
197
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Arşivlenen Tez
Öğretmenlerin Dilinden Öğrencilerin Paletinden Anadolu Masalları Projesi kapsamında derlenen masalların ve hazırlanan etkinlik kartlarının 7. sınıf düzeyindeki öğrencilerde dili kullanma ve kendini ifade etme becerilerine etkileri
Bu çalışmanın amacı, MEB'in Anadolu Masalları Projesi kapsamında derlenen masalların verilen hizmet içi masal anlatıcılığı eğitimi ile birleştirilerek ayrıca hazırlanan masal kartlarından faydalanılarak tasarlanan etkinlikler doğrultusunda öğrencilerin dili kullanabilme ve kendini ifade becerilerinin özyeterlik ve tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel desene yer verilmiştir. Araştırmada kullanılacak olan dokuz masal metni proje kapsamında derlenen masallardan seçilmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, Sinop ili Boyabat ilçesi Atatürk Ortaokulu 7. sınıf düzeyinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma grubunu 27'si deney 31'i kontrol olmak üzere toplamda 58 öğrenci oluşturmaktadır. Gruplar hâlihazırda var olan araştırmacının da dersine girdiği 7/A ve 7/B şubeleri olarak belirlenmiştir. 7/A şubesi öğrencileri deney, 7/B sınıfı öğrencileri kontrol grubudur. Uygulamaya geçmeden önce hem deney hem kontrol grubu öğrencilerine yazma ve konuşma özyeterlik ile yazmaya karşı tutum ve konuşmaya karşı tutum ölçekleri uygulanmıştır. Ölçeklere verilen yanıtlar çerçevesinde çalışmanın öntest verileri oluşturulmuştur. Araştırmanın deney aşamasında araştırmacı tarafından 8 hafta boyunca haftada iki ders saati olarak masallar, masal anlatıcılığı yöntemi ile anlatılmıştır. Masal anlatımı sonrasında tasarlanan etkinlikler öğrencilerle uygulanmıştır. Etkinlikler; yarım bırakılan masalı tamamlama, etkinlik kartları ile yeni masallar oluşturma, masal metnini tiyatro metnine dönüştürüp canlandırma, yönerge hazırlama, münazara yapma, masalların ortak ve farklı yönlerini belirleme, spiker olup haber sunma gibi çeşitli becerileri gerektiren çalışmalardır. Bu etkinliklerle öğrencilerin dili etkili kullanabilmeleri ve ifade gücünü geliştirebilmeleri amaçlanmıştır. Etkinlikler tasarlanırken tek bir beceriye dönük değil çok yönlü (hem konuşma hem yazma) olarak söz konusu becerileri kazandırmasına dikkat edilmiştir. 8 haftalık masal anlatımı ve etkinliklerin uygulanmasından sonra deney ve kontrol gruplarına ölçekler yeniden uygulanmış ve sontest verileri elde edilmiştir. SPSS programıyla ulaşılan analizler neticesinde deney ve kontrol grubu öğrencilerinin öntest ve sontest verilerine ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde masal anlatıcılığı yöntemiyle anlatılan masalların ve akabinde uygulanan etkinliklerin deney grubu öğrencilerinin lehine olumlu sonuçlar doğurduğu gözlemlenmiştir. Çalışma öncesi uygulanan ölçeklerin öntest verileri sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencileri puanları arasında istatistiksel olarak herhangi bir farklılık yoktur (p>.05) sonucuna ulaşılmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulanan ölçeklerin sontest verileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi uygulanmıştır. Deney grubu öğrencileri sontest verilerinin puan dağılımına bakıldığında kontrol grubu öğrencilerinin puan ortalamalarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır (p<.05). Son olarak deney grubu öğrencilerinin proje kapsamında yapılan masal anlatıcılığı ve etkinlik çalışmalarına ilişkin görüşleri alınmış ve bu şekilde işlenen dersleri çok sevdikleri, etkinliklere istekli olarak katıldıkları, anlatım sürecinde çok eğlendikleri, konuşma ve yazmaya daha istekli hâle geldikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ders işleme sürecinde masallardan ve etkinliklerden yararlanılması; öğrencilerin kendilerini rahat hissettikleri bir ortamda, eğlenerek kendilerini ifade edebilmelerini ve dili etkili kullanabilmelerini sağladığı görülmüştür.
Temel eğitimde okuryazarlık kavramı: Bibliyometrik bir çalışma
Bu araştırmada temel eğitimde okuryazarlık kavramıyla ilgili Web of Science'ta yayınlanan makalelerin eğilimleri belirlenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri Web of Science veri tabanında temel eğitim (primary education), okuryazarlık (literacy) esas olmak üzere benzer kavramlar olan ilkokul, temel eğitim, ilköğretim, 1.-2.-3.-4.-5.sınıf (primary school, elementary education, elementary school, grade 1-2-3-4-5 ve first grade, second grade, third grade, fourth grade, fifth grade) kavramları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini elde etmek için betimsel ve bibliyometrik analizler birlikte kullanılmıştır. İlk aşamada 4783 makaleye ikinci aşamada ise 459 makaleye ulaşılmıştır. Bu veriler Vosviewer programı ile işlenerek betimsel ve bibliyometrik içerikler tablo ve ağ haritaları elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre temel eğitim ve okuryazarlık alanında en fazla 2020 yılında çalışma yapıldığı, araştırmaların büyük bir kısmının temel eğitim ve okuryazarlık alanında Web of Science veri tabanında eğitim/eğitim kategorilerinde makale yayınlandığı, en sık yayın yapılan dillerin başında İngilizce daha sonra ise İspanyolca olduğu bulgularına ulaşılmıştır. Ayrıca, temel eğitim ve okuryazarlık alanında yapılan çalışmalarda anahtar kelime olarak en çok 'literacy, primary education, primary school, digital literacy' anahtar kavramlarının geçtiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen makalelerde, araştırmacılar arasında etkin olan ilk beş araştırmacı kırk bağlantı gücüne sahip Philip C. Abrami, yedi bağlantı gücüne sahip Fernando Guzman-Simon, yedi bağlantı gücüne sahip Lori E. Skibbe, yedi bağlantı gücüne sahip Lisa Zimmerman, altı bağlantı gücüne sahip Eduardo Garcia-Jimenez olduğu ulaşılan diğer bulgulardadır. Temel eğitim ve okuryazarlık ile ilgili çalışmalarda Reading and Writing dergisinin 10 makale 290 atıf ile ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Education 3-13, Journal of Early Childhood Literacy ve Journal of Research in Reading dergilerinin ise 7 makale ile aynı sayıda yayına yer verdiği görülmektedir. Fakat Journal of Research in Reading dergisi daha çok atıf (192) almıştır. Early Childhood Research Quarterly dergisi yayınladığı 6 makale ile 290 atıf alırken Elementary School Journal dergisi 6 yayın ile 436 atıf aldığı görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre ABD, temel eğitimde ve okuryazarlık alanında WoS veri tabanında 97 makale ile en etkin ülkedir. Ayrıca ilgili alandaki yayınlar arasında bağlantı gücü ve atıf sayısı da en yüksek ülke konumundadır. 52 makaleyle İspanya ikinci, 32 makaleyle İngiltere üçüncü, 27 makale ile Kanada dördüncü sırada ve 24 yayın ile Avustralya beşinci sıradadır. Türkiye ise 21 makaleye sahiptir. Sonuç olarak bu araştırma; temel eğitimde okuryazarlık alanında öne çıkan yayın, yazar, yayın dili, dergi, ülke, atıf sayısı, iş birlikleri, güncel araştırma konuları ve gelecekteki araştırma eğilimleri olmak üzere birçok bileşene ilişkin genel bir çerçeve oluşturmuştur.
Jıgsaw I tekniğinin sekizinci sınıf öğrencilerinin çevresel farkındalıklarına etkisi
Bu çalışmada, "Madde Döngüleri ve Çevre Sorunları" konusunda jigsaw I tekniğinin sekizinci sınıf öğrencilerinin çevresel farkındalıklarına etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grubunu Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer alan bir ile bağlı bir ilçedeki bir ortaokulun sekizinci sınıfında okuyan 24 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma, 2021-2022 eğitim - öğretim yılının ikinci döneminde yapılmıştır. Çalışmaya okulda iki sekizinci sınıf şubelerinden biri deney grubu, diğeri ise kontrol grubu olarak katılmıştır. Deney grubundaki 12 öğrenci işbirlikli öğrenme yönteminin tekniklerinden jigsaw I tekniğiyle, kontrol grubundaki 12 öğrenci ise öğretim programının önerdiği yöntem ve teknikle öğrenim görmüştür (koronavirüs pandemisi nedeniyle çalışma küçük gruplarla yapılmıştır). İşbirlikli öğrenme öğretmenlerin öğrencileri küçük gruplara ayırarak, öğrencilerin birlikte çalıştıkları, öğrencilerin birbirinden öğrendiği etkili bir yöntemdir. Jigsaw tekniği ise, öğrencilerin bir araya gelerek asıl ve uzman gruplar oluşturarak birlikte çalıştığı grup etkinlikleri ile yapılan işbirlikli öğrenme tekniğidir. Bu teknikte öğrenciler farklı bakış açıları ve farklı etkinliklerle birçok konuyu farklı yollardan öğrenebilirler. Yapılandırmacı yaklaşıma dayanan bu teknik öğrencilerin birbirlerinin öğrenmelerine katkı sağlamasının yanında sorumluluk duyguları kazanmalarına, özgüvenlerinin gelişmesine, motivasyonlarının artmasına, iletişim becerilerinin gelişmesine, sosyalleşmelerine, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Bu araştırma ön-test ve son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen modelindedir. Çalışma dört hafta boyunca toplam onaltı ders saati süresince gerçekleşmiştir. Araştırma verileri, Ötün (2016) tarafından hazırlanan 22 maddelik "Çevre Eğitimi Kavramları Farkındalık Ölçeği (ÇEKFÖ)" ile toplanmıştır. Ölçek çalışmanın başında ön-test, çalışmanın sonunda da son-test olmak üzere her iki gruba da uygulanmıştır. Araştırmada SPSS 22 programı ile nicel veriler analiz edilmiştir. Çalışmanın başında deney ve kontrol gruplarına uygulanan Çevre Eğitimi Kavramları Farkındalık Ölçeği ön-test puanları arasında anlamlı bir fark görülmezken, çalışmanın sonunda uygulanan Çevre Eğitimi Kavramları Farkındalık Ölçeği son-test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak jigsaw I tekniğinin, öğretim programının önerdiği yöntem ve tekniğe göre, öğrencilerin çevresel farkındalıklarına daha fazla katkı sağladığı görülmüştür. Uygulama sonucunda bu tekniğin fen öğretiminde etkili olduğu görülmüştür. Bu bağlamda Jigsaw I tekniği Fen Bilimleri dersinin başka konularında ve farklı sınıf seviyelerinde uygulanabilir.
Mason modeline göre oluşturulan bilişim etiği ölçeğinin geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada, Mason (1986)'un bilişim etiği boyutları (gizlilik, erişilebilirlik, fikri mülkiyet, doğruluk) doğrultusunda Türkiye'de öğrenim gören üniversite öğrencilerinin bilişim etiği düzeylerine yönelik geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Tokat il merkezinde bulunan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversite'sinde 2019-2020 yılında öğrenim gören, bilişim teknolojileri araçlarını (bilgisayar, telefon, tablet vb.) kullanan, toplamda 716 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplamak için, Mason (1986)'un bilişim etiği boyutları (gizlilik, doğruluk, fikri mülkiyet, erişilebilirlik) göz önüne alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan bilişim etiği ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin hazırlanması aşamasında gerekli literatür taraması yapılmış, konu ile ilgili madde havuzu oluşturulmuş ve oluşturulan maddeler uzman görüşü ile desteklenmiştir. Sonrasında oluşturulan ölçek ile pilot (deneme) uygulama yapılmıştır. Pilot uygulama aşamasında; 217 kadın, 87 erkek olmak üzere toplamda 304 katılımcıya ulaşılmıştır. Pilot çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanan ölçeğe ait geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Bu doğrultuda ilk olarak katılımcıların bilişim etiği ölçeğine yönelik madde analizi yapılmıştır. Hazırlanan ölçekteki her bir maddenin öteki maddelerle olan ilişkisinin 0,30'un altında olmaması durumunda ölçekten madde çıkarımına gidilmemiştir. Ölçeğin iç tutarlılığını belirlemek için ise Cronbach's Alpha güvenirlik analizi yapılmış bu analizin sonunda ölçeğin güvenirlik düzeyi 0,962 olarak bulunmuştur. Ölçeğin geçerliliği için öncelikli olarak açıklayıcı faktör analizinden yararlanılmıştır. Açıklayıcı faktör analizinin ön koşulu olan KMO, Barlett Küresellik testleri incelenmiştir. Ölçeğin faktör yapısına karar verebilmek nedeniyle çizgi yamaç grafiği incelenmiştir. Grafikte kırılmanın dördüncü boyuttan sonra gerçekleştiği dolayısıyla dördüncü boyuttan sonra eğimin diğer faktörler için durağanlaştığı görülmüştür. Sonrasında ölçekteki maddelerin karasız kalma durumu incelenmiş ve herhangi bir kararsız kalma durumunun olmadığı görülmüştür. Her faktörün kendi içindeki iç tutarlık düzeyleri incelendiğinde ise her faktörün güvenirlik düzeyinin sırası ile 0.988, 0.987, 0.970, ve 0.930 olduğu, bu değerlerin ise kabul edilebilir güvenirlik düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Ana çalışmada ise 214 kadın, 207 erkek olmak üzere toplamda 421 kişiye ulaşılmıştır. Açıklanan faktör yapısının, farklı bir örneklem grubunda doğrulanması için LISREL 8.7 programı aracılığıyla doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda açıklanan faktör yapısının doğrulandığını dolayısıyla ölçeğin kullanılmasında bilimsel bir sakınca olmadığını görülmüştür. Ana çalışma sonucunda ise ölçeğin tüm boyutlarının, genel güvenilirlik düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir (α > 0.70). Analiz sonucunda ölçekten elde edilen veriler normal dağılım göstermektedir. Verilerin normal dağılımı sonucunda ölçekten elde edilen puanların sosyo demografik özelliklere göre farklılıkların incelenmesi için 2'li grupların karşılaştırılmasında bağımsız örneklem t-testi, ikiden fazla gruplar için ise tek yönlü Anova analizinden yararlanılmıştır. Yapılan araştırma bulgularına göre, katılımcıların bilişim etiği düzeylerinin cinsiyet, şahsi gelir ve aile gelir durumları üzerinde farklılık göstermediği saptanmıştır. Katılımcıların yaş gruplarında ise özellikle 18-21 yaş grubundaki öğrencilerin bilişim etiği düzeylerinin diğer yaş gruplarına göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bilişim etiğinin alt boyutlarında (gizlilik, doğruluk, erişilebilirlik, fikri mülkiyet) ise 18-21 yaş grubundaki katılımcıların diğer yaş gruplarına oranla daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca günlük 8 saat ve üzeri internet ve bilişim teknolojileri araçlarını (akıllı telefon, tablet, bilgisayar vb.) kullanan öğrencilerin bilişim etiği düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
COVID-19 pandemi sürecinde psikolojik destek başvurusunda bulunanların psikolojik dayanıklılık, depresyon ve anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Dünya'daki salgın dönemlerinde bireylerin psikolojik durumları araştırmacılar tarafından merak konusu olmuştur. Covid-19 pandemisi dünyayı uzun süre etkisi altına almış ve bireylere iş hayatlarından özel hayatlarına kadar birçok alanda kısıtlamalar getirmiştir. Bireylerin yaşamlarında oluşan bu zorlayıcı koşullarda bazı psikolojik değişkenlerin araştırılması önemli görülmektedir. Bu çalışmada, pandemi sürecinde kişilerin anksiyete, depresyon ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri incelenmiş ve bu psikolojik durumlar sosyodemografik değişkenler açısından da ayrıca değerlendirilmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış olup amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya İç Anadolu bölgesindeki orta ölçekli bir ilde özel bir psikolojik danışma merkezine destek alma başvurusunda bulunan 18-65 yaşları arasında 248'i kadın, 131'i erkek olmak üzere toplam 379 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak katılımcılara, Beck Anksiyete Ölçeği, Burns Depresyon Ölçeği, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, ANOVA, korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda Beck Anksiyete Ölçeği'nden alınan puanlar ile Burns Depresyon Ölçeği'nden alınan puanlar arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkinin olduğu, Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği'nden alınan puanlar ile hem Beck Anksiyete Ölçeği hem de Burns Depresyon Ölçeği'nden alınan puanlar arasında anlamlı ancak negatif bir ilişki bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon modelinde; depresyon ölçeği puanının ve sabit terimin psikolojik dayanıklılık ölçeği puanı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Anksiyete puanının psikolojik dayanıklılık ölçeği puanı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
Yavaş geçişli animasyon tekniğinin 7. sınıf öğrencilerinin ışığın madde ile etkileşimi konusundaki başarılarına ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, 7.sınıf öğrencilerine fen bilimleri dersi kapsamında sunulmakta olan Işığın Madde ile Etkileşimi Ünitesinin yavaş geçişli animasyon tekniği ile öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına, fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına nasıl etki edeceğinin ortaya konulması ve bu teknik hakkındaki öğrenci görüşlerinin açığa çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda araştırma nitel destekli nicel karma araştırma yöntemi göz önüne alınarak yapılmıştır. Çalışmanın nicel kısmı ön-test son-test kontrol gruplu desenine göre oluşturulmuş olup, nitel kısmı ise olgu bilim yöntemine göre oluşturulmuştur. Çalışmada yer alan katılımcılar uygun örneklem yöntemine göre seçilmiş olup örneklem; 2021-2022 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısında Milli Eğitim Bakanlığı'nın bünyesinde bulunan iki farklı ortaokulda öğrenim gören 7.sınıf öğrencileridir. 30 deney grubu öğrencisi ve 30 kontrol grubu öğrencisi olmak üzere toplamda 60 öğrenci ile çalışılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın nicel kısmında Işığın Madde ile Etkileşimi Akademik Başarı Testi ve Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeği kullanılırken nitel kısmında deney grubu öğrencileri ile yapılan yavaş geçişli animasyon tekniğine ilişkin görüşmeler oluşturmaktadır. Nicel verilerin analizinde akademik başarı ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon değişkenleri açısından deney ve kontrol grubu arasında ön-test ve son-test sonuçları açısından anlamlı bir farklılık olup olmadığını test etmek için sırasıyla karma ANOVA ve karma MANOVA uygulamıştır. Nitel verilerinin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına bakıldığında ise yedinci sınıf öğrencilerinin Işığın Madde ile Etkileşimi konusundaki akademik başarıları açısından yavaş geçişli animasyon tekniği uygulanan deney grubu ile düz anlatım tekniği uygulanan kontrol grubu öğrencileri arasında; uygulama grubu değişkeni açısından anlamlı bir farklılığın olmadığı, uygulama zamanı değişkeni açısından akademik başarılarının zamanla arttığı ve uygulama grup ve zaman etkileşimi değişkeni açısından deney grubu lehine anlamlı farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca etki büyüklüğü kısmi eta-kare (η2) değerine göre deney ve kontrol grubu öğrencileri akademik başarı puanları arasında büyük düzeyin üzerinde farklılaşmanın var olduğu gözlemlenmiştir. Fen Öğrenmeye Yönelik Motivasyon Ölçeğinin karma MANOVA analizi bulgularına göre ise uygulama grubu değişkeni açısından anlamlı farklılık gösterdiği ve etki büyüklüğünün büyük düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu farklılığın ise ölçeğin sadece ilk boyutu olan araştırma yapmaya yönelik motivasyon boyutunda anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının zaman değişkeni ve uygulama grubu zaman etkileşimi değişkeni açısından anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılmış olan yavaş geçişli animasyon tekniğine ilişkin mülakat sonuçlarına göre ise genel anlamda öğrencilerin çoğunluğunun bu tekniği sevdikleri ancak çok zaman ve emek istemesi, sınav sistemine yönelik çalışma yapmak istemeleri gibi farklı nedenlerle bazı öğrencilerin bu teknik yerine soru çözüm tekniğini kullanmak istediklerini ifade ettikleri görülmektedir. Uygulamanın grupla yapılması hususunda öğrenciler ikiye bölünerek yarısı grupla yapılması taraftarı olduğu, yarısının ise bireysel yapılması taraftarı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer sonuç olarak da öğrencilerin animasyon hazırlama basamaklarından biri olan taslak hazırlama aşamasında bazı farklı adi hatalara sahip oldukları hazırladıkları taslaklardan ve ifadelerinden görülürken, yavaş geçişli animasyon tekniğinin model hazırlama, animasyon oluşturma basamaklarından ve ifadelerinden bu mevcut hataların ortadan kalktığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
H. Salih Zengin'in eserlerinde kök değerler
Geçmişten günümüze değerlerin birey ve toplum tarafından benimsenmesi, yaşanması ve gelecek kuşaklara aktarılması üzerinde önemle durulmuştur. Bu kapsamda değer, değerler eğitimi, çocuk edebiyatında değerler ve çocuk kitaplarında değerlerin yansıtılma biçimleri ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. 2017 yılında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan müfredat yenilemesinde değerler "adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik, yardımseverlik" olmak üzere on kök değer şeklinde sınıflandırılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada, günümüz çocuk edebiyatı yazarlarından H. Salih Zengin'in çocuklara yönelik kurgusal eserlerinin Millî Eğitim Bakanlığının belirlediği on kök değer bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada verilerin tespit sürecinde nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi, verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın verileri, H. Salih Zengin'in "Devekuşları Plan Yapmaz, Masallı Eğitim Seti (10 Kitap), Çok Serin Hikâyeler, Çok Mavi Hikâyeler, Şişkonun Bütün Adamları -1. Dönem-, Şişkonun Bütün Adamları -2. Dönem-" adlı on beş eserinden elde edilmiştir. Eserlerde yer alan değerler, değerlerin görülme sıklıkları ve bulunduğu sayfalar tespit edilmiş; bulgular, tablo ve metin hâlinde kayda geçirilip betimsel analiz yöntemi ile yorumlanmıştır. Çalışmaya konu olan eserlerde bütün kök değerlerin işlendiği, en sık kullanılan değerin "sevgi"; en az değinilen değerin ise "vatanseverlik" olduğu gözlenmiştir. Bununla birlikte incelenen birçok eserde, değerlerin doğrudan kullanımlarının yanında dolaylı kullanıldıkları da belirlenmiştir. Yine eserlerde, olumlu değerler yer aldığı gibi özellikle Şişkonun Bütün Adamları roman serisinde olumsuz değerlerin varlığı da dikkat çekmiştir. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda H. Salih Zengin'in incelenen eserlerinin kök değerler açısından önemli bir içeriğe sahip olduğu, TDÖP'de belirtilen kök değerleri yansıttığı ve programın amacıyla uygunluk gösterdiği tespit edilmiştir. Bu yönüyle eserlerin değerler eğitimi ve Türkçe eğitimi alanlarıyla birlikte ilköğretim ders kitaplarında kullanılabilecek özellikler barındırdığı sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler ışığında çocuk kitapları kaleme alınırken kök değerlerin işlenmesi konusunda dikkat edilmesi gerekenlere yer verilmiş, aynı zamanda çocukların eser seçimine rehberlik edecek ebeveynlere ve H. Salih Zengin ile ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: H. Salih Zengin, Kök Değerler, Türkçe Dersi Öğretim Programı, Çocuk Edebiyatı, Çocuk Kitapları.
Okul öncesi öğretmenlerinin 2013 okul öncesi eğitim programı kazanımlarına ilişkin görüşleri
Bu çalışmada 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı kazanımlarının, kazanımlarda bulunması gereken özellikleri içerip içermediğini ortaya çıkarmak ve kazanımların çocukların gelişim özelliklerine uygun olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması kullanılan çalışmada katılımcıları Giresun'daki devlet ve özel anaokulu ve anasınıflarında eğitim vermekte olan okul öncesi ve çocuk gelişimi mezunu 124'ü kadın 26'sı erkek öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından kazanımlarda bulunması gereken özellikleri değerlendirmeye yarayan kazanım özellikleri anketi hazırlanmıştır. Yine 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı kazanımlarının çocukların gelişim özelliklerine uygunluğunu değerlendirmeye yarayan kazanım uygunluk anketi katılımcılara sunulmuştur. Katılımcılardan elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada Okul Öncesi Eğitim Programı kazanımlarının anlaşılır, ulaşılabilir, çocuklara gündelik yaşamda faydalı olabilecek, birbirleriyle tutarlı, çocuk merkezli yaklaşımın ilklerine uygun, çocukların öğrenme özelliklerine uygun, kendi içerisinde bir bütünlük sergileyecek, birbirini tamamlayıcı, öğrenme ürününe yönelik, çocuk davranışına yönelik olduğu ifade edilmiştir. Kazanımlar ilgili olduğu alana yazılmış ve öğretim sürecince çocuğun neler yapması gerektiğine yönelik olduğu ortaya çıkmıştır. Kazanımların ülkenin sosyo-kültürel özelliklerini göz önünde bulundurur nitelikte ve tek bir özelliğe yönelik olma durumları orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bilişsel gelişim alanı kazanımları çocukta merak duygusunu geliştirecek ve bilişsel etkinlikler için temel oluşturacak nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Sosyal duygusal gelişim alanındaki kazanımlar çocukların sorumluluk, paylaşma, yardımlaşma duygularını geliştirir, özgüvenini ve öz saygısını artıracak nitelikte olduğu ifade edilmiştir. Dil gelişim alanındaki kazanımlar çocukta kavram anlama, dinleme, konuşma, doğru sözcük kullanma ve gramer kurallarına uygun cümle kurma becerisini geliştirecek nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Motor gelişim alanındaki kazanımlar çocukta büyük kas ve küçük kas becerisini geliştirecek nitelikte olduğu ortaya çıkmıştır. Öz bakım gelişim alanındaki kazanımlar çocukta temizlik, dengeli beslenme, günlük yaşam, sağlığı ile ilgili önlemleri alma ve kendini tehlike ve kazalardan koruma becerisini geliştirecek nitelikte olduğu görülmüştür. Kazanımların bulunması gereken özelliklerin cinsiyet değişkenine göre incelenmesi sonucunda kadın katılımcıların lehine anlamlı bir fark olduğu, yaş değişkeni, kıdem değişkeni ve lisansüstü eğitim durumu değişkenine göre anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2013 Okul Öncesi Eğitim Programındaki bilişsel, dil, sosyal duygusal, motor ve öz bakım gelişim alanındaki kazanımların çocukların gelişim özelliklerine uygun olduğu sonucu elde edilmiştir.
Estonya, Hong Kong, Türkiye lise matematik öğretim programı istatistik öğrenme alanının karşılaştırılması
Bu araştırmada, Estonya, Hong Kong ve Türkiye lise matematik öğretim programlarının istatistik öğrenme alanı açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreçleri ve değerlendirme basamakları çerçevesinde karşılaştırmalar yapılmıştır. Doküman incelenmesi ile toplanan veriler betimsel analiz ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, tüm ülkeler için benzer amaçların belirlendiği, hiçbir ülkenin diğer ülkelerden önemli düzeyde farklılaşmadığı, tüm ülkelerin aynı amaç için eğitim-öğretim süreçlerini planladığı görülmektedir. Ancak, program içeriklerinde önemli farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Türkiye programında yer alan istatistik kazanımları hem sayısal olarak hem de içerik olarak diğer iki ülkenin gerisinde kalmaktadır. Hong Kong ve Estonya lise matematik öğretim programları istatistik kazanımlarının oldukça fazla sayıda ve kapsamlı bir içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Türkiye lise matematik öğretim programında yer alan istatistik kazanımları diğer ülkelerin kazanımlarına göre daha dar kapsamlı ve daha sade bir içeriğe sahiptir. Öğrenme-öğretme süreçlerinde kullanılan öğretim stratejileri, yöntemler ve araç gereçler arasında büyük farklılıkların olmadığı görülmektedir. Hong Kong ve Estonya'nın değerlendirme sürecinde Türkiye'ye göre daha net kriterler ortaya koyduğu görülmektedir. Özetle genel amaçlar ve öğrenme öğretme süreçlerine yönelik önerilerin benzer olduğu, kazanımlar, içerik ve değerlendirme süreçlerinde farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna göre, Türkiye lise matematik öğretim programının istatistik öğrenme alanı kazanım sayısı, içerik ve değerlendirme basamaklarının uluslararası düzeyde daha başarılı olan Hong Kong ve Estonya ülkelerine ait programlarda olduğu gibi genişletilmesi önerilmektedir.
Yaz okulu ingilizce kursunun öğrenci, öğretmen, yönetici ve veli görüşlerine göre incelenmesi
Bu araştırmada, 2022 Temmuz ve Ağustos aylarında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan İngilizce Yaz Okulu uygulamasının öğrenci, öğretmen, yönetici ve veli görüşlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın katılımcılarını Orta Karadeniz bölgesinde yer alan orta ölçekli bir il merkezinde bulunan üç farklı okuldan İngilizce Yaz Okuluna katılan 9. 10. ve 11. sınıf kademesinde yer alan öğrenciler, yaz okulunun verildiği okullarda görev yapan İngilizce öğretmenleri, yaz okulunda görev yapmış idareciler ve çocuklarını yaz okuluna gönderen veliler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada 15 öğrenci, altı veli, beş öğretmen ve iki yönetici yer almıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen bir araştırmadır. Çalışmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır ve betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin elde edilmesi yaklaşık 12 haftalık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Araştırma sonucunda katılımcıların kurslarla ilgili düşüncelerinin genel olarak olumlu olduğu anlaşılmaktadır. İngilizce Yaz Okulunda konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerilerine daha fazla ağırlık verilmesi öne çıkan olumlu görüşler arasındadır. Öğrenci, öğretmen, yönetici ve veliler yaz okulunu normal okul sisteminden daha rahat ve daha bilgilendirici bulmuşlardır. Düzeltilmesi gereken kısımlar mevcuttur. Okulların fiziki yapılarının yetersizliği ve öğrenci devamsızlığı başlıca sorunlardır.