Hasan Kalyoncu University
HKU

Hasan Kalyoncu University

Gaziantep, Türkiye
Founded: 2000
Websitetwitterlinkedininstagramfacebook

1,861

Archived Theses

0

DOIs Assigned

4

Institute

0%

DOI Rate

Recently Added Theses

View All
DoctorateOpen AccessTR

Multifokal intraoküler lens implantasyonu sonrası nöroadaptasyonun stimülasyonu için uygulanan göz egzersizlerinin görme fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışma multifokal intraoküler lens (IOL) implantasyonu sonrası nöroadaptasyonu stimüle etmek amacıyla uygulanan göz egzersizlerinin, hastaların görme fonksiyonu ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada 74 birey basit rastgele yöntem ile Çalışma Grubu (ÇG) (n=37) ve Kontrol Grubu (KG) (n=37) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Çalışma grubu Multifokal İOL implantsayonunu takiben hastanın durumu stabil olduktan sonra her gün en az bir seans (~30 dk.) toplam 12 hafta boyunca yoga göz egzersizlerini ev temelli olarak uygularken, kontrol grubuna ise sadece değerlendirme planlandı. Değerlendirmeler her iki grup için cerrahiden önce, cerrahiyi takiben 1. ve 3. ayda olmak üzere toplam üç kez yapıldı. Hastaların sosyodemografik verileri için araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Veri Formu, okuma performansları için Zamanlı Okuma Testi, görme ile ilişkili yaşam kalitesi için Ulusal Göz Sağlığı Enstitüsü Görme İşlevi Ölçeği (NEİ-VFQ 25), anksiyete düzeyleri için Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği (STAI), bilişsel performansları için Standardize Mini Mental Test (SMMT) kullanıldı. Ayrıca göz hastalıkları uzmanı tarafından hastaların refraksiyon hatası, görme keskinliği, kontrast duyarlılığı, göz içi basınç, pupilla çapı ve kappa açısı ölçümleri yapıldı. İlk değerlendirmeden elde edilen veriler, çalışma ve kontrol gruplarının sosyodemografik, fiziksel (yaş, boy, ağırlık, BKİ), fizyolojik (pupilla çapı, kappa açısı) ve bilişsel (SMMT) açıdan benzer olduğunu gösterdi (p>0.05). Yoga göz egzersizleri sonrasında çalışma grubunda göz içi basıncı, okuma performansı, yaşam kalitesi ve anksiyete düzeylerinde kontrol grubuna göre anlamlı iyileşmeler gözlendi (p0,05). Sonuç olarak, bu çalışma, multifokal İOL implantasyonu sonrası uygulanan yoga göz egzersizlerinin hastaların görme fonksiyonları ve görme ile ilişkili yaşam kalitelerini artırabileceğini göstermektedir. Ayrıca, bu egzersizlerin okuma performansı ve anksiyete düzeylerinde olumlu değişimlere yol açtığı, ancak görme keskinliği ve kontrast duyarlılık üzerinde sınırlı bir etkisinin olduğu anlaşılmıştır. Fizyoterapi alanında, görme fonksiyonu ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik bu tür tamamlayıcı egzersiz programlarının uygulanması, bireylerin günlük yaşam becerilerini geliştirmek ve rehabilitasyon süreçlerini desteklemek için yenilikçi bir yaklaşım sunabilir. Özellikle, nöroadaptasyonu teşvik eden ve görme fonksiyonlarını destekleyen egzersizlerin, göz sağlığı rehabilitasyonunda standart protokollere entegre edilmesi önemlidir.

Lensler-intraoküler
İdris Doğan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Travma sonrası stres bozukluğu olan depremzedelerde farklı egzersiz eğitimlerinin biyopsikososyal etkinliğinin araştırılması

Çalışmanın amacı travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) semptomları olanlarda farklı egzersizlerin biyopsikososyal etkisini araştırmaktı. Çalışmada karma yöntemler araştırması kullanıldı. Çalışmaya TSSB semptomlu 38 birey üç gruba (n=11 kontrol, n=13 kombine, n=14 aerobik) randomize olarak dahil edildi. Kombine egzersiz grubuna haftada iki gün Bilişsel Egzersiz Terapi Yaklaşımı (BETY) ve haftada üç gün aerobik egzersiz 8 hafta uygulandı. Aerobik egzersiz grubuna ise 8 hafta, haftada üç gün aerobik egzersiz uygulandı. Nicel aşamada tedavi öncesi ve sonrası bireylerin fonksiyonel kapasiteleri 6 dakika yürüme testi, basınç ağrı eşiği algometre, TSSB semptomları TSSB Kontrol Listesi (PCL-5), Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği ve Olayların Etkisi Ölçeği-Revize anketleri, anksiyete depresyon ve stres düzeyleri Depresyon Anksiyete ve Stres Ölçeği, uyku kaliteleri Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi, yaşam kaliteleri Kısa Form-36, biyopsikososyal durumlarında BETY-Biyopsikososyal Ölçeği (BETY-BQ) ve tedavi etkinliği Global Değişim Ölçeği (GROC) ile değerlendirildi. Sonrasında nitel veriler yarı yapılandırılmış görüşme sorularıyla odak grup görüşmelerinde toplandı. Nicel analiz sonuçlarında kombine ve aerobik egzersiz grubundakilerin TSSB semptomları, depresyon ve stres düzeyleri, yaşam kaliteleri, biyopsikososyal durumları ve tedaviyle değişim miktarlarının kontrol grubuna göre iyileştiği bulundu (p<0,05). GROC ile ölçülen tedavi ile değişim miktarının, kombine egzersiz grubunda aerobik egzersiz grubuna göre daha iyi olduğu gözlendi (p<0,05). Nitel analiz sonuçlarının nicel analiz sonuçlarını destekleyip zenginleştirdiği görüldü. Aerobik ve kombine egzersizin TSSB semptomu olanlarda fonksiyonel kapasite, TSSB semptomları, uyku kalitesi, yaşam kalitesi ve biyopsikososyal durumu iyileştirmek için reçete edilebileceği sonucuna varıldı. BETY'nin TSSB semptomu olanlarda biyopsikososyal yaklaşım olarak kullanılabileceği görüldü. TSSB haricinde stres semptomu olanlarda egzersizin etkinliğini gösteren ileri çalışmalara gerek vardır.

Açımlayıcı sıralı karma yöntemBiyopsikososyal yaklaşımPsikiyatrik rehabilitasyon
Erkin Oğuz Sarı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde sürdürülebilir beslenme bilgi düzeyinin ve Akdeniz diyetine uyumun değerlendirilmesi

Dünya nüfusunun hızlı artışı çevre ve beslenme sorunlarını beraberinde getirmektedir. Besinlerin üretiminden tüketimine kadar birçok aşamada çevreye zararlı birçok unsur bulunmaktadır. Beslenmenin, çevre ve insan sağlığı ile ayrılamaz bir bütün olduğu son yıllarda daha iyi anlaşılmış ve besin üretim sistemlerinde iyileşmeye gerek olduğu kadar kişisel olarak yaşama biçimi ve besin tercihlerinde de değişime gerek olduğu saptanmıştır. Bu çalışma 18-64 yaşlarındaki yetişkin bireylerin sürdürülebilir beslenme bilgi düzeyinin ve Akdeniz diyetine uyumun değerlendirmesini amaçlamaktadır. Çalışmaya 18-64 yaş aralığında gönüllü 140 (90 kadın ve 50 erkek olmak üzere) yetişkin bireyin katılımı sağlanmıştır. Araştırmaya katılmayı kabul eden bireylere, araştırma hakkında bilgilendirme yapılmış, hazırlanan anket formu bireylere yüz yüze yöneltilmiştir. Anket formunda katılımcıların sosyodemografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları (öğün sayısı, öğün atlama durumu ve nedenleri vd.), besin tüketim sıklıkları, günlük (24 saat) besin tüketim kaydı, fiziksel aktivite durumlarına yönelik sorularla birlikte Akdeniz diyetine uyumları, sürdürülebilir beslenme bilgileri düzeylerini içeren sorular bulunmaktadır. Toplanan veriler SPSS-26 programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 25,9 ± 9,04 yıldır. Beden kütle indeksleri erkeklerde 23,5±4,03 kg/m2 kadınlarda 19,6±4,26 kg/m2'dir (p<0.05). Katılımcıların %79,3'ü normal BKİ aralığındadır. Ortalama fiziksel aktivite düzeyi (PAL) 1,75±0,19'dur. Katılımcıların Akdeniz diyetine uyumu düşük, orta ve yüksek olma durumu sırasıyla %25,0, %62,1 ve %12,9'dur (p<0,05). Erkeklerin %62,0'si kadınların %62,2'si sürdürülebilir beslenme kavramını önceden duymuştur (p>0,05). Sürdürülebilir ve sağlıklı beslenme davranışları ölçeğine verilen yanıtların toplam puan ortalaması erkekler ve kadınlar için sırasıyla 113,951±1,0053 ve 114,182±1,1980 (p>0,05). Katılımcıların sağlıklı ve dengeli beslenme, kalite işaretleri (yöresel/organik), et tüketiminin sınırlandırılması, yerel gıda, daha az miktarda yağ tüketimi, gıda israfından kaçınma, hayvan sağlığı-refahı ve mevsime özgü besin tutumu cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermemiştir (p>0,05). Katılımcıların sürdürülebilir beslenme bilgisi ile Akdeniz diyeti bağlılık skoru arasında pozitif anlamlı ilişki belirlenmiştir (p<0,05). Katılımcıların Sürdürülebilir beslenme bilgisi ile BKI değeri arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların Akdeniz diyeti bağlılığı skoru ile yaşı arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır(p>0,05).

Senanur Tüten
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Theory of the protracted social conflict: The case of the Syrian Revolution (2011-2024)

This thesis applies Edward Azar's Theory of Protracted Social Conflict to analyze the Syrian Revolution (2011–2024), a conflict marked by its complexity, longevity, and devastating impact on the region. The study explores the underlying factors that led to the eruption of the revolution, including identity-based grievances, political exclusion, economic disparities, and external interventions. It examines how the interplay of ethnic, religious, and political divisions, compounded by external actors' involvement, transformed the conflict into one of the most protracted and destabilizing crises in modern history. The research highlights the spillover effects of the Syrian conflict on the broader Middle East, including heightened security challenges, the displacement of millions of refugees, and the proliferation of extremist ideologies. By applying Azar's framework, the study identifies the centrality of identity, human needs, and external dependency in perpetuating the conflict, offering a deeper understanding of the systemic challenges facing Syria and the region. The study concludes that resolving such protracted conflicts requires addressing root causes, including identity-based grievances, fostering inclusive governance, and curbing external interference. Recommendations include strengthening regional cooperation, empowering local peacebuilding initiatives, and establishing transitional justice mechanisms to ensure accountability and reconciliation. This thesis contributes to the academic and practical discourse on protracted social conflicts by providing a comprehensive analysis of the Syrian Revolution and offering actionable insights for conflict resolution and sustainable peace.

RevolutionariesEthnic identityCrime prevention+1
Amina Muhannaıa
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

The role and importance of community-supported social practices in preventing Syrian immigrants from turning to crime "Gaziantep example"

Migration, crime and community-supported social practices can be mentioned in human mobility that ensures the harmonization of society, situation and space. Migration is considered as a national or international migration that individual/s make from the point where they are located socially, politically, economically, socially or culturally to another point. During the 2011 Syrian Civil War, there has been a significant influx of immigrants to Türkiye due to the explosion of migration. The immigrants who settled in this region for the purpose of seeking refuge, the processes of adaptation to society and the strengthening of ties have created a place as an important issue. After a while, these immigrants started to be regarded as criminals and elements of crime. Social events and solidarity groups organized for Syrian immigrants to communicate with the local people of Gaziantep have enabled the two communities to strengthen ties and accelerate the process of harmonization. In the research, attention was drawn to the role and importance of community-supported social practices in the orientation to crime. In the research, qualitative and quantitative research methods were used in the theoretical and methodological framework, which constituted the originality of the thesis. The dynamics of Syrian immigrants settling in Gaziantep have been discussed within the scope of causes and consequences. The importance of the policies, projects, supports and services organized in the field of community-supported social practices was evaluated. With the data obtained, the steps taken by strategic means and the steps that can be taken to prevent the tendency towards crime have been revealed. With the depth of the subject and the processes followed, suggestions for evaluation have been developed.

Emigrants
Elif Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Non-alkolik yağlı karaciğer hastalarının beslenme durumlarının ve akdeniz diyetine uyumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma yetişkin non-alkolik yağlı karaciğer hastalarında beslenme alışkanlıkları, besin tüketim durumları, antropometrik ölçümleri, fiziksel aktivite durumları, biyokimyasal bulguları ve Akdeniz diyetine uyumun değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma, Kasım 2023-Şubat 2024 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Polikliniğine başvuran, hekim tarafından non-alkolik yağlı karaciğer hastalığı (NAYKH) tanısı almış, araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 18-64 yaş arasındaki 82 bireyle yürütülmüştür. Bireylerin beslenme durumlarının değerlendirilmesi için 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumlarını belirlemek amacıyla bireylere 14 sorudan oluşan Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği (PREDİMED) uygulanmıştır. Bireyler Akdeniz diyeti uyum ölçeğine göre kötü, orta, iyi olarak gruplara ayrılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %41,5'inin Akdeniz diyetine kötü uyum, %54,8'inin Akdeniz diyetine orta uyum, %3,7'sinin Akdeniz diyetine iyi uyum gösterdiği belirlenmiştir. Erkeklerin PREDİMED puanlarının ortalaması 5,6±1,9, kadınların PREDİMED puanlarının ortalaması 6,3±1,7 olarak saptanmıştır (p>0,05). Akdeniz diyetine uyumları kötü olan bireylerin günlük aldıkları enerji değeri 2430,9±825,3 kkal, orta düzey olan bireylerin günlük aldıkları enerji değeri ise 1734,2±618,5 kkal olarak belirlenmiştir. Akdeniz diyetine uyumu kötü olan bireylerin günlük enerji alımlarının daha fazla olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Akdeniz diyetine uyumu orta olan bireylerin tükettikleri bitkisel protein miktarının, kötü uyum gösteren bireylere göre daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0,05). PREDİMED puanı kötü ve orta olan bireylerin günlük omega-6 tüketimi sırasıyla 14,1±9,9 mg ve 24,7±16,4 mg olarak belirlenmiştir. Akdeniz diyetine uyumu düşük olan bireylerin omega-6 tüketimlerinin daha az olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Karaciğer yağlanma seviyesi Grade 1 olan bireylerin bel çevresi değeri 104,0±11,9 cm iken karaciğer yağlanma seviyesi Grade 3 olan bireylerin bel çevresi değeri 114,8±12,9 olarak belirlenmiştir. Grade 1 yağlanma seviyesine sahip bireylerin bel çevresi değerinin Grade 3 yağlanma seviyesine sahip bireylerin bel çevresine göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Yaş ile PREDİMED puanı arasında pozitif korelasyon olduğu saptanmıştır. Bireylerin yaşı arttıkça Akdeniz diyetine uyumlarının arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine kötü uyumu olan bireylerin günlük enerji alımlarının daha fazla olduğu, bitkisel protein, omega-6 alım miktarının daha az olduğu saptanmıştır. Akdeniz diyetine uyumu kötü olan bireylerin NAYKH ile ilişkilendirilen beslenme alışkanlıklarına sahip olduğu belirlenmiştir. Akdeniz diyetine uyumun NAYKH üzerindeki pozitif etkileri nedeniyle bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendirilebileceği düşünülmektedir.

Kader Lala Kaya
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00