
156
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
A research on determination of optimal fixed and adjustable tilt angle for solar panles to conditions in Turkey
While the world completes its daily rotation around its own axis, it completes its rotation around the sun. The earth completes this movement on an elliptical orbit in 365 days and 6 hours. Due to this orbit, which is monitored in the form of an ellipse, the sunrise and sunset times and the angle of falling of the sun's rays on the earth change during the year. When it is desired to utilize solar energy at the maximum level, the position angles of the panels used in energy production should be adjusted perpendicularly to the solar radiation. The sun is the main renewable energy source. In addition, it provides an inexhaustible and environmentally friendly energy to the world as the source of many energy types. One of the ways to utilize this unlimited energy is; is to use photovoltaic cells and panels that generate electricity thanks to the solar radiation falling on them. In these systems, fixed and tracer solar panel systems are used to obtain maximum efficiency from solar radiation. This slope varies according to the geographical location of the region and the seasons. In the region, depending on the seasons during the year, the optimum slope angle can be calculated to increase the amount of energy obtained from sunlight. In this study; Monthly correction for 13 provinces (Ankara, Bursa, Edirne, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Istanbul, Izmir, Kayseri, Konya, Mugla, Sinop, Van) located in different geographical regions of our country, located within the latitudes of 36 ° - 42 ° north, optimum panel angles have been determined in order to maximize solar panel performance on a seasonal and annual basis. The results were compared with 5 different statistical methods; statistical comparison methods, coefficient of determination, relative error percentage, deviation error, mean square root error and t-statistics.
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde rüzgâr karakteristiğinin belirlenmesi ve küçük rüzgâr türbinleri ile enerji üretim potansiyellerinin araştırılması
Dünyamızın ana enerji kaynağı güneştir. Sürekli devam eden doğal süreçte var olan enerji akışı dünyamızı ve varoluşu ayakta tutar. Güneşteki nükleer tepkimeler sonucunda oluşan güneş ışınlarının dünyamızla etkileşerek depolanmış ve dönüşmüş halleri farklı enerji kaynakları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu enerji kaynakları arasında yenilenebilir enerji kaynakları ise, tükenme hızından daha hızlı kendini yenileyebilmesi ile tanımlanabilir. Bu yenilenebilir enerji kaynakları; güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, jeotermal enerji, hidrolik enerji, biokütle enerjisi ve benzeri olarak sıralanabilir. Stratejik olarak enerji kaynakları ne kadar çok çeşitlendirilir ve ne kadar çok yenilenebilir enerjilerle desteklenir ise insanlık o ölçüde gelecekteki refahını garanti altına almış olacaktır. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında ise son 10 yıldaki sektör büyümesi ve yatırımlar ele alınacak olursa Rüzgâr Enerjisi ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde tarımsal amaçlı kullanım dikkate alınarak rüzgâr enerjisinin potansiyelini analiz etmek ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Rüzgâr Enerjisi Potansiyeli hakkında bilimsel kaynaklarda mevcut bilgi eksikliğini azaltmak için bir adım atmaktır. Çalışmada; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde toplam 9 şehirdeki 24 adet meteoroloji istasyonuna ait veriler, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğüne ait Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası ve uydu görüntüleri eş zamanlı olarak incelenmiş, bölgeyle ilgili çeşitli bilgiler elde edilmiştir. Bu bilgiler doğrultusunda öncelikle bölgenin rüzgâr karakteristikleri belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca bölgedeki rüzgâr karakteristikleri dikkate alınarak yatay ve dikey eksenli rüzgâr türbinlerinin muhtemel performansları irdelenmiş, elde edilecek güç ve enerji değerleri ortaya konulmuştur.
Sulama yönetiminin iyileştirilmesi için uzaktan algılama yaklaşımı ile sulama projelerinin performansının değerlendirilmesi, Burkina Faso, Kou Vadisi örneği
İklim koşulları ile birlikte sulamada suyun randımanlı kullanımı üzerindeki baskı artmaktadır. Düzenli performans değerlendirmeleri yapmak için kaynak eksikliği göz önüne alındığında, sulama suyu yönetimini iyileştirmek ve bitkisel üretimi sürdürmek için uygun maliyetli performans değerlendirme metodolojilerinin kullanılması kritik öneme sahiptir. Çalışma alanı olarak, Burkina Faso'nun güneybatısında yer alan 1200 hektarlık Kou vadisi sulama alanı (KVIS) seçilmiş, 2013 ve 2014 yıllarının kurak mevsimleri için çalışma gerçekleştirilmiştir. KVIS sulama performansının farklılık gösterdiği, yetiştirilen bitkiye ve coğrafi konumuna bağlı olarak değiştiği gözlenmiştir. Sulama alanında konumsal bağlı kademeli olarak değişen rölatif evapotranspirasyon değeri gözlenmiştir. Su stres seviyelerine göre, iyi sulanan alandan orta seviyede sulanan alana kadar, yüksek su stresli alandan çok yüksek su stresli alanlara kadar sınıflar gözlenmiştir. Su tüketim homojenliğine göre ise, orta düzeyden iyi düzeye kadar sınıflar gözlenmiştir. Bitki su verimliliği (CWP) değeri, çalışılan iki yıl için konumsal değişiklik göstermiştir. ETa ve CWP'yi etkileyen ana fizikokimyasal faktörler ise, arazi ile ana kanal su alım noktası arasındaki mesafe (DPSI), tarla yüksekliği, kum ve silt içerikleri, toprak toplam azotu, ekstrakte edilebilir potasyum ve çinko olarak elde edilmiştir. ETa veya CWP'deki değişkenliği açıklamada DPSI en çok katkıda bulunan değişken olmuştur. Çalışma ile uzaktan algılama tabanlı metodolojilerin, veri kıtlığı ve kaynak kısıtlılığı olan sulama alanlarında, sulama suyu yönetiminin iyileştirilmesi için, karar destek araçları olarak hizmet etme potansiyeli ortaya konulmuştur.
Serada yetiştirilen kıvırcık ve baş salata çeşitlerinin verim ve kalite üzerine farklı sulama seviyelerinin etkisi
Bu araştırma, ısıtmasız plastik örtülü sera ortamında yetiştirilen bazı salata çeşitlerinin verim ve kalitesi üzerine farklı sulama seviyelerinin etkilerini belirlemek amacıyla Kocaeli'nde 2020-2021 yılları kış döneminde yürütülmüştür. Araştırma, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre kurulmuş, ana parsellerde üç farklı kıvırcık ve baş salata çeşidi (Carteganas, Concorde ve Melina), alt parsellerde ise beş farklı sulama seviyesi yer almıştır. Sulama uygulamaları, sera içine yerleştirilen 100 ml'lik cam petri kabından buharlaşan su miktarı (E) dikkate alınarak damla sulama yöntemiyle yapılmıştır. Bitki-kap katsayıları (Kcp) 0,25, 0,50, 0,75, 1,00 ve 1,25 alınarak sulama konuları sırasıyla 0,25 E, 0,50 E, 0,75 E, 1,00 E ve 1,25 E biçiminde oluşturulmuştur. Yetiştiricilik mevsimi boyunca 32,5 mm ile 122,5 mm arasında sulama suyu deneme parsellerine uygulanmıştır. Baş ağırlığı, baş çapı ve boyu, kök uzunluğu ile yaprak sayısı değerleri çeşit, sulama seviyesi ve çeşit × sulama seviyesi interaksiyonuna göre istatistiksel olarak önemli (p<0,05) farklılıklar göstermiştir. En yüksek ortalama baş ağırlığı Melina çeşidinde 516,9 g olarak elde edilirken onu sırasıyla Concorde ve Carteganas çeşitleri izlemiştir. Sulama seviyelerinin üç farklı çeşit üzerindeki ortalama sonuçlarına göre en yüksek baş ağırlığı 0,75 E konusundan 581,2 g olarak elde edilirken en düşük ise 224,8 g ile 0,25 E konusundan elde edilmiştir. Çeşit × sulama seviyesi yönüyle yapılan değerlendirmede ise en yüksek baş ağırlığı 718,2 g ile Melina çeşidinde 0,75 E sulama konusundan saptanırken en düşük ise 98,2 g ile Carteganas çeşidinde 0,25 E sulama konusundan elde edilmiştir. İncelenen diğer kalite parametrelerinde de 0,75 E sulama konusu tüm çeşitlerde daha iyi sonuçlar vermiştir. Araştırma sonuçları, Kocaeli'de serada yetiştirilen salata için sulama programının oluşturulmasında küçük petri kaplarının kullanılabileceğini göstermektedir ve kap katsayısı olarak 0,75'in kullanılması önerilmektedir.
Bursa bölgesinde Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) destekli kırsal turizm projelerinin değerlendirilmesi
Kırsal kalkınma, ülkelerin gelişmesinde ve sosyo-ekonomik yapısında önemli bir yere sahiptir. Kırsal kalkınmanın önemli kavramlarından biri olan "Kırsal Turizm" coğrafi, sosyo-kültürel, doğal zenginlikler ve tarihi açıdan birçok etmeni ile kalkınma alanında önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulan IPARD programı sayesinde tarım ve kırsal kalkınma konusunda ülkemizde büyük bir değişim yaşanmaktadır. AB üyelik sürecinde tüm bu hedefler doğrultusunda ülkemizde kurulan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığı ile bölgesel bazlı birçok yatırım gerçekleştirilmiştir. Bu yatırımlar beraberinde istihdam, bölgesel kalkınma, göç, kır-kent ilişkisi vb. konularda birçok olumlu iyileşmeyi gerçekleştirmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, TKDK tarafından Bursa bölgesinde IPARD programı kapsamında desteklenen kırsal turizm tesislerinin genel özelliklerinin belirlenmesi, demografik yapılarının değerlendirilmesi ve projelerin genel hatları ile incelenmesidir. Yapılan araştırmalar sonucunda TKDK tarafından IPARD I ve IPARD II programı kapsamında Bursa bölgesinde desteklenmiş 10 adet projenin olduğu tespit edilmiştir. Projelerin 6'sının IPARD I programı kapsamında, 4'ün ise IPARD II kapsamında yer aldığı belirlenmiştir. Anket çalışmasından elde edilen veriler SPSS ve Visiual Basic veri tabanından makro programlar kullanılarak analiz edilmiştir. Mevcut projelerde genç girişimci sayısının (%10) yetersiz olduğu ve kadın yatırımcı sayısının son yıllarda artış gösterdiği görülmektedir. Eğitim seviyesi ve mesleki yeterlilik gibi konuların işletmelerin kurulu kapasitesine ve sürdürülebilirliğine doğrudan etki ettiği belirlenmiştir.AB destekli projelerinin sürdürülebilirliği ve kırsal kalkınmaya olan etkisinin olumlu olduğu gözlemlenmiş olup, kırsal turizm alanında proje sayısının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Yeni yatırımların önünü açmak adına Bursa bölgesinin cazibesinin kullanılarak yeterli tanıtımın, bilgilendirmenin ve yönlendirmenin yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Arazi toplulaştırma başarısının analizi: Kocaeli-Derince ilçesi Kaşıkçı Mahallesi örneği
Arazi toplulaştırması; tarımsal üretimin arttırılması amacıyla, tarım topraklarını en iyi şekilde kullanmayı hedeflemektedir. Arazi toplulaştırma çalışmalarında proje başarısını etkileyen birçok faktör vardır. Projede başarı kriterleri olarak görülen toplulaştırma oranı (TO), yeni toplulaştırma oranı değeri (YTO), toplulaştırma öncesi ve sonrası için işletme başına düşen parsel sayısı ve büyüklüklerindeki değişimler, parsel şekillerindeki değişimleri analiz etmek için şekil indeksi (SI), fraktal büyüklük indeksi (FD) ve çevre alan oranı (ÇAO) göstergeleri kullanılmaktadır. Parsel alanı - konum ilişkisinin değerlendirilmesinde alan - kuş uçuşu yol uzunluğu uygunluğu (KUYUU), parsel parçalılık durumunun değerlendirilmesinde ise Januszewski indeks (JI) ve Simmons indeks (Sİ) değerleri kullanılmaktadır. Bu çalışmada arazi toplulaştırması projelerindeki genel başarı seviyelerinin belirlenmesi amacıyla yukarıda bahsedilen kriterlerin kullanılabilirliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Kocaeli İlinin, Derince İlçesi, Kaşıkçı Mahallesi'nde yapılmış olan arazi toplulaştırması (AT) projesi materyal olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre arazi toplulaştırma öncesi ve sonrası için hesaplanan değerler optimum değerlere yaklaşmıştır. Çalışma sonucunda kullanılan tüm göstergelerin kolay hesaplanabilir ve hızlı yorumlanabilir olması nedeniyle, arazi toplulaştırması (AT) projelerinin başarı durumunu değerlendirmede kullanılabilir parametreler olduğu görülmektedir.
Elma hasadı için özelleştirilmiş bir meyve hasat platformu tasarımı
Bu çalışmanın amacı, elma bahçelerinde kullanılmak üzere özelleştirilmiş bir meyve hasat platformu tasarımı yapmaktır. Orta büyüklükteki işletmelerde mevcut bulunan traktör tarafından çekilmesi planlanan bu platform tasarımıyla işçilerin mevcut konumlarından yukarıda bulunan ağaç dallarına ulaşabilmeleri ve dallara yönelim yapabilmeleri mümkün olabilecektir. Bu sayede hasat edilen meyvelerin fiziksel deformasyonlarının önüne geçmek, hasat sürelerini kısaltmak ve hasat işleminde çalışacak işçilerin bu işlemler sırasında yaşayabilecekleri iskelet-kas incinmelerinin önüne geçilebilecektir. Tasarımı yapılan platformun boyu 4250 mm, eni 2500 mm, kapalı iken yerden yüksekliği 1500 mm, açık iken yerden yüksekliği 2600 mm ve iz genişliği 2200 mm'dir. Ortalama bir hasat işçisi, yaklaşık olarak 4500 mm yüksekteki meyveleri toplayabilecektir. Bu platform ortalama 100 kg ağırlığında 4 işçinin aynı anda çalışabilmesine olanak vermektedir. Düşey ve yatay yöndeki platform hareketleri, traktör hidrolik sistemi kullanılarak sağlanmaktadır. Elma bahçelerinin sıra arası ve sıra üzeri mesafeleri dikkate alınarak belli bir meyve türü için özelleştirilmiş bir tasarıma sahiptir.
Drying of blueberry (Vaccinium spp.) and cornelian cherry (Cornus mas L.) using different methods and determination of bactericidal effect of the dried product on e.coli (Escherichia coli) under in vitro conditions
In this study, different drying methods were applied to two types of fruit, that is, cornelian cherry CC (Cornus mas L.) and blueberry BB (Vaccinium spp.). During the research work, both CC and BB were exposed to natural drying, convective drying, microwave drying, and the combined microwave-convective drying. The initial moisture content of cornelian cherry (CC) at 72.56 ±0.18% was reduced down to 10.27 ± 0.13%; whereas the moisture content of blueberries (BB) initially at 84.76 ± 0.20% was reduced to 10.03 ± 0.09%. During the study, it has been found that apart from natural drying, convective drying has the longest drying time and the highest values for the specific energy consumption. The study concludes that both CC and BB show high antioxidant capacity and comprises of various amounts of polyphenolic compounds. Moreover, as per the total antioxidant capacity, CUPRAC is the most suitable method. The anthocyanin and vitamin C content for both the fruits showed high values, which concludes that CC and BB can be an essential source of daily vitamin C consumption. Even though both CC and BB contains high values of anthocyanin, no antimicrobial activity was found for both the fruit samples. Keywords: Blueberry, cornelian cherry, drying, antioxidant capacity, anthocyanin content, antimicrobial activity
Su çıkarma amaçlı rüzgar enerjisi kullanımının teknik analizi: Karacabey örneği
Dünya nüfusunun artışıyla beraber ortaya çıkan problemlerin başında enerji kaynaklarının sınırlılığı gelmektedir. Fosil kaynakların hızla azalması ve artan enerji sarfiyatları insanoğlunu yeni kaynakların araştırılmasına sürüklemiştir. 21. yüzyılda fosil kaynaklara en büyük alternatif yenilenebilir enerji kaynakları olmuştur. Enerji ihtiyacının yüksek olduğu alanlardan birisi de tarımsal faaliyetlerdir. Bu enerji ihtiyacını karşılamak için eski yıllardan beri gerek tahılların öğütülmesi gerekse kuyulardan su çekilmesi için, yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan rüzgâr enerjisi kullanılmıştır. Günümüzde ise rüzgâr enerjisi kullanım alanları günden güne genişlemektedir. Bu çalışmada; Bursa Karacabey yöresinde uygulanabilecek bir tarımsal faaliyette kullanılmak üzere, yer altı suyunun yüzeye çıkarılması işlemi için gerekli enerjinin, rüzgâr türbinleri kullanılarak elde edilmesi amaçlanmıştır. Karacabey meteoroloji istasyonunda 2008-2015 yılları arasında ölçümü yapılan rüzgâr hızı verileri kullanılarak; sistemde 300 kW, 600 kW, 900 kW ve 1 500 kW gücünde rüzgâr türbinlerinin kullanılması durumunda elde edilebilecek güç ve enerji değerleri ile; seçilen bazı dalgıç pompaların kullanılabilirliği, sayısı ve pompalanabilecek su miktarına yönelik hesaplamalar ve analizler paylaşılmıştır. Çalışma sonucunda; Karacabey yöresinde dalgıç pompalarla yeraltı suyu teminini gerçekleştirmek için kullanılacak enerjinin, rüzgâr enerjisi kaynaklı sağlanabileceği tespit edilmiştir.
Atık kızartma-nötralize atık kızartma yağından biyodizel üretiminin optimizasyonu ve yakıt özelliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada, atık kızartma yağına (AKY) nötralizasyon işlemi uygulanarak nötralize atık kızartma yağı (NAKY) elde edilmiştir. Bu yağlardan transesterifikasyon yöntemi ile üretim parametrelerini (katalizör miktarı, alkol oranı, sıcaklık ve zaman) değiştirerek optimizasyon uygulanmış, atık kızartma yağı biyodizeli (AKYB) ve nötralize atık kızartma yağı biyodizeli (NAKYB) üretimleri gerçekleştirilmiştir. AKYB ve NAKYB üretim parametrelerinde katalizör miktarı; 0.25, 0.5, 0.75, 1, 1.25 gr olarak denenmiştir. Alkol miktarı; 10, 15, 20 25 ve 30 gr, sıcaklık değerleri; 30, 40, 50, 60, 700C ve zaman için 30, 45, 60, 75, 90dk olarak denenmiştir. AKYB için optimizasyon değerleri; katalizör miktarı 0.75, alkol miktarı 20 gr, sıcaklık değeri 500C, reaksiyon süresi 60dk ve reaksiyonun verimi %95.0182 olarak ölçülmüştür. NAKYB için optimizasyon değerleri; katalizör miktarı 0.50, alkol miktarı 20 gr, sıcaklık değeri 600C, reaksiyon süresi 60dk ve reaksiyon verimi %97.172 olarak ölçülmüştür. Yakıt özelikleri için; tüm yakıtların su içeriği değerleri, standart değerlerin biraz üzerinde çıkmıştır. AKYB ve NAKYB için viskozite, yoğunluk, parlama noktası değerleri standart değerler içerisinde çıkmıştır. AKYB üretimi ile AKY'nin viskozitesi %88.5, yoğunluğu ise %4.42 düşmüştür. NAKYB üretimi ile NAKY'nin viskozitesi %88.7, yoğunluk değeri ise %4.42 düşmüştür.
Kahve atıklarının boya gideriminde kullanımı
Bu çalışmada Filtre kahve atıkları ve Türk kahvesi atıkları kullanılarak adsorpsiyon yöntemi ile methylene blue (MB) boyar maddelerinin giderimi araştırılmıştır. Metilen blue'nun adsorpsiyonunda başlangıç boyar madde konsantrasyonu, pH ve zamanın etkisi çalışılmıştır. Başlangıçta, elde edilen verilerden Langmuir ve Freundlich İzoterm Modelleri hesaplanmıştır. Türk kahvesi atıkları için Langmuir İzotermi (R2=0,9896) Freundlich İzoterminden daha iyi uyum sağlamıştır. İkinci olarak, filtre kahve ve Türk kahvesi atıkları üzerine MB'nin gideriminde kinetik çalışmalar da yapılmıştır. MB'nin adsorpsiyonu pseudo second order kinetik modele uyum sağladığı görülmüştür. Ayrıca Türk kahvesi ve filtre kahve atıklarının özellikleri SEM ile belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Türk kahvesi ve filtre kahve atıklarının MB'nin giderimi için etkili, kolay elde edilebilir, maliyetsiz ve çevre dostu birer adsorban olduğunu göstermiştir.
Haşhaş ( Papaver somniferum L.) yağından biyodizel üretimine etki eden parametrelerin optimizasyonu
Bu çalışmada, haşhaş (Papaver somniferum L.) yağına (HY) nötralizasyon işlemi uygulanarak nötralize haşhaş yağı (NHY) elde edilmiştir. Haşhaş yağı ve nötralize haşhaş yağlarından transesterifikasyon yöntemi ile elde edilen biyodizelin üretim parametreleri sırasıyla katalizör oranı, alkol/yağ oranı, sıcaklık ve zaman değiştirilerek optimizasyon uygulanmış, haşhaş yağı biyodizeli (HYB) ve nötralize haşhaş yağı biyodizeli (NHYB) üretimleri yapılmıştır. Elde edilen biyodizellerin yakıt özellikleri belirlenmiş, ASTM D6751 ve EN 14214 standartlarına uygun olup olmadığı incelenmiştir. HYB ve NHYB üretim parametrelerinde katalizör oranı; HY için ağırlıkça %0,5-%0,75-%1-%1,25-%1,5, NHY için; ağırlıkça %0,25-%0,5-%0,75-%1-%1,25 olarak denenmiştir. HY ve NHY için alkol/yağ oranı; ağırlıkça %10-%15-%20-%25-%30, sıcaklık değerleri; 30-40-50-60-70℃ ve süre için de 30-45-60-75-90 dakika olarak denenmiştir. HYB için optimizasyon değerleri; katalizör oranı ağırlıkça %0,75, alkol/yağ oranı ağırlıkça %20, sıcaklık değeri 60℃, reaksiyon süresi 60 dakikada reaksiyon verimi %94,3971 olarak ölçülmüştür. NHYB için optimizasyon değerleri; katalizör oranı ağırlıkça %0,5, alkol/yağ oranı ağırlıkça %20, sıcaklık değeri 50℃, reaksiyon süresi 60 dakikada reaksiyon verimi %99,7608 olarak ölçülmüştür.
Pirinç kavuzunun boyar madde giderilmesinde adsorban olarak kullanımının incelenmesi
Bu çalışmada pirinç kavuzu adsorban olarak kullanılmış ve sulu çözeltilerden Malachite green (MG) ve Reactive red 45 (RR45) boyar maddelerinin giderimi kesikli adsorpsiyon yöntemiyle araştırılmıştır. Her iki boyar madde adsorpsiyonu için başlangıç boyar maddelerinin konsantrasyonu, pH ve zamanın etkisi üzerine çalışılmıştır. Pirinç kavuzunun sulu çözeltilerden boyar madde gideriminde Langmuir ve Freundlich izoterm modelleri denenmiştir. Malachite green boyar maddesinin gideriminde Langmuir İzotermi'nin (R2=0,9998), Freundlich İzoterminden (R2=0,6578) daha iyi uyum sağlamıştır. Reactive red 45 için ise deneysel verilerin teorik verilerle uyuşmadığı ve korelasyon katsayısının oldukça düşük çıkmasından dolayı gerek Langmuir gerekse de Freundlich izoterm modellerinin adsorpsiyon modelinin açıklanmasında yetersiz kaldığı görülmüştür. Adsorpsiyon kinetiği de çalışılmış ve her iki boyar maddenin giderilmesinde elde edilen sonuçların yalancı ikinci dereceden kinetik modele uyum sağladığı görülmüştür. Pirinç kavuzu ve boyar madde yüklü pirinç kavuzunun özellikleri Taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile karakterize edilmiştir. Sonuç olarak pirinç kavuzunun boyar maddelerin gideriminde etkili, ekonomik ve kolay elde edilebilir bir adsorban olarak kullanılabileceği bildirilmiştir.
Sulu çözeltilerden methylene blue boyar maddesinin Hint inciri kabuğu kullanılarak gideriminin araştırılması
Boyar maddelerin sucul çevrede iz seviyelerde bile yaygın kirleticiler olduğu bilinmektedir. Bu nedenle bu maddelerin sulu ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir. Boyar maddelerin arıtımında çok sayıda yöntem vardır. Bu çalışmada, sulu çözeltilerden doğal bir adsorban olan hint inciri kabuğu ile Methylene blue boyar maddesinin giderimi adsorpsiyon yöntemiyle araştırılmıştır. Hint inciri gideriminin etkisi başlangıç iyon derişimi, pH, adsorban dozu zamanın bir fonksiyonu olarak oda sıcaklığında kesikli metodla çalışılmıştır. pH çalışmalarında sistemin bozuk ortamda (pH=8) daha iyi giderim sağladığı bulunmuştur. Çalışmada Langmuir, freundlich ve D-R izoterm modelleri denenmiştir. Ayrıca kinetik çalışmalar yapılmış ve sistemin yalancı ikinci dereceden kinetik modele daha iyi uyum sağladığı tespit edilmiştir. Hint incirinin yüzeyinin morfolojik özelliklerinin tespit edilmesinde taramalı elektron mikroskobu (SEM) görüntüleri kullanılmışır. Hint inciri kabuklarının Methylene blue'nun gideriminde etkili bir adsorban olduğu tespit edilmştir.
Atermit fabrikası atıkları kullanılarak boyar madde giderimi
Bu çalışmada, sulu çözeltilerden atermit fabrika atıklarının adsorban olarak kullanılmasıyla Methylene blue ve malachite green boyar maddelerinin giderilmesi araştırılmıştır. Adsorpsiyon çalışmalarında çözelti pH' ın, alıkonma süresinin ve boya konsantrasyonunun etkileri incelenmiştir. Kesikli adsorpsiyon deneyler methylene Blue (pH=4) için Langmuir İzotermine ve yalancı ikinci derece kinetik modeline uyum sağlamış maximum adsorpsiyon kapasitesi 56,525 mg/g olarak tespit edilmiştir. Malachite green (pH=8) için Langmuir İzotermine ve yalancı ikinci derece kinetik modeline uyum sağlamış maximum adsorpsiyon kapasitesi 10,058 mg/g olarak tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar SEM ile karakterize edilmiştir.
Fıstık çamı (Pinus pinea) kabuklularının boyar madde adsorpsiyonunda kullanımının araştırılması
Bu çalışmada, adsorban olarak doğa dostu ve ekonomik bir malzeme olan çam fıstığı kabuğu kullanılarak sentetik atıksulardan malachite green boyar maddesinin (MG) adsorpsiyonu araştırılmıştır. Çam fıstığı (Pinus pinea) kabuklarının maksimum MG adsorpsiyon kapasiteleri pH 10'da 25.641 mg/g olarak hesaplanmıştır. SEM görüntüleri önemli düzeyde gözeneklilik göstermiş ve yüzeyde malachite green boyar maddesinin adsorpsiyonunu doğrulamıştır. Adsorpsiyondan sonra SEM sonuçları, çam fıstığı kabuklarının adsorban olarak yüzeyinin MG molekülleri tarafından kaplandığını göstermektedir. Adsorpsiyon parametrelerinin, başlangıç boya konsantrasyonunun, termodinamik parametrelerin ve pH'ın etkisi hesaplanmıştır. Sistemin Langmuir İzotermine ve yalancı ikinci dereceden kinetik modele daha iyi uyum sağladığı görülmüştür. Gibbs serbest enerji değişim değeri 6,041 Kj/mol'dür (298 K). Böylece çam fıstığı kabuklarının sentetik atık sulardan MG boyar maddesi için çevre dostu, ekonomik ve umut verici bir adsorban olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.
Yozgat ili şeker pancarı melasından biyoetanol üretim potansiyelinin belirlenmesi
Kömür, doğal gaz ve petrol gibi fosil yakıtlar, enerji elde edebilmemiz için kullanılan başlıca kaynaklardır. Ancak, dünya nüfusu ve ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte enerji tüketimi de artmakta ve fosil enerji kaynakları giderek azalmaktadır. Ayrıca, fosil yakıtların yanması sonucunda ortaya çıkan gazlar asit yağmurları, iklim değişikliği ve sera gazı emisyonlarında artış gibi çevresel sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeplerle, güneş, rüzgâr ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi artmaktadır. Biyokütleden üretilen biyoetanol, artan hammadde potansiyeli ve petrol fiyatları dikkate alındığında ekonomik ve sürdürülebilir bir enerji kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Biyokütle kaynaklarından en önemlilerinden birisi de şeker pancarıdır ve Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan Yozgat, şeker pancarı üretiminde Konya ilinden sonra en fazla şeker pancarı üreten il konumundadır. Yozgat ilinde 2020-2023 yılları ortalama verilerine göre 1.332.513 ton şeker pancarı üretilmiştir ve Yozgat ili şeker pancarından biyoetanol üretim potansiyeli 121.610.352 litre, şeker pancarı melasından biyoetanol üretim potansiyeli ise 7.270.184 litre olarak hesaplanmıştır.
Vermikompost kullanılarak sulu çözeltilerden methylene blue boyar maddesinin giderimi
Bu çalışmada, sulu çözeltilerden adsorban olarak vermikompost kullanılarak Methylene blue boyar maddesinin giderimi araştırılmıştır. Adsorpsiyon çalışmaları boya konsantrasyonunun, alıkonma zamanının ve çözelti pH'ın bir fonksiyonu olarak yürütülmüştür. Kesikli adsorpsiyon deneylerindeki veriler, Langmuir İzotermine ve ikinci derece kinetik modele uyum sağlamıştır (pH=10). Maximum adsorpsiyon kapasitesi 256.66 mg g-1 olarak tespit edilmiştir. Vermikompost ve boya yüklü vermikompostun özellikleri FTIR ve SEM ile karakterize edilmiştir. Desorpsiyon çalışmaları da yapılmıştır. Beş defa tekrarlanan adsorpsiyon-desorpsiyon çalışmaları vermikomposttun adsorpsiyon kapasitesinin değişmediğini göstermiştir. Sonuç olarak vermikomposstun aktivitesini kaybetmediği görülmüştür
Çörek otu (Nigella sativa L.) küspesinin sulu çözeltilerden boya gideriminde kullanımının araştırılması
Dünya'da su kirliliği en önemli sorunlardan birini oluşturmaktadır. Bu amaçla atıksuların sucul çevreye deşarj edilmeden önce arıtılması gerekmektedir. Adsorpsiyonun sucul ortamda kirleticilerin arıtımı için iyi bir işlem olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada küspe (Nigella sativa L.) kullanılarak sulu çözeltilerden Metilen blue ve Malachite green boyar maddelerinin adsorpsiyonla giderimi araştırılmıştır. Kesikli bir sistemde küspenin (Nigella sativa L.) adsorpsiyonu üzerine pH, başlangıç boyar madde konsantrasyonu ve alıkonma zamanının etkisi çalışılmıştır. Elde edilen veriler Langmuir ve Freundlich İzotermlerine uygulanmıştır. Langmuir İzoterm Modeli hem MB (R2=0,999) hem de Malachite green (R2=0,9996) için en uygun izotermdir. Ayrıca adsorpsiyonun kinetiği de çalışılmıştır. Her iki boyar madde için yalancı ikinci dereceden kinetik modelin en iyi uyum sağladığı görülmüştür. Boya yüklü ve boya yüksüz Nigella sativa L. küspesinin özellikleri SEM ile karakterize edilmiştir. Sonuç olarak Nigella sativa L. küspesi MB and MG'nin adsorpsiyonunda maliyetsiz ve güçlü bir adsorbandır.
Arazi toplulaştırması ile tarımsal mekanizasyon düzeyi ölçütleri üzerindeki değişiminin mekansal olarak değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Kırşehir ilinde gerçekleştirilen arazi toplulaştırması uygulamaları, bu uygulamaların tarımsal mekanizasyon uygulamalarına olan etkilerinin yanı sıra, mekanizasyon düzeyini belirleyen ölçütlerdeki değişimin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Köy merkezleri, çiftçi başına düşen parsel sayısı ve parseller arası mesafeler ele alınacaktır. Parsel şekil analizleri, yol uzunluğu, yol fark analizi ve yol cephe durumları değerlendirilecektir. Yollardaki toplam azalma miktarını belirlemek için, köy merkezinden tüm parsellere ulaşım için kat edilmesi gereken yol uzunluğu, bilgisayar ortamında ölçülecektir. Toplulaştırma sonrasında yola cephesiz parsel sayısı ve şekilsiz parsel oranının azalıp azalmadığı incelenecektir. Sonrasında, tarımsal mekanizasyon uygulamaları için istenilen parsel şekli olan dikdörtgen şeklindeki parsellerin sayısı ve oranı hesaplanacaktır. Tarımsal mekanizasyon düzeyi kriterlerini oluşturan ölçütler; arazi toplulaştırılması öncesi ve sonrası olmak üzere hesaplanmasında kullanılan değerler olan, traktör sayısı, ortalama traktör gücü, arazi büyüklüğü ve tarım alet-makine sayısı verileri karşılaştırılarak arazi toplulaştırma ile değişimleri mekansal olarak sorgulamak amacıyla bir Coğrafi Bilgi Sistemi yazılımı kullanılacaktır.
Bazı tarımsal atıkların seralarda soğutma pedi olarak uygunluklarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, seraların soğutulmasında yaygın olarak kullanılan ticari selüloz pedlere alternatif olarak kullanılabilecek bazı tarımsal atıkların (fındık kabuğu, muz dalları ve yer fıstığı kabuğu) soğutma pedi olarak uygunluklarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla çalışmada, arazi koşullarında yüksek tünel serada on farklı uygulama test edilmiştir: (i) doğal havalandırma (DH), (ii) doğal havalandırma+dıştan gölgeleme tülü (DH+DGT), (iii) selüloz ped (SP), (iv) selüloz ped + dıştan gölgeleme tülü (SP+DGT), (v) fındık kabuğu ped (FKP), (vi) fındık kabuğu ped + dıştan gölgeleme tülü (FKP+DGT), (vii) muz dalı ped (MDP), (viii) muz dalı ped + dıştan gölgeleme tülü (MDP+DGT), (ix) yer fıstığı kabuğu ped (YFKP), ve (x) yer fıstığı kabuğu ped + dıştan gölgeleme tülü (YFKP+DGT). Elde edilen sonuçlara göre SP, SP+DGT, FKP, FKP+DGT, MDP, MDP+DGT, YFKP ve YFKP+DGT uygulamalarında ped önünde soğutma etkisi dış ortamdan sırasıyla 5.6 °C, 6.6 °C, 4.2 °C, 5.1 °C, 4.0 °C, 4.9 °C, 3.9 °C ve 4.6 °C düşük olarak ölçülmüştür. Ped önünde ölçülen oransal nem değerleri dış ortamdan sırasıyla %30.2, %32.6, %22.2, %21.5, %20.5, %19.6, %15.2 ve %18.1 yüksek olarak belirlenmiştir. Uygulamaların soğutma verimleri sırasıyla %51.3, %56.2, %39.2, %40.7, %38.3, %38.2, %30.7 ve %35.1 olarak hesaplanmıştır. Soğutma kapasiteleri sırasıyla 2.6 kW, 3.1 kW, 2.0 kW, 2.4 kW, 1.9 kW, 2.3 kW, 1.8 kW ve 2.1 kW tır. Sistemin performans katsayısı değerleri sırasıyla 10.5, 12.4, 7.9, 9.5, 7.6, 9.2, 7.3 ve 8.5 olarak hesaplanmıştır. Su tüketim değerleri ise sırasıyla 2.9 L/h, 3.4 L/h, 2.2 L/h, 2.8 L/h, 2.2 L/h, 2.9 L/h, 2.0 L/h ve 2.8 L/h olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda ticari olarak kullanılan selüloz pedlerin diğer uygulamalara göre avantajları olduğu belirlenmiştir. Ancak, fındık kabuğu, muz dalları ve yer fıstığı kabuğu pedlerin yerel olarak bulunabilirliği, ilk yatırım maliyeti, soğutma verimliliği ve kapasitesi göz önüne alındığında selüloz pedlere iyi bir alternatif olabilecektir. Ancak bu malzemelerin hava akış hızını engellemeyecek şekilde dizayn edilmesi, farklı su akış hızlarında ve ped kalınlıklarında test edilerek performanslarının arttırılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.
Yüksek basınçlı, farklı mesafelerden ekim yapabilen bir tohum ekici düzeneğin tasarlanması
Bu tez çalışmasının odak noktası, alışılagelmiş tohum ekim yöntemlerinin aksine uzak mesafelerden toprak altına verimli bir şekilde tohum ekiminin yapılıp yapılamayacağının belirlenmesi ve bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için gerekli sistemlerin tasarlanıp üretilmesidir. Özellikle hızla azalan orman ve çayır–mera alanlarının hızlı, verimli ve ekonomik biçimde artırılması amacıyla, günümüzde kullanılan ekim metotlarının olumsuz yönlerini bertaraf ederek makine ve/veya insan iş gücünün çalışmasının zor ya da uygun olmadığı alanlarda ekim yapılabilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda mevcut sistemler incelenmiş, olumlu ve olumsuz yönleri analiz edilmiş; literatür taramaları ve önceki çalışmalar değerlendirilerek, alışılagelmiş ekim yöntemlerine alternatif olarak patlayıcı maddelerin sevk gücü kullanılarak toprak altına tohum ekimi yapılması ve tohumların çıkış parametrelerinin test edilmesi amaçlanmıştır. Patlayıcı bir madde ile sevk edilen tohumların maruz kalacağı yüksek sıcaklık, alev, yüksek hız, hava direnci ve toprak altına giriş anında oluşabilecek hasarların belirlenmesi ve bu koşullar altında tohumların verimli bir çıkış yapıp yapamayacağı çalışmanın öncelikli konusunu oluşturmuştur. Çalışma başlangıçta belirlenen bir plana göre yürütülmekle birlikte, süreç içerisinde elde edilen veriler, önceki çalışmaların yetersizliği ve ülkemizde patlayıcı maddelere ilişkin yasal düzenlemeler nedeniyle çeşitli güncellemeler, yeni tasarımlar ve geliştirmeler yapılmış; bu durum alışılagelmiş tez formatının kısmen dışına çıkılmasını gerektirmiştir. Çalışmada patlayıcı maddelerin tahrip gücünden ziyade sevk gücü kullanılmış, yasal mevzuatlar gereği yivsiz av tüfeklerinin teknik yapılarında değişikliğe gidilmeden mühimmatları elde edilen veriler ışığında yeniden tasarlanarak denemeler gerçekleştirilmiştir. Süreç çıktıları, ateşli silahların eğitim, savunma, sportif ve avcılık amaçlarının dışında da çevresel fayda sağlayacak biçimde kullanılabileceğini göstermiştir. Bu sistemin, bireysel silah kullanıcılarının faaliyetleri sırasında orman ve çayır–mera alanlarının oluşumuna katkı sağlamasının yanı sıra, insan ve/veya makine iş gücünün riskli veya imkânsız olduğu coğrafyalarda görev yapan personel tarafından da kullanılabileceği öngörülmektedir. Çalışmanın, ileride geliştirilecek daha yüksek tohum kapasiteli ve daha uzun sevk mesafelerine sahip sistemler için bir bilgi altyapısı oluşturması; silah, roket ve füze sistemlerine entegre edilebilecek düşük maliyetli yeni çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Tohum ekimi, Patlayıcı madde, Silah, uzak mesafelerden toprak altı tohum ekimi
Bilecik'in bazı gölet havzalarındaki taşkın pik debilerinin belirlenmesi ve tarımsal kuraklığının analizi
İklim Değişikliği ve beraberinde yaşanan taşkın ve kuraklık su kaynaklarını önemli düzeyde etkilemektedir. Su kaynaklarını en çok kullanan sektör de tarım sektörüdür. Bu yüzden; havzaların tarımsal su yönetimi planları yapılmalıdır. Bu çalışmada; Bilecik ilçelerindeki başlıca üretilen tarım ürünlerinin, taşkın ve kuraklık açılarından etkileşimleri incelenmiştir. Bu amaçla Bilecik'teki tarımsal ürün verilerine TÜİK'ten ulaşılmıştır. Bilecik ilçelerinin iklimsel verilere Bilecik Meteoroloji Müdürlüğünden, havza verilerine ise Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğünden ulaşılmıştır. Çalışmada, taşkın analizi Gölpazarı'ndaki Arap deresi, Delikbağ deresi; Pazaryeri'ndeki Gümüşdere; Yenipazar'daki Çöte havzaları kullanılmıştır. Havzaların özellikleri (alanı, uzunluğu, eğimi, eğri numarası) ve iklim verileri hazırlanıp, WinTR-55 ve DrinC modelinde kullanılmıştır. Sonuçta; RDI Kuraklık indeks sonucu ve şerbetçiotu verimi arasındaki R2 değeri, kıyaslanan ilçeler arasında en yüksek değere Bilecik Merkez'de 0.195'lik değerle ulaşmıştır. RDI kuraklık indeks sonucu ve buğday verimi arasındaki R2 değeri, kıyaslanan ilçeler arasında en yüksek değere Bilecik Merkez'de 0.31 değerle ulaşmıştır. Ayrıca; Bilecik'te 2017 yıllında kuraklık indeks değerlerinde önemli bir azalış gözlemlenmiştir. Bozüyük'te kuraklığın en belirgin olduğu yıllar 2006 ve 2007 olarak görülmektedir. Pazaryeri'nde ise 2007 yılı, kuraklığın etkisinin en yoğun hissedildiği yıl olarak görülmektedir. WinTR-55 modeliyle 100 yıllık tekerrür süresine ait pik debi değerleri kıyaslandığında; Gölpazarı-Arap Deresi 66,59 m³/s ile en yüksek riske sahip alandır. Bunu 47,06 m³/s ile Gölpazarı-Gümüşdere, 47,00 m³/s ile Gölpazarı-Delikbağ Deresi ve 26,27 m³/s ile Yenipazar-Çöte takip etmektedir. Gelecekteki araştırmalar, farklı bitki çeşitlerinin kuraklığa karşı tolerans seviyelerini ve kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerini azaltmak için geliştirilebilecek adaptasyon stratejilerini incelemeye odaklanmalıdır. Tarımsal su yönetimi çalışmalarında, neticede sel-kuraklık-su kirliliği riski haritaları oluşturulmalıdır. Çiftçileri bilinçlendirmek için, bu afetlere karşı farkındalık ve eğitim çalışmaları yapılmalıdır.
Sera çatısından hasat edilen yağmur sularının sulamada kullanım olanaklarının araştırılması
Dünyada ve ülkemizde kullanılabilir su miktarı ve su kaynakları üzerindeki olumsuz etkiler, küresel iklim değişikliği, artan nüfus, aşırı tüketim ve kirlenmenin etkisiyle her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle, suyun etkin kullanımı, tasarrufu ve yönetimi günümüzde daha da önem kazanmış ve mevcut kaynakların yeni stratejilerle verimli ve akılcı kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Kaynakları en iyi şekilde kullanmak adına uygulanacak yeni stratejilerden birisi de yağmur suyu hasatıdır. Bu çalışmada, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi, Tarım Uygulama ve Araştırma Merkezinde bulunan yüksek tünnellerin çatısından toplanan yağmur sularının, serada sulama amaçlı kullanım potansiyeli incelenmiştir. Çalışmada, örtüaltı içerisinde yıl boyunca domates, marul ve taze soğan yetiştiriciliğinin yapılacağı düşünülerek farklı senaryolar oluşturulmuş ve depolanan suyun ne kadar yeteceği tespit edilmiştir. Yetiştirilecek bitkilerin yıl boyunca bitki su ihtiyaçları Cropwat programı kullanılarak belirlenmiştir. Yapılan hesaplamalar sonucunda, 2024 yılı iklim şartlarına göre sera çatısından yıllık depolanacak toplam su miktarı 115.45 m3 olarak hesaplanmıştır. Depolanan su yıl boyunca domates için gerekli suyun %35'ini, marul için gerekli olan suyun %33'ünü ve taze soğan için gerekli olan suyun %36'sını karşıladığı belirlenmiştir. Bu bulgular toplam sulama suyu ihtiyacının tamamının yağmurla karşılanamadığını fakat mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı büyük ölçüde azaltacağı belirlenmiştir.
Mavi renk örtü malzemesi ve bombus arılarının kullanımının bitki gelişimine etkileri: Domates (Solanum lycopersium) örneği
Bu tez çalışması Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi kampüsünde bulunan taban alanı 36 m2 yan yüksekliği 2 m olan 3 adet yay çatılı plastik serada gerçekleştirilmiştir. Araştırmada mavi renk örtü malzemesi ve bombus arısının kullanımının domates bitkisinin yetiştirilmesi esnasında bitki büyüme parametreleri ve verim değerlerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda şeffaf plastik örtü malzemeli kontrol serası (K), mavi renkle boyanmış plastik örtü malzemeli sera (M), mavi renkle boyanmış içinde bombus arıları bulunan sera (MB) kullanılmıştır. Yapılan denemede domates (Solanum Lycopersium) bitkisi kullanılmıştır. Çalışma Eylül 2023- Mart 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Gelişim süreci boyunca sera içinde sıcaklık nem ve radyasyon değerleri ölçülmüştür. Yetiştirilme sezonu boyunca bitkilerden alınan gelişim parametre değerleri incelenmiştir. Toplam 3 serada ışınım, sıcaklık ve nem değerleri saat 10.00 ve 16.00 arasında bir dakikalık ölçüm aralıkları ile alınmıştır. Bütün yetiştirme dönemi boyunca elde edilen tüm veriler değerlendirildiğinde genel ortalama sera içi sıcaklık değeri 18,85 °C (K), 17,39 °C (MB), 18,36 °C (M) olarak ölçülmüştür. Işınım değerleri 295,73 W/m2 (K), 254,96 W/m2 (MB), 248,59 W/m2 (M) olarak ölçülmüştür. Nem değerleri ise %61,32 (K), %64,42 (MB), %63,35 (M) olarak ölçülmüştür. Mavi renkli seralarda kullanılan mavi boya uygulaması gölgeleme etkisinde bulunduğu için ışınım ve sıcaklık değerleri kontrol serasında göre daha düşük bulunmuştur. Nem değerlerinin yüksekliğinin sebebinin sera içinde bitkilerin büyümüş olması ve yeşil aksam artışından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ölçülen SPAD, boy ölçümleri, bitki gövde çapı, bitki eşdeğer çapı, toplam verim ve sertlik değerleri incelendiğinde MB serasında alınan toplam verimin diğer seralara oranla daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bunun sebebinin serada hem renk olarak mavi rengin seçilmesi ile fotosentezin artması hem de sera içerisinde arıların varlığı ile tozlaşmanın hızlanması olarak düşünülmektedir. M uygulamasında kontrol serasına göre yaklaşık %12 verim artışı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak Mavi renk örtü malzemesi ve bombus arıları kullanılarak hem bitki boyu hem bitki yüksekliklerinde hem de verim değerlerinde daha iyi sonuçlar alınacağı ve gelişimi olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir. Elde edilen sonuçlara göre MB uygulamasının bitki yetiştiriciliğini destekleyeceği sonucuna varılmıştır.
Alanya'da su yönetimi problemleri ve çözüm önerileri
Su kaynaklarının etkin yönetimi sürdürülebilir bir yaşam için büyük öneme sahiptir. Ancak iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle su kaynakları azalmaktadır. Bu konuda başta suyun en büyük kullanıcısı olan tarım sektörünün yanında içe-kullanma suyu ve sanayi sektörleri suyun daha tasarruflu kullanılması için gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Bu çalışmada Antalya'nın Alanya İlçesinde su yönetimi problemleri ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla SWOT analizi kullanılmıştır. Veriler, ilçede su yönetiminden sorumlu olan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan karar vericiler ve yöneticilerle (Tarım İlçe Müdürlüğü, belediye, Devlet Su İşleri İlçe Müdürlüğü vb.) yüz yüze görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Alanya'nın mevcut problemleri arasından en önemlileri yağışların yetersiz ve düzensiz olması, kontrolsüz yeraltı sularının kullanımı, artan nüfus ve turizm (kişi başı su tüketiminin yüksek olması), kentleşme, bitki su tüketimi yüksek olan bitkilerin yetiştirilmesi, açık kanallarla sulama yapılması olarak belirlenmiştir. Alanya'nın mevcut problemlerine kamu kurum ve kuruluşlarının SWOT analizine göre olası çözüm önerileri ise modern sulama sistemlerinin kullanılması, bitki su tüketimi düşük tropik meyvelerin yetiştirilmesi, atık suların yeniden kullanımı, yeraltı su kaynaklarının kullanımının geliştirilmesi, su kullanımı konusunda bilinçlendirme ve eğitimlerin yapılması olarak belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kamusal su yönetimi, iklim değişikliği adaptasyonu, SWOT analizi
Sürdürülebilir tarımda atık kullanımı ve co2 gübrelemesi: domates yetiştiriciliği örneği
Bu çalışma, sürdürülebilir tarım uygulamaları kapsamında komposttan elde edilen CO₂ gazının sera koşullarında domates bitkisi gelişimi ve verimi üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi kampüsünde kurulu üç ayrı serada yürütülen çalışmada, Sera 1 ve Sera 2'ye kompost tanklarında üretilen CO₂ gazı verilmiş, Sera 3 ise kontrol grubu olarak değerlendirilmiştir. Tanklardan elde edilen CO₂, 50 gün boyunca günlük 5 kez 10 dakikalık periyotlarla sera ortamına iletilmiştir. Bu süre boyunca seralarda CO₂ konsantrasyon ortalamaları Sera 1 için 558,46 ppm, Sera 2 için 544,52 ppm, kontrol grubu olan Sera 3 için ise 469,18 ppm olarak ölçülmüştür. CO₂ gazı uygulanan seralarda kontrol serasına göre yaklaşık % 17,54'lük bir CO₂ artışı sağlanmıştır. Uygulama sonunda bitki boyu, gövde çapı ve ürün verimi açısından önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışma öncesi değerler ile karşılaştırıldığında, Sera 2'de bitki boyunda 104,50 cm'ye, Sera 1'de ise 80,67 cm'ye ulaşılmış, kontrol grubunda ise bu değer 79,75 cm'de kalmıştır. Ortalama bitki çapı Sera 1'de 14,44 mm, Sera 2'de 15,01 mm, kontrol serasında ise 13,70 mm olarak ölçülmüştür. Yedi periyot boyunca yapılan hasatlarda toplam domates verimi Sera 1'de 5,381 t/ha, Sera 2'de 4,774 t/ha, kontrol serasında ise 3,268 t/ha olarak gerçekleşmiştir. Bu verilere göre Sera 1, kontrol serasına göre % 64,63, Sera 2 ise % 45,15 daha yüksek verim sağlamıştır. Çalışma bulguları, sera ortamına uygulanan kompost kaynaklı CO₂ gazının, domates bitkisinin gelişim parametreleri ve toplam verimi üzerinde pozitif yönde etkili olduğunu ve bu etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu ortaya koymuştur.
Avokado üreticilerinin sorunları ve çözüm önerileri: Alanya örneği
Avokado; Antalya Alanya ilçesinde yaklaşık 2700 üretici tarafından üretimi yapılmakta yüksek verimi ile kârlı, besleyici ve gün geçtikçe popülerliği artan bir meyvedir. Bu tropik meyve üretiminin artmasının yanında üreticiler, çeşitli problemler ve zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Avokado üreticilerinin sorunları ve bunların çözüm önerileri hakkında literatürde çalışmalar yetersiz olarak görülmektedir. Bu çalışmada, avokado üreticilerinin sorunları ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla bölge tarımında avokado konulu SWOT analizi ile veri toplamak amacıyla Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, Alanya İlçe Tarım Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 134. Bölge Müdürlüğü Sulama Birliği Başkanlığı, Ziraat Odası Başkanlığı, Avokado Birliği Başkanlığı ve bölgede önde gelen avokado firmaları ile bire bir görüşmeler yapılmıştır. SWOT analizi sonuçları değerlendirildiğinde Alanya'nın iklim koşullarının uygunluğu, avokadoya olan talebin hızla artması, düşük üretim maliyetleri, sertifikalı fidan kullanımı gibi güçlü yönlere sahip olduğu belirlenirken ilgili konularda eğitim alma, avokadonun yüksek verimi diğer olumlu özellikleri olarak görülmektedir. Ancak örgütlenmenin olmaması avokado üreticilerinin ortak hareket edememesine neden olurken erken hasat, hızlı kentleşme, sertifikasız fidancılık, hırsızlık, tarımsal analizlerin yapılmaması, sulama suyu fiyatlandırma problemleri gibi faktörlerin Alanya avokado üreticilerini olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Fırsatlar incelendiğinde özellikle Avrupa ve Rusya pazarına olan yakınlık, iç piyasanın genişlemesi, avokadonun endüstriyel kullanım olanakları ön plana çıkarken; iklim değişikliği, artan hırsızlık, su kalitesinin düşmesi, pandemi dönemindeki kontrolsüz üretim artışı ve onun bugüne olan etkileri, eğitimsizlik gibi konular ise tehditler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Seralarda iş sağlığı ve güvenliğinin mevcut durumu, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri Manavgat, Alanya, Gazipaşa örneği
Bu tez çalışması, Antalya ili Manavgat, Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında mevcut durum tespitinin yapılması ile olası risklerin belirlenmesi amacıyla örtü altı yetiştiriciliği yapan 333 farklı sera çalışanına yönelik yerinde ve Google formlar aracılığı ile anket çalışması yapılmıştır. Araştırmada gayeli örneklem modeli kullanılarak 48 adet anket sorusu seracılık faaliyetinde bulunan üretici ve çalışanlara uygulanmıştır. Seraların yapısal özellikleri, iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili eğitim ve farkındalığın tespiti, daha önce iş kazasına uğranıp uğranmadığı, tarım makineleri kullanırken iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yeterli derecede önlem alınıp alınmadığı ile ilgili sorular ile uygulama tamamlanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda; sera işletme büyüklüklerinin %55.6 oranında 4001 m2 ve üzerinde olduğu, seralarda olumsuz hava koşullarında %91.59 ile tedbir alındığı, %69.7 ile sera ısıtmasında fosil yakıt kullanıldığı, sera çalışanlarını %46.54 oranında 46 ve üzeri yaşında olduğu, bu çalışanların %49.54'ünün ilkokul seviyesinde eğitime sahip olduğu, çalışanların %87.9'unun üretici olduğu, aile bireylerinin %53.45 ile üretime dahil oldukları, çalışma süresinin %53.45 ile 7-9 saat aralığında olduğu, %75.97'sinin sosyal güvencesinin bulunduğu, tarım işçiliği eğitimi alma hususunda %77.8'inin hayır yanıtı verdiği, yine iş sağlığı ve güvenliği alma durumuna hayır yanıtı verenlerin %64.86 olduğu, seralarda %78.68 ile ilk yardım dolabının bulunmadığı belirlenmiştir. Ankete konu olan seraların fiziki koşulları ile işçi sağlığı ve güvenliğinin gerek sera çalışanları gerekse de sera sahipleri tarafından farkındalık ve bilgi seviyesinin yeterli derecede bulunmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle, gelecekte olası iş kazalarının önüne geçilebilmesi adına bir dizi başlıkta iyileştirmelere gidilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Turist popülasyonunun su kaynakları dağılımına etkisi: Alanya örneği
Bu çalışmanın amacı, turist popülasyonunun Alanya'daki su kaynakları dağılımı üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmada, 2013-2023 yılları arasındaki çeşitli kurumlardan alınan veriler arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve gücünü ölçmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, Alanya'da hem ilçe nüfusunda hem de özellikle yabancı turist sayısında önemli artışlar yaşandığını göstermiştir; yabancı turist sayısı 2023'te 14,75 milyona ulaşarak zirve yapmıştır. İçme ve kullanma suyu tüketimi, 2014-2023 yılları arasında yaklaşık 2,5 kat artarak 2023 yılında 25,81 milyon m³'e yükselmiş, bu durum artan turist sayısıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Benzer şekilde, toplam elektrik tüketimi de aynı dönemde yaklaşık iki kat artarak 2023'te 1,54 milyon MWh'ye ulaşmış ve turistik faaliyetlerin yoğunluğuyla paralellik göstermiştir. Korelasyon analizi, Alanya ilçe nüfusu, yabancı turist sayısı ve toplam popülasyon arasında içme-kullanma suyu ve elektrik tüketimi ile güçlü pozitif ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Ancak, yerli turist sayısı ve sulama birliği su tüketimi ile diğer değişkenler arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Sonuç olarak, çalışma, Alanya'daki nüfus hareketlerinin ve turizm faaliyetlerinin su ve enerji kaynaklarının kullanımını doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır. Su kaynaklarının çeşitlendirilmesi, iklim değişikliğine uyum stratejilerinin geliştirilmesi, su kullanımında bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları yapılması, kamu-özel iş birliklerinin güçlendirilmesi ile su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekmektedir. Özellikle turizm tesislerinde gri su geri kazanım sistemlerinin kurulması, dijital su sayaçları ile izleme, yağmur suyu hasadı uygulamaları, su verimliliği sertifikasyonları ve turist bilinçlendirme çalışmaları gibi somut adımlar atılması su kaynaklarının verimli kullanılmasına katkıda bulunabilir.
Tarımsal kuraklık adaptasyonunda sulama güvenliği önlem tercihlerinin belirlenmesi: Alanya bölgesi muz üreticileri örneği
Bu çalışma, Alanya bölgesinde muz üreticilerinin tarımsal kuraklık koşullarına karşı sulama güvenliği önlemlerine yönelik tercihlerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. İklim değişikliği, tarımsal üretimi tehdit eden temel faktörlerden biri hâline gelmiş, özellikle su kaynaklarının azalması, tropik meyve üretimi yapan bölgelerde yönetimsel zorluklar doğurmuştur. Alanya, muz üretimi açısından Türkiye'de öne çıkan bir bölge olup, artan üretim alanlarıyla birlikte suya olan talep de artmaktadır. Bu nedenle, üreticilerin kuraklık karşısındaki davranışlarını ve adaptasyon kapasitelerini anlamak kritik öneme sahiptir.
DSİ 18. bölge sulama şebekeleri performansının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, DSİ 18. Bölge Müdürlüğü sorumluluk alanında yer alan 21 sulama şebekesinin 2017–2023 yıllarındaki performansları göstergeler üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmada DSİ'nin yıllık işletme–izleme raporlarından elde edilen sulama alanı, sulanan alan ve su temin oranı verileri kullanılmıştır. Performans değerlendirmesinde birim alana verilen su miktarı, sulanan alana düşen su miktarı, su temin oranı ve yıllar arası değişkenlik göstergeleri analiz edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, DSİ 18. Bölge sulama şebekelerinin performansının homojen olmadığı; Boğazova, Çavdır, Seyitler, Selevir ve Yılanlı şebekelerinde su dağıtımının yüksek seviyelerde seyrederken, Karaçal, Köprüköy ve Şehit Hüseyin sulamalarında düşük kaldığı belirlenmiştir. Yıllara göre gözlenen önemli dalgalanmalar, bölgedeki su arzının hem yağış ve sıcaklık koşullarından hem de sulama birliklerinin işletme–yönetim kapasitelerinden etkilendiğini göstermektedir. Ayrıca bazı yıllarda belirli sulama şebekelerinde aşırı su kullanımının görülmesi, verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından risk oluşturmaktadır. Bu çalışma, DSİ 18. Bölge sulama şebekelerinin performansını çok yıllı verilerle kapsamlı biçimde ortaya koyarak, bölgesel su yönetimi açısından güçlü ve zayıf yönleri belirlemiştir. Bulgular, modern sulama yöntemlerinin yaygınlaştırılması, bakım-onarım faaliyetlerinin düzenli yürütülmesi ve ürün deseninin su arzıyla uyumlu planlanmasının sulama verimliliğini artırmada kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, DSİ 18. Bölge sulama şebekelerinin performansının değerlendirilmesine yönelik karar destek süreçlerine katkı sağlamaktadır.
Derin öğrenme teknikleri ile bazı bağ hastalıklarının belirlenmesi
Türkiye, üzüm üretiminin en çok yapıldığı dünyanın en önemli bağ alanlarına sahip olan ülkelerdendir. Bağcılıkta verimliliği olumsuz etkileyen en önemli sebeplerden birisi bağ hastalıklarıdır. Bu çalışmada, bir yapay zeka yaklaşımı olan Faster R-CNN, SSD Multibox ve özgün olarak yeni geliştirilen derin öğrenme modeli kullanılarak bazı bağ hastalıkları tespit edilmiş ve sınıflandırılmıştır. Bu hastalıklar yaygın olarak görülen ve ekonomik sorun oluşturan külleme, mildiyö, ölü kol hastalığı ile asma yaprak kıvrılma virüs hastalığı (GLRaV) ve asma kısa boğum virüs (GFLV) hastalıklarıdır. Önerilen yöntem 11 000 görüntü kullanılarak eğitilmiş ve test edilmiştir. Deneysel değerlendirmeler sonucunda hastalıkların tespiti ve sınıflandırılmasında genel doğruluk oranları Faster R-CNN %92, SSD Multibox %92.21 ve geliştirilen model ile %96.95 olarak bulunmuştur. Önerilen yaklaşım, literatürdeki benzer yöntemlerden daha iyi sonuçlar vermiştir. Bu nedenle yöntemin, bazı bağ hastalıklarının tespit edilmesi ve sınıflandırılmasında, güvenilir bir şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmanın literatüre temel katkısı, fungal ve viral hastalıklardan oluşan beş farklı bağ hastalığı için büyük miktarda yeni bir veri seti oluşturulması ile hastalık tespiti ve sınıflandırılmasında özgün yeni bir derin öğrenme modelinin geliştirilmesidir.
Derin öğrenme teknikleri ile üzüm çeşitlerinin belirlenmesi
Bağcılıkta üzüm çeşitlerinin belirlenmesinde, çeşitlerin sürgününe, yaprağına, salkımına ve meyvesine ait ampelografik özellikler kullanılmaktadır. Ampelografik özellikler tespit edildikten sonra sayısal veya sözel olarak ifade edilmektedir. Bu çalışmada, elli adet üzüm çeşidinin yaprak, salkım ve meyvelerine ait ampelografik özellikleri kullanılarak derin öğrenme teknikleriyle sınıflandırılması yapılmıştır. Çalışmada, yeni ve özgün olarak geliştirilen CNN modeli önerilmiştir. Önerilen CNN modeli, 227x227x3 boyutunda, 9 854 yaprak, 8 745 salkım ve 8 721 meyve olmak üzere toplam 27 320 veri seti görüntüsü kullanılarak MATLAB 2021a platformu üzerinde geliştirilmiştir. Veri setinin %80'i eğitime %20'si ise doğrulamaya ayrılmıştır. Sınıflandırma, yaprak ve salkım/meyve görüntüleriyle iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Üzüm çeşitlerinin özelliklerinin birbirlerine çok benzerlik göstermesinden dolayı, modelde ezberlemenin önüne geçilebilmesi için sınıflandırma da yaprak grubunda beş farklı, salkım/meyve grubunda ise dört farklı kategori olmak üzere toplam dokuz farklı kategori oluşturulmuştur. Yaprak görüntülerinin olduğu beş farklı kategorinin her birinde on sınıf bulunurken, salkım/meyve görüntülerinin olduğu dört farklı kategorinin her birinde on bir sınıf bulunmaktadır. Her bir kategorinin Doğruluk, Hassasiyet, Duyarlılık ve F1 Skoru değerleri ayrı ayrı hesaplanarak model performansı belirlenmiştir. Ayrıca önerilen model performansının karşılaştırılması için GoogleNet ve AlexNet modelleri de oluşturulan veri seti ile eğitilmiştir. Yeni model için yaprak grubunda doğruluk başarı oranları; kategori 1 için %82.50, kategori 2 için %90.03, kategori 3 için %87.44, kategori 4 için %94.10 ve kategori 5 için %92.40 olarak hesaplanmıştır. Salkım/meyve grubunda ise doğruluk başarı oranları; kategori 1 için %85.88, kategori 2 için %84.90, kategori 3 için %96.40 ve kategori 4 için %97.20 olarak hesaplanmıştır. GoogleNet modelinde başarı oranı %84.39, AlexNet modelinde ise %92.31 bulunmuştur. Çalışma sonucunda üç model arasında en yüksek başarı oranı, salkım/meyve grubundaki kategori 4'te %97.20, en düşük başarı oranı ise yaprak grubundaki kategori 1'de %82.50 doğrulukla yeni model ile hesaplanmıştır. Elde edilen bu sonuçlara bakıldığında, modellerin üzüm çeşitlerinin sınıflandırılmasında başarılı bir şekilde çalıştığı, üzüm çeşitlerinin ampelografik özelliklerini öğrenebildiği ve bu alanda yapılacak çalışmalarda kullanılabileceği ortaya çıkarılmıştır.
Yozgat ili hayvansal atık kaynaklı biyogaz potansiyelinin belirlenmesi
Dünyada enerji arzında büyük bir paya sahip olan fosil yakıtlar birçok çevre sorununa, özellikle hava kirliliği ve küresel ısınmaya neden olmaktadır. Bu nedenle, fosil enerji kaynaklarının hızla tükenmesi ve fiyatlarda görülen dalgalanmalar, dünyada yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru yönelmeye neden olmuştur. Yenilenebilir enerji kaynaklarından birisi olan biyogaz üretiminde organik atıkların kullanılıyor olması hem atıkların tarımsal değerlerinin artırılması, hem de atıklardan enerji kazanılması bakımından önemlidir. Biyogaz üretiminde kullanılan organik atıkların başında hayvansal atıklar gelmektedir. Bu çalışmada, Yozgat ilinde hayvansal atıklardan elde edilebilecek biyogaz potansiyelinin belirlenmiştir. Araştırma verileri, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan elde edilmiştir. Yozgat ilinde 2021 yılında toplam 242 653 adet büyükbaş, 456 097 adet küçükbaş ve 630 725 adet kanatlı hayvan varlığı bulunmaktadır. Büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvanlardan yıllık yaklaşık 2,83 milyon ton yaş atık elde edilmektedir. Bu atıklar işletmeler için büyük sorun teşkil etmektedir. Atıkların değerlendirilmesinin en iyi yolu biyogaz üretimidir. 2021 yılı verileri kullanılarak yapılan çalışmada, hayvansal atıklardan üretilebilecek biyogaz miktarı yaklaşık 40,7 milyon m3 olarak hesaplanmıştır. Yozgat ilinde Akdağmadeni, Merkez ve Sorgun ilçeleri, 6,06, 5,86 ve 5,13 milyon m3 ile diğer ilçeler arasında en yüksek potansiyele sahiptir. Yozgat ilinde yılda üretilen biyogazın enerji eşdeğeri 924 155 GJ ve 22 073 TEP olarak, biyogazdan elde edilebilecek elektrik enerjisi değeri ise 102 683 MWh olarak hesaplanmıştır.
Çelik konstrüksiyonlu seralarda taşıyıcı sistem tasarımlarının ekonomik yönden karşılaştırılması
Seralar oldukça pahalı yapılar olduklarından, dikkatli ve günün modern teknolojileri göz önüne alınarak projelenmeleri gerekmektedir. Özellikle sayıları gün geçtikçe artan yüksek maliyetli çelik konstrüksiyonlu seraların planlanmasında yüklerin ekonomik şekilde taşınabilmesini sağlayabilmek, sistem seçiminde ve boyutlandırılmasında önemli olmaktadır. Bu tez çalışmasında, çelik taşıyıcı sistemli seralarda ülkemizde en fazla tercih edilen iki farklı çatı tipi, farklı makas açıklığı ve makas aralıklarının sera maliyetlerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla beşik çatılı ve gotik çatılı seralarda 2.5 m ve 3 m makas aralığı, 6 m, 8 m ve 9.6 m makas açıklığı olmak üzere 12 farklı sistem oluşturulmuştur. Planlanan seralarda en, boy ve yükseklik sırasıyla 48 m, 60 m ve 4.5 m olarak alınmıştır. Tez çalışmasında sera tasarımı Tokat ili iklim koşullarında domates ve hıyar yetiştirileceği göz önüne alınarak yapılmıştır. Ön tasarımı ve planlaması yapılan farklı olasılıklardaki tasarım seçenekleri, ilgili yönetmelik ve standartlar doğrultusunda statik analiz yazılımı olan SAP2000 programında tanımlamaları yapılıp grafik tabanlı modellenerek sonlu elemanlar yöntemi ile sera taşıyıcı sistemleri analiz edilmiş, Autocad yazılımında teknik çizimleri yapılmıştır. Yapılan analiz ve tasarımlar sonucunda elde edilen metraj verileri ile 2022/3 İnşaat ve Tesisat Birim Fiyatları kitabından ilgili poz numaralı birim fiyat analizleri doğrultusunda MS EXCEL yazılımı üzerinde düzenleme yapılarak sera yapılarının maliyet analizleri tamamlanmıştır. Çalışma sonucunda farklı sera taşıyıcı sistemlerinin ekonomik açıdan karşılaştırılması yapılmış, en ekonomik sistemin gotik çatılı, 9.6 m makas açıklığı ve 3 m makas aralığına sahip sera olduğu belirlenmiştir.
Kenevirin tarımsal yapılarda kullanılan betonun bazı özelliklerine etkisi
Yapı malzemeleri arasında dünyada en fazla kullanılan beton, tarımsal yapılarda da en fazla karşılaşılan malzemelerin başında gelmektedir. Gün geçtikçe artan teknolojideki hızlı gelişmelerle birliktebetonun farklı özelliklerini iyileştirerek sakıncalı yönlerini giderebilmek, daha hafif, yalıtımlı, ekonomik ve kullanışlı betonlar elde etmek amacıyla, üstünlükleri yüksek farklı yapı malzemeleri araştırılmaktadır. Çekme dayanımı düşük betonun olumsuz özelliklerini iyileştirmek için yapılan uygulamalardan biri de beton karışımına çeşitli lifler ilave etmektir.Bitkisel atıkların tekrar ekonomiye kazandırılmasında kenevir sapı atıkları önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle söz konusu malzemelerin yeniden kazanımı ya da dönüştürülmesi oldukça önemlidir. Kenevir liflerinin beton üzerine etkilerini inceleyerek yapı malzemelerinde kullanılabilirliğini belirlemek, inşaat sektöründe yapı malzemesi olarak değerlendirilmesine yardımcı olmak ve ekolojik dengenin korunmasına katkıda bulunmak amacıyla yapılan bu çalışmada, beton içerisine katılan kenevir liflerinin taze ve sertleşmiş beton üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmada kontrol karışımı ve lif uzunlukları 4-6 cm arasında olacak şekilde hacimce %1, %2.5, %5 oranlarında kenevir lif katkılı beton örnekleri üretilmiştir. Örneklerin slump değerleri, birim hacim ağırlığı, basınç dayanımı, yarmada çekme dayanımı, su emme, donma-çözülme, ultrases geçiş hızı ve ısı iletkenlik katsayıları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre artan lif miktarı ile birlikte birim hacim ağırlık, basınç dayanımı, ultrases ve ısı iletkenlik katsayısı azalmış, yarmada çekme dayanımları artmıştır.
Çeltik üretiminde enerji bilançosunun belirlenmesi (Çorum ili Osmancık ilçesi örneği)
Bu çalışmada, 2020-2021 yılı üretim sezonunda Çorum ili Osmancık ilçesi örneği için çeltik üretimi yapan işletmelerin üretimdeki enerji parametrelerini belirlemek amacıyla anket yöntemi ile 8 köyden 166 işletmeyle yüz yüze görüşülmüştür. Bu işletmeler büyüklüklerine göre 5.00-30.00, 30.01-60.00, 60.01-90.00 ve 90.01-110.00 da olarak sınıflandırılmıştır. Çeltik üretiminde enerji kullanımının hesaplanmasındaki girdiler arasında insan işgücü, tarım makineleri imalatı, elektrik, yakıt-yağ, kimyasal gübre, kimyasal ilaç, sulama ve tohum girdisi yer almıştır. Sonuçlarda Osmancık ilçesi için toplam girdi ve çıktı enerjisi çeltik tarımında sırasıyla 275 729.24 MJ/ha ve 534 472.11 MJ/ha olarak belirlenmiştir. En yüksek enerji girdileri sırasıyla sulama (%31.56), yakıt-yağ (%30.55), elektrik (%18.73) ve kimyasal ilaç enerji (%6.84) girdileri olarak belirlenmiştir. Çeltik tarımında enerji oranı ve enerji üretkenliği sırasıyla 2.17 ve 0.13 kg/MJ olarak belirlenmiştir. Sonuçlar açısından çeltik tarımında salma sulama uygulaması ve elektrikli pompa kullanımıyla sulama girdiler içerinde önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca, teknolojik bir kullanım olan Drone ile ilaçlamanın girdi olarak hesaplamalara katılması da enerji hesaplamalarında önemli bir adımdır. Girdiler içerisinde en yüksek tüketim girdisi olan sulamada etkin sulama ile kaynakların korunmasına yönelik girdi miktarlarının azaltılmasıyla enerji etkinliğinin arttırılması sağlanabilir.
Güneş enerjili vakum tüplü kurutucu tasarımı ve karadutun (Morus nigra L.) farklı koşullarda kuruma performansının belirlenmesi
Geniş bir ekolojik üretim alanına sahip olan dut meyvesinin yaklaşık 68 türü bulunduğu bilinmektedir. Özellikle reçel olarak tüketilen dut meyvesi, meyve suyu yapılarak da oldukça fazla tercih edilen bir üründür. Bu çalışmada, karadut meyvesi yarı ve tam olgun şekilde kurutulmuştur. Meyvelerin ilk nem içerikleri yarı olgunda % 86.74 ve tam olgunda ise % 82.95 olarak tespit edilmiştir. Kurutma işlemlerinde meyvelerin ilk nem değerleri % 10-13 nem aralığına düşene kadar etüvde, vakumlu etüvde, hassas kurutucuda, güneş enerjili kurutucuda; 50, 60 ve 70 ºC sıcaklıklarında ve güneşte kurutulmuştur. Karadut meyvelerinin kuruma süresi, ince tabaka kuruma modelleri, efektif difüzyon, aktivasyon enerjisi, özgül enerji tüketimi, renk ve fitokimyasal özellikleri incelenerek olgunluk seviyesi ve kurutma yöntemlerinin etkisi araştırılmıştır. Kuruma süresi açısından tam olgun meyveler daha kısa sürede kururken, efektif difüzyon, aktivasyon enerjisi ve özgül enerji tüketim değerleri ise yarı olgun meyveye göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tüm renk özellikleri birarada değerlendirildiğinde yarı olgun meyveler için en uygun kurutma yöntemi güneş enerjili kurutucuda 60 ºC, tam olgun meyveler için ise vakumlu etüvde ve güneş enerjili kurutucuda 60 ºC sıcaklığın daha iyi olduğu tespit edilmiştir. Fitokimyasal özellikleri açısından yarı olgun meyveler için hassas ile etüvde kurutucuda 70 ºC sıcaklığın daha uygun olduğu belirlenmiştir. Tam olgun meyveler için ise en uygun kurutma yönteminin hassas 70 ºC, vakumlu etüvün tüm sıcaklıkları ve güneş enerjili kurutucuda 50 ºC sıcaklığın daha uygun olduğu belirlenmiştir.
Farklı koşullarda kompostlaşma sürecinin incelenmesi ve ürün kalitesinin belirlenmesi
Yenilenebilir enerji kaynakları bakımından oldukça zengin olan ülkemizdeki kaynaklar yeterince değerlendirilememektedir. Canlı sağlığının korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi, enerji ve dış ülkelere bağımlılığın azaltılması bakımından kompost oldukça önemli bir yere sahiptir. Türkiye'de organik atıkların evsel katı atık bünyesindeki payı oldukça fazladır. Biyometanizasyon ve diğer atıklarla beraber arıtımı, Avrupa Birliği'nin düzenli depolama alanlarına gönderilecek organik içerikli atıklara uyguladığı kotaların sağlanması ve yenilenebilir enerji üretimi bakımından uygun bir yöntem olarak görülmesi nedeniyle ekonomiyi olumlu etkileyecektir. Kompost bir toprak düzenleyicisidir, gübre değildir. Kompostun içerdiği maddelerin çözünmesi, kimyasal gübrelerin aksine ancak uzun bir süre içerisinde gerçekleşebilmekte ve alıcı ortama aktarılması farklı koşullarda yapılan çalışmalarda yapılan çeşitli araştırmalarda organik atıkların, bitkilerin verim ve kalite özellikleri üzerine olumlu etkileri belirlenmiştir. Çalışmada, farklı koşullarda yapılan üretim, oluşum ve sıcaklık üzerindeki etkileri kıyaslanarak bazı kriterler açısından uygun dönemde üretilen ürünün kalitesi belirlenmiştir. Çalışmada kimyasal özellikler (Nem, pH) mikrobiyolik analizleri (PDA, PCA, maya-küf belirlenmiştir. Deneme sonuçlarına göre ürünün daha kaliteli olduğu en uygun dönemin yaz dönemi olduğu (Mayıs-Haziran) sonucuna varılmıştır.
Görüntü işleme yöntemiyle üzüm veriminin belirlenmesi
Bu çalışmada, görüntü işleme teknikleri kullanılarak Michele Palieri, İtalya ve Mevlana üzüm çeşitlerinde verimin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tez çalışması, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarımsal Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesindeki bağ alanında yürütülmüştür. Üzüm veriminin tahmin edilebilmesi için üzümün olgunlaşmasıyla, hasat edilmeden önce görüntüler alınmıştır. Alınan görüntülerden 267 adet görüntü MATLAB Image Processing Toolbox modülü kullanılarak görüntü işleme ile işlenmiştir. Çalışma sonucunda, Michele Palieri, İtalya ve Mevlana üzüm çeşitleri için RMSE tahmin değerleri sırasıyla 4.86, 4.00 ve 2.88 olarak bulunmuştur. 3 üzüm çeşidinin toplam RMSE değeri (R2>0.9989) olarak bulunmuştur. Uygulanan yöntem ve algoritma ile çeşitler üzerindeki verim tahminleri başarılı bir şekilde yapılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen yöntem geliştirilerek ileriki çalışmalarda makine, sistem veya robotlara entegre edilerek insan işgücünden, zamandan ve ekonomik tasarruf sağlanabilir.
Kütahya ili hayvansal atık kaynaklı biyogaz potansiyelinin belirlenmesi
Yenilenebilir enerji kaynaklarından biyokütle enerjisi; hayvansal atıklar, bitkisel atıklar, endüstriyel atıklar, evsel atıklar, orman atıkları gibi çeşitli organik atıklardan elde edilen doğal bir enerji kaynağıdır. Bu sürdürülebilir enerji kapsamında önemli bir yeri olan "biyogaz" ağırlıklı olarak metan (CH4) içeren bir gaz karışımıdır. Kütahya, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan yaklaşık 576 688 nüfuslu bir ildir. Kütahya ilinde 2022 yılında toplam 195 195 büyükbaş, 474 263 küçükbaş ve 1 733 956 adet kanatlı hayvan bulunmaktadır. Bu hayvanlardan elde edilen 2 419 698 ton yaş atık, öncelikle şehir içerisinde çevresel sorunlar yaratmaktadır. Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri dikkate alınıp problemlerin çözülmesi, çevre ve insan sağlığına zarar vermeden enerji üretilmesi ve tüketilmesi biyogaz enerjisinin değerlendirilmesi ile mümkündür. Kütahya ilinde geriye dönük on yıllık bir çalışma yapılmış ve 2022 yılı için hayvansal atıklardan elde edilebilecek biyogaz miktarı yaklaşık 36.6 milyon m3 olarak hesaplanmıştır. Tavşanlı ilçesi başta olmak üzere Merkez ve Simav ilçelerinde üretilebilecek biyogaz miktarları sırasıyla 8.5 milyon m3, 7.3 milyon m3 ve 6.4 milyon m3 olarak bulunmuştur. Kütahya ilinde 2022 yılında hayvansal atıklardan elde edilebilecek biyogazdan üretilebilecek elektrik enerjisi miktarı ise 92 354 MWh/yıl olarak hesaplanmıştır.
Şeftali ve kayısı posalarının farklı şartlarda kurutulması ve kalite parametrelerinin belirlenmesi
Meyve işleme sanayinin beraberinde getirdiği gıda atıkları önemli bir sorun halini almıştır. Sürekli artışta olan enerji tüketimini de göz önünde bulundurarak gıda atıklarının değerlendirilmesi sadece ekonomik kayıpların değil doğal kaynakların korunmasında da önemli rol oynamaktadır. Meyve atıkları içerdiği bileşenlerin besin değerinin yüksek ve geri kazanabilir olmasından dolayı işlenmeye uygun, değerli ürünlerdir. Yapılan çalışmada şeftali ve kayısı posaları beş farklı kurutma yöntemi (etüv, vakum, laboratuvar tipi konvektif kurutucu, güneş ve gölge) ve üç farklı kurutma sıcaklıklarında (50, 60 ve 70 °C) kurutularak kalite parametreleri üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmada kuruma performansı, matematiksel modellemesi, renk değerleri, asitlik değeri (pH), titrasyon asitliği (TA) ve suda çözünür kuru madde (SÇKM) değerleri belirlenmiştir. Şeftali ve kayısı posalarının gölge ortamında kurutma da küflenme meydana geldiği görülmüştür. Sonuçlara göre en kısa kuruma süresi şeftali ve kayısı posası için laboratuvar tipi konvektif kurutucuda 70 °C kurutma sıcaklığında olduğu belirlenmiştir. Kuruma eğrilerini en iyi tahmin eden model ise şeftali posasında Wang Singh, kayısı posasında Page olduğu tespit edilmiştir. Tazeye en yakın L ve b değerleri şeftali posasında sırasıyla etüv 50 °C'de ve vakum 60 °C'de olduğu belirlenmiştir. Kayısı posasında ise L ve b değerleri vakum kurutucuda 60 ve 70 °C'de olduğu belirlenmiştir. Kimyasal analizler incelediğinde ise şeftali ve kayısı posaları için tazeye en yakın olan değerlerin yine vakum kurutucuda 60 ve 70 °C kurutma sıcaklığında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler sonucunda şeftali ve kayısı posaları için uygulanan farklı kurutma yöntemlerinde kalite parametrelerini taze ürünlere göre en iyi muhafaza eden yöntemin vakum kurutucu olduğu tespit edilmiştir.
Farklı kurutma şartlarında kiraz domates (Lycopersicon esculentum var. Cerasiforme) kurutulması ve kalite parametrelerinin belirlenmesi
Hızla artan nüfus ve buna bağlı olarak tarım ürünlerine olan ihtiyacın artması; tarımsal üretim sektörünün her zaman ön planda kalmasını ve hızla gelişmesini sağlamaktadır. Kiraz domatesin besin değerinin oldukça fazla olduğu ve kurutulmuş halde yoğun bir şekilde kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bu çalışmada kiraz domates etüv, vakumlu etüv ve laboratuvar tipi konvektif kurutucularda 50, 60, ve 70 °C sıcaklıklarda ayrıca gölge ve güneş ortamlarında kurutulmuştur. Kurutma işlemi öncesinde kiraz domatesler ortadan ikiye bölünerek 35 ve 70 °C sıcaklıktaki %10 derişime sahip tuzlu suya 3 dakika daldırılarak ön işlem uygulanmıştır. Çalışmada kuruma performansı, matematiksel modellemesi, renk analizi, kimyasal özellikleri (pH, Titrasyon asitliği, suda çözünebilir kuru madde miktarı, antioksidan ve antosiyanin değerleri) belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre örnekler 10.5-146 saat arasında istenilen nem seviyesine ulaşmıştır. En uzun kuruma süresi 146 saat olarak güneş altında gerçekleşirken en kısa kuruma süresi 10.5 saat olarak laboratuvar tipi konvektif kurutucuda gerçekleşmiştir. Zamana bağlı nem oranı değişimini tanımlamak için beş adet eşitlik kullanılmıştır. Bunlar; Jena ve Das, Lewis, Midilli Küçük, Page ve Wang Sing eşitlikleridir. Eşitlikler arasında en yüksek değerler Midilli Küçük eşitliğinde görülmüştür. "a" kırmızılık değeri incelendiğinde taze ürün ile diğer kurutma sıcaklıkları ve yöntemleri arasında istatistiksel olarak farklı bulunmuştur. Bütün ön işlemler ve kurutma yöntemleri incelendiğinde; en yüksek TP değeri 3963.90 olarak laboratuvar tipi konvektif kurutucuda 70 ºC ön işlem uygulamasında, en düşük değer ise 2022.23 olarak güneşte 70 ºC ön işlem uygulanan üründe tespit edilmiştir. TEAC için en yüksek değer vakumlu etüv kurutucuda 60 ºC sıcaklıkta 70 ºC ön işlem uygulanan üründe 9.08 olarak belirlenmiş olup en düşük değer vakumlu kurutucuda 50 ºC sıcaklıkta 70 ºC ön işlemde tespit edilmiştir. Tüm sonuçlar ışığında kiraz domatesin kurutulmasında yüksek sıcaklık uygulamalarının olumlu yönde etki gösterdiği, kurutma süresinin uzamasının kalite kriterlerini olumsuz yönde etkilediği, ön işlem uygulamalarının ise kurutma süresini azaltıcı ve ürünlerin kimyasal içeriğini koruyucu yönde etki gösterdiği sonucuna varılmıştır.
Derin öğrenme teknikleri ile bazı bağ zararlılarının oluşturduğu hasarın belirlenmesi
İklim değişikliği kaynaklı küresel ısınma, tarımsal üretimde çeşitli zorluklara neden olmaktadır. Tarımsal üretimdeki zorluklardan biri, çeşitli zararlı popülasyonlarında artıştır. Popülasyondaki artış, tarım ürünlerini ciddi şekilde tehdit etmekte ve verimlilik ile kaliteyi önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir. Çoğu zaman çiftçilerin zararlıları ve etkilerini tanımlamada güçlük çekmeleri, yanlış ve aşırı insektisit uygulamalarına neden olabilmektedir. Aşırı insektisit kullanımı hem insan sağlığını tehdit etmekte hem de çevresel kirliliğe yol açarken, üretim maliyetlerini artırarak çiftçiler üzerinde ekonomik baskı oluşturmaktadır. Bu nedenle, zararlıların ve bitkilere verdikleri hasarın erken tespiti, tarımsal sistemlerin sürdürülebilirliği açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada, derin öğrenme yöntemleri kullanılarak bağlarda salkım güvesi, trips, iki noktalı kırmızıörümcek ve bağ yaprak uyuzu gibi bazı önemli bağ zararlıların hasarlarını tespit etmek için YOLOv8n tabanlı bir model geliştirilmiştir. Geliştirilen model AgDet-YOLO olarak adlandırılmıştır. Bu modelde, SPPF bloğu GSPPF bloğu ile, evrişim katmanındaki SiLU aktivasyon fonksiyonu ReLU ile ve modelin boyun ağındakii evrişim katmanları hayalet evrişim katmanı ile değiştirilmiştir. Ayrıca omurga ağına GSPPF bloğu öncesi Küresel Dikkat Mekanizması (GAM) modülü eklenmiştir. Kafa ağındaki katman bağlantıları değiştirilerek modelin toplam parametre sayısı 3.2M'den 2.9M'a indirilmiştir. Eğitim sürecinde, geliştirilen modelin genel sınıf başarısı standart modelde mAP@0.5 metriğinde 0.955 iken, geliştirilen modelde bu değer 0.963'e yükselmiştir. Ayrıca, geliştirilen model, YOLOv5n, YOLOv8n modelleri ve farklı tek aşamalı model olan MobileNetv2-SSD ile performans karşılaştırmaları yapılmıştır.
Boğazlıyan Sulama Birliği sulama sahasında farklı bitki desenlerinin su kaynağı ihtiyacına etkilerinin TAGEM SUET sistemi ile belirlenmesi
Dünyadaki su kaynakları her geçen gün artan nüfusun taleplerini karşılayamaz hale gelmektedir. Giderek artan talep karşısında yetersiz kalan nitelikli su kaynaklarının korunması gerekmektedir. Su tüketiminin fazla olduğu alanların başında ise tarımsal sulama vardır. Tarımsal sulamada uygulanan geleneksel yöntemlerin terk edilerek modern sulama yöntemlerinden faydalanılması ve kısıtlı su kaynağı ile en yüksek verim elde edilerek artan arzın karşılanması önemlidir. Sulama zaman planlaması, vejetasyon süresi boyunca bitkilerin su ihtiyaçlarının hesaplanarak en az su kaybı ile sulanmasının yolunu açmaktadır. Bu çalışmada, Yozgat ili, Boğazlıyan ilçesi Boğazlıyan Sulama Birliği sulama sahasında TAGEM (Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü)'in hazırlamış olduğu TAGEM SUET (Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi) ile farklı bitki desenleri ve su kısıtı koşullarında standardize Penman-Monteith (Stz-PM) ve Blaney-Criddle yöntemlerine göre sulama programı hazırlanarak farklı bitki desenleri ve su kısıtlarının su kaynağı ihtiyacı ve kanal kapasiteleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır.
Nohut antraknozu (Ascochyta rabıeı (pass) labr.) hastalığının yaprak ve kapsülde oluşturduğu hasarın görüntü işleme teknikleri kullanılarak tespit edilmesi
Ülkemiz, dünya nohut üretiminde önemli bir yere sahip olmasına rağmen, nohutta ortaya çıkan ve önlem alınmadığı takdirde neredeyse bütün ürünün yok olmasına yol açan antraknoz hastalığı ile her zaman karşı karşıyadır. Bu çalışmada, nohut antraknoz hastalığının yaprak ve kapsülde oluşturduğu hasarın görüntü işleme yöntemleri kullanılarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, iki farklı araziden hastalığın farklı gelişim düzeylerinde görüntüler alınmıştır. Hastalığın farklı gelişim düzeylerinden oluşan 50 kapsül ve 50 yaprak görüntüsü MATLAB programında yer alan Image Processing Toolbox modülü kullanılarak görüntü işleme tekniğiyle işlenmiştir. Çalışmada k-means kümeleme algoritması ve Otsu's eşikleme yöntemi kullanılmıştır. Görüntü işleme yöntemi hastalık seviyelerini 3.18 RMSE ve Theil UII'si 0.0596 ile tahmin etmiştir. Elde edilen sonuçlara göre geliştirilen görüntü işleme yöntemi ile nohut antraknoz hastalığının kapsül ve yapraktaki hasar şiddeti başarıyla tespit edilmiştir
Bazı sert çekirdekli meyvelerde görüntü işleme teknikleri kullanılarak yaprak delen (Wılsonomyces carpophılus lév.) hastalığının hasar düzeyinin belirlenmesi
Tarım, insanlığın yaşamını sürdürebilmesi için kritik öneme sahip bir sektördür ve ekonomi, beslenme ve çevre koruması gibi alanlarda büyük rol oynamaktadır. Ancak, bitki hastalıkları ve zararlıları, tarımsal üretimi olumsuz etkileyen önemli bir sorundur. Bu hastalıkların etkilerini azaltmak ve verimliliği artırmak için erken teşhis ve etkili müdahaleler gereklidir. Bu araştırmada, ülkemiz açısından önemli olan meyvelerde ürün kayıplarına neden olan yaprak delen (çil) hastalığının (Wilsonomyces carpophilus Lév.) görüntü işleme teknikleri kullanılarak hastalığın hasar düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda K-Means ve Gaussian Karışım Modelleri (GMM) kümele algoritmalarının birleşimi ile bir görüntü işleme algoritması geliştirilmiştir. Yaprak delen hastalığının belirtilerinin bulunduğu kayısı meyvesi ve yaprağı ile kiraz ve şeftali yapraklarından oluşan toplamda 200 görüntü içeren bir veri seti oluşturulmuştur. Edinilen görüntüler, MATLAB programının Image Processing Toolbox modülü ve geliştirilen algoritma ile işlenmiştir. Daha sonra, görüntü işleme algoritmasından elde edilen sonuçlar uzman gözlemi ile karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, toplam 200 görüntü için genel sonuç, görüntü işleme yöntemiyle hastalık seviyelerini 2.86 RMSE ve Theil UII'si 0.1164 ile tahmin etmiştir. Verilerin normallik varsayımı için Kolmogorov-Smirnov testi kullanılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir (p>0.05). Görüntü işleme sonuçları ile uzman değerlendirmesi arasındaki regresyon katsayısı (R² = 0.986, p<0.01) ve Pearson korelasyon katsayısı (r = 0.993, p<0.01) olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda, geliştirilen görüntü işleme algoritmasının kayısı, kiraz ve şeftali meyvelerinde yaprak delen hastalığının teşhisinde uzman değerlendirmesi yerine başarıyla kullanılabileceği gösterilmiştir.
Havuç (Daucus carota L.) dilimlerinin kurutulmasında farklı kurutma yöntemlerinin ve ön işlemlerin kuruma karakteristikleri ve bazı kalite özelliklerine etkisi
Havuç, içerisinde bulundurduğu zengin besin maddelerinden dolayı insan sağlığı için önemli bir yere sahiptir. Bu ürün gıda endüstrisinde havuç suyu, kurutulmuş havuç, havuç tozu ve havuç cipsi gibi geniş kullanım alanına sahip olması dolayısıyla çok fazla tercih edilen bir üründür. Kurutma meyve ve sebze gibi tarımsal kökenli ürünlerin muhafazasında yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Kurutmanın temel amacı, tarımsal ürünün içeriğinde bozulmaya neden olabilecek fazla nemi azaltarak oksidatif ve enzimatik bozulmayı yavaşlatarak ürünlerin depolama süresi ve raf ömrünün arttırılmasına katkı sağlamaktadır. Çalışmada taze havuç dilimleri için en uygun kurutma koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Kurutma denemeleri konvektif kurutucuda, vakumlu etüvde, laboratuvar tip konvektif kurutucuda ve güneşte gerçekleştirilmiştir. Kurutma denemeleri öncesi havuç dilimleri %3 derişimindeki sitrik asit çözeltisinde ve kaynar suda 15 dakika bekletilmiştir. Ön işlemli ve ön işlemsiz (kontrol) havuç dilimleri 50, 60, 70 ve 80 ℃ hava sıcaklıkları uygulanarak kurutulmuştur. Ürünlerin kuruma süresi, renk değişimi, rehidrasyon özellikleri ve ince tabaka kuruma modellerine kurutma yöntemleri ve ön işlemlerin etkisi belirlenmiştir. Kurutma kinetiğinin belirlenmesi amacıyla Lewis, Wang-Sing ve Midilli-Küçük teorik modelleri kullanılarak uygunlukları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, kurutma sıcaklıklarının artırılması ve ön işlemlerin uygulanmasının kurutma süresini önemli ölçüde azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, uygulanan ön işlemler kurutma yöntemleri ve sıcaklıkları kurutulan ürünlerin renk değerlerini ve rehidrasyon özelliklerini etkilemiştir. Araştırma sonuçlarına göre en hızlı kuruma 80 ℃ sıcaklıkta haşlama ön işlemi uygulanmış örneklerde olduğu görülmüştür. Kurutma denemeleri sonucunda, renk parametresi açısından taze havucun renk değerlerine en yakın son ürün laboratuvar tip konvektif kurutucuda 80 ℃ sıcaklıkta sitrik asit ön işlemi uygulanmış örneklerde belirlenmiştir. Midilli-Küçük ve Wang-Sing modellerinin, havuç için daha uygun kuruma modelleri olduğu tespit edilmiştir. Kurutulan havuç dilimlerinin rehidrasyon kapasitesi ve oranı açısından en uygun yöntemin ise 70 ℃ rehidre su sıcaklığında, laboratuvar tip konvektif kurutucuda 70 ℃ sıcaklıkta ve haşlama ön işlemi uygulanmış örneklerde belirlenmiştir.
Kayseri ilinde yer alan şebekeye bağlı fotovoltaik güneş enerjisi santralinin performans analizi
Ülkemizde son yıllarda enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla güneş enerjisi santrallerinin kurulması büyük önem kazanmıştır. Bu çalışmada, Kayseri ilinde mevcut şebekeye bağlı bir 1MW Güneş Enerjisi Santrali'nin (GES), 2017 yılından 2024 yılına kadar gerçekleştirmiş olduğu üretim performansı günlük, mevsimlik ve yıllık olarak değerlendirilmiştir. Santralde, güneş enerjisi sahasında bulunan elektrik ölçüm sayacı üzerinden alınan enerji üretim verileri kWh olarak kaydedilmektedir. Ayrıca sistem tarafından hava sıcaklığı, nem ve bulutluluk oranları da sürekli olarak kaydedilmektedir. Solarrelax simülasyon programı ile saatlik, günlük ve aylık olarak istenen raporlama yapılabilmektedir. Çalışma sonunda en yüksek yıllık enerji üretiminin 2020 yılında 2036 Mwh ile en düşük enerji üretimi ise 1091 Mwh 2022 yılında gerçekleştiği belirlenmiştir. Mevsimsel olarak hava sıcaklığının artmış olduğu yaz aylarında enerji üretim miktarının arttığı ve kış aylarında ise bulut miktarının artışına bağlı olarak üretilen enerji miktarının hızla düştüğü görülmüştür. Gün içerisindeki yarım saat aralıklı sıcaklık değişimi ile aynı saatlerdeki anlık enerji üretim miktarları yıllara göre benzerlik gösterse de üretim miktarının sıcaklık dışında nem ve bulutluluk oranlarından etkilendiği belirlenmiştir.