6,718
Archived Theses
6
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaöğretim öğretmenlerinin eğitimde dijital dönüşümden yararlanma düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim öğretmenlerinin eğitimde dijital dönüşümden yararlanma düzeylerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Dijital dönüşümün öncüsü olarak kabul edilen dördüncü endüstri devrimi diğer adıyla endüstri 4.0, tarihsel süreç içerisinde incelenmiş ve bu devrimin eğitime olan yansımaları ortaya konulmuştur. Eğitimde dijital dönüşüm kapsamındaki gelişmelere, hedeflere ve uygulamalara odaklanılmıştır. Bu noktada, öğretmenlerin bu dönüşüm içerisinde önemli bir yere sahip oldukları belirtilmiştir. Araştırmada, ortaöğretim öğretmenlerinin yararlanma düzeyleri belirlenerek cinsiyet, yaş, çalışılan kurumun türü ve statüsü değişkenleri bakımından incelenmiştir. Nicel yöntemle desenlenen bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem seçiminde ise tabakalı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 eğitim öğretim yılında, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde kamu ve özel ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "öğretmenlerin eğitimde dijital dönüşümden yararlanma düzeyini belirleme ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin "dijital dönüşümü oluşturan teknoloji farkındalığı", "eğitimde dijital dönüşüm teknolojilerini kullanma düzeyi", "endüstri 4.0 ve dijitalleşmeye yönelik genel yaklaşım" alt boyutlarından oluştuğu bulunmuştur. Verilerin analizinde betimleyici istatistik yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim öğretmenlerinin eğitimde dijital dönüşümden yararlanma düzeyleri "orta düzey" olarak bulunmuştur. Araştırma ile öğretmenlerin endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm bağlamında eğitimde dijital dönüşümden daha çok yararlanarak yeterlilik kazanmaları ve dijitalleşen dünyanın ihtiyaçlarına uygun nitelikte bireyler yetiştirmelerinin sağlanması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: dijital dönüşüm, dijitalleşme, eğitimde dijital dönüşüm, dördüncü endüstri devrimi, ortaöğretim öğretmenleri
Test boyutluluğunun değişen madde fonksiyonuna etkisinin farklı koşullar altında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı iki boyutlu ve üç boyutlu yapay ve iki boyutlu gerçek veri setlerinde DMF'nin farklı koşullardan nasıl etkilendiğini belirlemektir. Testlerin basit ya da karmaşık yapıda olmaları, orta veya yüksek düzeyde DMF etki büyüklüğü içermeleri, 600-1200-2400-3600-4800-6000 olarak değişen örneklem büyüklükleri, 1:1, 1:2 olarak değişen odak ve referans grup oranına sahip olmaları araştırmanın koşullarındandır. İki boyutlu ve üç boyutlu olarak üretilen iki kategorili veri setlerine geleneksel SIBTEST ile çok boyutlu çoklu nedenler çoklu göstergeler (Multi-MIMIC) yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen DMF analizleri neticesinde ulaşılan 1. tip hata ve güç değerleri karşılaştırılmıştır. Gerçek veri seti ile gerçekleştirilen analizlerde ise DMF yöntemlerine bağlı olarak belirlenen DMF'li madde sayıları karşılaştırılmıştır. Yapay veri setlerini elde etmek için madde parametreleri ITEMGEN programı kullanılarak üretilmiştir. Gerçek veri seti PISA 2012 Türkiye örnekleminden sırasıyla 600,1200 ve 3600; odak (kız) ve referans (erkek) oranı 1:1 ile 1:2 olarak seçilmiştir. Veri setlerinin çalışmaya uygunluğunun kontrol edilmesi için FACTOR 10.8, yapay ve gerçek veri setleri için gerçekleştirilen analizlerde SAS 9.4 ve MPLUS 7 programları kullanılmıştır. Yapay veri setleri için 100 tekrar yapılmıştır. Araştırma neticesinde iki boyutlu verilerde, örneklem büyüklüğü arttıkça, DMF etki düzeyi yükseldikçe ve testin yapısı basitten karmaşığa gittikçe 1. tip hata azalmaktadır. Güç oranları ise örneklem büyüklüğüne bağlı olarak anlamlı farklılık göstermemekte, DMF etki düzeyinin artmasına bağlı azalmakta ve testin yapısının karmaşıklaşmasıyla yükselmektedir. Üç boyutlu verilerde de paralel sonuçlar çıkmıştır. İki ve üç boyutlu verilerde DMF yöntemi olarak klasik yöntem yerine çok boyutlu model olan Multi-MIMIC yönteminde daha düşük 1. tip hata ve daha yüksek güç oranları elde edilmiştir. Gerçek veri setinde ise DMF'li madde sayısı örneklem büyüklüğüne ve odak-referans grup oranına bağlı olarak değişmezken, DMF yöntemi olarak Multi-MIMIC yöntemi seçildiğinde DMF gösteren madde sayısında azalma olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak yeterli örneklem büyüklüklerine uygulanmış testlerin basit yapılı olması ve DMF analizleri için Multi-MIMIC yönteminin kullanılması önerilmektedir. Anahtar sözcükler: çok boyutluluk, değişen madde fonksiyonu, SIBTEST, Multi-MIMIC
Okullarda ayrılma, kayıtsız kalma, muhalefet ve sadakat ile örgütsel adalet ilişkisinde iş doyumunun aracı etkisi
Bu araştırmadaki amaç Ankara ilinde yer alan resmi Anadolu liselerinde görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre iş doyumu, örgütsel adalet, ayrılma, kayıtsız kalma, sadakat ve örgütsel muhalefet davranışı arasındaki çok yönlü ilişkileri incelemektir. Bu kapsamda araştırma değişkenlerine yönelik öğretmen görüşlerinin cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev süresi, medeni durum değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığı da incelenmiştir. Araştırmada nicel ve nitel desenin birarada kullanıldığı karma yöntem araştırma desenlerinden yakınsayan desen modeli kullanılmıştır. Çalışmanın nicel bölümünde ilişkisel tarama deseni, nitel bölümünde ise fenomenoloji (olgu bilim) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 130 resmi Anadolu Lisesinde görev yapan 6605 öğretmen oluşturmuştur. Bu kapsamda araştırmada tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklemimizi ise 612 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada, 2019- 2020 Eğitim- Öğretim yılında Ankara iline bağlı dokuz ilçede (Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle) yer alan öğretmenlerden veri toplanmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verileri analiz etmek amacıyla betimsel istatistiklerin yanı sıra Pearson korelasyon, regresyon ve yol analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel aşamasında içerik analizi kullanılmıştır. Öğretmenlerin örgütsel adalet, iş doyumu, kayıtsız kalma tepkisine yönelik algılarının cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev süresi, medeni durum değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Örgütsel adaletin aracı değişken olan iş doyumunu doğrudan ve anlamlı olarak etkilediği saptanmıştır. İş doyumu, örgütsel muhalefet, örgütsel sadakat tepkisine yönelik öğretmen görüşlerinin cinsiyet, görev süresi ve medeni durum değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır. Adil olmayan uygulamalar karşısında öğretmenlerin süreç adaleti boyutunda olumsuz görüş bildirdikleri üzüntü duygusu yaşadıkları, örgütsel muhalefet tepkisine başvurdukları belirlenmiştir.
Comparison of equating methods for multidimensional tests which contain items with differential item functioning
Differential item functioning (DIF) and test equating are two important subjects for fairness in reported test scores. However, they have been treated separately in the psychometric literature. Hence, studies investigating the relationship between DIF and equating are quite rare. Moreover, there is no study addressing this relationship in multidimensional perspective, yet. The purpose of this study is to reveal the relationship between DIF and equating in multidimensional perspective, and contribute to the literature. In order to reveal this relationship accurately and clearly, population invariance of equating was investigated. The data used in the study were generated in accordance with the simple structure multidimensional item response theory (SS-MIRT) model. Four different equating methods were used in the study: simple structure-multidimensional item response theory observed score, unidimensional item response theory observed score, unidimensional item response theory true score and equipercentile equating. The performances of the equating methods were compared according to their population invariance under various simulation conditions (differential form DIF, correlation between dimensions, group mean ability differences between two forms). According to the results, the method that most accurately reflects the relationship between DIF and equating is the multidimensional equating method for the 0.5 correlation condition. On the other hand, under 0.8 and 0.95 correlation conditions, all methods give similar results except the results of equipercentile equating method at scores with low frequencies. Also, group mean ability difference between two forms has no effect on the population invariance of the methods.
Üniversite öğrencilerinde sosyotelizmin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin sosyotelizm düzeyleri ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin, iletişim becerilerinin sosyotelizmi yordayıp yordamadığının ve sosyotelizm düzeyinde araştırmada ele alınan değişkenlere göre gruplar arasında anlamlı bir fark olup olmadığının incelenmesidir. Bu araştırma nicel yöntem temel alınarak korelasyonel ve betimsel modele uygun bir şekilde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yöntemi ile yaşları 18-30 arasında değişen 495 (%58.6 kadın ve %41.4 erkek) üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Kişisel Bilgi Formu, Genel Sosyotelist Olma Ölçeği ve İletişim Becerileri Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 ve AMOS 23.0 programlarından yararlanılmıştır. Sosyotelizm ve iletişim becerilerinin ilişkisinin belirlenmesinde Pearson korelasyonu, iletişim becerilerinin sosyotelizmi yordayıp yordamadığının incelenmesinde yapısal eşitlik modellemesi yol analizi yapılmıştır. Araştırmanın diğer değişkenlerine yönelik veri analizi için ilişkisiz örneklemler t testi ve tek faktörlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre sosyotelizm ve iletişim becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. İletişim becerileri sosyotelizmi istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Sosyotelizm düzeyinde cinsiyet, arkadaş sayısı ve haftalık arkadaşla görüşme sıklığı değişkenlerinde gruplar arasında fark bulunmazken; haftalık kitap okuma sayısı ve serbest zaman etkinliğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Haftada birden fazla kitap okuyan üniversite öğrencilerinin sosyotelizm puan ortalaması, haftada birden az kitap okuyanlardan düşüktür. Serbest zaman etkinliğine göre video oyunları oynayan üniversite öğrencilerinin sosyotelizm puan ortalaması; spor yapan ve kitap okuyanlardan yüksektir. Elde edilen bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılarak öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: sosyotelizm, sosyotelist, iletişim becerileri
Mültecilerin sosyal içerilmeleri bağlamında eğitime erişmelerinde yaşanılan problemler ve çözüm önerileri
Bu araştırmanın amacı Samsun'da farklı milliyetlere tabi öğrencilerin öğrenim gördüğü eğitim kurumlarında çalışan öğretmen, rehber öğretmen/psikolojik danışman ve yöneticilerin eğitim süreçlerinde karşılaştıkları problemleri ve çözüm önerileri ile beraber sosyal içerilmelerine yönelik düşüncelerini açığa çıkarmaktır. Aynı zamanda mülteci öğrenci velilerinin eğitime erişim sürecinde yaşadıkları sorunlar ve sosyal içerilme beklentileri de araştırmanın diğer amacıdır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik araştırma deseniyle tasarlanan araştırmada, araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma, Samsun ili İlkadım, Atakum ve Canik ilçelerinde yürütülmüştür. Araştırmada ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde görev yapan mülteci öğrencilerin yoğun olduğu okullardaki yönetici, rehber öğretmen/psikolojik danışman ve öğretmen toplam 37 katılımcı ile farklı milliyetlerden 14 mülteci öğrenci velisi ile görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada literatür araştırmaları sonucunda oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi ve betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların göç ve mülteciliği daha çok duygusal ve maddi temelli kavramlarla ifade ettikleri görülmüştür. Katılımcıların mülteci öğrencilerle öğretim sürecinde disiplin, derslere ilgisizlik, şiddet, akademik yetersizlik, dil ve iletişim problemleri yaşadıkları tespit edilmiştir. Katılımcılar mültecilerin sosyal içerilmelerine genel olarak olumlu yaklaşmışlar, mültecilere istihdam imkanları sunulmasını, toplumsal uyumun sağlanması noktasında kamu kurumlarının daha etkin rol almasını ve Türk toplumunun değerlerini ve kültürünü öğrenmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda mülteci ve Türklerin bir arada katılacakları etkinlikler düzenlenmesi ve öğrencilerin okullara dengeli dağıtılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mülteci velilerin ise devletten Türk vatandaşlığı, güvenceli çalışma, ücretsiz sağlık ve eğitime erişim, toplumdan ise iyi komşuluk, hor görülmeme ve kendilerine saygı duyulmasını bekledikleri belirlenmiştir.
Yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasındaki ilişkilere yönelik öğretmen görüşleri
Bu araştırmada yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasındaki ilişkiler öğretmen görüşlerine göre incelenmiştir. Nicel yöntemle yapılan bu çalışmada ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Veriler, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Kahramanmaraş ilindeki 535 ilkokul öğretmeninden elde edilmiştir. Verilen toplanması için Yönetici Rolleri Ölçeği (YRÖ), Örgüt İklimi Tanılama Ölçeği (ÖİTÖ) ve Duygusal Emek Ölçeği (DEÖ) kullanılmıştır. Veri setinin çözümlenmesi için frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA, Games Howell ve LSD testleri, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplamaları, çoklu doğrusal regresyon analizleri ve aracılık incelemeleri yapılmıştır. Analizler sonucunda cinsiyet, branş ve görev yeri değişkenleri açısından katılımcıların yönetici rollerine ve örgüt iklimine ilişkin görüşlerinde anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Katılımcıların duygusal emeğe ilişkin görüşlerinde ise cinsiyet, branş, görev yeri, medeni durum, yaş, öğrenim durumu ve okuldaki süre değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yönetici rollerinin örgüt iklimi ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca örgüt iklimi ve duygusal emek arasında bir ilişki olduğu da gözlenmiştir. Ancak aynı ilişki yönetici rolleri ve duygusal emek alt boyutları/boyutları arasında tam olarak gözlenmemiştir. Çoklu doğrusal regresyon analizleri, yönetici rollerinin örgüt iklimini ve duygusal emeği yordadığını göstermektedir. Benzer şekilde, örgüt iklimi de duygusal emeğin anlamlı bir yordayıcısıdır. Son olarak yönetici rollerinin duygusal emeği yordamasında örgüt ikliminin tam aracılığının bulunduğu ortaya konulmuştur. Araştırmada genel olarak yönetici rolleri, örgüt iklimi ve duygusal emek arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Çalışma, yönetici rollerinin örgüt iklimini, örgüt ikliminin de duygusal emeği yordaması açısından dikkat çekicidir.
Ergenlerde sosyal ve duygusal öğrenmenin incelenmesi
Bu araştırmada, ergenlerde sosyal ve duygusal öğrenme (SDÖ) becerileri ile ilişkili olan öğrenci ve okul düzeyindeki faktörlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, iki ya da daha fazla sayıdaki değişken arasındaki değişimin varlığını belirlemeyi amaçladığından yordamaya yönelik korelasyonel bir çalışmadır. Araştırma grubunu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Erzincan ili genelinde yer alan 42 ortaöğretim kurumunda öğrenim gören 10, 11 ve 12. sınıf öğrencileri arasından seçkisiz atama yöntemiyle belirlenen 3017 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler Öğrenci Bilgi Formu, Okul Bilgi Formu, Ergenlerde Sosyal ve Duygusal Öğrenme Ölçeği, Okul İklimi Ölçeği-Lise Formu ve Ergen-Ebeveyn İlişkileri Ölçeği ile elde edilmiş, verilerin analizinde HLM 6.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; okulların SDÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel açıdan önemli bir farklılık bulunmaktadır. Öğrenci düzeyinde; ebeveyn ilişkileri olumlu; akademik başarısı, bilimsel etkinlik ve sportif etkinlik katılım durumu yüksek; devamsızlık durumu düşük olanların SDÖ puanları daha yüksektir. Okul düzeyinde; öğretmen-öğrenci ilişkilerinin olumlu olduğu, disiplin oranının düşük ve rehber öğretmenin olduğu okullardaki öğrencilerin SDÖ puanları daha yüksektir. Öğrenciler arasındaki ilişkilerin olumlu olduğu ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısının az olduğu okullarda akademik başarısı yüksek olanların SDÖ puanları daha yüksektir. Müzik sınıfının aktif kullanıldığı okullarda ebeveynleriyle ilişkileri olumlu olanların SDÖ puanları daha yüksektir. Öğrenci kulübü sayısının fazla olduğu okullarda toplum hizmeti çalışmalarına ve sanatsal etkinliklere katılanların SDÖ puanları daha yüksektir. Veli katılımının fazla olduğu ve disiplin oranlarının düşük olduğu okullarda devamsızlık durumu az olanların SDÖ puanları daha yüksektir.
Öğretmenlerin mesleki kabul alanlarının öncülleri ve sonuçları: Kültürlerarası bir karşılaştırma
Bu karşılaştırmalı durum çalışmasının odak noktası, okul yöneticilerinin yetkisine ilişkin öğretmenlerin kabul alanının öncüllerini ve sonuçlarını bireycilik, belirsizlikten kaçınma ve güç mesafesi toplumsal normları çerçevesinde irdelemektir. Araştırma dört farklı kıtada yer alan ve tipik durum örnekleme yöntemiyle belirlenen Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Gana ve Türkiye'de yürütülmüştür. Belirlenen ülkelerdeki araştırma süreçleri, her ülke için uygun örnekleme yöntemiyle seçilen bir ortaokul ve bir lise olmak üzere iki farklı okulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları ise maksimum çeşitlilik örneklem yöntemiyle belirlenen her ülkeden 16 öğretmen olmak üzere toplam 64 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiş, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları, çalışmanın yürütüldüğü dört farklı ülkede de okul müdürlerinin kullandıkları yetki türlerinin ve yönetim anlayışlarının öğretmenlerin kabul alanlarını önemli ölçüde şekillendirdiğini göstermektedir. Gelecek araştırmaların, bu çalışmanın bulgularında belirlenen ancak daha önce kabul alanı kavramı ile ilişkisi araştırılmayan motivasyon, stres, memnuniyet ile mesleki ve örgütsel bağlılık gibi kavramları ele alması önerilmektedir.
Değişen madde fonksiyonu gösteren ortak maddelerin test eşitlemeye etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada değişen madde fonksiyonu (DMF) gösteren ortak maddelerin test eşitlemeye olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Testlerin eşdeğer olmayan gruplar ortak test deseni yöntemiyle eşitlenmesinde, DMF gösteren ortak test maddelerinin testten çıkarılmasının eşitlenmiş puanlara ve eşitleme hatasına olan etkisi doğrusal ve doğrusal olmayan eşitleme yöntemleriyle incelenmiştir. DMF değişkenleri İngilizce, İspanyolca dilleri ve bu dillerde testi alan bireylerin cinsiyetleri olarak belirlenmiştir. DMF gösteren maddelerin belirlenmesinde Mantel-Haenszel ve SIBTEST teknikleri kullanılmıştır. Eşitleme çalışması doğrusal eşitleme yöntemlerinden Tucker, Levine, zincir eşitleme yöntemi, doğrusal olmayan yöntemlerde ise frekans kestirim, zincir eşit yüzdelikli ve Daire-Yay Levine yöntemleri ile yürütülmüştür. Çalışma verilerini, PISA 2018 uygulaması 18 ve 24. kitapçıkları İngilizce, İspanyolca dillerinde bilgisayar ortamında almış fen okuryazarlığı birey yanıtları oluşturmaktadır. Tekniklere göre B ve C düzeyinde DMF gösteren maddelerin ortak testten çıkarılmasının eşitleme hatasına etkisi ağırlıklandırılmış hata kareleri ortalaması ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda DMF'li maddelerin ortak testten çıkarılması ile eşitleme hatalarında tutarlı değişimler gözlenmemiştir. Eşitleme hatalarındaki tutarsızlığa; kitapçıkların ortalamaları arasındaki istatistiksel olarak anlamlı fark, DMF değişkenlerine ait alt gruplar arasındaki yetenek farklılaşması ve eşitleme yöntemlerine ait varsayımların karşılanma derecesinin kaynak olabileceği düşünülmüştür.
Ebeveyn medya aracılığı stilleri ile oyun oynama bozukluğu arasındaki ilişkide kaçış motivasyonun aracılık rolü
Bu araştırma kısıtlayıcı aracılık stillerinin oyun oynama bozukluğuyla ilişkisini, kaçış motivasyonu aracılığıyla incelemeyi ve çevrimiçi oyun motivasyonları ile ebeveyn aracılık stillerini ölçen iki ölçeği Türkçeye uyarlamayı amaçlamaktadır. Araştırmanın deseni yordamaya dayalı korelasyoneldir ayrıca bir ölçek uyarlama çalışmasıdır. Araştırmanın grubunu, çoğunluğu Ankara ilinde yaşayan ve ortaokul 5., 6., ve 7. sınıflarında öğrenim gören, uygun örnekleme yoluyla seçilmiş 501 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çevrimiçi Oyun Motivasyonları Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Medya Aracılığı Ölçeği ve İnternette Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi, R programlama dili ile RStudio 1.4 derleyicisi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında uyarlanan ve kullanılan ölçeklerin geçerlik analizleri için doğrulayıcı faktör analizi yapılmış; güvenirliği test etmek için Cronbach alfa ve Mcdonald omega katsayıları hesaplanmıştır. Araştırma verileri normal dağılmadığı için doğrulayıcı faktör analizlerinde ki-kare testine Satorra-Bentler düzeltmesi uygulanmış ve aracılık etkisini değerlendirmek için bootstrap güven aralıkları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ölçeklerden elde verilerin geçerlik ve güvenirlik katsayılarının yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, aracılık testi özerkliği destekleyerek kısıtlayıcı stilin negatif yönde, kontrolle kısıtlayıcı stil ve tutarsız kısıtlayıcı stilin ise pozitif yönde oyun oynama bozukluğuna dolaylı etkisi olduğunu göstermiştir. Araştırma bulguları öz belirleme kuramının açıklamaları ışığında tartışılmıştır. Uygulama ile kuramsal alanda öneriler sunulmuştur. Bu araştırmanın gelecek araştırmalar için kapsamlı ve ekonomik ölçekler sunması, ebeveynlik becerilerine ilişkin kuramsal ve uygulama alanına katkı sağlaması, çocuklarda oyun oynama bozukluğu risk ve koruyucu faktörlerini anlamaya yardımcı olması beklenmektedir.
Lise öğrencilerinin karar stratejilerinin farklı karar durumlarında incelenmesi
Bu araştırma ile lise öğrencilerinin rasyonel, sezgisel, kararsız ve bağımlı karar stratejilerini kullanmalarıyla, karar durumlarını ifade eden analitik, davranışsal, direktif ve kavramsal durumlarda verdikleri kararlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada karar stratejilerini ve karar durumlarını ölçmek üzere iki ölçek hazırlanmış, ölçeklerden alınan puanlar cinsiyet, sınıf ve sosyoekonomik düzeye göre karşılaştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu liselerde öğrenim gören, 216'sı kız 211'i erkek toplam 427 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma grubu uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan Karar Stratejileri Ölçeği, Karar Durumları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Faktör yükleri, madde güçlük ve ayırıcılık katsayıları, güvenirlik katsayıları ve F değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda farklı karar verme stratejilerini kullananların, farklı karar durumlarındaki puan ortalamaları arasında fark bulunmamıştır. KDÖ'de kızların davranışsal boyutta erkeklerden; 10. sınıfların direktif ve davranışsal durum puanlarının 9. ve 11. sınıflardan; 12. sınıf puanlarının da 11. sınıf puanlarından daha yüksek oldukları görülmüştür. 10. sınıf analitik durum puanı 9., 11. ve 12. sınıflardan, 11. sınıf kavramsal durum puanı 9. sınıf puanlarından daha yüksektir. Sosyoekonomik düzeyi düşük öğrencilerin analitik puanları orta öğrencilerin puanlarından, davranışsal durum puanlarının da orta ve yüksek düzeydeki öğrencilerden yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca KSÖ'de erkeklerin rasyonel, kızların bağımlı ve kararsız strateji puanlarının; yüksek olduğu; 9. Sınıf öğrencilerinin 10. sınıfa göre kararsız puanlarının daha düşük olduğu; sosyoekonomik düzeyin dört boyutta da farklılaşmadığı bulunmuştur.
Çok kategorili puanlanan maddelerde değişen madde ve adım fonksiyonu belirleme yöntemlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı çok kategorili maddelerde değişen madde (DMF) ve adım fonksiyonu (DAF) belirleme yöntemlerini çeşitli koşullarda karşılaştırmaktır. Bu bağlamda PISA 2018 kapsamında öğrencilere yönelik hazırlanan "Bilgi ve İletişim Teknolojilerine Aşinalık Anketi" içerisindeki okulda dijital cihazları kullanma sıklığıyla ilgili maddelerin (IC011) yanıtlandığı Kazakistan, Türkiye ve ABD verileri üzerinde çalışılmıştır. Çok kategorili DMF analizleri için Mantel test, Liu- Agresti istatistiği, Cox β ve poly-SIBTEST yöntemleri; DAF analizleri için ise Ardışık Kategori Log Odds Oranı (AC-LOR) ve Kümülatif Kategori Log Odds Oranı (CU-LOR) yöntemleri kullanılmıştır. İlişkisel tarama modelinde yürütülen bu çalışmada "kategori birleştirme kuralı, odak grup- referans grup, odak grup örneklem büyüklüğü, odak grup:referans grup örneklem oranı, DMF belirleme yöntemi" şeklinde koşullar oluşturulmuştur. Koşulların oluşturulmasında SAS ve R yazılımlarından; analizler için ise poly-SIBTEST yöntemi için SIBTEST; diğer yöntemler için DIFAS programlarından faydalanılmıştır. Analizler sonucunda yüksek düzey DMF/DAF sergileyen madde/adım sayısının; çok kategorili DMF yöntemlerine göre küçük örneklemde, DAF yöntemlerine göre ise büyük örneklemde daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte yöntemlerin büyük örneklemde daha tutarlı sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Adımlar boyunca zıt işaretli DAF bulunduran maddelerde DMF değerinin daha düşük olduğu, dolayısıyla DMF sergilemeyen bir maddede DAF analizi yapılmamasının hatalı sonuçlar verebileceği belirtilmiştir. Araştırma kapsamında oluşturulan kategori birleştirme koşullarının sonuçlar üzerinde sistematik bir etkisinin olmadığı görülmekle birlikte birleştirilen kategorilerin işaretlenme sıklığının sonuçları farklılaştığı düşünülerek sonraki çalışmalarda bu durumun incelenmesi önerilmiştir.
Meslek lisesi öğrencilerinin öz-düzenleme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik inancı ile başarıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi dokuzuncu sınıf öğrencilerinin öz-düzenleme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik algılarının İngilizce dersindeki başarılarını anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığı incelenmiştir. Çalışmada öz-düzenleme stratejileri, öz-yeterlik inancı ve İngilizce Ders başarısı arasındaki ilişkiyi belirleyerek öğrenme ortamını iyileştirmek ve Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin başarısına katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Örnekleme İzmir ili merkez ilçelerinde bulunan toplam 70 Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nden faaliyette olan 69'u arasından evrendeki oranı temsil edecek sayıda (%15'i ~10 okul) okul seçkisiz şekilde belirlenmiştir. Bu okullarda eğitim gören toplam 57179 öğrenciden 9. sınıfıta olan 542 öğrenci örnekleme dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kadıoğlu, Uzuntiryaki ve Çapa Aydın (2011) tarafından geliştirilen "Öz-Düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği", Bümen ve Hancı Yanar'ın (2012) geliştirdiği "İngilizce ile İlgili Öz-yeterlik İnancı Ölçeği" ve dokuzuncu sınıf "İngilizce Dersi Başarı Testi" kullnılmıştır. İlk etapta araştırmaya katılan öğrencilerin Öz-düzenleyici Öğrenme Stratejileri Ölçeği ve İngilizce ile İlgili Öz-yeterlik İnancı Ölçeği puanları ve İngilizce Dersi başarı testi puanlarının betimsel istatistikleri yapılmıştır. Sonra bağımsız değişkenler (öz-düzenleyici öğrenme stratejileri ve İngilizce öz-yeterlik inançları) ile bağımlı değişken (İngilizce Dersi başarısı) arasında anlamlı ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Son olarak öz-düzenleyici öğrenme stratejileri ile İngilizce'ye yönelik öz-yeterlik algılarının İngilizce dersindeki başarılarını yordama durumunu belirlemek amacıyla Basit ve Çoklu Regresyon Analizleri yapılmıştır. İngilizce başarısını açıklamada öz-düzenleme becerisi (t= 4.75; p< .01) ve İngilizce ile ilgili öz-yeterlik algısı (t= 13.37; p< .01) puanlarının anlamlı birer yordayıcı oldukları bulunmuştur. Ayrıca İngilizce başarısını açıklama konusunda öğrencilerin İngilizce ile ilgili öz-yeterlik algısının (R2= .24), öz-düzenleme stratejileri kullanımına (R2= .04) göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu iki yordayıcı değişken birlikte, İngilizce Ders başarısındaki toplam varyansın (R= .50; R2= .25; p< .01) yaklaşık olarak %25'ini açıklamaktadır.
Yetişkinlerde travma sonrası gelişmenin yordanması: Soma maden kazası örneği
Travmatik olaylar neticesinde bireylerin negatif tepkilerinin yanında bir takım olumlu değişimlerin olduğu da gözlenmiştir. Travma sonrasında ortaya çıkan bu olumlu değişmeler travma alanında son yıllarda üzerinde çalışılan konular arasında yer almakta ve genel olarak travma sonrası gelişme kavramı ile açıklanmaktadır. Travmatik olaylar bir yakının kaybı neticesinde yaşanan yas, savaş deneyimi, doğal afetler, kazalar, ölümcül ya da kronik hastalıklar, silahla yaralamalar ve cinsel saldırılar olarak tanımlanmaktadır. Kişiler bu olayların negatif sonuçları ile başa çıkmaya çalışırken bir yandan da pozitif yönde gelişme gösterebilirler. Bu araştırmada Soma Maden Kazasında birinci derece yakınlarını kaybeden yetişkinlerin travma sonrası gelişim düzeylerinin cinsiyet, yaş, ruminasyon, psikolojik sağlamlık ve dünyaya ilişkin varsayımlar gibi bireysel; inanç, yas sürecindeki ritüellere katılım ve psikolojik yardım gibi sosyo kültürel değişkenler bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel ve nitel verilerin eş zamanlı toplanarak birlikte yorumlandığı "yakınsayan paralel desen" karma araştırma yöntemi seçilmiş ve iki farklı problem durumu tasarlanmıştır. Birinci problem durumunda "cinsiyet, yaş, psikolojik sağlamlık, psikolojik yardım alma, ruminasyon türleri ve dünyaya ilişkin varsayımların dünyanın iyiliği ve olayların rastlantısallığı boyutlarının travma sonrası gelişmeyi yordama düzeyi" Travma Sonrası Gelişme Ölçeği, Ruminasyon Ölçeği Kısa Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Dünyaya İlişkin Varsayımlar Ölçeği' nin "Dünyanın İyiliği" ve "Olayların Rastlantısallığı Alt Ölçekleri" aracılığıyla ölçülmüş, elde edilen veriler Çoklu Regresyon Analizinin Adımsal Ekleme Metodu ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verileri 108 katılımcı ile birebir görüşülerek toplanmıştır. Katılımcıların 74'ü kadın, 34'ü erkektir. Katılımcıların yaş aralığı 18 ile 78 arasında değişmektedir. Ortalama yaş ise 44'tür. 48 kişi Soma Merkez'de, 12 kişi Kınık Merkez'de, 21 kişi Kırkağaç Merkez'de, 27 kişi ise Kınık'ın köylerinde yaşamaktadır. Kayıp sonrası 64 kişiye psikolojik müdahalede bulunulurken, 44 kişiye herhangi bir psikolojik müdahale yaklaşımı uygulanmamıştır. Araştırmanın nicel bulguları incelendiğinde katılımcıların travma sonrası gelişme düzeylerinin 52.31 (n = 108, Ss = 25.04) olduğu bulunmuştur. Bununla beraber cinsiyet ve derinlemesine düşünme /amaçlı ruminasyon değişkenlerinin regresyon modeline anlamı bir katkısının olmadığı; yaş değişkenin ise travma sonrası gelişmeyi negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Önem sırasına göre en güçlü yordayıcı değişkenler yaş (β = -.38, t= -.4.74, p<.001), psikolojik sağlamlık (β = .29, t = 3.54, p = .001), istemsiz ruminasyon (β = .25, t = 2.99, p<.01), olayların rastlantısallığı (β = .22, t = 2.84, p<.05) ve dünyanın iyiliği varsayımı (β = .19, t = 2.15, p<.05) olarak bulunmuştur. Adımsal ekleme metoduna dayalı regresyon analizi sonucu elde edilen 5. Modele dahil olan bu değişkenlerin travma sonrası gelişmeye ilişkin toplam Varyansın % 45'ini açıkladığı [R = .66, R² = .43, F1-102 = 4.606, p< .05] bulunmuştur. Araştırmanın ikinci problem durumunda inanç, yas sürecindeki ritüellere katılım ve psikolojik yardımın travma sorası gelişme ile ilişkisi incelenmiştir. Bu aşamada 20 katılımcıyla yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile birebir görüşülmüştür. Elde edilen nitel veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın İçerik analizi yöntemi ile elde edilen nitel bulgular incelendiğinde Travma Sonrası Değişim ve Travma Sonrası Gelişmeyi Etkileyen Faktörler olmak üzere iki temel kategorinin ortaya çıktığı görülmektedir. Travma sonrası değişim "travma sonrası gelişme" ve "travma sonrası stres" temalarına ayrılmış; travma sonrası gelişmeyi etkileyen faktörler ise "sosyal ve ekonomik faktörler", "fiziksel aktivite/bedensel uğraşlar", "inanç", "bilişsel işleme", "kültürel faktörler (dini ve kültürel ritüeller)" ve "psikolojik yardım faktörü" olmak üzere altı temada toplanmıştır. Sosyal ve ekonomik faktörler kendi içinde "başa çıkmayı kolaylaştıran ve "başa çıkmayı zorlaştıran faktörler" olarak iki alt temada toplanmıştır. Bilişsel işleme teması da kendi içinde iki alt temaya ayrılmıştır. Bunlar: "dünyaya ve insanlığa ilişkin olumlu ve nötr varsayımlar ve dünyaya ve insanlığa ilişkin olumsuz varsayımlardır". Psikolojik yardım faktörü teması da "psikolojik yardımın türü ve süresi" ve "psikolojik yardımı reddetme ve bırakma" olmak üzere iki alt temada toplanmıştır. Özellikle dayanma gücü ve sabrın Allah'tan geldiğine inana içsel dini yönelimin, olumlu, destekleyici sosyal çevrenin ve travma temelli müdahalelere dayalı psikolojik yardımın; dünyaya ve insanlığa ilişkin olumlu varsayımların; kültürel ve dini ritüellere katılımın ve doğada uğraş gibi fiziksel aktivitelere dayalı aktif başa çıkma süreçlerinin travmatik bir kayıp sonrası toparlanmayı ve gelişmeyi olumlu olarak desteklediği bulunmuştur. Bununla beraber sosyal çevrenin olumsuz yaklaşımının, ekonomik problemlerin, artan sorumluluklarla başa çıkmakta zorlanmanın travmatik bir kayıp sonrası uyumu zorlaştırdığı bulunmuştur. Bulgular ilgili alan yazını çerçevesinde tartışılarak yorumlanmış ve travma sonrası süreçler ile ilgili gerçekleştirilecek sonraki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinin problemli internet kullanım düzeyleri ve demografik değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin problemli internet kullanım düzeyinin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerini yordama gücünü belirlemek; cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve babanın eğitim düzeyi ve ailenin gelir düzeyine göre öğrencilerin siber zorbalık düzeyi ve siber mağduriyet düzeyinde bir değişim olup olmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında Ege Üniversitesinin farklı fakültelerinde öğrenim gören 863 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Yenilenmiş Siber Zorbalık Envanteri, Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ve Çok Değişkenli Varyans Analizinin (MANOVA) parametrik olmayan versiyonu olan Kruskall Wallis-H tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları, siber zorbalık ve siber mağduriyetin üniversite öğrencileri arasında yaygın bir problem olduğunu ortaya koymuştur. Öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri cinsiyet ve ailenin gelir düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterirken sınıf düzeyi ve babanın eğitim düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir. Annenin eğitim düzeyine göre ise siber zorbalık düzeyleri anlamlı düzeyde farklılık gösterirken siber mağduriyet düzeyleri göstermemektedir. Buna ek olarak, problemli internet kullanımının alt ölçekleri olan sosyal fayda ve internetin olumsuz sonuçları siber zorbalık ve siber mağduriyeti yordarken diğer alt ölçek olan aşırı kullanım yordamamaktadır. Bulgular, ilgili alanyazın temelinde tartışılmış ve bazı öneriler sunulmuştur.
Sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının mesleki tükenmişlik, başa çıkma öz yeterliği, algılanan stres ve mükemmeliyetçilik arasındaki ı̇lişkinin ı̇ncelenmesi
ÖZET Bu araştırmada sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının mesleki tükenmişlik, başa çıkma öz yeterliği, algılanan stres ve mükemmeliyetçilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 203 kadın ve 104 erkek olmak üzere toplam 307 meslek elemanı ile yürütülmüştür. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış; veriler Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Başa Çıkma Öz Yeterliği Ölçeği, Mükemmeliyetçilik Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre mesleki tükenmişlik ile algılanan stres arasında pozitif, başa çıkma öz yeterliği ile mesleki tükenmişlik arasında ise negatif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Mesleki tükenmişliğin uyumlu mükemmeliyetçilik ile düşük düzeyde negatif, uyumsuz mükemmeliyetçilik ile ise düşük düzeyde pozitif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizi sonucunda algılanan stres ve uyumsuz mükemmeliyetçiliğin mesleki tükenmişliği pozitif yönde; başa çıkma öz yeterliği ve uyumlu mükemmeliyetçiliğin ise negatif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Bu değişkenlerin birlikte mesleki tükenmişlikteki varyansın %38,8’ini açıkladığı belirlenmiştir.
Üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce özyeterlik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada, program çalışmalarında kullanılabilecek bulgulara ulaşmak için üniversite hazırlık sınıfı İngilizce öğretim programının öğrencilerin İngilizce özyeterlik düzeylerini nasıl etkilediğini belirlemek amaçlanmıştır. Nedensel karşılaştırma ve kesitsel taramanın birlikte kullanıldığı araştırmaya, üniversite İngilizce hazırlık sınıfında öğrenim gören gönüllü 426 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında, program öncesi ve sonrası öğrencilerin algıladıkları İngilizce özyeterlik düzeyleri bir ölçekle bazı değişkenler açısından test edilmiştir. İkinci aşamada, ölçeğin ön ve son uygulamalarını birlikte yanıtlayan öğrencilerden açık uçlu sorulardan oluşan bir anket yardımıyla İngilizce özyeterlik algılarını oluşturan kaynaklara ilişkin görüşleri alınmıştır. Veriler, betimsel istatistiklerden yüzde (%) ve frekans (f), ilişkili örneklemler için t-testi ve karışık desen varyans analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmada, program uygulamaları sonunda öğrencilerin algıladıkları İngilizce özyeterlik düzeylerinin tüm dil becerilerinde anlamlı bir şekilde arttığı görülmüştür. Ayrıca İngilizce öğrenme süresinin algılanan özyeterlik üzerindeki ortak etkisinin anlamlı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin özyeterlik algılarını hata yapma, kendini ve düşüncelerini ifade edememe ve alay edilme korkularının olumsuz; üretime dayalı uygulamalı etkinliklerin, İngilizceyi günlük yaşama dâhil etmenin, program uygulamalarında rol ve sorumluluk üstlenme çabasının, sınıf arkadaşları ve öğretmenlerin örnek alınan olumlu davranışlarının ve öğretmenlerin olumlu söylemlerinin ise özyeterlik algısını olumlu etkilediği belirlenmiştir. Araştırmada, öğretmenlere yönelik yaşantısal etkinlikler düzenleme ve uygulama, dönüt-düzeltme verme, öğrencilerle iletişim ve etkileşim, yabancı dil öğretimiyle teknolojiyi bütünleştirme gibi konularda uygulamalı ve sürekli mesleki gelişim programlarının düzenlenebileceği önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce özyeterlik algısı, hazırlık sınıfı İngilizce öğretim programı, özyeterlik kaynakları
Anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlığının ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerle modellenmesi
Bu araştırma ile anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin ailesel ( ebeveyn kabul ve reddi "düşmanlık/saldırganlık, kayıtsızlık/ihmal, ayrışmamış red, sıcaklık/sevgi" ), kişisel ( yaşam kalitesi, benlik saygısı ve başarı için denetim odağı) ve sosyal (akran ilişkileri için denetim odağı, batıl inanç için denetim odağı, kader için denetim odağı, arkadaşlardan algılanan sosyal destek ) faktörlerin psikolojik sağlamlık düzeyini ne derece etkilediği yapısal eşitlik modeli kullanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada seçilen resmi/özel her ortaokulun 5., 6., 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören tüm öğrencilere uygulama yapılmış ve araştırmanın örneklemini anne babası boşanmış olan 247 kız, 278 erkek olmak üzere toplam 525 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları; Ego Sağlamlık Ölçeği, Arkadaşlardan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (PSS-Fr), Nowicki-Strickland İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği-Kısa Form, KINDL Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kid-KINDL), Ebeveyn Kabul-Red/Kontrol Ölçeği-Çocuk Formu (EKRÖ/K) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi Yapısal Eşitlik Modellemesi (YEM) kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerin anne babası boşanmış olan ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlığını etkilediği hipotez edilmiştir. Bulgular; ailesel, kişisel ve sosyal faktörlerin anne babası boşanmış olan ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeyini anlamlı düzeyde yordadığını doğrulamaktadır. Sonuçlar, anne babası boşanmış ortaokul öğrencilerinin sahip olduğu yaşam kalitesi, benlik saygısı, başarı için denetim odağı, akran ilişkileri için denetim odağı, kader için denetim odağı, arkadaşlardan algılanan sosyal destek, ebeveyn kabul ve reddi düzeyleri arttıkça psikolojik sağlamlık düzeylerinin de bununla ilişkili olarak arttığını göstermektedir. Sonuç olarak; psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri çerçevesinde, koruyucu ve önleyici çalışmların yapılması, çocukların ailesel, kişisel, sosyal alanlardaki beceri ve yeterliklerinin gelişmesine ve dayanıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Kişisel Faktörler, Sosyal Faktörler, Ailesel Faktörler, Boşanma, Ortaokul öğrencileri.
Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyum bozucu şemalar ile romantik ilişki eğilimleri arasındaki ilişki: Şema terapi modeli çerçevesinde bir inceleme
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde erken dönem uyum bozucu şemaların, romantik ilişki eğilimlerini yordama gücünü belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Young Şema Ölçeği- KF3, Çok Boyutlu İlişki Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 öğretim yılı güz yarıyılında Ege Üniversitesi'nin farklı lisans programlarına devam eden ve en az altı aylık romantik ilişki geçmişi olan 334 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada YŞÖ- KF3'ün ölçtüğü erken dönem uyum bozucu şemaların beş alanı olarak ele alınan bağımsız değişkenlerin ÇBİÖ'nün romantik ilişki eğilimleri olarak ele alınan sekiz boyutunu yordama gücünü belirlemek amacıyla aşamalı çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, ilişkiye yüksek düzeyde odaklanma eğiliminin, diğeri yönelimlilik şema alanı tarafından; ilişki doyumunun, ayrılma ve reddedilme ve aşırı tetikte olma şema alanları tarafından; ilişki korkusunun, zedelenmiş özerklik ve aşırı tetikte olma şema alanları tarafından; ilişki izlenimi ayarlama eğiliminin, diğeri yönelimlilik, zedelenmiş özerklik ve zedelenmiş sınırlar şema alanları tarafından; ilişkide kendine güven eğiliminin, zedelenmiş özerklik ve diğeri yönelimlilik şema alanları tarafından; dışsal ilişki kontrolü eğiliminin, zedelenmiş özerklik şema alanı tarafından; içsel ilişki kontrolü eğiliminin, zedelenmiş sınırlar, diğeri yönelimlilik ve ayrılma ve reddedilme şema alanları tarafından ve ilişki girişkenliği eğiliminin, zedelenmiş özerklik ve zedelenmiş sınırlar şema alanları tarafından anlamlı düzeyde yordandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Demanslı hastalarla ilgilenen aile üyelerinin bakım veren yükününün incelenmesi
Bu araştırma demans hastası bireylere bakım veren aile üyelerinin stresle başaçıkma düzeylerinin, öz yeterliklerinin ve psikolojik dayanıklılıklarının bakım veren yükünü yordama gücünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma İzmir ilinde sağlık hizmeti veren üniversite hastanelerinde tedavi gören demans hastalarının yakınları ve Alzheimer Derneği üyesi olan hasta yakınlarından oluşan 134 kişi üzerinden yürütülmüştür.Araştırmada demans hastasına bakım veren aile üyelerinin bakım veren yükleri"Bakım Veren Yükü Envanteri" , stresle başa çıkma tarzları "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" , psikolojik dayanıklılıkları "Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" , öz yeterlikleri ise "Genelleştirilmiş Algılanan Öz Yeterlik Ölçeği" ile belirlenmiştir. Bakım veren ve hasta arası yakınlığın düzeyi ve bakım verene yönelik demografik bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Araştırmada demans hastası bireylere bakım veren aile üyelerinin stresle başa çıkma düzeylerinin, öz yeterliklerinin ve psikolojik dayanıklılıklarının bakım veren yükünü yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre değişkenlerin hiçbirinin bakım veren yükünün anlamlı birer yordayıcısı olmadığı, analize giren bu üç değişkenin toplam varyansın %9'unu açıkladığı saptanmıştır.Bu sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuş olabilecek etmenler araştırma sonunda tartışılmıştır
İşbirliğine dayalı konuşma etkinlikleri ile İngilizce sınıf kaygısının azaltılması ve derse yönelik tutumların geliştirilmesi üzerine bir eylem araştırması
Bu çalışma, işbirliğine dayalı tasarlanan konuşma etkinliklerinin, yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygı ve tutum düzeylerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü hazırlık sınıflarından dokuz öğrenci ile altı haftalık çalışma yürütülmüştür. Nitel ve nicel verilerin birlikte kulanıldığı karma desen türünde bir çalışmadır. Yöntem olarak eylem araştırması kullanılmıştır. Horwitz tarafından geliştirilen ve Aydın (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeği ve Aydoslu (2005) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Yönelik Tutum ölçeği ön test-son test olarak uygulanmıştır. Öğrenciler her hafta çalışma değerlendirme formu doldurarak görüş belirtmişlerdir. Ayrıca çalışmanın sonunda odak grup görüşmesi yapılmıştır. Elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Sonuçlar işbirliğine dayalı tasarlanan bu etkinlikler sayesinde, öğrencilerin derse yönelik kaygısının azaldığını ve olumlu tutum geliştirdiklerini göstermektedir. Yapılan görüşmelere göre konuşma sırasında, hata yapma, doğru kelimeyi bulamama, kelimeyi doğru telaffuz edememe ve diğer öğrencilerin olası alaycı tavırları gibi korkuların kaygıya neden olabileceği saptanmıştır. Öğrenciler bu yüzden kaygıyı azaltan ya da ortadan kaldıran güvenli ve eğlenceli öğrenme ortamları aramaktadır. İşbirliği gerektiren grup çalışmaları, öğrencilere daha verimli öğrendikleri bu ortamı sağlamaktadır. Öğrenciler grup çalışmasının, konuşma becerilerini geliştirmede onlara olumlu katkı sağlayan avantajlı bir yöntem olduğunu düşünmektedir.
Affetme eğilimini geliştirmeye yönelik psikoeğitim programının lise öğrencilerinin affetme düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde olan 9. 10. ve 11. Sınıf öğrencilerin affetmeyi geliştirmeye yönelik Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan psikoeğitim programının etkililiğini test etmek amaçlanmıştır. 12-21 yaş aralığında olan öğrencilerin ergenlik dönemi gelişim özellikleri bağlamında akran ilişkilerinin önem kazanması ve akranlar arasında çatışmaların yoğun yaşandığı bu dönemde affetme eğiliminin az olduğu gözlenmiştir. Bu amaçla deney-kontrol ve plasebo gruplu, ön test-son test ve izleme testinin yer aldığı yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışmanın deney, kontrol ve plasebo grubundaki öğrencileri 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak'taki Fatih Sosyal Bilimler Lisesindeki öğrencilerinden 39 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 13'ü (10 kız 3 erkek) deney, 13'ü (10 kız 3 erkek) tanesi kontrol ve 13'ü (10 kız 3 erkek) plasebo grubunda yer almaktadır. Çalışmada affetme düzeylerini ölçmek için Asıcı ve Karaca (2018) tarafından geliştirilen Ergenler için Affetme Ölçeği (EAÖ) ve Kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu ölçme araçları araştırmacı tarafından uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan affetmeyi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmamıştır. Plasebo grubuna ise her hafta affetme ile ilişkisinin olmadığı düşünülen etkinliklere yer verilmiştir. Veri analizine geçilmeden önce deney, kontrol ve plasebo gruplarına uygulanan Ergenler için Affetme Ölçeği verilerinin parametrik varsayımları incelenmiştir. Normallik varsayımı için önce çarpıklık – basıklık değerleri incelenmiş, sonrasında ise araştırma grubunun 50'den az olması gerekçesiyle Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Çarpıklık – basıklık değerleri ve normallik testi analizi sonucu elde edilen bulgular neticesinde ölçeklerden alınan puanların tüm gruplar için normal dağılım gösterdiği kabul edilmiştir. Bunun neticesinde tek yönlü Varyans Analizi, bağımlı gruplar için t testi ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ise affetmeyi geliştirmeye yönelik uygulanan psikoeğitimin öğrencilerin affetme düzeylerindeki artmada önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Sonuçlar literatüre uygun şekilde tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalarda önerilerde bulunulmuştur.
Mediator role of emerging adulthood marital relationship beliefs and relationship bounds on the predictor of marital adjustment of attachment to parents
In this study, it was aimed to determine the mediator role of marital relationship beliefs and relationship addiction on the predictor of marital adjustment of attachment to parents in emerging adulthood. The data collection techniques used in the research, which consisted of a total of 800 adults, 419 women and 381 men, were collected by questionnaire method. In accordance with this, the Parent Form of the Parent Attachment Scale, the Spann Fischer Relationship Addiction Scale and the Personal Information Form were used for the individuals participating in the research. The predicted values of the study, marital relationship beliefs, were determined by using the 'Marriage Relationship Beliefs Scale', dependency in a relationship using the 'Spann-Fischer Relationship Addiction Scale', marital adjustment using the 'Marriage Adjustment Scale', and the data for the predictor variable using the 'Parent Attachment Scale'. Analysis of the data was made by selecting 528 married emerging adults from a sample of 800 emerging adults. While analyzing the data, SPSS 24 and AMOS 25 package programs were used. It was decided whether the data had a normal distribution or not by examining the Skewness (Kurtosis) and Kurtosis (skewness) values of the data. Accordingly, these values for parental attachment are -.591 and .349, respectively; between -.774 and -.730 for marital adjustment and family function; .443 and -.304 for marital relationship beliefs and .479 and -.545 for relationship addiction. The z-scores obtained between -1.96 and +1.96 indicate that the data show a normal distribution. As a method of analyzing the data, the relationships between the continuous variables of the study were obtained through the Pearson Product-Moment Correlation Coefficient (r). Moreover, Bootstrapping (resampling) method was used to determine whether marital relationship beliefs and relationship addiction have a mediating role in the effect of parental attachment on marital adjustment and family functions in married individuals. According to the results obtained from the research, attachment to parents (ap), marital relationship beliefs (mrb) and relationship addiction (ra) predict marital adjustment (ma). In addition to the basic variables such as parental attachment (pa) and marital adjustment , within the scope of the study, marital relationship beliefs, which were included in the model as mediator variables, and the mutual predictive status of dependency variables in relationships were examined. According to the results obtained, it was determined that marital relationship beliefs predicted relationship addiction and relationship addiction predicted marriage relationship beliefs. It has been revealed that the mediator variables (mrb) and (ra) play a partial mediation role. In the study, which predicts that the emerging adulthood period covers the 18-35 age range, it has been revealed how the parental attachment styles of married individuals in the emerging adulthood affect their marital adjustment, relationship addictions and marital relationship beliefs. Keywords: Emerging adulthood, attachment, marital adjustment, codependency, relationship addiction, marital relationship beliefs Advisor: Prof. Dr. Mehmet GÜNDOĞDU, Mersin University, Department of Educational Sciences, Mersin.
Uzaktan eğitim sürecinde ortaöğretim ingilizce dersine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşleri
Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim de ortaöğretim İngilizce dersi kapsamında öğretmen ve öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma fenomenolojik bir çalışma olarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında uzaktan eğitim ile ortaöğretim İngilizce dersi veren öğretmenler ve uzaktan eğitim ile İngilizce dersi almış 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu, araştırmacı tarafından SWOT analizi sorularına dayalı olarak hazırlanmıştır. Görüşmeler katılımcılar ile yüz yüze yapılmıştır. Görüşmelerde katılımcının izni doğrultusunda ses kaydı alınmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilip yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde öğretmenlerin pandeminin de etkisi ile psikolojik olarak olumsuz etkilendiği, mesleki olarak bu sürecin hem olumlu hem de olumsuz yanlarının olduğunu düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sürecin ileride yaratacağı durumların fırsattan çok tehdit oluşturacağı yönünde fikirlere ulaşılmıştır. Öğrenciler tarafından ise, bu sürecin daha çok akademik başarı yönünden olumlu bulunduğu, gerek İngilizce becerilerinden bazılarının daha fazla geliştiğinin gerekse pandemi nedeniyle eğitimde yapılan bazı esnekliklerin onlar için faydalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu süreçte sınava hazırlanıyor olmanın onları İngilizce' den uzaklaştırdığı sonucuna da ulaşılmıştır.
Flört şiddeti ve affetme eğiliminin psikolojik esneklik ile açıklanmasında ilişkide otantikliğin aracı rolü
Bu araştırmanın amacı, 17-57 yaş aralığındaki bireylerde flört şiddeti ve affetme eğiliminin psikolojik esneklik ile açıklanmasında ilişkide otantikliğin aracılık rolünün incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme yönteminin bir çeşidi olan uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın amacına uygun olarak 381 (230 kadın, 150 erkek) kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Flört Şiddeti Tutum Ölçeği", Heartland Affetme Ölçeği", "İlişkide Otantiklik Ölçeği" ve "Psikolojik Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde, Pearson korelasyon, betimsel istatistikler ve araştırılan modelin anlamlılığının test edilmesi için Sıradan En Küçük Kareler Regresyona dayalı yaklaşım kullanılmıştır. Son olarak, Bootstrap yöntemi ise aracılık analizleri için kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre 17-57 yaş aralığındaki bireylerde flört şiddeti ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide, ilişkide otantikliğin tam aracılık rolü istatiksel açıdan anlamlı bulunmuştur. Affetme ile psikolojik esneklik arasındaki ilişkide, ilişkide otantikliğin ise bir aracılık üstlenmediği sonucuna ulaşılmıştır. Buna rağmen affetme ve psikolojik esneklik arasındaki ilişkinin istatiksel olarak anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, elde edilen bulgular, araştırma dahilinde tartılışmış, değerlendirilmiştir. Ayrıca, gelecek araştırmalara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde de bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde karanlık üçlü kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik ile siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin Karanlık Üçlü (Makyavelizm, narsisizm ve psikopati) kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik düzeyleri ile siber zorbalık davranışları arasındaki ilişkileri ele alan yapısal modeli test etmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenen ve Mersin Üniversitesine bağlı 6 fakülte bünyesindeki toplam 11 bölümde eğitim öğretime devam eden lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya 713'ü (%63) kadın ve 421'i (%37) erkek olmak üzere toplam 1134 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırma verileri, 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı Bahar döneminde elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"nun yanı sıra "Karanlık Üçlü Ölçeği", "İntikam Ölçeği" ve "Bencillik Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca bu araştırma kapsamında "Siber Zorbalık ve Mağduriyet Ölçekleri" ile "Üzüntü ve Öfke Ruminasyonu Ölçeği" Türkçeye uyarlanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonrasında bu ölçeklerin "Siber Zorbalık Ölçeği" ve "Öfke Ruminasyonu Alt Ölçeği" araştırma kapsamında model testi için veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Üniversite öğrencilerinden elde edilen verilerin analizinde ise yapısal eşitlik modeli için gerekli olan varsayımların ve değişkenler arasındaki ilişkilerin test edilmesi için SPSS, yapısal eşitlik modelinin test edilmesi için de AMOS programı kullanılmıştır. Test edilen modelde yol analizi sonucunda ulaşılan doğrudan ve dolaylı ilişkilerin anlamlı olup olmadığı yeniden örnekleme yöntemi olarak bilinen bootstrapping yöntemi aracılığıyla %95 güven aralığı içerisinde test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinin Karanlık Üçlü kişilik özellikleri, öfke ruminasyonu, intikam ve bencillik düzeyleri ile siber zorbalık davranışları arasındaki ilişkileri ele alan model istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuş ve ilgili değişkenler arasında doğrudan ve dolaylı ilişkilerin olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili kuramsal çerçeve ve araştırmalar ışığında tartışılmıştır.
Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ilkokul ve ortaokullarındaki öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bununla birlikte öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının düzeylerinin, öğretmenlerin değişime direnç düzeylerinin belirlenmesi ve bunların okul türü, kıdem, branş ve cinsiyet değişkenleriyle birlikte incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime dirençleri arasındaki ilişki ilişkisel tarama yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırmada, 2021-2022 yılında Mersin İli Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı merkez ilçelerdeki kamu okullarında görevli olan 494 ilkokul ve orta okul öğretmenin görüşleri toplanmıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla "Teknolojiye Karşı Tutumları Değerlendirme" ölçeği, öğretmenlerin değişime dirençlerini belirlemek için de "Değişime Karşı Direnç" ölçeği kullanılmıştır. SPSS paket programının 25 versiyonu ile elde edilen verilerin analizi yapılmıştır. Veriler üzerinde T-testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmış olup çıkan bulgular p<0.01 ve p<0.05 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre ilkokul ve ortaokullarda çalışan öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları olumludur. Cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları "Teknolojiyi İzleme", "Teknoloji ve Yönetim", "Teknoloji Korkusu", "İnternet Kullanımı" ve "Teknoloji Kullanımı" boyutlarında kadın öğretmenlerden daha yüksektir. Okul türü değişkenine göre ortaokul öğretmenlerinin teknolojiye yönelik tutumları "İnternet Kullanımı" ve "Teknoloji Kullanımı" boyutlarında ilkokul öğretmenlerinden daha yüksektir. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutum düzeylerinde kıdemlerine göre anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Öğretmenlerin değişime direnç düzeylerine ilişkin sonuçlara bakıldığında genel görüşlerinin kararsızım düzeyinde olduğu anlaşılmaktadır. Cinsiyetlerine göre değişime direnç alt boyutlarından "Duygusal Tepki" boyutunda kadın öğretmenlerin değişime direnci erkek öğretmenlerden daha yüksek çıkmıştır. Okul türü değişkenine göre değişime direnç düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Mesleki kıdem değişkenine göre öğretmenlerin değişime direnç düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumları ile değişime direnç düzeyleri arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki vardır. Öğretmenlerin teknolojiye yönelik tutumlarının değişime direnç alt boyutlarından rutin arayışı, duygusal tepki ve kısa vadeye odaklanma üzerinde yordayıcılığının olduğu görülmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise bu sonuçlar literatüre dayalı olarak tartışılmış, uzmanlara ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Değişim, Değişime Direnç, Teknolojiye Yönelik Tutum.
İran'da ve Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve mutluluk düzeylerinin, anne-baba tutumu ve değerler bakımından incelenmesi
Bu çalışmada İran'da ve Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş düzeylerinin, mutluluk, anne-baba tutumu ve değerler değişkenleri bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Betimsel tarama modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Mersin ve Tebriz Üniversitesinin farklı programlarından, toplam 840 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubuna Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, anne baba tutum Ölçeği, oxford mutluluk Ölçeği, değer yönelim Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programında çözümlenmiştir. Öğrencilerin vatandaşı oldukları ülke değişkenine göre ''anne-baba tutumları, mutluluk, değer ve psikolojik iyi oluş'' puan ortalamaları arasında fark olup olmadığını belirlemek için bağımsız örneklemler için t testinden ve psikolojik iyi oluş, mutluluk, değerler ve anne baba tutumları arasındaki anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmek için de Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısından yararlanmıştır. Ayrıca değişkenlerin psikolojik iyi oluşun önemli birer yordayıcısı olup olmadıkları her iki gruptan elde edilen verilere çoklu hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada yapılan analizde katılımcıların vatandaşı oldukları ülke değişkenine göre otoriter ve koruyucu-istekçi anne baba tutumu puanları farklılık göstermezken demokratik anne baba tutumu puan ortalamaları Türkiye vatandaşı olan katılımcıların puanları anlamlı düzeyde daha yüksek olarak gözlemlenmiştir. Değerler, Psikolojik İyi Oluş ve mutluluk puan ortalamaları arasında İran vatandaşı olan grup lehine anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Ayrıca yapılan korelasyon analizi sonucunda her iki grupta da psikolojik iyi oluş ile demokratik anne baba tutumu arasında pozitif yönde, otoriter ve koruyucu/istekçi anne baba tutumlarıyla arasında ise negatif yönde, her iki grupta da psikolojik iyi oluş ile mutluluk arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca İranlı öğrencilerin psikolojik iyi oluş ve değerleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir. Çoklu hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına bakıldığında, anne-baba tutumu her iki grupta da sadece demokratik anne baba tutumunun psikolojik iyi oluşun anlamlı ve pozitif bir yordayıcısı olduğu ve değerler değişkeninin varyansa katkısı İran grubunda daha yüksekken mutluluk değişkeninin psikolojik iyi oluşu yordama oranı Türkiye grubunda daha yüksek olduğu saptanmıştır.
Oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin matematik öğretiminde uygulanmasına ilişkin durum çalışması
Araştırmanın amacı, oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modelinin ortaokul 5. sınıf matematik dersinde uygulanmasına ilişkin durumu belirlemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninin bütüncül tek durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Mersin İli Yenişehir İlçesi' nde yer alan bir devlet okulunda öğrenim gören 13 beşinci sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden aykırı durum örnekleme kullanılmıştır. 2022-2023 eğitim öğretim yılı 1. Döneminde öğrencilerin matematik dersi ortalama puanlarına göre en yüksek ve en düşük başarı düzeyindeki öğrenciler seçilmiştir. Araştırmada sekiz haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulamada matematik dersleri, oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmada nitel ve nicel veri toplama araçları kullanılmıştır. Bu araçlar uygulama öncesinde, uygulama sırasında ve uygulama sonrasında kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerini toplamada öğrencilerin matematik dersinde oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline dayalı matematik derslerine ilişkin görüşlerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Uygulama sürecinde öğretmen ders gözlem formu, öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlükleri kullanılmıştır. Uygulama sürecinde öğrenci performanslarını ölçmeye yönelik dereceli puanlama anahtarı kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi, nicel verilerin analizinde ise gözlemci öğretmen ve araştırmacının dereceli puanlama anahtarına verdikleri puanların ortalaması alınmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda öğrencilerin tamamına yakını oyunlaştırılmış ters yüz sınıf modeline uygun işlenen dersleri eğlenceli bulmaktadır. Öğrenciler zaman zaman ders etkinliklerinde zorlanmaktadır. Öğrencilerin tamamı oyunlaştırılmış ders tasarımının diğer derslerde de kullanılmasını önermektedir. Üst grup öğrenciler oyunlaştırılmış ders etkinliklerini hem heyecanlı hem zorlu bulmaktadır. Hem üst grup öğrencilerin hem de alt grup öğrencilerin tamamı oyunlaştırılmış ders etkinliklerini eğlenceli bulmaktadır. Öğrenciler ders öncesi dijital içerikleri izlemediklerinde ders içerisinde aktif katılım sergileyememektedir. Öğretmenlerin gözlemlerinden elde edilen verilere göre öğrenciler derse istekle katılmaktadır. İki öğretmenin öğrencilerin matematik performansına ilişkin puanları arasındaki uyumluluk genel olarak zayıf derecededir.
Yükseköğretimde uzaktan eğitime geçiş sürecinde ingilizce öğretimi: Bir temellendirilmiş kuram çalışması
Bu araştırmanın amacı, yüz yüze eğitimden uzaktan eğitime geçişte yabancı diller yüksekokulunda gerçekleştirilen İngilizce öğrenme-öğretme sürecinin hangi kavram ve genellemelerle açıklanabildiğini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, çalışma nitel araştırma modellerinden sistematik temellendirilmiş kuram deseni üzerine yapılandırılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2022-2023 eğitim-öğretim dönemlerinde Kahramanmaraş ilinde bulunan bir devlet üniversitesinde uzaktan İngilizce öğrenme-öğretme sürecini deneyimleyen öğrenciler, öğretim elemanları, uzaktan eğitimden sorumlu rektör yardımcısı, uzaktan eğitim merkezi yöneticileri ve yabancı diller yüksekokulu yöneticileri oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ve kuramsal örnekleme kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", "Yarı-yapılandırılmış Görüşme Formları", "Uzaktan Yabancı Dil Öğrenme-Öğretme Sürecine İlişkin Dokümanlar" ve "Uzaktan Yabancı Dil Derslerine İlişkin Video Kayıtları" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi, hatırlatıcı not yazımı ve oluşturulan diyagramlar ışığında açık, eksen ve seçici kodlamayı içeren sistematik tasarımın kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, yapılan açık kodlama sonucunda ortaya çıkan geniş kategoriler; aktif rol alan paydaşlar, kurumsal faktörler, motivasyon, sistemsel faktörler, zamansal etmenler, eğitim-öğretim bileşenleri, öğretim türü, iletişimsel faktörler ve yabancı dil öğretiminde yer alan değişkenler olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, nedensel koşullar, çekirdek olgu, bağlam, araya giren koşullar, stratejiler ve sonuçlar olmak üzere toplam altı başlığı içeren eksen kodlama paradigması oluşturulmuştur. Dolayısıyla, bu araştırmada geliştirilen teorik model, nedensel koşullar (fiziki yetersizlikler, İngilizce dersinin yeterince öncelikli tutulmaması, senato kararının gereği, öğretim elemanı ders yüklerinin azaltılmasına yönelik çabalar) ortaya çıktığında ve bu koşullar çekirdek olguya (uzaktaki yabancı dil) etki ettiğinde, bağlamın (aktif rol alan paydaşlar, zamanlama, zaman aralığı, ilerleme, motivasyon, iletişim bariyerleri, yabancı dil öğretiminde yer alan değişkenler, hedef-içerik-ölçme ve değerlendirme) ve araya giren koşulların (kurum politikaları, kurum kültürü, kurum desteği, teknik problemler, kullanıcı kaynaklı durumlar, program yazılım servisi, öğretim türü) belirli sonuçların (İngilizce öğrenme-öğretme süreci ile baş etme, İngilizce öğretim süreci ve teknoloji arasındaki paradoks, belirsizliğin ortadan kalkmasına ilişkin umut, teknolojinin gerisinde kalma, yüz yüze eğitim talebi, uzaktan İngilizce öğretim süreçlerinin revizyonu, sosyal yaşamın etkilenmesi) tespit edilmesi sürecinde kullanılan stratejileri (süreç yönetimi, farklı iletişim kanalları, destek mekanizmaları, öğrenme-öğretme süreci, dijital içerik geliştirecek personel takviyesi) etkilediğini ortaya koymaktadır. Veri analiz sürecinin son aşaması olan seçici kodlamada kategorilerin tam anlamıyla birbirine bağlanması amacıyla bütünleştirme işlemi gerçekleştirilmiş ve yapılan analizler sonucunda, çekirdek olgu "Uzaktaki Yabancı Dil" olarak belirlenmiştir. Ayrıca, uzaktan İngilizce öğrenme-öğretme sürecini özetleyen görsel bir model sunularak çekirdek olgu ile diğer kategoriler arasındaki ilişkileri açıklayan teorik önermeler oluşturulmuştur. Son olarak, elde edilen sonuçların alanyazın ışığında bütünsel bir biçimde tartışılmasının ardından, uygulayıcılara, yapılacak araştırmalara, politika yapıcılara ve yöneticilere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın ikinci amacı ise Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlanmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda iki farklı araştırma grubu ile çalışılmıştır. Araştırma grubu-I Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin Türkçeye uyarlama verilerinin elde edildiği gruptur. Araştırma grubu-I 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı Bahar yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 5 fakülte bünyesindeki toplam 6 bölümde eğitim öğretime devam eden 526 (310 kadın ve 216 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma grubu-II ise Türkçeye uyarlaması yapılan ölçme araçları ve diğer ölçme araçlarıyla, üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ve duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluk, duygusal özyeterlik ve duygusal deneyimin aracı rolünün incelendiği gruptur. Araştırma grubu-II 2022-2023 eğitim öğretim yılı Güz yarıyılında Mersin Üniversitesi'ne bağlı 6 fakülte bünyesindeki toplam 9 bölümde eğitim öğretime devam eden 922 (458 kadın ve 464 erkek) üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği, Duygusal Tepkisellik Ölçeği, Duygusal Özyeterlik Ölçeği, Olumlu ve Olumsuz Duygusal Deneyim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında doğrulayıcı faktör analizleri, Pearson korelasyon analizi ve bootstrapping temelli çoklu aracılık testi kullanılmıştır. Elde edilen tüm verilerin anlamlılığı .05 düzeyinde test edilmiştir. Çalışma iki aşamadan meydana gelmektedir. İlk aşamada üniversite öğrencilerine yönelik Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'ni Türkçeye uyarlama çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Duygu Düzenleme Yetkinliği Ölçeği, Duygusal İnanç Ölçeği ve Duygusal Tepkisellik Ölçeği'nin geçerli ve güvenilir ölçme araçları olduğu belirlenmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen aracılık analizine göre üniversite öğrencilerinin duygularını değiştirebilme inancı ile duygu düzenleme yetkinliği arasındaki ilişkide duygusal yoğunluğun aracı rolü bulunmazken, duygusal özyeterliğin ve duygusal deneyimin aracı rolü anlamlı bulunmuştur. Araştırma bulguları kuramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar ışığında tartışılmış, uygulamalara ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
The dynamics of curriculum change and the challenges of primary school teachers: A case study in Indonesia
The curriculum has a pivotal role as an educational guide that affects the success of education. The curriculum changes adapting to the ages and societal needs. In the educational history of Indonesia, the curriculum has several times changed and improved to realize the greatest educational goals. Every change, however, always brings challenges which are still an issue in Indonesia. Uncertainty about something new affects the emotions of the teacher to accept or reject it. Accordingly, this study investigated the dynamics of curriculum change and the challenges faced by primary school teachers in Indonesia. In addition to providing general information on issues of curriculum change and its implementation, this study also specifically analyzes its effects in Indonesia. This research used a qualitative approach with a single case study. The data sources in this study were electronic journals/documents and interview results of 20 primary school teachers in Indonesia. The data were obtained through documents, archival records, open-ended, and focus interviews. Qualitative data were analyzed through content analysis. The results of the study show that Indonesia has changed the curriculum several times to achieve the expected quality of education. The dynamics of this change brought positive and negative reactions from various teachers. Teachers who are pro towards curriculum changes consider the changes made to achieve learning objectives. In addition, they think that technological changes guide these changes for the better. On the other hand, teachers who are cons experienced several obstacles in changing the curriculum. The unpreparedness of human resources, facilities and infrastructure, and the geographical location of the school became the trigger for this disagreement. Teachers who teach in rural areas have difficulties in applying technology-based curricula. The distribution of facilities and infrastructure was uneven in several schools. In addition, not all teachers get the same access to training in every change in curriculum. Several teachers admitted that they were overwhelmed by the changes in the curriculum and even students also felt a real impact from the previous curriculum to the curriculum that is currently implemented in Indonesia.
Ortaokul öğretmenlerinin bakış açısından eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu
Bu araştırmada Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan öğretmenlerin bakış açısından eğitim örgütlerinde yaşanan değişim yorgunluğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda öğretmenlerin eğitim örgütlerinde yaşanan değişim ve değişim yorgunluğu kavramlarına ilişkin görüşleri ve değişim yorgunluğuna ilişkin yaşantıları nitel araştırma yöntemiyle incelenmiştir. Bu araştırmada, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları ve konuya ilişkin görüşleri temel alındığından ve görüşmede konuya sadık kalınarak hem önceden hazırlanmış soruların sorulabildiği hem de sorulan sorular hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için ek soruların sorulabildiği yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılında Mersin ilinin dört merkez ilçesinde (Akdeniz, Mezitli, Toroslar, Yenişehir) bulunan kamu ortaokullarında çalışan araştırmanın amacına uygun olarak belirlenen 32 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenme aşamasında katılımcıların cinsiyeti, yaşı, öğrenim durumu, branşı, mezun oldukları fakülte, toplam çalışma süreleri ve mevcut bulundukları okulda çalışma süresi özellikleri açısından çeşitlilik sağlanmasına özen gösterilmiş ve bu doğrultuda amaçlı örneklem türlerinden maksimum çeşitlilik tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmada Türk Eğitim sisteminde yapılan politika ve uygulama düzeyindeki değişikliklerin genellikle olumsuz yansımaları olduğu; çok sıklıkla ve amaçsız değişiklik yapıldığı; değişikliklere ilişkin paydaşların karara katılmadığı ve bu nedenle değişikliklere adapte olma problemlerinin yaşandığı; katılımcıların yapılan değişikliklere ilişkin kendilerini yorgun, çaresiz, gergin, tedirgin, stresli, başarısız, yetersiz, kaygılı ve değersiz hissettikleri; denek, deneme tahtası, deney faresi, makine metaforları kullandıkları; değişimin benimsenmemesi nedeniyle yabancılaşma duygusunun arttığı ve iyimserlik ve umut duygularının azaldığı; öğretmenlerin motivasyon eksikliği yaşadığı; işe ilgisinin azaldığı; değişikliklere adapte olmada zorluk yaşadığı, değişikliklere yönelik pasif direniş sergilediği, Milli Eğitim Bakanlığı'na artık güvenmediği ve öğretmenlik mesleğine ilişkin görev tanımının ne olduğuna yönelik arayışa girdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değişim, değişim yorgunluğu, eğitim örgütlerinde değişim yorgunluğu, öğretmenlerin değişim yorgunluğu yaşantıları
Türkçe öğretiminde evrensel tasarıma dayalı öğrenme'nin ortaokul öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına ve anlama becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretiminde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin 6.sınıf öğrencilerinin bilinçli farkındalıklarına, derse katılımlarına, okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama becerilerine etkisini incelemektir. Araştırma, iç içe karma desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulun 2 şubesinde öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın nicel verileri "Öğrenme Ortamında Bilinçli Farkındalık Ölçeği", "Derse Katılım Envanteri", "Okuduğunu Anlama Becerisi Bilgi Testi", "Dinlediğini Anlama Becerisi Bilgi Testi" ile elde edilmiştir. Nitel verileri ise "Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada deney grubu ile yapılan derslerde Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme çerçevesinden hareketle oluşturulmuş dersler işlenmişken, kontrol grubu ile yapılan derslerde mevcut öğretim programının öngördüğü şekilde işlenmiştir. Deney ve kontrol grubunun kendi içinde öğrenme ortamında bilinçli farkındalık, derse katılım, okuduğunu anlama becerisi, dinlediğini anlama becerisi ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkili Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık ve derse katılım son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü MANOVA Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin okuduğunu anlama ve dinlediğini anlama son test puanları arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek için İlişkisiz Örneklemler İçin T Testi kullanılmıştır. Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'ye ilişkin görüşme formundan elde edilen nitel veriler, içerik analizine göre analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizi sonucunda öğrencilerin öğrenme ortamında bilinçli farkındalık düzeylerinin, şimdiki zaman deneyimlerini yargılamadan kabul etme alt boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Öğrencilerin derse katılma düzeylerinin, derse katılmama alt boyutunda kontrol grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri düzeyleri deney grubu lehine anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmişken dinlediğini anlama becerileri düzeyleri açısından deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında anlamlı farklılık belirlenmemiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analizi sonucunda Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme'nin deney grubu öğrencilerin derse odaklanmalarına katkısına ilişkin olarak dikkatlerini derse vermelerini sağladığı ve dikkatlerinin niteliğini arttırdığı tespit edilmiştir. Derse katılımlarına katkısına ilişkin olarak derse katılımlarını arttırdığı, motive ettiği, keyif alarak katılımlarını ve derse odaklanmalarını sağladığı belirlenmiştir. Okuduğunu anlama becerisine katkısına ilişkin olarak okuma stratejilerini kullandıkları, metne odaklandıkları ve okumaya yönelik olumlu tutum geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Dinlediğini anlama becerisine katkısına ilişkin olarak dinlediklerine odaklandıkları ve dinleme stratejilerini kullandıkları belirlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin Evrensel Tasarıma Dayalı Öğrenme kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin olarak öğrenmeyi kolaylaştırdığı, kalıcı öğrenmeyi sağladığı, bilgilendirdiği, destek olduğu gibi olumlu yönde görüşlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Benlik korkusu ile ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin ve psikolojik katılığın aracı rolü
Bu araştırmada; yetişkin bireylerin benlik korkuları ile ruminasyonları arasındaki ilişkileri incelenmek ve yetişkin bireylerin benlik korkuları ve ruminasyonları arasındaki ilişkide psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini araştırmak amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 18-65 yaş arası gönüllü olarak çalışmaya katılan bireyler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 597 kadın ve 501 erkek olmak üzere toplamda 1098 gönüllü katılımcıya ulaşılmıştır. Eksik verilerin ve uç değerlerin olduğu 25 veri çıkartılmış ve toplamda 1073 veri elde edilmiştir. Çalışma grubunun %54,6'sı (586) kadın ve %45,4'ünü (487) erkek katılımcılar oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Benlik Korkusu Anketi- Kısa Form'', "Ruminatif Düşünce Biçimi Ölçeği", "Psikolojik Esneklik Ölçeği" ve "Kabul ve Eylem Formu-II" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS 25.0 ve PROCESS Macro 4 uzantısı kullanılmıştır. Verilerin analizinde ortalama, standart sapma ve değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada test edilen modeldeki aracılık rollerinin belirlenmesinde "sıradan en küçük kareler regresyonu" ve Bootstrap işlemi kullanılmıştır. Uygulanan Bootstrap işlemi, PROCESS Macro'da yer alan "Multiple Mediation Model 4" ile yürütülmüş ve paralel çoklu aracılık gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılık değişkenlerinin birbirleriyle orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyona sahip oldukları görülmektedir. Katılımcıların benlik korkusu, ruminasyon ve psikolojik katılıkları ile psikolojik esneklikleri arasında ise orta düzeyde fakat negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Yapılan aracılık analizi sonucuna göre, benlik korkusunun ruminasyon üzerindeki toplam etkisi istatistiksel olarak anlamlıdır. Benlik korkusunun, psikolojik esneklik ile psikolojik katılık üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Bunun yanında psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın, ruminasyon üzerindeki doğrudan etkisi anlamlıdır. Aracı değişkenler olan psikolojik esneklik ve psikolojik katılık birlikte modele dahil edildiklerinde benlik korkusu ve ruminasyon arasındaki anlamlı ilişki sürmesine rağmen bir düşüş olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, psikolojik esneklik ve psikolojik katılığın modeldeki aracı rollerine işaret etmektedir. Bulgular benlik korkusunun psikolojik esneklik ve psikolojik katılık aracılığıyla ruminasyon üzerindeki toplam dolaylı etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermektedir. Test edilen modelde benlik korkusunun, ruminasyon üzerindeki dolaylı etkilerine aracılık yapma açısından psikolojik esneklik ve psikolojik katılık değişkenlerinin aracılıkları istatistiksel açıdan anlamlıdır. Diğer taraftan hangi aracı değişkenin daha güçlü etkiye sahip olduğuna yönelik karşılaştırmanın istatistiksel olarak manidar olduğu saptanmıştır. Bu bulguya göre benlik korkusuyla ruminasyon arasındaki ilişkide psikolojik katılığın daha güçlü etkiye sahip olduğu görülmektedir. Araştırmada elde edilen bulgular ilgili literatüre göre tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
Farklı sosyoekonomik çevrelerdeki okullarda çalışan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgeleri ile sınıf yönetimi anlayışları
Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin sahip oldukları çocuk imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları, görev yaptıkları okulların bulunduğu sosyo-ekonomik çevre koşulları çerçevesinde incelenmektedir. Sınıf öğretmenlerinin çocuklara ilişkin imgeleri ve sınıf yönetimi anlayışları ve uygulamaları, kendi bakış açılarından incelendiğinden nitel araştırmanın fenomenolojik desenine uygun olarak tasarlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu Mersin ili merkez ilçelerinde, kamu ve özel ilkokullarda görev yapan ,daha önce en az iki farklı sosyo-ekonomik çevre özelliklerine sahip okulda çalışmış, 10 yıl ve üzeri kıdeme sahip sınıf öğretmenlerinden belirlenmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı-yapılandırılmış görüşme formu ile araştırmaya gönüllü katılım gösteren 18 sınıf öğretmeniyle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Betimleyici analiz sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda farklı sosyoekonomik çevrelerde görev yapan sınıf öğretmenlerinin çocuk imgelerinin benzer olduğu ancak sahip oldukları sınıf yönetimi anlayışlarında farklılıklar bulunduğu gözlemlenmiştir.
Açımlayıcı faktör analizinde kullanılan faktör döndürme tekniklerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada psikolojik yapıların ölçülmesi amacıyla geliştirilen ölçme araçlarının yapı geçerliğini ortaya koymada sıklıkla kullanılan açımlayıcı faktör analizinde farklı döndürme tekniklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, literatürde en sık karşılaşılan dik döndürme tekniklerinden varimax döndürme tekniği, eğik döndürme tekniklerinden direct oblimin döndürme tekniği ve hem dik hem de eğik döndürme tekniği olan promax döndürme tekniğinin karşılaştırılması kararlaştırılmıştır. Araştırmanın verilerini Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2018 uygulamasına Türkiye'nin 12 bölgesindeki 186 okuldan katılan 6890 öğrencinin öğrenci anketlerinde yer alan dörtlü Likert tipi 25 tutum maddesine verdiği yanıtlar oluşturmuştur. Araştırma verilerinin analizinde öncelikle açımlayıcı faktör analizinin temel varsayımları test edilmiş, ardından temel bileşenler analizi (TBA) yardımıyla analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda döndürme öncesi altı faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Elde edilen yapı için varimax, promax ve oblimin döndürme teknikleri uygulanmıştır. Bu incelemeler sonucunda, döndürme yapılmadan elde edilen yapı ile döndürme teknikleri uygulandıktan sonra elde edilen yapılar arasında büyük farklılıklar gözlemlenmiştir. Döndürme yapılmadan çıkan sonuçlarda karmaşık bir yapı ortaya çıkarken, üç döndürme sonrasında da Thurstone'un basit yapısına uygun sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın bulguları, farklı döndürme teknikleri uygulandığında maddelerin yük değerleri değişmekle birlikte, maddelerin ait olduğu faktörlerin ve her faktördeki madde sayılarının aynı kaldığını ortaya koymuştur. Bu bulgulara göre, araştırmacıların, açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulamasında eldeki veri grubuna uygun olan bir faktör döndürme tekniğine başvurması önerilebilir.
7. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Çalışmanın amacı, ortaokul 7. Sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ve problem kurma süreçlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmanın amacı göz önüne alınarak, çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama çalışmasının kullanılmasının uygun olacağı düşünülmüştür. Bu amaçla katılımcıların bilimsel yaratıcılık düzeylerini belirlemek amacıyla Bilimsel Yaratıcılık Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların problem kurma durumlarının incelenmesi için çalışma kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen Problem Kurma Testi (PKT) kullanılmıştır. PKT geliştirilirken alan yazında yer alan problem kurma yaklaşımları incelenmiştir. Genel kabul gören ve birçok araştırmada ve bu çalışmada da temel teşkil eden yaklaşım olarak ise Stoyanova ve Ellerton (1996) tarafından önerilen ve üçlü ayrıma tabi tutulan problem kurma yaklaşımı benimsenmiştir. Ayrıca katılımcıların kurdukları problemlere ilişkin görüşleri ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) aracılığıyla belirlenmiş ve buradan elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda; çalışma grubunda yer alan öğrencilerin bilimsel yaratıcılık düzeylerinin ortanın altında yer aldığı belirlenmiştir. Katılımcı öğrenciler bilimsel yaratıcılık düzeylerine göre iki gruba ayrılmıştır. Ortalama puanın üstünde yer alan öğrenciler üst grup, altında yer alan öğrenciler ise alt grup olarak tanımlanmıştır. Problem kurma kategorilerinin tümünde üst grupta yer alan öğrenciler alt grupta yer alan öğrencilerden daha başarılı olmuşlardır. Ancak her iki grubun da doğru bir matematiksel problem kurma oranları düşüktür. Problem kurma testi sonuçlarına göre hem alt hem de üst grupta yer alan öğrencilerin en başarılı oldukları problem kurma etkinlikleri sırasıyla; serbest, yapılandırılmış ve yarı yapılandırılmış problem kurma etkinlikleri olarak belirlenmiştir.
Evli bireylerde eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide otantikliğin aracı rolü
Bu çalışmada evlilik birlikteliği yürüten bireylerin eşe kendini açma düzeyleri ve evlilik doyumları arasındaki ilişkide otantikliğin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Şanlıurfa ilinde yaşayan ve evli olan 460 birey oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Evlilik Yaşamı Ölçeği, Eşe Kendini Açma Ölçeği, Otantiklik Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Bu araştırmada, ilişkisel model kullanılmış, toplanan verilerin analizinde basit regresyon analizi, SPSS Process Macro analizi, t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; evlilik doyumu ve eşe kendini açma değişkenlerinin yaş, çalışma durumu, evlilik süresi ve çocuk sahibi olup olmama gibi değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği görülmektedir. Otantiklik değişkeninin alt boyutlarından dış etkiyi kabullenme cinsiyete ve çalışma durumuna göre farklılık göstermektedir. Otantik yaşam alt boyutunun cinsiyete, kendine yabancılaşma alt boyutunun çalışma duruma göre farklılık gösterdiği elde edilen sonuçlar arasındadır. Eşe kendini açma ve otantik yaşam evlilik doyumunu anlamlı ve pozitif yönde, dış etkiyi kabullenme ve kendine yabancılaşma ise evlilik doyumunu anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır. Araştırmanın sonucunda; evli bireylerde eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişkide dış etkiyi kabullenme alt boyutunun aracı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Kendine yabancılaşma ve otantik yaşam alt boyutlarının iki değişken arasında aracılık etkisi vardır. Otantikliğin, eşe kendini açma ve evlilik doyumu arasındaki ilişki üzerinde etkili bir değişken olduğu söylenebilir.
Okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinde okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Hatay ilinin İskenderun ilçesinde öğrenim gören 759 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri Demografik Bilgi Formu, Okul Tükenmişlik Ölçeği, Okula Yabancılaşma Ölçeği, Ergen ve Yetişkinler İçin Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri ve bağlantıları incelemek amacıyla ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde korelasyon, çoklu doğrusal regresyon, t testi ve ANOVA analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Okul tükenmişliği ile okula yabancılaşma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki; okul tükenmişliği ile bilinçli farkındalık ve öz yeterlik arasındaysa negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Okula yabancılaşmanın okul tükenmişliğini pozitif olarak yordadığı; bilinçli farkındalık ve öz yeterliğin ise okul tükenmişliğini negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Cinsiyetler arası anlamlı farklılıklar incelendiğinde; okul tükenmişliği değişkeni için anlamlı farklılık olmadığı ancak okula yabancılaşmanın güçsüzlük alt boyutunda kız öğrencilerin daha çok okula yabancılaşma yaşadığı, bilinçli farkındalığın reaktif olmamak, yargılayıcı olmamak ve alt boyutlarında kız öğrencilerin daha çok bilinçli farkındalık düzeyine sahip olduğu ve öz yeterlik akademik öz yeterlik, sosyal öz yeterlik ve duygusal öz yeterlik alt boyutlarında erkek öğrencilerin öz yeterlik algısının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca sınıf düzeyleri açısından okul tükenmişliği, okula yabancılaşma, bilinçli farkındalık ve öz yeterlik sınıf düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Bu farklılıklar okul tükenmişliği, okula yabancılaşma ve öz yeterlik değişkenleri sınıf düzeyi arttıkça artış göstermiştir. Bilinçli farkındalık değişkeni ise farklı sınıf düzeylerinde farklılaşmıştır. Bu araştırmanın sonuçları liselerde okul tükenmişliğini azaltmada yararlı olacaktır. Bu çalışmadan sonra yapılacak çalışmaların daha farklı eğitim kademelerinde yürütülmesi ilişkilerin derinlemesine incelenmesi için yararlı olacaktır.
Üniversite öğrencilerinde akademik ertelemenin yordayıcıları: Akademik güdülenme, umut ve kişilik özellikleri
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde akademik ertelemenin yordayıcıları olarak akademik güdülenme, umut ve kişilik özellikleri değişkenleri ele alınmıştır. Çalışmanın örneklem grubunda 2022-2023 Eğitim Öğretim yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler yer almaktadır. Veriler toplanırken Akademik Erteleme Ölçeği, Akademik Güdülenme Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi ve Kişisel Bilgi Formundan yararlanılmıştır. İlişkisel modelin kullanıldığı bu çalışmada verilerin çözümlenmesinde SPSS-22 programı kullanılmış ve .05 anlamlılık düzeyi ölçüt alınmıştır. Değişkenlerin arasındaki ilişkiyi anlamak için korelasyon analizi, değişkenlerin akademik ertelemeyi yordama düzeyinin belirlenmesi için hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda üniversite öğrencilerinde akademik erteleme davranışlarının cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenime devam edilen fakülte türüne göre anlamlı farklılık gösterdiği ve erkek öğrencilerde görülen akademik erteleme düzeylerinin kadın öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmanın bir diğer bulgusu da akademik güdülenme ve kişiliğin dışa dönüklük, sorumluluk ve deneyime açıklık alt boyutunun akademik ertelemeyi anlamlı bir şekilde yordamasıdır. Araştırmadan elde edilen verilere göre umut ve kişiliğin nevrotiklik ve uyumluluk boyutlarının akademik ertelemeyi yordamada anlamlı bir değişken olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Beliren yetişkinlikte ilişki doyumu, yılmazlık ve yetişkin bağlanma stilleri arasındaki ilişkide psikolojik katılığın aracı rolü
Bu araştırmanın ana amacı beliren yetişkinlikte ilişki doyumu, bağlanma stilleri ve yılmazlık arasındaki ilişkide psikolojik katılığın aracılık rolünün incelenmesidir. Nicel olarak ilerleyen bu çalışmada ilişkisel tarama modellerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda oranlı ve seçkisiz örnekleme yöntemleri kullanılarak Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde 2023-2024 yıllarında 13 fakülte veya yüksekokulda öğrenim gören ve en az 3 aylık romantik ilişki içinde bulunan 773 katılımcı ile oluşturulan örneklem grubunda ilgili modeller test edilmiştir. Kişisel bilgi formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, İlişkilerde Mutluluk Ölçeği, Kısa Kendini Toparlama/Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile Kabul ve Eylem Formu-II kullanılarak veriler yüz yüze toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklemler için t testi, pearson korelasyon katsayısı, çoklu regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Değişkenler arasında oluşan aracılık durumu ise PROCESS Makro Model 4 Eklentisi ile ele alınmıştır. Dolaylı etkilerin anlamlılığı ise Bootstrap yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beliren yetişkinlikte psikolojik katılığın; bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma ile yılmazlık arasındaki ilişkide aracı role sahip olduğu aynı zamanda bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanma ile yılmazlık arasındaki ilişkide de aracı role sahip olduğu görülmüştür. Ancak psikolojik katılığın; bağlanma stillerinden kaygılı bağlanma ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide aracı role sahip olmadığı aynı şekilde bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanma ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide de aracı role sahip olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Romantik ilişkiler, ilişki doyumu, yetişkin bağlanma stilleri, yılmazlık, psikolojik katılık.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde çeşitli fakültelerde öğrenim gören 18-30 yaş arası 823 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Nomofobi Ölçeği, Depresyon Anksiyete Stres (DASS-21) Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlık, nomofobi ve psikolojik uyumsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek için araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi, basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; nomofobinin cinsiyete, yaşa ve akıllı telefonu kullanım saatine göre anlamlı farklılık gösterdiği, öğrenim görülen fakülteye ve akıllı telefona sahip olma yılına göre anlamlı farklılık göstermediği sonucu elde edilmiştir. Psikolojik sağlamlık ve psikolojik uyumsuzluk değişkenlerinin ise cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Psikolojik sağlamlık nomofobinin tüm alt boyutlarını (bilgiye erişememe, bağlantıyı kaybetme, iletişim kuramama, rahatlıktan feragat etme) anlamlı ve negatif yönde, psikolojik sağlamlık psikolojik uyumsuzluğun tüm alt boyutlarını (depresyon, anksiyete, stres) anlamlı ve negatif yönde, nomofobinin tüm alt boyutları ise psikolojik uyumsuzluğun tüm alt boyutlarını anlamlı ve pozitif yönde yordamaktadır. Araştırma sonucunda; psikolojik sağlamlık ile psikolojik uyumsuzluk arasındaki ilişkide nomofobinin kısmi aracılık rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular mevcut alanyazına dayanarak tartışılmış ve öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Üniversite Öğrencileri, Psikolojik Sağlamlık, Nomofobi, Psikolojik Uyumsuzluk
Lise öğrencilerinde helikopter ebeveyn tutumu, bilişsel esneklik ve okul tükenmişliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise öğrencilerinin okul tükenmişliği, bilişsel esneklik ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu 2022-2023 yıllarında Aksaray İlinde eğitim öğretim gören 525 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Okul Tükenmişliği Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutumu (AHETÖ) Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Bu araştırmada, lise öğrencilerinin okul tükenmişliği, bilişsel esneklik ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu arasındaki ilişkiyi incelemek için araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Verilerin analizinde t testi, tek yönlü varyans analizi ve basit doğrusal kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde; okul tükenmişliği ve bilişsel esnekliğin cinsiyete, sınıf düzeyi ve ailenin algılanan maddi durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği aynı zamanda okul tükenmişliğinin algılanan okul başarısına bilişsel esnekliğin ise algılanan anne baba tutumlarına göre anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Algılanan helikopter ebeveyn tutumunun cinsiyet, ailenin algılanan maddi durumuna ve kardeş sayısına göre anlamlı farklılık gösterdiği görülürken sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Bilişsel esneklik okul tükenmişliği anlamlı ve negatif yönde yordamakta, algılanan helikopter anne tutumu (temel güven ve yaşam becerileri konularında ve duygusal kişisel yaşam alanlarında) alt boyutları ve algılanan helikopter baba tutumu (duygusal kişisel yaşam alanlarında ve etik-ahlaki konularda) alt boyutları okul tükenmişliğini anlamlı ve pozitif yönde yordamakta; algılanan helikopter anne tutumu (akademik/okul yaşamı konularında ve etik-ahlaki konularda) alt boyutları ve algılanan helikopter baba tutumu (akademik/okul yaşamı konularında) alt boyutu okul tükenmişliği (düşük başarı hissi) alt boyutunu anlamlı ve negatif yönde yordamakta; algılanan helikopter baba tutumu (temel güven ve yaşam becerileri konularında) alt boyutu okul tükenmişliği (duyarsızlaşma ve düşük başarı hissi )alt boyutlarını anlamlı ve pozitif yönde yordamakta ve algılanan helikopter ebeveyn tutumu tüm alt boyutları bilişsel esnekliği anlamlı ve negatif yönde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul Tükenmişliği, Bilişsel Esneklik, Algılanan Helikopter Ebeveyn Tutumu
Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar, yetişkin bağlanma stilleri ve yakın partner şiddeti arasındaki ilişkinin incelenmesi: Niğde örneği
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemalar, yetişkin bağlanma stilleri ve yakın partner şiddeti arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan 305 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YİYE-II) ve Partner Abuse Skalası (PAS) kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyeraşik regresyon analizleri ile SPSS PROCESS makronun Model 4 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, erken dönem uyumsuz şema alanlarına ait olan ayrılma ve reddedilme, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkalarına yönelimlilik ve aşırı tetikte olma ve baskılama alanlarının tamamının yakın partner şiddetini, kaygılı bağlanmayı ve kaçınmacı bağlanmayı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Ayrıca kaygılı bağlanmanın yakın partner şiddetini pozitif yönde istatiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Ayrılma ve reddedilme, zedelenmiş özerklik ve performans, zedelenmiş sınırlar, başkalarına yönelimlilik ve aşırı tetikte olma ve baskılama alanlarının yakın partner şiddeti ile ilişkisinde kaygılı bağlanmanın aracı role sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Okul müdürlerinin yönetim tarzlarının okullardaki informal iletişime etkisi: Bir karma yöntem çalışması
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin yönetim tarzlarının okullardaki informal iletişime etkisini incelemektir. Çalışmada yakınsayan paralel karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ili Çankaya ilçesinde görev yapan öğretmenler oluşturmuştur. Nicel bölümde küme örnekleme yöntemiyle belirlenen 424 öğretmenden, nitel bölümde ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle seçilen 18 öğretmenden elde edilen verilerle araştırma gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler; Kişisel Bilgi Formu, Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği ve İnformal İletişim Ölçeği aracılığı ile nitel veriler ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel analiz ve çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde, öğretmenlerin okul müdürlerinin yönetim tarzına ilişkin algıları yüksekten düşüğe doğru İşbirlikli, Otoriter, Karşı koyucu ve İlgisiz yönetim tarzı olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde, öğretmenlerin okul müdürlerinin yönetim tarzına ilişkin görüşlerinde sırasıyla İşbirlikli, İlgisiz, Otoriter ve Karşı Koyucu yönetim tarzlarını vurguladıkları görülmüştür. Araştırmanın nicel bölümünde öğretmenlerin okuldaki informal iletişim boyutlarına yönelik algıları yüksekten düşüğe doğru Eğlenme, Bilgi, Arkadaşlık ve Etkileme şeklinde belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde öğretmenlerin okuldaki informal iletişime yönelik görüşlerinde sırasıyla Arkadaşlık, Bilgi, Eğlenme ve Etkileme boyutlarının vurgulandığı belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının okuldaki informal iletişimi etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının Arkadaşlık boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli ve Otoriter yönetim tarzının Eğlenme boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde İşbirlikli, Otoriter ve Karşı koyucu yönetim tarzı değişkenlerinin, okuldaki informal iletişimin Etkileme boyutunun anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel bölümünde sadece İlgisiz yönetim tarzının Etkileme boyutunu etkilediğine yönelik görüşlerin sunulduğu belirlenmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel bölümde İşbirlikli yönetim tarzının Bilgi boyutunu etkilediği belirlenmiştir. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde araştırmanın nicel ve nitel bölümünden elde edilen bulguların kısmen uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, engelli öğretmenlerin öğretmenlik deneyimlerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgu bilimi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden birisi olan maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aksaray ili merkez ilçesindeki resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan engelli öğretmenler arasından seçilen 15 engelli öğretmen oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmada engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğini seçme nedenlerinde engellilik dışı faktörler ve engellilikten kaynaklanan faktörler olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu ve olumsuz duygularının ve düşüncelerinin olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf disiplini uygulamalarında çağdaş disiplin ve geleneksel disiplin anlayışı vurgulanmıştır. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla zaman yönetimini sağlayabildikleri vurgulanırken zaman yönetiminde sorun yaşadıkları da ortaya konulmuştur. Çoğunlukla sınıfın fiziki koşullarının engelli öğretmenlik için uygun olduğu vurgulanmış olmakla birlikte engel durumuna göre sınıfın fiziki koşullarında ek düzenleme ihtiyacı duydukları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin çoğunlukla geleneksel öğretim yöntem ve tekniklerini kullandığı belirlenirken çağdaş öğretim yöntem ve tekniklerini de kullandıkları ortaya konulmuştur. Engelli öğretmenlerin kullandıkları materyallerde çoğunlukla teknolojik materyalleri kullandıkları belirlenirken ders kitabının ve yardımcı kaynakların kullanıldığı da ortaya konulmuştur. Engel durumunun sınıf disiplinini, zaman yönetimini, öğretim yöntem ve tekniklerinin kullanımını ve seçimini, materyal kullanımını ve seçimini etkilediği belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin sınıf dışı eğitim-öğretim süreçleri olarak en fazla kulüp etkinlikleri gerçekleştirdikleri belirlenirken, branş kapsamında ve bunların dışında etkinlikleri de gerçekleştirdikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte sınıf dışı eğitim öğretim etkinliklerinde engellilik kaynaklı sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin meslektaşlarıyla, velileriyle, öğrencileriyle ve yöneticileriyle olumlu ilişkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yöneticileriyle, öğrencileriyle ve meslektaşlarıyla sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin görev yaptıkları okulların fiziki koşullarının çoğunlukla engelli öğretmenlik için uygun olmadığını düşündükleri belirlenirken uygun olduğunu düşünenlerin de olduğu belirlenmiştir. Engelli öğretmenlerin etkili öğretmenlik yapabilmelerini sağlayacak koşullara ilişkin olarak çoğunlukla öğretmenlik mesleği ile ilgili koşulların belirtildiği, engelli öğretmenlik ve eğitim politikaları ile ilgili koşulların da vurgulandığı ortaya konulmuştur.
Phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolü
Bu araştırmanın amacı phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Niğde Yunus Emre Anadolu Lisesi, Niğde Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Niğde Atatürk Anadolu Lisesi, Niğde Şehit Efe Osman Apaydın Anadolu Lisesi ve Niğde Özel Final Okullarında öğrenim gören 300 erkek (%41.7) ve 420 kadın (%58.3) olmak üzere toplamda 720 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcılar 9.sınıf ile 12.sınıf arasındadır (S.D. = 1.06). Bu araştırmada öğrencilere Phubbing Ölçeği, Yetersizlik Duygusu Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Ölçeği, Barrat Dürtüsellik Ölçeği uygulanmıştır. Kullanılan ölçeklere doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğu bulunmuştur. Araştırmada yer alan değişkenlerin cinsiyete göre anlamlı bir farkın olup olmadığını analiz etmek için t-testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda phubbing, dürtüsellik ve yetersizlik duygusu değişkenlerinin cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaştığını fakat sosyal dışlanma değişkenin cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada yer alan değişkenlerin sınıf düzeyine göre anlamlı bir farkın olup olmadığını analiz etmek için ANOVA testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda phubbing ile dürtüsellik değişkenlerinin sınıf kademesine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı fakat sosyal dışlanma ve yetersizlik duygusunun sınıf kademesine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmada yer alan değişkenlerin birbiriyle olan vi ilişkisini incelemek amacıyla korelasyon testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda araştırmada yer alan değişkenlerin birbiriyle olan ilişkisi pozitif yönde ve anlamlı düzeydedir. Phubbing ile dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracılık rolünü test etmek amacıyla aracılık analizi yapılmıştır. Yapılan aracılık analizi sonuçları incelendiğinde phubbing ve dürtüsellik arasındaki ilişkide yetersizlik duygusu ve sosyal dışlanmanın aracı rolü olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alan yazın çerçevesinde tartışılmıştır. Bu modelden elde edilen sonuçlar bağımlılık eğitimi ve bağımlılık danışmanlığında saha çalışanlarına yardımcı olabileceği gibi insan davranışlarını anlamlandırmada katkı sağlayacaktır . Bunlara ek olarak araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda sonraki araştırmalara yönelik öneriler araştırma kapsamında sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Phubbing, Dürtüsellik, Yetersizlik Duygusu, Sosyal Dışlanma
Beliren yetişkinlikte sosyal ve duygusal yalnızlık, yetişkin bağlanma stilleri, yaşam amaçları ve öznel iyi oluş değişkenleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu çalışmada beliren yetişkinlikte sosyal ve duygusal yalnızlık, yetişkin bağlanma stilleri, yaşam amaçları ve öznel iyi oluş arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 551 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-I (YİYE-I), Yaşam Amaçları Ölçeği ve Öznel İyi Oluş Ölçeği (ÖİOÖ) kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizleri ve SPSS PROCESS makronun Model 4 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yetişkin bağlanma stillerinden kaçınmacı bağlanmanın öznel iyi oluşu ve dışsal yaşam amaçlarını negatif yönde, duygusal yalnızlığı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı görülmüştür. Kaygılı bağlanmanın ise öznel iyi oluşu negatif yönde, sosyal yalnızlık ve duygusal yalnızlığı pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Yaşam amaçlarının alt boyutu olan içsel yaşam amaçlarının öznel iyi oluşu pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı yordadığı bulunmuştur. Aynı zamanda duygusal yalnızlığın ve sosyal yalnızlığın öznel iyi oluşu negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Kaçınmacı bağlanma ile öznel iyi oluş arasında duygusal yalnızlığın aracı rolü olduğu ve kaygılı bağlanma ile öznel iyi oluş arasında da hem duygusal hem de sosyal yalnızlığın aracı rolü olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Sosyal ve duygusal yalnızlık, Yetişkin bağlanma stilleri, Yaşam amaçları, Öznel iyi oluş