İnönü University
Department

Department of Economics

İnönü University

338

Archived Theses

2

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Jeoekonomi ve Türkiye'nin jeoekonomisi

Jeoekonomi yeni bir bilim dalı olarak Soğuk Savaş sonrası yeniden biçimlenen devletlerarası ekonomik ve siyasal ilişkileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu bilim ayrıca ulus devletlerin değişen koşullar altında kendilerini yeniden tanımlamalarına ve yeni dünya düzeninde kendilerine yer kapma savaşımına rehberlik etmektedir. Jeoekonomi ulus devletlerin ortaya çıkmasından sonra devletler arası ilişkiler dizgesini ve dış politika uygulamalarını yorumlamayı amaçlayan görüşler evriminin şimdilik son halkasıdır. Yöntem olarak, politikadan çok ekonomiye, teknolojiye ve coğrafyaya önem vermektedir.Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konumu, tarihsel ve kültürel geçmişi ve komşu ülkelerle olan ilişkileri, ona geniş bir coğrafyada ekonomik alan yaratma fırsatı vermektedir. Jeoekonomi de Türkiye'nin ekonomik alan yaratabilmesi ve ekonomik ilişkilerini geliştirebilmesi için uygulanması gereken politika olmalıdır. Bu nedenle jeoekonomiyi bir bilim dalı olarak ele almak ve Türkiye'nin tarihsel coğrafyasını ve bu coğrafyadaki ekonomik ilişkilerini incelemek büyük önem taşımaktadır.Bu araştırmada, öncelikle ?Jeoekonomi? bilimsel açıdan tanımlanmış, Türkiye için önemi belirtilmiş ve uygulanabilir politikalar için bilimsel temeller oluşturmak amacıyla tarihsel jeoekonomik alan incelenmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomik bütünleşmeEkonomik coğrafya+3
Şükrü İnan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de özelleştirme sürecinde istihdam ve işsizlik sorunu

Günümüzde, gerek toplumlar gerekse bireyler giderek karmaşıklaşan, çeşitlenen, kronikleşen ve küreselleşen sorunlar yaşamaktadırlar. İşsizlik, ekonomik, sosyal, kültürel, etik ve psiko-sosyal anlamda ciddi ve önemli etkileri olan sorunlardan biri olma yolundadır. Birçok ülkede ikinci dünya savaşından 1970'lerin sonuna kadar devam eden süreçte Keynesyen ekonomi politikaları sayesinde hızlı bir ekonomik büyüme, yüksek düzeyde istihdam ve fiyat istikrarının bir arada sürdürülmesi mümkün olmuştur. Türkiye'de Ulus-Devlet'in kuruluşunda ve yapılandırılmasında temel ilke, kamusal hizmetlerin devlet eliyle yürütülmesidir. Bu yapılanma, küreselleşme süreciyle 1980'li yıllardan itibaren uygulanan neo-libaral politikalarla değişime uğramıştır.Bu değişimde,özelleştirme ana unsur olarak kullanılmıştır. Özelleştirme ile birlikte küresel örgütler ile bunların uzantıları olan çokuluslu şirketler ve yerli şirketler devreye girmişlerdir.Bu süreçte, dış ticaretin serbestleştirilmesinden özelleştirmeye, tarımsal destekleme politikalarından enerji politikalarına kadar çok geniş bir alan, uluslararası kuruluşlar ile yapılan çeşitli kredi anlaşmalarında yer alan taahhütler doğrultusunda biçimlendirilmiştir. Piyasalar çoğu zaman sosyal adalet ve refaha uygun yapılanmamaktadır. Küresel veya makro bir dengesizliğin yol açtığı işsizliği,esnek işgücü piyasalarının ve aktif istihdam politikalarının gidermesini beklemek doğru değildir. Küresel sermaye karşı konulmaz bir güç haline gelmiştir. Hakim ekonomilerde ekonomi politikaları tektipleştirilmekte, en azından, birbirine paralel yürütülmektedir. Piyasalar kuralsızlaşırken kontrolsüz bir gücün egemenliğine terk edilmektedir.

Mehmet Ali Ateş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20
Master'sOpen AccessTR

Sermaye piyasası türev ürünler ve para politikası ilişkisi

1970'li yıllarda görülen finansal krizler sonucu piyasalarda belirsizlik ve kırılganlık artmıştır. Sermaye piyasası türev ürünleri özelliklerinden dolayı risk ve belirsizliği azalttığı için yatırımcıların önlerini açar. Bu yüzden yatırımcıların daha doğru ve etkin yatırım kararları almalarını sağlar. Bunun sonucunda yatırımlar artacak. Yatırım artışıyla toplam talep artış gösterecektir. Bu durum çarpan etkisi yaratarak milli hasılayı artıracaktır. Sonuç olarak para politikasının nihai amaçları olan ekonomik büyüme ve istihdamda önemli yol katedilecektir. Ayrıca arz talebe göre dengeleneceği için fiyat istikrarında da önemli bir yol alınmış olunacaktır. Para piyasasıyla sermaye piyasası arsasında önemli bağlantı vardır. Para piyasasını doğrudan etkileme yolu para politikası vasıtasıyladır. Sermaye piyasası para politikasından dolaylı olarak etkilenir. Türev ürünlerin para politikasına etkisi olduğu gibi para politikasının da türev ürünlere etkisi bulunmaktadır. Bu etkileşim organize borsalarda daha fazla kendini hissettirmektedir. Tezgahüstü piyasaların denetimi yeterli olmadığı için etkileşim sınırlıdır. Ayrıca bu piyasalar oldukça risklidir ve işlem hacmi bir anda çok yüksek meblağlara ulaşabilmektedir. Bu tehdit merkez bankalarının fiyat istikrarını sağlamasında önemli engel oluşturmaktadır. Bu yüzden özellikle bu piyasalarda yeterince düzenlemeler yapılmalıdır.Anahtar Sözcükler: Türev Ürünler, kırılganlık, tezgahüstü piyasalar, denetim, fiyat istikrarı, para politikası.

Yusuf Ekrem Akbaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
20
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası işgücü akımlarının ekonomik etkileri:Ttürk işgücü göçü

Belirli bir insan grubunun ya da bireyin bir yerden diğer bir yere göç etmeleri, toplumsal açıdan basit bir olay olarak görülmemelidir. Göç olayının, bireysel ya da grupsal düzeyde incelenmesi, sosyolojik bakımdan önem taşımaktadır. Göçlerin "nedenleri", toplumsal, kültürel, ekonomik, siyasal, hukuksal ve yönetimsel bakımdan ortaya çıkardığı "sonuçları" ele alınması gereken noktalardandır.Otuz yıllık bir zaman dilimini kapsayan Birinci ve İkinci Dünya Savaşları döneminin (1914 ? 1944) ardından Batı Avrupa ülkelerinde savaş ekonomisinden barış ekonomisine geçiş sürecinin tamamlanmasını takiben üretim ve istihdam hızlı bir şekilde artış göstermiştir. Savaşlar sırasında azalan nüfusun çalışan işgücü açısından sıkıntılar yaratmaya başlaması neticesinde ise bu ülkelerce işgücü ithal edilmesi gündeme gelmiştir. Ülkemizde anılan dönemde işgücü fazlası bulunması ve Batı Avrupa ülkeleri ile farklı iktisadi ihtiyaçlarının örtüşmesi sonucunda çok sayıda vatandaşımız bu ülkelere çalışmak için gönderilmiştir. Yurtdışına gönderilen işçilerimizin başlangıçta bu ülkelerde geçici olarak çalışması planlandıysa da daha sonraları gidilen ülkelere yerleşme eğilimi ağırlık kazanmıştır. Bu bağlamda 1960'lı yılların başlarından itibaren yoğun olarak Batı Avrupa ülkelerine işçi olarak giden vatandaşlarımızın kazandığı dövizler ve birikimler uzun yıllar boyunca birçok alanda ülkemiz ekonomisine katkı sağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Göç,İşgücü Göçü, İşçi Dövizleri

İşçi göçüİşçi hareketleriİşçi şirketleri
Levent Şahin
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik istikrar sorunu:1980-2005

Ekonomik istikrarın sağlanması ülke ekonomileri açısından büyük önem taşımaktadır. Ekonomik istikrarın sağlanamadığı bir ekonomide istihdam, fiyatlar, ödemeler dengesi gibi temel ekonomik değişkenlerin kararlılık göstermesi mümkün olmayacaktır.Kendi imkanlarıyla ekonomik istikrarı sağlayamayan ülkeler özellikle Uluslararası Para Fonu'ndan maddi ve teknik yardım talep etmektedirler. IMF, üye ülkelere bu talepleri karşılığında uygun gördüğü durumlarda kredi desteği sağlamakta ve buna ilave olarak çeşitli politikalardan oluşan programlar önermektedir.Bu araştırmada, Türkiye ekonomisinde özellikle 1980-2005 yılları arasında ekonomik istikrar sorunu ele alınmıştır. Bu sorun, özellikle IMF'nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisiyle ilişkilendirilerek sunulmuştur. Böylece IMF'nin Türkiye ekonomisi üzerindeki rolü ortaya konulmuştur.

Ekonomik istikrarEkonomik krizEnflasyon+2
Suzan Ergün
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Para politikasında Merkez Bankasının etkinliği, bağımsızlığı ve kredibilitesi: Türkiye örneği

Merkez bankalarının bağımsız kurumlar olması gerektiği yönündeki düşünce bu kurumların tarihi kadar eskidir. Bu düşüncenin ekonomik bir araştırma konusu olarak incelenmesi ise 1970'lerin sonlarındaki yüksek enflasyon ve işsizlik sorununun ciddi boyutlara ulaşmasıyla başlar. Bu dönemde bazı ülkelerin, merkez bankalarını daha bağımsız bir yapıya kavuşturdukları görülmüştür. Bu konu üzerinde yapılan pek çok araştırma bağımsızlık arttıkça enflasyonun düştüğünü göstermiştir. Ancak bu araştırmalar genelde bazı gelişmiş ülkeler üzerine olmuştur. Araştırmasına az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri de dâhil eden Cukierman, Webb ve Neyaptı çalışması gibi çalışmalar enflasyonla merkez bankası bağımsızlığı arasındaki negatif yönlü ilişkiyi bu ülkeler için doğrulayamamıştır. Bunun yanında merkez bankası bağımsızlığı ile diğer makro ekonomik hedefler arasında da doğrudan bir ilişki bulunamamıştır. Ancak merkez bankalarının bağımsızlığı dışlanmamalıdır. Merkez bankalarının başarılı olabilmeleri ekonomik karar birimleri nazarındaki kredibilitelerine bağlıdır. Kredibilitenin sağlanmasının şartlarından birisi de merkez bankasının bağımsız olmasıdır. Kredibilite sahibi bir merkez bankası ekonomide dikkate alınan ve ekonomiyi yönlendirebilen bir aktör olur. Bu da merkez bankasının etkinliğinin sağlanması manasına gelir. Sonuç olarak bağımsızlık kredibiliteyi, kredibilite etkinliği sağlar. Etkin bir merkez bankası da doğru politikalarla hedeflerine ulaşabilir.

BağımsızlıkEtkinlikKredibilite+2
Salih Serdar Issı
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman ilinin kalkınmasında öncü sektörler ve yerel dinamikler

Azgelişmişlik sorunu dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir sorundur. Bölgesel dengesizlikler olarak ortaya çıkan bu sorun daha alt birimlere gidildikçe artmaktadır. Bunun sonucunda birçok ekonomik ve sosyal sorun ortaya çıkarken aynı zamanda mevcut kaynakların optimal kullanılması da sağlanamamaktadır.Bu sebeple azgelişmişlik sorununun çözümlenebilmesi için bölgesel ve daha alt birim bazında yapılacak çalışmaların artırılması gerekmektedir.Bu çalışmanın amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve azgelişmişlik sorunu ile karşı karşıya olan Adıyaman ilinin sektörel yapısının incelenerek ilin üstün olduğu sektörlerin ortaya çıkarılması olmaktadır. Ayrıca yerel kalkınma dinamiklerinin etkilerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada, tarihsel, betimsel ve bağıntısal modeller kullanılmıştır. Araştırmada Adıyaman'ın ekonomik bir haritası çıkarılarak, ilin gelişmesinde karşılaşılan temel sorunların ortaya konulmasına çalışılmıştır.Bulgulara göre, Adıyaman'da tarım sektörü, altyapı olanaklarının geliştirilmesi ile turizm sektörü öne çıkan sektörler olmaktadır. Diğer yandan Adıyaman'da yerel kalkınma alanında örnek projelerin bulunması bir avantajdır. Ayrıca son yıllarda Adıyaman'ın ekonomik yapısında bir gelişme sözkonusudur. Ancak Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sürdürülen projenin hızlı bir şekilde tamamlanması gerekmektedir.Anahtar Sözcükler: Azgelişmişlik Sorunu, Adıyaman, Sektörel Kalkınma, Yerel Kalkınma

AdıyamanAzgelişmişlikBölgesel kalkınma+5
Barış Aytekin
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sokakta çalışan çocukların çalışma şartları: Malatya örneği

Türkiye'de çalışan çocuklarla ilgili yapılan çalışmaların çoğu belirli sektörlerdedir. Fakat sokakta çalışan çocuklarla ilgili çalışmalar ise oldukça sınırlıdır.Bu çalışmanın amacı, Malatya'da sokakta çalışan çocukların şu anki durumlarını ve sorunlarını belirlemek ve bu konuda çözüm önerileri geliştirmektir. Çalışmada, amaçlı örnekleme yöntemi ve betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırma, Malatya il merkezinde sürdürülmüş ve yaşları 7 ila 16 arasında olan 75 sokakta çalışan çocuk (69 erkek, 6 kız) araştırmaya katılmıştır. Sokakta çalışan çocuklara yönelik 30 soru içeren bir anket hazırlanmış ve bilgiler araştırmacı tarafından toplanıp değerlendirilmiştir. Veriler, frekans ve yüzdelik tablolarında da gösterilmiştir.Bulgulara göre, sokakta çalışan çocukların büyük bir kısmı erkek ve 10?15 yaşları arasındadır. Aileleri düşük gelire sahip ve yoksul kimselerdir. Çocukların çoğu, üç ve daha fazla kardeşe sahipler. Çocuklar, gıda ve gıda dışı mallar (simit, kağıt mendil vb.) satıyorlar, ayakkabı boyuyorlar ve bir şekilde para kazanmaya çalışıyorlar. Yılın neredeyse tamamında, okuldan arta kalan zamanlarda çalışıyorlar. Tamamına yakını okula devam etmektedir. Çalışma şartları oldukça ağır, tehlikeli ve yorucu. Genellikle asgari ücretin çok altında bir kazanca sahipler. Pek çoğu yetersiz ve dengesiz besleniyorlar. Akşam olduğunda evlerine dönüyorlar. Şu anda kötü alışkanlıkları bulunmamakla beraber, her an bu türden tehlikelere açık durumdalar.Elde edilen bulgular doğrultusunda, konu ile ilgili çözüm ve politika önerileri sunulmuştur. Böylece, gelecek araştırmalar için bir basamak ve yardımcı olmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: Sokak Çocuğu, Çalışan Çocuk, Sokakta Çalışan Çocuk.

MalatyaSokak çocuklarıÇalışan çocuklar+2
Mehmet Bülent Yeşil
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Banka kredi müşterilerinin sınıflandırılması: Panel veri lojistik regresyon analizi yaklaşımı

Girişimler için öncelikli finansman aracı olan krediler ekonomik aktiviteler için oldukça önemlidir. Kredi vermeye yetkili birimler, kredi verme sürecinde kararlarını olumlu ya da olumsuz etkileyecek faktörleri bilmek isterler. Bu çalışmada seçilmiş bir grup değişken, kredi verme sürecine ilişkin kararlara etkileri yönünden değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca geleneksel yöntemlere alternatif olarak panel veri yaklaşımı kullanılmıştır. Böylece kredi talep eden girişimlerin tarihsel değişimi de göz önüne alınarak kredi kararlarının daha sağlıklı bir zeminde verilmeye çalışılması amaçlanmıştır.

KredilendirmeLojistik regresyon analiziPanel yöntemi+1
Yasemin Aydın
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
20
DoctorateOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde finansal krizler ve erken uyarı sistemleri: Markov geçiş modellemesi

Gelişmekte olan ekonomilerde son yıllarda gerçekleşen finansal krizler ve sebep oldukları ağır sonuçlar, finansal krizlere ilişkin erken uyarı sistemleri tasarımı konusunu araştırmacıların ve ulusal ve uluslararası finans otoritelerin önemle üzerinde durduğu bir konu haline getirmiştir. Bu çalışmada, alternatif bir erken uyarı sistemi kurulması amacıyla rejim değişimi modeli olarak da bilinen, Markov Geçiş modellemesi kullanılmıştır. Çalışma, Latin Amerika'dan; Meksika, Arjantin ve Brezilya, Güneydoğu Asya'dan; Tayland, Malezya ve Güney Kore, Güney ve Doğu Avrupa'dan ise Bulgaristan, Rusya, Ukrayna ve Türkiye ekonomilerini, 1990:1-2006:12 dönemi için incelemektedir. Finansal krizlerin ampirik tanımının elde edilmesi ve oluşumunda rol oynayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla teorik finansal kriz literatürü kapsamlı bir şekilde analiz edilmiş ardından, ampirik finansal kriz literatüründe yer bulmuş olan çeşitli erken uyarı sistemleri; standart yaklaşımlar ve yeni yaklaşımlar başlıkları altında incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar değerlendirildiğinde, Markov geçiş modellemesinin finansal krizlere yönelik bir erken uyarı sistemi kurulması amacına uygun bir araç olduğu söylenebilir. Tahmin sonuçlarına göre, reel efektif döviz kurunda trenden sapmalar göstergesinin, en etkin erken uyarı göstergesi olduğu ve bu göstergeyi bankacılık kırılganlık endeksi ve LIBOR (Londra bankalar arası piyasa üçer aylık faiz oranları) göstergelerinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen başka bir önemli sonuç, gelişmekte olan ülkeler arasındaki heterojen yapıya bağlı olarak, finansal krizlerin öngörülmesi amacıyla kullanılacak bir erken uyarı sisteminin etkinliğinin arttırılması için ülke özelinde farklı öncü göstergelerin kullanılması gerektiğidir.

Erken uyarı sistemleriFinansal krizGelişmekte olan piyasalar+1
Bilge Kağan Özdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00