Hatay Mustafa Kemal University
Discipline

Business Administration

Hatay Mustafa Kemal University

12,477

Archived Theses

34

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde sürdürülebilir pazarlama uygulamaları: Vestel örneği

Sürdürülebilirlik; mevcut ihtiyaçları karşılama yeteneğini korurken gelecek nesillerin gereksinimlerini riske atmadan hareket etme ilkesini içeren geniş bir kavramı ifade etmektedir. Bu kapsamlı anlayış biçimine günümüz işletmelerinin de kayıtsız kalmadığı görülmektedir. Bu anlamda işletmelerin sürdürülebilir pazarlama stratejilerine yönelmeye başladığını söylemek mümkündür. Bu araştırmada sürdürülebilir pazarlama anlayışı, tüketici elektroniği ve beyaz eşya alanında dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olan Vestel grubu üzerinden gerçekleştirilmiştir. İşletmenin 2022 yılında sürdürülebilirlik komitesi kurması, sürdürülebilirlik konusunda somut hedefler ortaya koyup verileri şeffaf şekilde raporlaması gibi nedenlerden dolayı araştırma odağında Vestel grubu yer almıştır. Çalışmada ele alınan sürdürülebilirlik ve sürdülebilir pazarlama kavramlarına ilişkin kavramsal çerçeve oluşturulmuş ve bir nitel uygulamaya yer verilmiştir. İlgili işletmenin faaliyet raporları incelenmiş ve üst düzey yöneticilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre işletmenin sürdürülebilirlik anlayışını bir örgüt kültürüne dönüştürebildiğini, özellikle dış pazarda sürdürülebilir pazarlama iletişimini doğru kurguladığı, tedarikçi seçimi ve şirket iş birliklerinde sürdürülebilir kriterleri dikkate aldığını, sürdürülebilirlik performansının dijital araçlarla ölçüldüğü ve raporlandığı bulgularına ulaşılmıştır. Araştırmada bulgular tartışılmış, gelecek araştırmacılara ve ilgili işletmeye yönelik öneriler sıralanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Pazarlama, Vestel

Sürdürülebilir pazarlamaSürdürülebilirlikVestel
Mustafa Çağan Satar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi değerleme yöntemleri ve BİST 30 endeksindeki üretim şirketlerine bir uygulama

Yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, birçok faktörü dikkate alarak, hisse senedi değerleme yöntemlerini kullanırlar. Bu faktörler arasında, şirketin sektörü, büyüme potansiyeli, finansal durumu, rakip şirketler ve ekonomik koşullar bulunur. Ancak unutulmaması gereken şey, tüm yöntemin subjektif artıları ve eksileri olduğu ve hiçbir yöntemin her durumda en doğru sonucu vermeyebileceğidir. Bu nedenle, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, birden fazla yöntemi kullanarak, bir hisse senedinin reel değerini bulabilmek için çeşitli yöntemleri kullanmalıdırlar. Ayrıca, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, her zaman hisse senedi fiyatlarının gelecekteki hareketlerini tahmin etmek için teknik analiz ve temel analiz yöntemlerini kullanabilirler. Teknik analiz, grafikler ve diğer teknik göstergeler kullanarak, hisse senedi fiyatlarının gelecekteki hareketlerini tahmin etmeye çalışır. Temel analiz ise, şirketin finansal durumunu, büyüme potansiyelini ve diğer faktörleri incelemeye çalışarak, hisse senedi fiyatlarının gelecekteki hareketlerini tahmin etmeye çalışır. Sonuç olarak, hisse senedi değerleme yöntemleri, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri için önemlidir. Bu yöntemler, bir hisse senedinin gerçek değerini belirlemek ve gelecekteki getirileri tahmin etmek için kullanılır. Ancak unutulmaması gereken şey, her yöntemin kendine özgü avantajları ve dezavantajları olduğu ve hiçbir yöntemin her durumda en doğru sonucu vermeyebileceğidir. Bu nedenle, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, birden fazla yöntemi kullanarak ve teknik ve temel analiz yöntemlerini de dikkate alarak, hisse senedi değerleme yöntemlerini kullanmalıdırlar. Çalışmada Bist30 şirketlerindeki üretime dayalı şirketler süzgeçten geçirilip FK, PDDD FAVÖK FS değerleme yöntemlerine göre değerlemeye tabi tutulacaktır. Şirketler kendi çarpan ortalamalarına dayandırılarak Bist30 un çarpan ortalamaları ile kıyaslanarak değerlemeye tabi tutulacaktır. Değerleme yöntemleri kullanılarak Bist30 şirketlerinden üretime dayalı şirketlerin birçok yönteme göre değerlemeleri alınıp bu değerlemeler ile proskeptif çarpanlar ve kar tahminleri bulunup yatırım yaparken vaat edilen kar marjları göz önüne alınacaktır. Bu şekilde yatırımcılar yatırım mantığını kavrayıp daha doğru yatırım tercihlerinde bulunabileceklerdir. Ancak unutulmaması gereken şey, her yöntemin kendine özgü avantajları ve dezavantajları olduğu ve hiçbir yöntemin her durumda en doğru sonucu vermeyebileceğidir. Bu nedenle, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, birden fazla yöntemi kullanarak, bir hisse senedinin gerçek değerini belirlemek için çeşitli yöntemleri kullanmalıdırlar. Ayrıca, yatırımcılar ve yatırım profesyonelleri, her zaman hisse senedi fiyatlarının gelecekteki hareketlerini tahmin etmek için teknik analiz ve temel analiz yöntemlerini kullanabilirler. Bu tez çalışmamızda Bist30'da işlem gören üretim şirketleri içerisinden yıllık enflasyon üzerinde marj vaat eden şirketleri mercek altına aldık. FK, PDDD, FAVÖK ve FS değerleme yöntemlerine göre yıl içerisinde gelen dört bilançoyu da inceleyip değerlemelerde bulunduk. Toplam 19 şirket içerisinden 10 şirketin enflasyon üzerinde kar marjı vaat ettiğini belirleyip bu 10 şirket ile incelemelerimize devam ettik. Ve bu değerleme yöntemlerinin hemen hemen tamamının isabet sağladığını gördük.

Can Çatalkaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Makine öğrenmesi teknikleriyle üretim tahmini ve kalite sınıflandırması: Bir tekstil tesisinde uygulama

Teknolojik gelişmelerin öncülerinden yapay zeka, hayatımızın her noktasına değinmekte ve hayatımıza kolaylıklar sağlamaya devam etmektedir. Hayatımızda sağlık, güvenlik, ulaşım ve finansal hizmetler gibi birçok alanda yer alan yapay zeka kavramı; işletmeler içerisinde de büyük önem arz etmektedir. İşletmelerin çeşitli alanlarında yer alan yapay zeka, özellikle üretim süreci içindeki firmalarda daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Endüstri 4.0'ın getirdiği dijital dönüşüm ile birlikte, üretim süreçlerindeki yapay zeka destekli sistemlerin kullanımı yaygınlaşmakta ve işletmelere büyük avantajlar sağlamaktadır. Her sektörde olduğu gibi tekstil sektöründe de yapay zekanın avantajları bulunmaktadır. Bu avantajlar arasında, üretim süreçlerindeki verimliliğin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve ürün kalitesinin iyileştirilmesi öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir çorap firmasının üretim ve kalite süreçleri incelenmiştir. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada; 2022 ve 2023 yıllarına ait üretim verileri ile 2024 yılının ilk üç aylık üretim tahminleri, yapay zekanın alt dalı olan makine öğrenmesi regresyon algoritmaları kullanılarak yapılmıştır. İkinci aşamada ise 2023 yılının temmuz ayında gerçekleştirilen üretimde ortaya çıkan hata türleri ve ürün özellikleri, makine öğrenimi sınıflandırma algoritmaları kullanılarak kalite sınıflandırması yapılmıştır. Hata türleri, işletmedeki kalite kontrol birimi tarafından puanlanmıştır. Bu uygulamada, Python programlama dili kullanılmış ve kodlama işlemi Spyder ara yüzünde gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, işletme için üretim sayılarının tahminlenmesinde doğrusal regresyon modelinin uygun olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kalite sınıflarının belirlenmesinde karar ağacı modelinin diğer modellere göre daha etkili sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Bu çalışma, makine öğrenimi ve yapay zeka kullanımının üretim süreçlerindeki önemini vurgulamakta ve aynı zamanda herhangi bir alanda oluşabilecek belirsizlikler üzerinde kolayca analizlerin yapılabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda yapılan analizin, yapay zeka ve makine öğrenimi alanlarına literatüre önemli bir katkı sağlayacağı ön görülmektedir.

Nevin Kaçar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Zorunlu örgütsel vatandaşlık davranışının örgütsel sinizme etkisinde psikolojik sermayenin rolü

Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (ÖVD), normalde gönüllü olarak çalışanlarca sergilenen ekstra rol davranışlarıdır. Fakat bu davranışların örgüt içinde sergilenmesi yöneticilerin bu davranışları normal rol davranışları olarak algılamaya başlamasına ve örgüt içindeki bütün çalışanlardan bu davranışları sergilemesini istemelerine yani Zorunlu Örgütsel Vatandaşlık Davranışına (ZÖVD) neden olabilmektedir. Bu ise çalışanların üzerinde olumsuz bir etki yaparak onların örgüt ile ilgili hoşnutsuzluğa kapılmalarına, bilişsel, duyuşsal ve nihayetinde davranışsal sinizme neden olabilmektedir. Bu durum örgütsel bir problem olarak ortaya çıkmakta ve giderilmesine yardımcı olabilecek örgütsel değişkenlerin neler olabileceği örgütün amacına ulaşabilmesinde önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; ZÖVD'nin çalışanları sinik bir tutama ve davranışa itmesini azaltmada ve engellemede Psikolojik Sermayenin (PS) olumlu bir katkısı olup olmayacağının ortaya konulmasıdır. Başka bir deyişle, bu çalışmada yüksek ve düşük seviyedeki PS'nin ZÖVD ile Örgütsel Sinizm (ÖS) arasında nasıl bir role sahip olacağı incelenmektedir. Çalışma kapsamında yapılacak araştırma için 2019 yılı İSO 500 listesinde yer alan ve Gaziantep ilinde bulunan bir temel gıda üreticisi işletme seçilmiştir. Araştırma için gerekli veriler anket yöntemi ile toplanmış olup 305 kişilik veri setti SPSS 22 istatistik programı ile analiz edilmiştir. ZÖVD'nin ÖS ve alt boyutlarına etkisinde PS'nin negatif yöndeki aracılık rolü çoklu regresyon analizi ile test edilmiş ve analizin sonucunda PS'nin ZÖVD'yi azalttığı, azalan ZÖVD'nin göreceli olarak ÖS'yi daha az arttırdığı istatistiksel olarak anlamlı şekilde bulgulanmıştır. Ayrıca yapılan hiyerarşik regresyon analizi ile ZÖVD'nin ÖS'ye etkisinde PS'nin düzenleyicilik rolü olduğu yani PS seviyesi yükseldikçe ZÖVD'nin ÖS'yi yükseltme oranının istatistiksel olarak anlamlı şekilde düştüğü tespit edilmiştir. Sonuç olarak PS'nin ZÖVD'nin ÖS'ye etkisindeki aracılık ve düzenleyicilik rolünün sistem yaklaşımı çevresinde değerlendirilecek PS'nin yükseltilmesi ile ZÖVD ve ÖS'nin düşürülmesi için alınacak önlemlerin aynı anda uygulanmasının sinerjik etkisinin olacağı değerlendirilmektedir.

Gıda işletmeleriPsikolojik sermayeZorunlu örgütsel vatandaşlık davranışı+2
Cengiz Çoban
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Personel güçlendirme ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişki: Örgütsel yaratıcılığın aracılık etkisi

Personel güçlendirme, yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı günümüz iş dünyası için en önemli konular arasında yer almaktadır. Çünkü personel güçlendirmenin özendirildiği çalışma ortamlarında, örgütsel yaratıcılık artmakta ve buna bağlı olarak işgörenlerin yenilikçi iş davranışı gösterme eğilimleri yükselmektedir. Bu nedenle, bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Ancak önceki çalışmalarda, bu kavramlar arasındaki ilişkilerin ikili olarak ele alındığı görülmüştür. Bu çalışmada ise, personel güçlendirme ve alt boyutları ile örgütsel yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkiler bir arada ele alınmış ve ayrıca örgütsel yaratıcılığın, personel güçlendirmenin ve alt boyutlarının yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisinde aracılık rolü test edilmiştir. Araştırma verileri, Hatay ilinde faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde çalışan işgörenlerden anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmadaki verilerin istatistiksel analizini yapmak için SPSS programı kullanılmıştır. Verilere korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, personel güçlendirmenin ve alt boyutları olan anlamlılık ve yeterlilik ile özerklik ve etkinin örgütsel yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı üzerinde pozitif anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, örgütsel yaratıcılığın personel güçlendirme ve alt boyutlarının yenilikçi iş davranışı üzerindeki pozitif etkilerinde kısmi aracılık rolü olduğu saptanmıştır.

Personel güçlendirmeYaratıcılıkYenilik+4
Gamze Özcan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel adalet ile örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişkide örgütsel sessizliğin aracılık rolü: Bursa ili otomotiv sektöründe bir araştırma

Her geçen gün artan piyasalardaki rekabetin şiddeti ve tüketicilerin istek ve beklentilerindeki karşı konulmaz artış ile örgütlerin kaynaklarını en etkili ve verimli şekilde kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. İşletmenin kaynakları içerisinde benzersiz özellikleri itibari ile insan kaynaklarının kritik bir önemi bulunmaktadır. İnsan kaynakları işletmenin en değerli varlığı olduğu gibi aynı zamanda baş edilmesi zor olan birçok sorununda kaynağı olabilmektedir. Yöneticilerin, çalışanların davranışlarının nedenlerini ve sonuçlarını doğru şekilde değerlendirmesi insan kaynağının yönetimi için kilit rol oynamaktadır. Bu noktada örgütsel davranış alanında yapılan bilimsel çalışmalar, çalışanların davranışlarını yorumlama konusunda yöneticilere ışık tutmaktadır. Örgütsel davranış konularından örgütsel adalet, örgütsel sessizlik ve örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişkilerin incelenmesi işletmelerin başarılı şekilde yönetilmesine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında örgütsel adalet, örgütsel sessizlik ve örgütsel yaratıcılık arasındaki ilişkilerin belirlenmesi ve örgütsel adaletin, örgütsel yaratıcılığa etkisinde örgütsel sessizliğin aracılık rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu amaca ek olarak çalışanların örgütsel adalete, örgütsel sessizliğe ve örgütsel yaratıcılığa yönelik algılarının demografik özelliklere bağlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada teorik alt yapı oluşturularak araştırma modeli ve hipotezler geliştirilmiştir. Araştırma modeli ve hipotezleri test etmek için Bursa ilinde otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde çalışan 300 personelden yüz yüze anket yöntemi ile veriler toplanmıştır. Araştırma modeli ve hipotezler, SPSS 20.0 ve AMOS 23.0 paket programları kullanılarak Yapısal Eşitlik Modeli ile test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; örgütsel adalet, örgütsel sessizliği ve örgütsel yaratıcılığı pozitif ve anlamlı olarak etkilemektedir. Araştırmanın diğer bir sonucuna göre, örgütsel sessizlik örgütsel yaratıcılığı pozitif ve anlamlı olarak etkilemektedir. Örgütsel sessizliğin aracılık rolüne ilişkin yapılan analiz sonuçları, örgütsel adaletin örgütsel yaratıcılığa etkisinde örgütsel sessizliğin kısmi aracılık rolü olduğunu göstermektedir.

Otomotiv sektörüÖrgütsel adaletÖrgütsel sessizlik+1
Ömer Faruk Coşkun
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketimin karanlık üçlüsü: Açgözlülük, materyalizm ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisine yönelik Hatay'da bir araştırma

Son yıllarda tüketim, tüketicilerin benlik kavramlarını oluşturmak ve sunmak, sosyal sınıf ve statülerini belirlemek, çevresindeki kişilerle sosyal ilişkiler kurmak ve onları etkilemek, kendine hayranlık ya da sosyal onay almak gibi birçok psikolojik gereksinimlerini karşıladıkları sosyal bir süreç haline gelmiştir. Tüketiciler kişilik özelliklerini yansıtan tüketim ürünlerini tercih etmektedirler. Bu çalışmada materyalizm, açgözlülük ve tüketici kibri yaşam tatminine etki eden karanlık kişilik özellikleri olarak ele alınmıştır. Çalışmanın amacı materyalizm, açgözlülük ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisini incelemektir. Bununla birlikte tüketici kibrinin materyalizm ve yaşam tatmini ilişkisindeki aracılık etkisi araştırılmıştır. Çalışma nicel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Hatay'da kayıtlı 500 hane halkı oluşturmaktadır. Katılımcılardan yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Veriler yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçları açgözlülüğün, materyalizm ve tüketici kibrini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki etkisi olumsuz iken açgözlülük ve tüketici kibrinin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin olumlu olduğu bulunmuştur. Aracılık analizleri sonuçları tüketici kibrinin yaşam tatmini ile materyalizm ilişkisinde kısmi ve tutarsız aracı etkisi olduğunu göstermiştir. Materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki doğrudan etkisi negatif iken tüketici kibrinin aracılık etkisi ile bu ilişkinin pozitife döndüğü görülmüştür. Buna göre tüketici kibri yaşam tatmini arttırmakla kalmayıp materyalizmin yaşam tatmini üzerindeki etkisinin artmasına neden olmaktadır. Çalışmada sonuçlar tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara öneriler sunulmuştur.

AçgözlülükKibirKişilik+7
Müzeyyen Arslan
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel sosyalleşmenin işten ayrılma niyetine etkisinde örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlığın aracılık rolü: Havacılık sektöründe bir araştırma

İşe alım ve iş geliştirme süreçlerinde, bireylerin, işten ayrılma niyetlerinin azaltılması ve örgüte bağlı kalarak örgütün gelişimine gönüllü katkılar sunması beklenmektedir. Örgüte yeni katılan bireylerin, belirsizlik ortamından kurtarılıp bireyler arasındaki etkileşim hızlandırılarak bireyin örgüte uyumu sağlanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, örgütsel sosyalleşmenin işten ayrılma niyeti üzerine etkisi ve bu etkide örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlığı aracılığının tespit edilmesidir. Demografik değişkenlerin kavramlar üzerinde etkisi ve bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Kavramların ve demografik değişkenlerin bu ilişkilerdeki etkileşimleri de incelenmiştir. Araştırmanın evreni Türk sivil havacılık sektöründe yer alan kamu ve özel işletmelerde görev yapan uçuş ve yer personelinden oluşmaktadır. Amaca bağlı olarak oluşturulan model, yapısal eşitlik modeli ile test edilmiş, aracılık analizi Baron ve Kenny'nin (1986) modeliyle yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, örgütsel sosyalleşmenin örgütsel bağlılık ve örgütsel vatandaşlık üzerindeki etkisi pozitif anlamlı çıkmakla beraber işten ayrılma niyeti üzerinde negatif etkisi tespit edilememiştir. Buna karşın örgütsel sosyalleşmenin işten ayrılma niyeti üzerinde örgütsel bağlılığın aracılık etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan etkileşim analizi sonucuna göre uçuş personelinde örgütsel sosyalleşmenin örgütsel bağlılığa ve örgütsel vatandaşlığa etkisinin yer personeline göre daha hızlı artmakta olduğu görülmüştür.

Havacılık sektörüÖrgütsel bağlılıkÖrgütsel sosyalleşme+2
Harun Yılmaz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların seçilmiş bankaların karlılığı üzerine etkileri

Az gelişmiş ülkelerde sermaye faktörünün az bulunması, bu ülkeleri ekonomik kalkınma çabaları içerisine sokmaktadır. Ticari anlamda giderek küreselleşen dünyada statülerini korumak ve risklerini en aza indirmek isteyen ülkeler, serbest piyasa ekonomisinden yararlanarak az gelişmiş ülkelere yatırım imkânı bulmaktadır. Yabancı sermaye yatırımları dışsal etki ve makroekonomik açısından da ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Öte yandan bankalar bir ekonomiye yön veren önemli finansal aracılardır. Sundukları bu aracılık hizmetleriyle piyasadaki fon arzını ve talebini arttırmaktadırlar. Bankacılık sektörünün karlılığı ekonomik yapı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların (DYY) Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren seçilmiş bankaların karlılığına etkisinin belirlemesi hedeflenmiştir. Bu anlamda 2005-2019 yılları arası faaliyet gösteren, farklı sermaye sahipliği olan 3 bankanın verileri incelenmiştir. Veriler bankaların bilanço ve gelir tablolarından hazırlanmıştır. Bankalar, mevduat bankalarından en büyük aktif büyüklüğe sahip kamu, özel ve yabancı sermayeli banka olmak üzere 2019 3. çeyrek dönem finansal verileri baz alınarak seçilmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak zaman serileri kullanılmıştır. Banka karlılığını belirleyen ölçüt olarak net faiz marjı, aktif karlığı, özsermaye karlılığı çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturmuştur. Toplam doğrudan yabancı yatırımlar (TDYY) değişkeninin yanı sıra banka karlılığını etkileyen bankaya özgü (içsel) ve makroekonomik (dışsal) faktörler de analize dahil edilmiştir. Banka karlılığına etkisi olduğu düşünülen içsel faktör olarak bankaların aktif toplamı, makroekonomik faktör olarak genel fiyat düzeyi, reel faiz oranı, reel gayrisafi yurtiçi hasıla oranları seçilmiştir. Çalışmada Kwiatkowski Pihillips Schmidt Shin (KPSS) ve Augmented Dickey Fuller (ADF) birim kök testleri yapılarak değişkenlerin durağanlıkları ölçülmüştür. Farklı derecede bütünleşik değişkenler arasındaki ilişki için Autoregressive Distributed Lag Bound (ARDL) yaklaşımı ile analiz sonuçlandırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bankaların aktif karlılığına ve özsermaye karlılığına pozitif yönde etkisi, net faiz marjına ise olumsuz yönde etkisi görülmüştür.

ARDL Sınır TestiBankacılık sektörüBankalar+4
Yavuz Şentürk
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Motivasyonun ve iş tatmininin iş performansı üzerindeki etkisi: Hatay ilinde bir uygulama

Günümüzde işletmeler üzerinde insan kaynakları rolünün ön planda tutulduğu görülmektedir. Buna bağlı olarak işgörenlerin iş tatmini ve motivasyonlarının yüksek olması, iş performanslarını da yüksek oranda etkileyecektir. Aksi durumların yaşandığı işletmelerde çalışanların iş performansının düşmesi, büyük problemler yaratarak verimin düşmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı; motivasyonun ve iş tatmininin iş performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesidir. Ayrıca, motivasyonun iş performansı üzerindeki etkisinde, iş tatmininin aracı değişken rolü olup olmadığının belirlenmesi de amaçlanmıştır. Çalışmada, işgörenlerin motivasyon, iş tatmini ve iş performansı düzeylerinin bazı demografik faktörlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Söz konusu amaçlara ulaşmak için yapılan araştırmanın kapsamını, Hatay ilinde faaliyet gösteren ve tekstil üretimi yapan özel bir işletmede çalışan işgörenler oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre, motivasyon ve iş tatmini iş performanısını pozitif olrak etkilemektedir. Ayrıca, motivasyonun iş tatmini üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, iş tatmininin, motivasyonuniş performansı üzerindeki etkisinde aracılık rolünün olmadığı saptanmıştır. İşgörenlerin motivasyon düzeylerinin yaş değişkenine göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Eğitim ve yaş değişkenine göre, işgörenlerin iş tatmini düzeyleri farklılık göstermektedir. İşgörenlerin iş performans düzeyleri ise medeni durum ve yaş değişkenine göre farklılık göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER Motivasyon, İş tatmini, İş performansı

MotivasyonPerformansTekstil sektörü+2
Rasim Boncuklu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Antakya'da ayakkabı üretim işletmelerinin kurumsal yapısı ve maliyet muhasebesi uygulamaları üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, ayakkabı sektöründe önemli bir yere sahip olan Antakya ölçeğinde, ayakkabı üretimi yapan işletmelerin kurumsal yapı eksiklikleri ve maliyet muhasebesi uygulamaları çerçevesinde önemli sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu işletmelerin kurumsallaşma ilkeleri ve maliyet muhasebesi uygulamaları araştırma konusu edilerek varsa sorunlarının tespit edilmesi ve yaşanan sorunların giderilmesine yönelik öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında Antakya'da faaliyet gösteren ayakkabı üretim işletmelerinden söz konusu çalışmaya katkı sağlayacağı düşünülen 52 ayakkabı üretim işletmesine ulaşılmıştır. Bu işletmelerin sahip, ortak, müdür ve genel müdür unvanlı çalışanları ile yüz yüze görüşme yoluyla anket uygulanarak veri toplanmıştır. Elde edilen veriler arasındaki ilişkiler SPSS programında Sıklık (Frekans) Dağılımı, T testi, Spearman's RHO Sıra Korelasyon, Mann Whitney U- Testi ve Ki-kare Testi yapılarak analiz edilmiştir. Araştırma kapsamındaki işletmelerin yarısının kurumsallaşma sürecinde olduğu tespit edilmiştir. Kurumsallaşma sürecinde olmayan aile işletmelerinde ise yaşanan finansal sorunlar, ülkenin ekonomik durumundaki etkiler ile birlikte genellikle kurumsal yönetim ilkelerinin yetersizliği, etkin bir maliyet kontrol sisteminin olmayışından kaynaklanabilmektedir.

Ayakkabı sektörüHatay-AntakyaKurumsal yapı+3
Meltem Kaya
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Piyasa etkinliğinin dinamikleri: Kripto paralar üzerine ampirik bir çalışma

Etkin Piyasa Hipotezi (EPH) literatürde araştırmacılar tarafından birçok çalışma ile incelenmiştir. Ancak araştırmacılar arasında piyasaların etkin olup olmadığı konusunda bir fikir birliği bulunmamaktadır. Son yıllarda piyasaların etkinliği konusunda EPH'ye alternatif piyasa hipotezleri sunulmuştur. EPH'ye alternatif bir piyasa hipotezi olan Adaptif Piyasa Hipotezi (APH), piyasa etkinliğinin farklı piyasa koşullarına bağlı olarak etkinlik ile etkinsizlik arasında geçiş yaptığını öne sürmektedir. Başka bir ifadeyle APH, finansal piyasaların dinamik bir yapıya sahip olduğunu öne sürmektedir. Bu çalışmada, EPH'ye alternatif bir hipotez olan APH, 2017'den 2021'e kadar olan dönemde kripto para piyasasında test edilmiştir. Kripto para piyasası etkinliğinin zaman içinde değişen özelliğini (dinamik yapısı) araştırmak için Bitcoin, Ethereum, Litecoin, Ripple, Cardano kripto para birimleri kullanılmıştır. Escanciano ve Lobato (2009) tarafından geliştirilen Otomatik Portmanteau ve Kim (2009) tarafından geliştirilen Doğal Bootstrap Otomatik Varyans Rasyo testleri kullanılarak kripto para birimi getirilerinin öngörülebilirlik derecesi ölçülmüştür. Ayrıca, kripto para piyasası etkinliğinin zaman içinde değişen özelliğini yakalamak için kripto para birimlerinin günlük getirileri 500 günlük hareketli pencere yaklaşımı kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarına göre, kripto para piyasası etkinliğinin zaman içinde değişim gösterdiği ve bu durumun APH ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.

Adaptif piyasa hipoteziEtkin piyasa teorisiKripto para birimi+1
Yunus Karaömer
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin algılarına göre tarımsal kooperatiflerin güvenilir gıdaya erişimdeki rolü

Çalışmanın amacı tüketicilerin tarımsal kooperatifler hakkındaki bilgisi ve algısının ortaya konulmasıdır. Araştırma, keşfedici ve kesitsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmada tarımsal kooperatifler ve güvenilir gıda ile ilgili yazın incelenmiş, Adana ve Mersin illerinde bulunan, gıda tüketicileri arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 150 katılımcıya anket tekniği uygulanarak toplanan veriler analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde keşfedici faktör analizi (KFA), bağımsız t-testi ve tek yön ANOVA analizi kullanılmıştır. Araştırma ile tüketicilerin tarımsal kooperatifler hakkında bilgi seviyesinin ne olduğu, güvenilir gıda kavramı hakkında bilgi seviyesinin ne olduğu, tarımsal kooperatifler hakkında düşüncelerinin neler olduğu, tüketicilerin güvenilir gıda konusunda düşüncelerinin neler olduğu gibi soruların cevabını bulmak amaçlanmıştır.

Gıda egemenliğiGıda güvenliğiTarım kooperatifleri+2
Onur Cevdet Altun
Toros University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri açısından elektronik ticarette güven algısı: Çok boyutlu bir araştırma

Gelişen teknolojiler ve yaygınlaşan iletişim araçlarının gün geçtikçe daha da artması, özellikle de birbirine uzak insanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamıştır. Artık insanlar uzun mesafe yollar gitmeden elektronik ortamlarda alışveriş yapabilmekte ve ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Bu kapsamda hem ürün alıp hem de ürün satılabilmektedir. İnternetin yaygınlaşmış olması mesafelerin ortadan kalkmasına ve kısa zaman içerisinde ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesine olanak sağlamıştır. Bu çalışmada müşteri açısından e-ticarette güven algısı araştırılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde e-ticaret, e-ticaretin satıcı ve tüketici üzerindeki etkileri, Dünyada e-ticaretin gelişimi ve Türkiye'deki e-ticaretin gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde güvenlik kavramları, güvenliğin alt kategorileri, güvenlik tehditleri ve bu tehditlere karşılık olası tedbirler, e-ticarette güven, kredi kartı kavramı, kredi kartının kullanımı ve e-ticaret anlayışında tüketicilerin tutum ve algıları ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemi; Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mezitli Belediyesi, Yenişehir Belediyesinde çalışan 350 kişiden oluşmaktadır. Araştırmanın ölçeği; güvenirlilik ve geçerlilik çalışması yapılıp ve uyarlanmış olan sekiz ayrı ölçeğin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Araştırmanın analizinde Anova test istatistiği ve Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Puanların karşılaştırılmasında aritmetik ortalama ve test istatistiğinin anlamlılık değerleri dikkate alınmıştır. Araştırmada müşteri açısından e-ticarette güven duyulan sitelerden alışveriş yaptıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda siteye olan güven, uygun fiyat ve kredi kartı kullanım riskinin az olması ve paraya yönelik tutum ile satın alma niyetleri arasında anlamlı ilişkiler bulunduğu görülmüştür. Siteye olan güvenin artması ve kredi kartı risklerinin azaltılmasının satın alma niyetini artırdığı, uygun fiyat durumunun internetten alışveriş yapma niyetini artırdığı görülmüştür. Ayrıca para tutumunun artması internetten alışverişin artmasını sağlamaktadır. Banka bilgilendirme hizmeti ve kredi kartı kullanımı rasyonel tutumu ise satın alam niyetlerini etkilememektedir. Araştırma sonuçlarına göre, internet üzerinden yapılacak alışverişlerde alışveriş sitelerinin güvenili olması ve teminatlar vermesine dikkat edilmeli, site ve kredi kartlarının müşteriye güven vermesi sağlanması önerilebilir.

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretGüven+5
Sibel Kılıç
Toros University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın istihdamındaki kariyer engelleri: Kraliçe arı sendromu

Kadınların iş hayatında yaşadığı sorunların bir nedeni de kadın yöneticilerin diğer hemcinsi olan kadın çalışanlara karşı olan tutumlarıdır. Kraliçe Arı Sendromu olarak adlandırılan bu durum, kadın yöneticiler tarafından erkek tutumlarını benimseyerek, hemcinsleriyle olan rekabetini ortadan kaldırmaya çalışarak ve cinsiyet ayrımcılıklarını görmezden gelerek kadınlara karşı kullanmaktadır. Ayrıca başarısızlığının nedenini kadınların kendilerinde aramaları ve fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırmak için bireysel çaba göstermeleri gerektiğini savunurlar (Zel, 2002). Bir başka deyişle Kraliçe Arı Sendromu; kadın liderin, örgütünün en tepedeki tek iyi kadın olmayı arzu etmesi ve alt kademedeki hemcinslerinin zirveye tırmanma çabasını engelleme isteğidir (Korkmaz, 2014). Kraliçe arılar sadece hemcinslerinin hayatlarını karartmakla kalmaz, aynı zamanda sistematik olarak yetenekli olmalarını da engellemektedirler ve hatta dikkat çekici kadın adayların işe alımlarını ya da mevcut konumlarını bastırarak çalışma ortamlarına ulaşmaları sabote etmektedirler (McKoy, 2013). Bu çalışmada amaç kadınlar açısından kariyer engellerine (kraliçe arı sendromu) karşı, üst düzey yönetim kademelerine ulaşabilmesinde kullanılabilecekleri stratejileri değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Kraliçe Arı Sendromu, Kariyer Engelleri, Kariyer Engellerini Aşma Stratejileri

KadınlarKariyer engelleriKraliçe arı sendromu+2
Aslı Kılıç
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital bankacılıkta müşteri memnuniyetinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi Muğla ili örneği

Teknolojinin gelişmesi ile bilgi paylaşımının, akıllı telefonların kullanımının arttığı, dijitalleşme sürecinin hızlandığı günümüzde bankalar, müşterilerinin ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılamak için yarış haline girmişlerdir. İçinde bulunduğumuz Korona Virüs Salgını ile dijital bankacılığa yönelim artmış, dijital bankacılık; gerek sağlık tedbirleri, gerekse bankaların işlem maliyetlerinin düşürülmesi, işlemler için belge, doküman gerektirmemesi yönleriyle, bankacılık hizmet kalitesinin artırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından önemli hale gelmiştir. Çalışmanın amacı dijital bankacılık ürünlerini kullanan banka müşterilerinin memnuniyetlerinin müşteri memnuniyet kriterlerine istinaden bankalar bazında sıralanmasıdır. Çalışmada, Muğla il merkezi ve ilçelerinin bir kısmına yüz yüze anket yolu ile elde edilen 170 adet veri ÇKKV yöntemleri ile Analitik Hiyerarşi Temelli VİKOR, Gri İlişkisel Analiz, MOORA Oran, MOORA Önem Katsayısı, MOORA Tam Çarpım, MULTIMOORA, ELECTRE, PROMETHEE ve WASPAS Yöntemleri'ne uygulanmış, elde edilen sonuçlar birbirleri ile kıyaslanmıştır. Analizler, Microsoft Excel, Visual PROMETHEE ve SPSS22 Programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kriterler arasından en fazla öneme sahip olan kriter 'güven' olmuş dolayısıyla 'güven' kriterinin yüksek puan aldığı bankalar sıralamada üst sıralarda yer almışlardır. Bankalar, müşterilerini dijital bankacılık ürünlerinin kullanımına teşvik etmeli, dijital bankacılık ürünlerin güvenli olduklarını vurgulamalıdırlar. Elde edilen sonuçlar, literatürdeki çalışmalara benzerlik göstermiştir.

Bankacılık sektörüELECTRE yöntemiElektronik bankacılık+7
Elçin Noyan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin kahve tüketiminde tercih nedenleri ve tercihlerinin sosyal medyaya yansımaları

İnsanların doğumuyla birlikte başlayan tüketim davranışı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Başlangıçta bu davranış fizyolojik ihtiyaçları giderme amaçlı olsa da gelişen teknoloji, internet ve sosyal medya kullanımı beraberinde ürün çeşitliliğini getirmiş, bu da tüketimi fizyolojik ihtiyaçların ötesine taşıyarak bambaşka bir boyuta ulaştırmıştır. Ürün çeşitliliği konusunda en üst seviyelerde olan kahve, günümüzde tüketim davranışının merkezi bir konumundadır. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı; tüketicilerin kahve tercihlerini ve bu tercihlerin sosyal medyaya olan yansımalarını incelemektir. Bu amaç kapsamında çalışma Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan kahve zincirleri ve yerel kahve mağazaları müşterileri üzerinde yürütülmüştür. Derinlemesine görüşme yöntemiyle toplanan veriler, içerik analizi ile incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, kahvenin aroması, hazırlanışının pratikliği, içiminin sert veya yumuşak olması ve kafein miktarı tüketicilerin kahve türü tercihlerini belirlemesindeki en önemli etkenlerdir. Tüketicilerin kahve markası seçimlerinde ise markanın imajı, güvenilirliği, mekân dizaynı, tasarımları ve sunumlarını dikkate aldığı görülmüştür. Tüketicilerin kahve tüketimlerini sosyal medya üzerinden paylaşmasındaki belirleyici etkenlerin ise markanın prestiji, kişide yarattığı imajın ve markayla arasındaki duygusal bağın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KahveSosyal medyaTüketici tercihleri+1
Mustafa Onur Çakmak
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik yönetim muhasebesi tekniklerinden zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yönteminin bir tekstil işletmesinde uygulanması

Günümüzde artan rekabet ortamı ve teknolojik gelişmeler neticesinde makineleşme ve otomasyon yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla, yöneticiler için maliyet bilgilerine daha hızlı ve doğru bir şekilde ulaşmanın önemi artmıştır. Bu kapsamda, stratejik yönetim muhasebesi alanında bazı teknikler geliştirilmiştir. Stratejik yönetim muhasebesi kapsamında maliyet hesaplama tekniklerinden zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yönteminin bir tekstil işletmesinde uygulandığı bu çalışma, Denizli İli Merkezefendi ilçesinde organize sanayi bölgesinde iplik çözgü haşıllama ve dokuma faaliyeti yürüten bir tekstil işletmesinde uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, uygulamanın yapıldığı işletmesinin 2018 yılına ait muhasebe verileri kullanılarak, zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yöntemi ve faaliyet tabanlı maliyet yönteminin uygulanabilirliğini araştırmak ve sonuçlarını karşılaştırmaktır. Bu kapsamda, öncelikle faaliyet tabanlı maliyet yöntemine göre, ardından zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yöntemine göre maliyet hesaplama sistemi kurulmuş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, maliyet ve yönetim muhasebesi çalışmalarında yaygın olarak tercih edilmekte ve uygulamanın yapıldığı işletmede maliyet hesaplama yöntemlerini uygulama ve sonuçlarını değerlendirme olanağı vermektedir. Bu kapsamda, işletmede gözlemler yapılarak yönetici ve çalışanlar ile görüşmeler yapılmıştır. Bu gözlem ve görüşmelere ait bilgiler ile muhasebe verileri birlikte değerlendirilerek uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, her iki sistemin de bir tekstil işletmesinde uygulanabileceği; ZEFTM yönteminin FTM yöntemine göre daha doğru maliyet bilgisi sunduğu ve birim mamul maliyetlerinin de değiştiği tespit edilmiştir. Bu durumun temel nedeni, ZEFTM yönteminin, işletmenin atıl kapasite maliyetlerini hesaplaması ve birim mamul maliyetlerine yansıtmasıdır. Dolayısıyla, atıl kapasitede çalışmış bir işletmenin birim mamul maliyetleri, ZEFTM yönteminde FTM yöntemine göre daha düşük hesaplanmaktadır.

Aktiviteye dayalı muhasebeMaliyet muhasebesiMuhasebe+4
Mehmet Ali Ekinci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlenmenin yeni formları olarak sanal örgütlerde bilgi yönetimi: Çölyak hastalarının örgütlenmesi için model önerisi

Günümüzde bilgiye erişim, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte hızlanmış ve toplum tarafından kabul edilen bir bilgi süreci oluşturmuştur. Bu durum her ne kadar hızlı bir iletişim imkânı sağlasa da doğru yönetilmediği takdirde sorunları da beraberinde getirmektedir. Sanal ortamlarda yapılan bilgi paylaşımları doğruluğu bilinmeyen, güncel olmayan, gizli olması gerekirken herkes tarafından görünür olan yanlış bilgi aktarımlarının oluşmasına sebebiyet verebilir. İfade edilen sorunlar bilginin doğru yönetilmesi ile çözülebilir düşüncesiyle, sanal örgütlerde bilginin etkin yönetimi adına bir model önerisinde bulunulmuştur. Çalışma bir durum çalışmasıdır. Farkındalığı çok fazla bilinmeyen çölyak hastalığı seçilmiştir. Çölyak dernekleri hem çölyak hastalarını örgütleyen, hem de toplumda farkındalık yaratan eylemlerde bulunan sivil toplum kuruluşudur (STK). Türkiye'de aktif faaliyet gösteren çölyak dernekleri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak veri toplanmış ve toplanan verilerin analiz edilmesiyle elde edilen dokuz tema kavramlar dâhilinde incelenerek sanal örgütlerde bilgi yönetim modeli geliştirilmiştir. Model aynı zamanda dünya genelinde taramalar gerçekleştirilerek araştırma amaçlarına uygun bulunan yayınların betimsel analiz bulguları ile de desteklenmiştir. Sanal örgütlerde bilgi yönetim modeli, bulgular sonucu, üç temel katmandan oluşmuştur. İlki, bilgi yönetim süreci katmanı, ikincisi sanal örgüt katmanı ve üçüncüsü de hem sanal ortama hem de bilgi yönetim süreci katmanlarına destek ve kolaylaştırıcı unsurları barındıran stratejik unsurlar katmanıdır. Model literatürde karşılık bulan bilgi yönetim modellerinden farklı olarak sanal örgütlerin destek ve engelleri bağlamında ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak çalışmanın modeline uygun web temelli bir bilgisayar uygulaması geliştirilmiştir. Bilginin doğruluğu ve paylaşımının öncelikli düşünüldüğü bu uygulama ile çölyak hastalarının ihtiyacı olan doğru bilgiye erişimleri hızlı bir biçimde sanal ortam vasıtasıyla sağlanacaktır.

Bilgi yönetimiHastalarSanal örgütler+1
Murat Sakal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kullanılan ödeme ve finansal yatırım araçları üzerinde kuşaklararası farklılığın analizi

Kuşak, nesil veya bir diğer adıyla jenerasyon kavramı; aynı zaman diliminde doğmuş ve aynı dönemin sunduğu şartlarda büyüyerek, benzer deneyimlere tanıklık etmiş ve benzer sorumlulukların yüklenmiş olduğu kişiler topluluğuna denilmektedir. Geçmişte 15 ile 20 yıllık zaman diliminde kuşakların değiştiği gözlemlenirken, günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle bu zaman aralığında kısalma yaşanmaya başlanmıştır. Her kuşak grubu yaşadığı dönemin teknolojik, ekonomik, siyasi ve sosyal alanda meydana gelen gelişmelerden etkilenerek toplumların kültürel yapılarında bazı farklılıklara yol açmaktadır. Oluşan bu farklılıklara bağlı olarak kuşakların karakteristik özellikleri birbirinden farklılaşarak tasarruflarını değerlendirmede kullanacakları yatırım araçları, değiş-tokuşu gerçekleştirirken tercih edecekleri ödeme araçları, finansal okur-yazarlık düzeyleri birbirlerinden farklılaşma göstermektedir. Bu çalışmada, teknolojiyle birlikte hayatımıza giren yeni yatırım araçları ve ödeme araçlarını, kuşaklararası farklılıkları göz önünde bulundurarak finansal yönetime etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket yöntemi seçilmiştir ve 716 denekten araştırma verileri toplanarak, parametrik olmayan istatistik yöntemlerinden birisi olan ki-kare bağımsızlık testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak yapılan testler ile kuşaklararası farklılığın, ödeme ve yatırım araçları üzerinde etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuşak Kavramı, Kuşaklararası Farklılıklar, Yatırım Araçları, Ödeme Araçları

Ardışık kuşaklar modeliDavranışsal finansFinansal yatırım+3
Duygu Madenoğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının tüketim değerleri: Cep telefonu ürünü üzerinden nitel bir araştırma

Birbirine yakın tarih aralıklarında dünyaya gelmeleri sebebiyle ortak deneyimler paylaşan kuşaklar, benzer özellikler gösteren insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu topluluklar birçok yönden yaşadıkları dönemin izlerini yansıttıklarından dolayı tüketim davranışlarının da kendi içlerinde benzerlik göstermesi beklenmektedir. Zaman geçtikçe ve dünya üzerinde yeni gelişmeler yaşandıkça tüketim olgusunun farklı kuşaklar arasında değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Büyük oranda gelişmiş teknolojinin etkisiyle yaşamları şekillenen Z Kuşağının günümüz dünyasındaki satın alma davranışlarını anlamlandırmak da bu doğrultuda önemli bir konu başlığıdır. Tüketicilerin hangi sebeplerle satın aldıklarını belirlemek adına kullanılan tüketim değerleri teorisi, tüketiciler tarafından ürün ve hizmetlere atfedilen değerler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın amacı Z Kuşağının tüketim değerlerini ortaya koyabilmektir. Nitel araştırma temelinde gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Muğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan Z Kuşağı bireyleri oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın verileri görüşme yöntemi ile toplanmış olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı tüketicileri cep telefonu satın alma tercihlerinde başta fonksiyonel değer olmak üzere yenilik değeri ve durumsal değeri ön planda tutmaktadır. Duygusal değerin satın alma tercihlerinde kısmen fonksiyonel değere bağımlı olarak anlam kazandığı, sosyal değerin ise oldukça düşük bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.

Cep telefonuTüketimTüketim değeri+1
Şemsettin Ozan Çelebi
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yer hizmetleri firmalarında maliyet muhasebesi sistemi: Bir uygulama örneği

Havacılık sektörünün en önemli paydaşı olan havayolu firmalarının hava araçlarına, havalimanına varışından ve havalimanından ayrılışına kadar gerekli olan hizmetlerin verilmesini sağlayan yer hizmetleri firmaları havacılık sektörünün değişmez parçalarından biridir. Maliyetlerin kontrol altında tutulması tüm sektörlerde olduğu gibi yer hizmetleri sektöründe de büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin maliyetlerini doğru bir şekilde hesaplamaları alınacak olan yönetim kararlarını da etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; yer hizmetleri firmalarında, havayolu firmalarına verilen hizmet sırasında ortaya çıkan maliyetler üzerine araştırmalar yaparak sektöre katkıda bulunmaktır.

Hava terminalleriHava yollarıHava yolu işletmeleri+5
Sedat Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı gruplardaki yatırımcıların finansal risk toleransının incelenmesi üzerine bir uygulama

Finansal risk toleransı psikolojik durumlar, kişilik özellikleri, yaşam standartlarından etkilenir. Finansal risk toleransı yatırımcıların riski tolere edebilme düzeyini göstermekle birlikte aslında yatırımdan ne beklediğini de risk karşısındaki tavrıyla ortaya koymaktadır. Bu noktadan hareketle ülkemizde dezavantajlı olarak yaşamını sürdüren genç, kadın, engelli ve yaşlı bireysel yatırımcıların finansal risk toleranslarının, sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte detaylandırılmış analizinin yapılma gereği duyulmuştur. Araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmış olup durum çalışması yapılarak katılımcılarla yüz yüze görüşmeler sağlanmıştır. Yapılan derinlemesine görüşmeler sayesinde bireylerin hangi faktörlerden ne ölçüde ve neden etkilendiklerine dair sorular yöneltilerek, katılımcıların demografik, sosyo-ekonomik özellikleri, kişilik özellikleri, psikolojik önyargılarının etkisinin olup olmadığına dair karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılardan genç grubun risk toleranslarının yüksek, kadın, engelli ve yaşlı grubunun düşük risk toleransına sahip olduğu sonucu çıkarılarak, literatürde yapılmış olan çoğu çalışmayı destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiştir. Bu elde edilen sonuçların genel anlamda sebep olarak gençlerin mezun olduktan sonra çok fazla iş bulma sıkıntısı çektikleri, kendi alanlarında çalışmıyor olmaları sebebiyle de artık kendi mesleklerini yapma arzusu içinde oldukları için daha risk almaya meyilli oldukları gözlemlenmiştir. Kadınların ise boşanmış ya da evliliklerinde ciddi sorunlar yaşadıklarından dolayı hayatlarında daha çekimser daha kaybetme korkusu içinde yaşamlarını sürdürdükleri görülmüştür. Engelli bireyler zaten mevcut olan bedensel ya da kronik hastalıkları sebebiyle diğer insanlara göre daha farklı davranışlar gösterebilmektedir. Bu da yatırım kararlarına ve aldıkları risk seviyelerine etki etmektedir. Yaşlılar, maddi imkansızlıkla da bağlantılı olarak çok fazla çekingen davranmaktadırlar. Bu etkenlerin olması kişileri yatırım konusunda daha riskten kaçınan bir hale getirdiği gözlemlenmiştir.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansDezavantajlı gruplar+2
Merve Uzun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihlerine etkisi

Küreselleşme ve kitle üretiminin giderek artmasıyla beraber, toplumsal değerler de büyük ölçüde değişerek tüketim kültürü yaygın bir hale gelmiştir. Zaman içinde değişen tüketim olgusu, bireylerin yalnızca fiziksel gereksinimleri için değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini de karşılayan sembolik ve hazcı bir tüketime dönüşmüştür. Özellikle son yıllarda gittikçe artan ve gözle görülür bir biçimde değişime uğrayan tüketim kültürünün etkisiyle birlikte lüks tüketim de dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu noktada tüketicilerin hayat şekillerine büyük ölçüde yansıyan lüks kavramı büyük önem taşımaktadır. Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerindeki etkisi araştırma konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde meydana gelen gelişmelere bağlı olarak değişim gösteren lüks kavramı, tüketicilerin lüks tüketime olan algılarının da değişiklik göstermesine yol açmıştır. Bu nedenle tüketicilerin marka tercihini şekillendiren unsurlar araştırılırken öncelikle lüksü ve lüks tüketimi algılayış biçimlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla çalışmada lüks kavramının tüketicilere ne ifade ettiği, nasıl algılandığı bunun marka tercihine etkisinin ne yönde olduğu sorgulanmıştır. Lüks tüketicileri zaman içinde değişim göstermekte ve ekonomik açıdan lüks sektörü hızla büyümektedir. Bu sebeple araştırmanın lüks sektöründe yer alanlar için yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada 1980-1999 yılları arasında doğan ve Y Kuşağı olarak adlandırılan tüketicilerin lüks tüketim olgusunu nasıl algıladıklarını belirlemek ve lüks tüketim algılarının marka tercihine olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Y Kuşağı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur. Araştırma modelinde üç araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Lüks tüketim algısının tüm alt boyutları incelendiğinde üstün kalite, az veya eşsiz, kişisel geçmişi olan, ihtiyaç olmayan ve prestij boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak estetik veya çoklu duyu boyutu ile marka tercihi arasında istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir. Araştırmada yer alan üçüncü araştırma hipotezi ise lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi alt boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Marka tercihi altında yer alan altı alt boyut üzerine analizler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak lüks tüketim algısı alt boyut puanlarının moda bilinci, enderlik-statü, referans grubu, sosyal medya, rol model ve deneyim alt boyutları değerlendirildiğinde, modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur.

Lüks tüketimMarkaMarka tercihi+4
Türkan Ünlütürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Planlı eskitme davranışlarının sürdürülebilir tüketim kapsamında bireysel değerlere göre incelenmesi

Planlı eskitme, tüketicinin satın alma devrini hızlandırmak için, bilinçli olarak ürünlerin yaşam sürelerinin kısaltılması olarak tanımlanmaktadır. Buna göre planlı eskitme davranışları gösteren bireylerin daha çok tüketim eğiliminde olması beklenmektedir. Ancak tüketimde sınırlı kaynakların kullanımı, bireyleri sürdürülebilirliğe yönlendirmekte ve sürdürülebilir tüketim davranışları gösteren bireylerin, mevcut ürünü daha uzun süre kullanma eğiliminde olmaları beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, değişen çevre, küreselleşen ticaret ve buna uygun olarak gelişen pazarlama stratejisi olan planlı eskitme davranışlarının araştırılması, tüketiciler üzerindeki etkisinin bireysel değerler ile nasıl örtüştüğünün anlaşılması ve bazı bireysel değer yapılarına göre planlı eskitme davranışlarının incelenmesidir. Bu sayede farklı bireysel değer yapılarında gösterilen planlı eskitme davranışlarının anlaşılması mümkün olabilmektedir. Değerler; bireylerin ve toplumların kültürel yapılarının ayrılmaz bir parçasıdır. Değerler kişilerin tüketim tercihleriyle de ilgilidir. Kişilerin değerleri, davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Kişilerin çevre dostu ürünler kullanması ya da kullanım vadesi dolmadan yeni ürüne yönelmeleri kişisel değerleri ile de ilgilidir. Bunun için değer yapılarını bildiğimiz bireylerin ne tür tüketim eğilimi göstereceklerinin tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmaya konu olan değer yapıları, Schwartz Değerler Teorisi'nin Evrenselcilik, İyilikseverlik, Güç, Başarı ve Hazcılık değerleridir. Planlı eskitme davranışları, tüketici tercihleri ve bazı değer yapılarının anlaşılması için iki ayrı ölçek kullanılarak 465 katılımcı ile anket verisi sağlanmıştır. Yapılan anketler sonucunda; kadınların, erkeklere göre 1,881 kat daha fazla planlı eskitme davranışı sergiledikleri sonucuna varılmış ve değer yapılarından Evrenselcilik değerinin planlı eskitme ile negatif yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Planlı Eskitme, Tüketim, Sürdürülebilir Tüketim, Değer, Bireysel Değerler

DeğerlerKişisel değerlerPlanlı eskitme+6
Berfu Zeynep Karaşahin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması

Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.

DeğerlemeDuran varlıklarMaddi varlık+4
Ziya Güner
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İşyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü: Hizmet sektörü örneği

Hizmet sektörü işletmelerinin başarısında çalışan-çalışan ilişkilerinin niteliği ile çalışan-yönetici ilişkilerinin niteliği önemlidir. İlişkilerin kalitesi, öncelikle çalışan performansı ve sonrasında da işletme performansı üzerinde doğrudan etkilidir. İşletmelerde çalışan ilişkilerinin niteliğini etkileyen faktörlerden birisi de işyeri nezaketsizliğidir. İşyeri nezaketsizliği, işyerlerindeki sosyal etkileşimlerde zarar verme niyeti olan ve saldırı içeren düşük yoğunluklu davranışlardır. İşyeri nezaketsizliğinin, iş tatmini, örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti gibi sonuçları söz konusudur. Bunun yanında, işyeri nezaketsizliğinin olumsuz etkilerini azaltan bazı değişkenler de söz konusudur. Bu öneminden dolayı bu tez çalışmasında, işyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü incelenmiştir. Tez çalışması, insan ilişkilerinin daha yoğun yaşandığı hizmet sektörü işletmeleri olan otel işletmelerinden veri toplanarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Muğla ilindeki 36 otelin 323 çalışanından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Tez çalışmasında, "işyeri nezaketsizliği", "örgütsel bağlılık" ve "algılanan yönetici desteği" ölçmek için geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır. Tez çalışmasında, değişkenleri arası etkileşimi test etmek için öncelikle basit ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Sonrasında ise, aracılık etkisi PROCESS analizi ile doğrulanmıştır. Çalışmanın sonunda, işyeri nezaketsizliğinin örgütsel bağlılık ve algılanan yönetici desteği üzerinde negatif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Algılanan yönetici desteğinin ise, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlıdır. Bununla birlikte, algılanan yönetici desteğinin değişkenler arası ilişkide tam aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda akademisyenlere ve otel yöneticilerine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İşyeri Nezaketsizliği, Örgütsel Bağlılık, Algılanan Yönetici Desteği, Otel Çalışanları

Algılanan destekHizmet sektörüKonaklama işletmeleri+6
Pınar Atav
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Borsa İstanbul (BİST)'da yer alan yatırım ortaklığı şirketlerinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile finansal performanslarının karşılaştırılması

Bu çalışmada, Borsa İstanbul (BİST)'da bulunan gayrimenkul yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve menkul kıymet yatırım ortaklıklarının 10 adet finansal oran yardımı ile finansal performanslarının TOPSIS, VIKOR ve PROMETHEE yöntemlerine göre sıralanıp sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamına Borsa İstanbul (BİST)'da kayıtlı olarak faaliyet gösteren 28 gayrimenkul yatırım ortaklığı, 4 girişim sermayesi yatırım ortaklığı ve 9 menkul kıymet yatırım ortaklığı dâhil edilmiştir. 2014-2018 dönemini kapsayan 5 yıllık döneme ilişkin likidite, finansal yapı, faaliyet ve kârlılık oranları, KAP (Kamuyu Aydınlatma Platformu) ve şirketlerin faaliyet raporlarından elde edilen veriler aracılığıyla hesaplanmıştır. Hesaplanan finansal oranlar, TOPSIS ve VIKOR yöntemi için Microsoft Office Excel 2019 programı, PROMETHEE yöntemi için Visual Promethee Academic programı aracılığıyla bütünsel bir değerlendirme yapabilmek amacıyla tek bir puana çevrilmiş ve işletmelerin finansal performansları matematiksel olarak sıralanmıştır. Çalışmanın sonucunda kullanılan yöntemlerin sonuçları gayrimenkul yatırım ortaklıkları, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve menkul kıymet yatırım ortaklıkları bakımından karşılaştırılmış olup çıkan sonuçlar birbirlerine yakın olsalar da birebir örtüşmemektedir. Anahtar Kelimeler: Finansal Performans, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri, TOPSIS, VIKOR, PROMETHEE, Yatırım Ortaklıkları

Borsa İstanbulFinansal performansPROMETHEE yöntemi+4
Hatice Ferek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerine tarihsel bir inceleme

Bireyler bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok faaliyette bulunurlar. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken ekonomik araç ve sistemlere gerek duyarlar. Ekonomik araçların çeşitliliği, artan nüfus sayısı ve teknolojik gelişmeler toplum düzeninde bazı gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu düzenlemelerin içinde vergi düzenlemeleri ve muhasebe düzenlemeleri de yer almaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildikten sonra birçok alanda değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bu değişimlere muhasebe uygulamaları ve vergi uygulamaları da eşlik etmiştir. Bu dönemde ülkemizde yeni vergisel düzenlemeler karşımıza çıkmıştır. Muhasebe uygulamaları da bu dönemde birçok değişiklik yaşamıştır. Çalışmada ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler muhasebe ve vergi uygulamaları arasında etkileşim yaşanmasını sağlamıştır. Muhasebe ve vergi düzenlemelerinin etkileşim içinde olması vergi düzenlemelerinde muhasebenin kendi dinamiklerini dikkate alan maddelere yer verilmesiyle açıklanabilir.

Muhasebe uygulamalarıVergi hukukuVergi muhasebesi+2
Cüneyt Alkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Süs bitkileri işletmelerinin üretim, ithalat, ihracat potansiyelinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi: İzmir ili, küçük menderes havzası örneği

Bu araştırmanın amacı; Küçük Menderes havzası içerisinde yer alan ilçelerdeki süs bitkileri sektörünün mevcut durumunu belirlemek ve buna bağlı olarak da ülkemizin en önemli süs bitkisi üretim merkezi olan İzmir ilindeki süs bitkileri işletmelerinin yapısı ve üretim olanaklarını tespit etmek, ithalat ve ihracat potansiyellerini karşılaştırarak ortaya koymak ve sektör sorunlarını belirleyerek bu sorunlara ilişkin bir takım çözüm önerileri ortaya koymaktır. Araştırmada birincil verileri, örneklemeye giren 152 adet süs bitkisi işletmesiyle yapılan anket çalışması ve mülakatlar oluşturmaktadır. İzmir Valiliği, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü web sayfalarından, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüklerince hazırlanan raporlardan, Resmi Gazetelerden, Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği, Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçılar Birliği tarafından hazırlanan Sektör Raporlarından elde edilen veriler ile birlikte TÜİK verileri araştırmanın ikincil verileri olarak kullanılmıştır. Ayrıca, konuya ilişkin çeşitli yayınlardan, tez ve makaleler ile internet araştırmalarından da yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda süs bitkileri sektöründe ciddi bir kayıt dışı üretimin var olduğu ve bunun da fiyat istikrarını sağlamada çok büyük bir sorun oluşturduğu belirlenmiştir. Diğer önemli bir sorunda sektör bazında veri karmaşasının olması, yeterli ve çeşit bazında istatistiki verinin bulunmamasıdır. Halen uygulamada olan "Bitki Pasaportu ve Operatör Kayıt Sistemi" süs bitkileri için yeterli değildir ve pek çok işletme sisteme kaydolmada ciddi sorunlar yaşamaktadır. Sektör üreticileri standart ve yerli tohumlukla üretim yaptıkları takdirde sektörün dış ticaretinde ciddi pazarlar elde edeceklerini ve artık bunun zaruri olduğunu ifade etmişlerdir. Sektörde uygulanan %18'lik KDV'nin çok yüksek olduğu, o nedenle de işletmelerin tamamının KDV indiriminin gerekliliğini savunduğu ve işletmelerin COVID-19 kapsamında yapılan %10'luk KDV indiriminin kalıcı olmasını istedikleri tespit edilmiştir. Sektör, ciddi bir devlet desteği almadığı için finansal sorunlar yaşamaktadır. Sektör yoğun bir işgücüne sahip olmasına karşın kalifiye eleman bulmakta zorlanmaktadır. Sektör içindeki iletişimin iyi ve ya çok iyi durumda olduğu, birbiriyle sorun yaşamayan işletmelerin birlikte çalışma eğilimi gösterdiği ve bu işletmelerin ciddi bir oranla birlikte çalışmak istedikleri tespit edilmiştir. Süs bitkileri sektörünün ciddi bir şekilde büyüyüp ilerleyebilmesi, dış pazarlarda gerçekten söz sahibi olabilmesi için, yukarıda tespit edilen sorunların çözümü amacıyla; ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel ve tüzel işletmeler ve sektör paydaşları bir araya gelip, ortak çalışma gerçekleştirmeli, fikir birliği oluşturmalı, sektör bazında ciddi yol haritaları oluşturulmalı ve bunlar ivedilikle uygulamaya aktarılmalıdır. Ancak bu şekilde rekabetçi bir sektör haline gelebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İzmir, süs bitkileri işletmeleri, tarımsal üretim, süs bitkileri ticareti, işletme sorunları ve önerileri

Küçük Menderes HavzasıSüs bitkileriTarım işletmeleri+5
Mert Evrensay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi üzerine bir araştırma: Örgüt kültürünün düzenleyici etkisi

Yönetim disiplininde liderlik düşüncesi üzerine birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. Liderlik kavramının daha iyi anlaşılması ve açıklanması adına ileri sürülen teorilere, yaklaşımlara ve modellere genel olarak bakıldığında bu çalışmaların daha çok somut ve rasyonel nitelikteki liderlik davranışlarını ele aldığı tespit edilmiştir. Psikodinamik düşünce anlayışından doğan ve liderlik olgusuna yeni bir pencere açan psikodinamik liderlik yaklaşımı ise daha önceki liderlik yaklaşımlardan farklı olarak somut ve rasyonel olayların ötesine geçerek soyut ve irrasyonel nitelikteki lider davranışlarını da anlamaya çalışır. Bu noktadan hareketle, psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi arasındaki ilişkinin irdelenmesi ve bu ilişkide örgüt kültürünün düzenleyici bir rolünün olup olmadığının ortaya çıkartılması çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın gerçekleştirilebilmesi adına Muğla Büyükşehir Belediyesi başkanı ile bu belediyede görev yapan orta ve üst kademe yöneticilerden oluşan 156 kişilik bir anakütle belirlenmiştir. Elde edilen bulguların detaylandırılması, sunulması ve açıklığa kavuşturulmasında daha sağlıklı sonuçların elde edilebileceği düşüncesinden hareketle çalışmada, araştırma yöntemlerinden karma yöntem tercih edilmiştir. Yüz yüze anket ve görüşme yöntemleriyle 128 veri toplanmış, toplanan veriler nicel ve nitel yöntemler vasıtasıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde dönüşümcü liderlik tarzı ile lider-üye etkileşiminin tüm alt boyutları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Bir başka ifadeyle, takipçilerin algısında bir dönüşümcü lider profili ortaya çıkmıştır. Bu duruma benzer olarak psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında yapılan görüşme sonucunda dönüşümcü lider anlayışına ve özelliklerine sahip bir liderin varlığı görülmüştür. Örgüt kültürünün ise liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi arasındaki ilişkide düzenleyici bir rolünün olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.

BelediyelerLider-üye etkileşimiLiderlik+2
Utku Demirci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

CDS primlerinin borsa endeksleri üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir araştırma

Gelişen finansal piyasalar ve teknolojik yeniliklerle birlikte finansal araçların çeşitleri ve kullanım şekilleri de gelişmeye devam etmektedir. Kredi temerrüt swapları da bu gelişmeler neticesinde kredi riskine karşı bir koruma sağlayan önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kredi temerrüt swapları en temel kredi türev araçlarından biridir ve dayanak varlığın temerrüde düşmesi durumunda alıcısına bir sigorta sağlamaktadır. Ayrıca kredi temerrüt swapları (CDS) kredi riskinin bir göstergesi olarak kullanılmakta ve yüksek CDS primleri, yüksek riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle riskli kabul edilen şirketler ve ülkelerin elde edecekleri fonlar için karşılaşacakları maliyetlerde artacaktır. Bu durumda artan riskler potansiyel yatırımların önüne geçebilmektedir. Çalışmanın amacı CDS primlerinin borsa endeksleri üzerinde etkisinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda ele alınan 9 gelişmiş ve 10 gelişmekte olan ülkeye ait CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye CDS primlerinin BIST endeksleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda CDS primleri ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde panel veri analizi kullanılmıştır. CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin saptanması için ise bir zaman serisi analizi olan ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan veri setine ilişkin zaman 2008-2021 yıllarını kapsamaktadır. Sonuç olarak; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait borsa endekslerinin CDS primlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. CDS primlerinde meydana gelen artışların borsa endekslerini düşürdüğü yani aralarında ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir diğer araştırma konusu olan CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin incelendiği analizlerin sonucunda ele alınan 21 endeksten 7 tanesinin CDS primlerinde meydana gelen değişikliklere duyarlı olduğu ve aralarında negatif yönlü, anlamlı bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur.

Borsa endeksiBorsa İstanbulCDS+3
Çağatay Mirgen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin tarihini anlamada kurum tarihi çalışmalarının potansiyel katkıları: 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları (1933-1983) ve 75. Yılında Türk Hava Yolları (1933-2008) adlı kurum tarihi çalışmalarının analizi

Bu tez çalışmasının iki temel amacı bulunmaktadır. İlki, 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları: 1933-1983 ve 75. Yılında Türk Hava Yolları 1933-2008 adlı eserler incelenerek Türk Hava Yolları A.Ş.'nin tarihsel gelişimini, eserlerde belirtilen tarihsel olaylar çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu tarihsel gelişimde, eserlerde işletmenin yaşamını sürdürmesinde hangi önemli olayların belirtildiği değerlendirilecektir. Böylelikle Türk Hava Yolları A.Ş.'nin büyüme ve yaşamanı sürdürme konusundaki genel tarihsel süreci değerlendirilmiş olacaktır. İkinci amaç olarak da eserde yer alan ve Türkiye'de işletme tarihi açısından önemli olabileceği düşünülen değerlendirmelerin tespitini ortaya koymak hedeflenmektedir. Bu iki amaçla birlikte kurum tarihi çalışmalarının işletmelerin tarihini anlamada ne gibi katkılar sunacağı tartışılabilecektir. Türkiye'deki işletme tarihi yazını incelendiğinde ise bu kurum tarihi çalışmaları ile iletişim kurulmadığı görülmektedir. Özellikle Türkiye'deki yukarıda örnekleri sunulan kurum tarihi çalışmalarının Türkiye'deki işletmelerin tarihlerini anlamımızda ne gibi potansiyel katkılarının olabileceğinin yazında tartışılmadığı görülmektedir. Bu tez çalışması, Türkiye'deki işletme tarihi yazınında daha önce yapılmamış olan bu tartışmayı yapmaktır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları: 1933-1983 ve 75. Yılında Türk Hava Yolları 1933-2003 adlı eserler incelenmiştir. Araştırmanın hedeflerine uygun olarak bu eserler incelenirken iki temel konu üzerinde durulmuştur. İlki, eserlerde Türk Hava Yolları A.Ş.'nin kuruluş ve gelişimi temelinde işletmenin büyümesi ve yaşamını sürdürmesi modelini oluşturmaya çalışmaktır. Bu kapsamda eserlerde kuruluş ve gelişmeyle ilgili temel parametrelerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır. Böylelikle, bir kurum tarihi çalışmasının işletmelerin büyüme ve gelişmeleriyle ilgili temel bir model ortaya koyup koyamayacakları değerlendirilmiştir. Araştırmanın ikinci temel konusu da Türk Hava Yolları A.Ş.'nin hem işletmecilik açısından kendisiyle ilgili hem de Türkiye bağlamıyla ilgili eserde ne gibi temel bilgilerin belirtildiğini tespit etmektir. Bu kapsamda işletmecilik ile ilgili olaylar (örn. Türk Hava Yolları A.Ş.'ye ilk yabancı ortağın ortak olması) ve Türkiye bağlamında işletmecilik ile ilgili olaylar (örn. Türkiye'deki ekonomi politiğinin değişiminin Türk Hava Yolları A.Ş.'ye yansıması) ayrı ayrı tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın yaygın etkisi akademik etkisine dayalıdır. Türkiye'de çok fazla sayıda kurum tarihi çalışması olmasına rağmen bu kurum tarihi çalışmalarının işletmelerin tarihini anlamımızda ne gibi potansiyel katkıları olduğu tartışılmamıştır. Bu tez çalışması bu tartışmayı yaparak işletme tarihi araştırmalarında bir kaynak olarak kullanılabilecek kurum tarihi çalışmalarının ne gibi potansiyeller barındırdığını ortaya koymaya çalışmıştır.

Buse Alas
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi

Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.

Beş Güç ModeliMuğlaRekabet+6
İbrahim Özoktay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında sosyal sorumluluk ve sosyal pazarlama uygulamaları: Damla Projesi örneği

Günümüzün dünyası, özellikle bilgi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde hızlı bir değişim sürecinden geçmektedir. Bu süreç etkisini ekonomik, siyasi ve sosyal boyutlarda, yani kısaca hayatın her alanında hem olumlu hem olumsuz bir şekilde göstermektedir. Oluşan olumsuz toplumsal sorunların aşılmasında kamu ve özel kurumların önemli bir rolü bulunmaktadır. Herhangi bir toplumsal sorunu gidermesi ve insani değerlerin artması için birtakım davranışların benimsenmesi yönünde olan çalışmalar pazarlama tekniklerinden yararlanabilir. Bu tezde, kamu kurumlarında sosyal sorumluluk hakkında bahis edildikten sonra, sosyal pazarlama adlandıran pazarlamanın; tanmı ve gelişimi hakkında söz edilmiştir. Sosyal pazarlama; toplumun refahı, yaşam kalitesi ve insanların duyarlılığını arttırmak için etkin bir yöntem olduğunu açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise Gençlik ve Spor Bakanlığı gerçekleştiği ve halen devam eden Damla Projesi, pazarlama unsurlarına göre incelmiştir. Araştırmanın sonucuna göre kamu sosyal pazarlama faaliyetleri toplum tarafından olumlu etki yaratır ve gençler tarafından giderek kabul görür.

Damla ProjesiKamu kuruluşlarıSosyal pazarlama+1
Amr Mohammed Abdulmalek Mohammed
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Menşe ülke imajının müşteri risk algısı ve müşteri güveni üzerine etkisi: Azerbaycan'daki Türk markaları

Üreticiler veya hizmet sağlayan birimler, ürün ve hizmetlerini müşterilerin isteğine göre planlar ve hazırlarlar. Onlar için önemli olan ilk şey müşterinin isteği, memnuniyeti ve güvenidir. İthal markalar içerisinde Türk markaları Azerbaycan pazarında yüksek bir paya sahiptir. Fakat bir kısım müşteriler bu görüşü benimseyememiştir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada genel olarak menşei ülke imajının müşteri güveni ve risk algısına olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Azerbaycanlı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur.Araştırma modelinde iki araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki menşei ülke imajının müşteri risk algısı üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de menşei ülke imajının müşteri güveni üzerinde etkisi inde olup olmadığını araştırmaktır. Üçüncü araştırma hipotezi de müşteri güveni üzerinde müşteri risk algısının etkisinin olup olmadığını çözmektedir. Sonuç olarak modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: menşe ülke imajı, müşteri güveni, algılanan risk.

AzerbaycanGüvenMüşteri algısı+7
Gulshan Yagublu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde duygusal davranış kurallarının rolü: Otomotiv satış ve servis elemanları üzerine bir araştırma

Günümüzde özellikle hizmet sektörlerinin en önemli parçası olan çalışanların sergiledikleri davranışların, örgüt çıktılarına olumlu ve olumsuz etkiler yarattığı bilinen bir gerçektir. Örgütler, çalışanlarından uymalarını bekledikleri bazı davranış kuralları belirlemekte; çalışanlar bu kurallar doğrultusunda birtakım duygusal emek davranışları sergilemekte ve çeşitli iletişim tarzları benimsemektedirler. Bu kapsamda çalışmada, bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde, duygusal davranış kurallarının rolü incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ili Anadolu yakası otomotiv satış ve servis elemanları üzerinde yapılmış olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yöntemi kullanılarak toplam 150 çalışana ulaşılmış, hatalı veya eksik doldurulan anket saptanmadığından 150 anket formu da geçerli kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analizi programı ile incelemeye alınmıştır. Çalışmada yapılan analizlerde, 150 katılımcının demografik özelliklerinin incelendiği frekans dağılımları, bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişkilerin incelendiği korelasyon analizi ve bu ilişkide duygusal davranış kurallarının düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesinde ise Hayes tarafından geliştirilmiş Process sürüm 3.5. adlı SPSS Macro eklentisi kullanılmıştır. Duygusal davranış (yüzeysel/derin davranış) ile iletişim tarzları (aktif/pasif tarz) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup her iki boyut da modele dahil edilmiştir. Modele göre, iletişim tarzlarının duygusal emek davranışı üzerindeki etkisinde duygusal davranış kurallarının düzenleyicilik rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Duygusal davranış kurallarıDuygusal emekHizmet sektörü+7
Aylin Sönmez
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkı̇ye süper lı̇gı̇'nı̇n marka değerı̇ üzerı̇ne bı̇r çalışma

Futbol, hem taraftarların yaklaşımı hem de futbol maçları için harcanan paranın büyüklüğü açısından popülerliğini her zaman sürdüren bir spor dalıdır. Bu spor dalı tüm dünyada popülerliğini sürdürmesine rağmen, kimi ülkeler spor kulüplerinin başarılı birer marka olmasını sağlayabilmiş ve bu alanda çeşitli başarılar elde edebilmiş; kimileri ise bir futbol markası olamamış ve bu alanda başarıya ulaşamamıştır. Futbol ekonomisi oranlarına bakıldığında, İngiltere Premier Ligi 4,27 Milyar Euro; Almanya Bundesliga 2,23 Milyar Euro değerindedir. Türkiye'deki futbol ekonomisi büyüklüğü ise, 1 Milyar Euro seviyesindedir. Seyirci sayıları incelendiğinde, Türkiye 8.427 izleyici ile dünyadaki izleme oranlarının gerisinde kalmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; marka değeri, futbol maçlarını izleme kararı ve gelecekte futbol maçları izleme niyeti kavramları aracılığıyla Türkiye'de futbol sektörünü, izleyici davranışlarını ve markalaşma seviyesini analiz etmek ve ilgili çeşitli ilişkileri açığa çıkarmaktadır. Böylelikle, dünya sıralamalarında çeşitli yönlerden geride kalan ülkemiz futbolu hakkında detaylı bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma kapsamında futbol izleyicisi davranışlarını analiz etmek üzere 20 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiş; marka değeri ve gelecekte futbol maçlarını izleme niyetini analiz etmek üzere ise, 401 anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları detaylı bir şekilde sunulmuş; çalışmanın sonunda, bulgular neticesinde akademi ve iş dünyası için çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

FutbolFutbol ligleriFutbol sektörü+4
Nilşah Cavdar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi

20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.

Entegre lojistik modeliLojistikLojistik hizmetler+3
Faruk Furkan Bakar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon türleri ve performans ilişkisinde teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü

Araştırmamızda kamu sektöründeki eğitim kurumlarında inovasyon türleri ile okul performansı arasındaki ilişkide teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü incelenmiştir. Okul performansını arttırdığı düşünülen ancak çoğu kez performans üzerinde anlamlı bir etkisi olmayan uygulamalar ve yatırımlar yerine hangi tür inovasyonun okul performansına daha fazla katkı sağladığı araştırılırken, teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin okul performansı üzerinde aracı bir rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Eğitim kurumlarının varlıklarını sürdürebilmeleri ve üst düzey bir performans sergileyebilmeleri öncelikle çevresel değişimleri algılayabilmelerine ve bir bütün olarak çevresel değişikliklere uygun yenilikler geliştirebilmelerine bağlıdır. Değişim ve gelişimin kesintisiz bir süreç olduğu gerçeğinden hareketle bu değişim ve gelişimleri içselleştirme sürecinde değişim ve yeniliklere uyum sağlanması aşamasında inovasyonun okullar açısından hayati öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu nedenle okulların varlığını sürdürebilmeleri ve gelişimlerini sağlayabilmeleri için okul performansı ve inovasyonun birlikte ele alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca tek tip bir inovasyona yönelmek bir eğitim kurumunu bütün olarak dönüştürmek için gereken performansı sağlamayabilir. Bu nedenle hizmet inovasyonunun yanında yönetim ve süreç inovasyonlarının da performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Okul gibi öğrenmenin önemli olduğu örgütlerde örgütsel öğrenme ve teknoloji yeteneğinin inovasyon yaratma gücü dolayısı ile okul performansına etki etme sürecinde aracı rollerinin olup olmadığı incelenerek performansa etki eden kavramlar ortaya çıkartılmak istenmiştir. İstanbul geneli lise ve dengi eğitim kurumlarından orta ve büyük ölçekli ortaöğretim okullarında toplamda 306 idareci ve öğretmen üzerinde anket yöntemi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ele alınan ürün inovasyonu, yönetim inovasyonu, süreç inovasyonu ile teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenme kavramlarının bağımlı değişken olan okul performansı üzerindeki etkilerini incelemek üzere güvenilirlik analizi, faktör analizi, regresyon analizi SPSS.20.OO İstatistik programı kullanılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hizmet İnovasyonu, Yönetim İnovasyonu, Süreç İnovasyonu, Teknoloji Yeteneği, Örgütsel Öğrenme ve Performans.

PerformansTeknolojiTeknolojik yetenekler+4
Neriman Esendemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel sinizm ile örgütsel tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hizmet sektörü çalışanları üzerine ampirik bir araştırma

Araştırmanın amacı, örgütsel sinizm boyutları (bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut) ile örgütsel tükenmişlik boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı hissi) arasındaki ilişkileri ampirik çalışmayla ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni; turizm sektöründe faaliyet gösteren ve hizmet işletmelerinden birisi olan otelcilik sektöründe, yurt dışında çeşitli şubeleri olan, Türkiye'nin önde gelen beş yıldızlı büyük otellerinden biri olan ve İstanbul-Şişli'de faaliyet gösteren uluslararası otel zincirlerinin Türkiye'deki özel sermayeli X otelinin çalışanlarıdır. Bu sektör çalışanlarının seçilmesinin nedeni; hizmet sektörü çalışanlarının tükenmişlik ve sinizm yaşama olasılığının daha yüksek olmasıdır. 155 otel çalışanına anket uygulanmıştır. Genel Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Örgütsel Tükenmişlik Envanteri (MBI) olarak üç bölüm, 42 sorulu anket uygulanmıştır. Araştırmanın modeli, hipotezleri, varsayımları, sınırlılıkları, aritmetik ortalamalar, standart sapmalar, frekans, yüzde dağılımları, faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik analizi, Principal Component Analysis, Pearson Korelasyon analizi ve demografik bulgular SPSS kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda; bilişsel boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; duygusal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; davranışsal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut ile kişisel başarı hissi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. 9 hipotezden 6'sı kabul, 3'ü reddedilmiştir. Reddedilen üç hipotez kişisel başarı hissi ile ilgilidir. Sonuçlar ve öneriler vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Sinizm, Örgütsel Tükenmişlik, Hizmet - Otelcilik Sektörü

Hizmet sektörüOtel hizmetleriOtel personeli+7
Özden İbrahimağaoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik algısının ve kişilik özelliklerinin farklı disiplinler açısından irdelenmesi bir devlet üniversitesi örneği

Günümüzde girişimcilik giderek yükselmekte ve ülkelerin gelişmelerinde son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bir yandan girişimciliğin ülke ekonomisine kattığı farklı ve inovatif değerler bir yanda da işgücünün tam istihdamına yönelik etkileri söz konusudur. Bu nedenle ülkeler konu ile ilgili çeşitli kurumsal ve hukuki faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Her kuşaktan girişimciliğe rastlanmakla birlikte, girişimciliğin genç kuşağa özgü olduğu konusunda yaygın bir algı vardır. Bu çalışma, bu algıdan hareket ederek, bir yandan bu algının doğruluğunu araştırmak bir yandan da genç kuşak arasında girişimcilikle ilgili düşünceleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Böylece, farklı üniversiteler için yapılmış olan, girişimcilik ve gençlik ilişkisi üzerine çalışmalara katkı sunulması da planlanmaktadır. Bu motivasyondan hareket ederek, bir devlet üniversitesi öğrencileri arasında anket yöntemi kullanılarak bir çalışma gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu amaç çerçevesinde, fen bilimlerinde ve sosyal bilimlerden birer disiplin seçilmiş ve anket Mimarlık ile İktisat bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri arasında yapılmıştır. Öncelikle girişimci olmak isteyip istemediklerinden hareket edilerek, farklı cinsiyet, farklı aile yapıları, farklı gelir düzeyleri gibi faktörler çerçevesinden sorulan sorulara alınan cevaplar toplanmış ve SPSS programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Söz konusu girişimci adayların hangi alanlara / sektörlere ağırlık vermek istedikleri de hem girişimci açısından hem de ülke ekonomisinin geneli açısından önemli sonuçlar ortaya çıkaracağından bu konu üzerinde de ayrıca durulmuştur. Çalışmanın genişletilmesi ve iki ana bilim alanı dışındaki bölümlerin katılımıyla anketin tekrarlanması önerilmektedir.

GirişimcilerGirişimcilikKişilik+2
Buket Ateş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim etkinliğinin uygulanması ile örgütsel ve bireysel performans arasındaki ilişkide yönetici desteğinin aracı rolü

Örgütlerde bir insan kaynakları yönetimi işlevi olarak eğitim ve geliştirme çalışmaları önemli bir yatırım alanıdır. Örgütler eğitim ve geliştirme yoluyla, bir örgütün ve çalışanlarının iş bilgisi ve becerilerini arttırmak amacıyla bir dizi planlı faaliyet yürütürler. Bununla birlikte, eğitime yapılan yatırımın örgütlere katkısının ve geri dönüşünün belirlenmesi konusunda örgütlerde önemli bir beklenti bulunmaktadır. Eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin etkinliğinin performansa ne düzeyde dönüştüğünün ölçülmesi ve eğitimin katkısının ortaya konulması önemli bir ihtiyaçtır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, örgütlerde eğitim etkinliğinin sistematik bir şekilde uygulanmasının örgütsel ve bireysel performansı arttırmasında yönetici desteğinin aracı rolünü araştırmaktır. Literatürde eğitim etkinliğinin ölçülmesi yoluyla eğitimin örgütsel ve bireysel performans üzerine etkisine yönelik çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalarda eğitimin başarısında yöneticilerin rolü sıkça dile getirilmekle beraber, bu konuda ampirik çalışma bulunmamaktadır.Yani eğitim etkinliğinin örgütsel ve bireysel performansa dönüşmesinde yöneticilerin rolü ampirik olarak incelenmemiş bir konu olarak dikkat çekmektedir. Bu anlamda niceliksel bir araştırma yapılmış olup, anket tekniği kullanılarak 142 kişi üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda, eğitim etkinliğinin uygulanması ile bireysel ve örgütsel performans arasında pozitif bir ilişki bulunmuş ve yönetici desteğinin bu ilişkide aracı rol (med) oynadığı desteklenmiştir.

Eğitim etkinliğiPerformansYönetici desteği+2
Seray Subaşı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerin işveren markası uygulamaları: Bankaların sürdürülebilirlik raporları üzerine bir araştırma

Dünyada yaşanan değişimin hem insan hayatına hem de işletmelerin çalışma tarzına yansıması, çeşitli meslek kollarının ortaya çıkması, çalışanlar için çeşitli iş fırsatlarının doğması gibi faktörler işveren markası kavramının doğmasına ve popüler hale gelmesine neden olmuştur. İşveren markası kavramının, işletmenin iç ve dış paydaşlarının algısına dayanması nedeniyle işveren markası kapsamında yapılan uygulamaların net ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, işletmelerin hem iç hem de dış paydaşları ile ilişkilerine ve iletişimine aracılık eden sürdürülebilirlik raporları önem kazanmaktadır. Bu araştırmada, 2017 yılı BIST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 63 şirket arasından seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporlarında, işveren markasını ortaya koyan uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporları nitel araştırma yöntemi olan içerik analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bilgilere göre, işveren markası boyutlarının tamamını karşılayan Akbank, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası olduğu varsayılmıştır, işveren markası boyutları ayrı ayrı ele alındığında da, bankalar arasında farklılaşmalar bulunmaktadır.

Bankacılık sektörüBankacılık sektörüBankalar+5
Merve Eylül Kavlakoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde sinizmin aracı rolünün olup olmadığını araştırmaktadır. Bu amaçla bankacılık sektöründe çalışan 160 kişiye anket uygulanmıştır. Örgütsel adaletin ölçümünde Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilmiş ölçek, işe tutkunluk ölçümünde Utrecht (2003) tarafından geliştirilen ölçek, son olarak sinizmin ölçümünde Dean, Brandes ve Dharwadkar (1998) tarafından geliştirilen ve Türkiye'de geçerliliği ve güvenilirliliği test edilen ölçekler uzman görüşüne başvurularak anket haline getirilmiştir. Araştırmada yapılan analiz sonuçlarına göre, örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin aracı rolünün olduğu ortaya çıkarılmıştır. İşgörenlerin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasında negatif yönlü, örgütsel sinizm düzeyleri ile işe tutkunlukları arasında negatif yönlü ve örgütsel adalet algıları ile işe tutkunlukları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Literatürde yapılan incelemeler sonucunda, ilgili değişkenler içeren bu tür bir model oluşturulmamış olması ve bankacılık sektöründe de böyle bir çalışmaya çok sık rastlanmaması sebebiyle mevcut çalışmalardan farkını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, İşe Tutkunluk, Örgütsel Sinizm

Adalet algısıSinizmÖrgütsel adalet+3
Esra Gazioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study of organizational culture and the glass ceiling syndrome among academics in Turkey and Finland

Women have begun to take part in business life due to the changing structure of workforce. However, women who are members of minority groups have faced many obstacles in business life. The most important obstacle is that women are high in number in mid-levels but they cannot come up higher levels because of individual, organizational, and social reasons. This term referring to invisible barriers in business life is called as "glass ceiling syndrome" in literature. This comparative study aims at investigating potential glass ceiling effects with its causes in academia both in Turkey and Finland - one of the Nordic countries -. The research question is formulated as how the relationship between organizational culture and the glass ceiling syndrome affects women academics' career advancements at Turkish and Finnish universities. Besides, it is examined whether there is any effect of demographic factors on glass ceiling perceptions of academics. A questionnaire was conducted to measure women and men academics' glass ceiling perceptions in selected faculties of Turkish and Finnish universities. The data of the research was collected by Hofstede's Culture Questionnaire (Emet – 2006, and Sigler & Pearson – 2000) and Karaca's Glass Ceiling Scale (2007). The glass ceiling questionnaire involves seven dimensions representing barriers for women's career advancement. Hofstede's culture approach was used as a model for organizational culture in order to reveal cultural differences affecting women's career advancement in these countries. According to research findings, there is no relationship between the glass ceiling syndrome and organizational culture but there are some relationships with regard to sub-dimensions of variables that were determined in academia in both Turkey and Finland. While academics in Turkey are uncertain about the glass ceiling syndrome, Finnish academics agree with this syndrome. It is also concluded that there are no differences in glass ceiling perceptions of academics in terms of their demographic characteristics in both countries.

AcademiciansGlass ceiling syndromeFinland+5
Merve Karahan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolünü incelemektir. Bu kapsamda önce, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisi araştırılmış, daha sonra bu etkiye psikolojik sermayenin aracılık edip edemeyeceği ele alınmıştır. Örneklem grubunun çoğunluğu İstanbul ilinde özel sektörde çalışan 325 kişi oluşturmaktadır. Çalışanlara demografik bilgileri, beş faktör kişilik özellikleri, psikolojik sermaye ve iş performansıyla ilişkili sorular anket formu aracılığıyla yöneltilmiştir. Araştırma bulguları SPSS 24.0 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmada veriler frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler analizleri, güvenilirlik analizi, Kolmogorov-Smirnov testi, Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey HSD karşılaştırma testleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisinde psikolojik sermayenin kısmi bir aracı rolü bulunduğuna ulaşılmıştır. Beş faktör kişilik özelliklerinin sorumluluk boyutunun, psikolojik sermayenin iyimserlik ve dayanıklılık boyutlarının iş performansı üzerindeki etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışanların kişilik özelliklerinin pozisyon gücüne, yaş grubuna ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Çalışanların psikolojik sermaye eğilimlerinin eğitim düzeyine, cinsiyete, pozisyon gücüne, toplam deneyimlerine ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş performansının ise çalışılan pozisyonun gücüne göre daha anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir.

Beş faktör kişilik modeliGörev performansıKişilik özellikleri+3
Burak Taştemur
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş stresi ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul'daki 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarına yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı stresin iş hayatındaki etkilerine değinmek ve katılımcıların iş stresi seviyeleri ile iş tatmini seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını değerlendirmektir. İş stresi ve iş tatmini ile ilgili literatür araştırması yapıldıktan sonra, kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve anket metoduyla bilgiler ve veriler derlenmiştir. Veriler üzerinde SPSS programının 21.00 versiyonu ile yapılan analizler neticesinde, iş stresi ve iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Konaklama işletmeleriOtel işletmeciliğiOtel personeli+4
Seçil Delice Ekinci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumunun sağlanmasında kurum kültürü ve organizasyonel yapı etkisi

Kurumların amaçlarına ulaşmalarında arzu edilen çalışan profilini seçme, geliştirme ve elde tutmada belirleyici örgütsel değişkenlerden biri örgüt kültürü olmakta, bireylerin olumlu iş tutumlarının ortaya çıkmasında kurum kültürü öncül bir faktör olarak nitelendirilebilmektedir. Kurum kültürünün değerlerle anlamsal ilişkisi nedeniyle, yakın ilişki kurulacak bir değişken olan kişi-örgüt uyumunun ortaya çıkması bu nedenle örgüt kültürüne bağlı olabilecektir. Kurumlarda artan düzeyde takım çalışmaları grup dinamiklerinin örgütsel bağlamda incelenmesine daha çok dikkatleri çekmiş ve bireylerin çalışma grupları ile özdeşleşmeleri incelemeye değer bir çalışma konusu niteliği kazanmıştır. Kurum tarafından çalışanlarca geliştirilmesi arzu edilen bir tutum olan grupla özdeşleşme bu nedenle kurumun kendi kültüründen etkilenebilmektedir. Bu çalışmada kurum kültürünün çalışanların kişi-örgüt uyumu ve çalışma grupları ile geliştirecekleri sosyal kimliğe bağlı özdeşleşmeye olan etkisi incelenmiş ve söz konusu ilişkileri, organizasyonel yapı için tanımlanacak karakteristik özelliklerin ne ölçüde değiştirilebileceği (moderator) teşhis edilmiştir. Araştırmaya hizmet ve üretim sektörlerinde kolayda örnekleme yolu ile belirlenmiş alt iş kolları ve toplamda 11 işletmeden 436 beyaz yakalı çalışan katılmıştır. Nicel araştırma yönteminin seçildiği çalışmada veri toplama yöntemi olarak envanter tekniğinden yararlanmış ve ölçekler kullanılmıştır. SPSS programı ile önerilen ilişkilerin test edildiği çalışmada çoklu doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizi, grafik gösterim ve doğruların eğim testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, bir kültür boyutu olarak vizyon-müşteri odaklı esneklik ve koordinasyon kişi-örgüt uyumunu, takım çalışması ve yetenek geliştirme-örgütsel öğrenme kültür boyutu grupla özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumunu, yetkilendirme-değişim kültür boyutu grupla özdeşleşmeyi, stratejik plan ve kurum içi işbirliği-talep izleme boyutu kişi-örgüt uyumunu olumlu yönde, paylaşılan vizyon ve iş usulleri/değerleri kültür boyutu ise grupla özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumundaki değişimi olumsuz yönde anlamlı olarak açıklamıştır. Organizasyon yapısının bir boyutu yetkilendirme-değişim kültür boyutu ve paylaşılan vizyon-iş usulleri/değerleri kültür boyutunun grupla özdeşleşme ile olan ilişkisinde şartlı değişken etkisi göstermiştir.

Birey-örgüt uyumuKurumsal kültürÖrgüt yapısı+3
Işık Çiçek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim uygulamalarının risk raporlama düzeyine etkisi: BIST 100 endeksinde yer alan finansal olmayan şirketler üzerine ampirik bir araştırma

Küresel krizler ve büyük şirket skandalları sonrasında risk raporlama oldukça önemli hale gelmiştir. Son zamanlarda yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha nitelikli bilgi talep etmekte ve sadece geçmiş riskler değil aynı zamanda geleceğe yönelik riskler hakkında da bilgi sahibi olmak istemektedirler. Ayrıca zorunlu veya teşvik edici birtakım düzenlemeler şirketleri daha fazla risk raporlaması yapmaya iten diğer faktörlerdir. Bu çalışmanın amacı kurumsal yönetim uygulamalarının şirketlerin risk raporlama düzeyindeki etkilerini analiz etmektir. Bu bağlamda BIST100 endeksinde yer alan ve finansal olmayan şirketlerin faaliyet raporlarındaki risk raporlama düzeyi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada risk açıklamaları; finansal risk, faaliyet riski, teknolojik risk ve stratejik risk olmak üzere 4 alt başlığa ayrılmış ve 'parasal ve parasal olmayan', 'geleceğe yönelik ve geçmişe dönük' ve 'olumlu, olumsuz ve nötr' olması yönünden sınıflandırılmıştır. Faaliyet raporlarındaki cümleler risk birimi olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın elde ettiği genel bulgulara göre, şirketler sınırlı sayıda gelecek riski raporlamaktadır ve olumsuz ya da olumlu risklerden daha çok nötr riskleri açıklama eğilimindedirler. Buna ek olarak Türk şirketlerinin faaliyet raporlarında en fazla finansal riskleri raporladığı gözlemlenirken teknolojik riskleri diğer risk türlerine göre daha az sayıda raporladığı görülmektedir. Toplam risk açıklamalarının yaklaşık yüzde 53'ü parasal risk açıklamaları niteliği taşırken yüzde 47'si parasal olmayan risk açıklamalarından oluşmaktadır. Çalışmada yönetim kurulu büyüklüğünün, yönetim kurulundaki kadın üye yüzdesinin, bağımsız üye yüzdesinin ve şirket büyüklüğünün risk raporlaması ile anlamlı ilişkili olduğu tespit edilirken, yönetim kurulunun toplantı sıklığı ve kaldıraç düzeyi ile risk raporlama düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna ek olarak enerji ve teknoloji sektörlerinde yer alan şirketlerin risk açıklama düzeylerinin imalat sektöründekilere göre daha fazla olduğu sonucu elde edilmiş, diğer sektörlerin şirketlerinin ise imalat şirketlerine göre risklerini daha az açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Risk Raporlaması, Risk Açıklamaları

Borsa İstanbulKurumsal yönetimRaporlama+1
Semih Yılmazer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00