
1,682
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Fen bilimleri öğretmenlerinin girişimcilik düzeylerine bireysel yenilikçilik düzeyleri, öz yeterlik inançları ve iş doyumlarının etkisi
Bu araştırmanın amacı Fen bilimleri öğretmenlerinin girişimcilik düzeylerine, bireysel yenilikçilik düzeylerinin, öz yeterlik inançlarının ve iş doyumlarının etkisini incelemektir. Bu araştırma yapılırken öğretmenlerin cinsiyetlerinin, eğitim durumlarının, girişimcilik eğitimi alma durumlarının, hizmet yıllarının ve çalıştıkları bölgenin sosyoekonomik (SED) durumunun girişimcilik düzeylerine, bireysel yenilikçilik düzeylerine, öz yeterlik inançlarına ve iş doyumlarına etkisi de incelenmiştir. Girişimci davranışa sahip öğrenciler yetiştirilmesi düşünülen eğitim sisteminde öğretmenlerin girişimci davranışlara sahip olması gerektiğinden yola çıkarak öğretmenlerin girişimci davranışlarını etkileyen faktörlere odaklanılmıştır. İlişkisel tarama modelindeki çalışmanın örneklemini 2023-2024 eğitim öğretim yılında Adana'da devlet okullarında çalışan 449 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Fen bilimleri öğretmenlerine girişimci öğretmen davranışları ölçeği, bireysel yenilikçilik ölçeği, öğretmen öz yeterlik inançları ölçeği ve iş doyumu ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 2025 programı ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarında öğretmenlerin girişimci davranışlarını bireysel yenilikçilik düzeyleri ve öz yeterlik inançlarının yordadığı görülürken iş doyumları ile düşük düzeyli ilişkiye rağmen yordama durumunun olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin eğitim düzeylerindeki artışın ve girişimcilik eğitimi alma durumlarının girişimci davranışlarına ve öz yeterlik inançlarına etkisinin olduğu bulunmuştur. Hizmet yılının girişimcilik davranışların alt boyutu insiyatif almaya ve yenilikçilik alt boyutu fikir önderliğine etkisi de görülmüştür. Hizmet yılı arttıkça öğretmenlerin öz yeterlik inançları ve iş doyumları da artmaktadır. Öğretmenlerin çalıştıkları bölge SED'i girişimci davranışlarını, öz yeterliklerini ve iş doyumlarını etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Girişimcilik, öğretmen girişimciliği, bireysel yenilikçilik, öz yeterlik, iş doyumu.
Türkiye ve Singapur okul öncesi eğitim programlarının temel prensiplerinin ve matematiksel içeriklerinin karşılaştırılması
Bu tezde Türkiye ve Singapur okul öncesi eğitim programlarının temel prensipleri ve matematiksel içerikleri incelenmiş ve karşılaştırılmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırmada yöntem olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Verileri toplamak için 2019'da yürürlükte olan 2013 Türkiye Okul Öncesi Eğitim Programı ve 2013 Türkiye Okul Öncesi Eğitim Programı Etkinlik Kitabı ile 2012 Singapur Okul Öncesi Müfredatı ve 2012 Singapur Okul Öncesi Eğitim Programı Aritmetik Kılavuzu incelenmiştir. Verilerin analizinde içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgularla Türkiye ve Singapur okul öncesi eğitim programının genel yapısı ve temel prensipleri karşılaştırıldığında amaçlar bakımından benzer özellikler göstermekle birlikte; TOEP gelişimsel alanlar üzerine kurulurken, SOEP öğrenme alanları üzerine kurulmuştur ve bu öğrenme alanlarına göre 6 farklı kılavuz hazırlamıştır. Bu kılavuzlardan aritmetik kılavuzu matematik öğretimine yönelik öğrenme hedefleri, stratejiler, öğrenme ortamını düzenleme ile gözlem ve değerlendirme bölümlerinden oluşmaktadır. TOEP, SOEP'e göre içeriğinin açıklayıcı olması bakımından zayıf kalmıştır. Ayrıca SOEP kendisini oluşturan teoriler ve prensipleri paylaşarak öğretmenlerin kolayca bu teoriler ve prensipler üzerine araştırma yapmalarını sağlamaktadır. TOEP'te matematik öğretimine dair stratejilerin nasıl uygulanacağını belirten açıklamalara yer vermesi, öğretmenlerin matematik öğretimini uygulamasını kolaylaştıracaktır. Bu çalışma her iki ülkenin okul öncesi matematik müfredatlarını karşılaştırıp farklılıkları ortaya koyduğundan, TOEP'in ilgililer ve geliştiriciler tarafından daha kullanışlı ve faydalı hale getirilmesine yardımcı olacaktır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin veri öğrenme alanına dair yazılı sınav soruları ile PISA sorularının karşılaştırmalı incelemesi
Bu çalışmanın amacı ortaokul matematik öğretmenlerinin veri öğrenme alanında yer alan veri temsillerine dair yazılı sınav sorularının özelliklerini belirlemek ve bu soruları PISA sorularıyla karşılaştırarak sorular arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaçla ele alınan sorular, Bloom taksonomisi, düşünme becerileri, ilişkilendirme becerisi, soru türleri, yetkinlik kümesi, soruda kullanılan veri temsilleri ve kazanımlar boyutlarında analiz edilmiştir. Araştırmanın modeli doküman incelemesidir. Bu çalışmada kartopu örneklem yöntemiyle belirlenen 85 ortaokul matematik öğretmeninin yazılı sınavlarında sordukları toplam 231 soru ve PISA sınavında sorulan 30 soru analiz edilmiştir. İncelenen yazılı sınav soruları 5, 6, 7 ve 8. sınıf seviyelerinden seçilmiştir. PISA soruları ise 2000-2012 yılları arasında çıkmış ve açıklanan sorular arasından seçilmiştir. Sorular literatüre bakılarak ve uzman görüşleri alınarak oluşturulan kuramsal çerçeveye göre analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre veri öğrenme alanında sorulmuş yazılı sınav soruları doğrudan yani ilk bakışta görülenden fazlasını gerektirmeyen veri temsillerindeki durumları fark etme ve yorumlama ve yine ilk bakışta görülen basit ilişkilere yönelik akıl yürütme becerisinden fazlasını gerektirmeyen becerilerle çözülebilmektedir. Ayrıca PISA sorularının yazılı sınav sorularına oranla daha üst düzey düşünme becerileri gerektirdiği; yetkinlik kümesi boyutunda daha zor görevlerin bulunduğu kategorilerde yer aldığı ve daha fazla ilişkilendirme gerektirdiği araştırmanın bulguları arasındadır. Bunun yanında PISA'da açık uçlu soruların; yazılılarda ise çoktan seçmeli soruların yoğun olarak tercih edildiği görülmüştür. Son olarak araştırma sonucunda öğretmenlerin soru hazırlarken bazı kazanımlara yoğunlaşıp bazılarını ihmal ettikleri tespit edilmiştir. Yazılı sınav sorularının öğrencilerin düşünmelerini etkilediği göz önünde bulundurulduğunda, teknoloji ve bilimsel gelişmeye dayanan bir dünya düzeninde matematik okuryazarı olan bireylerin yetiştirilebilmesi için öğretmenlere öğrencilerin bilişsel seviyelerini yükseltebilen sorular yöneltmeleri önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerine yönelik geometri kaygı ölçeğinin geliştirilmesi ve geometri kaygısının bazı değişkenlere göre yordanması
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin geometri kaygılarının yordayıcılarını incelemektir. Bu amaçla ortaokul öğrencilerine yönelik geometri kaygı ölçeği geliştirilmiş ve geliştirilen bu ölçme aracı kullanılarak geometri kaygısının yordayıcıları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma Hatay ilinde ortaokul öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. İki aşamada toplanan veriler, biri 225 diğeri 517 öğrenciden oluşan aynı eğitim seviyesindeki iki farklı çalışma grubundan elde edilmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında geometri kaygı ölçeğinin güvenirlik-geçerlilik kanıtları sunulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında; bağımlı değişken geometri kaygısı ve bağımsız değişkenler okula bağlılık, cinsiyet, ebeveyn eğitim durumu, okul öncesi eğitim, akademik başarı olmak üzere çoklu lineer regresyon modeli incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre cinsiyet, okula bağlılık, genel akademik başarı, sınıf seviyesi ve derse ilgi ortaokul öğrencilerinin geometri kaygılarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Geometri kaygı ölçeği, geometri kaygısı, geometri kaygısının yordayıcıları
Matematik öğretmenlerinin alan bilgilerine ilişkin öz değerlendirme aracı olarak teknoloji kullanımı
Bu çalışmanın amacı, eğitimde teknoloji entegrasyonunu amaçlayan öğretmenlerin alan bilgilerine yönelik düşüncelerini ve teknolojinin alan bilgisine entegrasyonu sürecinde bu öğretmenlerin ne tür zorluklar ve farklı deneyimler yaşadıklarını ortaya koymaktır. Bu amaçla mesleki gelişim programı kapsamında düzenlenen "Teknoloji Destekli Cebir Öğretimi" kursu öncesi ve sonrasında, ortaokul ve lise matematik öğretmenlerine, alan bilgileri ve teknolojik alan bilgilerine ilişkin öz değerlendirme yapmalarına olanak sağlayacak testler sunulmuştur. Ortaya çıkan öz değerlendirme sonuçlarıyla, öğretmenlerin matematik ve geometri kazanımlarını geleneksel yöntemlerle öğrenciye aktarırken kullandıkları alan bilgisi ile günümüz teknolojileri yardımıyla kullandıkları alan bilgisinin karşılaştırılmasına imkân sağlanmıştır. Çalışmada olgubilim (fenomenoloji) araştırma deseni kullanılmış ve veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa'da teknoloji destekli cebir öğretimi kursunu alan 26 ortaokul, 9 lise matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak öz değerlendirme testi kullanılmış ve 3 sorusu ön test, 5 sorusu son test olarak uygulanmıştır. Toplam 18 saat süren mesleki gelişim programında kullanılan testler kurs öncesinde ve sonrasında eş zamanlı olarak yapılmıştır. Ayrıca kursa katılım sağlayan 6 öğretmen ile görüşme yapılmıştır. Süreçte öğretmenlerin teknoloji destekli matematik yazılımı Geogebra ile alan bilgilerini kullanmaları sağlanmış; ön test, son test ve görüşmede yaptıkları öz değerlendirmeler analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; teknoloji destekli cebir yazılımı Geogebra'yı kullandıktan sonra öğretmenlerin matematik bilgilerine olan özgüvenlerinin azaldığı, matematik bilgilerini teknolojiye aktarmada zorlandıkları, teknoloji destekli cebir öğretimi yazılımı sayesinde bilgilerin temelinin nereden geldiğini bilme ve anlama ihtiyacı hissettiği sonucuna varılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öğretmen yetiştiren kurumlara ve Millî Eğitim Bakanlığı'na öneriler sunulmuştur.
Cumhuriyet Dönemi ilkokul matematik ders öğretim programlarının matematik okuryazarlığı perspektifinden incelenmesi
Bu çalışma kapsamında, matematik okuryazarlık kavramının Cumhuriyet döneminde uygulamaya konulan ilkokul matematik dersi öğretim programlarında hangi yönleriyle ve nasıl ele alındığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca dönük olarak yürütülecek incelemelerle Cumhuriyet tarihi boyunca bu olgunun ilkokul matematik öğretim programlarında dönemsel olarak ne tür bir değişime uğradığı da ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaca dönük olarak, çalışma nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi olarak tasarlanmıştır. Çalışmanın veri setini Cumhuriyet döneminde uygulamaya konulan ilkokul matematik dersi öğretim programlarının yazılı metinleri oluşturmaktadır. Matematik okuryazarlığı kavramının literatürdeki tanımlarından faydalanarak belirlenen temalara dayalı olarak öğretim programlarının betimsel bir analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca her bir tema altında öğretim programlarının içerik analizleri de yürütülmüştür. Çalışmanın analizlerine yön veren ve matematik okuryazarlığı kavramını betimleyen temalar şu şekildedir: (1) matematiksel gerekçelendirme, (2) matematiksel bilginin gerçek dünya ile ilişkisi, (3) matematiği diğer derslerle ilişkilendirme, (4) matematik araç gereçlerinin kullanımı, (5) bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımı, (6) akıl yürütme, (7) farklı gösterimler arası ilişkilendirme. Cumhuriyet tarihi boyunca matematiksel gerekçelendirme, akıl yürütme ve diğer derslerle ilişkilendirme farklı boyutlarıyla hep var olan ve ön plana çıkan konular arasında yer almıştır. Ayrıca ilkokul matematik öğretim programlarına tarihsel olarak bakıldığında öğrencilerin öğrendikleri matematiğin bir şekilde faydalı hale getirilme kaygısı gözlenmektedir. Anahtar kelimeler: Matematik okuryazarlığı, ilkokul matematik dersi öğretim programı
COVID-19 sürecinde yükseköğretimde uzaktan eğitim: Eğitimcilerin deneyimleri üzerine fenomenolojik bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; öğretim elemanlarının 2020 bahar, 2020-2021 güz ve bahar olmak üzere toplam üç dönemde Covid-19 pandemisinde etkin katılım sağlayarak tecrübe ettiği uzaktan eğitim deneyimlerine dair görüşlerini elde etmektir. Araştırmada nitel yöntem kullanılmış olup çalışma grubunu, Batı Karadeniz'de bulunan bir üniversitenin eğitim fakültesinde görev yapan 18 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Çalışma fenomenolojik desen kapsamında yürütülmüştür. Öğretim elemanlarına araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme soruları yönlendirilip, öğretim elemanlarının sorulara verdikleri cevaplar ses kayıt cihazı ile kayıt altına alınmıştır. Elde edilen verilerin transkripti yapılıp, veriler analiz edilmiştir. Analiz tümevarıma dayanıp tema ve kodlar oluşturularak yapılmıştır. Araştırmacı tarafından elde edilen tema ve kodlar nitel çalışma alanında uzman olan bir öğretim elemanı tarafından tekrar kodlanmıştır. Kodlayıcılar arası tutarlılık %90 bulunmuştur. Öğretim elemanlarının, mekânsal olarak yürütülen yüz yüze eğitim ile Covid-19 pandemi sürecindeki uzaktan eğitime dair görüşlerinin alındığı bu araştırmada; öğretim elemanlarının uzaktan eğitimi acil durumlarda eğitim-öğretimin devamı için gerekli olduğunu, mecbur kalmadıkça uzaktan eğitim modelini tercih etmeyeceklerini ifade etmişlerdir. Bunun gerekçelerini ise; etkileşim ve iletişimin sınırlı olmasına, ölçme ve değerlendirme boyutunda sıkıntıların yaşanmasına, teknolojik bakımından araç-gereçlerin yetersiz olmasına, teknolojik alt yapı/teknik problemlerin yaşanmasına, bu eğitim modelinin öğrenciler için herhangi bir fayda sağlayamadığıyla açıklarken, öğretim elemanlarının uzaktan eğitim sürecinde kendi öz değerlendirmelerini kısmen başarılı buldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Artırılmış gerçeklik uygulamalarıyla desteklenmiş argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarılarına ve eleştirel düşünme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; artırılmış gerçeklik (AG) uygulamalarıyla desteklenmiş Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğrenme (ATBÖ) yaklaşımının sekizinci sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve eleştirel düşünme becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma 2021-2022 eğitim öğretim yılının güz yarıyılında, Kastamonu iline bağlı bir ilçede yer alan bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya katılan sınıflardan ilkinde; ATBÖ yaklaşımına uygun etkinlikler yapılmış, ikincisinde; geleneksel yaklaşımla birlikte AG uygulamaları kullanılmış, üçüncüsünde ise ATBÖ yaklaşımı ve AG uygulamaları birlikte kullanılmıştır. Etkinlikler birbirini takip eden iki ünitede gerçekleştirilmiştir. Her iki ünitenin de başlangıcında ve sonunda grupların fen başarılarını belirlemek ve karşılaştırmak amacıyla Ünite Tabanlı Akademik Başarı Testleri (ÜTABT) ve eleştirel düşünme becerilerini belirlemek için Eleştirel Düşünme Testi (EDT) ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Uygulamaların sonunda üç gruptan da farklı başarı seviyelerinde olan dört öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler analiz edilerek tema ve kodlar oluşturulmuştur. Nicel verilerin sonuçlarına göre; sadece ATBÖ yaklaşımının kullanıldığı Deney A grubu ile sadece AG uygulamalarının kullanıldığı Deney B grubu arasında akademik başarı ve eleştirel düşünme testlerinde Deney A grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır. AG uygulamalarıyla desteklenmiş ATBÖ yaklaşımının kullanıldığı Deney C grubu ile sadece AG uygulamalarının kullanıldığı Deney B grubu arasında her iki testte de Deney C grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmaktadır. Deney A ve Deney C grupları arasında ise akademik başarı ve eleştirel düşünme açısından anlamlı bir fark bulunmamaktadır. Ancak bu gruplar arasında etki büyüklüğü hesaplanmış ve AG uygulamalarıyla birlikte ATBÖ yaklaşımının kullanılmasının akademik başarı ve eleştirel düşünme becerilerini orta düzeyde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca, yapılan görüşmelerle hem ATBÖ hem de AG uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarını artırmanın yanında motivasyonlarına ve eleştirel düşünme becerilerine pozitif etki ettiği belirlenmiştir.
COVID-19 pandemisi eğitim sürecinin fen bilimleri öğretmenlerinin deneyimlerine ve motivasyonlarına yansımalarının belirlenmesi
Bu araştırmada, fen bilimleri öğretmenlerinin COVID-19 pandemi döneminde yaşanan uzaktan eğitim sürecinde deneyimlerine ve motivasyonlarına yansımalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kapsamında iç içe geçmiş tek durum deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan bir ilin Merkez ilçesinde yer alan devlet okullarında görev yapan 21 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, elde edilen veriler nitel veri analiz yöntemlerinden biri olan tümevarımcı içerik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, COVID-19 pandemi döneminde yaşanan uzaktan eğitime geçiş sürecinin fen bilimleri öğretmenlerinin motivasyonlarını olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Öğrenci davranışlarındaki olumsuz değişimler, öğretim yöntem tekniklerini kullanamama, ölçme değerlendirme yapamama, eğitimin verimsiz olması, süreçte yaşadıkları belirsizlik, öğrencilerde fırsat eşitsizliğinin oluşması, öğrencilerin uzaktan eğitim derslerine önem vermemesi, öğrencilerde başarı seviyesinin düşmesi, öğrencilerde teknolojik bağımlılığın artması, teknolojik yetersizlik, altyapı sorunları, paydaş işbirliği sağlanamaması, uzaktan eğitimin fen bilimlerine uygun olmaması, sınıf yönetiminde sorun yaşama, öğretmen mesleğine toplumsal olumsuz bakış, süreci kendi imkanlarıyla ek destek görmeden yürütmeleri gibi etmenlerin öğretmenlerin motivasyonlarını etkileyen faktörler olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçlarından hareketle, süreçte öğretmenlerin motivasyonunu olumsuz etkileyen unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik destek uygulamalar tasarlanması; olası uzaktan eğitim senaryosuna yönelik öğretmen ve öğrencilerin hazır bulunabilmesi için eğitim planlamaları yapılmasına ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul fen bilimleri ders kitaplarında bulunan bilim insanlarının fen bilimleri öğretmenlerinin görüşleri dikkate alınarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilimleri 5, 6, 7 ve 8. sınıf ders kitaplarında yer alan bilim insanlarını fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerini dikkate alarak analiz etmektir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi ve bütüncül çoklu durum çalışma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan ve eğitim bilişim ağında (EBA) yayınlanan ortaokul fen bilimleri ders kitaplarında yer alan bilim insanlarının isimleri, cinsiyetleri, kökenleri, fiziksel özellikleri, çalışma ortamları, çalışma yöntemleri ve yaşam öyküleri incelenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında ise fen bilimleri öğretmenlerinin fen bilimleri ders kitaplarında yer alan bilim insanları hakkındaki görüşlerini ortaya koymak için yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Düzce ilinin merkez ilçelerinde bulunan 10 ortaokulda çalışan 20 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın sonunda fen bilimleri ders kitaplarında bazı bilim insanlarına birden fazla sınıf düzeyinde yer verildiği, büyük oranının erkek, Batı kökenli ve basmakalıp bilim insanı imajına sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca bilim insanlarının çalışma ortamına, çalışma yöntemine ve yaşam öykülerine yer verilme oranlarının da çok düşük olduğu görülmüştür. Fen bilimleri öğretmenleri, öğrencilerdeki bilim insanı imajının kaynağının fen bilimleri ders kitapları olduğunu ve fen bilimleri ders kitaplarında daha çok Batı kökenli bilim insanlarına yer verildiğini belirtmişlerdir. Ayrıca bilim insanlarının çalışma yöntemlerine, yaşam öykülerine ve dikkat çekici bilgilere de yeterli düzeyde yer verilmediğini belirtmeleri üzerine, fen bilimleri ders kitaplarının analizi ile öğretmen görüşlerinin uyumlu olduğu görülmüştür. Fen bilimleri öğretmenlerinin de katkılarıyla, fen bilimleri ders kitaplarında bilim insanlarına yer verilme şekilleriyle ilgili çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: Ders kitabı, Fen bilimleri öğretmeni, Öğretmen görüşleri, Bilim insanı.
Ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersindeki kimya konularına ilişkin kavram yanılgılarının incelenmesi
Bu çalışma, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesindeki kavram yanılgılarını tespit etmek ve bu yanılgıların giderilmesine ilişkin kavram çarkı öğrenme tekniğinin etkilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemi Kastamonu ili Tosya ilçesinde öğrenim gören ortaokul 7. sınıf düzeyindeki 122 öğrenciden oluşmaktadır. Bu bağlamda geliştirilen Saf Madde ve Karışımlar Kavram Testi (SMKKT) ve güncel öğretim yaklaşımlarından kavram çarkı öğrenme tekniği etkinlikleri ile deney kontrol gruplu, ön test, son test şeklinde uygulanan yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. 2022-2023 öğretim yılı bahar yarıyılında altı hafta süren çalışmadaki veriler "Saf Madde ve Karışımlar" ünitesi ile ilgili uygulanan Kavram Çarkı Diyagramı (KÇD), SMKKT, Kısa Cevaplı sorular ve Doğru-yanlış sorularından oluşan dört farklı veri toplama aracından elde edilmiştir. Uygulamada elde edilen veriler ön test ve son test olarak, deney ve kontrol gruplarına ayrı ayrı uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS, nitel verilerin analizinde ise MaxQDA programları kullanılmıştır. Veri analizinde uygulama öncesi ve sonrası arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek amacıyla gruplar arasındaki ön test son test sonuçlarına göre bağımsız t testi uygulanmıştır. İkiden fazla kategorisi bulunan değişkenler için ise ANOVA testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerin ön test sonuçlarına ilişkin bulgulara göre öğrencilerin çoğunluğu "Saf Madde ve Karışım" ünitesine yönelik kavram yanılgısına sahiptirler. Öğrencilerdeki söz konusu kavram yanılgılarının giderilmesinde ve bu kavramların algılanmasında kavram çarkı öğrenme tekniğinin olumlu etkileri gözlenmiştir. Elde edilen bulgulara ışığında kavram yanılgılarının giderilmesine yönelik bazı öneriler de sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Kavram yanılgısı, Kavram çarkı, Saf madde ve Karışım
Web sayfalarında bilgi gezilerinin dokuzuncu sınıf öğrencilerinin fizik öğrenimindeki başarısına etkisi: Öğrencilerin hatırlama, anlama ve uygulama seviyeleri
Bu çalışma, fizik öğretiminde web sayfaları üzerinden yapılan bilgi gezilerinin, dokuzuncu sınıf öğrencilerinin hatırlama, anlama ve uygulama düzeyi açısından başarılarına etkisi üzerine yapılmıştır. Çalışma, araştırma kanıt örneğinin yanı sıra yanıtların değerlendirilmesine ilişkin yarı-deneysel yönteme dayanmaktadır. Bu çalışma örneği, Libya okullarından dokuzuncu sınıf Libyalı 62 öğrenciden oluşmuş ve iki gruba ayrılmıştır. Bir deney grubu, web üzerinden bilgi gezileri stratejisini kullanarak dokuzuncu sınıf fizik dersinden ışık birimini inceleyen 31 öğrenciden ve bir kontrol grubu, normal yöntem stratejisini kullanarak öğrenim gören 31 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmacı, çalışma verilerini toplamak için bir araç olarak fizikte bir başarı testi ve bir öğretmen rehberi hazırlamıştır. Bu çalışmada, deney ve kontrol grupları arasındaki farkları belirlemek için iki bağımsız grup için t testi ve etki büyüklüğünü ölçmek için ETA-Kare denklemi kullanılmıştır. Bu pratik çalışmanın istatistiksel sonuçları, deney ve kontrol gruplarının hatırlama, anlama ve uygulama düzeylerindeki araçları ile deney grubu yönündeki toplam puanlar ile deney grubu için test öncesi ve sonrası toplam puanlar arasında farklılıklar olduğunu göstermiştir.
Fen bilimleri öğretiminde çevrimiçi ortamlarda biçimlendirici değerlendirme bileşenlerinin kullanılmasına yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmada, öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerini kullanma durumlarının ortaya konulması ve bu bileşenlerde ortaya çıkan problemlerin giderilmesi sürecinin analiz edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerini kullanma durumlarını incelemek için on fen bilimleri öğretmeniyle, ikinci aşamada ise öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerine ait eksikliklerin giderilmesi sürecinde üç fen bilimleri öğretmeniyle çalışılmıştır. Bu çalışma, öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme uygulamalarını geliştirmeyi hedeflendiğinden işbirlikçi eylem araştırması yöntemiyle yürütülmüştür. Araştırma, işbirlikçi eylem araştırması sürecini destekleyen Stringer (2007)'in modeli göz önünde bulundurularak tasarlanmıştır. Çalışmada öğretmenlerle haftalık eylem döngüleri planlanmıştır. Çalışmanın veri toplama araçları; video kaydı (ders gözlemi), öğretmen görüşmeleri, araştırmacı saha notları, ders planları, öğretmenlerle yapılan planlama ve yansıtma toplantıları ve geçerlik komitesiyle yapılan toplantılardır. Bu araştırmada veri analizi; betimsel analiz ve sürekli karşılaştırmalı analiz kullanılarak gerçekleşmiştir. Görüşme ve gözlem verileri ile ders planları her eylem döngüsü sonrası, araştırmacı tarafından oluşturulan "biçimlendirici değerlendirme sınıf içi gözlem formuna" göre analiz edilerek her bir öğretmenin dersinde biçimlendirici değerlendirme bileşenlerini kullanması durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Geçerlik komitesiyle de ilgili veriler paylaşılarak her bir öğretmenin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerine ait değerlendirmeler tamamlanmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerinin gelişimlerine bakıldığında; iki öğretmenin tüm bileşenlerde uzman seviyesine geldiği ve bir öğretmenin akran değerlendirme bileşeni hariç diğer bileşenlerde uzman seviyesine geldiği görülmüştür. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayanarak öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme bileşenlerinin kullanılmasına genel olarak etki eden faktörler; öğretmenlerin öğretimsel inanç ve tutumları, iş birliği ve yeterli destek, zaman, deneyim ve merkezi sınavlar, öğretmenlerin eğitim anlayışları ve öğretmenlerin çevrim içi öğrenme ortamlarını kullanma durumları olarak bulunmuştur. Çalışmanın sonucunda bulgular literatür ile tartışılmış ve sınıf içi uygulamalarda biçimlendirici değerlendirme kullanımına katkı sağlayabilmek için uygulayıcılara, öğretmenlerin biçimlendirici değerlendirme uygulamalarını geliştirmek amaçlı ise araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
COVID-19 salgını döneminde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumları
Bu çalışmada COVID-19 salgını döneminde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumlarını belirlemek amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Düzce ilinde görev yapan fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Kolay örnekleme yöntemi ile belirlenen araştırmanın örneklemini ise 59 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Ağır (2007) tarafından geliştirilen ''Uzaktan Eğitim Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach Alpha katsayısı hesaplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre COVID-19 salgını döneminde fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime karşı tutumlarının orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin cinsiyet, öğrenim durumu, çalıştıkları kurum ve mesleki kıdem faktörleri bakımından uzaktan eğitim tutumlarında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğretmenlerin COVID-19 salgını döneminde uygulanan uzaktan eğitime yönelik görüşleri değerlendirildiğinde, öğretmenlerin bu dönemde en çok iletişim ve teknolojik araçlar konusunda zorluk yaşadığı, bu durumun asıl nedeninin de öğrenciler arasındaki fırsat eşitsizliği olduğu görülmüştür. Bu durum ayrıca öğrencilerin motivasyonlarını da olumsuz etkilemiş ve fen bilimleri dersindeki başarılarının da düşmesine neden olmuştur. Fen bilimleri öğretmenlerinin mesleki gelişimleri, yaşanılan bu süreçten çoğunlukla olumlu yönde etkilenmiş; öğretmenlerin teknoloji okuryazarlığı artmış ve eğitim teknolojilerini kullanma becerileri gelişmiştir.
Türkiye ve Singapur 5. sınıf matematik ders kitaplarının karşılaştırmalı analizi
Bu çalışma, Türkiye (Ortaokul Matematik 5. Sınıf Ders Kitabı) ve Singapur (My Pals are Here) 5. sınıf matematik ders kitaplarının yatay ve dikey analizini yapmayı amaçlamıştır. Bunun için, alan yazına dayalı karma bir analiz çerçevesi kullanılarak doküman analizi yapılmıştır. Yatay analizde, her iki ülkenin ders kitapları konulara ayrılan ortalama sayfa sayısı, konuların yapısal düzeni, başlıklar ve sıralanışı gibi yapısal özellikler açısından karşılaştırılmıştır. Dikey analizde kitaplar, yüzdeler, üçgenler ve dörtgenler konusunda kazanımlarla uyum, konuların öğrencilere sunumu (matematiksel içerik, çözümlü örnekler), öğrenciden beklenenler (potansiyel bilişsel istem, cevap türü, muhakeme ve ispat) ile hatalar ve muğlaklıklar açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın yatay analiz bulguları, Türkiye kitabında konu başına düşen ortalama sayfa sayısının daha fazla olduğunu, konuların içerik düzeninde daha fazla sayıda yapı (hazır mıyız?, hatırlayalım!, birlikte yapalım! gibi) kullanıldığını, konuların organizasyon şemasının daha karmaşık olduğunu ve her iki kitabın kullandığı konu başlıklarının ve bunların sıralanışının farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmanın dikey analiz bulguları, her iki kitabın da öğretim programı kazanımlarına sadık kaldığını, Singapur kitabında sadece bir soruda kelime tekrarına dayalı hata bulunduğunu, Türkiye kitabında bazı hatalar ve muğlaklıklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Çözümlü örnekler açısından Singapur kitabının daha fazla görsel temsil içerdiği, modellemeye daha sık başvurduğu, farklı çözüm yollarına daha fazla yer verdiği, Türkiye kitabının ise günlük hayatla ilişkili çözümlü örneklere daha fazla yer verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Potansiyel bilişsel istem bakımından Singapur kitabındaki soruların göreceli olarak daha yüksek seviyede bilişsel istem gerektirdiği fakat her iki ülke kitabında da soruların çoğunun hatırlama düzeyinde olduğu bulunmuştur. Ayrıca, Singapur ders kitabında daha fazla muhakeme ve ispat gerektiren soru olduğu, her iki ülke kitabında da gerekçeleri değerlendirmeye, kapsamlı örneğe ve denemeye dayalı argümana teşvik eden sorulara rastlanmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada ders kitapları arasındaki içeriksel ve yapısal farklılıkların ülkelere ait geleneksel felsefi ve öğretimsel yaklaşımlardan kaynaklanabildiği de tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Matematik ders kitabı karşılaştırması, çözümlü örnekler, bilişsel istem, muhakeme ve ispat
Fen bilimleri, sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin sosyobilimsel muhakemelerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilimleri, sosyal bilgiler ve sınıf öğretmenlerinin sosyobilimsel muhakemelerini inceleyerek çeşitli değişkenlerin muhakeme üzerindeki etkisini tespit etmektir. Nicel araştırma yaklaşımlarından betimsel tarama deseni ile yürütülen çalışmada branş değişkenine göre orantılı tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubunda Türkiye genelinde 66 farklı ilde görev yapmakta olan 80'i fen bilimleri, 53'ü sosyal bilgiler, 297'si sınıf öğretmeni olmak üzere 430 öğretmen bulunmaktadır. Veri toplama aracı olarak Romine, Sadler ve Kinslow (2017) tarafından geliştirilen Sosyobilimsel Muhakeme Ölçeği (SMÖ) uyarlama çalışması yapılarak kullanılmıştır. Uyarlanan ölçeğin güvenilirliğinin ve geçerliliğinin test edilmesi amacıyla doğrulayıcı faktör analizi ve rash analizi yapılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler ise betimsel analize, t testine, ANOVA ve Scheffe testlerine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre örneklemde yer alan öğretmenlerin sosyobilimsel muhakemeleri orta düzeyde olup aralarında anlamlı fark bulunmamaktadır. Sosyobilimsel muhakemenin alt boyutlarında en yüksek düzey her 3 branşta bakış açısı alt boyutunda iken en düşük düzey fen bilimleri ve sınıf öğretmenlerinde karmaşıklık, sosyal bilgiler öğretmenlerinde ise sorgulama alt boyutundadır. Lisansüstü eğitimin sosyobilimsel muhakeme üzerinde etkisi bulunmazken branş, cinsiyet ve mesleki tecrübe değişkenleri sosyobilimsel muhakemeyi etkilemektedir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar alanda yapılan diğer çalışmalarla karşılaştırılarak tartışılmış, öğretmen yetiştirme politikalarına, öğretmenlerin meslek içi eğitim faaliyetlerine ve alanda çalışma yapacak araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişimi
Bu çalışmada, matematik öğretmen adaylarının demografik özelliklerine göre öğrenme stillerinin değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Eğitimi'nin 1 inci, 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü sınıflarında öğrenim görmekte olan 185 matematik öğretmen adayı ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, nicel araştırmalarda sıklıkla kullanılan modellerden biri olan ve genel olarak var olan bir durumu ya da gerçekliği olduğu gibi açıklamayı hedefleyen genel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Türkçe formu Şeker (2013) tarafından oluşturulan "Vermunt'un Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı yardımı ile analiz edilmiş ve grup ortalama puanlarına göre farklılık olup-olmadığını belirlemek için ANOVA ve t testi uygulanmıştır. Veriler, ölçekte yer alan çalışma aktiviteleri, çalışma güdüleri ve çalışmaya yönelik görüşler doğrultusunda demografik özellikler açısından yorumlanmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen istatistiksel verilere göre, öğrencilerin kullandıkları öğrenme stillerinin iş veya ödev dışında bilgisayar veya akıllı telefonu kullanım sürelerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ancak diğer değişkenlere (cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, gelir durumu ve bilgisayarla tanışma dönemi) göre öğrencilerin öğrenme stillerinin anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Matematik öğretmen adayı, öğrenme, öğrenme stili, demografik özellikler.
Tam sayılarda çarpma ve bölme işlemi öğretiminde sanal manipülatif kullanımının 7.sınıf öğrencilerinin akademik başarısına etkisi ve öğrenci görüşleri
Bu çalışmanın amacı, tam sayılarda çarpma ve bölme işlemleri konusunda sanal manipülatif kullanımının 7.sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına olan etkisini incelemek ve öğrencilerin matematik derslerinde sanal manipülatif kullanımı konusundaki görüşlerini belirlemektir. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Kastamonu ili merkez ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunun 7.sınıfındaki iki farklı şubeye kayıtlı toplam 30 öğrenci ile gerçekleşmiştir. Araştırmada çalışma grubunun seçilmesi, grupların okuldaki akademik başarıları yönünden birbirine yakın olduğu şubeler olmakla birlikte grup eşleştirme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Grupların denkliği, araştırma öncesinde her iki gruba da uygulanan tam sayılarda toplama işlemi konusunda hazırlanmış "Hazır bulunuşluk Testi" ile belirlenmiştir. Araştırmacı tarafından yapılan uygulama 2 hafta boyunca ve 10 ders saati süresini kapsayacak şekilde planlanmıştır. Bu araştırmada deney grubunda iki hafta boyunca 7.sınıf 'Tam sayılarda çarpma ve bölme işlemi' konusuna ait her bir kazanıma yönelik olarak hazırlanan sanal manipülatifler destekli ders işleniş süreci gerçekleştirilirken; kontrol grubunda ise var olan programa bağlı olacak şekilde öğretmen merkezli ders işlenişi gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında araştırmacı tarafından konu ve kazanımların işlenişi eğitimi verildikten sonra, araştırmanın nicel verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan Başarı Değerlendirme Testi uygulanarak elde edilmiştir. Nicel verilerin analizi neticesinde tam sayılarda çarpma işlemi konusunda deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutu verileri ise sadece deney grubu öğrencilerine görüşme formu doldurtularak öğrencilerin sanal manipülatifler ile ilgili görüşleri ve uygulama süreci hakkındaki düşünceleri alınarak elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formuyla deney grubu öğrencilerden elde edilen veriler, içerik analizi yardımıyla sınıflandırma yaparak anlamlı hale getirilmiştir. Nitel verilerin analizi neticesinde göre, öğrencilerin sanal manipülatif hakkında çoğunluğunun olumlu görüşlere sahip oldukları görülmüştür.
Öğretmen adaylarının matematiksel yaratıcılık algılarının incelenmesi
Bu araştırma ilköğretim matematik öğretmen adaylarının matematiksel yaratıcılığa ilişkin algılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 17 ilköğretim matematik öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik (olgubilim) yönteme dayalı olarak yürütülmüştür. Bu kapsamda, veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Araştırma Ödevi Dokümanı kullanılmış olup bu doküman üzerinden her bir katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen verilerden betimsel ve içerik analizi kullanılarak tema ve kodlara ulaşılmıştır. Araştırma bulguları öğretmen adaylarının matematiksel yaratıcılığı desteklemeye yönelik açık uçlu, birden fazla çözüm yolu içeren, birden çok temsil türü ile ifade edilebilen sorulara önem verdiklerini göstermektedir. Bununla birlikte, öğretmen adaylarının problem kurma etkinliklerine yer verdikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının yaratıcılığı en fazla farklı düşünmek ile, matematiksel yaratıcılığı ise farklı çözüm yolları üretmek ile ilişkilendirdikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarına göre çoktan seçmeli, sadece işlemsel bilgiye odaklanan, tek cevabı olan ve tek çözüm yolu içeren sorular matematiksel yaratıcılığı desteklemek için engel oluşturmaktadır. Bu sonuçlar doğrultusunda öğretmen adaylarının matematiksel yaratıcılığı diğer düşünme becerileri ile karıştırdıkları ve matematiksel yaratıcılığın alt boyutları olan akıcılık, esneklik ve orijinallik kavramlarını bütün olarak ele alamadıkları görülmüştür.
Matematik eğitimi alanında yürütülen karşılaştırmalı tezlerin ders kitapları ve öğretim programları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, karşılaştırmalı eğitim kapsamında Türkiye ve diğer ülkeleri matematik ders kitapları ve matematik öğretim programları bağlamında ele alan lisansüstü tez çalışmalarını analiz ederek karşılaştırma yapılan alanları incelemek ve Türkiye'nin karşılaştırma yapılan bu alanlardaki yeterlik durumunu tespit etmektir. Araştırma doküman analizi yöntemiyle yürütülmüştür. Yapılan araştırma kapsamında çalışmanın kriterlerine uygun olarak tespit edilen 24 lisansüstü tez çalışması incelenmiştir. Bu çalışmada saptanan veriler, çalışmanın derinleştirilebilmesinde sahip olduğu yeterlilikler gerekçesiyle tematik analiz yöntemiyle ele alınmıştır. Araştırma bulgularına göre Türkiye matematik ders kitaplarının karşılaştırılması yapılan çalışmaların ağırlıklı olarak Singapur ve ABD üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Matematik ders kitaplarını ele alan çalışmalarda etkinlik/görev yeterlik durumu ve öğretim süreçleri odaklı karşılaştırmalara daha fazla yer verilmiştir. Araştırma bulguları ayrıca Türkiye matematik ders kitaplarının öğretim aşamaları teması kapsamında genel olarak yetersiz olduğunu göstermektedir. Çalışma kapsamında incelenen karşılaştırmalı eğitim çalışmalarında, Türkiye matematik ders kitapları, etkinlik sayısı, etkinlik oranı, etkinliklerin öğrenme alanlarına dağılımı temalarında ise yeterli olarak ifade edilmiştir. Araştırmanın diğer bir odağı olan matematik öğretim programını ele alan çalışmalarda en sık karşılaştırma yapılan temalar matematiksel beceriler ve teknoloji kullanımı olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte matematik dersi öğretim programları için Türkiye ile en sık karşılaştırması yapılan ülkelerin Singapur ve Kanada olduğu ortaya çıkmaktadır. Matematiksel beceriler teması kapsamında yapılan araştırmaların ilişkilendirme, problem çözme ve akıl yürütme üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Teknoloji kullanımı temasında ise yapılan çalışmalarda aktif teknoloji kullanımı ve teknolojiyi kullanma vurgusuna sıklıkla yer verildiği dikkat çekmektedir. Araştırma kapsamında incelenen lisansüstü tez çalışmalarına göre Türkiye matematik dersi öğretim programında teknolojiyi kullanım vurgusunun yeterlik gösterdiği fakat aktif teknoloji kullanımına sağlanan imkanlarda yetersiz bulunduğu ifade edilmiştir. Matematik dersi öğretim programlarında yapılan karşılaştırmalarda Türkiye, matematiksel beceriler teması altında incelenen zihinden işlem yapma, analitik ve eleştirel düşünme gibi alanlarda yeterli; cebirin gerçek yaşam durumlarında kullanımı ve finansal kavramlara yer verme gibi alanlarda ise yetersiz olarak belirtilmiştir. Araştırma bulguları ilgili alan yazın doğrultusunda tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.
Fen bilimleri öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının teknoloji öz-yeterlik düzeylerinin ve eğitimde teknoloji kullanım amaçlarına yansımalarının incelenmesi
Bu araştırmada, fen bilimleri öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, araştırmanın bir diğer amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin derslerinde teknoloji kullanmalarına yönelik görüşlerinin alınmasıdır. Araştırmanın katılımcılarını, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı ortaokullarda görev yapan 227 fen bilimleri öğretmeni ve Kastamonu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü, Fen Bilgisi Öğretmenliği Programında öğrenim gören 71 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yönteminin bir çeşidi olan sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, fen bilimleri öğretmenlerine ve öğretmen adaylarına uygulanan Eğitimde Teknoloji Kullanımı Öz-Yeterlik Ölçeği ile, nitel verileri ise 12 fen bilimleri öğretmenine uygulanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler, SPSS paket programı ile, nitel veriler ise betimsel olarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, fen bilimleri öğretmenlerinin çoğunluğunun (%82,38) eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeyleri "çok yüksek", fen bilgisi öğretmen adaylarının ise yaklaşık yarısının (%50,70) eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeyleri "yüksek" olarak tespit edilmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeyleri, cinsiyet ve eğitim seviyesi değişkenlerine göre farklılaşma gösterirken, yaş ve kıdem yılı değişkenlerine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Erkek ve lisansüstü eğitim seviyesine sahip fen bilimleri öğretmenlerinin eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının eğitimde teknoloji kullanımı öz-yeterlik düzeyleri cinsiyet, anne ve baba eğitim seviyeleri değişkenlerine göre farklılaşmazken, sınıf seviyesi değişkenine göre ise 1. sınıf ile 2. sınıf arasında, 2. sınıf lehine ve 1. sınıf ile 4. sınıf arasında 4. sınıf lehine anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel verilerinin analiz sonucunda, fen bilimleri öğretmenleri derslerinde özellikle konuların pekiştirilmesinde, kalıcı öğrenmenin sağlanmasında, dersi daha dikkat çekici hale getirmede teknolojiyi kullandıklarını belirtmişlerdir. Özellikle teknoloji öz-yeterlik düzeyi yüksek olan fen bilimleri öğretmenlerinin derslerinde teknolojiyi kullanım amaçlarını daha iyi gerekçelendirdikleri görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular ışığında, fen bilimleri öğretmenlerine ve fen bilgisi öğretmen adaylarına fen eğitiminde teknolojiden sıklıkla yararlanmaları önerilmektedir.
Okul dışı öğrenme ortamlarının fen bilimleri dersi 6. sınıf vücudumuzdaki sistemler ve sağlığı ünitesinin öğretimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, fen bilimleri dersi vücudumuzdaki sistemler ve sağlığı ünitesinin öğretiminde kullanılan okul dışı öğrenme ortamlarının 6. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ve bilimin doğası anlayışları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, derslerinde kullandıkları okul dışı öğrenme ortamları hakkında öğrencilerin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyılında Kastamonu İli İhsangazi ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 32 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Rastgele olarak seçilen deney grubunda 16 ve kontrol grubunda 16 öğrenci bulunmaktadır. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yönteminin bir çeşidi olan sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Burada, ağırlıklı ve öncelikli olarak nicel veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Daha sonra, nitel veriler toplanarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Okul dışı öğrenme ortamları kullanılarak yapılan fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına ve bilimin doğası anlayışları üzerine etkisini belirlemek için deneysel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desenden yararlanılmıştır. Ayrıca, deney grubundan belirlenen sekiz öğrencinin ilgili ünite konularının öğretiminde yararlandıkları okul dışı öğrenme ortamları hakkında görüşlerinin alınması amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nitel veriler toplanarak durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. İlgili ünite konuları kontrol grubundaki öğrencilere 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı ile anlatılırken, deney grubundaki öğrencilere mevcut öğretim programına ek olarak okul dışı öğrenme ortamları kullanılarak öğretilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, Vücudumuzdaki Sistemler ve Sağlığı Ünitesi Başarı Testi, Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği, Bilimin Doğasını Anlama Ölçeği ile, nitel veriler ise Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu ile toplanmıştır. Nicel veri toplama araçları deney ve kontrol grubundaki öğrencilere ön-test ve son-test olarak, nitel veri toplama aracı ise deney grubu öğrencilerinden başarı testi sonuçlarına göre belirlenen düşük, orta ve yüksek başarı seviyelerinden seçilen sekiz öğrenciye uygulanmıştır. Ölçme araçlarından elde edilen nicel veriler, SPSS programı ile, nitel veriler ise betimsel olarak analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, okul dışı öğrenme ortamları kullanılarak derslerin işlendiği deney grubu öğrencilerinin akademik başarıları, derse yönelik tutumları ve bilimin doğası anlayışları kontrol grubu öğrencileriyle kıyaslandığında, deney grubundaki öğrencilerin lehine aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Başka bir ifadeyle, ilgili ünite konularının öğretiminde yararlanılan okul dışı öğrenme ortamlarının öğrencilerin başarılarını, derse yönelik olumlu tutum geliştirmelerini ve bilimin doğası anlayışlarını artırmada önemli bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen nicel verileri desteklemek amacıyla, deney grubundan seçilen sekiz öğrenciye uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere göre ise, öğrencilerin çoğunluğu birçok konuyu öğrendiklerini, dersi daha eğlenceli bulduklarını, kavramları öğrenirken zorlanmadıklarını ve okul dışı öğrenme ortamlarında bulunmaktan mutlu olduklarını ifade etmişlerdir. Bu sonuçlardan yola çıkarak, fen bilimleri öğretmenlerine bu araştırmada olduğu gibi okul dışı öğrenme ortamlarına uygun ünite konularının öğretiminde bu ortamlardan daha çok yararlanmaları önerilmektedir.
Matematik öğretiminde sanal manipülatif ve simülasyon kullanımına ilişkin öğretmen görüşleri
Sanal manipülatif ve simülasyonların matematik öğretiminde kullanılmasıyla soyut kavramların somutlaştırılacağı, matematik derslerinin daha ilgi çekici hale getireceği, daha fazla duyu organının öğretime entegre edilmesiyle kalıcı öğrenmelerin sağlanacağı varsayılmaktadır. Matematik öğretiminde sanal manipülatif ve simülasyon kullanımının etkili hale gelmesi için okul öncesinden üniversiteye kadar matematik derslerinin teknolojik araç ve eğitsel yazılımlarla desteklenmelidir. Bu nedenle matematik öğretiminde söz hakkı olan okul öncesi, ilkokul, ortaokul matematik ve lise matematik öğretmenlerinin sanal manipülatif ve simülasyonları tanımaları ve derslerde kullanım durumu önem arz etmektedir. Öğretmenlerin teknolojik pedagojik alan bilgisi sanal manipülatif ve simülasyonların matematik derslerinde kullanımını etkilemektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı öğretmenlerin matematik öğretiminde sanal manipülatif ve simülasyon kullanım durumları ve görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma tarama modeliyle desenlenmiş betimsel bir çalışmadır. Okul öncesi, ilkokul, ortaokul matematik ve lise matematik öğretmenlerine matematik öğrenme alanlarında sanal manipülatif ve simülasyon kullanma durumları, biçimlendirici değerlendirme araçlarını kullanım durumları, belirlenen sanal manipülatif ve simülasyon sitelerinin matematik öğretiminde kullanım sıklıklarının branşlara göre dağılımı, matematik öğretiminde sanal manipülatif ve simülasyon kullanımına ilişkin görüşler, matematik öğretiminde sanal manipülatif kullanımını öğretmenlere ve velilere tavsiye etme durumu incelenmiş ve sonuçlar rapor edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde frekans dağılımları ve yüzdeler elde edilmiştir. Ankete katılan öğretmenlerin %70'inden fazlası matematik öğretiminde Web 2.0 araçlarını hiç kullanmadıklarını belirtmişlerdir. Okul öncesi öğretmenlerinin %77,8'i matematik derslerinde sanal manipülatif ve simülasyonların kullanımı "Matematik ve bilişim teknolojileri arasındaki ilişkiyi arttırır" görüşüne, İlkokul öğretmenlerinin %78'i "Soyut kavramların somutlaştırılmasında etkilidir" görüşüne, ortaokul matematik öğretmenlerinin %77,5'i "Daha fazla duyu organının öğrenme ortamına dahil olmasını sağlar" görüşüne, lise matematik öğretmenlerinin ise %67,6'sı "Matematik ile ilgili kavramların daha iyi anlaşılmasını sağlar" ve "Soyut kavramların somutlaştırılmasında etkilidir" görüşlerine kesinlikle katıldıklarını ifade etmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER:Matematik Öğretimi, Sanal manipülatif ve simülasyon.
2018 matematik öğretim programı ve ders kitaplarının dijital, bilgisayar ve bilişim okuryazarlığı kapsamında değerlendirilmesi
Bu çalışma 2018 Matematik Öğretim Programında ve 5, 6, 7 ve 8. sınıf Matematik ders kitaplarında 21. yüzyıl becerilerinden dijital, bilgisayar ve bilişim okuryazarlığına ne ölçüde yer verildiği tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi kullanılmıştır. Veriler basılı ve dijital materyallerden toplandığı için bu yöntemin uygun olduğu düşünülmüştür. Bu araştırmada veriler nitel araştırma ve doküman incelemede kullanılan içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında EBA (Eğitim Bilişim Ağı)'da yayınlanan 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine okutulmakta olan 7 adet matematik ders kitapları ve 2018 Matematik öğretim programı ile sınırlıdır. Araştırma sonucunda analiz birimi kelimeler yardımı ile matematik öğretim programında yer alan kazanımlar arasında dijital, bilgisayar ve bilişim okuryazarlığı becerilerinin yer aldığı 21 adet kazanım tespit edilmiştir. %80,9 ile geometri ve ölçme öğrenme alanı en çok kazanımın tespit edildiği kısımdır. Programda tespit edilen kazanımların %76,1'ine ders kitaplarında ulaşılmıştır. Öğretim programında yer almayıp ders kitaplarında saptanan 7 adet kazanım tespit edilmiştir. Matematik ders kitaplarında dijital, bilgisayar ve bilişim okuryazarlığı becerileri dengeli bir şekilde dağıtılmamış özel yayınların aksine MEB yayınlarına ait olan basılı kaynaklarda yoğunluk tespit edilmiştir. Dijital, bilgisayar ve bilişim okuryazarlığı bağlamındaki içerikler kitapların %45,4 ile etkinlik ve %42,4 ile örnekler kısmında fazlaca yer almaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Matematik Öğretim Programı, Dijital Okuryazarlık, Bilişim ve Bilgisayar Okuryazarlığı.
Geometrik muhakeme süreçleri bağlamında ortaokul matematik öğretmenlerinin geometri içerikli derslerinin incelenmesi
Bu tez çalışmasında, geometri öğretiminde bilişsel ve algısal süreçler bağlamında öğretmenlerin mevcut davranışlarını ortaya koymak ve bu kavramlara ilişkin nasıl bir vurgu yapıldığını değerlendirmek amaç edinilmiştir. Çalışmada geometri öğretimine dair bilişsel ve algısal süreçleri incelemek ve geometri öğretimine katkı sağlamak amacıyla beş matematik öğretmeninin video kayıtları alınmış, derslerinin Fransız psikolog Raymond Duvall (1995) tarafından tanımlanan geometrik muhakeme kuramsal çerçevesine göre betimsel analizi yapılmıştır. Araştırmada, çalışmanın doğasına uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden biri olan, durum çalışması (case study) deseni kullanılmıştır. Video kayıtlarından elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analizler için Duvall (1995, 1996 ve 1998)'te verilen ve Güven ve Karpuz (2016) tarafından tanımlanan analiz çerçevesi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre matematik öğretmenlerinin geometri içerikli derslerinde en çok vurgunun görselleştirme ve muhakeme koduna yapıldığı görülmüştür. Duval, görselleştirme kodu ile görsel algı kodunun; oluşturma kodu ile sıralı algı kodunun birbirini desteklediğini dile getirmiştir. Ayrıca bilişsel ve algısal süreç kategorilerindeki kodlar arasında hiyerarşik bir yapıya rastlanmayıp aksine kodlar birbirinden bağımsız olabileceği gibi eş zamanlı olarak birbiriyle etkileşim içerisindedir (1998). Bu yönüyle ders videoları analiz edilen öğretmenlerin geometrik muhakeme süreçlerinin Duval'in teorik çerçevesiyle örtüştüğünü göstermektedir. Şüphesiz Duval'in ortaya koyduğu tüm bu süreçler öğrencilerin geometrik çıkarımlar yapabilmelerinde, teoremleri ve geometrik özellikleri kullanarak, uzamsal yeteneklerini, geometrik becerilerini, hayal güçlerini ve geometrik sezgilerini geliştirebilmelerinde, geometrik modeller arasındaki dönüşümleri keşfedebilmelerinde ve kavramlar arasında bağ kurabilmelerinde önemli rol oynar.
EBA destekli ikinci dereceden denklemler konusu öğretiminin başarı, güdülenme ve öğrenme stratejilerine etkisi
Bu araştırma, EBA destekli öğretim ortamlarının 10. sınıf matematik dersinde yer alan "İkinci Dereceden Denklemler" konusunda öğrencilerin akademik başarıları, motivasyon düzeyleri ve öğrenme stratejileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desende nicel bir yöntem kullanmaktadır. Çalışma grubunu, Karadeniz'in Batı bölgesindeki bir ilin merkez ilçesinde yer alan bir Proje Lisesi'nde öğrenim gören toplam ellidokuz 10. sınıf matematik öğrencisi oluşturmaktadır. Öğrencilere matematik dersi için Başarı Testi ve "Motivasyon ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği" uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Eşleştirilmiş Örneklemler Testi, Kruskal Wallis Testi, t-Testi, Kolmogorov-Smirnov Testi ve Korelasyon Analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, EBA destekli eğitim alan deney grubu ile geleneksel eğitim alan kontrol grubu arasında akademik başarı açısından anlamlı bir fark olmadığını göstermektedir (t=-0,016, p<0,987). Motivasyon Ölçeği son test puanları deney ve kontrol grupları arasında anlamlı farklılık göstermemiştir (t=1,594, p<0,117). Ancak deney ve kontrol gruplarının Öğrenme Stratejileri Ölçeği son test puanları deney grubu lehine anlamlı bir farklılık göstermektedir (t=2,639, p<0,05). Akademik başarı puanlarının Motivasyon Ölçeği (r=0,329, p<0,05) ve Öğrenme Stratejileri Ölçeği (r=0,284, p<0,05) ile pozitif yönde zayıf ancak anlamlı bir ilişkiye sahip bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Başarı, Güdülenme, Öğrenme Stratejileri Becerisi, EBA
Bir mesleki gelişim programı kapsamında eğitim alan sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde otoriter ve diyalojik söylem kullanım durumlarının incelenmesi
Bu çalışmada bir mesleki gelişim programı kapsamında eğitim alan sınıf öğretmenlerinin matematik derslerinde otoriter ve diyalojik söylem kullanım durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tübitak tarafından desteklenen proje kapsamında sınıf öğretmenlerine eğitimler verilmiş, eğitimler öncesi ve eğitimler sonrası kullanılan söylem türleri incelenmiş ve araştırmanın verileri bu proje kapsamında yapılan çalışmadan elde edilmiştir. Araştırmanın deseni tek grup ön-test son-test yarı deneysel desendir. Katılımcıların mesleki deneyimleri 7 ile 18 yıl arasında değişim göstermekte ve katılımcı öğretmenler araştırma süresince 2 ve 3. ve 3 ve 4. sınıf düzeyinde öğretim yapmaktadır. Çalışma kapsamında beş sınıf öğretmeninin eğitimler öncesi ve sonrası matematik dersleri video kayıt cihazları yardımıyla kayıt altına alınmıştır. Elde edilen video kayıtları yazılı doküman haline getirilmiş ve bu dokümanlarda yer alan diyaloglar otoriter ve diyalojik söylem kodları çerçevesinde analiz edilmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgular eğitimler öncesi ve sonrası öğretmenlerin otoriter ve diyalojik söylem kullanım durumlarında değişim olduğunu göstermektedir. Eğitimlerden önce öğretmenlerin tamamında bu iki söylem türünden otoriter söylem kullanım oranının yüksek olduğu görülürken, eğitimlerden sonra öğretmenlerin tamamının diyalojik söylem kullanım oranlarında artış olduğu görülmüştür. Bu durum öğretmenlere verilen eğitimlerin kullandıkları söylem türüne etkisi olduğunu göstermektedir.
Topolojik kavramlara ilişkin karşılaşılan öğrenci zorlukları
Bu araştırma; temel topolojik kavramlar arasında yer alan "iç, dış, sınır, kapanış ve yığılma noktaları, açık ve kapalı kümeler ile komşuluk ve komşuluk ailesi" kavramlarına ilişkin öğrencilerin yaşadıkları zorlukları, kolay anladıkları kavramları, konuyu kolay anlamalarının sebeplerini ve derste anlatılan topolojik kavramlara yönelik anlaşılmayı kolaylaştıracak önerilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında bir üniversitenin İlköğretim Matematik Öğretmenliği Ana Bilim Dalı'nın ikinci sınıfında öğrenim gören ve topoloji dersini alan 88 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma 88 öğretmen adayı arasından amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilen 15 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Çalışma kapsamında öğretmen adaylarına, ardışık 7 hafta (vize haftası hariç), toplam 14 saat süren topoloji eğitimi verilmiştir. Araştırma verileri doküman incelemesi yoluyla toplanmıştır. Çalışma kapsamında öğrencilerden derste öğrendikleri kavramlara ilişkin yaşadıkları zorluklar ve bu zorlukların nedenleri, kolay anlaşılan kavramlar, konunun kolay anlaşılmasının sebepleri ve öğrenmenin daha kalıcı ve anlaşılır olmasına yarayacak öneriler kapsamında günlük yazmaları istenmiştir. Bu amaçla öğrencilerin her ders sonunda yukarıdaki sorulara cevap verecek şekilde yazdıkları günlükler e-mail yolu ile toplanmış, içerik ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda, öğrencilerin yedi haftalık dersler süresince öğrendikleri kavramlara ilişkin yazdıkları günlükler detaylı olarak incelenmiş, kategoriler oluşturulmuş ve bunların frekansları verilmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin topoloji ile ilgili yaşadıkları zorlukların, dersin soyut ve karmaşık olmasından, sembolizmadan ve öğrencilerin ispat becerilerinin eksikliğinden kaynaklandığı görülmüştür. Topoloji dersinde öğrenciler tarafından en kolay anlaşılan konunun açıklar aksiyomu olduğu görülmüştür. Öğrencilerin konuyu kolay anlamasının sebeplerinin başında ise öğretmenin konuyla ilgili çok örnek çözmesi gelmektedir. Dolayısıyla öğrenciler konunun örnek çözme ile pekiştirilmesi gerektiği ve konuların şekil veya model üzerinde ifade edilmesi gerektiği şeklinde önerilerde bulunmuşlardır.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin tükenmişliklerinin yordayıcısı olarak okul iklimi ve örgütsel bağlılık (Malatya ili örneği)
Bu tez çalışmasında ortaokul matematik öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile okul iklimi algıları ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada tarama ve ilişkisel tarama yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma grubunu, 2016-2017 ve 2017-2018 eğitim-öğretim yıllarında Malatya ilindeki ortaokullar ve imam hatip ortaokullarında görev yapan toplam 312 ortaokul matematik öğretmeni oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu ile birlikte 22 maddeden oluşan Maslach Tükenmişlik Ölçeği, 9 maddeden oluşan okul iklimi algısı ölçeği ve 15 maddeden oluşan örgütsel bağlılık ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre ortaokul matematik öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılıkları ve okul iklimi algıları arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Bu ilişkiler; ortaokul matematik öğretmenlerinin duygusal bağlılık ve okul iklimi algıları onların tükenmişliklerini negatif yönde, devam bağlılıkları ise onların tükenmişliklerini pozitif yönde yordadığını göstermektedir.
Sosyobilimsel konulara dayalı etkinliklerin ortaokul öğrencilerinin akademik başarılarına, medya okuryazarlığına etkisi ve öğrencilerin karar verme süreçlerinin incelenmesi
Fen eğitiminin amaçları arasında birey çevre ve toplum arasındaki etkileşimi fark eden ve sosyobilimsel konuları kullanarak bilimsel düşünme, muhakeme ve karar verme becerileri gelişmiş bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bu kapsamda araştırmanın amacı fen bilimleri dersinde kullanılan sosyobilimsel konulara dayalı etkinliklerin öğrencilerin akademik başarıları, medya okuryazarlıkları üzerine etkisini ve sosyobilimsel konulara karar verme süreçlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 yılında Düzce ilinde bir devlet okulunda öğrenim gören 36 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde hem nicel hem de nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Nicel verilerin elde edilmesi sırasında araştırmacı tarafından hazırlanan "Madde ve Isı Başarı Testi"; nitel verilerin elde edilmesinde ise Sadler vd.(2021) tarafından yapılan çalışmadan yola çıkarak Türkçeye uyarlanan "Kaynak Değerlendirme Formu", araştırmacı tarafından hazırlanan "Karar Verme Metinleri" ve yarı yapılandırılmış "Görüşme Formu" kullanılmıştır. Madde ve Isı ünitesi içerisindeki kazanımlara uygun olarak hazırlanmış sosyobilimsel konulara dayalı etkinlikler toplam 7 hafta sürmüş, uygulama öncesi ve sonrasında Madde ve Isı Başarı Testi öğrencilere uygulanmıştır. Süreç içerisinde öğrencilere yedi farklı metin için Kaynak Değerlendirme Formu ve beş farklı Karar Verme Metni uygulanmıştır. Nicel verilerin analizi SPSS paket programı ile yapılmış ve test sonuçlarının değerlendirilmesinde ilişkili örneklem t-testi kullanılmıştır. Kaynak Değerlendirme Formlarında yer alan açık uçlu sorulara öğrenciler tarafından verilen cevapların değerlendirilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Karar Verme Metinlerinde yer alan açık uçlu sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar Chang Rundgren ve Rundgren (2010) tarafından geliştirilen SEE-SEP modeline uygun olarak analiz edilmiştir. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilen verilerin değerlendirilmesi de içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmaya ilişkin elde edilen bulgulara göre fen bilimleri dersinde sosyobilimsel konulara dayalı yapılan etkinliklerin öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı belirlenmiştir. Benzer şekilde yapılan etkinliklerin öğrencilerin medya okuryazarlığı becerilerinin gelişmesine olumlu yönde katkı sağladığı görülmüştür. Sosyobilimsel konulara dair karar verme süreçlerinde öğrencilerin sıklıkla SEE-SEP modelinde belirlenen 'Ekonomi' ve 'Çevre' disiplinlerini kullandıkları, 'Etik/Ahlak' disiplinin ise hiç kullanılmadığı görülmüştür. Yine karar verirken öğrencilerin 'Bilgi' boyutunu sıklıkla kullanırken 'Değer' ve 'Kişisel Deneyim' boyutlarını daha az kullandıkları belirlenmiştir. Araştıma sonuçlardan yola çıkılarak gelecekte bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
STEM temelli laboratuvar eğitiminin öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine etkisi
STEM eğitimi yaklaşımı, fen (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematik (mathematics) gibi dört önemli disiplinin bütünleştirilerek uygulamaya konulduğu bir öğretim modeli olarak tanımlanmaktadır. Bilginin gerçek hayattaki problem çözmeye uygulanmasını ön plana alan bu modelde, etkili STEM eğitimi yaklaşımının gerçek hayat sorunlarını, kaygıları, problemleri üzerine odaklanan bir pedagoji içermesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Günümüzdeki hızlı teknolojik gelişmelere ayak uydurmak için şüphesiz STEM eğitimi yaklaşımının önemi artmaktadır. Bu amaçla STEM eğitimi yaklaşımının kapsamını, teorisini ve uygulamalarını tüm eğitim seviyelerinde araştırmak ve öğretim programlarını yaklaşıma uygun olarak yeniden düzenlemek esas olmalıdır. Öğretmenler, 21. yüzyılda birçok zorlayıcı sorumlulukla karşı karşıya kalmaktadır. Bunlardan en önemlisi; belirlenmiş standartlara dayalı eğitim yoluyla öğrencilere en etkili öğrenme etkinlikleri ve dersleri düzenlemektir. STEM eğitimi yaklaşımı, öğretmenlerin bu zorlukla baş etmelerine yardımcı olabileceğine inanılan bir yönelimdir. Bu çalışmanın amacı STEM temelli laboratuvar eğitiminin Fen Bilgisi öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma tek gruplu ön test–son test yarı deneysel desende gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 3. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Çalışma grubuna ön test ve son test olarak "Bilimsel Süreç Beceri Ölçeği", "Karar Verme Beceri Testi", "STEM Hazır Bulunuşluk Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket program kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre STEM temelli laboratuvar eğitiminin öğretmen adaylarının STEM hazır bulunuşluk düzeylerine, bilimsel süreç ve karar verme becerilerine anlamlı düzeyde etkisi olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.
Fen bilimleri öğretmenlerinin sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin konu alan ve pedagojik alan bilgilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin fen bilimleri 8. Sınıf öğretim programında yer alan sürdürülebilir kalkınma konusuna ilişkin konu alan ve pedagojik alan bilgilerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmada veriler Düzce ili merkez ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan 3 fen bilimleri öğretmeni ile görüşme yapılarak toplanmıştır. Görüşme sırasında konu alan ve pedagojik alan bilgilerini belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Görüşme soruları sürdürülebilir kalkınma konusuna uygun olarak hazırlanmıştır. Daha sonra pedagojik alan bilgisi konusunda çalışmaları olan uzmanın incelemesi ile düzenlenerek son hali verilmiştir. Görüşme sırasında kart gruplama etkinliği yapılmıştır. Görüşmeler 2020-2021 öğretim yılı sürecinde yapılmıştır. Araştırmanın bulguları fen bilimleri öğretmenlerinin sürdürülebilir kalkınma konusuna ilişkin konu alan bilgilerinin eksik olduğunu göstermiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin kazanımları öğrencilere aktarmak ve bunları değerlendirmek üzerine yoğunlaştığı görülmüştür. Ayrıca fen bilimleri öğretmenlerinin çevre konularının hangi ünitelerde yer aldıklarını hatırlamakta zorlandıkları, çevre terimlerinde de eksikliklerinin olduğu saptanmıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin sürdürülebilir kalkınma konusunda eksik olmaları sebebiyle öğrencilerin muhtemel öğrenme zorluklarının ya da ön bilgilerinin eksik olması gibi durumları tespit etmekte yetersiz kaldıkları belirlenmiştir. Sürdürülebilir kalkınma konusu ile ilişkili konulara yönelik alan gezisi gibi öğrenci merkezli yaklaşımları yapmak istemelerine rağmen konu alan bilgisindeki eksikliklerinden ve protokol işlemlerinin çokluğu nedeniyle derslerinde soru cevap, düz anlatım, video gibi öğretmen merkezli öğretim tekniklerini kullandıkları saptanmıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin sürdürülebilir kalkınma konusu ilişkin konu alan ve pedagojik alan bilgilerinin geliştirilmesine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Uzaktan eğitim deneyimi kazanmış öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyon düzeylerinin ve motivasyon-çevrimiçi eğitim ile ilgili görüşlerinin değerlendirilmesi
Fen eğitiminde motivasyon, öğrencilerin öğrenme sürecine aktif bir şekilde katılmalarını, dikkatlerini odaklamalarını ve öğrenme hedeflerine ulaşmak için çaba göstermelerini sağlayan önemli bir faktördür. Motive olan öğrenciler daha aktif, yaratıcı ve üretken olma eğilimindedirler. Motivasyonun önemi, öğrencilerin öğrenme sürecinde daha fazla ilerleme kaydetmelerini ve daha yüksek akademik başarı elde etmelerini sağlamaktır. Bu çalışmada özel okullar ile devlet okullarında eğitim gören ortaokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine dair motivasyonlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Karma araştırma desenlerinden açıklayıcı ardışık karma desen modelinin kullanıldığı araştırma; 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara Çubuk ilçesine bağlı 133' ü devlet 85'i özel okul olmak üzere toplamda 218 ortaokul öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel kısmında fen öğrenimine yönelik motivasyon ölçeğinden elde edilen veriler kullanılırken nitel kısmında ise 5 devlet okulu 5 özel okul olmak üzere seçkisiz şekilde belirlenen ortaokul öğrencileri ile yürütülen yarı yapılandırılmış mülakatlardan elde edilen veriler kullanılmıştır. Araştırmada nicel verilerin analizinde aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistiklerden ve Bağımsız Örneklem t-testi gibi kestirimsel istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veri sonuçlarına göre; uzaktan eğitimde fen eğitimi motivasyonu açısından devlet ve özel okullar arasında anlamlı bir farka rastlanmazken, nitel veriler sonucunda devlet ve özel okulda öğrenim gören öğrencilerin motivasyonlarını etkileyen unsurların değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir. Öğrencilerin motivasyonlarını etkileyen unsurların en dikkat çekeni iki okul türünde sınıf mevcudu ve ekonomik koşullara bağlı olarak laboratuvar kullanımındaki farklılıklar ve deneylerin yapılma sıklığı olarak belirlenmiştir. Çalışmanın son kısmında ise elde edilen araştırma sonuçlarına bağlı olarak bazı önerilerde bulunulmuştur.
Evsel atıklar ve geri dönüşüm konusunda öğrenci başarı ve tutumuna işbirlikli öğrenme ve gösterip yaptırma tekniklerinin etkisi
Bu araştırmanın amacı; 7. Sınıf öğrencilerinin, işbirlikli öğrenme, gösterip yaptırma ve düz anlatım tekniklerini kullanarak evsel atıklar ve geri dönüşüm hakkındaki başarılarını ve tutumlarını incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet okulundaki 7.sınıf öğrencilerinden oluşan üç ayrı sınıf oluşturmaktadır. Araştırma modelinde "ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Öğrencilerin başarılarını ölçmek için evsel atıklar ve geri dönüşüm başarı testi ön test ve son test olarak, tutumlarını ölçmek için çevre tutum ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verileri analiz etmek için SPSS Statistics 27 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilere göre; grupların kendi içlerindeki ön test ve son testlerinde, başarı ölçeğinde anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Tutum ölçeklerinde sadece işbirlikli öğrenme grubu anlamlı bir farklılık göstermiştir. Gruplar arası yapılan karşılaştırmada ise başarı ölçeklerinde gruplar arasında da anlamlı farklılıklar gözlemlenmiştir. İşbirlikli öğrenme ve gösterip yaptırma tekniklerinin karşılaştırmalarında anlamlı bir farklılık gözlemlenmemiştir. Tutum ölçeğinde ise sadece düz anlatım tekniğinin kullanıldığı kontrol grubu ve işbirlikli öğrenme tekniğinin kullanıldığı Grup-1 arasında anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir.
Özel eğitim öğretmenlerinin fen bilimleri eğitimi hakkındaki görüşlerinin ve karşılaştıkları sorunların incelenmesi
Hem bireysel özellikler hem de eğitim yeterlilikleri açısından yaşıtlarına göre farklılık gösteren çocukların olduğu bilinmektedir. Yaşıtlarına göre farklılık gösteren bireyler, özel gereksinimli bireyler olarak nitelendirilmektedir. Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi doğrultusunda bütün bireylerin farklılıkları ne olursa olsun ihtiyaç duydukları eğitimi alması gerekmektedir. Bu öğrencilere verilen eğitimlerden birisi de fen bilimleri eğitimidir. Fen bilimleri eğitimi ile özel eğitim gereksinimi bulunan çocukların gündelik hayat içerisinde karşılaştıkları sorunları çözmeleri ve farklı bilişsel becerileri kazanmaları hedeflenmektedir. Bu çalışmanın amacı özel eğitim öğretmenlerinin fen bilimleri eğitimi hakkındaki görüşlerini, karşılaştıkları sorunları ve karşılaşılan sorunlara ilişkin çözüm önerilerini tespit etmektir. Bu nedenle araştırmada nitel yaklaşımlar arasında yer alan özel durum çalışmasından yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim kurumlarında görev yapan özel eğitim öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda görüşme formu ve mülakatlar ile veriler toplanmıştır. İçerik analizleriyle elde edilen bulgular incelendiğinde,katılımcı öğretmenlerin çoğunluğunun özel eğitim ve fen bilimleri alanında kendilerini yeterli gördükleri ve fen bilimleri eğitim materyalleri konusunda sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin materyal sorununu çözebilmek ve konuyu daha basit anlatabilmek içinmateryaller hazırladıkları tespit edilmiştir. Fen bilimleri eğitimi alan özel eğitim öğrencilerinin derse ilişkin tutumları ise genel olarak düşük düzeyde olduğu belirtilmiştir. Fen bilimleri eğitiminde kalıcılığı artırmak için öğretmenlerin farklı yöntem ve stratejileri kullandıkları ancak öğretmenlerin çalıştıkları kurumlarda uygulanan yöntem ve teknikler konusunda bazı eksikliklerin olduğu tespit edilmiştir. Fen bilimleri dersine branş öğretmeninin girmesi durumunda bazı avantaj ve dezavantajların olduğu da tespit edilmiştir. Özel eğitim öğretmenlerinin fen bilimleri eğitiminde en çok kavram öğretiminde ve müfredat ve sınıf türü noktasında da sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Özel eğitim öğretmenlerinin fen bilimleri ve özel eğitim fen bilimleri öğretim programına ilişkin olumlu algıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca fen bilimleri eğitiminin öğrencilerin sosyal hayatını etkilediği ve bir takım bilişsel ve duyuşsal becerileri kazanmalarına yardımcı olduğu da araştırma kapsamında teyit edilmiştir.
4+4+4 Eğitim Sisteminde 5. sınıf matematik dersi ile ilgili sınıf öğretmenleri ve ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşleri
Bu tez çalışmasının amacı 4+4+4 eğitim sisteminde 5. sınıf matematik dersi ile ilgili sınıf öğretmenleri ve ortaokul matematik öğretmenlerinin görüşlerini ortaya koymaktır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) desenine uygun şekilde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu Şanlıurfa ili Haliliye, Karaköprü ve Eyyübiye merkez ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan 16 ortaokul matematik öğretmeni ve 17 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Veri toplama aracı araştırmacı ve uzman tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Bu form aracılığı ile yapılan görüşmeler ses kaydı altına alınarak yazıya dökülmüştür. Görüşme verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinden elde edilen bulgular 3 ana başlıkta toplanmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre matematik branş öğretmenleri öğrencilerin yaşlarının küçük olmasından kaynaklı birtakım sınıf yönetimi sorunları ile birlikte öğrencilerin ilkokulda kalan alışkanlıklarını sürdürdüklerini, ve kendilerinin de hem iletişimde hem de ders anlatımında öğrencilerinin seviyelerine inmekte zorlandıklarını belirtmişlerdir. Sınıf öğretmenleri ise aynı şekilde 5.sınıf öğrencilerinin farklı branş öğretmenlerine alışmakta zorlanacaklarını, yaşlarından dolayı ortaokula uyum sağlayamayacağını, branş öğretmenlerinin öğrencilerin seviyelerine inerek ders anlatımı yapamayacağını düşünmektedir. Her iki öğretmen grubu da matematik dersinin matematik öğretmeni tarafından okutulmasının matematik öğretmenin branşa hâkim olması yönünden daha iyi olduğunu düşünmektedir.
Fen bilimleri dersindeki zaman yönetimi davranışları ile akademik başarı arasındaki ilişki
Çalışma ortaokul 6. Sınıfta okuyan 34 öğrencinin fen bilimleri dersinde, sınıf içi zaman yönetimi davranışlarının akademik başarıya olan etkisini belirleyebilmek amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin sınıf içi zaman yönetimi davranışları dört hafta süreyle gözlemlenmiştir. Yapılandırılmış gözlem formu kullanılmıştır. Dört haftanın sonunda gözlemler analiz edilerek zaman yönetimi davranışlarının yapılıp yapılmadığı belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak; uzman görüşü alınarak hazırlanan, 19 zaman yönetimi davranışı belirlenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın hazırlamış olduğu beceri temelli sorulardan oluşan başarı testi kullanılmıştır. Bu test önceki yıl fen bilimleri dersini alan öğrencilere uygulanmıştır. Başarı testinin normal dağılım gösterdiği bulunmuştur. Akademik başarı testi gözlemlere başlamadan önce ön test, gözlemler yapıldıktan sonra son test olarak uygulanmıştır. Her bir zaman yönetimi davranışı için ayrı ayrı regresyon testi yapılmıştır. Zaman yönetimi davranışlarıyla akademik başarı arasındaki ilişki belirlenmiştir. Buna göre 19 zaman yönetimi davranışlarından 13 tanesinin başarıya anlamlı olarak etki ettiği, 6 tanesinin akademik başarıya etkisinin düşük olduğu ve istatistik olarak da anlamlı olmadığı bulunmuştur. Bu çalışmanın derslerin yeniden yapılandırılmasına, akademik başarının arttırılmasına, sınıf ve ders yönetimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Fen bilgisi öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik öz yeterlik ölçeğinin geliştirilmesi ve teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven ölçeği ile arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik öz yeterliklerini belirleyebilecek bir ölçek geliştirmek ve geliştirilen bu ölçek aracılığıyla ölçülen öz yeterliklerinin cinsiyet, mesleki kıdem ve eğitim durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Aynı zamanda fen bilimleri öğretmenlerinin öz yeterlikleri ile teknolojik pedagojik alan bilgisine yönelik öz güvenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Bu bağlamda araştırma tarama modeli olarak desenlenmiştir. Amacına uygun olarak öncelikle ölçek geliştirme, uygulama ve ardından korelasyonel araştırma olmak üzere üç aşamadan meydana gelmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de ortaokullarda görev yapan fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Türkiye'nin her coğrafi bölgesinden ikişer ilden seçilen 14 ilde görev yapan fen bilimleri öğretmenleri oluşturmuştur. Ölçek geliştirme aşamasında açımlayıcı faktör analizi için 600 öğretmenden, doğrulayıcı faktör analizi için 400 öğretmenden ve araştırma alt problemlerine yanıt vermek için ise 1855 öğretmenden veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak araştırma kapsamında geliştirilen fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik öz yeterlikleri ölçeği (FBÖUEYÖYÖ) ile orijinali Graham vd. (2009) tarafından geliştirilen ve Timur ve Taşar (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven ölçeği" (TPABÖGÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde açımlayıcı faktör analizi ve araştırma alt problemlerine yanıt vermek için SPSS paket programı, doğrulayıcı faktör analizi için ise LISREL programı kullanılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda FBÖUEYÖYÖ'nün 46 madde ve 3 faktörden oluştuğu ortaya çıkmıştır. Açıklanan toplam varyansın %60,06 olduğu ve madde faktör yüklerinin ise 0,539 ile 0,857 arasında değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin tamamının güvenirlik katsayısının 0,957 ve alt boyutlarının güvenirlik katsayılarının ise sırasıyla 0,977; 0,899 ve 0,862 olduğu saptanmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda ise yapısal eşitlik modeli uyum değerlerinin istenilen kriterlerde olduğu ve uyum verdiği belirlenmiştir. Araştırma alt problemlerinde ise fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik toplam öz yeterlikleri ile alt boyutlarından uzaktan eğitime yönelik teknolojik öz yeterlikleri, uzaktan fen bilimleri öğretimine yönelik öz yeterlikleri ve uzaktan eğitime yönelik olumsuz öz yeterliklerinin cinsiyete göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik toplam öz yeterlikleri ile alt boyutlarından uzaktan eğitime yönelik teknolojik öz yeterlikleri, uzaktan fen bilimleri öğretimine yönelik öz ve uzaktan eğitime yönelik olumsuz öz yeterliklerinin mesleki kıdem ve eğitim durumlarına göre farklılaşma gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulgularına göre fen bilimleri öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik öz yeterlik ölçeğinden aldıkları toplam puanlar ile teknolojik pedagojik alan bilgisi öz güven ölçeğinden aldıkları toplam puanların arasında istatistiki anlamda güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Argümantasyon temelli fen öğretiminin 8. sınıf öğrencilerinin mutasyon-modifikasyon konusundaki kavram yanılgılarının giderilmesindeki etkisi
Bu çalışmada ortaokul 8.sınıf öğrencilerin mutasyon-modifikasyon konusundaki kavram yanılgılarının tespiti, kavram yanılgılarının giderilmesinde argümantasyon temelli fen öğretiminin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada öğrencilerin kavramsal değişiminin gözlenebilmesi amacıyla tek grup üzerinde uygulanan ön test-son test desenli basit deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Düzce ili Gölyaka ilçesinde bir ortaokulda öğrenim gören 28 8.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma örneklemi amaçlı örnekleme yöntemine uygun olarak seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak kavram yanılgılarının tespiti için iki aşamalı teşhis testi, kavram yanılgılarının giderilmesi için kavram haritaları, kavram karikatürleri, kavramsal değişim metinleri, yarışan teoriler ve ifadeler tabloları kullanılmıştır. Araştırmanın başında iki aşamalı teşhis testi ön test olarak uygulanarak öğrencilerin sahip olduğu kavram yanılgıları belirlenmiştir. Kavram yanılgıları belirlendikten sonra argümantasyon temelli fen öğretimi kapsamında mutasyon-modifikasyon konulu etkinlikler ile kavram eğitimi tamamlanmıştır. Eğitimin sonunda iki aşamalı teşhis testi son test olarak uygulanarak öğrencilerdeki kavram yanılgıları tekrar tespit edilmiştir. Araştırmada verilerin çözümlenmesinde ilişkili örneklemler t-testi kullanılmıştır. Analizler SPSS programı ile yapılmıştır. Uygulama sonucuna göre öğrencilerin çalışma başındaki kavram yanılgısına sahip olma düzeylerinin çalışma sonunda olumlu yönde azaldığı görülmüştür. Öğrencilerin hem kavram yanılgısı sayısı olarak hem de toplam puan olarak gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuçlara bağlı olarak yapılan çalışma 'DNA ve Genetik Kod' ünitesindeki diğer kavramlar ile ilgili yanılgılar için de yapılabilir. Anahtar kelimeler: Argümantasyon temelli fen eğitimi, Kavram yanılgısı, Mutasyon-modifikasyon.
Biyomimikri uygulamalarının ortaokul öğrencilerinin yaratıcı düşünme becerileri ve tasarımları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, doğanın devamlılığını sağlayan form, yapı ve işlevlerin günlük hayatta ve teknolojiye uyarlanmasına temel olan biyomimikri uygulamalarının ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin bilimsel yaratıcılıklarına ve tasarımları üzerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada iç içe gömülü karma desen kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında ise durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Düzce ili merkez ilçesindeki bir devlet ortaokulunda kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen farklı şubede öğrenim gören 20 deney, 27 kontrol grubunda olmak üzere toplam 47 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler, 2021-2022 eğitim öğretim yılında toplanmıştır. Deney grubu öğrencilerine biyomimikri uygulamaları, kontrol grubu öğrencilerine programa dayalı öğretim uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından iki alan uzmanı görüşü alınarak dört etkinlik geliştirilmiştir. Geliştirilen dört etkinlikten ilki sadece deney grubuna uygulanmıştır. Uygulama öncesi deney grubu öğrencilerine biyomimikri bilgilendirme eğitimi yapılmıştır. Diğer üç etkinlik deney grubuna biyomimikri uygulamaları entegre edilerek, kontrol grubuna ise programa dayalı öğretim yöntemleri ile uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında ''Bilimsel Yaratıcılık Testi (BYT)'' ön test ve son test olarak uygulanılarak kullanılmıştır. Açık uçlu 7 sorudan oluşan BYT sorularından elde edilen veriler içerik analizi ile soruların puanlanması sonucu elde edilen veriler ise bağımsız örneklem t testi ile analiz edilmiştir. Hazırlanan etkinliklerde yer alan gerçek yaşam problemlerinin sonundaki öğrencilerin çizimleri ise biyomimikriden esinlenip esinlenmeme durumlarına göre içerik analizi ile analiz edilmiştir. Öğrenci çizimlerinden elde edilen nitel veriler sonucunda, deney grubu öğrencilerinin tasarımlarında kontrol grubu öğrencilerine göre biyomimikriden yüzde olarak daha fazla etkilendiği görülmüştür. Çalışmanın sonucunda; biyomimikri uygulamalarının kullanılmasının öğrencilerin bilimsel yaratıcılıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Biyoçeşitlilik, enerji dönüşümleri, insan ve çevre, mühendislik tasarım süreci gibi alanları biyomimikri merceğiyle öğretmek, öğrencilerin doğanın akılcı problemlerini gözlemleyerek yaratıcı düşünmelerine ve doğanın insanlığa sunduğu çözümleri kavramalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin çevre bağlamında sistemsel düşünme becerilerine yönelik bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmada öncelikle ortaokul öğrencilerinin (5, 6, 7 ve 8. sınıf) çevre bağlamında sistemsel düşünme becerilerini belirlemek amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Daha sonra geliştirilen ölçek aracılığıyla ortaokul öğrencilerinin çevre bağlamında sistemsel düşünme becerilerinin (analiz, sentez, uygulama düzeyleri puanları ve toplam puanları için) çeşitli değişkenler açısından araştırılması amaç edinilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde yapılmış nicel bir çalışmadır. Araştırmada 2021–2022 eğitim öğretim yılında Düzce il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim gören, farklı sınıf seviyelerinden 347 kız, 404 erkek toplam 751 ortaokul öğrencisiyle çalışılmıştır. Ayrıca yapılan bu çalışmada ölçek, geçerliği ve güvenirliği için kavramsal çerçeveye bağlı kalınarak alan uzmanlarının görüşleri doğrultusunda geliştirilmiş ve iki pilot çalışma yürütülmüştür. Birinci pilot çalışmada farklı sınıf seviyelerinden 67 kız, 43 erkek toplam 110 öğrenciyle, ikinci pilot çalışmada 5. sınıf öğrencilerinden 37 kız, 46 erkek toplam 83 öğrenciyle çalışılmıştır. Elde edilen ölçek 13 çoktan seçmeli sorudan oluşmaktadır. Soruların oluşturulmasında X tipi (Type X) çoktan seçmeli sorulardan, zaman boyunca değişim grafiklerinden ve döngüsel şemalardan yararlanılmıştır. Elde edilen verilere KR-20 formülünün hesaplaması, test-tekrar test güvenirliği hesaplaması, betimleyici istatistikler, normallik testleri, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Verilerin analizine göre ortaokul öğrencilerinin çevre bağlamında sistemsel düşünme becerileri, bu becerilerin analiz ve sentez düzeyi puanları ile toplam puanları açısından iyi düzeyde, uygulama düzeyi puanları açısından orta düzeyde bulunmuştur. Ortaokul öğrencilerinin cinsiyetlerine göre sistemsel düşünme becerilerinde anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Sınıf seviyelerine göre bakıldığında ise ölçeğin sentez ve uygulama düzeyindeki puanlar için sınıf seviyeleri arasında anlamlı farklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yapılan analizlere göre ölçeğin sentez ve uygulama düzeyindeki sorulardan yüksek puan alan öğrencilerin, "sistem" kelimesinin anlamını doğru belirleyebildikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Geometrik düşünme alışkanlıklarının geliştirilmesine yönelik hazırlanan öğretim tasarımının ortaokul öğrencilerinin bilişsel ve duyuşsal öğrenmelerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin geometrik düşünme alışkanlıklarını geliştirecek bir öğretim tasarımının yapılarak, bu öğretim tasarımının öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal öğrenmelerine olan etkisini belirlemektir. Ayrıca yapılan klinik mülakatlar ile belirlenen öğrencilerin geometrik düşünme alışkanlıklarını kullanmadaki değişimleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Öğretim tasarımını geliştirmek için ADDIE [Analyze (Analiz), Design (Tasarım), Development (Geliştirme), Implementation (Uygulama), Evaluation (Değerlendirme)] öğretim tasarımı modeli esas alınmıştır. Belirtilen amaçlara ulaşmak için araştırma gelişmiş karma yöntem araştırma desenlerinden müdahale karma yöntem deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel kısmı ön test-son test eşleştirilmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen ile yürütülürken, nitel kısmı klinik mülakatlar ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılı Samsun ili İlkadım ilçesinde yer alan bir devlet ortaokulundaki 30'u deney grubu, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Deney grubundaki öğrencilere geometrik düşünme alışkanlıklarını geliştirici bir öğretim uygulanırken, kontrol grubu 2018 ortaokul matematik dersi öğretim programına göre hazırlanan 7. sınıf matematik ders kitabına göre (MEB yayınları) dersler işlenmiştir. Her iki gruptada 2018 ortaokul matematik dersi öğretim programı 7. sınıf geometri ve ölçme öğrenme alanındaki 12 kazanıma dair öğretim süreci yapılmıştır. Klinik mülakatlar farklı akademik başarı düzeyinden seçilen 6 öğrenci (2 yüksek, 2 orta, 2 düşük) ile deneysel uygulamadan önce ve sonra gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak geometrik düşünme alışkanlıklarını belirleme sınavı (GDABS), geometri başarı testi (GBT), Van Hiele geometrik düşünme testi (VHGDT), geometri tutum ölçeği ve geometri öz-yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Nitel veriler ise öğrencilerle yapılan klinik mülakatlar ile araştırmacı alan notlarından elde edilmiştir. Veri toplama süreci 4 hafta ve deneysel uygulama süreci 8 hafta toplam araştırma 12 hafta sürmüştür. Nicel veriler IBM SPSS 25.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analizler, normal dağılım testleri, bağımsız örneklemler t-testi, bağımlı örneklemler t-testi, bağımlı örneklemler Wilcoxon işaretli sıralar testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve tek yönlü ANCOVA testlerinden faydalanılmıştır. Nitel veriler geometrik düşünme alışkanlıkları tematik çerçevesine göre betimsel yöntemle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda geometrik düşünme alışkanlıklarına dayalı öğretim yapılan deney grubunun, geometrik düşünme alışkanlıkları belirleme sınavı, geometri başarı testi, Van Hiele geometrik düşünme testi, geometri tutum ölçeği ve geometri öz-yeterlik ölçeği son test puan ortalamalarının kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Klinik mülakatlardaki sonuçlara göre farklı akademik başarı seviyesinde bulunan tüm öğrencilerin geometrik düşünme alışkanlıklarını kullanma becerisinin arttığı gözlenmiştir. Öğrencilerin en fazla ilişkilerle muhakeme etme alışkanlığı ile keşif ve yansıtmayı dengeleme alışkanlıklarını kullandıkları belirlenmiştir. Değişmezleri araştırma alışkanlığı ile geometrik fikirlerin genellemesi alışkanlığı kullanımında gelişim görülse de diğer iki alışkanlığa oranla daha az gelişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra düşük akademik başarı seviyesindeki öğrencilerin deneysel uygulamadan sonra ileri düzey genellemeler yapabildikleri ve dinamik düşünebildikleri belirlenmiştir. Diğer bir sonuç ise geometrik düşünme alışkanlıkları kullanımı artan tüm öğrencilerin problemleri doğru biçimde çözme başarılarının belirgin biçimde arttığı gözlenmiştir. Son olarak ise ilişkilerle muhakeme alışkanlığının diğer üç geometrik düşünme alışkanlığı için öncül bir alışkanlık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre geometrik düşünme alışkanlıklarının geliştirilmesi için öğretmenlere, araştırmacılara ve öğretim programı hazırlayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının yapay zekâ uygulamalarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, fen bilgisi öğretmen adaylarının yapay zekâ (YZ) uygulamalarına yönelik tutumlarını ve görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel amacı, öğretmen adaylarının YZ teknolojilerine yönelik tutumlarını anlamak ve bu tutumların cinsiyet, sınıf düzeyi ve bölge değişkenlerine göre nasıl farklılık gösterdiğini belirlemektir. Araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler, 245 fen bilgisi öğretmen adayına uygulanan Yapay Zekâ Uygulamaları Tutum Ölçeği (YZUTÖ) ile toplanmıştır. Nitel veriler ise, öğretmen adaylarına yöneltilen 10 yarı yapılandırılmış görüşme sorusuna verilen yanıtlar üzerinden elde edilmiştir. Katılımcılar, Türkiye'nin 7 farklı bölgesinden rastgele seçilmiştir. Nicel veriler için kullanılan YZUTÖ, 20 maddeden oluşan 5'li Likert tipi bir ölçektir. Nitel veriler, görüşme sorularına verilen yanıtların temalar, alt temalar ve kategoriler halinde analiz edilmesiyle toplanmıştır. Görüşme soruları, YZ uygulamalarının eğitimdeki potansiyel faydaları, öğretmen rolleri üzerindeki etkileri, yeterlilik düzeyi, etik kaygılar ve entegrasyon planları gibi konuları kapsamaktadır. Elde edilen nicel veriler, betimsel istatistikler ve çıkarımsal istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü ANOVA, cinsiyet, sınıf düzeyi ve bölge değişkenlerine göre anlamlı farklılıkları belirlemek için kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemiyle temalar, alt temalar ve kategoriler halinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları, öğretmen adaylarının genel olarak YZ teknolojilerine yönelik olumlu bir tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Ancak, cinsiyet, sınıf düzeyi ve bölge değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Kadın katılımcılar erkeklere göre daha olumlu tutum sergilerken, 3. sınıf öğrencileri diğer sınıf düzeylerine göre daha olumlu tutumlara sahiptir. Karadeniz bölgesindeki katılımcılar, YZ uygulamalarına en olumlu tutumu sergilemektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, eğitim programlarının öğretmen adaylarının YZ teknolojileri konusundaki bilgi ve yeterliliklerini artıracak şekilde yeniden yapılandırılması önerilmektedir. Ayrıca, bölgesel farklılıkları azaltmak için eşit erişim ve destek sağlanması önemlidir. Eğitim stratejilerinin, cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılaştırılarak, öğretmen adaylarının YZ teknolojilerine yönelik tutumlarını iyileştirmeye yönelik olması gerektiği vurgulanmaktadır.
7. sınıf fen bilimleri dersinde Scratch destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve derse ilişkin görüşlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, 7. sınıf fen bilimleri dersi ışığın madde ile etkileşimi ünitesinin öğretiminde Scratch destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına, motivasyonlarına ve derse ilişkin görüşlerine etkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Kastamonu ili Şenpazar ilçesinde bir devlet ortaokulunda öğrenim gören 37 öğrenci araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Rastgele olarak seçilen deney grubunda 20, kontrol grubunda ise 17 öğrenci bulunmaktadır. Çalışmada, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yönteminin bir çeşidi olan sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmada, öncelikli olarak nicel veriler, daha sonra ise nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri, ışığın madde ile etkileşimi ünitesi akademik başarı testi ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği ile, nitel verileri ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada, Scratch destekli uygulamaların öğrencilerin akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisini belirlemek için deneysel araştırma yöntemlerinden ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Ayrıca, deney grubundan belirlenen dokuz öğrencinin Scratch destekli etkinliklere ve derse ilişkin görüşlerini almak için onlara uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nitel veriler toplanarak durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. İlgili ünite konuları kontrol grubundaki öğrencilere 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'na göre anlatılırken, deney grubundaki öğrencilere ise mevcut programa ilaveten Scratch destekli uygulamalar ile anlatılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, deney grubu öğrencilerinin akademik başarılarında kontrol grubundaki öğrencilere kıyasla istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Motivasyonlarında ise sadece performans alt boyutunda deney grubundaki öğrenciler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilirken, araştırma, iletişim, işbirliği ve katılım alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Deney grubundan seçilen dokuz öğrenciye uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen verilere göre ise öğrenciler; konuyu iyi öğrendiklerini, derse olan ilgi ve isteklerinin daha da arttığını, derslerin daha eğlenceli ve akıcı olduğunu, kişisel performanslarını daha iyi sergileyebildiklerini ve aynı zamanda diğer dersler için de Scratch uygulamalarından yararlanmak istediklerini belirtmişlerdir. Scratch programının algoritma ve öğrencilerin bilgi-işlemsel düşünme becerilerini geliştirmek için fen bilimleri derslerinde daha fazla kullanılması önerilmektedir.
Ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi
Finansal okuryazarlık, bireylerin bütçelerini yönetirken bilinçli değerlendirmelerde bulunabilme ve etkili finansal kararlar alabilme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bütçe oluşturmak, tasarruf yapmak, tasarruflarını doğru yönetmek, finansal risklere karşı hazır bulunmak ve emeklilik planlaması yapmak gibi finansal yeterliliklere bireyler yaşamları boyunca ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla tüm dünyada finansal okuryazarlığı geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Finansal okuryazarlığı geliştirme sürecindeki en önemli faktör, hedefleri iyi belirlenmiş bir finansal eğitim programını toplumun tüm kesimlerine sunabilmektir. Eğitim süreci boyunca edindikleri finansal bilgi, beceri ve tutumları davranışlarına yansıtabilen bireyler finansal okuryazar olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada yedinci ve sekizinci sınıfta öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri, PISA araştırmalarındaki finansal bağlamdaki problemler incelenerek oluşturduğumuz sorularla ölçülmüştür. Ardından katılımcıların finansal okuryazarlık puanları; cinsiyet, ebeveynlerinin eğitim düzeyi, Türkçe ve matematik derslerindeki başarı puanları değişkenleri açısından incelenmiştir. Yapılan finansal okuryazarlık başarı testinde katılımcılar 100 puan üzerinden 43,625 puanlık bir performans göstermişlerdir. Katılımcıların finansal okuryazarlık düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşma göstermediği görülürken; annelerinin ve babalarının eğitim düzeyleri, Türkçe ve matematik dersi başarılarına göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda ebeveynlerin eğitim düzeyleri arttıkça bireylerin finansal okuryazarlık puanlarının genel olarak arttığı görülmektedir. Matematik ve Türkçe ders başarılarının artmasıyla birlikte de finansal okuryazarlık puanlarının artma eğilimde olduğu görülmektedir.
LGS ve yazılı sınavlardaki matematik sorularının bilişsel istem düzeyi ve bilgi türlerine göre karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmada 8.sınıf matematik yazılı sınav kağıtları ile 2018-2023 yılları arasında uygulanan LGS matematik sınavında yer alan soruların bilişsel istem düzeyleri ve matematiksel bilgi türlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında, LGS matematik sınavındaki soruların yakın oranda ilişkilendirmeye dayalı ve dayanmayan bilişsel istem düzeyinde yer aldığı, matematiksel bilgi türünde işlemsel ve kavramsal bilgiyi birlikte kullanılan kategoride yer aldığı tespit edilmiştir. Yazılı sınav kağıtlarında yer alan sorular ise bilişsel istem düzeyinde ilişkilendirmeye dayanmayan matematiksel yöntem düzeyinde, matematiksel bilgi türünde ise daha çok işlemsel bilgi türünde dağılım göstermektedir. Her iki sınav türünde de matematik yapma bilişsel istem düzeyinde çok az soru dağılımına sahip olduğu belirlenmiştir. LGS ve yazılı sınav kağıtlarında yer alan soruların bilişsel istem düzeylerine ve matematiksel bilgi türlerine göre dengeli bir dağılım göstermediği tespit edilmiştir.
Kesirler konusunun öğretiminde GeoGebra yazılımı ile matematiksel modeller kullanımının 5. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve matematik tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, Matematik dersi "Kesirler" konusunun öğretiminde dinamik geometri yazılımlarından biri olan GeoGebra programının öğrencilerin akademik başarılarına ve matematik dersine yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Çalışma, 2020-2021 eğitim-öğretim yılı güz yarıyılında Ankara ilinin Gölbaşı ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir devlet okulunun 5. sınıfta öğrenim görmekte olan 37 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 18 öğrenci ve kontrol grubunda 19 öğrenci olmak üzere gruplar rastgele olarak belirlenmiş olup, çalışma haftada 5 ders saati olmak üzere toplam 20 ders saati sürdürülmüştür. Araştırmada ön test- son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney grubunda dersler GeoGebra ile hazırlanan matematiksel modeller ile işlenirken, kontrol grubunda mevcut matematik müfredatına bağlı kalınarak ders kitaplarının önerdiği yöntem ve modellere göre öğretim yürütülmüştür. Çalışmada gruplara, araştırmacı tarafından geliştirilmiş 12 sorudan oluşan "Başarı Testi" ve Aşkar (1986) tarafından geliştirilmiş "Matematik Tutum Ölçeği" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Çalışmanın verileri SPSS 26.0 istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, GeoGebra ile hazırlanan matematiksel modeller ile işlenen dersin öğrencilerin matematik başarılarına etkisine anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca matematik tutum ölçeğinden elde edilen verilerin analiz sonuçlarına göre deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin matematiğe yönelik tutum düzeylerinin birbirine denk olduğu tespit edilmiştir.
Argümantasyon etkinliklerinin ortaokul öğrencilerinin proje ödevi belirlerken oluşturdukları argümanların kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışma ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin proje ödevlerini belirlerken oluşturdukları yazılı argümanların kalitesine üzerine argümantasyon etkinliklerinin etkisini belirlemek amacı ile yapılmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasına yer verilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Düzce il merkezinde yer alan bir devlet ortaokulunun 8.sınıfta öğrenim gören 28 öğrenci oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin proje ödevlerini belirlerken oluşturdukları yazılı argümanların kalitesini belirlemek için yazılı argümantasyon formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma etkinlikleri öncesinde ve sonrasında yazılı argümantasyon formu ile veriler toplanmıştır. Araştırmacı tarafından argümantasyonun ne olduğuna dair bilgilerin verildiği argümantasyon eğitimi ile argümantasyon etkinlikleri, her biri 2'şer ders saati olmak üzere sekiz etkinlik toplam 16 ders saatinde araştırmaya katılan öğrencilere uygulanmıştır. Araştırma etkinlikleri öncesinde ve sonrasında toplanan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonunda araştırmaya katılan ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin argümantasyon etkinliklerinin oluşturdukları argümanların kalitesi üzerine olumlu yönde etkisi görülmüştür. Proje ödevlerinin belirlenmesinde argümantasyon kullanılarak öğrencilerin bilinçli karar vermesi sağlanabilir. Proje ödevlerinin belirlenmesinde argümantasyon sürecinin işlemesi sağlanarak öğrencilerin proje ödevlerinin niteliğinde olumlu değişimler meydana gelebilir.
Matematik eğitiminde akıllı tahta kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve öz yeterlilik düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, matematik eğitiminde akıllı tahta kullanımının; ortaokul düzeyindeki öğrencilerinin akademik başarılarını ve öz yeterlilik düzeylerini nasıl etkilediğini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, Türkiye'nin kuzeyinde bulunan bir ilin merkez ilçesinden seçilen bir devlet okulunda 5. sınıfa devam eden 40 öğrenci oluşturmuştur. Bu araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel bir yöntem kullanılmıştır. Deney grubunda 19 öğrenci ile akıllı tahta (bilgisayar-projeksiyon-tahta bağlantısı) kullanılarak, kontrol grubunda 21 öğrenci ile sadece bilgisayar-projeksiyon-klasik tahta kullanılarak ders işlenmiştir. Geçerlilik ve güvenirliliği tespit edilen başarı testi ile ön test uygulaması yapılmış olup, yıllık planın ön gördüğü süre sonunda da son-test uygulaması yapılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel veriler toplanmıştır. Veriler "Geometrik Cisimler Başarı Testi", "Geometrik Cisimler Alt Öğrenme Alanına Yönelik Öz-Yeterlilik Ölçeği", "Öğrenci Görüşlerini Alma Formu" ve "Öğretmen Görüşlerini Alma Formu" ile elde edilmiştir. Nicel veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 17.0 istatistik paket programı kullanılarak; nitel veriler ise, araştırmacı tarafından hazırlanan formlar okunarak ve belirli temalar altında toplanarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda geometrik cisimler alt öğrenme alanına yönelik öz-yeterlilik algıları ve akademik başarıları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir.
Matematik ders kitaplarında kullanılan alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının incelenmesi
Bu araştırmada 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında ortaokul Matematik ders kitaplarında bulunan alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarına ne sıklıkla ve nasıl yer verildiğini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmada 2023-2024 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ve MEB tarafından onaylanarak okutulan 5,6,7 ve 8. Sınıf Matematik ders kitapları veri toplama tekniklerinden doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. 2023-2024 eğitim öğretim yılında kullanılan 5.6.7. ve 8. Sınıf matematik ders kitaplarında alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımları incelenmiştir. Öncelikle her sınıf seviyesindeki ders kitabı konu ve ünite bazında analiz edilmiş, alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımları olup olmadığına karar verilmiştir. Daha sonra alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımları öğrenme alanlarına göre gruplandırılmıştır. Hangi alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımının ne sıklıkla verilip verilmediği belirlenmiştir. Daha sonra ise alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının kullanım amaçlarına göre ders kitaplarındaki dağılımı belirlenmiştir. İncelemeler sonucunda elde edilen veriler betimsel analiz yönteminden yararlanılarak tablolaştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda Matematik ders kitaplarında çoğunlukla geleneksel değerlendirme tekniklerine odaklanılırken, alternatif yöntemlere daha az yer verildiği tespit edilmiştir. Matematik ders kitaplarında yer alan alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının sınıf seviyelerine göre dengeli dağılım göstermediği dikkat çekmektedir. En fazla 8. Sınıf düzeyinde alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımına rastlanılmıştır. Matematik öğrenme alanlarındaki alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarının dağılımı incelendiğinde ise en fazla ''geometri ve ölçme'' ve ''sayılar ve işlemler'' öğrenme alanlarında yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak ortaokul matematik ders kitaplarında alternatif ölçme değerlendirme yaklaşımlarına yeterince vurgu yapılmadığı ancak bu tür yöntemlerin öğrencilerin daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine ve eğitim sürecinin daha etkili hale getirilmesine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER:Matematik, Alternatif Ölçme Değerlendirme Yaklaşımları, Ders Kitapları.