Pamukkale University
Institute

Institute of Graduate Studies in Science

Pamukkale University

41

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sandviç kompozit yapıların darbe dayanımının incelenmesi

Bu çalışmada özellikle sandviç kompozit yapıyı oluşturan hücreli çekirdek yapısının darbe performansları, özellikle boş ve atık malzeme ile dolgulu olması durumlarındaki sandviç kompozit yapının darbe performansları incelenmiştir. Bu kapsamda sandviç kompozit yapılarının darbe performanslarını karşılaştırabilmek için öncelikle darbe enerjisi seviyesi belirlenmiştir. Bunun için öncelikle sandviçin alt-üst yüzeylerini oluşturan levhaların darbe deneyleri yapılmıştır. Buradan belirlenen darbe enerjisi seviyesiyle kauçuk dolgulu, traverten dolgulu ve boş sandviç kompozit yapılarının darbe deneyleri yapılmıştır. Özellikle atık malzemelerin darbe performansları üzerine etkilerini belirleyebilmek için de aynı özellikteki çekirdek yapılı sandviçlerin darbe performans değişimleri de birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Buna göre T1 numunesinden elde edilen maksimum hasar kuvvetinin B1 numunesinden elde edilen maksimum hasar kuvvetine göre yaklaşık %42 arttığı tespit edilmiştir. K1 numunesinden elde edilen maksimum hasar kuvvetinin de B1 numunesinden elde edilen maksimum hasar kuvvetine göre yaklaşık %38 arttığı tespit edilmiştir. K4 ve T4 numunelerinden elde edilen maksimum hasar kuvvetlerinin B4 numunesinden elde edilen maksimum hasar kuvvetine göre sırasıyla yaklaşık %23 ve %16 arttığı tespit edilmiştir. Genel olarak dolgu malzemesinin darbe performansı üzerindeki etkisi hücreli çekirdek yapısının hücre boyutunun küçülmesi ile azaldığı tespit edilmiştir. Darbe kuvveti değerleri dikkate alındığında en iyi darbe performansı 4 hücreli kauçuk dolgulu çekirdek yapısına sahip olan K4 sandviç kompozit yapı numunesinden elde edilmiştir. Böylelikle 20 J darbe enerjisi seviyesi altında elde edilen alt-üst yüzey levhasının maksimum darbe kuvvet değerinin B4 boş sandviç kompozit yapı ile %35 ve K4 kauçuk dolgulu sandviç kompozit yapı ile %50 daha arttığı tespit edilmiştir

Yasin Selek
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

SZASZ operatörünün bazı genelleştirmelerinin toplanabilme metodu ile yaklaşımı

Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm giriş bölümüne ayrılmıştır. İkinci bölümde, temel tanımlara ve teoremlere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Szasz operatörünün bir genelleştirmesinin yaklaşım özellikleri incelenmiştir ve yakınsaklık oranları hesaplanmıştır. Ayrıca operatör için kuvvet serisi metodu kullanılarak Korovkin tipli yaklaşım teoremi verilmiştir. Dördüncü bölümde, Szasz operatörünün farklı bir genelleştirmesi için üçüncü bölümde incelenen yaklaşım sonuçları verilmiştir. Beşinci bölüm ise sonuç ve önerilere yer verilmiştir.

Firdevs Kazıcı
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Isıl işlem görmüş ayva (cydonia oblonga mill.) katkılı tavuk etlerinin bazı kalite özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, çeşitli konsantrasyonlarda rendelenmiş ayva (Cydonia oblonga) ilavesinin, ısıl işlem görmüş tavuk etlerinin fizikokimyasal ve antioksidan özelliklerine depolama sürecinde etkisini incelemektir. Bu amaçla; kontrol (katkı maddesi içermeyen), AY7.5 (%7,5 ayva), AY15 (%15 ayva) ve AY22.5 (%22,5 ayva) olmak üzere dört farklı grup oluşturulmuştur. Ürünler belirtilen reçeteye göre hava geçirmez cam kavanozlara doldurulmuş, 95°C'de 45 dakika boyunca su banyosunda ısıl işleme tabi tutulmuş, oda sıcaklığına soğutulmuş ve 4°C'de 30 gün muhafaza edilmiştir. Numune analizleri 0., 10., 20. ve 30. muhafaza günlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki tekrar iki paralel olarak yürütülmüş ve verilerin istatistiksel analizi Tek Yönlü ANOVA programıyla P<0,05 anlamlılık düzeyinde yapılmıştır. Ayva ilavesi, ürünün antioksidan özellikleri üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. 30. depolama gününde TBARS seviyesi kontrol grubunda 0,99 mg malondialdehit/kg et, AY15 grubunda 0,50 mg MA/kg'a ve AY22.5 grubunda 0,35 mg MA/kg'a düşmüştür (P<0,05). Rendelenmiş ayva miktarının %0'dan %22,5'e çıkarılmasıyla, toplam fenolik madde miktarında 27,01'den 80,60 mg GAE/100 g'a bir artış gözlemlenmiş (P<0,05), ayrıca antiradikal aktivite (DPPH yöntemine göre) yaklaşık %31 civarında korunmuş ve istatistiksel olarak anlamlı bir değişim göstermemiştir. Örneklerin pH'ı 30. saklama gününe kadar 6,00'den (kontrol) 5,56'ya (AY22.5) düşmüştür; bu durum, ortamın hafif asitlendiğini göstermektedir ve mikrobiyolojik stabilite ile ilişkisini doğrulamak için ilave mikrobiyolojik analizlere ihtiyaç vardır. Renk açısından önemli değişiklikler gözlemlendi. Açıklık göstergesi (L*) ayva miktarının artmasıyla azalmış (30. gün: kontrol — 50,33; AY22.5 — 46,88), bu da ürünün koyulaştığını göstermiştir. Kırmızılık (a*) ve sarılık (b*) değerleri azalmıştır (a*: 4,87'den 4.01'e; b*: 13,76'dan 13.03'e), bu durum ayvada bulunan doğal pigmentler ve fenolik bileşikler nedeniyle rengin koyulaşmasıyla ilişkili olabilir. Sonuç olarak, ısıl işlem görmüş tavuk et ürününe %22,5 rendelenmiş ayva ilavesi, antioksidan özelliklerin iyileştirilmesine, lipidlerin oksidatif bozulmasının geciktirilmesine, pH'ın stabilize edilmesine katkıda bulunmuş, ayrıca ürünün görsel parametrelerini etkileyerek, temel besin özelliklerini koruyarak bir ay süreyle tüketilebilmesini mümkün kılmıştır. Bu çalışma, ayvanın et ürünlerinin pastörizasyonunda potansiyeli yüksek doğal fonksiyonel bir bileşen olarak kullanımını göstermesi açısından önemli bulunmuştur.

Alıya Makhmetova
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Fotovoltaik modül verimliliğine termoelektrik etkinin incelenmesi

Dünya genelinde yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte enerjiye olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu artan enerji ihtiyacı büyük ölçüde fosil yakıtlar aracılığıyla karşılanmaktadır. Ancak çevresel etkiler ve iklim değişikliği konusundaki bilinçlenmenin artmasıyla birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarına olan ilgi de giderek büyümektedir. Bu kaynaklar arasında güneş enerjisi, en yaygın kullanılanlardan biridir. Güneş enerjisini kullanılabilir elektrik enerjisine dönüştüren sistemler fotovoltaik sistemler olarak adlandırılır. Bu sistemlerin temel bileşeni, güneş ışığını soğurarak elektrik enerjisine dönüştüren fotovoltaik panellerdir. Fotovoltaik sistemlerin verimli çalışabilmesi için panellerin verimliliği büyük önem taşır. Panel verimliliğini etkileyen en önemli faktörlerden biri de yüzey sıcaklığıdır. Panel yüzey sıcaklığı arttıkça verimlilik düşmektedir. Bu nedenle, verimi artırmak amacıyla çeşitli panel soğutma yöntemleri geliştirilmektedir. Bu çalışmada, termoelektrik modülün soğutma özelliği ile panel yüzey sıcaklığındaki değişim gözlemlenmiş ve bu doğrultuda fotovoltaik panellerin verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Aynı zamanda su ile soğutma yöntemi üzerine çalışmalar yapılmış ve termoelektrik modül ile soğutmaya göre verimin nasıl etkilendiği incelenmiştir.

Gamze Moralı Kabaş
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Viskoz sönümleyici eklenen betonarme binaların sismik davranışının zemin yapı etkileşimi dikkate alınarak incelenmesi.

Bu tezin temel amacı, viskoz sönümleyicilerle donatılmış binalarda zemin-yapı etkileşiminin (ZYE) yapısal davranış üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde incelemektir. Yapı-zemin etkileşimi, özellikle sismik etkiler altında yapının tepkisini önemli ölçüde değiştirebilmekte olup, bu etkinin dikkate alınmaması durumunda analizlerde ciddi sapmalar meydana gelebilmektedir. Bu doğrultuda, çalışmada hem sabit tabanlı (rijit zemin varsayımı) hem de etkileşimli (gerçek zemin özelliklerinin tanımlandığı) modeller karşılaştırmalı olarak değerlendirilecektir. Çalışma kapsamında Viskoz sönümleyicilerin sismik enerji sönümleme kapasiteleri, Farklı zemin sınıflarının (örneğin zayıf, orta ve sert zemin) yapısal performans üzerindeki etkileri, ZYE'nin, yapının maksimum yer değiştirme, kat ivmeleri, taban kesme kuvveti gibi dinamik tepkileri üzerindeki rolü, ZYE'nin ihmal edilmesinin, tasarım güvenliği ve mühendislik kararları üzerindeki muhtemel etkileri ayrıntılı olarak analiz edilecektir. Bu tez, yapı tasarımlarında viskoz sönümleyicilerin etkinliğini değerlendirirken zemin-yapı etkileşiminin mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurgulamayı ve bu doğrultuda daha doğru, güvenli ve ekonomik yapı sistemleri geliştirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Moataz Jalal Mohamed Bılal Aldırsı
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

3-boyutlu mınkowskı uzayında lagrangıan ve hamıltonıan mekanik yapıları üzerine

Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, Minkowski uzay-zaman kavramının kısa bir tarihçesi sunulmuş, ardından bu yapının temel geometrik ve fiziksel özellikleri detaylı şekilde incelenmiştir. Devamında, çalışmada kullanılacak olan jet demet yapısı tanıtılmış ve bu yapının matematiksel temelleri oluşturulmuştur, ayrıca jet demetinin anlaşılabilmesi için gerekli tüm geometrik kavram ve yapılar sistematik olarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, birinci bölümde tanımlanan Minkowski jet demeti yapısı üzerinde Lagrange mekanik sistemleri inşa edilmiş, elde edilen diferensiyel denklemler çözülerek ilgili Lagrange enerji denklemleri türetilmiştir. Üçüncü bölümde ise aynı yapı temel alınarak Hamilton mekanik sistemleri kurulmuş ve bu sistemlerden elde edilen diferensiyel denklemler çözülerek Hamilton enerji denklemlerine ulaşılmıştır. Son bölümde ise, mekanik yapılar üzerine yapılan çalışmalardan farklı olarak kinetik ve potansiyel enerji kavramları kullanılarak Lagrange enerji denklemi yeniden elde edilmiş, Hamilton enerji denklemlerinin bu yapı üzerinden doğrudan türetilememesinin matematiksel nedenleri açıklanmıştır. Son olarak yapının daha iyi anlaşılmasını sağlamak amacıyla konuya ilişkin örnek bir uygulamaya yer verilmiştir.

Hatice Nur Koç
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

AHP yöntemiyle kent içi yol ağlarında kavşak tür seçimi

Kavşaklar, farklı yönlerden gelen trafik akışlarının birleştiği, ayrıldığı (örüldüğü) veya kesiştiği ulaşım ağlarının kritik noktalarıdır. Kent içi trafiğinin giderek daha karmaşık hale gelmesi ve artan yoğunluk seviyeleri nedeniyle, kavşaklarla ilgili sorunlar ulaşım plancıları ve mühendisleri için önemli bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Kavşak tasarımının temel amacı, kavşak alanındaki çatışma noktalarını ortadan kaldırarak veya stratejik olarak uzaklaştırarak hem yaya hem de araç güvenliğini artırmaktır. İyi tasarlanmış bir kavşak, yalnızca trafik gecikmelerini en aza indirmek ve güvenliği artırmakla kalmayıp, aynı zamanda trafik kapasitesini optimize etmeli ve yakıt tüketimi ile emisyon gibi çevresel etkileri azaltmalıdır. Uygun kavşak türünün seçimi, birden fazla faktörü içeren karmaşık bir karar verme sürecidir. Trafik gecikmesi, güvenlik performansı, kapasite, inşaat ve işletme maliyetleri ile çevresel etkiler gibi kriterlerin dikkatlice analiz edilmesi gerekmektedir. Ancak, bu kriterler bağımsız olarak değerlendirildiğinde, çelişkili sonuçlar ortaya çıkabilir ve bu durum tasarım aşamasında kapsamlı ve objektif bir sonuca ulaşmayı zorlaştırabilir. Bu sorunun üstesinden gelmek için, bu çalışmada çok ölçütlü karar verme (MCDM) yöntemleri kullanılarak farklı kavşak alternatiflerinin sistematik ve dengeli bir şekilde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, Denizli'deki Üniversite Kavşağı için bir vaka çalışması gerçekleştirilmiş ve trafik verileri toplanarak analiz edilmiştir. Dönel kavşak, sinyalli dönel kavşak, sinyalli kavşak, durak kontrollü kavşak ve köprülü kavşak gibi farklı kavşak türleri Sidra Intersection yazılımı kullanılarak modellenmiştir. Bu modellerden elde edilen trafik gecikmesi, inşaat maliyeti, yakıt tüketimi ve trafik güvenliği göstergeleri gibi veriler Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) yöntemiyle sistematik olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, bu nicel değerlendirmeleri bütünleştirerek işletme verimliliği, güvenlik ve ekonomik uygulanabilirlik arasında denge sağlayan en uygun kavşak türünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Prosesi, Kavşak, Tür seçimi, Çok Ölçütlü Değerlendirme, Karar Destek Sistemi

Cengiz Akçam
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Hazne tasarımı

2000'li yıllardan itibaren artan nüfus, sanayideki teknolojik ilerlemeler ve kentleşmenin hız kazanmasıyla birlikte, insanoğlunun su ve gıdaya olan ihtiyaçları giderek daha kritik bir hal almıştır. Su, sınırlı ve hayati bir kaynak olarak geleceğin ihtiyaçlarını da gözeterek dikkatli yönetilmesi gereken bir değerdir. İklim değişikliğinin etkilerinin günümüzde daha belirgin hale gelmesi ve doğal kaynakların yanlış kullanımı, su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Bu bağlamda, mevcut su kaynaklarının etkin yönetimi ve sürdürülebilirliği, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılamak adına büyük bir önem taşımaktadır. Su kaynakları yönetiminin önemli unsurlarından biri olan barajlar, yüksek maliyetli yapılar olmalarının yanı sıra sulama, taşkın koruma ve enerji üretimi gibi çok yönlü ihtiyaçları karşılamak amacıyla tasarlanmaktadır. Bu süreçte, barajların hazne kapasiteleri genellikle ön tasarım yöntemleriyle belirlenmektedir. Bu çalışma, Çine Adnan Menderes Barajı'nın tasarım sürecinde kullanılan yöntemleri değerlendirmektedir. Ön tasarım aşamasında "eklenik akımlar, eklenik farklar, minimum akımlar, ardışık tepeler yöntemleri" kullanılmıştır. Kesin tasarım aşamasında ise aylık su bütçesi yöntemi, olasılık matris yöntemleri (Moran ve Gould) ve sentetik akım veri setleri temel alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Analizler sonucunda, sadece ölçülen akım verileriyle depolama kapasitesinin bulunması ciddi hatalara neden olabileceği ve sentetik akım veri ile ekstrem koşullar göz önünde bulundurularak tasarım aşamasında ya da işletmedeki barajlarda, alınacak risklere karşılık değerlendirme yapma imkânı sunmaktadır.

Mehmet Pilgir
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk pırasa (allium ampeloprasum L.) genotiplerinden üretilen ginogenik bitkilerin karakterizasyonu ve biyoinformatik açıdan incelenmesi

Allium ampeloprasum ile genotipten ginogenik bitki üretilmiş ve bunlara hangi şartlrın etkilediği belirlenmiştir. Bu türde ginogenesis uyartımına en uygun medyaların %0,22 ginogenik bitkicik üretilen BDSD (2,4-D ve 100 g/l sukroz) ve %0,21 ginogenik bitkicik üretilen BDSA, somatik sürgün uyartımı için en uygun meydanında %5,50 somatik sürgün üretilen BDSC olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar A. ampeloprasum türünde de ginogenesis uyartımı ve somatik sürgün uyartımında medyanın ve genotipin güçlü etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu bitkilerin ginogenik açıdan incelenmesi sonucunda A. ampeloprasum bitkilerin çoğunlukla diploid bir kısmının da tetraploid olduğu göstermiş ve bu genetik özelliğin araştırılması için yöntemler tartışılmıştır. Bu tez çalışmasında yer alan materyallerinin hepsi ginogenesis ve somatik sürgün uyartımına cevap vermişlerdir. Elde edilen veriler yenilebilir Allium türlerinde yapılmak istenen ıslah ve klonal çoğaltım uygulamalarının in vitro düzeyde gerçekleştirilebilmesinin mümkün olduğunu göstermektedir. Bu tez çalışması bu yönüyle ülkemizde yenilebilir Allium biyoteknolojisi ile ilgili ginogenik olarak bitkiler üretilmesi gösterilmiş ve bunların genetik açısından incelenmesi ve ilgili yöntemler ileriye yönelik çalışmaların planlanması açısından tartışılmıştır. Ülkemiz bitki türlerin ekonomik açısından öneme sahip türeler benzer yöntemlerle üretilmesi, bunların genetik ve biyoinformatik açıdan incelenmesinin önemi vurgulanmıştır.

Tuğçe Zehra Mendanoğlu
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Martenzitik paslanmaz çeliklerin kaynak yapılabilirliğinin incelenmesi

Bu çalışmada AISI 420J2 martenzitik paslanmaz çeliğin fiber lazer kaynak yöntemi ile kaynaklanabilirliği ve mekanik özellikleri incelenmiştir. Kullanılan fiber lazer kaynak yönteminin mekanik ve içyapı üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde araştırılmıştır. Kaynaklı bağlantıların içyapısı, optik mikroskop kullanılarak incelenmiştir. AISI 420J2 malzemelere uygulanmış fiber lazer kaynak yöntemi için optimum kaynak parametreleri 1000 W lazer tepe gücü ve kaynak ilerleme hızı 3,77 mm/s olarak bulunmuştur. Deneyler sonucunda farklı parametrelerde birleştirilen malzemelerin temin edildiği şekliyle kaynak bölgesinden koptuğu ve başarılı sonuçların elde edilemediği gözlemlenmiştir. Yapılan literatür taraması sonucunda malzemelere gerilme giderme tavlaması uygulanması gerektiği tespit edilmiştir. Gerilme giderme tavlaması sonucunda numunelere çekme deneyi uygulanmış ve malzemelerin kaynak bölgesinden kopmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun sonucu olarak ısıl işlem yapıldıktan sonra gerilme giderme tavlaması uygulanan numunelerin içyapı sonuçları incelenmiştir. İçyapı incelemesi sonucunda delta ferrit yapıların fazla olmasının bölgesel yumuşamaya sebebiyet vererek esas metalin sertlik miktarlarını düşürdüğü tespit edilmiştir. Ayrıca içyapıda oluşan delta ferrit miktarının yüksek oluşu, soğuk çatlaklara sebebiyet verebilmektedir.

Melik Yavuz Kara
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00