Kastamonu University
Anabilim Dalı

Gazetecilik Anabilim Dalı

Kastamonu University

249

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bireylerin sosyal medyadaki kimlik profillerinde toplumsal cinsiyet farklılıkları: Afganistan ve Türkiye facebook kullanıcıları üzerinde karşılaştırmalı biranaliz

Bu araştırmada sosyal medyada temsil edilen sahte kimliklerin Toplumsal Cinsiyet bağlamında değerlendirilerek, Afganistan ve Türkiye'de Facebook kullanıcıları üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Afganistan ve Türkiye modernleşme sürecinin farklı aşamalarında olan gelişmekte olan toplumlar olarak incelenmektedir. Söz konusu ülkelerin mevcut geleneksel ve modern toplumsal değerleri, yaşayan kişilerin kimliklerini oluşturmakta önemli rol oynamaktadır. Bu yüzden önce toplumdaki farklar belirlenmektedir. Geleneksel toplumlardaki insanlar günümüzde de aile ve yerel kültürlere bağlı olarak yaşamaktadırlar. Dolayısıyla geleneksel ülkelerde toplumları etkileyen herhangi bir değişim, halk tarafından hızla kabul edilmemektedir. Ancak bu durum ülkelerin modernleşme seviyelerine göre değişmktedir. 21. yuzyılda sosyal medya, küreselleşme sürecini destekleyen araç olarak bütün ülkelerde yayınlaşmıştır. Teknolojik değişimler insanların hayatında büyük değişimlerin yaşanmasına sebep olmuştur. İlk olarak İnternet teknolojisi insanlara olumlu destek olarak yansımış, ancak insanlar düşünce, yaşam tarzı, kültür, dini inançları ve ülke durumu açısından farklı toplumda bulunduklarından, teknoloji kullanımında da büyük farklılıklar görülmektedir. Bu nedenle yeni bilgi teknolojileri herkesin hayatında yararlı olmamıştır. Günümüzün postmodern dönem koşullarında kimlik kavramları da değişmiştir. Postmodern dönemin bir özelliği, kimliklerin aniden değişimi ve yenilenmesidir. Teknolojiler ve sosyal medya bu kimlik yenileme sürecine kolaylık sağlamaktadır. Günümüzde, Facebook, kullanılarının kimliklerini her türlü etkilemektedir. Sanal kimlikler gerçek kimliklerden farklı olarak ortaya çıkmaktadır. Sanal ortamlardaki sahte hesaplar çoğu araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. Bu çağın kimlik krizinde önemli nedenlerinden biri olan sosyal medya, hukuki açıdan büyük problemlere sebep olmuştur. Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birçok ülke de sahte kimlik kullanımı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada; Afganistan ve Türkiye'deki sahte kimlik oluşturma nedenleri, cinsiyet farklılıkları ve etkileri incelenmektedir. Araştırma sonucunda, diğer ülkelerde olduğu gibi Afganistan ve Türkiye'de de bazı Facebook kullanıcılarının sahte kimlikleri bulunmakta ve sahte hesap oluşturma nedenlerinin farklılaştığı görülmektedir.

AfganistanCinsel kimlikCinsiyet+6
Laıly Habıb
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir siyasal iletişim aracı olarak sosyal medya kullanımı: 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri Twitter örneği

Günümüzde iletişim teknolojilerinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, toplumsal hayatın her alanında birtakım değişikliklere yol açmıştır. Bu alanlar arasında yer alan siyaset olgusu da öne çıkan konular arasında yerini almış bulunmaktadır. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte siyaset yapma biçimlerinde ve siyasal kampanya faaliyetlerinin yürütülmesinde de önemli değişiklikler medyana gelmektedir. Özellikle Web 2.0 ile birlikte gelişmeye başlayan sosyal medya araçlarının getirdiği yenilikler, siyasal aktörler tarafından siyasal kampanya dönemlerinde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Gün geçtikçe toplumsal hayattaki yerini sağlamlaştıran sosyal medya araçları, kullanıcılarına hem kendi içeriklerini üretebilecekleri hem de zaman ve mekân kısıtlaması olmadan iletişime geçebilecekleri bir ortam sunmaktadır. Bu durum siyasal aktörlerin ilgisini çekmekte siyasal aktörler de bu araçları, siyasal kampanya sürecinde aktif bir biçimde kullanmaktadır. Buradan hareketle bu çalışmada, Türkiye'deki siyasal aktörler tarafından yoğun bir şekilde kullanılan bir ortam olan Twitter, bir siyasal iletişim aracı olarak ele alınmıştır. Siyasal iletişimde sosyal medya kullanımını Twitter üzerinden değerlendiren bu çalışmada, 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan 6 adayın, Twitter'dan ne şekilde yararlandıkları ve yararlanma düzeyleri içerik analizine tabi tutularak değerlendirilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgulara göre, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılan siyasal aktörlerin Twitter'ı genellikle bilgi paylaşımı ve aday propagandası yapmak amacıyla kullandığı ve söz konusu aktörlerin sosyal medyayı kampanya süreci boyunca geleneksel medya organlarının bir uzantısı olarak değerlendirdiği tespit edilmiştir. Siyasal aktörler, Twitter'ın sunduğu çift yönlü iletişim fırsatını yeterince değerlendirememiş, seçmenlerle karşılıklı etkileşimde bulunmak yerine tek yönlü bilgi paylaşımını ve monolog iletişim tarzını sürdürmüş ve seçmeni kampanya sürecine dâhil etmemiştir. Anahtar Kelimeler: Siyasal İletişim, Yeni Medya, Sosyal Medya, Twitter.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiCumhurbaşkanıSeçimler+5
Süleyman Aldemir
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal medyada gözetim: Facebook veri politikasına yönelik kullanıcıların gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalığı üzerine bir araştırma

Gözetim, geçmişten günümüze kadar panoptik yapısından dönüşüm geçirmiştir. Panoptikon, mekân ve zaman sınırlamasına bağlıdır, bedene yöneliktir ve zorlayıcı bir yapısı vardır. Post panoptik gözetim ise dijital ortamlarda gerçekleştiği için zaman ve mekân sınırlamasından bağımsızdır. Post panoptik gözetimin odak noktası bedenler değil onlardan elde edilen verilerdir ve gözetlenenler, gözetime gönüllü bir şekilde katılırlar. Gözetim sosyal medyada "veri gözetimi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sosyal medya platformları içinde en çok kullanıcı sayısına sahip olan Facebook'tur. Facebook, kullanıcılardan elde ettiği verileri reklamcılık faaliyetleri için kullanmakta ve bu şekilde sermaye birikimini gerçekleştirmektedir. Facebook sitesinde veri ilkesini, çerez ilkesini ve hizmet koşullarını açıklamaktadır. Facebook'a kaydolmak, kullanım şartları ve gizlilik politikalarını kabul etmek anlamına gelmektedir. Facebook'un kullanıcılar hakkında topladığı veriler ise çok geniş bir alana yayılmaktadır. Messenger mesaj içerikleri, Instagram kullanım davranışları, WhatsApp hesap bilgisi, cihaz bilgisi ve üçüncü taraf ortaklardan elde edilen veriler toplanan verilere dahildir. Bu çalışmada kullanıcıların Facebook Veri Politikasına yönelik gizlilik endişeleri ve gözetim farkındalıkları araştırılmıştır. Araştırma sonucunda kullanıcıların gözetim farkındalıklarının düşük, gizlilik endişelerinin ise yüksek olduğu bulunmuştur. Gözetim farkındalıkları ve gizlilik endişeleri farklı değişkenler temelinde karşılaştırılmış ve anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır.

FacebookFarkındalıkGizlilik+3
Burçin İvren
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Obezite kamu spotlarının alımlanması; kalitatif bir çalışma

Modern tıbbın rasyonaliteye dayanması sağlık anlayışının tek boyutlu olmasına yol açmıştır. Bir iktidar odağı olan tıp, hem hastalıkların tedavi yöntemlerinde hem de bir hastalığı tanımlamada tek tip bir söylem ortaya koymaktadır. Çalışmanın ilk kısmında yer alan Michel Foucault'nun biyo-iktidar kavramı modern tıp pratiklerinin anlaşılması açısından önemli bir kavramdır. Bireyin sağlıklı olması için tek sorumlu kendisi olamaz. Sağlık politikaları, devletler, uluslararası örgütler sağlıktan sorumlu iktidar organlardandır. Modern tıbbın bileşenlerinden olan tüm organlar arasında sağlıklı beden algısının tek bir biçim olarak tariflenmesi hususunda konsensüs mevcuttur. Biyo- iktidar, modernizmle beraber bireyler üzerinde tek tip bir doğruya işaret ederek bedenüzerinde tahakkümü ifade etmektedir. Sağlık, güzellik ve zayıflık temelli olduğundan beden denetimi bu doğrultuda şekillenmektedir. Sağlığın tanımında yer alan ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hâlini yok eden toplumsal algı, obeziteyi diğer hastalıklardan farklı kılmaktadır. Birçok hastalık kişinin toplumdan soyutlanmasına neden olabilmektedir ancak obezite doğrudan kişinin dış görünüşüyle ilgili olduğundan ve hastalık şikayetinin başlıca nedenlerinden birisinin estetik kaygı olmasından dolayı sosyal izolasyon, damgalanma gibi toplumsal etkileri daha fazla barındırmaktadır.Obezite kampanyalarının bu sosyal izolasyonu yeniden üretecek nitelikte olması obeziteye karşı farkındalık oluşturma ve bireylerde davranış değişikliği yaratma amacının önünü kesmektedir. Eğitim materyallerinin sosyolojik boyut göz önüne alınmadan üretilmesi; amacın tam tersi bir sonucun doğmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Obezite toplumsal boyutu göz ardı edilerek ele alınamaz. Toplumsal algıya ve modern tıbbın sağlıklı beden algısına müdahale olmaksızın obezitenin önüne geçmek mümkün değildir. Bu yüzden çalışmada obezitenin dünyada ve Türkiye'de artmasına değinilerek, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın Obezite ile Mücadele Programı kapsamında ürettiği üç kamu spotunun hedef kitle tarafından nasıl alımlandığı, gelecekte üretilecek olan kamu spotlarına ışık tutması hedefiyle incelenmiştir. Farklı yaş, cinsiyet, BKİ ve eğitim seviyesi gruplarından 30 katılımcı ile yapılan derinlemesine görüşmeler ve odak grup görüşmeleri sonucuna göre izlenen kamu spotlarına dair farklı kod açımları yapılmasına rağmen kamu spotlarındaki unsurlar yüksek oranda negatif olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmelerdeki verilere göre kamu spotlarında sağlıklı beslenme konusundan bahsedilmesine rağmen, sağlıklı besine ulaşma meselesine yer verilmemesi; aynı şekilde fiziksel aktivitenin öneminden bahsedilmesine rağmen, imkânlara değinilmemesi eksiklik olarak görülmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan genel kanaat; kamu spotlarının tek başına bir davranış değişikliği yaratamayacağıdır. Anahtar Kelimeler: Modern tıp, biyo-iktidar, sağlık, kamu spotu, obezite, sağlık iletişimi.

BiyoiktidarKalitatif analizKamu spotları+6
Burcu Güner Diri
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına yönelik şiddet olgusu ve yazılı basında temsili üzerine bir araştırma

Kadın cinayetlerinin her geçen gün daha da yaygınlaşması ve yazılı basında bu konunun otosansüre dikkat etmeksizin, daha fazla tiraja ulaşmak kaygısıyla çarpıcı şekilde ve manşetlerden verilmesi, bu konuda basında çıkan haberler mi şiddeti körüklüyor şeklinde soruları da akla getirmektedir. Bu soruya cevap oluşturacak şekilde, yazılı basından beş gazetenin seçilmesiyle, bu gazetelerin kadın şiddetine yönelik haberleri ele alış biçimi incelenmek istenmektedir. "Kadına Yönelik Şiddet Olgusu ve Yazılı Basında Temsili Üzerine Bir Araştırma" başlıklı çalışmada, ulusal ve bölgesel basında kadına yönelik şiddet haberlerinin ele alınış biçimi, haberin büyüklüğü, sayfada ve gazetenin tamamında kapladığı yer, kullanılan başlığın büyüklüğü, fotoğraf kullanımı, hangi sayfalarda ağırlıklı olarak yer aldığı gibi konularda inceleme yapılmıştır. Ulusal basından fikir gazetesi olarak Cumhuriyet Gazetesi ile yaygın medyayı temsil etmek üzere en yüksek tiraja sahip üç ulusal gazete Hürriyet, Sabah ve Habertürk ele alınmıştır. Bölgesel gazete olarak da Ege Bölgesi'nde yayınlanan Yeni Asır Gazetesi seçilmiştir. Araştırmanın başlangıcı olarak ise 07.10.2011 tarihli Habertürk Gazetesi'nde "Kadına şiddette son nokta" başlıklı haberin yayınlandığı tarih alınmıştır. Araştırmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Ekim, Kasım ve Aralık 2011, Ocak Şubat ve Mart 2012 tarihlerinde her aydan 5'er gün olmak üzere, 5 gazetede yer alan haberler arasında kadına şiddet haberleri ele alınarak, hangi gazetede bu konuya daha fazla yer verildiği, hangisinin fotoğrafı daha fazla kullandığı, hangi sayfalarda yer verildiği gibi incelemeler ve karşılaştırmalar yapılmıştır. Tablolar ve grafiklerle gazeteler arasında mukayese yoluna gidilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Şiddet, Yazılı Basın, Kadına Şiddet

GazetelerKadınlarYazılı basın+1
Şirin Yörük
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medyada sağlık iletişimi ve sağlık haberciliği: Beden politikaları üzerinden kadın sağlığı haberlerinin anlambilimsel incelemesi

"Yeni Medyada Sağlık İletişimi ve Sağlık Haberciliği: Beden Politikaları Üzerinden Kadın Sağlığı Haberlerinin Anlambilimsel İncelemesi" başlıklı tez araştırmasında, beden sağlığı politikaları doğrultusunda, ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik bakımından günümüzde önemli konuma taşınan, "Yeni Medya'nın (New Media)", kadın sağlığı haberlerini beden politikaları üzerinden nasıl inşa edildiğine odaklanmaktadır. Araştırmada, Yeni medyada yer alan haberler üretim süreçleri ve haber yapıları, "başlık, spot ve ara başlık kullanımları" üzerinden ele alınarak incelenmekte ve haberde uygulanan dil stratejileri bağlamında, sağlık haberlerinin kadın bedeni tüketimi ve söz konusu haberlerin tıbbileştirilmesi üzerinde durulmaktadır. Bu doğrultuda, kadın sağlığı sayfalarında, kadın bireyler ile ilişkilendirilen hangi kategorilerinin bulunduğu, sağlık haberleri ve sağlık iletişimi kuramları arasındaki kurulan olası bağlar, sağlık haberlerinde dil yapıları, sağlık gazeteciliği ve muhabirliği vb. gibi konular ön plana çıkarılmaktadır. Araştırmada seçilen 3 haber sitesinin (en çok tıklanan), hurriyet.com.tr, milliyet.com.tr, sabah.com.tr üzerinden, 2018 yılı Ocak ve Şubat aylarında yayınlanan kadın sağlığı haberlerinin analizi anlambilimsel olarak incelenmektedir.

BedenHaberlerKadın sağlığı+5
Zeliha Kurban
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk modernleşmesi bağlamında gündelik hayatın inşa edildiği bir alan olarak dergicilik: 1957-1958 dönemi Hayat dergisinin analizi

Bu tez çalışmasının konusunu Türk Modernleşme hareketinde gündelik hayat pratiklerinin basın yoluyla halka sunumu ve dönemin modern gündelik hayat pratiklerinin inşası oluşturmaktadır. Çünkü basın toplumsal değişimleri yansıtması, empoze etmesi, kabul ettirmesi ve kamuoyu oluşturma özelliği bakımından bu dönemde hayati bir önem taşımaktadır. Modernizmde verilmek istenilen mesajı iletmek için en uygun araç medyadır. Günlük yaşam pratiklerine modernist uygulamaların etkisi tartışılmazdır. Bu bağlamda Türkiye'de gündelik hayat ve kültür oluşumu ilişkisi çok partili dönem ve Cumhuriyet dönemleri boyunca incelenmiş ve örneklendirilmiştir. Mekân, toplumsal cinsiyet, moda ve beden, spor, tüketim kültürü, kentlilik gibi kültürel kodlar bakımından başlıklara bölünerek dergilerin gündelik yaşam pratiklerini hangi kamusal alanlarda temsil ettiği irdelenmiştir.

DergilerGünlük yaşamHayat dergisi+1
Begüm Beşkazalıoğlu
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Suriyeli mültecilerin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sosyal medyasına karşı memnuniyet düzeyleri: Türkiye –Ürdün örneği

Suriye savaşı sürecinde komşu ülkelere sığınan sığınmacıların sayısının milyonlarca olduğu bilinirken, iç savaş nedeniyle de daha fazla insanın ülkesini terk edeceği düşünülmektedir. Günümüzde Suriyeli sığınmacıların sorunu, bugün dünya kamuoyunun önündeki en karmaşık sorunlardan birisidir. BMMYK, dünyanın her tarafındaki, ırk, din, ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın ve tarafsız bir şekilde Suriyeli sığınmacıların ve diğer insanların ihtiyaçlarını karşılamayı sağlamaktadır. Sosyal medya günümüzde herkes tarafından etkili kullanılmasının yanısıra Suriyeli sığınmacılar için de ayrı bir önemi bulunmaktadır. Suriyeli sığınmacıların çoğu eğitimli ve şehirlerde yaşayan kişilerdir. Dolayısı ile akıllı telefon elde etme ve sosyal medyayı kullanma yeteneğine sahiptir.Bu araştırmanın amacı, Suriyeli Sığınmacıların Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sosyal Medyasına Karşı Memnuniyet Düzeylerinin ölçülmesidir. Bu bağlamda; Türkiye'deki ve Ürdün'deki kamplar dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların söz konusu sosyal medyaya karşı memnuniyetleri 300 kişiyi kapsayan bir araştırma ile ölçülmüş ve karşılaştırılmıştır. Araştırmamızdaki bağımsız değişkenlerimiz; yaş, cinsiyet, eğitim durumu iken, bağımlı değişkenlerimiz Suriyeli sığınmacılar tarafından Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sosyal medyasının kullanım sıklığı, en çok paylaşılan konular, yaygın olarak kullanılıp kullanılmadığı, etkinliği ve memnuniyet durumlarıdır. Yapılan araştırma sonucunda Suriyeli sığınmacıların BMMYK sosyal medyasının rolünden memnun olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda hem Ürdün hem de Türkiye'de kamplar dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların demografik özellikleri ne olursa olsun(cinsiyet, yaş, eğitim, meslek ..) ile BMMYK sosyal medyasına karşı memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek KomiserliğiDoyum düzeyiMülteciler+3
Muath Mohammad Zıad Atef Al Hashlamoon
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni medya düzeni ve dijital habercilik: Kaynak ve alıcı bağlamında bir araştırma

Yeni medya kavramı, yeni iletişim teknolojileri ile ilişkili sosyal ilişkileri, iletişim becerilerini arttıran araçları ve bu araçlarla şekillenen sosyal toplulukları ifade etmektedir. Günümüzde yeni medya kavramı ve onun sunduğu imkanların hayatımıza girmesiyle birlikte sosyal yaşamımız, iletişim biçimlerimiz ve medya tüketim alışkanlıklarımız önemli derecede değişmiştir. Özellikle internet, küresel düzenin iletişim mecrası olarak bu gelişmelerin en üst sırasına oturmuş ve yeni dünya düzeninin yeni kamusal alanı olarak görülmeye başlanmıştır.Yeni medya gazeteciliği özellikle okur için çok önemli avantajları beraberinde getirmiştir. Geleneksel gazetecilikte pasif kalan gazete okurları dijital gazetecilik ile birlikte çok daha aktif bir konuma geçmişlerdir. Okurlar aynı zamanda gazeteler için de önemli bir görev üstlenmişlerdir. Günümüzde her okur aynı zamanda gazeteciler için birer haber kaynağı haline gelmiştir. Okurlar adeta birer muhabir gibi okudukları gazetelere haber yollamaktadırlar. Bireyselleşmenin de etkisiyle okuyucu istediği haberi kendi seçmekte, bunun farkına varan medya kuruluşları da okuyucuya istediği haberi sunabilmektedir. Bunun için de sayısal temelli yeni medya teknolojilerinden yararlanmaktadırlar.İletişim teknolojilerinin haber üretim sürecinde yarattığı değişikliklerle, geleneksel medyada alıcı konumundaki kitlenin yeni medyada geçirdiği dönüşümün ve aktif bir kullanıcı boyutuna geçmesindeki etken dinamiklerin ve sonuçlarının incelendiği bu çalışma, bilişim teknolojilerindeki gelişmelerin ürünü olan yeni medya teknolojilerinin haber üretim süreci bağlamında kaynak ve alıcı boyutunda gerçekleştirdiği dönüşümü ortaya koymayı amaçlamıştır.

EtkileşimGazetecilikHaberler+2
Petek Durgeç Aydoğan
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kriz haberciliği bağlamında deprem haberlerinin incelenmesi: 2020 İzmir Depremi örneği

Medyanın dijitalleşmesi ve dünyanın küreselleşmesiyle birlikte artık bir yerde meydana gelen herhangi bir olay yerel, ulusal ve uluslararası ölçekte dünya toplumlarının ilgi ve merakını çekmekte, onları olumlu ya da olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Bu etkilerin başında, herhangi bir zamanda herhangi bir nedenden dolayı oluşabilen krizler gelmektedir. Meydana gelen krizlerin kamuoyuna aktarımını yapan habercilerse, kriz habercileri olarak tanımlanabilir. Kriz anlarında insanların ilgi, merak ve bilgi alma ihtiyaçlarını karşılayan, bu nedenle krizlerin insanlara aktarımını yapan, ilk bilgileri halkla paylaşan kriz habercileri, oldukça önemli bir yerde durmaktadırlar. Bu çalışma, gazetecilik açısından kriz kavramını ele alacak, deprem ve medya ilişkisini tartışacak, 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen İzmir Depremi özelinde kriz haberciliğine odaklanacaktır. 30 Ekim 2020 ve 30 Kasım 2020 tarihleri arasında sınırlandırılan çalışmanın kapsamını 3 mecradan 15 farklı medya kurumu oluşturmaktadır. Araştırmada basılı medyayı Sabah, Hürriyet, Sözcü, Türkiye, Milliyet gazeteleri; TV medyasını Fox TV, Show TV, Kanal D, Star TV, TRT 1 ana haber bültenleri; İnternet medyasını ise Ensonhaber.com, Habertürk.com, Haberler.com, Haber7.com, İnternethaber.com internet haber siteleri seçilmiştir. Söz konusu medya kurumlarında yayınlanan İzmir depremi ile ilgili haberler niceliksel içerik analizi yöntemiyle incelenecektir. Çalışma sonucunda deprem haberlerinin yayınlandığı mecralar farklı olsa da, haberlerin yayınlanma sıklığı, haberlerde yer verilen aktörler, haberlerin temel konuları gibi başlıkların benzerlik taşıdığı görülmüştür.

Basın ahlakıDepremDoğal afetler+7
Devrim Sancı
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Internet gazeteciliğinde iklim haberciliği

Dijitalleşme ve yeni iletişim teknolojileri ile gelişen ve değişen aktivist pratikler, medya aracılığıyla gündeme gelmektedir. Dijital aktivist pratikler, iklim aktivizmi konusunda etkileşim, hız, zamana ve mekâna bağlı kalmaksızın iletişimin sağlanmasını mümkün kılmıştır. Öyle ki iklim aktivistleri seslerini farklı yeni medya platformları ve projeler ile duyurmaya çalışmaktadır. Medya zaman zaman küresel ve güncel olaylar arasında yer alan iklim değişikliği, küresel ısınma ve çevre haberlerine ilişkin daha uzak bir yaklaşım sergileyebilmektedir. İklim haberleri alan hakkında uzmanlaşmanın gerekli olduğu bir yönelimdir. Bilimsel verilerin kamuoyunun anlayabileceği sade ve anlaşılır bir dil ışığında kullanılması gereklidir. Bu noktada haber dili okuyucuda çaresizlik hissettirmemesi, harekete geçmesini sağlaması bağlamında önemlidir. İklim haberleri, gazetecilerin ve editöryal süreçlerin haberin çerçevesini belirlemesi ile oluşmakta ve haberler ulusal basının internet gazetelerinde de farklılıklarla yer almaktadır. Çalışmanın amacı, küresel ısınma ve iklim değişikliği konulu haberlerin ulusal basının resmi internet sitelerinde hangi benzerlik ve farklılıklarda, hangi sıklıkta yer aldığını ve haberlerdeki sistematik içeriği ortaya koymaktır. Bu çalışmanın iklim haberciliğinin, çevre haberleri alt başlığı altında sunulmadan, mevcut bir tür olarak kabul görmesi yönündeki tartışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: İklim Haberciliği, İklim Aktivizmi, Yeni Medya

AktivizmGazetecilikGazeteler+6
Sümeyye Polat
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medyada nefret söylemi: Mersin ili örneği

Son dönemlerde bireyler, teknolojiyi daha aktif kullanmaktadır. Bilgi alma, gündemi takip etme ve gündeme dâhil olma konusunda yeni medyanın birçok özelliğinden faydalanılmaktadır. Toplumsal enformasyon hareketliliklerine bakıldığında, daha çok yeni medyanın ve sosyal medya mecralarının bu konularda önemli yer tuttuğu, bunun yeni enformasyon akışının oluşmasında etkili olduğu görünmektedir. Yeni medyanın her türlü dönüt ve etkileşime olanak tanıması, yeni medyanın geleneksel medya karşısındaki farkını göstermektedir. Ulusal ve yerel basın da teknolojinin dijital bir dönüşüme girmesinden dolayı yeni medyadaki rollerini arttırmaya başlamıştır. Fakat yeni medya ortamlarında denetim ve düzenleyici, kapsayıcı bir kanun yönündeki boşluklar, yeni medyada kullanıcıların daha serbest hareket edebilmesine, hatta nefret söylemi üretip yayabilmesine aracı olmaktadır. Bu durum, mülteciler ve azınlıkta olan diğer grupları etkilemektedir. Nefret söylemi yerel basının resmi internet sitelerindeki haberlerinde de gözlenmektedir. Bu nedenle bu tezde, yoğun göç alan Mersin ilinde yayın yapan yerel gazetelerin resmi internet sitelerindeki bazı haberler incelenmiş, bu şekilde haber dilinde nefret söylemi araştırılmıştır.

MersinNefret suçuNefret söylemi+6
Fatih Orhan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 sürecinin yerel medya çalışanları üzerindeki etkileri: Güneydoğu Anadolu Bölgesi örneği

Geçmişten günümüze çok sayıda can kaybı ile birlikte fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olan salgın hastalıklar, her zaman evrensel bir sorun olmuştur. Bugünlerde bir halk sağlığı meselesi olarak tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını medya sektörü çalışanlarını da etkilemiş, bu dönemde meslek profesyonellerinin yüksek risk taşıyan meslek gruplarından olduğu gözlemlenmiştir. Toplumu bilgilendirme, haberdar etme misyonu olan gazeteciler salgın sürecinde gerek salgının seyri gerekse tedavi yolları ve önleyici tedbirler konusunda kamuoyunu aydınlatmıştır. Kent ile ilgili haberler veren, kamuoyunu medyada taşıyan, bilgilendirmeler yapan, belli bir lokasyonda yaptığı işlerle toplumu eğlendiren, eğiten yerel medya organları COVID-19 sebebiyle zorluklar yaşamıştır. COVID-19 pandemisi her ne kadar evrensel bir ölçekte olsa da gazetecilik faaliyetlerine engel olmuş öte yandan hem yerel hem de ulusal medyanın gündeminde yer almıştır. Bu olağanüstü durumun çalışma koşullarından en çok etkilenen kesim medya çalışanları olarak karşımıza çıkmaktadır. COVID-19 salgını sebebiyle salgının başladığı günden bugüne kadar devam eden süreçte dünya çapında 2 bin gazeteci hayatını kaybetmiştir. Türkiye'de kayıtlara yansıyan gazeteci ölüm sayısı ise 30 olmuştur. Bu çalışma, COVID-19 salgın sürecinde yerel medya çalışanlarının karşılaştığı sorunları anlama ve gerekli çözüm önerilerini hem kamuoyu hem de yerel medya çalışanlarına aktarmayı amaçlamaktadır. Söz konusu bu amaç doğrultusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde görev yapan yerel medya çalışanlarının COVID-19 döneminde yaşadıkları sorunları ortaya koyabilmek adına bir anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Öte yandan meslek örgütleri ile gazetecilerin yaşadığı sorunlar üzerine yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Söz konusu saha çalışmaları ile COVID-19 salgınının medya sektörü ve gazeteciler üzerindeki etkileri güncel verilerle ilk elden ortaya koyulmuştur. Bu araştırma ile bölgedeki yerel medya çalışanlarının meslek örgütlerinden yeterli desteği alamadığı ve COVID-19 sürecinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak önemli oranda etkilendikleri tespit edilmiştir.

COVID 19Güneydoğu Anadolu bölgesiMesleki sorunlar+4
Kadir Devir
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Z kuşağının yeni medya ortamındaki habitusları

Yeni iletişim teknolojilerinin gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan sosyal medya platformları modern toplumsal hayatta birçok alanı etkisi altına almaktadır. Modern üretim tüketim ilişkileri sistemi içerisinde yer alan, iletişim teknolojisi araçlarına sahip olan çoğu kullanıcıların sosyal medya ağlarını kullandığı ve bu sosyal ağ ortamlarından kültürel birikim sağladıkları görülmektedir. Z kuşağının sosyal medya ortamlarında sürekli çevrimiçi olarak yoğun zaman geçirmesi, aynı zamanda kültürel sermaye birikimlerini bu platformlar üzerinden sağlamalarına yönelik dijital alışkanlıkları ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla Z kuşağının yeni medya ortamlarından (sosyal medya platformlarından) kültürel sermaye edinimi konusunda; Pierre Bourdieu'nün yapı ve eğilim (sosyal medya ve dijital yatkınlıklar) perspektifi kapsamında bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda araştırma kapsamında gerçekleştirilen çevrimiçi anket çalışması ile 12 devlet üniversitesinde 18-25 yaş aralığında olan Z kuşağı bireylerine ulaşılarak; kültürel donanımlarını arttırma, entelektüel bir kişilik kazanma, sosyal hayatlarında tercih edilen bir statüde olma ve kazanmış oldukları kültürel birikimlerini ekonomik sermayeye dönüştürebilme yetkinliği açısından yeni medya ortamlarındaki kültürel sermaye biriktirme habitusları ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırmada; Z kuşağının kültürel sermaye birikiminde (sosyal uzamlarında entelektüel birikimleri ve konumlarını belirlemede) sosyal medya ağlarında ne türden habituslar (alışkanlıklar -toplumsal öznellikler) yarattıkları ve Z kuşağının yeni medya ortamlarında (sosyal medya platformlarında) edinmiş oldukları kültürel sermaye birikim habituslarının; cinsiyet, doğup büyüdüğü yer, eğitim alınan bölüm ve aylık gelir durumu olmak üzere dört bağımsız değişken özelinde oluşturulan araştırma sorularına göre farklılaşıp farklılaşmadığının anlamlandırılması amaçlanmıştır. Elde edilen analizler sonucunda Z kuşağı bireylerinin kültürel sermaye birikim konusunda sosyal medya ağlarından, web sitelerinden, dijital veri kaynaklarından ve popüler video yayınlarından faydalandıkları, kültürel içerik hesaplarını takip ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kırsalda doğup büyüyen Z kuşağı bireylerinin kent merkezinde doğup büyüyenlere göre ve alt gelir grubu ile düzenli geliri olmayan ailelere mensup Z kuşağı bireylerinin üst gelir grubuna mensup Z kuşağı bireylerine göre yeni medya ortamlarından kültürel sermaye ediniminde daha fazla habituslara sahip olduğu görülmüştür. Sosyal medya platformlarrından kültürel sermaye birikimine yönelik ise; dijital ansiklopedilerden yararlandıkları, beğeni ve düşüncelerine göre değişen alanında uzman kişilerin video yayınlarını takip ettikleri, ücretli dijital platformlardan yararlandıkları, sosyal medyanın gündelik kamusal, sosyal ve magazinsel paylaşım akışından yararlandıkları sonucuna ulaşılmıştır.

Aykut Arslan
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dijital medya okuryazarlığı bağlamında dijital oyunlar ve e-spor faaliyetleri: Üniversite gençleri örneği

İletişim teknolojilerindeki hızlı ve dönüştürücü gelişmeler, küresel toplumu şekillendirmekte ve değiştirmektedir. Bu teknolojiler, insanların dünya genelinde birbirleriyle iletişim kurma, bilgiye erişme, sosyalleşme, zaman geçirme gibi yaşam pratiklerini kökten dönüştürmektedir. İletişim alanında yaşanılan bu değişim ile birey dijital medya ortamında merkezde yer almaktadır. Dijital medya, kişisel ve kitlesel iletişimi zamansal ve mekânsal anlamda sınırsız kılan, tüm multimedya özelliklerin bir arada bulunduğu çoklu ortamları ile etkileşimin anlık olarak gerçekleşmesini sağlayan bir yapıya sahiptir. Dijital medya ortamı sağladığı bu olanakların yanı sıra riskleri de barındırmaktadır. Bireyin bu riskler karşısında zihinsel kalkan oluşturması, medya mesajlarını doğru algılayabilmesi, yorumlayabilmesi, analiz edebilmesi, üretim sürecine bilinçli bir şekilde katkı sağlayabilmesi için dijital medya okuryazarlığı beceri ve yetkinliğine sahip olması gerekmektedir. Tüm medya mesajları ve içeriklerini kapsayan dijital medya okuryazarlığı özellikle genç bireyler arasında son derece popüler olan dijital oyunlar için de bir gerekliliktir. 21. yüzyılın hızla değişen iletişim teknolojileri, dijital dünyanın kapılarını e-spor gibi yepyeni oyun ortamlarına açmıştır. Bu teknolojiler, geleneksel oyun anlayışını dönüştürerek, rekabetçi e-sporun sadece bir hobi değil, aynı zamanda bir profesyonellik ve büyük bir izleyici kitlesiyle tanınan bir spor dalı olmasına olanak tanımıştır. Geleneksel sporların dijital dünyada yepyeni bir kimlik kazandığı, e-sporun hızla büyüdüğü bir dönemde e-spor; oyuncuları dijital arenalarda bir araya getirirken, aynı zamanda sosyal, psikolojik ve fiziksel açıdan etkileyen bir deneyim sunmaktadır. Bu bağlamda araştırma kapsamında gerçekleştirilen anket çalışması ile 18-26 yaş aralığındaki e-sporcu üniversite gençlerine ulaşılarak dijital medya okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca verilerin desteklenmesi ve farklı perspektiflerden değerlendirilmesi amacıyla e-spor kulüp antrenörleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bağlamında e-sporcuların oyun ortamlarındaki eleştirel düşünme becerileri, internet etik bilinci, çevrimiçi güvenlik farkındalığı, dijital içeriklere erişim ve teknoloji kullanma becerileri, hak ve sorumluluk bilinci, bilgi araştırma ve doğrulama beceri düzeylerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Elde edilen analizler sonucunda dijital oyun ortamlarında bireyin olanak ve riskler ile karşı karşıya olduğu, karşılaşılan olanak ve risklerin kullanımı veya alınan önlemleri bireyin dijital medya okuryazarı beceri/yetkinliklerine bağlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca oyuncuların oyun süreci içerisinde manipülasyon, dezenformasyon, propaganda, dijital gözetim, gerçek-kurgu farkındalığı, oyun anlatısı içinde mesajların arka planının farkındalığı, internet tuzakları, çevrimiçi güvenlik, sahte kimlik, virüs saldırıları, bağımlılık, asosyallik, fiziksel sorunlar (göz ve eklem ağrıları) gibi riskler ile karşı karşıya kalabildiği saptanmıştır.

Hayrettin Acar
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki göç sorunu kapsamında medyanın Türkiye dış göç politikasına bakışı: Türkiye'deki yabancı medya kuruluşları örneği

Günümüzün en büyük problemlerinden biri haline gelen uluslararası göçün küresel boyuttaki artışı, bu konuya ilginin artmasına ve göç konusunda daha fazla çalışma yapılmasına neden olmuştur. Göç konusundaki ulusal ve uluslararası kuruluşların iş birliği artmış, küresel düzeyde anlaşmalar imzalanmıştır. Türkiye'ye gerçekleşen ulus ötesi göçlerde, komşu ülkeler (Suriye, Afganistan, İran, Irak) başta olmak üzere Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK, 2023) verilerine göre 6 milyona yakın Suriye vatandaşı ve 340.000 civarında farklı ülkelerden gelen kayıtlı mülteci ve sığınmacı bulunmakta, Suriyeli mültecilerin %98'inden fazlasının ise Türkiye genelinde 81 kentte yaşamını sürdürdüğü belirtilmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yapılan çeşitli anlaşmalar ile sığınmacıların Avrupa'ya geçişleri kısmen de olsa durdurulmuş ve bu yolla bir çözüme gidilmiştir. Ancak 28 Şubat 2020 tarihinde Suriye'nin İdlib kentinde 36 Türk askerinin şehit olmasıyla, Türkiye'nin batıya gitmeye çalışan sığınmacıları durdurmayacağını açıklaması üzerine bu çözüm durma noktasına gerilemiştir. Bu dönemde, medyadan kamuoyuna yansıyan birçok spekülatif haber üretilmiş ve medyada bir bilgi kirliliği yaşanmıştır. Bu bilgi kirliliğinin yaşanmasının sebebi, Türkiye ile AB arasındaki bu çatışmada medya kuruluşları ideolojik gerekçelerle birbirlerinden farklı pozisyon almalarından kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de yayın yapan yabancı medya kuruluşlarının haber sitelerinde, Türkiye'nin göç politikasına yönelik yapılan haberler çerçeveleme kuramı kapsamında incelenmektedir. Söz konusu haberler, eleştirel söylem analizi çerçevesinde analiz edilecektir. Çalışmanın örneklemini Amerika Birleşik Devletleri merkezli Voice Of America (VOA) Türkçe, Rusya Federasyonu merkezli Sputnik Türkiye, İngiltere merkezli British Broadcasting Corporation (BBC) Türkçe, Almanya merkezli Deutsche Welle (DW) Türkçe ve AB merkezli Euronews Türkçe haber siteleri oluşturmaktadır. Bu çalışmada haber sitelerinin Türkiye'nin göç politikaları ile ilgili tutumlarının saptanması ve bu politikalar kapsamında yaptıkları haberlerin, merkezlerinin bulunduğu ülkelerin söz konusu politikaları dahilinde izledikleri politikayla benzerliklerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Farklı ülkelerde yayın yapan haber sitelerinin Türkiye'nin göç politikaları ile ilgili haberlerinin tarafsızlığının incelenmesi, çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda yabancı medya kuruluşlarının, haber içeriklerinde bulundukları ülkelerin göç politikalarıyla paralellik bulunduğu saptanmıştır.

Eleştirel söylem çözümlemesiUluslararası göç
Vahap Yüce
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de nefret söyleminin yeni medyada yayılımı: Suriyeli sığınmacılar örneği

Bu tez, 2023 Türkiye seçimleri sırasında Yeni Medya aracılığıyla yayılan Nefret Söylemi'nin dinamiklerini ve etkilerini, özellikle Suriyeli sığınmacılar bağlamında incelemektedir. Araştırma, Nefret Söylemi'nin toplumsal ilişkiler, politik gündemler ve medya pratikleri üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Türkiye'de Suriyeli sığınmacılara yönelik artan endişeler, özellikle işsizlik, sosyal uyum, güvenlik ve ekonomik kaynakların dağılımı konularında medya ve toplumda suçlayıcı ve düşmanca tutumların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Tez, siyasi liderlerin ve partilerin, seçim stratejilerinde toplumun Suriyeli sığınmacılara yönelik tepkilerini ve ön yargılarını nasıl kullandıklarını inceler. Sosyal Temsiller ve Sosyal Kimlik teorileri, bu sürecin anlaşılmasında temel bir rol oynadığı düşünülmektedir. Araştırma, Gazetelerin ve Sosyal Medya'nın, özellikle Twitter (X) üzerindeki hashtag'ler, toplumsal algıların şekillenmesinde ve Nefret Söylemi'nin yayılmasında oynadığı rolü incelemeyi ele almaktadır. Tezin metodolojisi olarak, Eleştirel Söylem Analizi kullanılmıştır. Bu yaklaşım, Nefret Söylemi'nin medyadaki temsilini ve Sosyal kimlikler ile Sosyal Temsiller üzerindeki etkisini detaylı bir şekilde incelemekte ve sonuç bölümünde elde edilen bulgularla Nefret Söylemi'nin toplumsal etkileri ve bu konuda atılması gereken adımlar tartışılmaktadır. Bu çalışma, Nefret Söylemi'nin temellerini ve Yeni Medya aracılığıyla nasıl yayıldığını, aynı zamanda Sosyal Temsiller ve kimlik teorileriyle nasıl ilişkilendirilebileceğini kapsamlı bir şekilde ele almayı hedeflemektedir.

Nefret söylemiSosyal medyaYeni medya
Emek Ezgi Kıdış
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de sakatların sosyal medya kullanım pratikleri: Tarihsel materyalist bir yaklaşım

Sosyal medyanın birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuz konusunda hayati bir unsur haline geldiği açıktır. Ağlar, akıllı telefonların yaygınlaşması ve artık bu platformların birçoğunun belkemiğini oluşturan sosyal medya uygulamalarının entegrasyonu yoluyla günlük yaşamlarımıza giderek daha fazla entegre olmaktadır. Sosyal medya hayatımızın giderek daha önemli bir parçası haline gelirken, sakat insanlar üzerindeki etkisi büyük ölçüde incelenmemiş durumdadır. Bu nedenle, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle oluşan süreçlerdeki kullanım pratikleri sakat kullanıcılar özelinde odaklanmayı gerektirmektedir. Tarihsel bir analiz metodolojisini kuramsal çerçesvesinde temel alan bu eleştirel tez, kapitalizmin tarihsel dönemle ilişkili sosyal, ekonomik, politik, kültürel ve entelektüel gelişmelerinin, çağdaş toplumda varlığını sürdüren engelleyici baskı biçimlerinin çoğuna nasıl yol açtığı görüşüne sahiptir. Böylesi bir zeminden hareketle, bu çalışmada, sakatlığın kapitalist politik ve ekonomik ilişkiler çerçevesinde oluştuğu düşüncesiyle hareket etmektedir. Kapitalizm olarak ortaya çıkan tarihi dönemin günümüz toplumunda varlığını sürdüren engelli biçimlerinin çoğuna nasıl yol açtığını incelerken, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki bağlantıları çeken tarihsel bir bakış açısı benimsenmiştir. İlk kısımda, sakatlığa dair sosyal bilimsel bir tartışmanın hangi yaklaşımlar etrafında şekillendiği ve kapitalizm aracılığıyla toplumsal alanda yeti yitimi olan kişilerin engelleyici politikalarla nasıl 'sakat' vatandaşlara dönüştüğü ele alınmaktadır. Sakatlık üzerine kapitalizm eleştirisini gerekli gören bu çalışma tarihsel bir metodoloji ile kapitalizmin doğulundan günümüz yeni iletişim teknolojilerininin yükselişine kuramsal bir seimleme yapmaktadır. İkinci kısım ise mevcut kapitalist toplumsal ilişkiler içerisindeki sakat kişilerin sosyal medya kullanım pratiklerine yönelik alan araştırması bulunmaktadır. 268 Bu çalışmanın ilk araştırma kısmı,derinlemesine görüşme ile veri toplama tekniğine dayanmaktadır. Veriler yüz yüze, derinlemesine görüşme yöntemi ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeler, 15 katılımcının demografik bilgileri alındıktan sonra gündelik hayat pratiklerini, kamusal alana katılımlarını, erişim sorunları ve toplumsal hayattaki durumlarını da öğrenmeyi hedeflemiştir. Bu konularda edinilen bilgiler ile sosyal medya kullanım pratiklerinin hayatlarındaki etkilerini de görmemize yardımcı olması amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında katılımcılardan rastgele seçilen beş Twitter kullanıcısının Twitter paylaşımlarının incelenmiştir. Bu paylaşımlardan elde edilen nicel veriler ve nitel veriler, sakat bireylerin kullanım pratiklerini toplumsal durumları ile birlikte görme fırsatı sunmuştur. Araştırmanın üçüncü aşamasında ise Maxqda programı aracılığıyla çekilen tweet bilgilerinden oluşmaktadırç Program aracılığıyla 'engelli' ve 'engellilik' kelimeleri taranarak elde edilen tweetler nicel olarak kategorize edilmiştir. Mevcut yeni iletişim teknolojilerinin ve sosyal medyanın potansiyellerini reddetmemekle birlikte kapitalist toplumun yarattığı engelleri aşmada sınırlı kaldığı görülmüştür.

Esra İnce
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bourdieu ve yeni medya seçkinleri: Nüfuzlular ve gazeteciler

Bu çalışmada Türkiye'de sosyal medya izleyicilerini etkileme ve yönlendirme gücüne sahip olduğu kabul edilen nüfuzlu olma pratikleri Bourdieu'nun kavramsal araçlarıyla çözümlenmiş ve geleneksel medyanın sembolik seçkinleri ile aralarındaki benzerlik ve farklılıkları göz önüne alarak, nüfuzluların toplum üzerindeki sembolik karşılığı incelenmiştir. Bu amaçla örneklemin nüfuzlular kısmında Danla Bilic, Enes Batur, Reynmen, Sude Alkış ve Damla Altun, gazeteciler kısmı için Ece Vahapoğlu, Seda Akgül, Ayşe Arman, Cüneyt Özdemir, Murat Güloğlu olarak belirlenmiştir. Örneklemdeki kişilerin tüm dijital izleri ve çevrimiçi platformlardaki hesaplarından toplanan veriler nitel içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan nitel içerik analizi sonucunda nüfuzluların yeni bir seçkin türüne dahil olmadığı belirlenmiştir. Bununla birlikte Bourdieu'nun habitus kavramı ile yorumlandığında çevrimiçi platformlarda "sembolik seçkinlerin" nesnel ilişkilerdeki, piyasa ilişkilerindeki ve iktidarla olan ilişkilerinde hakimiyetini kaybetmesi, habitusun kendisini yenileyerek oluşan şartlara uygun yeni bir seçkin türü doğuracağını işaret etmektedir. Nüfuzluların elde ettiği sembolik güçten yola çıkarak, habitusun beğeni yoluyla inşa edilen yeni bir seçkin türüne doğru evrilebileceği görülmüştür. Bu yeni seçkin türünün de en önemli adayının nüfuzlular olduğu düşünülmektedir

Dijital etkileyenlerGazetecilerNüfuz+5
İlke Atik Taşkıran
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yeni medya okuryazarlığı düzeyinin sosyal medyaya güven algısına etkisi

Bu araştırma, sosyal medya okuryazarlığının giderek artan önemine ve günlük hayatımızdaki etkisine odaklanarak, bireylerin medya okuryazarlığı becerilerinin sosyal medyadaki güven algıları üzerindeki etkisini anlamak üzere bir inceleme sunmaktadır. Araştırma, öncelikle yeni medya okuryazarlığı kavramını tanımlayarak, işlevsel tüketim, eleştirel tüketim, işlevsel üretim ve eleştirel üretim başlıklarında bilgiye erişim, içerik değerlendirme, eleştirel düşünme, etkili iletişim, etik içerik üretme gibi becerileri, medya okuryazarlığının tarihçesini, kapsamını ve boyutlarını irdeleyerek değerlendirmektedir. Ardından, sosyal medya hakkında yapılan güvenilirlik çalışmalarını inceleyen bu araştırma, sosyal medyada güven algısının oluşmasını sağlayan, kaynak güvenilirliği, bilgi güvenilirliği, bilgi sunumu, araç güvenilirliği gibi faktörleri değerlendirmektedir. Tarama yöntemiyle tamamı Z kuşağından oluşan 562 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen araştırmada katılımcıların demografik bilgileri, yeni medya okuryazarlık düzeyleri ve medyaya duydukları güven algıları ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçları, yeni medya okuryazarlığı düzeyi yüksek olan bireylerin sosyal medyaya daha fazla güven duyduğunu göstermektedir. Araştırmanın bulguları, katılımcıların sınıf, fakülte, anne-baba eğitim durumu, coğrafi özellikler gibi demografik bilgileri ile sosyal medya okuryazarlık düzeyleri ve medyaya duydukları güven arasında bağıntı bulamamıştır. Bu araştırma, günümüzdeki yeni medya okuryazarlığı eğitiminin ve kuramsallaştırılmasının güven algısını pekiştirerek daha çok yeni medya kullanımına yol açtığını saptamıştır. Tarihçesine bakıldığında, medya eğitiminin temellerini liberal yaklaşımlardan aldığı, eleştirel düşünceyi sistemine dâhil etmeye çalışsa bile eleştirel bakış açısını basitleştirdiği ve indirgediği görülmektedir. Yeni medya okuryazarlığı eğitimi, medya tüketimini ve üretimini teşvik eden bir yapıdadır. Yüksek okuryazarlık düzeyi, medyaya duyulan güvenden hareketle daha yüksek sosyal medya kullanımına yol açarak sosyal medya üzerinden kapitalist güç odaklarının kendilerini yeniden üretmelerine yol açmaktadır. Yeni medya okuryazarlığı eğitiminin eleştirel düşünceyi ve teknolojik gelişmeleri merkezine alarak yeniden oluşturulması gerekmektedir. Toplumlara güç verecek yeni medya okuryazarlığı eğitim programı oluşturulurken, egemen kurumsal yapıların yanı sıra üniversiteler, çeşitli muhalif kuruluşlar ve toplumsal hareketlerle desteklenmelidir. Anahtar Sözcükler: yeni medya, yeni medya okuryazarlığı, sosyal medya okuryazarlığı, güvenilirlik algısı, medya güvenilirliği, medyaya güven

GüvenGüvenilirlikMedya okuryazarlığı+2
Nehir Devrim
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk gazetelerinde Afrika'nın çerçevelenmesi

Medya, konuların belirli yönlerini vurgularken diğerlerini görmezden gelirken, olayları çerçeveleyerek izleyicilerin yorumlarını ve algılarını etkileyebilirdir. Afrika'yı çerçeveleme üzerine önceki araştırmalar, Afrikalı olmayan medyanın çoğunun Afrika'yı haksız ve zayıf bir bağlamda çerçevelediğini göstermektedir. Bu tez çalışması, Türk gazetelerinde Afrika'nın genel çerçevelemesini, Türk gazeteleri tarafından yayımlanan Afrika haberlerinin türlerini, Afrika haberlerinin özelliklerini ve Kuzey ile Sahra Altı Afrika arasındaki kapsama ve çerçeveleme farklılıklarını araştırmak için hem niceliksel hem de niteliksel içerik analizinin yanı sıra çerçeveleme analiz yöntemlerini kullanmaktadır. Bu tez çalışmasının bulgularına göre, Türkiye gazeteleri sorumluluk çerçevesini en çok Afrika haberlerinde kullanmaktadır, sorumluluk çerçeve tüm Afrika haberlerinin %44,3'ünü oluşturmaktadır. Analiz ayrıca, Türk gazetelerinde en çok yayımlanan Afrika haberlerinin siyasal haberler olduğunu ve Türk gazetelerindeki Afrika haberlerinin %99'undan fazlasının olayları kapsadığını ortaya koymaktadır, %1'den daha azı gazetenin araştırmaları sonucunda çıkan haberleri içermektedir. Kuzey Afrika ile Sahra Altı Afrika arasında da kapsama farklılıkları vardır ve Kuzey Afrika, Sahra Altı Afrika'dan daha fazla kapsama alanı almaktadır. Sorumluluk çerçevesi Kuzey Afrika haberlerinde daha sık kullanılırken insan ilgisi çerçevesi en çok Sahra Altı Afrika haberlerinde kullanılmaktadır.

AfrikaGazetelerHaberler+6
Rıdhaa Hamısı Korongo
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada temsil ve gerçeklik: Ağrı İsyanı'nın Türk basınına yansıması (1929-1930)

Anaakım yaklaşımlara göre medya, toplumsal gerçekliği olduğu gibi yansıtma potansiyeline sahip olsa da eleştirel yaklaşımlar bu tezi çeşitli şekillerde çürütmüştür. Bu paradigmaya göre gerçeğin aynası olmak bir yana medya, gerçekliği inşa etme, kurgulama işlevine sahip bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Medya, toplumsal olgulara dair geliştirdiği söylem biçimleriyle gerçekliğe dair bir imge yaratmakta, bir inşa sürecine dahil olmaktadır. Dilin anlamlandırma pratiklerinden faydalanarak olgulara dair inşa ettiği gerçekliği mutlak bir hakikat olarak sunmaktadır. Bu çalışmada, yazılı basının 1926-1930 yılları arasında gerçekleşmiş olan Ağrı İsyanına dair nasıl bir gerçeklik inşa ettiğinin, nasıl bir söylem ürettiğinin ve nihayetinde Kürt sorununa dair nasıl bir algı oluşturduğunun açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada Cumhuriyet, Akşam, Vakit, Son Posta ve Milliyet gazetelerinin Haziran- Eylül 1930 tarih aralığında yayımlanmış haberleri incelenmiştir. Haber metinleri Teun A. van Dijk'ın eleştirel söylem analizi metodu kullanılarak analiz edilmiştir. Söz konusu dönemde yazılı basının isyanı ilk ve temel olarak hırsızlık vakaları olarak çerçevelediği görülmektedir. İsyancılar ise eşkıya, şaki, haydut gibi sıfatlarla anılmaktadır. Buna ek olarak isyanın dış güçler tarafından organize edildiği, irticai bir faaliyet olduğu ve nihayetinde bir Kürt isyanı olduğu ifade edilmektedir. Fakat bu temaların da eşkıyalık, haydutluk vurgusuyla verilmekte olduğu görülmüştür. İsyan ve isyancıların sürekli olarak olumsuz temsiliyle karşılaşılırken hükümet ve ordunun olumlu temsilleriyle karşılaşılmaktadır. Basın, Ağrı İsyanına dair inşa ettiği bu gerçekliği sürekli olarak yeniden üretmiş ve hegemonik bir söyleme dönüştürmüştür.

AğrıAğrı Dağı İsyanıBasın+6
Dilan Kızılyıldız
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijital gazetecilikte gömülü reklamların kullanımı

Ekonomik olarak basının faaliyetlerini sürdürebilmesi ile reklam kazançlarının devamlılığını sağlaması arasında bir bağlantı olmasına karşın gazeteciliğin editoryal bağımsızlığını koruması gerekmektedir. Medya sektörü açısından neredeyse vazgeçilmez bir unsur niteliğinde olan reklamcılık, ya doğrudan ya da dolaylı bir şekilde medya sektörü üzerinde belirleyici olabilmektedir. Medya kuruluşları dijitalleşme süreçlerinin etkisiyle birlikte organizasyon yapılarını ve çalışma pratiklerini dönüştürmeye başlamışlardır. Bu bağlamda gazetecilik ve reklamcılık alanlarıyla bağlantılı faaliyetler daha karmaşık bir yapı içerisinde gerçekleşmeye başlamıştır. Bu tezin amacı, dijital gazeteler için sürdürülebilir bir gelir modeli olarak kullanılmakta olan ve gazetecilik ile reklam sektörleri arasındaki sınırı aşındıran editoryal biçimdeki gömülü reklamların, haber sitelerindeki kullanımlarının yanı sıra üretim pratiklerinin nasıl işlemekte olduğunun açığa çıkarılmasıdır. Bu amaç çerçevesinde, öncelikli olarak 12 farklı haber sitesinde 1 Ekim 2018 ile 31 Mayıs 2019 tarihleri arasında yayınlanmış olan editoryal görünüme sahip gömülü reklamlar içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Sonrasında gömülü reklamların üretim ve satış aşamalarının farklı düzeylerinde görev üstlenmiş olan on bir medya profesyoneli ile 9 Şubat 2021 ile 17 Mart 2021 tarihleri arasında derinlemesine görüşme gerçekleştirilmiştir. Çalışma dört temel bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, haber üretim faaliyetlerinin ortaya çıkışından medyanın ticarileşmesiyle büyük iletişim tekellerinin açığa çıktığı döneme kadar olan tarihsel süreçteki temel unsurlara değinilmiştir. Aynı zamanda yeni medyanın gazeteciliği, haber üretim ve tüketim pratiklerini nasıl dönüştürmekte olduğuna ve bu dönüşümlerin yurttaş gazeteciliği pratiklerini açığa çıkarmasının yanı sıra medya kuruluşlarını gazetecilikte yeni gelir modelleri arayışlarına yönlendiren dinamiklere açıklık getirilmiştir. İkinci bölümde, dijitalleşmenin etkisiyle medya endüstrisi tarafından gazeteciliğe dayatılmakta olan dönüşümlerin gazetecilik etiği üzerinde etkileri olacağından gazeteciliğe ilişkin temel kavramlarla birlikte etik konusuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, iletişim olgusunun nasıl bir endüstriye dönüştüğüne, kitle toplumu içerisinde haber üretiminin, reklamcılığın hangi işlevleri üstlenmekte olduğuna eleştirel teorisyenlerin değerlendirmelerine dayanılarak yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise, gömülü reklamcılık kavramının nasıl açığa çıktığına, gömülü reklamcılığı gazetecilik disiplini açısından inceleyen araştırmalara ve araştırma kapsamında gerçekleştirilen içerik analizi ve derinlemesine görüşmelerden elde edilmiş olan verilerin analizine yer verilmiştir. Araştırmanın verilerine göre, haber sitelerinde editoryal biçimde yayınlanmakta olan gömülü reklamlar haber ve reklam ayrımının aşınmasına neden olmaktadır.

Gazete reklamlarıGazetecilikGömülü reklamcılık+4
Betül Yeniçeri
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'nin siyasal ve toplumsal dönüşümünü kent meydanları üzerinden anlamak: Ulus ve Kızılay örneği

Bu çalışmada, kamusal mekânlar içerisinde önemli bir yere sahip olan kent meydanlarının dönüşümü Lefebvre'in mekânın üretimi teorisinden hareketle Ankara'daki Kızılay ve Ulus Meydanı esas alınarak incelenmiştir. Cumhuriyet Dönemi ile birlikte ulus devletin konsolidasyon süreci hızlanmış ve mekân politikası önceleri bu çerçevede değerlendirilmiştir. Ancak zamanla kapitalizmin gelişme dinamikleri ve Türkiye'deki bazı özgün gelişmeler tahayyül edilen mekânla toplumsal dinamikler arasında zaman zaman çelişkileri beraberinde getirmiş ve zamanla kent meydanlarının dönüşüm ve şekillenmesi bu çelişki ve dinamikler çerçevesinde gelişmiştir. Bu açıdan Türkiye'deki toplumsal dönüşümü mekân üzerinden değerlendirmek mümkündür. Özellikle Ankara'nın bu dönüşümü gözlemlenebileceği en dikkat çekici kentlerden olması nedeniyle Ankara'da en önemli kentsel kamusal mekânları arasında olan Kızılay ve Ulus Meydanları örnek olarak ele alınmıştır. İncelemenin kapsamı geniş bir zaman dilimini içine alması nedeniyle, çalışma çeşitli alt dönemlere ayrılmış ve her alt dönem kendine özgü sosyo-politik ve sosyo-ekonomik dinamikleri ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda dönemin ekonomi durumu, iç ve dış politika gelişmeleri ve döneme siyasal tercihler irdelenmiş ve buna bağlı mekânın bu süreçteki dönüşümü dikkate alınmıştır. Birincil ve ikincil belgeler değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonunda genel bir değerlendirme yapılmış ve kaynakça belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamusal Mekân, Kent Meydanı, Mekân Politikası, Ulus Meydanı, Kızılay-Meydanı

Gündelik kültürKentsel mekanKentsel politika
Onur Öztürk
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir bilme biçimi olarak tekniğin eleştirisi: Teknolojik determinist kuramlar bağlamında iletişim teknolojilerinin bugününü okumak

Bu tez, iletişim çalışmalarında oldukça önemli bir kuram olan teknolojik determinizmin, bugüne kadar işlenmemiş olan bir modern epistemolojiden beslendiğini ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu, iki amaçla yapılmak istenmektedir. İlk olarak teknolojik determinizmin çoğu zaman düşünüldüğü üzere basit bir ideolojik konum veya düşünsel hata olmadığını göstermektir. Belirli kavramsal ve düşünsel aparatlarıyla teknolojik determinizm, insan, toplum, doğa, bilim ve teknik ilişkisi hususunda hala önemli ve güçlü bir epistemolojik konumlanmanın medya çalışmalarındaki yüzüdür. İkinci olarak ise bu konumlanmaya dayalı teknolojik determinizmin, yine çoğu zaman düşünüldüğü üzere gelip geçici bir teorik furyanın ürünü olmadığını göstermektir. Teknolojik determinizm, bu epistemolojik konumlanmanın kabulleriyle hesaplaşılmayan her durumda aktif olarak zihinlerde yer almaktadır. Teknolojilerden önce ve teknolojilerden sonra hayatın aynı olmadığı yönündeki basit gündelik düşüncelerden, teknolojinin insanı insan olmaktan çıkaracağını ve robotik bir dünyada teknoloji hakimiyetli toplumlar geleceğini öngören fütürist düşüncelere kadar hala etkindir. Bunun nedenleri, sonuçları ve anlamları üzerine doğru düşünmek için, teknolojik determinizmin bu epistemolojik konumlanma ile ilişkisinde bugününü incelemenin elzem olduğu düşüncesi, bu tezin esasıdır.

Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörüBilim felsefesiBilim ve teknoloji politikaları+3
Ali Karakaya
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Haberin cinsiyeti: Türkiye'de kadın gazeteciler

"... Türkiye'de kadın gazeteci olmak bir dezavantaj, yedek lastik olarak tutuluyorsunuz. Bu benzetmeye ek olarak erkek meslektaşlarımızdan daha düşük ücretlerle daha fazla çalışıyoruz. Annelikle ilgili haklarımızdan genellikle yararlanamıyoruz. Başımıza ne geleceğini de bilmiyoruz" (Müjgan Halis). İş dünyası da dahil olmak üzere toplumsal alanın her kesiminde olduğu gibi kadın çalışanların sayısı artmaktadır. Bu durum medya dünyası, özellikle de haber medyası için de geçerlidir, ancak genel yayın yönetmeni, temsilci, haber müdürü gibi karar verici konumlarındaki kadın sayısı hâlâ yetersizdir. Gazetecilik alanında artan kadın gazeteci sayısı, bu alandaki üst düzey karar alıcıların sayısına ters düşmektedir. Bu nasıl gerçekleşiyor? Kadın gazeteciler bu cinsiyetçi gazetecilik alanında hayatta kalmak için ne tür taktikler kullanıyorlar? Dahası, bu taktikler kadınların cinsiyetçi medya / gazetecilik alanının yapısını dönüştürmesine destek olabilir mi? Bu tez çalışmasında, gazetecilerin deneyimleri üzerinden bu sorulara yanıt bulmaya çalışılmıştır. Tez, 4 ila 40 yıldır gazetecilik alanında çalışan, farklı yaş gruplarından ve siyasi geçmişlerden 6 erkek ve 29 kadın gazetecinin deneyimleri üzerine hazırlandı. Gazeteci olarak yaşamlarını, gazetecilik ve alan hakkındaki genel düşüncelerini, cinsiyetçi haber odası kültürünü, alanda kadın olmayı analiz etmek için derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tez, görüşülen kişilerin yanıtlarından yola çıkarak Türkiye bağlamında gazetecilik alanının, özellikle de haber merkezi kültürünün cinsiyetçi yapısını ortaya koymaktadır.

Bourdieu, PierreCinsiyetCinsiyetçilik+7
Meltem Ağduk
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyasal iletişim ve alaycılık: Arap alaycı politik gösterileri ve duyarsızlaştırma etkisi

Bu çalışma, Arap siyasal hicivının siyasal katılım üzerindeki etkisini, duyguların olası bir aracılık etkisinin incelenmesi yoluyla incelemektedir. Ayrıca, siyasal iletişimin siyasal hiciv şovlarına dönüşümünün genel bir bakışını sunar ve dünyada ve Arap bölgesinde siyasal hiciv tarihini incelemektedir. Bilgi devrimi ile getirilen siyasal söylemin gerilemesi, genç nesile hitabeden yeni iletişim biçimleriyle sonuçlanmıştır ve bunlardan biri siyasal hiciv şovlarıdır. Siyasal hiciv şovlarının etkisini incelemek için, Horatian hiciv ve Juvenalian hiciv video bölümleri içeren ve Al Saleet Al Ekhbary ve Joeshow gösterilerinden alınan ve ilgili sert haber (hard news) kapsamını içeren üç grupta dağıtılan 176 katılımcı üzerinde çevrimiçi bir deney yapıldı. Katılımcılara daha sonra duygularını ve siyasete katılma istekliliklerini rapor etmeleri istenmiştir. Ana bulgular, Juvenalian hicivin siyasal katılım üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu, Juvenalian hicivın olumsuz bir etkisi, olumsuz duyguların üstünlüğü ve yüksek düzeyde hicivcı örneklemde endişe ve üzüntü duygularının duyarsızlaşması göstermektedir. Çalışma aynı zamanda duygular üzerinde hicivın etkisinin olası arabulucuları olarak konuyla ilgili olma ve kaynağı beğenme konularını da incelemektedir.

Bayan Abdul Khalek
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Trol orduları ve dijital propaganda: Ukrayna-Rusya savaşı örneğinde trol hesapların rolü ve stratejileri

21. yüzyılın başlarından itibaren gündelik hayatta yer almaya başlayan dijital teknolojilerin hızlı bir şekilde gelişmesi ve yaygınlaşması, pek çok alanda olduğu gibi propaganda faaliyetlerinde de köklü bir değişime neden olmuştur. Dijital çağ, devletler ve topluluklar arasındaki çatışmalarda yeni bir cephe açmış, sosyal medya platformları ve dijital iletişim araçları propaganda faaliyetlerinin merkezi haline gelmiştir. Bu propaganda faaliyetlerinde, belirli bir amaç ve hedef doğrultusunda genellikle dezenformasyon yaymak, toplumsal algıyı manipüle etmek ve kamuoyunu yönlendirmek amacıyla oluşturulan sahte veya anonim sosyal medya hesapları ciddi bir rol üstlenmektedir. Yaygın kullanımıyla 'trol' olarak anılan bu hesaplar, özellikle kriz ve savaş dönemlerinde propaganda aracı olarak etkin şekilde kullanılmaktadır. 24 Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması ile başlayan Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışmanın propaganda ayağındaki trol hesaplar oldukça aktif bir rol oynamıştır. Çalışmada, Ukrayna ve Rusya'nın sosyal medyada yürüttükleri, trol hesaplar üzerinden şekillenen dezenformasyon kampanyaları, propaganda ve bilgi savaşları incelenmiştir. Çalışma kapsamında, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında aktif olarak kullanılan trol hesapların, X platformundaki paylaşımları içerik analizi yöntemi ile incelenerek, paylaşımlarda kullanılan içerik türleri ve kullanılan dil analiz edilmiştir. Araştırma, iki ülkenin dijital propaganda stratejilerini ve trol hesapların propaganda faaliyetlerinde oynadığı rolü değerlendirerek, modern dönemdeki çatışma ortamlarında, dijital propagandanın da güçlü bir üstünlük aracı haline geldiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada, 1 Ocak 2024 – 1 Ocak 2025 tarihleri arasında paylaşılan 60 adet X (Twitter) paylaşımı, amaçlı örneklemle seçilerek nicel ve nitel içerik analizi metotlarıyla incelenmiştir. Sonuç olarak incelenen trol hesapların farklı ülkeleri destekliyor olmalarına rağmen oransal olarak aynı türden propaganda içeriklerine başvurdukları tespit edilmiştir. Güven zedeleme, korku yaratma ve aşağılama gibi söylemlerin, trol paylaşımlarında sık sık kullanıldığı anlaşılmıştır.

Uğur Durmaz
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel basının dijitalleşme sürecinde yaşadığı dönüşüm ve sorunları: Düzce ili örneği

Bu tezde, Düzce'nin yerel basınının dijital dönüşüm süreçleri ve bu süreçlerden nasıl etkilendiği üzerine bir analiz sunulmaktadır. İlk olarak basın, yerel basın ve Türkiye'de yerel basın kavramları işlenmiştir. İkinci aşamada dijitalleşme kavramı ve yayılma süreci aktarılmıştır. Diğer bir aşamada ise Düzce'nin yerel basınının tarihçesi, gelişimi ele alınmaktadır. Son olarak Düzce yerel basınında dijital dönüşüm süreçlerinin nasıl yaşandığı, hangi stratejilerin izlendiği ve karşılaşılan zorluklar analiz edilmektedir. Bu çalışma için yüz yüze görüşmeler yapılarak, yerel basın kuruluşlarının dijital dönüşüm sürecine uyum sağlama çabaları ve bu süreçte karşılaştıkları zorluklar incelenmiştir. Teknolojik altyapının güçlendirilmesi, dijital okur kitlesi analizi ve hedefleme, iş birlikleri ve ortaklıklar, eğitim ve farkındalık, yenilikçi içerik ve deneyimler gibi öneriler sunularak, yerel basının dijital dönüşüm sürecinde daha başarılı olabilmesi için stratejik adımlar önerilmiştir. Sonuç olarak, teknolojik gelişmelerle Düzce yerel basını yazılı basın alanında zor günler geçirmekte ve dijital ortama adapte olmaya çalışarak varlığını sürdürme gayretindedir. Dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamak için çeşitli stratejiler geliştirmiş olsa da daha ileri adımlar atılması gerekmektedir. Bu çalışmada sunulan öneriler, yerel basının dijital alanda daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayabilir. Ancak, her bir yerel basın kuruluşunun kendi ihtiyaçları ve kaynakları doğrultusunda stratejiler belirlemesi önemlidir. Bu araştırma, Düzce'nin yerel basınının dijital dönüşüm süreciyle ilgilenen araştırmacılara, medya çalışanlarına ve yerel basın kuruluşlarına katkı sağlama amacı taşımaktadır. Düzce'nin yerel basını, dijital çağın gerekliliklerine uyum sağlamak için sürekli olarak kendini güncellemeli ve yeniliklere açık olmalıdır. Gelecekteki çalışmaların, bu sürecin daha derinlemesine incelenmesi ve farklı stratejilerin etkinliğinin değerlendirilmesi üzerine odaklanması önerilmektedir.

Nur Alas
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amerikan geçmişini aklayan savaş filmlerinden Amerikan geleceğini inşa eden bilim kurgu filmlerine: Hollywood sinemasının evrimi

Amerika kıtası, Amerika Birleşik Devletleri kurulmadan yüzlerce yıl öncesinde savaşların, çatışmaların ve kıyımların yaşandığı bir kıta olmuştur. ABD'nin kurulmasından sonra da birçok savaş ve anlaşmazlık yaşanmıştır. Yaşanan bu savaşların getirisiyle siyasi, sosyal ve kültürel yaşam alanları da etkilenmiştir. Bu nedenle Amerikan sineması Hollywood'da hatır sayılır bir savaş türü film sayısı oluşmuştur. İkinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemde ise Avrupa'da yaşayamayan bilim insanlarının Amerika'ya göç etmiştir. Bu sayede ABD, bilim ve teknolojide de gelişmiş devletler arasına girmiştir. Dolayısıyla bilim kurgu türü sinemada da ciddi bir kültürel birikim oluşmuştur. Çalışmada Amerikan tarihinde yaşanan savaşların konu edildiği filmler ve alternatif geleceklerle ilgili filmler incelenmiştir. Savaş filmleri incelenerek Amerikan savaş tarihinin nasıl gösterildiğine dikkat edilmiştir. Bilim kurgu filmlerinde ise yakın gelecekteki ABD ve Amerikalı imajının nasıl oluşturulduğu üzerinde durulmuştur.

Amerikan kültürüAmerikan sinemasıEgemen ideoloji+2
Muhammet Güney
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

COVID-19 sürecinde sağlık haberciliği üzerine bir inceleme

Aralık 2019'da Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) COVID-19 adı verilen yeni tip koronavirüs, kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve hayatı her yönüyle etkileyen küresel bir sağlık krizine dönüşmüştür. Kamuoyunun enformasyona en fazla ihtiyacı olduğu, kaosun en yoğun yaşandığı bu dönemde basının haber kaynağı olarak önemi ve sorumluluğu artmıştır. Bu çalışmada, yazılı basında COVID-19 konulu haberlerin nasıl ele alındığına sağlık haberciliği bağlamında odaklanarak söylem bakımından haberi ele alış biçimlerini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, farklı yayın politikasına sahip olan Sabah ve Cumhuriyet gazeteleri oluşturmuştur. Çalışmada, COVID-19 salgınına ilişkin seçilen 28 adet haber örneği, Teun A. van Dijk'in eleştirel söylem analizi metodu kullanılarak incelenmiştir. Koronavirüsün başladığı ilk tarihten itibaren belirsizliklerin yaşanmasına bağlı olarak, sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği ve daha sonra normalleşmeye gidildiği 1-31 Mayıs 2020 tarihine ait, Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinin basılı versiyonlarının dijital arşivinde, ilk sayfada yer alan haberler seçilmiştir. Dolasıyla, her iki gazetede yer alan haber içeriklerinin başlıkları, haber girişleri, haberlerde kullanılan görseller, sözcük seçimleri gibi farklı bölümler ele alınarak sağlık haberciliğinde nasıl bir dil kullanıldığı makro ve mikro yapıları kapsamında çözümlenmiştir. İncelenen gazete haberlerine yönelik bulgulara bakıldığında, her iki gazetenin haber içeriği üretme ve sunma biçimlerinin genel olarak farklı söylemlerle ele alındığı ve her iki gazetede yer alan COVID-19 konulu haberlerde söylem, dil, ifade ve sunum biçimi açısından farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

Şeriban Özçakmak
Kastamonu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkçe gazete ve Cumhuriyet gazetesinin yeni harfleri öğretme çalışmaları

Bu tezin konusu, "Türkçe Gazete ve "Cumhuriyet gazetesi"nin Yeni Harfleri Öğretme Çalışmalan"dır.Harf İnkılâbı kısa sürede gerçekleşmemiştir. Her ne kadar "yeni harfler^' Cumhuriyet Dönemi'nde kabul edilmiş olsa da Arap harflerinin yetersizlikleri, "yeni harfler^'in kullanılmasının yararlarına dair tartışmalar Cumhuriyet'ten çok daha önceye dayanmaktadır. Tanzimat Dönemi'nde başlayan tartışmalar, Meşrutiyet Dönemi'nde yoğunlaşmıştır. Bu tartışmalara son noktayı 1 Kasım 1928 yılında "yeni harfler^"i kanunlaştıran Mustafa Kemal Atatürk koymuştur.Halkın "yeni harfler^'i benimsemesinde ve öğrenmesinde basının rolü büyüktür. Basın, Türk toplumunu derinden etkileyen "yeni harfler^'i yakından takip etmiş ve büyük ölçüde desteklemiştir. "Yeni harfler^"in kanunlaşmasından önce dönemin birçok gazetesi "yeni harfler^'e sayfalarında yer vermeye başlamıştır. Böylece halkın "yeni harfler^'i öğrenmesi kolaylaşmıştır. Bu dönemde diğer gazetelerden farklı bir gazete ortaya çıkmıştır: "Türkçe Gazete."Bu gazete bu çalışmanın omurgasını oluşturmuştur. Öyle ki gazete, tamamı "yeni harfler-le çıkan ilk gazete olma özelliğine sahiptir. Dönemin gazetelerinden biri olan "Cumhuriyet gazetesi" de bu çalışmada "Türkçe Gazete^yle birlikte ele alınmıştır. Bu çalışma, "yeni harfler^'in basın üzerindeki etkisinin yanı sıra basının Harf İnkılâbı'nın yayılmasında üstlendiği rolü ortaya koyması bakımından önemlidir.Anahtar Kelimeler: "Yeni harfler^'", "Türkçe Gazete", "Cumhuriyet gazetesi"

Cumhuriyet gazetesiGazetelerHarfler+3
Gülden Aydin Pınarcı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hayat dergisinde (1956-1960) kadının meta olarak sunumu ve popülerleştirilmesi

Dünya var olduğundan beri üretimle ayakta durmaktadır. Üretimin ana kaynağı ise hep insan olmuştur. Ancak üretim denilen olgu makineyle tanışınca işler eskisi gibi gitmemeye başlamıştır. Toprağa demir değmiştir. Demir değen toprağın üretimi artmış insana olan ihtiyacı azalmıştır. İnsanlar ise şehre akın etmiştir. Çünkü toprağa değen demir, aynı zamanda şehri şehir yapan olmuştur. Şehirli olunca ev halkının hepsi için dışarıda iş hayatı başlamıştır. Bu arada insanlara üretmeden tüketmenin yolları gösterilmiştir. İnsanların temel ihtiyacı üretmeye değil tüketmeye dönüşmüştür. "Kadın"lar ise bu tüketimin tam ortasına yerleştirilmiştir. Böylece "kadın"ların tüketime yönlendirilmesi, magazin dergiciliğinin üzerinde en çok durduğu konulardan biri haline gelmiştir. Magazin dergilerinin içerikleri bu tüketime hizmet etmek üzere biçimlendirilmiştir. Bu dergilerde en çok da "kadın"lar üzerinden "kadın"ları tüketime yönlendirme çabası görülmüştür. Bu yönlendirmede malzeme olarak "kadın"ın bedeni kullanılmıştır. Çalışmaya konu olan "Hayat" dergisinin tercih edilmesinin sebebi ise "kadın" çıplaklığını öne çıkarması, bedeni reklamlarda ve haberlerde aracılandırmasıdır. "Hayat" dergisi incelenirken Van Dijk'ın "Eleştirel Söylem Analizi" yöntem olarak seçilmiştir. Bu yöntemden yola çıkılarak "Hayat" dergisinin 1956-1960 yılları arasında çıkan sayıları makro-mikro yapı analizi içinde ele alınmıştır. Çalışma kapsamında haberlerde, reklamlarda ve görsel malzemede "kadın"ın "meta" olarak kullanıldığının ispatına çalışılmıştır. "Kadın"ların özellikle hangi öğelerin yanında verildiği ya da tam tersine hangi öğelerin "kadın"ların yanında görsellik açısından sunulduğu incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde dünyada ve Türkiye'de dergicilikten, dergiciliğin tarihçesinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde "kadın" bedenine, nesne-"meta" unsurlarına, cinselliğe, tüketime ve "kadın"ın tüketime katılımına değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise tezin yöntemi, yöntemin uygulanışı ve "Hayat" dergisinde "kadın"ın sunumu incelenmiş ve elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: "Kadın", "Hayat", "Meta".

DergilerEleştirel söylem çözümlemesiHayat dergisi+3
Serkan Pınarcı
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Köşe yazarlarının e- muhtıra ile ilgili köşe yazılarının söylem analizi yöntemiyle incelenmesi

Medya, toplumsal ve siyasal meselelerde, kamuoyu oluşturma-yönlendirme gücüne sahiptir. Gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yürütürken kullandıkları dil, ideolojik eğilimleri ve zihniyet dünyaları toplumu etkilemede önemli bir rol oynayabilmektedir. Bu çalışmada, köşe yazılarında kullanılan dilin toplumsal, siyasal ve psikolojik arka planları tespit edilmiştir. İdeolojinin ve laiklik, muhafazakarlık, liberallik, cumhuriyetçilik, milliyetçilik gibi siyasal eğilimlerin, dil ve üslup yoluyla kamuoyunu etkileme-yönlendirme gücünü ortaya koyması açısından çalışmanın önemli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, beş farklı köşe yazarının gazetelerde yer alan e-muhtıra içerikli köşe yazıları söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1.İdeoloji ve Medya 2. Kamuoyu Oluşturma ve Yönlendirme 3. Köşe Yazarlığı 4. Söylem Analizi 5. Demokratik Rejime Müdahaleler

Hilal Kaya
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazılı basında HIV/AIDS ile yaşayan bireylere yönelik nefret söylemi

Bir kimsenin karşısındaki kimse ya da grubu cinsiyeti, ırkı, ulusu, dini, ırkı ya da cinsel yönelimleri konusunda yerer, aşağılar ya da kınar tarzda söylemde bulunması olarak tanımlanabilecek olan nefret söylemi, Türk yazılı basınında da bir sorun olarak var olabilmektedir. HIV/AIDS ile yaşayan bireylere, eşcinsellere, kadınlara ve LGBTT bireylere yönelik uygulanan homofobi, dışlama, ötekileştirme, damgalama gibi bir çok durum, nefret söyleminin temelini atarken, gücünü de toplumsal yapı ve kültürden almaktadır. Medya içeriklerinde yer alan söylemlerde, ayrımcı ve homofobik ideolojileri dışa vurabilmektedir. Örneğin, ?AIDS?li köyünden de kovuldu?, ?Öldürülen travesti HIV?li çıktı? vb. haberler, toplumdaki kalıp yargıları desteklemekte ve homofobik ideolojileri yaymakla birlikte aynı zamanda meşrulaştırmaktadır. Bu duruma paralel şekilde, birçok haber metnindeki ayrımcı bakış açısının da göz önüne serilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, Türk yazılı basınında (Cumhuriyet,Posta, Radikal, Takvim ve Zaman Gazeteleri) Nisan 2010-Nisan 2012 tarihleri arasında yayınlanan ve HIV/AIDS ile yaşayan bireylere yönelik nefret söylemini içerdiği/öne çıkardığı varsayılan haberler Van Dijk?ın eleştirel söylem analizi yöntemi içerisinde haberin makro ve mikro yapılarının çözümlenmesi ile incelenerek, böylelikle medyanın içerikleriyle HIV/AIDS ile yaşayan bireylere yönelik sosyal ayrım, homofobi ve ötekileştirme gibi düşünsel eğilimleri doğrucu ve yayıcı bir rol oynadığı varsayımı tartışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: 1.Nefret söylemi 2.Homofobi 3.Ötekileştirme 4.Damgalama 5.Ayrımcılık

Ceren Yegen
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel medyanın sorunları ve çalışanlarının yaklaşımı:Denizli alan araştırması

Fonksiyonları itibariyle sosyalleşmeye ve demokratikleşmeye katkı sağlayan yerel medya, toplumun her katmanında ve bilimsel çevrelerde önemi giderek artan şekilde değerlendirmelere ve incelemelere konu olmaktadır. Ancak yerel medya var olduğu günden bu yana hep bir takım sorunlarla boğuşmak zorunda kalmıştır. Oysa demokrasinin vazgeçilmezlerinden olan medya, özellikle yerel düzeyde yerel unsurları ve sorunları ortaya koyan, gerçekleştirdiği haber ve yorumlarla yerel yönetimlerin dikkatini çeken, yöre halkı ile yerel yöneticiler arasında köprü işlevi gören, katılımcı demokrasinin gelişmesinde önemli katkı sağlayan bir misyona sahiptir. Doğal olarak yerel medyanın sorunlarının tespiti ve çözüm önerileri geliştirilmesi önem ve gereklilik arz etmektedir. Çalışmanın konusu yerel medya kavramı ve Türkiye?deki yerel medya üzerinden hareketle Denizli?de yerel medyanın gelişimi, özellikleri ve sorunları ile çalışanlarının bu sorunlara yaklaşımlarının incelenmesidir. Türkiye?de genel olarak yerel medya kavramı ve sorunları üzerine yapılan araştırmalar artsa da, yerel medya kuruluşlarının bulundukları bölge veya ildeki özel durumları ve sorunları hakkında yeterli araştırma bulunmamaktadır. Bu çalışmada Denizli ilinde görev yapan medya çalışanlarının sosyo-demografik profili tespit edilerek, çalışanların mesleklerine ve meslekteki sorunlara yaklaşımları ortaya konulmuş ve medya kuruluşlarının özellikleri ve yaşadıkları sorunlar tespit edilmiştir. Çalışmada, medya sektöründe aktif olarak çalışanlara araştırmacı tarafından yapılandırılmış anket tekniği uygulanmış, sonuçlar frekans analiziyle tartışılmış, SPSS İstatistik Paket Programı ile analiz edilmiştir. Anahtar Sözcükler: 1. Basın 2. Yerel Medya 3. Medya Sorunları 4. Medya Çalışanları 5. Denizli

DenizliYerel basınYerel gazetecilik+1
Erhan Aran
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze yazılı kültür ürünlerinde köylülük: Türk romanında köylülük imgesi

Çalışma; köylülüğün ne olduğunu, sosyo-ekonomik ve politik gelişmelerle nasıl değişim geçirdiğini ve bunların romanlardaki imgeler aracılığıyla nasıl ortaya konulduğunu açıklamayı amaçlamıştır. Bu kapsamda köy ve köylünün ne olduğuna dair teorik tarihsel arka plan, süreç içinde etkin olan iktisadi ve siyasi unsurlar ve aktörlerle köylülüğün geçirdiği değişimi içine alan bir inceleme ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Ardından Cumhuriyet tarihinde köylülüğün kapitalizmle birlikte geçirdiği değişimin izleri ele alınmıştır. Sosyal gerçekliği yansıtan romanlarda köylülüğün Türkiye'deki değişimleri incelenmiştir. 1800'lerden 1980'lere dek farklı dönemlerde yazılmış romanlar incelenmiş ve çalışmanın amacına uygun olanlar belirlenmiştir. Köy ve köylülüğün konu edildiği süreç, anlattığı konu, yazarın tutumu ve dönemindeki diğer köylülük anlatıları ile ilişkisi yanında Tanzimat'tan günümüze köylülüğe dair edebiyatın neler anlattığı, köyün edebiyatta varoluşuyla toplumsal yaşamda var oluşunun paralelliği ya da farklılaşmasının nasıl olduğu romanlar incelenerek ele alınmıştır.Çalışmaya örnek olarak seçilen romanlarda "Ekonomik Güçlükler Açısından Köy", "Siyasal Yaşam ve Köylü" ve "Sosyal Hayat Açısından Köylülük" kategorileri altında analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda eserlerde temsil edilen köylülüğün, Türkiye toplumunda ekonomik, siyasi uygulamalardan her zaman etkilenen grup olduğu ortaya çıkmıştır. Bu süreçte kırılmalar yaşayan köylülüğün Cumhuriyet'in başlangıcından günümüze kadar değişmiş, şartlara kendisini adapte etmeyi başarmış ve yok olmadığının izleri romanlarda bulunmuştur. Anahtar Sözcükler 1) Köylülük 2) Köylülük ve Kapitalizm 3) Modernleşme ve Köylülük 4) Osmanlı-Türk Toplumunda Roman ve Köylülük İlişkisi 5) Romanlarda Köylülü

Zeynep Gültekin Akçay
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümü (Milliyetçi basın üzerine bir inceleme)

Bu çalışmada Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin yaşadığı dönüşümü incelemek amaçlanmıştır. Çünkü Türkiye'de Cumhuriyet'in kurucu fikri payesini taşıyan Türk milliyetçiliği hiçbir zaman tekdüze bir ideolojik söylem olmamış, Türk fikir hayatında son derece geniş bir zeminde ve zengin bir görünüm arz etmiştir. Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin kuruluşundaki dominant karakteri başta olmak üzere, günümüze kadar etkinliğini sürdürerek toplumsal, siyasal ve kültürel söylemler geliştiren, üstelik kendi içerisinde ayrışarak pek çok fraksiyona ayrılmış milliyetçilik gerçeği tez çalışmasının ilgi odağını oluşturmaktadır. Türk milliyetçiliğinin ve milliyetçi basının doğuşundan yüzyıl sonra, yeni şartlar karşısında ortaya koyduğu fikirlerin, sorunlar karşısında getirdiği çözüm önerilerinin, alternatif tezlerinin, iddialarının ve ideallerinin sorgulanması açısından bu tarihi bakışa, başlangıcından bugüne milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümünün incelenmesine ihtiyaç olduğu düşüncesiyle, bu tez çalışması yapılmıştır. Tez çalışmasına konu olan milliyetçi basın organlarının yüzyılı bulan yayın hayatlarının incelenmesiyle; konjonktüre, çağın gereklerine ve rakiplerine göre her seferinde yeniden tanımlanan milliyetçilik olgusunun Türkiye'ye ve dünyaya bir o kadar farklı bakış açısı ortaya çıkarılmıştır. Doğrudan bu akımın kendi yayın organlarındaki milliyetçi metinler üzerinden Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümünde hangi zihinsel yapıların ve süreçlerin işin içine dâhil olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde milliyetçiliğin teorik çerçevesi, kavramlar ve tarihi süreç üzerinden incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü Türkiye'de milliyetçiliğin tarihi gelişimine, Türk milliyetçiliğine ve milliyetçi basına ayrılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'deki milliyetçi fikir hareketlerinin dönüşümü milliyetçi basın üzerinden analiz edilmiştir.

Haluk Ölçekçi
Gazi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
DoktoraAçık ErişimTR

Haber doğruluk-hakîkat ilişkisinin hermeneutik tezâhürleri üzerine bir deneme: Haberin yorumlanma sürecine dâir bir araştırma

Profesyonel gazetecilik uygulamalarına yoğunlaşan akademik çalışmalar, haberin doğruluğunu ve hakîkatini, profesyonel gazetecilik uygulamalarının belirlediği ön kabulünün yerleşmesine sebep olmuştur. Haberi yorumlayanlar yeterince araştırılmamış, ihmal edilmiştir. Ancak haberin doğruluğu ve hakîkati en az profesyonel gazetecilik faaliyetlerindeki kadar fertler nazarında, yorum vasıtasıyla, inşâ edilmektedir. Bu tezin amacı haberin fertlerin anlam dünyasındaki yerini hermeneutik gelenek çerçevesinde ortaya koymak ve bu sayede haber doğruluk/hakîkat ilişkisini belirleyen hermeneutik unsurları açığa çıkarmaktır. Çalışma, haberin doğru yorumlanmasını sağlayacak epistemolojik bir yöntem değil haberin anlaşılmasında ve yorumlanmasında ortak bazı yönlerin olduğunu ileri sürmektedir. Araştırma, mezkûr amaca uygun biçimde iki safhalı olarak planlanmıştır. İlk safhada, doğrunun mâhiyeti ve doğrunun hakîkat ile nasıl bir ilişkisi olduğu "doğruluk kuramları" çerçevesinde, doğru/hakîkat ve "anlama" arasındaki ilişki ise hermeneutik düşünce zemininde ele alınmıştır. Son olarak haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin iletişim kuramları nezdinde nasıl değerlendirildiği hermeneutik gelenek çerçevesinde tartışılmıştır. İkinci safha, haber doğruluk/hakîkat ilişkisinin yorum yoluyla nasıl inşâ edildiğini fenomenolojik bir saha araştırması ile ortaya koymaktadır. Bu amaçla "maksimum çeşitlilik", "amaçlı tabakalandırma" ve "kartopu" örnekleme yöntemleri bir arada kullanılarak belirlenen 46 katılımcıyla mülâkat gerçekleştirilmiştir. 48 gün süren saha araştırmasından toplanan ham veri MAXQUDA 20 nitel analiz programı ile tahlil edilmiş ve katılımcıların görüşleri 5 ana tema, 14 tema ve 17 alt tema altında tasnif edilmiştir. Saha araştırması, katılımcıların haberin doğruluğunu/hakîkatini kıyas, kaynak, değer ve tecrübe zemininde belirlediğini ortaya koymuştur. Tezin sonuç bölümü çalışmanın teorik ve uygulama kısımlarından ulaşılan çıkarımlardan yola çıkılarak yazılmıştır. Buna göre toplam 9 hermeneutik unsurun haberin anlaşılmasında ve haber doğruluk/hakîkat ilişkisi üzerinde tesirli olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu hermeneutik unsurların "tecrübî bilgileri haberi anlamak için kullanma", "haberde kullanılan kavramların gramatik yapısına âşinâ olma", "haberi anlamak için hızlı hüküm verme", "doğrularını riske atacak cesarete sahip olma" ve "haberi sorgulama" olmak üzere 5'i fert kaynaklı iken; "haberi yazanın ortak tinine âşinâ olma", "ortak tine hâkim baskın tutarlı önermeler bütününün farkında olma", "hakîkî anlama yaklaşacak kadar zamanın geçmiş olması" ve "haber kaynaklarına erişebilme" olmak üzere 4'ü ise toplum kaynaklıdır.

DoğrulukGazetecilikGerçeklik+4
Ozan Kocabaş
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medyada mahremiyetin dönüşümü: Instagram'da özel alanın sembolik inşası

Bu çalışmada "sunumcular", "moda ve yaşam tarzcıları" ve "makyajcılar" şeklindeki 15 Instagram kullanıcı tiplemesinin sosyal medyadaki kullanım, tutum ve açıklamaları mahremiyet bakımından incelenmiştir. Toplumsal dönüşüm sürecinde Batı'da meydana gelen bir dizi değişiklik mahremiyete etki etmiştir. Yeni teknolojilerin gelişmesiyle toplumdaki değer, inanç ve norm sistemleri değişime uğramıştır. Çalışmada, mahremiyet çerçevesinde modern ve postmodern toplumdaki kamusal ve özel alan tartışmaları incelenmiştir. Ardından sembolik inşa, yeni medya teknolojileri, sosyal medya ve benlik ekseninde irdelenmiştir. Bu kapsamda, belgesel tarama tekniği ile betimsel istatistik ve tarama modelleri kullanılarak 682 Instagram paylaşımı SPSS programı ile analiz edilmiştir. Tiplemelerin mahremiyet ve Instagram kullanımları bakımından yapılan veri analizine göre mekân boyutu açısından kamusal alandaki paylaşımların (%57,2), özel alanda yapılan paylaşımlara (%30,8) ve yarı özel alanda yapılan paylaşımlara (%12) oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Etkinlik türünde en çok boş zaman etkinliği (%62,6) kategorisinde yapılan paylaşımlara rastlanılmıştır. İlişki türünde ise tiplemelerin yalnız bulunduğu görselleri, paylaştığı nesneleri ve manzara fotoğraflarını içeren ilişki yok (%63,5) kategorisinde en çok paylaşımda bulundukları belirlenmiştir. Toplamda 31 bin 418 yorumun incelendiği çalışmada %87,47 oranında olumlu yorum yapıldığı saptanmıştır. Tiplemelerin özelde kendi aralarında ve genelde ise diğer tiplemeler ile ortak sunum ve görünümlere sahip olduğu görülmüştür.

KendilikMahremiyetSosyal dönüşüm+4
Fatma Sena Yaman
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
21
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Liberal basın özgürlüğü anlayışının kavramsallaştırılma sorunları: Türk gazetecilerin basın özgürlüğü anlayışı

Bu çalışmada Türkiye'deki basın özgürlüğü tartışmaları sermaye dolaşımını kuralsızlaştıran serbest piyasa düzeninin genel kural ve işleyişi içerisinde anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın amacı basın özgürlüğü tartışmalarının hangi kavramsal çerçevede yürütüldüğünü irdeleyerek özgürlük sorunsalının bir parçası olduğu düşünülen basın sermayesinin sübjektif pozisyonunu tartışmaya açmak ve bu yönde yapılan az sayıda çalışmaya katkı sağlamaktır. Özgürlük mefhumu liberal gelenek içindeki özgürlük müktesebatına göre irdelenmiş ve basın özgürlüğüyle bağlamı üzerinde durulmuştur. Araştırmanın kapsamı Türkiye'deki basın faaliyetleri ve süregelen basın özgürlüğü tartışmalarıdır. Araştırmanın sınırlılığı, 15 Türk gazeteciyle yapılan görüşmelerdir. Türk gazetecilerin basın özgürlüğü algısına dair genel bir çerçeve sunması düşünülen 15 isim, muhtelif basın kuruluşlarında edindikleri mesleki tecrübe dikkate alınarak seçilmiş, görüşmeler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiş ve bulgular betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmanın dört varsayımından ikisi doğrulanırken görüşme yapılan gazetecilerin basın özgürlüğünü var edecek koşulları mevcut medya düzeninin çarpıklıklarından medet umarak sağlamaya çalıştıkları ve kapitalist üretim ilişkilerinin zihinsel hakimiyetini kıramadıkları görülmüştür.

Basın özgürlüğüGazetecilerGazetecilik+4
Bahadır Çoban
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cibuti basınında sokak çocuklarının sunumu

Çocukluk dönemi, bir insanın hayatının en önemli dönemidir. Çocuğun bakım ve sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu bu dönem, kişiliğini oluşturması için de önemli bir süreçtir. Çünkü bu dönem çocuğun gelecekteki başarı veya başarısızlığında büyük rol oynamaktadır. Toplumun temelini oluşturan çocuklara ilişkin olarak medyanın takındığı tutum bu bakımdan önemlidir. Gündemi belirleyen ve sorunların çözümünde kamusal bir fonksiyonu olan medyanın çocuk sorunlarına yaklaşımı oldukça önem taşımaktadır. Cibuti'de fiziksel ve ruhsal her türlü tehlikeye açık bir ortam içinde yaşayan sokak çocukları, ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu çalışma, Cibuti medyasının bu konuyu nasıl ele aldığı üzerinedir. Bu yöndeki haberlerin incelenmesi ile Cibuti'deki sokak çocuklarına medyanın yaklaşımını ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu bakış açışıyla Cibuti medyasında yer alan haberler araştırılmış ve bunun sonucunda ülkenin her yerinde hızlı bir şekilde artan sokak çocukları olgusunun tüm detaylarıyla ele alınması ve tartışılması gereken konulardan biri olmasına rağmen Cibuti medyasında gerekli değeri görmediği sonucuna ulaşılmıştır.

BasınCibutiHaberler+3
Samatar Salah Okıeh
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halkevleri kuruluşu ve tarihsel işlevi

Dergilerde belirtilen bu görüşlerin yanında yine genel merkez Ankara'nın yayın organı Ülkü Dergisi diğer halkevleri dergilerini kontrol etti. Zaman zaman onları uyararak veya eleştirerek yayın politikalarını değiştirmelerini istedi. Mali açıdan çoğu Ankara'ya bağlı olan dergiler de bu isteğe uydu. Dergilerin yoğun olarak çıktığı dönem 1932-1940 yılları arasıdır. Yayınlanan dergilerin %80'inden fazlası bu dönemde yayınlanmaya başladı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayınlanan dergilerin önemli bir kısmı kapanmak veya yayınına ara vermek zorunda kaldı. Yaşanan kağıt sıkıntısı sebebiyle 1940-1944 yılları arasında az sayıda dergi yayınlanabildi. Çok partili döneme geçiş yılı olan 1946'dan sonra ise sadece bir dergi halkevleri dergisi olarak yayınlanmaya başladı.

DergilerHalkevleriHalkevleri dergileri+3
Hamza Atteyeh Yonıs
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyada uzman gazetecilik: Türkiye'de savunma haberciliği

Savunma Sanayi, ülkelerin en çok önem verdiği konulardan bir tanesidir. Çünkü bir ülke derecede savunma sanayinde ne derece güçlüyse dış politikada da o derecede güçlüdür. Uluslararası arenada, ülkelerin ekonomik ve siyasal alandaki gücünü belirleyen unsurlarından birisi olan savunma sanayinde, her geçen gün gelişme yaşanmaktadır. Bu gelişmenin ana faktörü ülkelerin bu konuya önem vermesi ve kaynak aktarmasının yanında teknolojide yaşanan gelişmelerdir. Hâlihazırda savunma sanayi, sürekli yeniliğe, projelere ve değişime ihtiyaç duymaktadır. Ülkemiz jeopolitik konumu gereği önemli bir ülkedir. Bu sebeple, Türk Savunma Sanayi'nin öncelikli hedefi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını karşılamak, uluslararası savunma sanayi pazarında ve bunun akabinde dış politikada ülke adından söz ettirmektir. Savunma sanayinin son zamanlarda önem kazanması ve özellikle Türkiye'nin savunma sanayi sektörüne yaptığı yatırımlar bu alanda uzmanlaşan gazetecilerin varlığına neden olmuştur. Gazetecilik uzmanlık alanlarına bir yenisi daha eklenmiş ve "Savunma Haberciliği" uzmanlık alanı oluşmuştur. Bu çalışmada, Türk Savunma Sanayi hakkında genel bir bilgi verilmekte, sektörün önemi üzerinde durulmaktadır. Bunun yanında "Savunma Haberciliği" uzmanlık alanı ile ilgili sektördeki temsilcilerle görüşülmektedir. Yazılı mülakat tekniği ile yapılan görüşmeler kapsamında elde edilen bulgular, Türkiye'de uzman gazetecilik alanında çalışan isimlerin savunma haberciliğine yönelik kanaatlerini ortaya çıkarmaktır. Bulgular sonucunda Türkiye'de savunma haberciliğinin geçmişe kıyasla geliştiği, ancak halen istenen düzeyde olmadığı sonucuna erişilmiş, sektörün bu konuda çalışmasıyla birlikte bu alanda gelişme sağlanacağı savunulmuştur.

BasınGazetecilikHabercilik+3
Ceren Tuğçe Koçtürk
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tüketim kültürü bağlamında çoçuk youtuberların değerlendirilmesi

Son yıllarda ürünlerin tüketiciye sunulması ve tanıtılması noktasında geleneksel medya ve sosyal medya reklamları beraber kullanılmaktadır. Sosyal medya kanallarından YouTube, içerik üreticilerine (YouTuber), ürettikleri içerikler üzerinden reklam yapma fırsatı sunmaktadır. Böylelikle YouTuberların abonelerini tüketime teşvik ettiği düşünülmektedir. Bu varsayımdan yola çıkılarak, 12 YouTuber çocuğun ürettiği, 600 video içeriği tüketim kültürü bağlamında ele alınmıştır. Yapılan bu çalışmada niceliksel içerik analizi kullanılmıştır. Tüketim öğesinin hangi tür içeriklerde yoğun olarak yer aldığını belirlemek amacıyla video içerikleri 6 kategoriye ayrılmıştır. Ayrıca alışverişlerde sergilenen tüketim davranışının ortaya konulması için, alışveriş videoları da kendi içerisinde hazcı (hedonist) ve faydacı (pragmatist) tüketim olarak sınıflandırılmıştır. Yapılan sınıflandırmalar sonucunda, tüketim olgusuna tüm video kategorilerinde rastlanmıştır. İncelenen YouTuberların tüketim davranışlarının çoğunda hedonist tüketim görülmüştür. Gerçekleşen alışverişlerde de en çok oyuncak alışverişinin yapıldığı görülmüştür. Satın alma davranışları ve satın alınan ürünler değerlendirildiğinde ise, YouTuberların satın aldıkları ürünler ve alışveriş alışkanlıklarına bakılarak, izleyenleri tüketime ve hedonist davranışa yönlendireceği düşünülmektedir.

Satın alma davranışıSosyal medyaTüketim+6
Sevgi Berrin Kiraz
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de haber değerinin değişimi ve tabloidleşme (TV ana haber bültenleri üzerine bir inceleme)

Medya ve özellikle de televizyon insanların dünya görüşünü şekillendirebilmekte, düşünce ve davranış biçimlerine yön verebilmektedir. Bir zamanlar gazetenin egemenliğinde olan haber iletimi artık ağırlıklı olarak televizyon üzerinden gerçekleşmektedir. Türkiye'de özellikle televizyon yayıncılığında tabloidleşme son yıllarda artışa geçmiştir. Bu çalışmada, tabloidleşmenin, Türkiye'de televizyon haberciliğindeki haber değeri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada haber değerindeki yozlaşmayı ve tabloidleşmeyi saptamak, nasıl gerçekleştiğini seçilen örnekler üzerinden somutlaştırmak amaçlanmıştır. Ayrıca özel kanallarla kamu yayıncılığı arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada araştırma birimi olarak ulusal yayın yapan üç televizyon kanalı (TRT 1, FOX TV ve Show TV) seçilmiş ve bu kanalların ana haber bültenleri üzerinden niteliksel bir içerik analizi yapılmıştır.

Haber değeriHabercilikHaberler+3
Mehmet Armağan Kasap
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslamofobi ile mücadele stratejileri: Türkiye örneği

İnsanlık tarihinin her döneminde çeşitli sebeplerden dolayı çatışmalar yaşanmıştır. Yaşanan çatışmalar kimi zaman siyasi kimi zamanda ekonomik nedenler olarak gösterilmiştir. Ancak çatışmaların asıl sebeplerine bakıldığında ise temelde dini farklılıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Özellikle Batı uygarlığında bu durum görülmektedir. Doğu ile Batı arasında süren çatışma durumu günümüzde de devam etmektedir. Özellikle İslam'a ve Müslümanlara karşı yapılan saldırılar farklı kavramları ve yaklaşımları ortaya çıkarmıştır. Batı ülkelerinde karşımıza çıkan İslamofobi ve İslam karşıtlığının araştırıldığı bu çalışmada, İslamofobi'nin tarihsel zamanda nasıl değişime uğradığı, hangi siyasi gelişmeler ile boyut değiştirdiğini, ayrıca son dönemde İslam söylemli terör örgütlerinin gerçekleştirmiş oldukları saldırıların, İslamofobi konusundaki etkisini ortaya koymaktadır. Bununla beraber, İslamofobi'nin Anti-İslamizm'e evrilmesi ve bunu tetikleyen bazı olaylardan bahsedilmiştir. Araştırma ayrıca İslamofobi ile mücadele de Türkiye'nin izlediği stratejileri de anlatmayı amaçlamaktadır. Araştırma yurt içi kütüphanelerde ve ulusal/uluslararası sanal ortamlarda yapılmış, elde edilen veriler toplanarak değerlendirilmiştir. Ayrıca konuyla alakalı bildiri, makale ve ulusal tez veri merkezindeki tezlerin taraması yapılarak araştırmayı destekleyici bilgilerden yararlanılmıştır İslam algısının tarihsel süreç içerisinde değişimi göz önüne alınarak, söz konusu değişimin altında yatan zaman ve şartlara göre değişen hususlar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Günümüzde İslam'ın nasıl tanımlandığı değil aynı zamanda neden bu şekilde tanımlandığı, ötekileştirmenin ve güvensizleştirmenin altında ne gibi nedenlerin yattığı konusu eleştirel yöntem ile aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu hususta Avrupa'da meydana gelen bazı terör saldırılarından bahsedilmiş, Avrupalı bazı devletlerin İslam'a ve Müslümanlara karşı yaklaşımlarına da değinilmiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde İslamofobi'nin geçmişten gelen birtakım korkuların sebep olduğu görülmekte ve şu an da ortada olan mevcut durumun geçmişten gelen duygularla hareket edilmesi sonucu ortaya konduğu gözler önüne serilmektedir. Çalışmada elde edilen İslamofobi'nin ortaya çıkış nedenleri ve sebepleriyle beraber nasıl mücadele edilmesiyle ilgili fikirler öne sürülerek İslamofobi nin sorun olarak ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere de değinilmiştir.

FundamentalizmOryantalizmTerörizm+2
Hüseyin Ok
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Animasyon∕canlandırma filmlerinin mesajları üzerine göstergebilimsel bir analiz: Kırgızistan örneği

XXI. yüzyılın küreselleşmenin himâyesi altında geçtiğinde şüphe yoktur. Sosyal bilimlerde küreselleşme üzerine kimi zaman zıt düşüncelerin söylendiği bilinmektedir. Küreselleşmeyi kimi olumlu değerlendirirken, kimi de onun olumsuz taraflarına daha çok işaret etmektedir. Günümüzde küreselleşme dünyanın farklı ülkelerini etkisi altında bulundurarak en uzak yerlerine bile yavaş yavaş sızmaktadır. Küreselleşmenin etkilerine maruz kalmayan yok diyecek kadar az sayıda ülke bulunmaktadır. Küreselleşme sürecinin belirtileri arasında Batı kültürünün, biliminin, hayat tarzının hegemonyası; merkezi bir denetim sistemine dahil edilen iletişim araçlarının yaygınlaşması; uluslararası şirketlerin milli mali ve finansal kuruluşlarını denetim altına alması; dünyada hâkim ideoloji olarak liberal demokratik ekonomik sisteminin kabul edilmesi ve buna benzer diğer faktörler yer almaktadır. Ayrıca, kültürün metalaştırılarak kullanılması sonucunda kültür endüstri fenomeni ortaya çıkmıştır. Kitle iletişim araçlarını denetimi altında tutan şirketler kendi değerlerini onların aracılığıyla yayarak yaygınlaştırmaktadırlar. Egemen ideoloji temelinde benzer içeriğe sahip medya mesajları insanların düşünce tarzlarını biçimlendirmeye yöneliktir. Sanattan başlayarak sinemaya kadar tüm kültür ürünleri belli standartlara göre üretilerek homojenleşmeyi beraberinde getirmişlerdir. Bu manipülasyonların sonucunda farklı toplumlarda kültürel homojenleşme söz konusu olmaktadır. Kültürel bir araç olan canlandırma filmlerinde sunulan mesajların çocuk izleyiciler tarafından filtrelenmeden direk bilinçaltına yazıldıkları bilinmektedir. Bundan dolayı, canlandırma filmlerinde sunulan ideolojik mesajların çözümlenmesi gerekmektedir. Doktora tez çalışmasının asıl amacı canlandırma filmlerinde çocuk izleyicilere küreselleşme bağlamında hangi kültürel kodlarının iletildiğini, hangi düşünce biçiminin ve yaşam tarzının sunulduğunu ortaya çıkarmaktır. Bu araştırmada uygulama bölümü iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda örneklem olarak 2017-2018 yıllar arasında yayınlanan Ferdinand, The Grinch (Grinç), Coko (Koko), Next Gen (Yeni Jenerasyon), Hotel Transilvanya 3: Summer Vacation (Otel Transilvanya: Yaz Tatili), Ralph Breaks the İnternet (Ralph ve İnternet), Викрадена принцеса: Руслан і Людмила (Kaçırılan Prenses: Ruslan ve Ludmila), İnceribles 2 (İnanılmaz Aile 2), Drôles des Petites Bêtes (Böceklerin Gizli Hayatı), Три богатыря и наследница престола (Üç Bahadır: Tahtın Varisi) filmlerin göstergebilimsel çözümlenmesi yapılmıştır. Çalışmanın amacına uygun gelen kadrolar seçilerek Barthes'in modelinde yer alan düz anlam, yan anlam ve mit üçlemesine göre çözümlenmiştir. Göstergebilimsel analiz yapıldıktan sonra kategoriler şu şekilde belirtilmiştir: "iktidar ilişkileri ve liberal sistem"; "kapitalist değerlerin sunulması"; "teknoloji, seçkinlik ilişkisi ve gözetim"; "transhümanizm ve hümanizm"; ""iyilik" ve "kötülük" arasında doğal sınırın kaldırılması"; "din ile alakalı imgelerin sunulması"; "gelenekler ve aile değerleri"; "ölümün sunulması"; "şiddetin sunulması", "toplumsal cinsiyet açısından kadın karakterleri"; "erkek karakterlerinde efeminelik ve queer"; "cinselliğe dönük imgeler üzerinden müstehcenliğin meşrulaştırılması"; "uyumsuz kombinasyonlar"; "popüler kültür bağlamında etik dışı davranışlar, alkol kullanımı ve diğer modern fenomenler". Uygulama bölümünün ikinci kısmında araştırma fenomenolojik analiz niteliğinde olup derinlemesine görüşme tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Görüşme Kırgızistan'ın başkenti Bişkek şehrinde oturan ve çocuk sahibi olan on beş kadın ile gerçekleştirilmiştir. Görüşmenin amacı annelerin canlandırma filmleri konusunda ne kadar bilinçli olup olmadıkları, bazı canlandırma filmlerinde rastlanan zararlı içeriğinin bulunduğu ile ilgili farkında olup olmadıkları, çocuklarının hangi kitle iletişim araçlarını tükettikleri ile ilgili haberdar olup olmadıkları, çocuklara uygun bir canlandırma filminin hangi konuları içermesi gerektiği ile ilgili bilgilere ulaşmaktır. Elde edilen cevaplar kategorisel analiz tekniğine tabi tutularak bir kaç ana başlık altında toplanmıştır, bunlar: "canlandırma filmlerinin en çok izlendiği yerler üzerine", "en çok sevilen kahraman üzerine", "olumlu değerlendirilen canlandırma filmi üzerine", çocukların tercihleri üzerine", "A-4 ve diğer blogerler üzerine", "Maşa ve Ayı dizisi üzerine", "cinsel içerikli mesajlar ve müstehcen sahneler üzerine", "çocukların davranışları üzerine", "denetleme metodları üzerine", "anneler yorum yapmanın önemi üzerine", "göstergebilimsel analize dahil edilen filmlerin değerlendirilmesi", "annelerin canlandırma filmlerinin etkisi üzerine yorumları", "ana dil meselesi üzerine", "Kırgız üretimi canlandırma filmleri ve programlarına talep üzerine", "ideal bir canlandırma filmi üzerine", "annelerin önerileri". Uygulama bölümünün sonuçları ışığında genel sonuç tamamlanmıştır.

Animasyon filmlerCanlandırmaFilm+6
Zhamılıa Karymbaeva
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Belleğin politik inşası olarak vatan anlatısı: Türkiye'deki siyasal ritüeller üzerinden bir inceleme

Bu doktora tezi çalışmasında, Türkiye'nin Cumhuriyet döneminde kutlanan 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı olmak üzere dört milli bayram üzerinde vatan anlatısı teması çerçevesinde bir inceleme yapıldı. Bu inceleme, gazete, dergi, broşür, poster, kartpostal ve pul gibi yazılı ve görsel basın materyallerindeki bayramın anlam ve önemine ilişkin mesajlara bakılarak yapıldı. Bu kapsamda, milli bayram kutlama törenlerindeki ritüel pratikler, toplumsal belleği biçimlendirme işlevleri bakımından ele alındı. Böylece ritüel pratiklerin, politik iktidarın milli bayram kutlamaları yoluyla, çocuklar, gençler, askerler ve aileler gibi failler aracılığıyla toplumsal yapı üzerinde devletin varlığını ve devamlılığını sağlamak amacıyla etkili olduğu gösterildi. Bunu göstermek içinse, kutlamalar kapsamındaki siyasal ritüellerdeki anlatı, sembol ve performans gibi yapısal unsurlar, yine bu çalışma kapsamında oluşturulan ritüel çözümleme yöntemiyle çözümlendi. Bu çözümlemede, beden ve toprak gibi vatan anlatısının iki temel bileşenine ilişkin ritüel pratiklere odaklanıldı. Bu pratiklerde yer alan beden unsuru, devletin tahakkümünün bir tezahürüyle oluşan, askeri disiplin yöntemleriyle terbiye edilerek bir "ahenk" ve "birlik" içindeki güçlü ve sağlıklı "terbiye edilmiş bedenler" olarak çözümlendi. Buna göre, "Türk milleti" oluşturmak ve sonra da onu korumak için oluşturulan bu "terbiye edilmiş bedenler"in, politik iktidarın söylemiyle toplumsal belleğin imgesi haline getirildiği gösterildi. İkinci olarak toprak unsuru ise, devletin egemenliğinin bir tezahürü olarak "sınırları çizilmiş topraklar" olarak "Türk vatanı" nı oluşturduğu, dahası bu "sınır" imgesiyle de belleklerde bu vatanın korunduğu söylemiyle somutlaştırıldığı görülmektedir. Sonuç olarak çocukluktan gençliğe, gençlikten askerliğe, askerlikten aileye, kadından erkeğe doğru biçimlenen bedensel terbiye araçları, milli bayramların ana teması vatan anlatısı çerçevesinde toprağın vatan haline getirilmesinde bir "hamur" olarak "biçim" verilen bir imge olarak gösterileştirilmiştir. Bu da, politik iktidarın hem bireysel belleği hem de toplumsal belleği, politik söyleminin uzamı olarak inşa ederek, bireyi ve ait olduğu toplumu biçimlendirdiği sonucunun çıkarılmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler : Siyasal ritüel, ulusal tören, toplumsal bellek, performans, vatan.

BayramlarGazetecilikKültürel bellek+7
Mahmut Nedim Çağlar
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ali Naci Karacan'ın İnkılap Gazetesi'nde Serbest Cumhuriyet Fırkası sunumunun incelenmesi (1930-1931)

Türk siyasal yaşamında özgün ve farklı bir yeri olan Serbest Cumhuriyet Fırkası, 1930 yılında Atatürk'ün kararı ve Cumhuriyet Halk Fırkası ileri gelenlerinin katılımıyla kurulan çok partili hayata geçiş sürecinin önemli aşamalarından biridir. Cumhuriyet'in ilanından kısa bir süre sonra ilk deneme olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın ardından çıkan Takrir-i Sükûn Kanunu ile basın sessizliğe gömülmüş ve bu sessizlik SCF ile birlikte yerini yeniden çok sesliliğe bırakmıştı. SCF'nin böyle bir dönemde çıkması da ilgi görmesinde etkili olmuştu. 1925'ten 1930'a kadar olan sessizlik dönemi sona ermişti. Dönem içinde basın, iktidar yanlısı ve muhalefet yanlısı olarak ikiye ayrılmış, dönemin gazetelerinin izledikleri yayın politikaları SCF sürecinde önemli rol oynamış ve partinin kapanmasında birincil etken olmuştur. Fethi Bey'in partiyi feshetmesinin ardından ise 1946'ya kadar sürecek olan 'Tek Parti' dönemi başlamıştır. Bu çalışma dönemin önemli gazetelerinden birisi olan İnkılap gazetesini ve kurucusu Ali Naci Karacan'ın gazeteciliğini ele almaktadır. Bu çerçevede iktidar yanlısı bir politika seyreden İnkılap gazetesinde yazan Yusuf Ziya, Falih Rıfkı, Yakup Kadri gibi önemli isimlerin köşe yazılarının içerik analizi yapılmaktadır. İnkılap, taraftarı olduğu parti adına propaganda çalışması yürütmüş, SCF adına yapılan 'inkılap karşıtı fırka' söylemini kanıtlamak adına yoğun mesai harcamıştır. Gazete SCF kurulduktan 18 gün sonra çıkmaya başlamış ve SCF kapandıktan 2 ay sonra da yayın hayatına son vermiştir. Bu, İnkılap'ın görevini tamamlayıp basın hayatından ayrıldığı yönünde bir izlenim oluşturmaktadır. Ali Naci Karacan gençliğinin ilk yıllarından itibaren birçok gazetede çalışmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarından 1946'ya kadar olan dönemde sıkı bir CHF taraftarı olmuş, İstanbul basını tarafından 'Atatürk'ün Prensi' unvanını almış ancak 1946'da Demokrat Parti'nin kurulması ile safını tamamen değiştirmiştir. Onun bu tutumuna ışık tutması açısından da İnkılap'taki köşe yazıları önemli bir yere sahiptir.

Cumhuriyet tarihiGazetecilikGazeteler+4
Merve Safa Akıntürk
Ankara Hacı Bayram Veli University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00