
20
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Ambulans çalışanlarının iletişim becerilerini etkileyen faktörler: Empati ve stresle baş etme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu yüksek lisans tezi, ambulans çalışanlarının iletişim becerileri ile empati ve başa çıkma becerileri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Çalışma, mesleklerinin zorlu ve yüksek stresli doğası göz önüne alındığında, ambulans çalışanları arasında iletişim becerilerinin empati ve başa çıkma becerileri ile ne ölçüde ilişkili olduğunu keşfetmeyi amaçladı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada nicel bir araştırma tasarımı kullanıldı ve veriler, standart bir anket kullanılarak Adana İl'indeki ambulans çalışanları evreninden toplandı. Anket katılımcıların iletişim becerilerini, empati düzeylerini ve baş etme becerilerini değerlendirdi. Bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için korelasyon ve regresyon analizleri dahil olmak üzere istatistiksel analizler yapılmıştır. Bulgular: Sonuçlar, ambulans çalışanlarının iletişim becerileri, empati ve başa çıkma becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu becerilerin genel puanları arttıkça, her bir alandaki genel puanlarda buna karşılık gelen bir artış oldu. Aktif planlama ile kabullenme-bilişsel yeniden yapılandırma arasındaki pozitif korelasyon gibi belirli alt boyutların önemli ilişkilere sahip olduğu belirlendi. Sonuçlar: Bu çalışma, ambulans çalışanları arasında iletişim becerileri, empati ve baş etme becerilerinin birbiriyle bağlantılı olduğuna dair kanıt sunmaktadır. Bulgular, bu becerilerin ambulans çalışmasının zorlu ve yüksek stresli ortamında önemini vurgulamaktadır. Araştırma, bu becerileri geliştirmek ve ambulans çalışanlarının esenliğini desteklemek için hedeflenen müdahalelere ve eğitim programlarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: İletişim becerileri, empati, baş etme becerileri, ambulans çalışanları, sağlık iletişimi, stres yönetimi.
Hemşirelerin psikiyatrik hastalıklara yönelik damgalama düzeyleri
Amaç: Bu çalışmada hemşirelerin psikiyatrik hastalıklara karşı damgalama düzeylerinin belirlenmesi ve tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu amaç doğrultusunda hemşirelerden Sağlık Çalışanları için Ruhsal Hastalıklara Yönelik Damgalama Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Çalışmanın örneklemini 255 hemşire oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen verilerin normal dağılıma uyum sağladıkları belirlenmiştir ve bu nedenle verilerin analizlerinde tek faktörlü varyans analizi ve Bağımsız t testi kullanılmıştır. Hemşirelerin damgalama düzeyleri ve tutumları için ise betimsel istatistiklerden yararlanılmıştır. Bulgular: Çalışmada verilerin analizi sonucunda belirlenen üç alt boyut için de katılımcıların en fazla "kararsızım" yanıtını verdikleri ve demografik değişkenlerin üç alt boyut için de anlamlı bir farklılık meydana getirmediği tespit edilmiştir (p>0,05). Sonuçlar: Çalışmanın sonucunda katılımcıların damgalama düzeylerinin orta seviyede olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu çalışmada demografik değişkenlerin tutum ve davranışlar üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tutum, Psikiyatrik Hastalıklar, Damgalama, Sağlık Hizmeti, Hemşire
Hemşirelerde empatik eğilim: Sistematik derleme
Amaç: Türkiye'deki hemşirelerin empatik eğilimleri ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu çalışmanın yöntemi sistematik derlemedir. Bu derlemede belli bir tarih kısıtlamasına gidilmeden, "Web of Science, Google Scholar, Pubmed, Türk Psikiyatri Dizini ve Tr Dizin" veri tabanlarında Türkçe yayınlara ulaşabilmek için "empati, empatik eğilim, hemşire, hemşireler, hemşirelik" İngilizce yayınlara ulaşabilmek için "empathy, empathic tendency, nurse, nurses, nursing" anahtar kelimeleri ile literatür taraması yapıldı. Çalışmaya hakemli dergilerde yayınlanmış Türkiye'de yapılmış çalışmaların Türkçe ve İngilizce dillerindeki yayınları, örnekleminde yalnız hemşirelerin yer aldığı, veri toplama aracı olarak Empatik Eğilim Ölçeği kullanılan araştırma makaleleri dahil edildi. Bu çalışmanın tarama sayılarının belgelenmesinde PRISMA diyagramından yararlanılmış olup araştırma verilerinin analizi ve bulguların sentezlenmesi şeklinde çalışma tamamlanmıştır. Bulgular: İncelenen 29 araştırmanın 21'i Türkçe, 8'i İngilizcedir. İncelemeye alınan çalışmaların araştırmacılar tarafından 12'sinin tanımlayıcı, 5'inin tanımlayıcı-ilişki arayıcı, 4'ünün tanımlayıcı-kesitsel, 2'sinin tanımlayıcı-analitik, 1'inin kesitsel ilişki arayıcı, 1'inin keşfedici, 1'inin deneysel, 1'inin kesitsel, 1'inin korelasyon ve 1'inin tek grup katılımsız gözlem çalışması (yarı deneysel) olarak nitelendiği gözlenmiştir. İncelenen araştırmaların örneklemini en az 26 en çok 472 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmaların toplam örneklemi ise 4632 hemşireden oluşmaktadır. En eski yayın 1992, en yeni yayın 2023 yılına aittir. 2020 yılı en fazla araştırmaların yapıldığı yıldır. Çalışmaların empatik eğilim puan ortalamalarının 59-79 arasında dağıldığı; puan ortalamalarını araştırmacıların 24'ünün orta, 5'inin yüksek olarak yorumladığı görülmektedir. İncelenen araştırmaların büyük çoğunluğunda cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma yılı, birimde çalışma süresi, çalışılan birim, yaş ve çalışma şekilleri değişkenlerinin empatik eğilim üzerine istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkisinin olmadığı gözlenmiştir. İncelenin araştırmaların en az yarısında empatik eğilim düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkileyen değişkenler ise çalıştığı pozisyon, çocuk sahibi olma, empati eğitimi alma, mesleği isteyerek seçme değişkenleridir. Empatik eğilim düzeyini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkileyen araştırmalarda erkek, bekar, çocuğu olmayan, empatiyle ilgili bir eğitim almayan, uzun çalışma yılına sahip olan, mesleği istemeyerek seçen, çalıştığı birimde kısa süre hizmeti bulunan, sürekli gece çalışan ve eğitim durumu lisans derecesinden aşağı olan hemşirelerde empatik eğilim düzeyinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha düşük olduğu görüldü. Sonuç: İncelenen araştırmalara göre ülkemizde hemşirelerin empatik eğilim düzeyinin genel olarak orta düzeyde olarak değerlendirilebilecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bu durum hemşirelerde empatik eğilim düzeyinin yükseltilmesi için girişimlerde bulunulması gerektiğini düşündürmektedir. Hemşirelik öğrencilerinde yapılan araştırmalarda da empatik eğilim düzeyinin orta olarak değerlendirilebilecek düzeyde olması lisans derecesi eğitim programlarının gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürmektedir. Empatik eğilim düzeyinin eğitim ile yükseltilebileceğine dair güçlü kanıtların varlığı halen aktif olarak çalışan hemşireler için de iyi planlanmış mezuniyet sonrası eğitim programlarının geliştirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Mesleki ve teknik ortaöğretim sağlık hizmetleri alanı öğrencilerinin staj uygulamasında sağlık çalışanlarıyla yaşadıkları iletişim sorunları
Sağlık hizmeti verilirken hastalara kaliteli hizmet verilebilmesi için hastalarla kurulan iletişim kadar sağlık çalışanlarının kendi aralarında kurduğu iletişim de önemlidir. Sağlık hizmetlerinde insan ile iç içe olan sağlık profesyonellerinin hastayla, hasta yakınlarıyla ve çalışma ekibiyle etkili iletişim kurabilmeleri gerekir. Bu araştırmanın amacı ülkemizde sağlık ekibine 2014 yılı itibariyle hemşire yardımcısı, ebe yardımcısı ve sağlık bakım teknisyeni ünvanıyla dahil olan mesleki ve teknik Anadolu lisesi'nde öğrenim gören Sağlık Hizmetleri alanı 12.sınıf öğrencilerin bilgi, beceri ve deneyim kazanmaları için yaptıkları staj uygulamasında sağlık çalışanlarıyla iletişimlerinde yaşadıkları sorunların nedenlerini belirlemek ve olası çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırma İzmir il genelinde yer alan Sağlık Hizmetleri alanında eğitim veren 16 tane Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak literatür taraması sonucu araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Anket formu, öğrencilerin tanımlayıcı özellikleri, iletişim sürecine ilişkin görüşleri, etkili iletişim kurma ve iletişim engellerini tespit etmeye çalışan kısımlardan oluşmaktadır. Veriler, anket formuyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Etik Kurul izni ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden izin alınarak toplanmıştır. Ayrıca, 18 yaşın altında olan öğrencilerin anketi uygulaması için veli izin belgeleriyle ailelerinden izin alınmıştır. Anket uygulamasında örneklem seçimine gidilmemiş olup staj uygulaması yapan tüm öğrencilere gönüllülük esasına göre yüzyüze olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde, ortalama, frekans, yüzdelik hesaplama, ki-kare analizi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlarla, sağlık meslek mensubu yeni üyesi olarak tanımlanan ünvanları almak amacıyla işletmelerde mesleki eğitim uygulaması yapan öğrencilerin yaşadıkları iletişim problemlerine çözüm önerileri sunabilmektir.
Diyaliz hastalarında sağlık okur yazarlık düzeyinin yaşam kalitesine etkisi
Amaç: Bu çalışma, Yozgat'ta diyaliz hastalarının sağlık okuryazarlık düzeyinin yaşam kalitesi üzerine etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma korelasyonel araştırma olup, örneklem seçimine gidilmemiş evrenin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmaya katılmayı kabul etmeyen, ulaşılamayan hastalar örneklem dışı bırakılmıştır. Araştırmaya, Yozgat merkez ve ilçelerinde, diyaliz ünitelerinde düzenli olarak hemodiyaliz tedavisi gören 140 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, hemodiyaliz hastalarının sosyo-demografik özelliklerini ortaya koymak için araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, yaşam kalitesi düzeylerini ortaya koymak için, Yaşam Kalitesi Ölçeği SF-36, sağlık okuryazarlık düzeylerini ortaya koymak için Türkiye Sağlık Okuryazarlık Ölçeği-32 (TSOY-32) kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler, SPSS 20 (Statistical Package for Social Science) adlı bilgisayar programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmada hastaların yaşam kalitesi ortalama puanı ise 100 üzerinden 60,15 puan olarak saptanmıştır. Bu çalışmada cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, yaşanılan yer, çalışma durumu, ekonomik durum, internet kullanımının, yaşam kalitesini etkilemediği bulunmuştur. Kronik böbrek yetmezliği dışında herhangi bir hastalığı olmayan hastaların, cep telefonuna sahip olan ve cep telefonunda internet bağlantısı olanların yaşam kalite puanları daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca sağlıkla ilgili bilgi edinme yöntemlerinden interneti kullandığını ifade eden hastaların sağlık okuryazarlık ortalama puanları yüksektir. (p<0,05). Hemodiyaliz hastaları için sağlık okuryazarlık ölçeği ortalama puanı 31,74 bulunmuş olup, hastaların, sağlık okuryazarlık ölçek puanlamasında (>25-33) sorunlu sınırlı sağlık okuryazarlığına karşılık geldiği görülmektedir. Ayrıca sağlık okuryazarlık düzeyi ile yaşam kalitesi ortalaması arasındaki korelasyon r=0,379 ve anlamlı p<0,05 bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışmada, yaşam kalitesi ortalama puanı ile sağlık okuryazarlık ortalama puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu, hastaların sağlık okuryazarlık düzeyinin sınırlı-sorunlu olduğu, sağlık okuryazarlık düzeyinin artması ile birlikte yaşam kalitesinin anlamlı arttığını göstermektedir. Ayrıca çalışma diyaliz hastalarının yaşam kalitesi ve sağlık okuryazarlık düzeyinin düşük olduğunu ve nasıl geliştirilebileceğinin araştırılması gerektiğini de göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Hemodiyaliz, Diyaliz Hastaları, Sağlık Okuryazarlığı, Yaşam Kalitesi, İletişim
Türkiye'deki toplum ruh sağlığı merkezlerinin web sitelerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada Türkiye'deki Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinin (TRSM) web sitelerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Türkiye'deki hasta kabulünün olduğu 152 Toplum Ruh Sağlığı Merkezi araştırma kapsamına alınmıştır. Google arama motoruna ilgili Toplum Ruh Sağlığı Merkezinin adı yazılarak çıkan sayfalar arasında kendine ait web sitesi ya da bağlı bulunduğu hastanenin web sitesinde çıkan bilgiler değerlendirilmiştir. Web sitesi değerlendirilirken "Kurum Bilgileri", "Hedef Gruba Yönelik Bilgiler" ve "Faydalı (Yararlı) Bilgiler" şeklinde kategorileştirilmiş toplam 23 kritere göre inceleme yapılmıştır. Bulgular: İncelenen TRSM'nin %76,9'unun bağlı bulunduğu hastanede ilgili sayfasının olmadığı, %99,3'ünün kendine ait web sitesinin bulunmadığı görülmüştür. %17,1'inde TRSM'nin nasıl bir merkez olduğu, %13,1'inde kimler için olduğu, %19,7'sinde hangi hizmetlerin bulunduğu, %18,4'ünde adres, %17,7'sinde telefon ve %6,5'inde kroki-harita bilgisinin bulunduğu belirlenmiştir."Faydalı Bilgiler" kategorisindeki çoğu kriteri hiçbir TRSM'nin karşılamadığı görülmüştür. Sonuç: Yapılan çalışma sonucunda TRSM'lerin internete yeterli önemi göstermedikleri, internetin tanıtıcı imkânlarından faydalanmadıkları görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, website, hastane.
Kanser hastalarına bakım veren aile üyelerinin veya yakınlarının bakım verme yüklerinin tespit edilmesi
Giriş ve Amaç: Kanser hastalarına bakım veren aile üyelerinin veya yakınlarının bakım verme yüklerinin tespit edilmesi amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Hastaya bakım veren aile üyelerinin de bu süreçte desteklenmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan bu çalışma, MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Tıbbi Onkoloji Polikliniğine 2016-2017 yılları Kasım ayları arasında başvuran 244 hasta yakınına uygulanmıştır. Araştırma verileri SPSS 15,0 programında sayı, yüzde dağılımı, standart sapma, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA testi ve ki kare testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların %45,1'inin bakım yükü orta derecede tespit edilmiştir. Ortaokul ve üstü eğitim almış bireylerin bakım yükü, %51,7 ile orta derecede, ilkokul ve altı eğitim düzeyinde olan bireylerin %45,2 ile ileri derecede tespit edilmiştir. Kadınların bakım yükü %40,0 ile ileri seviyede, erkeklerinki %60,9 ile orta seviyede bulunmuştur Sonuçlar: Eğitim düzeyi ilkokul ve altında olan bireylerde bakım yükü yüksek çıkmıştır. Çalışmaya katılan 18-39 yaş arasındaki katılımcıların hastaları için endişe ettikleri tespit edilmiştir. Düşük eğitim düzeyi bireyin kaygılarını yükselteceğinden, hastalık döneminde destek hizmeti almaları gerekmektedir. Toplumda bakım işleri gençlere bırakıldığı için, özellikle gençlerin hastalık bakımı sürecinde desteklenmeleri gerekmektedir.
Obez bireylerde sosyal kaygı düzeyi ve sosyal kaygıyı etkileyen etmenler
Amaç: Obez bireylerde sosyal kaygı düzeyinin saptanması ve sosyal kaygıyı etkileyen etmenlerin saptanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma grubunu Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi Diyet polikliniğine başvuran, obezite tanısı konulan, 18 yaşından büyük ardışık 100 hasta oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan obez bireylerde çok şiddetli sosyal kaygı görülme oranı %47 olarak bulunmuştur. Sosyal kaygı ile anlamlı ilişkileri saptanan depresyon ve anksiyete bozukluğunun görülme oranları sırasıyla %28 ve % 22 olarak bulunmuştur. Ayrıca BKİ düzeyi ve eğitim düzeyi ile sosyal kaygı arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuçlar: Obez bireylerde sosyal kaygının sık görüldüğü, depresyon, anksiyete bozukluğu ve BKİ düzeyinin artmasının sosyal kaygıyı arttırıcı etkisi olduğu belirlenmiştir. İlköğretim ve lise mezunları obezlerde, üniversite mezunları obezlere kıyasla sosyal kaygı şiddetinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Kırsal kesimde ilköğretim son sınıf öğrencilerinin sağlık okuryazarlığı ve E-sağlık okuryazarlığı
Amaç: Bu araştırma kırsalda yaşayan ilköğretim son sınıf öğrencilerin sağlık okuryazarlığı düzeylerini, e-sağlık okuryazarlığı düzeylerini ve sağlık okuryazarlığı düzeylerini etkileyen etmenleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı kesitsel bir çalışmadır. Örneklem Manisa ili Saruhanlı ilçesi köy okullarında öğrenim gören 322 8.sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak öğrencilere sosyo-demografik form, Adölesanlarda e-sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Okul Çağındaki Çocuklar İçin Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: İlköğretim son sınıf öğrencilerin okul çağındaki çocuklar için sağlık okuryazarlığı ölçeği ortanca puanı 32,00 bulunmuştur. Öğrencilerin Sağlık okuryazarlığı ölçek puanlamasında (26-35 puan) orta düzeyde sağlık okuryazarlığına karşılık gelmektedir. Adölesanlarda e-sağlık okuryazarlığı ölçeği ortanca puanı ise 29,00 orta olarak belirlendi. Araştırmada öğrenci sosyo-demografik özelliklerinden cinsiyet, aile ekonomik durumu, anne -baba eğitim durumlarının, evde internet olma durumu, sağlık problemi olma durumu ve ailesinde sağlık problemi olma durumunun e-sağlık okuryazarlığı üzerinde belirleyici bir etken olmadığı belirlendi. Öğrencilerden sağlık ile ilgili karar vermede interneti yararlı bulanların ve internetteki sağlık kaynaklarına erişmenin önemli olduğunu düşünenlerin e sağlık okuryazarlığı düzeyi daha yüksek belirlenmiştir. Bunun yanın da günlük internet kullanma süresinin ve sağlıkla ilgili bilgi arama davranışının sağlık okuryazarlığını etkilediği görüldü. Sonuçlar: Bu araştırmada elde edilen bulgular kırsalda yaşayan ilköğretim son sınıf öğrencilerin sağlık okuryazarlığı ve e-sağlık okuryazarlığı düzeylerinin yetersiz olduğunu ve nasıl geliştirilebileceğinin araştırılması gerektiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Sağlık, Sağlık Okuryazarlığı, Sağlık Okuryazarlığının Ölçümü
Ambulans çalışanlarında iş doyumu, tükenmişlik, depresyon ve anksiyete ilişkisi "Fethiye örneği"
Amaç: Bu çalışmada Fethiye'deki ambulans çalışanlarının iş doyumu, tükenmişlik, depresyon ve anksiyete ilişkisinde bireysel özelliklerin etkisini ölçmek amaçlanmaktadır. Yöntem: Tanımlayıcı ve analitik olan çalışmamız Muğla İli Fethiye İlçesinde bulunan 5 farklı 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında 01.02.2019 – 02.03.2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Minnesota İş Doyum Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Hastane Anksiyete-Depresyon Ölçeği kullanılmıştı. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiksel analizler, Student-t, Mann Whitney U, One-Way ANOVA, Tukey HSD, Kruskal Wallis Testleri ve değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesinde Pearson Korelasyon Analizİ kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılanların %57,3'ünün kadın, %48,3'ünün 30 yaş ve altında, %50,6'sının gelir düzeyinin kısmen yeterli, %43,8'sinin ön lisans mezunu, %65,2'sinin çalışma biçimin 24 saat, %50,6'sının çalışma yılının 6-10 yıl olduğu, %80,9'unun mesleği isteyerek seçtiği, %41,6'sının mesleği bırakmayı istediği görülmektedir. Ambulans çalışanlarının genel doyum puan ortalamaları 3,16±0,730 (Min-Mak:1,00-5,00), genel tükenmişlik puan ortalamaları 33,42±14,039 (Min-Mak:0-65), anksiyete puan ortalamaları 8,26±3,947 (Min-Mak:0-17), depresyon puan ortalamaları 7,17±4,051 (Min-Mak: 0-15) olarak bulunmuştur. Sonuç: Ülke genelinde ambulans çalışanlarının çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik ulusal düzeyde geniş katılımlı çalışmalar yapılması önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: 112, iş doyumu, tükenmişlik, anksiyete ve depresyon.
Birinci basamak sağlık çalışanlarının duygusal zekâ düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişki
Amaç: Bu çalışmada, birinci basamak sağlık çalışanlarının duygusal zekâ düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırma 9 Ocak-1 Temmuz 2017 tarihleri arasında, Manisa il merkezindegörev yapan sağlık çalışanlarıyla yürütülmüştür. Araştırma grubunun %86'sına (N=300) ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında sosyo-demografik ve mesleki özellikler formu, İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği ve Duygusal Zeka Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılmıştır. Bulgular:Birinci basamak sağlık çalışanlarının iletişim becerisi ortalama puanı 93,61±16,57 (%68,6)ve duygusal zekâ ortalama puanı 174,92±33,28 (%65,3)olarak bulunmuştur. İletişim becerisi ve duygusal zekâ erkeklerde kadınlardan, evlilerde bekarlardan anlamlı olarak daha fazladır (p<0,05). Eğitim düzeyi arttıkça iletişim becerisi ve duygusal zekâ anlamlı artış göstermektedir. Meslekte çalışma yılı iletişim becerisi ve duygusal zekayı anlamlı olarak etkilememektedir (p>0,05). Ayrıca iletişim becerisi ve duygusal zekâ arasındaki korelasyon r=0,795 ve anlamlı p<0,05 bulunmuştur. Değişkenlerin birbirlerinde açıkladıkları varyans %63,3'tür. Sonuçlar:Birinci basamak sağlık çalışanlarının iletişim becerisi ve duygusal zeka düzeyleri ortanın üzerinde bir düzeydedir. Erkekler kadınlardan, evliler bekarlardan anlamlı olarak daha yüksek iletişim becerisi ve duygusal zekaya sahiptir. Eğitim düzeyinin artması ile birlikte hem iletişim becerisi hem de duygusal zekâ anlamlı olarak artmaktadır. Ayrıca, duygusal zekâları arttıkça iletişim becerileri de güçlü bir ilişki ile anlamlı olarak artmaktadır.
Hemşirelerin E-öğrenmeye yönelik tutumları
Amaç: Hemşirelerin e-öğrenme tutumlarının ve tutumları etkileyen etmenlerin belirlenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı kesitsel tipte planlandı. Araştırmanın evrenini Ankara Şehir Hastanesinde görev yapmakta olan 3556 hemşire; örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 570 hemşire oluşturdu. Veriler Ankara ili Şehir Hastanesinde Küresel COVID-19 Salgını döneminde Temmuz- Aralık 2020 tarihleri arasında 'Tanıtıcı/Tanımlayıcı Bilgi Formu' ve 'EÖğrenmeye Yönelik Genel Bir Tutum Ölçeği' kullanılarak dijital platform da toplandı. Verilerin analizi için SPSS 23 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 30,77±7,636'dur. Hemşirelerin %91,6'ı kadın, %53,3'si evli ve %52,5'i lisans eğitimine sahiptir. Hemşirelerin e-öğrenmeye yönelik genel tutum ortalama puanının 73,77 ve alt boyutlardan e-öğrenmeye yatkın olma ile ilgili tutum ortalama puanının 36,62, eöğrenmeden kaçma ile ilgili tutum ortalama puanının 37,15 olduğu görüldü. Çoklu regresyon analiziyle katılımcıların e-öğrenmeye yönelik genel tutumları "e-öğrenme uygulamaları ile ilgili eğitim alma isteği", "mobil cihaz sahiplik süresi", "açık öğretime yönelik deneyimler", "mobil cihaz kullanma konusundaki yeterlilik" ve "çalışılan kurumdaki e-öğrenme uygulamaları kullanma sıklığı" değişkenlerinin istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkilediği; 'eğitim düzeyi', 'medeni durum', 'birlikte yaşanılan kişiler', 'daha önce e-öğrenme konulu bir eğitime katılma x durumu', 'yaş', 'kurumdaki çalışma süresi', 'mesleki çalışma süresi' ve 'günlük internet kullanma süresi' değişkenlerinin etkilemediği belirlendi. Sonuç: Araştırmanın bulguları hemşirelerin e-öğrenme ile ilgili tutumlarının olumluya dönük olduğunu göstermektedir. Teknolojik cihazları kullanma yeterliliği ve e-öğrenmeyle ilgili deneyimler dışında kalan etmenlerin e-öğrenmeye yönelik tutumları pek etkilemediği belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları e-öğrenmeyle ilgili olumlu deneyimlerin arttırılmasının ve sağlık ortamlarında teknolojik cihazların kullanımının yaygınlaştırılmasının e-öğrenmeyle ilgili tutumları daha olumluya kaydıracağını düşündürmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, E-öğrenme, Tutum
Afet ve acil durumlarda kriz ve risk iletişimi için sosyal medya etkili bir araç mıdır?
Amaç: Bu çalışma, genel olarak sosyal medya ve özelde Facebook, Twitter ve Instagram platformlarında halkın kriz ve risk bilgilerini arama ve paylaşma eğilimini değerlendirebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek sunmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Türkiye'de Covid-19 pandemi krizinin ilk birkaç ayında çevrimiçi anket yöntemiyle 415 örnekten elde edilen nicel veriler üzerinde SPSS V26.0 ve SPSS AMOS 26 kullanılarak Açımlayıcı (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri (DFA) yapılmıştır ( 17 Mart-03 Mayıs 2020). Bulgular: Bu çalışmada, halkın kriz ve risk bilgisi arama ve paylaşmada sosyal medya kullanım eğilimlerinin ölçülmesi ve değerlendirilmesi için toplam varyansın % 76'sını açıklayan, öz değeri birden büyük olan 6 alt ölçekten oluşan 30 maddeli ve 5'li likert tipi "Kriz ve Risk Bilgisi Arama ve Paylaşmada Sosyal Medya Kullanım Eğilimi Ölçeği" geliştirilmiştir. Ölçek yüksek geçerlilik (KMO = 0,884) ve yüksek güvenilirliğe (Cronbach's α = .925) sahiptir. Ölçeğin her bir alt boyutunun güvenilirliği de yüksek (0,862 ile 0,923 arası) bulunmuştur. Sonuçlar: Bu çalışma, halk sağlığını tehdit eden Covid-19 pandemisi gibi tehditlerin doğurduğu krizlerde halkın sosyal medyada kriz ve risk bilgisi arama ve paylaşma eğilimlerini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmiştir. Geliştirilen bu ölçek, sağlık kuruluşları ile acil durum yönetimi kurumlarının halka kriz ve risk bilgilerini iletmede sosyal medyanın etkin bir şekilde nasıl kullanılacağı, topluluk direnci oluşturmada, halkın desteğini kazanmada ve etkili takipçilerle etkileşime girme fırsatından yararlanmalarını sağlayacak önemli veriler ve değerlendirmeler sunacaktır.
Hemşirelik öğrencilerinin empatik eğilimleri ve iletişim becerilerinin değerlendirilmesi
Amaç:Bu çalışmanın amacı hemşirelik öğrencilerinin duygusal zekâ düzeyleri, empatik eğilim ve iletişim becerileri düzeylerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem:Bu çalışma bir devlet üniversitesinin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde okuyan toplam 252 öğrenci ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Empatik Eğilim Ölçeği", "İletişim Becerileri Ölçeği" ve "Rotterdam Duygusal Zekâ Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama formlarıonline ortamda hazırlanmış olup ve katılımcılara çeşitli dijital platformlardanonline anket linki gönderilip, ankete katılımları sağlanmıştır. Verilerin analizleri SPSS 20 istatistik programı ile yapılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan öğrencilerin yaş ortalaması 20,30±1,63 olup %70,6'sı kadındır. Katılımcıların Empatik Eğilim Ölçeği puan ortalaması 64,39±8,94; İletişim Becerileri Ölçeği puan ortalaması 95,09±16,15; Duygusal Zeka Ölçeği puan ortalaması 100,21±20,88 olarak belirlenmiştir. Kadın öğrencilerin empatik eğilim düzeyi ve iletişim becerilerinin erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir(p<0,05). Ayrıca öğrencilerin Empatik Eğilim Ölçeği puanı ile İletişim Becerileri Ölçeği (r=0,463; p<0,01; pozitif)ve Duygusal Zeka Ölçeği (r=0,327; p<0,01; pozitif) puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuçlar: Sonuç olarak kadın öğrencilerin empatik eğilimleri, iletişim becerileri ve duygusal zeka düzeyinin daha yüksek olduğu, öğrencilerin empatik eğilim düzeyi arttıkça iletişim becerileri ve duygusal zeka düzeyi puanlarının da arttığı söylenebilir. Empatik eğilim, iletişim becerileri ve duygusal zeka arasındaki pozitif yönde bir ilişki olması, bakım odaklı bir meslek olarak iletişimin son derece önemli olduğu hemşirelik mesleğinde hemşire adaylarının bu özellikler açısından geliştirilmesinin önemini ortaya koymuştur.
İletişim zorlukları olan engelli çocukların annelerinin empatik eğilimlerinin incelenmesi
Engelli çocukların karmaşık ve özelleşmiş hizmet ihtiyaçları süreklilik gerektirdiğinden, çocukları ebeveynlerine bağımlı kılmaktadır. Türk toplumunda ebeveynlik konusunda anneler babalardan daha fazla sorumluluk alırlar ve engelli çocuğun bakımını genellikle anneler üstlenir. Bu araştırmada, iletişim zorlukları olan engelli çocukların annelerinin empatik eğilimleri incelenmiş ve normal gelişen çocukların annelerinin empatik eğilimleriyle karşılaştırılmıştır. Araştırmada, Ankara, Konya, Zonguldak, Hatay, Gaziantep ve Giresun illerindeki 6 farklı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine devam eden iletişim zorlukları olan 3-18 yaş arasındaki engelli çocukların anneleri (n=75) ile aynı yaş grubundan normal gelişen çocukların anneleri (n=69) örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada annelerin sosyo-demografik bilgileri için araştırmacı tarafından oluşturulan "Sosyo-demografik Bilgi Formu" ile annelerin empatik eğilimleri, "Empatik Eğilim Ölçeği" (EEÖ) ile değerlendirilmiştir. Engelli çocukların iletişim seviyelerini sınıflandırmak için "İletişim Fonksiyonları Sınıflama Sistemi" (IFSS) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; iletişim zorlukları olan engelli çocukların annelerinin EEÖ Puanı ile normal gelişen çocuk annelerinin EEÖ puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık vardır (p<0.01). Her iki grubun sosyo-demografik özellikleri arasında yaş, eğitim durumu ve çocuk sayısı açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0.01). Engelli çocukların IFSS skorlarına ve tanılarına göre annelerin empatik eğilimleri farklılık göstermedi. Anahtar Kelimeler: Engelli çocuk anneleri, empati, empatik eğilim ölçeği
Evde sağlık hizmeti alan yatağa bağımlı hastaların birincil bakım verenlerinin bakım verme yükleri ve ilişkili etmenler: Turgutlu örneği
Bu çalışma, evde bakım veren birincil bakım veren hasta yakınlarının bakım verme yüklerinin ve ilişkili etmenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Evde bakım veren bireylerin kendi sağlıklarını ve ihtiyaçlarını bir kenara bırakıp, tüm enerjilerini hastalarının bakımına harcamaları, kendi yaşamlarının olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Tedavi süreci boyunca, olumlu sağlık davranışı geliştirebilme, öz bakım güçlerini arttırma, psikososyal destek ağını kuvvetlendirme, danışmanlık hizmeti alma gibi konulardaki ihtiyaç alanlarının belirlenmesi ve bu alanlarda desteklenebilmeleri için, önce bakım yüklerinin ve ilişkili etmenlerin tespit edilmesi gerekmektedir. Böylece hastanın tedavi ve bakım sürecinde bakım verme işinin daha kolay üstesinden gelmeleri sağlanabilecek hem hasta hem de bakım veren için daha az yıpranmaya yol açacaktır.
Hastane işletmelerinin obezite ile ilgili instagram paylaşımları üzerine bir içerik analizi
Amaç: Bu çalışmada amaç küresel bir halk sağlığı sorunu olan obezitenin, sağlık iletişimi bağlamında, hastane işletmelerinin instagram paylaşımlarında nasıl sunulduğunun betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir içerik analiz çalışmasıdır. Çalışmanın evreni Türkiye'de sağlık iletişimine yönelik instagram kullanan ve instagram paylaşımlarında obezite konusuna yer veren tüm sağlık işletmeleri. Örneklemi, "amaçlı örnekleme yöntemi" ile belirlenmiş, çalışmanın başlangıcı itibariyle instagram hesabını en aktif kullanan 5 özel ve 5 kamu hastane işletmesidir. Niceliksel içerik analizi kullanılan araştırmada bulgular sayı ve yüzde dağılımları şeklinde sunulmuştur. Bulgular: Obezite ile ilgili içerikler, görsel, metinsel ve biçimsel özellikleri dikkate alınarak kodlanmıştır. Sağlık kurumlarının instagram hesaplarındaki 7 157 gönderinin 564 (%7,9) tanesi "obezite" temalıdır. İçeriklerin 99,11%'inde kaynağın uzmanlık alanı belirtilmemiştir. İçeriklerin dili %53,55 "konuşma dili", %7,98 "bilimsel dil" olarak belirlenmiştir. Görsellerde %61,70 besin, %20,04 kadın temsili yer almıştır. Obezitenin etyolojisinde %24,82 en çok diyete bağlı obezite ve %28,72 ile en büyük risk faktörü olarak beslenme alışkanlıkları yer almıştır. Sağlık uygulamalarının bireysel koruyucu yönünün %90,07 ile ele alındığı görülmüştür. Sonuçlar: Sağlık kurumlarının instagram paylaşımlarında obezite konusuna az yer verdiği görülmüştür. İçeriklerde uzmanlık alanının belirtilmemesi sağlık iletişimi bağlamında olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Obezitenin büyük oranda beslenme alışkanlıkları ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Obezitenin, nedenleri, önlemleri ve tedavisi itibariyle bireysel bir sağlık sorunu olarak ele alındığı tespit edilmiştir.
Sağlık çalışanlarında duygusal öz farkındalığın iletişim becerilerine etkisi
Amaç: Çalışma, doktor ve aile sağlığı çalışanlarının duygusal öz farkındalıklarının, iletişim becerilerine etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Yalova il merkezi ve ilçelerindeki aile sağlığı merkezlerini kapsamaktadır. Araştırmanın evrenini toplam 79 doktor ve 77 aile sağlığı çalışanı (hemşire, ebe, acil tıp teknisyeni ve sağlık memuru) oluşturdu. Araştırma ulaşılan 130 kişi ile yürütüldü. Araştırmada demografik bilgi formu, DÖFÖ, İBÖ-YF kullanıldı. Veriler Yalova İli Aile Sağlığı Merkezlerinde 23.05.2022 - 06.06.2022 tarihleri arasında toplandı. Bulgular: Sağlık çalışanlarının %76,2'sinin kadın ve %23,8'inin erkek, %86,9'unun evli, yaş ortalamalarının 41,82 7,74 yıl, %42,3'ünün doktor, %56,9'unun lisans eğitim düzeyinde olduğu, çalışma süresi ortalamalarının 18,78 8,85 yıl olduğu görüldü. Yapılan analiz sonuçlarına göre sağlık çalışanlarının cinsiyetlerine, yaş gruplarına, medeni durumlarına, mesleklerine, eğitim durumlarına ve çalışma süresi gruplarına göre ölçeğin "DÖFÖ Toplam" puanında ve İBÖ-YF toplam puan ve alt faktör puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptandı. DÖFÖ toplam puan ve İBÖ-YF toplam puan, alt faktör puanları arasında anlamlı pozitif zayıf ilişki olduğu sonucuna ulaşıldı. Sonuç: Yalova ili ve ilçelerinde görev yapan hekim ve ASÇ'lerin iletişim becerilerinin orta seviyenin üzerinde olduğu, duygusal öz farkındalıklarının ise ortalamaya yakın olduğu görüldü. Duygusal öz farkındalıkları yükseldiğinde iletişim becerilerinin de yükseleceği sonucuna ulaşıldı. Sürekli insanla iletişim içinde olmalarından dolayı hekim ve ASÇ'lerin iletişim becerilerinin iyi derecede geliştiği eğer kendi duygularının farkında olurlarsa bu becerileri daha etkili kullanabilecekleri sonucuna varıldı. Duygusal öz farkındalığa yönelik çalışmaların artırılmasının, iletişim becerileri düzeyine olumlu katkı sağlayacağı düşünüldü.
Akut alevlenme ile hastaneye yatan kronik obstrüktif akciğer hastalığı olan hastaların bakış açısından hekim ile hasta arasındaki iletişimin belirlenmesi
Amaç: Akut alevlenme nedeniyle yatırılan KOAH'lı hastaların bakış açısından, hasta-hekim arasındaki iletişimin belirlenmesi amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Göğüs Hastanesinde 15 Temmuz-15 Aralık 2015 tarihleri arasında akut alevlenme nedeniyle yatan KOAH tanılı 400 hasta ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapılan bu çalışma tek merkezli, tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Yüzde, sayı, standart sapma, ortalama, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi ve verilerin normal dağılımlarına bakıldıktan sonra parametrik veya non-parametrik testler kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların %55,5'inin 56-65 yaş aralığında, %63,5'inin erkek ve hekimlerin kendileri ile kurdukları iletişimden memnuniyet düzeyleri 5 üzerinden 3,78±0,79 olarak hesaplanmıştır (Hekimlerin İletişim Biçiminden Memnuniyet Ölçeği genel puan ortalaması 5 üzerinden hesaplanmaktadır. Yapılan ölçümlerde 3,5'in eşik değer olarak kabul edilmiştir. Bu değerin üzerindeki değerler pozitif, altındaki değerler negatif olarak değerlendirilmektedir). Sonuçlar: Hastaların meslekleri, yaşadığı yer, serviste takibini yapan hekimin adını bilme, serviste takibini yapan hekim ile günlük görüşme süresi, hastaların hastalıkları ve tedavisi ile ilgili sorularını hekime sorma ve sorularının yanıtlarını hekiminden alma ile ölçek arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Çalışma sonuçlarında özellikle konuşma ve beden dili; ilgilenme ve beden dili; ilgilenme ve konuşma faktörleri arasındaki korelâsyon oldukça yüksektir. Çalışmamızda ölçeğin puan ortalaması, hastaların hekimleri ile iletişiminden memnun olduklarını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: KOAH, İletişim, Hasta- Hekim İletişimi, Hasta Memnuniyeti
Görevdeki sağlık profesyonellerinin temel empati düzeylerinin araştırılması
Amaç: Bu araştırma tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olup, amacı profesyonel sağlık çalışanlarının temel empati düzeylerinin cinsiyet, yaş ve meslek gibi değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek ve kendini ifade etme, yaşam doyumu, meslekte hissedilen tükenme gibi bazı değişkenlerle ne derecede ilişkisinin olduğunu saptamaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmanın örneklemini Ankara Dr. Sami Ulus Kadın Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne bağlı Turgut Özal Hastanesi Ek Binası' nda hizmet veren hemşire, doktor, sağlık teknisyeni, ebe ve acil tıp teknisyeninden seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen 164 gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada "Sosyo Demografik, Mesleki Özellikler ve Meslekle İlgili Düşünceler Soru Formu" (SDMÖMDSF), "Temel Empati Ölçeği" (TEÖ), "Yaşam Doyumu Ölçeği" (YDÖ) ve "İfade Etme Ölçeği" (İEÖ) kullanılmıştır. Veri analizinde Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 22 paket programı kullanılmıştır. Pearson momentler çarpımı korelasyonu, bağımsız örneklemler t testi, ANOVA analizi ve basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Araştırma örnekleminde; kadınların erkeklere göre, ortalama yaş olarak hesaplanan 34,55'ten büyük olan yaş grubunun küçük olan yaş grubuna göre ve hemşirelerin doktorlara göre temel empati düzeyleri yüksektir. Sonuçlar: Ülkemizde sağlık çalışanlarında iletişim, empati, kendini ifade etme, yaşam doyumu, hizmeti kalitesini arttırıcı çalışmaların yapılabilmesi için üzerinde daha fazla araştırma yapılması gereken önemli kavramlardır. Anahtar Sözcükler: Profesyonel Sağlık Çalışanı, Temel Empati Düzeyi, Sağlık Hizmetlerinde İletişim