Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Civil Engineering

Kırşehir Ahi Evran University

3,880

Archived Theses

21

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

DBYBHY 2007 ve 6306 sayılı RYTY karşılaştırılması: Namık Kemal İlköğretim Okulu

6306 sayılı Riskli Yapı Tespit Yönetmeliği 28498 sayılı 15.12.2012 tarihli Resmi Gazete de yayınlanmıştır, Deprem Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (TDY2007) ise 06/03/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmi Gazetesinde yayınlanmıştır. Mevcut binaların deprem performansı bakımından yeterliliği ve çıkan sonuçlara göre güçlendirme esasları TDY2007, bölüm 7'de belirlenmiştir. Eğitim binası olarak kullanılan Mersin İli Yenişehir ilçesi Namık Kemal İlköğretim Okulu Binası DBYBHY 2007 ve 6306 SAYILI RYTY'ye göre performans kriterleri kendi içinde farklılıklar belirtilerek değerlendirilmiştir. DBYBHY 2007 doğrultusunda güçlendirme projesi hazırlanmıştır.

Deprem riskiDeprem yönetmelikleriHasar tespiti+2
Hasan Bilge Oluğ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Modeling of seawater intrusion in the coastal aquifer: A case study of Bosaso Plain in Somalia

Seawater intrusion is process that damage groundwater quality in the coastal regions. Groundwater overexploitation in the Bosaso Plain has resulted in seawater intrusion problem. Groundwater modelling were considered to study the effects of possible seawater intrusion into the Bosaso Plain. In this study, we present a three-dimensional variable–density numerical model developed with the SEAWAT code, which is aimed to predict the extent of seawater intrusion by different groundwater pumping scenarios. Results revealed the higher concentration of electrical conductivity (EC), total dissolved solids (TDS), chloride, sodium, calcium and magnesium along the coastal area which indicated the presence of seawater intrusion in the study area. The SEAWAT model was calibrated using both the average value of heads and TDS concentration for the 2013 field data. Four scenarios were simulated to understand the effects of pumping and climate change to the extent of seawater intrusion for a period of 27 years. The model results show that seawater intrusion significantly affects the groundwater concentrations near the coastline and demonstrated high levels of TDS. The predicted results reveal that increasing pump rate seawater intrusion interface will move about 6.2 km inland by 2040. Results also revealed that a 50% reduction in the pump rate will bring relief to the aquifer by protecting fresh groundwater and preventing any further seawater intrusion. Key Words: Groundwater modeling, seawater intrusion; coastal aquifer, SEAWAT Bosaso Plain, Somalia.

Abdullahı Alı Saıd
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ili karşıyaka ilçesinin sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesi

Zemin sıvılaşması dinamik etkiler altında artan boşluk suyu basıncı ile zemin daneleri arasındaki mukavemetin yitirilmesi ile oluşan önemli bir zemin problemi olduğu bilinmektedir. Deprem sırasında zemin davranışlarında istenmeyen ve beklenmeyen ani göçmeler, büyük deplasmanlar, yanal yayılmalar oluşabilmektedir. Bu nedenle sıvılaşmanın boyutunun tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği çerçevesinde İzmir İli Karşıyaka ilçesi imar sınırları içerisinde bulunan mahallelerin yerel zemin karakteristik özellikleri ve farklı deprem senaryoları ile meydana gelebilecek sıvılaşma potansiyeli Karşıyaka ilçesi için toplamda 181 adet zemin etüt raporu 440 adet zemin sondajı araştırılmıştır. Araştırma sonucunda yapılan analizlerle bölgenin zemin karakterizasyonu ve farklı deprem senaryolarında oluşabilecek sıvılaşma potansiyeli, (Vs)30, SPT deneyine göre (N60)30 verileri ile zeminin kıvamı, sertliği, sıkılığı ve yeraltı su seviyesinin varlığı ve bulunduğu derinlik hakkında haritalandırma çalışmaları yapılmıştır. Çalışmalar yapılırken SDS değeri, yerel zemin sınıfı koşullarına göre değişiklik gösterebileceğinden bölgenin ortalama SDS katsayısının yaklaşık olarak 1.1 olduğu tespit edilmiş ve farklı yerel zemin sınıfları için de SDS değeri sabit tutulmuştur. Yapılan analizler, farklı deprem senaryoları altında gerçekleştirilmiş ve bu senaryoların bölgenin sıvılaşma potansiyeline etkisi, özellikle de depremin enerji değişimiyle olan ilişkisi araştırılmıştır. Çalışma alanında beklendiği üzere sahile yakın bölgelerde sıvılaşmaya bağlı oturma ve sıvılaşma boyutu dramatik derecede olduğu gözlemlenmiştir. Sahile yakın bölgelerde ve olası sıvılaşma potansiyeline karşı oluşabilecek maddi ve manevi kayıplar açısından bu alanlar için önlem alınması şiddetle tavsiye edilir. İlçe için oluşturulması planlanan imar planı değişiklikleri, kentsel yenileme süreçlerinde verilecek kararlarda, sıvılaşma nedeniyle oluşabilecek hasarların önlenmesi için oluşturulmuş olan haritaların göz önünde bulundurulması fayda sağlayacaktır.

Deprem mühendisliğiDeprem yönetmelikleriSPT+1
Veysel Necat Sarıcı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Değiştirilebilir çekirdek plakalı burkulması önlenmiş çaprazların geliştirilmesi

Sismik olarak aktif bölgelerde yer alan yapıların deprem enerjisini etkin bir şekilde sönümlemesi kritik bir rol oynamaktadır. Burkulması önlenmiş çaprazlar (BÖÇ), bu konuda üstün performans gösteren pasif enerji sönümleyicilerindendir. Ancak, yaygın kullanılan geleneksel beton veya harç dolgulu BÖÇ tasarımları, ek ağırlık, nakliye zorlukları ve deprem sonrası hasar tespiti ile onarım süreçlerinde ciddi dezavantajlara sahiptir. Hasarın yoğunlaştığı çekirdek plakanın incelenmesi veya değiştirilmesinin mümkün olmaması, burkulmayı önleyen mekanizmanın (BÖM) yeniden kullanılabilirliğini engellemektedir. Bu tez çalışması kapsamında, tamamı çelik malzemeden oluşan, hasar alan çekirdek plakasının kolayca değiştirilebildiği ve BÖM'ün yeniden kullanılabildiği yenilikçi bir yenilenebilir BÖÇ konseptinin geliştirilmesi, deneysel ve nümerik olarak araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaçla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Yapı ve Deprem Mühendisliği Laboratuvarı'nda 15 adet tam ölçekli BÖÇ numunesi üzerinde iki aşamalı deneysel program yürütülmüştür. Yarı çerçeve deney düzeneğinde, AISC 341-22 esaslı çevrimsel yükler altında 5 farklı BÖM konfigürasyonu ve 5 farklı bulon aralığının performansı test edilmiştir. Bu deneysel çalışmalara ek olarak, Sonlu elemanlar yöntemi kullanan bilgisayar yazılımı ile BÖM tasarımını optimize etmek amacıyla nümerik analizler yapılmıştır. Elde edilen test sonuçlarına göre, geliştirilen BÖÇ konsepti AISC 341-22 yeterlilik kriterlerini fazlasıyla karşılamış ve yönetmelik limitinin iki katı olan %4 eksenel birim şekil değiştirme seviyesine kadar kararlı ve simetrik histeretik davranış sergilemiştir. Tez çalışmasının sonucu olarak, BÖM ve bağlantı plakalarının yeniden kullanılabilirliği ile çekirdek plakasının değiştirilebilirliği fikri doğrulanmış ve optimum BÖM tasarımı için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: burkulması önlenmiş çapraz, değiştirilebilir çekirdek plakası, yeniden kullanılabilir burkulmayı önleme mekanizması, kesit optimizasyonu, deneysel çalışma, sonlu elemanlar analizi

Burkulması önlenmiş çaprazlarÇelik yapılar
Barış Serin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ayrık eleman modeli ile farklı dane şekilleri için zeminlerin mekanik davranışlarının nümerik simülasyonları

Granüler kumlu zeminlerde mikro ölçekteki dane şekli, dane yönelimi gibi özellikler makro ölçekte zemin davranışına etki etmektedir. Mikro özelliklerin makro ölçekli zemin özellikleri üzerindeki etkilerini inceleyen literatürde çok değerli deneysel çalışmalar bulunmaktadır. Ancak, bu deneysel çalışmalar sınırlı olup belirli koşullar altında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada yapraksı ve küresel şekilli danelerin bir arada bulunduğu bir üç eksenli deney numunesi ayrık elemanlar metodu kullanılarak sayısal olarak modellenmiştir. Oluşturulan üç eksenli sayısal model ile yapraksı danelerin yöneliminin makro düzeydeki zemin özelliklerine etkileri incelenmiştir. Modelde yer alan yapraksı daneler ile küre şekilli danelerin çap oranları 4 tür. İlk olarak ayrık elemanlarda oluşturulan sayısal model parametreleri gerçek deneysel sonuçlar ile uyumlu olacak şekilde Efektif modül (E), rijitlik oranı (kr) ve sürtünme katsayısı (µ) değerleri kalibre edilmiştir. Efektif modül (E), rijitlik oranı (kr) ve sürtünme katsayısı (µ) değerleri sırası ile 2x107, 1.08 ve 0.30 olarak belirlenmiştir. Belirlenen kalibrasyon parametreleri kullanılarak yapraksı danelerin 45°, 60°, 220° ve 340° yönelim açıları (elevation ve tilt açıları) ile makro davranışa etkileri incelenmiştir. Ayrık elemanlarda oluşturulan sayısal modeller ile yapılan analizler sonucunda yapraksı dane yönelimlerinin makro düzeydeki içsel sürtünme açısında 9-10 derecelik bir değişime neden olabileceği görülmüştür.

Burak Erdöl
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa özelinde raylı sistem ve elektrikli otobüs fizibilite değerlendirmesi

Manisa'da nüfus artışı, kent merkezine yığılma, özel araç kullanımının yoğunluğu ve mevcut ulaşım altyapısının kapasite sınırına ulaşması gibi etkenler, yoğun bir trafik baskısı oluşturmuştur. Toplu taşıma altyapısının güçlendirilmesine yönelik kararların, ekonomik ve teknik açıdan gerçekçi fizibilite analizlerine dayanması büyük önem taşımaktadır. Tez çalışmasında, Manisa merkez ilçelerinde bulunan Şehir Hastanesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesinin Muradiye'de yer alan ana yerleşkesi arasındaki şehir çeperinden geçerek ulaşım ihtiyacının yıllar sonrası için modellenmesi yapılarak alternatifler sunulmaktadır. İki farklı toplu taşıma sistemi, elektrikli otobüs kullanımı ve raylı sistem kullanımı incelenmiştir. İncelenen bu toplu taşıma çeşitleri için sistem, kapasite, yatırım maliyeti, işletme giderleri, bakım gereksinimi, sefer aralığı, enerji tüketimi, erişilebilirlik, altyapı gereksinimleri ve finansal sürdürülebilirlik konularında incelenerek karşılaştırılmıştır. Hali hazırda TCDD tarafından kullanılan ve Manisa merkezinden geçen demir yolunun, yüksek hızlı tren alt yapısının Manisa'ya gelmesinden sonra boşa çıkacağı varsayımı yapılmaktadır. Bu varsayımla mevcut demir yolu alt yapısını kullanarak, raylı sistem alt yapı yatırım maliyetlerinin düşürülmesi ile yeni bir ulaşım sistemi kurulması durumunda ne kadar avantaj sağlayacağı incelenmektedir. Çalışmada, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Manisa Ulaşım Hizmetleri A.Ş tarafından sağlanan 2024–2025 yıllarına ait yolculuk verileri, bilet fiyatları, mevcut sefer planları, zirve saat dağılımları ve hat kullanımları kapsamlı biçimde analiz edilmektedir. Ekonomik fizibilite analizinde her iki sistem için 2 yıl proje, finansman ve kurulum süreci olarak düşünülmüş, daha sonrası için 20 yıllık yolculuk projeksiyonu ile bilet gelirlerinin yıllık artışı, yolculuk sayılarının yıllık artışı, işletme giderlerinin güncellenmesi, euro bazlı gelir hesaplamaları, kredi kullanım koşulları, yatırım geri ödeme süreleri ve gelir–gider dengelerine ilişkin farklı alternatifler modellenmiştir. Analizler, elektrikli otobüslerin kısa vadede düşük maliyetle uygulanabilir olduğunu, sefer sıklığının esnek biçimde arttırılabileceğini, mevcut yol altyapısını kullanması nedeniyle kentsel müdahale gerektirmediğini göstermektedir. Buna karşın raylı sistemin yüksek yolcu kapasitesi, güvenilir ve trafik sıkışıklığına takılmama gibi ulaşım avantajı bulunmakla birlikte; ilk yatırım maliyeti, bakım-onarım ihtiyacı, altyapı gereksinimleri ve uzun yatırım geri dönüş süresi dikkate alındığında riskli bir yatırım olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte TCDD'nin mevcut demir yolu altyapısının kullanılması, raylı sistem maliyetlerini önemli ölçüde azaltma potansiyeli olduğu görülmüştür.

Serdinç Bulut
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut betonarme bir binanın farklı güçlendirme yöntemleri kullanılarak performansının değerlendirilmesi

Mevcut kamu tipi binaların deprem performans araştırmaları, bu yapıların olası deprem senaryoları altında hedeflenen kullanım seviyelerini sağlayıp sağlayamadığını belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Özellikle hastaneler, yurtlar, okullar ve idari binalar gibi deprem sonrası hemen hizmet vermesi gereken yapılarda, performans düzeyleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği-2018 (TBDY-2018) hükümlerine göre genellikle Sınırlı Hasar (SH) veya Kontrollü Hasar (KH) olarak hedeflenmektedir. Bu araştırmalarda; öncelikle yerinde yapılan donatı tespitleri, beton dayanımı ölçümleri, projelerin incelenmesi ve yapısal modelleme ile binanın mevcut durumu belirlenmektedir. Ardından doğrusal veya doğrusal olmayan analiz yöntemleri ile deprem etkisi altındaki davranış simüle edilmektedir. Elde edilen sonuçlar, göreli kat ötelemesi, kesit hasar durumları ve plastik mafsal oluşumları açısından değerlendirilerek, yapının mevcut haliyle performans hedeflerini sağlayıp sağlamadığı ortaya konmaktadır. Yetersiz kalan durumlarda ise uygun güçlendirme yöntemleri önerilmektedir. Bu tez çalışmasında, yurt tipi mevcut betonarme bir binanın deprem performansı, doğrusal olmayan statik itme analizi yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Mevcut binadaki taşıyıcı sistem elemanlarında oluşan hasar durumları belirlendikten sonra, binanın deprem performansına ulaşılmıştır. Binanın her iki deprem düzeyi için (DD1-Kontrollü Hasar ve DD3-Sınırlı Hasar) sağlaması beklenen performans seviyelerini karşılamadığı için güçlendirme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Mevcut bina öncelikle Karbon Lifli Polimer (FRP) kullanılarak gevrek davranış gösteren elemanların kesme ve süneklik kapasitelerinin arttırılması amaçlanmıştır. Ardından, klasik güçlendirme yöntemlerinden olan kolon mantolama ve betonarme perde eklenmesi ile binanın deprem performansının artırılması hedeflenmiştir. Bu yöntemde, mimari şartlar ve binada ek burulma düzensizliği oluşturulmamasına özen gösterilmiştir. Mevcut betonarme binanın taşıyıcı sistem güvenliğini sağlamak amacıyla uygulanan iki farklı güçlendirme yöntemi için doğrusal olmayan analizler her bir doğrultuda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kapasite eğrileri karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Mevcut binada ve güçlendirilmiş binalarda oluşan hasar durumları ve performans seviyeleri ayrıntılı olarak sunulmuştur. Tez çalışmasının son aşamasında, güçlendirilmiş binaların maliyet hesabı yapılarak, toplam maliyet üzerinden karşılaştırma yapılmıştır. Maliyet çalışması ile mevcut bina için hangi güçlendirme yönteminin daha avantajlı olacağına dair sonuçlar ve öneriler kısmında yorumlarda bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Deprem Performansı, Doğrusal Olmayan Analiz, Güçlendirme Yöntemi, Hasar Durumları, Mevcut Betonarme Bina

Umut Kaan Arslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkisel katkı kullanımının bitümlü bağlayıcıların özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Günümüzde yük ve yolcu taşımacılığı çoğunlukla karayolları ile gerçekleşmektedir. Karayollarının %80'ini petrol alt ürünü olan bitüm malzemesi oluşturmaktadır. Zamanla kullanıma bağlı olarak yollarda oluşan bozulmalara karşı bitümümün özelliklerini iyileştirmek için farklı katkı malzemeleri kullanılarak bitümün özelliklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Kullanılan katkı malzemelerinin bitkisel olması hem maddi hem de ekolojik açıdan önem arz etmektedir. Bu çalışmada 50/70 penetrasyon değerine sahip saf bitüme bitkisel katkı malzemeleri eklenerek modifiye bitüm numuneleri üretilmiştir. Üretilen modifiye bitümlü bağlayıcılara yapılan deneylerin sonuçlarına bakılarak, bitüm modifiyeri olarak kullanılan bitkisel katkı malzemelerinin bitümün özellikleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılan tez çalışmasında, literatür çalışmaları incelenmiş ve daha önce yapılan çalışmaların sonuçları göz önüne alınarak karıştırma koşulları belirlenmiştir. Bitüme ağırlığınca %2-4-6-8-10 oranlarında, ayrı ayrı pirina ve Aloe vera jeli eklenerek, 160°C'de ve 1000 rpm hızda 60 dakika boyunca karıştırılarak modifiye bitüm numuneleri oluşturulmuştur. Oluşturulan modifiye bitüm numunelerine penetrasyon deneyi, yumuşama noktası tayin deneyi, Brookfield viskozite deneyi, ince film halinde ısıtma deneyi (RTFOT) ve Marshall tasarım deneyi yapılmış ve deney sonuçlarına bakılarak, bitümü modifiye etmek için kullanılan bitkisel katkı malzemelerinin, bitüm modifikasyonu sonrasında saf bitüme kıyasla bitümlü bağlayıcının özellikleri üzerinde oluşturduğu etkiler tespit edilmiştir.

Aloe veraBitümlü karışımlarPirina
Buse Çalışkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İzolatörlü ve betonarme perde ile güçlendirilmiş bir yapının deprem etkilerinin karşılaştırılması

Türkiye'nin maruz kaldığı en büyük depremlerden biri olan Kahramanmaraş depremi 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelmiştir. 7.7 Mw büyüklüğündeki bu deprem yüksek oranda Can kaybına ve genel olarak binalarda ve altyapıda ciddi hasarlara neden olmuştur. Bu hasar gören yapılar arasında, bölgede bulunan okullar da yer almaktadır. Deprem sonucunda pek çok okul binası hasar almıştır. Bu çalışmada Hatay ilinde ağır hasar gören bir okul binasının performans analizi yapılmıştır. Analiz kapsamında yapı SAP2000 yazılımı kullanılarak modellenmiş ve zaman tanım alanında doğrusal olmayan analiz gerçekleştirilmiştir. Binanın performans analizi güçlendirilmemiş model, mevcut güçlendirme perdesi modeli, perde eklenerek güçlendirilmiş model ve sismik izolatör kullanılan model olmak üzere dört farklı durumda gerçekleştirilmiştir. Performans analizi sonuçları, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'ne göre, gerçek deprem kayıtları yapıya uygulandığında, hem güçlendirilmemiş modelin hem de mevcut güçlendirme perdesi modelinin çökmeye maruz kaldığı, perde duvar eklenerek güçlendirilen modelin ise hasar kontrolü aşamasında olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, sismik izolatör kullanılan modelin Kesintisiz Kullanım durumunda kaldığı gözlemlenmiştir. Farklı modelleri için doğal titreşim periyodu, kat deplasmanları, taban kesme kuvvetleri ve kolonlarda meydana gelen iç kuvvetler detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir.

Betonarme perdelerDepremDeprem analizi+2
Sayfuldeen Alı Abousalah Abousalah
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Atık maske lifi kullanımının asfalt karışım performansına etkisinin incelenmesi

Gün geçtikçe artan küresel ısınma, çevresel kirlilik ve doğal kaynakların tükenmesi gibi sorunlar, sürdürülebilirlik çalışmalarını her zamankinden daha önemli hale getirmiştir. Ulaştırma sektöründe de asfalt kaplama malzemelerinde, çevre dostu ve sürdürülebilir uygulamaların geliştirilmesi öncelikli hedefler arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, atık malzemelerin ileri dönüşümü hem çevreyi koruma hem de yol kaplamalarının dayanıklılığını artırma amacıyla önemli bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Bu tez çalışmasında, bitümlü sıcak karışımlarda lif katkı malzemesi olarak tek kullanımlık atık yüz maskelerinin kullanılabilirliği incelenmiştir. Tam faktöriyel deney tasarımı kullanılarak, farklı oranlarda (%0,05, %0,1, %0,15 ve %0,2) ve farklı uzunluklarda (10 mm, 15 mm ve 20 mm) kesilmiş maskeler deneysel çalışmalarda değerlendirilmiştir. Toplamda 36 adet Marshall numunesi hazırlanmış ve elde edilen sonuçlar referans numunelerle karşılaştırılmıştır. SPSS yazılımı kullanılarak yapılan ANOVA (Varyans Analizi) ile bağımsız değişkenlerin (lif oranı, lif uzunluğu), karışımın performansı üzerindeki etkileri istatistiksel olarak incelenmiştir. Marshall stabilite değeri en yüksek olan karışıma dolaylı çekme testi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, belirli oran ve uzunlukta maskelerin eklenmesinin karışımın dayanıklılığını artırdığı gözlemlenmiştir. Varyans analizi, %95 güven düzeyinde lif uzunluğu değişkeninin Marshall dayanımı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğunu ortaya koyarken; lif oranı ve lif oranı-lif uzunluğu etkileşiminin anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Marshall stabilite deneyi sonuçlarına göre, %0,1 oranında ve 15 mm uzunluğunda maske liflerinin eklenmesi, diğer numunelere kıyasla daha yüksek dayanım artışı sağlamıştır. Referans numunesinden yaklaşık %10 daha fazla dayanım göstermiştir. Bu karışım aynı zamanda dolaylı çekme testi sonuçlarına göre 20°C sıcaklıkta kırılma enerji yoğunluğunda artış sağlamıştır.

Bitümlü sıcak karışımEsnek üst yapı
Adem Özer
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk şekillendirilmiş hafif çelik elemanlardan teşkil edilen konut yapısının incelenmesi

Bu tez çalışmasında, hafif çelik yapı sistemlerinin Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 (TBDY 2018) kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Artan yapı ihtiyacına paralel olarak, hızlı, ekonomik, sürdürülebilir ve depreme dayanıklı yapı sistemlerine olan ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda, soğuk şekillendirilmiş çelik profillerle oluşturulan hafif çelik yapılar, hem teknik hem de yapım süreci açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Çalışmada, TBDY 2018'da doğrudan tanımlanmamış olan hafif çelik sistemlerin mevcut yönetmelik hükümleri çerçevesinde nasıl değerlendirilebileceği araştırılmıştır. Öncelikle literatür taraması yapılmış, ardından yönetmelik hükümleri incelenmiş ve hafif çelik sistemlere uyarlanabilirliği tartışılmıştır. Uygulama kısmında ise, örnek bir hafif çelik bina modeli SAP2000 yazılımı ile oluşturularak statik ve deprem analizleri gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları, hafif çelik yapıların deprem davranışını değerlendirmek üzere ele alınmış ve TBDY 2018'un bu sistemler üzerindeki yeterliliği tartışılmıştır. Elde edilen bulgular, hafif çelik yapı sistemlerinin TBDY 2018 kapsamında yer alması gereken özel tasarım kriterlerine işaret etmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın hem akademik literatüre hem de mühendislik uygulamalarına katkı sağlaması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: Hafif çelik yapılar, TBDY 2018, SAP2000, deprem analizi, soğuk şekillendirilmiş çelik, taşıyıcı sistem

Buse Sığınak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel atıkların betonda kullanımı ve çevre dostu betonların araştırılması ve geliştirilmesi

Endüstriyel atık, sanayi ve imalat süreçleri sırasında ortaya çıkan yan ürünler, kullanılmayan malzemeler, üretim artıkları ve çeşitli kimyasal maddelerden oluşan atıklardır. Bu atıklar, üretim faaliyetlerinin türüne bağlı olarak çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir ve genellikle çevresel, sağlık ve güvenlik açısından yönetilmesi gereken önemli sorunlar doğurabilir. Endüstriyel atıkların geri dönüştürülmesi ve yeniden kullanılması, hammadde maliyetlerini düşürebilir ve ekonomik değer yaratabilir. Örneğin, geri dönüştürülmüş veya yeniden kullanılmış reçineler ile beton üretimi yapılarak ekonomik ve güvenli çevre dostu yapılar inşa edilebilir. Günümüz beton teknolojisinde, endüstriyel olan ya da endüstriyel olmayan atık ya da atıl malzemelerin mineral ve kimyasal katkı maddeleri ile birlikte kullanılmasıyla, basınç dayanımı ve dayanıklılıktan ödün vermeden beton imali yapılabilmektedir. Bu çalışmada rüzgar enerjisi endüstrisinde kullanılan epoksi reçine atıkların betonda kullanılabilirliği değerlendirilecektir. Çalışma neticesinde olumlu sonuçlar alınması, atıkların çevresel yüklerini azaltmak ve betonun performansını iyileştirmek için umut verici bir yaklaşımdır. Bu tür uygulamalar, sürdürülebilir inşaat ve yeşil bina uygulamalarının önemli bir parçasını oluşturarak, gelecekte daha çevre dostu ve ekonomik yapılar inşa edilmesine katkıda bulunacaktır.

Giray Tok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel reçine atıkların betonda agrega olarakkullanımı ve sürdürülebilir beton üretimi ve geliştirilmesi

İleri mühendislik uygulamalarında, özellikle rüzgâr türbini kanatlarında yaygın olarak kullanılan lif takviyeli polimer (FRP) kompozitlerin üretim ve kullanım miktarlarının artması, başta epoksi esaslı malzemeler olmak üzere, kullanım ömrü sonunda ortaya çıkan büyük miktarda kompozit atığı beraberinde getirmiştir. Epoksi reçinelerin yüksek derecede çapraz bağlı termoset yapıları, bu malzemelerin yeniden eritilmesini veya yeniden şekillendirilmesini mümkün kılmamakta ve bu durum geri dönüşüm süreçlerini önemli ölçüde zorlaştırmaktadır. Mekanik geri dönüşüm, atığın fiziksel olarak küçültülerek çimento esaslı kompozitlerde toz veya kısa lif formunda yeniden kullanılmasını sağlayan, düşük enerji tüketimli ve çevre dostu bir yöntemdir. Bu çalışmada, rüzgâr türbini kanadı üretiminde oluşan epoksi reçine atıklarının çimento harçlarında ince agrega olarak kullanım potansiyeli araştırılmıştır. Mekanik olarak öğütülen epoksi atıkları, çimento matrisi ile aderansı artırmak amacıyla silan esaslı yüzey modifikasyonuna tabi tutulmuş ve ince agrega yerine kütlece %1, %4, %7 ve %10 oranlarında kullanılmıştır. Üretilen harçlarda yoğunluk, yayılma özellikleri, eğilme dayanımı, basınç dayanımı, su emme davranışı, ultrases geçiş hızı (UGH), alkali silika reaksiyonu (ASR) direnci ve yüksek sıcaklık altındaki performans özellikleri deneysel olarak değerlendirilmiştir. Deney sonuçları, epoksi atığı ikamesi arttıkça harçların işlenebilirliğinin, birim hacim ağırlığının ve mekanik dayanımının azaldığını gösterirken, düşük ikame oranlarında (%1–4) kayıpların sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Ayrıca, silan modifikasyonu su emmeyi kısmen iyileştirmiş, yüksek sıcaklık davranışı referans numuneye benzer kalmış ve epoksi atığı ASR genleşmelerini baskılamıştır. Sonuç olarak, epoksi reçine atığının %1–4 oranında ince agrega yerine kullanımı, mekanik geri dönüşüm ve yüzey modifikasyonu ile birleştiğinde, çimento esaslı malzemelerde sürdürülebilir ve teknik kullanım potansiyelini önemli ölçüde artırmaktadır.

Ferhad Elele
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lif takviyeli kompozitler ile güçlendirilen dolgu duvarların deneysel olarak incelenmesi

Dolgu duvarlar genellikle taşıyıcı sistem tasarımına dahil edilmemekle birlikte, deprem performansı üzerinde belirleyici etkilere sahiptir. Bu çalışmada, tek açıklıklı çelik çerçeve içine örülen dört adet tam ölçekli tuğla duvar numunesi üzerinde tekrarlı tersinir yatay yükleme testleri gerçekleştirilmiştir. Numunelerden biri yalın tuğla (REF-2), biri geleneksel çimento esaslı sıvalı duvar (REF), diğer ikisi ise Fabric-Reinforced Cementitious Matrix- Kumaş Donatılı Çimentolu Matris (FRCM) ile güçlendirilmiş ve farklı sıva tipleri (hidrolik kireç esaslı – FRCM-2, çimento esaslı – CBSM-FRCM) ile kaplanmıştır. Deneysel bulgular, sıva tipi ve FRCM güçlendirmenin yapısal performans üzerinde kritik rol oynadığını ortaya koymuştur. CBSM-FRCM numunesi, en yüksek yatay yük taşıma kapasitesi, rijitlik ve enerji tüketimi değerlerine ulaşmış; itme ve çekme yönlerinde referans numunelere kıyasla katlanarak artan performans sergilemiştir. FRCM-2 numunesi ise en yüksek süneklik kapasitesine ulaşmış, böylece yüksek deformasyon kabiliyeti açısından öne çıkmıştır. Geleneksel sıvalı REF numunesi yalın REF-2'ye göre anlamlı bir iyileşme sağlamış olsa da kapasite ve deformasyon açısından güçlendirilmiş sistemlerin gerisinde kalmıştır. Sonuç olarak, çimento esaslı sıvaların aderans ve dayanım özellikleri sayesinde taşıma kapasitesi ve enerji tüketiminde üstünlük sağladığı; hidrolik kireç esaslı sıvaların ise sünekliği artırarak deformasyon kapasitesini geliştirdiği belirlenmiştir. Bu bulgular, deprem performansının artırılmasında hem sıva tipinin hem de FRCM güçlendirme uygulamalarının kritik öneme sahip olduğunu göstermektedir.

Eyüp Serhan Güven
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Elektrikli araç filoları işletiminde pil değişim stratejisinin etkinliğinin incelenmesi

daha sonra doldurulacaktır

Merve Ekti
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Soma termik santrali uçucu küllerinin ve kuvars atık tozlarının beton parkelerin mekanik özellikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi, sürdürülebilirlik açısından değerlendirilmesi

Dünya üzerinde her geçen gün teknolojinin gelişmesi ve yaşam koşullarının değişmesiyle toplumların ve hatta ülkelerin ihtiyaçlarının artması beraberinde sanayileşme ve kentleşmenin gelişmesine ve artmasına sebep olmuş ve bu duruma bağlı olarak çevre, doğa kirliliği, ekosistemin bozulması gibi artık global olan sorunlarla karşı karşıya gelinmiştir. Bu gelişmelerle birlikte ülkelerin enerji ihtiyacı da artmaktadır. Sürdürülebilir üretime destek olmak için atık malzemelerin kullanım alanlarının arttırılması amacıyla farklı sektörlerde alternatif ürün olarak kullanılması çevre kirliliği sorununu bir miktar çözebilir ve atık malzemelerin depolanması, transfer edilmesi ve bertaraf edilmesi gibi maliyetli işlerin ortadan kalkmasıyla daha ekonomik üretim yapılmasına olanak sağlar. Yapı sektöründe dayanıklı, verimli, ekonomik, işlevsel ve kullanım alanlarının artması gibi sebeplerle beton parke taşlarının kullanımı oldukça fazladır. Beton parke taşı yapımında çimentoya ikame olarak termik santral atığı olan uçucu kül kullanılması, ince agregaya ikame olarak kuvars kullanarak yüzey malzemesi üreten fabrikaların kuvars atığının kullanılması doğal kaynakların korunması, ekonomik yarar ve çevresel sorunların azalması gibi pek çok konuda etkili olacaktır. Bu çalışmada Manisa ilinde faaliyet gösteren Soma Termik Santrali elektrik enerjisi üretimi santralinden elde edilen uçucu külünün beton parke taşlarında çimento yerine farklı yüzdelerle ikamesi, yüzey malzemesi üreten fabrikadan alınan kuvars atık tozunun beton parke taşlarında ince agrega yerine farklı yüzdelerle ikamesi ile beton parke numuneleri hazırlanarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Hazırlanan 12 farklı karışım ve her karışım için 24 adet olmak üzere toplam 288 beton parke taşından her deney için 3 adet kullanmak üzere her bir karışım için 12 adet beton parke taşı numunesi seçilmiş ve numunelerin uygunluk kriterlerini sağlayıp sağlamadığını tespit etmek amacıyla hazırlanan numunelere boyut ve görünüş, su emme oranı tayini, yarmada çekme dayanımı deneyi, aşınmaya karşı direnç tayini ve donma çözünme direnci tayini deneyleri yapılmıştır.

Ergin Kirlibal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul binalarında güçlendirme, yıkım-yeniden yapım kararı için bir değerlendirme modeli oluşturulması

Türkiye, coğrafi konumunun doğal bir sonucu olarak deprem, heyelan, çığ ve sel gibi afetleri sık sık yaşamaktadır. Afet olaylarının meydana gelmesini önlemek ve sıklığını azaltmak neredeyse imkansızdır. Bu konuda yapılabilecek şey, meydana gelmesi muhtemel doğa olayının niteliğini anlamak ve yol açabileceği kayıp ve zararların etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar yapmak olmalıdır. Dünyanın aktif deprem kuşakları üzerinde yer alan ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok ülkede, mevcut yapı stokunun önemli bir kısmı depreme karşı yeterince dayanıklı değildir. Bu binalardan bazıları yapısal açıdan – yönetmelik koşulları – yetersiz iken, bazıları ekonomik ömrünü tamamlamış veya işlevsel olarak kullanıcı beklentilerini karşılamaktan oldukça uzak olabilmektedir. Bahse konu bu binalar için güçlendirme veya yıkım-yeniden inşa kararıyla karşı karşıya kalınmaktadır. Alınacak bu karar genellikle ekonomik verilere dayalı olarak gerçekleşmektedir. Tez araştırmasına konu edilen bu çalışma, güçlendirme gereksinimi olan okul binaları için bir değerlendirme modeli önermektedir. Model, depreme karşı güçlendirme gereksinimi olan mevcut okul binaları için, Yapısal/Fiziksel, İşlevsel/Mimari, Çevresel/Enerji ve Ekonomik seviyede toplam 4 (dört) performans göstergesi ve bu göstergelere bağlı 23 (yirmi üç) alt kriterlerle ilişkili olarak değerlendirme ve yüzdesel bir ağırlık ile durum tespiti yapılmasına imkân tanımaktadır. Çalışma beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; araştırma konusuna dair genel bilgiler ile birlikte araştırmanın amacı, önemi ve kapsamı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca araştırma konusuna dair güncel literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde; güçlendirme kavramı ve güçlendirmeye duyulan gereksinim açıklanarak, kamu binalarının durumundan bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde karar verme kavramı ile çok kriterli karar verme yöntemleri hakkında bilgilere yer verilmiştir. Dördüncü bölüm; önerilen tez araştırma modelinin yapısı ve modeli oluşturan bileşenlerin tanımlanarak, kavramsal çerçevenin oluşturulduğu, modelin ortaya konulduğu bölümdür. Bu bölümde, karar destek modelinin oluşturulması için kullanılan yöntem, ölçek, alan ve anket çalışmalarına dair bilgiler detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Temel performans göstergeleri (Yapısal/Fiziksel, İşlevsel/Mimari, Çevresel/Enerji ve Ekonomik) olarak tanımlanan ve alt kriterlerin önem ağırlıklarının belirlenmesine yönelik hazırlanan, alanında son derece uzman kişilerin bilgi, deneyim ve tecrübelerinden yararlanılarak gerçekleştirilen anket sonuçları, AHP adımları ile Super Decisions yazılımına işlenmiş, böylece önerilen Y.İ.Ç.E. (Yapısal-Y, İşlevsel-İ, Çevresel-Ç, Ekonomik-E) değerlendirme modeli için kullanılacak katsayı değerleri elde edilmiştir. Ayrıca her bir alt kritere ait mevcut durum seviyelerinin belirlenmesine yönelik, likert (5'li) ölçeği yardımıyla hazırlanan skor sayı puanları belirlenmiştir. Beşinci ve son bölümde; önerilen değerlendirme modeli örnek okul binalarına (kamu binaları) uygulanmış, uygulamaya konu her binaya ait bilgiler yardımıyla, mevcut durumları için, Yapısal Performans Puanı (Y.P.P.), İşlevsel Performans Puanı (İ.P.P.), Çevresel Performans Puanı (Ç.P.P.) ve Ekonomik Performans Puanı (E.P.P.) hesaplanabilmiştir. Ayrıca temel performans göstergelerine dair önem ağırlıkları yardımıyla bina Y.İ.Ç.E. puanı de belirlenmiştir. Deprem performans analizi sonuçlarına göre güçlendirme gereksinimi olan binaların Yapısal, İşlevsel, Çevresel ve Ekonomik göstergelere dayalı mevcut durum performans seviyelerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Güçlendirme gereksinimi olan okul binaları için verilecek GÜÇLENDİRME veya YIKIM-YENİDEN İNŞA kararının alınmasında, mevcut yöntemlerin yanında, tez araştırmasıyla ortaya konulan karar destek modeli "Y.İ.Ç.E." Puanının' da kullanılabileceği ortaya konulmuştur.

Sismik güçlendirmeYapısal güçlendirmeÇok kriterli karar verme
Hakan Akbaba
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kesme donatısız betonarme kirişlerin kesme etkisindeki davranışlarının incelenmesi

Betonarme elemanların kesme etkisindeki davranışları, günümüz yapı mühendisliğinin en güncel araştırma konularından biridir. Özellikle kesme kuvvetine maruz kalan kesme donatısız kirişlerde oluşan kırılma ve dayanım mekanizmalarının nasıl geliştiği hakkında henüz tam anlamıyla fikir birliğine varılabilmiş değildir. Bu çalışmada dört farklı kesme açıklığı/faydalı derinlik (a/d=2.0, 2.51, 3.13, 4.0) oranı ve farklı beton sınıfına sahip 15 adet betonarme kiriş numuneleri, dört noktalı eğilme deneyine tabi tutulmuştur. Kiriş numunelerinin deney sırasında gerçekleşen çatlakların gelişimleri detaylı olarak takip edilmiş ve yük-deplasman grafikleri elde edilmiştir. Deneylerden her numune için elde edilen maksimum kesme kuvveti, literatürde mevcut üç adet standartta önerilen ve bazı araştırmacıların önerdiği bağıntılar kullanılarak hesaplanan sonuçlar ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada yapılan deneylerde; kesme kuvveti etkisi altındaki kesme donatısız betonarme kirişlerin davranışını etkileyen en önemli değişkenlerden birinin (a/d) oranı olduğu gözlenmiştir. Beton basınç dayanımının kesme dayanımı ve kırılma yükü ile ilişkisinin tahmin edilenden daha karmaşık olduğu ve bu nedenle beton basınç dayanımının betonarme kirişlerin kesme davranışına etkisinin daha rasyonel bir şekilde belirlenebilmesi için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır.

Yaşar Mehmet Uysal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Atık cam katkılı betonların incelenmesi

Bu çalışmada, geri dönüşümde de kullanılabilen cam atıkların beton karışımında agreganın belirli oranlarında kullanılabilirliği araştırılmıştır. Cam tamamen doğadan elde edilmiş ve yüzde yüz geri dönüştürülebilen bir malzemedir. Yüzyıllardır insanoğlu camın keşfinden sonra bu geri dönüşüm özelliği sayesinde enerji kaynaklarını daha verimli kullanmayı hedeflemişlerdir. Bu çalışmada cam atıkları, iki etaplı olarak beton agregasının yerine kullanılarak hazırlanan numunelerdeki basınç ve çekmede eğilme dayanımları gözlenmiştir. Deneyler göstermiştir ki kullanılan cam atıkların yüzdeleri arttıkça beton mekanik özellikleri olumsuz etkilenmektedir. Bununla birlikte, ağırlıkça %10 civarında atık camın özellikle ince gradasyonlarda kullanılması enerji verimliliğini artırmak için uygulanabilir bir yöntem olarak gözükmektedir. Anahtar Kelimeler: Atık cam, Cam katkılı beton, Betonlarda atık cam kullanımı

Özden Özgüden
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dolgu duvarların inşasında ve güçlendirilmesinde sürdürülebilir çimento esaslı kompozit betonun (ECC) kullanımının analitik olarak incelenmesi

Beton, çimento, su ve agreganın belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen temel bir yapı malzemesidir. Bilimsel araştırmalar sonucunda çevreci ve sürdürülebilir beton türleri geliştirilebilmektedir. Çimento esaslı kompozit beton (Engineered Cementitious Composite- ECC), yüksek süneklik ve çatlak kontrolü sağlayan yenilikçi bir beton türü olarak bu kapsamda öne çıkmaktadır. Yapısal performans açısından ECC, özellikle yüksek dayanım ve uzun ömürlü kullanım avantajları sunmaktadır. Tez çalışmasında, yeni dolgu duvarların tasarımında yatay kapasitenin ve enerji sönümlemenin artırılması, mevcut dolgu duvarların ise pratik bir şekilde güçlendirilmesine yönelik ECC malzemesinin kullanımı araştırılmıştır. Yapısal sistemlerde dolgu duvarların taşıyıcılık özelliği genellikle göz ardı edilmekte ve yalnızca düşey yük olarak hesaplara dahil edilmektedir. Ancak bilimsel araştırmalar ve saha gözlemleri dolgu duvarların yatay yükler açısından yapısal sistemde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Çalışma kapsamında öncelikle sürdürülebilir ECC üzerine detaylı bir literatür araştırması yapılmış, tasarıma yönelik karışım içerikleri belirlenmiştir. Sürdürülebilir bir ECC karışımı için basınç ve eğilme testleri sonucunda mekanik özellikler açısından maksimum değere sahip, birim hacim ağırlığı optimum olan karışım analitik çalışmalara esas olarak seçilmiştir. Analitik çalışmalar kapsamında, mekanik ve fiziksel özellikleri belirlenen sürdürülebilir ECC kullanılarak SAP2000 yazılımı ile çerçeve analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerde, yeni inşa edilecek dolgu duvarlarda ECC'den üretilmiş birim eleman kullanımı ve mevcut dolgu duvarlarda ECC ile güçlendirmenin etkisi statik itme analizi ile incelenmiştir.

BetonarmeDuvarlarGüçlendirme+3
Erkam Köseömür
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mevcut yapıların performans analizi ve güçlendirilmesinde 3D lazer tarama ile yapı bilgi modellemesi teknolojisinin kullanımının örneklerle incelenmesi

Deprem, doğa kaynaklı afete dönüşme potansiyeli yüksek bir tehlikedir. Bu durum şehirlerde mevcut yapı stokunun güncel teknolojiler kullanılarak hızlı ve hassas bir şekilde incelenmesi ve deprem risk analizlerinin yapılması konusunu ön plana çıkarmıştır. Ülke olarak derin bir üzüntü yaşadığımız ve asrın felaketi olarak tanımlanan Kahramanmaraş merkezli depremlerde farklı kullanım sınıfı ve taşıyıcı sistem özelliklerine sahip birçok yapıda; az – orta – ağır hasarlar meydana gelmiştir. Bu depremler mevcut yapı stokunun hızlı ve güncel teknolojiler kullanılarak değerlendirilmesi konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018) 'ne göre betonarme, çelik, yığma ve prefabrik yapıların performans değerlendirilmesi yapılabilmektedir. Bu kapsamda incelenmesi gereken mevcut yapı stoku oldukça geniştir. Bu değerlendirmelerin doğru bir şekilde yapılabilmesi için modelleme aşamasının hassasiyetle tamamlanmış olması ve yapının muhtemel beklenen etkilere karşı, gerçek duruma en yakın analizlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Yapıların deprem risk analizleri öncesinde mevcut yapı modelinin hassas bir şekilde elde edilmesi analiz sonuçlarının güvenilirliği açısından oldukça önemlidir. Bu çerçevede 3D Lazer Tarama teknolojisi literatürde teknolojik bir yaklaşım olarak benimsenmektedir. Ancak bu teknolojinin betonarme, çelik, prefabrik ve yığma yapıların deprem risk analizi çalışmalarında kullanımı sınırlıdır. Günümüzde bu teknoloji daha çok tarihi yapıların belgelendirilmesi çalışmalarında tercih edilmektedir. Tez çalışması kapsamında 3D Lazer Tarama yöntemiyle nokta bulutu verileri elde edilen betonarme, çelik, prefabrik ve yığma örnek yapıların verilerinin işlenmesi aşamasından yapı analiz modeli elde edilmesi aşamasına kadar ki tüm süreçleri detaylandırılmıştır. Bu süreçlerin minimum hata ve pratik bir şekilde tamamlanabilmesi için Yapı Bilgi Modellemesi araçlarını esas alan önerilerde bulunulmuştur. Tez çalışması ile 3D Lazer Tarama teknolojisine entegre Yapı Bilgi Modellemesi araçları kullanılarak mevcut yapıların deprem risk analizlerinin hızlı ve hassas yapılabilmesi, statik güvenilirlik açısından mevcut yapısal sistemde var olan kusurların tespiti için yapılan saha uygulamalarına ve akademik araştırmalara katkı sunulabilmesi hedeflenmiştir.

3D lazerDeprem performansıGüçlendirme+5
Emre Şahin
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir il merkezinde jet grout yöntemi ile zemin iyileştirilmesinin belirlenmesi ve örnek bir iyileştirme uygulamasının incelemesi

Bu çalışma, Kırşehir İli Merkez İlçesi'nde jet grout uygulamasının zemin koşullarına uygunluğunu belirlemek amacıyla, öncelikle 25 m derinliğe kadar sondaj çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çalışma alanındaki zemin, kumlu-kil özellikli birimlerden oluşmakta olup, 1,50 m ile 21,00 m derinlikleri arasında koyu kahverengi kumlu-kil tabakası hakimdir. Kendini tutamayan nitelikteki zeminde, farklı sondaj kuyularında yapılan ölçümler sonucunda 2–3 m derinliklerinde yeraltı suyu seviyesine rastlanmıştır. Yapılan deneysel analizler sonucunda yerel zemin sınıfı ZE olarak belirlenmiştir. Ayrıca, hesaplanan oturma miktarının kabul edilebilir limitlerin üzerinde olduğu; temel zemini oluşturan yumuşak-orta katı kıvamlı, doğal nemli ve plastisite özelliği yüksek kil tabakasının düşük taşıma gücüne sahip olduğu ve farklı oturma sorunları (17–25 cm) oluşturabileceği saptanmıştır. Bu kapsamda, yapı temelinin altındaki siltli-killi tabaka üzerine jet grout yöntemiyle iyileştirme yapılması önerilmiştir. Toplam 194,33 m² alan için, 60 cm çapında ve 10 m boyunda toplam 77 adet jet grout kolon imal edilmiştir. Uygulamanın tüm aşamaları kontrollü şekilde yürütülmüş; imalat öncesinde 1–2 m boyunda deneme kolonları oluşturulmuş ve bu kolonların çapları kazılarak projeye uygunluğu denetlenmiştir.

Jet groutingSondajZemin güçlendirme+2
Hakkı Atik
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir il milli eğitim müdürlüğüne bağlı mevcut betonarme binaların deprem performans analizinin yapılması ve güçlendirme uygulamaları

Son yıllarda ülkemizde meydana gelen depremler, mevcut yapı stoklarının depreme karşı dayanıklılığının sorgulanmasını zorunlu kılmıştır. Özellikle Türkiye'nin büyük bir kısmının aktif fay hatları üzerinde yer alması sonucunda meydana gelecek depremlerde can ve mal kaybını minimum seviyeye indirmek adına, mevcut binaların performanslarının değerlendirilmesini ve güçlendirilmesini kaçınılmaz hâle getirmiştir. Bu çalışma, deprem performans analizi sonucu güçlendirme ihtiyacı olan iki adet betonarme okul binasının deprem performanslarının iyileştirilmesini sağlamak için yapılan müdahaleleri, müdahaleler sırasında hangi adımların izlendiğini ve sahada uygulama aşamalarının gösterilmesini amaçlamaktadır. Araştırma, Kırşehir'de bulunan iki okul binasının güçlendirme yöntemlerini incelemektedir. Öncelikle, farklı geometrilere sahip bu yapıların mevcut durumları belirlenmiş; zemin etüt çalışmaları, alınan numuneler üzerindeki testler ve yapısal özellikler doğrultusunda STA4CAD yazılımı kullanılarak detaylı analizler gerçekleştirilmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY-2018) çerçevesinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, binaların olası deprem senaryoları altındaki performans seviyeleri belirlenmiş ve her iki yapının da güçlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Güçlendirme yöntemlerinin seçimi sırasında fayda-maliyet oranı gibi kritik parametreler göz önünde bulundurulmuş, ekonomik verimlilik ile yapısal güvenlik arasındaki denge sağlanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında, mevcut yapısal analiz varsayımlarının sonuçlar üzerindeki etkisi detaylı bir şekilde ortaya konmuş; bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin sadece incelenen yapılar için değil, benzer özelliklere sahip kamu binaları için de yol gösterici olması hedeflenmiştir. Bu araştırma, sadece örnek yapıların güvenliğini artırmayı değil, aynı zamanda benzer özelliklere sahip kamu yapılarının değerlendirilmesine ışık tutmayı, yerel yönetimler ve mühendisler için sürdürülebilir bir güçlendirme yaklaşımı geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Betonarme perdelerBetonarme yapılarGüçlendirme
Vahit Seyfi
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Akdeniz, Seyhan, Ceyhan ve Asi havzalarında farklı yöntemler kullanılarak kuraklık analizi

Bu çalışmada, Türkiye'nin güneyinde yer alan Doğu Akdeniz, Seyhan, Ceyhan ve Asi Havzaları'nı içine alan bölgede kuraklık analizi yapılmıştır. Toplamda 35 meteoroloji ve 56 akım gözlem istasyonunun verileri analiz edilmiştir. Kuraklık indeksi olarak Keşif Kuraklık İndeksi (KKİ), Ondalıklar Kuraklık İndeksi (OKİ), Akım Kuraklık İndeksi (AKİ) ve Bütünleşik Kuraklık İndeksi (BKİ) kullanılmıştır. Sonuçlara göre bütün istasyonların potansiyel evapotranspirasyon (PET) değerleri son yıllarda artmıştır. Bazı meteoroloji ve bazı akım gözlem istasyonlarının kuraklık indeks değerlerinde α=0.1 önemlilik seviyesinde azalan gidiş yakalanmıştır. AKİ sonuçlarına göre en kurak yıl 2001 yılıdır. En düşük kuraklık indeks değerleri Karaisalı, Silifke, İskenderun, Yumurtalık, Tomarza ve Mut istasyonlarında görülmüştür. KKİ sonuçlarına göre havza genelinde hafif kuraklık yaşanmıştır. Bölgesel kuraklık frekans analizi sonucunda kuraklık indeksi değerleri ile yapılan büyüme eğrileri elde edilmiştir.

Emre Topçu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zemin iyileştirmede rijit kolon etkisinin araştırılması

Bu çalışmada taş kolon, derin karışım ve jet grout gibi zemin iyileştirme yöntemleriyle oluşturulan rijit kolonların davranışı sayısal analizler yardımıyla araştırılmıştır. Sayısal analizlerde rijit kolonlarla ilgili detaylı parametrik çalışma yapılarak, farklı tasarım parametrelerinin (derinlik iyileştirme oranı, alan yerleşim oranı ve kolon rijitliği gibi) kompozit temel sistemi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sayısal analizlerde, sonlu elemanlar yöntemine dayalı PLAXIS bilgisayar yazılımı kullanılmıştır. Ayrıca tez kapsamında, literatürde yer alan derin karışım kolon yöntemi ile iyileştirilmiş bir arazi uygulamasının üç boyutlu sayısal analizleri gerçekleştirilmiş ve analiz sonuçları ile arazi ölçümleri karşılaştırılarak sayısal analizlerin doğruluğu gösterilmiştir. Aynı geometrik model ve zemin parametreleri kullanılarak farklı rijitliklere sahip taş kolon, derin karışım ve jet grout kolonları üç boyutlu olarak modellenmiştir. Bu analizlerde farklı rijitliğe sahip kolonların kompozit temel sistem davranışına olan etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma sonuçlarından, doğru ve güvenilir analizler yapıldığı takdirde uygulamada daha ekonomik, daha hızlı ve kolay yöntemler ile proje kriterlerinin sağlanabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Rijit kolon, Yüzen rijit kolon, Derin karışım kolon, Taş kolon, Jet grout kolon.

Güldem Korkmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

Axisymmetric bending and flexural vibration analysis of heterogeneous (FGM) circular plates

In this research, an effective numerical approach is applied to the axisymmetric bending and flexural vibration analysis of two-directional functionally graded (2D-FG) thick circular and annular plates with variable thickness. The material properties are assumed to vary continuously both in thickness and radial directions. The effect of shear deformation is considered in the formulation. The governing equations are converted to a set of ordinary differential equations (ODEs). Obtained canonical equations are solved numerically by the Complementary Functions Method (CFM). For the dynamic analysis, the CFM is combined with the Laplace transform. A powerful inverse algorithm is applied to retransfer the results from the Laplace space to the time domain. The damping model of Kelvin is used in the damped forced vibration analysis. The main purpose is to infuse this method to the bending and dynamic analysis of a wide range of solid circular or annular plates, with linear or non-linear thickness profiles, radially Functionally Graded (FG), FG in the thickness direction or 2D-FG, without any restrictions. The influence of material variation exponents and thickness profiles on the considered problems are investigated. Several examples are presented and results are verified with those obtained by finite element method and available published literature. Excellent agreement is observed.

Ahmad Reshad Noorı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şev stabilitesi ve şev hareketlerine karşı alınacak önlemler

Bir şevin bütünsel stabilitesini; şevin yüksekliği, eğim açısı, şev üzerinde bulunan yükün değeri ve konumu, zemin davranışı ve özellikleri, kaymayı önleyici yapının varlığı etkilemektedir. Bu çalışmada, bir şev modeli üzerinde bu etkileri incelemek için parametrik çalışma kapsamında bir dizi analiz gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçlarında şev güvenliği değeri her durum için ayrı ayrı karşılaştırılmalı olarak incelenmiş ve sonuçlar grafiklerle sunulmuştur. Çalışmanın devamında vaka incelemesine yer verilmiştir. Üzerinde yol inşaatı bulunan ve kayma potansiyeli yüksek olan şev ele alınmıştır. Arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen verilerle Plaxis ve Slide programları kullanılarak arazi mevcut durumu simüle edilmiştir. Analiz sonuçlarının arazinin mevcut durumunu yansıttığı görülmüştür. Şev hareketini önlemeye yönelik örnek uygulama ve yapılabilecek diğer çalışmalara değinilmiştir.

Buse Ün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nevşehir bölgesi pomzası ve pirinç kabuğu külünün hafif beton üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, Nevşehir bölgesi pomza ve pirinç kabuğu külünün hafif beton ürettiminde kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlamnmıştır. Bu amaç doğrultusunda, %90 oranında Nevşehir pomzası ve %10 oranında kum agrega olarak kullanılmıştır. Farklı oranlarda (%10, %20, %30) pirinç kabuğu külü ise çimento ikame malzemesi olarak hafif beton üretimine katılmıştır. Çalışma üç aşamada gerçekleştirilmişir. Birinci aşamada pirinç kabuğu ikameli numunelerin karşılaştırılması için referans numunesi üretilmiştir. İkinci aşamada %10, %20, %30 oranında pirinç kabuğu külü ikameli hafif beton numuneleri üretilmiştir. Üçüncü aşamada numunelerin fiziksel ve mekanik özelliklerinin tespiti için deneyler yapılmıştır. Çalışma sonucunda, en düşük kuru birim hacim ağırlık, porozite, kompasite ve su emme değerlerinin %30 oranında pirinç kabuğu ikamesiyle elde edildiği görülmüştür. Pirinç kabuğu külü ikamesinin artmasıyla basınç dayanımı ve yarmada çekme dayanımında artış meydana geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca pirinç kabuğu külü ikamesinin hafif beton üretimine rahattlıkla katıabileceği ve böylelikle atık bertarafına katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Pomza, Pirinç kabuğu külü, hafif beton, Nevşehir, asidik pomza

Seyit Can Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Seyhan havzasında iklim değişikliğinin hidroelektrik üretimi ve su temini üzerindeki etkilerinin cmıp6 simülasyonlarıyla değerlendirilmesi: karakuz barajı ve hes projesi örneği

İklim değişikliğinin su kaynakları projeleri üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, bu yapıların uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamak açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, farklı iklim senaryoları altında çok amaçlı bir rezervuarın güvenilirliğini değerlendirmek üzere bütünleşik bir modelleme çerçevesi sunmakta ve Türkiye'de yer alan Karakuz Barajı Hidroelektrik Santrali'ni (HES) örnek olay olarak ele almaktadır. Bu kapsamda, Altıncı Aşama Birleştirilmiş Model Karşılaştırma Projesi'ne (CMIP6) ait 24 küresel sirkülasyon modelinden (GCM) elde edilen yağış ve sıcaklık simülasyonları, farklı istatistiksel yanlılık düzeltme yöntemleriyle analiz edilerek en iyi performans gösteren çoklu model topluluğu projeksiyonları oluşturulmuştur. Bu projeksiyonlar, CMIP6 tarihsel deney senaryosuna ek olarak, orta etki SSP245 ve yüksek etki SSP585 olmak üzere iki farklı paylaşımlı sosyo-ekonomik rota (SSP) gelecek senaryosunu kapsamaktadır. Rezervuara gelen akımları simüle etmek için Toprak ve Su Değerlendirme Aracı (SWAT) kullanılmış; göl buharlaşması tahminleri de dahil edilerek hidroelektrik üretimi, içme suyu temini ve nehir ekolojik akış gereksinimleri için kullanılabilir toplam su hacmi değerlendirilmiştir. Rezervuar işletme senaryoları, tarihsel referans dönemi (1969-2014) ile kısa vadeli (2025-2049), orta vadeli (2050-2074) ve uzun vadeli (2075-2099) olmak üzere üç gelecek zaman dilimi için simüle edilmiştir. Bulgular, yıllık enerji üretiminde SSP245 senaryosu altında %16,6'ya, SSP585 senaryosu altında ise %46,6'ya varan azalmaların meydana gelebileceğini ortaya koymaktadır. Bu düşüşlere rağmen, incelenen tüm senaryolarda içme suyu ve çevresel su taleplerinin karşılanabileceği öngörülmektedir. Çalışma, iklim değişikliğinin hidroelektrik sistemler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve bu sistemlerin dayanıklılığını ve işlevselliğini sürdürmek amacıyla uyarlanabilir su yönetimi stratejilerinin gerekliliğine dikkat çekmektedir.

Cansu Boz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Axial behavior of concrete confined with flax fiber-reinforced polymers

Objective: This research was carried out to investigate the axial behaviour of low-strength concrete which is confined with unidirectional flax fiber reinforced polymer (FFRP) alone or in the hybrid form with glass FRP (GFRP) and carbon FRP (CFRP). Material and Methods: In this research, the type of confinement (using single material or hybrid) and number of confining layers constitute the main testing parameters. The FRP materials were wrapped around the concrete cylinder specimens with epoxy resin using the hand lay-up method and thus confinement is provided. The confined concrete specimens were tested under monotonic axial compression. Results: A total number of 23 concrete cylindrical specimens were tested within this study. The results demonstrate that strength and ultimate strain capacity of the concrete specimen increase significantly even for the specimens confined only with the FFRP. In the hybrid form, a higher enhancement in the axial behavior could be achieved.

Marouf Rashıdı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Axial behavior of FRP confined square columns with polyurea

Objective: The aim of this study was to investigate the effect of polyurea in increasing the efficiency of GFRP confinement for the low-strength concrete. Materials and Methods: For this study, 23 square column specimens with 106 mm x 106 mm cross-sectional sizes and a height of 300 mm were produced. The sharp corners of the square columns were rounded by either 15 mm or 30 mm corner radius. Thus, stress concentrations on sharp corners are prevented. Two of the square specimens were not confined to calculate the bare concrete strength. Other specimens were confined with single and double GFRP fabrics. Ten specimens were coated with polyurea before being confined with the aim of providing more uniform hoop strain distribution on the confining jacket under axial compression. All specimens were tested under monotonic axial compressive loading. The test results were compared with the ultimate strength and strain capacity predictions of an existing design-oriented model. Six cylindrical concrete specimens with a diameter that equals to the diagonal length of square specimens (i.e. 150 mm) were produced. The cylindrical specimens were confined by either one- or two-layers of GFRP. The monotonic axial test results of these "equivalent cylindrical" specimens were utilized in the model predictions. Results: The axial monotonic stress-strain curves were obtained from the test results. The ultimate compressive strength, maximum axial and lateral strains were determined. In addition, stress- and strain- enhancement ratios were calculated. The ultimate axial strength and strain capacity of the specimens were also predicted by the design-oriented model and compared with the experimental findings. Conclusion: The highest improvement in the compressive strength was observed in the specimens having two-layers of GFRP confinement with 30 mm rounded corners (i.e. S30-2G-NP). On the other hand, the contribution of polyurea was best observed in the specimens having one-layer of confinement with 15 mm rounded corners (i.e. S15-1G). There was also an improvement in the hoop rupture strains of these specimens. Still, the homogeneous distribution of the lateral strain which is generally the case for the cylindrical specimens could not be obtained despite the polyurea coating.

Selin Taylan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Atık lastik esaslı geopolimer betondan üretilmiş yapısal elemanların deneysel ve analitik olarak incelenmesi

Çimento üretiminde enerji tüketimi ve karbon salımı nedeniyle çevresel olumsuzluklar artmakta, bu durum alternatif yapı malzemelerine yönelimi teşvik etmektedir. Bu bağlamda, geopolimerler önemli bir alternatif sunmaktadır. Bu çalışmada tamamen atıklardan elde edilen bir geopolimer karışımın deneysel optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Karışımlarda endüstriyel atık olarak; lastik, mermer, beton ve taban külü kullanılmıştır. Doğal malzeme olarak ise pomza tercih edilmiştir. Deneysel çalışmalarda optimum dayanımlı, ısı verimli, sürdürülebilir ve tamamen atıkların geri dönüşümünden elde edilen bir geopolimer karışım hedeflenmiştir. Toplam 21 farklı karışım hazırlanarak basınç ve eğilme testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak, 0.72 ton/m³ birim hacim ağırlığına, 0.47 W/mK ısı geçirgenlik katsayısına, 4.3 MPa basınç ve 0.93 MPa eğilme dayanımına sahip bir geopolimer elde edilmiştir. Elde edilen bu karışımdan üretilebilecek birim yapısal elemanların, dolgu duvarların inşasında kullanımı analitik olarak incelenmiştir. Analizlerde dolgu duvarlı çerçeve modelleri üzerinde statik itme analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma ile hafif, ısı yalıtımlı, sürdürülebilir ve tamamen atıklardan elde edilen inovatif bir yapı malzemesi geliştirilmiştir. Elde edilen geopolimer karışımın inşaat sektöründe tek başına veya diğer yapı malzemeleriyle birlikte kullanımı ele alınmıştır. Bu kapsamda ülkemizin sıfır atık vizyonuna, sektörel uygulamalara ve akademik literatüre katkı sağlanabilmesi hedeflenmiştir.

Atık lastikBetonarme kirişBetonarme kolon
Fatih Sezen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Perlit tabanlı hafif tuğla üretiminde granüler aerojel ve tinkal atıklarının kullanılabilirliği: Deneysel bir inceleme

Tuğla nesiller boyu varlığını sürdüren ve inşaat endüstrisinde yaygın bir şekilde kullanılan yapı malzemesidir. Bu derece önemli olan bu malzeme teknolojinin gelişmesiyle sürekli kendini yenilemiştir. Bu yenileme gerek organik gerekse endüstriyel atıklarla yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, fiziksel ve mekanik açıdan standart tuğlaya göre daha üstün özellikli, termal iletkenliği iyileştirilmiş, kuru birim hacim ağırlığı azalmış hafif bir duvar elemanı elde edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç dğrultusunda, tuğla üretiminde perlit malzemesi hammadde olarak, tinkal atığı ve granüler aerojel ikame maddesi (hacimce %0:30, %5:25, %10:20, %15:15, %20:10, %25:5; %30:0) olarak kullanılmıştır. Üretilen numunelere fiziksel ve mekanik deneyler uygulanmıştır. Bunun yanı sıra mikro yapılarının incelenmesi için SEM görüntüleri alınmıştır. Çalışmada sonucunda, termal özellikleri iyileştirilmiş, standart tuğlaya kıyasla daha hafif tuğla elde edilmiştir. Üretilen tuğlaların gerek yapısal gerekse dekoratif uygulamalarda kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Atıkların ve doğal kaynaklarımızın tuğla üretiminde kullanılması ile hem çevreye olan zarar azaltılmış hem de sürdürülebilir bir yapı malzemesi üretilmiş olacaktır.

İnşaat mühendisliği
Serkan Ünal
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çok katlı yapı temellerinin farklı bilgisayar programları ile analiz ve tasarımı

Binaların temel tasarımında genellikle üst yapı için geliştirilmiş yazılımlar (Sta4-Cad, İde-Cad vb.) kullanılmaktadır. Bu programlarda zeminin elastik olduğu ve birbirinden bağımsız sonsuz sayıda yaylardan oluştuğu kabul edilmektedir. Programa zemin davranışı için sadece zemin emniyet gerilmesi ve yatak katsayısı girilmek suretiyle temel tasarımı yapılmaktadır. Oysaki zemin davranışı elasto-plastik olup basit bir yay davranışından çok daha karmaşıktır. Bu çalışmada, çok katlı bir binanın temel analiz ve tasarımı Sta4-Cad ve Plaxis 3D yazılımları kullanılarak deprem etkisi göz ardı edilerek yapılmıştır. Plaxis 3D, geoteknik mühendisliği problemlerinin analizi için geliştirilmiş sonlu elemanlar yöntemine dayalı bir yazılımdır. Her iki program ile yapılan analiz sonuçları karşılaştırılarak temel tasarımında üst yapıların analizi için geliştirilmiş programların ne derece güvenilir sonuçlar verdiği araştırılmıştır. Ayrıca, tez kapsamında 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ile 2007 Deprem Yönetmeliği karşılaştırılarak temel mühendisliği açısından ne gibi farklılar getirildiği de irdelenmiştir.

Mustafa Erol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kum zemine gömülü tekil kazık ve kazık gruplarının çekme yükü etkisindeki davranışlarının incelenmesi

Bu çalışmada, kum zemine gömülü tekil kazık ve kazık gruplarının çekme yükü etkisindeki davranışları deneysel ve sayısal olarak incelenmiştir. Deneylerde; kazık yüzeyi, kazık gömülme oranı (L/D) ve zemin sıkılığı (Dr) gibi parametrelerin çekme kapasitesi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. İki farklı kazık yüzeyi (pürüzlü ve pürüzsüz) ve zemin sıkılığı (%30 ve %80) için kazıklar arası mesafe oranının (S/D) etkisi incelenmiş ve en büyük çekme yükü değerini veren optimum mesafe oranı belirlenmiştir. Ayrıca kazık grubundaki her bir kazığa yük hücresi bağlanarak kazık yerleşiminin çekme kapasitesini ne oranda değiştirdiğinin tespiti amaçlanmıştır. Çalışmada, sıkı kum zemine gömülü kazıkların, PLAXIS 3D bilgisayar programı kullanılarak, üç boyutlu sonlu elemanlar yöntemi ile sayısal çözümü yapılmıştır. Deneysel ve sayısal çalışmalardan elde edilen sonuçların uyumlu olduğu görülmüş ve çalışmanın sonucunda, araştırılan parametrelerin kazıkların çekme yükü üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Kazıklı temellerLaboratuvar deneyleriSayısal analiz+1
Buse Emirler Tolun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Perlit tabanlı hafif betonlarda granüler aerojelin kullanılabilirliği

Bu tez çalışmasında, perlit tabanlı hafif betonlarda granüler aerojelin kullanılabilirliğinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, yoğunluğu düşük, termal özelliği iyileştirilmiş hafif beton üretimi amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak katkılı numunelerin kıyaslanması için Referans (REF) numunesi üretilmiştir. Ardından, belirli oranlarda (%2, %4, %6, %8 ve %10) granüler aerojel ikame edilerek hafif beton numuneleri üretilmiştir. Numunelerin fiziksel özelliklerinin tespiti için, yoğunluk, porozite, kompasite, Su emme (ağırlıkça), donma çözülmenin basınç dayanımına etkisi ve ısı iletim katsayısı tayini deneyleri uygulanmıştır. Mekanik özelliklerin tespiti için, basınç dayanımı ve yarmada çekme dayanımı deneyleri uygulanmıştır. Ayrıca numunelerin mikro yapısının incelenmesi için SEM analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, düşük yoğunluklu, yüksek poroziteli ve düşük ısı iletim katsayısına sahip hafif beton numuneleri elde edilmiştir. HB2, HB4, HB6 ve HB8 numunelerinin orta dayanımlı hafif beton, HB10 numunesinin az dayanımlı hafif beton sınıfında yeraldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Granüler aerojel, Perlit, Hafif beton, Fiziksel özellik, Mekanik özellik

İnşaat mühendisliği
Yasir Pazar
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Jet akımının rijit bitki bölgesindeki davranışı

Amaç:.Bu araştırmada, rijit batık bitki örtüsü bölgesinde bulunan batık jet akımının davranışı incelenmiş ve elde edilen sonuçlar serbest jet akım alanı ile karşılaştırılmıştır. Materyal ve Yöntem: Yapılan çalışmada bitki örtüsü, 1 cm çapında ve 5 ile 10 cm yüksekliğinde plegsiglas çubuklar kullanılarak benzeştirilmiştir. İki farklı bitki örtüsü yoğunluğu dikkate alınmıştır. Bunlar, düşük yoğunluklu bitki örtüsü (1=0.01 - N1=172 IP/m2) ve yüksek yoğunluklu bitki örtüsüdür (2=0.08 - N2=1142 IP/m2). Deneylerde hız ölçümleri 3 boyutlu akustik doppler hız ölçer (Acoustic Doppler Velocimeter-ADV) ve 3 boyutlu aşağı bakan probe (3D Down-looking probe) ile yapılmıştır. Bulgular: Yapılan araştırmada zamansal ortalama hız profilleri akım doğrultusunda, yanal doğrultuda ve düşey doğrultuda çizilerek incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre özellikle yüksek yoğunluklu bitki örtüsünün batık jet akımının sönümlenmesinde etkin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, kısa bitki örtüsü koşullarında jet akımın serbest jete benzer davranış göstermiştir. Buna ilave olarak, batık jet akımın yanal doğrultuda jet çıkış çapının dört katı mesafeden sonra etkinliğini yitirdiği belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışmada elde edilen sonuçlarda özellikle yüksek yoğunluklu bitki örtüsünün ve yüksekliği fazla olan bitki örtüsünün jet akımının dağılımı üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu göstermiştir. Bitki yoğunluğu, bitki yüksekliği gibi parametrelerin atık suyun sucul ortamda dağılımı açısından çok önemli olduğu belirlenmiştir.

Mohammad Bashır Qanbarı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Düşürme şaft yapılarının fluent ile modellenmesi

Çakan F. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İnşaat Mühendisliği Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2021. Amaç: Bu tez çalışmasında havalandırma delikleri olmayan düşü şaftının sayısal modellemesi yapılarak hız değerleri incelenmiş ve Zhang vd. (2018) sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Materyal ve Yöntem: ANSYS FLUENT yazılımı kullanılarak iki boyutlu (2D) ve üç boyutlu (3D) sayısal modellemeler yapılmıştır. RNG k - ε türbülans modeliyle benzeştirmeler yapılmıştır. Hava - su iki fazlı akım koşulu olduğundan Akışkan Hacimleri Yöntemi (Volume of Fluid - VOF) türbülans modeli kullanılmıştır. Bulgular: Yapılan sayısal çalışma ile kararlı akım koşullarında iki boyutlu (2D) ve üç boyutlu (3D) çözüm ağı için sonuçlar elde edilmiştir. Buna göre, RNG k - ε türbülans modelinin ve VOF modelinin düşürme şaft yapılarında oluşan akım koşullarının benzeştirilmesinde başarılı yöntemler olduğu görülmüştür. Yapılan benzeşimler sonucunda elde edilen hız değerlerinin literatürdeki deneysel sonuçlarla karşılaştırması yapılmıştır. Buna bağlı olarak, 3D çözüm ağının akım alanını daha doğru bir şekilde benzeştirdiği belirlenmiştir. Sonuç: Bu çalışmada RNG k - ε türbülans modeliyle yapılan analizlerde düşü yapısının akım özelliklerini yeterli bir şekilde benzeştirdiği görülmüştür. Hava - su akış ara yüzünü izlemek için yaygın olarak kullanılan Akışkan Hacimleri Yöntemi (Volume of Fluid - VOF) türbülans modelinin yeterli olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Düşü yapısı, FLUENT, k - ε türbülans modeli, VOF

Faruk Çakan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Pervane jet akımı etkisinde killi karışım tabanda meydana gelen erozyon

Amaç: Bu çalışmada, pervane jeti etkisinde deniz tabanında oluşan oyulma problemi kohezyon içeren karışım tabanda incelenmiş ve deney sonuçları kohezyonsuz tabanda oluşan oyulma derinlikleri ile karşılaştırılmıştır. Materyal ve Yöntem: Yapılan çalışmada 3,2 m uzunluğuna, 1,5 m genişliğine ve 1 m yüksekliğine sahip laboratuvar tankı inşa edilmiştir. Deniz tabanını benzeştirmek için kohezyon içermeyen kuvars kumu ve kohezyon içeren kaolinit kili kullanılmıştır. Deneyde pervane yüksekliği (G) ve pervane çapı (Dp) 0.06m olarak seçilmiştir. Deneylerde oyulma derinlikleri Akustik doppler hız ölçer (Acoustic Doppler Velocimeter-ADVP) ile ölçülmüştür. Bulgular: Bu çalışma 3 ana bölümden oluşmaktadır. İlk olarak kohezyon içermeyen kum tabanda, sonrasında ise %5 ve %10 oranında kil içeren kil-kum karışım tabanda oyulma davranışı incelenmiştir. Deney sonunda sadece kumdan oluşan taban ile farklı yüzdelerde kil içeren karışım taban profilleri karşılaştırılmıştır. Kil oranı arttıkça oyulma derinliğinin azaldığı sonucuna varılmıştır. Sonuç: Tabana farklı oranlarda kil eklenmesi halinde oyulma derinliği önemli ölçüde azalmıştır ve bazı durumlarda ikincil oyulma çukuru oluşmamıştır. Kum ile %10 kil içeren deneylerin oyulma derinliği arasında yaklaşık yarısı kadar azalma olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kil-kum karışım taban, Koheziv malzeme, Oyulma, Pervane jeti

Damla Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of alternative materials for thermal insulation in concrete buildings

With the increasing global population, energy consumption is rapidly rising. In Türkiye, considering that approximately 31% of total energy consumption occurs in residential buildings, the importance of enhancing energy efficiency in buildings becomes evident. This study investigates the impact of various insulation materials, such as expanded polystyrene (EPS), stone wool, hemp, and aerogel, on heat transfer, their thermal performance, and their potential to serve as alternatives to traditional methods. Within the scope of this study, five experimental rooms with similar characteristics were constructed on the campus of Hasan Kalyoncu University. One of these rooms was left as an uninsulated control room, while the other four were covered with different insulation materials. The indoor and outdoor temperatures of both insulated and non-insulated experimental rooms were measured regularly. During the measurements, solar radiation intensity, relative humidity, and wind speed were kept constant. Based on the collected data, the thermal conductivity performance of commonly used insulation materials was compared with that of innovative insulation materials. This thesis consists of five chapters. In the first chapter, the purpose, scope and importance of the study are explained. In the second chapter, a literature review is made on organic and inorganic thermal insulation materials used in hot climates. In the third chapter, the experimental setup, material properties and data collection method are detailed. In the fourth chapter, experimental findings are presented and evaluated. In the fifth and last chapter, general results are summarized and forward-looking suggestions are given.

Mehmet Fatih Yılmaz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Performance analysis of an existing reinforced concrete building with linear and non-linear analysis methods

In this study, we aim to evaluate performance of an existing reinforced concrete building using different analysis methods, such as linear and nonlinear methods and compare its results accordingly to highlight the importance of choosing the appropriate analysis method in performance evaluation of existing buildings. For this study we examined an existing reinforced concrete building located in İskenderun. Analysis models were created in accordance with the building's existing architectural and structural formwork plans. Missing data was completed by considering the minimum requirements of relevant codes and standards. The Modal Response Spectrum Method was used as the linear analysis method, while nonlinear analysis methods included Modal Pushover Analysis and Time History Analysis based on modal solution type. The current condition of the structure was evaluated within the framework of the Turkish Building Earthquake Code 2018 (TBEC-2018). According to linear modal response spectrum analysis method, the structure was generally evaluated at the Controlled Damage Performance Level. As a result of the nonlinear modal pushover analysis, it was determined that the structure was generally evaluated at the Collapse State Performance Level. Based on this nonlinear time history analysis, the structure was evaluated at the Controlled Damage Performance Level. Significant differences were observed between the performance levels obtained using different analysis methods. This highlights that the choice of analysis method has a direct impact on the assessment of structural safety. This study highlights the comparative results of various methods that can be used in the performance analysis of existing structures and emphasizes the importance of selecting the appropriate method.

Serbest Cihangir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme yapıların göçme risklerinin belirlenmesinde kullanılan hızlı yöntemlerin karşılaştırılması

Deprem bölgesinde bulunan ülkemizde, deprem öncesi ve/veya sonrasında yapıların güvenliğinin tespit edilmesi ve olası deprem sonrasında mal ve can kayıpları ile karşılaşılmaması açısından büyük önem arz etmektedir. Yapılan bu çalışmada, mevcut yapıların hasar durumlarının belirlenmesi için geliştirilen ve uygulamada sıklıkla kullanılan 4 farklı yöntem ele alınmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan yöntemler, Kanada Sismik Tarama Yöntemi, P25 Yöntemi, 2007 Türk Deprem Yönetmeliğinde önerilen Doğrusal elastik hesap Yöntemi ve Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar (RYTEİE-2013)'dır. Çalışmanın amacı, mevcut yapı stoğunun çok büyük bir bölümünü oluşturan betonarme yapıların olası bir deprem sonucunda hasar durumunun ve göçme riskinin önceden belirlenmesi için kullanılan bazı yöntemleri karşılaştırmak ve bu bölgede güvenle kullanılabilecek bir hızlı değerlendirme yöntemi geliştirmektir. Bunun yanında, hızlı değerlendirme tekniklerinin güvenirlikleri de TDY-2007 ile kıyaslanarak araştırılmaktadır. Bu çalışma kapsamında 4 değerlendirme yöntemi, Manisa bölgesinde bulunan ve mevcut yapı stoğunu temsil edecek şekilde seçilen betonarme yapılara uygulanarak bu yapıların hasar durumları araştırılmış ve elde edilen sonuçlar arasında kıyaslama yapılmıştır. Çalışma altı bölümden oluşmakta olup, ilk bölüm giriş bölümünden oluşmaktadır. İkinci bölümde değerlendirme yöntemleri hakkında detaylı bilgi sunulmuştur. Üçüncü bölümde Manisa bölgesinin yapı stoğunu yansıtacak şekilde seçilen 30 farklı mevcut betonarme yapının 4 farklı yöntem ile analizi yapılmış ve elde edilen sonuçlar detaylı biçimde sunulmuştur. Dördüncü bölümde, Manisa bölgesindeki genel yapı stoğu incelenmiş ve bu bölgeyi temsil edebilecek bir kalıp planı belirlenmiştir. Bu yapıya ait beton sınıfı, donatı sınıfı, kat sayısı, çıkmalar ve yumuşak kat gibi parametreler değişken seçilerek elde edilen yapıların 4 farklı yöntem ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Beşinci bölümde, elde edilen tüm parametreler bir araya getirilerek yeni bir hızlı değerlendirme yöntemi geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar TDY-2007 ile kıyaslanarak detaylı bir biçimde sunulmuş ve geliştirilen yöntemin güvenirliği ortaya konmuştur.

Didem Bütün
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme yapıların deprem performanslarına tuğla dolgu duvarların etkisinin incelenmesi

Betonarme yapılarda dolgu duvarların, yapının deprem performansı, periyodu, rijitliği, sünekliği, enerji tüketme kapasitesi üzerinde önemli etkileri olduğu yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda kanıtlanmıştır. Fakat proje mühendisleri, bilgisayar programlarıyla yaptıkları bina tasarımlarında, dolgu duvar etkisini sadece yapı ağırlığına ek olarak göz önüne alabilmektedir. Yapıların performans analizinde daha doğru sonuçlar elde edebilmek için dolgu duvarların analiz modeline eklenmesi gerekmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmada 3, 5 ve 7 katlı betonarme yapı örnekleri kullanılmıştır. Yapılar tuğla dolgu duvarlı ve dolgu duvarsız olarak analiz edilmiştir. Ayrıca tuğla dolgu duvarların sıvalarına polipropilen lif katkısı yapılmasının yapıya olan etkisi incelenmiştir. Bunun yanında yumuşak kat düzensizliğine sahip olan yapılarda dolgu duvarların yapının davranışını nasıl değiştireceği araştırılmıştır. Çalışmada dolgu duvarlar eşdeğer basınç çubuklarına dönüştürülerek analiz modeline dahil edilmiş ve böylece yapı davranışının daha doğru bir şekilde ifade edilmesi sağlanmıştır. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın birinci bölümü giriş bölümü olup, bu bölümde dolgu duvarların yapıya olan etkisi, davranışı, nasıl modellenebileceği hakkında genel bilgi verilmiş ve kullanılan yapı modelleri genel olarak tanıtılmıştır. İkinci bölümde konuyla ilgili literatürde bulunan bazı çalışmalara değinilmiştir. Üçüncü bölümde yapıların performans analizi için kullanılan artımsal eşdeğer deprem yükü yöntemi, yapı elemanlarının doğrusal olmayan davranışının idealleştirilmesi, elemanların bulundukları hasar bölgelerinin tespiti ve buna göre yapının performans seviyesinin belirlenmesi anlatılmıştır. Dolgu duvarların modellenmesinde kullanılan eşdeğer basınç çubuğu yöntemine değinilmiş, dolgu duvarların özelliklerinden bahsedilmiştir. Çalışmada kullanılan yapı modelleri ayrıntılı olarak anlatılmış, yapıların düzensizlik kontrolleri yapılmıştır. Dördüncü bölümde yapıların performans analizi sonuçları karşılaştırılmış ve performans seviyeleri belirlenmiştir. Beşinci bölüm olan sonuç ve öneriler kısmında ise dolgu duvarların çeşitli yapı parametrelerine ve yapı performansına etkisine yönelik bazı çıkarımlarda bulunulmuştur.

Mehmet Mete Cengiz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Dalga, sediment ve sıvılaşan zemin itkilerine maruz rıhtım kazıklarının dinamik davranışlarının modellenmesi

Tekil kazıklardan ve kazık gruplarından müteşekkil deniz yapılarının dinamik davranışı, sayısal ve analitik olarak hesaplanabilmektedir. Özellikle dalga, sediment ve sıvılaşan zeminden oluşan çevresel yükler, yapısal-fonksiyonel yükler ve kazığın yapısal parametrelerinden oluşan dış kuvvetleri göz önüne alınmasıyla kazık dinamik davranışının hakim denklemi öncelikle çıkarılmalıdır. Dalga denklemlerinin belirlenmesinde kazıkların inşaa edileceği derinliğe yönelik olarak tasarım parametreleri değişmektedir. Kazıklara etkiyecek hidrodinamik kuvvetlerin hesabında ise tasarım parametreleri büyük önem arz eder. Rıhtım kazığının faydalı ömrü içerisinde birden farklı dalga teorisinin etkisinde kalacağı su derinliği, dalga periyodu ve dalga yüksekliğine bağlı olarak belirlenebilmektedir. Dalga teorilerine bağlı olarak hesaplanan akış hızının tabandaki katı maddeleri harekete geçirerek belirli bir yüksekliğe kadar deniz suyu yoğunluğu artırdığı bilinmektedir. Bu çalışmada; lineer ve lineer olmayan dalga kuvvetlerine, taban askı yüküne ve sıvılaşan zemin basıncına maruz eksenel basınç yüklü tekil kazığın hareketi formülize edilmiş ve sayısal olarak analiz edilmiştir. Newtonyen akışkan olarak dalga ve sediment hareketi ile kuvvet fonksiyonlu Newtonyen olmayan akışkan olarak da sıvılaşan zemin hareketi; Navier-Stokes bağıntılarına göre tanımlanmıştır. Bu çalışmanın başlangıç ve sınır koşullarına göre ABAQUS yazılımı kullanılarak kazığın dinamik analizi sayısal olarak yapılmıştır. Tanımlanmış deniz ortamındaki silindirik-çelik-boru tipi kazık sistemi modellenirken, hem eksenel yüklü hem eksenel yükü olmayan kazıkların dalga kuvvetlerinden, sediment hareketinden ve sıvılaşan zemin kuvvetlerinden oluşan dış kuvvetlerin farklılaşmasına dayalı 2-ana model ve her biri için 5-alt model kurulmuştur. Kazık etrafında oluşan dalga-kökenli hidrodinamik basınçlar ve akış hızları, kazık boyunca yatay yer değiştirmeler ve Von-Mises gerilmeleri, geliştirilen her bir model için ayrı ayrı analiz edilmiştir. Analizler sonucu ortaya çıkan böylesi parametreler değerlendirilmiş ve çoklu regresyonla analizi kullanılarak birbirleriyle ilişkilendirilmiştir.

Deniz yapılarıKıyı yapıları
Muhammet Ensar Yiğit
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Betonarme konut yapıların deprem performanslarının yapay sinir ağları hızlı değerlendirme yöntemi ile tahmin edilmesi

Türkiye, jeolojik özellikleri ve coğrafi konumu itibariyle depremlerin sıkça yaşandığı bir bölgede bulunmaktadır. Bölgemizde yaşanacak olası bir depremde oluşabilecek can ve mal kayıplarının en aza indirilmesinde üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri; mevcut yapı stokunun değerlendirilmesidir. Yapı stokunun değerlendirilmesinde esas olacak kurallar, ilk olarak 2007 yılında yayınlanan Türk Deprem Yönetmeliği' nde (TDY) belirlenmiştir. Bu kurallar doğrultusunda, mevcut yapı değerlendirmelerinde; taşıyıcı sistemin analizi için röleve çalışması, yapı malzemelerinin dayanımlarının belirlenmesi için yapıdan numune alınması ve son olarak da yapısal analiz yapılması gibi bir çok detaylı incelemelerin yapılması gerekmektedir. Yapı stokunun fazlalığı değerlendirildiğinde, TDY' ye göre bu çalışmaların yapılması için çok fazla iş gücü, zaman ve maddi kaynak gerektiği açıktır. Her an yıkıcı bir deprem olma ihtimali düşünüldüğünde, mevcut yapı stokunun ekonomik ve hızlı bir şekilde değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Yapılan pek çok çalışma ile bir çok hızlı değerlendirme yöntemi geliştirilmiş olmakla birlikte, mevcut yapı stokunun hızla değerlendirilmesi halen bir gereklilik olarak önemini korumaktadır. Bu çalışma ile, olabilecek en az girdi verisine ihtiyaç duyan, mevcut değerlendirme yöntemlerinden daha pratik ve verimli bir hızlı değerlendirme yönteminin geliştirilmesi amaçlanmış, 8 kata kadar olan konut tipi yapılar için Yapay Sinir Ağları (YSA) ile yapı performans sınıflarının tahmin edildiği yeni bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntem ile performans sınıflarının hassas bir şekilde tayini için farklı özelliklerdeki 402 adet betonarme yapı modelinin doğrusal olmayan mod birleştirme yöntemi ile analizi yapılmış ve YSA modelleri bu sonuçlara göre eğitilmiştir. Geliştirilen yöntem mevcut yapılar üzerinde de denenmiş ve yapıların deprem performans sınıflarının başarılı bir şekilde tahmin edildiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: (Betonarme Konut Yapıları, YSA, Deprem Performansı, Hızlı Değerlendirme Tekniği)

Eray Özkan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

6 katlı çelik bir binanın ts648 ve yeni çelik şartnamesine göre analizinin ve tasarımının karşılaştırılması

Son zamanlarda modern yapı mühendisliğinde çelik yapılar önemli bir yer tutmaktadır. Bunla birlikte yapısal çelik tasarımı hakkında yönetmeliklere ihtiyaç duyulmuştur. Boyutlandırmada kullanılan yönetmeliklere ilişkin iki temel tasarım ilkesi mevcuttur. Bunlardan son yüzyıl içersinde çok fazla kullanılan emniyet gerilmesi ile tasarımdır. Son yıllarda ise daha rasyonel olan taşıma gücü ile tasarım kullanılmaya başlanmıştır. Bilindiği gibi, ülkemizde 1980 yılında yayımlanan TS 648 "Çelik Yapıların Hesap ve Yapım Kuralları" standardı bulunmaktadır. Bu standardın büyük bir bölümü güvenlik gerilmeleri ile tasarım yaklaşımını ele almaktadır. Fakat günümüzde bu standardın yetersiz kalması nedeniyle 2016 yılında "Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları" yönetmeliği yayımlanmıştır. Bu yönetmelik güvenlik katsayıları, yük ve dayanım katsayıları ile tasarım yaklaşımlarını ele almaktadır. Mevcut iki yönetmelik farklı tasarım prensiplerine dayanmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, emniyet gerilmesi ve taşıma gücü tasarımları hakkında bilgiler verilmiştir. Çelik yapıların boyutlandırılmasında kullanılan TS 648 "Çelik Yapıların Hesap ve Yapım Kuralları" standardı ve "Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları" yönetmeliği, tasarım esasları ve boyutlandırma kuralları açısından incelenmiş malzeme kalitesi, malzeme sınıfları, eksenel çekme, eksenel basınç, eğilme ve diğer mukavemet halleri ile ilgili boyutlandırma kuralları 6 katlı merkezi çelik çaprazlı bir bina üzerine karşılaştırılması yapılarak boyutlandırılmıştır. Yapı elemanları boyutlandırılırken yönetmeliklere ait kombinasyonlar dikkate alınmış olup arasındaki farklar incelenmiştir.

Fulya Karakahya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Salihli (Manisa) kent merkezinin sıvılaşma potansiyelinin değerlendirilmesi

Depremler etkilediği bölgelerdeki yapıları çok kısa bir sürede ve çoğu kez yıkım derecesine varacak düzeyde tahrip ederek insan yaşamını da büyük tehdit altında bulunduran sismik olaylardır. Günümüz bilgileri ışığında depremlerin nerelerde olabileceği tahmin edilebilmekte fakat ne zaman olacağı sorusunun cevabı hala bilinememektedir. Aslında önemli olan depremin ne zaman olacağından ziyade depremin olacağını kabul etmek, zeminde ve yapılarda gerekli tedbirleri alarak deprem hasarlarının kabul edilebilir seviyelerde kalmasını sağlamaktır. Depremlerin etkilerinden biri olan sismik zemin sıvılaşması tekrarlı deprem yükleri altında gerçekleşen bir zemin yenilme türü olarak tanımlanabilir. Depremin etkisi ile zemin içerisine gömülen yapılar, yan devrilmiş binalar, yanal yayılmalar zemin sıvılaşmasına bağlı hasar örneklerindendir. Sismik zemin sıvılaşması zararlarının azaltılmasında en etkili yöntem, planlama çalışmaları öncesinde yerel ölçekte afet tehlikelerini ve risklerini belirlemekten geçmektedir. Bu çalışmada Salihli (Manisa) kent yerleşim merkezinde bulunan 25 adet mahallede, 2000-2017 yılları arasında kamu ve özel sektör tarafından yapılan zemin etüd raporları derlenerek zemin sıvılaşma hesaplamaları için gerekli olan veri tabanı oluşturulmuştur. Bu veriler kullanılarak LiqIT 4.4.7 yazılımı yardımıyla sismik sıvılaşma hesaplamaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar coğrafi bilgi sistemi yazılımı QGIS 2.81 kullanılarak haritalandırılmıştır. Oturma ve sıvılaşma potansiyel değerleri enterpole edilerek 1/1000 ölçekli imar planı haritaları ile çakıştırılarak sismik sıvılaşmaya bağlı tehlike haritaları oluşturulmuştur. Hazırlanan sismik zemin sıvılaştırma tehlikesi haritaları, şehir planlamacıları ve bina tasarımcıları sıvılaştırma riskine karşı alınacak önlemlerin planlanmasında yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır.

Ercan Oyan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi minarelerin dinamik özelliklerinin deneysel ve nümerik yöntemler ile araştırılması

Bu tez çalışmasında, Manisa' da bulunan tarihi Lala Mehmet Paşa ve İbrahim Çelebi camilerine ait taş minarelerin yapı zemin etkileşimi gözönüne alınarak doğrusal ve doğrusal olmayan zaman tanım alanı analizleri yapılmıştır. Analizler neticesinde dinamik etkiler altındaki deprem davranışları incelenmiştir. Tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Manisa ve ülkemiz için tarihi yapıların önemi ve geleceğe güvenle aktarılma gerekliliğine yer verilmiştir. Ayrıca, literatürde bulunan deneysel ve nümerik modal analiz çalışmalarına ve son olarak yapılan bu tez çalışmasının amacına yer verilmiştir. İkinci bölümde, tarihi yapıları koruma, onarma ve güçlendirme yöntemleri ele alınmıştır. Bu bölümde, minarelerin inşa teknikleri, modelleme yöntemleri, konumlandırılmaları, bölümleri ve etkiyen yükler ele alınmıştır. Tarihi yapıları oluşturan malzemeler, malzemelerin mekanik özelliklerini belirlemede kullanılan deneyler, modelleme yöntemleri, modelleme ve malzeme idealleştirmeleri de bu bölümde yer almaktadır. Yapıların dinamik karakteristiklerini elde etmede kullanılan deneysel ve nümerik modal analiz yöntemleri ve bu yöntemlere ait matematiksel formülasyonlarla birlikte ele alınmıştır. Son olarak deprem dalgaları, yapı-zemin etkileşiminin önemi, zemin malzeme parametrelerini belirlemede kullanılan yöntemler, zemin modellemeleri, modellemelerde ki zemin sınır durumları ve zemin malzeme model tiplerine bu bölümde yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, tez çalışmasında kullanılan deneysel ekipmanlar, yöntemler ve paket programlar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Lala Mehmet Paşa ve İbrahim Çelebi camilerine ait minareler üzerinde Operasyonel Modal Analiz yöntemi ve nümerik analizlere yer verilmiştir. Deneysel ve nümerik yöntemler arasında oluşan farklar modelin başlangıç malzeme parametrelerinin değişimiyle azaltılarak, başlangıç model iyileştirilmiştir. Çalışmada her iki minare için üçer tane sonlu elemanlar modeli oluşturulmuştur. Bu modeller başlangıç malzeme parametrelerine sahip model, iyileştirilmiş malzeme parametrelerine sahip model ve iyileştirilmiş malzeme parametreli minarenin yapı-zemin etkileşiminin gözönüne alındığı modeldir. Her bir model üzerinde doğrusal ve doğrusal olmayan zaman tanım alanlı analizler gerçekleştirilmiştir. Zeminin doğrusal olmayan analizlerinde Mohr-Coulomb malzeme modeli, minarenin doğrusal olmayan analizlerinde ise Beton Hasar Plastiklik (CDP) malzeme modeli kullanılmıştır. Analizler sonucunda elde edilen sonuçlar ilgili bölümde tablolar halinde detaylı bir şekilde sunulmuştur. Beşinci bölümde, çalışmada elde edilen sonuçlar ve önerilere yer verilmiştir. Bu bölümü çalışmada faydalanılan referanslar ve özgeçmiş kısmı takip etmektedir.

Doğrusal analizDoğrusal olmayan analizDoğrusal olmayan dinamik+1
Taha Yasin Altıok
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Betonarme karkas bir yapının Türk Deprem Yönetmeliği 2007'deki çözüm yöntemleri ile deprem performansının incelenmesi ve Türkiye'de kullanılan üç program ile karşılaştırılması

Tez çalışması kapsamında, betonarme mevcut bir yapının Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik' de yer alan Doğrusal ve Doğrusal Olmayan analiz yöntemleri ile performans analizi yapılmış ve yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler Türkiye' de kullanılan bazı paket programlarla karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak karşılaştırma işlemleri yapılırken kullanılan paket program isimleri A B ve C olarak nitelendirilmiştir. Türk Deprem Yönetmeliği' nde yer alan 7. Bölüme göre doğrusal ve doğrusal olmayan çözüm yöntemleri ile performans kavramı ve bu kavramlar ışığında ülkemizde kullanılan bazı paket programların özellikleri detaylı olarak incelenmiştir. Yönetmelikte yer alan Eşdeğer Deprem Yükü yöntemi ile performans hesabı yapılırken deprem yönleri +X ve +Y olarak ele alınmıştır. Yapıya etkitilen kuvvetlerin ve performans sonuçlarının, 50 yılda aşılma olasılığı %10 olan deprem için hemen kullanım performans seviyesini sağlayıp sağlamadığı kontrol edilmiştir. Artımsal Eşdeğer Deprem Yükü yönteminde ise +Y deprem yönü için 50 yılda aşılma olasılığı %10 olan hesap depremi dikkate alınarak hemen kullanım performans seviyesi kontrolleri yapılmıştır. Zaman Tanım Alanında Hesap yöntemi çözümünde Kocaeli, Kobe ve Northbridge depremlerine ait ivme kayıtları kullanılmıştır. Hesaplamalar yönetmeliğe uygun olarak gerçekleştirilmiş ve elde edilen sonuçlar SAP2000 program çıktılarıyla karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir. Sonuç olarak yapılan hesaplamalar ile elde edilen sonuç verileri ışığında ticari olarak kullanılmakta olan A, B ve C yazılımlarının sonuç çıktıları arasındaki farklılıklar karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma işlemlerinde yazılımlardan elde edilen sonuç değerleri arasında çeşitli farklılıklar gözlemlenmiştir. Bu farklılıkların mertebelerinin bazı durumlarda yüksek oranda olduğu gözlenmiştir. Elde edilen sonuç değerlerinin farklı olmasının nedenlerinden bazıları, programlamada yapılan hesap kabulleri, yük aktarım şekilleri vb. gibi etkenlere dayanmaktadır.

Taner Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sismik açıdan aktif bir bölge için azalım ilişkilerinin oluşturulması

Başta barınma olmak üzere birçok farklı amaç için yapılar inşa edilmektedir. Yapılar birçok dış kuvvete maruz kalmakta ve bu kuvvetlere dayanım göstermek durumundadırlar. Yapılara etkiyen dış kuvvetlerin en önemlilerinden biri de depremdir. Dolayısıyla bir yapı tasarlanırken deprem kuvvetlerinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yapıya etkiyecek muhtemel en büyük yatay ivme değeri ne kadar doğru ve güvenilir tahmin edilebilirse ekonomik kaynaklar da o derece faydalı kullanılabilir. Öte yandan depremlerden dolayı yapıya etkiyecek maksimum yatay ivmelerin doğru bir şekilde belirlenememesi ve güvenilir olmaması diğer bir deyişle belirsizliklerin fazla olması durumunda, yapıların imalatı için ya daha fazla ekonomik kaynağın ayrılması gerekecek ya da hedeflenen standart ve dayanımda yapılar imal edilemeyecektir. Depremden kaynaklı muhtemel maksimum yatay ivme kuvvetleri, geçmiş yıllarda kaydedilen deprem verilerinin istatistiksel olarak değerlendirilmesi ile tahmin edilmektedir. İstatistiksel olarak kurulan bir ilişkide hesap ve tahminlerin doğruluğu, hesaba katılan verilerin miktarı ve saha uyumluluğu ile yüksek derecede ilişkilidir. Bir bölgede oluşacak maksimum ivmeleri, ivme azalım ilişkileri ile tahmin edilmektedir. Zaman içinde meydana gelen yeni depremler ile birlikte deprem verileri arttıkça ve değiştikçe, ivme azalım ilişkilerinin de belirli periyotlar ile yeni deprem verileri de göz önüne alınarak güncellenmesi gerekmektedir. Ayrıca azalım ilişkileri kurulurken tektonizma özellikleri, yerel zemin özellikleri, mesafe özellikleri, magnitüd özellikleri vs. açısından sahayı temsil eden uyumlu verilerin bir arada kullanılması da kurulan ilişkilerin doğruluğunu arttırmaktadır. Belirli bir saha için ivme azalım ilişkilerinin oluşturulmasında, deprem verilerinin mümkün olduğunca ilgili sahaya ait olması istenir. Bu çalışmada Türkiye'de meydana gelmiş olan deprem verileri kullanılarak farklı sismik bölgeler için ivme azalım ilişkileri kurulmuştur. İvme azalım ilişkilerinin oluşturulmasında maksimum likelihood ve en küçük kareler metotları kullanılmıştır. Her iki metot ile kurulan ilişkiler, yakın sonuçlar vermek ile beraber bazı farklılıklar da içermektedir. Bu tez çalışmasında her iki metot ile elde edilen azalım ilişkileri karşılaştırmalı olarak verilmiştir.

Sercan Tekeoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00