
212
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarındaki sosyobilimsel konulara yönelik öğrenci görüşlerinin ikilem kartları kullanılarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğrencilerin fen bilimleri ders kitaplarında yer alan sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarını belirlemek, ikilem kartları kullanarak görüşlerini ortaya çıkarmak, aynı zamanda tartışma ve akıl yürütme gerektiren bu konular için argümantasyon becerilerini incelemektir. Bu çalışma doğrultusunda Edirne'de özel bir kişisel gelişim kursunda toplam 102 öğrenci ile çalışılmıştır. 6, 7 ve 8. sınıfların her birinden 34 öğrenci çalışmaya katılmıştır. Katılımcılar seçkisiz olmayan örneklem yöntemi ile seçilmiştir. Çalışma, bir eğitim öğretim yılı olmak üzere toplamda 2 ders dönemi uygulanmıştır. Öğrencilerin tamamı ilk olarak 30 sorudan oluşan sosyobilimsel konulara yönelik tutum ölçeğini doldurduktan sonra, öntest sonuçları incelenmiştir. Sosyobilimsel konular öğrencilerin karar vermesini gerektiren tartışmalı konular olduğundan karar verme becerileri de ayrıca incelenmiştir. Bu doğrultuda ilk olarak çalışmaya katılan tüm öğrencilere açık uçlu ve çoktan seçmeli sorular içeren iki bölümlük "Argümantasyon Algıları Testi" doldurtulmuş ve argümantasyona bakış açıları gözlemlenmiştir. Yıl boyunca uygulamaya katılan her sınıf grubu, işlenen sosyobilimsel konunun ardından konuyla ilgili hikaye sonrası kendilerine en uygun cevabı seçecekleri ikilem kartları ile konuya ait görüşlerini ortaya koymuşlardır. Çalışmada 6, 7 ve 8. sınıf fen bilimleri ders kitaplarında yer alan toplam 9 adet sosyobilimsel konu yer almıştır. Doldurulan ikilem kartları sonrasında "Argümantasyon Formları" dağıtılmış ve var olan sosyobilimsel konularda öğrencilerin argümantasyon becerileri de incelenmiştir. Bireysel inceleme sonrasında, sınıflar arası argümantasyon becerisi de tablolar ile ortaya konmuştur. Çalışma verileri nicel ve nitel olarak üzere iki farklı yöntem ile analiz edilmiştir. Sosyobilimsel konulara yönelik tutum ölçeği her bir sınıf grubunda konu anlatılmadan önce ve anlatıldıktan sonra dağıtılmış olup veriler SPSS programı ile öntest-sontest olarak analiz edilmiştir. Sonuçlar doğrultusunda öğrencilerin bireysel anlamda tutumları arasında olumlu yönde farklılık oluşurken, grupların birbirleri arasında anlamlı yönde bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun sosyobilimsel konulara yönelik tutumlarının, çalışmalar doğrultusunda arttığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda büyük bir çoğunluğun ikilem kartlarında sosyobilimsel konularda benzer görüşleri savunduğu da çalışma verileri sonucunda elde edilmiştir. Bu da öğrencilerin sınıf düzeyinin, ortak sosyobilimsel konulara yönelik görüşlerinde büyük ölçüde değişimler ortaya koymadığını göstermiştir. Öğrencilerin kan bağışı ve organ bağışı gibi hayati önem taşıyan konulara pozitif yaklaştıkları çalışma verilerince elde edilmiştir. Buna istinaden klonlama, nükleer santraller gibi konularda 8. sınıf öğrencilerinin oldukça kararsız kaldığı tespit edilmiştir. Dağıtılan argümantasyon formları incelendiğinde öğrencilerin, sınıf gözetmeksizin iddia ve çürütücü ortaya atma konusunda daha yeterli olduğu, ancak destekleyici ve kanıt sunma noktalarında yetersiz kaldıkları da gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, sosyobilimsel konu gibi öğrencinin karar verme becerisini geliştirecek önemli konularda argümantasyon becerilerinin gelişmesi adına öğrencilere küçük sınıflardan itibaren argümantasyon kavramının tanıtılması, argümantasyona dayalı eğitime katkı sağlayacaktır. Sonrasında ise sosyobilimsel konular ile desteklendiğinde argümantasyon kalitelerinin artacağı varsayılmaktadır. Öğrencilere sosyobilimsel konunun tanımının tam anlamı ile kavratılmasının ise bu konulara yönelik daha olumlu görüşler oluşturacağı veriler doğrultusunda düşünülmektedir.
Stem etkinliklerinin üstün yetenekli öğrencilerin öğrenme becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) etkinliklerinin üstün yetenekli öğrencilerin öğrenme becerileri (problem çözme, iletişim ve işbirlikli öğrenme) üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yaklaşımına göre temellendirilen bu çalışma durum çalışması olarak desenlenmiştir. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çalışmaya Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM)' de öğrenim gören dokuz yedinci sınıf üstün yetenekli öğrenci katılmıştır. Uygulama sürecinde üstün yetenekli öğrencilerle 12 haftalık STEM etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. STEM etkinliklerinin üstün yetenekli öğrencilerin öğrenme becerileri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla STEM etkinlikleri öncesi ve sonrası bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Etkinlik süreci ve görüşmeler ses kaydına alınmış ve etkinlik sürecinde ayrıca fotoğraflar çekilmiştir. Veri toplama araçları olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu, gözlem formu, öz değerlendirme formu, ses kayıtları, fotoğraflar ve STEM çalışma yaprakları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda STEM etkinliklerinin üstün yetenekli öğrencilerin problem çözme, iletişim ve işbirlikli öğrenme becerilerini olumlu yönde geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Görüşme verilerinden elde edilen sonuçlar öğrencilerin planlı çalışma ve grup çalışmalarında sorumluluk alma gibi yeni deneyimler ile etkin dinleme ve farklı fikirlere açık olma gibi iletişim becerilerinin olumlu yönde desteklendiği konusunda kanıtlar sunmaktadır.
Sanat etkinlikleriyle desteklenmiş astronomi eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme becerisi üzerine etkisi
Bu araştırmada sanat etkinlikleri ile desteklenen astronomi eğitiminin fen bilgisi öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme becerisine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel yöntemlerden olan deneysel araştırma yöntemi kullanılmış ve deney grubundan elde edilen veriler nitel araştırma ile zenginleştirilmiştir. Araştırmada, nicel boyutta ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmış olup, nitel boyutta durum çalışması kapsamında, deney grubunda yer alan öğretmen adayları ile görüşme ve gözlemler yapılmıştır. Bu araştırmanın evreni, Türkiye'de eğitim gören fen bilgisi öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırma örneklemi ise evren içerisinden uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma örneklemini, Süleyman Demirel Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan ve Astronomi dersini ilk kez alan lisans 3. sınıf 35 fen bilgisi öğretmen adayı oluşturmaktadır. Çalışmada etkisi incelenecek olan sanat etkinlikleri içeren ders planları araştırmacı tarafından hazırlanmış, uzman görüşleri ve pilot uygulamalar ile uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Uygulama "Güneş Sistemi" konusunda 4 hafta yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu, uygulama gözlem formu, yarı yapılandırılmış görüşme formu, sanat etkinliği değerlendirme formu ve Aslan (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan Torrance Yaratıcı Düşünce Testi (TYDT) şekilsel-sözel A ve B formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 29 programı ile bağımlı/bağımsız gruplar t testi, Friedman testi, ANOVA (Tek Yönlü/Tekrarlı Ölçümler Varyans Analizi), ANCOVA (Kovaryans Analizi) uygulanmıştır. Nitel verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda, yaratıcı düşünme becerisi şekilsel ve sözel boyutlarda deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Yaratıcı düşünme becerisi şekilsel alt boyutlarının çoğu, sözel alt boyutların tamamında deney grubu lehine anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Deney grubu gözlem puanları ve etkinlik ürünlerinde son hafta lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmüştür. Yaratıcı düşünce becerisi sözel boyutta cinsiyette kadınlar lehine, baskın el kullanma durumunda sol el kullananlar lehine anlamlı farklılık olduğu, diğer boyutlarda cinsiyet, baskın el kullanma durumu, kardeş sayısı, kardeş sırası, anne/baba eğitim düzeyi, mesleği, gelir düzeyi demografik verilerine göre anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Nitel verilerin analizinden elde edilen sonuçların ise nicel verileri desteklediği görülmüştür. Buna göre, sanat etkinlikleri ile desteklenen Astronomi eğitiminin, fen bilgisi öğretmen adaylarının yaratıcı düşünme becerisini olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Araştırma sonunda, araştırmacılara, öğretmenlere, fen ve astronomi eğitimcilerine öneriler sunulmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin temel astronomi konularına yönelik hizmet içi eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi: bir eğitim programı önerisi
Araştırmanın temel amacı sınıf öğretmenlerinin temel astronomi konularına yönelik hizmet içi eğitim ihtiyaçlarını belirlemek ve belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda hizmet içi eğitim programı hazırlayarak öneri şeklinde sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel yaklaşım benimsenmiş ve durum çalışmasıyla yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Antalya ili Muratpaşa ilçesinde MEB'be bağlı ve özel okullarda görev yapan 25 sınıf öğretmeni ve onların 4. sınıfa devam eden 20 ilkokul öğrencisi, Türkiye'nin farklı üniversitelerinde sınıf eğitimi alanında fen eğitimi çalışan 10 öğretim üyesi ve 19 son sınıfa devam eden sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın ihtiyaç analiz süreci; doküman analizi, gözlem ve görüşmeler ile yürütülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin astronomi konularındaki ihtiyaçlarının tespit edilmesi sürecinde kullanılan veri toplama araçları araştırmacının her bir çalışma grubuna uygun olacak şekilde hazırlamış yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem formlarıdır. Görüşme formlarında sınıf öğretmenlerine yönelik 12, ilkokul öğrencilerine yönelik 4, akademisyenlere yönelik 3 ve sınıf öğretmen adaylarına yönelik 6 ana soru yer almaktadır. Her bir çalışma grubuyla 20-30 dakikalık görüşmeler yapılmış ve buna ek olarak sınıf öğretmenlerinin derslerinde gözlem yapılmıştır. Gözlem sürecinde hem öğretmenler hem de öğrenciler gözlemlenmiştir. Gözlem formunda ise ders sürecinde çalışmanın amacı kapsamında gözlemlenecek 9 madde hazırlanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analizi ile analiz edilmiş; kod, kategori ve temalar oluşturulmuş ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin ihtiyacı olan konuların temel astronomi konuları, bu konuların anlatımında kullanılabilecek farklı materyal ve etkinlikler, yöntem-teknik, kavram yanılgıları, astronomi okuryazarları ve astronomi anlatımında kullanılabilecek farklı teknolojik uygulamalar şeklinde belirlenmiştir. Ortaya çıkan bu ihtiyaçlar doğrultusunda hizmet içi eğitim programı geliştirilme yoluna gidilmiştir. Bu aşamadan sonra programın hangi yaklaşıma göre hazırlanacağı belirlenmiş ve kazanımlar yazılmıştır. Ardından hizmet içi eğitim programının planı oluşturulmuş ve eğitimin nasıl, nerede ve kaç saat/gün verileceğine karar verilmiştir. Ders planları oluşturulduktan sonra, literatür incelenmiş ve temel kaynaklar belirlenerek, uygulamalar ve bunların örnekleri içerik olarak sunulmuştur. Araştırmanın sonunda ihtiyaç analizinden elde edilen sonuçlar dahilinde öneriler sunulmuştur.
5E ve SOS öğrenme modellerine göre hazırlanmış STEM uygulamalarının 6. sınıf öğrencilerinin 21.yy becerilerine ve STEM tutumlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı; 5E ve SOS öğrenme modellerine göre hazırlanmış STEM uygulamalarının 6.sınıf öğrencilerinin 21.yüzyıl becerilerine ve STEM tutumlarına etkisini araştırmaktır. Çalışma 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Siirt ilinde belirlenen bir ortaokulda öğrenim gören 114 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Belirlenen 3 sınıfta Destek ve Hareket Sistemi konu kazanımlarına göre 5E ve SOS öğrenme modelleri STEM uygulamaları ve fen bilimleri öğretim programı ders planları uygulanmıştır. Çalışmanın bağımlı değişkenleri ise öğrencilerin 21.yy becerileri, STEM tutumları ve STEM uygulamalarına yönelik görüşleridir. Çalışmanın nicel boyutunda ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise fenomenolojik desenden yararlanılmıştır. Nicel veri, 21.yy becerileri ölçeği ve STEM Eğitimi Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Nitel verisi ise deney grubu öğrencileri ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilmiştir. Grupların beceri ve tutum ön ve son testlerinden alınan toplam puanların grup ortalamalarına göre karşılaştırılması için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve gruplar arasında oluşan anlamlı farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını tespit etmek için TUKEY testi seçilmiştir. Nitel veri içerik analizi ile analiz edilip sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmanın nicel bulguları doğrultusunda, SOS öğrenme ve 5E öğrenme modeline göre hazırlanan STEM uygulamalarının öğrencilerin 21.yy becerileri üzerinde olumlu bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca SOS öğrenme modelinin uygulandığı öğrencilerin, fen bilimleri öğretim programının uygulandığı öğrencilere göre STEM tutumlarının daha yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. İçerik analizinden elde edilen sonuca göre 5E ve SOS öğrenme modeli STEM uygulamalarına yönelik öğrencilerin olumlu görüşler geliştirdikleri ve aktif oldukları konulara karşı daha fazla ilgilerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile bağlantılı olarak yeni çalışmalara önerilerde bulunulmuştur. aha sonra doldurulacaktır.
Fen bilimleri öğretmenlerine yönelik düşünce deneyleri tutum ölçeğinin geliştirilmesi ve uygulanması
Bu çalışmada, Fen Bilimleri öğretmenlerinin düşünce deneylerine yönelik tutum ölçeği geliştirilmiş ve Fen Bilimleri öğretmenlerinin düşünce deneylerine yönelik tutumlarının cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. Geliştirilen ölçek 5'li Likert tipinde bir tutum ölçeği olup, ölçek geliştirme aşamalarında sırasıyla, alan yazın taraması, madde yazımı, bilişsel röportaj ve yazılan maddeler için uzman görüşüne başvurulması adımları izlenmiştir. Bu aşamalardan sonra deneme formu oluşturulmuş ve 2022-2023 eğitim–öğretim yılında MEB'e bağlı devlet okullarında görev yapan Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) için ilk aşamada 423 öğretmen, sonrasında Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) için ise 234 öğretmen olmak üzere toplam 657 Fen Bilimleri öğretmeni ile uygulama gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin faktör yapısını ortaya çıkarmak amacıyla SPSS 21 ve Mplus paket programlarından yararlanılmıştır. Ölçeğin faktör yapısının belirlenebilmesi için AFA, ortaya konan yapının sınanması amacıyla DFA ve ölçek maddeleri için madde analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda 16 maddeden oluşan tek boyutlu bir ölçek elde edilmiştir. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında iç tutarlık analizleri gerçekleştirilmiştir. Güvenirlik analizleri sonucunda AFA için ölçeğin tümüne ilişkin Cronbach'ın alfa katsayısı .92, DFA için .94 olarak hesaplanmıştır. Çalışma sonunda Fen Bilimleri öğretmenlerinin düşünce deneylerine yönelik tutumlarını belirlemeye yarayan geçerli ve güvenilir "Düşünce Deneyleri Tutum Ölçeği" ortaya konulmuştur. Bununla birlikte Fen Bilimleri öğretmenlerinin düşünce deneylerine yönelik tutumları cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri yönünden karşılaştırılmış olup anlamlı fark bulunamamıştır. Geliştirilmiş olan Düşünce Deneyleri Tutum Ölçeği'nin ileride yapılacak olan çalışmalarda farklı örneklem grupları için geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılması ve Fen Bilimleri öğretmenlerinin düşünce deneylerine yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenebileceği geniş ölçekli araştırmalar için kullanılması önerilmektedir.
Ters yüz edilmiş sınıf modelinin 6. sınıf fen bilimleri madde ve ısı ünitesinde öğrenci başarısı ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf fen bilimleri dersinde "Madde ve Isı" ünitesinin Ters Yüz Edilmiş Sınıf modeli ile işlenmesinin öğrencilerin Fen Bilimleri Başarıları ve Fene Yönelik Tutumları Üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu doğrultuda, deneysel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen ön test-son test kontrol grup yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Batman ilindeki bir ortaokulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 6. sınıfta öğrenim gören toplam 51 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 25'i deney grubunu, 26'sı ise kontrol grubunu temsil etmektedir. Altı hafta süresince, deney grubuna Ters Yüz Edilmiş Sınıf modeli uygulanırken, kontrol grubunda 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programı doğrultusunda ders işlenmiştir. Araştırmanın verileri, "Fen Bilimleri Başarı Testi" ve "Fen Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik, bağımsız örneklem t-testi ve bağımlı gruplar t-testi yöntemleri uygulanmıştır. Öğrencilerin uygulama öncesi fen bilimleri başarı düzeyleri ve fen bilimlerine yönelik tutum düzeyleri incelendiğinde, iki grubun fen bilimleri başarıları ve tutumlarının eşit düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Uygulama sonrasında, deney ve kontrol grubunun son test puanları incelendiğinde, her iki grubun da başarı puanlarının arttığı ancak deney grubu öğrencilerinin puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede daha fazla yükseldiği gözlemlenmiştir. Fen Yönelik Tutumlar açısından, deney grubunun ön ve son ölçek verileri incelendiğinde, alt faktörlerde (Keyif, Güven, Yararlılık, İlgi) ve ölçek genelinde anlamlı düzeyde artışlar meydana gelmiştir. Bu bulgular, Ters Yüz Edilmiş Sınıf modelinin fen bilimleri dersinde öğrencilere olumlu tutumlar kazandırmada ve fen bilimleri ders başarısını artırmada etkili olduğunu göstermektedir.
Çoklu temsil temelli ondalık gösterim öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kalıcılığa etkisi
Bu araştırma, çoklu temsil temelli öğretim uygulamaları ile ondalık gösterim öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına ve kalıcılığa etkisini, uygulanan öğretim sürecine ilişkin öğrenci görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma karma yöntem yaklaşımıyla gerçekleştirilmiş olup, nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Öğrenci görüşlerini incelemek amacıyla içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 25 deney grubu ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenciden oluşan iki sınıf oluşturmuştur. Deney grubu öğrencilerine çoklu temsil temelli öğretim, kontrol grubu öğrencilerine MEB ders kitabı tabanlı öğretim uygulanmıştır. Çoklu temsil temelli öğretim süreci, matematik dersi öğretim programında yer alan kazanımlar dikkate alınarak hazırlanan etkinliklerle uygulanmıştır. Araştırma, beş haftalık bir öğretim sürecinde toplam 25 ders saati boyunca gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak 18 maddeden oluşan matematik başarı testi ve 13 maddeden oluşan açık uçlu soru formu kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi her iki gruba ön test, son test ve kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, deney ve kontrol gruplarının son test puanlarının analizi sonucunda deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık çıktığı görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının kalıcılık testi sonuçlarına göre deney grubu öğrencilerinin öğrendikleri konuyu daha uzun süre hatırladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci görüşleri incelendiğinde çoklu temsil temelli öğretim uygulamalarının öğrenmede kolaylık sağladığı, dersi eğlenceli hale getirdiği, öğrenmede motive ettiğine dair öğrencilerin olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Bu sonuçlar ışığında çoklu temsil temelli öğretim uygulamalarının ondalık gösterim konusunun öğretiminde önemli rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu temsil, çoklu temsil temelli öğretim, ondalık gösterim, matematik başarısı, kalıcılık
8. sınıf öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlığı özyeterlik algıları ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile matematiksel yetkinlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul 8. Sınıf öğrencilerinin görsel matematik okuryazarlığı öz yeterlik algıları ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile matematiksel yetkinlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmış ve belirlenen amaç doğrultusunda araştırmanın alt problemlerine yanıt aranmıştır. Araştırmanın evrenini, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının güz döneminde Diyarbakır ilinin merkez ilçelerinde bulunan milli eğitim bakanlığına bağlı okullarda öğrenim gören ortaokul 8. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise evrende bulunan okullar arasından uygun örnekleme yöntemi ile seçilen ortaokulların 8. Sınıfında öğrenim görmekte olan 382 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak 'Görsel Matematik Okuryazarlığı Öz yeterlilik Algı Ölçeği', 'Matematiksel Yetkinlik Ölçeği' ve 'Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerileri Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılarak pearson momentler çarpımı korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada yapılan pearson momentler korelasyon analizi sonucunda görsel matematik okuryazarlığı öz yeterlik algıları ile problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Görsel matematik okuryazarlığı öz yeterlik algıları ile matematiksel yetkinlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri ile matematiksel yetkinlikleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda, görsel matematik okuryazarlığı öz yeterlik algıları ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri öğrencilerin matematiksel yetkinliklerini anlamlı bir şekilde yordadıkları bulunmuştur.
7E modelinin maddenin tanecikli yapısı ve karışımlar konusunda öğrencilerin akademik başarıları ve kavram yanılgılarına etkisi
Bu çalışmada ortaokul 7. sınıf Fen Bilimleri "Maddenin Tanecikli Yapısı ve Karışımlar" konusunda 7E Modelinin öğrencinin başarısına ve kavram yanılgısına etkisi araştırılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Siirt Merkezde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda 7. sınıfta öğrenim gören 111 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma 4 hafta sürmüş, uygulama öncesi deney ve kontrol grubu öğrencilerine Akademik Başarı Testi ve Kavram Yanılgısı testi ön test olarak uygulanmıştır. Uygulama sırasında deney grubu öğrencilerine 7E Modelinde ders işlenmiş, kontrol grubuna Fen Bilimleri Öğretim Programına uygun ders planı ile ders işlenmiştir. Uygulama sonrasında deney ve kontrol grubu öğrencilerine Akademik Başarı Testi ve Kavram Yanılgısı testi son test olarak uygulanmıştır. Akademik Başarı Testinden elde edilen sonuçlar İstatiksel analiz programı ile analiz edilmiştir. Veri analizlerine göre 7E Modelinde öğrenim gören deney grubu öğrencilerinin, Fen Bilimleri Öğretim Programına uygun ders planı öğrenim gören kontrol grubu öğrencilerinin akademik başarılarına göre anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Bu araştırmanın bulgularının, gelecekte yapılacak benzer çalışmalar için yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
Bilgisayar destekli matematik eğitiminde geogebra yazılımının kullanımı: Bir sistematik literatür çalışması
Bu çalışma, 2024 yılı Eylül ayına kadar gerçekleştirilen Bilgisayar Destekli Matematik Öğretiminde GeoGebra Yazılımının kullanımına ilişkin bilimsel araştırmaları sistematik bir biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Bilgisayar destekli öğretim, öğrencilerin soyut matematiksel kavramları daha somut ve görsel hale getirmelerine olanak tanımaktadır. Bu bağlamda en yaygın kullanılan yazılımlardan biri olan GeoGebra, öğretim sürecine önemli katkılar sunmaktadır. GeoGebra'nın eğitimdeki rolüne ilişkin kapsamlı analizler hem öğretim kalitesinin artırılmasına hem de bu yazılımın pedagojik potansiyelinin daha derinlemesine anlaşılmasına olanak sağlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden döküman incelemesi yöntemi içerisinde bibliyometrik analiz yöntemi ve sistematik literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, Web of Science veri tabanında yer alan çalışmalar arasından, "GeoGebra" anahtar kelimesiyle taranan ve devamında gerekli filtreleme işlemlerinin yapılmasının ardından (sadece makale çalışmaları, eğitim alanında yapılmış çalışmalar, dili Türkçe ve İngilizce olan çalışmalar) bulunan 285 makale ile bibliyometrik analiz yapılmıştır. Yapılan analiz sonucunda 2015 ile 2024 yılları arasında yayınların giderek arttığı tespit edilmiştir. Yayın sayısı bakımından ise Türkiye, Amerika ve Sırbistan ilk 3 sırada yer aldığı görülmüştür. Yapılan yayınların en çok Dicle, Johannes Kepler ve Novi Sad üniversitelerinde yapıldığı görülmektedir. Ardından bibliyometrik analiz ile incelediğimiz makaleler üzerinden de Türkiye kaynaklı olan 55 makale detaylı analiz için seçilmiştir. Sistematik literatür taraması yöntemiyle incelenen makalelerin çoğunluğunun nitel araştırma yöntemine ve durum çalışması desenine sahip olduğu, veri toplama aracı olarak ise görüşme ve test gibi araçların öne çıktığı belirlenmiştir. Uygulama alanı bakımından birbirine yakın sonuçlar çıktığı (Matematik, Geometri ve Karma), dile göre ise yayınların çoğunun İngilizce yazıldığı görülmüştür. Araştırmaların özellikle 2022 yılında, COVID-19 pandemisinin etkisiyle yoğunlaştığı gözlemlenmiştir. Katılımcı profilleri incelendiğinde ise matematik öğretmen adaylarının öne çıktığı görülmüştür. Bulgular, GeoGebra yazılımının problem çözme becerileri, matematiksel düşünme ve uzamsal yetilerin gelişimine katkı sağladığını; ayrıca öğrencilerin matematik derslerine yönelik ilgi ve motivasyonlarını artırdığını ortaya koymuştur. Elde edilen veriler, GeoGebra'nın matematik öğretiminde hem bilişsel hem de duyuşsal kazanımlar açısından etkili bir araç olduğunu ortaya koymakta ve gelecekteki öğretim uygulamalarında bu yazılımın daha etkin bir şekilde kullanılabileceğine işaret etmektedir. Bu çalışma, GeoGebra'nın eğitimdeki etkililiğini anlamaya yönelik literatüre katkı sunmayı ve alana ilişkin yeni araştırmalara yön vermeyi hedeflemektedir.
6. sınıf öğrencileriyle oyunlaştırılmış kesir öğretiminin başarıya etkisi
Bu çalışma, belirlenen bir kamu ortaokulda, öğrencilerin matematik derslerindeki konularından olan kesir kavramının, oyunlaştırma kuramı ile ilişkisini incelemektedir. Bu incelemelerin temel amacı, öğrencilerin aktif olarak derse katılım sağlamasının, ders başarısıyla paralel biçimde ilerleme gösterebildiğini göstermektir. Aktif öğrenmeye yönelik, etkinlikler belirlenerek, ölçme ve değerlendirme noktasında veriler elde edilmiştir. Çalışmanın içerisinde önemli bir rol alan etkinlikler, üç farklı web sitesi üzerinden uygulamaya dahil edilmiştir. Elde edilen bulgular, analiz edilerek, çalışmanın sonuç kısmına eklenmiştir. Bu bulgular, eğitimde oyunlaştırma kullanımıyla daha etkili öğrenme süreçlerinin mümkün olduğunu göstermektedir. Çalışma kapsamında, yöntem olarak, test kontrol gruplu yarı deneysel deseni tercih edilmiştir. Bu doğrultuda belirlenen uygulama alanı, Mehmet Gedik Ortaokulu olarak belirlenmiştir. 6. Sınıf öğrencileri arasında 34 öğrencinin katılımıyla uygulamalar ve testler yapılmıştır. Elde edilen bulgular oyunlaştırma kuramının eğitim üzerindeki etkilerini göstermektedir. Bu çalışma oyunlaştırma kuramının kesir eğitimdeki etkilerine dikkat çekerek, gelecekte yapılacak farklı çalışmalara bir literatür olmayı ve eğitimde inovatif yaklaşımlar için ilham kaynağı olmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelime: Oyunlaştırma, matematik, kesir
Yapı iskelesi destekli simülasyon tabanlı sorgulayıcı öğrenme ortamının gazlar konusunu anlamaya etkisi
Bu araştırmanın amacı, yapı iskelesi destekli simülasyon tabanlı sorgulayıcı öğrenme ortamının öğrencilerin gazlar konusunu anlamalarına ve motivasyonlarına etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 2023 – 2024 eğitim - öğretim yılında Ankara ilinde bulunan ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğretim programının uygulandığı bir lisede öğrenim gören 60 11. Sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel desen ile yürütülmüştür. Araştırmanın amacı kapsamında uygulama iki deney bir kontrol grubu ile yürütülmüştür. Uygulama sürecinde, Deney 1 grubunda (N=20) dersler "Gazlar" konusunda yapı iskelesi destekli simülasyon tabanlı sorgulayıcı öğrenme ile, Deney 2 grubunda (N=20) yapı iskelesi destekli sorgulayıcı öğrenme ile, kontrol grubunda (N=20) ise geleneksel öğretim yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Veri toplama araçları olarak, öğrencilerin gazlar konusuna yönelik anlamalarının incelenmesi için Gazlar Kavram Testi (GKT) ile Gazlar Başarı Testi (GBT), öğrencilerin kimya dersine yönelik motivasyonlarının belirlenmesi için Öğrenmede Güdüsel Stratejiler Anketi (ÖGSA) ve öğrencilerin PhET simülasyonlarına yönelik görüşlerinin alınması amacı için Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için, bağımlı örneklemler t-testi, tek yönlü ANOVA, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi ile çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda GKT puanları açısından deney grupları lehine anlamlı fark bulunurken; GBT sonuçlarında tüm gruplar arasında anlamlı fark olduğu, ÖGSA puanlarında ise gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin PhET (Physics Education Technology) simülasyonlarının öğrenmede etkisi ve kullanımına yönelik çoğunlukla olumlu görüş belirttikleri görülmüştür. Bu çalışmanın yapı iskelesi destekli simülasyon tabanlı sorgulayıcı öğrenme ortamı ile ilgili araştırmalara rehberlik edeceği düşünülmektedir.
Ekolojik okuryazarlık, geri dönüşüm davranışı ve ekolojik ayak izifarkındalığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma lise öğrencilerinin ekolojik okuryazarlık, geri dönüşüm davranışı ve ekolojik ayak izi farkındalıklarını belirlemek ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi istatistiksel olarak incelemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma amacı doğrultusunda ileri düzey analiz teknikleri kullanılarak bir yapısal model oluşturulacağından bu bilimsel araştırma, ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 2022-2023 eğitim - öğretim döneminde Ankara'da öğrenimine devam eden tüm sınıf düzeylerindeki gönüllü 962 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Örneklem uygun örnekleme yaklaşımına göre belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları; ekolojik okuryazarlık ölçeği, geri dönüşüm davranışı ölçeği ve ekolojik ayak izi farkındalık ölçeğidir. Araştırma sonucunda öğrencilerin genel itibarıyla ekolojik okuryazarlık, geri dönüşüm davranışı ve ekolojik ayak izi farkındalıklarının orta seviyede olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ekolojik okuryazarlık, geri dönüşüm davranışı ve ekolojik ayak izi farkındalığı arasındaki ilişkiyi ortaya çıkaran yapısal modele göre; öğrencilerin ekolojik okuryazarlık düzeyleri ve ekolojik ayak izi farkındalık seviyeleri yüksek olmasına rağmen geri dönüşüm davranışı sergilemedikleri sonucuna varılmıştır. İlişkisel tarama sonucuna göre öğrencilerin ekolojik ayak izi farkındalıkları ve ekolojik okuryazarlık seviyeleri arttıkça geri dönüşüm davranışı eğilimlerinin aynı oranda artmadığı tespit edilmiştir. Buna göre öğrencilerin okullar, alış veriş merkezleri, devlet kurumları gibi geri dönüşümü kolaylaştırıcı kutu vs. gibi bulunduğu alanlarda geri dönüşüme katkı sağlayacak davranış eğiliminde oldukları fakat kendi bireysel yaşantılarında aynı hassasiyeti göstermedikleri yorumu yapılabilir.
Cebirsel düşünme kapsamında öğretim programlarının karşılaştırması: Türkiye, Singapur, İngiltere ve Kanada örnekleri
Bu araştırmada Türkiye'de 2018-2019 eğitim öğretim yılından beri uygulanmakta olan Matematik Dersi Öğretim Programı ile Singapur, İngiltere ve Kanada (Ontario Eyaleti) matematik dersi öğretim programlarını cebir öğrenme alanı ve cebirsel düşünme açısından karşılaştırarak benzerlik ve farklılıklarını ortaya çıkarılmıştır. Uluslararası düzeyde geçerli TIMSS ve PISA değerlendirmelerinde Türkiye'ye kıyasla daha yüksek ortalama ölçek puanlarına sahip olmaları ve farklı kıtalarda bulunmaları sebebiyle Singapur, İngiltere ve Kanada (Ontario Eyaleti) ülkelerinde uygulanan matematik dersi öğretim programları veri kaynakları olarak ele alınmıştır. Ülkelerin, 5-8. sınıfa karşılık gelen sınıf düzeylerindeki cebir öğrenme alanı, cebirsel düşünmenin genelleştirilmiş aritmetik, fonksiyonel düşünme ve modelleme dilleri bileşenleriyle birlikte kavramlar ve süreç çeşitlerine göre üç farklı boyutta doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. Cebir öğrenme alanına ait alt öğrenme alanları ve kazanımlar arasındaki benzerlik ve farklılıklar yatay bir karşılaştırma ile ortaya konulmuştur. Karşılaştırma sonucunda Kanada (Ontario) öğretim programında, cebirsel düşünmeye yönelik incelenen kazanımların genelleştirilmiş aritmetik, fonksiyonel düşünme ve modelleme dillerine dair içeriğinin dengeli olduğu görülmüştür. Çeşitli cebir kavramların her sınıf düzeyinde ve uygun şekilde verilmesi, farklı süreçleri desteklemesi, ifadelerin daha kapsayıcı ve kazanımlara yönelik rehber açıklamalar ile örnek uygulamaların detaylı olduğu görülmüştür. Elde edilen verilerin gelecekteki öğretim programı inceleme ve geliştirme çalışmalarında, uzmanlara ve araştırmacılara cebirsel düşünme ve cebir öğrenme alanı için kaynak oluşturması beklenmektedir.
Herbaryumların biyoloji öğretmen adaylarının bitkileri tanıma düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, okul dışı öğrenme ortamlarından herbaryumların biyoloji öğretmen adaylarının bitkileri tanıma düzeylerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca yönelik olarak karma yöntem desenlerinden gömülü desenin kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, zayıf deneysel desen modellerinden statik grup karşılaştırmalı desen kullanılmıştır. Bunun için 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde eğitim görmekte olan biyoloji öğretmen adaylarından 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere 40 kişi seçkisiz atanma söz konusu olmadan seçilmiştir. Her bir gruba (kontrol ve deney grubu) 90'ar dakika süre ile ilgili botanik eğitimi aynı araştırmacı tarafından verilmiştir. Nicel verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Bitkileri Tanıma Başarı Testi" uygulanmıştır. Çalışmanın nitel boyutunda ise, herbaryum etkinliklerinin gerçekleştirildiği sürecin etkililiği hakkında "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile herbaryum ortamında öğretim almış deney grubu öğrencilerinin görüşleri değerlendirilmiştir. Kontrol ve deney gruplarından toplanan nicel veriler IBM SPSS Statistics 23.0 programı yardımıyla, kontrol grubundan elde edilen nitel veriler araştırmacı tarafından betimsel olarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda okul dışı öğrenme ortamlarının önemi ve yararları düşünüldüğünde herbaryum ortamında aktif katılım sağlayarak öğrenim gören biyoloji öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinin geleneksel yöntemlerle öğrenim gören biyoloji öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinden daha yüksek olacağı ve etkililiği yönünde olumlu sonuçlar elde edileceği beklenmektedir.
Fen öğretmen adaylarının bazı değişkenler açısından gezegen ve yıldız ile ilgili başarı düzeyleri ve kavram yanılgılarının belirlenmesi
Yurtdışında 2000'li yılların başında önem kazanan astronomi eğitimi ülkemizde nispeten yeni ilgi görmeye başlamıştır. Astronomi dersi, fen bilgisi öğretmenliği lisans programına 2006 yılında dahil edilmiş ancak son sınıf dersi olduğundan dolayı 2010 ve sonrasında mezun olanlar bu dersi alabilmiştir. Fen öğretmenlerinin astronomi konularına ilişkin sahip oldukları bilgiler öğrencilerine geçmektedir. Bu yüzden fen öğretmenlerinin üniversiteden mezun olmadan önce astronomi eğitimini iyi bir şekilde almaları gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı fen öğretmen adaylarının bazı değişkenler açısından gezegen ve yıldız ile ilgili başarı düzeyleri ve kavram yanılgılarını belirlemektir. Çalışmada karma yöntemlerden biri olan sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel örneklemini; farklı sınıf düzeylerinde öğrenim gören astronomi dersini almış ve almamış 168 fen öğretmen adayı; nitel örneklemini ise 12 fen öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu çalışmada 24 açık uçlu sorudan oluşan Yıldız ve Gezegen Kavram Testi (YGKT) ile öğretmenler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizi ve çözümlenmesinde Microsoft Excel, SPSS programı, parametrik testler ve görüşmelere ilişkin transkriptler kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda astronomi dersi almış ve almamış katılımcıların gezegen ve yıldıza ilişkin kavram yanılgıları ve bilgi eksiklikleri tespit edilmiştir. Ayrıca astronomi dersi alan ve almayan fen öğretmen adaylarının başarı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: astronomi eğitimi, başarı düzeyleri, kavram yanılgıları, gezegen, yıldız, fen öğretmen adayları.
Üstbiliş stratejilerinin kullanıldığı dijital oyun tasarımının matematik başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı; üstbiliş stratejileriyle dijital oyun tasarım sürecinin matematik dersi akademik başarısına etkisi, üstbiliş farkındalık düzeyi ve oyun tasarımı ile olan ilişkisini incelemektir. Araştırmanın önemi, üstbiliş becerilerinin kod blok programları aracılığıyla dijital oyun tasarımıyla birleştirilmesi ve böylece sınıf ortamlarının gelişen teknolojiyle desteklenmesidir. Eylem araştırması yöntemi kullanılan bu çalışmada amaçlı örneklem yöntemiyle bir çalışma grubu oluşturulmuştur. Devlet okulunda eğitim gören Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi kapsamında kod blok programı aracılığı ile dijital oyun tasarımı yapan beşinci sınıf öğrencileri arasından düzey belirleme testi uygulanarak en yakın özelliklere sahip, dijital oyun tasarımı geliştirmeye istekli iki sınıf seçilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 20 deney ve 20 kontrol grubu olmak üzere toplamda 40 öğrenciden oluşmaktadır. Grupların belirlenmesinin ardından deney ve kontrol gruplarına ön test olarak matematik akademik başarı ve üstbiliş farkındalık testleri uygulanmıştır. Deney grubu, altı hafta boyunca her hafta farklı bir problem durumunu çözmek için Scratch adlı blok kodlama programı aracılığıyla oyun tasarımı yapmıştır. Bu sürecin derinlemesine gözlemlenebilmesi için araştırmacı tarafından geliştirilen üç aşamalı çoklu ölçme aracı kullanılmıştır. Bu aşamalar; üstbiliş puanları, oyun tasarımı puanları ve Scratch tasarımlarına göre oluşturulan puanlardan oluşmaktadır. Uygulama sürecinin sonunda tekrar deney ve kontrol gruplarına akademik başarı ve üstbiliş farkındalık testleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda dijital oyun tasarım sürecinin matematik dersi akademik başarısı ve üstbiliş farkındalık puanlarında olumlu yönde değişim gözlendiği görülmüştür. Ayrıca, üstbiliş, dijital oyun tasarımı ve Scratch arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma, üstbiliş becerilerinin geliştirilmesinde dijital oyun tasarımının önemini vurgulamakta ve matematik dersinde kullanılabilecek etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır.
İlkokul (3. ve 4. sınıf) ortaokul (5., 6., 7. ve 8. sınıf) fen bilimleri ders kitaplarının soruşturma (araştırma-sorgulama)temelli öğretim (STÖ) açısından incelenmesi
Bu çalışmada 2019-2021 eğitim-öğretim yılları arasında 2018 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'na göre hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu tarafından onaylanan ilkokul (3. ve 4. Sınıf) ve ortaokul (5., 6., 7. ve 8. Sınıf) Fen Bilimleri ders kitaplarının, Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı'nın temelini oluşturan soruşturma (araştırma-sorgulama) temelli öğretim (STÖ) yaklaşımı yönünden incelenmesi yapılmıştır. Bu çerçevede 2019-2021 yılları arasında Talim ve Terbiye Kurulu tarafından onaylanan Fen Bilimleri ders kitapları toplanarak, incelenmiş öğretim programında önerilen bir yaklaşım olan soruşturma (araştırma-sorgulama) temelli öğretim (STÖ) yaklaşımına göre uygun olup olmadığı analiz edilmiştir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Verilerin analizinde ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Kitapların incelenmesi için STÖ'ye uygun temalar belirlenmiş, Bayram (2020) tarafından belirlenen soruşturma temelli öğretim tasarlama kuralları çerçevesinde ölçütler oluşturulmuştur. Belirlenen ölçütler ile ilkokul ve ortaokulda toplamda 10 adet Fen Bilimleri ders kitapları ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, ilkokul 3. ve 4. Sınıf ve ortaokul 5., 6., 7. ve 8. Sınıf Fen Bilimleri ders kitaplarının soruşturma (araştırma-sorgulama) temelli öğretim (STÖ) anlayışı içermediği, verilen etkinliklerin araştırma sorusu, tahmin, araştırma süreci, bulguları paylaşma gibi STÖ aşamaları içermediği için ilkokul 3. ve 4. Sınıf ve ortaokul 5., 6., 7. ve 8. Sınıf Fen Bilimleri ders kitaplarının soruşturma temelli öğretime uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ortaokul matematiğinde istatistik öğretimi: Öğretim programı ve ders materyalleri açısından bir inceleme
Bu çalışmanın amacı istatistik öğretiminde tanımlanan temel adımların (veri toplamayı gerektiren araştırma sorusu oluşturma, veri toplama, veri analizi ve yorumlama) Türkiye'de ve uluslararası uygulamalarda istatistik alanında başarılı olan ülkelerde (Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri) öğretim programı ve ders materyalleri açısından nasıl ele alındığını incelemek ve karşılaştırmaktır. Araştırmada doküman analizi yöntemi kullanılmaktadır. Doküman analizi, basılı veya elektronik olmak üzere ilgili tüm belgeleri incelemek ve değerlendirmek üzerine kuruludur. Bu amaçla Türkiye'de Matematik Dersi Öğretim Programı (2018), 5. 6. 7.ve 8.sınıf matematik ders kitapları, Kanada'nın Ontario eyaletine ait The Ontario Math Curriculum (2020) ve Math Makes Sense 5. 6. 7. ve 8. Sınıf kitapları, Kuzey Karolina Eyalet Standartları (2017), Big Ideas Math Modeling Real Life 5., 6., 7., ve 8. Sınıf kitapları araştırmanın veri kaynaklarını oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda, istatistik yapma süreçlerine ilişkin genel amaçlar açısından her üç ülke programlarında benzer yaklaşımlarla karşılaşılmıştır. Ancak öğretim programlarında yer alan istatistiksel kazanımlar farklılık gösterdiği için ders kitaplarında da süreç adımlarının ele alınışı farklılaşmaktadır. Ülkemizin istatistiksel araştırma sorusu oluşturma adımında Ontario ile benzer örneklere yer verdiği, veri toplama adımında ise örnekleme yöntemlerine ve deneysel araştırmalara yer vermemesiyle Ontario ve Kuzey Karolina kitaplarına göre daha az kapsamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Veri analizi adımında ise öğretim programları ve ders kitapları açısından Ontario ve Kuzey Karolina'ya göre daha az kazanım içeriğine yer verdiği, temsil çeşitleri ve istatistiksel kavramlar açısından daha sınırlı olduğu görülmektedir.
Fen bilgisi öğretmenlerinin ortak yazılı sınavlarda kullandıkları açık uçlu soruların bloom taksonomisine göre analizi ve öğretmen görüşleri
2023-2024 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde ölçme ve değerlendirme standartlarını sağlamak amacıyla okullarda yazılı sınavların ortak bir şekilde yapılmasına karar vermiştir. Bu doğrultuda, ülke genelindeki tüm okullarda uygulanacak sınavlarda sadece açık uçlu soruların yer alması planlanmıştır. Açık uçlu soruların tercih edilme nedenlerinden biri, öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik olmasıdır. Dolayısıyla bu çalışma, Van ilinin merkezi üç ilçesinden seçilen her kademeden ikişer okuldan alınacak ortak sınav sorularının Bloom Taksonomisi'ne göre incelenmesini hedeflemektedir. Bu inceleme, kullanılan soruların hangi bilişsel düzeylere hitap ettiğini ve üst düzey düşünme becerilerini ne derece ölçtüğünü değerlendirmiştir. Bu bağlamda araştırma kapsamında öğretmenlerle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlere yönelik açık uçlu soruların etkili kullanımı, soru tasarımı süreçleri ve değerlendirme yöntemleri hakkında görüşme formları uygulanmıştır. Bu görüşmeler, öğretmenlerin açık uçlu soruların öğrenci başarısına etkileri konusundaki algılarını ve deneyimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin genel görüşleri, ortak sınavların öğretmenler arasında daha iyi bir koordinasyon sağladığını ve zaman/emek açısından verimlilik sağladığını göstermektedir. Ancak, ortak sınavların öğrencilerin bireysel farklılıklarını yeterince dikkate almadığı, hazır bulunuşluk düzeyini azalttığı ve eşitlik ilkesine tam olarak uygun olmadığı yönünde bazı endişeler de dile getirilmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğu, açık uçlu madde yazımı konusunda yeterli eğitim almadıklarını belirtmiş ve bu durumun sınavların güvenilirliği ve geçerliliği üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurgulamıştır.
Yapay zeka destekli çalışmaların derlenmesi: Matematik eğitimi örneği
Bu araştırmada 2020-2024 yılları arasında Google Akademi ve Ulakbim Merkezi'nde yayımlanan yapay zekâ destekli çalışmaların derlenmesi: Matematik eğitimi örneği ile ilgili çalışmalar sistematik derleme yöntemi ile incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada belirli kriterler doğrultusunda seçilmiş olan 35 çalışma analiz edilmiştir. Çalışmaların hazırlandığı yıllar, yöntemleri, örneklemi, örneklem büyüklüğü, veri toplama araçları, veri analiz teknikleri, amaçları ve sonuçları incelenmiştir. Veriler analiz edilirken nitel analiz yöntemlerinden biri olan betimsel analiz tercih edilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen veriler şekil, grafik ve tablolarla ile ifade edilmiştir. Araştırma sonucunda 2024 yılında çalışma sayısında artış yaşandığı görülmüştür. 2022 yılında ChatGPT yapay zekâ robotu ile çalışmaların artış yaşandığı görülmüştür. Çalışmalarda sıklıkla lise ve ortaokul kademeleri tercih edilmiştir. Araştırmacılar daha çok 1-50 grubu arası çalışma grubu ile çalışmıştır. Veri toplama araçlarından daha çok dokümanlar kullanılmıştır. Çalışmada yayınların amaç ve sonuçları incelenmiş ve tasnif edilmiştir. Araştırmada konu ile çalışma yapacak araştırmacılara, yapay zekanın matematik eğitimindeki eksikliklerine değinilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.
LGS matematik sorularının PISA matematik yeterlikleri açısından incelenmesi
Matematik öğretiminde öğrencilerin bilişsel gelişimini desteklemek ve uluslararası standartlarla uyumlu bir değerlendirme sistemi oluşturmak, sınav sorularının yapı ve içerik bakımından analiz edilmesini önemli hale getirmektedir. Bu araştırmanın amacı, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) matematik sorularının, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü'nün (OECD) PISA temel matematik yeterlik düzeylerine göre dağılımını analiz etmektir. PISA temel matematik yeterlikleri; iletişim, strateji oluşturma, matematikleştirme, temsil, sembol kullanımı ve akıl yürütme olmak üzere altı temel bileşenden oluşmakta ve bu yeterlikler, sırasıyla 0'dan 3'e kadar dört farklı düzeyde değerlendirilmektedir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi deseni kullanılmıştır. Çalışma kapsamında, 2018-2024 yılları arasında uygulanan LGS matematik soruları doküman analizi yöntemiyle incelenmiş ve toplamda 140 soru analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, LGS matematik sorularının PISA temel matematik yeterlikleri düzeylerinde genellikle 2. düzeyde yoğunlaştığını göstermektedir. Özellikle, 2018 ve 2019 yıllarındaki sorular, orta ve yüksek zorluk seviyeleri arasında kısmen dengeli bir dağılım sergilerken, 2020 ve 2021 yıllarında üst düzey matematiksel yeterliklere daha fazla ağırlık verildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, 2023 ve 2024 yıllarında sınav sorularının daha dengeli bir yapıya yöneldiği ve orta düzey matematiksel yeterliklere odaklandığı gözlemlenmiştir. Bu sonuçlar, sınav sorularının zorluk seviyesi ve yeterlik dağılımında yıllara göre önemli farklılıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, ders kitapları ve sınav soruları arasındaki uyumun sağlanması, öğrencilerin üst düzey matematiksel yeterliklerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yapılması ve sınav yeterlik düzeylerinin dengeli bir şekilde dağıtılmasının gerekliliğini vurgulamaktadır.
Matematik öğrenme güçlüğü riski altındaki çocukların ailelerinin farkındalıkları ve tanılama sürecine yönelik görüşleri
Bu çalışma, matematik öğrenme güçlüğü riski altındaki çocukların ailelerinin farkındalık düzeylerini, tanılama süreçlerindeki deneyimlerini ve destek ihtiyaçlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Olgubilim deseninde yürütülen araştırmada, Van ilinde sosyo-ekonomik ve eğitimsel açıdan farklı profillere sahip on üç ebeveyn maksimum çeşitlilik örneklemesiyle seçilmiş, yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Görüşme dökümleri içerik analiziyle incelenmiştir. Bulgular, matematik öğrenme güçlüğü belirtilerinin genellikle ilkokul birinci ya da ikinci sınıfta, çoğunlukla da sınıf öğretmenlerinin dikkatli gözlemleriyle fark edildiğini göstermiştir. Aileler başlangıçta güçlüğü kabullenmekte zorlanmakta; ancak öğretmen yönlendirmesi tanılama sürecini hızlandırmaktadır. Çocukların en çok zorlandığı alanlar sayı algısı, çarpma ve bölme işlemleri, saat okuma ve para hesabı olarak öne çıkmış; bu güçlükler kaygı, özgüven kaybı ve sosyal dışlanma gibi psikososyal sonuçlar doğurmuştur. Okulların sunduğu bire bir ders, uyarlanmış etkinlik ve rehberlik hizmetleri yararlı bulunmakla birlikte erişim ve süreklilik açısından eşitsizlikler bulunduğu saptanmıştır. Öğretmenler akademik desteğin yanı sıra psikolojik destek sağlamaya çalışmakta, fakat rehabilitasyon merkezleriyle iş birliği sınırlı kalmaktadır. Aileler evde somut materyal, dijital video ve akran desteği kullanmaya çabalasa da bilgi eksikliği, mali kısıtlar ve toplumsal farkındalık yetersizliği süreci zorlaştırmaktadır. Politika yapıcıların öğretmen yetiştirme programlarını matematik öğrenme güçlüğü odaklı modüllerle güçlendirmesi, okullarda disiplinler arası destek ekipleri kurması, dijital ve fiziksel öğrenme materyallerine erişimi genişletmesi ve toplumsal farkındalık kampanyalarına öncelik vermesi önerilmektedir.
Çizgi film destekli öğretim sürecinin matematik başarısına ve tutumuna etkisi
Bu araştırmada, çizgi film destekli matematik öğretiminin öğrencilerin matematik başarılarına ve tutumlarına etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, bir gruba (deney-grubu) çizgi film izletilerek öğretim yapılırken diğer grupta (kontrol grubu) öğretim geleneksel yöntemle sürdürülerek çizgi filmlerin matematik öğretiminde ne derecede etkili araçlar olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, ön-test, son-test deney ve kontrol gruplarından oluşmuş, nicel araştırma tekniklerinden yarı deneysel model benimsenmiştir. Araştırma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının 2. döneminde Van ili İpekyolu ilçesine bağlı Sempaş Ortaokulunun 5. Sınıflarında (5-A, 5-B) öğrenim gören 25'i deney (5-A), 24'ü ise kontrol (5-B) grubu olacak şekilde toplam 49 öğrenciyle yürütülmüştür. Uygulamaya geçilmeden önce veri toplama araçları (başarı testi, tutum ölçeği) ön-test olarak uygulanmıştır. 10 haftalık uygulama sürecinde, haftada 3 çizgi film olmak üzere toplam 30 çizgi film kullanılmıştır. Uygulama sürecinden sonra veri toplama araçları (başarı testi, tutum ölçeği) son-test olarak uygulanmıştır. SPSS-22 programıyla elde edilen bulgular neticesinde; çizgi film destekli matematik öğretiminin, mevcut öğretim programındaki uygulamalarla yürütülen öğretime göre öğrencilerin matematiğe yönelik tutumları üzerinde daha etkili olduğu sonucuna ulaşılırken, matematik başarısı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir. Ancak başarı testinden elde edilen veriler, öğrenme alanları bazında incelendiğinde deney grubu öğrencilerinin geometri öğrenme alanında başarı yüzdelerindeki artış dikkat çekmektedir. Elde edilen bu veriye göre uygulamada kullanılan çizgi filmlerin, geometri öğretimine katkı sağlayabileceği söylenebilir.
Teknoloji destekli öğretimin 7. sınıf fen bilimleri saf madde vekarışımlar ünitesindeki öğrenci akademik başarısı, fene yönelik tutumu ve motivasyonu üzerine etkililiğinin araştırılması
Fen Bilimleri eğitimi, öğrencilere soyut kavramları anlamaları, analiz etmeleri ve uygulamaları için önemli fırsatlar sunar. Bu bağlamda, 7. sınıf Fen Bilimleri dersi kapsamında yer alan saf madde ve karışımlar konusu, soyut ve karmaşık yapıları nedeniyle öğrenciler için anlaşılması zor olabilmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, ortaokul 7. sınıf öğrencileri ile teknoloji destekli öğretim ve geleneksel öğretim yaklaşımlarına göre yürütülen saf madde ve karışımlar ünitesindeki öğrenci akademik başarıları, fenne yönelik tutumları ve motivasyonları arasında fark olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmanın yöntemi, yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Örneklem ise Antalya'nın Alanya ilçesinde öğrenim gören 90 ortaokul 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grupları oluşturularak, deney grubunda teknoloji destekli öğretim yöntemleri, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde, akademik başarı testi, tutum ölçeği ve motivasyon ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Sonuçlar, deney gruplarında uygulanan teknoloji destekli öğretimin akademik başarıyı anlamlı düzeyde arttırdığını, kontrol gruplarında ise geleneksel yöntemin anlamlı bir değişimin meydana getirmediğini göstermektedir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının çoklu karşılaştırılması neticesinde fenne yönelik tutum için elde edilen bulgular grupların ön test ve son test puanlarının kendi içlerinde farklılık göstermediğine fakat fenne yönelik tutumları için her bir grubun ön test ve son test puanları kendi içlerinde karşılaştırıldığında ise sadece deney 2 grubunun son test tutum puanının ön test göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Son olarak, motivasyon değişkeni açısından hem deney hem de kontrol gruplarının ön testleri ve son testlerinde gruplar arasından bir farklılık tespit edilmemiştir.
Sayıların ondalık gösterimi konusunda ters yüz öğrenme modelinin 5.sınıf öğrencilerin kavramsal anlamasına, öğrenmede kalıcılığa ve matematik dersine bağlılığına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ters yüz öğrenme modelinin 5. sınıf öğrencilerinin "Ondalık Gösterimler" konusundaki kavramsal anlama düzeyine, kalıcılığa ve derse bağlılığına etkisini incelemektir. Araştırma modeli olarak ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesindeki bir devlet ortaokulunun 5. sınıfında öğrenim gören 98 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın deney grubunda 50 öğrenci, kontrol grubunda da 48 öğrenci bulunmaktadır. Deneysel uygulama, 4 hafta içerisinde toplam 20 derste tamamlanmıştır. Bu süreçte, deney grubunda ters yüz öğrenme modeli (TYÖM) ile kontrol grubunda mevcut öğretim yöntemi ile dersler yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Ondalık Gösterimler Kavramsal Anlama Testi", "Kalıcılık Testi" ile "Matematik Dersine Bağlılık Ölçeği" uygulanmıştır. Veri toplama araçları gruplara ön test ve son test olarak kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 17.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, deney grubunda uygulanan TYÖM'nin, "Ondalık Gösterimler" konusunun öğretiminde öğrencilerin kavramsal anlamalarını anlamlı düzeyde artırdığı saptanmıştır. Ayrıca, deney grubunun kalıcılık testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu belirlenmiştir. Son olarak, deney grubunun matematik dersine yönelik bağlılık düzeylerini kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde artırdığı görülmüştür.
Argümantasyon tabanlı fen öğretiminin bilimin doğası kavramlarının öğrenilmesine etkisi
Bu araştırmanın amacı, argümantasyon tabanlı fen öğretiminin öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarına, fen bilimleri dersine yönelik tutumlarına, akademik başarılarına ve argüman kurma beceri düzeylerindeki değişime etkisini incelemektir. Çalışmada ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılması araştırmanın nicel boyutunu, uygulanan etkinlikler kapsamında toplanan verilerin içerik analizi ile incelenmesi ise araştırmanın nitel boyutunu oluşturmaktadır. Araştırmaya deney grubunda 31, kontrol grubunda 35 olmak üzere toplam 66 8.sınıf düzeyinde öğrenci katılmıştır. Çalışma DNA ve Genetik Kod ünitesi bağlamında 5 haftada toplam 20 ders saatinde tamamlanmıştır. Bu çalışmada veri toplama araçları olarak, bilimin doğası testi, fene yönelik tutum ölçeği, akademik başarı testi ve argümantasyon etkinlikleri kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular incelendiğinde, argümantasyon tabanlı fen öğretiminin öğrencilerin bilimin doğası anlayışlarını geliştirmede, akademik başarıyı artırmada, fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutum geliştirmede ve argüman kurma beceri düzeylerini artırmada 2018 yılı Fen Bilimleri Öğretim Programı'na dayalı öğretim sürecine göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ortaokul matematik öğretmen adaylarının model oluşturma süreçlerinin problem kurma ve çözme bağlamında incelenmesi
Bu araştırmada ortaokul matematik öğretmen adaylarının kesir öğretiminde model oluşturma performanslarının problem kurma ve çözme bağlamında incelenmesi ve model kullanmaya yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, bir devlet üniversitesinin ilköğretim matematik öğretmenliği programında öğrenim gören ve 54 kişiden oluşan son sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Katılımcıların seçiminde amaçlı örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile ölçüt örnekleme yöntemleri birarada kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan veri toplama araçları Problem Kurma Görevleri (PKG), Problem Çözme Görevleri (PÇG), Model Oluşturma Görevleri (MOG) ve Görüş Formu (GF)'dur. Problem kurma görevleri, katılımcı öğretmen adaylarının farklı kesir şemaları ve kesir işlemleri içeren durumlara yönelik problem kurma becerilerini incelemek amacıyla araştırmacılar tarafından oluşturulmuştur. Problem çözme görevleri, katılımcı öğretmen adaylarının farklı kesir şemaları ve kesir işlemleri içeren durumlara yönelik PKG'de kurmuş oldukları problemleri çözmelerine yönelik görevlerdir. Model Oluşturma Görevleri araştırmaya yardımcı ve tamamlayıcı nitelikteki tamamlayıcı veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. MOG öğretmen adaylarının farklı kesir şemaları ve kesir işlemlerine yönelik durumlarda daire modeli, dikdörtgen modeli, sayı doğrusu modeli ve küme modelinin herbirini nasıl kullandıklarını ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Görüş formu ise, araştırmacılar tarafından öğretmen adaylarının kesir öğretiminde model kullanmaya yönelik görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. İçerik analizinde tümevarımcı bir yaklaşım izlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının problem kurma ve model kullanarak problem çözme görevlerinin her ikisinde de farklı kesir şeması ve kesir işlemleri içeren durumların yarısına yakın bir bölümünde başarılı performans sergileyemedikleri görülmüştür. Dolayısıyla öğretmen adaylarının problem kurma ve model kullanarak problem çözme süreçlerinde tam olarak yeterli performans sergileyemedikleri ve kesirlerle ilgili bazı kavramsal bilgi eksikliklerine sahip oldukları söylenebilir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının problem kurma ve model kullanarak problem çözme süreçlerinin her ikisinde de kısmi kesir şeması, yinelemeli kesir şeması, kesirlerle çıkarma işlemi ve kesirlerle bölme işlemi görevlerinde başarılı performans sergileyemedikleri görülmüştür. Bunun dışında öğretmen adayları en düşük performansı kesirlerle bölme görevlerinde göstermişlerdir. Öğretmen adaylarının problem kurma, problem çözme ve model oluşturma görevlerinde gösterdikleri performanslar karşılıklı olarak incelendiğinde ise en fazla oranda gözlenen durum tüm görevlerin başarıyla tamamlandığı durumlardır. Bundan sonra gelen durumlarda ise öğretmen adayları problem kurmada başarısız olmuş ve diğer görevleri boş bırakmışlar veya tüm görevleri boş bırakmışlardır. Elde edilen bu bulgular problem kurma sürecindeki performans ile diğer durumlardaki performansların birbirinden bağımsız olmadığı biçiminde yorumlanmıştır. Görüş formundan elde edilen bulgular incelendiğinde ise öğretmen adaylarının kesir öğretiminde model kullanmaya yönelik düşüncelerinin olumlu olduğu ve genel olarak modellerin kavramsal öğrenmeyi desteklediği, soyut kavramları somutlaştırmaya yardımcı olduğu ve kalıcı öğrenmeyi sağladığı yönünde fikirlere sahip oldukları görülmüştür. Farklı modeller göz önüne alındığında öğretmen adayları en çok dikdörtgen modelini, daha sonra ise sırasıyla sayı doğrusu modeli, küme modeli-daire modeli kullanımını tercih ettiklerini söylemişlerdir. Öğretmen adaylarının çoğunun sürekli modelleri ayrık modellere göre tercih ettiği ve ayrık modellerin anlaşılması güç ve kafa karıştırıcı olduğunu düşündükleri görülmüştür.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin derste kullandıkları soruların matematiksel yeterlik seviyelerinin incelenmesi
Bu çalışma, ortaokul matematik öğretmenlerinin 8. sınıf matematik öğretim programında yer alan alt öğrenme alanlarının her birine ilişkin derste kullandığı soruların matematiksel yeterlik (Turner, Blum ve Niss, 2015) açısından incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın verilerini öğretmenlerin görüşme formlarında belirttikleri alt öğrenme alanlarına ait derste kullandıkları sorular ve öğretmenlerle yapılan görüşmeler oluşturmaktadır. Çalışmaya, Osmaniye ilinde görev yapmakta olan 30 ortaokul matematik öğretmeni katılmıştır. Bu 30 öğretmenin derste kullandıkları sorular incelenmiş ve 9 öğretmen ile daha sonra yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin kullandığı sorular iletişim yeterliği, strateji geliştirme yeterliği, matematikselleştirme yeterliği, gösterim yeterliği, sembolleri, işlemleri ve formal dili kullanma yeterliği ile akıl yürütme ve tartışma yeterliği açısından incelenerek bu soruların bu yeterliklere ait seviye düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın bulguları göstermektedir ki, her yetkinliğin 0, 1, 2 ve 3 düzeyinde seviyelendirildiği madde analiz şemasına göre ortaokul matematik öğretmenlerinin alt öğrenme alanlarına ait ders içinde kullandığı soruların yeterlik seviyelerinin genel olarak 0. ve 1. düzey seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin soru seviyelerini belirlerken sınıf seviyelerini göz önünde bulundurdukları ve yüksek seviyedeki soruları çok az tercih ettikleri görülmüştür. Derste kullandığı soruların yeterlik seviyelerinin farkında olan bir öğretmenin derste öğrenci seviyesine uygun sorular kullanarak öğrencilerin matematik yapmasına imkân sağlamasının matematik öğretimi açısından önemli olduğu söylenebilir.
Ortaokul 8. sınıf dna ve genetik kod ünitesine yönelik STEM etkinliklerinin öğrencilerin kavramsal anlamaları üzerine etkisi
STEM eğitimine yönelik etkinliklerin akademik başarı, tutum, motivasyon ve 21. Yüzyıl becerileri değişkenleri üzerindeki olumlu etkileri, öğretim programlarının entegrasyonunda yol gösterici bir etkiye sahiptir. STEM eğitiminin kavramsal anlama değişkeni üzerindeki etkilerinin görece daha az araştırılmış olması araştırmanın iskeletini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, literatürde kavram yanılgılarının sıklıkla görüldüğü fen bilimleri dersi 8. Sınıf öğretim programında yer alan DNA ve genetik kod ünitesine yönelik STEM etkinliklerinin öğrencilerin kavramsal anlamaları üzerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. 2022-2023 eğitim-öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilen çalışma Adana ili Seyhan ilçesinde bir devlet ortaokulunda 8. Sınıfta öğrenim gören 58 öğrenci (30 deney, 28 kontrol grubu) ile yapılmıştır. Kontrol grubunda mevcut programın ön gördüğü stratejilere uygun şekilde MEB ders kitabındaki etkinlikler uygulanırken deney grubunda 5E modeline göre hazırlanmış STEM etkinlikleri uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen 2 aşamalı DNA ve Genetik Kod Ünitesi Kavramsal Anlama Testi (DNAGKAT) kullanılmıştır. DNAGKAT'ten elde edilen (Testin geneli ve alt boyutlar) verilerin normallik analizleri Shapiro-wilk testi ile analiz edilmiştir. Normal dağılım gösteren verilerin analizinde t-testler, normal dağılım göstermeyen verilerin analizinde Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; deney grubu öğrencilerinin DNAGKAT ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında, testin genelinden ve DNA, kalıtım, mutasyon-modifikasyon-adaptasyon ve biyoteknoloji alt boyutlarından elde edilen puanları arasında son test lehine anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Kontrol grubu öğrencilerinin DNAGKAT ön test ve son test puanları karşılaştırıldığında, testin genelinden ve DNA, kalıtım ve mutasyon-modifikasyon-adaptasyon alt boyutlarından elde edilen puanları arasında son test lehine anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin DNAGKAT son test puanları karşılaştırıldığında, testin genelinden ve DNA, kalıtım ve mutasyon-modifikasyon-adaptasyon alt boyutlarından elde edilen puanları arasında anlamlı bir fark bulunamazken biyoteknoloji alt boyutundan elde edilen puanları arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir.
Fen bilimleri öğretmen adaylarının fetemm ile ilgili farkındalıkları
Bu çalışmanın amacı Türk ve Kazak fen bilimleri öğretmen adaylarının FeTeMM alanları algılarına, FeTeMM farkındalıklarını ve bu alanlar arasındaki ilişkileri algılama biçimlerini incelemektedir. Araştırmada, tarama modellerinden biri olan betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada örneklem belirlenirken amaçlı örneklem yöntemi dikkate alınmıştır. Araştırmada veriler Niğde Ömer Halisdemir Eğitim Fakültesi, Fen Bilimleri Bölümünde öğrenim gören toplam 23 öğretmen adayı ve Kazak Kızlar Pedagoji Milli Üniversitesi, Doğa Bölümü Enstitüsünde öğrenim gören toplam 46 öğretmen adayının FeTeMM alanlarını nasıl tanımladıkları ve FeTeMM alanları arasındaki ilişkiyi nasıl tanımladıklarını belirlemek amacıyla geliştirilmiş olan çevrimiçi soru formu ile toplanmıştır. Soru formunda katılımcıların FeTeMM farkındalıklarını belirlemeye yönelik sekiz soru ve okuma metni verilmiştir. Okuma metni katılımcıların FeTeMM disiplinleri arasında ilişki kurma beceri ve tutumlarını ölçmeye yöneliktir. Türk öğretmen adaylarının verileri 10.12.2021 tarihinde toplanmış, Kazak öğretmen adaylarının verileri 17.02.2022 tarihinde toplanmıştır. Soru formuna verilen cevaplar incelenerek kodlar belirlenmiş, belirlenen kodlara göre de temalar oluşturulmuştur. Türk ve Kazak öğretmen adaylarının cevapları karşılaştırmalı tablolar şeklinde verilmiştir. Araştırma sonunda öğretmen adaylarının feni disiplinler arası yaklaşımla ele aldıklarına ve FeTeMM disiplinleriyle ilgili ortalama bir bilgiye sahip olduklarına ulaşılmıştır
Matematiksel modellemenin uygulandığı süreçte ortaokul öğrencilerinin değişen matematiksel ilişkilendirme ve üstbilişsel becerilerinin incelenmesi
Günümüzde matematik eğitiminde öğrencilere matematiği günlük hayatla ilişkilendirebilmelerini sağlayarak, karşılaştıkları gerçek hayat problemlerinde çeşitli çözümler üretebilmelerini, eleştirel ve yaratıcı düşünebilmelerini, etkili iletişimle kendilerini matematiksel dil kullanarak ifade edebilmelerini sağlamak başlıca hedeflerden biri olmuştur. Matematiğin kendine özgü bir terminolojisi vardır ve öğrencilerin bu terminolojiyi kullanabilmeleri için öncelikle iyi bir ilişkilendirme becerisi kazanmaları; matematiği öğrenme ve uygulama sürecinde başarılı olabilmeleri için üstbilişsel becerilerini kullanmaları ve geliştirmeleri gerekmektedir. Bu becerilerin matematiksel modelleme etkinlikleri aracılığıyla öğrencilerde gelişiminin incelenmesi, matematiksel modelleme sürecinin, matematiksel ilişkilendirme becerileri ve üstbilişsel becerilerin gelişimine katkısının olup olmadığını göstermesi açısından önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiksel modellemenin uygulandığı süreçte değişen matematiksel ilişkilendirme becerileri ve üstbilişsel becerilerini incelemektir. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olup araştırmanın çalışma grubunu Kayseri ilinde bir devlet okulunda öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler modelleme etkinlikleri, öğrencilerin modelleme etkinliklerine verdikleri yazılı cevaplar, ses kayıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve gözlem notları ile toplanmıştır. Öğrencilere 10 hafta boyunca her hafta bir adet olmak üzere literatürde mevcut olan matematiksel modelleme etkinliklerinden 10 tanesi uygulanmıştır. Öğrencilerle her etkinlik öncesi ve sonrası yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve uygulama sırasında araştırmacı tarafından gözlem notları tutulmuştur. Verilerin analiz edilmesinde içerik analizi kullanılmış ve matematiksel ilişkilendirme becerilerinin incelenmesinde Bingölbali ve Coşkun' un (2016) geliştirdiği çerçeve, üstbilişsel becerilerin incelenmesinde ise Çetinkaya' nın (2020) çalışmasında sunduğu çerçeve dikkate alınmıştır. Üstbilişsel beceriler tahmin, planlama, izleme ve değerlendirme boyutlarında incelenirken matematiksel ilişkilendirme becerileri kavramlar arası ilişkilendirme, kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme, gerçek yaşamla ilişkilendirme ve farklı disiplinlerle ilişkilendirme boyutlarında incelenmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda matematiksel modelleme sürecinde üstbilişsel becerilerin her etkinlikte kullanılarak birbirleriyle etkileşim içinde geliştikleri gözlemlenmiştir. Matematiksel ilişkilendirme becerilerinden en çok kavramlar arası ilişkilendirme ve gerçek yaşamla ilişkilendirme becerilerinin kullanıldığı görülmekle birlikte modelleme etkinliklerinin, öğrencilere farklı disiplinlerle ilişkilendirme ve kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme becerisinin kullanımına fırsat vererek ilişkilendirme becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Süreçte üstbilişsel beceriler ile matematiksel ilişkilendirme becerilerinin birbirleriyle etkileşimli geliştiği sonucuna ulaşılmıştır. Kavramın farklı gösterimleri arasında ilişkilendirme becerisi ile planlama becerisinin; gerçek hayatla ilişkilendirme becerisi ile tahmin, izleme ve değerlendirme becerilerinin gelişiminin etkileşimli olduğu görülmüştür. Ortaokul öğrencilerine yönelik yapılan bu çalışmada elde edilen bulgular doğrultusunda matematiksel modellemenin uygulandığı süreçte öğrencilerin matematiksel ilişkilendirme ve üstbilişsel becerilerinin geliştiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Matematiksel ilişkilendirme becerileri, Üstbilişsel beceriler, Matematiksel modelleme
4-6. sınıf öğrencilerinin özkontrol- özyönetim algılarının belirlenmesi ve fen eğitimine yönelik önyargılarının incelenmesi
Fen bilimleri dersinde, öğrenciler bilimsel bilgiyi öğrenme ve anlamlandırabilme sürecinde bir dizi problemle karşılaşmaktadır. Alanyazında da belirtildiği gibi öğrencinin bireysel özellikleri, ailesi, okulu (fiziki yapı-akran-öğretmen), ders araç-gereçleri bakımından ve çevrimiçi ortamda deney gibi uygulamaları yapmadaki ve matematik becerilerindeki sınırlılıklar öğrencilerin fen bilimleri konularını öğrenmelerini etkilemektedir. Bu çalışmada öğrencilerin fen bilimleri dersine yönelik önyargıları ile bu önyargılara neden olduğu düşünülen ve öğrenme süreçlerini yönetmelerinde etkili olan öz-kontrol ve öz yönetim algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmanın örneklemini 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Konya Büyükşehir Belediyesi Bilgehanelerine kayıtlı 4-6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel yöntem kullanılmıştır. Öğrencilere önce özkontrol-özyönetim algıları ölçeği sonra fen eğitimine yönelik ön yargı soru formu isimli iki ölçme aracı uygulanmıştır. Özkontrol-özyönetim ölçeği verileri SPSS 25 (IBM Corp. Released 2017. IBM SPSS Statistics for Windows, Version 25.0. Armonk, NY: IBM Corp.) programı aracılığı ile fen eğitimine yönelik ön yargı soru formu verileri ise Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde Doç. Dr. Ahmet Yavuz tarafından geliştirilmekte olan NKod programı ile analiz edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda öğrencilerin genelinin öz kontrol-özyönetim algı seviyeleri orta düzeyin biraz üstü olarak bulunmuştur. Fen terimlerini öğrenme ve bilgiyi hatırlama konusunda zorlanma, fen eğitiminde çevrimiçi uzaktan eğitimin olumsuz etkileri, kalabalık sınıf mevcudu, matematik becerilerinin yetersizliğinin öğrencilerin fen dersini öğrenmelerinde önyargılara neden olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Fen eğitiminde önyargı, özkontrol-özyönetim algısı, NKod
Dijital öyküleme ile zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarının altıncı sınıf öğrencilerinin tam sayılar konusundaki başarı ve tutumları üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, altıncı sınıf sayılar ve işlemler öğrenme alanı tam sayılar alt öğrenme alanında bulunan kazanımların dijital öyküleme ile zenginleştirilmiş öğrenme ortamlarında öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına, matematiğe yönelik tutumlarına etkilerini ve öğrencilerin uygulamaya yönelik görüşlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ili Pozantı ilçesinde bulunan bir ortaokulun 45 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda araştırmada nicel araştırma yöntemi ile nitel araştırma yöntemi birlikte kullanılmış olup araştırmada karma araştırma yöntemlerinden açımlayıcı sıralı desen tercih edilmiştir. Nicel veriler elde edilirken ön test-son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Bunun için öncelikle deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Uygulama öncesinde her iki gruba da başarı testi ve tutum ölçeği ön test olarak uygulanmıştır. Daha sonra matematik öğretimi deney grubunda dijital öykülerle gerçekleştirilirken kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmayarak mevcut öğretim programında yer alan yöntemlerle gerçekleştirilmiştir. Uygulama bitiminde, her iki gruba başarı testi ve tutum ölçeği son test olarak uygulanmıştır. Nitel veriler ise uygulama bittikten sonra deney grubundaki öğrencilerin sürece yönelik görüşleri alınarak elde edilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizinde veriler normal dağılım gösterdiği için grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t-testinden, grupların kendi içlerinde karşılaştırılmalarında ise bağımlı örneklem t-testinden; nitel verilerin analizinde ise içerik analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, dijital öykülerle gerçekleştirilen matematik öğretiminin öğrencilerin matematik dersi akademik başarılarında ve matematiğe yönelik tutumlarında deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılık oluşturduğuna, diğer bir deyişle deney grubu öğrencilerini olumlu yönde etkilediğine ulaşılmıştır. Öğrencilerden sürece dair alınan görüşler sonucundaysa öğrencilerin sahip olduğu görüşlerin olumlu olduğu, dijital öykülerin ders esnasında kullanılmasının öğrencilerde ilgi uyandırdığı, öğrencileri motive ettiği, öğrencilerin derse katılımlarını artırdığı, konuyu anlamalarına yardımcı olduğu ve öğrencilerin süreçten büyük bir keyif aldıkları sonucuna ulaşılmıştır.
Yer bilimi eğitimi verilen 7. sınıf öğrencilerinin yer bilimi konularındaki kavramsal anlamalarının ve sürdürülebilir çevre bilinci düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, yer bilimi eğitimi ile 7. sınıf öğrencilerinin yer bilimi konuları ile ilgili kavramsal anlamalarının ve sürdürülebilir çevre bilinci düzeylerinin incelenmesidir. Yer bilimi konuları; Dünya'nın yapısı ve oluşumu, Dünya'nın katmanları, mineraller ve kayaçlar, fosiller, toprak, plaka tektoniği, jeolojik zaman ve yıkıcı doğa olayları olarak sınıflandırılmıştır. Çalışmada karma yöntemler araştırma desenlerinden iç içe gömülü desen kullanılmıştır. İç içe desende nicel veri, temel desen olan durum çalışmasının içerisine iç içe geçirilmiştir. Çalışmaya katılan öğrencilere Milli Eğitim Bakanlığınca önerilen, sorgulamaya dayalı öğretim modeline uygun olarak hazırlanan ders planları uygulanmıştır. Çalışma grubu bir devlet okulundaki 7. sınıf öğrencilerinden uygun örnekleme yoluyla seçilmiş 31 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada veri toplamak amacı ile nicel ve nitel veri toplama teknikleri kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak; "Sürdürülebilir Çevre Bilinci Anketi (SÇBA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Yer Bilimi Kavram Başarı Testi (YBKBT)" çalışma grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Nicel veri toplama araçları çalışma grubuna ön test olarak uygulandıktan sonra çalışma grubu içerisinden nicel verilerden elde edilen sonuçlara göre alt, orta ve üst düzeyden maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemine uygun olarak 8 öğrenci seçilmiştir. Nitel veriler 8 öğrenciden elde edilmiştir. Nitel verileri toplamak amacı ile çalışma grubunda uygulamalar süresince yer bilimi alan uzmanı ve fen bilimleri öğretmeni tarafından "Gözlem Formu" kullanılarak gözlemler yapılmıştır. Etkinlikler sürecinde ise, öğrenciler tarafından hazırlanan "Bilim defterleri" kullanılmıştır. Ayrıca, etkinlikleri değerlendirme amacı ile öğrencilere her etkinliğe ait çalışma kağıtları ve değerlendirme soruları uygulanmıştır. Uygulamaların tamamlandıktan sonra ve 8 haftalık uygulama sürecinde haftalık olarak belirlenen öğrencilerle (8) yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmadan nicel ve nitel verilerden elde edilen sonuçlar, yer bilimi eğitiminin 7. sınıf öğrencilerinin yer bilimi konularındaki kavramsal anlamalarını olumlu etkilediğini göstermiştir. Ayrıca yer bilimi eğitimine katılan öğrencilerin sürdürülebilir çevre bilinci düzeylerinin de arttığı görülmüştür. Öğrencilerin YBKBT ön test, son test, kalıcılık testi, bilim defteri verileri, öğrencilerle yapılan haftalık görüşmeler ve son görüşmeler neticesinde, yer bilimi eğitiminde uygulanan öğrenme öğretme sürecinin yer bilimine yönelik YBKBT sonuçlarındaki akademik başarılarını olumlu etkilediği ortaya çıkmıştır. Yer biliminin sürdürülebilirlikle ilişkilendirilerek, 7. sınıf programlarında bulunmasına ve kazanımların bu eğitime uygun olarak belirlenmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul matematik öğretmenlerinin geometrik düşünme alışkanlıklarının belirlenmesi ve geometrik düşünme alışkanlıklarının beceri temelli geometri problemlerine yansımalarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin sahip oldukları geometrik düşünme alışkanlıklarının neler olduğu, öğretim esnasında ve beceri temelli problemlerde bu alışkanlıkları nasıl yansıttıklarını incelemektir. Araştırma nitel bir araştırma olup veri toplama ve analizi için case study (durum çalışması) deseni benimsenmektedir. Veri toplama sürecinde birden fazla veri toplama aracına başvurulmuştur. Öğretmenlerin geometrik düşünme alışkanlıkları testine (GDAT) ve MEB beceri temelli problemler testlerine (BTPT) verdikleri yanıtlar, öğrenci dokümanları ve öğretmenlerin bu dokümanları değerlendirmeleri, araştırmacı gözlem notları, görüşmeler ve görüşmelerdeki video kayıtlardan elde edilen veri betimsel analiz ve içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. İlk olarak, öğretmenlere GDAT ve BTPT uygulanmış ve daha sonra öğretmenler bu testleri öğrencilere uygulamış ve gerçek bir sınıf ortamında bu problemlerin çözümünü gerçekleştirmişlerdir. Veri 2022-2023 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılda Mersin'de MEB'e bağlı okullarda çalışmakta olan beş matematik öğretmeninden toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin zihnin geometrik düşünme alışkanlıklarını yeteri kadar kullanmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin en çok kullandıkları alışkanlıklar sırasıyla ilişkilendirme, keşfetme ve yansıtma, değişmezleri araştırma, özel durumları düşünme ve genellemedir. Öğretmenlerin beceri temelli problemlerde kullandıkları alışkanlıklar incelendiğinde tüm öğretmenlerin birbirleriyle aynı çözümleri uyguladıkları gözlenmiştir. Öğretmenler beceri temelli problemlerde bir problem dışında sadece ilişkilendirme alışkanlığından yararlanmışlardır. Öğretmenlerin diğer alışkanlıkları kullanmamaları ve sınıf ortamında anlatımlarında aynı çözüm yollarını kullanmaları beceri temelli problemlerin geometrik düşünme alışkanlıkları kullanımına hizmet etmediğini düşündürtmüştür. Öğretmenlerin her iki teste kendi cevapları ve sınıf ortamındaki anlatımları geometrik düşünme alışkanlıkları çerçevesinde incelenmiş ve öğretmenlerde farklılıklar gözlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre katılımcılar gelişen geliştiren öğretmen, değişen öğretmen, kendini tekrar eden öğretmen olarak üç farklı tipte gruplandırılmış ve tanımlanmıştır. Sonuç olarak, matematik öğretmenlerinin geometrik düşünme alışkanlıkları açısından geliştirilmesi ve öğretimlerinin bu bağlamda zenginleştirilmesi gerektiği iddia edilebilir.
Öğretmenlerinin biyoçeşitlilik okuryazarlıkları ve çevre sorunlarına yönelik davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: Mersin ili örneği
Biyoçeşitliliğin korunmasıyla ilgili çevre bilincinin oluşturulması, küçük yaşlarda aile ortamından başlayıp hayat boyu devam eden bir süreç olmalıdır. Hızla artan çevre problemleriyle birlikte tehlikeli boyutlarda azalan biyolojik çeşitlilik konusunda yeteri kadar etik değerlerin oluşmamasının temelinde, etkili bir eğitim verilememesi yatmaktadır. Çevre eğitimi, farkındalık kazandırmaktan daha öte, sorunların çözümünde aktif olan ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesini hedef almalıdır. Çevre sorunlarının çözümünde, eğitimde yer verilmesinin yararları iyi anlaşılmasına rağmen öğrenciler üzerinde yüksek etki alanına sahip olan öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik tutumlarını belirlemede yapılan çalışmalarda eksiklikler tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğretmenlerin biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyinin çevre sorunlarına yönelik davranışlarında etkisinin olup olmadığına bakılmıştr. Cinsiyet, mesleki kıdem ve çalışılan yerleşim yeri gibi değişkenlerin biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeylerine ve çevre sorunlarına yönelik davranışlarına olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmaya Mersin ilinde görev yapan 87 kadın, 63 erkek toplam 150 fen bilimleri öğretmeni katılmıştır. Katılımcılar Biyoçeşitlilik Okuryazarlık Ölçeği ve Çevre Sorunlarına Yönelik Davranış Ölçeği olmak üzere iki ölçeği anket üzerinden cevaplamışlardır. Elde edilen veriler, betimleyici istatistikler, t testi ve korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyi ile çevre sorunlarına yönelik davranışlar arasında orta seviyede, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsiyet, biyoçeşitlilik okuryazarlık düzeyiyle anlamlı bir farklılık gösterirken çevre sorunlarına yönelik davranışlarda anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Kıdem ve çalışılan yerleşim yerine göre ise anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Fen bilimleri öğretmenlerini çevre sorunlarına karşı bilinçlendirmek için, eğitim olanaklarını ve okuryazarlık düzeylerini arttırmak, öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik davranışlarına olumlu bir katkı sağlayabilir.
Altıncı sınıf tam sayılar konusunun eğitsel oyunlarla öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına, kavram yanılgılarına ve inançlarına etkisi
Bu çalışmanın amacı; altıncı sınıf tam sayılar konusunun eğitsel oyun etkinlikleriyle öğretiminin matematik başarısına, matematiğe yönelik inanca, kavram yanılgılarını gidermeye ve öğrenci görüşlerine etkisini araştırmaktır. Çalışma grubu Niğde ilinde bulunan iki farklı ortaokuldaki 29'u deney ve 24'ü kontrol grubu olmak üzere 53 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma modellerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmacının görev yaptığı okuldaki 29 öğrenci deney grubu, farklı bir ortaokuldaki 24 öğrenci ise kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Araştırmaya başlanmadan önce iki gruba da Tam Sayılar Başarı Testi (TSBT) ile Matematiğe Yönelik İnanç Ölçeği (MYİÖ) uygulanmış, bağımsız örneklem t-testi ile grupların denkliği kontrol edilmiş ve denk oldukları görüldükten sonra gruplar çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Sonrasında tam sayılar konusunun öğretimi deney grubunda eğitsel oyun etkinlikleriyle yapılırken kontrol grubunda ise herhangi bir müdahalede bulunulmadan öğretim programı kapsamında eğitim verilmiştir. Ders anlatımı bittikten sonra iki gruba da TSBT ve MYİÖ tekrar uygulanmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerine derslerden hemen sonra öğrenci mektupları yazdırılmış ve uygulama bittikten sonra öğrencilerle öğrenci görüşmeleri yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 27 programı kullanılmıştır. Kavram yanılgısını gidermeye etkisini araştırmak için öğrencilerin TSBT'de yanlış yaptıkları seçenekler incelenmiş ve bu inceleme sonuçları öğrencilerin yaptıkları çözümlerle desteklenmiştir. Öğrenci görüşmelerinden ve öğrenci mektuplarında elde edilen veriler içerik analizine tâbi tutularak araştırmanın nitel kısmını temsil etmiştir. Araştırmanın sonucuna göre, altıncı sınıf tam sayılar konusunun eğitsel oyunlarla öğretiminin akademik başarıda ve kavram yanılgılarını gidermede deney grubu lehine olumlu yönde bir etkisi olmuştur. Fakat matematiğe yönelik inançta deney grubu lehinde daha fazla artış olsa da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık oluşturacak düzeyde bir artış olmamıştır. Buradan eğitsel oyun etkinlikleri ile matematik öğretimi yapmanın matematiğe yönelik inanca bir etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Deney grubu öğrencileriyle yapılan görüşmeler ve öğrenci mektuplarına göre eğitsel oyun etkinlikleri öğrenci görüşlerini olumlu yönde etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Tam Sayılar, Eğitsel Oyunlar, Kavram Yanılgıları, Kavram Yanılgısının Giderilmesi, Matematiğe Yönelik İnanç
Proje tabanlı çevre eğitiminin ortaokul öğrencilerinin çevre bilinci üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, 2022-2023 Eğitim Öğretim yılı bahar döneminde, Niğde ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı Yıldıztepe Zeynep Erden Ortaokulu'nda yapılmıştır. Araştırmada bu okulda öğrenim gören 36 öğrenci çalışma grubu olarak belirlenmiştir. 8. sınıf öğrencilerinden oluşan çalışma grubunda 8/A sınıfı öğrencilerinin oluşturduğu 16 kişilik deney grubuna, proje tabanlı öğrenme yöntemiyle çevre eğitimi verilmiş, yine aynı sınıf düzeyinde 8/B sınıfı öğrencilerinden oluşan 20 kişilik diğer sınıfa ise geleneksel öğrenme yöntemi ile çevre eğitimi verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda oluşturulan rastgele olmayan daha önceden belirlenmiş gruplardan seçilen, yarı deneysel yönteme göre deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Çalışma, Bilim Uygulamaları dersinde haftada iki ders saati olmak üzere uygulanmıştır. Çalışmanın amacı kırsalda yaşayan öğrencilerin proje tabanlı öğrenme yöntemi ile çevre eğitiminin, süregelen düz anlatım ile çevre eğitimi verilen diğer öğrenciler arasındaki çevre bilgi düzeyleri, çevre duyuş ve çevre davranış düzeyleri arasındaki farklılıkları ölçülmek ve değerlendirmektir. Her iki grupta bulunan öğrencilere çalışma öncesinde ön test uygulanarak, 10 hafta boyunca deney grubunda yer alan öğrencilere farklı çevre konularıyla ilgili proje çalışmaları yapılmıştır. Kontrol grubunda bulunan öğrencilere ise proje çalışmalarının konu başlığını oluşturan çevre konuları düz anlatımla öğrencilere aktarılmıştır. Çalışma tamamlandığında her iki gruptaki öğrencilere son test uygulanarak, proje tabanlı öğrenme ve geleneksel öğretim yöntemiyle çevre eğitimi verilen öğrencilerin çevre bilgi düzeyleri, çevresel duyuş ve çevresel davranışlarındaki değişim ölçülmüştür. Testlerin analizinde SPSS 26 programından yararlanılmış, ilişkili iki ölçüm setine ait puanlar arasındaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadığını test etmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. İki ilişkisiz örneklemden elde edilen puanların birbirinden istatistiksel açıdan anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediğini test etmede de Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda çevre bilgi testinde proje tabanlı çevre eğitiminin verildiği deney grubunun, geleneksel öğretim ile çevre eğitimi verilen kontrol grubuna göre test puanlarında artış gözlenmiştir. Çevre duyuş testi analizlerinde her iki grup düzeyinde anlamlı farklılık oluşmamıştır. Çevre davranış testi analizlerinde ise deney grubunda olumlu geri bildirimler alınmış olsada, istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Çalışma süresi daha geniş tutularak öğrencilerin çevresel duyuş ve çevresel davranış yönünden gelişmelerine imkân verilebilir. Çalışmada nicel ölçme araçları kullanılmıştır. Nitel ölçme araçlarıyla çevresel duyuş ve davranış düzeylerinde daha fazla veri sağlanarak farklı sonuçlar elde edilebilir. Anahtar sözcükler: Proje Tabanlı Yaklaşım, Geleneksel Öğretim, Çevre Eğitimi, Çevre Okuryazarlığı, Çevre Bilinci, Çevresel Duyuş, Çevresel Davranış, Bilim Uygulamaları Dersi, Kırsal Bölge.
Ortaokul fen bilimleri ders kitapları ve yardımcı kaynak kitapların metin madenciliği ile analizi: Fiziksel olaylar konu alanı örneği
Bu çalışmanın amacı, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ortaokul fen bilimleri ders kitapları ile konu anlatımlı yardımcı kaynak kitaplarının, fiziksel olaylar konu alanında metin analizi ile incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda belirlenen alt problemlerin analizi için kitaplara ait metin dosyaları oluşturulmuş, doğal dil işleme (DDİ) ve metin madenciliği yöntemleri kullanılarak analizler yapılmıştır. Doğal dil işleme sürecinde Zemberek DDİ Uygulama Programlama Arayüzü kullanılarak JAVA programlama dilinde hazırlanmış olan NKod yazılımı yardımıyla ilgili metin dosyalarının kelime frekans listelerine ulaşılmıştır. Kelime frekans listelerine ait dosyalar R Stüdyo programına aktarılmış ve çeşitli paketler kullanılarak gerekli analizler yapılmıştır. Birinci alt problemin analizinde, DK'ları ve YKK'lara ait isim köklü kelime frekans listelerinden ilk 20 kelimeye bakılmıştır. İkinci alt problemin analizinde ise DK'ları ile YKK'lara ait isim köklü kelime frekansları arasında istatistiksel olarak farklılaşan kelimeleri bulmak için ki-kare testi yapılmıştır. Üçüncü alt problemin analizinde ise DK'ları ile YKK'lara ait dokümanlar arasındaki benzerliğe bakılmıştır. Bunun için veri analizinde sıklıkla kullanılan kosinüs benzerliği hesaplanmış ve doküman kümeleme işlemi yapılmıştır. Dokümanlar arasında altı küme oluştuğunda kaliteli kümelenmelere ulaşılmıştır. Ayrıca bu analize ek olarak DK'ları ve YKK'lara ait isim köklü kelime frekans listeleri arasında kitap, sınıf ve ünite düzeyi bakımından benzerlik değerleri hesaplanmıştır. Sonuç olarak kitaplar ait isim köklü kelime frekans listelerinde ilk 10 kelimede farklılaşma olmayıp farklılaşmanın daha az frekansa sahip kelimelerde olduğu, ki-kare testine göre DK'larının genellikle etkinlik/deney malzemeleri, YKK'ların ise kavramlar bakımından farklılaştığı tespit edilmiştir. Kümeleme çalışmasında ise dokümanlara ait kosinüs benzerlik değerlerine bakıldığında genel olarak DK'ları ile YKK'lar arasındaki benzerliğin DK'ları arasındaki benzerlikten daha fazla olduğu belirlenmiştir. DK'ları ile YKK'ların fiziksel olaylar konu alanına ait içeriklerin tamamında 0.956, 5.sınıf düzeyinde 0.89, 6.sınıf düzeyinde 0.904, 7.sınıf düzeyinde 0.918, 8.sınıf düzeyinde ise 0.935 benzerlik değerlerine ulaşılmıştır. DK'ları ile YKK'lar arasındaki benzerlik değerlerinin yüksek çıkması kitapların isim köklü kelime frekansları bakımından çok da farklı olmadığını göstermektedir.
A qualitative study to examine mathematics and science mentor teachers' conception of effective mentoring
This qualitative study examines the mathematics and science mentor teachers' understandings on effective area specialized mentoring. Through inductive thematic analysis of interview data from a sample of mentor teachers (4 mathematics, 4 chemistry, 2 biology, 3 physics teachers) from both public and private high schools in Istanbul, the research aims to dissect the multifaceted dimensions of mentorship in specialized subject areas. Four distinct themes emerged from the inductive analysis of the data: (1) Mentoring Motivations, (2) Conception of Knowledge for Teaching, (3) Mentoring Practices, and (4) Mentoring Perceptions. The findings indicate that mentor teachers across disciplines initiate their descriptions of effective mentoring by articulating conceptions of knowledge for teaching, specifically linking their mentoring practices to the requisite subject matter knowledge (SMK) and pedagogical content knowledge (PCK) that teachers ought to possess or develop. While both disciplines emphasize the critical importance of SMK and PCK, they apply these concepts differently. Mathematics mentors prefer enhancing knowledge through proofs and problem-solving, whereas science mentors focus on experiential learning with labs and hands-on activities, often integrating technology to foster engaging environments. The study also distinguishes between mentor teachers who identify as 'teacher educator' —who engage in detailed pedagogical discussions and reflective practices—and those who do not, with the latter group focusing more on providing emotional support and improving communicative competencies with students.
Examining international baccalaureate diploma programme mathematics teachers' conception of interdisciplinarity and their teaching approach
The primary purpose of this study was to investigate the manner in which teachers utilizing the International Baccalaureate Diploma Programme integrate interdisciplinarity while teaching exponential functions in mathematics and the assessment process of the Internal Assessment and Extended Essay. Qualitative data were gathered through semi-structured interviews. The first semi-structured interview was conducted with eight teachers from Istanbul to understand their general conceptions about interdisciplinarity and International Baccalaureate Diploma Programme. The second semi-structured was conducted with four teachers who were chosen among the first group to understand their instruction and assessment processes. The interviews were analyzed with two approaches, (i) coding for teachers' conceptions of interdisciplinarity about instruction and assessment and (ii) thematic analysis. Curriculum, interdisciplinary thinking, and implementation of interdisciplinarity appeared in the first analysis of eight teachers. Modelling, conceptual understanding and procedural fluency, nature of school, and requirement of assessment in International Baccalaureate Diploma Programme curriculum appeared in the second analysis of four teachers. In addition, thematic analysis revealed teachers' conceptions of interdisciplinarity in relation with the IB-DP curriculum. Finally, the study found that teachers are becoming interdisciplinary level for the instruction process and interdisciplinary level for the assessment process.
Examining the role of number sense on seventh grade students' proportional reasoning
Number sense is the general understanding of a person about the numbers, and related operations, and this person's tendency to use this understanding in variable contexts in order to create effective plans and sound mathematical conclusions (Reys et al., 1997). In this context, considering teaching learning process of mathematics, number sense provides both students and teachers with in-depth understanding for mathematics subjects (Cain et al., 2007). This study examined number sense in the context of proportional reasoning, which is an essential mathematics subject related to higher mathematics (Lesh, Post, & Behr, 1988). In this study which was conducted with the participation of 328 7th grade students, the aim was to determine number sense levels of the students, to investigate whether proportional reasoning of the students differentiate based on their number sense levels, and to display how these students use their number sense on the proportional reasoning problems. Explanatory sequential design, a mixed method design, was conducted. Quantitative data were collected through Number Sense Scale and Proportional Reasoning Test, while qualitative data were collected through audio-recorded interviews that include various proportional reasoning problems. The results of the study revealed that the students have a low-level number sense in total, and proportional reasoning statistically and significantly differentiates based on number sense levels of students. Also, the findings of the qualitative data revealed that students with both good level number sense and proportional reasoning were at forefront in applying different strategies for certain proportional situations.
Işığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusu ile ilgili tasarlanan dijital eğitsel oyunun 7.sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve fen tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, dijital eğitsel oyunun öğrencilerin fen dersi akademik başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma modeli kontrol gruplu yarı deneysel desendir. Örneklem, ülkemizin batısındaki bir ortaokulda 7. Sınıfta öğrenim gören 44 öğrencidir. Işığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusuyla ilgili dijital eğitsel oyun, oyun tasarlama aşamalarına göre, Unity-C++ programlama dili kullanılarak araştırmacı tarafından tasarlanmıştır. Oyunda, cisimlerin farklı ışık kaynakları altında hangi renkte görünecekleriyle ilgili farklı seviyelerde oyunlar geliştirilmiş, ışığın soğurulmasıyla ilgili günlük hayattan örnekler verilerek öğretim yapılmıştır. Öğretim öncesinde tasarlanan oyunun oynanabilirliğinin ve anlaşılabilirliğinin test edilebilmesi için aynı özelliklerde başka bir grupta pilot uygulama yapıldıktan sonra asıl uygulama gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları, "Fen Akademik Başarı Testi", "Fen Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Deney grubunda dijital eğitsel oyun uygulamalarıyla, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda uygulama sonrası yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Analizlere göre her iki grubun ön test puanları arasında anlamlı bir fark bulunmazken son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark tespit edilmiştir. Öğrencilerin derse yönelik tutumları olumlu yönde artış göstermiştir. Elde edilen bu sonuçlara göre geliştirilen bu dijital eğitsel oyunun ışığın soğurulması ve renklerin oluşumu konusunda akademik başarıyı ve fen dersine yönelik tutumu artırdığı sonucuna varılmıştır.
Vygotsky'nin bilişsel kuramı bağlamında arcs motivasyon öğretim tasarımı modeli ile matematik öğretimi
Araştırmada ARCS Motivasyon Öğretim Tasarımına uygun olarak Oran-Orantı ve Yüzdeler konusu için oluşturulacak bir mikro öğretim tasarımının, öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerilerine, matematik motivasyonlarına ve matematik başarılarına etkisini; matematiksel yılmazlık becerisi, matematik motivasyonları, matematik başarıları ve bu değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek ayrıca öğrencilerin mikro öğretime yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma yöntemli bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Balıkesir Merkez İlçesinde bir ortaokulda 31 tane 7. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılmak üzere 4 faktörlü bir Matematik Yılmazlık Ölçeği geliştirilmiştir. Geliştirilen Matematiksel Yılmazlık Ölçeğinin Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .733 tür. Araştırmada kullanılan diğer veri toplama araçları Matematik Motivasyon Ölçeği, Önkoşul Bilgi Testi, Başarı Testleri ve Görüşme Formudur. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS 25 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Görüşme formuna ilişkin verilerin analizi için tematik analiz yaklaşımı temel alınmış, bu doğrultuda veriler kodlanmış ve ana temalar oluşturulmuştur. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin hem matematiksel yılmazlık becerileri hem matematik motivasyonları hem de matematik başarıları arasında anlamlı bir fark görülmüştür. Yine öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerisi ve matematik motivasyonları arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin matematik başarı testlerinden aldıkları puanlar ile matematiksel yılmazlık becerileri ve matematik motivasyonları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. ARCS Motivasyon Öğretim Tasarımının öğrencilerin matematiksel yılmazlık becerilerini, matematik motivasyonlarını ve matematik başarılarını olumlu etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca mikro öğretime yönelik öğrenci görüşleri de bu sonucu desteklemiştir.
Teknolojik araçlarla zenginleştirilmiş ters yüz öğrenme modelinin öğrenci başarısı ve motivasyonu üzerine etkisi: asitlerin ve bazların tepkimeleri konusu
Bu araştırmada, 10. sınıf "Asitler ve Bazların Tepkimeleri" konusunda, teknolojik araçlarla zenginleştirilmiş ters yüz öğrenme modelinin öğrenci akademik başarısı ve kimya motivasyonu üzerine etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini, Bursa il merkezinde bulunan bir özel okulun 10. sınıf düzeyindeki iki farklı şubesinde öğrenim gören toplam 24 öğrenci oluşturmaktadır. Şubelerden biri deney grubu (N=12), diğeri ise kontrol grubu (N=12) olarak atanmıştır. Deney grubunda teknoloji ile desteklenmiş ters yüz öğrenme modeli uygulanırken, kontrol grubunda ise öğretmen merkezli öğretim yöntemi ile ders işlenmiştir. Araştırmada ön-test ve son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Veriler, yenilenmiş Bloom taksonomisin 6 basamağına göre araştırmacı tarafından geliştirilen Akademik Başarı Testi (ABT) ve 5'li Likert tipinde Kimya Motivasyon Ölçeği (KMÖ) ile toplanmıştır. Her iki ölçme aracı, öğretim öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına ön-test ve son-test şeklinde uygulanmıştır. ABT ile elde edilen veriler nitel yolla analiz edilirken, KMÖ ile elde edilen veriler ise nicel yolla analiz edilmiştir. KMÖ verilerinin analizinde SPSS 25 programı kullanılmış, verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler t-testi ve ilişkili örneklemler t-testi yapılmıştır. Analizler sonucunda, akademik başarı açısından deney grubunun ABT puan ortalamasının kontrol grubuna göre bir miktar yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunun, yenilenmiş Bloom taksonomisinin hatırlama ve yaratma basamaklarındaki ABT sorularında daha başarılı olduğu gözlenmiştir. Kimya motivasyonu açısından, deney grubunun KMÖ ön-test ve sont-test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık belirlenirken, kontrol grubunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.
Öğretmen adaylarının dönüşüm geometrisine yönelik alan bilgilerinin incelenmesi ve kavramsal tanımlarının van hiele modeline göre analizi
Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının dönüşüm geometrisi konusundaki alan bilgilerinin incelenmesi ve kavramsal tanımlarının Van Hiele modeline göre analiz edilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni benimsenmiştir. Çalışma grubu 2024-2025 eğitim öğretim yılında, Türkiye'nin batısında bulunan orta büyüklükteki bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde öğrenim gören 56 öğretmen adayından oluşmaktadır. Katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Alan bilgilerinin belirlenmesi amacıyla Dönüşüm Geometrisi Alan Bilgisi Ölçeği geliştirilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi, betimsel analiz, tematik içerik analizi ve frekans yüzde değerleri kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının dönüşüm geometrisi kavramlarına ilişkin alan bilgilerinin genel olarak eksik veya yüzeysel olduğunu ortaya koymaktadır. Simetri, öteleme, dönme ve diğer dönüşüm türlerinde yapılan tanımlar çoğunlukla görsel ve sezgisel düzeyde kalmış, matematiksel dil, gösterimler ve kavramsal açıklamalar sınırlı düzeyde kullanılmıştır. Van Hiele Modeli'ne göre açıklamaların büyük kısmı ikinci düzeyde yoğunlaşmış, dördüncü ve beşinci düzeyde tanımlara rastlanmamıştır. Ayrıca yön karışıklığı, referans noktası/doğrusunu yanlış kullanma, eşit uzaklık ilkesini göz ardı etme, vektörel hareketi fark etmeme, dönüşümleri karıştırma ve bileşik dönüşümleri tekil dönüşüm olarak ifade edememe gibi kavramsal hataların yaygın olduğu belirlenmiştir.
Belgesellerle çevre eğitiminin öğrencilerin çevre okuryazarlıklarına ve çevre etiği farkındalıklarına etkisi
Bu çalışmanın amacı belgesellerle gerçekleştirilen çevre eğitiminin lise öğrencilerinin çevre okuryazarlıklarına ve çevre etiği farkındalıklarına etkisini incelemektir. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden zayıf deneysel desen tek grup ön test-son test desen kullanılmıştır. Araştırmada çevre okuryazarlığı çevresel bilgi, çevreye yönelik duyuşsal eğilimler ve çevreye yönelik sorumlu davranışlar alt boyutlarında ele alınmıştır. Araştırma grubu oluşturulurken amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak Ekosistem Ekolojisi ve Güncel Çevre Sorunları ünitesi 10. sınıfta yer aldığı için, araştırmacının da öğretmen olarak görev yaptığı Denizli ilinde bulunan bir lisede 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında ikinci dönemde öğrenimine 10. sınıfta devam eden 55 öğrenci ile araştırma uygulaması gerçekleştirilmiştir. Belgesel odaklı 5E ders planları ile ünite konuları dokuz haftalık süre boyunca işlenmiştir. Bu doğrultuda araştırmanın verileri Ekosistem Ekolojisi Güncel Çevre Sorunları Sınavı, Çevreye Yönelik Duyuşsal Eğilimler Ölçeği, Çevreye Yönelik Sorumlu Davranış Ölçeği ve Çevre Etiği Farkındalık ölçekleri ön test ve son test olarak uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda Ekosistem Ekolojisi ve Güncel Çevre Sorunları ünitesi boyunca belgesellerle gerçekleştirilen eğitimin öğrencilerin çevre okuryazarlıkları ve çevre etiği farkındalıklarının gelişmesinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adayları için stem yaklaşımı ile oluşturulmuş yenilenebilir enerji temalı etkinlikler modülü geliştirme
Enerji her eğitim kademesinde rast geldiğimiz bir kavram olmasına rağmen fizik, kimya ve biyoloji disiplinlerinde özel tanımlar içermektedir. Bu bakımdan her ne kadar ayrı ayrı ele alınmış olsa da bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışmanın amacı, fen bilgisi öğretmen adayları için STEM yaklaşımıyla oluşturulmuş yenilenebilir enerji temalı etkinlikler modülünün geliştirilmesi ve uygulanabilirliğinin değerlendirilmesidir. Bu modülde; Güneş Panelleri, Parabolik Güneş Kolektörleri, Rüzgar Türbinleri, Biyokütle Enerjisi, Yağmur Suyunun Sulama Suyu Olarak Kullanılması, Evaporatif Soğutucular ve Atık Yönetimi alt etkinlikleri bulunmaktadır. Çalışmanın örneklemini 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Pamukkale Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı'nın 3. sınıfında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmuştur. Uygulamalar, Fen Öğretimi Laboratuvar Uygulamaları kapsamında bahar ve güz olmak üzere iki dönem olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi; pilot uygulama için 25, gerçek uygulama için 25 ve toplamda 50 öğrenciden oluşmaktadır. Bu çalışma eylem araştırması çalışmasıdır. Veriler; öğrencilerin dijital platformlara yükledikleri sınıf dışı çalışmaları, sınıf içi çalışmaları ve bunun yanı sıra araştırmacının gözlemleri yoluyla toplanmıştır. Bu veriler, STEM Entegrasyon Ders Planı Değerlendirme Rubriği (STEM-ICA) ve STEM Yaklaşımıyla Oluşturulmuş Etkinliklerin Mühendislik Tasarım Döngüsünde Değerlendirme Rubriği kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, fen bilgisi öğretmen adayları için geliştirilen STEM yaklaşımıyla oluşturulmuş yenilenebilir enerji temalı etkinlikler modülü üniversite seviyesindeki öğretim süreçleri için uygulanabilir hale geldiği düşünülebilir. Modül, öğretmen adaylarının STEM becerilerini geliştirmelerine ve öğrenmeyi daha etkileşimli hale getirmelerine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın sonucunda, öğretmen adaylarının yenilenebilir enerji konusunda daha bilinçli ve yetkin bir şekilde öğretmenlik yapabileceklerini ve gelecekteki öğrencilerine de benzer süreçleri tasarlayarak yararlı olacakları tahmin edilebilir. Yapılan düzenlemelerle son halini alan ders modülünün literatürdeki kriterlere dayanarak uygulanabilir hale geldiği söylenebilir.