Sakarya University
Anabilim Dalı

Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı

Sakarya University

2.041

Arşivlenen Tez

1

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Fen bilimleri derslerinde 6. sınıf öğrencilerinin bilimsel iletişim becerilerinin geliştirilmesine yönelik eylem araştırması

Amaç: Araştırmanın amacı sorgulamaya dayalı fen dersleri süresince öğrencilerin kullandıkları söyleme dayalı bilimsel iletişim becerilerinin (BİB) sistematik bir şekilde geliştirilmesidir. Materyal ve Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. 2019-2020 eğitim öğretim yılında Aydın İli Efeler İlçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 6. sınıf düzeyindeki 30 öğrenci araştırmanın katılımcılarıdır. Araştırmanın problemi belirleme ve eylem döngüleri aşamaları toplam 33 ders saati sürmüştür. Araştırmanın problemi belirleme aşamasında Güneş ve Ay tutulması, eylem döngüleri aşamalarında destek ve hareket sistemi, sindirim sistemi, madde ve ısı üniteleri bilimsel sorgulamaya dayalı olarak araştırmacı öğretmen tarafından işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak Fen Öğrenme Becerisi Ölçeği, Bilimsel Süreç Becerileri Testi, Çalışma Yaprakları, Ders Gözlemleri, Yansıtıcı Öğretmen Günlüğü kullanılmıştır. Eylem döngüleri boyunca öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerinin gelişimine yönelik analiz yapabilmek için araştırmacı bilimsel iletişim becerileri rubriği geliştirmiştir. Rubrik bilimsel iletişim becerilerinin açıklama, soru sorma ve çürütücü kullanma boyutlarından oluşmaktadır. Bu boyutların her birinin kavram ve süreç alt boyutları bulunmaktadır. Her eylem döngüsünden sonra öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini ölçmeye yönelik yapılan analiz sonuçları dikkate alınarak eylem planı yeniden düzenlenmiştir. Bulgular: Öğretmen bilimsel iletişim becerilerini geliştirmek için 1. eylem döngüsünde iletişimsel yaklaşımın otoriter ve diyalojik söylem hamlelerini kullanmıştır. Öğretmenin kullandığı iletişimsel yaklaşım öğrencilerin BİB gelişimini desteklemiştir. Ancak öğrencilerin yaptığı araştırmalar kavram ve sürece yönelik kanıta dayalı beceriler sunabilmeleri için veri sağlayamamıştır. Bu nedenle 2. eylem döngüsünde yarı açık uçlu deney ve bilimsel hikâye kullanılmıştır. Bu döngüde yarı açık uçlu deneyler ve bilimsel hikâye öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Ancak bilimsel kavram ile ilgili araştırma yapmadığı için alan bilgisi yetersiz olan öğrenciler deney verilerini yorumlayamamış ve bilimsel hikâyeyi anlamamıştır. Bu nedenle öğrencilerin bilimsel iletişim becerileri düşük seviyede kalmıştır. 3. eylem döngüsünde öğrencilerin bilimsel sorgulama sürecinde araştırma, tartışma, tasarım oluşturma, tasarımı değerlendirme gibi farklı aşamalarda aktif rol alabileceği mühendislik tasarım temelli öğretim etkinliklerine uygun bir eylem planı hazırlanmıştır. Bu döngüde kullanılan tasarım döngü basamaklarına dayalı uygulamalar öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Sınırlı araştırma yapan ve sınırlı alan bilgisine sahip öğrencilerin BİB düzeylerinde gelişim az olmuştur. Araştırma boyunca BİB gelişimi kanıt sunma düzeyine çıkmamış öğrenciler bulunmaktadır. Ancak bu öğrencilerin BİB düzeylerinde araştırmanın başında sundukları BİBlere göre gelişim olmuştur. Döngüler süresince ortaya çıkan farklı bir problem durumu öğrencilerin dersin hedef kazanımından uzaklaşarak odak dışı kavram kullanmalarıdır. Öğretmenin döngüler boyunca otoriter söylem kullanması ve hedef kazanımı hatırlatması öğrencilerin odak dışı kavram kullanımını azaltmış ve odak kavram ile ilgili BİB sunmalarını sağlamıştır. Sonuç: Sonuç olarak öğretmenin kullandığı iletişimsel yaklaşımın sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğrencilerin BİB gelişimini sağlamış ancak öğrencilerin yaptıkları araştırmaların yeterli veri içermemesi bu gelişimi sınırlandırmıştır. Öğrencilerin bilimsel süreci deneyimleyebilecekleri yarı açık uçlu deney, bilimsel hikâye ve mühendislik tasarım temelli öğretim etkinlikleri kullanılarak gerçekleştirilen fen dersleri öğrencilerin bilimsel iletişim becerilerini geliştirmiştir. Ayrıca öğrenciler bu derslerde dersin hedefinden uzaklaşarak odak dışı kavramlar kullanmışlardır. Öğretmenin otoriter söylemi öğrencilerin odak kavram çerçevesinde BİB sunmasını sağlamıştır.

Bilim iletişimiEylem araştırmasıFen bilgisi dersi+7
Selvinaz Güney
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri dersi elektrik enerjisinin dönüşümü konusuna 5E modeli ile temellendirilmiş bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) yaklaşımının 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Fen bilimleri dersi "Elektrik Enerjisi" ünitesi "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü" konusunda 5E modeli ile temellendirilmiş Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) yaklaşımına göre hazırlanan öğretim tasarımı uygulamalarının 7. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve bilimsel süreç becerilerine etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel ve nitel veriler bir arada toplanmıştır. Bu bağlamda bu araştırma karma araştırma deseni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi; 2017-2018 öğretim yılında Mersin ilinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 25 deney, 25 kontrol grubu olmak üzere 50 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Deney grubuna "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü" konusunun öğretilmesinde 5E öğrenme modeli ile temellendirilmiş STEM yaklaşımına göre hazırlanan ders planlarıyla, kontrol grubuna ise mevcut öğretim programının öngördüğü yöntem ve planlarla ders işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak; her iki gruba uygulama öncesi ve sonrası "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü Konusu Başarı Testi" (EEDKBT), "Bilimsel Süreç Becerileri Testi (BSBT)" ve uygulama sonrası deney grubu öğrencilerine yarı yapılandırılmış "STEM Uygulamalarına Yönelik Öğrenci Görüşleri Formu" uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler SPSS 22 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, nitel verileri değerlendirmek için içerik analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; ön-test puanları denk olan grupların; EEDKBT ve BSBT son test puanları arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında uygulanan yöntemlerin etkisi arasındaki farkın ne düzeyde olduğunu belirlemek amacıyla, EEDKBT ve BSBT son test puanları için Cohen's d değerleri hesaplanmış ve sırasıyla 1,27 ve 1,29 olarak bulunmuştur. Hesaplanan Cohen's d değerleri deney grubunda gerçekleştirilen öğretim uygulamalarının büyük (large) etki büyüklüğüne sahip olduğunu göstermektedir. Deney grubu öğrencilerinden elde edilen nitel verilere göre öğrenciler, derse karşı ilgilerinin arttığını, zevk alarak öğrendiklerini ve STEM uygulamalarının diğer derslerde yer almasını istediklerini belirtmişlerdir. Sonuç olarak, 5E modeli ile temellendirilmiş STEM yaklaşımına göre hazırlanan öğretim tasarımı uygulamalarının mevcut programın öngördüğü öğretim yöntemine göre öğrencilerin akademik başarılarını arttırmada ve bilimsel süreç becerilerini geliştirmede daha etkili olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: STEM, 5E, akademik başarı, bilimsel süreç becerileri

5E ModeliAkademik başarıBilimsel süreç+6
Sevgi İzgi
Hatay Mustafa Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen Bilgisi öğretmenlerinin kariyer motivasyonlarının okul bağlamı değişkenleri ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada okul bağlamı değişkenlerinin (disiplin sorunları, okul idaresi desteği, veli ilişkileri, iş arkadaşları, değer uyumu, zaman baskısı ve aidiyet duygusu) fen bilgisi öğretmenlerinin kariyer algı ve motivasyona olan katkısının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma örneklemi, basit tesadüfi örneklem seçimi kapsamında 2018-2019 Eğitim- Öğretim yılı ikinci döneminde Muğla ili 13 İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ve özel ortaokullarda görev yapan 151 fen bilgisi öğretmeni oluşturmaktadır. "Kişisel Bilgi Formu", "FIT Choice Ölçeği" ve "Algılanan Okul Ortamı Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçme araçlarındandır. Veriler Pearson korelasyon testi, varyans analizi (ANOVA) ve regresyon teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, kariyer seçimini fen bilgisi öğretmenliği olarak belirleyen öğretmenlerin kariyer algı ve motivasyonlarının orta düzeyde; kariyer motivasyon ortalamalarının ise algı ortalamalarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Öğretmenlerin algılanan okul ortamı değişkenlerine ait betimsel analiz bulgularına göre aidiyet ve yönetim desteği alt boyutlarının ortalamalarının en yüksek olduğu, disiplin sorunlarının ise en düşük olduğu görülmüştür. Okul bağlamı değişkenlerinden velilerle olan ilişki alt-boyutunun öğretmen kariyer algı ve motivasyonları ile en yüksek pozitif yönde ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Algılanan okul ortamı değişkenlerin, fen bilgisi öğretmenlerin kariyer algılarına ait varyansın %23'ini; kariyer motivasyonlarına ait varyansın ise %42'sini açıklamıştır.

Branş öğretmenleriFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+5
Nurcan Damlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimlerinde akademik başarının, internet kullanımının, bağımlılığının ve sanal ortam yalnızlık düzey ilişkilerinin belirlenmesi

Çağımız koşulları gereği internet vazgeçilemez bir hal almış ve hemen hemen herkesin bir dokunuşta ulaşabileceği düzeye gelmiştir. Fakat bu bir dokunuşta erişim kolaylığı da avantajlarının yanında dezavantajları da beraberinde getirmiştir. İşte bu dezavantajlardan biri de internet bağımlılığıdır. Sanal dünya olan bu bağımlılık en çok genç yaştaki insanları etkilemektedir. Dolayısıyla gençlerin internet kullanımına dikkat etmek gerekmektedir. Gençlerin interneti kontrolsüzce kullanması sonucunda kendi aralarında sosyal izolasyon kültürü oluşmuştur. Bu kültürün dijital yerlileri iletişim ihtiyaçlarını da internet üzerinden gidermeye başlamışlardır. Yoğun internet kullanımı ve sanal ağlardan iletişim kurma gayesi bir araya gelince çağımız gençlerini yani dijital yerlilerimiz gerçek hayattan kopmuştur. Bu sanal dünya gençler için bir kaçış kapısı gibi gözükse de tıpkı gerçek dünya da olduğu gibi burada da yalnızlık çekmektedirler. Sanal dünyadaki bu yalnızlığın çaresini yine internette arayan bireyler giderek internet bağımlısı olmaktadırlar. İnternet bağımlısı bireyler için internet bir can simidi gibi görünse de durum hiç de öyle sanıldığı gibi değildir. Artan bağımlılıkla beraber düşen akademik başarı gibi pek çok olumsuz durum gençlerin önüne geçmektedir. Ne var ki günümüz de internete erişmek o kadar kolay hale gelmiştir ki öğrenciler okullarda bile rahatlıkla internete erişim sağlayabilmektedir. Duruma bu açıdan bakıldığında internet karşısında güvende kalmak önem taşımaktadır. Yenilenen eğitim müfredatı ile birlikte her bir kazanımı kapsayacak şekilde bazı yeterlilik alanları eklenmiştir. Yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programına da yeterlilik alanları eklenmiştir. Bunlardan biri de dijital yetkinliktir. Bu yeterlilik alanında öğrencilerin iletişim ve bilgi teknolojilerini doğru, amacına uygun ve üretken bir şekilde kullanmaları hedeflenmektedir. Öğretim programındaki dijital yetkinlik tüm fen bilimleri kazanımları için geçerli olan bir yetenek gibi görülmektedir. Öğretim programında yer alan dijital yetkinlik tıpkı bilgi ve medya okuryazarlığına benzemektedir. Yirmi birinci yüzyıl becerilerinden biri olan bu yetenek, öğrencilerden internet, sanal ağlar, iletişim kanalları gibi araçlarda bilinçli, eleştirel ve üretken bireyler olmasını beklemektedir. İnternet bağımlılığı, sanal ortam yalnızlığı gibi durumlar yetkinlik alanları ve beceriler için birer tehlike olarak gençleri beklemektedir. Bu çalışmanın hedef grubunu 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı bu kademedeki öğrencilerin internet bağımlılığını, sanal ortam yalnızlık düzeylerini, fen bilimleri dersiakademik başarılarını ve aralarındaki ilişkiyi belirlemek ve fen bilimleri dersindeki internet kullanımını saptamaktır Ayrıca öğrencilerin akademik başarıları fen bilimleri karne notu belirlenmiştir. Araştırmadaki veriler İzmir'in Bornova ilçesindeki devlet okullarından İnternet Bağımlılık Ölçeği, Sanal Ortam Yalnızlığı ve fen bilgisi dersinde internet kullanım amacı bilgi formu ile toplanmıştır. Bu çalışmanın örneklemi 386 öğrenci olup tarama araştırması niteliğinde nicel bir çalışmadır. Çalışmada yüksek düzeyde internet bağımlısı olarak belirlenen öğrenci sayısı 62'dir. Araştırma sonucunda öğrencilerin akademik başarısının yüksek olduğu ve nispeten sanal yalnızlık çektiği görülmüştür. Fen bilimleri dersinde internet en çok bilgiye ulaşmak, araştırma yapmak için kullanılmaktadır. Sonuç olarak internetin kolayca erişilebilir olması sorunları da beraberinde getirmiştir. İnterneti amacına uygun kullananların dışında sorun teşkil edecek şekilde kullananlarda mevcuttur. Bundan dolayı güvenli ve amacına uygun internet kullanımı için gençleri internetin olumsuz etkileriyle baş başa bırakmamak gerekmektedir. Aksi halde öğrencilere kazandırılmak istenilen dijital yetkinlik konusunda başarısızlık kaçınılmazdır.

Akademik başarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+7
Doğan Kahraman
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin suya yönelik tutumları üzerine bir araştırma (Fethiye örneği)

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin suya karşı gösterdikleri tutumun cinsiyet, okul türü, sınıf düzeyi, anne baba eğitim durumu ve anne baba meslek türü değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Muğla İli Fethiye ilçesinde öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Muğla ili Fethiye ilçesindeki rastgele seçilmiş özel ve devlet okulunda öğrenim gören 892 (439 kız ve 453 erkek ) öğrenciden oluşmuştur. Veriler 2019-2020 eğittim öğretim yılı güz döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Su Tutum Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve ANOVA istatistiksel işlemleri, SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular cinsiyetin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde su tutumunu erkekler lehine etkilediği yönündedir. Okul türü olarak devlet okulları lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır, sınıf düzeyi olarak 8. Sınıflar lehine, anne baba eğitim durumu ve meslek türü açısından bakıldığında öğrencilerin su tutumları ile bu değişkenler arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

FarkındalıkMuğla-FethiyeOrtaokul öğrencileri+3
Nazan Güler
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım değerlendirme ölçütlerine göre değerlendirilmesi

Araştırmanın amacı, Eğitim Bilişim Ağı'nda bulunan fen bilimleri ders materyallerinin fen bilimleri öğretmenleri tarafından eğitsel yazılım ölçütlerine göre değerlendirilmesidir. Bu amaçla fen bilimleri öğretmenlerinin EBA platformundaki fen bilimleri ders materyallerine yönelik düşünceleri de çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir.Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Rize ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokul kurumlarında görev yapan 123 fen bilimleri öğretmenleri oluşturmaktadır. Evrenin örneklemi basit rastgele örneklem yöntemlerinden basit seçkisiz örneklem ile belirlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden, betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Ateş (2011) tarafından geliştirilen güvenirliği 0.81 olarak test edilen "Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların demografik değişkenlerinin belirlenebilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. 50 maddeden oluşan Eğitsel Yazılım Değerlendirme Ölçeği, eğitsel özellikler (11 madde), görsel tasarım özellikleri (5 madde), çoklu ortam özellikleri (7 madde), içerik (7 madde), yardım (5 madde), kurulum ve kullanım özellikleri (15 madde) olmak üzere altı kategoriden oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS programına aktarılarak analiz edilmiştir. Fen bilimleri öğretmenlerinin görüşlerine göre EBA fen bilimleri ders materyallerinin eğitsel yazılım ölçütlerine göre iyi düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın, Eğitim Bilişim Ağı'nın içerik, çoklu ortam, eğitsel ve görsel özellikler ile kullanılabilirlik gibi özelikler bakımından geliştirme ve iyileştirme çalışmalarında bulunan uzmanlara yol göstereceği noktasında önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma sonuçlarının EBA'da bulunan materyallerin daha nitelikli ve etkin hâle getirilmesine imkân tanıması açısından alan yazına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Öğretmenler tarafından EBA'nın nesnel bir değerlendirmeden geçirilerek ihtiyaca uygun düzenlemelerin yapılması sayesinde öğrencilerin platformdan sağlayacağı yararın artacağı öngörülmektedir.

Eğitim Bilişim AğıFen bilgisiFen bilgisi dersi+1
Derya Arslan
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri ve bu düzeylerinin cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü, mezun olunan bölüm, eğitim düzeyi, çalışılan okul türü, öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma, lisans öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma, fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evreni 2019-2020 öğretim yılında Ege bölgesinde bulunan bir ilde devlet/özel ortaokullarda görev yapan Fen bilgisi öğretmenleri ile sınırlandırılmıştır. Örneklemi ise Ege bölgesinde bulunan ilin bir ilçesinde uygun örnekleme yoluyla belirlenen devlet/özel ortaokullarda görev yapan (n=51) Fen bilgisi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Veriler 2019-2020 eğitim öğrenim yılı bahar döneminde toplanmıştır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve "Nörofizyolojik Öğrenme Algı Ölçeği" veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Toplanan verilere ilişkin yapılan t-testi ve anova istatistiksel işlemleri, SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Bulgular; Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyojik öğrenme algı düzeylerinin (iyi düzeyde algı) olduğu, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda en yüksek (çok iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutunda en düşük (iyi düzeyde algı), "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" alt boyutunda ise (iyi düzeyde algı) sonucu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri cinsiyete göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeyleri mesleki kıdemlerine göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında (16-20 yıl) kıdem lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan fakülte/yüksekokul/enstitü türüne göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut", "Öğrenmede Beynin Rolü" ve "Zihinsel Süreçlerde Beyinin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fen/edebiyat fakültesi lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algı düzeylerinin mezun olunan bölüme göre "Zihinsel Süreçlerde Nöral Boyut" ve "Zihinsel Süreçlerde Beynin Yapısal İşlevleri" alt boyutlarında fizik/kimya/biyoloji (fkb bölümü) lehine, "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda ise biyoloji öğretmenliği lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının eğitim düzeyine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının çalışılan okul türüne göre "Öğrenmede Beynin Rolü" alt boyutunda özel okul lehine anlamlı bir fark olduğu, diğer alt boyutlarda anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili ders alma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının öğrenimleri sırasında nörofizyolojik öğrenme kuramı ile ilgili bir etkinliğe katılma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Fen bilgisi öğretmenlerinin nörofizyolojik öğrenme algılarının fen bilgisi ders anlatımında nörofizyolojik öğrenme kuramını kullanma değişkenine göre tüm alt boyutlarda anlamlı bir farkın olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: beyin temelli (nörofizyolojik) öğrenme, nörofizyolojik öğrenme algı, fen bilgisi öğretmeni, fen bilgisi eğitimi, fen bilimleri dersi

Beyin odaklı öğretimFen bilgisiFen bilgisi dersi+6
Funda Çapanoğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnformal öğrenme ortamlarının öğrencilerin fen-teknoloji-toplum-çevre ilişkisini anlamalarına etkisi

İnformal (okul dışı) öğrenme ortamları ziyaretlerinin, eğitim-öğretim faaliyetlerinin niteliğini artırdığı aşikârdır. İnformal ortamlar, zengin içeriğiyle birçok avantaj sağlamaktadır. Öte yandan, fen-teknoloji-toplum-çevre (FTTÇ) öğrenme alanının Türk eğitim sisteminde etkili bir şekilde yer almadığı vurgulanmaktadır. Buradan hareketle, çalışmanın amacı; informal öğrenme ortamlarının, öğrencilerin fen-teknoloji-toplum-çevre ilişkisini anlamalarına etkisi olarak belirlenmiştir. Araştırma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı 2. döneminde Şanlıurfa Hilvan İmam Gazali İmam Hatip Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi 14 erkek öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. İnformal öğrenme ortamlarından geri dönüşüm tesisi, botanik bahçesi, bilim merkezi ve hayvanat bahçesinin kullanıldığı bu araştırma, durum çalışma deseni yöntemine göre yürütülmüştür. Araştırmada VOSTS (Views on Science-Technology-Society) anketi, yarı yapılandırılmış görüşme, gezi gözlem formları ve gezi günlükleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Anket ve görüşmeden elde edilen veriler, gözlem formları ve gezi günlükleriyle detaylandırılmıştır. Araştırma sonuçları, informal öğrenme ortamlarının kavram kargaşalarını gidermede yetersiz kalırken, yeni kavram öğreniminde etkili olduğunu göstermektedir. İnformal öğrenme ortamlarının, fen-teknoloji-toplum-çevre arasındaki ilişkinin anlaşılmasında, bilim insanlarının karakteristik özelliklerinin kavranmasında ve bilimsel bilginin doğasının anlaşılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fen-teknoloji-toplum-çevre (FTTÇ), informal eğitim, okul/sınıf dışı ortam

Eğitim
Merve Cansu İnce
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Ethnographic case study of early STEM education: Investigating students' authentic learning experiences

Recent national initiatives in education have focused on improving access for young people in STEM careers. It is also important to make efforts to attract more students to scientific and technological achievements, since students can then be taken to the relevant professions. To develop outstanding performers in the field and also to improve the current economy and knowledge level of society, multi-disciplinary education with high quality is needed in science, technology, engineering and mathematics. Reaching this aim can be possible with skilled, responsible and inspired young students and the number of graduates in the field of science and technology should be increased. At the point of increasing it, STEM education has crucial role in order to drive critical thinking and innovation in today‟s society. In other words, STEM education provides an insight on students to be more innovative with 21st century skills and so if students experience these skills as early as possible, they can adapt to their future life more easily. In this context, there is a need to integrate STEM into the education system and many countries around the world restructure their education system in this field to develop their innovative capacity. In the same manner, authentic learning provides an implementation of knowledge in real-life context and motivates students to handle with real life problems by experiencing hands-on learning in an authentic environment. In other words, authentic learning focuses on real-life related issues as STEM education and students have an active role during that process. From this perspective, STEM education, especially at primary level, provides knowledge and experiences that students can use them in an active and authentic environment. In this regard, a program called as "Early STEM" based on the framework of Integrated Teaching Project was developed for K-4 students. In the light of this program, one lesson hour per week was assigned and four themes (My Green World, My World of Machines, My Computational World and My World of Imagination) based on STEM disciplines (science, technology, engineering and mathematics) were applied in these lessons. Each theme lasted 8 weeks and the program totally spread over eight months period. Also, the program was implemented within the plans prepared according to STEM Learning Cycline which was developed based on Constructivist 5E Instructional Model. At this point, the present study aimed to investigate the students‟ authentic learning experiences in the early STEM lessons. In order to examine this aim in depth, ethnographic case study design was selected as the research design. Sample of the study consisted of total 13 4th grade students and one classroom teacher who has prior experience on the early STEM program. In this qualitative ethnographic case study, evidence of authentic learning was collected from field/observation notes and transcripts from classroom observations for 8 weeks and face-to-face interviews with the students and teacher in socio-constructivist and interpretivist perspective and also by considering Authenticity Model and STEM Learning Cycline as conceptual frameworks. As a result of the present study, three themes were emerged from 14 categories by using initial and process coding during data analysis. The themes are: 1) Authenticity vital role in early STEM education, 2) Early STEM effectiveness in authentic environment, 3) Essential role of early STEM education upon students‟ authentic learning experiences. These findings provide insight into how STEM education has a role in authentic learning experiences in early grades.

Şefika Girgin
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Investigating middle school students' supporting reasons throughout written argumentation in the context of socio-scientific issue-based instruction

The skills of argumentation have been gaining importance in science education recently. In order to achieve scientific literacy, students need the skills of thinking critically, making informed decision, developing arguments, etc. and socio-scientific issue-based instruction (SSI-based instruction) helps enhance these skills. Behind these skills, it is also important to understand what supporting reasons affect the process of making decision, developing arguments during argumentation. Therefore, the aim of this research is to examine the supporting reasons that the middle school students' use when they are writing arguments about a socio-scientific issue related to a gene editing method (CRISPR). In this research, an SSI unit (including argumentation), about CRISPR method was developed according to the SSI-based instruction model by Sadler, Foulk, Friedrichsen (2017). CRISPR method is used as the focal socio-scientific issue because of the dilemma among the researchers, countries, engineers, etc. about whether CRISPR method should be used or not. The main question of the unit was "How might using CRISPR method affect the future?" The unit was taught to 7th grade students who are studying in a middle school for 4 weeks. At the end of the unit, written arguments were collected. Qualitative approach was adopted to the research and SEE-SEP model was used as an analytical framework because of the multi-perspective feature of SSI. The model includes six subject areas (sociology/culture, economy, environment/ecology, science, ethics/morality, and policy) and three aspects (knowledge, value and personal experience). The supporting reasons that the students used in the written arguments were investigated from these aspects and the subject areas. It is revealed that students benefited from their science knowledge and value aspect when they need to decide about the use of CRISPR method in the future. Also, ethics/morality subject area is on the foreground in their written argumentation. Keywords: Socio-scientific issue (SSI), SSI-based instruction, CRISPR method, argumentation, SEE-SEP model

Socioscientific issue based instruction approach
Büşra Akkaş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Interdisciplinary stem education: Exploring technology and engineering integration in mathematics and science classes

STEM education is one of the trend topics in education in many countries, especially in Turkey. One of the biggest concern in STEM Education is the efficient and meaningful use of technology and engineering. Qualified and tech-savvy teachers are needed for the area as a result of the pedagogy of STEM Education and the interconnectedness of these disciplines. New research and professional development programs are required to be conducted when such post-modern paradigms raise because teachers are being asked to become proficient at new skills and responsibilities and implement these into their practices. This study investigates how STEM teachers implement and integrate technology and engineering, which tools do they use more frequently as a part of their science and mathematics lessons in 5th and 6th-grade topics. The ulterior motive of the study is to explore the effect of integrating technology and engineering in the overall quality of STEM lesson plans. The data obtained from 32 science and mathematics teachers who participated in TÜSİAD STEM Project: a teacher professional development program. The teachers attended four face-to-face STEM workshops, each received one STEM kit with a guide including six STEM lesson plans. During this professional development program, at least one lesson plan was implemented by participant teachers and they gathered together to reflect on their classroom experiences. At the end of the professional development program, teachers created their own authentic lesson plans. These lesson plans were investigated in terms of interdisciplinarity -integrating technology and engineering into science and mathematics classes. Overall, findings demonstrated that the science and mathematics teachers in the professional development program integrates technology and engineering in six different categories. Although, there is no significant difference reported on integrating technology on the quality of STEM lesson plans, engineering integration showed a significant difference in the quality of STEM lesson plans.

Trainer trainingScience educationIn service training+3
Başak Helvacı Özacar
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi fen eğitimi: Bir içerik analizi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de ve dünyada okul öncesi fen eğitimi alanında yapılan akademik çalışmaların içerik analizini yapmaktır. Çalışmada 2003- 2017 yılları arasında ulusal ve uluslararası okul öncesi fen eğitimi alanında yapılmış makale, yüksek lisans ve doktora tezlerinden oluşmak üzere 100 ulusal, 80 uluslararası toplam 180 araştırma incelenmiştir. Bu araştırmalarda kullanılan yöntem, örneklem, veri toplama araçları, araştırma yılı ve araştırma konusu içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonunda; son yıllarda Türkiye'de ve dünyada okul öncesi fen eğitimi alanında yapılan çalışmalara olan eğilimin arttığı tespit edilmiştir. Araştırmalarda kullanılan örneklemler incelendiğinde; Türkiye'deki çalışmalarda çoğunlukla okul öncesi öğretmenleri örneklem olarak tercih edilirken, dünyada ise okul öncesi öğrencilerinin daha fazla tercih edildiği ortaya çıkmıştır. Okul öncesi fen eğitimi alanında çalışılan konular incelendiğinde; Türkiye'de daha çok öğretmen eğitimi alanında çalışılırken, dünyada ise kavram öğretimi, bilimin doğası ve son yıllarda ise STEM eğitimi üzerine çalışıldığı belirlenmiştir. Araştırmalar yöntem açısından incelendiğinde Türkiye'deki çalışmalarda çoğunlukla nicel araştırma yöntemi kullanılırken, dünyadaki çalışmalarda ise nitel araştırma yöntemin daha çok kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışmalar veri toplama araçları bakımından incelendiğinde ise Türkiye'de ve dünyada aynı oranlarda gözlem tekniği, görüşme ve anket tekniği en çok kullanılan veri toplama araçlarından olmuştur. Bu çalışmanın sonuçları okul öncesi fen eğitimi alanında çalışacak olan araştırmacılara önemli bir kaynak olacağına inanılmaktadır. Anahtar Kelimeler: okul öncesi, fen eğitimi, içerik analizi

Hatice Cansu Özpir Mantaş
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimlerine yönelik LGS sınavlarında sorulmuş sorular ile Milli Eğitim Bakanlığına ait kaynaklarda yayımlanan soruların beceri temelli sorular düzeyinde bazı değişkenler açısından incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı 2020-2023 yılları arasındaki Liselere Geçiş Sistemi(LGS) Fen Bilimleri soruları ile Fen Bilimleri ders kitabı sorularının program alt konu alanı ve kazanımları, Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı (FBDÖP) alan becerileri, TIMSS-2019 bilişsel alan çerçevesi konu alanları, akıl yürütme becerileri, K12 Beceri Çerçevesi Fen Bilimleri alan becerileri ile bilimsel bilgi düzeyine yönelik dağılımlarını belirlemek ve soruların okunabilirlik düzeylerini tespit etmektir. Materyal ve Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerini 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında LGS sınavındaki 80 adet Fen Bilimleri sorusu ile 2023-2024 eğitim-öğretim yılında kullanılan ders kitabından belirlenen toplam 24 adet Fen Bilimleri sorusu oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2018 FBDÖP kazanımları, TIMSS-2019 bilişsel alan çerçevesi konu alanları, 2018 FBDÖP alan becerileri, K12 Beceri Çerçevesi Fen Bilimleri alan becerileri, akıl yürütme becerileri, bilimsel bilgi düzeyi ve okunabilirlik düzeylerinin bir arada bulunduğu şablona kaydedilmiştir. İnceleme sonucu yapılan analizlerin doğruluğu ve güvenirliği uzman görüşüyle sağlanmıştır. Bulgular: 2020-2023 yılları arasındaki LGS Fen Bilimleri soruları ile ders kitabı sorularının programdaki alt konu alanlarına göre dağılımı incelendiğinde en fazla sorunun "Basınç" alt konu alanlarından geldiği, "Türkiye'de Kimya Endüstrisi" ve "Elektrik Enerjisinin Dönüşümü" alt konu alanlarında hiç soruya yer verilmediği görülmüştür. Soruların, TIMSS-2019 bilişsel alan çerçevesi konu alanlarına göre analizinde en fazla "Bilgiyi Yorumlama", "Sonuç Çıkarma" ve "Tanımlama" konu alanlarını ölçmeye yönelik soruların yer aldığı, "Sentez", "Araştırma Tasarlama" ve "Genelleme" gibi akıl yürütme alt konu alanlarına yönelik soruların bulunmadığı görülmüştür. Soruların 2018 FBDÖP alan becerilerine göre incelenmesi sonucu en fazla "Analitik Düşünme" ve "Karar Verme" becerilerinin ölçülmeye çalışıldığı, "İletişim" ve "Takım Çalışması" becerilerinin soru analizlerinde yer almadığı belirlenmiştir. K12 Beceri Çerçevesi kapsamında en fazla "Bilimsel Veriye Dayalı Tahmin Becerisi", "Bilimsel Çıkarım Yapma Becerisi" ve "Tümdengelimsel Akıl Yürütme Becerisi"ni test eden sorulara yer verildiği, "Bilimsel Gözleme Dayalı Tahmin Becerisi", "Operasyonel Tanımlama Becerisi" ve "Bilimsel Sorgulama Becerisi" kategorilerini destekleyici soruların yer almadığı tespit edilmiştir. Akıl yürütme becerileri açısından ise en fazla "Nedensel Akıl Yürütme" ve "İlişkisel Akıl Yürütme" becerilerinin test edildiği , "Tümevarımsal Akıl Yürütme" ve "Orantısal Akıl Yürütme" becerilerini test eden az sayıda soru olduğu belirlenmiştir. Soruların, Sönmez Formülü kullanılarak anlaşılırlık/okunabilirlik düzeylerine göre analizi sonucu genellikle "Metin anlaşılabilir" düzeyde olduğu ve bunu "Metin açık ve anlaşılır" düzeyin takip ettiği görülmektedir. Sonuç: LGS Fen Bilimleri soruları ile ders kitabı sorularının 2018 FBDÖP kazanımları, 2018 FBDÖP alan becerileri ve K12 Beceri Çerçevesi alan becerilerine göre dengeli bir dağılım göstermediği görülmektedir. Bazı beceri ya da kazanımlarla ilgili hiç soru yer almazken bazılarıyla ilgili birden çok soru yer almaktadır. Bu bağlamda soruların program kazanımlarını ve becerileri yeterince temsil etmediği görülmüştür. TIMSS-2019 kapsamında soruların incelenmesi sonucu akıl yürütme bilişsel basamağındaki becerilerin ölçülmesine yönelik soru sayısının diğer alan becerilerine göre daha az olduğu tespit edilmiştir. Okunabilirlik düzeyleri açısından soruların genellikle anlaşılabilir düzeyde olduğu belirlenmiştir. Akıl yürütme becerilerine göre yapılan analizde her becerinin en az bir soru tarafından ölçüldüğü tespit edilmiştir. Bilimsel bilgi düzeylerine göre soru analizlerinde genellikle alt seviyelerde yığılma olduğu görülmüştür.

Okay Ancın
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde ve ısı ünitesine ilişkin çoklu gösterimlerin ortaokul öğrencilerinin bilişsel yapılarıyla karşılaştırılarak incelenmesi

Amaç: Çalışmanın amacı, madde ve ısı ünitesine ilişkin çoklu gösterimlerin ortaokul öğrencilerinin bilişsel yapılarıyla karşılaştırılarak incelemektir. Materyal ve Yöntem: Çalışmanın birinci aşamasını doküman analizi yöntemi, ikinci aşamasını araçal durum çalışması, üçüncü aşamasını içerik analizi oluşturmaktadır. Çalışmanın ilk amacı ders kitaplarında ve ders defterlerinde yer alan madde ve ısı ünitesiyle ilgili kavramların ve süreçlerin çoklu gösterimler açısından incelenmesidir. Fen Bilimleri dersinde kullanilan ders kitaplari ve ders defterleri Gkitzia, Salta ve Tzougraki'nin (2011) oluşturduğu kriter ve kod listesine uygun olarak betimsel analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci alt problemine yönelik MEB'in belirlediği (Tebliğler Dergisi, 2019) ortaokullarda okutulan 2022-2023 Eğitim-Öğretim yılında kullanılan Fen Bilimleri ders kitaplarından altıncı sınıf seviyesinden üç tane ders kitabı seçkisiz olmayan amaçlama örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Ders defterleri ise beş şubeden düzenli defter tutan öğrencilerden seçilmiştir. Bu çalışmanın ikinci amacı öğrencilerin madde ve ısı ünitesiyle ilgili bilişsel yapılarını incelemektir. Araştırmanın ikinci alt problem için araçsal durum çalışması kullanılmıştır. 6. Sınıf öğrencilerine uygulanan açık uçlu soruların analizinde kelime ilişkilendirme testi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın örneklemini Aydın ilinin Çine ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokuldaki 6. sınıf öğrencilerinden rastgele seçilen 30 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmanın üçüncü amacı çoklu gösterimlerle öğrencilerin bilişsel yapılarını karşılaştırarak incelemektir. Çalışmada üçüncü alt probleme yönelik içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada ders kitaplarında en fazla makroskobik boyutta en az ise sembolik boyutta çoklu gösterime yer verildiği saptanmıştır. Ders defterlerinde ise makroskobik ve mikroskobik boyuttaki görseller eşit sayıda yer almıştır.Öğrencilerin bilişsel yapıları incelendiğinde katı,sıvı ve gaz kavramlarının frekans tablolarında daha fazla yer aldığı saptanmıştır. Daha sonra bu kavramları erime,donma, buharlaşma,kütle ve hacim gibi kavramlar izlemiştir. Kurulan cümlelerde maddenin halleri ve hal değişimiyle ilgili cümleler kurulmuştur. Çizilen görsellerde ise maddenin halleri,maddenin hal değişimi ve maddenin tanecikli yapısıyla ilgili çizimler yapılmıştır.Çoklu gösterimlerle bilişsel yapı incelendiğinde öğrencilerin makroskobik boyutta çizimler yaptığı sembolik ve mikroskobik boyutta çizimlere daha az yer verdiği saptanmıştır. Fen Bilimleri dersinde çoklu gösterimlerle ilgili animasyonlar, görseller, üç boyutlu modeller ve maketler kullanılabilir. Sonuç: Öğrencilerin en fazla makroskobik gösterim boyutundaki bilgileri yapılandırdıkları saptanmıştır. Araştırmaya katılan 6. Sınıf öğrencilerinin 'Madde ve Isı' ünitesindeki bilgileri ana hatlarıyla yüzeysel bilişsel yapılarında yer verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Kanıtlanabilirlik açısından deney ve gözlem gibi somut yollarla ortaya çıkarılan makroskobik boyut mikroskobik ve sembolik boyuta göre öğrencilerin bilişsel yapılarında daha fazla yer almıştır. Ayrıca makroskobik, mikroskobik ve sembolik boyut arasında bağlantı kurmada zorlanmışlar ve üç çeşit gösterim arasında geçiş yapamadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu Gösterimler, Ders Kitabı, Madde ve Isı, Kelime İlişkilendirme Testi, Bilişsel Yapı.

Burcu Kayamaz
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmenlerinin uzaktan eğitim sürecindeki dijital okuryazarlıkları ve öğretmen kimlikleri: Bir anlatı araştırması

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 Pandemisi içerisinde eğitim-öğretim faaliyetlerini uzaktan yürüten matematik öğretmenlerinin, pandemi öncesinde, pandemi sürecinde ve pandemi sonrasında dijital öğretim teknolojilerinin kullanımına ilişkin, değişim gösteren öğretmen kimliklerini ve dijital okuryazarlıklarını nasıl yansıttıklarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin anlatıları iki döneme göre (pandemi öncesi ve pandemi süreci-pandemi sonrası dönem) incelenmiştir. Yöntem: Çalışmada öğretmenlerin kimlikleri ve dijital okuryazarlıkları kendi anlatılarıyla incelendiğinden nitel araştırma yöntemlerinden anlatı araştırması kullanılmıştır. Çalışma grubu araştırma amacı çerçevesinde MEB'e bağlı farklı okullarda görev yapan, biri kadın diğeri erkek olmak üzere iki öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmaya ilişkin ayrıntılı ve derinlemesine veri toplamayı sağlamak için yarı yapılandırılmış görüşme soruları hazırlanmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin kimliklerinin çözümlenmesinde anlatı analizi ve söylem analizi, dijital okuryazarlıkların analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada, öğretmen kimliklerinde değişim kaynakları tespit edilmiştir. Değişimler incelenirken pozitif dönüşüm süreci, negatif dönüşüm süreci ve pürüzsüz geçiş olmak üzere üç tema saptanmıştır. Söylem analizi içerisinde ise beş adet yorumlayıcı repertuar belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin, belirlenen çerçeve kapsamında, dijital okuryazarlık temalarına ilişkin anlatıları tespit edilmiş ve bunların dijital okuryazarlığın hangi boyutunu yansıttığı belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak, öğretmen kimliklerinde değişim kaynaklarının geçmiş üniversite yaşamlarının, öğrenci faktörünün, işini tam yapmak-daha iyisini yapmak-alanda söz sahibi olmak gibi isteklerin, veli faktörünün, öğretmenlerin ailelerinin, meslektaşların ve özellikle pandemi süreci için kritik öneme sahip olan teknoloji kullanımı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte her iki öğretmenin de özellikle uzaktan öğretim sürecinde öğrencilerle göz teması kuramadıklarından etkili iletişim kurmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, uzaktan eğitim sürecinde daha etkili ve işlevsel iletişimi geliştirilebilecek eylem araştırmalarının yürütülmesi önerilmektedir. Böylece pozitif dönüşüm süreçleri desteklenebilir.

AnlatıBranş öğretmenleriCOVID 19+6
Şeyda Özbek Uluğ
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematiksel süreç becerileri ile ilgili yazılan tezlerin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı Türkiye'de 2023 yılına kadar matematiksel süreç becerileri olarak bilinen matematiksel muhakeme, matematiksel iletişim ve matematiksel ilişkilendirme becerileri ile ilgili yazılan lisansüstü tezlerin incelenmesidir. Bu amaca yönelik olarak ulaşılan 2005-2023 yılları arasında yazılan tezler incelenmiş ve tezlerin matematiksel süreç becerilerine, lisansüstü düzeylerine, yıllarına, araştırma modeline, veri toplama araçlarına, veri analiz yöntemlerine ve örneklem gruplarına göre dağılımları incelenmiştir. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma paradigması benimsenmiş olup matematiksel süreç becerilerini konu alan tezler incelendiği için doküman analizi yöntemi tercih edilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez merkezi üzerinde "matematiksel muhakeme", "matematiksel ispat" ve "matematiksel akıl yürütme" kelimeleri ile yapılan aramada 36 tane lisansüstü teze, "matematiksel iletişim", "matematiksel dil" ve "matematiksel söylem" kelimeleri ile yapılan aramada 33 tane lisansüstü teze, "matematiksel ilişkilendirme" ve "ilişkilendirme" kelimeleri ile yapılan aramada 24 tane lisansüstü teze ulaşılmıştır. 21'i doktora, 72'si yüksek lisans tezi olmak üzere toplamda 93 lisansüstü teze ulaşılmıştır. Belirlenen kriterlere göre incelenen tezlerden elde edilen veriler, yüzde ve frekans değerleri ile analiz edilmiş ve elde edilen bulgular tablo ile sunulmuştur. Bulgular: Araştırma kapsamında ulaşılan tezler matematiksel süreç becerilerine göre incelendiğinde matematiksel muhakeme ve matematiksel iletişim becerileri ile ilgili yazılan tezlerin matematiksel ilişkilendirme becerileri ile ilgili yazılan tezlere göre daha fazla olduğu görülmüştür. Lisansüstü düzeylere göre incelendiğinde yüksek lisans tezlerinin doktora tezlerine oranla oldukça fazla olduğu belirlenmiştir. Tezler yazıldıkları yıllara göre incelendiğinde konu ile ilgili ilk tezin 2005 yılında yazıldığı görülmüş ve 2019 yılında büyük artış gözlenmiştir. Sayı olarak en fazla teze 2019 ve 2022 yıllarında ulaşılmıştır. Araştırma modeline göre incelenen tezlerde nicel araştırma yöntemlerine oranla nitel araştırma yöntemleri daha çok tercih edilmiş ve nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması %33,33 oranında kullanılarak en fazla kullanılan araştırma modeli olmuştur. Veri toplama araçlarına göre bakıldığında en fazla test, görüşme ve ölçek formları kullanılmıştır. Veri analiz yöntemlerinin kullanım oranları incelendiğinde betimsel analiz, içerik analizi ve t-testi en çok tercih edilen yöntemler olmuştur. Son olarak örneklem gruplarındaki dağılımlara bakıldığında en çok ortaokul öğrencileri ile çalışmalar yürütüldüğü belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: İncelenen tezlerden yüksek lisans tezlerinin sayıca doktora tezlerinden fazla olması ve örneklem grupları seçiminde büyük oranda ortaokul öğrencilerinin seçilmesi gibi sonuçlar elde edilmiştir. Doktora tez çalışmalarında matematiksel süreç becerilerine daha fazla odaklanılabileceği, kapsamlı bir sonucun elde edilmesi için tezlerin yanında makalelerin de incelenmesi gerektiği, farklı örneklem grupları ile çalışmaların arttırılması gerektiği şeklinde önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Muhakeme, İletişim, İlişkilendirme, Lisansüstü tezler, Doküman incelemesi

Elif Ünal
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

2018-2023 yılları arasındaki Liselere Giriş Sınavı ve yayınlanan örnek matematik sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisine göre incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada 2018-2023 yılları arasında yapılan Liselere Giriş Sınavı (LGS) soruları ile belirtilen yıllarda yayınlanan örnek soruların düzeylerinin Yenilenmiş Bloom Taksonomisine (YBT) göre incelenmesi amaçlanmıştır. Ek olarak, LGS matematik sorularının ve aynı yıl yayınlanan örnek matematik sorularının YBT'ye göre düzeyleri hakkında öğretmen görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup; LGS matematik soruları ve örnek matematik sorularının düzeylerinin YBT'ye göre incelemesinde doküman inceleme yöntemi; konu ile ilgili öğretmen görüşlerinin ortaya konmasında durum çalışması yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın ilk kısmında 2018-2023 yılları arasında yapılan LGS matematik soruları olan toplam 120 soru ve bu yıllarda yayınlanmış matematik örnek soruları olan toplam 425 soru araştırmanın dokümanlarını oluşturmuştur. Araştırmanın ikinci kısmında ise cinsiyet, kıdem, eğitim düzeyi farklı olan ve 8.sınıf öğrencilerinin dersine giren toplam 12 matematik öğretmeni çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama süreci iki aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşamada Millî Eğitim Bakanlığı internet sitesinden ulaşılan LGS soruları ve örnek soruları YBT'ye göre incelenmiş ve bu aşamada veriler doküman analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. İncelenen soruların çözümlenmesinde YBT ile ilgili çalışması bulunan bir matematik öğretmeninin uzman görüşleri alınmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında öğretmenler ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada etik ilkelere dikkat edilerek geçerlik ve güvenirlik ilkelerine bağlı olarak veriler toplanmış, analiz edilmiş ve bulgular soruların ekran kesitleri alınarak; öğretmen görüşlerinden örnek ifadelere yer verilerek sunulmuştur. Bulgular: 2018-2023 yılları arasında yapılan LGS matematik soruları ve örnek soruların YBT'ye göre incelenmesi sonucunda; 2018-2019 eğitim öğretim yılında soruların işlemsel bilginin uygulama basamağında yoğunlaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. 2018-2019 eğitim öğretim yılında uygulanan LGS matematik sorularında ve örnek sorularda bilgi boyutunda işlemsel bilgi basamağında, bilişsel süreç boyutunda uygulama basamağında yoğunlaştığı belirlenmiştir. 2019-2020 eğitim öğretim yılında uygulanan LGS matematik sorularında ve örnek sorularda bilgi boyutunda işlemsel bilgi basamağında, bilişsel süreç boyutunda analiz basamağında yoğunlaştığı görülmüştür. 2020-2021 eğitim öğretim yılında uygulanan LGS matematik sorularında bilgi boyutu işlemsel bilgi basamağı ve üstbilişsel bilgi basamaklarında yoğunluk tespit edilmiştir. Buna karşılık, aynı yıl yayınlanan örnek sorularda üstbilişsel bilgi düzeyinde soru yayınlanmamıştır, işlemsel bilgi düzeyinde yoğunlaşma örnek sorular ile tutarlılık göstermiştir. 2021-2022 eğitim öğretim yılı LGS matematik dersi soruları örnek sorularla benzer olarak YBT'nin bilgi boyutunda işlemsel bilgi basamağına yoğunlaşmıştır ve bilişsel süreç boyutunda uygulama basamağında yoğunlaşmıştır. 2022-2023 eğitim öğretim yılında MEB tarafından merkezi örnek sınava yönelik yayınlanan örnek ve LGS matematik sorularının YBT'ye göre bilgi boyutunda işlemsel bilgi düzeyinde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Bilişsel süreç boyutuna göre incelendiğinde ise, örnek soruların analiz düzeyinde yoğunlaşırken, LGS sorularının uygulama düzeyinde yoğunlaştığı bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan öğretmenlerden 2'si LGS matematik sorularının öğrenci seviyesine uygun olduğunu, 3'ü ilk yıllarda zor fakat son yıllarda öğrenci seviyesine uygun olmaya başladığını, 7'si ise öğrenci seviyesinin üstünde olduğunu belirtmiştir. Örnek matematik sorularının öğrenci seviyesine uygun olduğunu düşünen 3 öğretmen varken diğer 9 öğretmen öğrenci seviyesinin üzerinde ve LGS matematik sorularından zor olduğunu belirtmiştir. YBT'ye göre LGS Matematik Testi Soruları ve aylık yayımlanan örnek matematik sorularının dağılımını inceleyen öğretmenlerden 7'si sorular arasında bir uyum olduğunu 5'i ise çok az uyumlu olduğunu belirtmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmanın sonuçlarında araştırmanın kapsamında yer alan LGS ve örnek matematik soruları detaylı bir biçimde yıl yıl analiz edilmiş ve bulgular oluşturulmuş, karşılaştırmalı yorumlar yapılmıştır. MEB'in yayınladığı örnek sorular incelendiğinde matematik sorularının genel olarak işlemsel bilgi düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Bilişsel süreç basamaklarında ise uygulama ya da analiz basamağına yoğunlaştığı, homojen bir dağılım olmadığı tespit edilmiştir. LGS matematik soruları ile MEB tarafından yayınlanan merkezi ortak sınava yönelik örnek matematik sorularının benzerliklerine karşılık birebir uyumlu olmadığı; YBT'ye göre incelenmesinde ise, taksonominin bileşenlerinde dengeli dağılımın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler ile yapılan görüşmelerde ise örnek matematik sorularının LGS matematik sorularından daha zor olduğunun düşünüldüğü ortaya konmuştur. Ayrıca YBT'ye göre dağılımları inceleyen öğretmenlerin kendilerinin de sınav sistemine ve beceri temelli sorulara yeni alıştığı sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlara bağlı olarak, araştırmada farklı düzeylerde sorulara yer verilerek merkezi sınavlarda soru çeşitliliğinin sağlanması önerilmektedir.

Nur Seda Tunacı Çolak
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geometri içerikli beceri temelli sorularinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı 2018-2023 yılların arasında yapılan LGS'de, 8. Sınıf çalışma kitabı ve 5-8. Sınıf için hazırlanan beceri temelli testlerde yer alan Geometri İçerikli Beceri Temelli soruların yıllara göre dağılımları, Bloom taksonomisi çerçevesinde bilişsel düzeyleri, öğrenme ve alt öğrenme alanlarına göre dağılımlarını incelemektir. Yöntem: Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden Doküman Analizi yöntemi benimsenmiş, verilerin analizinde Betimsel Analiz kullanılmıştır. Araştırmanın geçerlilik ve güvenirliği için uzman değerlendirmesine başvurulmuş, Miles-Huberman (1994) formülü kullanılarak fikir birliği ile güvenirlik sağlanmıştır. Bulgular: 2018-2023 yılları arasındaki 120 matematik sorusunun 66'sı geometri içerikli sorulmuş bu sorulardan 5 tanesi Uygulama düzeyinde kalan sorulardan 60 tanesi Analiz, 1 tanesi Sentez düzeyinde olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Öğrenme ve alt öğrenme alanları açısından elde ettiğimiz bulgular sonucunda, Kareköklü İfadeler, Cebirsel İfadeler ve Özdeşliklerden her sene soru gelmiştir. 5-8. Sınıf beceri temelli, testler incelendiğinde, düzeylerin daha çok analiz düzeyinde olduğu, 8. Sınıf çalışma kitabında ise Uygulama düzeyi soru adedi fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca 5.,6. ve 7. Sınıf düzeyindeki beceri temelli testlerde geometri içerikli soruların daha çok Geometri ve Ölçme öğrenme alanından geldiği bulgusu elde edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: 2018-2023 LGS soruları, beceri temelli testler ve çalışma kitabını incelediğimiz araştırmadaki geometri içerikli soru sayısının tüm sınıf kademelerinde eşit dağılması, önerisinde bulunmuştur. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yeni öğretim programı temalarına göre benzer çalışmalar yapılabileceği önerisinde bulunulmuştur.

Müge Arslan
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmen adaylarının ChatGPT aracılığıyla 5E öğrenme modeline uygun ders planı hazırlama deneyimleri

Bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının 5E öğrenme modeline uygun ders planı hazırlama süreçlerini incelemek; öğetmen adaylarının 5E öğrenme modeline uygun olarak hazırladıkları ders planları ile ChatGPT 3.5'i kullanarak oluşturdukları ders planlarını karşılaştırmalı olarak incelemek ve öğretmen adaylarının görüşeri ile birlikte değerlendirmektir. Nitel paradigmanın benimsendiği bu araştırma bir durum çalışmasıdır. Çalışma 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında bir devlet üniversitesinde yapılmıştır. Çalışmanın katılımcıları, Öğretmenlik Uygulaması I-II dersini alan toplam 10 öğretmen adayıdır. Çalışmanın verileri, uygulanan görüşme ve görev formlarından toplanmıştır. Ders planlarının değerlendirilmesi için değerlendirme formu hazırlanmıştır. Toplanılan veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, çalışmaya katılan öğretmen adaylarının çoğunluğu yapay zekâ ve bu teknolojinin kullanımı konusunda sınırlı bilgiye sahiptir. Yapay zekâya dair bilgiye sahip olan katılımcıların sayısı azınlıktadır. Aynı paralelde üretken yapay zekâ kavramını bilenlerin oranı oldukça düşüktür. Bununla birlikte, katılımcıların çoğu ChatGPT hakkında belli düzeyde bilgi sahibidir ve önceden bu aracı kullanmış olanlar da bulunmaktadır. ChatGPT'yi kullanan öğretmen adayları, genellikle problem çözme, makale özetleme, ödev hazırlama ve olayları yorumlama gibi amaçlarla kullanmaktadır. Matematik dersi özelinde ChatGPT'nin potansiyel kullanım alanlarına ilişkin uygulama öncesi önerilerde bulunmuşlardır. Bunlar; farklı çözüm yöntemleri, üç boyutlu çizimler, matematik tarihi araştırmaları ve soruların ispatıdır. Uygulama sonrası öğretmen adaylarına aynı soru yöneltildiğinde çoğunluğun " Materyal / etkinlik / oyun önerisi alma, farklı anlatım şekilleri, somutlaştırma " şeklinde önerilerde bulunduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının kendi hazırladıkları ders planları incelendiğinde çoğunun giriş kısmında ilgi çekici sorular veya etkinlikler sunma konusunda yeterli olduğu görülmüş, ancak önbilgileri canlandırma konusunda bazı eksiklikler tespit edilmiştir. Ayrıca, keşfetme ve açıklama aşamalarında istenilen düzeyde performans gösteren katılımcıların az olduğu, materyal / görsel kullanımında ve derinleştirme adımında ise belirli zorluklar yaşandığı belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının ChatGPT aracılığıyla hazırladığı ders planlarında çoğunluğun giriş, keşfetme, açıklama, derinleştirme ve değerlendirme aşamalarında 'yeterli' veya 'kısmen yeterli' düzeyde ders planları sunduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu, ChatGPT'yi kullanırken ekonomik bir araç olarak gördüklerini belirtmişlerdir ancak bazı öğretmen adayları uygulamayı kullanırken sıkıntılar yaşanabileceğini vurgulamıştır. Kendi hazırladıkları ders planları ile ChatGPT tarafından hazırlanan ders planlarını karşılaştıran katılımcılar, genellikle ChatGPT'nin pratik ve hızlı olmasını övmüş, ancak sınıf bazında uygulama sırasında anlatılan öğrenci düzeyine uygun olmama gibi bazı sıkıntılar yaşanabileceğini dile getirmişlerdir. Bu çalışmada, katılımcı öğretmen adaylarının 5E öğrenme modeline ilişkin hazırbulunuşluk düzeylerini belirlemek amacıyla çeşitli sorular kullanılmıştır. Verilen yanıtların incelenmesi sonucunda, hiçbir öğretmen adayının 5E öğrenme modelini doğru bir şekilde tanımlamadığı belirlenmiştir. Araştırmaya dahil edilen öğretmen adaylarının yapay zekâ ile ilgili bilgi düzeylerine bakıldığında, çoğunluğun 'kısmen bilgi' sahibi olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının geçmişte kullandıkları yapay zekâ araçları incelendiğinde, en yaygın kullanılan aracın ChatGPT olduğu tespit edilmiştir. ChatGPT'ye ilişkin bilgi düzeylerine bakıldığında ise çoğunlukla temel düzeyde bilgi sahibi oldukları görülmüştür. Öğretmen adayları, genellikle ChatGPT'nin hazırladığı ilk ders planını değiştirmeyi tercih etmiş ve çeşitli düzenlemeler talep etmiştir. Bu düzenlemeler, ders süresi, etkinlik sayısı ve türü, yöntemlerde değişiklikler ve teknoloji entegrasyonu gibi konuları kapsamaktadır. Adayların çoğu, ChatGPT'den sunulan planı tamamen kendi ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemesini istemiştir. Hazırlanan ders planlarının biçimsel incelemesinde, sadece bir öğretmen adayının hatalı bir bölüm doldurduğu belirlenmiştir. Teknoloji kullanımında çoğunlukla akıllı tahta ile sınırlı kalınmış olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının ders planı hazırlama sürecine ilişkin değerlendirmeleri farklılık göstermektedir. En yaygın görüş, ChatGPT'nin zaman ve emek tasarrufu sağlayan ekonomik bir araç olarak faydalı olduğu yönündedir. Genel olarak, öğretmen adayları ChatGPT ve 5E öğrenme modeli kullanımında ilerleme kaydettiklerini ve ChatGPT kullanımında zorlanmadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarından ChatGPT tarafından hazırlanan ders planını değerlendirmeleri istendiğinde, genellikle öğretmen adayları ChatGPT'nin 5E öğrenme modeline uygun bir şekilde ders planı hazırladığını düşünmüşlerdir. Ancak, olumsuz görüş bildiren öğretmen adayları, ChatGPT'nin herkes için standart ders planları hazırladığını savunmuşlardır. Öğretmen adayları, kendi hazırladıkları ders planları ile ChatGPT tarafından hazırlanan ders planlarını karşılaştırdıklarında, çoğunlukla ChatGPT'nin teorik olarak iyi olduğunu ancak uygulamada sıkıntı yaşanabileceğini düşünmüşlerdir. ChatGPT tarafından hazırlanan ders planlarının öğrenci profili gibi parametreleri göz önünde bulundurarak öznel bir program oluşturmadığını, genel bir program önerisi sunduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının ChatGPT kullanımındaki yetkinlikleri ve 5E öğrenme modeli hakkındaki bilgileri çalışma sonunda değerlendirilmiştir. Adayların çoğu ilerleme kaydettiklerini ve 'kısmen yeterli' olduklarını ifade etmiş, adaylardan olumlu geri bildirimler alınmıştır. Öğretmen adaylarının ChatGPT aracılığıyla 5E öğrenme modeline uygun ders planı hazırlama sürecine ilişkin görüşlerinin incelenmesiyle ortaya çıkan bu çalışmanın sonucunda araştırmacılara bazı öneriler sunulmuştur: • ChatGPT kullanarak öğretmen adaylarının oluşturduğu ders planlarının uygulama süreci incelenerek yeni bir araştırma geliştirilebilir. • Öğretmen adaylarına ChatGPT kullanarak materyal tasarlatılabilir ve bu süreç öğretmen görüşleri alınarak bir çalışma olarak sunulabilir. Anahtar kelimeler: Yapay Zekâ, Üretken Yapay Zekâ, ChatGPT, Öğretmen Eğitimi, Matematik Eğitimi, 5E Öğrenme Modeli

Gülsüm Demir
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri dersinde farklılaştırılmış öğretim yaklaşımı ve beceri temelli sorularla desteklenen etkinliklerin uygulanması: bir eylem araştırması

Amaç: Altıncı sınıf öğrencilerinin farklılaştırılmış öğretim yöntemi dikkate alınarak ve beceri temelli sorularla desteklenerek hazırlanan etkinlikler ile fen bilimleri dersinde öğrenme-öğretme sürecine katılımlarının nasıl gerçekleştirilebileceğinin süreç içerisinde gözlemlenebilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan eylem araştırması deseni ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma, verilerin sistematik bir şekilde toplanması, yorumlanması, eylem planının hazırlanıp uygulanması, sonuçların değerlendirilmesi ve bir sonraki eylem planının hazırlanması döngüsü süreçlerini içererek yürütülmüştür. Süreç içerisinde araştırmacı tarafından hazırlanan etkinlik çalışma kağıtları, öğrenci günlükleri, gözlem formu ve araştırmacı günlüğü, yarı yapılandırılmış öğrenci görüşme formları ve beceri temelli sorular kullanılarak verilerin toplanması sağlanmıştır. Haftalık ders planları ve etkinlik çalışma kağıtları eylem planı doğrultusunda eylem komitesi tarafından haftalık olarak gözden geçirilmiş, düzenlemeler yapılarak son hali verilerek sürecin geçerliliği sağlanmış-tır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılı Eskişehir ili Odunpazarı ilçesinde, araştırmacının görev yaptığı devlet okulunda öğretim gören 6.sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde öğrenci günlükleri, gözlem formu ve araştırmacı günlükleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler, etkinlik çalışma kağıtları betimsel analiz yöntemi ile analiz edilerek ve temalara ayrılarak yorumlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın bulguları farklılaştırılmış öğretim etkinliklerinin uygulanması, uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve beceri temelli soru çözümleri olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır. Araştırmada toplanan verilerden farklılaştırılmış öğretim yöntemleri kullanılarak işlenen derslerin öğrencilerin gelişimlerine olan olumlu etkilerine ve beceri temelli soru çözümlerine olan katkısına yönelik bulgulara erişilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan öğrencilerin kendi hızları ile ilerleme ve hazırbulunuşluk düzeylerine uygun hazırlanan etkinlikler ile öğretim sürecine dahil edil-meleri sayesinde hem derse olan ilgilerinde artış olduğu hem de beceri temelli soru çözümlerinde daha az zorlandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları çerçevesinde Fen Bilimleri dersi ve diğer dersler için programa yönelik daha fazla farklılaştırılmış öğretim uygulamalarına yönelim gösterilmesi ve öğretim programlarında yer alan becerileri kapsayan daha fazla beceri temelli soruların geliştirilmesi önerilmektedir.

Güzin Çelik
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgileri yeterlikleri ve eğitim bilişim ağı ölçme ve değerlendirme araçlarını kullanımları üzerine bir inceleme

Amaç: Bu çalışmada; Eskişehir ilindeki matematik öğretmenlerinin; TPAB dü-zeylerinin belirlenerek EBA' da öğrencilerini değerlendirmek için kullandıkları ölçme değerlendirme araçlarından hangilerini tercih ettikleri, EBA değerlendirme araçlarını kullanım sıklıkları, demografik özellikleri, EBA kullanım süreleri vb. değişkenlerle farklı-laşma durumlarının incelenmesi ve sonucunda öneriler sunmak amaçlanmaktadır. Yöntem: Araştırma niceliksel yöntemin kesitsel tarama modeliyle desenlenmek-tedir. Kesitsel tarama modeli; tek bir seferde veri toplayarak durumun kesitini almayı ve bu kesiti inceleyerek durum, değişkenler ve değişkenler arası ilişkileri ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bulgular: Çalışma kapsamında matematik öğretmenlerinin TPAB düzeylerinin yüksek olduğu ve alt faktörleri ile birlikte incelendiğinde demografik, web 2.0 araçları kullanım beceri düzeyleri, teknolojiye erişim durumları, EBA kullanım durumları vb. değişkenler bağlamında anlamlı olarak farklılaştıkları görülmektedir. Sonuç ve Öneriler: Matematik öğretmenlerinin TPAB yeterliklerinin genel ola-rak yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin TPAB yeterliklerindeki eksik-liklerin teknoloji tabanlı eğitim yöntemlerine yönelik daha fazla eğitim ve destekle gide-rilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, öğretmenlerin EBA'yı genellikle ders mater-yallerini bulmak ve öğrencileri takip etmek gibi temel işlevler için kullandıklarını göstermektedir.

Bilgisayar destekli ölçmeTeknolojik pedagojik alan bilgisi
Emin Özen
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6.sınıf öğrencilerinin sabit süratli hareket konusu ile ilgili grafikleri çizme, okuma ve yorumlamada karşılaştıkları zorlukların belirlenmesi

Amaç: Yürütülen araştırmanın temel amacı 6.sınıf fen bilimleri dersi Kuvvet ve Hareket ünitesi sabit süratli hareket konusunda öğrencilerin grafik çizme, okuma ve yo-rumlamada karşılaştıkları zorlukların belirlenmesidir. Bu amaç kapsamında temel proble-me ek olarak; öğrencilerin çizgi-sütun grafik okuma, çizme ve yorumlamada karşılaştıkları zorlukların tespiti ve sabit süratli hareket konusunda öğrencilerin verilen yol-zaman ve sürat-zaman grafiklerini yorumlamada ve çizmede karşılaştıkları zorlukların incelenmesi de araştırma süresince cevap aranan sorular arasında yer almaktadır. Yöntem: Yürütülen çalışmada özel durum metodolojisi (case study) kullanılmıştır. Çalışmaya İstanbul iline bağlı özel bir okulda 2022-2023 eğitim-öğretim yılında 6.sınıfta öğretim görmekte olan 187 öğrenci katılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin tümü araş-tırmacının çalıştığı kurumda öğrenim görmekte olduğundan, çalışmada kolay ulaşılabilir örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında, sabit süratli hareket konusu ile ilgili sorular içeren iki aşamalı grafik okuma ve yorumlama testi geliştirilmiştir. Tüm soru-lar, araştırmacı tarafından özgün bir şekilde tasarlanmıştır. Testin ilk aşamasında çoktan seçmeli sorular yer almakta; ikinci aşamada ise çalışmanın nitel verilerini toplamak ama-cıyla açık uçlu sorular bulunmaktadır. Açık uçlu sorular, öğrencilere süratin tanımını kendi ifadeleriyle kurmalarını, sürati verilen örneğe göre açıklamalarını, sürat-zaman ve yol-zaman grafiklerini okuyarak verilen durumları tabloya dönüştürmelerini, ayrıca verilen durumu temel alarak hareketlinin yol-zaman grafiğini çizmelerini içermektedir. Test geliştirme sürecinin ilk aşamasında hazırlanan taslak ölçek uzman görüşlerine sunularak gerekli düzenlemeler yapılmıştır. 12 test ve 6 açık uçlu soru olmak üzere toplam 18 sorudan oluşan test ile uygulama yapılmadan önce etik kurul raporu ve araştırmacının çalıştığı özel okuldan uygulama için gerekli izin belgesi alınmıştır. Araştırmaya dair tüm uygulamalar İstanbul iline bağlı özel bir okulda öğrenim görmekte olan 6.sınıf ve 7.sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sabit Süratli Hareket Grafik Okuma ve Yorum-lama Testinin pilot uygulaması aynı okulda 7.sınıfta eğitim-öğretim görmekte olan rastgele seçilmiş toplam 120 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Uygulamanın ardından elde edilen bulgular, SPSS 26.0 paket programında incelenmiş ve betimsel istatistik analizi ile normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek amacıyla normallik testleri (Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk) gerçekleştirilmiştir. Test sonuçlarına göre Soru 2,3,4 ve 8'in normal dağılmadığı görülerek çalışmadan çıkartılmıştır. Model güvenilirliği için, verilere bulun-dukları kümelerdeki sorularla beraber Cronbach's Alpha ve KR-20 testi uygulanmıştır. Taslak testte yer alan açık uçlu soruların asıl uygulama öncesi güçlük ve ayırt ediciliğine de uygulamanın yapılmadığı bir sınıfta değerlendirilmesi yapılarak, taslak da yer alan 6 açık uçlu sorunun asıl uygulamada yer alması kararlaştırılmıştır. Hem KR-20 hem de Cronbach's alpha testinde alınan aynı sonuçlar doğrultusunda testin son hali 8 çoktan seçmeli ve 6 açık uçlu soru olmak üzere 14 sorudan oluşmaktadır. Testin son hali aynı okulda öğrenim gören 187 altıncı sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Bulgular: Uygulamada kullanılan 8 adet test soruları doğru-yanlış ve boş olarak değerlendirilmiştir. Açık uçlu sorular ise hazırlanan rubrikteki kriterler doğrultusunda de-ğerlendirilerek öğrencilerin sürat-zaman ve yol-zaman grafiklerini çizme, okuma ve yo-rumlama da karşılaşmış olduğu zorlukların tespiti yapılmıştır. Asıl çalışma öncesinde uy-gulanan testin güvenilirliği SPSS 26 paket programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlk hesaplama sonucunda elde edilen Cronbach alfa değeri 0.626 olarak belirlenmiştir. Daha sonra, testten çıkarılan 4 soru sonrasında yapılan güvenilirlik hesaplamalarında ise aynı program kullanılarak elde edilen Cronbach alfa değeri 0.774 olarak belirlenmiştir. Bu so-nuçlar, testin güvenilirliğinin, belirli soruların çıkarılmasıyla arttığını göstermektedir. Elde edilen sonuçlar testin güvenilirliğinin yüksek olduğuna dair bir işaret sunmaktadır. Öğren-cilerin çoktan seçmeli sorulara verdiği doğru cevapların ortalaması % 83.42 iken açık uçlu sorulara verdiği doğru cevapların ortalaması ise % 74.08'dir. Sonuç ve Öneriler: 6.sınıf öğrencilerinin çoktan seçmeli soruları çözmekte açık uçlu sorulara oranla daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu öğrencilerin verilen sütun grafiği okuma ve yorumlama becerilerinin, çizgi grafiğini okuma ve yorumlama becerileri-ne oranla daha gelişmiş olduğu gözlenmektedir. Öğrencilerin süratin tanımını yol ve za-man kelimelerini kullanarak ifade etmekte sorun yaşadıkları açıkça görülmektedir. Öğren-cilerin sabit süratli hareket konusunda grafik çizmekte verilen grafiği okumaya göre daha fazla zorlandıkları görülmektedir. Öğrencilerin verileri grafik eksenlerinde gösterirken ölçeklendirme konusunda sorun yaşadıkları görülmektedir. Sabit süratli hareket eden bir cismin hareketinin bir süre sonlandığında öğrenciler tarafından anlaşılarak grafik üzerinde çiziminin ifade edilmesinin güç olduğu belirlenmiştir. Matematik ve Fen Bilimleri dersi kazanımlarının eş zamanlı yürütülmesi, öğrenci-lerin Matematik dersinde de 7.sınıftan erken bir seviyede çizgi grafiklerini okuma, yorum-lama ve çizmeye başlamaları grafik yorumlama ve çizme becerilerinin güçlendirilmesine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Öğrencilere verilerden bağımsız olarak nitel özellikte ivmeli harekete sahip cisimlerin sürat-zaman ve yol-zaman grafiklerinin yorum-lanması ile ilgili bir bölüm Kuvvet ve Hareket ünitesinde verilerek öğrencilerin grafik okuma ve yorumlama becerileri güçlendirebilir.

Yasemin Eryiğit
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Blok tabanlı kodlama uygulamalarının dönüşüm geometrisi düşünme düzeyleri ve derste akış bağlamında değerlendirilmesi

Amaç: Araştırmanın amacı; Blok tabanlı kodlama uygulamasının öğrencilerin dönüşüm geometrisi düşünme düzeylerinin gelişimine ve derste akışa olan etkisini incelemektir. Yöntem: Araştırmada iç içe deneysel karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında durum çalışması, nicel kısmında ise tek gruplu ön-test, son-test deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Adana'da bir devlet okulunda öğrenim gören 20 beşinci ve altıncı sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada öğrencilerle sekiz haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamada öteleme, dönme, yansıma dönüşümleri ve özellikleri öğrencilere etkinlikler yardımıyla uygulanmıştır. Araştırmanın nitel kısmında çalışma grubundan seçilen düşük, orta ve yüksek düzeyde olan üç öğrenciyle klinik görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca nitel bulguların yanında nicel bulgular için ''Van Hiele Dönüşüm Geometrisi Düşünme Düzeyleri Testi (VHDGDDT)'' ve ''Matematik Dersi Akış Ölçeği''kullanılmıştır. Ölçekler ön-test ve son-test olarak çalışma öncesinde ve sonrasında öğrencilere uygulanmıştır. Öğrencilerin Van Hiele dönüşüm geometrisi düşünme düzeyleri (VHDGDD) ön-test ve son-test düzey değişimleri betimsel olarak analiz edilerek tablo haline getirilmiştir. Ayrıca akış ölçeği ön-test ve son-test puan ortalamaları alınarak, sonuçlar tablo ve sütun grafiğinde gösterilmiştir. Bulgular: Araştırmadan elde edilen veriler, Scratch uygulamasında dönüşüm geometrisi konuları olan dönme, öteleme ve yansıma dönüşümlerinin uygulanmasının bir öğrenci hariç, diğer öğrencilerin hepsinin dönüşüm geometrisi düşünme düzeylerini arttırdığını göstermiştir. Uygulama sonunda öğrencilerin çoğunluğunun informal çıkarım düzeyinde çıktığı görülmüştür. Yapılan ön-test, son-test sonuçlarına göre akış durumlarının arttığı, kaygı ve sıkılma durumlarının azaldığı görülmüştür. Sonuç ve Öneriler: Araştırmanın bulguları, ortaokul 5. ve 6. sınıf öğrencilerine soyut gelen öteleme, dönme ve yansıma dönüşümlerinin Scratch programında kodlar yardımıyla öğretilmesinin öğrencilerin dönüşüm geometrisi düşünme düzeylerinin gelişimine katkı sağladığını göstermiştir. Uygulamanın genel anlamda öğrencilere olumlu etkisi olduğu görülse de dönme dönüşümünde Scratch programının yetersiz kaldığı görülmüştür. Bu sebeple öğrencilerin büyük bir kısmının uygulama sonunda dönme dönüşümü ve özelliklerini kavrayamadığı tespit edilmiştir. Öteleme, yansıma dönüşümleri ve koordinat sisteminin özelliklerini ise uygulama sonunda öğrencilerin çok iyi anladığı ve kavradığı görülmüştür. Scratch uygulamasında öteleme, dönme ve yansıma dönüşümlerinin öğretilmesi için öğrencilere yaptırılan etkinliklerin görev zorluğu öğrencinin geometrik düşünme seviyesine uygun olduğunda akış yaşadığı, görev zorluğu öğrencinin seviyesinin altında olduğunda sıkılma yaşadığı ve görev zorluğu öğrencinin seviyesinin üstünde olduğunda kaygı yaşadığı görülmüştür. Bu sonuçlara bakılarak dönüşüm geometrisi öğretiminde öteleme ve yansıma dönüşümlerinde blok tabanlı kodlama olan Scratch eğitimiyle birlikte dönme dönüşümünün öğretimi için diğer blok tabanlı kodlama araçlarının etkisi araştırılabilir. Anahtar kelimeler: Van Hiele dönüşüm geometrisi düşünme düzeyleri, Dönüşüm Geometrisi, Öteleme, Dönme, Yansıma, Blok Tabanlı Kodlama, Scratch programı, Matematikte Akış

Ecenur Demirci
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İlköğretim matematik öğretmen adaylarının farklı meslek gruplarında matematiğin kullanımına yönelik görüşlerinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada ilköğretim matematik öğretmen adaylarının farklı meslek gruplarında matematiğin kullanımına yönelik ön görüşlerinin alınması, ardından adayların bu mesleklerde çalışan kişilerden bilgi edindikten sonra son görüşlerinin alınması ve böylece görüşlerindeki değişimin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği lisans programı 3. sınıfta öğrenim gören ve 'Matematik Öğretiminde İlişkilendirme' dersini alan öğrenciler oluşturmuştur. Çalışma grubunda 6'sı erkek 24'ü kadın olmak üzere toplam 30 öğretmen adayı yer almıştır. Farklı meslek gruplarından kişilerle yapılacak olan görüşmelerin öncesinde ve sonrasında öğretmen adaylarının bu meslek gruplarında matematiğin kullanımına yönelik görüşleri incelenmiş olup, verilerin toplanması süreci toplam sekiz hafta sürmüştür. Veri toplama araçları olarak uygulama öncesi ve sonrası görüşme formları, farklı meslek gruplarından kişilerle yapılacak görüşmelere ilişkin görev formu ve farklı meslek grubundan kişilerle yapılacak görüşmeler sonrasında görüşmelere ilişkin sınıf ortamında gerçekleştirilecek sunum görev formu kullanılmıştır. Ön görüşme formunda öğretmen adaylarının beceri, matematik öğretiminde beceriler, matematik öğretiminde ilişkilendirme becerisi ve matematiğin farklı mesleklerde kullanımına yönelik görüşleri; son görüşme formunda ise adayların matematiğin farklı mesleklerde kullanımına ve uygulama sürecine yönelik görüşleri alınmıştır. Meslek gruplarından kişilerle yapılacak görüşmelere ilişkin görev formunda adaylardan dokuz farklı meslek grubundan birini seçerek bu gruptan en az bir kişiyle minimum 10 dakika ve maksimum 15 dakika bir görüşme gerçekleştirmeleri, bu kişi/kişilerden mesleklerinde matematiği kullanmalarına yönelik somut örneklerle görüşlerini almaları istenmiştir. Sunum görev formunda ise öğretmen adaylarından meslek gruplarından kişi/kişilerle gerçekleştirecekleri görüşme sonrası matematiğin ilgili meslek grubunda kullanımına yönelik edindikleri bilgilere ilişkin en fazla 20 dakika sürecek şekilde bir sunum hazırlamaları ve sınıf ortamında paylaşmaları istenmiştir. Görüşme ve görev formlarından elde edilen verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Öğretmen adaylarının ön görüşme formunda yer alan görüşleri incelendiğinde adaylara göre üniversite sınavında matematik netinin kazanmada etkili olduğu fakülte türlerinin başında sağlık alanıyla ilgili fakültelerin yer aldığı, program türü olarak bakıldığında ise üniversite sınavında matematik netinin kazanmada en fazla etkili olduğu programın mühendislik olduğu görülmüştür. Bununla birlikte öğretmen adaylarına göre mezuniyetten sonra matematiğin sahada en fazla kullanıldığı meslek gruplarının başında mühendislik fakültesi meslek dallarının yer aldığı, meslek dalı olarak ise matematiğin sahada en çok kullanıldığı mesleğin mühendislik olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının matematiğin farklı meslek gruplarında kullanımına ilişkin görüşlerine bakıldığında polislik, askerlik, avukatlık ve bilgisayar programcılığı mesleklerinde matematiğin kullanımına ilişkin adayların yarıya yakın kısmının bilgi sahibi olmadığı, diğer meslek gruplarında matematiğin kullanımına ilişkin ise adayların çoğunluğunun kısmen bilgi sahibi oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının son görüşme formunda yer alan görüşleri incelendiğinde dokuz farklı meslek grubunun tamamında matematiğin kullanımına ilişkin adayların çoğunluğunun bilgi sahibi oldukları görülmüştür. Uygulama sürecine dair öğretmen adaylarının görüşlerine bakıldığında ise adayların tamamının uygulama süreci ile ilgili olumlu görüş belirttiği ve öğretmen olduklarında matematiğin farklı meslek gruplarında kullanımına ilişkin bilgilere kendi derslerinde yer vermeyi düşündükleri tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Matematiğin farklı meslek gruplarında kullanımına yönelik öğretmen adaylarının önemli bir kısmının bilgi sahibi olmadıkları, "kısmen bilgi sahibiyim" ya da "bilgi sahibiyim" öz değerlendirmesinde bulunan adayların ise önemli bir kısmının sınırlı bilgi düzeyi ile yüzeysel açıklamalar yaptıkları, uygulama sonrasında ise matematiğin farklı meslek gruplarında kullanımına yönelik bilgi sahibi olmayan aday sayısının çok az olduğu, bilgi sahibi olduklarını ifade eden adayların çoğunluğunun konuya ilişkin uygulama öncesine göre daha farklı ve geniş açıklamalar yapabildikleri belirlenmiştir. Bu sonuç adayların çoğunluğunun uygulama süreciyle birlikte farklı meslek gruplarında matematiğin kullanımına yönelik bilgilerini arttırdıklarını göstermektedir. Bununla birlikte uygulama sürecinin de katkısıyla adayların matematiğin farklı meslek gruplarında kullanımına yönelik edindikleri bilgilere öğretmen olduklarında kendi derslerinde yer vermeyi düşündükleri şeklinde olumlu bir görüş geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın ilerletilebilmesi adına daha başka meslek gruplarında matematiğin kullanımına yönelik sorular da öğretmen adaylarına yöneltilip çalışmanın kapsamı genişletilebilir. Öğretmen adaylarının okul dışı öğrenme ortamları bağlamında bu meslek gruplarındaki kişilerin çalışma yerlerini görüp bizzat kendilerinden dinleyerek ve ortamında yaşayarak öğrenmeleri daha etkili olabilir ve dolayısıyla bu doğrultuda araştırmalar gerçekleştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Farklı Meslek Gruplarında Matematiğin Kullanımı, İlişkilendirme Becerisi, Matematik Öğretmen Adayları, Matematik Eğitimi.

Ahmet Kağnıcı
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul matematik ders kitaplarında yer alan soruların math taksonomisine göre incelenmesi

Amaç: Bu çalışmada, ortaokul matematik ders kitaplarında yer alan soruların MATH taksonomisi grup ve kategorilerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup doküman incelemesi modelinden yararlanılmıştır. MEB yayınları ortaokul beş, altı, yedi ve sekizinci sınıf matematik ders kitapları doküman olarak incelenmiştir. Beşinci sınıf kitabının bölüm sonu değerlendirme, ünite sonu değerlendirme ve pekiştirelim; altıncı sınıf kitabının konu değerlendirme ve ünite değerlendirme; yedinci sınıf kitabının sıra sizde, kazanım kavrama, ünite değerlendirme ve beceri temelli sorular; sekizinci sınıf kitabında ünite değerlendirme, çözümsüz sorular ve uygulayalım bölümlerinde yer alan sorular MATH taksonomisine göre incelenmiştir. Ders kitabında yer alan sorular uzman görüşü alınarak MATH taksonomisine göre sınıflandırılmıştır. Yapılan değerlendirme sonuçlarına göre matematik alan eğitimi uzmanı ile araştırmacının uyuşum oranı (güvenirlik katsayısı) 0,88 olarak hesaplanmıştır. Bulgular: Ortaokul ders kitabında yer alan matematik sorularının MATH taksonomisi grup dağılımı incelendiğinde A grubu en fazla sorunun bulunduğu gruptur. Bunu B grubu takip etmektedir. C grubu ise en az sorunun bulunduğu gruptur. Tüm ders kitaplarında kategorilerine göre en fazla A3 kategorisi sorularının bulunduğu görülmektedir. Sonuç ve Öneriler: Tüm sınıf düzeylerindeki ders kitaplarında yer alan soruların MATH taksonomisi grup ve kategorilerine göre dengeli dağılım göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Ders kitaplarında yer alan soruların grup ve kategorilerine göre daha dengeli dağılım göstermesi önerilebilir.

Ders kitaplarıMATH taksonomiMatematik eğitimi
Safiye Nakşidil Toksoy
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

8. Sınıf öğrencilerinin basit makineler ünitesinde karşılaştıkları öğrenme güçlüklerinin bilim merkezindeki atölye çalışmaları ile giderilmesi

Daha soAmaç: Bu araştırmada, sekizinci sınıf öğrencilerinin basit makineler konusunu öğrenirken karşılaştıkları öğrenme güçlüklerinin Bilim Merkezindeki atölye çalışmaları ile giderilmesi ve öğrencilerin bilim merkezi sergi alanı ve geçekleştirilen atölyeler hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: 8. Sınıf öğrencilerinin basit makineler konusunu öğrenirken karşılaş-tıkları öğrenme güçlüklerinin bilim merkezinde gerçekleştirilecek atölye çalışmaları ile giderilmesi ve öğrencilerin bu konu hakkındaki fikirlerinin araştırıldığı bu araştırmanın deseni hem nicel hem de nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemdir. Araş-tırmaya 2023-2024 eğitim öğretim yılında Eskişehir İli Tepebaşı ilçesinde bulunan Şehit Barış Öztürk Ortaokulu'nda sekizinci sınıfta öğrenim görmekte olan 28 öğrenci katıl-mıştır. Araştırmanın nicel kısmında deneysel desenlerden yarı deneysel desen kullanıl-mıştır. Yarı deneysel desen kapsamında yansız atama ile ondörder kişiden oluşan karşı-laştırma ve çalışma Grubu oluşturulmuştur. Araştırmada ön test ve son test olarak araş-tırmacı tarafından geliştirilen 10 soruluk Basit Makineler Başarı Testi kullanılmıştır. Testin geliştirilme aşamasında 100 öğrenci ile pilot uygulama yapılmıştır. Uygulamanın ardından elde edilen veriler JAMOVİ 2.3.28 programında analiz edilmiş, verilerin dağı-lım özelliğini kontrol etmek için normallik testi (Shapiro-Wilk) kullanılmıştır. Normallik testinin başlangıç aşamasında, elde edilen veriler, çarpıklık ve basıklık değerleri ba-kımından detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Çıkan sonuçlara göre testin normal da-ğım gösterdiği tespit edilmiştir. Testin normallik dağılıma uygunluğu analiz edildikten sonra güvenirlik kat sayıları hesaplanmıştır. Güvenirlilik kat sayısının hesaplanmasında KR-20 ve Cronbach alfa yönteminden yararlanılmıştır. Bu değerlerin de normal aralık-larda olduğu tespit edildikten sonra, Basit Makineler Başarı Testi (BMBT) ölçme aracı olarak kabul edilmiştir. İlgili ders öğretmeni, resmi müfredata göre ders anlatımını ta-mamladıktan sonra hem karşılaştırma(kontrol) grubuna hem de çalışma(deney) grubuna ön testler uygulanmıştır. Ön testin uygulanmasından sonra çalışma grubu bilim merke-zindeki sergi gezisi ve atölye çalışmasına katılmıştır. Karşılaştırma grubu ise sınıfta kalarak soru çözüm etkinliği yapmıştır. Etkinlik bitiminde çalışma ve karşılaştırma gru-buna son test uygulaması yapılmıştır. Daha sonrada çalışma grubundaki 7 öğrenci ile basit makineler ünitesi, bilim merkezindeki sergi alanı ve atölye çalışması hakkındaki görüşlerini öğrenmek için yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bulgular: Öğrencilere uygulanan 10 sorudan oluşan Basit Makineler Başarı Testi verileri JAMOVİ 2.3.28 programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerin verileri ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Karşılaştırma ve çalışma grubuna uygulanan Basit Makineler Başarı testinin ön test verilerine göre öğrencilerin öğrenme güçlüklerine bakılmıştır. Öğrencilerin en çok yanlış yaptıkları soruların kaldıraç ve çıkrık soruları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Çalışma ve karşılaş-tırma grubunun ön test verileri değerlendirildiğinde çalışma ve karşılaştırma grubunun ön test başarı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma grubunun bilim merkezindeki sergi gezisi ve atölye çalışmasına katılımının ardından hem karşılaştırma grubu hem de çalışma grubuna yapılan son test sonuçlarına göre karşılaştırma grubunun ön test ve son test sonuçlarında anlamlı bir fark olmazken çalışma grubunun ön test ve son test sonuçlarında anlamlı bir fark bulunmuş-tur. Hem çalışma grubu hem de karşılaştırma grubunun ön test ve son test sonuçları cin-siyete göre değerlendirildiğin de ise anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ama karşılaştırma grubunda hem ön testte hem de son testte kız öğrenciler erkek öğrencilerden daha yük-sek puan alırken, çalışma grubunda ön testte erkek öğrenciler daha başarılı iken son testte kız öğrencilerin puanlarındaki artış erkek öğrencilere göre daha fazla olmuştur. Yapılan yarı yapılandırılmış görüşme soruları değerlendirildiğin de ise öğrenci-lerin basit makineler ünitesinde zorlanmalarının sebeplerini zihinlerinde canlandıramama, ön yargıları ve okulda etkinlik yapmamaları olarak gördükleri tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğrenciler en zorlandıkları basit makinelerin çıkrık ve kaldıraç olduğunu belirtmişlerdir. Öğrencilere Basit Makineler Başarı Testinde en zorlandıkları sorular ve nedenleri sorulduğunda öğrenciler en çok lego sorusu, yemek çubuğu sorusu, el çırpıcısı sorusu ve bisiklet sorusunda zorlandıklarını söylemişlerdir. Nedenleri olarak da lego sorusunda zorlanan öğrenciler başlangıçta hesap yapmadıkları için zorlandıklarını söy-lemişler ve atölye çalışmasında hikmet terazisi sayesinde soruyu anladıklarını ifade et-mişlerdir. Yemek çubuğu, bisiklet ve el çırpıcısı sorusunda zorlanan öğrenciler gözlerinde canlandıramadıkları başlangıçta zorlandıklarını ama atölye sayesinde soruları an-ladıklarını belirtmişlerdir. Öğrencilere sergi gezisi hakkındaki görüşleri sorulduğunda ise eğlenceli ve güzel bulduklarını ve en çok palanga etkinliğini beğendiklerini belirt-mişlerdir. Öğrencilere bilim merkezindeki atölye etkinliği hakkındaki görüşleri soruldu-ğunda ise öğrencilerin bu etkinlik sayesinde deneyerek gözlem yapma fırsatı buldukla-rını, zihinlerinde canlandırmalarının kolaylaştırdığını, konunun karmaşıklığını azalttığını belirtmişlerdir. Sonuç ve Öneriler: Araştırmanın nicel sonuçları öğrencilerin basit makineler ünitesinde öğrenme güçlüğü yaşadıklarını göstermiştir. Bu araştırmada öğrenme güçlük-lerini gidermek için öğrenciler, okul dışı öğrenme ortamlarından olan Bilim merkezine sergi gezisi ve atölye çalışmasına götürülmüştür. Araştırmanın sonucunda bilim merke-zindeki sergi gezisi ve atölye çalışmasına katılan çalışma grubunun başarı son testinde anlamlı düzeyde farklılık oluşurken, sınıfta soru çözümü etkinliği yapan karşılaştırma grubunda bir fark oluşmamıştır. Bu da bilim merkezindeki sergi gezisi ve atölye çalış-masının, öğrencilerin öğrenme güçlüklerine olumlu anlamda katkı sağladığını göster-miştir. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde öğrenciler, bu ünitede en çok sınıfta etkinlik yapmadıklarından ve basit makineleri gözlerinde, zihinlerinde canlandırmakta zorlan-dıklarından bahsetmişlerdir. Sınıfta, ders öğretmeni tarafından fen bilimleri dersi öğretim programına uygun olarak yapılan konu anlatımları öğrencilerin öğrenme güçlüklerini gidermemektedir. Bu yüzden bu ünitede öğrencilerin öğrenmelerine ek etkinlikler düzenlenmelidir. Bu etkinliklerden biri de Bilim merkezine gezi olabilir. Öğrenciler sergi alanındaki düzenekleri canlı olarak gördüklerinde zihinde canlandırmalarının ko-laylaştığını söylemişlerdir. Bu etkinliğe ek olarak bilim merkezinde atölye çalışmalarına öğrencilerin katılması sağlanabilir. Bu atölye çalışmaları bilim merkezinde gerçekleş-miyorsa okulda öğretmen tarafından da organize edilerek sınıflarda veya okul laboratu-varlarında düzenlenebilir. Bilim merkezindeki sergi gezileri başka ünitelerde de öğrencilerin öğrenmelerine katkı sağlayabilir. Bu yüzden ders öğretmenleri, öğrencilerin belirli aralıklarla bu tarz okul dışı öğrenme ortamlarına katılmalarını sağlayabilir. Bilim merkezleri dışında bilim müzeleri, planetaryum, gözlem evleri, bilim şen-likleri, hayvanat bahçeleri ve laboratuvar ziyaretleri gibi diğer okul dışı öğrenme ortam-ları da öğrencilerin Fen Bilimleri dersinde karşılaşlaştıkları öğrenme güçlüklerinin gide-rilmesinde yardımcı olabilir. nra doldurulacaktır

Ezgi Şahin
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Özel yetenekli yedinci sınıf öğrencilerinin astronomi temelli kitlesel açık çevrim içi ders deneyimleri

Amaç: Özel yetenekli öğrencilerin bilim eğitimi kapsamında yenilikçi bir yöntem olarak geliştirilen astronomi temelli Kitlesel Açık Çevrimiçi Ders deneyimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Özel yetenekli öğrencilerin MEB fen bilimleri dersi öğretim programında yer alan astronomi konularını temel alınarak hazırlanmış KAÇD deneyimlerini detaylı bir şekilde incelemek için nitel araştırma yöntemlerinden program yürütme ve durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 51 özel yetenekli 7.sı nıf ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Verileri, ön, ara ve son görüşme formları, yarı yapılandırılmış nitel görüşme formu ve öğrenme yönetim sistemi öğrenme analitikleri ile elde edilerek içerik analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma kapsamında uygulanan KAÇD'ye yönelik olarak araştırma grubunu oluşturan öğrencilerin çoğu KAÇD ile astronomi eğitiminin kendi kendilerine öğrenme sorumluluğu sağlayarak verimli ve etkili bir süreç olduğunu, içeriğin dijital ve etkileşimli araçlarla desteklenmesinin öğrenmeyi kolaylaştırdığı ve keyifli hale getirdiğini ve bu tarz bir eğitimle farklı eğitimler almak istediklerini ifade etmişlerdir. Az da olsa bazı öğrenciler bu yöntemin kendileri için yetersiz olduğu ve yüz yüze eğitimde öğretmen desteğine ihtiyaç duyduklarını ifade etmiştir. Sonuç ve Öneriler: KAÇD'lerin özel yetenekli ortaokul seviyesi öğrencilerinin bilimsel gelişimi için yenilikçi bir yöntem olarak ele alınabileceği, öğrencilerin bu süreçte kendi öğrenme sorumluluklarını alarak akademik gelişimlerini destekleyecek dijital içeriklerle öğrenme deneyimlerini zenginleştirebileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Kitlesel açık çevrim içi ders, Özel yetenekli öğrenci, Astronomi eğitimi, Öğrenci deneyimi

Astronomi eğitimiKitlesel açık çevrimiçi derslerÜstün yetenekli çocuklar
Semih Esendemir
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin alan ölçme konusuna ilişkin manipülatiflerle desteklenmiş etkinlikler kapsamındaki akıl yürütme süreçlerinin incelenmesi

Amaç: Ortaokul öğrencilerinin alan ölçme konusuna ilişkin sanal ve somut manipülatiflerle desteklenmiş etkinliklerde akıl yürütme süreçlerinin nasıl ortaya çıktığını incelemektir. Yöntem: Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden öğretim deneyi deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Kocaeli ilinde bulunan bir devlet okulunda 2022-2023 eğitim öğretim yılında eğitim görmekte olan 3 yedinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama sürecinde tüm öğretim bölümleri kamera ve ekran kaydetme yazılımı ile kaydedilirken, katılımcıların üzerinde çizimlerini ve işlemlerini gerçekleştirdikleri çalışma kağıtları da toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgulara göre katılımcıların manipülatiflerle desteklenmiş etkinliklerde üçgen, özel dörtgenler ve dairenin alan bağıntılarını oluştururken zihnin geometrik alışkanlıkları bağlamında farklı düşünme süreçlerini gerçekleştirdikleri görülmüştür. Sonuç ve Önerileri: Katılımcıların tanıdık durumlardan yararlanma, keşfi ön plana alma ve amacı ön plana alma süreçlerini yürütmede gelişim gösterdikleri belirlenmiştir. Alan ölçme konusuna ilişkin manipülatiflerle desteklenmiş etkinliklerin arttırılarak akıl yürütmeyi destekleyecek öğretim programlarının hazırlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Zihnin Geometrik Alışkanlıkları, Öğretim deneyi, Manipülatif, Alan ölçme, Yükseklik

Matematik eğitimi
Merve Çıra
Eskişehir Osmangazi University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde yer alan dijital araçlara yönelik 5. sınıf matematik öğretmenlerinin görüşleri

Amaç: 5. Sınıf Matematik dersi Yeni Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital eğitim araçlarının matematik öğretmenleri gözünden değerlendirilmesidir. Araştırmada öğretmenlerin söz konusu dijital araçların kullanımına ilişkin görüşleri, avantajları ve karşılaşılan sorunlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Gaziantep ilinde görev yapan ve amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen ortaokullarda çalışan 23 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen ve 10 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, katılımcılar ile gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda matematik öğretmenlerinin Yeni Matematik Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital araçlara ilişkin görüşlerinin farklı temalar altında toplandığı görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir kısmı dijital araçların dersleri daha görsel, etkileşimli ve anlaşılır hâle getirdiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte bazı öğretmenler, teknolojik altyapı yetersizlikleri ve dijital araçların kullanımına yönelik yeterli eğitim verilmemesi gibi sorunlara dikkat çekmiştir. Sonuç: Araştırma bulgularına göre, Yeni Matematik Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital eğitim araçlarının matematik öğretim sürecine önemli katkılar sağladığı görülmektedir. Ancak bu araçların daha etkili kullanılabilmesi için okullardaki teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Hatice Nur Kayış
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2026
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Y ve Z Kuşağı ortaokul matematik öğretmenleri ile öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlığı ve dijital okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi

Amaç: Araştırmanın amacı Y ve Z kuşağı ortaokul matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarının Görsel Matematik Okuryazalığı Algı ve Dijital Okuryazarlık Algı düzeylerini incelemektir. Ayrıca katılımcıların GMOA ve DOA düzeyleri cinsiyet, yaş ve sınıf değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Can (2023), betimsel taramayı "geniş toplulukların, (cinsiyet, yaş, görme bozukluğu, medeni hal, gelir seviyesi, öğrenim derecesi gibi) araştırmaya konu özelliklerini tespit etmek amacıyla yapılan betimsel çalışmalardır" olarak tanımlamıştır. Araştırma kapsamında çalışma grubunun belirlenmesi sürecinde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini 2025-2026 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Malatya ilinde görev yapan ortaokul matematik öğretmenleri ile İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Görsel Matematik Okuryazarlık Algı Ölçeği" ve "Dijital Okuryazarlık Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin ve adaylarının GMOA ile DOA ölçeğindeki verileri SPSS istatistik yazılım programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmada ortaokul matematik öğretmeni ve öğretmen adaylarının GMOA ve DOA ölçeklerinden aldıkları puanlar incelenmiştir. Bu bağlamda, Y kuşağı öğretmenlerin GMOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; Z kuşağı öğretmenlerin GMOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; öğretmen adaylarının ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Bu bağlamda, Y kuşağı öğretmenlerin DOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde; Z kuşağı öğretmenlerin DOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; öğretmen adaylarının ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre ortaokul matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarının hem GMOA düzeylerinin hem de DOA düzeylerinin yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Bunun yanında Y ve Z kuşağı öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasından anlamlı bir farklılık olmadığı; öğretmen adaylarının cinsiyet değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasında erkeklerin lehinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin yaş değişkeni açısından kuşakların GMOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı; öğretmen adaylarının yaş değişkeni açısından kuşakların GMOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasında 1. sınıfta bulunan katılımcıların aleyhinde anlamlı bir fark olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasından anlamlı bir farklılık olmadığı ve öğretmen adaylarının cinsiyet değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasında erkeklerin lehinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin yaş değişkeni açısından kuşakların DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı; öğretmen adayların yaş değişkeni açısından kuşakların DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin GMOA ve DOA düzeylerinin birbiri ile arasında pozitif ve orta düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının GMOA ve DOA düzeylerinin birbiri ile arasında pozitif ve orta düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon belirlenmiştir.

Gülnur Karadağ
İnönü University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2026
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematik eğitiminde eleştirel düşünme: İlköğretim matematik öğretmenlerinin görüşleri

Eleştirel düşünme bireylerin analitik ve değerlendirme becerilerini geliştirmelerine olanak tanır ve matematik eğitimi eleştirel düşünmenin öne çıktığı alanlardan biridir. Eleştirel düşünme becerilerine sahip öğretmenler, sınıfta eleştirel düşünmeyi teşvik edebilirler. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, ilköğretim matematik öğretmenlerinin eleştirel düşünmeye yönelik algılarını, bu algıların matematik öğretimi bağlamındaki yansımalarını ve eleştirel düşünme olgusuna yükledikleri anlamları derinlemesine incelemektir. Araştırmanın modeli betimleyici fenomenolojidir ve katılımcılar 25 ilköğretim matematik öğretmenidir. Veriler yarı-yapılandırılmış görüşme ile toplanmış, tümevarımsal tematik analiz ile çözümlenmiştir. Bulgular, altı ana tema etrafında yapılandırılmıştır: Eleştirel düşünmenin tanımı ve önemi, eleştirel düşünmenin matematik öğretimindeki rolü, eleştirel düşünen öğrenci ve öğretmen özellikleri, matematik derslerinde eleştirel düşünmenin geliştirilmesi, matematik derslerinde eleştirel düşünmenin değerlendirilmesi, eleştirel düşünme sürecinde karşılaşılan güçlükler ve engeller. Öğretmenler, eleştirel düşünmeyi sorgulama, analiz etme ve yaratıcı problem çözme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir süreç olarak tanımlamışlardır. Matematik öğretiminde eleştirel düşünmenin analitik becerileri geliştirdiği ve öğrenmeyi derinleştirdiği vurgulanmıştır. Ayrıca, eleştirel düşünebilen bireylerin, öğrenme süreçlerinde daha etkin ve yaratıcı oldukları ifade edilmiştir. Bununla birlikte, eleştirel düşünmenin sınıf ortamında ölçülmesi ve değerlendirilmesinde zorluklar yaşandığı belirtilmiştir. Özellikle öğretim programlarının yoğunluğu, sınırlı zaman, sınav odaklı sistem ve öğrenci farklılıklarının eleştirel düşünmenin geliştirilmesine engel oluşturduğu saptanmıştır.

Betül Demirbaş
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6. sınıf öğrencileri ile Türk-İslam alimlerinin hayatının öğretiminde mobil artırılmış gerçeklik uygulamaları

Derslerde doğrudan kullanılmayacak kadar karmaşık olan bilim tarihi eğitimi, fen konu alanları arasında bir köprü kurularak sınıf içinde uygun Mobil Artırılmış Gerçeklik (MAG) uygulamalarıyla aktarılabilinir. Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf öğrencileriyle Türk-İslam âlimlerinin hayatlarının MAG uygulamalarıyla öğretimini gerçekleştirmek ve bu yöntemin öğrencilerin bilgi düzeyine etkisini incelemektir. Ayrıca, öğrencilerin derslerde teknoloji kullanımına yönelik farkındalıklarını ve uygulamaya ilişkin görüşlerini değerlendirmek de amaçlanmıştır. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Hem nicel hem de nitel veriler eş zamanlı olarak toplanmış ve analiz edilmiştir. Nicel veriler SPSS 22 istatistiksel analiz yazılımı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Ergani ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören 6. sınıfında öğrenim gören 20'si kız, 20'si erkek olmak üzere toplam 40 öğrenciden oluşmaktadır. İki farklı şubeden toplam öğrenci grubuyla araştırma yürütülmüştür. Gruplardan biri deney, diğeri kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Uygulama süreci sekiz hafta sürmüştür. Deney grubunda, Türk-İslam âlimlerinin hayatı ve bilimsel katkıları TISAR-3D adlı MAG uygulaması aracılığıyla işlenmiştir. Kontrol grubunda ise aynı içerik, geleneksel yöntemlerden biri olan okuma metinleri ile sunulmuştur. Veri toplama araçları olarak; nicel kısımda "Türk-İslam Âlimleri Bilgi Testi" ve "Derslerde Teknolojinin Kullanılmasına Yönelik Farkındalık Ölçeği", nitel kısımda ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, deney grubundaki öğrencilerin bilgi düzeylerinde kontrol grubuna kıyasla anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Ancak, her iki grubun teknoloji kullanımına yönelik farkındalık düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrenci görüşlerine göre MAG uygulamaları, okuma metinlerine göre daha eğlenceli ve dikkat çekici bulunmuştur. MAG uygulamalarının, öğrencilerin bilişsel kazanımlarını desteklediği ve derse yönelik ilgiyi artırdığı göz önünde bulundurularak, bilim tarihi gibi soyut ve zor algılanan içeriklerin öğretiminde daha yaygın şekilde kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk-İslam Âlimleri, Mobil Artırılmış Gerçeklik, Bilim Tarihi, Fen Eğitimi

Cemre Kaplan
Fırat University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri dersinde sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğretmen geribildirimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı fen bilimleri dersinde sorgulamaya dayalı öğrenme ortamında öğretmenin sunduğu sözlü ve yazılı geribildirimleri belirlemektir. Nitel araştırmanın temel alındığı bu çalışma, araçsal durum çalışması deseni ile yürütülmüştür. Araştırmada Aydın ilinde bilişsel ve duyuşsal özellikleri arasında anlamlı fark bulunmayan iki sınıfta 9 hafta süresince 5E modeline uygun olarak geliştirilen etkinlikler uygulanmıştır. Derslerin sorgulama düzeyi Geliştirilmiş Öğretim Gözlem Protokolü (GÖGP) kullanılarak belirlenmiştir. Öğretmenin verdiği sözlü geribildirimleri belirlemek için iki sınıfta araştırmacı gözlem yapmış ve ses kaydı almıştır. Ayrıca yazılı geribildirim türlerini belirlemek için her iki sınıftan toplam 8 öğrenci belirlenmiştir. Bu öğrencilerin çalışma yaprakları ders öğretmeninin geribildirimlerinden sonra düzenli olarak incelenmiştir. Geribildirim türleri, yazılı hale getirilen ders ses kayıtlarının, gözlemlerin ve çalışma yapraklarına verilen geribildirimlerin içerik analizi ile belirlenmiş ve tanımlanmıştır. Geribildirimler, metoduna ve işlevine göre sınıflandırılmışlardır. Metoduna göre "fırsat verme/vermeme, yansıtma, akran ilişkisi, karşılaştırma, geribildirim vermeme, süreçle ilgili açıklama yapma, bireyi ya da grubu ön plana çıkarma, öğretmenin negatif kişisel hislerinin ifadesi" şeklinde kategorilere ulaşılmıştır. İşlevine göre ise "sorgulama sürecini devam ettiren, sorgulama sürecini kesen, öğrenme amaç yönelimini destekleyen, performans amaç yönelimini destekleyen" şeklinde kategorilere ulaşılmıştır. Gözlemlenen dersler için geribildirimin sorgulama düzeyi ve 5E modelinin basamakları ile ilişkisi incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Sorgulamaya dayalı öğrenme, fen bilimleri, geribildirim türleri, geribildirim sıklığı.

FenGeri bildirimSorgulama
Selvinaz Güney
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokul öğrencilerinin fene yönelik zihinsel risk alma davranışları ile fen kaygıları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin fene yönelik zihinsel risk alma algıları ile fen kaygıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada nicel veri toplama yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini İzmir İl'inde 2015-2016 eğitim öğretim yılında öğrenim gören ortaokul öğrencileri; örneklemini ise bu evrenden "Uygun Örnekleme" yöntemiyle seçilen 600 ortaokul öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin zihinsel risk alma davranışlarını belirlemek amacıyla, Beghetto (2009) tarafından geliştirilen Yaman ve Köksal (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Zihinsel Risk Alma ve Yordayıcılarına İlişkin Algı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek, 18 maddeden oluşmaktadır ve 5 dereceli Likert tipindedir. Zihinsel risk alma ve 3 yordayıcısını (fene yönelik ilgi, yaratıcı öz-yeterlik, öğretmen desteğine yönelik algı) içermektedir. Ortaokul öğrencilerinin kaygı düzeylerini belirlemek amacıyla Güzeller ve Doğru (2011) tarafından geliştirilen 2 alt boyuttan oluşan 28 maddelik 5 dereceli Likert tipi Fen Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 18.0 paket programı kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler, betimsel istatistikler (frekans, aritmetik ortalama, yüzde ve standart sapma) kullanılarak analiz edilmiştir. Betimsel istatistiklere ek olarak, Mann Whitney U, Kruskal Wallis H testi ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde öğrencilerin fene yönelik risk alma düzeylerinin yüksek, fen kaygı düzeylerinin ise düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte kaygı düzeyi yüksek olan öğrencilerin fen dersinde zihinsel risk alma eğilimlerinin düşük olacağı tespit edilmiştir.

Begüm Akça
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Web 2.0 destekli 5E modeline dayanan fen öğretiminin öğrencilerin akademik başarı, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı Web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyleri ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerine olan etkisini incelemektir. Çalışma yarı deneme modellerinden eşitlenmemiş kontrol gruplu modele göre desenlenmiştir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında yedinci sınıf düzeyinde öğrenim gören 90 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Uygulama 4 hafta sürmüştür. Deney gruplarında web 2.0 araçları ile desteklenen 5E modeline göre fen öğretim planı, kontrol grubunda ise web 2.0 araçlarıyla desteklenmeyen 5E modeline göre fen öğretim planı uygulanmıştır. Araştırmada veriler ön test-son test olarak 'Hücre ve Bölünmeler' başarı testi, görsel okuryazarlık ölçeği ve uzamsal görselleştirme testi ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen bilimleri öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu görülmüştür (p<0,05). Web 2.0 araçları ile desteklenen fen öğretiminin öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerileri üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturduğu bulunmuştur (p<0,05). Araştırmanın sonucunda web 2.0 araçları ile desteklenen fen etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarıları, görsel okuryazarlık düzeyi ve uzamsal görselleştirme becerilerine olumlu katkı sağladığı görülmüştür.

5E ModeliAkademik başarıFen bilgisi+5
Özge Demirezer
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Matematiksel modellemenin yaşama yansıma sürecinin incelenmesi

Son yıllarda uygulamalı matematik, mühendislik, nanoteknoloji, ekonomi ve biyoloji gibi diğer disiplinlerde giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Mühendislik alanları matematik bilginin beceri ile bütünleştirilmesinin en seçkin en yoğun gözlemlendiği alanlardır. Başka bir ifade ile mühendislik, matematiksel modellemenin işe koşulduğu ve insanlığın hizmetine sunulduğu bir alandır. Matematik ve mühendislik eğitiminde önemli bir yer tutan modelleme ilgili olarak teknoloji fakültesinde öğrenim gören mühendis adaylarının görüşlerinin neler olduğu, matematiksel modelleme öz yeterlik ve üst bilişsel farkındalık düzeylerinin kendilerine yapılan öğretim uygulamalarının sonrasında farklılaşıp farklılaşmadığını ve matematiksel modellemede yeterlik düzeylerinin ne olduğunun belirlenmesi amaçlanan bu çalışmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Karma araştırma yönteminin örneklem seçim yöntemlerinden biri olan "amaca uygun örnekleme" yaklaşımı tercih edilmiştir. Çalışma grubunu 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Kocaeli Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği programında öğrenim gören farklı gelişim düzeylerindeki toplam 217 öğrenci oluşturmaktadır. 217 mühendis adayından gönüllü olarak görüşmelere katılacağını bildiren farklı sınıflardan 45 mühendis adayı ile görüşmeler ve bu adayların oluşturduğu 12 grup ile de matematiksel modelleme uygulamaları yapılmıştır. Araştırmada, öncelikle çalışma grubuna model ve modelleme, üstbilişsel farkındalık ve matematiksel modelleme öz-yeterlik ölçeği uygulanarak nicel boyutun ön test ve son test verileri alınmıştır. Bir grup katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formundan ise nitel boyutun ön görüşme ve son görüşme verileri elde edilmiştir. Sonraki aşamada mühendis adaylarının matematiksel modelleme yeterlik düzeylerinin belirlenmesinde modelleme etkinlikleri uygulanmış ve matematik eğitimcisi uzmanlar tarafından değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinde yapılan uygulamalar ve kullanılan ölçme araçları ile verilerin toplanması, Ekim 2020-Aralık 2020 tarihleri arasında mühendis adaylarıyla 11 hafta süresince yapılmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası mühendis adaylarının modeller ve modelleme anlayışlarının, matematiksel modelleme öz yeterliklerinin ve üst bilişsel farkındalıklarının yüksek düzeyde olduğu ve bu düzeylerde uygulamalar sonrası lehine istatistiki olarak anlamlı artış olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre matematiksel modelleme uygulamaları mühendis adaylarının model ve modelleme anlayışları, matematiksel modelleme özyeterlikleri ve üst bilişsel farkındalıkları üzerine istatistiki anlamda anlamlı ve pozitif etki sağladığı görülmüştür. Mühendis adaylarının matematiksel modelleme problemlerine verdikleri yanıtların değerlendirilmesi sonucu yüksek düzeyde matematiksel modelleme yeterliklerine sahip oldukları ancak eksik olan bazı yeterliklerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca uygulama sonunda mühendis adaylarının mülakatlarda son görüşmeler verdikleri cevaplar incelendiğinde başlangıç durumuna göre gelişme olduğu tespit edilmiştir. Mühendislik eğitiminde matematiksel modellemeyi öğrenme ve geliştirme sürecini tanımak mühendis yetiştirmede önemli ipuçları verebilir. Bu bağlamda araştırmanın hem mühendis eğitiminde hem de sonrasında mesleki olarak yararlanabilecek sonuçlar üretmesi beklenmektedir. Mühendis ve adaylarının matematiksel modelleme eğitimi araştırmalarının ülkemizde yaygınlaştırılması ve çalışma kapsamında incelenmeyen farklı mühendislik alanlarına yönelik daha kapsamlı çalışmaların yapılması önerilmektedir.

MatematikMatematik eğitimiMatematiksel modelleme+5
Barış Demir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

ASSURE Öğretim Tasarımı Modeline dayalı çevre derslerinin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi

Doğadaki tüm canlıların fiziksel, kimyasal, biyolojik, sosyal ve kültürel anlamda birbirleriyle ve doğanın cansız elemanlarıyla etkileşimde bulunduğu yaşam alanına çevre denir. Canlıların çevreleriyle olan bu çok yönlü etkileşimleri yaşamın temellerini oluştururken diğer yandan da bu etkileşimler çevrede bir takım değişimlere neden olur. Günümüzde insanoğlunun içinde yaşadığı çevre ile etkileşimleri ne yazık ki doğada iyi anlamda değişimleri beraberinde getirmemektedir. İnsanoğlunun doğada oluşturduğu bu değişimler doğal dengenin bozulmasına neden olmuş ve nihayetinde günümüzün en büyük sorunlarından biri olan çevre sorunları ortaya çıkmıştır. Çevre sorunlarının çözümüne yönelik en etkili ve tercih edilen yol ise çevre eğitiminden geçmektedir. Çevre eğitiminin en önemli amacı bireylere "Çevresel Tutum" kazandırmaktır. Çağımızın teknolojik gelişmelerine paralel ve öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilecek, sistematik basamaklar içeren bir öğretim tasarımı öğrenme süreçlerini düzenleyerek öğrencilerin çevresel tutum kazanmalarını sağlayabilir. ASSURE öğretim tasarım modeli ifade edilen tüm durumları içinde barındıran esnek bir öğretim tasarım modelidir. Bu bağlamda yürütülen bu araştırmanın amacı ASSURE öğretim tasarım modeline göre planlanan çevre eğitiminin ortaokul öğrencilerinin çevresel tutumlarına etkisi olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında ASSURE öğretim tasarım modeliyle desteklenen dersler ile 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı'na dayalı olarak uygulanan derslerin öğrencilerin çevresel tutumları üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yaklaşımları içerisinde yer alan ön test ve son test kontrol gruplu yarı deneysel desen modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında deney grubunda yer alan öğrencilerde çevresel tutum açısından anlamlı seviyede olumlu değişimlerin olduğu, kontrol grubunda ise anlamlı değişimlerin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

ASSURE modeliFen bilgisiFen bilgisi dersi+5
Buket Çatar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çift odaklı öğretim modelinin 5. sınıf öğrencilerinin matematik okuryazarlığı becerilerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı çift odaklı öğretim modelinin 5. sınıf öğrencilerinin matematiksel okuryazarlığı üzerine etkisi ve çift odaklı öğretim modeline göre planlanan ders modülünün uygulama sürecinde öğrenci yaşantılarını incelemektir. Araştırma; nitel ve nicel yöntemin bir arada kullanıldığı karma araştırma yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu; 2020-2021 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören toplam 33 5. Sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada deney grubuna matematik dersi kapsamında her hafta 5 ders saati olmak üzere toplamda 16 hafta boyunca 80 ders saati çift odaklı öğretim modeliyle eğitim verilerek matematik okuryazarlık, matematiğe değer verme, matematiğe karşı motivasyonlarına ve verilen eğitim hakkındaki düşüncelerine yönelik ölçümler yapılmıştır. Araştırmada veriler "Matematik Okuryazarlığı Başarı Testi", öğrenci günlükleri, matematiğe değer verme ve matematik motivasyon ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, matematik okuryazarlık eğitimiyle öğrencilerin matematik okuryazarlık başarı düzeyi anlamlı derecede artış olmamasına rağmen öğrencilerin eğitime karşı düşünceleri olumlu yöndedir. Öğrencilerde verilen eğitimle birlikte matematikte tek bir doğrunun olmayabileceği, problemlerin çözümünde zamanla farklı varsayımlar oluşturarak çok yönlü düşünme yeteneklerinin geliştiği bunun yanında matematiğin daha zevkli ve yapılabilir bir ders olduğu gibi duyuşsal değişimler de gözlemlenmiştir.

MatematikMatematik dersiMatematik eğitimi+4
Rabiye Eroğlu Karataş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Matematiksel muhakeme etme yeterliğinin uzaktan eğitim yoluyla verilen matematik okuryazarlığı hizmet içi öğretmen eğitimi ve uygulamaları sürecinde değerlendirilmesi

Matematik okuryazarlığı yeterliklerinin ilk üçü arasında yer alan matematiksel muhakeme etme yeterliği, dünyada birçok matematik öğretimi programlarında ele alınan bir yeterlik olmasına rağmen programların uygulayıcısı öğretmenler matematiksel muhakemeyi anlamlandırmakta güçlük çekmektedirler. Bu durum öğretmenlerin matematiksel muhakeme etme yeterliği konusunda desteğe ihtiyaçları olduğunun göstergesi olarak ele alınabilir. Bu ihtiyaca bağlı olarak bu araştırmada TÜBİTAK 1003 Öncelikli Alanlar 218K515 nolu "Çift Odaklı Öğretim Modeli İle Matematik Okuryazarlığı Düzeyinin Arttırılması" isimli proje kapsamında gerçekleştirilen hizmet içi eğitime ve uygulamalarına katılım sağlayarak matematiksel muhakeme etme konusunda desteklenen matematik öğretmenlerinde katıldıkları bu eğitimin ve uygulamalarının etkilerine odaklanılmıştır. Hizmet içi eğitim ve uygulamaları COVİD-19 pandemi dönemi sebebiyle çevrimiçi ortamda uzaktan eğitim şeklinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında çalışma grubunda yer alan altı ilköğretim matematik öğretmenine matematik okuryazarlığı alanında hizmet içi eğitim verilmiştir. Hizmet içi eğitimlerin ardından bu öğretmenlerin sınıflarında eğitimlerin içeriğine uygun olarak hazırlanmış ders modüllerinin kullanıldığı eğitim uygulamaları yürütülmüştür. Nitel araştırma yaklaşımlarına dayalı durum çalışması yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırmada veriler, açık uçlu muhakeme etme testleri, matematiksel muhakeme etme temel kavramlar testi ve matematik okuryazarlığı temel kavramlar testi aracılığıyla toplanmıştır. Veriler nitel veri analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda matematik okuryazarlığı alanında uzaktan eğitim yoluyla verilen hizmet içi öğretmen eğitiminin ve uygulamalarının matematik öğretmenlerinin matematiksel muhakeme etme yeterliğine etkisinin olumlu yönde olduğu görülmüştür. Uygulanan muhakeme etme testleri öğretmenlerin çeşitli matematiksel muhakeme etme eylemlerini gerçekleştirebildiklerini göstermiştir. Öğretmenlerin en fazla oranda gerçekleştirebildikleri matematiksel muhakeme etme eyleminin matematiksel argümanlar üzerinde düşünebilmeye yönelik olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu hizmet içi eğitim sonrasında uygulanan muhakeme etme testinden aldığı puanda düşüş yaşarken kendileri için en yüksek puana eğitim uygulamalarının sonunda ulaşmışlardır. Muhakeme etme puanını sürekli olarak artıran tek öğretmenin yüksek lisans eğitimi aldığı, muhakeme etme testlerinin tamamından diğer öğretmenlerden daha düşük puan alarak, grafikte yığılım olan bölgenin altında kalan öğretmenin ise mesleki deneyimi en fazla olan öğretmen olduğu görülmüştür. Eğitim uygulamaları sonunda uygulanan matematiksel muhakeme etme temel kavramlar testi öğretmenlerin matematiksel muhakeme etme algılarının yüksek düzeyde olduğunu göstermiştir.

Hizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programlarıMatematik+6
Zeynep Özaydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri dersinde çoklu ortam destekli, canlandırma ve düz anlatım yoluyla öğretimin öğrenci başarısına etkisi

Fen Bilimleri dersinde 7. Sınıf Güneş Sistemi ve Ötesi ünitesinden belirlenen kazanımların öğretiminde canlandırma, çoklu ortam destekli öğretim ve düz anlatım yoluyla öğretimin hangisinin daha etkili olduğunu belirlemek amacıyla yapılan çalışma, Kocaeli ili İzmit ilçesinde bulunan A ve B Ortaokullarından rastgele yöntemle belirlenen 6 sınıfta toplam 130 öğrenciden oluşan örneklemle yürütülmüştür. A Ortaokulu'nda çalışmaya katılan 75 öğrencinin 35'i kız, 40'ı erkek, B Ortaokulu'nda çalışmaya katılan 55 öğrencinin 28'i kız, 27'si erkektir. Her iki okuldan rastgele yöntemle seçilen 3'er şubeden sınıflardan 2'si deney grubu olarak birisi de kontrol grubu olarak seçilmiştir. Bu çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Böylece her iki okulda birer sınıf canlandırma yoluyla öğretim için, birer sınıf çoklu ortam destekli öğretim için ve yine birer sınıf düz anlatım yoluyla öğretim için seçilmiştir. Ders planları yöntemlere göre hazırlanmış ve uygulama öncesi tüm gruplara ön test uygulanırken, uygulama sonrasında da son test uygulanmış ve analizler yapılmıştır. Grupların başarıları arasında anlamlı farklar olup olmadığı varyans analizi (ANOVA) yöntemiyle hesaplanmıştır. Farklılıkların ayrıntılarını belirlemek için "post hoc" testlerden Scheffe tercih edilmiştir. Buna göre canlandırma yöntemi ile öğrenim gören öğrenciler çoklu ortam ve düz anlatım yöntemiyle öğrenim gören öğrencilerden daha anlamlı derecede, daha yüksek başarılar göstermişlerdir. Çoklu ortam destekli öğrenim gören öğrenciler ise düz anlatım yoluyla öğretim gören öğrencilere göre daha başarılı çıkmışlardır. Bu veriler göstermektedir ki başlangıçta aralarında hazırbulunuşluk farkı olmayan öğrenciler farklı yöntemlerle yapılan öğretimler sonunda farklı seviyelerde öğrenme meydana getirmişlerdir. Bu yöntemlerden en etkili olan canlandırma yöntemiyken en az etkili olan düz anlatımdır ve tüm yöntemlerin etkililik düzeyleri arasındaki farklar istatistiksel olarak anlamlıdır.

CanlandırmaFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+6
Eda Terzi
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izlerinin karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı; fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın örneklemini, 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar döneminde iki farklı devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi, Fen Bilgisi Öğretmenliği programında öğrenim görmekte olan gönüllü 312 kadın (%86.2), 50 erkek (%13.8) öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Böylelikle öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları ile ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri arasındaki ilişki düzeyi belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 28 maddeden oluşan "Geri Dönüşüm Davranışları Farkındalık Ölçeği" ile Coşkun (2013) tarafından geliştirilen, 5'li Likert türünde 46 maddeden oluşan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistik teknikleri, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve ayrıca ölçeklerden elde edilen toplam puanların sürekli olması ve normal dağılması sebebiyle, gruplar arası ilişkilerin belirlenmesi için basit doğrusal korelasyon analizi yapılarak Pearson korelasyon katsayılarından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara cinsiyet açısından bakıldığında; kadın fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin erkek fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; sınıf düzeyi açısından bakıldığında ise, fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinde dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının diğer sınıflarda öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeylerinden anlamlı şekilde yüksek olduğu; fakat ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin sınıf düzeyi değişkeni bakımından farklılık göstermediği bulunmuştur. Fen bilimleri öğretmen adaylarının geri dönüşüm davranışları farkındalık ve atık ayırma sıklık düzeyleri ile yaşanılan yer, yerleşim birimi, anne eğitim düzeyi, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma, aile gelir düzeyi değişkenleri arasında; ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile ise genel not ortalama, çevre ile ilgili bir sivil toplum kuruluşu veya kulübe üye olma, lisans öğrenimlerinde geri dönüşüm içerikli ders alma değişkenleri arasında farklılık görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda çevre eğitimi ve geri dönüşüm ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ekolojik ayak izi, fen bilimleri öğretmen adayları, geri dönüşüm, geri dönüşüm davranışları, öğrenci davranışları, öğretmen yetiştirme.

Aday öğretmenlerEkolojik ayak iziFen bilgisi+7
Vildan Bayar
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir ilköğretim matematik öğretmeninin hizmet öncesi ve hizmet içi doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi

Geçmişten günümüze matematik öğretimi ile ilgili yöntemler değişip gelişmiştir. Bu süreç içerisinde öğretmenlerimiz de birçok farklı kaynak kullanımı gerçekleştirmişlerdir. Öğretmenlerin kaynak sistemlerinin lisans eğitimi sırasında ve meslek hayatında nasıl değişiklikler gösterdiğini incelemek için bu tez çalışmasının amacı, bir ilköğretim matematik öğretmeninin lisans eğitimindeki ve öğretmenlikteki doküman oluşturma sürecinin karşılaştırmalı incelenmesi olarak belirlenmiştir. Amaçlı örnekleme, nitel araştırmalarda, veri toplama açısından daha zengin bir ortam sağlayacağına inanılan durumları seçerek, bu durumlarda derinlemesine incelemeler yapılmasına imkân verdiğinden araştırmanın katılımcısı amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırma içerisinde gözlem ve doküman analizi gibi yöntemlerle veri toplanarak gerçeğe yakın biçimde, bütünsel incelemelere olanak sağlayan nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması kullanılmıştır. Yürütülen durum çalışmasına uygun olarak veriler, yansıtıcı inceleme metodu ile toplanmıştır. Araştırma içerisinde veriler; Kişisel Tanıma Formu, Kaynak Sisteminin Şematik Gösterimi, Ders Planları, Ders Senaryoları, Ders Gözlemleri, Video Kayıt, Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları, Günlükler gibi çok çeşitli araçlar kullanılarak toplanmıştır. Toplanan bu veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilerek kategorilere ayrılmıştır. Toplanan verilerin analiziyle oluşturulan kodlar altı (6) ana kategori altında toplanmıştır. Bulgular sonucunda ilköğretim matematik öğretmenlerinin dokümantasyon süreçlerinde lisans eğitiminin ve bu dönemdeki öğretmenlerinin fikirlerinin çok büyük katkıları olduğu fakat mesleki dönem içerisinde yeni oluşan kaynaklar bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu durum bizlere öğretmenlerin lisans eğitimlerinde eksiklikler bulunduğunu göstermiştir. Ayrıca öğretmenlerin öğretim planlamalarındaki en büyük kaynaklardan birinin kendileri yani tecrübeleri olduğu görülmüştür. Bu tecrübeler mesleki tecrübeler kadar kendi öğrencilik deneyimlerini de içermektedir. Matematik öğretmenlerinin ders hazırlığında kendilerine kaynak edindiği bir diğer etmenin ise öğrenciler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin başarı ve sosyoekonomik durumları da öğretmenlerin dokümantasyon süreçlerini etkilediği görülmüştür. Öğretmenlerimizin dokümantasyon süreçlerindeki etmenlerden olmazsa olmaz bir tanesi de zümre etkileşimleri olarak görülmüştür. Ayrıca çalışılan kurumun imkanları, yönetici tutumları ve ülkedeki eğitim sisteminin (sınav sistemi) de öğretmenlerin dokümantasyonlarında büyük yönlendiriciler olarak rol oynadığı gözlemlenmiştir.

Hizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programlarıMatematik+5
Sinem Keleş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir fen bilimleri öğretmeninin hayatı boyunca yaşamış olduğu güç odaklı ilişkilerin fen bilimleri öğretimine yansımaları: Foucault perspektifinden bir otoetnografi çalışması

Foucault okul, hastane, tımarhane, hapishane gibi kurumlarda güç ilişkilerinin nasıl şekillendiğini inceleyen bir filozoftur. Olayların Foucault perspektifinden yorumlandığı bu çalışmada otoetnografi yöntemi kullanılarak araştırmacının kendisinin hatıraları veri olarak kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmacı doğumundan bir Fen öğretmeni olarak görev yaptığı mesleki deneyim yıllarına kadar, hayatı boyunca yaşamış olduğu güç ilişkileri ile ilgili hatırlama faaliyetleri yapmış ve bu faaliyetler hayatındaki çeşitli akranlar tarafından kontrol edilmiştir. Üretilen hatırlama metinleri üzerine çeşitli tematik analizler yapılmış ve araştırmacının yaşam kesitlerinde yer alan "ideal öğretmen" ve "ideal öğrenci" modellerinin neler olduğu sorgulanmıştır. Çalışma sonunda "Rol Çeşitliliği Üretimi ve Değişimi, Otoritenin Kendini Saklaması, Fedakârlıklara İzin Verilmemesi, Sermaye ve Dönüşümleri ve Sistemin Adil veya Adalet Getirdiği İnancı" şeklinde beş genel tema çıkartılmıştır. Oluşturulan temalar yorumlandığında, güç ilişkilerinin sadece okul ekseninde oluşup gelişmediği, aslında toplumun genelinde şekillenerek okullarda özelleştiği ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda otorite tarafından toplum, okullar, öğretmenler ve öğrenciler üzerinde sınav özelinde uygulanan güç odaklı ilişkilerin, daha kontrollü bir dille sürdürülmesine olanak veren mekanizmaların işletilmesi önerilmektedir.

Fen bilgisiFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+4
Davut Soysal
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının model ve modelleme ile yaşam becerilerine ait görüşlerinin bilişötesi farkındalıklarıyla arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırma; öğretmen adaylarının "model ve modelleme" ve "yaşam becerileri" hakkındaki görüşleri ile "bilişötesi" farkındalıkları arasındaki ilişkileri tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesi fen bilgisi, sınıf ve okul öncesi branşlarının üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören 416 öğretmen adayıdır. Çalışmada ilişkisel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, "Model ve Modelleme" Ölçeği (MMÖ), "Yaşam Becerileri" Ölçeği (YBÖ) ve "Bilişötesi Farkındalık" Envanteri (BFE) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler MANOVA, ANOVA, Çoklu Karşılaştırma Sonuçları (LSD ve Dunnett C), Basit Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler analiz edildiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: •"Model ve Modelleme" Ölçeğine ait fen bilgisi öğretmen adaylarının görüşlerinin sınıf ve okul öncesi öğretmen adaylarına göre daha iyi seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •"Bilişötesi Farkındalık" Envanterine ait sınıf öğretmen adaylarının farkındalıklarının fen ve okul öncesi öğretmen adaylarına göre daha düşük seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •"Bilişötesi Farkındalık" Envanteri alt boyutları "Bilişin Bilgisi" ve "Bilişin Düzenlemesi" alt faktörlerine ait fen ve okul öncesi öğretmen adaylarının farkındalıklarının birbirine denk olduğu, sınıf öğretmeni adaylarına göre daha iyi seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme", "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ve "Bilişötesi Farkındalık" envanterine ait görüşlerinin birbiriyle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ve "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ait görüşleri ve "Bilişötesi" farkındalıkları arasında pozitif yönde orta düzey ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ve "Yaşam Becerileri" ölçeklerine ait görülerin "Bilişötesi" farkındalıklarının bir yordayıcı olduğu, aralarında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Yordayıcı değişkenlerden bilişötesi farkındalıklara göre önem sırası "Yaşam Becerileri" ve "Model ve Modelleme" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Model ve modelleme alt faktörü "Çoklu Temsiller Olarak Modeller (ÇTM)" ile yaşam becerileri alt faktörleri "Empati kurma ve öz farkındalık", "Yaratıcı ve eleştirel düşünce", "Karar verme ve problem çözme", "Duygularla ve stresle başa çıkma" bilişötesi farkındalığın alt boyutlarının anlamlı bir yordayıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. •Okul öncesi, sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının "Model ve Modelleme" ile "Yaşam becerileri" "Bilişötesinin" bir yordayıcı olduğu, aralarında yüksek düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca yordayıcı değişkenlerden "Bilişötesi Farkındalıklara" göre önem sırası "Yaşam Becerileri" ve "Model ve Modelleme" olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Okul öncesi, sınıf ve fen bilgisi öğretmen adaylarının bilişötesi farkındalıklarını geliştirmek için model ve modelleme ile yaşam becerilerini kullanabileceği uygulamalar yapılarak bilişötesi farkındalık düzeyleri geliştirilebilir.

Aday öğretmenlerBilişüstü farkındalıkFarkındalık+5
Yaşar Gökçek
Kütahya Dumlupınar University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determining photonics education framework for science education: A Delphi study

Photonics is an important science and technology field of the twenty- first century in providing a sustainable future with the green solutions. As the place of photonics and photonic technologies in our daily lives increases, the need for a workforce trained in this field and citizens equipped with knowledge and skills in this field, who can evaluate its benefits and harms, and who can participate in socio-political issues when necessary, will increase. Education plays an important role in meeting this need. For this reason, the aim of this thesis is to investigate how photonics education should be. In order to investigate how photonics education can be delivered most effectively in classroom environments, (1) the subjects and contents related to photonics, (2) skills and attitudes related to photonics and photonic technologies, and (3) effective teaching processes-teaching methods and assessment techniques- were discussed with experts in this field. In the research, interviews were conducted with people who were determined as experts in the field by using the Delphi technique, and then the experts were allowed to reach a consensus with the questionnaire. Field experts consist of 3 sub-groups: educators, scientists in the field of photonics, employees in the photonics sector. The results of the research show that field experts advocate using the nature of science and the history of science in order to emphasize the science dimension of photonics in photonics education, and it would be beneficial to give the topics over daily life examples for the technology dimension. In addition, they suggested that students gain skills such as questioning, scientific and analytical thinking, problem solving and designing photonics experimental setups through laboratory courses, project-based and problem-based methods. They think that evaluations should be process, performance, project or product oriented, and suggest contextual-based and experiment-based questions to accompany these processes. As a result of the research, a Photonics Education Framework was developed by summarizing the findings. In addition, in order to determine the need for photonic literacy and to add additional value to the study, the Photonics Education Framework for Photonics Literacy was created and presented by bringing together studies on science literacy, reviewed literature and the findings of this study.

Delphi techniqueEducationScience+5
Hümeyra Azize Yalçın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sekizinci sınıf fen bilimleri ders kitabında çoklu modsal betimleme kullanımının incelenmesi

Ders kitaplarını zenginleştiren ve öğrencilerin ilgisi, dikkatini çeken çoklu modsal betimlemeler, fen eğitiminin önemli bir parçası haline gelmiş ve literatürdeki birçok çalışmaya da konu olmuştur. Fen bilimleri ders kitapları ve çoklu modsal betimlemeler konusunu içeren bu çalışmalar incelendiğinde bazı ders kitaplarının çalışmalara dâhil edilmediği ve belirli sınıf seviyelerindeki çalışmalarda eksiklik olduğu söylenebilir. Bu araştırma, yeni öğretim programına uygun 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modsal betimlemelerin sayısını tespit etmek; bu modların ünitelere göre dağılımını, ünite kapsamındaki içerik ile ilişkisini, betimsel özelliklerini, diğer modlarla arasındaki bağlantıları ve öğrenme güçlüğüne sebep olup olmadığını incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmadaki temel veri toplama kaynağı 2020-2021 eğitim-öğretim yılında MEB tarafından Türkiye geneli ortaokullarda okutulması uygun görülen 8.sınıf fen bilimleri ders kitabıdır. Veri analiz sürecinde öncelikle modsal betimlemeler ile ilgili yapılan çalışmalar incelenerek ders kitaplarında kullanılan resim, fotoğraf, tablo, grafik, diyagram, şema ve matematiksel ifadeler gibi modsal betimlemeler kategorilere ayrılmış, tanımları yapılmış ve doküman analizinde kullanılacak olan modsal betimlemeler seçilmiştir. Daha sonra belirlenen bu modların sayısını, türünü, bağlantısını ve kalitesini değerlendirmek için Gkitzia ve diğerleri (2011) tarafından hazırlanan kriter ve kod listesi yeniden revize edilerek kullanılmıştır. 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısının ve türlerine, modların betimsel özelliklerine, modların metin ve içerik ile ilişkisine, çoklu modlar arası bağlantıya, öğrenme güçlüğüne neden olabilecek modlara dair bulgular elde edilmiştir. Sonuç olarak 8.sınıf fen bilimleri ders kitabında kullanılan modların sayısında ve türlerinin dağılımında ünitelere göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca ders kitabında metin ile kısmen ilişkili ya da ilişkisiz olan modların bulunduğu, metin içeriğinde öğrencileri modlara yönlendirmek amacıyla kullanılan bağlantı ve ifadelerin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada incelenen fen bilimleri ders kitaplarındaki modlarda tasarım hatası, eksiklik ve açık-anlaşılır olamayan kısımlardan dolayı belirsizlikler belirlenmiş ve bunların da öğrencilerde öğrenme güçlüğü oluşturabileceği ifade edilmiştir.

Ders kitaplarıFen bilgisiFen bilgisi dersi+3
Embiye Demiralp
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sekizinci sınıf öğrencilerinin geometrik muhakeme süreçlerinin öğrenme yörüngelerine dayalı öğretim tasarımı bağlamında incelenmesi

Bu çalışmanın amacı öğrenme yörüngeleriyle tasarlanmış geometrik inşa öğretimi sonrasında sekizinci sınıf öğrencilerinin geometrik muhakeme süreçlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırma yöntemi olarak tasarım tabanlı araştırma tercih edilmiştir. Katılımcılar 8. sınıfta öğrenim gören 36 öğrenciden oluşmaktadır. Bu öğrencilerin geometrik düşünme düzeyleri düşük, orta, iyi olmak üzere kategorize edilmiştir. Her bir kategoriden birer öğrenci seçilerek görüşmeler gerçekleştirilmiş ve öğrencilerin geometrik muhakemeleri incelenmiştir. Bu çalışmada sekizinci sınıf öğrencilerinin temel geometrik kavramları inşasına yönelik öğrenme yörüngeleri tasarlanmış ve uygulanmıştır. Bu yörüngeler uygulama sürecinin geriye dönük analizleri yapılarak revize edilmiştir. Bu öğrenme yörüngeleriyle öğrencilerin geometrik inşa çalışmalarındaki gelişimsel ilerlemeleri ve yaşadıkları zorluklar yorumlayıcı bir çerçeveyle sunulmuştur. Öğretim sonrasında yapılan görüşmelerle öğrencilerin geometrik muhakeme süreçleri bilişsel perspektiften Duval'in bilişsel modeline göre bilişsel ve algısal süreçler açısından incelenmiştir. Ayrıca uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilerin geometrik düşünme düzeyleri ve tutumlarına bakılmıştır. Araştırma sonucunda geometrik inşa öğretimi sonrasında öğrencilerin geometrik düşünme düzeylerinin geliştiği ve geometriye yönelik olumlu tutumlarının arttığı görülmüştür. Ayrıca geometrik düşünme düzeylerinden 2. ve 3. düzeylerde son test lehine anlamlı bir fark gözlenmiştir. Bu sonuca göre geometrik inşa çalışmalarının kritik bir geçiş olan öğrencilerin 2. seviyeden 3. seviyeye geçişinde etkili olduğu görülmüştür. Geometrik inşa öğretiminin tasarlanan öğrenme yörüngeleriyle öğrencilerin geometrik muhakemelerini geliştirmede etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca geometrik düşünme düzeylerine bakıldığında 1. düzeyde yer alan öğrencilerin genel olarak geometrik inşa görevlerini gerçekleştiremedikleri, muhakeme süreçlerini görsel algının yönettiği dolayısıyla geçerli muhakemeler gerçekleştiremediği görülmüştür. 2. düzeyde yer alan öğrencilerin başarılı inşalar gerçekleştirdiği fakat matematiksel gerekçelendirmede doğal muhakeme davranışları sergilediği, doğrulama noktasında deneysel doğrulamaya yöneldiği ve ölçmeye dayalı muhakeme gerçekleştirdiği görülmüştür. Bu öğrencilerin problem çözme süreçlerini sözel algının yönettiği, işlevsel ve sıralı algı süreçlerinin etkili şekilde yürütüldüğü gözlenmiştir. 3. düzeydeki öğrencilerin doğal muhakemeden çok teorik muhakeme davranışları sergilediği ve inşa süreçlerini başarıyla gerçekleştirdiği, tümdengelimsel bir çıkarım seviyesine gelmemiş olsa da matematiksel ilkelere dayanarak seviyesine göre uygun mantıksal çıkarımlarda bulunduğu görülmüştür.

GeometriGeometri öğrenmeMatematik eğitimi+6
Tuba Gürbüz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fen bilimleri dersinde öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği bir konunun öğretmen görüşlerine göre belirlenmesi ve yeniden düzenlenmesi

Çalışmada, 2018 fen bilimleri dersi öğretim programında öğrencilerin öğrenmekte güçlük çektiği bir konuyu çevrimiçi görüşmeler aracılığıyla öğretmenlerin görüşlerine göre belirleyip, güncel öğretim yöntemleri temelinde düzenleyerek bir öğretim tasarımı hazırlamak ve bununla birlikte geliştirilen öğretim tasarımının öğretmen görüşlerine dayalı olarak etkililiğini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda durum analizinden, nicel boyutta ise tarama yönteminden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümündeki katılımcılarını 8 fen bilimleri öğretmeni, çalışmanın nicel bölümdeki çalışma grubunu ise 112 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada sırasıyla yarı yapılandırılmış 1. ve yarı yapılandırılmış 2. bireysel görüşmelerin analizinde içerik analizi, odak grup görüşmeden elde edilen verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizi ile birlikte anahtar kelime analizinden yararlanılmıştır. Süreç içerisinde ilk bireysel görüşmeler ve bu görüşmelerden elde edilen veriler yardımıyla oluşturulan görüş formu aracılığıyla öğretim tasarımı gerçekleştirilecek konu, 6. sınıf düzeyinde sabit süratli hareket olarak belirlenmiştir. İlgili konunun öğretim tasarımı ve ders planları güncel öğretim yöntemlerinin desteği ile tamamlandıktan sonra dokümanların etkililiğinin belirlenmesi amacı ile 1 konu alanı uzmanı, 2 fen bilimleri öğretmeni ve odak grup görüşmeye katılım sağlayan 5 fen bilimleri öğretmeni ile paylaşılmıştır. Çalışmanın son aşaması olan öğretim tasarımlarının öğretmen görüşlerine dayalı olarak etkililiğini belirlemek amacını gerçekleştirmede, araştırmacının hazırlamış olduğu çalışmalar ilk olarak 2 fen bilimleri öğretmeni ve 1 alan uzmanına iletilmiş ve çalışmaların genel anlamda etkili ve süreç içerisinde kullanılabilir oldukları dönütleri alınmıştır. Elde edilen bu dönütlerden sonra 5 fen bilimleri öğretmeni ile odak grup görüşmesi tamamlanmıştır. Fen bilimleri öğretmenlerinin odak grup görüşmede yer alan "tasarım eksiklikleri ve önerilen değişiklikler" alt başlığında çalışmada gördükleri eksiklikleri dile getirmelerinin üzerine "düzeye uygunluk" ta öğretmenlerin ifade ettikleri bu öneriler yardımı ile ilerlemenin faydalı olabileceği görüşleri elde edilmiştir. Odak grup görüşme sonucunda fen bilimleri öğretmenlerimizin tasarımların içeriğe uygun olarak geliştirildiği, öğretim tasarımlarının biçimsel özellikleri ile ilgili herhangi bir problemli durum olmadığı ve çalışmanın kullanılabilir olduğu konusunda hemfikir oldukları sonucuna ulaşılmıştır.

Ders programlarıFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+5
Yaren Akdemir
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

PISA matematik okuryazarlığı sorularının farklı açılardan kritik edilmesi

Bu araştırmanın amacı, PISA matematik okuryazarlığı testinden elde edilen puanların farklı değişkenlere göre incelenmesi, madde güçlük indeksine göre düzey ataması yapılması, soruların hatalı çözülme durumlarının kritik edilmesi ve düzeylere yönelik gösterge tablosu oluşturulmasıdır. Araştırmanın amacı doğrultusunda tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye genelinde çeşitli liselerde öğrenim görmekte olan 1440 lise öğrencisi ve yine Türkiye genelinde çeşitli ortaokullarda ve liselerde görev yapmakta olan 201 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerden elde edilen bulgular sonucunda öğrencilerin 4. ve 5. düzeylerde toplandığı, erkek öğrencilerin matematik okuryazarlığı düzeylerinin kız öğrencilerden daha iyi, fen liseleri en başarılı okullar, Akdeniz bölgesi en başarılı bölge, hazırlık sınıfında öğrenim görmekte olan öğrencilerin en başarılı grup, 81-90 ve 91-100 matematik karne puanları olan öğrencilerin en başarılı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin sıklıkla okuduklarını anlamada sorun yaşadıkları ve işlem hataları yaptıkları belirlenmiştir. Sorular madde güçlük indeksine göre incelendiğinde ise sorulara PISA tarafından verilmiş olan düzeylerle, bulunan düzeyler arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin yeterlik düzeyi tablosunu anlaşılır buldukları ancak sorulara düzey verme konusunda sıkıntı yaşamış oldukları tespit edilmiştir. Öğrencilerden ve öğretmenlerden elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulmuş olan gösterge tablosunun dili sadeleştirilmiş ve düzeylerde yapılabilen yeterliklerle ilgili örnekler verilmiştir. Araştırma bu alanda araştırma yapacak olan araştırmacılara öneriler sunularak sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Gösterge Tablosu, Hata Analizi, Matematik Okuryazarlığı, Yeterlik Düzeyi Tablosu

Hata analiziMatematikMatematik eğitimi+3
Damla Sönmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sekizinci sınıf cebir öğrenme alanında çift odaklı öğretim modeliyle uygulanan matematik okuryazarlığı öğretiminin değerlendirilmesi

Bilmek sadece tek başına yeterli değildir. Günümüz insanının "çok bilen" olmasından öteye geçemediği bu zaman diliminde bildiklerini uygulayan insanlara ihtiyaç vardır. Bu durum o kadar önemli bir hal almıştır ki artık geleceğe yönelik başarıyı yordamak adına "bilen değil, bildiğinin ne kadarını kullanabilen bir nesil var" ı ölçen uluslarası sınavlar uygulanmaktadır. Bu hal bize gösteriyor ki, okuryazarlık olarak ifade edebileceğimiz; okumanın ve yazmanın ötesinde zihninde taşıdığını hayatına katan, hayatıyla bağlantısını kuran bireylerin yetişmesi büyük önem taşımaktadır. Öte yandan, Türkiye'nin bu aşamada henüz vasat düzeyde olması bu çalışmada uygulanan öğretim metodlarının uygulanmasını ve değerlendirmesini gerekli kılmıştır. Bu çalışmayla yaşanan olumsuzluğun giderilmesi amaçlanmış ve eğitim sistemimizde okuryazarlık kavramının olması gereken yerde olması sağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışma Bursa ili İnegöl ilçesinde bulunan bir köy okulunda 8.sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmayı yürüten araştırmacı aynı zamanda dersin öğretmenidir ve "Çift Odaklı Öğretim Modeli ile Matematik Okuryazarlığı Düzeyinin Arttırılması" projesine katıldıktan sonra uygulamayı gerçekleştirmiştir. Çalışma, 8.sınıfların sınav grubu olması sebebiyle sekiz hafta yürütülmüştür. Kontrol grubu da yine aynı ilçedeki başka bir köy okulundan seçilmiştir. Denklikleri istatistiksel testlerle kontrol edilmiştir. Çalışmada proje ekibi tarafından hazırlanan ders modülleri kullanılmıştır. Ve yine proje ekibi tarafından organize edilmiş, toparlanmış matematik okuryazarlığı sorularıyla desteklenmiştir. Ayrıca proje ekibinin hazırladığı öğrenci günlüğü, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ek olarak velilerin de çalışmadaki bakış açısını değerlendirebilmek için yine matematik okuryazarlığı soruları kullanılmış ve analiz edilmiştir. Çalışmanın analizinde SPSS paket programı ile başarı düzeyindeki değişim test edilmiştir. Ve çalışma sonunda ön test ve son testler arasındaki başarı düzeyleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Bu fark öğretimin lehine gerçekleşmiştir. Ayrıca ön test ve son testlerde yer alan soru çözümleri yeterlikler ve kavramı anlama+kavramı genelleme bakımından nitel olarak tek tek incelenmiştir. Günlükler ve yapılan görüşmeler ise içerik analizi ile tablolaştırılmıştır. Öğrencilerin genelinin son testte yer alan soru çözümlerine göre matematiksel yeterliklerinde iyileşme gösterdikleri görülmüştür. Yine matematiksel kavramlara yönelik gelişimleri ve bu alandaki genellemeleri olumlu değişim göstermiştir. Ayrıca matematiğin içeriğine ve matematiğin değerli oluşuna dair çok güzel geri bildirimler alınmıştır. Son durumda ise velilerin bu aşamada eve gönderilen soruları çözmeleri, yorumlamaları, evde soru çözümlerini aktivite olarak kabul etmiş olamaları da matematik okuryazarlığı çalışmasının ailelerde kabul gördüğünü göstermekte ve veli-öğrenci arasında olumlu paylaşım olması yönünden anlamlı bir sonuç olarak kendini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Çift odaklı öğretim, cebir, matematik okuryazarlığı, veli katılımı, Pısa sınavları

Yasemin Seven
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00