Recently Added Theses
View AllHemşirelik öğrencilerinde nazal Staphylococcus aureus bakterilerinin araştırılması
Staphylococcus aureus hastane enfeksiyonlarına neden olabilmektedir. Sağlık personeli, hastane enfeksiyonlarının oluşumunda önemli dercede rol oynamaktadır. Bu nedenle nazal S. aureus taşıyıcılığı önem arz etmektedir. Çalışmamızda Hemşirelik öğrencilerinin hastane kökenli S. aureusenfeksiyonları yönünden rezervuar teşkil edip etmedikleri, bununla birlikte hastane kökenli S. aureus yönünden hangi derecede kolonizasyona maruz kaldıklarının araştırılması amaçlandı. Çalışmada, 156 Hemşirelik bölümü öğrencisi ve 90 kontrol grubuna ait olmak üzere toplam 246 kişiden steril eküvyonlarla alınan nazal sürüntü örnekleri alındı. Suşların izolasyonunda mannitol salt agar kullanılırken, teşhisleri (identifikasyon) klasik yöntemlerle yapıldı. İzolatların antimikrobiyal duyarlılıkları Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsünün (Clinical and Laboratory Standards Institute, CLSI) yöntemlerine göre yapıldı. Çalışma ve kontrol grubu bulguları ki-kare (x2) testi ile istatistiksel olarak karşılaştırılarak analiz edildi. Çalışma sonucunda hemşirelik öğrencilerinde %15,38 oranında taşıyıcılık tespit edilirken, kontrol grubunda %21,1 oranında taşıyıcılık tespit edildi. Hemşirelik öğrencilerinde ve kontrol grubunda metisillin resistant S. aureus (MRSA) tespit edilmedi. Çalışmada kullanılan antibiyotiklere karşı çeşitli oranlarda duyarlılık tespit edildi. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, hastane kökenli izolatlara ait özellikler yönünden hemşirelik öğrencileri lehine anlamlı bir fark tespit edilmedi. Sonuç olarak; hemşirelik öğrencilerinin hastane kökenli izolatlara ait antimikrobiyal direnç, slime oluşturma, ß hemoliz ve kristal viyole reaksiyonu özelliklere sahip S. aureus suşları açısından bir rezervuar teşkil etmediği tespit edilmiştir. Bununla birlikte öğrencilerde hastane kökenli S. aureus kolonizasyonu belirlenmemiştir. Anahtar kelimeler: S. aureus, hemşirelik öğrencileri, nazal taşıyıcılık, hastane enfeksiyonu
Fen ve teknoloji öğretmenlerinin yapılandırmacı yaklaşımın sınıf içi uygulamalarına yönelik görüşleri (Diyarbakır ili örneği)
Bu araştırma, Diyarbakır ilinde görev yapan Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin yapılandırmacı yaklaşımın sınıf içi uygulamalarına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda sınıflarında yapılandırmacı öğretimi ne ölçüde uyguladıkları ve hangi noktalarda problem yaşadıkları konuları tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomonolojik desen kullanılmış olup, öğretmenler amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ilinde görev yapan 30 Fen ve Teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlere yönelik veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanılmıştır. Görüşme verilerinin yorumlanması sürecinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda Fen ve Teknoloji öğretmenlerin yapılandırmacı yaklaşımı benimsediklerini ancak okulun alt yapısının yetersiz olması, öğrencilerin hazır bulunuşluk düzeylerinin düşük olması, sınıf mevcutlarının fazla olması, öğrencilerin birinci kademede aldığı eğitimin yetersiz olması, derse ayrılan zamanın yetersiz olması, programın yoğun olması, öğrencilerin bu türden eğitim uygulamalarına alışık olmaması, programın öğretmenlere yeterince tanıtılmaması gibi nedenlerden dolayı geleneksel yöntemlerle ders işledikleri anlaşılmıştır.
2000'li yıllarda kamu mali yönetiminde yeniden yapılanma çalışmaları
Reform yapılacak alanın anlaşılması bakımından "Geleneksel Kamu Yönetimi" ve "Yeni Kamu Yönetimi" konularının kavramsal çerçevesi literatür taranarak betimlenilmiştir. Aynı zamanda bu çalışmada İdari reform kavramının incelenmesi üzerinde durulmuş, bunun yanında kamu yönetimi kavramı irdelenmiş ve reformu gerektiren şartlar ile reform alanları ele alınmıştır. Bu çalışmada, 1930'lu yıllardan Kalkınma Planları dönemine kadar yeniden yapılanma ile ilgili yabancı uzman raporları ve yapılan uygulamalar incelendi. Daha sonra, Kalkınma Planları Döneminde yerli uzmanlar ve bürokratlar tarafından hazırlanan raporlar ve yapılan projeler ele alınmıştır. Söz konusu yapılanma süreçleri içerisinde ortaya çıkan uygulama ve raporlar karşılaştırılıp analiz edilmeye çalışılmıştır. Kamu mali yönetim reformunun getirdiği yenilikler ışığında reformdan önceki mevcut durum ortaya konulmuş ve bu bağlamda 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve bu kanun yerine ikame edilen 5018 Sayılı Kamu Mali yönetimi ve Kontrol Kanunu irdelenmiştir. Yeniden yapılanma olgusu değişen mevzuat ve mali kurumlar çerçevesinde açıklanmış ve analiz edilmiştir. Bunun yanında Maliye Bakanlığının teşkilat ve görev yapısındaki değişiklikler ve Gelir İdaresi Başkanlığının kurulması konuları incelenmiştir. Son olarak, kamu alım süreçlerinde meydana gelen değişiklikler ile kamu mali yönetimi alanındaki diğer gelişmelere değinilmiştir. Anahtar Sözcükler : Reform, Yeniden Yapılanma, Yeni Sağ, Yeni Liberalizm, Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı
Muş ilindeki saplı meşe (Quercus robur subsp. pedunculiflora) yaprak ve palamudu ile bu ağaçtan elde edilen gezo pekmezinin antioksidan aktivitelerinin tayini
Serbest oksijen radikalleri vücutta sürekli olarak oluşturulur ve antioksidan mekanizmalar tarafından ortadan kaldırılarak hücre hasarı önlenmiş olur. Eğer bu reaksiyonlar serbest oksijen radikalleri lehine gerçekleşirse hücre hasarına yol açar, bu olaya "oksidatif stres" adı verilir. Bu çalışmada Muş ve Bitlis yöresinde saplı meşe (Quercus robur subsp. pedunculiflora)'sinin yaprakları üstünde oluşan, yapraklardaki deformasyon veya bitkinin kendini korumak için salgıladığı , besin ve tedavi amaçlı kullanılan şıranın antioksidan miktarının tayini amaçlanmıştır. Bu şıraya halk arasında gezo pekmezi adı verilir. Bu ağacın palamudu, palamut içi, yaprağı ve şıra (gezo pekmezi)sı alkol ve suda ekstresi elde edildi. Elde edilen bu ekstreler standart olarak bilinen BHA, BHT ve askorbik asit gibi antioksidanlarla ABTS, DPPH, ferik tiyosiyanat metodlarına göre farklı konsantrasyonlarda oranına bakılarak spektofotometrede incelenerek rapor edildi. Bitkide bulunan antioksidan özelliğe sahip olan temel bileşiklerin ve bunların neden olduğu toplam antioksidan kapasitenin oranı belirlenmesi amaçlanmıştır.
üstün yetenekli öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Bilim Sanat Merkezi (BİLSEM)'nde eğitim gören üstün yetenekli çocukların Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek ve bu tutumları etkileyen faktörleri ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni ile yürütülmüştür. Araştırma evrenini, Türkiye genelinde Bilim-Sanat Merkez'lerine kayıtlı 5., 6., ve 7. sınıfa giden üstün yetenekli öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma örneklemini ise, Muş, Elazığ, Malatya, Ankara, Gaziantep, İstanbul, Trabzon ve Antalya'daki Bilim ve Sanat Merkez'lerine kayıtlı 266 öğrenci oluşturmaktadır. Fen ve Teknoloji Dersi tutum ölçeği ve kişisel bilgi formu, veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, üstün yetenekli öğrencilerin Fen ve Teknoloji dersine yönelik tutumları ile cinsiyetleri (p=0.888 > 0.05), yaş grupları F(3-262)=2.506, p >.05, anne eğitim düzeyleri F(4-261)=.643, p >.05, baba eğitim düzeyleri F(4-261)=,697 p >.05, ailenin aylık toplam gelirleri F(2-263)=,261 p >.05, sınıf seviyeleri F(2-263)=2.193, p >.05. arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca, ortalamalara bakılarak öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik tutumlarının düşük; orta ve yüksek düzey tutuma sahip gruplar olarak ayrılması durumunda; düşük grup 24, orta düzeydeki grup 209, üst düzeydeki grup da öğrenci sayısı ise 33 kişi olarak ortaya çıkmıştır.
The effect on Quasi benial oscillation (QBO) and neutral content of ionospheric D region at equatorial stratosphere
In this work, relationship between Quasi Biennial Oscillation (QBO) and density of neutral content belong lower ionosphere measured at 75 km and 90 km at equatorial stratosphere were analyzed statistically. This analysis was occurred separately at solar maximum and minimum. Correlation and time series analysis were applied statistically. A long term relationship was determined between variables, after stability of variables in time series analysis was established. Later the results obtained using regression model. A negative relationship between QBO and density of neutral contents was determined at 75 km and 90 km heights. This relation was seen being respectively about 70% and 64% for solar maximum and about 36% and 15% for solar minimum Consequently a negative relationship between QBO and neutral contents of ionospheric D region was observed. This relation was seen high at solar maximum.
