Karadeniz Technical University
Discipline

Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Anabilim Dalı

Karadeniz Technical University

161

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyi hakkında öğretmen görüşleri: Orta Karadeniz örneği

Orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyinin istenilen seviyeye ulaşmadığı düşülmüştür. Bu sebeptendir ki; 2005 yılında orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçları tekrar gözden geçirilerek yenilendi. Bu araştırmanın amacı, orta öğretim coğrafya dersinin genel amaçlarının ulaşılabilirlik düzeyini, öğretmen görüşlerini alarak belirlemektir.Araştırma da nicel araştırma modeli kullanılırken, araştırma yöntemi olarak tarama, araştırma tekniği olarak anket kullanılmıştır. Araştırma 2009-2010 eğitim öğretim yılında orta Karadeniz illerinde (Sinop, Samsun, Ordu, Tokat, Çorum, Amasya) görev yapan 100 coğrafya öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir.Öğretmenlere uygulanan anketler analiz edilmiştir. Öğretmenlerin vermiş olduğu cevaplar birbirine yakın olup, çok zıt cevaplara rastlanmamıştır. Araştırmanın sonucunda orta öğretim coğrafya öğretmenlerinin, coğrafya dersinin genel amaçlarına kısmen de olsa ulaşıldığını düşündükleri tespit edilmiştir.

CoğrafyaCoğrafya dersiCoğrafya öğretimi+6
Yasemin Ertürk Temizkan
Karadeniz Technical University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Keçiborlu Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasından sonra kentin sosyo-kültürel ve ekonomik özelliklerindeki değişimler

Bu araştırmanın amacı, Keçiborlu Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasından sonra kentte yaşanan sosyal, kültürel ve ekonomik değişimleri saptamaktır. Keçiborlu ilçe merkezinde yer alan maden ocakları ve sözü edilen fabrikanın faaliyeti sırasında, kent yoğun işçi göçü aldığından kalabalık bir nüfusa ve güçlü bir ekonomiye sahipti. Bunun yanısıra kentte sosyal yaşam da oldukça hareketliydi. Ancak bu süreçte sürdürülebilir yerel kalkınmanın temel ilkelerinden alternatif geçim kaynaklarının geliştirilmesi ihmal edilmiş ve sadece madene bağlı bir ekonomik yapı gelişmişti. Kükürt Fabrikası'nın kapatılmasıyla, tesisin maden işçileri ile teknik ve idari elemanları başka kentlere tayin edildi. Özellikle maden işçileri ve ailelerinin ayrılması nedeniyle kent nüfusunda oldukça hızlı bir düşüş yaşandı.Sonuçta kentte emekli nüfusu önemli ölçüde arttı. Kapatılan tesisin yerine başkası açılamadığından ve kentin tek istihdam kaynağı maden işletmesi olduğundan, kentte işsizlik sorunu büyüdü; insanlar daha iyi iş imkânları bulabilecekleri başka merkezlere göç etmeye başladılar. Dolayısıyla kentin yüksek olan sosyal ve ekonomik seviyesi, geçmişe oranla gerilemeye başladı.Bu çalışmada, fabrika dönemindeki kentin sosyo-ekonomik ve kültürel çehresi ile bugünkü çehresi arasında oluşan farklılıkları saptamak amacıyla tarama yöntemi ve anket tekniği kullanıldı. Elde edilen bulgular ışığında kentin bundan sonraki kalkınmasını sağlamak amacıyla önerilerde bulunuldu.Anahtar kelimeler: Maden kenti, Sosyo-Ekonomik Kültürel Değişimler

Ekonomik coğrafyaEkonomik değişmeEkonomik durum+11
Rukiye Adanalı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi dil tartışmalarının Türk dili eğitimine yansımaları: Toplum dil bilimi bakımından bir inceleme

Bir toplumdaki siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki değişimler birbirini etkiler. Toplumda meydana gelen bu türlü değişimler dilde de kendini gösterir ve dili değişken kılar. Dolayısıyla dilden bağımsız toplumu, toplumdan bağımsız dili düşünmek imkânsızdır. Toplumsal hayattaki değişimlere paralel olarak dilde yeni kelime ve kavramların ortaya çıkması daha kolay anlaşılabilirken, dilin bir toplumu değiştirebileceği fikri tartışmaya açıktır. Bu çalışmaya kaynaklık eden Türk Dil Reformu'yla amaçlanan ilkelerden biri de yeni bir toplumsal ve siyasi düzen, diğer bir değişle, modern bir ulus devleti için yeni bir dil inşasının gerektiği düşüncesidir. Ancak bunun lengüistik açıdan mümkün olup olmadığı ve bu süreçte Türkçedeki özleştirme faaliyetinin `nasıl' ve `ne şekilde/ölçüde' olması gerektiği konusunda farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Bu yüzden Türkiye Türkçesinin tarihî seyrine bakıldığında, özellikle Cumhuriyet dönemine dil tartışmalarının damgasını vurduğu söylenebilir.Türkiye'de dil tartışmalarının kaynağının, modernleşme süreciyle birlikte XIX. yüzyılda Tanzimat'a kadar uzandığı, II. Meşrutiyet ile çetin tartışmalara dönüştüğü, Cumhuriyet ile birlikte ise yeni bir medeniyet dairesine yönelişin simgesi olarak gündemde olmaya devam ettiği görülür. Yaklaşık yüz elli yıllık bir mazisi olan Türkçe tartışmaları lengüistik olmaktan ziyade modernleşme sürecindeki politik duruşlara göre şekillendiğinden uygulama ve yöntem konusunda önemli fikir ayrılıkları yaşanmış; dil üzerindeki tartışmalar, özellikle kitle iletişim araçları ya da devletin çıkardığı ders kitapları gibi etkili araçlarda kullanılan Türkçenin sürekli değişmesine sebep olmuştur. Dil konusunda değişen hükûmet politikalarından Türk dili öğretimi büyük ölçüde etkilenmiştir.Bu çalışmada dile ?toplumsal bir olgu? olarak yaklaşılarak Türk Dil Reformu'nu tartışmaların ışığında yeniden yorumlayabilmek, bu sürecin Türk dili eğitimine nasıl yansıdığını ortaya koymak amaçlanmıştır.

Cumhuriyet DönemiDil bilimDil reformu+2
Yasemin Özcan Gönülal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Halk şiirinde Elifnâme söyleme geleneği ve Elifnâmelerde eğitim unsurları

Halk edebiyatı milli kültürün en önemli yapı taşlarındandır. Bu edebiyatı dile getiren âşıklar da halkın duygularının, düşüncelerinin ve içinde bulunduğu dünyanın tercümanıdır. Duygu ve düşüncelerin şiirle dile getirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, âşıkların gücünün en önemli göstergesidir.Türk edebiyatı çok uzun bir geçmişe sahiptir. Bu uzun zaman diliminde pek çok şair yazılı ve sözlü birçok şiir söylemiştir. Bu şiir türlerinden biri de elif-nâmelerdir. Elif-nâme, Osmanlı Türkçesi alfabesine göre kaleme alınmış şiirlerdir. Âşıkların duygu ve düşüncelerini dile getirdiği bir tür olan elif-nâmelerde dinî, din dışı, tasavvufî konularda halka ulaşılmak istenmiştir. Çalışma halk şiirinde elif-nâmeler ve elif-nâme söyleme geleneğini çok yönlü olarak ortaya koymaya çalışmaktadır. Elif-nâmelerin eğitim unsurları; din eğitimi, tasavvuf eğitimi ve genel ahlâk eğitimi alt başlıklarını taşımaktadır. Bu başlıklar tespit edilen elif-nâmelerden verilen örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk edebiyatı, Halk şiiri, Âşık, Elif-nâme, Eğitim.

Türk halk edebiyatıTürk halk şiiri
Özlem Celep
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Şeyh Gâlib'in gazellerinin estetik çözümlemesi ve eğitim sürecinde kullanımı

Eski Türk Edebiyatı sahasında ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalar belirli konular ve kişiler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmaların büyük bir kısmı Arap harfli metinlerin Latin harflerine çevirisinden, diğer bir kısmı ise çevirilen metinler üzerine yapılan malzeme tespit ve tahlil çalışmalarından ibarettir. Latin harflerine çevirilen bu metinler Eski Türk Edebiyatı için olmazsa olmaz temel malzemeyi teşkil etmekle beraber bu metinlerin yorumu, tahlili, edebî ve estetik değerlerinin de ortaya konulması gerekmektedir.Son yüzyılda tüm dünyada edebi metinler üzerindeki çalışmalar yavaş yavaş edebiyat tarihi niteliğinden sıyrılarak doğrudan edebî eser ve edebîlik kavramları üzerine yoğunlaşmıştır. İşte edebî eser ve edebîliği ortaya koymaya çalışan tüm bu yöntem ve metotlar ?Eser merkezli yöntemler? olarak adlandırılmaktadır. Yazar-eser-okur üçgeninde ağırlık merkezini eserin oluşturduğu bu yöntemler, çoğunluğu Yapısalcı Dilbilim ve Ferdinand de Saussure'den kaynağını alan Dilbilim, Göstergebilim, Yapısalcılık, Rus Biçimciliği ve Yeni Eleştiridir.Eski Türk Edebiyatının en temel metinleri, şairlerin hemen hemen tüm edebi verimlerini topladıkları divan adı verilen kitaplardır. Metin merkezli edebiyat eleştirisi ve modern metotların Eski Türk Edebiyatı sahasındaki uygulamaları için divanların, özellikle de şairlerin devlet-sanat-patronaj denkleminden sıyrılarak tamamen sanatsal ve estetik gayelerle ortaya koydukları gazel adı verilen şiir biçimlerinin incelenmesinin zorunluluğu vardır.Bu çalışmada, tüm edebiyat tarihleri, tarihçileri ve eleştirmenler tarafından Eski Türk Edebiyatının son zirve şahsiyeti sayılan Şeyh G?lib'in gazellerinden rastgele yöntemle 40 örneklem gazel seçilmiş, bunların sanatsal ve estetik değerleri, metin merkezli modern metin çözümleme yöntemleri ve Eski Türk Edebiyatı sahasındaki çalışmalar çerçevesinde eklektik bir yöntemle ortaya konulmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada ayrıca edebiyat eğitimi ve öğretiminde Eski Türk Edebiyatı ürünlerinin, öğrencilerde estetik bir farkındalık yaratması konusunda işlevsel bir hale getirilmesi de amaçlanmıştır. Değişen edebiyat eğitimi ve öğretimi, Türk Edebiyatının bu en uzun dönemini kapsayan metinlerinin de modern yöntemlerle ele alınmasını gerekli kılmıştır. Öğrencilerin estetik algılarının gelişmesinde, onlarda edebî bir farkındalık yaratılması sürecinde bu tür çalışmaların öğrenci ve öğretmenlere faydası olacaktır. Bu yüzden Şeyh G?lib'in gazellerinin bize söyleyeceği çok şey vardır.Anahtar kelimeler: Şeyh G?lib, Gazel, Estetik, Eğitim.

DilDivan edebiyatıEdebiyat eğitimi+5
Umut Soysal
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Coğrafya öğretmenlerinin etkili materyal kullanımının öğrencilerin tutum, akademik başarı ve hatırda tutma düzeylerine etkisi: İzmir örneği

Bu araştırmanın amacı, Coğrafya dersi, ?Kıpırdayan Dünyamız? ünitesinde, etkili materyal kullanılan öğretimin ve öğretmen merkezli öğretimin akademik başarı, tutum ve hatırda tutma düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir.Araştırmada deneysel yöntem kullanılmıştır. Bu yöntemin ?kontrol gruplu öntest - sontest deseni? tercih edilmiştir. Öğrencilerin coğrafya dersine olan tutumlarını ölçebilmek amacıyla ?Coğrafya Dersi Tutum Ölçeği? ve başarı seviyesini ölçebilmek amacıyla ?Akademik Başarı Testi? geliştirilmiştir.Araştırma, 2010-2011 Eğitim-Öğretim yılında İzmir Özel Gelişim Koleji 9. sınıfta okuyan kırk öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. ?Kıpırdayan Dünyamız? ünitesi, deney grubunda aktif öğrenme yöntemini temel alan etkili materyal kullanımı ile kontrol grubunda ise öğretmen merkezli bir yöntem ile işlenmiştir. Öğretim, deneysel çalışmanın kontrolü amacıyla her iki gruba da aynı öğretmen tarafından uygulanmıştır. Denel işlem beş hafta sürmüştür. Denel işlemin ardından, beş hafta sonra öğrencilerin hatırda tutma düzeyini ölçmek amacıyla Akademik Başarı Testi yeniden uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, varyans çözümlemesi ve Mann Whitney U gibi analizler kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, Coğrafya dersi ?Kıpırdayan Dünyamız? ünitesinin öğretiminde, öğretmenlerin etkili materyal kullanımının, öğrencilerin akademik başarısını artırdığı, hatırda tutma düzeylerini yükselttiği ve derse olan tutumları açısından öğretmen merkezli öğretime göre çok daha etkili olduğu tespit edilmiştir

Akademik başarıBaşarıCoğrafya+10
Tufan Çapar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kosova'da Türk çocuk edebiyatı

Bu çalışmada, Kosova'daki Türk Çocuk Edebiyatı'nın ortaya çıkışı ve onun eğitim ve siyasi / toplumsal değişmelerle olan bağlantısı, tarihsel verilerden de faydalanılarak ortaya konulmuştur. Bu inceleme dört bölümden oluşmaktadır. Her bölüm kendi içerisinde alt başlıklara ayrılmıştır. Alt başlıkların çoğunun sonuç kısmı mevcuttur.?Giriş? bölümünde Balkan adının çeşitli anlamlandırmaları ve kullanım alanları verilmiştir.IV. bölümün ilk kısmında Balkanların coğrafyası ve genel tarihi hakkında bilgiler sunulmuştur. İkinci kısmında ise Balkan ülkelerinin tarihî ve coğrafi özellikleri tek tek ele alınmıştır. Daha sonra Balkanlardaki eğitim faaliyetleri özetlenmiş, bunun ardından da Kosova'daki eğitim hayatı ayrıntılarıyla ve yıllar bazında anlatılmıştır. Devamında ise başta Balkanlardaki Türk edebiyatı hakkında bilgiler verilmiş sonrasında da çalışmamızda izlediğimiz yol olan genelden özele gitme yaklaşımını kullanarak Kosova'daki Türk Çocuk Edebiyatı incelenmiştir.Sonuç bölümünde de Kosova'daki Türk Çocuk Edebiyatı'nın özellikleri ve geldiği son nokta ortaya konulmuştur.

BalkanlarEdebiyatKosova+3
Aynur Özgür
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Makedonya'da Türk çocuk edebiyatı

Makedonya'daki Türk Çocuk Edebiyatı, Balkanlardaki diğer Türk Çocuk Edebiyatlarıyla kıyaslandığında en gelişmiş ve en fazla eser vermiş olanıdır. Bu çalışmada Yugoslavya zamanında başlayan Modern Türk Edebiyatının oluşumunun tarihsel ve sosyolojik eleştiri yöntemiyle incelemesi yapılmıştır.Bu çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Balkan adı ve tarihi üzerinde durulmuştur. Yakın Çağ ile birlikte Makedonya'nın Balkanlardaki durumundan bahsedilmiştir. Balkan adı ve tarihi üzerinde durulmasının nedeni çalışmanın Makedonya'daki Türk Çocuk Edebiyatından bahsetmesidir. Bölgenin coğrafyası ve tarihî geçmişi, çocuk edebiyatının neden en fazla eser vermiş edebiyat türü olduğunu gözler önüne sermektedir.İkinci bölümde ise tümdengelim yöntemiyle önce Makedonya Türk Edebiyatının gelişimi ve Türkçe eğitim hayatından bahsedilmiştir sonra Makedonya Türk Çocuk edebiyatı ve ürünleri incelenmiştir. Makedonya'daki Türk Çocuk Edebiyatının gelişmesinin Türkçe eğitimle ile yakından ilgilidir. Okullarda okutulacak özgün Türkçe hikâye ve şiirlere ihtiyaç duyulduğundan bölgedeki Türk yazarlar çocuklar için yazmaya yönelmiştir.Sonuç olarak Makedonya'daki Türk Çocuk Edebiyatının genel özellikleri ortaya konulmuş ve bu edebiyatla ilgili kendi görüşlerimize yer verilmiştir.

BalkanlarEdebiyatMakedonya+2
Gözde Öztürk
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Türk romanında II. Abdülhamid ve eğitim

1876-1909 yılları arasında tahtta kalan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. pa-dişahı, hatta kimilerine göre yönetime etkisi bakımından son hükümdarı olan II.Abdülhamid, gören göze, duyan kulağa göre kimlik kazanmıştır. ?Kızıl Sultan?-?Ulu Hakan/Gök Hakan/Beyaz Hakan? ikileminde bugün bile hâlâ tartışılan bir şah-siyettir. Bu çalışmada II. Abdülhamid; Cumhuriyet Dönemi romanlarının kurgularına yansıyan boyutlarıyla irdelenmeye çalışılmıştır.Cumhuriyet Dönemi romancıları, biraz da yeni yönetimin kabul görmesine yardımcı olabilmek için II. Abdülhamid'i ve dönemini tenkit etme yoluna gitmişler-dir. En çok eleştirilen konular, dış politika, sürgün ve sansür uygulamalarıdır. Eğitim hususunda ise romanlarda Osmanlı ve Avrupa eğitim sistemleri karşılaştırılır. Ana karakterlerin birçoğu II. Abdülhamid'in Tıbbiye ve Mülkiye gibi en iyi okullarından mezundur; ancak ona muhalif kimselerdir. II. Abdülhamid'in sorgulayan, eleştiren ve pozitif ilimleri tanıyan bir neslin yetiştirmesine katkıda bulunmak için açtığı mektep-lerin ona muhalif bir nesli ortaya çıkarması, romanlarda da konu edilmiştir. Ayrıca romanlarda yabancı okulların ve Batılılaşma hevesinin yarattığı sosyal ve kültürel çöküntü üzerinde de durulmuştur.Sultan Hamid Düşerken romanında II. Abdülhamid roman karakteri olarak ele alınırken, diğer romanlarda II. Abdülhamid bir dönemin içindeki kişi olarak yer almış ve sürekli tartışılan, konuşulan olaylar silsilesinin başkahramanı olmuştur.

Abdülhamid IICumhuriyet DönemiEğitim+2
Neslihan Huri Yiğit
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kırkambar dergisinin eğitim unsurları yönünden değerlendirilmesi

Bilim ve Eğitim, Tanzimat'la birlikte değişen ve gelişen Türk fikir dünyasında ve kültüründe önemli bir yere sahiptir. Biz bu çalışmayla, Türk basın tarihinin önemli isimlerinden biri olan Ahmet Mithat Efendi'nin döneminde pek çok okuyucuya ulaşmış Kırkambar dergisini ele almaktayız. Bu dergi döneminde halkı eğitmek ve yeni bilgiler öğretmek için hazırlanmıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde, Kırkambar dergisine kadar olan Türk basın ve yayın tarihine genel bir giriş yaptık. Daha sonra Ahmet Mithat Efendi'nin hayatını kısaca anlattık. Bu bölümü takip eden bölümde, Kırkambar dergisi hakkında bilgiler sunduk.İkinci bölümde ise çalışmamızın ana konusu olan eğitim unsurlarına değindik. İlk olarak dergide bulunan eğitimle ilgili yazıları değerlendirdik. Daha sonra ise bir eğitim unsuru olarak edebiyat bölümünü oluşturduk. Bu bölümden sonra bir eğitim unsuru olarak felsefe bölümünü yazdık. Bu bölümlerden sonra eğitim unsuru olarak diğer konuları ele aldık. Bu bölümü sosyal bilimler ve fen bilimleri olarak iki kısımda inceledik.Sonuç bölümünde değerlendirmeler yaparak, Kırkambar çerçevesinde dönemin temel kültürel faliyetlerine değindik. Ayrıca toplumsal bazı sorunlara değinerek bazı tespitlerde bulunduk. Son olarak kronolojik Kırkambar indeksiyle derginin içerisindeki yazıları ortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimler: Kırkambar, Ahmet Mithat Efendi, Basın Yayın, Eğitim, Edebiyat, Felsefe.

Ahmed Mithad EfendiBasın tarihiDergiler+7
Bahattin Şimşek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarih öğretiminde merkeze bağımlılığın azaltılması yolunda bir çözüm önerisi: Yerel tarih

Bu araştırmada tarih öğretiminde yerel tarih kaynaklarına dayalı etkinlikler aracılığıyla ders işlenmesinin öğrencilerin akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Araştırma ortaöğretim 10. sınıf öğrencileri üzerinde nicel ve nitel yöntemler bir arada kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "Tarih Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve 10. sınıf tarih dersi öğretim programında yer alan "En Uzun Yüzyıl (1800-1922)" ünitesinin belirlenen kazanımları üzerine hazırlanan "Akademik Başarı Testi" aracılığıyla toplanmıştır. Nitel boyutta ise deney grubu öğrencilerinin etkinlikler sırasında doldurdukları çalışma yaprakları ve uygulama bitiminde deney grubu öğrencileriyle gerçekleştirilen görüşmeler aracılığıyla veriler elde edilmiştir. Araştırma 2011-2012 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında İzmir Bornova Koleji Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışma için 10/C sınıfı deney, 10/B sınıfı ise kontrol grubu olmak üzere rastgele atanmış hazırlanan veri toplama araçlarının ön test olarak uygulanması sonucu her iki grubun birbirine denk olduğu ortaya konmuştur. Araştırma deney grubunda N=21, kontrol grubunda N=19 olmak üzere toplam 40 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda dersler altı hafta süre ile yerel tarih kaynaklarına dayalı etkinlikler aracılığıyla, kontrol grubunda ise geleneksel yöntemle işlenmiştir. Akademik Başarı Testi ve Tarih Dersine Yönelik Tutum Ölçeğinden oluşan veri toplama araçlarının ön test ve son test olarak uygulanması sonucu elde edilen nicel veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde tek faktör üzerinde tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA testi, bağımlı ve bağımsız gruplar için t-testi ile bağımsız gruplar için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Nitel verilerin elde edildiği çalışma yapraklarının analizinde doküman analizi, deney grubu öğrencileriyle gerçekleştirilen görüşme verilerinin analizinde ise içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada yerel tarih kaynaklarına dayalı etkinlikler aracılığıyla işlenen derslerin öğrencilerin akademik başarılarında ve tarih dersine yönelik tutumlarında geleneksel yönteme göre anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür. Buna göre yerel tarih kaynaklarına dayalı etkinliklerle işlenen derslerin, öğrencilerin akademik başarılarını arttırdığı ve derse yönelik tutumlarını olumlu yönde geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin etkinlikler sırasında doldurdukları çalışma yapraklarının analizi sonucunda öğrencilerin tarihsel düşünme becerileri bünyesinde yer alan bazı alt becerileri etkili biçimde kullandıkları görülmüştür. Deney grubu öğrencileriyle uygulama sonrası yapılan görüşmeler ise öğrencilerin derste yapılan yerel tarih etkinliklerine yönelik olumlu tutum geliştirdiklerini göstermiştir. Araştırmada ayrıca, elde edilen sonuçlar ve araştırmacının izlenimleri doğrultusunda yerel tarihin tarih derslerinde kullanımını yaygınlaştırmak için Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler ve öğretmen yetiştiren kurumlara yönelik önerilerin yanı sıra bu konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılara yönelik bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Yerel Tarih, Yerel Tarih Kaynakları, Akademik Başarı, Tarih Dersine Yönelik Tutum, Tarihsel Düşünme Becerileri

Akademik başarıTarih eğitimiTarih öğretimi+5
Aslı Avcı Akçalı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi garpçılık fikrinin Cumhuriyet'in düşünsel temellerine ve eğitime etkileri

Osmanlı Garplılaşma hareketinin kökleri oldukça eskilere dayanmaktadır. Ancak bu durumun hep göz ardı edildiği bilinmektedir. Mevcut düzen veya uygarlığının kendisine yeteceği kanısında olan ve bu yüzden kendisini Batı medeniyetinden üstün gören Osmanlı Devleti, özellikle askerî yenilgilerin artması nedeniyle 18. yüzyılın başlarından itibaren Batı medeniyeti ile ilgili bu geleneksel algısını değiştirmeye başlamıştır. Böylece Batı'nın bilgi ve görgüsüne başvurmaya karar veren Osmanlı Devleti'nde bu konudaki ilk dönüşüm ve reform çabaları, "Fransa'nın vesâit-i umrân ve maârifine dahi lâyıkıyla kesb-i ıttılâ ederek kabil-i tatbîk olanların takriri?" hükmüyle Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi'nin büyük bir heyetle Paris'e gönderilmesiyle başlamıştır. 18. yüzyılın başlarından itibaren orduda yapılan yenilikler, yenilgi ve kayıpların artması nedeniyle pek yeterli görülmemiştir. Bu nedenle III. Selim Dönemi'nden itibaren Batı'nın teknik ve askerî alanlar başta olmak üzere birçok alandaki başarısının sırrını öğrenmek amacıyla Batılı ülkelerle yoğun bir diplomatik hareketlilik süreci başlatılmış, yeni ve sistemli bir ordunun kurulması yoluna gidilmiştir. Başlangıçta askerî yeniliklerle başlayan ve daha sonra sosyal ve kültürel sahalara yönelen Garplılaşma hareketi, II. Mahmut Dönemi'nde Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla birlikte daha etkin bir hale gelmiştir. II. Mahmut, bu sayede 19. yüzyıldaki hatta 20. yüzyıldaki reformcuların izleyeceği ana reform hattını oluşturmuştur. Nitekim II. Mahmut Dönemi reform hareketlerinin devam ettirildiği düşünülen Tanzimat Dönemi'nde de Garplılaşma hareketi doğrultusunda idari, adli, askerî, eğitsel ve ekonomik sahalarda yeniliklerin yapılmasına devam edilmiştir. Bu dönemde, Batı dünyasının gösterdiği başarının temelinde yatan şeyin "ilim ve fünûn" olduğu anlaşılmış ve özellikle II. Meşrutiyet Dönemi'nde bu konuda yoğun bir tartışma süreci başlatılmıştır. Bu tartışma sürecine önayak olan kişiler, bu dönemde kendilerine "Garpçılar" adı verilen bir grup aydın olmuştur. Bu grup içerisinde yer alan Dr. Abdullah Cevdet (KARLIDAĞ), Celal Nuri (İLERİ) ve İsmail Hakkı (KILIÇOĞLU); yani Kılıçzâde Hakkı gibi aydınlar, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçılık fikrinin gelişiminde ve Garplılaşma konusundaki algıların farklılaşmasında büyük önem arz etmektedirler. Bu aydınlar gerek II. Meşrutiyet Dönemi basınında ön plana çıkan yazılarıyla gerekse de kaleme aldıkları eserleriyle bugüne kadar hep yekpare bir bütün olarak algılanıp değerlendirilen Garpçılık fikrinin, aslında zihinsel bir dönüşüm, bir farklılaşma olduğunu göstermişlerdir. Dönemin basınında da açıkça tespit edildiği üzere, artık "Batıcılık / Batılılaşma ve Batıcılar" gibi kavramlar yerine "Garpçılık / Garplılaşma ve Garpçılar" gibi ifadelerin kullanılması anlam itibariyle köklü bir değişiklik ifade etmese de uygulamalarıyla Batı dünyasına dönük zihinsel algılarda büyük bir dönüşüm yaşandığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada hem kavram karmaşasına neden olmamak hem de "Garpçılık ve Batıcılık" kavramlarında bir anlam farklılığı olmadığı için "Garpçılık / Garplılaşma ve Garpçılar" gibi kavramları kullanmada özen gösterilmeye çalışılmıştır. Tarık Zafer Tunaya'nın "Cumhuriyet'in siyasal laboratuvarı" olarak nitelendirdiği II. Meşrutiyet Dönemi'nde olgunlaşan ve bu döneme özgü bir oluşum halini alan Garpçılık fikrinin Cumhuriyet'in düşünsel temellerine ve eğitime olan etkileri, üç bölüm halinde değerlendirilmiştir. Tezin birinci bölümünde, II. Meşrutiyet Dönemi'ne kadar Garpçılığın izlediği gelişim seyri, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçılığı ve günümüze kadar yapılan çalışmalarda Garpçılığın ya da yaygın bir söyleyişle Batıcılığın nasıl algılandığı ortaya konulmuştur. Tezin ikinci bölümünde, Garpçılığın harf devrimi ve medreselerde ıslahat tartışmaları bağlamında eğitimdeki yansımaları ve kadın giyim-kuşamı ile modern âdâb-ı muâşeret bağlamında sosyal alandaki yansımaları analiz edilmiştir. Tezin son bölümünde ise Garpçılık fikrinin Cumhuriyet'in düşünsel temellerine; yani Atatürk'ün fikir dünyasına olan etkileri, II. Meşrutiyet Dönemi Garpçıları'ndan Dr. Abdullah Cevdet, Celal Nuri ve Kılıçzade Hakkı'nın Garpçılık konusundaki fikirleri ve fikir ayrılıkları, Garp dünyasının üstünlüğünün "ilim ve fünûn"a dayandırılması bağlamında Osmanlı- Türk düşünce dünyasında geniş yer tutan Biyolojik Materyalizm ve Sosyal Darwinizm noktasındaki düşünceleri, Avrupalı aydınların Osmanlı toplumundaki gerilemenin kaynağı olarak gördükleri ya da kısaca "mâni'-i terakki" olarak nitelendirdikleri dine yönelik algıları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Garpçılar, Garpçılık, II. Meşrutiyet, Eğitim

BatıcılıkCumhuriyetEğitim+7
İrfan Davut Çam
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de özel sektör anlayışının gelişimi ve Türk Milli Eğitim sistemindeki yeri

Ekonomi politikalarının uygulanması açısından yatırım faaliyetlerini devlet sektörü ve özel sektör gerçekleştirebilmektedir. Tarihsel gelişimi açısından Türkiye Cumhuriyeti'nin ekonomik politikalarında, devletçi ve liberal uygulamalar görülmüştür. Bu yönüyle Türkiye?de özel sektör, devlet sektörünün yanında varlık göstermiştir. 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde, neo-liberal politikaların uygulanmasıyla özel girişimcilik daha fazla gündeme gelmiş ve özel sektörün ekonomik etkinliği artmıştır. Türk Milli Eğitim sisteminde eğitim hizmeti, devlet ve özel öğretim kurumları aracılığı ile yerine getirilmektedir. Eğitim sistemini oluşturan okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim kademeleri ile özel kurs ve dershane alanlarında özel eğitim ve öğretim kurumları bulunmaktadır. Yükseköğretim düzeyinde, 1982 Anayasası'na göre; devlet üniversitelerinin yanında, vakıflar tarafından yükseköğretim kurumları açılabilmektedir. Özel öğretim kurumları ile ilgili olarak 1965 tarihli 625 sayılı kanun 2007 tarihine kadar yürürlükte kalmış, 2007 tarihinde ise 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu yürürlüğe girmiştir. Özel Öğretim Kurumları yönetmeliği ise çeşitli tarihlerde değişikliğe uğramakla birlikte 2012 tarihinde yeniden düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeler; okul türleri, eğitim kurumlarının açılış ve işleyişi, personel istihdamı gibi konuları içermektedir. Tezin birinci bölümünde, iktisadi açıdan liberal, neo-liberal ve liberal karşıtı görüşler açıklanarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde; gelişim süreci içinde Türkiye ekonomisindeki devletçi ve liberal politikalar ile 1980 sonrası ekonomik açıdan yaşanan neo-liberal dönüşüm anlatılmıştır. Üçüncü bölümde; Türkiye?de özel öğretim kurumlarının tarihsel gelişimine bakılarak başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasaları olmak üzere yasal mevzuat, Hükümet programları, Kalkınma Planları, eğitim yatırımlarına yönelik teşvik ve Milli Eğitim Şura kararları incelenmiş, özel öğretim kurumları ile ilgili bilgiler değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde ise küreselleşme ve özelleştirme kavramları açısından eğitim faaliyetinin özellikleri tanımlanmıştır. Bireysel ve toplumsal ihtiyaçlar karşısında eğitimin kamusal, yarı kamusal ve özel hizmet açısından durumu açıklanarak özel öğretim kurumlarının Türk milli eğitim sistemindeki konumu tespit edilmiştir. Resmi ve özel öğretim kurumları, eğitimde etkililik ve kalite gibi konular etrafında yorumlanmış, eğitim ve öğretim faaliyetlerini gerçekleştiren kurum türlerinin sayısal durumuna yönelik istatistik verileri kullanılmıştır. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinde özel kurumların Türk milli eğitim sistemindeki yeri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Özel Öğretim, Kamusal Hizmet, Özel Sektör.

1980 sonrasıEğitim faaliyetleriEğitim hizmetleri+7
Selahattin Ergül
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 6. sınıf öğrencilerinin coğrafi kavramları anlama düzeyi ve kavram yanılgıları

Araştırmanın amacı, ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin dünyanın özellikleriyle ilgili: dünyanın ekseni, kutup noktası, kutup dairesi, dönence, ekvator, başlangıç meridyeni, paralel, meridyen, enlem, boylam kavramlarıyla; coğrafi konumla ilgili: coğrafi konum, özel konum, matematik konum, yerel saat kavramlarını anlama seviyelerini ve bu kavramlarla ilgili yanılgılarını ortaya çıkarmaktır. Araştırma için seçilen kavramlar ilköğretim sosyal bilgiler müfredat programından seçilmiştir. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada seçilen coğrafi kavramların öğrenciler tarafından anlaşılma düzeylerini tespit etmek için pilot çalışma yardımıyla bir test geliştirilmiştir. Hazırlanan bu testte yer alan sorular daha çok, kısa cevaplı, açık uçlu ve şekil üzerinde açıklamalar ve çizimler istenen sorular biçimindeydi. Yapılan bu test Trabzon il merkezinde ve Akçaabat ilçesinde bulunan beş ilköğretim okulunun 11-12 yaş gurubunda olan 6. sınıf öğrencileri arasından rasgele seçilen 150 öğrenciye uygulanmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin kavramlar hakkındaki görüşlerini daha derinlemesine incelemek amacıyla 10 öğrenci ile de yarı yapılandırılmış formda mülakat yapılmıştır. Araştırma sonunda öğrencilerin araştırılan kavramları yeterli düzeyde anlayamadıkları ve bu kavramlarla ilgili bir çok kavram yanılgısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğrencilerin kavramları ve özelliklerini anlayamadıklarından bu kavramları birbirleriyle karıştırdıkları ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın sonucunda müfredat programında yer alan bu kavramların öğrencilere öğretiminde başarı sağlanamadığı görüldüğünden bu kavramların öğretimine ilişkin öğretmenlere ve program geliştirme uzmanlarına bazı tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sosyal bilgiler öğretimi, Coğrafi kavramlar, Anlama düzeyi, Kavram yanılgısı. VII

AnlamaCoğrafyaCoğrafya öğretimi+4
Yavuz Akbaş
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 6. sınıf öğrencilerinin doğal afetlerle ilgili kavramları anlama düzeyleri ve kavram yanılgıları

02. Özet Araştırmanın amacı, ilköğretim okulları müfredatından seçilmiş doğal afet kavramları olan: Sel, heyelan, yangın, çığ, sis, don ve şimşek kavramları ile ilgili konularda formal eğitim almış ilköğretim 6. sınıf öğrencilerinin bu kavramları anlama düzeylerini ve bu kavramlara ilişkin yanılgılarını tespit etmektir. Bu araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Coğrafya' da doğaJ_- - afetler eğitiminin öğrenciler tarafından anlaşılma düzeyini tespit etmek için pilot çalışma yardımıyla bir anket geliştirilmiştir. Bu ankette yer alan sorular, açık uçlu ve öğrencilerin araştırılan konu ile ilgili bilgilerini tam olarak aktarmalarını sağlayacak şekilde hazırlanmıştır. Hazırlanan bu anket Ordu iline bağlı Gürgentepe ilçesinde bulunan 4 ilköğretim okulununl 1-12 yaş grubunda olan 6. sınıf öğrencileri arasından şans yöntemiyle seçilen 100 öğrenciye uygulanmıştır. Bununla birlikte öğrencilerin doğal afetler hakkındaki görüşlerini daha derinlemesine incelenmek amacıyla 10 öğrenci ile de açık uçlu sorulan içeren mülakat yapılmıştır. Araştırma sonunda öğrencilerin söz konusu doğal afetlerle ilgili kavramları anlama düzeyleri, doğal afetlerin oluşumunu, meydana getirdikleri zararlar ve bu zararlardan korunma yolları konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip olmadıkları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca öğrencilerin doğal afetlerle ilgili kavramları yeterli düzeyde anlayamadıkları ve bu kavramlara ilişkin önemli yanılgılarının olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda müfredat programında doğal afetlerle ilgili konuların öğretiminde yeterli basan sağlanamadığı görüldüğünden doğal afetlerin eğitimi ve öğretimine ilişkin öğretmenlere ve uzmanlara tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Soysal bilgiler öğretimi, doğal afetler, doğal afetler eğitimi coğrafi kavramlar, kavram yanılgısı. VII

AnlamaCoğrafi özelliklerDoğal afetler+4
Ferhat Kaymak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Refik Altınay'ın hayatı, eserleri ve tarih eğitimindeki yeri

Yarım asrı aşan ömrünü tarih araştırmalarına ayıran, çok sayıda kitap yayınlayan, gazete ve dergilerde tarihin farklı konularında pek çok makaleler yazan Ahmet Refik Altınay'ı tanımak, Türk tarihindeki yerini belirlemek, Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarındaki tarih anlayışım tespit etmemize ışık tutacaktır. Yaşadığı dönem itibariyle hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemi tarihçisi olan Ahmet Refik'in "Tarihi Sevdiren Adam" sıfatım kazanmış olması ona Türk tarihçileri arasında farklı bir yer kazandırmaktadır. Onun bu farklı konumunu tespit etmek amacıyla bu tez çalışmasında, tarih anlayışı, hayatı ve eserleri, öğrencilere yönelik yazdığı ders kitapları ve eserlerinde kullandığı üslup üzerinde durulmuştur. Osmanlıca olan ders kitapları incelenerek anlatım teknikleri ve üslubu tespit edilmeye çalışılmış, Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemde yazdığı ders kitapları karşılaştırılmış ve bazı ders kitapları şekil açısından incelenmiştir. Bunların yanında Osmanlı Devleti'ne son derece bağlı bir tarihçi olan Ahmet Refik'in tarih anlayışı üzerinde durulmuş, kimlerin etkisinde kaldığı ve Cumhuriyet sonrasında tarih anlayışında farklılıklar olup olmadığı irdelenmiştir. Ahmet Refik'in eserlerinin çok sayıda okuyucu kitlesine ulaşması, eserlerde kullanılan üslubun, tarih eğitiminde ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Ahmet Refik, çok sayıda eser vermesine ve ömrünü tarih eğitimine adamış olmasına rağmen yaşadığı sürece bu çalışmalarının karşılığım alamamıştır. Ömrünün son yılları sıkıntılar içinde geçmiştir. Çektiği sıkıntılar pek çok tarihçi ve yazar tarafından özellikle ölümünden sonra dile getirilmiştir. Bu durum hayatı bölümünde "Ölümünden Sonra Hakkında Yazılanlar" başlığı ile ayrıca ele alınmıştır.

Altınay, Ahmet RefikBiyografiEğitim+2
Emine Üstün
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim II. kademe sosyal bilgiler derslerinin demokrasi eğitimindeki yeri: Öğretmen görüşleri

02. Özet Bu çalışmanın amacı, ilköğretim n. kademe Sosyal Bilgiler derslerinin demokrasi eğitimindeki yeri ile ilgili Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışma nitel bir yaklaşımla yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Mülakat formu, kısa cevapb ve açık uçlu, 7 bölüm ve 3 1 sorudan oluşmuştur. Araştırmanın evreni, Trabzon ilinin ilköğretim okullarında görev yapan Sosyal Bilgiler öğretmenleridir. Bu evren içinden, Akçaabat ilçesinin 40 ilköğretim okulunun Sosyal Bilgiler öğretmem rastgele (random) örneklem olarak seçilmiştir. Toplanan veriler, nitel ve nicel olarak sunulmuştur. Araştırmada; ilköğretim II. kademe Sosyal Bilgiler derslerinin demokrasi eğitimindeki yeri ile ilgili Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, ilköğretim n. kademe Sosyal Bilgiler derslerinin mevcut müfredat ve ders kitapları ile demokrasi eğitimindeki etkisinin zayıf olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ilaveten çalışmaya katılan öğretmenlerin çoğunun "demokrasi eğitimi" konusunda yeterli bilgi düzeylerinin ve mesleki yeterliliklerinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanılarak bazı çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: "Demokrasi Eğitimi", "Sosyal Bilgiler Öğretimi", "Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Görüşleri". vm

DemokrasiDemokrasi eğitimiSosyal bilgiler dersi+5
Yüksel Hürfikir
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kırgızistan'da lise tarih müfredatı ve ders kitapları

Ders kitapları, ekonomik, kültürel ve siyasi gelişim düzeyleri ne olursa olsun tüm ülkelerin eğitim ortamları ve süreçlerinde etkileri farklı olmamakla birlikte belirleyici bir rol oynamaktadır. Ders kitapları, bir müfredatın soyut hedeflerinin somut yansıması olduğu gibi sınıf içi öğretimi büyük ölçüde belirleyen ve yönlendiren bir araçtır. Bu çalışma, Kırgızistan 1996 tarih müfredat programınca uyarlanan Kırgızistan Tarihi ders kitabının fiziksel ve eğitimsel, öğrenme ve öğretme, görsel ve dil, değerlendirme açısından kaynaklanan problemleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada 10. ve 11. sınıflar için Kırgızistan Tarihi ders kitaplarının içeriği Türkçe'ye çevrilerek anlatılmıştır. Böylece bu ders kitapları belli kriterler açısından değerlendirilmiştir. Araştırmanın ilk bölümünde, Kırgızistan Cumhuriyeti eğitim sistemi, Tarih müfredat programlan tarihsel metotla ortaya konulmuştur.SSCB dönemi eğitim sistemi ve tarih dersi programı ile günümüz tarih dersi programlan da ortaya sunulmuştur. Çalışma alam olarak seviyeleri bakımından birbirine yakın olan 10. ve 11. sınıf Kırgızistan Tarihi dersi kitapları seçilmiştir. Çalışma sonucunda Kırgızistan'da okutulmakta olan 10. veli. sınıf Kırgızistan Tarihi ders kitaplarının fiziksel ve eğitimsel tasarım, öğrenme ve öğretme, değerlendirme açısından istenilen düzeyde olmadığı ortaya konulmuştur. VI

Ders kitaplarıDers programlarıKitaplar+3
Mira Yıldız
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim coğrafya öğretmenleri ve öğrencilerinin coğrafya öğretiminin genel amaçlarına ulaşma düzeyinin belirlenmesi

02.Özet Orta öğretim Coğrafya derslerinin genel amaçlarının istenilen düzeyde gerçekleşmediği düşünülmüştür. Bu sebeble orta öğretim coğrafya öğretmenlerinin ve öğrencilerinin coğrafya öğretiminin genel amaçlarına ulaşma düzeyinin tespit edilmesi hedeflenmiştir. Araştırmada hem nitel hem de nicel araştırma modeli kullanılırken, araştırma yöntemi olarak survey (tarama), araştırma tekniği olarakta anket ve mülakat kullanılmıştır. Araştırma 2003-2004 eğitim-öğretim yılı Trabzon ilinin bütün orta öğretim kurumlarım kapsamaktadır. Bunun için, Trabzon ili, ilçesi ve beldesinde görev yapan 29 öğretmene anket uygulanırken, yine bu okullarda okuyan 363 öğrenciye de anket uygulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin 10'nu ile bizzat yüzyüze görüşülerek yarı yapılandırılmış mülakat uygulanmıştır. Araştırmada öğretmen ve öğrenci anketinden elde edilen veriler ışığında; orta öğretim coğrafya öğretmenlerinin coğrafya öğretiminin genel amaçlarına ulaştıklarım düşündükleri tespit edilirken, öğrencilerin genel amaçların özellikle psiko-motor amaçlarından; plan, kroki ve harita çizme, grafik, tablo, diyagramdan yararlanma ve yorumlama becerisini yeterince kazanamadıklarını düşündükleri tespit edilmiştir. Öğretmen mülakatından elde edilen bulgularla özellikle 9. sınıf coğrafya ders saatinin az olduğu, coğrafya müfredatına göre ÖSS'nin değiştirilmesi ve öğrencilerdeki okuma alışkanlıklarının geliştirilmesi gibi görüşler tespit edilmiştir. Araştırmanın sonunda coğrafya öğretiminin genel amaçlarına yüksek seviyede ulaşılabilmesi için bazı tavsiyelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Orta Öğretim, Coğrafya Öğretimi, Müfredat programı, Genel Amaçlar, Ulaşma düzeyi vm

CoğrafyaCoğrafya öğretimiDers programları+4
Abdulkadir Uzunöz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. Yüzyılda İzmir'de Amerikalı misyonerlerin sağlık faaliyetleri

İnsan ve toplum hayatının vazgeçilmez bir öğesi olarak sağlık faaliyetleri, Amerikan misyonerlerinin en önemli aracı haline gelmiştir. Azınlıklara hizmet etmeyi amaçlayan misyonerler, dispanserler ve hastaneler açarak bu hizmeti daha geniş bir alana yaymayı hedeflemişlerdir. Bu çalışmada misyonerlerin İzmir'de tıbbi misyona ne tür işlevler yüklediklerine odaklanılmıştır.

19. yüzyılAmerika Birleşik DevletleriHristiyanlar+7
Büşra Arı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler dersinde performans ödevlerine ilişkin öğrenci ve öğretmen görüşleri

Araştırma, Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin, performans görevlerine ilişkin görüşlerinin nasıl olduğunu ve görüşlerinin cinsiyet, yaş, kıdem ve görev yaptıkları okulun ekonomik durumu gibi değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca öğrencilerin performans ödevlerine ilişkin görüşlerinin nasıl olduğu, ekonomik durum, anne ve baba eğitimi, meslek ve yaş durumu gibi değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma tarama türünde betimsel bir çalışmadır. Anahtar Kelimeler: Performans ödevleri, yapılandırmacı eğitim, alternatif ölçme yöntemleri, öğretmen görüşleri, öğrenci görüşleri

Ev ödeviPerformansPerformans görevi+6
Şennur Şahin
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Orhan Kemal'in roman ve hikayelerinin dili ve Türkçe bakımından değerlendirilmesi

Bölüm I'de Orhan Kemal'in hayatına ve yapıtlarına yer verilmiştir. Bölüm II'de ise çalışmada yararlanılan roman ve hikayeler bulunmaktadır. Ayrıca tezde kullanılan kısaltmalar belirtilmiştir. Bölüm III'te çalışma metodu anlatılmıştır. Roman ve hikayelerden verilerin fişleme usulüyle toplandığı ve bilgisayara geçirildiği vurgulanmıştır. Bölüm IV'te toplanan veriler ikilemeler,tekrarlar, atasözleri, deyimler, ağız özelliği taşıyan sözler, lakaplar ve argo olmak üzere tasnif edilmiştir. Her biri kendi içinde detaylı sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Bölüm V'te sonuç bölümü yer almıştır. Tasni edilen bölümlerle ilgili sonuçlara yer verilmiştir.

Anadolu ağızlarıAnlatım diliDilbilim+6
Nilay Yaylağan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim hayatındaki değişimlerin Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarına yansımaları

Yakup Kadri, 1889 yılında Kahire'de doğmuş, altı yaşındayken Manisa'ya gelmiş ve on üç yaşına kadar burada yaşamıştır. 1903-1905 yılları arasında İzmir İdadisi'nde okumuş, sonrasında yeniden Mısır'a dönerek burada Fréresler mektebine ve İsviçre lisesine devam etmiştir. 1908 yılında İstanbul'a dönen yazar, Fecr-i Âti Beyannamesi'ne imzasını atarak edebî hayatına başlamış olur. 1909-1914 yılları arasında Schopenhauer'in etkisi altında kalan yazarın ilk edebî ürünlerinin ferdîyetçi ve karamsar bir hava taşıdığı görülmektedir. Ancak Balkan Savaşları'nın ülke üzerindeki yıkıcı sonuçlarını görmek ve 1919 yılında, tedavi için gittiği İsviçre'den dönüşünde, işgal altındaki İstanbul'da yaşamak yazarı bu ferdîyetçilikten sıyırmış ve sosyal meseleler üzerine eğilmesini sağlamıştır. Yakup Kadri'nin toplumsal sanat anlayışına geçişi ile birlikte romancı kimliği de doğmuştur. 1920 yılından itibaren yazdığı tüm romanlarında şahit olduğu tarihî ve toplumsal süreçleri ele almış, Türk toplumun hızlı dönüşümünü birbirini takip eden sahneler halinde ortaya koymaya çalışmıştır. Yakup Kadri'nin romanlarında anlatılan vakaların kapsadığı zaman dilimi incelendiğinde yazarın Batı tarzında okulların kuruluşundan Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan reformlara kadar birçok eğitim icraatının sebep ve sonuçlarını ele aldığı görülür. Hep O Şarkı'da medreselerin çağın gerisinde kalışı, Bir Sürgün'de batı tarzında eğitim veren okullardan mezun olan gençlerin Fransız hayranlığı, Hüküm Gecesi'nde pozitivist eğitimin yetiştirdiği güce tapan nesillerin Osmanlı siyaseti üzerindeki etkileri, Kiralık Konak'ta ailede verilen değerler eğitiminin çöküşü ve sonuçları, Nur Baba'da yaygın eğitim kurumu vazifesi gören tekkelerin bozulması ve tüm bunların bir sonucu olarak görebileceğimiz Sodom ve Gomore'de kültürünü ve değer yargılarını yitirmiş Türk burjuvazisinin işgal kuvvetleriyle işbirliği anlatılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son demlerini ele alan bu altı romanın ardından Yaban, Anadolu'daki eğitim imkânlarıyla İstanbul aydının kültürel birikimi arasındaki farkı ortaya koymuştur. Yazarın Cumhuriyet'in ilk yıllarını ele aldığı Ankara ve Panorama adlı eserlerinde ise, Türk inkılabı ve dönemin münevver kesiminin bu inkılabı gerçekleştirecek alt yapıya sahip olup olmaması sorunu tartışılmıştır. Tüm bunların yanı sıra kadınların otodidakt yetişmesinin ortaya çıkardığı sonuçlar ve Türk insanı üzerindeki yabancı etkiler de zaman zaman yaratılan karakterler vasıtasıyla ortaya konmuştur. Batı'yla ilişkisi Monte Cristo'yla başlayıp kısa süreli örgün eğitim dönemleri, edebî ve felsefî okumalarla devam eden Yakup Kadri'nin Balkan Savaşları sonunda bir uyanış yaşadığı anlaşılmaktadır. O, artık Batı'yı bir kraliçe gibi görmemektedir. İnsanı var eden en önemli güdünün kendi benliğini bulup yaşayabilmek olduğunu görmüştür. Vatan müdafaası, toplumun ayakta kalması gibi mefkûrelerin yanında ferdî buhranlara yer olmadığını anlamıştır. Aydının yetişmesinde sadece ileri milletlerin biliminin yeterli olmadığını, ailede ve toplum içinde sağlam bir değerler eğitimi alınması gerektiğini romanlarında yarattığı tüm olumlu ve olumsuz kişilerle ortaya koymuştur. Yakup Kadri, kendisi gibi yetişen tüm nesillerden ve daha sonra gelecek olanlardan bu uyanışı yaşamalarını beklediğini ve bu uyanışın mümkün olduğunu Doktor Hikmet, Hakkı Celis ve Necdet gibi karakterleri vücuda getirerek göstermiştir. Onun hayalindeki toplumun ve aydının yaratılması ise kuşkusuz sağlam bir formal ve informal eğitim anlayışının yerleştirilmesiyle olacaktır. Anahtar kelimeler: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, eğitim, aydın, karakter,değişim

Ahlaki değişimAydınlarDeğişim+6
Burcu Çakın
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pınar Kür'ün romanlarında kadın ve kadın eğitimi

Türkiye'nin, Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte toplumsal olarak büyük bir değişimin içerisine girdiği yadsınamayacak bir gerçektir. Bu süreçte kadının rolü ve gelişimi çok önemli olmuştur. Türk kadını, dünyada medenî addedilen pek çok ülkenin kadınından da önce birtakım haklara sahip olmuştur. Ancak bu haklar yoğun bir çaba sonucu elde edilmiş değildir. Bu sebeple kadınlar tarafından hemen içselleştirilemediği gibi erkekler tarafından da kabullenilememiştir. Dolayısıyla Türk kadınının toplumsal hayatta var olma gayretinde karşılaştığı güçlükler dikkat çekici olmuştur. Stendhal'ın "Roman sokağa tutulan bir aynadır." sözünde işaret ettiği gibi Cumhuriyet kadınlarının değişimini, gelişimini, arzularını, sorunlarını tespit edebilmek açısından bu dönemde yazılmış olan romanlara kadınların ele alınışı bakımından yaklaşılmasının faydalı olacağı aşikârdır. Eserleri bu bakış açısıyla incelenen Pınar Kür; aile yapısı, eğitimi ve yaşam tarzı ile modern olarak adlandırılabilecek kadınlardan biridir. Eserlerinde de kadınlara ve kadınların hem toplumsal hayatta hem de iç dünyalarında yaşadıkları sıkıntılara geniş yer verdiği tespit edilmiştir. Yazarın incelenen yedi romanında özellikle çalışıp kendi ayakları üzerinde duran kadınların ön planda olduğu görülmüştür. Çalışmak, üretmek kadınların mutluluğu açısından bir ön koşul olarak sunulmuştur. Bununla birlikte çalışan kadınların da mutlu olmadığı görülmektedir. Pınar Kür'ün yaratmış olduğu kadınların en büyük ortak sorunlarından biri cinselliktir. Eserlerde yer alan kadınların bir kısmı ilk cinsel deneyimine büyük anlamlar yükleyerek hayal kırıklığına uğrarken bir kısmı da rızası dışında cinsel deneyimler yaşamak zorunda kalmıştır. Cinsel deneyim, romanlarda hangi açıdan işlenirse işlensin karakterlerin ruhsal durumlarına etkisi ile ele alınmıştır. Evlilik kurumu da yazarın üzerinde durduğu hususlardan biridir. Ancak eserlerde, evliliğe geleneksel Türk toplumundan farklı bir bakış açısıyla yaklaşıldığı görülmektedir. Pınar Kür'ün kadınları, eşlerine bağlı kalmak için atmış oldukları imzayı yeterli görmemektedir. Bir kadın ve bir erkeğin hayatı paylaşması için evliliğin şart olarak algılanmaması gibi. Eserlerindeki ana karakterlerini genellikle iyi eğitim almış bireyler olarak kurgulamış olan yazar, bu karakterlerin ailesine ve fiziksel özelliklerine yer verdiği gibi politik görüşlerine de yer vermiştir. Bu noktada dikkate değer olan husus, ana karakterlerin sosyalist bir dünya görüşüne sahip olmasıdır. Bu yönüyle romanda geniş yer tutan kadın karakterler yazarın görüşlerini yansıtır gibidir. Pınar Kür, tüm bunların yanı sıra eserlerinde roman yazma tekniklerine de yer vermiş olan bir yazardır. Bir insanı yazmaya iten sebepleri irdelediği satırlarda aynı zamanda yazma süreçlerini de aktarmıştır. Kadın özgürlüğü hareketine yazdıklarıyla destek olan bir kadın yazarın roman yazma yöntemini aktardığı postmodern romanlar dikkat çekicidir.

EdebiyatKadın eğitimiKadınlar+4
Gülşah Yetkin
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Süreli yayınlarda (1950-1960) yayımlanan hikâyelerdeki eğitim unsurları

Hikâyenin bugünkü anlamda kurmaca bir tür oluşu, Avrupa'da, 19. yüzyıla tekâbül eder. Modern halini alan öykü, Türk hikâyecilik tarihinde, 1950'li yıllarda en gelişmiş örneklerini verir.Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, Salim Şengil'in sahipliğinde Ankara'da 1947-1957 yılları arasında basılırken işte tam bu devrin en olgun Türk hikâyecilerini yetiştirmiştir. Salim Şengil, Orhan Kemal, Nezihe Meriç, Sait Faik Abasıyanık, Memduh Şevket Esendal, Şahap Sıtkı İlter, Vüs'at O. Bener, Fahri Erdinç, Bilge Karasu, İlhan Tarus, Orhan Duru, Halikarnas Balıkçısı, Samim Kocagöz, Selim İleri vb. gözde yazarların hemen hepsi bu dergide ilk hikâyelerini yayımlamıştır. Seçilmiş Hikâyeler Dergisi, dönemi için bir prestij dergisidir. Çok partili hayata geçiş yıllarının yaşandığı 1950'lerde CHP'nin halka dönme, halkı önemseme, halkı eğitme gibi politikalarının gündemde olması elbette toplum içerisinde yaşayan yazarları tesiri altına almıştır. Böylelikle yazarların pek çoğunda, 'köy romancılığı', 'memleket edebiyatı', 'köy edebiyatı' vb. adları ile anılan ideolojilerin tesiri görülmektedir. Cumhuriyet ideolojisi, aydınlar vasıtasıyla halka aktarılmak istenirken, edebiyat da, dergiler de, yazın dünyası da bu amaca hizmet etmiştir. Cumhuriyet ideolojisinin hikâyeciliğe olduğu kadar eğitim hayatına da yönelik bir eylem olduğu kabul edilirse, 'edebiyat' ve 'eğitim' gibi iki mühim alanın, modern öykünün oluştuğu 1950'lerde nasıl konumlandığının görülmesi hayli aydınlatıcı olur. Nezihe Meriç, Orhan Kemal, Şahap Sıtkı İlter, Salim Şengil ve Fahri Erdinç'in hikâye analizlerinin yapıldığı bu çalışmada, Türkiye'nin demokratik tarihinin ve Türk hikâyeciliğinin seyri görülebilecektir.

DergilerEdebi eserlerEdebi metinler+6
Nilgün Katipoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarında kadın ve kadın eğitimi üzerine bir araştırma

Ahmet Hamdi Tanpınar son yüzyılımızın önemli şair ve yazarlarından biridir. Onun edebiyat hayatımız için önemi hem verdiği eserlerden hem de yaptığı çalışmalardan kaynaklanmaktadır. Tanpınar yazdığı şiir, roman, deneme ve hikâyelerle yazın hayatında kendisinden sonraki yazarları etkileyecek kalıcı eserler bırakmasının yanında, edebiyat alanındaki makaleleri ve edebiyat tarihi yazıcılığıyla da öne çıkmıştır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarında imgesel yönden yaratıcı şiirsel bir anlatımın yanı sıra toplumsal değişimin izlerini de görmek mümkündür. Ahmet Hamdi bu iki noktaya değinirken büyük ölçüde 'kadın' mefhumundan yola çıkar. Çünkü romanlarda 'kadın' ferdî yönüyle var olurken şiirsel üslubun, imge ve analojilerin kaynağı; toplumsal varlığıyla ele alınırken dönemin sosyal hayatının yapı taşıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarındaki kadın karakterler işlevlerine göre ön plana çıkar. Çoğunlukla erkek başkişinin hayatında 'değiştirici-dönüştürücü' etkisi olan kadın karakterler diğerlerine göre daha ayrıntılı ele alınmıştır. Bunlar eserdeki 'norm karakter'leri oluşturur. Bu kadınlar romandaki olayların gelişimini yönlendirir. Ahmet Hamdi Tanpınar bu kadınları erkek anlatıcı gözünden anlatır. Fakat anlatıcının anlattığı karakter, erkek başkişinin gözünde daha masalsı bir anlatıma bürünerek değişir. Kadın karakterlerin bazıları ise tek bir özelliğiyle öne çıkan ve bu özellikle kurguya katkıda bulunan karakterlerdir. Bu kişilerin, eserin olay örgüsüne katkısı daha azdır. Bu karakterler daha ziyade romanın 'sosyal ortamını' oluşturur. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kadın karakterleri tek başlarına var olmaktan öte kültür, tabiat ve sanata ilişkin pek çok unsurla iç içe geçerek anlatılmıştır. Genellikle entelektüel bilgi birikimine sahip bu kadınlar tüm hatlarıyla ortaya konmuş düzenli bir eğitim hayatından ziyade kültürün taşıyıcısıdır. Bilgili değil bilgedir. Ahmet Hamdi Tanpınar, kadın karakterleri aracılığıyla hem bireyin hem de toplumun varoluş sürecine ışık tutmuştur. Kadının işlevini, dönemler içindeki değişim sürecini ve kültürün aktarımındaki yerini onun romanlarıyla izlemek mümkündür.

EdebiyatEğitimKadın eğitimi+5
Pürlen Kaleli
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Refik Halit Karay'ın romanlarında kadın ve kadın eğitimi

Refik Halit Karay, hem edebiyatçı hem de gazeteci kimliğinin kendisine verdiği gözlem gücüyle, toplumsal değişmelere paralel olarak, kadınların sosyal hayatlarında ve ruh dünyalarındaki çatışmaları romanlarına yansıtır. Romanlarında kadını; aşk, cinsellik, namus, din, beğenilme arzusu, sadistlik, kadının bilinmezliği, mazoşist sevgi ihtiyacı, eğitim ve toplumla çelişen veya uyuşan yönleriyle ele alır. Ayrıca romanlarında yaşadığı döneme hâkim olan moda, sinema ve aşk romanları gibi popüler kültür ürünlerine de yer verir. Bu sayede, kadının gündelik hayatı ve egemen kültürün onu nasıl yönlendirdiği gibi unsurları romanlarına yansıtır. Ayrıca kadın eğitimini, mensup olduğu toplumsal sınıfa göre değerlendirir. Böylece ülkenin, toplumun orta sınıfından gelecek eğitimli ve halkın değerleriyle uyumlu kadınlarla birlikte gelişeceğine inanır. Bu nedenle kadın eğitimine önem verir.Refik Halit Karay, romanlarında aşka dayalı evlilikleri savunur. Bu evliliklerde birbirini sevenler arasında denklik arar. Bu denklik âşıkların bilgili, görgülü olmasından ve dış güzellikleriyle kişiliklerinin uyumundan oluşur. Romanlarındaki bazı kadınlar, çevre ve ailenin etkisiyle bu denkliği aramazlar. Gerçek aşkın değerini ise lüks yaşamak için yaptıkları yanlış evliliklerden sonra anlarlar. Bunun bedelini de ya mutsuz evliliklerini devam ettirerek ya da evlilik dışı ilişkilere mahkum olarak öderler. Yazarın romanlarına genel olarak bakıldığında kadınlar, gerçek aşkın peşindedirler. Güven duydukları erkeklere, tutkulu bir aşkla bağlanırlar. Bu aşkı elde etmek konusunda, girişkendirler. Romanın başından sonuna kadar bazı kadınlar, sevdikleri erkekleri, farklı kimliklere bürünerek, yalan söyleyerek, onları şaşırtarak ve cinselliklerini kullanarak kendilerine bağlarlar. Ayrıca bu kadınlar, kendilerinden yaşlı bir erkekle evlenerek hayatlarını yeniden kurarlar. Böylece koptukları sıradan yaşamlarına geri dönmenin huzurunu duyarlar. Bazıları ise geleneğe bağlı yaşamları ve tutarlı davranışlarıyla erkeklerin ideal kadını durumundadırlar. Bu nedenle Refik Halit, romanlarında aşkı, kadınların batılılaşma süreciyle koptukları sıradan yaşamlarına yeniden dönmek için bir araç olarak ortaya koyar.Sonuç olarak Refik Halit Karay, batılılaşma süreciyle yaşanan toplumsal değişimi, kadın üzerinde odaklamış ve kadının yaşadığı değişimi, kadın-erkek ilişkileri zemininde, sosyolojik ve psikolojik unsurları göz önünde bulundurarak anlatmıştır.

Kadın eğitimiKadınlarKaray, Refik Halid+3
Umut Başar Ertan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim Türk edebiyatı ders kitaplarında geçen halk şiiri metinlerinde kültür aktarımı

Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2014-2015 eğitim-öğretim yılında ortaöğretimde okutulan Türk Edebiyatı ders kitaplarında geçen halk şiirlerini kültür aktarımı açısından incelemektir. Bunun için Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları 9, 10,11 ve 12. sınıf Türk Edebiyatı ders kitapları incelenmiştir. Ortaöğretim 9 ve 10. sınıfları Türk Edebiyatı ders kitaplarındaki halk edebiyatı ürünlerinden halk şiiri metinlerinde kültür aktarımını belirlemeye yönelik olarak gerçekleştirilen bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ile gerçekleştirilmiştir. Bu betimsel çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları'na ait ortaöğretim 9, 10, 11 ve 12. sınıf Türk Edebiyatı ders kitapları taranmıştır. Sadece 9. ve 10. sınıf Türk Edebiyatı ders kitaplarında halk şiiri metinleri tespit edilmiştir. Araştırmada öncelikle halk şiiri kavramı ile ilgili araştırmalar yapılarak, halk şiiri ile ilgili kaynaklar taranmıştır. Çeşitli araştırmacılar tarafından yapılan halk şiiri türlerinin tanımlama ve tasnifleri incelenmiştir. Ortaöğretim 9 ve 10. sınıf Türk Edebiyatı ders kitaplarında tespit edilen halk şiiri metinlerinde bulunan maddî, manevî kültür unsurları, deyimler ve atasözleri tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, maddî ve manevî kültür unsurların, deyimlerin,atasözlerin öğretiminde; şiir metinleri aracığıyla kültür aktarımı, millî değerleri özümseyebilmenin amaçlandığı görülmektedir. Bu bağlamda maddî, manevî kültür unsurlar, deyimler ve atasözleri için kültür aktarımı eğitim-öğretim boyutu itibariyle, bu işlevleri yerine getiren vasıta olarak değerlendirmek mümkündür.

Ders kitaplarıEdebiyat dersiHalk şiiri+4
Alim Kılınç
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim 10. sınıf Türk edebiyatı dersinde Türk halk hikâyelerinin öğretiminde yaratıcı drama yönteminin öğrencilerin akademik başarısına etkisi

Bu araştırmada ortaöğretim 10. Sınıf Türk Edebiyatı Dersinde yer alan Türk halk hikâyesi metinlerinin öğretilmesinde, Yaratıcı Drama yönteminin öğrencilerin akademik ders başarıları ve hatırda tutma düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda gruplara uygulanan yöntemlere ilişkin öğrenci görüşleri alınmıştır.Araştırmada karma desenli yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunu araştırmanın deneysel uygulama süreci, nitel boyutunu ise yarı yapılandırılmış görüşme oluşturmaktadır. Çalışma Antalya ili Kepez ilçesinde bulunan resmi bir devlet okulunda öğrenim gören 45 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma kapsamında belirlenen üç Türk halk hikâyesi metni, yıllık plana uygun zamanda deney grubu öğrencilerine yaratıcı drama etkinlikleri ile uygulanmıştır. Aynı metinler kontrol grubunda mevcut öğretim programına göre anlatılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak akademik başarı testi ve öğrenci görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde, yapılan deneysel uygulamanın öğrencilerin akademik başarılarına etkisini incelemek için kovaryans analizi (ANCOVA) kullanılmıştır. Öğrenilen bilgilerin hatırda tutulmasına ilişkin, ön test, son test ve hatırda tutma test ortalamalarının gruplara göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Tekrarlı Ölümler için Varyans (ANOVA) analizi yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise; toplanan veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, Türk edebiyatı dersinde, yaratıcı drama yönteminin uygulandığı deney grubu ile mevcut programa yönelik ders işlenen kontrol grubundaki öğrenciler arasında akademik başarı ve öğrenilenlerin kalıcılığı bakımından deney grubu lehine anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı öğretimi, Türk halk hikâyeleri, yaratıcı drama

Akademik başarıEdebiyat dersiHalk hikayeleri+5
Esra Pektaş
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Isparta'nın Eğirdir, Senirkent ve Atabey ilçelerinin ağız özelliklerinin tespiti ve Türkçe eğitimi bakımından önemi

Senirkent, Atabey, Eğirdir ilçelerinde ve köylerinde derlemeler esas alınarak, anılan yörenin ağız özellikleri ve söz varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır."Giriş"te Atabey, Eğirdir ve Senirkent bölgelerinin tarihi ana hatları ile anlatılıp, bölgenin coğrafi konumu ve etnik yapısı ile ilgili bilgiler verilmiştir.I.Bölümde, -Ses Bilgisi- yörelerin ses varlığı ve bunlarla ilgili ses olayları,II.Bölümde, -Şekil bilgisi- yörelerdeki yapım ekleri ile isim ve fiil çekim eklerinin,kelime çeşitlerinin (isim, sıfat, zamir, zarf, edat, fiil) kullanılış şekilleri incelenmiş,III.Bölümde, Senirkent, Atabey, Eğirdir ilçelerinde ve köylerinde derlenen metinler sunulmuş, bu metinlerden yararlanılarak yörelerin söz varlığını ortaya koymak amacıyla birsözlük oluşturulmuştur.Anahtar kelimeler: Anadolu Ağızları, Senirkent, Atabey ve Eğirdir Ağızları,

AğızlarIsparta-AtabeyIsparta-Eğirdir+4
Nilay Yaylağan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk dili ve edebiyatı öğretiminde bilgisayar kullanımı

Araştırmamız Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim okullarında 9, 10, 11,12. sınıflarda ders olarak verilmekte olan Türk Edebiyatı dersi müfredatını esas almaktadır. Türk Edebiyatı konularıyla ilgili olarak bilgisayar ortamında neler yapılabileceğine dair görüşlerin yer aldığı çalışmada bilgisayar destekli ders uygulamalarından model önerisi ortaya konulmaya çalışılmıştır.?Türk Dili ve Edebiyatı Öğretiminde Bilgisayar Kullanımı? konulu yüksek lisans alan araştırmamız beş bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde araştırmamızın problemi, amacı ve önemi, varsayımlar, sınırlılıklar üzerinde durulmaktadır. İkinci bölümde, ilgili yayın ve araştırmalar; üçüncü bölümde araştırmanın yöntemi (araştırma modeli, evren ve örneklem, veri toplama araçları, veri çözümleme teknikleri) açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde eğitim teknolojisi, bilgisayar destekli öğretim, bilgi teknolojisi sınıflarının kullanım amaç ve ilkeleri, Türk Edebiyatı dersinin genel amaçları, Türk Edebiyatı dersinde bilgisayar destekli öğretim uygulamalarının altyapısını oluşturan unsurlar hakkında genel bilgiler verilmektedir. Beşinci bölümde ise Türk Edebiyatı dersinde bilgisayar destekli ders uygulamaları yer almaktadır. Daha sonra bu çalışmadan çıkan sonuç ve konuyla ilgili önerileriler açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Türk Edebiyatı, bilgisayar destekli öğretim, Türk Edebiyatı öğretimi.

Bilgisayar destekli öğretimBilgisayar kullanımıEdebiyat öğretimi+3
Orhan Kaplan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl kasidelerinde zihniyet çözümlemesi ve eğitim sürecinde kullanımı

Bu çalışma ?17. Yüzyıl Kasidelerinde Zihniyet Çözümlemesi Ve Eğitim Sürecinde Kullanımı? başlığını taşımaktadır.Edebiyatımızda Divan edebiyatı nazım biçimlerinden olan kaside türünde 11. yy'den 19. yy'la kadar pek çok örnek verilmiştir. 17. Yüzyıl kasideciliği ise yüzyılın genel panoraması sebebi ile ayrı bir yere sahiptir. 17. Yüzyıl önceki yüzyıllardan farklılıklara sahip olduğu gibi bu yüzyılda şekil bulan kaside türü de önceki asırlara göre oldukça farklıdır. 17. yüzyıl kasideleri yüzyılın zihniyetini önemli ölçüde ortaya koymaktadır.İncelememizde yüzyıla hâkim olan zihniyet unsurları tespit edilerek ayrı ayrı tasnifler altında toplanmıştır. Çalışmamız boyunca asıl hedefimiz divanlarda yer alan kasideler okunduktan sonra bu kasidelere yansıyan kelime ya da ifadelerin ne gibi zihniyetlerin yansıması olduğunu tespit edebilmek olmuştur. Bunun için yüzyıl Osmanlısı çeşitli kaynaklardan iyice tahlil edildikten sonra sanat dünyası ile gerçek dünya mukayese edilmiş ve tespit edilen her bir zihniyet unsuru sağlam temeller ışığında ele alınmıştır.Kaside öteden beri klasik bir anlayış çerçevesinde ele alınmış ve sadece övgü amaçlı bir tür olarak değerlendirilmiştir. Ancak önemli bir nokta gözden kaçırılmıştır: Kasidelerin de bir sanat eseri olduğu ve her bir yüzyılın sanat eserleri üzerinde farklı tesirler oluşturabileceği gerçeği. 17. yüzyıl kasideleri, birer sanat eseri olduklarından orijinal pek çok vasfı olmakla beraber yüzyılın da önemli iz düşümlerini bünyesinde taşır. Bu çalışmamız bu iz düşümlerin neler olduğunu tespit edebilmenin bir ürünüdür. Tespit edilen her bir ürünün eğitimde kullanılması ise oldukça önemlidir.Anahtar sözcükler: 17. Yüzyıl, Kaside, Zihniyet, Eğitim

17. yüzyılEğitimKaside+1
Özgür Kıyçak
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk edebiyatı yazarı olarak Mavisel Yener'in eserleri üzerine bir araştırma

Çocuk kitapları yazarı olarak tanınan, çocuklara okumayı sevdirmek amacında olan bir yazar olarak karşımıza çıkan Mavisel Yener'in mizaha yatkınlığı ve konuyu çocuk gözüyle aktarımı hemen her kitabında göze çarpmaktadır. Mavisel Yener'in çocuk diliyle yazdığı öyküler, çocukların dünyaya gülümseyerek ve hoşgörü ile bakmalarına yardımcı olabilecek, onlara okumayı ve kitabı sevdirebilecek türdendir.Çocukları eğlendirmenin yanı sıra, olayları ince alaylarla süsleyerek onlara satır aralarında çok şeyler fısıldayan öyküleri; felsefe, tarih, coğrafya gibi didaktik öğeleri kuru bir bilgi olmaktan çıkarıp olaylar ve kahramanlar vasıtasıyla okuyucuya vermiştir.Eserlerinde kullandığı güçlü gözlemler sayesinde okuyucu okuduklarını göz önünde canlandırmakta, sözcüklerle resim yapmakta zorlanmamaktadır. Öyküler fantastik veya sürrealist değil, realisttir. Tüm gözlem gücünü kullanıp yeni karakterler oluşturmuş veya zaten var olan karakterlerle öykülerini kurgulamıştır. Öykülerin çizimleri gülmece türüne uygun olması açısından karikatür tiplemelerine benzetilmiştir.Çocuk kitaplarının başarısı, sadece çocuklar değil, yetişkinler tarafından da beğenilerek okunmasıyla kendini gösterir. Mavisel Yener'in kitapları hem çocukların hem de yetişkinlerin severek okuyacakları türdendir.Dili ve kurguyu iyi kullanmaya büyük önem veren Mavisel Yener, roman ve hikâyelerinde, gençlere merak ve heyecanla okuyacakları maceralar sunmuştur. Okuyucunun merak etmesi ve araştırma yapması amaçlanmıştır.Okuru peşinden sürükleyerek gizemli bir yolculuğa çıkaran Yener, çocuk gözüyle yaşama dokunmayı, yaşamı sorgulamayı başarmıştır. Çocuk yazınında son derece önemsenen çocuklarda, metinler aracılığıyla insana, doğaya ve hayvanlara karşı duyarlılık ve sevgi oluşturmak gibi öğeler eserlerinde önemle üzerinde durduğu temalar olmuştur.Anahtar kelimeler: Mavisel Yener, çocuk edebiyatı, çocuk, edebiyat eğitimi, eğitim, edebiyat.

EdebiyatEdebiyat eğitimiYener, Mavisel+2
Sultan Aydemir
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çifteler yöresi ağızlarının incelenmesi ve Türkçenin zenginleşmesine katkıları

ÖZETÇifteler Yöresi Ağızlarının İncelenmesi ve Türkçenin Zenginleşmesine Katkıları adlı çalışmada Eskişehir ili Çifteler ilçesine ait Muhacir ve Türkmen köylerinin ağız özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yörenin tarihi, sosyal ve kültürel yapısı hakkında ?Giriş?te bilgi verildikten sonra, derlenen ve deşifre edilen malzeme; I.Bölümde ?Ses Bilgisi?,II. Bölümde ?Şekil Bilgisi?,III. Bölümde ?Cümle Bilgisi?, IV. Bölümde ?Metinler? ve V. Bölümde ?Sözlük? başlıkları altında ele alınmıştır.Toplam 51 kaynak kişiden derlenen malzemeden yola çıkılarak yöredeki Muhacir ve Türkmen köylerinin ses olayları, kullanılan kelime ve cümle yapıları incelenmiş, son olarak da söz varlığını ortaya koymak amacıyla bir sözlük oluşturulmuştur.Anahtar kelimeler: Anadolu ve Rumeli Ağızları, Çifteler Ağzı, Muhacir Ağızları, Türkmen Ağızları

Anadolu ağızlarıAğızlarEskişehir-Çifteler+1
Merve Yorulmaz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sait Faik Abasıyanık'ın Havada Bulut adlı hikaye kitabının kelime ve kelime grupları bakımından incelenmesi ve Türkçe eğitimine katkısı

Bu çalışma, Sait Faik Abasıyanık' ın ?Havada Bulut? adlı eserindeki ?Havada Bulut?, ?Ay Işığı?, ?Havada Bulut?, ?Büyük Hulyalar Kuralım?, ?Karidesçinin Evi?, ?Yorgiya'nın Mahallesi?, ?Kurabiye?, ?Korkunç Bir Pastane?, ?Eleni ile Katina?, ?Falcı Matmazel Todori?, ?Birinci Mektup?, ?İkinci Mektup?, ?Sonu?, ?1 Nisan'da Bir Erik Ağacı ile Konuştum?, ?Mehmet Bey'e Göre? hikâyelerindeki kelime öbeklerinin tahlilini içermektedir.Bu incelemede önce cümlenin herhangi bir öğesi konumundaki kelime öbeklerinin tespitine çalışılmıştır. Tespit edilen bu kelime öbekleri içerisinde varsa alt kelime öbekleri tespit edilmiş ve ilgili başlığın altında verilmiştir.Bu çalışmada Türkçedeki kelime öbekleri; ad öbekleri, sıfat öbekleri, zarf öbekleri, fiil öbekleri, ünlem öbekleri, bağlaç öbekleri ve kısaltma öbekleri olarak yedi ana grupta ele alınmıştır. Öbekler cümlede üstlendikleri görevlere göre gruplandırılmıştır.Ad öbekleri kendi içinde iyelik takımları, sıfat takımları, özel ad öbekleri, san öbekleri, ad fiil öbekleri, cümlede ad göreviyle kullanılan ortaç öbekleri, ikileme biçimindeki ad öbekleri, cümle biçimindeki ad öbekleri , bağlaç öbeği biçimindeki ad öbekleri ve +DEN????+E öbeği biçiminde ad öbeği başlıkları altında incelenmiştir.Sıfat takımı biçiminde oluşan sıfat öbekleri, bir sıfat takımının bir sıfat yapım eki alarak sıfatlaşmasından oluşan sıfat öbekleri, iyelikli sıfat öbekleri durum ekli sıfat öbekleri, toplamalı sayı öbeği biçiminde oluşan sıfat öbekleri, ortaç cümlemsisi biçiminde oluşan sıfat öbekleri, ad takımı+ sıfat yapım eki biçimindeki sıfat öbekleri, zarf+ sıfat öbekleri biçimindeki sıfat öbekleri, ikileme biçimindeki sıfat öbekleri başlıkları altında bu bölüm incelenmiştir. Bağlaç öbeği biçimindeki sıfat öbekleri ise bağlaç öbekleri bölümünde incelenmiştir.Çalışmamızda zarf öbekleri: ilgeç öbekleri, ulaç cümlemsileri, cümlede zarf göreviyle kullanılmış ikilemeler, başka bir zarfla belirtilmiş zarfların ve bir zarfla belirtilmiş sıfatların oluşturduğu öbekler başlıklarıyla incelenmiş olup incelememizde kalıplaşmış zarf öbeklerine rastlanmamıştır.Fiil öbekleri de ad+çekimli yardımcı fiil biçiminde oluşan fiil öbekleri, ortaç+çekimli yardımcı fiil biçiminde oluşan fiil öbekleri, ulaç+çekimli yardımcı fiil biçiminde sürerlik fiillerinin ?İp ekiyle kurulanları ve deyim biçiminde kalıplaşmış fiil öbekleri başlıkları altında incelenmiştir.Bağlaç öbekleri bölümünde bağlaç öbeklerinin cümledeki görevleri dikkate alınarak cümlede ad göreviyle kullanılan bağlaç öbekleri ve cümlede sıfat göreviyle kullanılan bağlaç öbekleri olarak iki başlık altında incelenmiştir. Cümlede zarf göreviyle kullanılan bağlaç öbeğine ise incelememizde rastlanmamıştır.Sınıflandırma ve tespit eserdeki sayfa numaraları ve satırlar dikkate alınarak yapılmıştır. İncelememizde cümle bütünlüğüne mümkün olduğunca dikkat edilmiş olup öbeklerin kaçıncı sayfada ve satırda geçtiği cümle ve öbek sonlarında ayraç işareti içerisinde gösterilmiştir. Ancak hangi hikâyede geçtiğinin belirtilmesine gerek görülmemiştir.İncelememizin sonuç bölümünde en çok hangi kelime öbeğinin kullanıldığı belirlenmiş; bunların Türkçe eğitimine olan katkısı tartışılmış ve Sait Faik'in dili ve üslubu hakkında tespitler yapılmıştır.Tez Havada Bulut adlı eserin Yapı Kredi Yayınlarının 2002'de yayınlanmış on üçüncü baskısından hazırlanmıştır. İncelemesi yapılan hikâyelerin tamamı bu baskıdan yapılmış kopyalar şeklinde ekler bölümünde verilmiştir.

Abasıyanık, Sait FaikHikayeKelime grupları+2
Nazan Mıh
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Türkçesi ağızlarındaki birleşik kelimeler ve Türkçenin zenginliği bakımından önemi

Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Birleşik Kelimeler ve Türkçenin Zenginliği Bakımından Önemi adlı tez çalışmasında Derleme Sözlüğü tabanlı çalışılmış; Halk ağzından derlenmiş söz varlığında yer alan birleşik kelimeler tespit edilmiştir. Söz konusu kelimeler oluşma yollarına göre tasnif edilmiş ve yapı bakımından incelenmiştir.Genel dilin kelime yapma yollarından biri olan birleşmeye, Türkiye Türkçesi ağızlarında da oldukça sık başvurulduğu; nesne adlarından organ adlarına, bitki türlerinden, çocuk oyunlarına kadar geniş bir kullanım alanı ile halkın diline mal olduğu görülmüştür.I. Bölümde problem alanı ve çalışmamızın çıkış noktası ve kapsamından söz edilmiş;II. Bölümde çalışmayla ilgili yayın ve araştırmalara yer verilmiştir.III. Bölümde önce çalışmanın metodu ve veri toplama şekli hakkında bilgi verilmiş; daha sonra ?birleşik kelime? tanımı üzerinde durulmuş ve ağızlardaki yerine değinilmiştir.IV. Bölüm ise inceleme kısmı olup, Derleme Sözlüğünden elde edilen 6633 birleşik kelimenin alt başlıklar halindeki açıklamalı tasnifini içermektedir.V. Bölümde ise tüm bulgu ve incelemeler bir sonuca bağlanmıştır. Ayrıca Halk ağzındaki birleşik kelimelerin Türkçenin zenginliği bakımından önemi vurgulanmıştır.

Anadolu ağızlarıAğızlarBirleşik kelimeler+5
Ezgi Sırtı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Yunan'da çocukların ve gençlerin eğitimi

ÖZETAntik Yunanlıların eğitim modelinin en önemli unsurları eski devirlerden yıkılışına dek spor ve müzik olmuştur. Onlar, müzik ve sporun çocuk üzerinde beraber işlenmesi sonucunda, en iyiye ve mükemmele ulaşılacağını düşünmüşlerdir. Bu yüzden M.Ö. V. yüzyıldan sonra gerçekleşen ve eğitim sistemini geliştiren eğitim reformları bu iki geleneğe bağlı kalmıştır.Spor ve müzik eğitimi gymnasium adı verilen okullarda yapılmaktadır ve sadece zengin ailelere sağlanan bir lüks olarak görülmektedir. Zamanla bu okullar, ihtiyacı karşılayamayacak duruma gelmiş ve geliştirilmişlerdir. Bu gelişim aşamasında özellikle yazının Fenikelilerden alınması ve yayılması etkili olmuştur.Antik Yunan eğitim sisteminde, iki kent devletinin, yaşayışlarına ve siyasi sistemlerine uygun olarak biçimlendirdikleri eğitim modelleri göze çarpar. Bunlardan biri Sparta diğeri ise Atina'dır. Birbirinden çok farklı olan bu iki sistem, diğer kent devletlerine örnek oluşturmuşlardır. Bunlardan askeri eğitimi esas olarak alan Sparta'nın eğitim modeli, bilim faaliyetlerine daha fazla özen gösteren Atina'nın eğitim modelinden daha az rağbet görmüş ve geride kalmıştır.Filozoflar dönemi ile beraber bilimsel araştırmalar yaygınlaşmıştır; ancak eğitimin daha büyük bir kesime ulaşması ve gelişmesi M.Ö. V. yüzyılda sofistlerle beraber gerçekleşmiştir. Yunan kolonilerinin artması sayesinde, diğer kültürlerden gelen bilgiler çoğalmış ve bunların yarattığı düşünme ortamında, ilgi doğadan insana kaymış, bu sayede eğitim daha önce hiç olmadığı kadar yaygınlaşmıştır.Sofistlerin devrimini, Sokrates ve ardılları olan Platon ile Aristoteles izler. Onlar, felsefeye sofistlere oranla daha fazla önem vererek, eğitim sistemini belli bir felsefi temele oturtmaya çalışmışlardır. Bu süreç içerisinde açılan okullar, Yunan dünyasında ilgiyle karşılanmış ve onları bu üç aydının öğrencilerinin açtığı okullar izlemiştir.Helenistik dönemde bu okullar varlığını sürdürmekle beraber, eğitim daha da yaygınlaşmış, okullara olan ilgi bir hayli artış göstermiştir.Roma İmparatorluğu'nun Yunanistan'ı egemenlik altına alması ile beraber, başlangıçta Yunan aydınlarından çekinilmiş ve bu kültür reddedilmeye çalışılmış olsa da, bu tepki zamanla kırılmış ve Yunan felsefecileri, felsefi fikirleri ile eğitim modelleri Roma dünyasına girmiştir.

Antik YunanEge bölgesiEğitim+7
Sena Coşğun
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kemal Özer'in şiirlerinde toplumcu gerçekçilik ve eğitim

Bu çalışma, ?Kemal Özer'in Şiirlerinde Toplumcu Gerçekçilik ve Eğitim? başlığını taşımaktadır. Çalışma, Yusuf AYDOĞDU tarafından hazırlanmıştır.

EğitimSosyal gerçeklikTürk şiiri+2
Yusuf Aydoğdu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Biyografik eserlerin tarih öğretimine katkısı ve İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e uzanan sürecin değerlendirilmesi

Biyografik eserler, tarih öğretimi açısından önemli bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e geçen dönemde, bireylerin mücadelelerinin, sürecin gelişmesindeki rolü büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atılması ve demokrasinin gelişimi açısından dikkatlice incelenmesi gereken bu döneme, ne yazık ki tarih öğretiminde ve ders kitaplarında yeterince önem verilmediği göze çarpmaktadır. Halbuki dönemin olaylarına, bu eserlerin gözüyle bakıldığında farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Gelişim çağında bulunan İlköğretim 8. sınıf öğrencileri ve genç nesli temsil eden lise öğrencilerinin, ezberden ziyade konuları farklı açılardan değerlendirerek öğrenmeleri, tarih bilimi için vazgeçilmezdir. Böylece öğrenciler, bu bilimin kendilerine sunmak istediği geçmişi öğrenip, günümüzü yorumlama ve geleceklerine yön verme yetisini kazanmış olacaklardır. Genç neslin, İkinci Meşrutiyet'i hazırlayan şartları, İkinci Meşrutiyet dönemini, İttihat ve Terakki Partisi, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de yaşananları, biyografileri, hatıraları incelemeden öğrenmeye çalışması eksik olacaktır. Öğreticilerin de dikkat edecekleri en önemli nokta, bu kaynakları kullanırken abartılı bir kimlik oluşturma endişesi taşımalarıdır. Öğrencilere sürekli bir biçimde kahramanlıklarla dolu yaşamların verilmesi, hatalardan ders çıkarma becerisini yok edecektir. Bu nedenle, farklı yaklaşımların dile getirilmesi, öğrencilere kazandırmaya çalıştığımız, ?değerlendirme yaparak doğruya ulaşma? çabamıza destek verecektir.Anahtar Kelimeler: Biyografi, Otobiyografi, Hatırat, İkinci Meşrutiyet, İttihat ve Terakki, Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele, Tarih Öğretimi, Ders Kitabı

BiyografiCumhuriyet DönemiHatırat+5
Ahmet Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya'nın kentsel ekolojisi: Boğaçayı havzası örneği

Kentsel sahalar, insan topluluklarının yoğun olarak yaşadığı sahalardır. Günümüzde, insanın çevre üzerindeki etkisi kentsel alanlarda üst seviyeye çıkmaktadır. Kent ekosistemi ile doğal ekosistem birbiri ile sürekli etkileşim içerisinde bulunur. Üzerinde önemle durulması gereken konu, doğal ortamın bu ilişkiden nasıl etkilenmekte olduğudur.Bu durumdan yola çıkarak, Antalya kent merkezi ile Boğaçayı havzası arasındaki ekolojik ilişki üzerinde çalışılmıştır. Yapılan çalışma ile "Antalya ve çevresinin kentsel ekolojisi, Boğaçayı havzasının ekolojisi üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkarmış olabilir mi?" sorusuna yanıt aranmaya çalışılmıştır. Bugüne kadar yapılan kentsel ekoloji çalışmalarında coğrafi faktörlerin pek dikkate alınmamış olması, bu çalışmayı diğer çalışmalardan ayıran özellik olmuştur. Kent olarak Antalya, saha olarak da Boğaçay havzasının seçilme nedeni; nüfusun yoğun yaşadığı yerlerden biri olması, gelişime açıklığı ve kolay ulaşılabilir bir konumda bulunmasıdır.Çalışmada, havzanın ekolojik özelliklerini oluşturan doğal ve sosyo¬ekonomik coğrafya özellikleri ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Özellikle çalışma sahasında bulunan Boğaçayı'nda taşkın riskinin bulunması sebebi ile; yağış ve topoğrafık veriler detaylı olarak incelenmiştir.Yapılan çalışma ile, kentsel alan yerleşiminin Boğaçayı havzasında bazı ekolojik sorunlar ortaya çıkardığı görülmüştür. Bunlardan en önemlisi; havzanın doğal ortam özelliklerini yitirmeye başlaması ve kentsel alandaki yanlış arazi kullanımıdır. Yanlış arazi kullanımı sonucu, özellikle aşağı havzada yeşil alanların azaldığı, tarımsal sahalarda yapılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Havzayı oluşturan çayların yatağından yasadışı malzeme alımlarının gerçekleşmesi ile de, derelerinyataklarında bozulmalar meydana geldiği gibi taşkın riskinin ortaya çıktığı görülmüştür.Sonuç olarak, Antalya kenti ile Boğaçayı havzasının ekolojik uyum sürdürebilmesi için, Boğaçayı havzasında yanlış arazi kullanımının önüne geçilmesi önemlidir. Havza ile ilgili bilimsel çalışmaların devamlılığının sağlanması ve saha üzerinde yetki sahibi yerel ve idari yönetimlerin farklı disiplinlerden uzman kişilerin görüşlerine göre karar almasının, havzanın korunmasında önemli olduğu vurgulanmıştır.Çalışma, kentsel ekoloji alanında bir coğrafya araştırması niteliğindedir ve daha sonraki çalışmalara katkı sağlaması temenni edilmektedir.Anahtar Kelimeler: Ekoloji, Kentsel Ekoloji, Boğaçayı Havzası, Antalya Kenti, CBS

AntalyaBoğaçayı havzasıCoğrafya+4
Alime Çınar
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Halide Edip Adıvar'ın romanlarında kadın ve kadın eğitimi

Halide Edip Adıvar, yirmi bir romanını kaleme aldığı elli dört yıllık (1909-1963) süre zarfında, yakından takip ettiği sosyal ve siyasal gelişmeleri eleştirel ve çözümcü bir bakış açısıyla eserlerine yansıtmıştır. Roman, hikâye ve tiyatro gibi eserler yanında mensur şiir, anı, deneme, makale ve köşe yazılarıyla da Türk edebiyatının önemli bir ismi olan Halide Edip, yaptığı tespitler ve önerdiği tezlerle de döneminde etkin, eğitimci bir kadın yazar olmuş; romanlarını daha çok Doğu-Batı sentezini savunan bir tezi savunmak için yazmıştır.Halide Edip, bir kadın yazar olarak dönemin kadın sorunları ve toplumun kadın telâkkîsi üzerinde önemle durmuş; Batılılaşma ve modernleşme sürecinin kadın kimliğine yansımalarını analiz ederek, kadın karakterlerini tez-antitez-sentez mantığı içerisinde ele almıştır. Osmanlı toplumunun alaturka/geleneksel kadınlarını, ?tez? olarak sunarken, onların karşısına ?antitez? olarak Batılı kadını çıkarmıştır. Avrupa ve Amerika'yı bu arada iyi tanıyan ve pek çok Batılı kadını yakından tanıma fırsatı yakalayan Halide Edip, ?antitez?i de olumlu ve olumsuz olarak iki tiple örneklemiştir.Geleneksel kadının, Batılı kadını taklit etmesi ve onu örnek almaya çalışması, olumsuz-antitez olan ?alafranga kadınları? ortaya çıkarmıştır. Yazarın hemen hemen tüm romanlarında eleştirel bir bakışla ele alınan alafranga kadınlara aldığı tavır, Mütareke döneminde Anadolu'da edindiği kadın izlenimlerinden sonra daha da sertleşmiştir.Geleneksel Türk kadınının olumlu Batılı kadın tipini örnek alması ve Batı kültür değerlerini taklitten uzak bir yaklaşımla değerlendirip içselleştirmesi neticesinde ise, yazarın idealize ettiği ?yeni kadın? örneği karşımıza çıkar. Kültürlü, güçlü, sosyal duyarlılık sahibi olan bu ?yeni kadın? yazarın okurlarına model olarak sunduğu, Doğu-Batı sentezini yapmış, geleceğin Türkiyesinde ön planda görmek istediği bir mahiyet taşır.Yazar, bu tez-antitez-sentez değerlendirmesini kadınların karakterlerine paralel olarak sosyal hayattaki konumlarını belirlemede, fizikî görünümlerini oluşturmada ve eğitim düzeyini ve tarzını tespitte de kılavuz olarak kullanır.Kadınların aile içindeki konumları, evlilikten beklentileri ve eşleriyle yaşadıkları sorunlar, sosyolojik olarak değerlendirilen kimlik karmaşasının, kişilerin psikolojisinde meydana getirdiği çatışma ve bölünmüşlük durumunun aile kurumuna dayandığı görülür.Kadınların, çevresindeki insanlara, milletine veya vatanına karşı sorumluluk hissetmesi, kendisini bu değerlere adaması da yazarın kadınlara işaret ettiği bir tez olarak karşımıza çıkar ve idealize ettiği tüm kadınların bu özellikleri taşıdığı görülür.Kadınların eğilimlerini, geleneksel-alafranga- idealize kadın formlarından hangisine yakın olduklarını ortaya koyan somut verilerin başında, ise giyim-kuşamları gelir. Yazar, olumsuzladığı veya model sunduğu kadının kılık kıyafetine de belli anlamlar yükler. Ancak edebî hayatı boyunca toplumda yaşanan değişimleri dikkate alır ve idealize ettiği giyim-kuşam tarzında belli açılardan revizyona gider.Tüm romanlarında kadınların aldıkları eğitimi içerik açısından da, sorgulayan yazar, eğitimcilik yönü ve deneyimlerinden de istifade ederek, kadınlar için ideal olan eğitim anlayışını ortaya koymaya çalışır. Doğu ve Batı'nın kültür değerlerinin eğitimde de sentezlenmesi görüşünde olan Halide Edip, okullaşmanın artması ve toplumun her tabakasındaki kız öğrencilerin bu imkândan istifade edebilmesinin gerekliliğine inanır. Toplumda yaygın bir yanlış olarak kabul gören, kızların okutulmasının gereksiz, hatta sakıncalı olduğu görüşünü değiştirmek, yazarın romanlarındaki önemli hedeflerin başında gelir.Halide Edip Adıvar, geniş bir yelpazeden seçtiği kadın tiplerini, olumlu ve olumsuz yönleriyle ortaya koyarken, her tabakadan kadının önüne örnek alabileceği bir model de kadın sunmaya çalışmıştır. Kısacası yazar, kadınların karakterleri ve yaşayışları üzerinden, modernleşme ve Batılılaşma yolunda yaşananları zengin bir görünümle eserlerinde yansıtmış, yazdığı tezli romanlarla topluma yön verme amacı gütmüştür.Anahtar Kelimeler: Halide Edip Adıvar, kadın eğitimi, Doğu-Batı sentezi.

Adıvar, Halide EdipDoğu-Batı sorunuEdebi eleştiri+7
Gülcan Calayir Küçükgörmen
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

MEB ortaöğretim 9, 10, 11 ve 12. sınıflarda okutulan Türk edebiyatı ders kitaplarındaki göstermeye bağlı edebi metinlerin öğretimi

Bu çalışmada MEB Ortaöğretim Türk Edebiyatı 9, 10, 11 ve 12. sınıf ders kitaplarındaki Göstermeye Bağlı Edebi Metinler ve bu metinlerin öğretiminde kullanılan soru ve etkinlikler incelenmiş, Göstermeye Bağlı Edebi Metinlerin öğretiminde diğer Edebi metin türlerinden farklılık olduğu ortaya konuşmuştur.Ders kitaplarındaki bu metinler Göstermeye Bağlı Edebi Metinler konusunun anlaşılabilmesinde ve öğrencilerin edebi bir beğeni oluşturmalarında temel unsurdur. Öğrenci, bir okur olarak öncelikle metinle karşılaşır, daha sonra ise metin ile ilgili hazırlık, anlama-yorumlama ve diğer sorularla metnin dünyasını ve edebi metinler içerisindeki değerini kavrar.MEB Ortaöğretim Türk Edebiyatı 9, 10, 11 ve 12. sınıf olmak üzere toplam dört ders kitabı ele alınmış ve bu ders kitaplarındaki on beş metin ile bu metinlere ait sorular incelenmiştir. Göstermeye Bağlı Edebi Metinlerinin diğer metin türlerinden farkı ortaya konulmuştur.Çalışmanın birinci bölümünde tiyatronun ortaya çıkışı ve türleri, ikinci bölümünde Türk Tiyatrosunun gelişim evreleri, üçüncü bölümde Tanzimat'tan Günümüze Modern Türk Tiyatrosu ( 19.yy ve 20.yy olarak ayrı ayrı ele alınmıştır.), dördüncü bölümde Tiyatronun Eğitimdeki Yeri değerlendirilmiştir.Beşinci bölümde ise MEB Ortaöğretim ders kitaplarının içeriği hakkında kısaca bilgi verildikten sonra ders kitaplarındaki Göstermeye Bağlı Edebi Metinler incelenmiş ve metinlerin anlaşılması için soru önerilerinde bulunulmuştur.Sonuç olarak bu çalışmada Göstermeye Bağlı Edebi Metinlerin diğer metinlerden farklı yol ve etkinliklerle öğretilmesi gerektiği, tiyatronun hem bir eylem hem de söz barındıran, insanı hem dillendiren hem devindiren bir sanat olduğuna dikkat çekilmiştir.Anahtar sözcükler: Göstermeye Bağlı Edebi Metinler ( tiyatro), MEB Ortaöğretim Türk Edebiyatı Ders Kitabı, Soru etkinlik ve Açıklamalar.

Ders kitaplarıEdebi metinlerEdebiyat+8
Bihter Taş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Değerler eğitimi bağlamında Sevinç Çokum'un hikayelerinin analizi

Değerler toplumu bir arada tutan ögeler olup insanlar vasıtasıyla nesilden nesile aktarılırlar. Bu değerler toplumdan topluma değişiklik göstereceği gibi zaman içerisinde varlıklarını sürdürürler ya da unutulurlar. Toplumun birlik ve beraberliğiyle devamlılığın sağlanmasında bu derece etken olan değerler, duygu ve düşünceleri ifade etmenin yollarından biri olan ve aynı zamanda eğitici özelliği olan edebi eserlerde kimi zaman doğrudan kimi zaman da sezdirme yoluyla vurgulanır. Günümüz edebiyatçılarından Sevinç Çokum da eserlerinde toplumun öne çıkan ya da olması gereken değerlerine geniş ölçüde yer vermektedir. Bu çalışmada günümüz Türk edebiyatının önemli yazarlarından birisi olan Sevinç Çokum'un hikâye kitaplarında değerler eğitimine ilişkin temalar tespit edilmeye çalışılarak bir değerlendirmede bulunulmuştur.Çalışma üç bölümde tamamlanmıştır. İlk olarak araştırmanın amacı, yöntemi gibi basamaklar belirtilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde Sevinç Çokum'un hayatı, sanatı ve eserleri incelenmiştir. Eserlerinden kısaca bahsedilmiştir.Değerler Eğitimi Bağlamında Sevinç Çokum'un Hikâyelerinin Analizi adlı üçüncü bölümde değer, eğitim ve değerler eğitimi gibi kavramlar açıklandıktan sonra Sevinç Çokum'un hikâyelerinde tespit edilen değerler eğitimine ilişkin temalar konularına göre Ahlâk, Toplum, Din-Tasavvuf ve Eğitim ve Kültür olarak sınıflandırılıp incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise tespitler bir sonuca bağlanıp değerlendirilmiştir ve Sevinç Çokum'un hikâye kitaplarında yer alan değerler eğitimi ile ilgili temalardan hareketle önerdiği insan modeli ortaya konmuştur.Çalışma kaynakça bölümü ile tamamlanmıştır. Kaynakça bölümü de Sevinç Çokum'un Kendi Yazdığı Eserler, Hakkında Yazılanlar ve Diğer Kaynaklar başlıkları altında sınıflandırılmıştır.Değerler toplumu bir arada tutan ögeler olup insanlar vasıtasıyla nesilden nesile aktarılırlar. Bu değerler toplumdan topluma değişiklik göstereceği gibi zaman içerisinde varlıklarını sürdürürler ya da unutulurlar. Toplumun birlik ve beraberliğiyle devamlılığın sağlanmasında bu derece etken olan değerler, duygu ve düşünceleri ifade etmenin yollarından biri olan ve aynı zamanda eğitici özelliği olan edebi eserlerde kimi zaman doğrudan kimi zaman da sezdirme yoluyla vurgulanır. Günümüz edebiyatçılarından Sevinç Çokum da eserlerinde toplumun öne çıkan ya da olması gereken değerlerine geniş ölçüde yer vermektedir. Bu çalışmada günümüz Türk edebiyatının önemli yazarlarından birisi olan Sevinç Çokum'un hikâye kitaplarında değerler eğitimine ilişkin temalar tespit edilmeye çalışılarak bir değerlendirmede bulunulmuştur.Çalışma üç bölümde tamamlanmıştır. İlk olarak araştırmanın amacı, yöntemi gibi basamaklar belirtilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde Sevinç Çokum'un hayatı, sanatı ve eserleri incelenmiştir. Eserlerinden kısaca bahsedilmiştir.Değerler Eğitimi Bağlamında Sevinç Çokum'un Hikâyelerinin Analizi adlı üçüncü bölümde değer, eğitim ve değerler eğitimi gibi kavramlar açıklandıktan sonra Sevinç Çokum'un hikâyelerinde tespit edilen değerler eğitimine ilişkin temalar konularına göre Ahlâk, Toplum, Din-Tasavvuf ve Eğitim ve Kültür olarak sınıflandırılıp incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde ise tespitler bir sonuca bağlanıp değerlendirilmiştir ve Sevinç Çokum'un hikâye kitaplarında yer alan değerler eğitimi ile ilgili temalardan hareketle önerdiği insan modeli ortaya konmuştur.Çalışma kaynakça bölümü ile tamamlanmıştır. Kaynakça bölümü de Sevinç Çokum'un Kendi Yazdığı Eserler, Hakkında Yazılanlar ve Diğer Kaynaklar başlıkları altında sınıflandırılmıştır.

DeğerlerDeğerler eğitimiEdebiyat+5
Latife Kaynak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Seydişehir ortaöğretim kurumları (SOÖK) öğrencilerinin okul ortamındaki konuşmalarında standart Türkçe kullanım durumları ve bunun yazımlarına etkisi

Bu çalışmada, Seydişehir Ortaöğretim kurumları öğrencilerinin okul ortamında standart Türkçeyi kullanım durumları ve bunun yazımlarına etkisi çeşitli özelliklere göre incelenmeye çalışılmıştır.Bu özellikler cinsiyet, bulunulan ortam, bulunulan ortamın sosyal baskısı, idiyolekt(kişiye özgü konuşma biçimi), keyfiyet şeklinde sıralanabilir.Araştırmanın konuşma dili ile ilgili örneklemini Seydişehir Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, Seydişehir Kız Meslek Lisesi, Seydişehir Sağlık Meslek Lisesi'nden öğretmen görüşüyle ve rastgele seçilen 18 öğrenci oluşturmaktadır.(9 kız, 9 erkek)ivÇalışmanın problemine ilişkin veriler doğal gözlem yöntemiyle ve öğrencilere yazdırılan kendilerini tanıtıcı metinler ve uzman görüşleriyle elde edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin sınav kâğıtları da incelenerek yazı dili ile ilgili bulgular elde edilmiştir.Çalışmanın bulgular kısmında SOÖK öğrencilerinin okul ortamında standart Türkçeyi konuşmalarında kullanım durumları ve bu kullanımların yazı diline yansıyan biçimleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.Çalışmanın sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular ışığında varılan sonuçlar ve bu yoldaki araştırmalara yer verilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında araştırma kapsamındaki öğrencilerin günlük yaşamda konuşma dili bakımından standart Türkçeden sapmalar gösterdiği ve bu sapmaların yazı diline yansımadığı tespit edilmiştir.

Dil kullanımıKonuşmaKonuşma becerisi+4
Mustafa Balcı
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

1940-1960 yılları arasında Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi

Edebiyat, duygu ve düşüncelerin estetik ve güzellik anlayışına uygun bir şekilde, yazılı veya sözlü olarak ifade edilmesi sanatıdır. Edebiyat eğitimi ise estetik zevki, eleştirel düşünme yetisi ve bakış açısı gelişmiş, dili doğru kullanabilen, duygu ve düşüncelerini güzel ifadelerle ortaya koyabilen, öğrendiği edebiyat bilgilerini uygulayarak yaratıcılığa dökebilen bireylerin yetiştirilmesi işidir. Edebiyat eğitimi sanatsal beğeniyi geliştirmesi, kültürel değerleri somut bir şekilde ifade etmesi, yaşananları farklı bir dikkatle dile getirmesi gibi özellikleri ile oldukça önemlidir. Bununla birlikte edebiyat eğitiminin temel amacı, okuduğunu anlayabilen ve anladığını ifade edebilen bireyler yetiştirebilmektir. Edebiyat, eğitim aracılığıyla bireylerin zihin, ruh ve ahlak olgunluğuna erişmelerine katkı sağlamaktadır. Edebiyat eğitimi, bir yandan geçmiş dönemlere ait edebi eserleri öğrencilere tanıtırken, bir yandan da bu edebi eserler üzerinden edebiyat bilgisi ve edebiyat sevgisi kazandırmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda içinde bulunulan dönemin edebiyat eserlerini tanıtarak, güncel edebiyatla ilişki kurmalarını ve alanın mevcut sorunlarına ilgi duymalarını sağlamaktadır. Bütün bu gelişmelerin bireyin sözlü ve yazılı anlatım yeteneğinin güçlenmesine de etkisi olmaktadır. Bu anlamda edebiyat eğitimi, bireydeki güzellik duygusunu ortaya çıkarmak, geliştirmek ve zenginleştirmek konusunda önemli bir rol oynamaktadır. Edebiyat eğitimi aynı zamanda güzel konuşma ve düzgün yazma becerilerini kazanmış, davranış inceliğine ve güzellik duygusuna sahip bireyler yetiştirilmesine katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada, esas olarak 1940-1960 yılları arasındaki Türk Dili ve Edebiyatı eğitiminin gelişim seyri, öğretim programları ve ders kitapları incelenmekle birlikte, Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki eğitim konusunda yapılan çalışmalar, eğitim sistemindeki gelişmeler ile ortaöğretim kurumları da ele alınmıştır. Bu çalışmanın temel amacı 1940-1960 yılları arasındaki öğretim programlarının analiz edilmesi, Türk Dili ve Edebiyatı eğitiminin gelişimine olan etkisinin belirlenmesidir. Anahtar Kelimeler: Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi, Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programları

Edebiyat eğitimiEğitim programlarıOrtaöğretim okulları+2
Zerrin Güney
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yunan yükseköğretim kurumlarında Türk dili ve edebiyatı eğitimi

Türkoloji çalışmaları dünyanın çeşitli yerlerinde çok eski tarihlerden beri yapılmaktadır. Avrupa'nın çeşitli üniversitelerinde kurulan Türkoloji kürsüleri, Türkçenin pek çok dönemine ışık tutmuş ve pek çok önemli çalışmaya önayak olmuştur. Türkoloji araştırmalarının yapılmasında önemli bir adım olan Türk dili dersleri, Avrupa'nın aksine Yunan üniversitelerinde yakın tarihte gündeme gelmiş ve eğitim programları oluşturulmaya başlanmıştır. Bunun şüphesiz sosyal, siyasal, kültürel, tarihsel pek çok nedeni vardır. Çalışmanın amacı, Yunanistan'daki Türk dili ve edebiyatı derslerinin akademik düzeydeki konumuna bakmak ve bir durum tespiti yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda Yunanistan'daki üniversiteler, eğitim programlarına bakılarak taranmış ve ilgili bölümler tespit edilmiştir. Bilgiler internet ile diğer bazı kaynaklar aracılığıyla toplanmış ve elde edilen bulgular üniversite adlarının başlığı altında tek tek incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Yunan yükseköğretim kurumlarında, lisans düzeyindeki eğitim programlarında Türk dili ve edebiyatı dersleri veren; Εθνικό και Καποδιστριακό Πανεπιστήμιο Αθηνών (Atina Ulusal ve Kapodistrias Üniversitesi) - Τμήμα Τουρκικών και Σύγχρονων Ασιατικών Σπουδών (Türkoloji ve Çağdaş Asya Araştırmaları Bölümü), Δημοκρίτειο Πανεπιστήμιο Θράκης (Trakya Demokritos Üniversitesi) - Τμήμα Γλώσσας, Φιλολογίας και Πολιτισμού Παρευξείνιων Χωρών (Karadeniz Ülkeleri Dilleri, Edebiyatları ve Kültürleri Bölümü), Πανεπιστήμιο Δυτικής Μακεδονίας (Batı Makedonya Üniversitesi) - Τμήμα Βαλκανικών Σπουδών Φλώρινας (Florina Balkan Araştırmaları Bölümü), Πανεπιστήμιο Αιγαίου (Ege Üniversitesi) - Τμήμα Μεσογειακών Σπουδών (Akdeniz Araştırmaları Bölümü), Πανεπιστήμιο Μακεδονίας (Makedonya Üniversitesi) - Τμήμα Βαλκανικών, Σλαβικών και Ανατολικών Σπουδών (Balkan, Slav ve Doğu Araştırmaları Bölümü) ve Ιόνιο Πανεπιστήμιο (İon Üniversitesi) - Τμήμα Ξένων Γλωσσών, Μετάφρασης και Διερμηνείας (Yabancı Diller, Mütercim – Tercümanlık Bölümü) oluşturmaktadır. Örneklemini de yine aynı üniversitelerin aynı bölümleri oluşturmaktadır. Araştırma alanı Yunanistan ve araştırma dili Yunanca olması sebebiyle; üniversite, bölüm ve ders adları orijinal olarak sunulmuş, parantez içinde italik olarak Türkçe tercümelerine yer verilmiştir. Araştırma sonucunda, Yunanistan'da Türkoloji çalışmalarının henüz yeni yeni gelişmeye başladığı ve bu bağlamda, Türk dili ve edebiyatı ile ilgili en kapsamlı içerik ve ders programının Εθνικόν και Καποδιστριακόν Πανεπιστήμιον Αθηνών (Atina Ulusal ve Kapodistrias Üniversitesi)'da bulunan Τμήμα Τουρκικών και Σύγχρονων Ασιατικών Σπουδών (Türkoloji ve Çağdaş Asya Araştırmaları Bölümü)'da olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yunan Üniversitelerinde Türkçe, Yunanistan'da Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi

Turizm eğitimiTürk dili ve edebiyatıTürkoloji+4
Aıse Kara
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimci şair Betül Tarıman'ın edebi kişiliği ve eserlerinde eğitim anlayışı

Türk Edebiyatının yeni kuşak şair ve öykücülerinden olan Betül Tarıman, Anadolu'nun birçok şehrinde öğretmenlik yapmış, günümüzde de Antalya'da görevini devam ettiren bir tarih öğretmenidir. Görev yaptığı şehirlerde sürekli edebiyat çalışmalarıyla gündeme gelen, eserleriyle edebiyat ödüllerine layık görülen bir eğitimci olarak kültürel, sosyal, ahlaki değerlere sahip nesiller yetiştirmeyi amaçlayan şairden yola çıkarak hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın problem durumu, amacı, önemi, sınırlılıkları üzerinde; ikinci bölümünde literatür tarama ve kavramsal çerçeve üzerinde durulmuştur. Çalışmanın yöntemi üçüncü bölümde ele alınırken, dördüncü bölümde ana hatlarıyla sanatçının eserleri ve görüşleri doğrultusunda eğitim anlayışı belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç, tartışma ve önerilerle birlikte beş bölümden oluşan bu tez çalışmasının kapsamı; şairin bugüne kadar yayımladığı eserlerine ve edebi hayatına eğitimciliğinin nasıl yansıdığını araştırmakla sınırlıdır. Betül Tarıman'ın eğitim hayatına girişinden günümüze kadar geçen zamanda yazdığı eserleri, öğrencileriyle iletişimi, toplumu eğitme çabasına yönelik çalışmaları, bir sanatçı olarak eğitime bakışı ve bir eğitimci olarak edebiyata katkıları tezin kapsamı içerisindedir. Her öğrenci, görev yapılan her şehir, bir eğitimcinin tanık olduğu her hayat bir edebiyat ürününe kaynaklık eder düşüncesinden yola çıkarak hazırlanan bu tez çalışması eğitimci şair ve yazarların eğitime ve sanata sağladıkları katkıları anlatması yönüyle önem taşımaktadır. Çalışma mülakat, arşiv taraması ve doküman analizi yöntemleriyle yapılmıştır. Bu yöntemler çerçevesinde Betül Tarıman'ın eğitimci kişiliğinin eserlerine nasıl yansıdığı, şiirlerinde ve öykülerinde eğitim unsurlarını nasıl verdiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Betül Tarıman, Eğitimci Şair ve Öykücü, Eğitim-Edebiyat İlişkisi

EğitimEğitimcilerHikaye+5
Arzu Tırak
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Yirminci yüzyıl âşıklarından Âşık Mehmet Yakıcı, Âşık Huzûrî, Âşık Veysel Şatıroğlu ve Âşık Efkârî'nin şiirlerinde eğitim unsurları

Araştırma dört bölümden oluşmakta olup, her bir bölümün alt başlıklarıyla birlikte toplam kırk sekiz başlık altında şekillenmiştir. Çalışılabilir evren, Âşık Mehmet Yakıcı'nın, Âşık Huzûrî'nin, Âşık Veysel Şatıroğlu'nun, Âşık Zülâlî'nin ve Âşık Efkârî'nin şiirlerinden oluşmaktadır. Araştırmada çalışma evreninin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Ancak âşıkların yaşadıkları dönem göz önüne alındığında, şiirlerinin tamamına ulaşmak mümkün olmamıştır. Bazı şiirlerinin kâğıda geçirilmediği için zamanla unutulduğu bilinmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, âşıklar hakkında yazılmış eserler, makaleler ve tez çalışmaları kullanılmıştır. Bu çalışmalardan elde edilen şiirler, araştırmanın çalışma evrenini oluşturmuştur. Âşıkların yayımlanmış şiirlerinin tamamına ulaşılmış olup, hepsi bu çalışmada kullanılmıştır. Doküman analizi ile toplanan veriler betimsel analiz kullanılarak sınıflandırılmıştır. Bu yöntemler çerçevesinde Âşık Mehmet Yakıcı'nın, Âşık Huzûrî'nin, Âşık Veysel Şatıroğlu'nun, Âşık Zülâlî'nin ve Âşık Efkârî'nin eserlerindeki eğitim unsurları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Âşıkların şiirleri incelendiğinde, yer verdikleri eğitim unsurlarını kullanırken, yaşadıkları dönemin sosyal ve siyasal olaylarının yanı sıra, dönemin eğitim kurumları hakkında da bilgi verdikleri tespit edilmiştir. Bu sebeple âşıkların şiirlerindeki eğitim unsurlarının daha iyi anlaşılması için dönemin sosyal yaşamının yanı sıra eğitim kurumları ile ilişkisine de dolaylı olarak yer verilmiştir. Veriler göstermiştir ki, yaşadıkları devrin önemli şahsiyetleri olan âşıklar eğitimle ilgili kavramları, terimleri ve materyalleri eserlerinde sıkça kullanmışlardır. Âşıkların 836 şiirine ulaşılmıştır. Bu şiirlerin 140 tanesinde eğitim unsuru belirlenmiş olup, beş âşık, 43 adet eğitim ile ilgili kavram ve terime 404 defa eserlerinde yer vermişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: Âşık Mehmet Yakıcı, Âşık Huzûrî, Âşık Veysel Şatıroğlu, Âşık Zülâlî, Âşık Efkârî, eğitim, öğretim.

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Efkari+5
Gözde Tırkaz
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Klasik dönem Osmanlı toplumunda Müslim-Gayrimüslim ilişkileri bağlamında lise tarih ders kitaplarında ?öteki? sorunu

Bu çalışma 16. yüzyıl Osmanlı toplumunda Müslim Gayrimüslim ilişkilerini ele almaktadır. Türkiye'de bugüne kadar Osmanlı toplumunda Gayrimüslimler üzerine yapılan çalışmaların, genel olarak, çeşitli sorunlara sahip oldukları görülmektedir. Başat sorunlardan ilki, Müslümanlarla Gayrimüslimlerin katı karşıtlıklar içinde anlatılmasıdır. İkinci sorun 19. yüzyıl ve sonrasındaki gelişmelerin kavram ve gelişmeleriyle çalışmalara hakim olmuş olmasıdır. Üçüncü sorun ise Müslim ve Gayrimüslim ilişkilerinin cemaatler üzerinden kurulmuş olmasından kaynaklanmıştır.Bu çalışma yukarıda ifade edilen yaklaşımlardan hiç birsini benimsemiş değildir. Bu çalışmada Müslim Gayrimüslim ilişkileri bireyler üzerinden kurulmuştur. Ele alınan konularda hakim eğilim bu olmuştur.16. yüzyıl Osmanlı toplumunda yaşayan farklı dinlerden insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde dinsel veya cemaatsel bağların önemli bir etkisi vardı. Ancak dinsel ve cemaatsel bağların etkinliğini iki şekilde ele almak gerekir. Olağan dönemlerde cemaatsel kimlikler ilişkilerin belirleyicisi değildi. İlişkilerin gerginleştiği dönemlerde ise dinsel yada cemaatsel bağlılık kişilerin kendisiyle en çok anıldıkları kimlikleri olmaktaydı. Çalışmada bunun ayrımı yapılmaya çalışılmıştır.Bu çalışmanın ilgilendiği diğer bir husus Osmanlı toplumunda Müslümanlarla Gayrimüslimler arasındaki ilişkilerin tarih ders kitaplarında nasıl yer bulduğudur. Lise tarih ders kitaplarına bakıldığında akademik çevrelerde üretilenleri önemli oranda yansıttığı görülecektir. Yukarıda kendisinden bahsedilen sorunlar lise tarih ders kitaplarına da yansımıştır.Anahtar Kelimeler: Cemaat, Gayrimüslimler, İslam hukuku, lise tarih ders kitapları, Müslümanlar, 16. yüzyıl, Osmanlı toplumu, şer'iye sicilleri.

Yahya Araz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun roman ve hikâyelerinde kadın ve kadın eğitim

II. Meşrutiyet'in sonlarından 1956 yılına kadar eser vermiş olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974), yaşadığı dönemlerin toplumsal, siyasi ve tarihî gerçeklerini realist bir bakış açısıyla işlemiştir. Yazarın roman ve hikâyeleri Türk toplumundaki kaybedilen savaşların, yaşanan büyük toplumsal değişimlerin izdüşümlerini taşır.Tanzimat dönemi Türk Edebiyatı'ndan itibaren yoğun bir şekilde ele alınan kadın ve kadının modernleşmesi konusu Yakup Kadri'nin eserlerinin konularından biridir. Eserlerindeki kadın karakterlerin çokluğu ve çeşitliliği, yazarın bu konudaki hassasiyetini gösteren bir tercihtir.Bu çalışmada yazarın bütün romanları ile hikâyelerindeki kadın karakterler, karakter çeşitlerine göre incelenmiş ve anlatıdaki işlevlerine göre sınıflandırılmıştır. Kadınlarla ilgili hâkim olan imajlar ve bu yolla yazarın kadına bakış açısı tespit edilmeye çalışılmıştır. Yazarın sanat anlayışı ve fikri değişimlerin eserlerdeki kadın karakterlere yansıması ile değişen toplumsal yapının romanlardaki karakterlere etkisi incelenmiştir. Yazar olumlu ve olumsuz kadın karakterler üzerinden toplumsal eleştiri yapmış ve Türk kadınına bir model sunmuştur.Anahtar kelimeler: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, kadın, eğitim, karakter

EğitimHikayeKadın eğitimi+4
Refiye Durmuş
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2008
00