Sakarya University
Discipline

Geography

Sakarya University

286

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ahlat Şehri'nin kültürel miras turizmi potansiyeli

Günümüzde insanlar günlük yaşadıkları yerlerden geçici süreler için farklı yerlere seyahat etmektedirler. Ulaşım ve bilgi sektöründeki süratli gelişme ve değişmeler, insanların değişik kültürleri tanıma, anlama ve görme ilgisini arttırmış buna bağlı olarak bu bölgeleri tanıma isteği "Kültürel Turizmin" meydana gelmesini sağlamıştır. Kültürel miras yüzyıllardır insanlığa ait tüm işaretleri kapsamaktadır. Turistlerin kültürel mirasa ilgileri sonucu gelişme gösteren kültürel miras turizmi; öncelikli olarak tarihi mekânların, müzelerin, ören yerlerinin ziyaret edilmesiyle gelişme göstermiştir. Günümüzde ise turistlerin özel ilgileri ve ihtiyaçlarına bağlı gelişim göstererek geleneksel mimarinin görülmesi, müzik ve dans türlerinin seyredilmesi, geleneksel el sanatları ticaretinin yapılması, fuarların ve festivallerin ziyaret edilmesi önem kazanmıştır. Tarihsel süreç boyunca, Asurlardan Urartulara, Perslerden Romalılara, Moğollardan Türklere kadar birçok medeniyetten izler kalan Ahlat'ta, günümüze kadar varlığını sürdürmüş birçok maddi ve manevi kültürel miras bulunmaktadır. Söz konusu kültürel varlıkların karşılanması bakımından Ahlat eşsiz bir çeşitliliğe sahiptir. Bu çalışmada, Ahlat Şehri'nin kültürel miras turizmi potansiyelini belirlemek ve kaynakların daha iyi değerlendirilip turizmden daha fazla pay alınabilmesi ile bu kültürel varlıkların korunarak sonraki nesillere aktarımının sağlanması amaçlanmıştır. Araştırma esnasında hem nitel hem de nicel verilerden faydalanılmış olması sebebiyle açıklayıcı karma desenli bir çalışma ortaya konulmuştur. Araştırmada öncelikle durum tespiti ve konu ile ilgili kaynaklar araştırılmıştır. Daha sonra araştırmada yerinde gözlemler gerçekleştirilmiş ve yapılandırılmamış görüşme formlarıyla araştırma sahası ile ilgili veriler elde edilmiştir. Ahlat'ta Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'ne alınan Selçuklu Meydan Mezarlığı'ndaki çok sayıda süslemeli, yazılı mezar taşı dışında beş farklı tarihi mezarlık, on iki kümbet, dört tarihi cami, iki kültürel hamam kalıntısı, iki kale, iki türbe, bir tarihi köprü ile mağaralar, evler ve birçok kültürel miras değeri tespit edilmiştir. Sonuç olarak Ahlat'ın, kadim Türk kültürü ile Anadolu'daki Türk-İslam kültürü arasında bağlantı kuran bir açık hava müzesi özelliklerine sahip olduğunu belirtmek mümkündür.

AhlakKültürel mirasKültürel turizm+2
Emrah Polat
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gürpınar (Van) ilçesi'nde kırsal yerleşmeler

Araştırma sahasını oluşturan Gürpınar, Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Yukarı Murat Van Bölümünde yer almaktadır. İlçe; kuzeyde İpekyolu ve Özalp ilçeleri, doğuda Başkale, batıda Çatak ilçesi, güneyde ise Hakkâri ve Şırnak illeri ile sınırlıdır. 4.063 km2'lik alanı ile Türkiye'nin yüzölçümü bakımından en büyük ilçeleri arasında yer almaktadır. Tarihi oldukça eskilere dayanan Gürpınar İlçe'si, bölgede önemli bir yere sahiptir. İlçe ile ilgili daha önce yapılmış çalışma olsa da, kasaba merkezinin ele alındığı bu çalışma ilçe genelini kapsamadığı için yöreyi bir bütün olarak tanımak mümkün olmamaktadır. Araştırma konusunun seçiminde daha önce bu konu üzerinde bir bütün olarak bilimsel çalışma yapılmamış olması etkili olmuştur. Gürpınar İlçesi'nde yer alan kırsal yerleşme alanlarının, coğrafi özellikleri bakımından analiz edilerek kırsal yerleşmelerin ekonomik faaliyet alanlarını belirlemek ve kırsal yerleşmelerin sahip oldukları ekonomik potansiyelden maksimum seviyede verim almaları konusunda coğrafya biliminin yöntem ve ilkeleri doğrultusunda çözüm önerileri sunmaktır. Tezin hazırlanma sürecinde ilk olarak literatür taraması yapılarak araştırma sahasına yönelik yazılı kaynaklar ( kitap, akademik yayınlar, rapor gibi) temin edilerek ayrıntılı bir şekilde incelendi. Diğer bir aşamada veri toplamak ve mülakat yapmak amacıyla sahadaki kırsal yerleşmelerde gezi-gözlem çalışması yapıldı. Son aşaması olan yazım aşamasında ise elde edilen bilgiler; haritalar, tablolar, fotoğraflar ve grafiklerle desteklenerek analizler ortaya konmuştur. Kırsal yerleşmelerin seçiminde fiziki çevre ve ekonomik faaliyetler etkili olan etmenlerdir. Tarımsal faaliyetlerin yapıldığı kırsal yerleşmeler genellikle ovalarda ve vadi tabanlarında kurulmuştur. İlçe genelinde ulaşımı kolay, tarım arazileri geniş, yükseltisi az, su imkânı fazla olan kırsal mahalle yerleşmeleri daha çok nüfuslanmıştır. Yer şekillerinin engebeli, tarım arazilerinin ve sulama imkânlarının az olduğu ve ulaşımın zor olduğu kırsal mahalleler de ise nüfus azdır. Yerleşmelerin toplu dokulu özellik göstermesinde yerleşim biriminin morfolojik şartları ile su kaynakları önemli yer tutmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin daha verimli kullanılabilmesi, hayvancılık faaliyetinin hayvan yetiştirmenin yanında hayvansal ürünlerin satışının da yapılması, tarihi ve doğal güzellikler açısından önemli bir potansiyele sahip araştırma sahasında turizm sektörünün tarım ve hayvancılıktan sonra üçüncü önemli bir sektör haline gelmesi, istihdam sorununun çözülmesi için çeşitli çalışmaların yapılması sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gürpınar, Nüfus, Yerleşme, Tarım, Hayvancılık

HayvancılıkKırsal yerleşmelerNüfus+4
Bülent Öztaş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafyanın tarihi gelişim süreci ve XIII.yüzyılda Anadolu'daki Müslüman coğrafyacılar

Tarihi coğrafya, modern coğrafya prensip ve yöntemlerini kullanarak bir sahayı geçmiş bir zaman diliminde inceleyen coğrafya bilim koluna denilmektedir. Tarih ve coğrafya bilimlerinin hem geniş bir tabana yayılması hem de birçok disiplinle ilişkide olması ve yine tüm bilimlere kaynaklık edecek derecede mühim olması gerek tarihin gerekse coğrafyanın önemini arttırmaktadır. Coğrafya bilimi tarihin en başta gelen yardımcılarındandır. XIII. yüzyıl ise Anadolu topraklarında siyasal bağlamda birçok kargaşanın yaşandığı bir dönemdir. XIII. yüzyıl Avrupa Katolik Hristiyanlarının ve papanın çeşitli vaatleri neticesinde Anadolu topraklarını Müslümanların elinden almaya çalıştıkları Haçlı saldırıları ile boğuşan bir dönemdir. Ayrıca İslam bilginleri Anadolu topraklarında rasathaneler, şifahaneler, medreseler gibi somut örnekler inşa ederek bilimsel gelişme ve ilerleyişi sürdürmüştür. Anadolu İslam bilginleri birçok bilim alanında olduğu gibi coğrafya bilimi alanında da çok önemli veriler ve bulgular elde etmişlerdir. Bu çalışma coğrafyanın tarihi sürecini ve XIII. Yüzyılda Anadolu topraklarında yaşamış olan İslam Medeniyeti bilginlerini ortaya çıkarmak, tanıtmak ve ışık tutma amacı taşımaktadır. Bu medeniyette meydana gelen gelişmeler ve yetişen bilim adamları İslam topraklarını bilim-kültür merkezi haline getirmiştir. Yetişen bu bilim adamları Orta Çağ dönemini etkilediği gibi günümüz dünyasını da derinden etkilemiştir. Özelikle İslam Medeniyetinde yetişen bilginler ve eserleri ile Batı dünyasında Rönesans, Reform ve Coğrafi Keşiflere büyük katkılar sağlamıştır. Ayrıca bu çalışmada incelemeye çalıştığımız Orta Çağ döneminin bilginleri değil bu bilginlerin astronomi, coğrafya, matematik, fizik, kimya, kozmografya, nakli ilimler, tarih, felsefe vb. birçok bilim dalında çalışmaları ele alınmıştır. Orta Çağ dönemi hem Doğu dünyasında hem de Batı dünyasında toplumsal bağlamda bilimsel kültürün zirveye ulaştığı zaman dilimidir. Bilimsel gelişmelere katkı sağlayan, iz bırakan bilginleri ve eserlerinin bilinmesi coğrafya bilimi alanında özellikle önem arz etmekle beraber diğer bilim alanlarında da yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca bu tezde dünya biliminin gelişmesinde inci gibi parlayan Anadolu topraklarında yetişen, yaşayan ve eserler telif eden Müslüman bilim adamları ve bilimsel kültüre olan kazanımları ele alınacaktır.

13. yüzyılBilim insanıCabir b. Hayyan+5
Mücahit Sekin
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır şehrinin kültürel coğrafyası (Maddi kültür ögelerine göre)

Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Dicle Bölümünde yer almaktadır. Diyarbakır şehri Karacadağ'dan çıkan bazaltlarla kaplı platonun kenarı ile Dicle Nehrinin yanında kurulmuştur. İlin batısında Adıyaman, Şanlıurfa, Malatya; doğusunda Muş ve Batman, güneyinde Mardin; kuzeyinde Elâzığ ve Bingöl ili ile çevrilidir. İlin kuzey kesiminde Güneydoğu Toroslar, güneyinde Mardin-Midyat eşiği, batısında Karacadağ yer almaktadır. Diyarbakır Anadolu ile Mezopotamya arasında geçiş özelliğine sahip olduğu için birçok uygarlığa ev sahipliği yaparak önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Bugün Diyarbakır şehri, geleneksel evlerin olduğu yer ve yeni Diyarbakır olmak üzere iki kesimden oluşmaktadır. Şehrin ilk yerleşim yeri daha çok surlarla çevrili alandan oluşurken, yeni şehir ise Cumhuriyet döneminde surların dışında şehrin kuzeyinde gelişme göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti döneminde demiryolu ve karayollarının yapılması ile şehir hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Bu çalışma Diyarbakır Şehri'nin kuruluş yerinin fiziki coğrafya şartları ve bu şartları kendi lehine çevirebilmek için, Diyarbakır'da yaşayan insanların geçmişten günümüze kadar getirmiş olduğu kültürel birikimin ve kültürel peyzajın ortaya konulmasını amaçlamaktadır. Nitel araştırma yöntemleri kapsamında gerçekleştirilecek olan bu çalışmada Etnografik araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama araçlarından olan yerinde gözlem metodu ile sözlü ve yaşayan kültürden faydalanabilmek amacıyla yapılandırılmamış görüşme formları kullanılmıştır. Saha araştırmaları tamamlandıktan sonra gözlem ve görüşmeden elde edilen veriler içerik analizi ile yazılı kaynaklardan elde edilen veriler doküman analizi verileri ile değerlendirilip yorumlanmıştır. Diyarbakır Şehri'nin, kendine özgü olan geleneksel evleri Türk evi ve Mezopotamya kültürünün harmanlanması ile oluşturulduğu ve kendi içerisinde özgün bir değere sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Genel olarak İslam dini ve Türk kültürünün izlerinin görüldüğü bu geleneksel meskenlerde, sıcak iklimin olumsuz şartlarına karşı alınan tedbirler ve bölgenin fiziki yapısı ile uyum içinde olan mimari yapılarda fiziki ve beşerî coğrafya şartlarının etkili olduğu görülmektedir. Giyim kuşam kültürü ve Gastronomi Kültürü de doğa şartlarının etkisi ve insanlarının kültür birikimiyle şekillendiği görülmektedir.

CoğrafyaDiyarbakırKent coğrafyası+4
Gamze Aydeniz Ergin
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel coğrafya açısından Ağrı ilinde yerleşme adlarının analizi

Ağrı ili Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Murat Van Bölümü'nde yer almaktadır. Yaklaşık bin yıldır Türk-İslam medeniyetinin etkisi altında bulunan saha günümüzde Türkiye'nin doğusunda yer almakta olup serhat ili olma özelliği ile varlığını devam ettirmektedir. Tarihi İpekyolu güzergâhı üzerinde yer alan Ağrı ili tarih boyunca birçok medeniyetin etkisi altına girmiş, hepsinden etkiler barındırarak zengin ve köklü bir kültüre sahip olmuştur. Kültürel coğrafya açısından Ağrı ilinde yerleşme adlarının analizi adlı bu çalışma; başta dil bilimin alt dallarından biri olan toponimi araştırmalarına konu olduğu gibi etnografya, tarih, tarihi coğrafya ve kültürel coğrafyanın da çalışma alanlarına girmektedir. Çalışma, Ağrı ilindeki köylerin eski ve yeni adları bir arada ele alınmış olup insan mekân etkileşiminin yer adları üzerindeki etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Ağrı ili ve köylerinin yer adları ile ilgili olarak yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi tekniği kulanılmıştır. Elde edilen basılı ve elektronik kaynaklar analiz edilmiş, ardından köylerin hem coğrafi hem de beşeri ve ekonomik özelliklerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu bağlamda, Ağrı Merkez, Diyadin, Doğubayazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak ilçelerindeki 562 köy yerleşmesinin yer adlarının doğal coğrafi özelliklerinin yanı sıra tarihi, beşeri ve ekonomik özelliklerinden dolayı isimlendirmelerinin yapıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Ağrı İlçeleri, Ağrı İli Köy Adları, Köy Adları, Toponimi.

AdlarAğrıKültürel coğrafya+2
Nafiye Söylemez
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin Yukarı Murat Nehri Havzası üzerindeki etkileri

Küresel iklim değişikliğinin meydana gelmesi, kısa veya uzun sürede, birçok faktör tarafından tetiklenmektedir. Küresel sıcakların son yıllarda artış göstermesi küresel iklim değişikliği konusunu gündemde tutmaktadır. İklim akarsu kaynakları üzerinde doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkili olmaktadır. Bu bağlamda iklimde meydana gelen bir değişiklik akarsular üzerinde de etkili olmaktadır. İklim değişikliği ve buna bağlı su kaynaklarında meydana gelecek değişimlere yönelik birçok senaryo öngörülmektedir. İklim değişimlerinin Türkiye'nin en önemli akarsularından olan Murat Nehri'nin akımı üzerindeki etkisini ortaya çıkarmak amacıyla Devlet Su İşleri (DSİ) bölge istasyonlarının akım gözlem yıllıkları ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün (MGM) bölge iklim bültenleri istatistiki olarak incelenmiştir. Çalışmada DSİ ve MGM'den temin edilen nicel verilerin değişkenleri arasındaki ilişkiyi saptamak için nicel veri analiz testleri kullanılmıştır. Bu bağlamda çalışmaya uygun olarak korelasyonel (ilişkisel) desenli nicel bir araştırma sergilenmiştir. Araştırmada, Yukarı Murat Nehri Havzası'nda küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğine ait bulguların genellikle dalgalanma şeklinde olduğu ve bu değişikliklerin Murat Nehri'nin akımı üzerinde minimum düzeyde etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

CoğrafyaKüresel ısınmaMurat Nehri+1
Nihal Akel
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Şeryan Çayı (Eleşkirt) havzasının fiziki coğrafyası

Şeryan Çayı (Eleşkirt) Havzası Doğu Anadolu'nun Yukarı Murat-Van Bölümünde yer almaktadır. Havza etrafı yüksek dağlarla çevrili, çanak görünümlü hidrografik bir havzadır. İdari olarak çoğunluğu Eleşkirt (Ağrı) ilçesinde bulunan havzanın çevre ilçelerden de sınırları bulunmaktadır. Havza coğrafi araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak hazırlanmıştır. Harita, tablo ve grafiklerin yapımında ArcGIS 10.6, Global Mapper, Google Earth Pro ve Suffer-13 programlarından yararlanılmıştır ayrıca metin oluşturmada Microsoft Office 365 uygulamasından yardım alınmıştır. Araştırmada açıklayıcı karma desen kullanılmıştır. Havzanın jeomorfolojisinin şekillenmesi ve çeşitlenmesi, Doğu Anadolu'nun jeolojik olarak kenet kuşağında bulunması ve buna bağlı olarak tektonik ve volkanik faaliyetlerin etkisinde kalmasıdır. Çeşitli litolojik yapılar içeren havzanın Üst Krateseden Kuvaternere kadar yüzeylenmiş birimleri bulunmaktadır. Genel olarak yarı nemli-yarı kurak karasal iklimin hâkim olduğu alanda bakı, yükselti ve nem faktörlerinin iklim, toprak ve bitki örtüsünün dağılışında yerel farklılıklar oluşturduğu görülür. Havzada çeşitli toprak türleri bulunmasının yanında kestane renkli toprakların hâkimiyeti söz konusudur. Antropojen stepler ve dağ çayırları hâkim ot formasyonunu oluştururlar. Orman örtüleri bulunmayan havzanın vadilerinde lokal olarak çalılıklar görülür.

Akarsu havzalarıAkarsularAğrı-Eleşkirt+4
Sinan Aktaş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşmenin coğrafi analizi: Patnos (Ağrı) örneği

Patnos; Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Murat- Van Bölümü'nde yer alan, idari olarak Ağrı İli'ne bağlı bir ilçedir. Etrafı yüksek dağlarla çevrili bir ova üzerinde bulunan Patnos, tarih boyunca başta Asur ve Urartu olmak üzere birçok medeniyetin hâkimiyetine girmiştir. 1936 yılında ilçe olan Patnos'un yüzölçümü 1421 km² kadardır. Önemli yolların kesiştiği bir kavşakta yer alan Patnos, fiziki ve beşeri özelliklerinin sağladığı avantajlar ile 2000 yılından itibaren hızlı bir kentleşme sürecine girmiştir. Günümüzde gelişimini sürdüren Patnos'un kent fizyolojisi; topoğrafya, jeolojik yapı, iklim, ulaşım, teknoloji, idari ve sosyolojik yapının etkisiyle şekillenmiştir. İlçede kent dokusu, konutlar, cadde-sokak sistemleri, merkezi iş alanları ve kamusal alanlardan meydana gelmektedir. Kentleşme sürecinin analizini kapsayan bu çalışma için, ilçe sınırları içerisinde bulunan fiziki ve beşeri coğrafi unsurlar örneklem olarak seçilmiştir. Araştırma sürecinin başında genel bir durum tespiti yapılmış ve konu ile ilgili kaynaklar araştırılmıştır. Sonraki aşamada araştırma sahasında arazi çalışması yoluyla veriler elde edilmiştir. Gerek saha araştırmalarından gerekse ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilen veriler sayısallaştırılarak harita, tablo ve grafik yapımında kullanılmıştır. Bu çalışmada, nitel ve nicel verilerin karma haline getirildiği açıklayıcı karma desen yöntemi kullanılmıştır. İşlevsel özellikler açısından bakıldığında Patnos'ta, eğitim, tarım, yönetim ve ticari fonksiyonların geliştiği buna karşın sağlık, ulaşım ve sanayi fonksiyonun yeterince gelişme göstermediği görülmektedir. Nüfus artışının doğal bir sonucu olan kentleşme, ilçede bazı sorunları da beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla sürdürülebilir bir kentleşme için özellikle ulaşım ve altyapı sorunlarının ortadan kaldırılması, Patnos'u daha yaşanabilir bir kent haline getirecektir.

Ağrı-PatnosCoğrafi özelliklerCoğrafya+4
İbrahim Çetin
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğubayazıt ilçesinde hayvancılık faaliyetlerinin analizi

Dünya nüfusunun ve besin kaynaklarına olan ihtiyacın sürekli arttığı günümüzde hayvancılık faaliyetlerine ve bu faaliyetlerden elde edilen besin kaynaklarına olan ihtiyaçta gün geçtikçe artmıştır. Doğubayazıt'taki ekonomik faaliyetlerin genel yapısına bakıldığında bölgedeki halkın büyük bir bölümünün hayvancılık faaliyetleri ile uğraştığı ve kazancını bu faaliyetten elde ettiği görülmüştür. Hayvancılık faaliyetlerinden elde edilen gelirin azalmasına bağlı olarak bölgede özellikle son dönemlerde işsizlik önemli oranda artmış ve bu durumda göç olayını tetiklemiştir. Bu çalışmada bahsi geçen sorunların önüne geçilmeye ve bölgede bu kadar önemli olan bu faaliyetin sürdürülmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Hayvancılık faaliyetlerini yürüten insanların belli başlı sorunları üzerinde durulmuş, bu sorunlar alanın coğrafik özellikleriyle kıyaslanarak belirlenmeye çalışılmıştır. Küçükbaş hayvancılık faaliyetine ek olarak arıcılık gibi farklı hayvancılık faaliyetlerinin de önemi üzerinde durulmuş ve bu faaliyetlerinde bölgede arttırılabileceği fikri benimsetilmeye çalışılmıştır. Bölgedeki hayvancılık faaliyetlerinin, alanın iklim ve yer şekillerine bağlı olarak değişkenlik gösterebileceği görüşü kanıtlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bölgedeki nüfus, eğitim, yerleşme vb. gibi coğrafik özellikler incelenmeye çalışılmış ve bunlara yönelik açıklamalar yapılmıştır. Tespit edilen belli başlı sorunlar açıklanmış, bunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırmada hem nitel hem de nicel olmak üzere karma araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma konusu ile ilgili çalışmaya ilk olarak saha sınırlaması ile başlanmıştır. Daha sonra saha ile ilgili literatür taraması yapılarak bölgede daha önce çalışılmış kaynaklar incelenmiştir. Ardından bu dokümanter veriler toplanıp belirli bir süre değerlendirilmiştir. Değerlendirilen bu kaynaklar, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından açıklanan hayvancılık verileri, İl ve İlçe tarım müdürlüklerinden alınan veriler, İl ve İlçe Tarım müdürlüklerinde çalışan bazı görevlilerle yapılan görüşmeler ve son olarakta bölgede bizzat hayvancılık faaliyeti ile geçimini sağlayan insanlarla yapılan mülakatlar araştırmanın en önemli veri tabanını oluşturmuştur. Çalışma sonucunda özellikle küçükbaş hayvancılık faaliyetinin bölgede ne kadar önemli bir faaliyet olduğu ortaya konulmuştur. Bölgede küçükbaş hayvancılık faaliyetlerine bağlı olarak binlerce kişinin yaşamını sürdürdüğü kanıtlanmıştır. Alandaki işsizlik ve göç gibi sorunların ana sebebinin ise yine bu faaliyete bağlı olarak gerçekleştiği saptanmıştır. Bu faaliyetin sürdürülebilmesi, tespit edilen sorunların azaltılması ve bölgede farklı faaliyetlerinde geliştirilebilmesi için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Hayvancılık, Hayvancılık Faaliyetleri, Doğubayazıt'ta Hayvancılık, Doğubayazıt

Ağrı-DoğubayazıtCoğrafyaHayvancılık+2
İsmail Yılmaz
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Bayezid kazasının tarihi coğrafyası

XIX. Yüzyılda Bayezid Kazasının Tarihi Coğrafyası adlı bu çalışma, XIX. yüzyılda Bayezid Kazasının beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Tarihi coğrafya metodolojisine uygun olarak hazırlanan çalışma, araştırma sahasının geçmişteki yer şekillerini ve iklimini, nüfus ve yerleşme durumu ile diğer fonksiyonlarını ortaya koymuştur. Çalışmanın en önemli kaynakları; XIX. yüzyılda yayınlanmış coğrafi eserler, seyahatnameler, salnameler ve haritalardır. Döneme ait bu birinci el kaynaklar, ikinci el kaynaklar ve saha çalışmaları ile desteklenmiştir. Çalışma, bu kaynaklardan edinilen bilgiler ışığında, Osmanlı Devleti'nin çöküş dönemine denk gelen XIX. yüzyılda Bayezid Kazasının beşeri ve ekonomik yapısının nasıl olduğunu ortaya koymuştur. Bu yapılırken çağdaş coğrafya araştırmasında olduğu gibi "dağılış, nedensellik ve kıyaslama" ilkeleri uygulanmıştır. Bu ilkelerin yanında tarihi coğrafyaya ait olan "retrogressif, retrospektif ve karşılaştırmalı" yöntemler kullanılmıştır. XIX. yüzyılda Bayezid, Erzurum Eyaleti'ne bağlı olan Bayezid Sancağının merkez kazasıydı. Bayezid Kazası, sancaktaki diğer kazalara oranla daha yoğun bir nüfusa sahipti ve halkın her türlü ihtiyaçlarını karşılayabileceği evler ve işyerleri ile donatılmış bayındır bir kaza idi. Bu yüzyılda, günümüz Doğu Anadolu'sunda olduğu gibi, kazada hâkim ekonomik faaliyet tarım ve hayvancılıktı. Ekonomik faaliyetler içinde sanayinin payı oldukça azdı ve sanayide çoğunlukla tarımsal hammaddeler kullanmaktaydı. Bir sınır şehri olması hasebiyle kazada ticaret gelişmişti. Ayrıca, kazada bulunan okul, cami, kilise, medrese vb. yapılardan anlayacağımız üzere hizmet anlamında da halkın ihtiyaçları karşılanmaktaydı. Bayezid Kazası, bayındır bir yerleşme olmasına karşın 1822'de İranlılar, 1828, 1854, 1877 yıllarında ve I. Dünya Savaşı sırasında Ruslar tarafından istila edilmiş ve tahrip olmuştu. Savaş zamanlarında nüfusta görülen azalmanın yanında savaş meydanı haline gelen topraklarda tarım yapılamamış, sanayi üretimi azalmış ve ticaret durmuştu.

Zehra Laloğlu
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Seyyahların gözüyle Ağrı

Seyahatnameler bir diğer adıyla gezi yazıları ziyaret edilen bölgeler hakkında elde edilen bilgi, deneyim ve izlenimleri, aktarılmaya değer peyzajları kayıt altına almak amacıyla yazılan hatıra niteliğindeki yazılardır. Seyyahların gözlemlerini, tecrübelerini ve dönemin yapısına ilişkin bilgileri çeşitli şekillerde tasvirleyerek yazıya dökmeleri, söz konusu bölgeye ve döneme ilişkin birçok bilgi sunmaktadır. Dolayısıyla seyahatnamelerin incelenmesi, seyyahların görüşlerinden söz konusu araştırma bölgeleri hakkında bilgi edinilmesi noktasında önem arz etmektedir. Araştırmanın amacı Ağrı ve çevresini farklı dönemlerde ziyaret etmiş seyyahların, seyahatnameleri ışığında bölgenin eski dönemlerdeki fiziki coğrafya ve sosyo kültürel durumuna ilişkin bilgiler edinmek ve seyyahların bölgeye yönelik bakış açılarını tanımaktır. Bu amaç doğrultusunda Ağrı ve çevresini ziyaret eden seyyahların eserlerinin Türkçeye çevirisi yapılan veya İngilizce olan on altı seyahatname örneklem olarak değerlendirilmiştir. Bu seyahatnameler nitel araştırma yöntemleri ile ele alınmış ve doküman analizi ile incelenmiştir. Bölgeyi ziyaret eden seyyahların yoğun olarak ilgi gösterdikleri alanlar belirlenerek en çok rağbet gören Ağrı Dağı ve çevresi çalışmanın bel kemiğini oluşturmuştur. Ayrıca kodlamalar yapılarak seyyahların Ağrı Dağı, topoğrafya, klimatoloji, kültürel özellikler ve ekonomik özellikler gibi dönemle ilgili gözlemleri ayrı ayrı ele alınmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda bölgeyi ziyaret eden seyyahların her ne kadar farklı amaçlarla gelmiş olsalar dahi özellikle Gayrimüslim olanların amaçlarının kutsal olarak gördükleri Ağrı Dağı'na tırmanarak, Nuh Peygamberin gemisinin kalıntılarını görebilmek arzusu olduğu tespit edilmiştir. Seyahatnamelerden elde verilen sonuçlar içerisinde uzun yıllar boyunca farklı etnik kökene sahip toplumların bölgede bir arada yaşam sürdüğü, zengin bir bölge olup ticari faaliyetlerin yoğun olduğu, tarımsal üretim ve hayvancılık yapıldığı, canlı çeşitliliğinin ise süreç içerisinde oldukça farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyyah, Seyahatname, Ağrı, Kültür, Ağrı Dağı, Türkiye.

Başak Bilici
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

GAP'ın Gaziantep ilinin sosyo-ekonomik yapısında meydana getirdiği değişimin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, GAP'ın Gaziantep ilinin sosyo-ekonomik yapısında meydana getirdiği değişimi incelemek, GAP'ın Gaziantep ilinin göç hareketleri, iş potansiyeli üzerindeki etkilerini ortaya çıkartmaktır. Araştırmada, GAP'ın Gaziantep ilinin tarım, sanayi ve hizmet sektörü üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacına göre nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Türkiye alanyazınında GAP'ın kullanıldığı araştırmalar (Tezler, makaleler ve bildiriler) bu çalışmanın evrenini oluşturacaktır. GAP'ın paylaşılmış olduğu araştırmalar ile Gaziantep ilini bu araştırma için özel olarak paylaşan araştırmalar bu çalışmanın örneklemini oluşturacaktır. Görüşme formunda katılımcıların kişisel özelliklerinin yanında GAP'ın Gaziantep'in tarım, sanayi, hizmet sektörü üzerindeki etkileri, GAP'ın Gaziantep ilinin göç hareketleri üzerindeki etkisi, iş potansiyeli üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri ve proje ile ilgili görüşleri ortaya koymaya yönelik sorular yer almaktadır. Bu doğrultuda 15 kişi ile görüşme gerçekleşmiştir. Araştırma sonucunda, projenin işlerlik kazanmasıyla tarım ürünlerinde çeşitliliğin arttığı, tersine göç hareketlerinin yaşandığı, eğitimde kültürel faaliyetlerin yaşandığı, istihdamın arttığı, kısacası şehrin cazibe merkezine haline geldiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, GAP projesinin Gaziantep ilinin sosyal ve ekonomik gelişmine olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Anahtar sözcükler: GAP, tarım, sanayi, hizmet, istihdam.

Coğrafya
Zehra Gümüş
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi coğrafya açısından Türkiye-İran ilişkilerinde sınır kapılarının önemi

Siyasi coğrafyanın en önemli tartışma konularından birisi idari sınırlardır. Sınırların değişimi üzerine çok sayıda plan, proje veya strateji geliştirilmekte ve bu stratejiler insanlık tarihi açısından büyük değişimleri beraberinde getirmektedir. Ülkeler arasında belirlenmiş olan sınırlar, doğal sınırlar, yapay sınırlar ve etnografik sınırlar olarak üç başlık altında toplanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin İran İslam Cumhuriyeti ile olan kara sınırı 526 km uzunluğundadır. Türkiye-İran sınırı, İran ve Nahçıvan ülkelerinin kesişimde yer alan Dilucu'ndan başlayıp, Aras Nehri üzerinden Irak sınırının başladığı Şapatan Geçidi'ne kadar uzanmaktadır. Türkiye-İran sınırı Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan bu yana pek fazla değişikliğe uğramamıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin doğusundaki komşu ülkelerden biri olan İran'a açılan sınır kaplarının ekonomik, sosyal, kültürel, stratejik potansiyelini belirleyerek, yakın çevresine, Türkiye'ye ve ülkeler arası süreçlere etkisini siyasi coğrafya açısından değerlendirmektir. Araştırma esnasında hem nitel hem de nicel verilerden faydalanılmış olması sebebiyle keşfedici karma desenli bir çalışma ortaya konulmuştur. Türkiye-İran sınır kapıları Türkiye'nin Orta Asya'ya açılan yollarından biridir. Türkiye'nin de İran'ın Avrupa'ya açılan kapısı olduğu söylenebilir. Türkiye-İran sınırının önemli bir bölümü dağlık ve engebeli arazi yapısına sahiptir. Yine sınırın etnik yapısı da çeşitlilik göstermektedir. Türkiye-İran sınırı ticaretin yoğun olarak yapıldığı, yolcu giriş-çıkışlarının oldukça fazla olduğu, turizm potansiyeli bağlamında sınır bölgesi etki alanında bir cazibe merkezi olduğu ve gerek Türkiye gerekse İran için önemli potansiyele sahip olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Sınır, Siyasi Coğrafya, Sınır Kapıları, Türkiye-İran Sınırı

Siyasi coğrafya
Güven Karakaya
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Malazgirt ilçesi'nin kültürel coğrafyası(maddi kültür öğelerine göre)

Malazgirt, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Murat Van Bölümü'nde yer almaktadır. Malazgirt ilçesi Süphan Dağı'ndan çıkan bazaltlarla kaplı ovada Murat Nehri kıyısında kurulmuştur. İlçenin doğusunda Patnos ve Tutak, güneyinde Ahlat ve Adilcevaz, kuzeyinde Karayazı, batısında Bulanık ilçesi yer almaktadır. Malazgirt Türklerin Anadolu'ya ilk ayak bastığı yerleşme olduğu için tarihi, kültürel, ve toplumsal açıdan önemli bir ilçe olmuştur. Bununla birlikte Malazgirt birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Bunun bir sonucu olarakta birçok medeniyetten etkilenerek zengin bir kültürel birikime sahip olmuştur. Bu çalışma Malazgirt ilçesinin kuruluş yerinin fizikî coğrafya şartlarını ve bu şartlarda yaşayan yöre halkının fizikî coğrafya şartlarından faydalanarak ortaya koyduğu maddi kültür ögelerini açıklamayı amaçlamaktadır. İlçedeki yerleşme adlarının tarih içindeki gelişiminden ziyade neden bölgeye o ismin verilmiş olduğu, kültürel bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Kılık ve kıyafet kültüründe İslam dinine ait kuralların hâkim olduğu gözlenmiştir. Bölgede karasal iklime bağlı olarak yapılan tahıl tarımı ve hayvancılık faaliyetleri gastronomi kültürüne etki eden başlıca etmenlerdir. Geleneksel ve günümüz mesken tiplerinde ise yapı malzemelerinde bölgenin karasal iklim şartlarına uygun olarak Türk evi mimarisinin en yaygın örneklerine rastlanılmıştır. Bu kapsam da Nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılan bu çalışmada etnografik araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından olan yerinde gözlem metodu ile yapılandırılmamış görüşme formları kullanılmıştır. Saha çalışmalarından elde edilen veriler içerik analizi ile yazılı eserlerden elde edilen veriler ise doküman analiziyle yorumlanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak özellikleri verilen Malazgirt ilçesi, insan doğa ve kültür ekseninde bir arada incelenmiştir. Dolayısıyla yerleşme isimleri, mesken, gastronomi ve kılık kıyafet kültürünün fizikî şartların yanı sıra tarihten gelen kültürel birikimle gelişerek şekillendiği söylenebilir.

Kültürel coğrafya
Osman Yıldırım
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Van ilinin gastronomi turizmi potansiyeli

Günümüzde prestij, statü, sosyal ilişkiler kurma ve turistlik deneyimlerin önemli bir parçası haline gelen gastronomi turizmi oldukça fazla talep görmektedir. Gastronomi, turistlerin destinasyon tercihlerinde temel motivasyon kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Ayrıca turist çekim faktörü ve destinasyon pazarlaması açısından da oldukça önemli bir konumdadır. Turistler açısından destinasyon noktasındaki yöresel ürün ve yemekler onlara geleneksel ve doğal yiyecek-içecek ortamını deneyimleme, hizmet alma, yemeklerin yapım aşamasını izleme ve bölgenin mutfak kültürü hakkında bilgi sahibi olma gibi pek çok fırsatı sunmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Van ili bulunduğu coğrafyada farklı turizm çeşitlerinin gerçekleştirilmesinde önemli rol oynayan doğal kaynaklara ev sahipliği yapmaktadır. Van ilinde gerçekleştirilen doğa ve kültür turizmi başta olmak üzere farklı türlerdeki turistlik faaliyetler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini uzun yıllardır çekmektedir. Van, coğrafi konumundan dolayı yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu durum bölgede farklı ve zengin bir kültürün oluşmasına, çeşitli yöresel yemeklerin Van mutfağında yerini almasına kaynaklık etmiştir. Bu tez çalışması kapsamında Van ilinin gastronomi turizmi potansiyeli potansiyelini belirlemek amaçlanmıştır. Bu bağlamda araştırma amacına yönelik olarak nitel araştırma teknikler kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Van ili turizmine yön verilmesinde söz sahibi olan turizm paydaşı kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları ile yarı-yapılandırılmış (mülakat) görüşme tekniği kullanılmıştır. Katılımcılarla yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre Van ilinin gastronomi turizmi potansiyeli için ön plana çıkabilecek farklı değerleri tespit edilmiştir. Van ilinin gastronomi turizmi potansiyeli potansiyelinin ise oldukça zengin olduğu saptanmıştır. Bunun başlıca sebeplerinden biri dönemin en önemli ticaret yollarından olan İpek yolu güzergâhında bulunmasıdır. Bu ticaret yolu güzergâhında bulunan Van ili, geçmişin izlerini taşıyarak günümüze kadar kültür aktarımı sağlandığı görülmektedir. Bugüne dek yapılan ticaretin bölgeyi her zaman canlı bir pazar olarak ayakta tuttuğu gözlemlenmiştir. Eski dönemde yapılan ticarette kervanların konaklayabileceği ve beslenme ihtiyaçlarını giderebileceği yerlere ihtiyaçları olduğu bilinmektedir. Bu sayede bölgede yemek ve mutfak kültürü sürekli gelişim göstermiştir. Bununla birlikte günümüze dek farklı kültürlerin izlerini barındıran bir Van mutfağı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Turizm, Gastronomi, Gastronomi Turizmi, Van, Van Mutfağı.

Muhammed Elçi
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TRA2 bölgesinde yer alan il merkezindeki kadın girişimcilerin sosyoekonomik durumlarının coğrafi bir bakış açısı ile incelenmesi

TRA2, Doğu Anadolu Bölgesi'nin kuzey doğusunda bulunan Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan'ı tanımlamak için oluşturulan bir coğrafi koddur. Böyle bir coğrafi kod oluşturulmasının amacı sosyal ve ekonomik açıdan benzer olan illerin gelişimini sağlayacak yatırımlarda bölgenin tamamıyla ilgili kararları belirli bir sistematik içerisinde vermektir. Bu tezin temel amacı TRA2 bölgesi illerinde girişimci olan yani kendi işini kurmak isteyen kadınların bölgede etkili olan coğrafi şartlardan etkilenme düzeylerini araştırmaktır. Bahsi geçen coğrafi şartlarda özellikle kültürel coğrafya şartları ön planda tutulacaktır. Özellikle coğrafi şartların çoğu zaman çalışma hayatında kadınların önüne bir engel olarak çıkan ataerkil düşünce tarzı üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Bu araştırmada yöntem olarak saha çalışmaları, nitel veri toplama araçları (gözlem, grup görüşmesi, yarı yapılandırılmış mülakat) kullanılmıştır. Ayrıca TRA2 bölgesi illerinin ticaret ve esnaf odalarından istatistiki veriler temin edilmiştir. Araştırmada kullanılan bir diğer veri toplama aracı literatür taramasıdır. Elde edilen kaynaklar doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Coğrafyanın temel ilkesi olan dağılış ilkesi için de bölge haritaları kullanılmıştır. Nitel ve nicel veriler birlikte incelendiğinden çalışma karma yöntem deseni olarak değerlendirilmektedir. Türkiye'nin kuzeydoğusunda bulunan TRA2 bölgesi sert karasal iklimin etkisinde ve yer şekilleri oldukça engebeli olan bir yerdir. Bahsi geçen şartların yanında kamu yatırımlarının da az olduğu bölgede ekonomik gelişme de düşük oranlarda kalmıştır. Bu yüzden bölgede istihdam en önemli problemlerden biridir. Bölgenin ekonomik açıdan geri kalması mevcut nüfusun göç etmesine neden olduğu gibi kalan nüfusun farklı kültürlerle etkileşimini azaltmıştır. Bu durumda geleneksel yapı değişmeden ya da çok az değişerek günümüze kadar gelmiştir. Bölgenin geleneksel yapısının modern yapıdan en ayırıcı özelliklerinden biri kadına bakış açısıdır. Ataerkil düşünce tarzı bölgede hâlâ etkinliğini sürdürmektedir. Tüm bu sebepler bölgede kadının çalışma hayatına girmesini zorlaştırmıştır.

ArdahanAğrıCoğrafya+7
Sevda Kaban
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ağrı ilinde güneş enerjisi santrali kurulacak alanların CBS yöntemi ile belirlenmesi

Türkiye'nin nüfusu her geçen gün artıyor, sanayisi büyüyor ve enerji tüketimi sürekli olarak yükseliyor. Bu durum, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için Türkiye'yi çeşitli enerji kaynaklarına yönlendirmeye zorlamıştır. Güneş enerjisi potansiyeli açısından stratejik bir konumda olan Türkiye, enerji üretiminde sınırsız bir kaynak olan güneşten yararlanmanın avantajlarını elde ediyor. Güneş enerjisi santrallerinin yer seçimini belirlemek, güneş enerjisinden sürdürülebilir ve karlı bir şekilde faydalanmanın en önemli koşullarından biridir. Bu süreçte, birçok parametrenin etkisi altında olan Coğrafi Bilgi Sistemleri, diğer geleneksel yöntemlere göre önemli bir avantaj sunar. Güneş enerjisi santrallerinin yer seçiminde, güneş enerjisi potansiyeli, yükseklik, yön, eğim, yağış, nem, bulutluluk ve arazi kullanımı gibi fiziksel faktörlerin yanı sıra, ulaşım, enerji iletim hatları ve güvenlik gibi diğer faktörler de etkilidir. Bu çalışmanın hedefi, yeni gelişen güneş enerjisi teknolojilerinin hızla yayılmasını sağlamak, coğrafyacılar olarak en uygun yerleri belirlemek, güneş enerjisi santrallerinin doğru yerlere kurulmasını sağlamak ve yüksek verim için en uygun alanları belirlemektir. Ülkemizde hızla yayılan güneş enerjisi teknolojileri için, Ağrı il merkezinde bir güneş enerjisi santrali kurulacak alanların yer seçimi için toplanan veriler, CBS ortamında çok kriterli karar analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bu çalışma, örnek bir yer seçimi çalışması olarak hizmet vermektedir. Güneş enerjisi yönetmeliğinin ilgili maddeleri, daha önce konuyla ilgili yapılan çalışmalarda kullanılan kriterler ve çalışma alanının mevcut durumu dikkate alınarak analizler yönlendirilmiştir. CBS ortamında AHP metodu kullanılarak hazırlanan 9 veri katmanı (Güneş enerjisi potansiyeli, eğim, yön, arazi kullanımı, akarsu, yerleşim alanları, Karayolları ağı, enerji iletim hatları, trafo merkezleri) analiz edilmiştir. Analizlerin sonuçlarına dayanarak, güneş enerjisi santrali kurulacak alanların yer seçimi yapılmıştır.

Analitik hiyerarşi süreciAğrıGüneş enerjisi sistemleri+1
Sema Demir
Agri Ibrahim Cecen University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya ili ekoturizm potansiyelinin belirlenmesi

Günümüzde kırdan kente göç ile birlikte kentsel alanlarda hızla artan nüfus, insanların dar alanlarda yoğun nüfus baskısı altında yaşamalarına neden olmaktadır. Bu durum şehir alanlarında birçok mekânsal sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan birisini de kişi başına düşen yeşil alanların azlığı ve insanların rekreatif faaliyetlerindeki meydana gelen kısıtlılıklar oluşturmaktadır. Covid 19 salgını esnasında bu durum tüm büyükşehirde de bir kez daha kendisini göstermiş insanların doğaya ve kırsal alanlara olan ilgisi artmıştır. Doğal kaynakların korunmasına ve kırsal kalkınmaya katkıda bulunan, turizm endüstrisinin en çekici alt kümesi Ekoturizm'e gösterilen ilgi ise bu dönemde katlanarak artışına devam etmiştir. Ekoturizm; artan dünya nüfusunun çevreye vermiş olduğu tahribatı en aza indirgemek ve doğal alanları gelecek nesillere de en iyi şekilde aktarabilmek amacıyla hızla yayılış gösteren bir alternatif turizm çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekoturizm ayrıca, kültürel değerlere sahip çıkmayı, yerel halkın da yapılan faaliyete destek vermesini ve uyum sağlayarak bölgenin tanıtımında ve gelişiminde rol almasını sağlamaktadır. Çalışma sahamız olan Sakarya ili coğrafi konumu ve doğal güzelliklerindeki çeşitlilik ile son yıllarda ekoturizm faaliyetlerinin canlanmaya başlaması ile dikkat çekmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, Sakarya ilindeki potansiyel ekoturizm alanlarını Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) ve Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) kullanarak belirlenmesidir. Bu amaçla ekoturizmin gelişimine etki eden coğrafi faktörler belirlenmiş, ağırlıklı çakıştırma analizi kullanılarak sonuca ulaşılmıştır.

Alternatif turizmAnalitik hiyerarşi süreciCoğrafi bilgi sistemleri+6
Fethiye Kaya
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yağış rejim bölgelerindeki dönemsel değişkenliğin (1961-1990/1991-2020) faktör analizi ile belirlenmesi

İklim, doğal çevrenin şekillenmesini kontrol eden önemli bir fiziki coğrafya etmenidir. İklim elemanları içerisinde zaman ve mekân bakımından en fazla değişkenlik gösteren parametrelerden birisi yağıştır. Yağış; miktarı, rejimi, etkinliği, şiddeti gibi farklı özellikleriyle su kaynakları, bitkiler ve tarım için önemli etkilere sahiptir. Son yıllarda iklim değişikliğinin de etkisiyle yağışların yıl içerisindeki dağılışında, şiddetinde ve sıklığında değişkenlikler gözlenmekte ve bu durum aşırı yağışlar, dolu, sel gibi afetlere neden olmaktadır. Bu amaçla çalışmanın hipotezi "İklim değişikliğine bağlı olarak Türkiye'de yağış rejimi ve bölgelerinde dönemsel değişkenlik var mıdır?" sorusunun cevabını aramaktır. Türkiye'de bulunan 108 istasyona ait yağış verilerinin (1961-2020) öncelikle günlük, aylık, mevsimlik ve yıllık tutarlarının analizi yapılmıştır. Çalışmada yağış rejim bölgelerinin belirlenmesinde faktör analizi yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile yağış değerleri özdeğer ve varyans değerlerine göre kümelenmiştir. Belirlenen bu kümelere bağlı olarak yağış rejimi ve bölgeleri tespit edilmiştir. Yağış rejim bölgelerindeki değişimi daha net bir şekilde belirleyebilmek için 1961-1990 ve 1991-2020 aralıklarını kapsayan iki referans dönem ele alınmıştır. Faktör analizine göre Türkiye'de üç yağış rejimi ve etkili olduğu bölgeler belirlenmiştir. Buna göre çalışma kapsamında kullanılan 108 istasyondan 61'i ilk referans dönemde Akdeniz yağış rejimine ait faktör grubunda, diğer istasyonlar Karasal ve Karadeniz yağış rejimi grubunda sınıflanmıştır. Faktör analizi sonucunda referans dönemler arasındaki farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada kullanılan referans dönemler arasında en belirgin değişkenlik eğilimi Akdeniz rejim bölgesinden Karadeniz rejim bölgesine yönelik olmuştur. İlk referans dönemde (1961-1990) Akdeniz yağış rejimi eğilimi gösteren ve Marmara Bölgesi'nde bulunan bazı istasyonlar (Edirne, Kırklareli, Kumköy, Sarıyer, Tekirdağ ve Yalova) ikinci referans dönemde (1991-2020) "kış yağışlarının azalması" ve "yaz yağışlarının artmasıyla" Karadeniz yağış rejimi eğilimi göstermiştir. Bununla birlikte 1961-2020 dönemini kapsayan 60 yıllık uzun periyot incelendiğinde genel olarak 1961-1990 dönemini kapsayan birinci referans dönemiyle uyumlu sonuçlar çıkmıştır. İkinci referans dönem olan 1991-2020'de farklılıkların oluşmasında ekstrem yağışların etkili olduğu düşünülmektedir. Akdeniz yağış rejim bölgesinden Karasal yağış rejim bölgesine geçiş yapan istasyonlarda kış dönemi yağışlarında azalmalar görülürken ilkbahar yağışlarında artışlar görülmüştür. Karasal yağış rejim bölgesinden Akdeniz yağış rejimine geçiş yapan istasyonlarda ise ilkbahar yağışlarında azalmalar, kış yağışlarında ise artışlar tespit edilmiştir. Karadeniz yağış rejim bölgesinden Akdeniz yağış rejim bölgesine geçiş yapan istasyonda da sonbahar yağışlarındaki azalmalar dikkati çekmektedir. Akdeniz yağış rejiminden Karadeniz yağış rejimine değişiklik gösteren istasyonlarda da kış yağışlarında azalmalar, sonbahar ve yaz yağışlarında ise artışlar gözlemlenmiştir. Bu durum iklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda ekstrem yağışların, yağış şiddetinin ve frekansının artması ve yağışın mevsimlere olan dağılışının değişimin sonucudur. Bu çalışmadan elde edilen bulgular ile Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri içerisinde yer alan "İklim Eylemi", "Temiz Su" ve "Sudaki Yaşam" amaçları doğrultusunda Türkiye'nin iklim değişikliğine uyum hedeflerine katkıda bulunulacaktır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Yağış Rejimi, Faktör Analizi

Faktör analiziYağış miktarıYağışlar+2
Şule Mutar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Demirköy (Kırklareli) ilçesinin kırsal turizm potansiyeli ve yerel halkın turizme bakışı

Turizm önceki dönemlerde yalnızca yaz aylarında yapılan kıyı turizmi olarak algılansa da zamanla çeşitli alternatif turizm türleri ortaya çıkmıştır. Bu alternatif turizm türlerinden biri de kırsal turizmdir. Kırsal turizm ziyaretçiler için farklı aktivite imkânları sunarken, kırsalda yaşayanlar için de sosyoekonomik yönden kalkınma imkânı sağlamaktadır. Bu çalışmada; doğal, kültürel ve tarihi yönden turizm potansiyeline sahip olan ancak henüz tam olarak keşfedilememiş Kırklareli ili Demirköy ilçesi ele alınmıştır. İlçenin araştırma alanı olarak seçilmesinde doğal ve kültürel çekicilikleri ile milli park ve sit alanlarına sahip olması etkili olmuştur. Araştırmada ilçenin turizm potansiyelinin belirlenmesi, kırsal turizmde karşılaşılabilecek problemlerin saptanması ve yöre halkının kırsal turizme bakışının tespit edilmesi amaçlanmıştır. İlk aşamada yöreye ait çeşitli raporlar ve yayınlar incelenmiş, sonrasında arazi çalışmaları yapılmıştır. Yöre halkı ile yapılan mülakat çalışmaları ile de ilk elden verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Yapılan görüşmelerde halkın kırsal turizmi desteklediği ve mevcut ekonomik kaynakların kısıtlı olması nedeniyle turizmde yer almak istedikleri tespit edilmiştir. Katılımcılar turizmin yörede sosyal imkânları ve ekonomik seviyeyi artıracağını düşünmektedirler. Turizmin gelişmesi için ilk etapta; pazar yeri, su, yol vb. altyapı eksiklikleri ile konaklama kapasitesi gibi sorunlar çözülmelidir. Ayrıca yöre halkına yöresel ürünler ve el sanatlarının turizme kazandırılması adına eğitimler verilmeli ve yörenin tanıtımı yapılmalıdır.

Coğrafi özelliklerKırklareli-DemirköyKırsal turizm+4
Şeyda Ünal
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal yaşamın geleceği: Agroturizm (Sakarya/ Serdivan örneği)

Kırsal mekanların taşıdığı anlam ve çekicilik turizmi kırsala yönelterek alternatif turizm türü olan agroturizmin gelişmesini sağlamıştır. Stratejik açıdan geleceğin önemli faaliyetlerinden olan tarım, kırsal yaşam ve ekonomiler için önemlidir. Tarımsal süreçlerde yaşanan problemler kırsal halkın sorunlarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Tarımsal girdi maliyetleri, pazar sorunu ve şehirsel alanlardaki büyümeler olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Olumsuz etkiler kırsal halkın tarımsal üretim faaliyetlerinden uzaklaşmasına ve tarım arazilerinin tarım dışı amaçlarla kullanımına neden olmaktadır. Tarım ve turizmin bütünleşmesi ile oluşan agroturizm kırsal mekanlardaki aktiviteleri deneyimlemek isteyenlere hizmet etmektedir. Aktivite fırsatı oluşturan agroturizm yerel halkın bu aktiviteler çerçevesinde ekonomik gelir elde etmesini sağlamaktadır. Yerel halkı destekleyen agroturizm tarımın ve tarım arazilerinin üzerinde oluşan baskının önlenmesinde etkilidir. Turizmden sağlanacak ekonomik gelir yerel halkın kalkınmasını, halkın tarım arazilerine sahip çıkmasını ve sürdürülebilir kullanmasını sağlayacaktır. Doğa ile temas etmenin ihtiyaç haline geldiği günümüzde agroturizm bu ihtiyacın karşılanmasına olanak tanıyacaktır. Doğaya ve doğal süreçlere yönelik aktiviteleri turizm destinasyonunda birleştiren agroturizm tarımsal gelire ek olarak turizm geliri elde edilmesine imkan tanıyacaktır. Agroturizmin kırsal kalkınma üzerindeki etkisinin incelendiği bu çalışmada agroturizmin genel özelliklerine yer verilerek tarım alanlarının agroturizm avantajıyla korunabileceği vurgulanmıştır. Bu tezde nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılarak karma araştırma yöntemi benimsenmiş olup Sakarya ili Serdivan ilçesi araştırma alanı olarak seçilmiştir. Araştırma kapsamında arazi çalışması yapılmış, arazi çalışması sırasında ise yarı yapılandırılmış mülakat kullanılarak yerel halk ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Serdivan'da agroturizm için uygun sahaların tespiti amacıyla agroturizme etki eden kriterler belirlenerek CBS aracılığıyla veri kümesi oluşturulmuştur. AHP ile kriterlerin ağırlık dereceleri hesaplanarak uygunluk haritası hazırlanmıştır. Doğal çevreden kaynağını alan agroturizmin doğal çevrenin korunmasına katkı sağlayacağı vurgulanmıştır. Sonuç olarak agroturizm kırsal kalkınmanın önemli bileşenlerindendir. Serdivan'ın tarım arazilerinin korunmasında ve Serdivan'da yaşayan kırsal halkın kalkınmasında etkili ekonomik bir faaliyettir.

Coğrafi bilgi sistemleriKırsal bölgeKırsal kalkınma+6
Muhammet Halil Demirel
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Buket Uzuner'in Uyumsuz Defne Kaman'ın Maceraları Su, Toprak ve Hava romanlarının coğrafi analizi

Coğrafya bilimi, konusu insan olan diğer bilim dalları ile de ilişki içinde olmuştur. Öyle ki bu ilişki edebiyat alanında da birçok edebi eserde işlenerek okuyuculara sunulmuştur. Kurgulanmış çeşitli olaylar örgüsünü; belirli bir zaman ve mekân içinde sunan romanları okurken neredeyse her satırda coğrafi unsurlara rastlamak mümkündür. Çünkü mekânın; karakterlerin fizyolojisi, davranışları, kültürü gibi birçok alanda ana belirleyici olarak karşımıza çıkması coğrafyanın ve mekânın önemini daha da gözler önüne çıkarmaktadır. Bu çalışmanın konusu da Buket Uzuner'in romanlarının edebiyat coğrafyası açısından coğrafi analizlerinin yapılmasıdır. Benzer coğrafyada yaşamış birçok yazarın; eserlerinde coğrafi terimleri kullanma şekli, coğrafi kavramların niteliği ve niceliği değişiklik göstermektedir. Yazarın kurguladığı mekânın; karakterlere yansımaları yahut kurguladığı karakterin, özelliklerine uygun mekân seçmesi sahip olduğu coğrafi bilgi ve bakış açısı ile ilişkilidir. Bu çalışmada Buket Uzuner'in Uyumsuz Defne Kaman'ın maceraları Su, Toprak, Hava adlı kitaplarında beşeri ve fiziki coğrafi terim tespiti amacıyla analizler yapılmıştır. Daha sonra bu terimlerin coğrafyanın alt dalları ile olan bağı kurulup elde edilen veriler gruplandırılarak coğrafi veri tabloları oluşturulmuştur. Romanlarda geçen mekânların analizleri ve haritaları oluşturularak karakterlere ve olay örgüsüne etkileri analiz edilerek Datawrapper uygulaması ile somutlaştırılmıştır. Ayrıca kitapların yazarı Buket Uzuner ile coğrafya ve mekân üzerine bir görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda toplumsal, çevresel ve kültürel sorunları reel bir bakış açısıyla ele alan yazar, kitaplarda fiziki coğrafyaya ait terimleri ağırlıklı olarak kullanmış; bu terimleri gerçek anlamı olan coğrafi unsur olarak tercih ederken mecaz, deyim gibi anlatım yollarına çok az başvurmuştur. Yazarın kitaplarındaki şahıs kadrosuna bakıldığında çoğunlukla kadın karakterleri güçlü, toplumun yüklediği kalıplardan uzak, eğitimli kadınlardan seçtiği görülmektedir. Son olarak yazarın mekân olarak seçtiği yerlerin ağırlıklı olarak Asya kıtasından olduğu İstanbul, Çorum ve Kayseri illeri ise kitapların ana mekânları olarak tercih edildiği görülmektedir.

Beşeri coğrafyaCoğrafi mekanCoğrafya+5
Tutku Peker
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlik turizmi; 18-25 yaş arası gençlerin turizm faaliyetine yönelik algıları ve katılım eğilimleri

Dünyanın hızla küreselleşmesine katkı sağlayan sektörlerden biri de turizmdir. Birçok yönden çeşitlenen turizmde yeni ve hızlı bir gelişim gösteren gençlik turizmi ortaya çıkmıştır. Yeni yerler keşfetme isteği, heyecan ve macera arayışı, bağımsız ve özgür ruhlar, kendini tanıma gibi birçok faktör gençlerin turizm faaliyetlerine katılımını artırmakta ve gençlerin turizmdeki önemini artırmaktadır. Gençlerin toplam nüfus içindeki oranının artması, ailelerin yaşam standartlarının yükselmesi, gençlerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek geliri elde etmek amacıyla iş hayatına girmesi, kamu kurumlarının destekleri (burslar, indirimler vb.) ve göstermiş oldukları faaliyetleri (turistik geziler, kamplar vb.) ve sosyal medyanın da etkisiyle gençlerin gezip görme eğilimi gençlerin turizmdeki önemini artırmaktadır. Gençlerin turizmdeki öneminin artmasıyla birlikte gençlik turizmi üzerine yapılan çalışmalar da artmaktadır. Bu çalışmada turizm ve gençlik turizmi kavramlarına değinilmiş ve gençlerin turizm eğilimlerini ve algılarını ölçmek amacıyla 18-25 yaş arası 400 kişiye Google Form aracılığıyla anket uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler SPSS 22 paket programı ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda 18-25 yaş arası gençlerin kişisel özelliklerine (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu gibi) ve kişisel ihtiyaçlarına göre farklı bir turizm anlayışına sahip oldukları ve yaşlarına özgü özel bir turizm türü olan gençlik turizmini oluşturdukları tespit edilmiştir.

GençlerGençlik turizmiTurizm+2
Elif Kılıçarslan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Esmahanım Deresi Havzasının (Düzce) taşkın modellenmesi ve taşkın risk analizi

Taşkın, şiddetli sağanak yağışlara bağlı olarak suyun akışa geçtiği kanaldan çıkıp taşması veya miktarca fazla su kütlesinin mecrasından taşarak kontrolsüzce çevredeki alanlara yayılması olarak nitelendirilir. Taşkın sonucu maddi zarar veya insan faaliyetlerinde bir aksama oluşursa taşkın afeti olarak adlandırılmaktadır. Taşkın afetinin oluşmasında sadece meteorolojik nedenler değil aynı zamanda antropojenik ve topoğrafik faktörler etkilidir. Topoğrafik faktörlerden eğim, bakı, yükseklik akarsu yatağının morfometrisi taşkın afetinin şiddetini ve süresini belirleyen önemli unsurlardan birkaçıdır. Ayrıca beşeri faaliyetler çerçevesinde yoğun sanayileşme ve kentleşme faaliyeti ile arazi betonla örtülmekte ve sızma kabiliyeti azaltılmaktadır. Çalışma alanı olarak belirlenen Esmahanım Deresi havzasının büyük bir bölümü Akçakoca ilçe sınırları içerisinde yer almakla beraber Cumayeri ve Çilimli ilçe sınırları içerisine de girmektedir. Çalışma alanında 17-18 Temmuz 2019 tarihinde yaşanan taşkın sonucu Esmahanım, Davutağa, Dilaver ve Uğurlu köylerinde maddi ve manevi zararlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Esmahanım Deresi'nin ana kolunda taşkın riski taşıyan alanlar ArcGIS ve HEC-RAS programı aracılığıyla modellenmiştir. Taşkın sonucu su altında kalacak alanlar haritalanmış ve risk dereceleri belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre en yüksek debi miktarına denk gelen 500 yıllık senaryoda 563 kişi, 217 yapı, 54,02 hektar alan düşük risk altında, 353 kişi 134 yapı 45,20 hektar alan orta risk altında ve 106 kişi, 42 yapı, 53,84 hektar alan yüksek risk altında bulunmaktadır. Ayrıca hidromorfometrik analizlerle havzanın taşkına olan duyarlılığı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre Gübi alt havzası taşkın duyarlılığı en yüksek alt havza iken Esmahanım alt havzası orta, Küpler alt havzası ise düşük taşkın duyarlılığına sahip havzalardır.

Afet riskiFiziki coğrafyaFlüvyal jeomorfolojisi+1
Ali Osman Kamuş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliğine uyum kapsamında sakarya'da 65 yaş ve üzeri nüfusun sıcak hava dalgalarından etkilenebilirliğinin jeoistatistiksel metotlarla belirlenmesi

İklim değişikliğinin etkileri, Türkiye'nin yer aldığı Akdeniz Havzası'nda her yıl kendini hissettirmektedir. Özellikle sağlık alanındaki etkileri kırılgan nüfus olarak tanımlanan 65 yaş ve üzeri nüfustaki ölüm oranları ve sağlık sorunları üzerinde doğrudan etkisi bulunmaktadır ve son yıllarda sağlık sorunları üzerindeki etkileri artmaktadır. İklim değişikliğinin etkilerinden biri olan, sıcak hava dalgalarının yoğunluğu, sıklığı ve süresi giderek artmakta ve bu durumda doğrudan ve dolaylı olarak ölümlere yol açmaktadır. Bu amaçla, Türkiye'de Marmara Bölgesi'nde yaşlı nüfusun yoğun olduğu ve sıcaklığın arttığı bir il olan Sakarya tercih edilmiştir. 2014-2023 yılları arasındaki nüfus verileri, iklim verileri ve uydu görüntüleri kullanılmıştır. Sıcak hava dalgalarını belirlemek amacıyla Aşırı Isı Faktörü (EHF), sıcak hava dalgalarından etkilenen risk alanlarının belirlenmesi için Isı İndeksi sınıflandırılması kullanılmıştır. Aşırı Isı Faktörü değerlerinin maksimum olduğu günlere ait Isı İndeksi değerleri ArcGIS Pro yazılımında jeoistatistik yöntemler kullanılarak haritalandırılmıştır. Birleşmiş Milletler (BM)'e göre yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranı %8-10 arasında olan yerler yaşlı olarak sınıflandırıldığından bu bağlamda %8'den büyük olan ilçeler yaşlı nüfusun yüksek olduğu ilçeler olarak belirlenmiştir. Yaşlı nüfus oranının %8'den büyük ve Isı İndeksi sınıflandırılmasına ait alanlar kesiştirilerek riskli alanlar haritalandırılmıştır. Yerleşmenin yoğun olduğu ve toplam nüfusun ve yaşlı nüfusun fazla olduğu Adapazarı ilçesinde, Isı İndeksi sınıflandırmasında Dikkat olarak sınıflandırılmıştır. Bu ilçede sıcaklığın giderek artması, yerleşmenin giderek daha yoğun hale gelmesi ve her yıl artan yaşlı nüfus oranı bu ilçe için risk oluşturmaktadır.

Zehra Gündüz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anamur (Mersin)'da arazi örtüsünün zamansal ve mekansal değişimi (1990-2024)

ANAMUR (MERSİN)'da ARAZİ ÖRTÜSÜNÜN ZAMANSAL ve MEKANSAL DEĞİŞİMİ (1990-2024) Anamur, Türkiye'nin Akdeniz kıyısında, Akdeniz bölgesinin Adana bölümünün batısında yer alır. Araştırma alanının arazisi Anamur ve Sultan Suyu çaylarının oluşturduğu bir kıyı ovası (delta) ile Orta Toroslara ait yüksek dağlık alanlardan oluşur. Mersin iline bağlı bir ilçe merkezi olan Anamur'un toplam nüfusu 66940 olup başlıca ekonomik faaliyeti muz ve tropikal meyve üretimidir. Üretim çoğunlukla seralarda yapılmaktadır. Seralar, aile konutlarının etrafında yer aldığı için yerleşimin yönelimini belirleyici bir rol oynamaktadır. Kent dokusu, konutlar ve seraların bir arada bulunduğu bir örüntü sergilemektedir. Yerleşimde dikkat çeken gelişmelerden biri de kıyıların hızla yapılaşmasıdır. Turistik tesis ve ikincil konut ihtiyacını karşılayan bu yapılaşma yerleşim dokusunu bozan görüntü sergilemektedir. Kıyıda toplanan şehirsel nüfus baskısı arazi örtüsü değişiminde etkili faktörlerden birini oluşturmaktadır. Bu kapsamda çalışmamız, Anamur 1990-2018 yılları arasındaki arazi örtüsü değişimini Corine düzey II, Arazi Sınıflarına göre tespit edilmesidir. CORINE verilerinin sunduğu arazi örtüsü sınıflarını Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak analiz edilmiş ve sonuçları harita, tablo ve grafiklerle ifade edilmiştir. Araştırma alanında 1990 yılı en geniş arazi sınıfı ormanlardır, %33,08 oranla, 47.124 (ha) kaplamaktadır. 2000 yılında %31,82 oranla, 45.316 (ha) Ormanlar -1,26% oranda azalmıştır. 2024 yılı arazi sınıfları haritası Landsat 8-9 OLI uydu görüntüsünden elde edilmiştir. Kontrollü sınıflandırma uygulanarak 11 arazi sınıfı belirlenmiştir. Tespit edilen arazi sınıfı değişimleri Kappa doğruluk analizi ile %0,88 oranla doğrulanmıştır. 1990 yılına göre 2024 yılında temel sınıflar olan yapay alanlar, tarım alanları ve ormanlar ve yarı doğal alanların alt sınıflarında büyük değişimler yaşanmıştır. Araştırma alanında ilk olarak 2012 yılında ('Maden alanları' ve 'Endüstri Ticari ve Taşıma Birimleri') yeni arazi sınıfları tespit edilmiştir. Yapay alanların oranı 1990 yılında %0,52'den 2024 yılında %1,04'te yükselmiştir. Tarla tarım alanlarındaki-% 3,35 oranla alansal daralma gözlemlenmiştir. Sürekli Ürünler ise %5,51artışla, %0,08 den %5,59'a yükselerek genişlediği tespit edilmiştir. Anamur arazi örtüsü değişiminde artış olduğu ve yüksek tarımsal potansiyeli doğrultusunda doğal alanlar üzerindeki baskısının devam edeceği düşünülmektedir. Çalışmada 34 yıllık arazi sınıfları değişimleri analiz edilerek değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Bilgi Sistemleri, Corine, Landsat, Arazi Örtüsü Değişimi, Anamur

Arazi örtüsü
Ayser Satır Elaman
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mudurnu Çayı Havzası'nın erozyon duyarlılık analizi

Erozyon, ortaya çıkardığı problemler nedeniyle önemli doğal afetler içerisinde yer alır. Bu problemlerin çözümü için erozyon duyarlılık analizi yapılarak, erozyon duyarlılığını belirlemek ve önlemler almak gerekir. Bu çalışmaya konu olan saha, Sakarya Havza'sının ikinci büyük su kaynağı ve Sakarya Nehri'nin önemli kollarından Mudurnu Çayı Havza'sıdır. Çalışma sahası yerleşme, yol çalışmaları, tarım alanları, bitki örtüsü tahribi gibi antropojenik etkilere maruz kalan bir alandır. Mudurnu Çayı Havzası'nın coğrafi özellikleri incelenerek havzanın toprak erozyonu duyarlılık analizi yapılarak araştırmacılara ve araştırma sahası ile konuya ilgi duyanlara katkı sağlanması amaçlanmıştır. Çalışma gerçekleştirilirken araştırma alanıyla ilgili literatür taraması ve saha çalışmaları yapılarak inceleme alanının fiziki coğrafya özelliklerine ait veriler hazırlanmıştır. Bu verilerden topoğrafik, jeolojik, hidrografik, klimatolojik ve arazi örtüsü haritaları oluşturulmuş, daha sonra ArcGIS yazılımı kullanılıp RUSLE (Revize Edilmiş Üniversal Toprak Kayıpları Eşitliği) yöntemine göre analiz edilerek toprak erozyon duyarlılık sınıfları belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, bitki örtüsü, yağış ve eğim faktörlerinin erozyona doğrudan etkili olduğu, yağışın ve eğimin arttığı seyrek bitki örtüsüne sahip alanlarda toprak erozyonunun şiddetinin ve duyarlılığının yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, havzada beşerî etmenlerin, özellikle orman tahribi, yerleşme ve tarım alanlarının bilinçsiz kullanımının, erozyon üzerinde önemli etkileri olduğu görülmüştür. Havzada toprak erozyonunun şiddetini ve riskini azaltmak adına mevcut bitki örtüsünün korunması, çiftçilere tarımsal faaliyetler konusunda eğitim verilmesi, yerleşim alanlarında planlama ve ağaçlandırma faaliyetleri ile ıslah çalışmalarının yapılması önemlidir.

Coğrafi bilgi sistemleriErozyonJeomorfoloji+1
Çağlar Yılmaz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İklim değişikliğine uyum kapsamında biyoklimatik konfor koşullarındaki değişkenliğin yaylacılık faaliyetlerine etkisi: Feslikan Yaylası örneği

Bu çalışmanın amacı İklim değişikliğinin Akdeniz Bölgesi'nde ortaya çıkardığı termal stresin Antalya'da bulunan Feslikan Yaylası ile Mersinde bulunan Abanoz Yaylasına günümüz ve gelecekte olabilecek göç potansiyelini belirlemektir. Çalışma alanını oluşturan Feslikan Yaylası ve Abanoz Yaylası Akdeniz iklim bölgesindedir. Akdeniz Havzası iklim değişikliğine karşı dünyada ki en hassas alanlardan biridir. Bu nedenle çalışma alanımızı burada bulunan yaylalar oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak İklim değişikliğinin termal konfor üzerinde etkisini belirlemek için istasyon verilerinin temel istatiksel analizleri yapıldı. Günümüz iklim verileri 17952 Elmalı istasyonundan elde edilmiştir. Gelecek senaryosu ise 922 gridi'nin senaryolarından elde edilmiştir. Elde edilen İklim verilerinden, termal konfor PET indeksi ile hesaplanmıştır. PET (FES) indeks hesaplamalarında elde edilen bulgular ArcGIS 10.7 yazılımında haritalandırılmıştır. Son olarak termal konfor koşullarında meydana gelen değişim ile yaylanın alansal gelişimi arasında ilişki olup olmadığı nesne tabanlı uydu görüntüleri desteklenmiştir. Yaylalara yapılan arazi çalışmaları sonucunda özellikle yaz aylarında kıyıda sıcaklığın çok artmasının ortaya çıkardığı termal strese karşı yaylalara olan hareketin adaptasyon çabası olduğu sonucunu çıkarmıştır. Çalışma sonucunda, İklim değişikliği sonucu termal konfor koşullarında meydana gelen değişimin Akdeniz Bölgesi'nde bulunan yaylalara günümüz ve gelecekte olabilecek etkileri değerlendirebilmek adına önemli bir kaynak olmayı amaçlamaktadır. Ekolojik ve kültürel anlamda hassas bölgeler olan yaylaların sürdürülebilir kalkınması ve korunması açısından da katkı sağlayacaktır.

Gizem Gedik Menekşe
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye tarımında kendi kendine yeterlilik

Dünya'nın gelişmesinin ve daha fazla küreselleşmesinin avantajı olarak gıda başta olmak üzere birçok ürün rahatça ihraç ya da ithal edilebiliyor. Fakat pandemi gibi ya da bölgesel savaşlar gibi küresel ekonomiyi etkileyen unsurlar ortaya çıktıkça gıda ticaretinde bir tedirginlik oluşmaya başladı. Tarımsal tüketiminin üretimden fazla olduğu ülkeler yavaşça tarımda kendi kendine yeterlilik konularını masaya yatırmaya başladı. Özellikle Avrupalı ülkeler tarımsal yeterlilik ve gıdada sürdürülebilirlik başlıklarını gözden geçirmeye ve çalışmalarına başladılar. Örnek olarak son yıllardaki Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ayçiçek yağı ve buğday ticaretinde ciddi sorunlar ortaya çıkmış bunun sonucu olarak da fiyatlar artmış, stoklar azalmış ve tüketici ürüne erişebilmekte birtakım sorunlar yaşamıştır. Ülkemizde ise genel olarak artan nüfusa karşılık yeterince tarımsal ürün üretilemediğinden gıda ürünlerimizi dış pazardan ithal etmek zorunda kalıyoruz ve tarım ürünleri dış ticaret açığında önemli faktörlerden biri haline gelmeye başladı. Gelecekte olası herhangi bir pandemi dönemi, savaş veya doğal felaketlerde gıda sıkıntılarından ciddi şekilde etkilenmemek adına tarım politikalarında iyileşme, gıda güvenliği ve tarımsal faaliyetlerde kendi kendine yeterliliği ile ilgili araştırmalar yapılmalıdır. Bu yüksek lisans tezindeki temel amacımız Türkiye bakımından tarımda kendi kendine yeterliliğin hangi durumda olduğunu belirlemek ve gerekli olacak iyileştirme çalışmaları önermek, gelecek yıllar için ülkemizde tarımda yeterliliğin ne durumda olacağını öngörecek çalışmalar yapmak ve sonucunda gerekli öneriler sunmaktır.

Onur Ergelen
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çad'da susam üretiminin bileşenleri ve kısıtlamaları

Bu çalışmanın temel amacı, Çad'da susam üretimini destekleyen coğrafi şartları belirlemek, dünya genelindeki susam üretimi ve ticaretini de analiz ederek Çad'ın bu küresel pazardaki konumunu belirlemek ve Çad'da susam üretimini etkileyen kısıtlamaları analiz etmektir. Çalışmanın önemi, Çad'daki susam üretimini etkileyen fiziki ve beşerî coğrafya faktörlerini anlamak ve bu bilgiyi sürdürülebilir tarım politikaları oluşturmak için kullanmaktır. Ayrıca, Çad-Türkiye ticaretinde susamın rolünü analiz etmek, uluslararası ticaret ilişkileri açısından da kritik önem taşımaktadır. Dünya susam üretiminin dağılımı açısından, Çad, Sudan ve Tanzanya gibi Afrikalı ülkeler dünya susam üretiminin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Asya'da ise Hindistan, Myanmar ve Çin gibi ülkeler de önemli bir üretim kapasitesine sahiptir. Susam pazarının büyüklüğüne gelince, 2023 yılında 7,48 milyar ABD doları olan pazar büyüklüğünün, 2028 yılına kadar %2,60'lık bir artışla 8,50 milyar ABD dolarına çıkması beklenmektedir. Veri analizi yöntemi kullanılarak elde edilen bulgular, coğrafi şartların yanı sıra ekonomik ve demografik faktörlerin de susam endüstrisini nasıl etkilediğini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Sonuç olarak, susam üretiminde coğrafi şartlar, ticaretin durumu, kısıtlamalar ve önerilerin uygulanabilirliği gibi konular ele alınmıştır. Bu sonuçlar, Çad'daki susam endüstrisinin mevcut durumunu ve gelecekteki potansiyelini anlamak için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Ayrıca, çalışmanın gelecek perspektifler açısından değerlendirilmesi, susam endüstrisindeki potansiyel gelişme alanlarını belirlemek ve sektördeki zorluklara çözüm bulmak için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Achta Bouba Abba
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Erzurum kent merkezindeki gizli buzlanma risk düzeyinin belirlenmesi ve akıllı ulaşım sistemleri

Kış şartlarının ağır, karın yerde kalma süresinin uzun ve donlu günler sayısının fazla olduğu yerleşmelerde buzlanma nedeniyle meydana gelen kazalar artış göstermekte ve bu durum ölü ve yaralı sayısındaki bilançoyu ağırlaştırmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde mevzubahis kış şartlarına sahip olan yerleşmelerde, buzlanma nedeniyle meydana gelen kazaları minimuma indirmek, trafik sıkışıklığını önlemek ve yolcu güvenliğini sağlamak için çözüm odaklı buzlanma önleyici sistemlerin uygulanmaya alınması büyük bir önem arz etmektedir. Kış şartlarının ağır ve çetin geçtiği Erzurum da trafik kazası bilançosu göz önünde bulundurulduğunda ele alınması gereken yerleşmelerden biri olduğu açıktır. Nitekim çalışma sahasını oluşturan Erzurum kent merkezinin sahip olduğu iklim koşulları ve taşıt trafik hacmi ile buzlanma nedeniyle meydana gelmesi muhtemel trafik kazaları bakımından büyük bir potansiyel barındırmaktadır. Çalışma kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğünden temin edilen kaza noktaları ile Meteoroloji Genel Müdürlüğünden temin edilen hava durumu gözlem verileri ele alınmıştır. Ayrıca araştırma sahasının coğrafi şartları da çalışmaya dahil edilmiş ve elde edilen bulgular, veriler ışığında zaman ve mekân boyutunda yorumlanmıştır. Zaman boyutunda, kaza saatleri ile saatlik meteoroloji verileri karşılaştırılmış buzlanma ve kaza riski açısından tehlike arz eden değer aralıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Kazaların yoğunluk gösterdiği ayları; Ocak (69) ve Aralık (49), saatleri ise 18.00-05.59 (107) oluşturmaktadır. Meteoroloji verilerine göre ise -11,7 ile 0,6 hava sıcaklığı (146), -4,9 ile -0,8 toprak sıcaklığı (134), 0,5 ile 2,1 rüzgâr şiddeti (111), 81 ile 99 nispi nem (106), 6 ile 8,9 bulutluluk (113) değer aralıklarında kazaların yoğunluk gösterdiği tespit edilmiştir. Belirli günlerde ise kazaların aynı gün içerisinde tekrar ettiği gözlemlenmiştir. Bu kazaların meteoroloji değer aralıklarını ise hava sıcaklığı 0 ile -8 (%88), toprak sıcaklığı -1,8 ile -3,4 (%70), rüzgâr şiddeti 1,0 ile 3,1 (%70), nispi nem 89 ile 99 (%88) ve bulutluluk 6 ile 7 (%82) oluşturmaktadır. Mekân boyutunda kaza risk düzeyini belirlemek için kaza noktalarına Kernel yoğunluk analizi ve sıcak nokta analizi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre Saray Bosna Caddesi, Atatürk Bulvarı, Merkez Yönetim Caddesi, Abdurrahman Gazi Yolu Caddesi ile Erzurum-Ağrı Transit karayolunun kesiştiği kavşak (Ahmet Yesevi Caddesi), Org. Eşref Bitlis Bulvarı (İbrahim Polat Caddesi ve Atatürk Bulvarı), R.T.E. Fuar Alanı önündeki kavşak, Org. Selahattin Demircioğlu Bulvarı, Stadyum ve ETÜ-YÜTAM Kavşakları kaza riskinin yüksek olduğu lokasyonları oluşturmaktadır. Ayrıca çalışma kapsamında ilgili güzergahlardaki buzlanma nedeniyle meydana gelen kazaların minimuma indirilmesi için uluslararası düzeyde kullanılan sistemlere alternatif olabilecek uygulama önerilerinde bulunulmuştur.

Ertuğrul Güney
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir şehirleşme bağlamında gıda güvencesi: Sakarya ili örneği

Bu çalışmada Sakarya'nın gıda güvencesi değerlendirilerek bunun teminatı durumunda olan tarımsal faaliyetlerin analizi yapılmıştır. İlde mevcut tarımsal faaliyetler analiz edilerek yıllara göre değişim durumu üzerinden eğilimler belirlenmiştir. Belirlenen eğilimlerde etkili olan faktörler vurgulanmış, bu bağlamda tespitler sürdürülebilir şehirlerin önemli parametrelerinden olan gıda güvencesi üzerinden değerlendirilmiştir. Sakarya ilinin kuruluşunda etkili olan tarımsal faaliyetler ekonomik çeşitliliklere rağmen önemli bir ekonomik faaliyet alanı olarak varlığını sürdürmektedir. İl tüketim merkezlerinin yakınında yer alması, verimli toprak yapısı, uygun iklim şartları ile önemli bir tarım potansiyeli taşımaktadır. Nitekim, il 16 tarımsal üründe Türkiye genelinde ilk on sırada yer almaktadır. İlin sanayileşme etkisinde kalması, önemli ulaşım projeleri içerisinde yer alması, Sakarya Üniversitesinin açılması vb. durumlar ilin yoğun bir şekilde göç almasına sebep olarak şehirsel yayılımı arttırmıştır. Kentsel yerleşmelerin yayılması tarımsal alanlar üzerindeki baskıyı arttırmıştır. Bu durum tarımsal faaliyetler üzerinde olumsuz etkiler gösterse de sektör hala önemli bir ekonomik faaliyet kolu olarak ehemmiyetini korumaktadır. Sürekli göç artışı ve şehirsel yayılım ile birlikte iklim değişikliğini etkileri, tarımsal politikalar, Ar-ge eksikliği ve sektörle ilgili diğer sorunlar ilin gıda güvencesini zorlaştırmış gelecek adına tehdit unsuru olarak gözlemlenmiştir. Hem bulunduğu bölge hem de ülke genelinde gıda arzına önemli katkılar sağlayan Sakarya ilinin sorunlarının çözülmesi büyük önem taşımaktadır. İlin gıda arzında var olan sorunların kökenine inilmesi, kentsel yerleşmeler ile üretim alanları olan tarımsal alanların uyumlu kılınması ve sürdürülebilir bir vizyonun sağlanması ile sorunların çözülmesi mümkün görülmektedir. Bu bağlamda ilin önemli bir fonksiyonu olan tarımsal faaliyetlere getirilecek çözümler il ve ülke düzeyinde gıda arzına önemli katkılar sağlayarak şehirlerin sürdürülebilir bir gelişim içerisinde ilerlemesi hususunda örneklik teşkil etmesi sağlanabilir.

CoğrafyaGıda güvencesiSakarya Büyükşehir Belediyesi+2
Emrullah Ceylan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bosna Hersek'in coğrafi özellikleri ve jeopolitiği

Bosna Hersek sahip olduğu coğrafi konum ve coğrafi özellikleri dolayısı ile Avrupa'nın önemli ülkelerinden biridir. Yakın geçmişte Avrupa'nın göbeğinde yaşanan savaştan dolayı hem maddi hem manevi olarak fazlası ile etkilenen Bosna Hersek, tarihi ve kültürel bağların da etkisi ile Türkiye'nin yakın ilgi gösterdiği ülkelerden biridir. Bu çalışmada Bosna Hersek'in coğrafi özellikleri elde edilebilen güncel veriler ışığında ele alınarak ülkenin karşılaştığı sorunlar incelenmiştir. Bosna Hersek'in mevcut siyasi yapısı bazı verilerin güncel olarak elde edilmesini zorlaştıran bir faktör olsa da ulusal ve uluslararası kuruluşların veri tabanlarından elde edilen veriler ile çalışmanın güncelliği sağlanmaya çalışılmıştır. Siyasi coğrafya ve jeopolitik ile ilgili konularda veriye dayalı çalışmaların azlığı göz önüne alınarak bu çalışmada veri kullanmaya özel önem ve özen gösterilmiştir. Ayrıca turizm açısından ülkemizde fazlası ile bilinen Bosna Hersek'in coğrafi özelliklerine dair akademik çalışmaların azlığı da bu çalışmanın gerçekleşmesinde ana motivasyon kaynaklarından biri olmuştur. Bu çalışma için öncelikle detaylı literatür taraması gerçekleştirilmiş, ulusal ve uluslararası kaynaklar incelenmiştir. Ulusal ve uluslararası kuruluşlardan elde edilen verilerin veri tabanlarına aktarılmasında ve işlenmesinde Microsoft Excel ve Microsoft Access kullanılmıştır. Tablo, grafik ve diğer görsel malzemelerin hazırlanmasında Microsoft Excel ile birlikte online erişilebilen Flourish ve Datawrapper yazılımları kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda Bosna Hersek'in fizik ve beşerî coğrafya unsurları bakımından Avrupa anakarasındaki diğer ülkelerden bazı farklılıkların olduğu tespit edilmiştir. Öncelikle Bosna Hersek morfolojik yapısı itibari ile hidropotansiyeli yüksek olan bir ülkedir. Adriyatik Denizi kıyısında sadece 20 km'lik bir sahil şeridine sahip olması da fiziki coğrafya unsurları arasında dikkat çeken bir özelliktir. Ülke içinde farklı etnik yapıların olması tarih boyunca birçok çatışmanın ve savaşın yaşanmasına neden olmuştur. Bosna Savaşı'ndan sona kurulan cumhuriyette siyasi yapının karmaşıklığı ve bölge devletlerinin ülke üzerindeki hakimiyet mücadelesi devletin karşı karşıya kaldığı çok sayıda ulusal ve uluslararası sorunun çözümünü zorlaştıran faktörler arasında yer almaktadır. Coğrafi özellikleri, jeopolitik konumu ve önemi dolayısı ile Bosna Hersek Avrupa'nın geleceğinde önemli rol oynayacak potansiyele sahiptir. Siyasi birliğini sağladığı, sahip olduğu doğal ve beşerî sermayeyi doğru kullanabildiği zaman bu rol belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır.

Siyasi coğrafya
Berkay Tunalı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bakırköy ilçesinin coğrafi özellikleri

Marmara Bölgesi'nin Çatalca-Kocaeli bölümünde yer alan Bakırköy ilçesi, idari bakımdan İstanbul iline bağlı olup, ilin güneybatısında yer almaktadır. Bakırköy ilçesinin günümüzdeki konumu kuzeyinde Güngören ve Bahçelievler ilçeleri, güneyinde Marmara Denizi, doğusunda Zeytinburnu ilçesi, batısında ise Küçükçekmece ilçesi arasında yer almaktadır. Araştırma alanı olan Bakırköy ilçesi farklı dönemlerde gerçekleşen jeolojik oluşumlar içermektedir. Şist, gre kayaçlı arazi tabanı, kalker-çakıl taşı arazi tabanı, karasal ve deniz fasiyesleri ve son olarak Bakırköy'ün Marmara Denizi kıyılarında Alüvyon depoları görülmektedir. İnceleme alanında mevcut jeolojik formasyonlar üzerinde gelişmiş farklı yükselti kademesine sahip platolar, tepelik alanlar ve vadiler belli başlı yer şekillerini oluşturmaktadır. Bakırköy'de Thornthwaite'a Göre Yarı Nemli 2. Derece Mezotermal Su noksanı yaz mevsiminde ve çok kuvvetli olan iklim tipi, Köppen-Geiger İklim Sınıflandırma grubuna göre de ılıman iklimler kuşağı kışları ılık, yazları sıcak ve kurak iklim olan Akdeniz iklimi görülmektedir. İlçede yıllık sıcaklık ortalaması 14,7 °C'dir. Ocak ayı sıcaklık ortalaması 6,0 °C ve Temmuz ayı sıcaklık ortalaması 24,6 °C'dir. Yıllık toplam yağış miktarı 649,3 mm'dir. Hakim rüzgar yönü NNE'dir. Bakırköy ilçesinde Ayamama, Çırpıcı ve Siyavuşpaşa dereleri bulunmaktadır. Araştırma alanında Zonal topraklardan, kireçsiz kahverengi orman toprakları, intrazonal topraklardan, rendzina toprakları, azonal topraklardan, regosoller ve alüvyal topraklar bulunmaktadır. Bölgede yoğun kentleşme nedeniyle bitki örtüsü tahrip edilerek yerleşmelere açılmıştır. Kentleşmenin artması bölgede bitki örtüsünün seyrekleşmesine neden olmuştur. İnceleme alanında yer yer küçük ölçekte çayır ve ağaçlar görülmektedir. Bölgede geniş ölçekli yeşil alan olarak Bakırköy Botanik Park ve Florya Atatürk Orman'ı bulunmaktadır. İlçeye ait fiziki, beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerinin bilinmesi kamu kurumlarında ve özel kuruluşlarda geleceğe dair arazi çalışmalarında önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerCoğrafya+2
Regaip Karabacak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi bilgi sistemleri (CBS) temelli afet lojistiği çalışmaları (Adapazarı İlçesi, Yağcılar mahallesi örneği)

Ülkemizde ve dünyada son yıllarda meydana gelen afetlerin ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik açıdan yol açtığı sonuçlar irdelenmesi gereken önemli konular arasındadır. Bunun gerçekleştirilebilmesi, afet yönetiminin koordineli, planlı, etkin bir şekilde yönetilmesi ile olabilecektir. Afet lojistiğinin, afetlerin oluşum süreçlerine, afet türüne göre özel olarak planlanması gerekmektedir. Çünkü afetler, şiddeti, meydana gelen yerin jeolojik durumuna göre farklı özelliklere sahiptir. Bu nedenle bu alanda çeşitli metodolojilerin ve yaklaşımların sürdürülebilir olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Afet riskinin bulunduğu bölgelerde aktif ve güncel olarak afet planlarının revize edilerek, CBS destekli modellemelerin oluşturulması, afet sonrası yaşanacak koordinasyon ve lojistik faaliyetlerinin daha hızlı gerçekleştirilmesine olanak sağlayacaktır. Afet lojistik süreçleri; hazırlık, müdahale ve iyileştirme gibi üç ana aşamadan oluşmaktadır. Lojistik süreçleri oluşturan bu aşamalar, afetzedeler için gerekli olan yiyecek, giyecek, barınak, su, battaniye, tıbbi malzeme, ekipmanlar vb. gibi ürünlerin depolama işlemleri de dahil olmak üzere, lojistiğin olmazsa olmazı olarak da bilinen doğru zamanda, doğru yerde, doğru miktarda, doğru şartlarda, doğru maliyetle, doğru kişilere ulaştırılmasında etkili bir role sahiptir. CBS ile afet sonrasında kullanılabilecek uygun depolama, ulaşım güzergahları, dağıtım faaliyetleri, mevcut bina stokunun ve nüfusun belirlenerek bölgeye ait planlama çalışmalarına vurgu yapmaktadır. Afet türleri açısından ülkemizin durumuna bakıldığında deprem ilk sırada yer almaktadır. Bu kapsamda çalışma alanı olan Adapazarı şehri, deprem açısından son derece aktif bir lokasyondadır. Bu araştırmada da bölgede yaşanabilecek bir deprem sonrasında, lojistik çalışmaların hızlı, planlı ve doğru bir şekilde yapılabilmesi için Coğrafi Bilgi Sistemleri desteği ile bir çalışma yapılmıştır.

Afet yönetimiAfetlerCoğrafi bilgi sistemleri+2
Samet Doğan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Silivri'de tarımı etkileyen coğrafi faktörler, bitkisel ve hayvansal üretim (2004-2018)

Çalışma alanı olan Silivri ilçesi, bulunduğu konum, beşeri ve fiziki coğrafya faktörlerinin etkisiyle birçok fonksiyonu gelişmiştir. Bu fonksiyonlardan biri de tarım ve hayvancılık fonksiyonudur. Silivri ilçesi, İstanbul ilinin tarımsal varlığı ve tarımsal üretiminin yarısından fazlasına sahiptir. 35 mahalle yerleşmesine sahip ilçenin nüfusu, 2018 yılı itibarı ile 187.621 kişidir. Nüfusun % 58,7'si şehri oluşturan mahallelerde, % 41,3'ü kırsal mahallelerde yaşamaktadır. 860 km2 yüz ölçüme sahip ilçe, Çatalca ilçesinden sonra İstanbul'un alan bakımından ikinci büyük ilçesidir. Silivri güneyden kuzeye doğru yerleşim alanları, tarım alanları ve kuzeyde de orman alanlarından oluşmaktadır. Toplam ilçe alanının, 79 km2'si yerleşim alanı, 242 km2'si orman, 0,46 km2'si su yüzeylerinden oluşmaktadır. 438.777 dekarlık bölümünde ise tarımsal üretim gerçekleşmiştir. 1000 dekar arazi de nadasa bırakılmıştır. Tarım arazilerinde en yüksek üretim tahıl (buğday, arpa) ve endüstri bitkilerinde (ayçiçeği, kanola) olmaktadır. Bazı mahallelerde kavun, karpuz ve domates üretimi de fazladır. İlçede ürün deseninde değişim yok denecek kadar azdır. Üreticiler 2007 yılından itibaren kanola üretmeye başlamışlardır. 1990'lı yıllarda şeker pancarı üretilirken hem pazarın kaybolması hem de getirilen kota nedeniyle şeker pancarı üretimi günümüzde yapılmamaktadır. Son yıllarda tıbbi aromatik bitkiler ve süs bitkileri yetiştiriciliği yapılmaya başlanmıştır. İstanbul'da 2018 yılında toplam 723.403 dekarda tarımsal üretim gerçekleşmiştir. Bu alanın % 60.6'sı Silivri ilçesine aittir. Bu nedenle İstanbul ili için Silivri ilçesinde gerçekleşen tarım büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Silivri'nin tarım potansiyelini ortaya koyabilmek, bu potansiyelde payı olan coğrafi faktörlerin olumlu ve olumsuz etkilerini belirleyip, bu konuda çalışan araştırmacılara kaynak veri oluşturabilmektir. Çalışma için geniş ölçekli literatür çalışması yapılmış, istatistiki veriler toplanmış, saha çalışmaları gerçekleştirilmiş, analizler yapılmış ve ArcGIS 10.1 programı kullanılarak amaca uygun dağılış haritaları hazırlanmıştır.

CoğrafyaHayvancılık sektörüHayvansal ürünler+4
Züleyha Kuruyamaç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz Bölgesi'nde iklim koşullarındaki değişkenliğin tarımsal faaliyetlere etkisi

Bu çalışma, iklim koşullarındaki değişkenliğin, Akdeniz Bölgesi'ne etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, küresel ölçekte iklim değişkenliğini etkileyen El Nino Güneyli Salınımı ve Kuzey Atlantik Salınımı ile bölgede tarımsal üretimi yansıtan ve iklimdeki değişkenliklerden kolaylıkla etkilenebilen, mısır, pamuk, buğday, zeytin ve üzümün verim değişkenlikleri incelenmiştir. Ayrıca çalışmada incelenen tarım ürünlerinin Akdeniz Bölgesi'nde yetişebileceği alanlar belirlenmiştir. Çalışma için, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden, 1970-2017 yıllarını kapsayan, günlük ortalama, maksimum, minimum sıcaklık ve yağış verileri, Türkiye İstatistik Kurumu'ndan 1991-2017 yıllarını kapsayan bitkisel üretim verileri ve http://www.noaa.gov/ internet adresinden ENSO indisleri (Nino 3,Nino3.4,Nino 4,ONI), Kuzey Atlantik Salınımı indisi (NAOI) https://climatedataguide.ucar.edu/ internet adresinden temin edilmiştir. Öncelikle tarım ürünlerinin yetişebileceği alanları sınırlayan ve verim kayıplarına neden olan sıcaklık ve yağış koşulları ve etkili oldukları fenolojik dönemler belirlenerek çalışmada kullanılan iklim ve indis değerleri bu dönemlere göre yeniden düzenlenmiştir. Tarım ürünlerinin yetiştirilebileceği alanları belirlemek amacıyla, düzenlenen sıcaklık ve yağış verileriyle IDW yöntemi kullanılarak raster katmanları oluşturulmuştur. Bu katmanlara ek olarak yükselti ve eğim katmanları bitkilerin özel iklim ve topoğrafik isteklerine göre, ağırlıklı çakıştırma analizi (wieghted overlay ) ile çakıştırılarak tarım ürünlerinin yetiştirilebileceği alanlar tespit edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen haritalara göre ürünlerin yetiştirilebileceği uygun alanlar ile TÜİK'ten elde edilen üretim değerlerinin yüksek olduğu alanlar bağdaşmaktadır. El Nino Güneyli salınımının bitkisel üretime etkisini belirlemek amacıyla öncelikle, ONI indisinden kuvvetli El Nino yılları belirlenerek Akdeniz Bölgesinde verim değerleri ve iklim parametrelerinin bu yıllardaki değişkenliği incelenmiştir. Daha sonra verim ile iklim değerleri ve iklim değerleri ve salınımlar arasındaki ilişkinin derecesi Pearson Korelasyon katsayısı analiziyle ölçülmüştür. Korelasyon analizi sonuçlarının anlamlılığı p değeriyle belirlenmiştir. Analiz sonucunda ortalama sıcaklıklar ile verim, Nino indisleri arasında 0.40 ile 0.60 arasında değişen anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca Kuvvetli El Nino yıllarında genellikle yağış, minimum ve maksimum sıcaklıklar uzun yıllar ortalamalarının altındadır. Ortalama sıcaklık ve verim değerleri ise 1991,1997 yıllarında ortalamanın altında 2009,2015,2016 yıllarında ise ortalamanın üzerindedir.

Akdeniz bölgesiAkdeniz iklimiTarım+6
Aslı Uzun
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Akhisar'da (Manisa) zeytin tarımını etkileyen fiziki coğrafya koşullarının analizi

En eski üretim faaliyetlerinden biri olan tarım, tarihsel süreç içerisinde hiçbir zaman önemini yitirmemiştir. Araştırma konumuzu oluşturan zeytin tarımı da ekonomik sosyal ve kültürel anlamda toplumlara büyük katkılar sağlayan bir ekonomik faaliyet olmuştur. Dünya'da zeytin alanlarının yayılışına bakıldığında zeytin alanlarının 30° ile 45° enlemleri arasında toplandığı görülür. Akdeniz ikliminin varlığına bağlı yayılış gösteren zeytin alanlarının neredeyse tamamı Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde bulunmaktadır. Dünya ülkeleri, sahip oldukları zeytin alanları ve ürettikleri toplam zeytin açısından ele alındığında AB ülkelerinin ve İspanya'nın ön planda olduğu görülmektedir. Zeytin ve zeytinyağının sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin özellikle son yıllarda insanlar tarafından fark edilmesiyle zeytin tarımının önemini daha da artmıştır. Türkiye, 9 milyon dekara yakın zeytin alanı ve 178 milyondan fazla zeytin ağacı ile zeytin tarımında önemli bir ülke olmasına rağmen zeytin ve zeytinyağı üretiminde olması gereken seviyelerde değildir. Ülkemizde zeytin üretiminin tamamına yakını Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılmaktadır. Araştırma alanımızı oluşturan Akhisar'da ise 448.600 dekar alanda, 12 milyona yakın zeytin ağacından yılda 175- 200 bin ton zeytin üretimi yapılmaktadır. Zeytin tarımı iklim başta olmak üzere yer şekilleri, toprak özellikleri, su kaynakları gibi fiziki coğrafya unsurlarından büyük oranda etkilenmektedir. Yıllar içerisinde zeytin üretiminde meydana gelen değişikliklerin sebeplerini; fiziki coğrafya unsurları, zeytinin fizyolojik yapısına bağlı ortaya çıkan periyodisite sorunu ve bakım koşulları oluşturmaktadır. Bu çalışmada Akhisar ilçesindeki iklim, yer şekilleri, toprak özellikleri ve hidrografik özellikler gibi fiziki coğrafya unsurları ortaya konmuş olup bu unsurlar ile zeytin tarımı arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Akhisar'daki arazi kullanımı ve zeytin alanlarının geçmişten günümüze göstermiş olduğu değişimler haritalarla ortaya konmuştur.

CoğrafyaFiziki coğrafyaManisa-Akhisar+5
Oktay Hantekin
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya'da doğa sporları turizmi

Sanayi devrimi sonrasında genel olarak büyük kitlelerin hareketliliğine, yüksek tüketim ve yoğun kaynak israfına dayalı olarak gelişen kitle turizmi, bugün gelinen noktada turizmdeki önemli bir payını, alternatif turizme bırakmaya başlamıştır. Sorumluluk bilincine dayalı, kaynak israfının en aza indirildiği, çevreye ve kültürel yapıya duyarlı, sürdürülebilirlik odaklı ve yerel kalkınmaya dayalı alternatif turizm çeşitlerinden bir tanesi de doğa sporları turizmidir. Çalışmamızda bu alternatif turizm çeşitlerinden birisi olan doğa sporları turizmi Sakarya ili özelinde ele alınmıştır. Sakarya ili, sahip olduğu coğrafi özelliklerinin sunmuş olduğu fırsatlar ile doğa sporları turizmi açısından önemli bir potansiyel barındırmaktadır. İlin sahip olduğu bu potansiyel ve mevcut imkanlar dikkate alınarak, doğa sporları turizminin geliştirilebileceği alanlar ve bu alanlarda yapılabilecek doğa sporları çeşitlerinin tespiti çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır. Büyük oranda arazi çalışmaları ve uygulamaları ile elde edilen veriler ışığında, ilde doğa sporları faaliyetleri için uygun olan on (10) ayrı mekânsal alan oluşturulmuştur. Bu alanların her biri için yapılabilecek doğa sporu türleri, yapılan arazi çalışmaları ile tespit edilerek, elde edilen mekansal veriler, GPS kayıtları ile birleştirilmiş, ArcMap 10 ve Google Earth Pro yazılımları ile haritalar ve şekiller üzerine aktarılmıştır.Yine çalışma kapsamında küçük bir örneklem (106 kişi) grubuna yapılan anket çalışması ile belirlenen doğa ve doğa sporu alanlarının, yerel halk tarafından tanınırlığı ölçülmeye çalışılmış ve bu alanların büyük oranda yerel halk tarafından tanınırlığının düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Tüm bu sonuçlar ışığında Sakarya'nın doğa sporları açısından tanınırlığı düşük fakat potansiyeli yüksek bir özelliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Sakarya ili, İstanbul, Bursa, Ankara gibi büyükşehirlere yakınlığı ile ulaşılabilir turist potansiyeli açısından önemli bir avantaja sahiptir. Belirlediğimiz doğa sporları alanlarının sürdürülebilir bir anlayış ve çevreci planlamalarla değerlendirildiğinde, başta ilin kırsal alanlarının kalkınması olmak üzere, bölgesel kalkınmaya önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Bunun için yerel halkın, politika üreticilerinin, konu ile ilgili faaliyet gösteren STK'larında içerisinde yer aldığı, Sakarya doğa sporu turizmine yönelik turizm eylem planlarının oluşturulması ve bu alanların tanınırlığının artırılarak, alanın gerçek sahipleri olan kırsal nüfusun kalkınmasının merkeze alındığı, sürdürülebilir bir anlayışla, yönetilmesi gerekmektedir.

Alternatif turizmDağ turizmiDoğa sporları+6
Volkan Yalçın
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gerze ilçesinin fiziki coğrafya etüdü

Gerze ilçesi Karadeniz Bölgesi'nin Batı Karadeniz Bölümü'nde yer alır. İdari bakımdan Sinop iline bağlıdır. İlçenin doğusunda Dikmen, batısında Sinop, kuzeyinde Karadeniz ve güneyinde ise Boyabat ilçesi bulunur. Bu çalışma ile birlikte gelişmişlik seviyesi oldukça düşük olan Gerze'nin, fiziki özellikleri ortaya konularak gelecekteki çalışmalara ışık tutmak hedeflenmiştir. Bu bağlamda ilçenin bütün fiziki özelliklerinin üzerinde detaylı olarak durulmuştur. Çalışma sırasında öncelikle Gerze'nin alanı belirlenmiş ve konu ile ilgili çok kısıtlı olan literatür detaylıca taranmıştır. İlgili kurum ve kuruluşlardan bilgiler edinilerek bunlar üzerinde coğrafyanın prensipleri olan ilgi, dağılış ve nedensellik ilkeleri göz önüne alınarak objektif yorumlamalar yapılmıştır. Yapılan bu çalışmalar sonucunda ulaştığımız bilgi ve veriler ışığında arazide gözlemler yapılarak çalışma nihayete erdirilmiştir. Sonuç olarak coğrafi faktörler dikkate alınmadan yapılacak her türlü planlama ve yatırımın başarıya ulaşma şansı yok denecek kadar azdır. Bu sebeple yapılacak çalışmalarda o bölgenin coğrafi özelliklerini göz önünde bulundurmak, çalışmanın başarıya ulaşma şansını mutlaka artıracaktır.

CoğrafyaFiziki coğrafyaSinop-Gerze
Hüseyin Gül
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz Gölü Havzası'nın kuraklık analizi

Çalışma alanı olarak belirlenen Tuz Gölü Havzası, İç Anadolu Bölgesi'nde yer almaktadır. Tuz Gölü Havzası'nda yapılan literatür çalışmaları sonucunda "kuraklık" olduğu gözlemlenmiştir. Tuz Gölü Havzası'nın Köppen İklim Sınıflandırmasına göre iklim tipi; Kulu'da kışları ılık, yazları çok sıcak ve kurak bir iklim (Akdeniz İklimi), Aksaray, Karapınar ve Çumra ise yarı kurak step iklim tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki iklim değişikliği sürecinde, Tuz Gölü Havzası'nda gözlemlenen kuraklığın, zamansal ve alansal karakteristiklerini ve şiddetini, De Martonne Kuraklık İndisi, Erinç Yağış Etkinliği İndisi, Thornthwaite İklim Sınıflandırması metotlarını kullanarak ortaya koymaktır. Çalışmada kullanılan indisler ile meteorolojik kuraklığa ait sonuçlar elde edilmiştir. Bu amaçla havzada homojen dağılım gösteren, uzun dönem ve kesintisiz verilere sahip olan Kulu, Aksaray, Karapınar ve Çumra meteoroloji istasyonlarının 1975-2016 yılları arasındaki ölçümleri ile; uzun yıllar yıllık ortalama sıcaklık, yıllık en düşük minimum sıcaklık, yıllık en yüksek maksimum sıcaklık ve yıllık ortalama toplam yağış verilerinin eğilimleri doğrusal trend yöntemi ile hesaplanmıştır ve kuraklık indisleri formülleri uygulanmıştır. Meteorolojik verilerden elde edilen bulgular ile Tuz Gölü Havzası'nda kuraklık analiz edilmiştir.

CoğrafyaKuraklıkKuraklık analizi+1
Burcu Özgen
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşanabilir şehir kapsamında açık rekreasyon alanlarının CBS ile analizi/Adapazarı örneği

Nüfusun hızla şehirlere akın ettiği günümüz dünyasında, yaşanabilir şehir kavramı gittikçe önem ve değer kazanan meselelerden biri haline gelmeye başlamıştır. Yaşanabilir şehirleri insanın sağlıklı ve onurlu yaşadığı mekânlar olarak nitelemek mümkündür. Şehirlerin yaşanabilirliği için öne çıkan temel vurgular ise; şehirsel ihtiyaçlar ve standartlar, refah, çevresel tehditler ve bozulma gibi kavramlar olmakla birlikte günümüzde şehirler yalnızca ekonomik açıdan değil aynı zamanda sosyal ve toplumsal imkânlar açısından da gelişmiş olanaklara sahip olmalıdır. Hızlı şehirleşmenin olağan bir sonucu olarak ortaya çıkan problemlerden biri de şehirsel alanda yaşayan insanların açık yeşil/rekreasyonel alan ihtiyacıdır. Çünkü betonlaşan kentlerde yaşayan insanlar kendilerine ayırdıkları vakti daha özel yaşamak istemektedir. Bu da yeşile ve rekreasyon alanlarına olan duyarlılığı ortaya çıkarmaktadır. Çevre, sağlık, kültür gibi konularda önemli işlevleri olan rekreasyon alanları, üzerinde önemle ve özenle durulması gereken konular arasındadır. Günümüzde insanların bu ihtiyaçlarının farkına varılarak daha yeşil şehirler adına çalışmalar ve projeler yürütülmeye başlanmıştır. Dolayısıyla, yerel yönetimler artık daha çevreci şehirler planlanmayı öncelik edinmektedirler. Bu çalışmada da "yaşanabilir şehir" kavramı kapsamında Adapazarı'nın mevcut durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Coğrafi Bilgi Sistemleri de kullanılarak, amaca uygun analizler yapılmış ve haritalar hazırlanmıştır. Çalışma sahasını oluşturan Adapazarı şehri, Sakarya ilinin merkez ilçesidir ve Serdivan, Arifiye, Erenler ve Adapazarı olmak üzere 4 metropol semt ilçesinden oluşmaktadır. Adapazarı elverişli iklim koşulları nedeni ile yeşil alan ve doğal olarak açık rekreasyon alanları konusunda şanslı şehirlerden biridir. Ancak şehirleşmenin ve nüfus artışının çok hızlı olduğu Adapazarı'nda mevcut rekreasyon alanları tehdit altında olabilir ya da yetersiz kalabilir. Oysaki şehirlerdeki kamuya açık bu mekânlar halk sağlığı, yaşlılar, çocuklar, dar gelirli vatandaşlar, çevre ve hava kalitesi açısından büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla yaşanabilir şehirlerde bu alanların sürdürülebilir şekilde planlanması gerekmektedir. Yapılan bu çalışmanın yerel yönetimlerin yapacakları planlamalar için altlık veri oluşturması ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşanabilir şehirler, Açık-Yeşil alan, Rekreasyon alanları, Coğrafi bilgi sistemleri, Sakarya

Coğrafi bilgi sistemleriCoğrafyaKent coğrafyası+3
Gözde Yanık
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sakarya Nehri'nin Arifiye-Boğazköy arasındaki taşkın ovasının gelişimi ve değişiminin coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri ile incelenmesi

İnceleme alanı, Anadolu'nun Kuzeybatı kesiminde, Doğu Marmara Bölgesinde, Sakarya Nehri akaçlama alanı içerisinde yer almaktadır. Sakarya Nehri, yıllık ortalama 164.5 m3/s debisi ile Kuzeybatı Anadolu'nun büyük bir kısmını (60.000 km2) akaçlayarak yılda 23400 ton asılı çökeli Karadeniz'e ulaştırır. Bu çalışmanın odak noktası, Adapazarı Ovası'ndaki Sakarya Nehri'nin, Boğazköy ile Arifiye arasında yer alan 15 km uzunluğundaki taşkın ovasıdır. Çalışma iki ana aşamadan oluşmaktadır. Birincisi, Sakarya Nehri ve onun dinamiklerine bağlı doğal kontrollerle oluşan ve etkileşen taşkın ovasının gelişimini araştırmaktır. Bu aşamada Sakarya Nehri'nin Holosen içerisinde şekillendirdiği taraça basamakları ve güncel taşkın ovası yer almaktadır. Eklenik üç taraça basamağı ve zamansal ilişkileri ortaya konulmuştur. Çalışmanın ikinci aşaması ise alanda yer alan kum-çakıl ocağı işletmelerinin çevresel ve zamansal değişimlerinin izlenmesidir. Kum ocağı işletmelerinin alan genişliğini izlemek için 1970 den günümüze uydu görüntüleri ve Coğrafi Bilgi Sistemi yöntemleri kullanılarak, 44 yıllık kum-çakıl madencilik faaliyetleri ile; kullanılan alan ve işletilen malzeme hacmi ortaya konulmuştur. Sakarya Nehri taraça basamakları içerisindeki taşkın ovası çökel paketinin yer aldığı çalışma alanı boyunca; güncel taşkın ovasının ve T1 taraça basamağının tamamına yakını, T2 taraça basamağının da büyük bir kısmı kum-çakıl madencilik faaliyetleri ile işletilmiştir. Toplam ~970 hektar alanda 41-52 milyon m3 malzeme işletilmiştir. İşletilen kum-çakıl boylu çökellerin toplam ağırlığı 107-137 milyon ton aralığındadır.

Adapazarı OvasıCoğrafi bilgi sistemleriFiziki coğrafya+2
Hilal Okur Erturaç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak Sakarya Nehri rejim özelliklerindeki değişmeler

Küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olarak iklim elemanlarındaki özellikle de yağışlardaki değişmelere bağlı olarak akarsuların akım ve rejim özellikleri değişmektedir. Her akarsu, havzasında etkili olan iklim özelliklerini yansıtır. Akarsuların akım ve rejim özelliklerini belirleyen en önemli iklim elemanları sıcaklık ve yağıştır. Son yıllarda antropojenik faktörler nedeniyle hızlanan iklim elemanlarında ki farklılaşmaların küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada akım gözlem istasyonlarının ölçüm verileri ve meteoroloji gözlem istasyonlarına ait iklim verileri kullanılarak küresel iklim değişikliğine bağlı olarak Sakarya Nehri'nin rejim özelliklerinde meydana gelen değişiklikler incelenmiştir. Çalışma için araştırmayı kapsayan yıllar üç döneme ayrılmıştır. Bu dönemler 1965-1979, 1980-1994, 1995-2011 dönemleridir. Buna göre meteoroloji istasyonlarından iki tanesinin yağış rejiminde değişiklik meydana geldiği tespit edilmiştir. Yağış rejiminde değişiklik meydana gelen meteoroloji istasyonları Sivrihisar ve Bolu meteoroloji istasyonlarıdır. Sivrihisar meteoroloji istasyonunun yağış rejiminde 1995-2011 döneminde, Bolu meteoroloji istasyonunun yağış rejiminde ise 1980-1994 döneminde değişiklik meydana gelmiştir. Akarsuyun rejiminde ise değişiklik yoktur. Ancak dönemlere ait yıllık ortalama akım miktarları akarsuyun akım miktarlarında düşüş olduğunu gösterir. Yalnızca Meşecik akım gözlem istasyonunun akım miktarlarında azalış yoktur. Meşecik'te yıllık ortalama akım miktarının en yüksek olduğu dönem son dönem olan 1995-2011 dönemidir. Küresel sıcaklıklardaki artışlara benzer şekilde araştırma sahasında da özellikle son yıllarda sıcaklıklarda artış yaşanmaktadır. Bu artış yaz döneminde daha fazladır.

AkarsularAkışSakarya Nehri+4
Rümeysa Er
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gemlik şehrinin mekânsal gelişimi ve arazi kullanımı

Şehirler tarihsel süreç içerisinde sürekli olarak gelişme gösteren, dinamik bir yapı özelliği ortaya koymaktadırlar. Kuruldukları zamandan günümüze kadar birçok fonksiyona bağlı olarak gelişmiş, büyüme göstermiş ve yine birçok ulus tarafından yerleşim alanı haline getirilmişlerdir. Şehirler gelişimlerine paralel olarak nüfus bakımından da artış göstermektedir. Artan nüfusla birlikte şehirdeki mevcut arazi kullanım potansiyelleri ve şehir içi arazi kullanımı değişikliğe uğramaktadır. Özellikle hızlı ve plansız gelişmeler şehrin mekânsal gelişimi açısından büyük sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yine değişiklik gösteren arazi kullanım fonksiyonları şehrin gelişim yönlerinin belirlenmesinde büyük öneme sahiptir. Özellikle araziler üzerinde meydana gelen değişimlerin tespiti, yapılacak planlı çalışmalar için büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada Gemlik şehrinin mekânsal gelişimi tarihsel süreç içerisinde ortaya konmuş, çalışma alanındaki arazi kullanım değişiklikleri nedenleri ile analiz edilmiş ve şehrin gelişme yönleri tespit edilmiştir. Gemlik'in günümüzdeki şehirsel gelişimi ve arazi kullanım fonksiyonları detaylı olarak ele alınmıştır. Bu sayede gelecekte şehrin gelişme yönleri ve büyüme gösterecek fonksiyonları öngörülmüştür. Böylelikle Gemlik şehri ile ilgili yapılacak proje ve çalışmalar için önemli bir altlık oluşturulmuştur. Şehirde özellikle şehirsel ve diğer fonksiyon alanlarının son 30 yıllık gelişimi belirlenirken CORINE Arazi Örtüsü/Kullanımı Sınıflandırması verileri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda 1990 yılında toplamda 157,72 hektarlık alan kaplayan şehir alanının 2019 yılı itibariyle toplamda 409,21 hektarlık alana yayıldığı görülmüştür. Böylelikle Gemlik'te son 30 yılda meydana gelen şehir gelişim süreci tespit edilmiştir. 1990 yılında çalışma alanının sadece %8,12'lik kısmını kapsayan Gemlik Şehir alanı, günümüzde çalışma alanının toplamda %21,06'lık kesimine yayılmıştır. Bu gelişmeyle birlikte şehirdeki tarım ve karışık çiftçilik alanlarında daralma meydana gelmiştir. Gemlik şehrinin gelişiminde en önemli etkenlerden birisi olan sanayi faaliyetleri, bu büyümede önemli bir faktör olmuş ve olmaktadır. Çalışmada şehrin son dönemde gelişme yönleri kuzey, doğu ve güneybatı eksenli olarak tespit edilmiş ve şehrin gelişiminde etkili olan unsurlar detaylı olarak incelenmiştir.

Arazi kullanımıBursa-GemlikCoğrafi özellikler+2
Umut Uğur
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yerleşmelerin kompost gübre potansiyelinin belirlenmesi (Sakarya Serdivan örneği)

Sanayileşme, dünya nüfusundaki hızlı artış ve kentleşme, kaynakların hızla tükenmesine ve katı atık miktarının da artmasına sebep olmaktadır. Katı atık miktarındaki artış, atık yönetimini de güçleştirmektedir. Buna ek olarak nüfusun hızlı bir şekilde artmaya devam etmesi, tarım topraklarının yoğun bir biçimde kullanılmasına bu da toprakların organik madde miktarı bakımından fakirleşmesine neden olmaktadır. Bu duruma çözüm olarak geliştirilen kimyasallar tarımın sürdürülebilirliğini ve insan sağlığını ciddi derecede tehdit etmektedir. Çevre ve insan sağlığını korumaya yönelik atılacak adımlardan biri de kentsel katı atıklar içerisinde büyük bir paya sahip olan organik atıkların kompost gübreye dönüştürülmesidir. Bu bağlamda katı atıklardan elde edilecek kompost, tarımda kullanılan suni gübreye alternatif oluşturacaktır. Bu şekilde hem katı atık yönetimi kolaylaşacak hem de tarım alanlarındaki organik madde miktarı artacaktır. Kompost, ayrıca şehirlerde açık yeşil alanlarda, site yerleşmelerinin peyzaj düzenlemelerinde, sebze ve çiçek üretilen seralarda vb. alanlarda kullanılabilecektir. Bu çalışmada da şehir nüfusunun yoğun olduğu, Sakarya ili merkez ilçelerinden biri olan Serdivan, örnek alan olarak seçilmiş ve kompost potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu potansiyelin belirlenmesinde TÜİK'ten alınan veriler ile, sahanın kentsel atık verileri derlenerek, kompost üretim potansiyeli değerlendirilmiştir. Buna ek olarak organik atık miktarının yüksek olduğu toplu yemek yenilen okul ve hastane yemekhanelerinin kompost gübre potansiyeli belirlenmiştir. Bu çalışma çerçevesinde belirlenen Serdivan ilçesinin kompost gübre potansiyeli, ileride kurulması planlanan entegre katı atık bertaraf tesisine altlık veri oluşturacaktır.

Beşeri coğrafyaCoğrafi özelliklerEkonomik coğrafya+7
Fatih Kenar
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Emberger biyoiklim sınıflandırmasına göre Türkiye'de Akdeniz biyoiklim katlarının ve alt tiplerinin dağılışı

Bu çalışma, Emberger biyoiklim sınıflandırmasına göre Türkiye'de Akdeniz biyoiklim katlarının alt tiplerinin dağılışının zamansal ve mekânsal olarak belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda sıcaklık ve yağış katsayılarını dikkate alan Emberger'in biyoiklim sınıflandırmasına göre Türkiye'de yer alan 217 meteoroloji istasyonuna ait 1929-2018 dönemini kapsayan veriler Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden elde edilmiştir. Verilerin temel istatistiksel analizleri yapıldıktan sonra istasyonların Akdeniz biyoiklim koşullarına uygunluğunu sorgulamak için Akdeniz iklim sınırlarını belirleme (I), yaz kuraklığı (S) ve mevsimsel yağış analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre ilk olarak; yıllık toplam yağış (mm) (P), en sıcak ayın maksimum sıcaklık ortalaması (°C) (M) ve en soğuk ayın minimum sıcaklık ortalaması (°C) (m) değerleri kullanılarak Akdeniz biyoiklim katları (Q) belirlenmiştir. İkinci olarak; en soğuk ayın minimum sıcaklık ortalaması (m) değerine göre istasyonların Akdeniz biyoiklim katlarının hangi alt tipe ait olduğu tespit edilmiştir. Türkiye'de yağış sıcaklık katsayısına (Q) göre Akdeniz biyoiklim katları 4 tipe ayrılmaktadır: (a) Kurak Akdeniz biyoiklim katı (b) Yarı kurak Akdeniz biyoiklim katı (c) Az yağışlı Akdeniz biyoiklim katı (d) Yağışlı Akdeniz biyoiklim katı. Akdeniz biyoiklim katının alt tipleri ise; kışı buzlu, kışı son derece soğuk, kışı çok soğuk, kışı soğuk, kışı serin, kışı ılıman, kışı yumuşak, kışı sıcak, kışı çok sıcak olarak dağılış göstermektedir. Tüm bu veriler ve eşitlikler sonucunda elde edilen veri tabanı bilgileri ArcGIS 10.5 yazılımında Kriging İnterpolasyon metodu ile haritalandırılmıştır. Küresel iklim değişikliği sonucunda özellikle son yıllarda Türkiye'de iklim koşulları uzun yıllar ortalamalarından daha sık sapma eğilimindedir. Bu durum ekstrem hava olaylarının daha sık yaşanacağı (şiddetli yağış, sel, fırtına, hortum olayı, sıcak hava dalgası, kuraklık vb.) hava koşullarının görülme olasılığı arttırmaktadır. Çalışma sonucunda, iklim koşullarındaki değişkenliğe bağlı olarak biyoiklim koşullarının da önemli değişimlere uğrayabileceği öngörülmektedir. Bu amaçla bu gibi sınıflandırmaların uzun yıllar periyodunda biyoiklim koşullarında dönemsel olarak karşılaştırma yapabilmek amacıyla da önemli olduğu düşünülmektedir.

Akdeniz iklimiBiyoiklimCoğrafi bilgi sistemleri+4
Katibe Aslı Baylan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Salda Gölü Havzası'nda iklim koşullarındaki değişikliğin etkilerinin belirlenmesi

Araştırma sahası Türkiye'nin güneybatısında, Göller Yöresi'nde yer alan Salda Gölü ve Havzası'nı kapsamaktadır. Çalışma alanında coğrafi konum ve genel atmosfer koşulları bakımından Akdeniz İklimi gözlemlense de, sahip olduğu yükselti ve çevresindeki morfolojik unsurların etkisiyle karasallık etkisinde kalmaktadır. Bu nedenle geçiş tipi Akdeniz iklim özelliklerine sahiptir. Kapalı havza özelliğindeki göl, yıllık yağışlarla ve havza içerisinde yer alan akarsu ve kaynaklarla beslenmektedir. Gölün su seviyesinin buna bağlı olarak da sahip olduğu ekosisteminin sürdürebilirliği doğrudan iklim koşullarına bağlıdır. Bu çalışmayla Türkiye'de önemli biyoçeşitlilik alanı olarak kabul edilen ve hassas bir ekosisteme sahip sulak alan olan Salda Gölü Havzası'nda iklim koşullarındaki değişikliğin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu sebeple; ilk olarak Salda Gölü ve Havzası'nın da içinde yer aldığı alanın iklim koşulları incelenmiş ve uzun yıllar ortalama sıcaklık ve toplam yağışlardaki değişimin belirlenmesi amacıyla Doğrusal Trend Analizi ve Mann Kendall Sıra Korelasyon Testi uygulanmıştır. İkinci aşama olarak farklı yıllara ait uydu görüntüleri üzerinden Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılarak ArcGIS 10.2 yazılımında yapılan mekânsal analizlerle göl yüzeyi değişimi ortaya çıkarılmış, göl seviyesine ait veriler grafikler üzerinden yorumlanmıştır. Buna göre; Doğrusal Trend Analizi sonucunda 1970-2019 yılları arasında yıllık ortalama, maksimum ve minimum sıcaklıklarda artış eğilimi, yıllık ortalama toplam ve maksimum yağış verisinde ise düşük oranda bir artış eğilimi gözlenmiştir. Mann Kendall Testi sonucunda yıllık ortalama sıcaklıklarda istatistiksel olarak α=0.05 anlamlılık seviyesinde artış eğilimi ve u(t) ve u´(t) değerlerinin kesiştiği 2000'li yıllardan sonra sıcaklık eğilimlerinde artan yönde bir değişiklik tespit edilirken, yıllık toplam yağış tutarlarında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç tespit edilememiştir. ArcGIS yazılımında gerçekleştirilen yüzey analizleri sonucunda 1972-2019 yılları arasında göl yüzey alanında ve aylık ve yıllık göl seviyesi verisine göre de 1998-2015 yılları arasındaki göl seviyesinde değişimler yaşanmıştır. Meteorolojik iklim verisinin ve uydu görüntülerinin istatistiksel analizi ve arazi çalışmaları sonucunda Göller Yöresi'nde yer alan birçok göl gibi Salda Gölü'nün de iklim değişikliğinin etkileriyle karşı karşıya olduğu tespit edilmiştir.

Salda gölü havzasıSıcaklıkYağışlar+4
Safiye Kübra Arıtürk
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akıllı şehir kavramının incelenmesi ve Ankara örneğinde yapılan çalışmalar

Şehirlerin nüfuslarıyla birlikte ihtiyaçları da hızla artmakta hem doğal hem beşeri kaynak kapasiteleri giderek büyük bir baskı altında kalmaktadır. Şehirlerden bu baskıyı kırabilmeleri ve beraberinde oluşabilecek muhtemel olumsuz etkileri yönetebilmeleri için sürdürülebilir kaynak tasarrufu hamleleri geliştirmeleri, sürekli inovasyona açık olmaları, teknolojik gelişme ve dönüşüm faaliyetlerine adapte olmaları beklenilmektedir. Şehirler günümüzde böylesi bir beklentiye temelinde 21. yy. bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) yer alan akıllı şehir uygulamalarının hizmetleri sayesinde cevap verebilmektelerdir. Akıllı şehirler bir konsept olarak şehirlerin coğrafyalarında teknolojik atılımlar yapmaları ve şehirlerin küresel trendlerden uzak kalmama gayretlerini ortaya koyan dijital potansiyellerinin toplamını ifade etmektedir. Konseptle birlikte yenilikçi adımları daha da hızlanan şehirler, sorunlarının ve ihtiyaçlarının dijital çözümlerine ivedilikle erişim imkânını kazanan, geleceğe yönelik stratejik planları bulunan, marka değerine sahip şehirsel ürünlerin merkezi haline dönüşen, akıllı bağlantılı yerleşmeler halini almaktalardır. Çalışmamızda akıllı şehirler kavramının, esnek bir tanımlama yapısına sahip olması ile birden fazla terimle aynı kalıpta ve üst kavram olarak kullanılması detaylı bir şekilde incelenmekte, farklı perspektifler tarafından kavramın nasıl benimsendiği de ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Çalışmada ayrıca akıllı şehirlerin tamamlayıcısı olarak görebileceğimiz akıllı bileşenlerin neler olduğu ve bu parçaların neleri ifade ettiği de açıklanmakta, birden fazla akıllı bileşen grubunun izahı da gerçekleştirilmektedir. Çalışmada coğrafyası detaylı bir şekilde ortaya konulan Ankara'nın, bu akıllı geleceğe yatırım olarak ne gibi dijital faaliyetlere sahip olduğu da şehirde yönetişim, mobilite, çevre yönetimi, yaşam kalitesi gibi her geçen gün sayıları artacak ve uygulama potansiyelleri derinleşecek olan çeşitli başat konular gündeminde yürütülen örneklerin incelenmesiyle paylaşılmıştır.

Akıllı kentlerAnkaraCoğrafya
Hürcan Güler
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geyve Boğazı ve çevresinin vejetasyon coğrafyası

Bu çalışmada Geyve Boğazı ve çevresindeki bitki örtüsünün dağılışı ve dağılışında etki eden ekolojik faktörler incelenmiştir. İnceleme alanını oluşturan Geyve Boğazı ve çevresi Marmara Bölgesi, Sakarya ili, Geyve ilçesi sınırları içerisinde yer alır. Geyve Boğazı ve çevresi nemli orman ve kuru orman vejetasyonunun gelişmesi için elverişli olan ekolojik şartlara sahiptir. Çalışma sahası içerisinde yağışın fazla olduğu, sıcaklık şartlarının elverişli olduğu ve etkili bir kurak devrenin bulunmadığı kesimlerde Fagus orientalis, Castanea sativa ve Tilia argentea gibi nemcil türler dağılış gösterir. Yağış tutarlarının az olduğu çalışma sahasının güney kesimlerinde kuru orman ağaçlarından Pinus brutia'ya rastlamak mümkündür. Orman formasyonlarının tahrip edildiği çalışma sahasında nemcil çalı türleri ile kurakçıl çalı türleri dağılış gösterir. Çalışma sahasındaki ot vejetasyonu ise genellikle orman altı örtüsü olarak bulunmaktadır. Bu çalışmada topoğrafya, iklim, amenajman planları, meşçere ve toprak verileri kullanılmış ve arazi çalışmaları yapılmıştır. İnceleme sahasına ait haritaların yapımında Harita Genel Komutanlığı'ndan temin edilen 1/25000 ölçekli topografya haritaları altlık olarak kullanılmıştır. Çalışma için hazırlanan harita ArcGIS 10.8 programı kullanılmıştır. Çalışmayı daha detaylı incelemek amacıyla oluşturulan bitki kesitlerinin üretilmesinde ise CorelDRAW 2021 programı kullanılmıştır. Geyve Boğazı ve çevresinin sahip olduğu özel ekolojik şartlar nedeniyle sahada yoğun bitki örtüsü ve farklı bitki türleri bulunmaktadır. Bu nedenle sahanın bitki örtüsünün sürdürülebilirliği açısından korunması önemlidir.

Bitki coğrafyasıBitki örtüsüCoğrafya+2
Remziye Emel Akduman
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00