
33
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ortaokul öğrencilerinde algılanan motor yeterliliğin belirlenmesinde fiziksel okuryazarlığın rolü
Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin fiziksel okuryazarlıklarının motor yeterlilik algısı üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ayrıca cinsiyet ve fiziksel aktivite yapma durumuna göre fiziksel okuryazarlık ve motor yeterlilik algısındaki farklar; beden kitle indeksi, egzersiz yapanlarda egzersiz sıklığı (hafta/saat) ve egzersiz deneyimi süresine göre ilişkiler de incelenmiştir. Bu araştırma nicel yöntem ile hazırlanmış olup ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bir araştırmadır. Araştırmaya 153 kız ( kız=12.90±.97), 137 oğlan ( oğlan=12.89±.88) olmak üzere 290 ( yaş=12.90±.93) ortaokul öğrencisi katılmıştır. Veri toplama araçları olarak "Gençler için Bedensel Okuryazarlık Değerlendirmesi (Physical Literacy Assessment for Youth, PLAY)", "Çocuklarda Algılanan Motor Yeterlik Envanteri" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. İstatistiki analizlerde pearson korelasyon, çoklu doğrusal regresyon, t-testi ve MANOVA analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre ortaokul öğrencilerinin fiziksel okuryazarlıkları ve motor yeterlilik algılarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Fiziksel okuryazarlığın psikolojik alanının algılanan motor yeterliğin yer değiştirme alt boyutunu yordadığı görülmüştür. Ayrıca fiziksel okuryazarlığın hem psikolojik hemde fiziksel alanının algılanan motor yeterliliği nesne kontrol becerilerini anlamlı bir yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Cinsiyetlere göre oğlan öğrencilerin fiziksel okuryazarlık ve motor yeterlilik algılarının kızlardan daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Egzersiz yapma durumlarına göre ise egzersiz yapan öğrencilerin egzersiz yapmayan öğrencilere göre motor yeterlilik algıları ve fiziksel okuryazarlıkları daha yüksek bulunmuştur. Egzersiz deneyiminin artmasıylada çocuklar kendini daha yeterli algılamış ve aynı zamanda beden kitle indeksi düşük olan bireylerin motor yeterlilik algıları daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak; fiziksel okuryazarlık çocukların motor yeterlilik algılarını etkileyen önemli bir faktör olarak görülmüştür.
Kırsal alanda kız çocuklarının sporla güçlendirilmesi: Eziler köyü örneği
Spor, hem sağlık yönünden fayda sağlayarak yaşam kalitesini arttıran bir güç, hem de dezavantajlı bireylerin yaşamında da bir güçlendirme aracıdır. Kent merkezleri dışında sportif imkanların kısıtlı olduğu daha küçük ölçekli yerleşim yerlerinde özellikle köylerde kız çocuklarının spor yapma imkanının incelenmesi, sporcuların yaşadıkları zorlukların değerlendirilmesi ve sorunlarına uygun çözümler getirilmesi önemlidir. Bu tez, sporun köylerde yaşayan kız çocukları üzerindeki güçlendirici etkisine odaklanmaktadır. Tezin ana konusu, Denizli Güney ilçesi, Eziler köyünde yaşayan sporcu kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmesini engelleyen etkenleri, spor yoluyla güçlenmeyi kolaylaştıran etkenleri, spor yoluyla hangi yönlerden güçlendiklerini ve sporcu kız çocuklarının güçlü kadın algısının ne olduğunu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak Eziler köyünde yaşayan, en az 5 yıl lisanslı olarak çim hokeyi ve kriket sporu yapan, 14-17 yaş aralığındaki 9 sporcu kız çocuğu ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Verilerin analizinde Maxqda 2022 ve veri analiz yöntemi olarak tematik analiz kullanılmıştır. Araştırma bulguları neticesinde, köyde yaşayan kız çocuklarının spor yoluyla güçlenmelerinin önündeki engellerin daha çok aile ve çevre kaynaklı olduğu, beden eğitimi öğretmeninin spora teşvik eden ve onların gelişimine güçlenmesine etki eden en önemli aktör olduğu, sporcu kız çocuklarının hayatlarını olumlu yönde değiştirdiği, sporun psikolojik, sosyal, kültürel, bilişsel ve ekonomik yönlerden kız çocuklarının güçlenmelerine katkıda bulunduğu görülmüştür. Sonuç olarak bu araştırma, sporun kadınların güçlenmesinde önemli bir araç olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
Ergen sporcularda kişilik özellikleri ile yeme bozuklukları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı, ergen sporcularda yeme bozuklukları ile kişilik özellikleri arasında ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 17-19 yaş aralığında yer alan; 112 kadın, 177 erkek olmak üzere 289 sporcu katılmıştır. Araştırmada veriler, gönüllü katılım formu, demografik bilgi formu, YTT-26 ve SCL 90 R üzerinden toplanmıştır. İstatistiksel analizler SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Çalışmanın ana hipotezini test etmek etmek amacıyla YTT-26 ile SCL 90 R toplam puanı ve tüm alt testleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, YTT-26 toplam puanları ile SCL 90 R toplam puanları ve tüm alt testleri arasında anlamlı, pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Çalışmanın alt hipotezini test etmek amacıyla ise YTT-26'nın cinsiyete göre değerlendirilmesi için bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Bağımsız örneklem t-testi sonucuna göre; kadınların (Ort.=12,17, SS=12.003) yeme tutum testi puanlarının, erkeklere (Ort.=8,34, SS=7,19) göre anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur, t(161,871)=3,049, p<.01. Sonuçlar: Araştırma sonucu yeme bozuklukları değerlendirilirken kişilik özelliklerinin ve belli demografik özelliklerin göz önüne alınması gerektiğini göstermiştir.
Spor yapan ve yapmayan kişilerde, internet ve sosyal medya kullanımı ile sürekli kaygı düzeylerinin kişilik özellikleriyle incelenmesi
Bu çalışmada, spor yapan ve yapmayan bireylerde internet ve sosyal medya kullanımının sürekli kaygı düzeyleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bunun yanı sıra, bu etkileşimin bireylerin kişilik özellikleriyle nasıl bir ilişkisi olduğu detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Bu çalışmada toplam 310 katılımcı yer almıştır, bunların 87'si kadın ve 223'ü erkek deneklerdir. Çalışma sonucunda, spor yapan bireylerin sosyal medya ve internet kullanımının, kaygı düzeyleri üzerinde spor yapmayanlara göre daha az etkili olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, dışa dönüklük ve nevrotizm gibi belirli kişilik özelliklerinin, sosyal medya kullanımı ile kaygı düzeyleri arasında belirgin bir etkileşim gösterdiği belirlenmiştir. Özellikle dışa dönük bireylerin spor yapma alışkanlığı, sosyal medya kullanımının kaygı üzerindeki olumsuz etkilerini dengede tutma kapasitesine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma, internet ve sosyal medya kullanımının bireylerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmak için sporun potansiyel bir araç olabileceğini vurgulamaktadır. Buna ek olarak, kişilik özelliklerinin bu etkileşimde önemli bir rol oynadığı, bireysel farklılıkların kaygı yönetim stratejilerinde dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu bulgular, teknolojinin hızla ilerlediği çağımızda bireylerin psikolojik refahını koruma stratejileri geliştirmede yenilikçi yaklaşımlar sunmaktadır.
Su sporu ile uğraşan sporcularda kontrol odağının kişilik ile yordanması
Sporcularda kişilik özellikleri ve kontrol odağı literatürde sıklıkla tartışılsa da kişilik gelişiminin kritik zaman aralığı olan adolesan periyotta düzenli antrenman yapan sporculara ilişkin bilgi kısıtlıdır. Bu çalışmada su sporcularında kontrol odağının kişilik özellikleri ile yordamasın amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, 12-17 yaş aralığında 173 erkek, 192 kadın olmak üzere toplam 365 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların iç ve dış kontrol odak skorlarının belirlenmesi için Kontrol Odağı Ölçeği, kişilik özelliklerine ilişkin bilgi toplamak için Beş Büyük Kişilik Alanı ölçeğinin 10 maddeli formu kullanılmıştır. Formlar katılımcılara web tabanlı bir program üzerinden ulaştırılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programında analiz edilmiştir. Analizde bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans (ANOVA), tek yönlü MANOVA, Pearson Korelasyon ve Regresyon analizleri kullanılmış, anlamlılık p<,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgulara bakıldığında: kontrol odağı ile yaş değişkeni, aile gelir düzeyi ve sporculuk düzeyi arasında anlamlı farklılıklar bulundu (p=,05). Kişilik özelliklerinde ise yaş değişkenine bağlı olarak sorumluluk ve duygusal dengelilik özelliklerine anlamlı farklılıklar göstermiştir (p=,05). Regresyon analizinde ise duygusal dengelilik (β=,140; t=2,612; p=,009) ve deneyimlere açıklığın (β=,163; t=3,047; p=,002) kontrol odağı üzerinde pozitif yönde anlamlı yordayıcı güce sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmanın bulguları su sporları ile uğraşan adolesanların cinsiyet farkı gözetmeksizin yüksek iç kontrol odağına sahip olduklarını, bu yönlerinin sorumluluk ve duygusal dengelilikleri ile yakın bir ilişki içerisinde oldukları, yaş kategorisine göre bu özelliklerin farklılık gösterme potansiyelinin olduğu tespit edilmiştir. Gelecek araştırmalarda su sporlarında branş bazlı ve cinsiyet odaklı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Adolesan, Kişilik, Su Sporları, Yaş grupları, İç Kontrol Odağı
Ortaöğretim öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi ( Kırşehir ili örneği )
Sporun, son zamanlarda yapılan çalışmalarda kişilerin negatif duygu durumlarını azaltıp, psikolojik sağlamlık seviyelerinde artış sağladığı gözlemlenmiştir. Bu durum spor yapan bireylerin karşılaştıkları zorluklar karşısında psikolojik olarak daha sağlam durduklarını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; lise öğrencilerinin psikolojik sağlamlık ve mutluluk düzeylerini: cinsiyet, spor yapma ve yapmama, haftalık antrenman sıklığı değişkenleri açısından incelemektir. Bu araştırmaya 2023-2024 eğitim-öğretim yılında, Kırşehir ili merkez liselerinde öğrenim gören 417 erkek, 124 kız olmak üzere toplam 541 lise öğrencisi katılmıştır. Çalışma 62 sayfadan oluşmaktadır. Araştırmaların verileri; kişisel bilgi formu, ''Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği'' ve '' Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu '' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplar için t-test, tek yönlü varyans analizi ve paerson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, spor yapmanın öğrencilerin; psikolojik sağlamlık üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı, mutluluk düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu, psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyetten bağımsız olduğunu, mutluluk düzeylerinin cinsiyetten bağımsız olduğunu, lisanslı spor yapan gençlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin lisanssız spor yapan gençlere göre daha yüksek olduğunu, spor yapan gençlerin mutluluk düzeylerinin spor yapma amaçlarına (lisanslı veya lisanssız) bağlı olarak değişmediği bulgularına ulaşılmıştır.
Spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin kişiliklerine göre başarı hedeflerinin ve ders çalışma yaklaşımlarının incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören öğrencilerin kişiliklerine göre öğrenme yaklaşımları ve başarı hedefi kavramlarının önemi ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: : Araştırmanın evrenini, 2018-2019 Eğitim öğretim yılında İzmir ve Manisa İllerinde bulunan Ege Üniversitesi ve Celal Bayar Üniversitesi, örneklemini ise bu üniversitelerin Spor Bilimleri Fakültesinin 3 farklı bölümünde (beden eğitimi ve spor öğretmenliği, spor yöneticiliği ve antrenörlük eğitimi bölümü) öğrenim gören 292 kadın, 646 erkek toplamda 938 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanmış, kişisel bilgi formu ile 2X2 Başarı Yönelimi Ölçeği, Ders Çalışma Yaklaşımları Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu uygulanmıştır. Bulgular: Beş Faktör Kişilik Envanteri'nin alt boyutlarını öngörme bakımından başarı yönelimi hedefleri ve ders çalışma yaklaşımlarına yönelik gerçekleştirilen adımsal çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde, öğrenme yöneliminin uyumluluk, sorumluluk ve zeka/hayalgücü alt boyutlarının en önemli belirleyicisi olduğu belirlenirken, performans yönelimi yapısının duygusal dengelilik alt boyutunu en fazla açıklayan yapı bulunmuştur. Sonuç: Uyumluluk, sorumluluk ve zeka/hayalgücü kişilik özelliklerine sahip bireylerin daha çok öğrenme yönelimini kullandıkları, duygusal dengelilik kişilik özelliğine sahip bireylerin ise daha çok performans yönelimini benimsedikleri sonucu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Başarı yönelimi, Kişilik, Derin Yaklaşım, Yüzeysel Yaklaşım
6222 Sayılı Kanun gereğince ceza almış futbol taraftarlarını şiddete yönelten faktörlerin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı; 6222 Sayılı Kanun Gereğince Ceza Almış futbol taraftarlarını şiddete yönelten faktörlerin incelenmesi ve yürürlükte olan 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un hukuki etkinliğinin saptanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde, nitel araştırma yöntemlerinden amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni futbol müsabakalarında 6222 Sayılı Kanun gereğince ceza almış futbol taraftarlarından oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi, İzmir, Manisa, Balıkesir, Adana, Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya şehirlerinde yaşayıp, savcılık makamı tarafından cezaları onanmış 25 kişiden oluşmuştur. Araştırmacı örneklem grubuyla yüz yüze görüşerek verileri elde etmiştir. Elde edilen veriler bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilmiştir. Bu veriler, NVivo 11 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veriler, daha sonra alanda uzman kişilerle kodlanmış, birbiriyle örtüşen kodlar temalar ile beraber gruplandırılmıştır. Bulgular: Görüşme yöntemiyle elde edilen veriler 'Taraftarları Şiddete Yönelten Faktörler' ve 'Hukuki Yaptırımların Etkinliğinin Değerlendirilmesi' teması altında sunulmuş ve çekirdek temalarına ulaşılmıştır. Sonuçlar: Araştırmada kanun gereğince ceza almış kişileri şiddete yönelten kişisel faktörler, hakemler, tribün şovları, duygusal baskı, rakip takım taraftarları, alkol, takım performansı, taraftar grubu ve şehre aidiyet olarak tespit edilmiştir. Futboldaki şiddete genel olarak sebebiyet veren faktörler ise, medya, rakip takım taraftarlar, kulüp yöneticileri, taraftar liderleri, emniyet güçleri, TFF, taraftar grupları, uyuşturucu ve alkol, statların fiziki durumu ve hakemler olarak tespit edilmiştir. Yürürlükteki kanunun hukuki etkinlikleri de yaptırım gücü, etkin pişmanlık, yaptırımın işlevselliği ve caydırıcılık başlıkları altında değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Saldırganlık, Futbol, Futbolda Seyirci Şiddeti ve Saldırganlığı, 6222 Sayılı Kanun.
The relationship between prospective physical education teachers' metacognitive awareness and anxiety levels
In this study, it is aimed to examine the relationship between the meta cognitive awareness and trait anxiety levels of physical education teacher candidates. It is also investigated whether the meta cognitive awareness of physical education teacher candidates varies according to age, gender, type of sport they are pursuing, the educational status of their parents, and the classes they are educated at university.
Farklı güdüsel iklimlerde performansın ön görücüsü olarak akış ve duygusal zekâ
Amaç: Bu çalışmada amaç, farklı güdüsel iklimlerde akış ve duygusal zekânın performansa olan etkisinin incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın çalışma gurubu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Celal Bayar Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 112 öğrenciden oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak sürüş simülasyonu, optimal performans duygu durumu ölçeği, Schutte duygusal zekâ ölçeği, sporda görev ve ego yönelimi ölçeği, 10 basamaklı durumluluk kaygı durumluluk güven görsel skala ölçeği, 10 basamaklı haz ve uyarılmışlık görsel skala ölçeği kullanılmıştır. Optimal performans duygu durumu ölçeğinin Türkçe uyarlamasını Aşçı ve ark.(2007) tarafından, Schutte duygual zekâ ölçeğinin Türkçe uyarlamasını Tatar ve ark.(2011), sporda görev ve ego yönelimi ölçeğinin Türkçe uyarlamasını ise Toros (2001) tarafından yapılmıştır. Çalışma verileri SPSS 21.00 versiyonu ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler, t testi veya nonparametrik eş değeri, regresyon ve korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Bulgular: Görev grubundaki katılımcıların test toplam zaman ve akış boyutları arasındaki ilişki görev zorluğu deneyimi ile oluşan modelin tur zamanlarındaki değişimi anlamlı bir şekilde açıklayabildiğini göstermiştir. [F (1, 38)= 10,70 P= .002, R2adj = .20] Ego grubundaki katılımcıların test toplam zaman ve akış boyutları arasındaki ilişki kontrol duygusu ve amaca ulaşma deneyimi ile oluşan modelin tur zamanlarındaki değişimi anlamlı bir şekilde açıklayabildiğini göstermiştir. [F (2, 37)= 20,45 P= .000, R2adj = .50] Kontrol grubundaki katılımcıların test toplam zaman ve akış boyutları arasındaki ilişki belirli geri bildirim ve göreve odaklanma deneyiminden oluşan modelin tur zamanlarındaki değişimi anlamlı bir şekilde açıklayabildiğini göstermiştir. [F (2, 31)= 22,82 P= .000, R2adj = .57] Sonuç: Araştırma verilerinden elde edinilen sonuçlara göre, bir performans esnasında oluşturulan iklime bağlı olarak performansın ve akış alt boyutlarının farklılaştığı görülmüştür.
Psikomotor bir görev sırasında sporcuların stresi tolere etme becerilerini etkileyen faktörler
Amaç: Stresin sporcular üzerindeki psikofizyolojik etkilerini incelemek ve bu etkileri tolere etmek için gerekli olan psikolojik özellikleri ortaya koymaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya MCBÜ Spor Bilimleri Fakültesi'nde okuyan 15 kadın, 25 erkek toplamda 40 denek, deney ve kontrol gruplarından birine rastgele yerleştirilmiştir. Kişisel bilgi formu ile Kendinle Konuşma Anketi (Zervas ve ark. 2007), Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (Watson ve ark. 1988), Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Formu (Tatar 2016), Stresle Başa Çıkma Tutumları Envanteri (Özbay 1993), Görsel Analog Skala (Aitken 1969) ve NASA-TLX iş yükü envanteri katılımcılara uygulanmıştır. Katılımcılardan 3'er dakika boyunca istirahat, stresör, görev ve toparlanma olmak üzere dört koşul süresince NeXus-10 cihazı kalp atım hızı değişkenliği ve galvanic deri yanıtları ölçümleri alınmıştır. Veriler SPSS 20,0 paket program ile analiz edilerek istatistiki sonuçlar elde edilmiştir. Bulgular: İstirahat anında Stresle Başa Çıkma Tutumları ile GSR ve KHD zaman boyutu değerleri ile Aktif Planlama, Dış yardım alma ve Kaçma-Soyutlama Biyokimyasal alt boyutu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. KHD frekans boyutu arasındaki ilişkiye bakıldığında ise Aktif planlama ve Dış yardım alma ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tüm örneklem dikkate alındığında İstirahat anında Beş Faktör Kişilik Kuramı ile GSR ve KHD zaman boyutu arasındaki ilişki incelendiğinde Dışa dönüklük ile Duygusal dengelilik alt boyutları ile KHD zaman boyutu değerleri arasında; Uyumluluk ile GSR değeri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=,33, p=,039). Sonuçlar: Fizyolojik parametrelerin deney koşulları boyunca değişim gösterdiği ve değişim miktarının psikolojik özelliklerle ilişkili olduğu bulunmuştur.
Voleybol hakemlerinin ego ve görev yönelimleri bakımından öz yeterliklerinin incelenmesi
1. ÖZET Amaç: Bu araştırmada amaç voleybol hakemlerinin ego ve görev yönelimleri ile öz yeterlikleri arasındaki ilişki incelenerek demografik özelliklerine göre bu ilişkinin değişip değişmediğinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın çalışma grubu 2017-2018 sezonunda İzmir, Kayseri, Denizli, Aydın, Ankara, İstanbul ve Isparta illerinde faal olarak görev yapan 279 voleybol hakeminden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Sporda ego ve görev yönelimi ölçeği (Doğan ve ark. 2017) ve Hakem öz yeterlik ölçeği (Karaçam ve Pulur 2017) ile sosyo-demografik veri formu kullanılmıştır. Bu çalışma verileri SPSS programının 21.00 versiyonu ile analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way Analysis of Variances) ve bağlantısız gruplar için t-testi (independent t-test) ile karşılaştırma sonuçlarına yer verilmiştir. Varyans analizlerinde gruplar arası farklılık için de Tukey-B çoklu karşılaştırma (Post Hoc Multiple Comparison) testi uygulanmıştır. Bulgular: Fiziksel yeterlik, oyun bilgisi, karar verme, baskı, iletişim, HÖYÖ toplam puanı ve görev yönelimi alt boyutlarının her birinin birbirleri ile, ego yönelimi alt boyutununsa sadece görev yönelimi alt boyutu ile anlamlı bir ilişki içinde olduğu görülmüştür. Cinsiyet gruplarına göre fiziksel yeterlik alt boyutu ve karar verme alt boyutu, Yaş (F(4,261)=3,660; p<0,05) ve Deneyim (F(5,258)=3,295; p<0,05) gruplarının karar verme alt boyutu, Klasman gruplarının karar verme alt boyutu (F(3,266)=3,912; p<0,05) ve ego yönelimi alt boyutu (F(3,267)=3,079; p<0,05) Şehir gruplarının ego yönelimi alt boyutu (F(6,267)=6,190; p<0,05) toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunurken meslek gruplarının alt boyut toplam puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Sonuçlar: Araştırmanın sonucunda voleybol hakemlerinin ego ve görev yönelimleri ile öz yeterlikleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüş ve cinsiyet, yaş, deneyim, şehir ve klasman değişkenleri arasında farklılıklar bulunmuştur.
Oryantiring sporcularında denetim odağı ile başarı ve başarısızlık arasındaki ilişkinin araştırılması
IV ÖZET Araştırmanın amacı; oryantiring sporunu yapan kişilerin, denetim odağı ile basan ve başarısızlıkları arasındaki ilişkiyi araştırmak ve oryantiring sporcularının basan ve başarısızlıklarını etkileyen nedenlerden denetim odağı konusunun tartışılmasına bilimsel yaklaşımlarla açıklama getirebilmektir. Araştırma da anketlerin uygulanacağı oryantiring sporcularının, müsabakalardaki başarıları, katılımları ve yarışmaları tamamlamaları gibi kriterlere dikkat edilerek saptanması için; 2001 yılından araştırma zamanına kadar, Ankara, Antalya, Bergama, Bolu, Bursa, Çanakkale, Edremit, İsparta, İstanbul ve İzmir'de yapılan Türkiye Oryantiring Kademe müsabakaları ve Türkiye Oryantiring Şampiyondan temel alınmıştır. Bu bölgelerdeki müsabakalara katılan sporcuların neler hissedebilecekleri, hedefe nasıl-ne şekilde ulaştığı, parkur içerisinde yaptığı hatalar- doğrular araştırmacı tarafından gözlemlenmiştir. Bu çalışmada örneklem grubu, 12.06.2004 tarihinde Bursa'da yapılan Türkiye Oryantiring Şampiyonası ve Milli Takımlar Seçmelerine katılan, Türkiye Oryantiring Kademe Yarışmalarından en az beş tanesine katılmış lisanslı 77 bay ve 18 bayan oryantiring sporcusundan oluşmaktadır. Bu çalışmada, sporculara uygulanan ölçek, Rotter (40) tarafından 1966 yılında üretilen içsellik-dışsallık skalasının, Tannenbaum ve Weingarten tarafından 1984 yılında alınıp spora özgü bir biçimde geliştirdikleri, Hasırcı'nın Türkçe'ye uyarlayıp, geçerlik ve güvenirlilik (1990) çalışmasını yaptığı bireysel sporcular için, Wingate Sport Achievement Responsibility Scala (WSARS), Sporda Başarının Sorumluluğunu Alma Ölçeği (SBSÖ)'dir. Kullanılan bu ölçeğin dışında, sporculara ek bilgi formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi, SPSS 11.0 istatistik paket programında, SBSÖ puanlan bağımsız değişken olabilecek faktörlerin tümü ile istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olup olmadığım incelemek için, Bağımsız t testi yöntemi ve Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Ayrıca, araştırma hipotezlerinin üretildiği değişkenlerin birbiri ile ilişkisi çapraz tablolar ile gösterilmiş ve aralarında anlamlı farklılık bulunan değişkenlerin oransal değerlendirilmeleri yapılmıştır.Araştırma sonunda, sporcuların SBSÖ puanlarının tanımlayıcılarına bakıldığında, oryantiring yapan sporcuların % 70,53 'ünün iç denetim eğilimli, başarılı olan sporcuların % 24,24'ünün dış denetim eğilimli, % 75,76'sının iç denetim eğimli olduğu görülmektedir. Bağımsız değişkenlerden sporcunun başarısı ve sporcu cinsiyeti ile SBSÖ ölçümleri arasında istatistiksel olarak 0,05 düzeyinde anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Oryantiring, Yüklemleme, Denetim Odağı, İç Denetim, Dış Denetim, Basan ve Başarısızlık
Ortaöğretim kurumlarındaki sporcu öğrencilerin kişisel uyum ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi (Adıyaman ili Gölbaşı ilçesi örneği)
Bu araştırmada; Adıyaman ili Gölbaşı ilçesindeki 2010 ? 2011 Eğitim öğretim yılında ortaöğretim kurumlarında ?yatılı eğitim ve normal eğitim gören, lisanslı olarak spor yapan ve spor müsabakalarına iştirak eden 82 kadın ve 124 erkek olmak üzere toplam 206 sporcu öğrencinin kişisel ve sosyal uyum düzeyleri? incelenmiş, sporcuların kişisel bilgilerinden de elde edilen sonuçlar doğrultusunda Bağımsız Değişkenlere göre sporcu öğrencilerin kişisel ve sosyal uyum düzeyleri arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu?, ?Hacettepe Kişilik Envanteri'' (HKE) ve Sosyotropi ve Otonomi ölçeği? (SOSOTÖ) kullanılmıştır. Yatılı ve normal eğitim gören sporcu öğrencilerin kişisel ve sosyal uyum düzeyleri arasında fark olup olmadığını belirlemek için ölçeklerden elde edilen bilgiler Varyans analizi, Kruskal wallis, Mann Witney U ile İkili grupların karşılaştırılması için Bağımsız t-testi kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştirAraştırma sonucunda sporcu öğrencilerin ?Hacettepe Kişilik Envanteri ve Sosyotropi Otonomi Ölçeği?nden aldıkları puanların sporcu öğrencilerin ?yaş, cinsiyet, spor yapma süresi, anne ve babanın eğitim durumu, aile tipi, ailenin gelir durumu, yatılı ve normal eğitim alma durumuna göre incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0,05) görülmüştür.
10 haftalık imgeleme ve konsantrasyon çalışmalarının dart atışında görsel odak kontrolü üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmanın temel amacı; 10 haftalık imgeleme ve konsantrasyon çalışmalarının dart atışında görsel odak kontrolü üzerine etkisini araştırmaktır. İzmir ili Ege Üniversitesi'nde okuyan ve en az 4 yıllık spor geçmişi bulunan; 23.3 ±2.7 yaş ortalamasına sahip 23 erkek sporcu çalışmanın araştırma grubunu oluşturdu. Katılımcılar esas araştırma öncesinde gerçekleştirilen bir dart yarışmasındaki puanlarına göre sıralandı ve araştırma grupları başarı sıralamalarına göre homojen şekilde dağıtıldı. Katılımcılar ikisi çalışma biri kontrol olmak üzere üç gruba ayrıldı(Kontrol, n=8; İmgeleme n=8; Konsantrasyon, n=7). Çalışma grupları olan imgeleme ve konsantrasyon grupları, sırasıyla, 10 hafta boyunca içsel imgeleme ve konsantrasyon (yantra kullanarak) çalışmalarına katıldı. Bu çalışmaların görsel odak, performans ve odaklanma süresi üzerine etkisi ASL göz izleme modülü ile, durumluk kaygı düzeyi ise STAI (Sürekli/Durumluk Kaygı Envanteri) ölçeği ile araştırıldı. Yapılan zihinsel çalışmaların kontrol ve çalışma grupları üzerinde odaklanabilme (görsel odak), durumluk kaygı ve odaklanma süresi değişkeni açısından grup içi ve gruplar arası karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p > 0.05). Kontrol ve imgeleme gruplarında başarı (performans) değişkeni ile ilgili istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken (p > 0.05), konsantrasyon grubunda yapılan çalışmanın olumlu etkisi saptandı (p = 0.004). Yapılan korelasyon analizlerinde imgeleme grubunda son test odaklanma süresi ile son test odaklanma dereceleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (r = 0.73; p = 0.024). Ayrıca, konsantrasyon grubunun odaklanma derecesindeki yüzde değişim ile başarıdaki yüzde değişim arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulundu (r = −0.82; p = 0.024). Sonuç olarak imgeleme çalışmalarının performansta anlamlı olmasa da iyileşme gösterdiği; yantra ile konsantrasyon çalışmalarının ise anlamlı olarak performansı arttırdığı bulundu. Ayrıca konsantrasyon grubunda odaklanma derecesi merkezden uzaklaştıkça, performansın iyileştiği; imgeleme grubunda ise odaklanma süresindeki artışın, odaklanma derecesindeki bozulmayla doğru orantılı olduğu gözlendi.
Sporda profesyonelleşme ve toplumsal hareketli̇li̇k: Türki̇ye'de futbol örneği̇
Bu araştırmanın amacı, toplumsal bir kurum alanı olarak profesyonel futbolun toplumsal dikey hareketlilikle olan ilişkisini incelemektir. Bu çerçevede, profesyonel futbol kariyerine yönelen bireyler için toplumsal dikey hareketliliğin uzun ve kalıcı mı yoksa kısa ve geçici mi olduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu süreçte, toplumsal hareketlilik sayesinde elde edilen ekonomik sermaye, habitus ve toplumsal statünün bireylerde nasıl etki yarattığı göz önünde bulundurulacaktır. Bu çalışmada, bireylerin toplumsal dikey hareketlilik konusunda deneyimlerini derinliğine ve çok boyutlu anlamak için yöntem olarak niteliksel araştırma yöntemi belirlenmiştir. Veri toplama araçları olarak bireysel görüşme ve odak grup görüşmeleri oluşturulmuştur. 8 bireysel görüşme ve 1 odak grup görüşmesi (8 kişi) yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler niteliksel içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda üç farklı tema ortaya çıkmıştır: 1) futbola yönelik toplumsallaşmada sosyal ajanlar: geçiş, 2) profesyonelleşme ve yukarı dikey hareketlilik: dönüşüm, 3) profesyonellikte ve sonrasında sorunlar ve geriye dönüş: düşüş. Sonuç olarak profesyonel futbol kariyerinin sistematik ve yapısal sorunları sebebiyle kalıcı toplumsal dikey hareketlilik imkanı tanımadığı ortaya konmuştur.
Takım sporlarında akran, antrenör motivasyonel ikliminin spora bağlılık ile ilişkisi
Araştırma takım sporları yapan sporcuların akran, antrenör motivasyonel iklim düzeylerinin spora bağlılığı yordayıcı etkisi ve ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Ayrıca sporcuların akran, antrenör motivasyonel iklim algısı ve spora bağlılıkları cinsiyet ve spor yapma yılına göre incelenmiştir.Çalışmaya 191 kadın (Xyaş=14,59), 211 erkek (Xyaş=15,33) toplamda 402 sporcu katılmıştır. Katılımcıların 173'ü Voleybol, 122'si Futbol, 89'u Basketbol, 10'u Hentbol, 8'i Futsal, sporcusudur. Çalışmada veri toplama aracı olarak Akran Motivasyonel İklim Ölçeği (AMİÖ), Antrenör Motivasyonel İklim Ölçeği (AMİÖ-2) ve Spora Bağlılık Ölçeği (SBÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon, regresyon, T-testi ve Anovaistatistiksel analiz yöntemleri kullanılmıştır.Yapılan istatistiki değerlendirme sonuçlarına göre akran ve antrenör motivasyonel iklimlerinin hem görev hem ego yönelimi boyutları arasında orta düzeyde pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Akran ve antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi ile spora bağlılık boyutları arasında pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır. Akran motivasyonel iklimi ego yönelimi ile spora bağlılık güven ve coşku boyutları arasında, antrenör motivasyonel iklimi adanmışlık ve coşku boyutları arasında negatif yönde çok zayıf ilişki saptanmıştır. Akran, antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi alt boyutlarının spora bağlılığın güven (R=0,114) ve coşku (R=0,173) boyutları üzerinde yordayıcı etkisi olduğu, akran, antrenör görev yönelimleri ile antrenör ego yönelimi alt boyutlarının spora bağlılığın adanmışlık (R=0,167) boyutu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu, antrenör motivasyonel iklimi görev yönelimi alt boyutunun spora bağlılığın dinçlik (R=0,173) boyutu üzerinde yordayıcı etkisi olduğu saptanmıştır. Katılımcıların akran motivasyonel iklimi görev ve ego yönelimi algısının cinsiyete göre farklılaşmadığı, antrenör motivasyonel iklimi ego yönelimi, adaletsiz takdir, takım içi rekabet algı düzeylerinin kadınlara göre erkeklerde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Akran ve antrenör motivasyonel iklimi algısı, spora bağlılık düzeyi ile spor yapma yılı arasında ise antrenör motivasyonel ikliminin önemli rol ve çaba alt boyutları hariç pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akran; Antrenör; Motivasyonel İklim; Spora Bağlılık; Takım Sporları.
Üniversite öğrencilerinin spora katılım durumlarına göre sosyal medyadaki sosyal kaygı ve gelişmeleri kaçırma korkusu
Çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin spora katılım durumlarına göre sosyal medya sosyal kaygı ve gelişmeleri kaçırma korkusu (FOMO) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda spor yapan ve yapmayanların sosyal medyadaki sosyal kaygı ve gelişmeleri kaçırma korkusu üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Ayrıca çalışmada cinsiyet faktörüne göre bağımlı değişkenlerdeki farklar spora katılım durumuyla birlikte etkileşimli olarak incelenmiş ve katılımcıların sosyal medyada geçirdikleri süre, spor yapanların haftalık spor yapma süresi ve ne kadar süredir spor yaptıklarıyla sosyal medya sosyal kaygı ve sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusu arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi Pamukkale Üniversitesi herhangi bir bölümde öğrenim gören 230'u spor yapan (X̄yaş =21.97), 184'ü spor yapmayan (X̄yaş =21.35) 202'si kadın 212'si erkek toplamda 414 katılımcıdan (X̄yaş =21.70) oluşmaktadır. Örneklem grubunun kişisel bilgilerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu; sosyal kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla Sosyal Medya Kullanıcıları İçin Sosyal Kaygı Ölçeği, gelişmeleri kaçırma korkusunu ölçmek amacıyla Sosyal Ortamlarda Gelişmeleri Kaçırma Korkusu Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon analizi ve farklılıkları belirlemek amacıyla MANOVA analizi yapılmıştır.Elde edilen bulgulara bakıldığında spora katılım durumlarına göre spor yapan öğrencilerin sosyal medya sosyal kaygı alt boyutlarından paylaşılan içerik,gizlilik endişesi,öz değerlendirme ve gelişmeleri kaçırma korkusu ile sosyal medyada geçirdikleri süre arasında ilişki tespit edilmiş olup spor yapmayan öğrencilerde ilişki tespit edilememiştir.Araştırmaya katılan spor yapan üniversite öğrencilerinin haftalık spor yapma süresi ve ne kadar süredir spor yaptıklarıyla sosyal medya sosyal kaygı ve gelişmeleri kaçırma korkusu arasında ilişki olmadığı bulunmuştur. Cinsiyete göre kadın katılımcıların sosyal medya sosyal kaygı alt boyutlarından gizlilik endişesi,etkileşim kaygısı ve gelişmeleri kaçırma korkusu puan ortalamalarının erkeklere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Spora yapma durumlarına ve cinsiyet-spor yapma durumu etkileşimlerine göre sosyal medya sosyal kaygı alt boyutları ve gelişmeleri kaçırma korkusu arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Sonuç olarak spor yapmanın gelişemeleri kaçırma korkusu ve sosyal medyadaki sosyal kaygı açısından anlamlı olmadığı fakat cinsiyetin sosyal medyada sosyal kaygı ve gelişmeleri kaçırma korkusu açısından önemli bir değişken olduğu söylenebilir.
Ergen kız yüzme sporcularının ve antrenörlerinin sorunları, başa çıkma yöntemleri
Bu çalışmanın amacı ergen kız yüzme sporcularının ve antrenörlerinin sorunlarını tanımlamak, sorunlarla başa çıkma yöntemlerini ortaya koymaktır. Bu amaçla erken kız yüzme sporcularının yaşadığı sorunlarla ilgili görüşleri psikososyal gelişim perspektifinden aktarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada ergenlik döneminin getirdiği sorunların sporcu-antrenör arasında yol açtığı sorunlar da değerlendirilmeye çalışılmış hem sporcunun hem de antrenörünün yaşanan sorunlarla nasıl başa çıktığı incelenerek başa çıkma teorisi çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 15-17 yaş kategorisinde yüzme sporu yapan 8 kız sporcu ve bu sporcuların antrenörlüğünü yapan 7 antrenör katılmıştır. Veriler, görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşturulmuş bir görüşme formu kullanılmıştır. Bu formda sporculara yönelik 11 ve antrenörlerine yönelik 12 soru bulunmaktadır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle, nitel araştırma programı MAXQDA 2022 kullanılarak öncelikle ortak kavramsal kodlar oluşturulup akabinde ilgili temaların oluşturulması ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre sporcuların en temel sorununun okul hayatı ile spor faaliyetlerini dengelemek olduğu, antrenörlerin yaşadığı en temel sorunun ise cinsiyet farklılıklarının oluşturduğu sorunlar olduğu; her iki grubun sorunlarla başa çıkma yöntemi olarak en çok destek alma yöntemi kullandıkları görülmüştür. Sonuç olarak, kız yüzme sporcularının ergenlik döneminden kaynaklı sorunlar yaşadığı, bu sorunların antrenörleriyle ilişkilerine ve spor performanslarına yansıdığı belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular, ergen kız yüzme sporcularının ve antrenörlerinin zorluklarını anlamak ve başa çıkma stratejileri geliştirmek adına önemli ipuçları sunmaktadır.
Erken ergenlik dönemindeki çocukların bedensel okuryazarlıklarının incelenmesi: Spora katılım durumu, algılanan motor yeterlik ve problemli medya kullanımı ile ilişkisi
Çalışmanın amacı erken ergenlik dönemindeki çocukların bedensel okuryazarlıklarının belirlenmesi ve spora katılım durumları, algılanan motor yeterlikleri ve problemli medya kullanım durumları ile ilişkilerini incelemektir. İkincil olarak erken ergenlik dönemindeki çocukların spora katılım süreleri, algılan motor yeterlilik ve problemli medya kullanım düzeylerinin bedensel okuryazarlık alt boyutlarındaki yordayıcı etkisnini incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2025 yılı bahar döneminde, Denizli ili merkez belediyelerinin kurslarına katılan ve tesadüfi yöntemiyle seçilen 178 (X̄yaş=10,87±0,87) çocuktan oluşmaktadır. Çocukların 99'u kız (X̄yaş=10,90±0,88) ve 79'u oğlandır (X̄yaş=10,84±0,87). Örneklem grubundaki çocuklara genel bilgi formu, "Çocuklarda Fiziksel Okuryazarlık Ölçeği (ÇFOÖ)" ve "Algılanan Motor Yeterlik Ölçeği – Çocuk Formu (ALMY-Ç)" uygulanırken ebeveynlerine çocukları hakkındaki bilgiler doğrultusunda doldurmaları için "Problemli Medya Kullanım Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde ilişkileri belirlemek için Pearson Korelasyon analizi ve yordayıcı etkilerin belirlenmesi için Regresyon analizi yapılmıştır. Erken ergenlik dönemindeki çocukların bedensel okuryazarlık düzeylerinin genel olarak yüksek, algılanan motor yeterliklerinin ise orta düzeyde olduğunu; problemli medya kullanım düzeylerinin ise düşük düzeyde seyrettiğini göstermektedir. Bu durum, çocukların duyuşsal ve bilişsel açıdan güçlü, ancak motor yeterlik algıları bakımından desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgulara bakıldığında çocukların bedensel okuryazarlık düzeylerinin özellikle algılanan motor yeterlik alt boyutlarından yer değiştirme ve nesne kontrol becerileriyle anlamlı ve pozitif ilişkili olduğunu göstermiştir. Spora katılım süresi tek başına anlamlı bir yordayıcı olarak öne çıkmazken, motor becerilerin niteliği bedensel okuryazarlık üzerinde belirleyici olmuştur. Problemli medya kullanımı ise bedensel okuryazarlıkla düşük ve olumsuz yönde ilişkili olmakla birlikte anlamlı bir yordayıcı olarak bulunmamıştır. Bu sonuçlar, çocukların bedensel okuryazarlıklarını artırmak için motor becerilerini geliştirmeye yönelik yapılandırılmış hareket eğitimi programlarının önemini ortaya koymaktadır.
Toplumsal cinsiyet perspektifinden beden eğitimi öğretmenlerinin görüşleri ve metaforik algılar
Bu çalışmanın amacı beden eğitimi öğretmenlerinin, beden eğitimi dersiyle ilgili görüşlerini toplumsal cinsiyet perspektifinden tanımlamaktır. Bu amaçla; öğretmenin öğrencilerine yönelik ders içi tavır ve davranışları, spor ve okul sporcularıyla ilgili görüşleri ve öğrencilerin davranışları toplumsal cinsiyet çerçevesinde beden eğitimi öğretmenlerinin görüşleriyle tanımlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin kız ve erkek öğrencileriyle ilgili metaforik algıları da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma nitel bir çalışma olup, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması şeklinde planlanmıştır. Veriler bireysel görüşme yoluyla toplanarak tüm analizler nitel veri ayıklama yöntemleri ile ayrıştırılmıştır. Araştırmaya 8'i devlet, 8'i özel okulda çalışan 16 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır, Aynı zamanda katılımcıların 8'i kadın, 8'i erkek beden eğitimi öğretmenidir. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşturulmuş bir görüşme formu kullanılmıştır. Bu form toplamda 2 bölüm ve 18 soru bulunmaktadır. Çalışmanın bulgularına göre beden eğitimi öğretmenlerinin öğrencilerine hitap ederken genelde çocuklar, oğlum-kızım, arkadaşlar gibi cinsiyetçi olmayan hitap şekilleriyle konuştukları belirlenmiştir. Ancak konuşma esnasında, ses tonu, konuşma biçimi veya üslubunda katılımcılar çoğunluk olarak kız ve erkek öğrencilere farklı davranmak zorunda kaldıklarını belirtmişlerdir. Bu durumun da öğrencilerin toplumsal cinsiyete bağlı cinsiyet temelli davranışlarından kaynaklanmış olabileceği bulgusuna ulaşılmıştır. Beden eğitimi öğretmenlerinin ifadelerine göre kızların daha çok günümüzde popülarite açısından voleybola yöneldikleri, erkeklerin ise daha çok futbola yöneldikleri ifade edilmiştir. Öğretmenlerin bu ifadeleri toplumsal cinsiyet perspektifinden değerlendirildiğinde sosyal rol kuramına ilişkin kalıp yargılarla uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin kız ve erkek öğrenciler arasında herhangi bir ayrım yapmadan yatkın oldukları spor dalına göre yönlendirdikleri, bu konuda eşit davrandıkları ancak kız ve erkek öğrenciler ile çalışmanın farklılıklarına ilişkin görüş bildirdikleri görülmüştür. Başarılı sporcu imajına ait ifadeleri incelendiğinde spor branşı olarak kendi çalıştırdıkları branşlara uygun örnekler vermelerinin yanı sıra toplumsal cinsiyet perspektifinden değerlendirildiğinde de genel sporcu görünümüne odaklandıkları ve toplumsal cinsiyet açısından ayrımcı bir yapı sergilemedikleri görülmüştür. Spor branşlarını ise cinsiyetlendirdikleri ve kızlara uygun sporlar ve erkeklere uygun sporlar şeklinde bir ayrım yaptıkları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada beden eğitimi öğretmenlerinin kız ve erkek öğrencileriyle ilgili metaforik algılarına göre kız ve erkek öğrenciler için kullandıkları ifadelerde toplumsal cinsiyet şeması kuramına paralel cinsiyetçi ifadelerde bulundukları da belirlenmiştir. Sonuç olarak beden eğitimi öğretmenleri toplumsal cinsiyet açısından davranışsal ve düşünsel olarak eşitlikçi bir görüş bildirse de kız ve erkek öğrencilerinin toplumsal cinsiyete özgü özelliklerinden kaynaklı iki farklı cinse farklı davranma gereksinimi duydukları görülmüştür. Öğretmenler sporu da cinsiyetlendirmiş ve kız ve erkek öğrencilerini metaforik olarak ifade ettiklerinde toplumsal cinsiyet şeması kuramı ve sosyal rol kuramıyla paralel olarak cinsiyetçi kavramlar kullanarak tanımladıkları belirlenmiştir.
Elit düzeydeki okçuluk sporcularının zihinsel antrenman uygulamalarına yönelik algıları: Bir olgu bilim çalışmaları
Bu çalışmanın amacı elit düzeydeki okçuluk sporcularının, zihinsel antrenman uygulamalarına yönelik algılarını ve ilgili görüşlerini sporcuların perspektifinden tanımlamaktır. Bu amaçla; elit düzeydeki okçuluk sporcularının zihinsel antrenman uygulamalarına yönelik algılarını incelemektir. Bu çalışma nitel bir çalışma olup, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji (olgu bilim) çalışması şeklinde planlanmıştır. Veriler bireysel görüşme yoluyla toplanarak tüm analizler nitel veri ayıklama yöntemleri ile ayrıştırılmıştır. Araştırmaya TOHM da okçuluk yapan 11 sporcu katılmıştır, Aynı zamanda katılımcıların 6'sı kadın, 5'i erkek okçuluk sporcusudur. Çalışmada araştırmacı tarafından geliştirilen ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşturulmuş bir görüşme formu kullanılmıştır. Bu form toplamda 2 bölüm ve 13 soru bulunmaktadır. Çalışmanın bulgularına göre; okçuluk branşı ile uğraşan sporcuların zihinsel antrenman algıları, pozitif düşünce, stres yönetimi, imgeleme ve kendi kendine konuşma gibi boyutlarla şekillenmektedir. Bu unsurlar, sporcuların performanslarını arttırmalarına ve zihinlerinde daha sağlıklı bir yapı inşa etmelerine yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın sunduğu bulgular, zihinsel antrenmanın önemini vurgulamakta ve okçuların bu becerileri geliştirmeleri için ihtiyaç duyduğu stratejilere ışık tutmaktadır. Sonuç olarak, okçuluk branşında zihinsel antrenmanın, sporcuların performanslarını artırmada ve stresle başa çıkmada önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Yapılan bu araştırmada, çeşitli zihinsel tekniklerin sporcular tarafından nasıl kullanıldığını ve bu tekniklerin performans üzerindeki olumlu etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır. Sporcuların bu teknikleri düzenli olarak kullanmaları, hem antrenman hem de yarışma performanslarını önemli ölçüde iyileştirebileceği düşünülmektedir
Ergen basketbolcularda anne-baba ilgilenim düzeyleri ile benlik saygısı ve başarı algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın ilk amacı, Martin Lee ve Sandra Maclean (1997) tarafından geliştirilmiş, Wuerth ve ark. (2004) tarafından genç sporcuların kariyerinde anne-babanın ilgilenim düzeyini araştırmak için düzenlenmiş olan Sporda Anne-Baba İlgilenim Ölçeği'nin Türk ergen basketbol oyuncuları için geçerlik ve güvenirliklerini belirlemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise, ergen basketbolcularda anne-babanın spora ilgilenim düzeyleri ile benlik saygısı ve başarı algısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Sporda Anne-Baba İlgilenim Ölçeği'nin Türk ergen basketbol katılımcılarına uyarlanma çalışmasının örneklemini, 44'ü kız ve 228'i erkek toplam 272 basketbol oynayan sporcu oluşturmuştur. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, bu ölçek için uyum indeksleri χ² / sd= 98.10/50 = 1.96; RMSEA = 0.060, SRMR = 0.063, GFI = 0.94, AGFI = 0.91, NFI = 0.89; NNFI = 0.92, CFI = 0.94 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgulara ek olarak, ölçeğin Cronbach alfa katsayıları, Yönlendirici davranış alt ölçeği için 0.83 ve Pozitif duygusal destek alt ölçeği için 0.68 olarak bulunmuştur. Güvenilirlik ve geçerlik çalışmalarından sonra, ergen basketbolcularda anne-baba ilgilenim düzeyleri ile benlik saygısı ve başarı algısı arasındaki ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmaya 80 kız ve 370 erkek olmak üzere 450 ergen basketbolcu katılmıştır. Ergen Basketbolculara Sporda Anne-Baba İlgilenim Ölçeği, Başarı Algısı Envanteri ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği tamamlatılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t testi, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, küçük takımda yer alan basketbol oyuncularının görev yönelimi, yönlendirici davranışlar ve pozitif duygusal destek ortalama puanlarının yıldız takımda yer alan basketbol oyuncularına göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Değişkenler arasında korelasyonlar incelendiğinde, görev yönelimi ve benlik saygısının pozitif duygusal destek ile arasında istatistiksel olarak pozitif ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Bunun yanında, ego yönelimi ile pozitif duygusal destek ve yönlendirici davranışlar arasında pozitif ve anlamlı ilişki gözlenmiştir. Pozitif duygusal destek ve yönlendirici davranışların görev yönelim, ego yönelimi ve benlik saygısını anlamlı düzeyde yordamakta olduğu belirlenmiştir.
Sporcularda mizaç tiplerinin stres altında sergilenen dart atış performansı ve elektrofizyolojik yanıtlar ile ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, stres altında sergilenen dart atış performansının (Dart-Throwing Task) ve fizyolojik stres yanıtlarını mizaç tipleri açısından incelemektir. Bu araştırmanın örneklemini, aktif spor yaşantısına devam eden veya en fazla bir yıl içerisinde aktif spor yaşantısını bırakmış 18-35 yaş aralığındaki 105 sporcu oluşturmuştur. Katılımcılar arasından sıklık gösteren mizaç tiplerine sahip (Tip 1 ve Tip 9) 26 sporcuyla (12 erkek, 14 kadın) çalışmaya devam edilmiştir. Katılımcılardan hem stresör altında hem de stresör olmayan koşullar altında dart atmaları istenmiş ve her iki koşul altında deri iletkenliği ve kalp atım değerleri kayıt altına alınmıştır. Katılımcılara stresör olarak 75 desibel seviyesinde olumsuz (Bağırma, yuhalama, ıslık) taraftar sesleri dinletilmiştir. Tip 1 ve Tip 9 mizaca sahip sporcularda stresör altında sergiledikleri dart performansında pozitif yönde bir artış olmasına rağmen, stresörsüz duruma göre istatistiksel anlamda bir fark tespit edilmemiştir. Tip 1 mizaca sahip sporcularda deri iletkenliği değerleri stresörlü ve stresörsüz durumlar altında bazal değerlere göre istatistiksel anlamda bir artış gösterirken, kalp hızı ve kalp atım hızı değişkeni değerlerinde herhangi bir değişim tespit edilmemiştir. Tip 9 mizaca sahip sporcularda Tip 1'e benzer şekilde deri iletkenliği değerleri stresörlü ve stresörsüz durumlar altında bazal değerlere göre istatistiksel anlamda bir artış gösterirken diğer elektrofizyolojik parametrelerde herhangi bir değişim meydana gelmemiştir. Tip 1 ve Tip 9 mizaç birbirleriyle karşılaştırıldığında stresörlü ve stresörsüz durumlarda sergilenen dart performansında, deri iletkenliği, kalp atımı ve kalp atımı değişkenliği ortalama değerlerinde mizaç tiplerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Farklı mizaç tiplerine sahip sporcuların stres altında sergiledikleri dart performansında, kalp atımı ve kalp atımı değişkenliği değerlerinde bir farklılaşma olmazken deri iletkenliği değerleri pozitif yönde artmıştır. Sonuç olarak Tip 1 ve Tip 9 mizaca sahip sporcular stresörün olduğu ve olmadığı durumlarda benzer fizyolojik stres yanıtlarına ve benzer performans çıktılarına sahiptir.
Egzersiz katılımcılarının fiziksel görünüş mükemmeliyetçiliği ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin egzersiz katılım güdüsüne etkisi
Bu çalışmanın ilk amacı, Yang ve Stoeber (2012) tarafından geliştirilen Fiziksel Görünüş Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin Türk egzersiz katılımcıları için geçerlik ve güvenirliklerini belirlemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise, egzersiz katılımcılarının psikolojik iyi oluş ve fiziksel görünüm mükemmeliyetçiliği düzeylerinin egzersiz katılım güdüleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Fiziksel Görünüş Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin Türk egzersiz katılımcılarına uyarlanma çalışmasının örneklemini 170 kadın ve 150 erkek toplam 320 egzersiz katılımcısı oluşturmaktadır. Açımlayıcı faktör analizi, varyansın% 70'ini oluşturan iki faktör içeren bir çözüm ile sonuçlanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, bu ölçek için uyum indeksleriχ²/sd= 128.95/50=2.57, RMSEA =.07, SRMR =.06, GFI =.94, AGFI =.90, NFI =.95; NNFI=.96, CFI =.97 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgulara ek olarak, ölçeğin Cronbach alfa katsayıları, kusurlu olma endişesi için .90 ve mükemmellik için umut için .93 olarak bulunmuştur. Güvenilirlik ve geçerlik çalışmalarından sonra, egzersiz katılımcılarının fiziksel görünüş mükemmeliyetçilik ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin onların egzersiz katılım güdüleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu çalışmaya 296 kadın ve 236 erkek olmak üzere 532 gönüllü egzersiz yapan birey katılmıştır. Egzersiz katılımcılarına Fiziksel Görünüş Mükemmeliyetçiliği Ölçeği, Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Egzersizde Davranışsal Düzenlemeler Ölçeği-2 tamamlatılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon ve Çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, içsel düdülenmenin psikolojik iyi oluş ile pozitif yönde, ancak kusurlu olma endişesi ile negatif yönde bir ilişkisi olduğu belirlenmiştir. İçe atımla düzenleme, mükemmellik için umut ve psikolojik iyi oluş ile pozitif korelasyon göstermiştir. Mükemmeliyetçilik düzeyleri ile dışsal düzenleme ve güdülenmeme arasındaki korelasyonlara bakıldığında, tüm korelasyonlar anlamlı ve beklenen yönde bulunmuştur. Buna karşın, dışsal düzenleme ve güdülenmemenin psikolojik iyi oluş ile arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Beklendiği gibi, içsel düzenlemenin en önemli belirleyicisinin psikolojik iyi oluş olduğu belirlenmiştir. Kusurlu olma endişesi, dış düzenlemenin en büyük öngörücüsüdür. Anahtar kelimeler: Fiziksel görünüş mükemmeliyetçiliği, egzersiz, güdülenme, psikolojik iyi oluş
Egzersiz katılımcılarının psikolojik dayanıklılık, optimal performans duygu durumu ve güdülenme ilişkisi
ÖZET EGZERSİZ KATILIMCILARININ PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK, OPTİMAL PERFORMANS DUYGU DURUMU VE GÜDÜLENME İLİŞKİSİ Yapılan bu araştırmada egzersiz yapan bireylerde psikolojik dayanıklılık, sürekli optimal performans duygu durumu ve güdülenme düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim ve öğretim yılında Pamukkale Üniversitesi'nin farklı fakülte ve yüksekokullarında öğrenim görmekte olan 149 kadın ve 151 erkek olmak üzere toplam 300 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin sürekli optimal performans duygu durumlarının belirlenmesinde "Sürekli Optimal Performans Duygu Durumu Ölçeği-2 Kısa Formu" katılımcıların psikolojik dayanıklılık düzeylerinin belirlenmesinde "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve katılımcıların egzersiz güdülenmesi düzeylerinin belirlenmesinde "Egzersizde Davranışsal Düzenlemeler Ölçeği-2" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde MANOVA, Regresyon ve Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda psikolojik dayanıklılığa ilişkin bulgular değerlendirildiği zaman, katılımcıların cinsiyetlerine göre sadece sosyal kaynaklar alt boyutundaki puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve kadın katılımcıların daha yüksek puana sahip olduğu, haftalık egzersiz sıklıklarına göre yapısal stil, gelecek algısı, kendilik algısı sosyal yeterlik ve sosyal kaynaklar alt boyutları puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Cinsiyet * haftalık egzersiz sıklıkları, cinsiyet * egzersiz türü, haftalık egzersiz sıklıkları * egzersiz türü, cinsiyet * haftalık egzersiz sıklıkları * egzersiz türü etkileşimlerinin ise psikolojik dayanıklılık ölçeği puanları üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Güdülenme düzeyine ilişkin bulgular değerlendirildiği zaman, katılımcıların cinsiyetlerine göre sadece dışsal düzenleme alt boyutundaki puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve erkek katılımcıların daha yüksek puana sahip olduğu, haftalık egzersiz sıklığına göre sadece içeatımla düzenleme alt boyutundaki puanlarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve haftalık 4-6 gün egzersiz yapan katılımcıların daha yüksek puana sahip olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Cinsiyet * haftalık egzersiz sıklığı, cinsiyet * egzersiz türü, cinsiyet * haftalık egzersiz sıklığı * egzersiz türü etkileşimlerine göre ise egzersizde davranışsal düzenlemeler ölçeği puanları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır (p>0.05). Sürekli optimal performans duygu durumuna ilişkin bulgular değerlendirildiği zaman, katılımcıların haftalık egzersiz sıklıklarına göre sürekli optimal performans duygu durumunun istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve 4-6 gün egzersiz yapan katılımcıların daha yüksek puana sahip olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Psikolojik dayanıklılık, sürekli optimal performans duygu durumu ve güdülenme ölçeklerinin arasındaki ilişki değerlendirildiği zaman, ölçek alt boyutları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<0.05). Anahtar kelimeler: Egzersiz, psikolojik dayanıklılık, sürekli optimal performans duygu durumu, güdülenme
Türkiye'deki taekwondo ve karate sporcularının narsist kişilik özellikleri, mizaç tipleri ve saldırganlık düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de karate ve taekwondo branşlarının temaslı ve temassız disiplinlerinde spor yapan bireylerinin narsist kişilik özellikleri ile mizaç tiplerinin, saldırganlık düzeyleri üzerine etkisi olup olmadığının incelenmesi ve bunların birbirleri ile ilişkilerinin ortaya konmasıdır. Araştırma örneklemini, 18 yaş ve üzeri ,159 kadın; 182 erkek, ulusal ve/veya uluslararası turnuvalarda yarışmış, karate (kumite, kata) ve taekwondo (poomse, kyorugi) sporcularından oluşmuştur. Katılımcılara kişisel bilgi formu, Narsistik Kişilik Ölçeği, Dokuz Tip Mizaç Ölçeği ve Saldırganlık Envanteri yüz yüze görüşme tekniği ile uygulatılmıştır. Karate ve Taekwondo branşının belirli mizaç tiplerinde (6 ve 8) yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Karate ve taekwondo sporcularından karate sporcuların daha yüksek narsistik değere sahip olduğu tespit edilmiştir. Kata ve poomse disipliniyle ilgilenenler için narsistik kişilik özelliklerinin alt boyularında farklılaşma söz konusudur. Kumite disiplini ile uğraşan karate sporcuları kyorugi disipliniyle ilgilenen taekwondo sporcularına göre narsistik kişilik özelliklerinin alt boyularının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca taekwondo branşının karate branşına göre daha yüksek edilgen saldırganlık davranışını sergilediği tespit edilmiştir. Korelasyon analizleri sonucunda yıkıcı saldırgan davranışın artması narsistik kişilik özellikleri ve üstünlük, otorite, teşhircilik, sömürücülük, hak iddia etme, kendine yeterlilik alt boyutlarının etkilerini azaltacağı tespit edilmiştir. Sonuç olarak kyorugi disiplini ile ilgilenen taekwondo sporcularının yüksek edilgen saldırganlık eğiliminde olduğu ve karate sporcularının daha yüksek narsisizm özelliklerine sahip olduğu çıkarılmaktadır. Anahtar kelimeler: Temaslı spor; Temassız spor; Dövüş sporları.
Izof modelinde uyarılmışlık-performans ilişkisinde yeni bir yaklaşım: Kişilik özellikleri ve duygusal zekânın rolü
Bu çalışmada, IZOF modelinde uyarılmışlık performans ilişkisine kişilik özellikleri ve duygusal zekânın etkileri incelenmiştir. Araştırmaya 2010 - 2011 sezonunda Göztepe Spor Kulübü 'nden 20 profesyonel futbolcu katılmıştır. Katılımcılara ilk etapta duygusal zekâ ve kişilik özelliklerini ölçmek amacıyla Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Envanteri uygulanmıştır. Deneysel uygulama aşamasında ise Uluslararası Duygusal Resim Sistemi (UDRS) den seçilmiş çeşitli kategorilerdeki fotoğraflar ile tetiklenen duygusal uyarılmışlık düzeyinin, renk-kelime uyuşmazlığı problemini çözme hızı ve doğruluğu üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaç için SuperLab 4.0 programı ile uyarlanmış stroop renk-kelime testi kullanılmıştır. Katılımcılar UDRS den seçilmiş ve dört grup olarak sunulan görsel uyaranlara maruz bırakılmış ve tetiklenen duygusal uyarılmışlık düzeyinin, renk-kelime uyuşmazlığı problemini çözme doğruluğu ve hızı ile ilişkili olup olmadığı, kişilik özellikleri ve duygusal zekânın bu ilişkide etkili olup olmadığı test edilmiştir. Sonuçlar, duygusal zekânın alt boyutu olan duygu kullanımının, bütün duygusal uyarılmışlık düzeylerinde verilen tepki süreleri ile negatif yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Bir diğer sonuç ise yumuşak başlılık kişilik özelliğinin, hoş yüksek ve hoş düşük uyarılmışlık düzeylerinde verilen tepki süreleri ile negatif yönde ilişkili olduğu şeklindedir.
Beden eğitimi öğretmen adaylarında stres tolerans düzeyi, bilişsel duygu düzenleme ve mizaç tipleri arasındaki ilişki
Beden eğitimi öğretmen adaylarının mizaç modelleri, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve stres tolerans düzeylerini nicel ve nitel fazda inceleyen karma desendeki bu çalışmada "nitelikli öğretmen" kavramına yüklenen özelliklere katkı sağlamak amaçlanmıştır. Ege Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 22.74±3.47 yaş ortalamasına sahip, 92 kadın (%35.5) 167 erkek (%64.5) olmak üzere toplam 259 beden eğitimi öğretmen adayı çalışmanın örneklemini oluşmaktadır. Nicel verilerin toplanması sürecinde katılımcılara laboratuvar ortamında viyana test sisteminin stres tolerans (DT-test) testi ve kişisel bilgi formu, bilişsel duygu düzenleme (Onat ve Otrar 2010) ve dokuz tip mizaç modeli (Yılmaz ve ark. 2014) ölçeklerini içeren anket formu uygulatılmıştır. Nitel veriler ise, standartlaştırılmış görüşme tekniğine uygun, araştırma konusuna göre belirlenmiş yarı yapılandırılmış açık uçlu sorulara verilen cevapların ses kayıt cihazına kaydedilmesi ile toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 24.0 programından yararlanılmıştır. Nitel veriler, ses kayıtlarının yazıya dökülmesinden sonra verinin derinliği ve zenginliğine yönelik betimsel çözümlemeler yapılarak incelenmiştir. Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeğinin "pozitif tekrar odaklanma" alt ölçeği hariç diğer test ve alt ölçeklerinin iç tutarlılıklarının tatmin edici düzeyde olduğu görülmüştür. Güvenirliliği düşük olan ilgili alt ölçek değerlendirme dışı bırakılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel analize göre; öğretmen adaylarının 60'ının (%23.2) Tip 2; 44'ünün (%17.0) Tip 1; 36'sının (%13.9) Tip 9 olmak üzere 3 mizaç tipinde sıklık gösterdiği saptanmıştır. Katılımcıların bireysel spor ya da takım sporu ile uğraşıyor olması durumuna göre, bilişsel duygu düzenleme alt boyutlarından sadece "kendini suçlama" alt boyutunda takım sporu ile uğraşan bireylerin lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<,05). Anne eğitim düzeyi değişkenine göre bilişsel duygu düzenlemenin "Yıkım" ve "diğerlerini suçlama" alt boyutlarında ilkokul/okuryazar ile üniversite ve üzeri arasında, ilkokul/okuryazar lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<,05). Katılımcıların mizaç tipi durumuna göre bilişsel duygu düzenleme alt boyutlarına ilişkin karşılaştırmalar incelendiğinde, "kendini suçlama", "kabul etme", "düşünceye odaklanma", "plana tekrar odaklanma" ve "yıkım" alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır (p<,05). Öğretmen adaylarının, uygulamış oldukları stres toleransı testinin (DT) tüm test parametrelerinde ortalamanın üstünde değerlere sahip oldukları; stres durumlarında uzun zaman periyodlarında görevini yerine getirmede hızlı ve doğru tepkiler verdikleri yani toparlanma evresini sağlayarak odaklanmayı sürdürebildikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının mizaç tipi durumu dikkate alındığında, stres toleransı doğru reaksiyon zaman medyanı değerlerinde; DTM1 ile DTM2 arasında ve DTM9 ile DTM2 arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca, pearson korelasyon katsayılarına göre, stres toleransı süre medyanı ile bilişsel duygu düzenlemenin "bakış açısına yerleştirme" (r= -,136, p<,05) ve "yıkım" (r= -,144, p<,05) alt boyutları arasında çok düşük negatif yönde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Basit doğrusal regresyon analizi sonucu dikkate alındığında ise; F değerine karşılık gelen anlamlılık seviyesine göre kurulan modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu (F= 5,443; p<,05); yıkımın stres toleransı medyanını düşük düzeyde yordadığı ve varyansının da çok küçük bir bölümünün (%2) bu boyut tarafından açıklanabildiği saptanmıştır. Çalışmada elde edilen nitel bulgular nicel bulguları destekler niteliktedir ve çalışma içerisinde uygun örneklerle belirtilmiştir. Elde edilen bulgular alan yazın dikkate alınarak ve spor bilimleri çalışanlarının yanı sıra gelecekte yapılması planlanan araştırmalara katkı sağlayarak tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Mizaç, Duygu düzenleme, Stres toleransı, Karma desen, Nitelikli beden eğitimci.
Türkiye'de kadın futbol antrenörlerinin cam tavan sendromu algılarının cinsiyetçilik perspektifinde incelenmesi
Spor alanında kadınların varlığının arttığı günümüzde, erkeklerin hegemonya kurduğu branşlara kadınların erişimi hala sınırlıdır. Bu sınırlılık, sporculuktan yöneticiliğe kadar spor meslekleri içindeki neredeyse bütün iş kollarında kendini gösterirken futbol bu sınırlılığın görüldüğü branşlardan biridir. Futbol antrenörlüğü de bu bağlamdaki iş kollarından biridir. İş tanımı icabı, öğretme, yönlendirme, liderlik etme gibi fonksiyonları da içinde taşıyan antrenörlük, kendi içinde de farklı kademeleri bulunan bir yapı olması sebebiyle cam tavan oluşması için uygun bir ortama sahiptir. Bu ortamdaki kadın futbol antrenörlerinin deneyimlerine odaklanan bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'de kadın futbol antrenörlerinin cam tavan sendromuna dair bir inceleme sunmaktır. Bu doğrultuda, nitel araştırma desenleri ve görüşme tekniğinden oluşan araştırma tasarımı ile veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Görüşme yapılacaklar için amaçlı örnekleme yolu üzerinden 12 kadın futbol antrenörü ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, toplumsal yapı/toplumsal dayatma, futbol içi yaşanmışlıklar, eşitlik-adalet ikilemi ve istihdam olarak belirlen dört tema belirlenmiş ve bu dört temanın içeriğindeki alt kategoriler ile bir tartışma gerçekleştirilmiştir. Toplumsal yapı üzerinden gelen ataerkil dayatmalar nedeni ile kadın antrenörlerin cam tavan engellerine maruz kaldığı görülmüştür. Kadınların futbol bilgisine dair oluşan olumsuz bir algı üzerine temellendirilen futbol içi yaşanmışlıklar teması içinde, kadın futbol antrenörlerinin başarıları ile kendilerine yönelik algıların olumluya dönme eğilimi gösterdiği belirtilmiş olsa da özellikle baş antrenörlük noktasında cam tavan ile karşılaştıkları belirlenmiştir. İşe alım süreçleri, ücret, insan olma üzerine temellendirilmiş eşitlik ve başarı durumu olarak belirlenmiş dört kategoride eşitliğin mi adaletin mi ön plana koyulması gerektiğine dair bir tartışma yapılmış ve bu çerçevede kadın antrenörlerin cam tavan engelleri ile karşılaştığı görülmüştür. Son olarak istihdam teması altında kadın antrenörlerin sporculara 'ablalık, annelik' yapması üzerinden geliştirilen bir işe alım sürecinden geçtikleri, hiyerarşik anlamda olumlu ifadeler olsa da yine cam tavan izlerine rastlandığı görülmüştür. Yapılan önerilerin ortak noktası ise kadın futbolunun bütün unsurları ile gelişmesi sonucunda sorunların çözülebileceği belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol, Kadın Antrenörler, Cam Tavan, Sosyoloji, İnsan Kaynakları.
İmgeleme ve kişilik: Temaslı ve temassız spor branşlarıyla uğraşan sporcular üzerine bir araştırma
İMGELEME VE KİŞİLİK: TEMASLI VE TEMASSIZ SPOR BRANŞLARIYLA UĞRAŞAN SPORCULAR ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Bu araştırmanın amacı çeşitli spor türleriyle uğraşan bireylerin kişilik özelliklerinin ve imgeleme boyutlarının bazı demografik özelliklere göre belirlenmesi bu kavramların aralarındaki ilişkinin ortaya konmasıdır. Araştırmaya toplam 290 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Bu sporcuların, 105'i kadın, 185'i erkek, 178'i 22 yaş ve altında, 112'si 23 yaş ve üzerindedir. Katılımcılara ulaşmak için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması için birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, ikinci bölümde Büyük Beş - 50 Kişilik Testi Türkçe Formu (B5KT-50-Tr) ve son bölümde Sporda İmgeleme Envanteri yer almaktadır. Verilerin analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmıştır. Analizlerde iki grup halinde incelenen bağımsız değişkenler için bağımsız örneklem t-testi, dört grup halinde incelenen spor yapma yılı değişkeni için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), iki ölçeğin alt boyutlarının arasındaki ilişkiyi belirleyebilmek için pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgularda sporcuların imgeleme boyutlarının demografik değişkenlere göre bilişsel genel imgeleme, bilişsel özel imgeleme, motivasyonel genel ustalık, motivasyonel özel imgeleme alt boyutlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Spor yapma yılı diğerlerine göre daha fazla ve milli olan sporcuların, spor yapma yılı daha az ve milli olmayan sporculara göre bilişsel genel imgeleme, bilişsel özel imgeleme, motivasyonel genel ustalık ve motivasyonel özel imgeleme alt boyutlarındaki ortalamalarının istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sporcularda kişilik özelliklerinin demografik değişkenlere göre uyumluluk, sorumluluk ve duygusal dengelilik alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Sporcularda imgeleme boyutları ve kişilik özellikleri arasındaki ilişki incelendiğinde kişilik özelliklerinden uyumluluk, sorumluluk, zeka/hayal gücü alt boyutları ile tüm imgeleme alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Dışadönüklük alt boyutu ile bilişsel genel imgeleme, bilişsel özel imgeleme, motivasyonel genel ustalık, motivasyonel özel imgeleme alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı, duygusal dengelilik alt boyutu ile motivasyonel genel uyarılmışlık alt boyutu arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Sonuç olarak sporcularda imgeleme ve kişilik özellikleri birbirleriyle ilişkilidir. Anahtar Kelimeler; İmgeleme; Kişilik; Spor; Sporcu
Sportif güvenin belirleyicisi olarak güdülenme ve başarı algısı: Çocuk taekwondo sporcuları üzerinde bir çalışma
Bu çalışmanın ilk amacı, Vealey ve Knight (2002) tarafından geliştirilen Sportif Güven Ölçeği'nin Türk sporcuları için geçerlik ve güvenirliklerini belirlemektir. Çalışmanın ikinci amacı ise, güdülenme ve başarı algısının sportif güvenin belirleyicisi olup olmadığının ortaya konmasıdır Sportif Güven Ölçeği'nin Türk sporcularına uyarlanma çalışmasının örneklemini 95 kız ve 120 erkek toplam 215 sporcu oluşturmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda, bu ölçek için uyum indeksleri χ² / sd= 226.66/74 = 3.06, RMSEA = 0.084, SRMR = 0.053, GFI = 0.87, AGFI = 0.81, NFI = 0.86; NNFI = 0.88, CFI = 0.90 olarak hesaplanmıştır. Üç alt ölçekten oluşan Sportif Güven Envanteri'nin güvenirliği, Cronbach alpha değerlerine bakılarak değerlendirilmiştir. Bu bulgulara ek olarak, ölçeğin Cronbach alfa katsayıları, fiziksel beceri ve antrenman için 0.85, bilişsel yeterlik için 0.82 ve psikolojik dayanıklılık için 0.83 olarak bulunmuştur. Güvenilirlik ve geçerlik çalışmalarından sonra, güdülenme ve başarı algısının sportif güvenin belirleyicisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmaya 124 kız ve 134 erkek olmak üzere 258 taekwondo yapan çocuk sporcu katılmıştır. Sporculara Sportif Güven Envanteri, Sporda Güdülenme Ölçeği ve Başarı Algısı Ölçeği tamamlatılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemleri kullanılmıştır.
Zihinsel dayanıklılık, bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme: Bedensel engeli olan ve olmayan sporcular üzerine bir çalışma
Zihinsel Dayanıklılık, Bağlanma Stilleri ve Bilişsel Duygu Düzenleme: Bedensel Engeli Olan ve Olmayan Sporcular Üzerine Bir Çalışma Bu araştırmanın amacı; zihinsel dayanıklılık ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 18-46 yaş arasında (Art. Ort. 26.11 ± 8.16), bedensel engeli olan (30 kadın, 43 erkek) ve bedensel engeli olmayan (64 kadın, 70 erkek) 207 sporcudan oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde, Kişisel Bilgi Formu, Sporda Zihinsel Dayanıklılık Envanteri, İlişki Ölçekleri Anketi ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 20.0 programı kullanılmış ve bağımsız gruplar t-testi, pearson momentler çarpım korelasyonu ve hiyerarşik adımsal çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, bedensel engeli olan ve bedensel engeli olmayan sporcular arasında, zihinsel dayanıklılık ve bağlanma stilleri bakımından anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir (p.05). Kabul ve olumlu yeniden odaklanma stratejilerinin ise, bedensel engeli olan sporcular tarafından daha sık kullanıldığı belirlenmiştir (p<.05). Cinsiyetler arası farklılık incelendiğinde, erkek sporcuların zihinsel dayanıklılık puanlarının kadın sporcuların puanlarından daha yüksek olduğu görülmüştür (p<.05). Araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki incelendiğinde, bedensel engeli olan (r=.41, p<.01) ve bedensel engeli olmayan (r=.27, p<.01) sporcuların, zihinsel dayanıklılık durumları ile güvenli bağlanma stili arasında pozitif bir ilişki olmasının yanı sıra güvenli bağlanmanın tüm sporcular bakımından, zihinsel dayanıklılığı oluşturan güven, devamlılık ve kontrol alt boyutları için anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Anahtar Kelimeler: Zihinsel Dayanıklılık; Bağlanma Stili; Bilişsel Duygu Düzenleme; Bedensel Engellilik