyonunun ihracat performansını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği ve çevresel belirsizliğin tedarikçi entegrasyonunu pozitif, ihracat performansını ise negatif yönde anlamlı olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Havayolu yolcu taşımacılığında çevreci yaklaşımların deneyimsel tatmin ve tekrar satın alma niyeti üzerinde etkisi
Havayolu kullanımının artması beraberinde çevresel kaygıların ön plana çıkmasına da yol açmıştır. Çevresel anlamda olumsuz etkilerine ilişkin bilgilerin gün geçtikçe daha fazla bilinmesi bu alanda faaliyet gösteren firmalar açısından tüketici tercihlerinde ortaya çıkan çevreci yaklaşımlara geçişin artış göstermesi bu alandaki sürdürülebilirlik ve rekabeti önemli derecede etkilemektedir. Bu açıdan ele alındığında araştırmada yolcuların havayolu taşımacılığının neden olduğu çevresel etkilere karşı algıları ve daha çevreci faaliyetlere ilişkin çevreci yaklaşımları benimseyen firmaları seçimindeki tercihleri üzerindeki belirleyicilerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Yolcuların çevre duyarlılıkları temel alınarak bu konuda yapılan çalışmalarda kullanılan ölçümler ve sürdürülebilirliği yönündeki gereklilikler açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, İngilizce'den Türkçe'ye çevirilen ve geliştirilen anket Gaziantep Havalimanı'nda seyahat eden 530 yolcuya uygulanmıştır. Elde edilen verilere ilişkin demografik dağılımlar, faktör ve korelasyon analizleri SPSS 21 paket programı aracılığı ile alt değişkenler arasındaki ilişkiler ise SmartPLS paket programı ile Yapısal Eşitlik Modeli kurularak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, algılanan çevreci değer ve kurumsal çevreci imajın, çevreci deneyimsel tatmin üzerinde ve etkileşim kalitesinin ise tekrar satın alma niyeti üzerinde en güçlü belirleyici etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca çevreci deneyimsel tatminin tekrar satın alma niyetini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği bulgusuna ulaşılmıştır.
Kripto paralar ve uluslararası ticaret üzerine bir araştırma: Bibliyometrik, LSTM ve kümeleme analizi
İş süreçlerini değiştirebilme potansiyeline sahip blok zinciri teknolojisini kullanan kripto paralar küresel ekonomide bir dönüşüm ve değişim başlatmıştır. Bu dönüşüm, uluslararası ekonomik işlemlerden elektronik devlet uygulamalarına kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Günümüzde iş modellerinin, kurumsal yapıların yeniden tasarlanacağı sürecin ilk aşamaları yaşanmaktadır. Bu tezin amacı, kripto paraların uluslararası ticarette ne kadar kabul gördüğünü ölçmektir. Kripto paraların uluslararası ekonomik işlemlerde ne kadar kullanıldığının bir göstergesi de kripto paraya ilişkin akademik bilgi üretimidir. Bu bağlamda; bu tezde, kripto para ile ilgili yapılan akademik literatür taranarak kripto para kullanımına ilişkin akademik bilgi üretimi analizinin yapılması amaçlanmıştır. Yapılan kaynak taramasında, kripto paraların fiyatlarındaki oynaklığa yönelik yayınların azımsanmayacak seviyede olduğu görülmüştür. Buradan hareketle, kripto paraların fiyatlarının tahmin edilebilirlik seviyesinin ölçülmesi bu tezin bir diğer hedefini oluşturmuştur. Son olarak, kripto paraların fiyat hareketlerine göre oluşturdukları küme yapısının incelenmesi hedeflenmiştir. Kripto para piyasasının aşırı değişkenliği, fiyat hareketine odaklanma ihtiyacı doğurmuştur. Kripto para ekosistemi incelenerek önde gelen kripto paraların fiyat hareketlerine yönelik tahminleri yapılmıştır. Bu nedenle, LSTM ağıyla tahmin ve hiyerarşik kümeleme yaklaşımlarıyla seçili kripto paraların günlük fiyat hareketlerine göre analizleri yapılmıştır. Bu analizlerden LSTM ağıyla kripto paraların fiyat tahmininin, kümelemeyle de fiyat hareketleri açısından birbirine benzeyen veya benzemeyen kripto paraların belirlenmesine çalışılmıştır. Piyasanın önde gelen kripto paralarının kümelemeleri iki farklı senaryoya göre yapılmış ve piyasa değerine göre önde olan seçili kripto paraların fiyat hareketi açısından oluşan gruplamada Bitcoin diğerlerinden ayrışmıştır. Araştırma bulgularına göre; kripto para piyasasındaki seçili para birimlerinin fiyat tahmininde, yüksek doğrulukta tahmin seviyesi yakalanabilmektedir. Kripto para piyasası, pek çok iş kolunu değiştirme iddiasındadır ve teknolojik gelişmelerle bunu başarabilme potansiyeli taşımaktadır. Bibliyometrik analizler sonucunda; Türkiye'deki üniversitelerin, araştırmacıların ve fonların, uluslararası ticaret ve kripto para ekosistemi hakkında yapılan yayınlarda ilk sıralarda bulunmadığı görülmüştür. Bitcoin ile başlayan dönüşüm süreci; uluslararası ticaret, sağlık ve finans başta olmak üzere pek çok alanda hızlanmaktadır. Bu yeni teknoloji dünyasına girmekte geç kalmanın ekonomik bedelleri olabilir. Kanun yapıcıların; dağıtık defter teknolojisinin potansiyeline yönelik araştırmaları destekleyerek, olası risk ve avantajları erken görmesi ülke için fayda sağlayabilir. Kripto para ekosistemini inceleyen bu çalışma, farklı etkiye sahip olabilecek bazı değişkenleri yok saymıştır. Bu yüzden, gelecekte kripto paraların tahmin performansını etkileyebilecek farklı değişkenlerin de işin içine katılarak araştırılması önerilmektedir. Bu çalışmada, kripto para ile başlayan yeni ekonomik modelin bir bölümünü anlamaya yönelik analizler yapıldı. Analiz bulgularının kripto para yatırımcılarına yol gösterici olması beklenmektedir.
Sürdürülebilir kentsel lojistik Şanlıurfa ili için bir alan çalışması
Bu çalışma, Şanlıurfa'da ekonomik, sosyal ve çevresel sorunların analiz edilmesi ve bu sorunların kentin bireysel paydaşlarının öngörüleri dahilinde çözüm üretilmesi amaçlanmaktadır. Çalışma ayrıca Şanlıurfa'da kentsel paydaşların ekonomik, sosyal ve çevresel bağlamda yaşanabilir bir kentin gelecek nesillere göre tasarlanması için öneriler sunmaktadır. Kent içinde yüksekokul, lisans, yüksek lisans ve doktora egitim durumlarına göre 88 adet online ve 346 kişiyle yüzyüze anket yapılmıştır. Yüzyüze yapılan anketlerin 42 adedi anket çalışmasına yeterli olmadığı gerekçesi ile çıkarılmış ve 392 anket çalışması analize dahil edilmiştir. Çalışmada SPSS 26 analiz programı kullanılarak Güvenirlik, Açımlayıcı, Doğrulayıcı, Normallik, Tek Yönlü ANOVA ve Kruskas Wallis analizleri kullanılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, ulaşımda yaşanan sorunlara ve ulaşımdan kaynaklı yaşanan gürültü kirliliğine yaş guruplarının tamamının etkilendiği görülmüştür. Şahsi araba kullanan 45 yaş üstü kişilerin ağır vasıtalardan daha çok etkilendiği görülmüştür. Kadınların gürültü kirliliğine duyarlılığı erkeklerden daha fazladır. Gürültü kirliliğinden kaynaklı fizyoljik etkiler 45 yaş üstü gruplarda daha baskındır. Sürdürülebilir kent ulaşımı ve yaşanabilir kentten beklentiler, diğer ölçümlenen değişkenlere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent, SPSS, Şanlıurfa, Ulaşım
Lojistik sektöründe temel aktörlerinin karşılaştıkları sorunlar ve çözümler
Bu çalışma, Türkiye'de zamanla ilerleyen lojistik sektörünün konumunu incelemek ve sektörün problemlerini belirlemek ve lojistik sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla yapılmıştır. Türkiye lojistik sektörünün, dünyadaki diğer lojistik sektörlerine kıyasla hangi seviyede olduğu, sektörde karşılaşılan halihazırda mevcut olan sorunların nasıl etkilere sebep olduğu ve bunların üzerinde çözüm önerileri sunarak, Türk lojistiğinin eksik yönlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. İlk bölümde lojistik sektörü hakkında ana bilgiler verilmiş ve lojistik sektörünün dünya ekonomisindeki rolünden bahsedilmiştir. Daha sonra lojistiğin dinamik yapısı incelenmiş ve mevcut olan altyapı sistemlerinin yeterlilik düzeyi ve ayrıca lojistikte karşılaşılan mikro ve makro problemler araştırılmıştır. Türkiye lojistiğinin stratejik ve teknolojik konumu ele alınmıştır. Sonuç ve bulgular kısmında Türkiye'de başta lojistik sektörü aktörlerinden olan üreticiler, lojistik hizmet sağlayıcıları ve yük taşıyıcıları olmak üzere söz konusu aktörlerin karşılaştığı sorunlar hakkında bilgiler verilmiştir. Ana olarak bu aktörlerin durumlarının incelenmesi için sektörün önde gelen bir üretici firmasıyla, bir lojistik hizmet sağlayıcı firmasıyla ve altı bağımsız yük taşıyıcısıyla nitel araştırma tekniği kullanılarak derinlemesine yarı yapılandırılmış mülakat yapılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda özellikle bu üç lojistik aktörünün karşılaştıkları sorunlar incelenmiştir. Araştırmamıza konu olan aktörlerin her birinin sorununun diğer aktörlerle olan ilişkileri hakkında durulmuştur. Yapılan analizler neticesinde gelecek için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik Sektörü, Ulaştırma Sistemleri, Lojistikte Mikro ve Makro Ölçekli Sorunlar, Lojistik Aktörler
Lojistik köylerin kurulması ve sürdürülebilir kalkınma ilişkisi; yeşil ekonomi bağlamında Gaziantep ili için bir değerlendirme
Bu tez çalışmasında Gaziantep'te kurulması planlanan ve proje aşamasında olan Gaziantep Lojistik Köyü'nün Türkiye'nin jeopolitik konumu göz önüne alındığında Gaziantep ilinin kilit bir noktada bulunması lojistik faaliyetlerde yer alan üreticilerin, tedarikçilerin ve lojistik hizmet sağlayıcılarının mikro çapta işletmelere sağlayacağı katkılar makro çapta ise küresel rekabet ortamında ticarete katkıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Lojistik kavramı; lojistik yönetimi, lojistik köy, sürdürülebilir kalkınma ilişkisi ve yeşil ekonomi kavramalarıyla beraber incelenmiştir. Gaziantep Lojistik Köyü' nün kentteki sosyal yaşam, istihdam ve işlem hacmin açısından beklentilerin ne yönde ilerlediği analiz edebilmek adına derinlemesine yarı mülakat tekniği ile söz konusu Gaziantep Lojistik Köyü proje sorumluları olan İpek Yolu Kalkınma Ajansı, Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Büyük Şehir Belediyesi ile lojistik sektörün önde gelen iki üretici firması ve bir lojistik hizmet sağlayıcısı ile görüşülmüştür. Bu bağlamda lojistik köy ve merkez yapılanmaları için öncelikli olarak taşıma alt yapısının geliştirilmesi, Türkiye lojistik master planının hazırlanması, işletmelerinin yönetim şeklinin vereceği hizmetlerin kullanıcı isteklerine göre şekillendirilmesi gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Anahtar Kelimeler: Lojistik Köy, Lojistik Tedarik Zinciri, Sürdürülebilirlik Kavramı, Yeşil Ekonomi
KOBİ'lerin ihracat sorunları: Gaziantep'te tekstil işletmelerinde bir alan araştırması
Türkiye'nin Dünya ekonomisi ile entegrasyon için yapılması gereken zorunlu çalışmalardan birisi, KOBİ'lere ilişkin ekonomi politikalarını gözden geçirip dünya ekonomisindeki gelişmeler ışığında yeni strateji ve politikalar geliştirmektir. Ekonominin önemli bir ağırlığını oluşturan bu işletmeler, ekonomiye dinamizm ve rekabetçi bir boyut kazandırarak piyasa mekanizmasının etkinliğini artırma, sürdürülebilir kalkınmayı sağlama, istihdam yaratma, bölgesel sosyo-ekonomik dengesizliklerim giderme ve kalkınmayı tabana yayma gibi önemli fonksiyonları ile Türk ekonomisinin temel dinamiğini oluşturmaktadırlar Günümüz ekonomisinde işletmelerin büyük çoğunluğunu KOBİ‟ler oluşturmakta ve bu işletmelerin ekonomiye olan katkıları ise azımsanmayacak boyuttadır. Ekonomik kalkınma için, girişimciliğe öncülük eden KOBİ'lerin gelişmesine yardımcı olmak gerekmektedir. Performanslarının az olması, ürün kalitesinin düşük olması KOBİ'lerin yeni pazarlara açılmalarını engelleyen durumlardandır. İhracatta meydana gelebilecek sorunlar KOBİ'leri ihracat yapmaktan alıkoyabilir. Bu durumda temel sorunların saptanarak, etkili ve yapıcı tedbirlerin alınması KOBİ'lerin yararına olacaktır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, Dış Ticaret, KOBİ Destekleri, KOBİ'lerin İhracat Sorunları
Tedarik zinciri stratejilerinin lojistik performansına etkisi: Gaziantep imalat sektöründe bir uygulama
Önceden küreselleşme olarak nitelendirdiğimiz dönemin bir üst segmenti olan dijital çağın son sürat gelişmeye devam etmesiyle, ülkeler arasındaki fiziki sınırlar ortadan kalkmış neredeyse ulusal ticaret yapılan bir hal almıştır. Tüketim döngüsünün çok fazla arttığı bu çağda, üretim yapan birçok firmanın ayakta durmakta zorlandığını bunun yanında bazılarının da bu hızlı döngüyü fırsata dönüştürerek pazar paylarını artırdığını ve hızlı şekilde büyüdüğünü görmekteyiz. Bu başarıyı elde eden firmalar incelendiğinde arka planda iyi bir tedarik zinciri koordinasyonu ve stratejisi olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı da tedarik zinciri stratejisinin iki ana parametresi olan yalın ve çevik stratejilerinin, lojistik performans boyutlarından kalite, esneklik, maliyet, hız ve güvenirlilik boyutlarına olan etkisi, işletmelerin orta ve üst düzey yöneticilerinden, anket tekniğiyle toplanıp analiz etmektir. Araştırmanın evreni Gaziantep Sanayi Odasına üye toplam 463 imalat yapan firmadan oluşmaktadır Araştırmanın örneklemi, bu firmalar arasından kolayda örnekleme yöntemi ile 211 firma hedeflenmiştir ancak Covid-19 Pandemi dönemine denk gelmesinden dolayı 154 imalat firma örneklemimizi oluşturmaktadır. Elde edilen veriler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapısal eşitlik modelinin analizi neticesinde çevik tedarik zinciri stratejisinin kalite, hız ve güvenilirlik, esneklik ve maliyet performanslarını pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Yalın tedarik zinciri stratejisinin ise lojistik performansı boyutlarını anlamlı olarak etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Yalın tedarik zinciri stratejisi ile ilgili hipotezlerin çalışmamızda doğrulanamamış olmasının temel sebebinin, çalışmanın döneminden kaynaklandığı ve araştırma için oluşturulan anket Covid-19 Pandemi döneminde toplandığından dolayı, beklenenin dışında sonuçlar elde edildiği düşünülmektedir. Yalın tedarik zinciri stratejisi tahminlerin doğruluğuna ve daha öngörülebilir ortamlara göre çalışmaktadır. Çevik tedarik zinciri stratejisinin kararsız ve belirsiz ortamlarda şirketlerin ortaya çıkan faktörleri yeniden yapılandırma ve uyarlama yeteneğine sahip olması yani böyle kaotik ortamlarda kendini sürekli hazır olarak tutması nedeniyle Covid-19 Pandemi süreci gibi öngörülemeyen ortamlarda çevik strateji izleyen şirketler bunu fırsata çevirebilmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Tedarik zinciri stratejisi, lojistik performansı, yapısal eşitlik modeli
Tüketicilerin sürdürülebilir ekolojik etiketli ürün satın alma farkındalığı: Gaziantep'te bir alan uygulaması
Dünyamızda nüfus arttıkça doğal kaynaklarımız hızla azalmakta ve kirletilmektedir. Zamanla yaşanan insan ve doğa kaynaklı felaketler insanların çevresel duyarlılıklarının artmasına neden olmuştur. Bu durum insanların doğal kaynakların sınırsız olmadığını görmesine katkı sağlamıştır. Bu nedenle pek çok üretici çevre bilincini ön plana çıkararak çevre dostu üretim sürecine geçmekte, bu ürünlerin çevre dostu olduğunu ise devletler ve özel firmalar tarafından verilen sertifikalar sayesinde göstermeye çalışmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan tüketicilerin ürünler üzerinde bulunan ekolojik etiket sembolleri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi, çevre dostu ürünler hakkında tüketici farkındalığını tanımlamaktır. Veriler Gaziantep ilinin Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde yaşayan en az ön lisans mezunu eğitim seviyesine sahip olan 413 tüketici ile anket formu aracılığı ile toplanmış olan verilerin SPSS ve AMOS programı ile analizi yapılmıştır. Yapılan analiz neticesinde tüketicilerin çevre bilinci ve ekolojik etiketli ürünleri satın alma davranışı üzerinde bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Çevre bilinci artan tüketiciler, ekolojik etiketli ürünleri satın almaya daha istekli olduğu görülmüştür.
Mahalle bakkallarının hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerine etkisi
Bu araştırmada sosyal yaşamın kültürel de bir parçası olan mahalle bakkallarının değişen çağa ayak uydurma ve çağın gereklerini yakalama gereklerini karşılama oranlarının belirlenmesi ve bakkal müşterilerinin memnuniyet derecelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca çalışmada mahalle bakkallarının mevcut hizmet kalitelerinin bu bakkallardan alışveriş yapan tüketicilerin memnuniyetlerine olan etkileme durumunun araştırılması amaç edinilmiştir. Araştırmanın evrenini Gaziantep il merkezi ve il merkezine bağlı ilçelerin ikamet eden, 18 yaşından büyük ve mahalle bakkalından rutin olarak alışveriş yapan bireyler oluşturmaktadır. Örneklem sayısı 260 kişi olarak belirlenmiştir. Bu örneklem hacmine erişilmesi için kolayda örnekleme yönteminin kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek bireylerle olan görüşmeler yüz yüze görüşülerek yapılmış ve bireylere araştırmacı tarafından hazırlanmış olan anket formunda yer alan ifadeler yöneltilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 20 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcıların tanıtıcı özelliklerinin dağılımı yüzde ve frekans ile gösterilmiştir. Katılımcıların ölçeklerden ve alt boyutlardan aldıkları puanların normal dağılıma uyma durumlarının araştırılmasında basıklık ve çarpıklık değerleri kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin geçerlilik çalışması keşfedici faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile yapılmıştır. Ölçeklerin ve alt boyutların güvenirlilikleri Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı ile incelenmiştir. Araştırmanın amacına yönelik olarak kurulan araştırma modelinin sınanması için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde %95 güven düzeyi dikkate alınmıştır. Sonuç olarak mahalle bakkalından alışveriş yapan müşterilerin memnuniyet düzeyini bakkalın fiziki görünüşünün, bakkalda yer alan ürünlerin çeşitliliğinin ve kalitesinin ve bakkalın müşterilerle olan kişisel etkileşiminin pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakkal, Hizmet Kalitesi, Müşteri Memnuniyeti
Kitle kaynaklı lojistik: Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamaları üzerine bir inceleme
Bu çalışma, Dünya'da hızla gelişen paylaşım ekonomisinin bir parçası olan kitle kaynaklı lojistik sektörünün Türkiye'deki genel durumunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında, dikkat edilmesi gereken faktörlerin ve uygulanabilecek farklı iş modellerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan literatür araştırmasında potansiyel faydaları olduğu ve bu faydalardan dolayı kişilerin veya şirketlerin kitle kaynaklı lojistik uygulamalarına yöneldiği bilgisi elde edilmiştir. Böylelikle Türkiye'de kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında rol alabilecek (müşteri-görev alma) kişilere yönelik yapılan çıkarımsal analiz sonuçlarına göre kişilerin ekonomik, çevresel ve sosyal faydadan etkilendiği sonucu elde edilmiştir. İçerik analizi sonuçlarına göre ise Türkiye'de bulunan kitle kaynaklı lojistik uygulamalarında rol alabilecek kişiler üzerinde etkili olan bu faydaların üçünü de belirten sadece iki uygulama olduğu görülmüştür. Ayrıca Türkiye'de e-ticaret büyük bir pazar payına sahip olmasına rağmen diğer ülkelerde e-ticaretle uyumlu birçok kitle kaynaklı lojistik uygulamasının Türkiye'de henüz uygulanmadığı görülmüştür. Gelecekte Türkiye'de lojistik faaliyetleri iyileştirmek veya kolaylaştırmak için kitle kaynaklı lojistik çözümleri kullanacak olan şirketler ve kişiler için farklı kitle kaynaklı lojistik iş modelleri önerilmiştir. Türkiye'deki kitle kaynaklı lojistik uygulamalarına dair bilimsel araştırma olmaması sebebiyle literatüre de katkı sağlamak amaçlanmıştır. Gelecek araştırmalar için araştırma konusu önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Kitle Kaynaklı Lojistik, Paylaşım Ekonomisi
Hava yolu hizmet kalitesinin yolcu memnuniyeti, sadakati ve tekrar satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Günümüzde havacılık sektörü sunmuş olduğu hizmetler sebebiyle en çok tercih edilen taşımacılık haline gelmiştir. Sunulan hizmetlerin özellikleri, fiyatları ve teknolojileri arasındaki benzerlik, havayolu işletmeleri açısından önem taşımaktadır. Bu bağlamda müşterilerin değişen beklentilerini karşılamak ve sadık bir müşteri kitlesi oluşturmak zorlaştırmaktadır. Hava yolu işletmelerinin bu değişen pazarı anlaması ve çeşitlilik gösteren müşteri beklentilere cevap vermesi ancak sağlayacakları hizmet kalitesine bağlı olarak müşteri memnuniyeti sonucu olacaktır. Bu çalışmada hava yolu işletmelerinin müşterilerine sundukları hizmet kalitesi etkisinde sağlayacakları yolcu memnuniyetinin yaratacağı müşteri sadakati ve bunun tekrar satın alma davranışlarında oluşturacağı etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada son 2 yılda Adıyaman ili havalimanından hava yolu taşımacılığı ile yolculuk yapmış 400 adet yolcu ile anket çalışması yapılmıştır. Özellikle son yıllarda bilinçlenen tüketicinin satın alma kararının değişkenlik göstermesi, hizmet kalitesine yönelik beklentilerinin değişmesi, pazar yapısını değiştirmiş ve bunun neticesinde işletmenin tercih edilmesi için tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını anlayıp memnun etmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda tüketicinin satın alma davranışını etkileyen faktörlerin ve algılanan hizmet kalitesinin havayolu işletmesi seçimine etkisinin ne olduğunun bilinmesi algılanan hizmet kalitesinin boyutlarının ve satın alma davranışını etkileyen faktörlerin boyutlarının analiz edilmesi işletmelerin rekabet avantajı yakalamasını sağlayacaktır. Hava yolu firmalarının algılanan hizmet kalitesi, yolcu memnuniyetini arttırması, müşteri sadakati oluşturmaları ile tekrar satın alma davranışlarını göstermesi analiz edilmiştir. Anahtar kelimeler; Havayolu İşletmeleri, Hizmet Kalitesi, Yolcu memnuniyeti, Müşteri Sadakati, Tekrar Satın Alma
İhracatın ithalata bağımlılığının incelenmesi: Otomotiv sektörü üzerine bir uygulama
1980'li yıllarda dünya ekonomisindeki artan küreselleşme eğilimlerine paralel olarak Türkiye de liberal politikalar ile dışa açık ekonomi politikalarını benimsemiştir. Dolayısıyla Türkiye ihracata dayalı sanayileşme modeliyle birlikte yabancı yatırımları ülkeye çekmeye yönelik politikalara hız vermiştir. Bu bağlamda, Türkiye'de çeşitli sektörlerden çok sayıda yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Bu yatırımların büyük bir bölümü otomotiv sektörüne yapılmıştır. Bundan dolayı otomotiv sektörü Türkiye'nin ihracat açısından lokomotif sektörü olmuştur. Bunun yanında Türkiye'nin 2000 yılından sonra ihracata dayalı bir büyüme sürecine girmesinin yanında ithalatında da önemli bir artış görülmüştür. Bu gelişmeler Türkiye'de ihracat ve ithalatın birbirine bağımlı olup olmadığını veya bir bağımlılık varsa bu bağımlılığın nedenlerinin incelenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Otomotiv sektörü son yıllarda Türkiye ekonomisi için stratejik önem kazanmasının yanında yüksek oranda katma değer sağlayan sektörlerden biri olmuştur. Bunun sonucunda teknolojik gelişmelere bağlı olarak ithalata bağımlı (ara mallarda) sektörlerden biri haline gelmiştir. Bunun nedeni teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi ve rekabetin artması sonucu maliyetleri minimize etmek için bu girdilerin ana firmanın bulunduğu ülkelerden ithal edilmesine bağlıdır. Sonuç olarak otomotiv sektöründe girdi ithalatı ve dışa bağımlılık artmıştır. Bu bağlamda Türkiye ihracatında, lider konumda olan otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlığını ölçmek Türkiye ekonomisi için büyük önem arz etmektedir. Otomotiv sektöründe ihracatın ithalata bağımlılığı 1992-2019 yılları için ekonometrik yöntem kullanılarak analiz edilecektir. Yapılan çalışma ile otomotiv sektörünün durumu gözlenerek ihracat oranlarındaki ithalat bağımlılığı ortaya çıkarılarak, sektörün ithalata olan bağımlılığını azaltma amacıyla nelerin yapılması konusunda görüş önerileri sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Dış Ticaret, İthalat, İhracat, Otomotiv Sektörü, Dışa Bağımlılık, Eşbütünleşme, ARDL
Yeşil lojistik uygulamalarının önündeki engel ve faydaların firma performansı üzerine etkilerinin incelenmesi: Mersin ili örneği
Uluslararası ticaretin artması ile birlikte hammaddelerin başlangıç noktasından son nihai tüketiciye ulaşma sürecindeki önem lojistik sektörüne olan talebi arttırmaktadır. Bu talepler karşılanırken çevre üzerinde olumsuz etkileri olan sera gazı salınımlarının da artışına sebep olmaktadır. Lojistik ve taşımacılık endüstrisi, küresel ısınma, hava kirliliği, tıkanıklık, gürültü veya diğer kirlilik türleri ile kaynak tükenmesi gibi çeşitli zararlara sebep olarak çevreyi olumsuz etkilemektedir. Bu bağlamda lojistik faaliyetler ve çevreye verilen zarar arasındaki ilişkinin boyutunun önemini hatırlatmaktadır. Lojistik faaliyetler gerçekleşirken çevreye verilecek olan zararı en düşük seviyede tutacak şekilde yeşil lojistik uygulamaları uygulanmaya başlamıştır. Yeşil lojistik uygulamaları ile faaliyetler gerçekleşirken çevreye verilen zararın en aza indirgenerek gerçekleştirilmesi ve daha yeşil taşıma modellerine nasıl geçileceği konusu önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Mersin bölgesinde yer alan lojistik firmaların yeşil lojistik uygulama düzeylerinin önündeki engel ve faydaların firma performansına olan etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Mersin'de faaliyet gösteren 163 lojistik firmasına anket yapılmış olup elde edilen veriler SPSS programında incelenmiştir. Çalışmada yöntem olarak araştırmada kullanılan ölçek puanlarının normal dağılım göstermemesinden dolayı ikili grup analizlerinde Mann Whitney u testi, ikiden fazla grup analizlerinde ise Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. İkiden fazla grup analizlerinde farklılığın nedenini bulma adına çoklu karşılaştırma testlerinden Post Hoc Tukey testinden faydalanılmıştır. Ayrıca ölçek skorları arasındaki ilişkilerin belirlenebilmesi adına Spearman korelasyon testine başvurulmuştur. Lojistik firmaların performanslarına olan etkisini belirlemede ise Çoklu regresyon modeli yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler ışığında yeşil lojistik uygulamaların önündeki engeller boyutunun 0,788 kat, faydalar boyutunun ise 0,207 kat firma performansına etkisi olduğu belirlenerek, araştırma kapsamında belirlenen hipotezin kabul edildiği anlaşılmıştır. Mersin'de faaliyet gösteren lojistik firmalarının faydalar boyutuna göre, yeşil lojistik uygulamalarının önündeki engeller boyutundan daha fazla etkilendiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Mersin'de yer alan lojistik firmalarının Türkiye açısından mevcut durumu ortaya konmuş, firmaların yeşil lojistik uygulamalarından gelecek beklentileri analiz edilerek çevresel uygulamalarda eksik gördükleri yerlerin belirlenerek, çevresel uygulamaların geliştirilebilmesi için uygulanabilir öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Yeşil lojistik, Engeller, Faydalar, Firma Performansı
Örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonuna ve firma performansına etkisi
Bu çalışmada çevresel belirsizlikler, çevik tedarik zinciri ve esnek tedarik zincirinin aracılık rolü bağlamında, örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonu ve firma performansına etkisi araştırılmıştır. Model tasarımı örgüt kültürünün tedarik zinciri bütünleşmesi üzerindeki etkisinde çevresel belirsizliklerin aracılık rolü ve tedarik zinciri bütünleşmesinin firma verimi üzerindeki etkisinde çevik ve esnek tedarik zincirinin aracılık rolünü ortaya çıkaran bir model geliştirilmiş ve hipotezler, yapısal eşitik modeli (YEM) ile test edilmiştir. Çalışmanın evrenini Mersin ilinde Serbest Bölge ve Organize Sanayi Bölgesinde imalat firmaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada toplamda 238 anket uygulanmıştır. Araştırma SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda örgüt kültürünün tedarik zinciri entegrasyonu üzerindeki etkisi ile çevresel belirsizliğin tedarik zinciri entegrasyonu üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Ancak örgüt kültürünün çevresel belirsizlik üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Son olarak tedarik zinciri esnekliği ve çevikliğinin aracılık rolünün, tedarik zinciri entegrasyonun firma performansı üzerindeki etkisinde var olduğu bulgusu elde edilmiştir. Anahtar sözcükler: Örgüt Kültürü, Çevresel Belirsizlik, Tedarik Zinciri Entegrasyonu, Firma Performansı
Küresel arz zinciri çerçevesinde COVID-19'un Türkiye dış ticaretine etkisi
Bu çalışma Covid-19 salgının Türkiye dış ticaretine etkilerini, küresel arz zincirini de dikkate alarak incelemektedir. Bu amaçla, ihracat/ithalat ve dış ticaret ülkesel ve sektörel olarak incelenmektedir. Ülkeler ve sektörler düzeyinde geçmiş yıllara ait tablolar ve Covid-19'un ortaya çıkış sürecindeki bu tablolarda meydana gelen değişimler izlenerek salgının ilk etkileri açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda salgının ortaya çıkardığı ilk şok etkilerinin dış ticarete nasıl bir etkisi olmuştur? Olduysa bu etkiler ihracat ve ithalattı ne düzeyde etkilemiştir ve bu etkilerin sektörel dağılımı nasıl gerçekleşmiştir? Sorularına cevap aranmaktadır. TÜİK'ten alınan verilere göre Betimsel Analiz yöntemini kullanarak bazı sonuçlara ulaşılmıştır. İlk şok etkilerinin görüldüğü Mart-Nisan-Mayıs döneminde önceki yıla oranla Türkiye'nin ihracatı % 30'dan fazla küçülmüştür. Bu dönem için imalat ekonomisi faaliyetlerinde ihracat %30'dan fazla küçülmüştür. İthalatta ise %15'ten fazla daralmalar meydana gelmiştir. Ayrıca benzer bir salgın durumunda, Avrupa ve Ortadoğu pazarının hızla kaybedileceği, bu açıdan bu pazarlara yönelik çeşitlendirmenin önemli olduğu değerlendirilmektedir. Gıda, Eczacılık, kimya, demir-çelik sektörleri önemli ileri geri bağlantılara sahip ve arz güvenliği açısından önemli stratejik sektörlerdir. Toplam dış ticaret etkisinde ise, dış ticaret açığında artış olduğu görülmektedir. Bu açında, benzer bir salgın döneminde ithalatı azaltıcı, sektörlerin geri bağlantılarını zayıflatıcı, ileri bağlantılarını kuvvetlendirici bir strateji izlenmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir.
Kargo taşımacılığında hizmet kalitesi
Bu çalışmada, Gaziantep ilinde yer alan kargo şubeleri tarafından sunulan hizmetin, müşterileri tarafından algılanan düzeyleri araştırılmıştır. Araştırmanın ana kütlesi Gaziantep ilinde yer alan kargo şubelerinden gönderim yapan müşteriden oluşmaktadır. Bu ana kütle içerisinden ulaşılan 257 kişi örneklem kabul edilmiştir. Çalışmada müşterilerin görüşlerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen 37 maddelik bir anket kullanılmıştır. Anketin birinci bölümünde katılımcıların demografik bilgilerine yönelik 5 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde hizmet kalitesine yönelik 21 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde kullanılan ölçekler Likert tipi (5'li) sorulardan oluşmaktadır. 155 erkek ve 102 kadından oluşan araştırma grubunun özellikle şubelerin görünümüne ve çalışanların davranışlarına dikkat ettikleri tespit edilmiştir. Örneklem grubunun en fazla tercih ettiği kargo firması Yurtiçi kargo olarak tespit edilmiştir. Fiziksel Görünüm ve Güvenirlik ile yaş grupları arasında (Sırasıyla p=0,018 ve p=0,018), Fiziksel Görünüm, Güvenirlik ve Yanıt Verebilirlik ile eğitim düzeyleri arasında (Sırasıyla p=0,035; p=0,005 ve p=0,005), Fiziksel Görünüm ve Empati ile meslek grupları arasında (Sırasıyla p=0,019 ve p=0,032), Fiziksel Görünüm ve Yanıt Verebilirlik ile kargo firması tercihi arasında (Sırasıyla p=0,015 ve p=0,042) istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmiştir. Kargo şubelerinin fiziksel görünümlerinde meydana getirecekleri pozitif artış, çalışanların sorulara güvenilir bir şekilde cevap verebilmeleri ve talepleri güvenilir bir şekilde açıklamaları, meydana gelen sorunlara veya müşterin taleplerine daha hızlı yanıt verebilir olmaları, müşterilerine verdikleri zamanında teslimat vb. taahhütleri yerine getirmeleri ve müşterilerine bu güvenceyi sarsmadan sunmalarına bağlı olarak müşterilerinin algıladıkları hizmet kalitesinde artış olabileceğini göstermektedir.
SCOR Modeli süreçlerinin iadelere etkilerinin belirlenmesi – Gaziantep halı imalat sektöründe bir uygulama
Bu araştırmada, tedarik zinciri karmaşıklığını gideren ve yalınlaştıran bir süreç referans modeli olan SCOR Modelinin ikinci seviye süreç kategorileri olan planlama, tedarik, üretim, teslimat ve etkinleştirme boyutlarının ürün iadeleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın modelini SCOR Modeli ikinci seviye süreç kategorilerine ait metrikler oluşturmaktadır. Model doğrultusunda geliştirilen hipotezler SPSS programı ile analiz edilmiş ve daha sonra çok kriterli karar verme tekniklerinden biri olan Entropi yöntemiyle önceliklendirilmiştir. Çalışmanın son aşamasında Gaziantep Organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren bir firmanın yöneticileri, tedarikçileri ve perakendecileriyle tedarik zincirlerleri üzerine mülakat yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep ili Organize Sanayi Bölgesinde halı imalatı yapan firmalar oluşturmaktadır. Bu çalışmada toplamda 119 anket uygulanmıştır. Analiz sonucunda SCOR Modeli 2.seviye süreç kategorilerinden Planlama ve Teslimat, İade süreci üzerinde pozitif yönlü anlamlı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ancak tedarik süreci iade süreci üzerinde istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Son olarak SCOR Modeli 12. Versiyonla modele dahil olan Ekinleştirme sürecinin de iade süreci üzerinde etkili olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.
Hatay ili'nde faaliyet gösteren dış ticaret firmalarının dış ticarette kullandıkları finansman yöntemlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Hatay ilinde dış ticaret alanında faaliyet gösteren firmaların, dış ticaret finansman yöntemlerine ilişkin algı düzeyi tespiti amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma literatür taraması ve Hatay ilinde dış ticaret faaliyetleri gerçekleştiren firmalarla anket yöntemi kullanılarak elde edilen verilerin istatistiki olarak yorumlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni Hatay ilinde kayıtlı ve tescilli olarak aynı ilde dış ticaret faaliyetleri gösteren firmalarıdır. Araştırmaya Hatay ilinde kayıt ver tescilli olarak değişik sektörlerde dış ticaret faaliyetleri gerçekleştiren 297 firma katılmıştır. Anketler, çoktan seçmeli ve likert ölçeği kullanılarak iki bölümden ve toplam 86 sorudan oluşmuştur. Araştırma sonucunda işletmelerin dış ticaret finansmanında %79,8 oranı ile peşin ödemeler, %74,1 oranı ile öz kaynaklar, %74,1 oranı ile banka avansları, %71 oranı ile akreditifli ödeme, %65 oran ile devlet teşvikleri, %63 oranı ile alıcı kredileri, %60,3 oranı ile Türk Eximbank kredileri en çok kullandıkları buna karşılık kliring yöntemini hiç kullanmadıkları tespit edilmiştir. Dış ticaret finansman yöntemlerinin kullanımına ilişkin algı düzeyini belirleyen en önemli faktör çalışan ve yöneticilerin eğitim düzeyidir. Anahtar kelimeler: Finansman, Dış Ticaret, Dış Ticaret Finansmanı.
İhracat performansı öncülleri: Gaziantep örneği
Gelişmekte olan ülkeler için büyümenin, gelişmiş ülkeler için kalkınmanın anahtarı olan kavramlardan biri olan ihracat; ürün, firma, endüstri ve ülke temelli olarak farklı açılardan incelenebilir. Bu çalışmanın amacı olarak, ihracat performansı ile firma yetenekleri, firmanın ihracat / kaynak taahhüdü, firmanın uluslararası yönetim deneyimi, uluslararası rekabetçi strateji ve ihracat engelleri arasındaki ilişkilere yönelik kavramsal model inşa edildi. Modelde, rekabet yoğunluğu, firma çevikliği, firma büyüklüğü ve uluslararasılaşma dereceleri kontrol değişkeni olarak ele alındı. Araştırma hipotezleri, Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği'ne kayıtlı 204 firmadan toplanan verilerle analiz edildi. Yapılan analizle, firma yeteneklerinden bilgi kapasitesi ve firmanın uluslararası yönetim deneyiminin iç ve dış ihracat engellerini negatif; firmanın ihracat / kaynak taahhüdü ve uluslararası rekabetçi stratejilerin ihracat performansını pozitif etkilediği sonucuna varıldı. Firmanın müşteri belirleme kabiliyeti, pazar bilgisi yeteneği ve uluslararası deneyimi, firmanın iç ve dış ihracat engelleri algısının azalmasına neden olur. Firmanın ürünlerini farklılaştırabilmesi, düşük maliyet avantajı sağlayabilmesi ve kaynaklarını ihracata yönelik kullanabilmesi, firmanın finansal başarı, stratejik konumlanma ve memnuniyetine katkı sağlar.
Covid salgın döneminde soğuk zincir lojistiği zorlukları hakkında bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Soğuk zincir lojistiğinde Koron virüs salgın döneminde soğuk depolama zorluklarını betimlemektir. Bu çalışma, Aşı gibi ürünlerin tedariki aşamasında; stabilitezi sorunu nu maliyet üzerinde durup, bu husus dikkate alınarak stoklamanın aşıların stabilitesinin tedarik maliyetleri nasıl etkilediğini incelemektir. Bu çalışmada nitel veri toplama yöntemlerinden biri olan yarı yapılandırılmış derinlemesine mülakat yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, Gaziantep de bulunan Özel X Hastanesinde aşı muhafazasından ve tedarikinden sorumlu kadrosunda bulunan katılımcı ile yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilmiştir. MHRS uygulamasında aşı stoku sebebiyle yaşanan sorunları anlık takibi yapılsa da Aile Hekimliğinin ya da hastanelerin aşı stoku hakkında anlık veri konusunda zayıflıkları saptanmıştır. Özel Sağlık Kuruluşlarının aşı stokları konusunda merkezi sistemin yakın veya ilgili bölgede bulunan hastanelerin aşı stoku hakkında anlık bilgi veren bir yazılımın olması önem arz etmektedir. Hastanelerin İl Sağlık Müdürlüğü himayesinde kendi aralarında sistemlerini göreceği bir uygulama olması bahsi geçen senkronizasyon sorununa önemli ölçüde gidereceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Korona virüs, Aşı Tedarik Zinciri, Soğuk Zincir.
Bilgi lojistiği kapsamında interaktif vergi dairesi hizmet kalitesinin araştırılması: Diyarbakır'da bir alan çalışması
Bilgi teknolojisindeki ilerlemeler, sıkı rekabet koşulları içinde bulunan firmalara destek sunarken müşterilere de iletişim ve gelişen teknolojiler aracılığıyla istedikleri ürün veya hizmete istedikleri yerden ulaşma imkânı sağlamaktadır. Ancak bu imkan ve gelişen teknoloji altyapısı kullanımının günden güne arttığı lojistik sektörünün; kamusal hizmet ve faaliyetlerin de planlamasında, icrasında ve takibinde teknolojik altyapıların vatandaşlar tarafından kullanımını arttırmaktadır. Bu artış vatandaşların hizmet algısını da doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Bu tez çalışmasında kamu yönetimi tarafından bilgi lojistiği sistemleri kullanımı ile vatandaşların hizmet algısı arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu amaçla 8.000 kişilik örneklem ana kütlesinden 392 gerçek kişi vergi müşterisine anket yolu ile ulaşılarak bilgi lojistiğine ilişkin beklentiler ile interaktif vergi dairesi hizmet kalitesine ilişkin düşünceler arasında ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan korelasyon analizi neticesinde de işlevsellik beklenti düzeyi ile görünüm ve donanım kalite algısı, hizmet kalitesi algısı ve toplam kalite algısı arasında pozitif ve orta seviyenin altında anlamlı ilişki olduğu, kullanıcı odaklı beklenti seviyesi ile görünüm ve donanım kalite algısı pozitif ve orta seviyenin üstünde anlamlı ilişki olduğu, hizmet kalitesi algısı ve toplam kalite algısı arasında ise pozitif ve orta seviyede anlamlı ilişki olduğu, toplam bilgi beklenti düzeyi ile görünüm ve donanım kalite algısı, hizmet kalitesi ve toplam kalite algısı arasında pozitif yönde ve orta seviyede anlamlı ilişki olduğu görülmüştür.
Dalgalı kur değişimlerinin lojistik firmaları üzerindeki etkisi: Gaziantep'te bir uygulama
Lojistik hizmetlerde dış kaynak kullanımı, güvenilir teslimatlar, daha kısa sipariş döngüleri müşteri taleplerini değiştirmektedir. Türkiye'de kur geçişkenliğinin bu kadar büyük bir sorun olmasındaki temel sebep, üretimde hammadde ve girdi bağımlısı bir ülke konumunda oluşundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla ithalata olan bağımlılık nedeniyle, kur dalgalanmalarının ülkedeki fiyatlar genel düzeyini artırıcı ve fiyat istikrarını bozucu etkisi kaçınılmazdır. Rekabetin giderek arttığı lojistik sektöründe de yaşanan sorunları tespit etmek ve çözüm yolları üretmek önemli bir hale gelmiştir. Bu çalışmada, Dalgalı kur değişimlerinden lojistik sektörünün ne şekilde ve ne derece etkilendiğinin araştırılarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmada Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 17 Lojistik firmasına anket uygulanmış olup, Lawshe yöntemi ile KGO ve Güvenirlilik Analizi uygulanmıştır. Genel olarak kur değişiminin sektör üzerindeki etkisinin yüksek olduğu konusunda görüş birliği vardır. Döviz kurları sonrası en çok etkisi olan konu, gümrükleme, liman ve depolama maliyetlerindeki artış olmuştur.
İslami ve konvansiyonel bankaların finansal etkinliklerinin karşılaştırmalı analizi: Türkiye ve dünya örneği
1970'li yıllardan itibaren petrol fiyatlarında yaşanan artış, Körfez ülkelerinde petrodolar birikimine yol açmış ve bu durum İslami bankacılığın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. Türkiye'de ise İslami bankalar 1980'li yıllarda kurulmaya başlanmıştır ve 2005 yılında "katılım bankacılığı" ismini almıştır. Bu tez, 2017-2021 yılları arasında genelde küresel finansal sistemde ve özelde Türkiye'deki İslami/katılım ve konvansiyonel bankaların finansal etkinliğini karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, belirtilen dönemde 14 İslami banka ile 25 konvansiyonel bankanın finansal etkinliğini değerlendirmektedir. İlk olarak, Türkiye'de 5 katılım ve 16 konvansiyonel bankanın finansal etkinliği Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemiyle değerlendirilmiştir. İkinci olarak, "The Banker" dergisinin "Dünyanın En Büyük 1000 Bankası" raporuna göre aktif büyüklüğü bakımından ilk 10'da bulunan 9 İslami ve 9 konvansiyonel bankanın aynı dönem finansal etkinlikleri VZA kullanılarak analiz edilmiştir. Ardından, her iki analizde etkin bulunan bankalar birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Teknik etkinliği (VRS) ölçmek için girdi odaklı (BCC-I) bir model kullanılmaktadır. Araştırmanın bulguları, Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş., Vakıf Katılım Bankası A.Ş., Ziraat Katılım Bankası A.Ş.'nin tüm yıllarda etkin olduğunu, konvansiyonel bankalardan ise sadece Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O., Fibabanka A.Ş. ve Türkiye Garanti Bankası A.Ş.'nin etkin olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye'de İslami bankaların konvansiyonel bankalara göre daha etkin ve verimli olduğu tespit edilmiştir. İkinci olarak, Türkiye analizinde etkin bulunan 3 İslami banka, etkin bankalar analizinde de tüm yıllarda etkin olurken, dünya genelindeki İslami bankaların çoğunun sadece 2019 ve 2021 yıllarında etkin olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlar, Türk katılım bankalarının küresel finansal sistemde diğer bankalara göre daha etkin olduğunu göstermektedir. Son olarak, etkin olmayan bankaların kaynak israfından dolayı etkin olamadığı ve sektörde daha etkin hale gelebilmek için girdilerini üretim sınırında faaliyet gösteren referans bankalara göre ayarlamaları, kaynak kullanımını azaltmaları veya kaynakları daha etkili bir şekilde kullanmaları gerektiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İslami Bankacılık, Katılım Bankası, Konvansiyonel Banka, Veri Zarflama Analizi, Etkinlik
Liman güvenlik kalitesi ve liman hizmet kalitesinin, güven ve müşteri memnuniyeti üzerine etkisi: Akdeniz konteyner limanları örneği
Günümüzde küreselleşmenin ve uluslararası ticaretin artmasıyla deniz yolu taşımacılığı da daha önemli hale gelmiştir. Taşıma hacminin büyük ve düşük maliyetli olması dış ticarette deniz yolu taşımacılığını daha cazip hale getirmektedir. Buna bağlı olarak dış ticaretin kilit unsuru olan limanlar göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir. Ticaret dünyasında köprü görevi gören limanlar lojistik gelişmelere bağlı olarak da önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Uluslararası ticarette lojistik merkez olan limanlar, liman kullanıcılarının tedarik zincirinde ayrılmaz parçası olarak algılanmaktadır. Çünkü limanlar ürün ve bilgi akışının verimli bir şekilde sağlanmasında mükemmel bir rol üstlenmektedir. Ancak yapılan literatür taramasında bu kadar önemli olan limanların hizmet kalitesi ve güvenlik kalitesi yeteri kadar araştırılmamıştır. Dolayısıyla, liman hizmetlerinin kalitesinin ve liman güvenlik kalitesinin sağlanması, güvenin ve müşteri memnuniyetinin değerlendirilmesi açısından kaçınılmazdır. Bu çalışmada da liman güvenlik kalitesi ve liman hizmet kalitesinin güven ve müşteri memnuniyetine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmanın evrenini, Akdeniz konteyner limanlarından hizmet alan gümrük müşavirleri, forwarder, nakliyeciler, gemi acenteleri vd. seçilmiştir. Çalışmada liman güvenlik kalitesi, liman hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti ölçeği İngilizce'den Türkçe'ye çeviri olduğundan pilot uygulama gerekli görülmüştür. Ana kütleden anket yardımıyla toplanan, 100 adet anket formundaki veri analiz edilmiş olup kullanılan ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu tespit edilmiştir. Araştırma hipotezleri PLS-SEM'i (kısmi en küçük kareler-yapısal eşitlik modeli) ile test edilmiştir. PLS-SEM hesaplamasını yapabilmek için Smart PLS programı kullanılmıştır. Yapılan analiz neticesinde liman güvenlik kalitesinin liman hizmet kalitesi ve güveni pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği ancak müşteri memnuniyeti üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca liman hizmet kalitesinin güven ve müşteri memnuniyetini pozitif yönde anlamlı olarak etkilediği tespit edilmiştir.
Kentsel lojistik çerçevesinde PUDO noktalarının incelenmesi: Diyarbakır ilinde bir alan çalışması
Bu tez, ülkemizde "Gel-Al Noktası" olarak bilinen PUDO (Pick Up Drop Off) noktalarının kentsel lojistik süreçlerine ve bu sistemlerin işletmeler ile müşteriler üzerindeki etkilerine odaklanır. Araştırma, Gel Al Noktalarının işleyişi, erişilebilirliği ve sürdürülebilirlik açısından sağladığı avantajları ve karşılaşılan zorlukları derinlemesine analiz eder. Çalışma, 22 işletmeci ile gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler üzerine kurulmuş olup, 6 sorudan oluşmaktadır. Bu görüşmeler Gel-Al Noktalarının işletme performansı ve kentsel lojistik süreçlerine olan etkilerini detaylı bir şekilde değerlendirmektedir. Çalışmanın sonuçları, Gel-Al Noktalarının şehir içi trafik yoğunluğunu azaltmada ve kurye güzergahlarını optimize etmede önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. İşletmelerin performansı üzerinde olumlu etkileri gözlemlenmiş, müşteri erişimi ve deneyimi üzerindeki iyileştirmeler belirlenmiştir. Ayrıca, bu noktaların çevresel sürdürülebilirlik üzerinde olumlu etkileri olduğu ve karbon emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip olduğu tespit edilmiştir. Gel-Al Noktaları, kentsel lojistik süreçlerinde stratejik bir öneme sahip olarak değerlendirilmekte ve bu sistemlerin etkin kullanımı, şehir içi lojistik ve çevre politikalarının geliştirilmesine katkıda bulunabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu çalışma, Gel-Al Noktalarının kentsel lojistik alanında yenilikçi bir yaklaşım olduğunu ve şehir planlaması ile ulaşım stratejilerinde önemli bir rol oynayabileceğini vurgulamaktadır. Araştırma, akademik literatüre önemli katkılar sunmakta ve yerel yönetimler, lojistik sektörü ve işletmeler için değerli içgörüler sağlayarak bu alanda daha fazla araştırma ve politika geliştirilmesi için bir temel oluşturmaktadır.
Türkiye'nin demir çelik sektöründeki uluslararası rekabet gücünü belirlemeye yönelik karşılaştırmalı bir analiz
Bu tez çalışması, Türkiye'nin demir çelik sektöründeki uluslararası rekabet gücünü belirlemek ve geliştirme potansiyelini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve dünyada en çok çelik üreten ülkelerin, çelik üretiminde 2017 ila 2021 yılları arasında yer alan uluslararası ticaret verileri Trademap, Dünya Çelik Birliği, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği ve Türkiye Çelik İhracatçıları Derneği kaynaklarından elde edilmiştir. Toplanan veriler, yoğunlaşma analizi için konsantrasyon oranı olarak kullanılan CR4 ve CR8 yoğunlaşma oranları ile Herfindahl-Hirschman Endeksi (HHI) gibi ölçütlerine göre analiz edilmiştir. CR4 endeksi, sektördeki dört büyük rakibin ve pazarın yoğunluğunu değerlendirmek için kullanılan bir yöntemdir. Benzer şekilde, CR8 endeksi de sektördeki sekiz büyük rakibin ve pazarın yoğunluğunu değerlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. HHI endeksi ise sektördeki rekabet yoğunluğunun belirlenmesine imkân tanıyan bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Bu değerlendirmeler yapılarak Türkiye'nin demir çelik sektöründeki uluslararası rekabet gücü ve yoğunlaşma düzeyi belirlenmiştir. Sonuçlar, Türkiye'nin demir çelik sektöründe önemli bir üretim gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Ancak Türkiye'nin çelik üretimi incelendiğinde; birçok alanda kullanılabilen, yüksek talep gören, nitelikli ve katma değeri yüksek olan yassı çelik ürünlerinde üretiminin, ihracatının ve rekabet gücünün oldukça sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'nin daha çok yoğunlaşmamış piyasalarda yer alan ve daha sınırlı talep gören uzun çelik ürün gruplarını ürettiği görülmüştür. Ayrıca hammadde ve enerji bağımlılığı gibi faktörler nedeniyle Türkiye'nin uluslararası rekabet gücünün sürdürülmesinde zorluklar yaşandığı görülmektedir.
Lojistik firmalarında yeşil farkındalık ve yeşil strateji uygulamaları; Türkiye'deki lojistik firmalarının incelenmesi
Bu çalışma, lojistik sektöründe faaliyet gösteren firmaların yeşil farkındalık ve strateji arasındaki ilişkiyi derinlemesine incelemiştir. Elde edilen veriler, lojistik firmalarının çevresel faktörleri değerlendirme ve stratejik adımlar atma konusundaki hassasiyetlerini vurgulamıştır. Özellikle, yeşil farkındalık ile strateji arasındaki güçlü pozitif ilişki, çevre dostu uygulamaları benimseme ve sürdürülebilirlik çabalarıyla ilişkilendirilmiştir. Anket sonuçları, yönetim şekli ile yeşil farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuş ve bu durumun şirketlerin çevresel konulardaki yaklaşımlarıyla bağlantılı olduğunu göstermiştir. Ayrıca, lojistik firmalarının sunduğu hizmetler ile yeşil farkındalık ve strateji düzeyleri arasında da bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, uluslararasılaşma derecelerinin, firmaların çevresel konulara olan duyarlılıkları üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, lojistik firmalarının çevresel faktörlere yönelik bakış açılarını iş stratejilerine yansıtma eğiliminde olduklarını göstermektedir.
Son mil teslimat faaliyetlerinde bulunun motorlu kuryelerde iş motivasyonu, iş tatmini ve örgütsel bağlılık ilişkisi
Bu çalışma, son mil teslimat faaliyetlerinde bulunan motorlu kuryelerin iş motivasyonu, iş tatmini ve örgütsel bağlılıklarının önemine odaklanmaktadır. Araştırmanın temel amacı, motorlu kuryelerin çalışma deneyimlerini derinlemesine inceleyerek, özellikle iş motivasyonu, iş tatmini ve örgütsel bağlılık açılarından değerlendirmektir. Son mil teslimat hizmetlerinin, e-ticaretin hızla büyümesi ve tüketicilerin taleplerinin değişmesiyle birlikte giderek daha fazla önem kazandığı göz önüne alındığında, bu araştırma motorlu kuryelerin iş deneyimlerini anlamanın ve işletmeler için verimliliği artırmanın kritik bir unsur olduğunu vurgulamaktadır. Bu araştırma, Gaziantep ilinde son mil teslimatında görev alan motorlu kuryeler üzerinde yoğunlaşmıştır. Veri toplama sürecinde anket yöntemi kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paketi ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre, katılımcıların çoğunluğunun erkek olduğu, genellikle 26-33 yaş aralığında olduğu ve lisans düzeyinde eğitim aldığı belirlenmiştir. Ayrıca, katılımcıların çoğunluğunun evli olduğu ve aylık gelirlerinin 25.001 TL ile 30.000 TL arasında olduğu tespit edilmiştir. Ölçeklerin yapı geçerliliği ve güvenilirliği yüksek bulunmuş ve analiz için uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İş motivasyonunun iş tatmini üzerinde pozitif bir etkisi olduğu ve iş tatmininin de örgütsel bağlılık üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu bulgusu önemlidir. Ayrıca, iş tatmininin ve motivasyonun örgütsel bağlılık üzerindeki değişimin büyük bir kısmını açıkladığı görülmüştür. Yapılan aracılık analizi sonucunda, iş tatmininin motivasyon ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulgusu elde edilmiştir. Bu araştırmanın bulguları, motorlu kuryelerin iş deneyimlerini anlamak ve iyileştirmek için önemli bir yol haritası sunmaktadır. İşletme yöneticileri ve insan kaynakları uzmanları, bu bulguları dikkate alarak çalışanların motivasyonunu ve tatminini artırmak için stratejiler geliştirebilirler. Bu stratejiler, hem çalışan memnuniyetini artırabilir hem de işletmelerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırabilir. Dolayısıyla, bu araştırmanın sonuçlarının işletmeler tarafından değerlendirilmesi ve ilgili stratejik kararların alınması önemlidir.
Yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının firma performansına etkisinde yeşil inovasyon ve yeşil üretimin rolü
Firmalar sürdürülebilirliğin karmaşık ortamında faaliyetlerine devam ederken, yeşil uygulamaların tedarik zincirlerine entegrasyonu, operasyonel verimliliğin yanı sıra çevresel ve ekonomik hedeflere ulaşmak için kritik bir strateji olarak ortaya çıkmıştır. Bu doktora tezi, çağdaş iş ortamları bağlamında yeşil tedarik zinciri uygulamaları, yeşil inovasyon, yeşil üretim ve firma performansı arasındaki karmaşık ilişkileri araştırmaktadır. Kapsamlı ampirik araştırmalara ve teorik çerçevelere dayanan bu çalışma, yeşil tedarik zinciri uygulamaları ile firma performansının çeşitli boyutları arasındaki ilişki üzerinde yeşil inovasyon ve yeşil üretimin aracılık etkilerinin kapsamlı bir analizini sunmaktadır. Bulgular, yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ile hem yeşil inovasyon hem de yeşil üretim arasında önemli pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymakta ve bunların sürdürülebilir inovasyon ve üretim süreçlerini teşvik etmedeki önemli rolüne işaret etmektedir. Ayrıca, yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları çevresel, ekonomik ve operasyonel performans üzerinde olumlu bir etki göstermekte ve çevreye duyarlı pazarlarda faaliyet gösteren firmalar için çok yönlü faydalarını vurgulamaktadır. Benzer şekilde, yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları operasyonel performans ile pozitif ilişkiler sergilemekte ve verimlilik kazanımları elde etmek için sürdürülebilir uygulamaların iş operasyonlarına entegre edilmesinin öneminin altını çizmektedir. Ayrıca, yeşil inovasyonun çevresel ve operasyonel performansın artırılmasındaki aracılık rolü, sürdürülebilir uygulamaların somut iş sonuçlarına dönüştürülmesindeki aracılık işlevini vurgulamaktadır. Beklentilerin aksine, çalışmada yeşil tedarik zinciri yönetimi uygulamaları ile çevresel performans arasındaki ilişkide yeşil üretimin önemli bir aracılık rolü bulunamamıştır. Bununla birlikte, yeşil üretim çevresel, ekonomik ve operasyonel performans üzerinde doğrudan olumlu etkiler göstermekte ve farklı kurumsal işlevler arasında sürdürülebilirliği sağlamadaki içsel değerini vurgulamaktadır. Genel olarak bu tez, yeşil inovasyon ve yeşil üretimin yeşil tedarik zinciri uygulamalarının firma performansı üzerindeki etkisine aracılık ettiği mekanizmaları aydınlatarak sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi konusunda giderek artan bilgi birikimine katkıda bulunmaktadır. Bu içgörüler, uzun vadeli rekabet gücü ve çevresel yönetim için stratejik bir zorunluluk olarak sürdürülebilirlikten yararlanmak isteyen firmalar için pratik çıkarımlar sunmaktadır.
Yalın ve yeşil tedarik zincirinin çevresel performansa etkisi: Gaziantep'te bir alan çalışması
Çevresel sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliğinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Çevresel performans, işletmelerin çevresel etkilerini minimize ederek doğal kaynakları etkin bir şekilde kullanma kapasitesini ifade etmektedir. Tedarik zinciri ise hammaddelerin tedarik edilmesinden nihai ürünlerin tüketiciye ulaştırılmasına kadar olan süreçleri kapsamaktadır. Bu çalışma ise yalın ve yeşil tedarik zinciri uygulamalarının çevresel performans üzerindeki etkilerini Gaziantep'te incelemeyi amaçlamıştır. Gaziantep, Türkiye'nin sanayi ve ticaret merkezlerinden biri olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Gaziantep'teki işletmelerin yalın ve yeşil tedarik zinciri uygulamalarını ne ölçüde benimsedikleri ve bu uygulamaların çevresel performansa olan etkileri incelenmiştir. Bu inceleme sırasında ölçeklerin geçerliliği ve güvenilirliği ispatlanmış ölçekler ile geliştirilmiş olan ve Paker (2018) tarafından geliştirilen ölçek baz alınmıştır. Bu kapsamda araştırma, yalın ve yeşil tedarik zinciri uygulamalarının çevresel performans üzerindeki önemini vurgulamakta ve bu alanda yapılacak gelecekteki araştırmalara ışık tutmaktadır. Araştırma bulguları, işletmelerin yalın ve yeşil tedarik zinciri uygulamaları ile çevresel performans arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır.
Kamu ve özel sektörde kayıtlı elektronik posta kullanımının kurum performansına etkisi
Kayıtlı elektronik posta(KEP), e-imza ve zaman damgası kullanılarak, bir elektronik postanın iletimini güvence altına almayı, ileti gönderen ve ileti alan kişilerin kim olduklarının bilinmesini, gönderilen iletinin ne olduğunun, içeriğinin başkalarınca değiştirilmediğinin ve gönderim zamanının kesin olarak tespit edilmesini sağlamaktadır. KEP, elektronik posta yoluyla yasal geçerli ve teknik olarak güvenli bir şekilde e-belge paylaşımını sağlayabilen ve bu işlemlerle alakalı kesin delil sağlayabilen tek araçtır. Bu çalışmada, KEP sisteminin hangi ihtiyaçlara ne şekilde çözüm getirdiğine ilişkin bir fikir oluşturması, KEP sistemini kullananların iş yaşamına etkisinin neler olduğunun belirlenmesi amacını taşır. Bu kapsamda kamu sektörü ve özel sektörde KEP kullanan 325 kişiye anket yapılıp veriler toplanmıştır. Tesadüfî olmayan yöntemlerden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Keşifsel bir çalışma olup, elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiş; birbirinden bağımsız kategorik değişkenler arasında Ki-Kare (x2) analizi uygulanmış ve çapraz tablolar oluşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre KEP kullanımının hızlı hizmette bulunma, iş yükünü azaltma, iş verimliliğini arttırma, bürokrasi ve kırtasiyeciliği azaltma, maliyetleri azaltma gibi faaliyetlere katkısı olduğunu sonucuna varılmıştır. Ayrıca KEP tam, doğru ve geçerli bilgi sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Kayıtlı Elektronik Posta, Kayıtlı Elektronik Posta Mevzuatı, Elektronik imza
3 PL hizmetlerinden duyulan memnuniyetin firma performansı üzerine etkileri
Lojistik faaliyetlerin küresel üretim ve ticaretteki kilit rolünün marka acıdan, ülkeler ve mikro acıdan işletmeler tarafından farkına varılmasıdır. Lojistik hem kavramsal hem de uygulama açısından hızlı bir ilerleme kaydetmiş ve akademik dünyanın dikkatini önemli ölçüde çekmiştir. Lojistik faaliyetlerin genellikle işletme dışından üçüncü bir tarafından hizmet alımı mantığına dayalı olarak temin edilmesi, taraflar arasındaki ilişkilerin işlemsel ve ilişkisel acıdan incelenmesi gereğini açığa çıkarmıştır. Özellikle, üretici ve ihracatçı firmaların üçüncü parti lojistik (3PL) hizmeti sağlayan firmalardan temin ettikleri lojistik hizmetlerin kalitesi, ihtiyacı karşılama yeteneği ve etkinliği, hizmet alan firmanın performans çıktıları üzerine etkilerinin sorgulanması önem kazanmıştır. Dolayısıyla bu çalışma, 3PL firmalarının hizmetlerinden duyulan memnuniyetin firma performans çıktılarını nasıl etkilediği problemine odaklanmaktadır. Ayrıca bu araştırma 3PL firmasının hizmet kalitesi ölçümü, memnuniyet, sadakat ve performans değişkenlerini ele alan kuramsal bir model oluşturmayı ve test etmeyi amaçlamaktadır. Bu model sayesinde; 3PL firmalarının zayıflıkları ve güçlü yönlerini fark etmelerine ve sunulan hizmetleri iyileştirmelerine ve müşterinin neye ihtiyacı olduğunu daha iyi anlamalarına yardımcı olmanın yanı sıra literatüre katkı verilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca çalışmanın örneklemi Moldova'da yerleşik firmalardan kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak ulaşılan anahtar yanıtlayıcılardan oluşmaktadır. Çalışma verileri anket yöntemi ile elde edilecektir
Türkiye'de taşımacılık altyapılarının ekonomik büyüme üzerine etkileri
Lojistiğin faaliyet alanlarından biri olan taşımacılık, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçasını oluşturan, ekonomik ve sosyal yönden var olabilmeyi mümkün kılan bir sistemdir. Gelişmekte olan ülkelerde taşımacılık olmadan kentleşme, sanayileşme, ihracat gibi kalkınma hedeflerine ulaşmak mümkün değildir. Bu nedenle, altyapı geliştirme, gelişmekte olan ülkelerdeki kamu politikalarının olmazsa olmaz parçalarından biridir. Türkiye'de de ulaştırma sistemleri içinde 2017 yılında yapılan altyapı yatırımlarında, en yüksek pay önce karayolu, daha sonra demiryoluna aittir. Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin 1988-2017 dönemi verileri kullanılarak, karayolu uzunlukları ve demiryolu hat uzunluklarından faydalanılmış, taşımacılık altyapısı ile ekonomik büyümeye arasındaki ilişki Cobb-Douglas üretim fonksiyonu yardımı ile incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda taşımacılık altyapıları ile ekonomik büyüme arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Hizmet kalitesinin marka algısı ve satın alma niyeti üzerine etkisi: Kültürün düzenleyici rolü
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de yaşayan Suriye uyruklu yükseköğretim öğrencilerinin fastfood tüketim alışkanlarını bölümlendirmektir. Araştırmanın çalışma evrenini, Gaziantep Üniversitesinde eğitim görmekte olan Suriye uyruklu yükseköğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Bu kapsamda, 2017-2018 eğitim öğretim yılında basit tesadüfi (random) örnekleme yöntemiyle ulaşılan toplam 191 katılımcıya araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile desenlenen araştırma verilerinin çözümlenmesinde SPSS 23 ve AMOS 23 paket programları kullanılmış ve veri setinin normal dağılım özellikleri göstermesinden ötürü verilerin çözümlenmesinde parametrik testlerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Suriye uyruklu yükseköğretim öğrencilerinin hizmet kalitesi ve marka algısı skorları pozitif yönde iken, satın alma niyeti algılarında bariz bir eğilim tespit edilmemiştir. Buna ek olarak, katılımcıların toplulukçuluk ve dişilik skorlarının yüksek, belirsizlikten kaçınma ve uzun zamanlı oryantasyon skorlarının ise orta seviyede olduğu saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların hizmet kalitesi, marka algısı, satın alma niyeti ve kültürel değerleri arasında doğrudan ve dolaylı anlamlı ilişkiler de tespit edilmiştir. Son olarak Suriye uyruklu yükseköğretim öğrencileri içerisinde ekonomik durum temelli iki farklı tüketici profili olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmet kalitesi, marka algısı, satın alma niyeti, kültür, fast-food, Suriye uyruklu yükseköğretim öğrencileri.
Sürdürülebilir kalkınma ve karbon ayak izi ilişkisi: G-8 örneği
Sürdürülebilir kalkınma; insanlığın özellikle son zamanlarda doğadaki mevcut kaynakları bilinçsizce tüketerek kendilerine ve gelecek nesillere yaşanabilir bir ortam bırakmamasıyla varlığı anlaşılmış bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Karbon ayak izi, insan aktivitelerinin doğada oluşturduğu karbondioksit miktarıdır. İnsanlar yaşamı boyunca doğada çeşitli izler bırakmıştır. İnsanların doğaya bıraktığı izler dünya yaşantısını olumsuz şekilde etkilemekte atmosferde karbondioksit ve sera gazlarının oluşmasına sebep olmaktadır. Küresel ısınmadan dolayı yaşanan bu artış telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğurabilecekken bu tehlikenin farkına varan gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, bu konuya dikkatleri çekebilmek ve önlemler alabilmek gayesiyle çeşitli toplantılar gerçekleştirmişlerdir. Bu tez çalışmasında, sürdürülebilir kalkınma ile karbon ayak izi ilişkisi G-8 ülkeleri özelinde ele alınmaktadır. Bu çalışmada Panel FMOLS veri analizi yapılmıştır. Çalışmanın analiz kısmında marka başvuru sayısı, patent başvuru sayısı AR-GE harcamalarının GSYİH'ya oranı ve nüfusun karbondioksit emisyonu üzerindeki etkisi G-8 ülkeleri (Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Kanada ve Rusya) özelinde araştırılmıştır. FMOLS tahmincisinden elde edilen sonuçlara göre hem panel genelinde hem de ülke bazlı sonuçlarda, marka ve patent başvuru sayısı ve AR-GE harcamalarının karbondioksit emisyonu üzerinde oldukça düşük etkiye sahip olduğu görülmüştür.
Lojistik Performans Endeksi, gayrisafi yurtiçi hasıla, ihracat ve ithalat ilişkisi: OECD ülkeleri örneği
Bu çalışmanın amacı, Dünya Bankası'nın sunmuş olduğu Lojistik Performans Endeksi (LPE) verilerinden yararlanılarak Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü (OECD) ülkelerinin grup karşılaştırması yapılarak güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Çalışmada Dünya Bankası'nın yayınlamış olduğu 2007, 2010, 2012, 2014, 2016 ve 2018 yılı lojistik performans endeksi raporuna göre elde edilen veriler 2018 yılının baz yılı olarak belirlenerek gruplandırılan lojistik performans endeksi puanı en yüksek on OECD üye ülkesi ve lojistik performans endeksi puanı en düşük on OECD üye ülkesinin elde ettiği rakamlar, GSYH, ihracat ve ithalat kavramları ile ilişkilendirmeyi amaçlamıştır. Ekonometrik grup modelleri oluşturulurken lojistik performans endeksi en yüksek on OECD üye ülkesi ve lojistik performans endeksi en düşük on OECD üye ülkesinin 2018 yılı lojistik performans endeksi puanına göre sıralama yapılmaktadır. Yapılan çalışmada makroekonomik açıdan gayri safi yurtiçi hasıla, ihracat ve ithalat kalemleri üzerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın geneline bakıldığında uygulanan temel analiz yöntemi olarak panel veri analizi kullanılmıştır. Ayrıca panel regresyon tahmin yöntemi tercih edilmektedir. Bununla birlikte, çoklu panel regresyon modeli kurularak, kullanılan tekniğin gerektirdiği bir takım varsayımlar ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular çerçevesinde lojistik performans endeksi en yüksek on OECD üye ülkesinin lojistik performans endeksi puanları (2007-2018) ile gayri safi yurt içi hasıla rakamları arasında pozitif bir ilişki olduğu ancak, aynı grup ülkelerinin ithalat ve ihracat rakamlarının lojistik performans endeksi puanları ile herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Lojistik performans endeksi en düşük on OECD üye ülkesi gurubu için yapılan analiz çalışmaları sonucunda, grup ülkelerinin lojistik performans endeksi puanları (2007-2018) ile GSYH, ihracat ve ithalat rakamları arasında herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
Türkiye ve İsrail'in ihracat performansı üzerine bir karşılaştırma
Küreselleşme sonucu artan rekabet ortamında, bütün ülkeler uluslar arası piyasalarda rekabet gücü ve ihracat performansını artırarak, ekonomik büyüme ve dolayısıyla refah artışına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Birçok ülkenin rekabet gücünü artırmaya yönelik politikaları arasında, ihracatın bileşiminde teknoloji yoğun ürünlerin ağırlık kazanmasına dönük olanlar ön plâna çıkmaktadır. Bu politikaların tercihinde, gelişme sürecini yakın dönemde tamamlamış Güney Kore ve İsrail gibi ülkelerin deneyimleri etkili olmuştur. Ekonomik büyüme performansında etkili olan ihracata odaklanan çalışmamız, Türkiye ve İsrail'in 1960'lardan bugüne sergilediği ihracat performansını konu edinmiştir. Bu çerçevede, literatürde yer alan ihracat performansı üzerinde etkili faktörler bağlamında iki ülkenin kaynakları ve ihracat performansı incelenmiştir. Çalışmamızın temel amacı, Türkiye ve İsrail'in ihracat performansının karşılaştırılmasıdır. Bu doğrultuda birincil amaç, ihracat performansını etkilediği düşünülen GSYİH, nüfus, beşeri sermaye, ulaşım alt yapısı, makro ekonomik durum, Ar&Ge, teknolojik yetenekler ile yerli ve yabancı yatırımların incelenmesidir. İkinci amaç, ülkelerin ihracatının miktar ve bazı ekonomik büyüklüklere oranı bakımından karşılaştırılmıştır. Son olarak ihracat performansı kalitatif bir yaklaşımla ele alınıp ülkelerin ihracatları teknolojik yoğunluklarına göre tasnif edilerek karşılaştırılmıştır. Araştırmamızda ihracat performansıyla ilgili makro ekonomik değişkenler Dünya Bankası veri tabanından alınmıştır. İhracatın teknolojik yoğunluğunun belirlenmesinde ise BM Comtrade veri tabanından alınan veriler kullanılmıştır. Ulaşılan bulgular arasında, 1960?2005 yılları arasında her iki ülkenin miktar olarak yakın düzeyde ihracat yaptığı, ihracatın GSYİH'ya oranı bakımından 1980'lerde İsrail'in Türkiye'den iki kat yüksek performans gösterdiği, teknolojik yoğunluk bakımından Türkiye'nin orta ve düşük teknolojiye, İsrail'in ise yüksek teknolojiye dayanan ihracat yapısına sahip olduğu bulgulanmıştır. Çalışmada Türkiye ve İsrail'in ekonomik özelliklerinin ortaya çıkarılarak mukayese edilmesi, araştırmanın özgün değerini oluşturduğu gibi, ulaşılan bulgular ulusal rekabet politikaları için gerekli bilgileri sağlaması açısından önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: İhracat performansı, Teknolojik yoğunluk, Türkiye, İsrail
1918-1946 yılları arası Türkiye-Suriye iktisadi ilişkileri
1918-1946 döneminde Türkiye ve Suriye arasında iktisadi ilişkileri inceleyen araştırmada, temel olarak Fransa'nın koruyuculuğu altındaki Suriye'de manda idaresinin uyguladığı politikalar ve bu yönde şekillenen ekonomik yapıya ilave olarak Türkiye ile ticari ilişkilerinin boyutları ve bileşimi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada ilk olarak, Türkiye ekonomisinin genel görünümü ve Fransız mandası altında Suriye ekonomisi ve söz konusu dönemde uygulanan iktisat politikalarının ticari ilişkiler üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Ayrıca söz konusu dönemde Türkiye ve Suriye arasında günümüzde bile zaman zaman gündeme gelen Hatay sorununun doğuşu irdelenmiştir. İkinci olarak ise 1926-1942 yılları arasında Türkiye ile Suriye arasında ticaretin boyutları, bileşimi, söz konusu ticaretin Türkiye için nisbi önemi ile birlikte ticaretin geçirdiği değişiklikler açığa çıkarılmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere dönem içinde ticareti oluşturan malların çeşitli açılardan tasnifi ve oranlanması yöntemiyle ticari ilişkinin yapısal analizi gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda Suriye'nin Türkiye ile ticari ilişkilerin, iki ülkenin tarihi ve kültürel bağları ve konumundan doğan avantajları göz önünde tutulduğunda beklenen düzeyde gerçekleşmediği görülmüştür. Büyük oranda tarımsal hammaddeler olmak üzere küçük miktarda endüstriyel ürünlerin ticareti yapılmakla birlikte, iki ülke arasında ticaret 30'lu yılların genel konjonktürüne uygun olarak azalmıştır.Anahtar kelimeler: Türkiye Ekonomisi, Suriye Ekonomisi, Fransız Mandası, Suriye-Türkiye Ticari İlişkileri.
Türkiye'de ihracat çeşitlendirmesi ve büyüme ilişkisi
İhracat önderliğinde büyüme hipotezi ile ilgili literatürde ihracatın niceliği kadar niteliğinin de dikkate alınmasıyla detaylanan çalışmalarda, gelişen ülkelerin ihtiyaç duyduğu ihracat gelirlerinde artış ve istikrar bakımından önemli görülen ihracatın çeşitlendirme düzeyi dikkat çekmektedir. Çeşitlendirme düzeyinin yükselmesiyle döviz gelirlerinde artış ile istikrar ve bunların olumlu makroekonomik sonuçları, büyüme kaynaklarını etkinleştirmektedir. Bu doğrultuda planlanan Türkiye'de ihracat çeşitlendirmesi ve büyüme konulu çalışmanın temel amacı ihracat çeşitlendirme seviyesi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin analizini gerçekleştirmektir. Türkiye'nin ihracat çeşitlendirme seviyesi, Gini?Hircshman Katsayısı ve Herfindahl Endeksinin hesaplanmasıyla belirlenecektir. Çeşitlendirme düzeyi ile büyüme ilişkisini incelenebilmesi için uygulanacak ekonometrik analizdedeğişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki ve dinamik etkileşimleri incelemek amacıyla Granger nedensellik testleri ullanılacaktır. İlk olarak durağanlığın test edilebilmesi için ADF birim kök testi uygulanacak son olarak da Granger nedenselliktesti ile değişkenler arasındaki ilişkinin varlığı ve yönü test edilecektir. Araştırmada çeşitlendirme seviyesinin belirlenmesinde BM Comtrade veri tabanından alınan dış ticaret verileri (SITC Rev. 1 Dig. 3) kullanılacaktır. Nedensellik analizinde kullanılacak diğer makroekonomik değişkenler ise Dünya Bankası veri tabanında alınacaktır. Sonuçlar. 1962 ile 2008 arasındaki dönem için Türkiye'de ihracat çeşitlendirmesinden ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisi bulunamadığını ortaya koymuştur. Ancak ekonomik büyümeden ihracata doğru bir nedensellik ilişkisi ve ihracattan ise ihracat çeşitlendirmesine doğru bir edensellik ilişkisi bulunmuştur.Anahtar Kelimeler:
Yeni kurumsal kuram çerçevesinde elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörler
Geleneksel iş yapma biçimlerinin yerini hızlı bir şekilde internet tabanlı elektronik ticarete bıraktığı günümüz dünyasında firmaların; en azından mevcut rekabet güçlerini korumak adına içinde bulundukları çevrede meydana gelen sosyal, ekonomik, kültürel, teknolojik vb. birçok değişime ayak uydurmaları gerekmektedir. Dünya genelinde ve özellikle Türkiye gibi gelişen ekonomilerde kullanıcı sayısını yüksek bir ivmeyle arttıran elektronik ticaret süreçlerinin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörlerin ortaya çıkarılması bu sürece ilişkin fayda ve maliyetlerin daha iyi anlaşılması açısından önem teşkil etmektedir. Elektronik ticaret gibi yeniliklerin benimsenmesi üzerine yapılan çalışmalarda kullanılan birçok teori bireysel düzeyde benimsemeyi incelemektedir. Yeni kurumsal teori ise bu yeniliklerin benimsenmesi üzerinde etkili olan faktörleri, firmanın içinde bulunduğu kurumsal çevreyi ele alarak incelemektedir. Yeni kurumsal teori firmanın faaliyet gösterdiği kurumsal çevrede ortaya çıkan ve firmaların birbirleriyle eşbiçimli (izomorfik) hale gelmesine neden olan zorlayıcı, taklitçi ve normatif baskı mekanizmalarının benimseme üzerinde etkili olduğuna ilişkin farklı bir bakış açısı getirmektedir. Çalışmada yeni kurumsal teori bağlamında ele alınan ve elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde etkili olduğu düşünülen faktörleri incelemek üzere Gaziantep'te faaliyet gösteren firmalarla yapılan anket çalışması sonucu elde edilen veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 18.0 yazılımı aracılığıyla ?Bağımsız İki Grup T-testi? ve ?Çok Değişkenli Regresyon Analizi? yapılarak değerlendirilmiştir. Analizler sonucu ulaşılan bulgular; eşbiçimli baskıların elektronik ticaretin benimsenmesi üzerinde kullanım şekli ve benimseme düzeyine göre farklı etkilerinin olduğunu göstermektedir.
Küreselleşmenin sosyal kutuplaşma üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği ülkeleri üzerine bir uygulama
Küreselleşme, ulusal sınırların ortadan kalkmasını, ülkelerin dünya ile entegrasyonunu ifade eden sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve hukuksal bir süreçtir. Küreselleşme kavramı, özellikle 1980'li yıllardan itibaren yoğun olarak kullanılmıştır. Ancak temelleri 15. ve 16. yüzyılda ?Coğrafi Keşifler? ile atılmıştır. Küreselleşme süreci bir ülkeye ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel olmak üzere dört farklı boyutta etki etmektedir.Yapılan çalışmada sosyal kutuplaşma kavramı küreselleşme ekseninde ele alınmıştır. Sosyal kutuplaşmanın nedenleri; gelir dağılımı eşitsizliği, ekonomik yapıdaki dönüşüm, istihdam koşullarının yeniden yapılanması ve göçlerin artışıdır. Bu nedenlerin ortaya çıkardığı sonuçlar ise işsizlik, yoksulluk, suç oranlarının artması, kentsel yapının değişmesi ve mesleki kutuplaşmadır. Küreselleşme aslında çok boyutlu bir kavramdır. Bu farklı boyutlar ve ülkelerin içinde bulunduğu farklı koşullar ülkelerin bu süreçten değişik şekillerde etkilenmelerine neden olmaktadır. Küreselleşme, gelir dağılımı eşitsizliği ve sosyal kutuplaşma ekseninde yapılan çalışmalardan bazıları küreselleşmenin gelir dağılımı eşitsizliğini arttırdığını gösterirken bazıları aksini göstermektedir. Gelir dağılımı eşitsizliği, toplumsal eşitsizliği ve sosyal kutuplaşmayı oluşturan nedenlerden biridir. Yapılan tezde, 2008 yılı içinBu çalışmada küreselleşme süreci ve sosyal kutuplaşma arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla 2008 yılı için AB ülkeleri baz alınarak yatay kesit analizi yapılmıştır. 27 AB ülkesinden oluşan gelişmiş ülke grubunda küreselleşme sürecinin sosyal kutuplaşmayı azatlığı yönünde bulgulara ulaşılmıştır.
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalarda stratejik oryantasyon ve işletme performansı arasındaki ilişki
Dünya ticaretinden daha fazla pay alabilmek için ülkeler uyguladıkları bir dizi karar, politika ve stratejilerle yerel sermayenin rekabet edebilirliğini artırırken aynı zamanda yabancı sermayeyi de ülkeye çekmeye çalışmaktadırlar. Ülkelerin bu amaçla uyguladıkları stratejilerden biri de serbest bölgelerdir. Serbest bölgeler hem yabancı yatırımcıyı ülkeye çekerek ileri teknoloji girişini hızlandırmakta, hem de ucuz hammadde ve vergi açısından kolaylık sağlayarak ülke ihracatçısını dünya pazarında rekabet edebilir hale getirmektedir. Serbest bölgeler genellikle büyük limanlara, uluslararası havaalanlarına, karayollarına yakın yerlerde kurularak hem ucuz hammadde girişinin artırmakta hem de depolama hizmetlerinin gelişmesine katkı sağlayarak ulusal lojistik sektörünü de destekler verebilmektedirler. Bu çalışma serbest bölgeler üzerine yapılan kapsamlı bir alan araştırması stratejik oryantasyonlar ve firma performansı arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada stratejik oryantasyonlar olarak pazar, teknoloji, girişimcilik, öğrenme oryantasyonu ele alındı. İşletme performansı ise finansal, finansal olmayan, pazar ve yenilikçilik performansı boyutları ile ele alındı. Çalışmada belirli bir olasılık hesabına dayanmayan kolayda örneklem yöntemi kullanılmış ve veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 18.0 yazılımı aracılığıyla ?Korelasyon Analizi? ve ?Hiyerarşik Regresyon Analizi? yapılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucu uygulanan bulgular; stratejik oryantasyonların işletme performansı üzerinde etkilerinin olduğunu göstermektedir. Çalışma elde edilen bulguların hem teorik hem de yönetsel anlamda değerlendirilmesi ve yorumlanması ile sona ermektedir.Anahtar Kelimeler: Serbest Bolgeler, Stratejik Oryantasyon, Firma Performansı