
13
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kredi risk yönetim aracı olarak KOBİ kredileri için alternatif kredi skorlama model önerisi ve uygulama
Bankalar açısından en önemli amaç, risk yönetimi ilkelerine uygun hareket ederek kaynak hareketlerinden doğan karı en fazlalaştırmaktır. Kredi riski, bankalar ve finansal kuruluşların karşılaştıkları başlıca risklerden biridir. Yeni Basel-II Uzlaşısıyla birlikte, bankalar ve finansal kuruluşlar iç derecelendirmeye dayanan yaklaşımla risk yönetimi yöntemlerini geliştirme olanağına sahiptirler. Bankacılık sektöründe kredi süreci düşünüldüğünde, kredi fiyatlaması, risk bazlı kredi kararı ve teminatlandırma açısından en önemli yenilikçi yaklaşımlardan birisi kredi skorlama yaklaşımıdır. Kredi skorlama yaklaşımının kurulumu ve kullanımı, kredi operasyonlarında kolay ve hızlı karar almayı kolaylaştırdığı için hızla artış göstermektedir. Diğer taraftan, kredi skorlama yaklaşımı konusunda hangi yaklaşımın en iyi yaklaşım olduğu konusunda ortak bir fikir birliği söz konusu değildir.Bu tez çalışmasının amacı, risk değerlendirmesinin büyük ölçekli işletmelere göre daha zor olduğu KOBİ'ler için alternatif bir model öngörüsünde bulunmaktır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yerel yönetimlere getirdiği yenilikler
Günümüzde dünyada ve Türkiye'de sanayileşme ve yeni teknolojiler üretme bağlamında özel sektörde hızlı gelişmeler vukuu bulurken bu büyüme ve gelişmeler karşısında Kamu kesimi büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Bu sıkıntılar karşısında Dünya genelinde gelişmiş ülkelerin mali yönetimlerini bir reform sürecine tabi tuttuğu görülmektedir. Dünya genelindeki bu gelişmeler neticesinde, ülkemizde de dünya uygulamalarına ayak uydurabilecek bir mali yönetim reformu yapılması gereği zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda kamu kaynaklarının daha iyi ve rasyonel kullanımı konusu ön plana çıkarılarak bunların daha etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması amacıyla kamu maliyesi alanında birçok reformlar yapılmıştır.Bu reformların en önemlisi ?5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu?nun çıkartılıp yasalaştırılması olarak gösterilebilir. Çıkarılan bu kanun sayesinde kamu kaynakları daha etkin ve verimli kullanılabilecekken, hesap verebilirlik ve mali saydamlık sağlanabilecektir. Bununla birlikte Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım sürecinde de müstakil bir başlık altında ele alınan kamu mali kontrol sistemi, tarama sürecinde ve katılım müzakerelerinde bir kilometre taşı olmaktadır.Bu çalışmamızda, çıkarılan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun Türk Bütçe Sistemi'ne getirdiği yenilikler ve Türk Mali Sistemi'ne olası etkileri yerel yönetimler perspektifinden incelenmiş, bu konuda öne çıkan sorunlar tartışılmıştır. Bununla birlikte kanunun BUSKİ'de nasıl uygulandığı ekler kısmında verilerek kanunun daha iyi anlaşılabilmesi amaçlanmıştır.Çıkarılan 5018 Sayılı Kanun ile aynı işlevi gören 1050 sayılı eski kanun arasında yapılan karşılaştırmalar neticesinde, yeni kanunla birlikte kamu sektöründe şeffaflık kavramının bütünüyle sağlandığı, iyi işleyen bir hesap verme mekanizmasının kamuda yer bulduğu, bütçe bütünlüğünün sağlandığı ve bütçelemeden önce yapılan stratejik planlar sayesinde kaynak-hizmet ve maliyet-fayda analizleri yapılarak gereksiz harcamaların önüne geçilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir.
Finansal teknoloji uygulamalarının bankacılık kredi riskleri üzerindeki etkisi: 2018-2023 dönemi için Irak finansal sektöründen ampirik kanıtlar
This study aims to investigate the influence of financial technology on credit risks in the Iraqi financial sector, as significant improvements have been observed in the Iraqi financial system over the last decade. The onion research model has been used to draft the methodological aspects of this study. Credit risks (the dependent variable) have been measured using Total Cash Credit, Overdraft Accounts, Paid Capital, Late Debit Payments, Loans, and Advances, while financial technology (the independent variable) has been measured using Total Electronic Payments, the Number of NassPay Transactions, NassPay Volume, the Number of Asia Hawala Transactions, Volume of Asia Hawala, the Number of Zain Transactions, and the Volume of Zain Cash Transactions. The data were collected monthly from 2018 to 2023, with all measurements for both variables sourced from the official website of the Iraqi Central Bank. This study reached several conclusions, the most significant being that Iraq's financial system has improved since 2021 due to rising oil production and global oil prices, which have strengthened government spending on public services and infrastructure. In addition to enhancing financial inclusion, efforts to modernize the banking sector, stabilize the currency, and expand digital banking have also attracted international investment. With ongoing reforms and investments in FinTech staff training, the future appears cautiously optimistic. The most important recommendation is that research on the impact of fintech on banking credit risks in Iraq should be conducted after 2023, focusing on micro-level case studies and comparisons with other developed fintech hubs. Future studies should explore blockchain and artificial intelligence applications, assess the effects of regulations, and provide policy recommendations. Moreover, examining financial inclusion, cultural attitudes, user behaviors, and economic conditions will offer a comprehensive risk assessment. To enhance understanding and decision-making, innovative approaches to risk management should be explored, along with fintech-bank collaborations and the development of quantitative models that include stakeholder perspectives.
Muhasebede kurumsallaşma süreci: Türkiye'deki gelişmeler, Azerbaycan için öneriler
Kurumsallaşma, bir kurumun oluşma basamaklarını, kuruluşunun arka planında yatan mantığı ve işleyiş biçimini kavramsallaştırma sürecindeki önemli bir kavramdır. İşletmelerde, özellikle küçük işletmelerde, kurumsallaşma amacıyla oluşturulan sistem, rekabetçi ve yenilikçi bir yaklaşım adına, işletmenin en uygun olduğu dönemde gerçekleştirildiğinde kuruma birçok katkısı olacaktır. Muhasebe, işletme dalları içinde en eskisi ve bilgi sistemi olarak en gelişmiş olanıdır. Muhasebenin kurumsal yapısını oluşturan kavramsal çerçeve, ilkeler, kayıt kuralları ve muhasebe kayıt ve raporlama süreci ile ilgili düzenlemeler oldukça kapsamlıdır. Türkiye'de muhasebenin yasal statüye kavuşması ile ilgili düzenlemeler, 1990'lı yıllardan itibaren yapılmıştır. Türkiye'de meslek unvanları; serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir olarak belirlenmiştir. Meslek mensupları, meslek odaları ve bunların bağlı olduğu meslek birliği: TÜRMOB çatısı altında örgütlenmiştir. Azerbaycan'da muhasebe mesleğinin durumunu ortaya koymak amacıyla 15 açık uçlu soru ile bir araştırma yapılmıştır. Azerbaycan'da kamu ya da özel sektörde muhasebe ile ilgili 10 kişiye bu sorular ulaştırılmış ve dört meslek mensubundan cevap alınmıştır. Azerbaycan'da muhasebe mesleği baş muhasebeci ve serbest muhasebeci (serbest denetçi) unvanları ile düzenlenmiştir. Meslek örgütlenmesi ise henüz tam teşekkül etmemiştir. Mesleki uygulamalar, Milli Mali Mevzuat çerçevesinde yürütülmektedir. Azerbaycan 1991'de bağımsız bir cumhuriyet haline geldikten sonra ekonomik alandaki gelişmeler, milli maliye ve muhasebe politikalarının uluslararası standartlara uyumlu hale getirilmesine olan ihtiyacı iyice artırmıştır. Azerbaycan'da da bu konuda birçok adımlar atılmıştır. Ancak muhasebede kurumsallaşma süreci ve uluslararası standartlara ulaşmak için yapılması gereken birçok çalışma vardır. Bunun için bu alanda eğitim kurumları ve eğitim programları geliştirilmeli, uluslararası standartlara uygun bir müfredat geliştirilmelidir. Bu alanda yapılacaklar için seminer ve kurslar düzenlenmelidir. UMS ve UFRS konularında bilgisi olan, yurtdışında bu alanda eğitim almış ya da eğiticilik yapmış kişilerden oluşan bir uzman grup kurulabilir. Muhasebe alanında literatüre katkı sağlayacak araştırmalar yapılarak metodolojik altyapı ile ilgili sorunlar giderilebilir. Anahtar Sözcükler: Azerbaycan, Muhasebe mesleği, Kurumsallaşma, Uluslararası muhasebe standartları.
Çevre muhasebesi
ÖZET 2000'li yıllarda muhasebe uygulamalarında yaşanacak e n önemli gelişmelerden birisinin de çevre muhasebesi alanında olacağı tahmin edilmektedir. Globalleşme süreci içine giren dünya ülkelerinde, ekonomik sosyal ve teknolojik gelişmelerin sonucu olarak ortaya çıkan çevresel sorunlar, dünyanın geleceğini sürekli artan boyutlarda tehdit etmeye başlayınca, çevre olgusu insanlığın gündemindeki yerini gecikmeli de olsa almış ve çevresel bilincin hızlı bir şekilde yerleşmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler kapsamında geleneksel kalkınma modelleri yeniden tartışılmaya ve çevre faktörünü dikkate alan yeni kalkınma anlayışları ile alternatif ekonomik yaklaşımlar geliştirilmeye başlanmıştır. Yine bu gelişmelerle birlikte uluslararası muhasebe uygulamalarının; özellikle maliyet ve yönetim muhasebesi sistem ve tekniklerinin çevre için de bir gereksinim oluşu çevre muhasebesi kavramını ortaya çıkarmıştır. Nitekim çevre muhasebesinin gerek makro açıdan gerekse mikro açıdan temel amacı çevresel konuların muhasebe sistemine entegrasyonudur. Çevresel bilgilerin muhasebe sistemi içinde öngörülmesi veya muhasebenin kapsamının bu bilgileri de içerecek şekilde genişletilmesiyle, ekonomik faaliyetlerde çevreye öncelik verilmesi ve böylece çevresel sorunların önlenmesine muhasebenin katkısının sağlanması amaçlanmaktadır. XIV
Türkiye'de sağlık harcamaları ve finansman modelleri: OECD ülkeleri ile karşılaştırılması
Türkiye'de sunulan sağlık hizmetlerinde özelleştirmeye yönelik reformların yapıldığı görülmüştür. Sağlık hizmetlerinin sunumu ve finansmanı politikacılar için her zaman önemli bir konu olmuştur. Sağlık harcamalarının devlet bütçesinde önemli bir paya sahip olması nedeniyle sağlık hizmetlerinin finansmanı sağlanırken doğru kararların alınması gerekmektedir. Dolayısıyla literatüre katkı sağlamak ve bu kararların alınmasına yardımcı olmak amacıyla Türkiye'deki sağlık hizmetleri harcamaları ve sağlık hizmetlerinin finansman modelleri incelenmiş, OECD ülkeleri ve OECD üyesi olan G7 ülkeleri ile Türkiye'nin sağlık hizmetleri harcamaları ve finansman modelleri karşılaştırılmıştır. 2000 – 2019 yılları arasında OECD ülkeleri ile Türkiye'nin kişi başına toplam sağlık harcamaları verilerini dolar bazında kıyaslandığında, Türkiye'nin diğer çoğu OECD ülkesinden az harcama yaptığı ve OECD ortalamasının da altında olduğu görülmektedir. Türkiye' de kişi başına toplam sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payının 19 yıllık süreçteki ortalaması %4,76, OECD ortalaması ise %8,57'dir. Türkiye GSYİH içinde, sağlık harcamalarına daha az pay ayırmaktadır. Türkiye sağlık finansman modeli olarak karma finansman modelini kullanmaktadır. Bu araştırmanın sonucunda Türkiye'nin sağlık harcamalarının diğer OECD ülkeleri harcamalarının çok altında olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Harcamaları, Sağlık Finansmanı, Finansman Modelleri
Kaynak tüketim muhasebesinin kalite maliyetleme sistemi ile bütünleşik kullanılması ve geleneksel maliyetleme sistemleri ile karşılaştırılması: Bir lojistik işletmesinde uygulama
Günümüz yoğun rekabet ortamında işletmelerin varlıklarını sürdürebilemeleri bu rekabet ortamıyla başa çıkabilmelerine ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlayabilmelerine bağlıdır. İşletmelerin rekabette üstünlük sağlamaları ve bu üstünlüğü sürdürülebilmeleri için kaliteden ödün vermeden maliyetleri olabildiğince düşürmeleri gerekmektedir. Kaliteden ödün vermeden maliyetlerin en aza indirilmesi, işletme yöneticilerinin aldıkları doğru kararlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. Alınan kararların doğruluğu, kararlara temel oluşturan bilgi ve verilerin doğru ve detaylı olamasına bağlıdır. Geleneksel muhasebe yöntemleri işletmeye yöneticilerinin alacakları kararlara destek oluşturacak veriler üretmesi için geliştirilen yöntemlerdir. Ancak bu maliyet yöntemlerinin doğru, detaylı ve güvenilir maliyet verisi sağlamada yetersiz kalması, yeni maliyet yöntemleri geliştirilmesine sebep olmuştur.bu arayışlar sonucunda kendinden önceki maliyetleme yöntemlerinin güçlü yönlerini bünyesinde toplayan kaynak tüketim muhasebesi yöntemi geliştirilmiştir. Bu çalışmada kaynak tüketim muhasebesi, kalite maliyetleme sistemleri ile bütünleşik olarak lojistik alanında faaliyet gösteren bir işletmeye uygulanmış ve geleneksel maliyetleme yöntemi ile karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda kaynak tüketim muhasebesinin amortisman uygulamasında tarihi maliyetler yerine, yenileme maliyetlerini kullanması, atıl kapasitenin hesaplanarak atıl maliyetlerin birim maliyetlere yüklenmemesi ve faaliyet bazında maliyet tespiti yapabilmesi gibi özelliklerinden dolayı daha doğru, detaylı ve güvenilir sonuçlar ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca kaynak tüketim muhasebesinin kalite maliyet sistemleri ile uygulanması, kalite maliyet sistemlerinin daha etkin ve verimli kullanılmasına katkı sağladığı görülmüştür.
Malatya ili maden, tarım ve turizm sektöründe yatırım potansiyelinin tespiti ve Malatya ekonomisine etkisinin analizi
Bu çalışmanın amacı, Malatya ilinin tarım, turizm ve maden sektörlerinin mevcut ve potansiyel durumunun analizinin yapılması ve bu doğrultuda hangi sektör veya sektörlerin en verimli yatırım alanı olduğunun tespit edilmesidir. Analizde kullanılacak veriler ilgili sektörlerin Malatya ekonomisine katkı sağlayacağı düşünülen ekonomik ölçütlerdir. Çalışmanın ilk bölümünde Malatya'nın tarihi, sosyoekonomik durumu ve jeopolitik konumu hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise İl'e ait tarım, turizm ve maden sektörleri ile ilgili mevcut durum tespit edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında ise tezin ana amacı olan Malatya'nın alternatif yatırım alanlarını bulmaya yönelik veriler derlenmiş, uygulanacak analiz yöntemleri belirlenmiş ve analiz sonuçları çerçevesinde en uygun yatırım alanı veya alanları tespit edilmiş ve önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Malatya, Yatırım Alanları, Panel Veri Analizi, Topsis Yöntemi
Fırat Kalkınma Ajansının Malatya bölgesindeki işletmelere 2013-2015 yılları arasında verdiği finansal destekler
Değişen dünya koşullarında ülkeler bütün bölgeleri ile komple bir kalkınmışlık seviyesi yakalamak arzusu içerisindedirler. Bu amaçla oluşturulan kalkınma ajanslarının ilk örnekleri Avrupa'da görülmekle birlikte Türkiye'de 1990'lı yıllarda faaliyetlerine başlamışlardır. Kalkınma ajanslarının ana amacı, ülke içerisinde kalkınması amaçlanan bölgeleri belirleyerek bu bölgelerin mevcut durumlarını tespit etmek ve mevcut durumu destekleyici çalışmalar yaparak bölgesel kalkınmışlık farklılıklarını ortadan kaldırmaktır. Merkezi Malatya ilinde bulunan Fırat kalkınma Ajansı 25.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 14.07.2009 tarih ve 15236 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuştur. Araştırma Malatya ilinde bulunan Fırat Kalkınma Ajansından 2013-2015 yılları arasında finansal destek almış 19 işletme üzerinden yürütülmüştür. Proje desteği alan işletmelerin aldıkları destek ile kapasite ve finansal durumlarında, personel sayılarında ve işletme verimliliklerinde sağladıkları avantajların tespit edilmesi amacıyla yapılan çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen anket formunda 30 adet soru bulunmaktadır. Anket formu ile elde edilen verilerin yüzde ve frekans değerleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, kalkınma ajansından temin edilen proje desteklerinin işletmelerin istihdam, üretim ve işletme kapasitesi, teknoloji kullanım durumu, ürün kalitesi ve çeşitliliği, hammadde siparişlerinde artış ve işletmelerin rakiplerine karşı rekabet avantajı elde etmesine olumlu yönde katkı sağladığı tespit edilmiştir.
Canlı varlıkların değerlemesi ve tarımsal faaliyetler (TMS 41) standardına göre muhasebeleştirilmesi
Tarım insaların her zaman ihtiyaç duyduğu bir sektör olduğu için ihtiyaca yönelik değişerek ve gelişerek hayatımızdaki yerini korumaktadır. Tarımsal ürünlere olan ihtiyacı karşılayabilmek için tarım alanındaki faaliyetler artan nüfus, kentleşme, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler gibi değişikliklere bağlı olarak profesyonelleşerek devam etmektedir. Profesyonelleşen tarım sektöründeki işletme yapılarıda bu gelişmelere göre değişiklik göstermektedir. İşletme yapılarının büyümesi gibi değişiklikler tarımsal faaliyetlere özgü muhasebe standartları ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. 2005 yılında çıkan Türkiye Muhasebe Standartlarından 41 nolu Tarımsal Faaliyetler Standardı Türkiye'de uygulanmaya başlamıştır. 2005 yılı sonrasında TMS 41'de birkaç defa düzenlemeler yapılmıştır. Son düzenleme 15/01/2019 tarihinde gerçekleşmiştir. 2011 yılı itibariyle de zorunlu olarak TMS'ye uygun defter tutulmaya başlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye Muhasebe Standartları ve Vergi Usul Kanunu Kapsamında ele alınan değerleme ölçülerinden bahsedilmiştir. TMS 41'in uygulanma şartlarına değinilmiştir. Tarımsal faaliyetler altında sınıflandırılan bitkisel üretim ve hayvansal üretim çeşitlerinin üretim miktarlarının Türkiye'deki ürün bazlı artış ve azalışları gösterilmiştir. Tarımsal faaliyet çeşitlerinin hepsinin ayrı muhasebe hesapları altında kayda alınması için akademisyenler tarafından tekdüzen hesap planına tarımsal faaliyetlerle ilgili bazı hesaplar eklenmesi önerilmiş ve bu hesaplar altında muhasebeleştirilme işlemleri detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: TMS 41 Tarımsal Faaliyetler Standardı, Canlı Varlıklar, Değerleme, Canlı Varlıkların Muhasebeleştirilmesi, Tarımsal Faaliyet
Maliyet hesaplama teknikleri ve faaliyet tabanlı maliyetleme: Sigara üretim tesisi uygulaması
Doğru maliyet bilgisi işletmelerin hem operasyonel hem de fnansal riskinin belirlenmesi, karlılık, planlama, kontrol, strateji belirleme ve karar verme gibi bir işletme için hayati önem taşıyan konularda yöneticilere yol göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda bir işletme için en uygun maliyetleme yöntemini seçmek geçmişten günümüze muhasebeciler, yöneticiler ve akademisyenler tarafından birçok kez ele alınan ve sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Günümüzün üretim organizasyonları, önceki yıllara göre çok daha karmaşık bir hale gelmiştir. Her ne kadar üretim sistemleri pazarın değişen ihtiyaçlarını karşılamak için değişmiş olsa da, birçok organizasyonda iç yönetim muhasebe sistemleri ve bilgi sistemleri değişmeden, olduğu haliyle kalmıştır. Bunun bir sonucu olarak da yöneticiler ve muhasebeciler, geleneksel maliyet sistemlerinden memnuniyetsizliklerini ve modern üretim ortamındaki uygunluklarına ilişkin endişelerini dile getirmişlerdir. Faaliyet tabanlı maliyetleme, geleneksel maliyetleme sistemlerine bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada bir sigara üretim işletmesindeki maliyetler, hacim tabanlı maliyetleme ve faaliyet tabanlı maliyetleme yöntemleri uygulanarak ayrı ayrı analiz edilmiş ve şirketin pazarlama ve satış politikaları ile ürünlerinin müşteri grubu özellikleri dikkate alınarak karlılık analizi yapılmıştır. Sonuçlar faaliyet tabanlı maliyetleme ve hacim tabanlı maliyetleme yöntemlerinin farklı maliyet ve dolayısıyla karlılık bilgileri ortaya koyduğunu göstermiştir. Farklı maliyetleme yöntemlerinin ulaştırdığı farklı sonuçlardan yola çıkılarak, maliyet analizi yöntemi tercihinin karlılık, fiyatlandırma, hedef kitle, pazarlama politikalarının belirlenmesi gibi işletmeye ait verilmesi gereken her tür stratejik kararda anahtar bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Faaliyete dayalı bütçelemeye yönelik faaliyete dayalı maliyetleme ve bir üretim işletmesinde uygulama
Günümüzde hızla değişen iş kurallarında işletmelerin nadir kaynakları daha etkin şekilde kullanmak için uygun makinelere sahip olmaları gerekmektedir. İşletmeler bu makinalarla, yalnızca kaynakları etkin şekilde dağıtmayı değil, ideal bir yönetim anlayışının geliştirilmesini ve desteklenmesini de hedeflemelidirler. Ancak geleneksel işletme bütçelerinin günümüz koşullarında kendilerinden beklenen faydaları sağlayamadığı ve ihtiyaçlara cevap vermediği ifade edilmektedir. Bu noktada günümüz bütçe yönetim uygulamalarında mevcut olan anlayış, bütçelerin yönetim aracı olarak kullanılmasında yetersiz kalmaktadır. Zira geleneksel bütçeler, genellikle önceden belirlenen finansal sonuçlara ulaşmak için faaliyetlerin yürütülmesine odaklanan bir araç konumundadır. Geleneksel bütçelerin dezavantajlarını ortadan kaldırmak amacıyla ortaya konulan faaliyet dayalı bütçeleme yaklaşımı, herhangi bir faaliyet dönemine ilişkin olarak istenilen çıktının elde edilebilmesi için ihtiyaç duyulan kaynakların miktarını belirleyen bir tahmin modelidir. Faaliyet dayalı bütçeleme yaklaşımı klasik bağlamda bütçe hazırlama sürecindeki gibi sadece finansal verilerin değerlendirilmesi ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda operasyonel verilerin değerlendirilip, sonuçlarının analizine olanak sağlayan bir yapı sunmaktadır. Bu çalışmadaki uygulama örneği özellikle, modelin uygulama evrelerini ayrıntılı şekilde gösterdiği, kaynakların bütçelenmesinde değişken ve sabit genel üretim giderlerini ayrı olarak ele aldığı için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, faaliyet dayalı maliyetleme, faaliyet dayalı yönetim ve faaliyet dayalı bütçelemeye ilişkin literatür incelemesi yapılmıştır. Bu çerçevede, söz-konusu faaliyet dayalı maliyetleme ve faaliyet dayalı bütçelemenin yapısı, uygulama süreçleri, avantaj ve dezavantajları açıklanmıştır. Sonrasında farklı bir faaliyet dayalı bütçeleme modeli oluşturmaya yönelik kavramsal bir model ortaya konulmuş ve söz-konusu modelin işleyişi, bir üretim işletmesinin verileri esas alınmak suretiyle gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile ortaya konulan faaliyete dayalı bütçeleme modelinin, işletme yönetiminin maliyet kontrolü ve performans değerlemesi amaçlarını gerçekleştirmede yol gösterecek etkin bir yapı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylece, işletme yöneticilerinin bütçeleme ve planlama konularına faaliyet dayalı bakış açısı kazanmaları yönünde önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.
Faizsiz bankacılık ve faizsiz fon kaynağı olarak sukukun yeterliği üzerine bir çalışma
Bu çalışmanın amacı dünyada faizsiz bankacılığın gelişimi ve gelişmekte olan İslam Ülkelerinde fon kaynağı olarak Sukuk'un yeri ve önemi ile ilgili fikir vermektir. Kapsamlı bir kaynak incelemesinin ardından Sukuk ihracının İslam Ülkelerindeki fon sağlama problemlerini azaltmada önemli bir rol oynayabileceği görülmüştür. Yapılan araştırmalar, fon sağlama probleminin pek çok İslam Ülkesi için geçerli ve önde gelen unsurların başında geldiği ortaya konmuştur. Bununla birlikte sonuçlar, Sukuk'un pek çok İslam Ülkesinde fon sağlama boşluğunu doldurabilecek uygun bir alternatif olabileceğini göstermektedir. Anahtar Söcükler: Faizsiz Bankacılık, Sukuk ve Sukuk ihracı, Fon kaynakları