116
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Türkiye Cumhuriyeti'nde İngilizce öğretmenliği bölümlerinde verilen çeviri eğitimi derslerinin çeviri edinçleri açısından incelenmesi
Dünyadaki globalleşme sürecinde, çeviri eğitiminin birçok çalışma alanında önem kazanmaya başladığı yadsınamaz bir gerçekliktir. Eğitim sektörü ise, çeviri eğitiminin önem kazandığı çalışma alanlarından biri olmuştur. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde okullarda düzenlenen Erasmus+, E-Twinning gibi projeler, bu okullarda çalışan İngilizce öğretmenlerinin Avrupalı meslektaşlarıyla iletişim gereksinimlerini arttırmıştır. Avrupa Birliği değişim programları aracılığıyla artan bürokratik işlemler, uluslararası proje toplantıları ülkemizdeki İngilizce öğretmenlerinin edindikleri çeviri edinçlerini daha sık kullanmalarıyla sonuçlanmıştır. Uluslararası projelerin evrak işlemlerinde İngilizce öğretmenlerinin çeviri yeteneğine gün geçtikce daha çok gereksinim duyulması, Türkiye'deki üniversitelerde İngilizce öğretmenlerine verilen çeviri eğitimi üzerine bir inceleme yapılması ihtiyacını doğurmuştur. Üniversitelerde yabancı dil öğretmenlerinin çeviri edinçlerini geliştirmek için onlara birçok farklı ders sunulmaktadır. İngilizce öğretmenliği bölümlerindeki çeviri derslerinin içeriği incelendiğinde(kültür edinci, dil edinci gibi), göz ardı edilen birçok çeviri alt edinçleri olduğu açıkça görülmektedir. Bu çalışmada üç adet vakıf, üç adet devlet üniversitesinin İngilizce Öğretmenliği Bölümünde verilen çeviri eğitimi dersinin müfredatı içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Müfredat içerisindeki dersler kültür edinci, çeviri edinci, dünya bilgisi edinci gibi alt edinç içerikleri açısından da analiz edilmiştir. Bu çalışma sayesinde, İngilizce öğretmenliği müfredatında verilen çeviri derslerinin içeriği, çeviri edinçleri ve çeviri alt edinçleri açısından ortaya konacaktır. Türkiye'deki üniversitelerde İngilizce öğretmenlerine verilen çeviri eğitimi derslerinin planlaması yapılırken, çevirinin hangi alt edinçlerinin ele alındığının; hangi edinçlerin göz ardı edildiğinin incelenerek verilerin ortaya koyulacak olması bu çalışmanın gerekliliğini oluşturmaktadır.
Gönüllü çevirmenliğin Türkiye'deki mevcut durumu ve gönüllü çevirmenlerin motivasyonu
Son dönemlerde gönüllülük olgusunun toplumların gündemi haline gelmesiyle birlikte, gönüllülüğe yönelik farkındalığı arttırma ve gönüllülüğü yaygınlaştırma girişimlerinde bulunulmaktadır. Sivil toplum, kamu ve özel sektör paydaşlarının iş birliği içerisinde yürüttüğü girişimler, bireysel ve toplumsal düzeyde her alana yayılmaya başlamıştır. İlgili durum, gönüllülük hareketinin desteklenmesini ve buna bağlı olarak, Çeviribilim kapsamında incelenmesini gerektirmektedir. Yabancı literatürde her boyutuyla ele alınan gönüllü çevirmenlik ve gönüllü çevirmenler, şimdiye kadar yerli çalışmaların yeterince dikkatini çekememiştir. Öte yandan, 2019 yılının ülkemizde Gönüllülük Yılı olarak ilan edilmesi üzerine, konuya Çeviribilim penceresinden de yaklaşmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Buradan hareketle, çalışmada, gönüllülüğün tanımı ve kapsamı, gönüllü çevirmenlik türleri ve gönüllü çevirmenliğin ülkemizdeki yeri konu edinilmiştir. Çalışmanın ilk boyutu olarak seçilen bu konu başlıkları, betimleyici yöntem ile değerlendirilmiş ve gönüllü çevirmenliğin Türkiye'deki mevcut durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de gönüllü çevirmenlik faaliyetleri; afette rehber çeviri, ağ ortamında çeviri, sağlık çevirisi ve göç çevirisi olmak üzere dört alt alanda yürütülmektedir. Çalışmanın ikinci boyutu olan gönüllü çevirmenlerin motivasyonu konusunun ise yerli literatürde daha önce çalışılmadığı saptanmıştır. Halbuki, gönüllülük bilinci kazandırmak kadar gönüllülüğün sürekliliğini sağlamak da önemlidir. Gönüllü faaliyetlerin devam etmesi, gönüllü motivasyonlarına bağlıdır. Öyleyse, gönüllü çevirmenliğin süreklilik kazanmasını sağlamak için de gönüllü çevirmenlerin motivasyonlarını belirlemek gerekmektedir. Bu bağlamda, gönüllü çevirmenlik yapan kişilere anket uygulanmış ve anket verilerinin tematik analiz yöntemi ile değerlendirilmesi sonucu belirlenen Türkiye'deki gönüllü çevirmenlerin motivasyonları bireysel ve toplumsal olarak ikiye ayrılmaktadır. Bireysel motivasyonlar, deneyim kazanma, çeviri becerilerini geliştirme, dil becerilerini geliştirme ve kişisel gelişim iken toplumsal motivasyonlar, oluşumun/projenin amacını destekleme ve topluma fayda sağlama olarak belirlenmiştir.
Yazın çevirisinde çevirmen ve makine çevirisi üzerine eleştirel bir karşılaştırma: "To Kıll a Mockıngbırd" örneği
Çeviribilimin en tartışmalı alanlarından biri olan yazın çevirisi ve Makine Çevirisi üzerine yapılan bu çalışmada insan çevirmenler arası yapılacak bir karşılaştırmadan ziyade, çeviri sürecinde çevirmenler için büyük kolaylıklar sağlayan Makine Çevirisinin edebi metinlerdeki başarısı incelenmek istenmiştir. Yapay zeka teknolojisinin hayatın her alanına entegre olmasıyla son yıllarda popülerliği gitgide artan Nöral Makine Çeviri araçları içinden Google Çeviri'nin, hem sınırlılıklarını hem de potansiyelini göz önünde bulundurarak ön ve son düzeltmesiz yapılan çevirilerinin dilsel, kültürel ve bağlamsal açıdan Toury'nin öncül normlarından kabul edilebilirlik ilkesine göre incelenmesi çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu sebeple, araştırma nesneleri olarak, yayınlandığı dönemden günümüze kadar hem edebi alanda hem de popüler kültürde büyük bir yer etmiş ve 2016 yılında yazarın vefatıyla tekrar gündeme gelmiş Harper Lee'nin "To Kill a Mockingbird'' (1960) kitabı kaynak metin olarak, kitabın Ülker İnce tarafından yapılan ve en güncel Türkçe çevirisi olan "Bülbülü Öldürmek'' (2021) ve Google Çeviri (2022) tarafından yapılan ön ve son düzeltmesiz ham çevirisi erek metinler olarak seçilmiştir. Betimsel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı analiz yöntemi ile hem metin çözümlemeleri incelenmiş hem de çeviri metinlerin insan çevirmen ve Google Çeviri kararları bağlamında karşılaştırmalı bir incelemesi yapılmıştır. Bu çalışma mevcut Makine Çeviri sistemlerinin çalışma prensiplerini, kaynak metnin bağlamsal olarak anlaşılmamasından kaynaklanan yapay zeka sorunlarını ve Google Çeviri gibi Nöral Makine Çeviri sistemleri için dil edinci dışında kültür edincinin çevirideki yerini tartışmaktadır. Çalışma, Nöral Makine Çevirisinde yapay zekanın çevirdiği metin türünü tanıyarak bağlamı daha iyi kavrayabileceğini ve bunun da kaliteli bir edebi çeviri üretmeye yönelik ilk adım olabileceğini savunmaktadır.
Çeviribilimde oyun yerelleştirmesi bağlamında oyun türleri ve farklılıkları
Çalışmanın amacı, bir çeviri alt türü olarak oyun yerelleştirmesinde oyun türlerine özgü zorlukların değerlendirilmesidir. Oyun yerelleştirmesi, ilgi çekici bir alan olarak hızla büyümekte ve çeviri dünyasında önemli bir pay sahibi olmaktadır. Bununla birlikte, yazılım yerelleştirmenin kendine özgü zorlukları ve incelikleri vardır. Oyun yerelleştirme, yazılım yerelleştirmesine benzer şeklide dilin yazılım özelliklerine uygun hale getirilmesi ve kullanım alanının çoklu ortamlarda bulunacağı bilgisi ile şekillenmektedir. Öte yandan oyun yerelleştirmesi, diğer bilgisayar yazılımlarının barındırmadığı belirli özelliklere sahiptir. Bu yönüyle yazılım yerelleştirmesinden farklı zorluklar içerebilmekte, farklı yaklaşımlar gerektirebilmektedir. Oyun yerelleştirmesi alanında çalışan çevirmenlerin de yazılım yerelleştirme bilgisi ve deneyimine ek olarak oyun yerelleştirmesi alanına özgü farklılıklara aşina olması gerekebilmektedir. Genel bir alan olarak farklılık göstermekle birlikte, oyun yerelleştirmesi kendi içerisinde oyun türüne göre de belirgin şeklide farklılaşabilmektedir. Oyun sektörü, dijitalleşme sonuçlarından biri olarak daimî bir şekilde gelişmektedir. Bu doğrultuda üretilen oyunların/ürünlerin dünya çapında kar elde etmesi ve çok sayıda oyuncuya ulaşabilmesini sağlayan en önemli faktörlerden biri de oyunların alıcı kitleye göre en uygun şekilde yerelleştirilmesidir. Oyun dünyası oldukça geniş bir alandır ve FPS, TPS, RPG, MMORPG vb. gibi çeşitli türleri bulunmaktadır. Çalışmada oyun dünyasında kabul gören Rol Yapma Oyunları, Aksiyon Oyunları, Simülasyon Oyunları ve Strateji Oyunları gibi en popüler ve genel oyun kategorileri doğrultusunda çevirmenlerin karşılaşabileceği muhtelif zorluklar ve özellikler Newmark'ın Kültürel Eşdeğerlik Kuramı kapsamında irdelenecek ve kıyaslanacak, bu türler arasında yerelleştirme açısından herhangi bir zorluk olup olmadığı ortaya konulacaktır.
Web sitelerine göre uluslararası lojistik firmalarının küreselleşme faaliyetlerinde uyguladıkları stratejilerde çevirinin önemi
Lojistik gerek ulusal gerekse uluslararası alanda her ülkenin kendi potansiyelini barındırdığı ve küresel bir ağın meydana geldiği faaliyetler bütünüdür. Oluşan küresel faaliyet ağı lojistiğin her ülkenin kendi aktarım işlemini sürdüren şirketlerinde gerek reklamcılık gerekse müşteri etkileşim ve kolay ulaşım sebebiyle dijital siteler aracılığıyla sanal dünyada bulunma ihtiyacı doğurmuştur. Bu bulunma ülkelerin özellikle kendi müşterisine daha kolay erişim ve etkileşim sağlayabilmesi için kendi dillerinde içerikler üreten sitelerle gerçekleşmektedir. Çeviribilim ise dilsel aktarımın ülkeler, kültürler arasındaki etkileşimini inceleyerek dilin etkin kullanımını ortaya koyan önemli bir araştırma alanıdır. Her ülke kendi dilini etkin bir biçimde kullanırken ortaya konan çeviriler ülkelerin birbirleri ile ürün, hizmet, kültür alışverişi yapmasına imkân tanımaktadır. Bu durum ayrıca ülkelerin birbirlerini daha iyi tanımasına ve o ülkenin kültürel değerlerini daha etkin bir biçimde kullanmasına fayda sağlamaktadır. Özellikle lojistik şirketleri gibi uluslararası aktarım sağlayan şirketlerin farklı ülkelerden müşteri portföyünü artırmak için çevirilerle yakından ilgilenmesi gerekmektedir. Bu çalışma uluslararası lojistik şirketlerinin internet sitelerindeki arayüzlerin farklı dillerde sunulmasının lojistik faaliyetine olan katkısını ve çeviri yapılarak sunulan içeriklerin ise etkilerini doküman analizi ve derinlemesine görüşme yöntemi ile incelemektedir. Araştırma kapsamında uluslararası lojistik hizmeti sağlayan şirketlerin web sitesi arayüzleri incelenmiş ve firma yetkilileri ile bu faaliyetlerin katkıları görüşülmüştür. Böylece farklı ülkelerin dil, kültür gibi unsurlarıyla hizmet veren lojistik şirketleri ile Türkiye'nin unsurlarıyla hizmet veren lojistik şirketlerinin arayüzlerinde müşterilerine sunulan bilgilerin, çevirilerin karşılaştırılmasına imkân sağlanmıştır. Bu durum Türkiye'de lojistik hizmeti veren şirketler için hem farklı müşteri ihtiyaçlarının ortaya konulmasına hem de firmaların pazarlama stratejilerine hâkim olmaya ve eksikleri tespit etmeye yaramaktadır.
Proz.com Türkiye forumlarında serbest çevirmenlerin çeviri teknolojileri kullanımları ve karşılaştıkları sorunlar: Serbest çevirmenlerin forum paylaşımları üzerinden bir inceleme
Son yüzyılda teknolojideki büyük gelişim dünyanın her yerinde kurumların, mesleklerin çalışma anlayışını prensiplerini ve yöntemlerini değiştirmiş, köklü bir yenileşme süreci başlatmıştır. Bu yeniliğe ayak uyduramayanları devre dışı bırakırken ayak uyduranları da alanlarında en iyi olma konumuna yükseltmiştir. Bu değişimden etkilenen mesleklerden biri de şüphesiz çevirmenlik mesleğidir. Çeviri teknoloji sistemleri günümüzde çevirmenler tarafından tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır ve büyük bir pazara sahiptir. Çevirmenlerin çeviri teknolojilerini daha etkin ve doğru kullanmaları çevirilerinin daha doğru ve daha hızlı sürede gerçekleşmesini sağlamaktadır ve tarihi süreç içerisinde iyi bir çevirmenin olmazsa olmaz donanımları haline gelmiştir. Bu da çeviri bellekleri, makine çevirileri gibi çeviri teknolojilerine hayati anlam yüklemiştir. Çeviri teknolojilerinin çevirmenlere sunduğu faydalar oldukça çoktur. Çeviri teknolojilerinin sınırlılıkları ve avantajları hakkında bu zamana kadar birçok çalışma yapılmış olsa da çevirmenlerin bireysel olarak çeviri teknolojileri kullanımları, yaşadıkları sorunlar ve tutumları hakkında yapılmış çalışmaların yetersiz olduğu görülmüştür. Bu tezin amacı Dünyada çevirmenlerin sanal platformu olarak bilinen Proz.com'da yer alan kayıtlı kullanıcı yorumları ile ülkemizdeki çevirmenlerin çeviri teknolojilerine, bilgisayar destekli çeviri araçlarına ve yıllar içerisinde değişen tutumlarına ışık tutmak, kullanırken yaşadıkları çeşitli sorunları analiz etmek ve bu konuda betimleyici bir analiz ortaya koymaktır. Bu çalışmada forum başlıkları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılarak incelenmiş ve kullanıcıların her bir bilgisayar destekli çeviri aracı için yapmış olduğu yorumlar betimsel bir analizle ortaya konmuştur. Sonuç olarak çevirmenlerin çeviri teknolojileri kullanımlarına ait sorunlar kapsamlı olarak tespit edilmiş ve sınıflandırılmış, bu sorunlara ait çözüm önerileri sunulmuştur.
Fan çevirilerinin çeviri ve eğlence sektörü başta olmak üzere medya endüstrisindeki etkisi üzerine bir inceleme
Çeşitli medya içeriklerinin internet aracılığıyla tanınıp ün kazanmasında ve böylelikle dünya popüler kültürünün birer parçası haline gelmesinde fandomlar – bir diğer ifadeyle hayran toplulukları – büyük bir rol oynamaktadır. Bu topluluklar çoğu zaman birbirinden farklı uyruk ve kültürlere mensup bireylerin internet üzerindeki çeşitli platformlarda bir araya gelmesi ile oluşur, büyüyüp genişler ve topluluğun çekirdeğini oluşturan medya ürününe yönelik çeşitli aktiviteler doğrultusunda varlığını sürdürür. Fandomlar, katılımcı kültür anlayışının paylaşım ve etkileşim prensipleri doğrultusunda hareket eden bir topluluk türü olup yine katılımcı kültürün bir uzantısı olan fan kültürleri çerçevesinde işlevsellik kazanırlar. Fandom ve fanlık olgusu aktif ve üretken bir katılımcılık kültürü doğrultusunda popüler kültürün ve popüler medya ürünlerinin devamlılığını sağlayan önemli araçlardan biridir. Muhtelif fandomların ve genel anlamda fan kültürünün çekirdeğini oluşturan birçok fan etkinliği mevcuttur ve bunlar arasında fan çevirileri olarak da adlandırılan gönüllü çeviri projeleri dikkat çekmektedir. Günümüz çeviri etkinliklerinin önde gelen örneklerinden birini teşkil eden bu çeviriler, küresel bir çeviri hareketi olarak nitelendirilebilecek oldukça yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkar. Ticari beklentiler olmaksızın yapılan ve internet aracılıyla büyük kitlelere çabucak ulaşabilen fan çevirileri, dünyanın her köşesinden çeşitli dil ve kültürlere ait içeriklerin seslerini duyurmasında son derece etkili olmuşlardır. Bu çalışma kapsamında; fan çevirilerinin bugün popüler medya içeriklerinin küresel boyutta birbirlerinden beslenerek devasa bir ekosistem ve ekonomiye dönüşmelerine olan katkısı doküman ve örnek olaylar üzerinden incelenmiştir. Ayrıca fan kimlikli bireylerin medya tüketiminde fan çevirilerinin ne derece etkin bir rol oynadığını ve bu durumun medya endüstrisi bağlamındaki değerini ortaya koymak amacıyla anket ve mülakat çalışmalarından yararlanılmıştır. Sonuç olarak, bugün dünyanın en çok kâr getiren ticari oluşumlarından biri olan medya endüstrisinin gelişim sürecinde ve bu süreç içerisinde benimsediği çeşitli yaklaşımlarda fan kültürünün ve bünyesinde türeyen fan çevirilerinin kalıcı izler bıraktığı gözlemlenmiştir.
Mütercim tercümanlık bölümünde öğrenim gören tek dilli ve çift dilli öğrenciler arasındaki öğrenim farklılıkları üzerine bir araştırma
Farklı insanlarla sosyal etkileşimin söz konusu olduğu her alanda olduğu gibi üniversitelerde de birçok farklı şehirden, ülkeden, kültürden, dinden insanlar bir araya gelmektedirler. Özellikle yabancı dil bölümlerinde, dolayısıyla Mütercim ve Tercümanlık bölümlerinde farklı ülkelerde yetişmiş olan öğrenciler birlikte eğitim görmektedirler. 1960'lı yıllardan itibaren Türklerin çalışmak için yurt dışına göçmesinden kaynaklı, Almanya başta olmak üzere farklı Avrupa ülkelerinde ciddi bir Türk nüfusu yaşamaktadır. Bu insanlardan bazıları yaşadıkları ülkenin vatandaşlığını almış olsalar bile Türk kökenli olarak adlandırılmaktadırlar. Almanya'da yaşayan Türk ailelerinin orada doğup büyüyen çocukları genellikle çift dilli ve çift kültürlü olarak yetişmektedirler. Bu iki yönlülük bazen çok büyük bir avantaja, bazen de bir dezavantaja dönüşebilmektedir. Bu çalışmada Mütercim ve Tercümanlık Almanca bölümlerinde öğrenim görmekte olan, Almanya'da çift dilli olarak yetişmiş öğrenciler ile Türkiye'de yetişmiş ve Almancayı yabancı dil olarak öğrenmiş olan öğrencilerin arasındaki öğrenim farklılıkları araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak oluşturulan bu çalışma kapsamında konu ile ilgili detaylı Literatür taraması yapılarak önemli noktalar bir araya toplanmış, farklı çalışmalar karşılaştırılmış ve genel bir kanıya varılmaya çalışılmıştır. Öğrencilerin aralarındaki farklılıkların çeviri edinçlerini edinmelerine olan etkileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Tezin konusu ile ilgili benzerlikler gösteren çalışmalar mevcuttur, bu çalışmaların belirli bölümlerinde çift dilli ve tek dilli çocuklarda dil ve kültür edinimine değinilmiştir. Ancak ayrıntılı Literatür taraması yapıldığında çift dilli ve tek dilli öğrencilerde çeviri edinci oluşumunu odak noktasına almış olan bir çalışmanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Çeviribilim farklı disiplinler ile karşılaştırıldığında oldukça genç bir bilim dalıdır ve yapılan her çalışma ile alan literatürü gelişmeye devam etmektedir. Bu sebepten dolayı alanda yapılacak her yeni çalışma çeviribilimin özerk bir bilim dalı olarak gelişimine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, bu çalışmanın alandaki bir boşluğu dolduracağı düşünülmekte, yine bu çalışmayı yapmak tarafımızca değerli görülmüş ve çeviribilim alanına katkı sağlayacağı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tek Dillilik, Çift Dillilik, Kültürlerarasılık, Çevir Edinçleri, Yabancı Dil Eğitimi
Altyazı ve dublaj çevirisi kapsamında sansür ve kültür emperyalizmi
Her milletin kendine has değerleri ve kültürel özellikleri olup, bunların korunması gerekmektedir. Kendi değerlerine kompleks (beğenmeme) oluşturan bazı aileleri filmlerle etkilemek oldukça kolaydır. Özellikle günümüzde iletişim ağının çok yaygın olması sınırları ortadan kaldırmış, insanları birbirine yakınlaştırmış bunula birlikte bazı tehditleri de beraberinde getirmiştir. Devletler kendi milli birlik ve beraberliğini, toplumun ahlaki ve ailevi yapısını yanında kamu düzenini propaganda yolu ile bozacak eylemlere karşı denetim mekanizmaları geliştirmişlerdir. Son yıllarda özellikle kültür emperyalizmini öne çıkaran TV dizileri ve filmleri de bu kapsamada uzun zamandır denetime tabi tutulmaktadır. Alt yazı ve dublaj çevirisinde kültür emperyalizmi kapsamında sansür işlemini Çeviribilim acısından ele almış ve kültürel etkileşim kapsamında yabancı filmlerin insanların üzerine etki etme gücü ve bunların olumsuz etkilerinin sansür ile giderilme şekilleri; alt yazı ve dublaj sırasında nasıl yapıldığı incelenmiştir. Sunulan tez çalışması, 1919 ila 1986 yılları arasında Türkiye'de gösterime sokulmak istenen yurt dışından getirilen, filmlere uygulanan sansürler (alt yazı ve dublaj) film örnekleri verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Alt yazı ve dublaj çevirisinde, kültür emperyalizmine dayalı sansür konusunun incelendiği ve değerlendirildiği filmlere, farklı sansür çeşitleri (örn. siyasi, dini ve ahlaki) uygulandığı görülmüştür. Tezin son bölümünde ise sansüre dayanak olan belgeler arşivlerden çıkarılarak değerlendirilmiş ve film bazında denetim heyetinin verdiği kararları gösteren belgeler ekte verilmiştir.
Investigating translator trainers' perceptions of machine translation in Türkiye
As machine translation (MT) has proven to be an important part of translation-related activities, many studies have been conducted to understand the nature of MT, its advantages and disadvantages, its quality, etc. However, it has been found that there are not enough studies focusing on the perceptions of translator trainers in Türkiye. The starting point of this study is the lack of literature on translator trainers' views on MT. This study seeks to answer: 1- What do translator trainers in Türkiye think about MT? 2- Do translator trainers use MT systems in their courses when teaching translation? If so, for what purposes do they use them? 3- How can translator trainers improve their technology acceptance of MT? What can be done to encourage the acceptance of MT technology by translator trainers? Again, with the development of MT, a new concept called "MT literacy" has come to the fore. In short, this concept refers to the ability to understand the quality and limitations of MT systems and the ability to use and evaluate them. MT literacy requires the knowledge and skills to work effectively with MT tools and make informed decisions about their use. As MT technologies become more prevalent in our daily lives and various professional fields, the ability to understand and use MT effectively is becoming increasingly important. The objective of this study is to gain a deeper insight into the level of MT literacy among translation trainers in Turkey, with a particular focus on the three research questions that form the core of this study. In this study, a questionnaire was used to obtain the views of translation trainers on MT. This study yielded valuable insights into the perceptions of translator trainers in Türkiye on MT, their MT literacy, their MT use, and new topics for study to better use MT in translation training.
Çeviribilim felsefesine doğru: Bilim felsefesinden yaklaşımlarla çeviribilimin evrimi
Bu çalışma, çeviribilim ve bilim felsefesi arasındaki ilişkiyi inceleyerek çeviribilimin bilim felsefi bir bakış açısından gelişimini ele almaktadır. Çalışma, çeviribilimin tarihsel arka planını ve modern çeviribilimin yaklaşık yetmiş yıllık bir süre içinde nasıl evrildiğini vurgulamaktadır. Bilimsel görüşlerin, özellikle savaş sonrası dönemde, çeviribilimin ilerlemesine olan etkisini tartışmakta ve alanın şekillenmesinde araştırmacıların ve de düşünce ekollerinin rolünü vurgulamaktadır. Çalışmada bütünleşik bilim felsefesi yaklaşımının alternatif bir metodoloji olarak çeviribilime uygulanışı önerilmektedir. Bu yaklaşım, dört farklı bilim felsefecisinin görüşlerinden yola çıkarak çeviribilimin bilimsel ve felsefi boyutlarını bir arada ele almayı amaçlamaktadır. Çeviribilimin gelişiminin incelenmesi, çeviribilim kuramlarına genel bir bakış, bütünleşik bilim felsefesi metodolojisinden hareketle belli başlı çıkarımların elde edilmesi, bütünleşik bilim felsefesi metodolojisinin mevcut metodolojilerden nasıl ayrıldığının ortaya koyulması, çeviribilimin incelemeye tabii tutularak holistik bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği şeklindeki hususlar mevcut çalışmada ele alınmaktadır. Holistik yaklaşım, çeviribilimin bilimsel ve bilim felsefi boyutlarını bir arada ele alarak çeviribilim felsefesine doğru bir adım atmayı ve daha bütüncül bir anlayışa ulaşmayı hedeflemektedir. Çalışmanın tartışma ve çıkarımları, çeviribilimin bütünleşik bilim felsefesi metodolojisi yaklaşımıyla bilimsel ilerlemesinin nasıl açıklanabileceğine odaklanmaktadır. Modern çeviribilimin evriminin, içsel faktörlerin yanı sıra dışsal faktörlerin de etkisiyle gerçekleştiği ayrıca tespit edilmektedir. Sonuç olarak, bütünleşik bilim felsefesi metodolojisi, modern çeviribilimin evriminin açıklanmasında önemli bir modeldir. Bu metodolojiye başvurmanın çeviribilim araştırmalarının daha bütüncül bir bakış açısıyla çoğulcu bir anlayışa ulaşmasına yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Bütünleşik bilim felsefesi metodolojisi, modern çeviribilim, bilim felsefesi, çeviribilim felsefesi, çeviribilim tarihi
Çeviri hizmeti sağlayan büroların internet sitelerinin içerik ve seo açısından değerlendirilmesi
Bu araştırma, SEO stratejilerinin içerik kalitesini artırarak çeviri piyasasında müşteri potansiyelini ve müşteri memnuniyetini nasıl etkilediğini ve bu etkinin çeviri talebini nasıl artırdığını incelemeyi amaçlamaktadır. SEO, içerik kalitesini artırarak çeviri piyasasında müşteri potansiyelini ve müşteri memnuniyetini artırıp çeviri talebini etkiler. Değişen ve gelişen teknolojinin etki alanları gün geçtikçe genişlemekte ve neredeyse toplumun tüm alanlarını etkilemektedir. İnternet, sosyal medya ve teknolojik gelişmelerle değişime uğrayan çeviri dünyasında da artık çeviriyi eski düzenden çıkartarak yeni boyutlara geçmesini sağlamıştır. Çeviri teknolojilerinin gelişimiyle çeviri işlemleri, çevirmen ve çeviri piyasası da elbette teknolojik gelişmelerden etkilenmiş ve halen daha etkilenerek değişimlere uğramaktadır. Çeviri piyasalarının oluşumu ve genişlemesi internet ve sosyal medya vasıtalarıyla gerçekleşmekte, internetin ve sosyal medyanın iletişim ve ağ boyutunda yenilikler yaratması çoğu piyasada da değişimler meydana getirmiştir. Teknoloji, internet ve sosyal medya sadece çeviri teknolojilerini etkilemekle kalmayıp kullanıcılarında arama motorlarındaki etkileşimini de etkilemiştir. Bir web sitesinin arama motorlarındaki sıralamasındaki yerini yükseltmek adına yapılan çalışmalar SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) ile sağlanır. Çeviri piyasasındaki şirketler çeviri projelerini internet vasıtasıyla müşterilere sunar. Arama motorlarında üst sıralarda olan çeviri bürosu siteleri müşteriler tarafından görünürlük ve güvenilirlik açılarından daha fazla tercih edilebileceğinden dolayı daha fazla çeviri talebi oluşabilmektedir. Çeviri hizmeti sağlayan çeviri bürolarının SEO çalışmaları, içerik kalitesini etkileyerek çeviri projelerindeki müşteri memnuniyeti ve müşteri potansiyeli arasında pozitif bir ilişki oluşturabileceğidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket yöntemi uygulanacaktır. Teorik kısım için literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Veriler, Google Forms aracılığıyla oluşturulan bir anket ile çeviri bürolarında çalışanlardan elde edilecektir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel istatistik ve yüzde analizi kullanılarak analiz edilecektir. Bu çalışmada çeviri sektörü bağlamında içerik ve SEO değerlendirilecektir. Çeviri sektöründe içerik ve SEO optimizasyonları ile değişimler ve kazanımlar değerlendirilecektir. İçerik ve SEO'nun çeviri sektöründeki yerinin sorgulanması ve yeni bakış açıları sunulması beklenmektedir
Psikososyal destek hizmetlerinde çevirmenin ruh sağlığı
Siyasi, ekonomik, iç savaş ve çatışma, doğal afetler, kültürel ve dini sebepler; sağlık hizmetleri, eğitim ve iş fırsatlarına erişim arzusu gibi durumlar sonucu göç eylemi gerçekleşmektedir. Göç ettiği ülkenin dilini bilmeyen bireylerin toplum ve kamu kurumları ile iletişim kurması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu nedenledir ki hukuk, sağlık, eğitim, güvenlik gibi alanlarda toplum çevirmenliği kendiliğinden ortaya çıkan zaruri bir faaliyettir. Toplum çevirmenlerine ihtiyaç duyulan bir diğer alan ise ruh sağlığı alanında yürütülen çeviri faaliyetleridir. Psikoterapi çevirmenleri, psikoterapiye başvuran bireylerin duygu, düşünce, deneyim ve ruhsal durumunu aktararak dil ve kültür uçurumunu kapatan köprü görevi görürler. Bu çevirmenler için çevirmenliğin getirdiği güçlüklerin yanı sıra ruh sağlığı alanında çalışmanın getirdiği psikolojik ve duygusal bir yük de mevcuttur. Tüm bu güçlüklere rağmen profesyonel bir çevirmen, gizlilik, duygu ve tepkilerin kontrolü, jargona uygun bir dilde aktarım sağlama gibi konularda dikkatli ve özenli olmak zorundadır.Bu çalışmada, çok dilli ve kültürlü ülkelerde yaygınlaşan ruh sağlığı alanındaki çeviri faaliyetlerine yönelik akademik çalışmaların ülkemizde nispeten eksikliği ve bu alandaki farkındalığa duyulan ihtiyaç temel alınmıştır. Araştırma, psikososyal destek hizmetlerinde çalışan çeviri hizmeti ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi, Türkiye'de psikososyal destek hizmetlerinde çalışan çevirmenler oluşturmaktadır. Bu çalışmada; (1) psikoterapi çevirmenleri terapötik görüşmeden ne derece ve nasıl etkilendiği (2) seanstaki konulardan etkilenmemek veya daha az etkilenmek adına ne tür stratejiler izlendiği (3) psikoterapi çevirmenlerine psikolojik destek verilip verilmediği gibi sorulara yanıt aranarak toplum çevirmenliğinin uygulama alanlarından psikoterapi çevirmenliği ve bu alanda hizmet veren çevirmenlerin ruhsal durumunu araştırmak ve ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de psikososyal destek hizmeti veren sivil toplum kuruluşlarında görev yapan çevirmenlere elektronik posta yolu ile anket uygulaması yapılmış olup elde edilen veriler nicel ve nitel veri analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Bu veriler neticesinde çevirmen-danışman işbirliği, eğitim, psikolojik destek gibi hususların gerekliliği saptanmıştır Bu çalışma ile ruh sağlığı çevirmenliği alanında farkındalık yaratarak alana dikkat çekmek ve çevirmenlerin iyileştirilmiş şartlar altında çalışmasına yönelik çalışmaların önünü açmak hedeflenmiştir.
Alt yazı çevirisi kapsamında çeviri sürecinin ve çevirmenlerin çalışma koşullarının analizi
Dünyada ve ülkemizde görsel-işitsel çeviriye ihtiyacın gitgide arttığı görülmektedir. Görsel-işitsel çevirinin ve Türkçe çeviri seçeneğinin sunulduğu platformlar artmakta ve bir ürüne eklenen çeviri sayısı çeşitlenmektedir (alt yazı, dublaj gibi). Teknolojinin gelişmesi ve yaygın internet kullanımının artması da görsel-işitsel ürünlere ulaşımı kolaylaştırmış ve hızlandırmıştır. Ürünlerin anlaşılırlığını etkileyen dilsel farklılıkların aşılması, görsel-işitsel çeviri türleri sayesinde mümkün olmaktadır ve bu gereksinimi en hızlı karşılayan çeviri türünün de alt yazı çevirisi olduğu görülmektedir. Günümüzde görsel-işitsel çeviri faaliyetleri kapsamında özellikle alt yazı çevirisinin artması, bu konuda daha fazla araştırma ve geliştirme yapılmasını gerektirmektedir. Yapılan alanyazın taramasında, alt yazı çevirmenlerinin teknolojiyle paralel olarak gelişen alt yazı çeviri sürecindeki rollerinin ve çalışma koşullarının nasıl bir değişim gösterdiği konusunda bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu konuya ışık tutmak amacıyla, sahadaki çevirmenlerin alt yazı çevirisi yaparken yaşadıkları sürecin ve içinde bulundukları çalışma koşullarının avantaj ve dezavantajlarıyla ortaya konması çeviribilim açısından elzemdir. Bu çalışma kapsamında alt yazı çevirisi ve alt yazı çevirmeni betimleyici yöntem ile incelenmiştir. Sonrasında alt yazı çevirmeninin çeviri sürecindeki rolünü ve çalışma şartlarını araştıran anket, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir Sonuç olarak teknolojinin ve çeviri şirketlerinin tutumlarının, alt yazı çevirmenlerinin süreçteki rolünü ve çalışma koşullarını belli oranlarda olumlu ve olumsuz olarak etkilemiş olduğu saptanmıştır ve alana katkı olması amacıyla öneriler sunulmuştur.
Kitle kaynak, kitle kaynaklı çeviri ve çeviribilim: Türkiye'deki uygulama alanları üzerine ampirik bir araştırma
Kitle kaynak kullanımı son yıllarda artan bir ilgiyle karşılaşmış ve benzer şekilde kitle kaynaklı çeviri faaliyeti de özellikle 21nci yüzyılda önemli çeviri etkinliklerinden birisi haline gelmiştir. Bu olguya ilişkin dünya çapında yapılmış sayısız çalışma olguyla ilgili farklı noktalara odaklanmış ve konuyu aydınlatmaya çalışmıştır. Söz konusu olgu ile ilgili Türkiye'deki durumuna ilişkin çok sınırlı sayıdaki araştırmanın çok dar kısıtla konuyu ele almış olmaları konunun daha kapsamlı irdelenmesini gerekli kılmıştır. Bu noktadan hareketle bu çalışma olguya ilişkin Türkiye'deki yaklaşımları değerlendirmeye, uygulama alanlarını belirlemeye ve konuya ilişkin genel farkındalığı ortaya koymaya odaklanmıştır. Bu bağlamda çalışma kapsamında ulusal ve uluslararası alanyazın taraması yapılmış, bir anket çalışması ile genel durum ölçülmeye çalışılmış, akademi, sektör ve kitle kaynaklı çeviri faaliyeti katılımcıları ile mülakat dizisi gerçekleştirilmiş, mülakatlardan elde edilen veriler ile analitik hiyerarşi prosesi kapsamında konuya ilişkin kriterler belirlenerek ağırlık ölçeklendirmesi yapılmıştır. Bunlara ek olarak konuya ilişkin bir uygulama değerlendirilmesi yapılabilmesi maksadıyla dört üniversitenin çeviri ile ilişkili bölümlerinde öğrencilerin katılımıyla kitle kaynaklı çeviri çalışması simüle edilmiştir. İncelemelerin sonuçları göstermiştir ki Türkiye'de kitle kaynaklı çeviri faaliyeti temel olarak ulusal kuruluşlar ve işletmeler nezdinde değil uluslararası kurum ve kuruluşların yukarıdan aşağıya yönlendirmeleri ile gerçekleştirilmiş olup bunların dışında kalan uygulamaların daha ziyade aşağıdan yukarı yönlendirmeler kapsamında hayran altyazısı, taraveri, video oyun rom hackleme gibi 'kişisel ilgi ve hobi'lerin itici güç olduğu ve çeviri katılımcılarının hem çevirmen hem de çeviri metnin kullanıcısı oldukları süreçler zemininde olduğu görülmüştür. Bu bağlamda rollerin yeniden tanımlanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Konuya ilişkin farkındalığın çok sınırlı düzeyde olduğu ve 'gönüllülük' eksenli bir uygulama olan kitle kaynaklı çeviri faaliyetinin yalnızca ücretsiz olması gibi bir anlayışın ağırlıkla hâkim olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca süreç içerisinde profesyonelleşme çabalarının 'amatör' katılımcıları demotive ettiği ve katılım düzeyini düşürdüğü anlaşılmıştır.
Kültürel diplomasi aracı olarak haber çevirilerinin rolü: TRT World İngilizce ve BBC Türkçe servisi örnekleri
Ülkeler arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirmek için aracılanan ve erek haber üretim sürecinin önemli aktörü olarak görünüşte alakasız bir alan olarak görünen çeviri eylemi, kültürler arasında bir köprü görevi görmek üzere haber medyası tarafından işlevsel bir şekilde uygulanan, genellikle haber üretimi ve tüketimi olarak kabul edilen görünmez bir süreç olarak kabul edilir. Bu çalışma, TRT World ve BBC Türkçe haber servislerinde yer alan Ukrayna-Rusya çatışmasına dair uzlaşı, barış ve arabulucu kültürüne ilişkin haber çevirilerinin diplomasi yönünü ve erek metindeki kültürler arası farkındalığın analizini, kültürlerarası arka planda İngilizce (TRT World) ve Türkçe (BBC Türkçe ) kaynaklı haberlerin çevirisinde uygulanan haber çevirilerindeki söyleme ilişkin anlamsal ve yapısal dönüşümleri ve çeviri taktiklerini Norman Fairclough'un eleştirel söylem analizi yaklaşımı çerçevesinde ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Haber çevirilerinde ekleme, özetleme, değiştirme, çevirme-editleme gibi çeşitli çeviri stratejilerini uygulayarak kendi ülkesinde yer alan medya organlarının Ukrayna-Rusya çatışmasına dair haberleri erek kitleye ulaştırmaya çalışan TRT World ve BBC Türkçe etnosentrik bir yaklaşım sergileyerek ve Türkiye- Birleşik Krallık'ın çatışan ülkelere yaklaşımlarında barışçıl ve uzlaşıcı kültürel yaklaşımlarını aktararak çeviri eyleminin aslında örtülü bir yumuşak güç olarak kullanılan önemli bir gücü temsil ettiğini göstermektedir. Analizler, söylemlerin erek metinde güç ve ideoloji ilişkileri bağlamında yeniden üretilip şekillendirildiğini göstermektedir; haber üretim sürecindeki dönüşümler haber çevrisinin erek metni oluşturma sürecindeki özgürlük alanlarına etki etmekte ve haber ajansındaki kurumsal ideoloji ve müdahaleler çevirmen için düşünsel yeni açılımların yanında çeviriyi eyleyenin etkinliğini de kısıtlayabilmektedir.
Çevirmenin makine çevirisi sürecinde bir eyleyen olarak çevirmen-çeviri motoru etkileşimindeki rolü
Makine çevirisi günümüzde tüm metin türlerinin çevirisinde kullanılmaktadır. Makine çevirisi sürecinde çevirmen ile çeviri motoru arasında bir etkileşim söz konusudur. Bu durum elde edilen metnin sorumluluğunun kime ait olduğuna ilişkin bir sorunu gündeme getirmektedir. Bu çalışma, bu sorunun aşılabilmesi için çevirmenlere ve çevirmen adaylarına ön düzeltme (pre-editing) ve son düzeltme (post-editing) işlemleri ile gerekli müdahaleleri yaparak sorumluluğu üstlenmeleri konusunda farkındalık kazandırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada makine çevirisi temelinde çeviri teknolojilerinin gelişim süreci incelenmiş, bir iktisat teorisi olan Vekâlet Teorisi'nin çeviriye uyarlanışı ve çevirmenin sorumluluğu üzerine almak üzere uygulayacağı ön düzeltme ve son düzeltme işlemleri detaylı şekilde açıklanmıştır. Çevirmenin çeviri motoru ile iş birliği içerisinde yürüttüğü çeviri sürecinde hangi beceri ve edinçlere sahip olması gerektiği tanımlanmış ve insan çevirmen ile çeviri motoru arasındaki vekâlet sorununa yakından bakılmıştır. Çalışmada veri elde etme yöntemi olarak doküman analizi ve yarı yapılandırılmış mülakatlar, veri analiz yöntemi olarak ise içerik analizi kullanılmıştır. Piyasada aktif olarak çalışan ve en az üç yıllık bir deneyime sahip olan 10 çevirmenle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış mülakatlardan elde edilen veriler tematik analiz uygulanarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda çevirmenlerin hala bilgisayar destekli çeviri araçlarını temel, makine çevirisi motorlarını ise destekleyici araçlar olarak kullandıkları tespit edilmiştir. Çevirmenler, çeviri teknolojilerinin önemli avantajlar sağladığını kabul etmekte ancak kötüye kullanım, hukuki ve etik boyutlarına dair eleştiriler sunmaktadır. Sonuç olarak makine çevirisinin insan dokunuşu, terminoloji bilgisi ve uzmanlıkla tamamlanması gerektiği; insan çevirmenin müdahaleleri ile çeviri metinden birinci dereceden sorumlu olduğu; nöral makine çevirisiyle birlikte çevirmenlerin rollerinin post-editörlüğü ve redaktörlüğü de kapsayan bir tür "dil uzmanlığı" rolüne evirildiği ortaya konmuştur.
Yazılı tıp metinleri çevirisi sürecinde ChatGPT3 sohbet robotunun konumu ve çeviri ürün kalitesinin değerlendirilmesi
Günümüzde yapay zekâ temelli sohbet robotlarının bazı sürümleri açık kaynak olarak herkese sunulmuştur. Fakat OpenAI tarafından büyük bir dil modeli olarak sunulan ChatGPT sohbet robotu önemli ölçüde diğer sohbet robotlarından ayrılmaktadır. Çeviribilim perspektifinden bakıldığında, ChatGPT gibi sohbet robotları (etkileşim için kullanılan bilgisayar programları) çevirmenler tarafından gerek akademik mecrada uygulama alanı olarak gerek profesyonel iş yaşamlarında çeviri metin üretimi için kullanılmaktadır. Makine öğreniminde gelinen son noktayla sohbet robotları tarafından her ne kadar kaliteli bir çeviri üretilse de makine çevirisi süreci tam otomatik bir süreç olmaması sebebiyle çeviri öncesi, süreci ve sonrasında bir insan çevirmenin müdahalesine ihtiyaç duyulmaktadır. Daha da önemlisi yazılı tıp metinlerinin doğru ve hassas bir şekilde çevrilmesidir. Bu tür metinlerin doğru bir şekilde çevrilmesi, hastaların sağlıkları ve tedavileri açısından kritik bir rol oynar. Bu nedenle, çeviri ürününün kalitesi ve doğruluğu son derece önemlidir. Bu tezde, ChatGPT3 adlı sohbet robotunun çeviri sürecindeki konumu, üç farklı yazılı tıp metinlerindeki çeviri performansı, çeviri süreci öncesi-sonrası insan müdahalesine gerek olup olmadığı incelenmiştir. İnceleme sonucunda ChatGPT3'ün uzun ve bilgi içerikli metinlerde önemli sorunlara sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Ayrıca, ham makine çeviri ürünleri ve son biçimleme-ön biçimlemeyle elde edilen makine çeviri ürünleri, insan çevirmen çeviri ürünleri referans alınarak BLEU metriği ile analiz edilmiştir. BLEU metriği dilbilgisel, bağlamsal ve doğruluk açısından bir analiz sunmaması çalışmayı kısıtlamıştır. Fakat analiz sonucunda ChatGPT3'ten elde edilen çeviri ürünlerin düşük puan aldığı görülmüştür. Tüm veriler çerçevesinde ChatGPT3'ün yazılı tıp metinleri çevirisinde yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'deki piyasa koşullarında çevirmenlik mesleği göstergelerinin işleyiş mekanizması
Kültürler arası iletişimin vazgeçilmez bir aktörü konumundaki çevirmenlerin mesleki yeterliliklerine ilişkin tanımlamalar, mesleğin tarihi göz önünde bulundurulduğunda nispeten çok geç yapılmıştır. Ancak uluslararası etkileşimin ve teknolojinin gelişmesiyle gerek dünyada gerekse de Türkiye'de çevirmenlere mesleki anlamda bir kimlik ve sorumluluk bilinci verilmeye çalışılmaktadır. Türkiye'de MYK (Mesleki Yeterlilik Kurumu) her ne kadar çevirmenlik mesleğine ilişkin standartları belirlemiş olsa da, piyasada faaliyet gösteren çevirmenlerin bu standartları tam olarak karşılayıp karşılayamadığı bir tartışma konusudur. Mesleki standartlaşmanın yeterli olmadığı çeviri piyasasında yürütülen çeviri süreçlerinde de birtakım eksiklik ve yetersizlikler gözlenmektedir. Bu eksiklik ve yetersizlikler çeviri piyasasında bir düzensizliğe neden olmaktadır. Bir iktisat teorisi olarak bilinen Akerlof'un "Limon Piyasası" teorisinde de yer verildiği gibi asimetrik göstergelerin söz konusu olduğu düzensiz piyasa koşullarında sunulan ürün veya hizmetle ilgili alıcı ve verici tarafların eşit bilgi düzeyine sahip olmaması kaliteli ürün ve hizmetlerin değer açısından karşılığını bulamamasına yol açmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye'deki çeviri piyasasına yakından bakılacak, çevirmenlik mesleğine ilişkin göstergeler üzerinden "Nitelikli çevirmen kimdir?" sorusunun cevabı aranacak, çevirmenlik mesleğine ilişkin problemlere zemin hazırlayan piyasa koşulları irdelenecek ve söz konusu piyasa koşullarının MYK'ya göre çevirmen olarak kabul edilen kişileri piyasa dışına itmesinin engellenmesi yönünde öneriler sunulacaktır. Sonuç olarak bu çalışma ile çevirmenlerin düzensiz piyasa koşulları nedeniyle yaşadıkları sorunlara karşı piyasa dengesinin yeniden kurulmasını sağlayacak çözüm önerileri sunulacaktır. Ayrıca Türkiye'de çevirmenlik mesleği göstergelerinin net bir şekilde tanımlanması, sektörde faaliyet gösteren kişilerin ilgili meslek grubu mensupları tarafından belirlenmesi ve yasal olarak uygulamaya konulacak bir sertifikasyon sürecine tabi tutulması yönünde adımlar atılmasına ön ayak olunacaktır.
Dilbilimsel labirenti çevirmek: James Joyce'un Ulysses'inin Türkçe çevirilerinin Toury'nin erek odaklı kuramı ışığında incelenmesi
Bu çalışma, yirminci yüzyılın en önemli romanı olarak görülmüş, James Joyce'un başyapıtı Ulysses'in üç ayrı Türkçe çevirisini Toury'nin erek odaklı kuramı çerçevesinde incelemektedir. Modernizme yön veren ve yazıldığı günden bugüne birçok farklı dile çevrilen roman, bilinçakışı tekniği ve biçimcilikle dikkat çekmektedir. Joyce'un farklı dillere olan hâkimiyeti, icat ettiği kendine has kelimeleri, dili deneysel bir biçimde kullanımı ve romanında yer verdiği motifler göz önünde bulundurulduğunda, çeviri sonuçlarının oldukça farklı olacağı varsayılmıştır. Çalışma kapsamında, söz konusu romanın Nevzat Erkmen (1996), Armağan Ekici (2012) ve Fuat Sevimay (2019) çevirileri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Gideon Toury'nin Erek Odaklı Kuramı doğrultusunda çevirmenlerin, her bir çeviriden seçilen 45'er örneğin çevirisinde kaynak veya erek kültür normları arasında hangi kutba yakın durduğunu belirlemektir. Toury (2012), kaynak kültür normlarına yakın çeviriyi "yeterli" görürken, erek kültür normlarına yakın çeviriyi ise "kabul edilebilir" görmektedir. Nabokov'un (2023), Joyce'un üslubuyla ilgili öne sürmüş olduğu görüş, 45 örneğin seçiminde belirleyici olmuştur. Örnekler karşılaştırılmalı olarak incelenmiş ve bu çeviri incelemelerinin sonucunda en erek odaklı çeviriyi Fuat Sevimay'ın yapmış olduğu, Erkmen'in Sevimay'a nazaran daha az kez erek normlara yakın durduğu, yine de erek odaklı bir çeviri sunduğu görülmüştür. Ekici'nin ise kaynak kültür ve erek kültür normlarını ön planda tutmak noktasında birbirine oldukça yakın davranışlar sergilediği, yine de daha çok erek normlara bağlı kaldığı sonucuna varılmıştır.
Çocuğa yönelik yazın çevirilerinde toplumsal cinsiyet ögeleri
Mevcut tez çalışması toplumsal cinsiyetin çeviri çocuk edebiyatı üzerindeki etkilerini ve yansımalarını ele almaktadır. Çocuk edebiyatı, toplumsal cinsiyet normlarının şekillenmesinde ve çocukların kimlik gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Mevcut çalışma, çeviri çocuk edebiyatı ürünlerinin toplumsal cinsiyet normlarına nasıl katkı sağladığı veya pekiştirdiğini, çocukların bu normları nasıl algıladığını veya öğrendiğini anlamayı amaçlamaktadır. Yerli çocuk edebiyatı ürünlerinde sıklıkla karşılaşılan toplumsal cinsiyet rollerinin (kız çocuklarının pembe erkek çocuklarının mavi giymeye zorlanması vb.), çeviri çocuk edebiyatıyla kesiştiği noktalar merak konusudur. Toplumsal cinsiyet ögelerinin çeviri çocuk edebiyatı üzerindeki etkilerini anlamak ve çocukların cinsiyet kimliklerini nasıl şekillendirdiğini görmek için seçilen çeviri çocuk edebiyatı ürünlerinin İngilizce-Türkçe karşılaştırmalı şekilde incelenmesi önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, çeviri çocuk edebiyatını yönlendiren faktörlerin, toplumsal cinsiyet rollerine ve normlarına çocuk özelinde bakılmasının, çocuk edebiyatı aracılığıyla rollerin çocuklara erken yaşlardan itibaren dayatılmasının/öğretilmesinin çeşitli örnekler ve ürün incelemeleriyle verilmesi, kullanılan ifadelerin yaşantıyla ne kadar etkileşimde olduğunu da gösterecektir. Çalışmanın amacı toplumsal cinsiyet ögelerinin çeviri çocuk yazınında varlığını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda kullanılan örnekler arasında 6 adet roman, 3 adet masal yer almaktadır. Romanlar 7-14 yaş grubu, masallar ise 5-7 yaş grubu baz alınarak seçilmiştir. Çalışmanın yöntemi doküman analizidir. Ürünlerin orijinal İngilizceleri ve Türkçe çevirileri kullanılmıştır. Cümleler karşılaştırmalı ve açıklamalı şekilde tablolar halinde çalışma içerisinde yerini alacaktır.
Çocuk ruh sağlığı çevirmenliğinde iş birliği dinamikleri
Türkiye'ye zorunlu göç eden mülteciler, göç sırası ve sonrasında yaşadıkları travmaların etkilerini hafifletmek amacıyla psikososyal destek hizmetlerinden yararlanmaktadır. Bu hizmetler, dil bariyeri nedeniyle ülkemizde çeşitli kurumlarda çeviri hizmeti aracılığıyla sunulmaktadır. Özellikle çocuk gibi oldukça hassas gruplarla yürütülen ruh sağlığı müdahalelerinde, yararlanıcıların etkin bir biçimde desteklenmesi, süreci birlikte yürüten uzman ve çevirmenlerin iş birliğine dayanmaktadır. Buradan hareketle, çocuk ruh sağlığı çevirmenliği, bu çalışmada çevirmen eşliğinde yürütülen çocuklara yönelik ruh sağlığı faaliyetleri kapsamında ele alınmaktadır. Çalışma, Türkiye bağlamında çocuk ruh sağlığı çevirmenliği süreçlerini çevirmenler ve uzmanların perspektifinden ele almayı ve iş birliği dinamiklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında, çocuk ruh sağlığı çevirmenliğine dair tematik alanyazın taraması yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen toplam 16 çevirmen ve uzman ile odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin deşifreleri MAXQDA24 yazılımı kullanılarak tematik olarak kodlanmış ve çeviribilim perspektifinde betimleyici analiz yöntemiyle incelenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın bulguları, çevirmenlerin ve uzmanların sorumluluk, otorite, güven ve duygusal etmenler gibi ruh sağlığı süreçlerinin temelini oluşturan çeşitli konularda benzer tutum ve düşüncelere sahip olduklarını ve süreç boyunca ortak uygulamalara başvurduklarını ortaya koymaktadır. Araştırma kapsamında incelenen dinamiklerin, terapi sürecinde kullanılan yönteme ve birlikte çalışılan yararlanıcı kitlesine göre değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Türkiye'de çocuk ruh sağlığı çevirmenliği alanına dair uygulamalara ve hizmet sağlayıcılarının çocuk ruh sağlığı çevirmenliğine dair yaklaşımlarına ışık tutarak saha gerçeklerini ortaya koymaktadır.
Çeviri sektöründe paydaşların kurumsallık algılarına yönelik olgubilimsel bir araştırma
Modern toplumlarda önemli bir rol oynayan meslekler, iş kollarının zamanla olgunlaşarak profesyonelleşme süreçlerini tamamlamalarıyla ortaya çıkar. Profesyonellik iddiasında bulunan mesleklerin, çeşitli sorunları aşmaları gerekmektedir. Çevirmenlik mesleği de karşılaştığı çeşitli sorunları yasal kazanımlar aracılığıyla çözümleyerek meslekleşme sürecini tamamlayabilir. Ancak, toplumda meslek algısını doğru oluşturmak ve meslekleşme sorunlarını ele almak için sürece farklı bakış açılarıyla yaklaşmak gerekebilir. Bu bağlamda, kurumsallaşma ve meslekleşme kavramlarının yakın ilişkisi tespit edilmiş ve çevirmenlik mesleğinin algısındaki sorunlar ve çözüm önerileri, kurumsal bakış açısının gerektirdiği kuram ve kavramlar üzerinden değerlendirilmiştir. Çalışmanın kuramsal çerçevesini oluşturan kurumsallaşma kavramı ve kurumsal kuram ile kuramın içerdiği kavramlar, birinci bölümde tanıtılmıştır. Çeviri mesleği açısından kurumsallaşma kavramına odaklanan ampirik çalışmalar bulunmadığından, ikinci bölümde yer alan alanyazın incelemesi, çevirmenin rolü ve meslekleşmeyi odak alan çalışmalar üzerine olmuştur. Bu nedenle, bu tez çalışması, çevirmenlik mesleği açısından son dönemde odaklanılan meslekleşme sorunlarına kurumsallık bakışıyla yaklaşmayı hedefleyerek, sektördeki paydaşların kurumsallık algıları üzerinden sorunları belirlemeyi ve çözüm önerileri sunmayı amaçlamıştır. Olgubilimsel araştırma deseni ile tasarlanan çalışmada, sektörel paydaşların mesleki anlamda kurumsallık algılarını ölçmek amacıyla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Paydaş grupları, meslekleşme üzerine akademik ve sektörel çalışmaları bulunan, alanda deneyimleri olan çevirmenler, çeviri işletmecileri ve çeviribilim alanındaki akademisyenlerden oluşmaktadır. Elde edilen veriler, MAXQDA programı kullanılarak analiz edilmiş ve "Bulgular ve Yorum" başlığı altında incelenmiştir. Bulgulardan elde edilen örüntüler üzerinden tümevarım yöntemiyle temalar belirlenmiş ve her bir tema başlığı altında meslekleşme ve kurumsallaşmaya yönelik yorumlamalar yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar, çevirmenliğin mesleki sorunlarının aynı zamanda kurumsallaşma sorunları olduğunu göstermektedir. Paydaş görüşleri dikkate alınarak ulaşılan sonuçlar doğrultusunda, çevirmenlik mesleğinde örgütsel alanı ilgilendiren sorunların çözümüne normatif öneriler getirilmiştir. Öneriler kısmının sonunda, dijitalleşmeyi de içeren Eyleyen Ağ Kuramı çerçevesinde taslak bir kurumsallaşma modeli önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevirmenlik Mesleği, Kurumsallaşma, Kurumsal Kuram, Eyleyen Ağ Kuramı, Dijitalleşme
Rusça ile Türkçenin kültürel ve dilsel farklılıklarının edebi eser çevirisine yansımaları (Reşat Nuri Güntekin-Çalıkuşu)
"Rusça ile Türkçenin Kültürel ve Dilsel Farklılıklarının Edebi Eser Çevirisine Yansımaları" (Reşat Nuri Güntekin-Çalıkuşu) başlıklı, doktora tez çalışmamızın amacı; Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı edebi eserinden faydalanarak, Türkçe ve Rusça dillerini çeviri yolu ile karşılaştırarak Türkiye ve Rusya arasındaki tüm evrelerde gelişen ilişkileri, kültürel ve dilsel farklılıkları ortaya çıkarmaktır. Türk ve Rus kültürlerini irdeleyerek farklılık ve benzer tarafları öne sürmek ile beraber Türkçeden Rusça'ya tercüme edilen edebi eserin incelenmesidir. Şimdiye kadar yapılan okumalar kapsamında çalışmaların içeriğine bakıldığında, özellikle politik ve ekonomik açıdan karşılaştırmalar olup dilsel ve kültürel açıdan olmaması göze çarpmaktadır. Böylece bu tezdeki amacımız Türk ve Rus halklarının dillerini ve kültürlerini dünya üzerinden algılama biçimlerini karşılaştırmaya yöneltmiştir. Bir başka halkın dünyayı nasıl algıladığının özelliklerinin bilinmesi, öncelikle farklı uluslardan insanlar arasındaki karşılıklı iletişimi tam olarak mümkün kılan uzman çevirmenler için önemli bir unsurdur. Çevirmen vasıtası ile edebi eser üzerinden, Türk ve Rus kültürlerini ve tarih boyunca iletişim içerisinde olan iki ülkenin kültürel ve dilsel özelliklerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada cevap bulmayı umduğumuz sorular aşağıda olduğu gibidir. Türkiye Rusya İlişkileri hangi zamana dayanmaktadır? Türk ve Rus dillerinin, Türkiye Rusya ilişkilerinin gelişiminin günümüz ile karşılaştırılması sonucu nedir? Türkçe ve Rusça dillerinin dilsel açıdan ortak ve farklı noktaları nelerdir? Türk ve Rus kültürlerinin ve geleneklerinin benzerliklerinelerdir? Rusça ve Türkçe aynı edebi eserlerin kültürel ve dilsel açıdan karşılaştırılmasında alınacak sonuç nedir? Rus halkının Türkiye hayranlığının sebepleri nelerdir? Rusya ve Ruslar açısından tarih boyunca İstanbul'un, tarihi kader kenti olmasının nedeni nedir? Bu iki kültürün farklılıklarını incelemek ancak çeviri yolu ile gerçekleşebilir. Bu yüzden çalışmada kültür aktarımı ana sorunumuzdur. Bu tezde Rus ve Türk kültürel ilişkilerinin incelenmesi hedeflenmektedir. Bu seçilmiş edebi eserde kültürel yansımalar ne şekilde oluşmuştur? Çevirinin bir kültür aktarımı olduğu savını düşündüğümüzde, cevabını aradığımız hususlardan biri de çevirmenin bir kültür uzmanı olarak edebi metinleri çevirirken para kültürü, dia kültürü veya idio kültürü içerisinde kalıp kalmadığıdır. Bunlara ek olarak bu çalışma çeviri-bilim ve kültür-bilim araştırmaları olmak üzere iki disiplini de bir araya getirmektedir. Ayrıca roman çevirilerindeki kültürel etkileşimler üzerinde durulmuştur. Bu çalışmamızda, Türk ve Rus kültürlerinin "Çalıkuşu" romanında nasıl ve ne şekilde karşılaştığını, söylem yakınlığını ve ayrılığını çeviri üzerinde irdelemeye çalıştık.
Çeviride ideoloji: 1960-1980'li yıllarda Türkiye'de yayıncılık ve çeviri, çeviri eserler ve dergicilik faaliyetleri
Belli iddialarla yola çıkan; fakat uzun bir araştırma süreci, farklı araştırma nesneleri gerektiren bu tez, 1960-1980 Türk çeviri yazınının panoromasını incelemek iddiası taşımaktadır. İdeolojik bir dönem olan söz konusu yirmi yılın çeviri yazın faaliyetleri, yayınevi politikaları, çeviri eserler ve oldukça ön plana çıkan dergicilik faaliyetleri bakımından üç aşamalı bir incelemeye tabi tutulmuştur. İdeolojik siyasi söylemlerin çeviri yazınını yönlendirdiği savından hareketle ülkedeki siyasi istikrarsızlık, ideolojik dalgalanmalar dolayısıyla çeviri yazın aracılığıyla ülkeye transfer ideolojilerin girdiği anlaşılmaktadır. Transfer ya da aktarma oldukları iddia edilen siyasi ideolojilerin ülkeye girmesinde en etkili rolü yayınevi sahipleri oynamış, yayınevleri arasında belirgin bir ideolojik bölünme, ayrışma gerçekleşmiş, çeviri yayın politikaları, şahsi ideolojileri doğrultusunda şekil almıştır. Yayınevi politikalarının, piyasaya giren ideolojik kapsamlı çeviri eserleri de nicelik açısından manipüle etmeyi başardıklarını öne sürmek mümkündür. Dönemin en önemli yazın araçlarından olan dergiler ise farklı ideolojik görüşleri temsilen ortaya çıkmışlardır. Farklı iki ideolojik tandansta ortaya çıkan ve bu çalışma kapsamında incelenen "Hilal Dergisi" ve "Yeni Dergi", dönemin dergicilik faaliyetlerindeki çeviri yayıncılığını tespit etmek açısından önem arz etmektedir. 1960-1980 dönemindeki çeviri yazın dünyasının parçalarını tek tek inceleyip söz konusu dönemin genel çeviri yazın dünyası hakkında fikir edinmek, ideolojilerin transfer edilerek kültüre entegre edilmeye çalışıldığını öne sürmek, ülke siyasetinin ve bu kapsamda gelişen siyasi görüş ve ideolojilerin çeviri yazın faaliyetlerini merkeze çektiğini iddia etmek ve çevirinin ideolojilerin ifade aracı haline geldiğini belirtmek mümkündür
Çeviribilim akademisyenlerinin üst alan, alt alan, eylem ve meslek adlarını kullanma eğilimleri üzerine bir terminoloji incelemesi
Çeviri etkinliği binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen, bilimsel bir çalışma alanı olarak ortaya çıkışı ve gelişimi, tüm dünyadaki gelişmelere paralel bir şekilde ülkemizde de 70'li yılların sonu 80'li yılların başına uzanmaktadır. Daha önce Filoloji ve Dilbilim gibi sosyal bilimlerin çatısı altında kendine inceleme alanı olarak yer bulan bu bilim dalı, gelişme süreci boyunca alana katılan bilim insanlarının önceki uzmanlık dallarından beraberlerinde getirmiş oldukları bilimsel bakış açıları ve terminoloji kullanımları ile çeviribilim alanı olarak şekillendirilmiştir. Bu yeni alanda faaliyet gösteren bilim insanlarının, farklı eğitim ve alan geçmişlerine sahip olmaları sonucunda uygulanacak yöntemlerde ve kullanılacak terimlerde bir görüş birliği oluşamamıştır. Dolayısıyla da yıllar boyunca çeviri süreci ve çeviri ürünleriyle ilgili yazılarda farklı terimler kullanılmıştır. Bu durum hem dünya literatüründe hem de Türkçe literatürde açık bir şekilde gözlemlenebilmektedir. Türkçe literatürde üst alan adıyla başlayan farklılık, alt alanlara, eylemlere ve meslek adlarına kadar uzanmaktadır. Bu durumu göz önüne serebilmek adına yapılan literatür taramasında, üst alan, alt alanlar, eylemler ve meslek adlarını ifade etmek için kullanılan ve kullanılması önerilen terimlerin detaylı bir listesi çalışmanın ilgili bölümlerinde verilmiştir. Bu çalışma, literatürde de gözlemlenen bu terimsel farklılıkların, alanda en fazla ürün veren, ürünlerinde terminolojiyi yoğun bir şekilde kullanan, alana yeni katılacak bireyleri yetiştiren ve bu bireylerin terminoloji eğilimlerinde rol model olan kişiler olarak akademisyenlerce hangi boyutta olduğunu incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda nicel veri toplama yöntemi olarak hazırlanan bir anket çalışması ile ülkemizde lisans düzeyinde çeviri eğitimi veren programlarda görev yapmakta olan akademisyenlerin terminoloji eğilimleri ve bu akademisyenlerin eğitim geçmişlerinin terminoloji eğilimlerine yansıma olasılıkları incelenmeye çalışılmıştır. Daha sonra, terimbilim literatüründe, terimlerin sahip olması gereken özellikler ve terim oluşturma kriterleri kapsamında yapılan tarama neticesinde en fazla vurgulanan kriterler derlenerek bir değerlendirme tablosu oluşturulmuş ve katılımcıların en fazla eğilim gösterdikleri terimler, nitel veri toplama yöntemi ile terminolojik değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirme neticesinde, anket sonuçlarında en yüksek eğilimin görüldüğü terimlerin terminolojik uygunlukları da tespit edilmeye çalışılmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki çeviri alanında uzmanlaşmanın artması, beraberinde terimsel birlik getirebilme ihtimalini taşımaktadır. Elde edilen tüm bulgular incelendiğinde, en fazla eğilim gösterilen terimler arasından en fazla terminoloji kriterini sağlayan terimlerin, çeviribilim-çeviribilimci, çeviri-çevirmen, yazılı çeviri-yazılı çevirmen, sözlü çeviri-sözlü çevirmen, andaş çeviri-andaş çevirmen ve ardıl çeviri-ardıl çevirmen terimleri olduğu görülmektedir.
Dijital medyanın çeviri eğitimindeki yeri ve dijital medya edinci önerisi
Bu araştırma her geçen gün gelişme kaydeden modern çeviribilim araştırmalarına bağlı olarak, yükseköğretimde çeviri eğitimi alanında dijital medya araç, gereç ve kaynaklarının çeviri edinçleri bağlamında tanıtılması ve kullanılmasını amaçlamaktadır. Bu bağlamda, kitle iletişim, medya ve internet ve web teknolojileri kavramlarının tanımları yapılmış ve bu kavramların dünya ve Türkiye'deki gelişme süreçleri detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Ardından, dijital medyanın ne olduğu, kapsam alanı, işlevleri, bilgisayar, akıllı cep telefonu uygulamaları, sosyal medya program ve uygulamaları tanımlanmıştır. Dijital medya araçlarının dil eğitiminde ve bazı diğer disiplinlerde kullanıldığı gibi çeviri eğitiminde de kullanılabileceğini göstermek ve belirginleştirmek tez çalışmasının temel hedefi olmuştur. Ülkemizde bulunan yükseköğretim kurumlarının temel bileşenleri olan fakülte ve yüksekokullarda, Mütercim-Tercümanlık ve Çeviribilim Bölümleri ve Uygulamalı İngilizce ve Çevirmenlik Programları bünyesinde eğitim alan öğrenciler, okudukları bölümlerden mezun olduktan sonra üretim ve hizmet sektöründe ihtiyaç duyulan yüksek nitelikli ara elemanlar olarak iş hayatına atılmaktadırlar. Bu nitelikli elemanların iş hayatlarında, eğitim hayatları boyunca edindikleri bilgi ve becerilerin yanı sıra teknolojiyi de yeterli ve etkin bir şekilde kullanmaları gerekmektedir. Çevirmenlik eğitimi alan öğrencilerin kullandıkları bilgisayar yazılım programları, akıllı cep telefonlarında yer alan dil ve çeviri eğitimine yönelik mobil uygulamalar, iletişim, eğlence ve daha pek çok farklı amaç için kullanılan sosyal medya kanalları ve forumların çeviri eğitimine yönelik kullanım alanları ve amaçları mevcut araştırmanın kapsamında yer almaktadır. Çeviri eğitiminde çeviri edinci başlığı altında yer alan alt edinçlere ek olarak, dijital medya araçlarının çeviri eğitiminde kullanımının açıklanmasını amaçlayan dijital medya edinci önerisi sunulmaktadır. Tez kapsamında yürütülen literatür araştırmasına ilaveten öğrencilerle yürütülen bir anket çalışması dolayısıyla, öğrencilerin dijital medya araçları ve çeviri teknolojileri kullanımı hakkındaki davranışları ve tutumları ölçülmüş ve tutum ölçeği geliştirilmiştir. Bu bağlamda elde edilen veriler doğrultusunda dijital medya edincinin çeviri eğitiminde yer almasına yönelik "Çeviri ve Dijital Medya I-II" dersleri önerisi yapılmıştır. ÖZET
Türkiye'deki sözlü çeviri alanındaki akademik çalışmaların konumu: 2008-2018 yılları arasındaki makale kitap ve lisansüstü tez düzeyindeki çalışmaların içerik analizi
Türkiye'de akademik çeviri eğitimi serüveni, 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde kurulan İngilizce mütercim-tercümanlık bölümü ile başlamış olup ve günümüzde farklı üniversitelerde, çeviribilim ya da mütercim-tercümanlık adı altında farklı yabancı dillerde aktif olarak çeviri eğitimi verilmektedir. Çeviribilimin bir alt alanı olarak kabul edilen sözlü çeviri eğitimi ve akademik çalışmaları, yine bu bölümlerin çatısı altında görev yapan akademisyenler tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma, Türkiye'deki çeviribilim / mütercim-tercümanlık bölümlerinde görev yapan akademisyenlerin son on yıl içerisinde sözlü çeviri alanında kaleme aldıkları makale ve lisansüstü tez düzeyindeki bilimsel çalışmalarını incelemektedir. Çalışmanın yöntemi bağlamında bilimsel makalelerin araştırılması Türkiye'de görev yapan çeviribilimcilerin yayınları üzerinden yürütülmüştür. Sözlü çeviri alanında Lisansüstü tez çalışmalarına ise YÖK Ulusal Tez Merkezi'nden erişilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman irdelenmiş yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışmada, elde edilen verilerin analizi içerik analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular alandaki referanslar ışığında irdelenecek ve Türkiye'deki sözlü çeviri alanındaki makale ve lisansüstü tez düzeyindeki çalışmalara ışık tutulmuştur.
Toplum çevirmenliği bağlamında sağlık turizmindeki diyalog çevirilerine dilbilimsel ve çeviribilimsel yaklaşım
Bu çalışmada, yarı resmi bir bildirişim ortamı olan saç ekimi merkezlerinde sözlü çevirmen aracılığında gerçekleşen üçlü katılımlı etkileşim görsel-işitsel kayıt altına alınmıştır. Sözlü çeviri ortamlarının sözlü dil düzleminde ele alınması gerektiği düşüncesinden hareketle, öncelikle sözlü dilin devingen yapısını besleyen parçasal ve parçaüstü yapılar birlikte olmak üzere incelenmiştir. Tek dilli etkileşim ortamlarına yönelik yapılacak çalışmalar sözlü çevirmenin varlığında gerçekleşen konuşma çevirisi gibi sözlü çeviri ortamlarına ışık tutabilir. Bu yönde bir farkındalık geliştiren araştırmacı, elde edilen görsel-işitsel malzemenin çevriyazısını kolaylıkla yapabilir ve diğer araştırmacıların ilgisine sunabilir. Toplamda 50 dakikalık özgün bir derlemin belli uzlaşımlar dâhilinde çevriyazısı yapılmış ve takip edilebilirliği kolaylaştırmak adına dil-dışı ortamdan sadece katılımcı bakışı seçilmiştir. Dilsel ortamdan ise soru sözceleri seçilmiştir. Soru sözceleri her sözlü bildirişim ortamının vazgeçilmezleridir. Zira soru sormadan muhatapların konuşmayı belli bir yere taşıması mümkün görünmemektedir. Araştırmada kullanılan dil çiftinden birinin Türkçe olmasından dolayı, Türkçede soru sözcelerinin işlevsel açıdan sınıflandırılması yapılmış ve sözlü çeviri ortamında üretilen soru sözcelerinin hangi amaçla üretildiği örneklerle incelenmiştir. Soru sözcelerinin kabul görmüş üçüncü bir ses olarak çevirmen tarafından nasıl ele alındığının izi ise çevirmenin çeviri ediminde ve salt dilsel ortamda sürülemez. Çevirmenin dilsel ve dil-dışı eylem ve söylemleri bir arada olmak üzere irdelenmelidir. Konuşma çözümlemesi ve onun sunduğu mikro ölçekli kavramsal gereçler bu tür bir araştırma için gerekli ortamı sunacaktır. Soru sözceleri ve bakış örüntüsü ile çevirmen tarafından ortaya koyulan eylemlerin kendi gerçekliğindeki çözümlemesi, çevirmenlerin anbean diğer iki muhatap ile karşılıklı bir anlam müzakeresi içinde olduğunu ve sözlü çevirmenin dilsel ve dil-dışı eylemlerinin etkileşimin gelişimine doğrudan katkı verdiğini ortaya koymuştur.
Çeviribilimde kuram-uygulama ilişkisi bağlamında bir araç olarak dergiler: "Metis Çeviri ve Çevirmenin Notu dergilerinin incelenmesi"
Yirminci yüzyılın sonlarında sosyal bilimler alanında yaşanan paradigma değişimi ile meşruiyetini ilan eden çeviribilimin bu değişim ile birlikte çalışma alanı da genişlemiştir. Söz konusu paradigma değişiminden önce dilbilimsel yaklaşımların etkisi ile çeviri çalışmalarının kaynak metin odaklı ele alındığı bilinmektedir. Ancak bu değişimden sonra çeviribilim araştırmaları erek odaklı yürütülmeye başlanmıştır. Tarihin her döneminde gerek sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve bilimsel gerek şahsi gereksinimlerden ötürü kültürlerarası iletişimin sağlanabilmesi için çeviri etkinliğine başvurulmuştur. Yaşanan dönemin şartları doğrultusunda, çeviriye bakış açısı da farklılık göstermiştir. Yirminci yüzyılın son çeyreğinde çevirinin girift ve çok boyutlu yapısını benimseyen çeşitli çeviri anlayışları ortaya konmuştur. Bu bakış açısı doğrultusunda çeviribilimde sıkça tartışılan ve günümüz çeviribilim çalışmalarında yer almaya devam eden kavramlardan biri de kuram ve uygulama ilişkisi olmuştur. Çeviribilim alanında yapılan tartışmalarda kuramsal çalışmaların çeviri eğitimi, çeviri eleştirisi, kuram ve yöntem üzerine çeviri tartışmaları gibi uygulama alanına yansıtılmadığında, çeviri kuramlarının işlevinin yerine getirilmemiş olduğunu savunan bir bakış açısı da mevcuttur. Bu çalışmanın çıkış noktası bu tartışmalar çerçevesinde kuram ve uygulama ilişkisini ana hatlarıyla irdelemektir. Bu incelemeyi gerçekleştirmek için ele alınan araştırma nesnesi ise çeviri dergileridir. Çünkü çeviri dergileri, düzenlenen sempozyumlar, yapılan çalıştay ve toplantılar, yayımlanan bildiri, makaleler ve kitaplar gibi tüm dünyada ve ülkemizde çeviribilim gelişmelerinin yakından izlenebileceği önemli uygulama alanlarıdır. Bu çalışmanın amacı, uygulama alanı ve aynı zamanda uygulama aracı olarak Türkiye'de çeviri dergiciliği üzerinden dilbilimsel yaklaşımlar ve günümüz çeviri anlayışlarını yansıtan çeviri kuramları ekseninde çeviri kuramlarının Metis Çeviri ve Çevirmenin Notu dergilerindeki yerini belirlemeye çalışmak ve bu yolla kuram ve uygulama ilişkisi kavramına bir üst bakış kazandırmaktır.
Çevirinin diasporik toplumları yönlendirme gücü: Almanya'daki Türk Diasporasının yönlendirilmesinde çevirinin üstlendiği rolün incelenmesi
Zorunlu göç hareketleri bazen refah seviyesinin arttırılması ve hayallerin gerçekleştirilmesi, bazen de keyfi sebeplerden dolayı veya bireyin kendine daha yakın hissettiği bir kültür atmosferinde yaşama arzusu gibi nedenlerle gerçekleşebilmektedir. Kendi büyüdüğü ortamdan, kültür ve dilden ayrılarak başka bir ortama göç eden kişilerin göç ettikleri yerlerde yaşadıkları en büyük problemlerden biri kuşkusuz uyum problemidir. Uyum problemi veya bir başka deyişle uyumsuzluk nedenlerinin başında ise dil ve kültür farklılıkları gelmektedir. Günümüzde Almanya örneği ele alındığında uyumsuzluk açısından Türk diasporasının önemli bir örnek teşkil ettiği söylenebilir. Alman egemen zihniyetin Türk diasporasından beklediği uyumun tesis edilemediği görülmektedir. Almanya'daki Türk toplumu Alman toplumunun gözünde entegrasyon konusunda sınıfta kalmıştır. 2001'den bu yana özellikle Batı toplumundaki İslam karşıtlığı ve giderek hoşgörüsüzleşen, gittikçe artan bir ötekileştirici tavır Alman kamuoyunda Müslüman Türkler üzerinde kendini hissettirmektedir. Buna ek olarak Almanya ile Türkiye arasındaki siyasi rekabet bu durumu daha da derinleştirmektedir. Bir taraftan Türk tarafının bu entegrasyon çağrılarını asimilasyon olarak görmesi, diğer taraftan ise Alman tarafının Türkleri entegrasyon özürlü kabul etmesi böyle bir yarayı derinleştirmektedir. Böyle bir durum ortadayken Türkiye'deki seçim süreçleri, Türkiye'nin yurtdışı askeri operasyonları, Almanya'daki seçim süreçleri, Türkiye'nin AB üyeli, PKK sorunları gibi siyasetin hararetli konuları Alman kamuoyunda Türkiye çerçevesinde ele alınmakta ve bunun üzerinden Almanya'daki Türk Diasporası da konulara dahil edilmektedir. Mevcut araştırma tüm bu olgular ışığında çevirinin nasıl bir rol oynayabileceği hususunu araştırmaktadır. Özellikle Alman devlet kanalı ZDF'nin gerçekleştirmiş olduğu yayınlar dikkate alındığında, Alman devletinin Türk diasporasını bilgilendirme ve Alman toplumunda bir görüş oluşturma -Alman Devletinin resmi görüşü- çabaları göze batmaktadır. Bu bakımdan mevcut çalışma özellikle bu tarz girişimlerin yoğunluk kazandığı seçimler, siyasi hamlelerin arttığı askeri, sosyal hareketlilikler döneminde ZDF kanalının çeviri kullanmak suretiyle nasıl bir tavır aldığı; yine çeviriyi kullanmak suretiyle Türk diasporasında nasıl bir algı oluşturduğu hususundaki bir araştırmayı içermektedir
Yabancı fenomenolojisi ve çeviribilimde yabancılaştırma sorunsalı
Çeviride her ne kadar yöntemsel olarak yabancılaştırma yöntemi ile yabancının yeri ve konumu aktarılmış olsa bile çeviride yabancının ne olduğuna veya yabancılığa dair bir ayrım yapılmamıştır. Xenoloji yabancılığın ne olduğundan öte yabancılık sorunun nasıl ortaya çıktığını göstermektedir. Çeviribilimde de xenolojik çalışma ile yabancılık sorunun tespiti mümkün olmaktadır. Çeviribilimde yabancının varlığı çeviri tanımlarında örtük bir şekilde yer almaktadır; xenoloji ile çeviri tanımlarının barındırdığı örtük yabancılık ortaya konulmuştur. Xenoloji yabancı sorununu ortaya çıkarırken yabancı fenomenolojisi ise yabancı sorununa çözüm yolları sunmaktadır. Çevirmen yabancıyı anlamadan veya yabancıyı deneyimlemeden kaynak dilden erek dile aktarım yapması mümkün değildir. Yabancı fenomenolojisi de yabancıyı anlama ve yabancı deneyiminden ortaya çıkmıştır. Ne yabancının ne de çevirinin genel geçer tek bir tanımı vardır. Yabancı fenomenolojisinin kurucusu Bernhard Waldenfels de yabancıya cevap verme ve yabancı tanımının çeşitliliğini sınırlamak adına yabancılığı üç türe ayırarak yabancılığın kendi içindeki sınırlarını da belirlemiştir. Waldenfels'in geliştirmiş olduğu yabancılık türleri çeviriye uyarlandığında sıradan yabancılık, metin türlerinde, çevirmenlerin başvuru kaynaklarında, çeviriye dair notlarda (önsöz ve dipnot gibi) görülmektedir. Metin içerisinde geçen dilsel ve kültürel farklılıklar yapısal/kültürel yabancılık olarak nitelendirilirken, çevirmenin zamansal, mekânsal, kültürel ve dilsel uzaklıktan dolayı yorumlayarak gerçekleştirdiği çeviriler ise radikal yabancılık içermektedirler. Çeviride yabancılığı temsil eden fenomenlerin başında mecazlar, dilsel varyasyonlar, kültürel semboller, başlık çevirileri, kelime ve dil oyunları yer alır. Çalışmada yabancılık sadece yabancılaştırma yönteminde değil, çeviribilimin genelinde var olduğunu gösterilmiş ve çeviribilimde xenoloji ile yabancı fenomenolojisi çalışmalarından da yararlanılarak yabancının yeri ve konumunun belirlenmesinde yeni bir bakış açısı sunmuştur.
Sözlü çeviri eğitiminde bilişsel incelemeler: SAÜ çeviribilim bölümü hazırlık, 2. ve 4. sınıflar örneği
Bu çalışmada öncelikle sözlü çeviri süreci ve sözlü çeviri eğitiminden bahsedilerek bilişbilimsel anlayışın bu süreçte etkili olduğu gösterilmek istenmiştir. Sözlü çeviri alanında yapılan araştırmalarda bilişsel kapasitenin varlığından bahsedildiği görülmüştür. Bu durum özellikle sözlü çevirmen adayı olan öğrencilerin bu süreçteki yetilerini ortaya çıkarmada ve onların sözlü çevirmenlik mesleğine olan tutumlarını belirlemede bilişsel alanın etkisini gözler önüne sermektedir. Bu maksatla, çalışmada sözlü çevirmen adayı olabilecek öğrencilerin bilişsel kapasiteleri öneride bulunulan SÖBES sınavı ile ölçülmek istenmiştir. Araştırmanın amacı Almanca Çeviribilim bölümü öğrencilerinin rubrik ölçeği ile ölçülen ön test sözlü çeviri başarı puanı ile son test sözlü çeviri başarı puanı arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığının belirlenmesidir. Bu amaçla araştırmaya Deney Grubu 1'de 10, Deney Grubu 2'de 16 ve Kontrol Grubunda 19 olmak üzere toplam 45 Almanca Çeviribilim öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verileri Rubrik Ölçeği ve Söbes Testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda hazırlık sınıfının sonunda rubrik ölçeği ile ölçülen ön test sözlü çeviri başarı puanı ile 2. sınıfın sonunda ölçülen son test dilbilimsel yeti, kaynak söylemi aktarma yetisi, söylem bütünlüğünü koruma yetisi, edimbilimsel yeti, iletişim yetisi, mesaj aktarım yetisi ve sözlü çeviri yetisi alt boyutları, içerik, sunum ve analitik yetenek boyutları ve genel toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim olduğu belirlenmiştir. Buna göre hazırlık eğitiminin öğrencilerin sözlü çeviri becerileri konusunda mesleki yeterlilikleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir. İlaveten devam eden çalışma sonucunda hazırlık eğitimi almış öğrencilerin ve anadili Almanca olan öğrencilerin rubrik ölçeği ile 2. sınıfın sonunda ölçülen ön test ve 4. sınıfın sonunda ölçülen son test dilbilimsel yeti, kaynak söylemi aktarma yetisi, söylem bütünlüğünü koruma yetisi, edimbilimsel yeti, iletişim yetisi, mesaj aktarım yetisi ve sözlü çeviri yetisi alt boyutları, içerik, sunum ve analitik yetenek boyutları ve genel toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim olduğu belirlenmiştir. Buna göre hazırlık eğitiminin öğrencilerin sözlü çeviri becerileri konusunda mesleki yeterlilikleri üzerinde olumlu yönde etkili olduğu belirlenmiştir.
Çeviri belleklerindeki farklı derecelerdeki bulanık eşleşmelerin çevirmenin çabasına etkisi
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayar destekli çeviri araçları hızla yaygınlaşmaktadır. BDÇ araçlarından olan çeviri bellekleri, çeviri yaparken çevirmenin harcadığı çabayı azaltmasına yardımcı olan, daha önce çevrilmiş metinlerin kaynak metinlerle bir arada tutulduğu çeviriye yardımcı bir araçtır. Çevrilmesi gereken metinle daha önceden çevrilmiş metinleri karşılaştıran çeviri bellekleri, çevirmenlere farklı eşleşme oranlarına sahip önerilerde bulunarak çevirmenlerin daha tutarlı ve daha hızlı çeviri yapmasını sağlamaktadır. Ancak çeviri belleklerinin çevirmenin harcadığı çabayı azalttığı varsayımı, çeviri piyasasında bulanık eşleşme oranına göre belli indirimler yapılmasını yaygınlaştıran ve çevirmenlerin adil bulmadığı bir uygulamaya yol açmıştır. Bu araştırma, çevirmenlerin çeviri belleklerinde yer alan farklı türdeki eşleşmeleri çevirirken harcadıkları çabaya odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı çevirmenlerin harcadıkları çabanın bulanık eşleşme oranıyla değişip değişmediğini ortaya koymaktır. Toplam 14 katılımcı, İngilizceden Türkçeye ve tersi yönde 190 kelimelik iki teknik metni çevirmiştir. Çevirmenlerin çeviri deneylerindeki çabaları ölçülmüştür. Bunun için Krings'in zamansal, fiziksel ve bilişsel çaba kavramları (1986; 2001) ve O'Brien'ın (2008) öznel çaba kavramları ile çevirmenin çabası işlemleştirilmiştir. Zamansal çaba çevirmenin çeviri süresi, fiziksel çaba Levenshtein mesafesi, bilişsel çaba odaklanma sayısı ve ortalama odaklanma süresi ve öznel çaba da düzeltme çabası üzerinden hesaplanmıştır. Veri üçlemesi yönteminin kullanıldığı çalışmada ayrıca, katılımcılarla mülakat yapılmıştır. Nitel veriler içerik analizi yöntemiyle, nicel veriler ise IBM SPSS Statistics programı üzerinden korelasyon analiziyle incelenmiştir. Katılımcı düzeyinde çevirmenlerin harcadıkları çabanın eşleşme oranına göre değişmediği bulunmuştur. Ancak grup düzeyinde, eşleşme oranı arttıkça, her iki çeviri yönünde de, tüm çaba türlerinde harcanan çaba azalmaktadır. Buna ek olarak, mülakatlar sonuçlarına göre, katılımcıların çeviri bellekleri ve indirim talepleri konusunda hemfikir olmadığı görülmüştür.
Küresel koşulların Türkiye akademik sözlü çeviri eğitimine etkisi: Müfredat analizi ve sözlü çeviri piyasası temsilcilerinin görüşleri üzerine bir inceleme
Küreselleşme olgusu etkisini farklı mesleklerde olduğu gibi sözlü çeviri mesleğinde ve piyasasında da hissettirmektedir. Böylelikle çeviri yapılan alanlar ve talep gören diller çeşitlenerek sözlü çeviri hizmetinde yeni bilgi ve becerilere yönelik talep oluşturmaktadır. Yabancılarla iletişim kurmak yabancı dilin ötesinde çeşitli beceriler gerektirmektedir. Sözlü çeviri sürecinde gerekli olan bilgi ve beceriler sözlü çeviri yapılan alanlar incelendiğinde belirginleşmektedir. Küreselleşme olgusuyla ortaya çıkan bu alanlarda anlaşılır olmak için sözlü çeviri sürecinde sözlü çeviri edincine sahip olan profesyonel sözlü çevirmenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı küreselleşmenin sözlü çeviri piyasasına etkisinin eğitime yansıması, sözlü çeviri edinç modellerinin eğitim programlarına yansıması ve sözlü çeviri piyasasının eğitimden beklentileri müfredatlarda yer alan sözlü çeviri dersleri ile analiz etmektir. Çalışmada nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Sözlü çeviri piyasasının durumu ve beklentileri tespit edilmeye ve sözlü çeviri eğitiminin bu beklentilere ne derece yanıt verebildiği belirlenmeye çalışılmıştır. Sözlü çeviri piyasasının durumunun tespit edilmesi için Çeviri İşletmeleri Derneği'nin 34 temsilcisine 41 sorudan oluşan bir anket internet üzerinden uygulanmıştır. Çoktan seçmeli, sıralamalı ve açık uçlu sorulardan oluşan anketle çeviri piyasasının güncel durumu ve değişen ihtiyaçlar çerçevesinde çeviri eğitiminden beklentileri tespit edilmiştir. Daha sonra çeviri eğitiminin bu beklentilere ne derece yanıt verdiğini bulabilmek için doküman inceleme yöntemiyle çeviri bölümlerinin müfredatlarında sunulan sözlü çeviri derslerinin edinç odaklı incelenmesi yapılmıştır. Çalışmada Türkiye'den 4 devlet ve 2 vakıf üniversitesinde lisans düzeyinde eğitim sunan mütercim-tercümanlık bölümleri örneklem olarak analiz edilmiştir. Bu bölümlerde sunulan sözlü çeviri derslerinin içerikleri ve amaçları bütünce olarak kullanılıp analiz edilmiştir. İçerik analizi yönteminin kullanıldığı bu analizde, tema ve kodlar, sözlü çeviri edinç matrisi ve Kautz (2002) öğrenme hedeflerine dayanarak oluşturulmuştur. Sözlü çeviri edinç matrisi ise Kutz (2010), Pöchhacker (2000) ve Albl-Mikasa'nın (2012) sözlü çeviri edinç modellerine ve sözlü çeviri piyasasına uygulanan anket sonuçlarına dayanarak oluşturulmuştur. Öncelikle her üniversite tek tek ele alınarak edinç odaklı bir ölçüm yapılmıştır ve elde edilen sonuçlar derslerin saat bakımından grafiklerde sunulmuştur. Analizin bir diğer aşamasında inceleme detaylandırılarak farklı üniversitelerde yer alan bölümler birbiriyle kıyaslanarak yorumlanmıştır. Piyasa temsilcilerinin doldurduğu anket ve müfredat incelemesi sonucunda sözlü çeviri eğitimine yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'deki akademik çeviri eğitiminin çeviri kuramlarıyla bağlantısı ve pratikteki işleyişi
Bu tez üniversite eğitiminin en önemli sorunlarından birisi olan kuram pratik ilişkisini çeviribilim perspektifinden tartışmayı amaçlamaktadır. Kuram ve uygulama bir sistemin dönüşüm hallerini temsil ederler. Kuramdan pratiğe ve pratikten kurama dönüşle gerçekleşen toplumsal sistemler, kendi bağımsız işleyişlerini ve kalitelerini sürdürme yeteneğini geliştirebilirler. Çeviri eğitiminin ve çeviri müfredatının toplumsal pratikle ilişkisi ve çeviri bölümlerinin toplumsal sistemdeki karşılığı çeviri alanının önemli bir sorunsalıdır. Çeviri eğitimi ve çeviri kuramlarının pratikteki karşılıkları ve çeviri sistemi içindeki konumlarının yeniden belirlenerek, çeviri sektörünün çeviri eğitimi yoluyla kalitesini artırması mümkündür. Bu amacın gerçekleşebilmesi çevirinin bir sistem olarak ele alınmasıyla mümkündür. Çevirinin bir sistem olarak ele alınması sayesinde, çeviri sistemindeki aktörlerin konumları yeniden yorumlanabilir. Bu tez, Luhmann'ın sistem kuramından yola çıkarak, çeviri sisteminin tüm paydaşlarının çeviri sistemindeki rolünün yeniden belirlenmesini amaçlamaktadır.
Çeviri ve çevirmen edinci kapsamında Sakarya Üniversitesi Çeviribilim Bölümü derslerinin incelenmesi
Akademik çeviri eğitiminin hedefi öğrencilere çeviri edinci kazandırmaktır. Verilen akademik çeviri eğitiminde çeviri edinci ve alt edinç türleri öğrencilere aktarılır. Bütüncül olan çeviri edincinin birçok alt edinci bulunmaktadır. Çalışmada bu edinçlerin hepsi açıklanacaktır. Çalışma çeviri edincine ve çevirmen edincine yönelik uygulamalı bir çalışmadır. Çalışmanın ilk uygulamalı kısmı Sakarya Üniversitesi kapsamında gerçekleşmektedir. Sakarya Üniversitesinde lisans eğitimi boyunca alınan bütün dersler incelenecek ve çeviri edinci kapsamında değerlendirilme yapılacaktır. Diğer uygulamalı kısım için sektörle röportaj yapılacaktır. Sektöre sorulan sorular ile sektörün beklentisi ortaya konulacaktır. Bu doğrultuda çevirmen edinci değerlendirilmesi yapılacaktır. Bu çalışmanın hedefi Sakarya Üniversitesi baz alınarak çeviri edinci ve sektörün beklentisi doğrultusunda çevirmen edincini incelemektir. Bu doğrultuda beklentiler ortaya çıkarılacak, değerlendirme yapılacak ve eksiklikler var ise tespit edilecektir. Gelişime yönelik bir çalışmadır.
Çeviride cinsiyet sorunsallığına eleştirel bakış
Çeviri çalışmalarında ve araştırmalarında çeviride cinsiyet önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda kadının kimliği, toplumdaki yeri ve etkisi ile ilgili çalışmalar, giderek daha yaygın hale gelmektedir. Bu durum söylem, yazın bağlamlarında çeviriye yansımaktadır. Çeviride kadın konusu, giderek farklı boyutlarda irdelenmeye ve ele alınmaya başlanmıştır. Feminizm hareketleri çeviri yolu ile görüşlerini dile getirmeye başlayınca, çeviride cinsiyet sorunsallığı da ortaya çıkmıştır. Cinsiyet, biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet olarak ikiye ayrılmaktadır. Biyolojik cinsiyet kadın ve erkek arasındaki fizyolojik ve vücut kimyası ile ilgili farklılıkları göstermektedir. Fakat, toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından kadına ve erkeğe yüklenen kültürel görüşleri, değerleri ve beklentileri ifade etmektedir. Çeviri de, hem biyolojik hem de toplumsal cinsiyetten etkilenmektedir. Kadın ve erkeğin sözcük seçimleri, dil kullanımı, ifade tarzı da cinsiyete bağlıdır. Kadın ve erkeğin dil kullanımlarının farklı olması, çevirmenin tutumunu da etkilemektedir. Ayrıca erkeğin egemen olduğu bir toplumda kadının dil kullanımı sınırlanmaktadır. Toplumun ve erkeğin kadına bakış açısı kadınların eylemlerini, ifadelerini olumsuz manada etkilemektedir. Dolayısı ile kadının ve erkeğin ifade farklılıkları çeviriye de yansımaktadır. Böylelikle, çeviride cinsiyet sorunsallığı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmamızda, "Çeviride Cinsiyet Sorunsallığını" iki çeviri örneğinde irdelemeye çalışacağız. İrdelememiz, her iki çevirmenin seçtiği sözcük ve kullandığı stil üzerinde olacaktır. Bu çalışma, kadın ve erkeğin çeviri kararlarını, sözcük seçimini, dil kullanımlarının ve tercih ettikleri söylem farklılıklarının, çeviri eylemini nasıl etkilediğini betimleyici bir yöntem ile ön plana çıkaracaktır.
Çeviribilimde çevirilemezlik: Çevirilemezlik kavramının çoklu durum çalışmalarında görünürlüğü
Çevirilemezlik, Antik Dönemden günümüze çevirinin olanaksızlığı tartışmasının anahtar kelimesi olmuş çeviri fenomenidir. Batı çeviri geleneğinde Humboldtla başlayan tartışma çevirilebilirlik kavramıyla yürütülmektedir. Ses-kavram ilişkisinin anlamlandırılmasındaki eşdeğerlik arayışından, anlamın doğası-dil felsefesi düzlemlerine taşınan tartışma, Evrenselci, Monadist ve Yapısökümcü felsefi yaklaşımlarla yürütülmüştür. Her şey çevrilebilir-hiçbir şey çevrilemez gibi mutlak uçlarda gezen tartışmada, yapısökümcülük ara bir konumdadır. Göstergenin nedensizliğiyle açıklanan "anlam farklılıklar üzerine kuruludur" Saussüre'ün söylemiyle, Catford'un çevirilemezlik ayrımı çalışmanın dilbilimsel ayağını oluşturmaktadır. Quine'nin çevirilemezlik tezi ve nihai gösterilenin olamayacağı Derrida'nın savı, tezin felsefi ayağını teşkil etmiştir. "Hiçbir şey çevrilemez mi?" ve "herşey çevrilebilir mi?" soruları tezin araştırma sorularındandır. Çevirilemezlik kavramını kapsamlı bir çalışmayla tanımlamak, çevrilemezliği sınıflandırmak tezin amaçlarıdır. Nitel araştırma desenlerinden çoklu durum çalışmasına uygun nitel bir araştırma yöntemi kullanılmıştır. Farklı durumları temsil ve çoklu bakış açısısı için "amaçlı örnekleme" stratejisi uygulanmıştır. Böylece oluşturulan bütüncedeki yazılı-görsel metinler çevirilemezlik durumları başlığı altında türlerine göre sınıflandırılmışlardır. Kavram 4 türe ayrılmıştır. Dilsel çevirilemezlik 4 alt bölümden oluşmaktadır. Sesbilimsel çevirilemezlikte, ses-kavram ilişkisi, sırasıyla yansımalı sözcük, portmanto sözcük, ses benzeşmesi, sözcük oyunu gibi dil retorikleri üzerinden incelenmiş, fonolojik-grafolojik aktarım durumlarına bakılmıştır. Sözcüksel çevirilemezlikle, göstergenin nedensizliği ve dilin tarihselliği vurgulanmış, anlam farklılıkları tablolanmıştır. Sözdizimsel çevirilemezlikte, iki dilbilgisel dizimin yüzeysel yapıda kesişmesinin ve diller arası uyumsuzluğun yol açtıkları çeviri güçlükleri gösterilmiştir. Metinsel çevirilemezlikte, metinsellik ve edimsellik şartlarının erek kültüre ne derece taşındığı, bir üst dilin eksikliği bağlamında incelenmiştir. Kültürel çevirilemezlikte, çevirinin metonimik yüzü ve dilin davranış üzerindeki etkisi işlenmiştir. Mutlak çevirilemezlikle, çevirinin ideolojik boyutu yansıtılmış, travma ürünü bir dünyayla gerçeklik arasındaki his farkını çevirinin kapatamayacağı saptanmıştır. Edebi çevirilemezlikte, yapıtları saran dildeki yüzey-derin yapı örüntülerinin dengelenmesinin güçlüğü gösterilmiştir. Bütüncenin analizinde, tümdengelim-tümevarım yaklaşımları kullanılmıştır. Çevirilemezlik, niteliğe ve olguya dayalı iki farklı anlam taşımaktadır; her iki anlam çeviriye karşı bir tutumdur. Çevirilemezlik tanımı, anlamları arasındaki farkı kapsamaktadır. Kavrama, mutlak çevirilemezlik türü yeni bir boyut olarak eklenmiştir.
Toplam kalite yönetimi kriterleri kapsamında ulusal çeviri işletmelerinde çeviride kalite
Kalite kavramı, farklı disiplinler tarafından değişik biçimde tanımlanan ve tek bir tanımı olmayan bir kavramdır. Çeviri eyleminin öznel bir yanı olması sebebiyle çeviride kalitede genel kabul görmüş nesnel kalite kriterleri belirlenememiştir. Çeviride kalite, çeviri işletmelerince belirlenen dil bilgisi, yazım, noktalama, kelime sayısı gibi dilsel kriterlerle oluşturulmaya çalışılmaktadır. Birçok çeviri işletmesi ise ISO gibi kalite belgeleriyle bunu güvence altına almaktadır. Peki kalite belgelerinin veya toplam kalite kriterlerinin gerektirdiği kalite standartlarını gerçekleştirmek, çeviri işletmelerinde yapılan çeviriyi ne ölçüde kaliteli kılmaktadır? Kaliteli çeviri ile kastedilen nedir? Birçok çeviri işletmesi kendi internet sayfalarında çeviride kalite ve kalite denetimlerinden bahsetmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmanın amacı; çevirinin kalbinin attığı işletmelerin bunu uygularken hangi kriterleri tam olarak uyguladıklarını, serbest ve kadrolu çevirmenlerine ne ölçüde ekipman sağladıklarını, müşteri taleplerini ne ölçüde sağladıklarını belirlemektir. Bu konunun seçilmesinin nedeni Çeviribilim alanında bu konu hakkında fazla çalışma yapılmamış olması ve çeviride kalite konusunun işletmeler bazında incelemesini gerçekleştirerek gelecekteki çalışmalara kapı açabilmektir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulacak olan tezin giriş kısmında, çevirinin genel hatları ve gelişimi, kalitenin tanımlanması, sözlü ve yazılı çeviride kalite standartları, toplam kalite yönetimi kriterleri, kalite kuramcıları, ISO gibi kalite standartları, çeviri kuramları ve kalite ilişkisi gibi konular yer alacaktır. Gelişme kısmında, Türkiye bazındaki bazı çeviri işletmeleri ve mail-telefon görüşmelerinin/internet sitelerinin incelenmesi yollarıyla elde edilen çeviride kalite anlayışları, uyguladıkları kriterlerin kalite kuramlarına, kalite standartlarına ve toplam kalite kriterlerine uygunluğu detaylı olarak incelenecektir. Tezin kuramsal kısmında nitel araştırma yöntemlerinden olan doküman inceleme yöntemine; araştırma ve veri toplama kısmında ise netnografiden ve görüşme tekniğinden yararlanılacaktır. Çalışmanın örneklemini Çeviri İşletmeleri Derneği (ÇİD) üyesi olan ve çeviride kaliteye bünyelerinde yer vermiş çeviri işletmeleri oluşturacaktır. Tezin sonucunda bu çeviri işletmelerinin çeviride kalite anlayışları; toplam kalite yönetimi kriterleri ve kalite kuramları ile sentezlenerek işletmeler ve çevirmenler bazında çeviride kaliteye yeni bir bakış açısı kazandırılmaya çalışılmıştır.
Çeviri aracılığıyla bilimsel alan dönüşümünün izinde "İstanbul Üniversitesi reformu"
19. ve 20. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin önemli eğitim kurumlarından olan Darülfünun profesörler arasında dayanışmanın kalmaması, kendi içine çekilmesi ve iç düzenlemenin eksikliği gibi bazı sebeplerden ötürü kapatılmıştır. Yerine Atatürk'ün öncülüğünde 1933 yılında İstanbul Üniversitesi'nin kurulması planlamıştır. Bu doğrultuda ülkemizdeki akademik alanda ihtiyaç duyulan reformlar ve eğitim kadrosundaki eksikler için Almanya'da yönetimin değişmesiyle ülkesinden kaçan bilim insanları ile görüşmeler başlatılmıştır. Eyleyicinin farklı diller ve kültürlerle olan etkileşim ve iletişim sürecinde, çeviriye duyduğu gereksinme kaçınılmazdır. Benzer şekilde reform sürecinde çeviri ihtiyacı etkisini oldukça hissettirmiştir. Bu çalışmanın amacı; tarihsel perspektifte reform adına ne gibi hazırlıkların yapıldığını, yabancı profesörlere sözlü ve yazılı çeviri desteği sağlayan Türk akademisyenlerin yabancı dil edinçlerini nasıl elde ettiğini, habitus ve sermayelerinin Bourdieu bağlamında nasıl geliştiğini ve yabancı profesörlerin görüşlerine yer vererek yapılan çevirilerin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirmektir. Bu perspektifte yeni üniversitede hangi bölümlerin kurulduğu, hangi yabancı hocaların ülkemize geldiği, bilimsel alana ne gibi yenilikler getirdikleri, hangi bilimsel faaliyetlerde bulundukları, yabancı profesörlere sözlü ve yazılı çeviri desteği sağlayan Türk akademisyenleriden öne çıkanları fakülte bazında tespit edilmeye çalışılmıştır. Hazırlanan çalışma sonunda yazılı bilimsel eserlerin yeni dilde üretimine yönelik çalışmalar yürütüldüğü, yabancı profesörlerin kendi dillerinde yazdığı bilimsel eserlerin Türk hocalar tarafından Türkçeye çevrildiği, çeviri desteği veren Türk akademisyenlerin habitusu ve bilimsel alanda sahip olduğu sermayelerinin türü ve hacmi perspektifinde, bu sürecin onların gelişimlerine katkı sağladığı görülmüştür. Türk akademisyenler; yabancı profesörlerin bu süre zarfında kaleme aldıkları bilimsel eserleri ve sınav sorularını çevirerek yazılı çeviri desteği, derslerde yabancı hocalar ve öğrenciler arasındaki iletişimi sağlayarak da sözlü çeviri desteği sunmuşlardır. Bu sayede Türk akademisyenler yaptıkları çeviriler yoluyla çevirmen ve adeta birer iletişim uzmanı kimliği kazanmış, Pierre Bourdieu bağlamında çevirmen sermayesi, sosyal ve kültürel sermaye gibi birçok sermayeye sahip olmuş ve ileride o kürsülerde bölüm başkanı, kendi alanlarında bilimsel eserler vererek yazar kimliği gibi birçok kimlikle akademik alanda öncü birer isme dönüşmüşlerdir. Bu çalışma kapsamında İktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Tıp Fakültesi örneklerinde habitus, çevirmen ve sosyal sermayeleri sayesinde öncü birer isme dönüşmüş Ömer Celal Sarç, Sabri Fehmi Ülgener, Türkan Rado ve Aykut Kazancıgil'e yer verilmiştir.
Mültecilere yönelik çeviri web siteleri ve araçlarının işlevselliği
Bu çalışma, Türkiye'de ve diğer ülkelerde mültecilere yönelik iletişim problemlerini en aza indirgemek için tasarlanan çeviri araçlarının ve web sitelerinin internet aracılığıyla gerçekleştirdikleri çeviri hizmetlerinin işlevselliğine odaklanmaktadır. Bulunduğu şartlar sebebiyle çevirmene veya tercümana ulaşmakta zorluk çeken bireylerin (mülteci, sığınmacı vs.) gelişen teknoloji şartlarında internet aracılığıyla anlık çözümlere başvurması gönüllülük hizmetiyle işleyen mobil çeviri araçlarının ve web tabanlı kuruluşların hizmetlerinin artmasının önünü açmıştır. Çeviri eylemi kimi zaman günlük akış içerisinde gerçekleşirken, kimi zaman insan yaşamına müdahale edilebilecek toplum çevirmenliği kapsamındaki hassas ve acil durum konularında karşımıza çıkmaktadır. Özellikle sağlık, yasal süreç gibi hassas konularda çeviri hızının yanı sıra, enformasyon akışı ve iletişimin işlevselliği çok daha fazla önem taşımaktadır. Bu noktada başvurulan çeviri araçları işlevlerini kalite yönetimi içerisinde ne ölçüde karşılayabilmektedir? Sağlık, hukuk, afet durumlarının yanı sıra barınma, gıda, giyim gibi temel ihtiyaçlar doğrultusunda da şekillendiği görülen bu araçlar ve web siteleri, işlevsellikleri ve onları kullanan bireylerin konuya ilişkin yorumları çalışmanın temel araştırma konusunu oluşturmaktadır. Tespit edilen indirilme oranları ve kullanıcı yorumları tezin görgül kısmını oluşturacaktır. Doküman ve içerik analizi yöntemiyle incelenen bu araç ve web sitelere sorularak hazırlanarak e-posta ile gönderilecektir. Toplanan veriler doğrultusunda belli parametrelerle kalite açısından betimlenerek Çeviribilim içerisindeki Toplum Çevirmenliği alanına katkıda bulunmak istenilmektedir.
Çeviri sürecinde görsel-işitsel öğelerin anlam üretimindeki öneminin araştırılması
Görsel-işitsel çeviri, diğer çeviri türlerinden farklı olarak birçok kanalı içinde bulunduran bir çeviri türüdür. Çeviribilim alanında yıllardır var olmaktadır ve insanların keyifle tercih edebildiği bir çeviri türüdür. Görsel-işitsel çevirilerin kitleler tarafından en çok fark edildiği yer televizyondur. Çağın ilerlemesi ve teknolojinin durmak bilmeyen devamlılığı ile görsel-işitsel çevirilere insanlar pek çok kanaldan ulaşabilmektedirler. Çalışmada ise görsel-işitsel öğelerin temelinde olan görsellik, işitsellik ve dil kodlarından sadece görsel ve işitsel kodlar ele alınarak çevirilerde bu kodların anlam yaratımındaki önemi ve ne derece etkili olduğu araştırılmak istenmiştir. Bu sebeple çalışmada dil olarak çevirmenlerin sahip olmadıkları Fransızca dilinde bir görsel-işitsel ürün tercih edilerek çevirmenler de bu kritere göre seçilmiştir. Çevirmenlerin çeviri için gerekli olan bütün edinçlere sahip olup sadece dil edincine sahip olmamaları, aynı çalışmayı çevirmen olmayanlarla da yapmaya teşvik etmiştir. Böylece görsel-işitsel ürünlerin etkisi iki tür denekle de incelenip tartışılma fırsatı olacaktır. Denekler 10 çevirmen, 4 çevirmen olmayan kişiler olarak belirlenmiştir. Görsel-işitsel ürün, incelenmek istenen beş farklı sahne içermekte ve 11 dakikadan oluşmaktadır. Her sahne için araştırmaya uygun açık uçlu sorular hazırlanarak deneklerle röportaj yapılmıştır. Röportaj soruları ve yapılan çeviriler neticesinde Frederic Chaume'nin görsel-işitsel ürünlerdeki kodları ele alınarak değerlendirmeler yapılmıştır.
Türk Alman hukuk sistemlerinde işleyen yargı sürecinde kullanılan terminolojilerin karşılaştırılması
Değişen ve gelişen dünya standartları, teknolojinin ilerlemesi ile oluşan yeni sahalar ve bu gelişmelerin dünyanın her yerine iletilmesi talepleri doğrultusunda, her bir sektörde çeviriye ve uzman çevirmenlere duyulan ihtiyaç artmış, tüm bu talepler de çevirmene farklı sorumluluklar yüklemiştir. Sorumlulukları fazlalaşan çevirmen, çeviri sürecini ihtiyaç duyduğu alanda terminoloji çalışması yaparak kolaylaştırabilir. Bu çalışmada hukuk alanında Almanca - Türkçe karşılaştırmalı olarak çift dilli bir terminoloji çalışması yapılmıştır. Çalışma; teorik kısım ve örneklerle terminolojik kısım olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Çalışmada ilk önce terim, terminoloji, terminoloji öğretisi ve çalışmaları açıklanıp, terminoloji çeviribilimle ilişkilendirilmiş, ardından alan dili ve tezin özünde hukuk terimlerinin incelenmesi bulunduğu için hukuk dili hakkında bilgi verilip, hukuk dilinin kendine has özellikleri ve bu özelliklerinin de çeviriyi zorlaştıran etmenler arasında yer aldığı maddeler halinde açıklanmıştır. Almanya ve Türkiye ekseninde iki farklı ülkenin hukuk sistemlerinin tarihsel gelişimlerine genel bir bakış ile aralarındaki varsa benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiş, iki ülkenin yargı teşkilatlarının yapılanmasının incelenmesinden sonra, pratik kısımda yer alan Almanca ve Türkçe boşanma karar örnekleri içerik, şekil, zaman ve biçem açısından incelenip karşılaştırılmış, daha sonra bu karar örneklerinden seçilen terimlerin bir listesi oluşturulmuş, ilgili terimin, gramer açısından incelemesi, varsa eş anlamlıları ve kısaltmaları yazılıp, sonrasında da hukuk uzmanlık alanında karşı dildeki eşdeğerliği ya da yeterli bir çeviri için seçilen uygun karşılığı sunulmuştur.
Akademik çeviri öğretiminin eğitbilim alanları çerçevesinde irdelenmesi
2. Dünya Savaşı ile devletlerin izledikleri politikalarda değişiklikler meydana gelmiş, ülkeler arası rekabetle birlikte uluslararası ilişkiler önem kazanmaya başlamış ve bu ilişkilerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde ise dil ve ekinç farklılıklarının meydana getirmiş olduğu bildirişim engellerinin aşılması noktasında çeviri edimi bu rolü üstlenmiştir. Bu süreç neticesinde özellikle günümüzde sıkça zikredilen "profesyonellik" kavramı ortaya çıkmıştır. İlgili kavram etimolojik açıdan ele alındığında "profession" sözcüğünden yani "meslek, uzmanlık alanı, alan/dal" gibi kavramlardan sudur etmiştir. Buradan hareketle "profesyonellik" kavramının bir işin o alanın ya da uğraşın ehli tarafından yapıldığı ya da yapılması gerektiği durumlarına işaret ettiği söylenebilir. Ehil olmak ise ilgili alanın kuramsal ve uygulama bilgilerine vakıf olmak anlamına gelmektedir. Bu bağlamda çevirmenlik mesleği de profesyonellik gerektiren bir hal almış ve gerekleri kazandırılmak üzere muhtelif yerlerde 1950'lerden itibaren akademik anlamda bölümler açılmaya başlanmıştır. İlgili edinçlerin kazandırılması ise dizgeli, bir başka ifadeyle yapılandırılmış, programlı bir öğretim sürecine bağlıdır. Buradan hareketle bu çalışmada "akademik çeviri öğretimi", eğitim bilimleri alanları içerisinde yer alan program geliştirme (PG), öğretim ilke ve yöntemleri, ölçme ve değerlendirme alanları bağlamında ele alınmış ve akademik çeviri öğretimine ilişkin betimlemelerde bulunulmuştur. Araştırma süreci içerisinde nitel araştırma yöntemlerine başvurulmuş, veriler çoğunlukla eğitim bilimleri alanı ve çeviribilim alanı kaynaklarından toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz çerçevesinde incelenmiştir.
Güncel sektör ihtiyaçları doğrultusunda bir çevirmen edinci model önerisi
Çeviri yapabilme yetkinliği kimi zaman çeviri edinci kimi zaman çevirmen edinci olarak tanımlanmıştır. Çeviri eylemini gerçekleştiren kişi çevirmen olarak kabul edilmektedir. Ancak çevirmen olabilmek için sadece çeviri yapabilmek yeterli değildir. Çevirmenliği sadece çeviri yapabilmekle sınırlandırmak, sektör ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılamakta zorluk yaşayacak çevirmen adaylarının yetişmesine neden olmaktadır. Bu düşünceden hareketle, çeviri eylemini de kapsama alarak çevirmenin güncel piyasa koşullarında nelere ihtiyaç duyduğunun tespit edilmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı, çevirmenin çeviri sektöründe nelere ihtiyacı olduğunu tespit ederek kapsamlı bir çevirmen edinci model önerisinde bulunmaktır. Yazılı ve sözlü çeviri uygulamaları birbirinden tamamıyla farklı bilişsel süreçler gerektirdiği için bu araştırmada yazılı çeviri kapsamında bir model oluşturmaya çalışılmıştır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada, fenomenoloji deseni uygulanmıştır. Alanda istihdam yaratan çeviri işletme sahipleri amaçlı örneklem modeline uygun bir şekilde kartopu tekniğiyle belirlenmiştir. Fenomenoloji deseninde en çok tercih edilen veri toplama şekli olan görüşme yöntemi sayesinde veriler toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak ise yarı-yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Her bir görüşme, katılımcıların rızası alınarak ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Veri analizi süreci ses kayıtlarının yazılı hale getirilmesiyle başlamıştır. Elde edilen yazılı görüşme kayıtları tek tek incelenmiş ve kodlanmıştır. Belirlenen kodlar anlamsal açıdan değerlendirilerek belirli kategorilere ayrılmıştır. Ortaya çıkan kategoriler daha kapsamlı bir çerçeve sunmak amacıyla temalara dönüştürülmüştür. Veri analizi sonucunda, güncel sektör ihtiyaçları doğrultusunda çevirmen edincinin 'Temel Bilgiler', 'Edimsel Beceriler' ve 'Mesleki Anlayış Parametreleri' şeklinde adlandırılan 3 temadan oluştuğu tespit edilmiştir. 'Temel Bilgiler' teması; çevirmenin çeviri eylemini gerçekleştirebilmek için ana dil, yabancı dil, kuramsal, alan/uzmanlık, dünya ve kültür, metin ve malzeme bilgisi gibi 7 farklı bilgi türüne ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkartmıştır. 'Edimsel Beceriler' teması ise çevirmenin mesleğini uygulamasını mümkün kılan izlem, araştırma, aktarım, çeviri teknolojilerini kullanabilme, düzenleme, son-düzenleme ve öz-değerlendirme olarak tanımlanan 7 çeşit beceriyi edinmiş olması gerektiğini ortaya koymuştur. Analiz sonucunda elde edilen son tema ise diğer iki temayı tamamlar nitelikte işlev gören 'Mesleki Anlayış Parametreleri' olarak saptanmıştır. Bu tema; çeviride kalite, mesleki etik, çeviri ve çevirmen mevzuatı, işletme kültürü, proje yönetimi, sektör analizi, çeviride finans, girişimcilik, pazarlama ve iletişim adındaki 10 bileşenden meydana gelmektedir. Özetle, sektör ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan çevirmen edinci modeli birbiriyle etkileşim içerisinde olan ve eşzamanlı işlev gören 3 ana temadan ve bu 3 ana tema içerisinde de toplam 24 bileşenden oluşmaktadır.
İşitme engeli olan bireylere yönelik ayrıntılı altyazı çevirisi ve ön lisans-lisans programları kapsamında eğitim ihtiyacının belirlenmesi
Günümüz teknolojik olanakları ve altyapıları sayesinde kültürel alışverişin geçmişe oranla daha da hızlandığını yaşayarak görmekteyiz. Bu kültürel alışverişin önemli aktörlerinden biride bir kültüre ait birçok etmeni içerisinde barındırabilecek film veya dizi gibi içerikleri kapsayan görsel-işitsel metinlerdir. Nitekim film veya dizi gibi görsel-işitsel metinlerin pek çok türünün bulunması nedeniyle, birçok kitleye hitap edebilmektedirler. Ancak film veya dizi gibi görsel-işitsel metinleri, işitme engeli bulunan bireylerin izlemesi, işitme engeli bulunmayan bireylere göre içeriği anlama konusunda kimi zorluklar yaşayabilecekleri durumlarla karşılaşabilmektedirler. Bu çerçevede film veya dizi gibi görsel-işitsel içeriklerin izlenilmesi esnasında zorluklar yaşayabilecek olan işitme engeli bulunan bireyler için ayrıntılı altyazı çevirisinin önemi ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Çalışma kapsamında işitme engeli bulunan bireyler için film veya dizi gibi herhangi bir görsel-işitsel metini izlerken, görsel ve işitsel bağlantıları anlamlandırma konusunda yaşayabilecekleri sorunlar karşısında, ayrıntılı altyazı çevirisinin önemini ortaya koyabilmek için bir anket çalışması yapılacaktır. Film veya dizi gibi içeriklerden belirli kesitler sunarak, standart altyazı çevirisi formatı ile ayrıntılı altyazı çevirisi formatını karşılaştırabilmeleri sağlanarak, bu kapsamda belirli sorular sorulacaktır. Ayrıca üniversitelerin, ön lisans ve lisans programları kapsamında çeviri eğitimi veren bölümlerin ders içerikleri incelenecek ve bu uygulama ile ilgili doğrudan veya katkı sağlayacak bir ders veya derslerinin bulunup bulunmaması incelenecektir. Elde edilen anket sonuçları ile birlikte bazı öneriler yapılmaya çalışılacaktır.
Çeviri öğretiminde dil öğreniminin araştırılması: Türkiye, Almanya ve İspanya örneklerinin karşılaştırılması
Günümüzde bakıldığında birçok üniversitede lisans düzeyinde çeviri öğretimi verilmektedir. Verilen bu öğretimler değişen dönem ve koşullara göre şekillenmekte ve gözle görünür derece gelişmeler ve farklılıklar sunmaktadır. Çeviriyi eyleyen kişinin anadili harici başka bir yabancı dili anadili seviyesine biliyor olması değişen ve gelişen bu koşullarda "çeviri yapabilir" algısını ortadan kaldırmaktadır. Çeviri öğretimi için yapılması gereken tek olayın bir başka dil öğrenmek olmadığı, bir çevirinin gerçekleşmesi için birden çok teferruat gerektirdiği kabul edilir bir durumdur. Çeviri öğretimi için gerekli olan parametrelere başlıca kuramları ve çeviri edinçlerini verebiliriz. Çevirmenin erek dile hakimiyetinden sonra ona verilmesi gereken en önemli noktalardan bazıları erek/kaynak kültür, çeviri yöntemleri, güncel çeviri metotları gibi sıralanabilir. Çevirmenlik ile ilgili bilgi sahibi olan çevirmen adaylarının eğitim-öğretim seneleri içerisinde çeviri edinci, kuram ve yöntem bilgisi aracılığıyla temel edinçleri kazanmaları gerekmektedir. Verilen bütün bu nitelikler, iş hayatında çevirmenin sahip olması gereken birincil niteliklerdir ve bu özelliklerin hepsi bir arada bulunmalıdır. Sahip oldukları bu niteliklerin hangisinin hangi koşullarda karşılarına çıkacağı, ne zaman bu niteliklere ihtiyaç duyabilecekleri bilinmemektedir. Bu çalışmada, verilen edinçlerden "dil edinci" özelinde araştırmalar yapılmaktadır. Çevirmenlik mesleği veya akademik alanlar için yetiştirilen öğrencilerin lisans düzeyinde aldıkları derslerde "dil edinci" konusunda nasıl öğretim aldıkları; Türkiye, Almanya ve İspanya ülkelerinde lisans düzeyindeki mütercim tercümanlık bölümlerinin ders içerikleri edinç-dil edinci çerçevesinde incelenip karşılaştırılmaktadır.
Ortadoğu'da 1960 sonrası gelişen İslamcı akımların Türkiye'ye aktarımında çevirilerin rolü
Yaşanan süreçleri aktarma ihtiyacı hisseden insan semboller ve kavramlarla bezenmiş olan dil aracılığıyla duygusal ve mantıksal çerçeve içerisinde anlamlandırmada bulunmaktadır. Yapılan bu anlamlandırma ise diller arasındaki farklılıklar nedeniyle çeviri sürecini başlatarak dilsel ve kültürel değerlerin evrenselleşmesine yol açmaktadır. Çeviri sürecindeki metnin veya sözlü ifadenin çıkış noktasındaki dilin ve kültürün önemsendiği görüşlerin yanında hedef dilin ve kültürün önemsendiği görüşler de bulunmaktadır. Bu noktada kişilerin kullanmakta olduğu kelimelerin ve bu kelimelerin yönlendirdiği süreçlerin de okunması yerinde olacaktır. Kullanılan dil, bu dildeki kelimeler ve bu kelimelerin çevirisindeki yöntem ve bakış açısı kullanan kişinin fikir evrenini, ruhsal yapısını, dünyaya bakış açısını ve belki de yapmak istediği etkiyi de belirgin bir biçimde ortaya çıkarmaktadır. Çeviri olgusunun fikri, dilsel ve kültürel süreçlere dahil olmasıyla kültürel ve toplumsal anlamdaki özne ve nesne üzerinden yapılacak değerlendirmelerin boyutunun önemi de dikkate alınmalıdır. Bu çalışma günümüz toplumsal ilişkilerinde rolü artan bilgi ve kültür paylaşımına atfedilen önemin gözle görülür biçimde artışı nedeniyle yapılan çeviri çalışmalarının İslam ülkeleri ve Türkiye arasındaki sürecini incelemek hedefini taşımaktadır. Bu çerçevede başta çeviribilim, kültür, uluslararası ilişkiler alanlarından disiplinlerarası boyutta yararlanılarak yapılan çeviri çalışmalarının oluşturduğu değişken süreçler ve etkiler incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan çeviri çalışmalarının toplumsal, kültürel, ekonomik, yapısal, idari birçok unsurla bağlantısı bulunması ile bu unsurlara yaptığı etki de yanıt aranan bir diğer alanı oluşturmaktadır. Bu unsurlar ele alınırken çalışmanın odak noktası Ortadaoğu ülkelerinden yapılan çeviri faaliyetlerinin Türkiye'nin toplumsal hayatına yaptığı etkiyi anlamlandırmaktır. Bu çalışmanın temel hedefi Ortadoğu'dan 1960 sonrasında yapılan çevirilerin amacının ve Türkiye'deki toplumsal sahada üzerindeki muhtemel etkisinin anlaşılmasıdır. Çalışma bu sahadaki birincil ve ikincil kaynakların incelenmesi ve taranmasının yanında çeviri eserleri yoğun olarak yapan yayınevlerinin görüşlerinin alındığı değerlendirmeyi de içermektedir. Bu bağlamda Türkçe'ye kazandırılan eserlerde aktarılan konuların içeriği ile ilgili de değendirme yapılmıştır. Bu eserlerin felsefe, edebiyat, biyografi, tarih, psikoloji, ahlak, tasavvuf, modern düşünce eleştirileri olmasının yanında bilim, teknoloji, tıp, sağlık konularını da kapsadığı görülmektedir. Çalışmanın sınırlılıkları içerisinde öncelikli olarak kültür ve kültürün doğası ve medeniyet kavramları incelenmiş ve yorumlanmıştır. Kültürel dönüşüm ve kültürlerarasılık kavramlarından yola çıkılarak çevirinin bu süreçteki rolü değerlendirilmiştir. Bunun yanında İslam Dünyasında ortaya çıkan farklı ekoller üzerinden Türkiye'nin yaşadığı etkilenme süreci irdelendikten sonra Türkçe'ye en çok eser kazndırılan coğrafyalar olan İran, Mısır, Suudi Arabistan, Cezayir, Libya, Tunus, Sudan ve Suriye gibi ülkelerdeki İslamcı düşüncenin geçirdiği süreçler değerledirilmiştir. Müteakiben ise Türkiye'de İslamcılığın yayılığı ve İslamcı grupların anlaşılması için yoğun faaliyet içerisnde bulunan gruplar incelenmiştir. Yapılan çalışma çerçevesinde ayrıca; İslam Dünyasındaki farklı ekollerin çeviri sürecine katılması, İslamcı akımların çeviriler yoluyla Türkiye'ye ilk etkileri, sosyalist İslamcı görüşler ve çeviri yoluyla etkileri, 1960 sonrası İslam dünyasından çeviri yapılmasının nedenleri ve çevrilen eserlerin türleri, 1960 sonrası çevirilerin amacı ve Türkiye'de bulduğu toplumsal karşılık, 1960 sonrası İslam dünyasından çeviri yapan yayınevi ve çevirmenler incelendikten sonra yayınevleri ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Çalışma 1960 sonrası yaşanan siyasi ve toplumsal dönüşümlerin gölgesinde İslam dünyasındaki farklı görüşlerin çeviri eserler yoluyla yayılma ve yayıldığı ülkelerde ve Türkiye'de de olumlu veya olumsuz anlamda kabul gördüğünü veya reddedildiğini göstermektedir. Çevirisi yapılan her eser toplumun her kesimi tarafından kabul görmediği gibi her kesim tarafından da reddedilmemiştir. Belli toplumsal yapıların kendi görüşlerini desteklemek maksadıyla bu çalışmaların içine girdiği de bu süreçte görülmektedir. Bu yönüyle çeviri olgusunun ve çevirbiliminin disiplinler arası bir alan olarak birçok kültürel ve toplumsal değişimde yer ve rol aldığı tezi desteklenmektedir.
Sosyal medya ve çeviri: Sosyal medyadaki aktivistlerin çeviriyi kullanma biçimleri
Medya yakınsama süreçlerinin çevrimiçi algoritmalarla geniş ağ bandında dönüşüme uğramasıyla, içeriklerin siber ortamda işlenme ve paylaşımında toplulukların bilgi arama ve edinme konusundaki dinamik arayışları, eylemsel etkileşimlerinde artışın gözlemlenmesiyle paralellik göstermiştir. Web 2.0 tabanlı şekillenen teknolojik alışkanlıklar, küresel iletişim ağında endüstriyel rekabet kapsamında temsili düzenleyici mekanizmalara odaklanılmasını gerekli kılarak, sınırların ortadan kaldırıldığı yeni medya örüntülerinde çevirinin diller ve kültürlerarası etkileşiminde yeniden konumlandırılmasına imkan sunmuştur. Bu çalışma medyanın tarihten günümüze kadar ki serüveninde değişen dünya içerisindeki arzları ölçüsünde aldığı şekilleri gözlemleyerek, çevirinin dijital iletişim protokolleri olan Facebook, YouTube, Instagram ve Twitter ağları üzerindeki çeviri formları kapsamında aktivistlerin çeviri eyleyenleri olarak gerçek ve tüzel kişilikleri altında ortam araçlarıyla gerçekleştirdikleri paylaşımlara odaklanmaktadır. Bağımsız hareketlerin inşasında sosyal medya araçlarının dönüşümü destekleyici dizgeleri beslemesi, çevrimiçi yapılanmalarda kitleler arası mobilizasyon süreçlerinde eşgüdümü sağlayarak, etkileşimi meşrulaştırmaktadır. Bu durum, toplumsal olayların önem ve etkilerinin değerlendirilerek ferdi yorumlarla farkındalık oluşumuna imkan sunulduğu mecralar olan sosyal medyada, paylaşımlarıyla kitleleri bir araya getirerek, kolektif bir bilincin inşasını stratejik olarak hazırlayan aktivistlerin, geleneksel medyanın aksine katılımcı bir ağ vasıtasıyla etkileşime geçtikleri insan topluluklarının dönüşüm süreçlerine etki edebilmektedir. Dijital aktivistlerin birincil eylem aracı olan dilin, sözcelerin oluşturulmasıyla kitlelerarası karşılıklı etkileşime geçerek, bir süreç düzenleyici eyleyeni olması, biçemlerin yapılandırılmasında ve dönüştürülmesinde çeviri vasıtasıyla formel bir etki yaratmaları söz konusudur. Siber örüntülerin dilsel öğelerle doğrudan ilintilendirilmesi, çevirinin pratikte çok yönlü uygulanabilirliği sayesinde aktivistlerin eylem alanlarını genişletmesi, temel bulguların çeviri eyleyenleri ve faaliyetlerinin betimleyici bir yaklaşımla ele alınmasını gerektirmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Medya ve Çeviri, Dijital Aktivizm, Kitle-İletişimi