Sakarya University
Anabilim Dalı

Temel Bilimler Anabilim Dalı

Sakarya University

68

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Uzaktan eğitim sürecine duyulan güvenin ilkokul paydaş (öğretmen, idareci, veli) görüşlerine göre incelenmesi

Bu çalışmanın amacı uzaktan eğitim sürecine duyulan güveni ilkokul paydaş (öğretmeni idareci, veli) görüşlerine göre incelemektir. Bu amaçla çalışmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örnekleme yoluyla seçilmiş olup; 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Ağrı'da görev yapmakta olan 28 ilkokul idarecisi, 150 sınıf öğretmeni ve bu ilde ikamet eden 201 ilkokul velisinden oluşmaktadır. Katılımcıların görüşlerini almak için kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formunda ilkokul idarecilerine 5, sınıf öğretmenlerine 7 ve ilkokul velilerine ise 4 soru sorulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz ile analiz edilmiştir. Bulgular incelendiğinde ilkokul paydaşlarının uzaktan eğitim sürecinde kullanılan dijital uygulamaları genel anlamda güvenilir buldukları, ancak tüm paydaşların uzaktan eğitimle karşılaştırıldığında geleneksel eğitimi daha güvenilir gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Paydaşlar bu süreçte en çok maddi imkansızlıklardan kaynaklı sorunlar, internet erişimi ve alt yapı sorunları, katılım azlığı ve devamsızlık sorunları yaşamalarından dolayı güvenlerinin zedelendiğini belirtmişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin ders verme ile ilgili yeterlik boyutunda kendilerine güven duydukları ancak öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde görev ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri için velilere güven duymadıkları ortaya çıkmıştır. Çalışma sonucunda uzaktan eğitimin geleneksel eğitimin yerini tutamasa da eğitim-öğretimin devamını sağladığı ve sağlık açısından koruduğu için paydaşlara az da olsa güven duygusu verdiği görülmüştür.

GüvenUzaktan eğitimVeliler+3
Merve Can Yıldırım
Agri Ibrahim Cecen University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orta Anadolu Abdal müzik geleneğinde keman sazının kullanımı (Seyit Çevik örneği)

Günümüz keman çalgısının tarihi incelendiğinde, tıpkı diğer yaylı çalgılar gibi Orta Asya'da kullanılan ıklığ çalgısından türetildiği görülmektedir. Avrupa'da geliştirilen bu çalgının daha sonraki zamanlarda farklı etkileşimler ile birlikte Anadolu'ya geldiği bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğunda başlatılan batılılaşma hareketleri ile birlikte keman sazı Türk müziğinde kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Türk halk müziğine girişi tam olarak bilinmemekle birlikte 1934 yılında yapılan müzik yasağının bu durumda önemli bir rolü olduğu da söylenebilmektedir. Anadolu da birçok farklı bölgede kullanılan keman, mahalli sanatçılar tarafından da icra edilmektedir. Bu sanatçılardan biri de Keskinli Seyit Çevik'tir. Bu çalışmada Türk halk müziğinde kullanılan keman sazı Seyit Çevik ve eserleri ile açıklanmaya çalışılmıştır. Çevik'in keman icra biçimi incelenmiştir ayrıca kendisine ait üç farklı albümde yer alan 21 adet eser belirlenmiş ve notaya alınmıştır. Eserler makam, ses sahası gibi unsurlar üzerinden incelenmiştir. Literatürde, keman çalgısının Türk halk müziğinde kullanımı özelindeki kaynakların yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Türk halk müziğinde önemli bir yere sahip olduğu düşünülen keman çalgısının literatürde de bu öneminin kanıtlanabileceği amacı ile bu çalışmanın üretildiği söylenebilmektedir. Aynı zamanda bu çalışmanın keman sazının Türk halk müziğinde kullanımı üzerine yapılacak farklı çalışmalara da kapı açacağı düşünülmektedir. Bu çalışma karma araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir ve çalışma sürecinde nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama, tarihsel araştırma ve alan araştırması yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda ise; keman sazının halk müziğinde önemli bir yer edindiği, hatta bir halk müziği çalgısı olarak isimlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca Çevik'in eserleri incelendiğinde kemanın tamamen yöre tınılarına uyum sağladığı ve yöresel ezgide bir kopukluk yaratmadan icra edildiği de saptanmıştır.

Türk halk müziğiTürk çalgılarıYaylı çalgılar
Deniz Beyhan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Avni Anıl'ın Türk müziğine katkıları ve makam kullanım tekniği

Köklü bir geçmişe sahip olan Türk Müziği makamları, zaman içerisinde çeşitli değişikliklere uğrayarak bestekârlar tarafından eserlerde farklı şekillerde işlenmiştir. Bu değişime katkı sağlayarak önde gelen bestekârlar arasında yerini alan Avni Anıl, mûsikî alanında yaptığı çalışmalar ve bestelediği eserlerle Türk mûsikîsinde makamların seyir kullanımına zenginlik kazandırmış önemli bir bestekârdır. Avni Anıl bestecilik serüvenine Üsküdar Mûsikî cemiyetine gittiği dönemde, hocası Emin Ongan'ın teşvikiyle başlamıştır. Ardından yaptığı besteler, sanatçı arkadaşları tarafından da çok beğenilmiş ve her geçen gün artarak devam etmiştir. Bu çalışmada; Avni Anıl hakkında, hocası Emin Ongan'ın ve sanatçı arkadaşlarının bazı söylemlerine, ayrıca kız kardeşi emekli radyo sanatçısı Berhayat Anıl ile yapılan röportaja ve bestekârın kendi yaşam öyküsünü anlattığı bir biyografiye yer verilmiştir. Yapılan araştırma doğrultusunda Avni Anıl'ın Devlet Korosu arşivinde yer alan 154 eseri tespit edilmiştir. 152 şarkı, 1 ilâhi ve 1 çocuk şarkısı formunda bestelenmiş olan bu eserlerin makamsal analizinin incelenmesi sonucunda, kullanılan makam geçkilerinin belirlenerek bestekârın makam kullanım tekniğine ulaşılması amaçlanmıştır. Ayrıca eserlerin adının, makamının, usûlünün, güftekârının ve arşiv numarasının yer aldığı bir tablo oluşturulmuştur. Avni Anıl'ın eserlerinde; 2 Acemkürdî, 27 Hicâz, 2 Hüseynî, 14 Hüzzâm, 1 Karcığar, 31 Kürdîlihicâzkâr, 2 Mâhûr, 5 Muhayyerkürdî, 50 Nihâvend, 1 Nikrîz, 8 Rast, 1 Sabâ, 2 Segâh, 2 Sûzidil, 2 Sûznâk, 3 Uşşâk ve 1 Yegâh olmak üzere 17 farklı makam ve 8 farklı usûl kullanıldığı saptanmıştır. Araştırma aşamasında, Avni Anıl'ın yaşamı ve bestekârlığı ile ilgili bilgilere ulaşabilmek için, betimsel tarama yöntemi kullanılmış olup, ayrıca görüşme tekniği uygulanmıştır. Makam kullanım tekniği ise eserlerindeki makamın yapısı ve usûlü dikkate alınarak incelenmiştir.

Anıl, AvniKlasik Türk müziğiMakamlar+2
Pelin Taşkın
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zaralı Halil Söyler'in hayatı ve eserlerinin incelenmesi

Bir toplumun varlığı ve devamlılığı ancak kültürü ile sağlanabilmektedir. Anadolu coğrafyasında köklü bir geçmişe ışık tutan Sivas ili gerek kültürel zenginliğiyle gerekse yetiştirdiği sanatçılarla fark oluşturmuş merkezlerdendir. Nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan bu şehir, birçok usta sanatçı yetiştirmiştir. Bu ustalardan biri olan Zaralı Halil Söyler, güçlü sesi ve kendisine has icrasıyla genç yaşta yaşadığı coğrafyada ün salmış ve halka mal olmuş sanatçılar arasında yerini almıştır. İcra ettiği eserlerde ustaca kullandığı tavrı ve yöresel üslubu, kendisini araştırmamıza yönlendiren sebeplerden olmuştur. Çalışmada Zaralı Halil Söyler' in yaşantısına dair bilgilere yer verilmiştir. Ulaşılabilen 41 adet eserin ses kaydı notaya aktarılarak transkripsiyonu yapılmıştır. Notaya aktarılan eserler tür, usul, makamsal benzerlik, güçlü sesi, karar sesi ve ses genişliği açısından incelenerek temel müzik özellikleri ortaya çıkarılmıştır. Yapılan incelemede eserlerin büyük çoğunluğu hüseyni makamına benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Güçlü sesleri genellikle 5. derece kullanılmış olup La kararda çoğunluk oluşturmuştur. Usul yönünde ise ağırlıklı olarak 4/4 ve 10/8 usul kullanılmıştır. Metronom açısından sıklıkla Prestosimo (193…)' ya yer verilmiş, ses genişliğinde daha çok 7 ve 8 ses aralığında olan türküler seslendirdiği tespit edilmiştir. Veriler belgesel tarama ve görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiş olup, içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir.

BiyografiHalk müziğiMahalli sanatçılar+4
Muhammed Göksu
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Âşık izzet Savaş'ın (aziyet) hayatı, eserleri ve âşıklık geleneği içindeki yeri

Âşıklık geleneği geçmişten günümüze kadar aktarılan, günümüzde de canlılığını sürdüren köklü birgelenektir. Emlek bölgesi, Türkiye âşıklık geleneği içerisinde önemli bir kültür merkezikonumundadır. Emlek bölgesi ağırlıklı Sivas ili içerisinde olmakla birlikte Tokat, Yozgat ve Kayseri illerini kapsamaktadır. Bu çalışma;Emlek bölgesini iyi bir şekilde yansıtan,âşıklık geleneğinin devam ettirilmesinde,yaşatılmasında rol alan,geleneğin temsilcilerindenİzzet Savaş'ın hayatı, sanatı, aşıklık geleneğiiçindeki yerini belirlemeye yöneliktir.Âşık İzzet Savaş üzerine, akademik hassasiyetler güdülerekyapılmış bir çalışma bulunmamaktadır.Bu gelenek temsilcisi üzerine bir alan yazının olmayışı,Âşıkİzzet Savaş üzerinden gelenek dışındaki âşıklığın tanımlanmasıçalışmanın odaklandığı temelproblemdir. Çalışmanın birinci bölümünde Âşık İzzet Savaş'ın hayatı, ikinci bölümde Anadolu âşıklık geleneği,Türkiye'de âşıklık geleneği ve âşıklıkla ilgili temel bilgiler, Emlek bölgesi âşıklık geleneği anlatılmışve İzzet Savaş'ın bu gelenek içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü ve sonbölümünde ise Âşık İzzet Savaş'ın yazmış olduğu eserlerin transkripsiyonu, İzzet Savaş için yazılmışeserlerin transkripsiyonu verilmiş, amaçlı rastgele örneklem ili seçilmiş sekiz kırık, sekiz uzun havanotaya alınarak incelenmiştir.Çalışmada nitel araştırmalarda kullanılan veri analiz yöntemlerindendoküman analizi,İzzet Savaş'ın biyografisi oluşturulurken öyküleme, notaya alınan eserlerinseçiminde amaçlı örneklem modeli kullanılmıştır. Çalışma içerisinde Anadolu ve Türkiye âşıklık geleneği tanımlanmaya çalışılmış, Emlek bölgesininyöreye özgü çalgısal, vokal ve müzikal özellikleri ortaya koyulmuştur. İzzet Savaş'ındört albümününher birinden ikişer uzun ve kırık hava notaya alınarak yöreye özgü olan özelliklerle benzerlik vefarklılıklar ortaya koyulmuştur.

Aşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)Biyografi+1
Mehmet Der
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin incelenmesi: Mahmut Şirin Demir, Seyithan Atar ve Selahattin Davulcu örnekleri

Türk halk oyunlarında genellikle bir oyuna bir melodi eşlik etmektedir. Fakat Diyarbakır yöresine bakıldığında bir oyunun birden fazla melodisi olduğu görülmektedir. Bu çeşitlilik, çalan kişiye göre değişkenlik gösterebilmektedir. Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin incelenmesinde örnek olarak seçilen icracılar, halk oyunlarında temel ve genel olarak kullanılan çalgıların davul ve zurna olması göz önünde bulundurularak; zurna icracılarından olması, yörede kabul görmüş kişilerin olması, hayatta olması ve yöre ekipleri ile çalışan aktif icracı olması kriterlerine göre belirlenmiştir. Kendilerini Dom olarak adlandıran icracılar Diyarbakır yöresi halk oyunları müziklerinin icrasında aktif rol almaktadırlar. Araştırmada Mahmut Şirin Demir, Selahattin Davulcu ve Seyithan Atar'ın hayatı hakkında bilgilere yer verilmiştir. 3 icracı tarafından icra edilen 7 oyunun müzikleri, video ve ses kayıt cihazları aracılığı ile kayıt altına alınmış, Mus2 nota yazım programı kullanılarak transkripsiyonu gerçekleştirilmiştir. Notaya alınan eserlerinusûl, karar ses, güçlü ses, ses genişliği, tempo dağılımları ve kullanılan dizinin benzerlik gösterdiği makamsal özellikleri ortaya konulmuştur. Gerçekleştirilen incelemeler neticesinde oyun müziklerinin icrasında kullanılan usûl ve tempo özellikleri benzerlik gösterirken, karar ses, güçlü ses, ses sahası ve kullanılan dizinin makamsal benzerlik özellikleri, icracılara göre farklılık arz etmektedir. Veriler, belgesel tarama, gözlem ve görüşme teknikleri kullanılarak elde edilmiş, içerik analizi tekniği ile çözümlemesi yapılmıştır.

Fatih Aydın
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İzmir Tahtacı Türkmenleri müzik kültürü; Yakapınar örneği

Günümüzde ülkemizde bulunan toplulukların kültür tarihi incelendiğinde varlığını sürdüren birçok kültüre rastlamak mümkündür. Gerek göç ile Anadolu'ya gelen gerekse en baştan bu yana Anadolu topraklarında yaşayan topluluklar bulunmaktadır. Göç kavramıyla, kültür alışverişi, kültür aktarımı gibi durumlar söz konusu olmuştur. Bu etken durumlar neticesinde şimdilerde değişime uğrayarak son halini alan kültürlere ve beraberinde uzun sureli kapalı toplum olarak yaşayarak değerlerini korumaya çalışan kültürler bulunmaktadır. Kapalı yaşayışı benimseyerek uzun yıllar kültürel değerlerini korumaya çalışan topluluklardan biri ise Tahtacılardır. Ülkemizin bir çok yerinde yaşamlarını sürdüren tahtacılar genel olarak toplumdan uzak dağlık ve ormanlık arazilerde yaşamayı tercih etmişlerdir. Toplumdan uzak yaşayışlarını sürdüren Tahtacıların kendilerine has müzik pratiklerinin olduğu söylenilebilir. Bu çalışmada Türk halk müziğine katkılarının olduğu bilinen tahtacılar ve tahtacı köyünden derlenen eserler, müzik pratikleri başlığı altında, açıklanmaya çalışılmıştır. Tahtacı köylerinden biri olan İzmir Bayındır ilçesi Yakapınar Köyü'nde derleme çalışması yapılarak 11 esere ulaşılmıştır. Ulaşılan eserler notaya alınarak, makam, usül gibi başlıklar altında inceleme yapılmıştır. Bu eserlerin 7 tanesi uzun hava formunda, 4 tanesi kırık hava formunda olmuştur. Yapılan araştırmalar neticesinde literatür taramasında Tahtacılar ile yapılan çalışmaların olduğu görülmektedir. Uzun yıllar kapalı toplum olarak yaşayan Tahtacıların keşfedilmeyen müziklerinin olduğu düşünülerek bu çalışmanın yapılması hedeflenmiştir. Ülkemizin değerlerinden olan tahtacıların ulaşılmayan eserlerine ulaşılması ve Tahtacıların konu edinildiği çalışmalara destek olması hedeflenmiştir. Bu çalışmada karma araştırma modeli benimsenmiştir. Çalışma süresince nitel araştırma yöntemlerinden olan literatüre tarama, tarihsel araştırma ve alan araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan bu araştırma sonucunda Tahtacıların müzik pratiklerinin kendine has olduğu ve Türk halk müziğine önemli katkıda bulundukları söylenebilir. Yanı sıra İzmir bölgesinde hala Tahtacı köylerinin bazılarında Tahtacı müziklerinin geleneksel olarak icra edildiğine ulaşılmıştır. Bu icraların devam ettiği köylere ulaşılarak Tahtacıların kültürlerinin unutulmaması adına yapılan icralar kayıt altına alınarak yazılı hale getirilmiştir.

SemahTahtacılarTürk halk müziği+1
Sedat Gürz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karadeniz yöresi müzik kültüründe kemençe çalgısının popülerleşmesi sürecinde Cemal Berber'in katkısı

Popüler kültür bağlamında müzik, insanları özellikle duygusal açıdan tatmin eden bir özellik taşımaktadır. Günümüzde farklı yaş grupları, dinledikleri müzik türlerine göre ayrışmaktadır. Orta yaş grupları geleneksel müzikler ve popüler müzikler dinlerken, gençler özellikle daha hareketli Türkçe ve yabancı sözlü müzikleri tercih etmişlerdir. Karadeniz yöresi müziği de orta yaş grupları ve gençler arasında popülerlik gösteren bir ritme ve içeriğe sahiptir. Özellikle Karadeniz yöresi müziğinde geleneksel bir çalgı olan Kemençe sazı yörenin duygusunu aktaran bir özelliğe sahiptir. Karadeniz kemençesinin ortaya çıkış tarihi belirlenemeyecek kadar eski olmasına rağmen Türkiye genelinde 2000 yılına kadar etkin olarak kullanılmamış ve Karadeniz kemençesi ile yapılan müzik, belli kalıpların dışına çıkmamıştır. Kemençe, genel olarak çift tel üzerinden tril süsü; yani parmağın tele hızlıca vurulması şeklinde icra edilmekteydi. Cemal Berber'in 'vibrasyon tekniği' yani parmağın bir nota üzerinde hızlıca aşağı yukarı doğru hareket ettirilmesi, Karadeniz kemençesine yeni bir icra şekli getirmiştir. Bu vibrasyon tekniği, Karadeniz kemençesi ile icra edilen müziğin popüleritesinin artmasına katkı sağlamıştır. Araştırma nitel karakterde olup belge analizi, literatür taraması ve görüşme tekniği (halk tarafından kabul görmüş olan müzisyenlerle kişisel görüşmeler) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, Cemal Berber'in Karadeniz kemençesine katkısının anlaşılması için ortalama 100 yıllık süreç içerisinde kemençe ile yapılan çalım tarzları araştırılmıştır. Karadeniz kemençesinin göze çarpan popülerliğine Cemal Berber'in kemençe icra şeklinin bu müzik türünün dinlenme ve yaygınlaşması üzerine etkisi araştırılmıştır. Cemal Berber'in hayatında akademik müzik eğitimi almadığı, ancak muazzam bir kulak, gözlem ve kavrama yeteneğine sahip olduğu anlaşılmıştır. Müzikteki başarısında, farklı bir teknik ortaya koymasındaki yaratıcılığı önemli bir rol oynamıştır. Ayrıca, müziğini icra ederken kullandığı farklı tekniklerin yanında, duygu ve hislerini müziğine başarılı bir şekilde aktarabilmiştir. Böylece, farklı müzisyen grupları tarafından dikkatleri üzerine çekerek onlarla çalışmalar yapmış ve sanatını yöresel olmaktan çıkartıp tüm Türkiye'ye tanıtabileceği ortamlara ulaşmıştır.

Aydın Sarmusak
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Azerbaycan halk çalgısı kamançanın pedagojik ve organolojik açıdan incelenmesi

Kamança çalgı aleti Azerbaycan müzik medeniyetinin ayrılmaz parçasıdır. Birçok ülkede farklı adlarla tanınan bu çalgı aleti Azerbaycan'da Kamança olarak bilinmekte ve sevilmektedir. Kamança çalgı aleti hakkında bilgiye birçok yazıda, eserde rastlanmış, minyatür resimlerde bu çalgı aleti betimlenmiştir. Zengin bir geçmişi olan bu çalgı aleti farklı zamanlarda birçok halkın müzik medeniyetinde kullanılmıştır. Ortaya çıktığı günden müşayet (eşlik) çalgısı olarak kullanılan kamança, bugün Azerbaycan'da farklı bir şekilde de kullanılmaktadır. Eski zamanlarda birçok meclislerde tar, hanende (mugam ustası) ile birlikte kullanılan ve kulaktan icra edilen bu çalgı aleti dahi besteci Üzeyir Hacıbeyov tarafından notalı halk çalgı aletleri orkestrasının oluşturulmasıyla, diğer çalgı aletleri gibi yeni bir soluk kazanmıştır. Diğer çalgı aletleriyle beraber kamança çalgı aleti için de nota sisteminin oluşturulması, bu çalgı aleti için birçok bestecinin eserler yazmasına vesile olmuştur. Bugün bu çalgı aletine Azerbaycan'da büyük ilgi ve sevgi görülmektedir. 5 ve 11 senelik okullarda eğitimine başlanılan bu çalgı aletinin sonraki aşamalarda konservatuvarlarda eğitimine devam edilmektedir. Kamança için nota sisteminin oluşturularak bestecilerin eserler yazmasıyla ve ayrıca birçok kamança eğitimcisinin ve icracıların da eğitim alanında sundukları katkılar ile kamança literatürü zenginlik kazanmıştır. Besteciler, icracılar, eğitimciler tarafından kamança çalgı aleti için pedagojik alanda büyük katkılar sunulmuş, kamança icracılığına dair bilgilerin toplandığı kitaplar, etütler, gamlar, kamança eğitimi için metotlar, Azerbaycanlı ve yabancı bestecilerin eserlerinin kamança icracılığı için düzenlenerek kitap haline getirilmesi gibi çalışmalarla kamança icracılığı gelişmiş ve bu çalgı aletinin teknik imkanları artmıştır.

Leyla Bayramzade
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ezgi ve sözün duygular üzerindeki etkilerinin ayrıştırılarak incelenmesi: Bursa örneği

Yaratımından dinleyiciye ulaşmasına kadar her evresi duygu ile ilişkili olan müzik, tempo, ritim, armoni gibi pek çok öğeye sahiptir. Bununla birlikte günümüzde sıklıkla dinlenilen müzikte söz de çok önemli bir yere sahiptir. Ancak müziğin duygularla ilişkisini inceleyen araştırmaların söz öğesini sıklıkla ihmal ettikleri görülmektedir. Sözün duygusal etkisini ele almış az sayıdaki araştırma çelişkili bulgular sunmuştur. Türkiye literatüründe ise sözsüz ezgi ve sözlü ezginin oluşturduğu duyguları inceleyen bir araştırma ise, ulaşılabildiği kadarıyla, mevcut değildir. Şimdiki araştırma, sözsüz ve sözlü ezgilerin tetiklediği duyguları incelemek amacıyla yapılmış betimsel bir araştırmadır. Araştırmada orta metronoma ve hüzünlü sözlere sahip olan "Arpada Ektim" ve "İp Attım Ucu Kaldı" isimli türkülerin bölümleri kullanılmıştır. Araştırmaya Bursa'nın İnegöl ilçesinde okuyan 551 lise öğrencisi katılmıştır. Araştırmada, demografik bilgi formu ve 14 maddelik duygu skalasının yanı sıra, Türkiye'deki, geçerlik ve güvenirliği, ulaşılabildiği kadarıyla, ilk kez bu çalışmada yapılan Kutcher Ergenlerde Depresyon Ölçeği de kullanılmıştır. Bulgular, sözsüz ezgilerin olumlu ve olumsuz duyguları bir arada ortaya çıkardığını; sözlü ezgilerin ise sıklıkla olumsuz duygulara yol açtığını göstermektedir. Ayrıca araştırmada sözsüz ve sözlü dinletilerde ortaya çıkan duyguların, cinsiyet, sınıf düzeyi, tercih edilen müzik türü, içinde bulunulan duygu durumu ve depresyon eğilimine göre katılımcılar arasında farklılaşıp farklılaşmadığı sorularına da yanıt aranmıştır. Elde edilen bulgular, amaç ve alt problemler doğrultusunda tartışılmıştır.

DepresyonDuygusal etkiEzgi+7
Samet Planalı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk müziğinde keman eğitimi üzerine yazılmış üç metodun incelenmesi ve etütler

Bu tezde Aydın Oran, Zeynep Barut ve Hakan Şensoy'un yazdıkları metotlar incelenerek Türk Müziği keman eğitimindeki farklılıklar ve benzer noktalar ele alınmıştır. Yazarların uyguladığı metotlar ve etütler incelenmiş, Türk Müziği keman sistemi ve Batı Müziği keman sistemlerine değinilmiştir. Türk Müziği keman eğitiminde metotsuzluk vurgulanarak yazarlar tarafından da daha çok metot yazılması gerektiği vurgulanmıştır. Tezin sonunda Türk Müziği keman eğitiminde öğrencilerin yararlanmaları için yazmış olduğum etütlere yer verilmiştir.

EtütEğitim yöntemleriKeman+3
Fatih Adalı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sabâ makam müziğinin theta ve alpha beyin dalgalarına olan etkisi: Bir nexus-4 EEG çalışması

Müzik ve beyin üzerine yapılan disiplinler arası çalışmalarda farklı yöntemlere başvurulmuş ve hepsinin ortak konusu algı olmuştur. Bu araştırmada, farklı bölümlerde okuyan öğrencilere müzik dinletilerek ve anlık EEG çekimi uygulanarak Theta ve Alpha dalgalarında bir değişkenlik olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Araştırma, üç farklı alanda (sayısal, sözel ve müzik) eğitim alan kalıtımcılara,Sabâ makamında bir eser dinletilerek gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini elde etmek için farklı alanda eğitim alan üniversite öğrencilerine deney aşamasından önce anlık duygu durumlarını ölçen Beck Depresyon Testi uygulanmış, sonra Sabâ makamında eser dinletilerek, Nexus-4 Neurofeedback cihazı ile anlık EEG çekimi yapılmıştır. Uygulama sonunda katılımcıların Sabâ makam müziği hakkındaki yorumları ses kaydına alınmıştır. Araştırmanın sonucunda; Bütün katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında, müzik alanında 7 katılımcının, sözel alanda 7 katılımcının, sayısal alanda 5 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre; erkek katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında müzik alanında 4 katılımcının, sözel alanda 4 katılımcının, sayısal alanda 1 katılımcının; kadın katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında Sayısal alanda 4 katılımcının, Müzik alanında 3 katılımcının, sözel alanda 3 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında erkek katılımcılar arasında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların, kadın katılımcılar arasında ise en fazla sayısal alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Artan değerlerde katılımcıların dinledikleri müziğe karşı, hayal kurma, rahatlama, beğenme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir. Düşen değerlerde ise; rahatsız olma, beğenmeme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir.

AlfaBeyin dalgalarıElektroensefalografi+6
Dilek Deniz Kurşunet
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu düğün eğlencelerinde Köçeklik geleneği

Köçeklik geleneği, Osmanlı dönemi eğlence hayatında önemli bir yere ve işleve sahiptir. Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yaparak Anadolu'nun önemli kültür ve sanat merkezlerinden birisi olan Kastamonu, maddi ve manevi değerlerini koruyarak geçmişten günümüze ulaştıran illerden birisidir. Kastamonu yöresi ve çevresinde günümüzde "köçek" terimi düğün eğlencelerinde profesyonel anlamda davul, zurna ve kemane müziği eşliğinde dans eden, erotizmden ve eşcinsellikten uzak olan kostümünü sadece şovunu sergilerken kullanan, Anadolu eğlence kültürünün bir parçası kabul edilen dansçı erkeklere verilen isimdir. Kastamonu yöresinde "köçek" olarak adlandırılan erkek dansçıların "sünnet düğünlerinde, kahve, kadın ve erkek eğlencelerinde, gelin alma (hak, konvoy, gelin çıkartma) seremonilerinde" dans ettirilmesi önemli bir gelenektir. Köçeklik geleneği Kastamonu kültürünün ve düğün eğlencelerinin ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmektedir. Kastamonu yöresinde sahne sanatlarının en renkli dansçıları olan köçekler tecrübelerini usta çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa devam ettirmişlerdir. Köçekler; dans ettikleri müzikleri ustaca söyleyebilen aynı zamanda davul, kemane, zurna enstrümanlarını da ustalık ile çalabilen birer müzisyenlerdir. Kastamonu yöresinde köçekler aynı ekipte çalıştıkları diğer ekip üyeleriyle de ayrılmaz bir bütündür. Yörede köçeklik mesleği ile ilgilenen kişilere saygı duyulmaktadır. Geçmiş yıllardaki düğün eğlenceleri; popüler kültür, teknolojinin ilerlemesi, köy düğünlerinin azalması, düğün sürelerinin kısalması ve göçler sebebi ile günümüzde önemini yitirmiş olsa da yöredeki köçekler günümüzde düğünlerin neşesi ve eğlencesi olarak kabul edilmektedir. Farklı mesleklere sahip kişiler tarafından köçeklik geleneği kültür olarak benimsenmekte ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir gelenek olarak görülmektedir. Bu çalışma; Kastamonu ilinin zengin kültürünün günümüze aktarımının sağlanması, köçeklik geleneğinin ve köçek takımlarının düğünlerdeki ve toplumdaki yerinin ve sosyal statülerinin ortaya çıkarılması açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmada, Kastamonu köçeklik geleneği hakkında "nitel ve nicel" araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket soruları, Kastamonu ilinde ve ilçelerinde yaşayan katılımcılara (n:566); cinsiyet, ikamet, meslek, eğitim ve medeni durum vb. özellikler dikkate alınarak uygulatılmıştır. Anketin "coranbach alfa katsayısı" 86 olarak bulunmuştur. Araştırmanın nitel verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme yardımıyla toplanılmıştır. Köçeklik geleneğini yaşatan ekip üyeleri ve Kastamonu'da yaşayan yerel halktan 53 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır.

DüğünEğlencelerGelenekler+6
Zehra Dinçer
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dârülelhan Külliyâtı Anadolu halk şarkıları 5 no'lu defterin günümüz Türkçesine aktarılması ve incelenmesi

Bu araştırmada Dârülelhan'ın tarihçesinden ve yaptığı nota yayımlarından kısaca bahsedildikten sonra, Dârülelhan Külliyâtı Anadolu Halk Şarkıları 5 no'lu defterin günümüz Türkçesine aktarılması ve içeriğinde bulunan eserlerin TRT Repertuvarında kayıtlı olup olmadığı, güfteleri itibariyle benzerlikler gösterenlerin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın başında öncelikle Dârülelhan Külliyâtı Anadolu Halk Şarkıları 5 no'lu defterde bulunan eserler günümüz Türkçesine aktarılmış ardından da TRT repertuvarından, Nota Arşivleri sitesinden ulaşılan eserlerle benzerlikleri bakımından karşılaştırılarak incelenmiştir. 1927 yılında Ekrem Besim Bey tarafından yayıma hazırlanmış olan bu defterin içeriğinde, giriş kısmında Ekrem Bey'in bir mukaddimesi ve devamında Konya, Karaman, Urfa yörelerinden derlenmiş olan, birisi sözsüz oyun havası olmak üzere toplam 34 eser bulunmaktadır. Ekrem Besim Bey'in mukaddimesi ve 34 eser Osmanlı Türkçesinden günümüz harflerine aktarıldıktan sonra TRT repertuvarı ve Nota Arşivleri isimli siteden başlık kısımlarında bulunan isimleri ve güfteleri ile aramalar yapılmış, bulunan eserler usûl, yöre, melodik yapı ve güfte benzerlikleri bakımından karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucu defterde bulunan Şerif Hanım Türküsü, Âşıkın Yaylası, Ağlama Yâr Ağlama, Petekte Üzüm başlıklı eserlerin sayılan özellikler bakımından benzer nüshalarına ulaşılmıştır. Bu çalışma ile 5 no'lu defterde bulunan 34 adet eserin notası, günümüz harflerine aktarılması yapılan güfteleriyle birlikte tekrardan yazılmış ve icrâ için uygun hale getirilmiştir.

DarülelhanEtnomüzikolojiEzgi+7
Emrah Öndeş
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kanun çalgısı için geliştirilen faydalı model ve icra şeklinin uzman görüşlerine göre değerlendirilmesi

Geçmişten günümüze kadar birçok kanun sazı icracısı gelmiş ve bu icracılar farklı çalım teknikleri geliştirmişlerdir. Bu kanun icralarının günümüze kadar unutulmadan gelmeleri ve günümüzdeki kanun sazı icracılarından bazılarının icra olarak öne çıkmasının sebebinin kendilerine özgü çalım tekniklerini ve üsluplarını geliştirmeleri olduğu düşünülmüştür. Bu sebeple bir enstrümanisti dinlediğimizde kendisini görmesek bile kim olduğunu icra edişinden anlamamız gerektiği anlaşılmıştır. Araştırmacı tarafından farklı vurgusal (mızrap tavrı) geliştirmek ve düşünülen kanun tavrını icra edebilmek amacıyla 2004 yılında faydalı model kanun tasarımı ortaya konmuş ve tekniği uygulanmaya başlanmıştır. 2004 yılından bu yana tekniksel açılımları yapılmıştır. Yapılmış olan bu tezde geleneksel kanun sazından farklı olarak tasarlanmış faydalı model kanun tasarımı ve tekniği hakkında bilgiler verilmiş, faydalı model kanun tasarımı ve tekniği ile üç eser icra edilmiştir. (Rast Saz Semaisi/Benli Hasan Ağa, Nihavend Sirto/Göksel Baktagir, Carmen Habanera Bölümü/Georges Bizet). İcra edilen üç eserin tanıtım video kayıtları alanında uzman beş kişi (akademisyenler, Kültür Bakanlığı) kanun sanatçılarına izlettirilmiş, Uzmanların demografik bilgilerini elde etmek amacıyla önce kişisel bilgilerine yönelik sorular yöneltilmiş ardından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formuna göre araştırma soruları yöneltilmiş ve uzmanlardan yanıtları alınmıştır. Yapılan görüşmelerde elde edilen veriler yüzde- frekans değerleri ile tablo halinde verilmiştir. Araştırmada faydalı model kanun yapısının ve tekniğinin geleneksel kanun yapısından ve tekniğinden icra yönüyle, yapısal yönüyle ve duyuşsal olarak belirgin farklılıkları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KanunMüzikMüzik aletleri+3
Orçun Çalkap
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erzurumlu Âşık Reyhani'nin hayatı ve eserlerinin incelenmesi

Anadolu yurt edinildiğinden beri ozanlık geleneği yüzyıllardır kesintisiz süre gelmiştir. Âşıklar kültürün aktarıcısı olarak hemen her toplumda hayat ile sanat arasında bağlantı kurabilen kişilerdir. Sözlü geleneğimiz, kültürün sürekliliğini taşıması yönüyle önem arz etmektedir. Âşıklık geleneği bu kültürü layığıyla taşıyıp sürekliliği için de usta-çırak olgusunu devam ettirmiştir. Âşıklar'ın kendi içinde şiirsel ve müzikal olarak ustalığını kanıtlamış çok sayıda kültür hizmetcisi vardır. Âşık Yaşar Reyhani ise bu kültüre emek veren, çıraklar yetiştiren bu geleneğin en önemli halkalarından biridir. 1932 yılında Erzurum'un Hasankale ilçesinde dünyaya gelen Âşık Yaşar Reyhani geçimini âşıklık yaparak sağlamıştır. 44 kırık hava eserini tür, genel değiştirici, güçlü sesleri, usul yönü, metronom, ses genişliği ve karar sesi üzerinden incelediğimizde ortaya çok kıymetli sonuçlar çıkmıştır. Kırık hava türkülerinde daha çok si bemol 2 ve fa diyez değiştirici işaretlerini kullanmıştır. Türkülerinde makam olarak hüseyni makamını işlemiş ve güçlü seslerinde daha çok 4. ve 5. sesleri kullanmıştır. Karar sesi olarak la sesi sıklıkla kullanılmış olup usül olarak daha çok 4/4'lük kullanmıştır. Metronom olarak sıklıkla Andante (77-108)'ye yer verilmiş olup ses genişliği analizimizde ise daha çok 5 ses aralığında türküler seslendirmiştir. Âşık Yaşar Reyhani'nin Emrah, Erbabi, Sümmani vb. çok değerli ozanlar yetiştiren Erzurum'da doğması, köylerine gelen ozanlarla tanışması, bölgenin eski ozanlarının eserlerini öğrenmesi iyi bir alt yapı oluşturmasını sağlamıştır. Sıkça kahvehane ve düğün ortamlarında bulunması Âşık Yaşar Reyhani'yi geliştirmiş ve yakın şehirlerden özellikle de Kars şehri âşıklarından etkilenmesine sebep olmuştur. Kendi kahvehanesinde de sıkça dostlarıyla birlikte olmuş ve çok kıymetli âşıklar ağarlayarak dinletiler vermiştir. Seslendirdiği eserleri konu ve anlam bütünlüğü üzerinden değerlendirdiğimizde dönemin tüm keyifli ve hüzünlü olaylarını işlediğini görmekteyiz. Tüm sorunlara eleştirel gözle bakabilen Reyhani özgürce şiirler ve türküler seslendirebilmiştir. Yaşadığı evliliklerinin dahi eserlerine konu olduğunu gurbet acısı çektiği dönemlerde hüznünü eserlerine yansıttığını görmekteyiz. Yurt içi ve yurt dışında sıkça organizasyonlara katılan âşığımız, varlığını ülke dışında da kanıtlamış ve fazla sayıda ödüllere layık görülmüştür. Konya'da ki Âşıklar Bayramında olan başarıları onu tüm ozanların arasında seçkin bir konuma getirmiştir. Michigan Üniversitesi'nin "fahri öğretmenlik" ünvanı ise bu durumu taçlandıran nitelikte olmuştur. Âşıklık geleneği için önem arz eden "doğaçlama" konusunda da ustaca yorumlar yaparak herkesi kendine hayran bırakmıştır. 1989 senesinde Erzurum'dan Bursa'ya ailecek göç etmiştir. Erzurum'da başlayan başarılı âşıklığı 10 Aralık 2006'da vefat ettiği Bursa'da da sürmüş ve önemli eserler seslendirmiştir.

Aşık Yaşar ReyhaniAşıklar(Aşıklık geleneği)Biyografi+5
Reyhan Ediş
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara yöresi müzik folklorundaki değişimin incelenmesi

Ankara, bulunduğu konum ve tarihi süreçte içinde barındırdığı kültürel birikimlerle dikkatleri üzerine çekmiş önemli bir yerleşim bölgesidir. Yüzlerce yıllık tarihi ve içerisinde barındırdığı kültür tabakalarının da etkisiyle, tarihsel süreç içerisinde farklı kültür ve müzik türlerine sahip olmuştur. Bu kültürel birikim sonucunda ortaya çıkan ahilik, seymenlik vb. gibi bir çok etken bu yapı taşlarını oluşturmaktadır. Bozlak, halay, semah, kırık hava ve zeybek gibi halk müziğinin farklı türlerini bir araya getirerek kendi içinde zengin bir müzik geleneği yaratmayı başarabilen Ankara, önemli müzik merkezlerinden biri olmuştur. Çalışmamızda geleneksel Ankara halk müziğinin günümüzde geçirmiş olduğu değişimler incelenmiştir. Bu değişikliklerde TRT notası esas alınarak, günümüz icraları arasında kıyaslama yapılmıştır. Yörede en çok bilinen ve en sık icra edilen 5 eser seçilmiş, bu eserlerin her biri 6 farklı yorumcudan dinlenilmiş, dinlenilen yorumlar notaya alınarak analiz edilmiştir. Bu değişiklikler; usül, metronom, ses genişliği, makamsal yapı ve söz unsurları bakımından sınıflandırılarak incelenmiştir. Eserlerin makamsal yapısının bir değişime uğrayıp uğramadığı, usül, metronom ve ses genişliği yönünden bir değişim olup olmadığı, sözlerinin değişime uğrayıp uğramadığı tespit edilmiştir. Ayrıca icracılar ile kişisel görüşmeler yapılarak, bu değişiklikleri neden yaptıkları ve geleneksel Ankara halk müziği ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Yapılan inceleme ve analizler sonucunda değişikliklerin ne yönde yapıldığı tespit edilerek, bu analizler doğrultusunda değerlendirmeler yapılmıştır.

AnkaraBozlakHalk bilimi+7
İbrahim Gültekin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İmam hatip lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi(Batman ili örneği)

İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi için hazırlanan bu araştırmada, öğrencilerin müzikle dinleyici ve icracı olarak ilişkilerini, müzik tarzları hakkında bilgi ve müziğin imam hatip öğrencileri için anlamını anlamak adına yapılmış bir çalışmadır. Araştırma, dini alanda müziğin önemini, hayatımızda din ile müziğin etkileşimini ve önemli bir yere sahip olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Eğitim sistemimizde genel müzik eğitimi ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında verilmektedir. İmam Hatip Lisesinden mezun olan öğrenciler eğer İlahiyat Fakültelerine giderlerse ''Türk Din Musikisi'' adı altında müzik dersleri görmektedirler. Türkiye'de din görevlilerinin tamamına yakını İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakültesi mezunlarından atanmaktadır. Öğrenciler İmam Hatip Liselerini bitirdikten sonra çoğunlukla İmam, Müezzin, Vaiz ve Kuran Öğreticisi gibi din görevliliği kadrosuna atanmaktadır. Mesleki hayatlarında da müzikten devamlı faydalanacak olan İmam Hatip Lisesi öğrencileri için mesleki verimliliği sağlamak adına müziğin önemli olduğunu görmekteyiz. Araştırma, İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe olan bakış açılarının incelenmesi konusunda yapılmakta olup, veri toplamak üzere uzman görüşü alınarak araştırmaya yönelik bir anket çalışması hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik hazırlan anket çalışmasına 9. ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 322 kişi katılmış olup elde edilen veriler tablolara dönüştürülerek çözümlenmiş bulgular ve yorum şeklinde sunulmuştur. Müziğe bakış acıları konusu analiz edilmiş ve uygulanan anket ile elde edilen sonuçların dağılımları frekans (f) ve yüzde (%) tabloları ile gösterilmiştir. İncelemeler sonucunda ise öğrencilerin müziğe olan bakış açılarında çeşitlilik olduğu ve müziği değişik şekillerde benimsedikleri görülmüştür. Bu sonuçlarla beraber bazı önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İmam hatip, Müzik, Din, Bakış açısı.

BatmanLise öğrencileriMüzik+3
Mutlu Çetin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sakarya Yenikent İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe bakış açılarının incelenmesi

Sakarya Yeni Kent İmam Hatip Lisesi öğrencilerine yönelik belirlenen müziğe bakış açıları konusu çerçevesinde hazırlanan bu araştırmada, öğrencilerin müzikle ne derecede ilgilendiklerini, müziğin onlara hissettirdiği duygu ve düşünceleri, müziğin herhangi bir alanıyla ilgilenip ilgilenmediklerini ve çevreleri tarafından müzik adına yapılan çalışmalara yönlendirilip yönlendirilmediği anlamak adına yapılmış bir çalışmadır. Müziğin, toplumu doğrudan ilgilendiren önemli bire yere sahip olduğu belirtirken, çok boyutlu ve pek çok disiplini kucaklayan, etkileşen ve etkileyen yapısının olduğuna bu çalışmada yer verilmiştir. İmam Hatip Liseleri gibi din bilim insanı yetiştiren okullar içinde Müziğin önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırma, Sakarya Yeni Kent İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin müziğe olan bakış açıları konusunda yapılmakta olup veri toplamak üzere uzaman görüşü alınarak araştırmaya yönelik bir anket çalışması hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın amacına yönelik hazırlan anket çalışmasına 9. 10. 11. ve 12. Sınıf öğrencilerinden oluşan 134 kişi katılmış olup elde edilen veriler tablolara dönüştürülerek çözümlenmiş bulgular ve yorum şeklinde sunulmuştur. Müziğe bakış acıları konusu analiz edilmiş ve uygulanan anket ile elde edilen sonuçların dağılımları frekans (f) ve yüzde (%) tabloları ile gösterilmiştir. İncelemeler sonucunda öğrencilerin müziğe olan bakış açılarının çeşitlilik gösterdiği ve müziği çeşitli şekillerde benimsedikleri görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkılarak bazı önerilere yer verilmeye çalışılmıştır.

Lise öğrencileriMüzikMüzik eğitimi+3
Mustafa Anıl Yılmaz
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan, eserlerin sesle icra bakımından incelenmesi. (Gaziantep-Kerkük örneği)

Bu araştırmada TRT repertuarında bulunan Gaziantep ve Kerkük türkülerinin sesle icra bakımından ele alınıp, ses türlerine, ses aralıklarına ve üslubuna uygunluğu incelenecektir. Müzik ortaya çıktığı kültürden izler taşıyan, kültüre dayalı, kültürü yeni nesillere aktarabilen bir yapıdadır. Türk halk müziği Türk kültürünün yeni nesillere aktarımında bir taşıyıcı role sahiptir. Kuşaktan kuşağa aktarılıp zamanımıza kadar ulaşan kültürel öğelerin başında müzik gelir. Bir toplumun anlaşılmasında anahtar olabilecek, bir toplumun müziğinin özel niteliğini, özgünlüğünü oluşturan müzikler, o toplumun geleneksel müzikleridir. Geleneksel müzikler Türk müzik kültüründe önemli bir yere sahiptir. Türk halk müziği de halkın ortak duygu ve düşüncelerini yansıtan, halk içinde her zaman var olan halk sanatçıları tarafından yakılmış, bestelenmiş, değişimler ve yoğrulmalarla dilden dile, kulaktan kulağa, telden tele geçmişten günümüze ulaşmış geleneksel müziktir. Türk halk müziği alanında, gerek resmi kurumlar ve gerek özel kişisel derleme çalışmaları yapılarak, kültür mirasımızın bugünlere kadar ulaşması sağlanmıştır. Halkın bu önemli değerlerinin kaybolması önemli ölçüde engellenmiştir. Türk Halk Müziğine en önemli hizmetleri gerçekleştiren kurumlardan biri de Türkiye Radyo Kurumu'dur. TRT'nin, halk müziğine derleme, araştırma, yayım ve arşivleme konularında da sayısız hizmetleri olmuştur. 1961 yılından bu yana TRT repertuarında yaklaşık 5000 e yakın türkü derlenip kayıt altına alınmıştır. Türküler ezgisel yapı, yöre, konu gibi birçok alanda sınıflandırılmıştır. Araştırmada TRT repertuarındaki türküler sesle icra bakımından ele alınacaktır. Örneklem olarak Gaziantep ve Kerkük türküleri seçilmiştir. Araştırmanın evreni, TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan eserlerin sesle icra bakımından incelenmesi. Araştırmanın örneklemi ise Gaziantep-Kerkük yöresi türküleridir. İnsan sesi yükseklik ve tını bakımından sınıflara ayrılmıştır. Erkek ve Bayan sesleri genel olarak pes, orta ve tiz olarak üç gruba ayrılır. Her ses grubunun ses aralığı ve ses özellikleri birbirinden farklıdır. Dolayısı ile her ses türünün icra kabiliyeti farklıdır. Bu araştırmada. TRT repertuvarındaki örneklem olarak seçilen yörelerin türküleri erkek ve bayan ses gruplarına, ses alanlarına ve özelliklerine göre uygunluğu, literatür taraması ve kişisel görüşme yöntemleriyle incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Türk halk müziği, TRT Repertuvarı, Türkü, Gaziantep- Kerkük Yöresi

GaziantepIrak-KerkükMüzik+5
İlker Gökkaya
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dârülelhan Nota Külliyâtı Anadolu halk şarkıları 6 ve 7 numaralı defterlerin günümüz Türkçesine çeviri aktarımı

Türk müziği eğitim sisteminde meşk yönteminin önemi büyüktür. Osmanlı İmparatorluğu'nda özellikle meşk yöntemiyle aktarım metodu kullanılmıştır. Bu yöntem, eserlerin melodi, güfte, ritim unsuru bakımından hafızada kalıcı olması sebebiyle önemsenmiştir. Osmanlı'da müzik günlük hayatın bir parçası olarak görülmüştür. Bu sebeple evlerde, sohbetlerde, dini ritüellerde ve farklı münasebetlerle gerçekleştirilen merasimlerde müzik meşki varlığını sürdürmüştür. Osmanlı döneminde yazılı müzik eserleri arasındaki repertuar kaynakları oldukça sınırlıdır. Yapılan bazı nota sistemi çalışmaları ile eserler notaya alınmıştır. Bununla birlikte, 19. Yüzyıl sonlarında Batılılaşma hareketleriyle birlikte, Batı notası kullanımı yaygınlaşmış ve eserlerin notaya alınmasında farklı kişilerin denemeleri olmuştur. Zaman içerisinde mûsikî eğitiminin kurumsallaşması vukua gelmiştir. Mevlevihânelerin, tekkelerin, kahvehanelerin, meyhanelerin, ev-köşk toplantılarının, mûsikî cemiyetlerinin yanı sıra Enderûn-i Hümâyûn, Mehterhane-i Hümâyûn, Muzika-i Hümâyûn gibi kurumlarda mûsikî eğitimi sürdürülmüştür. III. Selim dönemiyle ve 1839'da Tanzimat'ın ilânıyla beraber, Osmanlı İmparatorluğu'nda batılılaşma anlamında reformlar gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Modern Batı'nın eğitim yöntemleri, metotları temel alınarak eğitim sistemi şekillendirilmeye çalışılmıştır. Müzik alanında ise Dârülelhan, Osmanlı'nın son dönemleri ile cumhuriyetin ilk yıllarında ve konservatuar niteliğinde Türk Müziği eğitimi veren ilk resmî müzik okulu olmuştur. Ayrıca, Dârülelhan'da derleme ve yayım faaliyetleri de yapılmıştır. Bu faaliyetler içerisinde Anadolu Halk Şarkıları'nın ilk olarak derlenmesi ve yayımlanması bu kurum eliyle olmuştur. Dârülelhan kapsamında derlenip yayımlanan, Dârülelhan Nota Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları toplam 7 adet defterden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Dârülelhan Anadolu Halk Şarkıları 6 ve 7. defterlerdeki toplam 80 eserin günümüz notasyon sistemi göz önünde bulundurularak Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkçesi'ne aktarımı yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dârülelhan, Nota Külliyâtı, Anadolu Halk Şarkıları, Türkü, Derleme

Bilim ve Sanat dergisiDarülelhanMüzik destekli eğitim+7
Büşra Erim
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bulgaristan Ezerçe Köyünden göç eden Türklerin müzik kültürü

Kültürler yaratılmış olan bütün maddi ve manevi değerler bütünü olarak ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak olarak tanımlanır. Kültürlerin önemli bir öğesi de müziktir. Halk müziği ve müzik araçları, kültürün maddi ve manevi ürünlerinin ortaya koyulmasına yardımcı olur. Bu yapılan çalışma Bulgaristan'ın Deliorman Bölgesi Razgrad iline bağlı Ezerçe köyünün müzik kültürü üzerine yapılmış bir derleme çalışmasıdır. Ezerçe bölgesinde daha önce herhangi bir derleme çalışması yapılmaması bu çalışmanın önemini arttırmıştır. Yapılan araştırma betimsel bir araştırma olup bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışma yapılan derleme ile elde edilen verilerden oluşmaktadır. Derlemede ilk olarak Ezerçe'nin kendilerine ait eserleri aranmıştır. Derlenen eserler kaynak kişiler tarafından alınarak kaydedilmiş, bilgisayar ortamına aktarılmış ve derlenen eserlerin notası yazılmıştır. Derlenen eserlerin müzikal özellikleri (karar sesi, makamsal dizisi, değiştirici işaretleri, ölçüsü ve temposu) analiz edilerek tablo şeklinde gösterilmiştir. Çalışmanın tamamı üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmada ilk olarak kültür kavramının ne olduğu üzerinde durulmuş, kültürel kimlik ve kültürel bellek kavramlarına değinilmiş ve ardından hem kendi içinde hem de kültürle olan bağlantısı açısından göç kavramına yer verilmiştir. Göç kavramından sonra Bulgaristan'dan Türkiye'ye 93 Muhaceretinden 1989 yılına kadar yapılan göçlerden bahsedilmiştir. Toplamda 9 adet türkü derlenmiştir. Derlenen bu 9 adet türkünün notasyonları ve derlenmiş olan türkülerin müzikal analiz tabloları ile birlikte makamsal olarak ve ritmik olarak benzerlikler ortaya konulmuştur.

BulgaristanDeliormanDerleme+5
İlker Kapancıgil
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kastamonu kemanesinin yapısal özellikleri ve icra tekniği

Türk Halk Müziği kültürel anlamda çok zengin bir yapıya sahiptir. İçinde gelenekselliğini koruyan birçok çalgı mevcuttur. Bu çalgıların bazıları birbirlerinden esinlenerek ortaya çıkmışlardır. Bu hadiseyle bağlantılı olarak Kastamonu kemanesi de bu çalgılar içindedir. Kastamonu kemanesinin Türk Halk Müziği çalgılarının arasında doğru tanıtılması, araştırmanın bir sonraki çalışmalara örnek teşkil etmesi bu çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Bu araştırmada amaç olarak, Kastamonu ilinde sahil kesimlerinde icra edilen ve kendine özgü tavra sahip olan kemanenin yapısal özellikleri ve icra tekniği ortaya koyulmaktadır. Araştırmada literatür tarama, görsel ve işitsel kaynaklarla, görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Kastamonu kemanesi ile ilgili somut verilere ulaşılmıştır. Çalışmada örneklem grubunda yer alan Kemalettin ŞABANOĞLU ve Yusuf AKTAŞ'ın icraları dikte edilmiş ve notaya aktarılarak icra analizleri yapılmıştır. Kemalettin ŞABANOĞLU ve öğrencisi Murat Mevlüt KAYIK ile görüşmede bulunularak sağlam bilgiler elde edilmiştir. Çalışmada elde ettiğimiz bulgular ışığında kemanenin yapısal özelliklerinin ve icra tekniğinin aynı zamanda kemane ile çalınan eserlerin tanıtılmasında katkı sağlayacağı düşünülmüştür.

KemaneMüzikMüzik aletleri+4
Yasin Yıldız
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk Halk Müziğinde kadının müzikal ifadeleri ve toplumsal cinsiyet

Kadın konusu doğrudan insanlığın varlık konusudur. Bu sebeple evrensel bir boyutu olan kadın konusu ile ilgili farklı disiplinler, birbirinden farklı çalışmalar ortaya koymuşlardır. Kadının günlük hayattaki yeri, annelik ve eş olma ile ilgili konumu, sosyal hayattaki ve halk kültüründeki yeri, iş alanları, sosyolojik ve bilimsel olarak birçok çalışmada kendine yer bulmuştur. Son dönemlerde ise etnomüzikoloji ve müzik sosyolojisi alanlarında 'kimlik', 'cinsiyet', 'toplumsal cinsiyet' konuları üzerine pek çok çalışma yürütülmektedir. Halk kültürü genelinde Anadolu'da kadınların gerek sözlü, gerekse yazılı olarak birçok izi bulunmaktadır. Türk halk müziği geleneğinde ise kadınların izini ve meramını; "ağıtlar, ninniler, kına havaları, gelin uğurlamaları, baş övmeler" gibi sözlü eserlerde yoğun bir biçimde görmek mümkündür. Bu çalışma halk kültürünün önemli bir bölümünü kapsayan türkülerin: Kadınlar tarafından seslendirilmiş olan ve literatürde "kadın ağzı türküler" olarak kabul gören "ağıt" ve "ninni" konulu türküler vasıtasıyla; kadınların kendini ifade ediş biçimini, Anadolu' da kadın ve müzik ilişkisini, müzikal ifadeler de kadın ve toplumsal cinsiyet kavramlarının varlığını belirlemeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda kadın ağzı türküler noktasında kadınların; günlük ve sosyal olaylara bakış açısını, eş olma ve annelik rollerini, bir 'ifade ediş yolu' olarak türküleri seçmeleri ve türkülerdeki söyleyiş özelliklerinin "kadın ve müzik" ilişkisiyle beraber toplumsal cinsiyet açısından incelenerek, kapsayıcı sonuçlara ulaşmak çalışmanın hedefleri dâhilindedir

Halk müziğiKadınlarMüzik+3
Sinem İrten
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türk müziği Arel- Ezgi- Uzdilek ses sistemi teorisi ve uygulaması arasında karşılaşılan güçlüklerin öğrenci görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi

Türk Müziği ses sistemi binlerce yıllık bir geçmişe dayalıdır. 20. yüzyıl başlarından günümüze Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemi adıyla anılan 24 aralık 25 ses içeren sistemikullanılmaya başlamıştır. Türk müziği ses sistemi birbirine eşit olmayan aralıklardan oluşur. Buna karşın Batı müziğindeki eşit aralıklı sesler tonalite sistemi çerçevesi ilişkisine dayanır. Bu durum, eser icralarında olduğu kadar nota yazım sisteminde de farklılıklara yol açmaktadır. Batı nota yazısının ülkemizde kullanılmaya başladığı süreçte, Türk Müziğinde Arel-Ezgi-Uzdilek Nazari sistemi ortaya konmuş ve günümüzde bu sistem halen kullanılmaktadır. Batı müziği ve Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek ses sisteminde var olan farklılıklardan dolayı oluşan seslendirme sorunlarının, Türk Müziğine özellikle yeni başlayan öğrencilerin icrada zorlanmasına neden olduğu düşünülmektedir.Bu araştırma günümüzde Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek Nazari sisteminde kullanılan batı nota yazısından kaynaklandığı düşünülen icra zorluklarının araştırılmasını amaçlamaktadır. Araştırma Türk Müziği Arel-Ezgi-Uzdilek ses sistemi icrasında nota yazım sisteminden kaynaklanan sorunları belirlemek ve bu nota sisteminde eğitim alan öğrencilerin görüşlerini ortaya koymak bir durum tespiti yapmak açısından önemli görülmektedir. Araştırma betimsel bir araştırma olup, tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türk müziği eğitimi alan konservatuar öğrencileri, örneklemini ise araştırmacı tarafından belirlenen konservatuarlarda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanan anket soruları, araştırmanın örneklemini oluşturan öğrencilere uygulanıp elde edilen veriler, frekans ve yüzde değerleri olarak tablolaştırılmıştır.

Arel nazariyatArel, Hüseyin SadeddinEzgi, Suphi+7
Ayhan Ersoy
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İbn Aşûr'ûn et-Tahrîr ve't-Tenvîr adlı eserinde sarf ve nahiv merkezli tercihleri

Nahiv ve sarf ilimlerinin, tefsir ilmiyle sıkı bir bağı vardır; çünkü bu iki ilim Allah'ın kitabının doğru bir şekilde anlaşılması için en önemli araçlardandır. Zira Yüce Allah Kurân'ın Arapça tenzilini, ilahi mesajın anlaşılması ve hayata taşınmasıyla doğrudan irtibatlandırmıştır. Nitekim tefsir literatürünün üzerinde yükseldiği iki temel ayaktan birisi dilsel analizlerdir Diğeri ise, seleften nakledilen rivayetlerdir. Dirayet Tefsiri ismiyle de anılan bu tefsirler Kur'ân'ın i'râb vecihlerinin açıklanmasında ve anlamlarının ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamıştır. Bu konuda tefsirlerin temel kaynağı ise, Kurân'ın nazil olduğu dilin kelime ve gramer yapısını bize sunan fasih Arapça konuşan kabilelerden ve şiir divanlarından yola çıkarak ortaya konan Arap dili ve edebiyatı mirasıdır. Bir müfessir olmakla beraber iyi bir dilci de olan ve Arap dili ekolleri içinde önemli konuma sahip Ferrâ ve Zeccâc gibi dilci-müfessirlerin Kuran tefsiri alanında yazdıkları eserlerle zaman içinde luğavî tefsirler olarak isimlendirilen bir tefsir hareketi oluşmuştur. İlk tefsir çalışmalarından bugüne kadar bu alana dair eserler verilmiş, dilbilimsel tefsirlerde farklı yaklaşımlar ortaya konulmuş ve neticede farklı tercihler ortaya çıkmıştır. Bu alana yazdığı eserlerle ve tefsiriyle önemli katkılarda bulunan âlimlerden biri de "müteaddid'ül mevahib " sahibi Tahir b. Âşûr' dur. Onun dil ile ilgili çok ciddi tahlillere ve ilmi vukufiyete dayanan tahkikleri, tercihleri ve nahivle ilgili görüşleri vardır. İşte bu araştırmada onun et-Tahrîr ve't-Tanvîr isimli tefsirinde sarf ve nahiv ilmine dair tahlil ve tercihleri, Ayetlerin tefsir ve tevilindeki etkisi ve yansımaları incelenecektir. Ayrıca neticede müellifin sarf ve nahiv konularındaki tercihleri ışığında, klasik dil mekteplerinden Basra dil ekolünün mü yoksa Kufe dil ekolünün mü görüşünü aldığını belirtilerek kullandığı terminoloji ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise onun nahiv ve sarfla ilgili tercihlerinin itikadi ve fıkhî konuları ihtiva eden ayetlerin tefsirine etkisinin açıklanmasıdır. Bu çalışmanın konuyu hazırlayan araştırmacıya ve tefsir bilim dalına katkıları adına şunlar söylenebilir: Bu çalışma neticesinde Tahir b. Âşûr'ûn sarf ve nahiv ilmiyle ilgili birikimi, bu alana dair vukufiyeti, fikirleri ve nahiv ilmine tefsirde nasıl bir misyon yüklediği görülecektir. Elde edilen veriler ışığında görülmüştür ki, İbn Âşûr'ûn kendi tercihinin olduğu nahiv ve sarfla ilgili meselelerin sayısı 275'e ulaşmaktadır. Bu meselelerde kimi zaman nahiv imamlarına muvafık olarak kimi zaman da onlardan bağımsız olarak kendi görüşünü ortaya koymaktadır. Aynı şekilde bu araştırmayla, Tahir b. Âşûr'un nahivle ilgili tavsiyeleri ve sarfla ilgili siyakın delaletlerinin; itikadî meselelere ve fıkhî istinbatlara dair etkisi ortaya çıkarılacaktır.

ArapçaDil bilgisiDil bilim+2
Aboubacar Mohamadou
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mey çalgısında karşılaşılan entonasyon problemlerinin tespiti ve çözümüne dair öneriler

Türk halk müziği nefesli sazlarından biri olan mey çalgısı form ve yapısı itibari ile dünyanın birçok yerinde karşımıza çıkmaktadır. Azerbaycan'da: Balaban, Dağıstan'da: Yassı Balaban, Japonya'da: Hickiriki, Kırgızistan'da: Kamış Sırnay, Ermenistan'da: Duduk adıyla karşımıza çıkan ve aynı aileden olan bu sazlar, milletlerin kendi coğrafyasındaki müzikâl anlayış ve yapısına göre şekillenmiştir. Halk sazı olan mey çalgısının ülkemizdeki tarihsel sürecine baktığımız zaman; Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygın bir şekilde icra edilmiş, yaklaşık bir oktav ses aralığına sahip olması sebebiyle transpoze imkânı kısıtlı olmuş, bundan dolayı tek bir mey çalgısı ile tek bir akort kullanılmış ve bölgesindeki müzikâl yapıyla şekillenmiştir. Geleneksel icrası sırasında solo saz olan mey çalgısı; TRT'ye, konservatuvarlara ve saz topluluklarına girmesiyle birlikte eşlik saz özelliği de kazanmış ve bununla birlikte ortaya çıkan entonasyon ve akort sorunları sıkıntıları da beraberinde getirmiş, bundan dolayı diğer çalgılarla ses birliği açısından olumsuzluklar meydana gelmiştir. Aynı zamanda bu olumsuzluklar mey icrasını zorlaştırmış ve azda olsa çalgının eğitiminde aksaklıklara neden olmuştur. Nefesli sazlarla ilgili her ne kadar üniversitelerin çalgı yapımı bölümlerinde yok denecek kadar az bir takım bilimsel çalışmalar yapılsa da, bunlar teoriden öteye gidememiş, pratikte uygulanmamıştır. Bu konudaki eksiklikler, bizi bu araştırmaya iten en önemli etkenlerden biri olmuştur. Bu araştırma mey çalgısında var olan entonasyon problemlerine çözüm sunarak; mey çalgısının diğer çalgı topluluklarıyla beraber ses birliği sağlaması, entonasyon kaynaklı olarak mey çalgı icrası sırasında karşılaşılan zorlukların giderilmesiyle çalgının eğitiminin ve çalımının daha rahat olması, çalgı üretiminde standartların sağlanması adına yönelik yapılacak olan çalışmalara ve çalgı yapım alanına katkı sağlaması açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmada mey çalgısının ölçüleri "Koma Frekansları" tablosunun değerleri esas alınarak yeniden yapılandırılmış ve mey çalgısı yapımı için "hava çeliği" maddesinden standart bıçaklar ile çalışılmıştır. Literatür taramasıyla araştırma konusuna dair bilgiler ortaya çıkarılmış ve konuyla ilgili araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu ile literatüre ek bilgiler elde edilmeye sağlatılmıştır.

Alet yapma tekniğiEntonasyonMey+5
Hasan Hüseyin Şahin
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necati Bey'in Osmanlı Türkçesi "Notalı Yeni Çocuk Şarkıları: İlk Mektep 1 ilâ 5 Sınıf" kitabının günümüz Türkçesine aktarılması ve analizi

Harf inkılabı öncesinde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış birçok eser bulunmaktadır. Bu eserlerden bazılarının günümüz Türkçesine aktarımı yapılmışken bazıları ise hala aktarılmayı beklemektedir. Bu eserlerin geçmişe ışık tutması ve geleceğe yön vermesi açısından oldukça değerli olduğu düşünülmektedir. Cumhuriyetimizin başlangıç yıllarında yazılmış, çocuk şarkıları üzerine belli başlı kitaplar bulunmaktadır. Bu kitaplardan biri de Milli Kütüphane'de bulunan 1928 yılında basılmış "EHT 1947 A 73" yer numaralı Necati Bey'e ait olan "Notalı Yeni Çocuk Şarkıları: İlk Mektep 1 ilâ 5 Sınıf" isimli kitaptır. Bu kitabın içerisinde bestesi Necati Bey'e ait 72 adet çocuk şarkısı bulunmaktadır. Bu 72 adet şarkının ton, ritim, form, konu, ses sınırları, çok seslilik ve güftekâr gibi unsurlar üzerinden analizi yapılmış ve yorumlanmıştır. Bu araştırma Necati Bey'in müzik tarihimizde çocuk şarkıları bestecisi olarak kazandırılmasının yanında bestelerinin de çocuk şarkıları repertuvarına kazandırılması amaçlanmıştır. Bu araştırma Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan kitabın, müzik eğitiminde kullanılması, dönemin müzik eğitimi anlayışını ortaya çıkartması ve o döneme ait çocuk şarkıları kitapları üzerine yapılacak olan çalışmalara katkıda bulunması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada tarihsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler doküman inceleme tekniği ile toplanmıştır. Evrenin tamamına ulaşılan bu çalışmada örneklem yoluna gidilmemiştir. Sonuç olarak, şarkıların dönemin müzik öğretim programındaki, müzik öğretimine ilişkin talepleri karşıladığı görülmüştür ve şarkıların büyük bir bölümünün dönemin ilkokul müzik eğitiminde kullanılabilecek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eserlerden birinin çocuk şarkısı olmadığı birinin de Necati Bey'in kendi bestelediği İstiklal Marşı olduğu görülmüştür.

Müzik eğitimiMüzik tarihiNecati Bey+3
Barış İpekçiler
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dârülelhân Külliyatı Anadolu halk şarkıları 3-4 no'lu defterlerin günümüz Türkçesine aktarılması ve incelenmesi

Bu çalışmada; Türk müziğinde Dârülelhân ve Dârülelhân'da yapılmış olan nota yayımları hakkında bilgi verilmiş, Dârülelhân Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları defterleri tanıtılmış, Dârülelhân Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları 3-4 No'lu defterlerin günümüz Türkçesine aktarılması yapılmış ve bunların içeriğinde bulunan eserlerin gerek TRT repertuvarında gerek internet ya da diğer nota yayınlarındaki nüshaları üzerine melodi ve güfte yönünden benzerlik ya da farklılıklarının ortaya koyulması hedeflenmiştir. Dârülelhân Külliyatı Anadolu Halk Şarkıları 3-4 No'lu defterlerde var olan eserler önce günümüz Türkçesine aktarılmış, daha sonra TRT repertuvarından, Nota Arşivleri ve Sanat Müziği Notaları internet sitelerinden elde edilen eserler ile güfte benzerlikleri ve melodik formları bakımından karşılaştırılarak incelenmiştir. Meşhur Türk Beşlerinden olan biri olan Cemal Reşit Reşit Rey'in çabaları sonucu 1927 senesinde yayınlanan 3-4 No'lu defterlerin her ikisinin başlangıç kısımlarında kendisinin kaleme aldığı mukaddimeler bulunmaktadır. Her iki defterde de bu mukaddimelerin ardından gelen toplam 82 eser mevcuttur. Mukaddime kısımları ve türküler Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine aktarıldıktan sonra bu eserler; güftelerinin başlangıç sözleri, isimleri dikkate alınarak taranmış, ulaşılan eserler güfte benzerlikleri ve melodik formları esas alınarak karşılaştırılmıştır. Son olarak her iki defterde var olan toplam 82 eserin günümüz Türkçesine aktarımı yapıldıktan sonra, güfteleriyle yazılarak yeniden notaya alınmış, icrâya hazır hâle getirilmesi sağlanmıştır.

DarülelhanHalk türküleriRey, Cemal Reşit+1
Kadir Vural
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Kütüphanesi Ekrem Karadeniz Koleksiyonu 2 numaralı Defter-Mevlevî Âyinleri'nin incelenmesi

Bu çalışmada, Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan Abdülkadir Töre'nin kendi el yazısı ile hazırladığı nota koleksiyonlarından Ekrem Karadeniz koleksiyonu 2 Numaralı Mevlevî Âyini defteri tanıtımı, günümüz Türkçesine aktarımı, âyin notalarının yazımı, günümüz nüshalarıyla karşılaştırılması ve incelemesi yapılmıştır. Bu bağlamda çalışmamızın mûsikîmizin âyin repertuvarına kaynak olması amaçlanmıştır. Çalışmanın başında öncelikle literatür taraması yapılıp bestekârlar, koleksiyon ve Mevlevî Mûsikîsi'nin en büyük formu sayılan Âyîn-i Şerîf hakkında bilgiler verilmiştir. Defterde bulunan Mevlevî Âyinlerinin güfteleri, günümüz Türkçesine aktarılmış, günümüzdeki notalarla tespit edilen nota ve güfte farklılıkları karşılaştırılarak incelenmiştir. Defterdeki 9 Âyîn-i Şerîfi notası, günümüz icrâsı dikkate alınarak uygun şekilde yazılmıştır.

Ayin-i ŞerifDini müzikGüfte+4
Selda Özcan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süleymaniye Kütüphanesi Ekrem Karadeniz Koleksiyonunda bulunan 1. nolu Mi'râciyye Defterinin günümüz Türkçesine aktarımı ve incelenmesi

Türk din mûsikîsi kaynaklarında, Miʽrâc gecelerinde Miʽrâciyye okuma geleneğinin XVIII. yüzyılda Nâyî Osman Dede'nin Miʽrâciyye'yi bestelemesiyle başladığı fikri müzik araştırmacıları tarafından desteklenmektedir. Ancak Türk edebiyatında ilk Miʽrâciyyenin XII. asırda kaleme alındığı, ilk müstakil mevlid ve Miʽrâciyyenin de XV. yüzyılda yazılıp okunduğu göz önüne alındığında XVII. asırda Miʽrâciyyeyi edebi açıdan yazmanın geç olduğu düşünülebilir. Ayrıca XIV. yüzyılda Muînü'l-mürîd ile Hârizmî'nin Muhabbetnâme'si dinî toplantılarda okunmaktaydı. Miʽrâciyyelerde genellikle "fâilâtün fâilâtün fâilün" ve "mefâilün mefâilün feûlün" kalıpları kullanılmış ve kaside formunda ortalama elli; mesnevilerde ise yaklaşık iki bin beyit detaylı olarak ele alınmaktadır. Kasidelerin giriş bölümü, mi'rac gecesi meydana geldiğinden bu anlama gelen Arapça ve Farsça sözcükler temelinde şekillenmiş söz sanatlarıyla başlar; hadise, karanlıklara bürünen olayları ortadan kaldıran ilâhî bir mûcize şeklinde ifade edilerek gecenin önemi vurgulanır. Yukarıda verdiğimiz bilgilere istinaden yaptığımız bu yüksek lisans çalışmasına hazırlık olarak Abdulkadir Töre ve Ekrem Karadeniz hakkında malûmat verilmiş ardından Miʽrâciyye formu, mûsikî ile diğer sanatlara göre anlatılarak mûsikî bahsine değinilmiş ve Nâyî Osman Dede hakkında bilgi verilmiştir. Mûsikî açısından çalışmamız Miʽrâciyyenin elimizde bulunan Ekrem Karadeniz ve Aytaç Ergen'in TRT repertuvar'ındaki notalar karşılaştırılıp sonuçlar aktarılmıştır. Ayrıca çalışmamızın ekler bölümünde koleksiyonda bulunan Miʽrâciyye defteri ve TRT repertuvar'ında bulunan Miʽrâciyye notaları mevcuttur. Çalışmamız, Ekrem Karadeniz koleksiyonu 1 no'lu Miʽrâciyye defteri günümüz Türkçesine aktarılmış, mûsikî ve edebiyat araştırmacılarının hizmetine sunulmuştur.

Dini müzikMiraciyeMiraç+2
Yahya Erşat Yıldız
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dertli Divani'nin hayatı, sanatı ve eserlerinin müzikal analizi

Türkiye'de âşıklık geleneğinin yoğun olarak yaşandığı yerlerden biri Şanlıurfa'nın Kısas Mahallesi'dir. Burada eski tarihlerden günümüze kadar birçok âşığın yetiştiği bilinmektedir. Kısas'ta doğup günümüz yüzyılında bu âşıklık geleneğini devam ettiren âşıklardan biri de asıl adı Veli Aykut olan Dertli Divani'dir. Dertli Divani, ozanlığın vermiş olduğu çalıp söyleme geleneği ile yeni eserler ortaya koymuş olmasının yanı sıra, derlemeci ve besteci özelliği ile de Türk halk müziğine katkı sağlamıştır. Ozan, 2010 yılında UNESCO tarafından Âşıklık ve Zakirlik alanında "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülmüştür. Ardından deneyimlerini insanlarla paylaşmak isteyen Divani, 2011 yılında Mekteb-i İrfan Topluluğunu kurmuş ve bu topluluk ile binlerce insana ulaşmıştır. Bireysel olarak gerçekleştirdiği konserlerle beraber Mekteb-i İrfan Topluluğu ile de hem yurtiçi hem de yurtdışında çeşitli platformlarda konserler vermiştir. Türk halk müziğinin tanıtılması ve yaşatılması hususunda etkin rol almış olan Divani'nin, halen bu hedef doğrultusunda büyük emek ve çaba sarf ettiği görülmektedir. Araştırmalar sonucunda, TRT nota arşivinde ozana ait sadece üç eserin yer aldığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada, Dertli Divani'nin bugüne kadar çıkarmış olduğu 6 albümde yer alan, sözü ve müziği kendisine ait 28 türkü ele alınmıştır. Bu türküler, mevcut kayıtlardan notaya alınıp, eserlerin müzikal analizleri yapılmıştır. Müzikal analizi yapılırken, eserlerin ses sahaları, seyir özellikleri, dizileri, ölçü yapıları belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ele alınan eserlerin usul başta olmak üzere, makamsal ve seyir yapılarında da zenginlik göze çarpmaktadır. Yine eserlerde Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmış olup, Alevi-Bektaşi inancına ait söz unsurlarının ağırlıklı olarak kullanıldığı gözlemlenmiştir.

Aykut, VeliAşık edebiyatıAşıklar(Aşıklık geleneği)+5
Feyzi Yağcı
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Necati Çelik'in 8 farklı makamda yaptığı ud taksiminin makamsal ve teknik analizi

Bu çalışmada, Klasik Türk Müziğinin önemli ud icrâcılarından olan Necati Çelik'in ud icrâsındaki tavrı, 8 farklı makamda yapmış olduğu taksimler ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışma, betimsel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Çelik'in 8 taksimde kullandığı makamların analizi ile udu kullanım tekniği bakımından yapılan analiz çalışmanın amacını oluşturmuştur. Çelik'in udu icrâ ederken pozisyonları kullanış biçimi ve kullandığı süslemeleri kapsayan bir değerlendirme ile de ayrıca taksimler analiz edilmiştir. Yapılan bu analizler ışığında, Çelik'in taksimleri farklı akortlarda yaptığı görülmüştür. Çelik'in geleneksel Türk müziğinin yapısına uygun cümleler oluşturmak, seri kullanılan mızraplar ile hızlı icrâyı göstermek ve klavyeye olan hâkimiyeti ile kapalı pozisyonları tercih etmek onun tavrında ön plana çıkan karakteristik özelliklerdir. Çelik'in taksimlerinde yapmış olduğu süslemelerde özellikle çarpma, glissando, vibrato gibi Türk müziğine özgü teknikleri kendi tavrı bünyesinde etkili bir biçimde kullanmış olduğu duyulmaktadır. Çelik'in 8 farklı makamda yaptığı taksimlerin, Türk müziğinin geleneksel makam anlayışına uygun işlendiği ve ud icrâsında Çelik'in kendine has bir üslûbu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Klasik Türk müziğiTaksimUd+3
Ferhat Kılınçarslan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

TRT THM repertuarındaki Kırşehir yöresi seçilmiş bozlaklarının ayak, dizi ve makam çerçevesinde incelenmesi

Kırşehir'de Türk Halk Müziği kültürünün bir ürünü olan bozlakların; notaya alınarak literatüre girmesini sağlamanın yanında dizi, ayak ve makam çerçevesinde ayrıntılı olarak analiz edilerek konu üzerinde bulunan belirsizliğe bir çözüm yolu sunulması konusunda özgün bir değer oluşturması amaçlanmaktadır. Çalışmada farklı görüş ve fikirler ile daha önce yapılmış olan bilimsel çalışmalar ışığında ortak kavram tanımlamalarının yapılması ve bu tanımlamaların Kırşehir yöresi bozlakları üzerinden incelenecek olması ile birlikte yöre kültürüne katkı sağlanması ve seçilmiş bozlakların notaya alınarak ezgisel ve söz unsurlu incelenmesine katkı sağlanması açısından önemlidir. Bu tez çalışması üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırma alanı Kırşehir yöresi, yöre müziği, yöre kültürüne yön veren zümreler tanıtılarak, yörenin müzik kültürü anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünü kavramsal çerçeve oluşturmaktadır. Makam, ayak ve dizi kavramları farklı görüşlerle birlikte açıklanmıştır. Bu bölümde analizde kullanılan modele ve notasyonda kullanılan kavramlara da yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise TRT repertuarında mevcut olan 75 adet bozlak içerisinden 10 tanesi random yöntemiyle seçilerek; dizi, makamsal yapı ve edebi yapıları içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bozlakların TSM'de denk geldiği ya da benzerlik gösterdiği makamlar açıklanmıştır. Analizi yapılan 10 adet eserden 2 tanesi bünyesinde barındırdığı makamsal çeşitliliklerden ötürü TSM'de bulunan 2 adet makama aynı anda benzeyebilmektedir. Diğer 8 bozlak her biri kendi içerisinde bir makama benzemektedir. Bozlaklarda çok sık olarak TSM makamlarından muhayyer sünbüle, muhayyer kürdi, Tâhir, karcığar ve hicaz makamlarının kullanıldığı söylenilebilir.

BozlakHalk müziğiHalk türküleri+4
Duran Alp
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Âşık Dâimî'nin eserlerinin notasyonu ve incelenmesi

Âşıklık geleneği içinde yakılan türkülere ve deyişlere bakıldığında tek bir kişi tarafından yakılmış eserler tek bir kişi tarafından icra edilmektedir. Bu bağlamda her âşığın kendine özgü bir çalma ve söyleme üslûbu vardır. Âşıklar ezgilerini genellikle kültürümüzün bir parçası olan saz/bağlama eşliği ile seslendirirler. Saz, âşıklar için bir nevi ilham kaynağıdır. Âşık Dâimî de sazı ve sözüyle âşıklık geleneği içinde önemli bir yere sahip temsilcilerden biridir. Âşık Dâimî'nin TRT THM repertuvarında bulunan eserlerinin notasyonuna baktığımızda otantik tavrı yansıtmayan, standardize bir yapıda notaya alınmış olduğunu görmekteyiz. Yazılı notalar Âşık Dâimî'nin saz ve söz icrasını detaylı şekilde belirtmemektedir. Literatür taramasında ise Âşık Dâimî hakkında yazılmış kaynak olarak gösterebileceğimiz birkaç çalışma mevcuttur. Bu çalışmalar genellikle şiirlerinin ve eserlerinin edebi yönden incelenmesidir. Âşık Dâimî'nin kendi eserlerini icra ettiği şekilde notaya alınması ve müzikal olarak icra analizinin yapılması bu çalışmanın özgün değeri açısından önemlidir. Bu çalışmada Âşık Dâimî'ye ait TRT THM repertuvarına girmiş 10 eserin ses kayıtları incelenerek notasyonu ve icra analizi yapılmıştır. Eserler iki ayrı porte üzerinde hem saz hem söz şeklinde notasyonu yazılarak icra yönünden incelenmiştir. Âşık Dâimî'nin çalma ve söylemede tavır ve üslûbunu ifade eden sesler tespit edilmiş, icrasına ilişkin bilgiler sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın Türk halk müziği literatürüne akademik anlamda bir kaynak olması hedeflenmektedir.

Aşık DaimiAşıklar(Aşıklık geleneği)Notasyon+1
Serkan Odan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Güzel sanatlar liseleri müzik bölümlerindeki kanun öğretimi ders kitaplarının incelenmesi, buna dair uzman görüşleri ve öneri etüt çalışmaları

Ülkemizde mesleki müzik eğitimi veren kurumlardan biri olan Güzel Sanatlar Liselerinde çalgı eğitimi kapsamında yer alan kanun çalgısının, Türk müziğinin önemli çalgılarından biri olması, makam müziğinde koma seslerini eksiksiz ifade etmesi, çok sesli müziğe ve yeniliklere açık olması bakımından hem ulusal, hem de uluslararası alanda dikkatleri çeken önemli bir enstrümandır. Türkiye'de birçok ilimizdeki Güzel Sanatlar Liseleri'nde çalgı eğitimi olarak kanun dersleri bulunmakta olup, bu dersin uygulama aşamasında teorik ve pratiğe yönelik bilgilerin bulunduğu, ders kitabı olarak kullanılan kitaplar mevcuttur. Güzel Sanatlar Liseleri'nde çalgı eğitiminde kullanılan kanun öğretimi ve bu öğretimin sağlıklı işlemesi için bu kitaplar oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu çerçevede kullanılan kitapların içeriğinin öğrencilerin seviyesine uygunluğu, algılamada hazır bulunuşu, icrayı ileriye taşımak gibi özellikleri bakımından olumlu ve olumsuz yönlerinin ortaya konması, kanun çalgısının öğrenimindeki başarısında büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada, Güzel Sanatlar Liseleri müzik bölümlerindeki 9, 10, 11 ve 12. sınıf çalgı eğitimi kanun ders kitapları incelenerek, kanun çalgısı alanında uzman kişilerce değerlendirmeler yapılmış ve bu değerlendirmeler ışığında kanun çalgısı için etütler yazılmıştır. Araştırmada, doküman analizi ve nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmamız sonucunda GSL Kanun ders kitaplarındaki makam sıralamasının tekrar gözden geçirilmesinin, görsellik anlamında kitabın zenginleştirilmesinin, akort konusuna ayrıntılı olacak şekilde yer verilmesinin, etütlerin metronom belirtilerek aşamalık ilkesine göre hazırlanmasının, eserlerin kolaydan zora olacak şekilde düzenlenmesinin ve kanun dersi kitapları dışında farklı kaynaklardan faydalanılmasının yararlı olacağı; aynı zamanda öğrencinin çalgı ve repertuar gelişimine olumlu yönde ve önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Anadolu güzel sanatlar liseleriDers kitaplarıKanun+4
Dilşan Aslan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hatîbzâde'nin kelâm ve ru'yetullah'a dair görüşleri (Risâle fi'l-Kelâm ve'r-Ru'ye isimli risâlesi bağlamında)

Osmanlı düşüncesinin en önemli isimlerinden biri olan Hatîbzâde Muhyiddin Mehmed Efendi (ö. 901/1496) fıkıh, tefsir gibi temel İslâm bilimlerinde bazı eserler kaleme almasına rağmen onun tebarüz ettiği en önemli alan ilm-i kelâmdır. Keskin zekâsı ve eleştirel kişiliği ile bilinen Hatîbzâde, tezde incelemesini yaptığımız kelâm ve ru'yetullah risâlesinde de bu özellikleri ile öne çıkmaktadır. Büyük ölçüde Seyyid Şerîf Cürcânî'nin Şerhu'l-Mevâkıf isimli eseri üzerine hâşiye niteliğinde kaleme alınan risâlede Hatîbzâde, kelâm ve ru'yetullah konusunda genel hatlarıyla kendinden önceki Ehl-i sünnet geleneğini takip etmektedir. Bununla birlikte meselelerin ayrıntılarına inildiğinde onun kendine özgü bazı görüşler ortaya koyduğu görülmektedir. Bunların içerisinden kelâm sıfatının mâhiyetine yönelik yaptığı araştırma neticesinde zikrettiği kelâm tanımı ve Allah'a yalan nispet etmenin imkânsızlığına dair getirdiği farklı yaklaşımlar kayda değerdir. Özellikle Allah'a yalan isnat edilmesinin imkânsızlığı konusunda zamanındaki hâkim görüşten farklı olarak Allah'a yalan isnat edilmesinin imkânsızlığını Hz. Peygamber'in haber vermesine dayandırmış ve bunu da filozofların imkânsızlık taksiminden hareketle bi'l-gayr imkânsızlık olarak açıklaması önemlidir. Ayrıca onun görüşlerden ziyade görüşlerde kullanılan delillere getirdiği felsefî itirazlar veya itirazlara verdiği cevaplar ile bu delillerin sahihi ile zayıfı arasında bir ayrım yapmaya çalıştığını da vurgulamak gerekmektedir. Bu tavır, şüphesiz kendinden önce başlayan tahkîk sürecinin de devamı olarak görülebilir. Bu tezde Risâle fî Mebâhisi'r-Ru'yeti ve'l-Kelâm isimli eseri özelinde Hatîbzâde'nin, Allah'ın kelâm sıfatı ve ru'yetullah ile ilgili görüşleri incelenmektedir.

Er-Risale fi Kelamillah ve Rü'yetihiHatibzadeKelam+3
Mebrure Hanife Özbakır
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Salih Zeki Bey'in "Hikmet-i Tabîiyye-i Umûmiyyeden Mebhâs-ı Savt" isimli eseri ve mûsikî sesleri bölümünün incelenmesi

Türk Mûsikîsi nazariyesinde geçmişten günümüze kadar kullanılan farklı sistemler mevcuttur. Günümüzde teoride kullanılan sistem Arel-Ezgi sistemidir. Bu sistem, Rauf Yekta Bey'in kurduğu sistemden belli başlı kalıplarla ayrılsa da, temelleri bakımından onun kurduğu sisteme dayanmaktadır. Rauf Yekta Bey mûsikîmizin ilmi esaslarının tespitinde ve ses fiziği alanında önemli çalışmalar yapmıştır. Yekta, yaptığı bu çalışmalarda, dönemin ünlü fizik ve matematik bilgini Salih Zeki Bey'den yardım almıştır. Salih Zeki Bey (1864-1921) Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde yetişmiş bir matematik ve fizik bilginidir. Farklı bilim dallarında yaptığı atılımlarla Türk bilim tarihi yazıcılığının öncü ismi olarak kabul edilmektedir. Çeşitli kurumlarda memuriyyet ve Darülfünûn'da uzun yıllar hocalık yapmış ve pek çok önemli eser kaleme almıştır. Bu eserlerden biri de TTK Kütüphanesi'nin "A005920" numaralı dijital kaynağından ulaştığımız "Hikmet-i Tabîiyye-i Umûmiyyeden Mebhâs-ı Savt" adlı eseridir. Eser Osmanlı'da ses fiziği alanında yayımlanmış ilk eser olması bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışmada Mebhâsı Savt'ın istifade edilebilir hale getirilebilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç ışığında eserin tamamı tarafımızdan günümüz Türkçesi'ne aktarılmış ve Salih Zeki Bey'in bilimsel anlamda mûsikîmize katkılarının görülmesi açısından "Mûsikî Sesleri" bölümünün incelemesi yapılmıştır

MüzikMüzik eserleriSalih Zeki+2
Ayşegül Başar
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimAR

Taşköprîzâde Kemâleddin'in "Hâşiye alâ Tefsir-i Ebissuûd li Sûreti'l-Kehf" isimli eserinin tahkik ve tahlili

Tahkik ve tahlil çalışması olarak ele aldığımız Taşköprîzâde Kemâleddin'in,EbüssuûdEfendi'nin İrşâdü'l-Akli's-Selîm ilâ Mezâya'l-Kitâbi'l-Kerîm isimli tefsiri üzerine Hâşiye alâ Tefsîr-i Ebissuûd li Sûreti'l-Kehf adlı hâşiyesi, hicrî 1020'de dirâyet tefsir yöntemiyle yapılmış bir çalışmadır ve Kehf sûresini ihtiva etmektedir. Çalışmada ağırlıklı olarak dirâyet tefsir metodu kullanılmakla birlikte, rivâyet tefsir yöntemlerinden de istifade edilmiştir. Ulaşabildiğimiz kadarıyla eserin kütüphane kayıtlarında dört nüshası bulunmaktadır. Tahkik ve tahlil çalışmalarının en önemli adımı; asıl metnin oluşturulmasına mesnet teşkil edecek nüshanın seçilmesidir. Dört nüshadan birini seçmek üzere yaptığımız ön araştırma neticesinde 110 varaktan oluşan İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi Reîsülküttap Bölümü 67 numarada kayıtlı nüshayı asıl yapmayı uygun gördük. Taşköprîzâde, Hâşiye alâ Tefsîr-i Ebissuûd li Sûreti'l-Kehf adlı hâşiyesini telif ederken istifade ettiği kaynakları zikretmiş ve hocası Ebüssuûd'un metodunu takip ettiğini beyan etmiştir. Taşköprîzâde hâşiyesinde diğer ilimlerin yanı sıra bilhassa kıraat, nahiv ve belâgat ilimlerine de özel bir ihtimam göstermiştir. Araştırma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Taşköprîzâde'nin, ismi nesebi, ailesi hocaları, görevleri, eserleri, vefatı, yaşadığı dönem, bazı fetvaları, hakında söylenenler ve hakkında yapılan çalışmalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ilk olarak hâşiye kelimesinin anlamına yer verilmiştir. Ardından, Ebüssuûd Efendi'nin tefsiri kısaca tanıtılmış ve üzerine yazılan hâşiyelere dair bilgi verilmiştir. Taşköprîzâde hâşiyesinin nüshaları, özellikleri, muhtevası, kaynağı, yazılış sebebi ve zamanı, içeriği, yöntemi ve metodu hakkında bilgi verilmiştir. Yine Taşköprîzâde'nin hâşiyesi rivâyet, dirâyet ve Kur'ân ilimleri bakımından incelenmiştir. Son bölümde ise Hâşiyenin tahkik ve tahlili yapılmıştır. Ayrıca Taşköprîzâde'nin hayatı hakkında Arapça-Türkçe bilgi verilmiştir. Çalışmada başvurulan kaynaklar bölümün sonunda Arapça ve Türkçe olarak verilmiştir.

Muhammed Elbeyati
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ekrem Karadeniz Koleksiyonu 48 numaralı Nota Defterindeki Muhtelif Fasılların incelenmesi

Türk mûsikîsi repertuvarının günümüze ulaştırılması, nota sistemleri kullanılmadan önce ustadan çırağa öğretilen ve hafıza esasına dayanan meşk vasıtasıyla gerçekleştirilmiştir. Meşk vasıtasıyla vâkıf olunan besteler günümüze aktarılma amacıyla mûsikîşinaslar tarafından notaya alınmıştır. Nota yazımında grafik batı tarzı benimsenerek Türk müziği eserleri kaydedilmiş ve önemli koleksiyonlar oluşturulmuştur. Oluşturulan nota koleksiyonlardan biri de Ekrem Karadeniz koleksiyonudur. Çalışmada, Ekrem Karadeniz Koleksiyonu 48 numaralı Muhtelif Fasıllar Defteri'ndeki eserlerin makamları, usulleri ve güfteleri incelenerek tanıtımını yapmak ve bu eserlerin günümüz repertuvarındaki farklılıkları ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, Türk müziği repertuvarı için önemli bir kaynak olan ve Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesinde yer alan 48 Numaralı Muhtelif Fasıllar Defteri tanıtılıp gözden geçirilmiştir. Türk müziği nota koleksiyonları hakkında bilgiler verilmiştir. Bunun yanı sıra Abdulkadir Töre ve Ekrem Karadeniz'in sanatı ve hayatından önemli detaylarla beraber Karadeniz koleksiyonundaki defterler hakkında bilgiler sunulmuştur. 48 numaralı Muhtelif Fasıllar defterinde mevcut olan eserler günümüz notalarıyla kıyaslanmış ve nota farklılıkları belirlenerek sonuç kısmında yansıtılmıştır.

Dağlar Yanıç
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sınıf öğretmenlerinin müze eğitimine ilişkin görüşlerinin bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi (Bolu ili örneği)

Araştırmada sınıf öğretmenlerinin müze eğitimine ilişkin görüşlerinin cinsiyet, öğrenim durumu, kıdem değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile tasarlanmıştır. Araştırma örneklemini, 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Bolu ilindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında görev yapan küme örneklemesi ile seçilmiş 230 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Elif Gürbüz tarafından hazırlanmış ''Müzelere ve Müzelerin Eğitim Amaçlı Kullanımına İlişkin Öğretmen Görüşleri'' ölçeği kullanılmıştır. Bu ölçek öğretmenlere Google Form Platformu ile çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Cinsiyet, öğrenim durumu değişkenleri için Independent Samples Testi, kıdem değişkeni için One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenlerinin müze eğitimine ilişkin görüşlerinin cinsiyet ve öğrenim durumu değişkenine göre farklılaşmadığı, kıdem değişkenine göre ise anlamlı bir farkın olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin kadın-erkek ya da lisans-yüksek lisans mezunu olma durumlarına göre görüşlerinin birbirine yakın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda öğretmenlerin kıdem değişkenine göre 1-5yıl, 6-10 yıl ve 11-15 yıl arası görev yapan öğretmenlere göre 20 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenlerin lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığın nedeni ise öğretmenlerin kıdemi arttıkça tükenmişlik düzeyleri dikkate alınarak görüşlerinin de değişebileceği şeklinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin, öğrencide kalıcı öğrenmeye sebebiyet verdiği için müze eğitimi kullanma isteklerinin yüksek düzeyde olduğu ama müze kullanımlarının yetersiz olduğu görülmüştür. Müze eğitiminin öğrenci akademik başarısını olumlu yönde arttırdığı ve kalıcı öğrenmeler oluşturduğu için sınıf öğretmenleri derslerinde müze eğitimine yer verebilirler.

Müzik eğitimiOkul-müzeSınıf öğretmenleri
Belgin Gökdemir
Bolu Abant Izzet Baysal University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Müsahipzade Celal Efendi'nin "İstanbul Efendisi" opereti özelinde Osmanlı'da operetin gelişimi

Sahne sanatında operet formu; operaya göre daha eğlenceli ve hafif olarak sergilenen konuşmalı – şarkılı sahne eseridir. Operadan farklı olarak, metni halkın seveceği güncel olaylardan oluşur. Operet ilk defa, XVIII. yüzyıl başlarında İngiltere'de Ballat Opera biçiminde ortaya çıkmıştır. 1928'de sahnelenen "Dilenci Operası", konusunun eğlenceli olması, müzik ve konuşma ögelerinin klasik opera formundan farklı olması nedeniyle ilk operetlerden biri olarak sayılmaktadır. XIX. yüzyılda komik opera adı altında toplanan müzikli oyun türleri, İtalyancada "küçük opera" anlamına gelen operet sözcüğü ile adlandırıldı. Bu araştırma, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, batılılaşma hareketleri sayesinde ülkemize gelen operet müziğinin, Türk müziği ile harmanlanarak ortaya çıkarılmış ürünlerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşmak için, Müsahipzade Celal Efendi'ye ait "İstanbul Efendisi Opereti" müzikal olarak incelenerek orijinal metni Osmanlı Türkçesi olan operetin sözleri latin harflerine çevrilmiştir. Araştırma bu yönüyle, hem müzikal yapı analizi hem de günümüz alfabesi ile yazımı sayesinde, unutulmaya yüz tutmuş Türk operetlerinin gün yüzüne çıkarılması ve Türkiye'deki operet sanatının göz önüne serilmesi açısından önemli görülmektedir. Eserin müzikleri oyunun yazıldığı dönemden iki asır öncesine ait Türk Makam Müziği eserlerinden derlenmiştir. Eserlerin bestecileri hakkında bilgiye ulaşılamamıştır. Bu nedenle "İstanbul Efendisi Opereti"nin notaları, orijinal metne sadık kalınarak Türk müziği çalgılarından olan "kanun" ile çalınarak seslendirilmiş ve arşivlenmiştir. Araştırma, Betimsel Tarama Modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, Müsahipzade Celal Efendi'ye ait "İstanbul Efendisi Opereti"nin müzikal olarak incelenmesi yoluyla Osmanlıda operet müziğinin gelişimini göz önüne sermektir. Evrenin tamamına ulaşıldığı için örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada, operet metninin ve notalarının analizi sayesinde Türk makam müziğinin, Batılı bir form olan operet formunda kullanıldığı saptanmıştır. Eser; üvertür ile başlayıp sırasıyla koro, solo ve koro bölümlerinin akabinde 3 perde olarak icra edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Operet, Osmanlı'da Operet, İstanbul EfendisiOpereti,Müsahipzade Celal Efendi.

Musahipzade CelalMüzikMüzik eserleri+4
Ahmet Ünlü
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mehmed Fahri Kopuz ve Ali Salâhî Bey'in ud metotlarının karşılaştırılması

Bu araştırmada 20. Yüzyıl başlarında Osmanlı Türkçesi ile yazılmış Mehmed Fahri Kopuz'un "Nazarî ve Amelî Ud Dersleri" adlı metot kitabının günümüz harflerine aktarımı yapıldıktan sonra Ali Salâhî Bey'in "İlaveli Ud Mu'allimi" adlı metot kitabı ile karşılaştırılarak benzer ve farklı yönleri belirtilmeye çalışılmıştır. Mûsikî kaynaklarımızın bir kısmının Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olmasından dolayı günümüzde herkes tarafından yararlanılamamaktadır. Bu konudaki eksikliğin giderilmesi hususunda her iki kaynağın da günümüz harflerine aktarımı yapılmıştır. Ancak Ali Salâhî Bey'in metodunun aktarımının tamamı, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikîsi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Mehmet Bitmez'in yaptığı akademik çalışma içerisinde bulunması gerekçesiyle, etik unsurlar göz önüne alınarak araştırmaya dahil edilmemiştir. Ayrıca, çalışmada yazılmış başka ud metotlarından (Hâfız Mehmed Efendi, Cinuçen Tanrıkorur, Mutlu Torun, Şerif Muhiddin Targan, Kadri Şençalar, Gülçin Yahya Kaçar) da, içerik ve konu anlatımlarına farklı yönlerden bakılabilmesi amacıyla kısaca bahsedilmiştir. Mehmed Fahri Kopuz ve Ali Salâhî Bey'in ud metotlarının karşılaştırılması sonucunda bir değerlendirme yapılarak, yeni bir metot yazmak isteyen mûsikîşinaslara da öneriler sunulmaya çalışılmıştır.

Ali Salahi BeyBestekarlarKopuz, Mehmed Fahri+6
Mustafa Kürşat Ceylan
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Pollutants and resources causing eutrophication in Sarıkum Lake

ABSTRACT Sarıkum Lake, which has the criteria of "International Wetland Area" of the Black Sea, was accepted as a "Nature Protection Area" in 1987, and the area around the Lake was declared as a Natural Site in 1991. Sarıkum Lake is exposed to domestic wastes from settlements around it and chemical substances used in agricultural areas. The lake's sea connection and the creeks that are the water source of the lake are dangerous for the lake. The lake is polluted due to nutrients from these sources, and the most importantly is faced with eutrophication of water quality problems. The study was planned to determine the pollution level of pollutants and their sources causing eutrophication in Sarıkum Lake, and how it affects the lake. Water samples taken from 7 different stations between November 2016 and July 2017 were analyzed and evaluated seasonally.For this purpose, annual mean values of some physico-chemical parameters measured in water samples taken from the surface were determined. These are pH 8.23, temperature 15.41°C, salinity 3.46 Psu, dissolved oxygen 3.7 mg/L, oxidation reduction potential 94.23 mV, total dissolved matter 1747.8 mg/L, conductivity 6553.41 μS/cm, ammonium nitrogen 0.045 mg/L, phosphate phosphorus 0.224 mg/L, silicon 1.918 mg/L, nitrite nitrogen 0.077 mg/L, nitrate nitrogen 1,130 mg/L, chlorophyll-a 4,513μg/L, total suspended solids 0.029 mg/L detergent 0.0449 mg/L, respectively. It was determined that the obtained data were the 5th and 7th stations with the highest amounts of pH, ammonium nitrogen, nitrite nitrogen, chlorophyll-a and anionic detergent quantities according to the '' 'Water Pollution Control Regulation and the Quality Criteria Regulations''.This shows that these two stations representing the Sarıkum Lake have improved from eutrophication to hypereutrophication. As a result of the study, it has been detected that the stations in Sarıkum Lake are exposed to agricultural and environmental pollutants. Key words: Eutrophication, physico-chemical, Sarıkum Lake, Sinop, Black Sea region

Zeynep Hasançavuşoğlu
Sinop University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Arılı deresi (Rize)'nin fiziko-kimyasal açıdan su kalitesinin tespit edilmesi

Bu çalışma, Arılı deresi üzerinde deniz suyunun etkisini göstermediği su kotundan başlayarak 570 m su kot'una kadar olan yaklaşık 25 kilometre uzunluğundaki akarsu yatağında belirlenen 7 adet istasyondan aylık su numuneleri uygun koşullarda alınarak yapılmıştır. Numune alımı sırasında istasyonlarda alınacak örneklerin, o noktadaki su niteliğini tanıtır olması, yerleşim alanlarına yakın oluşu, toplam kirliliği belirlemesi göz önünde bulundurulmuştur. Çalışma süresince sahada alınacak fiziksel parametrelerin dışında aylık numuneler laboratuvar'a getirilerek fotometrik analizleri yapılmıştır. Su sıcaklığı (6.75- 18.21-9.68 ±0,27 °C), pH (6.81-8.11-7.33±0,03), çözünmüş oksijen (7.53-13.20-9.36 ±0,13 mg/L), iletkenlik (61.2-82.9-73.83 ±0,45 µS/cm), nitrit azotu (NO2‾-N) (0.0009-0.0092-0.0042±0,0002 mg/L), nitrat azotu (NO3‾-N) (0.81-5.29-1.58 ±0,09 mg/L) ve amonyum azotu (NO4+-N) (0.0001-0.0097-0.0026 ±0,0003 mg/L) olarak tespit edilmiştir. Tespit edilen parametreler su kirliliği mevzuatında bildirilen kıta içi su kalitesi standartlarına göre değerlendirilmiş ve su kalitesi tespit edilmiştir.

Ethem Ertaş
Sinop University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hadislerde veba ve korunma yolları Bezlü'l-Mâ'ûn adlı eser çerçevesinde

Bireyleri, toplumları ve tarihi derinden etkileyen bulaşıcı hastalıklar, vahim sonuçları ile insanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük afetlerdendir. Sosyal ve siyasal yapıların aldığı önlemler dahi bu hastalıklar karşısında bazen yeterli olmamış ve insanoğlu çaresizliğini derinden hissetmiştir. Dünya ve ahiret dengesini sağlayan İslam dini de bu konuda belirli bir kıstas getirmiş ve bu kurallara uyulması ile dünya ve ahiret hayatında maslahatların elde edileceğini bildirmiştir.Bu tezde veba hastalığının tanımı, sebepleri, bu hastalığa karşı alınabilecek önlemler ve bu hastalıktan dolayı ölüm konuları incelenmiştir.Veba hastalığı Türkçe'de kemirgen hastalığı olarak bilinmektedir. Ancak Türkçedeki bu kullanım doğru bir kullanım değildir. Arapça ifade ile veba hastalığı bulaşıcı hastalıkların genelini ifade eder. Taun kelimesi ise bizim telakki ettiğimiz manada kemirgen hastalığı anlamındadır. Vebanın tanımı bölümünde öncelikle bu kavramın doğru tanımı verilmiştir.Daha sonra veba hastalığının sebebi olarak ileri sürülen cinlerin darbeleri, havanın tabiatının bozulması ve mikrop vasıtası ile hastalığın ortaya çıkması gibi teorileri irdeledik. Bu bağlamda ilk iki teori daha çok birbirini çürütmeye çalışan ve mikrop etkeninin tanımlanmadığı dönemlerde kullanılan teorilerdir. Modern tıbba göre bu hastalığın temel etkeni `yersina pestis' adlı mikroptur. Yan etkenler ise bu mikrobun yaşam şartlarını taşıyan ortamlardır. Hadis-i şeriflerde ise bu hastalık cinlerle ilişkilendirilmiştir.Bu hastalığa karşı alınabilecek tedbirler dua, tedavi ve karantinadır. Tezde özellikle bu üç farklı önlemin birbirinin alternatifi olmadığını, aksine birbirini destekleyip hastalığa karşı direnci güçlendiren temel tedbirler olduğunu vurguladık. Özelde veba hastalığı genelde ise bulaşıcı hastalıklara karşı getirilen karantina uygulaması İslam dininin tıp tarihine kazandırmış olduğu önemli bir yeniliktir. İslam, karantinayı yalnızca tavsiye etmekle yetinmemiş, karantina şartlarına riayet etmemenin ahirette insanın sorumlu olmasına sebep olacağını bildirmiştir.Anahtar kelimeler: Veba, karantina, bulaşıcı hastalık, dua, mikrop, hadis

DuaHadisVeba
İsmail Kurt
Sakarya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin kelam sistemi

Son dönem Muʿtezile'sinin en önemli kelâmcılardan biri Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'dir. Kendisinden sonra Muʿtezilî düşüncesinin farklı bir boyuta evrilmesini sağladığı gibi kelâm-felsefe ilişkisinin de öncülerinden olan önemli bir halkanın da temsilcisidir. Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin eserlerinin büyük bir çoğunluğu maalesef günümüze ulaşamamıştır. Lakin gerek takipçileri gerek farklı mezhep ve ekollerden âlimler tarafından alıntılanmış ve sürekli atıf yapılmıştır. Özellikle kendisinden sonra gelen Muʿtezilî âlimlerin başvuru kaynağı haline gelmiştir. Buna ilave olarak kelâm-felsefe bütünlüğünün zirveye taşınmasının en önemli aktörlerinden addedilen Fahreddin er-Râzî tarafından Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin alıntılanması da müteahhir dönem kelâm geleneği içerisinde önemli bir farkındalık oluşturmuştur. Bu çalışma Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin düşünce sistemini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin elimizde bulunan kaynaklarının, takipçilerinin eserlerinin ve ayrıca kendisinden sonra gelen âlimlerin Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'ye yaptıkları atıfların izi sürülecektir. Kaynak çeşitliliğinin çok olması ve ayrıntı olarak tek tek atıfların toplanıp inşa edilmesi araştırmayı zorlaştıran hususlardandır. Her ne kadar bu şekilde geniş bir literatür taraması ihtiyacı olsa da kaynakların çoğunluğunun Basrî'nin genel görüşleri hakkında hemfikir olması da avantaj sağlamaktadır. Araştırmada ilk olarak Ebü'l-Hüseyin el-Basrî hakkındaki literatüre değinilmiş peşi sıra hayatı, eserleri, hocaları, öğrencileri ve etkileşim ağı incelenmiştir. Ardından dört bölüm halinde Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'nin bilgi, varlık, tevhid, adalet, nübüvvet ve sem'iyyâta dair konular hakkındaki görüşleri ele alınmıştır.

Halil İbrahim Delen
İstanbul University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültürlerarası bakış açısıyla annelerin çocuk sosyalleştirme hedeflerinin incelenmesi

Bu araştırmada Türk ve Kuzey Iraklı annelerin çocuk sosyalleştirme hedeflerinde benzerlikler ve farklılıklar incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden kültür analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin Antalya şehrinde yaşayan 20 anne, Kuzey Irak'ın Duhok şehrinde yaşayan 20 anne olmak üzere toplam 40 anne oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla kişisel bilgi formu, sosyalleştirme hedeflerini belirlemek amacıyla Sosyalleştirme Hedefleri Envanteri (SHE) kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz ve nitel içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türk ve Kuzey Iraklı annelerin kendini gerçekleştirme ve topluma uyum bağlamında çocuk sosyalleştirme hedeflerinin benzerlikler gösterdiği saptanmıştır. Her iki kültürdeki annelerin kendini gerçekleştirme psikolojik gelişim kategorisinde özgüvene odaklandığı görülmüştür. Her iki kültürdeki annelerin özdenetim yönündeki sosyalleştirme hedeflerinin de benzer olduğunu görülmüştür. Her iki kültürdeki anneler için çocuk sosyalleştirmede empatik ve yardımsever davranışların sergilenmesi, bencillik, kin ve nefret gibi davranışlardan uzak durmanın önemli görüldüğü saptanmış. Kuzey Iraklı ve Türk annelerin çocuk sosyalleştirme hedeflerinde benzer boyutlar olduğu gibi farklı boyutlarında olduğu görülmüştür. Örneğin, Türk annelerin kendini gerçekleştirme boyutunda duygusal ve fiziksel iyilik haline yönelik; Kuzey Iraklı annelerin ise daha çok kişisel ve ekonomik potansiyeli geliştirmeye yönelik hedeflere odaklandığı belirlenmiştir. Kuzey Iraklı ve Türk annelerin sosyalleştirme hedeflerine yönelik farklılıklardan bir diğerinin ise Türk annelerin aksine, Kuzey Iraklı annelerin "mücadele etmede güçlü-cesur karaktere sahip olma ve hakkını savunma" davranışlarına daha fazla vurgu yaptığı görülmüştür.

Ana-çocuk etkileşimiAna-çocuk ilişkisiKültürel farklılık+5
Shaımaa Ali Islam
Akdeniz University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimAR

حاشية عمر محمد ٲمين بن معروف بن عمر المردوخي القرَداغي على البدر الطالع للجلال المحلّي على جمع الجوامع من بداية الكتاب إلى تعريف الصحّة - دراسة وتحقيقا

Bu tez, Celâl el-Mahalli'nin (ö. hicrî 864) Cemʻu'l-cevâmiʻ adlı eserinin bir bölümünün edisyon kritiğini yapmayı amaçlamaktadır. Haşiyenin önemi başlıkta yer alan şerh üzerine kaleme alınmış en özgün haşiye olmasından gelmektedir. Müellif Cemʻu'l cevâmiʻ üzerine yazılan Ḥāşiyet Zekeriyyā ve'l-ʻAṭṭār, İbn Kāsım el-ʻAbbādī, Kemāl İbn Ebī Şerīf gibi birçok şerh ve haşiyeyi bir araya getirmiştir. Yazarın ifadeleri açık, karmaşıklıktan uzaklık, mesele ve ibarelerin açıklanmasında basitleştirme şeklinde karakterize edilebilir. Eserin kaynakları sahihtir ve özgündür. Usul-i fıkıh kitaplarına dayanan eser meseleleri mantıkî kurallar çerçevesinde incelemektedir. Araştırmacı, imamları (Subkî, El-Mahallî ve El- Karadâği) tercüme ederken, onların entelektüel biyografilerini anlatırken tarihi betimle yöntemini takip etmiştir. Metnin nüshalarında ise tahkik ve ta'lik yöntemini takip eden araştırmacı, modern yazım ve noktalama kurallarına göre metni düzenlemiş, sözleri kaynaklarına isnad etmiş ve nihai olarak da bir sonuç ve kaynakça ile çalışmayı tamamlamıştır. Çalışma birçok sonuca ulaşmıştır: İlk olarak müellif sadece basit bir nakledici değildir. Bilakis o aynı zamanda şerh ve metne birden çok yerde müdahalede bulunmaktadır. Müellif ayet ve hadisleri zikrederken sadece ilgili şâhidi zikretmekle yetinmekte ve pasajın bütününü zikretmekten kaçınmaktadır. Müellifin alimlerden yapmış olduğu nakillerde oldukça güvenilir olduğu gözlemlenmektedir. Önceki eserlerinde alimlerden çok fazla alıntı ve nakil yapmayan müellifin bunun aksine bolca şerh ve haşiyeye atıf yaptığı görülmektedir.

Sulaıman Yaseen Sulaıman
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sait Faik Abasıyanık'ın eserlerinin değerler eğitimi bakımından incelenmesi

Günümüz eğitim sisteminde bilişsel eğitime verilen önem günden güne artarken, bireylerin ahlaki açıdan gelişimi ikinci plana atılmaktadır. Bu durum toplumsal hayatın her alanını olumsuz yönde etkilemektedir. Değer, toplumların dünden alıp yarına aktardığı doğrular bütünüdür. Tüm toplumlarda değerler toplumsal hayatı ve kişiler arası ilişkileri düzene sokar. Değerlerin bireyleri kazandırılması sürecine değerler eğitimi denir. Edebiyat sözlü ve yazılı kültür ögelerinin dil aracılığıyla bireylere aktarılması sanatıdır. Bu noktada değerlerin bireylere kazandırılmasında edebî eserlerden faydalanılmaktadır. Modern hikâyeciliğin önemli isimlerinden olan Sait Faik Abasıyanık'ın 12 hikâye, 2 roman, 1 röportaj kitabı çalışmamızın evrenini oluşturmuştur. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Sait Faik'in roman, hikâye ve röportajları 2018 yılı Sosyal Bilimler Öğretim Programında yer alan değerler ve 10 kök değer baz alınarak incelenmiştir. Elde edilen çalışma bulguları değer tanımı, eser adı, değer ve kitap sayfa numaraları verilerek tablolaştırılmıştır. Elde edilen çalışma sonuçlarına göre Sait Faik Abasıyanık'ın eserlerinde en çok özdenetim (248), en az barış (6) değerine rastlanılmıştır. Sait Faik Abasıyanık'ın eserlerinin değerler eğitiminde kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Abasıyanık, Sait FaikBiyografiDeğerler+4
Nursena Kalkan
Amasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00