
27
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Edirne'de inanç turizmine yönelik görsel kültür sembollerinin din görevlileri ve turist rehberleri açısından incelenmesi
Edirne tarihi geçmişi, jeopolitik konumu ve mimari eserlerin çokluğu ile önemli bir kültür şehridir. Edirne'nin sahip olduğu bu özellikler turizm açısından bir cazibe merkezi olmasını sağlamıştır. Özellikle Edirne'deki mimari yapılar turistlerin ziyaret ettikleri mekanlardır. Bu yapılar içinde bulunan dini mekanlar şehirdeki inanç turizminin potansiyelini arttırmaktadır. Böylece Edirne ili bir inanç merkezi destinasyonu haline gelmektedir. Şehirdeki camiler, kiliseler, sinagog ve Bahai evi gibi yapılar, turistlerin rotalarında gezdikleri mekanlar arasındadır. İnanç turizmi rotasındaki dini mekanların görsel kültür anlamında incelenmesi önemlidir. Dini mekanlar, içerisinde var olan maddi veya manevi görsel kültür sembolleri ile anlam kazanmakta ve inanç turizm rotasındaki yerini korumaktadır. Tüm bunlarla birlikte Edirne'nin inanç turizmi potansiyelinin doğru tespit edilmesi ve arttırılmasına yönelik yapılacak faaliyetlerde sektör paydaşlarının görüşleri önemli bir yere sahiptir. Özellikle Edirne'deki din görevlileri ve turist rehberlerinin görüşleri bu bağlamda incelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada öncelikle turizm kavramı incelenmiştir. Daha sonra turizm kavramının bir alt türü olan inanç turizminin tanımı ve kapsamı üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde görsel kültür tanımı ve kapsamından bahsedilerek Edirne'nin inanç turizm rotasındaki dini mekanlarında görsel kültür sembolleri tespit edilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Edirne'de bulunan inanç turizmi merkezlerindeki görsel kültür sembolleri ile ilgili şehirde görev yapan din görevlileri ve turist rehberleri ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak görüşmeler gerçekleşmiştir. Araştırmada katılımcılara sorulan açık uçlu sorulardan elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler bütüncül olarak değerlendirildiğinde Edirne'deki inanç turizm potansiyeli, sektör paydaşlarının görüşleri ve dini mekanlardaki görsel kültür sembolleri arasındaki ilişki açıkça ortaya konmuştur. Bu çalışma Edirne ilinin kapsamlı bir şekilde inanç turizmi bağlamında incelenmesi ile alanında yapılan ilk çalışma olması bakımından önemlidir. Çalışmamızda inanç turizm rotasındaki yerler tespit edilmekle birlikte bu yerlerdeki görsel kültür sembolleri de çalışmaya dahil edilerek kapsam alanı genişletilmiştir. Nihayetinde sektör paydaşları olan din görevlileri ve turist rehberleri ile yapılan mülakatlar çalışmamıza özgünlük kazandırmıştır.
Görsel kültür bağlamında portre fotoğrafçılığı
Bu tez, görsel kültür bağlamında portre fotoğrafçılığını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Araştırma, fotoğrafçılığın tarihi kökenlerini ve teknik evrimini, özellikle dijital çağın yükselişiyle birlikte gözden geçirir. Çalışma, portre fotoğrafçılığının estetik, teknik ve kültürel yönlerini derinlemesine irdelemekte, dijital teknolojilerin bu sanat formu üzerindeki etkilerini ve yaratıcılık biçimlerindeki dönüşümü tartışmaktadır. Ayrıca, portre fotoğrafçılığının birey ve toplum üzerindeki psikolojik ve sosyal etkileri, görsel anlamlandırma süreçleri ve görsel kültürdeki rolleri ele alınır. Tez, portre fotoğrafçılığının görsel kültür içerisindeki önemini ve bu alanda derinlemesine anlayış geliştirme ihtiyacını vurgular. Bu çalışma, portre fotoğrafçılığının görsel kültürdeki yerini anlamaya ve gelecekteki araştırmalara yön vermek amacıyla, fotoğrafın tarihsel ve teknik evrimini, dijital çağın etkilerini ve bu süreçte portre fotoğrafçılığının estetik, teknik ve kültürel yönlerindeki dönüşümü detaylıca inceliyor. Araştırma, fotoğrafçılığın birey ve toplum üzerindeki psikolojik ve sosyal etkilerini, görsel anlamlandırma süreçlerini ve görsel kültürdeki rollerini ele alıyor ve portre fotoğrafçılığının bu alandaki önemini vurgulayarak gelecekteki araştırmalara katkı sağlamayı hedefliyor.
Görsel kültür bağlamında sinemada yapay zeka teması
Görsel kültür, modern toplumların önemli bir bileşeni olarak, görsel imgelerin, medyanın ve sanatın toplumsal yapıları nasıl etkilediğini ve biçimlendirdiğini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Sinema, görsel kültürün en etkili ve yaygın ifade biçimlerinden biri olup, insan deneyimini, duygularını ve düşüncelerini şekillendirmede güçlü bir araçtır. Bu bağlamda, yapay zeka temalı filmler, teknolojinin insan toplumları üzerindeki etkilerini ve gelecekteki olası senaryoları görsel olarak temsil etme yeteneğine sahiptir. Yapay zeka, bilgisayar sistemlerinin insan benzeri zekaya sahip olma yeteneği olarak tanımlanır ve bu teknoloji, bilim kurgu edebiyatından sinemaya kadar birçok alanda ilgi çekmiştir. Yapay zeka temalı filmler, insan-makine ilişkilerini, teknolojinin etik boyutlarını, bilincin doğasını ve geleceğin toplumlarını ele alarak izleyicilerin derinlemesine düşünmelerini sağlamaktadır. Çalışmanın temel odak noktaları arasında, görsel kültür kavramının tanımı ve önemi, yapay zeka teknolojisinin tarihsel ve felsefi kökenleri, yapay zeka temalı filmlerin görsel estetikleri, temaları ve insanlık ile teknoloji arasındaki derin bağlar bulunmaktadır. Yapay zeka tarafından incelenen filmler arasında: "Ex Machina"(2014), "Her"(2013) ve "Blade Runner" (1982), gibi önemli yapımlar yer almaktadır. Her bir film, görsel estetik, sinematik anlatı teknikleri ve tematik derinlikler açısından detaylı bir şekilde incelenmiş, bu filmlerin insan algısı üzerindeki etkileri ve toplumsal mesajları analiz edilmiştir. Bu çalışma, yapay zeka teknolojisinin hızla geliştiği günümüzde, sinemanın bu teknolojiyi nasıl yansıttığını ve insan toplumları üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için önemli bir temel oluşturmayı amaçlamaktadır.
Kosova geleneksel giysileri ve kültürel unsurlarının incelenmesi
"Kosova Geleneksel Giysileri ve Kültürel Unsurlarının İncelenmesi" adı ile yazılmış olan yüksek lisans tezinde, Kosova'nın geleneksel giysileri, farklı etnik grupların giysileri ve kültürel etkileri araştırılmıştır. Kosova, Balkanlar'ın ortasında, tarih boyunca birçok farklı milletin kültürel etkileşimine ev sahipliği yapmış zengin bir coğrafyadadır. Osmanlı, Roma ve Bizans gibi büyük uygarlıkların izlerini taşıyan bu topraklar, Arnavutlar, Sırplar, Türkler, Boşnaklar, Romanlar ve Goralılar gibi çeşitli milletlerin bir arada yaşadığı renkli bir kültürel yapı sunmaktadır. Geleneksel giysiler estetik görünüşün yanında, tarihsel ve sosyal sembolik anlamlar barındırmaktadırlar. Kosova'nın geleneksel giysileri, farklı milletlerin kimliklerini yansıtan, ama aynı zamanda da ortak yaşamın izlerini taşıyan önemli kültürel öğelerdendir. Tez çalışmasının amacı, Kosova'nın geleneksel giysilerini Kosova'da yaşayan milletlerin kültürel etkileri ile birlikte inceleyerek bu giysilerin yalnızca estetik yönlerini değil, aynı zamanda tarihsel anlamlarını ve sosyal değerlerini ortaya koymaktır. Tezde, geleneksel ve kültürel unsurlardan olan giysiler, Kosova'da yaşayan altı farklı toplumun (Arnavutlar, Sırplar, Boşnaklar, ve Goraniler) giysi örnekleri üzerinden ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Geleneksel giysilerdeki kumaşlar, motifler, renkler, incelenerek, bu unsurların toplumsal kimlik üzerindeki etkileri, kültürel etkileşimlerin bu giysilere yansıyan ortak yönleri ve farklılıkları tespit edilmiştir. Edinilen bilgiler ışığında, savaş sonrası dönemde birçok kıyafetin yok edildiği veya korunamadığı tespit edilmiştir. Görsel kültür unsurlarından geleneksel giysilerin özellikle kültürel çeşitliliğin yoğun olduğu bölgelerde, toplumsal barış ve bir arada yaşam için önemli bir etken olduğu, gelecek nesillere ulaştırılması için kayıt altına alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Süleyman Demirel döneminde siyasi mizahın görsel kültür bağlamında incelenmesi
"Süleyman Demirel Dönemi'nde Siyasi Mizahın Görsel Kültür Bağlamında İncelenmesi" adı ile yazılmış olan yüksek lisans tezinde Türk siyasi tarihinin en uzun süreli, en etkili ve renkli simalarından birisi olan Süleyman Demirel ele alınmıştır. Demirel'in hayatı, şahsiyeti, siyasi duruşu, üslubu, mizahi eleştiriye açık oluşu başta olmak üzere kendisinin olumlu, olumsuz taraflarıyla görev yaptığı dönemlerde çıkarılan süreli yayınlardaki yansımaları incelenmiştir. Çalışmaya uygun bir zemin oluşturmak adına mizahın kökeninden, öğelerinden, çeşitlerinden ve türlerinden bahsedilmesinin ardından Cumhuriyet öncesi Anadolu mizahı, Antik Anadolu, Selçuklu Mizahı, Osmanlı Mizahı, 2.Meşrutiyet Mizahı ile Kurtuluş Savaşında Mizahından bahsedilmiştir. Asıl gaye Cumhuriyet Dönemi Mizahı dahilinde bulunan çalışma konusu merkezindeki Süleyman Demirel'in, görev yaptığı değişik dönemlerde görsel kültür açısından süreli yayınlara olan yansımalarıdır. Kendisinin değişik yönleriyle o dönem muhtelif basın paydaşlarındaki olumlu ve olumsuz taraflarının Türk siyasi mizahındaki yansımaları en ince ayrıntılarıyla gözler önüne serilmektedir.
Dijital kültür ve sanat ögeleri
Bu tez çalışmasında, kültür kavramının tarih öncesi çağlardan dijital çağa uzanan dönüşümü incelenerek, bu dönüşümün sanat üzerindeki etkileri görsel kültür perspektifinden analiz edilmek istenmektedir. Çalışmada, kültürün toplumsal, ekonomik ve teknolojik değişimlere bağlı olarak sürekli evrilen bir yapı olduğu düşüncesinden hareketle, özellikle Sanayi Devrimi'nin kültürel ve sanatsal üretim biçimlerinde yarattığı kırılma incelenmiştir. Modernleşme süreciyle birlikte, sanatın üretim, paylaşım ve alımlama biçimlerinin köklü bir değişim geçirdiği görülmüştür. Tezin temel odağının dijitalleşmenin kültür ve sanat üzerindeki etkileri oluşturmaktadır. Bu bağlamda dijital kültür kavramı tanımlanmış; bilgisayar oyunları ve NFT'ler gibi çağdaş dijital sanat biçimleri, görsel kültür disiplini çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu dijital pratiklerin yalnızca yeni birer ifade biçimi değil, aynı zamanda izleyici ile sanat arasındaki ilişkiyi dönüştüren kültürel yapılar olduğu tespit edilmiştir. Dijital kültürün, sanatı hem biçimsel hem de işlevsel olarak dönüştürdüğü; izleyiciyi etkileşimli bir katılımcıya dönüştürdüğü ve görsel anlatı biçimlerine yeni estetik boyutlar kazandırdığı görülmüştür. Bu bağlamda tez çalışmasının, dijital çağın sanatsal üretim biçimlerini yalnızca teknik bir yenilik olarak değil, aynı zamanda kültürel ve estetik bir dönüşüm olarak ele alması açısından önem arz ettiği düşünülmektedir.
Auteur kuramı perspektifinde Ahmet Uluçay ve sineması
Bu tezin amacı auteur kuramı perspektifinde Ahmet Uluçay ve onun sinemasına bakmaktır. Kuram yönetmenin kendi yaşam hikayesi ve sinemasına bakarken sağlayacağı esneklikten ötürü tercih edilmiştir. Kuram 1950'li yıllarda Cahiers du Cinema Dergisi ve yazarları tarafından ilk defa ele alınmış ve daha sonra Fransız Yeni Dalga hareketini de başlatacak olan Rohmer, Truffaut, Godard gibi isimler yer almıştır.Kolektif çalışmayı gerektiren sinemada üretim süreçlerine dahil olan bir çok unsur olmasına rağmen asıl yaratıcının ve söz sahibinin yönetmen olduğu ve bunu yaparken filmlerine kendi anlayış ve üslubunu aktarabildiği görüşü üzerinde kuram şekillenir.Auteur eleştirisinde filmin estetik niteliklerinden çok, yönetmenin özgün kişiliği ve üslubunun filmlerine yansıyıp yansımadığına bakılır. Yönetmenin filmleri arasındaki bütünlük olup olmadığı, temalar ve motiflerin tekrarı ile bu tema ve motiflerin bir desen oluşturup oluşturmadığını inceler. Ahmet Uluçay kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan filmlerinde kullandığı tema ve izlekler bir bütünlük oluşturup, kendine has bir anlatım tarzı ortaya koymuştur. Ahmet Uluçay içine doğduğu çevrenin ve sinemanın verdiği teknik imkanlarını kullanarak özgün bir anlatı oluşturabilmiş auteurdür.
Yağcıbedir halılarının desen yapısı ve kültürel izler
Yağcıbedir halıları, Yörüklerin kültürel kimliğini, inançlarını ve yaşam biçimlerini yansıtan önemli kültürel öğeler olarak kabul edilmektedir. Bu tez çalışmasında, Yağcıbedir Yörük kültürünün halı motifleri üzerindeki etkileri ve motiflerin taşıdığı sembolik anlamlar incelenmiştir. Tez çalışmasının amacı, motiflerin sembolik analizini yaparak, Yağcıbedir Yörük kültürünü daha iyi anlamak, bu kültürel mirası modern dünyada korumak ve genç nesillere aktarmak için yazılı kaynak oluşturmaktır. Çalışma ile Yağcıbedir halı motiflerinin, görsel kültür açısından değerlendirilmesi yapılarak, yalnızca bir estetik değer değil, aynı zamanda toplumsal kimlik ve kültürel hafızanın bir yansıması olduğu tespit edilmiştir. Halılarda kullanılan motiflerde, Yörüklerin doğa ile olan ilişkisini, toplumsal yapılarını, hayvancılıkla geçimlerini ve geleneksel değerlerini simgeleyen izler taşıdığı görülmüştür. Bu bağlamda, her bir motifin bir anlamı ifade ettiği ve bu anlamların, halının estetik değerinden çok daha fazlasını, kültürel bir mirası barındırdığı görülmüştür.
Türkmen halı motiflerinde konu çeşitliliği ve anlam dünyası
Bu tez çalışması, Türkmen halılarının tarihsel gelişimi, motif analizleri ve etnik kimlik ilişkileri üzerinden kapsamlı bir inceleme sunmaktadır. Türkmen halıcılığı, bölgenin doğal, kültürel ve ekonomik koşullarına bağlı olarak gelişmiş ve hem günlük yaşamda hem de kültürel kimlikte önemli bir yer tutmuştur. Tezde, halı motifleri özellikle "göl" kavramı çerçevesinde boylar arasındaki farklılıklar ve benzerlikler detaylı olarak ele alınmıştır. Arkeolojik buluntular ve tarihsel kaynaklar ışığında Türkmen halıcılığının binlerce yıllık kökleri ve Orta Asya'daki diğer kültürlerle etkileşimleri ortaya konmuştur. Ayrıca, halıların işlevsel, estetik ve sembolik yönleri kültürel bağlamda değerlendirilmiştir. Son olarak, günümüzde Türkmen halılarının ulusal ve uluslararası düzeyde taşıdığı önem ve kültürel miras statüsü tartışılmıştır. Bu çalışma, Türkmen halıcılığının sadece bir el sanatı olmayıp, aynı zamanda bir kimlik ve kültürel ifade biçimi olduğunu göstermektedir.
Irak Türkmenlerinin medyadaki temsili: Basın ve görsel yansımalar
Bu çalışma, Irak Türkmenlerinin medyadaki temsillerini derinlemesine incelemek amacıyla, son bir yıl içinde Anadolu Ajansı'nda en yüksek etkileşimi alan 3 haber üzerinden yürütülen nitel bir söylem analizi sunmaktadır. Eleştirel Söylem Analizi (CDA) yöntemiyle gerçekleştirilen çözümlemede, haber başlıklarından metin içi metaforlara; görsel sunumdan aktör seçimlerine kadar çok katmanlı bir değerlendirme yapılmıştır. Haberler, genel olarak Türkmenleri "mağdur", "yardıma muhtaç" ve "hedef alınan topluluk" rollerine hapseden tekdüze bir mağduriyet anlatısı oluşturmuştur. Analiz, medyanın güç ilişkilerini yeniden üreten ideolojik kodları ve ses haklarını kimin elinde tuttuğunu ortaya koyarken; aynı zamanda ötekileştirme stratejilerinin nasıl işlediğini de vurgulamıştır. Resmî aktörlerin ve ajans muhabirlerinin sesi ön planda tutulurken, sıradan Türkmen vatandaşlarının doğrudan deneyimlerini paylaşma imkânı kısıtlanmıştır. Görsel analiz, haber görsellerinin metinle kurduğu etkileşimin "dramatik etki"yi pekiştirmek üzere biçimlendirildiğini göstermiştir. Sonuç olarak, medyada azınlık temsilinin kriz ve trajedi eksenli daraltılmış anlatılardan arındırılarak; toplumsal dayanışma, çözüm önerileri ve kültürel direniş boyutlarını da kapsayacak çok katmanlı bir model geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmanın bulguları, medya kurumlarına ve içerik üreticilerine daha kapsayıcı temsiller oluşturma yönünde önemli bir yol haritası sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Medya Temsili, Eleştirel Söylem Analizi, Irak Türkmenleri, Azınlık Temsili, Mağduriyet Anlatısı
İlköğretim kademesi öğrencilerinde görsel kültür algısı ile sanat eğitimi etkileşiminin incelenmesi: Edirne ili örneği
Edirne, Türkiye'nin Trakya bölgesinde yer alan, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla dikkat çeken bir şehirdir. Şehrin görsel kültürü, önemli birçok tarihi yapı, mimari çeşitlilik ve canlı kültürel etkinliklerle şekillenmiştir. Araştırma "İlköğretim kademesi öğrencilerinde görsel kültür algısı ile sanat eğitimi etkileşiminin incelenmesi: Edirne ili örneği" başlığıyla ilköğretim düzeyindeki öğrencilerin görsel kültür algıları ile sanat eğitimi arasındaki ilişkiyi incelemeyi hedeflemektedir. Edirne ili Uzunköprü ilçesi Gazi Turhan Bey Ortaokulu'nda öğrenim gören 6. ve 7. sınıf öğrencilerinin görsel okuryazarlık düzeylerine, Edirne ili görsel kültür unsurlarını temel alan sanat eğitimi uygulamasının etkisi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, görsel kültür temelli sanat eğitiminin öğrencilerin görsel okuryazarlık becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymak ve sanat eğitimi ile görsel kültür algısı arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Tez çalışması, nitel ve nicel verilerin bir arada kullanıldığı karma bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yarı deneysel desen kullanılmıştır. İlk aşamada, altı farklı öğrenci grubuna "Görsel Sanatlar Tutum Ölçeği" uygulanmış ve tutum puanları istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. Tutum düzeyi birbirine yakın ve pozitif olan iki grup belirlenerek biri deney, diğeri kontrol grubu olarak atanmıştır. Deney grubuna, Edirne'nin görsel kültür unsurlarının tanıtıldığı özel bir sanat eğitimi etkinliği uygulanmıştır. Öğrenciler, kent kültürünü temsil eden sembollerle Edirne konulu piktogram çalışması gerçekleştirmiştir. Eğitim sonrası hem deney hem de kontrol gruplarına "Görsel Okuryazarlık Ölçeği" uygulanmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Nicel veri analizinde, bağımsız örneklem t-testi uygulanarak deney ve kontrol gruplarının görsel okuryazarlık puan ortalamaları karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, deney grubu ortalamasının kontrol grubundan anlamlı şekilde yüksek olduğunu göstermiştir. Bu bulgu, yerel kültür temelli sanat eğitiminin öğrencilerin görsel okuryazarlık düzeylerini arttırmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca deney grubunda gerçekleştirilen piktogram çalışmalarında öğrencilerin Edirne'ye özgü tarihi yapılar, yerel motifler ve kentsel sembolleri resimlerine yansıttıkları, renk ve kompozisyon seçimlerinde yaratıcılık ve kültürel farkındalık sergiledikleri gözlenmiştir. Bu nitel bulgular, nicel analizleri desteklemiştir. Sonuç olarak, araştırma yerel görsel kültür unsurlarının sanat eğitimine entegrasyonunun öğrencilerin hem görsel okuryazarlık düzeylerini yükselttiğini hem de kültürel kimlik gelişimine katkı sağladığını göstermektedir.
Yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüme etkisi: Edirne ili lise öğrencileri örneği
Bu araştırma yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüm üzerindeki etkilerini lise öğrencileri özelinde incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmada Edirne ilinde yaşayan lise öğrencilerinin yapay zekâya yönelik farkındalık, bilgi, tutum ve kaygı düzeylerinin dijital dönüşüm sürecinde nasıl bir rol oynadığına odaklanılacaktır. Dijital dönüşüm günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte eğitim alanında da kendini göstermekte ve yapay zekâ tabanlı görsel içeriklerin eğitim süreçlerine entegrasyonu giderek artmaktadır. Bu bağlamda öğrencilerin yapay zekâya yönelik algılarının anlaşılması eğitimde dijitalleşmenin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için önemli bir adım niteliğindedir. Bu çalışmada Süleymanoğulları, Özdemir ve Tekin (2024) tarafından geliştirilen ve geçerliliği ve güvenirliği sağlanmış olan "Yapay Zekâ Ölçeği" kullanılacaktır. Ölçek, öğrencilerin yapay zekâ ile ilgili bilgi, farkındalık, tutum ve kaygı düzeylerini değerlendirmeyi amaçlamakta olup, etkileşim, yaygın etki ve kaygı olarak üç ana faktöre dayalı olarak oluşturulmuştur. Elde edilen veriler öğrencilerin dijital dönüşüm sürecinde yapay zekâ destekli görsel içeriklerle etkileşimlerinin nasıl bir etkisi olduğunu anlamamızı sağlayacaktır. Çalışmanın yapay zekâ ve dijital dönüşüm konularında lise düzeyinde yapılmış olan araştırmaların sınırlı olması nedeniyle literatüre katkısı önemli düzeydedir. Ek olarak, yapay zekâ tabanlı içeriklerin eğitim süreçlerinde nasıl algılandığını ve bu algıların eğitim teknolojilerinin etkin kullanımına nasıl yansıyabileceğini ortaya koyarak eğitimciler ve politika yapıcılar için değerli bilgiler sunacaktır. Bu bağlamda araştırma sonucunda elde edilen bulguların eğitimde dijital dönüşüm stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışma Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından 2024/235 numaralı proje kapsamında finanse edilmiştir.
Yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüme etkisi: Edirne ili lise öğrencileri örneği
Bu araştırma yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüm üzerindeki etkilerini lise öğrencileri özelinde incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmada Edirne ilinde yaşayan lise öğrencilerinin yapay zekâya yönelik farkındalık, bilgi, tutum ve kaygı düzeylerinin dijital dönüşüm sürecinde nasıl bir rol oynadığına odaklanılacaktır. Dijital dönüşüm günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte eğitim alanında da kendini göstermekte ve yapay zekâ tabanlı görsel içeriklerin eğitim süreçlerine entegrasyonu giderek artmaktadır. Bu bağlamda öğrencilerin yapay zekâya yönelik algılarının anlaşılması eğitimde dijitalleşmenin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için önemli bir adım niteliğindedir. Bu çalışmada Süleymanoğulları, Özdemir ve Tekin (2024) tarafından geliştirilen ve geçerliliği ve güvenirliği sağlanmış olan "Yapay Zekâ Ölçeği" kullanılacaktır. Ölçek, öğrencilerin yapay zekâ ile ilgili bilgi, farkındalık, tutum ve kaygı düzeylerini değerlendirmeyi amaçlamakta olup, etkileşim, yaygın etki ve kaygı olarak üç ana faktöre dayalı olarak oluşturulmuştur. Elde edilen veriler öğrencilerin dijital dönüşüm sürecinde yapay zekâ destekli görsel içeriklerle etkileşimlerinin nasıl bir etkisi olduğunu anlamamızı sağlayacaktır. Çalışmanın yapay zekâ ve dijital dönüşüm konularında lise düzeyinde yapılmış olan araştırmaların sınırlı olması nedeniyle literatüre katkısı önemli düzeydedir. Ek olarak, yapay zekâ tabanlı içeriklerin eğitim süreçlerinde nasıl algılandığını ve bu algıların eğitim teknolojilerinin etkin kullanımına nasıl yansıyabileceğini ortaya koyarak eğitimciler ve politika yapıcılar için değerli bilgiler sunacaktır. Bu bağlamda araştırma sonucunda elde edilen bulguların eğitimde dijital dönüşüm stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışma Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından 2024/235 numaralı proje kapsamında finanse edilmiştir.
Yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüme etkisi: Edirne ili lise öğrencileri örneği
Bu araştırma yapay zekâ destekli görsel içeriklerin dijital dönüşüm üzerindeki etkilerini lise öğrencileri özelinde incelemeyi hedeflemektedir. Araştırmada Edirne ilinde yaşayan lise öğrencilerinin yapay zekâya yönelik farkındalık, bilgi, tutum ve kaygı düzeylerinin dijital dönüşüm sürecinde nasıl bir rol oynadığına odaklanılacaktır. Dijital dönüşüm günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte eğitim alanında da kendini göstermekte ve yapay zekâ tabanlı görsel içeriklerin eğitim süreçlerine entegrasyonu giderek artmaktadır. Bu bağlamda öğrencilerin yapay zekâya yönelik algılarının anlaşılması eğitimde dijitalleşmenin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için önemli bir adım niteliğindedir. Bu çalışmada Süleymanoğulları, Özdemir ve Tekin (2024) tarafından geliştirilen ve geçerliliği ve güvenirliği sağlanmış olan "Yapay Zekâ Ölçeği" kullanılacaktır. Ölçek, öğrencilerin yapay zekâ ile ilgili bilgi, farkındalık, tutum ve kaygı düzeylerini değerlendirmeyi amaçlamakta olup, etkileşim, yaygın etki ve kaygı olarak üç ana faktöre dayalı olarak oluşturulmuştur. Elde edilen veriler öğrencilerin dijital dönüşüm sürecinde yapay zekâ destekli görsel içeriklerle etkileşimlerinin nasıl bir etkisi olduğunu anlamamızı sağlayacaktır. Çalışmanın yapay zekâ ve dijital dönüşüm konularında lise düzeyinde yapılmış olan araştırmaların sınırlı olması nedeniyle literatüre katkısı önemli düzeydedir. Ek olarak, yapay zekâ tabanlı içeriklerin eğitim süreçlerinde nasıl algılandığını ve bu algıların eğitim teknolojilerinin etkin kullanımına nasıl yansıyabileceğini ortaya koyarak eğitimciler ve politika yapıcılar için değerli bilgiler sunacaktır. Bu bağlamda araştırma sonucunda elde edilen bulguların eğitimde dijital dönüşüm stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışma Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından 2024/235 numaralı proje kapsamında finanse edilmiştir.
Görsel kültürün tüketim kültürüne etkisi: The Truman Show örneği
Görsellik sadece insanın gözü ile gördüğü ve anlamlandırmaya çalıştığı imgeler veya semboller olmadığı tarihin varoluşundan günümüze kadar uzanan somut ve soyut kültürün meydana çıkışıdır. Bu çalışmamız öncellikle görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini ve The Truman Show filmini örnek olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Görsel kültür, modern toplumda kitle iletişim araçları, reklam ve dijital medya yoluyla yayılan görsel imgelerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise mal ve hizmetlerin satın alınması, tüketilmesi ve sembolik anlamlarının oluşturulması sürecini ifade eder. Bu tez, görsel kültürün tüketim kültürü üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Kültür, insanların yaşamlarını şekillendiren değerler, inançlar, normlar, sanat, dil ve sembollerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise bu kültürel unsurların tüketim sürecine nasıl yansıdığını inceler. Tüketim kültürünü etkileyen faktörler arasında medya, reklam, sosyal normlar ve ekonomik koşullar yer almaktadır. Görsel kültür, kitle iletişim araçları (televizyon, sinema, internet), reklam panoları, dergiler ve diğer görsel medya aracılığıyla yayılan imgeleri içerir. Bu imgeler, tüketim kültürünün oluşumunda önemli bir rol oynar. Örneğin, ünlülerin giyim tarzları, markaların logoları ve popüler kültürün sembolleri, görsel kültürün tüketim kültüründeki etkisini gösterir. The Truman Show filmi, çalışmanın ana merkezinde yer almaktadır. Film, bir televizyon şovunda yaşayan ve kameralar tarafından sürekli izlenen Truman'ın hikâyesini anlatır. Truman'ın yaşadığı yapay dünya, tüketim kültürünün ele alındığı birçok tema içerir. Reklamlar, ürün yerleştirmeleri ve medyanın etkisi, filmde görsel kültürün tüketim kültürüne nasıl yansıdığını göstermektedir. Bu çalışma, görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. The Truman Show örneği, bu ilişkiyi daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
Görsel kültürün tüketim kültürüne etkisi: The Truman Show örneği
Görsellik sadece insanın gözü ile gördüğü ve anlamlandırmaya çalıştığı imgeler veya semboller olmadığı tarihin varoluşundan günümüze kadar uzanan somut ve soyut kültürün meydana çıkışıdır. Bu çalışmamız öncellikle görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini ve The Truman Show filmini örnek olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Görsel kültür, modern toplumda kitle iletişim araçları, reklam ve dijital medya yoluyla yayılan görsel imgelerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise mal ve hizmetlerin satın alınması, tüketilmesi ve sembolik anlamlarının oluşturulması sürecini ifade eder. Bu tez, görsel kültürün tüketim kültürü üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Kültür, insanların yaşamlarını şekillendiren değerler, inançlar, normlar, sanat, dil ve sembollerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise bu kültürel unsurların tüketim sürecine nasıl yansıdığını inceler. Tüketim kültürünü etkileyen faktörler arasında medya, reklam, sosyal normlar ve ekonomik koşullar yer almaktadır. Görsel kültür, kitle iletişim araçları (televizyon, sinema, internet), reklam panoları, dergiler ve diğer görsel medya aracılığıyla yayılan imgeleri içerir. Bu imgeler, tüketim kültürünün oluşumunda önemli bir rol oynar. Örneğin, ünlülerin giyim tarzları, markaların logoları ve popüler kültürün sembolleri, görsel kültürün tüketim kültüründeki etkisini gösterir. The Truman Show filmi, çalışmanın ana merkezinde yer almaktadır. Film, bir televizyon şovunda yaşayan ve kameralar tarafından sürekli izlenen Truman'ın hikâyesini anlatır. Truman'ın yaşadığı yapay dünya, tüketim kültürünün ele alındığı birçok tema içerir. Reklamlar, ürün yerleştirmeleri ve medyanın etkisi, filmde görsel kültürün tüketim kültürüne nasıl yansıdığını göstermektedir. Bu çalışma, görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. The Truman Show örneği, bu ilişkiyi daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
Görsel kültürün tüketim kültürüne etkisi: The Truman Show örneği
Görsellik sadece insanın gözü ile gördüğü ve anlamlandırmaya çalıştığı imgeler veya semboller olmadığı tarihin varoluşundan günümüze kadar uzanan somut ve soyut kültürün meydana çıkışıdır. Bu çalışmamız öncellikle görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini ve The Truman Show filmini örnek olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Görsel kültür, modern toplumda kitle iletişim araçları, reklam ve dijital medya yoluyla yayılan görsel imgelerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise mal ve hizmetlerin satın alınması, tüketilmesi ve sembolik anlamlarının oluşturulması sürecini ifade eder. Bu tez, görsel kültürün tüketim kültürü üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. Kültür, insanların yaşamlarını şekillendiren değerler, inançlar, normlar, sanat, dil ve sembollerin bütünüdür. Tüketim kültürü ise bu kültürel unsurların tüketim sürecine nasıl yansıdığını inceler. Tüketim kültürünü etkileyen faktörler arasında medya, reklam, sosyal normlar ve ekonomik koşullar yer almaktadır. Görsel kültür, kitle iletişim araçları (televizyon, sinema, internet), reklam panoları, dergiler ve diğer görsel medya aracılığıyla yayılan imgeleri içerir. Bu imgeler, tüketim kültürünün oluşumunda önemli bir rol oynar. Örneğin, ünlülerin giyim tarzları, markaların logoları ve popüler kültürün sembolleri, görsel kültürün tüketim kültüründeki etkisini gösterir. The Truman Show filmi, çalışmanın ana merkezinde yer almaktadır. Film, bir televizyon şovunda yaşayan ve kameralar tarafından sürekli izlenen Truman'ın hikâyesini anlatır. Truman'ın yaşadığı yapay dünya, tüketim kültürünün ele alındığı birçok tema içerir. Reklamlar, ürün yerleştirmeleri ve medyanın etkisi, filmde görsel kültürün tüketim kültürüne nasıl yansıdığını göstermektedir. Bu çalışma, görsel kültürün tüketim kültürüne olan etkisini anlamak için önemli bir çerçeve sunmaktadır. The Truman Show örneği, bu ilişkiyi daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Türk sanatında görsel aktivizm
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.
Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri
Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.
Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri
Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.
Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri
Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.
Logoya yönelik tutumun kültürel miras üzerindeki etkisinin incelenmesi: Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi örneği
Bu çalışma, resmi kurumların logolarına yönelik tutumların, bu logoların şehirleri temsil etme üzerindeki etkisini incelemektedir. Logolar, sadece kurumların kimliklerini değil, aynı zamanda temsil ettikleri şehirlerin kültürel, tarihi ve coğrafi özelliklerini de yansıtır. Dolayısıyla, logolara yönelik tutumlar, bu görsel unsurların şehir kimliğini ne kadar etkili bir şekilde temsil ettiğini anlamada kritik bir rol oynar. Bu bağlamda, Edirne ilinin önemli kurumlarından Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi'ne ait logoların üniversite öğrencileri tarafından nasıl algılandığı ve bu algıların logoların şehri temsili üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada, Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören 411 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket formu hem fiziki hem de online olarak hazırlanmış ve katılımcılara yüz yüze ve online olarak uygulanmıştır. Araştırmanın logoların şehri temsil gücünü gösteren kapsamlı bir çalışma olması nedeniyle literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma logoların sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde etkili olduğunu gösteren kapsamlı bir çalışmadır. Literatürde logonun sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde daha etkili olduğunu gösteren çalışmalara rastlanmamış olması bu çalışmanın önemini daha da artırmaktadır. Aynı anda şehir için öneli olan üç farklı kurumun logolarına yönelik tutumu inceleyip, bunları birbiriyle karşılaştırması araştırma sonuçlarının genellenebilirliğini de artırmaktadır. Araştırmanın önemli bir yönü de hem şehrin sakinleri hem de şehre dışardan gelenlerden verilerin toplanarak bu kişilerin tutumlarının karşılaştırılmasına olanak tanımasıdır. Dolayısıyla hem şehir sakinleri hem de turistlerin bakış açısına dayanarak logoların yeniden dizayn edilmesine imkan sağlanmaktadır. Katılımcılar ankette yer alan ifadeler aracılığıyla logoların estetik değerlerini, sembolik anlamlarını ve kent kimliğine katkılarını değerlendirmektedir. Araştırma bulguları, her üç logoya yönelik logoya yönelik olumlu tutumların, logonun şehri temsil etme gücünü artırdığını göstermektedir. Trakya Üniversitesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, asimetrik-simetrik olması ve köşeli-yuvarlak olmasıdır. Edirne Valiliği logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, derinliksiz-derinlikli olması, asimetrik-simetrik olması, dengesiz-dengeli olması ve enine boyuna orantısız-orantılı olmasıdır. Edirne Belediyesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, basit-detaylı olması, derinliksiz-derinlikli olması ve dengesiz-dengeli olmasıdır. Bu araştırma, logoya yönelik tutumların, logonun şehri temsil etme üzerindeki etkisini vurgularken, şehir logolarının tasarımında dikkate alınması gereken önemli faktörleri de ortaya koymaktadır. Şehir logolarının, estetik değerlerinin yanı sıra, şehir kimliğini yansıtan sembolik unsurları da içermesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, logoların halk tarafından benimsenmesi ve tanınması için, logoların tasarımı sürecine yerel halkın da dahil edilmesi önerilmektedir. Bu, logoların şehir kimliğiyle daha uyumlu ve etkili olmasını sağlayabilir.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.
20. yüzyıl ilk yarısında Türkiye'de kadın kıyafetleri ve moda
Bir Türk kadınının giyimi ve sosyal hayatı, günümüz modern görünümüne ve yaşamına gelinceye kadar geçirdiği aşamalar çok çeşitlidir. Feraceler Osmanlı döneminde daha erken giyilirken Doğu ve Batı'nın sentetik çarşafları, Doğu etkilerine ve dönemin Batı modası kriterlerine uymaya çalışılarak ve özellikle Meşrutiyet döneminde pelerinli ince çarşaflar ve dar etekler tercih edilmeye başlamıştır. Cumhuriyetin Türk kadınına tanıdığı hakların yanı sıra iş ve toplum hayatındaki rollerinin artmasıyla süregelen kıyafet değişimini hızlandırmıştır. Bu üç bölümden oluşan tez çalışması, togalardan türbanlara, kolyelere ve tenis ayakkabılarına kadar kadın giyim ve aksesuarların çeşitliliğini ve insanların neyi neden giydiğini açıklamanın yanı sıra giyim, şapka, vücut aksesuarları ve ayakkabıların farklı kültürel, dini ve sosyal inançları nasıl yansıttığını açıklamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde çalışmanın tasarımı, amacı, kapsamı, veri toplama ve çalışmanın önemi yer almaktadır. İkinci bölüm bulgular kısmı, tarih öncesi insan ve Mısır, Mezopotamya, Hindistan, Yunanistan ve Roma'nın eski kültürlerinin yanı sıra Çin, Japonya, Bizans İmparatorluğu'nun Asya kültürleri ve göçebe kültürleri de dahil olmak üzere antik dünyayı kapsamaktadır. Bu bölümde ele alınan temel konular arasında, hayvan derilerinin giysi olarak erken kullanımı, insan vücudunun birincil kaplaması olarak kumaşın kullanılmaya başlanması ve dökümlü ve vücuda oturan giysilerin çeşitli kültürel geleneklerinin gelişimi yer almaktadır. Katalog bölümü 1900-1950 yıllarını, Türkiye'de kadın giyimini ve Batılılaşma dönemini kapsamaktadır. Bu bölüm, yeni giyim tarzlarının ana yaratıcıları olarak moda tasarımcılarının yükselişinin izini sürmekte, teknolojinin giyim ve moda gelenekleri üzerindeki etkisini göstermekte ve teknolojinin mümkün kıldığı yenilikleri sunmaktadır.