İnönü University
Discipline

Temel Eczacılık Bilimleri Anabilim Dalı

İnönü University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Adıyaman bölgesinde yetiştirilen nar (punica granatum L.) meyvesi ve yan ürünlerinin fito-kimyasal özellikleri ve antioksidan kapasiteleri

Amaç: Punica granatum L., yüksek besinsel bileşimi ve tıbbi özelliklere sahip, Punicaceae familyasına ait önemli bir bitkidir. Bu çalışmanın amacı, Adıyaman ilinde yetiştirilen nar meyvesinin ve atık olarak nitelendirilen kısımlarının, fito-kimyasal özelliklerinin ve antioksidan aktivitesinin yedi farklı çözgen (metanol, etanol, su, asitlendirilmiş metanol, asitlendirilmiş etanol, asitlendirilmiş su ve n-hekzan) kullanılarak araştırılmasıdır. Materyal ve Metot: Araştırmada kullanılan meyve, yaprak ve nar ekşisi örnekleri Adıyaman (Kâhta) ilinden temin edildi. Örnekler soxhlet ekstraksiyon yöntemi kullanılarak ekstrakte edildi. Ekstraktların fito-kimyasal özelliklerinin belirlenmesi amacı ile toplam fenolik, flavonoid, flavonol, flavanol, tanen ve monomerik antosiyanin bileşen miktarları değerlendirildi. Ekstraktların antioksidan kapasitesinin belirlenmesi için DPPH, Fe3+ iyonu indirgeme gücü, metal şelatlama aktivitesi ve CUPRAC yöntemleri kullanıldı. Metanol ekstraktı en yüksek fenolik içeriğe sahip olduğu için, HPLC yöntemi ile fenolik profilin belirlenmesinde metanol ekstraktı kullanıldı. Benzer şekilde antosiyanin bileşiminin LC-MS/MS yöntemi ile belirlenmesinde asitlendirilmiş metanol ekstraktı kullanıldı. Bulgular: Elde edilen veriler ekstraksiyonda kullanılan çözgeninin ve bitkinin farklı dokularının, ekstraktların fenolik bileşimini ve antioksidan aktivitesini önemli ölçüde etkilediğini gösterdi. Özellikle yaprak ve tomurcuk ekstraktları antioksidan aktivitenin belirlenmesinde DPPH, Fe3+ indirgeme gücü ve CUPRAC yöntemlerine göre BHT'den daha yüksek aktivite sergiledi. Punikalajin ve siyanidin-3-glikozit majör bileşenler olarak belirlendi. Sonuç: Bu çalışma, nar meyvesinden ziyade narın tarımsal-endüstriyel atıklarının kozmetik, farmasötik, nutrasötik ve gıda gibi farklı endüstriler için iyi bir polifenol kaynağı olarak kullanılabilme potansiyelini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Antioksidan aktivite, Fenolik bileşik, Nar çiçeği tomurcuğu, Punica granatum L..

AdıyamanAntioksidanlarFenolik bileşikler+4
Zehra Tekin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hepatit B hastalarında HBV RNA'nın tanı ve tedavideki önemi

Amaç: Hepatit B tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunudur. Ciddi sağlık sorunlarına, işgücü kayıplarına ve ekonomik yüke neden olduğundan, erken tanı ve tedavi önemlidir. Son zamanlarda yeni markerlar kullanılmaya başlanmıştır. Bunlardan biride serum HBV RNA'dır.Çalışmada hepatit hastalarının HBV RNA düzeyleri ölçülerek hastalığın seyri, antiviral tedavi etkinliğinin ölçülmesi ve reaktivasyonların erken tesbiti amaçlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu çalışma Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvuran 86 hepatit hastası ile yapılmıştır. Hastalardan alınan kan örnekleri serumlarından ayrıştırılmış, çalışmanın yapılacağı zamana kadar -20°C'de saklanmıştır. Toplanan hasta örneklerinde ticari kit kullanılarak nükleik asit izolasyonu yapılmış, ardından iki aşamalı real-time PCR yöntemi ile HBV RNA araştırılmıştır. Bulgular: İn house Real time PCR tekniği kullanarak dizayn ettiğimiz çalışmamızın sonucunda daha önce ticari kit kullanılarak HBsAg ve HBV DNA pozitif olan hastaların 22'si (% 25) pozitif, 10'u (% 12) negatif; HBsAg pozitif HBV DNA negatif olan hastaların 4'ü (% 5) pozitif, 28'i (% 33) negatif bulunmuştur. HBsAg ve HBV DNA negatif grupta 2 (% 2) hasta pozitif, 20 (% 23) negatif tespit edilmiştir. Pozitif sonuçlar tekrar edilmiştir. Sonuçların değerlendirilmesinde treshould değeri 0.02 olarak belirlenmiştir. Sonuçlar: İki aşamalı olarak yapmış olduğumuz çalışmamızdastandart tanı testlerine yakın sonuçlar elde edilmesi, HBV DNA'sı negatif gruptan 6 hastayı pozitif olarak belirlemesi yöntemimizin Hepatit B'nin tanı ve tedavisinde kullanılmak üzere geliştirilmesi yönünde ümit verici olarak değerlendirilmiştir. Rutin kullanımlar için yöntemimizin tek basamaklı dizaynı için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: cccDNA, Hepatit B, HBV RNA, real time PCR

Hepatit BHepatit B virüsüPolimeraz zincirleme reaksiyonu+2
Hatice Yıldız Beytekin
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı üzümsü meyve türlerinin karakteristik fitokimsayal bileşenlerinin tayini, in-vitro biyoerişebilirliğinin ve in-vivo yanık yarası iyileşmesi üzerine subakut etkilerinin araştırılması

Amaç: Deride yanık olan bölgede ve özellikle de staz zonundaki dokular oksidatif stres ile ne kadar başa çıkabilirse dokuların sağ kalımı artar ve yanık bölgesi iyileşme kaydeder. Bu araştırmada, doğal antioksidan kaynağı olan mürver, aronya ve karadut türlerine ait meyve ve yaprakların in vitro biyoerişilebilirliği ve in vivo yanık yarası iyileşmesi üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmada kullanılan meyve ve yaprak örnekleri Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü parsellerinden alındı. Ekstraktların toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid içeriği ve antioksidan kapasitesi UV-VIS spektrofotometre ile belirlendi. Fenolik, tokoferol, amigdalin ve antosiyanin bileşikleri HPLC ve LC-MS/MS ile belirlendi. Deneyde 56 adet Wistar albino cinsi rat kullanıldı ve yanık yarası 'tarak yanık modeli' kullanılarak oluşturuldu. Ekstreler ratlara orogastrik gavajla 21 gün boyunca uygulandı. Yanık modelinin oluşturulmasından sonra 3., 7. ve 21. günlerde yapılan fotoğraflama ile yanık alanındaki değişimler belirlendi ve staz zonundan alınan doku örnekleri ise histopatolojik olarak değerlendirildi. Ayrıca 21. günde alınan kan örnekleri analiz edildi. İstatistiksel değerlendirmeler ise Kruskal Wallis testi ile yapıldı. Bulgular: Fenolik bileşiklerden, klorojenik asit, epikateşin, kateşin ve rutin; antosiyanin bileşiklerden siyanidin-3-glikozit, siyanidin-3-rutinozit, siyanidin-3-galaktozit ve siyanidin-3-arabinozit örneklerde en fazla tespit edilen bileşiklerdir. Tedavi gruplarında, yanık grubu ile karşılaştırıldığında infiltrasyon yoğunluğunun azaldığı, kolajenizasyonun ve immünreaktivitesinin arttığı ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p≤ 0.05). 21. günde reepitelizasyon yaprak gruplarında artarken meyve gruplarının yanık grubu ile benzer olduğu tespit edildi. Sonuç: Mürver, aronya ve karadut türlerinden elde edilen yaprak ekstraktlarının, yanık yarasını iyileştirmede meyve ekstraktlarından daha etkili olduğu belirlendi.

AronyaErişilebilirlikFitokimya+7
Rukiye Yaman
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Malatya yöresinde yayılış gösteren Hypericum L. (kantaron) türleri üzerinde farmasötik botanik araştırmalar

Amaç: Bu tezin amacı, Malatya'da yayılış gösteren Hypericum L. cinsine ait 11 taksonun morfolojik, anatomik, palinolojik özelliklerini, antioksidan aktivitelerini, uçucu yağ bileşimlerini ve içerdikleri bazı fenolik bileşiklerin miktarlarını belirlemektir. Materyal ve Metot: Bitki materyalleri takson lokasyonlarına yapılan arazi çalışmalarıyla toplanmıştır. Morfolojik, anatomik ve palinolojik çalışmalar toplanan örnekler üzerinde yapılmıştır. Antioksidan aktivite çalışmaları toplanan örneklerden hazırlanan su ve metanol ekstreleri ile, DPPH ve ABTS yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Toplanan örneklerin toprak üstü kısımlarından elde edilen uçucu yağlar GC-MS cihazında analiz edilmiştir. Ekstrelerdeki fenolik bileşiklerin tayini için HPLC cihazı kullanılmıştır. Bulgular: Anatomik incelemelerde, örneklerin kök ve gövdelerinin benzer yapıda, yaprak anatomilerinin ise bazı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir. Yaprakta; salgılı ya da salgısız emergens, tek ya da iki sıralı epiderma, salgı kanalı içeren veya içermeyen floem hücreleri, ekvifasiyal ya da bifasiyal mezofil tabakası gibi özellikler bakımından farklılıklar göstermektedir. Tüm örneklerde stoma anizositik tiptedir. Fenolik içeriği örneklere ve ekstrelere göre değişiklik göstermektedir. Uçucu yağ analizlerinde ana bileşenler α-pinene, spathulenol ve limonene olarak belirlenmiştir. DPPH ve ABTS yöntemlerinde en yüksek antioksidan aktivite H. perforatum'un metanol ekstresinde gözlenmiştir. Sonuç: H. microcalycinum, H. retusum, H. uniglandulosum, H. capitatum var. luteum ve H. malatyanum'un anatomik özellikleri, H. spectabile, H. uniglandulosum, H. capitatum var. luteum, H. thymopsis ve H. malatyanum'un palinolojik özellikleri ilk kez bu çalışmada verilmiştir. Subprolat ve prolat polen şekilleri örnekler arasında daha sık gözlenmiştir. Örneklerden elde edilen ekstrelerdeki bazı fenolik bileşikleri HPLC ile belirlenmiştir. Antioksidan aktivite çalışmaları iki farklı yöntem ile yapılmıştır. H. malatyanum türünün uçucu yağ bileşenleri ilk kez bu çalışmada verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Anatomi, Antioksidan Aktivite, Hypericaceae, Morfoloji, Uçucu Yağ

İsmet Gürhan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik hastalıklarda kullanılan ilaçlar ile antibiyotiklerinin vitro etkileşimleri

Amaç: Yaşadığımız yüzyılda beklenen yaşam süresinin uzamasıyla dünyada ve ülkemizde kronik hastalıklar en önemli mortalite ve morbidite nedeni haline gelmiştir. Antibiyotik tüketiminde ilk sıralarda oluşumuz antibiyotiklere direnç gelişmesini tetiklemiştir. Çoklu ilaç kullanımında ilaç ilaç etkileşimleri ile sıklıkla karşılaşılması ilaçların dozlarını güncellemeyi gerekli kılmıştır. Çalışmamızda hekimler tarafından kronik ve enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde sıklıkla reçete edilen ilaçları; in vitro ortamda enfeksiyon etkenimizle bir araya getirerek birbirlerinin etkilerini nasıl değiştirdiklerini görmeyi amaçladık. Materyal ve Metot: İn vitro ortamda besiyerinde antibiyotik disklerimiz ile kronik hastalıklarda sıklıkla kullanılan ilaçları (aspirin, amlodipin, atorvastatin, varfarin, metoprolol, metformin ve klopidogrel) bir araya getirerek ilaç etkileşimlerini (sinerji/antagonizma) Kirby Bauer disk difüzyon yöntemi ile minimal inhibitör konsantrasyonlarındaki (MİK) değişikliğini de mikrodilüsyon yöntemi ile belirledik. Bulgular: İlaç emdirerek Candida albicans ekimi üzerine yerleştirdiğimiz disklerin büyük kısmı ITR ve FLU ile potansiyalizasyon sinerjizmi gösterirken, diğer mikroorganizmalar farklı ilaç ve antibiyotikler ile bazen sinerjistik bazen de antagonistik etkileşime girdi. Bazı ilaçlarımız ise antibiyotik diskleri ile hiçbir etkileşim göstermedi. Mikrodilüsyon yöntemi uyguladığımız kombine kullanımların MİK değerlerini düşürdüğünü bulduk. Sonuç: İleri yaş ve reçete edilen ilaçların sayısı ile olası ilaç ilaç etkileşimlerinin sıklığı arasındaki güçlü ilişkiden dolayı özellikle yaşlılarımız bu duruma daha duyarlıdır. Dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar, hastalık/ölüm oranları ile tedavi maliyetlerinde artışa sebep olmaktadır. İlaç ile zehir arasındaki tek farkın doz olduğu bilinciyle başta doktor ve eczacılar olmak üzere tüm sağlık çalışanları ve hastalar akılcı ilaç kullanımı hususunda görev ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.

AntibiyotiklerDifüzyonKronik hastalık+3
Esra Erdoğan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00