Ondokuz Mayıs University
Anabilim Dalı

Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı

Ondokuz Mayıs University

2.518

Arşivlenen Tez

28

DOI Atanmış

1%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sika`nın ziyadesi (ziyadetü`s-sika)

m. ÖZET Sikaların rivayetlerinin hem metinlerinde hem de senetlerinde yer alan ve giderilmesi mümkün olmayan gizli ya da açık bir illetine rastlanmayan nisbî ziyâdelerini ifade eden ziyâdetü's-sika kavramı, hadis metodolojisinde önemli bir konuma sahiptir. Çalışmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde, kavramın içeriği ve doğuşu ele alınmış ve yeni bir tanımlaması yapılmıştır. Birinci bölümde, ziyâdelerin kaynaklandığı sebepler ve özelliklerine göre ziyâde çeşitleri örnekleri ile tanıtılmıştır. İkinci bölümde, hüküm açısından ziyâdeler ele alınmış ve bu konudaki farklı görüşler tanıtılmıştır. Ayrıca görüşlerle ilgili bir değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, sikaların ziyâdelerinin hadis ilmine olumlu ve olumsuz etkileri incelenmiştir. VI

HadisRivayetlerSika+1
Yusuf Suiçmez
Karadeniz Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahzâb sûresi özelinde cessâs ve Ibnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân'ları üzerine mukayeseli bir inceleme

Bu çalışmada Cessâs ve İbnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân'larındaki Ahzâb sûresi tefsirleri incelenmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, usulü ve kaynakları yanında Ahzâb sûresinin mahiyeti hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde gerek müfessirlerin ve gerekse de çalışmanın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünüldüğünden müfessirlerin hayatları, eserleri ve tefsir metotları ele alınmıştır. İkinci bölümde Ahzâb sûresinde usûl-i din içinde yer alan Allâh'ın ve Hz. Peygamber'in verdiği hükmün değeri ve Hz. Peygamber'e salât etmenin dindeki yeri konuları iki başlık altında ilgili âyet veya âyet grubu verildikten sonra öncelikle Cessâs'ın daha sonra da İbnu'l-Arabî'nin Ahkâmu'l-Kur'ân isimli eserlerinden incelenmiştir. İnceleme sonunda iki müfessirin tefsirleriyle ilgili özet mukayeselere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Ahzâb sûresinde ahvâl-i şahsiye içinde yer alan; zıhâr, tebennî, Hz. Peygamber'in eşleriyle evlenmenin yasak oluşu, tahyir, Hz. Peygamber'in eşlerinin amellerinin iki katıyla karşılık bulacağı, Hz. Peygamber'in eşlerinin sorumlulukları, Hz Peygamber'e has hükümler, Hz. Peygamber'in eşleri arasında taksimden muaf olması, Hz. Peygamber'e başka kadınlarla evlenmesinin yasaklanması, Hz. Peygamber'in eşlerinin ve mü'minlerin sorumlulukları, zifâftan önce boşama ve örtünme konuları yukardaki metod üzere ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise yapılan incelemeler sonunda ele alınan konuların ve müfessirlerin değerlendirilmesi yapılmış ve yeni bir araştırma konusu teklifinde bulunulmuştur.

Ahzab suresiKur'an-ı KerimSure+2
Ömer Durmuş
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş'arî ve Maturîdî düşüncede nübüvvet anlayışı

Geniş bir yelpazeye sahip İslâmî ilimlerin bir doktrini olan Kelâm ilimi, üç ana esastan oluşmaktadır. Usûl-u selâse dediğimiz bu ana esaslardan biri olan nübüvvet, konumuzu oluşturmaktadır. Ancak konumuz da Eş'arî ve Maturîdî örnekliği özerinden ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı, Ehl-i Sünnet diye tabir edilen fırkanın kelâm âlimlerinden başta İmâm Eş'arî ve Maturîdî olmak üzere, ikisinin meşhur takipçilerinin nübüvvet konusuna nasıl bir yaklaşım getirdiklerini araştırıp Ehl-i Sünnet'in nübüvvet anlayışının temel karakterini tesbit etmektir. Bu amaçla giriş bölümünde Eş'arî ve Maturîdî'nin hayatı ve ilmi şahsiyetleri ele alınmıştır. Birinci bölümde nübüvvetle ilişkili olan kavramlar üzerinde durulup nübüvvet meselesine dair genel bir çerçeve çizilmiştir. Bununla beraber Eş'arî ve Maturîdî'nin konuyla ilgili görüşlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde Eş'arî ve Maturîdî'nin nübüvvetle ilgili elde edilen görüşleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise nübüvvete karşı grup ve kişilerin fikirleri üzerinde durulup Eş'ârî ve Maturîdî âlimlerin bunlara verdikleri cevaplarla beraber çağdaş İslâm düşünürlerinin nübüvvet konusundaki fikirlerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eş'arî, Maturîdî, Nübüvvet, Risâlet

Eş`ariMaturidiPeygamberlik+2
Mehmet Şerif Maral
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Maverdî'ye göre Kur'ân'da nesih

Nâsih ve Mensûh İlmi en önemli Kur'an ilimlerindendir. Âlimler bu konunun Kur'an'da varlığı konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Kimileri nâsih ve mensûh konusunun Kur'an'da oldukça fazla yer aldığını iddia ederken kimileri de bunun sadece birkaç örneğinin olduğunu savunmuşlardır. İmam Mâverdî fıkıh, usul-i fıkıh ve tefsir imamlarının büyüklerinden olup "en-Nüketü ve'l-Uyûn" isimli bir tefsir ve "el-Hâvi'l-Kebîr" isimli Şâfiî Mezhebine göre yazdığı geniş bir fıkıh kitabı telif etmiştir. Bunun dışında muhtelif ilimlerle ilgili birçok kitap daha te'lif etmiştir. Bu çalışmanın amacı Mâverdî'nin yazdığı el-Hâvi'l-Kebîr'i üzerinden ve en-Nüketü ve'l-Uyûn eserinden örnekler getirerek nesih anlayışına ışık tutmaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilmî ve siyasi açıdan Mâverdî'nin hayatından, ilmi şahsiyeti ve yerinden kısaca bahsedilmiş olup en-Nüketü ve'l-Uyûn tefsirinde neshin olduğu yerlerdeki açıklama metodu vurgulanmıştır. İkinci kısımda neshin mahiyeti ele alınmış olup Mâverdî'nin bu konudaki görüşleri açıklanmıştır. Üçüncü kısımda ise neshin çeşitleri ve Mâverdî'nin bu konudaki görüşleri ele alınmıştır.

En-Nüket ve l'UyunKur'an-ı KerimMaverdi+2
Ahmad Kajje
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Tokatlı Ahmed b. Muhammed el-Kazâbâdî'nin "Hâşiye'Alâ Envâri't-Tenzîl" adlı eserinin tahkik ve tahlili (Ahmed bin Mohammed al-Tuqati al-Qāzābādī and his "Hashyat Ala Anwar al-Tanzil" critical edition and studying)

Ahmed b. Muhammed et-Tokadî el-Kazâbâdî (ö. 1163/1750), hicri 12. yüzyılda Osmanlı devletinde yüksek makamlarda görev yapan büyük âlim, muhakkik ve kadılardandır. Hanefi fakihi, Müfessir, kelamcı ve usul âlimi olan el-Kazâbâdî'nin belagat, kelam, tefsir ve mantık ilimlerinde Arapça telif ettiği eserleri mevcuttur. Ayrıca bu tezde tahkik ve tahlil edilecek olan Kadı Beyzâvî'nin tefsirinin (Envâru't-Tenzîl) bir kısmı üzerine yazdığı bir haşiyesi de bulunmaktadır. Bu tez, giriş, dört bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Birinci bölümde İmam Nâsıruddîn el-Beyzâvî'nin hayatı ele alınmaktadır. İkinci bölümde İmam Ahmed el-Kazâbâdî'nin hayatı ele alınmakta olup, hocaları, öğrencileri ve eserlerinden geniş bir şekilde bahsedilmektedir. Üçüncü bölümde el-Kazâbâdî'nin Envâru't-Tenzîl üzerine yazdığı haşiyesi ele alınmaktadır. Ayrıca mevcut altı yazma nüsha tanıtılmakta olup, yazıldıkları tarih belirlenmekte, müellifine nispeti açısından doğrulukları tespit edilerek dikkatli bir incelemeye tabi tutulmaktadır. Daha sonra müellifin yöntemi ve üslubu, en önemli kaynakları, ıstılahları ve haşiyesinde bulunan kısaltmaları incelenmektedir. Dördüncü bölümde haşiye tahkik edilmekte, anlaşılması zor ve karmaşık olan ibare ve kelimeler açıklanmaktadır. Yazımda günümüz modern imla kuralları esas alınmıştır. Sonuç kısmında ise elde edilen verilerden önemli görülen neticeler ve tavsiyeler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Kazâbâdî, Beyzâvî, Envâru't-Tenzîl, Tahkik, Tefsir, Haşiye

Ahmad Akıl
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Ahmet bin Abdülfettah el-Mucrî el-Melvî'nin "el-Kavlu'l-Fasl fî Esrâri'l-Fasl ve'l-Vasl" adlı eserinin tahkiki

İslami ilimler asırlar boyunca doğuşundan günümüze çeşitli merhalelerden geçmiştir. Bu merhaleler telif, derleme ve telif eserlerin izahı mahiyetindeki şerhler olarak zikredilebilir. Daha sonra yapılan bu çalışmalar çeşitli ilim dallarına göre tefsir, hadis, fıkıh, kelam, siyer, belagat vb. şeklinde tasnif edilmiştir. Sınıflandırılan bu ilimlerden Belagat ilmi hakkında müstakil çalışmaların yanı sıra risale/kitapçık tarzı kısa ve öz eserler kaleme alınmıştır. Ne var ki ilim talebeleri hacimce kısa fakat içerik bakımından son derece zengin olan bu risalelerden ziyade cami kitaplarını tercih etmişlerdir. Bunun sebebi ise ilim camiasında küçük risalelerin daha az faydalı olarak görülmesidir. Fakat bu kısa risalelerde büyük cami kitaplarda olmayan çok önemli bilgiler mevcuttur. Belagat ilmini, kısa fakat yoğun edebi bir dille ele alan ve belagat kaidelerini adeta inci taneleri gibi şiir mısralarına dizen "el-Kavlu'l-Fasl fî Esrâri'l-Fasl ve'l-Vasl" hacimce kısa içerik olarak hazine kıymetinde değerli risalelerdendir. Eserin müellifi hicri XI. Asrın değerli âlimlerinden Ahmet bin Abdülfettah el-Mucrî el-Melvî'dir. Bu çalışmamızda müellifin zikri geçen eserini tahkik ettik. İki bölüm halinde yaptığımız çalışmada birinci bölümde yazarın hayatı, hocaları, öğrencileri ve dini düşünceleri hakkında bilgi verdik. İkinci bölümde ise eseri tahkik ederek okuyucuya sunduk. Anahtar Kelimeler: el-Mucirî, es-Sekkâki, el-Kavlu'l-Fasl, Belagat, Nazm, el-Fasl ve'l-Vasl

Alı Almasoud
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

El-Mu'cemu'l-Vasit'te aynı kök harfli sülâsî fiillerin farklı bablardaki anlam değişimleri (Üçüncü bâb özelinde)

Bu çalışmada üçüncü bâb özelinde el-Mu'cemu'l-Vasît'te aynı kök harfli sülâsî fiillerin farklı bâblardaki anlam değişimleri incelenmektedir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştımanın konusu ve amacı açıklanmıştır. Birinci bölümde Arap dilinin tarihsel gelişimi ile sözlük, sözlükbilim ve arap sözlük tarihi başlıkları altında sözlüğün mahiyeti ve arap dilindeki yeri incelenmektedir. Bunlarla birlikte sarf ilminin tanımı, konusu, önemi ve gayesi başlıklar halinde ele alınarak açıklanmıştır. Ayrıca Arap dilinde fiiller, sülasi mücerret fiiller ve mastarları ile mizân-ı sarfî konuları ele alınmıştır. İkinci bölümde araştırma konusunun kaynağı olan el-Mu'cemu'l-Vasît hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Daha sonra elif harfinden başlanarak yâ harfine kadar bütün harflerde üçüncü bâb özelinde maddeleri aynı olup heyetleri farklı olan sülasi mücerret bâblardan anlam farklılığı bulunan fiiller tablolar halinde ele alınmıştır. Sonuç kısmında ise araştırma neticesinde elde edilen veriler analiz edilerek hangi harften ne kadar sayıda fiil geldiği çeşitli yönleriyle gözler önüne serilmiştir. Anahtar Kelimeler: el-Muʽcemu'l-Vasît, Mucem, Vasit, Sülasi, Mücerret, Fiil, Bâb

Anlam değişikliğiArapçaDil bilgisi-eylem+2
Muhammed İbrahim Erden
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Kur'an-ı Kerim'de psiko-sosyal iletişim dili (Hz. İbrahim örneği)

Kur'ân-ı Kerîm tüm insanlığın saadeti için gönderilmiş bir kitaptır. Fakat şu da var ki hem yaşamın doğası gereği ve hem de insanlar arasındaki farklar birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Bu sebepten ötürü bugün insanlık psikolojik ve sosyolojik açıdan birtakım sorunlar çekmektedirler. Bu sorunlar çözüm beklemektedirler. Bu sorunların tek çözüm yolu ise ilâhî metottur. İlahi kitaplarda ve Kutsal kitabımız Kur'ân'ı Kerîm'de bu sorunların çözülmesi için birçok yöntem ve seçenek bulunmaktadır. Kur'ân-ı Kerîm'de bu metotlar arasında en çok vurgulanan metot diyalog metodudur. Kur'ân-ı Kerîm'de bizler için birçok bilgilendirici ve açıklayıcı özellikleri bulunan diyaloglardan söz edilmektedir. Ki bu diyalogların hem psikolojik hem de sosyolojik yönleri vardır. Ben de bu diyaloglar arasında Hz. İbrahim'in diyaloglarını araştırmayı tercih ettim. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde psikoloji ve sosyolojinin ana mefhumlarından söz edeceğiz. İkinci bölümde Kur'ân-ı Kerîm'de geçen diyalogları genel olarak ele alacağız. Üçüncü bölümde ise diyalogların ne ifade ettiklerinden söz edeceğiz. Anahtar kelimler: Arapça, belagat, diyaloğun önemi, Kur'an-ı Kerim, Hz. İbrahim

Khaled İbrahim
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arap İslâm düşüncesinde ihyâ ve tecdîd

Bu çalışmada Batı karşısında gücünü kaybeden İslâm dünyasının kurtuluşu için yenilik arayışına giren Müslüman düşünürlerin tecdîd hareketleri işlenmiştir. Tez başlığı olarak "Arap-İslâm Düşüncesinde İhyâ ve Tecdîd" ismi seçilmiştir. Bu çalışma bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde İhya, Islah, Tecdîd, Din ve Dinde Değişim kavramları açıklanmıştır. Arap-İslâm düşüncesinde Tecdîd fikrini savunan çok fazla düşünür bulunmaktadır. Ancak tezin kapsamının aşılmaması ve hacminin büyük olmaması için her bölümde örnekleme olarak üçer düşünür ele alınmıştır. Birinci bölümde "Arap-İslâm Düşüncesinde Tecdid Fikrinin Doğuşu" başlığıyla Cemâleddîn Afgânî, Muhammed Abduh ve Reşîd Rızâ'nın Tecdîd ile ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. İkinci bölümde "Tecdîdin Gelişimi (Siyâsal Tecdîd)" başlığıyla Hasan el Bennâ, Seyyid Kutub ve Said Havvâ'nın ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde "Sosyo-Kültürel Tecdîd" başlığıyla Muhammed Abid el-Câbirî, Nasr Hâmid Ebu Zeyd ve Muhammed Arkoun'nun Tecdîd ile ilgili görüşleri ve çalışmaları ele alınmıştır. Sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılarak tez nihayetlendirilmiştir.

AraplarDin anlayışıIslah+7
Mehmet Çeri
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk sûreleri bağlamında kıyâmet

Kur'ân-ı Kerîm, Allah tarafından Hz. Muhammed (sav)'e gönderilen, hükümleri kıyâmete kadar geçerli olan son ilahi kitaptır. Kur'ân'ın ana konuları arasında yer alan kıyâmet, kâinatın yok oluşunu ve mükelleflerin ahiret sınav sonuçlarının alınacağı zamanı ifade eder. Kıyâmetin gerçekleşme sahneleri Kur'ân'ı Kerîm'in daha çok yirmi dokuz ve otuzuncu cüzlerinde resmedilmektedir. Buralardaki sûrelerden Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk Sûrelerinde ise kıyâmetin tüm merhaleleri tasvir edilmektedir. Kıyâmetin vuku bulmasında yeryüzündeki ve gökyüzündeki sahneler, dirilişten sonraki aşamaları ve inanmayanların ahiret hakkındaki fikir yapılarına yanıtlar yer almaktadır. Bu çalışmada kıyâmetin vukuu bulduğu anda gerçekleşecek hadiseleri adı geçen üç sûrede resmetmeyi amaçladık. Bu çalışma; giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte çalışmanın konusu, amacı, yöntemi açıklanmıştır. Birinci bölümünde, Tekvîr, İnfitâr ve İnşikâk Sûrelerinin isimleri, birbirleriyle münasebetleri, Mekkî oluşları gibi sûreler hakkında umumi bilgiler ve sûrelerde geçen kavramlara yer verilmiştir. İkinci bölümde, kıyâmetin anlamı, Kur'ân-ı Kerîm'de kullanıldığı isimler, dünyada ve ahiretteki kıyâmet sahnelerine yer verilmiştir. Sonuç kısmında genel değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kıyâmet, Kâinat, Ölüm, Diriliş, Hesap, Tekvîr, İnfitâr, İnşikâk.

Kur'an-ı KerimKıyametTekvir suresi+3
Kübra Nur Başaran
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yusuf suresi tefsiri ve Hz. Yusuf kıssası

Bu çalışmada Yûsuf Suresi incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümü araştırmanın amacı, usûlü ve kaynakları yanında Yûsuf Kıssası'nın mahiyeti ile alakalı bilgilere de yer vermektedir. Birinci bölümde, Yûsuf Suresi'nin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz için surede geçen ıstılahlar ele alınmıştır. Ayrıca konumuz Yûsuf Kıssası'na değindiğinden kıssanın ihtiva ettiği anlamın ne olduğu da genişçe ele alınmıştır. İkinci bölümde konu itibariyle önem arz eden sure genel bir bakışla ele alınmıştır. Yûsuf Suresi'nin isim ve etimolojisi, Ahsenü'l Kasas olarak isimlendirilmesindeki temel nitelikleri, nüzul sebebi, mekki oluşu, fazilet ve özellikleri, kendinden öneki (Hûd) ve sonraki (Râd) sureleri ile ilişkileri incelenmiştir. Devamında Yûsuf Kıssası'nda işlenen iffet, adalet, iyilik, feraset, sırat-ı müstakim ve ihlâs gibi konular değerlendirilmiştir. Üçüncü bölüm genel olarak Hz. Yûsuf'un (as) hayatının şekillendiği üç gömleğinin etrafında yaşanan olaylara yer vermektedir. İlk gömlek, üvey kardeşlerinin tuzağına maruz kalan Yûsuf peygamberin babası Yakub'dan (as) ayrılmasını konu edinen gömlektir. İkinci gömlek, Mısır Azizi'nin hanımı tarafından kurulan tuzakta Hz. Yûsuf'un (as) suçsuz olduğuna delil olan gömlektir. Bu tuzaklar karşısında yapılan dualar ve sığınmalar ele alınmıştır. Üçüncü gömlek ayrılıktan, tuzaktan, hasedden ve iffetsizlikten arındırılmış şifa, mucize ve vuslat gömleğidir. Üçüncü bölümümüz bu üç gömlek etrafında cereyan eden olayları ele almaktadır. Sonuç olarak yapılan incelemeler kinin ve düşmanlığın öncelikle kişinin kendisine zarar verdiğini, iffeti korumanın Allah'ın (cc) emri olduğunu, gözlerin açılmasında gömleğin mucizesi gibi konuların önemi tefsirler ile desteklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Yûsuf, Kıssa, Gömlek, Tuzak, Dua

Hz. YusufKur'an-ı KerimTefsir+3
Semra Örs
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ebû 'Amr Osman b. Sa'id ed-Dânî'nin et-Teysîr fi'l-Kırâati's-Seb'a adlı eserinin kırâat ilmi açısından tahlili

Endülüs kırâat kültürünün bir ürünü sayılan ve zamanla okutulduğu şehre nispetle İstanbul tarîki olarak şöhret bulan Teysîr, asırlar boyunca kırâat ilmi öğrencileri tarafından referans olarak kabul edilmiştir. Kırâat tedrisatında yedili sistemin uygulandığı bu eser, yedi kırâat imamının vucûhatlarını usûl ve ferş sistematiği çerçevesinde kırâat ta'lîm geleneğine başarıyla yansıtmıştır. Çalışmamızda, Ebû 'Amr ed-Dânî'nin veciz üslûbunun ve özverili çabasının mahsülü olan bu eser, titizlikle çözümlenerek tetkik edilmiştir. Giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşan çalışmamızda, Kur'ân kırâatlerinin hem teorik hem de pratik yönünü örnekler eşliğinde okuyucuyla buluşturarak açıklama amacı güdülmüştür. Bu çalışma yapılırken eserin yazıldığı dönem ve mevcut ilmî birikim göz önünde bulundurularak eserin kırâat tedrisatına yansıttığı usûl ve esaslar gün yüzüne çıkarılmıştır.

Ebu Amr ed-DaniEt-TeysirKur'an-ı Kerim+2
Mehmet Salih
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kur'ân da riyâ ve ilgili konular

Bu çalışmada mükemmel yaratılan insanın zaâfları yüzünden fıtratını nasıl bozduğunu, rîyâ ve şirke bulaşarak imanını nasıl zedelediğini ortaya çıkarmayı amaçlamadık. Din hususunda ihlâs Allah ile kul arasındaki özel bir iletişim sonucunda ortaya çıkar. Bu iletişimde kul herhangi bir çıkar gözetmeksizin yaratanına ve onun hükümlerine ihlâsla bağlıdır. Din ancak bu şekilde anlam kazanabilir. Fakat rîyâkâr insanlar, toplumda yer edinebilmek için farklı davranışlar sergileyerek menfaat elde etmek niyetiyle dini değerleri istismar edebilirler. Dini ihlâsla değil de gösteriş amaçlı yaşadıklarından dolayı insanların dine ve dindarlara bakış açıları zedelenir ve güven duyguları sarsılır. Gösteriş riyâ demektir. Bundan dolayı bu çalışmada rîyâ konusuna dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bu araştırma; bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu detaylı bir şekilde ele alınmış olup önemi, amacı, yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde rîyânın oluşumuna neden olan bazı kavramların ve rîyâ hastalığını ortadan kaldırabilecek güzel hasletlerin analizi yapılmıştır. İkinci bölümde rîyâkâr kimselerin kişilik yapısı ve riyâkârlığın oluşumuna neden olan faktörlerin analizi-Kur'ân, hadis ve îtikâd açısından - yapılmıştır. Üçüncü bölümde rîyânın etkilediği bireyin kişilik yapısı, karakter tahlili, sosyolojik ve psikolojik açıdan incelenmiştir. Rîyânın neden olduğu ahlâki tahribat sonucu, din istismarının ortaya çıkışı anlatılmıştır. Sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılarak çalışma sona erdirilmiştir.

HadisKur'an-ı KerimRiya+1
Belgin Aksak
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzhâru'l-Esrâr'ın Şerhu Netâici'l-Efkâr'ı üzerine yapılan Hâşiyetü'l-'Attâr'ın ‎tahkik ve incelemesi (sayfa 64-105 arası)

İslam kültüründe ilim, sanat ve fikir faaliyetleri Kur'an merkezli olarak oluşmuştur. Zamanla bu çalışmalar süratle gelişip çok geniş alana yayılmıştır. Bu çalışma ve faaliyetlerden bir tanesi de el yazması eserlerdir. İslâm dünyasında bu eserler "mahtût/el yazması/yazma" isimleriyle zikredilip "dest-nüvîs ve hatt-ı destî" gibi kavramlarla kullanılır. Batı dillerinde ise "manuscript" kelimesiyle ifade edilir. Mahtût eserler İslam'ın en güzel miraslarındandır. Bu miras kültür ve medeniyetimize ışık tutmaktadır. Bu mirası koruyup kollamak, kaybolmasını önlemek, gelecek nesillere en doğru biçimde aktarmayı sağlamak bu mirasa karşı en büyük vazifemizdir. Korunması ise raflarda toz içinde kalan bu eserlerin gün yüzüne çıkarılmasıdır. Şüphesiz bu eşsiz eserler paha biçilmez hazineler gibidir. Haşiyetü'l-'Attâr 'ale Netâicu'l-Efkâr isimli yama eser de bu eşsiz kültür miraslarımızdan bir tanesidir. Biz de çalışmamızda büyük bir kültür mirası olan bu eseri gün yüzüne çıkarıp günümüz okuyucusuna takdim etmeyi hedefledik. Birinci bölümde, İzhârü'l-Esrâr müellifi Birgivî, Netâici'l-Efkâr'ın müellifi Mustafa b. Hamza ve 'Attâr'a ait haşiye'nin müellifi Hasan b. 'Attâr'ın hayatları hakkında bilgi verilecek. İkinci bölümde ise el yazması eserin 64-125 arası varaklarının incelemesi ve tahlili ele alınacaktır.

BiyografiHasan el-AttarHaşiye+4
Mehmet Sıddık Şarlat
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam ceza hukukunda sedd-i zerâi ve hukukî sonuçları

İslâm dini hiçbir şekilde din, dil ve ırk gibi konularda ayrım yapmaksızın herkesin hakkının korunması gerektiğini belirtmiş ve insan haklarına son derece önem vermiştir. Sadece vuku bulan olaylara çözüm getirmemiş, aynı zamanda meydana gelebilecek olaylar içinde bir çözüm yolu bulmaya çalışmıştır. İslâm yapılan fiil sonucunda meydana gelmesi muhtemel olan olumsuz sonuçların önünü sedd-i zerâi gibi bir takım ilke veya prensipler ile engellemeye çalışmıştır. Ortaya çıkacak sonucun olumlu olması muhtemel durumda da onu feth-i zerâi ilkesi veya prensibi ile desteklemiştir. Bu çalışmada, sedd-i zerâi ilke veya prensibinin İslâm Ceza Hukuku'ndaki önemini, konumunu ve buna göre hüküm verildiğinde ne gibi hukukî sonuçların ortaya çıktığı konusu üzerinde durulmuştur. Sedd-i zerâi, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri tarafından delil olarak kabul edilmiş ve uygulamalarda kullanılmıştır. Hanefî mezhebi ise her ne kadar teorikte sedd-i zerâi'yi kabul etmese bile uygulamalarda istihsan kavramı adı altında kullanmıştır. Şafiî mezhebi de sedd-i zerâi'yi zayıf bir delil olarak kabul ettikleri halde onlar da bazı uygulamalarda sedd-i zerâi ile amel etmişlerdir. Zâhirî mezhebi ise sedd-i zerâi'yi reddetmektedir. Bu çalışma, giriş ve üç bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde sedd-i zerâi'nin, İslâm Hukuku'ndaki diğer deliller ile arasındaki konumu hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde, sedd-i zerâi kavramı üzerinde durulmuş ve kısımları hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra sedd-i zerâi'nin dayandığı delillerden bahsedilip, hangi mezhepler arasında kabul edilmiş ve hangi mezheplerce reddedilmiş konusu üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde suç ve ceza kavramı, bunlara ait prensipler, had, kısas-diyet, ta'zir suçları ve sedd-i zerâi'nin bunların içerisindeki konumu ve hukukî sonuçları üzerinden durulmuştur. Üçüncü bölümde ise cezaların amaçlarında sedd-i zerâi'nin konumu, cezaların ağırlaştırılmasında, düşürülmesinde ve ertelemesindeki rolü üzerinde durulmuştur.

CezaSedd-i ZeraiSuç+2
Bilal Dursun
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Teğâbun Sûresi'nin tefsîri

Teğâbun Sûresi âlimlerin, çoğunluğunun görüşüne göre Medine'de muhtemelen ilk yıllarda nâzil olmuştur. İsmini dokuzuncu ayette geçen ve (aldanmak/aldatmak ve toplanmak) manalarına gelen ن kelimesinden" tegâbun "اَلتَّغَابُ almıştır. Âyet sayısı on sekizdir. Fâsılaları ن،م،ر،د harfleridir. Tegâbun Sûresi, Allah'ın (cc) yüceliğini belirten, (tesbih) ifadesiyle başlayan beş sûrenin (müsebbihât) mushaf sıralamasına göre sonuncusudur. Sûre, Allah'ın (cc) varlığını ve peygamberleri vasıtasıyla yine Allah'a bağlanmayı, âhiret âlemini ve âhiret hayatına hazırlanma aracı olan dünya hayatını iç içe konular halinde ele alır. Bu muhtevayı üç bölüm halinde incelemek mümkündür. -Birinci bölüm: Kâinattaki her varlığın, Allah'ın (cc) büyüklüğüne tanıklık ettiği, hâkimiyet ve övgülerin Allah'a (cc) mahsus olduğu ve O'nun her şeye gücünün yettiğinin ifade edilmesiyle başlar. -İkinci bölüm: Ahiret hayatına dairdir. Kâfirlerin sonsuz hayatı inkâr ettikleri, fakat bunun mutlaka gerçekleşeceği, bu vesile ile dünya'da sergilenen davranışların karşılıklarının görüleceği ifade edilir. Sûre'nin dokuzuncu âyeti kerimesinde tüm insanların bir araya getirileceği kıyamet günü "tegâbun günü" diye isimlendirilir. -Üçüncü ve sûre'nin son bölümünde: Mü'minlere hitaben âhiret hayatının mutluluğu için dünya hayatında ölçülü ve erdemli davranılması gerektiğine dikkat çekilir. Bu hitabında Allah (cc) insan'a lutfettiği nimetlerden sayılan: eş, evlât ve mal'ın mü'min için bir imtihan vesilesi (düşmanlık sebebi) olduğu ve ebedî kurtuluşu engellemesi durumunda ise kendisi için düşman konumunda olabileceği vurgulanır. Tegâbun Sûresinde kâfirlerin asıl sorunlarının âhireti inkâr etmek olduğuna dikkat çekildikten sonra mü'minlerin hem kendi iç hesaplaşmaları hem de aile bireyleri ve Müslüman kesimi ile ilişkileri açısından uyum ve dayanışma kuralına uymalarının önemi dile getirilmiştir. Sûre'de ayrıca esmâ-i hüsnâ'dan on iki isim bulunmakta, bu isimlerin bir kısmı zât-ı ilâhiyyenin gücü ve azametini ifade ederken, diğerleri ise O'nun bağışlayıcı ve koruyucu özelliğini vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Teğâbun, Karz-ı hasen, Müsebbihat, Yevmu't-Teğâbun, Esma-i Hüsna.

Kur'an-ı KerimSureTefsir+2
Nimet Şengül
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Halife Yusuf Bayazidî'nin hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri

Çalışmamız Halife Yusuf Bayazidî'nin hayatı, eserleri ve tasavvufî görüşleri hakkındadır. Halife Yusuf Bayazidî, Ahmed-i Hânî Ekolü olarak bilinen geleneğin 20. yüzyıldaki temsilcisi olarak görülen âlim, sûfî, müderris ve müellif bir şahsiyettir. İlmî tahsilini dönemin önemli şark medreselerinde tamamladıktan sonra hem Kâdirî ve hem de Nakşbendî tarîkatlarına intisap etmiştir. Kâdirî tarikatından bir, Nakşbendî tarikatından ise iki defa icâzet almıştır. Daha ziyade Nakşbendî tarîkatı usul ve adabına göre hareket ettiği bilinen Halife Yusuf şerîat-tarîkat, zâhirî ilim-bâtınî ilim, tekke-medrese birlikteliğine önem vermiştir. Görev yaptığı yerlerde müderrislik de yaparak irşadın ilimle birlikte yapılmasını teşvik etmiştir. Birden fazla alanda eserler yazarak ilmî mirasını günümüze aktaran Halife Yusuf, velûd bir şahsiyet olarak dikkat çekmektedir. İslâm ilimleri alanında yazdığı eserlerin yanı sıra edebiyat ve matematik gibi aklî ilimler alanın da eserler yazdığı görülmektedir. Anahtar Kelimler: Halife Yusuf, Nakşbendîlik, Kâdirîlik, Tarîkat, Şerîat

Burhan Adıgüzel
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbnü'z-Zâğûnî'nin tefsir anlayışının mukayeseli olarak incelenmesi

Kur'ân-ı Kerîm'i anlama gayreti, Kur'ân'ın nüzulünden itibaren günümüze kadar gelmiş bir olgudur. Bu olguya katkı sağlama bağlamında her dönemde çeşitli tefsirler kaleme alınmıştır. Kur'ân'ı anlamak isteyen okuyucular da öncelikle bu tefsirlere müracaat etmiş, böylelikle Kur'ân'ı anlamaya çalışmışlardır. Belirttiğimiz bu olguya binaen hicri 6-7. yüzyıl civarlarında yaşamış olan İbnü'zZâğûnî de bu alanda kendi görüşlerini ortaya koymuştur. Ancak onun tefsir alanında müstakil bir eseri bulunmamaktadır. Onun tefsire dair görüşlerini öğrencisi İbnü'lCevzî'nin Zâdü'l-Mesir adlı tefsirinde görmekteyiz. Onun bu eserde her âyet için yorumu bulunmamakta, sadece belli âyetlerde bulunmaktadır. Bu çalışmada İbnü'zZâğûnî'nin bu eserdeki bazı görüşlerini ele almaya çalışacağız. Anahtar sözcükler: Kur'ân, Tefsir, İbnü'z-Zâğûnî, Ulûmu'l-Kur'ân, Yorum

Kur'an-ı KerimTefsirUlumu`l-Kur`an+2
Fatih Lengerli
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cessâs'ın "Ahkâmü'l Kur'ân" ve Kurtubî'nin "El-Câmi'u li-Ahkâmi'l Kur'ân" adlı eserlerinde Talâk sûresi'nin tefsiri

Tüm insanlığın dünya ve ahiret saadetini temin etmeyi hedef almış Kur'ân-ı Kerîm, inançlar, ibadetler ve insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlerle gelmiştir. İnsani ilişkilerin başladığı yer de ailedir. Şüphesiz ki aile insan için en ehemmiyetli ve vazgeçilmez kurumdur. Ailenin kuruluşu olan evlilik ise bütün değerlerin temeli olan dinin korunmasını sağlayan en önemli unsurlardandır. Evlilik prensip olarak ömür boyu sürdürülmek üzere kurulsa da ilerleyen süreçte üzüntü sıkıntı ve işkenceye dönüşebilmektir. Böyle durumlarda boşanma kaçınılmaz olabilir. İman etmiş kimseler için evlilik bağı kurulurken de çözülürken de Allah'ın hudutlarına riayet etmek gerekmektedir. Bu tezde İslam Hukuku'nda önemli bir yer kaplayan boşama hükümlerini ele alan Talâk Sûresi çalışılmıştır. Tezimizde Bağdat ve çevresinde yaşamış, Hanefi fıkhının önemli isimlerinden Cessâs'ın (ö.370) Ahkâmü'l-Kur'ân adlı tefsirinden ve Maliki mezhebini benimsemiş Endülüslü büyük alimlerden olan Kurtubî'nin (ö.670) el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsirinden Talâk Sûresi mukayeseli olarak ele alınmıştır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, yöntemi ve önemi açıklanmış; ardından tefsîr ve konulu tefsîr hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, tezde esas alınan tefsirlerin yazarları ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; Talâk Sûresi'nin tanıtımı yapılmıştır. İkinci bölümde, Talâk Sûresi'nde birbiriyle ilişkili ayetler ilgili konu başlıkları altında ele alınarak tefsir edilmiştir. Sonuç bölümünde, ulaşılan genel değerlendirmelere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Talâk Sûresi, Talâk, Cessâs, Kurtubî, İddet, Nafaka

Ahkamu`l-Kur`anCessasKur'an-ı Kerim+7
Makbule Altınay Duran
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serahsî'nin Temhîdu'l-fusûl fi'l-usûl adlı eserinde İmam Şâfiî'ye nispet ettiği görüşlerin tahkîki

İslâm hukukunda, şer'i hükümleri delillerden elde etme meselesi ehil kimseler tarafından büyük bir titizlikle yapılmıştır. Müctehitler şer'i bir hükmü delillerden elde etmeye çalışırken, öncelikle naslara, naslarda bunun delilini bulmayınca ictihada başvurmuşlardır. Bunun sonucunda farklı metodlar ortaya çıkmıştır. Bu metodların başında mütekellimîn ve fukahâ metodları gelmektedir. Müctehidler, geliştirdikleri metodları temellendirmek ve diğer metodların delillerini zayıf göstermek için eserler kaleme almış ve bu eserlerinde diğer metodların görüşlerine yer vererek eleştirmişlerdir. "Şemsü'l-eimme" olarak şöhret bulan İmam es-Serahsî, fukahâ (el-Hanefîyye) metoduna göre kaleme alınmış olduğu Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl adlı eserinde Hanefîlerin usûle dair görüşlerini temellendirmeye çalışırken diğer mezheplerin görüşlerine de atıflar yapıştır. Serahsî'nin en çok atıf yaptığı ve genel anlamda eleştirdiği fakihlerden birisi de Şâfiî'dir. Biz tezimizde, Serahsî'nin Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl adlı eserinde Şâfiî'ye nispet ettiği görüşler ile bu görüşlerin gerek Şâfiî, gerekse Şâfiî ulemasına eserlerindeki ilgili meselelerle mukayesesi üzerinde durduk. Anahtar Kelimeler: Fıkıh usûlü, Serahsî, Şâfiî, Temhîdu'l-Fusûl fi'l-Usûl, Nispet.

Kur'an-ı KerimSerahsiİmam Şafii+2
Abdullah Kılıç
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kelâmda yaratılış nazariyeleri

Kelâm âlimleri hicri birinci asırdan itibaren akaid alanı ile ilgilenmiş bunun yanında evreni ve unsurlarını tanımaya yönelik çabalar sarf etmişlerdir. Kozmolojiye dair diğer dini grupların sorularına cevap verdiği gibi kendi bünyesinde özgün fikirler ortaya koymuşlardır. Yoğun fikirler ile sonuçlanan tartışmalar kelâm ilminin zenginliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kozmoloji alanında akla gelen ilk konu yaratılıştır. Yaratılış konusu hem Yüce Yaratıcı'yı hem de evreni tanıma açısından son derece önemlidir. Allah - Âlem münasebetini anlamlandırmada kilit noktasını oluşturan yaratılışın keyfiyeti ve mahiyeti hakkında günümüze kadar ulaşan birçok görüş vardır. Bu tez çalışmasında kelâmcıların yaratılışa bakış açılarını ve bu alanda meydana gelen tartışmaları ele almak amaçlanmıştır. Giriş bölümünde yaratılış kelimesinin etimolojik tahlili yapılmıştır. Ayrıca kelâmcıların ve dil bilimcilerin yaratılış kelimesine yükledikleri anlamlar incelenmiştir. Gelişme bölümünde ise kümûn – zuhûr, tafra, teceddüd-i emsâl ve tevellüd konuları çalışılmıştır. Kümûn – Zuhûr evrenin ilk yaratılışı hakkında; Tafra ve Tevellüd ise varlığın hareketinin yaratılışı hakkında fikir beyan etmektedir Her biri genel kabule aykırı olan görüşler olup derin tartışmalara ortam hazırlamıştır. Teceddüd-i Emsâl ise yaratılışın devamlılığı ile ilgili bir takım düşüncelere yer verir. Bu dört yaratılış nazariyesi detaylı incelendiğinde evreni yoktan yaratan ve evrene her an müdahale eden tek bir yaratıcının varlığı gerçeğine ulaşılmaktadır. Ayrıca ele alınan bu konular günümüz gündemini de işgal eden Determinizm, Deizm, Materyalizm ve Ateizm akımlarına cevap vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratılış, Tafra, Teceddüd-i Emsâl, Tevellüd, Kozmoloji, Kümûn- Zuhûr

KelamKozmolojiYaratılış+1
Sara Gözütok
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Kudâme'nin el-Muğnî adlı eserinin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet ettiği görüşlerin değerlendirilmesi

İbn Kudâme'nin el-Muğnî adlı eserinin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet ettiği görüşlerin değerlendirilmesini amaçladığımız bu çalışmamız; giriş, iki ana bölüm ve sonuç bölümü olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı ve yöntemi hakkında kısa bilgi verildikten sonra ikinci bölümde İbn Kudâme'nin hayatı, ilmî kişiliği ve başta el-Muğnî olmak üzere eserleri hakkında genel bir bilgi verilecektir. Üçüncü bölümde nikâh ile ilgili genel bir bilgi verildikten sonra çalışmamızda esas aldığımız el-Muğnî'nin nikâh bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet edilen görüşler Şâfiî mezhebine ait bazı temel kaynaklarla mukayese edilerek değerlendirilecektir. Sonuç bölümünde ise mezkûr eserin ilgili bölümünde Şâfiî mezhebine nisbet edilen görüşlerin Şâfiî mezhebiyle aynı olup olmadığı veya mezhepte yer alan iki görüşten biri olduğu ya da mezhep içi ihtilaflı olduğu şeklinde tasnifi yapılarak ortaya konulacaktır.

Dinler tarihiEl-MuğniMezhepler+7
Esma Dursun
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Debbağzâde Mehmed Efendi'nin "et-Tertîbu'l-Cemîl fî Şerhi't-Terkîbi'l-Celîl" adlı eseri (Metin inceleme)

XVII. yüzyılın son çeyreğinde iki defa atandığı meşîhat makamında iken Osmanlı devlet yönetimine büyük tesiri olmuş önemli bir şeyhülislâm olan Debbağzâde, XIV. yüzyıl âlimlerinden Sa'düddîn Mes'ûd et-Teftâzânî'nin nahve dair et-Terkîbu'l-Celîl adlı risâlesini et-Tertîbu'l-Cemîl fî Şerhi't-Terkîbi'l-Celîl adıyla Arapça olarak şerh etmiştir. Bu şerh çalışmasını kayda değer ve önemli bulduğumuzdan, eserin metin analiziyle gün yüzüne çıkarılmasını ve böylece dilbilime kazandırılmasını amaçladık. Dolayısıyla üç bölümden müteşekkil tezimiz, esas itibariyle bir tahkik çalışmasıdır. Birinci bölümde Debbağzâde'nin hayatı, ilmî kişiliği ve resmî vazifeleri kapsamlı olarak ele alınmıştır. Etraflıca yaptığımız literatür taramasında Debbağzâde'nin biyografisini bir bütün hâlinde tezimizdeki kadar geniş çaplı olarak ele alan başka herhangi bir çalışmaya rastlayamadık. Çalışmamız, bu yönüyle diğer çalışmalardan ayrılmaktadır. İkinci bölümde eserin Türkiye'deki kütüphanelerde rastladığımız yirmi sekiz adet yazma nüshasının tavsifi yapılmıştır. Son bölümde ise biri müellif nüshası olmak üzere toplam beş adet yazma nüshayı mukayeseye esas aldık. Nüshalardaki hâşiyeleri dipnotlarda ilgili yerlere ekledik. Ayrıca eserde atıfta bulunulan kaynakların referans bilgilerine ek olarak lüzumlu görülen ilave açıklamaları dipnotlarda belirttik. Böylece eserin tahkikini ve metin incelemesini gerçekleştirdik. Anahtar Kelimeler: Debbağzâde Mehmed Efendi, Nahiv, Sa'düddîn Mes'ûd et-Teftâzânî, et-Terkîbu'l-Celîl, et-Tertîbu'l-Cemîl

Hamza Civelek
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki olumsuz söylemleri

Oryantalizm içinde dinsel, siyasi ve ideolojik kaygıları barındıran bir dünya görüşü olması hasebiyle tarihi süreç içerisinde çok farklı anlamlarda kullanılmıştır. Yine aynı sebepten dolayı amaçlarına, ilgilendiği konulara, oryantalistlerin yetiştiği coğrafyaya göre de kendi içerisinde oryantalizm tanımları farklılaşmıştır. İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) ve ilahi kitabı Kur'an-ı Kerim ilk günden bugüne değin birçok tartışmanın odak noktası olmuş, farklı yönlerden eleştiriye maruz kalmıştır. Oryantalistler Orta Çağ'dan itibaren özellikle Hz. Muhammed (s.a.v) hakkında çok şey yazıp çizmişler, Allah'ın elçisi hakkında olumsuz birçok yorum yapmışlardır. Bu tavır 20. yüzyılın ortalarından itibaren ılımlı bir yaklaşım içine girmiş gibi görünse de bu kez bilimsellik adı altında mesnetsiz iddialar devam etmiştir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki düşünceleri genelde İslam özelde Kur'an ve sünnet merkezlidir. Oryantalistlerin Hz. Muhammed (s.a.v) hakkındaki görüşlerini anlamak onların Kur'an ve sünnet hakkındaki yaklaşımlarını iyi bilmekten geçmektedir. Tek ve mutlak doğrunun İncil ve Kilise babalarının söylemlerinin olduğu yani skolastik düşüncenin hâkim olduğu Orta çağda ve sonrasında oryantalistler Hz. Peygamber'i "sapık", "şarlatan", "menfaatperest", "şehvetperest", "keşiş" vb. ifadelerle tasvir etmişlerdir. Aydınlanma sonrası 19. ve 20. yüzyılda Hz. Muhammed (s.a.v)'in az da olsa saygı duyulan bir şahsiyet olarak kabul edildiği fakat nübüvvetinin inkâr edildiği karalamaların bilimsellik ve sanat adı altında devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Oryantalizm, Hz. Muhammed, Risalet, Doğu, Batı

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiKur'an-ı Kerim+7
Özlem Atalay
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çağdaş bir İslâm düşünürü olarak Fazlurrahman'ın Kelâmi anlayışı

Geçmişten bugüne kadar bütün dinler hakkında ortaya atılan birçok düşünce meydana gelmiştir. Bunların bazıları kitaplara dayalı olsa da birçoğu insanların kendi çıkarları doğrultusunda şekillenmiştir. Küçük yaşlardan itibaren İslâmî ilimlerle ilgilenen Fazlurrahman bütün bu noktaları incelemeye başlamış ve kendine göre gördüğü yanlışların nasıl düzeltileceğine dair önerilerde bulunmuştur. Bu konuda birçok eser yazan Fazlurrahman'ın fikirlerine katılanlar olduğu kadar katılmayanlarda da vardır. Fakat görüşlerine katılmayanların sayısının daha fazla olduğu görülmektedir. Bunun sebebi Fazlurrahman'ın her konuya farklı bakış açısı getirmeye çalışmış olmasından ve geleneği sert bir şekilde eleştirmesinden kaynaklanmaktadır. Özellikle İslâm kaidelerden hadîs, kader, mucize ile ilgili söyledikleri toplumdaki İslâm inancını zedeleyecek niteliktedir. Fazlurrahman toplumun, Kur'ân temelli yapısının daha önemli olduğunu belirterek geleneğin getirmiş olduğu birikimi yeri gelmiş yok saymış yeri gelmiş ağıt bir şekilde eleştirmiştir. Fazlurrahman, Kur'ân merkezli anlayışla ayetlerin insanlara öğretilerini kendi bakış açısı ile tarihsel bir anlayış ile belirtmeye çalışmıştır. Fazlurrahman, eserlerinde geleneği her konuda eleştirdiği için onun bu tarzını yeni bir dini anlayış olarak algılayanlar da olmuştur. Bu çalışmanın amacı Fazlurrahman'ın kelâmî fikirlerini ve anlayışlarını ortaya koyarak günümüz kelâm anlayışına dair görüşlerini incelemek ve değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Fazlurrahman, Kelâm", "Yeni İlm-i Kelâm", "Kelâmda Sosyal Konular

Din görevlileriDin psikolojisiDin teorisi+6
Ebuzer Bayram
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Dönemi meal çalışmalarına metodolojik bir bakış

İnsanlık için hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerim'in anlaşılması ve ihtiva ettiği hakikatlerin en doğru şekilde öğrenilip başkalarına aktarılması her dönemde Müslümanların en temel gayesi olmuştur. Bu gayenin neticesi olarak ortaya çıkan Kur'an-ı Kerim'in tercüme/meal faaliyetleri geride bıraktığımız yüzyıldan bu yana daha önce hiç olmadığı kadar ciddi bir alaka görmüştür. Bilhassa Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizde yazılan meallerin sayısında ciddi bir artış meydana gelmiştir. Bu alanda yapılan çalışmalardaki artış ilmi faaliyetlerin canlılığı noktasında her ne kadar müspet bir gelişme olsa da kaleme alınan her mealin aynı düzeyde ilmi yeterliliğe sahip olmaması meallerin niteliği açısından olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Özellikle Kur'an'ı tercüme etme salahiyetine sahip olmayan kimselerin ideolojik kaygılarla yazdıkları bazı meallerin faydadan çok Kur'an'ın manasını tahrif etmeye yönelik sonuçlar doğurduğu görülmüştür. Bu nedenle söz konusu tezimizde Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze kadar kaleme alınan bazı mealler İslami ilimler perspektifinde metodolojik bir tahlile tabi tutulmuştur. Bu amaçla ilk olarak meal kavramının anlamıyla birlikte bu kavramın ortaya çıkış süreci ve bununla ilişkili olarak; Kur'an, tefsir, te'vil ve tercüme kavramları ele alınıp açıklanmıştır. Ardından Kur'an-ı Kerim'in tercüme edilme süreci ve geçmişten günümüze kadar Türkçeye yapılan tercümelerin kısa bir tarihi ortaya konulmuştur. Cumhuriyet döneminde yazılmış meallerin bir kısmı hakkında bilgiler verilmiştir. Bu mealler arasında farklı dini yaklaşımları ihtiva eden mealler seçilerek tahlili yapılmış ve bu meallerin Kur'an ilimleri açısından değeri ele alınmıştır. Son olarak meal okumalarında göz önünde bulundurulması gereken temel hususlar izah edilerek meal okuyucularının yapacakları çalışmaların verimliliğini artırmaları amacıyla bazı temel prensipler ortaya konulmuştur. Bunların neticesinde; meal-Kur'an ilişkisi, Cumhuriyet döneminde yazılmış bazı meallerin Kur'an ilimleri açısından değeri ve meallerin Kur'an'ın anlaşılmasındaki rolü izah edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kur'an, Meal, Tercüme, Cumhuriyet dönemi, Kur'an ilimleri.

Cumhuriyet DönemiKur'an-ı KerimMeal+3
Ahmet Yakut
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mecelle'nin "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. madde)" küllî kâidesi ve İslâm hukukunda uygulama örnekleri

Tezin giriş bölümünde, araştırmanın konusu, kapsamı, amacı, yöntemi ve önemi açıklandı; ardından Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ve "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. md.)" küllî kâidesi ile alakalı kâideler hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde, tezde esas alınan Mecelle 19. maddenin Arapçasında geçen kelimelerin manası ve zarar çeşitleri hakkında bilgi verildi; kâidenin, Kur'ân ve Sünnet'teki delilleri açıklandı. Üçüncü bölümde, "Zarar ve mukâbele bi'z-zarar yoktur (19. md.)" küllî kâidesi, Mevsılî'nin el-İhtiyâr adlı fıkıh kitabını merkeze alarak Merginânî'nin el-Hidâye, Kudûrî'nin el-Muhtasar, Serahsî'nin el-Mebsût adlı eserlerinde zararla ilgili meselelerin geçtiği yerler esas alınarak İslâm hukukunda uygulama örnekleri; alışveriş, şüf'a, icare, kısmet, hacr, hibe, âriye, şirb, gasp, talâk, siyer, diyetler, vasiyet konu başlıkları altında ele alınarak incelendi. Sonuç bölümünde, çalışmamızın kaynağını oluşturan kâidenin, "Zarar verme ve zarar görme (ve zarara zararla karşılık verme) yoktur." hadisinden yola çıkılarak hazırlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca fıkıh kurallarından biri olarak kabul edilen bu hadis ile Müslümanların hayatlarının her alanında önem vermeleri gereken bir duruma dikkat çekilmektedir. Çünkü İslâm, adalet ve itidal üzerine kuruludur. Bu bağlamda dinimiz insanların birbirine zarar vermesini yasaklamıştır. Buna göre, ele aldığımız kuralın ilk kısmı başkalarına zarar vermeyi, ikinci kısmı ise zarar karşısında zararla misilleme yapılmasını yasaklamaktadır. Bu yasağa rağmen, zarara uğrayanlar, intikam almak için zarar vermemeli, mağduriyetin giderilmesi için yetkili mercilere başvurmalıdır. Anahtar Sözcükler: İslâm Hukuku, Küllî Kâide, Mecelle 19. Madde, Zarar, Alışveriş, Hibe

Habibe İpek
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yûsuf Sûresinin işâri tefsiri

Bu çalışmada Kur'an'da "en güzel kıssa" olarak isimlendirilen Hz. Yusuf'un (a.s) hayatını anlatan Yûsufsûresinin işârî/tasavvufî tefsiri anlatılmaya çalışılmıştır. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, usûlü ve kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tefsir kavramının açıklaması yapılmış bölümleri ayrıntılı biçimde yazılmıştır. Ayrıca işârî tefsir hakkında bilgiler verilmiş, bu tefsir çeşidinin kaynakları, kabul şartları, delilleri ve çeşitleri ele alınmıştır. Kıssa kavramı hakkında bilgi verilerek önemine değinilmiştir. İkinci bölümde ise; Yûsuf Sûresi hakkında bilgiler verilerek âyetlerininiş nedenleri ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde Yûsufsûresinin, işârî tefsir alanında yazılan ve birçok kimse tarafından temel eser olarak adlandırılan eserlerden istifadeler aktarılmıştır. Âyetlerin bilinen tefsirlerinden öte mutasavvıfların derin düşünce ve ilham neticesinde yaptıkları tefsirlere yer verilmiştir. Sonuç kısmında ise yapılan araştırmalar neticesinde işârî tefsir hakikatine dikkat çekilerek Hz. Yûsuf'un hayatındaki işaretlerden yola çıkılıp içerdikleri derin manalara dikkat çekilmiştir. Anahtar Sözcükler: Tasavvuf, İşârî Tefsir, Kıssa, YûsufSûresi, Zâhir-Bâtın.

Nabi Sabuncu
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İsmail Konevî'nin Hâşiye 'alâ Tefsîri'l-Beydâvî adlı eserinde i'râb olgusu

Bu çalışmada Osmanlı âlimleri tarafından muhtasar, şerh ve hâşiye gibi pek çok esere kaynaklık eden Beydâvî'nin (ö. 685/1286) Envâru't-Tenzîl ve Esrâru't-Te'vîl adlı tefsirine oldukça kapsamlı bir hâşiye kaleme alan İsmail Konevî'nin eserindeki i'râba yönelik görüşleri, yaklaşımı ve yöntemi konu edilmiştir. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızın asıl amacı, İsmâîl Konevî'nin hâşiyesinin i'râb açısından kapsam ve zenginliğini ortaya koymaktır. İ'râb ve i'râbu'l-Kur'ân eserlerine dair pek çok çalışma yapılmıştır. Fakat bir hâşiye üzerinden bazı örneklerle analiz ederek muhaşşinin i'râb yöntemini ortaya koymak hususunda bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu sebeple çalışmamız büyük bir öneme sahiptir. Ayrıca şerh ve hâşiye türü eserler bir mirasın aktarılmasında önemli rol oynamaktadır. Hâşiye incelenip söz konusu yöntemler ortaya konulurken müellifin yaşadığı dönemin ilmî mirasını öğrenmemize vesile olmuştur. Keywords: Traveler, Travelogue, Ağrı, Culture, Mount Ararat, Turkey.

Arzu Selvi
Agri Ibrahim Cecen University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Eş'ariyye ve Mu'tezile mezhepleri arasındaki kelâmî görüş farklılıkları

Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatının ardından gelişen siyasi olaylar ve İslâm'ın Arap Yarımadası'nın dışına intikal etmesiyle birlikte İslâm ile yeni tanışan toplumların akıllarında pek çok soru işaretleri oluşmuş ve bu sorulara cevap aranmıştır. Ardından mezhep haline gelecek yeni düşünceler ve oluşumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmada Hasan-ı Basrî'nin ders halkasından ayrılan Vâsıl bin Atâ'nın öncülüğüyle kurulan Mu'tezile mezhebi ile kırk yaşına kadar Mu'tezilî görüşe göre yetişip sonrasında onlardan ayrılarak Ehl-i Sünnet görüşüne dönerek kurduğu Eş'ariyye mezheplerinin oluşumları ve belli başlı görüş farklılıkları üzerinde durulacaktır. Bu gayeyle birinci bölümde Mu'tezile ve Eş'ariyye mezhepleri tanıtılarak mukayese edilecek kavramların tanımlarına yer verilecek, ikinci bölümde bu iki mezhebin görüş farklılıklarına ve delillerine değinilecektir.

Canan Üzel
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ahmed Ziyâuddîn Gümüşhânevî'nin Devâü'l-Müslimîn adlı eserinin tahlil ve değerlendirmesi

Ahmed Ziyâuddîn Gümüşhânevî, XVIII. asırdan itibaren Anadolu coğrafyasında adından en çok söz ettiren mutasavvıflardan biri olmuş, mensup olduğu Halîdî kolu içerisinde Ziyâiyye kolunun oluşmasına öncülük etmiştir. Nitekim çok yönlü bir mutasavvıf olması hasebiyle kısa zamanda sohbet halkaları genişlemiş ve müritleri artmıştır. Muhtelif alanlarda birçok eser telif eden Gümüşhânevî, içinde yaşamış olduğu toplum üzerinde derin izler bırakmış ve bırakmayada devam etmektedir. Nitekim o, şeriatın zahirine sıkı sıkıya bağlı kalmış ve eserlerini bu minvalde kaleme almıştır. İşte o eserlerden biri olan ve çalışmamızın konusunu teşkil eden Devâü'l-Müslimîn'de günah mevzusunu, kurtulma yollarını ve bu yolda dikkat edilmesi gereken hususları etraflıca açıklamıştır. Çalışmamızda, Gümüşhânevî'nin veciz üslûbunun ve özverili gayretinin mahsülü olan bu eser titizlikle çözümlenerek tahlil edilmiştir. Giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşan araştırmamızda müellifimiz hakkında bilgi verilmiş, günah kavramı etraflıca izah edilmiş, eserin muhtevasındaki bilgiler ayet ve hadisler ışığında tahlil edilmiştir. Bu çalışma yapılırken eserin yazıldığı dönem ve mevcut ilmi birikim göz önünde bulundurularak eserin tasavvuf ahlakına yansıttığı usûl ve esaslar gün yüzüne çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tasavvuf, Hâlidiyye, Ziyâiyye, Gümüşhânevî, Devâü'l-Müslimîn, Günah, Ahlâk, Tevbe, Muhabbet.

Rıdvan Yılmaz
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ'nın tasavvuf öğretisinin topluma yansıması

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmi Mevleviyye Tarîkatının kurucusudur. 604/1207 yılında Horasan'ın Belh şehrinde doğmuştur. Asıl adı Muhammed b. Muhammed b. Hüseyin el-Belhî'dir. "Mevlânâ" ismi kendisine sevenleri tarafından verilmiştir. "Mevlânâ" efendimiz mânasına gelmekte olup, üstün özelliklerine atıfta bulunmak için söylenmiştir. Babası Bahâeddin Veled (v.628/1231) kendisine sultan anlamına gelen "Hudâvendigâr" ünvanını vermiştir. Çok iyi derecede ilim tahsili gören Mevlânâ Şems-i Tebrîzî (v.645/1247) ile tanıştıktan sonra tasavvuf yoluna intisab ederek gerek yaşadığı dönemde gerekse sonrasında asırlar boyunca kendisinden söz ettiren meşhur bir sûfî haline gelmiştir. Şöhreti müslim-gayr-i müslim bütün insanlığı kuşatan Mevlânâ'nın sevgisi ülke sınırlarını aşarak bütün dünyaya yayılmıştır. Öyle ki UNESCO 2007 yılını Dünya Mevlânâ yılı olarak ilan etmiştir. Mevlânâ bugün dahi toplumun bütün kesimleri tarafından sevilen, özellikle sevgi ve hoşgörü eksenli olmak üzere görüşleri takdirle karşılanan, öğretileri tasavvufa meraklı olan insanları cezbeden bir mutasavvıftır. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Tasavvuf, Din, Toplum

BiyografiDin sosyolojisiDin-toplum ilişkileri+5
Saffet Nur Alhan
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Arapça'da isnadlı yapılar - İsra Sûresi'nin i'râb uygulamaları örnekliğinde

Bu tez, Arap dilindeki isnâdî mürekkebleri, tanımlayıcı ve analitik olarak ele alan bir çalışmayı ve onların Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılmasındaki önemini içermektedir. Bunu da İsrâ Sûresi özelinde, isnâdî mürekkebin kısımlarını, maksatlarını, i'rablarını açık ve faydalı bir şekilde açıklayarak ele almaktadır. Bu çalışma, içinde genel olarak mürekkebleri ve kısımlarını açıklayan bir girişle başlamıştır. Sonra Arapça'daki cümleyi, rükünlerini ve çeşitlerini açıklayan bir tahlille devam edip, ismî isnâdî mürekkeb ile fiilî isnâdî mürekkeb şeklinde ikiye ayrılan isnâdî mürekkebin tarifiyle bitirilmiştir. Birinci bölümde mübtedâ ve haberden oluşan ismî isnâdî mürekkeb ele alınmıştır. Orada mübtedânın durumu, çeşitleri, i'râbı aynı şekilde haber, haberin mübtedâ ile uyumlu olduğu durumlar, haberin teaddüdü, mübtedâ ile haberin cümledeki yerlerinin belirlenmesi, takdîm ile tehir ve hazfedildikleri durumlar açıklanmıştır. Ardından bu mürekkebin, nâsih filler ile nâsih harfler dahil olduktan sonraki durumu ve bu fiillerle harflerin ondaki etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde fiil ile fâilden ya da nâib-i fâilden oluşan fiilî isnâdî mürekkeb ele alınmıştır. Orada fiilin tanımı, kısımları, mâzi, muzâri ve emirdeki durumları, bütün fillerin binâ-i'râb, malûm-meçhûl, luzûm-teaddî açısından halleri, bir, iki veya daha fazla mefûle mütaddî olan fiillerin çeşitleri, nasb ve cezm eden harflerin ve şart edatlarının ya da şart edatları dahil olunca onun yerine geçenin muzâri fiile dahil olması ve bu edatların cevaplarının başına "fâ" harfi gelmesi incelenmiştir. Üçüncü bölümde İsrâ Sûresi tanıtılmış, uygunluğu, nuzûl sebebi, adlandırılması, fazileti, maksat ile hedefleri ve konuyla ilgili içerdiği yerler açıklanmıştır. Dördüncü ve son bölümde İsrâ Sûresi'ndeki fiilî isnâdî ve ismî isnâdî şeklindeki iki mürekkeb, uygulamalı ve i'râba dayalı olarak çalışılmıştır. Çalışma en önemli neticeler ve önerilerin olduğu sonuçla bitirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mürekkebler, Arapça cümle, Fiilî isnâd, İsmî isnâd, İ'râb, İsrâ Sûresi.

Betül Yusuf Kaya
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lütfullah el-Erzurûmî'nin "Râmûzu't-Tahrîr ve't-Tefsîr" (294-436 varak) adlı eserinin tahkiki

Son yıllarda İslam âleminde ilmi araştırmalar alanında tahkikli/incelemeli eser neşir türünün yaygınlaştığını görmekteyiz. Zira İslam âlemindeki ilmi birikimin çoğu el yazmaları halinde kütüphane raflarında araştırmacıları beklemektedir. Bugün ekseriyeti İslam âleminde olmak üzere tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf, İslam tarihi gibi birbirinden farklı alanlarda Müslüman âlimler tarafından mum ışığında yazılan binlerce kıymetli eser bulunmaktadır. Bunların tahkik edilerek ilim camiasına sunulması günümüz araştırmacılarının en temel görevidir. Bu önemli çalışmalardan biri de LÜTFULLAH EL-ERZURÛMÎ'NİN "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" adlı eseridir. Bu eserde dil bilimsel bir tefsir idi, son derece lüğavi bir biçimde ele alınmıştır. Eserde kuran kerim tefsiri beydaviden istifade edip lügavi çok iyi derece incelenmiştir. Bu çalışma da daha önce önemli bir kısmi yapılmış olup tamamlamayı veya en az önemli bir kısmi devam etmeyi istemekteyiz. Biz de müellif ve dilbilimi hakkında kısa araştırma yaptıktan sonra "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" isimli eserini (294-436 varak) arasında tahkik ederek çalışmaya karar verdik. Birinci bölümde Lütfullah El-Erzurûmî'nin hayatı, eserleri, hocaları tanıtılarak tezimizin konusunu teşkil eden ilgili eserinin konusu ve eserde takip edilen yöntem kısa bir şekilde hakkında bilgi verilecektir. İkinci bölümde ise "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" (294-436 varak) adlı Eserin Tahkiki/edisyon kritiği yapılacaktır.

Khaled Alhout
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lütfullah el-Erzurûmî'nin "Şerhu Lâmiyyeti'l-acem" adlı eserinin tahkiki

Son yıllarda İslam âleminde ilmi araştırmalar alanında tahkikli/incelemeli eser neşir türünün yaygınlaştığını görmekteyiz. Zira İslam âlemindeki ilmi birikimin çoğu el yazmaları halinde kütüphane raflarında araştırmacıları beklemektedir. Bugün ekseriyeti İslam âleminde olmak üzere tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf, İslam tarihi gibi birbirinden farklı alanlarda Müslüman âlimler tarafından mum ışığında yazılan binlerce kıymetli eser bulunmaktadır. Bunların tahkik edilerek ilim camiasına sunulması günümüz araştırmacılarının en temel görevidir. Bu önemli çalışmalardan biri de LÜTFULLAH EL-ERZURÛMÎ'NİN "Şerhu Lâmiyyeti'l-Acem" adlı eseridir. Bu eserde Arap edebiyatına dair telif edildiği 59 beyitlik, son derece lüğavi bir biçimde ele alınmıştır. Eserde alanında çok iyi derece incelenmiştir. Biz de müellif ve dilbilimi hakkında kısa araştırma yaptıktan sonra "Şerhu Lâmiyyeti'l-Acem" isimli eserini tahkik ederek çalışmaya karar verdik. Birinci bölümde Lütfullah El-Erzurûmî'nin hayatı, eserleri, hocaları tanıtılarak tezimizin konusunu teşkil eden ilgili eserinin konusu ve eserde takip edilen yöntem kısa bir şekilde hakkında bilgi verilecektir. İkinci bölümde ise "Şerhu Lâmiyyeti'l-Acem" adlı Eserin Tahkiki/edisyon kritiği yapılacaktır.

Yahıa Alchıkh
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lütfullah el-Erzurûmî'nin "Râmûzu't-Tahrîr ve't-Tefsîr" adlı eserinin tahkiki (437- 588 varak)

Son yıllarda İslam âleminde ilmi araştırmalar alanında tahkikli/incelemeli eser neşir türünün yaygınlaştığını görmekteyiz. Zira İslam âlemindeki ilmi birikimin çoğu el yazmaları halinde kütüphane raflarında araştırmacıları beklemektedir. Bugün ekseriyeti İslam âleminde olmak üzere tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf, İslam tarihi gibi birbirinden farklı alanlarda Müslüman âlimler tarafından mum ışığında yazılan binlerce kıymetli eser bulunmaktadır. Bunların tahkik edilerek ilim camiasına sunulması günümüz araştırmacılarının en temel görevidir. Bu önemli çalışmalardan biri de LÜTFULLAH EL-ERZURÛMÎ'NİN "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" adlı eseridir. Dil bilimsel bir tefsir olan bu eser, son derece edebi bir biçimde kaleme alınmıştır. Eserde Kur'an-ı Kerim tefsiri yapılırken Beydavi'den istifade edilerek ileri derecede dilbilimsel tahliller yapılmıştır. Bu çalışma daha önce önemli bir kısmı yapılmış olup geriye kalan varaklarını tamamlamayı hedefliyoruz.. Bu münasebetle müellif ve dilbilimi hakkında kısa araştırma yaptıktan sonra "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" isimli eseri (436-589 varak arası) tahkik ederek çalışmaya karar verdik. Birinci bölümde Lütfullah El-Erzurûmî'nin hayatı, eserleri, hocaları tanıtılarak tezimizin konusunu teşkil eden ilgili eserinin konusu ve eserde takip edilen yöntem hakkında kısaca bilgi verilecektir. İkinci bölümde ise "Râmûzu't-Tahrîr ve't- Tefsîr" (436-589 varak) adlı eserin tahkiki/edisyon kritiği yapılacaktır.

Zeynep Elhut
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansCrossrefindexliAçık ErişimTR

İslam fıkhında oyun ve eğlencenin ibadet ve sosyal hayat ile ilişkisi

Bu çalışmada İslâm fıkhında oyun ve eğlencenin ibadet ve sosyal hayatla ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, insan hayatının doğal bir unsuru olan oyun ve eğlencenin İslâm hukukundaki yerini ortaya koymak, bu faaliyetlerin dinî ve toplumsal boyutlarını değerlendirmek ve günümüzde ortaya çıkan yeni eğlence türlerinin fıkhî açıdan durumunu tespit etmektir. Araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Konu, Kur’ân-ı Kerîm, hadis kaynakları, klasik fıkıh eserleri ve güncel akademik çalışmalar ışığında ele alınmıştır. Öncelikle İslâm öncesi Arap toplumundaki eğlence anlayışı incelenmiş, ardından Hz. Peygamber’in oyun, eğlence, mizah ve sportif faaliyetlere yaklaşımı değerlendirilmiştir. Ayrıca sahâbe ve sonraki dönemlerdeki eğlence anlayışı ile fıkıh mezheplerinin konuya ilişkin görüşleri ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde dijital oyunlar, oyun içi satın alma sistemleri, sanal varlıklar ve şansa dayalı mekanizmalar İslâm hukuku açısından değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda İslâm’ın oyun ve eğlenceyi mutlak olarak yasaklamadığı, aksine insanın dinlenme ve eğlenme ihtiyacını dikkate aldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte eğlencenin ibadetleri aksatmaması, haram unsurlar içermemesi, ahlâkî bozulmaya yol açmaması ve kumar benzeri uygulamalardan uzak olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre İslâm fıkhında oyun ve eğlenceye yönelik yaklaşımın yasaklama esasına değil, ölçü ve denge ilkesine dayandığı görülmüştür.

FıkıhKerâhiyetOyun+2
Seyfullah Yakar
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.223
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siyâset-i Şer'iyye bağlamında Mâliki mezhebinde Sedd-i Zerâi

Bu çalışmada, birinci bölümde daha sonra İmam Malik bin Enes'in doğumundan taki ilim tahsil ettiği evrelere kadar, büyük hocalarından nail olduğu güzel ahlak öğretileriyle beraber hayatının kısa bir özetini de zikredeceğim. Yine İmam'ın kendilerinden hadis, fıkıh ve şeri ilimlerin diğerlerini almak için yolculuğa çıktığı hocalarını da zikredeceğim. Mezhebin tesis aşamasından son merhalesine kadar ki kısımları, dünyada bu mezhebin yayıldığına işaret eden, çeşitli ülkelerde inşa edilmiş olan medreseleri de zikredeceğim. İkinci bölümde ise Sedd-i Zerai mevzusunu derinlemesine inceleyeceğim. Bu konunun mahiyeti, delilleri, şartları, önemi ve diğer dört mezhebin alimlerinin görüşleriyle, kurallarını da zikredeceğim. Son olarak ise siyaset-i şeriyye hakkında konuşacağım. Başarı Allah'tandır ve tevekkül de yalnız onadır.

KaideMalikiMesalih-i mürsele+4
Hamdıata Koıta
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimAR

Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemlerinde siyasi karar almayı etkileyen faktörler fıkıh açısından bir analiz

Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer Dönemlerinde Siyasi Karar Almayı Etkileyen Faktörler Fıkıh Açısından Bir Analiz. Bu araştırmada Ebu Bekir ve Ömer dönemlerinde siyasi karar almayı etkileyen faktörler ele alınmakta ve bu kararlar siyasi bağlam içerisinde fıkıh bakımından analiz edilmektedir. Bu analizden önce iki husus ele alınmaktadır; ilk olarak siyasi kararın tanımı, özellikleri ve o dönemde hangi kavrama karşılık geldiği belirtilmiştir. Yanı sıra mülk, hilafet vazifeleri ve imamın yetkilerini temel alarak o dönemdeki siyasi alanın sınırları belirtilmeye çalışılmıştır. Böylece o dönemdeki siyasi kararlar ile Ebu Bekir ve Ömer'in diğer tasarrufları ayırt edilmiştir. İkinci husus olarak Ebu Bekir ve Ömer'in siyasi karar alma sürecinin fıkhi analizi ele alınmıştır. Bu siyasi kararları ele alan çağdaş fıkıh çalışmalarının konuyu içtihadın üç bölümü altında ele aldığı tespit edilmiştir. Bu sınıflandırma, siyasi karar sürecine yönelik fıkhî bir analiz olarak değerlendirilmiş ve siyasi çerçeve dikkate alınmadan yapılan bu analizin sorunları ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra, siyasi kararın fıkhî içtihattan farklı olduğu ama aynı zamanda onunla birkaç yönden bağlandığı tespitimize dayanarak bu sürece siyasi bağlamda yeni bir fıkhi analiz sunulmuştur. O dönemdeki siyasi karar alma sürecini analiz etmek, siyasi kararı etkileyen faktörlerin belirlenmesine katkı sunmuş ve çalışmada bu faktörler (1) referans ve meşruiyet, (2) karar vericinin kişiliği, (3) şura ehli, (4) çevredeki koşullar ve makâsıdü'ş-şerîa şeklinde dörde ayrılmıştır. Bu faktörlerin her biri örnek üzerinden tahlil edilmiş ve siyasi ve fıkhi yönlerin birbirine nasıl bağlandığı ortaya konmaya çalışılmıştır.

Sondos Abunasser
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İslam hukukunda şiddet içermeyen eylem

Toplumsal yaşamın sürekliliği için gerekli olan kanun ve yasalar düzenin sağlanmasında devletlere yardımcı olmaktadır. Süreç içerisinde yaşam şartlarının ve değerlerin değişimiyle yasa ve kanunların da yenilenmesi ve değişmesi gerekir. Sabit kalan kanun ve yasalar eskiden düzeni sağlar konumdayken artık haksızlıklara sebebiyet verebilir. Bu durumda bireyler daha yüce yasa için haksızlıklara neden olan mevcut yasaya uymamak suretiyle sivil itaatsizlik eylemini gerçekleştirirler. Adaletin gerçekleşmesi, hak ve hürriyetlerin kazanılmasında önemli rolü olan sivil itaatsizlik, hukuk değerlerinin içerdiği ulvi değerler uğruna şiddetsiz, kamuya açık, adaletsizliklere karşı sistemde haksızlığa sebebiyet veren kanunların yerine getirilmemesidir. Toplumsal düzenin sağlanmasında, istikrara kavuşmasında ve medeniyetlerin gelişiminde etkili olan sivil itaatsizlik hukuka sadakat, ahlakî değerler ve ulvî duygular etrafında şekillenir. Bu konuda siyaset, hukuk, sosyoloji vb. alanlarda çalışma yapılmasına rağmen Temel İslam bilimlerinde yeteri düzeyde bir çalışma bulunmamaktadır. Araştırmamızda literatürdeki bu eksikliğin giderilmesi amaçlanmıştır. Çalışma süresinde karşılaştırma, analiz, sentez gibi nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada sivil itaatsizlik kavramsal olarak ele alınmış, kavrama öncülük eden Henry David Thoreau, Gandhi, Martin Luther King gibi kişilerin gerçekleştirdikleri eylemler ve teorisyenlerin görüşleri sunulmuştur. Ayrıca İslam siyasetinde sivil itaatsizlik, birey devlet ilişkisi, İslam'da muhalefet hakkı vb. konular izah edilmiş ve İslam hukukunda öne çıkan Ebû Zer, Ebû Hanîfe, Ahmed b. Hanbel, Serahsî gibi tarihi şahsiyetler sivil itaatsizlik kavramı bağlamında incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmamızın sonucunda ortaya çıkmıştır ki sivil itaatsizlik, Batı'da kanun ve yasalara karşı vuku bulurken, İslam siyasetinde uygulama ve sosyal yaşantıya yönelik gerçekleştirmiştir.

Ebu HanifeEbu ZerMuhalefet+4
Hanife Işık
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yazıcızâde kardeşler ve İsmail Hakkı Bursevî'de tasavvuf metafiziği

Merak etmek, düşünmek, bilmek ve inanmak insanoğlunun varlığı ile kadim, yalnızca ona özgü ve has olan niteliklerdir. İnsanlık tarihi kadar eski olan bilme ve anlama arzusu zihinlerdeki en büyük soru işareti olan "Varlık nedir?" sorununu ortaya çıkarmıştır. Tanrı'nın varlığı, âlemin yaratılışı ve insanın anlamı üzerine tarih boyunca pek çok farklı açılardan teoriler geliştirilmiştir. Bunun bir sonucu olarak da birden çok Tanrı tasavvuru, âlemin yaratılışına yönelik teoriler ve insanın mâhiyetine ilişkin çeşitli görüşler ortaya koyulmuştur. Bizler çalışmamızda kendilerini hakikat ehli olarak niteleyen sûfîlerin Tanrı tasavvurundan yola çıkarak, onların Allah, âlem ve insan hakkındaki görüşlerini farklı açılarıyla ortaya koymaya çalıştık. Ancak sûfîlerin ibn Arabî öncesindeki Allah, âlem ve insan gibi pek çok konudaki görüşleri, fıkıh ve kelam geleneğine tâbi olması sebebiyle çalışmamıza, İbn Arabî düşünce ve geleneği içerisinde yer alan Yazıcızâde Kardeşler ve İsmail Hakkı Bursevî'yi konu edinmeyi uygun gördük. Çalışmamızı sürdürürken Yazıcızâde Kardeşler ile İsmail Hakkı Bursevî'nin Ekberi gelenek içerisindeki konumunu tespit ettik, İbn Arabî'nin varlık düşüncesinden ne ölçüde etkilendiklerini ve Vahdet-i vücud düşüncesine olan katkılarını ortaya koyduk, konumuza ilişkin eserlerinde yer alan müşterek ve muhtelif, düşünce ve yaklaşımları ilgili eserleri okunarak tahlil ettik. Son olarak da mutasavvıfların eserlerinden Sadarettin Konevî'nin sistemleştirmiş olduğu şekliyle, sistematik bir tasavvuf metafiziği çıkmadığına kanaat getirdik.

AlemMetafizikTanrı+5
Asude Yılmaztürk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geçmişten günümüze Batı'da Mevlânâ algısı

Günümüzde Mevlânâ'nın eserleri ve düşüncelerinin İslam dünyası kadar Batı dünyasında da takip edildiği görülmektedir. Avrupa ve Amerika'da Mevlânâ eserleri en çok okunanlar listelerinde ilk sıralarda yer almakta ve eserleri Batı dillerine tam metin olarak tercüme edilip üzerine çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Fakat Batı'da Mevlânâ'nın tanınırlık düzeyi ve nasıl bir Mevlânâ algısının ortaya çıktığı hususunda yeterince elimizde bilgi bulunmamaktadır. Biz bu tez çalışmamızda Batılılar tarafından Mevlânâ'nın nasıl anlaşıldığını ortaya koymayı amaçladık. Mevlânâ'nın Batı'da ilk tanınmasının Avrupalı seyyahların eserleri ve tercümeler vasıtasıyla olduğu bilinmektedir. Bunun için çalışmamız geçmişten günümüze kadar yapılan tercümeleri, Mevlânâ ve Mevlevilik hakkında Batı'da yapılan akademik ve akademik olmayan çalışmaları, Türkiye'de bu konuda yapılan çalışmaları, Batı'da yazılan internet makaleleri ve haberlerini, gerçekleştirilen sempozyum ve konferans türü etkinlikleri, kurulan merkezleri, topluluk faaliyetlerini ve çalışmalarını kapsamaktadır. Araştırmamızın birinci bölümünde Mevlânâ hakkında genel bilgiler, toplum üzerindeki Mevlânâ algısı, Batı'nın Mevlânâ ile tanışma sürecinin tarihsel tespiti ve Batı'da Mevlânâ üzerine yapılan eserler ele alınmıştır. İkinci bölümde ise tespit ettiğimiz öne çıkan Batılı yazarların eserleri, sempozyum bildirileri, katıldıkları çalıştay dokümanları ve yorumları değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda Batılıların tarihsel süreçte kilise olgusundan ayrılarak seküler bir hayat yaşadıktan sonra manevi bir arayışın içine girdiği ve bu arayış sonucunda Mevlânâ ile tanıştıkları, Mevlânâ'nın sevgi ve hoşgörü anlayışıyla kendi hayatlarına ışık tuttuğunu hissettikleri için onu benimsedikleri anlaşılmıştır. Bu çerçevede Batılıların Mevlânâ'yı önemli bir şair, manevi bir rehber ve bir anlamda filozof olarak gördüğü sonucuna varılmıştır.

AlgıBatı ülkeleriMevlana Celaleddin-i Rumi+2
Şahin Kurt
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimAR

İslamî bankaların finansal ürünlerinin vakıfların yönetim ve yatırımları üzerindeki etkisi (Türkiye Vakıf Katılım Bankası örneği) / The effect of Islamic banking financial products on the investment and management of endowments: (Turkish Waqf "Endowment" Participation Bank as an example)

İslami finans endüstrisi, hem kâr hem de hayrı amaçlayan ve İslam hukukunun ilkelerine ve amaçlarına dayalı olan yönleri içermesi bakımından diğerlerinden farklıdır. İslam dünyası, kâra ve mal üretimine dayalı alanlarda eş zamanlı olarak hem adaletin gerçekleştirilmesi hem de finansal imkânların arttırılmasını hedefleyen ahlakî bir çerçeve kurma konusunda görece bir başarı elde etmiş olmakla birlikte toplumların gelişimine önemli katkı sağlayan hayrî vakıf müessesesini yeterince etkin kılamaması bakımından toplumsal sorumluluk konusunda bir eksiklik hissedilmektedir. Araştırmamız esas olarak İslamî finansı geliştirme ve bunun vakıf müessesesinin gelişimine uygulanmasının imkânını Türkiye Vakıf Katılım Bankası örneği üzerinden ele almaktadır. Bunun sebebi sürdürülebilir gelişme konusunda devamlılığı sağlamada, vakfın toplumsal sorumluluklar konusunda önemli bir rol üstlenmesini sağlamak suretiyle kâr ve hayır yönlerinin birleştirilebileceği bir yapı meydana getirmektir. Bu araştırma, vakıf mallarının yatırımı için uygun finansal ürünleri incelemeyi, kârın arttırılması ve hayır yönlerini birleştirmeye sağlayabilecek bir mekanizmaı belirlemeyi ve bu birleşmenin önünde engel oluşturabilecek durumları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Ayrıca bankacılık kurumlarının bu iki sektörü entegre etme kabiliyetini incelemeyi ve bu entegrasyonu sağlamak için bir mekanizma önermeyi hedeflemektedir. İslami finans ürünleri kullanılarak kârın ve hayra yönelik faaliyetlerin birleştirilmesine yönelik oluşturulabilecek mekanizmaya tespit edebildiğimiz kadarıyla herhangi bir ilimsel uygulamalı bir çalışma bulunmamaktadır. Ayrıca, sosyal sorumluluğu yerine getirmede vakfın bir alternatif olarak ortaya konulmasını ele alan veya alandaki tecrübî birikim ve istatistiksel çalışmalara işaret eden tümevarımsal analiz, mukayese ve eleştirel yöntemleri kullanan herhangi bir çalışma da bulunmamaktadır. Bu araştırmanın en önemli sonucu vakıf mallarının bankalar aracılığıyla değerlendirilip geliştirilmesine uygun İslamî finans ürünlerinin netleştirilmesidir. Bu ürünler kapsamında mudarebe, müşâreke, leasing, tarımsal ortaklıklar (müzaraa, müsakat, muğârese), Murabaha, selem, her iki türüyle ıstısnaʻ, taksitli satım, karz-ı hasen, âdî teverruk, menkul kıymetler, her iki türüyle icare, cuâle, vakıf fonları, cârî ve yatırım hesapları, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeli, gelişme konusunda İslam hukukunun amaçlarına dayalı ve uygun bankacılık işlemleri, bankanın sosyal sorumluluğu gerçekleştirecek bir alternatif olarak ortaya konulmasıdır. Araştırmamızda vakıf müsessesesinin gelişiminin önündeki en önemli eksiklikler ve bunların çözümleri ortaya konulmuş, Türkiye Vakıf Katılım Bankası tecrübesinin dünyadaki diğer İslam ülkeleri için de genelleştirilmesi tavsiye edilmiştir.

Fares Zaher
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn Tûmert'in kelâmî görüşleri

Muhammed İbn Tûmert, 12. yüzyılda Mağrib'in dini düşüncesine ve siyasetine etki etmiş bir şahsiyettir. Genç yaşında ilim öğrenmek için Mağrib'ten Endülüs topraklarına geçerek bir süre Kurtuba'da dersler almıştır. Burada aradığını bulamayınca doğu yolculuğuna çıkmış, İskenderiye, Mekke, Medine ve Bağdat gibi şehirlerde Müslüman bilginlerin derslerine katılarak hadis, fıkıh, mantık ve kelam ilimlerini öğrenmiştir. Zengin bilgi birikimi ile doğduğu topraklara döndüğünde Mâlikî fakihlerin müteşâbih konularda tevile yanaşmaması ve Murâbıt yönetiminin yanlış uygulamaları onu siyasi bir kimlik haline getirmiştir. Doğu'dan ayrılıp Merakeş topraklarına gelene kadar Kuzey Afrika'da uğradığı şehirlerde İslam'ın iman, amel ve ahlak esaslarına uymayan uygulamalara doğrudan müdahale etmesi, yöneticileri rahatsız etmiş olsa da halk tabanında ciddi bir taraftar kazanmıştır. Emir bi'l-ma'rûf nehiy ani'l-münker ilkesi ile faaliyetlerini yürüten İbn Tûmert, bu ilke doğrultusunda toplumda dini yaşamın bozulan kısımlarını ıslah etmeyi hedeflemiştir. Yaptığı derslerde toplumu ıslah etmeye yönelik konuları ve İslam'ın tevhid öğretisini ihtiva eden esasları amentü şeklinde öğretmiştir. Ancak onun zaman zaman gösterdiği Hâricîleri andıran tutumları, devlet yöneticileri için tehdit olarak algılanmasına sebep olmuştur. Devlet yöneticileri ile mücadelesini güçlendirmek ve daha sistemli muhalefet yapısı oluşturmak için kendi kabilesinin bulunduğu Tinmelel'e yerleşerek Muvahhid Hareketi'ni kurmuştur. Burada Mehdiliğini ilan ederek Murâbıtlar Devleti'ne karşı ilk ciddi kalkışmayı yapmıştır. Böylece dini ve siyasi bir şahsiyet olarak tarihteki yerini almıştır. Bu suretle tez, kelam-siyaset ilişkisinin çözümüne katkı sunmak için İbn Tûmert'in kelam ilminin sahasına giren düşüncelerini değerlendirmeyi hedeflemiştir.

BiyografiKelamMehdi+3
Kasım Coşkun
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İbâzî tefsirlerde Kur'an ilimleri

Çalışmada, İbâzî müfessirlerin Kur'an ilimlerine yaklaşımlarının incelenmesi ve bu konulardaki görüşlerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Ulaşılan veriler Sünnî alimlerin görüşleriyle kıyaslanmıştır. Ayrıca İbâziyye'nin Hâricî bir fırka olup olmadığı da gözetilen hedeflerdendir. Çalışmada sekiz İbâzî müfessire ait on tefsir üzerinden Kur'an ilimleri tespit edilmiştir. Konu, Kur'an'ı tarih, lafız ve mana açısından inceleyen ilimler yönüyle ele alınmıştır. Tezin birinci bölümünde mezhebin ortaya çıktığı siyasî, dinî ve sosyal duruma, kısaca tarihine, Hâricîlerle ilişkisine, itikadî, siyasî ve halku'l-Kur'an görüşlerine yer verilmiştir. Bu bölümde İbâzî ve Sünnî kaynaklarla mezhep tanıtılmıştır. İkinci bölümde İbâzî müfessirler ve tefsir çalışmaları araştırılmış, İbâzî tarihi boyunca telif edilen tefsir eserleri ve müellifleri tanıtılmıştır. Üçüncü bölüm İbâzî müfessirlerin Kur'an ilimlerini ele alışlarına ve yorumlamalarına tahsis edilmiştir. Onların Kur'an ilimlerine bakışı ve bu ilimlerle ulaştıkları sonuçlar ortaya konulmuştur. Araştırma sonunda, ilk teşekkül döneminde Hâriciyye ve İbâziyye'nin seleflerinin aynı grup olduğu, İbâziyye'nin itikadî ve siyasî yönden Hâriciyye ile örtüşen ve örtüşmeyen görüşlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Yalnızca bu fikirler esas alınarak "İbâziyye, Hâriciyye'nin bir koludur" sonucuna varmak doğru bir değerlendirme olmaz. Hâricîlerin en belirgin vasıfları, kendileri gibi düşünmeyen dindaşlarına bakıştaki sert tutumlarıdır. Ötekine hayat hakkı tanımayan Hâricî anlayış, İbâzî tasavvurunda kabul görmemiştir. Mezhebî taassupla hareket etmeyen İbâzî müfessirler, oldukça geniş ve farklı mezheplere ait tefsir literatüründen beslenmiş; Kur'an'ın mesajlarını kapsamlı ve sahih olarak algılama, yorumlama ve onlardan hüküm çıkarmada Kur'an ilimlerini referans almışlardır. İbâzî müfessirlerin Kur'an ilimlerine yaklaşımı, genellikle Sünnî gelenekle benzer bir perspektif arz etmektedir.

Ehl-i sünnetKur'an-ı KerimMezhepler+4
Fatih Altun
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

حليل المرويات التفسيرية في المستدرك على الصحيحينمن سورة الأنعام إلى نهاية سورة الأنفال

Bu tezin temel amacı, Hâkim en-Nîsâbûrî'nin "el-Müstedrek ale's-Sahîhayn" isimlici bölüm üç kısımdır. Birinci kısım Hâkim en-Nîsâbûrî'nin dönemi, ismi, doğuş, vefâtıdır. İkinci kısım Hâkim'in şahsiyeti, hadis tahsiliyle geçirdiği ilmî hayatı, ilim yolculuğu, şeyhleri, talebeleri ve seyahat ettiği ülkeleri ele almaktadır. Üçüncü kısımda ise İmâm Hâkim'in ilmî çabaları, Müstedrek'in tanıtımı, onu yazmasının sebepleri, kitaptaki yöntemi ve Hâkim'in hadisleri tashîhi yer almaktadır. İkinci bölümü ise üç kısma ayırdım. Her kısımda, söz konusu üç sûre ile alakalı hadisler ve birçok meseleler vardır. Üçüncü ve son bölümde ise, söz konusu üç sûredeki mevkûf hadisleri ele aldım ve bu hadislerin Kütüb-i Tis'a'dan tahrîcini yaptım. Burada bulamadıysam etrâf ve tefsir kitaplarını esas aldım ve hadislerin şâhid ve mütâbîlerini zikrettim. Hadisin ilim ehline göre derecesini açıklamak ve hadis hakkında hüküm vermek için isnadda geçen râvîler hakkında bilgi verdim. Bu konuda İbn Hacer'in "et-Takrîb ve't-Tehzîb" adlı kitabını esas aldım. Fakat İmam İbn Hacer'in ravi hakkında bir görüşünü bulamadıysam, başka bir görüşü esas alarak Cerh ve Et-Ta'dil kitaplarına müracat ettim. Sonra hadisin manasını, ayetin sebeb-i nüzulünü, bazı şerî ve fıkhî hükümleri zikrettim. Son olarak, hadisin kılavuzluk ettiği en önemli ders ve ibretlerle, ulaştığım sonuç ve önerilerle tezi bitirdim. Böylece tez, tek kaynakta toplanmış, tahkik edilmiş, kolaylıkla başvurulan, Hakim'in dönemini ve O'nun Kur'an-ı Kerim'in tefsiriyle alakalı hadisleri zikretmekteki yöntemini öğrenmek isteyenlere vakit kazandıracak bilimsel bir kaynak olmuştur. Ayrıca tez Hâkim'in söz konusu surelerin tefsiri bağlamında yer verdiği hadisler hakkında okuyucuya genel bir algı sunacak ve bu hadislerin sahih veya zayıf olup olmadıklarını açıklayacaktır.

Mohammed Hameed Sabr Sabr
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

Prof. Dr. Ahmed Fehmî Ebu Sünne ve fıḳıh usûlü ilmine katkısı / Prof. Dr. Ahmad Fahmi Abu Sunnah and his impact on the science usulfıqıh

Prof. Dr. Ahmed Fehmî Ebu Sünne, hayatını genel olarak İslami ilimlere ve özel olarak da İslam Fıkhı ve Usulü alanlarında, öğrenci yetiştirmiş ve topluma akademik nitelikte insan kazandırmış, ilmi geleneğe saygılı ve toplumsal problemleri çözmeye yönelik bir anlyaışla kendisini İslama ve Müslümanlara adamış şahsiyetli bir ilim adamıdır. Hayatı boyunca İslamî kaynaklardaki metinleri açıklamaya ve uygun çalışma materyalleri hazırlayarak öğrencilerini yönlendirmede örnek bir rehber olmuştur. Prof. Dr. Ahmed Fehmi Ebu Sünne genelde insanlığın, özelde müslümanların saosyal hayatındaki problemleri çözme husunda müctehid imamların ifa ettiği içtihat görevinin günümüzde de eda edilmesinin gerekli olduğunu savunarak ehliyetli Fıkıh alimlerinin bu görevle yükümlü olduklarını savunur ve Fıkıh Usulü kurallarının kullanılarak Şerî' Naslardan çözümler üretip toplumsal ve bireysel sorunların halledilmesini önemserdi. Kişisel olarak geri kalmışlığı kabullenmez, yozlaşmış ve meşru dayanağı olmayan görenekleri kabullenmeyerek toplumun daha berrek hayata sahip olmasını savunurdu. Bu tezde, Profesör Dr. Ahmed Fehmî Ebu Sünne, yirminci yüzyılın dörtte üçünde eğitim ve öğretimle topluma ve öğrencilere faydalı olmaya çalışmış, başta Ezher üniversitesi olmak üzeri her aşamada eğitim ve öğretime önem vermiş; gerektiğinde İslam dünyasının farklı ülkelerindeki üniversitelerde dersler vermiş ve çok sayıda ilim adamı yetişmesinde etkin olmuştur. Bu ulvi görevi yürütürken bir taraftanda İslam Fıkıh ve Usulü alanında kitaplar telif etmiştir. "el Örf ve'l ade fi rayil fukaha", "el-Muḥâḍarât fî usûli'l-fıḳhi", "el-Vasîṭ fî usûli'l-fıḳhi'l-Ḥanefiyye", "Nazariyyetü'l-hak" kitapları ve birçok makalesi vardır. Biz bu kitapları ve makaleleri tanıtıp kapsamlarıyla ilgili özet bilgiler vererek O'nu, ilmi kişiliğini ve birikimini bu tez aracılıyla ilim yolcularına ve İslam dünyasına sunmaya çalıştık. Faydalı olduğuna inandığımız bu çalışmadan dolayı Allah'a hamd ederiz.

Amaal Ahmed Refaey Abdellah
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

İsmâil Hakkı Bursevî'nin Rûhu'l-beyân adlı tefsirinde Ahkâmu'l-Kur'ân

Döneminin önemli tasavvuf âlimlerinden İsmâil Hakkı Bursevî'nin yirmi üç yılda tamamladığı Rûhu'l-Beyân fî tefsîri'l-Kur'ân adlı eserindeki ahkâm âyetlerini inceledik. Rûhu'l-Beyân çok yönlü bir tefsir olması sebebiyle ahkâm tefsirinin özelliklerini de taşımaktadır. Çalışma "giriş"le birlikte dört ana bölüm ve "sonuç" kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmanın konusunu, önemini, amacını ve metodunu açıkladık. Birinci bölümde Bursevî'nin hayatı ve eserlerinin yanı sıra yaşadığı dönemin siyasî ve fikrî yapısını ele aldık. İlmî ve tasavvufî kişiliği üzerinde durduk, eserlerini tanıttık. İkinci bölümde Bursevî'nin ibadetlerle ilgili ayetleri yorumlama yöntemi abdest gusül teyemmümle ilgili taharet hususundaki hükümler namaz, zekat, oruç, haç, kurbanla ilgili hükümleri açıklamaya çalıştık. Çalışmamızın ana konusu "ahkâmü'l-Kur'an" olduğu için Bursevî'nin ahkâm âyetlerini açıklarken kendine özgü yönlerini, ahkâm âyetlerinin tasavvufî açıdan nasıl değerlendirdiğini ve faydalandığı kaynakları tespit etmeye çalıştık. Üçüncü bölümde Rûhu'l-Beyân'daki ahkâmü'l-Kur'ân meselelerinden olan, "muamelatla İlgili Ahkâm Âyetlerinin Tefsiri", "Devletler Hukukuyla İlgili Ahkâm Âyetlerinin Tefsiri", "Yenilmesi ve İçilmesi Yasak Olan Yiyeceklerle İlgili Ahkâm Âyetlerinin Tefsiri" gibi birçok ana meseledeki tefsir yöntemini inceledik ve bunları tasavvufla nasıl bağdaştırdığını ele aldık. Ayrıca bunları Bursevî'den önce yaşamış klasik ahkâm müfessirlerinin tefsirleriyle mukayese ederek önceki dönemle Bursevî tefsirindeki farklılıkları göstermeye çalıştık. Dördüncü bölümde Bursevî'nin ceza hukukuyla ilgili ayetleri yorumlama yöntemine geçildi. Burada adam öldürme, hırsızlık, yol kesicilik, zina gibi had gerektiren hükümleri açıklamaya çalıştık. Daha sonra sonuç bölümüne geçtik. Böylece İsmâil Hakkı Bursevî'nin, Rûhu'l-Beyân adlı tefsirinde Hanefî ve diğer mezheplerin ahkâm âyetleriyle ilgili işârî yorumlarına da vâkıf olduğunu bunlarıda gün yüzüne çıkarttığımızı düşünüyoruz.

Ahkamu`l-Kur`anCeza hukukuKur'an-ı Kerim+7
Ahmet Gökhan Öztürk
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İtikâdî İslâm mezhepleri tarihçiliği bağlamında Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî

Osmanlı döneminden Cumhuriyet'e kadar geçen süreçte mezheplerin tanımlanması, anlaşılması ve mezheplerle ilgili görüşler hakkında bilgi verilmesi adına birçok eser telif edilmiş ve özgün tasnifler ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere klasik mezhepler tarihi yazıcılığında belli başlı makâlât ve fırak gelenekleri bulunmaktadır. Osmanlı'da yaygın olan gelenek ise Hanefî-Matürîdî ve Eş'arî makâlât geleneğidir. Çalışmaya konu edindiğimiz Gümüşhânevî'nin (1813-1893) yaşadığı dönemi içerisine alan Tanzimat döneminde, İslam Mezhepler Tarihi eserleri bazen müstakil risâleler şeklinde bazen de kelâm eserlerinin bir bölümü olarak telif olunmaktaydı. Bu itibarla çalışmada Tanzimat'tan Cumhuriyet dönemine kadar mezhepler tarihi ile ilgili gerek müstakil gerek kelam çatısı altında çalışması bulunan sınırlı sayıdaki müellif ve eserleriyle ilgili veriler bir bölüm halinde ele alınmıştır. Daha sonra Gümüşhânevî'nin İslam Mezhepleri tarihi yazıcılığı, mezhepleri tasnif biçimi ve fırka-i nâciye olarak kabul ettiği fırka dışındaki fırkalara bakışı betimsel/tasviri metotla incelenmiştir. Araştırmamızın ana kaynakları müellifimize ait, ek kısmında çevirisini yaptığımız bir fırak eseri olan en-Netâyicü'l-İ'tikâdiyye ve kelâm kitabı olmasına karşın i'tikâdî mezheplerden de bahsettiği Câmiu'l-Mütûn isimli eserlerdir. Bu iki eserin Eş'arî makâlât geleneği içerisinde yer aldığı tespit edilerek mezkûr geleneğin diğer eserleriyle karşılaştırılmıştır. Son olarak çalışmamızda klasik mezhepler tarihi eserleri, güncel makale ve araştırmalardan da istifade edilerek Gümüşhânevî'nin Mezhepler Tarihçiliği hakkında araştırma yapmak isteyenlere katkı sunulması amaçlanmıştır.

Ahmet Ziyaüddin GümüşhaneviCamiu'l-MütunEş`ari+6
Nurcihan Ata
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Günümüz Türkiye'sinde Kur'an ile ilgili bilim merkezli popüler yorumların tefsir ilmi açısından değerlendirilmesi -Caner Taslaman örneği-

İslâm dünyasında çağdaş dönemde bilimsel yorumların Kur'an'la ilişkilendirilmesi popüler düzeyde rağbet görmekte ve gitgide yaygınlaşma eğilimi göstermektedir. Bu anlayışa göre bilimsel veriler dış dünya ile ilgili deneyimi referans vermesinden dolayı bir bakıma varlık, evren ve oluşlardan bahseden ayetleri daha doğru anlamayı sağlamaktadır. Bu anlamda bilimselci yaklaşım savunucuları modern bilimin çeperi büyüdükçe ayetlerin anlaşılamayan yönlerinde azalma olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla Kur'an'ın bilimsel yorumu içerikli çalışmalarda her yeni buluş, teknolojik gelişme veya bilimsel veriye atıfta bulunma gayretine rastlanmaktadır. Böylece Kur'an ifadelerinin bilimsel önerme formuna dönüştürüldüğüne tanık olunmaktadır. Günümüz Türkiye'sinde ise benzer yönde çalışmaları ile dikkat çeken yazarlardan biri Caner Taslaman'dır. Çalışmamızda Caner Taslaman örnekliğinde Kur'an'a pozitif bilim penceresinden bakmanın tefsir ilminin ilkeleri, hedefleri ve sınırları açısından doğru olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız giriş, sonuç ve iki ana bölümden meydana gelmektedir. Giriş bölümünde araştırmamızın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve kaynak analizine yer verildikten sonra Kur'an'a bilimselci yaklaşımın tarihi süreci üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde konuyla bağlantılı olması nedeniyle günümüz Türkiye'sinde Kur'an ile ilgili bilim merkezli çalışmalar ve bunlara yönelik eleştirel eserler bir arada ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Caner Taslaman'ın hayatı ve çalışmalarına dair genel bilgiler verilmesinin ardından yazarın Kur'an'ın bilimsel yorumu çerçevesinde ele aldığı ayetler hakkındaki değerlendirmeleri merkeze alınarak bu yaklaşımın tefsir ilmi açısından barındırdığı mahzurlar tespit edilmiştir. Çalışmamızda Kur'an'ı doğru anlama ve yorumlamada en önemli ihtiyaç olan geçerli bir usule dayanma ilkesinin bilimselci yaklaşımda eksik olduğu ve bunun pek çok probleme zemin hazırladığı kanaatine varılmıştır. Son olarak bu hususta zikredilen önerilerle çalışma tamamlanmıştır.

Bilim merkeziBilimsel açıklamaFenni tefsir+7
Seyyide Özkan Çetin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00