
4
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Evolution of digital journalism practices in Zimbabwe post-coup era
This thesis examines the transformation of digital journalism practices in Zimbabwe following the 2017 military-assisted coup. The study highlights how the Interception of Communication Act (ICA) has significantly restricted freedom of expression, creating a climate of fear and self-censorship among journalists. This study utilizes Pierre Bourdieu's concept of the journalistic field as a theoretical framework to investigate how surveillance legislation reshapes journalistic routines, source relationships, and professional autonomy. The empirical basis of the study consists of qualitative in-depth interviews with journalists and civil society actors, particularly from independent media outlets. The findings reveal a growing erosion of investigative journalism, a decline in trust-based networks, and a shift toward guerilla-style reporting. In response, journalists have developed innovative strategies, including the use of encrypted communication, anonymous sourcing, and digital platforms, to circumvent surveillance pressures. This thesis argues that Zimbabwean journalists are not passive recipients of repression but active agents who continue to reshape the field through resilience and adaptation. Ultimately, the study explores both the continuities and ruptures in digital journalism between the Mugabe era and the post-coup ''Second Republic,'' offering insights into how independent journalism resists co-optation in semi-authoritarian regimes. Keywords: Digital journalism, Surveillance, Investigative journalism, (ICA), Media policy
Filistin-İsrail çatışmasının uluslararası haber kuruluşlarındaki söylem analizi: 7 Ekim olayları
Bu araştırmada, 7 Ekim 2023'te başlayan Filistin-İsrail çatışmasında öne çıkan bazı sansasyonel (El Ehli Baptist Hastanesi'nin bombalanması, Hamas'ın bebeklerin başını keserek katlettiği iddiası, Hamas'a yönelik cinsel istismar iddiası, Hamas'ın ISIS/DEAŞ ile özdeşleştirilmesi ve Şifa Hastanesi yakınındaki ambulans konvoyunun vurulması) olayların uluslararası medya kuruluşları (Al Jazeera, BBC News, CNN International, Deutsche Welle, Russia Today ve TRT World ) tarafından nasıl temsil edildiği, medyanın söylemleri aracılığıyla hangi ideolojik yönelimleri benimsediği, iktidar ilişkilerini nasıl yeniden ürettiği ve tarafsızlık sorumluluğunu nasıl kurduğu analiz edilmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle, durum çalışması desenine göre yürütülen çalışmada Van Dijk'in Eleştirel Söylem Analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre: BBC News, CNN International ve Deutsche Welle haberlerinde, İsrail'in saldırılarını "meşru savunma", "terörle mücadele", "misilleme", "güvenlik önlemi" şeklinde ele almış, Filistin tarafını ise "tehdit unsuru", "radikal ve aşırıcı", "saldırgan" olarak çerçevelemiş ve haberlerini kendi ülkelerinin dış politikaları ve diplomatik çizgileriyle paralel doğrultuda aktarmış, Filistin'in mağduriyetini göz ardı etmiştir. TRT World ve Al Jazeera, Filistin'in yaşadığı insani krizleri ön plana çıkartarak İsrail'in saldırılarına ve söylemlerine eleştirel yaklaşmıştır. Her iki medya kuruluşu da Batı'nın "terör" ve "meşru müdafaa" gibi kavramlarını sorgulayarak, İsrail'in politikalarını sorumlu aktör olarak ele almıştır. Bu açıdan kendi ülkelerinin Filistin dış politikasıyla paralel bir söylem üretmiştir. Russia Today, Rusya'nın çıkarlarını ön planda tutmuş ve İsrail'in eylemlerini "misilleme" olarak sunmuş, ABD ve Batı'nın İsrail yanlısı politikalarını Filistin mağduriyetine dair kapsamlı bir perspektiften çok, Batı karşıtlığı ekseninde eleştirmiştir.
Dijital oyunlar ve benlik oluşumu: Oyuncuların sanal kimliklerinin gerçek hayattaki benlik sunumlarına etkileri
ÖZET Beyzanur YURTTUTAN Dijital oyunlar, bireylerin gerçek dünyadan bağımsız olarak kimlik inşa etmelerine ve kurgusal bağlamlarda yeni benlik temsilleri geliştirmelerine imkân tanımaktadır. Özellikle çevrimiçi çok oyunculu oyunlar, oyuncuların avatarlar aracılığıyla kendilerini tanımlamalarını ve bu kimlikleri toplumsal etkileşim süreçlerinde deneyimlemelerini sağlamaktadır. Dijital ortamlar, bireylerin alternatif benlik temsilleri oluşturdukları ve sosyal bağlarını güçlendirdikleri alanlar olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, dijital oyunların bireylerin benlik sunumuna etkisi kuramsal bir çerçevede ele alınmıştır. Dijital oyun ve benlik kavramları farklı disiplinler bağlamında değerlendirilerek literatüre katkı sağlayan teorik yaklaşımlar temel alınmıştır. Erving Goffman'ın benlik kuramı, Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi teorisi ve James F. Masterson'un gerçek ve sahte kendilik kuramları doğrultusunda, bireylerin dijital oyun oynama davranışlarının benlik algısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışma, yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi ile veriler toplayarak netnografi ve içerik analizi kapsamında yürütülmüştür. Veri analizinde MAXQDA programı kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, özellikle dijital oyun türlerinin bireysel benlik algısı üzerinde etkiler yarattığını, oyuncuların oyun içindeki rol ve kimlikleriyle gerçek hayatta sahip oldukları benlik algısında bir etkileşim olduğunu göstermektedir. Dijital oyunların sadece eğlence aracı değil, empati geliştirme ve kimlik inşa süreçlerinde önemli bir araç olarak işlev gösterebileceğini ortaya koymaktadır. Bu araştırma dijital oyunların toplumsal ve bireysel boyutlarındaki etkilere dair yeni bir bakış açısı sunarak, oyunların psikolojik ve sosyal analizlerine dair literatüre katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda, dijital oyunların bireylerin kimlik inşası ve sosyal etkileşim süreçlerindeki rolü, daha geniş kapsamlı araştırmalarla ele alınması gereken önemli bir konu olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital Oyun, Oyun ve Benlik, Avatar, Kimlik İnşası, Dijital Oyun ve Benlik Sunumu
Yeni medya ortamlarındaki ticari gözetimin tüketim alışkanlıklarına etkisinin araştırılması
Tüketimin kimlik inşasındaki rolü ve kültürü şekillendirme gücü pek çok düşünürün dikkatini çekmiştir. Bunun bir sonucu olarak tüketim zaman içinde sözlük anlamının ötesine geçerek başlı başına bir olgu haline gelmiştir. Bazı düşünürler tüketimin etrafında şekillenen kültüre dikkat çekerken, bazıları da onu simgesel boyutta gerçekleşen bir iletişim eylemi olarak ele almıştır. Üretim ve tüketim arasındaki çizginin bulanıklaştığı prosumption döneminde teknoloji destekli yeni tüketim kültürü hâlâ anlaşılmaya muhtaçtır. Gelişen teknoloji sayesinde tüketicinin tercihleri ve medya kullanım alışkanlıkları anlık olarak toplanabilmektedir. Bu durum tüketiciye gösterilen reklamların hiç olmadığı kadar kişiselleşmesine yol açmıştır. Kişiselleştirilmiş reklamların tüketim alışkanlarına etkisi hem nitel, hem de nicel araştırmalara ihtiyaç duyulan bir alandır. Tez kapsamında, yeni medyadaki kişiselleştirilmiş reklamların tüketim alışkanlıklarına etkisi Instagram özelinde incelenmiştir. Manisa evreninde gerçekleşen araştırmanın örneklemi 14-18 yaş arası Z Kuşağına mensup genç tüketicilerden oluşmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmış ve önceden hazırlanmış soru formuna bağlı yüz yüze görüşmeler şeklinde uygulanmıştır. Araştırma kapsamında, Instagram ve İnternet kullanımı, Instagram'daki gizlilik tutumu, Instagram'daki gözetimin farkındalığı ile tüketim alışkanlıkları arasındaki ilişki test edilmiş, değişkenler arasında pozitif yönlü ilişki ancak zayıf korelasyon saptanmıştır. Aylık hane geliri arttıkça Instagram'da görülen reklamlar sonucu İnternet üzerinden alışveriş yapma oranı da incelenmiş ancak iki değişken arasında bir bağlantı bulunamamıştır.