
1,393
Archived Theses
6
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan Yeşiltepe, Aydınpınar ve Hürriyet Ortaokulları çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Okulların seçiminde tabakalı örneklem tekniği ile basit tesadüfi yöntem kullanılmıştır. 8. sınıfta öğrenim gören 331 öğrenci örneklemi oluşturmakta ve evreni temsil ettiği düşünülmektedir. Bu araştırma "Nicel Yöntem"de olup "İlişkisel Tarama Modeli"nde tasarlanmıştır. Belirlenen okulların 8. sınıf öğrencilerine anket uygulaması 22.09.2020 ile 20.10.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formunun yanında Konuşma Kaygısı Ölçeği ( Keşaplı ve Çifci, 2017), Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Hazar ve Hazar, 2017), Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (Özgenel, Canpolat ve Ekşi, 2019), Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği - Kısa Versiyonu (Şata ve Karip, 2017) kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının normallik dağılımına uygun olup olmadığı Kolmogorov-Smirnov Testi ile değerlendirilmiş ve ölçeklerin analizi için ikili grupların karşılaştırılmasında parametrik testlerden Bağımsız Örneklemler T Testi, ikiden fazla grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında Tek Yönlü Anova Testi ve farklı puan değerine sahip değişkenlerin karşılaştırılmasında Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları; cinsiyet, anne baba eğitim seviyesi, sahip olunan dijital araç sayısı, dijital araçları kullanım süreleri ve başarı değişkenleri bakımından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arttıkça konuşma kaygılarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Konuşma Kaygısı, Dijital Oyun Bağımlılığı, Sosyal Medya Bağımlılığı, Akıllı Telefon Bağımlılığı
İbrahim Aşkî'nin [Tanık] çocuk edebiyatı ve eğitimindeki yeri
Bu çalışma, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi'nde eğitimci ve yazar olarak tanınan İbrahim Aşkî'nin çocuk edebiyatı ve eğitimi alanındaki görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, birincil kaynaklar olarak Aşkî'nin eserlerine, ikincil kaynaklar olarak da hakkında yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Aşkî'nin çocuk edebiyatı ve eğitimi hakkındaki görüşleri ortaya konmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda onun eğitim düşüncesinin hem geleneksel hem de modern yaklaşımları içerdiği görülmüştür. Edebiyatla ilgili düşüncelerini, hazırladığı/yazdığı kitaplarla somutlaştırdığı ve bunların öğretimin çeşitli kademelerinde ders kitabı olarak okutulduğu belirlenmiştir. Aşkî, çocuk edebiyatı çalışmalarının hız kazandığı II. Meşrutiyet Dönemi'nde Çocukların Şiir Defteri'ni yazarak ülkemizde henüz emekleme çağındaki çocuk edebiyatına önemli bir katkıda bulunmuştur. Bu eseri yazmakla çocukları sanatın, edebiyatın estetik değerleriyle buluşturmayı amaçladığını söylemek mümkündür. Bunu yaparken çocuk gerçekliğini ve onların bilişsel, dilsel, ahlaki ve toplumsal özelliklerini göz önünde bulundurduğu bir gerçektir. İbrahim Aşkî'nin yazdığı eserlerin bir bütün olarak incelenmediği görülmüş olup dolayısıyla bütün eserlerini göz önüne almadan yapılmış ve yapılacak her çalışmanın kaderinin bir bitmemişlikle malul olacağı anlaşılmıştır. Bu sebeple çalışmamızda onun telif ve tercüme eserlerinin tamamı incelenmiştir. Hepsi ayrı bir değere sahip olan eserlerinin tamamı, bütüncül bir bakış açısıyla irdelenmeye çalışılmıştır.
Türkçe öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılık durumları
Öğretim materyalleri öğrenme-öğretme sürecinin önemli unsurlarından biridir. Özellikle ders kitapları en sık ve yaygın kullanılan öğretim materyali olması nedeniyle ayrı bir önem taşımaktadır. Türkçe eğitiminde de büyük bir yer tutan ders kitaplarına öğretmenlerin bağlılık durumlarının belirlenmesi önemlidir. Bu nedenle bu çalışmada Türkçe öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Alanyazının incelenmesi sonucunda Türkçe öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılık durumlarına ilişkin ölçekleme temelli bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle öncelikle Türkçe öğretmenlerinin ders kitaplarına bağlılıklarını belirlemek için bir ölçek geliştirme süreci gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, madde havuzunu oluştururken alanyazından yararlanılmış, uzman görüşü alınmış ve öğretmenlerle odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilinde görev yapan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Gaziantep ili merkez ilçelerinde (Şahinbey, Şehitkâmil) görev yapan 263 Türkçe öğretmenidir. Ölçek geliştirme sürecinde ilgili alanyazın taranmış, odak grup görüşmesinin verileri ve uzman görüşleri göz önünde bulundurularak madde havuzu oluşturulmuştur. Sonra ön deneme çalışmaları ve pilot uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Sonrasında Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmış ve ölçekte 4 alt boyut belirlenmiştir. Daha sonra AFA'da ortaya çıkan yapıyı doğrulamak için Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. Analiz sonucunda ölçeğin iyi uyuma sahip olduğu ve modelin doğrulandığı belirlenmiştir (RMSEA=,065, GFI=,88, AGFI=,845, CFI=,953, NFI=,913). Böylelikle geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir. Ortaya çıkan ölçek, 263 Türkçe öğretmenine uygulanmıştır. Türkçe öğretmenlerinin Türkçe ders kitapların bağlılıkları, toplam bağlılık puanının ortalamasına göre belirlenmiş ve bu bağlılıklarıyla cinsiyet, yaş, hizmet yılı, mezun olunan fakülte ve eğitim durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığına bakılmıştır. Araştırmaya katılan 263 Türkçe öğretmeninin ölçekten aldığı toplam puanın ortalaması 62,80'dir. Hesaplamalar sonucunda Türkçe öğretmenlerinin %59,81 oranında Türkçe ders kitaplarına bağlı kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin Türkçe ders kitaplarına bağlılıklarıyla yaşları, hizmet yılları ve eğitim durumları arasında anlamlı bir fark bulunmuş; cinsiyet ve mezun olunan fakülte değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Ders Kitabına Bağlılık, ölçek geliştirme, ders kitabı, öğretmen kılavuz kitabı, öğrenci çalışma kitabı.
Sosyal bilgiler ve sınıf öğretmen adaylarının coğrafya öğretimine yönelik teknolojik pedagojik ve alan bilgisi yeterlilikleri
Bu çalışmanın amacı; Teknolojik, Pedagojik ve Alan Bilgisi Ölçeği ile sosyal bilgiler ve sınıf öğretmen adaylarının coğrafya öğretimine yönelik TPAB düzeyleri ve bu düzeyler (TB, PB, AB, TPB, TAB, PAB ve TPAB) arasındaki ilişkileri çok yönlü incelemektir. Araştırmanın örneklem grubu Gaziantep Eğitim Fakültesi ile Nizip Eğitim Fakültesinde okumakta olan Sınıf öğretmeni ve Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırma bulgularına göre; katılımcı grubun büyük bölümünün kişisel bilgisayarı bulunmamaktadır. Öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumunda ihtiyaç duyduğu teknolojiye ulaşamamaktadır. Daha önceden teknolojiye yönelik herhangi bir eğitim almamışlardır. Bununla birlikte katılımcı grubun Teknolojik, Pedagojik ve Alan Bilgisi Ölçeğinden elde edilen puanlar göz önünde bulundurulduğunda alan bilgisi (AB) yeterliliği sadece öğrencinin kendine ait bilgisayarının olması durumu, okuduğu bölüm ve ebeveyn eğitim durumu ile anlamlı düzeyde ilişkili iken, diğer bileşenler, yani TB, PB, PAB, TAB, TPB ve TPAB bilgi düzeyleri ise bu üç değişkene ek olarak, öğrenim gördüğü eğitim kurumundaki teknolojik olanaklara erişebilme durumundan; teknoloji ile ilgili daha önceden herhangi bir eğitim alıp almama durumu ile ilişkili olduğu görülmektedir.
Öğretmen adaylarının toplumsal uzaklıkla ilgili görüşleri
Öğretmen adaylarının toplumsal uzaklık konusundaki görüşlerini tespit etmeye yönelik bu çalışmada, nicel araştırma deseni ve betimsel- tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep Üniversitesinde Sosyal Bilgiler, Türkçe, Matematik ve Sınıf öğretmenliği bölümlerinde 2017-2018 yılında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak beşli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Bogardus'un kullandığı ölçeğe araştırmacının kendisi tarafından yeni maddeler de eklenerek yeniden düzenlenmiştir. Oluşturulan ölçek dört yüz bir öğretmen adayına uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. SPSS programına girilen verilerin analizi için yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t testi ve varyans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, kadınların toplumsal uzaklık puanları ile erkeklerin toplumsal uzaklık puanları arasında anlamlı bir farklılaşma meydana geldiği, farklı yaş düzeyinde bulunan katılımcıların toplam uzaklık puanlarının istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği ve katılımcıların toplumsal uzaklık puanlarının gelir düzeyi değişkenine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler, Toplum, Toplumsal Uzaklık, Öğretmen Adayları
Okul kavramı bağlamında Türk çocuk edebiyatı metinlerinde millî eğitimin genel amaçları ile uyuşmayan ifadeler
Okul, öz bir tabirle bir eğitim öğretim ortamıdır. Bu eğitim öğretim, yalnızca akademik kaygılarla gerçekleşmemektedir. Okul, bir manada toplumu inşa eden; vatandaşların karakteristik özelliklerini, kişilik yapılarını şekillendiren, ülkelerin ekonomik ve teknik konumunu belirleyen kurumlardır. Okul, aynı zamanda sosyal ilişkilerin temelinin atıldığı, milletlerin geçmişiyle geleceğini kucaklaştıran değer aktarımının gerçekleştiği mekânlardır. Bu açıdan bakıldığında vatandaşların, öğrencilerin okula olan bakış açısı oldukça önemlidir. Çocuk edebiyatı yazarlarının, eserlerinde okulu ele alma biçimleri oldukça önemlidir. Yazarların eserlerinde, Millî Eğitim Temel Kanunu'nda yer alan okul algısıyla uyumlu bir anlatı ortaya koyması hiç şüphesiz toplumda var olan okul algısını olumlu etkileyecektir. Bunun tam tersi durumda ise öğrencilerin okula olan bakış açısında birtakım sorunların ortaya çıkma ihtimali ile karşı karşıya kalınabilir. Sosyal hayata ayna tutma özellikleri düşünüldüğünde edebî metinlerin, var oldukları çevreden, sosyal olgulardan etkilenmeleri tabiidir. Bu açıdan bakıldığı zaman çocuk edebiyatı eserlerinde okula olan bakış açısının sosyolojik yansımalarının olduğunu veyahut eserlerde okulda geçen menfi durumların sosyal hayatta bir gerçekliğinin olduğunu düşünmek mümkündür. Bu çalışmada Türk çocuk edebiyatı eserlerinde var olan okul algısı araştırılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi, örneklemi belirlerken ise ölçüt örnekleme modeli ile birlikte kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden yararlanılmıştır.
Dijital öykü ve eğitsel oyunla desteklenen ortaokul 6. sınıf sosyal bilgiler dersinin öğrencilerin akademik başarılarına, derse yönelik tutumlarına ve sosyal becerilerine etkisi
Sosyal bilgiler dersinin temel hedeflerinden biri etkin ve üretken bireyler yetiştirmektir. Hiç kuşkusuz bu bireylerin yetiştirilmesi için çeşitli görsel ve işitsel materyallerle donatılmış, çağdaş öğretim model, strateji, yöntem ve tekniklerin kullanıldığı etkinliklere ve öğrenme ortamlarına ihtiyaç vardır. İlgili literatür incelendiğinde dijital öykü ve eğitsel oyunun sözü edilen öğrenci merkezli öğretim yöntemleri arasında olduğu görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, dijital öykü ve eğitsel oyunla desteklenen ortaokul 6. sınıf sosyal bilgiler dersinin öğrencilerin akademik başarılarına, derse yönelik tutumlarına ve sosyal becerilerine etkisini ortaya koymaktır. Karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık desenin kullanıldığı araştırmanın nicel boyutunda öntest/sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel boyutunda ise olgu bilim yöntemi işe koşulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Erzurum il merkezindeki bir okulda öğrenim gören toplam 59 ortaokul 6. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada rastgele ve amaçlı örnekleme yoluyla seçilen iki deney ve bir kontrol olmak üzere üç grup bulunmaktadır. Tüm gruplarda 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı Ortaokul 6. Sınıf "Etkin Vatandaşlık" öğrenme alanı kazanımları doğrultusunda hazırlanan ders kitabı ve 5E öğrenme modeline göre tasarlanmış öğrenme-öğretme etkinlikleri ile konular işlenmiştir. Ek olarak deney-1 grubunda dijital öyküden, deney-2 grubunda ise eğitsel oyundan yararlanılmıştır. Araştırma verileri; "Etkin Vatandaşlık Öğrenme Alanı Akademik Başarı Testi", "Sosyal Bilgiler Dersi Tutum Ölçeği", "Sosyal Beceri Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Nicel araştırma verileri analiz edilirken çıkarımsal istatistikler kullanılmış ve verilerin normal dağılım göstermesi sonucunda bağımlı örneklemler t testi ve tek yönlü varyans analizinden (ANOVA) yararlanılmıştır. Nitel uygulama verileri ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarılarındaki, tutum ve beceri düzeylerindeki artışın en fazla dijital öykü yönteminin kullanıldığı deney-1 grubu lehine olduğu, bu durumu eğitsel oyun yönteminin kullanıldığı deney-2 grubunun takip ettiği tespit edilmiştir. Kontrol grubunda bulunan öğrencilerin akademik başarılarındaki, tutum ve beceri düzeylerindeki artışın ise deney gruplarına göre daha düşük düzeyde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.
İnönü döneminde Türkiye'de spor politikası (1938-1950)
Spor, geçmişten günümüze gelişen ve değişen bir olgu halinde varlığını sürdürürken, farklı dönemlerde ve çeşitli amaçlarla topluma yön vermek için bir vasıta olarak kullanılmıştır. Türkiye'de de özellikle II. Dünya Savaşı döneminde sporun bu amaca yönelik olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu araştırmada İnönü döneminde Türkiye'de spor politikası (1938-1950) incelenmiştir. Çalışma kapsamında ilgili yıllar arasında beden eğitimi ve spor politikasına yönelik faaliyetler ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden tarihsel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Verilerin toplanmasında konu ile ilgili Cumhuriyet Arşiv Belgeleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, tutanak ve kanunlar dergileri, Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ile dönemin süreli yayınları arasındaki çeşitli dergi, gazete, kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler doküman analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmadan çıkarılan sonuçlar şunlardır: 1938 ile 1950 yılları arasında beden eğitimi ve spor faaliyetleri devlet himayesinde yürütülmüştür. Bu faaliyetlerde devletçi anlayışın daha baskın olması amacıyla Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'nün (BTGM) kuruluşu gerçekleştirilmiştir. II. Dünya Savaşı döneminde ülkedeki olumsuz şartlara rağmen devlet tarafından bu kuruluşa maddi yardım yapılmıştır. 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu çıkarılarak toplumun fiziksel ve zihinsel sağlığı önemsenmiştir. Aynı zamanda bu kanun ile ülke vatandaşlarının savaşa hazırlanması amaçlanmış, beden terbiyesi ve sporda seferberlik ilan edilmiştir. Bu dönemde tesisleşmede yaşanan artış ve uzman eğitici kadronun tedarik edilmesine yönelik yapılan çalışmalar sayesinde Anadolu'da beden terbiyesi ve spor faaliyetlerindeki gelişimin önü açılmıştır. 3530 sayılı Kanunun uygulanmasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle beden eğitimi ve spor seferberliği sağlanamamıştır. Ayrıca savaş döneminde uluslararası alanda düzenlenen şampiyonalar ve müsabakalar iptal edilmiş, sporun ülkeler arası dostluk ilişkisine olan katkısı kesintiye uğramıştır. Ancak savaş sonrasında yeniden düzenlenmeye başlanan uluslararası spor organizasyonlarıyla önemli sonuçlar elde edilmiştir. Bu bağlamda 1938-1950 yılları arasında uygulanan beden eğitimi ve spor politikasıyla ülke sporunun gelişimine önemli katkılar sağlanmıştır.
2019 programına göre hazırlanan 5, 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin söz varlığı açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Talim Terbiye Kurulu'nun 2019-2020 eğitim öğretim yılında okutulması için önerdiği Anıttepe Yayıncılık 5. sınıf Türkçe ders kitabı ile MEB Yayınları 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarının genel söz varlığını, okuma ve dinleme/izleme metinlerinden hareketle tespit etmek ve nitelikli söz varlığı unsurlarını ortaya koymaktır. Çalışma, betimsel tarama modelinde nitel bir araştırmadır. Çalışmanın inceleme nesnesi olan Türkçe ders kitaplarında yer alan metinler, genel söz varlığı ve nitelikli söz varlığı unsurları açısından incelenmiştir. Metinler, bilgisayar ortamında word programına aktarılmıştır. Metinlerde geçen sözler AntConc. 3.5.8 programıyla analiz edilerek Türkçe ders kitaplarının genel söz varlığı ve nitelikli söz varlığı unsurlarının sıklık listelerine ulaşılmıştır. Dilimizi zenginleştiren nitelikli söz varlığı unsurlarının yanı sıra metinlerde geçen yabancı sözler de incelenmiştir. Çünkü yabancı sözler, yabancı dillerin metinlerde ne derece etkili olduğunu ifade etmektedir. Araştırmada tüm sınıf seviyesindeki metinlerde yabancı sözler olduğu tespit edilmiştir. Sınıf kademesi ilerledikçe metinlerdeki bu sözlerin sayısında artış olurken, Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarında yer alan deyim, atasözü, özlü söz gibi nitelikli söz varlığı unsurlarının sayısında düzenli bir artış olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bazı sınıf kademelerinde atasözü, özlü söz, tekerleme gibi nitelikli söz varlığı unsurlarına yer verilmediği tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ders kitaplarında Türkçenin zenginliğini yansıtan nitelikli söz varlığı unsurlarının daha fazla yer aldığı metinlerin tercih edilebileceği ve bu unsurların sayısının kademeli olarak artması gerektiği gibi öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Söz Varlığı, Türkçe Ders Kitapları, Türkçe Eğitimi
Sosyal bilimler disiplinlerinin sosyal bilgiler programlarına ve ders kitaplarına yansıma durumları
Sosyal bilgiler, sosyal bilimler disiplinlerinden alınan içeriğin sade ve anlaşılır bir düzeye getirilerek ilköğretimde ders olarak verildiği bir kavramdır. Bu çalışma, birbirine yakın olan bu iki kavramdan yola çıkılarak sosyal bilimler disiplinlerinin sosyal bilgiler programlarına ve ders kitaplarına yansıma durumlarını incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmanın konusu, literatürdeki çalışmalara göre özgün olması, sosyal bilgiler içeriğinin büyük bölümünü oluşturan sosyal bilimler disiplinlerinin yansıma durumları ve sosyal bilgilerle ilişkisinin araştırılması, sosyal bilgiler programları ve sosyal bilgiler ders kitaplarına yönelik bir inceleme çalışması olması bakımından önemli görülebilir. Araştırma da nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamında belirli bir yol izlenmiş, amaçsal örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle 1998 SBELP, 2006 SBELP, 2018 SBELP, 2018 5.6.7. Sınıf SBÖP ve 2018 SBÖP'e göre hazırlanan 5.6.7. sınıf SBDK, belirlenen problem durumuna göre ele alınmıştır. Veri toplamak için formlar oluşturulmuş, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesi kullanılmıştır. Çalışma da veri analizi ise içerik analiziyle yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre SBEL SBÖP ve SBDK'ya programlarına yıllara göre yansıyan sosyal bilimler disiplinlerinde farklılıklar görülmüştür. Fakat sosyal bilimler disiplinlerinin eğitim, öğretim ve öğrenme sürecindeki üç aşaması olan SBELP, SBÖP ve SBDK arasından ilişkisel bir yansıma sorunu vardır. Sosyal bilimler disiplinlerinin ve yansıyan disiplin içeriklerinin programlarda ve ders kitaplarında belirli yerlerde uyumsuzluğu ve farklılığı görülmüştür. Ayrıca sosyal bilimler disiplinleri sosyal bilgiler içeriğine uygulamadan daha çok teorik olarak yansıtılmıştır. Elde edilen bulgulara göre sosyal bilgiler içeriğine "Tarih, Coğrafya, Felsefe, Sosyoloji, Ekonomi, Siyaset Bilimi, Hukuk, Vatandaşlık Bilgisi, İletişim, Antropoloji, Psikoloji, Sosyal Psikoloji, Dilbilim, Din(İlahiyat), Eğitim, Uluslararası İlişkiler" gibi sosyal bilimler disiplinleri yansımıştır. Programlara yansıyan sosyal bilimler disiplinleri ve dersleri yıllara göre farklı ders gruplarında ele alınmıştır. SBELP'te sosyal bilgilerin muhtevasını oluşturan derslerin birçoğu da içeriğini sosyal bilimler disiplinlerinden almıştır. Sonuç olarak sosyal bilimler disiplinlerinin sosyal bilgiler programlarına ve ders kitaplarına yeterince yansıtıldığı fakat belirli disiplinlerde ağırlıklı bir içeriğin olduğu görülmüştür.
Video destekli özdeğerlendirme etkinliklerinin öğrencilerin hazırlıklı konuşma becerisine etkisi
Bu araştırma, video destekli özdeğerlendirme etkinliklerinin öğrencilerin hazırlıklı konuşma becerisine etkisini belirlemek amacıyla 7. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2014-2015 öğretim yılının ikinci döneminde Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde bulunan Hürriyet Ortaokulu'nun 7. sınıflarına devam eden 60 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunu 18 kız, 12 erkek olmak üzere toplam 30 öğrenci; kontrol gurubunu ise 17 kız, 13 erkek olmak üzere toplam 30 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın uygulama bölümünde deney ve kontrol grubuna 8 hafta boyunca, hazırlıklı konuşma becerisi uygulaması yapılmış, deney grubunda konuşmacı olan bireylerin hazırlıklı konuşmaları videoya kaydedilmiş ve deney grubu öğrencilerine videolar teslim edilmiştir. Deney grubu videoları izledikten sonra konuşma becerisine yönelik özdeğerlendirme formuyla haftalık özdeğerlendirmelerini yapmışlardır. Kontrol grubu ise uygulama için belirlenen hazırlıklı konuşma becerisi konularını sunmuş, bireyler öğretmen tarafından geleneksel yöntem (öğretmen dönütü) ile değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler üzerinde Wilcoxon işaretli sıralar ve Mann Whitney U testi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlardan biri, video destekli özdeğerlendirme etkinliklerinin öğrencilerin hazırlıklı konuşma becerisi üzerinde etkili olduğu yönündedir. Araştırmadan elde edilen bir diğer sonuç, geleneksel yöntemle yapılan değerlendirmelerin öğrencilerin hazırlıklı konuşma becerisini geliştirmede olumlu bir katkısının olmadığını ortaya koymaktadır.
Sosyal bilgiler dersinde ilköğretim öğrencilerinin vatandaşlık ve demokrasi eğitimine ilişkin kazanım düzeylerinin incelenmesi
Günümüz modern çağda eğitim alanında yaşanan gelişmelere ve değişimlere baktığımızda; demokratik bir toplum ve vatandaşlık bilgisine sahip bilinçli bir toplum yetişmesi için vatandaşlık ve demokrasi eğitimi ile bilgi, beceri ve değerlerin kazandırılması hedeflenmektedir. Günümüzde sürekli değişen ve gelişen dünyada eğitim model ve programlarında yenilendiği ve değiştiğini görmekteyiz. Bu değişim içerisinde insan hakları, vatandaşlık ve demokrasi eğitimi gibi konular eğitimin merkezinde önemli bir yer edinmektedir. Bu alanlara duyulan ihtiyaç değişen dünya koşullarına rağmen giderek artmaktadır. Türk Eğitim sisteminde geçmişten günümüze kadar bu konular her daim kendine yer bulmuş ve önem arz etmiştir. Bu araştırmanın amacı; sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin 5., 6., 7., ve 8.sınıflarda verilen vatandaşlık ve demokrasi eğitimine ilişkin kazanım düzeylerinin belirlenmesi ve küreselleşen dünyada ihtiyacın getirdiği son dönemlerde artış gösteren özel okullar ile devlet okulları arasında karşılaştırmaktır. Araştırmanın verileri Gaziantep il merkezindeki devlet ve özel okullarında eğitim gören toplamda 398 ortaokul öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi SPSS 22.00 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında devlet ve özel okullarda öğrenim gören öğrencilerin cinsiyet, anne baba eğitim durumu, anne baba mesleği, gelir düzeyi gibi değişkenlerde farklılıklar olduğu gibi sonuçlar elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar ışığında da öğretmenler sosyal bilgiler dersinde vatandaşlık ve demokrasi eğitiminde dersi çekici kılacak materyallerden faydalanmalı, kitle iletişim araçlarından ve teknolojiden faydalanmalı gibi öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır.
Sosyal bilgiler dersinde probleme dayalı öğrenme yönteminin öğrencilerin, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerileri ile akademik başarılarına etkisi
Bu çalışma, ortaokul "Sosyal bilgiler" dersi bünyesinde yapılmıştır. Çalışma kapsamında, "Probleme Dayalı Öğrenme"(PDÖ) yöntemi ile geleneksel öğretim yöntemlerinin, öğrencilerin küresel sorunlara çözüm önerisi getirme konusundaki akademik başarılarına, yaratıcılıklarına ve küresel problemleri çözme becerilerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen modelinde tasarlanmıştır. Araştırmada deney grubunda probleme dayalı öğrenme yöntemi, kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak küresel sorunlar başarı testi, problem çözme envanteri ve yaratıcılık ölçeği kullanılmıştır. Geliştirilen başarı testi ve diğer ölçme araçları Şanlıurfa İli Eyyubi'ye ilçesindeki TOKİ Şehit Jandarma Komando Er Adnan Yaslı Ortaokulunda Sosyal bilgiler dersini alan 7.sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Hipotez testlerine ilişkin karşılaştırmalarda parametrik test olan eşleştirilmiş örnekler t-testi (pairedsamples t-test) kullanılmıştır. Araştırma sonunda, probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yönteminin öğrencilerin küresel sorunlara çözüm önerisi getirme konusundaki akademik başarılarında geleneksel öğretim yöntemlerine göre daha fazla artış sağladığı, öğrencilerin problem çözme becerilerinin artırılmasında da etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda hem problem çözme hem de geleneksel öğretim yöntemlerinin öğrencilerin yaratıcılık becerilerinde olumlu yönde artış sağladığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgulardan yola çıkarak PDÖ yönteminin küresel sorunları içeren tüm derslerde kullanılması gerektiği önerilmektedir. Ayrıca öğrenciler bu yöntemi benimsediklerini, ilk defa özgürce tartışabildiklerini ve böylece dersteki öğrenmelerin daha kalıcı olduğunu söylediler. PDÖ yönteminin küresel sorunlar konularını içeren diğer derslerde de kullanılmasının sorumluluk bilinci kazanmış, yaratıcı çözümler sunan öğrencilerin yetişmesinde etkili ve kalıcı bir rol oynayacağına inanılmaktadır.
4. sınıf sosyal bilgiler dersinde oyunla öğretim etkinliklerinin öğrenci açısından incelenmesi: Bir eylem araştırması
Araştırmanın amacı, 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde oyunla öğretimin "Üretim, Dağıtım, Tüketim" öğrenme alanında hedeflenen kazanımları öğrenmede, öğrencinin başarısına ve tutumlarına etkisinin belirlenmesidir. Araştırmada eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kastamonu ili merkez ilçesinde bulunan bir ilkokulda 4.sınıfta öğrenim gören 30 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada, Kan ve Gömleksiz (2013) tarafından geliştirilen "Sosyal bilgiler dersi tutum ölçeği" ile araştırmacı tarafından geliştirilen üretimden tüketime akademik başarı testi kullanılmıştır. Ayrıca öğrenci günlükleri, çalışma yaprağı, eğitsel oyunlar kullanılmıştır. Araştırmanın uygulama ve veri toplama aşamaları 7 hafta içinde 15 ders saati süresinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel veri analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda akademik başarı testi ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Akademik başarı testi ön test sonuçları kapsamında cinsiyete göre anlamlı farklılık olmasına karşın, son test sonuçlarına göre farklılık tespit edilmemiştir. Cinsiyete göre ön test ve son test sosyal bilgiler dersi tutum ölçeği sonuçları istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermemektedir. Sosyal bilgiler tutum ölçeği ön test puan ortalamaları son test tutum ölçeği puan ortalamaları ile karşılaştırıldığında son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrenci günlüklerinde en çok "eğlence" kavramı, ikinci olarak "öğreticilik" kavramı, son olarak da "sosyallik" kavramı ifade edilmiştir. Sosyal bilgiler dersinde oyunla öğretim uygulandığında öğrencilerin eğlenerek öğrendiği ve sosyalleştiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Benzer çalışmalar sosyal bilgiler dışında tüm ders ve tüm sınıf seviyelerinde yapılabilir. Okullarda oyunla öğretim uygulamaları artırılabilir. Verimli ve etkili bir öğretme ve öğrenme süreci oluşturmak için farklı konularda eğitsel oyunlarla dersler tasarlanabilir. Oyunla öğretim yönteminin önemini ortaya koyan beceri, bilgi, değer ve kavramlar etkili yöntem ve tekniklerle öğrencilere kazandırılabilir. ANAHTAR KELİMELER: Sosyal Bilgiler, Oyunla Öğretim, Eylem Araştırması, Eğitsel Oyunlar. Haziran 2023, 131 Sayfa
İkinci Dünya Savaşı Dönemi'nde Türkiye'de eğitim politikası (1939 – 1945)
Dünyadaki eğitim-öğretim hizmetleri çağlar boyunca toplumların gelişmesi için önemli bir fonksiyona sahip olmuştur. Pek çok olaydan etkilenen bu hizmetler İkinci Dünya Savaşı gibi büyük bir kaostan da müteessir olarak eğitim-öğretim faaliyetlerini etkilemiştir. Bu nedenle çalışmada İkinci Dünya Savaşı döneminde Türkiye'de uygulanan eğitim politikaları ile bu politikaların etkileri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak ele alınan konuda doküman incelemesi yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın kaynak materyalini Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Cumhuriyet Arşivi Belgeleri, resmi yayınlardan; TBMM Zabıt Ceridesi, kanunlar ve tutanak dergileri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ile dönemin süreli yayınlarından dergi ve gazetelerin yanı sıra, kitap, makale ve tezler oluşturmaktadır. Toplanan verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Türkiye'nin, İkinci Dünya Savaşı'na girmeme yönünde karar almasına rağmen bu süreçten eğitim-öğretim faaliyetleri bakımından etkilendiği görülmüştür. Zira önceliğin ekonomi ve savunmaya verilmesi eğitim-öğretim hizmetlerinin ikinci planda kalması sonucunu ortaya koymuş, yetersiz bütçe nedeniyle bir kısım okullar açılamamıştır. Ayrıca okul öncesi eğitimin ilköğretim kurumlarına dönüştürülme süreci de yaşanmıştır. Bu minvalde düzenlenen Birinci ve İkinci Maarif Şûrası ile köy okullarındaki sınıf sayısı üçten beşe çıkarılmış, tek tip ders kitabı uygulamasına geçilmiş ve yükseköğretim kurumları Maarif Vekâleti'ne bağlanmıştır. Bunların yanı sıra ortaokul yetersizliğinin giderilmesi için öncelik sıralaması yapılmış, ahlak ve anadil eğitimi çalışmaları artırılmış, öğretim programları düzenlenmiş ve milli tarih ile zehirli gaz konuları müfredata eklenmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde Köy Enstitüleri gibi modeller ortaya çıkarılarak eğitim-öğretim kademelerinde iyileştirmeler sağlanmıştır.
Türkçe öğretmeni adaylarının dil bilgisi öz-yeterlik algıları üzerine bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının dil bilgisine dair öz-yeterlik algılarını ölçecek geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmektir. Araştırma ölçek geliştirmeye dayalı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümündeki son sınıf öğrencilerinden toplam 321 kişi oluşturmaktadır. Madde oluşum aşamasında odak grup görüşmesi yapılmış ve uzman görüşlerine başvurulmuştur. Oluşturulan taslak ölçek formu pilot uygulama için 120 kişiye uygulanmış yapılan analizler sonucunda oluşturulan ölçek formu asıl uygulama için 332 kişiye uygulanmıştır. Ölçek formunun geçerliği için uzman görüşüne başvurulmuş ve açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Güvenirliği ölçmek için Cronbach-alfa iç tutarlık katsayısı hesaplanmıştır. Sonuç olarak dört boyutlu 23 maddelik bir ölçek formu elde edilmiştir. Ölçek formunun genel Cronbach-alfa iç tutarlık katsayısı .91 olarak hesaplanmış ve ölçek toplam varyansın %60,21'ini açıklamaktadır. Çalışma sonucunda yeterli düzeyde geçerli ve güvenilir bir "Dil Bilgisi Öz-Yeterlik algısı ölçeği" elde edilmiştir.
Eğitim politikası bağlamında Cumhuriyet Döneminde Türkiye'de sanat eğitimi (1923-1950)
Atatürk ve yöneticileri gerçekleştirdikleri ilke ve inkılaplarla, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak gayretiyle Türk eğitim sisteminde köklü değişiklik ve reformlar yapmıştır. Bu tez, Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde (1923-1950) ilkokul, ortaokul, lise ve öğretmen yetiştiren okullarda sanat eğitimi özelinde uygulanan derslerin (resim, resim-iş, müzik, güzel yazı, halk oyunları) hükümet, eğitim ve okulların müfredat programlarında kapsadığı yer ve gelişimini incelemeyi amaçlamaktadır. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan sonra başlayan modernleşme hareketleri sonucu, askeri okullarda resim derslerinin yer alması, batı tarzı sanat eğitiminin başlangıcını oluşturmuştur. Atatürk ve İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde (1923-1950), eğitimde yapılan reform ve düzenlemeler, CHP, tarafından gerçekleştirilen milli eğitim şuraları ülkeye davet edilen yabancı uzmanların, sanat eğitimine yönelik tavsiyeleriyle Milli Eğitim Bakanlığına sundukları raporlar, ilkokul, ortaokul ve Köy Enstitülerinin müfredat programları, araştırmanın temelini teşkil etmiştir. Verilerin toplanmasında konu ile ilgili Cumhuriyet Arşiv Belgeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi, tutanak ve kanunlar dergileri, Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazetesi ile dönemin süreli yayınları arasındaki çeşitli dergi, gazete, kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, doküman analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Sonuç itibariyle, Atatürk'ün "Cumhuriyet" düşüncesi ve çağdaş eğitim modeline göre oluşturulan, okullarda sanat eğitimi; ders programlarında, uygulama alanlarında; teknik zorluk ve imkansızlıklar, eğitim politikalarını belirleyenlerin bu dersleri önemli görmemeleri nedeniyle, ikinci planda kalarak beklenen gelişmeyi kaydedememiştir.
Yabancılara Türkçe öğretiminde fiillerin pandomim tekniği ile öğretiminin etkililiği
Geçmişten günümüze kadar gerek insan, gerekse de farklı toplumlar, kendi kültürünü araştırmaya ve kendi kültürü hakkında elde ettiği verileri de başka toplumlara anlatma gayreti içerisinde olmuştur. Bu amaçla sahip olduğu her şeyi sözlü, sözsüz veya yazılı dil kullanarak başkalarına aktarma ihtiyacı hissetmiştir. İşte bu çerçeveden hareketle insanlar arası iletişim doğmuş ve çeşitli şekillerde insanlar arasında süregelmiştir. Bu bağlamda insan hayatında her daim var olmuş olan sözsüz iletişim yani beden dili insanlar arasındaki iletişimde gerek sözlü iletişimle beraber gerekse de sözsüz iletişimde tek başına kullanılmaktadır. Beden dilinin, güzel sanatlara yansımış olan bir dalı olan "Pandomim Tekniği"; içerisinde söz olmadan sadece vücut hareketleri ile iletişimi barındırmaktadır. Bu bilgiden hareketle Türkçenin sahip olduğu kelime gruplarından biri olan "fiil"ler de içerisinde bir iş bir hareket barındıran kelime grubudur. Bu iki olgudan hareketle var olan literatür taranmıştır ve literatürde fiillerin pandomim tekniği ile öğretilmesi üzerine her hangi bir çalışma yapılmadığını tespit edilmiştir. Dilin yaşayan bir olgu olduğunu düşünürsek, fiiller gibi içerisinde hareket barındıran yani canlandırmaya ihtiyaç duyulan bir konunun, kendisi gibi bir sanat olan pandomim tekniği ile canlandırılabileceği görülmektedir. Bu anlamda Yabancılara Türkçe öğretimi yapan Hitit, Yediiklim, İstanbul ve Gazi Dil Bilgisi kitaplarından "Şimdiki Zaman Eki" konusunun geçtiği bölümler incelenerek bir fiil havuzu oluşturulmuştur. Oluşturulan bu havuzdaki fiillerin farklı kullanım varyantları da ele alınmıştır. Bu havuzdaki fiiller beş haftalık bir dönem içerisinde pandomim tekniği ile öğrencilere aktarılmıştır. Araştırma için biri deney, diğeri kontrol olmak üzere iki grup kurulmuştur. Deney ve kontrol grubunda 11'er öğrenci bulunmaktadır. Deney ve kontrol gruplarının başarı durumlarının tespiti için T-testi uygulanmıştır. Testten elde edilen sonuçlara göre, ön-test uygulamasında deney grubunda verilen cevap sayısı ortalaması (X) 108,909; kontrol grubunda verilen cevap sayısı ortalaması (X) 107,363 olarak hesaplanmıştır. Ön-testte doğru cevap sayısı ortalaması (X) ise deney grubunda 55,181; kontrol grubunda ise 52,424 olarak hesaplanmıştır. Son-test uygulamasına bakıldığında ise deney grubunun verilen cevap sayısı ortalaması (X) 175,181; kontrol grubunun verilen cevap sayısı ortalaması (X) 105,636 olarak hesaplanmıştır. Son-test uygulamasında deney grubunda verilen doğru cevap sayısı ortalaması (X) 144,727; kontrol grubunda ise verilen doğru cevap sayısı ortalaması (X) 63,181 olarak hesaplanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi'nde ilkokullarda sanat eğitimi (1923-1950)
Bu çalışmanın amacı Cumhuriyet'in ilanından (1923) Demokrat Parti Dönemi'ne (1950) kadar geçen süre zarfında ilkokullarda sanat eğitiminin durumunu ortaya koymaktır. Cumhuriyet dönemi sanat eğitimi konusunda belli başlı çalışmalar bulunmakla birlikte öğretim programları bağlamında yapılmış araştırma sayısı sınırlıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında sanat eğitimi özellikle belli başlı okullar veya kurumlar bağlamında çalışılmıştır. Ancak bu bağlamda yapılmış olan çalışmaların çoğu sadece durumu betimleyici özelliktedir. Bu çalışmada ise Cumhuriyetin ilk yıllarında ilkokullarda sanat eğitiminin ne şekilde verildiği betimlenmekle birlikte söz konusu eğitim kapsamındaki derslerde öne çıkan beceri, yetkinlik ve değerlerin neler olduğu da belirlenmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu dönemdeki ilkokul programları incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden tarihsel araştırma deseni üzerine kuruludur. Çalışmanın verilerini 1923 ila 1950 yılları arasında uygulanmış olan ilkokul programları oluşturmaktadır. Bunlar sırasıyla; 1924 İlkmekteblerin Müfredat Programı, 1926 İlkmekteblerin Müfredat Programı, 1927 Köy Mektepleri İçin Müfredat Programı, 1936 İlkokul Programı, 1936 Köy Okulları Müfredat Programı Taslağı ve 1948 İlkokul Programı'dır. Araştırma veri analizinde doküman analizi tekniği kullanılmıştır.
7. sınıf sosyal bilgiler dersi etkin vatandaşlık öğrenme alanında zihin, bilgi ve kavram haritası kullanımının öğrenci başarısına etkisi
İnsanlar yaratılışından bugüne somut ya da soyut olarak yaşadıklarını anlamlandırmaya ihtiyaç duymuştur. Sosyal bilgiler dersinin amaçlarından birisi de bireyin çevresini tanımasını sağlamak olduğundan insanların ihtiyacına cevap vermesi açısından nispeten önemlidir. Bu çalışmada 7. sınıf sosyal bilgiler dersi "Etkin Vatandaşlık" öğrenme alanında kavram haritaları, zihin haritaları ve bilgi haritalarının kullanımının akademik başarıya etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan alanyazın taraması sonucu bulunan çalışmalarda genellikle tek bir tekniğin kullanıldığı ve "Etkin Vatandaşlık" öğrenme alanıyla ilgili çalışmaların az olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma 3 tekniğin kullanılması ve "Etkin Vatandaşlık" öğrenme alanını kapsaması açısından alanyazında önem arz etmektedir. Çalışmaya 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Akyurt'ta bir ortaokulda rastgele seçilen 36 öğrenci deney grubunda 17, kontrol grubunda 19 olmak üzere üç katı baz alınarak dahil edilmiştir. Deney grubu ile zihin haritası, kavram haritası ve bilgi haritası teknikleri kullanılırken kontrol grubu ile Meb müfredatının uygulandığı öğrenci merkezli anlatım yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin ön test ve son test başarılarının karşılaştırıldığı ön test son test kontrol gruplu gerçek deney modelinde, çalışmada değişkenler açısından eşit kabul edilen deney ve kontrol grubu yer almaktadır. Ulaşılan sonuçlar kavram haritası, zihin haritası ve bilgi haritası yönteminin etkililiğini desteklemiştir.
Soru sorma becerisi eğitiminin ortaokul öğrencilerinin soru üretme düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaokul öğrencilerine verilen soru sorma becerisi eğitiminin öğrencilerin oluşturdukları soruların okuma sürecinin aşamalarına ve yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutuna göre dağılımına etkisini belirlemek üzere yapılmıştır. Ön-test ve son-test, deney-kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılan çalışmanın örneklemi 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesi, Adnan A.Ş. Ortaokulunda, 5. sınıfta öğrenim gören 58 öğrencidir. Araştırma verileri, iki gruba da uygulanan hikâye metni aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sürecinde kontrol grubuna müdahale edilmemiş, deney grubuna ise 16 saat, soru sorma eğitimi verilmiştir. Elde edilen verilerin okuma sürecinin aşamalarına dağılımı ile verilen eğitimin bu dağılım üzerinde etkisi olup olmadığını ve verilerin yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutundaki dağılımını belirlemek için içerik analizi yapılmıştır. Daha sonra yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutundaki farklılaşmayı tespit etmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, hem deney grubu hem de kontrol grubu öğrencilerinin ön-testte sorulardan sadece okuma sürecinden sonra yararlandığı, yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutunda ise daha çok hatırlama ve anlama alt basamağında soru sorduğu görülmüştür. Son-testte ise kontrol grubu öğrencilerinin hazırladıkları soruların, ön-testte elde edilen bulgularla benzer olduğu görülmüştür. Deney grubu öğrencilerinin ise ön-testten farklı olarak son-testte okuma sürecinin her aşamasına yönelik sorular oluşturduğu görülmüştür. Aynı zamanda deney grubu öğrencilerinin oluşturduğu soruların yenilenmiş Bloom taksonomisinin bilişsel süreç boyutuna göre dağılımında ön-test ve son-test sonuçları arasında hatırlama ve uygulama basamakları haricinde anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Son-testte deney grubu öğrencileri ön-testten farklı olarak değerlendirme ve yaratma basamağında da sorular sormuştur. Çözümleme basamağındaki soruların oranında da artış olmuştur. Elde edilen bulgular öğrencilere soru sormaya yönelik eğitim verildiğinde öğrencilerin sorulardan daha etkin şekilde yararlanabileceğini ortaya koymuştur.
Sosyal bilgiler dersinde kültürel çeşitliliğe dayalı eğitimin etkililiği
Farklı kültürel kimlikler taşıyan bireylerin aynı sosyo-kültürel çevrede bir arada yaşamalarına sebep olan önemli etkenlerden biri göçtür. Bu durum okullar da dâhil olmak üzere farklı sosyal ortamlarda çeşitli uyum sorunlarına yol açabilmektedir. Çeşitli ülkelerden gelen yabancı uyruklu öğrenciler Türk öğrencilerle bir arada eğitim almaktadır. Araştırmalar, Türkiye'deki yabancı uyruklu öğrencilerin sıklıkla ayrımcılık, ötekileştirme ve sosyal dışlanmaya maruz kaldıklarını ve bu durumun akademik ve sosyal entegrasyonlarını olumsuz etkileyebildiğini ortaya koymaktadır. Kültürel çeşitliliğin olduğu bir toplumda okullar, sorunları görmezden gelerek veya harekete geçmeyerek ayrımcı ve dışlayıcı tavırların sürdürüldüğü ya da kapsayıcı bir okul atmosferi oluşturarak olumlu sosyalleşmenin sağlandığı alanlar olabilirler. Çokkültürlülük, çeşitlilik ve insan haklarına odaklanılabilecek konular barındıran Sosyal Bilgiler dersleri, yapısı gereği çeşitli kültürlerin tanıtılabileceği, kültürel çeşitliliğin avantaja çevrilebileceği, öğrencilerin gerekli beceri, değer ve bilgileri edinerek toplumsallaşmalarının sağlanabileceği bir derstir. Bu çalışmada, Sosyal Bilgiler dersinde kültürel çeşitliliği dikkate alarak hazırlanan eylem plânlarıyla öğrencilerin ve öğretmenin kültürlerarası anlayış geliştirerek yaşanan uyum sorunlarının çözümüne katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Göçle birlikte kültürel çeşitliliğin giderek arttığı eğitim ortamlarında yaşanan sorunlara çözüm getirebilecek yöntemlerle incelenip çözülmesi Türk eğitim sisteminin çağın gereksinimlerine uygun hale getirilmesine de katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Bu çalışma, yabancı uyruklu ve Türk öğrencilerin karşılıklı etkileşim içine girerek kültürel çeşitliliği deneyimlemeleri, kendilerini sınıfa ait hissetmeleri ve olumlu bir sınıf kültürünün oluşturulması bakımından önemli bulunmaktadır. İlgili literatür tarandığında, yabancı uyruklu öğrencilerin bulunduğu sınıflarda Sosyal Bilgiler dersinin kültürel çeşitliliğe uygun hale getirilmesi için uygulamalı çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bu çalışma ise, eylem araştırması deseni temel alınarak yürütülmüştür. Sinop il merkezinde uluslararası göç ile gelen farklı kültürden öğrencilerin bulunduğu bir ortaokulda, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler öğrencileri ve öğretmeni bu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Belirlenen okulda, kültürel çeşitlilik açısından yaşanan sorunları tespit etmek için, 2021 yılı Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında görüşme ve gözlemler yapılmıştır. Eylül 2021'de okulların açılmasıyla birlikte iki dönem boyunca, haftada iki gün uygulama ve değerlendirme süreci araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak gözlem formu, araştırmacı günlüğü, öğretmen ve öğrenci görüşme formu, 18 adet eylem plânı ve akademik başarı testi kullanılmıştır. Örnekler ve öğrencinin aktif katılabileceği etkinliklerden oluşan ilk 16 eylem plânı kültür, kültürel çeşitlilik, göç, göç türleri, göçün neden ve sonuçları konularına, kültürlerarası beceri ve değerlerin öğretimine ve sınıfta olumlu iletişimin sağlanmasına yöneliktir. Son iki eylem plânı ise öğrencinin öğrendiklerini ve düşüncelerini çeşitli şekillerde yansıtmasına fırsat sunan pano hazırlama etkinliğinden oluşmaktadır. Eylem plânlarının ve sürecin değerlendirilmesi için öğretmen ve öğrenci görüşleri, çalışma yaprakları, akademik başarı testi ve öğrencilerin hazırladıkları pano ürünleri kullanılmıştır. Nitel veriler içerik analiziyle ve ön-test son-test gruplarılarının akademik başarıları arasındaki farklılık ise t testiyle analiz edilmiştir. Uygulama öncesi, kültürel çeşitliliğe yönelik ön yargıların bulunduğu, sınıfta kültürlerarası iletişim kurma noktasında direnç olduğu, sınıfın yabancı uyruklu ve Türk öğrenciler olarak iki grup şeklinde algılandığı tespit edilmiştir. Yabancı uyruklu öğrencilerden akademik beklentinin düşük olduğu ve bu nedenle sınıf ortamında ikinci plânda tutuldukları, yabancı uyruklu öğrencilerin derslere aktif katılımlarının sağlanamadığı, sınıfta dışlama ve ayrımcılık gibi davranışların gözlemlendiği ve bu durumun olumlu sınıf ikliminin oluşmasına engel olduğu anlaşılmıştır. Çalışma sonucunda ise göç ve kültürel çeşitlilik temasında bilgi edinildiği, kültürel çeşitliliğe değer verilmeye başlandığı, kültürlerarası beceri ve değerlerin geliştirildiği, ön yargıların azaltılarak sınıf ikliminin olumlu yönde geliştiği, aktif katılım ve akademik beklentilerin arttığı gözlemlenmiştir. Eylem araştırmasının sonuçlarına dayanarak, Sosyal Bilgiler dersinde kültürel çeşitliliğe uygun materyal geliştirilmesine, olumlu sınıf ikliminin oluşturulmasına, Sosyal Bilgiler öğretmenleri ve öğretmen adaylarının kültürel çeşitlik yeterliliklerinin geliştirilmesine ve ileride yapılacak akademik çalışmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Yabancılara Türkçe öğretiminde kullanılan ders kitaplarındaki metinlerin okunabilirlik düzeyleri açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yabancılara Türkçe öğretimine dönük ders kitabındaki metinlerin okunabilirlik düzeylerini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modelinden yararlanılmıştır. Veriler, doküman incelemesi ile elde edilmiştir. Araştırma, Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe, Ankara Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe ve Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim Türkçe ders kitaplarının temel, orta ve ileri düzeyi ile sınırlı tutulmuştur. Her bir ders kitabındaki okuma metinlerinin okunabilirlik düzeyleri aşamalı bir biçimde sıklık ve yüzdelik oranları bağlamında ele alınmıştır. Metinlerin okunabilirlik düzeylerinin belirlenmesinde, Ateşman'ın (1997) ve Çetinkaya-Uzun'un (2010) geliştirdiği okunabilirlik formülleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak metinlerin düzeylerinin artmasıyla birlikte okuma güçlüklerinin de arttığı görülmüştür. Okunabilirlik düzeyi açısından temel düzeyde en kolay kitabın Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe , orta ve ileri düzeyde ise en kolay kitapların ise Yedi İklim Türkçe ders kitapları olduğu saptanmıştır.
Yabancılara Türkçe öğretimine yönelik ders kitaplarının atasözleri ve deyimler açısından incelenmesi
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde sözvarlığı öğretimi büyük öneme sahiptir. Çünkü birey dili öğrenirken öncelikli olarak o dilin sözvarlığı ögeleriyle karşılaşmaktadır. Sözvarlığı; sözcükler, atasözleri, deyimler, kalıp sözler, kalıplaşmış sözler gibi birçok ögeyi barındırmaktadır. Sözvarlığının, dilin ait olduğu ulusun kültürünü de içinde bulundurması nedeniyle dil öğretiminde önemli bir yeri vardır. Yabancılara Türkçe öğretme amacıyla hazırlanan ders kitapları, içerisinde yer alan konular, temalar ve metinler sayesinde öğrenciye sözvarlığı ögelerini bir bütün içinde görme olanağı sağlamaktadır. Bu nedenle kitapların ve içindeki metinlerin dilin sözvarlığı ögelerini öğreniciye doğru bir şekilde sunması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kullanılan Gazi Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı, İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı ve Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim Türkçe Ders Kitaplarında (A1-A2, B1-B2, C1) bulunan okuma ve dinleme metinlerini deyim ve atasözü kullanımı bağlamında incelemek amaçlanmıştır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Her bir ders kitabında yer alan atasözleri ve deyimler, düzeylere göre sıklık ve yüzdelik bağlamında ele alınmış; ders kitaplarında en sık kullanılan deyim ve atasözleri saptanmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda temel düzeyde Gazi Türkçe ders kitabında %13,42 orta düzeyde %42,36 ileri düzeyde ise %44,21 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise Gazi Türkçe ders kitabında ileri düzeyde 3 atasözü kullanılmıştır. İstanbul Türkçe ders kitabında temel düzeyde %9,42 orta düzeyde %24,59 ileri düzeyde ise %65,98 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise İstanbul Türkçe ders kitabında sadece orta düzeyde 7 atasözü kullanılmıştır. Yedi İklim Türkçe ders kitabında temel düzeyde %13,34 orta düzeyde %48,91 ileri düzeyde ise %37,74 deyim saptanmıştır. Atasözü olarak ise temel düzeyde 8, orta düzeyde 10, ileri düzeyde ise 11 atasözü kullanılmıştır. Sonuç olarak en çok deyim ve atasözünün Yedi İklim ders kitabında kullanıldığı ve düzeyler arasında aşamalı bir artış görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, sözvarlığı, deyim, atasözü, ders kitapları.
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere hak ve sorumluluk kavramlarının öğretiminde doğrudan öğretim yönteminin etkililiği
Devletlerin önemli görevlerinden biri vatandaşlarının doğumlarından ölümlerine kadar geçen süreçte yasalar önünde eşit haklara sahip olmalarını sağlamaktır. Bu durum eğitim-öğretim kurumlarına herhangi bir bireysel farklılık gözetmeksizin ve yasalara uygun olarak bireylere eşit eğitim sunma görevini yüklemektedir. Dolayısıyla okullar normal öğrencilere verilen eğitimin niteliği kadar özel eğitime gereksinimi olan öğrencilere verilen eğitimin niteliğinden de sorumludurlar. MEB tarafından yayımlanan eğitim-öğretime ilişkin istatistikler incelendiğinde özel eğitime gereksinimi olan öğrenciler içerisinde en büyük oranı hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin oluşturduğu dikkati çekmektedir. Öte yandan hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere temel yaşam becerilerinin yanı sıra hak ve sorumluluklarının öğretilmesi de önemli bir konudur. Temel eğitimde hak ve sorumluluklara ilişkin farkındalığın kazandırılması için ise sosyal bilgiler dersine önemli görevler düşmektedir. Bu araştırmanın amacı, hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere hak ve sorumluluk kavramlarının öğretiminde doğrudan öğretim yönteminin etkililiğini incelemektir. Nicel metodoloji kapsamında tek denekli araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası çoklu yoklama modelinin kullanıldığı araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Karabük'te bir devlet okuluna devam eden, hafif düzeyde zihinsel yetersizlik tanısı almış, ortaokul 5 ve 6. sınıflarda öğrenim gören toplam 3 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Deneysel işlem sürecinde öğrencilere 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer alan, hak ve sorumluluk kavramlarını içeren toplam 10 kazanım için 27 etkinlik uygulanmıştır. Doğrudan öğretim yöntemi ile düzenlenen öğretim oturumları ise haftada 4 gün olmak üzere toplam 144 iş günü sürmüştür. Bir gün içerisinde en az 2, en fazla 3 öğretim oturumu gerçekleştirilmiş ve her oturumun ardından bir yoklama verisi alınmıştır. Öğrencilerden yoklama oturumları esnasında üst üste kararlı veri elde edildikten sonra araştırma sonlandırılmış, izleme ve genelleme oturumlarına geçilmiştir. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanmasında ön koşul becerileri belirleme formu, ölçüt bağımlı ölçü aracı, pekiştireç belirleme, veri kayıt ve sosyal geçerlik formlarından yararlanılmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimsel istatistikten yararlanılmış, grafiksel analiz tekniklerinden çizgisel grafik kullanılarak veriler niceliksel olarak yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilere hak ve sorumluluk kavramlarının öğretiminde doğrudan öğretim yönteminin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda doğrudan öğretim yöntemiyle uygulanan etkinliklerin 3 öğrencinin de hak ve sorumluluk kavramlarını kazanmalarını sağladığını, bireylerde kalıcılığını öğretim tamamlandıktan 1, 2 ve 4 hafta sonra da koruyabildiğini ve farklı kişilere genelleyebildiklerini göstermiştir. Ayrıca öğrencilerin ve velilerinin uygulama sürecine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu ortaya çıkmıştır.
Sosyal bilgiler öğretmenlerinin çevresel duyuş ve davranışlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin çevresel duyuş ve davranışlarını çeşitli değişkenler (Cinsiyet, Mesleki kıdem, doğup büyüdüğü yerleşim yeri, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, çevre konusunda bilgi edindikleri kaynaklar, çevreyle ilgili sivil toplum kuruluşuna üyelik durumu) açısından incelemektir. Araştırma tarama (survey) modelinde tasarlanmış betimsel bir çalışmadır. Araştırma, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ağrı ili sınırları içerisinde devlet ortaokullarında görev yapan 81 Sosyal Bilgiler öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden "basit seçkisiz" örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya katılımda gönüllülük esası dikkate alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sontay, Gökdere, Usta (2015) tarafından geliştirilen çevre okuryazarlık ölçeği kullanılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinden elde edilen veriler nicel istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin çevresel duyuş ve davranışları, Çevre okuryazarlık ölçeğinin farklı iki boyutunda (Çevreye Yönelik Duyuşsal Eğilimler ve Çevresel Davranış Testi) incelenmiş; elde edilen bulgular sonucunda Cinsiyet, Mesleki Kıdem, Doğup Büyüdüğü Yerleşim Yeri, Anne Eğitim Durumu, Baba Eğitim Durumu değişkenlerine göre verilerin istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmaya yol açmadığı görülmüştür. Öte yandan "Çevre Konusunda Bilgi Edinilen Kaynak" değişkeni Çevreye Yönelik Duyuşsal Eğilimler ölçeğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmaya yol açtığı ve bunun "Hepsinden" (Aile, Kitle İletişim Araçları, Akademik Yayınlar) öğrenenler lehine olduğu görülmüştür. Çevresel Davranış Testi Ölçeği açısından ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin Çevreye Yönelik Duyuşsal Eğilimler ve Çevresel Davranış Testi ölçeklerinden göre elde edilen bulguları "Çevreyle İlgili Sivil Toplum Kuruluşuna Üyelik Durumu" değişkeni açısından incelenmiş ve elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin ortalama puanlarının Çevreye Yönelik Duyuşsal Eğilimler" ölçeğinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmaya yol açtığı ve bu farklılaşmanın sivil toplum kuruluşlarına üye olan öğretmenler ile üye olmayanlar arasında, üye olan öğretmenler lehine olduğu görülürken; "Çevresel Davranış Testi" açısından ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Sosyal Bilgiler öğretmenlerinin çevreye yönelik duyuşsal eğilimleri ile çevresel davranış durumları arasında bir ilişki olup olmadığını tespit edebilmek için basit doğrusal korelasyon (Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı) hesaplaması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ilişkinin pozitif yönde ve anlamlı olduğu saptanmıştır.
Okul kültürünün özel okullarda ve devlet okullarında görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin iş doyumuna etkisi
Okul kültürü kavramı; okul üyelerinin paylaştığı normlar, beklentiler, tutumlar ve inançlardan oluşur. İş doyumu ise bireyin, işinin tüm yönlerini analiz ederek ulaştığı duygu durumudur. Bireyin işine ilişkin yaşadığı memnuniyet veya memnuniyetsizlik, okul kültürü tarafından şekillenmektedir. Bu noktada okul kültürü ve iş doyumunun birbiri ile ilişkili olduğu görülmektedir. Bu araştırmada okul kültürünün özel okullarda ve devlet okullarında görev yapan sosyal bilgiler öğretmenlerinin iş doyumuna etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Her okul kendi iklimine sahiptir ve bütün yönleriyle birbirinden farklıdır. Bu noktada özel okullar ve devlet okulları arasında farklılaşması beklenen okul kültürü kavramının, öğretmenlerin iş doyumuna ne yönde etki edeceği çalışılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemi kullanılarak kurgulanmış, nitel araştırma desenlerinden olgubilim kullanılmıştır. Araştırmada veriler bizzat araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla ili Milas ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel okullar ve devlet okulları ile Balıkesir ili Ayvalık ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı özel okullar ve devlet okullarında çalışmakta olan 19 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Bu öğretmenlerden 10'u devlet okulunda 9'u da özel okullarda görev yapmaktadır. Araştırmanın örneklemi, uygun örnekleme yöntemi olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmada özel okullarda çalışan öğretmenler çalıştıkları okulun güçlü yönünü öğretmenlere daha fazla inisiyatif tanınması olarak ifade etmişlerdir. Devlet okulunda çalışan öğretmenler ise okullarının güçlü yönünü öğretmenlerin niteliği ile açıklamaktadırlar. Özel okullarda çalışan öğretmenler okullarının zayıf yönlerini öğrenci profilleri, öğretmenlerin iş yükü ve öğretmene ödenen ücret olarak belirtmektedir. Devlet okullarında çalışan öğretmenler ise okulun fiziki yetersizlikleri, düşük sosyo-ekonomik durum ve veli profili ile ilişkilendirerek açıklamışlardır.
COVİD-19 pandemi sürecinde sosyal bilgiler öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin uzaktan eğitime ilişkin görüşleri
Covid-19 salgını, dünya genelinde her şeyi etkilediği gibi eğitim sisteminin önemli bir parçası olan okulları da etkilemiştir. Bu etkilerin başında yüz yüze eğitim yerine uzaktan eğitim modeline geçiş gelmektedir. Sosyal bilgiler dersi bu değişimden etkilenen dersler arasındadır. Uzaktan eğitim, öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmeleri için internet ve diğer iletişim teknolojilerinin kullanıldığı bir eğitim modelidir. Sosyal bilgiler dersi de uzaktan eğitim modelinden yararlanılan derslerden birisidir. Uzaktan eğitim modelinde, öğrencilerin dersleri izleyebilmesi ve ödevlerini tamamlayabilmesi için çeşitli dijital materyaller kullanılmaktadır. Sosyal bilgiler dersi ile öğrencilere videolar, dijital haritalar, etkileşimli sunular ve online kaynaklar sunulmaktadır. Bu materyaller öğrencilerin dersleri takip etmelerini kolaylaştırmakta ve öğretmenlerin öğrencilerin derse karşı ilgilerinin arttırmalarına yardımcı olmaktadır. Ancak Covid-19 salgını ile birlikte aniden gerçekleşen uzaktan eğitim kararı öğretmenleri ve öğrencileri hazırlıksız yakalamıştır. Öğretmenlerin ve öğrencilerin uzaktan eğitim sürecine ilişkin görüşleri eğitim ve öğretimin sağlıklı sürdürülebilmesi için oldukça önemlidir. Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemi döneminde sosyal bilgiler öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden birisi olan olgubilim (fenomenoloji) kullanılmıştır. [Bu araştırma 2021-2022 bahar yarıyılında Kastamonu il merkezindeki ortaokullarda görev yapan sosyal bilgiler öğretmenleri ve öğrenimlerini sürdüren ortaokul 8. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir.] Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler ise içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda Covid-19 salgını ile birlikte öğretmenlerin teknoloji kullanımının arttığı, öğrencilerin uzaktan eğitim sürecine uyum sağlamakta zorlandıkları, sosyal bilgiler konularının öğretiminde istenilen düzeye ulaşılamadığı, öğretmen ve öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde bilgisayar ve internet kaynaklı sorunlarla karşılaştıkları, öğretmen ve öğrencilerin yüz yüze eğitimi uzaktan eğitime göre daha verimli buldukları tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları doğrultusunda uzaktan eğitime uygun Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nın geliştirilmesi ve EBA platformunun uzaktan eğitime yönelik daha işlevsel hale getirilmesi önerilerinde bulunulabilir.
Kutadgu Bilig'in 2018 sosyal bilgiler dersi öğretim programında yer alan değerler açısından incelenmesi
Değerler, insan hayatına yön veren önemli ölçütlerdir. Değerler eğitim sistemi içerisinde çeşitli dersler yoluyla bireylere kazandırılmaktadır. Değerlerin ve değer öğretiminin en çok vurgulandığı derslerden birisi sosyal bilgiler dersidir. Bu ders değerler yoluyla iyi ve etkili vatandaşlar yetiştirmeyi hedefler. Bu araştırmada Türklerin hayatında önemli bir yer tutan Kutadgu Bilig adlı eserin 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer alan 18 değer açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri kaynağını Kutadgu Bilig adlı eser oluşturmaktadır. Araştırmada veriler doküman analizi yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer alan 18 değerin Kutadgu Bilig'de yer aldığı tespit edilmiştir. Kutadgu Bilig'de en fazla adalet, dayanışma ve bağımsızlık değerlerine yer verilirken en az estetik, çalışkanlık ve tasarruf değerlerinden bahsedildiği görülmektedir. Eserde 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yer almayan dostluk, öz denetim, sabır, cömertlik, erdem, tevekkül ve fedakârlık değerleri de tespit edilmiştir. Bu değerlerden Kutadgu Bilig'de en fazla erdem, cömertlik ve tevekkül değerlerine değinildiği görülmektedir. Araştırmadan elde edilen sonuca göre Kutadgu Bilig adlı eserin değerler açısından sosyal bilgiler dersine kaynaklık edebileceği görülmüştür. Bu doğrultuda sosyal bilgiler derslerinde değerlerin kazandırılmasında Kutadgu Bilig'den yararlanılması önerilebilir.
Sosyal bilgiler öğretiminde menkıbe kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı tutumlarına etkisi
Edebiyat, tarih boyunca insanların birbirleriyle iletişim kurarken yararlandığı sanatsal ürünler arasında gösterilmektedir. Bilindiği gibi edebiyat insanların duygu, düşünce ve hayallerini dil aracılığıyla sözlü ve yazılı olarak ifade ettikleri sanat olarak tanımlanmaktadır. Edebiyatın önemli amaçlarından birinin insanları eğiterek onlara bilgi, beceri, değer ve tutum kazandırmak olduğu belirtilmektedir. Hiç kuşkusuz edebiyat bu amacı gerçekleştirmek için çeşitli edebi ürünleri işe koşmaktadır ki menkıbeler de bunlardan biridir. En genel anlamıyla menkıbeler din büyüklerinin veya tarihe mâl olmuş ünlü kimselerin yaşamlarını ve davranışlarını anlatan olağanüstü hikayelerdir. Eğitim-öğretimde menkıbe kullanımının öğrencilerin önemli din ve devlet büyüklerinin yaşamlarına, duygu ve düşüncelerine ilişkin fikirler edinmelerine ve onları örnek alarak milli ve manevi değerlerinin gelişmesine katkı sağladığı söylenebilir. Sosyal bilgiler derslerinde kolaylıkla kullanılabilecek bir edebi ürün olmasına rağmen ilgili literatür tarandığında sosyal bilgiler öğretiminde menkıbelerin kullanımına ilişkin yapılan araştırmalarda nitelik ve nicelik açısından birtakım sınırlılıklar olduğu dikkati çekmektedir. Bu araştırmanın amacı sosyal bilgiler öğretiminde menkıbe kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı tutumlarına etkisini incelemektir. Karma yöntemin işe koşulduğu araştırmanın nicel kısmında yarı deneysel desen kullanılırken, nitel kısmında ise olgubilimden yararlanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında, Kocaeli il merkezindeki bir devlet ortaokulunda öğrenim gören toplam 28 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Akademik Başarı Testi", "Sosyal Bilgiler Dersine Yönelik Tutum Ölçeği", "Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Öğrenci Günlükleri" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmına ait verilerin analizinde çift yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılırken, nitel kısmına ilişkin veriler ise betimsel ve içerik analizi aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler öğretiminde menkıbe kullanımının öğrencilerin akademik başarılarını arttırdığı ve derse karşı olumlu tutum geliştirmelerini sağladığı ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda araştırma sonuçlarına dayalı olarak sosyal bilgiler öğretmeni yetiştiren kurumlara, öğretmenlere ve sosyal bilgiler eğitimi araştırmacılarına yönelik birtakım önerilerde bulunulmuştur.
KKTC'DE okutulan 6. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin "Çocuk edebiyatı dayanması gereken temel ilkeler" açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde okutulan 6. sınıf Türkçe ders kitabındaki metinlerin çocuk edebiyatı ürünlerinde bulunması gereken temel nitelikler açısından incelenmesidir. Çalışma, KKTC'de 2019-2020 eğitim-öğretim yılında ortaokul 6. sınıf seviyesinde okutulan Türkçe ders kitabındaki metinlerle sınırlı tutulmuştur. Araştırmada betimsel tarama modeli olan doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında literatür taraması yapılarak ilgili kaynaklar okunmuş, başlık ve konu bakımından sınıflanmış, bunlardan yola çıkılarak da çocuk edebiyatı metinlerinin dayanması gereken temel ilkeler belirlenmiştir. Biçim ve içeriğe ilişkin olarak belirlenen ölçütlerden hareketle söz konusu ders kitabındaki otuz altı metin incelenmiştir. Araştırma, sonucunda KKTC 2019-2020 eğitim-öğretim yılında ortaokul 6. sınıf seviyesinde okutulan Türkçe ders kitabındaki metinler üzerine yapılmıştır. Çocuk edebiyatı ürünlerinin dayanması gereken temel ilkeler kapsamında, içerik ve biçim ile ilgili özelliklerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bununla beraber noktalama işaretleri çeşitliliğinin olmadığı, atasözü kullanımının çok kısıtlı olduğu, resim seçiminin başarısız olduğu gibi yetersizliklerin olduğu görülmüştür.
Sosyal bilgiler ders kitaplarında kullanılan bilgi görselleştirme biçimlerinin incelenmesi
Bilgiyi görselleştirerek sunmak bireyin sözel düşüncesiyle birlikte görsel düşüncesini de geliştirmekte, bu durum okuma ve anlama sürecine olumlu katkı sağlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, bireyin öğrenme sürecinde bilginin soyut yapısını daha iyi kavramasını sağlayan bilgiyi görselleştirmenin Sosyal Bilgiler ders kitaplarındaki kullanımlarının incelenmesidir. Araştırmanın veri kaynağını, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında okutulmakta olan 4, 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Bu kapsamda ders kitaplarında kullanılan bilgi görselleştirme biçimleri incelenmiş; kullanım çeşitliliği, sıklığı ile işlevlerine dair analiz yapılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesinin kullanıldığı çalışmada literatürdeki sınıflamalara göre bilgi görselleştirme türleri ve işlevlerine dair tablolar oluşturularak veriler toplanmış, elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Yapılan kapsamlı incelemede anlam çözümleme tablosu, bağlantı şeması, balık kılçığı, bilgi haritası, bulmaca, görsel, grafik, halka(döngü), harita, kıyaslama/zıtlık matriksi, olay zinciri/akış şeması, örümcek harita, simge, tablo, tarih şeridi, tanılayıcı dallanmış ağaç ve zihin haritası biçimlerine rastlanırken problem/çözüm ana hattı ve venn diyagramı gibi biçimlerin kullanımı tespit edilememiştir. İnceleme sürecinde açıklama, analiz, bilgiyi yapılandırma, bilgiyi organize etme, döngü, görsel temsil, hiyerarşiyi gösterme, ilişkiyi gösterme, karşılaştırma, keşfetme, sıralama, sınıflandırma, tarihsel sıralama ve yorumlama işlevlerine ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda 4, 5, 6 ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarında yüksek oranda görsel, simge ve haritadan oluşan görsel araçların kullanıldığı görülmüştür. Daha çok soyut bilgiyi görselleştiren biçimlerin daha az düzeyde kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca görsel temsil işlevinin yoğun bir şekilde kullanıldığı, diğer işlevlerin ise daha az bir kullanımı olduğu görülmüştür. Sosyal Bilgiler ders kitaplarında, öğrencilerin farklı öğrenme stillerini kapsayan bir çeşitlilik anlayışının benimsenmesi ve bilgiyi görselleştirme biçimlerinin sadece nicel olarak değil, aynı zamanda işlevselliğe göre de çeşitlenmesi gerektiği önerilebilir.
Yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının etkinlik algıları ve etkinlik geliştirme/uygulama durumlarına yönelik bir inceleme
Bu araştırmanın amacını yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının etkinlik algıları ile etkinlik geliştirme/uygulama durumlarının tespiti oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini Türkçe öğretim merkezlerinde görev yapan tüm öğretim elemanları, örneklemini ise 164 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi kullanılmıştır. Öğretim elemanlarının 149'u yarı yapılandırılmış görüşme formunu yanıtlamış, 15'i ise odak grup görüşmesinde yer almıştır. Veriler, bilgisayar ortamına aktarılmış ve MAXQDA 2018 programı kullanılarak kodlanmıştır. Araştırmada güvenirliği sağlamak için Huberman'ın formülü kullanılmıştır. Buna göre, yarı yapılandırılmış görüşme formu için güvenirlik yüzdesi %88, odak grup görüşmesi için ise %92 olmuştur. Yapılan çözümlemeler ve elde edilen kodlar neticesinde öğretim elemanlarının etkinliklere yönelik algılarının yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının çeşitli unsurları gözeterek etkinlik geliştirdikleri ve geliştirdikleri bu etkinlikleri uyguladıkları belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil olarak Türkçe öğretimi, etkinlik, algı, eylem odaklı yaklaşım, etkinlik temelli dil öğretimi.
Pandemi öncesi dönem ve sürecinde Kastamonu şehrinin suç coğrafyası
Kastamonu şehir merkezinde; Covid-19 (Korona virüs) Pandemi Öncesi Dönem ve Pandemi Süresince Kastamonu Şehrinin Suç Coğrafyası adlı konu özelinde Covid-19 (Korona virüs) Pandemi salgın hastalığının suç türleri üzerinde sayısal açıdan meydana getirdiği değişimi araştırmak amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama yöntemi kullanılmış, nicel araştırma yöntemlerinden SPSS yöntemi ile analiz yapılmış, Bağımsız grup T testi ile Anova testinden faydalanılmış olup, tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada; Asayiş ve Çocuk suçları kapsamındaki suç gruplarının (Topluma Karşı İşlenen, Kişilere Karşı İşlenen, Mal Varlığına Karşı İşlenen, Millete ve Devlete Karşı İşlenen ve Takibi Gereken Suçlar) sayısal verileri Excel programında analiz edilmiş, çizgi grafiğine aktarılan veriler yorumlanmıştır. SPSS yöntemi aracılığıyla Bağımsız grup T testi ile Anova testi kullanılmıştır. Pandemi öncesi dönem ile Pandemi süreci dönem de işlenen suç sayıları Bağımsız grup T testi yöntemiyle kıyaslanmıştır. Kastamonu şehir merkezinde, 2010-2022 yılları arasında işlenen suç sayılarında; mevsimsel, yıllık ve aylık dönemler Anova yöntemiyle değerlendirilmiştir. Kastamonu şehir merkezi bağlamında değerlendirilen araştırma konusunun temelini oluşturan Covid-19 Pandemisinin suç sayılarında meydana getirdiği değişimin Bağımsız grup T testi yöntemiyle yapılan analizin de bazı suç türlerinde anlamlı bir farklılığın olduğu, bazı suç türlerinde ise anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
Oryantiring uygulamalarının 6. sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisi
Bu çalışmada oryantiring uygulamalarının 6.sınıf sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin akademik başarıları üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Sinop ili Boyabat ilçesinde yer alan bir ortaokuldaki 6. sınıf öğrencileriyle çalışılmıştır. Araştırmada bir deney grubu (N=35) bir de kontrol grubu (N=36) bulunmaktadır. Deney grubunda dersler oryantiring etkinliklerle yürütülürken, kontrol grubunda ise öğretim programına dayalı öğretime göre yürütülmüştür. Araştırma, yarı deneysel yöntemin ön test son test kontrol gruplu desenine dayalı olarak yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sönmez (2019) tarafından geliştirilen "Mekansal Düşünme Becerisi Testi (MEDBET)" ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Araştırmada MEDBET'ten elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin MEDBET'te bulunan sorulara ön test ve son testte verdikleri yanıtlar, frekans/yüzde tabloları şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre deney ve kontrol gruplarının MEDBET'in ön test ortalama puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yokken, son test ortalama puanları arasında ise deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre oryantiring ile yürütülen Sosyal Bilgiler dersleri, öğrencilerin mekânı algılama becerilerini geliştirmede öğretim programına dayalı öğretime göre daha etkili bulunmuştur
2018 sosyal bilgiler dersi öğretim programının çocuk hakları açısından incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, çocuklara kendi hakları hakkında bilgi vermek, bu hakları anlama ve savunma becerileri kazandırmak ve ayrıca toplumsal düzeyde çocuk haklarına saygı ve duyarlılık oluşturmaktır. Böylece, geleceğin yetişkinleri olacak olan çocuklar, çocukların hakları konusunda bilinçli bireyler olarak yetişebilecektir. Çocuk hakları eğitimi, çocukları kendi hakları konusunda güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu sayede çocukların kendi görüşlerini ifade etme, kararlarını savunma ve çevrelerindeki değişikliklere katkıda bulunma yeteneklerini artacaktır. Çocuk hakları eğitimi, toplumsal değişime katkıda bulunacak bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bilinçli çocuklar, çocuk haklarına saygı gösteren bir toplumun oluşturulmasına yönelik etkin roller üstlenebilirler. Eğitim, çocuklara ayrımcılıkla mücadele konusunda bilgi verir. Kendi hakları ile ilgili bilgi sahibi olan çocuklar, demokratik süreçlere katılarak kendi hakları ve çevrelerindeki değişiklikler hakkında söz sahibi olmaktadır. Hakları konusunda bilinçli olan çocuklar, kendi aralarında ve toplumda daha adil bir ortamın oluşmasına katkı sağlarlar. Bu bağlamda ülkemizde 2023-2024 eğitim-öğretim yılında uygulanmakta olan 2018 Sosyal Bilgiler Dersi 4, 5, 6 ve 7. Sınıf Öğretim Programları Çocuk hakları konusunda incelenmiş ve detaylı analizi yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda 2018 Sosyal Bilgiler Dersi öğretim programının Çocuk hakları konusunda güncellenmesi gerektiği kanaati oluşmuştur.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarına yönelik geliştirilen geri bildirim öğretim paketinin etkililiğinin belirlenmesi
Geri bildirim, eğitim sürecinde ulaşılması hedeflenen öğrenmeler ile mevcut öğrenmeler arasındaki farkın giderilmesine yönelik sağlanan mesajlardır. Öğrencilerin alınan değerlendirmelerden öğrenmesini sağlayan, onlara öğrenme yolunu gösteren, öğrenmelerini geliştiren ve eğitim sürecinin başarıya ulaşmasına doğrudan etki eden unsurlardan biridir. Özellikle ilerlemeci eğitim anlayışının benimsendiği eğitim sistemlerinde biçimlendirici değerlendirmenin vazgeçilmez bir parçası olarak görülmektedir. Eğitimde geri bildirimin öneminden yola çıkılarak hazırlanan bu doktora tezinin amacı; sosyal bilgiler öğretmen adaylarına yönelik hazırlanan Geri Bildirim Öğretim Paketi (GBÖP)'nin etkililiğini belirlemektir. Karma araştırma yöntemi desenlerinden çok aşamalı desen esas alınarak yürütülen araştırmanın ilk aşamasını ihtiyaç belirleme çalışmaları oluşturmaktadır. Bu kapsamda Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı'nda görev yapan 14 öğretim üyesi, 24 sosyal bilgiler öğretmen adayı ve resmi kurumlarda görev yapan 14 sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanan veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları öğretmen yetiştirme sürecinde sosyal bilgiler öğretmen adayları için bir geri bildirim eğitimine ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında program geliştirme adımları takip edilerek GBÖP geliştirilmiştir. Öğretim paketinin etkililiğini belirlemek için nicel veri toplama araçları; Geri Bildirim Öğretim Paketi Akademik Başarı Testi (GBÖPABT) ve Geri Bildirim Öğretim Paketi Öz Yetkinlik Formu (GBÖPÖYF) geliştirilmiştir. Ayrıca deney grubunda yer alan öğretmen adaylarının duyuşsal farkındalıklarını belirlemek için deney öncesinde ve sonrasında uygulanmak üzere Geri Bildirim Öğretim Paketi Farkındalık Formu (GBÖPFF) hazırlanmıştır. Araştırmanın uygulama boyutu ön test-son test ölçümlü ve kontrol gruplu (2x2) yarı deneysel model doğrultusunda tamamlanmıştır. Uygulama süreci Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı 3. sınıfta öğrenim gören deney grubunda 13, kontrol grubunda 13 olmak üzere toplam 26 sosyal bilgiler öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. GBÖPABT ve GBÖPÖYF'ndan elde edilen nicel verilerin analizinde Jamovi 2.3 yazılımı ve SPSS 22.0 paket programından yararlanılmıştır. Normallik dağılım sonuçları dikkate alınarak GBÖPABT test puanlarının analizi ANCOVA testi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. GBÖPÖYF puanlarına ilişkin deney grubunun ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi, kontrol grubunun GBÖPÖYF ön test ve son test puanlarının karşılaştırılmasında ise Bağımsız Gruplar t Testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol gruplarının GBÖPÖYF son test puanlarının karşılaştırılmasında Mann Whitney U-Testi kullanılmıştır. GBÖPFF ile elde edilen veriler içerik analizi tekniği çözümlenmiştir. Uygulama sürecinin değerlendirilmesi için araştırmacı raporları da bir veri toplama aracı olarak kullanılırken deney grubu öğretmen adaylarından her ders sonrasında günlükler toplanmış ve uygulama sürecinin sonunda Geri Bildirim Öğretim Paketi Değerlendirme Formu (GBÖPDF) uygulanmıştır. Araştırmacı raporları ve günlükler betimsel analiz tekniği ile GBÖPDF ise içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda öğretim üyeleri, öğretmenler ve öğretmen adaylarının sosyal bilgilerde geri bildirim kullanımının önemli olduğuna ve lisans eğitiminde bir geri bildirim eğitiminin verilmesi gerektiğine inandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca ihtiyaç belirleme çalışmaları sonucunda öğretmen adaylarının geri bildirim hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve sosyal bilgiler eğitiminde etkili geri bildirim verme konusunda yetersiz oldukları belirlenmiştir. Araştırmanın uygulama boyutunda GBÖP'nin deney grubu öğretmen adaylarının akademik başarılarını ve öz yetkinliklerini büyük ölçüde artırdığı ve geri bildirime yönelik duyuşsal farkındalıklarında olumlu etki ortaya çıkardığı tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda GBÖP'nin öğretmen adaylarının mesleki hayatlarına avantaj sağlayacak içeriğe sahip olduğu saptanmıştır. Bunun yanında öğretim paketinin içerisindeki etkinliklerinin kalıcılığı artırdığı, ilgi çekici olduğu ve etkin katılım sağlamaya yardımcı olduğu belirlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler dersinde somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Yaşamın çoğu alanında kendine yer edinebilen somut olmayan kültürel miras (SOKÜM) terimi bireyin köklerini benimseyebilmesi noktasında önemli işlevleri bulunan önemli bir terimdir. Bireyin bağlılık hissettiği toprağa duyduğu aidiyet duygusunu beslemesi ve güçlendirmesi küçük yaşlardan itibaren SOKÜM ile içli dışlı olmasına dolayısıyla somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı kazanmasına bağlıdır. Buna göre araştırmada ortaokul 7. sınıf öğrencilerine sosyal bilgiler dersinde somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı becerisinin kazandırılması amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmış olup nicel boyutu öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen; nitel boyutu ise olgubilim deseninde yapılandırılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu Kastamonu'da bir devlet okulunda öğrenim görmekte olan deney grubunda 25, kontrol grubunda 28+20 olmak üzere toplamda 73 ortaokul 7. sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Nitel boyutu ise deneysel işlemin gerçekleştirildiği 25 ortaokul 7. sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Araştırmanın nicel boyutunda Kelime İlişkilendirme Testi (KİT) ile araştırmacı tarafından geliştirilen Somut Olmayan Kültürel Miras Okuryazarlığı Ölçeği (SOKÜMOÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise mülakat formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 25.0 paket programından yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde karışık ölçümler için çift yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi ise içerik analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin öntest ve sontest somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı puanları arasında sontestlerin lehinde farklılaştığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte sosyal bilgiler öğretiminde somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı kazandırmaya yönelik uygulanan etkinliklerin öğrencilerin SOKÜMO becerilerini artırdığı ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin Kelime İlişkilendirme Testi'nde yer alan anahtar kavramlara ilişkin ürettikleri toplam kelime sayısında önemli bir artışın olduğu tespit edilmiştir. Kesme noktasının daraldıkça anahtar kavramlara ilişkin üretilen kelime sayılarının arttığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin kurdukları bilimsel içerikli cümle sayısının artış gösterdiği ve mevcut kavram yanılgılarının büyük oranda giderildiği tespit edilmiştir. Nitel boyuttan elde edilen bulgulara göre ortaokul 7. sınıf öğrencilerinin somut olmayan kültürel miras okuryazarlığı becerileri konusunda farkındalık kazandıkları tespit edilmiştir.
Sosyal bilgiler dersinde işbirliği temelli eleştirel düşünme süreçlerindeki etkileşim örüntülerinin incelenmesi: Bir durum çalışması
İşbirlikli grup çalışmaları, tüm dünyadaki eğitim sistemlerinde yaygın olarak kabul gören pedagojik bir uygulamadır. Bu tür küçük grup temelli uygulamaların etkinliği veya sürdürülebilirliği, gruplardaki akran etkileşimlerinin sosyal ve bilişsel mekanizmalarının anlaşılmasına bağlıdır. Nitel bir durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırma, belirli bir prosedüre göre 7 işbirlikli gruba atanan ve eleştirel düşünmeye yönelik bilişsel görevler üzerinde işbirliği içinde çalışmaya yönlendirilen 28 ortaokul 5. sınıf öğrencisinin gruplarda sosyal ve bilişsel açıdan nasıl bir etkileşim süreci geçirdiğini ve buna bağlı deneyimlerini derinlemesine keşfetmeyi amaçlamaktadır. Bu süreçte, 8 aşamalı bir veri toplama adımı izlenmiş ve katılımcıların deneyimlerini incelemek ve değerlendirmek için kendi beyanları (bilişsel görev/etkinlik formları, akran değerlendirmeleri, görüşmeler ve öz değerlendirmeler) ve araştırmacının gözlem raporları kullanılmıştır. Araştırma verileri MAXQDA Analytics Pro 2024 (sürüm 24.0.0) paket programı ortamında 6 aşamada analiz edilmiştir. Bulgular, incelenen durumu 2 kategoride toplam 5 tema (üst kodlar), 14 alt tema ve çeşitli kodlarla ortaya koymaktadır. Buna göre, öğrenciler eleştirel düşünmeye yönelik bilişsel görevler üzerinde işbirliği içinde çalışmalar yürütürken sosyal olarak karakterize edilen en önemli etkileşim yapılarının ortaklaşmacı anlayışların yapısı, sorumluluk paylaşımı, diyaloglar, iletişim süreçlerinin verimliliği, sosyal esenlik, grup olmayı içselleştirme ve gruba bağlılık ile ilgili olduğu bulunmuştur. Bilişsel olarak karakterize edilen en önemli etkileşim yapılarının ise hedef yönelimi, düşünce denetim süreçleri (grup üst bilişi) ile bilgi işleme ve karar verme süreçleri ile ilgili olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, işbirliği temelli eleştirel düşünme süreçlerindeki sosyal ve bilişsel etkileşimlerin sınıf ortamlarındaki yansımaları üzerinden tartışılmaktadır. Bu bağlamda, işbirlikli gruplarda etkileşim ortamlarının etkin bir şekilde yönetilmesi ve öğrencilerin uygun şekilde yönlendirilmesi için öğretmenlere, araştırmacılara veya uygulayıcılara bu tür uygulamalar öncesinde okuma ve anlama testlerinin uygulanması ve sosyometrik ölçümlerin yapılması gibi çeşitli önerilerde bulunulmaktadır.
Erken Cumhuriyet Dönemi maarif şuraları üzerine bir içerik analizi
Çalışmanın amacı, Erken Cumhuriyet Dönemi'nde (1923-1950) toplanmış olan maarif şuralarını (Birinci Maarif Şûrası, İkinci Maarif Şûrası, Üçüncü Maarif Şûrası ve Dördüncü Maarif Şûrası) analiz ederek söz konusu süreçte üzerinde durulan konu ve kavramları belirleyebilmektir. Bunu yaparken örgün eğitim kademeleri ve bu kademelerle doğrudan bağlantısı olan öğretmen yetiştirme alanı analiz sürecinde başlıca kategorileri oluşturmuştur. Analiz, şuralarda bu alanlarda üzerinde durulan konu ve kavramlar belirlenerek yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemi üzerine kuruludur. Tarihsel araştırma modeli çerçevesinde veri toplama yöntemi doküman incelemesi olarak belirlenmiştir. Doküman incelemesi ile elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda şuraların yükseköğretim, ortaöğretim ve ilköğretim kademeleri açısından çalışmalar yürüttüğü tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmen yetiştirme meselesinin şuralarda en fazla ele alınan konulardan biri olduğu görülmüştür.
Ortaokul öğrencileri için bir yurttaşlık okuryazarlığı eğitim programının geliştirilmesi ve uygulamasının değerlendirilmesi
Yurttaşlık okuryazarlığı demokratik bir toplum yapısında temel rol oynar. Bireylerin yurttaşlık okuryazarlığı yetkinliklerini geliştirmek için okullarda sistematik çalışmalar yapılmalıdır. Okullar, öğrencilerin yurttaşlık okuryazarlığı eğitimi almaları için tasarlanmalı, kullanılan öğretim yaklaşımları ve edinilen bilgileri uygulamaları için fırsatlar sunmalıdır. Bu araştırmanın amacı yurttaşlık okuryazarlığı eğitim programı yolu ile öğrencilerin demokratik sürece başarılı bir şekilde katılabilmeleri için gerekli bilgi ve beceriler ile donatmak ve yurttaşlık okuryazarlığı yetkinliklerinin artması için tasarlanan öğretim yaklaşımlarının etkililiğini ortaya koymaktır. Araştırma eylem araştırması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Düzce ili Kaynaşlı ilçesinde bir ortaokulda öğrenim gören 25 öğrenci ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Çalışma 14 hafta 35 saatlik bir süreci kapsamaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak akademik başarı testi, yurttaşlık modeli ölçeği, yarı yapılandırılmış öğrenci-veli görüşme formaları ve öğrenci günlükleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri bağımlı örneklem t testi ile çözümlenirken; nitel veriler içerik analiz ile çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre yurttaşlık okuryazarlığı eğitim programının öğrencilerin akademik başarılarını artırdığı, yurttaşlık okuryazarlığı yetkinliklerini geliştirdiği tespit edilmiştir. Görüşme formlarından ve öğrenci günlüklerinden elde edilen analizlere göre eğitim programına yönelik öğrenci ve ebeveynlerin olumlu değerlendirmelerde bulundukları belirlenmiştir. Genel anlamda nicel ve nitel yaklaşımlar yolu ile elde edilen bulguların birbirini desteklediği tespit edilmiştir. Araştırma bulgularından hareketle yurttaşlık okuryazarlığı ortaokullarda ayrı bir ders olarak okutulabilir. Verilerin daha fazla popülasyona genellenebilmesi için daha büyük çalışma grupları ile araştırmalar yapılabilir.
Çubuk ilçesinin (Ankara) eğitim durumu
Eğitim insanların dünyayı anlama ve biçimlendirme çabasında ilerlemesini sağlayan ana güçlerden biridir. Sahip olduğu dinamiklerle eğitim çevreyle iç içedir. Çevresini, içinde bulunduğu toplumu etkiler ve ondan etkilenir. Çalışmamızda, köklü bir geçmişe sahip olan, tarihin birçok döneminden izler barındıran Çubuk ilçesi özelinde eğitimin durumunu çeşitli yönlerden incelemek ve beraberinde ilçenin yapısını farklı yönlerden ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu çalışmada Çubuk ilçesinin sosyal, ekonomik, kültürel ve tarihi yönleri ele alındıktan sonra eğitim yapısı çeşitli yönleriyle detaylı bir şekilde incelenip ortaya konulmaya çalışılmıştır. Eğitim alanında önemli bir seviyeye gelmiş olan Çubuk ilçesinde anaokulundan liseye her kademeden resmi ve özel birçok eğitim kurumu faaliyet göstermektedir. İlçedeki resmi ve özel tüm eğitim kurumları araştırmaya dahil edilmiştir. Çalışmamızda nitel araştırma modeli kullanılmış, amaçlı örneklem tercih edilmiştir. Örneklemde Çubuk ilçesinde T.C. Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı eğitim kurumları yer almaktadır. Veriler gezi, gözlem, görüşme ve doküman incelemesi aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma sürecinde ilçenin çeşitli yönlerden özellikleri ortaya konulmuştur. İlçenin kuzey kesiminde dağlık ve yüksek alanlar bulunurken, güneyinde verimli düzlük ova tabanı bulunmaktadır. Ankara ilinin kuzeyinde yer alan Çubuk ilçesi eğitimin yanında tarım, hayvancılık, sanayi, ulaşım gibi farklı yönlerden gelişim göstermektedir. İlçedeki 67 eğitim kurumu ziyaret edilip okul yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Mülakatlarda eğitim faaliyetlerinin dinamik bir biçimde yürütüldüğü, zaman içerisinde eğitim kurumları ve öğrenci sayısında nüfusunda olduğu gibi artış yaşandığı görülmüştür. Eğitim kurumları ilçenin çeşitli yerlerine oldukça homojen bir şekilde dağılış göstermekte ve devlet okullarının yanında özel eğitim kurumları da faaliyetlerini uzun zamandır sürdürmektedir. Eğitim faaliyetleri okul içinde olduğu gibi okul dışında da devam etmekte ve çeşitli gezi gözlem faaliyetlerinin, çoğu okulda birden fazla kez gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Eğitim faaliyetlerinin ihtiyaçlar doğrultusunda yürütülmesi sürecinde çevre ile etkileşimin daha da arttığı görülmektedir. Eğitim süreçlerinin beraberinde geliştirdiği farklı faaliyetlerin ilçeye çeşitli yönlerden canlılık kazandırdığı anlaşılmaktadır.
Sosyal bilgiler dersinde dijital öykü kullanımının ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algı düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı sosyal bilgiler dersinde ortaokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları üzerinde dijital öykülerin etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda ön test - son test kontrol gruplu gerçek deneme modeli kullanılarak deneysel bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Altınova ve Duyan (2013) tarafından geliştirilen 25 maddeden oluşan Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği ve katılımcıların demografik verilerinin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken amaçsal örnekleme türlerinden tipik durum örnekleme kullanılarak belirlenmiş olup 36 deney 36 kontrol olmak üzere toplam 72 6. sınıf öğrencisinden meydana gelmektedir. Araştırmacı tarafından toplumsal cinsiyet algısına yönelik olarak SB.6.1.1. (Sosyal rollerin zaman içerisindeki değişimini inceler.) ve SB.6.1.3. (Toplumda uyum içerisinde yaşayabilmek için farklılıklara yönelik ön yargıları sorgular.) kazanımları kapsamında toplumsal cinsiyet algısı konusunu içeren, uzman görüşleri alınarak hazırlanan dijital öyküler kullanılarak deney grubu ile uygulama yapılmıştır. Uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol grubuna ön test olarak TCAÖ uygulanmıştır. Deney grubunda dijital öykü ile kontrol grubunda ise geleneksel olarak ders gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonunda TCAÖ deney ve kontrol grubuna son test olarak uygulanmıştır. Bulgular sonucunda; deney ve kontrol grubunun ön test puanları arasında anlamlı farklılığa rastlanmamışken, deney ve kontrol grubunun son test puanları arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Bu anlamlı farklılık deney grubu lehinedir. Dolayısıyla dijital öykünün toplumsal cinsiyet algısının gelişimine olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca deney grubunun ön test ve son test puanları arasında son test lehine anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Deney grubu son test puanı cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiş olup bu anlamlı farklılık kadın öğrenciler lehinedir. Deney grubunun son test puanlarında aile yönetim şekli değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiş olup bu anlamlı farklılık eşitlikçi aile yönetim şekli lehinedir. Deney grubunun son test puanları cinsiyet ve aile yönetim şekli değişkeninde anlamlı farklılık gösterirken anne öğrenim, baba öğrenim değişkenlerinde anlamlı farklılık göstermemiştir. Kontrol grubunun son test puanları ile değişkenler arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır.
Sosyal bilgiler dersi öğretim programları ve ders kitaplarının (1968-2022) çevre eğitimi açısından incelenmesi
İnsan, yaşamı boyunca çevreyle etkileşim halindedir. Bu süreçte doğal ve beşerî çevreden en çok etkilenenler, çevreye en büyük etkiyi yapanlardır. Bu etkileşim sürecinde kişi hem çevreden etkilenir hem de çevreyi etkiler. Bu etkileşim olumlu ya da olumsuz olabilir. Genel olarak insanlar, çevreleriyle kendi aralarındaki olumlu etkileşimlerin sürdürülmesinden sorumludur. Bu sorumluluğu etkin bir şekilde yerine getirebilmek için bireylerin küçük yaşlardan itibaren çevre konusunda eğitilmeleri önemlidir. Gelecek nesillere sağlıklı bir doğal çevre ve bozulmamış bir yaşam alanı bırakabilmek için de her bireyin çevre bilincinin artırılması gerekmektedir. Bireylere çevre bilincinin kazandırıldığı derslerden birisi de çevreyle ilgili bilincin düşünce boyutu yanında bu düşüncelerin uygulamaya yönelik duyuşsal ve davranışsal boyutlarını içeren sosyal bilgiler dersidir. Bu çalışmanın amacı, 1968'den günümüze sosyal bilgiler dersi öğretim programlarının ve bu programlara göre hazırlanmış sosyal bilgiler ders kitaplarının çevre eğitimi açısından incelenmesidir. Nitel doküman analizi yaklaşımıyla desenlenen bu çalışmanın verileri, 1968, 1990, 1998, 2005 ve 2018 yıllarına ait sosyal bilgiler dersi öğretim programları ve bu programlara göre hazırlanmış amaçlı örneklem yaklaşımıyla seçilen beş farklı ders kitabından doküman incelenmesi yoluyla elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sosyal bilgiler dersi öğretim programlarının genel amaçlarında çevre eğitimine yer verildiği tespit edilmiştir. Programlarda çevre eğitimi ile ilişkili amaç ifadelerinin "çevresel bilgi, çevrenin korunması, çevreye verilen önem" kategorilerinde yoğunlaştığı ortaya çıkmıştır. Sosyal bilgiler ders kitaplarında da çevre eğitimiyle ilişkili içeriklerin yer aldığı belirlenmiş ve bu içerikler genellikle "çevresel bilgi, çevreye verilen önem, çevreden faydalanma, çevreyi koruma, çevre problemleri ve canlı-çevre etkileşimi" kategorilerinde toplanmıştır. Bu kategoriler içerisinde de "çevresel bilgi" daha fazla yer tutmuştur.
Nutuk'un kök değerler açısından incelenmesi
Bireylerin yaşadıkları topluma uyum sağlamalarını kolaylaştıran unsurlardan biri de değerlerdir. Değer aktarımı ailede başlayarak okullarda devam etmektedir. Okullarda değer aktarımı ilkokuldan itibaren yapılmaktadır. 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda yürürlüğe giren on kök değerin okullarda eğitim ve öğretim sürecinde öğrencilere kazandırılması amaçlanmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen on kök değer; adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik olarak belirtilmiştir. Kök değerlerin öğrencilere kazandırılmasında farklı yöntem ve tekniklerden faydalanılmaktadır. Edebî eserler kök değerlerin aktarılmasında önemli bir kaynaktır. Bu çalışmada Mustafa Kemal Atatürk'ün kaleme almış olduğu Nutuk'un kök değerler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya konu olan Nutuk, nitel araştırma yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Doküman analizi sonucunda elde edilen bulgular içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda on kök değerin tamamının Nutuk içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. Eserde en fazla saygı, vatanseverlik, sorumluluk; en az sabır, yardımseverlik, dürüstlük kök değerlerine yer verildiği görülmüştür. Buna göre Nutuk'un kök değerlerin aktarımında yardımcı bir kaynak olarak kullanılabileceği önerilebilir.
Sosyal bilgiler ders kitaplarında toplumsal sorunların yerinin incelenmesi
Toplumsal sorunlar toplumun kendisinin oluşturduğu nesnel, evrensel, toplumun zarar görmesine neden olan, insanları etkileyen zaman içerisinde birikerek büyüyen, çözümün de ise ortaklaşa ve eylemsel olarak yapılan etkinliklerdir. Bir olayın toplumsal sorun olarak nitelendirilmesinde ve buna kimin karar verdiği hakkında birçok görüş oluştuğu görülmüştür. Temel sorun olarak ise topluma zarar veren durumun hangi koşullar altında değiştiği konusudur. Toplumsal sorunların ortak noktaları birden çok kişinin toplumsal olayları sorun olarak nitelendirmesidir. Burada önemle dikkat edilmesi gereken nokta ise toplumda bir olayın birisi için toplumsal sorun olarak görülürken, bir başkası için görülmeme durumudur. Toplumdakilerin öznel ve nesnel davranışlar arasındaki niteliği bireylerin ya da grupların ekonomik, sosyo-kültürel, siyasi deneyimlerin farkları ile ortaya çıktığı görülmüştür. Sadece deneyimleri ile değil aynı zamanda örgütlü iletişim olarak karşımıza çıkmıştır (Çoban, 2022). Bu araştırmanın amacı, 2018 yılında hazırlanarak uygulamaya konulan Sosyal Bilgiler 2022-2023 yılındaki eğitim öğretim döneminde kullanılmış olan 4. 5. 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarındaki öğrenme alanları ve içerikler toplumsal sorun konularının nasıl ele alındığını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2018 yılında güncellenen Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı ve bu programa göre hazırlanmış olan 4. 5. 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler Dersi ders kitaplarından yararlanılmıştır. Araştırma da elde edilen veriler çerçevesin de toplumsal sorunların 4. 5. 6. ve 7. sınıf Sosyal Bilgiler Dersi ders kitaplarında ve öğrenme alanlarına dağılışı incelenmiş elde edilen sonuçlar çerçevesinde toplumsal sorunların sınıflara ve öğreneme alanlarına göre farklılıklara sahip olduğu sonucu bulunmuştur.
Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık yeterliklerinin geliştirilmesi: Çok aşamalı karma yöntem araştırması
Etkin vatandaşlık, geleceğin bütünleştirici, kapsamlı, katılımcı ve demokratik toplumunun oluşturulmasında anahtar bir kavram olarak ele alınmaktadır. Günümüz toplumlarında bireylerden etkin vatandaşlar olarak seslerini daha yüksek bir biçimde duyurmaları, topluma aidiyet geliştirmeleri, demokratik değerleri benimsemeleri ve farklı kültürlerden ve görüşlerden gelen kişileri anlamaları beklenmektedir. Ayrıca insan hakları ve demokratik yaklaşımlara uygun bir biçimde sivil topluma, toplumsal ve siyasal hayata katılmaları istenmektedir. Ancak, Türkiye'de son yıllarda yürütülen araştırmalar, bireylerin çoğunlukla edilgen vatandaşlık özellikleri gösterdiğini ve yerel gönüllü kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine veya siyasal partilere katılım oranlarının hayli düşük olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, Türkiye'de 6 milyonu aşan yabancı uyruklu bireylerin yaşadığı uyum sorunları, farklılıkların benimsenmesi ve birlikte yaşama duygusunun zarar görmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, Türkiye'de yaşayan bireylerin sosyal, ekonomik ve kültürel yönden gelişmesini sağlamak ve mevcut sorunlara çözüm bulmak için etkin birer vatandaş olmalarının önemli olduğu ifade edilebilir. Bu kapsamda, araştırmada sosyal bilgiler dersinde Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık yeterliklerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı deseninin kullanıldığı bu araştırma, ifade edilen amaç kapsamında beş temel aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada sosyal bilgiler dersi kapsamında Türk ve yabancı uyruklu öğrencilere verilen etkin vatandaşlık eğitimini incelemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda etkin vatandaşlık eğitiminin farklı boyutlarına ilişkin toplamda 51 sınıf ve 76 sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları ve anket formu aracılığıyla elde edilmiş, verilerin analizinde betimsel istatistiksel teknikler, tematik analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Birinci aşama sonucunda Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık eğitiminde çeşitli sorunların yaşandığı ve bu öğrencilerin etkin vatandaşlık yeterliklerinin öğretmenler tarafından çoğunlukla yetersiz olarak tanımlandığını belirlenmiştir. İkinci aşamada Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık eğilim düzeylerini belirlemek ve çeşitli değişkenler aracılığıyla incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda araştırmacı tarafından geliştirilen Etkin Vatandaşlık Eğilimi Ölçeği (EVEÖ) kullanılarak Samsun ili çeşitli merkez ilçelerindeki devlet ilkokul ve ortaokullarında öğrenim gören Türk ve yabancı uyruklu 668 öğrenciden veriler toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde betimsel istatiksel teknikler, t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İkinci aşama sonucunda Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık eğilimlerinin orta düzeyde olduğu ve cinsiyet değişkeninde kız öğrenciler, uyruk değişkeninde Türk öğrenciler, sınıf düzeyi değişkeninde ilkokul 4. sınıf düzeyindeki öğrenciler, anne ve baba öğrenim durumunu tamamlama yeri değişkeninde Türkiye'de öğrenim görenler ve akıllı cep telefona sahip olma durumunda akıllı cep telefona sahip olmayanlar lehine olumlu yönde anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Üçüncü aşamada Etkin Vatandaşlık Öğretim Paketi'ni (EVÖP) geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaç, birinci ve ikinci aşamanın sonucunda ulaşılan Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin vatandaşlık eğitimindeki sorunlara çözüm bulmak ve öğrencilerin etkin vatandaşlık yeterliklerini geliştirmek için belirlenmiştir. EVÖP, araştırmacı tarafından tasarlanan model takip edilerek geliştirilmiştir. EVÖP'nin geliştirilmesinde ilerlemeci eğitim felsefesi benimsenmiş ve yapılandırmacı anlayış doğrultusunda 5E modeli kullanılmıştır. Hazırlanan EVÖP, öğrencilerin etkin vatandaşlık konularındaki bilgi, beceri ve değerlerini geliştirmek için öğrenme-öğretme sürecini sistematik bir biçimde düzenleyen ve hazırlanan planlar, araç ve gereçler ve diğer kaynaklarla destekleyen bir tasarımı ifade etmektedir. Dördüncü aşamada EVÖP'nin etkililiğini incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda öntest sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deneysel uygulama süreci, Samsun ili Atakum ilçesinde Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin yoğun olduğu bir devlet ortaokulundaki 6. sınıf düzeyinde öğrenim gören deney grubunda 19 öğrenci ve kontrol grubunda 20 öğrenciyle yürütülmüştür. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen EVEÖ ve Etkin Vatandaşlık Akademik Başarı Testi kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde çift yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Dördüncü aşama sonucunda EVÖP'nin öğrencilerin akademik başarılarını ve etkin vatandaşlık eğilim düzeylerini geliştirme konusunda etkili olduğu tespit edilmiştir. Beşinci aşamada EVÖP'nin uygulama sürecini değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda deney grubundaki öğrencilerin tamamının ve deney grubuna gözlemci olarak katılan sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerinden ve araştırmacının görüş ve gözlemlerinden yararlanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları, araştırmacı günlükleri, saha notları, video ve fotoğraf kayıtları kullanılarak elde edilmiş, verilerin analizinde ise tematik analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Beşinci aşama sonucunda EVÖP'nin Türk ve yabancı uyruklu öğrencilerin etkin bir vatandaşın sahip olması gereken bilgi, beceri ve değerleri kazanmalarına katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerin derse yönelik ilgisini, isteğini, tutumunu, motivasyonunu, dikkatini ve etkin katılımını artırdığı belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin siyasi konulara, kadınlara ve yabancı uyruklu bireylere yönelik olumlu tutum geliştirmesine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yaşar Kemal romanlarında çocuk karakterlerin konumu
Bu çalışma, Yaşar Kemal romanlarında çocuk karakterlerin konumunu tespit etmeyi amaçlamıştır. İncelemede, bu hedef doğrultusunda; romanlardaki çocukların özellikleri nelerdir, olay örgüsüne katkıları nasıldır, çevre-kültür etkileşimleri ne biçimde gerçekleşir; bu çocuklar gerçeklik ve kurmaca ilişkisinin neresinde bulunmaktadır, sorularına yanıt aranmıştır. Çukurova'yı ve İstanbul'u ayrı ayrı mekân olarak almaları ve genel kanıya ulaşabilmek açısından temsil kuvvetlerinin yüksek olması dolayısıyla yazarın Yılanı Öldürseler, Yağmurcuk Kuşu, Al Gözüm Seyreyle Salih, Kuşlar da Gitti adlı romanları, örneklem olarak seçilmiştir. Nitel bir çalışma olan bu araştırmada doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemi ile adı geçen romanlar incelenmiştir. Giriş bölümünde problem durumu, çalışmanın önemi, araştırmanın amacı, sınırlılıkları, literatür değerlendirmesi; yöntem başlığı altında araştırmanın modeli, incelenen doküman ve verilerin analizine yönelik bilgi verilmiştir. Kuramsal çerçeve kısımda roman türünün ortaya çıkışı, Türk Edebiyatı'nda romanın gelişimi, roman ve gerçeklik ilişkisi ile romanın yapı unsurları; yazarın hayatı, sanatının kaynakları ve çocuklara bakış açısı incelenmiştir. Bulgular ve tartışma başlığı altında, örneklemi oluşturan romanlar incelenmiş, elde edilen veriler kuramsal bilgiler ışığında tartışılmıştır. Bu çerçevede elde edilen çıkarımlar, sonuç bölümünde aktarılmıştır. Buna göre Yaşar Kemal romanlarında çocukların bir çocuk gibi değil, büyükler gibi ele alındığı; çocuklara özgü davranışlar, oyunlar içinde olmadıkları; formel bir eğitim öğretim faaliyetinin içinde yer almadıkları; doğal olmayan ölümlere şahit oldukları; psikolojik olarak atlatılması zor olayları en az etkilenme ile atlattıkları; çevresi ile ilişkilerinin sınırlı olduğu; yalnızlık duygusunu derinden hissettikleri; toplumsal baskılara maruz kaldıkları; yazarın hayatından izler taşıdıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Roman, Yaşar Kemal.
Sosyal bilgiler öğretmenlerine göre özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin, çocuk haklarının kullanımına dair görüşleri
öğrencilerin çocuk haklarına yönelik görüşlerini anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin eğitim süreçlerinde çocuk haklarının nasıl uygulandığını ve bu konudaki farkındalığı belirlemeyi hedeflemektedir Araştırma, sosyal bilgiler öğretmenlerinin özel eğitim gereksinimi olan öğrencilere yönelik genel tutumlarını ve düşünce yapılarını anlamayı amaçlar. Bu araştırmada özel eğitimli olan öğrencilerin çocuk hakları konusundaki görüşlerini ve bu hakları nasıl deneyimledikleri konusunda değerlendirme yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bulunan veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın verileri 2023-2024 eğitim-öğretim ikinci yarıyılında Manisa Merkez sınırları içerisinde bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan 30 sosyal bilgiler öğretmeninden, görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırmadan elde dilen verilere göre sonuçlara ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin çocuk haklarına dair sözleşmenin içeriğini bildiği tespit edilmiş olup çocuk haklarının uygulanmasında çeşitli sorunlar yaşandığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bunlardan bazıları okulun fiziki yapısının yetersizliği sınıf ortamındaki yetersizlikler, özel gereksinimli öğrenciler için çocuk haklarını uygulamaya yönelik hiçbir çalışmanın ya da uygun ortamın sağlanmamasıdır. Araştırmanın bir diğer sonucu da çocuk haklarının ders kitaplarında kazanım içerik olarak az yer verilmesi öğretmenlerin özel eğitim bilgisine tam olarak sahip olmaması velilerin bilgisizliği özel gereksinimli öğrenciler için destek eğitim odalarının olmaması başlıca elde edilen bulgulardır. Netice olarak özel gereksinimli öğrenciler için herhangi proje ya da ekip çalışması yapılmadığı sadece çocuk haklarının bilgisine sahip oldukları uygulamada aktif kılmalarını sağlayacak durumların söz konusu olmadığının tespitine de varılmıştır. Yapılan araştırma ve öğretmen görüşleri sonucunda özel gereksinimli öğrencilere çocuk haklarının öğretilmesi ve uygulanmasına yönelik çalışmaların artırılması yönünde kanaate varılmıştır.
Öğretmen adaylarının kültürlenme düzeylerinin yaşam doyumuna etkisinin incelenmesi
Öğretmen adaylarının, kültürlenme düzeylerini, yaşam doyumlarını ve kültürlenme düzeylerinin yaşam doyumları üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla yapılan bu araştırma karma yöntem modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın nicel bölümü için betimsel araştırmalardan tarama modeli; nitel bölümü için ise durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, Gaziantep Üniversitesi Nizip Eğitim Fakültesinde okuyan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Bu evrenden nicel ve nitel araştırma bölümleri için iki örneklem seçilmiştir. Araştırmanın nicel bölümünde basit olasılıklı (rasgele) örnekleme yöntemi kullanılarak toplam 620 öğretmen adayı örnekleme alınmıştır. Araştırmanın nitel araştırma bölümünde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılarak 32 öğretmen adayı örnekleme alınmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Kültürel Etkileşim Ölçeği" ve Dağlı ve Baysal (2016; s.1262) tarafından Türkçeye uyarlanan "Yaşam Doyumu Ölçeği"; nitel bölümde ise veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Adayı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmış ve yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t testi, one-way anova ve basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Öğretmen adayı görüşme formu yoluyla elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yöntemlerinden olan içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, öğretmen adaylarının genel olarak kültürlenmenin ayrılma boyutunda olumlu; asimilasyon boyutunda olumsuz; bütünleşme boyutunda kararsız oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının yaşam doyumları hakkında da genel olarak kararsız oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında öğretmen adaylarının kültürlenme düzeylerinin yaşam doyumları üzerinde pozitif yönde etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına göre, öğretmen adaylarının görüşlerinin genel olarak bütünleşme boyutunda yoğunlaştığı görülmektedir.