
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkiye'deki gençlik merkezlerinin gençlere yönelik faaliyetleri: Şırnak örneği
Bu çalışmanın konusu son yıllarda sayısı ve gençler üzerindeki etkisi artmaya devam eden Gençlik Merkezleri'nin gençlere yönelik faaliyetleridir. Çalışmanın amacı, coğrafik, ekonomik ve politik birtakım dezavantajları bulunan Şırnak ilindeki Gençlik Merkezlerinin gençler üzerindeki genel etkilerine ve gençlerin gündelik yaşamları ve gelecek inşaları üzerindeki etkisine dikkat çekmektir. Bu amaçla Gençlik Merkezlerinin etkinliklerine katılan gençlerin faaliyetlere yönelik memnuniyet algıları ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmanın kapsamını, Şırnak ili merkezinde ikamet eden 14-29 yaş arası, Gençlik Merkezi faaliyetlerinden yararlanan kız ve erkek genç nüfus oluşturmaktadır. Çalışma nicel bir araştırma yöntemi olan betimsel araştırma yöntemine dayanmakta olup, veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Katılımcıların demografik özelliklerini ve gençlik merkezi faaliyetlerine yönelik memnuniyet algılarını tespit etmeye yönelik hazırlanan anket formu yüz yüze ve dijital platformlar üzerinden uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS aracılığıyla analiz edilmiştir. Çalışma sonunda katılımcıların Gençlik Merkezlerinin genel faaliyetlerinden ortalama düzeyde memnun oldukları açığa çıkmıştır. Memnuniyet algısı cinsiyet, eğitim durumu ve yaşanılan yer gibi demografik değişkenler bağlamında anlamlı bir fark oluşturmamıştır. Sonuç bölümünde, elde edilen bulgulara dayanarak Şırnak'ta faaliyet gösteren Gençlik Merkezlerinden sorumlu kurumlara yönelik öneriler geliştirilmiştir. Literatürde benzer çalışmaların çoğunlukla büyük ölçekli kentlerde gerçekleştirildiği göze çarpmaktadır. Bu çalışmanın önemi, küçük ölçekli, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ve dezavantajlı bir kent olan Şırnak'ta yapılması ve bu konuda Şırnak'ta yapılan ilk çalışma olmasıdır.
Şırnak'ta aşiretlerin sosyo-politik davranışları: Kurumsalcı bir perspektif
Bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları grup veya toplulukları inceleyen sosyal bilimler, birey-toplum ilişkisini anlamaya çalışmaktadır. Sosyal bilimlerde genellikle bir fikir birliğinden bahsetmek zordur. Çünkü toplumsal yaşamda bireyler, doğaları gereği öncelikle öznel (subjektif) yargılara sahiptir. Diğer yandan sosyal bilimlerde değer yargılarının olduğu da bilinen bir gerçektir. Böyle bir ortamda yapılan bir araştırmada, araştırmanın her yönüyle anlaşılması ve faydalı sonuçlara ulaşılması için araştırmacının olabildiğince tarafsızlığını koruyarak toplum-birey ilişkisini incelemesi gerekmektedir. Yine bu araştırmalarda toplumsal olanın daha iyi açıklanması için bazı toplulukların sahip olduğu "birey davranışlarını mobilize etme" kabiliyeti her yönüyle irdelenmelidir. Türkiye'de nüfusun belli bir kısmını oluşturan aşiretler hem sahip oldukları yapısal özellikleri hem de bireyleri mobilize etme kapasiteleri sebebiyle günümüzde önemlerini korumaya devam etmektedirler. Bu özelliklere sahip olan aşiret, aynı zamanda enformel kurallarla örülü bir sosyal kurumdur. Bu bağlamda bir sosyal kurum olarak aşiret, literatürde daha fazla çalışılmalıdır. Bu çalışmanın amacı kuramsal çerçeve ve aşiretlerin tarihsel gelişimlerinden yola çıkarak Şırnak'taki aşiretleri ve sosyal bir kurum olarak bu aşiretlerin sosyo-politik davranışlarını öğrenmektir. Çalışmanın amacı doğrultusunda bölgedeki aşiretleri kapsayan bir alan araştırması ile aşiret enformel kurallarının, birey davranışını nasıl kanalize ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda hem katılımcılardan elde edilen bulgular hem de literatürdeki bilgiler eşliğinde çıkarım, öngörü ve beklentilere yer verilmiştir. Ayrıca sahip oldukları kurumsal fonksiyonlarla aşiretlerin gelecekteki statülerinin ne olacağı hakkında öngörülere ve analizlere yer verilmiştir.
Dijital devlet ve Türk kamu yönetiminin dijitalleşme pratikleri
Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan baş döndürücü gelişmeler, hayatın birçok alanını etkilediği gibi kamu yönetimini de derinden etkilemiştir. Giderek daha fazla dijitalleşen dünyada yerini almak isteyen devletler, günümüzün ve geleceğin idari yönetim şeklinin dijitalleşmekten geçtiğinin farkına varmışlardır. Nitekim bu süreçte vatandaşların kamu hizmetlerinin sunumuna yönelik devletten beklentileri çeşitlenerek artarken, devletin de bu beklentilere geleneksel yönetim anlayışıyla yanıt vermesinin yetersiz kalacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle devletler, bilgi ve hizmet kanallarının değiştiği yeni bir anlayış olan 'dijital devlet' olgusunu benimsemeye başlamışlardır. Türkiye'de de dijital devlet yaklaşımının yansımaları görülmektedir. Bu çalışmada dijitalleşmenin kamu yönetimi süreçleri ve Türk kamu yönetimindeki dijital uygulama örnekleri ile ilişkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu bağlamda öncelikle dijital devlet olgusu incelenmiş, ardından Türk kamu yönetiminin dijitalleşme düzeyi; hukuki ve teknik altyapı, fizibilite, eğitim ve sisteme uyum, e-devlet portalı, teknoloji kullanımı, gizlilik, dijital bölünme (sayısal uçurum), liderlik, temsil edilen kesimler, koordinasyon ve gözetim kurumu gibi unsurlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak Türkiye'nin, dijitalleşme konusunda önemli ve başarılı adımlar attığı görülse de henüz ilerlemesi gereken uzunca bir yolu olduğu sonucuna varılmıştır.
Yoksulluk bağlamında sokakta çalışan çocukların sosyo-ekonomik profilleri ve gelecek beklentileri: Şırnak örneği
İnsanlık tarihi boyunca hemen hemen tüm toplumların farklı düzeylerde karşı karşıya kaldıkları ve mücadele verdikleri problemlerden biri de yoksulluk sorunudur. Yoksulluk ilk bakışta belli bir gelirin altında veya yaşam için temel gıda ve ihtiyaçlardan yoksunluk olarak görülse de sosyal, toplumsal ve siyasi birçok ögeyi içerisinde barındıran da bir olgu olmuştur. Toplumdaki tüm bireylerin farklı boyutlarda karşı karşıya kalabildiği bu sorun en çok da dezavantajlı gruplar içerisinde yer alan çocukları etkilemiştir. 20. yüzyıla kadar göz ardı edilen çocuk yoksulluğu bu dönemden sonra ayrı bir alan olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Toplumlar farklı sebeplerin yanı sıra çoğu zaman da yoksullukla mücadele konusunda çocuk işgücünden yararlanabilmektedir. İşgücü içerisinde yer alan çocuklar farklı tür sektörlerde çalışabilmektedir. Bu sektörlerden biri de sokakta çalışmadır. Sokakta çalışan çocuklar her ne kadar yoksulluk temelli sorunlardan işgücüne katılmış olsalar da çoğu zaman ihmal ve istismarları da söz konusu olabilmektedir. Çocukların birçok yönden gelişimlerini etkileyen tüm ortam, ilişki ve çalışma koşullarından uzak durması gerekirken farklı nedenlerden dolayı denetimsiz ve birçok riske açık olan sokakta çalışma serüvenine girmekte, sosyal, toplumsal ve bireysel yaşamda yer edinebilmek ve gerekli olanakları ulaşmak için mücadeleye erken yaşta girişmektedirler. Gerek yoksulluk gerekse de sokakta çalışma konusunda şuana kadar birçok araştırma yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu tezi diğer çalışmalardan ayıran başat nokta gelişmiş bölgelerin veya büyükşehirlerin aksine gelişmemiş ve küçük bir şehirde yapılmasıdır. Bu seçimin sebebi de konu ile ilgili yapılan çoğu çalışmaya veri olan gurupların bu bölgeden göç eden bireyler veya akrabalarından oluşmasıdır. Bu bilgiler doğrultusunda sokakta çalışan çocukların çalışma sebeplerini tespit etmek, yoksulluk, ihmal ve istismar ile bağlarını saptamak, sokakta bulunan çocukların sosyal ve ekonomik profillerini belirlemek ve bu şartlarda çalışan çocukların nasıl bir gelecek beklentisi içinde olduğunu sorunun ana kaynağında tespit etmek amacıyla tez çalışması yürütülmüştür. Tez çalışması nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket görüşmesi esasından oluşmuş ve gerekli görülen yerlerde nitel araştırma tekniklerinden de yararlanılmıştır. Şırnak ili ve ilçelerinde 550 kişi ile yapılan anket görüşmesi verileri analiz edilmiş ve karşılaştırmalı olarak veriler yorumlanmıştır. Tez çalışması için yürütülen anket çalışması sonucunda çocukların yoksulluk esaslı sebeplerle sokakta çalışma yaşamına girdiği görülmüş fakat tek etmenin yoksulluk olmadığı ihmal ve istismarın da önemli etken olduğu görülmüştür. Sokakta çalışan çocukların birçok riskle karşı karşıya kaldıkları ve özellikle ihmal ve istismardan dolayı suça karışma eğilimleri olduğu gözlemlenmiştir. Gerek riskler gerekse de sokakta bulunmanın getirdiği güç koşullardan dolayı fiziksel ve psikolojik gelişimleri olumsuz etkilenen çocukların gelecek beklentisi üzerinde önemli bir etkisi olduğu görülmüştür.
Kadın yoksulluğu ile mücadelede yeni arayış: "Karınca Ticareti" (Habur Sınır Kapısı örneği)
Yoksulluk, en genel tabirle bireyin esas gereksinimlerini karşılayamama durumudur. Çok boyutlu bir yapıya sahip olan yoksulluk tüm dünya ülkeleri için güncelliğini koruyan küresel bir sorun olmaya devam etmektedir. Yoksulluk sorunu toplum içerisinde tüm kesimlerin maruz kalabileceği bir durum olmasına karşın kadınlar bu sorundan en çok etkilenen dezavantajlı gruplar arasında yer almaktadır. İstihdam ve iş gücüne katılamama, sosyal dışlanma, eğitim ve sağlığa eşitsiz erişim, sosyal koruma yoksunluğu gibi etmenler kadın yoksulluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yoksulluk sorunu tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de gittikçe derinleşmekte ve yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda yoksulluk sorunu ile başa çıkmak amacıyla karınca ticareti yapan kadınlar çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. "Karınca Ticareti"; bireylerin yolcu statüsünde şirket veya kendi hesabına günübirlik sınırın karşı tarafına geçmek suretiyle gerçekleştirdiği iktisadi faaliyet türüdür. Sınır ticareti ile ortaya çıkan "Karınca Ticareti" veya "Karıncalık" alan yazınında "Bavul ve Mekik Ticareti" olarak yer almaktadır. Bu çalışmanın metodunu nitel araştırma yöntemlerinden derinlemesine görüşme oluşturmaktadır. Saha çalışmasında Habur Sınır Kapısı'nda karıncalık faaliyeti yürüten 25 kadın ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yapılan bu çalışma ile karınca kadınların çalışma koşulları, kadınları bu yola iten sosyal, ekonomik ve kültürel faktörlerin belirlenmesi ile birlikte kadınların Habur Sınır Kapısı'nda karıncalık faaliyeti yürüttükleri sırada karşı karşıya kaldıkları risk ve tehlikelerin neler olduğu, karıncalığın sosyal ve bireysel yaşamlarına nasıl tesir ettiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kadınların ekonomik şartlar nedeniyle karınca ticaretine yöneldiği ve karıncalık yapan kadınların eğitim düzeylerinin yetersizliği düzenli gelir getiren ve sosyal güvencenin olduğu iş kollarında istihdam edilmeleri önünde bir engel olduğu belirlenmiştir. Ayrıca karıncalık faaliyetinin çalışma şartlarının kötü olması, çalışılan sürenin fazlalığı ve fiziksel güç gerektirmesi nedeniyle kadınlara hem fiziksel hem de psikolojik olarak etki ettiği ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Kadın Yoksulluğu, Habur Sınır Kapısı, Karınca Ticareti, Karıncalık Faaliyeti
1961-2020 yılları arasında Almanya'da yaşayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşümleri
Genel anlamıyla bir yerden başka bir yere hareket süreci şeklinde tanımlanan ve bu yönüyle insan hikâyesinin bir yansıması olan göç; zaman ve mekân boyutu irdelendiğinde durmaksızın devam eden bir nitelik arz etmektedir. Göç çağı olarak nitelenen 20.yüzyıldan beri göç olgusu, sosyal bilimler alanında popülerliğini düzenli olarak geliştiren bir kapsama sahiptir. 2021 yılı itibariyle dünya genelinde var olan mültecilerin sayısı dahi göç hareketliliğinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Bu araştırmanın konusunu oluşturan göç hareketliliği ise İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmelerle ilgilidir. Savaş sonrası toparlanma döneminde sanayileşme sürecine giren ülkelerin ihtiyaç duyduğu işgücünü temin etmek için çevre ülkelerden işçi talebinde bulunması, yeni bir göç hikâyesinin oluşmasına kaynaklık etmiştir. 1961 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan Ankara Antlaşması bu niteliği haizdir. İlk dönemde kısa süreli olarak planlanan bu işgücü göçü, ilerleyen yıllarda yerini kalıcılığa bırakmıştır. Bu araştırma, yarım asırlık bir geçmişe sahip Türk işçi göçünün ardından Almanya'da yaşamaya başlayan Türkiyeli göçmen kadınların kimlik dönüşüm süreçlerini ele almayı amaçlamaktadır. Almanya'da Türklerin yaşadığı 3 önemli şehirde gerçekleştirilen alan araştırmasında kadınların genel kimlik algıları, kolektif kimlik algıları ve kültürel kimlik algıları kuşak farklılıklarını da göz önüne alınarak ölçülmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda elde edilen bulgular; Türkiye'den Almanya'ya giden dört kuşak arasında önemli farklılıkların gözlemlenmediğini, Türkiyeli kadınların Alman kültür ve kimliğine karşı kültürel ve kolektif kimliklerini korumaya çalıştığını ortaya koymaktadır.
Türkiye'de e-Belediye uygulamaları: İç Anadolu Bölgesi büyükşehir ve il belediyeleri üzerine bir araştırma
Günümüzde bilişim ve iletişim teknolojileri, özellikle bilgisayarlar ve internet, modern toplumun önemli bir parçası haline gelmiş ve günlük yaşamın hemen hemen her alanını etkilemiştir. Kamu hizmetlerinin sunumunda bilgisayar ve internetin kullanılmasıyla birlikte vatandaşlar, herhangi bir kamu görevlisine bağımlı olmadan, aynı hizmetleri diledikleri zaman ve yerde alma olanağına sahip olmuşlardır. Bu gelişme kamu hizmetlerinin sunumunda e-Devlet kavramını ortaya çıkarmıştır. e-Devlet uygulamalarının yerel yönetimlerdeki uzantısı olan e-Belediyecilik kavramı ise belediye hizmetlerinin kent sakinlerine ulaştırılmasında kolaylık sağlaması açısından önemli hale gelmiştir. Bu durum neticesinde vatandaşlara daha etkin ve verimli hizmet verilmesi için e-Devlet ve e-Belediye üzerine yapılan çalışmalar dünya çapında ivme kazanmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de belediyelerin web sayfaları üzerinden sundukları hizmetleri incelemek ve böylece e-Belediyecilik uygulamaları açısından geldikleri noktayı ve yeterlilik düzeylerini belirleyebilmektir. Bu doğrultuda çalışmada İç Anadolu Bölgesindeki Büyükşehir ve İl Belediyelerinin web sayfaları, "gizlilik ve güvenlik, "erişilebilirlik ve kullanılabilirlik", "içerik", "hizmet sunumu" ve "katılım" olmak üzere beş temel ölçüt çerçevesinde ele alınarak, içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda e-Belediyecilik çerçevesinde belediyelerin son yıllarda kurulan web sayfalarının genellikle iyi düzeyde olmasıyla birlikte içerik anlamında vatandaş katılımı gibi konularda gelişime ihtiyaç duydukları gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İç Anadolu Bölgesi Büyükşehir Belediyeleri, İç Anadolu Bölgesi İl Belediyeleri, Web Site, e-Devlet, e-Belediye, Yerel Yönetimler
Yoksullukla mücadelede sosyal hizmetlerin görünümü: Aile ve sosyal hizmetler bakanlığının rolü
İnsanlar tarih boyunca farklı sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunlardan bir tanesi olan yoksulluk, genel olarak ülkelerin çoğunda görülmekte olup ve farklı derecelerde ülkeleri etkisi altına alabilmektedir. Fakat gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri daha fazla etkileyebilmektedir. Yoksulluğun nedeninin sadece yakın günümüze kadar gelir odaklı sorunlardan kaynaklı ortaya çıktığı düşünülmekteydi. Şu an günümüzde yoksulluğun sadece gelir odaklı yani ekonomik boyutundan kaynaklı olmadığı, yoksulluğun sosyal, siyasi, psikolojik, insani boyutları ile çok taraflı bir olgu olduğu düşünülmektedir. Özellikle 1980 sonrası dünyada devletin elini ekonomiden çekmesi ve özel piyasanın ortaya çıkmasıyla birlikte gelişen gelişmeler zengini daha zengin yaparken; dünyada yoksulluğu daha da derinleştirmiştir. Dünyada yaşanan bu gelişmelerle birlikte Türkiye'de de etkisini göstermiştir. Küreselleşen dünyada, gelir adaletsizliğinin daha görünür bir hal alması ile yoksulluk daha da derinleşmiştir. Günümüz dünyasının şartları, geçmişe dönük şartlardan daha elverişli olmasına rağmen yoksulluğun oranı geçmişe nazaran daha fazla görünür bir hal almaktadır. Günümüzde yoksulluğun önemli bir sorun olmasının altında yatan nedenlerden birisi de çok yönlü oluşundan kaynaklanmaktadır. Yoksulluğun sebebinin açıklanabilmesi için geçmişten günümüze mutlak, göreceli, kronik, gelir yoksulluğu çalışan yoksulluk, yeni yoksulluk gibi yoksulluğun sorunlarının nedeninin açıklanmasına yönelik tanımlamalar yapılmıştır. Yoksulluğun ortadan kaldırılması için ülkelerin çoğu çözümler üretme yoluna gitmiştir. Türkiye de yoksulluğun ortadan kaldırılması için politikalar geliştirmektedir. Türkiye Dolaylı Mücadele Yaklaşımı ile birlikte ekonomik büyüme yoluna giderek yoksul kesimin gelirleri ve hayat kalitelerinin arttırılması hedeflemekteyken; Doğrudan mücadele yaklaşımı ile birlikte; yoksulluk sorununun ortadan kaldırılması için devletin kamu kurum ve kuruluşlarının öncüllük ettiği, vergi, sosyal güvenlik, kamu harcaması, kredi desteği, eğitim ve sağlık imkanlarının yaygınlaştırılması, çocuk sağlığı ve beslenme imkanlarının kolaylaştırılması, sosyal yardım hizmetlerinin çoğaltımı ve adil dağılımı gibi politik uygulamalarla yoksulluğun ortadan kaldırılması planlanmaktadır. Dolaylı yaklaşımının kısa vadede çözüm üretemeyeceği anlaşılmış olup; doğrudan mücadele yaklaşımıyla beraber toplumun temel ihtiyaçlarını yerine getirecek politikaların öncellikli oması gerektiği anlaşılmıştır. Doğrudan mücadele yaklaşımıyla birlikte yoksullukla mücadelede Türkiye'de diğer kamu kurumu ve kuruluşlarına kıyasla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başaktör olarak uygulayıcı rolündedir. Bu tezin genel konusu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ana aktör olarak yoksulluğu önlemedeki uygulamalarının ve politikalarının yoksulluğu önleme konusundaki işleyişini detaylı bir şekilde açıklamak ve yoksullukla mücadeledeki faaliyetlerine odaklanarak yoksulluğun boyutlarını incelemektir.
Belediyelerin stratejik planlarında dezavantajlı gruplara yönelik sosyal hizmetler: TRC bölgesi örneği
Son yıllarda sosyal devlet anlayışının yerel yönetimlerde güçlenmesiyle sosyal belediyecilik kavramı önem kazanmıştır. Sosyal belediyecilik, belediyelerin geleneksel altyapı ve mekânsal düzenleme görevlerinin ötesinde, kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar ve mülteciler gibi dezavantajlı grupların ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı sosyal hizmetler sunmasını ifade eder. Bu sosyal hizmetler, söz konusu grupların yaşam kalitesini artırmayı ve sosyal adalet ile eşitlik ilkelerinin uygulanmasını hedefleyen çok boyutlu müdahaleler olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, TRC bölgesindeki belediyelerin 2020-2024 stratejik planlarında dezavantajlı gruplara yönelik sosyal hizmetlerin kapsamını ve niteliğini belge incelemesi yöntemiyle değerlendirmektir. Araştırma, sunulan hizmetlerin çeşitliliğini ortaya koymanın yanı sıra, belediyeler arasındaki farklılıkları ve stratejik planlardaki güçlü ve zayıf yönleri kapsamlı biçimde analiz etmeyi hedeflemektedir. Elde edilen bulgular, kadınlar, çocuklar ve engellilere yönelik hizmetlerin yaygın olduğunu; ancak yaşlılar ve mültecilere yönelik sosyal hizmetlerin bazı belediyelerde sınırlı kaldığını göstermektedir. Ayrıca, hizmetlerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve sürdürülebilirliği konularında eksiklikler dikkat çekmiştir. Bu kapsamda, çalışmada belediyelerin sosyal hizmetlerin kapsayıcılığını ve etkinliğini artırmak için izleme mekanizmalarını güçlendirmeleri ve sürdürülebilir politikalar geliştirmeleri önerilmektedir.
Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal belediyecilik uygulamaları üzerine bir değerlendirme
Sosyal belediyecilik yaklaşımı, vatandaşlarının yaşam kalitelerini arttırmayı hedefleyen sosyal devlet ilkesini benimseyen ülkelerde gittikçe daha fazla önem kazanmaktadır. Sosyal devlet örneği Türkiye'de de sosyal belediyeciliğin yalnızca büyükşehirlerle sınırlı kalmaksızın küçük ölçekli kentlerde de yaygınlaştığını söylemek mümkündür. Nitekim son yıllarda yapılan çalışmalarda sosyal belediyeciliğin vatandaşların gündelik yaşamlarının sosyal yönüne odaklanarak ihtiyaçları ve taleplerine cevap olmayı hedefleyerek yaşam kalitelerine anlamlı katkılar sağladığı açığa çıkmaktadır. Zira sosyal belediyecilik klasik belediyecilik anlayışının ötesine geçerek sosyal, kültürel, sportif etkinlikler, eğitim ve danışmanlık gibi hizmetleri içermekte olup; özellikle dezavantajlı toplumsal gruplara yönelik faaliyetlere odaklanmaktadır. Bu çalışmanın konusu Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal belediyecilik uygulamaları olup, çalışmanın amacı söz konusu uygulamaların sosyal belediyecilik anlayışı bağlamında değerlendirilmesidir. Literatürde sosyal belediyecilik eksenli birçok çalışma olmakla birlikte, bu çalışmanın özgünlüğü Mardin Büyükşehir Belediyesi bağlamında yapılan ilk çalışma olmasıdır. Çalışmanın önemi, 2012 yılında büyükşehir belediyesine dönüşen ve büyükşehir belediyeciliğinde görece henüz yeni sayılan Mardin'de sosyal belediyeciliğin kapsamı ve uygulamalarına dikkat çekerek sosyal belediyecilik anlayışını güçlendirmektir. Çalışmanın yöntemi literatür taraması ve doküman incelemesine dayanmaktadır. Nitekim Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal belediyecilik uygulamaları Belediye resmî internet sitesinde yayınlanan 2020, 2021 ve 2022 Faaliyet Raporlarına göre değerlendirilmiştir. Değerlendirme yıl bazlı ve sosyal belediyeciliğin kapsamında olan dezavantajlı gruplara göre yapılmıştır. Faaliyet ve uygulamalar hedef kitle, kapsam ve içeriğe göre analize tabi tutulmuştur. Sonuç olarak Mardin Büyükşehir Belediyesi'nin sosyal belediyecilik kapsamında birtakım proje ve faaliyet planladığı, bazılarının hayata geçirilirken bazılarının da çeşitli nedenlerle uygulamaya geçirilemediği; her geçen yıl sosyal belediyecilik kapsamını daha da genişlettiği ve belediye vizyonunda sosyal belediyeciliğe yer verdiği açığa çıkmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Amerika Birleşik Devletleri başkanlık sisteminin siyasi temsil açısından karşılaştırmalı analizi
Günümüz dünyasında demokratik siyasal sistemler; genel olarak parlamenter sistem, başkanlık sistemi ve parlamenter sistem ile başkanlık sisteminin bir muhteliti olan yarı başkanlık sistemi olmak üzere üç ana biçim altında işlemektedir. Bu sistemler arasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD), başkanlık sisteminin tipik işleyişini temsil etmektedir. Amerikan siyasi sisteminin ana kaynağı ise 1787 Anayasasıdır ki bu Anayasa İki yüz yılı aşkın bir süredir yürürlüktedir. Hükümet sistemlerine ilişkin tartışmaların Türkiye'deki varlığı ise esasen 1876 Anayasası ile başlamış ve 2017 yılında kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle söz konusu tartışmalar başka bir biçim kazanmıştır. Bu tezin konusu siyasal sistemler içerisinde önem arz eden ABD Başkanlık sistemi ile Türkiye'de uygulama alanı bulan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin siyasi temsil açısından sahip olduğu unsurlardır. Bu çalışma, bilimsel araştırmalar sonucu açığa çıkan hükümet modellerini sistematik açıdan ele almaktadır. Bu çerçevede ABD ve Türkiye'nin hükümet modelleri, halkın sistem içerisinde nasıl temsil edildiği tartışması çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve ABD Başkanlık sistemi kıyaslamaya tabi tutulurken yasama ve yürütme organlarının ilişki düzeni, bu ülkelerin devlet yapıları, siyasi parti sistemleri ve seçim sistemleri odağa alınarak bir analiz yapılmıştır.