
63
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Deniz anemonlarının genel özellikleri ve Actinia equina türünün kültüre alınması
Deniz akvaryumu sektöründe sistem kurulumundan sonra en önemli giderler akvaryum canlıları ve yem maliyetleridir. Deniz anemonları, akvaryum canlıları arasında ekonomik öneme sahip canlılardır. Bu canlıların büyüme ve üremeleri ile ilgili elde edilecek veriler, kaliteli, ekonomik ve yeterli miktarda üretimine olanak sağlayacaktır. İthal olarak gelen deniz anemonları yerine Türkiye'de bulunan deniz anemonu türlerinin yetiştiriciliğinin yapılması, ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır. Yapılan çalışmada, akvaryum koşullarında deniz anemonlarının kültüre alınması hedeflenmiştir. Sinop Akliman kıyılarından toplanan Actinia equina türü deniz anemonları 100x50x40 cm boyutlarındaki akvaryumlara yerleştirilmiştir. Akvaryumlardaki deniz suyu anemonların toplandığı bölgelerden temin edilmiştir. Akvaryumlarda dalga motoru, protein skimmer, akvaryum su soğutucusu, dijital termometre ve aydınlatma kullanılmıştır. Akvaryum su sıcaklığı 19 ̊C - 20 ̊C aralığında sabit tutulmuştur. Deniz anemonları, her akvaryuma 18'er adet olacak şekilde petri kapları üzerine rastgele yerleştirilmiştir. Deniz anemonlarının kültür ortamına adaptasyonu 1 ay sonra sağlanmıştır. Deniz anemonlarının beslenmeleri toprak solucanı, balık parçaları, Artemia spp. ve pelet yem ile yapılmıştır. Deniz anemonlarının beslenme ve üreme davranışları incelenmiştir. Çalışma sonucunda Actinia equina deniz anemonlarından yavru alımı gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Deniz anemonu, Kültüre alma, Besleme, Akvaryum, Üretim, Actinia equina
Deniz Ağ Kafes Sistemli Avrupa Deniz Levreği (Dicentrarchus labrax) yetiştiricilik tesisinde iş sağlığı ve güvenliği yönetim sisteminin uygulanması
Bu çalışmanın amacı ticari bir deniz ağ kafes sistemli Avrupa deniz levreği (Dicentrarchus labrax) yetiştiricilik tesisinde, iş sağlığı ve güvenliği açısından ortaya çıkabilecek olası tehlike ve riskleri belirlemek, bu tehlike ve riskleri analiz ederek, kabul edilebilir seviyelerde tutabilmek amacıyla alınması gereken önlemleri belirlemektir. Uygulama alanı olarak ticari bir deniz ağ kafes sistemli Avrupa deniz levreği yetiştiricilik tesisi seçilmiştir. Risk analizi çalışmasında, L tipi Matris Metodu kullanılmıştır. Bu çalışma sonucunda tehlike ve riskler; karasal, denizel ve nakil üniteleri için ayrı ayrı tespit edilmiş, risk seviyelerinin kabul edilebilir seviyelere gelebilmesi için gerekli önlemler belirlenmiştir. Çalışma kapsamında toplam 33 adet tehlike tespit edilmiştir. İşletmede tolere edilemez ve katlanılabilir risk seviyesinde tehlike tespit edilmemiş, 16 tehlikenin önemli risk seviyesinde olduğu, 17 tehlikenin ise dikkate değer risk seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Bu risk seviyelerinin anlamsız risk seviyesine ve tolere edilebilir risk seviyesine düşürülebilmesi için alınabilecek önlemler konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunulmuştur.
Tıbbi sülük (Hirudo verbana Carena, 1820)'ün akvaryum koşullarında kültüre alınması üzerine bir araştırma
Bu çalışmada, ekonomik değeri yüksek ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan tıbbi sülüğün (Hirudo verbana) akvaryum koşullarında yetiştiricilik olanakları araştırılmıştır. Beş ay süren çalışmada, iki farklı kültür ortamı seçilmiştir. Kültür 1 (TS)'de sülükler 10 cm yüksekliğinde ve % 40 nem oranında hindistan cevizi torfu bulunan akvaryumlarda, kültür 2 (YS)'de içinde su ve yüzer materyal (strafor) bulunan ortamda yetiştirilmişlerdir. Deneme süresince ortam sıcaklığı ortalama 21.68±0.2 °C, nem %39.60±0.40, ışık şiddeti ise gün boyunca %10 (low) ile %20 (low) arasında belirlenmiştir. Denemede, başlangıç ağırlıkları ortalama TS grubu için 3.21±0.04 g ve YS grubu için 3.25±0.01 g olan anaçlar 3 tekerrürlü ve her bir tekerrür için 16 adet anaç olacak şekilde deneme akvaryumlarına yerleştirilmiştir. Deneme sonunda, su ve yüzer materyal kullanılan YS grubunda herhangi bir kokon üretimi tespit edilememiştir. Buna karşılık TS grubunda kokon üretimi gözlenmiştir. TS grubundan toplam 58 adet kokon toplanmıştır. Toplanan bu kokonlardan 164 adet yavru alınmıştır. Kokonların ortalama ağırlık, boy ve en ölçümleri sırasıyla 0.06±0.01 g, 1.38±0.04 cm ve 0.82±0.02 cm'dir. Yavru ağırlıkları ortalama 0.028±0.001 g olarak kaydedilmiştir. Deneme sonunda anaç sülüklerin ölüm oranı ise TS grubunda %16.67, YS grubunda %41.67 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, sülüklerin yaşama oranlarına ve üremelerine bakılarak hindistan cevizi torfu bulunan kültür ortamının üretim için daha uygun olduğu belirlenmiştir
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yetiştiriciliğinde immünostimulant olarak yeşil çayın (Camellia sinensis) kullanım olanakları
Bu çalışma, yeşil çay yaprağının (Camellia sinensis) gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yemlerine eklenmesinin büyüme performansı, yem değerlendirmesi, vücut kompozisyonu, hematolojik parametreler ile kan serumu biyokimyasal ve immün parametreler üzerine etkisini belirlemek için yürütülmüştür. Ortalama ağırlıkları 40,4±0,01 g olan 546 adet balık 7 gruba 3 tekerrürlü olarak yerleştirilmiştir. Balıklar, ortalama %5,3±0,04 epigallokateşin galat-3-gallat (EGCG) içeren kurutulmuş yeşil çay yaprağı (YÇY) %0 (kontrol/yem 1), %0,25 (yem 2), %0,5 (yem 3), %1 (yem 4), %2 (yem 5), %3 (yem 6) oranında eklenerek hazırlanan yemlerle ve ortalama %6,5±0,07 oranında EGCG içeren yeşil çay toz atığı (YÇYA) %1 (yem 7) oranında eklenerek hazırlanan yemle 60 gün beslenmişlerdir. Deneme sonunda, canlı ağırlıkları artışı (CAA), spesifik büyüme oranı (SGR), protein tüketimi (PT), protein değerlendirme oranı (PDR) ve görünür net protein tutma oranı (ANPR) tüm gruplarda kontrol grubu ile benzer (P > 0,05) bulunmuştur. Yem 6 ile beslenen grupta CAA, SGR ve PDR kontrol grubuna göre daha düşük (P < 0,05), yem değerlendirme sayısı (FCR) ise daha yüksek bulunmuştur (P < 0,05). Balıketi ve karaciğerde ham yağ içeriği tüm gruplarda kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (P < 0,05). Deneme yemleriyle beslenen gruplarda kan serumu parametreleri: toplam protein (TP), albumin (ALB), globulin (GLB), glikoz (GLU), kolesterol (CHO) ve trigliserid (TRIG) ile kan serumu immün parametreleri: lizozim aktivitesi (LYZ), myleperoksidaz aktivitesi (MPO) ve toplam immunoglobulin (IG) deneme sonunda kontrol grubuna göre önemli bir değişiklik göstermemiştir (P > 0,05). Hematolojik parametrelerden beyaz kan hücresi değerleri (WBC); yem 4, yem 5 ve yem 6 ile kırmızı kan hücresi (RBC) değerleri ise yem 5 ve yem 6 ile beslenen gruplarda kontrol grubundan daha düşük (P < 0,05) bulunmuştur. Bu sonuçlar, istatistiki olarak farklı olamamakla beraber (%3 grubu hariç) gökkuşağı alabalığı yemlerine farklı oranlarda YÇY eklenmesinin (özellikle %0,5 seviyesinde) büyüme performansı ve yem değerlendirmeyi iyileştirdiğini, %1 oranında YÇYA ve yüksek oranda YÇY eklenmesinin (örneğin %3) ise hipo-lipidemik etkiye (yağ düşürücü etki) neden olduğunu göstermiştir.
Sinop kıyılarından yakalanan Liza saliens türü kefal balığının metazoan parazit faunasının belirlenmesi
Dünya'nın birçok bölgesinde bulunan ve ülkemiz denizlerinde de dağılım gösteren Liza saliens (Risso, 1810) ekonomik öneme sahip olan bir kefal balığı türüdür. Bu araştırmada, Karadeniz'in Sinop kıyılarından Eylül 2015 – Ağustos 2016 tarihleri arasında yakalanan kefal balığının parazit faunasını belirlemek amacıyla 165 adet kefal balığının iç (böbrek, safra kesesi, üriner kese, mide, bağırsak, karaciğer, gonad) ve dış organları (solungaçlar, yüzgeçler ve vücut yüzeyi) mikroskobik olarak Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Parazitoloji Laboratuvarında incelenerek, 5 filuma ait (Platyhelminthes, Acanthocephala, Arthropoda, Cnidaria, Nematoda) 11 tür (Schikhobalotrema sparisomae, Saccocoelium tensum, Saccocoelium obesum, Ligophorus cephali, Solostamenides mugilis, Neoechinorhynchus (Hebesoma) agilis, Ergasilus lizae, Myxobolus parvus, Myxobolus sp., Sphaerospora mugilis, Hysterothylacium aduncum) parazitin varlığı belirlenmiştir. Tanımlanan parazitlerin mikrohabitatları, enfeksiyon oranları, enfekte balık başına ortalama parazit sayıları ve incelenen balık başına ortalama parazit sayıları hesaplanarak, istatistiki analizleri yapılarak, elde edilen bulgular tablo ve şekillerle verilmiştir. Buna göre, incelenen kefal balığında genel enfeksiyon oranı, enfekte balık başına ortalama ve incelenen balık başına ortalama parazit sayıları güven aralıklarıyla beraber sırasıyla; %65.5 (57.9–72.4), 26.2 (20.1–36.0) ve 17.2 (12.6–23.3) olarak belirlenmiştir. En yüksek enfeksiyon oranı monogen L. cephali türünde saptanırken, bu türü sırasıyla Myxosporea'lara dahil bir tür olan M. parvus ve ardından da Digenea-grubu izlemiştir, Diğer türler ise inceleme süresince daha az oranlarda tespit edilmiştir. Maksimum enfekte balık başına ortalama ve incelenen balık başına ortalama parazit sayılarına dair değerler L. cephali türüne ait iken, bu türü bir kopepod olan E. lizae ve bir nematod olan H. aduncum izlemiştir. Mevsimsel dağılımlarına göre en yüksek enfeksiyon oranları, Digenea-grubu, N. (H) agilis ve H. aduncum için ilkbaharda, L. cephali türü için kış ve M. parvus ile Myxobolus sp. türleri için ise sonbahar mevsiminde belirlenmiştir. Ergasilus lizae, Sp. mugilis ve So. mugilis türleri örnekleme döneminde yalnızca bir mevsimde tespit edilmiştir. Mevsimsel enfeksiyon oranları arasındaki farklılıklar incelendiğinde; Digenea-grubu, L. cephali ve N. (H) agilis türlerine ait değerlerde istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunurken, diğer parazit türlerinde ise mevsimler arasında anlamlı bir fark bulunmadı. Cinsiyet dağılımlarına göre; Digenea-grubu, E. lizae ve M. parvus türü parazitler dişi balıklarda daha yüksek enfeksiyon oranlarına sahip iken; L. cephali N. (H) agilis, Myxobolus sp. ve H. aduncum türü parazitlerin de erkek balıklarda daha yüksek enfeksiyon oranına sahip oldukları tespit edilmiştir. Ligophorus cephali türüne ait balık cinsiyetine göre belirlenen enfeksiyon oranları arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak önemli bulunurken, diğer parazit türlerinin enfeksiyon oranları ile enfekte/incelenen balık başına ortalama sayılarının balık cinsiyetine göre anlamlı bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Bu araştırma ile ülkemizin Karadeniz kıyılarından yakalanan Liza saliens türü kefal balığı ilk defa paraziter yönden oldukça detaylı bir incelemeye tabi tutulmuş olup, elde edilen bulguların tamamının, bu balık türünün kültüre alınmasına yönelik ileride yapılacak çalışmalarda karşılaşılması muhtemel paraziter hastalıkların önceden belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınmasına yönelik stratejilerin geliştirilebilmesi açısından oldukça önemli olduğu düşünülmektedir. Ayrıca, bu çalışmaya benzer şekilde kurgulanacak olan diğer parazitolojik araştırmalar açısından da önemli bir kaynak olacağı öngörülmektedir. Anahtar: Kefal balığı, Liza saliens, parazit faunası, Karadeniz
Farklı fitoplankton türleri (Nannochloropsis Oculata ve Chlorella Sp.) ile beslenen rotiferin (Brachionus plicatilis) farklı tuzluluk oranlarında büyüme ve biyokimyasal yapısının karşılaştırılması
Bu çalışmada, rotifer Brachinnus plicatilis'in populasyon artışı ve biyokimyasal analiz kompozisyonu üzerine üç farklı tuzluluk oranlarında (‰17- ‰28- ‰40) iki farklı mikroalg (Nannochloropsis oculata ve Chlorella sp) ile beslenmesinin etkisi belirlenmiştir. Çalışma 27.0±0.5°C sıcaklık, 7.4±0.5 pH ve 8.3–14.6 mg/l O2 değerlerine sahip kültür koşullarında denenmiştir. Denemelerin başlangıcında 15L'lik kültür kaplarına 7 L çalışma hacminde başlangıç yoğunluğu 750 rot/ml olacak şekilde her bir besin ortamına konulmuş ve 5 gün boyunca birey sayısı belirlenmiştir. Rotifer kültüründe maksimum birey sayısı 2014.88±10.45 rot/ml olarak ‰ 28 tuzlukluk oranında Nannochloropsis oculata ile beslenenlerde saptanmıştır. Çalışmada 6 grup arasında rotiferlerin ham yağ değerlerinde önemli bir fark tespit edilmemiştir (p>0.05). Ham protein değerinde gruplar arasında istatistiki açıdan değerlendirildiğinde bazı gruplarda farkın önemli olduğu (p˂0.05) belirlenmiştir. En yüksek EPA değeri ‰17 tuzluluk oranında Nannochloropsis oculata ile beslenen grupta belirlenmiştir. DHA değeri en yüksek ‰40 tuzluluk oranında Chlorella sp. ile beslenen grupta bulunmuştur. En yüksek PUFA değeri ‰28 tuzluluk oranında Chlorella sp. ile beslenen grupta bulunmuştur.
Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) yeminde kanola ve aspir yağı kullanımının büyüme performansı ve yağ asidi kompozisyonu üzerine etkisi
Bu çalışmada, Karadeniz alabalığı (Salmo trutta labrax) yeminde balık yağı yerine aspir yağı ve kanola yağı kullanımının büyüme performansı ve yağ asidi kompozisyonu üzerine etkisi incelenmiştir. Ortalama ağırlığı 30.22±0.19 g olan 525 adet Karadeniz alabalığının kullanıldığı çalışma 90 gün sürmüştür. Denemede, % 100 balık yağı (BY), % 100 aspir yağı (AY), % 100 kanola yağı (KY), % 50-50 balık yağı-aspir yağı (BY-AY), % 50-50 balık yağı-kanola yağı (BY-KY), % 50-50 aspir yağı-kanola yağı (AY-KY) ve balık-aspir-kanola yağı (BY-AY-KY) içeren 7 farklı yem kullanılmıştır. Deneme sonunda yapılan istatistiksel analiz sonuçlarına göre, spesifik büyüme oranı, oransal büyüme oranı, yem değerlendirme oranı, termal büyüme kat sayısı ve balık etindeki ham protein değeri bakımından gruplar arasında önemli fark olmadığı (p>0.05), ancak net protein verimliliği, viserosomatik indeks, hepatosomatik indeks ve balık etindeki ham yağ değeri bakımından önemli fark olduğu (p<0.05) tespit edilmiştir. Balık etindeki en yüksek linoleik asit miktarı AY grubunda (% 36.32±0.01), en yüksek linolenik (% 3.05±0.01) ve oleik asit miktarı (% 48.57±0.02) KY grubunda, en yüksek EPA (% 2.26±0.01), DHA (% 7.10±0.03) değerleri ise BY grubunda elde edilmiştir (p<0.05). Ayrıca en yüksek ΣSFA miktarı (% 23.51±0.04) BY-AY grubunda, en yüksek ΣMUFA miktarı (%52.83±0.06) KY grubunda, en yüksek ΣPUFA miktarı (% 41.82±0.03) AY grubunda, en yüksek Σomega-3 miktarı (% 11.39±0.08) BY grubunda, en yüksek Σomega-6 miktarı (% 38.48±0.03) ise AY grubunda tespit edilmiş ve gruplar arasındaki farklar istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, Karadeniz alabalığı yeminde balık yağının tamamı ya da bir kısmı yerine aspir ve kanola yağı kullanımının büyüme performansı ve yem değerlendirme üzerine önemli bir etkisinin olmadığı, ancak yemlerdeki yağ asidi kompozisyonunun balık etine yansıyarak önemli değişikliklere neden olduğu tespit edilmiştir.
Orta Karadeniz bölgesinde ağ kafeslerde çipuranın (Sparus aurata L., 1758) büyüme performansı ve et kalite değerlerinin belirlenmesi
Çalışmada, su ürünleri sektöründe önemli bir tür olan çipura balığının, Orta Karadeniz Bölgesi'nde kafese konulduğu tarihten hasat tarihine kadar büyüme ve yem değerlendirme performansları ile biyokimyasal, yağ asitleri ve amino asit kompozisyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Temmuz 2015-Ekim 2016 tarihleri arasında, özel bir işletmenin kafes sistemlerinde yürütülmüştür. Balıklar, aylık olarak, rastgele örnekleme metoduna göre kafesten alınmıştır. Biyometrik ölçümleri yapıldıktan sonra, biyometrik indeksleri hesaplanmış ve biyokimyasal analizleri yapılmıştır. Araştırmada, 5.90±0.02 cm boy ve 2.44±0.03 g başlangıç ağırlığına sahip çipura balığı 15 aylık süreç sonunda 29.55±0.20 cm boy ve 474.60±8.64 g ağırlığa ulaşmıştır. Çalışma sonunda çipura balıklarının Yaşama Oranı ortalama % 94.26±0.60 olarak tespit edilmiştir. Araştırmada, balıkların ortalama Canlı Ağırlık Artışı 33.73±9.47 g; ortalama Spesifik Büyüme Oranı % 0.92±0.30, ortalama Termal Büyüme Oranı % 0.02±0; ortalama Yem Dönüşüm Oranı 1.45±0.05 olarak belirlenmiştir. Çalışma sonunda balıkların Ham Protein değeri % 21.07±0.06, Ham Yağ değeri % 11.82±0.17, Kuru Madde değeri % 34.37±0.35 ve Ham Kül değeri % 3.64±0.17 olarak belirlenmiştir. Çalışma boyunca balıkların Toplam Esansiyel Amino Asit miktarları (7.80±0.00-11.22±0.02 g/100g, p<0.05), Toplam Esansiyel Olmayan Amino Asit miktarları (8.19±0.00 -9.94±0.01 g/100 g, p<0.05) ve EAA/NEAA oranları (1.01±0.00-1.18±0.01, p<0.05) arasındaki farkların önemli olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonunda balıkların Toplam Doymuş Yağ Asitleri miktarı % 22.94±0.01; Toplam Tekli Doymamış Yağ Asitleri miktarı % 32.77±0.02 ve Toplam Çoklu Doymamış Yağ Asitleri miktarı % 35.90±0.04 olarak belirlenmiştir (p<0.05).
Yeme ilave edilen karayemiş (Laurocerasus officinalis Roem.) yaprağı ekstraktının yüksek sıcaklıkla oksidatif stres oluşturulan gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) yaşama oranı, büyüme performansı ile bazı antioksidan enzimler üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, yüksek sıcaklıkla oksidatif strese maruz bırakılan gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss), karayemiş yaprağı (Laurocerasus officinalis) ekstraktının büyüme parametreleri, yaşama oranı ve bazı antioksidan enzimler (süperoksit dismutaz, katalaz ve glutatyon peroksidaz) üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, biri ön çalışma olmak üzere toplam dört çalışma yürütülmüştür. Ön çalışmada yeme çeşitli konsantrasyonlarda (1, 5, 10 ve 15 g ekstrakt/kg) katılan karayemiş yaprağı ekstraktının büyüme, yaşama oranı, kanda ve solungaçta antioksidan enzimler üzerine etkileri incelenerek, uygun karayemiş yaprağı ekstraktı konsantrasyonu 15 g/kg yem olarak belirlenmiştir. Akvaryum ortamında yürütülen 2. çalışmada, 15, 19 ve 21oC olmak üzere 3 sıcaklık uygulaması ile oksidatif stres oluşturulan jüvenil gökkuşağı alabalığında 15 g/kg konsantrasyonunda yeme ilave edilen karayemiş yaprağı ekstraktının 15 oC'de büyümeyi gerilettiği ancak 21 oC'de olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca 19 ve 21oC'de karayemiş ilaveli yemle beslenen gruplarda, yaşama oranının kontrol gruplarına göre önemli oranda arttığı belirlenmiştir (p<0.05). Enzim analizleri bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Ticari yetiştiricilik ortamında yürütülen 3. çalışmada, 5 g/kg konsantrasyonda yeme katılan karayemişin büyüme parametreleri, yaşama oranı ve katalaz enzim aktivitesine olan etkileri incelenmiş ancak bu konsantrasyonda yeme ilave edilen karayemişin incelenen parametreler üzerine istatistiksel olarak önemli bir etkisi olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Son olarak, akvaryum ortamında yürütülen 4. çalışmada, yüksek sıcaklıkla (21oC) strese maruz bırakılan jüvenil gökkuşağı alabalıklarında çeşitli konsantrasyonlarda (0, 1, 2.5, 5, 10 ve 15 g ekstrakt/kg) karayemiş yaprağı ekstraktı ilavesinin, yem değerlendirme sayısı ve yaşama oranını önemli oranda arttırdığı tespit edilmiştir (p<0.05). Anahtar kelimeler: Karayemiş, Oksidatif stres, Gökkuşağı alabalığı, Yaşama oranı, Büyüme, Antioksidan enzim
Triiyodotironin (T3) ve tiroksin (T4) hormonlarının ahli çiklitin (Sciaenochromis ahli Trewavas, 1935) üreme özellikleri üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışma ile Triiyodotironin (T3) ve Tiroksin (T4) hormon ilaveli yemle beslenen damızlık balıkların, üreme özellikleri üzerinde oluşan farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma iki ayrı denemeden oluşmuştur. Her deneme 6 grup halinde yürütülmüş olup her biri için yeme toplam 5 mg hormon uygulaması yapılacak şekilde farklı oranlarda T3 ve T4 hormonu ilave edilerek gerçekleştirilmiştir. Her grup 3 tekerrürlü olacak şekilde planlanmış ve I. deneme 1 ay, II. deneme ise 6 ay süre ile yürütülmüştür. I. deneme sonunda ahli çiklitlerde; büyüme performansı incelendiğinde gruplar arasında herhangi bir farklılık saptanmamıştır (P>0.05). Dişilerde T3 miktarında, ilk 15. günde fark edilir bir artış gözlenirken, 30. günde azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Dişi ve erkek bireylerde 15. ve 30. gün en düşük TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) miktarı, yüksek miktarda T4 içeren yemle beslenen gruplarda bulunmuştur. II. deneme sonunda; en erken hormona cevap verme süresinin ortalama 57 gün ile C grubunda olduğu belirlenmiştir. Besin kesesini tüketmiş toplam yavru sayısı 32 yavru ile en az C ve E gruplarında iken en fazla yavru sayısı 43 yavru ile K grubundadır. 30. gün en az yavru sayısı toplam 21 yavru ile D grubunda iken en fazla yavru sayısı ise toplam 41 yavru ile K grubundadır. Yavruların besin kesesini tükettikten sonraki 30. gün yaşama oranlarına bakıldığında en yüksek yaşama %95,69 ile kontrol grubunda, en düşük yaşama oranı ise %50,00 ile D grubundadır. Besin kesesini tüketmiş yavru ağrılığı 0,028±0,000 g ile en yüksek E grubunda, 0,020±0,000 g ile en düşük B grubunda bulunmuştur. 30. gün yavru ağrılığı 0,035±0,001 g ile en yüksek C grubunda iken 0,023±0,000 g ile en düşük D grubunda tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışmada kullanılan iki hormonun da bu balık için olumlu ve olumsuz etkileri olduğu belirlenmiş olup, hormona cevap verme süresi, TSH salgısını azaltma ve yavru büyüme performansında T4 hormon uygulamasının bu tür için uygun olduğu belirlenmiştir.
Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan bazı balık türlerindeki Digenea (Trematoda) parazit faunasının belirlenmesi
Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan bazı balıkların digenea parazit faunasını belirlemek amacıyla Haziran 2015-Mayıs 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu araştırmada, yakalanan balıklarda belirlenen digenea parazit türleri, mikrohabitatları, enfeksiyon değerleri, konak-parazit ilişkileri ile ilgili veriler ayrıntılı olarak sunulmuştur. Araştırmada, 21 farklı aileye ait 26 balık türü (Engraulis engrasicolus, Trachurus trachurus, Sarda sarda, Mullus barbatus, Belone belone, Scorpaena porcus, Spicara smaris, Diplodus annularis, Solea solea, Chelidonichthys lucerna, Alosa immaculata, Neogobius melanostomus, Mesogobius batrachocephalus, Zosterisessor ophiocephalus, Gobius niger, Gaidropsarus mediterraneus, Ophidion rochei, Uranoscopus scaber, Trachinus draco, Symphodus cinereus, Symphodus tinca, Symphodus roissali, Parablennius sanguinolentus, Raja clavata, Arnoglossus laterna ve Squalus acanthias) incelenmiştir. Araştırma süresince 20 balık türünde; Opecoelidae, Cryptogonimidae, Heterophyidae, Derogenidae, Monorchiidae, Acanthocolpidae, Hemiuridae, Bucephalidae, Faustulidae, Gorgoderidae, Lecithasteridae, Fellodistomidae, Lepocreadiidae olmak üzere toplam 13 aileye ait 31 digenea parazit türü tanımlanmıştır. Bu türlerden; Peracreadium genu, Cainocreadium dentecis, Condylocotyla pilodora, Monorchis monorchis, Magnibursatus blennii, Magnibursatus bartolii digenea parazit türleri hem ülkemiz hem Karadeniz parazit faunası için yeni kayıtlardır. Ayrıca Rhipidocotyle genovi, Pseudobacciger harengulae, Phyllodistomum acceptum, Phyllodistomum crenilabri, Proctoeces maculatus ilk kez ülkemizde bu araştırma ile raporlanmaktadır. Tanımlanan türlerden Helicometra fasciata digenea parazitinin 9 farklı balık türünü enfekte ettiği ve en geniş konak dağılımına sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmada G. mediterraneus balığının diğer incelenen balık türlerine göre daha fazla digenea parazit türü (8 adet) ile enfekte olduğu belirlenmiştir. Digenea parazitlerin morfolojik yapılarının ayrıntılı olarak incelenmesinde Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) kullanılmıştır. Bu araştırma ile Türkiye'nin Karadeniz kıyılarından yakalanan farklı balık türlerindeki digenea parazitlerin konak balıklardaki dağılımı ve morfolojilerinin belirlenmesi ilk defa detaylı olarak çalışılmıştır. Bu araştırmada elde edilen bulgular bölgenin digenea parazit faunasının belirlenmesinde ve yapılacak diğer araştırmaların temeli olma potansiyeline sahiptir. Anahtar kelimeler: Parazit, Trematod, Digenea, Fauna, Deniz balıkları, Karadeniz, Sinop
Yeşil kaplan karidesi (Penaeus semisulcatus De Haan, 1844)'nin yemlerinde alternatif hammadde kaynakları kullanımının araştırılması
Bu çalışmanın amacı doğal sularımızda bulunan yeşil kaplan karidesinin (Penaeus semisulcatus) beslenmesinde alternatif yerli hammadde kaynakları [tavuk unu (TU), soya unu (SYU), mısır glüteni (MGU), yer fıstığı (YFU) ve fındık küspesi (FKU)] kullanılarak ekonomik ve hidrostabiltesi yüksek karides yem formulasyonlarının geliştirilmesidir. Bu amaçla yedi farklı rasyon [BU, %10BU+TU, %10BU+MİKS1, %10BU+MİKS2, MİKS1(SYU+MGU+YFU+FKU), MİKS2 (SYU+MGU) ve TU+MİKS2] hazırlanmış ve sekiz haftalık besleme çalışmasının sonunda karideslerde büyüme, yem tüketimi ve sindirim performanslarının yanı sıra et dokuda temel besin bileşenleri, yağ asitleri ve aminoasit kompozisyonunda meydana gelen değişimler incelenmiştir. Ayrıca, bu çalışmada dokuz farklı bağlayıcı maddenin (sodyum bentonit, kalsiyum bentonit, sodyum alginat, karboksimetil selüloz, guar gam, pektin, kitozan, karregenan ve sodyum hekzametafosfoat) karides yemlerinin hidrostabilitesi üzerine etkileri de araştırılmıştır. Çalışma sonunda alternatif bitkisel protein kaynakları ilave edilen yemlerle beslenen grupların büyüme performansı değerleri kontrol (BU) grubu ile benzer bulunmuştur. SU+MGU karışımı (MİKS2) ve özellikle %10 BU+MİKS2 yemleri karideslerde yüksek yaşama oranı ve büyüme sağlamıştır (P<0.05). Kas doku EPA değerleri gruplar arasında %9.92 ile %10.54 arasında (P<0.05) ve DHA değerleri ise %13.78 ile %19.31 arasında (P<0.05) farklılıklar göstermiş olmakla birlikte, genel olarak HUFA'ların kas dokuda yüksek seviyelerde bulundukları tespit edilmiştir. MİKS1 yemleriyle beslenen gruplarda besin madde sindirilebilirliklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Penaeus semisulcatus için BU'nun rasyonlardan çıkartılabileceği, ancak cezbedicilik ve besinsel denge açısından, yeme %10 seviyesinde eklenmesinin daha uygun olabileceği görülmüştür. BU yerine alternatif hammaddelerin kullanımı yem maliyetini %18.42-29.82 düzeyinde azalttığı belirlenmiştir. Çalışmada gerçekleştirilen hidrostabilite testlerinde, kuru madde/protein kayıpları ve ekonomik göstergeler açısından en başarılı bağlayıcılardan birisi olarak buğday glüteni ön plana çıkmıştır.
Bazı kemikli balıkları enfekte eden miksozoa parazitlerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi
Karadeniz'in Sinop kıyılarında gerçekleştirilen bu tez çalışmasında bazı kemikli balıkları enfekte eden miksozoa parazit türlerinin morfolojik ve moleküler yöntemlerle belirlenmesi ve filogenetik ilişkilerinin ortaya çıkarılması amacıyla Eylül 2015- Ağustos 2016 tarihleri arasında 15 balık türüne ait örnekler (Alosa immaculata, Spicara maena, Atherina hepsetus, Diplodus annularis, Trachurus trachurus, Neogobius melanostomus, Gobius niger, Gaidropsarus mediterraneus, Scorpaena porcus, Solea solea, Parablennius tentacularis, Parablennius sanguinolentus, Sarda sarda, Engraulis engrasicolus ve Symphodus cinereus) miksozoa parazitleri yönünden incelemeye tabi tutuldu. İncelenen balık türlerinden 13 tanesinde toplamda 16 parazit türü morfolojik olarak tanımlandı. Bu balıkların enfekte olan dokularındaki miksozoa parazitlerinin enfeksiyon oranları (%) ve yoğunlukları ile varlığı tespit edilen parazit türlerinin tamamında morfolojik ve 5 tür için moleküler düzeydeki tanımlamalar yapıldı. Elde edilen bulgulara göre Kudoa niluferi, K. anatolica ve Ortholinea sp1 türlerinin bilim dünyası için yeni tür kaydı yapıldı. Ayrıca, mevcut literatürde genellikle üriner kese ve nadiren de safra kesesi ve böbrek paraziti olarak bilinen Sinuolinea rebae türünün balık kas dokusunda da bulunduğu ilk kez belirlendi. Bu tez kapsamında ayrıca Ortholinea gobiusi türü parazitin ilk moleküler düzeyli tanımlanması ile Zschokkella iskovi ve Ceratomyxa scorpaeni türü parazitlerin Karadeniz parazit faunasına yeni kaydı sağlandı. Ceratomyxa scorpaeni türüne ait moleküler düzeydeki bulgular Akdeniz'den bildirilen bu türün Karadeniz soy hattı ile olan ilişkilerin tespitine yönelik önemli bulgular içermektedir.
Zebra balığı (Danio rerio, Hamilton 1822) üretimi
Bu çalışmada, Zebra balığı (Danio rerio, Hamilton 1822) anaçlarının üreme öncesi ve sonrası davranışları, üretim koşulları, yumurtaların embriyonik gelişimi ve farklı su sıcaklıklarında larva gelişimi takibi amaçlanmıştır. Çalışmada başlangıç ağırlıkları ortalama 0.43±0.01g olan anaçların 6 aylık çalışma sonunda ortalama 0.62±0.01g'a ulaştıkları belirlenmiştir. Çalışma sonunda anaçların yaşama oranı (YO) %100, canlı ağırlık artışı (CAA) 0.19±0.02g, oransal ağırlık artış oranı (OAA) %49.49±7.71 ve kondisyon faktörü 0.85±0.02 olarak belirlenmiştir. Çalışmada 3 çift anacın üreme davranışı gösterdiği, dişi anaçların ortalama ağırlıkları 0.76±0.0g, erkek anaçların ortalama ağırlıkları 0.37±0.02g olarak belirlenmiş olup elde edilen yumurta sayıları ile anaç ağırlıkları arasında yapılan regresyon analizi sonucunda orta kuvvette bir ilişkinin varlığı belirlenmiştir (R2= 0.45). Çalışmada üç çift anaçtan elde edilen ortalama yumurta çapları 1040.30±7.29, 1100.33±9.04 ve 1077.52±5.72µm olarak belirlenmiş (p<0.05), anaç ağırlıkları ile yumurta çapları arasında düşük kuvvette bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir (R2= 0.27). Çalışmada, başlangıçta ortalama 3869.13±38.45µm uzunluğa sahip larvalar 6 hafta sonrasında ortalama 7134.84±190.49µm uzunluğa ulaşmıştır. Çalışma sonunda, larvaların boyca oransal büyüme oranlarını (BOB) %84.61±5.36 olarak belirlenmiştir. Farklı sıcaklık parametrelerinin (A grubu/ 24.9°C ve B grubu /26.9°C) larva büyüme oranları üzerine etkisinin araştırıldığı çalışmada, başlangıç uzunlukları sırasıyla 4125.37±38.95 ve 4346.06±36.75µm olan larvaların çalışma sonunda 6273.43±226.01 ve 6843.17±106.23µm uzunluğa ulaştığı belirlenmiştir. Çalışmada, sıcaklık farkının zebra balığı larvalarında büyümeyi etkilediği ve 26.9°C'da daha iyi bir büyüme performansı gösterdiği belirlenmiştir(p<0.05).
Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan bazı balık türlerindeki nematod parazit faunasının belirlenmesi
Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan bazı balıkların nematod parazit faunasını belirlemek amacıyla Haziran 2016 - Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu araştırmada, yakalanan balıklarda belirlenen nematod parazit türleri, mikrohabitatları, enfeksiyon değerleri, konak-parazit ilişkileri ile ilgili veriler ayrıntılı olarak sunulmuştur. Araştırmada, 30 balık türü; Engraulis engrasicolus, Trachurus trachurus, Mullus barbatus, Belone belone, Scorpaena porcus, Spicara smaris, Diplodus annularis, Solea solea, Arnoglossus laterna, Chelidonichthys lucerna, Alosa immaculata, Merlangius merlangus, Chelon auratus, Pomatomus saltatrix, Platichthys flesus, Neogobius melanostomus, Mesogobius batrachocephalus, Gobius niger, Gobius cruentatus Gaidropsarus mediterraneus, Ophidion rochei, Uranoscopus scaber, Trachinus draco, Symphodus cinereus, Symphodus tinca, Symphodus roissali, Parablennius sanguinolentus, Serranus scriba, Raja clavata, ve Squalus acanthias incelenmiştir. Araştırma süresince 30 balık türünde; Hysterothylacium aduncum, Hysterothylacium fabri, Philometra saltatrix, Philometra globiceps, Spinitectus tamari, Ascarophis valentina, Ascarophis sp., Capillaria (Procapillaria) gracilis, Capillaria sp., Dichelyne (Cucullanellus) minutus, Contraceacum sp., Johnstonmawsonia sp. olmak üzere toplam 7 aileye ait 12 nematod türü tanımlanmıştır. Bu türlerden; Spinitectus tamari, Capillaria (Procapillaria) gracilis, Johnstonmawsonia sp. nematod parazit türleri ülkemiz parazit faunası için yeni kayıtlardır. Tanımlanan türlerden H. aduncum nematod parazitinin 26 farklı balık türünü enfekte ettiği ve en geniş konak dağılımına sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırmada Gaidropsarus mediterraneus balığının diğer incelenen balık türlerine göre daha fazla nematod parazit türü (6 adet) ile enfekte olduğu belirlenmiştir. Bu araştırma ile Türkiye'nin Karadeniz kıyılarından yakalanan farklı balık türlerindeki nematod parazitlerin morfolojileri ve konak balıklardaki dağılımı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Parazit, Nematoda, Fauna, Deniz balıkları, Karadeniz, Sinop
Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan ekonomik değeri yüksek barbunya balığının (Mullus barbatus Ponticus Essipov, 1927 ) paraziter faunasının belirlenmesi
Bu çalışmada Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan ekonomik değeri yüksek barbunya balığı ( Mullus barbatus ponticus Essipov, 1927 ) 1 yıl boyunca (Temmuz 2012- Haziran 2013) ekto ve endo parazitleri bakımından incelendi. Araştırmada toplam 330 adet Mullus barbatus ponticus balığı incelendi. Araştırmada 3 Ciliophora (Trichodina domerguei, T. ovonucleata, Paratrichodina obliqua), 1 Microsporidia (Loma sp.), 2'si Trematoda (Proctotrema bacilliovatum, Galactosomum lacteum), 3 Cestoda (Progrillotia dasyatidis, Nybelinia sp., Scolex pleuronectis) olmak üzere 5 Platyhelminthes, 6 Nematoda (Hysterothylacium aduncum, Hysterothylacium fabri, Ascarophis valentina, Capillaria sp., Contracaecum sp., Tanımlanmamış larval nematod) ve 1 Acanthocephala (Acanthocephaloides irregularis) olmak üzere toplam 16 farklı parazit türü tanımlanmıştır. Bu türlerden Trichodina ovonucleata, Paratrichodina obliqua, Ascarophis valentina ülkemiz parazit faunası için, Ascarophis valentina ise Karadeniz parazit faunası için yeni kayıtlardır. Trichodina domerguei; Paratrichodina obliqua, Galactosomum lacteum, Acanthocephaloides irregularis Mullus barbatus ponticus balığında ilk kez bu araştırma ile raporlanmaktadır. Ayrıca genellikle Akdeniz havzasında sıklıkla bildirilen Ascarophis valentina nematodu ise Karadeniz'de ilk kez bildirilmektedir. Cins bazında tanımlanmış Loma sp. ve Nybelinia sp. parazitleri ise ülkemiz parazit faunası için yeni tür olma potansiyeline sahip adaylar olarak görülmektedir. İncelenen barbunya balıklarında tespit edilen parazit türlerinin enfestasyon/enfeksiyon oranı (%) ve enfeste/enfekte balık başına ortalama parazit sayısı değerlerinin dağılımı mevsimlere balık boyu ve cinsiyetine göre tespit edildi. Anahtar kelimeler: Mullus barbatus ponticus, Barbunya balığı, Paraziter fauna
Bafra balık göllerinden Tatlı gölü ve Gıcı gölü'ndeki tatlısu ıstakozu (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823)'nun bazı populasyon parametrelerinin belirlenmesi
Çalışmada, Bafra Balık Gölleri'nden Tatlı ve Gıcı Gölleri'ndeki tatlısu ıstakozu (Astacus leptodactylus Eschscholtz, 1823)'nun morfometrik parametreleri, et verimliliği, yumurta verimliliği ile biyokimyasal kompozisyonlarının belirlenmesi, çevresel parametrelerin ölçümü ve karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma Kasım 2018 ile Ekim 2019 tarihleri arasında belirlenen istasyonlarda pinter kullanılarak tatlısu ıstakozlarının aylık olarak avlanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Tatlı Gölü'nden avlanan 242 adet tatlısu ıstakozunun 105 adedi dişi, 137 adedi erkek olarak tespit edilirken, Gıcı Gölü'nde elde edilen 216 adet tatlısu ıstakozunun 87 adedi dişi, 129 adedi ise erkek olarak bulunmuştur ve cinsiyetler arasındaki farkın önemsiz olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Araştırmada Tatlı Gölü'ndeki tatlısu ıstakozlarında ortalama toplam uzunluğu ve ortalama ağırlığı sırasıyla 10.27±0.09 cm ve 33.76±0.88 g olarak tespit edilmiştir. Gıcı Gölü'nde ise, ortalama toplam uzunluk 10.44±0.41 cm ve ortalama ağırlık 37.15±1.91 g olarak tespit edilmiştir. Tatlı Gölü'nden (r=0.90) ve Gıcı Gölü'nden (r=0.91) elde edilen tatlısu ıstakozlarının boy ile ağırlıkları arasında pozitif yönde doğrusal kuvvetli ilişki bulunmuştur. Tatlı ve Gıcı Gölü'nde, dişi ıstakozların abdomenlerinin erkek ıstakozlardan daha geniş olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bununla birlikte, erkek ıstakozların ise kıskaç uzunluğu ve kıskaç genişliğinin daha büyük olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Tatlı Gölü'nden örneklenen yumurtalı ıstakozların bireysel ortalama yumurta sayısının 241.24±11.94 adet, ortalama toplam yumurta ağırlığının 3.22±0.17 g, ortalama birim yumurta ağırlığının 0.013±0.001 g ve ortalama yumurta çapı 2.61±0.02 mm olarak tespit edilmiştir. Bu veriler Gıcı Gölü'nden örneklenen yumurtalı ıstakozlar için ise sırasıyla 245.38±15.87 adet, 3.03±0.19 g, 0.013±0.001 g ve 2.73±0.02 mm olarak belirlenmiştir. Tatlı Gölü'nden elde edilen dişi ve erkek ıstakozlarda toplam et verimi sırasıyla %15.27±0.51 ve %15.13±0.64 olarak bulunurken, Gıcı Gölü'nde elde edilen dişi ve erkek ıstakozlarda ise toplam et verimi, sırasıyla %15.18±0.59 ve %15.51±0.69 olarak belirlenmiştir. Tatlı Gölü'nden elde edilen ıstakozlarda ham protein, ham yağ, ham kül ve nem değerleri sırasıyla %16.10±0.23, %0.59±0.39, %1.60±0.24 ve %81.60±0.26 olarak tespit edilirken, bu değerler Gıcı Gölü'nde elde edilen ıstakozlarda ise sırasıyla %15.49±0.13, %0.61±0.06, %1.57±0.36 ve %82.24±0.19 olarak belirlenmiştir. Çalışma sonunda, Tatlı ve Gıcı Gölleri'ndeki tatlısu ıstakozlarının çevresel ve morfometrik parametreleri, yumurta verimliliği, biyokimyasal kompozisyonları ve et verimliliği göller arasında benzer olduğu belirlenmiştir (p>0.05).
Su ürünlerinde canlı yem olarak beyaz kurt (Enchytraeus sp.) yetiştiriciliği
Bu çalışmada, beyaz kurt (Enchytraeus sp.) türünün su ürünleri yetiştiriciliğinde canlı yem olarak kullanılabilirliği için yetiştiricilik koşullarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Deneme; kültür 1 ve kültür 2 olarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Kültür 1 aşamasında, beyaz kurt türünün yaklaşık 21 °C de 70 günlük deneme sonunda, 10 ergin bireyden; 424 adet ergin ve yavru bireye yükseldiği belirlenmiştir. İkinci deneme (kültür 2) düzeneğinde bir ve ikinci deneme gruplarında kültür toprağı olarak Hindistan cevizi torfu, üçüncü grupta ise Hindistan cevizi torfu ile birlikte zeolit kullanılmıştır. Bir ve üçüncü deneme grubu kontrol yemi ile beslenmiş, ikinci grup ise kontrol yemine %10 oranında zeolit ilave edilen yem ile beslenmiştir. Kültür 2 aşamasında 60 gün süre ile yürütülen araştırmada yaklaşık 24 °C'de 10 adet olan kurt sayısı; Kontrol, Grup 1 ve Grup 2'de sırasıyla 58,67±4,67, 71,67±2,96 ve 134±3,79 olarak belirlenmiştir. Kültür toprağı ile birlikte kullanılan zeolit, sadece hindistan cevizi torfu kullanılan gruplara kıyasla kurt kültüründeki birey sayısında belirgin bir artışa neden olmuştur. Yapılan bu araştırmada, beyaz kurt kültür ortamında kullanılan zeolitin beyaz kurt yetiştiriciliğine kullanımının önerilebileceği belirlenmiştir.
Nil tilapiyası (Oreochromis niloticus) yemlerinde unkurdu (Tenebrio molitor) larva ununun kullanımı
Bu araştırmada, Nil tilapiya (Oreochromis niloticus) yavrularının beslenmesinde Tenebrio molitor larva ununun (%0-TM0, %50-TM50, %75-TM75 ve %100-TM100) farklı oranlarda kullanımının büyüme performansı, yem değerlendirme oranları, biyokimyasal ve yağ asidi kompozisyonu ile sindirim enzimlerine etkisi incelenmiştir. Ortalama 3.57±0.02 g ağırlığındaki balıklar, 12 hafta boyunca hazırlanan deney yemleriyle beslenmiştir. En yüksek ortalama canlı ağırlık TM75 grubunda (21.94±0.35 g) elde edilmiştir. En iyi yem değerlendirme oranı ve spesifik büyüme oranı TM75 grubunda (1.21±0.02 ve 2.60 ± 0.01 g/gün) tespit edilmiştir (p<0.05). HSI ve VSI değerleri gruplar arasında farklılık göstermemiştir (p>0.05). Biyokimyasal analizlerde, TM0 grubunun nem oranı en yüksek bulunmuş (p<0.05), protein oranı TM içeriğine bağlı olarak azalmış, ham yağ ve kül oranları ise değişmemiştir. Balıkların yağ asidi kompozisyonu, yem içeriğini yansıtmış; TM içeren gruplarda SFA oranı düşük, PUFA oranı yüksek bulunmuştur. Özellikle EPA, DHA, araşidonik ve linoleik asit seviyeleri TM gruplarında daha yüksektir. Amino asit analizinde, TAA, TEAA ve TNEAA değerleri TM0 ve TM100 gruplarında daha yüksek, TM50 ve TM75'te ise belirgin şekilde düşük olduğu belirlenmiştir. Sindirim enzim analizlerinde, TM oranı arttıkça alfa-amilaz aktivitesi yükselmiş, TM75 grubunda lipaz, TM50 grubunda pepsin ve TM0-TM100 gruplarında tripsin aktivitesi en yüksek değerlerde bulunmuştur. Sonuç olarak, Tenebrio molitor larva ununun Nil tilapiyası diyetlerinde %75 oranına kadar balık unu yerine kullanımı, büyüme ve sindirim üzerinde olumsuz etki oluşturmamıştır. ANAHTAR KELİMELER: Nil tilapiyası (Oreochromis niloticus), unkurdu, büyüme, enzim aktiviteleri
Karadeniz'in Türkiye kıyılarındaki lüfer balığının, Pomatomus saltatrix (Linnaeus, 1766) metazoan parazit faunasının belirlenmesi
Bu çalışmada Ekim 2023-Ocak 2024 tarihleri arasında Karadeniz'in Sinop kıyılarından yakalanan ekonomik değeri yüksek lüfer balığının (Pomatomus saltatrix) metazoa parazitleri araştırıldı. Araştırmada toplam 91 adet lüfer balığı incelendi. Araştırmada Monogenea (1), Digenea (2), Nematoda (2) ve Isopoda (1) taksonomik gruplarına ait toplam 6 metazoa parazit türü tanımlandı. Bu türler; Microcotyle pomatomi Goto, 1899, Tergestia laticollis (Rudolphi, 1819) Stossich, 1899, Prodistomum polonii (Molin, 1859) Bray & Gibson, 1990, Hysterothylacium aduncum Rudolphi, 1802, Philometra saltatrix Ramachandran, 1973 ve Gnathia sp.'dir. Genel enfeksiyon oranı (%) ve enfekte balık başına ortalama parazit değerleri sırasıyla %86,81 ve 8,37 ± 0,81 parazittir. Philometra saltatrix, %72,53 enfeksiyon oranı ve incelenen balık başına ortama 3,60 ± 0,024 parazit ortalama yoğunluk değeriyle baskın tür olarak bulunmuştur. Cins bazında tanımlanmış Gnathia sp. lüfer balığında ilk kez bu araştırma ile raporlanmakta olup ülkemiz parazit faunası için yeni tür olma potansiyeli taşımaktadır. İncelenen lüfer balığında tespit edilen her parazit türü için enfestasyon / enfeksiyon yaygınlığı ve ortalama yoğunluk değerleri balık boyutu ve cinsiyete göre de belirlenmiş ve tartışılmıştır. Bu çalışma, Türkiye'nin Karadeniz kıyısından yakalanan lüfer balığının metazoa parazit faunasına ilişkin ilk detaylı rapordur.
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) yemlerinde kanola yağını kullanma olanakları
Bu araştırmada, farklı oranlarda kanola yağı içeren rasyonların gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss) büyümesi, kimyasal kompozisyonu ve yağ asit miktarları üzerine etkileri incelenmiştir.Araştırmada, ortalama canlı ağırlıkları 119±0.17 g olan gökkuşağı alabalıkları için, protein oranları (~%47) ve yağ oranları (~%17) eşit olacak şekilde, %100 balık yağı (BY100) içeren kontrol yemi, %25 (KY25), %50 (KY50), %75 (KY75) ve %100 (KY100) kanola yağı içeren beş farklı deneme yemi hazırlanmış ve 70 gün boyunca balıklar bu yemlerle beslenmiştir.Deneme sonunda canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, oransal büyüme oranı, yem tüketimi, yem değerlendirme sayısı, protein tüketimi, protein değerlendirme randımanı, balık vücudunda tutulan protein miktarları, hepatosomatik indeks ve viserosomatik indeks değerleri yemlere katılan kanola yağından etkilenmemiştir (p>0.05). Ancak, görülebilir net protein verimliliği miktarı deneme yemlerinden etkilenmiş olup (p<0.05), en düşük KY50 grubunda %33.64±1.74 ve en yüksek BY100 gurubunda %41.57±0.46 olarak hesaplanmıştır. Deneme yemleri ile beslenen grupların karkas randımanı açısından da deneme başı ile deneme sonunda belirlenen değerleri arasında önemli farklılıklar olduğu tespit edilmiştir (p<0.05).Gökkuşağı alabalıklarının vücut kompozisyonları ham kül miktarları hariç deneme yemlerinden etkilenmiş, en düşük nem oranı KY25 grubunda (73.80±0.13), en yüksek BY100 grubunda (74.43±0.04), en düşük ham protein oranı KY100 grubunda (19.84±0.21), en yüksek BY100 grubunda (21.98±0.09), en düşük ham yağ oranı KY50 grubunda (3.09±0.37), en yüksek KY75 grubunda (4.42±0.39) belirlenmiştir (p<0.05). Ham selüloz oranları ise deneme yemlerinde kanola yağının artmasına paralel olarak artış (0.08±0.00- 0.19±0.01) göstermiştir.Vücut yağ asiti kompozisyonları, deneme yemlerinde tespit edilen yağ asiti kompozisyonlarını yansıtmıştır. Yağ asitleri içerisinde en fazla bulunan yağ asitlerinin palmitik asit (C16:0), oleik asit (C:181?9), linoleik asit (C18:2?6) ve dekosahegzaenoik asit (C22:6?3) olduğu belirlenmiştir.Deneme yemlerinde, tüm yağ asitleri içerisinde, toplam doymuş yağ asitleri (SAFA) oranı en yüksek BY100 yeminde (%34.12±0.51), en düşük KY100 yeminde (%16.25±0.38); toplam tekli doymamış yağ asitleri (MUFA) oranı en yüksek KY100 yeminde (%49.74±0.35), en düşük BY100 yeminde (%26.83±0.47), toplam çoklu doymamış yağ asitleri (PUFA) oranı en yüksek BY100 yeminde (%38.11±0.69); en düşük KY100 yeminde (%34.02±0.12) belirlenmiş ve bütün gruplar arasında önemli farklar tespit edilmiştir (p<0.05). Ayrıca eikosapentaenoik asit (EPA), dekosahegzaenoik asit (DHA), ?-3 ve ?-3/?-6 miktarları en yüksek BY100 yeminde (sırasıyla %9.26±0.30, %16.61±0.83, %20.41±0.82 ve %2.51±0.13) ve en düşük KY100 yeminde (sırasıyla %2.32±0.06, % 5.91±0.11, %12.05±0.24 ve %0.61±0.01), ?-6 miktarı ise en yüksek KY100, en düşük BY100 yeminde (sırasıyla %19.66±0.13 ve %8.15±0.16) belirlenmiştir (p<0.05).Deneme yemleri ile beslenen gökkuşağı alabalıklarında ise tüm yağ asitleri içerisinde ?SAFA oranı en yüksek BY100 (%31.56±0.78), en düşük KY75 grubunda (%25.07±0.31); ?MUFA oranı en yüksek KY75 (%34.72±1.02), en düşük BY100 grubunda (%29.36±0.70); ?PUFA oranı en yüksek KY100 (%38.53±0.65), en düşük BY100 grubunda (%34.34±0.45) tespit edilmiştir (p>0.05). EPA, DHA, ve ?-3/?-6 miktarları, en yüksek BY100 grubunda (sırasıyla; %4.60±0.02, 16.28±0.18 ve 1.87±0.07), en düşük KY75 grubunda (sırasıyla; %2.20±0.01 11.17±0.95 ve 0.81±0.05) belirlenmiştir (p>0.05). ?-3 miktarı en yüksek KY25 (%18.25±1.09), en düşük KY75 grubunda (%14.86±0.95), ?-6 miktarı ise en yüksek KY75 (%18.66±0.39) ve en düşük BY100 grubunda (%9.48±0.21) tespit edilmiştir.Bu çalışmadaki sonuçlar, gökkuşağı alabalıklarında büyüme, kimyasal kompozisyon ve yağ asitleri üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmadan, yemlerdeki balık yağının tamamının kanola yağı ile değiştirilebileceğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), kanola yağı, büyüme performansı, kimyasal kompozisyon, yağ asitleri
Bazı kemikli balıklarda ektoparazitler
Bu çalışmada, Sırakaraağaçlar deresindeki Dişlisazancık balığı, Aphanius danfordii Boulenger 1895, Eğrez balığı, Vimba vimba tenella Nordmann 1840, Altınbaş kefal balığı, Liza aurata Risso 1810, Gümüş balığı, Atherina boyeri Risso 1810 ve Kaya balığı, Neogobius melanostomus Pallas 1811 bir ay süresince (11 Ekim-11 Kasım 2006) incelendi. Araştırmada her balık türünden 60 adet olmak üzere toplamda 300 adet balık dış parazitleri bakımından araştırılmıştır.Balıklar ığrıp yardımıyla yakalanıp, paraziter yönden incelenmek üzere Sinop Su Ürünleri Fakültesi Biyoloji Laboratuarına canlı olarak getirilmiştir. Balıkların ağırlıkları ve total boyları kaydedilmiştir. Balıklarda saptanan parazit türlerine ait enfestasyon oranları ve enfeste balık başına ortalama parazit sayıları belirlenmiştir. Vücut yüzeyi, solungaçlar ve yüzgeçler olmak üzere üç bölgeye ayrılan balıklar bir lup ile makroskopik incelemenin ardından ışık mikroskobunda paraziter yönden mikroskobik incelemeye tabi tutulmuştur.Yapılan parazitolojik araştırma sonucunda, Ciliophora ailesine ait 3 cins, Platyhelminthes ailesine ait 3 cins ve Arthropoda ailesine ait 1 cins olmak üzere toplamda 7 cins tespit edilmiştir.
Bazı deniz balıklarında görülen metazoan parazitler
Ekim 2006-Eylül 2007 tarihleri arasında yürütülen bu araştırmada, Orta Karadeniz'in Sinop Yarımadasından yakalanan mezgit (Merlangius merlangus euxinus Nordmann, 1840), kalkan (Psetta maxima Linnaeus, 1758), tirsi (Alosa pontica Eichwald, 1838) ve izmarit (Maena smaris Linnaeus, 1758) balıkları endoparaziter yönden incelenmiştir.Araştırmada kullanılan balıklar, balıkçılar denizden geldikten hemen sonra taşıma kaplarıyla Sinop Su Ürünleri Fakültesi laboratuvarına getirilmiş ve balıklar incelenmeye başlanmıştır. Balıkların paraziter yönden incelemesine geçilmeden önce balıkların total boyları, ağırlıkları ve cinsiyetleri tespit edilip kaydedilmiştir. Balıkların karın boşluğu, solungaçlar, ağız boşluğu ve iç organlar olmak üzere mikroskop yardımıyla parazitler yönünden incelenmiştir. İç organlarda incelenmesi gereken mide ve bağırsaklar ince bir makasla kesilerek içleri açılmış ve stereo mikroskopta incelenmiştir.Yapılan incelemeler sonucunda, Nemathelminthes alemine ait Hysterothylacium cinsinden Hysterothylacium aduncum (Rudolphi, 1802), Platyhelminthes alemine ait Bothriocephalus cinsinden Bothriocephalus scorpii (Müller, 1776), Arthropoda alemine ait Livoneca cinsinden Livoneca punctata (Uljanin, 1872) türleri belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: mezgit, kalkan, tirsi, izmarit, metazoan parazitler
Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) yeminde iki farklı oranda ekstrüde fasulye unu kullanımının büyüme, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu araştırma, % 15 ve % 20 oranında ekstrüde fasulye unu katılmış yemlerin (Fasulye 1 ve Fasulye 2) gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) büyüme, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Deneme balıklarının başlangıç ortalama ağırlıkları Kontrol grubunda 99.04 ± 0.88 g, Fasulye 1 grubunda 99.53 ± 1.12 g ve Fasulye 2 grubunda 99.91 ± 0.93 g olarak belirlenmiştir. Deneme boyunca kontrol grubu % 45.31 ham protein, % 18.67 ham yağ, Fasulye 1 grubu % 45.33 ham protein, % 17.91 ham yağ, Fasulye 2 grubu % 45.37 ham protein ve % 20.7 ham yağ içeren yemle doyuncaya kadar beslenmiştir.Deneme sonunda, ortalama canlı ağırlıklar Kontrol grubunda 186.54 ± 13.37 g, Fasulye 1 grubunda 175.51 ± 3.44 g ve Fasulye 2 grubunda 164.81 ± 8.81 g olarak belirlenmiş olup gruplar arasındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz bulunmuştur (P>0.05). Yem değerlendirme sayısı, Kontrol grubunda 1.3, Fasulye 1 grubunda 1.5 ve Fasulye 2 grubunda 1.4 olarak tespit edilmiş olup, gruplar arasındaki farkın önemsiz olduğu bulunmuştur (P>0.05).Deneme sonucuna göre % 15 ve % 20 oranında ekstrüde fasulye unu katılmış yemlerin gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) büyüme, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Zeolitin koi balıklarının (Cyprinus carpio L.,1758) yetiştiriciliğinde kullanımı
Bu araştırmada zeolitin, koi balıklarının yetiştiriciliğinde kullanılabilme olanağı incelenmiştir. Çalışma, dört ayrı denemeden oluşturulmuştur.Birinci denemede, yeme %2 ve %10 oranında ilave edilen zeolitin, miktarı ile orantılı olarak günlük ortalama TAN değerlerinin azalması üzerine olumlu yönde etki ettiği belirlenmiştir (P<0.05). Denemede, yeme %10 oranında zeolit ilavesinin pH ve çözünmüş oksijen değerlerinde artmaya neden olduğu saptanmıştır (P<0.05).İkinci denemede, iki farklı oranda yeme ve/veya akvaryum suyuna zeolit ilavesinin, pH ve çözünmüş oksijen değerlerinde artmaya, NH3 ve TAN değerlerinde azalmaya neden olduğu belirlenmiştir (P<0.05).Üçüncü denemede, 2. Grupta en yüksek ağırlık artışı ve en iyi yem değerlendirme oranı belirlenmiştir (P<0.05). Diğer deneme gruplarının büyüme ve yem değerlendirme oranları arasındaki farkın ise önemli olmadığı saptanmıştır (P>0.05). Denemede akvaryum suyuna 7 ve 20 g/l zeolit ilavesinin gruplarda pH, NH3 ve TAN değerlerinde artmaya neden olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Yeme %2 ve %10 oranında zeolit ilavesinin ise NH3 ve TAN değerlerinde azalmaya neden olduğu belirlenmiştir (P<0.05).Dördüncü denemede, deneme grupları arasında, 3. Grupta en yüksek ağırlık artışı belirlenmiştir (P<0.05). Diğer deneme gruplarının büyüme ve yem değerlendirme oranları arasındaki farkın ise önemli olmadığı saptanmıştır (P>0.05). Denemede yeme ve akvaryum suyuna iki farklı oranda zeolit ilavesinin miktarı ile orantılı olarak pH, NH3 ve TAN değerlerinde artmaya neden olduğu belirlenmiştir (P<0.05).Sonuç olarak zeolitin, koi balığının büyüme parametreleri ve su koşulları üzerine olumlu yönde katkı sağladığı belirlenmiştir (P<0.05).
Orta karadeniz bölgesindeki su ürünleri işletmelerinin kredi kullanımı ve yetiştiricilik üzerine etkileri
Bu araştırma, Orta Karadeniz Bölgesi'nde su ürünleri yetiştiriciliği yapan işletmelerin kredi kullanımlarını belirlemek, kredi temini aşamasında yaşadıkları sorunları tespit etmek ve işletmelerin beklentilerinin belirlenerek sektörün gelişmesini sağlayacak çözüm önerileri ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu araştırmanın materyalini, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na kayıtlı 49 adet işletmeye tam sayım yöntemi uygulanarak, amaca uygun olarak düzenlenmiş anket formları ile toplanan veriler oluşturmuştur.Elde edilen verilere göre, işletmelerin %51'inin işletme kredisi kullandığı tespit edilmiştir. İşletmelerin %57.14'ünün sermaye yetersizliği, %22.45'inin kapasite artışı, %10.20'sinin ise daha çok girdi temini amacıyla krediye ihtiyacı olduğu belirlenmiştir. Yine, özel şirket yönetim yapısına sahip işletmelerin %91.67'si, özel şahıs yönetim yapısına sahip işletmelerin ise %38.83'ünün kredi kullandığı tespit edilmiştir. Kapasite gruplarına göre işletmelerin %32.7'si 10 ton'dan az, %34.7'si 30 ton'dan küçük,%12.2'si 100 ton'dan küçük, %20.4'ünün ise 100 ton ve daha büyük olduğu belirlenmiştir. İşletmelerin kapasiteleri yükseldikçe kredi kullanımının arttığı görülmüştür (p<0.05). İşletmelerin %12.25'inin ürünlerini sigortalattığı tespit edilmiştir. Sigortalı olma durumu ile kredi kullanımı arasındaki ilişki istatistikî olarak önemli (p<0.05) bulunmuştur. Su ürünleri sigortası yaptıran işletmeler yaptırmayan işletmelere göre 16 kat daha fazla kredi kullanmışlardır. İşletmelerin; %96'sı T.C. Ziraat Bankası'nın uyguladığı kredi faiz oranını uygun bulmasına karşın, %64'ü kredi almanın zor, %60'ının ise kredi limitini yetersiz bulduğu tespit edilmiştir. Üreticilerin kamu kuruluşlarından en önemli beklentisinin, bilgi aktarımı (%20.41) ve kredi (%18.37) olduğu belirlenmiştir.Sonuç olarak, su ürünleri sigorta sisteminin geliştirilerek kredi önündeki teminat ve formalitelerin azaltılması ile kredi kullanımı artırılabilecektir. Böylece kullanılan kredilerin üretime aktarılması ile sektörün milli gelirden aldığı payın yükseltilebileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Orta Karadeniz Bölgesi, İşletme Kredisi, T.C. Ziraat Bankası, Su Ürünleri Yetiştiriciliği,Su Ürünleri Sigortası
Farklı oranlarda prina yağı içeren yemlerin gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss W., 1792) gelişmesi ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu araştırmada, farklı oranlarda prina yağı içeren yemlerin gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss W., 1972), büyümesi, vücut kompozisyonu ve sindirilebilme oranları üzerine etkisi incelenmiştir.Araştırmada, ortalama canlı ağırlıkları 94.04±0.58 g olan gökkuşağı alabalıkları için, %15 balık yağı (R1), %5 (R2), %10 (R3) ve %15 (R4) oranında prina yağı içeren isolipidik 4 deneme yemi hazırlanmış ve balıklar 60 gün süre ile bu yemlerle yemlenmişlerdir.Deneme sonunda, canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, yem tüketimi, yem değerlendirme sayısı, protein değerlendirme randımanı ve ayrıca nitrojen ve yağ tüketim, birikim, atılım ve tutulum miktarları, yemdeki prina yağı oranından etkilenmemiştir (p>0.05). Yemdeki prina yağı oranının balık etindeki ham protein, ham yağ, ham kül ve toplam enerji değerleri üzerine etkisinin olmadığı, ancak nem içeriğinin yemdeki prina yağı oranının %10'a çıkmasıyla önemli derecede etkilendiği saptanmıştır (p<0.05). Karaciğerdeki ham yağ oranı yemdeki prina yağı oranından önemli (p<0.05) derecede etkilenmiştir. En düşük karaciğer ham yağ oranı %15 balık yağı içeren R1 grubundan (6.10±0.09), en yüksek ise %15 prina yağı içeren R4 grubundan (7.78±0.02) elde edilmiştir. Yemdeki prina yağı oranı, viserosomatik indeks, karkas randımanı, kondüsyon faktörü üzerine etkili olmazken hepotosomatik indeks değeri önemli derecede etkilenmiştir. Balık yağı içeren grup ile prina yağı içeren tüm gruplar arasındaki farklar önemli bulunmuştur (p<0.05).Deneme sonunda yağ sindirim oranının yemdeki prina yağı oranından etkilenmediği ancak, toplam sindirim ve protein sindirim oranının yemdeki prina yağı oranının %15'e çıkmasıyla önemli (p<0.05) derecede azaldığı saptanmıştır.Elde edilen büyüme, vücut kompozisyonu ve sindirim oranları göz önünde bulundurulduğunda, prina yağının gökkuşağı alabalığı yemlerinde balık yağının tamamı yerine kullanılabileceğini tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss), prina yağı, büyüme performansı, besin kompozisyonu
Orta Karadeniz bölgesinde ağ kafeslerde levrek balığı (Dicentrarchus labrax L., 1758) yetiştiriciliği
Yapılan araştırmada, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde yetiştiriciliği yapılan levrek balığının (Dicentrarchus labrax L., 1758) Orta Karadeniz Bölgesi'nde, Samsun ili Yakakent ilçesi Çam Gölü mevkiinde ticari amaçla kurulan özel bir işletmede, ağ kafeslerde balıkların doyuncaya kadar yemlenmesi metoduna göre, büyüme performansları bulunmaya çalışılmıştır. Araştırma 2008 Haziran-Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonunda elde edilen verilerden, canlı ağırlık, canlı ağırlık artışı, oransal ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, kondisyon faktörü ve yem değerlendirme oranı hesaplanmıştır.Ortalama 4.00±0.08 g ağırlığındaki ve 7.04±0.44 cm boyundaki 250 bin adet levrek balığı, 125'er bin olacak şekilde iki kafeste stoklanmıştır. Araştırma süresince yapılan ölçümlerde su sıcaklığı minimum 18°C Haziran ve Ekim ayında, maksimum 27.7°C Ağustos ayında tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda 130.72±2.05 g ağırlığa ve 21.98±0.11 cm boya ulaşılmıştır ve oransal ağırlık artışı ortalama 111.80±34.01 olarak tespit edilmiştir. Spesifik büyüme oranı ortalama 2.50±0.56 olarak hesaplanmıştır. Kondisyon faktörü 1.05-1.26 arasında değişiklik göstermiş ve ortalama 1.20±0.03 bulunmuştur. Yem değerlendirme oranı ise ortalama 0.95±0.02 olarak hesaplanmıştır.Sonuç olarak, Karadeniz'de su sıcaklığının Haziran-Kasım aylarında levrek balığı yetiştiriciliği için uygun olduğu ve balıkların doyuncaya kadar beslendiği yemleme metodu önerilebilir.Anahtar Kelimeler: Levrek, Dicentrarchus labrax, Orta Karadeniz, Canlı Ağırlık, Büyüme Performansı
Karadeniz'in Türkiye kıyılarındaki zooplanktonun genel dağılımı ve Acartia clausi Giesbrecht, 1889 (Copepoda=Calanoida) türünün yumurta verimi üzerine bir araştırma
Mevcut çalışmada, Karadeniz'in Türkiye kıyılarındaki zooplanktonun dağlımı, kompozisyonu, bolluk ve biyokütle değerleri Haziran 2006, Ekim 2006 ve Mayıs 2007 tarihlerinde toplam 53 istasyonda araştırılmıştır. Zooplankton örneklemeleri, 112 ?m ağ göz ve 70 cm ağız açıklığına sahip Nansen tipi plankton kepçesi kullanılarak dikey çekim yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.Zooplankton örneklerinin tüm örnekleme periyodu boyunca elde edilen toplam bolluk ve biyokütle değerleri Haziran 2006'da 92 888 birey/m3?8906 mg/m3, Ekim 2006'da 86 436 birey/m3?2743 mg/m3 ve Mayıs 2007 tarihinde 75 577 birey/m3?5104 mg/m3 olarak bulunmuştur. Zooplankton bolluk ve biyokütle değerleri Haziran ve Ekim ayında batı ve orta Karadeniz'de, Mayıs ayında ise doğu Karadeniz'de daha bol olduğu belirlenmiştir. Bolluk değerleri bakımından Copepoda Ekim (%82,3) ve Mayıs (%69,2) aylarında baskın grubu oluştururken, Noctiluca scintillans %49,7'lik oranıyla Haziran ayında bol olarak kaydedilmiştir. Biyokütle değerleri bakımından Haziran ayında N. scintillans (%45,6), Ekim ayında Copepoda (%43,8) ve Mayıs ayında ise Chaetognatha (%49,5) yüksek yüzdelik orana sahip oldukları belirlenmiştir.Sinop iç liman bölgesinde Acartia clausi türünün yumurta verimi oranları Ocak-Aralık 2008 tarihleri arasında ölçülmüştür. Araştırma süresince, günlük yumurta verimi genellikle düşük olup, 2,04±0,43'dan (20 Ekim) ile 19,41±1,73 (26 Mart) yumurta/dişi.gün değer aralıklarında bulunmuştur. Ortalama yumurta verimi oranı 8,62±1,02 yumurta/dişi.gün olarak kaydedilmiştir. Yumurta verimi oranının sıcaklık ve klorofil-a konsantrasyonu ile ilişkili olmadığı tespit edilmiştir.
Tribütiltinin (TBT) lepisteslerin (Poecilia reticulata) bazı biyolojik özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışmada, gemilerde antifouling madde olarak kullanılan Tribütiltinin (TBT) lepistes balığının (Poecilia reticulata) yaşama ve cinsiyet oranlarına, çeşitli büyüme ve morfolojik özelliklerine etkisi incelenmiştir. Çalışmada düşük (25ng ? D grubu) ve yüksek (50ng ? E grubu, 150ng ? F grubu) TBT konsantrasyonları, yavru lepisteslerde ve anaç lepisterlerde sırasıyla doğduktan sonraki ilk 11 gün ve ilk doğumu yaptıktan 16. günden sonra ikinci doğum yapana kadar uygulanmıştır.Farklı TBT konsantrasyonları sonucunda yavru lepisteslerde ortalama en yüksek ve en düşük yaşama oranları 11. ve 60. günde sırasıyla 25 ng'da %100±0.00, 50 ng'da %83.33±16.67, 150 ng'da %100±0.00 ve 25 ng'da %53.67±6.06, 50 ng'da %54.33±15.07, 150 ng'da %48.66±5.70 olarak bulunmuştur. Anaç balıklar, TBT uygulamasına başlandıktan sonra doğum yapmadan veya ölü doğum yaptıktan sonra öldükleri için yavru elde edilememiştir. Bu nedenle de TBT uygulamalarının yaşama oranına etkisi belirlenememiştir.Yavrulara TBT uygulamalarında 60. günde 25ng'da %29.26, 50ng'da %12.50 ve 150ng'da %12.82 oranında dişi birey üretilirken, 25ng'da %70.74, 50ng'da %87.50 ve 150ng'da %87.18 erkek birey üretilmiştir.Yavrulara farklı TBT uygulamalarının ağırlıkça gelişime etkisinde en fazla ortalama ağırlık 0.30±0.04 g ile 25 ng'da, en düşük ortalama ağırlıklar 0.16±0.01 ve 0.15±0.05g ile sırasıyla 50 ng ve 150 ng gruplarında belirlenmiştir. Genel olarak bakıldığında 25ng TBT ilaveli yemle beslenen grubun 50 ve 150ng TBT ilaveli yemle beslenen gruplara oranla daha iyi gelişme gösterdiği saptanmıştır.Yapılan çalışmada TBT uygulamalarından sonra lepistes yavrularında herhangi bir deformasyon gözlenmemiştir. Ancak anaç lepisteslerde düşük ve yüksek konsantrasyonlarda TBT uygulaması sonucunda kuyruk incelmesi ve omurgada eğrilik gibi deformasyonlar gözlenmiştir.
Orta Karadeniz bölgesinde Akdeniz midyesinin (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819) farklı derinliklerde büyüme ve yaşama oranlarının belirlenmesi
Mevcut araştırma derinlik farklarının midyeler (Mytilus galloprovincialis, Lamarck, 1819) üzerindeki büyüme ve yaşama oranına etkilerinin araştırılması amacıyla, Ağustos 2008-Ağustos 2009 tarihleri arasında Sinop ili iç liman mevkiinde gerçekleştirilmiştir.Sinop iskelesi ayaklarından toplanan ortalama boyu 42.43±0.28 mm ve ortalama ağırlığı 7.87±0.17 g olan bir yaşındaki midyeler pinterlere konularak, uzun halat sistemi üzerinde 2 m, 10 m ve 20 m'lik derinliklere asılmıştır. Her derinlikteki midyelerin boyca ve ağırlıkça büyüme oranları, et verimi ve yaşam oranları Ağustos 2008 ile Ağustos 2009 arasında araştırılmıştır. Deneme süresince su sıcaklığı, tuzluluk, bulanıklık, toplam partikül madde, partikül organik madde, partikül inorganik madde ve klorofil-a değerleri ölçülmüştür.Bir yıllık deneme sonucunda, 2 m, 10 m ve 20 m'deki midyelerin ortalama boyları ve ağırlıkları sırasıyla; 65.69±0.59 mm, 63.19±0.70 mm, 56.79±0.62 mm ve 26.77±0.83 g, 24.68±0.64 g, 16.78±0.49 g olarak bulunmuştur. Derinliklerine göre ortalama et verimi sırasıyla %21.78±0.84, %21.29±0.65 ve %21.71±1.05 olarak bulunurken en yüksek et verimi Ağustos 2008'de 20 metrede %27.43 olarak, en düşük Aralık 2008'de 2 metrede %16.40 olarak ölçülmüştür. Çalışma sonunda 2 m, 10 m ve 20 m'deki ortalama boyca oransal büyüme oranları ise sırasıyla %54.97, %48.75, %33.91 olarak, ağırlıkça oransal büyüme oranları ise sırasıyla %241.45, %210.05, %121.55 olarak gerçekleşmiştir.Farklı derinlikteki midyelerin yaşama oranları 2 metrede %58.78, 10 metrede %67.07 ve 20 metrede %77.96 olarak bulunmuştur.Anahtar Sözcükler: Midye, büyüme, yaşam oranı, farklı derinlik, Mytilus galloprovincialis
Pelet ve ekstrude yemlerle beslenen gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss W.,1792) gelişmesine ilişkin karşılaştırmalı bir araştırma
Bu çalışmada, Kastamonu ilinde bulunan özel bir alabalık üretim tesisinde hazırlanan pelet yem ile özel bir yem fabrikasında üretilen ekstrude yemin gökkuşağı alabalıklarının (Oncorhynchus mykiss) büyüme ve gelişmesi üzerine etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonunda elde edilen verilerden canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı, yem değerlendirme oranı ve kondüsyon faktörü hesaplanmıştır.Çalışma 7 Haziran- 7 Kasım 2009 tarihleri arasında (toplam 150 gün) gerçekleştirilmiştir. Günlük olarak yapılan ölçümlerde su sıcaklığı ortalaması12.5±0.28 oC olarak tespit edilmiştir. İki tekerrürlü olarak yürütülen çalışmada, her bir tanka 75 adet olmak üzere toplam 300 balık stoklanmıştır. Balıkların ortalama başlangıç ağırlıkları gruplara göre; I.grup 34.24±0.60 g, II. grup ise 32.64±0.88 g olarak tespit edilmiştir (P>0.05). 150 gün boyunca I. grup balıklar pelet, II. grup balıklar ise ekstrude yemle yemlenmiştir. Denemede, balıklara verilen yem miktarları; su sıcaklığı ve balıkların ortalama ağırlıkları esas alınarak standart tablodan yararlanılarak hesaplanmıştır.Deneme sonunda, I. grup balıklar ortalama 122.00±1.43 g, II. grup balıklar ise ortalama 279.00±2.22 g ağırlığa ulaşmıştır. Tüm çalışmada ortalama canlı ağırlık artış oranları ise I. grupta %29.82; II. grupta ise %54.47 olarak bulunmuştur. Spesifik büyüme oranı I. grupta ortalama %0.88; II. grupta ise ortalama %1.47 olarak hesaplanmıştır. Yem değerlendirme oranları ise I. ve II. grupta sırasıyla; %3.38 ve %1.60 olarak bulunmuştur.Anahtar kelimeler: Gökkuşağı Alabalığı (Oncorhynchus mykiss), Ağırlık Artış Oranı, Spesifik Büyüme Oranı, Yem Değerlendirme Oranı, Kondüsyon Faktörü
Kalkan balığı (Psetta maxima) yeminde aspir yağı kullanımının büyüme, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu araştırmada, yağ kaynağı olarak aspir yağı ve balık yağı içeren yemlerin kalkan balığında (Psetta maxima) büyüme, yem değerlendirme ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi incelenmiştir. Ortalama canlı ağırlıkları 62.21±1.28 g olan kalkan balıkları için, % 100 balık yağı ve % 100 aspir yağı içeren izonitrojenik ve izokalorik (% 54 ham protein ve % 13 ham yağ) iki deneme yemi hazırlanmış ve 104 gün boyunca balıklar bu yemlerle beslenmiştir.Deneme sonunda bireysel canlı ağırlık artışı aspir yağı grubunda 62.34 g, balık yağı grubunda 52.23 g olarak bulunmuştur. Spesifik büyüme oranı aspir yağı içeren yemle beslenen grupta 0.65±0.04, balık yağı ile beslenen grupta 0.58±0.03 bulunmuştur. Aspir yağı içeren yemle beslenen balıklarda yem değerlendirme sayısı 0.90 iken balık yağı içeren yemle beslenen balıklarda 1.07 olarak tespit edilmiştir (p<0.05).Balık etindeki yağ asiti kompozisyonları, deneme yemlerinde tespit edilen yağ asiti kompozisyonlarını yansıtmıştır. Etteki yağ asitleri içerisinde en fazla bulunan yağ asitlerinin palmitik asit (C16:0), oleik asit (C18:1?9), linoleik asit (C18:2?6) ve dekosahegzaenoik asit (C22:6?3) olduğu belirlenmiştir. Doymuş yağ asitleri ile toplam tekli, ?3 ve ?6 doymamış yağ asidi gruplarının oranları arasında önemli farklar tespit edilmiştir (p<0.05).Bu çalışmada, kalkan balığı yeminde balık yağının tamamı yerine aspir yağı kullanımının balıklarda büyüme ve yem değerlendirme üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmadığı tespit edilmiş olup, büyüme performansına ilişkin elde edilen değerler balık yağı kullanıldığında elde edilen değerlerle çok yakın bulunmuştur. Ancak aspir yağı içeren yemle beslenen balıkların yağ asiti kompozisyonunda bazı değişimler tespit edilmiş olup bundan sonraki çalışmalarda aspir yağı ile balık yağı ve diğer bitkisel yağların birlikte kullanım imkânlarının araştırılmasının yararlı olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kalkan balığı (Psetta maxima), aspir yağı, büyüme performansı, yem değerlendirme, yağ asitleri
Orta Karadeniz'de deniz salyangozunun (Rapana venosa Valenciennes., 1846) bidonla avcılığı, yavru yetiştiriciliği ve bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, deniz salyangozunun bidon kullanılarak avcılığı, pinterlerde yavru yetiştiriciliği ve bazı biyolojik özelliklerinin belirlenmesi ile kafeslerde bireysel yem tüketimlerinin belirlenmesi amacıyla Eylül 2005 ve Ocak 2008 tarihlerinde Sinop'ta gerçekleştirilmiştir.Üç farklı derinlik (15 m, 25 m, 35 m) ve üç farklı yemle (midye, midye+balık, balık) aylık olarak yapılan örneklemeler sonucunda toplam 3883 adet salyangoz yakalanmış olup, toplam av miktarı 178.9 kg olarak tespit edilmiştir. Avlanan salyangozların ortalama boyu 64.9±0.23 mm, ortalama ağırlığı 46.1±0.51 g olarak bulunmuştur.Bidonların atıldıkları derinliklere göre avlanan salyangoz miktarları, 15 m derinlikte 2297 adet, 25 m derinlikte 969 adet ve 35 m derinlikte 609 adet olarak elde edilmiştir. Bidonlara yerleştirilen yem çeşidine göre salyangozların seçici olduğu tespit edilmiştir. Salyangozların % 57'si midye, % 37'si midye+balık ve % 6'sı balık yerleştirilen bidonlar ile avlanmıştır (P<0.05).Yetiştiricilik denemesi için 40 adet salyangoz toplanmış ve bir yıllık periyotta pinterlerde midye ile beslenmiştir. Araştırma sonucunda boyca ve ağırlıkça oransal büyüme oranları sırasıyla % 64.24 ve % 294.85 olarak hesaplanmıştır. Deneme sonundaki yaşama oranı % 85, boy-ağırlık ilişki denklemi W = 0.0003L2.828 ve r = 0.96 olarak bulunmuştur.Salyangozların midyeler üzerindeki baskılarının belirlenmesi amacıyla yapılan araştırmada toplam 40 adet salyangoz toplanmıştır. Toplanan salyangozlar ile sekiz farklı boy grubu oluşturulmuş ve kafeslerde 30 gün boyunca midye ile beslenmişlerdir. Salyangozların tükettiği toplam midye ağırlığı 24.7 kg olup, her bir salyangozun tükettiği günlük ortalama midye ağırlığı 20.55±2.07 g olarak belirlenmiştir. Deniz salyangozunun boyu ile midye tüketimi arasında önemli bir ilişki tespit edilmemiştir (P>0.05). Tüketilen midye boyu ile deniz salyangozu boyu arasında da önemli bir ilişki bulunmuştur (r = 0.66). Elde edilen bulgular detaylı bir şekilde sunulmuş ve tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Deniz salyangozu, Rapana venosa, bidonlarla avcılık, pinter, büyüme, yem tüketimi.
Sinop İç Liman'da (Karadeniz) batırılmış uzun halat sisteminde yetiştirilen midyelerdeki (Mytilus galloprovincialis L., 1819) iz element seviyeleri
Araştırma Mart 2009 ? Mart 2010 tarihleri arasında Sinop İli İç Liman mevkiinde, açık denizde batırılmış uzun halat sisteminde yetiştirilen midyeler üzerinde yürütülmüştür. Mevsimler arasındaki metal değişimlerinin izlenmesi amacıyla aylık, deniz suyu, sediment ve midye örnekleri alınmıştır. Alınan örneklerdeki Cd, Cu, Pb ve Zn iz element konsantrasyonları belirlenmiştir. İz element ölçümleri ICP-AES cihazında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, deniz suyu örneklerinde fizikokimyasal kalite parametrelerinden sıcaklık, askıda katı madde (AKM), partikül organik madde (POM), partikül inorganik madde (PİM), pH, oksijen ve tuzluluk değerleri de aylık olarak ölçülmüştür. Bununla birlikte her ay alınan sediment örneklerinden (%) yanabilen organik madde (YOM) ve midyelerdeki et verimi oranı tespit edilmiştir. Elde edilen verilere göre, ortalama sıcaklık, tuzluluk, çözünmüş oksijen, pH, AKM, POM, PİM ve YOM sırasıyla; 14.48±1.71°C, ? 17.56±0.07, 7.00±0.62 mg/L, 8.59, 11.99±0.48 mg/L, 4.81±0.39 mg/L, 7.18±0.29 mg/L ve % 8.60 bulunmuştur. Midyelerdeki ortalama et verimi % 23.36 olarak belirlenmiştir. Alınan örneklerdeki iz element ortalama değerleri sırasıyla, AKM'de; Cd: 0.052, Cu: 0.737g, Pb: 0.638, Zn: 119.997 mg/kg, sedimentde; Cd: 5.949, Cu: 19.454, Pb: 7.881, Zn: 41.876 mg/kg, midyede ise; Cd: 1.182, Cu: 4.774, Pb: 1.081, Zn: 84.730 mg/kg olarak tespit edilmiştir. Dataların istatistiksel analiz sonuçlarına göre mevsimsel olarak metaller arasında farklılıkların olduğu kaydedilmiştir. Bu son çalışmadan elde edilen sonuçlar, ulusal ve uluslar arası limit değerlerle karşılaştırılarak tartışılmıştır. Sonuç olarak, Sinop İç Liman bölgesinde düşünülen ticari midye yetiştiriciliği çalışmalarında, bu değerlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Çaça balık (Sprattus sprattus Linnaeus, 1758) ununun gökkuşağı alabalık (Oncorhynchus mykiss) rasyonlarında kullanılma imkanlarının araştırılması
Bu araştırmada; çaça ve hamsi unu içeren rasyonların gökkuşağı alabalığında (Oncorhynchus mykiss) büyüme, yem değerlendirme, aminoasit kompozisyonu, yağ asit miktarları ve vücut kompozisyonu üzerine etkileri incelenmiştir.Denemede kullanılan gökkuşağı alabalıklarının deneme başlangıcındaki ortalama ağırlıkları, hamsi unu kullanılan yemle beslenen grupta (H) 130.25 ± 0.03 g, çaça unu kullanılan yemle beslenen grupta (Ç) 130.08 ± 0.03 g olarak belirlenmiştir. Denemede H grubu için % 46.53 ham protein, % 20.89 ham yağ ve Ç grubu için, % 46.47 ham protein, % 20.85 ham yağ içeren iki farklı yem hazırlanmış olup; balıklar 60 gün boyunca bu yemlerle doyuncaya kadar yemlenmiştir.Araştırma sonunda H grubunda canlı ağırlık artışı (CAA), 146.25 ± 6.00 g ve Ç grubunda ise 145.45 ± 3.53 g olarak bulunmuştur. Spesifik büyüme oranı (SBO) bakımından ise, hamsi unu katkılı yemle beslenen grupta % 1.19 ± 0.03 ve çaça unu katkılı yemle beslenen grupta % 1.19 ± 0.01 olarak tespit edilmiştir. Yem değerlendirme sayıları (YDS) H grubunda 0.94 ± 0.03, Ç grubunda 0.90 ± 0.07 olarak tespit edilmiştir. YDS değerleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olmadığı belirlenmiştir (p>0.05).Hamsi unu ve çaça unu ile beslenen gruplar arasında yaşama oranı (YO), protein tüketimi (PT), protein değerlendirme randımanı (PDR), hepatosomatik indeks (HSI) ve viserosomatik indeks (VSI) değerleri açısından rakamsal olarak farklılıklar gözlense de; bu farkların istatistiksel olarak önemsiz olduğu belirlenmiştir (p>0.05). Her iki deneme grubu için protein (% 94.31-% 94.39) ve yağ (% 96.23-% 97.16) sindirilme oranları oldukça yüksek elde edilmiş olup; değerler arasındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz bulunmuştur (p>0.05).Bu çalışmada, gökkuşağı alabalığı yemlerinde hamsi unu kullanımı yerine tamamen çaça unu kullanımının balıklarda büyüme ve yem değerlendirme üzerine herhangi bir olumsuz etki meydana getirmediği tespit edilmiştir. Çaça unu kullanıldığında elde edilen büyüme performansı değerleriyle hamsi unu kullanıldığında elde edilen değerler birbirine çok yakın bulunmuştur. Sonuç olarak; gökkuşağı alabalık (Oncorhynchus mykiss) yemlerinde hamsi unu yerine % 100 oranında çaça ununun kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Lepistes (Poecilia reticulata Peters, 1860) ve ahli çiklit (Sciaenochromis ahli Trewavas, 1935) balıklarında vitamin katkısının üreme ve büyüme üzerine etkisi
Bu çalışmada, suda eriyen C vitamini ile yağda eriyen E vitamininin canlı doğuran balık türlerinden lepistes, Poecilia reticulata (Peters, 1860) ve yumurtlayarak üreyen balıklardan ahli çiklit, Sciaenochromis ahli (Trewavas, 1935) türlerinin yavru verimi ve büyümeleri üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma, dört ayrı denemeden oluşmuştur. Her denemede16 farklı oranda vitamin E ve vitamin C içeren yemler kullanılmıştır.İlk denemede yeminde 1000 mg/kg vitamin C ve 300 mg/kg vitamin E bulunan 16. Gruptan anaç lepistes balıklarından en yüksek verim elde edilmiştir (P<0.05).II. denemede yemindeki vitamin C ve E miktarları artış gösterdikçe lepistes yavrularının büyüme parametreleri de artış göstermiştir (P<0.05). Ayrıca 3 aylık deneme sonunda 16. Gruptaki balıklar tamamen cinsi olgunluğa erişmiş ve yavru vermişlerdir.III. denemede, II. denemeden elde edilen bulgulara benzer bir şekilde yavru ahli çiklit balıkları yemdeki vitamin oranı arttıkça daha hızlı büyümüşlerdir. II. ve III. denemede yeminde vitamin C ve E'nin bulunmadığı ya da sadece birinin bulunduğu gruplarda büyümede yavaşlama ve ölüm tespit edilmiştir (P<0.05).IV. denemede anaç ahli çiklit balıklarından her bir gruptan yavru alımı mümkün olmamıştır. Ahli çiklit balıkları sadece 1000 mg/kg vitamin C ve 300 mg/kg vitamin E bulunan 16. Grupta yavru vermiştir (P<0.05).Bu araştırmada elde edilen sonuçlara göre, yemlere ilave edilen vitamin C ve E miktarları arttıkça yavruların büyümelerinde ve yaşama oranlarında artış olduğu tespit edilmiştir.
Fırat nehri'nde ağ kafeslerde gökkuşağı alabalığı (oncorhynchus mykiss) ve mersin balığı (huso huso) yetiştiriciliğininteknik ve ekonomik analizi
Bu çalışma, Türkiye'de Fırat nehine kıyısı bulunan Karkamış ilçesindeki ağ kafes sistemlerinde gökkuşağı alabalığı (Oncorhynchus mykiss) ve mersin balığı (Huso huso) yetiştiriciliğinin teknik performansı ve ekonomik sürdürülebilirliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle iki türün farklı biyolojik ve çevresel gereksinimlerinin ağ kafeslerdeki üretime etkisi incelenmiştir. Çalışma kapsamında, farklı bölgelerdeki ağ kafes işletmelerinden elde edilen veriler kullanılarak, iki türün büyüme performansı, yem dönüşüm oranı, üretim maliyetleri ve karlılık gibi faktörler değerlendirilmiştir. Bu amaçla, deney süresince her iki türün büyüme oranları, yem dönüşüm oranları, yaşama oranları ve çevresel faktörlere uyum kapasiteleri gibi performans ölçütleri değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca, yetiştiricilik süreçlerinde kullanılan yem türleri, su sıcaklığı ve oksijen seviyeleri gibi çevresel değişkenlerin bu iki balık türü üzerindeki etkileri de ele alınmıştır.Teknik değerlendirmelerin yanı sıra, maliyet analizi ve pazar araştırmaları gerçekleştirilerek her iki türün ekonomik fizibilitesi araştırılmıştır. Bu kapsamda, üretim sürecinde karşılaşılan ana maliyet kalemleri, pazar talepleri, kar marjları ve karlılık oranları detaylı olarak incelenmiş ve ekonomik açıdan uygulanabilirliği irdelenmiştir. Sonuçlar, gökkuşağı alabalığı ve mersin balığı yetiştiriciliğinde kullanılan ağ kafes sistemlerinin teknik verimliliği ile birlikte bu sistemlerin ekonomik açıdan sürdürülebilirliğini ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, ağ kafeslerde su ürünleri yetiştiriciliğinde yüksek getiri potansiyeline sahip bu türler için karşılaşılan zorluklara ve iyileştirme olanaklarına dair öneriler sunarak, sürdürülebilir akvakültür uygulamalarına katkı sağlamaktadır.
Kafes ve toprak havuzlarda yetiştirilen granyözün (argyrosomus regius asso, 1801) renginin görüntü analiz yöntemi ile karşılaştırılması
Hayvansal protein ihtiyacına artan talep, sağlıklı ve besleyici gıdalara olan ilgi ve bunları karşılama arzusu su ürünleri yetiştiriciliğinin artmasına ve gelişmesine katkı yapmıştır. Su ürünleri yetiştiriciliğinin gelişimine katkı sağlayan türlerden birisi de granyöz (Argyrosomus regius Asso, 1801) balığıdır. Farklı kültür koşullarında yetiştirilen balıkların beslenmeye bağlı olarak gerek görünüşü gerekse et kalitesinde farklılıklar meydana gelebilmektedir. Bu nedenle farklı kültür koşullarında yetiştirilen balıkların görsel ürün kalitesine yönelik verilerin ortaya konması önemlidir. Bu tez çalışmasında, son yıllarda deniz kafeslerinde ve toprak havuzlarda yetiştiriciliği yapılmaya başlanan granyöz balığının görsel değerlerinin görüntü analiz yöntemi ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bunun için toprak havuz (66 adet) ve ağ kafeslerde (53 adet) yetiştirilen granyöz balığı kullanılmıştır. Balıkların fotoğrafları dijital kamara ile ışık kutusunda çekilmiştir. Ballıkların boy-ağırlık, alan-ağırlık ve deri renginin belirlenmesi için görüntü analizi kullanılmıştır. Ağ kafeslerde yetiştirilen balıkların ağırlıkları 253.2-950.4 g arasında değişirken, Toprak havuzda yetiştirilen balıkların ağırlıkları ise 311.9-1142.1 g arasında değişmiştir. Boy-ağırlık verileri, Ağırlık (W)= A (boy L)B güç denklemi ile hesaplanmıştır. Kafes ve Toprak havuz balıkları için sırasıyla R2 değeri 0,927-0,958 arasında değişmiştir. B değerine göre her iki ortamda yetiştirilen granyöz balıkları (2.848-2.951) negatif allometrik bir büyüme göstermiştir. Yüzey alan (V)-ağırlık ilişkisi güç denklemine uyarlanmıştır. Bu eşitlik için R2 değerleri kafes ve Toprak havuz balıkları için sırasıyla 0,976-0,983'dür. Toprak havuzda yetiştirilen balıkların aynı yüzey alanına göre kafeslerde yetiştirilenlerden daha az ağırlığa sahiptir. Toprak havuz ortamda yetiştirilen granyöz balıklarının L*, a* ve b* değerleri kafeste yetiştirilen balıklarınkinden istatistiksel olarak önemli derecede yüksek bulunmuştur. (p<0,05). Sağ ve sol deri renklerinin Delta E değerlilerinin ortalaması kafes ve toprak havuz balıkları için sırasıyla 1.893 ve 1.781'dir. Araştırma grubu balıkları bireysel olarak değerlendirildiğinde 3'den büyük Delta E değerlerinin her iki yetiştiricilik ortamı arasında fark edilebilir renk farklılıklarının olduğunu göstermektedir. Kafes balıklarının Toprak havuz balıklarına göre daha yüksek Hue değerine sahip olduğu söylenebilir. Gruplar arasında renk değişim indeksi (CCI)ve Tekstür değişim indeksi (TCI) ile gri tonlama enerji ve entropi değerleri arasında bir korelasyonun bulunmazken, TCI ve CCI arasında bir korelasyonun olduğu tespit edilmiştir.
Çizgili gargur (Pomadasys stridens, Forsskäl 1775)'da bazı zoonotik patojenlerin tespiti
Mevcut tez çalışmasında Antalya Balıkçı Barınağı'nda ticari avcılık yapan balıkçılardan ıskarta balık olarak alınan çizgili gargur (Pomadasys stridens)'da zoonotik mikroorganizmalar yanı sıra mikrobiyal biotanında araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla elde edilen balık örnekleri laboratuvara getirilmiştir. Araştırmada 39 balık örneği ile çalışılmıştır. Laboratuvarda önce balıkların boy ağırlık ölçümleri yapılarak ortalamaları alınmıştır. Daha sonra balıklar dış bakı yönünden incelenmiştir. Balıklara nekropsi uygulanmıştır. Nekropsi sonrasında iç organlarda gözlenen bulgular kaydedilmiştir. Gerek balıkların dış organları gerekse iç organları ektoparazit ve endoparazit yönünden incelenmiştir. Nekropsi sonrasında bakteriyolojik çalışma için balıkların karaciğer, dalak ve böbrek gibi iç organlarından örnekler alınarak, %2.0 NaCl içeren Nutrient agarlı petri kaplarında ekimler yapılmıştır. Ekim yapılmış besiyerleri 22 ±2 °C de 24 ila 72 saat süre ile inkübe edilmiştir. İnkübasyon sonrasında besiyerinde gelişme gösteren bakteri kolonilerinden alt kültürler hazırlanmıştır. Hazırlanan alt kültürler 22 ±2 °C de 24 ila 48 sat süre ile inkübe edilmiştir. Bakteri suşlarına Gram- boyama, hareketlilik, sitokrom oksidaz ve katalaz testleri uygulanmıştır. Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PZR) çalışmasında 16S rRNA gen bölgesi çoğaltılarak, bakteri suşlarına tanımlama yapılmıştır. Balık örneklerinin ağırlıkları ortalama 60 g, boyu ise 15.5 cm olarak ölçülmüştür. Balıklarda herhangi bir ekto ya da endoparazit türüne rastlanılmamıştır. Bakteriyolojik ve PZR çalışma sonuçlarına göre 10 suş izole ve identifiye edilmiştir. Bu suşlar; Pseudomonas sp. (3 suş), Shewanella sp. (1 suş), Shewanella baltica (2 suş), Pseudoalteromonas sp. (2 suş), Pseudoalteromonas distincta (1 suş), Pseudoalteromonas nigrifaciens (1 suş) ve Psychrobacter cibarius'tur. Mevcut çalışmada balık örneklerinden Psychrobacter türlerinin izole ve identifiye edilmesi, Antalya Körfezi'nde ticari olarak avlanan ve ekonomik değeri olan balık türlerinde de hastalık oluşturarak, doğal üretimi etkilemesi açısından önemli olabilir. Bu nedenle, Antalya Körfezi balıkçılığı açısından endemik ve lesepsiyen türlerin mikrobiyal topluluklarını araştırmak önemli olabilir.
Su ürünleri yetiştiricilerinin üretici birliklerine bakış açılarının değerlendirilmesi: Çameli örneği
Bu çalışmada Denizli ili Çameli ilçesinde bulunan su ürünleri yetiştiricilerinin üretici birliklerine bakış açıları, sorunları ve memnuniyet durumları değerlendirilerek üretici birliklerine karşı genel tutumları araştırılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen veriler, bir anket çalışması yapılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki-kare testleri kullanılmıştır. Katılımcıların yaşları incelendiğinde, %25,5'i (13 kişi) 18-35, %52,9'u (27 kişi) 35-50 ve %21,6'sı (11 kişi) 50-65 yaş aralığında olduğu, eğitim durumları incelendiğinde ise, %7,8'i (4 kişi) ilkokul, %19,6'sı (10 kişi) ortaokul, %37,3'ü (19 kişi) lise, %11,8'i (6 kişi) ön lisans ve %23,5'i (12 kişi) lisans ve lisansüstü mezunu olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %39,7'si birliğe "mecburiyetten" üye olduğunu, %74,5'i birliklerin kendi hak ve menfaatlerini yeterince korumadığını, %86,3'ü birliklerin beklentilerini karşılamadığını ifade etmiştir. Elde edilen bulgular, kırsal üretici örgütlenmesinin mevcut durumunu anlamak ve iyileştirmek adına önemli veriler sunmaktadır.
Investigation of amino acid metabolism of juvenile gilthead sea bream (Sparus aurata) fed with alternative proteins
This study evaluated the effects of partially replacing (55%, 65%, 75%) fishmeal (FM) with poultry by-product meal (55PBM, 65PBM, 75PBM) or hydrolyzed feather meal (55HFM, 65HFM, 75HFM) on growth performance and amino acid metabolism of juvenile gilthead sea bream (Sparus aurata, 35.01 ± 0.11 g). Seven experimental iso-nitrogen (49% crude protein) and iso-lipid (19% crude lipid) experimental diets were prepared based on the three meals (FM, PBM, and HFM) and fed to juvenile sea bream for 120 days. Proximate diet and whole-body analyzes were performed to determine the effects of animal protein (PBM and HFM) on the growth performance, quality of diet and feed intake of gilthead sea bream. The protein efficiency ratio (PER) and amino acid profile of the dietary treatments as well as the whole body amino acid profile of the fish at the start and end of the experiment were assessed to determine the effectiveness and quality of proteins and whether there are deficiencies in essential amino acids (EAAs), which may limit the growth and normal development of gilthead seabream. The digestibility of proteins and amino acids was studied to determine whether the proteins affects seabream's protein metabolism. The amino acid profile of fish feces was assessed to determine the levels of amino acids eliminated in indigestible form. Histological examination of the liver and digestive system was performed to assess the effects of dietary treatments on the welfare of gilthead sea bream. The results of this thesis show that growth performance, feed intake, and digestibility were negatively affected when juvenile sea bream were fed with HFM-based diets (55HFM, 65HFM, 75HFM) (P<0.05). The partial substitution of fish meal (FM) with poultry by-product meal (PBM) in the diet of juvenile gilthead seabream, is feasible without compromising their growth performance. Similarly, condition factor, hepatosomatic index (HSI) and viscerosomatic index (VSI) did not differ between the experimental groups fed PBM (55PBM, 65PBM, and 75PBM) and the group fed with fishmeal (FM) (P > 0.05). In addition, these groups of fish had similar feed consumption and feed conversion rates to the control group (P > 0.05). There was no significant difference between the whole-body protein content in the fish-fed PBM diets and the control group (P > 0.05). Protein Efficiency Ratio (PER) values showed that PBM contains good quality and efficient protein. This result was confirmed by the digestibility coefficients which were similar to the control group and showed no significant difference with the control group (P>0.05). At the end of the experiment, the amino acid profile of whole-body of juvenile seabream fed with PBM-based diets was not found to be deficient in EAAs. Similarly, dietary PBM content did not negatively affect protein and amino acid digestibility in juvenile seabream. In addition, the level of EAA and non-essential amino acids (NEAAs) eliminated in indigestible form is similar to the control group. Except for a slight accumulation of a few lipid droplets in the liver of the group fed with PBM-based diets, histological examination revealed no sign of pathology of the liver or digestive tract among these dietary treatments (55PBM, 65PBM, and 75PBM). Histology of the hindgut revealed no lipid deposit accumulation in fish fed PBM-based diets.
Poliketin (Hediste divercicolors) deniz levreği (Dicentrarchus labrax) yavrusunun büyüme performansı ve vücut kompozisyonu üzerine etkisi
Bu tez çalışmasında alternatif hammadde kaynağı olarak Poliket'in (Hediste diversicolor) Levrek (Dicentrarchus labrax) balığının yavrusunun büyüme performansı ve vücut kompozisyonu üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Balık unu proteininin %0, %5, %10, %15 ve %20'si yerine poliket unu (PU) kullanılarak izo-protein (% 48) ve izo-lipidik (%14) olacak şekilde deneme yemleri hazırlanmıştır. Başlangıç ağırlıkları 14.56±0.01 g olan deneme balıkları 400 litrelik 15 tanka 10'ar adet olmak üzere homojen yerleştirilmiştir. Deneme 3 tekerrürlü olacak şekilde tesadüf parselleri deneme desenine göre planlanmış ve günde 2 sefer doyana kadar elle beslenmiştir. Besleme denemesi 53 gün süreyle yürütülmüştür. Deneme sonunda elde edilen verilere göre, yemdeki artan poliket unu oranıyla deneme grubu levrek yavrularının büyümesi, yemden yararlanma etkinlikleri ile organ indeks değerleri istatiksel olarak benzer bulunmuştur (P> 0.05). Deneme balıklarının yemdeki poliket unu oranının artışına bağlı olarak yem tüketimlerinin artma eğiliminde olduğu görülmüştür (Plinear =0,068). Deneme yemlerindeki poliket unu oranının artışıyla deneme grubu balıklarının vücut nem düzeylerinde önemli bir linear azalma görülürken (Plinear = 0.003), vücut protein ve lipit düzeylerinde artan linear bir etki belirlenmiştir (Plinear < 0.003). Deneme grubu balıkların günlük azot, lipit ve enerji tüketimleri deneme yemlerindeki poliket unu oranının artışıyla önemli düzeyde etkilenmemiştir (P> 0,05). Ancak deneme balıklarının günlük lipit kazançları deneme yemlerindeki poliket unu oranının artışıyla artış göstermiştir (P<0.05). Deneme grubu balıkların günlük lipit kazançlarındaki artış günlük enerji kazanç verilerine de yansımıştır (Plinear = 0.075, Pkuadratik =0.076). Deneme yemlerindeki artan poliket unu oranı deneme balıklarının vücutlarında tutulan lipit miktarını doğrusal olarak yükseltirken (Plinear =0.043), vücut azot ve enerji tutulum yüzdelerini etkilememiştir. Balık unu yerine PU ikamesi ile balıkların kas ve karaciğer yağ asitleri ile yağ asitleri grupları üzerine etkilerinin önemli olduğu durumlar söz konusu olmuştur. Örneğin, diyetsel PU düzeyi arttıkça karaciğer toplam SFA düzeylerinde linear bir artış, toplam PUFA düzeylerinde ise linear bir azalma kaydedilmiştir (Plinear <0.05). Kas toplam SFA düzeyleri de PU düzeylerine paralel olarak artmış, ancak toplam MUFA ve PUFA'da doğrusal bir azalma gözlenmiştir (Plinear <0.05). Sonuç olarak, yemlerde balık unu proteininin %20'sine kadar poliket unu ikamesinin levrek balığı yavrularının büyüme ve yemden yararlanma performansını olumsuz yönde etkilemezken, poliket ununun besin madde sindirim katsayıları ile çevresel etki bakımından balık ununa denk veya daha üstün besleme değerine sahip olduğu görülmüştür.
Lactococcus garvieae'de bazı virülans genlerinin tespiti üzerine bir çalışma
Bu çalışmanın amacı Lactococcus garvieae suşlarının fenotipik ve moleküler düzeyde tanımlanarak suşlarda bazı virülans genlerinin bulunup bulunmadığının ortaya koyulmasıdaır. Çalışmada 10 L. garvieae suşunun PZR tekniği kullanılarak yapılan tanımlamasında PLG ve SA1B10 primerleri kullanılmıştır. Virülans genlerinin tespitinde adezin Pav (adhPav), adezin PsaA (adhPsaA), LPXTG içeren yüzey proteinleri 1-2-3-4 (LPXTG-1, LPXTG-2, LPXTG-3, LPXTG-4), hemolizin 1-2-3 (hlyI, hlyII, hlyIII) genleri, süperoksit dismutaz (SOD) ve fibronektin bağlayıcı protein (fbp) genlerini hedef alan primer çiftleri kullanılmıştır. Virülans genlerinin tespitine ek olarak suşların antimikrobiyal duyarlılığı da araştırılmıştır. Antibiyogram test sonuçlarına göre suşların hepsinin oksasilline dirençli olduğu ancak enrofloksasine ise duyarlı olduğu bulunmuştur. Suşların oksasillin ve enrofloksasin dışındaki diğer antibiyotiklere olan duyarlılık ve direnç durumları ise suşlara göre değişiklik göstermiştir. Çalışmada kullanılan tüm L. garvieae suşlarının hlyII, hlyIII, adezin Pav (adhPAV), adezin PsaA (adhPsaA) genlerini taşıdığı tespit edilmiştir. Bazı suşlarda LPXTG-1, LPXTG-3, hlyI, SOD ve fbp genleri tespit edilemezken, tüm suşların ise LPXTG-2 ve LPXTG-4 genlerini taşımadığı bulunmuştur.
Dar pençeli tatlısu ıstakozunda (Pontastacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) timol ve karvakrolün anestezik aktivitesinin belirlenmesi
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, timol (100, 125, 150, 175, 200, 225 ve 250 mg/l) ve karvakrol (100, 125, 150, 175, 200, 225 and 250 µl/l ) anestezik maddelerinin dar pençeli tatlısu ıstakozu (Pontastacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) (ortalama 21,83±5,1 g ağırlığa ve 9,48±0,57 cm boya sahip) üzerindeki anestezik etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçları timol için ideal dozun, 16,49±8,38 dk bayılma ve 27,36±1,7 ayılma süresi ile 200 mg/l, karvakrol için ise 7,59±3,21 dk bayıltma ve 89,21±11,41 dk ayılma süresi ile 200 µl /l olduğunu göstermiştir. Timol ve karvakrol uygulamasında sırasıyla 225 mg/l ve 250 µl/l konsantrasyonlarda bayılma süreleri kısalmasına karşın ölüm oranları %66 ve %50 olarak oldukça yüksek gözlemlenmiştir. Her iki anestezik ajan için de doz arttıkça bayılma süreleri kısalmış ancak bununla birlikte ayılma süreleri uzamıştır. Timol ve karvakrol maddelerinin düşük dozlarla uygulanması sırasında anesteziye giriş süresinin uzaması ile anestezi uygulaması sırasında hemolenfte yüksek glukoz değerleri ölçülmüştür.
Eugenol, karanfil ve nane yağının tatlısu ıstakozunda (Pontastacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) anestezik etkilerinin belirlenmesi
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, karanfil yağı (200, 250, 300, 350, 400, 450 ve 500 µl/l), eugenol (100,150, 200, 250, 300, 350, 400 ve 450 µl/l ) ve nane yağının (200, 300, 400, 500, 600 ve 800 µl/l ) ortalama 31,47 g ağırlık ve 102,27 cm boya sahip dar pençeli tatlısu ıstakozu (Pontastacus leptodactylus Eschscholtz, 1823) üzerindeki anestezik etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçları karanfil yağı için ideal anestezik dozun, 12,6 ± 2,45 dk bayılma ve 9,36 ± 4,63 dk ayılma süresi ile 300 µl/l, eugenol için ise 21,77 ± 0,77 dk bayıltma ve 8,83 ±1,22 dk ayılma süresi ile 300 µl/l, nane yağında ise 55,00 ± 2,89 bayılma 6,67 ± 0,88 dk ayılma süresi ile 400 µl/l dozlarının olduğunu göstermiştir. Karanfil yağının 350, 400, 450 µl/l dozlarında %33,33 oranında ölümler meydana geldiği belirlenmiştir. Nane yağında 400, 500, 600 ve 800 µl/l dozlarda anestezi gerçekleşmesine karşın deneyde kullanılan bireylerde yüksek oranlarda ölümler gözlemlenmiştir. Kullanılan üç anestezik maddenin de tatlısu ıstakozlarındaki hemolenf glukoz düzeyini arttırdığı görülmüştür. Kontrol grubunda 1,83 ± 0,33 mg/dL olarak ölçülen hemolenf glukoz düzeyi deneme gruplarında özellikle düşük dozlarda ve anesteziye girişlerin uzadığı durumlarda 4,5 ± 0,58 mg/dL ile 16,5 ± 1,15 mg/dL arasında değişim göstermiştir.
Karanfil yağı, benzokain ve 2-fenoksietanolün mavi yengeç (Callinectes sapidus) üzerinde etkin anestezi konsantrasyonlarının belirlenmesi
Bu çalışmada, ülkemizde Akdeniz ve Ege kıyılarında dağılım gösteren mavi yengeçler (Callinectes sapidus) üzerinde karanfil yağı, 2-fenoksietanol ve benzokain anestezik maddelerinin etkin dozlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Mavi yengeçlerde daldırma yöntemi uygulanarak karanfil yağı, 2-fenoksietanol ve benzokain konsantrasyonlarının anestezi etkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada kullanılan karanfil yağı doz miktarları 0,15-0,25-0,35-0,45-0,55-0,65 ve 0,75 ml/l olarak kullanılmıştır. Deney sırasında gözlem yapılarak sedasyon, anestezi ve ayılma safhaları belirlenmiştir. Kullanılan doz miktarları içerisinde 0,15 ml/l'de anestezik etkisi olmadığı gözlemlenmiştir. Kullanılan dozlardan 0,45 ml/l, 0,55 m/l ve 0,75 ml/l'nin tamamında anestezi gerçekleşmiştir. Kullanılan 0,75 ml/l karanfil yağı solüsyonun da bireylerin %60'ının öldüğü gözlemlenmiştir. Diğer dozlardan 0,25 ml, 0,35 ml, 0,45 ml, 0,55 ml, 0,65 ml için ölüm oranları sırasıyla; %20, %20, %0, %40 ve %60 olarak gözlemlenmiştir. Anestezik 2-fenoksietanol kullanımında 1ml/l, 3ml/l ve 5 ml/l doz miktarlarından sadece 5ml/l %60 bireyde sedasyon sağlamıştır. Benzokain 100, 200, 300, 400 ve 500 mg/l doz kullanımında sadece 500 mg/l dozda sedasyon gözlemlenmiştir.
Sazan (Cyprinus carpio) yavru yeminde soya küspesi yerine kabak (Cucurbita pepo) çekirdeği küspesi kullanımının büyüme performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkisi
Bu tez çalışmasında, aynalı sazan (Cyprinus carpio) yavru yeminde soya küspesi yerine kabak (Cucurbita pepo) çekirdeği küspesi kullanımının balıkların büyüme performansı ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla yemde soya küspesi yerine kabak çekirdeği küspesi (KÇK) %0 (Kontrol), %33 (KÇK33), %66 (KÇK66) ve %100 (KÇK100) oranında ikame yapılarak protein ve enerji değerleri benzer dört farklı deneme yemi hazırlanmıştır. Sazan yavruları, kapalı devre yetiştiricilik sisteminde bulunan 150 L hacmindeki 12 tanka her tankta 20 balık olacak şekilde tesadüfi olarak yerleştirilmiştir. Besleme denemesinde sazan balıkları hazırlanan deneme yemleriyle günde iki kez doyuncaya kadar 63 gün süreyle beslenmiştir. Deneme sonunda, kabak çekirdeği küspesi içeren yemlerle beslenen balıkların kontrol grubu balıklarına kıyasla daha iyi büyüme ve yem değerlendirme parametrelerine sahip olduğunu tespit edildi. Deneme sonu itibariyle KÇK66 grubunun deneme sonu ağırlığı, yüzde canlı ağırlık artışı, spesifik büyüme oranı ve yem dönüşüm oranı değerlerinin kontrol grubuna göre önemli derecede daha iyi olduğu belirlenmiştir (P < 0,05). Serum toplam protein, albümin, globülin, glikoz, alanin aminotransferaz ve aspartat aminotransferaz değerlerinin deneme grupları arasında benzer olduğu tespit edilmiştir (P > 0,05). Yemde kabak çekirdeği küspesi artışı ile serum kolesterol ve trigliserit değerlerinin ise azaldığı belirlenmiştir (P < 0,05). Sonuç olarak, geleneksel olmayan bir yem hammaddesi olarak kabak çekirdeği küspesi, aynalı sazan yeminde soya küspesi yerine kullanılmasının balıklarının büyüme performansı ve sağlık durumu üzerine olumsuz etki göstermediği, soya küspesinin %66'sı yerine kabak çekirdeği küspesi kullanımında en iyi büyüme ve yem değerlendirme oranı elde edilmiştir.
Diskus balıkları (Symphysodon spp.) yetiştiriciliği
Bu çalışmada, ekonomik değeri yüksek olan diskus balıklarının (Symphysodon spp), üreme özellikleri (eş seçimi, üreme davranışları, cinsiyet ayrımları, yumurtlama periyotları, yumurta verimi, yumurta açılım oranları), embriyonik ve larval gelişim aşamaları incelenmiştir. Üç yıl süren çalışmalarda, farklı su sıcaklığı değerlerinin diskus balıklarının üreme sıklığı, yumurta verimi, larva çıkış oranlarına ve yumurtaların inkübasyon süresi üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca ticari üretimde yaygın olarak kullanılan parental bakıma alternatif olarak yapay açılım uygulamaları gerçekleştirilmiştir.Sonuç olarak, diskus balıkları üretimi için en uygun su sıcaklığının 28-30oC aralığı olduğu, anaçların yumurtlama periyotları, yumurtaların inkübasyonu ve yumurta açılım oranları bakımından, yapay açılım yönteminin parental bakıma göre daha avantajlı olduğu belirlenmiştir. Balıkların parental bakım gerçekleştirdiği durumlarda 35?44 gün aralıklarla, yapay açılımın gerçekleştirildiği durumlarda ise 6-16 gün aralıklarla yumurtladıkları, bir yumurtlama döneminde bir çift anaçtan 72-258 arasında yumurta alınabileceği, yumurta açılım oranlarının %59-80 arasında değiştiği tespit edilmiştir. Yumurtaların açılımı 28,30±0,04oC'de minimum 54 saat, maksimum 62 saat ve ortalama 57,22±0,20 saatte gerçekleşmiştir. Yumurtadan çıkan larvaların ağızları 3. gün açılmış ve 4. günde ebeveynleri üzerinden mukus ile beslenmeye başlamışlardır. Larvalar bir aylık olduklarında renkleri dışında yüzgeç ve vücut şekli bakımından ebeveynlerinin görünümünü almışlardır. Üç aylık olduklarında 4-4,5 cm satış büyüklüğüne ulaşan balıkların, 13-14. ay sonunda eş seçimini gerçekleştirerek yumurtladıkları tespit edilmiştir.
Sentetik lizin ve metiyonin ile desteklenmiş fındık küspesi içeren yemlerin gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) gelişmesi üzerine etkileri
Bu çalışma; sentetik lizin ve metiyonin ile desteklenmiş fındık küspesiyle hazırlanan yemlerin, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan gökkuşağı alabalığının (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) gelişimine olan etkilerini araştırmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmada, balık ununa dayalı kontrol yemi ile % 10 (FK1), % 20 (FK2),% 30 (FK3), % 40 (FK4) ve % 50 (FK5) oranlarında fındık küspesi içeren,izonitrojenik (% 46) ve izokalorik (21 kJ/g) altı farklı araştırma yemi hazırlanmıştır. Araştırma yemlerinin metiyonin ve lizin içeriklerini mümkün olduğunca dengelemek amacıyla kontrol yeminin lizin ve metiyonin içeriği esas alınarak, kontrol yemi dışındaki araştırma yemlerinin yapısına sentetik lizin ve metiyonin ilave edilmiştir. Ortalama canlı ağırlıkları 114.16±0.03 g olan gökkuşağı alabalıkları, her grup için3 tekerrür olacak şekilde stoklanmış ve hazırlanan araştırma yemleriyle 60 gün boyunca günde iki kez doyuncaya kadar yemlenmişlerdir.Araştırma sonunda, en yüksek canlı ağırlık artışı FK4 grubundan (304.28±6.50 g) elde edilmiş ve diğer gruplarla arasındaki fark istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (P<0.05). Spesifik büyüme oranı, oransal büyüme oranı, yem değerlendirme sayısı, protein değerlendirme randımanı ve prodüktif protein değeri bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunamamış ancak en iyi değerler FK4 grubundan elde edilmiştir (P?0.05). Protein sindirim oranının yemdeki fındık küspesi oranından etkilenmediği, toplam sindirim ve yağ sindirim oranının ise yemdeki fındık küspesi oranının % 50'ye çıkmasıyla önemli derecede azaldığı belirlenmiştir (P<0.05).Bu araştırma; fındık küspesinin sentetik lizin ve metiyonin ilavesiyle, büyüme performansı, besin maddelerinin sindirimi ve vücut kompozisyonu üzerine herhangi bir olumsuz etki yapmaksızın, gökkuşağı alabalığı yeminde % 40 oranında kullanılabileceğini göstermiştir.